KENAN YURDAKUL. Kenan Yurdakul

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KENAN YURDAKUL. Kenan Yurdakul"

Transkript

1 KENAN YURDAKUL Kenan Yurdakul Babası erken yaşta vefat etmiş, ailenin sorumluluğu omzuna binmiş yoksul köylü çocuğunu düşünün... Okumakla çiftçilik arasında bocalar; yazgısına engel gördüğü topraktan uzak kaçar; yakasını monoton köy yerinden kurtarmak için de her gün ah çeker, hayal kurar. Okula geç başlar, tökezleyerek bir sınıftan diğerine geçer. Kader rüzgarları onu Kars a derken Ankara ya atar. Zorluklar hep yakasına yapışmıştır. Sendikacılık içinde siyasi görüşünü biler, hayat yolunda Kenan Yurdakul ciddi adımlar atmaya karar verir. Bir sabah askerler gelir, senaryo sil baştan kendisini tekrar eder... Iğdır toprağının çocuğu Kenan Yurdakul, mücadelede tökezler ama ayakları her zaman yere sağlam ve güçlü basmasını bilmiştir. Hayatım 1946 yılı Iğdır a bağlı Taşburun nahiyesi doğumluyum. Nüfustaki doğum tarihim 1 Ocak olarak verilmiş. Ama gerçek doğumum 29 Ekim dir. Bu farkı özellikle belirtmekteki maksadım, doğum tarihine olan hassasiyetimden çok, 29 Ekim tarihinin bir aile trajedisine referans olmasındandır. Babamın ilk evliliğinden sekiz çocuğu olmuş. Hepsi de ölmüş. Çocuk özlemiyle tutuşan babam çok geçmeden ikinci evliliğini yapmış. İlk çocuk olarak da ben dünyaya gelmişim. Yıllardır tekrar çocuğa kavuşma hasretinde olan babam için bu mutlu doğum günü asla unutulmaz. 29 Ekim onun için Milat olmuştur. Konuşmalarında, Kenan doğduktan 2 yıl sonra veya 5 yıl önce idi gibi referans cümlelerini kullanmadan edemezdi. Gel zaman git zaman, benim doğumum herkes tarafından ezbere bilinir oldu. Bu tarihin de 29 Ekim olduğundan kimse şüphe etmezdi. Babamın iki evliliğinden 15 çocuk sahibi olmuş, ama bunlardan sadece 4 hayatta kalmayı başarabilmişti. Söz aramızda, bu Doğal ayıklama sürecinden yenilmeden çıkmış olmayı kendim için bir övünç nedeni saydığımı da, sır olarak sizlere ifşa edeyim. Aile kökenim Ailem aslen Karabağlıdır. Kaça-Kaç döneminde kısa bir süre için İran Azerbaycan a göç eden ailem, ortalık sakinleşince tekrar Azerbaycan a dönmüş. 722

2 Iğdır Sevdası Ermenistan sınırları içinde kalan Vedibasar ilçesine bağlı Almemet köyünü kendilerine yeni mekan olarak tercih etmişler. Köyün yaşlılarından dinlediğim anlatımlar esas alınırsa Azeri ve Ermeni toplumları arasında önceleri hiçbir sorun yokmuş. Taşnak Partisi nin ortaya çıkması ve bu ırkçı partinin üyesi Osmanlı Ermenilerinin bölgeye gelmesiyle toplumsal barış bozulmuş ve Müslüman halk üzerinde baskı ve şiddet politikaları uygulanmaya konmuş. Gerçi Stalin le birlikte komünist rejim de varlığını hissettiriyormuş ama bu yeni türden baskı, Azeri köylüsünden ziyade, zenginler ve ağalar üzerinde yoğunlaşıyormuş. Zenginler, Stalin in sürgün ve tehditlerinden kurtulmak için çareyi Türkiye ye göç etmekte bulmuşlar. Köy yerinde, akrabalık ve kan bağı önemli olduğu için, zengin veya ağa konumundaki liderler ayrılıp gittikleri zaman, köylülerin önemli bir kısmı da onların peşine takılıp Türkiye ye gelmişler. İşte babam böyle bir durumda 1931 yılında Aras nehrini kaçak geçerek Gödekli köyüne gidip yerleşmiş. Babam geliş nedenini anlatırken: Hüseyin Emmi nin peşine takılıp geldik! derdi. Bir yıl Ortaköy ve DÜÇ deki köylerde barınan babam, Taşburun u kendisine yeni mekan olarak seçmiş. Taşburun Nahiyesi Taşburun, Rus yönetimi zamanında, 800 haneli bir Ermeni köyü imiş. Her taraf bağ ve bahçelikmiş dönümlük geniş bağlar köyü çepeçevre sarıyormuş. Yaşlılar eski Taşburun u anlatırken, civardaki ormanların sıklığını, Kurşun atsan geçmez sözüyle anlatmaya çalışırlardı. Köyün en önemli ekonomik aktivitelerinden birisi de şarap üretmekmiş. Bugün bile yapılan kazılarda şarap küplerine sıkça rastlamak mümkündür. Çocuk olarak, köşe bucak, köyün her tarafına girip çıkardık. Böyle bir günde yer altından balyalanmış Rus kağıt paraları bulup çıkarmıştık. Ermeniler evlerini kesme taştan veya kerpiçten düzgün bir profille inşa etmişlerdi. Ev yapımına önem verdikleri köyün etrafındaki kireç kuyularından zaten belliydi. Bağı, bahçesi ve yapı tekniğiyle, Taşburun un bir zamanlar güzide ve müreffeh bir yerleşim yeri olduğuna şüphe yoktu. Taşburun, 1920 yılında Ermenilerden boşaltıldıktan sonra uzun bir süre metruk kalmış. Bu köye gelip yerleşen ilk aile Karasular dır. Babamın Taşburun a geliş tarihi 1932 dir. Geniş meralar ve güzel evler, ilk muhacir dalgasıyla kendisine sahip bulduğu için, babam dağın ete- 723

3 Kenan Yurdakul ğindeki dar bir alanla yetinmek zorunda kalmış. Taşburun, zamanla yeşilliğini ve güzelliğini kaybetti. Bugün tek ağacın olmadığı, yapı kalitesi düşük evlerin göze çarptığı bir köy durumundadır. O görkemli bağ ve bahçeler, kesilip tamamen yok edilmiş. Muhacir ailem Birinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda Azeri aileler parçalanmışlar. Herkesin can derdine düştüğü bu acı dönemde kimisi ölmüş kimisi de kaybolup gitmiş. Bu trajik durum babamın başına da gelmiş. Kardeşlerini ve ailesini kaybeden babam, Türkiye ye tek başına çıkıp gelmiş. Birkaç göbek uzaktan akrabalarıyla tekrar kavuşup, hasret gidermiş. Gücü yeten aileler yetim çocukları himayelerine alıp büyütmüşler. Bu yeni durum, sosyolojik anlamda yeni bir aile kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştu. Örneğin ben evimizdeki dayı ve teyzemi, kardeşlerim sanarak büyümüştüm. Halbuki babam 45 yaşında dul kalınca, yetim kalan üç kardeşten, 15 yaşındaki annemle evlenmiş, iki yetim kardeşini de himayesine alıp büyütmüştü. Babamın bu manevi babalık rolü, dayı ve teyzemi kendi eliyle evlendirmesine kadar büyük bir ciddiyetle devam etmişti. Yeni aile yapısının kendisine özgü bir tanıtım şekli vardı. Eğer evlâtlık olarak büyümüş birisinden bahsediyorsanız oğlu veya kızı demek yerine, örneğin, Kenan ın Ahmet i gibi yeni bir terminolojiye ihtiyaç duyardınız. Ahmet, yetim çocuğun adı, Kenan da onu himayesine alan manevi babayı tanımlardı. Bu isimlendirmeye bir de Azeriler arasında kullanılan isim kısaltma tekniği uygulandığında kulağa hoş gelen cümleler çıkardı. Örneğin, babamın adı Ağababa idi. Fakat köyde Ağabba diye çağrılırdı. Buna benzer şekilde Mehmet Hüseyin, telaffuz değişikliğine uğrayarak Memet Hüseyin ve sonuçta Memesün olurdu. Bu tür değişiklikler oldukça normaldi. İmamverdi için İmoş ; Mehmet Hasan için de Memetsen denirdi. Eğer Rıza isimli bir yetim çocuk, örneğin, Ağababa isimli manevi babanın yanında büyümüşse, halk onu, Ağabba nın Rıza sı olarak bilirdi. Savaşlar nedeniyle aile şeceresinde meydana gelen kopukluklar kendisini başka bir şekilde telafi ettiriyordu. Örneğin babamla beş altı göbek gerisinde ancak akraba olan bir ailenin çocukları beni özlemle dayı veya amca diye çağırırlardı. Bu kelimelerin üstüne öylesine bastırarak telâffuz ederlerdi ki dersiniz gerçekten ben onların birincil derece akrabasıyım! Babamın yorgun silueti Ben 7-8 yaşıma bastığım zaman babam 50 yaşın üstündeydi. Bu yüz- 724

4 Iğdır Sevdası den ben onu hep yaşlı ve yorgun bir insan olarak hatırlarım. Bu yetmezmiş gibi babam yaşının çok üstünde gösterir, beyaz saçları ve çökmüş yüz hatlarıyla 60 ın üstünde yaşlı bir insan izlenimi bırakırdı. Bunun nedenini yıllar sonra anlayacaktım. Tüm ailesini savaşta kaybetmiş, bu yetmezmiş gibi sekiz çocuğunu ve ilk hanımının ölüm acısını yüreğinde taşımış bir insanın erken yaşta çökmesi pek de şaşırtıcı değildi! Ortalama iki yılda yakın bir aile ferdini toprağa uğurlamak hiçbir insanın dayanabileceği cinsten bir acı değildir. Babam bu manevi acıları fazlasıyla yaşamıştı. Babam 1958 yılında (63 yaşında) vefat etti. O yıllar ben 12 yaşıma yeni basmıştım. Nağıl (masal) anlatan babam Babamı sevecen bir insan olarak hafızama yükleyen özelliği onun masal anlatan kişiliğiydi. Biz çocukların hatırını kırmaz, kendisini boğan öksürük nöbetlerine aldırmadan, Bin Bir Gece masalı türünden masallar anlatırdı. Yıllar sonra anladım ki bu masalların çoğu Acem kültürünün içinden çıkmaydı. Zaloğlu Rüstem in kahramanlık destanı ve diğerleri, başka eğlencesi olmayan, elektriksiz köy yaşamının titrek lamba ışığında aydınlanmış odalarında biz çocukların tek özlemi olarak hâyâl gücümüzü süslerdi. Babamın masalları asla bitmezdi. Her masal derinliğine ve genişliğine gelişir, Tolstoy un romanlarını hatırlatan türden, karmaşık ve güçlü karakterlere dolu olurdu. Uygun bir zamandı, Ay çocuklar bu masalın küçesi yarına kaldı derdi. Küçe, Azeri dilinde sokak anlamına gelir fakat masal dilinde Epizot olarak kullanılırdı. Biz de umutla bir sonraki küçe yi beklerdik. Babamın insan sevgisi Babamın hümanist yanı hep ilgimi çekmiştir. 20 dönümlük bir üzüm bağımız vardı. Üzümler olgunlaştığı zaman babam kasalara doldurur, Azeri ve Kürt köylerine giden şose yolun başına dikilir, gelen giden araçları nerdeyse zorla durdurarak, Üzüm yemeden geçerseniz vebalim üzerinizedir derdi. Bu şekilde hasılatın %60 nı yabancılara cömertçe dağıtırdı. Yakın akrabalar babamın bu davranışından memnun kalmazlardı. Eve gelip, Sen niye bunu yapıyorsun? diye sorarak bir açıklama isterlerdi. Babam, Çok haksızlık ettim. Ne yapsam kendimi affettiremem! derdi. Yıllar sonra merak edip sorduğumda babam şu olayı anlattı: 725

5 Kenan Yurdakul Rusya da iç savaş başlamıştı. Birkaç sene ne hükümet ne de polis vardı. Herkes çete kurup talan işine girişiyordu. Ben de bir gün çaresiz kaldım böyle bir çeteye üye oldum. Gidip köylülerin yağ, peynir gibi gıda maddelerini zorla çalıyorduk. Aradan bunca yıl geçti ama yaptığım bu kötü işin acısını hâlâ yüreğimde taşıyorum. Ben artık gidip o insanları bulup kendimi affettiremem, ama başka insanlara iyilik yapıp bu vicdan azabından kurtulmak istiyorum Babamın, savaş koşulları içinde gayet olağan olan bu durumu, kendisine bir onur sorunu yapması ve kendisini acımasızca eleştirmesi beni şaşırtmıştı. Bu yoksul köylünün böylesine soyluluk duygusuyla dolu olması doğrusu benim için hep iftihar nedeni olmuştur. Köyümüzde bu çete yıllarında adam öldürmüş insanlar bile vardı. Onlar, bırakın vicdan azabı duymayı, birisine kızdıkları zaman, ellerini dizlerine vurup, Vay ben şimdi genç olacaktım! Senin o kafanı tavuk kafası gibi kesip atacaktım derlerdi. Ah keşke nöker olaydım! Ailem yoksuldu. Beş baş hayvanımız vardı. Buna rağmen babam hayvan bakımı için bir nöker (çoban) tutmayı gerekli görürdü. Bu genellikle yaşlarında bir çocuk olurdu. Babası oğlunu nöker olarak verdiği zaman bir pazarlık yapardı. Çocuğun giyim kuşamı, yemesi içmesi ve üstüne de elli lira harçlık talep edilirdi. Bu yüzden çoban benden çok daha şık giyinirdi. Hatırlıyorum ben 13 yaşıma girmiştim. Bir gün komşu evde düğün dernek kurulmuştu. Giyecek pantolonum yoktu.ama nökerimiz üzerinde pantolon ceketiyle köyde gururla volta atardı. Okuma aşkı Çocukluğumdan beri içimi dolduran bir okuma aşkı vardı. Bunun için iki neden olduğunu sanıyorum. Birincisi, Yurdakul ailesinin yakın ve uzak aile çevresinde birçok kimse Rus okullarında okumuştu. Amcam -bilahare kayınpederim- Rus lisesini bitirmiş, tahsildarlık yapmıştı. Aynı şekilde kayınvalidem de ortaokul mezunuydu. Ailedeki bu eğitimli kuşağın üzerimde bir rol modeli oluşturduğu kesindi. İkincisi, ailem tarımla uğraşıyordu. Uygulama ve kullanılan teknik çok verimsiz ve ilkel olduğu için bu işten geleceğimi kazanmamın mümkün olmadığını küçük yaşta fark etmiştim. İlk okul yıllarında kağıdı kalemi elime alır, gelir gider hesabı yapar, şaşkınlıkla, kendi toprağımızda çalışacağıma, başka birine amele olmamın daha akılcı bir iş olduğu sonucuna varırdım! Ancak aile onuru bu işi yapmama engel olduğundan önümde tek çıkar 726

6 yol kalmıştı: Okumak Iğdır Sevdası Çiftçilik yaşantımız Çocuk yaşlardan itibaren çiftçilik işine girdim. Ailenin en büyük çocuğu olarak onlara bu işte yardımcı olmak zorundaydım. O yıllar çiftçiler yoksul olduklarından kimsenin sürecek bir çift öküzü olmazdı. Aileler yan yana gelip öküzlerini birleştirirler, bu şekilde imece usulü topraklarını kaldırırlardı. Toprak sert olunca dört öküzü birden pulluğa bağlamak şart olurdu. Öküzler gece gündüz demeden arazide dolanır, yüzlerce dönüm araziyi devirirlerdi. Bu işte biz çocuklara büyük görev düşerdi. En öndeki öküzlerin boyunduruğuna tüner, elimizdeki çubukla deh! diyerek öküzleri koştururduk. Bazı aileler boyunduruk üzerinde yuvarlak bir yer açıp, sürücünün rahat etmesini sağlarlardı. Mola vermeye zamanımız olmadığı için yemeğimizi boyundurukta oturup öylece atıştırırdık. Çiftçiler, zamanla yarışmak zorundaydılar. Buğday biçildikten sonra tarlanın gün içinde sürülmesi şarttı, yoksa arazi taşlaşır, sürüldüğü zaman kocaman kesekler ortaya çıkardı. Bu da ekim işini güçleştirirdi. Bunun gibi, harman yeri de sonbahar yağmuru gelmeden kaldırılmış olmalıydı. Yoksa yağmuru yiyen buğdaylar harman yerinde çimlenir, emekler boşa çıkardı. Yine aynı şekilde sulanan arazi üç gün sonra çapa yemeliydi. Geciktiğiniz zaman, sallanan her çapayla, yeni yeşeren ekininin kökleri dışarı fırlardı. Başka bir sorun da meyilli araziye su vermekti. Arazinin bir kısmı hiç su almadığı, bir kısmı da çok su yediğinden, hasılat çok düşük olurdu. Kısacası çiftçilik yaşantısının bu tezat ve olumsuzluklarıyla daha çocuk yaşta tanıştığım için, okumak isteği her geçen gün üzerime bir arzu olarak çöküyordu. İlk ve ortaokul yılları. Taşburun ilkokulunu bitirdiğim yıl (1958) babamı kaybetmiştim. Ailem çok yoksuldu. Babamın da olmayışı okul hayatımın sona erdiği anlamına geliyordu. Taşburun da ortaokul yoktu. Bunun için Iğdır a gitmem gerekiyordu. Ancak bunun için ne para ne tanıdığımız birisi vardı. Okul düşüncesini bir kenara bırakıp aileme yardımcı olmaya çalıştım. Aradan üç yıl geçti. Bir gün öküz arabasını üzümle doldurmuş pazar yerine gitmiştim. Rahman isimli akrabam yanıma gelip, Sen niye okumuyorsun? diye sordu. Iğdır da evinde kalacak kimseyi tanımıyorum dedim. Rahman amcam, elini yanlara açıp, Ne demek! Sen git Ali abinin (Çalışkan) evine. Selamımı söyle dedi. 727

7 Olur mu? Olur! Kenan Yurdakul Ali Abi, Bayat köyündendi. PTT de memur olarak görev yapıyordu. Evinin bir odasında çocuklarıyla birlikte yatıp kalkıyordum. Bir yıl böyle geçti. İkinci yıla başlarken, Ali Abi, eşinden boşanmış olan gençlik aşkını ikinci hanım olarak eve getirdi. Ev ortamında gerginlik ve huzursuzluk arttı. İlk eşi, iki çocuğuyla birlikte benim odada yatıp kalkmaya başladı. Her gün iki eş arasında sayısız kavga ve ağız dalaşı oluyordu. Bazen araya giriyor, ortalığı yatıştırmaya çalışıyordum ama onların kıskançlık ve hesaplaşmaları sonuçta daha baskın çıkıyordu. Bu yüzden eve mümkün olduğu kadar geç geliyor, ya da sınıf arkadaşlarımın evinde gecelemeye çalışıyordum. O yıl Iğdır depremi oldu (1962). Eski PTT nin yerinde kurulu olan ortaokul binası ciddi hasar gördüğü için, 12 Kasım İlkokulunun bahçesinde yaptırılan barakalarda okula devam ettik. Son sınıfa geçince 7-8 arkadaş bir ev tutup birlikte kaldık. Böylece 18 yaşımda ortaokuldan mezunu oldum. Lise yıllarım Iğdır da lise yoktu. Ailemin beni dışarıya gönderecek ne gücü ne de parası vardı. Ama şansıma o yıl hiç beklenmedik bir gelişme oldu. DSİ Iğdır ovasını sulama projesi dahilinde bölgede kanallar açıyordu. Bu kanallardan birisi de bizim araziden geçtiği için devlet bize 13 bin lira istimlâk parası ödedi. Bu bir traktör parası kadardı. Annem bu paranın bir kısmıyla benim Kars a gidip liseyi okumama razı oldu. Birinci yıl Alparslan Lisesinin pansiyonunda kaldım. Ancak pahalı bulunca ikinci yıl küçük bir odaya taşındım. O yıllar Iğdır dan gelen lise öğrencisi sayısı her yıl arttığı için, Yenimahalle semtinde yaşayan bir ev sahibi, evinde tadilat yaparak, kocaman evi, her biri sokağa açılan yan yana tek odalı öğrenci pansiyonuna dönüştürmüştü. Birkaç ay da bu odalardan birisinde kaldım. Benim gibi birçok Iğdırlı bu pansiyonda yatıp kalkıyordu. Komşularım arasında Atila Hun, Paşa Eğrice ve Mehmet Güneş şu anda hatırladıklarım. Daha sonra Şii caminin medresesinde bir yer olup oraya taşındım. Iğdırlı Karslı çekişmesi Lise içinde ve civarında Iğdırlı öğrenci gurubuyla Karslılar (şehir merkezliler) arasında sosyal bir çekişme vardı. Iğdırlılar daha zengindi. İstediklerini alabiliyor, eğlenceye para harcayabiliyorlardı. Yanlarında kız arka- 728

8 Iğdır Sevdası daşı eksik olmazdı. Bu da karşı tarafta kıskançlık yaratıyordu. Karslılar gurup halinde dolaşıp, Iğdırlı öğrencileri köşeye sıkıştırıp dövüyorlar, ya da önlerine geçip Bu size yasak! diyerek onların sinemaya veya kahvehaneye girmesine engel oluyorlardı. İşin ilginç yanı bu çekişme ve kavgalar, zümre ve etnik farklılıktan ziyade bölgesel bir kutuplaşma temelinde olurdu. Örneğin Kars merkezdeki Azeriler kendilerini Karslı olarak görüyor, Iğdırlı Azerilerin iflahını getiriyorlardı. Sol a ilk adım Liseye gittiğim yıl genel siyasi eğilimim sağ düşünceye yatkındı. Ancak lise ikinci sınıfta tarih öğretmenimizin etkisiyle sola sempati duymaya başladım yılıydı. TİP yeni kurulmuştu. Ülke genel seçim Kars ta Iğdırlı Lise Öğrencileri Soldan Sağa: Atila Hun, Mehmet Güneş (Eşref Güneş oğlu) ve Selahattin Hun havasına girince lisede siyasi propaganda hız kazandı. Okul idaresi, liberal görüşlü birkaç hocamızı, Komünist diyerek okuldan uzaklaştırınca, idareyle aramız açıldı. Hocalarımızı kurtarmak için dayanışma birimleri oluşturduk. Ancak mücadelemiz bir sonuç vermedi. Bu siyasi huzursuzluk nedeniyle, o yıl sınıfta kaldım. İkinci sınıfa tekrar başladığımda bu kez Komünizmle Mücadele Dernekleri nin ırkçı üyeleriyle kapışmaya başladık. Ellerine fırsat geçtikçe köşe başlarında üzerimize saldırıp dövüyorlardı. Bunun üzerine son sınıfı İstanbul Bakırköy Lisesinde okumaya karar verdim. Bakırköy Lisesini bitirip Iğdır a döndüğüm zaman, ailem ekonomik olarak sıfırı tüketmiş, tekrar yoksulluk girdabına girmişti. Yüksek Okul okuma şansım yok gibiydi. Soyadım Hun değil, Karasu değil... Yıl 1967 idi. Lise mezunu olarak geldiğim Taşburun da kısa sürede kendimi ruhsal bir çöküntü içinde buldum. Sınav puanım Eskişehir Ticari İlimler Akademisini tutuyordu ancak okuyacak param yoktu. Günlerimi bir şey yapamadan ortalıkta dolaşarak geçiriyordum. Sinir- 729

9 Kenan Yurdakul li olduğum için, köylüler yakınıma gelmez, Bu adama dokunmayın! diyerek benden uzak dururlardı. Gittikçe hayata ve topluma küsmeye başlamıştım. Bir ara pamuk tefecilerinin iç yüzünü açıklayan birkaç yazım lokal gazetede yayınlandı ama bu gibi muhalif çıkışlar beni doyurmuyordu. Ben okumak ve beni boğan bu cehennemden uzaklaşmak istiyordum. Bir gün hiç beklemediğim bir olay hayatımın akışını değiştirecek ve bir ümit ışığını önüme çıkaracaktı yılının yaz sonuydu. Genel seçimlere az bir zaman vardı. Köyün, kocaman söğüt ağaçlarının serin gölgesindeki kahvehanede oturmuş akan suya dalgın dalgın bakarak zaman öldürüyordum. O sırada birkaç araba kahvehanenin az ilerisinde toz duman içinde durdu. Kalabalık bir köylü gurubu gelen yabancıları karşılamaya gitti. Yeni gelenleri aralarına alıp kahvehanenin önündeki geniş alanda misafir ettiler. Gelenler Iğdır eşrafından Mecit Hun ve Ali Karasu idi. Yanlarında ayrıca Kars Senatörü Sırrı Atalay da vardı. Ben sırtım onlara dönük bir vaziyette kendi umutsuz dünyamın hayallerine dalmıştım. Ama arada bir konuşmacıların yüksek perdeden nutukları da dikkatimi çekmiyor değildi. Sırrı Atalay, Arkadaşlar, Doğu bölgesindeki öğrencilerin üniversiteye girme şansı ancak %3 kadardır dedi. Zannedersem köylülerden birisi, Bu delikanlı da üniversiteye giremedi demiş olacak ki, Sırrı Bey, Hey delikanlı! Gel buraya! Ne var, ne oldu, hayata niye küstün? diye çağırdı. Doğrusu aralarına gitmeye pek istekli değildim. Karşı gelip, saygısızlık etmekten korkuyordum. Ancak Sırrı Bey in ısrarlı durumu devam edince onlara yaklaştım. Ben iki yıldır %3 ün içine giremiyorum dedim. Sırrı Bey, Hayata küsme. Her sorunun bir çözümü vardır. Ankara ya gel özel bir okula kaydını yaptır. Hem çalışır hem okursun dedi. İş nasıl bulacağım? diye sorunca, Sırrı Bey, Ben sana iş bulma sözü veriyorum dedi. Bu kez, Ben size nasıl inanabilirim, benim soyadım Hun değil Karasu değil, arkamda hiçbir oy potansiyeli yok, bana bu iyiliği niçin yapacaksınız ki? 730 Soldan Sağa: Muharrem Yılmaz, Ferman Aslan, Dinçer Kara, Selahattin Hun

10 Iğdır Sevdası dedim. Sırrı Bey gülerek, Sen Sırrı Atalay ın yalan konuştuğunu hiç duydun mu? İlk taksit parasını bul buluştur Ankara ya gel. Gerisine karışma! dedi. Yüksek öğrenim yıllarım Buğdayı satıp parasını bir kenara koydum. Tarım Kredi Kooperatifinden de aldığım 900 liralık krediyi buna ekleyerek Ankara nın yolunu tuttum. İlk taksitim olan 2500 lirayı hemen ödeyip Ankara Ticari İlimler Akademisine kaydımı yaptırdım. Hemen iş bulabilmek için de Sırrı Bey i arayıp randevu istedim. Bir gün verilen saatte parlamentoya gidip Sırrı Bey le görüştüm. O gün benim gibi iş aramaya gelen dokuz kişilik bir öğrenci gurubuyla beraber sıra bekliyordum. Nihayet Sırrı Bey hepimizi odasına alıp, yanındaki telefona uzandı. Karşısında çalışma bakanı Seyfi Öztürk vardı. Sayın vekilim! Bu yıl bölge çok kurak geçtiği için yüksek okulda okuyan gençler ailelerinden para yardımı alamıyorlar. Bunların bir iş bulmasına yardımcı olmanızı istiyorum dedi. O günden sonra adresim Çalışma Bakanlığı nın sekreterliğiydi. Bakan yurtdışına çıktı, bakana açılışa gitti, bakan yurt gezisinde diyerek bizi birkaç ay oyaladılar. Nihayet Seyfi Öztürk, Çocuklar yılbaşında gelin bu işi halledelim dedi. Heyecanla yılbaşında bakanlığa gittik. Çocuklar ben mali yılbaşını (Mart) kastettim. Gidin tekrar geri gelin O yıllar Sırrı Bey in partisi muhalefette olduğu için onun yetki sınırını anlayışla karşılıyordum. Sırrı Bey, umutsuzluğa düşmemizi istemediğinden, Gidin özel sektöre müracaat edin ve patronun ismini bana verin. Ben telefon açar, size öncelik verilmesini sağlarım diyerek psikolojik desteğini hep canlı tutuyordu. Vay size kurban olam! Parlamentoya gire çıka ben de işin püf noktasını öğrenmiştim. Tanınmış politikacılarla dirsek teması ilişki kurup şansımı deniyordum. Bunlar arasında Kemal Güven, Abbas Çetin gibi yöre politikacıları vardı. Bir gün de bir gurup arkadaşla Latif Aküzüm ün çalışma odasına gitmiştik. Odası tıklım tıklımdı. Bir yer bulup oturduk ve sabırla sıramızın gelmesini bekledik. İnsanlar daha çok, tayin, terfi gibi işler için gelmişlerdi. Sırası gelen, Sayın milletvekilim benim teyze oğlunu Van a tayin etseniz gibisinden isteğini söylüyor, gereken açıklamayı aldıktan sonra da oradan ayrılıyordu. Bir ara, Latif Bey sırayla herkese, 731

11 Kenan Yurdakul Sizin işiniz ne? diye sormaya başladı. Sıra bize gelince söz alıp, Sayın Milletvekilim sizi ziyaret geldik. Bir isteğimiz yok! diyince ellerini sevinçle iki yana açıp, Vay ben size kurban olam! Ede bir kere de bele gelin da! diyerek bu alışılmadık türden hemşehrilerini candan selamladı. Daktilo biliyor musun? O yıllar TEK de çalışan Kıyas ve Tevfik Karasu isimli iki akrabam ve Cafer Taşkınsu adlı bir hemşehrim vardı. Onların özel ilgi ve yardımlarıyla en düşük işçi statüsünde TEK e girdim. Ancak işe başladığım gün bölüm müdürü beni oraya getiren Kıyas Karasu ya dönerek, Bu eleman daktilo biliyor mu? diye sordu. Bu kısa ve öz soru, benim kalbimin üstüne ağır bir yük gibi oturdu. Hayatımda elimi daktiloya vurmuş değildim. Altı aydır amansız bir şekilde iş arıyordum tam buldum derken, daktilo becerim söz konusu ediliyordu. Kıyas Karasu, benim kolumda tutup bir odaya götürdü, önüme bir daktilo koyup, hangi parmağın hangi harflere ulaştığını bir kağıt parçası üzerine çizip, Daktiloyu öğrenmek zorundasın dedi. O andan itibaren tüm zihnim ve konsantrasyonum nasıl çabuk daktiloyu öğrenebilirim düşüncesine saplanmıştı. Yorulmadan bıkmadan çalışıp iki hafta içinde daktiloyu söktüm. Öylesine yoğun çalışıyordum ki tuşları rüyamda görüyordum. Hatta parmaklarımın uyurken bile çalıştığını hisseder gibiydim. O sırada okul sınavlarım da başlamıştı. İki işi birden yürütmek zorundaydım. Bir halk deyimi vardır: Kul sıkışmasa Hızır yetişmez Nitekim hem sınavlarımı ortanın üstünde bir notla vermeyi başardım hem de daktiloyu öğrenip işe kabul edildim. 41 numara ayakkabım Ankara ya gelir gelmez Karslı öğrencilerin kontrolünde olan Hukuk Yurduna yerleştim. O yılar Hukuk Yurdu dışında kalan tüm öğrenci yurtları Sağcı, Solcu olarak parsellenmişti. Bu arada Iğdırlı öğrenci arkadaş gurubuyla da fırsat buldukça bir araya geliyordum. Atila Hun, İbrahim Alagöz ve Paşa Eğrice, birlikte Aydınlık Evlerde bir dairede kalıyorlardı. Oraya gider tatlı sohbetlerle birbirimize moral verirdik. Ankara ya ayağımda ucuz kaliteden bir ayakkabıyla gelmiştim. İş aramak için ne taksi tutacak ne de otobüse binecek param olmadığından genellikle her yere yürüyerek giderdim. Birkaç ay sonra ayakkabımın tabanlarında delikler açılmış, dikişleri sökülmüştü. Bir gün yine Atila ve diğer hemşehri öğrenci arkadaşlarımı ziyarete gitmiştim: 732

12 Iğdır Sevdası Oğlum ayakkabım yok! diyince, İbrahim beni özel bir bölmenin önüne götürdü. İçi her türden ayakkabıyla doluydu. Bu ayakkabılardan birini beğen, ayağına giy! dedi. Oradaki ayakkabılardan sadece bir tanesi işimi görebilirdi ama o da 41 numaraydı. Halbuki ben 42 numara giyiyordum. Önce tereddüt ettim ama altı parçalanmış 41 numara ayakkabıyı koltuk altına yerleştirip evden ayrıldım. Güzel bir pençeyle yepyeni oluvermişti! Mutlu bir duyguyla bu çift ayakkabıyı ayağıma geçirdim. Yağmur, çamur demeden her gün saatlerce yürüdüğüm için kısa sürede ayakkabılar ayağımın kalıbına girdi. Benim ayaklarım mı 41 oldu yoksa ayakkabı mı 42, hiçbir zaman bilemeyecektim. İş bulup para sahibi oluncaya kadar ayakkabılar ayağımda kaldı. Bugün bile, bana hayatımın en zor günlerinde arkadaşlık etmiş çift ayakkabının resmini çiz! deseniz hiç şaşmadan tıpkısını resmedebilirim! Evliliğim Amcamın kızı benim beşik kesmem yani sözlümdü. Onunla bir bakıma evlenmek zorundaydım yılında ailemden bir mektup aldım: Sözlün 19 yaşına girdi. Kızın isteklileri senin isminden dolayı uzak kaçıyorlar. Kızı böyle yüzüstü bırakma Bir yandan işsizlik ve okulla boğuşurken, evliliğin bir sorun olarak karşıma çıkması beni çaresiz bir duruma itiyordu yılının Şubat ayında, sömestr tatilinden yaralanıp Iğdır a gittim. Sade bir törenle evlendim. Ancak eşimi beraberimde Ankara ya getirmem mümkün değildi. Nihayet altı ay sonra iş bulunca Demetevler de mütevazı bir daire kiraladım, aileme mektup gönderip eşimi yanıma istettim. Bir yaz günü, eşim, dedesi Sadık Karasu yla birlikte trenle Kars tan Ankara ya doğru yola çıkmıştı. Onlarla aynı kompartımanda yolculuk edenlerden birisi de aile dostum Atila Hun du. Ankara Garında park etmiş, kıymetli misafirlerimi bekliyordum. Her üçünün birlikte bana doğru geldiklerini görünce, sevincimden nasıl da mutlu olmuştum! O anı hâlâ naçiz bir hatıra olarak hafızamın bir köşesinde saklarım. Evimizde mobilya yoktu. Eşim bu sıkıntılı dönemde çok anlayışlı davranıyordu. Şansımıza o zamanlar sol düşünceli arkadaş çevresinde moda olan proleter yaşam biçimi tam bize uyuyordu. İki briket üzerine kalas koyup, ortaya çıkan yapıyı iskemle olarak kullanmamı kime abes bulmuyordu. Bir tesadüf sonucu tanıştığım muhterem bir hemşehrimin aracı olmasıyla 733

13 Kenan Yurdakul buzdolabı, çamaşır makinesi gibi ihtiyaçlarımızı ayda 55 lira taksit vererek alabildik. İş hayatım İşçi statüsünde olduğum için TES-İŞ sendikasının üyesiydim. Bu sendikanın şube sekreteri olarak Türkiye nin her tarafını dolaşma şansım oldu yılında sağ eğilimli sendika genel merkeziyle yollarımız ayrı düşünce, Yenimahalle Trafo bölgesinden ayrılıp, Farabi sokaktaki TEKTES-İŞ sendikasına girdim ve sendika genel merkezinde sayman olarak görev aldım yılının 12 Eylülünde askerler idareye el koyunca benim için de zor bir dönem başladı. İsmim ilk yakalanacaklar listesinde olduğu için uzun süre saklanıp ortalığın sakinleşmesini bekledim. Aradan zaman geçtikçe, benim gibi ikincil derecede sendika görevlileri üzerindeki yakalanma baskısı da azaldı. Nihayet İstanbul Selimiye ye gidip savcılıkta ifade verdim ve DİSK üyesi bir sendikada yönetici olmaktan başka suçum olmayan bu davadan beraat ettim. Biz de kurumsax olduk Selimiye adliyesinin salonunda avukat Medet Serhat la karşılaştım. Bakırköy Lisesi yıllarımda bir ara yazıhanesini ziyaret etmiş kendisiyle tanışmıştım. İki hemşehri olarak birbirimize sarılıp hasret giderdik. O gün Medet Serhat bana şu fıkrayı anlattı: Kerem Zengi amca, bana bir gün şöyle dedi: Eskiden biz Ermenilerle o tarafta (Aras ın diğer yanı) iyi komşuluk ilişkileri içinde yaşıyorduk. Ermeniler, Allah için, ekmek veren, cömert ve arkadaş seven insanlardı. Biz de doğru dürüst insanlardık. Ama ne zaman ki bu tarafa geldik, onlar da kurumsax oldu, biz de! Not: Kurumsax, Azeri dilinde, laçka, seviyesiz ve düşük adam anlamına gelir. Muhasebecilik yıllarım Mahkemeden beraat ettikten sonra 15 ay kadar işsiz kaldım. Bu zaman süresince sendikalı arkadaşlar kendi aralarında para toplayıp yardım yapıyorlardı. Bir gün muhasebecilik yapan bir arkadaşımın bürosunu ziyaret ediyordum. İşleri yoğun olduğu için ufak tefek görevleri benim yapmamı istiyordu. Bu niyetle arada bir büroya uğruyor, arkadaş yardımcı oluyordum. Derken öğle yemeği ve harçlık parası cebime girmeye başladı. Ticari İlimlerden mezun olduktan sonra muhasebecilik alanında hiç çalışmadığım 734

14 Iğdır Sevdası gibi mezun oluşumun üstünden nerdeyse10 yılı yakın bir zaman geçmişti! Bir gün bu muhasebeci arkadaşım bilmediğim bir nedenden büroyu yüz üstü bırakıp gitti. Tüm sorumluluk üzerime kalmıştım Böylece yavaş yavaş muhasebecilik işine girdim yılına kadar bu işi yürüttüm. Meslek derneğine girip genel başkan yardımcısı oldum. Bir yandan Türkiye yi dolaşıp mesleki derneğimizi örgütlüyor bir yandan da parlamento da kulis faaliyetleri düzenleyerek, Oda olarak örgütlenmemizi sağlayacak kanunun çıkması için kulis yapıyordum. Nihayet Türkiye Serbest Muhasebe Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Odaları Birliği adı altında örgütlenme hakkını kazandık. Yapılan seçimlerde her ne kadar bir oy farkıyla genel merkez üyeliğini kazandıysam da yapılan itiraz üzerine mahkeme üyeliğimi düşürdü. Ancak genel merkez üyeleri arasında çok geçmeden bir çatışma durumu yaşanınca, bir tarafın toplu istifası üzerine, birinci yedek olarak genel merkez üyesi oldum. Muhasebecilik mesleğinde üç kademe vardır. Serbest muhasebeci olarak başlayan birisi, on yıl görev yaptıktan sonra mali müşavir olarak görev yapmayı hak kazanır. Ancak yeminli mali müşavir olabilmesi için önünde iki seçenek vardır. Ya doğrudan Devlet Hesap Uzmanlığı, Sayıştay denetçisi, Vergi Mahkemesi üyeliği gibi görevlerden birisinde on yıl hizmet vermiş olacak ya da çok ciddi bir sınavı başaracak. 13 yıllık muhasebecilikten sonra, bu sınava hazırlandım. Hukuk, Gümrük, Muhasebe, Ekonomi, Yargı, İdari ve Yabancı dil konularından sınav olup yeminli mali müşavir hakkını kazandım. İki yıldan beridir de bu görevimi sürdürmekteyim. Önceleri defter tutma şeklinde olan görev alanım, devletin denetim gücünü artıracak şekilde, şirketlerin defterlerini denetimle sınırlandırılmıştır. Mecit Hun mitosu Mecit Hun u ortaokul yıllarında şehir merkezinde görüp tanımıştım. Uzun boylu, şakakları kırlaşmış, karizmatik görünüşlü böyle bir insanı görüp te unutmak mümkün mü! Yanında hep birileri vardı. Ama her nedense kendisinden daha kısa boylu olan bu insanlar onun etrafını alır hep birlikte şehrin bir ucunda diğerine ama genellikle Hükümet Konağı binası istikametinde yürürlerdi. Seçim konuşmaları başladığı zaman, kürsüye çıkar, güzel ve etkileyici konuşmasıyla hepimizin gönlünü kazanırdı. O benim için bir mitostu. Büyüdüğüm zaman onun gibi olmak istiyordum. Ama kafamda başka bir Mecit Hun imajı daha vardı yaşlarımdayken günübirlik karpuz toplayıp biraz harçlık kaza- 735

15 Kenan Yurdakul nan gençlik guruplarına katılırdım. Bir gün, İslam Develi nin babası Musa Develi bizi yanına alıp Adetli köyüne götürdü. O yıl Musa Develi, Mecit Hun un arazisini ortaklı ekmişti. Tarlada karpuz toplarken, Bu kimin arazisi? diye sorduğumda, Mecit Hun lafını duymuştum. O zamandan beri, Mecit Hun un geniş arazileri var şeklinde bir imaj zihnimin bir köşesine girip saklanmıştı. Halk arasında onun için, Kürt Ağası lafı da sıkça edildiğinden ve özellikle etrafındaki kalabalık eksik olmadığından, bu Ağa lafı tam bir ciddiyet kazanmıştı. Mecit Hun un şatosu Ortaokul ikinci sınıftayken, yanında kaldığım ailenin evinde huzur bulamadığım için arada bir Baharlı mahallesine gider, orada arkadaşım Paşa Eğrice nin evinde gecelerdim. Oraya gidebilmek için izlediğim şose yol, Mecit Hun un evinin önünden geçerdi. Kesme taştan yapılmış, ön cephesinde derz olan bu ev benim gözüme bir şato gibi gelirdi. Bunun bir nedeni, herhalde, zihnimde karmakarışık yer etmiş olan Mecit Hun imajının çağrışım yapmasıydı: Kâh kürsüdeki güçlü hatip kâh ağa rolündeki bu adam ve onun ismi bir muamma gibi şuuraltımda saklıydı. Tanınmış simalar 1960 lı yılların Iğdır ında şu isimler sıkça kulağımıza gelirdi: Mecit Hun, Hüseyin Akbulut, Cafer Sadık Tezel, Hacı Nağdali Parlar, Yakup Tuncer, Enver Sever, Fazıl Şıktaş, Cemalettin Güneş, Ataman Yalçın, Kadir Erol ve Abdullah Arslantürk 1969 yılı belediye seçimlerinde Taşburun köyünden Rıza Karasu CHP den aday olmuştu. Mecit Abi Hun, Rıza Bey e bu seçimde açık destek verdi. Karşısında AP den Hüseyin Akbulut vardı. Rıza Karasu nun siyasi bir meziyeti yoktu. Askerlik şubesi başkanlığından emekli olduktan sonra siyasete atılmıştı. Çalışkan birisiydi. Ama bu seçimi kazanmasına yeterli değildi. Kürsü konuşmalarını onun adına Mecit Hun yapıyordu. Tek hatırladığım Rıza Karasu nun kürsüye çıkıp: Hemşehrilerim her gün saat altıda işimin başında olacağım Hüseyin Akbulut da iyi bir konuşmacıydı. Ancak içerik olarak saldırgan biraz da çığırtkan olurdu. Oysa Mecit Huni, Kürt kökenli olmasına karşın, Türkçe yi son derece güzel telaffuz eder, serinkanlı ve güzel konuşurdu. Liseye başladığım yıl sağ görüşlüydüm. Ancak uzun süre bu ideolojiyi kabullenmem mümkün değildi. Çünkü ben her şeyi sorguluyor, yorumla- 736

16 Iğdır Sevdası maya çalışıyordum. Bu kişilik eğilimim kaçınılmaz olarak beni sol düşünceye yaklaştırdı. Bu değişimim öylesine köktenci ve ani olmuştu ki sosyal demokrat CHP bile artık beni doyurmuyordu. Böylece kendimi TİP nin propaganda rüzgârlarına kaptırmış, aşırı sola kucak açmıştım yılında TİP il başkanı Hayati Tuncer in olağanüstü çalışma ritmine ayak uydurmak için arı gibi çalışıyorduk. Her yere girip çıkıyorduk. Sömestr tatilinde Iğdır a gittiğimde yanımda bir demet bildiri götürmeyi ihmal etmedim. Köylüler büyük bir merakla okuyor, yeni partiyi ilgi duyuyorlardı. Hatta benden özel olarak bildiri göndermemi istiyorlardı. TİP, 1965 seçimlerinde bir milletvekili kazanmayı başardı seçimlerinde aday olan Naci Kutlay seçimi oyla kaybetti. Eğer Mehmet Ali Aybar, Kars bölgesinde kontenjan hakkını kullanıp Naci Kutlay ı aday göstermeseydi TİP nin seçimi kazanma şansı çok yüksekti. Vatan haini Nazım Hikmet 1969 seçimleri çok yakındı. Bir gün Behice Boran, Mehmet Ali Aybar ve Tarık Ziya Ekinci nin Iğdır a geleceklerini haber aldık. Aralık ilçesinde şahsa ait bir otobüsü kiralayıp, Orgof yakınlarında parti kurmaylarını beklemeye koyulduk. Kartonlar üzerine, el yazısıyla emek, köylü ve işçi sınıfıyla ilgili yazılar yazmış, iyi bir karşılama töreni örgütlemiştik. Ancak saatler geçmesine karşın Doğubeyazıt tarafından gelen giden yoktu. Otobüs sahibi sinirleniyor, bizi orada bırakıp gitmekle tehdit ediyordu. Biz bunun kavgasını yaparken ufukta tek bir araba göründü. Nihayet kurmaylar gelmişlerdi! Yolda lastikleri patladığı için, bu gecikmeden dolayı özür dileyip Iğdır a doğru yola koyulduk. Iğdır a vardığımızda bizi karşılayanlardan birisi de Mecit Hun du. Misafirlerimiz onun pastanesine gidip karınlarını doyurdular. Aralarında uzun sohbetler, espriler ve şakalaşmalar oluyordu. Mehmet Ali Aybar, Hayatımın en güzel kaymağını yedim diyerek iltifat etti. Belediye kürsüsünde seçim konuşması yapmak 120 liraya mal oluyordu. Parayı veren düdüğü çalar misali, bol paralı olanların propaganda şansı daha fazlaydı. TİP ne bir konuşma hakkı kazandırmak için biz gençler hemen para toplama işine koyulduk. Mecit Hun, Kerem Zengi gibi hemşehrilerimizin katkısıyla bu parayı toplayıp, bir konuşma hakkını partimize kazandırdık. Mehmet Ali Aybar kürsüye çıkıp, emek ve köylü yoğunluklu güzel bir konuşma yaptı. Alkışlarla inip pastanenin önünde kendisini bekleyen arkadaş gurubunun yanına gitti. İnsanlar gelip onu tebrik ediyorlardı. Bu sırada Hüseyin Akbulut kürsüye çıktı. Eline mikrofonu alır almaz, Vatan haini Nazım 737

17 Kenan Yurdakul Hikmet in teyzesi oğlu.(mehmet Ali Aybar)... diyerek uzun ve sıkıcı bir konuşma yaptı. Hiç unutmuyorum, Mecit Hun o sıra elini yana doğru açıp, Şu kaliteye bak, şu kaliteye bak... deyip Hüseyin Akbulut un yakışık almayan konuşmasına tepki gösterdi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen o günün siyasi çekişmeleri çok daha demokratik ve yapıcıydı. Üç tekerlekli bir motosikletimiz vardı. Bu küçük vagona 5-10 kişi üst üste sıkışır, elimizde seçim bildirileri köy köy dolaşırdık. Bir gün Karakoyun ilçesine yakın bir yerde jandarma önümüzü kesti. Kağıtla çevreyi kirletiyorsunuz diyerek bildirilere el koyup, bizi gözaltına almakla tehdit etti. Bunun dışında seçim çalışmalarımızı engelleyen bir durum olmadı. Kürt-Azeri birlikteliği Iğdır bölgesinin en önemli sosyal ve siyasal özelliği Kürt ve Azeri halkların birlikte yaşaması veya yaşamak zorunda olmasıdır. Bu iki halkın dostça yaşamasını kendime ilke edindiğim için halkların barışçıl birlikteliğini savunan sosyalist düşünceye sempati duydum. Fakat yeteneksiz Kürt ve Azeri politikacılar şoven duyguları özellikle seçim gününde provoke ediyorlardı. Beni bırakıp bir Kürde yada beni bırakıp bir Azeriye mi oy vereceksiniz şeklinde yapılan tek yanlı ırkçı politikalar ne yazık ki iki toplum arasındaki köprüleri yıkıp atıyordu. Bütün bu menfi gelişmelere karşın, 70 yıllık Cumhuriyet tarihi göz önüne alınırsa, Kürt ve Azeriler, birbirlerine karşı toplu öldürme olaylarına teşebbüs etmemişler, birlikte yaşamak için gerekli olan sağduyuyu son anda ön plana çıkarmasını becermişlerdi. Bireysel yada gurup düzeyinde karşı karşıya gelmiş olabilirlerdi ama bir Çorum veya Maraş örneğinde yaşandığı gibi geniş tabanlı şoven hırçınlık Iğdır da hiçbir zaman kök bulmamıştır, inşallah bulmayacaktır da!. Bunun bir nedeni de ekonomik anlamda iki toplumun birbirini tamamlamasıdır. Azeriler tarım ve bahçecilik işlerinde, Kürtler de hayvancılıkta daha uzman ve yeteneklidirler. Pamuk ve buğday eken Azeri, samanını ve pamuk çiğidini hayvancılıkla uğraşan Kürtlere satmış, buna karşın peynir, yağ gibi gıda ihtiyacını onlardan almış. Eğer bir cümlede özetlemem gerekirse, Azeriler yaylada Kürtlerin misafiri, Kürtler de obada Azerilerin misafiridir Her iki toplum, bunun bilincinde olarak birlikte yaşamayı bir siyasi kural haline getirmek zorundadırlar. 738

18 Iğdır Sevdası Mecit Hun konuşunca hepimiz sustuk 1970 li yılların ortasında itibaren Iğdır da sağ, sol çekişmesi ve buna bağlı olarak gündeme giren bir Kürt-Azeri gerginliği söz konusuydu. Ankara da sendikacılık yaptığım için Iğdır a pek az gidip gelebiliyordum. Ancak Ankara daki Iğdırlı hemşehrilerimle yakın bir temas halinde olduğum için bu gelişmeleri yakında izleme şansım vardı. Biraz daha zaman geçince bu kez çatışma sol guruplar arasında bir hesaplaşmaya dönüştü. Bir zamanlar solun en uç noktası olan TİP, artık Dev-Sol gibi yeni köktenci guruplar tarafından revizyonist olmakla suçlanıp sosyal demokrat hareketle aynı kefeye konuyordu. Bu yeni koşullarda her gurubun kendine göre bir Iğdır tahlili ve çözüm önerileri vardı. Ama kimsenin de başka bir gurubu ne dinlemek ne de anlamak için ne sabrı ne de isteği vardı. Bir gün bu çok başlı tartışmanın ortasına nasıl olduysa Mecit Hun, ağaçtan düşer gibi düştü. O yıllar Mecit Hun hakkındaki kişisel görüşüm yine karmakarışıktı. Bir yandan ağa olarak görüyorum, diğer yandan para yardımıyla Mehmet Ali Aybar ı kürsüye çıkartan adam olarak saygımı kazanmış bir lider görünümündeydi. Ama o güne kadar Mecit Hun la ne bir toplantıda oturup konuşmuş ne de onun konuşmasına tanık olmuştum. Bütün bilgim kürsüdeki nutuklarıyla sınırlıydı. Bu arada Iğdır insanının yetiştirdiği garip kişiliklerden birisi olan Rahim Bağcı hakkında da birkaç söz etmek gereğini duyuyorum. Rahim Bağcı, uzun yıllar istikrarsız bir şekilde sağ ve sol düşünce arasında yer değiştirmiş, hatta bir keresinde Sovyetlere gidip geldiğini iddia ederek siyasi kariyerini pekiştirmiş, en son olarak ta Kurtuluş isimli sol hareketi içinden çökertecek bilgileri polise vermişti. Rahim Bağcı, öteden beri konuşmalarında ve lokal gazete yazılarında anti bir Mecit Hun düşüncenin savunuculuğunu üstlenmişti. Iğdır dan Ankara ya taşınan bu Mecit Hun düşmanlığı kaçınılmaz olarak biz gençleri etkiliyor, hepimizi onun aleyhine bir tutum sergilememize neden oluyordu. Her şey Iğdır Kültür Derneğinin sağcıların elinden alınıp sol görüşlülerin eline geçmesiyle başladı. Yönetime gelen Iğdırlılar arasında hangi sol? şekliden başlayan rekabet ve çekişme kısa sürede bir iç çatışmaya dönüşmüştü. Biz bunun kavgasını verirken bir gün Ankara yı ziyarete gelen Mecit Hun un biz gençleri bir yerde toplayıp Iğdır la ilgili son bilgileri paylaşmak istediğini öğrendik. Bu benim Mecit Hun la bir toplantı yerinde ilk karşılaşmam olacaktı. Ulus a yakın bir yerde, Atatürk Bulvarına açılan arka sokaklardan birinde, kime ait olduğunu bugün dahi bilmediğim geniş bir salonda Iğdırlı sol görüşlü gençler olarak bir araya geldik. Yücel Artantaş la yan yana oturmuştum. Aramızdaki tek yaşlı ve siya- 739

19 Kenan Yurdakul si tecrübesi olan Mecit Hun du. Ve o gün masanın etrafını doldurmuş olan bu gençlerin her birinin Mecit Hun a karşı söyleyeceği bir lafı vardı. Toplantının açılış konuşmasını kimin yaptığını hatırlamıyorum. Konuşmalarda önce bir keşmekeş ve gelişigüzellik yaşandı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Mecit Hun susuyor, gençlerin kendisine karşı doğrudan ya da imalı olarak yaptıkları suçlamaları dikkatle dinliyordu. Ben de konuşma hakkı elde etmek için uğraşıp duruyordum. Nihayet gençler, her şeylerini söylemiş olmanın rahatlığı içinde suskunluğa bürününce, Mecit Hun hazırlığını yapıp konuşmaya girdi. O konuştukça salonda sessizlik artıyordu. Mecit Hun önce Iğdır tarihinin sosyolojik ve siyasi bir panoramasını çizdi. Bizi çok eskilerden bugüne doğru adım adım getirdi. Hepimiz farkında olmadığımız geçmişimizin bu detaylı bilgisiyle hem yeni tanışıyor hem de dikkatle dinliyorduk. Mecit Hun, giriş konuşmasını tamamladıktan sonra, toplantıya katılan her gencin ailesinin siyasi gelişimini, tarih ve örneklendirme yöntemini ustaca kullanarak tek tek analiz etti. Bizi bizden daha iyi tanıdığı açıkça ortadaydı. Analiz fırtınasına tutulan her genç, sessiz bir şekilde sırtını iskemleye dayıyor, sanki az önceki aslan (!) o değilmiş gibi süt pençe önüne bakıyordu. Mecit Hun üç saat süren konuşmasını bitirdiği zaman, hem Iğdır - ın siyasi ve sosyal tarihiyle ilgili olarak çok aydınlanmıştık hem de bu siyaset adamının bizim dar siyasi çekişmelerimizden muaf olduğunu kabullenmiştik. Ona karşı olan önyargımız yerini koşulsuz bir hayranlığa bırakmıştı. O hayranlık hâlâ kendisine kalbimizde bir yer bulmaktadır. Sofya ya uçak kaçma olayı 1970li yılların başında Ankara da, siyasi görüşü ne olursa olsun tüm Karslıların arada bir uğrak yeri olan Dadaş ın Kahvesi vardı. Ben de oraya takılır, hemşehrilerimle sohbet ederdim. Oraya gelenler arasında, Atila Hun, kaynım Cengiz Yurdakul, Gökçeli köyünden Yaşar Aydın ve Feyiz Kılıç gibi isimleri sayabilirim. Bunlardan Yaşar Aydın la çok iyi bir dostluğum vardı. Hatta ikimiz de aynı terzide bordo renkli bir takım elbise diktirmiş, ikizler gibi orta yerde dolaşmıştık. 12 Mart darbesi olmuş, Deniş Gezmiş ve arkadaşlarının idamının her an beklendiği günlerdi... Altan Öymen gibi gazeteciler ve sivil örgütler idamlara karşı imza kampanyası yürütüyorlardı. İdamlardan birkaç gün önceydi. Bir gün Iğdır Karakoyun ilçesinden Sefer Şimşek, yakın arkadaşım Yaşar Aydın, Tuzluca dan Eylullah Akça ve Kırşehirli bir gencin, bir araya gelip THY uçağını idamlara karşı takas amacıyla Sofya ya kaçırdıklarını duydum. 740

20 Iğdır Sevdası Bu olaydan hemen sonra polisler beni göz altına aldılar. Sorgulama akşama kadar devam etti. Bir şey çıkmayınca serbest bıraktılar. Meğerse beni takibe alıp, güya benimde içinde olduğum örgütü ele geçirmeyi planlıyorlarmış. Halbuki benim uçağı kaçıran gurupla hiçbir bağlantım yoktu. Gerçi Yaşar Aydın çok yakın arkadaşımdı ama siyasi planlarını ve uçak kaçırma işini benimle paylaşmamıştı. O yıllar Yenimahalle deki Trafo merkezinde çalışıyordum. Her gün yabancı simalar iş yerine gelip, bir şeyleri bahane ederek beni gözaltında tutuyorlardı. Ben de 500m ilerideki eve yürüyerek gidip geliyor, Dadaş ın Kahvesi ve diğer uğrak yerlerden uzak kalmaya çalışıyordum. Bir ay sonra beni tekrar göz altına aldılar. Bu kez kaynım Cengiz i benden sordular. Onları alıp Cengiz in çalıştığı yere götürdüm. Cengiz benim evde kaldığı için polisler gelip özel eşyalarına el koydular. Bu arada polis, Dadaş ın Kahvesi müdavimlerinden sağ görüşlü ve uçak kaçıran Sefer Şimşek in dayısı Gij İsmail i de gözaltına almıştı. O da kendisine zarar gelmesinden korktuğundan kahveye gelen arkadaş grubunun tamamını isimleriyle polise vermişti. İçlerinde Atila Hun, Tevfik Özdemir, Kenan Çatak ın 1 Mayıs 1977 de vefat etti- da bulunduğu kalabalık grubu polis yakalayıp, Altan Öymen le aynı koğuşa tıkmış. 21 günlük gözaltının ardından hepsi serbest bırakıldı. 741

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Iğdır Sevdası. İlk ve orta tahsilimi Iğdır da, liseyi Kars ta okudum. Yüksek tahsil hayatıma

Iğdır Sevdası. İlk ve orta tahsilimi Iğdır da, liseyi Kars ta okudum. Yüksek tahsil hayatıma ALİ ASKER SAYAN Iğdır Sevdası 1905 den itibaren, siyasi nüfuzu ve örgütçü kişiliğiyle ön plana çıkan Hacı Ekber Tufan, Milli Mücadele yıllarında çaba ve enerjisini Iğdır ın kurtuluşu yolunda harcamış,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KADİR BAYKAL. Kadir Baykal

KADİR BAYKAL. Kadir Baykal KADİR BAYKAL Kadir Baykal Baykallar, Iğdırmava nın köklü ve güçlü ailesi olarak 20 yy Iğdır ına damgasını vurmuş; kendi içinde değerli girişimci ve siyaset adamları çıkarmıştır. Bunlardan özellikle Fazıl

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Ali Aydın ALİ AYDIN Ali Aydın Hayatım 236

Ali Aydın ALİ AYDIN Ali Aydın Hayatım 236 ALİ AYDIN Iğdır da 40 lı veya 50 li yıllarda resim çektirmişseniz fotoğraf büyük ihtimalle Musa ve kardeşlerin imzasını taşıyordur. Iğdır a stüdyo anlamında ilk fotoğrafçı dükkanını kuran Aydın kardeşler,

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ:

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: Μάθημα: Σοσρκικά Δπίπεδο: Ε2 Γιάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία: Τπογραφή Καθηγητή:

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

Kemal Akyer: 18 Ocak 2011 Çarşamba

Kemal Akyer: 18 Ocak 2011 Çarşamba Vergi borcum benim belimi büküyor Yarış sahalarında fırtınalar estiren bir isimdi... Taa ki o talihsiz gün gelip kapıya dayanıncaya kadar... Bugün sağlık sorunlarıyla mücadele eden Yalçın Akağaç aynı mücadeleyi

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Bu anketin amacı, niteliksel bilgilerin toplanıp, belirli formlarda yardım ve ihtiyacı olan, 15-25 yaş arası göçmen yada farklı

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep 09 Kasım 2015 Haber Linki: http://www.egehabergazetesi.com/halil-kurttan-esnafi-sevindirecek-talep/1651/ Ekonomi nin candamarını oluşturan Esnaf ve Kobi ler Karabağlar

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK;

İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK; İstanbul 24 Kasım 2004 SULTANAHMET TİCARET LİSELİ OLMAK BÜYÜK AYRICALIK; Okulumuzun tarihçesinden de anlaşılacağı üzere Türkiye nin ilk Ticaret Lisesi olan Sultanahmet Ticaret Lisesinde okumuş olmak büyük

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS

PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS 2016 BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK *Pencereden baktığımızda gördüğümüz olaylar hakkında konuştuk. *İçeri-Dışarı kavramını öğrendik. *Taze-Bayat

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ettiği becerilerin özetidir. Özgeçmiş

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006 ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΙΕΥΘΥΝΣΗ ΑΝΩΤΕΡΗΣ ΚΑΙ ΑΝΩΤΑΤΗΣ ΕΚΠΑΙ ΕΥΣΗΣ ΥΠΗΡΕΣΙΑ ΕΞΕΤΑΣΕΩΝ ΠΑΓΚΥΠΡΙΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ 2006 Μάθηµα: Τουρκικά Ηµεροµηνία και ώρα εξέτασης: Πέµπτη, 1 Ιουνίου 2006 11:00 13:00

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin elindeki Posta Gazetesi ne takıldı gözüm.görevli hanımın gözü

Detaylı

DEREÜSTÜ KÖYÜNDE ARHAVİ EVİ İNŞASINDA BAŞKAN SERENDERDEN KONUŞTU

DEREÜSTÜ KÖYÜNDE ARHAVİ EVİ İNŞASINDA BAŞKAN SERENDERDEN KONUŞTU DEREÜSTÜ KÖYÜNDE ARHAVİ EVİ İNŞASINDA BAŞKAN SERENDERDEN KONUŞTU Son dönemlerde özellikle başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın seçim sonrası başlattığı balkon konuşmasının bir benzerini Arhavi Belediye başkanı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Hilton Garden Inn Istanbul Golden Horn

Hilton Garden Inn Istanbul Golden Horn HILTON ISTANBUL BOSPHORUS & HILTON PARKSA & HILTON GARDEN INN GOLDEN HORN OTELLERİ HABERLEŞME BÜLTENİ MART 2014 Sayı: 92 Hilton Garden Inn Istanbul Golden Horn Yazın bunaltıcı sıcaklığından kaçıp çalışma

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı Bu el kitabı, 2015 yılı Kızılay Haftası okul etkinlikleri için Türk Kızılayı şube, bölge ve yerel merkezlerine hazırlanmıştır. İlköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanan sunumun

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor!

Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor! Kadınlar ikinci bir şansı hak ediyor! Hem kadınlar kazansın, hem ülkemiz. Çünkü Biz Büyük Bir Aileyiz. www.aile.gov.tr www.gonulelcileri.gov.tr Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin yapılan pek çok hukuksal

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı)

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) 12.11.2011, Şişli-İstanbul 108 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş PTT çalışanı olan babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Adapazarı nda 1949 yılında doğdu.baba tarafından

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu

Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu Bodrum da Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu Bodrum Yarımadasında yaşayan Çukurovalılar tarafından Bodrum Çukurova Kültür ve Dayanışma Derneği kuruldu. Bodrum da yaşayan turizmci Birol Yoleri

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ NÜFUS ETÜTLERİ ENSTİTÜSÜ TÜRKİYE DE KADIN VE AİLE ARAŞTIRMASI 2014 HANEHALKI SORU KAĞIDI

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ NÜFUS ETÜTLERİ ENSTİTÜSÜ TÜRKİYE DE KADIN VE AİLE ARAŞTIRMASI 2014 HANEHALKI SORU KAĞIDI HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ NÜFUS ETÜTLERİ ENSTİTÜSÜ TÜRKİYE DE KADIN VE AİLE ARAŞTIRMASI 2014 HANEHALKI SORU KAĞIDI TANITIM BİLGİLERİ KÜME NO... İL HANE NO... İLÇE 5 BÖLGE... BUCAK 12 BÖLGE... KÖY YERLEŞİM

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı