A a SÖZLÜKTE KULLANILAN KISALTMALAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "A a SÖZLÜKTE KULLANILAN KISALTMALAR"

Transkript

1 SÖZLÜKTE KULLANILAN KISALTMALAR a./is....ad/isim ad...adıl/zamir ö a. /s...ön ad/sıfat b./zf...belirteç/zarf ba...bağlaç e....eylem / fiil ü./ünl...ünlem nsz....nesne almayan eylem mec....mecaz hlk....halk gr....gramer A a a, A Türk alfabesinin ilk harfi; düz, geniş bir ünlüdür. a (ünl.) 1. Şaşma, beğenme, kızma, üzülme gibi duyguları güçlendirir, cümlenin başında ya da sonunda kullanılır. 2. Adlardan ya da kişiyi gösteren sözcükten önce kullanılarak seslenme bildirir. ab (is.) Su. aba (a.) 1. Yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba kumaş 2. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. abacı (a.) Abadan giyecek şeyler yapan ya da satan kimse. abadî (a.) Kalınca ve açık saman renginde, yarı mat bir tür kâğıt. abajur (a.) Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya göze vurmasını engellemek için yapılmış lâmba siperi. 2. Genellikle üzeri siperii masa lâmbası ya da ayaklı lâmba. abaküs. (a.) Sayı boncuğu, çörkü. abandırmak (e.) 1. Yüzüstü çökerttirmek. 2. Bir kimsenin bir yere abanmasını sağlamak. abandone (a.) Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen sporcunun karşılaşmayı bırakması. abani (a.) 1. İpekten, sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. 2. (s.) Bu kumaştan yapılmış. abanmak (e.) 1. Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. 2. Bir yere, bir kimseye yaslanmak, dayanmak. abanoz (a.) 1. Sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. 2. Abanozgillerin ağır, sert ve kara renkli kerestesi. abanozgiller (a.) İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası. abartı (a.) Bir şeyi olduğundan büyük ya da çok gösterme. abartmak (e.) Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak. abartmalı (b.) Olduğundan büyük gösterilmiş, abartısı olan. abartmasız (ö a.) Yadırgatıcı olmayan, abartısız. abaşo (b.) Alt, alttaki, aşağı. 2. Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. abat (ö a.) 1. Bayındır. 2. Şen, rahat. Abaza (a.) Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan bir halk ve bu halktan Müslüman olanlara Türkiye'de verilen ad. Abazaca (is.) Abazalar tarafından kullanılan dil. 1

2 Abbasî (is.) Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağdat merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da tarihleri arasında hüküm süren sülâle. Abdal (a.) 1. Safevîler devrinde İran'da yaşayan bir Türk oymağı. 2. Anadolu'da yaşayan birtakım oymaklara verilen ad. abdal (a.) Eskiden bâzı gezgin dervişlere verilen ad. abdest (a.) Müslümanların, bazı ibadetleri yapabilmek için el, ağız, burun, yüz, kol, ayak yıkama ve başa, enseye ıslak el gezdirme, kulağı temizleme biçiminde yaptıkları arınma. 2. idrar yapma ve kalın bağırsağı boşaltma. abdesthane (is.) Abdest bozacak yer. Ayak yolu, tuvalet. abdestlik (is.) 1. Abdest alınacak yer. 2. Abdest alınırken giyilen kolsuz hırkaya benzeyen bir tür giyecek. 3. Abdest almaya yarayan. abe (ü.) Özellikle Rumeli yöresinde dikkati çekmek amacıyla kullanılan bir söz. abece (a.) Bir dilin seslerini gösteren harflerin tümü. abes (ö a.) 1. Akla ve gerçeğe aykırı, saçma. 2. Gereksiz, yersiz, lüzumsuz. abıhayat (a.) Efsanelerde içene ölümsüzlük sağladığı söylenen su, bengisu. abide (a.) Amt. abidemsi (s.) Anıt benzeri. abideleşme (is.) Anıtlaşma. abidevî (s.) Anıtla ilgili, anıta benzer. abiye (a.) Bir törene ya da toplantıya uygun giysi. abla (a.) 1. Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. 2. Büyük kız kardeş gibi saygı gösterilen kız ya da kadın. ablak (a.) Dolgun ve yayvan yüz veya yüzü böyle olan (kimse). abluka (a.) Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme. abone (a.) 1. Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi. 2. Peşin para ile bir şeye belli bir süre için alıcı olan kimse. abonman (a.) Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma. absürd (ö a.) Saçma. Absürd tiyatro (is.) Saçma tiyatro. abuk sabuk (ö a.) Akla, mantığa uymayan, düşünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abur cubur (a.) 1. Sırası, ta' di, yararı gözetilmeksizin rasgele yenilen şeyler 2. işe yaramayan, boş. abus (ö a.) 1. Asık yüzlü, somurtkan (kimse). 2. Somurtkan, çatık, asık (yüz). Ac (kim.) Aktinyum'un kısaltması. acaba (b.) Merak, kuşku veya kararsızlık anlatır. Acar (is.) Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk. acar (ö a.) 1. Atılgan, gözü pek, kabına sığmaz. 2. Güçlü ve becerikli, çevik. 3. Yeni. acayip (ö a.) 1. Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, şaşılacak, şaşmaya değer, tuhaf, yadırganan, yabansı. 2. (ü.) Şaşma anlatır. acele (a.) 1. Çabuk davranma zorunluğu, ivedi. 2. Zaman geçirmeden, tez olarak. Acem (a.) İranlılara verilen ad. acemborusu (a.) Canlı kırmızı çiçekler açan bir süs bitkisi. acemi (a.) 1. Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen: 2. İşinde, mesleğinde ilerlememiş. 3. Bir yerin, bir şeyin yabancısı. acemileşmek (nsz.) Beceriksizlik göstermek, bocalamak, beceriksizleşmek. acenta (a.) 1. Bir kuruluşun malî ve ticarî işlerini kazanç karşılığında yürüten ticarethane. 2. Denizcilik işletmesi veya banka şubesi. 3. Bir kurumun veya şubelerinin başında bulunan kimse. 2

3 acep (zf.) Acaba. aceze (is.) Acizler, güçsüzler, düşkünler. acı (a.) 1. Tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum. 2. (ö a.) Tadı bu nitelikte olan. 3. Hoşa gitmeyen. 4. Bir etki sonucu vücutta duyulan ağrı, sızı. acıklı (ö. a.) Acınacak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, dramatik. acıklı komedi (is.) Eğlendirici olmayı amaçlayan, dramatik yönü ağır basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. acıkmak (a.) 1. Açlık duymak, yemek yeme gereksinimi duymak. 2. Uzun süre bir şeyin yokluğunu çeken kişi. acılı (ö a.) Acı görmüş, yaslı, kederli. acıma (e.) 1. Acımak eylemi. 2. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü. acımaktı. Acılı, ağrılı olmak. 2. Başkasının acısına ortak olmak ya da durumundan üzüntü duymak. 3. Başkasının uğradığı ya da uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. 4. Bir şeyi vermeye kıyamamak ya da verdiğine üzülmek. 5. Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. acımasız (ö. a.) Acımaz, katı yürekli, merhametsiz. acımtırakla.; Acımsı. acındırmak (e.) Bir kimsenin acımasına yol açmak, bir kimseyi merhamete getirmek. acısız (ö a.) 1. Tadı acı olmayan, aşçılıkta içine baharat ya da başka acı koymadan pişirilen. 2. Ağrı, sızı duyulmayan. 3. mec. Üzüntü, sıkıntı olmayan. acıtmak (e.) Ağrı ve sızı duymasına neden olmak. acil (ö a.) Zaman geçirmeden yapılması gereken. acilen (b.) Hemen, hiç zaman yitirmeden, çabucak, gecikmeden. aciz (ö a.) 1. Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. 2. Beceriksiz. acube (is.) Tuhaf kimse. acun (is.) Dünya. acur (a.) Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, sarımtırak irice bir tür hıyar. acuze (is.) Huysuz, çirkin, yaşlı kadın. aç (ö a.) 1. Yemek yeme gereksinimi olan veya yemesi gereken. 2. Yiyecek bulamayan yoksul kimse. 3. Gözü doymaz. açacak (a.) 1. Açmaya yarayan araç. 2. Anahtar. aç gözlü (ö a.) Mala ya da yiyecek içecek gibi şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz. açı (a.) Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğrunun oluşturduğu çıkıntı. açık (ö a.) 1. Kapalı olmayan. 2. Denizde kıyıdan uzak olan yer. 3. Boş. 4. Aralığı çok. açık ağızlı (s.) Aptal, sersem, ahmak. açık bölge (is.) Gümrük sınırlamalarının olmadığı bölge, serbest bölge. açıkça (b.) Gizli bir yanı olmayan, ortada. açık elli (s.) Cömert. açıkgöz (ö a.) Uyanık davranarak çıkarını sağlayan, olanaklardan kurnazca yararlanmasını bilen. açıklamak (e.) 1. Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgiyi vermek. 2. Bir sorunla ilgili olarak aydınlatıcı bilgi vermek. 3. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak. 4. Açıkça söylemek. açıklık (a.) 1. Açık olma durumu. 2. Uzaklık. 3. Örtüsüz, çıplak yer. 4. Boş ve geniş yer. 5. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. açık oturum (is.) Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı. açılış (a.) 1. Açılmak işi ya da biçimi. 2. Yeni bir yapının, yerin veya yeni bir kuruluşun çalışmaya başlaması. 3

4 açılmak (e.) 1. Açmak işine konu olmak. 2. (renk için) Koyuluğunu yitirmek. 3. Kendine gelmek, iyileşmek, ferahlamak. açımlamak (e.) Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatmak. açıortay (a.) Bir açısal bölgeyi ölçüleri birbirlerine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru. açıölçer {a.) 1. Açı ölçmeye yarayan. 2. İletki. açış (a.) 1. Açmak eylemi ya da biçimi 2. Bir kuruluşu çalışmaya başlatma. açlık (a.) 1. Aç olma durumu. 2. Kıtlık. açmak (e.) 1. Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak. 2. Bir şeyin önündeki ya da üstündeki kapağı kaldırmak. 3. Engeli kaldırmak. açmaz (a.) 1. Satrançta şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılmaması durumu. 2. (mec.) İçinden zor çıkılır durum. ad (a.) Bir kimseyi ya da bir nesneyi belirlemeye, tanımlamaya yarayan sözcük, isim. ada (a.) 1. Her yanı suyla çevrilmiş kara parçası. 2. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. ada çayı (a.) 1. Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan ıtırlı bir bitki 2. Bu bitkiden yapılan sıcak içecek. adak (a.) Adamak işi ya da adanılan şey. adale (a.) Kas. adaleli (ö a.) Kaslı. adalesiz (ö a.) Kassız. adalet (a.) 1. Hak ve hukuka uygunluk, tüze 2. Tüzeyi uygulayan, yerine getiren devlet örgütleri. adaletli (ö a.) Adalete uygun düşen ya da adaletli olan, adil. adam (a.) Kişi, insan. adamak (e.) Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kurban kesip yoksullara dağıtmak ya da kutsal bir güce yönelik bir niyette bulunmak. adamakıllı (b.) Gereğinden çok, iyice. adaptasyon (is.) 1. Uyarlama. 2. Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uyumlu hale getirme. adapte (s.) Uyarlanmış. adaş (a.) Adları bir olan, aynı adı taşıyan. adavet (is.) Düşmanlık. aday (a.) Bir görev, bir iş için kendini ileri süren ya da başkaları tarafından ileri sürülen kimse. ad bilim (a.) Bir kavramdan yola çıkarak, o kavramı karşılayan işaretleri araştırmaya dayanan anabilimsel inceleme. Âdem (a.) Dinsel inançlara göre ilk yaratılan insan ve ilk peygamber. âdemoğlu (a.) İnsanlar. adese (is.) 1. Mercek. 2. Görüş derecesi. adet (a.) Tane. âdet (is.) Bir kimsenin yapmaya alışmış olduğu şey. âdeta (b.) Bayağı, basbayağı, hemen hemen, sanki. adıl (a.) Zamir. adım (a.) Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri. adımlamak (e.) 1. Adımla ölçmek. 2. Bir yerde gezinmek. adî (ö a.) 1. Sıradan, bayağı. 2. Aşağılık, bayağı, alçak, düzeysiz, seviyesiz. adil (öa.) 1. Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, 2. Hakka uygun, haklı. adilâne (zf.) Adalete uygun olarak. 4

5 adlî (s.) Adaletle ilgili. adliye (a.) 1. Hukuk ve adalet işlerini gören devlet örgütü. 2. Hukuk ve adalet işlerinin yürütüldüğü resmî yapı. adres (a.) 1. Bir kimsenin arandığında bulunabileceği yer, oturduğu yer. 2. Gönderilen şeyin üzerine, alacak olan kimsenin adını ve bulunduğu yeri bildirmek için yazılan yazı. af (a.) Bağışlama. afacan (a.) Zeki ve yaramaz (çocuk). afal afal (zf.) Şaşkın bir biçimde. afallamak (e.) Şaşkınlıktan sersemlemek. âfât (is.) Afetler, belalar. aferin (ûnl.) Beğenme, okşama duyguları belirten söz. afet, -ti (a.) 1. Doğal sebeplerle meydana gelen yıkım, felaket. 2. Kıran. 3. Çok kötü. 4. (mec.) Çok güzel kadın. afetzede (s.) Afete uğramış. affetmek (e.) 1. Bağışlamak. 2. Hoşgörüyle karşılamak. afili (s.) Gösterişli. afiş (a.) Bir şeyi duyurmak, tanıtmak amacıyla hazırlanan çoğu kez resimli duvar ilânı. af işlemek 1. Afiş asıp bir şeyi duyurmak. 2. Nitelemek, göstermek. afiyet (a.) Hasta olmama, esenlik. aforoz (a.) Hıristiyanlıkta bir kişiyi din dışı bırakma cezası. Afrika (a.) Beş ana kıtadan biri. Afrikalı (a.) Afrika'da yaşayan ya da Afrika doğumlu olan kimse. afsun (a.) Büyü. afyon (a.) 1. Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılan çizintilerden sızan, sonradan katılaşan süt. 2. İçinde morfin ve kodein gibi birçok uyuşturucu madde bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanılan değerli bir ilâç. agâh (is.) Bilir, bilgili, haberli, uyanık. aguş (is : ) Kucak. ağ (a.) İplik gibi ince şeylerden yapılmış örgü. ağa (a.) 1. Kırsal kesimde büyük toprakları olan, güçlü, sözü geçen, varlıklı kimse. 2. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen ad. ağabey (a.) Yaşça büyük erkek kardeş. ağaç (a.) Uzun yıllar yaşayabilen, gövdesi odun olabilen, bazıları meyva veren yapraklı bitki. ağaçkakan (a.) Serçegillerden ağaç kurtları ile beslenen uzun, sivri gagalı bir kuş. ağaçkesen (a.) Kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, zar kanatlılardan kara renkli bir böcek. ağaçlamak (a.) Bir yeri ağaç dikerek ağaçlı duruma getirmek. ağaçlık (a.) 1. Ağaç öbeği. 2. Ağacı bol olan yer. ağaçsı (a.) Yüksekliği çok olmayan, sapı dibinden dallanan odunlaşmış bitkiler. ağarmak (e.) Ak duruma gelmek, beyazlaşmak. ağartı (a.) Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. ağda (a.) Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. ağı (a.) Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, zehir. ağıl (a.) Koyun ve keçilerin ahır dışında geceledikleri etrafı çevrili üstü açık yer. ağır (a.) 1. Tartıda çok çeken, "hafif" karşıtı. 2. mec. Davranışları ağır olan. 3. Değeri çok olan, gösterişli. 4. Durumu tehlikeli olan. ağırbaşlı (ö a.) Davranışları ölçülü olan, olgun kimse. 5

6 ağırlaşmak (e.) 1. Ağır duruma gelmek. 2. (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. 3. Yavaşlamak. 4. Zorlaşmak. ağırlık (a.) Ağır olma durumu. ağır sanayi (is.) Üretim araçları yapan sanayi. ağır vasıta (is.) Motoru, ağır yük veya birden fazla römork taşımak amacıyla güçlendirilmiş kamyon ve benzeri araç. ağıt (a.) 1. Ölen birinin ardından, gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, geride bıraktıklarının acılı etkilerini dile getiren söz ya da okunan ezgi, yazılan sagu, mersiye 2. Ağlama. ağız,-ğzı (a.) 1. Yüzde, iki çene arasında, sesin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri çiğnemeye yarayan boşluk. 2. Bu boşluğun dudakların çevrelediği bölümü. 3. Kesici aletlerin kesici yanı. 4. Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. ağız birliği (a.) Birkaç kişinin bir konuda anlaşarak aynı şeyleri, aynı biçimde söylemesi. ağızlık (a.) 1. Ucuna sigara takılan alet. 2. Üflemeli çalgılarda çalanın ağzına gelen bölüm. ağlamak (e.) Üzüntü ve acı sonucu gözyaşı dökmek. ağlaşmak (e.) Birlikte ağlamak. ağrı (a.) Vücudun herhangi bir yerinden gelen, hoşa gitmeyen acı, ıstırap, ağrıma, sızlama. ağrımak (e.) Ağrır durumda olmak. ağrısız (ö a.) Ağrısı olmayan, acı, ağrı vermeyen. Ağrı vermeden yapılan işlem. ağtabaka (a.) Görme sinirinin göz küresinde dağılmasıyla oluşan zar, retina. ağustos (a.) Yılın sekizinci ayı. ağustosböceği (a.) 1. Eşkanatlılardan, erkeği yazın, karnının altındaki öze! bir organdan kesik ve hep tek düze ses çıkaran bir böcek, orakböceği. 2. mec. Çalışmadan eğlenen kimse. ağyar (is.) Başkaları, yabancılar. ah (ünl.) Sesin tonuna göre şaşkınlık, sevinç, üzüntü, pişmanlık duygularını belirtir. aha (b.) İşte burada ahali (a.) Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak nitelik düşünmeksizin bir ülkede, kentte ya da semtte oturanların tümü, halk, topluluk. ahbap (is.) Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. ahenk (a.) 1. Uyum. 2. Uyuşma, anlaşma. ahenkli (ö a.) Uyumlu, ölçülü, vezinli. aheste (s.) Yavaş, ağır. ahır (a.) Evcil büyükbaş hayvanların barındırıldığı kapalı yer, hayvan damı. ahize (ö a.) Almaç, alıcı, telefonda kulaklık, telefonun elle tutulup kaldırılan bölümü. ahir (s.) Son, sonraki, en sonunda. ahlâk (a.) Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları. ahlâksız (ö a.) 1. Ahlâk kurallarına ters davranan. 2. mec. Dürüst davranmayan, kötü huylu. ahmak (ö a.) Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal, geri zekâlı. ahret (a.) Dinsel inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza kadar kalacağı ve Allah'a hesap vereceği yer, öbür dünya ahşap (ö a.) Ağaçtan, tahtadan yapılmış. ahtapot (a.) Çok uzun kolları olan bir çeşit deniz hayvanı. ahu (a.) 1. Ceylân. 2. mec. Güzel, ince, zarif kadın. ahududu (a.) 1. Gülgillerden, dikenli bir bitki. 2. Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği. ahval (a.) 1. Durumlar, hâller. 2. Davranışlar. 3. Olaylar. aldat (a.) 1. Ödenti. 2. Kesenek. aidiyet (a.) Ait olma durumu, değginlik, ilişkinlik. 6

7 aids, AİDS (a.) Vücudun hastalıklara karşı dayanıklılığını, doğal bağışıklığını yok eden bir hastalık. aile (a.) 1. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşlerin arasındaki ilişkilerin oluşturduğu, toplum içindeki en küçük birim. 2. Temel niteliği bir olan dil, hayvan ya da bitki topluluğu. ait (öa.) İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili. ajan (a.) 1. Bir devlet ya da kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, casus. 2. Bir kimsenin, bir ortaklığın ya da bir devletin bazı işlerini gören kimse, iş görevlisi, temsilci, acenta. ajanda (a.) Unutulmaması için gerekli notları yazmaya yarayan takvimli defter, andaç. ajans (a.) Haber toplama, yayma işiyle uğraşan kuruluş. ak, -ki (a.) Kar renginde olan, beyaz. akabinde (b.) Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından. akademi (a.) 1. Yüksek okul. 2. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu. akaret (a.) Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkan vb. mülk. akarsu (a.) Yeryüzünde ve yeraltında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli ya da zaman zaman akan suların genel adı. akaryakıt (a.) Benzin, mazot, gaz yağı gibi sıvı yakacak. akasya (a.) Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı. akbaba (a.) Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen iri ve yırtıcı bir kuş. akbenek (a.) Gözün saydam tabakasında bir yara ya da çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi azaltan beyaz benek. akciğer (a.) Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum aygıtının temeli olan, sağlı sollu iki parçalı organ. akça (ö a.) Oldukça beyaz, beyazca akçe (a.) 1. Küçük gümüş para. 2. Her tür madensel para. akçıl (ö a.) Rengini atmış, ağarmış. aklbet (a.) Genellikle kötü son, sonuç. akıcı (ö a.) Akabilme özelliği olan, sıvı. akıl, -klı (a.) 1. Us. 2. Bellek. 3. Düşünce, kanı. akıllanmak (a.) Yaşanan olayların sonuçlarından yararlanarak doğru davranışlarda bulunmak. akıllı (ö a.) 1. Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan. 2. Çabuk kavrayan. akılsız (ö a.) Aklı, zekâsı, anlayışı kıt. akılsızlık (a.) 1. Akılsız olma durumu. 2 Akılsızca yapılan iş ya da davranış. akım (a.) 1. Akma işi. 2. Hava ve su gibi maddelerin belirli bir yöne akışı. 3. Sanatta, siyasette, düşünce yaşamında ortaya çıkan yeni görüş yöntem, hareket. akımölçer (a.) Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre. akın (a.)1. Kalabalık bir insan ya da hayvan kümesinin birbiri ardınca gelmesi. 2. Düşman topraklarına, tedirgin etme, yıldırma, çapul gibi amaçlarla birdenbire ve toplu olarak yapılan baskın, saldırı. akıncı (a.) Düşman ülkesine akın yapan birliğin bireyi. akıntı (a.) 1. Akmak eylemi, akış, akım. 2. Havanın ya da suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım. akış (a.) 1. Akmak eylemi ya da biçimi. 2. Geçip gitme, sürüp gitme. akışkan (ö a.) Sıvı durumda, akabilme özelliği gösteren. akide (a.) 1. Bir şeye inanarak bağlanış, inan, inanç bağı, inanılan şeyler. 2. Şekerin kaynatılarak ağda durumuna getirilmesi yoluyla yapılmış renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen 7

8 şeker. akis, -ksi (a.) Yankı. akit, -kdi (a.) 1. Sözleşme. 2. Nikâh. akkor (a.) Işık verecek beyazlığa kadar ısıtılmış olan. akliye (a.) 1. Akıl hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu. 2. Akıl hastalıklarıyla ilgili has-tahane bölümü. akordiyon (a.) Üstündeki düğmelere ya da tuşlara basarak, metal dilcikleri titreterek çalınan körüklü, klavyeli, elde taşınabilir bir çalgı. akort (a.) 1. Bir çalgıyı doğru ses vermesi için ayarlama. 2. Armoniyi sağlayan seslerin birleşimi. akos (a.) Saban, pulluk ya da traktörün toprakta açtığı iz. akraba (a.) Kan ya da evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler, yakın, hısım. akran (a.) Aynı yaşta olan, yaşıt. akrep (a.) 1. Sıcak ve nemli yerlerde yaşayan zehirli bir hayvan. 2. Saatin iki ibresinden küçük olanı. akrobat, -ti (is) Tehlikeli oyunlar yapan gösteri sanatçısı. aksak (ö a.) Ayağı hafifçe topallayan, topal. aksamak (e.)\. Hafifçe topallamak. 2. Bir işin istenilen düzeyde yürüyememesi. aksırık (a.) Herhangi bir nedenle burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırmak, hapşırma, hapşırık. aksi (ö a.) 1. Ters. 2. İnatçı, huysuz. aksiyom (a.) Benimsenmiş gerçek, belit. aksiyon (a.) Bir kuvvetin, maddî bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması, devinim, edim, eylem. akşam (a.) Gündüzün bitip gecenin başladığı saatler. 2. Gece. aktar (a.) Baharat, ev ilâçları ve ilaç hammaddeleri satan kimse ya da dükkân. aktarıcı (a.) Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. aktarmak (e.) Bir yerden başka bir yere, bir kaptan başka kaba geçirmek. akvaryum (a.) Suda yaşayan hayvan ve bitkilerin konulması için yapılmış cam kap. al (a.) Kan rengi, kızıl. ala (ö a.) Karışık renkli. âlâ (ö a.) İyi, pek iyi. alabalık (a.) Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan bir tatlı su balığı. alabildiğince (b.) Sınırsız, uçsuz, bucaksız. alabora (a.) Deniz aracının devrilip ters dönmesi. alaca (ö a.) Karışık renkli. alacak (a.) 1. Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal ya da başka şey, birinin birine borcu,. 2. Para verilerek alınacak şey. alacakaranlık (a.) Güneşin doğuşundan önce ya da batışından hemen sonra oluşan yarı karanlık zaman. alacaklı (ö a.) Alacağı olan. alacalı (ö a.) Karışık renkte olan, rengârenk. alacık (a.) Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. alafranga (ö a.) Batı ülkelerine özgü. alâka (a.) İlgi, özel dikkat, özen, ilişki, ilinti. alâkalı (ö a.) Bir konuyla ilişkisi olan. alâmet (a.) Belirti, iz. alan (a.) Düz ve geniş yer. 8

9 alan topu (a.) Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda, tek ya da çift oyuncuların raketle oynadıkları top oyunu, tenis. alarga (ü.) Denizcilikte "Açıktan geç" anlamında komut. alarm (a.) Bir tehlike durumu olduğunda, bunun herkesin haber alması için verilen im. alaşım (a.) Bir metale, bir ya da birkaç elementin katılması ile elde edilen metal niteliğinde madde. alaturka (ö a.) Doğu kültürüne uygun olan. alay (a.) 1. Bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. 2. Çok kalabalık. 3. Bütünü, hepsi. 4. Belirli bir sayı ve düzene göre oluşturulmuş askerî birlik. 5. Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla biriyle, bir şeyle eğlenme, onu küçümseme. alaylı (ö a.) 1. Erlikten yetişmiş subay. 2. (mec.) Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse). 3. Eğlenceli, küçümseyici. alaz (a.) Alev, yalım, yalaz. alazlamak (e.) 1. Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. 2. Sızlatmak, yakmak, acı vermek. albay (a.) Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay. albeni Alım, alımlılık, çekicilik. albüm (a.) Resim, fotoğraf, pul gibi şeyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. alçacık (ö a.) Çok alçak. alçak (ö a.) Yere uzaklığı az olan. alçakgönüllü (ö a.) 1. (ürün, para vb. durumlarda) Aşağı olanları kendisinle eşit tutan ya da kendi değerini olduğundan aşağı gösteren. 2. Azla yetinen, kanaatkar. alçalmak (e.) Yüksekten aşağıya inmek (alçak duruma gelmek). 2. Değeri azalmak. alçı (a.) Yapılarda, kalıp çıkarma işlemi için yontuculuk ve dişçilikte kulandan, alçıtaşı-nın pişirilip toz konumuna getirilmesinden elde edilen madde. alçılamak (e.) Alçı ile sıvamak. aldanış (a.)) Aldanma, kanma. aldanmak (e.) 1. Görünüşe bakılarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. 2. Bir hileye, yalana kanmak. 3. Düş kırıklığına uğramak. aldatmak (e. J1. Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. 2. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden, gereği gibi uyanık olmayışından yararlanarak onun zararına kazanç sağlamak. aldırmak (e.) Alma işini bir başkasına yaptırmak. aldırmaz (a.) Bir şeye önem vermeyen, umursamayan. alelacele (b.) Çok çabuk, çok acele ederek. âlem (a.) 1. Dünya. 2. Başkaları. alemdar (a.) Bayrak ya da sancak taşıyan. 2. mec. Önder. alenen (b.) Açıktan, göz önünde, herkesin içinde, gizlemeden, açıkça. alerji (a.) Kimi canlıların birtakım yiyeceklere, ilâçlara, toz, koku gibi nesnelere karşı hastalık derecesinde gösterdikleri aşırı tepki. alet, -ti (a.) İş yaparken kullanılan araçlar. alev (a.) Yanıcı maddelerin yanması sırasında görülen ışıklı parıltı. alevli (ö a.) 1. Alevi olan. 2. Heyecanlı. aleyh (b.) Karşı, karşıt. aleyhinde olmak (e.) Birinin karşısında durum almak. alfabe (a.) 1. Bir dilin harflerinin dizimi. 2. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap. algı (a.) Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varmak. alıcı (a.) Bir şeyi satın almak isteyen, kimse. alık (ö a.) Beceriksiz, şaşkın, akılsız, sersem. 9

10 alıkoymak (e.) 1. Bir süre bir yerde tutmak. 2. Ayırıp saklamak. alım (a.) Alma eylemi. alımlı (ö a.) Göze hoş gelen, ilgi çeken. alın, -İm (a.) Yüzün kaşlarla saç arasındaki ön üst kısım. alındı (a.) Para ya da bir paketin teslim alındığını gösterir belge. alıngan (ö a.) Çok çabuk alınan, kırılan. alınmak (e.) 1. Almak işi yapılmak. 2. Bir sözün kendisi için söylediğini sanıp pay çıkararak üzülmek ya da öfkelenmek. alın teri (a.) Emek. alıntı (a.) Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle ya da cümleler koymak, aktarmak. alın yazısı (a.) Doğmadan önce insanın başına geleceklerin Allah tarafından belirlendiği durumlar, yazgı. alışık (ö a.) Bir işe ya da duruma yabancı olmayan, alışmış olan. alıştırmaca 1. Alıştırmak eylemi. 2. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan yineleme. alışkanlık (a.) Alışmış olma durumu. alışveriş (a.) Alım satım işi. âlim (a.) Bilgin, bilen, bilici, bilim adamı. alkış (a.) Bir sözün, eylemin, davranışın beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için ei çırpma. alkol, -lü (a.) 1. Glikozun mayalaşmasıyla oluşan kokulu, uçucu, yarıcı, renksiz sıvı. 2. mec. Her türlü içki. Allah (a.) Bütün varlıkları yaratan, Rab, Mevla. Tek ilan. allahaısmarladık (a.) "Hoşça kalın" anlamında ayrılık sözü. allak bullak (ö a. b.) Karmaşık, düzensiz. allamak (nsz.) "Süslemek" anlamına gelen "allamak pullamak" deyiminde geçer. allı (ö a.) Üzerinde al renk bulunan. allık (a.) 1. Al olma durumu. 2. Kadınların süs için yanaklarına sürdüğü al boya. almaç (a.) Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt, alıcı. Alman (a.) Alman ulusundan ya da halkından olan. almaş (a.) 1. İki ya da daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması ya da kendiliğinden değişerek çalışması. 2. Birinin doğru olması, ötekinin. yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu dizge. alnaç (a.) Bir şeyin Ön tarafı, ön yüzü. alo (ünl.) Telefonda konuşulan seslenme sözü. alp, -pı (a.) Yiğit, kahraman. alt, -ti (a.) Bir şeyin yere bakan tarafı. altgeçit (a.) Bir yolun altı açılarak trafik akışını kesmemek için yapılan geçit ya da yol. altı (ö a.) Beşten sonra gelen sayının adı ve bu sayıyı gösteren rakam. altın (a.) Çok değerli, parlak sarı renkte olan bir madde. altıncı (ö a.) Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen. altışar (ö a.) Altı sayısının üleştirme biçimi, her birine altı adet verilen. altlık (a.) Bir şeyin altına konan şey. altmış (ö a.) Elli dokuzdan sonra gelen sayıyı gösteren rakam. altüst, -tü (a.) Çok dağınık ve karışık. alüminyum (a.) Gümüş parlaklığında hafif, beyaz bir metal. alüvyon (a.) Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil gibi çok ince taneli öğelerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığınlık. alyans (a.) Nişan yüzüğü. alyuvar (a.) Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak küçük hücre. ama (b.) Karşıt düşünceyi belirten iki tümceyi birbirine bağlar. âmâ (ö a.) Gözü görmeyen, kör. 10

11 amaç (a.) Ulaşılmak istenen sonuç, erek. amade (ö a.) (bir işi yapmaya) Hazır. aman (ü.) Yardım, öfke, usanç bildiren söz. amansız (ö a.) Aman vermez, hiç acımayan, cana kıyıcı. amatör (ö a.) 1. Bir işi zevk için yapan. 2. Yeterince deneyimi olmayan, deneyimsiz, acemi. ambalaj (a.) Bir eşyayı taşırken zarar görmesin diye sarmaya yarayan, mukavva, kâğıt, tahta, plastik madde gibi gereç. ambar (a.) Tahılların saklandığı yer. amblem (a.) Bir malın ya da bir firmanın ayırt edici imi, belirtke. ambulans (a-) Hasta, yaralı taşıma aracı. amca (a.) Babanın erkek kardeşi, emmi. amele (a.) İşçi, emekçi. ameliyat (a.) Bir hastayı iyileştirmek için doktor tarafından hastanın vücudunun bir yerinin kesilmesi ve dikilmesi yoluyla yapılan tedavi. ameliyathane (a.) Ameliyat yapılan yer. Amerika (a.) Dünyadaki kıtalardan birinin adı. amerikan (a.) Pamuktan düz dokuma, kaputbezi. Kimi zaman "amerikanbezi" biçiminde kullanılır. amfi (a.) Fakültelerde, öğrencilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon. amir (a.) Emir veren. Amiral (a-) Derecesi albaydan yüksek deniz subayı. amorti (a-) Piyangoda anapara kadar ödenen karşılık. ampul, -lü (a.) Elektrik akımı verilince ışık veren havası boşaltılmış lamba. an(a.) Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası. ana (a-) 1. Çocuğu olan kadın. 2. Temel. anacıl (a.) Anasına düşkün. anaçfö (a.) Yavru veya yemiş verecek duruma gelen. anadil (a.) Başka diller türetmiş olan dil. anadili (a.) ihsanın çocukluğunda çevresinden öğrendiği dil. ana düşünce (a.) Bir yazının anlatmak istediği temel düşünce. anafor (a.) Karşılıklı iki akıntının çarpışmasıyla oluşan su hareketi. anahtar (a.) Bir kilidi veya bir elektrik devresini açıp kapamaya yarayan araç. anahtarlık (a.) Anahtarların kaybolmasını önlemek, kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri ve benzerinden yapılan halka ya da kılıf. anakara (a.) Yeryüzündeki beş büyük kara parçasından her biri. analı (a.) Anası olan. analık (a.) 1. Ana olma durumu. 2. Üvey anne. anane (a.) Toplumda sürdürülegelen adetler, kurallar, gelenek, görenek. anaokulu (a.) Öğrenim çağına henüz girmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları, okul düzenine hazırlayan eğitim kurumu. anarşi (a.) Siyasal ve yönetimsel kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. anarşik (a.) Toplumda oluşan düzensizlik, karışıklık. anarşist (a.) Düzensizlikten yana olan, kargaşa çıkaran. anason (a.) Tohumu bazı içkilerin yapımında ve hamur işlerinde kullanılan maydonozgillerden, kokulu bir bitki. anatomi (a.) İnsan, hayvan ve bitkilerin yapılarını inceleyen bilim dalı. anayasa (a.) Bir ülkenin yönetiminde uygulanacak temel yasa. anayol (a.) Cadde. 11

12 anayön (a.) Doğu, batı, kuzey, güney yönlerinden her biri. anayurt (a.) İlk yurt edinilen yer, ana vatan. ancak (b.) 1. En çok, yalnızca. 2. Belli koşulla. andaç (a.) Önemli bilgileri yazmaya yarayan takvimli defter. andetmek (e.) Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek. andırmak (e.) Benzer özellikler taşımak. ant içmek (e.) Bir şeyi yapıp yapmama konusunda söz vermek. anemi (a.) Kansızlık, kan sayımında alyuvarların azalma durumu. angarya (a.)) Ücretsiz yapılan iş. anı (a.) Geçmişte bir olayı ya da kişiyi anımsama. anımsamak (e.) Aklına gelmek, hatırlamak. anıt (a.) Büyük bir olayı gelecek kuşaklara anımsatmak için yapılan büyük ve görkemli yapı. ani (ö a.) Bir anda, birdenbire. animasyon (a.) Canlandırma anjin (a.) Boğazın şişmesiyle oluşan hastalık. anket (a.) Bir konuda toplumun ne düşündüğünü öğrenmek için çeşitli kişilere soru sorup bilgi toplama işi. anlam (a.) Bir sözden, bir davranıştan anlaşılan düşünce. anlamak (e.) Bir şeyin anlamını kavramak, anlamdaş (a.) Anlamları aynı olan sözcükler. anlaşmak (e.) Bir konuda, bir düşüncede ortak karara varmak. anlaşmazlık (a.) İki ya da daha çok taraf arasındaki amaç farklılığı. anlatım (a.) Tasarlanan bir konuyu söz ya da yazıyla anlatma. anlatmak (e.) Bir konu üzerinde bilgi vermek. anlayış (a.) 1. Anlama yeteneği güçlü. 2. Bazı konularda geniş düşünebilen. anlayışsız (ö a.) Anlama yeteneği zayıf, geniş düşünemeyen. anlı şanlı (ö a.) Güzel, gösterişli, ünlü. an (a.) En kısa zaman parçası. anlık (a.) 1. Ana ait, çok kısa süreli. 2. Zihin anmak (e.) Birini, bir şeyi anımsayarak sözünü etmek. anne (a.) Çocuğu olan kadın, ana. anneanne (a.) Annenin annesi, büyükanne. anonim (ö a.) Yapıcısı bilinmeyen ya da ortaklaşa bir çabanın ürünü olan (yapıt). anons (a.) Sesle yapılan duyuru. anormal(ö a.) Genele ters olan. ansızın (b.) Beklenmedik bir anda, birdenbire, ani olarak, aniden. ansiklopedi (a.) Genel veya belli bir konuda bilgilerin alfabetik sırayla yer aldığı kitap. ant (a.) Kutsal bir şeyi tanık göstererek yapılan yemin. anten (a.) Havadaki ses ve elektrik dalgalarını alan veya yayan aygıt. antika (a.) Eski dönemlerden kalma eser. Antikçağ (a.) Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ. antipatik (ö a.) Sevimsiz, soğuk. antlaşma (a.) İki tarafın bir işi yerine getirme sözü vermesi. antoloji (a.) Sanat yapıtlarından seçkin parçaları bir araya toplayan kitap. antre (a.) Bir yapıda girip geçilen yer. antrenman (a.) Bir spor dalında yapılan alıştırma ya da hazırlık çalışması. antrenör (a.) Bir spor dalında sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, çalıştırıcı. apandisit (a.) Körbağırsağın iltihaplanmasıyla oluşan hastalık. apansız (b.) Hiç beklenmedik bir sırada, pek ansızın. 12

13 aparkat (a.) Boksta bükülü kolla aşağıdan yukarıya doğru atılan yumruk, apartman (a.) Birkaç katlı, her katında birkaç daire bulunan yapı. apar topar (b.) Telâş ve acele ile, yaka paça. apaydın (ö a.) Çok aydınlık. apış arası (a.) İki bacağın arasında kalan yer. aplike (a.) Düz ya da desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu. apolet, -ti (a.) Subayların rütbelerini gösteren, omuzlarına takılan işaret. aptal (ö a.) 1. Zekâsı gelişmemiş. 2. Küçümseme belirten seslenme. aptest (a.) 1. Büyük veya küçük ciş yapmak. 2. Abdest. ar (a.) 1. Yüz metre tutarındaki ölçü birimi. 2. Utanma, utanç duyma. ara (a.) İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık. araba (a.) Tekerlekli, motorlu ya da motursuz her türlü kara taşıtı. arabulucu (ö a.) Uzlaştıran, anlaşmaya aracılık eden kişi, uzlaştırıcı. aracı (ö a.) 1. Uzlaştırmak için araya giren kişi. 2. Ürünü üreticiden tüketiciye ulaştırarak kazanç sağlayan kimseler. araç (a.) 1. Bir işi yapmakta ya da sonuçlandırmakta yararlanılan nesne. 2. Kişiler ya da nesneler arasında bağlantı sağlayan şey. aralamak (e.) İki şey arasında açıklık oluşturmak, yarı açmak. aralık (a.) 1. İki şey arasındaki açıklık. 2. Yılın son ayı. aralıklı (ö a.) Birbirine bitişik olmayan. aralıksız (ö a., b.) 1. Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan. 2. Sürekli, aralık vermeden. aramak (e.) Birini ya da bir şeyi bulmaya çalışmak. ara nağme (a.) Bir şarkının sonunda sözsüz çalınan müzik parçası. aranjman (a.) Nesneleri belli bir düzene göre yerleştirme. Arap (a.) Arap yarımadası ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir ulus. arapsaçı (a.) İçinden çıkılması güç durum. arasöz (is.) Bir cümledeki bir öğenin açıklayıcısı olan söz. ara sıra (b.) Seyrek olarak. araştırmak (e.) 1. Bir şeyi bulmak için bir yeri ya da nesneyi gözden geçirmek. 2. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için çalışmak. arayön (a.) Dört ana yönün dışındaki yönlerden her biri. arazi (a.) Yeryüzü parçası, toprak, alan. ardıç (a.) Yapraklarını kışın dökmeyen, güzel kokulu bir ağaç. ardınca (b.) Hemen arkasında, arkası sıra, ardı sıra. ardışık (a.) Birbiri ardından gelen. ardiye (a.) Ticaret eşyalarının saklandığı yer. argo (a.) 1. Belli bir topluluk üyeleri arasında kullanılan özel sözler. 2. Kabadayı ve serserilerin kullandıkları dil. 3. Küfürlü sözler. arı (ö a.) 1. Temiz. 2. Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız. arı (a.) Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek. arınmak (e.) Temizlenmek. arıtım evi (a.) Şeker, petrol gibi maddelerin ayrıştırıldığı yer, rafineri. arıtmak (e.) Temizlemek. arıza (a.) Bozukluk, aksaklık, takıntı. arif (ö a.) Çok anlayışlı ve sezgili (kimse), bilen, tanıyan. arefe(a.) 1. Dinsel bayramlardan bir önceki gün, öngün. 2. Önemli günlerin, olayların öncesi. aritmetik (a.) Sayıların özelliklerinden, işlemlerden söz eden matematik kolu. aritmik (a.) Ritim bozukluğu, düzensizlik, 13

14 ark (a.) Küçük su yolu. arka (a.) 1. Bir şeyin önünün tersi. 2. Geri kalan bölüm. arkadaş (a.) 1. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri, yoldaş, tanıdık, tanış. 2. Birbirine sevgi ve anlayış gösteren kişilerin her biri. arkadaşça (b.) Arkadaş olarak içtenlikle, dostça. arkadaşlık (a.) Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, yoldaşlık, dostluk. arkalı (ö a.) Koruyanı, koruyucusu, dayanağı olan. arkeoloji (a.) Eski çağlardan kalma anıtları tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı, kazıbilim. arlanmak (e.) Utanmak. arma (a.) Bir devletin, bir şehrin sembolü olarak benimsenmiş özel işaret. armağan (a.) 1. Birini sevindirmek için verilen şey. 2. Ödül. armoni (a.) Türlü sesler arasında sağlanan uyum, harmani. armonika (a.) Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflenince, ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka. armut (a.) Beyaz çiçekleri bulunan ağacın sarıdan yeşile kadar renkleri olan, tatlı, yumuşak meyvesi. arpa (a.) 1. Buğdaygillerden, taneleri bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen bir bitki. 2. Bu bitkinin taneleri. arpacık (a.) Göz kapağının kenarında çıkan bir tür çıban. arsa (a.) Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer. arsız (ö a.) Utanmaz. arş (a.) İslâm inancına göre göğün en yüksek katı. arş (a.) Askerlikte "yürü" komutu. arşın (a.) Yaklaşık olarak 68 cm'ye eşit olan uzunluk ölçüsü. arşınlamak (e.) 1. Arşınla ölçmek. 2. Amaçsız, geniş adımlarla yürümek. arşiv (a.) Yazılı belgelerin saklandığı yer, belgelik. arşivleme (a.) Belgeleri sınıflayarak saklama işi. art (a.) 1. Geri, arka. 2. Bir şeyin öbür yüzü. artezyen (a.) Toprağı burguyla delerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu. artı (a.) Matematikte toplama işareti. artık (ö a.) 1. Bir şeyden arkaya kalan. 2. Bundan sonra anlamında. artırmak (e.) Artmasını sağlamak, çoğaltmak. artist (a.) Güzel sanatlarla uğraşan sanatçı. arya (a.) Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği şarkı. arzu (a.) İstek, rica. arzuhal (is.) Dilekçe. asa (a.) Baston yerine kullanılan uzun sopa. asabî (ö a.) 1. Çabuk öfkelenen, sinirli. 2. Sinirsel. asal (a.) Başlıca, temel niteliğinde olan, esasi. asalak (ö a.) 1. Bir canlının üstünde ve içinde yaşayan zararlı canlı. 2. Başkalarının sırtından geçinen. asalet, -ti (a.) 1. Soyluluk, yüksek soydan olma. 2. Karakter yüksekliği. 3. Bir görevi yüklenmiş olan. 4. Yazıda ya da sözde bayağı sözcük ve deyim bulunmaması durumu. asansör (a.) İnsanları veya eşyaları yüksek bir yere dik olarak çıkaran düzenek. asayiş (a.) Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması. asfalt, -ti (a.) Yol yapımında kullanılan siyah bir madde. asgarî (ö a.) En az, en aşağı, en düşük. asık (ö a.) 1. Somurtkan. 2. Asılı. asıl, -slı (a.) Örneği değil kendisi. 14

15 asılmak (e.) 1. Bir yere tutunup sallanmak. 2. Asma işine konu olmak. asılsız (ö a.) Doğru olmayan, yalan. asır, -sn (a.) Yüzyıl. asi (ö a.) Baş kaldıran, isyan eden. asil (ö a.) Soylu. asimilasyon Kendi içinde eritme, özümleme, sindirme. asistan (a.) Profesör yardımcısı. asker (a.) Erden generale kadar orduda görevli olan herkes. askerlik (a.) Asker olma durumu. askı (a.) Üzerine herhangi bir şey asmaya yarayan araç. asla (b.) Hiçbir zaman. aslan (a.) Sıcak bölgelerde yaşayan yırtıcı, büyük bir hayvan. aslanağzı (a.) Çiçeği aslanın ağzına benzeyen kokulu bir bitki. aslen (b.) Kök ya da soy bakımından. aşma (a.) 1. Asma işi. 2 Üzüm veren bitki. asosyal (ö a.) Topluma uyum sağlayamayan (kimse), toplum dışı. astar (a.) Giysi, çanta, ayakkabı gibi şeylerin içine konan ince kumaş. astım (a.) Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı hastalığı. Asya (a.) Beş ana karadan biri. aş (a.) Pişirilerek hazırlanmış yemek. aşağı (a.) 1. Bir şeyin alt kısmı. 2. Niteliği düşük, adî. aşağılamak (e.) Saygıda küçük düşürücü davranışlarda bulunmak. aşağılık (a.) 1. Niteliği düşük, kalitesiz. 2. Aşağı olma durumu. aşama (a.) Önem, değer bakımından gitgide yükselen basamaklardan her biri. aşçı (a.) Yemek pişirme mesleği olan kişi. aş evi (a.) Yemek verilen yer, lokanta. aşı (a.) Bazı hastalıklara karşı bağışıklık kazanmak için vücuda verilen sıvı. aşık (a.) Ayak bileğinde bulunan hareketli bir kemik. âşık (a.) 1. Bir kimseye güçlü sevgi besleyen. Vurgun. 2. Saz çalarak dolaşan halk ozanı. 3. Dalgın, unutkan. aşılamak (e.) 1. Organizmada bağışıklık oluşturmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış aşıyı vücuda vermek. 2. Bir meyve ağacına, başka bir ağacın meyvesini verdirmek. 3. Birtakım düşünceleri başkalarına benimsetmek. 4. Sıcağa soğuk, soğuğa sıcak katmak. aşındırmak (e.) Herhangi bir etkiyle aşınmasını sağlamak. aşın (ö a.) 1. Alışılmıştan ileri giden. 2. Gereğinden fazla olan. aşırmak (e.) 1. Yüksek veya geçmesi zor bir yerden geçirmek. 2. Çalmak. aşikâr (ö a.) Açık, apaçık, belli, ortada. aşina (a.) Bildik, tanıdık. aşiret (a.) Göçebe insan topluluğu, boy. aşk (a.) İleri derecede sevgi ve bağlılık duygusu. aşkın (ö a.) Geçmiş, belli bir süreyi aşmış. aşure (a.) Çeşitli yiyecekler konularak yapılan bir tür tatlı. At (a.) Atgillerden, binme, yük çekme veya taşıma gibi hizmetlerde kullanılan memeli hayvan. ata (a.) 1. Baba. 2. Dedelerden, büyükbabalardan her biri. atak (a.) 1. Düşüncesizce her işe atılan. 2. Atılım, akın, saldırı. atamak (e.; Bir kimseyi bir işe vermek, bir yerde görevlendirmek. atanma (e.) Bir göreve verilme. atardamar (a.) Kanın yürekten vücuda yayılmasını sağlayan damar. 15

16 atasözü (a.) Az sözle çok şey anlatan, halkın deneyimleri sonucu oluşmuş, kalıplaşmış söz. ataş (a.) Kâğıtları bir arada tutmak ya da defter sayfalarını düzgün kullanmak için yapılmış madeni ya da plastik çengel, kıskaç. ataşe (a.) Elçilikte çalışan uzman görevli. ateş (a.) Ot, odun ve kömür gibi maddelerin yanmasıyla oluşan ısı ve ışık. ateşböceğl (a.) Karanlıkta parlayan bir böcek. ateşçi (a.) Fabrika, gemi gibi ısıyla çalışan yerlerde büyük ocaklara kömür atarak ateşin yanmasını sağlayan görevli. ateşkes (aj Savaşan iki tarafın geçici olarak savaşmaya ara vermesi. ateşlemek (e.) 1. Tutuşturmak, yakmak. 2. Top, tüfek gibi patlayıcı maddeleri patlatmak. 3. Kışkırtmak. ateşlenmek Vücut ısısı artmak. ateşli (ö a.) 1. Ateşi olan. 2. Coşkun, hareketli. atıcı (ö a.) 1. Attığını vuran kimse. 2. Yalancı. atılgan (ö a.) Karşısına çıkabilecek tehlikelerden korkmayarak öne atılan. atılım (a.) İleri atılma, hızla ilerleme. atılmak (e.) 1. Atılmak eylemine konu olmak. 2. Saldırmak, hücum etmek. atış (a.) Atma biçimi. atışmak (e.) Sözle kavga etmek. atıştırmak (a.) Aceleyle yemek yemek. atik (ö a.) Çabuk davranan, çevik atkı (a.) Soğuktan korunmak için boyuna veya omuzlara atılan örtü. atlamak (e.) 1. Bir engeli sıçrayarak aşmak. 2. Bir şeyi, bir konuyu önemsiz bularak geçmek. atlas (a.) Haritalardan oluşan kitap. atlatmak (e.) 1. Kötü bir durumdan kurtulmak. 2. Atlatma işini başkasına yaptırmak. atlet (a.) Atletizmle uğraşan sporcu. atletizm (a.) Koşu, atlama, ağırlık kaldırma gibi çeşitli vücut hareketleri. atlı (ö a.) Ata binmiş kişi. atlıkarınca (a.) Bir eksen etrafında dönen, çocukların binerek eğlendikleri eğlence aracı. atmaca (a.) Doğan cinsinden, ava alıştırılabilen küçük bir kuş. atmak (e.) 1. Bir cismi bir yöne fırlatmak. 2. Bir şeyi elden yere düşürmek. 3. Yalan ya da abartılı söz söylemek. atmosfer (a.) Yeryüzünü saran gaz kütlesi. atom (a.) Bir cismin bölünemeyen en küçük parçası. atom bombası (a.) Atomdan yararlanarak yapılan, korkunç zararları olan silâh. atom enerjisi (a.) Atomdan yararlanılarak oluşturulan enerji. atölye (a.) Sanatçıların ya da zanaatçıların çalıştıkları iş yeri, işlik. av (a.) 1. Yabanî hayvan ya da balık tutma işi. 2. Av sonucu ele geçen hayvan. avanak (ö a.) Kolayca kandırılabilen. avans (a.) Alacağına sayılan, önceden verilen para. avanta] (a.) Üstünlük sağlayan durum, yarar. avare (ö a.) İşi olmayan, kararsız ve şaşkınca dolaşan kişi. avaz (ö a.) Yüksek ses, nara. avcı (a.) Ava gitmeyi seven ya da avı meslek edinmiş kişi. avize (a.) Tavana asılan üstünde süslü aydınlatma araçları bulunan lâmba. avlamak (e.) 1. Bir avı diri ya da ölü olarak ele geçirmek. 2. Ele geçirmek, tuzağa düşürmek. avlu (a.) Binanın ortasında ya da etrafında üstü açık, duvarla çevrilmiş yer. Avrupa (a.) Beş büyük anakaradan biri. avuç (a.) 1. Elin içi. 2. Yarı yumulmuş elin alabildiği miktar. avuçlamak (e.) Avuçla tutmak. avukat (a.) Mahkemelerde bir kişiyi savunma yetkisi olan kimse. 16

17 avunmak (e.) Acısını unutmak için oyalanmak. avurt (a.) Yanağın ağız boşluğuna gelen yeri. avurtlamak (a.) Büyüklenmek, kibirlenmek. avurtlu (a.) Kibirli, gururlu. ay (ü.) Anîden duyulan heyecanı belirten söz. ay (a.) Dünyamızın uydusu olan gök cismi. aya (a.) Elin iç ve düz tarafı. ayak (a.) Bacakların bileklerden sonraki bölümü. ayakaltı (a.) Herkesin gelip geçtiği yer. ayakkabı (a.) Ev dışında ayağa giyilen şey. ayaklanmak (e.) 1. Ayağa kalkmak. 2. Yasalara karşı durmak. ayak takımı (a.) Toplum içinde terbiyesi düşük kimselerin tümü. ayaktaşı (a.) Balık avcılığında gırgır ve benzeri ağlarda ağırlık olarak kullanılan delikli mermer taş. ayak topu (a.) Futbol. ayak ucu (a.) Yatılan yerde ayakların uzatıldığı yön. ayaküstü (b.) Oturmayıp ayakta durarak, kısa sürede. ayakyolu (a.) İnsanın vücudundaki atıkları boşalttığı yer, tuvalet. ayan (a.) Belli, açık. ayan (ö a.) İleri gelenler. ayar (a.) 1. Bir ölçünün doğru olup olmadığını anlamaya yarayan alet. 2. Altın gibi kıymetli madenlerin saflık derecesi. ayarlamak (e.) 1. Bir ölçüyü, bir aygıtı iş yapabilecek düzene getirmek. 2. İşleri belli bir düzene koymak. ayarlı (ö a.) (saat ve makine için) Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş, düzenli, doğru. 2. (altın ve gümüş için) Belirli bir ayarı olan. ayarsız (ö. a.) 1. Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz. 2. (altın ve gümüş için) Belli bir ayarı olmayan. 3. (mec.) Davranışları ölçüsüz. ayartmak (e.) 1. Baştan çıkartmak, doğru yoldan saptırmak. 2. Kandırmak. ayaz (a.) Açık havada kuru soğuk. ayazlamak (e.) Ayazda kalıp üşümek. aybeay (b.) Aydan aya, her ay. ayçiçeği (a.) İri sarı çiçekli otsu bitki ve onun çiçeği. aydede (a.) Ay. aydın (a.) 1. Işık alan, ışıklı, aydınlık. 2. Bilgili, görgülü, ileri düşünceli kişi. aydınlanmak (e.) 1. Aydınlık olmak 2. Bir konu hakkında yeterince bilgilenmek. aydınlatmak (e.) 1. Karanlığı gidermek. 2. Bir konu hakkında etrafı yeterince bilgilendirmek. aydınlık (a.) Işık, ışıklı yer. aygır (a.) Damızlık erkek at. aygıt (a.) Birçok parçadan oluşmuş alet. ayı (a.) Et, meyve ve bal yiyen iri gövdeli yırtıcı bir hayvan. ayıbalığı (a.) Fok. ayık (ö a.) Sarhoşluğu geçmiş olan, uyanık. ayıklamak (e.) Bir şeyin içindeki yaramazları, çürükleri temizlemek. ayılmak (e.) 1. Kendine gelmek. 2. Aklı başına gelip gerçeği görmek. ayıp (a.) Toplumun ahlâk kurallarına ters gelen, utanılacak durum. ayırtıcı (a.) Ayrılma özelliği ya da gücü olan. ayırmak (e.) 1. Bir arada duran şeyleri birbirlerinden uzaklaştırmak. 2. Bir şeyin bir bölümünü alıkoymak. ayırt etmek (a.) İki ya da daha çok şeyin aralarındaki ayrımı görmek. 17

18 ayırtman (a.) Sınav komisyonlarında görev alan kişi. âyin (a.) Dinsel tören. aykırı (ö a.) Alışılmışa ters gelen, uygun olmayan. aylak (ö a.) İşsiz, güçsüz, boş gezen, boş. aylık (a.) 1. Bir işte çalışana her ay ödenen para. 2. Ayda bir kez yayınlanan ya da alınan. aymak (e.) 1. Kendine gelmek. 2. İçine düştüğü yanlışlığın farkına varmak. aymaz (ö a.) Çevresinde olup bitenlerin ayrımına varamayan, gerçekleri göremeyen, uyuyan, dalgın. ayna (a.) Işığı yansıtan, bir şeyin görüntüsünü veren sırlı cam. aynı (ö a.) 1. Başkası değil. 2. Benzeri. ayraç (a.) Cümlede geçen bir sözcüğü açıklamak için kullanılan işaret, parantez. ayran (a.) Yoğurdun sulandırılarak çalkalanmasıyla elde edilen içecek. ayn (ö a.) 1. Aynı yerde bulunmayan. 2. Başka. ayrıca (b.) Bunun yanında, ayrı olarak. ayrıcalı (ö a.) Başkalarına benzemeyen, ayrı tutulan. ayrıcalık (a.) Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu. aynk (ö a.) 1. Ayrılmış. 2. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı. 3. Kural dışı. ayrılık (a.) 1. Ayrı olma durumu, farklılık. 2. Sevilen birinden, bir yerden uzak düşme, hasret. 3. Düşünce, görüş ya da ya da duygu arasındaki uyuşmazlık. ayrılmak (e.) Bir yerden, bir şeyden uzaklaşmak. ayrım (a.) Bir kimse ya da nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık; benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık. ayrıntı (a.) Bir şeyden farklı olmakla birlikte onu tamamlayan bölüm. ayrıntılı (ö. a.) Ayrıntısı olan, ayrıntıya inerek. ayrıt (a.) Cisimlerin iki yüzeyini birbirinden ayıran doğru parçası. aysberg (a.) Denizde yüzen büyük buz parçası. ayşekadın (a.) Kılçıksız, lezzetli bir tür taze fasulye. ayva (a.) Sarı renkte, tüylü, mayhoş bir tadı olan meyve. ayvalık (a.) Ayva ağaçlarının çok bulunduğu yer. ayvan (a.) 1. Büyük salon, sofa. 2. Bir tarafı dışarıya açık olan oda. ayvaz (a.) 1. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalışan uşak. 2. Koca, erkek, eş. 3. Karşılık, bedel. ayyaş (ö a.) Sürekli içki içen. az (ö a. b.) Umulan veya gereken kadar olmayan. aza (a.) 1. Bir toplulukta olanların her biri, üye. 2. Organ. azalmak (e.) 1. Az denecek bir niceliğe inmek ya da eskisinden az duruma gelmek, eksilmek. 2. Etkisini yitirmek, hafiflemek. azamet (a.) Büyüklük. azamî (ö a.) En büyük, en yüksek, en çok. azap (a.) Şiddetli acı ve sıkıntı. azar (a.) Paylama. azarlamak (e.) Paylamak. azat (a.) Serbest bırakma. azat etmek (e.) Özgürlüğüne kavuşturmak, bırakmak. azca (e.) Oldukça az. azdırmak (e.) 1. Azmasına neden olmak. 2. Azgın duruma getirmek. 3. Şımartmak. Azerî (a.) Azerbaycan Türklerinden olan. azgın (ö a.) 1. Azmış olan. 2. Çok yaramaz. azı (a.) Yiyecekleri ağızda ezmeye yarayan büyük dişler. azıcık (ö a.) Çok az olma durumu. 18

19 azı dişi (a.) Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı. azık (a.) Yolculuk için hazırlanan yiyecek. azılı (ö a.) Gözü hiçbir şeyden yılmayan, azgın. azımsamak (e.) Bir şeyin umulduğundan az olduğu kanısına varmak. azımsanmak (nsz.) Az görülerek beğenilmemek, küçümsenmek. azınlık (a.) Bir toplulukta din, dil vb. herhangi bir bakımdan sayıca az olanlar. Ekalliyet. azıtmak (e.) 1. Azgın duruma gelmek. 2. (mec.) Çığırından çıkmak. azim (a.) Bir işte zorlukları aşma kararı. aziz (ö. a.) 1. Sevgide üstün tutulan. 2. Ermiş, eren. azize (ö. a.) Ermiş Kadın. azizlik (a.) 1. Aziz olma durumu. 2. mec. Muziplik, şaka. azletmek (e.) Bir görevliyi işinden ayırıp açıkta bırakmak, görevden almak, işten çıkarmak. azma (a.) 1. Azmak eylemi. 2. İki ayrı ırkın karışmasından doğan, kırma. azman (ö a.) Çok gelişmiş. azmetmek (e.) Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak, vazgeçmemek. azmettirmek (e.) Bir eylemi kesinlikle yapmasına karar verdirmek, bir şeyi yapmaya yönlendirmek. Azrail (a.) İnsanların canını almakla görevli olduğuna inanılan melek. B b b, B Türk alfabesinin ikinci harfi, dudak ünsüzlerindendir. baba (a.) Çocuğu olan erkek. babaanne (a.) (çocuğa göre) Babanın annesi. babacan (ö. a.) Cana yakın, güvenilir (erkek). babacıl (ö. a.) Babasına çok düşkün (kimse). babaç (a.) En yaşlı erkek kümes hayvanı. baba evi (a.) Babadan, dededen kalma ev, toprak, yurt. babalık (a.) 1. Baba olma durumu. Baba gibi davranma. 2. Üvey baba. babayani (ö a.) Gösterişsiz ve süssüz olan. babayiğit (a.) Güçlü, kuvvetli korkusuz kişi. baca (a.) Dumanı içerden alıp dışarıya taşıyan hava deliği. bacak (a.) Vücudun kalçadan tabana kadar olan bölümü. bacaksız (ö a.) 1. Bacağı olmayan. 2. Bacakları kısa olan, kısa boylu. bacanak (a.) Eşleri kardeş olan erkeklerin her biri. bacı (a.) Büyük kız kardeş, abla. badana (a.) Duvarlara sürülen beyaz ya da renkli kireçli sıvı. badas (a.) Harman kaldırdıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü. badem (a.) Meyvesi olgunlaşmadan yenen, erken çiçek açan bir ağaç ve yemişi. bademcik (a.) Boğazın iki yanında bademe benzeyen iki organ. bademlik (a.) Badem ağaçları çok olan yer. badem yağı (a.) Bademden çıkarılan ve deri, kösele gibi şeyleri yumuşatmak için kullanılan yağ. badi (a.) Ördek. badire (a.) Birden ortaya çıkan tehlikeli durum. bagaj (a.) Tren, otobüs gibi taşıtlarda yolcuların eşyası, yolcu yükü. 19

20 bağ (a.) 1. Bağlamaya yarayan araç. 2. Deste. bağ (a.) 1. Üzüm veren ağaç, asma. 2. Asmaların bulunduğu bahçe. bağbozumu (a.) Bağların üzümlerinin toplanması ve bu zamana verilen ad. bağcı (a.) Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. bağcık (a.) Bağlama işinde kullanılan ip. bağdaş (a.) Ayakları birbirinin altına alarak oturma biçimi. bağdaşık (a.) Her yeri aynı özelliği gösteren. bağdaşmak (e.) Anlaşmak, aynı düşünceleri taşımak, uzlaşmak. bağıl (ö a.) Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, görece. bağıldak (a.) Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ. bağım (a.) Bir şeyin yâ da bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu, bağımlılık. bağımlı (ö a.) Başka bir şeyin istemine, gücüne ya da yardımına bağlı olan, özerkliği olmayan. bağımsız (ö a.) Davranışlarını, başka bir gücün etkisine, egemenliğine bağlı olmadan düzenleyebilen. bağımsızlık (a.) Bağımsız olma durumu ya da niteliği. bağıntı (a.) İki veya daha çok şey arasındaki ilişki. bağır (a.) Göğüs. bağırmak (a.) 1. Yüksek ve gür sesle konuşmak. 2. Azarlamak. bağırsak (a.) Sindirim borusunun mideden sonraki bölümü. bağışlamak (e.) 1. Sahip olduğu bir şeyi başkasına karşılıksız vermek. 2. Affetmek. bağlaç (a.) Eş görevli sözcükleri ya da önermeleri birbirlerine bağlayan sözcük türü. bağlama (a.) 1. Bağlanmak eylemi. 2. Anadolu folklorunda üç çift telli saz. bağlamak (e.) Bir bağlama aracı ile bir şeyi bir yere tutturmak. bağlanmak (e.) 1. Bağlama işine konu olmak. 2. Birine sevgi yoluyla tutulmak. bağlantı (a.) 1. İki veya daha çok şeyin birbiri ile ilişkisi bulunması durumu. 2. İki şey arasında ilişkiyi sağlayan bağ. bağlantısız (ö. a.) Aralarında bağlantı bulunmayan. bağlaşık (a.) Aralarında anlaşma ya da sözleşme sağlanmış kimse ya da topluluk. bağlı (ö a.) 1. Bağlanmış. 2. Bir kuruluşun yönetimi altında olan. bağlılık (a.) 1. Bağlı olma durumu. 2. (birine karşı) Sevgi, saygıyla yakınlık duyma ve gösterme. bağnaz (ö a.) Bir düşünceye körü körüne inanan, ondan başkasını kabul etmeyen. bağrışmak (e.) Birlikte, karşılıklı bağırıp durmak. bahane (a.) Bir şeyin gerçek nedeni saklanarak öne sürülen sözde neden. bahar (a.) 1. Mart, nisan, mayıs aylarını kapsayan mevsim. 2. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. 3. mec. Gençlik çağı. baharat (a.) Yemeklerde kullanılan hoş koku ve tat veren maddelerin genel adı. baharlı (a.) İçerisinde baharat bulunan, baharatlı. bahçe (a.) Sebze, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. bahçıvan (a.) Bahçe ile uğraşmayı kendine meslek edinen kimse. bahis, -hsi (a.) Konuşulan, sözü edilen konu. bahriyeli (ö. a.) Deniz askeri. bahsetmek (e.) Bir konu üstünde konuşmak. bahşiş (a.) Bir hizmeti görene kendi isteği ile para verme. baht, -ti (a.) Talih, şans. bahtiyar (ö a.) Sevinçli, mutlu. bakakalmak (e.) Çok şaşırmak. 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ SU- BİTKİLER Su ile ilgili bildiklerimiz kavram haritası oluşturduk. Su çeşitlerini listeledik. Suyu kullandığımız yerlere göre grupladık.

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır.

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan

Detaylı

1 Sabah yataktan kalkmak 0 1 2 3 4 5 6 7. 2 Küvete girip çıkmak 0 1 2 3 4 5 6 7. 3 Saç yıkamak, taramak 0 1 2 3 4 5 6 7

1 Sabah yataktan kalkmak 0 1 2 3 4 5 6 7. 2 Küvete girip çıkmak 0 1 2 3 4 5 6 7. 3 Saç yıkamak, taramak 0 1 2 3 4 5 6 7 JAQQ ( JUVENILE ARTHRITIS QUALITY OF LIFE QUESTIONNAIRE) 1. BÖLÜM: BÜYÜK MOTOR FONKSİYONLAR A. Son iki hafta içerisinde, aşağıdaki aktiviteleri yaparken artrit ya da tedavisine bağlı olarak ne sıklıkla

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

Türk alfabesinin ilk harfi.

Türk alfabesinin ilk harfi. A Türk alfabesinin ilk harfi. a (ünl.). Beðenme, þaþma, acýma, hatýrlama, sevinme, üzülme ve öfkelenme gibi duygularý ifade eder, güçlendirir. aba (Ar.is.). 1. Yünden, dövülerek yapýlan kaba ve kalýn çuha.

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

ORIENTEERING SEMBOLLERİ VE AÇIKLAMALARI

ORIENTEERING SEMBOLLERİ VE AÇIKLAMALARI NOTLAR ORIENTEERING SEMBOLLERİ VE AÇIKLAMALARI Büyük Kaya => Belirgin,ayakta duran kaya kütlesi. Kayalık, sarp kayalık => Geçilebilir ya da geçilemez büyük kayalık. Kaya Kümesi => Haritada tek tek işaretlenemeyecek

Detaylı

ÇİÇEK GRUBU 2013-2014 HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde hayvanlarda ne gibi değişiklikler olur?

Detaylı

KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN

KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN YARARLANAMAYACAK KOBİ'LERİN SEKTÖRLERİNİ GÖSTEREN TABLO (Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması NACE Rev. 2'ye göre) 1 / 6 NACE

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

Porsuk. Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L.

Porsuk. Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L. Porsuk Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L. Genel olarak 15-20 m boylanır. 2-2.5 m çap yapabilir. Yenice - Karakaya (Karabük)

Detaylı

KIRMIZI YENGEÇLER SINIFINDANHERKESE MERHABA;

KIRMIZI YENGEÇLER SINIFINDANHERKESE MERHABA; 08.01.2016 KIRMIZI YENGEÇLER SINIFINDANHERKESE MERHABA; Haftaya kar oynayarak başladık. Bahçemize bir kardan adam yaptık ve çook eğlendik. Tasarruf ve Geri Dönüşüm konumuz ve eğitim hedeflerimiz doğrultusunda

Detaylı

Ders/Ünite: MATEMATİK GEOMETRİ Uzun Dönemli Amaçlar: 1. Geometrik şekiller arasındaki ilişkiyi kavrar

Ders/Ünite: MATEMATİK GEOMETRİ Uzun Dönemli Amaçlar: 1. Geometrik şekiller arasındaki ilişkiyi kavrar Adı Soyadı: Sınıfı: HAFİF ZİHİNSEL 4/... No: Ders/Ünite:MATEMATİK ÖLÇÜLER Uzun Dönemli Amaçlar 1. Ölçüleri kavrar Ders/Ünite: MATEMATİK GEOMETRİ 1. Geometrik şekiller arasındaki ilişkiyi kavrar Öğretim

Detaylı

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI DÜNYA KİTAP GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ CANLI-CANSIZ

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI DÜNYA KİTAP GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ CANLI-CANSIZ 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI DÜNYA KİTAP GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ CANLI-CANSIZ Mustafa Kemal Atatürk ün Yaşamımızdaki Önemi Türk kültürü Bayrağımız Dünya çocukları İlkbahar Mevsimi Canlıların

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR.

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR. KAZANIMLAR; BOŞALTIM SİSTEMİ. KARACİĞER: Proteinlerin kullanılması sonucunda amonyak açığa çıkmaktadır. Zehirli olan amonyağı daha az zararlı olması için üreye dönüştürmektedir. 1. Boşaltım sistemi ile

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

DIŞ TİCARET ARAŞTIRMA SERVİSİ

DIŞ TİCARET ARAŞTIRMA SERVİSİ İSTANBUL TİCARET ODASI DIŞ TİCARET ARAŞTIRMA SERVİSİ URUGUAY ÜLKE RAPORU Güncelleme Tarihi: Nisan 2005 Ülke No: 524 C.A. I- GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Uruguay Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Demokrasi Coğrafi

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Çalgı Müziği. Çalgı Çeşitleri

Çalgı Müziği. Çalgı Çeşitleri Çalgı Müziği Çalgı Çeşitleri Çalgı Müziği Müzik aletleri ile yapılan müziğe çalgı müziği denir. Çalgı müziği, tek veya birden fazla çalgının bir araya gelmesiyle yapılır. Bütün müzik aletleri, çeşitlerine

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN

KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN KOSGEB TARAFINDAN VERİLECEK DESTEK/KREDİLERDEN YARARLANAMAYACAK KOBİ'LERİN SEKTÖRLERİNİ GÖSTEREN TABLO (Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması NACE Rev. 2'ye göre) 1 / 5 NACE

Detaylı

Kırık-Çıkık Ve Burkulmalarda İlk Yardım

Kırık-Çıkık Ve Burkulmalarda İlk Yardım Kırık-Çıkık Ve Burkulmalarda İlk Yardım Kırık Nedir? Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski

Detaylı

MADDENİN ÖZELLİKLERİ

MADDENİN ÖZELLİKLERİ Çevremizde gördüğümüz, dokunduğumuz, kokladığımız birden çok varlık vardır. Az veya çok yer kaplayan her varlık madde olarak adlandırılır. Çiçekler, kalemimiz ve hatta bizde birer maddeyiz. Peki, çevremizde

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 09.00

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 09.00 T.C. 8. SIIF I. ÖEM ORTAK SIAVI KASIM 1 Saat: 9. FE VE TEKOLOJİ 1. Canlıların belirli çevre koşullarında yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özellikleri sayesinde ortama uyum sağlamasına adaptasyon

Detaylı

ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI.

ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI. ÇIĞ VE KORUNMA ÇIĞ ÖNCESİNDE ÖNCELİKLE ÇIĞ BÖLGELERİNE YENİ YERLEŞİM BİRİMLERİ KURULMAMALI. ÇIĞ VE SEL YATAKLARINDA VAR OLAN YAPILAR DERHAL KALDIRILMALI. Mevcut yapılar, çığ bölgesinden kaldırılana kadar

Detaylı

Olimpiyat Sporlarıyla İlgili Bilmeceler

Olimpiyat Sporlarıyla İlgili Bilmeceler Hazırlayan: Tuğba Can Okçuluk Uzaktaki hedefe yapılan atışlarla, Toplayan en yüksek puanı, Kazanır madalya, Avcılığa dayanan bu spor dalında. Atletizm Yüz metre koşusu, üç bin metre koşusu, Maratonu, dekatlonu,

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ MAYIS AYINDA NELER ÖĞRENDİK? * Anneler Günü Hediyelerimizi ailelerimize sunduk. Annelerimizin bizim için neler yaptığını tartıştık. Annemize

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ TEMALARIMIZ KALELER DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ KURBAN BAYRAMI KIRMIZI GÜNÜ 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI Kale

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ CUMHURİYET BAYRAMI Kale nedir? Ev ve kale resimlerini inceleme Nasıl bir evde yaşadığını

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 24 Haziran 2013 ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE KARŞIYIZ! İHTİYACIMIZ OLAN BARIŞ, HOŞGÖRÜ, SEVGİ DEMOKRASİ ENDEKSİ SIRALAMASI 86 2006 2008 2010 2011 2012

Detaylı

12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 9. ÖZET 10. DEĞERLENDİRME SORULARI

12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 9. ÖZET 10. DEĞERLENDİRME SORULARI 12. ÜNİTE IŞIK KONULAR 1. IŞIK VE IŞIK KAYNAKLARI 2. Işık 3. Işık Nasıl Yayılır? 4. Tam Gölge ve Yarı Gölge 5. Güneş Tutulması 6. Ay Tutulması 7. IŞIK ŞİDDETİ, TAYİNİ VE AYDINLATMA BİRİMLERİ 8. Işık Şiddeti

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

DolmushBike Tanıtım Dosyası

DolmushBike Tanıtım Dosyası DolmushBike Tanıtım Dosyası DolmushBike Hakkında DolmushBike unutulmaz ve eğlenceli vakit geçirerek yeni insanlarla tanışma imkânı sunar. Muhtelif kişi kapasiteli DolmushBike modelleri İçecek Deski Müzik

Detaylı

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü,

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, TOZ İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, Termal Konfor gibi unsurlardan biriside Tozdur. Organik

Detaylı

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir DEFNE Latince ismi : Laurus nobilis Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir Defne Bitkisi: Anavatanı Asya olan Defne,

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM VII KIRIK, ÇIKIK VE BURKULMALARDA İLKYARDIM

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM VII KIRIK, ÇIKIK VE BURKULMALARDA İLKYARDIM Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN OKULLARI Mayıs 2014 BÖLÜM VII KIRIK, ÇIKIK VE BURKULMALARDA İLKYARDIM Kırık nedir? Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden

Detaylı

2011 2012 Eğitim Öğretim Yılı Ders Programı

2011 2012 Eğitim Öğretim Yılı Ders Programı 2011 2012 Eğitim Öğretim Yılı Ders Programı Dersin Adı: Türkçe Dil Bilgisi Yaş Grubu: 1-3 yaş Ögretmen: İmge Şahin Email: sahin_imge@hotmail.com Değerli Veliler, Bu yıl okul öncesi (1-3 yaş) sınıfını beraber

Detaylı

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR Havadaki su buharı ve gazların, cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Basıncı ölçen alet barometredir. Normal hava basıncı 1013 milibardır.

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI HAZİRAN AYI BÜLTENİ HAZİRAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? * Babalar günü hediyelerimizi ailelerimize sunduk. Babalarımızın bizim için neler yaptığını tartıştık.

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ BAĞIRSAK PARAZİTLERİ VE KORUNMA YOLLARI BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ?

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13 NİSAN PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13-17 NİSAN 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

P E P 1 0 1 _ H 0 5 C

P E P 1 0 1 _ H 0 5 C Yrd. Doç. Dr. Taki DEMİR BİTKİ TANIMA I P E P 1 0 1 _ H 0 5 C u p r e s s u s s e m p e r v i r e n s ( A d i s e r v i - A k d e n i z s e r v i s i ) C u p r e s s u s a r i z o n i c a ( A r i z o n

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

Sevgili Velilerimiz, SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

Sevgili Velilerimiz, SINIF İÇİ ETKİNLİKLER Sevgili Velilerimiz, Bizler Ocak ayında yaptığımız etkinliklerimizle çocuklarımızın tüm gelişim alanlarını baz alarak planladık ve uyguladık. 2014-2015 eğitim ve öğretim yılının 1. dönemini siz değerli

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ

ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ LIQUIDAMBAR ORIENTALIS ANADOLU SIĞLA AĞACI Muğla Relikt Tarihteki Önemi Kleopatra aşk iksiri ve parfüm olarak kullanmıştır Hipokrat döneminden beri ilaç olarak kullanılmıştır.

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Çevre Koşullarının İnsan Üzerindeki Etkileri Çevre: Bir elemanın dışında çeşitli olayların geçtiği

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

MAYIS 2014 BÜLTENİ. Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz. bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu. içindeyiz.

MAYIS 2014 BÜLTENİ. Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz. bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu. içindeyiz. MAYIS 2014 BÜLTENİ Merhaba! Mayıs ayı boyunca yaptığımız etkinlikleri bulabileceğiniz bültenimizi sizinle paylaşmanın sevinci ve gururu içindeyiz. DOĞUM GÜNLERİMİZ Şirinlerden Arda, Elif Sena ve Kerem

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

Adres: Akçay Mahallesi Yarbaşı Sokak No:13 Kızılcahamam/ANKARA Tel: 0312 736 10 66 Fax:0312 736 63 17

Adres: Akçay Mahallesi Yarbaşı Sokak No:13 Kızılcahamam/ANKARA Tel: 0312 736 10 66 Fax:0312 736 63 17 MERHABA Bizler Halide Edip Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Anaokululumuzda gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimizi sizlerle paylaşmak istedik.okulumuz Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tam gün eğitim

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

8. Sınıf Fen ve Teknoloji

8. Sınıf Fen ve Teknoloji Canlı vücudunu oluşturan karakterleri üremeyle nesilden nesile aktarılmasını inceleyen kalıtım birimine genetik denir. Anne ve babadan gelen eşey hücreleri zigotu oluşturur. Bu hücrelerle birlikte gelen

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6

Prof. Şazi SİREL 13.12.2005 2 / 6 AYDINLATMA Aydınlatma konularında bir yazı dizisine başlarken, önce, bu sözcükten ve aydınlatma tekniği kavramından, bu gün ve en azından altmış yıldır, ne anlaşıldığını ve ne anlaşılması gerektiğini açıklığa

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

Atıklarınızı lütfen ayırınız!

Atıklarınızı lütfen ayırınız! Atıklarınızı lütfen ayırınız! Aşağıdaki atıklar çöp konteynerine ait değillerdir. Bunları ayrışmış şekilde biriktirmek için varolan düzenekleri kullanınız! Atık madde ayrışımı = Çevre sağlığı Atık kağıt,

Detaylı

Bitkilerle Alan Oluşturma -1

Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Peyzaj Mekanlarının 3 Temel Elemanı Yüzey Zemin Düzlemi: Mekanın tabanını oluşturur. Mekanın diğer elemanları bu tabanın üzerinde yer alır.örneğin üstünde hiçbir bitki veya

Detaylı

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ

İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ İnci Değer 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ARI GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL - VEDALAŞMA Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde

Detaylı

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur.

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur. Elma Tarihçe İklim İstekleri Elma ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim bitkisidir. Akdeniz Bölgesinde 800 m. den yukarı yerlerde yetişir. Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma

Detaylı

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ KAVRAMLAR *Büyük küçük orta *Sivri-küt *Önünde-arkasında *Alt-üst-orta *Altında-üstünde-ortasında *Arasında *Renk kavramı: Kahverengi, gri *Sayı

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

T A Ş I N I R K E S İ N H E S A P C E T V E L İ

T A Ş I N I R K E S İ N H E S A P C E T V E L İ 150.01 ADI Kırtasiye Malzemeleri Grubu 1 150.01.01 Yazı Araçları 6.293,19 28.614,28 34.907,47 29.790,11 5.117,35 2 150.01.02 Yazım, Çizim ve Ölçüm Araç ve Malzemeleri 955,45 2.117,02 3.072,47 2.602,26

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

OYUN ETKİNLİĞİ TÜRKÇE ETKİNLİĞİ

OYUN ETKİNLİĞİ TÜRKÇE ETKİNLİĞİ OYUN ETKİNLİĞİ Çocukların kendilerini, duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebildikleri serbest zaman etkinliklerine yer verildi. Öğrenme merkezlerinde eğitici oyuncak, evcilik, blok, müzik, sanat, kitap,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? SERBEST ZAMAN Çocuklara sporun önemi anlattık ve her sabah spor yaptık. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmenenimizin rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI

ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI 1/B SINIFI KASIM AYI E-BÜLTENİ 1 İÇİNDEKİLER 1. Mihver Dersler 2.Branş Dersler 3.Kulüpler 2 TÜRKÇE Kasım ayında Türkçe dersinden harfleri öğrenmeye

Detaylı

İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI

İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI Ekim İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI AY GÜN SÜRE/dk KAZANIMLAR KONU / Yapılacak Çalışma Yazma Kurallarını Uygulama: e sesini öğreniyorum. 1. Yazmaya hazırlık

Detaylı

Beyin Tümörü Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanabilir ya da vücudun başka bir yerindeki habis tümörün genellikle kan yolu

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

Kod: ISG_TGE_02 GENEL AÇIKLAMA Bu bilgilendirme notu İSG İş Güvenliği Temel Eğitim Seti nin bir parçası olan Kazaların Önlenmesi konulu eğitim kapsamında hazırlanmıştır. Eğitimin CD üzerinde kayıtlı ya

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI TUZLA ÖZEL EĞİTMEN İLKOKULU 1. SINIFLAR ÖĞRENCİ İHTİYAÇ LİSTESİ

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI TUZLA ÖZEL EĞİTMEN İLKOKULU 1. SINIFLAR ÖĞRENCİ İHTİYAÇ LİSTESİ SINIF ÖĞRETMENİ 2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI TUZLA ÖZEL EĞİTMEN İLKOKULU 1. SINIFLAR ÖĞRENCİ İHTİYAÇ LİSTESİ 3 Kurşun kalem, 2 şer adet; kırmızı, mavi, yeşil renk yazan yazı kalemleri ( HB kalem tercih

Detaylı

Yaralanmalar. Bölüm 5

Yaralanmalar. Bölüm 5 Yaralanmalar Bölüm 5 Kapsam: Yara nedir? Kaç çeşit yara vardır? Yaraların ortak belirtileri nelerdir? Yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır? Ciddi yaralanmalar nelerdir? Ciddi yaralanmalarda ilkyardım

Detaylı

ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008

ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008 ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008 ADIM ADIM TEMİZLİK EL YIKAMA AĞIZ VE DİŞ TEMİZLİĞİ VÜCUT TEMİZLİĞİ EL YIKAMA ELLERİMİZİ NİÇİN YIKARIZ? Ellerimizdeki mikropları uzaklaştırmak

Detaylı