Haftalık Bülten. 20 Ocak 2012

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Haftalık Bülten. 20 Ocak 2012 www.sorularlaislamiyet.com"

Transkript

1 Haftalık Bülten 20 Ocak

2 İçindekiler İnanmak neye yarar? Rarahatlıkla, endisesiz, tasasız, sorumluksuz yaşayan inançsız bir kimse için inanmak neye yarar, niçin inansın, nasıl inandırılmalı?... 3 Beni gören veya beni göreni gören bir Müslüman a ateş dokunmayacaktır. Hadisini açıklar mısınız? Peygamber efendimizi rüyasında gören de bu katagoriye girer mi?... 5 Kur'an'da "ehli kitap" ifadesi sadece yahudi ve hristiyanlar için mi kullanılmıştır? Müslümanlar da bir kitaba bağlı olduklarına göre onlar da ehli kitab sayılmazlar mı?... 6 "Ey imân edenler! Allah'dan korkup sakının; O'nun Peygamberine inanın ki, size rahmetinden iki pay versin..." (Hadid,28) Bu ayette neden hem "ey iman edenler" diyor, hem de "Peygambere inanın" diyor?... 9 Evrim teorisi ispatlandı şeklinde yapılan açıklamaların doğruluk payı var mıdır? Aldosteron hormonu nun reseptör geninin evrimleşmesinin tespit edildiği ve Batıda bütün bilim adamlarının evrimi destekledikleri doğru mudur? Herkesin çevresi, ortamı, ailesi yaşantıları farklı olduğu için herkes eşit sorumlu olmadığını düşünüyorum. Böyle bir düşünce doğru mudur? Yer, gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir? Hayvanlar ile bitkiler midir? Cenneteki nimetlerin hepsi neden insanların nefsine hitap ediyor, cennette insanın işi gücü nefsini tatmin etmek için yemek içmek, cinsellik gibi zevkler midir, diye alay edenlere nasıl cevap vermeliyiz? İnsanların cennete girmesi için bu kadar çok acı cekmesine, sınavlara tabi tutulmasına, ailesini kaybetmesine, suçsuz yere hapis yatmasına değer mi gercekten? Dinen kadının çalışmasında bir sakınca var mıdır? Erkeklerin içinde yanyana çalışması dinen caiz midir? Evrimcilerin, canlılar arası ara geçiş formları iddiası doğru mudur? Bazı bakterilerin bir takım enzimlerle naylon parçalarını ayrıştırması evrime delil olur mu? Kur'an-ı Kerim ve hadislerde geçmeyen konularda içtihad edilebileceğine dair ayet var mıdır? Kur an da, Hz. Musa nın Allah ın sözlerini barındıran levhaları yere fırlattığı yazıyor. (Araf, 150) Bu, Allah a karşı bir saygısızlık değil midir? Bu, Kur an ın da yere fırlatılabileceği anlamına mı gelir? Hz. Züleyha'nın gözlerinin açılması ve gençleşmesi doğru mudur? Bu konuda bir hadis var mıdır? Kur'an'da bahsi geçen "şüphe" ve "mutmain olamama" aynı şey midir? Değilse aralarındaki fark nedir? Şafii mezhebine göre, annemin süt kız kardeşinin erkek çocuğu süt yeğen olur mu, süt yeğenle süt teyzenin birbirine dokunması abdesti bozar mı? Bir koca eşine, benden habersiz dışarı çıkarsan benden boşsun diye bir şart koşarsa, bu olay gerçekleşmeden şartını geri alabilir mi? Şartı geri alma diye bir hak yok ise ne yapılmalıdır?

3 İnanmak neye yarar? Rarahatlıkla, endisesiz, tasasız, sorumluksuz yaşayan inançsız bir kimse için inanmak neye yarar, niçin inansın, nasıl inandırılmalı? - İnanmak demek, bir şeyin doğru olduğuna kesin kanaat getirmek demektir. Kesin delillerin gösterdiği bir şeye inanan kimsenin inanıp inanmamak gibi bir tercih lüksü olamaz. Örneğin, bir kimsenin gündüzün ortasında bulutsuz bir havada gördüğü güneşi görmezlikten gelmesi imkânsızdır; İnansam mı, inanmasam mı? diye bir tereddüdü olamaz. Bunun gibi, ilmin ışığı altında akıl gözüyle görülen bir hakikat güneşinin varlığında tereddüt etmek, cehalet göstergesidir. İslam inancının temelinde Allah a ve ahirete inanmak yatar. Bunlara -hakkıyla- inanmak ise, ancak Hz. Muhammed in Allah ın hak elçisi ve Kur an ın da Allah ın hak sözü olduğuna inanmakla gerçekleşir. Buna göre bu inancın temel kaynağı Kur andır. Çünkü, Kur an hem beden gözüyle gördüğümüz, elle tuttuğumuz bir kitap, hem de akıl ve gönül gözüyle semavî, ilahî kimliğini müşahede ettiğimiz bir mucizeler hazinesidir. O halde, İslam a inanmak Kur an ın dediklerine inanmak demektir. - Bir öğrenci ders çalışmanın öneminden ve sınıfta kalmanın acı sonuçlarından gaflet ettiğinde, günlerini arkadaşlarıyla gülerek, eğlenerek geçirir. Gerçeklere göz kapamak, ölümle başlayan hesap ve azap safhalarını unutmak da gafil insanlara bu fani dünyada geçici bir zevk verebilir. Bunlar zehirli bala benzer. - Kur an bize şunu kesin ve açık bir dille ve defalarca yüzlerce ayetinde beyan ediyor ki, İslam dinine inanan kimse, bu inancı doğrultusunda hareket ettiği takdirde, ahiret yurdunda ebedî bir mutluluk hayatı yaşayacağı cennette, bir daha asla ölmeyecek ve hiç bir kederi olmayacaktır. Buna mukabil, kim İslam ın ortaya koyduğu gerçeklere inanmazsa ebedî olarak cehennemde kalmaya mahkum olacaktır. Şimdi bu iki gerçeğe; yani inanmanın sonucu cennete girmek, inanmamanın akıbeti ise cehennemde azap çekmek olduğuna gerçekten inanan bir kimsenin bu konuda lakayıt kalması, bana ne, boş ver; bu tür şeyler beni ilgilendirmez, ben keyfime bakarım, bunları düşünmekle kendimi sıkıntıya sokmam... demesi mümkün müdür? İki günlük hapis korkusuyla nefsinin önemli keyif ve zevklerini bırakmak zorunda olduğunu hisseden bir kimsenin, cehennem hapsi karşısında vurdumduymaz olarak davranması olacak iş mi? Kısacık dünya hayatı uğruna -deyiş yerindeyse- gece-gündüz demeden çalılışıp bir çok zorlukları göğüsleyen bir kimsenin cennet gibi ebedî bir yurdu kazandıran bir yolda yürümemesine hangi akıl imkân verir? - İnsanın kalp ve aklında neler hükmedip yerleşmiş ise, o hükme göre olayları yorumlayıp algılaması insan fıtratının değişmez bir prensibidir. Mesela, pesimist (karamsar) bir kimse her şeyi karamsar olarak okur ve anlar, hayatı da ona göre şekillenir. Optimist (iyimser) bir kimse ise her şeyi iyimserlik penceresinden izler, hayatı da ona göre algılar. Kırmızı gözlük nasıl 3

4 eşyayı kırmızı gösteriyor ise, siyah gözlük de eşyayı siyah gösterir. İnançsız kimse, kainatı anlamsız, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır. Mümin ise her şeyin anlamlı, faydalı ve Allah ın tedbir ve idaresinde olduğunu bildiği için, her şey ona sevimli ve huzurlu olarak yansır. Hz. Muhammed in (asm) getirdiği iman nuru ve İslam ışığı olmasa idi insanlık, kainatı ve kainatta cereyan eden olayları doğru okuyamayacak ve doğru anlayamayacaktı. Böylece insanlık müthiş bir karanlık ve ümitsizlik içinde kalacaktı. Örneğin ahirete inancı olmayan kimse, ölümü bir hiçlik ve yokluk olarak görür. Kabri ise yokluk kuyusu olarak algılar. İman nuru olan bir kimse ise, bu nur ile ölümü ebedi bir alemin başlangıcı, kabri ise saadeti ebediyenin bir girişi, bir kapısı olarak görür. Ölümü dehşetli ve ayrılık acısının kaynağı olarak değil, dost ve ahbaplara kavuşmanın bir aracı olduğunu anlar. İnançsız kimse, kainatın tamamında geçerli olan fenayı ve yokluğu, cenaze çıkmış bir ev gibi yaslı ve matemli olarak görür. Her şeyi ve her varlığı düşman ve yabancı gibi algılar. İman nuryla aydınlanan bir kalp gözü ise, kainatı yaslı ve matemli bir ev olarak değil, vazifesini bitirmiş ve asıl vatanına dönmek için can atan neşeli bir kışla gibi görür. Her varlığı Allah ın vazifeli bir askeri ve memuru olarak bir yabancı ve düşman değil, bir dost ve ahbap şeklinde algılanır. Ayrıca insan, fıtratı gereği diğerkamdır. Yani insan başkalarının lezzeti ile mutlu olan, azabı ile acı çeken sosyal bir varlıktır. Herkes azap içinde iken, insanın hayattan lezzet alması mümkün değildir. Halbuki inaçsız, her şeyi anlamsız ve yokluğa mahkum zavallılar şeklinde gördüğü için, kainat onun bakış açısına göre genel bir yas evi gibidir. Herkesi ağlayan yetimler şeklinde algılıar. Böyle bir halet içinde mutlu olabilmek için ya akıl ve duyguları susturup hayvan gibi olmak ya da etrafında acı çekenleri umursamayacak kadar katı bir kalp sahibi bulunmak gerekir. Her iki durum da imkansız olduğu için, inkar ve inaçsızlıkka gerçek mutluluğu yakalmak mümkün değidlir. Güneşin şaşalı ışıklarından ve renklerinden rahatsız olup gözünü kapatan kişi, sadece kendine gece yapar - Şunu da unutmayalım ki, amcası Ebu Tâlib i imana getiremediği için çok üzülen Hz. Peygamber e Allah şu mealdeki ayetiyle onu hem uyarmış hem de teselli vermiştir: Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin, lâkin ancak Allah dilediğini doğruya ulaştırır. O, hidâyete gelecek olanları pek iyi bilir (Kasas, 28/56). Evet, şu bir gerçektir ki, cennet adam istediği gibi, cehennem de adam ister. Cennet ucuz olmadığı gibi, cehennem de lüzumsuz değildir. Biz elimizden gelen gayreti gösteririz, fakat hidayetin Allah ın elinde olduğunu unutmayacağız... İlave bilgi için tıklayınız: Allaha imanın maddi ve manevi faydaları nelerdir? "Öldükten sonra dirilme" ye inanmanın dünya hayatı yönünden faydaları nelerdir? Ahirete imanın toplum ve fert açısından önemi ve faydaları nelerdir? 4

5 Beni gören veya beni göreni gören bir Müslüman a ateş dokunmayacaktır. Hadisini açıklar mısınız? Peygamber efendimizi rüyasında gören de bu katagoriye girer mi? İlgili hadis rivayeti şöyledir: "Beni gören veya beni göreni gören bir müslümana ateş değmeyecektir." (Tirmizi, Menakıb, 57, hadis no: 3858) Başka bir rivayette ise Hz. Peygamber şöyle buyurur: "İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir.. (Buhari, Şehadat 9; Müslim, Fezailu's-Sahabe, 214) Bu hadiste yer alan müslüman olarak beni görürse kaydı önemlidir. Bu kayıt, veya beni görenleri görürse hükmü için de geçerlidir. Bu hadis rivayeti, gerçek sahabi ve tabiinlerin durumuna dikkat çeken bir hadis olarak değerlendirilebilir. Yani; Asırların an hayırlısı benim asrımdır, sonra onun arkasından gelen, sonra da onun arkasında gelen asır.. manasındaki hadisin penceresinden bakılarak okunabilir. Tirmizi nin hasen-sahih dediği bu hadisi, konumuz olan hadisin hemen arkasından zikretmesi de bu ilişkiye ışık tutmaktadır. Hadisin şarihleri de bu hadisi sahabe va tabiinlere tahsis etmişlerdir. Tabii ki imanla kabre girmek şartına da dikkat çekmişlerdir(bk. Thufetu l-avezî, ilgiliğ hadisin şerhi) Bununla beraber, Tirmizi bu hadis rivayetini sahih olarak değil, hasen ve garib olarak değerlendirmiştir. Rivayetin garipliğini de bu rivayeti sadece Musa b. İbrahim b. Kesir den öğreniyoruz demek suretiyle, işi bu ravinin durumuna havale etmiştir. (bk. Tirmizi, a.y.) Biz de bu ravinin durumu hakkında İbn Hacer de İbn Hibban onu sikalar arasında zikretmiş olmakla beraber, onun sözlerinden anlaşılıyor ki, bu zat -bilmeyerek- hata yapan bir kimsedir diyerek onun rivayetinin zayıflığına işaret etmiştir(bk. İbn Hacer, Tehzib, 10/333). Rüyada Resulullah ı görmek bu hadisin muhtevasına girmez. Çünkü, rüya çok farklıdır. İmam Suyutî gibi yakaza halinde Resulullah ı görenler bile sahabe kavramına dahil değildir.. 5

6 Kur'an'da "ehli kitap" ifadesi sadece yahudi ve hristiyanlar için mi kullanılmıştır? Müslümanlar da bir kitaba bağlı olduklarına göre onlar da ehli kitab sayılmazlar mı? EHL-İ KİTAP: Kur'ân-ı Kerîm'de genellikle yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılan tabir. Ehl-i kitap (Ehlü'l-kitâb) tamlaması "ilâhî bir kitaba inananlar" anlamına gelir. Buna göre müslümanlara da Ehl-i kitap denilebilir. Ancak Kur'an dışındaki ilâhî kitaplarda yer almayan bu terkip, terim olarak müslümanlar dışındaki kutsal kitap sahibi din mensupları için kullanılır. Ehl-i kitap tabiri Kur'ân-ı Kerîm'de, hepsi de Mekke döneminin sonları ile Medine döneminde inen âyetlerde olmak üzere otuz bir defa geçmektedir. Daha önce nazil olan iki âyette ise (en- Nahl 16/43; el-enbiyâ 21/7) aynı anlamda "ehlü'z-zikr" tabiri kullanılmış ve bununla, Tevrat ile İncil hakkında doğru ve yeterli bilgisi olan Ehl-i kitap âlimleri kastedilmiştir. Ayrıca Kur'an'da yahudiler için "yehûd", hıristiyanlar için "nasârâ" kelimeleri çokça kullanılmakta, sadece hıristiyanları ifade eden "ehlü'l-incîl terkibi de yer almaktadır. (el-mâide 5/47) Diğer taraftan Kur'an'da Ehl-i kitap "kendilerine kitap verilenler", (el-bakara 2/ 101, 144, 145; Âl-i îmrân 3/19, 20, 100, 186) "kendilerine kitap verdiklerimiz" (el-bakara 2/121, 146) ve "kendilerine kitaptan bir pay verilenler" (Âl-i İmrân 3/23; en-nisâ 4/44) şeklinde de ifade edilmektedir. "Kendilerine ilim verilenler" (el-isrâ 17/107; el-hac 22/54; Sebe 34/6) ifadesiyle de Ehl-i kitabın kastedildiği rivayet edilmiştir. (Taberî, Câ-mi'ul-beyân, XV, 120; XXII, 44) İslâm literatüründe ayrıca Ehl-i kitap yerine "kitabî" kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Ehl-i kitap tabirinin kapsamını belirleyebilmek için ilâhî kitapların kimlere verildiğini tesbit etmek gerekir. Kur'ân-ı Kerîm'de bazı peygamberlere kitap, bazılarına da zebur ve suhuf verildiği bildirilmektedir. Bu arada Nuh ve İbrahim soyuna peygamberlik ve kitap, Musa'ya ve îsâ'ya kitap, Davud'a Zebur, İbrahim ve Mûsâ'ya suhuf indirildiği, ayrıca hadislerde Âdem'e, Şît'e ve İdrîs'e sayfalar verildiği belirtilir. Kur'an'da "önceki sayfalar" (el-a'lâ 87/ 18), "öncekilerin kitapları" (eş-şuarâ 26/ 196) ifadeleri de yer almakta, bu ikincisiyle Hint kutsal kitaplarının kastedilmiş olabileceği, zira bu kitaplardan Puranalar'ın kelime anlamının "öncekilerin kitapları" olduğu belirtilmektedir. (Hamîdullah, Le Saint Coran, s. 375) Öte yandan, "Deyiniz ki: Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'köb ve Ya'kûb oğullarına indirilenlere, Mûsâ ve İsâ'ya verilenlere, rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere iman ettik" (el-bakara 2/136; Âl-i İmrân 3/84) mealindeki âyetler de birçok peygambere vahiy gönderildiğini göstermektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de bunların yalnız bir kısmı hakkında bilgi mevcuttur. Tevrat, gerek Hz. Musa'nın gerekse ondan sonra gelen peygamberlerin yahudilere tebliğ edip onunla hüküm verdikleri ilâhî kitaptır. (el-mâide 5/44) Hz. Davud'a verilen Zebur münâcâtlardan ibaret olup dinî hükümler ihtiva etmemektedir. Hz. îsâ'ya, "içinde hidayet ve nur bulunan" (el-mâide 5/46) ve bağlılarının kendisiyle hükmetmeleri istenen (el-mâide 5/ 47, 68) İncil verilmiştir. Böylece Kur'an'a göre, Allah katından indirilmiş, hükümleriyle amel edilmesi gereken Kur'ân'ın dışında iki kitap (Tevrat ve İncil) vardır. 6

7 Kur'an'daki Ehl-i kitap tabiriyle de bu kitapların muhatabı olan yahudilerle hıristiyanlar kastedilmektedir. Ehl-i kitap terkibinin geçtiği âyetleri, "Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi" (el-en'âm 6/156) mealindeki âyeti göz önüne alarak tefsir eden ilk müfessirler de bununla yahudi ve hıristiyanlann kastedildiğini ifade etmişlerdir. (Mücâhid, I, 186; Taberî, Câmi'u'l-beyân, VIII, 69; İbn Kesîr, Tefstrü'l-Kur'ân, II, 44) Bu âyetten hareketle Hanbelî ve Şafiî mezhepleri sadece yahudi ve hıristiyanlan Ehl-i kitap saymışlar, Hanefîler ise semavî bir dine inanan ve Tevrat, Zebur, İncil, suhuf gibi vahyedilmiş bir kitabı bulunan her ümmetin Ehl-i kitap olduğunu söylemişlerdir. (Abdülkerîm Zeydân, s ) İslâm'ın yayılmasına paralel olarak Ehl-i kitabın sadece yahudi ve hıristiyanları ifade eden bir tabir olduğu kanaati de değişmiştir. Bunun temel sebeplerinden biri, Kur'ân-ı Kerîm'de Yahudilik ve Hıristiyanlığın dışında Sâbiîlik, Mecusîlik gibi ilâhî olmayan başka dinlerden de söz edilmesi ve bu dinlerin kendilerince bir kitaba sahip bulunması, diğeri de İslâm açısından siyasî, iktisadî ve sosyal şartların bunu gerekli kılmasıdır. Kur'an'da son hak din olan İslâm'ın dışında Hanîflik, Yahudilik, Hıristiyanlık, Sâbiîlik ve Mecûsflik'ten bahsedilmektedir. Hanîf kelimesi İslâm'ın eş anlamlısı şeklinde ve Hz. İbrahim'le ilgili olarak zikredilmektedir. Sâbiîlik ve Mecusîlik ise sadece ismen geçmekte, inanç esaslarından ve peygamberlerinden söz edilmemekte, kutsal bir kitaba sahip olup olmadıkları açıklanmamaktadır. Öte yandan İslâmiyet'in ortaya çıktığı dönemde dünya üzerinde birçok din bulunmasına rağmen Kur'ân-ı Kerîm bunların çoğundan bahsetmemiştir. Zira ilâhî vahyin ilk muhatabı olan Araplar arasında bu dinlerin mensupları mevcut değildi ve onların söz konusu dinler hakkında bilgileri yoktu. Ayrıca bu dinler İslâm'a rakip olacak seviyede bulunmayıp Kur'an'da yer alan inanç gruplarından bazılarına dahil edilebilecek bir nitelik de taşıyordu. Kur'ân-ı Kerîm'de ismen zikredilen dinlerden Sâbiîlik hakkında âyet ve hadislerde bilgi yoktur. Gerçek Sâbiîlik, ilk dönem İslâm kaynaklarında Yahudiliğin veya Hıristiyanlığın bir mezhebi olarak görülüp Ehl-i kitap kapsamında mütalaa edilmiştir. Ebû Hanîfe ve Ahmed b. Hanbel bu görüştedir. Ayrıca Harranlı putperestler Halife Me'mûn kendileriyle görüştükten sonra Sâbiî adını almışlar ve Ehl-i kitap kabul edilmişlerdir. İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed gibi bazı fakihlerin Ehl-i kitap saymadıkları Sâbiîler ise Sâbiî adını taşıyan, ancak yıldızlara tapan putperestlerdir. Mecûsîler'den Kur'an'da sadece bir yerde bahsedilmekte, fakat bunlar hakkında da bilgi verilmemektedir. Eski müslüman araştırmacıların çoğunluğuna göre Mecûsiler Ehl-i kitap değildir. Hz. Peygamberin, "Mecûsîler'e Ehl-i kitap muamelesi yapınız" dediği rivayet edilir (el-muvatta, I, 278); ancak Resul-i Ekrem Mecûsîler'in kestiklerinin yenilmesini ve kadınlarıyla evlenmeyi yasaklamıştır (Hamîdullah, el-veşâ'iku's-siyâsiyye, s. 150). Mecüsîler'in Ehl-i kitap'tan olduğunu söyleyen Hz. Ali de şirkleri sebebiyle kestiklerinin yenilmesinin ve kadınlarıyla evlenilmesinin müslümanlara yasaklandığını belirtir (Ebü Yûsuf, s ). İmam Sâfiî Hz. Ali'nin sözüne dayanarak onlan Ehl-İ kitap saymıştır. Şehristânî'ye göre Mecûsîler'in kitabî olmaları şüphelidir. Hz. İbrahim'e verilen sayfalar Mecûsîler'in davranışları yüzünden tekrar semaya kaldırılmıştır. Buna göre onlar kendilerine suhuf verilmesi sebebiyle Ehl-i kitap statüsündedirler; fakat çıkardıkları olaylar yüzünden suhuf tekrar semaya kaldırıldığı için kestikleri yenilmez ve kadınlarıyla evlenilmez. (el- Milel,11, 13) 7

8 Kur'ân-ı Kerîm ateizme ve politeizme şiddetle karşı çıktığı halde nüzulü sırasında mevcut olan diğer dinlere temas etmemiştir. Ancak bazı ifadelerin Budizm'e ve Hinduizm'e imalarda bulunduğu şeklinde yorumlar vardır. Buna göre Kur'an'da adı geçen Zülkifl'in Kapilavastulu yani Buda'ya, Tîn süresindeki "tin'in (incir) Buda'nın altında vahye mazhar olduğu incir ağacına, "zübürü'l-ev-velîn" terkibinin de Hint kutsal kitaplarından Puranalar'a bir telmih olduğu ifade edilmektedir (Hamîdullah, Le Saint Coran, s. 329, 375, 597). Öte yandan İslâmiyet'in yayılması ve Ehl-i kitap kavramının genişlemesi üzerine Hint dinleri de bu kapsama alınmıştır. İslâm'ın o ülkelere ulaşmasıyla müslümanların Hint kadınlarıyla evlenmeleri (İnan, s. 189; Ebulfazl İzzetî, s. 282) onları Ehl-i kitap statüsünde tuttuklarını gösterir. Kur'an'da Ehl-i kitap olarak sadece yahudi ve hıristiyanların muhatap alınması, bu iki din mensubunun birtakım eksiklik ve yanlışlıklarının yanında Allah, peygamber, âhiret ve kitap inançlarının bulunması, yani ilâhî kaynağa dayanmaları ve Kur'ân'ın o dönemde muhatabı olan insanlarca söz konusu dinlerin bilinmesi sebebiyledir. Nitekim bu din mensupları Hicaz bölgesinde önemli bir etkinliğe sahip olarak müslümanlarla iç içe yaşıyorlardı. Kur'ân-ı Kerîm muhtelif âyetlerinde İslâm dışı din mensupları arasında Ehl-i kitaba önemli bir yer vermekte, onların farklılık ve üstünlüklerini belirtmekte, özellikle hıristiyanlarla diyalog kurulmasını önermekte, ancak temel iman esasları, ayrıca müslümanlarla olan ilişkilerindeki eksiklik ve yanlışlıkları da vurgulamaktadır (M. Fâris Berekât, s ). Ehl-i kitap terkibinin geçtiği âyetlerde, onların arasında övgüye lâyık kişiler bulunduğu gibi (Âl-i Imrân 3/75, ) kâfirlerin de bulunduğu (el-bakara 2/105; el-beyyine 98/1), bu sonuncuların Allah'ın âyetlerini inkâr ettikleri (Âl-i İmrân 3/70, 98, 112; en-nisâ 4/155; el-haşr 59/2), Hakk'ı bâtıla karıştırdıkları (Âl-i İmrân 3/71), emanete riayet etmedikleri (Âl-i İmrân 3/75), kendilerine verilen kutsal kitabı tahrif ettikleri (Âl-i imrân 3/78), peygamberlerini öldürdükleri ( Âl-i İmrân 3/112; en-nisâ 4/155), müslümanları küfre döndürmek istedikleri (el-bakara 2/109; Âli İmrân 3/69, 72, 99, 100), Tevrat ve İncil'deki hükümleri hakkıyla uygulamadıkları (el-mâide 5/68) belirtilmektedir. Kur'an Ehl-i kitabı Allah'a kulluğa, O'na ortak koşmamaya çağırmakta (Âl-i İmrân 3/ 64), müslümanlara da onlarla mücadelelerinde itidali tavsiye etmektedir. (el- Ankebût 29/46) (bk. T.D.V. İslam Ansiklopedisi, EHL-İ KİTAP mad., İstanbul 1994, c. 10, s ) 8

9 "Ey imân edenler! Allah'dan korkup sakının; O'nun Peygamberine inanın ki, size rahmetinden iki pay versin..." (Hadid,28) Bu ayette neden hem "ey iman edenler" diyor, hem de "Peygambere inanın" diyor? Siyak ve sibakını yani ayetin öncesini ve sonrasını da göz önünde bulundurarak ayetin mesajını anlamaya çalışmalıyız. Hadid Suresi Ayetler: 26- "And olsun ki, Nuh'u ve İbrahim'i (peygamber olarak) gönderdik; soylarına peygamberlik ve kitap verdik. Onlardan kimi doğru yol üzeredir; çoğu ise, ilâhî sınırları aşan sapık yozmuşlardır." 27- "Sonra onların izleri üzerine peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve rahmet meydana getirdik. Üzerlerine gerekli kılmadığım halde, Allah'ın rızâsına erişmek için, ruhbaniyyeti din adına icâd edip ortaya çıkardılar; buna rağmen ona da hakkıyla riâyet etmediler. Onlardan imân edenlerin mükâfatını verdik. Çoğu ise ilâhî yoldan çıkan yozmuşlardır." 28- "Ey imân edenler! Allah'tan korkup sakının; O'nun Peygamberine inanın ki, size rahmetinden iki pay versin; size, aydınlığında yürüyeceğiniz bir nûr sağlasın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." 29- "Tâ ki, Kitap Ehli bilsinler ki, Allah'ın geniş lûtfundan, bol ihsanından bir şeye (onu elde etmeye veya geri çevirmeye) güçleri yetmez ve elbette geniş lütuf, bol ihsan Allah'ın elindedir; onu dilediği kimseye verir. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir." İlgili Hadîsler: «Üç kimse var ki, ecirleri (mükâfatları) kendilerine iki defa verilir: 1- Kitap Ehli'nden bir kişi hem kendi peygamberine, hem de bana imân etmiş olursa, ona iki ecir vardır. 2- Kölelik kaydı altında bulunan kişi hem Allah'ın hakkını, hem de efendisinin hakkını ödemiş olursa, onun için de iki ecir vardır. 3- Cariyesini güzelce terbiye ederek edeplendirdikten sonra onu azâd edip kendine nikahlayan adama da iki ecir vardır.» (Ebû Dâvud/nikâh: 46) «Sizin misalinizle Yahudi ve Hıristiyanın misali, birkaç işçi tutup çalıştıran kimseye benzer: O, işçilere «Kim benim için sabah namazından gün ortasına kadar birer kırata karşılık çalışır?» demiştir. Haberiniz olsun ki, Yahudi (buna olumlu cevap verip) çalışmıştır. 9

10 Sonra o adam : «Kim bana öğle namazından ikindi namazına kadar birer kırata karşılık çalışır?» demiştir. Dikkat edin (onun bu teklifine) Hıristiyan (olumlu cevap verip) çalışmıştır. Sonra o adam: «Kim bana ikindi namazından güneş batıncaya kadar ikişer kırata karşılık çalışır?» demiştir. Haberiniz olsun ki, sizler (ona olumlu cevap verip) çalıştınız.» Bunun üzerine Hıristiyan ve Yahudi olanlar, öfkelendiler ve: «Bizler daha çok çalışıyoruz, daha az karşılık veriyorsunuz!» diyerek itirazda bulundular. O adam onlara: «Sizin ücretiniz tam ödendi, bu hususta bir haksızlık ettim mi?» diyerek sordu. Onlar da: «Hayır...» diye cevap verdiler. O adam sonra şöyle dedi: «Bu benim fazl-ü keremimdir ki dilediğime veririm.» (Buharî/icâre: 8, enbiyâ : 50- Tirmizî/edeb : 82- Ahmed : 2/6, 111; Kırat: Bir dinarın dörtte birinin altıda biri nlsbetinde bir ağırlık birimidir. (Kamus) ve bu ölçüdeki paradır.) Hadîste benzetme yoluyla mecazî bir anlatım vardır: Son peygamber gönderilmeden önce kendi peygamberine inanıp uyan Yahudi ve Hristiyana birer ecir vardır. Bu iki milletten son peygamber Hz. Muhammed'e (A.S.) ulaşıp Ona da inanıp uyanlara ve bir de başka inançlara saplanıp henüz ölmeden son peygambere ulaşan ve Ona iman edenlere ikişer ecir vardır. Ayrıca Hz. Muhammed (A.S.) Efendimiz'den sonra artık peygamber gönderilmeyeceğine işaret edilmektedir. Kitap Ehline Seslenme: «Ey imân edenler! Allah'tan korkup sakının; O'nun Peygamberine inanın ki, size rahmetinden iki pay versin..» Bu âyetle, Musa Peygambere ve Tevrat'a, İsa Peygambere ve İncil'e imân eden Kitap Ehline seslenilmektedir. Son Peygamber Hz. Muhammed'e (A.S.) imân edip uydukları takdirde kendilerine iki nasip, iki kat mükâfat verileceği va'dediliyor ve böylece ancak yollarını Kur'ân'ın hidâyet nuruyla aydınlatabilecekleri bildiriliyor. Zira hem Tevrat, hem de İncil aydınlatıcı, yönlendirip düzen ve dengede tutucu dönemini ve devresini tamamlamış bulunuyor. Aynı zamanda bu iki kitap yeryüzünde yaşayan bütün kavim ve milletlere değil, sadece İsrailoğulları'na hitap etmek üzere indirilmiştir. Şüphesiz üç bin yıl önceki sosyal hayat ve iki bin yıl önceki şartlar çok farklıdır. O günden son peygambere kadar birçok değişiklikler meydana gelmiş, aynı zamanda milletler ve kavimler arasında haberleşme imkânları doğmuştur. Böylece Cenâb-ı Hak, kıyamete kadar sosyal gelişmeleri de hesaba katarak bütün milletlere ve çağlara seslenebilen son kitabını indirmiş ve son peygamberini göndermiş bulunuyor. Kur'ân bu kapsamlı kudretiyle yepyeni ve kalıcı hükümlerle, esas ve prensiplerle donatılmıştır. Zaman aşımıyla aşınmaz, olayların değişmesiyle özelliğini kaybetmez; gelişip gerçeği bulan ilimle ters düşmez. İndiği gibi yazılmış ve yazıldığı gibi korunmaktadır. Tevrat ve İncil ise, indiği gibi korunamamış, orijinal nüshaları kaybolmuş ve birtakım noksanlıklarla, ilâvelerle yeniden yazılıp değişik nüshaları vücuda getirilmiştir. O bakımdan Kur'ân bu iki semavî kitapta meydana gelen hatâları, ilâve ve noksanları münasebet düştükçe tashih etmekte ve aydınlatıcı bilgiler vermektedir. 10

11 «Size, aydınlığında yürüyeceğiniz bir nur sağlasın» sözünden maksat, Kur'ân'dır. Zira Tevrat ve İncil artık aydınlatıcı olma özelliklerini kaybetmiş durumdadır. Onun için Hz. Muhammed'in (A.S.) yolundan başka bütün yollar kapalıdır. Kur'ân'ın nurundan başka insanların kalbini ve ruhunu; dünyasını ve âhiretini aydınlatan bütün nurlar kararmıştır. Kitap Ehli'nin, böyle bir nura ve bu nuru kalp ve kafalara aksettiren Hz. Muhammed'e (A.S.) yönelip gelmesi, onlar için mutlak rahmet ve mağfirettir. Çünkü İslâm kendinden önceki küfür ve günahları kökünden koparıp temizler, inanan kişiyi yepyeni bir hayat düzenine günahsız olarak alır. Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bu gerçeği şu mübarek sözleriyle açıklamış bulunuyor: «Şüphesiz İslâm kendinden öncekini (günah, inkâr ve her türlü manevî kiri) kesip atar ve temizler.» (Müsned-i Ahmed : 4/199, 204, 205) O bakımdan 28. âyetin sonunda «Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir» buyuruimaktadır. Peygamberlik De, Semavî Kitap Da Önceki Kitap Ehlinin İnhisarına Terkedilmemiştir: «Tâ ki, Kitap Ehli bilsinler ki, Allah'ın geniş lûtfundan, bol ihsanından bir şeye (onu elde etmeye veya geri çevirmeye) güçleri yetmez ve elbette geniş lütuf, bol ihsan Allah'ın elindedir..» Yahudilerin bu ilâhî iltifatın tezahürü olan kitap ve peygamberlik paye ve iltifatına yalnız İsrailoğulları'nı lâyık görmeleri; Hıristiyanların da İsa'yı (A.S.) ilâhlaştırıp başka peygamber tanımamaları, doğrudan, Allah'ın kendi mülkünü idare edip yönlendirmesine karşı bir müdahale anlamını taşır. Oysa Allah kendi irâde, fiil ve tasarrufunda muhtardır. O'nun eşi, dengi, benzeri, ortağı ve yardımcısı yoktur. O'nun her fiili ve tasarrufu ezelde hazırladığı bir plâna ve tesbite göre tecelli eder. Kimsenin hatırı için ne o plânını değiştirir, ne de koyduğu kanunları iptal eder. Fazl-ü kerem, nîmet-u ihsan, lûtf-u inayet sahibi O'dur ve her şey O'nun kudret elinde bulunuyor. Peygamberlik emanetini dilediğine vermiştir. Kitabını da dilediği peygamberlere indirmiştir. Başkalarının bu hususta bir müdahale ve imtiyaz hakkı yoktur. 29. âyetle, bu gerçek bütün incelik ve hikmetiyle yansıtılmakta ve Kitap Ehli uyarılmaktadır. Zira âyetteki «fazıl»dan maksat, peygamberlik payesidir. Hadîd Sûresi, her şeyin Cenâb-ı Hakk'ı tesbîh ve tenzîh ettiği bilgisiyle başlamakta ve her türlü fazl-ü keremin, inayet ve ihsanın O'nun kudret elinde olduğu beyân edilerek sûre noktalanmaktadır. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 12/ ) 11

12 Evrim teorisi ispatlandı şeklinde yapılan açıklamaların doğruluk payı var mıdır? Aldosteron hormonu nun reseptör geninin evrimleşmesinin tespit edildiği ve Batıda bütün bilim adamlarının evrimi destekledikleri doğru mudur? Şayet evrim teorisi ispatlandı ise, o zaman bu teori değil kanun olur. Üzerinde tartışmaya gerek olmaz. İsterseniz soruyu şöyle soralım: Hangi çalışma yapılır ve başarılırsa evrim teorisi ispatlanmış olur? Bu soruya cevap verebilmek için, evrim teorisinin neyi öngördüğünü, yani neleri iddia ettiğini bilmemiz gerekiyor. Evrim teorisiyle iddia edilen düşünceyi kısaca şöyle ifade edebiliriz: Kâinattaki bütün varlıkların temeli tek hücredir. Bu tek hücre tesadüfen ortaya çıkmış, ondan da bütün canlılar silsile halinde birbirinden türemiştir. Bu teoriye göre, âlem bir yaratıcının eseri değil, tesadüflerin ürünüdür. Böyle bir iddia, ne bir diş veya kafatası bulmakla, ne bir genin teşekkül şeklini ortaya koymakla ispat edilebilir. Daha doğrusu bu âlemin ve canlıların ortaya çıkışıyla ilgili felsefî bir görüştür. İspatı da mümkün değildir. Siz canlıları bir tarafa bırakın. Cansız eşyadan bir tanesinin tesadüfen ortaya çıktığını ispat edebilir misiniz? Mesela, üzerinizdeki gömlek mi tesadüfen yapıldı ve gelip sizin üzerinize oturdu? Ya da ayakkabınız, bir usta eseri olmaksızın tesadüfen yapılıp, yine tesadüfen gelip sizin haberiniz olmadan ayağınıza girdi, öyle mi? Şayet vicdanınızın sesini dinlerseniz, bu sorulara hiçbir zaman Evet diyemeyeceksiniz. Ayakkabının yapılmasını değil, yapılmış hazır ayakkabının sizin ayağınıza tesadüfen gelip girdiğini iddia etseniz, ilköğretim öğrencilerini dahi inandıramazsınız. İsterseniz deneyiniz. Cansızlar tesadüfen, bir ustası olmadan meydana gelmiyorsa, canlılar nasıl meydana gelecek? Sorunun ikinci şıkkında aldosteron hormonundan söz ediliyor. Bu hormon, bedendeki elektrolit ve su dengesinin korunmasında rol alır. Böbrek üstü bezinin kabuk kısmından salınır. Böyle bir hormonun, canlı varlık olmaksızın hormon olarak görev yapması mümkün değildir. Her bir oluşumun temelinin elementler olduğu gibi, bu hormonun da neticede temel maddesi karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementlerdir. Bunların belli türev ve bileşikleri canlılardan önce var edilmiş veya birleştirilmiş olabilir. Böyle hormonun veya molekülün yapısından hareketle, yukarıda ifade edilen evrim teorisinin ispatlandığını ileri sürmek, sağlıklı bir düşüncenin ürünü olamaz. Şempanzenin genetik yapısına müdahale ederek bundan bir insanın hâsıl olacağı senaryosuna gelince, bunun iki yönü var. 12

13 Birincisi, varlıkları yaratmak ve onlara hayat vermek Allah a mahsustur. İnsanın burada da yapacağı şey, genetik yapının işleyişini yönlendirmektir. Allah insana o iradeyi vermiştir. Her bir varlığın hücrelerine hayat ve rızık vermek, o hücrelerin bütün ihtiyaçlarını karşılamak, hücreleri çoğaltmak ve farklılaştırmak, ömrü bitenleri yenileri ile değiştirmek Allah ın ilim, irade ve kudretiyle olmaktadır. Bir canlıya müdahale ile ondan bir başka canlının meydana gelmesi, ya da Allah ın bir müdahale olmadan mesela bir şempanzeden bir insan meydana getirmesi, bizi bütün insanlığın o yolda olduğu genellemesine götürmez. Böyle bir genelleme bilimsel düşünceye ve bilimin kurallarına uygun değildir. Çünkü böyle bir genelleme için gerek genetik, gerekse biyokimyasal ve gerekse biyolojik yönden sorduğunuz her soruya doğru cevap almanız icap eder. Yoksa hasbelkader, bir canlıdan bir başkasının ortaya çıkması, her denemede aynı sonucu elde edemediğiniz sürece, o canlı grubunun soyu ile ilgili bir genellemeye esas olamaz. Batı dünyasında bütün bilim adamlarının evrimi desteklediği iddiası, hakikate uygun değildir. Orada pek çok bilim adamı evrimi felsefî bir düşünce tarzı olarak alır. Bir kısmı da doğrudan yaratılışı kabul eder. Ancak, evrim karşıtı düşüncede olanlar akademik baskı altında oldukları için, bir kısmı açıktan evrime cephe almaktan çekinmektedirler. Bir kısmının da evrim karşıtı görüşlerine bilimsel dergi ve kitaplarda yer verilmez. Çünkü dini dergilerin idarecileri dahi, insanın maymun soyundan geldiğine inanan evrimcilerin elindedir. Onlar, evrime gölge düşürecek en küçük bir evrim karşıtı düşünceye de müsaade etmezler. Onlar için bu konudaki fikrin bilimsel olması önemli değildir. Önemli olan, yazı veya makalenin bünyesinde evrime karşı bir görüş barındırmamasıdır. Hal böyle olunca, işin içinde olmayanlar, bütün bilim adamlarının evrimi desteklediğini düşünürler. Evrimciler de zaten herkesin evrimi desteklediği yalanını yaymaktadırlar. Prof. Dr. Adem Tatlı 13

14 Herkesin çevresi, ortamı, ailesi yaşantıları farklı olduğu için herkes eşit sorumlu olmadığını düşünüyorum. Böyle bir düşünce doğru mudur? Bu dünyada herkese verilen imkanlar eşit olmadığı için sorumluluk da eşit olmaz. Her insanın hayatı müstakil bir eserdir ve dünya kurulduğundan beri, bu eser ilk ve son olarak yazılmıştır. Hâl böyle olunca, insanların her birini içinde bulunduğu bütün şartlarla birlikte düşünmek, başından geçen farklı hâdiselerle ve imtihan edildiği değişik olaylarla beraber nazara almak gerekiyor. Bir insan hakkında vereceğimiz hüküm diğerine ölçü olmuyor. Birisini yükselten aynı hâdise, berikini alçaltabiliyor. Birinin hakkında hayırlı olan, diğeri için şer olabiliyor. Birinin nefret ettiğine bir başkası can atabiliyor. Herkes kendi şartları içinde bir imtihana tâbi tutuluyor. Önemli olan bu şartların farklılığı değil, bu imtihandan başarıyla çıkmaktır. Adaletle eşitlik aynı şey değildir. Eşitlik, iki şeyin her yönden denk olması demektir. Adalet ise, her hak sahibine hakkını vermek ve haksızları cezalandırmak şeklinde tarif edilir. Her insanın bulunduğu şartlar ve verilen imkanlara göre hesaba çekilecektir. Örneğin İslam dininden habersiz yaşayan bir insan aklen Allah'ın varlığını bilse - Eş'ariye göre hiç bilmezseyine bu kişi ehl-i necattır. Haşir meydanı, hayvanların bile gerek insanlardan ve gerekse birbirilerinden olan haklarının alınacağı, hattâ bir kâfirin müslümanda olan hakkının dahi hesaba katılacağı bir yüce adalet divânı olarak insanları beklemektedir. Hayvanların birbirinde olan küçük haklarını bile, mahiyetini bilemediğimiz hassas bir teraziyle tartan O Âdil-i Mutlak, elbette ki insanları da o mutlak adaletiyle muhakeme edecektir. 14

15 Yer, gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir? Hayvanlar ile bitkiler midir? Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'nsuz size ne bir dost ne bir şefaatçi bulunur. Hâlâ düşünüp ders almaz mısınız? (Secde, 32/4) Bu ayette yer alan yer-gök ve aralarındakiler sözcükleri şu ayetlerde açıklanmış gibidir. De ki: Siz, dünyayı/yeri iki günde yaratan Allah ın tek İlah olduğunu inkâr edip O na birtakım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan, Rabbulâlemindir. O, yerin üstünde yüce dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada ihtiyaç sahipleri için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir etti, düzenledi. Sonra iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin! onlar da: Gönüllü olarak geldik. dediler. Derken, iki gün içinde, gökleri yedi kat olarak şekillendirdi ve her bir göğe kendisine ait işi vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, azîz ve alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en mükemmel tarzda bilen Allah) ın takdiridir (Fussilet, 41/9-12). Esasen "gökler", "yer" ve "bunların arasında" iifadeleri üç ayrı şeydir. Bunların herbiri için kendileri ve özellikleri söz konusudur. O halde Cenâb-ı Hakk'ın göklerin zatını (kendini) yaratması bir hal, onun özelliklerini (sıfatlarını) yaratması bir başka haldir. Yine yerin zatını yaratması bir hal; sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Keza Allah ın, bunların arasında bulunan şeylerin zatlarını yaratması bir hal, onların sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Böylece bu üç şey, altı hal üzere olan, altı şey olmuş olur. (Razi Mefatih, ilgili ayetin tefsir) Görüldüğü üzere, bu ayetlerde önce yerin iki günde yaratıldığına, ardından orada dağların, ihtiyaç sahipleri için gıdaların, bitkilerin ve ağaçların, tam dört günde yaratrıldığına, daha sonra da göklerin iki günde yaratıladığına vurgu yapılmıştır. Buna göre, toplam altı günden ikisinde yer, ikisinde gök, ikisinde de gıdalar, bitkiler ve saire aşyalar yaratılmıştır. Buna göre, ilgli ayetle, yaratılan her şey kasdedilmiştir. Nasıl ki "insan ve insandakileri yaratan Allah tır" dediğimiz zaman insan ve insana ait ne varsa, maddi ve manevi olarak nutfenin yaratılmasından vefat etmesine kadar hayatına ait her şeyini kadetmiş oluruz. Bunun gibi, yer, gökler ve arasındakiler le de evrenin bir çekirdek olarak yaratılıp ağaç gibi büyüyüp gelişmesine; yaprak, çiçek, meyveler verip olgunlaşmasına; yaşlanıp kıyametinin kopmasına kadar hayatına ait ne varsa, yaratılan, şu anda var olan ve ileride yaratılacak olan her şey kasdedilmiştir. O halde ayette kasdedilenler; Gökler, yeryüzü ve her ikisi arasında yer alıp da hakkında çok az şey bildiğimiz, buna karşın çok şeyden de habersiz olduğumuz bu dehşet verici varlıklar... 15

16 Bu, uzadıkça uzayan, göz alabildiğine geniş, uçsuz bucaksız, insanı ürküten bir büyüklüğe sahip varlıklar alemi İnsanın; titiz ve güzel sanatı, ahenkli ve duyarlı düzeni karşısında adeta büyülendiği, dehşete kapıldığı, hayran kaldığı görkemli evren... Göz kamaştırıcı bir uyum, çekici bir güzelliğe sahip yaratıklar... Hiçbir gözün, hiçbir duygunun, hiçbir kalbin kusur bulamadığı, ne kadar uzun böyle irdelese de hiçbir düşünürün bütünüyle kavrayamadığı, tekrarın ve alışkanlığın çekiciliğinden, hiçbir şey kaybettiremediği ve her zaman tazeliğini koruyan, gerçek güzelliğe sahip varlık bütünü... Renkleri, cinsleri, hacim ve şekilleri, özellik ve görünümleri, yetenek ve görevleri birbirinden farklı, ama hepsi de tekbir yasaya boyun eğen, hareketlerinde aynı ahenge sahip olan, tekbir kaynağa yönelik olan, sadece o kaynaktan direktif ve komut alan, itaat ve teslimiyetle O'na yönelen şu çeşit çeşit varlıklar... Evet bütün bunları-olanları-olacakları ve daha bildiğimiz-bilmediğimiz-bilemediğimiz her şeyi Allah yaratmıştır. İlave bilgi için tıklayınız: Yerler ve göklerin altı günde yaratılmasının hikmeti nedir? 16

17 Cenneteki nimetlerin hepsi neden insanların nefsine hitap ediyor, cennette insanın işi gücü nefsini tatmin etmek için yemek içmek, cinsellik gibi zevkler midir, diye alay edenlere nasıl cevap vermeliyiz? - Allah insanı, pek çok duygu ve düşüncelerle donatmış olarak var etmiştir. İnsan denilen bu varlığı -hikmet-i ilahî- temelde iki boyut olmak üzere ruhanî ve cismanî olarak yaratmıştır. Detaylara indiğimizde, onun ruh tarafını temsil eden akıl ve kalp boyutu yanında, cisim tarafını temsil eden nefis ve duygusal yanı vardır. Bu nefsanî yanı aynı zamanda hayvansal ve bitkisel yanı olarak da adlandırılır. Demek ki, insanın biri cismanî, biri ruhanî olmak üzere iki lezzet veya keder alanı vardır. Örneğin ilim, irfan sahibi olmak, insana lezzet veren yönü olduğu gibi, elem veren cehalet gibi hususlar da onun ruhanî alanıdır. Yemek yemek, su içmek, evlenmek gibi lezzet veren hususlar ile açlık, susuzluk gibi acılar veren hususlar ise, insanın cismanî alan kapsamına girer. - Bu dünyada elinden gelse her an ruh ve bedenini lezzetlerle geçiren ve geçirmeye çalışan insanın, cennette bunları lüzumsuz görmesi iki yüzlülüktür. - İslam dini insanın fıtratına hitap eden bir dindir. Onun içindir ki, 15 asırdan beri milyarlarca insan bu dini seçmiş ve seçmeye devam etmektedir. Dünyada -İslam dininin ortaya koyduğu hakikatleri bilmek başta olmak üzere- ilim-irfan, sevgi-saygı, iyiliğe karşı teşekkür ve minnettarlık gibi yüksek ruhanî ikramların yanında; yemek, içmek, evlenmek gibi cisamanî, nefsanî ikramlardan lezzet alan bir insanın cennette bu nimetlerden uzak durması, bunları önemsememesi mümkün müdür? - Unutulmaması gereken bir husus da şudur ki, cismanî lzzetleri isteyen bizim gibi insanların yanında, bunları aklının ucundan bile geçirmeyen, bütün gayesi -Allah ın cemalini müşahde etmek gibi- ruhanî lezzetler olan insanlar da vardır. Allah sonsuz merhametiyle ebedi bir saadet yurdu olan cennette herkesi memnun etmek ister. Kimi cehennem azabından kurtulduğu için, kimi dostlarıyla buluştuğu için, kimi istediği leziz yemekleri, nefis meşrubatı bulduğu için, kimi Hz. Peygambere komşu olduğu için, kimi Allah ın cemalini müşahade ettiği için büyük bir memnuniyet içinde rahmeti sonsuz olan Rabbine karşı daima bir sevgi, saygı ve minnet duyguları içerisinde ebediyetlere kadar akıp gider.. - Acaba cennetin lezzetleriyle alay edenler, dünyada hangi lezzetlerinden vaz geçmişlerdir? Ellerine geçen hangi lezzetleri terk etmişler ve niye terk etmişler? Bunun bir anlamı var mı? 17

18 İnsan cennete giderken de, erkek ve kadın olarak girer. Midesiyle beraber, damağıyla beraber, dimağıyla beraber gider.. Bunların dünyadaki ihtiyaçları orada daha güçlü bir şekilde devam eder. İhtiyacın giderilmesi lzzet verdiği gibi, onun giderilmemesi de acı ve keder verir. Cennet mükâfat ve lezzet yeri olduğuna göre, bu ihtiyaçların giderilmesi kadar tabii bir şey olabilir mi? Cennetin lezzetleriyle alay edenlerin tercihi, şayet lezzetlerin acılara yer verdiği bir yer ise, merak etmesinler cehennem onları bekliyor... 18

19 İnsanların cennete girmesi için bu kadar çok acı cekmesine, sınavlara tabi tutulmasına, ailesini kaybetmesine, suçsuz yere hapis yatmasına değer mi gercekten? Öncelikle şu yanılgıdan kurtulmalıyız ki, kişinin sevdiklerinin ölmesi, suçsuz yere hapis yatması gibi şeylerin varlığı cennete girmek için değildir. Çünkü cennetin olmadığını farz etsek bile- insanlar yine ölecekti, yine bazıları haksız yere hapis yatacaktı, yine bazıları haksız yere öldürülecekti, yine bazılarının haksız yere malı gasp edilecek veya çalınacaktı.. Esas mesele şudur: İnsanlar kendi suçlarına kılıf bulmak için ellerinden geldiği kadar onun faturasınu kadere, Allah a çıkarma küstahlığına baş vururlar. Tembelliklerine bir mazeret uydurmak için, insanlar tarafından uğradığı haksızlıkları Allah a fatura etme gafletine girerler. Bu konuyu anlamaya ve iyi bir değerlendirme yapmaya yardımcı olacak bazı konulara işaret etmeyi uygun görüyoruz: a. Dünya hayatındaki bazı sıkıntılar, bu hayatın mukadder olan yan etkileridir. Çünkü, bu yan etkiler olmazsa çok daha büyük zararlar olacaktır. Örneğin, bazı zararlı hayvanların yok olması hayatın olmazsa olmazı olan ekolojik dengeyi altüst eder. İnsanlara zararı olmasın diye, mikroskopik canlı organizmaların yaratılmaması, her şeyden önce Allah ın harika sanatının ortaya çıkmasına, ilim, hikmet ve kudretinin anlaşılmasına engel bir durumdur. Mikroskopik bazı canlı organizmaların insan vücudu için faydası bakımından zorunlu olduğu bugünkü tıp bilim uzmanlarının kabul ettikleri bir gerçektir. Bunların zararlı hale gelmesi insanların kendi iradelerine bağlıdır. Bu da yanlış beslenme veya insanın su-i istimalinden kaynaklanan başka sebeplere bağlı olarak ortaya çıkar. Bu gün, kanserin, mide ülserlerinin, tansiyonun, şeker hastalığının ve benzeri pek çok hastalığın asıl nedeni insanların yanlış beslenme, yanlış kaygılanma, yanlış kederlenme, yanlış hayat ortamında bulunma gibi yanlışlardan kaynaklandığı bilinmektedir. O halde, özgür irademizle yaptığımız iyi şeyleri, başarıları kendi aklımıza, kendi hünerimize, kendi bilgimize verip de, bunların zıddı olan başarısızlıkları, tembelliklerimizi, cehaletimizi, ve daha nice hoşumuza gitmeyen şeyleri Allah a fatura etmekten mutlaka vazgeçmeliyiz. Böyle bir zihinsel karar, hakiki imanın olmazsa olmaz şartıdır. b. İnsanların zulüm ettiği yerde -asla haksız yapmayan, daima âdil kararlara imza atan- Allah ın takdiri/yani kader adalet eder. Örneğin, bir kimse adam öldürmekten hapse mahkum edilir. Halbuki bu adam, adam öldürmediği için hakim tarafından hapse mahkum edilmesi haksızlıktır. Ancak, bu adamın -insanların bilmediği- gizli bir katil suçu vardır/bir gasp suçu vardır,/bir zina suçu vardır/bir hırsızlık suçu.. olabilir. İşte bu konuda hakimin verdiği karar, bir zulümdür, haksız bir karardır. Çünkü bu adam söz konusu suçu işlememiştir. İlahî kader ise adalet etmiştir, çünkü bu adamın hapse girmesini gerektiren bir suçu vardır, kader bu sebeple onu mahkum etmiştir. Gerçek iman/kur an ın öngördüğü iman, bütün sıfatları kusurdan münezzeh olan, her sıfatı gibi adaleti dahi asla yanlış bir şeyle lekelenmeyen Allah a iman etmeyi gerektirir. 19

20 c. Cennete girmek, bu kadar keder çekmeye değer mi? manasındaki sorunun cevabına gelince; Evvele, şunu rahatlıkla diyebiliriz ki, evet, değer. Çünkü, bir kaç yıllık fani dünyada çekilen sıkıntılar karşılığında ebedî bir mutluluk diyarı olan cennet gibi bir kazanç elbette her şeye değer. - Biri veren bini kazanan zarar etmez. Sıkıntılı olduğunu düşündüğümüz geçici bir kaç yıllık dünya hayatını, ebedî, ölümsüz, hastalıksız, kedersiz bir cennetle değiştiren kimsenin kazancından daha büyük bir kazanç gösterilebilir mi? - Kaldı ki, yukarıda arz ettiğimiz gibi, dünya hayatındaki sıkıntılar, dünya hayat şartlarından kaynaklanmaktadır. Mümin olan da, kâfir olan da bu sıkıntılardan kurtulamıyor. Peki, herhalükârda mutlaka çekmek zorunda olduğumuz bir sıkıntıyı, iman penceresinden değerlendirip cennete girsek mi, yoksa küfür penceresinde değerlendirip cehenneme girsek mi daha akıllıca, daha karlı bir bir yolu tercih etmiş oluruz? d. Şunu unutmamalıyız ki, bütün evrenin yegâne sahibi olan Allah ın, sonsuz ilim ve hikmetiyle ortaya koyduğu hayat şartlarını beğenmeyip, adeta küçücük aklını ölçü kabul edip, mevcut ilahî düzeni tenkit etmek ne aklen, ne dinen, ne vicdanen, ne hakikaten mümkün görülebilir. e. Kur an da ifade edildiği üzere, Allah dilediğini yaratır, dilediğini dilediği şekilde imtihan eder.. İnsanlardan da dileyen iman edip Allah ın bu emirlerine boyun eğer, cennete müşteri olur.. Dileyen de kâfir olup Allah ın rububiyetin/ idareciliğini-terbiye ediciliğini reddeder, cehenneme girmeyi hakkeder.. f. Göz ardı edilmemesi gereken bir husus da şudur ki; mutlak galip ve üstün olan eli öpmekten başka çare yoktur. Kudreti sonsuz olan Allah a teslim olmaktan başka çare yoktur. Sonsuz merhametiyle bizlere sonsuz rahmet cilvelerini, sonsuz nimetlerini göz ardı edip, sadece başımıza gelen bazı sıkıntıları göz önünde bulundurup kaderi tenkit etmek büyük bir hatadır. Çünkü, kaderi tenkit eden kendisi zarar eder.. Allah ın sonsuz rahmetini ittiham eden rahmetten mahrum kalır.. Allah ın adaletini eleştiren ilahî adaletin pençesinden kurtulamaz.. Ne mutlu haddini bilene; haddini aşmayana...! İlave bilgi için tıklayınız: Musibetlerin Allah ın kahrının tecellisi olduğu söyleniyor. Her musibet için bunu söylemek mümkün müdür? Cennet nasıl olacaktır? 20

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27 İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Terim olarak kader, "Allah'ın her şeyi belirli bir ölçü, düzen ve uyum içerisinde yaratmasına ve yaratılmış olan her şeyi programlamasına " denir.

Terim olarak kader, Allah'ın her şeyi belirli bir ölçü, düzen ve uyum içerisinde yaratmasına ve yaratılmış olan her şeyi programlamasına  denir. On5yirmi5.com Kaza ve kader nedir? Kader; planlamak, değerlendirmek, ölçmek ve programlamak gibi anlamlara gelir. Kaza ise, kesin karar vermek, düzenlemek, gerçekleştirmek ve yaratmak anlamına gelir. Yayın

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 9-10

KURAN YOLU- DERS 9-10 KURAN YOLU- DERS 9-10 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 6 no lu dersinin özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1. İsm-i Tafdil: «Daha» ve «En» kelimeleri ile yapılan Karşılaştırma Sıfatlarıdır. Örneğin,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur.

Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır halde olarak sunulur. İÇ AYAR İnsanlar yaratılıştan iç ayarı yapılmış olarak dünyaya gönderilirler.tıpkı Tüm ayar ve proğramlarıyla donatılmış olarak düzenlenen bir bilgisayar gibi. Fabrika çıkışlı bilgisayar,denetimden geçirilmiş,çalışır

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ [ Türkçe ] الحكمة من تشريع الزكاة [باللغة التركية [ Muhammed b.salih el-useymin محمد بن صالح العثيمين Terceme eden : Muhammed Şahin ترجمة: محمد بن مسلم شاهين Tetkik eden:

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA 2012 1.GİRİŞ Yaratılıştan itibaren hayata yön veren, temel hak ve

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir? I. İnsanların rahatını kendi rahatına tercih ederdi. II. Yapılacak olan bir işte arkadaşlarının görüşünü alırdı. III. Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinde ahir zamanda geleceği müjdelenen bir kişidir.

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 202-433 ح م ملسح القبعة والكوفية

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

sizin yıldızınız kim?

sizin yıldızınız kim? Sunuş Bir okulu, en iyi, öğrencileri tanıtır. Ağacı da, meyveleri Dolayısıyla, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamı, sahabilerine bakarak da tanımak mümkündür. Ashâb-ı Kirâm, hem bir topluluk, hem de

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz...

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... ORTAOKUL 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI ORTAOKUL 8. Sınıf TEOG Sınavına H A ZI R LI K Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... R Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. TEOG Deneme Sınavı 8.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146)

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadın konusuna baktığımızda

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı