Kapital ve Politika. Derleme Kasım Türkçesi: Işık Barış Fidaner. yersizseyler.wordpress.com

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kapital ve Politika. Derleme Kasım 2014. Türkçesi: Işık Barış Fidaner. yersizseyler.wordpress.com"

Transkript

1

2 Kapital ve Politika Derleme Kasım 2014 Türkçesi: Işık Barış Fidaner yersizseyler.wordpress.com Kitabın LaTeX kodları yine CC Attribution- NonCommercial 3.0 Unported Lisansı altındadır. 2

3 İçindekiler Yaşayan Ölü Lenin. Ekim in 90. yıldönümü Slavoj Žižek Sol ve sağın sözde aşırılık ları arasında bir bakışım bulunmuyor 9 Saadet Zinciri Kapitalizmi David Harvey ile görüşme Kapital politikayı nasıl ele geçirdi Slavoj Žižek Irkları olmayan bir ırkçılık Étienne Balibar ile görüşme İşe Yaramaz Avrupa Seçimleri Étienne Balibar Piketty nin Kapital i üstüne düşünceler David Harvey

4 Thomas Piketty nin 21. Yüzyılda Kapital i üzerine Slavoj Žižek Işık ile Gölge Arasında: Subcomandante Marcos un Son Sözleri 42 Venezuela: Bir ülkenin devrimci bir devleti ve kapitalist bir ekonomisi olabilir mi? Steve Ellner ile görüşme Ernesto Laclau nun Anısına Mark Devenney Karar vermenin basit cesareti: Thatcher a solcu bir övgü Slavoj Žižek

5 Yaşayan Ölü Lenin. Ekim in 90. yıldönümü Slavoj Žižek 7 Kasım 2008 sok.bz Leon Troçki, 25 Haziran 1935 gecesi, rahmetli Lenin le ilgili gördüğü rüyayı günlüğüne yazmıştı: Etrafa bakılırsa, bir gemide, üçüncü sınıf bir güvertedeydik. Lenin bir ranzada uzanmış, ben de yanında ya ayaktayım ya oturuyorum, bilmem hangisi. Hastalığımla ilgili endişeli sorular soruyor bana. Sinirlerin iyice yıpranmış, dinlenmen lazım... Cevaben, her zamanki doğal Schwungkraft ım (momentum) sayesinde çabucak toparlanırım diyorum, ama bu sefer sıkıntının kaynağı daha derin bazı süreçlermiş... o zaman sen cidden (bu sözcüğü vurguladı) doktorlara danışmalısın (bir sürü isim)... Cevaben, çoktan bir sürü doktora danıştığımı söyleyip ona Berlin seyahatimi anlatmaya başlıyorum; ama Lenin e bakarken ölmüş olduğunu hatırladım. Konuşmayı sürdürebilmek için hemen bu fikri uzaklaştırmaya çalıştım da Berlin e yaptığım sağlık amaçlı seyahati ona anlattıktan sonra Bu sen öldükten sonraydı demek istedim; ama bir an düşündüm ve Sen hasta olduktan sonraydı... dedim. Lenin in ölmüş olduğunu bilmemesi ne demektir? Troçki nin rüyasını okumanın iki karşıt yolu var. İlk okumaya göre, yaşayan ölü Lenin figürünün korkunç saçmalığı, tek başına gerçekleştirdiği muazzam toplumsal deneyinin Stalinist felaketle, terör ve duyulmamış kitlesel ıstırapla sonuçlandığının farkında olmamasını işaret eder. Ölmüş olduğunu bilmeyen Lenin, görkemli ütopyacı projelerimizden vazgeçerek içinde bulunduğumuz kısıtlamaları kabul etmeyi inatla reddediyoruz demektir: Lenin herkes gibi ölümlüydü ve 5

6 hatalar yapmıştı, yani artık onun ölmesine izin vermeli, siyasal imgelemimizi saran müstehçen hayaletini rahat bırakmalıyız ve sorunlarımıza ideoloji dışı pragmatik bir yolla yaklaşmalıyız. Ne var ki Lenin in hala canlı oluşunun başka bir yorumu da var: Lenin in canlılığı, Alain Badiou nun, utanmaz Platoncu tavrıyla, evrensel aydınlanmanın ebedi Fikri ni, yani hiçbir yenilginin ve felaketin yok edemediği ölümsüz adalet çabasını cisimlendirmesi demektir. Hegel in Dünya Tarihinin Felsefesi Üzerine Dersler de Fransız Devrimi üzerine söylediği yüce sözleri hatırlamak gerekir: Fransız devriminin felsefenin bir sonucu olduğu söylenmiştir ve felsefeye Weltweisheit /dünya bilgeliği/ denmesi nedensiz değildir; çünkü felsefe yalnızca eşyanın saf özü olarak kendinde ve kendi için hakikat değil, aynı zamanda dünya işlerinde sunulan yaşayan biçimi içindeki hakikattir. Dolayısıyla devrimin ilk itkisini felsefeden aldığı iddiasını yadsımamalıyız. /... / Güneş gökyüzünde duralı ve gezegenler onun etrafında döneliberi hiçbir zaman insanın varoluşunun merkezinin kafası, yani gerçeklik dünyasını inşa ettiği eşyadan ilham alan düşüncesi olduğu algılanmamıştı. /... / insan şimdiye kadar ruhsal gerçekliği düşüncenin yönetmesi gerektiği ilkesini tanıyacak kadar gelişmemişti. Dolayısıyla bu muhteşem bir ussal şafaktır. Düşünen her varlık bu çığırın coşkusunu paylaşmıştır. Böylece yüce karakterli duygular insanların zihinlerini karıştırmış, ruhsal bir heves dünyanın her yanını titretmiş, adeta tanrısal ile dünyevi arasındaki barışıklık şimdi ilk defa başarılmıştır. 6

7 Bu durum tabi ki Hegel in bu soyut özgürlük patlamasını karşıtına, yani kendini yok eden devrimci teröre dönüştüren içsel gerekliliği sakince çözümlemesine engel değildi; yine de Hegel in eleştirisinin içkin oluşunu, yani Fransız Devriminin temel ilkesini kabul ettiğini asla unutmamak gerekir. Ekim Devrimi hakkında yapılması gereken de tam olarak budur: bu devrim, insanlığın bütün tarihi boyunca yoksulların ve sömürülenlerin ayaklanmalarını başarıya ulaştırdığı, bütün hiyerarşik düzenlere karşı eşitlikçi evrenselliğin doğrudan iktidara geldiği ilk örnektir. Devrim yeni bir toplumsal düzen olarak kendini sağlamlaştırmış, yeni bir dünya yaratılmış ve akılalmaz ekonomik ve askeri baskılar ve tecrit altında mucizevi olarak hayatta kalmıştır. Bunun etkisi muhteşem bir ussal şafaktır. Düşünen her varlık bu çığırın coşkusunu paylaşmıştır. John Berger birkaç yıl önce, internet yatırım şirketi Selftrade in Fransızca reklam afişine dikkat çekti: saf altından yapılmış elmaslarla bezeli bir orak çekiç resminin altında Ya borsa herkese kar getirseydi? yazıyordu. Bu afişteki strateji belli: artık borsa eşitlikçi Komünist kriterleri yerine getirmekte, herkes borsaya katılabilmektedir. Berger basit bir düşünce deneyi ile bize soruyor: düşünün ki bugün bir reklamda altından yapılmış elmasla bezeli bir gamalı haç resmi kullanılmış olsun tabi ki olmaz, çünkü Berger in belirttiği gibi, Gamalı haç muzaffer olabilecek olanları muhatap almıştı, yenilenleri değil. Adalet değil hükmetmek demekti. Buna karşıt olarak, Orak Çekiç tarihin akışının özgürlük ve adalet mücadelesi verenlerin yanında olacağı umudu demekti. Yani ironi o ki, tam da ideolojilerin sonu nun hakim ideolojisi bu umudun öldüğünü resmen ilan ediyorken, endüstri sonrası paradigmaya ait bir işletmenin (internetten borsa işlemi yapmaktan daha endüstri sonrası bir şey var mıdır?) iletmek istediği mesaj, uyku halindeki bu umudu harekete geçirmek zorundaydı. Lenin i tekrar etme, bizi ısrarla saran bu umuda yeni bir yaşam verme görevi halen mevcuttur. Ekim 1917 deki devrimci ele geçirmeyi mümkün kılan eşsiz toplaşma, daha sonraki Stalinist hamleden ayrı tutulamaz: tam da devrimi mümkün kılan toplaşma (köylülerin memnunsuzluğu, iyice örgütlenmiş devrimci seçkinler, vb.) sonrasındaki Stalinist hamleye neden olmuştur Leninist trajedi işte buradadır. Roza Lüksemburg un ünlü alternatifi ya sosyalizm ya barbarlık sonuçta iki karşıt terimin ironik eşliği olmuştu: gerçekte varolan sosyalizm, barbarlıktı. 7

8 Sonuç olarak Lenin i TEKRAR etmek Lenin e DÖNMEK anlamına gelmez Lenin i tekrar etmek, Lenin in ölmüş olduğunu, uyguladığı çözümün başarısız olduğunu, hatta canavarca bir başarısızlık olduğunu kabul etmek, ama içinde korunmayı hak eden ütopyacı bir kıvılcım olduğunu da görmektir. Lenin i tekrar etmek, Lenin in gerçekte yaptıkları ile açtığı olanaklar alanı arasında; gerçekte yaptıkları ile Lenin de Lenin den fazla olan başka bir boyut arasındaki gerilimi ayırt etmek demektir. Lenin i tekrar etmek Lenin in YAPTIĞINI tekrarlamak değil, YAPAMADIĞINI, KAÇIRDIĞI fırsatları tekrarlamaktır. Bugün Lenin farklı bir zamandan gelmiş bir figür gibi gözükür: merkeziyetçi Parti gibi düşünceleriyle totaliter bir tehdit yarattığı için değil daha ziyade artık ilişkilenemediğimiz farklı bir çağa ait göründüğü için. Fakat bu olguyu Lenin in vaktinin geçtiğinin kanıtı olarak okumak yerine belki de karşıt bir varsayım yapabilmeliyiz: ya Lenin in bu çözülmezliği BİZİM çağımızda bir yanlışlık olduğunun işaretiyse? Ya Lenin i alakasız olarak, postmodern zamanımıza göre senkronu bozuk olarak algılıyor olmamız, çok daha tedirgin edici olarak, bizim zamanımızın senkronu bozuk olduğunu açığa vuruyorsa, belirli bir tarihsel boyutu kaybettiğimizi gösteriyorsa? 8

9 Sol ve sağın sözde aşırılık ları arasında bir bakışım bulunmuyor Kolektif 3 Haziran 2014 theguardian.com Yunanistan da Syriza nın seçilmesi Avrupa da toplumsal ve ekonomik demokrasinin geleceği için canlı bir umut ışığı sunmakta. Fakat aynı zamanda ırkçı ve antisemitik hassasiyetlerin ateşlenmesiyle sağ kanat ulusalcılığın yükselişi çoğulcu ve demokratik Avrupa ideallerini tehdit ediyor. Syriza nın büyüyen seçim desteğinin önemini çarpıtarak sol kanat aşırılığın yükselişi diye temsil eden medya öykülemelerine en güçlü şekilde karşı çıkılmalıdır. Çağımızda sol ve sağın sözde aşırılık ları arasında bir bakışım bulunmuyor. Syriza lideri Alexis Tsipras ın partisinin Avrupa seçimindeki başarısının ardından yaptığı konuşma. Fotoğraf: Petros Giannakouris/AP 9

10 Hem Yunanistan hem de İspanya da (Podemos %8 oy aldı) ısrarlı ekonomik adalet çağrılarını popülist, Avrupa karşıtı ya da kuşkucu diyerek savuşturma çabaları, bu çağrıların politik menzil ve önemini yanlış okumaktadır. Bu radikal sol galibiyetler, Fransa da Ulusal Cephe, İngiltere de Ukip in yükselişiyle, Yunanistan ve Macaristan da antisemitik partilerin güçlenmesiyle, Belçika ve Danimarka da göçmen karşıtı popülizmin yükselişiyle kıyaslanabilir değillerdir. Avrokuşkucu sağ kanatın yükselişi, açıkça ırkçı zeminiyle, kemer sıkma politikalarının dolaysız bir sonucudur. Solun yükselişi ise kemer sıkma politikalarının doğurduğu toplumsal ve ekonomik eşitsizliklere bir eleştiri ve alternatif sunmaktadır. Avrupa Birliği, şiddet ve çaresizliğin daha fazla yayılmasını önlemek için ulusal sınırları aşan yeni müttefiklere, demokrasi ve ekonomik eşitliğe ulaşabilmek için kurumlarının radikal olarak yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duymakta. AB nin geleceği üzerine, dayanışma ve toplumsal adaletin rolü üzerine, ve Avrupa fikri nin çağdaş anlamı üzerine büyük bir kamusal tartışma başlatılmalıdır. Demokratik bir kamusal tartışmanın başarısı, ne var ki, politik hareketler ve taşıdıkları iddialara dair medya temsillerinin hakiki ve şeffaf oluşuna bağlıdır. Kemer sıkma karşısında daha çok eşitsizlik arayan politik karşı çıkışlar ile daha çok eşitlik arayan karşı çıkışlar arasındaki farka olanca dikkatinizi vermenizi talep ediyoruz. Ancak o zaman demokrasinin geleceğinin sözkonusu olduğunu açıkça görebiliriz. Judith Butler, Étienne Balibar, Costas Douzinas, Wendy Brown, Slavoj Žižek, Chantal Mouffe, Toni Negri, Joanna Bourke, Sandro Mezzadra, Drucilla Cornell, Engin Isin, Bruce Robbins, Simon Critchley, Jacqueline Rose, Eleni Varika, Micael Lowy, Jean-Luc Nancy, Jodi Dean. 10

11 Saadet Zinciri Kapitalizmi Steffen Böhm 1 11 Ağustos 2014 review31.co.uk David Harvey nin politik ekonomi, şehirsellik, Karl Marx ın mirası ve bu mirasın kuramsal yorumlanışı üzerine çalışmaları, 1970 lerden beri beşeriyet ve toplumsal bilimlerini saran eleştirel tartışmada ön planda yer aldı. Mümtaz ekonomist düşünürümüz, Profil Kitapları nın yakın zamanda yayınladığı Onyedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu kitabında, etrafımızdaki dünyaya dair keskin bir rehber ve değişim için bir manifesto sunuyor. Bu görüşmede Harvey 2008 sonrası manzaranın anlaşılmasında politik ekonomi kuramının belirginliğini ve merkezi yerini tartışıyor; ayrıca emeğin anlamındaki, dijital teknolojilerdeki, rantçı kapitalizmdeki, umut ve vaat mekanlarının ortaya çıkışındaki dönüşümleri ele alıyor. Steffen Böhm: Onyedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu kitabını büyük krizden beş yıl sonra yazmanız bu belirli tarihsel kavşağa bir karşılık verme ihtiyacından mıydı? David Harvey: Bu kitap sanırım dediğinizi de içeriyor, ama aynı zamanda son on yıldır dahil olduğum projenin bir devamıdır. Daha iyi bir ifade bulamadığımdan buna Marx projesi diyeceğim, yani Marx ın özellikle de Kapital kitabını daha erişilebilir kılma projesi krizinin ve resmi olarak 2009 da bitmiş olan 2008 krizinin nüfusun geniş kesimleri üzerindeki tesirini sürdürme olgusuyla bu bir araya geliyor. Bu geniş kesimler açısından kriz bitmiş değildir, krizden çok iyi durumda çıkmış olan kapitalist sınıf ve 1 Essex Sürdürülebilirlik Enstitüsü nün Direktörü ve Essex Üniversitesi nde Yönetim ve Sürdürülebilirlik Profesörüdür. 11

12 özellikle zirvedeki %1 için bitmiş olsa bile. Kapitalin altta yatan sorunları üzerine düşünmek, ayrıca Sol a şu soruyu sormak için iyi bir zaman gibi geldi bana: Anti-kapitalist olmak istiyorsanız, bunun anlamı ne olacaktır? Toplumsal adalet savunuculuğundan ayrı olarak, ya da küresel zenginlik ve STK projelerine dokunmadan yoksulluğun yok edilmesinin savunulmasından ayrı olarak, anti-kapitalist olmak nasıl bir şeydir? Bu meseleleri biraz netleştirmeye çalışmanın zamanı geldi diye hissettim. SB: Anti-kapitalist olmanın ne anlama geldiği sorusuna verdiğiniz yanıt, kısaca, ekonomik motorun nasıl işlediğinin anlaşılması. DH: Evet. Ekonomik motora ilişkin sorunların ne olduğu konusunda biraz netleşmemiz gerekiyor, ama bana öyle geliyor ki, baktığımız diğer birçok meselenin ne ölçüde ekonomik motordaki işlev bozukluklarından türediğini de görmemiz lazım. SB: Kapital ve kapitalizm arasında böyle bir ayrım yapıyorsunuz ve ben de bunun kitabın anlaşılmasında anahtar olduğunu düşünüyorum. Acaba bu ayrımı neden önemli bulduğunuzu bize tekrar anlatabilir misiniz? Kapitalizmde süregiden bütün bu mücadelelerden bahsettiniz, ki bunlara çok saygı duyuyorsunuz, ve başka kitaplarda kapsamlı olarak bunlar üzerine yazdınız, fakat niye kapitale ve ekonomik motora geri dönmeye ihtiyaç var sizce? DH: Marx projesinden türeyen bir şey bu, ama şunun net olmasını istiyorum: Marx ın yazdıkları, varolan her şey hakkında yazılmış değildir. Kapital in üç cildi ekonomik motor hakkındadır. Bir soru soruyorum: politik ekonomiyi bu şekilde tecrit etmek ne kadar değerlidir? Ben böyle yapmanın epeyce değerli olduğunu düşünüyorum çünkü bize anlattığı şeyler 2000 ve 2008 de ne olduğunu gerçekten anlamak için gereklidir. Ekonomik motorun ne olduğunu ve bu motorda nelerin yanlış olabileceğini anlamadan bu krizlerin kesinlikle birçok insan üzerinde müessir olan ardıl etkilerini anlayamazsınız. Bir sorun eğer ekonomikse o zaman ekonomiksel terimlerle muhatap alınmalıdır ve hiçbir şekilde yok sayılamaz. Diyelim ki Birleşik Devletler de uzun vadeli işsizlik ortaya çıkmışsa, bunun köklerinin ne olduğunu anlamamız lazım. Bir teknolojik değişimin patentine sahipsek ve anlamlı emeği buraya doğru kaydırmak suretiyle giderek daha anlamsız etkinliklere dönüştürüyorsak, o halde bunun köklerinin ne olduğunu anlamamız lazım. Toplumda, hem üretimle ilişki bakımından, hem de telafi edici tüketimcilik ya da akılsızca aşırı tüketimcilik diyebileceğimiz şey bakımından yaygın bir yabancılaşma bulunuyorsa, o halde bunun nereden geldiğini anlamamız lazım, tabi bu meseleleri muhatap almaya biraz olsun ihtiyaç duyuyorsak. Şu anki bütün bu teknolojiye nasıl sahip olduğumuzu, sözümona emekten tasarruf eden, 12

13 ama nasıl oluyorsa yaşantımızda anlamlı şeyler yapmaya daha az zamanımız kalmasına neden olmuş bu teknolojiye nasıl sahip olduğumuzu da anlamak istiyoruz. Bunun nereden geldiğini anlamamız lazım. Öte yandan, varolan her şeyin bundan ibaret olduğunu ve önem taşıyanın sadece bu belirli sorunlarla uğraşmak olduğunu öne sürmek istemiyorum. Kimlik politikası ve diğer bakımlardan geniş anlamda muhatap alınan birçok başka meseleyi de anlamaya çalışıyorum. Bunlar çok önemli meseleler, kadınların ezilmesinin birçok kaynağı bulunuyor ve elbette yoğun ırkçılıklar ve bu meseleler üzerinden tümüyle desteklediğim mücadeleler varlıklarını sürdürmektedir. SB: Biraz daha bunun üzerine devam edelim. Doğru Marksist anlamıyla diyalektiği izlersek, motor odasında olup bitenlerin güvertede olan şeylere de bağlı olduğu savunulamaz mı? Kapital, Marx ın açıkça tekrar tekrar vurguladığı bir toplumsal ilişkidir. Motor odası olan gemi benzetmesi iyi oldu. Bu teknoloji orada duruyor ve biz de onu durdurmaktan aciz görünüyoruz. Peki güverteden motor odasına inilmesi ve güverteye geri çıkılması daha diyalektik bir ilişki olmaz mı? Bu katmanlar arasında çok daha dinamik bir ilişki yok mudur? DH: Tabi ki. Diyalektik ilişkileri gerçekten görebildiğimiz organik türde bir toplum kavrayışımız olması gerekir, bunu kabul ederim. Nihayetinde kapitali çözümlemekle yetinmeyip kapitalizmi çözümlemek isterim, ama bence kapitalizmi çözümlemenin bir parçası da motorun nasıl çalıştığını anlamaktır. Gerçekte yaptığım da tamamen budur, tabi varolan tek şey bu değil, mahallenin tek kıymetli mücadelesi bu değil, bu yüzden söylediğinizi kabul etmeye fazlasıyla hazırım. Ama aynı zamanda, Marx ın yapmaya çalıştığı şeyin yanlış anlaşılması olduğunu düşündüğüm durumu da aşmak istedim. Bir şekilde o sanki varolan her şeyi anlamaya çalışıyormuş ve bunu başarmış gibi bir mit bulunuyor. Onun yaptığının bu olduğunu hiç de düşünmüyorum. Dar bir şekilde klasik politik ekonominin eleştirisine odaklandığını, belli belirsiz bir alternatif versiyonun ve benzeri şeylerin de buradan çıktığını düşünüyorum. Yaptığı şeyin gücünün hakkını vermek istedim, ama aynı zamanda projesindeki sınırlamaların da hakkını vermek istedim. Benim bu projem, onun yolundan giderek şunu söylemektir: ekonomik motorla uğraşalım ve artık belirginliğini tanıyalım. SB: Ara sıra Marx ın 150 yıl önce kendi çözümlemesini yaptığı zamanları düşünür müsünüz? İngiliz Kütüphanesi nde oturmuş binlerce sayfa kitap, rapor ve makaleyi taradığı zamanları? Bu imge bugün Marx ın projesini sürdürmekte size enerji verir mi? 13

14 DH: Onun yaptığı tür işleri bugün çok daha hızlı ve çok daha az çabayla yapacak teknolojik kapasitelere sahip olduğumuzdan eminim. Sanırım şu an halen kayda değer bir zorluk şu anda bir enformasyon aşırılığı bulunmasıdır, ki Marx aslında bu durumla bizim kadar yüzleşmemişti. Ortalıkta bulunan malzemenin miktarı muazzamdır. Marx genelde yalnızca klasik politik ekonomistlere bakmakla sınırladı kendisini, ve onların yazdıklarının neredeyse hepsine baktı, ama 200 den az atıf yapmış sanırım. Ben şu anda dünyada kapital üzerine olup bitenler üzerine sadece 200 kişiye bakarak yazmaya çalışsam, Çin, Hindistan, Latin Amerika üzerine insanların neler yazdığına bakmak lazım dersiniz, başka bir deyişle devasa miktarda enformasyona sahibiz. SB: Ne yazık ki kitabınızda saptayıp tartıştığınız 17 çelişkinin hepsi üzerine konuşacak zamanımız yok. Bu yüzden özellikle gözüme çarpan birkaç tanesini seçtim. Dördüncü Çelişki ile başlamak istiyorum, başka bir kitabınızda buna mülksüzleştirerek birikim demiş olabilirsiniz. Burada ise özel el koyma ve ortak zenginlik diyorsunuz; bu aynı şey midir? Çalışmanızın mülksüzleştirerek birikim e ilişkin ve elbette çok nüfuzlu olmuş bütününe gönderme yapıyor. DH: Mülksüzleştirerek birikimin bunun bir kısmı olduğunu düşünüyorum, toplumsal zenginliğe el konulmasını tartışırken aynı zamanda pazar sürecini de hesaba katmak istedim. Bu bir anlamda eşitlikçi bir yaklaşımdır ve kendi içinde benim her zaman önemli bulduğum güçlü bir ilkeyi barındırır: eşitsizlere eşit davranılmasından daha eşitsiz bir şey yoktur. Pazar, yasal olarak eşit olduğumuz bir yer olarak, bunun çok iyi bir örneğidir. Yani pazarın adil olduğuna ikna ediliriz ama pazara girdiğimizde eğer siz benden daha zenginseniz, bekleyebilirsiniz. Ben bekleyemem ve muhtemelen malımdan hemen vazgeçerim çünkü açımdır. Sizde varlıklar vardır, benden daha fazla bekleyebilirsiniz, ve gerçekten daha yüksek bir fiyatı zorlayabilirsiniz, bu da bir süre sonra sizin daha da zenginleşmeniz ve daha da çok bekleyebilmeniz anlamına gelir, bense malımı satmaya daha da muhtaç olmuşumdur. Yani eşitlikçi pazar mübadelesi ilke olarak mevcuttur ve yasal olarak eşit insanlar arasındadır, ama bu insanlar zenginlik olarak farklılaşırlar. Sonuç olarak yasal bir süreç tarafından bazı zengin insanlar çok daha zenginleşirler, yoksullar ise daha da yoksullaşırlar, ki bu yasadışı bir şey değildir, mülksüzleştirerek soygunculuk etmek ve bunun gibi şeyler değildir. Toplumsal zenginliğin özel birikiminin, mülksüzleştirme taktiklerinin izlenmesine gerek kalmadan, pazar süreci üzerinden gerçekleştiğini öne sürmek istiyorum. Buna ek olarak bir mülksüzleştirme süreci olarak ilksel birikim tarafından kurulan başlangıç zenginlikleri, ya da kitlesel mülksüzleştirme, köylü nüfusların toprağa erişimi 14

15 vesaire vardır derim. Evet, mülksüzleştirme tarafı burada mevcuttur, ama varolan eşitsizliğin adil pazar sürecinden çıktığını da söylemek istedim, bu da elbette Marx ın Artakalan Değer Kuramı nın anlaşılmasında kurucu bir özelliktir. SB: Yani pazar tanımı gereği yasal olarak eşittir ama otomatik olarak eşitsizlik üretir? DH: Evet. Eşitsizlik üreten eşit bir sistemdir. Bu onun karakteridir, kapitalistler de bu yüzden özgür pazarları her zaman severler, ilke olarak. SB: Dünyanın geneline bakarsanız, normal pazar kuvvetleri denebilecek şeyler yoluyla bu özel el koyma sürecinin, aynı zamanda mülksüzleştirmenin şu anki sıcak noktaları nerededir? DH: Normal pazar güçleri vardır, bir de ilksel birikim yanı vardır. Tabi ki toplumsal zenginliğe dönük gerçekten büyük el koymalara tanık olduk. Eski Sovyetler Birliği nin topraklarında ortaya çıkan oligarşiye, Rusya da zenginliğin muazzam yığılımlarına bakın. Çin de devam eden ve benzeri süreçlere, özellikle köylü nüfusların toprak bakımından mülksüzleştirilmelerine ve ele geçirilen varlık ve servetlere bakın. Küresel olarak toprak kapma dediğimiz şey Afrika nın ve Latin Amerika nın her yerinde devam etmektedir. Son yıldır bir dizi mülksüzleştirme gerçekleşmekteydi. Benim görüşüme göre bununla çok ilgili bir olgu da, kazançlı yatırım fırsatı bulamayan bir sürü artakalan kapital bulunmasıdır. Bu artakalan kapital, servet temin etmeye yönelme eğilimindedir ve bu da servetlerin değerini kritikleştirmekte. Mesela, sırf toprak ve mülkü düşünelim, toprak ve mülk fiyatları üzerinde muazzam bir basınç oldu, hem şehir alanlarında hem de Afrika ve Latin Amerika nın geniş alanlarında. Bu durum bence kapitalin üretici etkinlikten rantçılaşmaya doğru kaydığını işaret etmektedir. Servetler üzerinde denetimin belirginlik kazandığı, servetlerin çeşitli türlerde olabildiği rantçı bir ekonomi ortaya çıkmıştır. Klasik olarak toprak ve mülk var, ama şimdi entelektüel mülk hakları da var, neredeyse her gün kavga konusu olan kritik bir şey bu. Bunların da ötesinde başka tür servetler var, sanat pazarı var örneğin. SB: Rantçı devlet üzerine vurgulara son zamanlarda otonom Marksistler de dikkat çekmişlerdi. Onların çözümlemesini nereye kadar kabul edersiniz? İtalya da 1970 lerde başlamış belirli bir gelenek bu, kitabınızda Hardt ve Negri den, maddi olmayan emek üzerine yapılan vurgudan bahsediyorsunuz. Demin söylediğinizle onların iddiası arasında bir bağlantı var mı? Tabi siz bu iddiayı eleştiriyorsunuz. 15

16 DH: Evet, ama ben bu duruma öbür yandan bakma eğilimindeyim. Kapitalin Sınırları kitabını yazdığımdan beri rant sorunu, mülk pazarları ve rantçı ekonominin rolü üzerine konuşuyorum. Bunun ekonominin başat özelliklerinden birisi olarak kapital birikimi ile ilişki içinde özellikle şehirleşmenin rolü etrafında ortaya çıkışını otonomcuların doğru saptadıklarını düşünüyorum. Yani bu konuda onların yanında olurum, aslında bence bu konuda onlar benim yanımdadırlar. Ama bence maddi olmayan emekten bahsetmeye başladıkları yerde yanlışa düşerler. Burada gerçekte neyi anlattıklarından pek emin değilim, çünkü bahsettikleri maddi olmayan emeğin sonuçta çok maddi olduğu ortaya çıkıyor. O halde nedir bu? Doğrudan insanların bilincinin değiştirilmesiyle mi ilgilidir? Doğrusu kapital her zaman böyle şeyler yapmaya çalışmıştır. Tüketim zamanı üzerinden geri dönüşlerin ivmelenmesine mi geliyoruz, ki bence bu korkunç önemli bir iddia olur. Tüketim zamanı üzerinden geri dönüşün ivmelenmesi, giderek daha fazla üretim gösterisine mi yöneldiğimiz anlamına geliyor? Olimpiyat Oyunlarının açılışı bir gösteri olabilir ve maddi olmayan bir olay olarak görülebilir, ama üretimine dahil olan maddiliğe bakarsanız, bu gösterinin üretiminde maddiliğin muazzam bir soğurulması var. Öyle ki, anında tüketilebilen tüketim biçimleri yaratmaya dönük bir arzu bulunuyor, hatta üretim ve tüketim arasındaki ayrımın yok olduğu noktaya ulaşılıyor. Üreticitüketici lerin [prosumer] etkin olduğu Facebook gibi şeyler görmeye başlıyoruz. Biz Facebook kullanıcıları olarak değerin çoğunu üretiyoruz, ama bakın çok pis zengin olan kim oluyor. Zuckerberg esasen Facebook taki katılımımızla yarattığımız şeylerden rant çıkararak milyarder oldu. Rantçı konfigürasyonu salt toprak mülküne değil, her tür yere bakarak ayarlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bunlardan birisi sanat pazarı. Bence Google ve Facebook gibi medya yapılarının çoğu aynı şekilde rantçı yapılardır ve bunlar esasen klasik Marksist anlamda değer üretmiyor olmaları anlamında parazitsel etkinlikler diyeceğim şeylerdir. Ne var ki burada kolektif emekçi üzerine, genel entelekt üzerine, Marx ın Emek Değer Kuramı nı terk ettiği söylenen ünlü Grundrisse kısımları üzerine yapılan tartışmalara varıyoruz. Ben aslında bunun Marx ın biraz yanlış okunması olduğunu düşünüyorum, ama bu ayrı bir konu. SB: Emek değer kuramını sorgulamaya ihtiyaç duyulan bir döneme girdiğimizi söylüyor gibisiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Burada Marx ın zamanından farklı olan nedir? İsterseniz Facebook tan devam edelim çünkü iyi bir örnek. Burada farklı olan nedir? Facebook un çözümlemesine Emek Değer Kuramı ne bakımdan uygulanamaz? 16

17 DH: Emek değer kuramı Facebook un çözümlemesine belki uygulanabilir, Emek Değer Kuramı nın neye dair olduğunu yeniden tanımlamanız şartıyla. İki seçenekle karşı karşıyasınız. Ya Emek Değer Kuramı nı terk ederek alternatif bir değer kuramının bulunduğunu söyleyeceksiniz, ki alandaki bazı insanlar böyle olması gerektiğini söylerler. Michel Bauwens mesela şöyle der: alternatif bir değer kuramı bulmamız gerekiyor. Ben buna ikna olmuş değilim. Ama aynı zamanda yerimizde oturup değer üretimini yalnızca kol emeği cinsinden, mesela bir şeyin çekiçle yapılması cinsinden de düşünemeyiz. Üzerine düşünmemiz gereken şey, değerin kolektif emekçi tarafından nasıl üretildiğidir. Aslında Kapital in birinci cildinde bu konuya giriliyor, yani artakalan değerin bireylerden değil kolektif emekçiden çıkarıldığı konusuna giriliyor. Kolektif emek nerede başlar, nerede biter? Bir şey fabrika dışındaki bir taşerona verildiğinde ne olur; bu da kolektif emeğin bir parçası mıdır? Marx ın çok iyi yanıtlamadığı bu türden bir dizi soru bulunmaktadır ve bence bu kolektiflik meselesini ele almamız gerekiyor. Bir de şu mesele var: makinenin üretimine dahil olan ne türde bir emektir? Marx ın Grundrisse de muhatap aldığı da budur, yani makinede içselleşen bilginin bu makinenin üretkenliğinde mutlak kurucu nitelik kazanmasıdır. Makinenin üretkenliği daha sonra makinenin yanında duran emekçinin üretkenliğine bağlanır, ama zeka artık makinede bedenlenmiştir. Bu yapay bir zeka olduğunda bahsettiğimiz şey artık insanların bilişsel faaliyetinden kaynaklanan başka bir değer üretim akışıdır. Bazıları bilişsel kapitalizm aşamasında olduğumuzu söylerler. Ben bunu sevmiyorum. Bilginin üretim sürecinde her zaman için hayati olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda şunu da tanımam gerekiyor: teknoloji büyük ölçüde kendi başına bir meşgaledir ve teknolojinin dinamizmi artık yalnızca endüstriyel sektörde olanların diktasında değildir. Yani değerin üretildiği çok daha karmaşık bir alanımız bulunuyor. Daha sonra makinede bedenlenecek olan bilgiyi üreten bilimsel işçi böylece kolektif emeğin bir parçası olur. Dolayısıyla makinenin yanında durup düğmelerine basan emekçi değer üretiminin ne kadar parçasıysa, bilim işçileri de aynı ölçüde değer üretiminin parçasıdırlar. SB: Daha karışık olduğunu, belki üretim hattının küreselleştiğini ya da karmaşıklaştığını söylemek bir şeydir, ama bu yüzden emek değer kuramının artık geçerli olmadığını söylemek; daha başka bir sıçrayıştır, öyle değil mi? DH: Evet, ve şu anda bunu yapmaya hazır değilim. Dürüst olmak gerekirse bu meseleyi bir şekilde beni tatmin edecek bir yola sokabilmiş değilim. Dürtü olarak Emek Değer Kuramı nı terk etmeyip bu değer kuramının neye dair olduğunu yeniden formüle etme eğilimindeyim. Geçen gece bir tartışma 17

18 yaşadım, birisi dedi ki: Marx a göre değer emek zamanıdır. Ben de dedim ki: hayır, emek zamanı değildir, toplumsal olarak gerekli emek zamanıdır, ve kapital denen şey de nelerin toplumsal olarak gerekli olduğunun alanını tanımlamakla ilgilidir, ve bence halen bu düşünceyi korumamız lazım. Elbette bu anlamdaki toplumsal gereklilik, bu emeğe yönelik bir talep bulunduğu anlamına da gelir. Bir şeye zayıf bir talep bulunduğunda ne olacağı sorusu ve hem talep tarafında hem de üretim tarafında değer kuramına ne olacağı sorusu Marksist gelenekte bile pek iyi anlaşılmış değildir. Bunun uzun zaman önce ele alınması gerekiyordu. SB: Bana göre, sayfa 69 da Kapital ve Emek bölümünün tam bitişinde önemli bir cümle yazmışsınız. Bu ilişkinin ve bu ikisi arasındaki çelişkilerin aşırı vurgulanması ve sanki kapitalin diğer çelişkilerinden özerk ve bağımsız olarak işliyormuş gibi davranılması... kapitale ve dolayısıyla kapitalizme alternatif bulmaya yönelik güçlü devrimci arayışlara zarar vermiştir demişsiniz. Bu cidden büyük bir iddia. Kapital ve emek arasındaki ilişki ve çelişki üzerine neden bu derece kuvvetli bir beyanda bulunduğunuzu açıklayabilir misiniz? Demek istediğim, sizi böyle bir beyanda bulunmaya iten nedir? DH: Uzun zamandır savunurum, diyelim ki yaşantı mekanından değer çıkarılması, kapital bakımından en az üretim mekanından değer çıkarılması kadar önemlidir. Bu konumumdan dolayı Marksist çevrelerde sık sık eleştirilere maruz kaldım. Şehirleşme ve şehirsel yaşamda olan bitenle ilgilendiğim için, Kapital in ikinci cildindeki kuramsal yapıya daha yakından baktıkça şunu gördüm: kapitalin dolaşımında değerin üretildiği yerden farklı olarak değerin gerçekleştiği bir yer de vardır, kapital burada da üretilebilir. Tüccar kapitalist tarafından, bankacı tarafından ya da mülk sahibi tarafından değer gerçekleştirilebilir. Hatta öyle ki, emek doğrudan üretimden ödünler kazansa bile, yüksek maaşlar alsa bile, bütün bu maaşları yükselen kiralarla ve başka şeyler dolayısıyla kaybedebilir. Şehir yaşamında meydana gelen sömürünün ulaştığı düzey bence çok belirgindir, bu yüzden telefon şirketi karşısındaki mücadeleler, mülk sahibi karşısındaki, Wal-Mart ın gücü karşısındaki ve diğer her şey karşısındaki mücadeleler, en az üretim noktasındaki mücadele kadar önemlidir. Bu noktayı belirtmek istedim. Marksizmin tarihinin her zaman üretimdeki ana mücadeleleri konu aldığını ve bu bahsettiğim diğer ikincil mücadele biçimlerini pek fazla önemsememiş olduğunu düşünüyorum. Fakat üretim alemindeki bu mücadele, burjuvazinin yaşantı mekanından çeşitli yollarla kopardıklarıyla tazmin edilmekteyse eğer, emekçiyi hiçbir yere ulaştırmayabilir de. SB: Dünyanın geneline bakarsanız, üretim aleminin böyle aşırı vurgulanma- 18

19 sının bugün halen doğru olduğunu görüyor musunuz gerçekten? DH: Önceden olduğu kadar doğru değil bugün, ama Sol un bu vurguya yapışan bölütleri halen bulunmakta, yaptıkları işin merkezinde işçici ve üretkenci türde bir nosyon var ve sahip oldukları proletarya imgesini oluşturan şey halen endüstriyel işçilerdir. Çin deki dolaysız artakalan değer üreticilerinin kazanç paylarının çok düşük olduğunu zannediyorum. Artakalan değerin çok büyük bir kısmı Birleşik Devletler de Wal-Mart ya da Apple tarafından gerçekleştirilir ve şu anki en zengin şirketlere bakarsanız kimlerdir? Wal- Mart tır, Apple dır, artık General Motors ve onun gibiler değildir. SB: Dünyaya Umut Mekanları açısından bakarsanız, ve tabi bu başka bir kitabınızın adı, en vaat edici umut mekanlarını nerede görüyorsunuz? Elbette tek bir yerellikte alternatif umut mekanları yaratmakla yetinemeyiz. Mekan ve yerellik tabi ki önemlidir, ama mücadelelerin bahsettiğiniz 17 çelişkinin küresel bir anlayışıyla da bağlanmaya ihtiyacı var. Şu an bulunduğunuz yerden bakarsanız, en vaat edici mekanların nerede olduğunu düşünüyorsunuz? DH: Şöyle deme eğilimindeyim: bu mekanlar, insanların bütün bu çelişkilerin oldukça farkında oldukları ve buna dair bir şeyler yapmaya en azından bir anlamda yatkın oldukları yerlerdir, yapmaya çalıştıkları şey pek başarılı olmasa bile. Şu anda diyebilirim ki en azından bu çelişkilere bakma isteğinin bulunduğu bazı mekanlar bulunmakta, Ekvador ve Bolivya gibi yerler bunlar. Bunu diyorum çünkü şu anda çalıştığım yer Ekvador ve onlar da şehirsel teritoryal gelişim yapmanın ne demek olduğuna dair konuşacak benim gibi insanlarla oldukça ilgililer. Bu onlar açısından iyi bir fikir miydi bilmiyorum ama en azından açıklar. Bilgi ekonomisine dair bu fikirlere kesinlikle açıklar ve yaptıkları şeye akran bilişimini [peer computing] yerleştirmeye çalışıyorlar. En azından çelişkilerin farkındalar, ama Correa nın Amazon da sondaj yapılmaması üzerine Yasuni girişiminin terk edilmesi kararında gördüğümüz gibi, gerçekte bu çelişkilerin ortasında bulunuyorlar ve her zaman doğru yana düşmeyebiliyorlar. Ama en azından bu sorular üzerine bir görüşme sürüyor. SB: Artık bitirmek üzere, sonu gelmeyen birleşik büyüme argümanından biraz bahsedebilir miyiz? Çünkü, kitabınızda bunu kabul ettiğinizi sanıyorum, belki o kadar iyi anlaşılamamış tehlikeli bir çelişki bu; kapitalin işleyişlerine yerleşik en köklü çelişkilerden birisi. Bu birleşik büyüme argümanındaki mantığı esin verici buldum, çünkü sırf kapitalin para yatırmak için bulması gereken yeni fırsatların miktarına dayanarak, 21. yüzyılın nelere yol açabileceğini ve bununla ilişkilendirilebilecek bütün dehşetleri neredeyse kestirmemize izin veriyor, tam isabetle olmasa da. Neredeyse bir korku öyküsü gibi bu, ve sizin de diyeceğiniz gibi kapitali durdurmadan bu korku öyküsünün 19

20 durdurulması gerçekten mümkün değil. DH: Evet, bana göre anti-kapitalistin elindeki en güçlü buyruk, birleşik büyümenin sürdürülemeyeceğini ve bir alternatif bulmamız gerektiğini söylemektir. Kapitalin meselesinin %3 ün birleşik büyümesi olduğu zamanlardan, İngiltere ve Birleşik Devletler de olup bitenlerden bahsetmek bir şeydir sonrasında kapitalist sistemin devasa bir genişlemesini görmekteyiz: Çin in kapitalist sistemin içine soğurulması ile, Sovyet Blokunun çöküşü ve Hindistan ın, Endonezya nın ve birçok başka ülkenin de soğurulması ile birlikte. Ve şu anda karşılaştığımız şey bütün bunların üstüne konan bir birleşik büyümedir te şehirlerin nasıl göründüğünü düşünüyorum, bir de şimdi nasıl göründüklerini. Yakın zamanda Türkiye deydim, Türkiye de her şehirde büyük yeni bir inşa projesi bulunuyor. Bu cidden hayret verici, önümüzdeki 30 yıl bu birleşimin sürdüğünü tahayyül edin, 30 yıl sonra şehirlerin yoğunluk açısından, yayılma açısından nasıl görüneceğini düşünün, dünyanın %70 inin şehirleştiği zamanki hali düşünün. SB: Kapitalin neredeyse gülünç bir fazını öngöremez miyiz hiper-gelişimin üstüne daha çok hiper-gelişim konmasını? Kurgusal kapitalden kurgusal kapital üretilmesini. Sanırım şimdi bile bazı pazarlarda bunu bolca görmekteyiz. DH: Evet, Londra yı ve bu yatak odası vergisiyle ilgili şeyleri örnek alalım. Elde tutulan ve gerçekten kullanılmayan özel mülkler üzerine yatak odası vergisi koymak gereklidir. Muazzam miktarda özel mülk bulunuyor ve bir mülkün sahibi ne kadar varlıklı ise o mülk o kadar az kullanılıyor, müsrifçe bir yanda duruyor. Şu Locke cu ilke her zaman vardı: bir şeyi kullanmazsan onu kaybedersin. Zenginlerin kullanmadıkları bir sürü şey var, ama sonra düşük-gelirli nüfuslara yatak odası vergisi konuyor. Bu tamamen yanlış bir yol. Zenginler üzerinde yatak odası vergisi olmalı ve bunların hepsi pazara taşınmalıdır. Barınma sorunu bu şekilde çözülür, ama tabi bu durumda önce emlak fiyatlarında bir kırılma olur, büyük bir kırılma. SB: Şu soruyu soracağım: bu gülünçlüğün öngörülebilir gelecek boyunca devam edeceğini, bir kurgu üzerine başka bir kurgunun inşa edileceğini, bir kriz üzerine başkasının ekleneceğini öngörebiliyoruz değil mi? DH: Evet. Kitapta bu şekilde dolaşım içinde birbirlerinden beslenerek varlığını sürdürebilen kurgusal kapital biçimleri olduğunu söylerken bu soruyu biraz ortaya atıyorum, ki bunların hepsi saadet zincirleridir ve bazen çok uzun zaman varlıklarını sürdürürler. Evet, böyle bir kurgusal kapital oluşumu ve dolaşımı çağına gidiyor olmamız bir ölçüde mümkün, ve bu kapital 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor Hibrit cihazlar, iş amaçlı dizüstü bilgisayarların Avrupa daki egemenliğini tehdit ediyor Tabletlerin mobil çalışma biçimini

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Çatışma Çözme ve Müzakere için İletişim Becerileri

Çatışma Çözme ve Müzakere için İletişim Becerileri Çatışma Çözme ve Müzakere için İletişim Becerileri Deniz Gümüşel, REC Türkiye REC Türkiye Halkla İlişkiler ve İletişim Seminerleri (Eylül, Kasım 2007) Sizce çatışma nedir? Bireylerin veya grupların, kendi

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü

UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü Esra HATİPOĞLU İletişim Sektör Uzmanı 31 Ekim - 1 Kasım 2014, Antalya Bilgi toplumları inşa etmek UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü, şimdiki hâliyle 1990 yılında UNESCO

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Sentez Araştırma Verileri

Sentez Araştırma Verileri Eğitim, Görsel-İşitsel & Kültür Yürütme Ajansı Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü Yaşam Boyu Öğrenim Programı İnternet Üzerinden Kişisel İşgücünü Geliştirin Leonardo da Vinci LLP (Yaşamboyu Öğrenim Programı)

Detaylı

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Bilgi pazarındaki sert rekabet ortamı pazarlama araştırması endüstrisinin müşterilerin bilgi ihtiyaçlarına daha fazla yoğunlaşmasını gerektiriyor.

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Tiedot turkiksi DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Haz: Emrah GÖKER, 4 Mayıs 2007 Ekonomi insanların nasıl tercih yaptıklarıyla ilgili ise, sosyoloji insanlara nasıl yapacak hiçbir tercih bırakılmadığıyla ilgilidir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık?

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Bu pazarlamacılar, sosyal medya 'uzmanları' ve PR uzmanlarının her gün konuştuğu konu; Sosyal medyanın geleceği nasıl gözüküyor? 1. Geleneksel medya,

Detaylı

Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE. Türkiye

Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE. Türkiye Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE Türkiye 1 Tüm filo profesyonelleri için uzman platformu: CVO nedir? Filo müdürleri, tedarik uzmanları, üreticiler, leasing şirketleri, reklamcılar, sigortacılar, basın,

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Makro İktisat Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

A Framework for an Emancipatory Social Science

A Framework for an Emancipatory Social Science Lecture 1 A Framework for an Emancipatory Social Science Erik Olin Wright University of Wisconsin - Madison November, 2007 Çerçeveeve I. Ö Özgürleştirici Sosyal Bilim nedir? II. Üç Vazife III. Sosyalizm'in

Detaylı

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ Genel Konferansın 20. Oturumunda benimsenmiştir. (*) Giriş Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu nun amacının UNESCO Kuruluş Sözleşmesi tarafından belirlendiği

Detaylı

KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK

KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK Transfer Fiyatlandırması Servisleri Bütün dünyada, vergi gelirlerini korumak için Transfer Fiyatlandırması kuralları her geçen

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi

Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi İşçi sendikaları eğitiminin Avrupa boyutu kazanmasıyla birlikte sekiz ülkenin işçi sendikaları ve eğitim vasıtaları 2011-2012 dönemi boyunca

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır KSS Söyleşileri Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Çevre Projeleri Koordinatörü Ferda Ulutaş ile Vakfın faaliyetleri, kurumsal sosyal sorumluluk

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY

BRIC ÜLKELERİ VE TÜRKİYE FEYZULLAH ALTAY BRIC (Brasil, Russia, India, China) ve TÜRKİYE (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) 2010-2012 döneminde, BRIC ülkeleri içinde en yüksek kişi başına gelir düzeyi Rusya'da. Türkiye'ninki Rusya dışında kalanlardan

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions

On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions On Combatting Youth Unemployment in Accession Countries: Common Problems, Common Solutions SARIYER MUNICIPALITY Şükrü GENÇ Mayor of Sarıyer DEĞERLİ ARKADAŞLAR, 20 li yaşlarımdan bu yana, hem öğrencilik

Detaylı

NO 5 Bağıntısız gençler için medya laboratuvarlarında öğretim ve danışmanlık etkileşimli araç

NO 5 Bağıntısız gençler için medya laboratuvarlarında öğretim ve danışmanlık etkileşimli araç BAĞINTISIZ GENÇLİK İÇİN MEDYA TABANLI GÜÇLENDİRME NO 5 Bağıntısız gençler için medya laboratuvarlarında öğretim ve danışmanlık etkileşimli araç LABlearning Rehber Koleksiyonu, toplumdan dışlanmış gençler

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ The Nielsen Company www.nielsen.com Yeni Duyuru İletişim: Bahar Kurt, 216-5387114, bahar.kurt@nielsen.com NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 Bölüm 2 Clarke Bu programda D218 ya da bir başka derse çalışmak için en önemli becerilerden birini konuşacağız. Konumuz, not tutmak.

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

MEDYA ÇOCUK - TÜKETİM

MEDYA ÇOCUK - TÜKETİM ÇOCUK VE TÜKETİM Yapılan araştırmalar dünyadaki nüfus artışına bağlı olarak marka sayısında da artış olduğunu söylemektedir. Nüfusun farklı gruplara sahip olması ve çocukların da bu gruplar içerisinde

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi T. C. Kocaeli Valisi Sayın Hasan Basri Güzeloğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Sayı Zeki Aygün, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Ticaret

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Wilson Learning in yaptığı araştırma, Evet e Doğru Müzakere eğitiminin satış performansı üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere geliştirilmiştir.

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU

BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ DEMOKRATİK EKSEN DEĞERLENDİRME FORMU Tarihi Okulun İsmi Formu Dolduranın Adı Soyadı Formu Dolduranın Asli Görevi : / / : : : Bu form Başka Bir Okul Mümkün Derneği ne protokolle

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu Konunun uzmanları, beden dilinin iletişimdeki rolünün, birçok zaman konuşmanın içeriğinin bile önüne geçtiğini iddia ediyorlar. Bir şeyi nasıl söylediğimizin, ne söylediğimizden daha önemli olabildiği

Detaylı

Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi?

Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi? Kapitalistler Halka İstemediği Bir Şeyi Satabilir mi? Aslam Effendi Tota 1, kapitalistlerin reklamların gücüyle, gerçekten ihtiyaçları olmasa bile her çeşit malı insanlara satabileceklerine inanır mısın?

Detaylı

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER 16. Temsil Yeteneği Kurumu temsil yeteneğinden yoksun, tutarsız ve güven oluşturmayan bir izlenim vermektedir. 1 Giyim, konuşma ve tavırlarında

Detaylı