Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger'in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault,

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger'in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault,"

Transkript

1 MĐCHAEL FOUCAULT Michel Foucault ( ) was a French historian and philosopher, associated with the structuralist and post-structuralist movements. He has had wide influence not only (or even primarily) in philosophy but also in a wide range of humanistic and social scientific disciplines. Foucault was born in Poitiers, France, on October 15, His student years seem to have been psychologically tormented but were intellectually brilliant. He became academically established during the 1960s, when he held a series of positions at French universities, before his election in 1969 to the ultra-prestigious Collège de France, where he was Professor of the History of Systems of Thought until his death. From the 1970s on, Foucault was very active politically. He was a founder of the Groupe d'information sur les prisons and often protested on behalf of homosexuals and other marginalized groups. He frequently lectured outside France, particularly in the United States, and in 1983 had agreed to teach annually at the University of California at Berkeley. An early victim of AIDS, Foucault died in Paris on June 25, In addition to works published during his lifetime, his lectures at the Collège de France, being published posthumously, contain important elucidations and extensions of his ideas. Foucault s work is transdisciplinary in nature, ranging across the concerns of the disciplines of history, sociology, psychology, and philosophy. At the first decade of the 21st century, Foucault is the author most frequently cited in the humanities in general. In the field of philosophy this is not so, despite philosophy being the primary discipline in which he was educated, and with which he ultimately identified. This relative neglect is because Foucault s conception of philosophy, in which the study of truth is inseparable from the study of history, is thoroughly at odds with the prevailing conception of what philosophy is. Foucault s work can generally be characterized as philosophically oriented historical research; towards the end of his life, Foucault insisted that all his work was part of a single project of historically investigating the production of truth. What Foucault did across his major works was to attempt to produce an historical account of the formation of ideas, including philosophical ideas. Such an attempt was neither a simple progressive view of the history, seeing it as inexorably leading to our present understanding, nor a thoroughgoing historicism that insists on understanding ideas only by the immanent standards of the time. Rather, Foucault continually sought for a way of understanding the ideas that shape our present not only in terms of the historical function these ideas played, but also by tracing the changes in their function through history. 1

2 MĐCHEL FOUCAULT Fransız filozof Michel Foucault, 15 Ekim 1926 da Poitiers de doğdu. Babası, oğlunun kendi kariyerini takip etmesini isteyen bir cerrahtı. Foucault, Saint-Stanislas Okulunu bitirdikten sonra, saygın bir okul olan Paris teki 4. Henry Lisesi ne girdi da, daha önce sınavlarında başarısız olduğu École Normale Supérieure e kabul edilen dördüncü öğrenciydi. Đkinci dünya savaşı sırasında Poitiers, Alman ordularının işgali altında kaldı. Okul yıllarında eşcinselliğini keşfetti. Magrice Merleau-Ponty ile felsefe çalıştı de felsefe diplomasını, 1950 de psikoloji diplomasını aldı ve 1952 de psikopatoloji diplomasıyla ödüllendirildi yılları arasında Fransa Komünist Partisi'nde yer almıştır. Partiye girişi Louis Althusser aracılığıyla olmuştur. Ancak Stalin'in Sovyetler Birliği'nde izlediği politikalar onu partiden soğutmuş ve bir süre sonra partiden ayrılmıştır. 1954'ten itibaren dört yıl Đsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde doktora tezini yazdı. Zamanın Uppsala Üniversitesinin pozitivist damarı Foucault'un tezini bilimsel bulmayıp, kabul etmedi. Birer yıl da Varşova ve Hamburg Üniversitelerinde Fransızca öğretti. 1960'da Fransaya Clermont-Ferrard Üniversitesine Felsefe bölüm başkanı olarak döndü. "Delilik ve Medeniyet" kitabındaki teziyle doktorayla ödüllendirildi. Aynı yıl Foucault, kendinden on yaş küçük olan felsefe öğrencisi Daniel Defert'la tanıştı. Defert'ın politik aktivizmi çalışmalarında ona yol gösterdi. Foucault, Defert'la aralarındaki ilişki için çok sonraları bunun zaman zaman da aşka benzeyen uzun soluklu bir tutku ilişkisi olduğunu söyledi. Foucault'nun ikinci önemli eseri "Kelimeler ve Şeyler" (Les Mots et les choses) 1966'da yayınlanan karşılaştırmalı bir ekonomi, doğa ve dil bilimleri çalışmasıydı. Çok satan bu kitap Foucault'nun adının tanınmasında büyük rol oynadı arasında Defert'la birlikte Tunus'a gitti ve birlikte tekrar Paris'e döndüler. Foucault, Vicennes'deki Paris-VIII Üniversitesi'nde Felsefe bölüm başkanı oldu, Defert da sosyoloji bölümünde ders vermeye başladı öğrenci hareketinden oldukça etkilendiler. Aynı yıl Foucault başka aydınlarla beraber Hapishane Bilgilendirme Grubu'nu (The Prison Information Group)kurdu. 1969'da "Bilginin Arkeolojisi"ni (Archéologie du savoir) yayınladı. 1970'de en önemli araştırma enstitülerinden biri olan Fransa Koleji'ne Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçildi. 1975'te belki de en etkili kitabı olan "Hapishanenin Doğuşu"'nu (La Naissance de la Prison) yayınladı ( ). Ömrünün kalan yıllarında kendini "Cinselliğin Tarihi" (Histoire de la sexualité) çalışmasına adadı. 1976'da ilk cildini yayınladı, çalışmasını tam bitirememiş olsa da ikinci ve üçüncü ciltler 1984'teki ölümünden hemen sonra yayınlandı. 2

3 Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger'in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud'un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni güç ilişkileri üstüne kurdu ( ). 3

4 MĐCHEL FOUCAULT: ÖZNE, GÜÇ VE ĐKTĐDAR Marx iktidarı sınıf ilişkilerinde, Nietzsche perspektivizmde, Weber geleneksel, karizmatik ve bürokratik kurumlarda gösterirken Foucault onu hayatın günlük rutini içinde göstermeyi amaçlar. Đktidarı gündelik toplumsal ilişkilerde somutlaştırır. Ona göre her insani ilişki bir sosyal ilişki, her sosyal ilişki bir iktidar ilişkisidir. Foucault çalışmalarına özneyi çözümlemek amacı ile başlamıştır ancak iktidarın öznenin şekillenmesinde ana öge olduğunu görünce, arkeolojik ve geneolojik yöntemle iktidar kavramı üzerinde çalışmıştır. Hedefim, iktidar fenomenini analiz etmek olmadığı gibi, böyle bir analizin temellerini atmak da değildi. Tam tersine amacım, bizim kültürümüzde, özneye dönüştürülme kiplerinin bir tarihini oluşturmaktı (Foucault, 2000: 57). Foucault öznelerarası ilişkilerde iktidarın nasıl tezahür ettiğinin peşindedir; iktidaryapılarını öznelerarası ilişkilerde ortaya çıkararak iktidar ile madunun birbirini etkileme sürecini inceler; bu ilişkide iktidar özne, madun nesne görüntüsüne bürünür. Foucaul bireyin madun, tâbi olarak nesneleştiği alanları üç grupta bölümler; bu gruplar iktidarın cisimleştiği üç ana iktidar alanıdır. Birinci grup konuşan özneyi nesneleştiren genel dilbilgisini (grammaire generale), filolojiyi, dilbilimi, emek harcayan özneyi nesneleştiren ekonomi ve kalkınmayı, yaşayan özneyi nesneleştiren doğa tarihi ve biyolojiyi kendilerine bilim statüsü kazandırmaya çalışan araştırma kipleri olarak görür ve bu çerçevede inceler. Öznenin nesneleştiği ikinci grup bölücü pratikler olarak adlandırılan, özneyi kendi içinde ya da başkalarından bölen, - deli ve akıllı, hasta ile sağlıklı, suçlu ile iyi çocuklar gibi - yaşam pratikleridir. Üçüncü nesneleştirme kipi insanın kendisini nesneleştirdiği iktidar alanıdır; örneğin cinsellik öznesi olarak bireyin kendisi ile ilişkisini tanımlayarak sınıflandırmasıdır (Foucault, 2000: 57). Foucault ben in, yani öznenin, modern çağda nasıl şekillendiğini ortaya çıkarmayı hedefler. Foucault un öznesi geleneksel toplumdan modern topluma geçen, toplumsal yapı içindeki insandır, öznedir. O, insanı bedeni ve kimliği ile inşa edilen bir varlık olarak görür. Đnşa eden ise bireyi tahakkümü altında tutan iktidardır. Bireyin içinde bulunduğu çağın kurumları, söylemleri iktidarın belirdiği, gözlenebildiği kendini açığa vurduğu yerlerdir. Foucault nun öznesi toplumdan bağımsız değildir. Özne yapıların ve söylemlerin üzerine inşa edildiği, onların taşıyıcısı ve hedefi olan öznedir. Modern çağın bireyi, tarih boyunca üretim biçimlerinin öznesi olarak, dilbilim ve semiyoloji ilişkisinde anlamlandıran özne olarak Foucault nun karşısındadır; ancak bunlar öznenin oluşum sürecini açıklamak için yeterli değildir. Özne, kendini şekillendiren iktidar ilişkilerinin nesnesidir; özneyi çözümleyebilmek için iktidarı çözümlemek gerekir. Foucault nun iktidar kavramsallaştırması kuramsal modellere dayalı, devlet merkezli teorik bir soru değildir; aksine deneyimlere dayalı, bilgi, iktidar ve etik eksenindeki ilişkiler yumağında inşa edilen özneyi açıklamaya yönelik çok katmanlı bir bütündür. Foucault Đktidarın işleyişinden söz ettiğimde yalnızca devlet aygıtı sorununa, yönetici sınıf, hegemonik kastlar sorununa 4

5 gönderme yapıyor değilim, bireylerin gündelik davranışlarında, bedenlerine varıncaya kadar işleyen giderek daha da incelen, tüm mikroskobik iktidarlar dizisine gönderme yapıyorum der (Foucault, 2003: 48). Foucault kralların, generallerin, kurumların tarihinden öte genel ve incelikli stratejileri ile iktidarı ortaya koyar, iktidarın mekanizmalarını açığa çıkarır. Özne, gözaltı ve denetim ağları aracılığı ile bireyselleşir. Öznenin bireyselleşme alanı bilgi ile meşrulaştırılan iktidar alanıdır. Geleneksel model, iktidarı yasa, yasaklama ve itaat sistemi olan hükümranlık alanı olarak görür. Oysa Foucault un tanımladığı iktidar Modern dönemle birlikte insanın yaşamasına, çalışmasına ve konuşmasına ilişkin kurumların (hastane, hapishane, fabrika, okul) ve söylemlerin ( tıp, hukuk, ekonomi, eğitim..) birlikte ortaya çıkardıkları bilginin benin bireyselleşmesini gerçekleştirmek amacıyla kullanılmasının doğurduğu bir dış iktidardır (Urhan, 2000: 9). Bu dış iktidar geleneğin modernleşmesi aşamasında bireyin yaşadığı çevre ve ilişkileri bir başka büyük özne ve sisteme havale etmeksizin kendi düşünsel kategorileri ile anlaması neticesinde ortaya çıkar ve toplumun merkezindeki Tanrı nın yerine bilimi koyarak, dinsel inançlara en iyi olasılıkla-, ancak özel yaşam dahilinde yer bırakan modern epistemin sonucudur. Foucault un kullandığı biçimiyle epistem verili bir dönem içinde yaşamın bütünselliği içinde bir bilgi alanını sınırlayan, bu alanda ortaya çıkan nesnelerden olma biçimini tamamlayan, insanoğlunun günlük kavrayışını teorik güçlelerle donatan ve doğru olarak görülen şeyler hakkında insanoğlunun bir söylem geliştirdiği koşulları tamamlayan tarihsel önsellerdir (Ercan, 2003: 101). Foucault un iktidar kavramı, güç ilişkileri çokluğudur; geleneksel iktidar kavrayışındaki gibi hükümdarın kişiliğinde somutlaşan, hükümdarı ele geçirmekle alınan bir iktidar yoktur. Đktidar, öznelerin bedenlerinde varolan, görünmez, sınırsız hareket kabiliyetine sahip bir eylem ve ilişki biçimidir. Modernleşme geleneksel toplumdan radikal bir kopuştur; ancak kopuş keskin bir kırılma ile gerçekleşmemiştir. Bilgi, iktidar ve etik ekseninde güçlerin karşılıklı mutasyona uğraması ile gerçekleşmiştir. Bilgi alanı kavramlar, teoriler, hakikatler üretir, iktidar alanı ise belli normlar ve kurallar içerir. Bilgiyi üreten ve kullanan özne, iktidar ilişkilerinin de öznesidir, kendisi ve diğerleri ile ilişkiyi belli bir etik çerçevesinde kurar. Foucault, etik kavramını insanın kendi kendisiyle kurduğu ilişkiler bütünü olarak görür. Bilgi ve iktidar karşılıklı etkileşim içinde birbirini üreterek ve çoğaltarak toplumsal yapının iskeletini oluşturur; ardından etik bireylerin kimliklerinin nasıl inşa edileceğini şekillendirerek iskeletin içini doldurur. Foucault dünyayı bütün yönleri ile açıklamaya çalışan genel teorilere karşı bir düşünür olarak nesneleşme ve özneleşme sürecinin bağımlılık ilişkisi çerçevesinde hakikat arayışını hakikat oyunu olarak görür. Hakikat oyunu, doğru şeylerin keşfi değil; bir öznenin bazı şeyler hakkında söyleyebileceği şeyin, doğru ya da yanlış sorunuyla bağlantılı olmasını belirleyen kurallardır. Kısacası düşüncenin eleştirel tarihi; ne hakikatin elde edilmesinin, ne gizlenmesinin tarihidir: Doğru söylemelerin tarihidir, bunlar doğru ya da yanlış olarak adlandırılmaya elverişli söylemlerin, bir şeyler alanıyla eklemlenmiş biçimleridir (Foucault, 2004: 352). Foucault a göre hakikat arayışlarının tarihi; hangi nesnelerin hangi öznelere bağlandığının belirli bir zaman, alan ve bireyler için mümkün 5

6 deneyimlerin a priori sini kurma tarzının göstergesidir. Foucault a göre, bir önermenin doğruluk değeri tamamen o önermenin toplumsal işlevi ile ilgili bir mesele, gözettiği iktidar çıkarlarının bir yansımasıdır... Dile getirilen şey tamamen dile getirilme koşullarına indirgenebilir; asıl mesele ne söylendiği değil, kimi kime ne amaçla söylediğidir. Foucault çalışmalarında insan bilimlerinin modern biçimlerinin kurularak yeni teknolojilerin geliştirildiği on sekizinci yüzyılı merkez alarak deneyimden yola çıkar. Delilik, hastalık, dil, emek, suç ya da cinsellik gibi bir deneyime gönderme yapan bilgi alanının oluşumunu arkeolojik ve geneolojik yöntemle bu oluşuma özgü söylemsel pratiklerin ve hakikat oyunlarının analizini yaparak inceler. Deneyimin pratiğini düzenleyen normatif sistemi inceler. Bu çözümlemelerden biri olan Deliliğin Tarihi on yedinci yüzyılda devletin sorumluluk alanına giren deliliğin yoksulluk, işsizlik ve çalışamayacak durumda olma düşünceleriyle birlikte algılanmasının nedenlerini araştırır. Delilerin, hastaların ve suçluların kurumsallaştırılması ve normal insanlardan ayrılıp tecrit edilmesini düzenleyen sistemin örgütlenmesinin ve bu sistemde söz konusu olan hakikat oyunlarının neler olduğunu gösterir. Normatif sistem analizi; iktidar ilişkilerin ve teknolojilerinin tarihsel analizini içerir. Foucault a göre sistem içinde yaşayan öznenin kendisiyle olan ilişkisi yani bireyin kendisini tarihsel bir deneyimin öznesi olarak deli, hasta, suçlu, eşcinsel ya da normal olarak tanımlaması, kabullenmesi ya da ret etme pratiği belirli bir etik çerçevesinde geçerli olan hakikat oyunlarını sonucudur. Foucault nun iktidar kavramını anlamak için tarihsel olayları nasıl ele aldığına bakılması gerekir. O nun bilgi, iktidar ve etik kavramlarını açığa çıkarırken yaptığı arkeolojik ve geneolojik çözümlemeler, O nu diğer araştırmacılardan ayırır. Foucault bütüncül tarih anlayışının süreçler ve açıklamalar yolu ile olaylara ve kişilere dönük bakış açısından sıyrılır; geneolojik çözümleme aracılığıyla göz ardı edilen tek tek olaylara, kesintili, yerel, öznel ve meşru olmayan bilgilere odaklanır. Bu yaklaşımda kopukluklar özenle korunur, tarihsel başlangıç noktaları tespit edilmez, çeşitlilik, güç etkileşimleri vurulanır ve hiçbir değişmez özün olmadığı, kesintiye uğramayan süreklilik biçimleri olmadığı gösterilir. Sıradışı söylemler/ uygulamalar, şimdiye göre taşıdıkları olumsuzluk bakımından, hesabı yeterince verilmeksizin kabul gören görüngülerin ussallığı nı çürütmek amacıyla araştırılır. Böylece, geçmişin iktidar yordamı inceden inceye araştırıldığında, geçmişin usdışı olduğunu ileri süren günün iddialarının ayağı kaydırılmış olur (Sarup, 2004: 90). Klasik Çağda Deliliğin Tarihi, Kliniğin Doğuşu, Kelimeler ve Şeyler, Bilginin Arkeolojisi Foucault nun arkeolojik çözümleme yaptığı eserleridir. Öte yandan Cinselliğin Tarihi, Gözetlemek ve Cezalandırmak (Türkçeye Hapishanenin Doğuşu olarak çevrilmiştir) adlı eserleri ağırlıklı olarak geneolojik yaklaşımın örneğidir. Foucault arkeolojik ve geneolojik çözümlemeleri sonucunda bize iktidara dair tek bir vücut, bir sistem sunmaz, bunun yerine hareketli, bilgi ile dokunan bir iktidar görüntüsü sunar. 6

7 Foucault nun tanımladığı modern iktidar bir ilişkiler bütünüdür, geleneksel toplumun tanrısal iktidarından farklı olarak her şeyi bilen değildir, ama bilgiyi üretip kullanandır. Modern toplumda iktidar, öznenin üzerinde mutlak hakimiyeti olan, sahiplenici, özneye yazılı emirler veren, onlara uyarsa mutlak iyiye ulaşacağına dair vaatleri olan somut bir görüntü değildir. Foucault iktidarın merkezilik ve sahiplenici yoğunlaşma yoluyla değil de dağılmış yerelleşmiş mikro iktidar ağları yoluyla işlediğin çözümler (Connor, 2001: 81). Modern toplumda iktidar, akıl hastanesine kapatılan deli ile doktor arasında kapatılma esnasında tezahür etse de, kapatılmayı meşru gören sistemin bilimsel alt yapısını hazırlayan öznelerin, yürürlüğe koyan öznelerin, akıl hastanesini inşa eden öznelerin bizzat sorumlu olduğu ilişkiler ile bu ilişkilerin yaşama ruhunu veren etiği ve rasyonalitesidir. Modern toplumun akılcılığı, sadece devlet olarak iktidar ilişkilerinin değil, hayatın tümünü kuşatan iktidar ilişkilerinin kurucusu olarak yerini alır. Foucault nun çözümlemeleri toplumun bir karekteristiği olarak insan ilişkilerinin iktidar ilişkileri olarak gerçekleşmesinin bir sonucudur. Foucault nun iktidar tartışmaları meşru rejimlere ilişkindir. Meşru rejimler tebanın iktidara rızasının olduğu rejimlerdir. Dolayısı ile iktidar ile teba arasındaki ilişki kaba güce dayalı çatışma şeklinde değil, bilgi ile şekillenen karşılıklı etkilemeye dayalı bir ilişkidir. Bu ilişki özgür özneleri gerektirir. Gerçekleşen iktidar eylemi başkalarının üzerinde bir eylem değil, mümkün eylemler üzerinde işleyen bir eylemler kümesidir. Bu alanda iktidar ilişkisinin gerçekleşebilmesi üzerinde işleyebileceği alternatif eylemlere bağlıdır; yani iktidar ilişkisi var olabilmek için özgür olan, iktidarı şekillendirme kapasitesine ve direnme hakkına sahip olan bireye, tebaaya ihtiyaç duyar. Đktidar yalnızca özgür özneler üzerinde ve yalnızca onlar özgür oldukları sürece uygulanır. Foucault nun çözümlediği iktidar ilişkisi, bireylerin üzerinde ve onlardan üstün bir güce dayana hegemononik ilişkilerden farklıdır. Foucault direniş olmasaydı iktidar ilişkileri olmazdı. Çünkü her şey basitçe bir itaat sorunu olurdu. Birey istediği şeyi yapamaz durumda olduğu andan itibaren iktidar ilişkilerini kullanmak zorundadır (Foucault, 2005: 283) der. Foucault feodalite veya monarkın egemenliği altında yaşayanlarda bireyselleşmenin monarkın kimliğinde somutlaştığını gösterir. Bu yönetim biçimlerinde suç kutsal olana saygısızlık olarak algılanmakta, ceza ise bireyi ıslah etme amacına yönelik değil, kutsal olanın saygısını geri kazandırmaya yöneliktir. Genelde feodal dizgelerde sanıldığının tersine iktidar gelişi güzel ve gevşek olmaya eğilimlidir. Oysa modern toplumlarda cezalandırma araçları, yaygın kişisel olmayan bir gözetleme dizgesi yardımıyla bireyin psikolojisine gittikçe artan bir ölçüde dikkat sarf eden bir ıslah etme tasarımının parçası haline gelmiştir. Böylece suçu işlemekten çok suça niyet etmek artık temel suçluluk ölçütü olmuştur... Monarşi iktidarının tersine, disiplinci iktidarda her koyun kendi bacağından asılır görüşü doğrultusunda içselleştirilen bir gözetleme dizgesi söz konusudur. Đktidar böylece sürekli olarak olabilecek en az maliyetle uygulamaya konur (Sarup, 2004: 90). Foucault nun monarkın iktidarından disiplinci iktidara dönüşüm sürecine ilişkin bir diğer çözümlemesi Panoptikon adlı mimari aygıta ilişkindir. Panoptikon halka biçimli bir binadır, ortasında bir avlu ve avlunun ortasında bir kule 7

8 vardır. Halka, hem içeriye, hem dışarıya bakan hücrelere bölünmüştür. Bu küçük hücrelerin her birinde, kurumun hedefine uygun olarak, yazı yazmayı öğrenen bir çocuk, çalışan bir işçi, ıslah edilen bir mahkum, deliliğini yaşayan yoktur ve sonuç olarak bireyin yaptığı her şey bir gözetmenin bakışına açıktır; bu gözetmen kendisinin her şeyi görebileceği, buna karşılık kimsenin kendisini göremeyeceği şekilde panjurları yarı açık bölme pencereleri arasından gözlemde bulunur... Panoptikon, aslında, bir toplum ve bir iktidar türünün ütopyasıdır; bunlar aslında, fiilen gerçekleşmiş olan ütopyadır. Bu tür bir iktidar panoptizm adını tam olarak alabilir. Panoptizmin egemen olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Foucault nun panoptikon metaforu bireyin yaşamını soruşturmaya değil incelemeye dayandığının altını çizer, inceleme olasılığının farkında olan birey gözlendiğinden emin olmaksızın kendi davranışlarının polisi olur. Demek ki olguların tanıklık yoluyla yeniden fiili kılınması araçlarını elde etmekten ibaret olan, adalete devletin el koyması yoluyla ortaçağın ortasında düzenlenmiş olan büyük soruşturma bilgisine karşıt olarak, tamamen farklı türde yeni bir bilgi, bireylerin yaşamları boyunca denetlenmesi yoluyla norm etrafında düzenlenen bir gözetleme, inceleme bilgisi vardır. Bu iktidarın temelidir; soruşturma örneğinde olduğu gibi, gözlemenin büyük bilimlerine değil, insan bilimleri diye adlandırdığımız şeye psikiyatri, psikoloji,sosyoloji- yer verecek bilgiiktidar biçimidir. Foucault nun iktidarın varlığının özgür bireylere bağlı olduğunu ortaya koyması ile, iktidarı disipline edici iktidar olarak tanımlaması çelişkili değildir. Foucault iktidarın bireyleri disipline etmeye çalıştığını ileri sürer, öznelerin iktidarın isteklerine göre mutlak anlamda disipline olduğunu değil. Foucault, iktidar alanını tüm yaşam pratiğinin gerçekleştiği, baskı altına almaktan çok şekil vermeyi amaçlayan güçlerin etkileştiği bir alan olarak tanımlar. Bu alanda gerçekleşen iktidar insanlara yaşamın sağladığı güçleri sınırlamayan, üretken ve canlı olan bio-iktidar dır. Bio iktidarın kapitalizmin gelişmesinin vazgeçilmez bir öğesi olduğu kuşku götürmez; çünkü kapitalizm, bedenlerin denetimli bir biçimde üretim aygıtına sokulması ve nüfus olaylarının ekonomik süreçlere göre ayarlanmasıyla sağlanmıştır (Foucault, 1994: 144). Foucault un nüfusun bio-politiği olarak adlandırdığı durum kapitalizmin gereklerine göre bedenin üretim sürecine girmesi ve nüfusun ekonomik gereksinimlere göre ayarlanmasıdır. Foucault, kapitalizmin emeği bürokrasilere özgü araçsal akılcı tahakküm ile etkinliğe ve üretkenliğe yönlendirmesi karşısında Weber in duyduğu endişeleri duyar. Foucault nun iktidarın belli gruplar ya da bireylerin tekelinde bir şey olarak düşünülmemesi gerektiği biçimindeki görüşü Weber in geleneksel baskı biçimlerinden yasal ussal tahakküm biçimlerine geçişe ilişkin yaptığı açıklamanın ışığı altında anlaşılmalıdır. O nedenle modern toplumlarda iktidar bireylerin cesaretine ya da itibarlarına dayanmaz; daha çok soyut birtakım kurallar doğrultusunda işleyen kişisel olmayan yönetsel makineye bağlı olarak uygulanmaktadır (Sarup, 2004: 106). Foucault ya göre bio-iktidarın yaşama diğer bir müdahelesi ise insan bedenine bir makine olarak yaklaşan biçimi disiplinci bir iktidardır. Bedenin anatomo-politiği olarak adlandırılan bu biçimin amacı, insan bedenini disipline etmek, yeteneklerini geliştirmek daha verimli ve uysal kılmak ve ekonomik denetim sistemleriyle 8

9 bütünleştirmektir. Foucault nun disiplinci iktidarı baskıcı değildir, tam aksine insanların konuşmasını, itiraf etmesini hedefler, bu yolla özneleri yeniden ve yeniden şekillendirmenin, bilgi ve söylem üretmenin, kendini canlı ve üretken tutmanın yolunu bulur. Modern toplumun temel üretim biçimi olan kapitalist ekonomik işleyiş daha fazla üretim ve kar amacı ile hareket eder, üretim ve tüketimin sürekliliği toplumsal alanda disiplinli ve düzenli bireyleri gerektirir. Modern toplumda bilgi; iktidar için Hükümet ve Devlet insanların daha üretici olmalarını sağlamak için, onların hayatlarını kontrol etmeye yarayan bir bio-politik geliştirir. Birey için cinsellik üzerindeki baskı hakkında konuşmak, cinsellik hakkında konuşmak haline dönüşür bu yolla iktidar baskı altına almış olmaz ama cinselliğe toplumsal ve bireysel bio-politik içinde biçimlendirerek, şekil vermiş olur. Toplumsal değerler hiyerarşisini yeniden kurmuş olur. Đktidarın amacı disiplin altında tutmaktır, biçimlendirerek amacına ulaşır. Gizli olan şey konuşulandır ve gizli olduğu yerde kendisinden bahsedilmesini bekleyerek karanlıkta durur ve ne zaman kendisinden bahsedilmeye başlanır o zaman aydınlığa çıkar ve de kendinden bahsettirir. Foucault cinselliğe on sekizinci yüzyıldan, cinsel yaşam ise on dokuzuncu yüzyıldan itibaren sahip olduğumuzu ifade eder. Disiplinci uygulamalar modern cinsellik söylemini doğurmuştur, Foucault cinsel yaşam söyleminin bilimin konusu edilmesi karşısında psikanalizi bilimsel günah çıkarma olarak görmüştür (Sarup, 2004: 108). Cinsel içgüdüyü tartışmaya açan Freud bireyin bedeni üzerinde bilgi üreterek yeni bir nesneleştirme kipi oluşturmuştur. Foucault cinselliğin tarihinde özgürleşme olarak tanımlananın aslında iktidar tarafından yapılan tanımlamaya uyma olduğunu ileri sürer. Foucault nun tanımladığı bio-iktidarın klasik iktidardan farklı olan bir diğer özelliği de hukuksal yasa siteminin vurgu yapmak yerine bilgi üreterek normları belirlemesi ve normlar aracılığı ile bireyleri düzenlemesi, denetlemesi, normdan sapanlar ve sapmayanlar olarak bölmesidir. Araçsal rasyonelleşme ile kapitalizmin yarattığı modern yaşam bedenin sahip olduğu güçlerin emek gücüne dönüştürülmesini ve üretim gücü olarak kullanılmasını aynı zamanda itaatkar ve uysal kılınmasını gerektirir. Disiplinci iktidar, itaatkar ve uysal kılınmayan bedenleri hapishanelere, akıl hastanelerine kapatır. Kapatılma mekanları modern toplumun normlarının dışında kalanların toplandığı yerlerdir; modern toplumun sınır çizgilerini çizer. Buralarda bio-iktidarın tahakküm ve hegemonya ilişkileri netleşir. Bu ilişki Foucaultcu anlamda iktidar ilişkisi değil, otoriteryen bir ilişkidir. Bio-iktidarın amacı, ayrımcılık ve toplumsal hiyerarşi yaratma değildir, üretim aracı olarak öznenin güçlendirilerek etkin kullanılması, örgütlenmesi ve denetlenmesidir. Foucault, Bioiktidarın işi itaatkar uyruklarla hükümdarın düşmanlarını ayıran çizgiyi çizmek değildir; normlar çerçevesinde dağıtımlar yapar. Yasanın silindiğini ya da adalet kurumlarının yok olmaya yüz tuttuğu söylemek istemiyorum; istediğim, yasanın gitgide daha fazla bir norm biçiminde işlediğini ve adalet kurumunun işlevleri özellikle düzenleyici olan aygıtlar (tıbbi, yönetsel, vb)evreniyle gittikçe daha çok bütünleştiğini belirtmek. Normalleştirici toplum, yaşamı merkez alan bir iktidar teknolojisinin tarihsel sonucudur der. Đktidar, bu süreçte ortaya çıkan ayrımcılığı hiyerarşiyi normalize eder. Bio-iktidar öznenin daha üretken olması için daha güçlü olmasını hedeflediğinden negatif olmaktan kaçınır, kurduğu birey 9

10 üzerinden işlediğinden bedensel şiddeti dışlar ve onları itaatkar kılabilmek için normalizasyon toplumu oluşturur, insanları normalleştiren, norma uymaya zorlayan bir toplum yaratır. Bio-iktidar kendi devamını sağlayabilmek için Foucault nun dispositif olarak adlandırdığı teknikler geliştirir. Dispositifler söylemler, kurumlar, mimari biçimler, düzenleyici kararlar, yasalar, idari tasarruflar; bilimsel felsefi, ahlaki önermelerde oluşan heterojen bütünler; bu söylemsel ve söylemsel olmayan ögeler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu sistemlerdir. Dispositif lerin işlevi temelde stratejiktir; yani güç ilişkilerini güdümlemek, belli bir yönde geliştirmek ya da önlerine geçmek, dengelemek, kullanmak işlevine sahiptirler. Dolayısıyla dispositifler her zaman bir iktidar oyunu içinde yer alırlar; ama aynı zamanda bu iktidardan doğmakla birlikte iktidarın kendisini koşullandıran bir bilginin sınırlarına bağlıdırlar. Foucault için bilgi bir iktidar türüdür; Gözetleme ve Cezalandırma adlı kitabında iktidar değişince bilginin de değiştiğini belirtir; devlet iktidarının diğer iktidar biçimlerinden türediğini söylemey kadar varmasak da, en azından bu iktidarlara dayandığı, devlet iktidarının var olmasını sağlayanın onlar olduğu söylenebilir. Đki cins arasında, yetişkinlerle çocuklar arasında, ailede, işyerlerinde, hastalarla sağlıklılar arasında, normallerle anormaller arasında var olan iktidar ilişkilerinin bütününün devlet iktidarından kaynaklandığı nasıl söylenebilir? Devlet iktidarı değiştirilmek isteniyorsa, toplum içinde işleyen çeşitli iktidar ilişkiler de değiştirilmelidi. (Foucault, 2005: 248).Bio-iktidar, Foucault un dispositiflerinden bir olan Epistemik Cemaat e ihtiyaç duyar. Epistemik, bilimsel ya da entellektüel normlar bilim adamlarının faaliyetine rehberlik eden paylaşılmış talimatlardır. Sınırlayıcıdırlar ve epistemik cemaatin varlığını sürdürmesi, üyelerinin bu normları içselleştirmiş olmalarına bağlıdır. Epistemik cemaat canlıdır, bilgi üretir, bio-iktidarın araçsal akıl aracılığı ile şiddet kullanmaksızın bedeni yönetmesini sağlar. Foucault iktidar ve bilgi arasındaki karşılıklı ilişkiyi özellikle vurgular çünkü iktidarın sürekliliği amaca yönelik olarak üretilen, yapılandırılan bilginin sürekliliği, geçerliliği ile sağlanır. Đktidarın işleyişi sürekli olarak bilgi yaratır ve aksi yönde, bilgi de iktidar etkilerine yol açar. Bio-iktidar, eylemle teorik bilgi arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmaksızın deneyimler yaratır ve bireyi kendine bu deneyimlerin öznesi olarak tanıtır. Bireylere kendileriyle ilgili hakikatleri şiddet kullanmaksızın, söylem aracılığı ile dayatır, onu inşaa eder. Foucault bu noktada bireyi özne gibi algılayan, toplumsal etkileşim sürecinin üzerinde rasyonel birey kurgulamaz, bireyi temel bir çekirdek, ilkel bir atom, iktidarın etkisi altına aldığı ya da cezalandırdığı çoğul ve atıl bir şey olarak iktidarı da bireyleri böylece bastıran ya da parçalayan şey olarak düşünmemek gerekir der. Foucault nun amacı özneye dayatılan hakikatin, çizilen sınır çizgisinin, özne tarafından farkında olunarak, aşılması, sorgulanması ve açığa çıkarılması gereken referans noktası olarak algılanmasını sağlamaktır, onun amacı belli bir iktidar kurumunu eleştirmek, burjuva, elit veya marjinal bir sınıfa saldırmak değil iktidar biçimini açığa çıkarmaktır. Bu iktidar bireyi katogarize ederek, bireyselliğiyle belirleyerek, kimliğine bağlayarak ona hem kendisinin, hem de başkalarının onda tanımak zorunda olduğu bir hakikat yasası dayatarak doğrudan gündelik yaşamına müdahele eder. Bu bireyleri özne yapan bir iktidar 10

11 biçimidir. Özne sözcüğünün iki anlamı vardır; denetim ve bağımlılık yoluyla başkasına tâbi olan özne ve vicdan ya da özbilgi yoluyla kendi kimliğine bağlanmış olan özne. Sözcüğün her iki anlamı da boyun eğdiren ve tabi kılan bir iktidar biçimi telkin ediyor (Foucault, 2005: 63).Foucault, kendi kimliğine bağlanmış olan öznenin, Nietzsche nin üstinsanı gibi, kendi ahlaki değerlerine, etiğine sahip olmasını bekler. Özetle Foucault, Nietzsche nin söylemininin izinde günümüz iktidar ilişkilerini açığa çıkarmıştır. Foucault un çalışmaları, modern değerlerin, normların çözümlemesi aracılığıyla özgür düşünebilen üstinsana doğru atılmış bir adımdır. HAPĐSHANENĐN DOĞUŞU: TEMSĐL NESNESĐ OLARAK MAHKÛMUN BEDENĐ VE CEZA PRATĐKLERĐNDEKĐ DÖNÜŞÜM 18. ve 19. yüzyıl, cezaların suçlu bedenler üzerinde uyarlanmasında klasik uygulamaya oranla belirgin farklılıkların ortaya çıktığı bir dönem olmuştur. Modern dönem, suçlu bedene yönelik cezanın niteliğindeki dönüşümü ifade eden uygulamalar, fiziksel bünye üzerinde denenen eski acı çektirme tekniklerinden farklı bir yapı göstermekteydi. Şiddet uygulama nesnesi olarak mahkûmun bedenine yönelik acı çektirme pratiklerinde yaşanan dönüşüm, gözle görünür olmaktan uzaklaştırılmış, inceltilmiş ve teknikleştirilmiş yeni ve daha etkili bir başka pratiğe -modern iktidarın bio-siyasi yapısına işaret eder. Şiddet pratiğinin dönüşüme uğramış olması, klasik dönem ile modern dönem arasındaki farkın hukuk, yasa, suç ve adalet gibi olgulara bakışın değişmesiyle de paralellikler taşır. Örneğin, klasik çağ hukukunu çiğneyen herhangi bir yasa ihlali, doğrudan kralın kendisine karşı yapılmış kabul edilirdi. Çünkü klasik dönemde yasa gücünü kralın kendisinden almaktaydı, yasaya karşı gelmek doğrudan krala karşı gelmek demekti. Yasanın gücünü kralın kendisinden almış olmasıyla meydana gelen herhangi bir suça karşılık, kral adaleti sağlayan hakem olmaktan çok hasım rolündeydi. Nitekim kendisine doğrudan saldırı olarak kabul edilen suç edimi, kralın intikam alması ile karşılık buluyordu. Böylelikle bir biçimde düzeltilmeye çalışılan adalet, kralın kılıcına ihtiyaç duyularak korunmaya almıyordu. Adaletin kılıç zoruyla kendini gerçekleştirdiği bu rejim, bütün gücünü şiddet üretme kapasitesinden almaktaydı. "Adalet" hem meşruiyetini hem de gücünü gizemli bir biçimde bu şiddet kapasitesinden elde etmektedir. Hukukun suçlulara karşı cezalandırıcı bir ilke olarak ortaya çıkması, rejimin kendini ayakta tutmasını sağlayan biricik ilkeydi. Cezalandırmada gösterilecek en ufak kayıtsızlık adalete olan inancı zayıflatacağı gibi iktidarın gücünün yetkinliğine olan inancın kırılmasına yol açabilirdi. Böylece, klasik dönemdeki yönelim kralın en şiddetli biçimde düşmanını ortadan kaldırır gibi yok etmesinin de önünün açmıştır. 11

12 Bu yönelim kişi olarak mahkûmun tekil bedeninden başlayıp savaş meydanına kadar her tarafı kapsayacak bir bütünlükteydi. Tarihin ikna edici biricik aracı olarak şiddet, adaletin sesini duyurmakta gecikmemeliydi; aksi durumda yerini bir başka kurucu şiddetin adaletine terk etmek zorunda kalacaktı. Şiddet siyasal kurumların içinde hukuku uygulama biçimlerinden biri haline getirilirken, aynı zamanda bireyler arasındaki gündelik ilişkilerdeki adaletsizlikleri düzeltmede de ortaya çıkmaktadır.şiddet edimine bu biçimde başvurmak, yurttaşlar arasındaki adalet istemi adına yapılır genellikle. Bu da iktidarın özde ideal olarak temel bir hukuksal durum adına kullanıldığı kimi varsayımlara karşılık olarak gerçekleşir. Foucault'nun da işaret ettiği üzere, siyasal düşünce ve çözümleme alanında, iktidar kuramında hukuk ve şiddet, yasa ve yasa dişilik, istenç ve özgürlük, özellikle de devlet ve egemenlik sorununa verilen önem de bu noktadan kaynaklanmaktadır (Foucault, 1990: 89-90). Yasaya karşı gelen edim, klasik dönemde krala karşı gelme ile bir tutularak doğrudan suçlunun bedeninin ortadan kaldırılmasına veya büyük acıların yaşanmasına yol açmıştır. Modern döneme gelindiğinde, yasayı çiğneyen suç ediminin karşılığı olarak cezalandırmanın biçim ve nesnesinin değiştiğini görüyoruz. Klasik dönemdeki cezalandırıcı ilişkide yasayı temsil eden kralın bedenine karşılık suçlunun bedeni yer alır; modern döneme gelindiğinde ise yasayı temsil eden devletin soyut hukukî birliğine karşılık mahkûmun ele avuca gelmez ruhu yer almaktadır. Adaleti dağıtan ve uygulayan mekanizmanın kendisinde yaşanan dönüşüm ceza pratiğinin nesnesi olarak görülen failin bedeni yerine ruhunu koymuştur. Diyalektik bir belirlemeyle, adalet ve suç bu ikisini bir arada düşünmemizi sağlayan şiddet toptan bir dönüşüme uğramıştır. Şiddetin doğrudan fiziki niteliği ile ön plana çıktığı klasik döneme karşılık olarak modern dönem şiddetin görünür olmaktan uzaklaştırılmış inceltilmiş biyosiyasal perspektifini yerleşmiştir böylece. Ceza uygulamaları ile yok edilen veya parçalanan bedene yönelik şiddet pratiği, modern iktidarın ortaya çıkmasıyla kılık değiştirerek doğrudan fiziki olma özelliğini terk etmiştir. Başka deyişle, klasik dönem boyunca cezanın uygulanma nesnesinin ana hedefi beden iken, modern dönemde beden ana hedef olmaktan çıkmıştır. Ceza uygulamasının beden üzerinde seyirlik bir unsur olmaktan çıkması, yasal şiddet pratiklerinin yeni bir yöntem ve edime göre yeniden düzenlenmesini beraberinde getirmiştir. Halkta cezalandırma korkusunun tam. olarak uyandırılması için suçlunun cezası teşhir edilerek yerine getirilirdi (Foucault, 1979: 58). Bununla iktidar halka açık olarak şiddet uygulama tehdidini göstermiş oluyordu. Azap çektirmenin yanında kamuya açık teşhirin altında, Foucault bilgince bir reklâm ekonomisinin yattığını ifade eder. Ona göre, azap çektirme uygulamasında, yaratılan dehşet örnek oluşturmanın desteğiydi: fizik dehşet, ortak korku, mahkûmun bedenine basılan damga vb. gibi izleyicilerin hafızasına kazınması gereken imgeler. Bunun yerini modern dönemde ders, söylem, şifresi çözülebilen işaretler 12

13 almıştır. Böylece cezalandırma törenini ayakta tutacak olan artık hükümdarlığın dehşet verici ihyası değil de, kanunların bizzat kendileri okunarak suç belirli bir cezaya bağlanmış olmaktadır. Kamuya ait açık cezalandırmanın yerini, kanunun dolaysız yeniden şifreleme töreni geçmiştir Klasik dönem boyunca adalet, meydanlarda kılıcın gölgesinde infazları yerine getirmekteydi. Bu dönemin cezalandırma pratiklerindeki adaletin dağıtımı, mahkûmun bedenini ortadan kaldıran, parçalayan, sakat bırakan en nihayetinde kesip biçen uygulamaları, modern dönemde ortadan kalkar. Foucault'nun da belirttiği gibi, modern dönem infazın bürokrasinin içine dâhil olmasıyla adalet mekanizması da fiziksel şiddetle olan ilişkisinden kurtulmuş olmaktadır. Bu dönemde cezalandırmanın amacında büyük değişikler ortaya çıkar. Klasik dönemde ortadan kaldırılan beden yerini ruhu ıslah edici, "iyileştirme" tekniklerine bırakır. Modern dönemdeki ıslah edici ve "iyileştirici" uygulamalar, gelişen bürokrasinin kurumsal memurları olarak özellikle öne çıkan psikolog, psikiyatr ve ahlak ortopedistlerince gerçekleştirilmektedir (Foucault, 1979: 10). Eskiden mahkûmun bedenini seyirlik bir oyuna dönüştüren cezalandırma pratikleri, yeni süreçte bedenin tutuklanmasını ve ıslah edilmesini amaçlayarak bambaşka bir düzenleme retoriğine kavuşur. Modern dönemde cezalandırma sistemindeki bu dönüşüm, aynı zamanda suça karşı yasal şiddet uygulamasının ahlâkî bakımdan da yeni bir sürece girdiğini bize göstermektedir. Suçlunun bedenine uygulanan yasal şiddet, klasik dönemde ailesini ve çevrede oturan sakinleri de kapsayan seyirlik süreç uzun ve birçok ritüelin tamamlanmasıyla gerçekleşiyordu. Oysa modern dönemde suçlunun bedenine verilen ceza -kendine özgü bambaşka ritüellerle devam etse de- kısa bir an'a indirgenmiştir. Suçun bedene uygulanmasında yaşanan dönüşüm, ceza pratiğini uygulayan cellâdın rolünü de etkilemiştir. Suçluyla fiziksel bir temas kuran cellâdın yeri Foucault'nun da ifadesiyle- "özenli bir saatçi" den başka bir şey değildir. Klasik dönemin aksine modern dönemin hayatı kutsayan hukuk sayıltısı, suçun karşılığı olarak mahkûmu belirli haklara sahip bir "hukuk öznesi" olarak kabul edip yaşamını denetim ve gözetim altına alarak onu kapatır. Foucault'ya göre, modern kapatma pratiğiyle yeniden oluşturulmak istenilen şey, toplum sal antlaşmanın genel ilgi alanının içine alınmış olan hukuk öznesinden çok; boyun eğen özne, alışkanlıklara, kurallara, emirlere, etrafında ve üzerinde inşa edilen ve kendinde otomatik olarak işlemesine izin vermek zorunda olduğu bir otoriteye tabi kılınmış olan bireydi. Böylece yasa ihlaline tepki göstermenin, birbirinden iyice farklı iki biçimi söz konusudur: Toplumsal antlaşmanın hukuk öznesini yeniden oluşturmak veya herhangi bir iktidarın hem genel, hem de kılı kırk yaran biçimine tabi kılınmış bir itaat öznesi oluşturmak (Foucault, 1979: 129). Böylelikle, klasik dönemde doğrudan bedenle temas kuran yasal şiddet pratiğinin nesnesi olarak görülen mahkûmun bedenine uygulanan fizik şiddet, yerini ilke olarak hayatta bırakan daha etkili baskı teknikleriyle donanmış inceltilmiş şiddet pratiklerine bırakmış olur. 13

14 18. yüzyıldan bu yana cezalandırıcı iktidarın tarzı ve uygulamaları bakımından birbirinden oldukça farklı biçimleri karşımıza çıkmaktadır. Bir yanda eski monarşik hukuktan destek alarak işleyen iktidar; cezalandırma monarşik hukukta bir tür hükümdarlık töreni olarak gerçekleşiyordu, mahkûmun bedeni üzerinde uygulanan ayinsel damgaları kullanmakla; izleyenlerin gözleri önünde, kuralsız ve yoğun bir dehşet yaratarak hükümdarın bedenini mahkûmun parçalanan bedeni karşısında yasa üstü bir biçimde dayatmaktaydı. Ancak cezalandırmanın klasik biçiminin yerini alan yeni iktidar modelinde, her birey birer hukuk öznesi olarak kabul edilerek, damgalar değil de işaretler, şifrelenmiş birtakım söylem, bilgi, teknikler ve jestler devreye sokulmuştur. Böylelikle, iktidar ve bilgi birbirlerine tam da söylemsel bir düzen içinde eklemlenerek, çeşitli stratejiler dâhilinde işlerlik gösterebilecek çoğul söylemsel öğelere bölünürler. Yeni sürecin işleyişinde, cezalandırılan bireylerin baskı altına alınmasına, bedenin baskı kurumları aracılığıyla terbiye ve ıslah edilmesi amaçlanmıştır 4. Görülüyor ki, 18. yüzyılda başlayan ama 19. yüzyıldan bu yana hızlanan cezalandırmanın hedefinde artık, daha ince ama bütün toplumsal bünyeye yayılmış olan cezalandırıcı şiddetin yeni taktik ve tekniklerine tanıklık ediyoruz. Tanıklık ettiğimiz bu süreç, klasik iktidarın kendisinden bambaşka stratejilerle işleyen yeni bir cezalandırma ekonomisinin iktidarını bize gösterir. Bu ekonomide suç genelleşmiş bir biçime bürünmüştür. En küçük suç toplumun tümüne saldırı olarak yorumlanarak ceza genelleşmiş bir işleve dönüştürülmüştür. Klasik dönemde kralın bedenine saldırı olarak kabul edilen suç, modern dönemde devletin soyut birliğini temsil eden toplumsal beden imgesiyle yer değiştirmiştir. Böylelikle, cezalandırma iktidarı hükümdarın intikamından toplumun savunulmasına kaydırılmıştır. Suçlu, doğası gereği aşırı olan bir tehdidin elinden çekilip alınmıştır, ama şimdi neyin sınırlandıracağım görmenin mümkün olmadığı bir cezalandırmaya teslim edilmektedir (Foucault, 1979: 90). Şimdi, kralın iktidarından çok daha güçlü ve ele avuca sığmaz büyüklükte bir üst iktidarın doğuşu bütün haşmetiyle yükselmeye başlamıştır. Geçmişte, hükümdarın sınır bilmez şiddetine karşı, halk bir umut ilkesi beslemenin kaynağı olarak hep vardı, ancak yaşanan dönüşümle birlikte bu umut ilkesinin kendisi daha barbar olabilecek bir iktidar dişlisinin parçası konumuna gelmiştir Bedene yönelik müdahalede 19. yüzyılda bütünüyle fiziki şiddetin bir yana bırakıldığını ileri sürmek mümkün olmasa da, bir acı çektirme tekniği olarak ceza, temel olarak beden üzerinde odaklanmamaktadır. Modern dönemde cezanın temel nesnesi bir mala veya bir hakka yönelik hale gelmiştir. Fakat zorunlu çalışma ve hapis -tam bir özgürlükten mahrumiyet- gibi bir ceza, hiçbir zaman bizzat bedenin kendini hedefleyen ek bir ceza olmadan uygulanmamıştır: Temel olarak, hapishane fiili olarak en açık düzenleri itibariyle, her zaman belli bir fizik acıya yer vermiştir (Foucault, 1979: 16-17). Bu da gösteriyor ki, modern ceza sisteminde klasik dönemde bütün acımasızlığıyla varlığını sürdüren azap çektirme belirli bir ölçüde de olsa devam etmektedir. Ancak bu durum, bedene yönelik olmayan bir cezalandırma anlayışı tarafından giderek daha geniş ölçüde olmak üzere üstü örtülmektedir. Fakat bu durum uzun zaman bütüncül bir şekilde, miktara ilişkin bir olgu olarak algılanmıştır: daha az gaddarlık, daha az acı, daha fazla yumuşaklık, "insanlığa" 14

15 daha fazla saygı. Fiili durumda ise, bu dönüşümlere cezalandırma işleminin bizatihi nesnesinde meydana gelen bir kayma eşlik etmiştir. Bu süreç belki bir yoğunluk azalmasından kaynaklanıyor olabilir, ama kesinlikle bir amaç değişikliğini göstermektedir. O halde, cezalandırma pratiği en katı biçimleri itibariyle doğrudan bedene yönelmiyorsa, neye müdahale etmektedir? Foucault'ya göre sorunun yanıtı yine sorunun kendisinde verilmiştir. Mademki bedene değil, o halde ruha müdahale edilmelidir. Bedeni kudurtan kefaret cezasının yerine kalp, düşünce, irade, ruhsal durum üzerine derinlemesine etki eden bir ceza geçmiştir. Deyim yerindeyse, ceza bedenden çok ruha yönelik olacak şekilde yön değiştirmiştir (Foucault, 1979: 17). Bu durum adaletin fail üzerindeki müdahalesini ortadan kaldırırken onu diğer kapatma mekanizmalarının müdahalesine sevk edecek bir sürece iter. Deliliğin Tarihinde Foucault'nun sözünü ettiği gibi: kaçılması olanaksız teknenin içine hapsedilen deli, binlerce kolu olan nehre ve binlerce yolu olan denize, her şevin dışında olan büyük bir belirsizliğe teslim alınmıştır. Yolların en açık olanının ortasında esirdir: sonsuz dışsallığa sağlam bir biçimde zincirlenmiş olarak. Kapatılma ile birlikte deli, kendi gerçeğinden uzakta bir yere iktidarın beden ve ruh üzerindeki zorlayıcı hakikatinin şiddetine çağrılı olduğu yere taşınmaktadır böylece. Rasyonel düşünce, deliliği zihinsel bir hastalık olarak kabul ettiğinden; hukuk önünde suçlu olan deli cezalandırılmaktan çok "tedavi edilmeye ihtiyacı var" yönündeki sayıltıya dayanarak kapatmayı meşrulaştırır. Nitekim psikiyatrik aygıt, tedavi amacıyla belirli bir kapatmaya aldığı "suçlu veya hastayı" iyileştirmek için değil, belli bir insan kategorisi üzerinde belirli bir iktidarı işlenmek için kurulmuştur (Foucault, 2003: 49). Bu çerçevede, delinin kapatılması yetkisi tıbba bırakılmıştır; yalnızca o birini delilik âlemine sokabilir; yalnızca o normali meczuptan, suçluyu sorumsuz deliden ayırabilir. Oysa kapatma uygulaması tamamen başka bir tarza göre yapılanmıştır; hiçbir şekilde tıbbi bir karara göre düzenlememektedir. Başka bir bilinç alanına aittir. Suçlu deliyi bu kapatmanın içine alan kararı veren yargılama salt yasal bir karar olmaktan öteye gider; karar kendi içinde bir normallik değerlendirmesine giden teknik bir hükme varmaktadır: Deli, hukukî suçun öznesi olarak görülmediğinden hapishane yerine psikiyatrinin hapsedici pratiğine dâhil edilir. Modern ceza sisteminin bu yapısı, hukuk dışı karar mekanizmalarını işletmesi, yargılamanın sadece yasal bir cezalandırma olmasından kaçınmak içindir. Adli kararın temelinde her ne kadar bir suç unsuru olsa da cezalandırmanın nesnesine paralel olarak amacında da bir değişiklik söz konusudur. Eski cezalandırma sürecinde bedenin ötesine gidemeyen karar, suçun karşılığı olarak bedene etki edecek bir kararla yargılarken; modern yargılama bedenin ötesine de giderek ruhu ele alır. Böylelikle, yeni yargılama sistemi cezalandırmanın yanına tedaviyi de ekler. Öyle ki, bazen tedavinin kendisi bir tür cezalandırmaya dönüşebiliyordu. Tedavinin devreye 15

16 girmesi ve hukuksal olmayan uzmanlık alanlarının yargının karar sürecine dâhil olması ile birlikte ceza adaletine başka unsurlar eklenmiştir. Bunun sonucunda cezaların uygulama noktalarının kaymasını saptamak mümkün hale gelmiştir. Bu kaymanın da etkisiyle yeni bir nesneler alanı ile yeni bir hakikat rejimi ve ceza adaletinde şimdiye dek hiç görülmemiş bir sürü rol ortaya çıkmıştır (Foucault, 1979: 22). Özetle, klasik dönem ve modern dönem temel olarak suçlunun bedenine yaklaşım biçimleriyle belirgin bir farklılığa sahiptir. Đki dönemi birbirinden ayıran iki farklı nesnelleştirme hattının birisinde suçluyu "öte tarafa" gönderen hat, diğer tarafta ise suçluluğu hesaplayıp denetleyerek hayatta tutmaya çalışan bir ceza ekonomisi hattı söz konusudur. Cezalandırmaya yönelik bu yeni siyasetin adı biyosiyasettir. Biyosiyasetin ortaya çıkmasıyla birlikte, siyasal alan benzeri görülmemiş biçimde şiddetin rasyonel örgütlenmeler (kurumlar) aracılığıyla içselleştirilmesine sahne olmuştur. Her ne kadar, cezalandırma erki şiddetin bu türden rasyonel örgütlenmeler içindeki dayanaklarını şiddet olarak değil de "cezalandırma", "güç kullanma", "düzenleme", "düzeltme", "tedavi", "iyileştirme" vb. meşruluk noktaları ve kurallarının içine yerleştirse de, şiddet olgusu belirli "hukukî-bilimsel" ölçeklerin arkasına yaslanarak geçiştirilmeye, göz ardı edilerek gizlenmeye çalışılıyordu. 16

17 KAYNAKÇA: Connor, Steven (2001), Post-modernist Kültür, çev. Doğan Şahiner, Đstanbul: Yapı Kredi Yayıncılık. Ercan, Fuat (2003), Gelişme Yazını, Eleştiriler ve Yeni perspektifler. Foucault, Michel. (1979), Discipline and Punish -The Birth of the Prison, Çev: Alan Sheridan, New York: Vintage Books, A Division of Random House. Foucault, Michel (1994), Cinselliğin Tarihi 1, çev. Hülya Tufan, Đstanbul: Alfa Yayınları. Foucault, Michel. (1990), The History of Sexuality-Volume 1, Çev: Robert Hurley, New York: Vintage Books, A Division of Random House. Foucault, Michel (2000), Özne ve Đktidar, çev. Işık Ergüden, Osman Akınhay, Đstanbul: Ayrıntı Yayınları. Foucault, Michel (2003), Đktidarın Gözü, çev. Işık Ergüden, Đstanbul: Ayrıntı Yayınları. Foucault, Michel (2004), Felsefe Sahnesi, çev. Işık Ergüden, Đstanbul: Ayrıntı Yayınları. Foucault, Michel (2005), Büyük Kapatılma, çev. Işık Ergüden, Osman Akınhay, Đstanbul: Ayrıntı Yayınları. Sarup, Madan (2004), Perspektivizm ve Yorumcu Pluralizm, Đnsan Bilimlerine Prolegomena, der. ve çev. Hüsamettin Arslan, Đstanbul: Paradigma Yayınları. Urhan, Veli (2000), Michel Foucault ve Arkeolojik Çözümleme, Đstanbul: Paradigma Yayınları. Foucault, Michel. (2001), Madness and Civilization -A History of Insanity in the Age of Reason, Çev: Richard Howard, London & New York: Routledge. Michel Foucault, foucault-fuko-kimdir-hayati.html ( ). Michel Foucault, ( ). 17

ROBERT MICHELS VE OLĐGARŞĐNĐN TUNÇ KANUNU PROF. DR. MERAL SAĞIR GAMZE HAN (270506020) 13.05.2010/PERŞEMBE

ROBERT MICHELS VE OLĐGARŞĐNĐN TUNÇ KANUNU PROF. DR. MERAL SAĞIR GAMZE HAN (270506020) 13.05.2010/PERŞEMBE ROBERT MICHELS VE OLĐGARŞĐNĐN TUNÇ KANUNU PROF. DR. MERAL SAĞIR KAMU YÖNETĐMĐ GAMZE HAN (270506020) 13.05.2010/PERŞEMBE 1 ÖZET Oligarşinin tunç(veya demir) yasası kuramı Alman sosyolog Robert Michels tarafından

Detaylı

MİCHEL FOUCAULT DA BİLGİ, İKTİDAR VE ÖZNE İLİŞKİŞİ

MİCHEL FOUCAULT DA BİLGİ, İKTİDAR VE ÖZNE İLİŞKİŞİ MİCHEL FOUCAULT DA BİLGİ, İKTİDAR VE ÖZNE İLİŞKİŞİ Vedat ÇELEBİ Nevşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Gazi Üniversitesi E-posta: celebivedat@gmail.com. vedat.celebi@nevsehir.edu.tr ÖZET Bu çalışmada,

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR.

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR. SORULAR. 1. Anadolu bilgeliğinde ahlak anlayışının ortak özelliklerinden beş tanesini yazınız.(20 puan) 2. Ahlaki yargıları diğer yargılardan ayıran özellikleri karşılaştırmalı olarak yazınız.(16 puan)

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir?

Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? Günün sorusu: Kişisel gelişim nedir? İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarakta gelişebilir. Kişinin herhangi

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Sağlığa Çok Yönlü Bakış. Hekimlik ve Foucault Haluk C. Çalışır

Sağlığa Çok Yönlü Bakış. Hekimlik ve Foucault Haluk C. Çalışır Sağlığa Çok Yönlü Bakış Hekimlik ve Foucault Haluk C. Çalışır Modernizim Yeni, güncel 165 0 Mühendishane III.Selim II.Mahmut 185 0 Türkiye Cumhuriyeti 1960 1980 Nizamı Cedid Mektebi Tıbbiye Postmodernite

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri Kurucuları ve Okullar ( W. Wundt Okulu,

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Prof. Dr. Münevver ÇETİN Prof. Dr. Münevver ÇETİN LİDERLİKLE İLGİLİ TANIMLAR Yönetim bilimcilerin üzerinde çok durdukları kavramlardan biri de liderliktir. Warren Bennis in belirttiği gibi, liderlik, üzerinde çok durulan, yazılan

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır?

ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? ECE Hizmetleri Yoksullara Nasıl Yaygınlaştırılır ve Kadınlar için Güçlendirme Stratejisi Olarak Nasıl Kullanılır? Kadın ve Çocuk Merkezleri ECE Hizmetleri Sunan Kadın Kooperatifleri Kadın Emeğii Değerlendirme

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi

SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ 6. Hafta: Rasyonalizm Sorunu II: Freud ve Kapitalizm Sorunu-I: Polanyi UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar, ilgili ders kitabındaki

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Ergonomi Türkçe anlamı ile iş bilim olarak adlandırılan ergonomi, insan çalışmasına ilişkin bilim

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki Teorisi Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki ve Uyma Davranışı Sosyolojinin, toplumun bütününü kapsayan kanunu insan toplum hayatı yaşar kanunudur. İnsan bir toplumda

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD AÇIKLAMA 2009-2012 Araştırmacı: - Konuşmacı: Lundbeck İlaçları AŞ (2009, 2010) Danışman: - Olgu 1 - Bize ayrımcılık yapılıyor

Detaylı

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi İlke Beyanı: 3M çalışma ortamındaki herkes, kendisine saygıyla davranılmasını hak eder. Saygı göstermek, her bir kişiye eşsiz yetenekleri, geçmişi ve bakış

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması

2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması 2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması Tapio Laamanen 11 Ocak 2011 1 İstihdam ve Ekonomi Bakanlığının Stratejik Başlama Noktaları Temel

Detaylı

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM Bilgi, Ekonomi ve Kültür Prof. Dr. Veysel BOZKURT İstanbul Üniversitesi EKİN 2012 ÖNSÖZ ii Endüstriyel dönüşümün toplumsal sonuçlarını en iyi anlatan yazarlardan

Detaylı

MESLEĞİN GENEL TANITIMI

MESLEĞİN GENEL TANITIMI MESLEK TANITIMLARI HUKUK MESLEĞİN GENEL TANITIMI Bu bölümde toplumda bireylerin birbirleri ve devletle veya devletlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen yasaların uygulanması sırasında ortaya çıkan

Detaylı

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI PARK VE BAHÇELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI YEŞİL ALANLAR PLANLAMA PROJE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI YÖK ten 1 Mart 2 de Doktora programımıza olur alınması ile Fakültemizin dikey kuruluşu tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı. 2. yıl 4. yarıyıl Lisans Zorunlu T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE LİSANS PROGRAMI 2013-2014 Bahar Yarıyılı Dersin Adı: Rönesansta Felsefe Dersin Kodu: FEL 202 Dersin Şubesi: 01 AKTS Kredisi 5 2. yıl 4. yarıyıl

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ Madde 1 (1) Bu Yönetmelik, kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Psikoloji *Psikoloji, pscyhe (ruh) ve logy (bilim) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. *Psikoloji, hayvan

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

Kitap İnceleme Book Review

Kitap İnceleme Book Review 225 Metin BECERMEN Kitap İnceleme Book Review Foucault, Michel. L arcéologie du savoir (The Archeology of Knowledge, trans. A. M. Sheridan Smith, Pantheon Books, New York: 1972) (Bilginin Arkeolojisi,

Detaylı

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 2016 Çatışma Yönetimi: Kişi, Ekip ve Organizasyon Değişimi Koçluk Yaklaşımı ile Yönetmek Eğiticinin Eğitimi: Eğitime ve Kişiye Özel Ekip Yönetimi: Bütünsel

Detaylı

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX GİRİŞ...1 Birinci Bölüm EKONOMİK KAMU DÜZENİ EKSENİNDE BAĞIMSIZ İDARİ

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Michel Foucault. Felsefe Sahnesi

Michel Foucault. Felsefe Sahnesi Seçme Yazılar 1 q Entelektüelin Siyasi İşlevi Seçme Yazılar 2 q Özne ve İktidar Seçme Yazılar 3 q Büyük Kapatılma Seçme Yazılar 4 q İktidarın Gözü Seçme Yazılar 5 n Felsefe Sahnesi Seçme Yazılar 6 q Sonsuza

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve ÜNİvERSİTELERİMİzDE SANAT VE TASARıM EGİTİMİ Güner SÜMER* I-GİRİş Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve Öğretiminin genel amacı öğrencilerin yaratıcı sanat yeteneklerini geliştirerek,

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

4.Sınıf. Dersin amacı öğrencilerin Türkiye deki idari ve yasal düzenlemeler hakkında bilgi sahibi

4.Sınıf. Dersin amacı öğrencilerin Türkiye deki idari ve yasal düzenlemeler hakkında bilgi sahibi 4.Sınıf 7. Yarıyıl (Güz Dönemi) Yönetim ve Mevzuat (AKTS 4) 3 saat Dersin amacı öğrencilerin Türkiye deki idari ve yasal düzenlemeler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Türkiye Cumhuriyeti nin

Detaylı

İşe Dayalı Öğrenme (İDÖ)

İşe Dayalı Öğrenme (İDÖ) İşe Dayalı Öğrenme (İDÖ) Dr. Ö. Sürel Karabilgin 14. Bahar Sempozyumu Antalya 13 17 Nisan 2010 Sunum planı Kavramlar İDÖ tanımı ve içeriği İDÖ tipolojisi Sorunlar Anahtar kavramlar ve anlamları Strateji,

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, "STK" gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, STK gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40 Yasa degisiklik teklifine iliskin ACIKLAMADIR: Orman Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, kendi bakanlık burokratları tarafından hazırlanan yasa değişiklik teklifine ilişkin açıklamalarında "STK'lardan

Detaylı

Çocuğunuz ne kadar zeki?

Çocuğunuz ne kadar zeki? On5yirmi5.com Çocuğunuz ne kadar zeki? Psikolojik Danışman Yusuf Menki ile zeka testi konusunu konuştuk. Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012 Perşembe (oluşturma : 1/4/2016) Gizem Gül'ün röportajı Hepimiz zeki

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

Adli Psikoloji ve Denetimli Serbestlik Denetimli Serbestlik Psikologlar

Adli Psikoloji ve Denetimli Serbestlik Denetimli Serbestlik Psikologlar Adli Psikoloji ve Denetimli Serbestlik Adli psikoloji, psikologların görev alabileceği ve topluma hizmette çok öneme sahip bir alandır. Çünkü suç durumlarında, gerek suçlular gerek mağdurlar açısından

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı