Asimilasyon kazanı, dejenerasyon kuyusu

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Asimilasyon kazanı, dejenerasyon kuyusu"

Transkript

1 İnönü; Kahraman mı diktatör mü? CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ın AKP hükümetini Hitler e benzetmesi ile yeni bir tartışmanın fitili de ateşlendi. Başbakan Baykal a yanıt verirken TC nin kanlı sicili de yeniden ortaya saçılmış oldu. Erdoğan ın kendi kimliği, duruşu ve böylesi açıklamalarının amacı ve sahtekarlığı bir yana ülkemiz tarihinin bir döneminin en önemli sorumlularından İsmet İnönü, tartışılmayı gerçekten de hak etmektedir. Objektifin İnönü üzerine çevrilmesi bize devletin üzerine inşa edildiği temel felsefeye dair önemli belgeler de sunacaktır. Haksızlık yapmamak adına İnönü den önce benzetmenin esas kahramanı Hitler e bir göz atmak faydalı olacaktır. Sayfa 8 Asimilasyon kazanı, dejenerasyon kuyusu ya da YİBO Siirt in ardından Pervari ilçesinde Atatürk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) da yaşananlar gözleri bir kez daha YİBO lara çevirdi. Konu çocuklar olunca zalimin bile mezalimden kaçınacağını düşünmek istiyor insan. Ama gerçekler tam tersini söylüyor. Son günlerde çocuklar gözaltına alınma, tutuklanma, işkence, taciz ve tecavüzün mağduru olarak çıkıyor karşımıza. YİBO lar bunun tek nedeni değil elbette ama YİBO larda yaşanan sorunlar da sadece bunlarla sınırlı değil. Asimilasyon kazanı, dejenerasyon kuyusu YİBO lar kapatılsın! Sayfa 8 İşçi-köylü Demokratik Halk İktidarı İçin Sayı: 65 * Mayıs 2010 * Fiyatı: 1.50 TL * ISSN: X ANAYASALAR SİYASAL SİSTEMLERİN HUKUKİ TARİFLERİ... Anayasa değişikliği, egemenlerin çıkış yolu arayışlarıdır Hoşçakal Güler, ölümsüzlüğün onurumuzdur! Teridin ta kendisidir ölüm! Böyle diyordu Güler Zere, yazdığı son mektubunda 14 yıllık tutsaklığın sonucu, devletin tecrit politikası onda hiç unutamayacağı izler bırakmıştı. Öyle izlerdi ki bunlar, dört duvar ile özgürlüğünü kısıtlamakla yetinmiyor, yaşam hakkını bile elinden çekip alıyordu. Hapishane koşulları ve devletin sistemli, programlı sessiz imha politikaları sonucu ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı Zere Güler e 6 Kasım günü dışarıda ölme hakkı verilmişti, yoldaşlarının ve dostlarının mücadelesi sonucunda. Ve Güler Zere, 7 Mayıs günü herkesi geride bırakarak güneşe gidenlerin yolunu tuttu. Zere nin cenazesi 9 Mayıs günü Küçükarmutlu da yapılan uğurlama töreni sonrası vasiyeti üzerine Elazığ a gönderildi. Sayfa 7 Milletvekillerinin yaka paça, yumruk yumruğa kavgalarıyla anılacak bir Anayasa Değişikliği süreci yaşandı Mecliste 9 gün boyunca. Bu 9 gün içinde meclisten yansıyan görüntüler, egemen sınıfların gerçek niteliğine ve de şu süreçte içinde bulundukları duruma, bir kez daha ayna tuttu. Son birkaç yıldır ortaya çıkan darbe versiyonlarını bir yana bırakırsak, 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası, darbe denilince ilk akla gelen tarih oluyor. Bu elbette Anayasa Değişikliği tartışmalarında, günümüz darbe karşıtlarının 12 Eylül ü öne çıkarmalarını beraberinde getiriyor. Yaratılan hava, 12 Eylül faşizmiyle hesaplaşma olarak ortaya çıkarken, yapılan değişikliklerle Anayasa dan tüm anti-demokratik maddelerin temizlendiği dahi iddia ediliyor. Ama herkes biliyor ki, 12 Eylül, öyle 3-5 generalin hadi darbe yapalım diye gerçekleştirdiği bir darbe değildi. 12 Eylül, tıpkı bugünkü Anayasa değişikliği ve diğer gündemlerin dayatılmasının ardındaki gerçek güçlerin yani emperyalistlerin güdümünde/bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiş bir darbeydi. Ve her iki dönemin politikalarının belirleyeni aynı emperyalist güçlerdir. Bu nedenle, 12 Eylül ile hesaplaşma sadece 3-5 general için yargı yolunun açılması değil, emperyalizmin uşağı konumundaki tüm sistemle hesaplaşmaktır. Ve bu hesaplaşmayı ancak ve ancak emperyalizme, faşizme ve her türden gericiliğe karşı ezilen işçi ve emekçi halk yapabilir! Belediye işçileri: Bu yaz çok sıcak geçecek! Belediye-İş Sendikası ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri arasında devam eden toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmazlık zaptı tutuldu. İlçe belediyelerle birlikte yaklaşık 35 bin işçiyi kapsayan görüşmelerde sendikanın ileri sürdüğü talepler, özellikle Büyükşehir Belediyesi tarafından kabul görmüyor. Sendika özellikle TİS in kapsamı ile ilgili maddelerde değişiklik yapılması konusunda ısrarcı. TEKEL direnişinin ortaya çıkardığı tablo ve yarattığı atmosfer üzerinden önceki sözleşme sürecinin bir adım ilerisinde bir TİS e imza atmayı hedefleyen sendika, özellikle de aynı işkolunda çalışan tüm işçilerin sözleşme kapsamına alınmasını istiyor. Sayfa 4 Kültür Başkenti İstanbul un Ayazma halleri Sel sularının getirdiği çamur deryası ile taşan Ayazma da emekçiler zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. O günden bugüne tam 8 ay geçti. Şu anda yaşananlar da geçmişi aratmıyor. Çamurdan ve topraktan temizlenmiş evler daha önce olduğu gibi bugün de yıkım tehdidi ile karşı karşıya. İstanbul Büyükşehir Belediyesi nin yıkım kararı tebligatlarını gönderdiği haberi karşısında Ayazma halkı tepkilerini 1 Mayıs günü Küçükçekmece Belediyesi nde yaptıkları basın açıklamasıyla dile getirdi. 24 saat oturma eylemi yapan Ayazma halkı, arazilerin kendilerine satıldığını ve haklarına sahip çıktıklarını belirttiler. Sayfa 2 Taşeronlaşmaya karşı duvar direnişlerle örülecek Tuzla Havzasındaki birçok fabrikada üretim, az sayıda işçiyle çalışan taşeron şirketler aracılığıyla yapılıyor. Bu durum Deri-İş Sendikasının örgütlenmesini de zorlaştırıyor. Bu saldırılara karşı sendikaları ile taşeronlaşmaya duvar örmeye çalışan işçiler ise haklarını talep ettikleri için işten atılıyor, baskılara maruz kalıyor. Son örnek Kazım Süren Deri Fabrikası nda sendikal çalışma yürüten iki işçinin işten atılması oldu. Sayfa 5 MHP; Çorum aydınlatılsa ne olur? AKP Çorum milletvekili Agah Kafkas ve beraberinde 14 AKP li milletvekili daha Çorum, Sivas, Maraş ve 77 1 Mayıs olaylarının araştırılması için 26 Nisan 2010 da bir araştırma önergesi hazırladılar. Kafkas, faillerin bulunmasını bu denli canı gönülden istiyorsa, parçası bulunduğu iktidar öbeğine şöyle bir göz atsın yeterlidir! Varlık zemini kontrgerilla örgütlenmesi olan MHP, prestij kaybetmekten duyduğu korkuyla demokratikleşme masalının karşısına buradan dikiliyor işte! Sayfa 6 Yunanistan halkı sel olup alanlara aktı Yüz binlerce insan İşçi, esnaf, öğrenci, işsiz, kadın, erkek, çocuk, yaşlı 5 Mayıs günü Atina, 2001 yılından bu yana gördüğü en kitlesel eyleme tanık oldu. Kimi kaynaklarda 200 bin kişiden bahsedilmekte. Tüm sendika kortejlerinde canlılık ve dinamizm hakimdi. Devlet daireleri, hastaneler, limanlar, basın kuruluşları, belediye çalışanları, özel sektör emekçileri ve esnaf işbaşı yapmayarak alanlara akın etti. Sayfa 13 İşçi-köylü den Sınıfsal Yaklaşım Emekçinin Gündemi Pusula Evrensel Bakış Saldırılara karşı 1 Mayıs taki coşkuyu büyütelim! Sayfa 2 1 Mayıs ı taşımak Haklılığına inanmak Hak verilmez alınır, ABD nin Ortadoğu dikeni: zorluklarla savaşmanın zafer sokakta kazanılır! İran ön koşuludur! Sayfa 3 Sayfa 4 Sayfa 11 Sayfa 13 C M Y K

2 flçi-köylü 2 Yaflam n içinden Kültür Baflkenti stanbul un Geçti imiz Eylül ay nda yo un ya fllarla birlikte stanbul un kitelli Baflakflehir Arnavutköy, Sultangazi, Ba c lar, Eyüp, Esenler, Bahçelievler, Büyükçekmece bölgeleri ve Tekirda n Saray ilçesinde meydana gelen sel felaketinde yaflanan can kay plar n hepimiz hat rl yoruz. 31 kiflinin hayat n kaybetti i felaketin ard ndan R. T. Erdo an ve ekibi sahne alarak süreci özetlemiflti. Erdo an n Sen derenin yan na ev kurarsan derenin intikam a r olur sözlerini stanbul Valisi Muammer Güler ve stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan Kadir Topbafl n y k m tehditleri takip etmiflti. Sel, umutlar da sürükleyerek en yak n denizin bilinmeyen k y s na b rak rken, kapal kasa minibüste afl r kâr h rs na 8 emekçi kad n kurban edilmiflti. Bu sel felaketinden en fazla etkilenen bölgelerden biri de Ayazma yd. Sel sular n n getirdi i çamur deryas ile taflan Ayazma da emekçiler zorlu bir yaflam mücadelesi veriyor. O günden bugüne tam 8 ay geçti. fiu anda yaflananlar da geçmifli aratm yor. Çamurdan ve topraktan temizlenmifl evler daha önce oldu- u gibi bugün de y k m tehdidi ile karfl karfl ya. Evlerin y k laca sinyalleri kitelli- Ayazma da veriliyor. stanbul Büyükflehir Belediyesi nin y k m karar tebligatlar n gönderdi i haberi karfl s nda Ayazma halk tepkilerini 1 May s günü Küçükçekmece Belediyesi nde yapt klar bas n aç klamas yla dile getirdi. 24 saat oturma eylemi yapan Ayazma halk, arazilerin kendilerine sat ld n ve haklar na sahip ç kt klar n belirttiler. Memleketimden insan manzaralar KENTSEL DÖNÜfiÜM DE YIKIM AfiAMASINA GEL ND Ayazma Halleri! Ayazma halk n n y k mlara karfl eylem yapt haberini al r almaz biz de flçi-köylü gazetesi olarak solu u Ayazma da ald k. Daha önce de birçok defa gitti imiz Ayazma da yaflanan ve belediyenin uygulad bu y k m ve yok saymaya sessiz kalmak mümkün de ildi. Onca sefalete ra men fabrika, inflaat vb. at klar n at ld bölgeyi belediye görmezden geliyor. Bölge halk na kitelli den Ayazma ya giden yol çevresi içinde moloz y nlar ile dolu bir yaflam sunuluyor. Hiçbir geçim kayna olmayan Ayazma halk n n hayvan yetifltiricili i yapmas na, burada hayvan besleyemezsiniz fleklinde müdahale eden belediye, bölgenin çöplük gibi kullan l p moloz dökülmesine, fabrikan n sa l a zararl birçok kimyasal at n n dereler oluflturmas na göz yummakta. Gelenleri a r bir koku ile karfl layan mahallenin hemen yan nda kültür baflkenti nin olimpiyat stad bulunuyor. Hemen üstünde Medeniyet in yollar ve bu yollar afl nd ran metro var. lk olarak moloz y nlar n n içinden demir ç kararak geçim kayna elde etmeye çal flan, daha do rusu ekme ini tafltan ç karan yafll bir amca ile karfl laflt k. Bir murç, bir balyoz, bir de moloz y n Amca bizleri büyük bir sevinçle karfl - l yor. Çal flmaktan nas rlaflm fl elleri ile ellerimizi s k yor. Ard ndan amcaya kendimizi tan t yoruz. Devrimci oldu umuzu söylememiz bizlere her fleyi anlatmas için yeterli oluyor. Ad lbey Tafldemir. - lbey amca selin ard ndan burada neler de iflti? - Selin ard ndan burada de iflen bir fley yok, herkes yavafl yavafl terk ediyor. Selde ölenler oldu. ki çocuk babas bir kifli geçim kayna olarak besledi i ineklerini selden kurtar rken öldü. Sular 30 metre yükseldi. Bizler yard m bekliyorduk, y k m haberleri geldi. TOK bu bölgeye göz dikmifl, bir flekilde bizleri ç karmaya çal fl yor. - Buradaki evler selde mi yoksa y - k m ekipleri taraf ndan m y k ld? - Bir k sm selde y k ld bir k sm da Geçti imiz günlerde, Mersin Valisi yapt bir aç klamada 3 y ld r gündemde olan Çay, Çilek, Özgürlük, Kiremithane mahallelerinin y k m yla ilgili projede art k somut giriflimlere bafllanaca n belirtti. Aç klamas nda, hiç kimsenin ma dur olmayaca na de indikten sonra, içerisinde bizlerin de yer ald, söz konusu mahallelerde çal flma yürüten ve halk devletin ma dur eden politikalar na karfl uyaran örgütleri kastederek; Y k m politikas - n istismar edip halk kand rarak k flk rtanlar var dedi. Ancak mahalle muhtar n n d fl nda mahalle sakinleri her fleyin fark nda. TOK nin onlara verece i 60 metrekarelik evlerde yaflamayacaklar n düflünüyorlar. Toplu konut sisteminin onlar n yaflam tarz na uymayaca n, çocuklar n o flekilde büyütemeyeceklerini söylüyorlar. Kald ki Türkiye nin di er yerlerindeki y k lan mahallelerde TOK nin evlerin büyük ço unun de erini vermemifl oldu unu biliyorlar ve bundan dolay TOK ye güvenmiyorlar. Ayr ca devletin imar izni olmad ve çarp k kentleflme gerekçesiyle y kmak istedi i bu mahallelerde, halk elektrik, su, telefon vb. abonelikleri var ve halk bunlar için de vergi ödüyor. Do all nda bu durum mahallelileri düflündürüyor ve bu durumun bir çeliflki oldu unu vurguluyorlar. evlerin TOK ye verilmesiyle y k ld. Selde evleri y k lanlar ise mecbur kald klar için arazilerini TOK ye satt. Sel TOK nin iflini kolaylaflt rd. Belediye bizlere flimdi buralar terk etmemiz için tebligat gönderiyor. Kendi yapt evlere 80 milyar diyor. Bizim evlerin metre karesini ise TL den hesapl yor. Ev alanlar n hepsi flimdi borçlu. - Burada evini vermeyenler var m? - Elbette var. Mesela ben vermem. Buradan ç kmak istemiyoruz. Ne olursa olsun beni ç karmak için evimi y kmalar gerekiyor. Burada 300 hane vard. fiimdi 50 hane kald. Bunlar da evini vermeyenler. - Peki, amca siz neden ç kmak istemiyorsunuz? - Buray köyüme benzetiyorum. Biz köylüyüz, köyde yaflamaya al flm fl z. Köyde topra m z vard, ekebiliyorduk, de irmenimiz vard ö ütebiliyorduk. Devaml çal fl yorduk. Ben çal flmasam dayanamam, s k nt dan patlar m. Zaten geçimimizi sa layam yoruz. Sabahtan akflama kadar molozlar k r p demir ç kar yorum sadece 10 TL için, durumumuz böyleyken TOK ye borçlanamam. Zaten torunlar mla birlikte burada 40 kifli yafl yoruz. Bu durumda istesem de ç kamam. Yaklafl k 40 kifli 3 daire demek, 3 daire de 240 milyar yap yor. Evimin metre karesine ise 600 TL veriyorlar. - Köyden geldi inizi söyledin, sizi buraya gelmeye zorlayan neden nedir? - Gerillaya yard m etti imizi söylediler. Sonra da sürgün ettiler. Be kardeflim adam da da aç kalm fl, senin evine gelip ekmek istiyor, sen vermez misin? Ben veririm! fiimdi siz buraya kadar gelmiflsiniz, merhaba demiflsiniz, konuflmak istediniz. Ben de sizle konufltum. Ayn fley de il mi? Bafl m n üstünde yeriniz var, onlar n da öyle. Gerilladan korkuyorlard, gelip bizi dövüyorlard. Genç-yafll, büyük-küçük demeden küfür Geçti imiz dönemin CHP li olan Akdeniz Belediyesi nin onaylam fl olu u projenin sonucu 2 y ld r mahallelerdeki bütün evlerin görüntüleri al nm fl fakat mahalle halk ndan kimseye en ufak bir aç klama dahi yap lmam flt r. Dolay s yla bu durum halk flüphelendirmifl ve evlerini y kt rmama e ilimini güçlendirmifltir. TOK nin y k m projelerinde yer verdi- i evleri parça parça y kma sistemi, valinin aç klamas nda yer almaktad r. Bu da tepkileri parça parça k rmak için yap lan bir pland r ve mahalleliler bu duruma da oldukça tepkili. Son olarak mahallelilerle konufltu umuzda oldukça büyük bir ço- unlu unun evlerini y kt rmak istemediklerini söyleyebiliriz. (Mersin) Derbent te y k ma karfl direnifl! Sar yer e ba l Derbent Mahallesinde emekçiler, evlerinin y k lmak istenmesine karfl direnifle geçti. 3 May s günü Derbent Merkez Camii önünde biraraya gelen mahalle halk Derbent bizimdir, bizim olacak, bar nma hakk m z engellenemez yaz l pankart açarak bir eylem gerçeklefltirdi. Derbent i biz kurduk, bizim kalacak, flgalci de iliz Derbentliyiz sloganlar n hayk ran mahalle halk, evlerine y k m tebligatlar gönderen Cemre nflaat protesto etti. Mahallede bulunan 18 yöre derne- inin ve Sar yer Belediye Baflkan Yard mc s n n destek verdi i eylemde bas n aç klamas n Çaml tepe Derbent Mahallesi Dayan flma ve Yard mlaflma Derne i Baflkan Yard mc s Köksal Do an okudu. Do an, mahalle halk n n tapular - n n bulunmas na ra men bilirkifli raporunun bölgeyi fidanl k olarak gösterdi- ini ve tapular n da iptal edildi ini dile getirdi. Muhtar Metin Atefl de evlerin boflalt lmas için 5 günlük süre verildi ini yapt klar görüflmelerin sonunda bu süreyi 2 aya ç kard klar n söyledi. ( stanbul) ediyorlard.1938 de Dersim den A r ya insanlar getirip katletmifller. Atatürk döneminde bafllad bunlar n hepsi. Zilan Deresinde yüzlerce insan öldürülmüfl. Bizler odun kesmeye giderdik, kemik ç - kart rd k. Öldürmek yetmedi, sürdüler, sürüldü ümüz yetmedi flimdi de evlerimiz y k lmak isteniyor. Buna izin vermeyiz. Sohbetin ard ndan lbey amca bizi Sêr çawê m n (Gözümün üstüne), Sêr Serê m n (Bafl m n üstüne), Ez Kurbanâ we (Size kurban olurum) sözleri ile u urluyor bizi. lbey amcan n yan ndan ayr ld ktan sonra bir saat önce y k lan bir evin yan na do ru yol al yoruz. Ev, sahibi taraf ndan y k lm fl. Evin neden y k ld n evin y k m - n yard m eden Celalettin Aslan a soruyoruz. - Evinizi neden y kt n z? - Ev benim de il, ben sadece komfluma yard m ediyorum. Arkadafl evini TO- K ye satm fl, evi karfl l nda iki daire alm fl. Evinin de eri ald daireleri karfl lamad ndan arta kalan paray yeni evine borç olarak götürecek. - Peki, sizce bu do ru mu? - Do ru de il ama dayanacak güç kalmad insanlarda. Her gün tehdit insanlar y ld rd art k. Sel oldu, fabrika art klar, Olimpiyat Stad n n la m sular buraya b - rak l yor. Hastal k ald bafl n gidiyor. O kadar baflvuru yap yoruz de iflen bir fley yok. - Size herhangi bir tebligat geldi mi? Geldiyse ne yapmay düflünüyorsunuz? - Bana tebligat gelmedi ama y k m yap laca haberleri geliyor. Ben evimi hiçbir flekilde vermem. Kepçeyi gelsinler evin alt na dayas nlar. Bizim de yapacaklar m z vard r elbet. ( stanbul) Yay nevimizin son kitaplar Kafkaslar n Lenin i fiahumyan, G.K Orjonikidze ve Ermenistan da Sovyetler ktidar n n Kuruluflu, Atefl Çemberindeki Ülke: Filipinler, Fulin Umut Yay mc l k bürolar nda ve kitapç larda! flçi-köylü den Sald r lara karfl 1 May s taki coflkuyu büyütelim! flçi s n f n n uluslararas birlik, dayan flma ve mücadele günü olan 1 May s, yayg n ve coflkulu bir flekilde kutland. Yüz binler Taksim de ve ülkenin birçok yerinde taleplerini hayk rd! Birleflerek direndik ve bedel ödeyerek kazand k. Yüz binlerin hayk r fl, egemenlerin korkusunu, ezilenlerin umudunu büyüttü. Bu y lki 1 May s kutlamalar n n özgünlü ü, iflçi ve emekçilere ödetilmeye çal fl lan krizin faturas na, esnek çal flt rma, tafleronlaflt rma, dayat lan örgütsüzlefltirmeye karfl bir mücadeleyi içermesidir. S n f n, Tekel direnifliyle bafllayan Esenyurt, Tarifl, Marmaray ve Samatya ile devam eden direniflinin Taksim de daha ileri bir noktaya tafl nmas d r. fiimdi görev; yakalanan bu moral ve motivasyonla mücadelenin tüm alanlar nda ileriye do ru srarla bu ad mlar daha da h zland rmakt r. Bu yap l rsa iflçi s n f n n ve di er emekçilerin Tekel, Esenyurt vb. direniflleri, Taksim e yürüyüflleri daha bir anlam kazan r. Taksim zaferi, uflak Tayyip i öfkelendirdi. Kimsenin bu iktidardan kopara kopara ald bir fley yok. Kopara kopara alma güçleri varsa 1977 den beri neredeydiler? diye ç l k at - yor. Görünen o ki; iflçilerin, emekçilerin Taksim in 1 May s kutlamalar na aç lmal d r talebine karfl ayaklar bafl olursa k yamet kopar söylemlerini unutmufl. Hiç flüphesiz tüm uflak tak m bu zaferin direnilerek, bedel ödenerek elde edildi ini biliyor; ama ezilenlerin birleflik örgütlü gücünün kudretini perdelemek için her türlü yalana baflvurmay görev say yorlar. Son süreçte Siirt te yaflanan cinsel taciz olaylar ndan dolay genel olarak kad nlara ve çocuklara dönük yap lan bu sald r lar, belli yönleriyle kamuoyunu meflgul etti. Hemen flunu belirtmeliyiz ki; kapal toplumlar n bu tür taciz olaylar n üretmeye ne kadar yatk n oldu u bir gerçek ise; bu ve benzeri olaylar n kamuoyuna yans - yandan çok daha büyük bir boyutta oldu u da bir o kadar gerçektir. BDP genel baflkan Selahattin Demirtafl n afla da aktaraca - m z aç klamalar egemen s n f sözcülerinin ikiyüzlülü flaflk nl klar na fl k tutmaktad r: Siirt te kufl uçsa devletin haberi olur. Üç kifli yan yana yürüyüp kendi aralar nda konuflurken bile kay t alt na alan ve bunun istihbarat n yapan devlet iki y l boyunca bir e itim kurumunda böyle bir facia yaflan rken (habersiz) diyemeyiz. Evet habersiz de iller. Çünkü iflin içinde devlet görevlileri de vard r. E itim yuvas dedikleri Y BO lar n kurucusu devletin kendisidir. Ve bu okullar n daha çok Kürt illerinde olmas n n da bir nedeni vard r. Gelinen aflamada e itim yuvas denilen bu kurumlar n, çürümenin yuvalar haline gelmesinin tek sorumlusu da faflist Kemalist diktatörlüktür. Çünkü sistem, ezilenlerin sorunlar na duyarl, sömürü ve zulme karfl mücadelede sorumluluk alacak bir kufla n yetiflmesini istemiyor. Onlar n istedi i, her türlü toplumsal soruna yabanc laflm fl, kendine karfl güvensiz, bencil-bireyci bir kuflak, bir toplum yaratmakt r. Yani kendine karfl dahi sayg s n yitirmifl, hiçlefltirilmifl bir kuflak... Sistem fuhuflla, uyuflturucuyla baflta gençlik olmak üzere toplumun genifl kesimlerini politik mücadelede uzaklaflt rmaya çal fl - yor. Bugün, geçmiflte daha s cak devrimci bir mücadeleyle iç içe olan baz alanlarda, yukar da alt n çizdi imiz temelde olumsuzluklar n yaflanmas, kitleler içinde zay flayan devrimci sayg nl n ve otoritenin etkisi oldukça büyüktür. S kça ifade edildi i gibi tarih boflluk tan maz. Ve burjuva feodal egemenlik sistemi dün oldu u gibi bugün de toplumu bireycilefltirmeye, yozlaflt rmaya, hiçlefltirmeye, yani u runda namusluca dövüflülecek, namusluca yaflanacak hiçbir de er b rakmaz. Egemenlerin Kürtlere dönük imha ve inkar politikas na karfl kitlesel protesto eylemlerinin yan s ra farkl alanlarda Gerilla sald r lar giderek artmaya bafllad. fiüphesiz rkç ve faflist gösteriler böylesi süreçlerde her daima gündeme gelmiflti. Bu süreçteki tek özgünlük devletin deste iyle AKP taraf ndan bafllat lan Kürt aç l - m eksenli tart flmalarda aç l m politikas karfl t olan kesimlerin son geliflmelerle birlikte daha sald rgan bir tutum içine girmeleri, gericili in etkisi alt nda olan genifl kesimleri kendi karfl devrimci politikalar na alet etmeleri bak m nda daha uygun bir ortam yakalamalar d r. Sürmekte olan Anayasa tart flmalar yaklaflan seçimleri de göz önüne ald m zda bu çat flmalar n kolay kolay dinmeyece ini gösteriyor. Aç l m projesi yaln z Kürt ulusal güçlerini hareketsiz k lmay, sürece yay lm fl bir beklenti içine sokmay de il, imha ve diplomatik kuflatmay da içeriyordu. Baharla birlikte yo unlaflan operasyonlar, üçlü mekanizma aras nda yap lan toplant lar, TC D fliflleri Bakan n n Barzani yi Ankara ya davet etmesi -ki bu davet Barzani taraf ndan kabul edilmifltir- Suriye, ran la bu eksende sürdürülen ortak politikalar, TC nin sürece dair nas l bir yol izlemeye çal flt - n n göstergeleri olarak okunmal d r. PKK nin son yönelimi bir stratejik de iflikli i içermese de, egemenlerin demokratikleflme maskesiyle gizlemeye çal flt klar sessiz ve yavafl yavafl yok etme projesini silahlar n gücüyle tart fl l r hale getirmesi, di er bir ifadeyle sessizli i bozmas egemenlerin planlar n n bofla ç kar lmas sürecine hizmet edecektir. Bu sürecin daha da derinlefltirilmesi, AKP nin Kürt illerinde var olan etki düzeyinin daha da geri bir noktaya çekilmesi anlam na gelir. ABD emperyalizmi ile Irak Kürdistan ndaki federal Kürt hükümeti aras ndaki iliflkiler bilinmektedir. Ama buna karfl n PKK hareketine dönük TC nin yürütmüfl oldu u tasfiye politikas na, ABD nin sundu u destekte ortadad r. Keza Kürt hareketinin yasal ve illegal sözcüleri taraf ndan defalarca ABD ye Kürt sorununun çözümüne olumlu katk da bulunun temelinde yap lan ça r lar da biliniyor. Bilinen di er bir gerçek ise; ABD nin haydut sözcülerinin PKK hareketini sürekli düflman olarak ilan etmeleridir. Dolay s yla ABD ve di er emperyalist güçlerin sorunun çözümünde ne anlad klar da bu pratik tutumlar yla daha net olarak aç a ç kmaktad r.

3 Politika-yorum flçi-köylü 3 Görev zor ama imkans z de il! Geride b rak lan son iki haftan n gündemleri aras nda öne ç kanlardan biri yine Anayasa de iflikli i üzerinde yürütülen tart flmalar oldu. Anayasa paketinin Meclis Genel Kurulu ndaki ilk turu tam 9 gün sürdü. Bu dokuz gün içinde meclisten yans yan görüntüler, egemen s n flar n gerçek niteli ine ve de flu süreçte içinde bulunduklar duruma, bir kez daha ayna tuttu. Yaka-paça kavgalar n oda ndaki Anayasa De iflikli inin AKP cephesinde tafl d önemin alt da bu vesile ile çizilmeyi sürdürürken üzerinde tek tek tart fl lan maddelerin içeri i gerek medyan n gerekse kamuoyunun ilgi oda haline geldi/getirildi. Say s z uzman meseleye iliflkin görüfl bildirmeye ça r ld. Ça r lanlar n büyük bölümünün de ifliklikten yana bir tutum içinde olmalar ise dikkatlerden kaçmad. Öyle anlafl l yor ki egemen s n flar süreçte sistemlerinden nemalananlara ve onun sözcülü üne soyunanlara yeni bir misyon daha yüklemifller. Bu misyon Anayasa de iflikli- inin allan p pullanarak en genifl kesimlere kabul ettirilmesinden baflka bir fley de il, art k aç kça görüldü ü gibi. Güce tapanlar n darbe karfl tl Özellikle de egemen medyan n manflete tafl d yorumlar n yan s ra, köfle yazarlar n da konuyla ilgili özel denebilecek bir görevin yükümlülü ü alt na soktu u da giderek belirginlefliyor. Gerçi onlar n bu ve benzeri görevleri gönüllü olarak üstlendikleri biliniyor. Bu köfle tutanlar içinde eski solcu, sonradan liberal kesimin bu kabul ettirme, ikna etme görevini en ciddiye alanlar oldu unun da alt n çizmek gerekir. Toplumun nabz n en hassas noktalardan tutma çabas nda da yine bunlar birkaç ad m önde gidiyorlar. Darbe karfl tl n n asl nda yarat lan suni atmosferin de etkisiyle bugün genifl kesimlerde yank bulmas, bunlar n hassas nokta aray fllar n da kolaylaflt rm fl bulunuyor. Son birkaç y ld r ortaya çeflitli darbe versiyonlar at lsa da darbe denince akla ilk gelenin 12 Eylül AFC si olmas, günümüz darbe karfl tlar n n propagandalar nda 12 Eylül ü öne ç karmalar n da beraberinde getiriyor. Dahas de iflikli e (Anayasa) ikna çabalar nda ellerini güçlendiren önemli bir etken ifllevi görüyor. Meclis Genel Kurulu nda 15. Maddenin tart fl ld günlerde, bu çabalarda adeta bir patlama yafland. Çünkü bu maddenin üzerinde yap lacak de ifliklikle birlikte ya da maddenin kald r lmas durumunda ki esas olarak gündemlefltirilen budur- 12 Eylül AFC sini gerçeklefltiren darbeci generallere yarg yolunu açma olarak özetlenebilecek bu geçici maddenin üzerinde yürütülen tart flmalar ise demokratikleflmenin kan t olarak sunulmak isteniyor. Daha da ileri gidilerek Anayasa dan tüm anti-demokratik maddelerin temizlendi i iddia ediliyor. (Oral Çal fllar, 30 Nisan, Radikal) 12 Eylül üzerinden yap lan propagandaya dönecek olursak 12 Eylül ün öyle 3-5 generalin sabah kalk p hadi darbe yapal m diyerek gerçeklefltirdi i bir darbe olmad n propaganda sahipleri çok iyi biliyor asl nda. Bugün s k bir darbe karfl tl na soyunan, ço u ise 12 Eylül öncesi yine s k solcu olanlar n, 12 Eylül ün hemen ard ndan sergiledikleri durufla dair birkaç somut örnek verirsek bunlar n bildik- samimiyetleri konusunda da fikir sahibi olur ya da en az ndan haf zalar m - z tazelemifl oluruz. Bak n, bugün köflesinde 12 Eylül e lanet okuyan Oral Çal fllar darbeden sadece 6 gün sonra kaleme ald yaz s nda ne demifl: Gazetemiz yeni yönetimin ilan etti i amaçlar n baflar lmas na katk da bulunmaya haz rd r. Her zaman oldu u gibi Bir di er köfle kad s asl nda niteli i gün gibi ortada olan, ancak 12 Eylül (bir bütün olarak da darbe) karfl tl n n prim yapmas yla az l 12 Eylül karfl tlar aras nda yer alan Ertu rul Özkök ise, daha darbe karfl tl na karar vermedi i(!) günlerde kat ld bir programda flöyle diyor: 12 Eylül bütün dünya alg m de ifltirdi. Önce bir dakika sen demokrat bir adams n, nas l askeri darbeden memnun kalabilirsin? dedim. Bir dakika sonra Boflver! Oh allah m, hayat m kurtuldu dedim ve Kenan Evren aleyhine hiç yaz yazmad m! Onlar güce tapman n aç k ifadesi olan durufllar sayesinde 12 Eylül ün ard ndaki esas gücün-güçlerin de fark na varm fllard. Devrimci hareketin 12 Eylül öncesi yükselifli ve bu yükseliflin getirdi i güç onlar solcu hatta devrimci yapm flt. fiimdi art k güç baflkalar ndayd ve do alar gere i bu gücün yan nda yer almakta bir sak nca yoktu. T pk bugün Anayasa de iflikli i vd. gündemlerin dayat lmas n n ard ndaki gerçek güçlerin fark nda olup, dün yan nda-emrinde olduklar n n karfl s na geçmekte sak nca görmedikleri gibi. Fark nda olduklar -bildikleri bir di er fley ise, her iki dönemin politikalar n -geliflmelerini belirleyenin ayn güç-güçler olufluydu. 12 Eylül vb. süreçlerle köklü bir hesaplaflman n yap lamayaca (egemen güçler taraf ndan) çünkü bunun bir bütün olarak sistemle hesaplaflma anlam na gelece ini-geldi ini çok iyi bilmekte-görmekteler. T pk emperyalizme, faflizme ve her türden gericili e karfl bir hesaplaflmay ancak ezilenlerin yapabilece ini bildikleri gibi. Tek de iflim bask ve zorun art fl nda yaflanacak! Sonuç olarak Anayasa de iflikli i tart flmalar s ras nda birkaç maddenin yan s ra, özellikle de 15. Maddenin öne ç kar lmas demokratikleflme aldatmacas n pekifltirmekte, baflka da bir fleye hizmet etmemektedir. Bunu, ülkedeki anti-demokratik uygulamalar n en somut göstergelerinden olan ve tafl atan çocuklar üzerinden gündemlefltirilen TMK da de ifliklik yap ls n-yap lmas n tart flmalar nda çok net görebilmek mümkün. Egemen s n flar n temsilcilerinin TMK y kald rmay b rakal m, iyilefltirmeye dönük en küçük bir de iflikli in bile nas l karfl s nda durduklar na herkes flahittir. Unutulmas n ki anayasalar siyasal sistemlerin hukuki tarifleridir! çinde bulunulan sistem, egemen s n flar n bask ve zora dayal sömürü sistemidir. De- ifliklik de ancak bask ve zorun araç ve yöntemlerinde gerçekleflebilir, bu da sömürü ve zulmün artmas ndan öte bir anlam ifade etmez-edemez. Sistemin içinde bulundu u ve bir türlü çözüm bulamad bir siyasal-ekonomik kriz söz konusudur. Bu süreçte egemenler cephesinden at lan her ad m, bu krizin izlerini tafl maktad r, krizden ç k fl yolu aray fl sürmektedir. Anayasa de iflikli i de en fazla egemen s n flar n ç k fl yolu! arama çabalar n n ürünüdür. A naya paketinin Meclis Genel Kurulu ndaki ilk turu tam 9 gün sürdü. Bu dokuz gün içinde meclisten yans yan görüntüler, egemen s n flar n gerçek niteli ine ve de flu süreçte içinde bulunduklar duruma, bir kez daha ayna tuttu. Neden baflkanl k sistemi? Anayasa paketine yedirilmeye çal fl lan bir di er mesele ise, baflkanl k sistemine geçifltir. Daha önceki dönemlerde de, ancak daha k s k bir sesle dillendirilen bu e ilimi Erdo an n, ABD ziyaretinden hemen sonra yüksek sesle dile getirmesi de dikkatlerden kaçmayan bir baflka noktad r. Bilinmektedir ki baflkanl k sistemi, uyguland ülkelerde, egemen s - n flar n tek merkezden yönetmelerini hedefler tarzda ele al nmaktad r. Baflkanl k sisteminin özü de budur zaten. Yönetici s n flar n gücünü-sevk ve idareyi, tek merkezde toplamak! Devletin tüm kurumlar n da bu tek merkeze ba- ml k lmak! Bu kurumlarda görev verilenlerin, bu hedefe uygun bir duruflta olanlardan seçilmesine özen göstermek! Ayn zamanda da, egemen s - n flar aras ndaki hegemonya çat flmas n n bu kurumlar üzerinden d fla vurmas n n önüne geçmek! Yani devletin kurumlar -görevlileri aras nda çatlak sesler ç kmas n engellemek. Tüm bunlarla birlikte, baflkanl k sisteminin özünde yatan esas neden, ezilen s n flar üzerinde tam hakimiyet kurmay kolaylaflt rmakt r. Ve buna ise bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaçlar vard r. Hem ülke egemen s n flar n n hem de ba l olduklar emperyalist güçlerin Görev zor ama imkans z de il! flçi ve emekçi y nlar n taleplerini hayk rd 1 May s eylemlerinin en görkemlisi hiç flüphesiz Taksim de gerçekleflti. Taksim yüz binlerce emekçiyi 32 y l aradan sonra ba r - na basarken kitlelerin kahredici de ifltiricidönüfltürücü gücünü de aç a ç kard. Taksim in bu y l 1 May s a aç lmas, egemen s n flar ve sözcüleri taraf ndan demokratikleflmenin ürünü olarak getirilmektedir. Evet, egemen s n flar n demokratikleflme ad alt nda gerçeklefltirmeye çal flt klar yeniden yap lanma çabalar, bu yönlü konjonktürel politikalar, bunda (Taksim in aç lmas nda) önemli bir rol oynam flt r. Bunun aldatmaca sürecine hizmet etmesi hesaplanm flt r. Ancak Taksim in aç lmas nda emek cephesinde yaflanan geliflmelerin, örne in TE- KEL direnifli gibi uzun soluklu ve onlar hayli zora sokan bir direniflin ve daha irili-ufakl direnifllerin, eylemlerin daha büyük bir rolünün oldu unun alt n önemle çizmek gerekiyor. Ve Taksim in aç lmas için, son y llarda belirgin bir flekilde yükselen mücadelenin ve de bu mücadele içinde devrimcilerin tuttu u yerin-ödedikleri bedellerin de ayn flekilde alt n çizmek gerekiyor. Son olarak; tüm geliflmelerin toplam na bakarak söylenecek olursa; egemenler cephesinden emekçilere yönelen ve fliddeti giderek artan sald r lar, emek cephesindeki karfl koyufllarda kaç n lmaz olarak- belirgin bir art fla neden olmaktad r. Bu karfl koyuflun toplumsal bir alt üst oluflu (devrimi) h zland rmas ise, ancak s n fsal bir zemine çekilmesiyle mümkündür. Bunu baflarma görevi ise, s n f hareketi olma iddias ile yola ç kanlar n yani devrimci ve komünistlerin omzundad r. Bu zor bir görevdir, ancak sürecin do ru okunmas, emekçi y nlar n somut güncel sorunlar -talepleri ile temel devrimci taleplerin ustaca birlefltirilmesi baflar s gösterilebildi i ölçüde de imkans z de ildir! S n fsal Yaklafl m 1 MAYIS I TAfiIMAK Son y llar n militan ve direngen kimli iyle öne ç kan 1 May s lar n n sonucu olarak gerçekleflen baflka bir 1 May s üzerine konuflmak durumunday z. Bu baflkal k ilk önce bar flç bir görünüm alan eylemin tam da bu zemine oturtularak içinin boflalt lmas tezgâh na dikkat çekmenin önemini hat rlat yor. Evet, flenlik ve e lence havas yla bulan klaflt r lmaya çal fl lan ve düzen içi bir konuma kayd r lmak istenen 1 May s gerçekli i üzerinde durmak gerekiyor. 1 May s elbette bir yönüyle flenlik ve kutlamad r. S n f n coflkusunu d fla vurdu u, mücadeledeki azmi ve baflar lar na kutlama yapt, kendine ve davas na güvenini pekifltirdi i bir gündür. Bu yüzden 1 May s gösterilerinin meydan okuma, ant içme ve savafl ilan misyonuna, flenlik ve kutlama formu giydirilmesinde çeliflen ve bulan klaflan bir yön yoktur. Ancak her fley tam da bu birkaç yön ve misyon aras ndaki denge ve geçifllerin ustaca bozulmas yla vücuda gelir ki burjuvazinin revizyonist ve reformist gömle iyle kalk flt /heveslendi i budur. Bu durum yaln zca 1 May s a özgü de ildir ama en çok da bugün etkili olmak durumundad r. B rakal m tarihi, bugünkü etki gücünü görmek isteyenler sadece 2010 a bakarak bile durumu anlayabileceklerdir May s, geçen y l resmi tatil ilan edilmesinin ard ndan onursal simge haline gelen Taksim in mitinge aç lmas yla da bir zafer bayram na dönüflmüfl ve baflarabilme ad na önemli bir dönemeç niteli i alm flt r. Böylesi baflar lara ihtiyaç oldu unu inkâr edenler varsa, aynaya bakmaya cesaret edemeyiflleri ya da samimiyet testinden firar edifllerinden söz etmek gerekecektir yaln zca stanbul da de il di- er birçok il ve bölgedeki kutlamalar n kitleselli i ve coflkusuyla ele al nmal d r. Son y llarla k yas üzerinden yap lan de erlendirmenin bir geliflme hatta s çrama olarak an labilecek bir trende basamak oluflturmas ndan söz edilebilir. Bunu önümüzdeki süreç gösterecektir ama böyle söylemek de- il buna hizmet etmenin görev bellendi i bir pozisyondan konuflmak durumunda oldu umuz hat rdan ç kar lmamal d r. 1 May s, tabelalar nda sosyalizm ve komünizm yazan bir dizi devrimci ve ilerici parti ve kurum vesilesiyle ortaya ç kan tablosuyla, özlem duyulan iktidar ve ideoloji bak mdan dikkate de er bir potansiyele iflaret etmektedir. Komünistlerin bu tablo içerisinde arzu edilen bir pozisyon alamay fllar elbette kabul edilemez bir durumdur ama bunu aflman n hiç de zor olmad - kendini aç k biçimde göstermektedir. Nitekim s n fla ba kurmada genel olarak yaflanan sorunun afl ld nadir örneklerde bütün eksiklerine karfl n komünistlerin üstlendi i rol belli bafll ipuçlar verir mahiyettedir. Ama daha önemlisi, esas ç k fl noktas n n devrim yolunda kaydedilecek ad mlarla bulunaca n n görülmesidir. 1 May s 2010, iflçi s n f ndan kopuk duruma bir kere daha ayna tutmufl ve s n f n örgütsüz hali ile sendikal platformdaki reformist-gerici-faflist koalisyonun cenderesini çarp c biçimde aç a sermifltir. Kitlesellik boyutuyla, Ulusal Hareket in yön verdi i eylemlerden sonraki en yüksek say ya ulaflan eyleme s n f n mesleki örgütleri saflar ndaki kat l m ortadad r (di er saflardaki kat l m n düflüklü üne de ayr ca vurgu yapm flt k). Buna, s n f n politikleflmeyle ba na da vurgu ba lam nda, hangi sendika flubelerince istisna getirildi i yeterince aç klay c d r. D SK ve KESK in genel olarak devrimcilerin çal flmalar ve inisiyatif üstlenmelerinde nispeten farkl bir yere sahip oldu u gerçektir ama bu yaln zca Türk- fl ve Hak- fl le k yaslama çerçevesinde do rudur. Nitekim onlarda da ancak baz flubeler üzerinden kitlesellik ve coflkudan söz edilebilir. Hatta bu bak mdan Türk- fl in kimi kollardaki örgütlenmeleri daha ileri bir pozisyon alabilmektedir. Nitekim çeflitli eylemlerle güçlenen sendikal mücadele ve direnifllerin önderlik bak m ndan yaratt de iflim ve evrim dikkat çekicidir. 1 May s, iflçi s n f n n iktidar mücadelesi, devrim, sosyalizm ve komünizme yürüyüflünde vitesi büyütmek için hamle yapt, kendini tazeledi i ve biledi i bir gündür. Bunun savafl ilan ve and na vesile k l nd n da söyledik. Bu manas yla egemen s n flara gözda - d r, gövde gösterisidir. Bu gösteri belli boyutlar yla temafla sanat n da içerir ama bunun dozu ve s n r önemli olsa gerektir. Bu ölçüyü kaç rman n düflmanla de il dostlarla ilgisi vard r ve pratikte halk içi sorunlar n çözümünde fliddet ifllevli olursa durum daha kötü biçimde s r t r 1 May s lar n bir di er boyutunu bilindi i gibi sonras ndaki yorum ve de erlendirmeler oluflturmaktad r. Bunlar n yine toplam bir coflku ve kitlesellik kadar rekabet le harmanlanan yönü üzerinde durmak gerekir. Türkiye devrimci hareketinde var olma ve ilerlemeyi di er devrimcilerin olumsuz ya da sorunlu hallerine endeksleyenlerin, yaz lar nda s k s k baflkalar n çökmüfl, göçmüfl, bölünmüfl olarak gösterenlerin ruh hali gerçekten incelemeye de er olmal d r. Ancak düflman n alabilece i böyle bir keyif, aç kças ibretlik bir halin d flavurumudur. Konuya iliflkin baz de erlendirmelere ba l olarak kimi tespit ve saptamalar baflka bir fleydir, bunu s k s k belirtmek, kendine pay ç kartmak ve tespiti aflan ifadelerle vurgularda bulunmak baflka bir fley Bugün en az 3-4 siyasi hareketin böyle bir tarza tevessül etti i, yay nlar takip eden herkes taraf ndan görülüyor olmal d r. Bunun kimi mitinglere iliflkin haberlefltirmelerde say sal ya da kitlesellik ölçümü üzerinden yap lmas da (daha önemlisi nesnellikten yoksun, çarp tan ve yok sayan bir tarzda) ayn amaca hizmet edicidir. Böyle bak ld takdirde egemen s n f partilerinin çok çeflitli miting ve etkinlikleri karfl s nda teslim bayra çekmek ya da s radan bir pop flark c - s n n izdihaml konserini görünce umutsuzlu a kap lmak gerekir. Kitlesellik hiç kuflkusuz çok önemli ve nihai olarak da belirleyici bir role sahiptir. Politika ve prati in kitlelerde buldu u yank y test etme arac d r ama bunun gerçekten nicel bir geliflmeye iflaret etti i durumlar haricindeki görece geliflmelerin (e er varsa) bu kadar abart lmas, tam tersi bir ruh halinin eseridir E er 1 May s özgülündeki duruma yaln zca kitlesellik ölçe inden bak - lacak olursa, de il baz reformist, revizyonist ak mlar n hiç de küçümsenemeyecek tablosunu, kimi demokratik kitle örgütleri de ciddi boyutlarda kat l m sergilemifltir. Üstelik coflku nun daha az oldu una dair avuntu lar da yersizdir. Bunlar çok çeflitli verilerle birlikte ölçülüp biçilmeli ve de erlendirmelerde bulunulmal d r. Aksi takdirde yap lan kafa say s hesab n n, sanal biçimde yaratt dünyada kendini tatminden öte anlam yoktur ve 33 y l sonra yap lan mitingdeki yar yar - ya düflüflün yaln zca 12 Eylül le izah da mümkün olamayacakt r. Riyakârl k ve inkârc l kta s n r tan - maz bir tutum sergilenmektedir. 1 May s n tatil olmas, yasal bir güvenceye (hak olarak) al nmas ve nihayet Taksim e miting izni konusunda engelleyici bir konum alarak düflmanla iflbirli ine girenler dahi kazan m kendi hanelerine yazd rmak istemektedir. Özellikle kürsüden yap lan sendikac konuflmalar ibretliktir. Ama di er yandan ayn durum hiç de flafl rt c olmayan biçimde devrimci saflarda yaflanmakta ve kendisini çeflitli eylem birlikleri ve platformlar n üstüne ç karanlar, yaln z bafl na kurtar c ve muzaffer rolüne soyunmaktad r. 1 May s 2010, Taksim de yap lmas, kitleselli i ve coflkusuyla bir sürecin ürünüdür ama yaln z bafl na bir anlam ifade etmeyece i görülmelidir. Onun tam da s n f ad na ifllevli bir rol oynamas için yaratt /yarataca motivasyon ve potansiyel iyi de erlendirilmek durumundad r. Zira çok önceden vurguland gibi yak nda Tekel direnifli çerçevesinde kararlaflt r lan genel eylem günü vard r. 26 May s, 4 fiubat ve 1 Nisan n ak betine u ramamal d r. 1 May s ta yakalanan havan n prati e katk s sa lanmal, böylelikle ifllevine dair belirlemenin hayatiyeti hissettirilmelidir. Zira daha çok 1 May s lar vard r ve bunlar katlanarak yükselecek bir kavgan n rampalar haline getirilmek zorundad r. S n fa sald r, ezilenlere yönelim genel geçer bir söylem de ildir. Faflist diktatörlük, kâh kendi iç dalafl ndaki atmosferden yararlanarak, kâh çeflitli varyetelerde bulunarak, kâh da dikkatleri tamamen farkl yöne çekerek ve dinamizmi dinamitleyerek s n f mücadelesini kontrol alt nda sürdürme gayretindedir. Kendi verileri dahi enflasyondaki büyük art fl, ücretlerdeki erime (hem de nominal düzeyde yüzde 13) ve iflsizlikteki t rman fl n oluflturdu- u vahim tabloyu resmetmektedir. Durum yoksullar n cephesindeki alarm çanlar n hiç durmaks z n çald rmaktad r. 1 May s 2010 elbette nostaljik bir boyut tafl maktad r; bu manada önemli bir dönemeç oluflturmufl ve ciddi bir baflar n n sembolü olmufltur. Ama gerçek katk s n, sürmekte olan kavgaya katacaklar ile gösterecektir ve bu tafl ma ve katma ifli öncelikle ve özellikle s n f bilinçli iflçilerin omuzlar ndad r

4 flçi-köylü 4 flçi/köylü Belediye iflçileri; Bu yaz çok s cak geçecek! Belediye- fl Sendikas ile stanbul Büyükflehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri aras nda devam eden toplu sözleflme görüflmelerinde anlaflmazl k zapt tutuldu. Belediye- fl Sendikas ndan ald m z bilgilere göre, sendika ile Büyükflehir Belediyesi aras nda devam eden görüflmeler t kanm fl durumda. lçe belediyelerle birlikte yaklafl k 35 bin iflçiyi kapsayan görüflmelerde sendikan n ileri sürdü ü talepler, özellikle Büyükflehir Belediyesi taraf ndan kabul görmüyor. Sendika özellikle T S in kapsam ile ilgili maddelerde de ifliklik yap lmas konusunda srarc. TEKEL direniflinin ortaya ç kard tablo ve yaratt atmosfer üzerinden önceki sözleflme sürecinin bir ad m ilerisinde bir T S e imza atmay hedefleyen Belediye- fl Sendikas stanbul flubeleri, özelliklede ayn ifl kolunda çal flan tüm iflçilerin sözleflme kapsam na al nmas n istiyor. flten atmalar son sürat! Adana M GROS Ticaret A.fi de sendikal faaliyet yürüten Kenan Kansu nun iflten at lmas, üyesi oldu u Tez Koop- fl Adana 1 No lu fiube taraf ndan 29 Nisan günü Migros önünde yap lan bas n aç klamas ile protesto edildi. Güvenli ifl, güvenli gelecek, flçiyiz hakl y z kazanaca z, flten atmalar yasaklans n sloganlar n n at ld eylemde aç klamaya BES, SES, Dev Sa l k- fl ve E itim- Sen de destek verdi. Eylemde aç klamay okuyan Tez Koop- fl Adana 1 No lu fiube Baflkan Hülya Özcan; M GROS içerisinde örgütlü olan Tez Koop- fl Sendikas n n T S sürecinde iflverenin sald r lar n art rd n dile getirdi. M GROS yönetiminin sendikay iflyerinden ç karmak için flyeri Temsilcisi Kansu yu iflten att n vurgulayan Özcan, bask lar n hakl ve meflru bir zeminde yürüttükleri mücadelelerini durduramayaca n söyledi. (H. Merkezi) UPS de direnifl kazanacak Amerika patentli dünyaca ünlü kargo devlerinden biri olan Uluslararas Posta Servisi nde (UPS) Türkiye çap nda iflçi çal flmaktad r. TÜMT S in örgütlü oldu u UPS de 19 Nisan tarihinde 33 iflçi iflten at ld. Mahmutbey de bulunan UPS Kargo Aktarma Merkezi nde iflçilerin bafllatt direnifl ve bu direniflle büyüyen uluslararas dayan flma sayesinde 24 iflçi ifle geri dönüfl yapm flt. Böylesine bir kazan mdan etkilenen iflçilerin sendikaya sempatiyle yaklaflmalar ndan rahats z olan UPS Türkiye temsilcili i, 3 May s günü stanbul, zmir ve Ankara da toplam 41 iflçiyi iflten ç kard. Bu iflçi k y m na sessiz kalmayaca n yapt eylemle duyuran TÜMT S, UPS Kargo nun Mahmutbey de bulunan kargo aktarma merkezi önünde bas n aç klamas gerçeklefltirdi. Burada bir konuflma yapan TÜMT S Genel Baflkan Kenan Öztürk, iflçilerin günde 10 ile 12 saat asgari ücret karfl l nda çal flt na de indi. ( stanbul) Uluslararas Delegasyon dan Esenyurt flçilerine Ziyaret 1 May s kutlamalar için Avrupa n n çeflitli ülkelerinden stanbul a gelen, içinde AT K ve AT GF in de bulundu u uluslararas delegasyon 29 Nisan günü direniflte olan Esenyurt Belediye iflçilerini ziyaret etti. Avrupa delegasyonundan, Verdi Merkez Yürütme Kurulu üyesi Dr. Cristian Tödt; Sizlerin bu direniflini biz Avrupa parlamentosuna ve kamuoyuna tafl yaca z dedi. AT K ad na Süleyman Gürcan ise AT K olarak sizin mücadelenizle bafl ndan beri dayan flma içinde olduk. Yaln z oldu unuzu düflünmeyin, bu direniflte sürekli yan n zda olaca- z dedi. Eylemde Do a, Tar m ve nflaat Sendikas (IG-Bau) örgütleme sekreteri olan Zeynep Biçici, Protestan Papaz Peter Strube, NGG sendikas ndan Selahattin Y ld r m da söz alarak iflçilerin bu mücadelede yaln z olmad klar na vurgu yapt lar. ( stanbul) Taflerona dur demek için Belediye ifl kolunda yo un bir tafleronlaflt rma yafland na dikkat çeken sendikalar, imzalanacak sözleflmenin tüm sendika üyeleri için uygulanmas gerekti ini savunuyor. fiu haliyle T S, sendikalar n yetki alabildi i tafleronlar ve do rudan belediye iflçilerini kaps yor. Özellikle tafleronlaflt rman n yayg nlaflmas ile birlikte sendikalar örgütlenmekte ve özellikle yetki almakta ciddi engellerle karfl lafl yor. Yürütülen mücadele sonucunda yetki al n nca tafleron flirket kolayl kla kendini feshederek baflka bir isim alt nda faaliyetini sürdürebiliyor. Yetki al nd ktan sonra ço u flirket bu yolu tercih ediyor. Bu durumda sendikalar çok say da iflçiyi üye yapmas na ra men yetki aflamas na geldi inde t kan yor. Belediye- fl Sendikas na ba l flubeler bu engele karfl l k çeflitli tafleron flirketlerde ve ifllerde çal flan ve sendikaya üye olan iflçilerin sözleflmeden yararlanabilmesi için yetki flart n n ortadan kald r lmas n istiyor. Tafleronlaflt rma ve güvencesizlefltirme sald r lar n n artt bir dönemde sendikal çal flman n ve örgütlenmenin önünü açacak bir ad m olarak görülen bu maddenin sözleflme kapsam na al nmas nda kararl olunaca ald m z bilgiler aras nda. Bunun yan nda mevcut düzenleme ile yüksekokul mezunu olup flef ve müdür yard mc - s gibi statülerde çal flan iflçiler sendikalar n sözleflmelerinden faydalanam yor. Ancak özellikle belediye hizmetlerinin parçalanarak çok say da tafleron flirkete verilmesi ile bu statü önemli oranda de iflim yaflad. fiirket say s n n artmas ve ücretlerinin düflmesi ile bu statüdekilerle di er iflçiler aras ndaki fark da önemli oranda kapand. Sözleflmede flubelerin üzerinde durdu u bir baflka önemli maddeyi de bu oluflturuyor. Ekonomik anlamda Büyükflehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri aras nda yaflanan ücret fark n n azalt lmas bir baflka talep olarak öne ç k yor. stanbul flubeleri belediye ifl kolu d fl nda Büyükflehir e ba l çal - flan di er sendika üyesi iflçileri de bu sürece dâhil etmeyi hedefliyor. Bu amaçla haz rlad klar eylem takvimini önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyuracak olan flubeler iflgallerden Metrobüs duraklar nda kitlesel eylemlere kadar genifl bir yelpazede aktif bir eylemlilik süreci planl yor. Grev karar n n as ld gün tüm iflyerlerinde ifl b rak larak Edirnekap dan Büyükflehir e yürünecek. Eylemlilik süreci 26 May s güçlendirecek bir biçimde ele al nacak. Belediye- fl Sendikas ile Büyükflehir belediyesi aras nda iflçilerin kazan mlar n n artt bir sözleflmenin belediyeye ba l di er iflkollar n da do rudan etkileyece ini ifade eden flubeler bu yüzden belediye bünyesinde çal flan tüm iflçileri direnifle ça r yor. Kartal, Maltepe, Ataflehir, Sar yer, Adalar da T S görüflmeleri ise sonuçland. ( stanbul) Samatya iflçileri direnifle ara verdi! Yaklafl k 7 ayd r alamad klar maafllar için mücadele eden Samatya inflaat iflçileri, 30 Nisan günü flantiyeye gelen polisler taraf ndan gözalt na al nd. 1 May s öncesi yaflanan bu gözalt yla birlikte Kocamustafapafla da bulunan Koca Ç nar Polis Karakolu na götürülen Abdullah Da ve Aleattinbey Üsten e l özel idarenin RT ile olan anlaflmas n feshetti i ve flantiyeyi terk etmeleri gerekti i söylendi. Gözalt öncesi polislerce tehdit edilen iflçiler, gözalt günü Sirkeci de bulunan fl Mahkemesi önünde yapacaklar bas n aç klamas ile dava baflvurusu yapacakt. Yaflananlarla birlikte dava baflvurusu eylem yap lmadan gerçeklefltirildi. l Özel dare taraf ndan iflçilere gönderilen tebligatlarda ise Yap lan araflt rmalar neticesinde iflçilerin l Özel dareden bir alaca n n bulunmad ve aç lan davan n yersiz oldu u ifade edildi. 7 Nisan da fiili olarak bafllayan direniflle birlikte aray fl içerisine geçen l Özel dare, RT ve alt tafleronlar, direnifli k rmak için inflaat n Alç -Pan bölümünü yapan iflçilere TL si nakit olmak flart ile yaklafl k TL de erinde bir ödeme yapmas na ra men direnifl devam etti. Yaln z bu ödemelerle birlikte belli s k nt lar n da yafland söylenebilir. 5 May s günü Matbaa iflçileri direnifli bitirdi! Kartal Oto Sanayi giriflinde bulunan Akademi Grup bünyesinde çal flan Alesta Etiket matbaa iflçileri 4 ayd r ödenmeyen mesai ücretleri, yat r lmayan sigortalar ve kriz bahanesiyle y llard r ücretlerinden yap lan yüzde 30 luk kesintilere tepki gösterdi. 21 Nisan günü patronun yan na giderek haklar n talep eden iflçilere patron silah çekerek sopalarla sald rm flt. flçiler patronun hakaretlerine ve tehditlerine karfl Kartal Adliyesi nde suç duyurusuna bulundu. Bir hafta kap önünde direnen iflçiler hukuki süreci bafllatarak direnifli bitirdi. (Kartal) ödeme bekleyen iflçilere gelen cevap Biz bu paray ödemeyiz oldu. fiirketin ve polisin bask lar ve ortak hareket etmede yaflad klar sorunlar n bir sonucu olarak direnifl önemli oranda güç kaybetti. Her bölümünde ayr bir tafleronun oldu u ve her iflçinin farkl bir durumunun bulundu u inflaatta flirket ve polis bu durumu iyi kullanmay baflard. Bununla birlikte yaz sezonunda ifllerin aç lmas ile iflçilerin büyük bir k sm maafllar n alamad klar yedi ay boyunca yapt klar borçlar ödemek için çal flmaya bafllad. Böylece flantiyede duran iflçi say s da düflmüfl oldu. Son olarak 1 May s a pankartlar ile kat lan iflçiler TEKEL ve tfaiye iflçileri ile birlikte tüm engellemelere karfl n kürsüye ç kmay baflard. Eylemde sar sendikac lar n sald r lar n iki parça olan kaza n göstererek anlatan Samatya iflçileri böylece ilk defa 1 May s a da kat lm fl oldu. Direnifli sürdüren az say daki iflçide yaflad klar maddi zorluklar n ve uzun süredir ailelerinden uzak kalmalar n n da etkisi ile direnifle bir süre ara verdi. Sendikalar gezerek dava masraflar için birlikte destek istedi imiz Samatya iflçileri hukuki süreci de bafllatt. Avukatlar arac - l ile dava açan iflçiler hukuki süreci takip edecekler. ( stanbul) Esenyurt iflçilerinden ça r ; Direnifl dayan flma ile büyür! Esenyurt Belediyesi nde çal fl rken sendikalar na sahip ç kt klar için iflten ç kar - lan iflçilerin direnifli 270 li günleri geride b - rakt. flçiler Belediye- fl Sendikas 2 No lu fiube öncülü ünde türlü bask ve sald r lara karfl n direnifli kararl l kla sürdürerek bugünlere tafl may baflard. Esenyurt iflçileri ifllerine sendikal olarak dönmek amac yla direnifli sürdürürken Esenyurt halk n n deste ini de arkas na almak için yo un bir çaba sarf etti. Tafleronlaflt rma ve iflsizli e mahkûm etme sald r - lar na karfl direnifllerini sürdüren iflçiler, söz konusu gündemlerin tüm Esenyurt halk n ilgilendirdi ini de dile getirmektedir. Bu bak fl aç s yla hareket eden 2 No lu fiube üyesi iflçiler direnifli Esenyurt sokaklar na tafl makta kararl. Bunun bir parças olarak da 15 May s günü bir etkinlik gerçeklefltirmeyi hedefliyorlar. flçiler bildiri ve afiflleri ile Esenyurt halk n direnifle daha fazla dâhil etme ve onlar sürecin bir parças yapmak amac yla ev ev, sokak sokak dolaflarak etkinli e haz rlanmay planl yor. Esenyurt Belediyesi nde yaflanan hukuksuzlu a karfl Esenyurt halk n bilinçlendirmeyi çal flman n bir parças olarak ele alan sendika, TEKEL iflçilerinin Ankara halk ile kurdu u iliflkiye benzer bir mücadele hatt n n direnifli kazan ma ulaflt rmada önemli bir noktada durdu una dikkat çekiyor. Bununla birlikte iflçiler etkinlik sonras direnifllerinin yeni bir biçimde devam edece ini de ifade ediyorlar. Ald m z bilgilere göre etkinlik sonras direnifl daha etkili bir mücadele hatt ile sürdürülecek. flçiler belediye iflçileri içinde daha aç ktan ve bir ajitasyon ve propaganda faaliyeti ile sendika hakk n n savunulaca n dile getiriyorlar. Belediye içinde bildiri da t mlar ve iflçilere dönük sesli ajitasyonlarla sendikal örgütlenmeye a rl k vereceklerini ifade ediyorlar. Esenyurt Belediye Baflkan n n sendika düflmanl n daha etkili bir flekilde teflhir edecekler. Belediye baflkan son süreçte yine direniflteki iflçileri hedef alan aç klamalar yapm flt. Esenyurt iflçileri iflçi ve emekçileri ortak ç karlar için dayan flmaya davet ediyor. ( stanbul) Emekçinin gündemi Hak verilmez, al n r; zafer sokakta kazan l r! 1 May s n ard ndan egemenler kendilerine mal etmeye çal flt klar sonuçlar bir siyasi prim arac olarak kullansalar da, talep edilmifl, u runa emek verilmifl ve kavga edilmifl bir Taksim in emekçilerin, devrimcilerin ve emek dostlar n n srarl mücadelesi sonucunda aç ld bilinen bir gerçek. Egemenlerin ise her türlü arkadan kap y tutmakta zorland klar bu dönemde kap s n açmak zorunda kald klar Taksim için, biz izin verdik türünden aç klamalar yap lan kuru bir gürültüden ibarettir. Sömürücü s n flar n ezilen s n flar üzerindeki hakim pozisyonu neticesinde egemen s n flar ezilen s n flara yönelik yasaklar ve s n rlamalar da çizmektedir. flte bu yasaklar ve s n rlamalar s n f mücadelesinin srar sayesinde k r lmakta ve baz haklar elde edilebilmektedir. Hak mücadelesinde baflar kitlesel, birleflik ve örgütlü mücadele ile mümkündür. Taksim için veya di er pek çok hak talebi için de durum de iflmez. Mesele bizler aç s ndan da esas itibar yla AKP den bir fley koparma sorunu olarak görülmemektedir. Bizim için gerçek olan Taksim in çürümüfl ve kokmufl bu düzenden, faflizmin kollar ndan bedeller ödenerek al nan bir alan olmas d r. Meseleyi bafltan böyle ele almak yerinde olacakt r. Emekçilerin birbirine daha fazla yak nlaflmaya ihtiyaç duydu u bir süreçten geçmekteyiz. Krizin etkileri emekçiler üzerinde etkisini giderek art rmaya devam ediyor. Ülkemizde krizlerle gündeme gelen ve iflçilerin mevcut haklar n n gasp na yönelik sald r lar ise devam ediyor. Emekçilerin karfl karfl ya oldu u tafleronlaflma, esnek, güvencesiz çal flma, iflsizlik fonundan iflsizlerin sadece s n rl bir kesimin yararlanmas, k dem tazminatlar n n kald r lmak istenmesi, iflsizlik, sendikas zlaflt rma, 4/C ve benzeri yasalar, düflük asgari ücret gibi çok say da problem bulunmas na ra men bu konularda emekçiler cephesinde yeterince ilerleme sa lanamad ortada. Bu konuda elbette ilk elden sendikalara ve konfederasyonlara önemli görevler düflüyor. Bu süreçte alt konfederasyonun 1 May s Taksim de ortak kutlama karar önemsenmesi gereken bir durum. Bu birli in sa lanmas nda önemli geliflmelerden biri elbette TEKEL direnifli oldu. TEKEL direnifli emek kesimlerini birlefltirmesi aç - s ndan önemli bir rol oynad. Bu direnifl sayesinde iflçiler hem kendilerini pasifize eden sendikalar na hem de sistemin karanl k yüzüne daha iyi tan kl k ettiler. TEKEL direnifli s n f mücadelesini canl tutarak mücadelenin oda haline geldi. Yetmifl sekiz gün yaflanan direnifl hem bürokratlaflm fl konfederasyonlar sarst hem de durumlar n gözden geçirmesinde etkili oldu. TEKEL direnifli s n f mücadelesine bir itki sa larken di er direnifller de bu süreçte görünür olmaya ve öne ç kmaya bafllad. Bu direnifller olmasayd bu birli in sa lanmas da pek mümkün olmazd. Dikkate de er bir konu da Türk- fl Baflkan n n konuflmas na yine iflçiler taraf ndan engel olunmas yd. Fiili olarak konuflmas engellenen Türk- fl Baflkan Mustafa Kumlu ya yönelik geliflen bu eylem flahsi olarak Kumlu ya yönelse de asl nda TEKEL direnifl sürecinde ayyuka ç kan Türk- fl in iflçi s n f na yabanc, güven vermeyen, mücadeleyi göze almayan iflbirlikçi tutumuna karfl bir tepkinin ifadesi olarak do rudan iflçiler taraf ndan gerçeklefltirildi. flçilerin bafl - na çöreklenmifl bu bürokratik yap n n yine iflçilerin birli i ve mücadelesi sayesinde y k laca da bir gerçeklik. Tepki meflru olmakla birlikte bu bürokratik yap n n s n f mücadelesinin büyümesi ve geliflmesi ile y k labilece ini de göz ard etmemek gerekir. Sonuç olarak, iflçilerin ve emekçilerin ancak birleflik mücadelesiyle kazan mlar n gelece ini TEKEL de, 1 May s ta Taksim alan n n aç lmas nda gördük. Bizlere düflen, bu birli in ö rettiklerini yani, örgütlü bir flekilde mücadele edilerek bu sürecin götürülebilece ini kitlelere aktarmak olmal d r. Bunun için önümüzde 26 May s ta TEKEL iflçisi için 1 günlük ifl b rakma eylemi bulunmakta. Direnifllerle gelen, 1 May s la daha da yükselen bu birlik daha da yükselerek 26 May s ta devam etmelidir. 4/C ve benzeri yasalar n kald r lmas - n içeren talepler yeniden gündemlefltirilmeli ve TEKEL iflçisi ile yaflanan birlikteli in devam etmesi için çal flmalara bafllanmal d r.

5 flçi/köylü flçi-köylü 5 Tafleronlaflmaya karfl duvar Krizin derinleflen etkisi ile birlikte tafleronlaflt rma sald r lar, son süreçte daha da artt. En demokratik hak olan sendikalaflma dahi bir tehlike olarak karfl m za ç kar lmak isteniyor. Örgütlenme en do al hak iken, patronlar nezdinde bir iflten atma silah na dönüflüyor. Tuzla havzas nda birçok fabrikada üretim, az say da iflçiyle çal flan tafleron flirketler arac l yla yap lmaktad r. Bu durum sendikan n örgütlenmesini de zorlaflt rmaktad r. Bu sald r lara karfl sendika ile tafleronlaflmaya duvar örmeye çal flan iflçiler ise haklar n talep ettikleri için iflten at l yor, bask lara maruz kal yor. Kaz m Süren Deri Fabrikas nda sendika çal flmas yürüttükleri için iflten at lan iflçiler, direnifle geçti. Biz de flçi-köylü gazetesi olarak direniflte olan Hasan Erdo an ve Kuddusi Kurnaz ziyaret ederek bir söylefli gerçeklefltirdik. - Bize bu sürecin nas l örüldü ünden bahseder misiniz? H. Erdo an: Yeni aç lan bu fabrikada 9 direnifllerle örülecek! ayd r çal fl yorum. 4 ay önce sendika çal flmas na bafllad k. Sonunda 1 Nisan itibariyle sendika fabrikaya girdi. Nisan sonunda 9 iflçi, iflverenin bask s sonucu sendikadan istifa etti. Bu olay n ard ndan bizi iflten ç kard lar. flten atma gerekçesini de benim mal n bozmufl olmamm fl! Oysa mal bozulsa çoktan kovard. Sonraki günlerde iflçi arkadafllar m zla konufltuk, onlar sendikaya tafl d k. Orada yaflananlar de erlendirdik. Tekrar sendikal olman z laz m, aksi takdirde burada çal flma koflullar kötüleflir dedik. Bu 9 arkadafl tekrardan sendikaya üye yapt k. Sendikam z n genel baflkan, gelip iflverenle görüflme yapt. Görüflme sonucunda iflveren flunu dayatt ; Bütün flartlar kabul ediyorum, sendikay da tan yorum. Yaln z bu iki arkadafl kesinlikle almayaca- m. - Peki, bundan sonraki süreçte neler yapmay düflünüyorsunuz? - Sendika olarak kesinlikle bu dayatman n karfl s nda direnifl sergileyece iz. Suçumuz neyse onu bilelim! flveren, bizi sendika çal flmam zdan dolay iflten ç kar yorsa, geri dönene kadar buradan geri dönmeyece iz. Sendikam z ile birlikte hareket ederek, mücadelemizden vazgeçmeyece iz. çerideki arkadafllar m zla flu an bir iletiflim sorunu yafl yoruz. Biraz daha bilinçlenip, üretimden gelen gücümüzü kullanabilirsek bu sald r y atlatabiliriz. flveren bu hafta, sendikam z ça r p, bu sorunu çözmedi i takdirde biz sendikam zla ortak karar alaca z ve daha iyi ciddi eylemler yapaca z. Ne pahas na olursa olsun biz bu iflyerine geri dönece iz. flçinin mücadele ve direniflleri birlefltirilmedi i sürece böyle sald r lar n daha da artaca n düflünüyorum. Bunlar geri püskürtmenin yolu Türkiye deki tüm direniflleri, iflçi s - n f mücadelesini bütünlefltirmekten geçer. Konferadasyonlara bask yaparak tabandan gelen bir hareketin oluflturulmas gerekiyor. flçi s n f n n yapamayaca hiçbir fley yok, ben buna inan yorum. Y llard r sendikal mücadelenin içersindeyim görüyorum; birlikte hareket etti imiz zaman birçok fleyi de baflarm - fl zd r. K. Kurnaz: çeride arkadafllar çal flmay durdursa ya da üretimi biraz düflürse ama yapam yorlar. Ama içerideki bask lardan kaynakl yapam yorlar. 2 saat kadar çal flmasalar biz bugüne kadar gelmezdik, çabuk çözülürdü. Ama arkadafllar destek vermedi i için uzuyor süreç. - Fabrika sahibi Kaz m Süren, Deri flverenleri Sendikas n n baflkan! O da sendikal (!) biri olmas na ra men onun bu tutumunu nas l de erlendiriyorsunuz? H.Erdo an: Deri flverenleri Sendikas n n(!) genel baflkan böyle bir fley yaparsa, di er deri iflyerlerinde daha da büyük sald r - lar olur. Bu konuda mutlaka tüm deri iflçilerinin daha duyarl olup, buradaki mücadeleyi desteklemesi gerek, ki bu direnifl baflar ya ulafls n. Aksi takdirde hak gasplar için daha rahat zemin oluflacakt r. (Kartal) HES lere karfl mücadelede bir kazan m daha! Yuvarlakçay Kurtuldu, S ra Sakl kent te! Mu la n n Köyce iz ilçesinde bulunan Yuvarlakçay Irma nda yap lmas planlanan HES projesi ile ilgili köylülerin yapt eylemler sonucunda projeyi hayata geçirecek olan Akfen Holding HES yap m ndan vazgeçti ini aç klad. Yaklafl k 100 gündür santralin yap laca alanda çad rlar kurarak nöbet tutan P nar köylüleri en sonunda Akfen Holding e geri ad m att rd. Geçti imiz günlerde bir aç klama yaparak projeden vazgeçtiklerini halka duyuran Akfen Holding Yönetim Kurulu Baflkan Hamdi Ak n; Çevre halk n n projeye tepkisi ortadayken Yuvarlakçay a HES yapmaktan vazgeçtik. Ama Enerji Piyasas Denetleme Kurulu (EPDK) HES yap m için lisans al p da santral yap lmazsa ceza uyguluyor. Bu konuda EPDK dan anlay fl bekliyoruz dedi. Karar sevinçle karfl layan yöre halk di er projelerden de vazgeçilmesi gerekti ini vurgulad. (H. Merkezi) Ekonomik krizin faturas emekçi y nlara kesilirken, emekçilerde krize tepki gün geçtikçe büyüyor, birçok iflçi grevinin yan s ra tar m emekçileri de çeflitli eylemler yaparak bu dönemde tüccarlara ve komisyonculara karfl öfkelerini dillendiriyor. Mersin in Silifke ilçesinde Atayurt beldesindeki köylüler ellerinde domates kasalar ile Atayurt beldesinden sebze-meyve tesislerine kadar yürüyüfl düzenledi. Ald klar kredileri ödeyemediklerini belirten domates üreticileri Ülke genelinde say lar bin 700 ü bulan HES lere Senoz Vadisi nde yap m devam eden karfl, halk n verdi i mücadele her geçen gün artar- Hidro Elektrik Santrallerine karfl 5 ayr dava aç ld ve bu davalar n hepsi de ken, aç lan davalar n sonuçlanmas yla birlikte bu kazan mla sonuçland. HES lere karfl mücadele ise sürüyor... mücadelelerde belli kazan mlar elde ediliyor. Son olarak Rize dare Mahkemesi taraf ndan verilen karar da bu kazan mlardan birini oluflturuyor. Rize nin Çayeli ilçesine ba l Senoz Vadisinde bulunan 11 köy muhtar, Vadinin Do al S T Alan ilan edilmesi için 26 Haziran 2008 tarihinde Trabzon Kültür ve Tabiat Varl klar n Koruma Kurulu na baflvuruda bulunmufltu. Koruma Kurulu 18 Kas m 2009 tarihinde aç klad nihai karar nda Tafl ocaklar ve HES çal flmalar n n vadiyi olumsuz etkiledi i için Do al S T gerektiren özelliklerini yitirdi i gerekçesi ile Senoz Vadisinin Do al S T Alan ilan edilmesi iste ini reddetmiflti. Bunun üzerine harekete geçen yöre halk Mersin de çiftçiler tepkili; AMAN DA NE ALTIN YILI! Ürettikleri ürünü pazarlama sorunu yaflayan köylüler, tüccar ve komisyonculara öfkeli... ad na yap lan aç klamada flöyle denildi; Çocuklar m z okula gönderemiyoruz. Tüccarlar n burada bizden kurufla ald klar domates stanbul da 4 5 liraya sat l yor. Tar m Bakan bize burada alt n y l n z yafl yorsunuz diyor. Aman da ne alt n y l, biz burada kan a l yoruz. 3 y ld r kredi borçlar m z ödeyemiyoruz. Üniversitedeki çocuklar m za para gönderemiyoruz. Biz domatesi 40 kurufla satamazken büyük flehirlerde vatandafllar m z 5 liraya al yor. Tüccarlarla komisyoncular kazan rken biz ma dur durumday z, bir dönüm seran n maliyeti 15 bin lira ama biz 3 bin liral k sat fl yapam yoruz. Peflkeflçilerin elinde kald k. Çiftçi olarak her zaman eziliyoruz. Aç klamalar bittikten sonra köylülerin ellerindeki domates kasalar n halin giriflinde yere atarak eylemlerini bitirdi. (Mersin) Bunlar geri püskürtmenin yolu Türkiye deki tüm direniflleri, iflçi s n f mücadelesini bütünlefltirmekten geçer. Konferadasyonlara bask yaparak tabandan gelen bir hareketin oluflturulmas gerekiyor. flçi s n f n n yapamayaca hiçbir fley yok, ben buna inan yorum. Y llard r sendikal mücadelenin içersindeyim görüyorum birlikte hareket etti imiz zaman birçok fleyi de baflarm - fl zd r. ve çevre dernekleri Senoz Vadisinin bu koflullarda dahi korunmas gereken özellikleri bünyesinde bar nd rd ve söz konusu karar n yürütmesinin durdurulmas için Rize dare Mahkemesinde yeni bir dava açt. Geçti imiz günlerde sonuçlanan davayla Koruma Kurulu nun verdi i karar n yürütmesi durduruldu. Verilen kararda Yüklenilen görevin hassasiyeti ölçüsünde yeterli araflt rma ve incelemeye dayanmadan kararlar n al nmas, özellik arz eden ve korunup de erlendirilerek bozulmadan yaflat lmas önemli olan tabii ve kültürel de erler üzerinde geri dönülmez ve telafisi mümkün olmayan zararlar yarataca ndan, bu kararlar alan karar vericiler hakk nda da hukuki ve cezai sorumluluklar do uracakt r denilerek Kurulun verdi i karara karfl ç k ld. Kararla ilgili aç klama yapan Senoz Derne i Yönetim Kurulu üyesi Av. Münir Yaz c, vadide yap m devam eden HES lere karfl 5 ayr dava daha açt klar n ve bu davalar n hepsini kazand klar n belirterek HES lere karfl mücadelelerinin sonuna kadar devam edece ini söyledi. (H. Merkezi) Termik santral istemeyen halka polis müdahalesi Sinop un Gerze ilçesinde yap lmas planlanan termik santral için gerekli olan ÇED raporu toplant s na gelen flirket yetkilileri ve Çevre l Müdürü Gerze halk n n tepkisiyle karfl laflt. Çevre l Müdürü nün konuflmas ndan önce proje sunumunun yap lmas na tepki gösteren Gerzeliler, prosedürlere göre bu durumda toplant n n iptal edilmesi gerekti ini söylediler. Çevre l Müdürü nün toplant yap lm flt r fleklinde tutanak tutturmaya çal flmas üzerine halk n tepkisi daha da artt. Protestolar n sürdü ü salona polis gaz bombalar yla sald rd. Salonun d fl na ç kan halk, flirket yetkililerinin ve Çevre l Müdürü nün salondan ç kmas na izin vermedi. Çevre l Müdürü toplant yap lmam flt r tutana n imzalayana kadar kimsenin d flar ç kmas na izin vermeyen yöre halk toplant n n iptal edilmesini sa lad. (H. Merkezi) Direndik ve kazand k! Metro inflaat nda çal flan flçi-köylü okurlar olarak yaflad m z direnifli sizinle paylaflmak istiyoruz. flçiler olarak iki aydan uzun bir süre boyunca maafllar m z alamad k. Bu durumu di er iflçilerle de tart fl p bir fleyler yap lmas gerekti i sonucuna vard k. Bu süreç yaklafl k bir hafta kadar sürdü. Ve ifl yavafllatma eylemi bafllad. ki gün ifl yavafllatma eylemi yapt ktan sonra, gece vardiyas ndan arkadafllar m z ifl b rakma eylemini bafllatt - lar. Bir sonraki gün, gündüz vardiyas ndaki iflçiler de ifl b - rakma eylemine haz rlan rken, paralar m z n hesaplar m - za yatt n ö rendik. Bunun sonucunda di er taleplerimizi de dile getirdik. Taleplerimizin içinde yemekler, yatakhaneler ve banyolar n iyilefltirilmesi yer al yordu. Ve bu taleplerimizi de yerine getirmeye bafllad lar. Bu olaylar do rultusunda örgütlü duruflumuz sayesinde haklar m z kazanabilece imizi somut olarak görmüfl olduk. ( zmir Avrasya Metro nflaat nda çal flan flçi Köylü Okurlar ) Asgari geçim s n r 2 bin 962 TL Türkiye Kamu-Sen den yap lan yaz l aç klamaya göre, Türkiye Kamu Sen AR-GE merkezince istatistik kurumundan al nan Nisan 2010 fiyatlar na göre yoksulluk araflt rmas yap ld. Araflt rmada, Nisan ay nda dört kiflilik bir ailenin sa l k kurulufllar n n belirledi i biçimde beslenebilmesi için günlük 23 TL 40 kurufl harcama yapmas gerekti i belirtildi. Ailenin ayl k g da harcamas n n 701 TL 91 kurufl oldu u ifade edildi. Yap lan araflt rmada tek kiflinin yoksulluk s n r bin 475 TL 46 kurufl, 4 kiflilik ailenin asgari geçim s n r ise 2 bin 962 TL 44 kurufl olarak hesapland. Sonuçlar, asgari geçim s n r n n geçen aya göre yüzde 0.33 artt n gösterdi. Çal flan tek kiflinin açl k s n - r n n ise yüzde 0.27 oran nda artt n belirlendi. Amaç et yedirmek mi yeni rant alan açmak m? Anayasa, baflkanl k, Ermeni soyk r m gibi tart flmalar n orta yerine düflen (daha do rusu araya s k flt r lan) bir tart flma da yoksul halk n art k sadece vitrinlerde seyretme gücünü buldu u et fiyatlar üzerinden yaflan yor. Tar m ve hayvanc l kta kendine yetmenin ötesinde ihraç edebilecek verimlili e sahip olan ülke topraklar, gelinen aflamada, b rakal m ihrac, kendine bile yetemez konuma gelmifl-getirilmifltir. Birçok üründe oldu u gibi ette de tam d fla ba ml l k yarat lmak istenmektedir. Uluslararas tekellerin, IMF, DB gibi emperyalist kurulufllar n birçok ürünün ithalat n da içeren ç karlar do rultusunda politikalar n n hayata geçirilmesi (hem de uzunca y llard r) meselenin kayna n n bir yan n oluflturmaktad r. Di er bir yan nda ise, tar m ve hayvanc l a en uygun, en verimli alanlar n, gerek köy boflaltma ve yakmalarla ( terör bahanesiyle) gerekse rant alanlar olarak kullan m yla ortadan kald r lmas, tar m n yan s ra hayvanc l a da büyük darbeler indirmifltir. Et fiyatlar ndaki art fl olarak yans yan sonunda ilgili yap lan tart flmalarla birlikte, hemen et ithalinin gündeme getirilmesi ise bu darbelerin asl nda ne kadar sistematik bir politikan n ürünü oldu unu da göstermektedir. Yani sözün özü, mesele yoksul halk n ucuz et yemesini sa lama meselesi de- ildir! Öyle olsayd, konunun uzmanlar na ve/veya do rudan muhataplar na kulak verilirdi. Konunun uzmanlar da sektörün sonunu haz rlayan en önemli nedenlerin bafl nda köy boflaltma-yakma ve mezra yasaklar n n geldi i görüflündeler. Verdikleri istatistikler, Türkiye deki et tüketiminde kullan lan hayvan varl nda 1980 y l ndan bu yana, her y l artarak süren bir azalma yafland n gösteriyor. Bu azalman n oran sadece aras yüzde 60 lara var yor. Günümüze kadar yap lan hesaplamalar ise, azalman n h z kesmeden sürdü üne iflaret ediyor. Ancak hükümet (bir bütün olarak devlet) bu ve benzeri verilere kulak t kamay, görmezden duymazdan gelmeyi sürdürüyor. Sanki tek pahal l k ette yaflan yormufl da halk di er tüketim maddelerine-ürünlerine ulaflabiliyormufl, al m gücü yetiyormufl gibi, et ithalini gündemlefltirmeye devam ederek, ithalat n bafllamas için süre koydu unu aç kl yor. Bunu yaparken de tek bir sorunlar oldu u da ortaya ç k yor. Helal kesim sorunu! Yani yurtd fl ndan ithal edilmesi düflünülen etlerin slami kurallara uygun kesilmesi sorunu. Bunu da ekipler gidip yerinde görüp halledecekmifl! Olmad ifl bir fetvaya bakar! Takiyyeden kim ölmüfl! Konya da protesto Konya da et üreticileri bir araya gelerek AKP hükümetinin et ithalat na izin veren karar n protesto etti. Konya Hayvan Pazar nda bir araya gelen besiciler açt klar thal ete hay r, buffalo etine hay r yaz l pankartla Konya-Ere li yolunu çift yönlü trafi e kapatt. Yaklafl k yar m saat süren yol kapatma eyleminde konuflan Konya K rm z Et Yetifltiricileri Birli i Baflkan Nazif Karabulut; karar n Türkiye nin birçok üründe oldu u gibi d fla ba ml l n, et ithalat n n s k nt lar daha fazla art raca n, et ithalat n n besicileri bitirece ini söyledi.

6 flçi-köylü 6 Denge Azadi MHP; Çorum ayd nlat lsa ne olur? 8 y ld r hükümet eyleme icraat n ifltahla ve tek tabanca bir halde sürdüren demokrasi afl AKP nin pek say n Çorum vekili flöyle bir çocuklu una, ilk gençlik y llar na dönüp bakm fl olacak ki baflta memleketi Çorum da yaflananlar olmak üzere, saymakla tükenmeyecek bir tomar katliam n aras ndan ince eleyip s k dokuyarak, k l k rk yararak kimilerini seçmifl ve Failler Bulunsun, Demokrasi Olsun fliar yla ulu mecliste bir komisyon kurulmas n önermifl. AKP Çorum milletvekili Agah Kafkas ve beraberinde 114 AKP li milletvekili daha Çorum, Sivas, Marafl ve 77 1 May s olaylar n n araflt r lmas için 26 Nisan 2010 da bir araflt rma önergesi haz rlad lar. Kafkas, di er vekillerle birlikte düzenledi i bas n toplant s nda demokrasimizin ve hukukumuzun son 8 y lda yakalad ivme ve siyasetimizin karanl k odaklar n ayd nlat lmas ndaki kararl l, geçmiflte faili meçhul kalm fl olaylar n üstüne gitme cesaretini art rm flt r. Bu kanl günlerin failleri ortaya ç kar lmal d r. Böylece ma durlar n yüre ine bir nebze de olsun su serpilecektir. Bu konulara dair elinde belgesi veya bilgisi olan herkes sürece kat ls n, destek olsun vs. dedi. Neden fiimdi Say n Kafkas? Gözlerimizi yumal m, kulaklar m z t kayal m, a z m z kapayal m, üç maymunu oynayal m. Varsayal m ki bizim içimiz kötü. Öküz alt nda buza ar yoruz. Memleket hissiyat n n yafl ilerledikçe yo- unlaflmas bile tek bafl na Çorum katliam n n ayd nlat lmas n samimiyetle istedi ini gösterebilir pek Say n Kafkas n. Yani en az ndan yaz n n bu k sm nda b rakal m flu flüpheci (!) tavr m z, buna inanal m. O zaman neden flimdi? sorusu gelip dayan yor kap ya. Bahsi geçen katliamlar n üzerinden ortalama bin y l geçmiflken (Ac lar ise daha dün gibi tazeyken!..) Kafkas, zamanlamayla ilgili iki gerekçe sunuyor bize. Bir diyor, demokrasi ve hukukta 8 y ld r yakalanan ivme tavan yapt ve o kadar demokratiklefltik ki art k bir dönem a z m za almaktan korktu umuz, dost meclislerinde bile k s k sesle ifade etti imiz katliamlar ulu mecliste tart fl r hale geldik. ki diyor, siyasi iklim flimdi, tam flu anda, bu dakikalarda uygun. Malumunuz devletçek son sürat aç lmay pek bir önemser oldular. Öyle bir aç l m türküsü tutturdular ki Kürtlerden, Romanlara, Alevilerden, Ermenilere herkesin kulaklar na ulaflt bu türkünün melodisi. Çal fltaylarla, üstü kapal merak uyand r c söylemleriyle, arkas yar n tad nda aymazl klar yla, yaratt klar her fley çok güzel olacak alg s yla besledikleri; utanmasalar yafl pastalar kesecekleri, memleketi toptan konfeti ya muruna tutacaklar, neredeyse ulusal aç l m bayramlar ilan edecekleri raddede gördük ki; bahsi geçen aç l m n aç lmay içeren kökü d fl nda ortada ne bir fol ne de bir yumurta vard r. En az ndan tüm gayretkeflli imize ra men biz henüz tespit edemedik! Egemenler ipin bir ucunu suyun kenar ndaki kaz a bir ucunu da bellerine s ms k ba lam fllar, dalm fllar bir havuza, serinlemeye durmufllar. Hal böyle iken okyanuslara aç ld klar n iddia edebilmenin piflkinli i mayalar nda mevcut bulunan ikiyüzlü, katliamc niteliklerinin d fla vurumudur. Öyle ki 77 1 May s n Taksim Meydan nda kutlayan 500 bin emekçinin üzerine nereden ve kimin teti i çekmesiyle geldi i bin bir türlü çabaya (!) ra men bir türlü bulunamayan sald - r n n ard ndan 34 kiflinin ölmesini, yani kanl 1 May s katliam n ; 19 Aral k 1978 de bir sineman n bombalanmas yla bafllay p Marafl taki Alevilerin katledilmesiyle devam eden Marafl Katliam n ; 30 Haziran 1980 de devletin çok objektif, tarafs z, nitelikli en resmi yay n organ nda ç kan Alaaddin Cami atefle verildi haberiyle/ça r s yla galeyana gelip cihat ilan edenlerin Çorum da Alevileri katlettikleri Çorum Katliam n ; 93 te hat rlad kça hala burnumuzda insan eti kokusunun tütmesine sebep olan Sivas Katliam n n faillerinin bulunmas için aç l m sürecinin en uygun siyasi iklimi sa lad n düflünüyorlar! Failler mi? Son dönemde pek bir moda oldu fail meselesi. Teti i çektiren zihniyetten, büyük hesaplardan, teti i çek diyen duda n varl ndan bihaber egemenler düfltüler ucuz kahramanlar n, piyonlar n pefline. Ne yani Hrant Ogün Samast m öldürdü? Buna kanmas n m bekliyorsunuz insanlar n? Samast iflah olmaz bir Agos Gazetesi okuru muydu? Malum yaz y sat r sat r okuyup Hrant katletme hissiyat n vatan ve milleti koruma gayesiyle mi perçinledi? Tarih uzman m yd kendisi? Soyk r m de il tehcir tespitini mi yapt beton gibi kitaplar okuyup hatmettikten sonra. Uzun söze ne hacet? De ildi! Hrant n katli bu devletin özünü ifltigal eden tahammülsüzlü ün bir kez daha tekrarlanan boyutuydu yaln zca. Hrant n bafl na isabet eden kurflunu, Ogün Samast n parmaklar itti, ama Samast bu katliama bizatihi bahsi geçen o karanl k, bu düzen, bu sistem, bu devlet itti. Ayn flekilde ne Taksim de ne Marafl ta ne Sivas ta yaflananlar farkl d r. Ötesi Dersim 38 den tutal m da Ulucanlar, Gazi, Beyaz t gibi katliamlar n hiçbirinde ufak teknik ayr nt lar d fl nda senaryo de iflmemifltir. Katliam faflist devletin y ld rmak/sindirmek/korkutmak/yok etmek amac yla kulland araçlardan yaln zca biridir. Kullan lan alet, edevat, kullanan el de iflkendir ancak; devletin faflistli iyle malul amaç ve as l fail hep ayn d r; Faflist devlet! Say n Kafkas, faillerin bulunmas n bu denli can gönülden istiyorsa, parças bulundu u iktidar öbe- ine flöyle bir göz ats n. Kollu undan, ordusuna, meclisinden, yarg s na bir bütün kan kokan düzen as l fail olarak karfl s nda durmaktad r. Kukla cans z, ruhsuz bir oyuncakt r bilmez misiniz? Ona hareketi katan ba l oldu u ipleri oynatand r. Pek Say n Kafkas iplerin kimde oldu unu biliyordur bizce. Malumunuz koca vekil olmak zor bu devirde! Sözde Demokratikleflmeye Bile Tahammülü Olamayanlar Siyasi aktörler, klikler mevcut düzenin kendilerine biçti i hareket alan içerisinde birbirlerini yemeyi pek severler. Klik çat flmas olarak ifade edilen bu süreçlerde ayn ipe ba l olan, ayn düzenin yürütücüleri olan bu klikler en çok ben iflbirlikçilik yapar m, en çok ben onlar n ekme ine ya sürerim, en çok ben onlar n istedi i düzenlemeleri yapar m ç rtkanl yla yar fla koyulurlar. Gücü gücü yetene ana kural yla süren bu yar flta sistem kendi bekas n daim k larak yar fl n esas kazanan oldu unu yine ilan eder. fiu s ralar memlekette dalga dalga süren Ergenekon operasyonlar ile, demokratiklefliyoruz, katliamlar n faillerini buluyoruz komiklikleriyle yap lmayan çal fl lan da tam da bu klikler aras çat flma diye adland r lan çetrefilli süreci ifade ediyor. Sistem diyor ki eskinin derinine, a as na, beyine senin miad n doldu, yeni derinlikler, a alar, beyler laz m bana. Tam da bu noktadan en fazla muzdarip olaca n düflündü ümüz siyasi(!) çevre faflistli iyle, katilli iyle, kan severli iyle tan nan/ bu noktada büyük ün yapan, sistemin zaman gelince at l kurt diyerek üzerimize salmaktan hiç çekinmedi i katiller kulübü Milliyetçi Hareket Partisi oluyor. Ne oluyor yahu ne aç l m, biz bu devlet için öldürdük, habire öldürdük, boyuna öldürdük nidalar ata ata ortalarda gezen bu zihniyet katliamlar mevzu bahis olunca ya ayd nlanacak da ne olacaklar, yaralar deflmeyelim, unutmaya çal flal m, metin olal m, dirayetimizi koruyal m i rençli iyle dikiliveriyor karfl m za. Malum her tetikte bu faflist kulübünden birilerinin parmak izine rastlamaya al flm flt k. Varl k zemini kontgerilla örgütlenmesi olan MHP perstij kaybetmekten duydu u korkuyla demokratikleflme masal n n karfl s na buradan dikiliyor iflte! Al birini vur ötekine! Kad n da olsa çocuk da, gere i yap lacakt r! Diyarbak r da polise tafl att klar gerekçesiyle tutuklan p, Diyarbak r E Tipi Hapishane ye konulan çocuklar hasta çocuklar n tedavi edilmemesi, yemeklerden kurt, pasl çivi ve t rnak ç kmas, asker ve gardiyanlar n çocuklara yönelik fliddet uygulamas gibi nedenlerden dolay 7. ve 12. Ko uflu atefle vererek isyan ç kard. Hapishanede kalan çocuklar 23 Nisan da kamuoyuna aç k yazd klar mektupta flunlar ifade etmifllerdi: Say n Erdo an kendi ülkesinde, kendi zindanlar nda bulunan bizlerin ac lar n dile getirmekten korkarken, mazlum çocuklar n duruma dikkat çekmesine anlam veremiyoruz. Galiba biz Erdo an a göre çocuk de il de ülkeyi parçalamaya çal flan teröristiz. Toplam 6 hasta tutsak çocu un bulundu u ko ufllarda arkadafllar için birçok kez hapishane yönetimine dilekçe yazd klar n belirten çocuk tutsaklar, bir netice alamad klar n söyledi. Hapishanenin bu uygulamalar ndan kaynakl geçti imiz haftalarda intihar girifliminde bulunan S. adl çocuk tutsa n hala yemek yiyemedi i, arkadafllar yla konuflmad ve a lad da ö renildi. TMK ma duru çocuklar n hapishanelerdeki durumu üzerine, isyandan daha önce HD Diyarbak r fiubesinin yapt bir aç klama durumu gözler önüne sermektedir. HD Diyarbak r fiubesi, polise tafl att klar gerekçesiyle tutuklu bulunan çocuklar n psikolojik travma yaflad n söyleyerek, Kötü cezaevi koflullar n n düzeltilmemesi Türk askerleri kovalad, ran kurfluna dizdi Van n Özalp ilçesine ba l Yukar - turgal (Axurk) Köyü nün Türkiye- ran s n r nda mazot kaçakç l yapt klar iddia edilen 2 kifliye saat s ralar nda ran askerleri taraf ndan atefl aç ld. Aç - lan atefl sonucu kalbine kurflun isabet eden Eflref Bargin (23) yaflam n yitirdi i kuzeni Volkan Bargin (17) ise vücuduna isabet eden 4 kurflunla a r yaraland. Görgü tan klar, Türkiye askerlerinin Volkan ve Eflref Bargin in s n ra do ru kovalad n bunun üzerine ran askerleri taraf ndan yakaland klar n söyledi. Görgü tan klar ran askerlerinin sa yakalad kuzenleri kurfluna dizdi ini belirttiler. durumunda isyan ç karabilirler demiflti. HD Diyarbak r fiubesi Çocuk Haklar Komisyonu üyesi Av. Keziban Y lmaz, geçti imiz Pazartesi hapishane koflullar n protesto için çocuklar n ko ufllar n kilitledi ini söyledi. Hapishanede çocuklar n çok kötü flartlar alt nda bulundu unu belirten Y lmaz, Çocuklarla yapt m z her görüflmede sa l k koflullar n n yetersiz oldu- u ve tedavilerinin yap lmad n, bunun yan nda cezaevi görevlileri taraf ndan da kötü muameleye u rad klar n belirtmifllerdi. Biz bu sorunu defalarca yetkili mercilere iletmemize ra men hiçbir flekilde önlem al nmad. Cezaevine giderek yapt - m z görüflmelerde çocuklar bize, büyük travmalar yaflad klar n ve bir arkadafllar - n n da intihar girifliminde bulundu unu ifade ettiler. Say n Baflbakan ve yetkili bakanlara sesleniyoruz. Çok geç olmadan vicdan n z n sesini dinleyerek çocuklar cezaevinden kurtaracak yasal düzenlemeleri bir an önce yap n demiflti. Tutuklu çocuklar n, hapishane koflullar yla ilgili ailelerine mektup yazd - n ifade eden HD yöneticisi Av. Serdar Çelebi ise mektuplarda yemeklerinden çivi ve t rnak ç kt n söyledi. Yemekte ç kan maddeleri hapishane yönetimine bildiren çocuklar n Buna bile flükredin fleklinde cevap ald klar n belirtmiflti. (Mersin) Zeyneb Celaliyan için acil eylem karar ran rejimi taraf ndan 2009 y l nda Allaha karfl gelmek suçlamas yla 19 arkadafl yla birlikte idam cezas na çarpt r lan ve 2 ay aflk n süredir kendisinden haber al namayan Kürt kad n haklar savunucusu Zeyneb Celaliyan n ak betinin ortaya ç kart lmas için Uluslararas Af Örgütü (A ) acil eylem karar ald. Celaliyan için adil yarg laman n yap lmad, verilen cezan n adil olmad ve 2 ay aflk n süredir ak betinin belli olmad na dikkat çeken A üyesi ve KURD -DER Malazgirt fiube Yöneticisi Serdar Balc, karar çerçevesinde çal flma yürüteceklerini belirtti. Örgütün stanbul temsilcili ine yapt baflvurunun ard ndan örgütün acil eylem karar ald n ifade eden Balc, al nan karar çerçevesinde ran n stanbul Konsoloslu- u na baflvuru yap laca n söyledi. Balc, iki ayd r haber al namayan Celaliyan n ran rejimi taraf ndan idam edilmifl olabilece ini kaydetti. Durmak yok, tutuklamalara devam! Kürt co rafyas n n her parças ve bilefleni egemenlerin sistematik sald r lar na maruz kalmaya devam ediyor. Kuflkusuz tehdit olarak alg lanan alanlardan birini de üniversiteler oluflturmakta. Yurtsever, ilerici ö rencilere her y l düzenli olarak yap lan gözalt lar bu y l da süreklili ini korumufl ve en basit hak taleplerine, hak aray fllar na yönelik sert bask uygulanm fl, ö rencilere onlarca y l cezalar n istendi i davalar aç lm fl birço u da tutuklanm flt r. Rektörlük taraf ndan gerçeklefltirilen bahar flenliklerine ö rencilerin dâhil edilmemesi ve ö rencilerin iradelerinin hiçe say lmas sebebiyle Dicle Üniversitesi bahar flenliklerini ö renciler; ö renci derne i öncülü ünde boykot etmifl ve oturma eylemi yapm flt r. fienliklerin bafllamas yla birlikte flenlikleri protesto eylemleri yap lm fl bu nedenden dolay da 104 ö renci gözalt na al nm flt r. Ö rencilerin demokratik eylemlerine bile tahammül edemeyen rektör, polisi ça rm fl ve ö rencileri gözalt na ald rm flt r. fienliklerin bafllang ç tarihi olan 26 Nisan da oturma eylemi yapmalar sebebiyle gözalt na al nan ö rencilerin gözalt süreleri 4 güne uzat lm fl ve ard ndan ç kar ld klar mahkemece 8 ö renci tutuklanm flt r. Komiktir ki tutuklama sebebi; ö rencilerin KCK ba lant l oldu u iddialar d r. Bütün demokratik hak arama taleplerine devletin bu yaklafl m co rafya insan na yabanc olmamakla birlikte yaflanan hukuksuzluklara da yenilerini eklemektedir. Yaflanan gözalt lara iliflkin HD ve E itim- Sen in fakülte önünde yapt bas n aç klamas nda flu vurgular yap ld : Devletin bölgeye iliflkin politikalar her zamanki gibi özgüllü ünü korumaktad r. Bu politikalar etkisini kuflkusuz üniversitesinde de göstermektedir. YÖK ün üniversitelere gönderdi i son yaz larda flu durum aç k bir flekilde ortaya ç kmaktad r, Kürt ö rencilere dikkat edin diyen YÖK bu aç klama ile apaç k Kürt ö rencileri fifllemektedir. fienlikler kapsam nda bir baflka ilginç noktay ise fluras oluflturmaktad r: YÖK inisiyatifiyle 2005 te kurulan ve Bologna sürecine ö rencilerin kat l m n gerçeklefltirdi i iddias nda olan Ö renci Konseylerinin s n rlar da bir kere daha çizilmifl oldu. Ö renci Konseyinin yurtsever ö rencilerin elinde olmas nedeniyle bu seneki flenliklere konseyler de dâhil edilmemifl oluyor. Daha yal n bir ifadeyle ö rencisiz ama ö renciler için bahar flenlikleri düzenlenmeye devam ediliyor. T pk Kürtsüz yap lan Kürt aç l m gibi. (Amed YDG) Bölgede Bombalanmayan Yer Yok! Bölgede uzun dönemdir bafllayan askeri hareketlilik artarak devam ediyor. HPG nin gerçeklefltirdi i eylemlerle beraber art r lan askeri operasyonlar bölgenin tamam na yay lm fl durumda. Hava destekli olarak gerçekleflen ve uzun zamand r sürdürülen operasyonlar Dersim de 2. ay n doldurmufl durumda. Dersim de Mart ay n n ortalar ndan bu yana bafllat lan operasyon ve askeri sevkiyata her gün bir yenisi ekleniyor. Naz miye ve Pülümür bölgelerinde baflta Dokuz Kayal klar, Kutu Deresi ve Buyer Baba alanlar aral ks z flekilde bombard mana tutulurken, Ovac k n Mercan Vadisinde Kobra tipi helikopterlerle stratejik noktalar bombal yor. Mazgirt k rsal nda bafllat lan operasyonlar aral kl ve yer yer nokta at fllar ile sürerken, Hozat k rsal n jet uçaklar bombalan yor. Naz miye ilçesine ba l Sar yayla Karakolu ve Pülümür lçesi k rsal nda bulunan Hasangazi Jandarma Karakolu na gerçeklefltirilen sald r lar n ard ndan askerler gerillalar n tahmini geçifl bölgelerine operasyonlar düzenliyor, da lar bombal yor. Bu artan operasyonlar nedeniyle köylüler de zor günler yafl yor. Köyler ve yaylalar operasyonlar nedeniyle asker ablukas nda ve köylüler operasyonlardan büyük zararlar görüyor. Bölgedeki ar c lar ve küçükbafl hayvan besicileri de yo un bombard manlar nedeniyle yaylalardan inmek zorunda kald. Bingöl ün Genç lçesi ile Diyarbak r n Lice Sanatç P nar Sa hakk nda TKP/ML T KKO nun kurucu önderi brahim Kaypakkaya ya iliflkin suç ve suçluyu övdü ü iddias yla aç lan davan n ilk duruflmas görüldü. 25 Mart 2009 tarihinde Dersim de ba ms z belediye baflkan aday Murat Kur la dayan flma amac yla gerçeklefltirilen etkinlikte sarf etti i; Faflist iktidara karfl her zaman dik durmufl Kaypakkaya n n yoldafllar na sözlerini inceleyen Emniyet, savc l a baflvurmufl, ard ndan Tunceli Cumhuriyet Baflsavc l taraf ndan dava aç lm flt. P nar Sa ve ayn etkinlikte sahne alan sanatç Mehmet Özcan hakk nda TCK n n 215 nci maddesine dayan larak 2 y l hapis cezas isteniyor.davan n soruflturma aflamas nda fiiflli Cumhuriyet Savc l na ifade evren P nar Sa n ilk duruflmas 10 May s günü görüldü. P nar Sa n efli Tolga Sa ve ba lama ustas Arif Sa ile birlikte birçok sanatç n n, demokratik kitle örgütünün kat ld duruflmada Partizan ve Demokratik Haklar Federasyonu da haz r bulundu. Kalabal k bir avukat grubunun ve izleyicinin kat l m ile gerçeklefltirilen lçesi k rsal nda süren operasyon geniflleyerek devam ederken, Bingöl ün Yayladere ve K ilçeleri k rsal na yo un askeri sevkiyat yap l yor. Diyarbak r n Lice lçesi nde Abal Köyü Jandarma Karakolu na yap lan sald r n n ard ndan bafllat lan operasyon geniflleyerek sürüyor. Öte yandan Batman n Kozluk, Sason ve Diyarbak r n Kulp lçesi k rsallar na yönelik operasyon da devam ediyor. Bölgede zaman zaman gerillalarla çat flma yaflan yor. Kars n Ka- zman lçesi k rsal nda da askeri operasyon bafllat ld. Hakkâri nin Yüksekova lçesi ne ba l Oremar Bölgesi nde 2 askerin yaflam n yitirdi i çat flmadan sonra bölge savafl uçaklar taraf ndan bombalanmaya baflland. Çukurca dan da s n r bölgesine obüs at fllar yap l rken, fiemdinli k rsal da kobra tipi helikopterlerce bombalan yor. Diyarbak r Askeri Havaalan nda bafllayan hava hareketlili i devam ediyorken, askerler zaman zaman s n r bölgesini geçiyor. Bunun yan nda s n ra sevkiyatlar da devam ediyor. Silopi lçesi ne daha önce getirilen çok say da asker ve askeri mühimmat Habur S n r Kap s na do ru hareket ediyor. Çukurca lçesi nde operasyona gitmek istemeyen koruculara operasyona ç kmalar için bask yap l yor. fi rnak ta da kaçakç olduklar ileri sürülen 5 kiflinin Milli Taburu na ba l askerler taraf ndan tarand iddia edildi. Tarama sonucu 1 kifli yaflam n yitirirken, 1 kifli de yaraland. (Erzincan) Kaypakkaya y övmek suç de ildir! duruflmada hâkim ilk olarak P nar Sa n 17 lerle ilgili yapt konuflma hakk nda ifadesini sordu. Sa, aradan uzunca bir süre geçti ini ve söz konusu dosyay incelemedi ini dile getirdi. Tunceli Savc l n n talimat ile al nan ikinci ifadesinde hakim P nar Sa a Kaypakkaya ya iliflkin sözlerini sordu. P nar Sa ; Deniz Gezmifl ve Mahir Çayan gibi Kaypakkaya hakk nda da sonuçlanm fl bir davan n olmad n ve suç teflkil edecek bir fiil ifllemedi ini dile getirerek Kaypakkaya y övmenin suç oldu unu düflünmüyorum fleklinde ifade verdi. Avukatlar da Kaypakkaya n n ülkesinin ba ms zl ve halk n yoksulluktan kurtar lmas için mücadele etti ini dile getirerek Kaypakkaya hakk nda aç lan davan n düfltü ünü ve hukuki olarak suç kapsam na al nabilecek sonuçlanm fl bir dava olamad n söylediler. Kaypakkaya n n k z kardefli avukat Elif Günefl de Kaypakkaya n n var olan adli sisteme göre suçsuz oldu unu ve halk n n mutlulu u için mücadele ederken iflkencede katledildi ini söyledi. ( stanbul)

7 Halk n gündemi flçi-köylü 7 Hoflçakal Güler, ölümsüzlü ün onurumuzdur! Tecridin ta kendisidir ölüm! Böyle diyordu, Güler Zere, yazd son mektubunda 14 y ll k tutsakl n sonucu, devletin tecrit politikas onda hiç unutamayaca izler b rakm flt. Öyle izlerdi ki bunlar, dört duvar ile özgürlü ünü k s tlamakla yetinmiyor, yaflam hakk n bile elinden çekip al yordu. Hapishane koflullar ve devletin sistemli, programl sessiz imha politikalar sonucu ölümcül bir hastal a yakalanm flt Zere Hastal k ilerliyor, ancak Zere ne hastaneye sevk ediliyor ne de hastal n n teflhisi konuluyordu. H zla ilerleyen hastal n bir süre sonra damak kanseri oldu u ö renildi. Ancak yine de Zere nin tedavisi bir türlü yap lm yordu. Bu kez yoldafllar, dostlar ve toplumun tüm duyarl kesimleri harekete geçti. Birçok yerde çeflitli eylemler örgütlendi, sa l k örgütleri hapishanede de il, hastanenin mahkûm ko uflunda bile kalamaz, tahliye edilmeli! diye bas bas ba rd! Ama devletin kulaklar sa rd, çünkü hedefine kilitlenmiflti. Zere, devlete bafl kald ranlara ders olmas için ölmeliydi! Adana da Balcal Hastanesi mahkûm ko ufluna kald r ld nda hastal iyice ilerlemiflti Zere nin Devletin kanl havlusu Adli T p Kurumu, Zere nin ölmesi için art arda rapor haz rlamaya devam ediyordu. Devrimci düflman Nur Birgen, arkas nda devlet oldu u halde, kinini kusuyor ve ölümün k y s ndaki Zere nin yaflam ndan ve nefesinden çal yordu. Eylemler artt ve sonunda 6 Kas m günü Zere tahliye oldu. Hemen stanbul a getirtilen Zere nin tedavisine Çapa T p Fakültesi nde devam edildi. Hastal n son evresindeydi ama çevresinden ald moralle tedavilere mucize denilecek derecede olumlu yan tlar verdi. Ancak hastal k art k geri dönülmez bir evredeydi. 15 Nisan günü Zere nin avukat Oya Aslan bir aç klama yaparak, durumunun çok a rlaflt n aç klam flt. 7 May s günü geldi inde, Zere, geride yoldafllar na, dostlar na geride b rakarak günefle gidenlerin yolunu tutacakt. TC Cumhurbaflkan A. Gül affetmiflti Zere yi! Hastal son evresine gelene kadar daha da kötüleflmesi için penceresiz, moral bozucu ortamlarda tutulan Zere affedilmedi! Devlet, d flar da oluflan kamuoyu bask s yla, Zere yi tahliye etti. Ama bunu yaparken de son hamlesini oynayarak, Zere nin d flar da ölmesi ni sa lad! Zere art k aram zda de il! Beni ölümün k y s na getirip öyle b rakt lar. Yaflam hakk m gasp edildi. D flar da ölme hakk verildi. Bunu da unutmayaca m. Henüz içeride hasta tutsaklar var. Hala tecrit var. Ki tecridin ta kendisidir ölüm! Evet, sevgili dostumuz, biz de unutmayaca z! Seni de ve senin yaflam n elinden çalanlar da Katil devlet hesap verecek! 7 May s Cuma günü saat de ölümsüzleflen Güler Zere düzenli olarak yap lan hasta tutsaklar eyleminde an ld. Saat da Taksim Tramvay Dura nda bir araya gelen kitle Güler Zere ölümsüzdür yaz l pankart açarak Güler Zere ölümsüzdür, Katil devlet hesap verecek, Devrim flehitleri ölümsüzdür sloganlar n att. Yol boyunca büyük bir öfkeyle at lan sloganlarla Bize Ölüm Yok marfl söylendi. Galatasaray Lisesi önünde sona eren yürüyüflün ard ndan Zere flahs nda sayg duruflu gerçekleflti. Eylemde yap lan aç klamada devletin tecrit politikalar n n bir sonucu olarak Zere nin yaflam - n yitirdi i belirtildi. Zere nin serbest b rak lmas n n uzun süren bir mücadele sürecini kapsad n ve Zere ye tan nan özgürlü ün d flar - da ölme özgürlü ü oldu u belirtilerek Zere nin hesab n n sorulaca vurguland. Zere için, 8 May s günü, Küçük Armutlu Cemevi nde bir anma düzenlendi. 9 May s günü de yüzlerce kiflinin kat l m yla düzenlenen cenaze töreninin ard ndan, Zere, Elaz a u urland. Devlet, Elaz ve stanbul Okmeydan nda Zere için yap lan eylemlere sald rd. Mersin 8 May s tarihinde Zere flahs nda tüm hasta tutsaklar için bir bas n aç klamas düzenlendi. Halk Cephesi nin yapt aç klamaya devrimci ve demokrat kurumlardan da destek geldi. Aç klamada, tüm hasta tutsaklar n serbest b rak lmas talebi yer al rken, özellikle devrimci tutsaklara yönelik uygulanan tecritin de bir devlet politikas oldu una de inildi. Adaletin terazisi polisten yana iflliyor! stanbul Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu nun yürürlü e girdi i günden beri ülkede polisin keyfi uygulamalar n n önü kesilmiyor. Osman Asl, geçen y l Aral k ay nda hava de iflimi izni için stanbul a geldi. Yolda yürürken, Avc lar Firüzköy Karakolu nun devriye gezen yunus ad verilen ekiplerince gözalt na al narak, Firüzköy Emniyet Müdürlü ü ne götürüldü. Sadece iki saat sonra Asl n n, gözalt nda tutuldu- u yerde ayakkab ba c klar ile kendisini asarak intihar etti i iddia edildi. Soruflturmas n yürüten Savc l k, Asl n n karakola yürüyerek girdi i ve battaniyeye sar l cans z bedeninin ç kar ld görüntüler d - fl nda kayda ulaflamad. Asl n n tüm odalar kameralarla dolu olan karakolda, yasalar gere i kamera olmamas gereken Avukatlar Odas na konulmas dikkat çekerken, üç kez ifade de- ifltiren polislerin anlat mlar da birbirleriyle çeliflti. Asl n n gözalt ifllemi s ras nda al nmas gereken ayakkab ba c klar da unutulurken, vücudundaki darp izleri de hala s rr n koruyor. Adli T p Kurumu, Osman Asl n n ölümü ile ilgili ilk raporunda bo ulma nedeniyle ölüm karar n verdi. Ancak avukat n n talebine karfl n Asl n n vücudundaki darp izleri incelenmedi, burnunun üzerinde belirgin bir darp izi bulunuyor. Asl n n, normal gözalt ifllemlerinde kiflinin geçirilmesi gereken muayenelerden de geçirilmedi i ortaya ç kt. Gözalt na al nd karakolda intihar etti i öne sürülen asker Osman Asl n n soruflturmas nda alt ayda bir ad m yol kat edemedi. Anneye katilden daha fazla ceza! zmir 25 Kas m 2007 tarihinde dur ihtar na uymad gerekçesiyle polis taraf ndan öldürülen 20 yafl ndaki Baran Tursun un annesi Berrin Tursun hakk nda cinayet san polisin cezas ndan daha fazla ceza istendi. Karfl yaka 5. Asliye Ceza Mahkemesi savc s o lunun öldürülmesine isyan eden anne Berrin Tursun için san k polis Oral Emre Atar n cezas ndan daha fazla istedi. Karfl yaka 1. A r Ceza Mahkemesi Baran Tursun un ölümüne sebep olan silah kullanan Emre Oral Atar suçlu bulmufl ve 25 ay ceza vermiflti. Delilleri karartmak ve evrakta sahtecilik yapmaktan yarg lanan 10 polisin berat na karar vermiflti. Anne Berrin Tursun için Asliye Ceza Mahkemesi savc s 41 ay ceza istedi. Karfl yaka 5. Asliye Ceza Mahkemesi nde görülen davaya sebep olarak, bas n aç klamas s ras nda kullan lan ifadelerin tehdit, hakaret ve devletin kurumlar n n alenen afla lanmas gösterildi. Dava 17 May s 2010 tarihine ertelendi. ( zmir K) Adli T p bir cinayet örgütüdür! Adli T p Kurumu bir cinayet flebekesi gibi çal flmaktad r. Bu kurumun bir an önce la vedilmesi gerekiyor! Adli T p Kurumu nun Wernicke Korsakoff hastas Bekir fiimflek adl tutsak hakk nda, Türkiye de olmayan yüksek güvenlikli hastanede kalmas yönündeki karar devrimci ve ilerici kurumlar taraf ndan yap lan bir eylemle protesto edildi. 6 May s günü ö len saatlerinde Adli T p önünde bir araya gelen kurumlar; 1996 y l ndan bu yana Wernicke Korsakoff hastas olan, bulundu u tek kiflilik odada askerlerin sürekli nöbet tuttu u Bekir fiimflek hakk nda verilen karar protesto etti. Hasta tutsaklar serbest b rak ls n yaz l pankart açan kurumlar ad na bas n aç klamas n yapan Fahrettin Keskin; fiimflek in tüm yaflam boyunca tek bafl na bir odaya mahkûm edildi ini söyledi. Bekir fiimflek in serbest b rak lmas gerekirken Türkiye de olamayan yüksek güvenlikli bir hastaneye sevk karar verildi ini hat rlatarak Adli T p Kurumu nun bir cinayet flebekesi gibi çal flt n söyleyerek la vedilmesini istedi. Akçay n do um günü mücadelesi ile kutland Adli bir davadan tutuklu bulunan 14 yafl ndaki Abdullah Akçay n sa l k durumu a rlafl yor. Hapishane koflullar nda kan kanserine yakalanan Akçay için her Cuma saat de yap lan eylemler ise Akçay n umutlar na umut ekliyor. 7 May s günü Akçay n do um günü olmas Okmeydan E itim ve Araflt rma Hastanesi nde yap lan eyleme renk katt. Kan kanseri Abdullah Akçay serbest b rak ls n yaz l pankart aç larak yi ki do dun Abdullah sloganlar at ld. 18 yafl n dolduran Akçay n tüm akrabalar da kat ld. Eylemde bir konuflma yapan Akçay n annesi Beyreta Akçay, anneler gününde bir anneye verilmesi gereken hediyenin çocu u oldu una vurgu yapt. Konuflman n ard ndan aç klama yapan HD stanbul fiubesi yöneticisi Sevim Kalman, Akçay n serbest b - rak l p, insani koflullarda tedavi edilinceye kadar tüm olanaklar n kullan laca na de- indi. ( stanbul) Hapishanedeki bask lar intihar giriflimine neden oldu ntihar iddias na aile inanm yor! Diyarbak r E Tipi Hapishanede tutuklu bulunan 16 yafl ndaki S. nin hapishanedeki bask lardan kaynakl intihar girifliminde bulundu u belirtildi. TMK kapsam nda Diyarbak r E Tipi Hapishane de kalan S. Adl çocuk 25 Nisan günü bask lardan dolay intihar girifliminde bulundu. Gece saatlerinde banyoda çamafl r ipini bo az na geçirerek intihar girifliminde bulunan S. son anda arkadafllar taraf ndan fark edilerek kurtar ld. ntihar girifliminde bulunan çocuk tutuklu S. hastaneye götürülüp ayn gün hapishaneye tekrar geri getirildi. Olaydan sonra S. adl çocu un oda arkadafllar S. nin tedavisi yap l ncaya dek süresiz açl k grevine girdiler. Açl k grevinin 4. günü S. nin hastaneye götürülmesi ile grev sonland r ld. Yaflanan olaya iliflkin tutuklu çocuklar HD Diyarbak r fiubesine baflvurarak olay n araflt r lmas n istediler. ( zmir) TKP/ML militanlar ndan eylemler Elimize yoluyla ulaflan habere göre TKP/ML militanlar 24 Nisan ve 1 May s ilgili çeflitli eylemler yapt lar. Aç klamaya göre Bursa n n Teleferik Mahallesinde 38. direnifl ve savafl kavga y l nda TKP/ML saflar na fleklinde yaz lamalar yap ld ve birçok bölgeye TKP/ML ve T KKO imzas at ld. Yine Gebze nin Ulafltepe Mahallesinde 24 Nisan ve 1 May s bildirileri da t ld. Okmeydan nda ise 24 Nisan ve 1 May s bildirileri da t larak ayn zamanda Proletarya Partisi nin kuruluflu ve 1 May s a dair kufllamalar yap ld. 1 May s Mahallesi nde 1 May s sabah kufllamalar yap larak 24 Nisan selamland ve emekçiler 1 May s a ça r ld. Gazi Mahallesi nde de TKP/ML T KKO imzal 24 Nisan ve 1 May s içerikli kufllamalar yap ld. Kufllamalarda Yaflas n 1 May s, 38. kurulufl y l nda TKP/ML saflar na, alanlara, Yaflas n halk savafl yaz l idi. Ac lara Yenilmeyen Gülümseyifller STANBUL 36 y l önce 6 May s sabah idam edilen Deniz Gezmifl, Hüseyin nan ve Yusuf Aslan anmak için Taksim Tramvay Dura ndan Galatasaray Lisesi nin önüne bir yürüyüfl düzenlendi. 6 May s ta BDSP, DHF, Devrimci Hareket, Emek ve Özgürlük Cephesi, Kald raç, Partizan, PDD ve SODAP n örgütledi i eylemde kitle; alk fl ve sloganlarla yürüyüfle geçerek Devrim flehitleri ölümsüzdür slogan n att. Haz rlanan ortak metinde 6 May s 1972, Türkiye devrimci hareketinin tarihinin dönüm noktalar ndan biridir. Bu tarih, ne haks z yere verilmifl bir ceza ne de iyi gençlerin yanl fll kla öldürülmesi olarak ele al namaz denildi. ZM R 6 May s Perflembe günü ölümsüzleflmelerinin FAfi ST REKTÖRLÜKTEN Ö RENC LERE UZAKLAfiTIRMA Gaziantep Üniversitesi nde 5 ö renci 2 fler hafta okuldan uzaklaflt rma ald. Bilindi i gibi Ekim 2009 da 5 ö renci faflistler taraf ndan sald r ya u ram flt. Ard ndan kavgadan dolay sald r ya u rayan 5 ö renciye soruflturma aç lm flt. O soruflturma sonucunda 5 ö renci 2 fler hafta uzaklaflt rma ald. Sald ran faflistlerden ise sadece 3 ö renciye 2 fler haftal k uzaklaflt rma verildi. Sald rganlar n tüm kamuoyu taraf ndan en az kifli olduklar bilinmesine ra men üniversitenin çekti i bir görüntüde sadece 3 kifli olmas ndan kaynakl 3 kifliye ceza verildi i belirtildi. (Antep YDG) 38. y l nda üç fidan zmir de an ld. Konak Eski Sümerbank önünden bafllayan kitlesel bir yürüyüflle Cumhuriyet Meydan nda yap lan bir bas n aç klamas yla hep beraber hayk r ld ; Denizler ölmedi, kavgam zda yafl yor! NEVfiEH R-HACIBEKTAfi 6 May s la ilgili liseliler olarak küçük bir anma yapt k. Anmada k sa bir yaz okundu ve tüm May s ay flehitlerinin kavgam zda yaflad na de inilerek ard ndan Gün Do du marfl okundu. fiiirlerin okunmas n n ard ndan etkinlik halaylarla son buldu. Ayn gün içerisinde Denizler ölümsüzdür yaz lamas yap ld da ö renildi. (Hac bektafl tan bir K okuru) ANTEP Üç fidan Antep te yürüyüfl yap larak an ld. Çeflitli gençlik örgütlerinin örgütledi i eyleme Genç- Sen olarak destek verdik. K rkayak Park nda toplanan kitle sloganlar eflli inde yürüyüfle geçti. Yürüyüfl eski Adliyeye kadar sürdü. Eski adliyede önce bas n aç klamas yap ld. Denizler ad na tüm devrim flehitleri için sayg duruflu yap ld. Ard ndan fliir dinletisi yap ld. fiiir dinletisinin ard ndan kitle da ld. (Antep YDG) BURSA 6 May s günü Fomara Meydan nda BDSP, BAT S, BAM S, DHF, YDG, Partizan ve BDP ve birçok Van M Tipi Hapishane de kendini asarak intihar etti i iddia edilen Nihat Yavuz un ailesi intihar iddialar na inanmad n belirterek olay n ayd nlat lmas için hukuki yard m talebiyle HD Van fiubesine baflvurdu. Van M Tipi Hapishane de kald tek kiflilik hücrede intihar etti i iddia edilen Nihat Yavuz un ailesi intihar iddialar na karfl gelerek olay n ayd nlat lmas için HD ye baflvurdu. Nihat Yavuz un abisi olaydan 3 gün önce görüfltüklerini, moralinin çok iyi oldu unu, intihar edecek hiçbir nedeninin olmad n söyledi. Abi Suat Yavuz 5 y ld r hapishanedeydi, ç kmas na iki ay kalm flt neden intihar etsin? diye sordu. Yavuz un ailesi otopsinin kendilerinin bilgisi d fl nda yap ld n hapishane yönetiminin olayla ilgili kendilerine hiçbir bilgi vermedi ini belirtti. Olay n bir an önce ayd nlat lmas isteyen aile yetkililerden olayla ilgili bir aç klama beklediklerini belirtti. ( zmir) Biz de sizin yat rd n z eflyalar almay z! Kendine has kurallar yla ve bu kurallar n uygulay fl yla gündemdeki yerini kaybetmeyen Sincan 1 No lu F Tipi tecrit ve tredmanda durmak yok yola devam diyor. fiimdilerde görüfle gelen ailelere görüfl bittikten sonra çocu unuz fazla eflyas n ç kartt diyerek asl nda tutsa n ihtiyac olan ve bazen hiç verilmeyen eflyalar tutsa n haberi olmadan geri d flar ç karmaya çal fl yor. Tutsaklara ise eflyalar n z depoda ihtiyac n z oldu u zaman biz size depodan veririz deniliyor, fakat ihtiyaçlar oldu unda depodan eflyalar ç km yor, ya kayboldu u söyleniyor ya da depo çok dolu bulam yoruz deniliyor Bu uygulamaya karfl tutsaklar ailelerine ve arkadafllar na biz size eflya ç kard k demeden kesinlikle eflya almay n uyar s nda bulunuyor. Ç kar ld söylenen eflyay almaya direnenler ise biz de siz eflya getirdi inizde sizin eflyalar n z almay z diye tehdit ediliyor. Yaflananlar bunlarla s n rl de il tabi ki son aylarda tutsak yak nlar telefon edip görüfllerle ilgili bilgi almak istediklerinde ise her defas nda yanl fl bilgi verilerek görüflleri engellenmekte. (Ankara) kurum Deniz Gezmifl, Hüseyin nan, Yusuf Aslan kavgam zda yafl yorlar pankart arkas nda flama ve dövizlerle kortej oluflturarak kent meydan na kadar yürüdü. Sloganlar ve alk fllar yla coflkulu bir flekilde gerçeklefltirilen yürüyüfl sonras etkinlik burada yap lan sayg duruflu ile bafllad. Okunan ortak bir metnin ard ndan eylem Gün Do du marfl ile bitirildi. Bursa Nilüfer lçesi Belediyesi de Nilüfer Gençlik Park nda yap lan Üç Fidan heykelinin aç l fl n yapt. Aç l fl n birinci gününde heykele faflistler taraf ndan boya ile bir sald r gerçekleflti.

8 flçi-köylü 8 Politika-gündem Asimilasyon Kazan, Dejenerasyon Kuyusu ya da Önce Siirt te, ilkö retim ça ndaki k z çocuklar n n iki y l boyunca okulun bir müdür yard mc s öncülü ünde, içlerinde asker, polis, ö retmen, esnaf ve bir imam n oldu u söylenen flehrin ileri gelen afla l k mahluklar taraf ndan tecavüze u rad haberiyle sars ld k. Sonra, Pervari de Atatürk Yat l lkö retim Bölge Okulu (Y BO) ö rencilerinin iki bebe e yönelik tecavüz haberi sars lmam z bofla ç kard! Nitekim, iki haber ardarda gelmifl ama baflbakan buyurmufltu: Abartmay n! diye. O halde, hacet yoktu sars lmaya. Demokrat Parti li Pervari Belediye Baflkan da olay n vahametini çocuklar n oyunu diye küstahça bir izaha giriflerek saf n belli etmiflti. Bu saf son tahlilde, Siirt teki tecavüz flebekesini, flebekeden veya olaydan haberdar olup da gizleyen bilumum flah s ve kurumlar, olay n abart lmamas n sal k veren baflbakan, Pervari olay n n üstünü örten aileleri, emniyeti, savc l ve olay kendi aralar nda kapatmay çözüm olarak sunan Belediye Baflkan n buluflturan bir saft r. Ve öylesine çirkeftir ki, b raksan z suçu çocuklara yüklemekte bir beis görmeyecektir. Varl k flart baflta Kürtler olmak üzere Müslüman-Türk olmayanlar asimile etmek olan bu okullar n bir kez daha ve bu kez tecavüz olay yla gündeme gelmesi flafl rt c de ildir asl nda. Çocuklar ve baflta anadilin aktar m nda annenin rolü nedeniyle k z çocuklar n hedefine alan bu asimilasyon çark n n ifllevsellik kazanabilmesi elbette çocuklar n çaresizli e itilmesiyle mümkün k l nabilirdi. Peki egemenlerin Y BO lara biçti i misyon neydi, ifllev nedir? Asimilasyon ve Y..B.O. Bu yekpare milliyet içinde yabanc harslar (kültürler) hep erimelidir diyordu smet nönü, 1925 te Muallimler Birli i nde yapt - konuflmas nda. Ayn y l n Eylül ay nda sunulan fiark Islahat Plan da bu eritme projesinde okullara ve bilhassa da yat l okullara yüklenen rolü gözler önüne sermekteydi: Bir taraftan muhtelif köylerde ilk ö retimi yayarken di er taraftan da hususi bir Maarif Teflkilat yla sakinleri münhas ran Kürt olan köylerin çocuklar için Bölge Yat l lkokullar tesisine bafllanmal d r. Bu okullar n hedefi bu çocuklar anadillerini unutturarak, Türkçe yi ana dili yerine ikame etmek olacakt r. Bunun için bu okullar yar yar ya Türk çocuklar ndan teflekkül etmelidir. Bu esaslar dahilinde kurulacak olan Maarif Teflkilat nda çal flacak ö retmenlerin anadillerinin Kürtçe olmamas na hususi surette itina ve dikkat edilmelidir. Bir dili en iyi ve kolay ö reten anad r. Bunun için bu m nt kalarda k zlar n tahsiline bilhassa itina etmek temsili (asimilasyonu) bir kat daha kolaylaflt racakt r. ttihat ve Terakki Cemiyeti nin Türklefltirme siyaseti üzerine kurulmufl yeni Türk devletinin kurucular dahi meflruiyet kayg - s n o kadar yo un yaflamaktad rlar ki, Dersim, tercihan ve müstacelen leyli iptidailer (yat l okullar) suretiyle Kürtlü e kar flmaktan bir an evvel kurtar lmal d r. Yani, bir an evvel harekete geçilmeli, meflruiyeti tehlikeye düflürecek ne varsa, Kürtlük nam na ne varsa yok edilmelidir. Yeni Türk devletinin asimilasyon çark günümüze kadar iflletilmeye devam edildi. Kürtçe nin kamusal alan n tamamen d fl na itilerek yasaklanmas n n en önemli ayaklar ndan biri okullar oldu. lim götürme kisvesi alt nda gitgide yayg nlaflt r lan yat l okullar, çocuklar n analar ndan ve dolay s yla anadillerinden kopar lmaya çal fl ld klar kurumlar n ötesine geçmediler. Dil, bir ulusun belirleyici ö elerinden olmakla o kadar önemlidir ki, bugün bile MGK n n A ustos 2009 tarihli Kürt Raporu nda, AKP nin gizli eylem plan nda bunu görmek mümkündür. Bölgede yat l ilkö retim okullar aç lmal... Bu okullarda Türk kimli ini gelifltirecek ders programlar uygulanmal... Bölge okullar nda Türk kültür ve kimli ini öne ç kartan dersler a rl k kazanmal gibi tespitlerde bulunan MGK raporuna 2008 de AKP nin T. Kürdistan ndaki valiliklere G ZL ibaresiyle gönderdi i eylem plan efllik etmektedir. Almanya da yaflayan Türklerin asimilasyon iddialar na karfl asimilasyon bir insanl k suçudur diyen Tayyip in hükümetinin gönderdi i bu gizli talimatname bu beylik sözün aksini ifade etmektedir: Kürtçe nin Y..B.O. e itim dili olarak kullan lmas konusunun Ba ms z Kürdistan ve Kürt Ulusu yaratma gayretlerinin bir parças oldu u hususunun, bölücü terör örgütü ve yandafl kurulufllar ile ba lant s ortaya konulacak; ulafl lan sonuçlar yurt içi ve d fl ndaki çal flmalarda bir mesnet olarak kullan lacakt r. Türk vatandafllar n n günlük yaflamlar nda geleneksel olarak kulland klar farkl dil ve lehçelerin ö renimi yap l rken, bunlardan herhangi birinin e itim-ö retim dili olmas na izin verilmeyecektir. Bugün say lar takriben 600 adet olan Y - BO lar n yar s T. Kürdistan nda bulunmaktad r. Bu gerçek, amaçlanan n asimilasyon oldu unu ortaya koymaya yetiyor. Üstelik asimilasyon devletin gayri-resmi güçlerince de yo un bir çabayla sürdürülmeye çal fl l yor. Y BO larda sabah-ö le-akflam yemeklerinde daha anlam n idrak edemeyecek yaflta olan nice çocuk zorunlu bir flekilde Allah m za hamd olsun. Milletimiz var olsun gibisinden bir yemek duas merasimine kat lmak durumunda b rak l yor. Türk- slam sentezini hakim k lmaya çal flan cemaatlerin yo un çabas da asimilasyon çark n n vazgeçilmez difllileri olarak dahil edilmifltir mekanizmaya. Kürtçe unutturulamazsa da, çocuk kendini Türk bilmelidir! Dejenerasyon ve Y..B.O. Dejenerasyon toplumsal bir olgu, toplumsal bir yara. Son günlerde Siirt ve Pervari de yaflanan vakalar en çarp c gündemler ancak vakalar münferit de il. ki olay n da kolektif bir biçimde gerçeklefltirilmifl olmas ve Mardin de, Kocaeli nde, Kayseri-Melikgazi de de benzer vakalar n yaflanm fl olmas ve daha ortaya ç kmayan buna benzer birçok olay n da örtbas edilmifl oldu u gerçe i sorunun tek tek vakalarla s n rl olmad bir vak a olarak toplumsal bir nitelik kazand n göstermektedir. Bu ba lamda dejenerasyonun bir unsuru olarak cinsel sald r kategorisinde de erlendirilen cinsel istismar ne Siirt le ne Y BO larla ne de okullarla s - n rl olmaktad r. Y BO larda sorunun bu kadar yüksek ve çarp c bir seviyede yaflan yor olmas tamamen devletin çocuklara iliflkin tutumuyla, Y BO lar n kurulufl amac yla aç klanabilir. Sorunun bölgeler klasman nda T. Kürdistan ndaki Y BO larda daha yo un yaflanmas da yine bu siyasetle beraber devletin Kürt ulusal varl karfl s ndaki konumlan fl n n bir sonucudur. Nitekim taciz ve tecavüzlere karfl protesto eylemi yapan kad nlara yönelik Siirt valisinin sözleri devletin tutumunu bariz bir flekilde özetlemektedir: Eylem yapmas nlar, fuhufl yaps nlar. Fikir de zikir de ayan beyan ortadad r. Eylem yapmak bölücülüktür, makul olan fuhufltur. O halde, bu sözleri sarf eden utanmaz vali, idaresinde bulunan kentte iki y ld r çocuklara tecavüz eden flebekeden de, Pervari ilçesindeki tecavüz olay n n örtbas edilmesinden de haberdard r. Nihayetinde bunu sessizlikle yok saymakla da faillerden biridir. E itim-sen in 2005 y l ndaki raporunda tespit etti ine göre Y BO pansiyonlar nda yedi ile on befl yafl aras ndaki çocuklar n bar n yor olmas cinsel istismara aç k kap b rakmak anlam - na geliyor. Yanl fl bilinçlenme veya bilinçlenmeme sonucu ergenlik ça na giren daha büyük çocuklar n cinsel yönelimlerinde kendilerine yak n ve kendilerinden küçük çocuklar hedef olmaktad r. Ne yaz kt r ki, e itimci kimli ini tafl yan bir k s m ö retmenin de cinsel istismar suçunda fail olarak yer alm fl olmas sorunun cahillikle aç klanamaz oldu unu gösteriyor. Asimilasyon cenderesini daha s k hale getirmek için köyden ve aileden uzakta okumak zorunda kalan çocuk terk edilmifllik hissiyle çaresizleflmekte ve özgüvenini yitirmektedir. Yaflad veya tan k oldu u özellikle de cinsel sald r suçlar n kendisine inan lmaz, ay planabilir, d fllanabilir gerekçesiyle saklayan çocuk iyiden iyiye çaresiz kalmakta, yaln zlaflmaktad r. Pervari veya Mardin olaylar nda tan kl k etti imize göre de yarg dahil kimsenin suçun üstüne gitmedi i, sistemin bizzat bu tip suçlar cayd r c olmaktan oldukça uzak cezalarla adeta bu tip suçlara davetiye ç kard bir gerçeklikte çocu un tan kl n n çok fleyi de ifltirmedi i de aç kt r. Bölge Y BO lar nda okuyan çocuklar n yaflad sorunlar n en çarp c olan cinsel istismar ama sorun bununla s n rla de il. Bölge Y BO lar n n bir bak ma karakollara komflu olacak flekilde infla edilmesi, yine baz okullar n çat flma bölgelerine oldukça yak n infla edilmifl olmas çocu- un fliddet sarmal nda psikolojik travmalar yaflamas na neden olmaktad r. Hatta baz Y BO lar di er flehirlerden takviye edilen askeri birliklerce pansiyon mahiyetinde kullan labilmektedir. Bu durum istismar n çeflitli düzeylerde yaflanmas n yo unlaflt rmakla beraber, Kürt çocuklar nda en az ndan potansiyel düzeyde bulunan asker veya polis korkusu bu durumlarda daha fliddetli bir flekilde hissedilmektedir. Y BO pansiyon ve yurtlar n n fiziki olarak yetersiz koflullar, yetersiz beslenme, temizlik sorunlar di er bafll ca sorunlar olarak ç k yor karfl m za. Mesela yedi yafl ndaki bir çocuk kendisi için gerekli temizli i gerçeklefltiremiyor. Yine yukar da da de indi imiz gibi bu okullar n yerleflim alanlar ndan uzakta infla edilmifl olmas ciddi sosyalleflme problemlerinin do mas na neden oluyor. Sadece hafta sonu bir veya iki gece ailesiyle kalma olana na sahip olan çocuk için Y BO lar adeta birer aç k hapishane özelli i tafl - maktad r. Konu çocuklar olunca zalimin bile mezalimden kaç naca n düflünmek istiyor insan. Ama gerçekler tam tersini söylüyor. Son günlerde çocuklar gözalt na al nma, tutuklanma, iflkence, taciz ve tecavüzün ma duru olarak ç k yor karfl m za. Y BO lar bunun tek nedeni de il elbette ama Y BO larda yaflanan sorunlar da sadece bunlarla s n rl de il. Asimilasyon kazan, dejenerasyon kuyusu Y BO lar kapat ls n! nönü; Kahraman m diktatör mü? CHP Genel Baflkan Deniz Baykal n AKP hükümetini Hitler e benzetmesi ile yeni bir tart flman n fitili de atefllendi. Baykal kendisini Churcill e benzeterek Erdo an a yüklenirken yan t gecikmedi. Baflbakan art k aflina oldu umuz üslubu ile Baykal a yan t verirken TC nin kanl sicili de yeniden ortaya saç lm fl oldu. Erdo an, grup toplant s nda yapt konuflmada Baykal a Hükümet i Hitler e benzetiyor. E er illa Hitler e benzetecek bir siyasi figür ar yorlarsa kendi genel merkezlerindeki eski genel baflkan foto raflar na baks nlar. Führer e özenip, kendine Milli fief dedirten Genel Baflkanlar n n Hitlervari b y klar n n alt nda kendilerine gülümsedi ini görecekler sözleri ile cevap verdi. Erdo an n bu aç klamalar ile smet nönü ve dönemine iliflkin de yeni bir tart flma aç ld. CHP Grup Baflkanvekili Kemal Anadol smet nönü yü Hitler e benzetmek gaflet, dalalet ve ihanettir ; MHP Grup Baflkan Vekili Oktay Vural Türk milletine hakarettir dedi. Süleyman Demirel ise Erdo an esefle k nad. Erdo an n bu aç klamalar CHP taban nda da tepki buldu. Erdo an n kendi kimli i, duruflu ve böylesi aç klamalar n n amac ve sahtekârl bir yana ülkemiz tarihinin bir döneminin en önemli sorumlular ndan smet nönü tart fl lmay gerçekten de hak etmektedir. Objektifin nönü üzerine çevrilmesi bize devletin üzerine infla edildi i temel felsefeye dair önemli belgeler de sunacakt r. Haks zl k yapmamak ad na nönü den önce benzetmenin esas kahraman Hitler e bir göz atmak faydal olacakt r. Ad lanetle an lan bir diktatör; Hitler Mustafa Kemal i kendisine örnek ald bilinen Adolf Hitler, icraatlar ile faflistler taraf ndan bile aç kça savunulamayacak bir noktada durmaktad r. Alman burjuvazisinin sad k, ateflli ve gözü dönmüfl ufla olarak Hitler ismi kan, gözyafl ve soyk r m ile an lmaktad r. Y nlar Alman rk n n üstünlü ü ve safl n n korunmas temel felsefesine dayanan faflist ideoloji etraf nda, ç karlar n savunmak ad na harekete geçiren burjuvazinin, ismi lanetle an lan en popüler temsilcilerinden biri olmay baflarm flt Hitler. Ona bu popülerli i arma an eden Alman burjuvazisi ise tüm dünya halk n açl k, sefalet ve korkunç bir k y ma sürükledi. Bu sürecin vitrindeki yüzü olarak Hitler in önderli inde Almanya; Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Polonya, Fransa, Finlandiya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Yugoslavya y iflgal etti. Avrupa y bir uçtan di erine ölüm tarlalar na dönüfltüren ve y k ma u ratan bu iflgalin sonunda yaln zca Sovyetler Birli i 20 milyon insan n kaybetti. Naziler bu savaflta kurduklar toplama kamplar nda, gaz odalar nda, öldürme fabrikalar nda 6 milyondan fazla Yahudiyi katletti, milyonlarca demokrat, solcu, komünist, entelektüel, eflcinsel, Çingene de infaz edildi. nönü; Ölüm, sürgün, idam nönü nün böylesine bir caniye benzetilmesi gerçekten bir haks zl k m d r? Bunu anlamak için nönü nün yaflam na flöyle bir bakmak yeterli gelecektir. Osmanl n n askeri okullar n birincilikle bitiren bir flahsiyet olarak nönü, daha gençlik y llar ndan itibaren siyaset yapmaya bafllar. Teflkilat- Mahsusa n n aktif bir militan olarak bafllad yeni bir toplumun infla edilmesi projesine ölünceye kadar hizmet eder. lk çarp c icraat 1,5 milyon Ermeni nin katledildi- i soyk r m olmufltur. Görev ald bölgelerde ttihatç lar n soyk r m politikas n sonuna kadar uygulayan nönü nün 2 May s 1915 tarihli çok gizli mesaj her fleyi yeterince aç klamaktad r. Ya yukar da sözü edilen Ermeniler aileleriyle birlikte zorla Rus taraf na gönderilir ya onlar Anadolu nun iç kesimlerine zorla süreriz. Bu alternatiflerden birini seçmeni istiyorum. E er herhangi bir güvenlik riski yoksa bu eflk yalar aileleriyle birlikte isyan alan n n d fl na gönderip, yerlerine Müslüman halk yerlefltirmeyi tercih ederim. (1) flçi ve emekçilerin, yoksul halk n sömürülmesi ve katledilmesi üzerinden, bir vahflet ve terör yuvas olarak infla edilen genç Cumhuriyetin maharetli mimarlar ndand r o. Cumhuriyet in resmi ideolojisine ad n veren Mustafa Kemal in en yak n arkadafl olarak da bu yetene ini ispatlam flt r. nönü, adeta bir k y m makinesi gibi ifllev gören stiklal Mahkemeleri ile tarih sahnesinde hak etti i yere yeniden dönmüfltür. Ola anüstü yetkilerle donat lan mahkemelerin kudretini az bulan nönü, Meclis Baflkanl na Divan- Harb-i Örfilerde verilen idam cezalar n n da ordu, kolordu, ba ms z tümen ve müstahkem mevki komutanlar nca onaylanarak uygulanmas n içeren bir önerge verir aras nda görev yapan ve kararlar sorgulanamayan ve geri çekilemeyen stiklal Mahkemeleri küçük bir Nazi kamp ifllevini görmeyi baflard. Bu süre içinde askerden kaçt iddia edilen, Türkçe konuflmayan, flapka giymeyen, solculuk veya komünistlikle u raflan ve yetkililerin emirlerine itaat etmeyen on binlerce insan dara ac nda veya kurflun salvolar karfl s nda can verdi. Do ufluna do rudan önderlik etti i stiklal Mahkemeleri elbette nönü nün dehas - n ve yetene ini anlatmakta yetersiz kalacakt r! 1925 y l nda fieyh Sait önderli inde geliflen Kürt isyan s ras nda da nönü tüm hünerlerini gösterme f rsat bulacakt r. nönü nün komutanl nda gerçeklefltirilen bir harekat ile ayaklanma bast r ld. fieyh Sait le birlikte direniflin 47 önderi sorgusuz sualsiz idam edildi. syana kat lan binlerce insan k l çtan geçirildi, köyler bombaland, ya maland. Sürgün ise bast r lan her isyan n sonras nda oldu u gibi yeniden yollara düfltü. Harekâta ve ad na fiark Islahat Plan verilen projeye önderlik eden smet nönü, yine meziyetleri ile kendini dosta düflmana ispatlad. nönü nün Mustafa Kemal den sonra belki de en fazla sayg beklenen lider olmas onun devletin en tehlikeli ve kanl senaryolar nda sahneye ç kmas ndand r. Dersim de geliflen silahl direnifl ve ayaklanma s ras nda yine tan d k bir sima objektiflerin en önünde bize sert sert bakmaktad r. syan öncesinde bölgede araflt rmalarda bulunan smet nönü bir rapor haz rlayarak gerçeklefltirilecek harekât n tüm ayr nt lar n çizmifltir; Haz rl k ve silahs zlanma üç senede olacakt r. (...) lbayl k (valilik) dairesi bir Kolordu karargâh gibi, fakat maksada elveriflli olarak teflkil olunacakt r. Asayifl, yol, maliye, ekonomi, adliye, kültür, sa l k flubeleri olacakt r. dama kadar infaz ilbayl kta bitecektir. Adliye usulü basit, hususi ve kesin olacakt r. (...) Dersim liler bizim düflündü ümüz zamandan evvel harekete kalkarlarsa program hemen tatbik etmek zaruridir. (2) smet Paflan n önderli inde tarihe Dersim katliam olarak geçen bu harekât n sonunda genç-yafll, çocukkad n ayr m gözetilmeksizin 60 bini aflk n insan bombalanarak, evleri yurtlar yak larak, kurfluna dizilerek ve kimyasal silahlarla katledilmifltir. Katliam sonras nda 12 bin Dersimli de en ücra bölgelere gönderilerek sürgün edilmifltir. nönü bugün kendisine benzetildi i Hitler döneminde art k Çankaya ya ç km fl, devletin milli flefi olmufltu. Paylafl m savafl boyunca savafl yaflanan birçok bölgeden daha büyük bir yoksulluk ve açl n yafland, her türlü demokratik tepkinin ve muhalefetin yasakland, ülkenin adeta zifiri bir karanl a mahkûm edildi i bir dönemin de en önemli aktörüdür. Paylafl m savafl sonras 60 darbesi ile iflçi ve emekçilerin yaflam na yeniden zuhur eden nönü, son nefesine kadar temsil etti i s n f n ç karlar n savundu, bunun için mücadele etti. Yaflam n emperyalistlere hizmet ederek geçiren ve say s z katliama imza atan faflist diktatörlü- ün en önemli temsilcilerinden biri olma s fat na eriflen nönü sizce de Hitler e benzemiyor mu? 1) David Gaunt, Katliamlar, Direnifller, Koruyucular, Çev. Ali Çak ro lu, Belge y s ) Cafer Demir, Dersim, Umut Yay. Sf: 169

9 flçi-köylü 9 Politika-gündem 1 May s; Öfke kabar yor, direnifl sürecek! Kürt ulusuna yönelik imha, inkar ve son dönemlerde özellikle de asimilasyon politikalar na h z verildi i, legal siyaset alan d fl nda gerillaya dönük bölgesel operasyonlar n art r ld bir dönem yafland. Kürt çocuklar n n binlerce y la varan hapis cezalar na çarpt r ld, yerlerde sürüklendi i, birçok bölgede linç sald r lar n n artt bir atmosferde 1 May s karfl land. Uluslararas proletaryan n birlik, mücadele ve dayan flma günü 1 May s, birçok ilde coflkulu ve kitlesel bir flekilde kutland May s aç a ç kard kitlesellik ve hareketlilik ile verdi i mesajlar itibariyle üzerinde durulmay hak etmektedir in sonlar nda patlak vererek ABD den tüm dünyaya adeta bir ç gibi büyüyen küresel ekonomik kriz, özellikle 2009 y l boyunca iflçi s n f ve genifl emek cephesinde büyük bir y k m yaratt. Etkisi halen devam eden bu süreç boyunca 1.5 milyona yak n iflçi iflten ç kar ld, milyonlarca iflçi ve emekçi sendikas zlaflt rma ve örgütsüzlefltirme sald r lar ile karfl karfl ya kald. Çal flma koflullar n n a rlaflt, ücretlerin kriz bahanesi ile düflürüldü ü bu süreçte iflsizlik ve güvencesiz çal flma sald r lar n öne ç kan yanlar oldu. Yoksullu- un derinleflti i, açl k ve sefaletin giderek daha genifl kesimleri kapsam na ald koflullarda iflçi s n f ve emekçilerde biriken öfke de buna paralel geliflti. Bu süreçte fabrika iflgalleri yap ld, birçok iflyerinde direnifl, eylem ve grevler örgütlendi. S n f n de iflik bölüklerinde parça parça geliflen bu direnifller, 2010 y l ile birlikte gücünü ve etkisini daha da art rd. KESK in 25 Kas m da örgütledi i grev ve Aral k ay nda bafllayan Tekel direnifli ile birlikte iflçi s n f ve emekçiler direnifl ateflini 2010 a tafl d. Tekel iflçilerinin özlük haklar - na sahip ç karak özellefltirme ve iflsizli e karfl Ankara n n göbe inde gerçeklefltirdi i, ülke gündemini sarsan direnifl, biriken bu öfkenin ve enerjinin bir d flavurumuydu. flçi s n f ve emekçilerden büyük bir destek alan ve s n f hareketine unutturdu u birçok eylemi yeniden hat rlatan Tekel direnifli, birçok eylem, grev ve iflgale de ilham verdi. Tekel iflçilerinin sendikal bürokrasiye ve sald r lara karfl kararl duruflunun yaratt atmosfer içinde Marmaray dan tfaiye ye, Samatya dan Çemen Tekstil ve TAR fi e iflçi s n f direnifl ateflini harlamay sürdürdü. Bu süreçte Esenyurt iflçilerinin bask, tehdit ve sald r lara karfl 250 li günleri aflan mücadelesi öne ç kan direnifllerdendi. 1 May s, Tekel le birlikte sözünü etti imiz direnifllerin oluflturdu u moral, motivasyon ve coflku atmosferinde gerçekleflti. Bunlarla birlikte devletin AKP eliyle ve aç - l m ad yla gerçeklefltirdi i sald r lar sonucunda binlerce Kürt siyasetçinin gözalt na al narak yüzlercesinin tutukland, polis terörünün t rmand bir atmosfere de ev sahipli i yapt. Kürt ulusuna yönelik imha, inkar ve son dönemlerde özellikle de asimilasyon politikalar na h z verildi i, legal siyaset alan d fl nda gerillaya dönük bölgesel operasyonlar n art r ld bir dönem yafland. Kürt çocuklar n n binlerce y la varan hapis cezalar na çarpt r ld, yerlerde sürüklendi i, birçok bölgede linç sald r lar n n artt bir atmosferde 1 May s karfl land. AKP nin aç l m palavralar ile demokrasiyi adeta bir orta oyununa çevirdi i, Romanlar n sürgün, Ermenilerin s n r d fl edilmekle tehdit edildi i ve toplumun çeflitli kesimlerine dönük bask ve sald r lar n art r ld bir düzlemde karfl lad k 1 May s. Tüm renklerimiz ve coflkumuzla Taksim deydik! 32 y ll k bir yasa n ard ndan verilen mücadelenin ve ödenen bedellerin sonucunda açt r lan Taksim Meydan etkileyici bir kitleselli e ev sahipli i yapt. 200 bini aflk n insan n kat ld 1 May s, son y llar n en kitlesel ve coflkulu 1 May s yd. flçi ve emekçiler 33 y l önce bu alanda katledilen dostlar n, yak nlar n, sevdiklerini and. Gücünü ve birli ini Taksim Meydan nda gösterdi i kitlesellik ve durufl ile dosta düflmana gösterdi. Duygulu bir atmosferde 34 emekçinin vuruldu u yerde yap lan 1 May s la büyük bir özlem de giderilmifl oldu. stanbul 1 May s toplumun tüm renklerini yans tt bir alana dönüfltü. Hak- fl ve Memur-Sen d fl ndaki sendikalar n özellikle de D SK ve KESK in kitlesel ve coflkulu kat ld Taksim 1 May s na devrimci ve ilerici güçler rengini verdi. Taksim 1 May s n n kuflkusuz en önemli geliflmelerinden biri Tekel iflçilerinin Türk- fl Genel Baflkan Mustafa Kumlu ya yönelik tepkisi ve kürsü iflgali oldu. Tekel direnifline s rt n dönen, taleplere kulaklar - n t kayan ve hükümetle anlaflarak direnifli parça parça bitiren Türk- fl e iflçilerin tepkisi de sert oldu. Tekel iflçileri, tfaiye ve Esenyurt iflçileri ile birlikte kürsülerine sahip ç karak taleplerini hayk rd. flçilerin bu eylemi tabanda sendikal bürokrasiye karfl biriken öfkenin de geldi i aflamaya dikkat çekmektedir. Devrimci ve demokrat güçlerin uzun y llard r dile getirdi i sar sendikal çizgiye karfl as l harekete geçmesi gerekenler Taksim 1 May s nda sahneye ç km flt r. Ortaya ç kan tablo bize önümüzdeki süreçte yönelmemiz gereken hedefler konusunda da önemli bir ipucu vermektedir. flçi s n f, gelece ini kendi ellerine almal, inisiyatifini aç a ç karmal d r. Bu gerçekleflti inde Taksim 1 May s nda oldu u gibi kimsenin söyleyecek sözü kalmamaktad r. flçiler biriken öfkenin geldi i noktay göstermekte ve harekete geçme ça r s yapmaktad r. Tabanda daha etkili bir ajitasyon ve propaganda çal flmas ve s n f n enerjisinin daha etkili bir flekilde aç a ç kar lmas acil bir görev olarak önümüzde durmaktad r. flçiler s n f bilinçli proleterlere; bu konuda at lan mütevazi ancak önemli ad mlar h zland rma ve güçlendirme ça r s yapmaktad r. 1 May s ta ortaya ç kan bu enerji ve kitlesellik önümüzdeki günlerde kendini s n f mücadelesinin de iflik alanlar nda göstermekte gecikmeyecektir. Bu yan yla 1 May s kutlamalar genifl iflçi ve emekçilere önemli bir moral ve motivasyon afl lam fl, öz güvenini bir parça da olsa tazelemifltir. Reformistlerin Taksim sahtekarl! 2005 y l ndan bu yana devrimci, ilerici güçlerin ve baz sendikalar n dile getirdi i 1 May s n Taksim de kutlanmas talebi bu y l gerçeklefltirildi. 77 katliam nda 34 emekçinin katledildi i ve o günden bu yana iflçi ve emekçilere kapal olan Taksim alan srarl ve kararl bir duruflla, sokak sokak, barikat barikat verilen bir mücadele ile kazan ld. 12 Eylül AFC sinin bir uzant s olarak iflçi ve emekçilere getirilen bu yasa a karfl ç kmak demokrasi mücadelesinin bir parças ve gere- iydi. Devrimci ve ilerici güçler 1 May s n Taksim de kutlanmas talebi ile son befl y ld r devletin tüm sald r lar na ve bask lar na karfl kararl bir direnifl ve mücadele hatt örmeyi baflard. Bunun sonucunda kamuoyunda önemli bir meflruiyet kazanan Taksim alan n n 1 May s kutlamalar - na aç lmas mücadelesi bu y l kazan mla sonuçland. Taksim alan için verilen mücadeleyi küçümseyen, devrimci ve ilerici güçleri alan fetiflizmi yapmakla suçlayan ve ço u zaman hakaret eden reformist ve revizyonistlerin Taksim alan için kazand k söylemleri flafl rt c de ilse bile sahtekârcad r. Önceki y l Taksim de yaflanan ve ülke gündemini meflgul eden çat flmalara gazetelerinde haber bile vermeyen ve stanbul da yap lan tek 1 May s n Kad köy de gerçekleflti ini iddia edecek kadar ileri gidenler bu y l herkesten fazla Taksim savunuculu u yapt. Kimi alana en önde girerek yer kaparken kimi de geçmifl pratiklerinin üstünden atlayarak Taksim i nas l kazand klar n n propagandas - n yapt. Taksim in kazan lmas mücadelesine s rt n dönenler bugün herkesten çok sevinç ç l klar ve zafer naralar atmaktad r. Ne var ki tarih geçmiflin her ayr nt s n belle ine kaydetmektedir. flçi ve emekçiler de bu gerçe in fark ndad r. S n f n talepleri yeterince yoktu! Taksim 1 May s nda direniflteki Esenyurt, Samatya, SK, tfaiye ve Kartal Matbaa iflçileri de yerlerini ald. Tafleronlaflt rma ve örgütsüzlefltirmeye karfl önemli faaliyetler yürüten Dev-Sa l k- fl ve Tafleron flçi Derne i de alandayd. Türk- fl kolunda Deri- fl, Kristal- fl, Belediye- fl; fiiflli kolunda E itim-sen ve Nakliyat- fl in görece kitlesel kat ld 1 May s ta s n f n taleplerinin yeterince dile getirilmemesi en fazla göze çarpan yand. Sendikalardan devrimci ve ilerici güçlere kadar genifl bir yelpazede s n f n temel taleplerinin ve sorunlar n n dile getirildi ini söylemek oldukça zor. flçi s n f n n her gün daha yak c bir flekilde hissetti i tafleronlaflt rma-iflsizlik-güvencesiz çal flma Taksim talebinin gölgesinde kald. Taksim Meydan için verilen mücadelenin s n f n sorunlar üzerinden yürütülen savafl mla birlefltirilememesinin bir sonucu olarak ortaya ç kan bu tablo, sendikalar n ve devrimci ve ilerici güçlerin s n f n sorunlar na olan uzakl n da yans tmaktad r. Devrimci ve ilerici olanlar n d fl nda sendikalar s n fa yönelik sald - r lar gündemlefltirmedi, buna yönelik bir mücadele program aç klamad veya böyle bir yönelime dair herhangi bir giriflimde bulunmad. Ortaya ç kan coflku ve kitleselli in önemli oranda toplumun ilerici ve devrimci dinamiklerine, en az ndan yüzü buraya dönük kesimlere dayand görülmelidir. Alanda art k bir dev haline gelen iflsizler ordusunun taleplerinin yeterince olmamas da dikkat çeken bir baflka yan olarak ortaya ç kmaktad r. S n f n büyük bir bölümünün güvencesiz ve tafleron olarak çal flt günümüzde buna yönelik talepler de oldukça s n rl yd. Kürsü iflgali ile aç kça görüldü ü haliyle tabanda önemli bir öfke ve tepki birikmifltir ve bu yüzeye de vurmaktad r. htiyaç olan ise buna yönelik ciddi bir yönelimin belirlenmesi ve bu do rultuda çabalar n istikrarl bir rotaya oturmas d r. Taksim 1 May s n n ortaya ç kard foto raf devrimci ve ilerici güçlerin s n fa daha fazla yönelmesinin acil bir ihtiyaç oldu unu göstermektedir. Tekel direniflinin gösterdi i en önemli katk lar ndan biri bu uzakl bize yeniden hat rlatmas yd. flçi s n f ve emekçilerde yayg n bir tafleronlaflt rma ve güvencesiz çal flma ve bunun getirdi i önemli bir örgütlenme bofllu u bulunmaktad r. 1 May s n bize verdi i en önemli mesajlardan biri bu kesimin sorunlar na karfl daha etkili bir ajitasyon-propaganda ve örgütlenme çal flmas n n yürütülmesidir. zmir de kurulan Tafleron flçi Dayan flma Derne i ve stanbul da aç lan Tafleron flçileri Dayan flma ve Yard mlaflma Derne i bu noktada önemsenmesi gereken çal flmalard r. Bununla birlikte bir süredir Dev-Sa l k fl in güvencesiz ve tafleron üzerinden yürüttü ü, önemli mevziler de kazanan çal flmalar dikkate al nmal d r. Devrimci 1 May s Platformu; Kararl ve militan bir mücadele ile kazand k! stanbul 1 May s toplumun tüm renklerini yans tt bir alana dönüfltü. Hak- fl ve Memur-Sen d fl ndaki sendikalar n özellikle D SK ve KESK in kitlesel ve coflkulu kat ld Taksim 1 May s na devrimci ve ilerici güçler rengini verdi. Devrimci ve ilerici güçler 2005 y l ndan bu yana birleflik, kitlesel ve devrimci 1 May s için ortak bir mücadele hatt yürütmektedir. Son dört y ld r Taksim yasa na karfl verilen mücadelede en önemli aktörlerden biri olan Platform, bu y l da 1 May s n en kitlesel ayaklar ndan birini oluflturdu. 1 May s n özüne uygun devrimci bir tarzda kutlanmas ve devrimci güçlerin birlikteli ini sa lamak hedefiyle kurulan Platform, Taksim in kazan lmas mücadelesinde militanl ve ortaya koydu u kararl l ile önemli bir güç olarak kendini ispatlad. Bu y lda Nisan n bafl ndan itibaren çal flmalar na bafllayan ve 1 May s n Taksim de kutlanmas için önemli bir faaliyet yürüten Platformun çabalar ile kürsüden alandaki tüm ilerici-demokrat kesimleri kapsayan bir metin okundu. Bu y l daha çok semtlere a rl k veren platform belirledi i yedi bölgede ayn tarihlerde yerellerin insiyatif kulland merkezi etkinlikler örgütledi. Ancak bunlar n hedeflenen kitlesellikte oldu u söylenemez. Platform bilefleni kimi kurumlar ise al nan ortak karara ve birçok yerde ça r c olmalar na ra men bu sürecin içinde yer almad lar. Elbette bu durum ortak ifl yapma kültürünün de bir yans mas yd. Platform ayr ca sendikalar, meslek odalar ve ilerici güçlerle 1 May s ça r lar ve flehit anmalar n örgütledi. fiiflli kolu için oluflturulan Örgütlenme Komitesinin bir bilefleni olan Platform programa da katk da bulundu. Kendi içinde yaflad kimi tart flmalar ve ortak ifl yapma kültürüne uymayan pratiklere ra men Platform 1 May s n örgütlenmesinde önemli bir çekim merkezi oldu. Duy da inanma; Taksim i Erdo an açm fl! R. T. Erdo an 3 May s günü AKP grup toplant s nda ayaklar bafl olursa demediyse de yine baklay a z ndan ç kard. Toplant da konuflan Erdo an 32 y l aradan sonra 1 May s Taksim de kutlayan iflçi ve emekçilere sald rmaktan geri durmad. Erdo an, her zamanki gibi bizi flafl rtmad ve kendisinden bekledi imiz sözlerini sarf etti. flçi ve emekçilerin Taksim i direnerek kopar p almay baflard k söylemlerine al nan Erdo an, Birileri kopara kopara ald k diyor. Kimsenin bu iktidardan kopara kopara ald bir fley yok. Bu böyle bilinsin. sözleri ile tepkisini dile getirdi. Erdo an n, bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz mant yla sarf etti i bu sözler ayn zamanda tahammülsüzlü ün de bir sonucu. flçi ve emekçiler, devrimci ve ilericiler uzun y llard r Taksim in 1 May s kutlamalar na aç lmas için mücadele etti. Gaz bombalar n n stanbul u kuflatt ve flehrin adeta iflgal edildi i görüntüleri de Erdo an a hat rlatmak isteriz.

10 flçi-köylü 10 Gö ün yar s Sistemin kurban KADINLAR Gücünü sermayeden alan bir sistemde kad - na yönelik fliddetin azalmas, bitmesi, kad - n n ikinci s n f vatandafl muamelesi görmemesi beklenemez un ilk 4 ay nda erkek egemen sistem taraf ndan öldürülen kad nlar n say s 114 ü bulmufltur. Kad nlar n bu flekilde katledilme gerekçeleri ise; Hamile olduklar için koyunlar otlatamamak, fliddet gördükleri için efllerinden ayr lmak efllerini flikayet etmek, ayr ld klar efllerinin yeniden birlikte olma isteklerini reddetmek, sevdikleri kiflilerle evlenmeyi istemek vb. Kad n örgütlerinin Nisan ay ndaki katliamlar için yapt aç klamalardaki baz örnekler flöyle; * fiiddet gördü ü eflini flikayet etmesi gerekçesiyle sokak ortas nda kurflunlanarak öldüren Leyla Bakan. * Van da 15 yafl ndaki bir k z çocu u babas n n av tüfe iyle intihar etti. * Mersin de 63 yafl ndaki 3 çocuk annesi kendini asarak intihar etti. * Bursa da bir adam, bar flmak istedi i eski efli Aysel Çal fl r, olumsuz yan t ald için 3 yerinden b çaklayarak öldürdü Kad na yönelik fliddette son 7 y lda yüzde bin 400 art fl yaflanm flt r. Bu fliddetlerin son bulmas n n tek yolu, gö ün yar s kadar kavgan n da yar s n n kad nlar n oldu u bilincine vararak örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. (Mersin) Kayna n eflitsizlikten, bölge baz ndaki feodal yap lanmalardan alan, eflitsizli in sürmesi için toplumsal fliddeti her geçen gün biraz daha dayatan yap k r lmad kça bu tür olaylar sadece Siirt te de il bu yap n n hâkim oldu u her yerde meydana gelecektir Toplumsal yap çocu u ikinci defa ma dur ediyor! Geçti imiz günlerde Siirt te ortaya ç kan olaylar n ard ndan bir kez daha görüldü ki; Türkiye deki sistem, çocuk istismar oran n n yüksek olmas nda en önemli rolü oynamaktad r. Ve devletin tüm kurumlar bu insanl k suçundan ma dur olan çocu u, kendi misyonuna uygun olarak bir kez daha ma dur etmekten geri kalm yor! Kayna n eflitsizlikten, bölge baz ndaki feodal yap lanmalardan alan, eflitsizli in sürmesi için toplumsal fliddeti her geçen gün biraz daha dayatan yap k r lmad kça bu tür olaylar sadece Siirt te de il bu yap n n hâkim oldu u her yerde meydana gelecektir. 12 Eylül art yap lanmalar n toplumun her kesimine dayatt depolitizasyon politikas, kapitalist sistemin b rak n z yaps nlar b rak n z etsinler slogan yla insanl sürükledi i uçurum, insani de erlerin ve tabiidir ki toplumun her geçen gün biraz daha dejenere olmas na, yabanc laflman n her geçen gün biraz daha kendini dayatmas na yol açmaktad r. Bu ve benzeri suçlar sistemin do al bir sonucu oldu u kadar varl k kofluludur. Suçlar n niteli i, ma durlar n çocuk olmas gibi sebeplerle soruflturmada gizlilik karar al nm flt r. Getirilen yay n yasa konusunda da flunu söyleyebiliriz, burjuva bas n, bu olay haber ald andan itibaren flehirde yaflayan tüm insanlar zan alt nda b rakmaya yönelik yay nlar n büyük bir pervas zl kla sürdürme yolunu seçmifltir. Gerek böylesi bir yaklafl m n flehirde yarataca infial gerekse çocuk yaflta olan ma durlar n her gün yaz l ve görsel medyaya malzeme olmak suretiyle ödeyece i bedellerin a r olmas bu yay n yasa n hakl göstermektedir. Burjuva bas n kendisinden beklendi i tarzda haberler yaparak, bu olay n iki y ldan beri tüm flehirde bilindi ini ve flehirde kimsenin bu olaya ses ç karmad n, dahas kan ksad n iddia ederek, konunun ayd nlat lmas amac na hizmet etmek flöyle dursun yaflan lan olaylar kendi kâr amac na hizmet eden bir senaryoya dönüfltürme gayreti göstermifltir. fiehir halk n n bas - na tepkisinin temelinde bu durum yatmaktad r diyor Avukat Özgür Gürel Diktafl. Kendisi Siirt Barosu avukatlar ndan Geçti imiz günlerde Siirt te yaflanan ve Türkiye de çocuk ve kad na yönelik toplumsal ikiyüzlülü ün ve cinsel istismar n yayg nl konusunda bir gösterge olan olaylar n ard ndan kendisiyle bir söylefli gerçeklefltirdik: - Özellikle Siirt teki olaylarla gündeme tekrar gelen, ancak asl nda toplumda gizli bir yara halinde süren cinsel istismar nedir? Nedenleri nelerdir? - Mevcut ceza yasas na göre 15 yafl n tamamlamam fl veya tamamlam fl olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlar n alg lama yetene i geliflmemifl olan çocuklara karfl gerçeklefltirilen her türlü cinsel davran fl cinsel istismar olarak tan mlanm flt r. 15 yafl n tamamlam fl olan çocukla r zas ile gerçeklefltirilen cinsel iliflki yasa taraf ndan takibi flikâyete ba l bir suç olarak tan mlanm flt r. Bu türden bir suçun ma duru olan çocuk gerek vicdanlarda gerekse yasa önünde her ne kadar ma dur olarak addedilse de, üretim iliflkilerinin flekillendirdi i toplumsal yap ve yine üretim iliflkilerinin flekillendirdi i genel geçer örf ve adetler sonucu bu tür bir suça maruz kalm fl çocu- a karfl gelifltirilen tepki, ço u vakit çocu u ikinci defa ma dur etti inden bu tür suçlar n ma durlar ve tabii olarak aileleri susma, olay kapatma yolunu tercih edebilmektedirler. Var olan toplumsal yap güçlü ile güçsüz aras ndaki dengeyi (dengesizli i de diyebiliriz) güçlü lehine koruyup bu dengesizli i körükledi inden, gerek çocuklar gerekse toplumsal hayata kat lma anlam nda geri b rak lm fl kad n da, ayr mc l en yo un bir flekilde yaflayan kesimdir - Türkiye de cinsel istismar ile ilgili ne gibi uygulamalar mevcut ve bunlar yeterli mi? Adli makamlardaki uygulamalardan çocuklar nas l etkileniyor? - Cinsel istismara maruz kalm fl çocuk, flartlar varsa devlet taraf ndan aileden al n p, koruma alt na al nmaktad r. Ancak koruma karar gere ince çocu un yerlefltirilece i kurumlar n, çocu un bu suçun etkilerini üzerinden at p bir birey olarak toplumsal hayata kat lma yolundaki mücadelesine ne tür bir katk da bulunaca da flüphelidir. Bu tür suçlar n ma duru olan çocuklarda depresyon, kendini ifade edememe, yetersizlik duygusu, uyum problemleri, güvende olamama hissi vs. en s k rastlan lan tahribatlard r. Tabiidir ki gerek soruflturma, gerekse kovuflturma sürecinde çocu un olay bafltan anlatmak suretiyle ifadesinin al nmas çocu un olay tekrar tekrar yaflamas na ve bu olay n hep süregelece ine yönelik korkulara düflmesine neden olmaktad r - Mahkeme sonralar nda çocu un korunmas noktas ndaki eksiklikler nelerdir? - Çocuk korumaya al nm fl olsa dahi eninde sonunda hayatla yüzleflmek durumunda kalmaktad r. Devlet taraf ndan yafl esas al narak sa lanan bu koruman n amaca ne kadar hizmet edece i de flüphelidir. Bu nedenle bu tür bir travma yaflam fl olan çocu un korunmas için, toplumdaki sivil güçlerin inisiyatifiyle ve tamamen gönüllü kiflilerden oluflmufl, maddi ve manevi kayna n tamamen toplumsal dayan flma mekanizmalar ndan alan, iflleyifl aç s ndan bilimsel verilerin temel al nd, denetimlerin siyasal iktidarlar taraf ndan de il de toplumun demokratik güçleri taraf ndan yap ld kurumlar n oluflturulmas zorunludur. Maalesef ki mevcut yap bu tür oluflumlar n sa lanmas ihtiyac - na cevap vermekten de uzakt r. Bu nedenle topyekûn bir toplumsal bir dönüflüm sa lanmad kça belirtti im tarzda oluflmufl kurumlara birçok kifli ütopya olarak bak p gülümseyecektir. O kad n ç ld rtt manfletine kad nlardan tepki zmir de seri katil haberini O kad n ç ld rtt bafll yla veren gazeteyi 15 kad n örgütü ortak aç klama ile k nad ve özür dilemeye ça rd. Ortak aç klama yapan kad n örgütleri, Hürriyet Gazetesinde kullan lan dilin kad n hedef gösteren, suçlu ilan eden bir dil oldu unu, bu dilin topluma ve kad nlara büyük zarar verdi ini belirtti. Medyan n ceza infaz makam olmad n kaydeden kad n örgütleri, Hürriyet gazetesinin bugünkü manfletinin de ak l almaz oldu- unu idbelirttiler. Örgüt temsilcileri, zmir de üç günde ikisi kad n biri travesti üç kifliyi bafl na kurflun s karak öldüren katil zanl s n n GÜZEL KOKULU KADI- NA SIKTIM sözünü manflet yapan Hürriyet gazetesinin yeni misyonunun karanl k kad n politikalar na arac olup kad na korku salmak m oldu unu sorgulamaya bafllad klar n ifade ettiler. (Mersin) Cinsel istismarda gerçek rakamlara ulaflmak çok zor! Siirt teki olaylarla ilgili Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve K br s Do u Akdeniz Üniversitesi akademisyeni olan ve ergenlik psikolojisi üzerine araflt rmalar yapan Prof. Dr. Serdar M. De- irmencio lu ile de görüfltük. Cinsel istismar, ço unlukla çocu un bilgisi dâhilinde gerçekleflmez. (Küçük yafllarda) Çocu un yafl ilerledi inde durumun fark na varmas /bilincinde olmas, bunun istismar oldu u gerçe ini de ifltirmez. Cinsel istismar, belirli bir güç farkl l n içeriyor diyen De irmencio lu, dünyada çocu a yönelik cinsel istismar ile ilgili rakamlara ulaflman n çok zor oldu unu söylüyor: Bir toplum ne kadar kapal ysa, bir toplumda cinsellik ne kadar ay p, günah olarak nitelendiriliyorsa, orada, birilerinin cinsel istismara u rad - n söylemesi çok zor! Bu yüzden adli makamlarla gerçe e ulaflmak istiyorsa, bunlar onla, yüzle hatta binle çarpmam z gerekiyor. Türkiye de cinselli in bast r ld, tabu olarak görüldü ü bir ülke oldu una göre burada cinsel istismar n çok yaflanmas flafl rt c olmayacakt r. Cinsel istismarla pedofili hastal n birbirinden ayr tutmak gerekti ini belirten De irmencio lu, pedofilide, çocu a yönelik cinsel iste in süreklili i söz konusuyken, cinsel istismarda bu tutarl l n olmad n n alt n çizdi. Cinsel istismar, cinselli in bast r ld ve do al olarak cinselli in yaflanmas engellendi i için ortaya ç kar. Bu durumda kifli, güç dengesine uygun olarak kendinden daha küçük/güçsüz birine istismarda bulunabiliyor dedi. Cinsellik, insanlara do duktan sonra verilen ve onu kirleten bir olgu de ildir. Bu yüzden de cinselli in bast r lmas durumunda bu tür istismar olaylar n n yaflanmas flafl rt c olmamaktad r diyen De irmencio lu, cinselli in yads nmas /yok say lmas n n insanlar kendinden daha küçük (küçük/dilsiz) insanlara ve hayvanlara yönlenmesine sebep oldu unu belirtti. Yani en kolay, en Bir toplum ne kadar kapal ysa, bir toplumda cinsellik ne kadar ay p, günah olarak nitelendiriliyorsa, orada, birilerinin cinsel istismara u rad n söylemesi çok zor! ulafl labilir ve en zay f olana Türkiye nin hiçbir kurumunda çok yak n zamana kadar ne Vali ne yarg çlar ne de kollu un çocuklarla ilgili bir ders ald na de inen De irmencio lu, çocu a, yetiflkinlere davrand klar gibi davran ld n, flimdi de çocu a daha farkl davran lmas gereklili- i, öncelikli onun yarar n n düflünülmesi gerekti i noktas nda ciddi eksiklikler oldu unu vurgulad. Büyük kentlerden ne kadar uzaktaysa, çocu a davran fl o kadar sert olabiliyor. K rsal bölgeleri düflünelim. Buralarda genelde jandarma görevlidir. Jandarma da bu konuda ne kadar duyarl malum! Uçan Süpürge den Öteki Tarih Hikâyeleri Bu sene 6-13 May s tarihleri aras nda Ankara da düzenlenen 13. Uçan Süpürge Uluslararas Kad n Filmleri Festivali; ötekilefltirilerek, yok say - larak kötülük e maruz b rak lm fl kimlikler için bir bölüm haz rlad. Resmi tarih dersleri ve kitaplar nda ö retilen tek yönlü ve eksik bilgileri, ötekilefltirilmifl, saklanm fl ve yok say lm fl öykülerin kahramanlar n n izinde yeniden okumay amaçlayan, anlat lmayanlar anlatan Öteki Tarih bölümünde dört film seyirciyle bulufluyor. Geçen sene Kad nlardan 12 Eylül Mektuplar bafll kl mektup sergisi düzenleyen Festival, 30. y l nda askeri darbenin izlerini halen tafl yan hikâyelerden ikisini seyirciyle b u l u fl - turuyor. (Mersin)

11 Kavga okulu flçi-köylü 11 Kaz m Çelik; Kararl l k, srar ve cüret! TKP/ML nin flehit düflen 3. Genel Sekreteri olan Kaz m Çelik, 1974 y l ndan sonra yükselen devrimci dalga ile birlikte s n f mücadelesine yak nlaflm fl ve içinde aktif olarak yer alm flt r. Gerilla birli i günler süren yürüyüflün ard ndan Palu kalesinin karfl s nda bir derenin içinde konaklar. Bu s rada bir köylü gerillalar fark ederek onlara yaklafl r. Köylü ile bir müddet konufltuktan sonra gerilla komutan yanl fl bir karar vererek köylünün gitmesine izin verir. (Komutan bu çat flmada teslim olarak hainleflen Bozo dur.) Köylünün düflmana haber vermesi ile gerillalar k sa süre sonra pusuya düfler. Düflman n teslim ol ça r lar n Dr. Kenan Bizler T K- KO gerillas y z, gücünüz yetiyorsa siz gelin teslim al n sözleriyle yan tlar. Onu tan yan yoldafllar n n anlat mlar na göre bu süre ö rencilik y llar nda yaz tatili için Dersim den stanbul a geldi i dönemlere rastlamaktad r. Bu y llardan flehit düfltü ü tarihe kadar onun en öne ç kan özelli i istikrarl bir çizgi izlemesi ve partisine olan ba l l n n bir an bile zaafiyete u ramamas - d r. O, devrimcili i bir yaflam tarz olarak kabullenmifltir AFC si s ras nda birçoklar n n yüre i Avrupa da atarken Kaz m Çelik i da lara sürükleyen de bu sonsuz inanç olmufltur. Onun için koflullar n zorlu u de il yapaca iflin ne kadar baflar l olaca- önemlidir. fllerinin yo unlu undan asla flikâyet etmeyen yap s ile Palu flehitleri; Elaz Palu k rsal nda faaliyet yürüten bir gerilla birli i 20 May s 1987 tarihinde bir ihbar sonucu devlet güçleri taraf ndan kuflat l r. Ç kan çat flmada Kaz m Çelik le birlikte parti üyeleri H d r Ayk r, Müslüm Emre, Cihan Tafl ve Ali Kayado an flehit düfler. H d r Ayk r; Hasan-Pala-Memo kod adl H d r Ayk r, 1953 y l nda Tunceli-Ovac k-kozluca köyünde dünyaya geldi. stanbul-dersim, Bingöl, Sivas illerinde faaliyet yürüttü. O süreçte bir dizi askeri eylemde yer ald y l nda Ali Y lmaz ve smail Hano lu ile birlikte gerçeklefltirdikleri stanbul Türk Ticaret Bankas kamulaflt rma eylemi sonras nda uzaklafl rken flans eseri Bülent Ecevit in konuflma yapt alana giren H d r Ayk r burada kendisini fark eden polisle çat flamaya girer. Kurflunu bittikten sonra yaral olarak Ali Y lmaz la birlikte tutsak düfler. Tutuklanarak Sa malc lar Hapishanesi ne konulur. U ur Gür e yönelik cezaland rma eyleminde yaral olarak tutsak düflen Arif Al ç ile birlikte çöp arabas na binerek firar ederler. Askeri komitede görev yaparken Aral k 1979 da k rsal alanda görevlendirilir. Müslüm Emre; Dersim Merkeze ba l Venk köyünde 1952 y - l nda do du. Gücünüz yetiyorsa siz teslim al n! 28 May s 1991 de yaflanan çat flmada Refik Yaflar (Komiser Momo), Yusuf Ekinci (Doktor Kenan), Yaflar Sa d ç (Adem), Kumriye Cihan (Dilan) flehit düfltüler. Yusuf Ekinci; Dersim Ovac k Zarik (Yeflil Yaz ) köyü do umlu yoksul bir ailenin çocu u olan Yusuf Ekinci küçük yaflta ailesi ile birlikte Bursa ya yerleflir. Uluda Üniversitesi T p Fakültesi nde ö renciyken k sa sürede komsomolun aktif bir militan olur. Refik Yaflar; Ankara da üniversite ö rencisiyken komsomol saflar nda faaliyet yürüten Refik Yaflar, Elaz Maden do umluydu. Kiflisel Cihan Tafl; smail, Veli, Yalç n, Arafat kod adlar n kullanan Cihan Tafl 1959 da Hozat a ba l Xosan (Uzundal) köyünde do mufltur. stanbul, Dersim, Bingöl, Sivas illerinde faaliyet yürüten Cihan Tafl stanbul da komiser Ali Günayd n n ölümle cezaland r lmas eyleminde de aktif bir flekilde görev alm flt r. Ali Kayado an; Kolo- Vedat kod adl Ali Kayado an 1962 y l nda Mazgirt in lan (Balkan) köyünde do du.1977 y l nda Partizanlarla birlikte mücadeleye bafllad. *** Cihan Çelebi; 1950 Erzincan-Tercan a ba l Tecer köyünde do an Cihan Çelebi, Mecidiyeköy Lisesi nde okurken Partizanlarla tan flt. Çok k sa süre geliflen ve aktif mücadeleye kat lan Cihan Çelebi liseden sonra inflaatlarda çal flamaya bafllad.1980 in 27 May s nda MHP stanbul Sar yer ilçe baflkan faflist Salih Aky ld z yan nda iki koruma polis, bir koruma bekçisi ve bir sivil faflisti alarak Kireçburnu Ömürtepe deki kahveleri basar, halka iki ifli bir arada düflünebilir ve pratik önerilerde bulunabilirdi. Partinin sorunlar na kafa yorma, çözüm bulma ve üretme konusunda çok hassast. Mütevazi yap s ile insanlar üzerinde derin izler b rakm flt r. nsanlara hele de yoldafllar na k zmay beceremezdi. Görevleri aras nda asla büyük küçük ayr m yapmaz ve herhangi bir görevi yerine getirdi- inde bir çocuk gibi sevinir, mutlu olurdu. Bunun bir örne i de cezaland rma eylemine kat ld ktan sonraki sevincini göstermesi s ras nda yaflanm flt r. Eylemden sonra görüfltü ü bir yoldafl na nefle içinde Cezaland rma eylemine ben de kat ld m, bundan böyle de kat - laca m der. Kaz m Çelik 2. Konferans döneminde alt konferans sonras nda sahte bir kimlikle yakalan r. Ama gözalt nda bir komünistin tak nmas gereken tavr tak narak gerçek kimli- ini gizler. flkenceciler ondan hiçbir fley alamayacaklar n anlayarak serbest b rak rlar. Sonradan serbest b - rakt klar kiflinin Kaz m Çelik oldu- unu ö renince ç lg na dönerler. O süreçte biten konferansta MK ya seçilir y l ndan itibaren parti genel sekreterli i görevini üstlenir sonundan itibaren sa çizginin önderlikte tamamen egemenlik sa lamas ile kadrolar n büyük flehirlerde dahas yurtd fl na çekmekle korunabilece i bar flç l bir evrim süreci geçirmek gerekti i anlay fllar na ra men Kaz m Çelik, k rsal alan ve gerilla faaliyetini asla terk etmedi. Önderli in hele hele en zor süreçte partinin bafl nda olmas ve partiye s k s k ya sar lmas gerekti inin bilincindeydi. Parti önderli inin özellikle o zor koflullarda k rsal alanda örgütün bafl nda ve silahl mücadele içinde korunabilece inde, onun içinde gelifltirilebilece inde srar ediyordu. 0, 12 Eylül AFC sinin yaratt y k ma karfl partisinin bafl nda en a r sorumluluklar omuzlayarak da bafllar nda silah elde mücadelede srar etti. Çok say da örgütün tarih sahnesinden silindi i bir süreçte silahl mücadelede gerilla savafl nda kararl bir durufl sergileyerek büyük bir cüretle savafl büyüttü! kimlik sorup tehditler savurur. Cihan Çelebi halka yap lan bu zulüm karfl s nda belindeki silah na sar larak faflistlerin üzerine yürür. Ç kan çat flmada faflistlerden biri yaralan rken Cihan Çelebi de flehit düfler. Hasan Tanr verdi; flçi bir ailenin çocu u olan Hasan Tanr - verdi 10 Ocak 1964 te Mufl-Varto da dünyaya geldi. Ekonomik koflullardan kaynakl Almanya ya iflçi olarak gitti. Partizanlarla Berlin de tan flt. AT F (Almanya Türkiyeli flçiler Federasyonu nda) Yönetim Kurulu üyeli i yapt. Geçirdi i beyin kanamas sonucu 17 May s 1992 de aram zdan ayr ld. 28 May s 1991 de yaflanan çat flmada Refik Yaflar (Komiser Momo), Yusuf Ekinci (Doktor Kenan), Yaflar Sa d ç (Adem), Kumriye Cihan (Dilan) flehit düfltüler. ç kar ve kapristen uzak, olgun, hoflgörülü, yarat c, azimli, coflkulu yap s yla k sa zamanda Ankara halk n n yüre ine taht kurmufltur. Ankara dan Y lmaz Talayhan la birlikte komsomol saflar nda faaliyet yürütürken gerillaya kat ld. lk günlerde içinde bulundu u birlik bir ihbar sonucu çembere al nm fl, dört Partizan flehit düflmüfl Refik Yaflar e itimsiz ve tecrübesiz olmas na ra men ilk vurulan yoldafl n n silah n alarak gerilla birli inin kuflatmay yarmas nda önemli bir rol oynam flt r. Yaflar Sa d ç; 12 Aral k 1971 de Erzincan Çay rl -Yeflilbük köyünde do an Yaflar Sa d ç n yaflam yoksulluk içinde geçmifltir. Maddi olanaks zl klardan dolay ancak lise ikinci s n fa kadar gider. Okul d fl nda çal fl p ailesine katk sunan Yaflar Sa d ç tan yanlar ondan bahsederken Tokat Ba deresi flehitlerinden kardefli Münire Sa d ç gibi sessiz ve olgunlu una vurgu yaparlar. lk dönemlerdeki bu sessizli i siyasal olarak gelifltikçe yerini olgunlu a b rak r. Kumriye Cihan; 1974 Dersim Hozat (Bargini) do umlu olan Kumriye Cihan, halk n önce ö rencisi sonra ö retmeni olma bilinciyle hareket etmifl ve bu do rultuda kitlelerle kopmaz ba lar kurmufltur. 29 Mart 1991 de kat ld gerilla faaliyetinde özellikle köylerdeki kad nlarla rahat diyalog kurarak onlara kad n n devrimdeki rolünü anlatarak onlar etraf nda toplam flt r. Hasan Pafla katliam 1980 sonras nda Tuzla katliam ile bafllayan yarg s z infazlar dizisinde önemli bir halkayd Hasanpafla katliam. 19 May s 1991 de Kad köy Hasanpafla da gece s ralar nda smail Oral ve Hatice Dilek, Dilek in o lu Özgür Cihan n tan kl nda katledildiler. Kamuoyunda anti-terör yasas olarak lanse edilen, özünde ise devlet terörünün yasallaflmas demek olan faflizm yasas n n yürürlü- e girmesi ile birlikte iflkenceci cellâtlar kanl planlar n uygulamaya koydular. Burjuva bas n katliamdan sonra manfletten verdi i haberde ölüm timi ele geçirildi, çat flt öldü vb. yalanlarla katliam ortakl görevini yerine getirdi. smail Oral; 1961 zmit do umlu olan smail Oral lise son s n fta iken Partizanlarla tan flt.12 Eylül geldi inde belli bir süre duraklad ve geri çekildi. Bu süreçte yakalan p 5 y l stanbul un çeflitli hapishanelerinde kald da tahliye olur olmaz aktif bir militan olarak her göreve dört elle sar ld. Marmara Üniversitesi ne girdi. K sa sürede gençli in önderi oldu. Partinin bir kadrosu olarak yarat c l, kararl - l ve örgütleyicili iyle birçok eyleme de imza att. Polis smail Oral n peflini b rakm yordu art k. Tuzla katliam nda baflrolü oynayan Engin Kaya ajan n araflt rma ve soruflturmas n yaparken Kad köy de gözalt na al nd. 15 gün boyunca iflkencede düflmana kök söktürdü. 7 ayl k tutsakl n ard ndan ç kar ç kmaz yar m kalan ifllerini h zla tamamlad. Yoldafllar yla bu s - k ve disiplinli çal flmalar sonucunda Partizanlar May s na damgas n vurdu. smail Oral n önderli inde yeni örgütlenme alanlar aç ld. Onda karamsarl k yoktu. Al nan darbeler ve yenilgilerde karamsarl a kap lm yordu. En büyük korkusu düflmana silahs z yakalanmakt. Korktu u oldu. Hatice Dilek; 1958 Elaz Beraj köyü do- umlu olan Hatice Dilek in çocuklu u stanbul Gülsuyu nda geçti. Devrimci düflüncelerle burada tan flt. Ekonomik zorluklar yüzünden hem okuyor hem de çal fl yordu. Hatice Dilek, smail Oral la birlikte kald klar evde katledildi. O lu Özgür Cihan n gözleri önünde katledilen Hatice Dilek in cenazesi Gülsuyu mezarl na kitlesel bir kat l mla topra- a verildi. Özgür Cihan 21 Ekim 1992 de yap - lan duruflmada yaflad klar n flöyle anlat yordu; Silah sesleriyle uyand m. Bir polis annemin bafl na aya yla bas yordu. Annem bana baban ara dedi. Polis de arayamazs n dedi. Annem o s rada sa d ve yaral de ildi. Pusula Hakl l na inanmak zorluklarla savaflman n ön kofluludur! Ama güçlük, olanaks zl k demek de ildir. Önemli olan fley, seçilen yolun do ru bir yol oldu una inanmakt r. Bu inanç mucizeler yaratabilen devrimci enerjiyi ve devrimci coflkuyu yüz kat artt r r. (Lenin, flçi S n f ve Köylülük, s. 177) Evet önemli olan seçilen yolun do ru bir yol oldu una inanmakt r. Bu inanç tüm zorluklarla savaflman n teminat d r. Tarihin tekerle ini her tarihsel süreçte ileriye do ru çevirenler soruna bu bilinç ve inançla yaklaflm fllard r. Emperyalizm ve proleter devrimler ça ndaki tüm devrimler de bu büyük fedakarl klar n ürünüdür. Daha sade bir dille ifade edecek olursak, hiçbir devrim zorluklarla bo uflmadan, engelleri aflmadan hedefine ulaflmam flt r. Zorluklarla bo uflmak ayn zamanda militanlar çeliklefltirir, direngenliklerini art r r. Kazanma bilinci de böylece içsellefltirilmifl olur. Bilindi i gibi emekçilerin, ezilen tüm s n flar n günlük sosyal yaflamlar binbir zorlukla doludur. Bu zorluklar n esas yarat c s sömürü düzenidir. Bu demektir ki; insanca bir yaflam için sömürü düzeninin y k lmas flartt r. Ama bunun için yaflanan zorluklardan daha büyük zorluklar göze almak gerekir. Bedel ödeme, tarihsel sorumluluk ve bilinç eyleminden ba ms z de ildir. Bu konularda ileri bir durufl varsa, orada çaresizlik yoktur. Orada yap lmayan görevleri güçsüzlüklere, olanaks zl klara endeksleme anlay fl yoktur. Bilakis güçlük olanaks zl k de ildir. Olanaklar yaratacak olan biz devrimci özneleriz anlay fl vard r. Bir partinin militanlar nda bu anlay fl bir yaflam tarz haline gelirse, her zorlu un afl lmas kaç n lmaz hale gelir. flkencehanelerde, zindanlarda, çat flma siperlerinde ortaya konulan tüm kahramanca pratikler gücünü, yap lan n bir görev oldu u kavray fl ndan al yor. Bu görev halka, ona o gücü veren proletarya ideolojisine duyulan derin güvenden baflka bir fley de ildir. Böylesi zor çat flma dönemlerinde hayk r lan parti fliarlar kazanman n, yüründü ü yolun do rulu una ve yol göstericisi olan örgütlü yap ya duyulan inanc n özlü ifadesidir. Parti, önderlik, örgütlü çat flma vb. sorunlar üzerinde daha çok yo unlaflt m z bu dönemde seçilen yolun do ru bir yol oldu una inanan militan tipini yaratmak, örgütün tüm kademelerinde bu niteliksel say y ço altmak, olanaks zl klar n, imkans zl klar n panzehiridir. Bitmeyen bir enerjinin aç a ç kar lmas d r. Devrimci heyecan n, devrimci coflkunun ileri kitlelere de tafl nmas d r. Hem baflka ülkelerin devrim tarihlerinde hem de sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesi yürüten partilerin tarihlerinde böylesi dönemler vard r. Bu dönemlerin iç ve d fl koflullar n, yani süreçlerin tüm özgünlüklerini kavrayarak de erlendirmeler yapmal y z. Ayn durum kendi tarihi tecrübelerimiz, bulundu umuz co rafya üzerinde mücadele yürüten devrimci ve yurtsever hareketlerin tarihlerinden ö renme prati i için de geçerlidir. Ö renme konusundaki bilimsel yöntemi-yaklafl m kavramada yetkinleflmek, hatalar asgari düzeye indirgemek, flematizmden önemli oranda kurtulmak anlam na gelir. Süreçleri bu bilinçle sorgularsak, iflte o zaman nesnel koflullar bak m nda dönemler aras nda belli farkl l klar n oldu unu görece iz. Görece imiz di er önemli bir gerçek ise; hiçbir de erin, olana n tepsi içinde sunulmad, onlar elde etmek için yo un bir eme in verildi idir. Hiç flüphesiz verilen eme in düzeyi, duyulan güven ve inanç düzeyinden ba ms z de ildir. Eme in yo unlu u, ideolojik durufltaki netli in, söylemin prati e dönüfltürülmesinin ta kendisidir. Buradaki militan pratik yol aç c, kilit bir sorundur. Dura anl a, hareketsizli e isyand r; söylemlere olmas gereken anlam yükleme eylemidir. Söz gelimi, savafl alan çekim merkezi olmal d r, demekle olmaz. Savafl alan n n çekim merkezi olmas n sa layacak olan bizzat prati in kendisidir. Savafl n geliflece ine dair ortaya ç kan her iflaret dikkatlerin bu yöne do ru çevrilmesini sa lar. Tüm mücadele alanlar nda bu yönlü yürütülen propaganda faaliyetlerinin ikna edici ve etkin olmas na hizmet eder. Örgütlü güçlerin, yak n çeperin katk düzeylerini daha bir art r r. Tüm genel söylemleri daha sade bir dille ifade edecek olursak, savafl sorunu partinin gündemine ancak savafl larak konulur. Çünkü savaflç militan pratik tereddütleri, güvensizlikleri yok eder. Tüm alan çal flmalar n n yönünün bu merkezi göreve göre flekillenmesini sa lar. Öncellikle ç karmam z gereken ders; dikkatleri ana merkeze yöneltecek görevler üzerinde yo unlaflmakt r. Hiçbir gerekçenin arkas na s - nmadan, var olan olanaklar çerçevesinde mutlaka ama mutlaka ad m atmak gerekir. Çünkü içinden geçmekte oldu umuz dönem mazeret üretecek, mazeret kabul edecek bir dönem de- ildir. Ya var olan güçlerle, olanaklarla ileriye do ru ad mlar at lacak ya da mazeretlerle birlikte var olan imkanlar da tüketilecektir. Bunun ara yolu yoktur. Bu gerçekler görülmelidir. Süreci asgari düzeyde alg lama böyle bir duruflu zorunlu k lar. Tüm dezavantajlara ra men sürecin sundu u f rsatlar do ru okumak gerekir. fiöyle ki; Aç l m balonu patlad. Tüm gerçekler orta yerde duruyor. Egemenlerin imha ve inkar politikas sürüyor. Bu, geçici de olsa orta düzeyde çat flmalar n yeniden yaflanmas na vesile olabilir. Yine Tekel direnifli, özellefltirmenin ac sonuçlar na ayna tuttu. Ve kölece bir yaflamdan kurtulman n yolunun direnmekten geçti i gerçe- i bir kez daha aç a ç kt. Direnifl ayn zamanda s n f n birlefltirici gücünü de gösterdi. Gösterdi i di er bir gerçek ise; önderlik ve örgütlülük sorunu çözülmeden, en büyük kalabal klar n dahi sonuç al c kudretten yoksun oldu udur. Tüm bu pratikler önderlik, örgütlülük, kitle çal flmas konusunda bize somut tecrübeler sunuyor. Tüm bu pratikler bize sürecin öncelikli, acil görevleri noktas nda uyar yor. Dolay s yla parti sürecine, s n f mücadelesine müdahale yüzeysel de erlendirmelerle, somut verilerden uzak gözlemlerle olmaz. Parti sürecine müdahale, ortaya konulan toplant sonuçlar n n irdelenmesiyle, al - nan kararlar n uygulan p uygulanmad n n denetlenmesiyle olur. Yani somut müdahale, somutu izleme ve incelemeyi gerekli k lar. Genel olarak bakt m zda örgütlü güçlerimizin bu konuda olmas gereken noktada olmad bir gerçektir. Bu durumu mutlaka de ifltirmeliyiz. Çünkü bütünü sahiplenmek, katk düzeyinden ba ms z de ildir. Bilakis katk düzeyiyle orant l d r. S n f mücadelesi içinde aktif bir konum almak, ayn zamanda daha çok sorunla yüzleflmek anlam na gelir. Sorunlar n yo unlu u çözüm noktas nda daha yo un bir emek vermeyi gerektirir. Gerçeklerle yüzleflmek, geneli somuta uygulamak, A/P çal flmalar n, örgütlemeyi daha somut ayaklar üzerine oturtmak ancak bu pratik içinde mümkün olabilir. Örne in Tekel iflçilerinin direnifl sürecinde edindikleri tecrübe, düflünsel planda yaflad klar de iflim, yaflanan yo un prati in ürünüdür. Bugün ezilenlerin sorunlar için ortaya do ru pratik çözümler koymak, somut taktikler gelifltirmek için dairenin d fl nda de il, içinde olmak gerekir. Daire içinde, yani kavgan n göbe inde olmak, daha yo un sorunlarla yüzleflmek anlam na gelir. Bunlar n çözümü için daha çok çaba sarf etmek olmazsa olmazd r. E er sorunlara dair somut çözümler sunmada, kitlelerle ba kurmada problemler yafl yorsak bunun pratikle olan boyutu üzerinde ciddiyetle durmam z gerekir. Bu yönlü ileriye do ru at lacak her ad m, yukar da alt n çizdi imiz yetersizlikleri gidermeye hizmet edecektir.

12 flçi-köylü 12 Söylefli 1 MAYIS SADECE BAYRAM DE L KAVGA GÜNÜDÜR! May s, 77 nin ard ndan Taksim de kutlan lan ilk kitlesel ve coflkulu olan yd. Sendikalar, devrimciler ve çeflitli kitle örgütleri taraf ndan birleflik (her ne kadar bu ortaklaflmada çeflitli yöntemlerle devrimciler d fllanmaya çal fl lsa da) örgütlenmesi, bu seneki 1 May s n kitleselli inin nedenlerinden birini oluflturuyor. 32 senenin ard ndan Taksim in aç lmas n n yaratt heyecan ve TEKEL direnifliyle bir hareketlenmenin yafland s n f mücadelesinin de etkisiyle dolan Taksim Meydan yüz binleri kucaklad. Sendikalar, devrimciler, direniflteki iflçiler, feministler, Çarfl vb. gruplar, ö renci dernekleri, siyasi partiler Toplumun her kesiminden insanlar n yer ald mitingde ortaya ç kan tabloda bu olumluluklar de erlendirirken tüm art -eksilerini de görmeli ve bunlardan dersler ç - karabilmeliyiz. Gazetemizin bu say s nda çeflitli sendikalardan ve iflçilerden 1 May s ve s n f hareketinin son sürecini nas l de erlendirdiklerine dair görüfller ald k. flçilerden 1 M a y s izlenimleri Hakk Özdo du (Prima Deri/Deri- fl): 1977 den beri ilk Taks m 1 May s bu. Tabi biz 1977 ye denk gelemedik ama bu 1 May s, benim gördü üm en görkemli, en güzel 1 May s t. nsanlar aras nda çok güzel diyaloglar vard. Gerçekten çok güzel buldum. Nihat Çi demli (Y ld z Deri\Deri- fl): 1 May s tan büyük zevk ald m. 15 y ld r 1 May s a deri-ifl kolunda kat l yorum. Ve en güzel 1 May s md diyebilirim. Hasan Erdo an (Kaz m Süren\Deri- fl): 1977 de gerçeklefltirilen katliam ve 34 kiflinin öldürülmesinin ard ndan bu sene Taksim in aç lmas, iflçi s n f n n dayatmas ile oldu. Konfederasyonlar n birleflmesi de bunda etki yaratt. Y llard r Taksim in aç lmas mücadelesi veriliyordu. Bu seneki miting çok coflkulu ve olumluydu. Tabi birkaç olumsuzluk da oldu. Türk- fl baflkan na yap lanlar haks z bulmuyorum. Bu insanlar n bir direnifli vard. Ama sahiplenilmedi. flçilerin de can na tak etti haliyle. Sendika, TEKEL direniflinin gelece- i noktay tahmin etmiyordu. Ne zamanki bu direnifl büyüdü ve ciddi bir kamuoyu yaratt, sendika o vakit direnifli -hofluna gitmese de- sahiplenmek zorunda kald! Ancak 78 gün boyunca sendikan n iflçilere yaflatt olumsuzluklar, 1 May s ta, iflçilerin kürsüyü iflgal ederek Kumlu yu engellemelerine yol açm flt r. Bu bir anlam ile olumludur. Çünkü oras zaten iflçiye ait olmas gereken bir kürsüdür. flçiler, güvencesiz çal flma dayatmalar ndan ve iflten at lmalardan canlar yand için böylesi bir eylem gerçeklefltirdiler. Sendikalar, direnifllerine gerçek anlamda sahip ç kmad için öfkeliydiler. Deri- fl Genel Baflkan Musa Servi May s na dair haz rl klar n z nelerdi? - Temsilciler Kurulunu biraraya getirerek toplant lar yapt k. Burada toplu sözleflmeleri de erlendirdik ve ne gibi çal flmalar yapaca m - z konufltuk. flçilerin mitinge yo un kat lmas için çal flmalar yapmaya karar verdik. Afifl, bildiri da t m n n yan s ra örgütlü oldu umuz yerlerde (Kad köy, Kartal, Ataflehir) arkadafllar - m zla toplant lar yapt k. Bu çal flmalar sonucu geçen senelere göre daha kitlesel ve coflkuluyduk May s n talepleri aç s ndan nas l de erlendiriyorsunuz? - Taksim in aç lmas n n özel bir anlam var ve bu yüzden ön planda tutulmas anlafl labilir ama bu durum alanda iflçi s n f n n taleplerinin arka planda kalmas fleklinde yans d. Bunu talepler noktas nda at lan sloganlar n daha c l z olmas ndan da anlayabiliriz. Genel anlamda Taksim coflkusu vard ama önemli olan bu ruhu canland rmak! Öncesindeki çal flmaya da yans d bu. Alanda, iflsizler de, ev kad nlar da yani halk, talepleri ile daha fazla olmal yd! Daha do rusu bunu sa layacak bir yap lanma oluflturulmal yd. Bir de sendikalar, yaln zca iflçilerin ekono- Genel- fl stanbul 3 No lu fiube Baflkan fiahan lseven - Deri- fl için 1 May s nerede duruyor? May s na ne gibi haz rl klar yapt n z? - 1 May s iflçilerin dayan flma günü olmas na ra men, sermaye ve baz sendikalar bugünü; bahar bayram, çiçek bayram vb. flekillerde dillendirerek içini boflaltmaya, amac ndan sapt rmaya çal fl yorlar lerin sonlar nda 1 May s, salonlara s k flt r lmaya çal fl l yordu, ama biz 1 May s n alanlarda kutlanmas ndan yanayd k ve bunun mücadelesini veriyorduk y l nda Kazl çeflme den Harbiye ye de bu yüzden yürümek istedik. O zaman daha Kazl - çeflme de etraf m z sard lar ve 350 kifliyi gözalt na ald lar, Deri- fl genel merkezinden 9 kifli tutukland k. Neden? flçinin mücadele ve dayan flma günü olarak 1 May s sahiplendi imiz için O günden bu yana Deri- fl olarak bu günün anlam ve önemine uygun olarak, üretimden gelen gücümüzü kullanarak 1 May s geldi inde alanlara ç kt k. Bunu, 1 May s n yasakland dönemlerde de yapt k. Deri-ifl olarak 1 May s öncesinde geleneksel olarak yapt m z iflyeri ve bölge toplant lar n düzenledik. Bu toplant larda; özellikle AKP hükümetiyle birlikte artan hak gasplar na karfl daha kitlesel, daha güçlü bir biçimde alanlarda olmam z gerekti i vurgusunu yapt k. Sonuç olarak 1 May s günü Tuzla da toplanarak yürüdük ve iflçilerle birlikte otobüslere binip fiiflhane ye gittik. - Bu y l, 77 nin ard ndan Taksim de yeniden 1 May s kutlad k. Her ne kadar hükümet Taksim i iflçilere arma an etti ini iddia etse de sendikalar ve devrimciler 1 May s ortaklafla örgütlediler. Siz bu 1 May s nas l de erlendiriyorsunuz? - Ne hükümet ne de konfederasyonlar Taksim in aç lmas n kendilerine mal etmemelidirler. Çünkü geçmifli gözden geçirdi imizde olumsuzluklar ortaya ç k yor. Taksim kazan m nda esas olan kararl durufltur. Bu 1 May s ta bir kez daha görüldü ki, devlet müdahale etmedi i sürece kimse sorun ç karm yor! Cam-çerçeve k rm yor! Devrimcilerin kitlelerle bütünleflme gibi bir dertleri var. Sermaye zaten bunu istemiyor, bu yüzden halk ile devrimciler aras na duvar örüyor. -Bu duvar aflmak için gerçekten art k daha fazla s n f çal flmas na yo unlaflmak gerek!- Sendikalar n da bu yönde çabalar var. Onlar da istemiyor bunu, çünkü bu onlar n rahatlar n bozacak bir durum! Kimi sendikalar flimdiye kadar, iflçilere, 1 May s a gitmeyin, komünist bayram o derken, bu sene iflçilerle Taksim delerdi. Tüm bunlar oldukça anlaml yd. Bir de baz sendikalar 1 May s sadece bayram havas nda kutlamaya çal fl yorlar. Hay r! 1 May s bayram de ildir! 1 May s, ça d fl koflullara karfl iflçinin haklar n dile getirme, mücadele etme, direnme ve kavga günüdür! 1 May s n tarihçesine bakt m zda da bunu aç kça görürüz. - TEKEL direnifli iflçi hareketinde bir canl l k yaratt. Çemen den Marmaray a, Samatya dan SK ye birçok direnifl, TE- KEL den etkilendi ini ifade etti. Siz bu konuda ne düflünüyorsunuz? - Emekçiler cephesine bakt - m zda görüyoruz ki, yo un sald r larla karfl karfl yay z. Kurals z çal flma dayat l yor. Neo-liberal politikalar esas al narak, Çin in uygulad koflullar bizde de uygulanmaya çal fl l - yor. Hükümet bir yandan Avrupa ya uyum derken, bir yandan da kay t d fl, esnek çal flmay uygulat yor. TEKEL de 4-C ile dayat lan da bu esasen li y llarda iriliufakl birçok direnifl oldu. Ama bunlar, kamuoyu taraf ndan TEKEL kadar sahiplenilmedi. Bunun nedenlerinden biri, TEKEL iflçilerinin tek bir bölgeden de il, Türkiye nin dört bir yan ndan bir araya gelmeleri Kürdüyle, Türküyle, Laz yla, Çerkeziyle Böl, parçala politikas na karfl mik talepleri ile s n rl kalmamal, ülkenin bütününe dair sorunlara de inmeli. Mesela Kürt ulusal sorunu, hapishanelerde yaflanan sorunlar, çocuklar n tutuklanmas gibi konulara da kafa yormal. 1 May s ta tüm bu sorunlar ve talepler dile getirilebilmeliydi. - TEKEL direniflinin iflçi hareketine etkileri nelerdir sizce? - TEKEL son dönemlerde yaflanan en etkili direnifllerden biri oldu! Bence Taksim in kazan lmas nda da, alanda var olan coflkuda da TE- KEL in etkisi gözden kaç r lmamal. Alanda var olmalar, yaln zca onlar n de il Esenyurt, SK, Samatya ve tfaiye iflçilerinin de orada bulunmalar önemli! TEKEL, iflçi s n f n n son dönemdeki ç k fl na önderlik etmifltir. Birçok direniflte TEKEL in örnek al nmas bunun göstergesidir. Son zamanlarda iflçi s n f ile devrimciler aras nda keskin bir s n r oldu u biliniyor. Bu da TEKEL direnifli gerek DDSB ye gerekse de devrimcilere flunu göstermifltir: flçiler için yaln z bas n aç klamalar yapmak, onlara arkan zday z demek yeterli de ildir. Bizzat onlar n yan nda yer almak, sorunlar n sahiplenmek ve onlarla bir arada olmak gerekiyor. Uzun bir süredir iflçi s n f - na yabanc laflan anlay fllar n TEKEL deki durufluyla yavafl yavafl de ifliyor oldu unu gördüm. Bu süreçte biz asl nda s n fa ne kadar yabanc laflm fl oldu- umuzu da gördük. Bunu bir kazan m olarak görüyorum. flçi s n f n n mücadelesini ancak tabana inerek, yani iflçiye giderek yürütebiliriz. Mücadeleyi ilerletmek için s n f sendikac l anlay fl n n yayg nlaflt r lmas çok önemli. emekçilerin, ortak ç karlar için bir araya gelmelerinin önemini gördük bir kez daha. Bir de bu süreçte, emek hareketi yürütenlerle birlik olunmas da, devrimci-demokrat ve ilerici kesimlerle bütünleflilmesi de, iflçilerde, gerçek dostlar n n ve destekçilerinin bu kesimler oldu una dair izlenim yaratt. TEKEL, hak gasplar karfl s nda yarat lmaya çal fl lan kriz var, yapacak baflka bir fley yok! anlay fl na da darbe vurmufltur. Çok güçlü oldu- u söylenen sermaye karfl s nda kararl durursak, ona geri ad m att rabiliriz düflüncesini gelifltirdi. Taksim coflkusu önemli ama iflçilerin talepleri geri planda kalmamal! iflçinin direniflini, yaln z bafl na ya da yaln zca sendikalar öncülü ünde yapmas n getiriyor. Bu da direnifllerin zay flamas na, yaln zlaflmas na neden olmaktad r. TEKEL de ise flöyle bir durum vard. flçiler bize sahip ç kt lar diyordu devrimciler için. Elbette bu birliktelik, halk n devrimcileri sahip ç kmas n da getirir. flçilerden 1 M a y s izlenimleri Taksim de kürsüsüne sahip ç kan bir Esenyurt iflçisi Aliflan Abalay; 1 May s iflçilerin olmazsa olmaz bir bayram d r. Daha önce Taksim e ç karken gaz bombalar, polisin fliddeti, devletin fliddeti vard. Marjinal gruplar olay ç kard deniliyordu. Bak n bu sene tek bir olay ç kmad. Çünkü asl nda olay ç karan devletin kendisidir. Egemenler korktu- undan iflçiye bask uygulamaktad r. Çünkü iflçi çok güçlüdür. Tahmin edemeyece i kadar güçlüdür. Mesela iflçi ifli b raksa hayat durur. Bunlar da bunun fark nda oldu u için iflçiye bask yap yor. Hükümet biz açt k Taksim i diyor. Asl nda iflçi direnerek kazand. Biz kürsüye ç karak sesimizi duyurmaya çal flt k. Mustafa Kumlu iflçilere sizin ne ifliniz vard? diye sordu 1 May s ta. Kumlu flunu bilsin ki; Türk- fl baflkan olabilir ama iflçilerin verdi i aidatla orada durmaktad r. flçilerin orada hakk vard r, onun patronu da iflçilerdir. TEKEL iflçileri 78 gün direndiler. Ne oldu? Bunlar bir karar ald - lar gidin bir daha döneceksiniz dediler. Asl nda bu ne demektir biliyor musun? Ben hükümetle anlaflt m, bunlar gönderelim. 1 Nisan da Türk- fl Baflkan TE- KEL iflçileri buradan gitsin, kurtulay m mant ile yaklaflt. 1 May s iflçi bayram nda en mutlu günüm Taksim e ç kt m gündür. 77 de 34 tane flehit verdik. Onun için de bir anlam oldu. O iflçi ve emekçi kardefllerimize sahip ç kmak ad na çok iyi bir fley oldu. Hiçbir direniflte, mücadelede asla kaybedilmez. Mutlaka, er geç kazan l r. Mücadele eden bir gün kazan r.

13 Dünyadan flçi-köylü 13 YUNAN STAN HALKI SEL OLUP YOLLARA AKTI Yüz binlerce insan... flçi, esnaf, ö renci, iflsiz, kad n, erkek, çocuk, yafll 5 May s günü Atina, 2001 y l ndan bu yana gördü ü en kitlesel eyleme tan k oldu. Kimi kaynaklarda 200 bin kifliden bahsedilmekte. Tüm sendika kortejlerinde canl l k ve dinamizm hakimdi. 5 May s günü devlet daireleri, hastaneler, limanlar, bas n kurulufllar, belediye çal flanlar, özel sektör emekçileri ve esnaf iflbafl yapmayarak alanlara ak n etti. Saat de Pedion Arios Meydan nda start verilen miting, yap lan konuflmalarla bafllad. Almanya ve Fransa dan gelen sendika temsilcileri destek konuflmalar yaparak Yunanistan halk n n yan nda olacaklar n belirttiler. Yunanistan flçi Sendikalar Konfederasyonu (GSEE) baflkan G. Panagopoulos söz ald s rada ise meydan dolduran binlerce iflçi ve emekçinin tepkisine maruz kald. Uzun süre yuhalama ve sl kla protesto edilen baflkan, konuflmas n k sa tutmak zorunda kald. Konuflmalar n sona ermesinden sonra ise, devasa kitle meclise do ru yürüyüfle geçti. Kalabal ktan dolay kortejler zorlukla ilerlerken, Omonya Meydan na ulaflan ö renci ve devrimci gruplar n etraf da polis taraf ndan sar lmaya bafllad. Polisin varl na tepki gösteren kitle elinde ne varsa polise atmaya bafllad. Sloganlar n daha canl at ld bu s rada, asl nda günün devam nda neler getirece inin de ilk sinyalleri verilmeye bafllanm flt. Saat s ralar nda ancak Sindagma Meydan na ulaflmaya bafllayan kitle, Meclis e girmeye çal flt. Farkl girifl alanlar ndan gerçeklefltirilen çabalara polis gaz bombas ve göz yaflart c gazla karfl l k verdi. At lan gazdan dolay tüm meydan sis bulutuna büründü. Sindagma Meydan nda ilk çat flmalar n bafllamas, çat flmalar n bir anda di er alanlara da yay lmas n ateflledi. Polis meydana giren tüm gruplara sald rarak da tmaya çal flt. Buralarda yap lan müdahalelerde sadece gaz bombalar yla yetinilmeyerek cop ve motorlu birlikler de kullan ld. Alana giren YKP(M-L) korteji de benzer bir sald r ya maruz kald. Motorlu birliklerin korteje sald rmas sonucu baz kifliler yaralan rken, kitle sald r ya kortejleri yeniden oluflturup, yollara barikat kurarak karfl l k verdi. Sald r karfl s nda da lmayan kitle, tekrar toplanarak ara sokaklardan yeniden meydana ç kt. Tekrar toplanarak yürüyüfle devam edilmesi çevrede da - n k olarak bekleyen kitle üzerinde olumlu etki yaratarak onlar n da yeniden kortejlerle alana ç kmas na neden oldu. Uzun süren çat flmalar sonucu polis belli ölçüde geri çekilirken alanlar terk etmeyen devrimci ve ilerici gruplar Omonya Meydan na yürüdükten sonra tekrar Sindagma Meydan na yürüdüler. Klatmonos Meydan nda önleri kesilen gruplar, uzun süre burada bekledikten sonra tekrar Omonya Meydan na yürüyerek saat de bafllayan eylemi de sonland rd lar. Gün içinde bafllayan ve ara sokaklarda devam eden çat flmalar akflam saatlerine kadar devam etti. Daha çok Eksarhia çevresinde devam eden çat flmalar akflam saatlerinde sona erdi. Fakat çat flmalar sonras tüm Eksarhia bölgesini kuflatan polis, yüzlerce kifliyi gözalt na ald. Bölgede bulunan iki ilerici kuruma bask n yapan polis ayn zamanda evlere, kafeteryalara da bask n düzenleyip fliddet uygulad. Bask nlar s ras nda pek çok kifli yaraland. fiu ana kadar gelen bilgiler 6 tutuklaman n oldu u yönünde. Fakat say n n daha da artaca öngörülüyor. Özellikle üç banka çal flan n n yanarak hayatlar n kaybetmesi sonucu hükümet, polisi her fleyi yapabilirim mant ile hareket ettirmekte. Yaflanan olay hareket üzerinde terör estirmede kullanmakta. ÖNE ÇIKANLAR... En baflta söylenmeli ki; iflçi s n f ve emekçilerde var olan öfke sadece hükümetle s n rl de il. Tüm sistemi hedef alan bir tepki vard. IMF, AB, hükümet, sermaye sendikalar na yönelik olarak at lan sloganlar bunun d fla vurumu olmufltur. Bununla beraber radikalleflmenin de izleri bugün için ortaya ç kt. Sindagma Meydan na ulaflan her kesimden kalabal n ilk hedefinin meclis olmas, sistemi ve sistem güçlerini en çok korkutan olgu olmufltur. Bundand r ki, bu tür eylemler sonras sistemin hedef tahtas na oturan S R ZA (Radikal Sol Koalisyon) yani reformistlerin yan na bu kez revizyonist kimli i ile bilinen YKP (Yunanistan Komünist Partisi) de eklenmifltir. Amaç, kitlelerin sistem çerçevesinde kontrol edilmesidir. Bunu yapabilirler mi, bu sistem aç s ndan yan tlanmas zor bir soru. Eylem süresince yaflanan yo un devlet terörü de günün di er önemli noktas n oluflturmakta. Sistem, her alanda ve noktada binlerce polisi ile sald r ya geçmifl, korkutmaya kalk flm flt r. Kitleleri gaza bo arak, coplayarak, gözalt na alarak sindirmeye çal flm flt r. Ancak amaçlad na ulaflamam fl, kitlenin fendini yenememifltir. Elbette günün belki de en önemli ve ac olay ise üç banka görevlisinin banka içersindeyken bankan n atefle verilmesi sonucu hayatlar n kaybetmeleridir. Özel sektörde haklar ndan yoksun olarak çal flan bu insanlar n, kimi gruplarca at lan molotof sonucu ölmeleri mücadelenin yar n aç s ndan da sorunlar yaratabilecektir. Ki flimdiden hükümet ve sistem unsurlar nca mücadele karfl s nda koz olarak kullan lmakta. Anarflist gruplara gelince... Amaçlar mücadeleye katk sunmak olmayan, gerçek düflman yerine grev yapan ve direnenlerle çat flmak olan, birkaç cam çerçeve k r p sonra da tüm kitleyi düflmanla bafl bafla b rakanlar n tek derdi kendilerini tatmin edip deflarj olmakt r. Birçok ma azaya içeride insanlar olmas na ra men sald ran, grev yapmad klar için tehdit edenlerin, insan hayat na de er vermeyenlerin, insanl n kurutuluflu için mücadeleleri de tart flmal d r. Bu tarz hareketlerine müdahale eden YKP(M-L) kortejine sald ran, karfl l k görmesi ile s n r afl p YKP(M- L) kitlesini molotofla tehdit edenlerin derdi mücadele de il baflkad r! Bundan sonra, mücadele geliflerek devam edecektir. 5 May s günü bunu her kesime aç k net olarak göstermifltir. DEVLET N TERÖRÜ SÖKMED K TLELER SOKAKLARDA OLMAYA DEVAM ED YOR! 5 May s grev ve yürüyüfllerine kat lan yüzbinler, azg n bir devlet terörü ile karfl laflm flt. Ancak tüm sald r lara ra men geri ad m at lmayarak, Atina sokaklar direnifl alanlar na dönüfltürülmüfltü. Onlarca kiflinin gözalt na al n p, 22 kiflinin tutuklanma talebi ile savc l - a sevk edilmesine ra men, kitleler 6 May s Perflembe günü yeniden yollar doldurdu. flçi ve memur sendikalar konfederasyonlar GSEE ve ADED nin ça r - s yla meclis önünde toplanan binlerce kifli hem devletin sald rganl n hem de mecliste oylamaya sunulan sosyal güvenlik yasa paketini protesto etti. çlerinde YKP(M-L) nin de oldu u devrimci parti ve gruplar sendika flubeleri ile Propilea Meydan nda toplanarak Sindagma Meydan na yürüdüler. Propilea Meydan nda toplanmaya baflland s rada çevik kuvvet polislerinin bir genci gözalt na almaya çal flmas na tepki gösteren kitle polise müdahale etti. Polisin aç kça provokasyon yaratarak yürüyüfl yapt rmama tavr na karfl derhal kortejler oluflturulup meclise yürünerek polisin planlar bofla ç kar ld. Meclise ulafl ld nda ise burada bekleyen di er devrimci yap larla birleflildi. Eylem boyunca AB, IMF, hükümet ve devlet terörünü protesto eden sloganlar s kl kla at ld. Eylem ça r s n GSEE ve ADED yapmas na ra men hiçbirisinin alanda olmamas ise sendikal liderliklerinin uflakl n n resmi oldu. Ö retmen sendikalar d fl nda sadece DE (Devlet Elektrik flletmesi) çal flan bir grup iflçi sendika pankartlar ile alanda yer ald. Yaklafl k üç saat meclis önünde bekleyen kitle, paketin oyland n ö rendikten sonra yürüyüfle geçti. Omonya Meydan na yürüyen kitle burada eylemi sonland rarak da ld. Bugünün en çarp c görüntüsü ise, polisin grev gününe oranla meclis önünde daha fazla güvenlik alm fl olmas yd. Eylemler d fl nda bu hafta da grevlerle dolu geçti. Belediye temizlik iflçileri Pazartesi (3 May s) bafllatt klar greve hala devam ediyorlar. Yunanistan da ki tüm eczaneler ise 6 ve 7 May s günleri kepenk kapatarak sektörde yap lmak istenen de ifliklikleri protesto ediyor. Önümüzdeki hafta için ise yeni bir genel grev karar n n ç kmas bekleniyor. Anlayaca n z Yunanistan izlemeye devam edin! (Yunanistan dan bir K okuru) Frankfurt ta Afganistan Komünist (Maoist) Partisi nin Avrupa sorumlusu Oumat Yousuf Momand an ld! 22 fiubat 2010 tarihinde geçirdi- i kalp krizi sonucu olarak vefat eden 63 yafl nda olan Afganistan Komünist (Maoist) Partisi nin Avrupa sorumlusu Oumat Yousuf Momand 8 May s 2010 da Titus Forumu nda aile ve yoldafllar taraf ndan an ld. Etkinli e Afganistan Komünist (Maoist) Partisi taraf ndan yay mlanan aç klama okunarak baflland. Ard ndan Momand n hayat ve mücadelesi hakk nda bilgi verildi. Ayn zamanda MKP Hessen taraftarlar, 8 Mart Kad n Örgütü ve Partizan temsilcileri de duygular n dile getirerek Momand n dünya ezilen halklar n n mücadelesinde ebediyen yaflayaca n vurgulad lar. Ard ndan Huma Momand (Yousuf un k z ) bir konuflma yapt ve flunlar ifade etti; Uzun uzun sizlere babam hakk nda neler anlatabilece imi düflündüm. Birçok fley akl ma geldi ancak vazgeçtim. Çünkü onun gibi bir insan hakk nda bir fley anlatmak oldukça zor, hepsini anlatmak istiyorsun ama zaman yetmiyor dedi. Ard ndan Enternasyonal marfl çal nd ve anma sona erdi. Evrensel Bak fl ABD nin Ortado u dikeni: ran Ortado u da dinin sosyal ve siyasal yaflamda etkisi büyüktür ve farkl devlet yönetimi alt nda olsalar da bölge halk tüm çeliflkileriyle birlikte bir zincir gibi birbirine ba lanm flt r. Örne in Filistin- srail sorununun yans malar n Suriye, Irak, M s r, Ürdün, Lübnan vd. bölge ülkelerinde görmek mümkündür. Ortado u, jeopolitik özellikleri ve yer alt zenginlikleri nedeniyle emperyalistlerin ifltah n kabartmaktad r ve emperyalizmin dolayl ya da direkt müdahaleleri sürdükçe bölgede uzun vadeli bir istikrar n sa lanamayaca sonucuna ulaflmak bizim için zor olmaz. Bölge ülkelerinden ran da 1979 slam devriminden sonra bafla gelen Humeyni nin anti-abd ci tutumu, ABD nin Ortado u daki bafl hedeflerinden birini ran yapm flt r. ran a karfl Irak desteklemifl, Saddam Hüseyin yönetimini silahland rm fl, ran a karfl k flk rtm flt r. Sonuç itibariyle ran-irak aras nda y llarca süren bir savafl durumu oluflmufl, iki ülke halk da büyük zarar görmüfltür. Emperyalistler silah ticaretinden büyük kazanç elde etmifltir. Ancak ABD nin bu savaflla bo maya çal flt ran slam Devrimi y k lmam fl, güçlü bir devlet gelene iyle birlikte bugüne kadar üstelik de bölgesel bir güç olarak varl n sürdürmüfltür. ran n anti-abd ci tutumu ABD nin bölge jandarmal n yapan srail i ise tedirgin etmektedir. ran n srail karfl t Hamas ve Hizbullah gibi slami örgütlere verdi i destek, bu iki devleti s k s k karfl karfl ya getirmektedir. Büyük Ortado u Projesi ile bu co rafyaya istedi i flekli verece ini hesaplayan ABD, Irak ve Afganistan gibi ran ile ilgili politikalar nda da zorlanmaktad r. ran n bölgedeki fiii nüfusu üstündeki etkisi, petrol ve gaz gibi önemli enerji kaynaklar na sahip olmas ve bunlar üzerinden birçok ülkeyle gelifltirdi i ç kar birliktelikleri onu bu bölgede etkin ülkelerden biri yapm flt r. Bugün ran bölgedeki planlar n hayata geçirmeye çal flan ABD aç s ndan ciddi bir sorun haline getirmifl durumdad r. ABD fiah n devrilip ran slam Cumhuriyeti nin kuruldu unun ilan ndan bu yana ran, her alanda s - k flt rma politikas izledi. Ambargo uygulad, bölge ülkeleriyle olan çeliflkilerinden yararlanmaya çal flt. Ülke içindeki muhalif güçleri destekleme gibi birçok politikas n süreklilefltirdi. Ayn zamanda askeri müdahale tehditlerinde bulundu ancak bunun Ortado u daki bütün dengeleri alt üst edebilecek sonuçlar do urabilme ihtimali onu ba lam flt r. Bu ülkeye karfl uzun vadeli ve dikkatli bir politika izlemek, askeri müdahale d fl nda baflka seçenekleri öne ç karmak zorunda kalm flt r. ABD nin bu seçeneklerden son dönemde öne ç kard iki hat vard r. Bunlardan ilki ran n nükleer çal flmalar üzerinden yön verdi i hat, di eri ise ran n devlet yönetiminin bask c yap s n n yaratt rahats zl kla reform talebiyle soka a ç kan kesimi güçlendirme, ran içten çökertme hatt d r. Bu hatt n en fazla öne ç kt dönem geçen y l Haziran ay ndaki cumhurbaflkanl seçimleriydi. Ancak ABD Ahmedi Nejat iktidar n devirmeyi, yerine daha uzlafl labilir (reformcu kanad ) bir iktidar getirmeyi baflaramad. Mevcut iktidar göstericilere karfl ac mas zd. Reformcu adaylara ise iktidar noktas nda hiç flans tan mad. ABD nin ran n nükleer çal flmalar üzerinden uygulad politik hatt na dönersek, ran n teknolojik ve askeri donan m elbette ABD ile karfl laflt r lamayacak kadar küçük ancak yukar da belirtti imiz nedenlerle mevcut koflullarda askeri sald r y göze alabilecek durumda olmad na göre ABD nin dünya devletlerinin de yerine göre tepkisini toplayabilecek bir gerekçeye ihtiyac vard. Bu da ran n nükleer çal flmalar n n silah üretmek amaçl oldu u söylemi oldu. Böylesi bir durum bölgeyi yeni bir kaosa sürükleyebilir ve bölge ülkelerini daha fazla silahlanmak zorunda b rakabilirdi! (Ki bu durum kuflkusuz sataca silahlar düflünürsek en fazla ABD yi sevindirir.) ABD bu söylemiyle istedi i yank y yaratabilirse ran köfleye s k flt r p dize getirecek, olmad zay flat p bölgedeki etkinli ini k rma yönünde ilerleme kaydedecekti. Ancak ran o kadar kolay yutulacak bir lokma de ildi. ABD nin bu ata na nükleer program n n bar flç l amaçl, enerji ihtiyac n karfl lamaya dönük oldu unu söyleyip uluslararas alanda sundu u (nükleer tesislerinin denetlenebilece i, ifllenmemifl uranyum verip karfl l nda kendisine nükleer yak t verilmesi, yani takas teklifi) çeflitli uzlaflma önerileriyle yan t verdi. Ayr ca Ahmedi Nejat iktidar her f rsatta ABD ya da srail taraf ndan gerçeklefltirilecek bir sald - r n n ABD nin bölge karakolu olan srail in sonu demek olaca ve ran ulusunun ABD ye gereken dersi verebilecek güçte oldu unu, ABD ye aya n denk almas n söyleyerek ran halk taraf ndan sempati toplayan meydan okuyucu tavr n sürdürmeye devam ediyor. Bunlar n yan nda ran bölge ülkelerine yönlerini bat ya de- il birbirlerine dönüp ç kar birli i etraf nda toplanma ve bunu kurumlaflt rma ça r s n taze tutuyor. Ekonomisi büyük bir h zla büyüyen enerji ihtiyac n n yüzde 11 ini ran dan karfl layan Çin ve ABD ye emperyalist hegemonyada tek bir güç olma durumunun art k kabul edilemez oldu unu söyleyen Rusya gibi önemli ülkelerle iliflkilerini s k tutmaya gayret edip ABD nin bu ülkelerle ran la ilgili pazarl klar n bofla ç karmaya çal fl - yor Nisan da Washington da yap lan nükleer zirvenin masadaki temel konular ndan biri, ran a uygulanacak yapt r m tasar s n n pazarl yd y l nda Rusya ve ABD taraf ndan imzalanan stratejik nükleer silahlar n indirimi anlaflmas n n (START) yenilenmifl halini imzalamak için bir araya geldiklerindeki pazarl k konular n n bafl nda yine ran vard. ABD nin BM Güvenlik Konseyi befl daimi üyesinden ikisi olan Rusya ve Çin i ran a karfl sert yapt r m - lar içeren tasar n n kabul edilmesi için ikna etmesi hayati önem tafl - maktad r. Ancak ABD-Rusya rekabeti, Çin in ran la olan enerji ba lant s bunu pek mümkün k lmamaktad r. Rusya, ABD nin karfl s na pazarl k konusu olarak ABD nin Füze Kalkan Projesi ni, Çin ise enerji ihtiyac - n ç karmaktad r. Her iki ülke de sorunun ran a sert yapt r mlar uygulamaktan ziyade diplomatik yöntemlerle görüflme yap larak çözülmesi yönlü ortak bir görüfl bildirmifltir. ABD bölgede mevcut koflullarda ran gerçe iyle yaflamak zorunda. Yok e er ran a karfl silahlar konuflturaca deyip bunu seçerse Ortado- u kazan büyük yang nlar içinde kal p sonunu bugünden kestiremedi imiz bir flekillenifle gebe demektir.

14 flçi-köylü 14 Polemik YÜRÜYÜfi DERG S VE PC YE YANIT 4 NAF LED R YALAN VE YANILTMA, GERÇEKLER ACIDIR, ACITIR! Zafer sertifikas : 45/1 genelgesi Arkadafllar, Ocak 2007 de yay mlanan 45/1 no lu genelge ile direnifle ara verdiklerini ifade ettiler. Önce bilinçli olarak yap lan bir çarp tmay düzeltelim. Asl nda ara verildi i söylenen kendi ÖO eylemleridir. Yoksa direnifl (tecrit tretman devam etti ine ve sald r lar sürdü üne göre) pekâlâ devam ediyor. Arkadafllar flu anda devrimci tutsaklar n direnifl içinde olmad n düflünüyorsa bunu aç k aç k yazmal d r. PC direnifli sadece ÖO eylemi ile özdefllefltirdi i/s n rland rd ve baflka eylem biçimlerinin olabilece- ini o kendi küçük burjuva darl yla alg layamad için böyle ifade ediyor ya da etmek zorunda kal yor. Öyle olunca da baltay aya na vuruyor. Ara verme hadisesinin somut gerekçesi, 45/1 genelgesinde ifade edilen 10 kiflinin 10 saatlik sohbet hakk d r. Ha bir de bunun 20 saate uzat laca - na dair söz verme masal vard r. Onlara göre bu sohbet hakk düflman n tretman politikas na dâhil de ildir. Di er bir ifade ile her flart alt nda tutsaklar sohbete ç kabilecekler, bu haklar disiplin cezalar ile ellerinden al nmayacakt r. Bunun hem do ru hem de yeni bir fley olmamas bir yana, bu durumda kolayl kla flu da söylenebilir: düflman n bir genelgesinden hareketle somut bir hak iddia edenler pekâlâ bu genelgenin de ifltirilebilece ini, geriye çekilebilece ini bilmiyor olamazlar. Düflman n böyle göz boyamac bir genelge yay mlamas hem o politik konjonktürde bir anlam teflkil ediyor hem de eylemi sonland rma derdindekilere ç k fl/bahane yolu aç yordu. Bir önceki genelgeyle k yasland - nda içerik olarak hiçbir de iflim göstermeyen, yaln zca biçimsel bazda art fl (5 saatin 10 saate ç kar lmas ) sa layan bu genelgenin zafer sertifikas olarak lanse edilmesi çok ac d r. Nitekim düflman n o kadar na bile fazla tahammül edemeyip Tekirda daki pilot uygulaman n ard ndan bu duruma son verdi i herkesçe biliniyor. (Dipnot 2) Bu pilot uygulamaya ifltirak konusunda tak nd m z tavra aç kl k getirmek durumunday z. PC nin bu zafer ile yuvaya/gerçeklere dönmesinin ard ndan direnifl güçlerinin birli ini tesis etme flans n n yeniden yakalanm fl oldu una de inmifltik. Hiç kuflkusuz sonradan getirilen/düzenlenen, telefonla görüflme, infaz hakimli i kanal n kullanmaya çal flma, arkadafl görüflçüsü hakk ndan yararlanma vd. neyse, sohbet hakk da bu kapsamdad r. Üstelik bu yolla farkl hareket ve ç k fl noktalar yakalama ve düflman n samimiyetini zorlama flans bulunabilecekti. Her ne kadar ortak alanlar konusunun F tipi direniflte önemli bir yeri ve evveliyat (buna gerekirse çarp c örneklerle birlikte ayr ca yer verece iz) varsa da gelinen aflamada buradan bir kanal açmaya çal flmakta herhangi bir sak nca yoktu. Bilindi i gibi bütün hapishanelerde devrimci tutsaklar bu hakk n kullan lmas için talepte bulunmufl ve idareler genel olarak oyalama takti ine baflvurmufl, sonras nda ise ya binbir türlü bahaneyle buna izin vermemifl, ya son derece s n rl ve sorunlu bir uygulamay benimsemifl ya da düzenlemeye en yak n görünen Tekirda örne inde oldu u gibi bafllatm fl ama fazla tahammül gösterememifltir. Bu genelgenin somut bir kazan m olmad, var olan s n rl bir hakk geniflletmesi ba lam nda fark tafl d ortadad r. Oysa PC içinde bulundu u durumdan kaynakl öylesine çaresizleflmifltir ki düflman n tecrit-tretman politikas n her yönüyle yans tan 45/1 genelgesini zafer belgesi olarak ilan edebilmifltir. 45/1 genelgesinin faflizmin tecrit tretman politikas na meflruluk katan özelli i nedeniyle bizler ilk bafltan itibaren pratik tutumumuzda genelge uygulans n yönlü bir politik söylem kullanmad k. Ancak, arkadafllar zafer sarhofllu undan olsa gerek uzun bir süre genelge uygulans n talebini savundular ve bunu bir dönemin politikas haline getirdiler. Oysa do rusu elbette ki yaln zca sohbet hakk n ileri sürmek, bunda srarl olmakt. PC nin bu tarz politika üretmesinin elbette baflka sonuçlar da vard. Zafer söylemi ve fliflirme propaganda, gerçekçi zeminde tecriti geriletebilecek hak talepli mücadelenin ve bu eksende bir direnifl çizgisinin de önünde objektif olarak engel oldu. PC, genelgeyi ve sohbeti adeta bir nevi putlaflt r p onun üzerine olmad k de erler atfederek haleler oluflturdu. Ne de olsa zafer inin simgesiydi. Bu durum tam anlam ile konsantrasyon bozuklu u da yaratt. Yani gerçeklikten kopan, buna uygun tan mlar bulup konumlanamayan PC, oluflan yeni zeminin f rsatlar n daha olgunlaflamadan adeta biçti ve budad. Kendilerini ve kimseyi kand rmaya kalkmas nlar; tecriti kabul ettirdik, iflte bu zaferdir söylemi sürecin, ta bafl ndan itibaren kavranmad n gösterdi i gibi tarihsel haf zam zla da dalga geçiyor. Yedi y ll k aflamada bunun kaç defa olana n n ç kt n, daha ileri düzeyde bu türden kabulü devlete kaç defa yapt rmak f rsat n n olgunlaflt n bilmeyen yok. E er amaç buyduysa Hikmet Sami Türk ün 19 Aral k n hemen ön günlerinde yapt aç klama daha köfleli bir kabul de il miydi? PC, F tipi tecrit-tretman sald r s na karfl koymak ad na, kendini merkeze alan bir politika izlemifl ama bu tav r bir kez daha direniflte politikas zl a tekabül etmifl, vard nokta tam bir açmaz olmufltur. Düflman n F tipi sald r lar na karfl panikleyip yan na ald birkaç devrimci yap ile erkenden ÖO na bafllam fl, ancak süreci yönetememifl, sonra da bu ad m n de ifltirme basiretini gösterememifltir. ÖO yerine baflka mücadele biçimlerini devreye sokma baflar s n gösteremedi i ve art k iyiden iyiye aç a ç km fl olan yanl fl politikas na ara vermek için sanal bir zafer e ihtiyaç duymufltur. flte 45/1 in öyküsü budur. Bu öykünün yazarlar diyor ki: biz tarihleri aras ndaki ÖO direniflinde onlarca flehidi yüzlerce gaziyi ve ödenen say s z bedeli 10 saatlik sohbet hakk için, düflman tecrit uygulad n kabul etsin diye verdik! Onca büyük laf etmekten, kendisi d fl nda direnenleri direnifl k r c l ve kaçk nl k la suçlamaktan olacak ki, sonunda dönüp dolafl p nas l bir noktaya geldiklerini göremiyorlar! Öyle büyük laf ediyor, öyle büyük baflar öyküleri anlat yorlar ki insan zafer in 10 saatlik sohbet hakk yla bayraklaflt r lmas na inanam yor. Nereden nereye! 45/1 genelgesiyle ilan edilen somut kazan m n hapishaneler direniflinde hiçbir yenilik tafl mad, hiç de sürpriz olmayan biçimde, 2007 den günümüze kadar geçen 3 y ll k süre boyunca görülmüfltür. Bizzat yaflan larak tecrübe edilmifltir ki, düflman n b rakal m 10 saatlik sohbet hakk n uygulamay hem zaman olgusunda hem de pratik kimi uygulamalarda sorun ç kar lm flt r. Devrimcilerin sohbet olana n kullanmaya bafllamas ile bu mekanlara güvenli i bahane ederek kamera yerlefltirilmifltir. Böylece düflman, güya tecriti hafifletmek için uygulanan sohbet hakk n bu flekilde düzenleme yoluna giderek tecriti derinlefltirmifltir. Sohbet hakk n n tretmana ba l olmayaca n n dillendirilmesine ra men yani tutsaklar n herhangi bir disiplin kurulu karar ile engellenmeyece i garantisi verilmesine ra men bu kez de gözetim kurulu denilen bir kurul arac l yla al nan kararlarla tutsaklar n sohbet haklar n n engellenmesinin yasal dayana oluflturulmufltur. Di er bir ifade ile faflizm tutsaklara, sohbet hakk için tretman dayatm flt r. Burada özellikle tretman disiplin cezalar ile s n rlamamak önemlidir. PC bu hatay da yap yor. Tretman politikas komplikedir. Bu faflizmin elinde binbir çeflit yasal k l f ve fiili biçimde uygulan r, yaflam bulur. Bu anlamda sohbet hakk n n tretmana tabi olmad - yan lsamas büyük bir hatad r. Oysa dipnota ald m z hükümlerinden de pek rahat anlafl labilece i gibi 45/1 no lu genelgenin ruhunda tretman vard r. Bunlar n konuya iliflkin herhangi bir düzenlemesinin bu ruhtan yoksun olabilece ini düflünmek bile sorunlu dur! Uzun zamand r, sohbet hakk n n çeflitli gerekçelerle k rp l p en fazla 6 saatlik bir uygulamayla ele al nmas karfl s nda, devrimci tutsaklar n tavr boykot olmaktad r. Bugün tecrit tretman politikas do rultusundaki sald r - lar artan bir fliddetle sürmektedir. Koflullar söz konusu zafer e ra men nedense de iflmemifltir. Nas l 19 Aral k n öngünlerinde H. Sami Türk F tiplerini açmay erteledik deyip 5-6 gün sonra katliamla tutsaklar F tiplerine tafl d ysa PC nin tecriti kabul ettirdik diye zafer inin bayra yapt 45/1 genelgesinden sonra da, tecrit kabul edilerek(!) tecrit zulmü art r lm flt r. Nas l kavramazs n z? demeye getirdi i büyük zafer inin meyveleri budur. Bu koflullara ra men devrimci tutsaklar n mücadelesi de direnifli de tüm direngenli iyle sürmektedir. Yani dememiz odur ki, bugün devrimci tutsaklar F tipi tecrit tretman politikas na karfl fiili direnifl içindedir. Buna kendileri de dâhildir. Tarih yazma gelene i sürüyor PC nin yapm fl oldu u direnifl de- erlendirmesine göre, en tutarl, en birlikçi, en direniflçi, en vb. vb. politika kendileri taraf ndan savunulmufl ve hayata geçirilmifltir. Daha önce de vurgulad m z gibi bu bak fl aç - s na göre di er devrimci, komünist parti ve örgütler orada turist olarak bulunuyorlard ve bu yüzden PC nin do ru politikas n desteklemekle yükümlüydüler. E er bunu yapmazlarsa iflah olmaz direnifl k r c s oportünistler olacaklard r Bu yaklafl m n bugün aç s ndan hapishanelerde süren direniflte yan yana yürüdü ü di er devrimci parti ve örgütlere yönelik olarak devam etti i bir s r de ildir. Hatta denilebilir ki PC nin en tutarl oldu u politik tutum budur. Onun dar grupçu ve sekter tavr - d r. Ancak sorun tam da burada ortaya ç kmaktad r. Bir yandan CMP çat s alt nda devrimci ve komünist tutsaklar n birlikte hareket etmeleri için kamuoyuna yönelik olarak en olgun, en birlikçi tavr tak n rken di er yandan ise böylesine inkarc, iftirac ve haddini aflan tarih ve direnifl de erlendirmesini döne döne yay mlayabilmektedir. Bu tür yaklafl m ve tav rlar n bütünüyle zararl oldu u söylenemez. Bu sayede kimin ne dedi i, devrimci ve komünist tutsaklar n can bedeli mücadelesine nas l bakt, hangi politik ve örgütsel ç karlar aç s ndan meseleye yaklaflt net olarak ortaya ç kmaktad r. Kimin meseleye ülke ve devrim ç - kar aç s ndan bakt, kimin dar grupçu ve sekter davranarak küçük hesaplar peflinde kofltu u daha net görülebilmektedir. Kimin direnifli gerçekten halk n ve devrimin ç karlar aç s ndan ele ald, kimin dar örgütsel ç karlar için faydalanmaya çal flt aç k ve seçik olarak anlafl lmaktad r. Bugün tak n lan kimi tav rlar n ve ortaya ç kan s k nt lar n da bu bak fl aç s ndan ba ms z olmad, bu birikimin yans malar oldu u aflikârd r. Ya da bir baflka flekilde ifade edersek; bugün yaflanan kimi geliflmelerin kayna - n, tarihsel süreci ve hapishaneler direniflini bu flekilde de erlendiren ve politik tutumunu da bunun üzerinden temellendiren bu bak fl aç s oluflturmaktad r. Bunun çarp c örne ini CMP kurulur kurulmaz onun bir alt biriminden çekilme tavr oluflturmaktad r. Ortak örgütlenme için henüz ad m at lm flken, onun nas l bofla ç kar laca-, nas l kafas na esti i gibi davran labilece i, istedi i olmad nda (konu ilkesel olmasa da) nas l an nda birli i zedeleyebilece inin prati ini sergilemifltir. Bir yandan birlikte hareket etmenin öneminden bahsederken, bu konuda hem program hem tüzük hem de ilan metnine imza atm flken, bu merkezi örgütlenmenin bir alt komisyonundan çekilmifltir. O tan d k gerekçeler aras nda hassasiyetin gösterilmemesi, flehitlerin an s na sayg, kendini ifade etme koflulunun elinden al nmas gibi hususlar s ralanmaktad r. Ancak meselenin esas nda kendi istediklerini yapt ramama olay vard r ve bu al fl k olmad klar bir durumdur. Kendi ihtiyaçlar (küçük ya da büyük, ilkesel ya da de il) söz konusu oldu- unda birli in ruhuna Fatiha okumakta bir an bile tereddüt etmiyorlar. Bunu yaparken, yukar da de indi imiz gibi, örne in flehitleri lay k yla anmam z engelleniyor söylemini gelifltiriyorlar. Öyle ya tek direnen, tek flehit veren, tek bedel ödeyen ve dolay s yla flehitleri tek do ru anacak olan kendileridir!!! Böylesine bir mant k üzerinde durmak bile gereksizdir. Ama PC bu, mecburen durmak zorunda kal yoruz. Bu vesileyle alt bir kez daha çizilmesi ve tarihe not düflülmesi gereken nokta, bu arkadafllar n birlikte hareket etme ve eylem birli ini nas l alg lad - d r. Onlar n bu kavramlardan anlad, kendi politikas n n benimsenmesidir. E er bir eylem birli i onlar n talepleri do rultusunda ve öncülüklerinde yürümezse orada ne birlikte hareket etme vard r ne de eylem birli i. Bu, s n fsal duruflun yön verdi i anlay flla örtüflür ve eylem birliklerine bak fl aç s n yans t r. PC geçmiflten bugüne dar grupçu ç karlar n ön plana ç kararak eylem birliklerine yaklaflm flt r. Bu, haliyle sekter pratik tutumlar da koflullam flt r. Dün ÖO na erken bafllayarak fiili olarak CMK y ifllevsizlefltirmifltir. Bu bir anlay fl, tutumdur. Konunun özgül a rl na, sürecin politik atmosferine vs. göre bu ve benzeri sekter, benmerkezci tutumu ortak oluflumlarda kendini sürekli hissettiriyor. Bu halleriyle içerde ve d flar da ortak hareket etmenin, birlikte pratik tav r tak nman n ve direnifli daha üst boyutlara s çratman n koflullar bir hayli zorlafl yor. Güven sorunu nu sürekli zihninde ve prati inde diri tutuyorlar. Böyle bir yaklafl mdan ne devrimcilerin ne kendilerinin ne de halk n kârl ç kaca aç kt r. Bugün birlik önündeki en büyük s k nt lardan birisi, onlar n bu düflünüfl tarz, politik tutum ve ideolojik flekilleniflidir. Son on y l bu düflünüfl tarz - n daha da kemiklefltirmifltir. Hal böyle olunca, bize de bugün PC nin yine kendi kafas na göre bir tarih ve direnifl süreci yaflad n yazmak kal yor; somut durumda yaflanan budur. Birlikten anlad, kendi politik çizgisinin kay ts z flarts z kabul edilmesidir. Ortak hareket etmek için fedakârl k gösterilmesinden anlad ise di er sol un birçok meselede sorun ç karmay p kendi önderli i alt nda hareket etmesidir. Öyle ya hapishanelerde tek direnen bedel ödeyen onlard r ve bunu da yan lmaz otorite olmalar na borçludurlar. Ama bizim onlar n keyfiyetine benzer bir tutum alma lüksümüz yoktur. Onlar ac mas zca elefltirece iz, bunu dostlu un ve direnifl ç karlar n n gere i olarak yapmaya devam edece- iz ve fakat mücadele ve eylem birli ini bozacak tutumlardan her zamanki gibi uzak duraca z. Nitekim bugün yapmaya çal flt m z da bu içerikte bir çal flman n ürünü olarak ortaya ç km flt r ve tüm bu gerçeklere ra men hapishaneler direniflinde bizler PC ile birlikte yürümekte kararl y z. Bizim onlar gibi halk n de erlerini, halk n olanak ve f rsatlar n kendi örgütsel ihtiyaçlar m z vs. için çarçur etme lüksümüz bulunmamaktad r. Arkadafllar kendi do urdu u, neden oldu u olumsuzluklar görmeme hususunda, adeta TDH içinde liderdir. Kendisine dair en küçük bir özelefltiri vermeme tavr nda tutarl, istikrarl bir çizgi yakalam flt r. Bunu sürekli kendi grup ç karlar üzerinden politika üretme ve bu yönde hareket etmeye borçludur. Durumun bugün de ayn merkezde seyretti ine dair yukar da örnek verdik. Bir-iki noktaya daha de- inmekte fayda var. Örne in protesto amaçl Açl k Grevleri nin etki kayb na u ramas olgusu, kendi d fllar ndaki siyasetlerin kullan m nda aranmaktad r. Bir baflka örnek; CMP ye iliflkin yorumda bulunurken, döneminde kendilerinin yer almad platform, birlik ve oluflumlar yok sayan bir tutum benimsenmektedir. Hapishanelerdeki s n f mücadelesinin mant na uygun davranmaktan taviz vermeyece iz. Yenilgileri yük olarak de il, yeni direniflleri yaratman n koflulu olarak deneyim kabul edece iz. Yenilgileri hazmetmeyi reddedenleri mücadele içindeki sorunlu yol arkadafllar olarak de erlendirece iz. Hem onlarla yürümeyi baflaraca z hem de onlara kendilerini görmeleri için ayna tutaca z. Sald rganl klar n yenilgiyi hazmedememelerinin bir ürünü olarak kavrad m zda üstesinden gelece imizden kimsenin kuflkusu olmamal d r. Bu bizim her daim politikam z olmufltur: Devrimin cezaevlerindeki mant, zorlu direnifllerle ilerleme mant d r. Savafl alan düflman taraf ndan tayin edilmifl ve maddeten silahs zland r lm fl bir ordu gibidir mahkum kitlesi. Mant n ve manevi gücünü ustaca, son zerresine kadar kullanmak durumundad r. Yenilgileri sab ra yedirmek, hazmetmek ilk flartt r. Ve burada zafer, irili ufakl yenilgiler birikiminin bir ürünüdür. Her yeni zafer ya da hak kazan m, yeni bir direnifl için yeni bir haz rl gündeme getirir. (Tretmanlar n flas ve Yeni Görevler, Yeni Demokrasi, 1988, s. 9, sf. 7) Koflullar; ortak mücadeleyi, dayan flmay en ileri düzeyde sürdürmek gerekti ini gösteriyor. Bundan taviz vermeden yürümeye devam edece- iz d) Ölüm Orucu De- erlendirmesi Karar (Komünist, say 43, Kas m 2002) Faflizmin ekonomik-politik sald - r lar n n önemli bir halkas n ifade eden tecrit politikas, devrimci hareketin ezilmesini amaçlayan ve bununla birlikte devletin halka gözda n içeren bir politikad r. Bu sald r politikas güçlü bir flekilde y llar ndan itibaren gündeme sokulmufl ve çeflitli biçimlerde uygulanm flt r. Devrimci hareketin hapishanelerdeki örgütlü ve militan duruflu hücre politikas n n gerçekleflmesini uzun süre engellemifltir. Sonuçta 19 Aral k katliam ile devrimci tutsaklar hücrelere sokuldu. Bu yeni durumla birlikte hapishanelerdeki devrimci örgütlenme da t lmaya çal - fl lm flt r. Öteden beri süren devrimci direnifl de mevcut örgütlenmeyle birlikte yok edilmek istenmifltir. Teslim alma çabalar na karfl n, ölüm orucu ve fiili direnifllerle, taviz vermeyen tutumlarla esasta devrimci direnifl korunmufl ve direnme ruhu diri tutularak gelece e önemli bir miras b rak lm flt r. Hapishanelerde devrimci örgütlenmenin da t lmas ve direnifllerle elde edilmifl kazan mlar n kaybedilmesi bir yenilgidir. Bu yenilgi durumunun oluflmas salt hapishanelerle s n rl bir sürecin ürünü olarak görülemez. Hapishanelerdeki direniflin, bu yenilgiye engel olabilmesi, sald r y püskürtmesi ancak sürecin bütünlüklü kavranmas yla mümkün olabilirdi Ölüm Orucu da, karfl devrimin ayn içerikteki sald r s na verilen bir yan tt ve kitlelerin kendili inden mücadelesinin devrimci tutsaklar taraf ndan politik bir içerikle doru a ulaflt r lmas yd. Bundan sonraki süreç, bu seviyenin bütünlüklü kavran p bütüne mal edilmesini gerektirdi i halde bu baflar lamam flt r. Direniflin vard bu üst nokta hapishanelerle s n rl kalm fl ve zamanla, kimi yap larca hapishaneler mücadelenin merkezi olarak görülerek süreç yanl fl bir flekilde ele al nm flt r. Geçen üç y ll k dönemde politik mücadele önemli ölçüde hapishane merkezli duruma gelmifltir. Elbette bunda, d flar daki devrimci örgütlenmenin zay fl belirleyicidir y - l ndaki yeni ve daha üst boyutta gündeme sokulan F tipi hücre sald r s gerçeklefltirildi inde devrimci hareket, (partimizin de yer yer düfltü ü) hapishaneler merkezli bir düflünüfle sahipti ve bununla birlikte halk kitleleri politik mücadeleden olabildi ince uzakt. Bu gerçekli in oluflmas nda uzun zamand r izlenen yanl fl politikalar belirleyicidir. Hapishane merkezli ve hatta hapishanelerle s n rl devrimci direnifl gücünü uzun süre koruyamazd. Devam eden direnifle karfl n devrimci cephenin karfl devrimci sald r y püskürtebilecek bir anlay fl, duruflu ve örgütlülü- ü gelifltirememesi devrimci hareketin d flar daki güçsüzlü üyle ve kitlelerin örgütsüzlü ü ile aç klanabilir. Hapishanelerdeki devrimci ve komünist kadrolar n sürece sol yaklafl mlar ve bu yaklafl mlar n ürünü olan iç parçalanmalar da önemli bir nedendir. Özellikle 1997 y l ndan sonra hapishanelerde sol bir yaklafl m geliflti. Bunun bafl - n DHKP/C çekti. Kimi zaman zor kimi zaman kolay zaferlerle birlikte hapishanelerdeki direnifl abart l bir nitelik kazand. D flar da gerileyen devrimci harekete karfl n hapishaneler bunun aksine ilerleyen bir görünüme sahipti. Bu çeliflkili durumun kavranamamas özellikle sol sekter örgütlerin yanl fl e ilimlerini güçlendirdi ve içerideki direnifllerle d flar y hareketlendirmek gibi bilimsel ve do ru olmayan hedeflerin oluflmas na neden oldu. Parti örgütlülü ümüzün aç ktan düflmedi i bu hatal yaklafl m 2000 y l n n sonlar na do ru, hapishanelerde oluflmufl bulunan birlikteli i de bozdu. Parti örgütlülü ümüz esas olarak bu sol e ilimin etkisine girdi ve bunun sonucu olarak da net ve kararl bir hareket izleyemedi. Hapishane örgütlülü ümüz belirleyici bir hata yapmamas na karfl n, gerek kendi içindeki zaaflar ve gerekse de genel kavray fls zl k bize ra men ve yanl fl bir hareketlili in oluflmas na, geliflmesine neden oldu. Parti örgütlülü- ümüzün bu özelli i önceki süreçlerin

15 flçi-köylü 15 Polemik açmazlar n içermektedir. Ölüm Orucu direniflinin bafllamas ile birlikte zindan örgütlülü ünün bölünmesi eylemin en belirgin zaaf yd. Eylemin bu zaaf n n uzun süre giderilememesi önemli bir eksiklik olarak görülmelidir. Küçük burjuva düflünce tarz n n ürünü olan dar yaklafl m ve eylemin süreç ile olan iliflkisinin do ru kavranamamas, taktik manevra yetene inin gösterilememesi, bu gerekli ve mümkün olan yerlerde sürecin lehte bir geliflime girmesine de engel olmufltur. Bu konuda as l önem verilmesi gereken fley d flar daki hareketlili in korunmas ve güçlenmesiydi. Hapishanelerdeki küçük burjuva eylem tarz anlay fl buna engel oldu. Eylemin bitirilmesi gereken zamanda, ortak eylem do ru anlay fl nedeniyle bitirilememesi salt bu durumla aç klanamaz. Ayn zamanda parti örgütlülü ümüz eylemi zaman nda sonuçland rmada zay f davranm flt r. Hapishaneler tarihinde çok belirleyici bir öneme sahip (olan) F tipi hücre sald r s, devrimci direniflteki srar k - ramam flt r. Kendi içinde önemli zaaflara ve eksikliklere karfl n teslimiyet çizgisine kesinlikle düflmeyen, birlik ruhuna sonuna kadar ba l kalan, bunun karfl t olan oportünizme karfl esasta baflar l bir çizgi sergileyen komünist ve devrimci yaklafl m n kazan mlar büyüktür. Genelde yaflanan gerilemeye karfl n; teslimiyete karfl direniflin, parçalanmaya karfl birli in, y lg nl a karfl kararl l n önümüzdeki sürece bir bütün olarak tafl nmas bu bütünlü ün devrimci harekete mal edilmesi görevi önümüzde durmaktad r. e) Ölüm Orucu Eylemi De erlendirmesi (Komünist, say 55, May s 2005) Girifl Ülkemiz zindanlar ndaki en çapl ve uzun süreli eylem olarak yerini alan, Muharrem Horoz ve Nergiz Gülmez yoldafllar m z n flehit, onlarca yoldafl m z n da gazi olarak sonland rd Ölüm Orucu direnifli, ortaya ç kan sonuçlar itibar yla demokratik halk devrimi mücadelesine önemli dersler sunmufltur. Bu eylemi her fleyden önce, topyekûn sald r n n hapishanelerde vücut bulan kanl ve en vahfli parças n boyun e mez bir tutumla karfl lama, gerçek bir direnifl eylemi olarak de erlendiriyoruz. Sonuçlar bak m ndan yenilgileri bar nd rsa da, somut gerçeklikteki amaçlar n gerçeklefltiremese de Ölüm Orucu eylemi en korkunç ve vahfli sald r lar - na ra men faflizme karfl direnifli bayraklaflt rm fl devrimci bir direnifl eylemidir. Bunu ret eden, bunu göremeyen yaklafl mlarla aram za kal n bir çizgi çekmeyi görev biliyoruz. Bununla birlikte biz komünistler bu eylem özgülünde yenilgiye yol açan tutumlar, yenilgiyi getiren objektif flartlar, koflullara ra men devrimci iradenin yetersiz kalan yanlar n, baflar s zl klar n önemle, dikkatlice aç a ç karmakla sorumluyuz. Eylem, faflist diktatörlü e karfl savafl m zda önemli bir kilometre tafl d r. Yenilgilerden dersler ç kar p, yaralar - m z sararak ilerlememiz gerekti inin bilinciyle, eylemi do ru tahlil etmek, içinden geçti imiz bu süreçte ve s n f mücadelesinin gelece i aç s ndan da büyük öneme sahiptir. Devrimci kitleleri, özelde de partimiz kitlesini derinden etkileyen bu eylemin analizini öznelcili e düflmeden bütün ç plakl ve gerçekli i ile yapmak durumunday z. Genel De erlendirme Bafl ndan itibaren, özellikle de 1996 Ölüm Orucu ile karfl lanan sald - r dan bu yana, hapishanelere yönelik teslim alma politikalar n n, hapishanelerle s n rl olmad n n, tüm dünyada 70 li y llarda derinleflerek yayg nlaflan krizin kapitalist-emperyalist egemenlerce ve buna ba l olarak Türkiye de egemen s n flarca kontrol alt na al nmas amac na dönük oldu unun alt n çizdik. Bafl ndan beri cezaevlerine yönelik sald r n n tek bafl na, devrimci ve komünist tutsaklara yönelik tecrit ve teslim alma-itirafç laflt rma politikas na indirgenemeyece inin, bu politikan n halka bütünlüklü bir sald r n n halkas olarak kavranmas n n gereklili i üzerinde durduk. Özgüldeki politikam z esas olarak topyekûn sald r tespitinin üzerine oturttuk. Genel direniflin henüz devam eden bir sürecin parças olarak kavranmas aç s ndan, bu tespitin içeri inin doldurulmas oldukça önemli. Giderek derinleflen bunal m na ve çöküfle giden karakterine karfl n, kapitalist-emperyalist sistem süreklili ini sa laman n, kendisini yeniden üretmenin/gelifltirmenin dinamiklerini de tafl yor. Krizin yo unlaflt buhran dönemlerini atlatabilmek için egemenlerin baflvurdu u politikalar, emekçilere yönelik azg n bir sömürü ve fliddetten öte bir anlam tafl - mayan ayn /de iflmez bir karakter tafl - yor; ancak bu politikalar, ayn zamanda bir yenilenmenin/de iflimin de ifadesi olarak alg lanmak zorunda. 80 lerden itibaren ekonomik alanda Keynesçi politikalardan yeni liberal politikalara geçifl biçiminde yaflanan süreç, sistemin bütünü aç s ndan siyasal, hatta ideolojik olarak da böylesi bir yeniden yap land rma sürecine iflaret ediyor. Bu süreç, kaynak s k nt s çeken, örgütlü sendikal güç ve mücadele gelene i karfl s nda ihtiyaçlar n karfl layabilecek kadar genifl bir hareket alan n ülkelerinde bulamayan emperyalistlerin, yar -sömürgelerle olan sömürü iliflkilerinin de yeniden biçimlendirilmesini gündeme getirdi do al olarak. IMF ve Dünya Bankas gibi kurumlar arac l yla yar -sömürge ülkelere dayat lan ekonomik politikalarda art k ithal ikameci kalk nma modeli yerine d - fla dönük büyüme modeli ni geçerli tek strateji olarak güvence alt na almak üzere, siyasal ve sosyal alanda kurumsallaflmay hedefleyen bir tak m yap sal de ifliklikler dayat l yor bu ülkelere. Yar -sömürge ülkelerde bu sürecin bir aya n gümrüklerde korumac önlemlerin kald r lmas, sübvansiyonlar n kald r lmas, K T lerin özellefltirilmesi, sosyal haklar n k s tlanmas, örgütsüzlefltirme/ sendikas zlaflt rma vb. politikalar olufltururken, di er aya geliflen/geliflecek her türden toplumsal muhalefete karfl dizginsiz bir terör politikas nda somutlan - yor. Ancak bir kez daha belirtmekte fayda var: Yar -sömürge ülkelerde ortaya ç - kan bu tablo, dünya çap nda siyasal-askeri anlamda yeni dünya düzeninde, ekonomik alanda neo-liberalizmde, ideolojik alanda post-modernizm gibi ak mlarda ifadesini bulan ve tüm ezilenlere yönelik bütünlüklü, kapsaml bir sald r n n parças d r. (Komünist, say 33, Mart Alan Raporundan) Hapishanelerde gerçekleflen ve gerçekleflmekte olan çat flmalar bu merkezden de erlendirmek gerekir. Çünkü 1996 Ölüm Orucu eylemi raporunda ortaya konan zemin, sürecin devam nda geçerlili ini korumufltur. Hapishanelerde baflar l bir politik hatt n izlenmesi için bu zeminin kavranmas tayin edici bir öneme sahipti Ölüm Orucu eyleminde, raporda ortaya konan zeminin yeterince kavrand ve s n f mücadelesinin bir bütün olarak bu eksende ele al n p gelifltirildi i söylenemez. Buna karfl n devletin o dönemki sald r s nda, bu yetersiz kavray fla karfl n, kitle hareketinde ilerleyen bir ak fl vard ; 1995 Gazi Direnifliyle, 1 May s mitingiyle kitlelerin hoflnutsuzluklar n ileri seviyelerde eyleme döktü ü bir süreç yaflanmaktayd ve esasta kendili inden geliflmekte olan bu devrimci hareketlilik hapishanelerdeki mücadelenin oldukça güçlü bir yap ya sahip olmas n beraberinde getirmekteydi. Devlet 1996 Ölüm Orucu eylemine yaklafl m nda kitlelerin devrimci yöndeki bu apaç k tavr n belirleyici düzeyde hesaba katmak zorundayd. Nitekim 96 Ölüm Orucu eyleminin zafere ulaflmas yla bu durum yaflam buldu. Ancak 1996 Ölüm Orucu ile ulafl lan nokta daha ileriye tafl namad. Ölüm Orucundan sonra sürecin devrimci yan önce dura an sonra da gerileyen bir e ilim gösterdi. Bu da esasta kendili inden olan bu hareket aç - s ndan do al bir durumdu. Sürecin üzerinde bulundu u zemini kavramakla ve kitlelerin devrimci yöndeki hareketini bu zemini kavrayarak ileri tafl - makla sorumlu olan öncüler ve esasta partimizin bu noktada yeterli bir durufl sergilemedi ini görmek gerekir. Hapishanelerdeki direnifl çizgisi de bu zemini esasen kavrayamam fl ve direnifl, zamanla daha fazla hapishanelerle s n rl bir direnifle dönüflmüfltür. Son direnifl öncesi, gerek hapishanelerdeki tart flmalarda ve gerekse de di er alanlarda zaferin gerçek teminat n n, s n f mücadelesinin esas olarak hapishaneler d fl ndaki alanlar nda da gelifltirilmesi ve bu geliflim içinde hapishanelerdeki direniflin topyekûn sald r ya yönelmifl bir eylem olarak kavranmas oldu unu belirttik. Salt hapishane direnifliyle gerçekleflecek bir karfl koyuflun zaferi, büyük oranda devletin politikalar na ba l olmak durumunda kalacakt. Bu durum, hapishane gerçekli inin bir ürünüdür. Bu yaklafl m m za karfl n hapishanelerde etkin olan di er parti ve örgütlerden baz lar genel direnifli içeriden bafllat p gelifltirmenin, hapishanelerin direniflin motor gücü olaca n n, d flar daki mücadelenin, örgütlülüklerin bu direnifl sayesinde k sa zamanda büyüyece inin propagandas n yapt lar. Bu yaklafl m genel politik bir hat olarak geliflti. Daha bir sene önce Ölüm Orucu eylemi bafllatmak amac n ortaya koyan DHKP-C, bu politikas n en son 2000 y l nda eylem birli i ne (CMK) ra men gündeme getirip dayatt. Ölüm Orucu eylemin bafllat lmas ile birlikte, hapishanelerde bir bütün direnifle girilmesi kaç n lmaz halde geldi. Çünkü hapishane gerçekli i düflmana karfl herhangi bir eylemi kaç n lmaz olarak esasta devrimci hatta olan bütün parti ve örgütlerin ve hatta kiflilerin sahiplenmesi gereken bir eylem haline getirir. Üçlünün Ölüm orucu eylemine bafllamas yla birlikte, sürece yaklafl mdaki farkl l k nedeniyle iki ayr direnifl hatt ortaya ç kt. Üçlüden bir süre sonra di er devrimci parti ve örgütler de sonras nda Ölüm Orucuna dönüflecek olan Süresiz Açl k Grevi ile direnifle geçtiler. ki ayr direnifl hatt süreç boyunca varl n korudu. Bu ayr fl m n politik bir ayr fl m oldu u bilinmek ve hatta kavranmak zorundad r. Bizlerin de politikas yetersiz olmakla birlikte direniflin genel olarak iki farkl politikay içerdi i önemli bir sorundur. Oldukça karmafl k sorunlar içeren direnifl sürecinde bu durumun genel olarak silik kald bir gerçektir. Bu politik ayr fl m n aç a ç - kar lmas gerekmektedir. Çünkü sorun, sonuna kadar direnifl, dava u runa ölmek de ildi (hapishaneler süreci bu konuda esasta bir sorun olmad n göstermekteydi), as l sorun ne için ve nas l kazan laca n belirlemekti. Bu da do ru politika ile ilgili bir sorundur. De erlendirmenin devam nda bu politik farkl l k ortaya konacakt r. Genel olarak do ru politika uygulanamam flt r. Yoldafllar m z eylem öncesindeki tart flmalarda bu noktalara de inmifl olsa da, bu konuda genel yaklafl mlar m z ortaya konmufl olsa da rolümüzü etkin bir flekilde, belirleyici bir düzeyde oynayamad k. Elbette, bu süreçte d flar daki örgütlülü ümüzün hem önderlik etme kapasitesinin yetersizli ine, buradaki baflar s zl a ve hem de haz rl ks z ve da n k yap s na ayr ca dikkat çekmek gerekir. Çok önemli bir sürece örgütlülü ümüz da n k ve genel anlamda önderliksiz girmek zorunda kalm flt r. Faflizmin hücre tipi sald r s ve bu sald r ya karfl gerçeklefltirilen direnifllerin sonuncusu olan ölüm orucu eyleminde somutlanan, tamamlanan bir süreç yaflad k. Bir aflamas tamamlanan ama temel yanlar yla devam etmekte olan sald r ve direnifl sürecinin zorlu bir muharebesini geride b rakt k. Teslim olmad k, diz çökmedik, düflman n irademize hükmetmesine engel olduk ama a r kay plar vererek sonuçta yenilgiye u rad k. Sald r lar ayn merkezden ve kapsam yukar da belirtti imiz içerikte devam etmektedir. Hapishanelerde yaflanan direniflin ö retici yanlar n tüm bir sürece uygulamal ve karfl -devrimin kazanamayaca bu savaflta do ru politikalarla devrimci cepheyi güçlendirmeliyiz. Bunun pratikteki haz rl k ve yo un faaliyetine en önemli katk y, eylem sürecini çok yönlü de erlendirerek yapmak durumunday z. Eylemin direniflçi, boyun e mez özelliklerini kavrayarak, içeride ve d flar daki olumsuz sonuçlar n bertaraf etmek, güçlerimizi toparlamak ve genel direniflin gelece ine hükmetmek için bu önkoflulu yerine getiriyoruz. *** Dipnot 2 45/1 genelgesi, kendisinden yaklafl k 1 y l önce tarihinde yay mlanan 45 no lu genelgenin neredeyse ayn s d r. O tarihte hiçbir yenilik getirmiyor düflüncesiyle hakl olarak dikkate al nmayan genelgede, özüyle hatta biçimiyle bile do ru dürüst oynanmadan, 5 saat ifadesi, 10 saat olarak de ifltirilmifltir. Genelgelerdeki (yenisi ve iptal edilen eskisi) tecrit anlay fl n n daha iyi görülmesi için daha yak ndan bakmak gerekmektedir. Genelgenin tamam n burada yay mlamayaca z. Sadece Ortak Etkinlikler bafll kl 3. bölümüne yer verece iz. Kamuoyunda, 45/1 olarak bilinen, de yay mlanan genelge: Say : B CTE /10 3. Bölüm: ORTAK ETK NL KLER 1) Hükümlü ve tutuklular iflledikleri suçlara, kurumdaki davran fllara, ilgi ve yeteneklerine göre grupland r larak, güvenlik bak m ndan tehlike yaratmad ölçüde, kendileri için haz rlanm fl iyilefltirme programlar çerçevesinde e itim, spor, meslek kazand rma ve çal flma ile di er sosyal ve kültürel faaliyetlere kat l rlar. Bu faaliyetler, yüksek güvenlik kurumlar ile di er kurumlar n yüksek güvenlikli bölümlerinde on kifliyi aflmayacak gruplar halinde yürütülür. Programlar n süresi ve kat lacak hükümlü idare ve gözlem kurulunca belirlenir. yilefltirme programlar n n amaca ayk r sonuçlar verdi i tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya de ifliklikler yap labilir. 2) 13/12/2004 tarih ve 5275 say l ceza ve güvenlik tedbirlerinin infaz hakk ndaki kanun un 102/1 maddesi ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nin üye devletlere Avrupa Cezaevi Kurallar Hakk ndaki R (87) 3 say l tavsiye karar na ek 70.1 maddesi ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nin üye devletlere Avrupa Cezaevleri Kurallar Hakk nda Rec (2006) 2 say l tavsiye karar na ek 7. Maddesinde ifade edildi i üzere hükümlü ve tutuklular n, topluma uyum sa lama çabalar n n desteklenmesi için özellikle aileleri, kifliler ve sosyal kurulufllarla olan iliflkilerinin korunmas ve gelifltirilmesi ile e itim ve iyilefltirme faaliyetlerinde kuruma yard mc olmak üzere mümkün oldu unca toplumsal kurulufllardan ve sosyal hizmet servislerinden yard m al n r. 3) Ortak etkinliklere kat lacak hükümlü ve tutuklular n grupland r lmas, programlar n amaca ayk r sonuçlar verdi i tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden uygulamaya son verilmesi veya gerekli de iflikliklerin yap lmas hususlar nda idare ve gözlem kurulunca karar al n r. 4) Kurumda kapal ve aç k spor alanlar, çok amaçl salon, krefl, kütüphane, çal flma atölyelerinden biri veya birkaç bulunmad takdirde e itim, spor sosyal ve kültürel faaliyetler ile çal flma mevcut olan alanlarda yap l r. Bu alanlardan hiçbirinin bulunmamas durumunda kurumun olanaklar ölçüsünde, uygun yerlerde, bu çal flmalar için yer haz rlan r. Bu süre zarf nda kendi oda ve ko ufllar kullan labilir. 5) Psiko-sosyal yard m servisi ve e itim servisi, her hükümlü ve tutuklunun ilgi ve yeteneklerini de dikkate alarak hangi programlara kat lmas n n uygun olaca- na iliflkin bir rapor haz rlar ve yedi gün içinde kurum müdürüne verir. Kurum müdürü, raporu idare ve gözlem kuruluna sunarak, kiflinin hangi programlara kat lmas gerekti ini karar alt na ald r r ve karar zorunlu bir neden olmad kça idare taraf ndan, üç gün içinde uygulamaya konur. 6) Ceza infaz kurumlar nda arama, denetleme, ziyaret ve benzeri özel durumlarda, günlük uygulanan program ertelenebilir. Deprem, yang n gibi ola anüstü durumlar ile açl k grevi, ölüm orucu, firar, ayaklanma gibi acil durumlarda, idare ve gözlem kurulu, program k sa veya uzun süreli durdurabilir. 7) Hükümlü veya tutuklu, faaliyet veya uygulanan program n de ifltirilmesini isteyebilir. stek, idare ve gözlem kurumunca de erlendirilerek karara ba lan r. 8) Programlar haz rlayan servisler, gerekli gördü ü hallerde program n de- ifltirilmesi veya sürekli olarak durdurulmas hakk nda bir de erlendirme raporu düzenleyerek derhal kurum müdürüne sunar. Kurum müdürü en geç 7 gün içinde raporu idare ve gözlem müdürüne intikal ettirerek program n sürdürülmesi, de ifltirilmesi veya süreli olarak durdurulmas hakk nda bir karar verilmesini ister. Program n de ifltirilmesi veya sürekli olarak durdurulmas hakk nda bir karar verilmesi halinde, yeni bir uygulama program haz rlan r. lgililer bu karara karfl, infaz hâkimli ine baflvurabilir. 9) Programlara kat l m hususunda al nan kararlar, hükümlü hakk nda al nacak iyi hal kararlar nda de erlendirmeye al n r. 10) Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlar nda bulunan a rlaflt r lm fl müebbet hapis cezas na hükümlülerin sadece kendisiyle ayn ünitede kalan hükümlülerle birlikte s n rl olarak bu programlara on kifliyi aflacak gruplar halinde kat lamaz. 13) Güvenlik bak m ndan tehlike yaratmad ölçüde, idare ve gözlem kurulu taraf ndan belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kifliyi aflmayacak gruplar halinde ve idarenin gözetiminde, aç k görüfl alanlar ndan veya di er ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde, haftada toplam 10 saati aflmamak üzere sohbet amac yla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet hafta içerisinde aç k görüfl, avukat ve ziyaretçi görüfllerini aksatmayacak flekilde yapt r l r. 14) Hücreye koyma cezas olan hükümlü ve tutuklular, bu cezalar infaz edildikten sonra, di er disiplin cezalar n alanlar ise, infaz koflulu aranmaks z n bu faaliyete kat l r. Ayn hükümlü veya tutuklu birden çok programa kat labilir. fiimdi de yukar da yazd m z 45/1 no lu genelgenin yay mlanmas ile iptal edilen tarihli ve 45 no lu eski genelgeye bakal m. Parantez içindeki aç klamalar bize aittir. Say : B.03.0.CTE / /1 3. BÖLÜM: ORTAK ETK NL KLER 1) (45/1 no lu yukar daki genelgenin 1. maddesinde alt n çizdi imiz cümle ç kar l rsa bu genelgenin 1. maddesi elde edilmifl olunur.) 2) (45/1 no lu genelgenin 3. maddesi ile birebir ayn d r.) 3) (45/1 no lu genelgenin 4. maddesi ile birebir ayn d r.) 4) (45/1 no lu genelgenin 14. maddesi ile birebir ayn d r.) 5) (45/1 no lu genelgenin 5. maddesi ile birebir ayn d r.) 6) (45/1 no lu genelgenin 6. maddesi ile birebir ayn d r.) 7) (45/1 no lu genelgenin 7. maddesi ile birebir ayn d r.) 8) (45/1 no lu genelgenin 8. maddesi ile birebir ayn d r.) 9) (45/1 no lu genelgenin 9. maddesi ile birebir ayn d r.) 10) (45/1 no lu genelgenin 10. maddesi ile birebir ayn d r.) 11) (45/1 no lu genelgenin 11. maddesi ile birebir ayn d r.) 12) (45/1 no lu genelgenin 12. maddesi ile birebir ayn d r.) 13) (45/1 no lu genelgenin alt n çizdi imiz 10 saati aflmamal ifadesi bu genelgede 5 saati aflmamak fleklindedir. Maddenin geriye kalan bölümü ise 45/1 ile ayn d r.) Genelgenin birbirinden farkl olan yanlar ; 45/1 no luda yeni olarak 2. maddenin varl, 33. maddedeki 5 saat in 10 saat e ç kar lmas ve kimi maddelerin numaralar n n de iflmesiyle s n rl d r. Yeni olarak eklenen 2. madde, C K in 102/1 maddesinin, AB normlar na at fta bulunarak buraya tafl nmas ndan ibarettir. C K te olan bir maddedir. O halde genelgedeki tek de iflikli in 5 saat yerine 10 saat getirilmesi oldu u söylenebilir. Yine eski genelgedeki 4. maddenin, yeni sinde 14. s raya kayd r lmas da tesadüfi de ildir. Çünkü bu sayede 10 kifli 10 saat uygulamas n n getirildi i 13. maddeden hemen sonra Disiplin cezalar n n infaz aranmaks z n düzenlenmesine yer verilmifl olmaktad r. Bu da 10 kifli, disiplin cezalar yla engellenmeden 10 saat sohbete ç kabilecek yan lsamas na zemin sunuyor. 2. maddenin eklenmesinin temelinde, bu dönemde gerek AB nin gerekse sivil toplum örgütlerinin ortak alanlar n yeterince kullan lmad elefltirileri yatmaktad r. O dönem TTB den (Türk Tabipler Birli i) bir heyet, Tekirda 1 No lu F Tipinde, bir inceleme yapm fl ve AB nin elefltirileri paralelinde bir rapor yazm flt. Bakanl k zaten yasada belirlenmifl olan bir hükmü bu genelgeye alarak kendisine ortak kullan m alanlar na dair flikayette bulunan AB yanl s reformist çevrelerin a rl n oluflturdu u ayd n, kurum vb.lerine onlar n da sorumluluk üstlenebilece ini, üstlenmeleri gerekti ini hat rlat yor. Bakanl n ekledi i maddedeki toplumsal kurulufl ve sosyal hizmet servislerinin belirsiz bir tan m oldu u, M T, CIA vb.nin girmesine olanak sa layabilece i de ayr bir tart flma konusudur. Sürece iliflkin son bir hat rlatma olarak teknik bir bilgi verelim. TC hukuk sisteminde, tüzük, genelge, yasakanun, anayasa olmak üzere küçükten büyü e bir s ralama vard r. Bunlar aras nda bir çeliflki-uyuflmazl k-ihtilaf ç - karsa, örne in genelge ile kanun aras ndaki uyuflmazl kta, kanun hükmü uygulan r. Bu nedenle 45/1 no lu genelgenin 14. maddesinin C K in 40. maddesi (etkinliklerden al - koymay düzenleyen, disiplin cezalar yla ilgili madde) karfl s nda bir hükmü yoktur. Kanun maddesi geçerli kabul edilir ve uygulan r. Pratikte yaflanan budur. Biz bu nedenle özellikle bir yan lsama diyoruz. Bununla birlikte sohbet kavram, C K 40. maddede tan ml de ildir. Oysa bu kavrama her iki genelgede de yer verilmifltir. Sadece sohbet yapma ile ilgili olarak bir disiplin cezas engeli konulamayaca hukuken do rudur. Ancak hapishane idareleri bugün bu nedenle sohbet hakk n disiplin cezalar yla de il, uygulamadaki çeflitli engellerle yerine getirmiyorlar. Bunu yapmalar na da, yine 45/1 no lu genelge olanak veriyor. Maddelerdeki koflul flartlar idarelere bu zemini sa lamaktad r. Yine kifli ve saatin miktar n belirleme inisiyatifi de 45/1 genelgesiyle idareye b rak lm flt r. Çünkü 10 kifliyi aflmayacak gruplar halinde 10 saati aflmamak üzere fleklindeki bir tan mlama üst limitleri belirler, alt limitleri de il. Mesela 6 kifli haftada 5 saat de genelgeye uygundur. 10 kifli de 10 saat de afl lmam flt r. Tüm bunlara ek olarak, genelgenin her maddesi çal flma, iyileflme, program, meslek kazand rma vb. kavramlarla tümüyle bir tecrit genelgesi oldu unu yans tmaktad r. flte bu gerçekli e sahip bir genelgenin hangi zafer i getirdi i söylenebilir. Bu çerçevede 45/1 genelgesi uygulans n talebi de politik olarak yanl fl bir taleptir ve tecrit uygulans n demekten farks zd r. (Devam edecek)

16 İşçi-köylü BİZ HALKIZ GELECEK ELLERİMİZDEDİR! Umut Yayımcılık ve Basım Sn. Ltd. Şti. Yönetim yeri: Gureba Hüseyin Ağa Mh. İmam Murat Sk. No: 8/1 Aksaray-Fatih/İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212) Sahibi ve Yazıişleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Baskı: SM Matbaacılık Sanayi Cad. Altay Sk. Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) BÜROLAR Kartal: İstasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) Ankara: Sağlık 1 Sokak No:17/19 Çankaya Tel: (0312) İzmir: 856 Sokak, No: 48/203 Kemeraltı Konak, Tel: (0232) Malatya: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Barış İşhanı Kat: 3 No: 94 Erzincan: Ordu Cd. Ordu İşhanı Kat: 3 Tel: (0446) Bursa: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez İşsarayı Kat: 2 No: 185 Heykel, Tel: (0224) Mersin: Silifke Cd. Çavdaroğlu İşhanı Kat: 3 No: 1/8 Avrupa Büro: Weseler Str Duisburg-Almanya Tel: Faks: ARAMIZDAN AYRILIŞININ 37. YILINDA İBRAHİM KAYPAKKAYA MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR! İbrahim yoldaşın Diyarbakır işkencehanelerinde katledilişinin üzerinden 37 yıl geçti. Onun bize bıraktığı ser verip sır vermeme ve ideolojik-politik yol göstericiliğinden oluşan mirası ise yolumuza ışık tutmaya devam etmektedir. Katledilmesinden onlarca yıl sonra dahi ideolojik, siyasal, pratik duruşumuza renk veriyor oluşu; İbrahim yoldaşın bir din ulusu gibi algılanmasından, o mertebeden sahiplenilmesinden değil, pratik duruşu ile bir bütün oluşturan ideolojik duruş ve görüşlerinden kaynaklanmaktadır. Yıllar önce Türkiye devriminin önceliklerini ve açmazlarını büyük bir ustalık ile saptayarak bu konularda asgari çözüm ve sorunları ele alışta ortaya koyduğu maharet, onu, hala güncelliğini koruyan bir komünist önder olarak karşımıza çıkarmaktadır. Hâkim sınıfların ve onlara yedeklenen her türlü ara sınıf temsilcilerinin Türkiye nin yarı-sömürge karakterinin bir parçası olarak emperyalist efendileri tarafından dayatılmasının ve sistemin tıkanmasının etkisiyle Kemalizm gibi temel paradigmalarını tartışmaya açması ya da Kürt Ulusal Hareketi nin can bedeli bir mücadele ile Kürt ulusunun üzerindeki inkar örtüsünü yırtıp attığı; Kürt sorununa çözüm arayışlarının tartışıldığı koşullarda hâkim sınıfların yarattığı ideolojik-siyasal kirlilik ortamında yönümüzü şaşırmadan yürüyebilmek için İbrahim yoldaşın düşüncelerini bir an dahi aklımızdan çıkarmadan hareket etmemiz gerekmektedir. Onu dönemine göre erişilmez yapan ise Kemalizm olsun, Kürt Ulusal Sorunu olsun, bu sorunların çözümüne ilişkin düşüncelerini gündeme oturmadan çok önce ya da Kemalizm örneğinde olduğu gibi TDH nin Kemalizm hayranlığının zirvede olduğu koşullarda onun maskesini yırtarak faşist karakterini sergileyebilme cüretinde ve kavrayış yeteneğinde yatmaktadır. Günümüzde neredeyse hâkim sınıf temsilcileri tarafından dahi paçavraya çevrilmeye başlanan Kemalizm konusunda hala İbrahim yoldaşın söylediklerinin ötesine gidilebilmiş değildir. Hâkim sınıf temsilcileri tarafından sistemi yeniden organize edebilmek kaygılarıyla da tartışıldığı sürece de gidilmeyecektir. Onun bu konuda ortaya koyduğu berrak yaklaşımı ilerletmek, onun ardılları olan komünistlerin omuzlarındaki görevlerden biri olmaya devam etmektedir. Aynı durum etrafı emperyalist patentli çözüm söylemlerinin sardığı Kürt Ulusal Sorunu için de geçerlidir. O, bu konuda da MLM bakış açısının bir sonucu olarak temel hareket noktalarını büyük bir öngörü ile ifade etme becerisini göstermiştir. Çok uluslu burjuva devletin trajedisi şudur ki, o, bu çelişkileri çözebilmek durumunda değildir, özel mülkiyeti ve sınıf eşitsizliğini sürdürerek ulusları eşitleştirmek ve ulusal azınlıkları korumak için yaptığı girişimlerin hepsi genel olarak yeni bir başarısızlığa, ulusal çatışmaların yeni bir kızışmasına yol açar. (Marksizm ve Ulusal Sorun; sf:106) tespitinden hareketle iki ulus (Türk ve Kürt) ile onlarca azınlık milliyetin yaşadığı bu coğrafyada ulusal sorunun burjuva-feodal egemen sınıflar tarafından asla çözülemeyeceğinin bilincinde olarak hareket etmiştir. Ve çelişkilerin görece geri olduğu bir süreçte dahi Kürt Ulusal Sorunu na nasıl komünist bir çözüm ve yaklaşım sergilenebileceği üzerinde ısrarla durmuştur. Nitekim Şafak revizyonizmi ile yürüttüğü polemiklerde onların her türlü inceltilmiş, maskelenmiş ezen ulus milliyetçiliği ve şovenizmini teşhir etmekten geri durmamıştır. Bu kesimlerin hakim ulus illiyetçiliğinin bir yansıması olarak yitik cennet olarak pazarlamaya çalıştığı hakim sınıfların en seçkin temsilcileri olan M. Kemal ve İ. İnönü dönemine dönüşü, onları ulusal sorunun çözümünde referans olarak göstermesini şu sözlerle eleştirmiştir: Hatta Türkiye de en başta mücadele edilecek milliyetçilik, hakim ulus milliyetçiliği olan M. Kemal milliyetçiliğidir. İnönü nün Lozan da Kürtlerin de temsilcisi olduğunu iddia etmesi de, Kürt milletinin kendi kaderini tayın hakkına açıkça bir saldırıdır. Kürt milletinin kaderini dışarıdan tayin etme alçaklığıdır. (Seçme Yazılar; sf: 316) İbrahim yoldaşın ulusal soruna, özelde Kürt Ulusal Sorunu na yaklaşımda duruşu çok nettir. Bu konuda en küçük tavize yer yoktur. Ezilen ulusun haklarını son kertesine kadar korurken, onun özgürlüğünün önüne hangi amaç ve niyetle olursa olsun ne komünistlerin ne de başka güçlerin iradesinin geçmesine izin vermez. Ancak Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı olduğunu ve bunu istediği yönde kullanmakta serbest olduğunu ifade eder. Oysa bugün, emperyalist ABD sinden AB sine, Türk egemenlerinden Irak, İran, Suriye egemenlerine, onlara yedeklenmiş işbirlikçi uşaklara kadar herkes Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı üzerinde kendilerinin söz söyleme hakkı varmış gibi hareket etme çabası içindedirler. Konferanslar düzenlemekte, Kürt Ulusal Hareketi ne silah bırakma çağrıları yapmaktadırlar. Ancak Kürt Ulusu nun, kendi kaderini tayin hakkını bırakalım anmayı daha geri taleplerini dahi engellemeye çalışmaktadırlar. Kürt ulusunu yok saymakta, buyurgan bir tarzda sadece emperyalistlerin ihtiyaçları doğrultusunda Türk egemenlerinin verdikleri haklara razı olmalarını istemektedirler. İbrahim yoldaş ise bu konudaki ayrım çizgilerini çok önceleri çekmiştir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını yani ayrı bir devlet kurma hakkını ne yönde kullanacağının tamamen Kürt ulusunun tasarrufunda olduğunu belirtmiştir. O, egemen sınıfların her türlü inkar politikalarına karşı çıkarak Kürt ulusunun varlığını ve haklarını sonuna kadar savunmuştur. Egemen sınıfların dümen suyunda ilerleyen her türlü revizyonist ve reformist yaklaşımı kıyasıya eleştirmiştir. Türkiye nin yarı-feodal, yarı sömürge sosyo-ekonomik yapısı içerisinde T. Kürdistanı nda feodal aşiretsel yapı ileri sürülerek Kürtlerin ulus oluşturmadığını ileri süren inceltilmiş inkârcı tezlere cepheden bayrak açmıştır. Kürtlerin bir millet oluşturmadığını ileri süren tez, besbelli ki, baştan sona saçmadır, gerçeklere aykırıdır ve pratikte de zararlıdır. Zararlıdır, çünkü böyle bir tez, ancak ezen, sömüren ve hâkim milletlerin hâkim sınıflarının işine yarar (Seçme Yazılar; sf:260) diyerek bu kesimlerin ikiyüzlü yaklaşımlarını gözler önüne sermiştir. Halen egemen sınıf sözcülerinden tutalım, kendini solda tanımlayan aydın ve entelektüellere, bürokrasideki yetkili çevrelere T. Kürdistanı nda asıl sorunun açlık-işsizlik ya da daha genel bir ifade ile ekonomi sorunu olduğunu ileri sürmek adet haline gelmiştir. Bu durum Kürt ulusunu yok saymanın daha inceltilmiş halinden başka bir şey midir? Olmadığını biliyoruz. Ancak bu inkâr örtüsü, Kürt Ulusal Hareketi nin mücadelesi ile büyük oranda yırtılmıştır. Egemen sınıfların ve onların dümenlerinden giden reformist-revizyonist çevreler tarafından bu inkar örtüsü inceltilmiş söylemler ile ne kadar yeniden örülmeye çalışılsa da dikiş tutmamaktadır. Tutmadığı içindir ki aslında hiç de yeni olmayan ama her dönem geçer akçe olan dış mihraklar söylemi çeşitli versiyonlarıyla üretilmekte, kardeşi kardeşe (Kürtler şimdi kardeş oldular) kırdıran emperyalist güçlerden dem vurulmaktadır. Hem de en iğrenç biçimde! Anti-emperyalizm kılıfına büründürülmeye çalışılarak! Kürt ulusal sorunu altında emperyalizm parmağı arayanlar, iflah olmaz Türk şovenistleridir. Yüzündeki maske ne olursa olsun ister sol adına konuşsun ister Türk egemen sınıfları adına, bu kesimlerin hepsi ezen ulus şovenizminden muzdariptirler. Karşı devrimcilerin kimliği zaten açıktır. Ancak devrim adına hareket ettiğini iddia eden kesimlerin anti-emperyalizm söylemi adı altında ulusal sorunda emperyalizm parmağı keşfetmelerinin burjuva şovenizmine denk geldiğini ve bu çevrelerin yüzündeki maskenin yırtılıp hem Türkiye halkına hem de bizzat bu çevrelere gösterilmesi komünistlerin en önemli görevlerinden biri olarak güncelliğini korumaktadır. İbrahim yoldaş kendi döneminde de bu konuda en ufak bir tereddüt göstermemiştir. Bu açık-gizli şoven yaklaşımların hepsinin gerçek niteliğini gözler önüne sermiştir. Egemen sınıfların dış mihraklar tarafından Türkiye nin parçalanmak istediği ve bunu boşa çıkarmak adına yapılan her türlü milli baskı ve zulmün altında yatan nedeni eğip bükmeden teşhir etmiştir. Milli birlik, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez birliği ve bütünlüğü, toprak bütünlüğü şiarları, burjuvazinin ve toprak ağalarının bencil çıkarlarının pazar a kayıtsız şartsız hâkim olma arzlarının ifadesidir (Seçme Yazılar; sf:266) tespitini yaparak egemen sınıfların asıl derdinin kendi pazarlarına hâkim olmak olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Egemen sınıfların bu çarpıtmalarını besleyen ve egemen sınıfların bu politikalarını işçi sınıfının mücadelesinin bölüneceği kaygısı veya farklı gerekçeler ile katıldıklarını iddia eden revizyonist çevrelerin bölücülük söylemlerinin neye ve kime hizmet ettiğini gösterrek; üzerindeki sınıf kaygıları ve işçi sınıfının birliği demagojilerini yırtmakta bir sakınca görmemiştir. Hâkim sınıflar kendi milliyetçi politikalarına karşı çıkan herkese bölücü damgasını yapıştırıyorlar. Sadece ayrılmak isteyen Kürtlere değil ayrılma hakkını savunan, milli baskılara şu veya bu ölçüde karşı çıkan herkese bölücü diyorlar (Seçme Yazılar; sf:313) belirlemesi ile hâkim sınıflar tarafından bölücü yaftasının yapıştırılmaması için hangi şartın gerektiğini açıkça göstermiştir: Milli baskı ve zulme hiç karşı çıkmamak şartı. Açıktır ki böylesi bir tavır ezen ulusun hâkim sınıflarının her türden baskısını yok saymayı, görmezden gelmeyi gerektirir. Ki bu da ulusal sorun özgülünde hâkim ulus şovenizmine, sınıf işbirlikçiliğine denk düşer. Kaypakkaya, sadece bölücülük demagojisini reddetmekle kalmamıştır. Ulusal sorunu dış mihrakların bir oyunu olarak lanse etmeye çalışan sol, antiemperyalist maskeli her türlü teoriye de karşı çıkmıştır. Ulusal sorunu emperyalizmin uyguladığı ırkçı-şoven politikaların bir sonucu olarak göstererek kendi ezen ulus hâkim sınıfları ile el altından işbirliği yapan o zamanki Şafak revizyonistleri ve bilumum revizyonist-reformist çevrenin buna benzer buna benzer tezlerini kıyasıya eleştirmiştir. Türk hâkim sınıflarının Kürt ulusu üzerinde uyguladıkları ırkçı-şoven politikaların gizlenmesine karşı çıkmıştır. Ulusal baskı ve sömürünün birinci dereceden sorumlularının o ülkede hâkim olan ulusun egemen sınıfları olduğunu vurgulamıştır. Emperyalistlerin ulusal sorunun açığa çıkardığı çelişkilerden faydalanmalarının onların doğası gereği olduğunu ama bunun ezen ulusun hâkim sınıflarının ırkçı-şoven uygulamalarını haklı çıkarmayacağını vurgulamıştır. Emperyalistlerin bu durumdan yararlanmaması için ezilen ulusun ezilmeye boyun eğmeye salık verilmesinin ezen ulus hâkim sınıflarıyla el altından aşağılıkça uzlaşmadan başka bir anlama gelmediğini göstermiştir. Bu durumun altını şu sözleriyle çizmiştir: Emperyalizm, Türkiye halklarını birbirine düşman etmek ve ezmek istediği, bu alçak emeller için her fırsattan, her imkândan yararlanmak istediği açıktır. Ama bu emelleri için bizzat kendisinin ırkçılık politikası güttüğü, sadece saçmadır. Türkiye de ırkçılık politikası yerli hâkim sınıfların politikasıdır; burjuvazinin siyasi bakımdan en geri kesimlerinin ve feodalizmin politikasıdır; feodal ve feodal-burjuva eğilimidir. (Seçme Yazılar; sf:268) Aktardıklarımızdan da anlaşılacağı gibi bir ülkede uygulanan ırkçılık ve şovenizm, o ülkenin hâkim sınıflarının en geri kesimlerinin politikalarıdır. Sorumluluğu bu sınıflara aittir. Emperyalistlerin ya da üçüncü güçlerin bu politikalardan bir şekilde yararlanıyor olmaları, olsa olsa bu politikaların halk düşmanı yüzünü gösterir. Elbette bu politikaları uygulayan ve savunanların da İbrahim ve Stalin yoldaşların bu konuda dikkat çektikleri bir başka nokta ise egemen ulusların ulusal baskı uygulamalarından sadece o ülkenin hâkim sınıfları değil onun çok küçük bir azınlığını oluşturan burjuva-feodal devlet bürokrasisinin de yarar sağladığıdır. Ama işler her zaman pazarla sınırlanmaz. Savaşıma bilek gücü ve salt savunma yöntemleri ile egemen sınıfın yarı-feodal, yarıburjuva bürokrasisi de katılır. ( ) Savaşım iktisadi olandan siyasal olana aktarılmıştır. Yer değiştirme özgürlüğünün kısıtlanması, dilin kullanılmasına karşı engeller. (-) rakip in başına dolu gibi yağar. Kuşkusuz bu türlü engeller yalnızca egemen ulusun burjuva sınıflarının çıkarına yaramakla kalmaz, ona egemen bürokrasinin özel ereklerine deyim yerindeyse kast ereklerine de yararlar. (Marksizm ve Ulusal Sorun; sf:22) Stalin yoldaşın da vurguladığı gibi ulusal baskıdan egemen bürokrasi de kast amaçları doğrultusunda yararlanır. İbrahim yoldaş da ulusal sorun ve Kürt ulusal sorunu üzerine tezlerinde Türk hâkim sınıfları ile birlikte egemen bürokrasinin de bu durumdan faydalandığına vurgu yapmaktadır. Bitirmeden önce belirtmeliyiz ki, İbrahim yoldaş ulusal baskının hedefine oturtulan ezilen ulus sınıflarını da açıkça ortaya koymuştur. Hatta milli baskıların esas hedefi, ezilen, bağımlı ve uyruk milletin burjuvazisidir. (Seçme Yazılar; sf: 262) Bu husus çok önemlidir. Çünkü ezilen ulusun gördüğü baskıyı sadece ezilen ulusun halkı ile sınırlama hatası çok sık yapılan bir hatadır. Ve ulusal hareketlerin sınıfsal niteliklerini, sınıf ittifakları politikalarını vb. çözümlemede hayati hatalara yol açabilmektedir. Bir diğer sakıncası ise ezen ulusun hâkim sınıflarının uyguladıkları ulusal baskının kapsamını daraltmasıdır. Diyarbakır işkencehanelerinde katledilişinin 36. yılını andığımız şu günlerde İbrahim yoldaş, bize, ezen ulus şovenizmine karşı nerede ve nasıl durmamız gerektiğini göstermeye devam etmektedir. Kuşkusuz, İbrahim yoldaşın, ulusal soruna ilişkin görüşleri buraya aktardıklarımızla sınırlı değildir. Üzerinde etraflıca durulmasını da hak etmektedir. Kürt ulusal sorununun aldığı karmaşık yapı da bunu zorunlu kılmaktadır. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yı anarken içinden geçtiğimiz süreçte dikkatimizi en fazla yoğunlaştırmamız gereken yer; Kürt ulusal sorununa çözüm reçetelerinin havada uçuştuğu bu koşullarda ezen ulusun, ezilen bir ulus olarak Kürt ulusunun haklarını gasp etme girişimlerine karşı uyanık olabilmekten geçmektedir. Türk egemen sınıflarının açık-gizli, ırkçı-şoven, baskıcı ve sömürücü politikalarını boşa çıkartabilmek için İbrahim yoldaşın açtığı yoldan ilerleyebilmektir. C M Y K

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 23 dönem Çalışma Programında; Oda etkinliklerinin TMMOB örgütlülüğü ile ilişkilendirilerek ortak alanlar

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4/c'yi de kaldır!.. cümlelerine yer verildi. Basın açıklamasında özetle; Kamuda çalıştırlan 11 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler 4/C'lilerin eylemi TÜRK Büro-Sen öncülüğünde, 4/C'lilerin haklarının iadesi amacıyla ülke çapında eylemler düzenlenmeye başlatıldı.

Detaylı

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2 Atütürk ün Dünyas Cengiz Önal Ekonomik kalk nma, Türkiye'nin özgür, ba ms z ve daima daha kuvvetli olmas n n ve müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemi idir. Tam ba ms zl k ancak ekonomik ba ms zl kla

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Çevre İş Sağlığı Güvenliği ŞİRKETLER

Detaylı

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN S Ö Y L E Ș İ Avrupa Birliği Yatırımları Daire Bașkanı Okuyucularımız için Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Bașkanlığı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Detaylı

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r.

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) 1/11/85 YAT Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. 1. TEHL KELER Bu sigorta, her zaman burada gönderme yap lan istisnalara ba l olarak,

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

Eczacılık Günü Etkinlikleri

Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI Otopsi Cengiz Özak nc 8 Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI 71 Y l Sonra Dünyada ve Türkiye de lk Kez T pk Bas m ve Tam Metin 24 fiubat 1942 Struma Facias nda Türkiyenin Suçsuzlu unu Kan tlayan

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

YARGITAY 14. HUKUK DA RES KARARLARI

YARGITAY 14. HUKUK DA RES KARARLARI YARGITAY 14. HUKUK DA RES E: 2004/5475 K: 2004/9296 T: 30.12.2004 SATIfi VAAD SÖZLEfiMES N N GERÇEKLEfiME OLANA I MAR PLANLARI (3194 SK. m. 18/son) YARGITAY 14. HUKUK DA RES KARARLARI Özet: Bir tafl nmazda

Detaylı

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI Haberler 4857 SAYILI fi KANUNU LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI 14 May s 2004 tarihinde Sendikam z Binas Mesut Erez Konferans Salonunda 4857 Say l fl Kanunu le lgili Yönetmeliklerin

Detaylı

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT I MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT HARUN HAKAN BAŞ Ankara 2009 II Yay n No : 2195 Hukuk Dizisi : 1031 1. Bas Eylül 2009 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-113 - 5 Copyright Bu kitab n

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

YARGITAY 19. HUKUK DA RES

YARGITAY 19. HUKUK DA RES YARGITAY 19. HUKUK DA RES 432 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 82 Say : 1 Y l 2008 YARGITAY 19. HUKUK DA RES E: 2007/2009 K: 2007/5577 T: 31.05.2007 HUKUK YARAR KOfiULU SIRA CETVEL SIRA CETVEL NE T RAZ TEDB

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

YARGITAY 7. HUKUK DA RES

YARGITAY 7. HUKUK DA RES YARGITAY 7. HUKUK DA RES 2260 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 5 Y l 2007 YARGITAY 7. HUKUK DA RES E: 2006/1028 K: 2006/1293 T: 24.04.2006 T CARET HUKUKU T CAR DAVA KAVRAMI HAKSIZ EYLEMDEN DO AN DAVA

Detaylı

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER:

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER: YASAL TEMERRÜT FA Z ORHAN YILMAZ (*) A- G R fi: Bilindi i üzere, gerek yasal kapital faizi ve gerekse yasal temerrüt faizi yönünden uygulanmas gereken hükümler, 19.12.1984 gün ve 18610 say l Resmi Gazete

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Büyükşehir Belediyesi tarafından yatırımı gerçekleştirilen çevreci yatırım;

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM D YABETLE YAfiAMAK Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Diyabet,

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI

YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI KARAR ELEfiT R S YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI KARAR ELEfiT R S Av. MEHMET BAYRAKTAR* I- G R fi 2003, 2004 ve 2005 Mali Y l Bütçe Kanunlar ile; 3095 say l Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

Afrodisyas Ek Müzesi. Yap Tan t m. Mimari Tasar m. : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar

Afrodisyas Ek Müzesi. Yap Tan t m. Mimari Tasar m. : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar EGEM MARLIK 2008/2-65 Yap Tan t m Afrodisyas Ek Müzesi Mimari Tasar m : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar : Eda ERKAN ALTUNBAfi Gülnaz GÜZELO LU Emrah DEM R Statik

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z.

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. Bizler ortak hareket etme hedefi ile bir araya gelen sa k çal anlar n temsilcileri olarak sa k alan nda gerçekle tirilen her türlü

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

BODRUM'A LELEG YOLU YAPILIYOR

BODRUM'A LELEG YOLU YAPILIYOR BODRUM'A LELEG YOLU YAPILIYOR BODTO Turizm Altyapı Projelerine Devam Ediyor Bodrum Ticaret Odası nın, 2014-2017 Stratejik Planı amaç ve hedefleri kapsamında, Bodrum da turizm sezonunun uzatılması, sektörün

Detaylı

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK!

33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! 33. BÖLÜM İLK VE SON SORUŞTURMA İNŞAAT SAHİBİNE PARA CEZASI İNŞAATA YIKIM KARARI VE BU KARARIN İPTALİ SUÇLAMA; KARARA İTİRAZ ETMEMEK! ANLAMSIZ BİR TAVIR YARGILANMA GEREĞİ YOK; DOSYA KAPANIYOR 394 395 33.

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl

OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl OHSAS 18001 fl Sa l ve Güvenli i Yönetim Sisteminde Yap lan De iflikliklere Ayr nt l Bak fl Altan ÇET NKAL MESS fl Sa l ve Güvenli i Uzman Geliflen yeni yönetim anlay fllar, hiyerarflik yap - lanmadan

Detaylı

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU Bülent SEZG N* 1-G R fi: Bilindi i üzere 3065 say l Katma De er Vergisi Kanununun Verginin konusunu teflkil eden ifllemler bafll

Detaylı

Asgari Ücret Denklemi

Asgari Ücret Denklemi Asgari Ücret Denklemi Av. Mesut Ulusoy MESS Hukuk Müflaviri ve Dr. Aykut Engin MESS E itim Müdürü flçilere normal bir çal flma günü karfl l olarak ödenen ve iflçinin g da, konut, giyim, sa l k, ulafl m

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 CHP den yıllardır borç yiğidin kamçısıdır diyen Erdoğan a: Aklın Başına yeni mi geldi? Tarih : 07.12.2013 Vatandaşı kart müptelası yaptı, şimdi de bırak diyor Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran ın, Başbakan

Detaylı

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin Dünyan n En Zeki nsan Matematikçilere Karfl Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin büyüklü ü oldu. Arabalar, binalar, Coca Cola lar, al flverifl merkezleri, insanlar... Her fley

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

"Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r"

Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r BD ARALIK 2014 Türkiye nin En Büyük Üniversite Kütüphanesi Baflkent Üniversitesi nde Aç ld "Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r" XXX Köylülerin, tezek kuruttuklar, avc lar n keklik avlad klar,

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınların Yaşam Koçu Tuğba Güneş, kadına şiddetti ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldıracak önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş ın tek yaşam ve wellness

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda BFS - 2011/08 stanbul, 25.08.2011 Sermaye Piyasas Kurulunun afla da yer alan 10.08.2011

Detaylı

Ortaköy. yeni yıl. 22:00'da ise sahneye. Belediyesi'nin. dedi. Ortaköy. giren çocuklar da vardı. Çocuklar,

Ortaköy. yeni yıl. 22:00'da ise sahneye. Belediyesi'nin. dedi. Ortaköy. giren çocuklar da vardı. Çocuklar, 2 OCAK 2013 Ortaköy'de yeni yıl Belediyesi'nin organizasyonunda, Ortaköy Meydanı'dna kutlamalar için özel platform kuruldu. Boğaz manzarasında yeni yıla girecek vatandaşlar, yılbaşı kutlamalarına erken

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

: TRE Investment-TRE II Proje Tarihi : 01.2005-06.2005 nflaat Tarihi : 06.2005-12.2006 Ana Strüktür. : Betonarme Karkas Ana fllev

: TRE Investment-TRE II Proje Tarihi : 01.2005-06.2005 nflaat Tarihi : 06.2005-12.2006 Ana Strüktür. : Betonarme Karkas Ana fllev EGEM MARLIK 00/ - 0 Yap Tan t m Genel görünüm O live Park Evleri Mimari Tasar m : M art D Mimarl k, Metin K l ç Mimari Proje ve Uygulama Ekibi: Özgür Dinçer, Gökhan Yadel, Okan Taflk ran, brahim Deniz,

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI

SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI SOSYAL GÜVENL K REFORMUNDA ASKERL K BORÇLANMASI Resul KURT* I. G R fi 5510 say l Sosyal Sigortalar ve Genel Sa l k Sigortas Kanunu 16.06.2006 tarih ve 26200 say l Resmi Gazetede yay nlanm flt r. 5510 say

Detaylı

ÇÖZÜM Say : 90-2008. Mustafa BAfiTAfi* I-G R fi

ÇÖZÜM Say : 90-2008. Mustafa BAfiTAfi* I-G R fi ÇÖZÜM Say : 90-2008 KISM SÜREL VEYA ÇA RI ÜZER NE ÇALIfiANLAR LE BU KANUNA GÖRE EV H ZMETLER NDE AY ÇER S NDE 30 GÜNDEN AZ ÇALIfiANLAR 01.10.2010 TAR H NE KADAR YEfi L KART ALAB LECEKLER Mustafa BAfiTAfi*

Detaylı

YARGITAY 20. HUKUK DA RES

YARGITAY 20. HUKUK DA RES YARGITAY 20. HUKUK DA RES 2386 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 5 Y l 2007 YARGITAY 20. HUKUK DA RES E: 2006/7421 K: 2006/10706 T: 17.07.2006 TÜKET C HUKUKU TÜKET C HAKLARINA L fik N DAVALAR HER K

Detaylı

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Atatürk ün Dünyas Cengiz Önal 64 Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Han mlar, Beyler! stanbul dan geliyorsunuz. Hofl geldiniz. stanbul un fl k ocaklar n temsil eden yüce heyetiniz karfl s

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

ın Kısa süre içinde çıkacak mesajını verdiği karar Bakanlar Kurulu ndan geçti ve Resmi Gazete

ın Kısa süre içinde çıkacak mesajını verdiği karar Bakanlar Kurulu ndan geçti ve Resmi Gazete 30 Kasım a kadar yapılacak yat satışlarında yüzde 8 lik sıfırlandı, yüzde 18 den 1 e indirildi. kararı de yayınlandı. Türk yat sahipleri yüzde 27.4 yerine yüzde 1 rgiyle ruhsat alabilecek. Ancak sürenin

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

Mustafa Kumlu: Do algaz Krizi Hatal Enerji Politikalar n n Sonucudur

Mustafa Kumlu: Do algaz Krizi Hatal Enerji Politikalar n n Sonucudur Mustafa Kumlu: Do algaz Krizi Hatal Enerji Politikalar n n Sonucudur TES- fi Genel Baflkan ve TÜRK- fi Genel Sekreteri Mustafa Kumlu, 27 Ocakta yapt bas n aç klamas nda yaflanan do algaz krizinin hatal

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

Yeni teşvik sisteminin 4 boyutu var

Yeni teşvik sisteminin 4 boyutu var Yeni teşvik sisteminin 4 boyutu var Şubat 22, 2012-5:15:09 Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, yeni teşvik sisteminin belli bir tarihe kadar geriye dönük olarak da işleyeceğini belirtti. Kalkınma Bakanı Cevdet

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

YARGITAY 15. HUKUK DA RES

YARGITAY 15. HUKUK DA RES YARGITAY 15. HUKUK DA RES YARGITAY 15. HUKUK DA RES E: 2005/6631 K: 2007/710 T: 08.02.2007 MARA AYKIRI NfiAAT ECR M S L UYGULAMASI Ö z e t : mara ayk r olarak yap lan ve y k lmas gereken tafl nmaz n ekonomik

Detaylı

Kontratl Hofl Geldiniz Paketleri Kampanya Taahhütnamesi

Kontratl Hofl Geldiniz Paketleri Kampanya Taahhütnamesi KONTRATLI HOfi GELD N Z PAKETLER KAMPANYA TAAHHÜTNAMES TURKCELL LET fi M H ZMETLER A.fi. ye; Turkcell letiflim Hizmetleri A.fi. ( flbu Taahhütnamede k saca TURKCELL olarak an lacakt r) nin 22.06.2010 tarihinden

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı