DİN DEVLET DEMOKRASİ AHMET AKGÜL

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DİN DEVLET DEMOKRASİ AHMET AKGÜL"

Transkript

1 DİN DEVLET DEMOKRASİ AHMET AKGÜL

2 İÇİNDEKİLER 2 Önsöz... 4 Giriş: Demokrasi Felsefesi ve Tarihi Deneyim Demokrasi ve Denetim Devlet ve Yönetim Devlet ve Eğitim Devlet ve Üretim Din ve Devletin Jeopolitiği ve Emperyalizm Din-Devlet ve Kemalizm Cumhuriyet ve Monarşizm İslamiyet ve Sekülarizm Din Devleti: İsrail ve Siyonizm Barış ve Bereket Medeniyetinde Devlet ve Demokrasi Halifelik (Hükümranlık) Devlete Aittir Devletle Düzen Farklı Şeylerdir İslami Açıdan Teokrasi, Laiklik ve Rejim Laiklik Ladinliği Dayatmak Değildir Kutsal Devlet mi, Sosyal Devlet mi? Kemalizm in İttihat ve Terakki ye Dönüştürülmesi Protestan İslam ve Atatürk ün Tepkisi Atatürk ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Atatürk, Kadın Hakları ve Kıyafet Milli Birliğin gereği Din: Hür İrade ve Özgür Tercihtir İslam Denge Düzenidir Medine Sözleşmesi Neleri İçermektedir? İslam Dini; Diriliş Dinamiğidir İslam İlericiliktir Firavun Sisteminin Aktörleri Kimlerdir? Dinsizlik Dini ve Sosyal Tahribi ve Hayatın Hakikati Küreselleşme: Üç Yahudi Ailesine Köleleşmedir Gizli İktidar; Masonluğun Sinsi Faaliyetleri ve Atatürk ün Tedbirleri Batı Medeniyetinin Arka Planı ve Karanlık Çehresi İslam Dünyasının Geri Kalmışlığının Nedenleri İşte Müzakere Çerçeve Belgesi ve Türkiye yi Parçalama Projesi

3 3 33- AB Batılılaşma Hevesi mi, Türkiye yi Batırma Siyaseti mi? Demokrasi Düdüğüyle Sevr Hilesi Kerkük ün NATO İşgali ve Piyonların Gafleti Tarih Boyunca Şeytanın İki Silahı Kuran Persfektifinden Tarihe ve Topluma Bakış Gerçekçi Aydınlarla, Taklitçi Kafaların Farkı Mürteci ve Mertekçi Sonsöz Yerine: Safını Bilmeyen ya Saftır veya Sahtekardır! Ahmet Akgül ve Kitapları

4 ÖNSÖZ 4 İslamiyet; "silm" kökünden, "barış" demektir. Cumhuriyet ise; farklı kültür ve kökenden, bütün insanların birlikte, barış ve bereket içerisinde yaşayacakları ve en etkin biçimde yönetime katılacakları yeni bir medeniyet dönemidir. Adil ve evrensel hukuk kurallarının uygulanacağı... Temel insan haklarına saygı duyulacağı ve sahip çıkılacağı... Dinle devletin barışacağı ve hayırda yarışacağı... Hür düşünce ile düzenin birbirinden yararlanacağı... Özelliğini ve güzelliğini asla yitirmeyen manevi ve ahlaki değerlerle, mutlu değişimlerin birlikte yaşanacağı bir kutlu süreç beklenmektedir. Cumhuriyet deyince, geçmişte ve günümüzde islam adına ortaya çıkan bazı kötü ve ürkütücü örneklerin hatıra gelmemesi için ve "asla bir arada bulunmaz ve barışmaz" zannedilen Din, Devlet, Laiklik ve Demokrasi gibi kurum ve kavramların, aslında rahatlıkla uyuşabileceği gerçeğini ortaya koymak üzere bu kitap hazırlandı. Değişik zamanlardaki hazırlıklar, ilmi konferans ve sempozyumlardaki sunumlar bir araya getirilerek ve gerekli yazı ve yorumlar da eklenerek bu eser meydana çıktı. Çatışma yerine, barışma ve birlikte yaşamanın... Zıtlaşma yerine yardımlaşma ve hizmette yarışmanın... Düşmanlık ve dışlama yerine hoşgörü ve dayanışmanın... Farklılıklarımızı ve aykırılıklarımızı bile bir zenginliğe dönüştürüp kucaklaşmanın mümkün ve mübarek olduğu inancında ve sevdasındayız. Biz, Aziz milletimizin bir ferdi olarak, şanlı geçmişimize layık olmayı ve aydınlık geleceğimize katkıda bulunmayı amaçlamaktayız. Bu nedenle haklı ve hayırlı bir çizgide olduğuna kesinlikle kanaat getirdiğimiz, Milli siyaset saflarındayız. Başkaları gibi rengimizi ve çizgimizi saklamaya gerek duymamaktayız. Her yerde ve her halde mutlaka hukuka bağlıyız. Bu yüzden Adalet Düzenini ve Hukuk devletini savunmaktayız. Örnek bir laikliği ve gerçek bir demokrasiyi arzulamaktayız. Dinle devletin çatışmasının değil, barışmasının ve her birinin kendi sahasında çalışmasının yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız. Laikliğin, Dini dışlamak veya dine düşmanlık şeklinde algılamasını ve uygulamasını toplum barışı için çok tehlikeli bulmaktayız. Demokrasi içinde, temel insan haklarına dayanan bir toplumsal uzlaşmanın önemine, ve farklı din ve düşünceden ama herkesle birlikte huzurlu ve onurlu yaşamanın gereğine inanmaktayız. Her türlü şiddetin, anarşinin, gizli örgütlenmenin, silahlı hareketin ve dayatmacı zihniyetin, her zaman karşısındayız. 70 milyonun hepsini kardeş kabul ediyor, farklı görüşlere saygı ve sabır gösterilmesini istiyoruz. Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kabullenip koruyanların yanındayız. Manevi kardeşlik ilişkisi dışında, İslâm dinini ve bütün müslümanları sadece biz temsil ediyoruz iddiasında değiliz. Bizden başkalarını suçlayıcı ve dışlayıcı tavırları tasvip etmiyoruz. Ama samimiyetle inancımızın ve bütün insanlığın hizmetinde olmayı elbette büyük bir şeref ve sevap saymaktayız. Bize göre DEMOKRASİ: Halkın, kendisini yönetecek zihniyet ve şahsiyetleri, kendi hür iradesi ve vicdani kanaatiyle seçmiş olması... Toplumun her tabakasının ülke yönetimine fiilen katılımının sağlanması... Farklı görüş ve kesimlerin, temel insan hakları ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde karşılıklı saygı ve hoşgörü içerisinde, birlikte yaşama şartlarının hazırlanması şeklindeki bir adalet ve fazilet rejimidir. Ama DEMON-KRASİ ve DESPOTİZM e gelince, kendi halkını sadece güdülmesi gereken cahil sürüler olarak küçümseyen... Yerli ve milli değerleri ve manevi temelleri terk eden... Ülke yönetimini ve demokratik hak ve yetkileri sadece bir avuç seçkin zümreye layık gören bir zihniyet ise, demokrasi kılıfı geçirilmiş bir despotizm den ve Şeytanlık idaresinden başka bir şey değildir. Evet demokrasi doğru ları, despotizm ise yanlış ları esas alan yönetimlerdir. Mehdiyet medeniyetinde Doğru ile yanlışı tespit etmede beş temel değer ölçümüz ise; 1 - Aklı selim,

5 5 2 - Müspet ilim, 3 - Tarihi birikim, 4 - Evrensel Hukuk prensipleri 5 - İlahi dinlerin öğretileridir. İşte bu beş değer ölçüsünün ittifakla iyi ve yararlı gördüğü şeyler Doğru, bunların kötü ve zararlı bulduğu şeyler ise, Yanlış kabul edilmiştir. Artık anlaşılıyor ki demokrasi iyilerin, despotizm ise kötülerin rejimidir. Despotizm; Nefsi emmare sahiplerinin, yani barbar ve bencil zihniyetlerin baskıcı düzenidir. Demokrasi ise; Nefsi Mutmainne sahiplerinin, yani olgun ve onurlu kimselerin dayanışma ve paylaşma sistemidir. Demokrasi ve hürriyet Mehdiyete... Despotizim ve esaret Deccalizme uygun düşmektedir. Ama ne var ki, toplumda beğeni kazanmış ve hatta insanlığın genel beklentisi halini almış bazı doğru kelime ler, kötü niyetli insanlar tarafından yanlış manalarla doldurulup şeytani maksatlar için istismar edilmektedir. Bugün bunların başında ise Demokrasi ve Laiklik gelmektedir. Yani kelime ler bir kalıp ve kılıf gibidir. Onlara hangi manaları yüklerseniz ve hangi maksatları güderseniz, o kelimeler farklı şekillere dönüşebilmektedir. Halbuki, mesela Hukuk kavramının, evrensel kurallara ve beşeri bir icma (Evrensel konsensüs) ile kabul edilmiş temel ve tabii esaslara dayanması gerektiği gibi, Demokrasi ve laikliğin de böylesine genel ve gerekli bazı kurum ve kavramlara uyması lazım gelir. Nasıl ki, oyun sahalarının ve kale direklerinin boyutlarını ve futbolun kurallarını Türkiye şartlarına göre değiştirmemiz mümkün değilse, Demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi kurum ve kavramları da, keyfimize göre eğip bükmemiz, bunları sadece kendimize reva görmemiz bir çifte standart ve art maksat ifadesidir. Evet, Türkiye de demokrasi ve Laiklik açıkca istismar ve suistimal edilmektedir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan müslümanlara inandığı gibi yaşama ve İslâm ın kurallarını uygulama hakkı verilmemektedir. Türkiye nin gizli yönetim şekli maalesef susurluk sistemi ne, o da Derin devlet düzeni ne, o da Karanlık oda rejimi ne dayanmaktadır. Başka bir ifade ile sistem, mafya çetesine o da medya şebekesine, ve masonluk meselesine bağlanmaktadır. Yani bu dengesiz düzen, bir ara kanal 7 de ve başka T.V. lerde görüntülerini izlediğimiz, kestikleri keçi kanını içip şeytana tapan masonlar diktatoryasıdır. Yunanca da Demos halk anlamında, ama Demon ise şeytan anlamındadır. Bunların rejimi Demokrasi- halk idaresi değil, Demonkrasi yani şeytanların hakimiyeti olmaktadır. Ve zaten susurluk sistemine, mafya meselesine ve soygun çetesine bulaşmayan ve masonların hakimiyetine başkaldıran partiler ise, görüldüğü gibi dışlanmaya ve kapatılmaya çalışılmaktadır. Ardından bu haksız ve dayanaksız kapatma kararının Avrupa insan hakları mahkemesine götürülmesi, ne hikmetse en çok Batı Klüpçüleri telaşlandırmaktadır. Çünkü sahtekarlıkları ve çifte standartları bizzat tapındıkları Batı tarafından ortaya koyulacaktır. Evet kanaatimizce, çok kullanılan demokrasi ve laiklik gibi Kelime lerin ıslahı ve yeniden yorumlanması gerekir. Her türlü istismar ve suistimalden korunacak sağlam kalıplara ve tanımlara kavuşturulması önemlidir. Toplumların arzuladığı, amaçladığı ve ulaşmaya çalıştığı bazı değerleri ve dengeleri ifade etmek için yeni kelime ve kavramlar türetilmiştir. Laiklik ve Demokrasi de bunlardan birisidir. Laiklik; devleti ve düzeni, din adamları sınıfının ve din istismarının güdümünden kurtarmak, farklı din ve mezhep mensuplarının birlikte barış içinde yaşama şartlarını hazırlamak amacını ve anlamını belirten, evrensel bir kurum ve kavram olarak düşünülmekte ve düşlenmektedir. Ki bu anlamda güzel ve gereklidir. Demokrasi ise, halkın her kesiminin aktif ve etkin olarak ülke yönetimine katılması, zorbaların ve

6 6 devrim yobazlarının köleliğinden kurtulması ve insan onuruna yakışır bir hürriyet ve hizmet ortamının hazırlanması heves ve hayalinin bir simgesi ve sistemi olarak dile getirilmektedir. Ki, bu amaçla önemli ve önceliklidir. Bu iki anlam ve amaç, temelde İslâmın da ruhuna uygun düşmektedir. "Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğru ile yanlış açıklanmıştır." 1 "Sizin dininiz size, benim dinim banadır" 2 ayetleri bu amaçtaki laikliğe, "Onların (yönetim) işleri aralarında şura (danışma ve dayanışma) iledir. Bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaş(acak ve haklarını koruyacak kurum ve kuralları oiuşturmakta)dırlar" 3 ayetleri ise yine bu anlamdaki demokrasiye uygun görülmektedir. Ne var ki yeryüzünde ve özeilikle ülkemizde, bugüne kadar laiklik adına bazılarınca din düşmanlığı yapılmış, dindarlar hayattan ve hükümetten dışlanmış, ve laiklik; "din dışılık veya İslâma düşmanlık" şeklinde uygulamıştır. İşte bu yanlış ve haksız uygulamalar yüzündendir ki, laiklik denilince dindarların kafasında hemen zulüm ve zorbalık algılanmaktadır. Ve yine Demokrasi pek çok ülkede ve Türkiye'mizde, diktatörlüğün, saltanat yerine seçimle yürütülmesi, krallığın firavunlardan karunlara (sömürücü sermaye ağalarına) devredilmesi, mutlu ve dayatmacı bir azınlığın, demokratik köleier olan çoğunluğa hükmetmesi şeklinde yozlaştırılmıştır. Bu yanlış ve yozlaştırılmış uygulamalara rağmen, laiklik ve demokrasi hala insanlığın ortak hayali ve ideali konumundadır. Yani insanlık din-devlet barışmasını, farklı dinlerin bir arada yaşamasını haklı olarak arzulamaktadır. Öyle ise gerçek ilim ve fikir adamlarına, İslâmcı yazar ve araştırmacılara düşen, insanlığın bugüne kadar "laiklik ve demokrasi" diye arayıp ta bulamadığı arzulayıp ta ulaşamadığı "değerlerin ve dengelerin" İslâmda bulunduğunu anlamak ve anlatmaktır. Bu İslâmi doğruların ve değerlerin ise bugün insanlığın ortak malı haline gelmiş olan ve herkes tarafından kullanılan ve savunulan laiklik ve demokrasi gibi evrensel kelimelerle açıklanması gereği vardır. Yani laikliği ve demokrasiyi İlmi ve insani değerlere uygun yorumlamamız lazımdır. Daha doğrusu bu kelime kalıplarına adil ve evrensel kavramaları yerleştirip topluma öyle sunmamız bir ihtiyaçtır. Böylece; a- Hem zaten bilinen ve peşinen kabul edilen bazı "kelimeler" le tabii gerçekleri ve insani gerekleri anlatmamız kolaylaşacaktır. b- Hem de "silm - barış" medeniyetinin evrensel bir boyut kazanması ve insanlığın ortak değerleri halini alması mümkün olacaktır. Öyle ise bazı kelimelerden korkmak ve kaçmak anlamsızdır. Ve zaten insanların bildiği ve benimsediği bazı ortak "kelime" lerle onlara yaklaşmak Kur'anın hükmü ve tebliğin şartıdır. "Deki; Ey ehli kitap sizinle bizim aramızda müşterek ve müsavi olan bir KELiME" ye gelin" 4 ayeti bu gerçeği anlatmaktadır. Zira her ne kadar Yahudi ve Hırıstıyanlarla, Müslümanların Allah inancı ve kavramı çok farklı ise de, en azından Allah ın varlığını ve Ahiret hayatını kabul eden ortak "kelime" leri bulunmaktadır. Evet Hrıstiyanların ve özellikle Yahudilerin "Bazı kelimeleri YERLERİNDEN DEĞİŞTİRDİKLERİNİ" 5 haber veren ayetler, onların doğru kelimelere yanlış kavramlar yüklemiş olduklarına ve böylece haksız ve ahlaksız uygulamalara yöneimiş bulunduklarına işaret etmektedir. Bize düşen o kelimeleri gerçek anlamına ve evrensel amacına uygun yorumlamak ve tebliğimizi bu yollarla insanlığa ulaştırmaktır. "Allah batılı imha eder ve Hakkı Kelimelerle ortaya koyar" 6 ayeti de bazı gerçekleri insaniığın benimsediği ve ortak değeri haline getirdiği keiimelerle anlatmak gerektiğine izin ve işaret buyurmaktadır. 1 Bakara: Kāfirün: 6 3 Şura: Al-i İmran: 64 5 Nisa: 46 6 Şura: 24

7 7 Zaten, Allahu zülcelal hazretleri "Kitabı (Kur anı) Hak ve Mizan olarak indirmiştir" 7 Yani Kur an'ın evrensel kuralları asla "değişmeyen ölçü" dür. Her şey bu ilmi ve insani prensiplere göre düzenlenecek ve değerlendirilecektir. Bu nedenle Laiklik ve Demokrasi gibi evrensel boyut ve beğeni kazanmış kelimeleri ve kavramları yozlaşmaktan ve yanlış uygulamaktan kurtarıp, bunların ıslahına çalışmak ve insanlığın hizmetine sunmak, hem güzel, hem de gereklidir. Çünkü İslâm, insanlar arasında adalet ve hürriyeti gerçekleştirmek içindir. Peygamberler de bununla görevlidir. 8 "Laiklik zulümdür, demokrasi küfürdür" gibi haksız ve dayanaksız yorumlara kalkışmak, kolaycı ve kaçırıcı ucuz kahramanlıklara soyunmak yanlıştır ve tebliğ metoduna aykırıdır. Ve bu kelimeleri suçlu ve sorumlu tutup savaş açmak, veya bunlardan korkup kaçmak anlamsızdır. Hem bakınız; laikliği din düşmanlığı, demokrasiyi de sermaye krallığı şeklinde uygulayan bazı hain ve zalim çevreler: "Din, iman Allah, Peygamber, Hak, Hukuk" gibi İslâmi ve Kur'ani kelimelerimizi kullanmaktan korkup kaçınıyorlar mı? Hayır, tam tersine bu doğru ve değerii kelimeleri, yanlış ve değersiz amaçları için sıkça kullanıyor ve istismar ediyorlar. Ve bu mühim ve mübarek kılıfların içini boşaltıp, batıl ve bozuk manalar yüklüyorlar. Öyle ise "laiklik ve demokrasi" gibi çağdaş ve evrensel kelime ve kavramlara da bizim sahip çıkmamız ve bunları ilim ve inancımız açısından yeniden yorumlamamız ve bütün insanlığın hayrına çalışmamız hem güzeldir, hem de gereklidir. 7 Şura: 17 8 Şura: 15

8 DEMOKRASİ FELSEFESİ VE TARİHİ DENEYİM 8 Demokrasi: kavram olarak, insanlığın umut ışığı ve soyut amacı halini almış; ama kurum ve yorum olarak hala istismar ve suistimalden kurtulamamış ve hiç değilse asgari müştereklerde ortak ve somut uygulama örneği oluşturulamamış bir sistemdir. Hakan Türk ün Derin Devlet Var mı? kitabının sonundaki Demokrasi tarifi ve kritiği önemli tespitler içermektedir. Demokrasi niçin önemli ve gereklidir? İngiltere'nin eski Başbakanlarından Winston Churchill'in dediğine göre: "Demokrasi, zulüm ve istibdat rejimlerinin tamamı hariç, en kötü yönetim şeklidir." Demokrasi, bu gün tek meşru yönetim biçimi olarak görülmektedir. Artık "kim yönetecek?" sorusunun cevabı, demokrasi ile diğer yönetim biçimleri arasında değil, demokrasinin farklı yorum ve pratikleri arasında aranır haldedir. Meşru, ahlakî ve insanî tek yönetim biçimi olan demokrasiyi daha da geliştirmek ve mükemmele ulaştırmak arayışı içindeyiz. Bu arayışa imkân ve cesaret veren de demokrasinin kendisidir. Demokrasi hakkında yanlış fikirlere sahip olmak, bizi yanlış yerlere götürebilir. Demokrasi, çok zengin kuramlara ve kılı kırk yaran analizlere konu edilmiştir. Bu kuramların ve analizlerin de sonu gelmeyecek gibi görünmektedir. Ancak unutmamamız gereken basit bir gerçek var: Demokrasi, halkın yönetimi olduğuna göre, halk tarafından anlaşılabilir olması gerekir. Demokrasinin gücü de anlaşılırlığından gelmektedir. Demokrasi; sürekli gelişen, olgunlaşan ve zenginleşen, sonu gelmeyecek bir idealdir. Aynı zamanda eksiğiyle ve fazlasıyla bir gerçeklik olarak mevcuttur. Demokrasinin gerçek dünyasına nüfuz edebilmek için, onu öncelikle bir "kültür" olarak algılamak oldukça önemlidir. Halkı küçümseyen ve onları güdülemesi gereken sürüler gören despotik kesimlerin demokrasisi, demon-krasi ye, yani şeytanlık rejimine dönüşmektedir. Örneğin; Seçimle işbaşına gelmiş, ama boğazına kadar yolsuzluğuna bulaşmış olan bir hükümet iktidarda olabilir. Benzeri suistimaller her zaman yapılabilir. Başka hiçbir rejimde olmayan meziyetle, demokrasi bize bu yanlışları düzelme fırsatı ve araçları sunan bir sistemdir. Önemli olan demokrasinin gerçek gücünün: statüsüne, gelirine, bilgi düzeyine aldırmadan, her bireyin kişiliğine saygı duymasından ve herkesi eşit bir şekilde siyasete katılmaya çağırmasından geldiğini bilmemizdir. (Ve tabi unutulmasın ki demokrasi: Emin ve ehil ellerde adalet ve saadet vesilesi, ama cahil ve hain ellerde ise sefalet ve felaket sebebidir) Demokrasi nedir, ne değildir? Demokrasiyi tanımlamak zordur; kavram üzerine hâlâ sürmekte olan bir karmaşadan yakınılmaktadır. Bu zorluğun ve karmaşanın ilk sebebi, demokrasinin "saygın" bir kavram olmasından kaynaklanır. Bu kavramın arkasına sığınarak, zayıf argümanlarla bile haklılığınızı ispatlamaya girişebilirsiniz. Nitekim demokrasiyle yakından uzaktan bir ilgisi olmayan yönetimler bile "demokrat" olduklarını ispatlamak için, akla zarar bir yığın çaba sarfetmişlerdir. İkinci sebep, kavramın tek başına kullanıldığı zaman gerçekte pek fazla şey ifade etmemesidir. "Halkın yönetimi"ni ifade eden kavram, aşağıda aktaracağımız üzere, bize yönetim biçimi ile ilgili sadece bir prensibi vermektedir. Demokrasi, açık bir anlamda kullanıldığı zaman mutlaka önüne bir sıfat almaktadır. Bu sıfatların bir listesini çıkartmak bile meşakkatli bir iştir. Siyasal demokrasi, sosyal demokrasi, doğrudan demokrasi, parlamenter demokrasi, katılımcı demokrasi, çoğulcu demokrasi, anayasal demokrasi vs. Demokrasi kavramı Eski Yunan'a uzanmaktadır. "Krasi" ile biten diğer sözcükler gibi (örneğin, otokrasi, aristokrasi ve bürokrasi) demokrasi Yunanca bir sözcük olan ve güç, iktidar anlamına gelen "kratos tan türemiştir. Demos ise fakirler, halk yığınları anlamlarına gelen bir sözcüktür. Böylelikle, demokrasi sözcüğü, kelime anlamı olarak "halkın yönetimi" demektir. Bununla beraber, "halkın yönetimi" deyimi bize fazla bir şey anlatmamaktadır. Demokrasi, yaygın olarak kullanılan her sözcüğün hiçbir şeyi ifade etmeme tehlikesi vardır ve bu tehlike demokrasi sözcüğü için özellikle geçerlidir. Bugüne kadar kullanılan farklı

9 9 anlamlardan aşağıda örnekler verilmiştir. Yoksulların ve yığınların yönetimi İnsanların kendi kendilerini, profesyonel politikacılara ve kamu görevlilerine ihtiyaç duymadan doğrudan ve sürekli olarak yönettikleri sistem; Hiyerarşi ve ayrıcalıklar yerine liyakat ve fırsat eşitliğine dayanan bir toplum modeli; Sosyal eşitsizliklerin üstesinden gelmeyi amaçlayan bir refah ve adil dağıtım düzeni; Çoğunluğun yönetimi ilkesine dayanan bir karar alma rejimi; Çoğunluğun iktidarına sınırlamalar getirerek azınlıkların hak ve çıkarlarını koruyan yönetim biçimi; Kamu görevlerine gelmek için halkın oyuna müracaat edilen rekabetçi bir sistem; İnsanların, siyasal hayata katılımına bakmaksızın çıkarlarına hizmet eden hükümet biçimi. Demokrasinin doğası üzerine düşünmeye, Abraham Lincoln'un 1864'te Gettysburg Söylevinde yaptığı tanım ile başlamak faydalı olabilir: "Halkın, halk tarafından, halk için yönetimi." Bu tanım parlak bir belagat örneğidir. Ancak demokrasinin ne olduğuna dair çok az fikir vermektedir. Yine de bu tanım, demokrasi kavramının içinde yer alan karışıklığı anlamak ve çözmek için bir başlangıç noktası olabilir. Bu tanımdaki üç unsura yakından bakmayı deneyelim: Halk kimdir? Halk nasıl yönetir? Halk için yönetimin sınırları nerede sona ermektedir? Halk Kimdir? Halk dediğimiz zaman birbirine eşit bireylerden meydana gelen bir topluluğu kastediyor olmamız gerekir. Demokrasinin en temel dayanaklarından biri siyasi eşitlik ilkesidir. Bunun anlamı, siyasi iktidarın belirlenmesinde herkesin eşit paya sahip görülmesidir. Evet, iktidar üzerinde herkesin eşit hissesi olacaktır, peki o zaman bu "herkes"' kimdir? Kısaca, demokrasinin "demos"u kimlerden oluşmaktadır? Yani halk kimdir? İlk akla gelen, ülke nüfusunun tamamının halkı meydana getirmesidir. Pratikte ise, her demokratik sistem "nüfusun tamamına' bazı kısıtlamalar getirmekte, siyasete katılım çeşitli şekillerde sınırlandırılmaktadır. Demokrasi tarihi, bu sınırlamaların örnekleriyle doludur. "Demokrasi" kavramını icat eden Eski Yunanlılar, kadınları, köleleri ve yabancıları (meteikos) "yurttaş" kabul etmiyorlardı. Oy hakkı üzerindeki sınırlamalar çağımıza kadar devam etmiştir. Kadınlara oy hakkı tanınması, demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere'de 20. yüzyılda gerçekleşmiştir, ABD'de 1960'a, İsviçre'de 1971'e kadar "eşit oy hakkı" tanınmamıştı. Bugün de, yabancılar bir ülkede ne kadar uzun süre yaşarlarsa yaşasınlar oy hakkına sahip değillerdir. Halkı meydana getiren bireylerin her birine, yönetimde eşit oranda söz hakkı verdiğimizi varsayalım. Buna, "siyasal demokrasi" diyoruz. Bu sefer ortaya başka bir sorun çıkmaktadır. Özellikle iktisadi olarak birbirine eşit olmayan bireylerden meydana gelen bir toplumda, sadece "siyasal" eşitliğe dayalı bir yönetimin, gerçekten eşitliğe dayandığını söyleyebilir miyiz? İnsanlara eşit fırsatlar ve imkânlar verilmediği takdirde, avantajlı olanlar kendiliğinden yönetimde daha fazla söz hakkına sahip olmayacaklar mıdır? "Sosyal demokrasi" bu sorunun cevabı olarak geliştirilmiş bir kavramdır. Bugün, "halk" ile kastedilen bütün yetişkin vatandaşlardır, ama yine de "halk kimdir?" sorusunun cevabını vermek o kadar kolay değildir. Rousseau'nun "genel irade" kuramı bir soyutlama olduğuna göre, "halk" birbirine ortak çıkarlarla bağlı yekpare bir bütün olamaz. İstisnasız her toplumda fikir ayrılıkları ve çıkar çatışmaları bulunur. O zaman halk pratikte karşımıza iki ayrı dünya olarak çıkacaktır. Çoğunluk ve azınlık. Yönetme hakkı da çoğunluğa verilecektir. Demek ki sadece çoğunluğun yönettiği bir sistemden bahsetmekteyiz. Buradaki çoğunluk, aynı zamanda azınlığı da yönetecektir. Sayıca üstün olanın, sayıca az olanı yönettiği bir sistem ortaya çıkmaktadır. Böylesi bir sonuç, demokrasiyi gerçek anlamından uzaklaştıracak ve "çoğunluğun tiranlığı" denilen bir tür zorbalığa yol açacaktır. Çoğunluğun azınlığı yönettiği bir sistemin, "siyasal eşitlik" prensibine dayandığını nasıl söyleyebiliriz? Yönetimi çoğunluğa vermemiz, sayısal üstünlüğe değer vermemiz anlamına gelmektedir. Sayısal

10 10 üstünlüğün her zaman nitelik üstünlüğüne yol açmayacağını, çoğunluk kararlarının, sırf çoğunluğa ait olduğu için "doğru'' ve "haklı" olduğunu söyleyemeyeceğimizi biliyoruz. Yönetim hakkını çoğunluğa vermemizin tek sebebi vardır: Azınlığa vermekten daha doğru olduğu için. Tekrar sorumuza dönelim. Yönetimi çoğunluğa verdiğimiz zaman azınlığın durumu ne olacaktır? Yönetme hakkına sahip olmayan, çoğunluk tarafından verilen kararlara uymak zorunda kalan azınlığı, çoğunluğun baskı ve zorlamalarından nasıl koruyabilir, onların özgürlüklerinin ve haklarının zarar görmesini nasıl engelleyebiliriz? Demokrasiyi tanımlarken karşı karşıya olduğumuz asıl sorun budur. Bir yönetime "demokrasi" diyebilmemiz için bu sorunun makul ve azınlığı tatmin edecek şekilde çözümlenmesi gerekir. "Siyasal eşitlik" ve "çoğunluğun yönetimi" nispeten basit prensiplerdir. Demokrasinin zengin dünyasını, "saygın" yüzünü oluşturan asıl unsur "azınlık" haklarının garanti altına alınması için geliştirilen yöntemler ve mekanizmalardır. Anayasal demokrasi, çoğulcu demokrasi, radikal demokrasi, özgürlükçü demokrasi gibi kavramlar, işte bu "azınlık hakları'na makul çözümler bulmak ve teminat altına almak için geliştirilen mekanizmaları ve yöntemleri ifade etmektedir. Halk Nasıl Yönetir? Demokrasinin birçok tanımı "halk tarafından yönetilmek" ilkesine dayanır. Bu ilke, halkın kendi kaderine hükmetmesini, kendisi hakkındaki kararları kendisinin vermesini ifade etmektedir. Halk kendisini nasıl yönetecektir? Söz konusu olan milyonlarca insan olduğuna göre bu durum fiziken imkânsızdır. Şayet imkân varsa, küçük bir araya gelebilen sayılar söz konusu ise "doğrudan demokrasiden bahsedebiliriz. İsviçre'nin bazı kantonlarında hâlâ uygulandığı gibi. Ancak doğrudan demokrasi teknik zorlukları yüzünden uygulanması zor bir yöntemdir. Bunun yerine, halkın iradesini yönetimde belirleyici güç olarak muhafaza edebilmek için "temsil" kurumunu işletiyoruz. Düzenli yapılan seçimlerle, kendimizi yönetme hakkını birilerine vekâletle devrediyoruz. (Milletvekili, milletten vekâlet almış kişi anlamına geliyor.) Bu durumda demokrasiye "temsili demokrasi" adını veriyoruz. Temsilcilerimiz bizim adımıza karar veriyor, bizim adımıza yönetim işlerini üstleniyor. Demokrasiyle ilgili sürdürülen tartışmaların ve yaşadığımız sıkıntıların kaynağını işte bu "temsil" kurumu oluşturuyor. Temel sorun, temsilcilerimizin bizi temsil yeteneğinde düğümleniyor. Devreye profesyonel bir politikacı sınıfı giriyor. Bu sınıf, bizim verdiğimiz vekâletin sınırları dışına çıkıyor, kendi çıkarlarının peşinden koşuyor. Seçim aralıkları uzun olduğu için onları denetleyemiyor veya cezalandıramıyoruz. Diğer yandan, verdikleri kararlar, yürüttükleri politikalar bizim arzu ve isteklerimizi yansıtmıyor. Onları değiştirmek için en az dört yıl beklemek zorunda mıyız? Seçimler dışında da siyasi alana isteklerimizi, taleplerimizi taşıyabilmek, kararları denetlemek ve etkilemek, kısaca halkın ağırlığını hissettirebilmek için yollar aramaya başlıyoruz. Siyasete seçim dışında da katılım kanalları açıyor ve bunu demokrasiyi işletecek bir yöntem olarak kurumlaştırıyoruz. Böylece elimize "katılımcı demokrasi" dediğimiz güçlü bir araç geçiyor. "Halk için yönetme" iddiasında olan modeller de söz konusudur. Bu tip modellerde halkın dolaylı ya da doğrudan katılım kanalları oldukça sınırlanmıştır. Bu modellerin en kaba örnekleri totaliter demokrasiler denilen ve Hitler ve Mussolini gibi faşist diktatörlerin rejimlerinde kendisini gösteren uygulamalardır. Böylesi modellerde "lider" ön plana çıkartılır ve liderin tüm halkın çıkarlarına sahip çıkacağı ve halk adına en doğru kararları alacağı iddia edilir. Bu gibi durumlarda, halkın yönetimi güçlü bir liderin iradesine teslim olmuş bir dizi sembolik ritüelden ibarettir, (marşlar, gösteriler vb.) Bu bazen plebisiter demokrasisi olarak da kendisini gösterir. Totaliteryan demokrasiler, gerçek bir demokratik yönetim mantığından uzak olsalar da, halk tarafından yönetilmek" ile "halk için yönetmek" arasındaki gerilimi ortaya koymaları açısından önemlidirler. Halk Yönetiminin Sınırları Nelerdir? Halkın kim olduğu ve nasıl yönetmesi gerektiği sorularını yanıtladıktan sonra, "halkın yönetiminin sınırları ne olmalı?" Konusunda tartışmalıyız. Yönetme hakkını halka verdik diyelim, ama aynı zamanda bu hakkın sınırlarının da belirlenmesi gerekir. "Yönetme": her alana, her konuya karışmak, düzenlemeye çalışmak değildir. İnsanların özgürce yaşayacağı alanları da kimsenin karışamayacağı alanları da, aynı

11 11 "yönetim" garanti altına almalı. Demokrasinin sınırı nedir? Hangi kararlar halkın, hangileri bireylerin inisiyatifine bırakılmalıdır? Pek çok bakımdan, bu türden sorular kamusal alan-özel alan ayrımını gündeme getirmektedir. Liberal bir bireyciliğe dayanan demokrasi modelleri, demokrasinin ve siyasetin sınırlarını genel bir biçimde çizerler. Buna göre demokrasinin amacı, belirli katılım vasıtalarıyla, bireylerin yer alabilecekleri yasal ve siyasal çerçeveyi kurmaktır. Demokrasinin bir biçimde bireylerin inisiyatiflerini ve özgürlüklerini engelleyecek durumlar yaratmaması gerekir. İşte buna "özgürlükçü" veya "liberal" demokrasi denilmektedir. Bununla birlikte, sosyalistlerin ve radikal demokratların geliştirdiği alternatif bir demokrasi modeli de mevcuttur. Radikal demokraside, demokrasi bireylerin serbestçe hareket ettikleri genel ve esnek bir çerçeve olarak değil, halkın ortak çıkarlarını optimum düzeyde gerçekleştirebilecekleri ve her türlü katılım vasıtasının kullanıma açık tutulduğu bir sistem olarak tanımlanır. Halk kendi hayatını etkileyecek her türden karara katılma hakkına sahiptir. Benzeri bir duruş, ekonomik hayatın demokratikleştirilmesinden ve kamulaştırılmasından yana olan "sosyal demokrasi"de de görülür. Feministler ise benzer bir biçimde özel alandaki katılım kanallarının herkese açık olmasını ve aile hayatının demokratikleştirilmesini talep etmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, demokrasinin sınırlarını geliştirdiği ortak alanlar, sözde özgürlüğün kapsamını geliştirmekte, ama özde tüm ahlaki ve ailevi kutsalları tahribe yönelmektedir. Demokrasinin Erdemleri "Demokrasi bir fazilet rejimidir" sözünü, siyasetçiler sık sık kullanırlar. Demokrasiyi, diğer yönetim biçimleri karsısında üstün kılan nitelikler nelerdir? Aynı zamanda demokrasiyi evrensel tek meşru yönetim biçimi haline getiren bu erdemleri şu şekilde sıralayabiliriz. Bireylerin Kendi Geleceğini Tayin Edebilmesi: Demokrasinin ahlaki temeli, bireylerin kendi kaderlerini özgürce tayin edebilmelerine imkân sağlamasıdır. Demokratik yönetimin kurallarını yurttaşlar koymaktadır. En azından bu kurallara rızalarını beyan etmekte ve bunları onaylamaktadır. Bir kimse, kendi koyduğu veya rızasını gösterdiği kurala, kimsenin zorlaması olmadan gönüllü olarak riayet edecektir. Bireylerin kendi amaçlarını kendilerinin belirlemesi ve hayatlarını bu doğrultuda sürdürmeleri, özel hayatlarının dışardan gelen müdahalelerden korunmasına bağlıdır. Bunu sağlayan, demokrasinin garanti altına aldığı özgürlüklerdir. Öbür taraftan, bireylerin toplumla paylaştıkları ortak alanları vardır. Demokrasi, ortak alanda alınan kararlara bireyin katılmasını sağlayarak, kendi kaderini tayin hakkının siyasal alandaki uzantısına imkân vermektedir. Demokratik süreçler bu imkânı sağladığı için, herkesin ahlakî özerkliğine de saygı göstermektedir. Öyleyse demokrasi, bireylerin sadece ulusal veya yerel düzeyde kendini yönetmesine değil, aynı zamanda kendi kendisini yönetmesinin de siyasal boyutunu ifade etmektedir. Farklı Hayat Tarzlarının Meşruluğu ve Barış İçinde Birlikte Yaşama Prensibi: Demokrasi, farklı hayat tarzlarının meşru olduğu kabulüne dayanır. Bütün ortak paydalarına rağmen, insanların dünya, görüşleri, gayeleri ve yaşam biçimleri büyük farklılıklar gösterir. Barışçı ve medenî bir toplum, bütün bu farklılıklara rağmen birlikte, barış içinde bir arada yaşama becerisini gösteren toplumdur. İşte bu barış içinde yaşama vasatını sağlayan şey, demokrasidir. Bireyin ve Bireysel Özgürlüklerin Değeri: Demokrasi bireyi ve bireysel özgürlükleri koruyan ve geliştiren bir sistemdir. Demokrasi bu haliyle özgürlüğün sağlam bir aracı yerindedir. Belli haklar, özgürlükler ve fırsatlar demokratik sürecin vazgeçilmez öğeleri olduğu için, bu süreç varolduğu sürece, bu hakların, özgürlüklerin ve fırsatların da zorunlu olarak varolmaları gerekmektedir. Bunlar, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme, adil ve serbest seçimler gibi hak ve özgürlüklerdir. İnsanın Gelişmesi: John Stuart Mill, demokrasinin insanların bazı erdem ve hasletlerini geliştirdiğini söylemektedir. Ona göre demokrasi siyasal hayata aktif olarak katılma imkânlarını herkese sağlamak suretiyle vatandaşların bağımsızlık, kendine güven duyma ve kamusal ruha sahip olma özelliklerini diğer rejimlerden daha fazla geliştirmektedir. Katılımcı demokrasiyi savunanlar, katılma yoluyla bireylerin potansiyellerinin geliştiği üzerinde önemle durmaktadır. Adaletin Gözetilmesi: Adaleti en iyi sağlayacak sistem demokrasidir. Demokrasilerde adaletsizlik

12 12 ihtimali, siyasi özgürlüklerin baskı altına alındığı sistemlerden daha azdır. Çünkü demokrasi, çıkarları zedelenen ve adaletsizliğe uğrayanlara seslerini çıkartma ve haklarını arama fırsatı vermektedir. Ancak demokrasinin doğru işlemesi için; genel siyasi ve ekonomik düzenin adil olması gerekmektedir. Çünkü eğri bir cetvelle doğru çizmek mümkün değildir. Çatışmaların Konsensüsle Çözümlenmesi: Demokrasi, çatışma konularının ve çatışan tarafların kendilerini rahatça ifade etmelerine imkân sağlayarak bir tür emniyet sübabı rolü oynamaktadır. Demokrasi, muhalefeti meşru hale getirmekte ve çıkar çatışmalarını normal kabul ederek bunların çözümü için adil yöntemler geliştirmektedir. Demokrasi, "zor yerine oy kullanılmasını, kafaların kırılması yerine sayılmasını" kurumlaştıran bir sistemdir. Böylelikle dayatılan çözümlerin yerine gönül rızasıyla uyulan çözümler geçmektedir. Demokrasi Modelleri Demokrasi genellikle tek bir modele dayalı, belirsiz bir kavram olarak görülür. Çoğu Batı toplumları için demokrasi: evrensel, oy hakkına dayalı olarak düzenli ve rekabetçi seçimlerin yapıldığı bir sistemdir. Günümüzde, özellikle Sovyetler Birliği'nin çözülmesinden ve liberal kapitalizmin zaferinden sonra, en genel anlamda "demokrasi'' ile kastedilen liberal demokrasi" olmaktadır. Bununla beraber, hâkim liberal demokrasi modeli dışında, çeşitli demokrasi modelleri ve teorileri vardır. Söz konusu modeller dört başlık altında değerlendirilebilir: Klasik Demokrasi Korumacı (protective) demokrasi Gelişmeci (developmental) demokrasi Halk demokrasisi Klasik Demokrasi Klasik demokrasi modeli "polis"e, Eski Yunan şehir devletlerine ve özelliklebu şehr vletlerinin en büyük en güçlüsü olan Atina'daki uygulamalara dayanmaktadır. Atina'da M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda uygulanan doğrudan demokrasi modeli genellikle halk katılımının en saf ve ideal hali olarak değerlendirilir, Rousseau ve Marx gibi düşünürleri etkilemiş olan bu modelde kritik konumu Ecclesia denilen meclis oluşturuyordu. Tüm yurttaşların katılımıyla yılda en az 40 defa toplanan bu meclis, temel sorunları görüşüyor, karara bağlıyor ve kamu görevlilerini atıyordu. 500 kişilik bir konsey meclisin yürütme kanadını oluşturuyor ve 50 kişiden oluşan güçlü bir komite Konseye çeşitli teklifler getiriyordu. Komite başkanlığı bir gün için gerçekleştirilen bir görevdi ve hiçbir Atinalı bu onuru hayatı boyunca bir kereden fazla yaşayamıyordu. Sadece askeri konularla ilgili olarak, on generalin tekrar seçilme şansı vardı. Atina demokrasisini bu kadar önemli yapan şey vatandaşların siyasi aktivitelere katılma düzeyiydi. Vatandaşlar sadece meclis toplantılarına katılmıyor, kamu görevlerinin ve karar alma süreçlerinin belirlenmesinde de sorumluluk alıyordu. Bu düzene en sert eleştirileri getiren kişi, Platon olmuştur. Platon kitlelerin kendilerini yönetecek bilgi ve deneyime sahip olmadığını savunarak, siyasi eşitlik fikrine karşı çıkmıştı. Ona göre iktidar bir filozoflar sınıfının ve ona bağlı olarak "koruyucular"ın elinde olmalıydı. Atina demokrasisi, tüm erdemlerine rağmen, kısıtlayıcı bir yurttaşlık anlayışına sahipti. Köleler, kadınlar ve yabancılar yurttaş sayılmıyor, yalnızca Atina doğumlu 20 yaş üzerindeki mülk sahibi erkekler yurttaşlık haklarına sahip bulunuyordu. Aslında bu açıdan Atina demokrasisi demokratik ideallerin tam bir antitezi gibidir. Atina demokrasisinde görülen doğrudan ve düzenli katılım İsviçre kantonlarında ve ABD'de New England'da da geçerli olmuştur. Korumacı Demokrasi Demokratik fikirlerin yeniden canlandığı 17. ve 18. yüzyılda, Eski Yunan'daki klasik demokrasi modelinden farklı modeller ortaya çıktı. Demokrasi artık halkın siyasete katılma aracı ve hükümetlerin aşırı müdahaleci tutumlarına karşı koruyucu bir güç olarak görülüyordu. Bu anlayış özellikle bireysel özgürlükler için en geniş alanı teminat altına alma amacını güden ilk liberal düşünürlerde kendini

13 13 gösteriyordu. Bireyleri devlet karşısında koruma kaygısı aslında Aristo'nun Platon'a sorduğu soruda ortaya çıkıyordu: "Quis Custodiet Custodes?" (Koruyuculardan kim koruyacak?) Aynı kaygıyı taşıyan John Locke, oy hakkını doğal haklar içinde değerlendirme eğilimindeydi, Halk kendisini yönetenlere karşı bir rıza göstermediği sürece yönetimin meşruiyetinden bahsedilemezdi. Bu demokratik tutuma rağmen Locke'un kendisinin modern standartlarda bir demokrat olduğu söylenemez. Çünkü Locke için oy hakkı sadece mülkiyet sahiplerine aittir. James Mill ( ) ve Jeremy Bentham ( ) gibi 18. yüzyıl faydacıları, demokrasiyi bireysel çıkarları korumak ve geliştirmek için bir araç olarak görmüşlerdir. Bentham'a göre insanlar "hazzı arayan, acıdan kaçan yaratıklar" olduğu için evrensel oy hakkının getirilmesi en çok sayıda insan için en fazla mutluluğu sağlayacak yegâne yoldur. Korumacı demokrasi sınırlı ve dolaylı bir demokrasi modeli sunar. Pratikte, yönetilenlerin rızası düzenli ve rekabetçi seçimlerle sağlanır. Bu da yönetenlerin halka hesap vermesini sağlar. Siyasi eşitlik böylelikle eşit oy hakkını ifade eden teknik bir kavrama dönüşür. Dahası, oy hakkı gerçek bir demokrasi için yeterli değildir. Bireysel özgürlükleri korumak için yasama, yürütme ve yargı üzerinden güçler ayrılığına dayalı bir sistemin tesisi de şarttır. Sonuç olarak korumacı demokrasi modeli; insanlara seçtikleri gibi yaşamak imkânı vermeyi amaçlamıştır, bu haliyle laissez-faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizmiyle örtüşen bir yapıya sahiptir. Bireylerin özgürlüğüne ve sosyal ve ekonomik koşullar karşısındaki sorumluluklarına yaptığı vurguyla klasik liberallere ve Yeni Sağ'a esin kaynağı olmuştur. Gelişmeci Demokrasi İlk parlamenter demokrasi modellere bireysel hakları korumaya dikkatlerini vermiş iken; hemen arkasından toplumu temel alan bir yaklaşım gelişmiştir. Bu modelin en radikal biçimi Jean Jacques Rousseau tarafından geliştirilmiştir. Rousseau'nun fikirleri pek çok bakımdan liberal gelenekten bir kopuşu simgelemiş, Marksist ve anarşist geleneklere ciddi bir etkide bulunmuştur. Rousseau için demokrasi insanların özgürlüğüne hizmet eden bir araçtır. Vatandaşlar sadece doğrudan ve devamlı bir biçimde toplum hayatını biçimlendiriyorlarsa gerçekten özgürdürler. Bu görüş radikal bir doğrudan demokrasi anlayışına dayanır. Rousseau, İngiltere'deki seçimlerin vatandaşların özgürlüğüne bir katkıda bulunmadığını, aksine seçim sisteminin ve temsil mekanizmasının insanları köleleştirdiğini iddia etmiştir. Rousseau'nun teorisinin özgün yanı geliştirdiği genel irade tezinde yatmaktadır. Genel irade, toplumun ortak ve gerçek çıkarlarını ifade eder ve bireyler "en iyiyi temsil eden" genel iradeye uymalıdırlar. Genel irade basit bir biçimde özel iradelerin toplamına indirgenemez. Rousseau'ya göre böylesi bir model sadece siyasi değil, ekonomik eşitliği de sağlayacaktır. Rousseau'ya göre "kimse başkasını satın alacak kadar zengin, kimse de kendisini satmak zorunda kalacak kadar fakir olmamalıdır." Rousseau'nun fikirleri 1960'lar ve 1970'lerdeki Yeni Sol düşünürlerinin katılımcı demokrasi fikrini geliştirmelerine yardımcı olmuştur. Katılımcı demokrasi vasıtasıyla her birey kendi yaşamına dair verilen kararlara katılmakta ve böylesi bir sistem adem-i merkeziyetçilik, açıklık ve hesap verme gibi ilkeleri zorunlu kılmaktadır. Bu da demokrasinin, halka gerçekten yayılmasını sağlamaktadır. Rousseau'nun fikirleri, özellikle vatandaşların gerçek ve subjektik iradeleri arasında yaptığı ayrım nedeniyle eleştirilmektedir. Genel iradenin yukardan tanımlanması, totalitarizm haklılaştırılması için uygun bir zemin yaratabilmektedir. Temsili hükümet fikrine dayanan liberal bir model, gelişmeci demokrasi modeli çerçevesinde John Stuart Mill tarafından geliştirilmiştir. Mill için demokrasinin erdemi şudur: "Demokrasi bireysel kapasitelerin en uygun ve üstün bir biçimde gelişimini sağlamaktadır." Siyasal hayata katılmak suretiyle vatandaşlar, kişisel gelişimlerine olumlu katkılar sağlarlar. Kısacası, demokrasi önemli bir eğitsel tecrübedir. Mill, eğitimin önemine inanan bir düşünür olarak, oy hakkının genişletilmesini fakat "okumamış cahil" kimselerin bu hakka sahip olmaması gerektiğini savunuyordu. Kendi zamanı için radikal sayılacak bir biçimde kadınların da oy hakkı olması gerektiğini savunan Mill, güçlü ve bağımsız yerel otoritelerin varlığından yanaydı.

14 14 Demokrasinin tehlikeli yanlarının da farkında olan Mill, tıpkı Platon gibi, tüm siyasi fikirlerin aynı değerde olduğuna inanmıyordu. Mill, çoğul bir oylama sistemi öneriyordu. Yeteneksiz işçiler bir oy, yetenekliler iki oy, öğrenilmiş bir meslek sahibi olanlar beş ya da altı oy kullanacaktı. Çoğunluğun tiranlığı tehlikesinin de farkında olan Mill'in görüşleri parlamenter demokrasiyi destekleyen bir çerçeve sunmuştur. Halk Demokrasisi Halk demokrasisi kavramı, Sovyet modelindeki komünist rejimlerden türetilmiştir. Ancak kavram, Marksist gelenek içinden çıkan bütün demokrasi modellerini kapsayacak şekilde ifade edilir. Bu modeller kendi aralarında önemli farklılıklar göstermesine karşılık, liberal demokrasi ile keskin hatlarıyla karşıtlık içindedir. Marksistler, liberal demokrasiyi: burjuva ya da kapitalist demokrasi modeli olarak eleştirirler. Bununla birlikte, özellikle eşitlikçi çağrışımları nedeniyle, demokrasi Marksistler için olumlu anlamlar içermektedir. Marksistlere göre gerçek anlamıyla demokrasi, kaynakların eşit dağılımını gerçekleştirerek, sosyal eşitliği sağlama amacı gütmelidir. Marx kapitalizmin çökeceğini ve proletaryanın devrimci diktatörlüğüne dayanan kısa bir evreden sonra ulaşılacak olan komünist toplumda bir proletarya demokrasisi yerleşeceğini öngörmektedir. Ancak böylesi bir sistemde bir süre sonra devlet ve hukuk gibi kurumlara gerek olmayacağından demokrasi de "gereksizleşecek"tir. Bununla birlikte 20. yüzyıldaki haliyle, komünist devletlerde görülen demokrasi modelinin arkasındaki fikir yapısı Marx'tan çok Lenin'e aittir. Bu modelde proletaryanın gerçek çıkarlarını temsil eden ve devrimci potansiyeli muhafaza eden "öncü parti"nin kritik bir rol oynadığı görülmektedir. Komünist ülkelerde, ülkeyi yöneten komünist partilerin denetimsiz gücünün, halk demokrasisini gölgede bıraktığı eleştirisi yaygın eleştirilerin başında gelmektedir. Halbuki ne kapitalist ne de komünist sistemler, insanı tanımadığı ve onun manevi yönünü hesaba katmadığı için, huzurlu ve onurlu sistemler üretememiş ve demokrasiyi bir demagoji aracı olarak görüp, ondan yararlanma ve toplumu aldatma yoluna gitmişlerdir. Aslında, dış güçlerin ve emperyalist merkezlerin güdümüne girmiş; ekonomik, teknolojik, sosyolojik, politik ve psikolojik yönden bağımlı hale getirilmiş ülkelerdeki demokrasi: Medya marifeti ve beyin yıkama teknikleriyle, yerli etiketli sömürge valilerini, halka seçtirme hilesidir. Oysa Türkiye gibi; binlerce yıllık asil devlet deneyimi ve İslam dan kaynaklanan adil yönetim birikimi olan bir ülkenin öncülüğünde: a) Temel insan haklarını ve evrensel hukuk kurallarını esas alan b) Farklı köken ve kültürden, ayrı din ve düşünceden, ama herkesin huzur ve hürriyet içinde yaşayacağı şartları hazırlayan c) Her türlü zulüm ve sömürü çarklarını kıracak, haksızlık ve ahlaksızlık yollarını tıkayacak, Milli ve yerli kalkınma projeleri üretip uygulayan d) Barbar batı medeniyeti gibi, saldırma ve çatışma yerine; barışma ve hayırda yarışma düzenini sağlayan e) Her kesin ve her kesimin: yerel ve yakın çevrede doğrudan; ülke genelinde ise dolaylı olarak, ama en yetkin biçimde yönetime katılacağı, ayrıca seçtiklerini (vekalet yetkisi verdiklerini) sürekli denetleme imkanlarının bulunacağı bir sistemi ortaya koyan; Gerçek bir demokrasinin Örnek bir laikliğin Ve yüksek bir medeniyetin yaşanacağı, Yeni ve Adil bir dünya düzeni kurulabilir. Ve bu asla uzak bir ihtimal ve temenni olmayıp, inşallah pek yakında gerçekleşecektir. Atatürk on yıllar öncesinden,demokrasinin dejenere edilip nasıl despotizme çevrileceğini sezmiş ve seçim hileleriyle oluşturulan meclisler eliyle oluşturulacak demokratik diktatörlüğe karşı Milli Şuur ve sorumluluk sahiplerini şöyle ikaz etmiştir: Uluslar,egemenliklerini geçici bile olsa,

15 15 bırakacağı meclislere dahi,gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmememlidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir. Ve bu despotluk;bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclisler öyle kararlar alabilir ki; bu kararlar, ulusun yaşamına, giderilmesi imkansız zararla verebilir. Mustfa Kemal Atatürk böyle demiştir ve mutlaka bu sözleri bilerek sarf etmiştir. Özetel, 22 temmuz seçimleri türkiye yi ılımlı İslam2a dönüştürmegayretleri için bir milattır. Seçim sonuçları, ABD çıkarları açısından bir devrim(!) olarak ta tanımlanacak bir başarıdır. Kırgızistan daki,ukrayna daki, Gürcistan daki gibi devrim niteliği taşımaktadır. Ancak, amacı Türkiye de sosyal dokuyu değiştirmek, Türkiye yi ılımlı İslam a dönüştürmek olan bu sinsi Siyonist devrim tutmayacaktır. Adını koymak gerekirse, demokratik yöntemlerle gerçekleştirilmiş vetürkiye yi Büyük İsrail e eyalet yapmayı hedeflemiş olan bu hainlerin hezimetiyle sonuçlanacaktır.

16 DEMOKRASİ VE DENETİM 16 Eski Yunanca da demos-kratos kelimelerinden türetilen ve halkın kendi kendisini yönetmesi anlamında kullanıla gelen demokrasi, çağımızda en çok istismar ve suistimal edilen kavramlardan birisidir. 9 Uygulandığı her ülkede birbirinden oldukça farklı biçimlere bürünen, yani birbirine zıt pek çok çeşidi gösterilebilen demokrasinin başlıca türleri şunlardır: 1-Doğrudan Demokrasi: Halkın hem anayasa ve kanunlarını, hem yönetim kurumlarını bizzat kendilerinin hazırlaması ve uygulaması ve yine bütün mahkemelere doğrudan halkın bakması şeklindeki bir demokrasi anlayışıdır ki, bu sadece 5-10 bin nüfuslu bir şehir-site düzeninde uygulanabilecek bir yönetim şeklidir. Ve zaten Eski Yunan döneminde Atina ve Sparta gibi tek bir şehir çevresinde yürütülebilmiştir. O dönemde bile şehir halkının hepsi değil, sadece yurttaş statüsüne girebilenler oy kullanma ve yönetime katılma hakkına sahiptir. Önemli bir kitle oluşturan köleler ve kadınlara demokratik haklar verilmemiştir. Yani genel insan hakları değil, özel yurttaş hakları gözetilmiştir. Sonunda yurttaşlar öyle istiyor diye, Atina da kadın-erkek hamamları bile birleştirilmiş, korkunç bir toplumsal kokuşma baş göstermiş ve Demokrasi deneyimi Eski Yunan medeniyetinin çöküşüyle neticelenmiştir. O dönem filozoflarından Eflatun bile Devlet adlı kitabında, Demokrasiyi, Tiranlık (zalim ve zorba yönetim) den sonra, soysuzlaşmış siyasi sistemlerin en kötüsü şeklinde ifade etmektedir. Günümüzde sadece New England da ve bazı küçük İsviçre Kantonlarında rastlanan doğrudan demokrasinin, o da şeklen uygulandığını ve bunun bir devlet rejimi halini almasının imkansızlığını ziyaretlerimiz sırasında bizzat gözlemlemişizdir. 2-Temsili Demokrasi: Halkın siyasi haklarını, kendi seçtikleri ve yetki verdikleri temsilcileri (milletvekilleri) aracılığı ile kullandıkları yönetim şeklidir. Ne var ki: a- Partiler arası kör taassup ve inatlaşmanın başlaması, hatta partilerin ilahlaştırılması, b- Seçilecek milletvekillerinin belli merkezler tarafından belirlenip bunların halka dayatılması, c- Milletvekillerinin ve partilerin bazı güç odaklarınca satın alınması ve onların hizmetinde kullanılması, d- Halk, sunî gündemlerle oyalanıp etkin bir denetim ve değiştirme mekanizmasının oluşturulmaması, e- Vatan kurtarıcı ların ve düzen koruyucu ların özel ve yüksek yetkilerle donatılıp demokrasinin yozlaştırılması gibi endişe ve etkenler en aza indirilebilse Temsili Demokrasi ideal bir yönetim şekli olabilir. İlk defa Eski Roma, kısmen temsili demokrasiyi andıran bir idarî yapılanmayı denemiş, ama soylu ve zengin yurttaşlara tanınan ayrıcalıklar ve yukarıda özetlediğimiz arızalar yüzünden, sonunda dejenere edilmiş ve devrilmiştir. 3-Liberal Demokrasi: Ülkedeki azınlık ların temel hak ve hürriyetlerini garanti altına alabilmek amacıyla, çoğunluk iktidarının anayasal düzenlemelerle kısıtlanması halidir. Ne var ki ilk bakışta iyi niyetli ve insanî bir amaca yönelik görünen bu durum, pek çok ülkede istismar edilmiş ve o ülkedeki (Laikler, enteller, zenginler gibi) etnik, dini veya sosyal azınlıkların çoğunluğa hükmettikleri, hatta zulmettikleri bir yapıya çevrilmiştir. Türkiye bu acı ve alçaltıcı durumu fiilen yaşayan ülkelerden birisidir. Hatta bu asrın başlarında Amerika da Yahudi Lobisi nin güdümündeki Kongre ye hakim olan Federalist Parti (şimdiki Cumhuriyetçiler) ülke çoğunluğunu oluşturan halk kesimini kalabalık hayvan sürüleri olarak görmekteydi Hristiyan Demokrasiler: Hristiyanlık dininin inanç ve ahlak prensipleriyle demokratik ilkelerin kaynaştırılması sonucu elde edilen program ve projelerin yönetimlere hakim kılınması şeklidir. Bugün gelişmiş batı ülkelerinde görülen Hristiyan Demokrat partiler ve hükümetler bu düşüncenin tipik örnekleridir. 9 İstismar: Sömürme, Suistimal: Kötü amaca alet etme 10 Meydan Larousse, Demokrasi tarihi

17 17 Bu konuda asla unutulmaması gereken şey, Demokrasilerin fantazi bir amaç değil, faydalı bir araç olarak değerlendirilmesi gerçeğidir. İngiltere deki demokratik düşüncenin öncülerinden sayılan John Locke Of Civil Goverment Sivil Yönetim Hakkında (1690) adlı riselesinde can, mal ve namus emniyetinin, din ve düşünce hürriyetinin, insanların temel ve tabii hakları olduğunu ve hükümetlerin bunları sağlamak ve korumakla görevli bulunduğunu, demokratik seçimler ve biçimlerle de işbaşına gelmiş olsa, bu hakları çiğneyen hükümetlerin meşruiyetini yitireceğini ve halk tarafından değiştirilmesi gerektiğini söylemekte ve İslâm ın öngördüğü ve müslümanların asırlarca fiilen yürüttüğü evrensel insan hakları prensiplerini bin sene sonra fark edebilmektedir. İnsanların doğuştan eşit olduklarını, asiller, orta seviyeliler, köylüler, köleler gibi sınıf ayrımının yanlışlığını ve haksızlığını Fransız Düşünür Woltaire, peygamberimiz Hz. Muhammed den tam bin iki yüzsene sonra dile getirebilmiştir. Ya demokratik hileler veya despotik yöntemlerle iktidarı ele geçirip, bir yandan halkın emeğini ve ülkenin kaynaklarını sömüren, bir yandan da milletin manevi değerlerine hücum eden ve bütün bu zulüm ve zorbalıklarını da Demokrasi ve Laiklik adına yaptığını söyleyen sahtekârlara 19. Yüzyıl hümanistlerinden Thomas Hill Green in şu tespitini hatırlatmak gerekir: Demokrasi, insanların kendi manevi değerlerini, yine kendilerinin seçmesi hakkını vermek ve hayatlarını bu değerler doğrultusunda biçimlendirmek fırsatını ve ortamını hazır hale getirmektedir. 11 Çağdaş İngiliz düşünürlerden bazıları, haklı olarak Her hukuki olanın ahlakî olmayacağını ve ahlaki (vicdani) olmayan, kanun ve kararların uygulanmasının ise zulüm olacağını söylemektedir.örneğin: Meclisler, zencileri ikinci sınıf insan sayan kanunlar çıkarsalar veya Referandumla bir ülkedeki çoğunluk oradaki müslümanların inançlarını yaşama haklarını kısıtlayan kararları onaylasalar, bunlar her ne kadar demokratik ve kanuni de olsa, ahlaki ve vicdani olmadığı için geçersizdir. mutlaka değiştirilmesi ve düzeltilmesi gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi demokrasi amaç değil sadece bir araçtır ve onu kullananların niyetlerine göre farklı mahiyetlere bürünmektedir. Kötü niyetli ve zalim zihniyetli kimselere göre Demokrasi: Şeytanî yanlışlarını, halkın ihtiyaçları ve amaçları haline getirme sebebi ve insancıl kılıf geçirilmiş bu haksızlık ve ahlaksızlıkları, toplumun isteği ve desteği ile yürütme hilesidir. İyi niyetli ve insaniyetli kimselere göre ise demokrasi: Hakkın doğrularını, halkın arzuları haline getirebilme vesilesi... Ve temel insan haklarını ve evrensel hukuk kurallarını, halkın ortak iradesi ile icra etme mesleğidir Hakka ve hayra değil, nefs-ü hevaya meyilli olan insanların nasıl bir yönetim sergileyecekleri başından bellidir... Ve zaten Her toplumun layık olduğu idareyi bulması da münasip ve mükadderdir. Öyle ise, zulüm ve zorbalığın, ha bir sultan ve meşrutiyet tarafından, veya demokratik seçimle işbaşına gelmiş bir başkan ve hükümet tarafından yapılmış olması ne fark edecek ve neyi değiştirecektir? Ve yine ülkede adalet, hürriyet ve haysiyet ortamını sağlayan, Refah, bolluk ve bereket imkanlarını hazırlayan bir yönetimin, nasıl teşekkül ettiği çok mu önemlidir? Sırası gelmişken seçmene ve delegeye taparcasına Taban demokrasisi diye tepinenlere sormak lazım... İçlerindeki iyi niyetli ve memleket sever iş adamları hariç, genellikle sömürücü sermaye baronlarının kapalı karargahı olan ve Demokrasiyi hiç dilinden bırakmayan şu TÜSİAD; acaba kendi başkanını niye 400 civarındaki üyelerin hür iradesiyle seçmezler? Niye kutsal demokrasiyi kendileri için istemez ve işletmezler? Partisinin ismini Demokratik Sol koyan, Demogoji kahramanı Sn. Ecevit niye, DSP içinde demokrasiye asla geçit vermedi? Niye kendisinden ve eşinden başkasına güvenmedi? Ve niye marazlı Medyadaki 11 Lectures on the principles of political obligation Siyasi sorumluluk ilkeleri üstüne dersler

18 18 demokrasi sahtekarları bu durumları asla dile getirmedi? Demokrasi diye diye dilleri şişen Türk-İş ve DİSK in başkanları, acaba niye sendikal saltanatlarına son verecek demokratik seçimleri ve direk girişimleri asla hoş görmez ve müsaade etmezler? Artık herkes biliyor ki, Amerika daki demokrasi aslında başkanlık sistemi görünümlü bir Lobiler diktatoryası, Avrupa daki demokrasilerin bir çoğu, aslında birer masonik bürokrasi saltanatı ve geri kalmış ülkelerdeki sözde demokrasiler ise ya bir sömürücü sermaye hegemonyası veya Kurtarıcılar ve kurucular krallığı dır. Seçmenlerin ve seçileceklerin birbirlerini rahatlıkla tanıyıp tartabilecekleri dar çerçevede ve yakın çevrede doğrudan seçim, geniş dairede ve ülke genelinde ise vekiller eliyle dolaylı katılım esasını benimseyen ve böylece doğrudan demokrasi ile temsili demokrasiyi birleştiren ve yasama (meclis), yürütme (hükümet) ve yargı (mahkemeler) ya bir dördüncü kuvvet olarak Denetleme yi ekleyen... Her dinden, her kavimden; de her düşünceden, bütün vatandaşların temel insan haklarını korumayı, birlikte barış ve bereket içinde yaşama şartlarını hazırlamayı hedefleyen Milli siyaset Medeniyetindeki gerçek demokrasilerde buluşmak ümidiyle... Zira bugünkü haliyle, çağımız İslâmın çok gerisindedir. Türkiye ise, maalesef çağın da gerisindedir!...

19 DEVLET VE YÖNETİM 19 Devlet, toplu halde yaşamak zorunda olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak; Hak ve hürriyetlerini korumak;. İç ve dış güvenliği sağlamak; Birlikte barış ve bereket içerisinde yaşama şartlarını oluşturmak ve olgunlaştırmak üzere, genel bir konsensüs ve gönül rızası ile kurulan ve bu amaçları gerçekleştirmek için gerekli kanun, kurum ve kurallara sahip bulunan, zaruri bir yapılanmadır. Devletsiz, ülkede düzeni, dengeyi ve disiplini sağlamak olanaksızdır. Devletin zaman zaman dejenere edildiği ve sömürücü zalimlerin saltanat aracı haline getirildiği bir gerçek ise de, devleti gereksiz görmek, veya hepsinin zulüm aygıtı olduğunu ileri sürmek, sadece bir ütopyadır ve yanılgıdır. Elbette amaç insandır. Devlet kendisine kurbanlar adanan kutsal bir totem değil, teknik bir araçtır. Bu nedenle, her teknik araç gibi devlet de, yöneticilerinin niyetine ve yeteneğine göre ayrı biçimler almakta ve farklı sonuçlar doğurmaktadır. Devlet, sadece belli bir dinin, mezhebin, ideolojinin, kavmin (etnik kökenin) veya imtiyazlı bir zümrenin temsilcisi veya hizmetçisi olamaz, olmamalıdır. Bu taktirde, sadece dayatmacılığın ve ayrılıkçılığın güç merkezi gibi çalışacaktır. Oysa devlet, her dinden, her kavimden ve her kesimden bütün vatandaşların temel insan haklarını korumak ve genel ihtiyaçlarını karşılamak için vardır. Herkese huzur ve hürriyeti sağlamak, adalet ve hizmeti eşit olarak dağıtmak amaç olmalıdır. Zahmet eden gardiyan devlet değil hizmet eden garson devlet zihniyeti esas alınmalıdır. Bu nedenledir ki; din, ırk ve mezhep temeline dayanan siyasi parti kurmak, vicdanen de hukuken de yanlıştır ve yasaktır. Örneğin İslâm Partisi, Yahudi Partisi, Alevi Partisi, Sünni Partisi, Türk Partisi, Kürt Partisi... gibi isimler altında parti kurmak veya ismen ve resmen olmasa da, fikren ve fiilen bu amaçları taşımak, peşinen başka din ve kökenleri dışlamak anlamı taşıyacağından ve bölücülüğe kapı açacağından, kesinlikle yıkıcı ve zararlıdır. Evet devletin totemleri ve ideolojisi olmamalıdır. Devlet, bütün vatandaşlarının inancını, anladığı ve hoşlandığı gibi yaşama şartlarını oluşturan bir hakem kurum olmalıdır. Belli bir dine veya görüşe mensup olmak, devlet nezdinde özel bir hürmet veya hareket sebebi sayılmamalıdır. Ve yine temel insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına aykırı olarak, kurucuların ve kurtarıcıların ilke ve inkılaplarını kutsallaştıran ve bu kılıf altında sömürü saltanatlarını ayakta tutan ilk çağ totem rejimlerine benzer, dokunulmaz ve tartışılmaz ideolojileri ve mitolojileri tabulaştıran bir anlayış çağdışıdır. Çünkü toplum demode olmuş ve dejenerasyona uğramış basmakalıp ilke ve ideolojilerin değil, ekmeğinin ve özgürlüklerinin peşinde ve telaşındadır. Çağdaş ve demokratik bir devlet düzeninde siyasi iktidarlar, halkın vekaletiyle işbaşında olduklarından, haliyle onların temsilcisi ve sorunlarının takipçisi durumdadır. Vekiller ve hükümetler, milletin (asillerin) can mal ve namus emniyetini, din ve düşünce hürriyetini korumak ve her türlü güvenlik ve geleceğini sağlamak sorumluluğundadır. Çeşitli şeytani yollar ve yöntemlerle, halkın alın terinin ve emeğinin sömürülmesine göz yuman, inanç ve düşünce özgürlüklerini kısıtlayan ve cezalandıran dayatmacı bir zihniyet, devlet- millet kaynaşmasını ve ülke barışını bozmakta ve sosyal patlamalara zemin hazırlamaktadır. Özellikle laikliği din düşmanlığı veya dini dışlamak şeklinde anlayan ve uygulayan bir zihniyet, ahlaki yozlaşmanın sebebi olmaktadır. Bize göre din ile devletin birbirine karışması ve kaynaşması yanlıştır. Din ile devletin çatışması ise daha da yanlıştır. Doğru olan din ile devletin barışması ve her birinin kendi sorumluluk sahasında hizmet sunmasıdır. Din ile devleti, bir insandaki ruh ile bedene benzetmek mümkündür. Fertlerinin dini ve ahlaki değerleri körlenmiş ve kirlenmiş bir devletin, sağlıklı bir alt yapısı bulunmuyor demektir. Sadece teknik ve pratik bilgilerle yetiştirilmiş, ama ahlaki ve psikolojik değerleri dejenere edilmiş insanlardan, dürüst ve verimli hizmet alamazsınız matematik profesörü ve hesap uzmanı da olsa, hırsız bir

20 insanı basit bir marketin kasasına bile koyamazınız. Ve tabi çok inançlı ve ahlaklı da olsa, hesap kitap bilinmeyen birisini de elbette koyamazsınız. İslâm Dini, belli bir devlet modeli, kalıplaşmış sistem ve ideoloji şart koşmamakla beraber, her asırda herkes için gerekli ve geçerli olan, adalet ve hürriyet esaslarını, yönetici kadroların uyması ve taşıması gereken ahlaki kuralları ve vicdani sorumlulukları ortaya koymuş, laik ve demokratik bir devlet yapısına uygun kurum ve kavramlar getirmiştir. Akla, ahlaka ve hukuka aykırı olarak, sadece belli bir zümrenin hürriyetini sağlamak ve korumak üzere, millete rağmen hazırlanan ve dayatılan sistemlerin, vicdani ayarları ve sorumluluk duyguları körletilmiş yöneticilerin ağırlıkta olduğu bir ortamda, artık devlete güven kalmaz. Adaletin yerini mafya ve çetecilik, yatırım ve üretimin yerini faizcilik ve rantiyecilik alır. İnsanlar hayırda ve hizmette değil şeytanlıkta ve hilede yarışır. Ordu ve polise, milletin ve memleketin değil, sermaye ve sömürü çevrelerinin emrindeki bozuk düzenin bekçiliği yaptırılır. Düzenin ve zalim idarecilerin yaptığı haksızlıklar ve baskılar, yaygınlaşan açlık ve ahlaksızlıklar, giderek anarşi ve terörü doğurur ve azdırır. Bozuk ve barbar düzenle işbirliği yapan din adamları, üniversite hocaları ve yazar çizer takımı, çok çirkin bir istismar ve suistimal dönemi başlatır. Yağcılık ve riyakarlık yaygınlaşır. Din istismarcıları ile devrim yobazları görünürde birbirine sataşır, ama perde gerisinde kol kola dolaşır. Bütün bunların sonunda ise iki şey olur. Ya toplum bütün bu baskı ve barbarlıklar sonucu dirilir, bilenir, bilinçlenir, kenetleşir ve demokratik bir değişimle yönetimi ele alır. Böylece ülkede hukuk ve huzur yeniden sağlanır. Veya kurumları ve kuralları gibi, ruhları ve şuurları da çürüyen toplum, sonunda yıkılır ve başka ülkelerin sömürgesi ve kölesi durumuna mahkum kalır. Başkanlık Sistemi ve Değişim Atatürk ten sonra sistemli bir biçimde ve sinsi bir süreç içerisinde, bütün dengeler değiştirilmiş ve cumhuriyetin değerleri ve devrimleri dejenere edilmiştir. Ve maalesef, mevcut sistem bütün kurum ve kurallarıyla birlikte tıkanmış ve tükenmiştir. Artık, ülkemiz şartlarına ve dünya standartlarına uygun yeni bir düzenleme mutlaka gereklidir. Bize göre Türkiye, başkanlık sistemine geçmeli ve devlet başkanını halk seçmelidir. Bunun yanında yerel yönetimlerin de yetki ve sorumluluk sınırları genişletilip güçlendirilmeli, illerde vali-belediye başkanı şeklindeki çift başlılık giderilmeli, valilerin de bazı 20 yetkilerini üzerinde taşıyan belediye başkanları, seçimle işbaşına gelmelidir. Atatürk ün konumuna benzeyen çağdaş standart ve ihtiyaçları da gözeten yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Milli birlik ve dirliğimizin garantisi olacak merkezi yönetimle, halkın en etkin biçimde katılımıyla sağlanacak yerel yönetim dengesi gerçekleştirilmelidir. Bu arada özellikle hatırlatalım ki; Malum merkezlerin marifetiyle, Türkiye yi bulandırmaya, bunaltmaya ve milli devleti etkisiz bırakmaya yönelik olduğu sezilen, AKP liderinin bu konudaki girişimleriyle, bizim teklifimiz, çok farklı şeylerdir. Türkiye mizi federasyonlara ayıracak ve parçalanma ile sonuçlanacak bütün teklifler art niyetli ve dış desteklidir. Evet, bazı parti liderlerinin ve hükümet yetkilerin de sıcak baktığı Kıbrıs ta, siyasi intizam ve istikrarın sağlanıp korunması için, başkanlık sistemi uygun olabilir" düşüncesi daha da olgunlaştırılarak Türkiye için düzenlenmelidir. Her din ve düşünceden, farklı köken ve kültürden bütün vatandaşlarımızın ortak bilinç ve beklentilerine bağlı... Temel hukuki ve ahlaki değerlere saygılı, gerçek bir demokrasiye ve örnek bir laikliğe dayalı, yeni bir anayasa acilen hazırlanmalı... Dinle devletin çatışması yerine barışması... Halkla hükümetin zıtlaşması yerine kucaklaşması ve yurttaşların her kademede yönetime katılımı ve kontrolü sağlanmalıdır. İşte bunun çok önemli bir adımı olarak, Türkiye, kendi şartlarına ve çağdaş standartlara uygun bir başkanlık sistemine geçmeli ve devlet başkanını bizzat halkımız seçmelidir. Bu meclis tarafından da gerçekleştirilebilir. Ancak, şimdiye kadar yapılmış birçok Cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclisin bağımsız hareket

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Bütün insanlarda bir tehlike mevcuttur. Özgür bir ülke için tek kural şu olmalıdır: Güce sahip olan herkes halkın özgürlüğü için

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

6. DEMOKRASİ. 6.1. Demokrasi. Bu Bölümde Neler Öğreneceğiz?

6. DEMOKRASİ. 6.1. Demokrasi. Bu Bölümde Neler Öğreneceğiz? 6. DEMOKRASİ 6.1. Demokrasi Bu Bölümde Neler Öğreneceğiz? 120 6.1.1. Demokrasi Teorileri 6.1.1.1. Normatif Demokrasi Teorisi 6.1.1.2. Ampirik Demokrasi Teorisi 6.1.2. Egemenliğin Kullanılması Bakımından

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Hak Kavramı Herhangi bir varlığın, kanuni veya ahlaki gerekçelerle, sahip olması veya yapabilmesi olağan şeyler.. Hak Kavramı Kazanımlara

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler 2000 li yıllara gelindiğinde iç dinamikler, Türkiye nin uluslararası hukuk taahhütleri, AB süreci, bölgesel ve küresel gelişmelerin etkisiyle değişim kaçınılmaz

Detaylı

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ AMAÇ Madde 1 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler

Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Avrupa yı İnşaa Eden Gençler Gençlik Politikasi Geliştirme Sosyal Uyum İnsan Hakları Kültürlerarasi Diyalog Katılım Araştırma AVRUPA KONSEYI VE GENÇLER 40 YILI AŞKIN BIR SÜREDIR AVRUPAYI BIRLIKTE INŞA

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR politik bir yaklaşım İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XIII GİRİŞ...1

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Yeni CHP'nin yeni anayasa vizyonu

Yeni CHP'nin yeni anayasa vizyonu Yeni CHP'nin yeni anayasa vizyonu Dr. Burak Çelik Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi 21. Yüzyılın Anayasası / Çağdaş bir anayasaya doğru 2010 yılının ilk günlerinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay,

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1

Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1 Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1 34. Dünya Hekimler Toplantısı nda kabul edilmiş (Lizbon, Portekiz, Eylül/Ekim 1981), 47. Dünya Hekimler Birliği Kurultayı nda değişikliğe uğramış (Bali,

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

A Framework for an Emancipatory Social Science

A Framework for an Emancipatory Social Science Lecture 1 A Framework for an Emancipatory Social Science Erik Olin Wright University of Wisconsin - Madison November, 2007 Çerçeveeve I. Ö Özgürleştirici Sosyal Bilim nedir? II. Üç Vazife III. Sosyalizm'in

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI Ayrıntılı Bilgi ve On-line Satış için www.hukukmarket.com MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F B (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F B 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. Adıyaman Üniversitesinden: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 27 Mayıs 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 29012 Adıyaman Üniversitesinden: YÖNETMELİK ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ İÇ POLİTİKA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ OCAK 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 5393 Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederiz Umut Oran İstanbul Milletvekili (2)

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç Yasama süreci ve sivil toplum İsveç Sosyal faaliyet alanları Devlet Piyasa Sivil toplum Sivil toplum nedir? Ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında birleşmiş gönüllü ve kolektif faaliyetler Değişken

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER I. GİRİŞ Eğitim, Kosova nın toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmesinin etki alanını temsil eder. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (EBTB) savaşın bitiminden sonra başlayan, en gelişmiş uluslararası

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı