kızılbaş bacaklarını kestiler! ip atıp boğdular sonra da boğazını kestiler

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "kızılbaş bacaklarını kestiler! ip atıp boğdular sonra da boğazını kestiler"

Transkript

1 kızılbaş Ekim Sayı 31 kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü! bacaklarını kestiler! ip atıp boğdular sonra da boğazını kestiler işkencedir! - cinayettir! - mankurtlaşan veya celladına aşık aleviler dr. hüseyin demirtaş - Gülo dan bu güne Ermenilere ne oldu? Aram Ararat - ԱՐՄԻՆ Թ. ՎԵԳՆԵՐԻ ԽԶՄԱԼՅԱՆԱԿԱՆ ՄԵԿՆԱԲԱՆՈՒՄԸ ՑՆՑՈՒՄ Է ԳԵՐՄԱՆԻԱՅԻ ԲԱԶՄԱԶԳ ՀԱՆԴԻՍԱՏԵՍԻՆ - Reform Paketi Prof. Dr. Taner Akçam - Ben Kürd Milliyetçisi Değilim! Dr. İsmail Beşikçi - KÜRT TARİH YAZIMINDA İNKARCI Hovsep Hayreni - Kan Akıtma Yoluyla İbadetin Din deki Yeri: Kurban İlhan Arsel

2 kızılbaş - sayfa 2 - sayı 31 - Ekim tel: (0) kızılbaş yayınlayan / veröffentlicht generaldirektor freizugeben. sakine polat genelyayın yönetmeni: ali ülger tr. hukuk danışmanları: av. nadide metin erdoğan av. erdal doğan av. hıdır özcan av. birliği hukuk danışmanı: av. ertekin ceylan ankara temsilcisi: hatice çevik tel: kayseti temsilciliği a. rıza ülger berlin temsilcisi: ali koçak tel: stuttgart temsilcisi: ali usta tel: adres: bergheimer str 51 d duisburg almanya tel: +49 (0) kızılbaş ta yayınlanan yazı ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. kızılbaş ta imzasız ve kaynaksız yazılar yayınlanmaz. yayın tarihi: 15 ekim 2013 sayı: 31 gönüllü katkı formu adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: Akbank hesap numarası: sayı tl - 12 sayı tl. dünya ve avrupa için: adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: sparkasse duisburg bankleitzahl IBAN: DE

3 kızılbaş - sayfa 3 - sayı 31 - Ekim tel: (0) içindekiler: Sayfa 04 - Cangözü ile görmek... Ali Ülger Sayfa 06 - mankurtlaşan veya celladına aşık aleviler...dr. hüseyin demirtaş Sayfa 08 - YOL`dan DüŞen Mezar Kazıcıları..... Adnan Cangüde Sayfa 09 - Korkaklar Zafer Anıtı Dikemez, Hele Sen Asla... E. YILDIRIM Sayfa 10 - Bir Kavram Bin KIRIM Yanilsamalar -9 DEMOKRASi:... A. Haydar Kanlı Sayfa 11 - Gülo dan bu güne Ermenilere ne oldu?... Aram Ararat Sayfa 13 - ezilen halklar ve melek-i tavus un başına gelenler... Müslim Korkmaz Sayfa 14 - Pomakların var olduğunu önce Pomaklara anlatmalıyız... A. Murat Yılmam Sayfa 15 - Süryanilerin ilk okulu açılıyor Sayfa 15 - BASINA VE KAMUOYUNA Sayfa 16 - ԱՐՄԻՆ Թ. ՎԵԳՆԵՐԻ ԽԶՄԱԼՅԱՆԱԿԱՆ ՄԵԿՆԱԲԱՆՈՒՄԸ ՑՆՑՈՒՄ Է ԳԵՐՄԱՆԻԱՅԻ ԲԱԶՄԱԶԳ ՀԱՆԴԻՍԱՏԵՍԻՆ Sayfa 18 - Reform Paketi... Prof. Dr. Taner Akçam Sayfa 19 - GERİ DÖNÜP BAKTIĞIMDA... Mahmut Alınak Sayfa 20 - Nice paketler gördüm boştular!... Fikret Başkaya Sayfa 22 - Binboğada Kızılbaş olmak... Ali Ülger Sayfa 23 - Ben Kürd Milliyetçisi Değilim!... Dr. İsmail Beşikçi Sayfa 24 - CAMİİ - CEMEVİ PROJESİ, DEVLETİN KENDİ ALEVİ- SİNİ YARATMA OYUNUDUR-... Mustafa Karabudak Sayfa 28 - KİMDİR BU HEMŞİNLİLER... Evrim Kepenek Sayfa 30 - KIRLANGIÇLARIN YUVASI YIKILMASIN... Sultan Kılıç Sayfa VE ÖNCESİ: KÜRT TARİHYAZIMINDA İNKARCI EĞİLİMLER ÜZERİNE 2. Bölüm... Hovsep Hayreni Sayfa 39 - KARADENİZ, KARADENİZ OLALI BÖYLE BİR KARANLIK YAŞAMAMIŞTIR... Tamer ÇİLİNGİR Sayfa 40 - Japon gazetecilerden ilanlı uyarı Sayfa 41 - Hoşana nın Son Sözü Sayfa 42 - KURTİYEK Jİ DÎROKA ÊZDÎTİYÊ Û HİNEK GEHDARİYÊN Lİ SER CÎH-WARÊN ÊZDİYÊN KU Lİ BAKURÊ KURDİSTANÊ DİMAN... Kemal Tolan Sayfa 50 - Habusi/İkizdemir köyü (Elazığ Merkez e bağlı köy) Sayfa 51 - Rum soykırımı... Serdar Kaya Sayfa 52 - Kan Akıtma Yoluyla İbadetin Din deki Yeri: Kurban.... İlhan Arsel Sayfa 61 - BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜĞE Mİ, YOK EDİCİLİĞE Mİ?... Ahmet Önal Sayfa 63 - SARESUR... Sait Çiya Sayfa 64 - Seçme şiirler -kızılbaş elikızılbaş dergisi ankara temsilciliği selanik cad. no: 23 / 20 kat 5 kızılay / ankara tel: İlahi Heq! Sen mi yarattın beni? Sordun mu bana yaratmadan önce, Gelip gördük imar ettiğin alemi, Kanrevan içinde Hiç te sevmedim, Hiç fark ettin mi sen? Mülkünde ki mahlukatını, Bir uçtan bir uca Kuşların, atların, itlerin Anadilinden konuşup anlaşıyorlar, En çok ta bu hoşuma gitti Be hey ulu üretici! Peki şu insan mahlukatına, Niye bölücülük yaptın? Her adımda başka dil başka din, İnsan mahlukatların anlaşamıyorlar Peki sen ulu üretici, Sen hepsini anlıyor musun? Başına bela etmişsin, Ayıkla ayıklaya bilirsen, Midyat ta ki pirincin taşını Ha bir de kara kaplı defterin varmış, Kim yazar kim okur onu? Anlaşılan başın belalı senin Mülkünün bir ucundan diğer ucuna, Güllerin hep aynı kokar da, Şol insan mahlukatın niye bin bir türdendir? Yoksa onların ustası sen değil misin? Bana sormadan beni üretmişsin, Bana sormadan beni çalacakmışsın, Bu dünyanda seninle barışık olmadım, Öbür tarafını da istemem Gün gelip devran dönende, Ben de çeker giderim, Kızılbaşlı turnalar ile, Senin mülkünde

4 kızılbaş - sayfa 4 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Cangözü ile görmek Ali Ülger Siyaset kazanı kaynatılıyor, hükümet paket hazırladı. Beklentisi ve güveni olanlar da sabırsız ve bol ümitleriyle hükümet paketini beklediler. Devletin aracı olan hükümet, devletin ihtiyacına uygum bir paket açıkladı. Aklı salim olanlar devlet paketinin boş olduğunu biliyorlardı. Ne yazık ki devlete güvenen ve beklentisi olanlar hayali sükuta uğradılar. Başta beyaz Kürtler, Beyaz Aleviler ve diğer toplumsal kesimler bekledikleri piyango çıkmadı!.. Bu paketten çıkmayan beklentilerini, devletin gelecek paketlerine havale ettiler CC. Allah muratlarını vere derim. Sorun ve problemleri üreten yönetenler ile hiç bir problem demokratik olarak çözülemez Devletin üretmiş olduğu toplumsal sorunların devlet eliyle çözüleceğine umut bağlayan beyazların, devletin hükümdarlığının dışına çıkmaları özgürleşmesi asla mümkün olamaz. Ermeni soykırımı demokratik siyaset ile çözülmeden, Kürt milli meselesi çözülemez. Kızılbaş-Alevi meselesi çözülemez. Azınlığa düşürülmüş toplumsal kesimlerin demokratik talepleri çözülemez. Din vicdan hürriyeti sağlanamaz!.. Toplumu oluşturan en küçük kesimden en büyük kesime kadar herkes kendi yakın tarihiyle açık yüzleşmeyi yapmadan; Ortak toplumsal meselelerimizin çözümünde olduğu gibi özgün sorunlarımızın çözümünde de sağlıklı demokratik adımların atılması geliştirilmesi kanımca mümkün değildir. Her bir kesim kendi sorunlarına sahip çıkarak temsil etmek istedikleri kesimden yetki alarak siyaset alanına çıkmalıdır. Bizim de içinde bulunduğumuz Kızılbaş- Alevi kesiminin açık temsilcisi ne yazık ki yoktur. Kızılbaş- Alevilerin siyasal yoğunluğu ittihatçı-ırkçı faşizan CHP ağırlıklı bir tercihi vardır. Diğer yandan da beyaz Kürt hareketine Kürt milli duygularının altında küçük bir tercih vardır. Devletin irili ufaklı sağlı sollu yasal ve yasa dışı teşkilatlarında da Kızılbaş- Alevi evlatları vardır... Tüm bu teşkilatların ortak bir siyasette ayniyetlikleri vardır. Kızılbaş- Alevilerin kendi adlarına kendilerini temsil etme istemlerine kendi öz siyasal açık örgütlenmelerine karşı olmalarıdır. Peki bu ortaklığın, bu benzerliğin aslı nedir? Bunun iyi anlaşılıp açık eleştirilmesi gerekiyor. Tüm bu devlet ve beyaz örgütlenmelerin Kızılbaş-Alevileri kapı kulu maraba olarak kullandılar. Kızılbaş-Alevilerin kendi öz siyasal örgütlenmeleri elbette işlerine gelmez. Özgün sorunlarımızın ve ortak toplumsal sorunlarımızın çözümlerine yönelik kendimizi yetkin kılıp kendi adımıza ve kendimiz için siyaset yürütmeden hiç bir sorunumuzun çözülemeyeceğine 600 yıllık Osmanlı tarihi, 90 yıllık TC. tarihi buna açık kanıt degil mi? * * * Devletin Cami-Cemevi-Aşevi projesini Gülen Cemaati ile Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi İzzettin Hoca Efendi aracılığıyla yeniden gündeme sürdüğü Türkleştirme ile devlet ümmeti Müslüman yapma siyasetidir. Bu devlet siyasetine açık destek sunanlar oldu. Karşı çıkanlar da oldu. Destek sunanları anlarız. Karşı çıkanlardan bir kısmının yaptığı siyaseti anlamak insani normlar dahilinde mümkün mü? Burada bir öyküyü kısaca aktarmak isterim. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi!.. yıllar önce yasal kuruluşunu gerçekleştirir. Kendine küçük bir lokal tutar. Lokalin karşısında sahipsiz bir arsanın boş olduğunu öğrenirler. Bağlı oldukları belediyeye başvururlar

5 kızılbaş - sayfa 5 - sayı 31 - Ekim tel: (0) boş arsayı kendilerine verilmesini isterler. Birçok görüşme ile boş arsayı belediye söz verir ve arsayı kendilerine verirler. 850 bin TL. karşılığında.. Gel olur git olur bu arsaya inşaat başlatmak için seçimler öncesi CHP ile görüşmeler yapılır. CHP den inşaatın yapılması için para istenir. Sözler alınır sözler verilir. Dönemin seçimleri yaklaşır. CHP gelir ve temel atar. Direkleri diker giderler. Seçimlerde CHP desteklenir. Seçimler biter. CHP den ne gelen olur ne de soran olur. Dernek yöneticileri CHP ye gidip gelmekte yolları eskitirler. Hiç bir faaliyet yapmaz CHP! Dernek yöneticileri önce Alevi mütahit ararlar inşaatı yaptırmak için. Hiçbir Alevi mütahit işi almaz. Dernek yöneticileri başka mütahitlere de gider gelirler hep elleri boş dönerler. Bu durumu Gülen cemaati duyar ve derneğe gelir tanışıp öneri yaparlar. İnşaatı yapabileceklerini söylerler. Dernek yönetimi tartar düşünür ve inşaatın mütahitliğini Fetullah cemaatine vermeyi uygun görürler. Hukuki olarak sözleşme sefasına gelince arsa tapusu gündeme gelir. Arsanın henüz tapusu alınmamıştır tez elden yöneticiler belediyeye giderler tapularını isterler. Belediye arsanın fiyatının 2,5 milyon olduğunu söylerler. Yöneticiler kara kara düşünerek lokale gelirler. Cemaat firmasıyla durumu görüşürler. Cemaat yeniden bir öneri yapar ve 2,5 milyonu biz ödeyelim siz bize aylık olarak geri ödersiniz derler. Cemaat belediyeye 2,5 milyonu öder tapu alınır sözleşme şartname imzalanır ve inşaatı yapıp bitirirler. Şimdi bu derneğin bu cemevinini genel merkez başkanlığını yapan sayın Kemal Bülbül ün siyaseti Sayın Kemal Kılıçtaroğlu siyasetinden daha ilkel ve daha zararlı degil mi? Kılıçtaroğlu devletin siyasetini açık işletiyor. İsteyen katılır destekler istemeyenler de uzak durur. Peki Sayın Kemal Bülbül ün ve şubesinin siyasetinin CHP siyasetinden ne eksiği var? Hatta fazlası bile var!... Kemal Bülbül ve işbirlikçi tarikatı kalkmış Fetullah hoca efendi ile İzzettin hoca efendinin devlet siyasetine karşı olduklarını bağırıp çağırıyorlar aybe loo... Arif olan anlar CC. Allah biz kafir Kızılbaşları CHP ve beyaz(!) Kemal Bülbül siyasetlerinden korusun. * * * Seçimler yaklaşırken Alevi- Bektaşi dernek vakıf yazarçizer zavatımız işbaşındalar. CHP den nasıl vekil ve belediye başkanı oluruz siyaseti işletiyorlar. Gün yaklaştıkça aktörleri birer birer göreceğiz. Diğer yandan da beyaz Kürt partisinde Tırk-Kürt kardeşliği ve İslam birliği siyasetinde de aktörler göreceğiz!... * * * Yenilenmemizin yeniden yapılanmamızın önünde duran en büyük engel bu kirletilmiş maraba ruhlu düşkünlerim. Saflaşıp paklanmak bu güruhla açık hesaplaşmak ile mümkündür. Gelin canlar bir olalım sloganı günümüzde sahtekarlığın ta kendisidir. Günümüzün çağırısı saf olalım başı dik olalım işbirlikçi kınalı kekliklerimiz ile ayrı duralım olmalıdır. Can Cana Saygılarım ile yeni çıktı PANELİN tamamı video kayıtı yapıldı. 2 dvd den oluşan paneli isteyen herkeze posta ile gönderilir. posta ücreti dahil 15,00 tl. avrupa ve diyer ülkeler 15,00

6 kızılbaş - sayfa 6 - sayı 31 - Ekim tel: (0) mankurtlaşan veya celladına aşık aleviler Mankurtlaşma ve mankurt bugün için Türkiye de ki bazı Alevi kişi ve gurubların da davranış biçimi haline gelmiştir. Alevilerden bir bölümü artık başına yaş deve derisi geçirilen mankurtlar gibi, her gün geçmişine sövmekte, onu inkar etmekte ve mensup olduğu topluluğa karşı akla hayale gelmez ihanet ve kumpaslar içine girebilmektedir. Aleviler, Türkiye de sözde birinci sınıf vatandaştır, eşit ve özgürdürler ama onlara bugüne kadar yapılan muamele bir mankurta yapılanlardan sadece nitelik olarak farklıdır. Mankurtun başına yaş deve derisi geçirilip güneşin altına elleri bağlı bırakılmıştır. Buna karşılık Alevilerin başına deve derisi ğeçirilmez ama onu kendi kendine düşman etmek için hiçbir fiziki ve psikolojik işkecenin yapılmasından çekinilmez. Hafızadaki Kınalı Keklik Şöyle ki, hizmet almadığı halde, Alevilerin ödedigi vergi ile Diyanet İşleri Bakanlığı nın imam - hatip, müftü, vaiz, müezzin gibi on binlerce personeli finanse edilir. Alevi Çocuğuna, yabancısı oldugu bir mezhebin din dersi okullarda zorunlu olarak okutulur. Alevinin ceminde, darında şiirlerini okuduğu, nefeslerini söylediği Şah ismail tarih derslerinde düşman olarak belletilir. Devlet televizyonunda yapılan İnanç Dünyası proğramında, bu ülkede Aleviler hiç yaşamıyormuş gibi davranılır ve yok sayılırlar. Yine Ramazan gelir; sokakta, çarşıda, pazarda oruç terörü estirilir. Oruç tutmayan Alevilere her fırsatta gözdağı verilmekle kalmaz, bazı seneler bir iki Alevi bu teröre kurban gider. Tüm karşı mekanizmalar derhal falidr. hüseyin demirtaş Örneğin Malatya, Bolu ve Van daki üniversitelerde olduğu gibi, oruç tutmadığı için Alevi öğrenciler döve döve öldürülür. İşkence psikolojik olanla sınırlı kalmaz. Hasbelkader bir devlet kurumunda memur olan bir Alevi, ağzıyla kuşta tutsa ondan daha vasat yeteneklere sahip Sünni Kökenlililer hep yükselirken, o sittin sene memur olarak, tabii onuda kalabilirse öylece emekliye ayrılır. Durum özel sektörde de bundan pek farklı değildir. Aynı şekilde Sünni esnafın yoğun olduğu yerde dükkan açan bir Alevinin de palazlanmasına izin verilmez. Bu kişinin derhal Alevi olduğu ortalığa yayılarak müşterilerinin ondan kaçması sağlanır. Hele bir de bir Alevi kasap dükkanı açmışsa, işte ozaman yandı gülüm keten helva! Alevi kasap bir gram et satamadan kısa sürede kepenk indirir. Bazılarını saymadığımız tüm bu işkencelere dayanamayarak zamanla pes eden, bilincini kaybeden ve geçmişini unutan Alevilere biz Mankurtlaştırılan Aleviler diyoruz. Aslında Alevi toplumu mankurta ve mankurtlaşmaya yabancı değildir. Alevilikte, toplumuna yabancılaşanları ve ona karşı ihanet içine girenleri açıklamak için Kınalı Keklik deyimi kullanılır. Kınalı keklikler de avcı tarafından yakalandığında, hemcinslerinin avlanmasında güzel sesiyle kullanılırlar. Diğer kekliklerin yoğun olduğu bölğeye getirilen kınalı keklik. güzel güzel öterek hemcinslerinin sese kulak vererek yanına gelmesini ve yakalanmasını sağlar. Alevinin kollektif hafızasında, kınalı kekliklerin sayısı çokçadır. Sivas ta Alevi toplumunun içinden çıktığı halde Osmanlı tarafında yüksek makama getirilince Alevilerin yedi büyük ozanlarından biri olan Pir Sultan Abdal ı astıran Hızır Paşa, kınalı kekliklerin atası sayılır. Demokrat Parti Sonrası Bilindiği üzere Cumhuriyet öncesi Aleviler kırsal kesimlerde toplu halde ve Sünni toplumunda yalıtılmış olarak yaşadıklarından, aralarından çok az mankurtlaşanlar çıkıyordu. Aleviler 1950 lilerden sonra kabuklarını kırarak şehirlere göçünce, Alevi insanı üzerindeki daha önceki toplumsal kontrol kalkıp Sünni toplum ve devletle doğrudan temasa geçilmeye başlayınca iş değişti. Köyünde, kasabasında oturup duran bir Alevinin kimseye pek zararı yoktu. Ama Alevilerde şehirde göçüp mevcut pastadan pay isteyince, Türkiye de hemen her şeye sahip olan Sünni kitle tedirgin oldu. Bu nedenle Alevilerin mümkünse tekrar geldikleri yerlere geri gönderilmesi, bu olmadığı takdirde ise mankurtlaştırılarak etkisizleştirilmeleri gündeme geldi.

7 kızılbaş - sayfa 7 - sayı 31 - Ekim tel: (0) yete sokuldu. Bu hummalı çalışmanın meyveleri kısa zamanda alınmaya ve Aleviler içinde mankurt rolünü oynamak isteyenlerin oranı da hızla artmaya başladı. Günümüzde, Aleviler arasında mankurtlaşma çeşitli şekillerde yaşanıyor, kimi Alevi tamamen mankurtlaşıp geçmişini unutarak içinden geldiği topluma topyekün savaş açarken; bazıları da hala toplumun içinde hatta önder Pozisyonlarında oldukları halde Alevi karşıtlarının menfaatlerine hizmet ederler. Bunların içinde anlı şanlı dedeler ve Alevi derneklerinin başkanları bile vardır. Üçüncü kesimdeki bunlar Alevi toplumu içinde en büyük grubu oluşturur, geleneğe zaman içinde yabancılaştıkları, Sünni probağandanın aşırı etkisinde kaldıkları, devletçileştikleri ve büyük ölçüde Alevi-Bektaşiye has duyarlılıklarını da yitirdiklerinden her şekilde kullanılmaya ve manipüle edilmeye hazır eğitimsiz halk yığınlarından oluşur. Etrafına dikkatli bakan herkes Aleviler arasında her türden mankurta tesadüf etmekle güçlük çekmez. Zira Aleviler Türkiye de en az yüzde 10 oranında bir kitleyi oluşturduğundan, üzerlerinden binbir çeşit oyun oynanmakta, itaatkar ve sürü bir topluluk olarak kalmaları, haklarını aramalarının engellemesi için sayısız dolap çevrilmektedir. Nitekim Alevilere karşı hazırlanan, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde uzun süredir uygulamaya sokulan planlar meyvelerini Batı ve Orta Anadolu Alevileri arasında bol bol veriyor. Buna en güzel örnek Kütahya Alevileri gösterilebilir. Bu ildeki Aleviler arasında artık devletin gönderdiği imam köyüne kasabasına bir hizmet olarak algılayanlara rastlandığı gibi, Sivas ta yakılan kardeşlerine sevinenleri, Gazi Mahallesi nde öldürülenlerin yanında değil de polis ve devletin yanında saf tutanları görmek çok zor değil. MHP li Aleviler Asıl tehlikeli olan ise bu bölge Alevileri arasında yaşanan milliyetçileşme veya bir çeşit faşisleşme eğilimi. Gerçi milliyetcilik sadece Batı Anadolu Alevileri ile sınırlı değil. Zira Amasya da MHP li bir Alevi yine Alevilerin oylarıyla belediye başkanı seçilebildi. Ama asıl vahim olanı, Batı Anadolu Alevilerinin Doğu Alevileri ile arasına ağır ağır duvarları gittikçe kalınlaşan bir sınır çekmeye başlaması... Bunu batıdaki kentlerden hangisine gidilse görebilmek mümkün. Zira bazı Aleviler Tunçeli, Sivas, Maraş, Malatya, Erzincan Alevilerini kendinden saymamakta, onların önemli bir bölümünü Kürt olması nedeniyle dışlamakta ve artık kendi kimlik tanımı içinde onlara yer vermemektedir. Ben, batı kentlerinde ve Almanya da Doğulu Alevilerin ve bunların İstambul ve Ankara gibi metropollerde yaşayanlarının, Onlar bizden değil. Namaz kılmıyor, oruç tutmuyorlar. İçki içiyorlar ve gusül aptesti almıyorla. PKK, DHKP-C gibi bölücü (!) örgütleri destekliyorlar. Sadece nefes söylemekle, Alevi olunmaz denilerek aşağılandıklarını bazı Alevilerin ağzında defalarca duydum. Burada Aleviligin temel felsefi direklerinden biri olan 72 millete aynı gözle bakmak ilkesinin unutulduğu açıkça anlaşılıyor. Hitler in Yahudi Ayırımı Ayrıca batılı Aleviler arasında dikkatimi Çeken bir diğer nokta da, aşırı devletçi olmaları ve devlet deyince akan suların durması... Müzmin bir devlet fetişimi ve tapıcılığı var. Genelde devletle hükümeti karıştırıyorlar ve devletten ne gelirse kubul etmeye hazır görünüyorlar. Devlet ne yaparsa iyidir gibi bir anlayış geliştirmişler. Sanki devlet ve hükümet Cumhuriyet in ilk yıllarında gibi Sünnilere ve Alevilere eşit mesafedeymiş gibi. Bu korkudan mı yoksa sevgiden mi kaynaklanıyor tam tespit edebilmiş değilim. Belki yıllar içinde dozu gittikçe artan asimilasyon politikalarının bir sonucudur bu. Böylesine yanlış bir devlet algılaması nedeniyle devletin Alevilere karşı yanlış ve çarpık uygulamalarını dile ğetirenler de, öne sürdüğü fikirler üzerinde hiç düşünülmeksizin hemen bölücü ve devlet düşmanı olarak damgalanıyor. Sanırım bu da Batı Anadoluda en büyük Problemlerden birisi. Halbuki farklı kökenlerine ve bölge bölge değişen uygulamalarına karşın Aleviler ğenelde bir bütün. Hemde öyle bir bütün ki, Aleviler kendi aralarında ne kadar bölünürse bölünsün bir Alevi ister Kürt ister Türk kökenli olsun, Sünnilerin çoğunluğu ve Alevilere karşı olan güç odakları tarafından bir vücut olarak görülüyor, Yani bir Aleviye kızan veya onun hakkında kötü söz söylemek isteyen bir kişi, Aleviler arasında ayrım yapmıyor. Hedef aldımı hepsini alıyor. Aynı 1980 öncesi Maraş, Çorum ve Malatya da; daha yakın zamanda Sivas ve İstambul Gazi Mahallesi nde yaşananlar gibi. Burada Alevilere can kırımı uygulayanlar, kurşun sıkarken hiç Türk,Kürt; doğulu batılı diye ayırmadı. Ölenlerin içinde belki Sünnilerle iyi ilişki içinde olan hatta camiye giden ve Ramazan da Oruç tutanlar vardı. Ama sıra Alevileri öldürmeye geldiğinde bunların hiç biri sonucu değiştirmediği gibi, kimse aralarındaki farkları dikkate bile almadı. Hitler döneminde Almanya da da böyle olmuştu. Bir çok Yahudi yüzyıllarca önce Hıristiyan olduğu ve Almanlaştığı halde, kökenleri didik didik edilmiş ve yahudi oldukları anlaşılınca yakılmak üzere toplama kamplarına gönderilmekten kurtulamamıştı. Bu da gösteriyor ki Alevi kimliğini terk ederek egemen Sünni çevrelere ve devlete yaranabilmek mümkün değil. Çünkü Batı Anadoluda da bir çok Alevi köyünde olduğu gibi Sünni köylerde bile bulunmayan görkemde Camiler

8 kızılbaş - sayfa 8 - sayı 31 - Ekim tel: (0) yapmakla, şu anda büyük oranda Sünni anlayışın eğemen olduğu bir devlete ve önyargıların esaretinden henüz tam olarak kurtulamamış Sünni kitleye yaranmak mümkün görünmüyor. Bir Alevi olarak Sünnilerden daha çok namaz kılmak, oruç tukmak, kraldan çok kralcı kesilmek ve yaranmak için kendi ğeçmişine beş vakit küfretmek akıl karı olamaz. Zira mevcut Sünni egemen toplum ve devlet; kendilerine ne kadar yaklaşırsa yaklışsınlar Alevileri kabullenmeye, icine almaya ve hiçbir şeyi paylaşmaya yanaşmıyor. Tarihi önyargılar, mevcut güç ve menfaat ilişkileri buna engel. Bu nedenle Alevilere, birlik ve bütünlüğü aralarındaki tüm ekonomik, bölgesel, toplumsal ve kültürel farklılıklara rağmen korumak dışında başka bir yol kalmıyor. Zaten Aleviye karşı yapılan her plan, onun birlik ve bütünlüğü parçalamak ve ufak lokmalara ayırarak yutmalarını daha da kolaylaştırmayı hedefliyor. Tam bu nedenlerden dolayı kimliksizleştirme, kitle olarak anlamını yitirme ve yutulmaya karşı Alevilerin önünde birlik ve bütünlük içinde olmak, bir ve iri olmak dışında seçenek kalmıyor. Gönüllü Mankurtlaşanlar Eğer bu yol tutulmaz ve Aleviler sudan sebeplerle amip gibi sürekli bölünürlerse, egemen güçlerin zafer şarkıları söylemeye başlamasının zamanı gelip çatmıştır. demektir. Bu gerçekliğinde de Türkiye deki Alevilerin kelle sayısının 15 veya 25 milyon olması hiç bir şeyi değiştirmeyecek, sayıların artık bir anlam ve önemi kalmayaçak. Çükü Çoban tek, sürü binlerce ama orada sürünün degil çobanın sözü geçiyor! Sonsöz: Gönüllü mankurtlaşanlar ne kendilerini ne de ait oldukları topluluğu kurtara bilirler.... Dr. Hüseyin Demirtaş ın bu yazı, Kızılbaş Dergisi in birinci Sayısında da yayınlanmıştır Ocak 2011 sayı 01 Ankara YOL`dan DüŞen Mezar Kazıcıları.. Adnan Cangüder Kimsenin beklemediği ama içten içe bilinen ve görünen asimilenin sinsi ayak sesleri içimizde yürüyor. Kim derdiki asimile kendini bu kadar sert ve haince dayatacak ve içimizdeki Hınzır paşalar bu kadar çabuk ortaya çıkacak. Ebu Sufyanın oğulları boş durmuyor Ibni Mülcem oluyor Şimr oluyor ve ne Hasanımız kalıyor nede Hüseyinimiz. Zehirli eller ve kanlı kılıçlar canlarımızı alıyor alıyor. Daha düne kadar en çok ben inanırım, en büyük Alevi benim diyenler üç beş kuruşa tav olup satılmışlar, renkli sandalye ve koltuklara gömülmüş, gömüldükleri koltuklarda çürümüşler yıllık yaşamlarında nice katliam, nice ölüm ve nice ihanetleri yaşayan insanlar şimdi ayni ihaneti ve katliamları hiç acımadan vahşice ve hayasızca kendi toplumuna ve halkına yapıyor. Eyyyy para sen nelere kadirsin ne cennetler alır ne hurilerı satarsın. Hiçmi satın alamayacağın insanlar yok? Ankaranın her metrekaresinde bir Alevinin, İlericinin ve Devrimcinin kanı yerde iken nasıl olurda gider kanlı elleri tutar ve önünde eğilerek öpersin, bilmezmisin yeni doğmuş bebelerin ahı var o ellerde. Fettullah Gülen ve İzzettin Doğan bu gün var yarın yok; Muaviye torunlarına kardeş olmak sanamı düştü, hiç mi düşünmedin İmam Hüseyini, Hallacı Mansuru, Seyit Nesimiyi, Sivası, Gaziyi, Maraşı ve Dersimde kesilen Pirlerini,Mürşitlerini.. Anadolu Alevi Kızılbaş inancımızı, Yol umuzu ve Erkan imizi yok etmek için binbir hile ve yalan dolan ile her türlü laneti düşünen, ölümümüze bayram yapan ve şeker dağıtan, mezarımızı kazanların tarafında olmak ve eline kürek alıp üstümüze mezar toprağını atmak sanamı kaldı devşirilmiş Tur. Boşuna bunca yıl demediler Pirler siyasete karışmasın, Pirler politika yapmasın sadece inanç işlerine baksınlar diye, hangi Pir ve Mürşit siyaset yapmıyorsa ve bunun mücadelesini vermiyorsa geleceği yer asimile mezarının kör çukurudur bu böyle biline vede yazıla. Ebu Sufyanın, Yezidin torunları her türlü siyaseti yapacak ama benim Pirim yapmayacak yok böyle bir şey, kabul etmiyoruz, zaman Pir lerimizin Mürşitler imizin siyaset meydanına çıkma PİR SULTAN ABDAL ın sözünü yerine getirme zamanıdır ve hatta geç dahi kalınmıştır. Hızır Paşa bizi berdar etmeden, Açılın kapılar Şah'a gidelim, Siyaset günleri gelip çatmadan, Açılın kapılar Şah'a gidelim. Avrupanın yüz karası, ihanetin içimizdeki zehirli hançeri, boynumuza asılan urgan, Sivasın kor ateşi ve sırtımıza giren yağlı kurşun sensin artık. Ankarada camii gölgesinde neyi alıp neyi satacaksın? Yol ve Erkan düşkünü? Bu Devlet; adına lanet Osmanlının torunlarının devletidir, bilmezmisin? Adına lanet Osmanlıda oyun çoktur bilirsin, bilirsinde katillerle düşer kalkarsın ve şimdide aynı oyunu sen bize oynarsın. Avrupalı Aleviler derhal gerekeni yerine getirmeli ve içimizde öyle yada böyle uzaktan yada yakından Fettullah Gülen ve Izzettin Doğan ile beraber çalışan, iş yapan ve çalışmalar yürüten bütün ama bütün herkesi teşhir edip acilen kendilerinden uzaklaştırmalıdır. Mezar kazıcılarını kendi kazdıkları mezarlarına gömelim.

9 kızılbaş - sayfa 9 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Korkaklar Zafer Anıtı Dikemez, Hele Sen Asla.. Erdal YILDIRIM Recep Tayyip Erdoğan gibi, tek millet, tek din düşüncesinin sadık bir savunucusundan, paketin içine sıkıştırdığı nefret suçları ifadesine tamamen zıt bir karakterli, kendi inancı dışındaki herkese ve her inanca, her farklılığa düşman birinden Alevi ve Alevilik inancıyla ilgili çözümler beklemek, beklentiler içinde olmak bile başlı başına büyük bir hayalciliktir. Alevi toplumu içinde yüzlerce yıldan bu yana egemenlerden, zalimlerden yana olmuş, Pir Sultan Abdal'ın itlerinin oturmadığı haram sofrasına oturup Hızır Paşalığa soyunan, ihanetçiliği, Reyberliği seçen, Aleviliği islamiyete, müslümanlığa yamamaya çalışan, bunun için de her türlü entrikayı deneyen, isimlerinin başında "profesör", "dede" gibi çeşitli ünvanları olan; muhtemelen demokratik - yasal haklar değilse bile, hiç değilse Diyanette bir daire başkanlığı, belki bir müdürlük, veya daha önce olduğu gibi örtülü ödenekten bir miktar para, ya da bazı 'dede' kılıklılara maaş vs gibi çeşitli rant beklentileri olanlar vardı. Fakat onlar bile hayalleriyle baş başa kaldılar. Yardım, hizmet ve işbirlikçiliklerinin karşılığını alamadıkları bir hayal kırıklığı yaşadılar. Alevilerin, Alevi toplumunun yıllardır beklentileri belliydi. Bu hükümetten de, Başbakan'dan da, paketten de bir beklentileri yoktu. Sözde Alevi açılımları öncesinde ve sırasında Alevilerin "eşit yurttaşlık" temelinde talep ettikleri, ortaklaştırdıkları ve maddeler halinde sundukları çözümlerin görülmezden gelinmesi, Alevilerin ve Aleviliğin yok sayılması, asimilasyonun giderek güçlendirilmesi, kendi Alevisini yaratma çabasındaki iktidarın ve bazı Fethullah yandaşlarının "Cami - Cemevi" projesi böyle bir beklenti içinde olmamak için fazlasıyla yeterliydi.. Zira bu iktidardakilerin zihniyetini bilen, karakterlerini ve neye - kime hizmet ettiklerini iyi tahlil eden, Aleviliği Hz. Ali'yi sevmeye indirgeyen, takiyyecilikte sınır tanımayan Başbakanı iyi tanıyan Aleviler de, Alevi örgütleri de bu paketin "boş" hatta "bomboş" olacağını biliyorlardı. Ve görüldü ki, pakette inançlarla ilgili çıka çıka yıllardır fiilen ortada olmayan başörtüsü ve türban yasağının kamu kuruluşlarında serbestliği kararı çıktı. Alevilikle ilgili tek ifade, Cemevlerinin ibadet yeri sayılması, Zorunlu Din Derslerinin kaldırılması, Madımak'ın Utanç Müzesi olması gibi temel istem ve sorunlar ortada dururken, Alevilerin Serçeşme kabul ettiği dergâha dahi ücret karşılığı girerken, Nevşehir Üniversitesi isminin 'Hacı Bektaş Üniversitesi' olarak değiştirilecek olması Alevilerle alay etmekten başka bir şey değildir. Bir yandan Mısır'daki Esma'ya dünya televizyonları önünde gözyaşı dökme resitalleri sunan, Suriye'de El Kaide, El Nusra gibi selefi, insan düşmanı katiller sürüsüne eğitim, lojistik ve askeri destek sağlayan, bu grupları ülke içinde eğitip, örgütleyen, bu gruplara her türlü yardımda bulunup Suriye'ye gönderen, Suriye'de taraf olup iç savaşı körükleyen; diğer yandan geçim amaçlı kaçakçılık yapan 34 Kürt çocuğuna savaş uçaklarıyla saldırıp katledilmeleri emrini veren Erdoğan ve AKP iktidarından "Kürt sorunu", "Ana Dilde Eğitim", "Barış" gibi çözümler beklemek büyük bir hayalcilikten başka bir şey olamazdı. Bu gerçekliğin kısmen farkına varan Kürt Hareketi ve kimi Kürt politikacılar da sadece belli beklentiler içindeydiler. O 'özel' beklenti dışında paketten hiçbir beklentilerinin olmadığını beyan da etmişlerdi. Zaten binlerce seçilmiş Kürt siyasetçiyi zindanlara tıkayan ve hergün yaptığı konuşmalarla, verdiği emirlerle içerideki siyasetçilerin tahliye edilmesini engelleyen, barışa düşman Erdoğan'ın Kürt sorunu için herhangi bir çözümü olmazdı. En temel ve can alıcı sorunlardan birisi olan "Ana dilde eğitim" de pakette yer almadı. Ama "özel okullarda "farklı dil ve lehçelerde eğitim" yapılabileceği, yıllardır fiili olarak ortadan kalkmış olan "x, q, w" harflerini kullanmanın suç olmayacağı "klavyelere özgürlük" şeklinde mizahi bir formülasyon ile açıklandı. Tek olumlu, ama yüzeysel değişikliksabahları okullarda okunan öğrenci andının" kaldırılmasıdır. Başbakan uzun tekrarlarla sürdürdüğü konuşmasında kendi psikolojisini öneçıkaran, ruh halini yansıtan bir ifade kullandı. Bu ifade son derece doğru bir tespiti içeriyordu. Aylarca "bugün, yarın, öbür gün, gelecek hafta açıklanacak, çok önemli ve tüm toplumu memnun edecek demokratikleşme kararları olacak" denilerek gizemli bir hale dönüştürülen bu pakette bir kez bile "ALEVİ" ve "KÜRT" sözcüğü kullanılmamıştı. Bu tam bir korkaklığın dışa yansımasından başka bir şey değildi. Ben burada Başbakana soruyorum. Bu ülkenin en temel ve en önemli iki sorunu olan Alevi ve Kürt sorunlarını teğet geçen, bu sözcükleri kullanmaktan özenle kaçınan bir kişiden daha büyük korkak olabilir mi? Yanıtı da biz verelim.. Evet, Sayın Başbakan: "Korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikemezler, hele sen asla." 01 Ekim 20013

10 kızılbaş - sayfa 10 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Bir Kavram Bin KIRIM Yanilsamalar -9 DEMOKRASi: "Halkın kendi kendini yönetme biçimidir" dense de tarihin derinlik lerinden günümüze tüm yasanmisliklarda tam tersi görülegelmiştir. Atina Demokrasisi(!) ilk ve temel demokrasi sayıldığından didiklemeye oradan başlayalım. Atina Demokrasisinde soylu erkekler oy verme, seçme ve seçilme hakkına sahiplerdi. Kadınlar ve köleler vatandaş sayılmazlardı. Damasip oglu Demokritos çağının en akıllı insani olduğu halde, yine de çağının; özgür insanlar için olduğuna, kölelerin köle olarak kalmaları gerektigine inaniyor ve şöyle diyordu "Kendi ellerinden ve ayaklarından faydalandığın gibi kölelerden faydalan" Demokritos eşitlikten yanaydı, ama egemenligin "toplumun en üst tabakalarına", Yunan şehirlerinde zenginlerle iktidar sahiplerine karşı ayaklanan "tayfalara" geçmesine karşıyd. O na göre, yalnız atomlar aleminde degil, devlette de baş yer güclülerin olmalıydı. Bütün zengin köleciler böyle düşünüyorlardı. Ve elbette ki Damasip oglu Demokritos da. İnsanlık tarihinde belkide en çok bu kavram üzerinde durulmuş, en çok bu kavram tartışılmış, en çok bu kavramın içi boşaltılmıştır. Eştirdikleri en dizginsiz zulüm tufanlarında bile egemenler hep bu kavramın ardına saklanmışlardır. "Köleler kardeşlerimizdir "sloganıyla çıkış yapan Hıristiyanlık, köleleri arkasına alarak Roma yı yıkmış. Ve fakat köleleik sistemini ve köleciligi kaldırmamıştır. Elde ettigi güç oranında saldırganlaşarak tüm dünyayı esir almaya, esarete boyun egmeyenleri kılıçtan geçirmeye devam etmiştir. Tarihte Cadı Avı diye bilinen ve yaklaşik yediyüzyıl süren vahşet de gene Hıristiyanlığın eseridir. Yüzbinlerin diri diri yakıldığı bu kesit belkide tarihin en kara, en yüzkızartıcı sayfasıdır. A. Haydar Kanlı Savunularının temeli olan kulluktaki eşitlik bile eşitlik degildi. Ruhban sınıfının ayrıcalıklı tasarruf hakkı hayatin her alanında göze batıyordu. Keza; İslam da eşitlik ve kardeşlik sloganlarıyla çıkmıştı tarih sahnesine. Ne ki; daha ilk adımda Muhammed Bedevi göçerlere yerlerini göstermişti. "Gücü yeten (karınlarını doyurmaya) dört ve hatta daha fazla karı alabilir, gücü yetmeyen oruc tutsun" derdi İslam devletinin savaşlardan edindigi ganimetlerin beşte dördünü çeşitli payelerle kendine alan Muhammed, beşte birini de savaşta yer alan askerlerine pay ederdi. Aman ne ala demokrasi... Örnegin Sosyal Demokrasi miyadını ikinci enternasyonalde doldurdugu halde hala dillerde pelesenk olmaktan kurtulamamıştır. Alman sosyal demokratı Karl Kautzki, ikinci enternasyonalde "önce Almanya Rusya ya karşı savaşı kazansın sonra geregine bakarız" der ve sosyal demokrasinin sisteme yedeklenmesinin sosyalemperyalist teorisinin temellerini atar. Burjuva demokrasisi ne kadar genel, eşit ve gizli oy sistemleriyle, parti çoğulluğuyla, parti içi demokrasisiyle yürütülürse yürütülsün, sermaye ilişkilerine dayalı bir sınıf egemenliğibiçimidir ve bununla yogrulur, temsililik oluşturan mekanizmalar içerisinde de burjuva ilişkiler örgütlenir ve yeniden üretilir. Çok partililik ve parlamento burjuva sınıf egemenligine daha geniş bir temel kazandırdığı gibi, temsililik özelligi, emekçi sınıfların siyasal yaşama dogrudan katılmalarını, kararlarını kendilerinin almalarını önler. Bu nedenledir ki burjuva demokrasisi azınlığın çoğunluk üzerindeki baskı aracından başka bir şey degildir. Demokrasi en çok da ulusdevletler süreci ile dillendirilmiştir. Bir avuc azınlığın burjuva egemenligi olmaktan öteye gidemeyen ulus devletler kavramın içini boşaltarak amaclarına arac edinegelmişlerdir. Paris Komünü ile başlayan sürec daha başından kesintiye ugratılmış, sermayenin kanlı diktatörlügüne dönüştürülmüştür Berlin Kongresi ile başlayan süreci 1913 ve sonrasında soykırım ve talanlarla sürdüren Türk lerin dilinde pelesenk olan demokrasi ise aslının zıttı bir işlev üstlenmiştir. Kemal; süreci devraldığı 1919 Pontus Rum kırımiyla ise koyulur ve sırasıyla Koçgiri, Zilan, Dersim kırımlarıyla sürdürür. Adına Cumhuriyet dedigi sistemi bir darbe yoluyla ele geçiren ve Osmanlının kesintisiz devamı niteliginde kalan Kemal; bir parlamento konuşması sırasında rakiplerini dize getirmek icin "beyler; mütefiklerin, Ermeni ve Rum mal varlıklarının akibetini ögrenmelerini istemezsiniz sanırım, beni desteklemek zorundasınız" diyerek Cumhuriyetin ne kadar cumhuriyet olduğunu itiraf eder bir anlamda. Sonuc yerine; İnsan, insanlaşma sürecinde zigzaglar çizerek yürüyegelmiş, kimi zaman yüzyıllarlık derin uykulara dalmıştır. Yeniden uyandığında gecikmeli de olsa yaralarını hızla sarmaya, gelişimine hız katmaya çalışmıştır. Dönemsel geri bakışlar (geçmişe özenmeler) onu daha mükemmele erme yolundan görece alıkoysa da genel olarak bir akar su gibi büyük ve görkemli insanlık deryasına dogru akışını tümüyle engelleyememiştir. Demokrasinin olmazsa olmazı; insanlığın insanlaşması, Din, Dil, Irk, Cins, Renk ve Sınıf ayrımı gözetmeksizin tüm insanlığı eşit ve özgür koşullarda buluşturacak bir düzendir. Binyıllarlık bu yoldaki ilerleyişte önüne çıkacak tüm engelleri aşmasının biricik aracı insan olma bilincini kendinde, ailesinde, toplumda geliştirmek ve yaşatmak ödeviyle yükümlüdür insanlık. Köle sahibi bir demokrat olmayacağı gibi, karısını veya çocuğunu döven bir aydın müsveddesi de hiç bir zaman gerçek bir aydın olamaz. Gerek aile içi, gerekse örgüt, parti, devlet içi demokrasilerde de seffaflık kaçınılmaz bir zorunluluktur. Çoğunluga karşı azınlığın, azınlık içinde bireyin haklarını tanımayan, korumayan hiç bir toplum ve toplulukta demokrasiden söz edilemez.

11 kızılbaş - sayfa 11 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Gülo dan bu güne Ermenilere ne oldu? çıkmışlardı. Nerede bir Ermeni görseler hemen serdest edip ya öldürüyorlar, ya da sürgüne tabi tutuyorlardı. Ermenilerden arda kalan mal ve mülklerine el koyup kendilerine savaş ganimeti sayarlardı. Bu çetelerin en acımasızı ve en belalısı Heci Musa nın çetesiydi. Heci Musa Serhat ülkesine Ermenilere, yaptığı katliamlarla nam salmıştı. Aslında sadece Ermeniler değil bütün bölge halkı Heci Musa nın elinde helak olmuştu. Aram Ararat Payizi bir yağmur yağıyordu, kapkara giyitler içinde bir genç kız yürüyordu, yağmur mu yağıyor genç kız mı ağlıyor beli değil. Kızın sağ üst kaşı yarılmış durmadan kanıyordu, kaşında damlayan kan, göz yaşlarıyla karışıyor al yanağına dökülüyordu. Göz altıları morarmıştı, alt dudağı patlamış, dudağıyla birlikte çenesi durmadan titriyordu. Giyitleri üstünde parçalanmış lime lime olmuştu. Koyu laciverte çalan iri gözlerinde hüzün ve kederden başka hiç bir eser kalmamıştı. Başak sarısı saçları tiftiklenmiş, dağınık bir halde yüzüne dökülmüş ve önünü zor görebiliyordu. Kızcağız tanınmaz bir halde, per perişan kendini ayaklarının üstünde zar zor durabiliyordu... İri yarı iki adam kızın koluna girmiş, kah yerde sürükleyerek kah sırtlarına alarak cebren, gün ortasında Bilican Dağına doğru götürüyorlardı. Hiç bir insan oğlu bu adamlara müdahale etme cesareti bulmuyordu kendinde... Az sonra yağmur kara dönüşecekti. İşte şimdi kar yağıyordu. Ağır ağır, lapa lapa ve usulca. Karla birlikte elem yağıyordu, hüzün yağıyordu, keder yağıyordu. Binlerce, milyonlarca kar tanesi ardı ardına ve peş peşe gökyüzünde süzülerek, kadife yumuşaklığında, hafifçe yeryüzüne konuyordu. Ne tuhaf, kar genç kızı üşütmüyordu; tam tersine kızı ısıtıyordu. Kar onu sarıp sarmalıyor, ta uzak diyarlara çok sevdiği anneannesinin yanına götürüyordu. Anneannesi, aklına düşünce hemen eğildi, sağ ayak bileğinde, anneannesinden ona hatıra kalma halhala dokundu. Halhal her zamanki gibi yerinde duruyordu. Bin bir umutla başını kaldırdı ve gökyüzüne baktı Derken bakışları Bilican Dağının doruklarına takıldı. Doruklar dumanlıydı, doruklar karanlıktı, doruklar ürkütücüydü ve doruklar Bu doruklar, bu dağlar asi ve soyluydu: Hep fukaradan yana tavır almışlardı tarih boyunca. Şaha, padişaha, krallara bilcümle zulümkârlara karşı isyan eden asileri, Öz evlatları gibi saklamış ve korumuşlardı. Başı dara düşenlere kucak açardı, vermezdi onları kimselere. Sonra komitacıların ve firarilerin anayurduydu. Gelin görün ki şimdi bir zavallı Ermeni kızını koruyamıyordu... Genç kız Ermeni papazın kardeşi Kaspart ın kızı Gülo ydu. Gülo (Gülizer) ince narin ve çok güzel bir kızdı. İri gözleri koyu laciverte çalıyor, kirpikleri uzun ve kıvrım kıvrımdı, altın sarısı saçları topuğuna değerdi. Zaman zaman saçlarını iki örgü haline getirip beline bırakıyorudu. Yanakları al aldı, en ufak bir tebesümle şirin gamzeleri çukurlaşıyordu. Biçimli burnun hemen altında tatlı ağzındaki dişleri apaktı. Sokağa, çarşı pazara çıktığın da hiç bir insanoğlu bu kızın güzelliğinın karşısında kayıtsız kalamazdı. O denli alımlı ve o denli güzel bir kızdı. Bu destani güzelliğin ardında derin bir hüzün ve derin bir keder vardı... Vakit tenhaydı, sağır ve dilsizdi. Zülüm pusudaydı, devran zalimlerin devranıydı, herkes güçlüden yana taraftı. Kimsenin umurunda değildi hak hukuk adalet... Son bir kaç aydan beri Jön Türkler, ve Hamidiye çeteleri Ermenilerin avına Heci Musa perxingin(şomine) yanında usulca oturdu, önündeki tütün tabağında kalın bir sigara sardı, muhtar çakmağını şalvarın cebinden çıkardı, sigarasına götürdü, bir çaktı tutuşmadı, bir daha çaktı çakmak yalım tuttu, sonra sigarasını yaktı. Ağız dolusu bir nefes aldıktan sonra cepkenin sağ cebinden köstek saatini çıkartı, uzun uzun saatine baka kaldı. Az sonra kapı aralandı bir yanaşma içeri girdi, duyulur duyulmaz bir sesle "muştumu isterim ağam muştumu Gülo yu getirdiler" dedi. Yanaşmanın sesi Heci Musa yı derin hayallerden çekip aldı. Yüzüne hınzır bir gülümseme oturdu, takma dişleri keyifle apaklandı, tatlı tatlı sakallarını kaşıdı. "Tandırlığa, hemen tandırlığa götürün" diye bağırdı. Gülo yu tandırlığa götürdüler. Bir koyun kestiler, koyunu yüzdüler ve Gülo yu anadan üryan soydular. Gülo yu koyun postuna soktular. Sabaha kadar Gülo koyun postunun içinde kaldı... Her akşam gün geceye kavuştuktan sonra Heci Musa Gülo nun odasına geçiyordu. Kendisiyle evlenmesi için sabaha kadar ona yalvarıyor, Gülo nun ayaklarına kapanıyor, Gülo dan medet umuyordu. Sadece Gülo onu kabul etsin diye akla hayale gelmeyen vaatlerde bulunuyordu. Fakat bir türlü Gülo onu kabul etmiyordu. Gülo onu kabul etmedikçe saldırganlaşıyordu. Gülo ya saldırıyor, ağzını burnunu kan içinde bırakana kadar onu dövüyordu. Bazen hızını alamıyor Gülo yu en ağır işkencelerden geçiriyor, kan revan içinde bıraktığı kızın ayaklarına kapanıp, it gibi ağlıyordu. Nihayet Gülo nun onu kabul etmeyeceğini anlayınca kızın ırzına geçip,

12 kızılbaş - sayfa 12 - sayı 31 - Ekim tel: (0) onun saçlarını usturaya vurup ve tırnaklarını tek tek kerpetenle söküyor. Kızcağız bu anıyı şöyle ağıtlaştırmıştı. Wayé wayé wayé wayé Berf dibare tevî bayé Heci musa min nekuje ez gune me tu Kurmanci ez Fıle me Tu seré min bidî ber guzana Goşté min bidî ber kerpitana Ez seré xwe nadim li ser balgîya Mislimana Wayé wayé wayé wayé. Gülo nun bu destanlaşan ağıdı ilkin Serhat ülkesinin, Kürt dengbêjleri, o muazzam bitmez tükenmez, kadim bir çeşme gibi oluk oluk çağlaya, mühteşem billur sesleriyle biçimlendirdiler. Sonra Ermeni ustalar ve zanatkarları, çekiç vurdukları her taşı ve oydukları her kayayı Gülo nun hüzünlü yüzünü ve acılarını tasvir ettiler. Sonbaharın uzun ve mehtaplı gecelerinde bereketi bir ırmak gibi akan baş döndürücü acem şairlerin, mısralarında vücut buldu bu ağıt. Bu ağıtımsı destan kurdistan da boy verdi oradan Acemistan a, Uruz a kadar yayıldı. Çöl Arabistan da arap hikayecilerine hikaye oldu. Her ana kızına beddua okurken "akıbetin Ermeni kızı Gülo nun akıbeti olsun " diyorlardı. Gülo acıydı, Gülo kederdi, Gülo bin yılların hüznüydü. Çaresizliğin en çaresiziydi, hem kadındı hem de (gavurdu) gayrimüslimdi. Koca bir dramdı gülo.. Bin sekiz yüzlerin son çeyreğinde başlayan ve bin dokuz yüzlerin ilk çeyreğine kadar devam eden Ermeni, soykırımının kısacık bir hikayesiydi Gülo. Bu kadim topraklar, bu nehirler, bu kayalar, bu dağlar ve taşlar ne acılara ne katliamlara ne trajedilere tanık olmuşlar. Ne dramatik hikayeler yaşamış Anatolya da ve Mezopotamya da. Bir zamanlar Kilikya da, Kapadokya da, Çukurova da, Toroslarda, Amanoslarda, Serhat ta, Amed te ve ülkenin dört bir tarafında yaşayan milyonlarca Ermenilere ne oldu hiç merak etiniz mi?.

13 kızılbaş - sayfa 13 - sayı 31 - Ekim tel: (0) ezilen halklar ve melek-i tavus un başına gelenler Bu barbarlar gibi, Araplarin da, cihat yoluyla katlettikleri nice Alevi Kizilbas Kürt katliamlari mevcuttur.kilic yoluyla, zorla müslümanlastirmanin failleri oldugu ortadadir. Melek-I Tavus un hile ve tertip sonucu kötülüklerin kaynagi oldugu yalanini ARAP- LAR yaydi, Türkler savundu GELELIM ESAS MESELEYE: Müslim Korkmaz (Ben din söylemlerinin siyasette refarans alinmasini sevmem. Dini duygularim da o oranda pek güclü degildir. Ama insanoglunun terimler ve lakaplardan hareket ederek varliklarin degerlerini nasil ters yüz ettiklerini belirtmek bakimindan bu yaziyi yazma geregi duydum) 1-Melek-i Tavus, bir melek midir? - Evet. (Adem peygamber ve Ademogullari tarafindan eytan lakabi takilarak kötülüklerin basi olarak gösterildi) 2- Adem bir melek midir? - Evet. (Ademogullari tarafindan cenette kalmasi uygun görüldü ve Ademogullarinin atasi ilan edildi) 3- Alevi-Kizilbas Kürdler, Soradan zorla Müslümanlastirilan tüm Kürdler, Ezidiler, Ermeniler, Süryaniler ve nice halklar, Mezopotomya'nin kadim halklarindan midir? Bu halklar en köklü, esitlikci, insani ve demokratik inanca dayanan cok eski bir inanc kaynagindan geliyorlar mi? - Evet! (Bu halklar, Arap ve Türk Islam alemi tarafindan kuyruklu yaratiklar, katli vacip gavurlar ve terorist olarak tanitildilar. Bu halklarin bir kismina zorla Islamligi dayatip eski inanclarindan kopardilar.) *** 4- Türkler, Orta Asya'yi cöle cevirdikten sonra, göcebe olarak gelip, Anadolu'yu Mezopotamya'yi, Kuzey Afrika'yi ve Balkan ülkelerini istila ettiler mi? -Evet! (Tüm Dünya bunlari Barbar Türkler olarak tanidi ) Bu kötülüklere ragmen, yukardaki tesbitleri tarihsel, bilimsel ve sosyolojik olarak ele alacak olursak, Melek-i Tavus'un herhangi bir kötülügünü bilimsel olarak tesbit eden olmus mudur? Herhangi bir delil sunabiliyor muyuz? Hayir...(Havva'ya elma yedirttigi söylenir. Öyle bile olsa burda bir zor ve baski söz konusu degildir). Oysa Adem ve Ademogullarinin yalandan tutun, diktatörlük, soykirim, hirsizlik, sömürü ve tecavüze kadar varan kabarik bir suc dosyasi mevcuttur. Alevilere yapilan asagilayici iftiralar, Kürdlerin Kuyruklu, terorist oldugu söylemleri, ayaklari yere degmeyen, bilimsel hicbir degeri olmayan büyük bir yalan degil midir? - Evet!... Oysa, Orta Asya göcmenleri ve Balkan Devsirmeleri olan bu Cakma Türkler, soykirima ugrattiklari Ermeni, Süryani, Pontus, Kürd-Alevi vs halklarin katilleridir. Barbarlik ve Soykirimci yaftalari, naletli bir madalya olarak tescil edilmis ve boyunlarinda hala asili durmaktadir. Melek-i Tavus, Icerisinde cesitli gazlar bulunduran bir ates topundan olusmustur. Bu ates topundaki hidrojen ve oksijen gazlarinin birlesiminden, su meydana gelir. Yine bu ates topunda sicaklik vardir. Sicakligin tersi olan sogukluk da olduguna göre, cevresinde olusan atmosferde hava da vardir. Bu ates topunun dis kisminin soguyup sönmesi sonucu toprak olusur.topraktan olusan tüm canlilar, evrim gecirerek bu günkü hallerine ulastilar. Demek ki, su, hava ve topragin kaynagi atestir.melek-i Tavus da atesin kendisidir. Eski inanc ve dinlerde, günese ve atese tapmanin nedeni budur. Özellikle Aleviler ve bazi inanc gruplari, bu gün hala atesi kutsal olarak görürler. Simdi gelelim yapilan haksizligin kaynagina: a-melek-i Tavus atestir, Adem ise atesin küllerinden olusan topraktir. Adem topraktan olusmustur.adem'i, kendisini olusturan atesten üstünlügünü, yani Adem I, Melek-I Tavus a üstünlügünü kim uydurdu? Cevap : Ademogullari uydurdu. b-türklerin büyük kardes, Kürdlerin ise Türklerin hizmetli kücük kardesi oldugu yalanini kimler uydurdu? Bu kardesligin bilimsel ve biyolojik bir verisi de yoktur. Bunu savunanlar büyük bir yalan söylemiyorlar mi? Adem'in Melek-i Tavus'a üstünlügü yalanini uyduran Ademogullari, bu yalan aliskanliklarini, ezilen halklar üzerinde de uygularken eskiden oldugu gibi, simdi de uyduruk lakaplar ve terimler üzerinden yapiyorlar. Sonuc olarak Kürdler ve Türkler kardestir diyenler, Kürd Halki'na karsi büyük bir yalan söylüyorlar, suc isliyorlar Mart 2013

14 kızılbaş - sayfa 14 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Pomakların var olduğunu önce Pomaklara anlatmalıyız A. Murat Yılmam Uzun yıllar boyunca Pomak olduğunu bilmeden yaşamayı anlatmak ne kadar mümkün? Ne olduğunu tam olarak bilemeden yaşamanın verdiği ağırlığın, zihinde ve bedende yarattığı travmayı nasıl tarif edebilirim? Başkalarının dilinden Pomak olduğunu öğrenince düşülen şaşkınlığa benzer şaşkınlık yaşamış mıdır dostlarım? Başkalarının bildiği Pomak olduğum gerçeğini ben neden bilemedim uzun yıllar. Kendi öz babasının, biz Pomak değiliz Kuman Kıpçak Türküyüz deyip konuyu kestirip atmasının manasını uzunca yıllar çözememenin yarattığı karmaşayı nasıl kelimelere dökerim?. Özellikle Pomak olmayanlara ve özellikle asimilasyon denilen şeytani uygulamaya maruz kalmamış olanlara nasıl anlatabilirim? Pomak olmayanlara, Pomak olamamayı ve sonrasında Pomak olupta ne olduğunu anlatmanın zorlukları ile yağlı güreşe tutuşmak mı gerekirdi? Pomak olduğunun bilincine vardıktan sonra, asimile olmuş Pomaklara, Pomak olduklarını anlatmak ise en çetin yağlı güreş müsabakaları gibi. Er meydanına inip. Pomak olmadıklarına inandırılmış Pomaklar ile tek tek. bazen hepsi ile aynı anda güreş tutmalısınız. En zoru ise hiç mola verme şansınız yok. Bir güreşin ardından, hemen yağlanıp diğerine başlamak zorundasınız. Bu arada güreşmekten fırsat bulup Pomak olmayanlara da Pomaklar vardır diye haykıracaksınız. O haykırmalarınızdan bıkacaklar ve sizden vebali gibi kaçacaklar. Bir de bununla yüzleşmek zorundasınız onca güreş yorgunluğa rağmen. Bütün anlatma mücadelesini koskocaman bir Pomak halkının ölüm sessizliğinin içinde gerçekleştireceksiniz. Sessizliğin içinde sadece sizin sesiniz duyulacak kulaklarınızda. Kendi sesinden başka ses duymayan bir hücre mahkumu gibi. Yapayanlız ve kimliğinin bilinmeyenleri ile boğulmuş bir ruh ve beden içinde. Elimiz mahkum tabiri caizse, Pomak olduğumuzu ve Pomakların kim olduğunu durmadan anlatmak zorundayız. Hatta durakta otabus bekleyenlere bile anlatmalıyız. Hastahane de sıra beklerken. sizinle karşılıklı, yan yana oturanlara dahi anlatmak zorundayız. O kadar bilinmiyor ki Pomaklar, çok ama çok olmamıza rağmen. Avrupanın göbeğinde yaşıyoruz ama Pomaklar hakkında ciddi bir fikir sahibi olan bir Avrupalıya hemen hemen hiç rastlamadım. Pomaklar hakkında en bilenin bilgi düzeyi, sanırım bir şeyler duymuştum seviyesinden daha fazla değil. Ne acı dolu bir hal Pomaklar için. Varsınız, ama aynı zaman da yoksunuz. Aynı zamanda başkaları tarafından başka bir şey olarak tarif edilmişsiniz. Kökensel olarak ait olmadığınız başka bir şey. Pomakların var olduğunu önce Pomaklara anlatmalıyız. Her ne kadar zor ve hileler ile dolu bir yağlı güreş olacak olsa da yılmadan anlatmalıyız. Anlatmak yetmiyor. En önelişi ise yazılı bir anlatımımız da olmalı.tarihimizi ve tüm değerlerimizi yazılı hale getirmeliyiz. Ayrıca, Pomaklığımıza ait her şeyi görsel kayıt altına da almalıyız. Pomaklar olarak bu konuda epeyce yol kat ettik. Pomak Enstitüsünü kurduk. Pomaknews agency üzerinden kültürel ve tarihsel değerlerimizi kayıt altına almaya başladık. Sosyal medya da kurduğumuz gruplar ile Pomaklara ulaşıp, onların sahip olduğu bilgileri kayıt altına almaya başladık. Pomak alfabesini var ettik. Pomak Hora Derneğimizi kurduk. Pomakça konuşulmasının yaygınlaşması için çabalıyoruz. Bir Pomak dünyası oluşmaya başladı ama yetmiyor. Daha çok ama daha çok değerimizi acilen kayıt altına almak zorundayız. Yaşlılarımız bu dünyadan göç etmeden önce, bildiklerini ses ya da görüntülü kayıt cihazlarına anlattırmalıyız. Artık her telefon, hem ses kaydı, hem de görüntü kaydı yapıyor. Teknik sorun da yok artık. Üşenmeyin ve kaydedin her değerimizi. Pesnalarımızı, Pomakça tekerlemelerimizi, çocuk oyunlarımızı,yemeklerimizi,el işlerimizi, halk oyunlarımızı. Çok hızlı yok oluyor ve asimile oluyor değerlerimiz. Elimizi çabuk tutmalıyız. Yaptığımız kayıtları Pomakların kendi kurumları olan Pomaknews, Pomak Enstitüsü, Pomak Hora Derneği ve diğer sosyal guruplarımızda paylaşmalıyız. Bu paylaşımlarımız arşivlenecek ve kayıt altına alınıp derlenecek. Bütün dünyanın Pomaklar hakkında daha çok bilgi sahibi olmasını, bu paylaşımlarımız ile gerçekleştireceğiz. Sesimiz de var, aklımız da var.yetişmiş insanlarımız da var. Pomak olmanın ve değerlerinin ne kadar güzel olduğunun bilincinde olan mücadele arkadaşlarımız da var. Bütün malzemeler hazır. Sadece kaçamak yapmaya kaldı iş. Haydi gelin hep beraber dünyanın en güzel Pomak kaçamağını yapalım. Kaynak:http://pomaknews.com/?p=9132

15 kızılbaş - sayfa 15 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Süryanilerin ilk okulu açılıyor 'Asli unsur' sayıldıkları için 1928'den bu yana okul açamayan Süryaniler, kazandıkları davanın ardından 'Cumhuriyet'in ilk Süryani okulu'nu kurmaya hazırlanıyor. Süryanilerin ilk okulu açılıyor Mardin merkezde bulunan Süryani Kırklar Kilisesi nde 1928 yılına kadar idadi okulu vardı. Lozan la birlikte Süryani okulları kapatıldı. Haber: AYÇA ÖRER - / Arşivi Süryanilerin anadilde eğitim için açtıkları davanın sonuçlanması ve eğitim hakkının kabul edilmesiyle beraber okul açma çalışmaları başladı. Demokratikleşme Paketi anadilde eğitimin önünü açarken, Süryanilerin okul mücadelesi geçen yıl başlamış ve mahkemeye taşınmıştı. Süryanilerin yaşadığı süreci Beyoğlu Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı Başkanı Sait Susin den dinledik: Lozan ın ardından yapılan yorum hatasıyla azınlık sayılmadık. Lozan Antlaşması gayrimüslim ekaliyetler der. Biz de bu ekaliyetlere giriyoruz. Lozan da Azınlıklar okul kurabilir, eğitim yapabilir diye yazar. Ancak yönetmeliklerde bu hak Ermeni, Rum ve Musevilere tanınıyor, Süryaniler dışarıda bırakılıyordu. İlk kez 6 Haziran 2012 de Milli Eğitim Müdürlüğü ne verilen bir dilekçeyle Milli Eğitim müfredatına ek olarak ayrıca Süryanice öğretecek bir anaokulu isteyen cemaate Süryani topluluğuna mensup vatandaşlarımız, Lozan Barış Antlaşması nda azınlıklar arasında sayılmayıp asli unsur olarak kabul edildiğinden gerekçeli bir ret yanıtı verilmişti. Bu cevabın üzerine Azınlık Özel Öğretim Kurumları na itiraz ettiklerini ve süreci beklerken zaman kaybı yaşamamak için mahkemeye de başvurduklarını anlatan Susin, mahkemenin verdiği lehte kararla yolun açıldığını vurguluyor: İlk toplantıda mahkeme lehimize karar verdi. Bunun peşinden de çok güzel bir şey olur. Kamu kurumları normalde kaybettikleri davaları temyiz ederler. Ama bu konu temyize gitmedi. Şu anda okul önünde bir engel kalmadı. Yeşilköy de olabilir Susin, okulu cemaatin yoğun olduğu Bakırköy-Yeşilköy civarında açmayı düşündüklerini söylüyor: Bizim ilk defa açacağımız ilkokul o civardaki okulların kalitesinde olmalı. Dört başı mamur bir okul açmak istiyoruz. Çeşitli okullarda çalışan eğitmenlerimizi çağırdık. Yönetim kurulumuzdan ekip oluşturduk. Eğitim konusunda uzman cemaat üyelerimizle toplanacaklar. Azınlık okullarından bilgiler alınacak. Hedefimiz öğretim yılına yetişmek. Mardin heyecanlı: Hocalar hazır Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi nde anadilde eğitime imkân verilmesi, özellikle Süryanilerin yoğun olduğu Mardin de sevinçle karşılandı. Okul açılması için Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü ne başvuran Süryaniler taleplerinin kabul edilmesini bekliyor. Midyat Süryani Cemaati ve Kiliseleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Anto Nuay, hazırlıklarını şöyle anlattı: Bizim için çok iyi olacak. Yalnız öğretmenlerin kilise ve manastırlarımızda eğitim görmüş olmaları lazım. Başka okullardan olursa bunun masrafını kaldıramayız. Devlet bize yardım ederse çok daha memnun oluruz. Bizim eğitilmiş hocalarımız, okumuş eğitmenlerimiz var, onların bu derslere girmesini istiyoruz. Midyat Süryani Kiliseleri Papazı İshak Ergün de 1928 yılından bu yana okul açamadıklarını hatırlattı: Süryanice tarihi, binlerce yıldır kullanılan, bilinmesi gereken bir dildir. Cemaat olarak burada kendi imkânlarımız dahilinde kiliselerde, manastırlarda dualarımızı ve ayinlerimizi Süryanice çocuklarımıza öğretiyoruz. Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Türkiye de Yaşayan Diller Enstitüsü Süryani Dili ve Kültürü Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak ise 12 öğrenci ile yüksek lisansa başladıklarını belirterek, Birçok Süryani derneğinin bizimle görüşmeleri oldu. Öğrencilerimizden 5 i Süryaniceyi çok iyi biliyor. Diğer öğrencilerimiz de başlangıç düzeyinde Süryaniceyi verebilecek durumda. Süryanice ders kitabının hazırlanması konusunda bir ekip kurularak böyle bir çalışmanın yapılabileceğini kendilerine söyledim. Bu çok uzun bir zaman almaz dedi.(radikal gazetesi) Presseerklärung der Stiftung des Klosters Mor Gabriel BASINA VE KAMUOYUNA Bugün Sayın Başbakanımız tarafından bizzat açıklanan Demokratikleşme Paketi kapsamında Mor Gabriel Manastırı arazilerinin Manastır Vakfına iade edileceği ifade edilmiştir yılında bu yana devam eden hukuk süreci ve bu süreç kapsamında açılan birçok dava söz konusu olmuştur. Bu zorlu süreç içerisinde hem Süryani halkı, hem de gerek Türkiye den ve gerekse de uluslararası toplumdan çok sayıda sivil toplum kuruluşu, platform, aktivist ve aydın insan bizlerden desteğini esirgememiştir. Aradan geçen zorlu 5 yıl içerisinde hukuk sürecinin yanı sıra; Mor Gabriel Manastırı Vakfı nın sorununun idari yollardan da çözüme kavuşturulması istenilmiştir. Gelinen noktada bu taleplere kulak verildiği ve Mor Gabriel Manastırı Vakıfının mallarının nihayet kendisine iade edileceği sonucuna ulaşılmıştır. Vakfımız nezdinde bu mutlu günü yaratan sonuçtan ötürü her şeyden önce Sayın Başbakanımıza teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz. Ayrıca bu süreçte emeği geçen ve bizi destekleyen herkese, sorunumuzun çözümünde katkısı olan her kesime, sorunumuza ilgi gösteren tüm medya kuruluşu ve basın mensuplarına teşekkürlerimizi takdim ediyor, açıklanan bu demokratikleşme paketinin yakın zamanda hayata geçirilmesini ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Saygılarımızla. Midyat Süryani Deyrulumur Mor Gabriel Manastırı Vakfı haber138.html

16 kızılbaş - sayfa 16 - sayı 31 - Ekim tel: (0) ԱՐՄԻՆ Թ. ՎԵԳՆԵՐԻ ԽԶՄԱԼՅԱՆԱԿԱՆ ՄԵԿՆԱԲԱՆՈՒՄԸ ՑՆՑՈՒՄ Է ԳԵՐՄԱՆԻԱՅԻ ԲԱԶՄԱԶԳ ՀԱՆԴԻՍԱՏԵՍԻՆ Հայոց ցեղասպանության 100-ամյակին ընդառաջ և Հայաստանի ու Արցախի Հանրապետությունների քաղաքական արդի զարգացումների համատեքստում <<ՀԱՄԱՅՆՔ>> Սեպտեմբերի 25-ին Գերմանիայի Բոխում քաղաքում ցուցադրվեց Սարդարապատ շարժման և Նախախորհրդարանի հիմնադիր անդամ, ռեժիսոր Տիգրան Խզմալյանի «Արմին Թ. Վեգներ: Ցեղասպանության լուսանկարիչըե փաստագրական ֆիլմը: Ֆիլմի ներկայացման ու Արմին Թ. Վեգները, Կայսերական Գերմանիան և Հայոց ցեղասպանությունը թեման գերմանացի և այլազգի մտավորականների հետ Բոխում համալսարանական քաղաքում քննարկելու համար անվանի ռեժիսորին Բոխում էին հրավիրել <<Քվերենբուրգ գրադարանի ընկերներ>> (Համալսարանական կենտրոնի գրադարան) կազմակերպությունը, <<Արմին Թ. Վեգներ ընկերությունը>> և Գերմանիայի <<Հայ Ակադեմիականների Միություն-1860>> գիտամշակութային միությունը: Ֆիլմի ցուցադրման համար իր դահլիճը սիրով տրամադրել էր Բոխումի պատմության կենտրոնական արխիվը: Խզմալյանի այս ֆիլմը արդեն թարգմանվել է բազում լեզուներով: Այն 2012 թ. Եվրոպայի Հայկական Համագումարի կողմից (պատասխանատու` Ժիրայր Քաջավյան) թարգմանվեց նաև գերմաներենի և ցուցադրվեց Քյոլնում և Մայնի Ֆրանկֆուրտում: Այնպես որ ֆիլմն արդեն մեծ արձագանք էր գտել Գերմանիայում, որի վառ ապացույցն էր Բոխումի լեցուն դահլիճը: Բոխում կատարած հայ մտավորականի այցին և քաղաքային արխիվի փաստագրական ֆիլմերի դահլիճում ֆիլմի ցուցադրմանն ու քննարկմանը լայնորեն արձագանքեցին քաղաքային ու մարզային թերթերը (Westdeutsche Allgemeine Zeitung, WAZ , ; Ruhr Nachrichten և այլն), ինչպես նաև Բոխումի ռադիոն (Radio Bochum -98.5, ) և համացանցային բազմաթիվ լրատվամիջոցներ: Ցուցադրմանն ու դրան հաջորդող քննարկմանը ներկա էին Բոխումի և Հյուսիս-Հռենոսյան Վեստֆալիայի զանազան քաղաքներից ժամանած հայ, գերմանացի, լեհ, ռուս, պարսիկ, ասորի, պաղեստինցի արաբ, քուրդ, լազ, դերսիմցի և հրեա մտավորականներ, ինչպես նաև հյուրեր Հայաստանից և Բելգիայից: Երեկոյի բացումը կատարեց Արմին Թ. Վեգներ ընկերության նախագահ Ուլրիխ Քլանը: Ֆիլմն ավելին քան հուզիչ է: Այն պատմում է գերմանացի զինվորական բուժաշխատող, լիրիկ, գրող-հրապարակախոս և լուսանկարիչ Արմին Թ. Վեգների մասին: Հայոց Ցեղասպանության ականատեսն ու հայ ժողովրդի իրավունքների պաշտպանը չնայած Օսմանյան կայսրության արգելքներին, վտանգելով իր կյանքը, լուսանկարում է հայ ժողովրդի դաժան ոչնչացման տեսարանները և ինչպես ինքն է գրում, <<ուզում է իր լուսանկարներով գոնե ինչ որ չափով օգտակար լինել հայ ազգին>>: Ֆիլմը պատմում է, թե ինչն էր առաջին համաշխարհային պատերազմի իրական պատճառը: 20-րդ դարի սկիզբը բնորոշվում է գիտության թռիչքներով և տեխնիկական նոր նվաճումներով: Այս ամենը պահանջում էր նոր վառելիքի աղբյուրներ: Օսմանյան նավթը Գերմանիա ներմուծելու համար Գերմանիային հարկավոր էր Բեռլին-Բաղդադ երկաթուղին, որն էլ կառուցելու համար հարկավոր էին հարյուր հազարավոր բանվորներ, գերադասելի էին հայերը: Այն Օսմանյան կայսրության ամենաաշխատունակ և գյուղատնտեսապես զարգացած ազգն էր: Գերմանիան ծրագրում է ճամբարների կառուցում բանվորների և նրանց ընտանիքների համար: Օսմանյան կայսրությունն ընդունում է Գերմանիայի այս առաջարկն իհարկե այլ նպատակներով: Մեծ Բրիտանիան մտահոգվելով գերմանա-թուրքական համատեղ գործունեությունից դադարեցնում է թուրքերի նկատմամբ իր ջերմ քաղաքականությունն ու սկսում է աջակցել Սերբիայի, Հունաստանի և Բուլղարիայի ազատագրմանը: Օսմանյան կայսրությունը իր ողջ չարությունը թափում է երկրի քրիստոնեական փոքրամասնությունների առաջին հերթին հայերի վրա: Թուրքերն օգտագործում են առաջին համաշխարհային պատերազմը, ինչպես նաև Գերմանիայի կողմից մշակված

17 kızılbaş - sayfa 17 - sayı 31 - Ekim tel: (0) հայերի տեղահանման պլանները, բայց ոչ թէ Գերմանիայի մեծ երազանքը կատարելու, այլ հայերի զանգվածային կոտորածը կազմակերպելու համար: Հայերի տեղահանումները վերածվում են դաժան ցեղասպանության: Ցեղասպանություն, որը մինչ այսօր Թուրքիայի, ԱՄՆ-ի և այլոց կողմից դեռ չի ճանաչվել: Ֆիլմը ցուցադրում է Արմին Թ. Վեգների լուսանկարները, որոնք այս ցեղասպանության անհերքելի փաստարկներն են: Ֆիլմում ընթերցվում են նաև գերմանացի գործչի հայտնի բաց նամակն ամերիկյան նախագահին, թեմային առնչվող նրա գրական աշխատանքները... Ռեժիսորի գնահատմամբ Արմին Թ. Վեգների գործունեությունն անգնահատելի է հայ ժողովրդի համար: «Արմին Թ. Վեգները փրկեց Գերմանիայի և ողջ աշխարհի պատիվը: Ես ստեղծել եմ այս ֆիլմը ոչ թե հայերի այլ Գերմանիայի և ողջ աշխարհի համար: Արմին Թ. Վեգները, Ֆրանց Վերֆելը, Յոհաննես Լեփսիուսը փրկեցին իրենց սերունդըե- ասում է Տիգրան Խզմալյանը ֆիլմի ցուցադրումից հետո: Ֆիլմում հնչում է Արամ Խաչատրյանի հանրահայտ երաժշտությունը: Այս առումով ռեժիսորն ասում է- «Արամ Խաչատրյանի երաժշտությունը պատասխանն է հայերի, որ հայերը վերապրեցին:ե Ֆիլմից հետո հյուրերը վայելեցին Կոմիտասի «Կռունկըե Հայաստանի Հանրապետությունից ժամանած ջութակահարուհի և երգչուհի Անի Պիվազյանի փայլուն կատարմամբ: -Սա այն տխուր մեղեդին էր, որը հայոց ցեղասպանության զոհերն ու վերապրողները հաճախ երգում էին,- դահլիճին մեկնաբանում է Խզմալյանը: Ֆիլմը իրոք ցնցեց հյուրերին: Շատերը չէին կարողանում զսպել արցունքները: Ազդվելով ֆիլմում ներկայացվող սահմռկեցուցիչ տեսարաններից, գերմանահայ ներկաներից ոչ ոք ֆիլմից հետո չկարողացավ ստանձնել թարգմանչի գործը: Հյուրերը ստիպված էին ռեժիսորի հետ քննարկումներները վարել անգլերենով : «Ես չեմ ընդունում գերմանական մեղք հասկացությունը,-ասում է ռեժիտորը, սա մեծ հոգեբանական խնդիր է: Սա բարոյական խնդիր է: Դա շատ ցավագին է ընդունվում գերմանացիների կողմից, որովհետև նրանք գիտակցում են իրենց դերը: Ես նախընտրում եմ խոսել ոչ թե գերմանական մեղքի մասին, այլ այն մարդկանց, ովքեր փրկեցին Գերմանիայի պատիվըե: կողմից իրականացված բարբարոտության մասին: «Գենոցիդը կրկնվեց այն պարզ պատճառով, որ մենք հայ ենք: Մինչ այդ ես չէի հասկանում, թէ ինչ է հայ լինելը: Հասկացա, որ ես էլ կարող էի սպանվելե: Այն հարցին, թե կգա արդյոք այդ օրը, երբ աշխարհի հեռուստատեսությունը կցուցադրի Վեգների մասին ֆիլմը, ռեժիսորը պատասխանեց` «Այդ օրը եկել է: Կառավարությունը կորցրել է մենաշնորհը տեղեկատվության վրա: Մենք անցնում ենք հեռուստատեսային դարից համացանցային դար: Նայում են այն, ինչ ուզում են և այնտեղ, որտեղ ուզում են: Ֆիլմն ապրում է իր սեփական կյանքով:ե Տխուր երեկոն ավարտվեց լավատեսական նոտայով. Անի Պիվազյանը գերմաներենով կատարեց Շտրաուսի «Mein Herr Marquisե-ը: Այս շնորհակալական կատարումը նվիրվեց Վեգների հիշատակին: Սեպտեմբերի 27-ին Տ. Խզմալյանի երկու այլ ֆիլմեր`<<արարատ-73>> և <<Շախմատը կամ արքայի մահը>> ցուցադրվեցին Համբուրուրգում, որոնց ցուցադրումը համատեղ կազմակերպել էին <<Կիլիկիա>> Հայ երիտասարդական միությունն ու Համբուրգի Հայ համայնքը: Ֆիլմերի դիտումից հետո հանդիսատեսները սկայպի կապով մտերմիկ զրույց ունեցան այս օրերին Փարիզում գտնվող կինոռեժիսորի հետ: Այժմ Տիգրան Խզմալյանը պատրաստում է իր հաջորդ «Թագուհիներ հայոցե ֆիլմը, որը կներկայացնի հայ կանանց կերպարները պատմության մեջ: Այս առիթով նա պատմաբան Ազատ Օրդուխանյանի ուղեկցությամբ այցելեց Քյոլնի Սուրբ Պանթալիոն եկեղեցում ննջող, ազգությամբ հայ, 10-րդ դարի Գերմանայի թագուհի Թեոֆանուի գերեզմանը, ով իր իմաստուն քաղաքականությամբ մեծ դեր է խաղացել Գերմանիայի և առհասարակ Եվրոպայի պատմության մեջ: Այն հարցին, թե որն է իր նկարահանած ֆիլմերից իր համար ամենահարազատը, նա պատասխանեց,- «Այն ինչ հիմա եմ անում: Կանայք ցանկացած ազգի մեջ վերնախավ են: Բայց, քանի որ մենք յուրահատուկ ազգ ենք, մեր կանայք եզակի երևույթ ենե: Ֆիլմը պատրաստ կլինի արդեն 2013-ի վերջին: Հավանական է Տիգրան Խզմալյանի այցը Գերմանիա 2014 թվականին, այս անգամ, բնականաբար, հայ կնոջը մեծարող իր նոր ֆիլմով: Զինա Գյուրջյան-Վայլլանտ Տիգրան Խզմալյանը խոսեց նաև Ադրբեջանի Բախում, Գերմանիա

18 kızılbaş - sayfa 18 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Reform Paketi Açıklanan paket üzerine tartışma yapmanın çok sıkıcı bir tarafı var. Sonuçta, söylenecekleri aşağı yukarı tahmin edebileceğimiz bir tartışma. MHP ve CHP gibi eskisi gibi kalsın diyen sınırlı bir kesim dışında, büyük çoğunluk açısından sorun, yarısı dolu su bardağının nasıl tanımlanacağı ile ilgili. Hükümete yakın çevreler için paket büyük bir sevinç kaynağı ve sessiz bir devrim ; uzak duranlar için, kısmi bir hayalkırıklığı. Hatta göz boyama operasyonu olarak gören, burun kıvırıp, dudak bükenler de var. Bir de paketin içeriğinden bağımsız, ilan edildiği koşullar nedeniyle kısmi bir tedirginlik yarattığından söz edebiliriz. Hükümetin özellikle Gezi Parkı politikaları ve daha sonra gündeme gelen polis şiddeti, insanları sütten ağzı yanmış olma tedirginliğine itti. Bu nedenle, yoğurdu üflemeye çağrı yapıp, büyük bir kuşku ile, hele bir uygulamaya bakalım, diyenlerimiz de az değil. Bana göre de paket biraz geç kalmış bazı düzenlemeler; ve bazıları Cengiz Aktar ın güzel tanımıyla demokratikleşmekten ziyade eziyetten kurtulma tedbirleri. Özellikle Alevilere yönelik hiçbir düzenlemenin olmaması ve yerel yönetimler konusunun es geçilmesi, hükümetin gerçek sıkıntılarının nerede yattığını göstermesi bakımından önemli. Pakette iki ayrı gölge daha görmek mümkün. Birincisi, hükümetin alttan gelen bir dalganın farkında olarak ve belki de buna tepki olarak reformları ilan etmek zorunda kalmış olması... Yani istenerek atılmış bir adımdan çok, kerhen kabul edilmek zorunda kalınmışlık sözkonusu gibi. Prof. Dr. Taner Akçam İkinci gölge ise yaklaşan seçimler. Açıklanan tedbirlerin Sünni-Türk çoğunluğun kabul etmekte zorlanmayacağı hususlardan oluşturulduğunu tahmin etmek zor değil. Bu nedenle de seçimlerden önce Sünni-Türklerin hassasiyetleri dikkate alınarak başka bir reform paketinin açıklanmayacağını da söylemek mümkün. Bu da hükümetin reform yapmak ile oy kaybetmek arasında tersten bir irtibat kurduğu anlamına geliyor. Bu bir kanaate değil de bir bilgiye dayanıyorsa, ortada kendi başına kaygı verici bir durum var demektir. Ve fakat tüm bu kuşkulara rağmen reform paketine derin anlam yüklemek de mümkün. Kendi adıma, andın kaldırılması, türban özgürlüğü gibi sembolik değişimlere böyle bir anlam yüklemek isterim. Toplumsal değişimin en derin ve en önemli göstergeleri bunlar. Bana göre paket, geleceğe yönelik büyük değişim hamlesi olmaktan çok bir nevi mıntıka temizliği gibi. Sanki bundan sonra yapılması gereken reformlar için bir altyapı hazırlıyor. Yani geriye dönüşü olmayan, yeni bir yolun başlangıcında gibiyiz. Buraya kadar aktardığım fikirlerin tümü, şu veya bu şekilde dile getirildi. Pek yapılmayan ise pakete tarihî bir perspektif içinde bakmak. Kendisinden epey etkilendiğim Alman sosyolog Norbert Elias toplumların değişimlerinin anlaşılması için onları en az yüzer yıllık evrelerde ele alabilecek modellerin gerekli olduğunu söyler. Burada böyle bir model kurma şansım yok ama ilan edilen reform paketine böylesine uzun bir perspektif içinden bakmam mümkün. Acaba son düzenlemelere, Osmanlı- Türk tarihinin reformlarla macerası açısından bakarsak ne tür sonuçlar elde ederiz? İlk söyleyebileceğim, ortada makûs bir talihin sözkonusu olduğu. Osmanlı- Türk toplumu 18. yüzyılın sonlarından itibaren kendisini reform edemediği için çöktü Tanzimat ve 1856 Islahat bilinenleri ama bir de 1895 Ekim, 1914 Şubat Ermeni ve 1913 Arap reformları gibi bazı reformlar var ki, özellikle bu son üç reform bugünü anlamak için çok önemli. Galiba reform paketinin anlamı, Türkün reformlarla ilgili makûs talihini değiştirip değiştiremeyeceğinde yatıyor. Buna yakından bakmak isterim. Kaynak: Taraf

19 kızılbaş - sayfa 19 - sayı 31 - Ekim tel: (0) Nice paketler gördüm boştular! AKP iktidarı on yıldır demokrasi paketleri üretiyor. Üretim fazlasının bir kısmını da Libya ya, Suriye ye ve başka ülkelere ihraç ediyor. Elbette ihtiyaç fazlasının ihraç edilmesi, demokrasisinin küreselleşmesinin de bir gereğidir. Fakat son bir kaç aydan beri demokrasi ihracı hayli zorlaşmış görünüyor. Son paket daha ilan edilmeden tartışma konusu oldu ama pakette ne olduğu bilinmediği için, bazı tahminler yapıldı sadece. İşte bu pakette şu var mı, bu var mı? gibi. Aslında rejimin ve AKP nin niteliği, yönetim zihniyeti ve üslubu veri iken, pakette bir şeyin olmayacağı kesindi: Demokrasi. Bir de paketin kapalı kapılar ardında hazırlanmasına itiraz edildi. Oysa paket nazar değmesin diye gizlenmemişti. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı nda hazırlanmıştı yani polisin eseriydi. Öyle olunca da güvenlik gerekçesiyle gizli tutulmasında şaşılacak bir şey yoktu. Tabii paket polis tarafından değil de anlı şanlı hukuk profesörleri, konunun uzmanları tarafından hazırlansaydı da bir şey değişmezdi. En gerici yasaların ve anayasaların daima bilimi kendinden menkul hukuk otoriteleri tarafından yapılması kuraldır tarihli cunta anayasası da ülkenin seçkin hukuk hocaları tarafından kaleme alınmamış mıydı? Siz, bu adamları, kadınları neden profesör yapıyorlar sanıyorsunuz. Yalanı ve yanlışı sıradan birine söyletseniz pek inandırıcı olmaz ama isminin önünde çok sayıda unvan bulunan zevata söyletirseniz inandırıcılığı artar. Artık o aşamadan sonra bilimseldir çünkü... Böyle bir zamanda böyle bir paketin, başlıca üç amaçla ilân edildiğini söylemek mümkün: Kürtleri oyalamak; Fikret Başkaya gelecek dönemdeki seçimleri kazanmayı garantilemek ve Gezi Parkı Direnişi sonrasında dış dünyada bozulan Türkiye imajını tamir etmek. Aslında Gezi Parkı Direnişi gerçek durumu dosta düşmana gösterdiği için bir düzeltme işlevi gördü. Zira dışarıda AKP nin nasıl da demokrasi ve özgürlük aşkıyla yanıp-tutuştuğu, İslam la demokrasiyi ve laikliği nasıl bağdaştırdığı, velhasıl ılımlı İslam ın başarılı bir örneğini ürettiği yaygın bir tevâtür halini almıştı. Artık Türkiye Müslüman dünya için bir model olabilirdi... Bu amaçla yalan endüstrisi de etkin bir şekilde devreye sokulmuştu. Davulun sesi uzaktan hoş gelir denmiştir. Aslında AKP nin başlıca iki amacı vardı: Ranta el koymak, bu amaçla bütçeyi ve hazineyi yağmalamak ki, bu alanda müthiş bir performans ortaya koydukları kesin ve toplumu ve rejimi adım adım İslami bir temel üzerinde yeniden inşa etmek. Bu amaçla da sınırlı laik işleyişi etkisizleştirmek ve demokrasinin sınırlı temelini aşındırmak, Müslüman Kardeşler Örgütü [İhvan-ı Müslimin] modelinde bir Türkiye yaratmak ve Osmanlı İmparatorluğu nu yeni konjonktürde yeni temeller üzerinde ihya etmek... Tabii gönüllerinde yatan nihai hedef Hilafeti ihya etmektir... Aslında AKP nin bu tür hezeyanları, aç tavuğun rüyasında kendini darı ambarında görmesi kadar abesti. Abes olduğu, önce Arap dünyasındaki kalkışmalar ve ardından da Gezi Parkı Direnişiyle tescillendi. Aslında pre-modern saplantılara ve hezeyanlara sahip bir siyasi kadronun her şeyle ilgileri olabilirdi ama demokrasi ve özgürlüklerle asla... Eğer durum böyleyse nasıl oluyor da insanlar bu iktidardan demokrasi bekleme aymazlığına saplanıyor? Bu tür yanılgılar demokrasinin ne olduğunun, ne olması gerektiğinin bilinmemesiyle ilgili. İnsanlar siyasi partiler var, seçimler yapılıyor diye Türkiye de demokrasi olduğunu sanıyor. Oysa tam tersi doğrudur. Verili durumda seçimler demokrasinin gerçekleşmesinin değil, engellenmesinin araçlarıdır. Bu sayede oligarşik yönetim ayakta kalabiliyor, sömürü, yağma ve talanın sürüp gitmesi mümkün hale geliyor, velhasıl rejim meşruiyet kazanıyor. Oysa demokrasinin bilinen bir tanımı var: Demokrasi halkın özyönetimi demek, halkın kendi kendini yönettiği, siyasal sürecin öznesi olduğu durum demek. Bizde ve dünyanın başka yerlerinde siyasi partilerin ve seçimlerin varlığı demokrasinin gerçekleşmesi olarak kabul ediliyor. Bu vesileyle daha önce defaten yazdığımı bir daha hatırlatmak iyi bir fikir olabilir. Zira siyasi partiler, seçimler ve seçimler sonucundu oluşan hükümetler demek olan temsilî demokrasi bidayette gerçek demokrasinin önünü kesmek üzere peydahlanmıştı. Böylesi bir manipülasyon sayesinde oligarşinin iktidarı güvence altına alınmış, devamlılığı sağlanmıştı. O gün bu gündür de garp cephesinde yeni bir şey yok. Bir şey daha: içinde bulunduğumuz neoliberal gericilik çağında, temsili demokrasi artık külliyen bir sirk oyununa dönüşmüş durumda. Siyasi partiler şirketleşmiş bulunuyor. Elbette devletlerin bile şirketleştiği bir dünyada bu durum şaşırtıcı değildir. Bu yüzden paketin açıklanmasının tam bir satış şovuna dönüştürülmesi de şaşırtıcı değildi... Başbakan demokrasiye gönderme yaparken, ısrarla Adnan Menderes in ve Turgut Özal ın mirasçısı ve sürdürücüsü olduğunu hatırlatıyor. Bu tür bir manipülasyonla da kendini ve partisini demokratik gelenek içinde göstermek istiyor. Adnan Menderes, Aydın ovasının en büyük toprak ağalarından biriydi. 30 bin dönümlük Çakırbeyli Çiftliği nin sahibiydi yılında kısa, Serbest Cumhuriyet Fırkası [SCF] denemesinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yurt gezisine

20 kızılbaş - sayfa 20 - sayı 31 - Ekim tel: (0) çıkıp halkın nabzını bizzat tutmak isteyen Mustafa Kemal, Aydın a uğradığında, Adnan Menderes le de tanışmış ve onu mebus yapmaya karar vermişti. O tarihten sonra Adnan Menderes 30 yıl boyunca mebus olarak yola devam edecekti. Bu otuz yılın son on yılında da başbakandı yılında Meclis gündemine gelen Çiftçiyi topraklandırma kanunu tasarısına karşı çıktı, üç arkadaşıyla birlikte ünlü Dörtlü Takrir i verdiler. Partiden ihraç edildiler ve Demokrat Parti yi [DP] kurdular seçimlerinde DP oyların %52 sini aldığı halde meclisteki sandalyelerin 415 ine veya %83 üne sahipti. Ana muhalefet partisi CHP oyların % ini almasına rağmen sadece 69 milletvekili çıkarabilmişti... Oyların %4,76 sını alan bağımsızlar da sadece 2 milletvekili, Millet Partisi de oyların % 3.11 ini aldığı halde sadece 1 milletvekili çıkarabilmişti... Aslında bu durum bu gün de az çok geçerli. Bu dünyada toprak ağalarının demokrasi aşkıyla yanıp tutuştuğu pek görülmüş bir şey değildir. Menderes iktidara gelir gelmez baskıcı yöntemlere başvurmaya başladı ve giderek baskının dozunu artırdı, tam bir tek adam rejimi kurdu den sonra durum daha vahim bir hal aldı. Artık Türkiye de tipik bir dikta rejimi geçerliydi. İstediği her yasayı çıkarabilecek Meclis çoğunluğuna sahipti. Anayasayı istediği gibi by-pass edebiliyordu. Basın ve üniversite üzerinde akıl almaz bir baskı kurmuştu. Bardağı taşıran son damla herhalde ünlü Tahkikat Komisyonu ydu. Yasanın ilk maddesi şöyleydi: TBMM Tahkikat Komisyonu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Askeri Muhakeme Usulü Kanunu, Basın Kanunu ve diğer kanunlarda Cumhuriyet savcısına, sorgu hâkimine, sulh hâkimine ve askeri adli amirlere tanınmış tüm hak ve yetkilerine sahiptir deniyordu. Velhasıl katıksız bir dikta rejimiydi söz konusu olan. Elbette Adnan Menderes in asılması yanlıştı ama bu onu demokrasi kahramanı yapmazdı. Turgut Özal a gelince, Turgut Özal Dünya Bankası nın ve IMF nin adamıydı ve ünlü 24 Ocak Kararlarının mimarıydı. Amerikancı askeri cunta yönetiminin başbakan yardımcısıydı. Cuntanın işlediği cinayetlerden, idamlardan, işkencelerden, sürgünlerden, velhasıl tüm insanlık suçlarından, anti-demokratik uygulamalardan sorumludur. ABD desteğiyle ANAP ı kurdu ve ilk seçimlerde başbakan oldu. Daha sonra da sivil cumhurbaşkanı sayılıp yere göğe konmayacaktı Eylül devlet terör rejiminin mimarlarından biri olan Turgut Özal ın demokrasinin timsâli sayılması, Türkiye ye özgü bir garâbettir... Başbakan Tayyip Erdoğan ın demokrasinin timsâli, demokrasi ve özgürlük kahramanı saydığı iki şahsiyet işte böyleydi. Aslında Adnan Menderes bireysel yaşam tarzı itibariyle de muhafazakâr olduğunu söyleyen bir partinin pek de örnek alabileceği bir şahsiyet değildi. Eğer durum böyleyse demokrasi kavramıyla uzaktan-yakından ilgisi olmayan bu iki şahsiyet nasıl olup da demokrasinin timsâli sayılabiliyorlar? Bu sonunun cevabını her halde Türkiye deki siyasi kültürün azgelişmişliğiyle, tarih bilgisi ve bilinci zaafıyla açıklamak gerekecektir... O halde demokrasi sorununa nasıl yaklaşmalı? Demokrasinin vazgeçilmezi olan hak ve özgürlerin nasıl kazanıldığı, kazanılıp-kazanılmadığı, bu bakımdan kritik bir öneme sahiptir. Bir hak ve özgürlük eğer ona ihtiyacı olan insanların, kitlelerin doğrudan iradesinin eseriyse, o haklar ve özgürlükler, artık bir özgürleşme, kurtuluş, velhasıl bir emansipasyon unsurudurlar. Bu da demektir ki, özgürleştirici hak ve özgürlükler kazanılmış haklar ve özgürlüklerdir. Bir de verilen veya izinli diyebileceğimiz haklar ve özgürlükler söz konusudur ki, bu durumda haklar ve özgürlükler egemenler cephesi, mülk sahibi sınıflar veya yönetici politik sınıf tarafından, onlar istedikleri zaman, istedikleri kadar ve istedikleri şekilde bahşedilirler. Doğası gereği, verilen-izinli hakların bir özgürleşme, bir emansipasyon unsuru sayılmaları mümkün değildir. İşte bizdeki ve başka yerlerdeki demokrasi zaafı geçerli demokrasi pratiğinin verilen-izinli haklar ve özgürlüklere dayanmasından kaynaklanıyor. Elbette kazanılan ve verilen-izinli haklar özgürlükler ayrımı her zaman bu kadar net olmayabilir. Kitle eylemi ve zorlaması belirli oranlarda egemenler cephesini taviz vermeye zorlasa da bu söylediğim durumda fazla değişiklik yapmaz. Kitleler eğer kendi kaderlerini kendileri tayin etmek üzere sahneye çıkıyor ve kararlı bir dayatmayla bir takım haklar ve özgürlükler elde ediyorlarsa, orada özgürleştirici, kurtuluşun yolunu açan ve realize eden [emansipatris] bir durum söz konusu demektir. Bu bakımdan Türkiye deki reel demokrasi pratiğinin gerçek demokrasiyle bir ilgisi yoktu. Tüm kritik tarihsel anlarda ve kavşaklarda kitleler sürecin dışında kaldılar. Dolayısıyla verilen-izinli hakların ve özgürlüklerin içi boştu. Bizdeki demokrasi pratiği, mülk sahibi egemen sınıfların, bundan sonra nasıl yöneteceğiz sorusuyla ilgiliydi. Mesela Cumhuriyetin kuruluşunda halk kitlelerinin bir dahli olmamıştı, mesela ilk İş Kanunu nun çıkmasında işçilerin iradesi sürece dahil olmamıştı. Seçme ve seçilme hakkı kitlelerin bir kazanımı değildi. Zamanı geldiğinde ve gerekli görüldüğünde demokrasi ve özgürlük düşmanı cephe tarafından ihsan edilmişti. Dolayısıyla verilmiş-izinli haklar kategorisine dahildi. Kadınlar seçme ve seçilme hakkı için elbette mücadele ettiler ama bu o hakkın verilmiş-izinli hak olduğu gerçeğini değiştirmezdi. Aynı şey çok partili sisteme geçiş için de söz konusuydu. Bu durum temsili demokraside mündemiç zaafla birleştiğinde, bizdeki demokrasi pratiği de tam bir aldatma, oyalama operasyonu niteliği kazandı. İçi boş, iğdiş haklar ve özgürlükler söz konusu olunca, reel olarak ve son tahlilde bir polis devleti ve/ veya örtülü asker-polis diktatörlüğü olan, demokrasiymiş gibi sunulabildi. Verilmiş-izinli haklar temelinde yol alan süreç insanlarda yurttaş bilincinin gelişmesini de engelledi. Topluma misafir-mülteci- sığıntı bilincinin ortalaması tuhaf bir bilinç, anlayış ve davranış kalıbı hakim oldu. İşte bu tür

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997 Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K -izm-jr C-a-d-. y,-ap-r-ak-a-pt-. 2-4-/1-2 -li-ef&-f-a-x;-o(-3-12-) 4-1-7-2S-4-0-K-ız-ı'-ay--A-N-K-AR-A ~, TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ

KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ DEĞERLENDİRMENOTU Mayıs2014 N201416 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Hasan Çağlayan Dündar 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları KAMU VE BELEDİYE HİZMETLERİNİN YEREL SEÇİME ETKİSİ TÜİK,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler. Alman televizyon kanalı RTL de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

TÜRKİYE Önemli Bulgular Arka Plan

TÜRKİYE Önemli Bulgular Arka Plan TÜRKİYE Önemli Bulgular: Türk hükümeti geçtiğimiz yıllarda azınlık topluluklarının mülkiyet hakları, dini kıyafetler ve eğitim dahil olmak üzere dini özgürlüklere ilişkin bazı reformları hayata geçirmiş

Detaylı

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi

Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği. Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Özelleştirmenin Dünü Bugünü ve Geleceği Ramazan PEKTAŞ Taylan Özgür YILDIRIM EMO Ankara Şubesi Biri sizi bir kere kandırırsa suç onundur. İki kere kandırırsa suç sizindir. (bir Balkan ülkesi atasözü) Zamanda

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu.

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu. Anket 1: Dil eğitimi ihtiyacı olan kişilere yöneliktir. Sayın ilgili, Bu anket çalışmasının çıktıları Avrupa daki inşaat sektörü çalışanlarının dil becerilerini ve çalışma kültürü bilgilerini arttırmak

Detaylı

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü On5yirmi5.com Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü İki kol ve iki bacak nakli yaptığı Sevket Çavdır hayatını kaybedince suçlanan Doç. Dr. Nasır, o günü anlattı. Yayın Tarihi : 29 Mart 2012 Perşembe (oluşturma

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı TOPLANTI TARİHİ : 01.10.2014 TOPLANTI GÜN VE SAAT :ÇARŞAMBA 17.00'de KATILANLAR : 38 KATILMAYANLAR : - MAZERETLİ : - Belediye Meclisinin 01 EKİM ÇARŞAMBA günü saat 17.00 de olağan olarak yapılan toplantısında

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı