Müşfik Kenter: Oyunculuk bana hâlâ çok tuhaf gelir, komiğime gider.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Müşfik Kenter: Oyunculuk bana hâlâ çok tuhaf gelir, komiğime gider."

Transkript

1 Müşfik Kenter: Oyunculuk bana hâlâ çok tuhaf gelir, komiğime gider. 24 Ekim 2007 Çarşamba günü Film Merkezi nin konuğu güzel sesiyle de gönüllerimize taht kurmuş usta oyuncu Müşfik Kenter di. Katılımın epey yüksek olduğu söyleşinin moderatörlüğünü Yamaç Okur yaptı. Söyleşi boyunca Kenter, sinema ve tiyatro serüveninden bahsetti, anılarını anlattı. Söyleşi sonrasında Kenter in filmografisindeki en önemli filmlerden biri olan Sevmek Zamanı gösterildi. M üşfik Kenter: Annem İngiliz dir. Babam da hariciyeciydi, Lozan Antlaşması na giden, orada çevirmenlik yapan hoş bir insandı. Annemle de İngiltere de tanışmışlar. Annem, sağlam, hiçbir şeyden yılmayan, her şeye karşı gelen, bize çok şey öğreten müthiş bir kadındı. Onları rahmetle anıyorum. Onlardan çok şey öğrendim. Dedeniz de valilik yapmış sanırım. Evet, Galip Bey. Benim göbek adım da Galip tir. Müşfik Galip. O da birçok yerde valilik yapmış bir adam. Ankara da, amcamın evinde bir resmi vardı. Çok güzel bir resimdi. O ölünce, yengem bana Bu resim senin dedi fakat ben Ankara da olmadığım için, Yıldız 1 ın kızı kapmış onu oradan. Annenizle ilgili, özellikle istila yılları İstanbul undan hatırladığınız anılar var mı? 1 Müşfik Kenter in ablası ünlü oyuncu Yıldız Kenter.

2 526 M Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 üşfik Kenter: Çamlıca da otururken, orada İngiliz askerleri varmış. Yol mu yapıyorlarmış ne. Annem de, eşeğin üstünde, çarşaflı bir kadın olarak, bir İngiliz e You ve got a fag? 2 demiş. Annenizin annesi ve babası da tiyatrocuymuş. Evet, ailesi tiyatrocuymuş. Öyle söylüyordu, bilmiyorum ne kadar doğru. Haydi canım, nerede senin ailende tiyatroculuk diye kızdırırdık onu da. Babanız hariciyeci olarak çalışırken, annenizle evlendiği için sorun çıkmış. İsmet Paşa, Karılarınızı boşayın demiş. Babam da onun için bırakmış o vakitler hariciyeciliği. Sizin çocukluk yıllarınız da dolayısıyla Ankara da geçmiş olmalı. Evet. Ben Üsküdar da doğmuşum ama orayı hiç hatırlamıyorum. Tek hatırladığım şey, vapur gibi bir yerde, birileri kâğıttan bir kayık yapmış, bu geminin denizde kaybolup gidişi... İstanbul da geçen çocukluğumdan yalnızca o an kaldı gözümün önünde. Bir de iki tane el hatırlıyorum, suya girip çıkarıyorlardı. Herhalde babamdı o; beni denize sokuyordu. Siyasal Bilgiler Fakültesi nin arkasında oturuyorduk biz. Spor salonu yapılıyordu. Ben, onun temeline düştüm. Sonra orada çok basketbol oynadım. Ankara daki çocukluk yıllarınız nasıl geçti? Ankara da Kale de oturduk. Cebeci nin üstünde, Abidin Paşa Köşkü nde oturduk. En son Cebeci de oturduk. Cebeci den de dağıldık; oradan İstanbul a geldik. Ankara güzeldi tabii. Hoş günlerdi. Benim oyunculuk yapmak diye bir düşüncem hiçbir zaman olmadı. Yıldız ın vardı mesela. O, Halkevi nde oynuyordu. Bütün amacı oydu. Ama ben, oyuncu olmayı aklımın köşesinden bile geçirmedim doğrusu. Bir gün ağabeyim Sen de girsene kon- 2 Doğu Londra aksanıyla sorulmuştur, Sigaran var mı? anlamına gelir.

3 Müşfik Kenter 527 servatuara. Herkes giriyor dedi. O şimdi doktor ve Amerika da yaşıyor. Ya boşver, dedim. Yıldız da Haydi git bir bak dedi. Gittim baktım, sınavlara bir hafta varmış. Çalıştık, girdik. Fakat bana çok komik geliyor. Yıldız la çalışıyorum, gülüyorum. Gülme diyor Yıldız bana. Hala gülerim. Oyunculuk bana hala çok tuhaf gelir, komiğime gider. Çok çalışır ederim ama çok fazla da ciddiye almam. Çok fazla ciddiye alınca başka türlü oyuncular çıkıyor ortaya. Sonradan onu keşfettim ben. Hiçbir zaman çok ciddiye almadım ama gerçekten çok çalıştım. Yine de, her zaman dalgasını geçerdim. Belki de o yüzden fazla kasıntı bir şey olmadım. Hep utangaçtım ben. Konservatuara girdim, bir sene koridorda volta attım sıkıntıdan. Sıkılıyordum, hala daha sıkılıyorum. Bir oyuna başlamadan evvel hani oyun okunur filan ya, ben Dur biraz daha okuyalım filan diye daha savsaklarım sahneye çıkmamak için. Çünkü sahneye çıkınca yine başlıyor elini kolunu nereye koyacağının, ne yapacağının derdi. Yok, ezberini unutacaksın, yok bilmem ne olacak. Benim öyle bir çekingenliğim vardır. O yıllara dönecek olursak, aslında lisede de iyi bir öğrenci değilmişsiniz. Hayır. Lisede iyi bir öğrenci değildim. Kopya çekerdik hep. Bu, konservatuara girmenizde bir sorun teşkil etti mi? Hayır. Gir dediler, ben de gittim, girdim. Ama girince de gerçekten çok çalıştım. Sabah 4 te kalkardım. Yedi buçuğa kadar parçalarımı çalışırdım. Yedi buçuk kahvaltı saatiydi. Kahvaltı eder, sonra da derslere girerdik. Akşam 6 dan sonra bir boşluk olurdu; 8 de de yatardık. Yattıktan sonra müzisyen çocuklar gelip başımda orkestra çalarlardı, uyumaya devam ederdim. Konservatuarda diğer bölümlerde okuyan çocuklar da sabah benimle birlikte kalkarlar, kendilerine oda tutarlardı; çalışmayacakları zaman arkadaşlarına söylerlerdi Sen gir diye. Öyle bir paylaşım vardı. Yatılı olunca insan çok şeyler yapabiliyor. Gerek yapımcılar olsun, gerek müzisyenler olsun, o devirden çıkan insanların hepsi bir yerlere geldiler. Çünkü gerçekten çok

4 528 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 güzel çalışılıyordu. Bahar gelince bahçeye çıkar, orada çalışırdık. Çok hoş bir okuldu. Biz, oranın tadını çıkardık ve orada çalışmamızın herkese yararı olduğunu sanıyorum. Orası çok güzel bir konservatuardı. Şimdi, sanıyorum ki Mamak Belediyesi yaptılar orayı. Acı bir şey. O dönemdeki konservatuarlar kolay mezun vermiyordu, değil mi? M üşfik Kenter: Tabii, o zaman öyleydi. Biz Şubat ta on üç kişi olarak girdik. Bunların bir kısmı atıldı; Haziran da üç kişi kaldık. Bütün tiyatro bölümü yedi sekiz kişiydi. Üç kişi biz, iki kişi orta ikide, iki kişi de yüksek bölümde. Kerim Afşar, Allah rahmet eylesin, Gökçen Hıdır ile Semih Sergen ve bir de biz vardık. Ben, Cüneyt Gökçer in yeğeni Suna Sirmen, bir de Meral Gözendor. Şimdi ben hocalık yapıyorum üniversitede. Giriyorum sınava, birkaç kişi seçiyorum. Paralı üniversite ya, para gelsin diye, arkamdan bir sürü kişi alıyorlar. Yahu ne yapıyorsunuz? Parayla olacak bir iş değil ki bu? Önüne geleni alıyorlar. Geliyorum bakıyorum, Bu ne? Seni kim aldı? diyorum. Bazı insanlar var ki, imkânı yok hiçbir şey olamazlar. Ne yazık ki, bazı işleri yapmak zorunda kaldığım için kendimden utandığım zamanlar çok oldu. O dönemde siyasi hayatın konservatuara bir müdahalesi var mıydı? Hayır. Hiç öyle bir şey olmadı. Bizim konservatuarda, bize ayda beş lira para veriyorlardı. Elbise veriyorlardı, ayakkabı veriyorlardı. Müthiş bir yerdi orası. Yatılı olması da çok iyiydi tabii; çalışma olanağı daha çok oluyordu. Orada kaldığımız zaman geceleri de çalışıyorduk; sabah erken kalkıp çalışıyorduk. Olanaklarımız vardı. Bahar geldiği zaman, bütün müzisyenler, kemancılar dışarı çıkıp dışarıda çalışırlardı. Kışın koridorlarda, merdiven altlarında çalışılırdı. Ama her kapı, maroken kaplı, çift kapıydı. Pencereler çift pencereydi. Yani koridorda biri bir şey yaptığı zaman, sesi, içeride çalışana hiç gitmezdi. Müthiş bir yerdi orası. Öyle bir okulda okuduğum için çok mutluyum ve

5 Müşfik Kenter 529 orada çok şey öğrendim. Çok çalıştım. Bütün arkadaşlarım da öyle. Eğitmenleriniz kimlerdi? Mahir Canova vardı. Cüneyt Gökçer vardı ama o pek gelmezdi derslere. Kırk beş dakika oturup giderdi. Nurettin Bey vardı, Allah rahmet eylesin. Nasıl çalışılması gerektiğini ondan öğrendim; çok hoş bir insandı. Konservatuardan 1955 te mezun oldunuz ve hemen Ankara Devlet Tiyatrosu na girdiniz. Evet. Zaten o zaman kimse yoktu tiyatroda; mezun olanı hemen alıyorlardı. Üç kişi mezun olduk. İki kız, bir de ben. Ankara da nasıl bir seyirci ortamı vardı? Saman Pazarı nın altında Sümer Sineması vardı. Otuz iki kısım tekmili birden için oraya giderdik. Ne tür filmler oynardı? İşte, otuz iki kısım tekmili birden. Dünya sinemasından onlar oynadı. Bizim apartmanda oturan Agâh Ün vardı; o da Devlet Tiyatrosundaydı. O, bütün filmleri taklit eder, anlatırdı. O da çok giderdi Sümer Sineması na. Aslında açık hava sinemalarından başladık biz. Cebeci de Yenidoğan Sineması vardı. Otobüs durağına tırmanıp filmi izlerdik. Bazen Muammer Karaca gelirdi. Aslında çok güzeldi Ankara. Necdet diye birisi vardı; sesi o kadar güzeldi ki. Sokaklarda, oralarda buralarda söylüyordu. Deli Necdet derlerdi. Müthişti. Konservatuara filan girmedi hiç; sonra ne oldu bilmiyorum. Türk filmleri ya da Muhsin Ertuğrul filmleri Ankara da oynar mıydı? Vallahi hep açık hava sinemasına giderdik biz; hiçbir şey hatırlamıyorum. Kafama takılmış bir Türk filmi yok. Devlet Tiyatrosunda kısa bir dönem çalışıp askere gidiyorsunuz.

6 530 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 Oda Tiyatrosu nda, Öfke diye bir oyun oynuyorduk. Çok güzel bir oyundu; ama ancak 80 kişi izleyebiliyordu. İnsanlar, bilet alabilmek için gece 12 de sıraya giriyorlardı. Ben de askerdim o zaman. Subaylar bilet için ısrar ediyorlardı; Vallahi kusura bakmayın, ben de alamıyorum. Gidin oraya, alın diyordum. Kışın, o soğukta sıraya giriyorlardı. Ankara nın tavrı o kadar hoştu. Devlet Tiyatrosu nda dört sene filan çalıştım. Dört senede epey rol oynadım. Sonra Muhsin Bey i oradan attılar; biz de biraz ters düştük tiyatroya. O dönemde Vatan Cephesi olayları da vardı. M üşfik Kenter: Vatan Cephesi vardı tabii. Hele sanatçıların böyle bir şey yapması çok ayıp. O zamanlar Ankara da çok miting olurdu; ama şimdi burada da olduğu gibi kimse hiçbir şeyin farkında değildi. Hiç unutmadığım bir şey var, hep anlatırım onu. Bir gün gidiyoruz; baktık her yere bayrak asıyorlar. Operanın önünden geçeceğiz, biri Opera bayrak diye bağırıyor. Arkasındakiler de, bunu duyunca, O fena bayrak! O fena bayrak! diye bağırıyorlar. O kadar tuhafıma gitmişti ki. İnsanlar bazı şeyleri farkına varmadan yapıyorlar. İstanbul a gelişinizde Muhsin Ertuğrul un büyük rolü oldu mu? Tabii. Muhsin Bey çağırdı bizi, biz de gittik. İlk Karaca Tiyatrosu nda başladınız; Salıncakta İki Kişi ile. Evet. İstanbul a gelmişiz, yatacak yerimiz yok, hiçbir şeyimiz yok. Sultanahmet tarafında Metin And ın babasının evi vardı. Evin sakinleri Avrupa dalardı; biz de biraz orada kaldık. Ben yerde yatıyordum, Yıldız kanepede yatıyordu. Sabah gözümüzü açınca başlıyorduk prova yapmaya. Salıncakta İki Kişi çalışıyorduk. On günde çıktı oyun. Çünkü yapacak bir şeyimiz yok, evimiz yok, bir şey yok. Tiyatroya gidiyoruz; Muhsin Bey geliyor, oturuyor. Biz oynuyoruz; Güzel diyor, gidiyor. Tam 1960 İhtilali öncesi. Zaten ihtilalle birlikte tiyatro da ölüyor.

7 Müşfik Kenter 531 Para yok, pul yok, hiçbir şey yok. Tiyatrolar kapandı. Biz de mitinglere katılmaya başladık. Üniversiteye gittik, bizi pencereden içeri çektiler. Sonra da telefon etmişler Kemal Aydın a, Kenter Kardeşler buraya geldi diye. Hem gelin diyorlar, hem de hemen ispiyonlamışlar oraya. O dönemde turneye çıkıyorsunuz. Türkiye nin her yerini dolaştık. Zaten yapacak başka şey yoktu. O dönemlerde belediyeler tiyatroları herhalde sinemayı kullanarak tanıtıyorlardı. Evet. Cahit Irgat vardı, Lale Oraloğlu vardı; onlar sinemacı oldukları için hep onları ilan ediyorlardı. Filmlerde gördüğünüz oyuncular canlı canlı karşınızda diye. Ben de bağırıyordum tabii. Yıldız sonradan geldi; benim sesimi duyunca başlamış ağlamaya. Sinemayla tanışmanız da bu dönemde mi oluyor? Evet, tabii. Bir film çevirttiler bana Sezer Sezin le, Dişi Kurt (Yön: Lütfi Akad, 1960). Hatırladığınız şeyler var mı filme dair? Çünkü bu filmler yangın nedeniyle ne yazık ki kayıp. Var tabii. İstinye de kış günü vapurdan atladık denize. Sezer de yüzme bilmiyor. Atladık elbiselerle, ben onu tutuyorum. Bayağı hoştu yani. Teklif nasıl geldi? Tiyatroda mı görmüş sizi Lütfi Akad? Lütfi Abi nin haberi yoktu. Yapımevinden çağırdılar. Zaten Lütfi Abi Çekin, diyordu; arkasını dönüyordu. Benim uyurkenki halimin taklidini yapardı. İki oyun oynayıp akşam film çekmeye gidiyorduk, sabaha karşı dönüşte uyuyakalıyormuşum. Lütfi Akad ın Sessiz Harp (1961) filmini hatırlıyor musunuz?

8 532 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 Onun çoğu sahnesini de Emirgan da çektik. Lütfi Abi sonra tiyatroda da bizimle çalıştı. Dekor yaptı, oyun koydu sahneye. Çok hoş bir insandı de, bu iki filme ve tiyatroya devam ederken, Rockefeller dan burs alıyorsunuz. Hem Amerika ya, hem İngiltere ye gidiyorsunuz ve buralarda tiyatroyla ilgili araştırmalar yapıyorsunuz. Oyun seyrettik bol bol. Yurtdışındaki tiyatroyu görmek o dönemde perspektifinizi genişletti mi? M üşfik Kenter: Tabii. Ben İngiltere ye sık sık gittim o bursun dışında. Fakat bizim tiyatromuz da onlardan hiç geri değil. Kent Oyuncuları topluluğunun isim babası Akad değil mi? Lütfi Abi, evet yılında Şükran Güngör, Kamuran Yüce ve Çiğdem Sarıışık ile beraber Kent Oyuncuları topluluğunu kuruyorsunuz. Bu, sonrasında Kenter Tiyatrosu na dönüşen bir topluluk. Evet. Tiyatroyu kurduk, ama şimdi kimse gelmiyor tiyatroya ne yazık ki. Dışarıda böyle bir tiyatro yapsan, seni nereye koyacaklarını bilemezler. Bizde kimsenin umurunda değil. Kim bilir neler düşünüyorlardır, Bunlar çalmışlardır etmişlerdir diye. Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Bir tiyatro yapılıyor yahu! Biraz ilgilenseler, yardım etseler Hayır, kimse böyle bir şeye yardım etmeye katiyen yanaşmıyor. Bahsettiğiniz, halk mı devlet mi? Herkes. Bir sürü insan var; zenginler var. Biz dişimizden, tırnağımızdan bir tiyatro binası yaptık, kimsenin umrunda değil. O dönemde Masis Balyan ın yardımlarından söz ediliyor. Tabii, bizim tiyatronun bütün koltuklarını o yaptı. En çok yardım eden oydu. Ne para ne pul aldı. Müthiş bir adamdı.

9 Müşfik Kenter 533 En önemli filmlerinizden biri, 1965 yapımı Sevmek Zamanı. Metin Erksan la nasıl tanıştınız? Bu film önerisi size nasıl geldi? Muhasebeci Kemal Abi vardı, o ayarladı. Evet dedik ama o film sonsuza kadar bitmeyecekmiş gibi geldi bize. Her sabah 5 te kalkıp adaya gidiyorduk. Sema Özcan ın, akşam 6 da oyunu vardı ki anlaşma yaparken bunu biliyorlardı. 6 daki oyuna gitmesi için de 2 vapuruna binmesi gerekiyordu. Gidiyorduk, Metin Erksan bütün sabah dolaşıyor dolaşıyor, öğlene doğru çalışmaya başlıyor, Sema 2 de vapura gidince de, sanki bilmiyormuş gibi, küfür etmeye koyuluyordu. İki üç ay boyunca her sabah taşındık oraya. O fasıl bitti, Belgrad Ormanına taşınmaya başladık. Benim fotoğraf makinem vardı; o filmin bütün fotoğrafları benim makinemle çekildi. Bir de üstü açılan Mercedes arabam vardı ki onlardan hiç kalmadığı için ben ona Dinozor diyordum, o araba kullanıldı bütün çekimlerde. Belgrad Ormanına gittik aylarca, çekimler gerçekten çok uzadı. Öyle ki, film bitti, altı ay sonra biri Abi ya, bir sahne kalmış da, diye kapıya geldi. Benim çocuğum filan oldu o arada. O dönemde oyunculuk yönetiminin nasıl olduğunu hatırlıyor musunuz? Metin Erksan inişleri çıkışları olan bir yönetmen. Sanat tarihi okumuş, Türk sinemasına yönetmenlik ve auteur anlayışı getirmiş çok az yönetmenden biri. Oyunculuk yönetiminde nasıl bir tarzda çalışırdı? Mesela senaryoyu daha önceden vermiş miydi size? Rolünüze nasıl hazırlanmıştınız? Tiyatroda nasıl hazırlanıyorsam filmde de öyle. Bakıyorsun, okuyorsun, ezberliyorsun, hangi sahne gelmişse çalışıyorsun. Ne yapılmasını istiyorsa yapmaya çalışıyorduk, ama bıktıracak derecede ağır çalışıyorduk. İnsan kaçmak istiyor o kadar ağır olunca. Dublajını da bize yaptırmadılar. Sema nın dublajını Geliyoğm, gidiyoğm, diye konuşan bir kız yaptı. Olacak şey değil. Sen nasıl gider beni bir başkasına konuştursun? Tabii o dönemde filmler sesli çekilmiyordu ve dublajda çok yoğun bir sektör vardı. Bir sinema oyuncusunun

10 534 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 kendi sesini kullanabilmesi pek kolay değildi. Film vizyona çıktıktan sonra yapımcıların veya yönetmenlerin size bakışlarında herhangi bir değişiklik oldu mu? Farklı teklifler geldi mi? M üşfik Kenter: Hayır. Genellikle vakit de olmuyordu zaten. O sırada Pembe Kadın oynuyordu. Ben sahneye koymuştum. Çok da tuttuğu için ben boştum; ama Sema oynuyordu orada senesinde Tunç Başaran ın Murtaza filminde yer alıyorunuz. Bu filme nasıl dâhil oldunuz? Orada çok keyifli çalışmıştık. Mengü Yeğin vardı, Allah rahmet eylesin. Metin Erksan ın akrabasıydı; kameramandı. Mengü yle beraber bir saç ayağı olduk biz. Çok güzel bir çalışmaydı o. Keyifle çalıştık. Ayfer Feray vardı. Ayfer Feray ile de Dormen Tiyatrosu nda beraberdik; dünya tatlısı bir insandı. Para alır mıydınız bu filmlerden? Metin Erksan dan hiç para almadık tabii. Onun muhasebe işlerine bakan Kemal Abi, çok seneler sonra bir lira verdiydi. Neden verdi, onu da anlamıyorum. Diğer filmlerden? Yapımcılar veriyorlardı. O dönemde sinemada bono sistemi vardı. Siz hiç bonolarla çalıştınız mı? Hatırlamıyorum. Sanmıyorum. Murtaza da dublajınızı başkası mı yaptı? Hayır, başkası yapmadı. Ben konuştum te, Murtaza nın çekilmesinden sonra, bir tiyatrocu-yönetmeninin, Haldun Dormen in filminde rol alıyorsunuz. Bozuk Düzen. Enteresan da bir kadro var; Erol Keskin, Belgin Doruk, Ekrem Bora. Çok güzel çalıştık; zaten benimki ufak bir roldü. Altın Portakal kazanmıştım o rol ile.

11 Müşfik Kenter 535 Söyleşilerinizde hep şunu belirtiyorsunuz: İhtilaller tiyatronun kaderini çiziyor. Tiyatrolar zaten iş yapmıyor, ama ihtilallerle birlikte işler daha da geriliyor. Bu yüzden de, özellikle 60 lı yılların sonlarından itibaren, tiyatro dışında işler yapmak zorunda kalıyorsunuz. Seslendirmeye doğru kaydığınızı görüyoruz. Radyoda Uğurlugiller var bu dönemde. O zaten eskiden beri vardı. Selçuk Abi (Kaskan) öldükten sonra bitti. İpek Film de, Hüsamettin Tursan la beraber birtakım seslendirme çalışmalarınız oluyor. Ben Ya Hüsam Abi, ben gelmeyeyim. Sıkılıyorum karanlıkta, derdim. O da, Gel ya otur şuraya, bir kelime söyler gidersin, diye yanıtlardı. Gerçekten de bir kelime söyler giderdim. Bir yandan da Hüsam Abi, sen beni çok çalıştırıyorsun ya, böyle olmaz ki, diye dalga geçerdim. Bir gün gittim, oturdum, Tamam, bitti iş, dedi, konuşturmadı bile beni. Allah rahmet eylesin. Ölmeden evvel yanına yetiştim. Hastanedeydi, koşa koşa gittim. Kalktı, konuştuk ettik. Ben gider gitmez ölmüş. Cüneyt gitmiş benim arkamdan; bana Sen çıkmışsın, ölmüş, dedi. Kenter Tiyatrosu, Türk tiyatrosunda bir okul gibidir. Kamuran Yüce, Gül Onat, Çolpan İlhan, biraz Tuncer Kurtiz. Çok fazla oyuncu var. Nasıl yıllardı? Nasıl bir ortam vardı? İlk geldiğimizde, Karaca Tiyatrosu nda Salıncakta İki Kişi ile başladık. Bir süre sonra, Site Sineması nın üstünde Oda Tiyatrosu açıldı. Muhsin Bey bizi oraya yönlendirdi. Tabii orası çok küçük bir yerdi. En önde oturan, yerde oturuyormuş gibi oluyordu; en arkada oturanın kafası da tavana değiyordu. Ne olursa olsun, çok güzel oyunlar oynadık. Bir gün, Antigone yi oynarken, perde açılmadan evvel salona birileri gelmiş. Kah kah kah, kih kih kih, şu koltuğa bak! Bir şamata, bir gürültü Perde açıldı, hala devam ediyorlar. Biz de sahnede öylece oturmuş bekliyoruz ki takdim edilelim. Ama şamata bir türlü bitmiyor. Ben oturduğum yerden sessizce Eşek dedim. Birden sustular.

12 536 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 Ne dedi? Eşek dedi, Eşek dedi, derken bütün salonu dolaştı o laf. Böyle küçük anılarımız da oluyor. Televizyonda tek kanallı yayının başlayacağı yıllara doğru ilerliyoruz. Henüz özel televizyonlar yok, internet yok. Dolayısıyla, sinema bir numaralı eğlence. Herhalde tiyatro da ilgi görüyordur. M üşfik Kenter: Tabii tabii. Mesela biz, Yıldız la (Kenter), Büyük Sebastianlar diye bir oyun oynadık. Sihirbazlık gösterileri filan yapıyor bunlar. Bazı şeyleri önceden ayarlıyoruz; adamın ismini öğreniyoruz, kafası çıplak olanları saptıyoruz. Oyun sırasında ben salona iniyorum. Yıldız ın gözleri bağlı; Elimin altında ne var diyorum, Bilardo topu, diyor. Birinin ismini öğreniyoruz; sonra ona, İsminizin baş harfini söyler misiniz diyoruz. Seyirciler cüzdan, kalem, bilmem ne gösteriyor, Bunları da bilin, diyor. Sanki gerçekten sihirbazlık var. Tabii biz de bir şey de yapamıyor, hemen sahneye kaçıyorduk. Bir gün, Ümit Deniz gelmiş. Yakasında karanfili var. Şimdi, göğsünde karanfil olan bir beyefendinin yanında duruyorum, deyince Deniz kalktı, selam verdi. Siz konservatuardan ilk çıktığınızda, sadece Devlet Tiyatrosu vardı; ama zamanla özel tiyatrolar da arttı. Yeni nesil oyuncularla Kenter Tiyatrosu nun arası nasıl oldu o dönemlerde? Gelenlerin çoğu, zaten bizim öğrencimizdi. Herkes bir şeyler öğreniyordu; biz de öğreniyorduk. İnsan öğretirken de öğreniyor. Sanıyorum bütün hocalarımızın biraz öyle davranması gerekiyor. Öğrenciyle birlikte birçok şey öğrenebiliyor herkes. Çünkü ne kadar bilsen de, birçok şeyi bilmiyorsun. Birçok öğrenci de, senin bilmediğin şeyleri biliyor. Onlardan çok şey öğrenebilir insan. Her zaman öyle düşünmüşümdür. Oyunculukta tek seçenek olmaz. Birkaç alternatif olur. Bir rolü şöyle de böyle de oynayabilirsin. Herkes değişik yorum getirebilir. Hamlet i oynayan ne kadar oyuncu varsa, o kadar Hamlet vardır. Herkes başka türlü alır. Her oyuna başlayışta yeniden oyuncu oluyor insan.

13 Müşfik Kenter 537 Mesela bir oyunu okumaya başlarız; benim bir türlü ayağım sahneye gitmez. Haydi, bir daha okuyalım. Bir daha okuyalım Sahneye çıkınca tökezleme korkusu hep vardır oyuncularda. O korku olmazsa da zaten iyi oyuncu olamaz insan. O çekingenlik, o heyecan var olunca, Olmuyor olmuyor olmuyor, derken daha çok çalışıyorsun ve sonunda kendi kafana en uygun yorumu buluyorsun. Tekdüze bir oyunculuk sergilememek lazım; ama seyirciyi çok da şaşırtmamak gerek. Seyirci senden kopmamalı. Aslında çok zor iş. İnsan her gün bir şey öğreniyor. Bir mülakatınızda şöyle söylüyorsunuz; İki tane çok ağır iş var. Biri maden işçiliği, diğeri oyunculuk. Evet, yıpranma payına bakıldığında istatistikler öyle söylüyor. Madende çalışan işçi ile tiyatroda çalışan oyuncunun riskleri aynıymış. İkisi de ağır işçilik. Bir duygu yakalamaya çalışıyorsun; o çok yoruyor insanı. Aynı provayı on kere, yirmi kere, otuz kere yapıyorsun. İnsanı gerçekten yıpratıyor. Oyunculukta çok önemli olan şeylerden bir tanesi de insanın kendisini tanıması. İnsan, kendisini tanımazsa, ne yapabileceğini bilmezse, bir şey yapamaz. İnsanın Ben her şeyi yaparım diye düşünmemesi gerek. Var öyle insanlar; ama yapamıyorlar. Benim ödüm patlıyor sahneye çıkarken. Prova yaparken bile ayaklarım geri geri gidiyor; Durun, bir daha okuyalım, diyerek ne kadar geriye attırabilirsem attırmaya çalışıyorum. Sonunda, ne yazık ki, oraya çıkmak zorundasın. Provaları biraz aksatabiliyoruz; ama oyuna başlandı mı her gün oynayacaksın orada. Aynı oyunu devamlı oynamak, o duygunun biraz yitirilmesine neden olmuyor mu? Hayır. Bir kere her gün değişik seyirci geliyor. Öyle düşüneceksiniz. Onun için, gene aynı tazelikte, aynı heyecanla, aynı duygularla oynaman gerekiyor. Tabii, oyuncu olarak, oynadıkça kimsenin farkına varmayacağı küçük küçük değişiklikler yapıyorsun. Kimse farkına varmasa da, oyun-

14 538 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 cu olarak senin farkına varacağın, Galiba bu daha iyi oluyor, diye düşüneceğin ufak ufak değişikliklerle oyunu geliştiriyorsun. Ben, onu içimde çok duymuşumdur. Yüz kere de oynasan, yüz birinci oyunda Böylesi daha iyiymiş diyorsun. Sonu yok aslında. Türk tiyatrosunun o dönemde devletle olan ilişkisi nasıldı? Yardım alabiliyor muydunuz? Devlet sübvanse ediyor muydu? M üşfik Kenter: Ediyorlardı ama yaptıkları yardım bir oyunun dekor parasına bile yetmiyordu. Bu işler, o dönemde de kişisel ilişkiler üzerinden mi gidiyordu, yoksa şeffaf bir sistem var mıydı? Herkese aynı parayı veriyorlardı. Yahut sen Şu oyunda şunlar şunlar lazım, şu kadar para lazım diye yazıyordun, onlar da senin yazdığın rakamı azaltıp gönderiyorlardı. Olsun, gene de bir şeydir tabii. Tiyatroda hiçbir zaman bir denetleme kurulu olmadı, değil mi? Sinemada sansür her zaman başa bela olmuştur. Hayır, ama gelip seyrediyorlardı. Bir şey buldukları zaman da oyunu kaldırabilirlerdi. Sizin başınıza geldi mi böyle bir olay? Gelmedi. Hatta ben Savunma diye bir oyun çalışıyordum. Kemal Abi geldi seyretti, Sen ne yapıyorsun ya? Seni götürürler dedi. Ondan sonra Ankara ya gittik o oyunu oynamaya, ama kimseden ses çıkmadı. Ecevit geldi ki o zaman yasaklıydı, boynuma sarıldı, Sen nasıl oynuyorsun bu oyunu? dedi. Uğur Mumcu geldi, bir yazı yazdı, Tamam yandık dedim, Şimdi kaldırırlar. O kadar güzel bir yazıydı ki. Karısı o yazıyı çerçeveletip bana göndermişti. Eski başbakanlardan biri seyretti birinci perdeyi, sonra kalktı gitti. Sinemada, bir oyuncunun performansı, diğer oyuncunun performansını arttırır. Karşınızda kötü bir oyuncu

15 Müşfik Kenter 539 varsa, o, sizi de aşağı çeker. Tiyatroda nasıl bir durum söz konusu? Tek kişi oynamak nasıl? Tek kişi oynamak güzel bir şey tabii, ama çok kişi oynamak da çok güzel. Çünkü o paylaşım ayrı bir şey. Ama tek kişiliğin başka avantajları var. Bir kere özgürsün. Kimse sana Provaya gelmedin filan demiyor. Her yerde çalışabilirsin. Ben küçücük bir odaya girer çalışırım, kimsenin olmadığı bir yere gider çalışırım, sokakta çalışırım. Çalışacak yer çok. Bu tiyatroyu açmadan evvel Hamlet i çalışıyorduk, ama çalışacak yer yoktu. Bir gün Karaca Tiyatrosu na gidiyorduk, bir gün Teşvikiye deki yuvarlak bir sahneye gidiyorduk, sokakta çimenlere oturup çalışıyorduk yılında, Memduh Ün ün ikinci kez çevirdiği Üç Arkadaş var. Burada Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır ile beraber rol alıyorsunuz. Bu film, Memduh Ün ün yönetmenliğindeki tek filminiz. Nasıl bir oyunculuk yönetimi vardı? Müşfik Kenter: Doğrusu pek hoşlanmadım. İlk çevrimi kadar rağbet görmemişti. Siz ilk filmi seyretmiş miydiniz? Evet, seyrettim tabii. Yönetmenin onu seyrettirip öyle bir oyunculuk istemesi söz konusu oldu mu? Onun aynısını yapmaya kalktı. Bütün mizansenler aynı. Salih Tozan öyle yapıyordu, sen de öyle yap diyor bana. Böyle bir yönetmenlik olabilir mi? Her şey aynı. Aynı merdivenler, aynı hastane. Sinemaya uzun yıllar ara veriyorsunuz yılında Hayallerim, Aşkım ve Sen var. Atıf Yılmaz la tek filminiz de bu. O çok tatlı bir çalışmaydı. Atıf Abiyle, Türkan Şoray la. Arkadaşımız, dostumuzdu Atıf Abi. Yurtdışında çektiğiniz tek film, bir Türk yönetmenin, Tevfik Başer in filmi, Elveda Yabancı (1993). Tevfik

16 540 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 Başer in yurtdışında çektiği iki filmden bir tanesi bu. Uluslararası bir deneyim. Müşfik Kenter: Gerçekten çok güzel bir çalışmaydı. Bir adada çalışmıştık. Çekimler ne kadar sürmüştü? M üşfik Kenter: Epey sürmüştü. Bir kere orayı su basıyordu. Belli zamanlarda sular yükseliyor, yollar kapanıyordu. Yüksek yüksek tepecikler vardı; mesela birinde iki tane ev, birinde bir tane ev, bir tanesinde dükkân filan. Sular yükselince hiçbir yere gidemiyordun. Hemen üç gün ara verdiler. Herkes istasyona, geminin kalkacağı yere geldi. Bende giyecek hiçbir şey yok. Hemen aksesuardan bana pantolon, ceket filan buldular. Vapura bindik, Almanya ya gittik. Ben de iki oyun seyrettim o arada. Bu film yabancı festivallerde gösterildi mi? Nice e gittik. Oyunculukta mektepli olmak ve alaylı olmak ile ilgili düşünceleriniz nedir? İnsan, oyuncu olmak istiyorsa konservatuara gitmeli mi? Eğer kendini görecek durumdaysa, konservatuar yararlı olur tabii. Fakat birtakım şeyleri taklit edecekse, olmaz. Ben onu öğrencilerime de söylerim. Kimseyi taklit etmeyin. Kendinizi bulmazsanız, hocalarınızı taklit ederek çıkarsınız sahneye. Sonra da Aa bak Cüneyt Gökçer konuşuyor derler. Kişi, kendi içindeki insanı bulursa, kimsenin taklidi olmaz; kendi başına her şeyi yapabilir. Cüneyt Gökçer benim hocam olmadı. Hocalık yaptı ama zaten gelmezdi derse. Benim bazı arkadaşlarım vardı, mesela Zekai Müftüoğlu, Allah rahmet eylesin, ben onlarla dalga geçerdim. Niye ham ham hum hım diye konuşuyorsunuz? diye sorardım. Abi sen de okudun derdi. E ben ona inanmadım ki. Oyunculuk zaten benim çok komiğime gittiği için, hiçbir zaman kendimi kasmadım. Belki bir oyuncu olarak, eğitmen olarak onun bana çok büyük yararı oldu. Öğrencilerime, bize öğretilenlerin dışında, daha farklı şeyler söyleyebiliyorum.

17 Müşfik Kenter 541 Eğitmenlikten zevk alıyor musunuz? Tabii ki. Siz Mimar Sinan Üniversitesi nden emeklisiniz değil mi? Evet. Mecburen emekli oldum. Birtakım tatsız insanlar olunca insan çalışmak istemiyor; ben de hocalığı bırakmak istedim. Israrlarla döndürdüler. İnsanları bazı şeylerden soğutuyorlar. Bazı hocalar var, derse üç ay gelmemiş. Üç ay sonra geliyor; çocuklar sahnede çalışırlarken, Evet, ne yapıyoruz? diyor, bir çocuk da A, siz geliyor muydunuz bu okula? deyince, onu disiplin kuruluna veriyor. Ben de diyorum ki Vazgeç sen bundan, senden özür dilerler. Yok, olmaz. Ertesi gün de beni sorguya çekiyorlardı. E tabii, kimi çekecekler dedim. Sonra da Ben konservatuarda hocalık yapıyorum diyorlar. Böyle bir edaları da var. Hocalık işmiş gibi sanki. O başka bir şey. Ben, öğrencilerime Ben de senin kadar biliyorum diyorum. Ben senden birçok şey öğreniyorum; sen de benden öğrenmeye bak. En azından nasıl yapılmaması gerektiğini öğreniyorum. Bizim hocaların böyle kasılmalarına hiç aklım ermiyor. Dinleyici Soruları Konservatuara gitmeyi hiç istemediğinizi söylediniz. Siz bunu söyledikten sonra bende şöyle bir intiba uyandı; Kuvayi Milliye, Bir Garip Orhan Veli, Hamlet gibi şiirsel oyunlarda çok daha üstün olmanız, acaba oyuncu olmayı düşünmeyip öyle bir şey olmak istemenizden mi kaynaklanıyor? Demin de söylediğim gibi, oyunculuk bana çok komik gelirdi. Yıldız ı seyretmeye gider, gülerdik. Hala da tuhaf geliyor. Belki onun yararı oluyordur. Çünkü eskiden Ehem, ben Hamlet oynuyorum diye dolaşırlardı Beyoğlu nda. Öyle bir oyuncu olacağıma, böyle olayım. Sıkmıyorum kendimi yani; sıkmayınca da belki daha iyi oluyor. Öğrencilerime de kendilerini sıkmamalarını söylerim. Oyuncu oldum, diye, illa ki çıkıp da birtakım şeyler yapmanıza gerek yok. İnsan gibi çık şuraya konuş. Oynadığın da insan çünkü. Hamlet de bir insan, o da insan, o da insan Hep-

18 542 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 si insan. O insanları içinde duyduğun zaman, bir şeyler çıkar. O zaman seyirci seni ve oyunu beğenebilir; ama her şeyden o insanı çıkartmak gerek. Sahnede oyuncu ve bir de oynayacağı karakter var. Bu ikisi bir bedende birleşiyor. Oyuncunun karaktere inanıp kendisini bırakması durumunu açıklar mısınız? M üşfik Kenter: Kendini bıraktığın zaman nasıl harikalar yaratasın? Kendini bırakmayacaksın bir kere. Varsayalım ki Hamlet oynuyorsunuz. Nedir onun duygusu? Bazı oyuncular var ki deklemasyon yapıyorlar; yani insan yok. Bizde, Devlet Tiyatrosu nda, onlardan çok vardı. Başka türlü bir oyunculuk çıkıyor o zaman ortaya. Bizim zamanımızda oyuncu olmak ailelerin öyle pek de hoş gördüğü bir şey değildi. Ben yeni öğrendim ki siz beş kardeşmişsiniz. Bunlardan iki tanesi, o günkü Ankara da konservatuara gidiyor. Bunda annenizin muhakkak ki büyük rolü vardı. Babalar, oğullarını, kızlarını kolay kolay konservatuara yollamazlardı. Yahut benim ailemde öyleydi. Babam öyle değildi. Gerçekten çok hoş bir insandı. Ben mezun olacağım zaman, sevgili hocam Nurettin Sevin, mezuniyet töreninde benim konuşma yapmamı istemişti. Ben sana bir şey yazayım, onu oku demiş ve bana gerçekten çok güzel bir şey yazmıştı. Biz konuşurken, babam, Arada sırada elini arkana koyabilirsin diye bana yönetmenlik bile yaptı. Gerçekten de oraya çıkıp konuşmak başka, oyun oynamak başka türlü bir şey. Onun için, ben, şu an ayakta olsaydım çok rahat konuşamazdım. Oturduğum için sizlerle daha rahat konuşuyorum. Konuşmayı çok seven bir insan değilim aslında. Bana röportaja gelirlerdi, E siz de hiç konuşmuyorsunuz Müşfik Bey derlerdi. Hocalık yapmaya başlayınca çenem biraz düştü galiba. Sahneye koymak istediğiniz bir eser var mı?

19 Müşfik Kenter 543 Hayır, şu anda aklımda bir şey yok. Bakırköy de 3 belki bir Antigone yapacağım. Eğer yaparsam, onu üçüncü oynayışım olacak. Bir kere Hisar da, Açıkhava Tiyatrosu nda, Yıldız la oynamıştım. Sonra Meral diye bir hanımla, sarayın merdivenlerinde oynamıştık. Çok hoştu o. Şimdi bakalım; Bakırköy de olabilir. Öyle bir düşünce var aklımda. Uzun yıllardır tiyatronun içerisinde olan bir kişi olarak hala aktif tiyatroyu sürdürüyorsunuz. Türk tiyatrosunun şu anki durumunu nasıl görüyorsunuz? Aslında Türkiye de tiyatro, seyirciden çok daha ileride. Gerek devlet tiyatroları, gerek belediye tiyatroları, gerek özel tiyatrolar, hepsi seyirciden çok daha ilerideler, ama seyircilerimiz tiyatroya ne yazık ki gereken önemi göstermiyorlar. Oysa sinemadan da, başka şeylerden de çok daha güzel olan bir yer tiyatro; çünkü birebir. Seversin sevmezsin, o başka bir şey; ama ne olursa olsun, birebir. Yirmi yıldır söylenen bir klişe var; önce sinemanın yaygınlığı ve ucuzluğu geldi ve tiyatroya bir darbe vurdu, sonra da televizyon geldi. Evde, kötü dizileri, bedava seyreden bir seyirci oluştu. Bu açıklamada bir eksiklik var ve ben, onunla ilgili görüşünüzü almak istiyorum. Aynı sinema ve televizyon dalgası, İngiltere ye ve Amerika ya da geldi. Onlar hiç bizimkine benzer bir kriz yaşadılar mı? Hayır. Yerleşmemiş bir gelenek bu. İnsanlar tiyatroya gitmeye alışmamışlar. Bir ara gidiyorlardı ama gitmeyebilirlerdi de. Kar yağar, gitmez. Oysa yurtdışında öyle değil. Biletini iki ay evvelden alır, taş yağsa gider. Bizde, Gideyim de şu oyunu seyredeyim gibi bir zevk aşılanmamış insanlara. Ancak bir azınlık var tiyatroya gelen. Tabii ki televizyonun da çok etkisi oldu. İnsanlar evde tembel tembel oturuyorlar. Oyunculuğun size komik geldiğini söylediniz. 3 Müşfik Kenter Bakırköy Belediye Tiyatrosu nun sanat yönetmenliğini yapmaktadır.

20 544 Mithat Alam Film Merkezi Söyleşi, Panel ve Sunum Yıllığı 2007 Komik derken, komiklik kötü bir şey değil aslında. Ne oluyor biliyor musunuz, fazla ciddiye alınca kasım kasım kasılıyor herkes. Hâlbuki bu, keyifle yapılacak bir şeydir. Her zaman gülerek karşılamışımdır ben. Hep gülerim, dalga geçerim; ama böylece daha çok rahatlar insan. Yoksa tabii ki çok ciddi bir iştir, ama ciddi bir şakadır. Oynarken özgün olma korkusu yaşıyor muydunuz? M üşfik Kenter: Bak, burada bir sürü insan var. Bir kere hepsinin yüzleri değişik. Birbirlerine benzemiyorlar. Duyguları da değişik. Hepsinin başka açıları var, başka görüşleri var, başka duyguları var. Bunu kimi zaman söylerler, kimi zaman davranışlarıyla belli ederler. Bu da çok doğal bir şey. Aksi halde zaten herkes tek tip olur. Diyelim, konservatuarda okurken haftaya yapmanız gereken bir ödeviniz vardı. Onu yapmak kendi içinizden mi geliyordu, yoksa yapmak için uğraşıyor muydunuz? Hayır, o benim işim oluyordu artık. Eğer öğrenciyseniz, o sizin işiniz. İşinize saygı göstereceksiniz. İşine ne kadar ciddiyet gösterirsen, o kadar başarılı olursun. Ben kendi açımdan söylüyorum; bir oyunu elime ilk aldığım zaman, bir kere okurum ve bırakırım. Bir saat sonra alır, bir daha okurum. Üç saat sonra bir daha okurum. Sahneye çıktığın zaman ise bambaşka bir şey çıkar. Oyunculuk başka türlü bir şey. Aa! dersin, Ben burada yanlış yapmışım, nasıl farkına varmadım bunun? dersin. Ama farkına varırsın bir gün. Hayır, yanlış, dersin, Bu, o duygu değil. Belki aralarında çok fark yok, ama doğrusu o. Bu değildi. Bir insanın, oyuncu olmasa da, yaptığı işlerde bunu diyebilecek duruma gelmesi lazım. Öğrenci olarak da, Evet, bu yaptığım doğru veyahut Doğru değil gibi şeylere karar vermeniz, ailelerinizle, arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde hep doğru olanı bulmanız gerek. O zaman dostluk, arkadaşlık yükselir. Oyunculuk da öyledir. Karşındaki oyuncuyla ne kadar alışveriş yaparsan, o kadar iyi bir şey çıkar ortaya. Ders de öyle. Hocayla aranızda öyle bir bağ kurmalısınız. Ancak o şekilde bir yerlere gelebilirsiniz. Hocanızla veya arkadaşınızla o duygu ilişkisini kurabilirseniz, daha

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Orhan benim için şarkı yazardı

Orhan benim için şarkı yazardı 70'li yılların ünlü ses sanatçısı ve sinema oyuncusu Yıldız Tezcan, 21 yaşındayken Orhan Gencebay ile büyük aşk yaşadığını, ancak o dönem çöpçatanlıklarını yapan Sevim Emre'nin sonradan Gencebay'ı elinden

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Ara Güler: Sanat, olmayan şeydir.

Ara Güler: Sanat, olmayan şeydir. ra Güler: Sanat, olmayan şeydir. Dünyaca ünlü fotoğrafçımız ra Güler, 12 ralık 2006 tarihinde kendi seçimi olan Fernando Solanas'ın Sur (Güneş, 1988) filmiyle film merkezinin konuğu oldu. Yamaç Okur un

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok.

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. eyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. 14 Ekim 2004 de yönetmen eyfi Teoman ile Yamaç Okur un moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi. Teoman ın ilk

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

CİN ALİ İLE BERBER FİL

CİN ALİ İLE BERBER FİL ....... CiN ALl'NIN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin To'Ju ' 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula

Detaylı

Sinema filmi yapmak istiyorum

Sinema filmi yapmak istiyorum On5yirmi5.com Sinema filmi yapmak istiyorum Türk tiyatrosunun en önemli artistlerinden biri olan Gülriz Sururi ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Yayın Tarihi : 7 Mart 2012 Çarşamba (oluşturma :

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ 25-27 Mayıs 2012 Nova, İbis Hotel - İstanbul Oturumlar Panel

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

1999 yılında Arti Film i devralan, Devrim Arabaları, Kavşak, Nar, Eylül ve İz

1999 yılında Arti Film i devralan, Devrim Arabaları, Kavşak, Nar, Eylül ve İz TÜRKER KORKMAZ: YAPIMCI TÜRKİYE DE GÖRÜNMEZ ADAMDIR 1999 yılında Arti Film i devralan, Devrim Arabaları, Kavşak, Nar, Eylül ve İz (Reç) gibi filmlerin yapımcılığını üstlenen ve aynı zamanda SE-YAP ın Yönetim

Detaylı

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı? Kazova dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan Doyumsuz Çocuklar Babam televizyon başında saatlerini geçirmekten keyif mi alıyor, yoksa acı mı çekiyor anlayabilmiş değilim. Ne zaman bir şey seyredecek olsa mutlaka yüzünü buruşturur, kızar, söylenir.

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI!

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! 51. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ'NİN ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI'NIN JÜRİSİ BELLİ OLDU Bu yıl 51.si düzenlenecek olan Uluslararası Antalya

Detaylı

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler.

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler. MASAL CADISI Masal Cadı sının canı sıkılıyordu. Ormandaki kulübesinde tek başına otururdu. Yıllardır insan yüzü görmemişti. Bu gidişle bütün yeteneklerim kaybolacak, diye düşünüyordu. Süpürgemle uçabileceğimi

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Oyunculuk herkesin harcı değil!

Oyunculuk herkesin harcı değil! On5yirmi5.com Oyunculuk herkesin harcı değil! Levent Sülün ile oyunculuk, seslendirme ve son projeleri üzerine konuştuk Yayın Tarihi : 26 Temmuz 2013 Cuma (oluşturma : 12/18/2015) Zuhal Erkek'in röportajı

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10 Bir Gencin Eroin Kullandığı Nasıl Anlaşılır? Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri nde Şef Yardımcısı Doç. Dr. Özkan Pektaş a bu soruyu sorduğumda söze şöyle başladı: Daha kırık kırık, çatallı,

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Jamie Foxx J

Jamie Foxx J Jamie Foxx J - - - - - - - - - - - - - 62 Corinne Foxx 63 Biz müzik ve sinemayı bir araya getiren bir aileyiz. Babam hem eğitimli bir müzisyen hem de bir oyuncu. Gerçekten çok şanslıyım! Corinne Foxx Jamie

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ Türk pop ve rock müziğinin sevilen ismi Aydilge,mini konseri ve imza günü etkinliği ile Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi nde hayranlarıyla buluştu.

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR!.. SERIS.INDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ

EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ Oya Baydar, Mine Söğüt, Özcan Yüksek, Ercan Kesal, Arif Keskiner ve Melih Güneş konuklarla sohbet etti 86. İzmir Enternasyonal Fuarı nda bu yıl ilk

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon)

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon) (ev dekorasyon) bir yeşilçam ikonu Türk insanının hayatına girdiği 60 lı yıllardan bu yana zarafeti ve paylaşmaktan çekinmediği bilgi birikimiyle rol modeli olmuş Filiz Akın ın İstanbul a bir tepeden bakan

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

ARA SICAKLAR. MICHAEL KORS Polyester gömlek, Brandroom. STELLA MCCARTNEY Rayon ceket, Beymen. STEFANEL Yün kaban.

ARA SICAKLAR. MICHAEL KORS Polyester gömlek, Brandroom. STELLA MCCARTNEY Rayon ceket, Beymen. STEFANEL Yün kaban. ARA SICAKLAR MICHAEL KORS Polyester gömlek, Brandroom. STELLA MCCARTNEY Rayon ceket, Beymen. STEFANEL Yün kaban. Tatlı Küçük Yalancılar ın Ebru su Dilan Çiçek Deniz le Galata sokaklarında gerçekleştirdiğimiz

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor

Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon un davetiyle Bodrum a gelen Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor. Van Mustafa Cengiz Ortaokulu Mor Menekşeler

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Ahmet Uluçay ın Ardından

Ahmet Uluçay ın Ardından On5yirmi5.com Ahmet Uluçay ın Ardından Yayın Tarihi : 1 Aralık 2009 Salı (oluşturma : 11/10/2017) Gazetede fotoğrafını gördüğümde içimde bir umut belirdi. İlk okuduğum kelime son filmi oldu. İçimde bir

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

Belmin Söylemez: Bütün mesele, bir şeyi anlatmaya çalışmak ve farklı yöntemler denemek

Belmin Söylemez: Bütün mesele, bir şeyi anlatmaya çalışmak ve farklı yöntemler denemek Belmin Söylemez: Bütün mesele, bir şeyi anlatmaya çalışmak ve farklı yöntemler denemek 2002 yılında da filmleriyle Film Merkezi ne konuk olan yönetmen Belmin Söylemez, 14 Aralık 2005 tarihinde Hayatımın

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

Hilmi Hoca mızın Ardından

Hilmi Hoca mızın Ardından Sayfa 1 / 5 Hilmi Hoca mızın Ardından Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliğinin duayen ismi,hepimizin Hocası Prof.Dr.H.Hilmi Sabuncu 5 Kasım 2013 sabah 02:00 gibi bir kalp krizi sonrası aniden aramızdan ayrıldı.

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

TİYATRO EĞİTİM DERNEĞİ SÖYLEŞİLERİ. Gizem Duman la Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu ve Oyunculuk Eğitimi Üzerine

TİYATRO EĞİTİM DERNEĞİ SÖYLEŞİLERİ. Gizem Duman la Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu ve Oyunculuk Eğitimi Üzerine TİYATRO EĞİTİM DERNEĞİ SÖYLEŞİLERİ Gizem Duman la Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu ve Oyunculuk Eğitimi Üzerine Henüz oyunculuk bölümünde öğrenciyken kendi tiyatrosunu kurmuş olan Gizem Duman ı anlatabilmek için

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR

BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR BEBEĞİNİZİN BİR SORUNU VAR Kemal ORUÇ (Telefon çalar. telefonu açar.) : Evet, benim. Ne? Belma doğuruyor mu? Doğurdu mu? Ben baba Baba ben Tamam tamam, hemen geliyorum. Heyt be! Baba olmuşum! (Işık kapanır.

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı