tutulmaz acıların hesabı bir yılandır k ahpelik pusularda susmak korkak harcıdır ölmek yiğit işidir k avgalarda

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "tutulmaz acıların hesabı bir yılandır k ahpelik pusularda susmak korkak harcıdır ölmek yiğit işidir k avgalarda"

Transkript

1

2 tutulmaz acıların hesabı bir yılandır k ahpelik pusularda susmak korkak harcıdır ölmek yiğit işidir k avgalarda (Mehmet Ercan)

3 Haziran '95'te 1 Merhaba 2 Aslaa Geri Dönmeyeceğimiz Bir Yolda Yürüy oruz/ Tav ır 5 Biz Hiç Teslim Olmadık Ki/ Hakan Alak 6 Yarsız ve Zamansız/ Cemil Altınkaya 7 Dev rimci Halk Kültürü/ Tav ır 14 Baba İshak Ayaklanması/ Sadun Can 18 Kan/ Hay ati Azim 23 Muhbir/Zeki Oğuz 24 Şimdi S a n a Kim Öldü Diyebilir?/ Gülnaz Taçyıldız 26 Onlardan Öğrendik Sevmeyi/Hülya Şenol 28 Kara Elmas Diyarında/ Hazal Tunç 35 Düşün- Uyan/Hatice Ş a p 36 Özgür Gelecek'in S a n a t Anlayışı ve Devrimci Sanat/ Yasemin Özdemir 40 Sev dadır Bu/ Turan Altuntaş 42 Yüreklerimizi Ayaklanma Saatlerine Ayarlayıp Çıktık Yola/ S a d ı k Çelik 44 Moskof Selim-G. Vizyinos/ İbrahim Karaca 45 Haber-Yorum ön k a p a k : Me h m e t Ö Z E R ar k a k a p a k H a k a n Dİ L E K MERHABA Gazi halkının yarattığı direniş ve ayaklanma ruhu giderek yükseliyor. Faşizmin saldırısı, karşısında biranda onbinlerin öfkesini ve barikatlarını buluyor. Halkın adalet duygusu barikat savaşlarında bileniyor. Yeni direnişler "yeni insan"ı yaratıyor. "Yeni insan kokuşmuşluğun, yozluğun arasından yeni değerleri; yoldaşlığı, dayanışmayı, fedakarlığı, sahiplenmeyi, "biz asla teslim olmayız" diyenleri; Sibeller'i yaratıyor. Düzenin kalemşörleri ise şaşkınlık içinde bir "teröristin" halk tarafından sahiplenilmesini ve bir kahraman olarak görülmesini hazmedemiyorlar. Ama anlayamadıkları, anlamak istemedikleri bir şey var. Sibel Yalçın bugün yoksul Türkiye halklarının onuru, özgür vatan topraklarında yeşerecek Devrimci Halk İktidarı'nın yeni bir simgesidir. Sömürünün, katliamların, kayıpların, işkencelerin,kaçırılıp katledilmelerin öfkesiyle dolu halklarımızın, adalet duygusunun adıdır. İşte bu yüzden sahipleniliyor Sibel Yalçın; Bu yüzden cenazesi faşizme bırakılmıyor. Sahiplenilen, halkın kendi onuru, namusdur. Polisiyle, kontrgerillasıyla, sivil faşistiyle halka zulmeden faşist düzenin karşısında direnilmediğini, savaşılmadığını, hep suskun kalındığını tarih yazmış mıdır? Hayır... Tarih halkların onur, namus, adalet, özgürlük savaşının devrimcilerin ve halkların kendi ellerinde yükseldiğini yazdı her zaman. Bugün de tarih Gazi'nin onurlu ruhunun rengarenk, öfkeli, disiplinli bir coşkuyla 1 Mayıs'ta alanlara aktığını, Nurtepe'de, Okmeydanı'nda faşist-burjuva politikalarını, oyunlarını barikat direnişiyle boşa çıkardığını, Elbistan'da polisin analarımızın, kızlarımızın ırzına, namusuna yönelik saldırısı karşısında, halkın namusu uğruna o köhnemiş, çürümüş devlet aygıtına yönelik ayaklanmasını yazıyor. Onur için, özgürlük için yürünen yol koşulsuz sosyalizmdir. Her türlü insani değer, paylaşım ve kardeşlik; yeni bir hayat, yeni bir kültür, "Devrimci Halk Kültürü" yürünen bu yolda şekileniyor. Bu yol "Asla Gerİ Dönmeyeceğimiz" bir yoldur. Köklerimiz Anadolu'nun isyankar topraklarındadır. Bedrettinler'in, PirSultanlar'ın, Dadaloğlular'ın, Baba İshaklar'ın, Kawalar'ın isyan ateşidir bugün ellerde taşınan. Yüzyıllar öncesinin halk önderlerini, zalime karşı yürüttükleri halk isyanlarını ve bunların nedenlerini bilmek; bugünün Kürdistan'ını, Gazi'sini, Nurtepe'sini daha iyi kavratacaktır bize. Anadolu topraklarındaki ilk örgütlü halk isyanını başlatan Baba İshak anlatımını, ileriki sayılarımızda diğer halk önderleri ve isyan hareketleri izleyecek. Devrimci sanatımız, geri dönmeyeceğimiz yolun savaşanlarını ve yarattıkları değerleri anlatmaya devam edecek. Üretimlerimiz, etkinliklerimiz yeni mevzilerle, sahibi olan emekçi halklara ulaşacak. Dergimiz temsilciliği olarak faaliyete başladığımız Gazi Halk Kültürevi daha açılış günü polis tarafından basıldı. Baskında aralarında Grup Yorum ve Özgürlük Türküsü elemanlarının da bulunduğu 66 kişi gözaltına alındı. Kültürevi bir hafta sonra da mühürlendi. Aralarında, dergimiz çalışanları Aynur Altın ve Aynur Cihan'ın bulunduğu beş kişi tutuklanırken gözaltına alınan diğer misafir ve sanatçılar serbest bırakıldı. Böylece dergimiz elemanlarından tutsak olanların sayısı altıya ulaşmış oldu. Faşizmin saldırganlığı arttıkça, dergimize ve temsil ettiğimiz devrimci sanata yönelik baskılar dalgalıyor. Dergimizin 33. sayısına beş yazı nedeniyle soruşturma açıldı ve toplatıldı. Ancak hiçbir engel, hiçbir güç sanatımızın ve Devrimci Halk Kültürü'nün gelişmesini engelleyemeyecek. Yine türkülerimiz, marşlarımızla yeni direnişlerin, yeni barikatların içinde olacağız. Dostlukla! T A V I R 1

4 Kuruluş Kongresi Raporu'nu okurken "Bu kongreyi düzenleyebilmemiz için çok uzun zaman geçti "diy e söze başlay an önderimiz 20 y ılı aşkın mücadeleci bir süreçte savaşmay ı ve örgütlenmey i öğrenen Kürt v e Türk ulusuna, Arap, Çerkes, Laz, Gürcü ve diğer milliy etlerden halklara bağımsız, özgür v e kardeşçe bir gelecek vaadeden partimizi müjdeliy ordu. İdeolojik sağlamlıkla, güv enle, sağa sola sav rulmadan, acıları v e sevinçleriyle uzun v e dolambaçlı bir y ol aşılmıştır bu zaman içerisinde. Ödenmesi gereken bütün bedeller tereddütsüz ödenmiş; özv eriy le v e cesaretle, belki de hiç bir dev rimde görülemeyecek özgünlüklerle dolu bir tarih y aratılmıştır. İşte bu tarih "esas olarak şehitlerimizin tarihidir". Düny ay ı bir kere de Türkiye'den sarsacağımıza söz v ermişsek ve dediğini y apan, sözüne güv enilir bir hareketsek bu, özellikle şehitlerimizin en zor koşullarda dahi düşmana başeğmey en, ölen ama y enilmeyen nitelikleriy le kazanılmıştır. Hiç kimse bize bahşetmedi; kolay ve ucuz değildi; emekle, zorla koparıp aldık her şey i. Ve y ürüyüşümüzü hızlandıracak, önümüzdeki bütün engelleri aşacak olan Partimiz şehitlerimizin bay raklaştığı mücadelemizi zaf erle taçlandıracak. Onlar bağımsızlık, demokrasi v e sosy alizm için y ola çıkmışlardı. Eşit, özgür bir düny a kuracaklarına inanmışlardı. Teslimiyet, güvensizlik v e icazet çemberinden kopmuşlar, halkların kurtuluş y olunu göstermişlerdi. Tüm düny aya mey dan okuy acak kadar cüretkardılar. Elleri güneşe uzanıy ordu ama ay aklarını sağlam basmışlardı v atan topraklarına. Kökleri, tanrılardan ateşi çalıp insanlara armağan eden Prometeus'lara; kölelere, emeğini artık kölelik zincirini kırmak için kullanmay ı öğreten Spartaküs'lere day anıy ordu. Onlar, Pir Sultanların isy ankarlığını, Bedrettin'lerin özgürlük ve eşitlik duy gula- rını y akıcı bir tutkuya taşımışlar, sosy alizmin ilk f ilizi Bolşev ik'lerin geleceğini kuşanmışlardı. Küba'da, Sierra Maestra'larda kıv ılcım gibi parlay ıp ülkeyi ay dınlatan Che v e y oldaşlarının kararlılığı v e sav aşçılığı v ardı onlarda. Onlar Ho Amca gibi inatçı v e inançlıy dılar. Tüm imkansızlıklara rağmen koca bir empery alist dünyay ı karşısına alacak kadar Vietnam halkına güv enen Ho Amca gibi güv eniyorlardı Türkiy e halklarına.yolu y ok, bu ülke, bu halklar kendi ay akları üstünde doğrulacak, emperyalist kuşatmay ı kıracak, emeğin iktidarını kuracaktı. Düny a yeniden kurulacak, tarih yeniden yazılacaktı. Tarihi y azmaya başladılar...tarih onları yazmaya başladı. 30 Mart 1972 uzlaşmacılıktan, teslimiyetten kopuşun tarihidir. Kavga, halka sırtı dönük masabaşı tartışmalarında değil mey danlarda, f abrikalarda, dağlarda halkla birlikte sav aşarak öğrenilir diy enlerin bir manif estosudur. Hay ır! Kızıldere son değil. Onun için Mahirler'i, Hüsey inler'i, Ulaşlar'ı ağıtlarda anmıy oruz. Gelişip serpilerek, bu topraklara kök salarak sav aşı sürdürüy oruz. Onların Kızıldere'de akan kanı bu topraklarda bereket, inatçı v e militan bir gelenek oldu. Onların adları, bay rağı devrime kadar taşıma şiarının simgesi oldu. 1972'de halkların umudunu yok ettik diye düşünenler y anıktılar. Bir kez tohum toprağa düşmüş ilk filizini sürmüştü. Bundan böy le derinlere kök salacak, gelişip serpilecek. Dev -Genç bu geleneğin sürdürücüsü oldu. Yok edilemey en gelenek kav ganın içinde y eniden canlandı, v ücut buldu. Emekçi y ığınların hak alma mücadelesinde ustalaştığı v e kitlelerin iktidara y öneldiği bir dönemde f aşist terör v e katliamlar, halkın Önünde en büy ük engeldi. Siv as, Maraş, Çorum, 1 May ıs '77, 16 Mart katliamları f aşizme, emeğin düşmanlarına karşı amansız bir mücadele sorumluluğu y üklüy ordu dev rimcilere. 12 Ey lül Halka açılan açık sav aş. 12 Eylül 1980 sabahı 5 general halka v e dev rimcilere sesleniy ordu: Teslim Olun!". Yerin derinliklerinden çıkartılan kömürü, bakırı; toprağın rahminde y eşeren pamuğu, tütünü, çay ı; üniversitelerde bilimi; fabrikalarda, tornabaşlarında alınterini, insanlık adına y aratılan tüm güzellikleri v e bu güzelliklerin sav aşçılarını, onuru, adaleti teslim almak istiyorlardı. Doğrultup namluları y oksul hal- 2 T A V I R

5 kın göğsüne bağırdılar: "Teslim Olun!". Karanlığın hükmü sürsün diye, okyanus ötesinden sesi gelen Coni'nin adına "teslim olun!". Silahları işkence, darağacı ve zindandı. Halkın önderlerini, devrimcileri teslim almak gerekiyordu önce. Necdet Pişmişler, Ahmet Karlangaç, Mehmet Selim Yüce, Mazlum Güder, Hayrettin Erenler teslimiyet çağrılarına karşı örülen ilk barikatlardı. Onlarla birlikte, 12 Eylül politikalarını bozguna uğratacak direniş, kökleşerek geleneğe dönüştü. Nerede, hangi koşullarda Cunta'ya ve onların halkı teslim alma politikalarına direnmek. Aslında 12 Eylül döneminde, direnme ya da direnmeme olgusu, yaşamın tüm alanları için geçerliydi. 12 Eylül döneminde direnmeyenler, sınıf mücadelesi arenasından çekilenler, cezaevlerinde de direnme yolunu terkettiler.işçi ve emekçi halka en büyük saldırının yöneltildiği 12 Eylül döneminde direnmeyenler geçmişi, geçmişlerini karaladılar; direnişe ait ne varsa inkar ettiler. Giderek de bu geçmişten kopuş ve inkarcılık direnmemeyle birleşince, sözde kendilerine ne derlerse desinler, özde düzene, düzenin "sol"dan ürettiği düşünce akımlarına ve yaşam biçimlerine angaje oldular. Egemen sınıflar için kabul edilebilir, zararsız bir çizgiye geldiler. Özgürlükler için ölüme yürümenin, en yüce değerler için "Ölüm Oruçları"nda ölümü zaptetmenin zamanı gelmişti. Bıraktılar kalemlerini, diller sustu... Artık siyasi kimlik konuşacak; savunulacak yaşamın onuru; yürekteki inanç dövüşecek... Daralan kuşatma çemberini bedenleriyle yarmak, yeni bir direniş cephesi açmak için kör dehlizlerde, ışıklı bir kavga başlattılar. Ölümü göze almak, yaşamı türkü tadında sevebilenlerin, tüm dünya ve insanlık için yaşamayı bilenlerin yapabileceği türden bir fedakarlıktır. Açlık yeryüzünden silinsin, insanlık tüm insani ihtiyaçlarına doysun diye açlığa yatanlar, bize bir gelenek miras bırakmakla kalmadılar, faşizmin cezaevlerinde T A V I R 3

6 işkenceyle y ürüttüğü teslim alma v e kimliksizleştirme politikalarını da y endiler. Apo, Haydar, Haşan, Fatih insanlık onurunun işkenceyi yeneceği inancının ilk kıv ılcımlarıy dılar. Cezaev leri ve "Ölüm Oruçları"y la kendini y eniden yaratan devrimci mücadelenin oluşturduğu y eni değerler ve geleneklerle sessizliği ilk bozan, toplumun üzerine serpilen ölü toprağından ilk silkinen analar oldu. Yaprağın bile kıpırdamadığı bir dönemde y üreklerinde kopan f ırtınay ı kav ga alanlarına taşımay ı Dildiler. Öğrenci gençlik uzun y ürüyüşleriyle, Nisan Direnişiy le bir kıv ılcım gibi çaktı. "Demokratik Üniv ersite" şiarıy la bitimin gerçek sav unucusu olurken öte y andan halkın sorunlarını sahiplenerek ay dın sorumluluğunun örneklerini sergilediler. Sessizlik bozulmuş, karanlık dağılmıştı bir kez. Fabrikalardan okullara, kondulara kadar halk, örgütlü hak alma mücadelesiy le zincirleri kırmay ı başardı. Kök saldıkça y eni sürgünler v erdi geleneğimiz. Her f ilizde çok geçmeden meyv eye durdu dallar. 1 May ıs bir hesaplaşmaydı. Bu hesaplaşma alanlarda göğüs-göğüse, soluk-soluğa y aşandı. Öztürk Acari, Salih Kul, Mehmet Akif Dalcı alana y ürüy en beşbinlerin inancını, iradesini temsil etti. Kopartılıp alınan y asal 1 May ıs hakkında, üniv ersite anfilerinde, koridorlarında karartı bir ses y ankılanıy ordu. Day anışma, boykot v e direnişler Birtanlar'ın, Seherler'in adıy la anılacaktı. Yoksul gecekondu halkları örgütlü bir direnişle sahip çıktılar haklarına. Dozerlerin, panzerlerin karşısına "emeğimle yaptığım kondumu yıktırmam"diy e dikildiler, ölüm pahasına. Hüsnü İşeri, Armutlu'nun sokaklarına, harcına, sof ralarına sindi. Şimdi polis işgali altınday ken bile mey dan okuy orlar "Şehidimiz var, kimse söküp atamaz bizi buradan"'diy e. Kav gay ı güzelleştiren, onu sanatlaştırabilendir. 12 Temmuz'da, 17 Nisan'da ve Bağcılar'da bu sanatın doruklarına ulaşıldı. Kararlılık, cesaret v e onur, en somut if adesini buldu direnişlerde. Öldürü- y or düşman ama "y endik" diy emiy or. Tankıy la, topuyla, tüf eğiyle saldırıy or ama bitiremiy or. Bitiremey ecek. Çünkü saldırdıkça bütün bir halkı karşısına alıy or. Çünkü 12 Temmuz'da yazılan manif esto, direniş geleneğinin sürdüğünü bildiriyordu. 17 Nisan'da göky üzünde dalgalandırılan bay rak, Adana'da duv arlara kanla yazılan son söz oluy or. Sabolar'ın, Edalar'ın "Ülkenin dört bir yanında kızıl karanfiller olarak açacağız!" hay kırışları y ankılanıy or, ülkenin dört bir y anında uzlaşmazlığın, y enilmezliğin y eni f ilizleri oluy or. 17 Nisanda dalgalanan bay rak elden ele dolaşarak Bağcılar'a ulaşıy or. Mücadelenin nabzı daha hızlı attıkça adımlar sıklaşıy or. Ev lerde, kondularda, dağlarda can bedeli ateşler y anıy or. Yaratılacak olan dünya, silahı kav rayan ellerde şekilleniy or. Bir bay rak elden ele dolaşıy or daha f azla özveriy le, daha fazla cesaretle. Umudun adı kanla y azılıy or duv arlara. Bu umut, somunu sıkan, demiri döven, yoksul sof ralarda ekmeği bölen, çamurlu sokaklarda gecey arısı duv ar örenlerin umudu. Başak tanelerinde iz bırakan, üniversite koridorlarında söz bırakan, May ıs mey danlarında kapıkulluğunu kırıp grev e uzanan ellerin umududur. Bu umudu y ok edemezler, kavga mayalandı bir kez. Gökyüzü, toprak sarsıldı. Bu umut ülkenin dağlarına serpilip Malaty a'da, Sıv as'da ve Caniklerde güneşi kıskandıracak parıltılarla açan çiçek oldu, doruklarda çakan kıv ılcım. Her kesilen dalından y eni y üzlerce f iliz v eren gür bir f idanlık, ateş hattında sınanmış çelik bir yapı. Zafere ulaşılacak. Çünkü gelenekleriyle, şehitleriy le, ilkeleriy le halkına duyduğu güv en v e halka verdiği güv enle kararlı adımlarla y ürüy or mücadele. Adım attıkça y ıkılan her köhnemiş duv arın y erinde, tuğlaları kavganın alev inde pişirilmiş, harcına halkın öfkesi, coşkusu v e alınterinin katıldığı, y eni insanın ellerinde şekillenen bir y apı yükseliyor. Adım attıkça v erimli toprakları, ov aları; vadilerinde mitraly öz seslerinin y ankılandığı dağları, dağların ardından kızararak beliren şaf ağı müjdeliy or hayat. Tünelin ağzına, gün ışığına, eşsiz v e engin eşitliklerin toprağına açılan y oldur y ürünen. Kuşkusuz bu en kestirme, en zahmetsiz y ol değil. Bilinçle tercih edilmiş "engebeli, dolambaçlı ve sarp" bir yoldur. Yaşanan katliamların sonrasında göğe dikilip kusturulan kara namlular, amigo sloganları, "beynini dağıttık", "kökünü kazıdık" açıklamalarının ardından görülen; Eylül f ırtınalarında sınanmış, Haziran'da Ölüm Oruçlar'ından geçmiş, 12 Temmuz v e daha nice ateşli sınavları aşmış dağıtılamay acak bir bey in, ülke topraklarında derinliklere uzanan, y ığınların dev inimini, y ürek v uruşlarını damarlarında hisseden asla kazınmay acak köklerdir. Yediv erenlerin, kardelenlerin, kendi küllerinden y eniden doğarak cisimleştiği bir gelenektir bu. Bu geleneği postal, miğf er, işkence tezgahı v e demagojiy le suskun v e karanlık bir ülke yaratmak istey enlerin karşısına beden beden, hücre hücre, mermi mermi dikilip dirençle ay dınlığı çoğaltanlar bugüne taşıdı.. Haine aman v ermez bu gelenek, kirini pasını söküp atmay ı bilmiştir. Değerlerine sahip çıkmış ideolojisine güv enmiş önderi, savaşçılarıy la, gençleri, y aşlıları çocukları, kadınları, analarıy la gelmiştir bu güne. Bu geleneği anlamak, hayatı anlamaktır. Bu geleneği taşımak, hay atı coşkuyla sav unmak, zorun, zorbanın karşısında cesareti bay raklaştırmaktır. Bunun için orak ve çekicin süslediği y ıldızlı bay rağımız düşmanlarımızın korkulu düşüdür. Bunun için y ıldızımız Kürt, Türk ulusları, Arap, Çerkes, Laz, Gürcü tüm milliy etlerden halkımızın gözbebeğidir; güv encesi, geleceği v e mutluluğudur. Gelecek, y alan ve demagojiden başka kendilerini ay akta tutacak day anakları kalmay anların değil, halkın güv enini v e umudunu taşıy anların, halkın adaletini simgeley enlerin olacaktır. 4 T A V I R

7 Biz Hiç Teslim Olmadık ki! Hakan ALAK U yanıyor bir Haziran sabahında İstanbul sokakları. Gazi uyanıyor, Nurtepe uyanıyor, 1 Mayıs mahallesi uyanıyor. Taze bir bahar havası var sokaklarda. Ayaklanma havası var, umut var. Uyanıyor İstanbul sokakları gencecik bir kızın silahından çıkan kurşun sesleriyle. Komutan Sibel'in zafer sloganlarıyla uyanıyor Okmeydanı. Bu haykırış, bu slogan, bu ses... tanıyor bu sesi insanlık. Binlerce yıl öncesinden tanıyor. Anadolu köylerinden tanıyor, Baba İshak'tan tanıyor, Sarı Saltık'tan tanıyor. Köroğlu'ndan, Karayılan'dan. Pir Sultan'in sesi bu, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan. Geri çekiliyor vuruşa vuruşa. Gecekondular uzanmış yolu boyunca. Gözler aralamış perdeleri. Bakışlar korkuyu değil, hayranlık dolu bir gülümsemeyi anlatıyor. 18 'inde bir genç kız yeni bir sayfa ekliyor yiğitlik manzumemize. Daha 18'inde ömrünün baharında. Ak renk değmemiş daha tenine. Ölüm, daha çok uzak yaşına. Umut onunla, sevinç onunla, gelecek onunla. 18'inde daha ömrünün baharındayken, halkının onuru özgürlüğü için silahı elinde. Geri çekiliyor vuruşa vuruşa. Gecekondular sıralanmış yolu boyunca. Çiçekleniyor sokaklar o vuruştukça. Gözler aralamış perdeleri. Sellere e gülümsüyor gözler Sibel'e, dağlarca... "Bu rica değil, emirdir! Gideceksiniz." Bir ana nasıl korursa yavrularını kötülüklerden, bir güvercin nasıl çırpınma yavruları için, öyle koruyor yoldaşlarını. Daha onsekizinde, gencecik ama bir ana gibi sımsıcak.sanyor yavrularını, alıyor kanatları altına. Onun mayasında vefa var, özveri var. Onun damarlarında tereddütsüz feda etmek var kendini, yolunu gözleyenlere. O, feda kuşağının evladı, o bir komutan. Attığı her adımda sorumluluğu var yoldaşlarına, halkına. Kaç kez geçti de ateş çemberinden, kaç kez sınadı da yüreğini kavgada, öyle aldı bu yükü omuzlarına. Geri çekiliyor vuruşa vuruşa. Gecekondular sıralanmış yolu boyunca. Gözler aralamış perdeleri, korku yok bakışlarda. Bir perde kapanıyor bir evde. Gözler çekiliyor perdenin arasından. Bir kapıyı açıyor gözler: "Gir içeri" diyor, "Burası sana siper, burası sana vatan." Beyaz bir arabanın ardından çıkıyor, alnının üstünda terler birikmiş, gözleri kısık. Hızla giriyor evden içeri. Odadalar; Ayşenur, İsmail, Lütflye, Yusuf, Hasan ve Rıdvan güç veriyorlar ona, sıvazlıyorlar omzundan. "Sor bunların hesabını" diyorlar. Bir vakit orman kuytuluklarına atılmanın, dipsiz kuyulara salınmanın, tecavüzlerin, namussuzlukların... "Sor bunlann hesabını!" Makinaya kaptırılan kol için sor, üzerine kurşun yağan bedenler için sor, namusuna yellenilen genç kızlarımız için sor. Güç veriyorlar Sibel'e, silahına mermi, damanna taze kan oluyorlar. Akacaklannı bile bile... "Siz çıkın" diyor evin sahiplerine. "Bir zarar gelsin istemem size. Biz kalacağız. Yoldaşlarım ve ben çatışacağız son mermimize dek". Dışarıda 'Teslim ol!' diye böğürüyordu sürüngenler, 'Teslim oll' Nasıl teslim olurdu? teslimiyet ihanetti, ölümdü teslimiyet. Panzerin üstünde ölüme meydan okuyan, barikat olan, destan olan Gazi'ye ihanet. Alıp Gazi'nin selamını sokaklarına taşıyan Elbistan'a ihanet. Dicle'sinden kan akan Kürt halkına, göçük altından "Hesabımı sorun!" diye haykıran madenciye, inancı gaspedilmiş, özgürlüğünü gözleyen Alevi'ye, Sünni'ye ihanetti. Nasıl teslim olurdu? Bir daha nasıl bakardı, gülen gözlerinin içine Ayşenur'un. Bir daha nasıl "Merhaba" derdi, Yenibosna'da onu sevenlere, dostlara. Bir buket çiçeği nasıl bırakırdı anacığının mezarına. O ana ki "Namuslu ol, onurlu yaşa" diye büyütmemiş miydi onu, gecesini gündüzüne katarak yıllar boyu. Nasıl teslim olurdu, nasıl ihanet ederdi yolunu gözleyenlere. "Teslim ol!" diye bağırıyordu sürüngenler, "Teslim ol!" Biz hiç teslim olmadıkki. Pir Sultan teslim olmadıki Hızır Paşa'ya, Mahir teslim olmadıki. Bedrettin bir kez bile el pençe divan durmadı ömrü boyunca. Seyit Rıza kendi çekti ya ipini "Yaşasın bağımsız Kürdistan" diye diye. Dar etmedi mi İbrahim Diyarbakır zindanlarını zebanilere. Yazmaz tarih kitapları başeğdiğimizi zulmün önünde. Ölüme, yarine hasret bir sevdalı gibi sarılıp, öylece ölürüz de, boyun eğmeyiz yine de zulmün önünde. "Teslim ol!" diye bağırıyor sürüngenler. "Teslim ol!" Billur gibi bir ses yanıtlıyor onları, pürüzsüz bir haykırış: "Ancak cesetlerimizi teslim alırsınız!" Bir gün sonra gazetelerdesin. Resmin var ön sayfada. Huzurlusun. Sözümü yerine gelirdim dercesine. Kavgadaki adına bakıyorum da yüreğimde bir kasırga kopup geçiyor, 'Özlem'. Ne kadar da yakışıyor sana. Bağcılardaki zılgıtı taşıyorsun bugünlere. Özlem gibi direngen, Özlem gibi sevdalı, Özlem gibi onsekizinde. Şimdi çocuklar senin adınla doğacak. Senin adınla gülecek o çocuklar özgür vatan topraklarında. Bugünümüzü, yarınımızı yaratan tüm şehitlerimiz gibi sen de olacaksın yanımızda zafer gününde. O sabah bir ateş düştü canımıza. Ne etsek, nere gitsek çare yok. İlle içeceğiz 'abı hayat'tan, ille murat alacağız hasretten. Çünkü sen saldın bu sevdayı yüreğimize Delal. Artık can çıkar, sevdan çıkmaz bedenimizden. Korku düşmüş yüreğine sürüngen basının. Öfkeyle, korkuyla saldınyor etrafına. "Yetti" diyor, tehditler savuruyor. Sıktığın her kurşunda sonunu görüyor, sıktığın her kurşun ölümüdür çünkü. Bir kurşun da namussuza, ırz düş manına aman vermeyen Elbistan halkı için sık Delal. Bir kurşun da 'kanım yerde kalmasın' diyen Ayşenur için, Hasan için, Rıdvan, İsmail için sık. Bir kurşun da yollarda ölen Berivanlarımız, Rojdalarımız için sık Delal. Bir kurşun da, bir kurşun da, bir kurşun da... T A V I R 5

8 YARSIZ VE ZAMANSIZ Cemil ALTUNKAYA ölümün böylesi, soğuk zamans ız Ve kalleştir, can. Nereye koyalım şimdi seni? Neye yarar Kimbilir kaç ihanet pususunu birlikte atlattığımız O koca kentin varoşlarına Bir ış ığın gölgesine s ığınıp ağlamak? Sonra koparıp yüreğimizi ıtırlı bahçesinden Bir avuç köz yutmuş gibi Göğsümüzü yumruklayıp dağlamak? Ölüm yeni bir şey değil. Asıl zorumuza giden, s ıkıştırması bir köşede Böyle güpegündüz Böyle sinsi, apansız Kucağımızda çiçekler Düş mek bir yola Ve üstelik, Bilinmedik Gidilmedik Ve yarsız... 6 T A V I R

9 DEVRİMCİ HALK KÜLTÜRÜ TAVIR Halklar binlerce y ıl süren insanlık tarihi boy unca, sınıf lar arası ilişkiler içinde şekillenen üstyapı kurumlarını da oluşturarak kültürel birikimlerini yarattılar. Bu ay nı zamanda, ezilen v e toplumsal haklarından mahrum edilen y ığınların uygarlaşma (bizim anladığımız anlamıy la özgür ve sömürüsüz bir dünya) y olunda egemen sınıf lara karşı v erdikleri mücadele birikimlerinin bütünüydü de. Anadolu halkları egemen kültürün yanında feodal sömürü ve baskıya direnerek ilerici özü olan bir kültür yaratmay ı başarmıştır. Empery alist çağda ise, kapitalizmin y ukarıdan aşağı inşa sürecinde işbirlikçi burjuv azi, emperyalist kültürü ikame etmey e çalışırken, kendi çarpık kültürünü de oluşturdu. Bu süreç halk kültürünün gelişme sey rinden saptırılmaya, şekilsizleştirilmeye ve düzene uy durulmaya çalışıldığı bir süreçtir. Ancak kapitalizm halkların kültürünü ortadan kaldıramadı, kaldıramazdı da. Çarpık kapitalizmin emekçi sınıf - ları ortadan kaldırabilmesi mümkün değildi. Çünkü yaşamını, ezdiği bu sınıf lara day andırıy ordu. Yani halklar, gelişme dinamiği burjuvazi taraf ından y ok edilmeye çalışılan kültürlerini bağrında y aşattı; f akat çarpık ve kozmopolit yeni bir toplumsal y a- pının ortasında. Ama doğal ki, halk kültürünün toplumsal bir mücadele üzerinde y ürümeden günlük yaşamda zenginleşmesi ve gelişip serpilmesi mümkün değildi. Çünkü demokratik halk kültürünün kapitalist toplumda özgürce gelişebilmesi, üretim araçlarına v e devlet aygıtına sahip burjuv azi taraf ından önleniyor, yaşam olanağı bulmuyordu. Emperyalist çağ demokratik halk kültürüne yeni bir dinamik ve içerik kazandırmıştır. CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE HALK KÜLTÜRÜ Cumhuriyet döneminde 'reform' niteliğinde atılan adımlar yüzeyseldi ve halkın y aşamında köklü bir değişikliği başarabilecek nitelikte değildi. Küçük burjuva devriminin, emekçi halkların kültürünü korumak v e yaşatmak gibi bir kaygısı y oktu. Daha çok 'Türk milliy etçiliği'ni sloganlaştırıp, diğer ulusların kültürü üzerinde baskı kurarak asimilasyona hizmet eden politikalar üretildi. Toplumun yaşamını belirleyen üretim ilişkilerinde değişiklik yapmadan, o toplumun kültürünün özgürce gelişmesini beklemek hayaldi. Nitekim de oyla oldu. Özellikle 1923 'İzmir İktisat Kongresi' kararlarıyla burjuvaziy i oluşturmaya çalışan, bunu da emperyalizmin desteğine bağlayan küçük burjuva diktatörlük, emekçi halkları uzun yıllar köleliğe sürükleyecek bir sömürü zinciri kurdu. Halkları sefalete, açlığa, adaletsizliğe sürükleyecek temel politikaları dev rey e soktu. O dönemdeki kültür politikaları diğer ulusların birikimlerini y ok say arak, 'Türk Milliyetçiliği' ekseninde 'ulusal' bir kültür bütünlüğü y aratma doğrultusundaydı. "Türklük" öne çıkarılarak, dışındaki ulusal değerler tahrip edilmeye başlandı. Yağmalama v e asimilasy ona uğratıldı. Ama doğal olarak Türk ulusunun değerleri de tahrip oluyordu. Çünkü y üzy ılların ortak y aşamıy la oluşturulan değerler de ortak kültürel değerlerdi. Bununla birlikte ulusal bir birikim y aratmak ve onu işlemekten çok, 'Batı' hayranlığını y ansıtan uygulamalar gözlendi. Müzikten giy inmeye kadar hemen her konuda 'Batı' taklitçiliği esas alındı, öy le ki; sözde çağdaş olmak adına geleneksel değerler 'geri' olarak nitelenerek, bir 'dönem klasik ve geleneksel Türk Müziğinin rady olarda çalınması y a- saklandı. Şehir hatları v apurlarında sürekli bati müziği dinletildi. Bazı bölgelerde temel ulusal çalgı olan bağlamalar f ırınlarda y akıldı. Ama başarısızlık kaçınılmazdı. 'Tepeden kondurma' anlay ış halkta y ankısını bulmadı. Diğer y andan bu tür değişikliklere halkın bütününü katabilmek, iletişim ve teknolojinin düzey i düşünüldüğünde de mümkün olamıyordu. Bu kez eğitim kurumlan, batıdan dev şirme aydın politikalarıy la y eniden biçimlendirmenin odağına oturtuldu. Batı pek rağbet görmey ince, yüzeysel bir araştırma sef erberliği başlatıldı. Aynı süreçte Batı okullarına da, y etiştirilmek üzere birçok insan gönderildi. Gittikçe gelişen burjuvazi halk kültürünün gelişme dinamiklerini kopartmaya, kendisinin önündeki tüm değer birikimlerini tasfiy eye v e 'Cumhuriy etten' kalan tüm kırıntıları da y ok etmey e başlamıştı. Ay dınların tutuklanması, dev let kurumlarında ulusal kültürün ileri yanlarını temsil edenlerin ayıklanması gibi belirgin saldırılar, özellikle 50-55'le rastlıy ordu. Bu dönem, yeni sömürgeciliğin ülkeyi etkisi altına almay a başladığı y ıllardır. Ülkenin ekonomik, siy asi v e her açıdan empery a- lizme bağlandığı, atılacak en küçük adımın bile emperyalizmin izni olmadan y aşama geçirilemediği bir dönemin başlangıcıdır. Bu anlamda empery alizmin 'Demokratik Halk Kültürünü tasfiye politikaları bizzat dev let kanalıy la hay ata geçirilmiştir. Silahlı mücadelenin ancak 71 'de başlaması, yani emekçi halkların kurtuluşunu sağlayacak önder gücün hayata ancak bu süreçte müdahale edebilmesi de, dev letin yok etme politikalarına karşı köklü bir mücadale içinde bulunamamay ı, direnememeyi v e halkların kültürünün yeni bir içerikle işlenerek günlük yaşam içerisinde yoğrulamamasını beraberinde getirmiştir. Düzenin kontrolü altındaki sanatçıların, çürüy en bir düzenin y ozlaşmış ürünlerini yeni ve m o d e r n bir kültürün yansımaları olarak sunmaları kaçınılmazdı. Alternatif ürünler ise bireysel çabalarla oluşuyordu. T A V I R 7

10 Sanatsal birikimler bazı kayda değer çalışmaları içine alıyordu, ama yetersizdi. Çünkü hayatın her alanına hakim ve emekçi halkların umudu olma niteliğini taşıy an dev rimci bir önderlik y aratılamamıştı. EMPERYALİST YOZ-ÇARPIK 8 T A V I R KÜLTÜR Bugün tpplumsal ev rimimiz çarpık-kapitalist bir üretim sürecini yaşıyorken, üsty apıda da kendi iç dinamiği ile gelişemeyen aynı karmaşık ilişkileri halkların yaşamında görmemek düşünülemez. Doğası gereği ömrünü uzatmak için didinen ve yaşam alanını hem iktisadi,'hem siyasal, hem de kültürel anlamda genişletmeye çalışan burjuvazi, halk kültürünün karşısında kendi çarpık yaşamının if adesi olan yoz-kozmopolit kültürünü biçimlendirmektedir. Asıl kay nağı emperyalist kültürün ikame ürünleridir. Örneğin Coco Cola tek başına lüks bir tüketim maddesi değil, emperyalistlerin y aşamının somut, yapışkan v e medyayla desteklenen y oz bir imajıdır. Aslında bu durum, kendi üst y a- pısını da kendi içi dinamiğiyle oluşturamayan burjuvazinin köksüz, ikame kültürünü açığa vermektedir. Emperyalizmin kültürü yoz bir imajdan ibarettir. Züppelik, ahlaki düşkünlük, birey cilik gibi çürümüş özelliklerle, merhabalaşmasından oturup kalkmasına kadar her şey, burjuv azinin yaşamında bolca mevcuttur. Bu kültür özellikle yeni kuşakları etkilemekte, kimliksizliğe v e kültürsüzlüğe itmektedir. 12 Ey lül süreciyle tam anlamıy la hız verilen bu politikalarla emekçi halklar geçmişine ve sınıfsal özelliklerine yabancı, edilgen v e emperyalizme ait bambaşka bir kültür denizinin ortasında kuşatılarak, kaybedilmek istenmektedir. Alternatif kanalları kapandıkça da, bu dejenere değişim hızlanmaktadır. Burjuv azi bugün halkların kültürünü kimlik değişikliğine uğratmaya çalıştığı gibi, eğitimi genelleştirmesinden kültürel kurumların baskı altına alınmasına, halk kültür ürünlerinin törpülenmesine v e hatta başkalaştırılmasına kadar yoğun bir uğraş içerisindedir. Yine bugün halk kültürünün korunması, geliştirilmesi v e özgür bir y aratıcılık olanağının sağlanması dev letin faşist mekanizmalarıyla durdurulmuş, tüm dev rimci hatta ilerici, demokrat, ay dın-sanatçı v e bilim adamlarına saldırılar başlatılmış, hatta 80 öncesinde de olduğu gibi birçoğu katledilmiş, hapse atılmış, dev rimci halk kültür ürün ve etkinlikleri "terörist faaliyetler" olmaktan kurtulamamıştır. Buna karşın 'zararsız', niteliksiz olanlarla içeriksiz v e salt yüzeysel bir tarih araştırmasına dayalı ürünlere belli oranlarda izin verilmektedir. İLERİCİ-DEMOKRATİK HALK KÜLTÜRÜNDEN, DEVRİMCİ HALK KÜLTÜRÜNE Halkların kültürlerinin kendi başına gelişme gösteremeyeceği ortadadır. Ay rıca bu kültürlerin yaşaması için gerekli olan özgür bir ortam da, faşist dev let yapılanması içerisinde asla gerçekleşmey ecektir. Bundan öte, dev let kültürel değerlerin içini boşaltmakta ve bir süre sonra da o kültürün sahipleri üzerinde egemenlik sağlayabilmek için bir araç olarak kullanmaktadır. Alevi kültürünü genelleştirme çabası buna en çarpıcı örneklerden biridir. Bu erezy onun durdurulması v e kültürlerin yeniden hayat bulabilmesi, zenginleştirilebilmesi, emekçi halkların mücadele içindeki y erlerine ve devletin tasfiye politikalarına karşı alternatif politika ve kanalların y aratılmasına bağlıdır. Emekçi halkların uy garlık yolunda, feodal dönem içinde geliştirdikleri demokratik halk kültür mirası, sınıf savaşının göbeğinde bulunduğumuz bugün, devrimci önderliğin devraldığı bir aşamadır. Bu nedenle halkların iki seçeneği bulunuyor: Demokratik halk kültürünü y a sınıf sız bir topluma, sosyalizme ulaşma mücadelesinde yenileyeceğiz v eya tepkisiz v e köksüz bir toplum olarak emperyalizme teslim olacağız ve kültürsüzleşeceğiz. Nitekim bu durum sadece Türk ve Kürt ulusal kültürlerinde değil, tüm ezilen ulusların gerçeğinde ortaya çıkmaktadır. Diğer uluslar ve ulusal azınlıkların tarihi kültürel birikimleriyle y aşay abilmeleri ve yeni

11 kültürü oluşturabilmeleri de devrimci mücadele içinde yer alabilmelerine bağlıdır. İşte bu nedenle empery alizme teslim olmayarak sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesinin tüm zenginliğini, ona önderlik eden Parti- Cephe'mizle y eni bir toplumun bağrına taşımaktan başka alternatifimiz y oktur. Bugün bu y eni kültürün ifadesi "Dev rimci Halk Kültürü"dür. Yani emekçi halkların kendi kültürlerine sahip çıkması v e onu y aşatması Devrimci Halk Kültürü'nde ifadesini bulacaktır. Aksi bir durum, yok olmanın etkisizleşmenin adıdır. Tıpkı toplumsal kurtuluş perspektifi ekseninde hareket edemeyen ulusal azınlıkların düştükleri durum gibi. DEVRİMCİ HALK KÜLTÜRÜ VE DEVRİMCİ ÖNDERLİK Emekçi halklar kendilerine öncülük eden Parti-Cephe'yle sav aşın bir parçası olmaya başladıkça etraf ına çevrelenen zincirler kırılacak, yarattığı y eni kültürde benliğinin yansımasını bulacaktır. Bu kültür bugünün savaş kültürü olarak yarının sosyalist kültürüne taşınacaktır. Emekçi halkların sav aşı omuzlamasıy la y eni bir y aşam oluşacak, bu y aşam ortak dev rimci kültürü halkların ortak malı olarak y aşatacaktı r. Halklarımız Anadolu toprakları üzerinde yer yer örgüttü, kimi zaman da bireysel çıkışlar gösteren isyanlara kalkışmıştır. Mücadele ivmesinin bu noktaya ulaşmasına kadar geçen süre içerisinde ilerici, demokratik ve gelişmeye açık değerleriy le toplumsal değişimin örtünü, açan insanlar y aşamıştır bu topraklar üzerinde. Şey h Bedrettin, Köroğlu, Hacı Bektaş Veli, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Çakırcalı Ef e ve sıralanabilecek onlarca halk önderi... Emperyalist çağda ise bağımsızlık, özgürlük ve sosyalizm adına açılan kurtuluş bayrağı Anadolu'da yaşayan halklar arasında taraftar bulmay a başladı. 71'de silahlı mücadele çağrısı y apanlar, yaşanan toplumsal krizin, sömürü ve adaletsizliğin ancak gerçek anlamda bir devrim mücadelesinin büy ütülmesiy le ve sosyalizmde köklü bir biçimde sona erdirileceğini gösterdiler. Halkların kültürü yeniden yaşam buluy ordu. Çağdaş Pir Sultanlar, Şeyh Bedreddinler tarihe adlarını altın harf lerle işlediler. Mahirler, Denizler, Kay pakkay alar, Sinanlar, Sabolar, İbrahimler, Niy aziler v e kav gada ölümsüzleşen onlarca şehidimiz yeni bir toplumun habercisi olarak, halklara kurtuluş umudu taşıdılar. Devrimciler halkların kültüründe dumura uğratılmış değerleri tekrar canlandırdılar. Halkların faşizmin baskısı altında dizginsiz bir sömürü ile yüzy üze gelmeleri karşısında, oligarşinin tüm susturma v e sindirme araç, propaganda ve politikalarına karşı kurtuluş savaşını yükselttiler. Halklara, yitirilmeye çalışılan ama tarihimizde eşsiz örneklerine rastlanan 'dövüşmey i', 'ölüme meydan okumayı' ve 'kavgada y enilmezliği' öğrettiler. Dev rimci hareket yarattığı y eni kültürle bireycileşen insanı başkaları için y aşamay a, korkaklığı cesarete, bencilliği f edakarlığa, tereddütü kararlılığa, cehaleti bilince ve bilimselliğe, politakadan uzaklaştırılmay ı önderlik etmeye, edilgenliği söz sahibi olmay a v e y önetmeye ev irdi; "y eni insan"ı y arattı. Yeni insan savaşan insandır. Sav aş; empery alizmin v e işbirlikçilerinin halklarımıza taşıdığı hastalıkların panzehiridir. Artık sömürüye boyun eğen, adaletsizlik karşısında suskun kalan değil hesap soran, "halkın adaletini" temsil eden insanlar vardı. Hak alma ve özgürlük bilinci gelişmiş, mücadele ettikçe öğrenen v e kitlelere öğreten halk önderleri, y ani dev rimciler y eni kültürün; devrimci halk kültürünün taşıy ı- cısı oldular. Sınıfsız bir toplumun ancak bedel ödenerek v e direniş destanları y aratılarak elde edileceğini kanıtlamak üzere harekete geçtiler. Peki dev rimciler 'yeni insan'ın sahip olduğu özellikleri kazanmasını nasıl bildiler ve emperyalizmin kültürel bombardımanına karşı dirençli olabilmeyi nasıl başardılar? Dev rimciler sahip oldukları değerleri, halk kültürünün saflığına dev rimci bir bakışla eğilerek açığa çıkardılar. Arındılar, arındırdılar. O değerler halklarımızla birlikte yaşamaya devam ediyordu. Ama kendisine 'dev rimci' diyenlerin pek çoğu halk kültür değerlerini tanıy ıp, yabancılaşmay ı y enemediği noktada savruktular. Oysa asıl cevher halkların içindeydi. Halkların kültürü, ilerici değerleri y aşatılarak ve mücadele içinde geliştirilerek ölümsüzleştirilebilirdi. Bugünün savaşını yönetenler, tarihsel-kültürel mirasa sahip çıkarak köklü bir kimliğe kavuşabilirdi. Örneğin "kardeşlik", "misafirperverlik", "v atanına bağlılık", "cüretkarlık" gibi özellikler halklarımızın kültürünü karakterize eder. Ay nı şekilde "y iğitlik", "özü-sözü bir olmak", "eline, beline, diline sahip olmak" gibi sıralanacak say ısız halk değeri, dev - T A V I R 9

12 rimcillerin savaş içinde işleyip y eniley erek, y eni kültür birikimleri olarak halklara mal ettiği ve yabancılaşmayı engelleyen demokratik kültür nüveleridir. Başka bir deyişle, devrimci kültür özelliklerimiz aslında tarihsel mirasımızda v e halkların y aşamında kökünü bulmaktadır. Topraklarımızın birikimlerini açı- DEVRİMCİLER TARİHİ YAPAN OLDUKLARI GİBİ YAZAN DA OLMALILAR "Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum", "Yeraltı Yaşamından Anılar", "Ve Çeliğe Su Verildi"... Bu kitapların ortak özellikleri tek tek devrimcilerin, yaşam anılarından oluşmaları ve çeşitli ülke devrimlerinin önemli tarihsel kesitlerine tanıklık etmeleri. Bu listeye Che'nin "Bolivya Günlüğü", "Savaş Anıları", "Dağdan Kopan Ateş" gibi kitapları; devrimci kişilikleri anlatan "Olga", "Kamo" gibi romanları ve hatta tarihsel deneylerin genelinden alınıp birikim ve derslerden oluşturulan Marksist- Leninist klasikleri ekleyebiliriz. Bunlardan sanatsal yan taşıyanları da, bilimsel yönleri ağırbasanları da, çeşitli dünya haklarını ve devrimlerini anlayıp kavramada önemli araçlardır. Bunu, Fransız yazar Romain Rolland'ın "Ve Çeliğe Su Verildi'nin yazarı Nikolay Ostrovski'ye yazdığı mektupta da görebiliriz: "Siz, dirilmiş ve özgürlüğe ulaşmış olan büyük halkığa çıkartmak ve y aşatmak, demokratik halk kültürünü iy i tanıy abilmek dev rimciler açısından kişilikleri dönüştürmede, saf ve ileri bir benliğe kavuşmada önem taşımaktadır. Yani bunlar devrimci değerlerin içselleştirilmesinde üzerinde özel olarak durulması ve y aşamla bütünleştirilmesi gerekli konulardır. Elde silah, dilinde sloganlarla ölüme meydan okumak, halkları için kendisini feda edebilmek, yani bir insanın, hay atını bile dav ası adına gözden çıkartabilmesi kadar değerli bir f edakarlık olabilir mi insan yaşamında? Düzenin kiri v e pasına bulaştırılan demokratik halk kültür değerlerini, üzerindeki tortuları kazıy a- rak tekrar açığa çıkartabilmek, ancak kav gaya cesaretle atılıp sav aşarak kazanılabilir. Aksi, halka ve onun değerlerine yabancılaşmak, düzen içinde y ok olmaktır. ağırlıkta demokratik platf ormun muhalef etiy le parçalanırken, düşman bombaları karşısında sloganlar atıp inançla marşlar söyleyerek savaşılabileceğini kim tahmin edebilirdi? Takv imler 30 Nisan 88'i gösteriyordu. Gece y arısıydı. Öztürk Acari v e Salih Kul kahramanlığın ilk örnekleri- 10 T A V I R DEVRİMCİ HALK KÜLTÜRÜNÜN YARATILMASINDA EN ÖNEMLİ PAY ŞEHİTLERİMİZİNDİR 12 Ey lül'ün etkilerinin hala devam ettiği 88'lerde, suskunluk y ılları nızla kaynaşmış bulunuyorsunuz... Biz, halkınızın güçlü sevincini ve önünde durulmaz atılımını sizde gördük. Halkınız sizde, siz de halkınızda sürmektesiniz." Gerçekten de dünya halklarını öncülerine bakarak tanıyabilin. Bu, kendi halkımızı da tanımayı kolaylaştırır. Bugün, bizim ülkemizin çeyrek yüzyıla varan devrim tarihi de sayısız özgün yanlar ve kişilikler üretiyor. Bu özgünlük, yalnızca devrim stratejisinin yapısında değil, devrim tarihinin bütününün ayrıntılarında da görülüyor. Birbirinden çok farklı kökenlerden gelip, ideolojik ve yaşamsal bir birliğe varan insanların her biri, bu ortak yaşama kendilerinden bir şeyler katıyorlar. Çok farklı bölge ve alanlardaki devrimci gelişime, eylemlere, yenilgilere ve kahramanlıklara tanıklık ediyor, hem de bu kahramanlıkların ya da olumsuzlukların yaratıcısı oluyorlar. Dünya halklarına ve gelecek devrimci kuşaklara bugünümüzün değerlerini, yaşam özelliklerini ve birikimlerini aktarmak, bir vefa borcu olmasının yanında bir görevdir de. Yarına doğru gelişim, ancak geçmişin birikimleri üzerine şekillenebilir. Bugün yaşadığımız günler aynı zamanda yarınlarımızın da temelleridir. Bu yüzden bugünleri geleceğe ne kadar sağlam, doğru ve eksiksiz taşıyabilirsek. yomlarımız da o kadar sağlam temeller üzerinde kurulacaktır. İşte tarihi yaparken, yazıya dökerek kalıcılaştırmanın önemi burada. Yaşadığımız, yaptığımız her şey bir deneyimdir. Çok iyi şeyler keşfetmiş, çok yeni şeyler yaşamış olsak da bunları kalıcı bir eser haline getirmeyip geleceğe taşımadığımızda, yarın insanlar aynı deneyleri tekrar yaşamak zorunda kalacaklardır. Oysa yaşantımızı, birikimlerimizi geleceğe dönük bir eğitim aracına dönüştürebilmeliyiz. Bizim için, yaşarken "sıradan" gelen bir olay başka bir yerdeki yoldaşlarımız veya gelecek kuşaklar için önemli derslerin çıkarılacağı bir örnek olabilir. Bu nedenle yaşadıklarımıza önem vermeli, sistemleştirerek korumaya özen gös-

13 ni, y üzlerce polise karşı sadece iki kişi çatışarak gösterdiler halklarına. Düşman onları kuşatmış, fakat esir alamamıştı. Ve onurun adını kanlarıy la y azarak, kendilerinden sonra gelen y oldaşlarına y ol açarak ölümsüzleştiler. Gerekirse silah da şart değildi. Silah; cüret, cesaret ve atılganlıktı. 89'da 1 May ıs alanını kazanmak için ileri atılan dev rimciler, polislerin kurşun y ağmurları altında, silaha karşı taşla y anıt v ererek mücadelede inançlı v e kararlı olduklarını kanıtladılar. Kuşkusuz Taş değil, y ürekti ellerimizdeki" tasv iri, basit bir şiirsel imge değildi. Dev rimciler, düşledikleri yarınlara ulaşabilmek için dişe diş bir inatla ve büy ük bir yürekle kavgay ı omuzlamaktadır. Dadaloğlu'nun "Kalan sağlar bizimdir!" sözünü y üzy ıllar sonra şehit düşen Mehmet Akif Dalcı v e her mev zide yitirdiğimiz değerli y oldaşlarımızın ardından da söy leyebilmemiz öy le sıradan bir y i- neley iş değildir. "...Mütevazı ve kararlı bir kişiliği vardı. Köyde onu herkes çok severtermeliyiz. Devrim tarihinin ilerlemesi; devrimcilerin yaşamlarının, birikimlerinin, deneyimlerinin tarihe maledilmesiyle mümkündür. Bunu yapacak olan bizleriz. Yoldaşlarımızın, tanıdık şehitlerimizin, kendimizin yaşamından dersler çıkarabiliriz. Bugün, her gün vatan toprağına düşen şehitlerimiz hakkında bildiklerimiz; özgeçmiş raporları ve bir-iki yoldaşın anlatımlarından öteye gitmiyor. Halbuki onlarla birlikte mücadeleyi paylaşmış sayısız yoldaşımız vardır. Yine çok yoğun tecrübe ve anılara sahip yaşayan yoldaşlarımız da bunları aktarmayı raslantısal anlatımlarla ya da "yeri geldikçe" anlatmayla sınırlayabiliyor. Bu sınırlamaları kaldırmak için iradi çaba göstermeliyiz. "Moskova (Merinde" romanında Sovyet Generali Panfilov "Benim askerlerim, benim akademimdir" diyor. Bizim her bir insanımızın yaşamları da devrim bilimine bir şeyler katacaktır. Yeni insanı yaratma yolunda şehitlerimizin yaşamının çok önemli olduğunu di... " Kav gada ölümsüzleşen yoldaşlarımızın hepsi için söylenebilecek bu sözler, bir kez de 92 Mart'ında Malaty a-kürecikte şehit düşeri Sabit Ertürk y oldaş için de yinelenmişti. Sabit'in diğer bir özelliği, uzun y ıllarını cezaev inde geçirmesine karşın, tutsaklığı sona erince yine hemen sıcak safları tercih edişiydi. 12 Eylül'le söyleriz her zaman. Öyleyse şehitlerin ve yaşayanların yaşam deneylerini bir eğitiri) aracına dönüştürmek için; elimizdeki verileri, hızla, incelenip-araştırılabilecek, üzerinde çalışmalar yapılabilecek belgeler ve sanat ürünleri haline getirmeliyiz. Devrimciler tarihin nesnesi ve öznesi -y ani yaşayanı ve yaratanıoldukları gibi, yazanı, belgeleyeni, ürün haline getireni de olmalıdırlar. Burjuva tarih anlayışının devrimci kişiliklere popülist-duygusal-tek yanlı yaklaşımların yarattığı bilinç çarpıklıktan da az görülen bir durum değildir. "Lenin'in Fedaisi" Kamo'nun yer yer kahraman, yer yer politik bilinçten ve zekadan yoksun bir çılgın olarak lanse edilmesi, Che ile Castro arasında "önemli sorunlar" icat edilmeye çalışılması, bu tür çarpıklıkların hemen sayabileceğimiz örnekleri. Bizim mücadele tarihimiz de daha şimdiden bir çok spekülasyon ve demogojiyle karartılmaya çalışıl ı- yor. Öyleyse tarihimizi yazmayı, yalnızca kronolojik anlatımla ve birlikte inançsızlık kimi sol içinde olanca çirkinliğiyle hüküm sürerken, kendisinin de bir gün karşılaşacağını bildiği halde ölümün üzerine yürüyebilmesi, tüm sola onur dersi verecek nitelikteydi. Tıpkı Pir Sultan'ın y ıllar önce söylediği gibi: "Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan!" Sabit y oldaş, binlerce askere en genel olumluluk ve olumsuzların tahliliyle sınırlayıp, bununla yetinmeden, tek tek devrimcilerin yaşam gözlemlerine dek yaymalıyız. Bu, devrim sonrasına ertelenebilecek bir iş de değildir. Özellikle cezaevlerinin bu konudaki çok zengin olanaktan değerlendirilmelidir. Cezaevlerinin hem derli toplu bir çalışmaya imkan vermesi, hem de mücadelenin çok farklı yerlerinden gelen insanların bir arada bulunması gibi olanakları vardır. Ateş hattında bulunan yoldaşlarımız, sanatsal ürünleriyle, yorum ve eleştirileriyle, kolektif üretimimize katılmalıdırlar. Böylece devrimci yaşam, deneyim, anılar yeniden üretilecektir. Sorun çok edebi bir dil kullanmak değildir. Kolektivizmin içinde çok nitelikli ürünler yaratabiliriz Yeter ki, pek çok konuda yarattığımız geleneklere bu. geleneği de ekleyelim ve dünya devrim tarihine kendi deneyimimizin en ayrıntılı özgünlüklerini birer mücadele bayrağı olarak miras bırakalım. T A V I R 11

14 omuz omuza kurşun sıktığı diğer dört y oldaşı gibi, kıra yeni çıkan gerilla birliklerindendi. Kürdistan'da sav aşmanın, özellikle kır gerillasının başlı başına y aşam zorluklan bilinir. Bir de gerilla f aaliy eti daha önce adım atılmamış, çalışma yapılmamış bölgelerde sürdürülüyorsa, yani tüm risk ve zorluklan göze alınarak 'ilk olmak', 'önder' olmak dikkate alınırsa, düşmana karşı çatışarak yanıt verme cesaretini tereddütsüz gösteren, gerillanın dev rime olan inancını v e hareketine bağlılığını anlatmaya kelimeler yetmez. Bu nedenle tıpkı Sabit yoldaş gibi, diğerleri de söküp atılamay acak bir bağla bölge halkı ile Türkiy e halklarının y üreklerine gömülmüşlerdir. İşte yeni insan... Tereddütsüz kavgaya atılan, halklara verdiği söze bağlı, inançlı, cesur yeni insan... Nazım diy or y a: "Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" "Yeni insan" verdiği söze sonuna kadar bağlıdır. Bu saf lık ve temizliğin, dürüstlüğün, namusun ve halka sunulan güv enin adıdır. Öy le y a, ölüm y erine rahat, tehlikesiz hatta bedelsiz y aşamak da vardı. Nasıl olsa kapitalist düzen "aklını kullan, köşeyi dön" diye f ısıldıy ordu. Düzenin albenisi sonsuzdu. Devrimcinin; yeni insanın düzenden yansıy an tüm cazibey i elinin tersiyle iterek zorlu bir y aşamı omuzlaması, hatta ölümle her an y üz y üze gelebileceğini bilerek kavgayı omuzlaması, ilk olması, önderlik etmesi, gerçek anlamıy la "uy gar", "çağdaş" bir insanı tanımlıy ordu aslında. Düzen 'olanakları' içinde bulanıklaşan bilincin yerini, özgürleşmiş ve güzelleşmiş bir bilinç almay a başlıy ordu. Yani uygarlık, gerçekte politikleşen, İnancını koruy an, savaşan, üreten v e insani değerlerin temsilcisi bir beynin kazanılması v e yaratılmasıy dı. Özgürleşmek için "ben de yanarım" diy erek mücadele saflarına koşanların bu savaştan galip çıkacaktan, "karanlığı aydınlığa taşıyacakları"tarihe ispatlanıy ordu. "Fedakarlık etmek" halkın yaşamında yer etmiş, gerçekte içeriği dolgun, ama burjuv a ideolojisinde de- 12 T A V I R magoji malzemesi haline gelmiş anahtar kelimelerden biridir. Örneğin İMF'nin dayattığı ekonomik politikay ı uy gularken, sömürü karşısında tepki duy ması kaçınılmaz olan emekçi sınıf ları y atıştırmak üzere bol bol "fedakarlık yapmaktan", "memleketin, vatanın gelişmesi için bunun zorunlu hale geldiğinden" dem v urulur. Oysa bilinir ki, burjuvazi bırakalım fedakarlık y apmay ı, emekçi halkların f edakarlığı ölçüsünde konf or v e rahata kavuşan bir tahteravalli dengesi kurmuştur. Emekçi halklar ne kadar aşağıda olursa, burjuvazinin y ukarıya erişmesi de o oranda olanaklı hale gelecektir. Yaşamın her alanında beklediğine kavuşmay ı ümit ederek fedakarlık yapmak zorunda bırakılan emekçiler bu kelimeyi kutsallaştırırken, burjuvazi ise tüm değerlerinde olduğu gibi kirleterek kullanmaktadır. Oysa "f e- dakarlık etmek", bir devrimci için hedef lediği y arınlara ulaşma amacı içinde değerli kıldığı en sıradan görev if adesidir. Örneğin Beşiktaş'ta, kaldığı hücre evi polis taraf ından tespit edilince, bir süre sonra ev e gelmeleri gereken yoldaşlarını uyarmak v e ele geçmelerini önlemek üzere kendisini çatışarak "feda eden" Perihan Demirer yoldaşın tavrı, karşılığı hiçbir değerle ölçülemeyecek zenginlikte değil midir? İşte bu tavrın adı da insanlaşmadır. Bu, devrimci halk kültürünün; emekçi halkların kapitalizme son vermek üzere verdiği mücadele içinde geliştirip büyüttüğü kültürün, aslında halk kültürünün özünde bulunan kutsal değerlerin tam da kendisidir. Devrimci hareketin yetiştirdiği öyle insanlar v ardır ki, "her koşulda mücadele" şiarını kişilikleriyle özdeşleştirerek zorlu süreçleri cesaret, inatçı bir çalışma v e yöneticilik yeteneğiy le aşmasını bilmişlerdir. Yorulmak, gerilemek, inançsızlaşmak yoktur onların kitabında. Küçük iş, büyük iş yoktur. Yeri geldiğinde düşmanın açtığı bir gediği kapay an v e yaralan onarmaya çalışan büy ük bir önderdir, yeri geldiğinde ise çatışma İçinde en öne geçerek y oldaşlarını korumay ı bilen bir sıra nef eridir. Liderlik eder ama, görev gerektirdiğinde en sıradan işlere koşturur. Hareketinin zarar görmesini engellemek için güçlük v e risklerle dolu birçok görev i bizzat sırtlar. Bir yoldaşı Niyazi Ay dın yoldaşı şöy le anlatıy or: "Onun yanında bulunduğum zamanlar kendimi öyle güvenli ve rahat hissediyordum ki, en karmaşık işlerde ve en zor durumlar karşısında getirdiği çözümlerle tüm kafa karışıklığımı giderir, her şeyi yerli yerine koyardı. Mükemmel bir insandı..." Niyazi yoldaş, ricat y ıllarında devrimci hareketin yeniden atılımını sağlay abilmesi için, asgari de olsa sürmesi gereken f aaliyetlerin kesintisiz biçimde devam etmesinde ve hareketin dışarıdaki zor yaşantısını örgütley ebilmede olağanüstü bir çaba harcamış, önder olduğunu bir an bile gözardı etmemişti. Tarihte, y aşamını kavgasıyla özdeşleştirmiş insanlara ender rastlanıy or. Öyle ki bugün bite büyük iddialara sahip birçok sol grubun yöneticileri sağcılaşarak devrimi ve davay ı inkar edip düzene teslim oluyor. Oysa bu olumsuzluklardan birinin bile harekete bulaşmasını önlemek, ancak tüm yaşamını tam bir proleter bilinçle donatıp, mücadele bayrağını doruklarda dalgalandıran önderlerin işiy di. 12 v e 13 Temmuz'da birlikte şehit düştüğü diğer y oldaşları ile, tıpkı Kızıldere'de toprağa tohumlar bırakan Mahirler gibi, y üzlerce devrimcinin mücadele saflarına katılmasında büy ük paya sahipti Niyazi y oldaş. Ölümü y enerek şehit düşenler, ölümü sıradanlaştıranlar "kavganın alevli rüzgarını dağların, başakların üzerinden ılık ılık yayarak, buğdayın bereketiyle bire bin verenlerdi". Onları hiçbir güç y enemezdi. Onların ardından yeni Niyazi'ler, İbrahim'ler, Nazmi'ler mücadelenin kesintiye uğramaması için kavgayı omuzlayarak boşalan yerleri doldurdular. Bir dev rimci hareket iktidara ulaşma sürecinde darbeler yiy ebilirdi. Kavga her zaman düz bir hat izlemiy ordu. Bu anlamda, emekçi sınıf - lara güv en veren bir güç olabilmek ve onlara inanç taşıy ıp devrim motiv asy onunu her koşulda koruy abilmek de, ancak mücadelenin kesintisizliği ile başarılabilirdi. Devrimci Hareket, 12 Temmuz'un ardından y aralarını sardı. Ama sadece o süreçte

15 değil, her seferinde kaybettiği kadrolarının y erini y enileriy le doldurmuş v e y ediği darbelerden sürekli galip çıkmay ı başarmıştır. Devrimci Hareket, halkına güv en veren özellikleri kendisinde cisimleştirmiş kadrolarıy la bu onur sav aşını dev rime kadar taşıy abilirdi. Bu y önüyle, "y eni insan"a o sürecin yüklediği görev eskiyi aşarak kendisini yenilemesi ve kav gay ı ay nı kararlılıkla sürdürmesiy di. Halklarımızın geleneksel y aşamında kadının y eri bilinir. Ezilen, horlanan, ama bir o kadar da kutsal değerdir kadınlarımız. Belki de bu nedenle "at, av rat, silah", halklarımızın y aşamının kopmaz bir parçasıdır. Buna karşın kadın, toplum içinde ezilen kimliğinden sıy rılamamıştır henüz. Dev rimci hareket bu konudaki özenli y aklaşımıy la, kadınlarımıza da özgürleşmenin kapılarını açmıştır. Bırakalım çekingen, feodal değerler timsali bir kadını; artık sav a- şan, y aratan v e y öneten bir kadın vardır. Olcay lar, Ferdalar, Perihanlar. Hamiyetler ve onlarca bay an yoldaşımızın örnek yaşamlarıy la kazanılan yeni kadın kimliği, "ölümü tümlerle karşılayan" ve "Asıl siz halkın adaletine teslim olun" diy en Güner v e Özlemler'in, "Cesaretiniz varsa gelin" diy en Eda Yüksellerin, "kadının namusu beynindedir" diy en v e "hareketinin ismini kanıy la duv ara y azan" Esmalar'ın, Nurhay atlar'ın kazandırdıklarıyla en şerefli y erini almıştır. Artık düzen kadını y oktur. Dev rimci v e özgür kadın halklarımızın gönlünde baş köşede y erini almıştır. Özellikle Sabo'nun örnek dolu dev rimci yaşamının, önderlik eden ve en zor koşullarda hareketi sahiplenen kişiliğinin, dev rimci kadınlarımızın y aratılmasında büy ük bir rolü v ardır Nisan'da, yirmi y ıla yaklaşan dev rimci yaşamını, kendisini kuşatan binlerce polisin ölüm kusan silah ve bombalan karşısında savunan oy du. Hareketine bağlılığın simgesiydi Sabo. Ölürken bile y oldaşlarına yardımcı olabilmek, içinde bulunduğu operasyonun en az zararla atlatılabilmesi sağlamak ve gözleri üzerlerinde olan milyonlarca y oksul emekçiye, kendilerine umut bağlayan dünya halklarına önemli mesajlar iletebilmek, ancak Sabo'nun f e- dakarlık, bağlılık dolu devrimci yaşamı irdelendiğinde anlaşılabilecek olgulardır. İlkeli bir kişilik, davasına bağlanmış bir yaşam v e halklarımızın tutarlı geleneklerini, kültürünü içselleştirmiş koca bir yürek... işkencehanelerde "sizlere söyleyeceğim hiç birşey yok!" dedikten sonra gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti, ser verip sır vermey en ve katledilmeden önce işkencecileri deliy e çev iren Birtan Altunbaş v e halkları için canlarını seve sev e ölüme sunan onlarca y oldaşı gibi, hareketini ve y oldaşlarını sahiplenme bilinciyle harekete geçen savaşçılar, Nisan'ın hemen ardından düşmanın y enilgisini sağlayan bir dizi eylemlilik başlatmıştı. Dev rimci değerleri savunmanın y eri ve zamanı y oktu. Koşullar v e olanaklar önemli değildi. Önemli olan, bir dev rimcinin içinde sınıf kini duy abilmesi ve mücadele ateşinin canlılığım yüreğinde koruyabilmesiydi. Bu ateş bulunduğu y eri yangına çevirmeli v e düşmanı pişman edecek bir güce dönüştürülmeliydi. Yeni insan her geçen gün geleneklerine bir yenisini ekliy or. Kendisi de y enileniyor ve kabuk değiştiriy or, yenilendikçe halkları kazanıy or, kazandıkça da y eni değerlerin halklar içinde kökleşmesini, büyüy üp serpilmesini sağlıy or. Sav aşın zorluklarını göğüsleyemediği halde dürüst dav ranmayanlar 'teoride uzmandırlar'(!). Yitirdikleri tüm değerleri gibi, siyasal tav ırları ve kişilikleriyle de kokuşma içindedirler. Değerlerine sahip çıkan, "adalet" olarak gördükleri ve güven bağladıkları dev rimcilerle her geçen gün bütünleşen halklar, onlara kapılarını kapatıyorlar. Aynı çev reler devrimcilerin y arattıkları direniş destanlarını küçümsemekte, kan ve can bedeli oluşturulan değerleri görmezden gelmekte ve hatta oligarşinin dev rimciler üzerinde y ürüttüğü kontrgerilla propagandalarını 'sol' içinden desteklemektedirler. Halklarımızın onlardan örnek alacağı v e benimseyeceği değerleri yoktur. 1 Çünkü ancak namusunu v e onurunu koruyanlar tarihe nakşettikleriyle sonsuzluk kazanabilirler. Devrimci Halk Kültürü bizim çabalarımızla halkların benliğinden söküp atılamay acak derinliğe işlemekte, 'insanlaşma' önündeki dejenere kalıntıları sav urup atmaktadır. Yani f aşizmin zoruy la ezilen kişilikler, ancak ona meydan okuyarak ölümsüzleşenlerin mücadelesiyle özgür bir benliğe kavuşacaktır. Bu durum halkların bilincinde adım adım açığa çıkmaktadır. "Yeni insan" statü tanımaz. Yaratıcı v e inatçıdır. "Yeni insan"ın hangi zaman kesitinde, hangi gelenekle tarih içindeki y erini alacağı v e hangi özellikleri halkların y aşamına kazandıracağını kestirebilmek kimi zaman güçtür. Kır gerilla komutanlarından Av ni Turan yoldaş, devrimci harekette darbe y apıldığı v e önderliğin gaspedildiğini öğrenince darbecilere meydan okuyarak, onları hak ettikleri y ere gönderebilmek ve hareketten tecrit etmek amacıy la hemen "Ölüm Orucu"na başlamıştır. Ve ancak yoldaşlarının uzun ikna çabaları sonucu, hareketini f arklı şekilde koruy up sahiplenebileceği düşüncesiyle vazgeçirilebilmiştir bu eyleminden. Av ni Turan, Recai Dinçel v e İbrahim Yatçın Arkan yoldaşlar, "darbecilik" ihanetini y enebilmek amacıy la y oğun uğraşlar verdikleri aynı süreçte, kaldıkları ev in polis taraf ından sarılmasıyla çatışmay a başlamışlar; "Asla teslim olmayacağız!" diyen haykırışlarıy la yine devrimcilerin mesajını v e kararlılığını halklara ulaştırmışlardır. Ve bugün Sibel Yatçın, ey lem sonrası çatışmada "teslim ol!"ağrılarına, "Bizim teslim olduğumuz ne zaman görülmüştür?" diy erek yeni insanın o doy umsuz erdemlerini emekçi halklara ulaştırmıştır. Ev et, Devrimci Halk Kültürü sosy alizmin kültürüdür ve savaşılarak yaratılır. Bu kültürü yeni insan, savaşan insan yaratıyor. Yeni insan Devrimci Halk Kültürü'nü yeni gelenekleriyle oluşturmaya devam edecektir. - T A V I R 13

16 Anadolu Halk Sömürü ve zulmün hüküm sürdüğü vatanımızda, bu gerçeği değiştirme kaygısı ve kavgası taşıyan, ve halklarımıza onurlu bir gelecek vaat eden Partimiz köklerini, bereketli Anadolu topraklarını hakça ve kardeşçe bir yaşam için kanlarıyla sulayan ve bizlere, zalimin sömürü ve zulmüne karşı isyan geleneğini miras bırakan halk önderlerinden almakladır. Bu köklere inerek bugünü kavramak ve kavratmak, "Devrimci Halk Kültürünü yaratma çabamızda bize esin kaynağı olacaktır. Hareketleri Tarihinde İlk Örgütlü Başkaldırı; Sadun CAN B A B A İ S H A K A Y A K L A N M A S I (1240) aba İshak, Şeyh Bedrettin'den, hemen önceki tarihsel sürecin önderlerindendir. Baba İshak, Selçuklu dev letinin y oksul kitleler üzerinde uyguladığı ağır zulüm politikalarına karşı, Anadolu halkını hakça ve kardeşçe bir y aşam için örgütlenmeye, zalimlerin zulmüne v e saltanatına karşı topyekün ay aklanmaya çağırıy ordu. Anadolu toprağı, çok çeşitli barbar hükümdarlıkların akın, yağma, talan v e katliamlarına maruz kalırken, kanla sulanan kıraçlıklarında isyan tohumları da besliyordu. Çıtır çıtır y anan ateşin etraf ında, postlar üzerinde, müridleriyle diz kırmış oturuyordu Baba İSHAK. Alevlerin ay dınlattığı ışıl ışıl bir göz ile bakan Baba İSHAK, hararetle konuşmakta, kızıl sarıklı gencecik y üzlü müridler, şey hlerinin y oksul ırgatlar için söylediklerini dinlemektedir. Baba İSHAK: "Sultan Gıyasettin'in tımar vergisi, halka (reayaya) zülüm eder olduğundan gayrı dayanacak hal kalmamıştır. Bundan ötürüdür ki, her din ve dilden kardeşlerimize gidilip, Sultan Gıyasettin'in sefahat hayatı ve zulmü bir bir anlatılmalı. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, kız demeden söz birliği, can birliği edilmeli. Gayrı zalımların sarayına, tekmil kılıç kuşanıp, at sürelim. Nic'olursa olsun. Dünya halkının ıslahına, ganimetler- 14 T A V I R den hissedar olmalarına girişelim". Sultan Gıyasettin'in kılıç ve kırbaç ile toplamaya çalıştığı tımar v ergisi, yerli ve göçebe halkın yaşamını giderek zorlaştırmakta ve dev lete karşı memnuniyetsizliklerini arttırmaktadır. İşte bu koşullarda Baba İSHAK, ezilen y erli v e göçebe halka, eşit, hakça ve kardeşçe bir dünyanın yolunu göstermekte, onları, zalime karşı kılıç kuşanmaya çağırmaktadır. Şimdi gelin bir uzun yol eyleyelim. Yoksulların ahını isyan eyleyen Baba İSHAK'ın ve müridlerinin günlerini tazeleyelim: Kıraç, dağlardan uçsuz bucaksız ov alara, y eşil-kızıl ırmaklara, dağlara tepelere inen meltem rüzgarlarının estiği Kefersud diyarını birazdan kâra bulutlar kaplayacak. Sultan Gıy asettin'in süv arileri, nal sesleri arasında kılıç ve gürzleri ve kırbaçlarıy la, tozu dumana katıp, yoksulların dirliğini tarumar edecekler. Gıy asettin'in f ermanına kusur eyley enlerin malları y ağma v e talan edilip, kılıçtan, kırbaçtan geçirilecek. Kadınların v e kızların namusları kirletilecek. Sefahat ve saltanatın ömrü böyle tazelenecek. Ve dağlar, ovalar, ırmaklar, dereler, tepeler; ateş, kan ve f eryat ile bezendi. Yoksul ırgat başları, ağzı köpüklü kısrakların çığlıktan arasında toz ve dumanlara karışıp bir bir yere düştü. Süvariler naralar atıp kılıçlarını, mızraklarını kesik ırgat başlarıy la süslediler. Vergi v e ganimetleri alıp, kısraklarını Kefersud Kalesi'ne sürdüler. Sultan Gıyasettin huzurunda vergi ve ganimetleri takdim ettiler. Sultan Gıy asettin "ihtişamı v e memleketin sahipliğini" böyle "hak" ediyordu. Göğü y ırtan şimşekler Samsat'ın Kef ersud Köyü'ne y ağmurlar indiriy ordu. Ağaçlar, otlar tıpkı y oksul ırgat bedenleri gibi, zay ıftitrek v e boyunları bükük sallandılar, ıslandılar uzun uzun... Kayalıklardan inen sular Kefersud Köy ü'nün yamaçlarındaki mağaranın puslu gözlerinden süzülüp, yere indi. Kara kaftanlı atlılar balçıklı yollardan, ovalardan, sulardan geçip hudut boy larına v ardılar. Atlılar hudut boy unca sıra sıra dizildiler. Atlarının başlarım yanyana getirdiler. Ön sıradaki atların sabırsız ayakları yeri eşelerken, hududun öbür yanında Türkmen Göçebeler yeşil otların üzerinde rengarenk, salınarak, dalgalanarak aç, çıplak ve bitap bir halde çocukları, kadınları, bohçaları ve hayvanlarıyla atların ayaklarına doğru ağır ağır yaklaşıyorlardı. Süvariler mızraklarını ve kılıçlarını sımsıkı kav radılar. Gergin bedenlerini gevşetmediler. Soğuk ve kaskatıy dılar, av ını bekley en sırtlanlar gibi. Donuk gözlerini Türkmen göçebelerinden ay ırmadılar. Okçu süv ariler atlarını rahman adım öne sürdüler. Oklar yaylara yerleştirilirken güneş, hududa yaklaşan göçebelerin gözlerine iniyordu. Oklar yaylarından f ırladı. Hududu geçen ilk grup göğüslerini delen okların vızıltısını bile duy madı. Hudut boy u, nal sesleri, at kişnemeleri ve nara ve feryadı figan oldu. Atların ayakları altın-

17 da yüzlerce kadın, çocuk başı ezildi. Kaçanlar düşenlerin ölü bedenlerine, başlarına basarak kurtuldu. Sultan Gıyasettin'in süvarileri, masum ve savunmasız bir halkı "bozguna" uğratıp, atlarını dolu dizgin geldikleri yöne sürdüler. Ama Türkmen göçebeleri karıncalar gibi, Orta Anadolu y o- lunu takip edip y eniden, yeniden akın ettiler. Sultan Gıyasettin'in ülkesine bucak bucak, ova ova doluştular, yerleştiler. Yerleşim bölgelerinde Kürdü, Ermenisi, Rumu, Çerkesi v e Gürcüsü ile kay naştılar, zıtlaştıf ar ya da çatıştılar. Ancak bütün bunlar Selçuklu Sultanlığı'nın asayişini tehlikeye attığında, amansız baskı ve zulüm f ermanları çıkartıldı. Baba İSHAK ve müritleri Amasya, Tokat, Sivas köylerine dağılıp Sultan Gıy asettin'in halkına hıy anetini, sefahat hayatını, adaletsizliğini v e zalimliğini anlatıp, y oksul ırgatları din, dil, mezhep, tarikat demeden ay nı yolda; hakça ve kardeşçe bir y aşam için birleşmelerini ve zalimlere aman vermemelerini, vergi fermanlarına uymamalarını ve bunun için kılıç kuşanmalarını tembihlediler. Baba İSHAK ve müritleri Amasya'daki dergaha (mağaraya) döndüklerinde, köylerden ve çevre vilayetlerden gelen halk ve müritleri Baba \SHAK'ın fikirlerini bellemenin yanında, kendilerine ait her türlü sorunu da ona danışıyor, çare buluyorlardı. Artık Baba İSHAK ezilen, zulmedilen mülkü yağmalanıp talan edilen, tımar vergisiy le bezdirilen, her dilden, her dinden v e her mezhepten reay anın önderidir. Baba İSHAK ve müridlerinin yıllar süren bu derlenişi artık olgunlaşmıştır. Ve ayaklanma (Cihad) karan... Baba İSHAK, Tokat, Siv as ve çevre vilayetlerde bulunan müritlerine dergaha dönmeleri için haber saldı. Onları dergahında beklemeye başladı...baharın ılık rüzgarlarında salınan çiçekler, otlar, ağaçlar, ötüşen kuşlar, börtü böcek arasında, başında kızıl sarığı, uzun bey az sakalı v e elinde asasıyla ağır ağır geziniyor Baba İSHAK. Sivas'ın köylerinden, kasabalarından toplaşanlar Amasya hududunda. Tokat'tan gelenlerle birleştiler. Dağları, ormanları, ov aları, dereleri geçip, Baba İSHAK'ın dergahına iriştiler. Müridler mağaranın (dergahın) bulunduğu dağın yamaçlarına vardıklarında gün kızıla dönüy ordu. Atlılar dizi dizi gölgeler halinde, batan günün önünden geçtiler ve mağaranın önünde durup atlarından indiler. Mağaradan, ellerinde meşalelerle çıkan diğer müridler gelenleri karşılarken, mağaradan çıkan Baba İSHAK meşalelerin arasında yürüyüp, yol yorgunu müridlerini teker teker kucakladı. Bütün müridler hasretle kucaklaştılar. Atlar mağaranın çev resindeki ağaçlara bağlandı. Dergaha geçildi. Baba İSHAK ve müridleri y ıldızların v e ay ın altında, çekirge sesleriyle çevrili mağarada gün ışıy ıncaya kadar söyleştiler. Baba İSHAK, planlanan ayaklanma günü geldiğinde hangi müridler nerede, nasıl davranacak, kendisi hangi yörede olacak, buyruklarını kim nasıl ulaştıracak? Ayaklanma ile ilgili tekmil herşeyi, tane tane, usul usul bütün bilgeliğiy le aktarıp, eksik söz bırakmadı: "Gayrı hak yolunda kılıç kınından çıkmalı. Bilge, yiğit cenkdaşlar tekmil, aç, çıplak, serkeş (başkaldıran) reayanın başına geçmeli. Cenge hazır olunmalı". Baba İSHAK, oturduğu postun üzerinden y avaşça doğrulup ayağa kalkarken, ateşin etrafındaki müridler de ay ağa kalktılar. Baba ISHAK'a say gı v aziy eti aldılar. Baba İSHAK, ellerini arkaya alıp mağaranın ortasında yanan ateşin etrafında şöyle bir dönüp düşündü. Ve müridlerinden birinin yanına yaklaşıp bir elini omzuna koyup, güvenle v e sevecenlikle ona Kef ersud taraf ına gitmesini söy ledi. Birkaç adım daha ilerleyip bir başka müridine de aynı biçimde Maraş'a gitmesini söyledi. Her iki mürid de verilen görevi saygı ve de coşkuyla karşıladılar. İki müridinin de görevlerinin mahiyet' oldukça önemliydi. Serkeşlik gününden önce, Kefersud ve Maraş'ta belirlenen gün v e saatte Baba İSHAK'a sevgi v e bağlılık gösterenlerin atlarına binerek sultan Gıy asettin ülkesindeki şehir ve kasabaların fethine y ürümeleri için komut verecek, babanın adını işiten ve kendisiyle birlikte zalimlerin köklerini kazımak için elele verenlerin birçok haktan faydalanacaklarını, ona uymak istemeyenlerin ise hiç aman yerilmeden öldürüleceklerini anlatacaklardı. Baba İSHAK her iki müridine de şefkat ve güvenle sarılıp "uğurlar olsun" dedi. Dergahtaki bütün müridlerle tek tek kucaklaşan iki serkeş mağaradan çıkıp at bindiler; dergahın bulunduğu dağın eteklerine inip, atla- T A V I R 15

18 rint ters istikamette yan yana getirdiler. Sonra birbirlerine bakıp el sıkıştılar. Atlarını iki yana sürüp tozu dumana kattılar.. Birkaç y ıl sonra Baba İSHAK'ın müridleri serkeşlik hazırlıklarını tamamladılar, v e önderin f ermanını beklemeye başladılar. Çok geçmeden Baba İSHAK'ın fermanı müridlerine ulaştı. Varalım dilden dile, kulaktan kulağa, candan cana dört bir yana haber salalım. Hakça ve kardeşçe bir hayat için cengimiz var. Sultan Gıyasettin'in zulmü ve sefası mutlak tarumar olana dek kılıç kınında olmayacak!... Ok yay dan f ırlar gibi başladı serkeşlik. Tekmil Türkmen, Kürt, Ermeni, Urum, Gürcü ve daha birçok milliyetten reay a Amasya'da, Tokatta, Sivas'ta ve y akın yörelerde sözleşildiği gün ve saatte serkeşlik bayrağını kaldırdılar. İlk önce Baba İSHAK'ın doğduğu Kefersut'u ateşe verdiler. Siyah dumanlar her tarafa yayılmaya başladı. Babanın buyruğuna boyun eğenlerin canlarına aman verdiler. Onun yoluna gitmey ip karşı duranları ise hiç bir tereddüt ve korku duymadan öldürdüler. Alişiroğlu Muzafferüddin, bir kuvvet toplayarak üzerlerine yürüdü. Her 16 T A V I R iki taraf arasında büy ük cenkler oldu. Ve nihayet Muzaff erüddin kuvvetleri bozguna uğradı. Alişiroğlu Malatya'ya dönüp Kürtlerden, Kirman Oy makları'ndan kalabalık bir süvari toplayarak tekrar cenge tutuştu. Baba İSHAK'ın kurmay larının kararlılığı v e kahramanlığı, ay aklananlara cesaret veriyordu. Alişiroğlu ikinci def a mağlup oldu. Müridler haykırarak ilerlediler. Konakları, kaleleri ateşe verdiler. Amasya hududundan çıkıp Siv as'a doğru sel gibi aktılar. Siv as'ta iğdiş başı" v e diğer ileri gelenleri öldürdüler. Karşı koyanları bozguna uğrattılar. Bu çarpışmalarda müridlerin ellerine bir çok ganimet geçti. Zafer naraları Siv as'ı y erinden sarstı. Şarkılar ve şenliklerle zafer bayraklarını burçlara asıp, yüzlerini Tokat'a çevirdiler. Siv as'ta olduğu gibi, Tokat'ta da düşman bozguna uğratılıp mağlup edildi; Baba İSHAK'ın daha Önce Tokat'a y erleşen cesur müridleri en önde cenk ediyordu. Tokat ahalisine uzun uzun sözler edip bu cenge katılmalarını sağlamışlardı. Zaf er sahipleri, coşkun ırmaklar gibi Amasya taraf ına yöneldiler. Hakça ve kardeşçe bir hayat için yola çıkan ve günlerdir dört bir y anda cenk edip, yengilere yengiler katan bu kalabalık halk, birazdan Amasy a içlerinde diğer cenkdaşlarıy la buluşacaktı. Uzunca bir ağaç dalına bağlanmış cenk bayrağını, üstü başı y ırtıklar içinde bir Türkmen kadını taşıy ordu. Alnı terli, gözleri ışıl ışıl parlıy ordu. Cenk bayrağı, y ırtıklarından epeyce onarılmış, ama güneş kadar parlak ve y akıcıy dı. Kınalı saçlarını rüzgarlara katmış, okçuların önünde, dimdik yürüyor Türkmen kadını. Baba ISHAK ve en yakın müridleri, dağdaki dergahta buluşmuş, gidişatı değerlendirirlerken birkaç mürid daha geldi. Baba İSHAK gelenleri alınlarından öptü ve kucakladı. Sonra bütün müridlerine dönüp: "şimdi yüreklerimizdeki kutsal cenk ateşini daha bilgece ve daha soğuk kanlı yayma vaktidir. Zafer sarhoşluğuna izin vermeden şöyle bir durulalım. Ve bizi fitne fesat bekleyenlerin emellerini belleyelim"dedi. Tokat'tan dönenler Amasya'y a girdiklerinde kuvvet v e kudretlerinin ışığı her taraf ı tutmuştu. Suttan Gıy asettin bu durumu haber alınca, ihtiyaden Hububat Kalesi'ne çekildi. Sonra da plan yapıp Amasya Asker Serdarı Hacı Armağan Şah'a, Baba İSHAK'ı ve kendisine en çok bağlı olan müridlerini basıp esir etmesini ve sonra da Amasya'y a getirip kale burçlarında asılmasını f erman ey ledi. Amasya Serdarı süvarisiyle yola çıktı. Gök kara bulutlarla kaplıydı. Baba İSHAK ve en y akın müridleri dergahta yeniden bir araya gelmişlerdi. Müridlerden biri, Sultan Gıyasettin'in ihtiyaden Hububat Kalesi'ne çekildiğini, ancak fitne fesat içinde olup planlar hazırladığını, Amasya Serdarı Armağan Şah'ı üzerlerine gönderdiğini söylerken mağaranın dışında bekleyen müridlerden biri hızla içeri girdi ve düşmanın mağaraya doğru yaklaştığını haber v erdi. Müridlerden bir kaçı Baba ishak'ı başka bir y ere kaçırmay ı önerdiyse de, Baba İSHAK bunu tereddütsüz reddetti. Kılıcını kınından çıkarıp: " bundan gayrısından medet aramayacağız. Hak yolunda baş esirgemeyeceğiz. Bu cenk benden, sizden ötedir. Bu cenk üstsüz başsızların, tekmil reayanın zaptı zor öfkesinde, candan cana, devam eyleyecektir". Amasya Serdarı Armağan Şah ve süv arileri dört bir y andan mağaray ı kuşattılar. Baba İSHAK v e müridleri yenileceklerini biliyorlardı. Ancak herşeye rağmen aman dilemeyecek, Armağan Şah'ın ayaklarına kapanmayacaklardı. önce kızgın alev li oklar f ırladi...gökten yağmur misali ateşler yağdı. Kılıçlar kılıçlara değende, her yan ateş duman içinde, feryat nara ve de kan ile donandı. Başlar gövdeleri

19 terk eyledi. Baba İSHAK ve müridleri mağaranın ağzında kıstırıldılar. Son bir hamleyle kılıçlar hav ada parlay ıp çınladı. Ancak yankısı fazla sürmedi. Baba İSHAK kendisine en çok bağlı olan birkaç müridiyle birlikte esir alındı. Önde Baba İSHAK, arkada müridleri, arka arkaya bileklerinden v e ayaklarından zincire v urulup bir atın arkasına bağlandılar. Amasy a'y a doğru, durup dinlenmeksizin, at arkasında y alın ay ak yürütüldüler. Çok sonra Amasya'ya varılıp kale burçlarına çıkarıldılar, itile kakıla bir kenara dizildiler. Tez kementler hazırlanıp kale burçlarına bağlandı. Armağan Şah ve diğer iteri gelenler, Baba İSHAK v e müridlerini bir müddet sey reylediler. Baba İSHAK ve müridleri cellatlar eşliğinde, ay aklarındaki Zincirleri sürüy erek kalenin dışa bakan burçlarına doğru yürüdüler. Sonra bir bir burçlara dizilip kementleri boy unlarına geçirdiler. Baba İSHAK v e cenkdaşları serkeş diy arı Amasy a dağlarına, ov alarına, köylerine son kez baktılar. Deli rüzgarlar kara bulutların arasından sıyrılıp kale burçlarına indiler. Armağan Şah'ın işaretiyle, cellatlar Baba İSHAK v e müridlerinin boy unlarındaki kementleri bir kez daha sıktılar v e teker teker arkalarından y aklaşıp, burçlardan aşağı ittiler... Deli rüzgarlar uslanmaz ıslıklarıy la kapladılar her yanı. Baba İSHAK ve müridleri kale burçlarında sallanırken, kızıl ipekli başlıkları, sarıkları, rüzgarlara karışıp gitti. Armağan Şah kendini galip sanıp mahiy etindeki süvarileriy le ay aklananları takibe koyuldu. Çok geçmeden karşı karşıy a gelindi. Armağan Şah elçi gönderip Baba İSHAK ve ona en yakın olan müridlerinin Amasya'da asıldıklarını haber etti. Ancak bunun faydası olmadı. Ateşte pervaneler gibi hep bir arada kılıç salladılar. Sultan Gıyasettin, Hubadabat'tan haberciler saldı. Takv iy e ordularını çağırdı. Süvariler son süratle Sivas'a geldi, teçhisat ve mühimmatını alarak bir gün bir gecede Kayseri'ye yetişti. Türediler, Kırşehir'in Malve Ovası'nda toplanmışlardı. Gürcüoğlu Candar Bermanşah Frenk büyüklerinden Fardah'la yola çıktı; Serdarlar arkadan ağır bir orduyla yürüdü. Sultan Gıy asettin'in öncü kuvvet kumandanlığı arkadan gelecek takv iye ordularını beklerken, serkeş reay a bu durumu haber alıp, ertesi gün cenge dev am etmek üzere geri çekildi. Sultan Gıyasettin'in takviye orduları bir bir gelip bekleşirken, serkeşler ansızın bir tepeden göründüler. Sultan süvarileri bir an şaşkın kalıp harekete geçtiler. İlk safta Frenkler vardı. Baba İshak'ın müridleri okları ve kılıçlarıyla kalkıştılar... Kılıçlar, hançerler, oklar, gürzler birbirine girdi. Sultan süvarileri tekrar geri çekildi ve tekrar hamle yaptı. Baba İSHAK'ın y olundan giden müridleri ve tekmil reaya, yanlarında taşıdıkları çoluk çocukları v e eşy a denkleri arasında siper almış, yüklerin, urganların arkasından sert yaylarla ok atmaya devam ediyorlardı. Derken Sultan Gıyasettin'in diğer takv iye orduları da geldi ve Baba İSHAK'ın cenkdaşlarının etraf ını çevirdi. Genç, yaşlı hiç kimseye f ırsat v e aman vermediler. Arkadan büy ük bir ordu daha geldiğinde Piştar Kuvvetleri işi bitirmişlerdi. İki üç yaşındaki çocuklardan başka hiç birini sağ bırakmadılar. Müridlerin kesik başlarını burçlara, hanlara astılar. Anadolu Selçukluları döneminde Baba İSHAK ve müridlerinin, sömürü ve zulme karşı ezilen halk kitlelerini yanlarına alarak başlattıkları bu ilk örgütlü başkaldırı, bugüne kadar yüzlerce ayaklanmanın esin kaynağı olmuştur. İsyan bay rağı elden ele, candan cana dev redilmiştir. Daha nice halk ayaklanmalarına sahne olan bereketli isyan topraklarımız, halklarımızı "gerçek kurtuluş"a götürecek sosyalizm bay rağına da kavuşturulmuştur. Bu bayrak, 12 Mart açık f aşizm koşullarında, Kızıldere'de; "dönmeye değil ölmeye geldik" diyen 30 Mart Manif estocularının, 12 Eylül karanlığında, siy asi kimlik ve halklarımızın onuru için f aşizm zindanlarında ölüm oruçlarına y atan Apolar'ın, 12 Temmuz kuşatmalarında Niyaziler'in, İbrahimler'in, Malatya kırlarında Şerafettinler'in, Sabitler'in, 17 Nisan'da Sabolar'ın, Sinanlar'ın, Fazıllar'ın, Dersim'de Onikiler'in, Kemallerin, Karadeniz'de Bahattinler'in, Toroslar'da Tarıklar'ın, Tokat'ta Suatlar'ın v e Gazi ay aklanmasında Sezginlerin, Hasanlar'ın, Fadimeler'in ellerinde dalgalandırıldı. 1240'da Baba İSHAK'ın dergahından dev ralınıp dev rim kavgasına taşınan isyan geleneği, vatan topraklarımız özgürleşene dek tereddütsüz sürdürülecektir. Kay nakça: 1. İbni BİBİ/ O. TURAN 2. İlk Mutasavv ıflar/ M. F. KÖPRÜLÜ 3. Anadolu Selçukilerinde Türkiy e/ M.F. KÖPRÜLÜ Çizimler Sovyet resim kataloğundan uyarlanmıştır. T A V I R 17

20 K ıpırday amıy orum. Bacaklarımda ve sol taraf ımda bir ağırlık... ölü insan bedenlerinin ağırlığı... Hissediyorum. Bacaklarımın altındaki oldukça soğuk. Öleli birkaç saat olmuş demek ki. Sol yanımda kolumun üstünde y atansa sıcaktı daha: Onu y eni getirdiler. Saçları da y üzüme değiy or. Tanıy or muyum bu insanları? Gözlerimi aralay ıp bakabilsem y üzlerine. Zorluyorum kendimi, olmuy or. Göz kapaklarım y üzümden akan kanla y apışıp kalmış birbirine. Acaba bu kan olmasay dı aralayabilir miydim gözlerimi? Gözlerimi aralay abilsem görebilir miy im? Bütün bunları bilemiy orum ama, ölülerin herşey i hissettiğini biliy orum artık. Yaşayanların bilmediği birşey bu, ben ölüy üm v e hissediyorum. Bacaklarım ve kolum uy uştu... Altımda kalmış bir kaç ölü v ar. Onların her taraf ı uy uşmuştur. Kıpırday abilsem, bacaklarımı v e kolumu kurtarıp ölülerin üstünden şöy le aşağı y uv arlan iversem. Vey a konuşabilsem onlarla. Ben ölüy üm ve kıpırday amıy orum. Ötekiler de kıpırday amaz. Ölüler kıpırday amaz. Ölüler sadece hisseder. Ne diy e üstüste attılar bizleri böy le! Hissettiğimizi bitmediklerinden olsa gerek. Bilseler y ine üstüste atarlar mıy dı? Atarlar, hatta biraz daha tekmelerlerdi. Ben daha ölmemiştim. Annem balkonday dı. Kurşun seslerine annemin çığlıkları karıştı. Sonra öteki kadınların sesleri...balkona koştum; bir ticari oto ev imizin önündeki caddeden ağır ağır gidiyor. Otonun içinde başından aşağı örme bir şapka geçirmiş biri. Yüzü yok. Bir silah v e bir şapka... Evimizin y üz metre kadar aşağısındaki kahvenin önünde durdular ve oray ı da taray ıp uzaklaştılar. Bütün balkonlar insan dolu ve hepsi de çığlık çığlığa. Abim de taranan kahvede. Annemle y alınay ak dışarı f ırladık. Kahv eye koşuy oruz. O taksi, silah v e şapka yok artık. Zaman kahv e- de donakalmış, insanlar hiç kıpırtısız, boş gözlerle çev rey e bakıy or, ne olduğunu kavramaya çalışıy or. Sanırım otoy u ve başlığı bile göremediler. Sadece kurşun sesleri... Önce kanlar dev indi... İnsanların y üzlerinden, kollarından, bacaklarından süzülüp beton zeminde gölettendi. Abim orada, direğe yaslanmış bana bakıy or konuşmadan. "Birşeyin yok ya!" diy orum. Ellerini bedeninde gezdirip "y ok" diyor. Annem dizlerine v ura v ura bağırıy or. Birden herşey hareketleniyor. Yere yatanlar kalkıyor birer ikişer. Yaralıların inlemey le karışık bağırtıları, dev rilen sandaly eler... telefonlar... taksiler... ambulans... kucakta taşınan y aralılar... kalabalıkta y akınlarını aray anlar, kahv eye girip çıkanlar... Kıpırdamay an sadece Halil Dede. Beyaz v e uzun sakallarıy la, donuk bakan gözleriy le, açık kalmış ağzıy la oturduğu sandaly ede kalakalmış. Başı arkaya kaykılmış. Bastonuysa yan tarafta yerde. Kimi kimsesi y oktu Halil Dede'nin. Kaç y aşında olduğunu tam bilemiyorum ama oldukça yaşlıy dı. Hiç ev lenmemiş derlerdi onun için. Bir iki akrabası v ardı elbette ama sağ etin sol ele yardım etmediği bu zamanda kim y ıkay ıp pullayacak karnını doy uracak Halil Dede'nin. Sokaklarda yatardı y akın zamana kadar. Daha inşaatı bitmemiş Cemev i'nde bir oda temizlenip boy andı onun için. Masa, sandaly e, yatak... Bir de çok gezerdi; o Cemev i senin bu Cemevi benim. Ölüp kalacak bir y erlerde diy e endişelenirdik. O ise Belediy e gömer beni dey ip gülüp geçerdi. Yaralılar hastaneye kaldırıldıktan sonra bir minibüs karakolcu geldi. Karakolcular geldiğinde, orada bir kaç y üz kişi vardı. Kiminin dilinde kocasının adı kiminin dilinde oğlunun adı... Hepsi de kurşunların kime değdiğini soruyordu. Önce baba, kardeş, koca... sonra da hısım akraba. Karakolcular "Ev lerinize gidin!" dedi. Herkesin dilinde bir isim olduğundan kimse ev ine gitmedi. Kimse evine gitmeyince de karakolcular oradan gitti. Bu arada Halil Dede'nin şakağından akan kan önce kahvenin içinde gölettendi, sonra kahveden taşıp İnönü Caddesi'nde bir aşağı aktı, döndü bir y ukarı aktı. Sonra da İnönü Caddesinden ara sokaklara saptı. Aka aka tüm Gazi'yi dolandı. Zaten ay nı sokaklarda, ne zaman bir karakolcu görünse; iki ay kadar önce gözaltına alınan v e gözaltına atmışının sabahında da babasına; "Gelin oğlunuzun cenazesini alın denilen simitçinin "i"leri uzata uzata "sıcak simit" diy e bağıran sesi y ankılanır dururdu. Vücudundaki tekme tokat v e cop izlerinin morlukları, karnına akan kanın lekeleri y ine Gazi'deki duv arlara yapışıp kalmıştı. Ne y ağmur silebilmiş, ne de çeşit çeşit boy a kapatabilmişti duv ardaki bu izleri. Birde bunlardan başka Siv as'taki Madımak otelinden kopup gelen alevler Cemevi'nin hemen önünde sönmemecesine y a- nıp durur, kızlı erkekli gencecik insanlar y iy ip içmeden alevlerin ortasında semah döner, onlar semah dönerken şairler şiirlerini, ozanlar türkülerini bırakırlardı rüzgara. Kuşatmalarda; "sen teslim olbize ölüm" diy en savaşçıların tililileri önce Gazi'den duy ulduğu gibi, kay ıpların kokusu da önce Gazi'nin sokaklarında tüterdi. Nerede bir kurşun sağanağı olsa, her defasında olmasa da çoğunda Gazi'den biri toprağa düşerdi: Çocuklar bile çoktan bellemişti o andı: "Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin... hoş geldi, sefa geldi..." Üşüy orum. Dirilerin bilmediği şey lerden biri de bu. Ölüler üşüyor. Bilseler bir de battaniye sararlardı ölülerine. Nerede olduğumu çıkarmay a çalışıy orum. Arada bir "cık cık" diy e hay ıf lanan görev liler dolaşıy or biz üst üste y ığılmış ölülerin etraf ında. Metal çekmeceler açılıp kapanıy or. Soğuk. Ölmeden önce f ilmlerde gördüğüm morg görüntüleriy le karşılaştırıy orum algılarımı. Az çok örtüşüy or herşey. Morgday ım. Anlayamadığım şeyse bizleri böy le üst üste atıv ermeleri. Kapı açıldı. Birileri içeri girdi. Ay ak ses- 18 T A V I R

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar Tarihte, Günümüzde ve ERÝÞ YAYINLARI Bu broþüre yer alan yazýlardan "Tarihte ve Günümüzde Emekçi " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan 1997 tarihli 36. Sayýsýnda; " " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci Neden Koçluk? İnsanların günlük koşuşturma içinde hayatlarının bazı yönlerinde dengenin kaçtığını fark edemez. (iş, aile, dostlar ve kendimiz

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Sevgili Rotary Ailem merhaba,

Sevgili Rotary Ailem merhaba, Sevgili Rotary Ailem merhaba, Eylül ayında Toplum Liderleri Geliyor adlı projemize kaynak yaratabilmek için Spa Sağlık projemizi gerçekleştirdik.projemize katılan üyelerimiz ve yakınları aktiviteyi çok

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Niçin değişmek zorundayız?

Niçin değişmek zorundayız? Niçin değişmek zorundayız? Niçin değişmek zorundayız? Zorunlu olunduğu için Kaynaklarını verimli kullanmak için Rekabet edebilmek için Kurumların kendileri ile yarışmaları için Farklı olabilmek için Hızlı

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı'

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' İÇİNDEKİLER 4. BASKIYA NOT 13 19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' BÖLÜM 1 29 1) İSTANBUL CEZAEVLERİ 29 Eylül Erken Geldi 34 Bir Garip Firar Girişimi 35 Tutuklulara Yaylım Ateş 37 Uykulu Günler

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15

Seyir Defteri 10. YIL ÖZEL SAYISI. 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ. Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ Seyir Defteri Akyurt Vakfı tarafından 4 ayda bir yayımlanır. Aralık 2009 Sayı: 15 10. YIL ÖZEL SAYISI 1999 akyurt vakfı YAŞAMEVLERİ GÖNÜL DOSTLARIMIZ SUMMA A.Ş. AKIN GÖKYAY

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YER NO DERGİ ADI YAYIN YERİ VE TARİHİ 984 YABANCI ÜLKELERDE KAÇAKÇILIK BÜLTENİ Ankara, 1936-435 YAĞMA Tahran, Tarih yok 2031 YAKIN SOSYALİST KÜLTÜR DERGİSİ İstanbul, 1989.

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin!

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin! YAKLAŞIMIMIZ Kuter, yıllardır dünyanın her tarafında şirketlere, özellikle yeni iş kurulumu, iş geliştirme, kurumsallaşma ve aile anayasaları alanlarında güç veren ve her aşamalarında onlara gerekli tüm

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Dalgaları Aşmak. Tayfun Topaloğlu DALGALARI AŞMAK CİNİUS YAYINLARI KİŞİSEL GELİŞİM

Dalgaları Aşmak. Tayfun Topaloğlu DALGALARI AŞMAK CİNİUS YAYINLARI KİŞİSEL GELİŞİM Dalgaları Aşmak CİNİUS YAYINLARI KİŞİSEL GELİŞİM Babıali Caddesi, No. 14 Cağaloğlu - İstanbul Tel: (0212) 5283314 (0212) 5277982 http://www.ciniusyayinlari.com iletisim@ciniusyayinlari.com Tayfun Topaloğlu

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini

Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini sürdürdü. 1987 de şirketleşti. 1996 da hem Türk kahvesini

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Cumhuriyet, erdemli insanların yönetimidir. Montesquieu. Cumhuriyet ile cehalet, ikisi aynı yerde barınamaz. La martine

Cumhuriyet, erdemli insanların yönetimidir. Montesquieu. Cumhuriyet ile cehalet, ikisi aynı yerde barınamaz. La martine CUMHURİYET UĞRUNA "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Atatürk İşte bu sözlerle belirtmiştir Atatürk, cumhuriyetin bize en değerli

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Değerli Öğretim üyeleri, Pamukkale Üniversitesinin değerli mensupları,

Değerli Öğretim üyeleri, Pamukkale Üniversitesinin değerli mensupları, Değerli Öğretim üyeleri, Pamukkale Üniversitesinin değerli mensupları, Bugün burada 84 yıl önce kurulan devletimizin kuruluş yıldönümünü kutlamak için toplandık. Üniversitemizde ilk defa organize edilen

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM YAŞASIN CUMHURİYET Cumhuriyet Bayramı Geldi bize ne mutlu! Bayraklarla donattık, Güzel okulumuzu. Sokaklarda, evlerde, Al bayrak dalgalanır. Onun o al rengini,

Detaylı

Adres: Akçay Mahallesi Yarbaşı Sokak No:13 Kızılcahamam/ANKARA Tel: 0312 736 10 66 Fax:0312 736 63 17

Adres: Akçay Mahallesi Yarbaşı Sokak No:13 Kızılcahamam/ANKARA Tel: 0312 736 10 66 Fax:0312 736 63 17 MERHABA Bizler Halide Edip Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Anaokululumuzda gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimizi sizlerle paylaşmak istedik.okulumuz Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tam gün eğitim

Detaylı

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014

Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Güneş (Kıbrıs) 17 11 2014 Demokrat Bakış (Kıbrıs) 17 11 2014 www.kibrisinternetgazetesi.com 17 11 2014 EROĞLU, KARTAL BELEDİYE BAŞKANI ÖZ VE TC ESKİ BAKANLARINDAN GÜREL İ KABUL ETTİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU,

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971 Resim ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Prof. Dr. Ensar ASLAN İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığı Telefon : Mail : 2. Doğum Tarihi : 3. Unvanı

Detaylı

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR...

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR... YAŞAM MUTLU BİR SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN ÜZERİNDE YÜKSELİR... İnşaat dünyası yeni bir vizyonla tanışıyor. Bu bir yaşam ve gelecek vizyonu. Bu vizyonun geçmişinde güç, temelinde güven var. İş dünyasının ve Türkiye

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08 2 Aralık Pazar günü Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kendisine yönelik baskılara karşı ve neden tutuklandıklarını anlatan bir basın açıklaması yaparak eylem gerçekleştirdi. 2 Aralık Pazar günü saat

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Kırgınlığım anlatılmaz On üç yaģında görücü kesti sözü Karanlıklar doğurdu içime, çürüttü özü.

Kırgınlığım anlatılmaz On üç yaģında görücü kesti sözü Karanlıklar doğurdu içime, çürüttü özü. BEN RODĠNA Aciz bir damla kan pıhtısı! Asırlardır dinmeyen sızı. Çöllerde beģinci yüzyıl uykusu ; Ġblisle eģdeğer diģilerin, Ruhunu kemiren kabusu, Toprağa, diri diri gömülüģ KORKUSU!... Bir bozkır tecavüzünden

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı