26 MAYIS 2007 SORUN. Polemik

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "26 MAYIS 2007 SORUN. Polemik"

Transkript

1 SORUN Polemik MARKSİST İNCELEME ARAŞTIRMA ELEŞTİRİ DERGİSİ e.posta: Süresi: Şimdilik İki Ayda Bir Yayımlanır Sayı: 26 (2007) Fiyatı: 4 YTL (KDV Dâhil) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Sırrı Öztürk Yönetim Yeri ve İletişim: Akbıyık Değirmeni Sokak, No: 33/A, Sultanahmet-Eminönü-İstanbul Posta Kodu: Telefon : (0212) Fax : (0212) Posta Çeki No: Banka Hesap No: İş Bankası Cağaloğlu Şubesi (1095) Abonelik Yurtiçi yıllık 6 sayı - 24 YTL. Yurtdışı dört katı Yayın ilkelerimizle bağdaşmayan ilanlar kabul edilmez. Gönderilen yazıların beş dergi sayfasını geçmemesi (CD ve e-posta), Word programında zenginleştirilmiş metin biçiminde Times Türk veya Helvetica Türk yazı karakteriyle kaydedilerek gönderilmesi gerekir. Yazılı metinler kaynak gösterilerek kullanılabilir. Teknik Hazırlık: Sorun Teknik Büro 26 MAYIS 2007 Baskı: Huzur Ofset Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. B Blok 336/1 Tel: Topkapı-İstanbul Yayın Türü: Yerel Süreli Baskı Tarihi: 29 Mayıs 2007 ISSN İÇİNDEKİLER S.P. Durum Saptaması ve Sol un Seçim Taktikleri 3 S.P. Komünistlerin Birliği-İşçi Sınıfının Siyasal ve Sendikal Birliği 1 Mayıs 2007 de Daha da Somutlaştı S.P. Belge - Cumhur İle Başkan Polemikleri 19 İsmail Arguvanlı Kapitalist Anarşinin Krizi Nasıl Aşılır? 24 Ali Özdoğu Hayat ve Mücadelenin Doğrulamadığı Teori-Pratiklerde Israr Marksizm Dışıdır 30 Hıdır Diren Egemen Burjuva Resmî İdeolojisinin Diskuru Krizi Aşmaya Yetmez! 40 İsa Gözaçtı Yakın Doğuya Emperyalist Müdahale ve Bölgesel Güç Odakları Ahmet Temizel Altemperyalizmin Gelişme Dinamikleri - Militarizm 58 Tolga Ersoy Resmî Tarih Polemikleri Kemal Urgenç -Karikatür / Bitmedi 68 Hakan Mertoğlu Postmodernizmin Hatlarımızdaki Görüntüsü - Ölü Diyalektik Örgütlenme Stratejilerindeki Aşamacılık ve Parçacılık 69 Haşim Kutlu Kadınıyla Anılan Tek Din: Kızılbaş Alevilik - II 79 Turgay Ulu Anacıl Ortakçıllıktan Kızıl Yıldız Ortakçıllığına Bir Köprü Kızılbaş Ortakçıllığı 87 Suha Bulut Osman Tiftikçi Eleştirilerine Teşekkür ve Yanıt 94 Memik Horuz Sanat Cephesi ni Devrim İçin Kazanılmış Bir Mevzi Olarak Görmek İstiyorum 109 İsmail Hardal Tecrit ve Tecriti Kırma Aracı Olarak Sanat 114 Sırrı Öztürk Dersim Dersim Satan Cephesinden Haberler 123 Azimet Ceyhan - Karikatür 124 Bizden Haberler 127 S.P. F/1 1 2

2 Durum Saptaması ve Sol un Seçim Taktikleri Sosyalist literatürümüz bir yandan sağlı sol lu burjuva partileri, diğer yandan Sol iddialı ya da sosyalizm adına hareket ettiğini sanan kesimler tarafından âdeta iğdiş edilmiştir. Bilimsel Sosyalizm-Komünizm literatürümüzü bütün kesimlerde egemen kılacak ve siyasî tartışmayı sınıfsal ayakları üzerine oturtacak birleşik ciddî, donanımlı ve güvenilir bir İşçi Sınıfı Partisi nden yoksunuz. Böylesine kapsamlı görevleri olan İşçi Sınıfı Partisi'nin oluşturulmasının kavgasını veriyoruz. Kurumsal disiplinli bir İşçi Sınıfı Partisi geleneğini Bilim Kurulu, Enstitü, Akademi güvencesiyle işçi sınıfı ve emekçi halkların militan gücüyle buluşturmuş bir örgütsel güvenceden yoksun bırakan bütün anlayışlar, koşullarını burjuvazinin hazırladığı seçim hesaplaşması nda hâliyle etkili olamayacaktır. Genel anlamıyla Sol un ideolojik, politik ve örgütsel olarak net ölçüde ayrıştığını ve bütünleşmek için ileri ve anlamlı bir adım atmış olduğunu da söyleyemiyoruz. Burjuva ve küçükburjuva sol eğilimler dışındaki Sosyalist Sol ile Radikal Sol cenahımız da ne bilimsel ölçekte ayrışabilmiş, ne de birlikte hareket etme gelenekleri yaratabilmiştir. CHP, DSP, SHP gibi siyasî partiler, ne sosyal, ne demokrat, ne de sosyalisttir. Türkiye coğrafyasında İşçi Sınıfı Partisi olmadığı gibi ciddî bir sosyal-demokrat parti de yoktur. Emekten ve emekçiden yana bir politika gütmemektedirler. Sözde sol söylemleriyle burjuva iktidarların stepnesi konumundadırlar. Üretim, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerinin emekten ve emekçiden yana değişmesinden ve dönüştürülmesinden yana değildirler. Bilimsel Sosyalizm-Komünizm kaynaklı düşüncedavranış çizgilerine karşıdırlar. Kapitalist-emperyalist sisteme karşı değildirler. ABD, AB ye bağımlıdırlar. NATO, PENTAGON, IMF, DB, CIA, vb. emperyalist kurumların ve uluslarötesi tekelci sermayenin ve yerli uzantılarının çıkarlarını korumak için politika yapmaktadırlar. Popülist ve demagojik söylemleriyle dinci-milliyetçi, muhafazakâr, ırkçımilliyetçi-dinci partilerden hiç bir farkları yoktur. Politikayı Laik-Şeriat çelişkisi(!) ekseninde götürmekten yanadırlar. Anılan siyasî partiler sözde laiktir. Devlet tekelci kapitalizminin yüksek çıkarlarını savunurlar, işçiden, emekçiden yanaymış görüntüsünü vermeye yeltenirler. Sosyal uyanış içindeki insanlarımızın sınıfsal çıkarlarını görüp kendi sınıf partilerinde buluşup bütünleşmemeleri için birer göz bağı- 3 dırlar. Gerici politikalarında ırkçı, dinci, faşist partilerden geride kalmazlar. Sol, demokratik sol, sosyaldemokrat, halkçı söylemleriyle, isim ve sıfatlarıyla, program ve projeleriyle, kadrolarıyla bu sözde laik siyasî partiler cumhuriyetin kuruluşundan bu yana toplumun demokratikleşmesi yolunda hiç bir adım atmamışlardır. Aksine devlet tekelci kapitalizminin kökleşip hegemonyasını kurmasında rol oynamışlardır. Onların da eli devrimci insan kanına bulaşmıştır. Suphilerin katledilmesinden bu yana işçi sınıfını, emekçi halkları, yoksul köylülüğü sosyal kurtuluşa taşıyacak bütün insanlarımız onların iktidarları zamanında ve parlamentolarında alınan kararlarla ya katledilmiş, ya darağaçlarını süslemiş, ya yaşam boyu tecrit edilmiş ya da işsiz ve aç bırakılmıştır. Sosyal muhalefet dinamiklerinden işçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, ilerici gençlik hareketi, kadın hareketi, Kürt Ulusal Hareketi ve Kızılbaş, Alevi-Bektaşi hareketi sözde laik cenahın gerici, şoven, tekelci-militarist-polis devleti anlayışından büyük zararlar görmüştür. Egemen burjuva resmî ideolojisi anlayışlarında, Kürt, Ermeni, Rum ve Komünizm düşmanlığında öteki burjuva partilerinden geride kalmamışlardır. Irkçı, dinci-milliyetçi, faşist-milliyetçi-dinci partiler hiç olmazsa açıkça konumlarını belli ediyorken CHP-DSP-SHP gibi partiler sosyal demagojileriyle işçi sınıfını, emekçileri parlamenter söylemlerle afyonlamaktadırlar. AKP, DYP, ANAP, MHP, BBP, SP gibi tekelci sermayenin siyasî partileri tarihsel anaç CHP den koparak ayrışan geleneklerin uzantısındaki partilerdir. Anılan siyasî partiler de gerek tek tek gerekse koalisyon dönemi iktidarlarında devlet tekelci kapitalizminin has partileri olarak kapitalist-emperyalistlerin, uluslarötesi tekelci sermayenin çıkarlarını koruyup kollamakla mükelleftirler. Onların iktidarlarında da işçiler, emekçi halklar, Kürt ulusal ve sosyal muhalefet dinamiği, Aleviler ve öteki sosyal muhalefet dinamikleri hep sömürülmüş, acı çekmişlerdir. İnkâr, imha, asimilasyon, göç, göçe zorlama politikalarıyla bugünkü kapitalist avantalar ve yağmalar düzenini, özlü literatürümüzle kapitalist anarşiyi kökleştirmişlerdir. Türkiye kapitalizmi altemperyalist-taşeron kimliği ile zengin-fakir saflaşmasında makası zenginden yana daha da açmıştır. Alevi-Sünni çatışması daha doğrusu kışkırtmasını daha da alevlendirmiştir. Türk- Kürt karşıtlığında sorunların üstüne âdeta tüy dikmiştir. Gerici, ırkçı, dinci, şoven politikalarıyla kimden yana olduğunu net biçimlerde göstermiştir. Türkiye burjuvazisinin demokrasiye hiç bir ihtiyacı yoktur. Olmamıştır. Devlet tekelci kapitalizminin, finans kapitalin kaba güce ve zora başvurma dışında hiç bir seçeneği yoktur. Olmamıştır. 4

3 Sistem gerici reformlar yaparak (ki, onu da beceremiyor şu günlerde) habire tahkimatını artırmaya çalışıyor, yasa ve anayasa konusundaki arapsaçı düğümleri karmaşasına her girip çıktığında krizlerden krizlere girmiştir. Kriz literatürünü artık kimler dillendirmiyor ki: Sağlı sol lu bütün siyasî partiler, TÜSİAD, Sanayi ve Ticaret Odaları, Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, sivil-asker bürokrasinin tamamı, Ordu- Asker Partisi, Polis Partisi, MİT, YÖK, Üniversite ve basın mensupları, sokaktaki adam, herkes Kriz telaffuz ediyor. Ordu kılıcını atıyor, diskurunu çekiyor. Muhatapları bunu nisan yağmuru yerine koyup çifte standart politikalarıyla takiyye ye soyunuyor. Yasalar, Anayasalar deline deline kevgire dönüyor ve uygulanamıyor. Tam bir kaos ortamı. Beğenmediğimiz, fakat birer gerçeklik olan yasalar birilerine karşı uygulanamıyor. Yeri ve zamanı gelince cenahımıza karşı hem de özel yorumlarla rahatlıkla uygulanıyor!.. Örnek mi? TCK nın 146. Md. nin THKO, THKP-C, TKP/ML, vb. örgüt duruşmalarında özel yorum larla uygulanmıştır. TCK nın 141. ve 142. Md. TKP, I. TİP, DİSK, İşçi Birliği, TÖS, TÖB-DER, vb. örgüt davalarında özel yorum larla uygulanmıştır. Günümüzde TMK ve TCK nın 301. Md. si rahatlıkla uygulanagelmektedir. Sistem hukuk kavgalarıyla yatıp kalkıyor. Hukuk kurumları keyfî ve fiilî infazları belgelenen Gladio, Kontgerilla, Gizli Cinayet Şebekeleri, Derin Devlet, Mafyatik ilişkiler ağlarına ilişmiyor. Niçin ilişsin ki? F Tipi tecrit koşullarında insanî-beşerî en doğal haklarımız kabaca çiğneniyor, gasbediliyor. Anayasa ve yasaların güvencesinde(!) oluşturulan basın-yayın organları basılıyor, kundaklanıyor ve yağmalanıyor... Fakat hukuk hazretleri ilerici-devrimci cenahımızın yanına bir türlü uğramıyor. Kapitalist yabancılaşma insanı, doğayı, sosyal ilişkileri radyasyon misali önüne katıp götürüyor, yakıp kül ediyor. Siyasal, ekonomik, kültürel çürümenin bu düzeyde boyutlandığı bir süreç kapitalist Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç yaşanmamıştı. Kriz in bütün faturasını gerici, dinci-milliyetçi AKP iktidarına yükleyip, kapitalizmin yapısal krizi ve onun yarattığı olay, olgu, süreç ve verileri gizleyerek topluma günah keçisi olarak gösteriliyor. Laik-Şeriat eksenli çelişki sınıflı, sömürücü toplum yapısında baş çelişki olarak sunuluyor. Kitlelerin hoşnutsuzluğu bu türden sahte ve suni bir gündeme bağlandığı zaman küçükburjuva, orta burjuva ve bazı ara katmanların ağırlığındaki mitinglerle milyonlar alanlara çekiliyor, Laik-Demokratik Cumhuriyet söylemleriyle, Onuncu Yıl Marşıyla, hamasi milliyetçi şarkı ve türkülerle AKP iktidarı köşeye sıkıştırılıyor. AKP iktidarına karşı Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi, Ordu-Asker Partisi, darbeci, cuntacı gericiler (emekli ve emeksiz paşalar) faşizmin ayak seslerinin 5 görüntülerini sergiliyorlar. Hoşnutsuz kitleler bilerek/bilmeyerek (fark etmez) akıntıya kapılıp yürüyor AKP gerici, dinci-milliyetçi olmasaydı, demokrat, Kürt, Ermeni, Rum ve Komünizm düşmanı bir politika izlemeseydi, çağrımız böyle bir iktidarı faşizm tehlikesine karşı, cunta ve darbe yanlılarına karşı desteklemek olurdu. Olabilirdi. Ama AKP de öteki burjuva partileri gibi sistemin ürettiği gerici bir siyasî partidir. Egemen burjuva resmî tarih anlayışı ile egemen-burjuva resmî ideolojiye karşı siyasî İslâm, sünni İslâm, Arap İslâm, devlet İslâm, dinci-milliyetçi (adı ne olursa olsun) bir akımı kapitalist TC Devleti doğurmuş, büyütüp beslemiştir. AKP yi mevcut seçim kanunu, siyasî partiler kanunu, anayasa ve mevcut hukuk kurumları yoluyla iktidardan indirmek öyle kolay mıdır? Yalnızca kapitalist TC Devletinde değil, fukara Müslüman halkların tüm ülkelerinde ABD emperyalizmine kölece bağlı iktidarlar halkların ümüğünü sömürmekte, ülkelerini emperyalizmin çıkarlarına yağmalatmaktadır. Çağımızda sanayi devrimi, aydınlanma çağının verilerine taş çıkaran gerici, ırkçı hegemonlar peydahlamıştır. İnsanlık tarihi yeniden büyük bir faşizm tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kapitalist TC Devletini yöneten AKP nin tarihsel ve döneminin ilerici nitelikleriyle öne çıkan değerli din bilginlerinden, sıfırı keşfeden, tasavvuf ve felsefe ile uğraşan, maddeyi tartışan, ilk varoluşu ilksel materyalist yöntemle görmeye çalışan, vahdet-i vücut, vahdet-i mevcut ve enel hak diyen bilginlerle hiç bir ilişkisi yoktur. AKP nin dinciliği devlet tekelci kapitalizminin diktatörlüğünü perçinlemek için kullanılan sahte bir dolgu malzemesidir. Sahte müslüman, sahte milliyetçi, sahte demokrat, sahte sosyaldemokrat ve sahte işçi ve komünistlerin kol gezdiği kapitalist anarşik bir düzende Devrimcilerin, Marksistlerin görev ve sorumlulukları vardır. Kitlelerin milyonluk sayılarla alanlara aktığı, devlet tekelci kapitalist sisteme karşı çıkmayan, tutarlı bir antiemperyalist çizgi izlemeyen, vatan, millet, ezan, Kur an, bayrak diyen dinci-milliyetçiliğe karşı vatan, cumhuriyet, laik, bayrak, Atatürk diyenler karşısında Sol cenahımız ne yapmalıdır? Nasıl bir politika izlemelidir? Kitlelere sosyalevrensel kurtuluşun yol ve yöntemlerini nasıl öğretmelidir? Safımıza almamız gerekenleri hangi politikalarımızla etkileyip, hangi taktiklerimizle kimilerini nötralize edileceği nasıl saptanacaktır? Özellikle işçi sınıfını, emekçi halkları, yoksul köylülüğü sağlı sol lu burjuva partilerinin tasallutundan kurtaracak kurumsal disiplinli ve sosyal muhalefeti sevk ve idare edebilecek bir araca ihtiyacımız olacaktır. Bu araç İşçi Sınıfı Partisi dir. 6

4 Legal mücadele alanında konuşlanmış ÖDP, EMEP, SDP, T K P gibi örgütler kitleleri seferber edebilecek yapıda değildir. İllegal cenahtaki Radikal Sol örgütler de mücadelenin bütün biçimlerini yerine getirmeye aday bir konumda değildir. İşçi sınıfı ve emekçi halklardan oksijen almayan, kitlelerle organik ilişkisi olmayan bir Sol un vukuatı tartışılmalıdır. Gerek Sosyalist Sol da, gerekse Radikal Sol da kümelenen örgütlerimizin tabanındaki kadrolar bizim insanlarımızdır. Yönetimindeki kadrolar ise, Sol un işlevsel olmasının önündeki engellerdir. Anılan örgütlerin programları hayatı ve mücadeleyi kucaklayamamıştır. Hayat ve mücadele; parti olmadığı hâlde parti gibi hareket eden, programsız partileri, partisiz programları yeterince sınayıp denemiştir. Hayatın ve mücadelenin asla doğrulamadığı teori-pratiklerde ısrar edilmesi Sol un en büyük zaafıdır. Bu zaafların aşılması mücadelesinde, ideolojik, politik ve örgütsel farklılıklarımızı kamufle etmeden bu seçim hesaplaşması nda neleri yapacağımızı, neleri ve niçin yapamayacağımızı dürüstçe, ilkeli biçimde tartışmak durumundayız. Aşırı teorisizme, entelektüalizme, dogmatizme, sekterizme ve inkârcılığa sapmadan pratikörgütçü çabalarımızla çeşitli rol ve sorumluluklar üstleneceğiz. Gerektiğinde Sol-içi tartışmaya nokta koyacağız. En başta işçi sınıfına, emekçilere, yoksul köylülüğe, ilerici gençliğe, kadın hareketine, Kürt Ulusal Hareketi ne, Kızılbaş, Alevi-Bektaşi geleneklerinin arayış ve yönelişlerine tutarlı politika üretmek Devrimci ve Marksist Kadroların görevidir. Bu alanı burjuva ve küçükburjuva sol akımların sömürüsüne terketmeyeceğiz. Devrimci ve Marksist Kadrolar ise yaşanan Öndersizlik Krizi ni henüz aşamamış olarak bu seçim hesaplaşması nda âdeta fenersiz yakalanmıştır. Kürt Ulusal Hareketi ile Alevi cenahımız ise örgütlü oluşlarına rağmen, tutarsız politikalarıyla baştankara biçimde seçim ortamına girmiştir. Sistemin krizi cenahımızı da büyük ölçüde etkilemiştir. DTP sağlı sol lu burjuva partilerince, düşmanca boy hedefi yapıimıştır. DTP nin il, ilçe belediye başkanlarıyla ileri gelen kadroları suyumu bulandırıyorsun bahaneleriyle tutuklanmış, cezaî, hukukî ve keyfî yöntemlerle saf dışı bırakılmak istenmiştir. Tehdit ve kuşatma altında siyaset yapmaya çalışan DTP, kendine yaşam hakkı dahi tanımayan bir sistemde TBMM ye niçin ve hangi amaçla girip girmeyeceğinin hesabını iyi yapmak durumundadır. DTP ye tutunarak politika yapan kimi sol ların programları da doğrulanmamış ve açığa düşmüştür. DTP nin yüzde 4.5 ile 6.5 oranındaki oy oranıyla TBMM ye girmesinin önü yüzde on seçim barajı ve fiilî-keyfî baskılarla önlenmiştir. DTP nin burjuva partilerine uzattığı de- 7 mokratik cumhuriyet ve barış-demokrasi defne dalı muarızlarınca tutulmamıştır. PKK nin daha çok dış dinamiğe endeksli politikası da muhataplarınca ciddiye alınmamıştır. Irkçı, dinci, milliyetçi, şoven, sosyalşoven, reformist, sosyalreformist politikalar yoksul Kürt köylülüğünü ve onların taleplerinin gerçekleşmesinin önünü kesmiştir. 8 Özcesi Kürt sosyal muhalefeti politikasızlığa itilmiştir. Alevi sosyal muhalefeti öndersizlik krizini aşamamış, bu coşkulu, demokrat, şeriata karşı kümelenme CHP, DSP, SHP ve liberal, tasfiyeci, yeni-sol, postmodern sol örgütlerin talanına terk edilmiştir. Tutarlı bir demokrasi mücadelesi nin kütlesel tabanı olan en anlamlı kümelenme, Kürt ve Alevi sosyal muhalefetidir. Bu cenahtaki insan malzemesi dönüştürülerek kazanılmaya çok yatkındır. İşçi hareketi DİSK, Türk-İş, Hak-İş, vb. sendikalardaki sendika bürokrasisi ile işçi aristokrasisinin burjuva partilerine endeksli politikaların kuşatmasına terkedilmiştir. Sosyalist hareket örgütler anarşisi hastalığı dönemini aşarak işçi sınıfı hareketiyle buluşamamıştır. Kitle örgütleri, meslek odaları artık birer sivil toplum örgütü (NGO) ne dönüştürülmüştür. Kimi sol lar kitle ve meslek örgütlerinde particilik, partilerinde de dernekçilik yapmaktadır. Yerli NGO larımız ABD, AB, Soros ve bilmem ne kriterleri efendilerinden resmen para almaktadır. Bazı internet siteleri NGO finansmanıyla sol dan haber satmakla (ne demekse!) dört köşe olmuştur. Basın-yayın kuruluşları ile kimi yayınevlerinin ve tv lerin finansman kaynakları da incelendiğinde uluslarötesi tekelci sermaye diktatörlüğünün nasıl bir uyutma mekanizması kurmuş olduğu görülecektir. Sosyal sınıf gerçekliğinin, ABD ve AB karşıtlığının bu düzeyde açığa çıktığı bir ortamda politika dışına düşürülmüş, politikasızlaştırılmış bir Sol bu seçim hesaplaşması nda ne yapacaktır? Daha doğru bir deyimle işlevsel olabilecek midir? Burjuva partilerinin işçi ve emekçi halk düşmanı politikalarını açığa vurup rehberlik yapabilecek midir? İşçi sınıfı ve emekçi halkların talepleri Laik-Şeriat sahte ve suni gündemiyle çalınmışken hakikî gündemi hangi güç ayakları üzerine oturtacaktır? Zayıf halka durumuna gelen kapitalist TC Devletinde açığa çıkan Devrimci Durum un önemli ölçütleri net olarak ortaya çıkmıştır. Birincisi: Yönetenler artık yönetemez duruma gelmiştir. İkincisi: Yönetilenlerin hoşnutsuzluğu had safhaya ulaşmıştır. Kapitalist anarşi krizlerden krizlere savrulmaktadır. Bu krizi derinleştirip işçi sınıfı ve emekçi halkların tarihsel ve sosyal haklılıklarıyla talep ve ihtiyaçlarını gündem ya-

5 pacak İşçi Sınıfı Partisi ise yoktur! Devrimci Durum u yerinde değerlendirip tutarlı bir iktidar projesi ile kitlelere öncülük yapabilecek PAR- Tİ nin adı: İşçi Sınıfı Partisi dir. Devrimci Proletarya Partisi dir. Komünist Partisi dir. Günümüz koşullarında, devlet tekelci kapitalizmine, emperyalizme, artı-değer sömürüsüne, faşist ve faşizan baskı ve teröre, hak gasplarına, militarizme, polis baskısına, her türden tecride, işkenceye, hak ve hukuksuzluğa, örgütlenme özgürlüğümüze düşmanca karşı çıkan bütün anlayışlara karşı geniş bir cephede mücadele gündeme gelmiştir. Bu mücadeleyi anlamlı kılarak hedefine taşıyacak biricik güç Devrimci ve Marksist Kadrolardır. Anılan birimlerimiz ve nüvelerimiz, şu aşamada farklı formasyonlarda durmayı tercih etmektedir. Grup partisi zaafı aşılamamıştır. İşçi Sınıfı Partisi ni birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı nitelikleriyle merkezi otoriteye taşıyacak inisiyatiflerimiz bir yandan hâkim gerici güçler tarafından öte yandan Sol un içindeki eloğullarınca kuşatılmak istenmektedir. Komünistlerin Birliği mücadelemiz içinden darbe almadan çeşitli istişarî toplantılar yapma, konferans, forum, kurultay vb. etkinlikler yoluyla ilerleyerek KONGRE yöntemiyle hedefine taşınacaktır. Bu yoldaki kariyerizm hastalığı anladığı dilde tedavi edilecektir. Sınıflar mücadelesi sertleştikçe, II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II. TTKK) önerimizin ne ölçüde hayatî ve can alıcı bir sorun olduğu, içine baştankara girdiğimiz şu seçim hesaplaşması sürecinde bir kez daha Devrimci ve Marksist Kadroların gündemine gelmiştir. Komünistlerin Birliği lâfzen ifade edilen bir olgu olma özelliğinden çıkarılıp pratik-örgütçü çabalarımızla yeni nitelikler kazanacaktır. Marksizmin yorumu, özümlenmesi ve pratikte yeniden üretimi davamız, bu seçim hesaplaşması sürecinde önemini, aciliyetini yakıcı bir biçimde hissettirecektir. Kolektifimizin Seçim Taktiği Devrimci ve Marksist Kadrolar Komünistlerin Birliği davasının önemini bu süreçte gündemde tutacak, işçi-kitle, köylü-kitle çalışmalarıyla kitlelerin içinde olacaktır. Sosyalist Sol ile Radikal Sol un ayrışmasına, Komünistlerin Birliği mücadelesine kazanılmasına çalışılacaktır. Seçim ler yoluyla kitlelerin politikleşme ve hareketlenmesinde işçi sınıfının, emekçilerin devrimcileşmesine her türden gücü oranında yardımcı olacaktır. İşçi sınıfının siyasal ve sendikal birliğini birinci gündem maddesi yapacaktır. 9 İşçi sınıfını, emekçileri, yoksul köylülüğü, ilerici gençliği, kadın hareketini, Kürt Ulusal Hareketi ni, Kızılbaş, Alevi-Bektaşi sosyal muhalefetini tutarlı bir demokrasi mücadelesi nde yalnız bırakmayacak, talep ve ihtiyaçlarını gündeme taşıyacaktır. Sosyalizmin onurlu sesini ve Burjuva partilerine oy yok! şiarımızı yükseltecektir. İlerici, demokrat, devrimci, sosyalist, yurtsever ve Marksist Kadroların üzerinde anlaşıp telif edilebilecek görüşlerinin netleşmesine katkı verecektir. Kolektif taleplerin netleşmesine çalışacaktır. Gerici reformlar yaparak sistemi tahkim etmeye yönelik burjuvaziyi işçi sınıfı ve emekçi halkların talepleri doğrultusunda reform yapmaya zorlayan çabaların yanında ve içinde olacaktır. Komünistler mücadelenin bütün biçimlerine hazır ve aday olduklarını, gerektiğinde koşullarını burjuvazinin tayin ve tespit etmesine rağmen seçimlere katılacağını, gerektiğinde burjuva parlamentosunu belli amaç ve ölçülerde kullanacağını, gerektiğinde işçi, emekçi kökenli Kürt ve Alevi bağımsız adayları destekleyebileceğini, demokratizme ve parlamentarizme düşmeden doğrudan demokrasi mücadelesinde rol ve sorumluluk üstlenebileceğini, tutarlı bir demokrasi mücadelesi ile tutarlı bir iktidar (siyasal-sosyal devrim) mücadelesini atbaşı götürmenin ne demek olduğunu göstermek durumundadır. Seçim hesaplaşması nda Komünistler doğrudan taraftır. İşçi sınıfı ve emekçilerin yanındaki taraflı kimliği ile Komünistler somut şartların somut tahlili yöntemiyle seçim taktiklerini doğru hesaplamak durumundadır. Sol da seçim ve boykot gibi konularda sisteme angaje olan eğilimler kadar, sisteme kalp ilâcı olmaya aday eğilimlerle de mücadele etmek, doğru strateji ve taktikler geliştirmek, bu yolda savaşmak Komünistlerin görevleri arasındadır. Devrimci ve Komünist Kadro olmayı biçimsel ve ucuz sloganlara indirgeyip politika dışına düşen anlayışların teşhis, mümkünse tedavi, teşhir ve tecridi Komünistlerin en önemli görevidir. Sağlı sol lu burjuva partilerinin kaba güce ve zora başvurduğu koşullarda, aleyhteki bütün faktörlere rağmen kitlelerin içinde olmak, onların nabzını okumak, onlara öğretirken, onlardan da öğrenmek Komünistlerin görevidir. Politikayı bilimsel ve sınıfsal temelde rayına oturtup, din, inanç, cemaat, tarikat, mezhep, ırk ve etnisite temeline indirgeyen anlayışları karşıya alarak yol göstermek Komünistlerin görevidir. Sosyal uyanış içindeki kitlelerin kimlerle ittifaklar kuracağını, kimlerle ayrışacağını sosyal-pratikte göstermek Komünistlerin görevidir. Komünistler burjuva seçimlerinde taraflı kimlikleriyle seçimlere de katılır, şarta bağlı geçici ittifaklar da kurar. İktidar perspektifine bağlı olmak koşuluyla, işçi sınıfı ve emekçilerin çıkarlarına zarar vermeyen konumlarıyla boykot taktiklerinin ne demek olduğunu, hangi dönemler- 10

6 de gündeme geleceğini ve hangi sınıfların işine yarayacağını hesaplamak durumundadır. Komünistler teori-pratikleriyle sistemi açığa vurup hesaplaşırken, her koşulda birlikçi ve ayrıştırıcıdır. Aynı zamanda sosyal-pratikte yapılan hata ve yanlışlarıyla da hesaplaşırlar. Her koşulda eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını işletirler. Devlet tekelci kapitalizmi 1930 ların Almanyasındakine benzer faşist bir diktatörlüğün yollarını döşemektedir. Laik-Şeriat eksenli sahte gündemi iyi okumak zorundayız. Kürt, Ermeni, Rum düşmanlığına bağlı, Kıbrıs, Musul, Kerkük argümanlarıyla süslenmiş milliyetçi, istilacı özlemleri seçim hesaplaşması nda kitlelere doğru kavratmalıyız. Sistemin-faşizmin ebedî ve ezelî Komünizm düşmanlığına endeksli demagojilerini açığa vurmak zorundayız. Emperyalizmin Yakın Doğu ya müdahalesini, Dünya ölçeğinde tahkimatını yoğunlaştırmasını ve gündemini doğru okumalıyız. Komünistler bu seçim hesaplaşması nda AKP gericiliğinin karşısına konulacak alternatifin SOSYALİZM olmasına, Laik-Şeriat eksenli sahte gündemin faşizmin ayak sesleri olduğuna dikkati çekecektir. Faşizmin yalanlarını kitlelere açıklayacaktır. Güneyimizdeki militarist yığınak, proletaryanın yoğun olduğu metropollerde milyonluk kitlesel gösteriler, ırkçı, milliyetçi gösterilerle tekelci sermaye yeni bir tahkimat yapmaktadır. Seçim aldatmacasının asla çözüm olmadığı, işçi sınıfının ve emekçi halkların taleplerinin siyasal-sosyal devrim sürecinde gerçekleşeceği bilince çıkarılacaktır. Komünistlerin Birliği davasındaki gereksiz ve anlamsız tartışmalar faşist/faşizan tırmanış sürecinde anlamını yitirmiştir. Komünistler devrimci hizayı bozan hizipçi eğilimleri şiddetle uyaracaktır. Bir daha yeri doldurulamayacak düzeydeki insanlarımızın güvenliğini sağlayacak çalışmalara girecektir. Açık faaliyet alanlarındaki Kurum ve mevzilerimizin darbe almamasına çalışacaktır. Kadrolar Arası Enformasyon Ağı ile Komünistlerin Birliği ne giden yolda çeşitli Çalışma Grupları nın oluşturulması mücadelesinden geri durmayacaktır. SORUN Polemik 6 Mayıs Komünistlerin Birliği İşçi Sınıfının Siyasal ve Sendikal Birliği 1 Mayıs 2007 de Daha da Somutlaştı... Sistem Nereye? Kapitalist TC Devleti nin kuruluşundan bu yana işçi sınıfına, emekçi halkların taleplerine, asilmile edemediği, etnik, dinsel, mezhepsel, kültürel gerçekliklere karşı büyük bir allerji duymaktadır. İşçi sınıfı ve emekçilerin talepleri ile ihtiyaçları hâkim gerici sınıflar koalisyonu tarafından hiç bir zaman dikkate alınmamıştır. İşçi sınıfının gerçekleştirdiği eylemler, emekçi halk hareketleri, ara katmanların arayışları daima kaba güce ve zora başvurularak sindirilmek istenmiştir. İşçi misin, emekçi misin sesini çıkarmayacaksın! Artı-değer üreteceksin, devlet yönetimine karışmayacaksın! Sendikalaşmayacaksın! Siyasete soyunmayacaksın! Hâkim gerici sınıfların sana uygun gördüğü kadarıyla yetineceksin! Üretim, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerine karışmayacaksın! Sermaye düşmanlığına göz açarsan ölümlerden ölüm beğeneceksin! Hak aramayacak, ayağa kalkmayacak, eyleme geçmeyeceksin! Dünya nimetlerinden eşit olarak yararlanmak, iktidara gelmek gibi tehlikeli düşünceler taşımayacaksın! Benim dilimi konuşacak, benim dinime inanacak, benim coğrafyamda oturacak, benim ana ve baba yasalarıma itaat edecek, benim ölçülerime göre yiyip içecek, giyecek ve barınacaksın! Askere gidecek, vergi verecek, diktatörlüğüme itaat edeceksin! Özgürlük, eşitlik, adalet, hak-hukuk, barış, demokrasi gibi tehlikeli düşüncelere kapılmayacaksın! Sana lâzım olanları ben tayin ve tespit edeceğim!.. İşte böyle bir siyasî gericilik dönemine uyumlu kafa yapısıyla devlet tekelci kapitalizminin, finans kapitalin diktatörlüğünü perçinlediler. İşçi sınıfının, emekçi halkların sosyal uyanışı ve sosyal kurtuluş arayışları yeni bir sürece girmiştir. Burjuvazi artık eskisi gibi rahat hareket edemiyor. Krize girdikçe Orduyu darbe yaparak sistemini korumaya çağıramıyor. Avantalar ve yağmalar düzeni çürüdükçe çürüyor. Burjuvazi gerici reformlar yaparak da sistemini koruyamıyor. İşçi sınıfı ve emekçi halkların talep ve ihtiyaçlarını kısmen dahi olsa karşılayamıyor. Uluslarötesi tekelci sermayenin programını uyguluyor. Kendini buna zorunlu hissediyor. Başkaca bir seçeneği de yok. Sistemin bütün kurum ve kuruluşları yapısal çürümenin etkisiyle battıkça batıyor. Sistem de, burjuvazinin aktörleri de bir ayrışmanın, yol ayrımının eşiğinde. Sosyal sınıf ve sosyolojik emekçi halk gerçekliği dışındaki 12

7 Şeriat-Laik eksenli sahte ve suni bir gündemle kitlelerin sosyal uyanışını gölgeleyip iktidarını sürdürmeyi düşünüyor. Sol da da işçi sınıfının, emekçilerin, yoksul köylülüğün, ilerici gençliğin, kadın hareketinin, Kürt Sorunu nun hakikî çözümlerini üretecek örgütsel arayışlar öne çıkıyor. Sol un hakikî aktörleri de sahneye çıkana kadar ayrışma ve bütünleşme çabaları sürdürülüyor. 1 Mayıs 2007 nin Gündemi İşçi sınıfı yüz yılı aşkın sınıflar mücadelesinde başlangıç, 1835 Feshane Sanayi İşçileri talepleriyle anılmaktadır. Osmanlıdan cumhuriyet dönemine gelindiğinde, İşçi Sınıfımız 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi nde burjuva iktidarlardan neleri talep etmişti? Günümüzün talepleriyle karşılaştırıp değerlendirmek açısından bu talepleri hatırlatmanın yararı olacaktır: Amele yerine işçi denilecektir. 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kanunlaştırılacaktır. İşçilere kendi sınıflarının örgütlerini kurma hakkı tanınacaktır. İş günü 8 saat olacaktır. Seçimler meslekî temsil usulüne göre yapılacaktır. 12 yaşından küçükler çalıştırılmayacaktır. Üç aylık sürenin sonunda muvakkat işçi olma durumu kaldırılacaktır. Tatil günlerinde ücret ödenecektir. İşçiler yılda 1 ay izin kullanacaklardır. Sakat işçilerin yaşamları güven altına alınacaktır. İşçiler için hayat sigortası kurulacaktır. İşçiler için hastahaneler yapılacaktır. Vergiler herkesin gelirine göre alınacaktır. İşçilere sosyal mesken yaptırılacaktır. Devlet tekelci kapitalizmi konağına terfi eden burjuvazimizin günümüzde işçi sınıfı ve emekçilere neleri verip vermediği, onların talep ve ihtiyaçlarına hangi cevapları verdiğinin karşılaştırılması ve bundan çok yönlü dersler ve sonuçlar çıkarılması kolaylaşacaktır. Sıradan, aklı ve mantığı olan insanlarımız günümüzdeki burjuvazinin konumunu, sistemin açmazlarını, kapitalist avantalar ve yağmalar düzeninin sorunlarını görmektedir. Sistemin yaşadığı, yarın daha da ağırlaşacak olan krizinin aşılabilmesi için hangi Kurum ve Araç ların işbaşı yapması gerektiği bilincini aşılamak için Devrimci ve Marksist Kadrolar dışında hiç bir güç yoktur. Kapitalist anarşinin krizi, yani yapısal kriz köklü ve dönüştürücü yol ve yöntemlerle ancak aşılabilecektir. Krizi üreten kapitalist ilişkilerdir. Krizin aşılabilmesi de kapitalizmden zarar görenlerin kendi sınıf partileri aracıyla iktidara talip ve taraf olmaları sayesinde yerine oturacaktır. 13 Burjuva iktidarlar işçi sınıfı ve emekçilerin talepleri karşısında açık ya da örtülü baskı yöntemleriyle hâkimiyetini sürdürmektedir. Gerici reform yaparak dahi sistemini koruyamamaktadır. Toplumdaki çok yönlü çürüme ve çözülmenin had safhaya dayanması Devrimci ve Marksist Kadrolar açısından hem yeni imkânlar hem de zorluklar getirmiştir. Bu imkân ve zorlukların gereğini yerine getirebilmek için cenahımız neler yapmıştır? 14 Bu konu çok ayrıntılı tartışmaları içeriyor. Tartışmadan kaçan da yok, ama tartışma günümüze ışık tutuyorsa, ilerletici, geliştirici ve pratik yeniden üretimi getiriyorsa, Sol un buluşup ayrışma ve bütünleşmesine olumlu yönde anlamlı ve ileri adım atmasına yardımcı oluyorsa, tartışma elbette gereklidir. Bilindiği gibi her şey tartışmaya da indirgenemez. Günümüzde Sol un içine girdiği anlamsız ideolojik, politik ve örgütsel tartışmalar kimin işine yaramıştır? Sol un kapalı devre dergi, gazete ve internet sitelerindeki tartışmalarından işçi sınıfı ve emekçilerin haberi dahi yoktur. Sol un da onlardan haberi yoktur, Sol umuz ayağını bastığı coğrafyayı tanımıyor. İnsanının düşünce-davranışını belirleyen sosyoekonomik yapıyı, tarihini, dinini, dilini, inanç sistemlerini, geleneklerini, kültürünü, mitolojisini, masallarını, vb. etmenleri tanımıyor. Bu donanımsızlığı ile politikaya soyunuyor?! Günümüz koşullarında Devrimci ve Marksist Kadrolar anlamsız tartışma dışında pratik-örgütçü çabalarıyla öne çıkmıyor/çıkamıyor ise, ideolojik ve teorik argümanları daha da açığa düşecektir. Belli ölçülerde de düşmüştür. 1 Mayıs 2007 nin gündeminin birinci maddesi: İşçi Sınıfının Sendikal ve Siyasal Birliği ni gerçekleştirmektir. Tutarlı bir demokrasi mücadelesi ile tutarlı bir iktidar (siyasal-sosyal devrim) mücadelesi ni atbaşı götürebilecek Kurum ve Araç ları üretmektir. Bulunduğumuz coğrafyadaki en anlamlı sosyal muhalefet dinamiklerinden Kürt ulusal ve sosyal dinamiği başta olmak üzere Kızılbaş, Alevi-Bektaşi öğretisine bağlı demokratikleşme yanlısı sosyal muhalefet yapılarına politika üretmektir. İlerici, demokrat, devrimci, sosyalist, yurtsever ve Marksist kadroların yan yana durmasını, birbirinden öğrenmesini, deneyim aktarımında bulunmasını ve tırmanan faşizm tehlikesine karşı Birleşik İşçi Cephesi (BİC)ni kurmaktır. Mücadelenin bütün biçimlerine aday ve kitleleri seferber etme yeteneğine sahip birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı bir İşçi Sınıfı Partisi ni işbaşı yaptırmaktır.

8 İşçi sınıfı, emekçiler, yoksul köylülük, ilerici gençlik, kadın hareketi, işsizler, ara katmanların politika dışına itilmesine ve politikasızlığa karşı kombine hareketleri örgütlemektir. Bilimsel Sosyalizm-Komünizm dışı sağ ve sol teslimiyetçi oportünizme karşı ideolojik, politik ve örgütsel güvencelerinizi üretmektir. Devrimci ve Marksist Kadroların Komünistlerin Birliği ni darbelemeye aday sağ ve sol düşünce akımlarının teşhis, mümkünse tedavi, teşhir ve tecridini gerçekleştirebilecek hazırlık kurumlarından Kolektif Enformasyon Ağı veya Kolektif Çalışma Grubu gibi kurumsallaşma güvencelerini sağlama almaktır. Politikayı bilimsel-sınıfsal temelinden saptıran din, tarikat, mezhep, cemaat, etnisite, ırk olgusuna indirgeyip propaganda eden ve algılayan vatan, millet, ezan, bayrak, Kur an demagojileriyle başlayıp Kürt, Ermeni, Rum ve Komünist düşmanlığı ile bitirilen bütün anlayışları karşıya alıp açığa vurmaktır. Kitlelerin bilincinde şekillenmeye başlayan ABD ve AB karşıtı sosyal muhalefetin tutarlı bir anti-emperyalist ve anti-faşist mücadele hattına getirecek teori-pratiklerin hayata geçirilmesine katkı sunmaktır. İdeolojik-teorik çalışmayı işçi sınıfı ve emekçi halkların en ileri ve militan gücüyle buluşturma yeteneğine sahip olmayan aşırı teorisizm, entelektüalizm, dogmatizm, sekterizm ve inkârcılığın izole edilmesine çalışmaktır. Eklektik, pragmatik, akıl ve mantık dışı sol maskeli akımlarla mücadele etmektir. Avantüryeye soyunan, devrim simyagerliğine ve ithalatına önem veren Marksizm dışı akımların ayrışıp açığa vurulmasına çalışmaktır. Yerli iç deneyim birikim ve geleneklerimizden çıkardığımız çok yönlü ders ve sonuçları değerlendirip senteze kavuşturmaya aday program ve projelerimizin kadrolarca tartışılmasına çalışmaktır. Daha da çoğaltılacak sorunlarımızın çözümüne ışık tutacak olan II. Tüm Türkiye Komünistleri Kongresi (II. TTKK) ne giden süreçte, kolektif aklı, bilinci ve eylemi örgütlemektir. 1 Mayıs 2007 Nasıl Karşılanmalıydı? Nasıl Kutladılar? Devrimci ve Marksist Kadrolar, yukarda özetlenen konu ve sorunlarımıza çözüm yöntemi üretebilmiş olsalardı, 1 Mayıs 2007 İşçi Sınıfı Partisi (İSP) nin örgütlü güvencesinde rahatlıkla karşılanabilir, işçi sınıfı ve emekçilerin talepleri sıralanabilirdi. Ne yazık ve ne hazin, bu türden bir görevi yerine getirecek ne İSP, ne de TKP ye sahibiz. 15 Genel anlamıyla Sol, 27 legal, 61 illegal ve buna 170 adet internet komünist partilerini de katarsak, oldukça renkli biçimde 1 Mayıs 2007 yi karşılamaya kalkışmıştır. Hayat ve mücadelenin asla doğrulamadığı örgütsel teoripratiklerin, özcesi grup partileri nin 1 Mayıs vesilesiyle, ben partiyim, bana biat edin gibi benmerkezci anlayışlarının nelere malolduğunun trajik sonuçlarını yaşayıp gördük, bir kez daha... Grup partileri sendikaların (DİSK ve Türk-İş in) öncülüğüne biat etmiştir. İSP nin kurmaylığından yoksun kitleler, grup partileri nin ve oportünist sendika bürokratlarının, ayrıca işçi aristokratlarının yanı sıra birer sivil toplum örgütüne (NGO) dönüşmüş meslek odaları ve kitle örgütleriyle oluşturulan Devrimci 1 Mayıs örgütlülüğü biricik hedef olarak Taksim e çıkmayı gündem yapmıştır. DİSK başta olmak üzere NGO ların Soros ve Kopenhag Kriterleri ile olan iyi ilişkileri, finans destekleri değerlendirmelerimizin başında geliyor. 1 Mayıs yalnızca ve Türkiye ölçeğinde Taksim olarak algılanıp hedef gösterilmiştir. Oysa 1 Mayıs üretim faaliyeti olan her yere taşınmalıydı. Taksim hedefi, 1 Mayıs 1977 deki katliamın 30. yıldönümü nün bilince taşınması, burjuvazinin sınıf düşmanlığına cevap verilmesi, vb. gerekçelerimizle açığa vurulamadıysa, DİSK ile öne çıkan KESK, TTB, TMMOB gibi önderliklerin yerine İSP nin TKP nin öncülüğünden yoksunluğumuzda aranacaktır. DİSK, KESK, TTB, TMMOB, sistemin kendilerine açtığı ve koruduğu bir görevi yerine getirmiştir. Reformist ve Radikal Sol cenah ise, örgütsel duruşlarının gereğini yerine getirerek anılan önderliğe biat etmiştir. Sistem, 15 milyonluk kenti, Marmara Denizi ve Boğaz ayırımı dışında tren, vapur, tramvay, metro, otobüs, vb. kitle ulaşım araçlarını çalıştırmayarak bilinçle bölmüştür. Kadıköy de Türk-İş, Nakliyat-İş, İ p, vb. sendika ve siyasî partilere kolaylıklar sağlayan sistem, Taksim güzergâhını temel alan, fakat bu yolda organize olmayan grup, çevre, örgüt, sendika, kitle örgütü, vb. yapılara da, söz yerindeyse kan kusturmuştur. Taksim e girmeyi amaçlayan iyi- niyetli grup, çevre ve örgütler büyük direngenlik, özveri ve militanlık gösterisinde bulunmuş, fakat niyetlenilen amaçlarına ulaşamamıştır. Sistem sendika bürokratları ile kitle örgütü temsilcilerini korumaya alarak Taksim e, Kazancı Yokuşu başına çelenk koymalarına izin vermiş, Reformist ve Radikal Sol cenahı ise, polisi, panzeri, biber gazı ve copuyla meydan dayağından geçirmiştir. Binlerce kişiyi gözaltına almıştır. 16

9 Polis, yalnızca devrimcileri değil, her kesimden halkı da dayaktan geçirmiştir. Polis öğrencilerine de bu kanlı seanslarda görev verilmiş, devrimcilerin coplanıp biber gazı ile korkutulması işinde stajlarınıpratiklerini güçlendirmelerine katkı getirmiştir. Devrimci ve Marksist düşünce ve davranış çizgilerine karşı vukuatlarıyla ünlü İstanbul Valisi ile Emniyet Müdürü Hükümet ve İçişleri Bakanlığı nın derin planı nın uzantısında sıkıyönetimsiz bir sıkıyönetim uygulamasını sergilemiştir. İçişleri Bakanı bu faşizan uygulamaları görevlerini yerine getirmişlerdir diyerek korumuş ve taltif etmiştir. Vali ve Emniyet Müdürü, bunca vukuatı na rağmen, geleceğin önemli mevkilerine getirilmeye aday olduklarını göstermiştir. Burjuva basını dahi 1 Mayıs 2007 yi işçi sınıfına ve emekçilere bir türlü kutlatmayanları yetkilileri şiddetle eleştirmekten geri durmamıştır. Bu 1 Mayıs, tekelci-militarist-polis devletinin işçi-emekçi düşmanı çirkin yüzünü saklanamaz biçimde ortaya koymuştur. 1 Mayıs 2007 de kapitalist anarşinin, güvenlik güçleri, gizli milisleri, mafyatik ilişkiler ağı, trafiği, ulaşımı, üretim faaliyeti, eğitimi, okulu, vb. açılardan incelendiğinde ne demek olduğu ortaya çıkmıştır. Kapitalist anarşinin çirkin yüzünü makyajlayabilmek için Taksim diyenler günah keçisi yerine konmuş, sendikacı bürokratlara övünç madalyası verilmiştir. Sol, birleşik, güçlü, güvenilir, donanımlı ve organize 1 Mayıs 2007 yi örgütleyememiş, tarihsel ve dönemsel önemi büyük sorunlarını ve taleplerini dile getirememiştir. Suphilerin katledilişinden bu yana burjuvazi kansız 1 Mayıs kutlatmamıştır. 1 Mayıs birlik, dayanışma ve mücadele günü olmasına rağmen, bu memlekette daima kutlama gibi algılanmış, pratikte mücadele olgusu daima öne çıkmıştır. Sol, gerek bu günün gerekse ulusal-evrensel diyalektiğinin bütünlüğü çerçevesinde bir görünüm sergileyememiştir. Grup örgütlerinin direngenliğini yüceltmeyi öne çıkarmış, nesnel değerlendirmeden kaçınmıştır. TC Devletinde olduğu gibi Dünya genelinde de bütün 1 Mayıs gösteri ve anmalarında burjuvazi tarafından kan dökülmüştür. Emperyalist-kapitalizmin kan emici-kan dökücü görüntüleri tv. ve internet sitelerinde görüntülendirilmiştir. Küba da 1 milyonu aşkın kütlesel 1 Mayıs kutlamaları dışında hiç bir ülkede dehşet görüntüleri dışında 1 Mayıs kutlamasına rastlanılmamıştır. Rusya da, Çin de, ABD de, AB de tekelci-militarist-polis devleti gücü işçi sınıfını, emekçileri, yoksulları boy hedefi yapmıştır. Sol cenahımızın bu 1 Mayıs tan ders çıkararak bir daha sendikacı bürokratlara uyup yarı yolda kalmamaları ve de örgütsel duruşlarını hızla gözden geçirip hâkim gerici sınıflar koalisyonu karşısında nasıl bir cephe oluşturması gerektiği konusunda özeleştiri yapması gerekecek ve beklenecektir. Kürt ulusal ve sosyal kurtuluş hareketi nin bu 1 Mayıs a neden gereken oranda güç ve önem vermediğini Sol düşünmek zorundadır. Özeleştiri yapmayan/yapamayanların sınıflar mücadelesinde bir adım ileri çıkamayacakları bu 1 Mayıs 2007 pratiğinde net olarak ortaya çıkmıştır. 1 Mayıs 2007 deneyimi Sol un ayrışıp buluşması ve bütünleşmesi açısından da önemli bir ölçüt olmuştur. Tutarlı bir ayrışma ve bütünleşmeyi ise, Devrimci ve Marksist Kadroların ancak başaracağı bilinmektedir. Devrimci ve Marksist Kadroların anlamlı ve ileri bir adım atması koşuluna bağlı olarak işçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, ilerici gençlik, kadın hareketi, yoksul köylülük, Kürt ulusal ve sosyal muhalefet dinamiği ve Kızılbaş, Alevi-Bektaşi geleneğinde saflaşan insanlarımızın davalarını bir değil iki adım sıçratma şansını kazanacaktır. Bunun işaretleri Laik-Şeriat sahte ve suni gündemler yaratılarak 14 Nisan Tandoğan, 30 Nisan Çağlayan mitinglerinde yeterince ortaya çıkmıştır. Kolektifimizin sıkça bilince çıkardığı Türkiye nin gündemini yarım saatte değiştirebiliriz. Yeter ki anlamlı ve ileri adım atılabilinsin... özdeyişimizi ciddiye alanlar çıkmıştır. Hayat ve mücadele de bunu belli oranlarda doğrulamıştır. Türkiye nin gündemini Devrimci ve Marksist Kadrolar belirleyecektir. Belirlemelidir. Bulunduğumuz coğrafyadaki Devrimci Damarı iyi görmek zorundayız. Bu damarı kurutmamalıyız; kurutturmamalıyız. Devrimci birikimlerimizi, geleneklerimizi eloğluna harcatmamalıyız. Grup kültü ve grup partisi yerine İşçi Sınıfı Partisi ve kolektif kurum disiplinli merkezî otoritenin oluşturulması davasına daha fazla omuz vermeliyiz. Her 1 Mayıs ta olduğu gibi, bu 1 Mayıs ta da devrimci hizayı bozan örgütlerin flaması altında değil, kitlelerin içinde olmaya özen gösterdik. Bu özet yazıda sıralanan görüşlerimizi arkadaş, dost ve yoldaş bildiğimiz dışımızdakilerle tartıştık. 1 Mayıs a çeyrek kala kutlama ve anmalar yerine en azından tutarlı bir İşçi-Kitle çalışması yapılarak bir yıl öncesinden hazırlanmalıyız önerimizin ne derece haklı ve doğru olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Tutarlı bir İşçi-Kitle ve İSP disipliniyle hareket eden organizmaları hiç bir güç engelleyemez. Taksim fethedilecekse, bu türden bir donanımla ancak fethedilebilecektir. Dar grupsal ajitasyonlarla ne Taksim ler fethedilebilinir, ne de iktidara yürüyen organik bileşimler örgütlenebilir. 6 Mayıs 2007 S.P. F/

10 Cumhur İle Başkan Polemikleri -Polemik- Öncü Kitabevi 2 Şubat 1976 günü kundaklandı. Yakıldı. Kitabevi sahibi Zeki Öztürk, bu olayı bir sabotaj olarak değerlendirdi. Konuyu tanık ve belgeleriyle ilgili olanlara verdi. Bu yolda çalmadığı kapı kalmamıştı. Çalınan kapılar birer birer yüzüne kapandı. İlgili zevat bu olayı bir elektrik kontağı gerekçesine düğümleyerek sistemin bağrında büyütüp beslediği faşist tosuncukları ve onlarla organik ilişkili kurumlarını korumak istedi. Fakat mızrak çuvala sığmıyordu. O tarihlerde oldukça diri olan kamuoyu ve ilerici cenahımız konuya sahiplendi. Basın konunun üzerine eğildi. Öncü Kitabevi sahibi açılan yangın davasında, yerli Gladio kaynaklı milislerden üçünün ismini açıkladı. Bugün avukat olan K. A., M. G., İ. Ö. adlı kişiler, kirli eller olarak bu kundaklamada kullanılmıştı. Kirli Eller Kitabevini Kundakladı manşetiyle konu basında yankılandı. T. Yazarlar Sendikası ise, Kitap ve Kitabevi Yakarak Devrimci Düşüncenin Gelişmesi Engellenemez afişiyle Öncü Kitabevi nin sabotaj sonucu kundaklanmasını protesto etti. Kitabevinin yeniden açılışında imza günü düzenledi. Açılan davada MİT ten istenen önemli bir belge, anılan isimleri işaret ediyordu. Fakat bu önemli maddî delile rağmen failler meçhule havale edildi. Dava dosyasındaki bu belge ve daha sonra da dosyanın tamamı yokedildi! Kitabevi sigorta edilmemişti. Zeki Öztürk herhangi bir maddî talepte bulunamadı. Konuyu ilerici geçinen siyasi parti başkanlarına, TBMM ye, çeşitli bakanlıklara ve AİHM e kadar götürdü, bu müracaatlardan da sonuç alamadı. Zeki Öztürk Öncü Kitabevini kapatmak zorunda kaldı. Şimdi ise, hiçbir sosyal sosyal güvencesi olmadan yaşamını sürdürüyor. İlaçlarını dayanışma olarak yakınları temin ediyor. İlerici yayıncılık kulvarında kimileri dört köşe olurken, Zeki Öztürk e uğraşında yürü ya kulum diyen çıkmamıştı! Bu hatırlatmayı niçin yaptık? Kara gerici, dinci-milliyetçi ve ırkçı, faşist partilerin gerek milletvekili, gerekse cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adaylarının bu kundaklamada rol üstlenenler olduğu ortaya çıkınca sistemin mantığını açığa vurup bir kez daha hatırlatmayı uygun bulduk. Bir zamanların MTTB, Millî Görüş, Komünizmle Mücadele Birliği, Aydınlar Ocağı, İlim Ocağı, Akıncılar, vb. gerici örgütlerin lise ve üniversiteli gençliği, emperyalizmin ve yerli ortağı işbirlikçilerinin milisleri 19 olarak Öncü Kitabevi nin kundaklanmasında kullanılmıştı. Bir ayakları sözde dindar kuruluşlarda, tarikatlarda, cemaatlerde, öteki ayakları ırkçı ve faşist örgütlerdeki bu milliyetçi insan malzemesi, şimdi iyice büyümüş, tosunlaşmıştır. Dönemin tosuncukları günümüzde yaşlarına basmıştır. Aralarında milletvekili, bakan, başbakan, meclis başkanı ve cumhurbaşkanı adayı olanlar da vardır. Bağlantıları yine emperyalist-kapitalist güç odaklarındadır. Uluslarötesi tekelci sermayenin çıkarlarını korumak üzere A dan Z ye kadar bütün kurumlarda çimlenmişlerdir. Kapitalist avantalar ve yağmalar düzeninde gözlerini doruklara dikmişlerdir. Sülalece ebaebcet titreyip kendine gelmiş ve de yükselmişlerdir. Kendileri ve çocukları yabancı okullarda eğitilmişlerdir yıllarında öne sürülmüş bu gerici insan sürüsünün rol aldığı bütün mitingleri yakından izliyorduk. MTTB nin ikinci adamı Abdullah Gül ve Kazım Ayaydın, Mehmet Gül, İbrahim Özaydın, Orhan Celeboğlu, Sıddık Polat, vb., isimler anılan miting ve yürüyüşlerin militanları arasındaydı. Cağaloğlu daki MTTB binasında toplanırlar, Beyazıt a yürürlerken Öncü nün önünden geçerken en hayasız sloganları atarlardı. Öncü de bu türden mitinglerde saldırıya uğramamak için işçi ve gençlikten oluşan militan bir gücü Kitabevini korumak için seferber ederdi. Çeşitli zamanlarda Sırrı Öztürk, İsmet Demir gibi işçi önderleri Öncü nün önüne gelirdi. Demirdöküm, Kavel, Singer, Petkim, Mannesman, Klor-Alkali gibi tarihsel grevlerin militanları faşist milislerin muhtemel saldırısı karşısında barikat oluştururdu. Faşist güruh bu barikatı kırmaya cüret edemezdi. Fakat kaş, göz, el ve baş işaretleriyle, sopalarıyla Öncü yü tehdit ederek Cağaloğlu ndan gelip geçerlerdi... Korkaklar karanlığı sever. Yerli faşistlerimiz de gündüz yapılan tehditlerini gece Öncü yü kundaklamaya dönüştürerek efendilerine hizmet sunmuşlardı. Aradan bir hayli zaman geçti. Kara gerici, ırkçı faşistlerimiz hiçbir zihinsel gelişme gösteremedi. Kafa yine o kafa. Devlet tekelci kapitalizminin kaba güce ve zora başvuran sisteminin hizmetlileri olarak bu sefer faşizm yerine demokrasi, cumhur ve başkan vb. sıfatları kullanmayı tercih ediyorlar. Cumhur yarenliklerinde adları sıkça gündeme getirilen Turgut Özal ı taa MESS başkanı iken tanıyorduk. Toplu sözleşme görüşmelerinde sınıf bilinçli müzakereci yoldaşlarımızın karşısında patronlarının çıkarlarını korumaya çalışırken kızarır ve ter dökerdi... O tarihlerde de TUSİAD ın emrindeydi, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işçi ve emekçi düşmanı kimliği ile tekelci sermayenin çıkarlarını koruyordu. O da cumhur lafını çok seviyordu. Cumhur un yanıltılmış oylarını alarak başkan olmuştu. Ya Süleyman Demirel? O da, Morrison lakabıyla Ereğli Demir Çelik Fabrikası inşaatında sermayeden yana taraflı kimliği ile YİS in 20

11 karşısındaki yerini almıştı. O da işçi ve emekçinin dostu değildi. O da cumhur un oyunu alarak iktidara, oradan da yukarıya çıkmıştı. İşçi sınıfı cumhur un yanıltılmış oyunu alıp iktidara gelenlere kitlesel çıkışlarıyla tarihsel ve sınıfsal anlamlı bir ders vermiş, baskı, sömürü, hak gaspı ve zora başvuranların ne derece cumhur dan yana olduklarının maskelerini indirerek göstermişti... Ne zaman mı? Bütün altüst oluşlarda. İzmir İktisat Kongresinde,1925, 1938, 1946,1950, 1960, 1970, 1980, vb... İşçi sınıfı cumhur yarenliklerine en anlamlı dersi 15/16 Haziran Hareketi döneminde,1970 lerde vermiştir. Cumhur dan oy alıp tekelci sermayeyi ihya etmenin hesabı mutlaka sorulacaktır. Egemen burjuva resmî tarih anlayışı ile egemen burjuva resmî ideolojilere dayanıp sahte ve suni gündemler yapıp kapitalist avantalar ve yağmalar düzenini pekiştirmenin hesabı sorulacaktır. Şeriat-Laik gibi sahte ve suni gündemler yapıp sosyal sınıf ve sosyolojik emekçi halk gerçekliğini yok saymanın hesabı sorulacaktır. En anlamlı sosyal muhalefet dinamiklerinden Kürt ve Alevi cenahın sorunlarını inkâr, imha ve asimilasyon yöntemleriyle emekçi halkların taleplerini yok saymanın hesabı sorulacaktır. Vatan, millet, ezan, Kur an, bayrak demagojileriyle iktidara gelmenin eskisi kadar kolay olmayacağı günler gelecektir. Yakındır. Anılan genç tosuncukların ağa babaları bugün devletin zirvesine çıkmıştır. Vatan, millet... demagojilerinin yanı sıra Komünistlere, Kürt, Ermeni ve Rum emekçi halklarına düşmanlığı öne çıkaran sloganlarıyla siyaset yapmaktadırlar. Bunun da bir sonu vardır. O sonu daha ileri yaşlara gelmeden göreceklerdir, bir dönemin tosuncukları, günümüzün cumhur yarenlikleri yapanlar; adaylığa soyunanlar... Sahte ve suni gündemleriyle sözde laikler günümüzde kıçına nişadır sürülmüşlerin can havliyle sözde müslümanlardan şikâyet ediyor! Ne hakla? Eserinizle övünmelisiniz. Sahte müslümanları, cemaatleri, tarikatları sizin politikalarınız üretmedi mi? Kimi kime şikâyet ediyorsunuz? Devlet eliyle kapitalist-burjuva yetiştirme diye diye kapitalist avantalar yağmalar düzenini sizler kurdunuz. İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz!.. haykırışlarıyla devrimcileri, komünistleri katlettiniz. Şeriat-Laik saflaşmasında iki kesiminde eli devrimci kanına bulaşmıştır. Rüzgâr ekmiş, fırtına biçmişsinizdir. Şimdi bu iki kesim olmayan demokrasinin yasını tutuyor! Demokrasi peşrevleri yapıyor! Siyasal-ekonomik kriz derinleştikçe sağlı sol lu burjuva politikalarıyla birileri yine cumhur u aldatıp uyutarak iktidara gelmenin düşünü kuruyor. Evet, bu sefer de hile-i şerriye yöntemleriyle iktidara gelir/gelebilirsiniz. Ya sonra? Kapitalist anarşinin cenahımıza uygulayageldiği baskı ve terörün sonu gelmiyor... Katiller kapitalizmi sisteminizde 10. Yıl Marşınızı yeniden yazın! Yetiştirdiğiniz gerici politikacılarla tetikçi ve cinayet şebekeleriyle, Devrimci ve Komünist düşmanlıklarıyla övünün! Titreyip kendinize gelin! yılında İstanbul da Öncü Kitabevi ne ve sahibi Zeki Öztürk e, 2006 yılında, yani demokratik cumhuriyet imizin 50 yıllık uygulamalarından sonra Şemdinli deki Umut Kitabevi ne ve sahibi Seferi Yılmaz a, bu süreçte yüzlerce kitabevi, yayınevi, dergi bürosu ve çalışanlarına yapılagelen baskı, terör ve düşmanlıklar unutulmamalıdır. Faşizmin yaktığı kitap, gazete ve dergilerimizin külleri altında boğulacakları günleri yakınlaştırmak gerekiyor. İlerici-devrimci safları pekiştirmek için, faşizmi geriletip aşmak için, Kurum ve Araç larımızın tahkimatını yetkinleştirmek için, tarihsel ve sosyal haklılıklarımızla inisiyatif kullanacağız. Faşizmin kıydığı insanlarımıza ebedî saygı, eli kanlı işçi ve emekçi halk düşmanlarına da binlerce lanet!.. Web ve E-posta Adreslerimiz SORUN Polemik Marksist İnceleme Araştırma Eleştiri Dergisi: Sanat Cephesi: Sorun Yayınları Kolektifi: Emeğin Ressamı Avni Memedoğlu: SORUN Polemik 25 Nisan

12 Belge Sn. Namık Kemal Şentürk İstanbul Valisi İstanbul 1 Ağustos 1977/İst. 20 yıla yakın bir zamandan beri İstanbul Babıâli Caddesi No:8 de ÖNCÜ KİTABEVİ adı altında bir işyerinin sahibi bulunmakta, çeşitli kitap ve kırtasiye satışıyla geçimimi sağlamaya çalışmakta, ayrıca ülkemiz düşün hayatına bir katkı niteliğinde tanımlanabilecek ilerici Sol yayınları da yapmaktayım. Kitabevim, mübalağasız hemen her yıl saldırılara uğrar, camı kırılır, kitapları yırtılır,12 Martların gazabına uğratılır, yayınlarım kitle hâlinde Selimiye Kışlası fırınlarında yaktırılır... Ama failleri bir türlü bulunamaz! Geçen yıl, 2 Şubat 1976 da ise Kitabevim tümüyle yakıldı. Sigorta bile ettiremediğim için bu kundaklamalar ekonomik olarak bizim için yıkım oldu. Kitabevini güç belâ gene düzene koymaya çalıştık, ama bu son olayla işlerin tadı tuzu kalmadı. Önem vermediğim olayları bir yana bırakırsak, bugün saat 11 sularında Kitabevime 15 kadar silahlı faşist sürüleri doldu, beni tehdit ettiler. Yarım saat içerisinde bu kitapları kaldırmazsam, kitabevinin bombalanacağını, benim ise, öldürüleceğimi söyleyerek bazı kitapları yırtıp dağıttılar... vb. Sayın Vali, Kitabevim yer itibariyle Vilayet Konağına 200, Adliye Sarayına 100 metre yakınlıktadır. Bizlerin, sizlerce de malûm olan bu tür saldırılar karşısında mal ve can güvenliğimizi korumak sanırım sizlerin de görevleri arasında bulunmaktadır. Bu faşist sürülerin tehdit ve saldırılarının somut önlemler alınarak giderilmesi yolunda üzerinize düşen görevinizi sizlere hatırlatmak zorunlu duruma gelmiştir. Demokrasi ve kitap düşmanı faşistlerin bu ve benzeri saldırıları tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de hiç kimseyi demokrasi yolundaki savaşımından geri koymayacaktır. Saygılarımla. Zeki Öztürk ÖNCÜ KİTABEVİ Sahibi SORUN Polemik in Notu: İlerici kitap düşmanı faşizmin yalanlarını açığa vuran bu belgeyi günümüzdeki faşist baskı ve terörün mantığını ortaya koyması açısından yayınlamayı uygun bulduk. 23 İsmail Arguvanlı -Polemik- Kapitalist Anarşinin Krizi Nasıl Aşılır? Türkiye kapitalizminin krizi yapısaldır. Bu yapı yerinde durdukça kriz de aşılamayacaktır. Kapitalist anarşi olarak tanımladığımız bu köhnemiş sistem, rejim, düzen (adı ne olursa olsun), devrimci ve köklü değişim-dönüşüm yöntemleriyle mutlaka aşılacaktır. Kapitalist anarşinin krizi sağlı sol lu burjuva partilerinin kayıkçı dövüşü yöntemiyle aşılmayacaktır. Çünkü bu siyasî partilerin programları, strateji ve taktikleri ile kadroları, işçi sınıfı ve emekçi halkların talep ve ihtiyaçlarını karşılamak için değil, uluslarötesi tekelci sermayenin ve yerli ortağı devlet tekelci kapitalizminin, ABD nin, AB nin, NA- TO nun, PENTAGON un, Dünya Bankası nın, IMF nin çıkarlarını koruyup kollayan bir konumdadır. Türkiye de devlet tekelci kapitalizmi, altemperyalist ve taşeron niteliği ile sömürüsünü sürdürmektedir. Kapitalist anarşi hâkimiyetini sürdürebilmek için kaba güce ve zora başvurmak zorundadır. Çünkü uluslararası kapitalist pazarda rekabet gücünü arttırabilmek için emek gücüne ücret olarak verilen değişken sermayeyi düşük tutmak zorundadır. Altemperyalist karakterli Türkiye kapitalizminin sürekli büyümek, bölgesel altemperyalist güç merkezi olabilmesi buna bağlıdır. Tekelci sermayenin çıkarlarını koruyup kollarken demokrasi, cumhuriyet gibi yalancı memelerin kitlelerce emilmesini ister. Yalancı meme ise süt vermemektedir. Türkiye nin hâkim gerici sınıfları koalisyonu sistemlerinin ayakta kalabilmesi için biçimsel demokratik makyajlara ihtiyaç duymuştur. En başta parlamento işçi sınıfına, emekçi halklara kapalıdır. İşçiler ve emekçiler sağlı sol lu burjuva partilerine sadece oy vermekle mükelleftir. Burjuva partileri vatan, millet, bayrak, ezan, Kur an, edebiyatıyla emekçi halk kitlelerini efsunlayıp uyutarak biçimsel olan ve baskın misali seçim lerle iktidara gelmektedir. Anayasa ve babayasalar, seçim kanunları, siyasî partiler kanunu, keyfî ve fiilî infaz yöntemleriyle derin devlet, mafyatik ilişkiler ağıyla donatılmış olan kapitalist anarşi, çeteleşerek hükmünü sürdürmek istemektedir. Kapitalist anarşinin, devletin bekası için kitlelerin demokrasi, özgürlük, barış, eşitlik, hak-hukuk, halkların kardeşliği gibi dillendirilen taleplerinin ise, diğer alanlarda devreye sokulan yalancı memelerle uyutulması gerekmektedir. Birer sosyal uyanış içindeki kitlelerin örgütlenip iktidara yönelmemesi için afyonlanması şarttır. Bu afyonlamayı bir yandan vatan, millet, bayrak, ezan, Kur an diyenler, yani dinci- 24

13 milliyetçi AKP, DYP, ANAP, MHP, BBP, vb. partiler yerine getirirken, diğer yandan ne sosyal, ne demokrat, ne de sosyalist olan CHP, DSP, SHP, vb. partiler de kara gerici, ırkçı, faşist partilere alternatifmiş gibi bir görüntü verip kitlelerin afyonlanması işinde rol üstlenmiştir. Bilimsel Sosyalizm-Komünizm kaynağından beslenmeyen ÖDP, SDP, EMEP, vb. liberal, postmodern, tasfiyeci, yeni-sol kimlikli sosyalist örgütler de kapitalist anarşinin hâkimiyetindeki üretim, mülkiyet, paylaşım ilişkilerine dokunmamak şartıyla, sistemin kendilerine açtığı kanallarda demokrasi mücadelesi vermektedir! Beri yandan işçi ve komünist isim ve sıfatlar kullanarak icra-î zenaat eden İ P ve T K P gibi partiler de yalancı pehlivan peşrevleri yaparak olmayan demokrasinin vitrinini süsleme işinde rol almıştır. Bu partiler de madalyonun önü/arkası nitelikleriyle egemen burjuva resmî tarih anlayışı ve egemen burjuva resmî ideolojilerin girdabından şoven (nasyonal sosyalist) ve sosyalşoven (yurtsever sosyalist) akımlar olarak, tekelci sermayenin has partileri olmak için çırpınarak ilerlemeyi düşünmektedir! HEP-DEP-HADEP sosyal-pratiğinden sonra Kürt Ulusal Hareketinin taleplerini dile getiren Demokratik Toplum Partisi (DTP) de sosyal muhalefet dinamiklerinin önemli bir kesiminin temsilcisi olarak demokratik cumhuriyet in kendilerine de parlamentoda yer açmasının kavgasını veriyor! İllegal, yeraltı ve gizlilik koşullarındaki devrimci, sosyalist, komünist, bolşevik gibi isim ve sıfatlarıyla varlığını sürdüren cenahın da politikada söyleyeceği/yapacağı pek çok çabanın varlığı da bir gerçeklik olarak siyaset arenasını renklendirebilir. DTP nin varlığına dahi tahammül edemeyen kapitalist anarşi ideolojik, politik ve örgütsel konumunu değiştiren PKK nin barış taleplerini ve diyalog arayışını da reddetmektedir... Devlet tekelci kapitalizminin yapısal krizi anılan örgüt ve partilerin ideolojik, politik ve örgütsel konumlarıyla değil, siyasal-sosyal devrim yolunda tutarlı bir programı-projesi, kadrosu, stratejisi, taktiği olan İSP veya KP nin öncülüğünde -kurmaylığında- ancak aşılabilecektir. Sağlı sol lu burjuva partilerinin kitlelerin sosyal uyanışındaki göz bağını açmasını beklemek ham bir hayaldir. Burjuvazinin açtığı kanallarda işçi sınıfının, emekçi halkların, ara katmanların çıkarlarını temsil iddiasındaki işçi, sosyalist ve komünist isimli örgütlerin de kapitalist anarşinin krizini aşmak ya da derinleştirmek gibi bir lüksü de bulunmamaktadır. PKK ve DTP nin demokratik cumhuriyet gibi burjuvazinin politikaları ile örtüşen tarz-ı siyaseti de örsle çekiç arasına sıkışmış garip bir politikadır. Sistemin Komünist, Kürt, Ermeni ve Rum düşmanlığına en- 25 deksli politikası çürüyeceği kadar çürümüştür. Kapitalist anarşi krizin faturasını bu türden sunî düşmanlıklar yaratıp onların sırtına yüklemek niyetindedir. Vatan hainleri, bölücüler, anarşistler, gomonistler edebiyatı sakız misali çok çiğnenmiş olmasına rağmen, kitlelerin afyonlanmasında hâlâ kullanılmaktadır! Devlet tekelci kapitalizminin sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, askerî, istihbarî, polisiye, derin devlet ve mafyatik örgütsel ağını yeterince tanımayan burjuva ve küçükburjuva sol siyasî düşüncedavranış çizgileri diledikleri kadar demokrasi terennüm etsin, kapitalist anarşinin asla demokrasiye ihtiyacı yoktur. Merkezileşip tekelleşen sermayenin dünyanın hiçbir yerinde demokrasiye ihtiyacı olduğu ne görülmüş ne de işitilmiştir. Hakikî demokrasiye ihtiyacı olan bizim cenahımızdır. İlerici, demokrat, devrimci, sosyalist, yurtsever ve Marksist kadroların demokrasi ve sosyalizm diye bir davası vardır. Hâkim gerici sınıflar koalisyonunun tanımladığı gibi, Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devleti değildir. Fiiliyatta hiç bir zaman olmamıştır. Türkiye ne demokratik, ne cumhuriyet, ne laik, ne sosyal, ne de hukuk devletidir. Türkiye devleti Hitler, Mussolini, Salazar, Franko, Pinochet faşistlerine taş çıkartacak düzeyde bir sermaye diktatörlüğü sistemine sahiptir. TC Faşizmi ni doğru okumayan sol ların legal ve illegal vukuatını (hepimizin vukuatını) Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana görüyoruz. Yaşıyoruz. Çağımızın faşizmi ABD ve AB de hazırlanan ve tarihsel uygulamalarından daha şık bir faşizm anlayışıdır. Bu yeni faşizm anlayışı demokrasi ve özgürlük vaadiyle emekçi halkları afyonlamaktadır. Devlet tekelci kapitalizminin faşizmi ise, bir yandan yol ayrımına gelmiştir. Diğer yandan tekelci diktatörlüğün ebedîliği için hızla tahkimatını yapmaktadır. Açık militarist-polis devleti yöntemlerinin bu düzeyde hükmünü sürdürdüğü başka bir kapitalist ülke var mıdır? Kapitalist ülkelerin tekelci-militarist-polis devleti görüntüsü gizlenerek, yani halk deyimiyle pireyi incitmeden, belini kırmadan şaapacaksın özdeyişine göre konuşlandırılmıştır. Kapitalist TC Devletinde ise âdeta Asker-Ordu Partisi ile Polis Partisi öteki burjuva partileri gibi, tekelci sermayenin bir bileşeni ve kliği olarak açıktan siyaset yapmaktadır. TSK, MİT ve öteki istihbarat birimleri, derin devlet göstermelik, biçimsel seçim lerle gelen, parlamenter demokrasi mizin oylarıyla iktidara gelenlerle birer iktidar ortağıdırlar. Sosyal sınıf ve tarihsel-sosyolojik emekçi halk gerçekliğini kaba güce ve zora başvurarak siyasî yelpazedeki yerini alması engellenen yalnızca Devrimci ve Marksist Kadro lardır. Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüklerimizi devlet tekelci kapitalizminin sömürü, baskı ve terör uygalayageldiği ortamlarda kullandık. Çeşitli kırım ve kıyımlardan geçtik. Türkiye tatlı kârlar, avantalar ve yağmalar cennetine dönüştü. 26

14 Memleketi sata sata bitiremediler, fakat kriz aşılamadı. Devrimcileri, Komünistleri kitabına uydurup tecrit hücrelerine attılar, kriz aşılamadı. Doğrudan demokrasi hakkını kullanan canlarımız darağaçlarını süsledi. İşsiz ve aç bırakıldı, kriz aşılamadı. İşsizlik pahalılık cehenneminde kavrulan bizim insanlarımızın hak arama talepleri militarist-polis devleti yöntemleriyle bastırıldı, kriz aşılamadı. İşçi, emekçi, öğrenci ve kamu emekçilerinin talepleri hâlâ kanlı cop seanslarıyla bastırılıyor, fakat kriz yine aşılamıyor. Kapitalist anarşinin bütün kurumları, sermayedarlar polis ve özel polis korumasına alınıyor, kriz yine aşılamıyor. Çete, mafya gibi gizli cinayet şebekeleri Komünist, Kürt, Ermeni, Rum insanlarımızı canlı hedef yapıyor, kriz bir türlü aşılamıyor. 3 bin köy boşaltılıyor, ormanlar yakılıyor, milyonlarca insanımız göçe zorlanıyor, Kürt, Kızılbaş-Alevi düşmanlığı körükleniyor, türkleştirme-sünnileştirme politikaları ters tepiyor, fakat ne demokrasi geliyor ne de kriz aşılabiliyor!.. Kapitalist anarşinin sebep olduğu kriz, kitleleri önce Komünizm düşmanlığına, ardından Kürt, Ermeni, Rum düşmanlığına indirgeyip yapılagelen provokasyonlar artık çirkin görüntüleriyle halktan gizlenemez bir duruma gelmiştir. Hâkim gerici sınıflar koalisyonunun yaktığı ateşte, bu kez söndürülemeyen bu ateşte, kendileri yanmaya başlayacaktır. Önü arkası karartılmış demokrasi güçleri söylemi yerli yerine oturmamaktadır. Kimdir o sözünü sıkça telaffuz ettiğiniz demokrasi güçleri? Ne yer, ne içer ve nerededirler? Kapitalist anarşide liberal, sosyaldemokrat bir siyasî parti dahi yoktur. Demokrasi işçi sınıfı ve emekçi halkların örgütlü gücüyle gelecektir. Devlet tekelci kapitalizminin siyasî, iktisadî, askerî, malî, kültürel konumu incelenmeden, faşizme karşı dövüşecek sınıf ve partilerin ne olduğunu kavramadan, mevcut iktidarları geri adım atmaya zorlamak bir hayaldir. Her şeye rağmen, Devrimci ve Marksist Kadroların tutarlı bir demokrasi mücadelesi ile tutarlı bir iktidar-siyasal-sosyal-devrim mücadelesini atbaşı birlikte götürmek istemelerinin hangi manaya geldiğini doğru kavramak durumundayız. Devrimciler, Komünistler tarihsel ve sosyal haklılıklarıyla yasal ve meşrudur. Ezilen ve sömürülen emekçi halk kitlelerinin çıkarlarını korumaktan, onları bilinçlendirip kendi partilerinde davalarına sahiplenmelerinden yanadır. Asıl yasal ve meşru olmayan; insanı, insanlığı, toplumu ve doğayı tahrip eden küresel çetelerin yerli ortağı kapitalist anarşistlerdir. Barış, demokrasi, halkların kardeşliği özlemi kapitalist anarşinin kökünün kazılmasıyla oluşabilecektir. Sermaye diktatörlüğünde değil. Emperyalizme-kapitalizme karşı mücadelenin önündeki engellerden biri gözleri ulusallık iksiriyle perdelenmiş, emekçi halkları birbirine 27 karşı kullanabilen, işçi sınıfını politika dışında tutup, politikasızlığı egemen kılan, Sovyetler Birliği deneyimine, sosyalizme, komünist kadrolara destursuz saldıran ırkçı, kara gerici, faşist kümelenmelerdir. Burjuva partileri sosyal sınıf ve emekçi halkların talep ve ihtiyaçları üzerine temellendirilmesi gereken politikayı din, tarikat, cemaat, mezhep, milliyet, etnisite ve vatan-millet-sakarya edebiyatıyla götürmekten yanadır. Aralarındaki kayıkçı dövüşü, seçim hesaplaşması süreci yaklaştıkça daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Komünist, Kürt, Ermeni, Rum düşmanlığına endeksli politikalar ile Kıbrıs, Kerkük- Musul, PKK, Ermeni Tehciri, vb. söylemleri kitlelerin sosyal uyanışını perdeleyen sunî gündemlerdir. Postmodern siyasî liberal İslâm görünümlü AKP nin karşısındaki kümelenmede Cumhurbaşkanı, TSK, YÖK, MİT, POLİS, CHP, DSP, SHP, MHP, BBP, ADD, ÇYDD, İ P, T K P farklı yaklaşımlarla aynı yerdedir. Buna çeşitli Kuvayi Milliyeci kuruluşlarıyla Derin Devlet i de dâhil edebiliriz. Postmodern siyasî liberal İslâm görünümlü AKP nin arkasında ise çeşitli niyetlerle ABD, AB, İslâm ülkeleri ve başta hoca efendi hazretleri olmak üzere tarikat-cemaatler, TUSİAD, MUSİAD, ANADOLU KAPLANLARI, vb. bulunmaktadır. DTP ise, politikasızlığın girdabında ne yapacağını şaşırmıştır. Sistemin uyguladığı baskı, sindirme, tehdit, tutuklama, keyfî ve fiilî infaz yöntemleri karşısında uzatılan barış eli de bir türlü sıkılmamıştır. Sosyalist geçinen cenahtaki ÖDP, SDP, EMEP, vb. örgütler ise, çeşitli formülasyonlarla ya CHP, DSP, SHP gibi partilere tutunmayı, ya da DTP ile ittifakı düşlemektedir. Seçim hesaplaşması sürecinden istifade edip sesini duyurmak isteyen kimi sol lar da bağımsız aday çıkarıp tabloyu tamamlamak niyetindedir. Bu yöntemlerin dışındaki Sol ise, ya tek yol ya boykot gibi alışılagelmiş yöntemleriyle tarz-ı siyasetten yanadır. Devrimci ve Marksist Kadrolar bu seçim hesaplaşması nda ne yapacaktır? Öndersizlik Krizi ni henüz aşamamış Komünistler, bu süreçte Komünistlerin Birliği nin can alıcı ve hayatî bir mesele olduğunu anlatacak, sahte ve biçimsel dahî olsa seçim lerde işçi sınıfı ve emekçi halkların safında taraf olacak, kitlelerin hareketlendiği ortamda seçim lere de katılacak, sistemi reform yapmaya da zorlayacaktır. Politika kitlesel güç ile yapıldığına göre kitlelerin devrimcileştirilmesi mücadelesindeki yerini alacaktır. Kapitalist anarşi seçim ler yoluyla vitrinini düzeltmeyi ve muhtemel sınıfsal talepleriyle öne atılan işçi ve emekçilerin karşısına yeni yeni tahkimatlarını örmeye çalışacaktır. Emperyalist-kapitalizmin işçi 28

15 ve emekçi halk düşmanı politikaları seçim lerden sonra da artış gösterecektir. Tekelleşmeye, özelleştirmeye hız verilecektir. Sata sata bitiremedikleri işletmeleri, toprakları daha çok satışa çıkaracaklardır. Daha çok hapishane yapacaklardır Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüklerimizin önündeki barikatları kaldırmayacaklardır. İşsizlik ve pahalılığı azaltmayacaklardır. Öğrenim özgürlüğünü daha da geriye götüreceklerdir. Kürt Sorunu nu çözmeyeceklerdir. Tekelci-militarist-polis devletini asla demokratikleştirmeyeceklerdir. Eğitimde, sağlıkta, tarımda, vb. alanlarda tekelci yağmayı daha da artıracaklardır. İdealist, metafizik, mistik ve bilinemezci felsefî yaklaşımları daha da yaygınlaştıracaklardır. Kapitalizmin yoz ve kozmopolit kültürünü daha da fazla propaganda edeceklerdir. İnsanın insan olmasını engelleyen bütün melanetleri başımıza belâ edeceklerdir... Kapitalist anarşi yapısal krizini bir türlü aşamayacaktır. Bu kördüğümü çözecek biricik güç, sosyal muhalefet dinamiklerini seferber etme yeteneğine sahip birleşik, güçlü, ciddî, güvenilir ve donanımlı İSP dir, TKP dir. Hayat ve mücadelenin bizlere öğrettiği en büyük ders de budur. Sorun Yayınları Kolektifi ve SORUN Polemik Dergi mizin Adresi değişmiştir. Lütfen Not Alın: Yönetim Yeri ve İletişim: Akbıyık Değirmeni Sokak, No: 33/A, Sultanahmet-Eminönü-İstanbul Posta Kodu: Telefon : (0212) Fax : (0212) Nisan Ali Özdoğu -Polemik- Hayat ve Mücadelenin Doğrulamadığı Teori-Pratiklerde Israr Marksizm Dışıdır Sol un Ayrışması, Bölücülük ve BİRLİK Sol ifademizi genel bir tanımlamayı anlatmak için kullanıyoruz. Sosyalist literatürümüzde hangi sol? denilmesi yaşanan nesnel bir gerçekliği anlatıyor. Fikirsel esin kaynağı Bilimsel Sosyalizm- Komünizm olan ve Dergimiz yazarlarının Devrimci ve Marksist Kadrolar olarak ifade edegeldiğimiz Sol; olması gereken veya bilince çıkarmamız gereken bir tanımlamadır. Marksizm in temel ve ilkesel kaynağından beslenmeyen, Marksizm i revize eden/etmeye aday siyasî akımlar da ne hazin kendisini sol olarak tanımlamayı uygun bulmaktadır. Marksizm i reddeden, devrimci ve dönüştürücü özünü burjuvazinin çıkarları uzantısında tahrif eden akımlarla aramızdaki derin ayrılıkları ve uzlaşmaz çelişkilerimizin altını kalın çizgilerle çizmek zorundayız. Özellikle de Dünya Sosyalist Sistemi nin çözülüşü sürecinde ortaya çıkan burjuva ideolojisi ve revizyonizmin temellerini açıklamak, bu mevzileri ideolojik, politik ve örgütsel Kurum ve Araçlarımızla topa tutmak zorundayız. Bu konularda yapılan ikircimli ya da ama lı, fakat lı yaklaşımlar burjuvazinin yedek cephaneliğinin güçlenmesini sağlar. Devrimci ve Marksist Kadroların konumu, bu özet yaklaşımla kastedilen sol lardan farklı bir yerdedir. O nlar Marksizm in yorumu ve pratikte yeniden üretiminden yanadır. Bilinç düzeyi geri olanlar Sol un ayrışmasını, yeniden buluşup bütünleşmesini arzulayan kadroları bölücü (sol u bölücü) olarak nitelemektedir. Aynı mantık sistemin çıkarlarını koruyan savcılara da hâkimdir. Devrimci ve Marksist Kadrolarla düzeyli tartışamayan hâkim gerici sınıflar koalisyonunun sözcüleri, savcılar, vb. dâhil pek çok kesim bölücü suçlaması ve demagojileriyle kapitalist anarşinin devamına hizmet ediyorlar. Diyalektik tarihsel ve felsefî materyalizm kaynağından beslenen bizimkiler, bilimsel tanımıyla elbette bölücüdür. Sol un ayrışmasından, safların netleşmesinden ve yeniden harmanlanmasından yanadır. Bu manada evet bölücü olmak durumunda olan Devrimci ve Marksist Kadrolar, liberal, tasfiyeci, postmodern, yeni-sol, şoven ve sosyalşoven, reformist ve sosyalreformist sol lardan ayrışmanın kavgasını vermek durumundadır. Günümüzde hâkim burjuva resmî tarih ve resmî ideolojilerin safında yer tutan ulusalcı sol (nasyonal sosya- 30

16 list) gibi siyasî akımlar da, öteki sol lar gibi nehrin öteki yakasındaki yerini almıştır. Sol un ayrışması Komünistlerin Birliği davasının netleşmesini getirecektir. Ayrışma gerçekleşmeden Devrimci ve Marksist Kadroların yaşadığı Öndersizlik Krizi sorunsalı da aşılmayacaktır. Komünistlerin en büyük birlikçi olduğu tezi tersi için de geçerlidir. En büyük bölücüler hakikî Komünist Kadrolardan çıkmaktadır. Diyalektiği doğru okuyanlar Komünistlerin bütün süreçlerde birlikçi, yani Komünistlerin Birliği sorunsalını Birlik: Zıtların Birliğidir ilkeselliğinde anladığını somutlamak zorundayız. Burjuva ve küçükburjuva sol ların sahte birlik çağrılarını ancak bu ilkesel temelde ve Komünistlerin Birliği sorunsalına doğru cevaplar vererek karşılayabiliriz. Sol a kulak veren kitlelere de bu çerçevede uygun cevaplar verilebilecektir. Sol un Teori-Pratiği Nasıl Biçimlendi? Sol un teori-pratiğini biçimlendiren esin kaynakları dünyadaki sınıflar mücadelesinde öne çıkan Marksist akımların çeşitli yorumlarına göre biçimlenmiştir. Burjuvazinin uygulayageldiği faşist/faşizan baskı ve terör tutarlı bir fikir tartışmasının önünü büyük ölçüde kesmiştir. Sol daki entelektüel birikimin eksikliğinin ve de sistemin inkâr, imha, asimilasyona kolayca başvurmasının yanı sıra başka nedenleri de vardır. Asimilasyon, türkleştirme-sünnileştirme yöntemlerinin de dışına çıkmış düşünsel ortamımıza - cenahımıza da sirayet etmiştir. Bunun çeşitli tezahürlerini pek çok alanda görmek mümkündür. Bulunduğumuz coğrafyada modern burjuvazinin sınıfsal biçimlenişi doğallıkla karşıtını da, Proletaryayı da üretmiştir. Sosyalist fikir akımları örgütsel duruşlarıyla bütün süreçlerde kendini ifade edegelmiştir. Sosyalist Sol Osmanlı da da vardı, Kapitalist TC Devletinde de. 10 Eylül 1920 Tarihî TKP nin oluşturulması, inşası, kuruluşu sayesinde Sol, örgütsel güvencesine kavuşturulmuştu. TKP İşçi Sınıfı Hareketi ile Sosyalist Hareketi buluşturup bütünleştirerek, ideolojik, politik ve örgütsel olarak sosyalist, komünist, komünizan kadroların enerjisini bir potaya yeniden akıtmayı başarmıştı. TKP, Büyük Ekim Sosyalist Devrimi nin teori-pratiğinden büyük oranda etkilenmişti. TKP nin ideolojik, politik ve örgütsel esin kaynağı Çarlık Otokrasisini yıkan RSDİP in ve Lenin in yöntemleridir. RSDİP ve Lenin Çarlık Rusyası nda Marksizm in yorumu ve pratikte yeniden üretimi yöntemini hayata geçirdiği için Marksizm-Leninizm literatürünün kullanılmasını ve ilk bir örnek olmasını getirmiş ve de hak etmiştir. 31 Sıkça tekrar edegeldiğimiz Marksizm in yorumu ve pratikte yeniden üretimi söylemimizin biçimlenmesi buradan kaynaklanıyor. Mevcut Sol umuz ise bir türlü düşünce hamallığı ndan kurtulamadığı için Kolektifimiz in duruşunu ve bu yöntemi vurgulayagelişini bir türlü algılayamamaktadır. Şu ya da bu düzeyde algılayanlar ise, hayat ve mücadelenin bütün süreçlerde doğrulamadığı teori-pratiğini acaba bir süre daha dar grup yapımı nasıl koruyabilirim? türünden içgüdüsel yaklaşımlarıyla kendisini kandırmaktadır. Bu türden ideolojik, politik ve örgüsel duruşlarıyla şansımı bir kez daha deneyeceğim diyenler de vardır. Böylelerine yapılan uyarı, öneri ve eleştirilerimizin dozu zaman zaman aşırıya varıyorsa, yahu bırakın şu kumarbaz kafasını deniliyorsa nedensiz değildir. Devrimci ve Komünist kimi nitelikler taşıyan dost, arkadaş ya da yoldaş bildiğimiz kesimlere, onların teori-pratiklerine Kolektifimiz dışından da benzer eleştirel katkılar yapılagelmektedir. Devrimci ve Marksist Kadro isek, öncelikle düşünce hamallıklarından arınıp kurtulmak zorundayız! Hayatın ve mücadelenin asla doğrulamadığı teori-pratiklerden kurtulan yapıların ve hepimizin kurtuluşu Marksizm in yorumu ve pratikte yeniden üretimi yöntemini kavrayıp somutlayabilmekten geçer. Ekim Devrimi, sosyalistlerin, hepimizin esin kaynağı iken, bu kez beraberinde Çin Devrimi, Vietnam, Halk Demokrasileri, Yugoslavya, Arnavutluk, Küba ve Latin Amerika deneyimlerinden esinlenmeyi getirdi. Üçüncü Dünya nın Ulusal Kurtuluş mücadeleleri de bulunduğumuz coğrafyadaki devrimci hareketleri büyük ölçülerde etkiledi. Siyasal-sosyal devrim yolunda dünyada atılan bütün adımlar, tartışılmadan, eklektik, pragmatik, bilim ve akıldışı yol ve yöntemlerle ve de maharetle memlekete taşındı. Hâkim gerici sınıflar da bunun kanallarını açtı. İşçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, ilerici gençlik hareketi, kadın hareketi, Kürt ulusal hareketi devrim ihracatı na soyunanların, devrim simyacılarının ve Dergimizin kullandığı literatürümüzle eloğullarının marifeti ile bilimsel-sınıfsal temellerinden soyutlanarak gündemleştirildi. İdeolojik, politik ve örgütsel saflaşmalarımız Marksizm in esin kaynağından koparılıp Stalin, Troçki, Mao, Ho Şi Minh, Enver Hoca, Che Guevera, vb. kimlik ve kişiliklerin siyasî kültüne, deneyimine uyarlanarak dedi ki diye başlayan bilim ve akıldışı yol ve yöntemlere indirgendi. Sosyal-pratik hazır reçete ve şablonları da reddetti. Doğrulamadı. Çünkü siyasal-sosyal devrimlerin bu türden reçetesi ve şablonu yoktu. Marksizm in öğrenilip özümlenmesi ve yorumlanması süreci geliştikçe dedi ki diye başlayan politik argümanlar bilimsel kuşkuculuğu, süreci sorgulamaya ve ardından sen ne diyorsun? sorusunun yönel- 32

17 tilmesine evrildi. Çok geçte olsa bu olguya da olumlu bir gelişme olarak sahipleniyoruz. Hazır şablonlara ve reçetelere göre konuşlandırılmış sol cenahımız anılan sistemlerin çözülüşü ardından büyük bir düşünsel ve örgütsel erozyona uğradı. Artık Doktor, Deniz, Mahir, İbo dedi ki diye söze başlayan ideolojik, politik ve örgütsel duruşlarla, söylemlerin yerine işçi sınıfını, emekçi halkları ikna etmeye aday teorik-pratik duruşların ne ve nasıl olması gerektiği sorgulanmaya başlandı. İşçi sınıfı hareketi, ekonomizm-sendikalizm sorgulanıyor. Sosyalist hareket ve parlamentarizm sorgulanıyor. Kürt Sorunu, Kadın Hareketi, Gençlik Hareketleri sorgulanıyor. Sınıf, devrim ve iktidar telaffuz edenlerin argümanlarının hakikî karşılığı hayatta aranıyor. Bu türden sevindirici gelişmeleri de sahipleniyoruz. Hayatı ve Mücadeleyi Kucaklamaya Aday Arayışlar, Yol ve Yöntemler Kolektifimiz yazarları 32 yıldır devlet tekelci kapitalizminin açtığı kanallara girmeden bizim insanlarımızı, aynı zamanda kendimizi de kurtarmanın yolunu-yöntemini arıyor. Bunun kavgasını veriyor. Öncelikle Proleter Devrim yapacaksak işte buradan başlayacağız. Eleştirdiğimiz, uyardığımız kesimlerin yaptığı gibi davranmadan örgütler anarşisi hastalığımızdan nasıl kurtuluruz? denilmesini gündeme taşıdık. Sol parselizasyona bir yeni halka takmak yerine, zincirin tamamını ele geçirecek Ana Halka nın yakalanmasını bilince taşımayı yeğledik. Aşırma, eklektik, pragmatik, bilim ve akıldışı avantüryeye kaynaklık eden tezler yerine ayağımızı bastığımız coğrafyanın tarihini, insanını, dinini, dilini, ilerici kültür ve geleneklerini, inançlarını, masallarını, mitolojisini, işçi sınıfı hareketlerini, emekçi halkların taleplerini, halk hareketlerini, isyan, başkaldırı, ayaklanma, direniş ve hak arama geleneklerinin ne demek olduğunu kavrayarak, bu temelde yerli iç deneyim birikim ve zenginliğimizden hareketle yerei, ulusai, sosyal ve evrensel diyalektik bütünlüğünü öğrenmeyi yeğledik. Tarihsel-sosyal ilerleyişte özgün sentezimizi bu temele dayalı biçimde ürettiğimizde bizi hiçbir güç yıkamaz! dedik. Hayat ve mücadelenin öğrettiğini, sosyal-pratiğin doğruladığını gördüğümüz teori-pratiklerimizi dışımızdaki dost ve yoldaşlarımızla tartışmayı istedik. Sorunların kaynağına ulaşmak zor olmadı. Telif inceleme-araştırmalarımız üzerinde yoğunlaşmayı, eksik kalanları tercüme ederek cenahımızdaki insanlarımızı kuşatan ideolojik-teorik argümanları irdelemeyi düşünerek bilince çıkardık. Sol da yaygın örgütlenme anlayışlarına kaynaklık eden ve söze Stalin, Troçki, Mao, Enver Hoca, Ho Şi Minh, Che Guevera, vb. dedi ki... diye başlayan siyasî akımların safında yer tutmadık. Sosyalizmin tarihini eksi ve artılarını vurgulayarak sahiplendik. Tutarlı bir ta- rih ve sınıf bilinci eksikliğimizi bilince çıkardık. Yüz yıllık sınıflar mücadelesi tarihimizden, Tarihî TKP nin oluşturulmasından, tutarlı işçi-kitle ve köylü-kitle çalışmalarımızdan ve /16 Haziran Hareketi deneyimimizden yararlanarak çok yönlü dersler ve sonuçlar çıkardık. 15/16 Haziran ın kadrolarından Sırrı Öztürk ün sıkça dile getirdiği gibi: Biz bu süreçten PARTİ dersi çıkardık deyişini çoğu kesimler anlamadı, ya da dar grup örgütlenmesinin verdiği rehavetle anlamamazlıktan geldi. Fakat burjuvazi bu süreçten hızla ders çıkardı ve tahkimatını yaptı. Yukarıda anılan sosyalist-komünist kişiliklere ne sövdük, ne övdük, ne de sövdürdük. Kişiye tapınmanın nelere sebep olduğunu çeşitli örnekleriyle yaşayıp görmüştük. Marksistlere yakışır yöntemlerle tarihimizdeki doğrulara sahiplenmeyi, eğrilerin de gözünün yaşına bakmadan atılmasının kavgasını veregeldik. Günümüzde önemli bir yol ayrımına geldik. Burjuva ve küçükburjuva sol akımlarla Devrimci ve Marksist Kadrolar ayrışıyor. Bu ayrışmayı ideolojik, politik ve örgütsel temele oturtacak çabalar gün geçtikçe artıyor. Ayrışma-bütünleşme sürecine yapılan bütün katkıları değerli buluyor ve sahipleniyoruz. Bu hem sevindiricidir, hem de çok çetin ve sancılı bir süreçtir. Çetin ve sancılı olanın uzun erimli yolunu tercih ediyoruz. Aşınmış ve aşılmış yöntemlerle sorunlarımızı ucuza kapatmak isteyenleri karşıya alıyoruz. Ayrışma ve Buluşma-Bütünleşme Dinamikleri Devrimci ve Marksist Kadroları vareden 10 Eylül 1920 Tarihî TKP deneyiminin ideolojik, politik ve örgütsel oluşumunun sırrı hakikî komünistleri düşündürüyor. Bu süreci büyük bir susuzlukla incelemek, araştırmak ve tarihimizdeki doğruları sahiplenmek, eğrileri ayıklamak isteyen insanlarımız giderek çoğalıyor. Tarihî TKP nin sürekliliğini koruyarak günümüze kesintisiz biçimde gelemeyişi ve TKP tarihindeki devrimci kanadın bütün süreçlerde oportünist kanat tarafından tasfiye edilişi günümüzde bileşik, ciddî, güvenilir ve donanımlı bir İşçi Sınıfı Partisi nin oluşturulmasını düşünen ve bu yolda bazı adımlar atan kadrolarca, bir daha ve bu düzeyde TKP geleneğinin sömürülmemesinin güvencesi - sigortası- aranıyor. Bu türden yönelişler de sevindiricidir. Bu olguları da ciddiye alıyor ve sahipleniyoruz. Ayrıca ve doğallıkla bu sürecin ve yönelişin içindeyiz. TKP nin isim ve sıfatlarını kullananlar diledikleri kadar sip partisi tekapesinin TKP olduğunu çeşitli idealizasyon, mistifikasyon ve entrikacı yöntemleriyle iddia ededursun. Böyleleri, sınıflar mücadelesinin ürettiği hakikî komünist kadrolarla mutlaka yüzleşecektir. TKP olabilmek o kadar ucuz değildir!... TKP iddiaları kimleri açığa vurmadı ki!... S.P. F/

18 10 Eylül 1920 Tarihî TKP nin ideolojik, politik ve örgütsel duruşu, Partileşme Sorunu nda ve partileşme yöntemlerindeki yaklaşımları, yaşadığı, mücadele ettiği dönemlerdeki bilinç ve kararlılıklarıyla, ürettiği program, tüzük, strateji ve taktikleriyle, kadro sorunlarını çözüş yöntemleriyle tartışmaya değer önemli bir miras bırakmıştır. Bizleri vareden bu mirası sahipleniyoruz. Bu süreçteki devrimci direngenlik, ideolojik, politik ve örgütsel duruş, eleştirel katkılarla yeniden üretilmeye başlanıyorsa bunun da farklı nedenleri vardır. Sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimize ters yönde rol üstlenen örgütler, senteze kavuşmamış tezler, sosyal-pratikte yeterince sınanıp denenmiş ve açığa düşmüştür. Hayat ve mücadelenin doğrulamadığı örgütsel duruşlarda anlamsız ısrar, vb. teori-pratiklerin Marksizm dışı olduğunu büyük acı ve kayıplarla yeniden öğreniyoruz. Burjuvazinin işçi sınıfını politika dışında tutmak isteyişini ve Sol u işlevsizleştirip politikasızlığı egemen kılışını gören/görmeye çalışan bütün yönelişleri sahiplenmek durumundayız. Günümüzün başka bir gün olduğunun ayırdında olan canlarımızın yeni bir sosyalist kültür, yeni tipte bir partileşme, yeni tipte sınıf, devrim ve iktidar arayış ve yönelişlerini doğru değerlendirmeliyiz. Komünistlerin Birliği gibi yakaladığımız bu tutamağı ve yönelişi sulandırma yöntemlerinden ve darbe almadan disipline etmenin tam da zamanıdır. Lumpen-Proletarya ile Entel-Lumpenlerin Verdiği Zararlar Devlet tekelci kapitalizminin krizi ve uygulayageldiği sömürü, baskı ve terör politikaları karşısında sosyalist-komünist düşünce-davranış çizgileri arasındaki yorumlar da hem çeşitleniyor, hem de birlik arayışları farklı değerlendirmelerle dillendiriliyor. Burjuva ve küçükburjuva sol akımların verdiği zararları izole etmek, tartışmayı Komünistlerin Birliği eksenine çekmek, Tarihî TKP nin uzantısında devrimci yasallığı ve sosyal meşruiyeti bir daha bu düzeyde ve ölçüde tartışılmayansömürülmeyen hakikî TKP yi kurumsal disiplinli bir hâle getirmek komünistlerin görevidir. Sistemin sahte ve naylon işçi ve komünist örgütlere trenin makasını açmasına mani olmak, burjuvazinin ve onun rahatlıkla kullanageldiği sağlı sol lu tasfiyeci akımların arasına kama sokup Devrimci ve Marksist Kadro olmanın gereğini yerine getirmek durumundayız. Tasfiyeciliğin yolunu döşeyen Kuruçeşme Toplantıları ndan sonra kurulan tasfiyeci sol örgütler, tabandaki birlik özlemlerini sömürerek kurutmuş, Sosyalist Sol un birliğine büyük bir darbe vurmuştur. Sol cenahımızın politikasızlığını ve burjuvazi tarafından ciddiye alınmayışının nedenlerini ve nasıl aşılacağını da biliyoruz. Öte yandan 35 burjuvazi tekelci-militarist-polis devleti olmanın rahatsızlığını yaşıyor. Daha çok baskı, daha çok sömürü ve daha çok devlet terörü uygulayarak sınıfsal korkusunu habire tahkim ediyor. İşçi sınıfının talep ve ihtiyaçlarını, emekçi halklarınkiyle buluşturup bütünleştirme yeteneğine sahip Devrimci Proletarya Partisi nin oluşturulmasından korkuyor. Sarı ve kirli sollara olanak-bulanak sağlıyor. En eski parti TKP nin önündeki keyfî baskı ve uygulamaları kaldırmıyor. Bu yolu gündeme taşıyanların meşru ve yasal taleplerini hasıraltı ediyor. Komünistlerin devrimci yasallığı ve sosyal meşruiyeti, burjuvaziden izin alınarak teslim edilemez. Kendi alanımızı, kendi ideolojik, politik ve örgütsel gücümüzle açabiliyor muyuz? Esas olan budur. Burjuvazi ile her açıdan olduğu gibi hukuk yoluyla da elbette mücadele edilecektir. Türkiye nin tekin bir ülke olmadığını sömürücü sınıflar çok iyi biliyor. Bu yüzden de devlet tekelci kapitalizminin yüksek çıkarlarını koruyan gündemin işçi sınıfı ve emekçi halkların talep ve ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilmesinden korkuyor. Bir türlü nesli tükenmeyen devrimci damarımızı kurutmak istiyor. Devrimci ve Marksist Kadroların ütopyasını kurduğu İşçi Sınıfı Partisi işte bu türden görevleri olan kurumsal disiplinli bir Araç tır. Hâkim gerici sınıflar koalisyonuna ile sözde işçi ve komünist örgütlerin korkusu boşuna değildir. Korkunun ecele faydası yoktur. PKK nin 12 Eylül 1980 askerî faşist darbesi sürecindeki atağını yerinde değerlendiremeyen devrimci ve sosyalist hareketler, bu sürece faydacı yöntemlerle PKK ve HEP-DEP-HADEP e eklemlenme ve tutunma yöntemi, her iki tarafın da yeni nitelikler kazanabilmesine ağır darbeler vurdu. Ulusallık ve sınıfsallık dinamiklerinin sosyal-evrensel kurtuluş umutları köreltildi. Yoksul Kürt ve Türk köylülüğü büyük bedeller ödedi/ödemeye devam ediyor. PKK ve HADEP politika üretemedi. Ulusallık temeline dayalı çıkışları sistemle bütünleşmeye evrildi. Kentlerdeki işçi sınıfı hareketi ile sosyalist hareketi buluşturup bütünleşme görevi ile yükümlü olması gereken kimi sol lar da PKK ve HADEP e eklemlenmenin yanlışlığı yüzünden politika dışına itildi. Politikasızlığın girdabına düşenlerin günümüzde birbirlerini suçlu ilan etmeleri de hamamın namusunu kurtarmaya yetmiyor. PKK ve HADEP e, günümüzde de DTP ye tutunarak varlığını sürdürmek isteyen onlarca sosyalist-komünist geçinen örgüte sahibiz! Siyasî yelpazede Devrimci Proletarya Partisi olmayınca, ulusal kurtuluş talepleriyle öne çıkan hareketler de, Alevi hareketi de, devrimci ve sosyalist hareketler de, işçi sınıfı hareketi de, kadın hareketi de, ilerici gençlik hareketi de doğru kanallara evirilemeyecektir. Evirilememiştir. 36

19 Çünkü bu görevi yerine getirecek ve kitleleri seferber edebilecek bir İşçi Sınıfı Partisi aracımız yok. 12 Eylül 1980 askerî faşist darbesi sürecinde zaten açığa vurulan teori-pratikler, pek çok devrimci direngenlikler yaratmış olmasına rağmen, ideolojik, politik ve örgütsel donanımsızlıkları ve proletaryadan oksijen alamayışları, vb. nedenler yüzünden yenilmişlerdir. Bu süreçte faşizme karşı mücadele edecek, faşizmi geriletip iktidara yürüyecek İşçi Sınıfı Partisi nin nasıl bir örgütlenme olduğu kimi beyinlerde bilince çıkacaktı. Devrimci Proletarya Partisi nin politikada belirleyici olmadığı bütün süreçlerde kimi sol lar dar gruplarını hemencecik parti olarak ilan edivermiştir. Dar grup örgütü yerine merkezî disiplinli işçi sınıfı partisi bilinci Sol da henüz egemenliğini kurabilmiş değildir. Parti olmadığı hâlde parti imiş gibi hareket eden onlarca grup vardır. Anılan örgütlerin ajitasyon dışında ne iktidar, ne devrim, ne sosyalist kuruculuk ve ne de sınıfsal bir tahlili ve projesi vardır. Gazi ayaklanmasında 28 canımıza kıyan sisteme karşı kitlelerin savunmaya geçişi, faşizme karşı tavır alışı ve direngenliğini koruyuşu anılan bütün örgütleri harekete geçirmiştir. Pankartını alan grup örgütleri Gazi ye gelmiştir. Oysa bu grupların büyük bir çoğunluğunun Gazi de kitle çalışması ya da organik bağı yoktur. Gazi halkının ayağa kalkışıyla birlikte grup örgütleri de devrimci romantizmin ajitatif silahlarını kuşanmıştır. Gazi de lumpen proletarya, yarı-proleterler çoğunluktadır. Devrimci gruplar bilimsel sınıf tahlillerine yönelmeden bu şekilsiz, çoğu zaman da devrimci ve sosyalist sol a zarar vermeye aday insan malzemesini yerli yerine koyamadı. Varoşları devrimcileştireceğini zannetti. Lumpen proletaryanın, yarı-proleterlerin sınıfsal harekete eğitilip dönüştürülmeden kazanılmasının yer yer çok zor ve yer yer de olanaksız olabileceğini görmedi/göremedi. Modern üretim yapılan (imalat-hizmet-tarım sektöründe) fabrika ve işyerlerindeki proletaryayı oportünist sendika gangsterlerine terkeden, sendika bürokrasisi ve işçi aristokrasisi ile hesaplaşmayı gündemine alamayan sol lar, militarist-polis baskı ve terörünün görece sınırlı olduğu varoşlarda çimlenebileceğini umdu. Kimi sol lar, hatta komünist geçinenler büyük bir tahrifatla /16 Haziran Hareketi nin varoşlardan gelerek kentleri kuşatıp teslim aldığı yalanını dahi dillendirmekten çekinmedi. Oysa 15/16 Haziran ı örgütleyen kadrolar modern üretim yapan fabrikalardaki sınıf bilinçli proletarya idi. Bu kimlikleriyle, bütün işçileri, hem de sendika ayrımı yapmadan harekete çekebilmiş, işsizleri, 37 emekçileri, gençliği, aydınları sınıf bilinçli proletaryanın öncülüğünde eyleme katmıştı. Varoşlardaki hoşnutsuzluk elbette önemliydi. Fakat varoşlardan sistemin dejenere ettiği lumpen proletarya son derece kirli işlere bulaşmış bir kesimdi. Fuhuş, esrar, mafya, yoksulluk ve yoksunluk, vb. ağına rahatlıkla çekilen bu insanları polise ve militarizme karşı harekete geçirmek mümkün müydü? Polis, zabıta ve iyi saatlerde olsunlar zaten bu yedek iş rezervini birlikte hazırlamıyorlar mıydı? Lumpen proletarya, yarı-proleterler ve işsizler ordusu işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği davasının karşısına bilinçli olarak çıkarılmıyor muydu? Devrimci ve Marksist Kadroların varoşlar ve öteki ara katmanlar hakkındaki politikaları elbette olacaktır. Fakat bu politika sınıfsal tahlilleri reddedip varoş edebiyatı yapmayı, varoşları yüceltmeyi değil, kitlelerin hoşnutsuzluğunu devrimci proletaryanın açtığı/açacağı kanala çekmek, iş içinde eğitmeye koyulmak biçiminde olmalıdır. Aynı zamanda sistemin düşkünleştirdiği bu insan malzemesinin harekete verdiği/yarın da vereceği ihtimal dâhilindeki zararların ayırdında olmak gerekiyor. Lumpen proletaryayı varoş edebiyatı ve Marksizm e karşı sınıfsal tahlilleriyle kimler öne çıkarıyor? Kimler olacak Marksizm i öğrenememiş, özümleyememiş ve pratikte yeniden üretimin dışına düşmüş üniversite okumuş yarım-aydınlar. Burjuvazinin yedeğindeki marksologlar, leninologlar, bolşevikologlar. Aşırı teorisizme, entelektüalizme, inkârcılığa, sekterizme ve dogmatizme kaymış entel-lumpenler... Türkiye yi yeterince tanımayanlar, emperyalizmin okullarında Amerikan sosyolojisi okuyup sosyalist dahi olamayanlar, Marksizm dışı unsurlar hareketimize büyük darbeler vurdu. Tarihî TKP nin devrimci kanadını sistemle bütünleştirip tasfiye geleneğini egemen kılanlar ne mi yaptı? 1970 öncesi devrimci durumların ne demek olduğunu görüp kavrayamadı. Gençliğin militan kadrolarını arabanın önüne koştu. Gençlik dalkavukluğu yaptı! Yolumuz işçi sınıfının yoludur! diyenleri I. TİP den ihraç etmeye koyuldu! 15/16 Haziran 1970 de sınıf bilinçli proletarya, avantüryeye soyunan sağ ve sol teslimiyetçi oportünizme anlamlı bir sınıfsallık dersi verdi. Onlar ise, işçi dalkavukluğuna soyundu! Yaşasın işçi sınıfı! dediler. Sol 1980 den sonra da kadını keşfetti. Burjuvazinin de kullandığı ve Batı dan ithal ve taklit feminist akımları memlekete taşıdı. Kadın dalkavukluğuna soyundu! 12 Eylül de yenilen kimi sol akımlar bu kez PKK nın atılımını yücelterek ona eklemlenerek Kürt dalkavukluğuna soyundu!.. Bu sihir ve keramet hâlâ bozulmuş değildir. Siyasî mülteci kimlikleri ile canını kurtarıp Avrupalara sığınanlar, Kürt insanının teri ve kanıyla oluşturulan basın-yayın organlarında, Med ve Roj tv lerde yine eski rollerini sürdürüyorlar. Ne Sol a ne Kürt Ulusal Hareketine katkı 38

20 getirebiliyorlar. Kendilerini tatmin ediyorlar. Varoş dalkavukluğundan da bir türlü kurtulamıyorlar. Zavallı entel-lumpenlerimiz!.. Halk Aydınına Sahip Çıkıyor Acaba Öyle mi? Alevi tv. lerden birinde izledik. Bazı örgütler yazının başlığındaki pankart ve söylemleriyle Taksim de bir eylem -basın açıklaması- gerçekleştiriyor. Özellikle TCK nın 301. madde uygulamalarıyla TMK nin cenahımıza acımasızca uygulanmasını protesto eden grup örgütleri bu türden eylemleriyle isbat-ı vücut etmiş oluyor. Kalabalığın içinde halk yoktu. Örgütlerin militanları vardı. O örgütler ise, TCK nın 301. maddesine takılan insanlarımızın konumunu grup kültürlerine selam duranlar ve durmayanlar olarak ayırmaktan yanaydı. Popülaritesi olan kimi aydınlar öne çıkarılıyor. Sırrı Öztürk gibi bir buçuk yıldır 301. Md. nedeniyle mahkeme kapılarını aşındıran birinin vukuatı ndan ise, her ne hikmet ise kimse söz etmiyor. Sol, sansür, otosansür uygulayarak sokaktan, üretimden gelen bir proleter devrimci ile arasındaki makası açmayı yeğliyor! Bunun adı sinsi bir kuşatma dır. Çünkü Kolektifimiz çalışanları grup partisi yerine Devrimci Proletarya Partisi nden yana konumu ile tüm tasfiyeci akımları karşıya almıştı. Grup partisinin sosyal-pratikteki grafiği aşağılara çekiliyordu. Gün, Devrimci ve Marksist Kadroların yaşadığı Öndersizlik Krizi sorunsalının yakıcı bir konu olarak gündemden düşmeyişi ve mutlaka ve mutlaka Komünistlerin Birliği nin düğümünün ama düzden ama tersten kesilerek aşılacağı korkusuydu. Kolektifimize karşı sistemin ve kimi sol ların uygalayageldiği kuşatmalar ters tepmiştir. Daha da geri tepecektir. Dileyen istediği miktarda kuşatsın ya da kuşattığını zannetsin. Halkın kendi aydınına sahip çıkması/çıkabilmesi için örgütlü ve bilinçli olması lâzım. Bunun için de teşkilâtsız halk köle halktır diyebilen ve tutarlı bir işçi-kitle ve köylü-kitle çalışması yapan bileşik, ciddî, güvenilir ve donanımlı, ayrıca mücadelenin bütün biçimlerini veren bir İşçi Sınıfı Partisi ne ihtiyaç vardır. 9 Nisan Hıdır Diren -Polemik- Egemen Burjuva Resmî İdeolojisinin Diskuru Krizi Aşmaya Yetmez! Devlet eliyle burjuva yetiştirme diye işe başladılar ve imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz sloganlarıyla bugünlere geldiler. Kapitalist TC Devleti, finans kapitalin oluşmasıyla dünyadaki kapitalist gelişmelere tipik bir örnek sunmuş oldu. Finans kapital uluslarötesi tekelci sermayenin önceleri işbirlikçisi, ardından yerli ortağı olmayı başardı. Emperyalist hegemonya kuran ABD, AB ve Japon tekellerinin pazarında kendisine biçilen altemperyalist-taşeron kimliği ile kendisine verilen rolü oynamış ya da kendisine biçilen kaftanı giyinmiştir. Kapitalist TC Devleti, emperyalist-kapitalist pazarda hegemonların kendisine sunduğu kırıntıları toplarken üç büyüklerin sömürü alanına giremeyeceğinin bilincindedir. Uluslarötesi tekelci sermaye Türkiye finans oligarşisine hangi görevi vermiş ise, kapitalist TC bu rolü bihakkın oynamaktadır. Oynamak zorundadır. Kapitalist TC, Birleşmiş Milletlere, yani emperyalist-kapitalizminin bu en önemli kuruluşuna üyedir. NATO nun sadık bir müttefikidir. PENTAGON un, Dünya Bankası nın, IMF in dediğini yapmak durumundadır. ABD nin stratejik müttefiki, AB nin de 30 yıl sonra ortağı olma düşünü kurmaktadır. Kapitalist TC emperyalizme bağımlıdır. Emperyalistlerle ortaklığı vardır. Bağımlılık ve ortaklık ilişkilerinin yanında bölgesel düzlemde güç odağı olmaya çalışan altemperyalist yönelimlerin içerisindedir. Kuruluşundan bu yana da hiçbir zaman bağımsız bir ülke olamamıştır. Kapitalist TC uluslarötesi tekelci sermayenin çıkarlarının korunup kollanmasında askerî kaynak olarak ciddiye alınmış, kalkan emperyalist trenin katarına bir türlü dâhil olamamıştır. Kore, Bosna, Afrika, Afganistan da askerî kaynak larını kullanmıştır. Kendisine biçilen rolü oynamasına izin verilmiş, bölgede kontrolsüz hegemonya kurmasına ise karşı çıkılmıştır. Kapitalist TC dünyadaki en büyük askerî güçlerden birini barındırmakta, bütçesinin büyük bir kısmını askerî harcamalara ayırmaktadır. Gladio, Kontrgerilla, Derin Devlet, istihbarat ve propaganda konularında da büyük harcamalar yapmaktadır. MİT, MOSSAD, CIA, vb. istihbarat ağları birlikte çalışmaktadır. Polis teşkilâtı en az TSK kadar kurumsallaştırılmıştır. 40

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR...XXI TABLOLAR

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe örgütünün düzenlediği Yenimahalle

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız

Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız 1 MAYIS Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Bayramı 1 Mayıs nedeniyle yayınladığı mesaj şöyle: İşçilerin birlik ve dayanışma günü olan, 1 Mayıs ın, tüm dünya ve ülkemiz

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin / Mezitli Belediye Başkanı nı ziyaret ederek

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık CHP İlçe Yönetim Kurulu ve Belediye

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

25 MART 2007 SORUN. Polemik İÇİNDEKİLER

25 MART 2007 SORUN. Polemik İÇİNDEKİLER SORUN Polemik MARKSİST İNCELEME ARAŞTIRMA ELEŞTİRİ DERGİSİ www.sorunpolemik.com e.posta: sorunkolektif@gmail.com Süresi: Şimdilik İki Ayda Bir Yayımlanır Sayı: 25 (2007) Fiyatı: 4 YTL (KDV Dâhil) Sahibi

Detaylı

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ocak 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Silifke Belediye Başkan Adayı ile birlikte esnaf

Detaylı

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır.

Uygulanacak ekonomik politikalar, istihdam ve üretime öncelik tanımalı, politikaların temelini insan oluşturmalıdır. TERÖR VE BEKLENTİLER Türkiye, önce 22 Temmuz genel seçimleri ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yaz aylarını kendini yenileyerek geçirmiş, sonbahara ise artan terör olayları, şehitlerimiz, onların

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 TÜİK MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 İl Genel Meclisi Üyeleri Büyükşehir Belediye Başkanlığı Belediye Başkanlığı Belediye Meclisi Üyeleri ISSN????-???? TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 27:

işçiokulu FASİKÜL 27: Türkiye nin toplumsal sorunlarından bir tanesi de Alevi inancına sahip yurttaşlarımızın bugünkü düzende yaşadığı eşitsizliktir. Bugün devlet tarafından dayatılan toplumsal yaşam biçim Alevileri yok saymakta,

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı

Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 60

Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 60 ÖZET: Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı nın (BAKA) yeni Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen, görevine geçen ay başladı. Özen; ilk olarak ekip arkadaşlarım diye hitap ettiği BAKA nın personeliyle toplantı yaptı,

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI İKİNCİ BÖLÜM İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI I. EKONOMİ, TOPLUM BİLİMİ VE SOSYAL POLİTİKA...7 A. EKONOMİ BİLİMİ...7 B. TOPLUM

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

AKOFiS İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014. Halkla İlişkiler Başkanlığı İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014 Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

Türkiye de Seçim Sistemi TBMM de Eşit Temsili Sağlıyor mu?

Türkiye de Seçim Sistemi TBMM de Eşit Temsili Sağlıyor mu? Türkiye de Seçim Sistemi TBMM de Eşit Temsili Sağlıyor mu? 1.BÖLÜM TBMM DE EŞİT TEMSİL EDİLİYOR MUYUZ? DEMOKRASİ NEDİR? Demokrasi; Halkın serbest ve eşit siyasal katılımını sağlayan, Özgür muhalefeti mümkün

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Neden TMMOB? Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, 2B Kanunu gibi yasal düzenlemelere, Kentlerin yağmalanmasını amaç edinen kentsel dönüşüm politikalarına,

Neden TMMOB? Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, 2B Kanunu gibi yasal düzenlemelere, Kentlerin yağmalanmasını amaç edinen kentsel dönüşüm politikalarına, Neden TMMOB? Çünkü TMMOB; Gezi Parkı direnişinin destekleyicisi, Taksim Dayanışması'nın katılımcısı olan TMMOB'nin bir gece yarısı operasyonuyla yetkilerinin alınması AKP'nin TMMOB'den intikam alma girişimidir.

Detaylı

Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!..

Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!.. Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!.. Bu bir yerel seçim değil, bir kader seçimi! AKP iktidara geldiğinden bu yana son 11 yılda biri Irak ta, diğeri Suriye de olmak üzere iki Kürdistan kuruldu. Bu yerel

Detaylı

Gezi Parkı Araştırması. GEZİ PARKI ARAŞTIRMASI Kimler, neden oradalar ve ne istiyorlar?

Gezi Parkı Araştırması. GEZİ PARKI ARAŞTIRMASI Kimler, neden oradalar ve ne istiyorlar? GEZİ PARKI ARAŞTIRMASI Kimler, neden oradalar ve ne istiyorlar? ARAŞTIRMA Araştırmayı nasıl yaptık? 6 7 Haziran Perşembe ve Cuma günleri Her 2 saatlik zaman diliminde 400 kişiyle görüşerek Gezi Parkı alanına

Detaylı

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 17. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 17. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE 5 PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE 79 5. PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRELER 5.1 TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu İle Yapılan Ortak Etkinlikler

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 5- Değerlendirme Raporu Doğrudan ve Temsili Demokrasi Merkezi ve Yerel Yönetimler Şeffaflık www.tkmm.net 1 2 ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ (Halk konuşuyor, TBMM dinliyor) Türkiye

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U)

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 22:

işçiokulu FASİKÜL 22: Emperyalizm nedir? Emperyalizm dünya üzerinde uluslararası sermayenin tek tek ülkelerdeki emekçileri sömürmesi ve baskı altına almasının adıdır. Bütün yeraltı ve üstü zenginliklere el koyma, pazarı ele

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ

DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ 07.11.2013 Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI Stratejik İletişim Planlaması -1 İletişim temelinde, plan ve strateji vardır. Strateji bilgi üretimine dayanır. Strateji, içinde bulunduğumuz noktadan

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

Detaylı

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA!

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! 1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! İşçilerin burjuvaziye ve egemen sınıfa karşı mücadelesi sürdükçe, bütün talepleri karşılanana dek 1 Mayıs, bu taleplerin her yıl dile getirildiği gün olacaktır.

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

2. Iletisim Adresi : Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü,

2. Iletisim Adresi : Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, 1. Kisisel Bilgiler (Ad,Soyad) : H. Tülin Öngen (Hoşgör) Doğum yeri ve tarihi: Ankara, 1949 Mezun olduğu okullar: İzmir Kız Lisesi (İzmir, 1964-1967) W. Groves High School (Birmingham, Michigan, A.B.D.

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Mesleki Alanımıza ve Meslek Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Mesleki Alanımıza ve Meslek Odamıza Yansıması İçindekiler 45. Dönem Genel Kurul Gündemi... 13 44. Dönem Organları... 14 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 45. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 20 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 22 15

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

KASIM 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 BASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR 1. Kanal B ekranlarında Emre Saklıca nın konuğu oldu. (17.11.2015) 2. 24 Kasım Öğretmenler Günü nde basın

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

18. bölüm. basında bursa il koordinasyon kurulu

18. bölüm. basında bursa il koordinasyon kurulu 18. bölüm basında bursa il koordinasyon kurulu BÖLÜM 18: BASINDA TMMOB BURSA İL KOORDİNASYON KURULU Şubemizin sekreteryalığında yazılı basında toplam olarak 120 kez yer almıştır. Bunun dışında görsel

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

EK 1. 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi

EK 1. 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi EK 1 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi Cumhuriyet Halk Partisi() 397 85,4 Demokrat Parti (DP) 61 13,1 Bağımsızlar (DP Listesinde 4 0.9 Yer Alarak Seçilen)

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Devrimci Marksizm. Bu sayı

Devrimci Marksizm. Bu sayı Bu sayı 1 Mayıs 2008 tarihe sadece AKP nin, kimilerince pek yüceltilmiş olan demokratlık maskesinin düşmesi ve işçi düşmanı yüzünün ortaya çıkması olarak geçmeyecek. Aynı zamanda sınıf mücadelelerinde

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Ocak 05, 2017-4:11:00 Başbakan Binali Yıldırım, Keçiören Belediyesi önünde düzenlenen metro açılış töreninde yaptığı konuşmada, nüfusu

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KONYA TİCARET ODASI Etüt Araştırma Servisi. Tarih: Bilgi Raporu. Sayı : 2008/12/105 Konu : HÜLLE PARTİLERİ. Hazırlayan: Seyida ERKEK

KONYA TİCARET ODASI Etüt Araştırma Servisi. Tarih: Bilgi Raporu. Sayı : 2008/12/105 Konu : HÜLLE PARTİLERİ. Hazırlayan: Seyida ERKEK KONYA TİCARET ODASI Etüt Araştırma Servisi Tarih: 21.03.2008 Bilgi Raporu Sayı : 2008/12/105 Konu : HÜLLE PARTİLERİ Hazırlayan: Seyida ERKEK HÜLLE PARTİLERİ Giriş Siyasal partiler demokrasinin vazgeçilmez

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında Basın Açıklaması Gerçekleştirdik!

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında Basın Açıklaması Gerçekleştirdik! Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2014 yılı bütçesinin görüşülecek olması nedeniyle görüş ve taleplerimizi paylaşmak üzere KESK'e bağlı YAPI-YOL SEN, BTS ve HABER SEN olarak bugün (12 Aralık

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği

Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği Türkiye de Seçim Uygulamaları/ Sorunları Işığında Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İlkelerinin İşlevselliği Erol TUNCER Seçim sistemlerinin belirlenmesinde temsilde adalet ve yönetimde istikrar (fayda)

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

İNTİHAR EYLEMLERİ Kasım 2003 İstanbul Saldırıları HALİM ALTINIŞIK STRATEJİ-GÜVENLİK-YÜZ OKUMA UZMANI

İNTİHAR EYLEMLERİ Kasım 2003 İstanbul Saldırıları HALİM ALTINIŞIK STRATEJİ-GÜVENLİK-YÜZ OKUMA UZMANI EYLEMLERİ 15-20 Kasım 2003 İstanbul Saldırıları HALİM ALTINIŞIK STRATEJİ-GÜVENLİK-YÜZ OKUMA UZMANI EYLEMLERİ A. Programın Amaç ve Gerekliliği 11 Eylül gününden beri "terör" daha fazla tartışılmaya başlanmıştır.

Detaylı

2010-2011 TÜBİTAK Bursu ile İngiltere nin Essex Üniversitesi nde bir yıl boyunca Doktora Sonrası Araştırması

2010-2011 TÜBİTAK Bursu ile İngiltere nin Essex Üniversitesi nde bir yıl boyunca Doktora Sonrası Araştırması Adı Soyadı : ABDURRAHMAN EREN Anayasa Hukuku Doçenti İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Türkiye İnsan Hakları Kurumu Üyesi E-mail:aeren70@hotmail.com Tel:

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XVII I. BÖLÜM TBMM IX. DÖNEM ( )

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XVII I. BÖLÜM TBMM IX. DÖNEM ( ) IX İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XVII I. BÖLÜM TBMM IX. DÖNEM (1950 1954) A. 1950 SEÇİMLERİ... 3 Seçim Sonuçları... 3 Meclis Başkanlığı Seçimi... 4 Cumhurbaşkanlığı Seçimi...

Detaylı