CAMİYE BOMBA KOYACAK SONRA DA DİYE MÜSLÜMAN'A SALDIRACAKSIN. eıı Türk kendine d'dn

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "CAMİYE BOMBA KOYACAK SONRA DA DİYE MÜSLÜMAN'A SALDIRACAKSIN. eıı Türk kendine d'dn 14. 7.1969"

Transkript

1 eıı Türk kendine d'dn »/~~>. ~»>ır>t**t«.w>»*p»>mı:,e4i.)ı<fir u*m. '<»»I»IIII<*H. «T *~-~.«-»»».«* * V^K^.^»^w.^.<^>Mıınrt M.Wt1Ki nw (,, ^,,,^,j(),^, ""-'- -î '? -4,,^;.' "s. ' CAMİYE BOMBA KOYACAK SONRA DA HORTLADI * «İRTİCA DİYE MÜSLÜMAN'A SALDIRACAKSIN

2 i**r r DEVLET 14/TEMMÜZ/1969 * SAYFA: t illet'den devlete paftanın yazısı DİLİMİZ «Ağlarım ağlatamam hissede rim söyliyemem Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım.» Buradaki dil mecazidir. Ben hakikaten dili olmayan vatandaştan bahsetmek istiyorum. Kalkınma edebiyatının parlak sözlerinden, istatistik münhanilerini şekillendiren rakam kalabalığın dan sıyrılıp şöyle bir etrafımıza bakalım. Göreceğimiz manzaradan ne kadar korkacak, okumuş olduğumuzdan ne kadar utanacağız. Ve yine de biz kalb gözlerimizi kapayarak haki kata sırt çevirecek vurdum duymazlığa devam edeceğiz. Dağ gibi ihtiyacı, nokta kadar yapılanla gölgelemeye uğraşacağız. Toprağın kahrını, yokluğun zulmünü yüklenen halk ise kaybolmuş ümidini aramak la yıllarını sürecek neslini yitirecektir. Dil millet olabilmenin en önemli faktörüdür. Milleti tarif ederken dil. din, tarih, mefkure ve kültür birliği olan siyasî ve sosyal topluluktur diyoruz. Dil birliği olmayan bir toplulukta diğer unsurların kader birliğine tesiri nasıl olabilir? Bir birinin dilinden anlamayan insanlar disiplin, otorite ve menfaat dolayısiyle kolladığı fır sat çıkıncaya kadar sunî birlik olabilirler. Din birliği uğruna Birinci Cihan Harbinde uğradığımız felâket çok acı ve hazin olmuş; İngiliz lirasına ilâhi ve manevî değerler çiğnenmiş ve beyhude kanımız akmıştır. Dil bilmeyene mefkuremizi, tarih ve kültürümüzü nasıl öğretebiliriz? Misakı-miilî ile geri alınan Anadolu halkına müşterek dili yani Türkçeyi öğ retme gayretini gösteremedik. Yapılan ayırmayı da biterek veya bilmiyerek teşvik ve tahrik edenlere göz yumduk. Bu gün Türkçenln hâkim olmadığı Türkiyede kültürün yayılması, Sanayiinin kurulması, toprağın işlenmesi ve insanların refah ve saadeti gibi büyük problemler mevcuttur. Bunların halli birlik olmakla, birlikte müşterek dili konuşmakla mümkündür. Millet olabilmek için müşterek bir dilin ve millî davalarımızın Kırım Yokuşuyum Muhterem ülküdaşım Ahmet Karakaya Beg'e Ey Karadeniz'in Kara yüzlü dalgaları. Usunuzu mu yitirdiniz Bıraktınız mı duaları? Bu hırçınlığınız neden? Düşünün bir kere Yabancı değiliz birbirimiz Yakınlığımız vardır, Asırlar ötesinden. Yıllar ve yıllar önce Yüzünüz ak olmuştu Martı kanatlarından ah Atilâ île birlikte Üstünüze düşmüştü şafak.. Ben Oğuz Boylu Kırım yolcusuyum; Gönlü sağır dalgalar. Kesmeyin yolumu Bakın eskisi gibi Gemimin yelkenleri atlas Halatları ibrişimden. Anlamadınız mı Türk olduğumu? Yiğitçe gidişimden.. i Refet KÖRÜKLÜ halli için de milliyetçilik prensibinin ferdî ve sosyal hayatımızda hâkim olması, benimsenmesi lâzımdır. Leibniz «bana mükemmel bir lisan ver, sana büyük bir millet teşkil edeyim» diyor. Türkiyede mükemmel bir lisan, mükemmel ve plânlı eğitim çalışması ile bir veya iki nesilde teessüs ettirilebilir. Benim lise çağımda devlet yasağı usuli ile yani Kanun zoru kullanılarak Türkçe konuşmaya hattâ öğrenmeye vatandaş mecbur tutuluyor ve Türke, Türkçe konuş vatandaş do vizleri ile tenbih ve tesir edilmek isteniyordu. Okul ta, eğitimle, sevgile yapılacak hizmet yasak zoruyla yapılıyordu. Şimdi artık ne o, ne de öteki. Ne okulda bunun faydası izah ne politikada korkunçluğu ikrar olunuyor. Türkiye bu gün Babil kulesine benziyor. İşte basit ve küçük misali : ( aynı süre içinde Türkçe bilmeyen 61 bin 323 erden 32 bin 554'üne Türkçe ve okuma yazma öğretilmiştir). Buna rağmen daha 28 bin 769 kişi de Türkçeyi öğrenememiştir. Belli sürede askerlik hiz metinin ifası sırasında tes bit edilen bu rakamlarla beraber askere alınmayan kadın ve çocukların adedini düşünürsek rakamın çok daha kabarık olacağını anlarız. Bizim gibi düşünebilecek müşterek tarihe sahip ihmâl edilen vatandaşlarımızın müşterek dile kavuşturulmalarını mîlletin devamlılığı bakımından çok zarurî görüyoruz. Anlaşmamızda, maddî ve manevî hayata karışmamızda, geçmişe bağlanmamızda, geleceğe sarılmamızda en büyük unsur dildir. Bir millet bölünse bile; dil, dilek ve tarih birliği olunca kurtulması mukadderdir. Tanrı Türkiyeyi bölünmekten korusun. Gencdğa ÖZÜR Yazarımız Emin* ANKARA Işıneu Okçu seyahatte olduğu için yazışım koyamadık, okuyucularımızdan özür dileriz. Dil Haramileri Ahmet KABAKLI Ankara'da bilmem kaçıncı Dil Kurultayı toplanmış imiş. Toplanır, çok adam çok yerde toplanır. Bu toplananların resmî sıfatı yoktur, ilmî sıfatı yoktur, millî sıfatı hele hiç yoktur. Üstelik bu toplananların çoğu, «Atatürk'ün mirası» diye yanlış bilinen millet parasını yıllardan beri har vurup harman savurarak Türkçenin, devlet dilinin, millet dilinin canına okumuş olanlardır. Anladık toplanmışlar, zaman içinde bürokratik çarkın dönüşünden çıkarlanarak bir takım paralar ele geçirmişler; birçok ideoloji ve propaganda kitapları ile ortalığa nifak saçmışlar; mektepleri aldatmış, TftT'ın borazanım öttürmüş, millî kültüre düşman «milli şef» lerin kanadı altında semirmişlerdfr. Bunları anladık fakat Cumhurbaşkanı Sayın Sunay'ın Milli Eğitim Bakam'nın bu saydığım hünerlerden başka hiç bir sıfatı olmayan «Kurultay» a «Kutlama mesajı» (öz türkçeye bakın siz) göndermelerinin sebebini anlayamadık. Güney illerimizde bir «kaçakçılar kurultayı» veya Cilo dağında bir «kanunsuzlar hırıltay» toplansa, Cumhurbaşkanı onları da kutlayacak mıdır? Devlet Başkanımız» Yıkıcılık derecesini bilmediği ve bilmesine do İmkân olmayan bir Kurum'a âdettir usuldür diye tebrik göndereceğine bir gece kulübüne gönderse şüphesiz daha yakışırdı. Çünkü, nihayet «zararsız» bir faaliyettir. Teşbihde sertlik var sanılmasın Güney illerinin kaçakçıları Ha Cilo dağı sakinleri nihayet neyimizi kaçırır, neyimizi soyabilirler ki yerine konulması İmkânsız olsun? Birkaç milyon altın, yüz Un baş koyun, iki milyon paket sigara ve ıvır zıvır... Ama bunlar, yok edilen, ifadesiz bırakılan, devrim sancısına uğratılan, kekre, kaba basit bir kabile diline döndürülen türfcçamîze göre ziyan mıdır ki? Milletimizi öz kültüründen, bugüne kadar yazılmış milyonlarca eserinden koparıyorlar. Okumuşla halkı, baba ile çocuğu, yaşlılarla gençleri, Anadolu halkı ila bütün dünya Türklüğünü anlaşmaz hale getiriyorlar. Sonra da siz, bunları bile bile (yahut bilmeye bilmeye, ikisi de fena) adamlara kutlama mesajı yolluyorsunuz. Devlet dili yıkılıyor. Siz Devlet reisi, bunu kutluyorsunuz. Millet dili maskara ediliyor, siz Cumhur (halk, millet) başkanı ve Millî Eğitim Bakanı, bunu tebrik ediyorsunuz. Kurum Başkanı denilen ve bugüne kadar 100 defa toplanmış atasözlerini toplayıp kitap diye bastırmış olmaktan başka «türkçe» ila hiç bir ilişiğini tanımadığımız adamcağızın radyo'- ya, gazetelere çatır çatır «bildirileri» nl İşitince gülmekten öleyazdım: Üstat inciler saçuben diyor M, meselâ: gös «Türkçeye batı dilleri sözcüklerini doldurmayı bilgi terisi sayanlar bulunmaktadır.» Şöyle bir düşündüm, Kurum sözlüğü ile bize «türkçe» diye yutturulan kelimeler: Paşa yerine (Jeneral) den bozma «general» (üstelik paşa gül gibi öz türkçedir) hâkimiyet yerine (hegemonie) dan bozma «egemenlik», hayal yerine (image) den türetme i«mge; mektep yerine (ecole) den bozma «okul» «mrabba» yerme «kare», ehram yerine plramid», (jeneral) den bozulmuş «genel» v.s. Bunlardan başka Fransızcanın «al, el» eki alınıp bundan «doğ-al, siyasal, anayasal, bilimsel komiks-el gibi sayısız frenkçe sözler türetilmiştir. Türkçeye vaktiyle «izzetinefis, vakar» manâları ile girmiş olan «henneur» (onur) kelimesini, «şeref» in karşılığında kullanmışlardır. Adamcağız, daha neler: «Türkçesi bulunmayan hiç bir yabancı sözcük atılmadığı İçin türkçenin yoksullaşması söz konusu değildir» diyor. Sadece iki misal vereyim: Bir tek «durum» kelimesi kondurulmuş ve «hal, tavır, vaziyet, ahvâl, v.s.» kelimeleri atılmıştır. Bir uydurma «saldın» ya karşı fada edilen anlı sözler «hücum, tecavüz, tearuz ta'ciz tedib» gibi bir alay kelimedir. Tabi bu kelimelerle birlikte «ince farklar» (nüanslar) dâ gitmiştir. Halbuki bir dilin zenginliği olgunluğu ancak bu ince farklarda aranabilir. Edebiyat ve felsefe bunlarla meydana gelir. Adamcağız «kurnaz (zeki diyemem arapçadır) bir şeye de benziyor. Bakın nükte yapıvermiş: «Bu arıtılma yolunun dönüşü yoktur» demiş. Ne yaman kişi: Kendileri İle birlikte türkçeyi de uçurume götürdüklerini hemen anlamış.

3 DEVLET * 14/TEMMUZ/I96t * SAYFA: 3 Türk OH Kurumu kurultayı yapıldı. ARI DİL!.. ÖĞRENMEK Hürriyeti içtik duru kaynaklardan.. Yoğrulduk o suyte kutlu topraklardan... Ey yerliler, ay yabancılar; öğrendik Biz. mâvivı gökten, alı bayraklardan! Arif Nihat ASYA d.evlet'ten millete SUÇLU KİM? Kardeş kavgası kışkırtıcılarının, milleti birbirine kırdırmak isteyen ihanet kuvvetlerinin son hedefi Kayseri'dir! Kayseri'deki üzücü olayların sömürülmesidir! Aslına hiç benzemeyen tanınmaz bir kılığa sokulmasıdır. İki camiye, bir derneğe ve imam Hatip okuluna bomba atılıyor. Kundakçılar henüz yakalanmamışttr Kayserililer, büyük bir heyecan ve öfkeye kapılıyorlar; Yıllık toplantısını Kayseri'de yapan TÖS kongresini basıyorlar, araya polis giriyor, çatışmalar oluyor. Askerî birliklerin şehre inmesiyle hadiseler yatışıyor. İyi niyetli her vatandaşın en fazla merak ettiği nokta şudur: Kundakçılığı kimler yaptı ve niçin yaptı, gaye ne idi? Sanıyoruz ki, sosyalizme özenen bazı gazeteleri süsleyen kocaman başlıklar sorunun en doğru ceva bini vermiştir: «İrtica Kayseri'de de ayaklandı!», «İrtica hortladı!» Evet, hiç şüphe edilmesin ki, Kayseri'deki kundakçılığın asıl gayesi «irtica ayaklandı» cinsinden dehşet verici başlıklar atabilmek, milletin başı üstünden hiç eksilmeyen «Demoklaa Kılıcı» nı bir kere daha sallandırmaktır. Zaten şu irtica dedikleri pek acaip bir nesnedir. Zaman zaman mutlaka ayaklanması gerekir. Tarihimizin son dönemine dikkat edilirse, ilticanın muntazam aralıklarla hortladığı görülecektir. Eğer kendili» fiinden hortlamıyorsa, münasip bir çare aranır ve mut* laka hortlatılır! Çünkü irtica. Sol - ilericiliğin başlıca gıdasıdır. Yaşamalarını, büyümelerini ve tutunmalarım İrtica ayaklanıyor!» endişesine borçlu olanlar vardır. Bu eski bir oyundur, aldananı bulabildiği müddetçe değişmeyecektir. İrticaın hortlamış (!) gösterilmesi en ziyade aşırı solun işine yarar. Fakat, Türk milletini kendi dar ölçülerine göre yaşatmak isteyen diğer bazı zümrelerin de işine yarar. Kayseri hadiselerinin kaçınılmaz sonucu belli idi. Bir kısım öğretmenlerle halk karşı karşıya gelerek, sömürülmeye müsait bir manzara ortaya çıkacaktı. Öyle oldu. Öğretmenlerle halkın çatışmasına kim sevinir? Milleti birbirine düşman zümrelere ayırmak kimlerin marifetidir? Her halde, milliyetçilerin değil! Zira milliyetçilerin payesi herkesi yan yana getirmek, bütün zümreleri Türk milliyetçiliği mefkuresinde.birleştirmektir. Böylece, Kayseri hadiselerinin ihtilâlci sosyalistler veya komünist ajanlar tarafından hazırlanmış bulunması ihtimallerin en kuvvetlisidir. Başka bir ihtimal, sağ ve sol faaliyetlere aynı ölçüde zararlı sayan ve Türkiyedeki hâkimiyetlerini tehlikede gören «ortacı» kuvvetlerin yeni bir oyununa gelebileceğimizdir. Ve birincisinden daha zayıf olduğunu unutmamak şartıyla, ikinci ihtima lin varlığını düşünmek de akla uzak değildir. Ama Kayseri hadiselerinde hükümetin parmağını aramak bir vehimden ibarettir. Tarih boyunca ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde hükümetlerin bazı tertiplere giriştikleri görülmemiş bir şey değildir. Ancak, son hadiselerde bir hükümet tertibinde bulunması gereken şartlar yoktur. Önce seçimlere az bir vakit kaldığını ve hükümetlerin, hele seçmenin oyundan başka hiç bir dayanakları da yoksa, seçim öncesi karışıklıklardan sakınmaya çalışacaklarını hesaplamalıyız. Böyle bir hadisede hükümetlerin en ufak bir kazancı mümkün değildir, fakat bir şeyler kaybedecekleri de muhakkaktır. Durumun açık seçikliğine rağmen bazı siyasetçilerle yazarların aykırı yorum gayretlerine sürüklenmesi ve hükümeti tertipçi gibi göstermeye kalkması samimiyetsizliktir. Hükümete düşen sorumluluk yok mudur? Vardır tabiî! Kundakçıların halâ yakalanmaması, en azından, bir istihbarat noksanlığının ifadesidir. Suçlular adalete teslim edilince kimin ne olduğu anlaşılacaktır. Yal* nız, aradaki boşluğun uzaması kötü niyetlilerin propagandalarını besliyor. DEVLET, cami gibi Türk milletince kutsal sayılan yerlerin dinamitlenmesini lânetlemekte, suçluların yakalanmasını beklemektedir. DEVLET HAFTALIK Sahibi ve Mes'ul Md... Halil ÖZYILDIZ MİLLİYETÇİ Teknik Sorumlusu... Yılmaz YALÇINER SİYASİ ilân - Abone j $,eri $ evke * B - YAHNİCİ GAZETE Almanya Temsilcisi.. Niyazi ÖZDEMİR ev Türk kendine rjbrt Adres ; P. K. 284 Bakanlıklar - ANKARA PAZARTESİ GÜNLERİ ÇIKAR FİYATI: 150 KURUŞ Tel : BİRİNCİ YIL İLÂNLAR : Arka sayfa renkli. 2500,- TL., tek renk, 2.000, TL., iç sayfalar, santimi. 40. TL.. ABONE : Yıllık 70, TL n Altı aylık. 35. TL. Dış memleketler için ücret İki misli alınır. Yort İçi Dağıtımı: GA M E DA. Dizgi ve Baskı: Güneş Matbaacılık T.A.Ş. ANKARA /

4 " DEVLET 14/TEMMUZ/1969 * SAYFA: * IC OLAYLAR DUSINCELER IC OLAYLAR DÜŞÜNCELER İC OLAYLAR Cami Düşmanları 7 Temmuz Pazartesi gecesi, saat sıralarında, Kayseri caddeleri büyük bir gürültü ile sonra anlaşıldı ki, örnekevler Camii İle Mimar Sinan Camll'- ne, imam Hatip Okuluna ve Türk Kültür Derneğl'ne patlayıcı maddeler atılmıştır. Pazartesi akşamı, Trükiye öğretmenler Sendikasının yıllık toplantısı Kayseri'deki bir sinemada ya pılıyordu. Saat di, şehir cereyanı 1,5 dakika ara ile ke< sildi. Işıkların yandığı dakikalarda patlamalar duyuldu. Kayseri'nin dindar halkı büyük bir heyecana ve öfkeye kapıldı. Suçlular henüz yakalanmamıştı. Kim oldukları ve ne yapmak istedikleri kesinlikte belli değildi. Fakat, öğretmenler Sen dikasının Kayseridekl toplantısı bütün şüpheleri üzerine çekti. Böyle bir şüphenin büsbütün haksız olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü, Türkiye öğretmenler Sendikası, bilhassa Genel Başkanı Fakir Baykurt'un gayretleri sonunda aşırı solcu bir hüviyete bürünmüştü. Sendika öğretmen davalarını bir kenara bırakmış, siyasetle uğraşıyor, Türkiye sosyalist oluncaya kadar direneceğini ilân ediyordu. Halk. Camiyi ve İmam Hatip Okulu ile Milliyetçi bir dernelğ ancak solcuta rın bombaalaybileceğlnl düşünmüştü. Ve görünen hedef TÖS kongresi İdi. Salı sabahı, halk içinde kıpırdanmalar başladı. Bilhassa şehrin sanayi bölgesinde dükkânların kapatıldığı ve yürüyüş hazırlıklarının yapıldığı görüldü. Vali Asım İğneciler; «TÖS kurultayı tatil edilmiştir. Halkımızın sükûnetini ve işlerinin başlarına dönmelerini rica ediyoruz.» diyerek, kalabalığı dağıtmak İstedi. Fakat, heyecan ya tışmadı. Onbin kişiye yakın bir kalabalık yürüyüşe geçti. Dövizlerde; «Moskof uşaklarına hayat hakkı tanımıyoruz», «Komünistleri istemiyoruz», «Din düşmanları kahrolsun», «Camilerimizi komünistlere çiğnetmeyeceğiz», Başımızı bu yola koyduk», «Bu gün camiye bomba atan dinsiz, yarın da müslümanın evini dlnamitleyecektir.» gibi cümleler yazılı İdi. TÖS kongresinin yapıldığı Alemdar sinemasının önünde polis barikatı kurulmuş tu. öğretmenler paniğe kapıldı. Binanın üst katlarına sığındı lar. Sinemada tahribat oldu. Nihayet askerî birliklerden yar dım İstendi. Askerler, sinema binasını kontrol altına aldılar, öğretmenler, askerî birliklerin himayesinde Orduevine alındılar. Halk şehrin çeşitli bölgelerine dağıldı. Bu arada, bütün toplu hareketlerde görüldüğü gibi, bazı taşkınlıkların önüne geçilemedl. Toplum Polisi İle halk arasında çatışmalar oldu. TİP merkezi, bir kitapevi, bir yazıhane tahrip edildi. Bazı kim seler tartaklandı. Olayların TÖS kongresi yapıldığı taktirde devam edeceğini düşünen yetkililer, öğretmenleri askerî MGM'- lerle şehrin dışını çıkardılar. I ÖNCE DİNAMİTLERİ ATIP SONRA FERYADI BASTILAR «İRTİCA HORTLUYOR!» MHP NİN «GENÇLİK VE SPOR KAMPLARI» AÇILDI Bu arada kongreye Nevşehir ve ya Kırşehir'de (levam edilmesi düşünüldü. Fakat, oralarda da halkın tepkisi ile karşılaşılacağı muhakkak gibi bir şeydi. Nitekim buralarda da heyecanlı bir hava esiyordu. Son çare TÖS kongresinin Ankara'da devamı idi. Öyle yapıldı. Mahut sendikanın genel kurul çalışmaları, havalarına uygun bir çatı buldu; Siyasal Bilgiler Fakültesi Konferans salonu!. Tepkiler Kundakçıların yakalanmamış olmalarına rağmen, geçmişteki hadiselerden çıkarılan tecrübeler, ihtilâl hazırlıklarnıın denemelerini yapan aşırı sol'un bir tertibi ile karşılaşıldığını gösteriyordu. Fakat, solcu gazetele.r bilinen kurnazlıklarını yine yürütmeye ve hadiseleri bir tertipmiş gibi göstermeye çalışmaktan geri durmadılar, «irtica ayaklandı!» feryatları yine her tarafı kapladı. Kimisi kanlı Pazar hikâyelerini tazele di; kimisi Endonezya denemesin den bahsetti. Bu arada TÖS Ge nel Başkanı Bay Fakir Baykurt' un söyledikleri, hangi fikre hizmet ettiğini göstermesi bakımın dan son derece ilgi çekici idi. Baykurt; büyük sermaye sahiplerini ve Kayseri Valisini işbirlikçi Hân etti ve «Bu takım, yani bu egemen sınıf suyunun ısındığını anlamıştır. Yani onlklye çeyrek kalmıştır. Çekip gitmekten başka çareleri yoktur.» dedi. Bir devlet memurunun hükümete açıkça hakaret etmesindeki tuhaflık bir yana, Baykurt; Ideoloijk mücadelenin tam İçinde bulunduğunu ve ihtilâlci sos yalizmln temsilciliğine özendiğini, böylece itiraf etmekten çekinmedi. Diğer taraftan, Türkiye Millî Gençlik Teşkilâtı, TDK'DAKİ NANELER BİR OYUNUN İÇYÜZÜ Türk Kadınlar Birliği, Tabiî Senatörlerden ve TİP'den tutun da Hukuk Kurumuna, Anneler Derneğine kadar irili ufaklı bir sürü teşekkül bu kampanyaya katıldı. Herhalde bunların İçinde en orjinali Ecevitinki oldu. Gündüz verdiği beyanatı TRT haber bülteninde okunurken aynı zamanda SBF salonundaki TÖS kongresinde «Maouclar» ta rafından nasıl protesto edildiğini, konuşturulmadığını duyuyorduk. Ecevit çok şey söylemiş çok şey ekmişti ama gündüz ekmiş aksam olmadan sel götürmüştü. Hükümetin İçişleri Bakanı Faruk Sükan, hadiselerle İlgili olarak şunları söyledi: «Kayserl'de her türlü emniyet tedbirleri alınmış ve Ordu MGM'leri barikat kurmuş öğretmenleri koruyor. (Mukaddesatımıza saldırmayın, efendiler!) mahallî zabıta kuvvelteriyle, jandarma ve askerî birliklerce takviye edilmiştir. Ankara'dan 100 Toplum Polisi Kayseriye gönderilmiştir. Ayrıca Nevşehir'den komando birlikleri, civar illerden de jandarma ve askerî bilrikler şevki için gerekli emirleri verdim. Zabıta teşkilâtı ve askerî birlikler duruma hâkim olmuşlar ve olayları yatıştırmalardır. Olayın ne maksatla ve kimler tarafından tertip edildiği araştırılmaktadır. İSTANBUL'DAN GELEN SES İstanbul'da, milliyetçi dernek ve cemiyetler yayınladıkları^ bil dirilerle İbadethanelere yapılan iğrenç ve çirkin saldırıları nefretle karşıladıklarını açıkladılar. TMTF Genel Başkanı Ekrem özer: «Bu tür saldırı hadiselerini her türlü dinî millî inançlardan mahrum imansız cephe hazırlamaktadır. Herşey den önce bu saldırı hadisesi. manevî değerlerin zayıfladığı»* değil, sadece alçak ve sefil ruhlu kimselerin mevcudiyetini gösterir» dedi. Kamplar Açılmaya Son günlerde iki kişinin blf araya geldiğinde konuştukları konulardan biri mutlaka MHP nin «GENÇLİK VE SPOR KAMP LARI» oluyordu. Hele politik mahallerde, konu daha da cazip şekillere bürünüyordu. Korkanlar, fiilen başa çıkamayınct dille saldıranlar, sevinenler, de* vam ediyor, MHP Genel Başkanı TÜRKEŞ ise kamplarla yakından İlgileniyor, kampların açıiışlarma mesajlar gönderiyor veya bizzat açılışta bul*

5 DEVLET * 14/TEMMÜZ/1969 * SAYFA: S mmm3m vmmm^^ffm9i.m ı 14 TEMMUZ DERSİ Kerküklü soydaşlarımızı övmek istesem korkarım ki, kelimeler yetersjz kalacak; yüreğimdeki sevgiyi du> yuramıyacağım. MeVtlik, dostluk, yiğitlik ve hepsinden önemlisi, pırıl pırıl bir Türklük Şuuru. Çok değil daha 50 yıl öncesine kadar Kerkük, Vatanın herhangi bir parçasından farksızdı. Bir Urfa, bir Manisa, bir Samsun Türklüğe ne kadar yakınsa Kerkük de öylesine yakındı, Sonra, Birinci Dünya Harbi'nin uğursuzluğu girdi aramıza, parça parça olduk. «Yüce bir imparatorluktan elimizde kalan ne?» Sorusuna halâ cevap arıyoruz. Kerküklülerin kötü zamanı böyle başladı. Yabancı bir devletin hâkimiyetinde kalmaları, Ay-Yıldızlı bayrağın koruyuculuğu altında yaşamak hakkından yoksun bırakılmaları yüzünden, «öz yurtlarında garib» oldular. Yarı - bağımsız Irak devletinde, gönüllerinin özlemini dışa vurmadan kanunlara daima saygılı olarak yaşadılar. Siyasete karışmadılar. Memleketlerine faydalı olmak için çalıştılar. Varlıklarını devam ettirmenin çarelerini aradılar. Irak'ı sık sık bulandıran koltuk çekişmelerine girmediler, hiçbir zümrenin tarafım tutmadılar. İktidarı kim temsil ediyorsa O'na hep bağlı kaldılar. Kısacası örnek insandılar, örnek vatandaştılar. Türklükle ilgileri sönmeyen bir şuurdan, bitmeyen bir sevgiden ileri gitmedi, millî bir dava gütmediler, devletin başına dert açmadılar. Irak hükümetinin ihanet sayabileceği bir davranışlarını kimse tesbit edebilmiş değildir. Yazık ki; diğer azınlıkların hfçbirinde bulunmayan üstün meziyetlerine rağmen, insanlığı utandıracak bir büyük felâkete uğramadan kurtulamadılar. Tam on yıl önce. 14 Temmuz 1959 da, Irak ihtilâlinin birinci yıldönümü kutlanacaktı. Kerkük Türkleri de, bayram sayılan bir günün sevincine katılmak istemişlerdi. İyi niyetleri boğazlarına tıkandı, bir kahbe baskının kurbanı oldular. İhtilâli komünistlerden meydana gelmiş azgın bir sürü, Türk avına çıktı! Soydaşlarımız, böyle bir köpekliği akıllarından bile geçirmedikleri için, en ufak bir hazırlık yapmamışlardı. Zaten hem sayı hem silâh bakımından korkunç bir dengesizlik vardı. Türk düşmanı kızılların tanklarına, makineli tüfeklerine, bombalarına karşılık bizimkilerin elinde yumruklarından başka bir şey yoktu. Yine de yiğitçe dövüştüler. Eğer düşmanlarının da zerre kadar mertlikten nasipleri olsaydı, mücadeleyi belki de kazanacaklardı. Ama düşmanın sadece hiylekârlığı vardı, kurnazlığı vardı, alçakça tuzaklar kurmakta ustalığı vardı. Soydaşlarımızın evlerine baskın verdiler, «Hükümete ifade vereceksiniz» diyerek kandırdılar, yolda götürürken vurdular. Kerkük'ün en değerli çocukları tanklar altında çiğnendi, ağaçlara asılıp ayaklarından sallandırıldı. Irak Hükümeti önceden haber almasına rağmen, cinayetleri önlemedi, seyirci kalmakla yetindi. O zamanki Türk Hükümetinin d6 c>jsur davrandığı, gereken cevabı verebildiği söylenemez. Tek tesellimiz, kimsenin hakkını kimsede bırakmayan yüce Tanrının yardımı ile, hainlerin cezalarını bulmalarıdır. Kerkük Türk'ü, aziz şehitlerinin hatırasını unutmadı; acılarım halâ yüreğinde taşıyor. Ve 14 Temmuz'u yalnız bir matem günü olarak değil aynı zamanda bir ibret günü olarak düşünüyor. Artık, «Bir musibet bin nasihatten evlâdır.» sözünün manâsını daha iyi anlıyor, ikinci bir 14 Temmuz felâketi ile karşılaşmamak için daima hazırlıklı bulunmanın şart olduğunu kendinden başka kimseye güvenmemek gerektiğini biliyor. Kerkük ve bütün Irak Türkleri, 14 Temmuz felâketinin acı dersini hiç unutmayacaklardır. Birbirlerini daha çok sevecekler, birbirlerinin dertlerini paylaşacaklar, içlerinden birine yapılan kötülüğü hepsi birlikte göğüsleyecekler, birbirlerine ayrılması imkânsız bir sağlamlıkla kenetleneceklerdir. Eğer böyle yapmazlarsa. 14 Temmuz şehitlerinin aziz ruhları kendilerini asta affetmeyecektir. i V-T*: İÇ OLAYLAR. DÜŞÜNCELER- İC OLAYLAR DÜŞÜNCELER- İC OLAYLAR "uyordu. TÜRKEŞ, İzmir kampına gönderdiği yazılı mesajda; «Türk milletinin büyük ümidi evgilj gençler, aziz Bozkurtlar, Yeryüzünde en büyük güç kaynağı sağlam fikir ve sağlam iftan sahibi olmaktır. Sağlam fi kir ancak sağlam vücutta buludur. Gençlik kamplarında Türk Çülük ülküsü ile ve millî kültürümüzü öğrenerek hakikî bir Yarışçı ve sporcu ruhu kazana c aksınız. İnsanların yaşama mübadeleleri zaten geniş şümullü v e müsamaha kabul etmez bir spordur. Kampınızda kahve köşelerinde pineklemek yerine açık havada varlığınızı geliştirmek ve yüceltmek, böylece 9 Işıkçılar olanak millete hizmet için hazır olmaya çalışacaksınız. Uzay ve Füze çağından, da daha yükseklere çıkacak büyük Türkiye kurulacaktır. Mutlu yarınlar Türk milletinin olacaktır. Çalışmalarınız uğurlu ve başarılı olsun. Selâm ve sevgilerim, bakışlarım daima üzerinizde bulunacaktır.> diyordu. Hemen ertesi gün Kayseri'nin müslüman halkı galeyan halinde. ((Komünistleri ütemiyoruz I) basına verdiği beyanatta dd vatandaşın düştüğü imkânsızlıklara temas -ediyordu : * Vatandasın > kararına kalmıştır «Devletimiz kurulduğu günden beri yurdumuzda siyasî. ekonomik ve sosyal düzenin bu ölçüde anarşiye sürüklendi' ği görülmemiştir. Memlekette pahalılık hergün daha çok artmakta ve küçük bir zümrenin dışında kalan geniş vatandaş topluluğu büyük geçim sıkıntılarıyla kıvranmaktadır. Bugün ayda 300 TL. kazançla yaşamaya ve aile geçindirmeye mecbur olan milyonlarca vatandaş ne yapacağını şaşırmış durumdadır. Fiatlar bütün maddelerde birbirini kovalıyarak hızla yükseliyor. Maliye karışıklık ve perişanlık içindedir. Korkunç bir İsraf, vurgunculuk, tefecilik, rüşvet, iltimas milletin ana kütlesini meydana getiren vatandaş topluluklarını hergün daha çok perişan etmektedir. Komünist faaliyetlerin meydana getirdiği anarşik hareketler esnaf ve sanatkâr kütlesini buhrana sürüklemektedir. Hergün işsizlik daha çok artmakta ve memleket çocukları uzak diyarlara koşmaya mecbur kalmaktadır. Avrupa memleketlerine ve hattâ ta Avusturalya'ya kadar savrulan Türk çocukları gurbet ellerde ilgisiz, yardımsız ve himayesiz bırakılmaktadır. Bunun neticesi olarak genç Türk çocuklarının hakları çiğnenmekte ve binbir yıkıcı faaliyetin kurbanı haline gelmektedirler. Bunlara bir son vermenin çaresi vatandaşlarımızın kararına kalmıştır. Bu feci durumun sorumlusu olan bugünkü iktidarı vazifeden uzaklaştırmanın zamanı gelmiştir.» Bu arada, Ankara'da Milliyetçi Hareket aprtisi Gençlik Kolu sorumluları, yaz aylarında gösterilecek faaliyetlerle ilgili olarak bir seminerde toplanıyorlardı. Seminer iki gün devam ediyor ve TÜRKEŞ'in açış konuşması ile çalışmalarına başlıyordu. TÜRKEŞ konuşmasında şunları söylüyordu : Yıllardan beri millî eğitim sistemimiz ve memleketimizde uygulanan insan seçme usûllerimiz dünya çapında büyük ilim adamları yetiştirmemize imkân vermemiştir. Türkiyemizin kalkınabilmesi her şeyden onca uzman ve seçkin ilim adamları kadrosu teşkil etmemize bağlıdır. Halk kitlelerinin eğitimi ka dar, çok daha acele olarak seç* kin teknikslyen ve ilim adamla* rı ihtiyacı ele alınmalıdır. Aydınlarımızın halktan uzak kalmış olanları da önemle üzerine eğilmemiz Icab eden bir konudur. Aydınlarımızı Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirle* rin konforlu hayatından feragat göstertip yaz aylarında köylere ve halkın içine göndermenin çarelerini bulmak zorundayız!. Halkla aydının birbiri ile kaynaştırıp el ele çalışır duruma getirmeden memleketimizin dertlerini genel ölçüde ve hız

6 İnsanlık Yam Baskakhran insan Gazeteler, radyolar hergün dünyanın dört bucağın dan, tedirginlik belirtisi olan haberler veriyorlar. Ba ğımlı - bağımsız, gelişmiş - az gelişmiş, halk iradesine dayanan ya da totaliter yönetimlerin iş başında olduğu ülkelerin insanları kurulu düzene karşı baş kaldırma içindeler. Beri yandan ulaşım, haberleşme ve yayın araçla rının geçmiş çağlara göre büyük ölçülerde gelişmesi, eğitimin yaygınlaşması, milletlerarası teşekküllerin ku rulması dünyanın iki ayrı ucunda yaşıyan insanların bir birlerinin düşüncelerinden ve yaşayış biçimlerinden ko laylıkla haberdar olmalarını sağlamakta. Bir ülkede olup bitenler, farklı siyasî rejimlere de sahip olsalar, başka ülkelerde kısa bir süre içinde yankılar yapmakta. Çalkantının görünürdeki nedenleri bir yana bırakı larak temeldeki «saik» araştırılacak olursa şunu söyle mek mümkün ki, çağdaş insan, kendisinden önceki ku şakların olaylara baktıkları açıyla yetinmiyor. Başka bir açı arıyor. İç dünyasının ve üzerinde yaşadığı dünyanın sorunlarına bu açıdan bakarak çözümler getirmek isti yor. Kısaca yeni bir dünya görüşü arıyor. Çeşitli dü şünce ve inanış sistemleri onun üzerinde bu ihtiyacını karşıladıkları ölçüde etkili oluyorlar. Acaba insanlığa aradığı dünya görüşünü hangi düşünce getirecektir? Zaman sürecini sonsuzdan gelip sonsuza giden bir çizgi ile gösterip buna «zaman doğrultusu» diyelim. İlk insandan çağdaş insana gelinceye kadar geçen zaman içinde insan düşüncesinin ulaştığı aşamaları başlangıç noktasından sonsuza doğru uzanan ve zaman doğrultu su üzerinde ilerliyen bir çizgi ile gösterip bunu da «in sanlığın gelişim çizgisi» diye adlandıralım. Zaman doğrultusu üzerindeki «an» adını verdiği miz her nokta, gelişim çizgisi üzerindeki herhangi bir nokta ile çakışacaktır. Zaman doğrultusu üzerinde için de bulunduğumuz an'a, gelişim vizgisi üzerinde tekabül eden nokta, içinde yaşadığımız çağın düşüncesidir. Ge lişim çizgisi üzerinde çağın düşüncesinin ardında kalan noktalar «geri düşünceler», önünde teşekkül edecek noktalar ise «ileri düşünceler» olacaktır. Gelişim çizgisinin hızı zaman doğrultusunun hızın dan düşükse, zaman, çağın düşüncesini geride bıraka caktır. Zira zamanın akış hızını yavaşlatmak mümkün değildir. Böyle bir durumda, geride kalan, gelişim çiz gisi üzerindeki son nokta, zamanın ulaştığı son noktaya ulaşmak için bir atılış yapmak zorundadır. Bunun için de, gelişim çizgisi üzerinde, içinde yaşadığımız an'a te kabül edecek olan ve çağın düşüncesinin önünde bulu nan bir düşünceye, yani ileri düşünceye ihtiyaç doğaçaktır. Bu söylenenleri insanlığın bugünki durumuna uygu larsak şunu söylemek mümkündür: İnsanlık bugün yeni bir dünya görüşü aradığına göre gelişim çizgisi üzerin de ulaştığı son nokta zamanın gerisinde kalmıştır. O halde bir atılış yaparak zamana yetişmek zorundadır. 8u atılışta varacak olduğu hedef ileri düşüncedir. Do layısıyla insanlığa aradığı dünya görüsünü o getirecek tir. Çağlar boyunca insanlığa yön veren ileri düşünce ler., üzerlerinde büyük kültürlerin yaşadığı, fikirlerin ve fröîtûrlerin kaynaştığı ortamlarda doğmuştur. İlkel veya artık kendi kendine yettiğine inandığı için durmuş bir toplumun insanlığa yeni şeyler verdiği görülmemiştir. önce bu kaynaşmaları inceliydim. Dünyanın bilinen tarihi içinde etki alanı dar veya geniş, kısa veya uzun süreli çok sayıda kültür doğup batmıştır. Araştırmalar çeşitli kültürlerin biribirleri üze ninde yaptıkları etkileri gün ışığına çıkarmaktadır. Üs tün bir teknolojiye, ilme ve iktisadî güce sahip olan bir kültürün kaçınılmaz bir zorlama ile, bunlara sahip olmı yan kültürlere sızdığı görülmektedir. Yabancı bir kültürle bu şartlarda karşılaşan bir top lumda ona karşı, daima biribiriyle çarpışan iki ayrı tep ki doğmaktadır. (1) Birincisi yabancı kültürün üstünlüdönü kabul eden ve onun saldırısını karşılıyabilmek için aene onun maddî ve manevî silâhlarına sahip olmaktan başka çıkar yol olmadığına İnanarak yabancı kültürü tü müyle kendi bünyesi içine almağa çalışan tepki. İkincisi yabancı kültürün üstünlüğünü kabul etmeyen ve onun sızmalarına karşı direnen tepki. Birinci tepki yaratıcı olmayıp taklitçi olacağı İçin onun hâkim olması halinde toplumun kaderi, zamanla, yabancı kültürü yaratan toplumlar içinde erimek olmak tadır. İkinci tepkinin hâkim olması halinde ise toplum, ya yabancı kültüre eşit silâhlarla karşı koyamadığı için yenilerek gene birincisinde olduğu gibi zamanla ortadan silinmekte; ya da içinde bu gücü bulabllmişse bir atılış yaparak, ya kendi kültürünün yepyeni bir yo rumunu veya kendi kültürüyle yabancı kültürün bir sen tezini yaratmaktadır. Bazan dünyayı derinden sarsan bu atılışlar silinmez izler bırakan, her inanış ve kültür çev resinden İnsanları birden sarıveren akımların doğması na yol açmaktadırlar. Bu akımların çevresinde, gücünü onların verdiği potansiyelden alan, onları yaşatacak ve savunacak kuvvet merkezleri teşekkül etmektedir. da bir kuvvet merkezinin, Çin'in doğuşuna tanık olmuş tur. Birleşik Amerika Devletleri ile Sovyetler Birliğinin bugünki üstün teknik güçlerine bakanlar, bu gücün sü i rekfı olarak varolacağına İnanmaktadırlar. Tıpkı bir va kitler Roma'nın ve Hunlar'ın, Osmanlı Devleti'nin ve İngilteer'nin ebediyen yaşıyacaklarına ve güçlü kalacakla rina inananlar gibi. Ama gene de bu soruyu incelemek yararlı olacaktır. : İnsanlığın fr Çizgisi Üzeri). Hristiyan Batı kültür çevresindeki kuvvet merkezle rinden biri olan Birleşik Amerika Devletleri, kuruluşunu ve varlığını sürdürmesini borçlu olduğu sebeple çeliş meye düşen mantığı gene kendi içinde taşımaktadır. Bu ırkçılıktır. Bugün kara, kızıl ve sarı derili insanı bün yesinden atma çabasında olan ırkçı mantığın yarın aynı *işe, soyca dünyanın ayrı ayrı milletlerinden gelen in sanlar arasında girişmesi kaçınılmaz bir sonuç olacak tır. Uzun süreli bir iktisadî bunalım, pragmatist bîr fel sefenin bir arada tuttuğu insanları kolaylıkla biribirin! den ayırabilecektir. (8) Ayrılık Kanada'da başlamıştır Türk MilletiL Yüklediği (Sunusunda Bir Araştır bile. KULTUR CEVHERİ ÇATIŞMASI Yi TÜRKİYE İngiliz tarihçisi A. loınbı ye göre Dugün'dunya üze rinde beş büyük kültür çevresi vardır: Hristiyan Batı, Ortodoks Hristiyan, Uzakdoğu, Hint ve İslâm kültür çevreleri. (2) Bu çevreler içindeki millî kültürlerin or tak özellikleri ve biribirleriyle İlişkilerindeki ortak dav ranışlar gözönünde tutularak tasnif doğru kabul edilebi lir. Çağdaş insana aradığı açıyı bu kültür çevrelerin den hangisi ve bunlar içinde teşekkül etmiş veya ede cek olan hangi kuvvet merkezî getirecektir? Bu soruya cevap, yaşayan kültürlerden her birinin insanlığın tümüne, aradığı bakış açısını getirecek bir öze sahip olup olmadığı incelendikten sonra verilebilir. Romanın günümüzdeki uzantıları Yaşayan kültür çevrelerinden, coğrafî genişlik göz önünde tutulduğunda, etki alanı en yaygın olan Avrupalı milletlerin yarattıkları Hristiyan Batı kültürüdür. Ger çekten Batı kültürü, dünyanın, kendi bünyesi dışındaki birçok ülkesi üzerinde de etkisini kuvvetle duyurmakta dır. Batı kültürünün kökleri Roma ve eski Yunan kültür lerine, Hristiyanlığa ve Avrupalı kavimlerin yerli kültür lerine dayanır. O, meselâ siyasî ve hukukî alanda Roma' nın; felsefe ve sanat alanında eski Yunan'ın günümüzde ki uzantısıdır. İçinde onların meziyet ve zaaflarını taşır. Bu zaaflardan özellikle ikisi, üzerinde durulmağa de ğer. Bunlar «emperyalizm ve aristokrasi» dir. Roma'nın sömürgeci geleneği (3) yüzyıllar sonra İngiltere, Fran sa, Hollanda gibi Avrupalı milletlerce sahneye konul muştur. Bugün de «neo - koloni yal izm» adı altında ikti sadî alanda sürdürülmektedir. Roma ve eski Yunan'da toplumun belirli sınıflarına hukukî üstünlük tanıma biçiminde gözüken «aristokrasi» ise bugün batılı toplumlarda başka görüntüler altında devam etmektedir. Üstelik dünya ülkelerini gelişmişaz gelişmiş diye ikiye ayırarak dünya ölçüsünde de. Şüphesiz ki bu zaaflarından ötürü Hristiyan Batı kültür çevresinde, insanlığa aradığını verecek öz yok demektir. ' İkinci bîr kültür çevresi, Rusya tarafından temsil edilen Ortodoks Hristiyan kültür çevresidir. Bu kültür çevresine bu adın verilmesi yersiz değildir. Nasıl Av rupa Batı Roma'nın vârisi ise Rusya da Doğu Roma'nın, yani Bizans'ın günümüzdeki uzantısıdır. Bugünki Ruslar'in ataları olan Kuzey Avrupalı barbarlar Doğu Avrupa'da yerleşik hayata geçtikten sonra, yaşadıkları topraklara en yakın kültürlerin etkisinde kalmaları kaçınılmaz idi. M.S. 10. yüzyılda Ortodoks Hristiyanlığı kabul eden ve >öylece Bizans kültürünün ana kurumlarım alan Ruslar, stanbul'un fethinden sonra kendilerini siyasî bakımdan da onun devamı saydılar. Moskova «Üçüncü Roma» ka bul edildi. (4) Î Rus kültürünü oluşturan üçüncü unsur yerli Asya kültürleridir. «Nitekim Moskoflar devlet müesseselerin den pek çoğunu Türk devletlerinden biri olan Altınordu devletinden almışlardır.» (5) Bu üç önemli unsura Çar I. Petro'nun yaptığı Batı kültürü aşısını ve komünist düşünce sistemini de ekle mek gerekir. Rus kültürü bu sayılanların, Bizans unsu ru ağır basan, bir bileşimidir. Bu sebeple o, kendini meydana getiren l 5 a n ^} ve zaarıarını da içinde taşır. Rus k u ^ atalarından «şiddet ve zorbalığı» (6), &z*!jûtf?m «emperyalist ve aristokrat» geleneg'nlr. aa n da «merkeziyetçi liği» almıştır. Bu ÖflE "J m ideolojisinin Rus ya'da büründüğü kıl"; 9Uz el seçilir. Şu halde OrtodJJjJ. ^Jltür çevresinde de insanlığa aradığını V V : ^ demektir. doöaca doğacak iyi niyether iki kültür % *, li çabaların, y a p ı l s j je, " Ven Venmeleri de mümkün değildir. Zira b ^ - bu nye içindeki sos u a l kurumların l r.. r H m l a r. n değ H f i âi ^J l ^ i.,'^eklr i r.- IBu ise kendiliğinyal den değil, ancak b» GülteİİTLER ^n n (T' Qa Mma ou zaarıan ^»atının ner iki ka nadı kendi îçlerind«% *radığı d u n y a görüşü nü çıkartamıyacaklar L n ı ' a r da insanlar gibi düşünce ve davrani?1 CJ Mıplara uydurmağa başladıkları anda yar jj r ^ybetmişler demek tir. Bugün Batı'nın h ^ a ^ V > e s i de artık düşün celerini, hattâ duy9 u, ^ ri ^,rr ^«ş ve dünya üze Mta rinde olup biten k e J W l ' 1 ' Seçmiş olanlar da hil bu kalıplar ' ^ u q e başlamışlardır. Yo ğun bir propaganda ğ^ k a Maşmayı kitlelere doğru hızla yaymak ^ a V a kapitalizmdir, o de ğilse komünizm. ^ f j i t y,.^şünce durmuştur. d insan sadece «pr oâ*t,mi «r. Bu kalıplaşma, (n saldırı karşısında? > ı ^ * her canlının davselen yeni fikirlere ram şında görüldüğü ^ kfinhini sav savufl^av "* Zamanla rlnha rla karşıii kendini sertleşecektir. Bu yjjs^, *er jkj kanadı da git tikçe daha çok m«j' j ^, VaPıya bürünecektir. Böyle bir ortamdan ' K L j J ^ h n çizgisi üzerin de daha ileri bir b ^ K J ^ Ö C * fikir doğamıyacaktır. Şüphesiz ki *fa gerçekleri dürüstçe kabul eden n a m u s l ^ ı * aydınlar yeni fikir leri savunacaklardır v p ^ o m l a r ı insanlık için bir teminat o l a c a k t ı ' / ^ um da kalıpların ka buğunu çok geç <?at İnsanlığa aradtfl1 fa *unü D u ikisi dışında 5 ki, Doğu'nun üç büyu ^ i r e b i l e c e k midir? aafâcc. Doğu nun Dirilişi Şüphesiz ki tarih, olayların mutlak anlamda teker rürüne tanık olmamıştır. Ama insanlık uzun tarihi için de yaşadığı olaylarda biribirine benzer öyle sonuçlarla karşılaşmıştır ki, bunlara birer «insanlık yasası» gözüy le bakılabilir. İnsanlığın aradığı dünya görüşünün Doğu' nun üç büyük kültür çevresinden doğup doğamıyacağım, doğacaksa bu ortamın hangisi olacağını tayin edecek olan da bunlardır. Bu yasalardan biri şudur: Nerede yö neldiği nesneyi tümüyle yok edemiyen bir saldırı var sa, orada bir karşı saldırıyı beklemek gerekir. (7) Doğu kültürlerinin insanlığın gelişim çizgisi üzerin de bulundukları noktanın zamanın gerisinde kaldığı ve bu yüzden de, Doğu'ya giden bütün yolları kesmiş bulu nan Osmanlı Devleti ile Avrupa arasındaki kuvvet den gesinin Osmanlı Devleti aleyhine bozulmağa başladığı 16. yüzyıldan bu yana Batı'nın her iki kanadı da Doğu' ya ve dünyanın öbür bölgelerine gittikçe hızını artıran bir şiddetle saldırmıştır. Batı'nın her iki kanadının kül türel ve siyasî konjonktürdeki bu çıkışı İkinci Dünya Sa vaşı sonunda «kritik nokta» ya ulaşmıştır. Ama Ameri ka ve Avustralya kıtaları yerlileri dışında onu yok ede memişlerdir. Şu halde Doğu'nun karşı saldırısını bekle mek zorundadırlar. Şüphesiz ki iktisadî, teknolojik ve askerî üstünlüklerinden; yöneticilerin ahlâkî zaafların dan ve ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarından yararla narak siyasî egemenliklerini bir süre daha sürdürecek lerdir. Ama onların üstünlüklerine henüz sahip olmıyan ve saldırı sırası kendisine gelen Doğu, «optimum» a ulaşmış ve artık durmuş olan Batı ile arasındaki açıklı ğı kapatabilmek için bir atılış yapmak zorundadır. Zira atılış, saldırının özünde vardır. Şu halde bugün insanlı ğın gelişim çizgisi üzerinde ileri düşünceye giden yol da Doğu'nun üç büyük kültür çevresi bulunmaktadır. İn sanlık artık bunların sesini dinliyecektir. Burada şöyle bir soru sormak gerekiyor: Batı'nın her iki kanadı zorla da olsa, Doğu'dan gelecek bu sesi boğmağa kalkışmıyacaklar mıdır? İnsanlık yasaları bize, günümüzde pek çok örneğini de gördüğümüz gibi, ileri düşüncenin itici gücü karşısında çyoride kalan düşünce nin yenilmesinin kaçınılmaz olduğunu, ileri düşünceden güç alan atılışların durdurulamıyacağını söylemektedir ler. Türk Kurtuluş Savaşı ile Doğu'ya yaptığı saldırı ilk olarak durdurulan Batı, ikinci Dünya Savaşından sonra Asya'da, Afrika'da ve Orta Doğu'da gerilemeğe başla mıştır. Dünya, bir milletin hayatında önemsenmiyebilecek kadar kısa bir süre içinde, yirmi beş yılda Batı'da bir kuvvet merkezînin, İngiltere'nin çözülüşüne; Doğu' Bu kültür çevresindeki ikinci bir kuvvet merkezi İse, Amerika karşısında bir alternatif olmak istiyen bir leşmiş bir Avrupadır. Gerçekten Avrupa ülkeleri Avru pa Konseyi gibi kuruluşlar yoluyla siyasî; Avrupa Ortak Pazarı gibi kuruluşlar yoluyla iktisadî ve bir bakıma NATO içinde askerî alanda tek bir Avrupa devletine gi dişin adımlarını atmaktadırlar. «Avrupa Konseyi Statü sü» nün birinci maddesi Konsey'in amacının, «iyelerinin ortak ideal ve prensiplerini korumak ve yaymak, onla rın iktisadî ve içtimaî gelişmelerini sağlamak için ara larında işbirliği yapmak» olduğunu bildirmektedir. Kon şeyce yayımlanan bir broşürde «Avrupa İkamet Anlaş masıyla Avrupa yurttaşlığına doğru gidişin ilk adımla rının atıldığı» belirtilmekte; «Kültürel İşbirliği Konseyi Avrupa kültürünün yayılması, üye ülkelerin ilk, orta, yüksek ve teknik öğretim müfredat programları ve eği tim metodlarının ahenkleştirilmesi yolunda başarıyla yü rüyerek bugünki ve yarınki genç kuşakları, kültür bakı mından bir bütüne ulaşmış yeni ve güçlü bir Avrupa'ya hazırlamaktadır.» denilmektedir. (9) Birleşmiş bir Avrupa içinde en etkili görevi yükle necek olan Almanya bölünmüş olarak kaldıkça Avrupa Birliği sadece fikir ve siyaset alanında kalacaktır. Al manya'nın birleşmesi ise ne Rusya'nın, ne Amerika'nın, ne de İngiltere ve Fransa'nın İşine gelmemektedir. Beri yandan Avrupa'nın birleşmesi yolundaki çaba lar, Avrupa düşüncesinin bir ürünü olan «nasyonalizm» în mantığı ile de çatışacaktır. (10) Bir teşkilâtı da olsa, fikir kamu oyuna malolamıyacağı için bir kuvvet mer kezi doğamıyacaktır. Avrupa'yı geçici olarak birleştire bilecek tek sebep, bütün Avrupa'ya yöneltilecek bir teh dit olabilir. Ortodoks Hristiyan kültür çevresindeki tek kuvvet merkezi ise hiç şüphesiz ki Sosyalist Sovyet Cumhuri yetleri Birliğidir. Son nüfus sayımlarına göre 240 mil yon İnsanı barındıran 22 milyon kilometre karelik ülke de toplam nüfusun % 50 ye yakını Rus olmıyan milli yetlerdendir. İhtilâlin ilk günlerindeki heyecanını çok tan yitirmiş, bir dünya görüşünden geriye kalan bürok rasi ve kaba kuvvetin birarada tuttuğu bu insanların, Pasternak olayıyla su yüzüne çıkan ve günden güne ge lişen düşünce ve söz hürriyeti isteklerine karşı Rusya, her ikisi de kendisini çıkmaza sürükliyecek iki ayrı tu tum takınabilir. Ya düşünce ve söz hürriyetini gönül rı zasıyla tanır. Bu takdirde hem çeşitli milliyetlere men sup topluluklar birlikten ayrılarak ayrı ayrı bağımsız dev letler kurarlar; hem de bizatihi Rus milleti içindeki, ko münizme karşı azımsanmıyacak muhalefet gün ışığına çıkar. Ya da, istekler arttıkça dizginler] gittikçe artan bir şiddetle kısarak dünyaya açılan bütün pencereleri ni kapatır ve gittikçe daha çok içine kapanık, muhafaza kâr bir yapıya bürünür. Bu takdirde, böyle bir toplum ya pısından artık kitleleri sürükliyecek yeni bir dünya gö rüşü de doğamıyacağndan bünyesi içinde ortaya çıkan yeni fikirler, kendilerine gösterilen baskıya eşit şiddet te patlamalara yol açarlar ve birinci İhtimaldeki sonuca bir başka yoldan varılır. Macaristan, Polonya ve Çekoslavakya olayları Rusya'nın bu ikinci tutumu takınacağını göstermektedir. (11) (Devamı gelecek sayıda) NOT: Yazının dipnotları gelecek sayımızda tonluca ve rilecektir.

7 DEVLET * 14/TEMMUZ/1969 * SAYFA: I Jk\Jİ KOMÜNİSTLER TAKTİK DEĞİŞTİRİYOR Dr. Necmettin HACIEMİNOĞLU Bulundukları çevrenin şartlarına göre hareket etmeyi çok iyi beceren komünistler, bu sayede, tam 50 yıldan beri, Türkiyede büyük ilerlemeler sağlamışlardır. Askeri tabirle «araziye uyarak» elde ettikleri bu başarıları gözden geçirelim : Bilindiği gibi komünistler bugüne kadar daha çok aydınlar ve gençlik arasında faaliyet göstermişlerdir. Bu çevrelerdeki çalışmaları umumiyetle «Atatürkçülük», «devrimcilik» ve.lâyiklik. maskeleri altında yapmışlardır. Böylece okullara, üniversiteye, basın ve san'at muhitine sizip, buralarda komünizmin yerleşmesine müsait ortamı hazırlamışlardır. Büyük ölçüde muvaffak oldukları bu sahada en büyük yardımı da CHP devrinin maarif sisteminden görmüşlerdir. Temelleri Hasan AH Yücel tarafından atılan ümanist eğitim sistemi sayesinde, «lâyiklik» adı altında din düşmanı, «devrimcilik» adı altında da millî şuurdan mahrum, köksüz, koz m ol it bir nesil yetiştirilerek, komünizmin rahatça filizleneceği zemin elde edilmiştir. Bu yüzden, Türk gençlerinin kafası Mandzmin yeşermesine müsait münblt bir «toprak» haline gelmiştir. Öyle ya. Uydurma bir dili öğrenerek yetiştirildiği için, hem düşünme kabiliyetinden mahrum, hem de istiklal Marşını anlamıyacak derecede millî kökten kopmuş, bir nesil komünizmin «beyin yıkama» ameliyesine karşı koyabilir mi? «Lâyiklik» adı altında dinsiz ve din düşmanı, «devrimcilik» adı altında milli ahlâk ve kültürden mahrum olarak yetiştirilen bir gençlik, maddeci temele dayanan komünizmi kolayca benimsemez mi? Nitekim, bugün ortalarda görülen genç komünistlerin hepsi, o mahut eğitim sisteminin kurbanlarıdır. Demek ki birinci raunt komünistlerin galibiyeti ile bitmiştir. 27 Mayıs 1960 tan itibaren İkinci raunt başlar. Bu devrede komünistler çok daha atak oynamış ve cür'etli hamlelere girişmişlerdir. O zamana kadar aydınlar ve subaylar arasına sızmak için kullandıktan «Atatürkçülük» maskesine bir yenisi daha eklenmiştir: «27 Mayısçılık!» Hususiyle genç subaylarla üniversite mensupları arasına bu yeni «maske» sayesinde rahatlıkla girmişlerdir. Bugün bütün temellilerin komünistlerle omuz omuza çalışmalarını başka türlü izah etmeğe imkân var mıdır? Ayrıca, DP. düşmanlığı bir nevi tarikat haline getiren bazı subaşların, kendileri komünist olmadıkları halde, bir çok hususlarda onlarla ayni paralele girmelerinin sebebi de budur. Gerek 22 Şubat ve 21 Mayıs, gerekse açığa vurulmamış nice gizli faaliyetlerle bize bu acı gerçeği göstermiştir. Demek ki ikinci raundu da komünislter kazanmışlardır. Üçüncü raund 1964 te patlak veren Kıbrıs buhranı ile başlar. O sırada İsmet Paşa hükümetinin isteksizliği, Amerikanın da kalleşçe tutumu yüzünden, Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs'a müdahale hakkını kullanamamıştır. Solcular ve CHP çevreleri bu başarısızlığın bütün mesuliyetini Amerika'ya yüklemek isteyince, komünistler yeni bir silâha daha kavuşmuşlardır: Amerikan düşmanlığı! Nitekim 1964 ten beri yapılan sokak gösterilerinin tamamı bu temayı işlemiş yani NATO, CENTO ve Amerikan düşmanlığını körüklemiştir. Görülüyor ki, üçüncü rauntda da komünistler galiptir. Gelelim dördüncü raunda burada komünistler artık, Türk milleti ile karşı karşıyadır. Bugüne kadar, biliyoruz ki bütün gayretlere rağmen komünistler halkımızın içine sızamamış, onu aldatamamıştır. Bu, milletimiz adına iftihar edilecek, aydınlarımız adına da utanılacak bir tecellidir. Meselâ İzmirde bir meczubun Atatürk heykelini kırmasını bahane eden komünistler, koskoca generallere meydanlarda heykel nöbetçiliği yaptırmışlar, ak saçlı profesörlere de bildiri imzalatmışlardır. Ama hiç bir hadisede milletimizin gözünü boyayamamıştardır den beri, her seçimde milletten yedikleri şamar bunun delilidir, işte bu sebepledir kî, komünistler, millete karşı oynamak zorunda kaldıkları son rauntda metod değiştirmek lüzumunu duymaktadırlar. Geçirdikleri yarım asırlık tecrübe, Türkiyede millete dayanmayan, milletçe ebnimsenmiyen hiç bir fikrin veya «devrim» in yaşayamıyacağını onlara göstermiştir. Gene anlamışlardır ki, halka arkasını dönmüş bir takım züppelerin zorla kabul ettirdikleri sekil «reform* lar, memlekete hiç bir şey kazandır* mantistir, öyle ise, sosyalizm takma adı İle kurdurulmak İstenen komünist rejimi bir avuç aydının zoru ile ayakta tutmak mümkün olamaz. Türkiye ne Kübadır, ne Cindir, ne de Cezair. O halde ne yapmalı? Bu suale komünistlerin verdiği cevap şudur s Kendimizi halka sevdîrmeliyiz; halkta güven ve itibar uyandırmalıyız. Ancak o zaman istediğimiz komünist düzeni yerleştirebiliriz. Bunun için hangi yollara baş vurduklarını gelecek yazıanlatacağız. DÜŞÜNCELER İC OLAYLAR DÜŞÜNCELER la çözüme ulaştırmak mümkün değildir. Türkiyemizin çağdaş medeniyete erişmesi, halk enerjisinin seferber edilerek değerlendirilmesine bağlıdır. Halk enerjisinin seferber edilebilmesi için de güzel san'atları, fikir faaliyetlerini halkın hizmetine sevk etmek lâzımdır Erzurum'a Mesaj Yine TÜRKEŞ, Erzurum Gençlik Kollarına gönderdiği mesajda da şöyle diyordu: «içinde bulunduğumuz Feza çağında yalınız Türkiye'de değil, bütün dünyada düzenler değişecektir. Çünkü İNSAN VAR LIĞINI TAM VE DOĞRU OLA RAK KIYMETLENDİRMEDEN İN ŞA EDİLEN DOKTRİN VE TAT BİKATLAR ERGEÇ ISLAHA MUH TAÇ VEYA YIKILMAYA MAH KÛMDURLAR. Bugün gemlenemeyen ihtiras ve önlenemeyen sömürüyü tem sil eden kapitalist düzende derebeylerin şatoları büyük şehirlerin merkezine taşınmıştır. Komünist düzende ise, devlet kendini derebeyi ilân etmiş ve hürriyetler devlete ipotek edilmiştir. DEVLET NE DEREBEYİDİR NE DE DEREBEYLERİN ŞATOLA RINDA BEKÇİ, Gayretlerimizin hedefi olan ve Türklük şuur ve gururu ile islâm ahlâk ve faziletini temel alan yeni düzende; Ne Aç Hürler ne Tok Esirler olacaktır. Ne Sömürü, ne de sövgü olacaktır. Bunun yerine hizmetlerde kabiliyet ve ehliyet, nimetler ve hizmetler arasında denge, sınıf teorisi ve sınıflar arasında kavga değil, topyekûn milletin mutluluğu ve milliyetçilik şuuru; olacaktır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye'yi yüzde yüz yerli ve mîllî bir ruh yükseltecektir.» Dil Kurultayı Türk Dil Kurumu namı diğer kelime uydurma ve uydurulan kelime başına bahşiş alma çiftliğinin 12 nci Kurultayı geçen hafta toplandı. Kurultay ağzındaki dilden gayri dil konularında hiç bir bilgisi olmayan, mühendis mektebinden Prof. ilhamî Cıvaoğlu' nun başkanlığında açıldı. Civaoğlu, duyanların dudağını korkudan uçuklatan keskin bîr konuşma yaptı. Dedi ki, «dil devrimine karşı olanlar, halâ vardır!» Bizim aklımız pek ermez amma anlayanların söylediğine göre, evvelâ böyle Türkçe olmazmış, saniyen dilde devrim olmazmış. Dilde devrim yapmak, meselâ, (affedersiniz örneğin) Türkçeyl kaldırmak, yerine Fransızca'yı koymakmış. Neyse efendim büyük bilginlerin İşine biz karışmayalım da oyunun seyrine devam edelim. Mazhar Levadoğlu namında bir kişi varmış, iş bu zat Atatürk'ün Vasiyetnamesi İsmini taşıyan bir kitap yayınlamış. Bu kitapta iddia edermiş ki, «Atatürk'ün iş Bankasındaki paralarının faizlerinden Cumhuri yet Halk Partisi'nin de istifade etmesi lâzımdır.» Kurumcular dehşetli kızarak, Levedoğlu'nu ihraç ettiler. Fakat, akıllı Le vedoğlu Danıştay'a müracaat ederek, kararı iptal ettirmiş, tekrar kurultaya katılmıştır. Hasılı kurumcular dil arıtmayı şimdilik bir tarafa bırakarak, pa ra dağıtmanın kavgasına daldılar. Sonra yumruklar konuştu Orhan Hançerlioğlu biraderle! Tahir Kutsi kardeşimiz dövüştü. Dil Kurumunun ödülleri iki bin liradan beş bin liraya çıkarıldı. Yani, bu demektir ki, solcu eylemler için gerekli paraya yeni bir kaynak daha ilâve edildi. Ve nihayet, filozof! Macit Gökberk (Türkçe yazılarının bozukluğu ile meşhurdur) genel başkan seçildi ve tanınmış genel yazman aynı zamanda uzman oldu. Bizden de böyle! bir selâm var: Dil Kurultayına Selamlar Milliyetçi Hafeket Partisi Gençlik Kolları bir yürüyüşte, fsimdi yaz kamplarına gidiyorlar!) Hello Ayla, havaryu Mersi Tanju aylavyı Diskotekte bonsuar Gelirim bekle yuar Komün, maraba sosya Anarşi ye güzel b»' Düzen değişmelidir Oğlumun... al Bu yapıtlar komiksel Ağızlarda kemiksef Uygar ulus tansığı Uğraşlar da emeksef Kurultaya Oluruz bir gün özgür Hadi oradan pis cazgır Bağımsızlık savaşı Zarar ver sen ez, boz, g' Dilim nerde kurultay \ Sorarım her gün ve ay Dilin elden gidiyor Hey millet fakir ve bay Şeref ÖNAL

8 DEVLET 14/TEMMUZ/1969 * SAYFA: 9 t IC OLAYLAR DÜŞÜNCELER» İÇ OLAYLAR DÜŞÜNCELER» İÇ OLAYLAR t Bir Oyunun İçyüzü 3-4 Temmuzda Ankara'da mahut TÖS salonlarında Eğitim Enstitülerin ortak toplantısı vardı. Toplantının gayesi Eğitim Enstitülerinin kendi İç meseleleri ve bakanlıkla münasebetleri idi. Bir bakıma Enstitülerin öğretim sistemi içindeki yerini ve geleceğini tesbitti. Fakat yine mahutlar dolap çevirmeyi ihmal etmediler. Ortanın solundakilerinin yatması ile cemiyeti ele geçiren sosyalistler, Gazi Eğitim Enstitüsünü gayelerine alet etfrıek istiyorlardı. Toplantının ma hiyeti ile hiç alâkalı olmamasına rağmen «eylemli», «bağımlı» bir bildiri neşretmek istedi. Ve bu bildiriye diğer Enstitütû Öğrenci temsilcilerinin de imza koymaları İçin baskıda bulun maya kalktı. Ama bu provakosyon başarılamadı. Milliyetçi Eğ) tim Enstitülüler karşı çıktılar, toplantıyı terkettiler. Bursa Eğitim Enstitüsü Talebe Cemiyeti Başkanı Alâaddin KORKMAZ ile Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Talebe Cemiyeti Başkanı Süleyman ÖZDEMİR müşterek bir basın toplantısı düzenleyerek oyunu açıkladılar. KORKMAZ ve ÖZDEMİR özetle şunları söylüyordu : ' «Talebe Cemiyetlerimiz kendi tüzüklerini ve cemivetler kanununun tesbit ettiği prensiplerin dışında olan siyasî ve ANAR ŞİST mahiyetteki hareketlerin karşısındadır. Bu bakımdan; 4 Temmuz günü Gazi Eğitim Enstitüsü'nün öncülüğü ile «Marksist - Leninist Sınıfsal eylemler» (!) adıyla bize empoze edilmeye çalışılan ve Türk milletinin temel yapısıyla taban tabana zıt bulduğumuz gayri milli ideolojilere karşı olduğumuzu açıklarız. Bizi Eğitim Enstitüleri Yönetmeliği ve talebe meseleleri ko nularında görüşmeye çağıran ve siyasî beyanlarda bulunmamızı teklif ederek art niyetini ortaya koyan Gazi Eğitim Enstitüsü Öğrenci Derneğini şiddetle protesto ederiz. Esasen Eğitim Enstitüleri Yönetmelik Taslağını Gazi Eğitim Enstitüsüne üstünlük sağlıyacak şekliyle bütün Enstitülere kabul ettirmeye çalışan ve Bakanlığa verilecek muhtıraya imza koymıyarak gerçek niyetini ortaya koyan bu dernek, yayınlıyacağı bütün bildiirlerde (muhtevası bile olmadığı halde) Cemiyetlerinin imza belli bütün Enstitü yetkisini isteme cüretini bile aöstermistir. Hasım talebe isteklerinin arkasında kendi siyasî emellerine hizmet etmeye ve parsa toplamaya çalışan, yani talebe isteklerini sömüren ve Anadolu'nun rini de kendilerine alet etmeye uğraşan kişileri tasvib etmiyoruz. Türk içtimaî ve iktisadi hayatını felce uğratan ve tamamen bir ihtilâl provası mahiyeti arzeden anarşist faaliyetler devam ettiği müddetçe huzur İçin de olmamıza imkân yoktur. Artık, eğitimde beklediğimiz; «ilkokuldan Üniversiteye Milli Reform» gerçekleştirilmeli ve anarşist hiçbir harekete müsaade edilmemeli!. Bu istikamette alınacak her türlü tedbirin, atılacak her adımın Milliyetçi Türk Gençliği tarafından sonuna kadar destekleneceği ilgililer tarafından artık kesin olarak bilinmelidir.» U 3 TÜRK'Ü KAÇIRMAĞA TEŞEBBÜS ETTİĞİ İÇİN «Bulgaristan adlı şilep İzmir'de tutuklandı Dış memleket limanlarından aldığı yükü Türkiye'nin İzmir limanına götürüp boşaltan «Bulgaristan» şilebi dönüşünde üç Türk Bulgarim kaçırmaya teşebbüs ettiği ileri sürülerek, alıkonulmuş ve limanda tevkif edilmiştir. (Cumhuriyet, ) ÖZÜR : Yukarıdaki İktibas haberimizde bazı yanlışlıklar olmuş. «3 Bulgar» 3 Türk, Şilebin adı «Türkiye» yerine Bulgaristan, yine «Üç Bulgar Türkü» üç Türk Bulgari şeklinde çıkmıştır. Ayrıca olay Türkiye'nin İzmir limanında değil «Bulgaristan'ın Varna» limanında olmuştur. LUS <K -! i. ti İV S J. fv i..m* ::jjk,t A Tl! $ * EeeVit" **De*firuM öğret«ıej&i»r, îtocu kijilnnjir,. deşdr ZAİFKK* II VU& tvis I A I v K İV A *3 t- İS I - K C 1 MI.'tt. «*.*««4- <.- -«t ^ «: jr " ' ; f» < NTO t ''» /' ".«TÖS, KONGftfcSİNİ: İCATİLAN- O0RPTMfcNUhK. ; ICBTPf B0YHK" *- * < m ım H ı iv il^<>»tfckî<a. YA1T BU MANŞETİ BİZ ÇEKMEDİK I AYŞE KURUCUSl H. Nusret ZORLUTUNA AYLIK DERGİ leşit Galip Cd. No: 90 ANKARA ÖZTAŞ KIRTASİYE İzmir Caddesi Ülke Alan Pasajı No. 22/13 Tel: Ankara Her Çeşit Kırtasiye, Okul ve Büro Levazımotı Tersim Malzemeleri miilivetci vüksek tahsil gençletres te oynanan rezaletin daha kokusu geçmemişken geçen hafta okuyucularımıza duyurduğumuz gibi Fethiye'de turizm adı altında yapılan rezaletler peyderpey devam ediyor. Öyle ki Kürşadapulos'çu turizmin naneleri Başbakandan bile destek görüyor. Geçtiğimiz hafta bilmem hangi yerde, bilmem hangi turistik (!) duvarın temelini atarken sayın Başbakan aynen şunları söylüyordu : Turizm fabrikasını çalıştırmalıyız.» Yukarıdaki resimde Başbakanın sözünü ettiği fabrikanın kalite i yüksek mamulleri görülüyor. *GENÇ TEMUÇİN» Kırım Türklerinden tanınmış romancı Cengiz DAĞCI' nın bu kitabı ÖTÜKEN YA YINLARI arasında çıkmıştır, ötüken Yayınevi, Nuruosmaniye Cad. No : 80 Kat: 3, İstanbul. flenl ÇIKTI Türkiyenin Meseleleri Alpaslan TÜRKEŞ,STEME ADRESİ: P.K. 190 AKSARAY İSTANBUL

9 DEVLET * 14/TEMMÜZ/1969 * SAYFA: 1«KERKÜK AĞITI Önce onlar anlattılar: Bir gece Kerkük'te yüzlere» Tütk, en vahşi bir şekilde öldürüldü ve Türk yapıdır diye Tas'röprÜ yer!» yeksan edildi, ütün minarelerde suetu ezen sesler) Artık yasamak sordu. Zehir zıkkım bir rüzgâr esiyordu Irak'tan ölüm sokaklarda kol geziyordu. lir gece Kerkük'te vurdular beni. Geçti sokeklerdan bir kızıl ordu.. Islâmı ve Türkü vuruyordu kurşunlar Peygamber kabrinde eğliyordu. Bütün hadis-i şerifler, Âyeti kerîmeler Yüreğimdeki kordu. Ama çıplak ayaklı ve çıplak kafalı adamlar Beni sokak sokak sürüklüyordu. Benim kafam kanıyordu kaldırım taşlarında Evim berkim yeniyordu. Ve benim cesedim kanlı bir bayrak gibi Demir direklerde sallanıyordu. Artık yasamak zordu ölüm sokaklarda kol geziyordu. Evim berkim yeniyordu.. Peygamber kabrinde atlıyordu. II Vurdular mı Süleyment arkadan? Yıktılar mı TAŞKÖPRÜ'yü bir gece? içimde her sabah şimdi gizlice Efkârdır, hasrettir durmadan akan... KERKÜK'ten bir hoyrat dinledim yaslı Hir şeyler demeye vermedi dilim: Duştu yenlerime sessizce elim S Bir şeyler demeye varmadı dilim. Bir gömlek yaptırsam BURSA selinden SEMERKANTten nakış yapsam üstüne Birşeyler getirsem dünden bu güne Çeksem kılıcımı gümüş kininden. Ok olsam hedefi ikiye bölen Bir tüylü börk olsam yiğit başlarda Kışta, kıyamette, tipide karda Türkü olsam dudaklarda söylenen Ses versem bir sabah BOZKURT ses» Aksa yollarına içimdeki kan Ya tutup kaldırsam sizi oradan Ye düşsem toprağa erkekeesine. Sonra biz konuştuk, mâ Gülüm gülüm oy gülüm Çıktı karşımıza bir kara ölüm Vuruldu yiğitler köşe başında Nasıl ağlamayım, ben nasıl gülüm Yavuz Bülent BAKİLER Katliamın hikayesi sadece olayların günü gününe seyri- _- nin hikâyesinden ibaret değildir. Bu hikâye uzun hatalar ve ihmaller silsilesi ile yüklü dış politika sefaletinin de hikâyesidir. Onun için meselenin geçmişine daîr kısa bir hatırlatın» yapmakla işe başlamak daha faydalı olacaktır Temmuzunda Irakta Krallık bir ihtilalle devriliyor İhtilalin lideri Albay Aptülkerim Kasım... Mazisi itibariyle devirdiği krala vaktiyle dalkavuk iuk etmiş bir müdet arap milliyetçisi bir müddet komünist hamisi tanınan ve fakat aslında her ortadoğu ihtilalinde olduğu gibi sadece ingiliz maşası ahlaksız ve sefil ruhlu bir adam.. Gayet kanlı ve vahşi bir tarzda başa geçiyor. Yeni bir anayasa hazırlatıyor bu anayasada daha önceki anayasalarda vergili tevsik edilen Türk cemaetinden hiç bahsetmiyor. Irak devletinin sadece arap ve kurt unsur larından meydana geldiği apaçık ilan ediliyordu. İrak nüfusunun altıda biri kadar ehemmiyetli bir miktarda nüfusa sahip Türk cemaati nasıl bir cesaretle ve mantıkla böyle birdenbire yok kabul ediliyordu? Bu şüphesiz Ortadoğu Petrol bölgesinde kuvvetli sayıla bilecek bir devletin (Türkiyenin) söz hakkını sıfıra indiren bir İngiliz taktiği idi. Ve gücünü tozandan ve onun tatbikatından beri Türkiyenin daimi tevizîcâr ve ihmalkâr tutumundan alıyordu. Nitekim yeni anayasadaki bu emrivakîyi Türkiye protosto etmedi. İşin vahametini idrak etmediler edemedikleri * gibi üstelik (Birkaç yüz) Türk için Irakla dostluğumuzu bozmayız diyenbakanları bünyesinde taşıyan hükümet kasım ihtilalin dost elini uzattı. yan hükümet kasım ihtilâlinde için öylesine kaçırıimaz bir fırsat idi ki, yılların kurt arap çatışması birden unutularak Türke karşı sarmaş dolaş oldular ve hemen Türkleri imha etmenin ve sindirmenin yeni hakikati sahte anayasalarına uydurmanın plânlarını Tezgahlamaya koydular. Türklerle meskûn bölgeler üstelik asi Barzanl için hem Jeopolitik hemde iktisadi bakım dan çok cazip idi. İlerisi için hayal ettikleri kurt devletinin emniyet ve sürekliliği de Türk lerin imhasını gerektiriyordu. Türkiye'nin himayesi dışında kalan bu sahipsiz azınlığı ezmek için artık yapılacak şey sadece fırsatı yaratmaktan Iba- Azgın komünist sürülerinin eseri retti. Bu ise hükümetin ve Kasım'ın desteğiyle, her an mümkün olabilecekti. Plân şuydu : Katliamı komünist kürtler yapacak hükümette görmezlikten ge lerek sözümona gayri mesul kalarak gerektiğinde hesap vermekten imtina edecek ve birkaç uyduru mesulü cezalandırarak işin içinden sıyırılacak. Ve plân tatbik sahasına konuldu : 1958 in 22 Ekimde Barzani Kerkükten büyük nümayişlerle geçerek Süleymanlyeye gidiyor. Dönüşünde (24 Ekim) peşine taktığı yüzlerce komünist kurt büyük bir azgınlıklar içinde önlerine gelen Türke hakaret ederek yer yer hadiseler çıkarıyorlar. Gösteriler ve nümayişler yaparak (Kerkükü terk edin!. Kerkük bizimdir) diye bağırıyorlar bu hakaret ve gösteriler Türklerin sabrını taşırmış ve yer yer müdahale ve karşı koymalar olmuştur. Aynı günün gecesi Barzani bir evde diğer Kürt ileri gelenlerini toplayarak plân yapıyor ve talimatlar veriyor. Ertesi gün de yine gösteri ve nümayişler yaparak Barzaniyl Bağdad'a uğurluyorlar. Bu silâhlı nümayişçiler hava alanından dönüşlerinde yeniden hadiseler çıkarıyorlar. Büyük kavgalar oluyor ve kendilerine bu şımarıklıkların hesabı tabiî soruluyor. Türklere ait mağazalar tahrip ve yağma ediliyor. Türkçe tabelâlar indiriliyor (Emperyalizm kuyruklarına ölüm) (Kerkük Kültlerindir) gibi dövizlerle ve sokaklarda savurulan naralarla sarkıntılık ve barbarlık akşama kadar sürüyor. Hadiselerin ağır darbesine dayanamayan Kerkük Garnizon Kumandanı Irak Türklerine mensup Binbaşı Hidayet Arslan Bey kalb krizi geçirerek vefat ediyor. Çok muhteşem ve onbinlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni yapılıyor. Mezarlık dönüşü bu vâkûr topluluk aslında her şeyi yapmaya muktedir bîr ruh gerilimine ulaştığı halde lider Ata Beyin uyarmasiyle sadece II inci Ordu Komutanlığının önüne kadar sessiz protostada bulunup ayni vekâr içinde evlerine dağılıyorlar. Bu iki taraf arasındaki ilk büyük gerilimdir 8 Mart'a kadar önemli başka bir hadise olmuyor. Bu devrenin sükûnet içinde geçmesinin sebebi: Barzaninin hazır lokma sandığı Kerkük'ün aslında bir çelik çekirdek olduğunu anlamasıdır. Plânını şimdi daha büyük bir hazırlıktan sonra hükümetin tam desteğine alarak yapmayı tasarlamaktadır. 8 Martta Kasım iktidarına kar şı Musul'da Yarbay Şevvaf (Arap Milliyetçisi) ayaklanıyor ve çok kanlı bir şekilde bu ayaklanma bastırılıyor. Bu arada Kerkük il İnci Ordu Kumandanı General Tabakcali (Türk asıllı) ihtilâle iştirak bahanesiyle tevkif ediliyor ve yerine Barzani plânına göz yumacak ve hattâ iştirak edecek olan komünist Albay Davut El Cenabı tayin ediliyor. Cenabı derhal maharetini gösteriyor ilk iş olarak garnizonda ne kadar Türk subay, asker ve memur varsa hepsini Irak'ın diğer bölgelerine sürgün ediyor. Bir kısmını da türlü bahanelerle hap* sederek İşkence ediyor. Tam bir Terör havası içinde bu bas* ki Haziran ayı ortasına kadar 3 ay devam ediyor ayrıca, bu üç ay Türklere kan küstürüldüğü devredir. Nihayet Kasım sebebi o vakitler anlaşılmayan Türklere mahsus bir genel af çıkarıyor.. Sürgünler geri celiyor. hapisler serbest bırakılıyor. Bunun bir tuzak olduğu geç anlaşılıyor. O günler 14 Temmuz 1958 ihtilâlinin seneyi devriyesi arifesidir. Irak'ın her yerinde bayram hazırlıkları yapılıyor. Bu kutlamaya Türkler kalben istemedikleri halde ihtilâle karşı gös-

10 M>r DEVLET 14 TEMMUZ/1969 * SAYFA: 11 jg*<p»%. ;,y>«^:,:.:....^v^;^,, :,.<.gr>»tumbihi'!; ;:*» *<' ^W,wajpw^tı»H!y»--: *?.«* :: -r- "^ Kerkük'ün gençleri, şehitleri anma töreninde. Benim Düşüncem Beni her dört yanımdan, yalnızlık gibi saran, Bu sağır duvarlara, anlatırım derdimi, Kurumaz göz yaşlarım, tükenmez bende hicran, Senin yazın böyledir, çek ey gönül çek emi? Şehit «dilen bir kardeşimiz daha. Hatıralar geçiyor, gözlerimin önünden, Yaşamak diler gönül, bir daha o günleri. Her gelen gün geçiyor, daha beter dününden. İpin ucu kaybolmuş, çözen yok düğümleri. irilerek yeni bir teröre vesile trnasın diye katılıyorlar. İşte katliam böyle başlıyor: Şehir tam bir bayram havası Ç'nde.. Herkes dükkânlarını öslemiş, eğlenceler, şenlikler ** gösteriler yapılıyor. Bütün bu merasim İçinde gayri tabi ol»n tek şey var. Kürtler pos-,a, ar halinde kamyonlara doluşlar, ellerinde İpler, sopa- ' a. r. taşlar ve silâhlar olduğu *'de şehri dolaşıp. Türkleri fehdit ediyorlar ve hakaret ediyorlar. Yer yer hadiseler patlak veriyor. Bu arada meçhul J" 1 " Patlama ve silâh sesi ba- ' >a "e edilerek (Türkler ayaklan- * ve kaleye sığındı) salası j n,er tarafından ortalığa yayıyor. Bu katliamın başlama İşaretidir. Bir kamyon komünist j,r Türk kahvesini basıp içersilere ateş ediyorlar İlk şelfi veriliyor. Kahveci Osman, açlarını tatmin edemiyorlar, aidimizi bir arabanın arkal,r >a bağlayıp, caddelerde sür üklüyorlar. Derhal sokağa çık- ^a yasağı konuluyor, tabiî sadec & Türkler için, Zira. kürtler ''âhlı olarak ellerini kollarını Sal 'ayarak hattâ hükümet küvetlerinden yardım ve teşvik flör erek katliamlarına devam,d 'yorlar. Sokakta yakaladıkları bütün Türkleri vahşi bir tarzda ve bar t>a ', ca öldürüyorlar. İşkence ediyorlar direklere asıyorlar, açtık ar» çukurlara diri diri gömüyorar - İki bacağından iki ayrı araa ya bağlayıp parçalıyorlar. J^ir»e ender rastlanır bir sajj'*rn ve vahşet fırtına gibi sevklarda esiyor. Sokakları tekleyince! daha önce hazırlad,k, an listelere göre Türk Heri ilenlerini (askerî merkezden p a Öırıldıkları) bahanesiyle evcinden çıkarıp Karargâha gömmeden hemen orada öldürüp a hşice parçalıyorlar. Bu zulüm *9İ az görülür bir zulümdür. Bu j^ada Türklere ait bütün dukalar tahrip ve yağma edili- >or. "ütün bunlardan sonra zaten hızlarını almış ve yapacağını yapmış olan kürtlere sözüm ona hükümet kuvvetleri müdahale ediyor ve katliam durduruluyor. Bu İnsanlar bir çırpıda yok olup gittiler. Geriye kalanlar İse, kalbi kırılmış gururu İncimiş, yalnız ve kimsesiz bir millet olduğunu öğrenmiş, ana vatana kırılmış ama Türklüğe iman ve inancı bir kat daha art mış ve her şeyi kendisinin yap mak mecburiyetinde olduğunu kesinlikle anlamış. Ve oradan acı ve ızdırap dolu tam onbir yıl geçti. Onbiıinci yıldönümünde, şehitlerimizin hatırası önünde say gı ile eğilir, aziz ruhlarına Tan rıdan rahmet dileriz. Mahut katliamda öldürülen Kerküklü şehit kardeşlerimizden bir kısmı şunlardır: Ata HayruUah Lider linbaft Kasım Nefte) Zübeyir Çaycı İbrahim Ramazan Nurettin Azic Kâzım Bektaş Enver Abbae Şakır Zeynel Ihtan Heynıllah Nihad Fuad Muhtaı Hacı Necim Fathullah Yunus Mehmet Avcı Abdullah Ahmet Bayat* Cihat Fuad Muhtar Cahit Fahrettin Seyyid Gani Nakip Osman Çaya Abdullah Bayatlı Selâhettin Avcı Hasip Ali Kemal Abduf Sema* Namerde meydan olmuş, yurdumun toprakları. Bin bir türlü cinayet, işleniyor bir günde. Kar yağar, rüzgâr eser, dökerek yaprakları, Tutsağın kaderi bu, ya zindan ya sürgünde. Uyan artık kardeşim, uyan derin uykudan, Atının sesleriyle, uyandır sen yatanı. Bak bu zaman akıyor, daha hızlı bir sudan, Sonra pişman olursun, satıyorlar vatanı. Nerde senin gururun, taş mı kesildin n'oldu? Nerde senin Türklüğün, ne oldu bu millete? Bu cennet yurduna bak, yabancılarla doldu. Nasıl dayandın bilmem, sen nasıl bu zillete? Senin asil kanını, taşıyan kahramanlar. Dere tepe demeden, bir rüzgâr gibi aşar. Toprağın nimetiyle, beslenen bu arslanlar Toprağa can katarsa, o zaman vatan yaşar. İnsanlardaki arzu, yaşamak arzusuysa. Başı boş yaşanılmaz, şeref gerek şan gerek. Bilmem artık umudun, yurdu yaşatmak ise, Seve seve uğruna, dökülecek kan gerek... Muzaffer ARSLAN KERKÜK KERKÜKLÜM Kerkük'tüm yağız çahreli yiğidim Bil ki, Bana benden yakınsın Beni kahreden tutsaklığın, yasın Bazan Kerkük'de, Musul'dasın Bazan şuracıktasın.» Dinle, Ben her seher senin horyatlarına Başı dumanlı Cilo'dan Yanık yanık türküler söylerim Kederlenme Kardeşim Yıllardır benden doğup sana koşar en Dicle, Fırat'tayım. Bana varmak İçin hudut Boyunda Al, doru, kır attayım.. Senin tutsaklığından Mahzun mahzun dalgalanan Bayraklar, tunlardaki aldayım Ferman çıksın da gör Han'dan Ben hemencecik ordayım... Oğuz boylum buğday benizlim Bak, Dicle, Fırat adlı Kollarım sarmış seni Kandaştmsın, Kerküklüsün Sen ki dilimden hiç düşmeyen türküsün.,. Refet KÖRÜKLÜ

11 DEVLET * 14/TEMMUZ/1969 * SAYFA: «MİLLİYETÇİ HAREKET «EĞİTİM» Bana bir harf öğretenin köiesîyim. Hz. Ali Türkiye'de eğitim tanzimattan beri halledilememiş konuların en önemlisidir. Eğitim konusu halledilmeden de hiçbir meselenin halli mümkün değildir. Her işi yapan insandır. Bütün «teknik ilerlemeye rağmen bir tek insanın değeri azalmamıştım zira ileri tekniği bulan da uygulayan da insandır ve bu İNSAN BİR EĞİTİMCİNİN ESERİDİR. Eğitim konusu eğitimcinin kişiliğine bağlı ve onun vasıf ve kabiliyetine tabi olarak düşünülmek gerektir. Bugün eğitimci kadro bilhassa ilk ve orta tahsilde ki en önemli devredir bakımsız, perişan, kendi haline terkedilmiş durumdadır. Maddenin manâya üstün sayıldığı bu günkü ortamda hocaların bu durumu onların itibarına ki bu itibarın lüzumu şarttır ağır darbeler indirmektedir. Bu darbenin yıktığı şey aslında hoca değil hocaya teslim edilen nesil olmaktadır. Millî örf ve adetlerimiz hocaya müstesna bir makam ayırmış hattâ Osmanlı devri «ilmiye sınıfını»» idam cezalan tatbik edilmez bir yücelikte kabul etmiştir. O halde MİLLİYETÇİ HAREKET hocaları geleneklerimizdeki hakikî yerine oturtmalıdır. Bu maksadın tahakuku için : a) Hocalar çok ciddî bir seçme ile alınacak ahlâk, seciye, kabiliyet bakımından en üstün kişiler öğretmen olacaktır b) Yaşama şartları cemiyette herkesin imreneceği bir seviyeye çıkarılacaktır. c) Ordu Yardımlaşma Kurumuna benzer bir tesisle öğretmenlerin hem hali hem geleceği teminata kavuşturulacaktır. Bununla beraber sanayileşen yurtta hem katkıları, hem hisseleri olacaktır. d) Her okulun kadrosu kadar lojmanı olacaktır. Eğitimcilerin hayat şartları hakları olan seviyeye ulaşırken eğitimin bünyesi de millîleşecektir. İlkokullar iki kategoriye ayrılacak 1. kategori okullar hayata erken atılacak çocuklar için, yan genel bilgi veren tarzda olacak, 2. kategori okullarda yüksek tahsile devam edecek istek ve kabiliyette çocuklar için temel eğitim ve öğretim yapılacaktır. Tahsil parasız ve herkese açık olacaktır. Bu yaygın eğitim yalnız adalet için değil. Türkiye'nin halini en çabuk düzeltme, geleceğini en hızlı yüceltme için bir zarurettir. Yüksek tahsil veren müesseselerde iki kategoriye ayrılmalıdır. a) Üniversiteler: Buraya yalnız ilmî araştırmaya yönelmek isteyenler girecek ve Türk üniversitesi buluş ve fikirlerile dünya yüzünde bir yükseklik ifade edecektir. b) Akademiler: Memleketin muhtaç olduğu tatbikatçı zümreyi yetiştirmek için Akademi seviyesinde yüksek okullar kurulacak, bu okullarda okuma, yatma, yeme, giyme devletçe karşılanacak, bu akademiler yurdun sathına dağıtılacak yeni kültür kentleri inşa edilecektir. Kültür kentlerinde ilim sonuna kadar hür, fakat hareket nizamlı olacaktır, mini etekli kızlar ihtiyar hocaları aksaclanndan sürüklemekte (özgür) olmıyacaktır. Hırslı politikacılar talebeyi sokak kargaşalığına sürmekte (özgür) olmıyacaktır. Bugün enerjisini boşuna sarfederek okuma müddetini uzatmakla vatanî hizmetlerinden mahrum, ana babalarını gözü yollarda bekleterek mahzun eden, millî serveti yakıp yıkmaktan kendileri karakolda maznun ve hapishanelerde mahkûm olan gençliğin müzmin talebeliği sona erecektir. Tatil zamanları gençlik spor kamplarında ve yurt kalkınmasında enerjilerini boşaltacak, halkla aydın birbirini tanıyacak ve tamamlıyacaktır. Gençler, örf. adet ve ananemizi binlerce yılın süzülmüş hükümlerini ifade eden deyim ve hikmetlerimizi halktan öğrenecek, kendisi de alet kullanmayı, teknik usulleri halkımıza öğretecektir Milletle aydın arasında meydana gelmiş olan kopukluk son bulacaktır. 150 yıldır süregelen ve bazan halka tahakküm bazan halka dalkavukluk şeklinde ortada görünen (konıplex) li aydın sınıfı yerine milletle beraber, milletten olarak millete hizmet eden hakikî aydınlar yetişecektir. *- îti - Atatürk Üniverstesi ile Karadeniz Teknik üniverstesi büyük heveslerle ve vaadlerle kuulduğu halde gelişememiştir. Üniversitelerin gelişmesi, içinde kurdukları cemiyetin gelişme temposuna elbette bağ lıdır. Ayrıca, ilim pahalıdır, fakat ilmin kendisine yapılan yatırımları ödediği de bugün anlaşılmiş bulunmaktadır. Bunun her memlekette ayni şekilde anlaşılması beklenemez. Anlaşılırsa da imkân meselesidir. Bu iki yeni üniversitenin, bilhassa Karadeniz Teknik Üniversitesinin yavaş gelişme seyri sürdürmesinden önemli derecede sorumlu o- lanlar hükümetlerdir. Gayeler iyi tesbit edilmemiş, imkânlar hesaplanmamış, tabii tedbirler de yanlış istikametlere yönetilmiştir. Atatürk Üniversitesinin kuruluş öncesi çalışmaları çok manalıdır. Bu üniversitenin Amerikadaki eyalet üniversiteleri modeline göre kurulması öngörülmüştür. Fakat tatbikat, maalesef, bu istikamette tecellî etmemiştir. Amerikanın Nebraska Üniversitesi ile kurulan ortak çalışmada böyle bir modelin takibi yardım için zarurî şart olarak ileri sürülmemiş, bizimkiler de bu tipteki üniversitenin metod ve felsefesini anlamadıkları için gelişme 4936 sayılı kanundaki esaslar istikametinde seyretmiştir. Katedilmek istenen son merhale de bu üniversiteyi 4936 sayılı kanun hükümlerine tabî bir üniversite haline getirmekten ibarettir. Aslında iyi vazedilmiş bir (Modern Atatürk Üniversitesi) fikri her iktidar için cazip bir hizmet fırsatı olabilir. Ayni şey Karadeniz Teknik Üniversitesi için de geniş çapta doğrudur. Bu üniversitelerden biri Doğu Anadolu'nun öteki de Karadenizin kalkınma mihrake haline getirilebilir. Bunun için aşağıdaki tedbirler üzerinde durmayı faydalı görürüz. 1. Bu iki üniversitenin seviyeli ilim adamları ile takviyesi için sarfedllen bütün gayretlerin palyatif olduğunu zaman göstermiştir. Bunun için adam yetiştirme işi temelden ele alınmalı, köklü tedbirlere gidilmelidir. Meselâ Amerikanın MİT (Massachusetts Institute of Technology) Minnesota, lllinos, Ohio, Pen nsylvania, Wisconsin gibi büyük sayıda ilim adamı barındıran üniversiteleriyle adam yetiştirme programları üzerinde anlaşmalar yapılabilir sayılı kanun ıslah edilebilir. Plânlamada öngörüldüğü halde Milli Eğitim Bakanlığı un kullanamadığı atıl kapasiteden faydalanılabilir. 2. Bu Üniversitelerin statüsü Mütevelliler Heyeti İdaresine çevrilmelidir. Bu heyetlerin üyeleri hükümetçe her üç yılda bir üçte biri değiştirlecek şekilde tayin edilmelidir. Bu tayinlerde bölgeler halkının iktisadî, sosyal ve kültürel ilgilerini temsil eden kimseler öncelik verilmelidir. 3. Her türlü istihdam mukavele ile olmalı, üniversitelerin kullandığı arazî ve emlâk Mütevelliler Heyeti adına tescil olunmalı, bütçeler beşer yıllık gelişme plânlarına yatırım ve carî masraflar tertibinden, dayalı, global bütçe olarak verilmelidir. Bu metodla bugüne kadar merkezî idarenin israf ve kayıpları önleneceği gibi, mahrumiyet zammı ve lojman masraflarına giden paralar daha verimli yollardan değerlendirilebilir. Bu iki talihsiz Üniversite için pek çok şey söylenmiştir. Buralara kendisini vakfeden hizmetten başka iddiası olmıyan insanların günahına girilmiştir. Bilhassa fanatik sol çevrelerin (Atatürk Üniversitesi bir Amerikan ve üssüdür) gibi safsataları ve karanlık propagandaları maalesef netice vermiştir. Atatürk Üniversitesini bekleyen bir kültür ve kalkınma misyonuna gönül vermek için şu veya bu çevreye mensup olmaya lüzum yoktur. Türk olmak ve vatanını sevmek kâfidir. - IV Yüksek öğrenime talep rakkamları ile yüksek öğrenimde mevcut arz rakkamları karşı laştırılırsa yeni üniversiteler kurmak zarureti açıkça ortaya çıkar. Kaldı ki, bir memleketin ÜNİVERSİTE REFORMUNA ı mmmmmmmmm ALTERNATİFLER Prof. Dr. Sahan KARATAS üniversite ihtiyacını sadece yüksek seviyede eğitilmiş insan gücü tayin etmez. Sosyal ve materyal teknolojide her gün biraz daha artarak ortaya çıkan yeniliklerin takibinde üniversitelere araştırma ve yayım merkezleri ola* rak büyük işler düşmektedir. Ayrıca üniversiteler cemiyetin her alanda genel kültür seviyesinin yükselmesine hizmet eden tefekkür mihraklarıdır. Mevcut üniversitelerimizin öğretim ve idare yüklerinin artmasıyla üniversiter karakterlerini kaybetmeye yüz tutması, yeni üniversitelerin hizmete girmesiyle önlenebilir. Son on yıl içinde kurulan yeni üniversitelerdeki gelişmelere bakarak bundan sonra üniversite kurmanın akıllıca bir iş olmayacağı hükmüne varılabilir. Bundan sonra üniversitelerin kurulmasında ve hizmete girmesinde takip olunacak idare ve finans metodları bugüne kadar kurulanlara uygulananlar gibi olacaksa bu hüküm doğrudur. Fakat biz yeni üniversiteler kurmada değişik metodların uygulanması gerektiğine ve bunun mümkün olduğuna inanmaktayız. Yeni üniversiteleri kurarken takip olunacak ana politikaları tesbit etmek üzere 1965 yılında o zamanki Millî Eğitim Bakanı Orhan Dengiz'in tertiplediği Sayın yüksek seviyede bir toplantı göstermiştir ki, bu üniversitelerin kuruluşunda mevcut üniversitelerden bir yardım ve hayır beklemek yersizdir. Aslında husus Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesinin bu geçirdiği tecrübelerden de iyice anlaşılmıştır. Ayni tecrübeler Milli Eğitim Bakanlığı eliyle kurmanın da müesser bir tedbir olmadığını göstermiştir. Başvurulacak müessir bir tedbir şudur: Devlet Plânlama Teşkilâtınca yapılacak projeksiyonlara göre ihtiyacın rasyonel bir tesbitini yapmak. Kurulacak üniversitelerin hedefleri ve finans kaynakları bakımından hesabını çıkarmak. Bu ihtiyaç ve hesaba dayanacak uygu* lamayı yürütmek üzere icra komiteleri kufmak, bu komiteleri gerekli yetkilerle etmek. Üniversiteler tarihînde araştırmaya teçhiz dayanan Üniversite tipinin nirengi noktası Berlinde on dokuzuncu asrın başında Wilhelm Humbolt tarafından kurulan Keiser von VVilhelm Üniversitesidir. Bu üniversite bizim bugün anladığımız şekilde muhtar da değildi. Fakat araştırmayla beslenen sağlam ilim disiplini kadar öğretenin ve öğrenenin hürriyeti de bu üniversitede gelişmiştir. Bu üniversite tradia» yonundan büyük çapta faydalanan Amerikan İlim adamları kendi memleketlerinde John* Hopkins, Michigan, Harvard, Comell gibi büyük üniversiteler meydana getirmişlerdir. üniversitelerin meydana gelişi daima bir büyük lider ismiyle birlikte anılır. Türkiyede lider kapasitesi yüksek Bu insanlar vardır. Bunlara liderlik fonksiyonlarını ifa imkânını verebileceğimiz en önemli sahalardan biri ilimdir. Yeni üniversitelerin kuruluşu liderleri ortaya çıkarmak için ciddî bir fırsattır. Bu şans Türk milletinden esirgenmemelidir.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

I. BÖLÜM I. DİL. xiii

I. BÖLÜM I. DİL. xiii I. BÖLÜM I. DİL DİL NEDİR?... 1 İNSAN HAYATINDA DİLİN ÖNEMİ... 3 ÇOCUĞUN İNSAN OLMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ... 5 ANA DİLİNİN ÖNEMİ... 6 DİL VE DÜŞÜNCE... 7 DİL, SEMBOL VE İŞARET İLİŞKİSİ... 12 DİL, KÜLTÜREL

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 207 KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 13/12/1983 No : 189 Yetki Kanununun Tarihi : 17/6/1982 No : 2680 Yayımlandığı R.G. Tarihi

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları

TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları Açık Toplum Enstitüsü Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Boğaziçi Üniversitesi Avrupa

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

2876 SAYILI ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KANUNU

2876 SAYILI ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KANUNU 2876 SAYILI ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KANUNU Kanun Numarası : 2876 Kabul Tarihi : 11/8/1983 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 17/8/1983 Sayı: 18138 Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 22

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Değerli basın emekçileri

Değerli basın emekçileri Değerli basın emekçileri Sendikamız Yapı Yol Sen Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldiği tarihten itibaren Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesine karşı çıkmış olup birçok eylem ve etkinlik

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ

ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ 5899 ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 16/4/2012 No : 2012/3073 Yayımlandığı

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

Detaylı bilgi için lütfen bizimle irtibata geçiniz. Mail: info@zirve-tercume.com. info@zirvetercume.com. info@ispanyolcatercuman.

Detaylı bilgi için lütfen bizimle irtibata geçiniz. Mail: info@zirve-tercume.com. info@zirvetercume.com. info@ispanyolcatercuman. İspanyolca öğrenmek isteyen değerli arkadaşlar; Zirve tercüme, İspanyolca öğrenmek ya da mevcut İspanyolcasını geliştirmek isteyen arkadaşlara, İspanyol dili edebiyatı mezunu, Arjantin / Buenos Aires te

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator BURUNDİ Burundi, Orta Afrika'da, Büyük Göller bölgesinde yer alan küçük bir ülkedir. Tanzanya, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ UKBA e Bülten UKBA - ULUSLARARASI KARDEŞLİK BARIŞ VE AHLÂK DERNEĞİ YAYIN ORGANI EYLÜL - ARALIK 2012 SAYI / 1 TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU İLE HİNDİSTAN DAYIZ

Detaylı

OR-AN ROTARY KULÜBÜ. Kuruluş : 7 Ekim 1997. Sakuji Tanaka UR BAŞKANI 2012 2013. Murat ÖZ 2430.BÖLGE GUVERNÖRÜ 2012-2013

OR-AN ROTARY KULÜBÜ. Kuruluş : 7 Ekim 1997. Sakuji Tanaka UR BAŞKANI 2012 2013. Murat ÖZ 2430.BÖLGE GUVERNÖRÜ 2012-2013 OR-AN ROTARY KULÜBÜ Kuruluş : 7 Ekim 1997 Sayı : 1 01 Temmuz 31 Temmuz Sevgili Rotary Ailem, Sakuji Tanaka UR BAŞKANI 2012 2013 Murat ÖZ 2430.BÖLGE GUVERNÖRÜ 2012-2013 Selim SOYDEMİR 11. Grup Guvernör

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı