ÇOK ŞÜKÜR! Şükrün Günlük Hayatımıza Yansımaları. Bestami ÇİFTÇİ GİRİŞ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇOK ŞÜKÜR! Şükrün Günlük Hayatımıza Yansımaları. Bestami ÇİFTÇİ GİRİŞ"

Transkript

1 ÇOK ŞÜKÜR! Şükrün Günlük Hayatımıza Yansımaları Bestami ÇİFTÇİ GİRİŞ İnsan bir ailede dünyaya gözünü açar. Davranışları bu çevrede şekillenmeye başlar; ilkin annesini tanımasıyla başlayan hayat yolculuğu, sırasıyla aile içindeki diğer insanlardan, akrabalar, dostlar ve ailenin sosyal hayattaki çevresinden etkilenerek söz konusu şekillenme devam eder. Sonraki yıllarda, insan hayatına okul arkadaşları, yol arkadaşları, hayat arkadaşları vb. eklenmek suretiyle belirli bir yaşta davranışlarımız yerli yerine oturmuş olur. Ailede başlayarak öğrendiğimiz; sonraları günlük yaşamımızda ağzımızdan çıkan her kelimenin ve her davranışın bir arka planı vardır. Kullandığımız her bir kelime inandığımız değer yargılarının dışavurumundan ibarettir. Pozitif veya negatif, kullandığımız her kelime bizi yetiştiren sosyal çevrenin ve inandığımız argümanların dilini temsil eder. Bu dil kişinin düşünce yapısını, inançlarını, ön/son yargılarını yansıtır. Türkiye de yaşayan insanların, -Müslüm veya gayr-i Müslüm- ağızlarından çıkan o kadar çok kelime vardır ki, bu kelimeler farkında olunsun veya olunmasınörtük eğitimin bir kültür olarak dışavurumudur. Bu kelimelerden biri şüphesiz Nasılsınız?, Ne var ne yok? sorularına verilen Hamdolsun, iyiyim! Çok şükür, Elhamdülillah, Allah bugünümüzü aratmasın! cevapları gibi; bir üzücü olay yaşandığında veya elde edilmek istenenden daha azı geldiğinde; Buna da şükür!, Şükürler olsun! Çok şükür, daha beteri de olabilirdi! gibisinden tevekkül sözleri duymak günlük hayatımızın yansımalarından birkaçıdır. Bu makalenin amacı; Şükür Risalesi başta olmak üzere Risale-i Nur un farklı konuları içine serpiştirilmiş olan ve Nur un mesleğinin dördüncüsü ve en mühimi bulunan şükrün (veya hamdin) günlük hayatımızda nasıl yaşandığına dair bir ayna tutmak ve nasıl yaşatılması gerektiğine ilişkin de bir açılım sunmaktır. HAMD-ŞÜKÜR- NEDİR? Hamd kelime anlamı olarak "övmek, methetmek, yüceltmek" anlamlarına gelmektedir Hamd; kâinattaki yaratılmış ve yaratılmakta olan tüm varlıkların niteliklerinin ve özelliklerinin Allah ın isimlerinin tecellisi olduğu hakikatini anlatan bir kelimedir. Bu açıdan hamd yalnızca Allah'a mahsustur. Kur an ın Besmeleden sonra gelen ilk ayeti hamd ile başlar: El-Hamdü lillahi Rabbi l-âlemin Hamd alemlerin Rabbi Allah a mahsustur. (Fatiha Suresi,1/1) 1

2 Hamd (praise) ile şükür (Thank, gratitude) arasında fark vardır. Hamd, sadece Allahu Zülcelale mahsus olan bir fiildir; nimetin Allah tan geldiğini itiraf etmek, nimet içinde onu veren Mün imi görmek, mukabilinde O nun rızası için güzel amellerde bulunmak ve o nimete Allah tan başkasını ortak koşmamaktır. Bu hakikati bir abd-i aziz olarak, bir insan olarak tüm varlıklar adına Sani-i Zülcelale sunmaktır. Şükür ise daha kapsamlıdır. Nimetin sahibine açıkça övgüde bulunmak; bu nimetin bize ulaşmasına vesile olanlara ise dua etmek anlamına gelmektedir. Şükür, hem Allah a hem de kullara karşı yapılan müşterek bir ameldir. Hatta anne ve babaya da şükretmek Kur an ın bir emridir: Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunduk. Dönüş ancak banadır. (Lokman, 31/14 ) Şükür, Kur'ân da üzerinde en çok durulan kavramlardan biridir. Yetmiş beş yerde şükürden, şükretmenin öneminden bahsedilir. Şükür kelimesinin eş anlamlısı olan ve yaklaşık aynı sayıya ulaşan hamd kelimesi ve türevleri de eklendiğinde Kur an ın Tevhidi destekleyen en büyük dayanağının ve göstergesinin hamd ve şükür olduğu görülecektir. SEYYİDİ S-ŞÂKİRİN (SAV) Kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Peygamberimiz (sav) Seyyidi ş- Şâkirindir. Hazret-i Aişe validemizin naklettiği hadiste, geceleri ibadetle ve sürekli bir şekilde şükür içinde bulunan Allah Resulüne Ya Resulullah, senin gelmiş geçmiş bütün günahların affolunduğu halde bizden daha çok Allah a yalvarıyorsun, hikmeti nedir? sorusuna Gül yüzlü Resul (sav); Şükreden kul olmayayım mı? demiştir. Hz. Peygamber (sav) in ism-i mübareki MUHAMMED dir. Bu kelime HAMD kökünden türetilmiş hem fail (özne) ve hem de mef uldür. Yani çokça öven (hamdeden) ve hem de övülmüş anlamına gelmektedir. Tüm mevcudatın, insin ve cinnin varlığıyla övündüğü, Rabbimizin övdüğü ve Ona salavat istediği O Zatın (sav) sünnet-i seniyyesine uymanın en büyük şükür vasıtası olduğunun bilincinde olmak gerekir (11. Lem a, Sünnet-i Seniyye Risalesi) Veren el, alan elden üstündür buyuran peygamber efendimiz, vermenin şükürle ilişkisi ifade etmektedir. Çünkü şükreden verir. Şükreden zekât ve sadakasını verir. ŞÜKÜR MESLEĞİ Kur an-ı Kerim in ahir zaman uygulamalarının anahtarlarını sunan Risale-i Nur da da Hamd ve şükür kavramları önemli yer tutmaktadır. Risale-i Nur un acz ve fakr üzerine kurgulanan mesleğinin 4 esasından biri de şükürdür: 2

3 Der tarik-i acz-mendî lâzım âmed çâr-çiz: Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak, ey aziz. (28. Mektup, Beşinci Risale) de; Konu şiirvari dizelerden açılmışken 6. Mektupta ifadesini bulan bir şiirinde Madem öyle, bırak şekvâyı, şükret; çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül. Demektedir. Bu şiirin altında ise Üstadlarımdan Mevlânâ Celâleddin in nefsine dediği gibi, diyerek şükürle ilgili şu yorumu aktarmaktadır: Rabbimize verdiğimizin sözün; yani O, Ben Senin Rabbin değil miyim? dedi. Sen Evet dedin. Evet demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır. (Dîvân-ı Kebîr, s. 157, Gazel 251.) demektedir. ŞÜKÜR VE TEVHİD İşratu l-i caz ın hemen ilk ayetlerinin tefsirinde Ve keza elhamdülillah, ihtisası ifade ettiğinden tevhide işarettir. Denilmektedir (İşarat ul-i caz, 32 e-risale). Demek ki hamdin/şükrün manası tevhiddir. Her daim hamd eden bir abid tevhidi ilan etmekte ve Rabbiyle bağını güçlendirmektedir. EL-HAMDÜ KELİMESİ Yine 20. Mektubun Beşinci Kelimesi olan HAMD de de aynı manalar gizlenmiştir: Yani, hamd ve senâ, medih ve minnet O na mahsustur, O na lâyıktır. Demek nimetler O nundur ve O nun hazinesinden çıkar. Hazine ise daimîdir. Öyle ise, hamd dahi O na aittir. Ezelden ebede kadar her kimden her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ Ona aittir. Çünkü sebeb-i medih olan nimet ve ihsan ve kemâl ve cemâl ve medar-ı hamd olan herşey O nundur, O na aittir. Evet, âyât-ı Kur âniyenin işârâtıyla, bütün mevcudattan daimî bir surette dergâh-ı İlâhiyeye giden bir ubûdiyettir, bir tesbihtir, bir secdedir, bir duadır ve bir hamd ü senâdır ki, daimî o dergâha gidiyor. (20. Mektup, Beşinci Kelime e-risale) Benzer bir yorumun yine Mektubat ın 29. sunun Birinci Risalesinin Beşinci Nüktesinde de belirtildiği üzere El-Hamdü; Ne kadar hamd ve medih varsa, kimden gelse, kime karşı da olsa, ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zât-ı Vâcibü l-vücuda ki, Allah denilir. Şeklinde tanımlanmaktadır. Hamdin aşağıda sayılan esma-i Hüsna ve sıfat-ı İlahiye ile doğrudan ilişkisi vardır: 3

4 Rahman Rahim Rezzak Samed Şekûr Kayyum Sıfat-ı Subutiye RAMAZAN ORUCU VE ŞÜKÜR Ramazan Risalesinin 2. Nüktesinde Ramazan orucunun rızıkla ilişkisini ve oradan da şükürle ilişkisini anlatıp, Ramazan orucunu şükrün anahtarı olarak tanımlamaktadır: Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Birinci Sözde denildiği gibi, bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in âm edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi; Cenâb-ı Hak, hadsiz envâ-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukàbil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor. O nimetlerin zâhirî esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz. Hattâ, müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Halbuki, Mün im-i Hakikî, o esbabdan hadsiz derecede, o nimet vasıtasıyla şükre lâyıktır. İşte Ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü mânevîye mazhar olur. Hem gündüzdeki yemekten memnûiyeti cihetiyle, O nimetler benim mülküm değil. Ben bunların tenâvülünde hür değilim. Demek başkasının malıdır ve in âmıdır; Onun emrini bekliyorum diye, nimeti nimet bilir, bir şükr-ü mânevî eder. İşte, bu suretle oruç çok cihetlerle hakikî vazife-i insaniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer. (29. Mektup, İkinci Risale, İkinci Nükte; e-risale.com) ŞÜKÜR VE TAHMİDİYE 4

5 Şükür mesleği Risale-i Nur da o kadar önemle vurgulanmıştır ki, Cevşen-ül Kebir in 6. bölümü olan Tahmidiye bu konuya ayrılmış bir duadır. Bediüzzaman said Nursi Tahmidiye için şu ifadeleri kullanmaktadır: Mesleğimizin 4 esasından en büyük esası olan şükrün en geniş, en yüksek mertebesini ihata eden İsm-i Azam ile 9 ayet-i uzmayı Bu Tahmidiye duasıyla ilgili olarak bir anekdottan bahsetmekte yarar vardır: Azılı bir İslam düşmanı olan Avni Doğan ın Kastamonu Valisi olduğu günlerdi. Yol açma, park yapma gibi bahanelerle türbeler, mübarek dergâhlar, tekkeler, mescidler birer birer yıkılıyordu. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Kastamonu'da kaldığı senelerde, ( ) Kur'ân nurlarına doğru pervaneler gibi koşan Çaycı Emin, Mehmed Feyzi, Sadık Bey gibi hakikat kahramanlarından biri de Küçük Şeyhlerin Hilmi veya Hilmi Bey namındaki bir iman irfan yolcusuydu Küçük şeyhlerin Hilmi (1) lakabıyla anılan Hilmi Sema Erkal b ütün uğraşma ve didinmelerine rağmen, bu yıkım işlerine mani olamamış; üzüntüsünün şiddetinden, neticede Vali Avni Doğan ı öldürmeye karar vermişti. Bütün hazırlık ve planlarını yapan Hilmi Erkal, valiyi öldüreceği silahı da temin ettikten sonra, bir gün dalgın ve düşünceli bir halde, çarşı polis karakolunun karşısındaki Üstad Bediüzzaman ın kaldığı evin önünden geçiyordu. Bu esnada pencereden camı tıkırdatan Üstad Bediüzzaman a, Hilmi Erkal başını kaldırarak baktı. Nur Üstad, Hilmi Erkal ı yanına çağırıyordu. Bu ihtiyar hoca da acaba ne istiyor, bana ne diyecek? düşüncesi içinde, ahşap evin merdivenlerini tırmanan Hilmi Bey, az sonra Nur Üstad la karşı karşıya idi. Üstad, Hilmi Erkal ın eline Tahmidiye duasını vererek, kendisine bu duadan bir adet yazmasını istemişti. Üstadın bu kolay isteği, Hilmi Erkal i de şaşırtmıştı. Hemen o gece, Tahmidiye duasını yazmaya başladı. Saatlerce Tahmidiye yi yazmaya çalışan Hilmi Erkal, duayı bitirdiği zaman, artık eski Hilmi değildi. Değil adam öldürmek, bir karıncaya bile 1 Kastamonu'da, sekiz sene mübarek mahdumu ve merhum refikasıyla Risale-i Nura fevkalâde bir sadakatle çalışan ve kalemiyle Risale-i Nura çok hizmet eden ve çoklarını Nur dairesine getiren ve hapishanede (1943 Denizli) kendi gibi kahramanlardan olan Sadık Beye; hem istirahatıma, hem Nur şakirdlerinin tesanüdüne ehemmiyetli hizmet eden ve Feyzi ve Emin ve İhsan ve Ahmedler gibi has kardeşlerimizle; yine Kastamonu'da Nurlara hizmet eden 'Küçük Şeyh' namında Hilmi Bey bana mektubunda, Nurcu olan refikasının vefatını bildiriyor. O merhume hakkında medar-ı şükrandır ki, bir iki aydır dualarımda 'Zehralar' dediğim vakit, 'Hacerler' de derdim; içimde, o merhumeyi de niyet ediyordum. Vefatını bilmiyordum. Cenab-ı Hak, ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan etsin. Âmin! (Emirdağ Lahikası -1, 288 e-risale) 5

6 ayak basamaz bir duygu içine girmişti. Artık Hilmi Erkal, nurun bir talebesi olmuş; Üstadın yazdığı Kur an hakikatlerinin neşrine, hayatını vakfetmişti. Bediüzzaman, Hilmi Erkal ı, Tahmidiye duası vesilesiyle, büyük bir badireden kurtarmış; vali katili olarak yıllarca hapislerde çürümekten, belki de idam olunmaktan halas eylemişti. O, artık, zalimlere karşı silahla değil, Kur an ve iman hakikatlerinin neşri yoluyla, kalemle mücadeleyi düşünüyor; asayişi bozmadan, müsbet iman hizmetine çalışıyordu. NAMAZ VE ŞÜKÜR Hamd/Şükür, namaz ibadetinin 3 hülasasından biridir. Cemaline karşı Elhamdülillah diyen bir mü min, Rububiyetin nihayetsiz hazine-i rahmetini, kendi ihtiyacını ve bütün mahlûkatın fakr ve ihtiyâcâtını sual ve dua lisanıyla izhar ve Rabbinin ihsan ve in âmâtını şükür ve senâ ile ve Elhamdü lillâh ile ilân etsin. (Sözler, 9. Söz, İkinci Nükte) Burada da görüldüğü gibi, arzın halifesi unvanıyla yapılan her ibadet külliyet kesbetmektedir. MİNNETTARLIK VE ŞÜKÜR Şükrün kaynağı minnettarlıktır. İman ile Rabbine bağlanan bir mü min her şeyin ondan geldiğine inanır ve minnet duyar. Halis tevhid inancı bunu gerektirir. Minnet duygusu ise şükrü iltizam eder. Bu çerçevede Üstad hazretleri 2. Şua da şunları söyler: Mevcudatın icadındaki en mühim makâsıd-ı Rabbâniye, kendini zîşuurlara tanıttırmak ve sevdirmek ve medh ü senâsını ettirmek ve minnettarlıklarını kendine celb etmektir. Bu ince sır içindir ki, şükrü ve perestişi ve minnettarlığı ve muhabbeti ve medhi ve ubudiyeti intac eden rızık ve şifa ve bilhassa hidâyet ve iman gibi daire-i kesretin en âhirindeki cüz î ve küllî bu gibi fiiller ve in âmlar, doğrudan doğruya Kâinat Hâlıkının ve umum mevcudat Sultanının eseri ve ihsanı ve in âmı ve hediyesi ve fiili olduğunu göstermek için, Kur ân-ı Mucizü l-beyan (Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan sadece Allah tır. Zâriyat Sûresi, 51:58.) ayetini tekrar ile rızkı ve hidâyeti ve şifayı Zât-ı Vâcibü l-vücuda veriyor. Ve onları ihsan etmek Ona mahsus ve Ona münhasırdır diyor. Ve gayet şiddetle gayrın müdahalesini reddediyor. (Şualar, 2. Şua, İkinci Makam, e-risale) Minnettarlık duygusunu Sadi-i Şirazi şu şekilde ifade etmektedir: İnsan her nefeste iki defa şükretmesi lazım; Biri nefes aldığı, diğer nefes verdiği için. Çünkü; nefes alıp verememek de var; 6

7 Nefes verip alamamak da var. ŞÜKÜR RİSALESİ Ahirzamanının sabırsız ve şükürsüz insanlarına deva olmak üzere yazılan Mektubat ın 28. Mektubun Beşinci Risalesi başlı başına Şükür konusuna ayrılmıştır. Ayrıca Risale-i Nur un diğer yerlerinde hem şükür ve hem de Hamd kavramlarının işlendiği bölümler de yine şükrün/hamdin manası, bir ibadet olarak zikrinin ve manalarını tefekkür etmenin önemi üzerinde durulmaktadır. Buna göre: Evet, Kur ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur ân-ı kebîr olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi şükürdür. Çünkü, kâinata dikkat edilse görünüyor ki, kâinatın teşkilâtı şükrü intac edecek bir surette, herbir şey bir derece şükre bakıyor ve ona müteveccih oluyor. Güya şu şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür. Çünkü, hilkat-i âlemde görüyoruz ki, mevcudat-ı âlem bir daire tarzında teşkil edilip, içinde nokta-i merkeziye olarak hayat halk edilmiş. Bütün mevcudat hayata bakar, hayata hizmet eder, hayatın levazımatını yetiştirir. Demek, kâinatı halk eden Zât, ondan o hayatı intihap ediyor. Sonra görüyoruz ki, zîhayat âlemlerini bir daire suretinde icad edip, insanı nokta-i merkeziyede bırakıyor. Adeta, zîhayatlardan maksud olan gayeler onda temerküz ediyor; bütün zîhayatı onun etrafına toplayıp ona hizmetkâr ve musahhar ediyor, onu onlara hâkim ediyor. Demek, Hâlık-ı Zülcelâl, zîhayatlar içinde insanı intihap ediyor, âlemde onu irade ve ihtiyar ediyor. Sonra görüyoruz ki, âlem-i insaniyet de, belki hayvan âlemi de bir daire hükmünde teşkil olunuyor ve nokta-i merkeziyede rızık vaz edilmiş. Bütün nev-i insanı ve hattâ hayvânâtı rızka adeta taaşşuk ettirip, onları umumen rızka hâdim ve musahhar etmiş. Onlara hükmeden rızıktır. Rızkı da o kadar geniş ve zengin bir hazine yapmış ki, hadsiz nimetleri câmidir. Hattâ rızkın çok envâından yalnız bir nev inin tatlarını tanımak için, lisanda kuvve-i zâika namında bir cihazla mat ûmat adedince mânevî, ince ince mizancıklar konulmuştur. Demek, kâinat içinde en acip, en zengin, en garip, en şirin, en câmi, en bedî hakikat rızıktadır. Şimdi, görüyoruz ki, her şey nasıl ki rızkın etrafında toplanmış, ona bakıyor. Öyle de, rızık dahi, bütün envâıyla, mânen ve maddeten, halen ve kalen şükürle kaimdir, şükürle oluyor, şükrü yetiştiriyor, şükrü gösteriyor. Çünkü, rızka iştiha ve iştiyak, bir nevi şükr-ü fıtrîdir. Ve telezzüz ve zevk dahi gayr-ı şuurî bir şükürdür ki, bütün hayvânatta bu şükür vardır. Yalnız insan, dalâlet ve küfürle o fıtrî şükrün mahiyetini değiştiriyor, şükürden şirke giriyor. Hem rızık olan nimetlerde gayet güzel, süslü suretler, gayet güzel kokular, gayet güzel tatmaklar şükrün davetçileridir; zîhayatı şevke davet eder ve şevkle bir nevi istihsan ve ihtirama sevk eder, bir şükr-ü mânevî ettirir. Ve zîşuurun nazarını 7

8 dikkate celb eder, istihsana tergib eder. Nimetleri ihtirama onu teşvik eder; onunla kalen ve fiilen şükre irşad eder ve şükrettirir. Ve şükür içinde en âli ve tatlı lezzeti ve zevki ona tattırır. Yani, gösterir ki, şu lezzetli rızık ve nimet, kısa ve muvakkat bir lezzet-i zâhiriyesiyle beraber, daimî, hakikî, hadsiz bir lezzeti ve zevki taşıyan iltifat-ı Rahmânîyi şükürle kazandırır. Yani, rahmet hazinelerinin Mâlik-i Kerîminin hadsiz lezzetli olan iltifatını düşündürüp, şu dünyada dahi Cennetin bâki bir zevkini mânen tattırır. İşte rızık, şükür vasıtasıyla o kadar kıymettar ve zengin bir hazine-i câmia olduğu halde, şükürsüzlükle nihayet derecede sukut eder. Altıncı Sözde beyan edildiği gibi, lisandaki kuvve-i zâika, Cenâb-ı Hak hesabına, yani mânevî vazife-i şükraniye ile rızka müteveccih olduğu vakit, o dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i bînihaye-i İlâhiyenin hadsiz matbahlarına şâkir bir müfettiş, hâmid bir nâzır-ı âlikadr hükmündedir. Eğer nefis hesabına olsa, yani rızkı in âm edenin şükrünü düşünmeyerek müteveccih olsa, o dildeki kuvve-i zâika, bir nâzır-ı âlikadr makamından, batn fabrikasının yasakçısı ve mide tavlasının bir kapıcısı derecesine sukut eder. Nasıl rızkın şu hizmetkârı şükürsüzlükle bu dereceye sukut eder. Öyle de, rızkın mahiyeti ve sair hademeleri dahi sukut ediyorlar. En yüksek makamdan en ednâ makama inerler. Kâinat Hâlıkının hikmetine zıt ve muhalif bir vaziyete düşerler. Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir. Evet, hırs, şükürsüzlük olduğu gibi, hem sebeb-i mahrumiyettir, hem vasıta-i zillettir. Hattâ, hayat-ı içtimaiyeye sahip olan mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış, ezilir. Çünkü, kanaat etmeyip, senede birkaç tane buğday kâfi gelirken, elinden gelse binler taneyi toplar. Güya mübarek arı, kanaatinden dolayı başlar üstünde uçar. Kanaat ettiğinden, balı insanlara emr-i İlâhî ile ihsan eder, yedirir. Evet, Zât-ı Akdesin alem-i zâtîsi ve en âzamî ismi olan lâfzullahtan sonra en âzam ismi olan Rahmân, rızka bakar. Ve rızıktaki şükürle ona yetişilir. Hem Rahmân ın en zâhir mânâsı, Rezzâktır. Hem şükrün envâı var. O nevilerin en câmii ve fihriste-i umumiyesi, namazdır. Hem şükür içinde sâfi bir iman var; hâlis bir tevhid bulunur. Çünkü, bir elmayı yiyen ve Elhamdü lillâh diyen adam, o şükürle ilân eder ki: O elma doğrudan doğruya dest-i kudretin yadigârı ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetin hediyesidir demesiyle ve itikad etmesiyle, herşeyi, cüz î olsun küllî olsun, Onun dest-i kudretine teslim ediyor. Ve herşeyde rahmetin cilvesini bilir. Hakikî bir imanı ve hâlis bir tevhidi, şükürle beyan ediyor. 8

9 İnsan-ı gafil, küfrân-ı nimetle ne derece hasârete düştüğünü, çok cihetlerden yalnız bir vechini söyleyeceğiz. Şöyle ki: Lezzetli bir nimeti insan yese, eğer şükretse, o yediği nimet, o şükür vasıtasıyla bir nur olur, uhrevî bir meyve-i Cennet olur. Verdiği lezzetle, Cenâb-ı Hakkın iltifat-ı rahmetinin eseri olduğunu düşünmekle, büyük ve daimî bir lezzet ve zevk veriyor. Bu gibi mânevî lübleri ve hülâsaları ve mânevî maddeleri ulvî makamlara gönderip, maddî ve tüflî (posa) ve kışrî, yani vazifesini bitiren ve lüzumsuz kalan maddeleri fuzulât olup aslına, yani anâsıra inkılâp etmeye gidiyor. Eğer şükretmezse, o muvakkat lezzet, zevâl ile bir elem ve teessüf bırakır ve kendisi dahi kazurat olur. Elmas mahiyetindeki nimet, kömüre kalb olur. Şükürle, zâil rızıklar, daimî lezzetler, bâki meyveler verir. Şükürsüz nimet, en güzel bir suretten, çirkin bir surete döner. Çünkü, o gafile göre rızkın âkıbeti, muvakkat bir lezzetten sonra fuzulâttır. Evet, rızkın aşka lâyık bir sureti var. O da, şükürle o suret görünür. Yoksa, ehli gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır. Daha buna göre kıyas et ki, ehl-i dalâlet ve gaflet ne derece hasâret ediyorlar. Envâ-ı zîhayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır. Cenâb-ı Hak insanı bütün esmâsına câmi bir âyine ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihazata mâlik bir mu cize-i kudret ve bütün esmâsının cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir halife-i arz suretinde halk etmiştir. Onun için, hadsiz bir ihtiyaç verip, maddî ve mânevî rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir. İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vasıtası, şükürdür. Şükür olmazsa, esfel-i sâfilîne düşer, bir zulm-ü azîmi irtikâp eder. Elhasıl, en âlâ ve en yüksek tarik olan tarik-i ubûdiyet ve mahbubiyetin dört esasından en büyük esası şükürdür ki, o dört esas şöyle tabir edilmiş: Der tarik-i acz-mendî lâzım âmed çâr-çiz: Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak, ey aziz. ŞÜKÜR VE İLİŞKİLİ OLDUĞU KAVRAMLAR İman ve Tevhid: Hem şükür içinde sâfi bir iman var; hâlis bir tevhid bulunur. Rahman: Evet, Zât-ı Akdesin alem-i zâtîsi ve en âzamî ismi olan lâfzullahtan sonra en âzam ismi olan Rahmân, rızka bakar. Ve rızıktaki şükürle ona yetişilir. Rızık ve Rezzak: Hem Rahmân ın en zâhir mânâsı, Rezzâktır. Envâ-ı zîhayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır. Cenâb-ı Hak insanı bütün esmâsına câmi bir âyine ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihazata mâlik bir mu cize-i kudret ve bütün esmâsının 9

10 cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir halife-i arz suretinde halk etmiştir. Onun için, hadsiz bir ihtiyaç verip, maddî ve mânevî rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir. İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vasıtası, şükürdür. Şükür olmazsa, esfel-i sâfilîne düşer, bir zulm-ü azîmi irtikâp eder. İktisat ve kanaat: Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır (Şükür Risalesi). Evet, iktisat hem bir şükr-ü mânevîdir (19. Lem a). Sabır: Sabır ve Şükür birlikte anılan iki kavramdır. Çünkü ikisinde de tevhid manası vardır. Sabreden insan umudunu O na bağlar ve sonucu ne olursa olsun bu bağlanmanın tadını çıkarıp şükreder. Masiyette, ibadet - taatte ve musibete maruz kalındığında sabr-ı cemil göstermek halis tevhittir. Sabır olumsuz durumlarla, şükür ise nimetlerle imtihan edilmektir. Rıza ve memnuniyet: Şükrün mikyâsı rızadır ve memnuniyettir. Namaz ve ibadetler: Hem şükrün envâı var. O nevilerin en câmii ve fihriste-i umumiyesi, namazdır. Tama, Hırs, israf ve kanaatsizlik: Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir. (Şükür Risalesi) Kanaatsizlik ise sa ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekvâ ettirir, tembelliğe atar. (19. Lem a) Zillet ve mahrumiyet: Hırs, şükürsüzlük olduğu gibi, hem sebeb-i mahrumiyettir, hem vasıta-i zillettir.evet, Hattâ, hayat-ı içtimaiyeye sahip olan mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış, ezilir. Çünkü, kanaat etmeyip, senede birkaç tane buğday kâfi gelirken, elinden gelse binler taneyi toplar. Güya mübarek arı, kanaatinden dolayı başlar üstünde uçar. Kanaat ettiğinden, balı insanlara emr-i İlâhî ile ihsan eder, yedirir. Hem Yahudi milleti de şükrüsüzlükle, hırs ve kanaatsizlik nedeniyle zillet ve meskenete tabi kılınmıştır. Yahudi milleti hırs ile, ribâ ile, hile dolabı ile rızklarını zilletli ve sefaletli, gayr-ı meşru ve ancak yaşayacak kadar rızklarını bulması.. ve sahranişinlerin (yani; bedevîlerin) kanaatkârane vaziyetleri ve izeetle yaşaması ve kâfi rızkı bulması, yine mezkur davamızı kati ispat eder. (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a). Hırs, sebeb-i haybettir; ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Evet her milletten ziyade hırs ile dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i katidir? Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırs ile dünyaya yapışan ve aşk ile hayatı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmet ile kazandığı, kendine faidesi az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribaî ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasarettir. (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, s. 271). Vesile-i rızk-ı helal, acz ve iftikardır, zekâ ve iktidar değildir." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, s.418) diyen Bediüzzaman Said Nursi, bu davasını ispat etmek için kullandığı delillerden biri de Yahudilerin durumudur. O şöyle der: Hem dünyada, milletler içinde şiddet-i hırs ile meşhur olan Yahudi milletinden daha ziyade rızk peşinde koşan olmuyor. 10

11 Halbuki zillet ve sefalet içinde en ziyade su-i maişete onlar maruz oluyorlar. Onların zenginleri dahi süflî yaşıyorlar. Zaten gayr-ı meşru yollarla kazandıkları mal, rızk-ı helal değil ki, meselemizi cerh etsin. (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, s.418). ŞÜKRÜN ÇEŞİTLERİ Şükür/Hamd lisan ile ifade edilebileceği gibi, hal diliyle de yapılabilir. Günlük hayatımızda besmele ile başlayıp hamd ile bitirdiğimiz nimetlere karşı dil ile hamd edilebilir. Nimetlerin yenmesi/kullanılması sırasında bu nimetlerde in amı görme düşüncesi de bir şükürdür. Bediüzzaman hazretleri bu durumları insan fıtratı ile açıklamaktadır. Şükür Risalesine göre üç türlü şükür vardır: Birincisi, Fıtri Şükürdür (Şükr-ü fıtri): İnsan ve hayvan türleri rızka karşı bir iştiha, iştiyak ve istek arzu eder. Sabah kalkıldığında rızık istenir. İnsanlar işine gücüne gidip rızkının peşinde dolaşırlar. Hayvanlar yuvalarından çıkıp rızık arayışına başlarlar. Bu bir arayış aslında fıtri şükrün göstergeleridir. Bir nevi şükr-ü fıtrîdir. Yalnız insan, dalâlet ve küfürle o fıtrî şükrün mahiyetini değiştiriyor, şükürden şirke giriyor. İnsan Rezzak-ı Rahman ı unuttuğu için gaflete düşüyor ve şükrünü yapmıyor. Elde ettiği rızkı ya kendi emeğine, zekâsına ya da tesadüflere bağlayarak şirke düşüyor. İkincisi, Manevi Şükürdür (Şükr-ü manevi): Rızık olan nimetlerde gayet güzel, süslü suretler, gayet güzel kokular, gayet güzel tatmaklar şükrün davetçileridir; zîhayatı şevke davet eder ve şevkle bir nevi istihsan ve ihtirama sevk eder, bir şükr-ü mânevî ettirir. Üçüncüsü ise Şuursuz Şükürdür (Gayr-i şuuri şükür): Canlı türlerinde rızka ilişkin bir lezzet yaratılmasaydı hiçbir kez tatmak dışında o nimetlere yanaşmazdı. Özellikle insan kâinattaki tüm rızıkların tatlarını bilecek, Bediüzzaman ın ifadesiyle Lisandaki kuvve-i zâika, Cenâb-ı Hak hesabına, yani mânevî vazife-i şükraniye ile rızka müteveccih olduğu vakit, o dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i bînihaye-i İlâhiyenin hadsiz matbahlarına şâkir bir müfettiş, hâmid bir nâzır-ı âlikadr hükmündedir. Eğer nefis hesabına olsa, yani rızkı in âm edenin şükrünü düşünmeyerek müteveccih olsa, o dildeki kuvve-i zâika, bir nâzır-ı âlikadr makamından, batn fabrikasının yasakçısı ve mide tavlasının bir kapıcısı derecesine sukut eder. Anlaşılıyor ki, Telezzüz ve zevk dahi gayr-ı şuurî bir şükürdür ki, bütün hayvânatta bu şükür vardır. Dördüncüsü Şükr-ü Örfi dir. Allah ın insana ihsan ettiği maddi ve manevi her bir nimeti O nun emrettiği yerlere sarf etmesi anlamına gelmektedir. Böylece, hem Kur an ın emrettiği şeriata ve hem de Tabiatta cari olan adetullaha uygun hareket etmiş olur. Kendisine emanet olarak verilen bu duyguları hakiki mecralarında sarf etmek demek, o duyguların bağlı bulunduğu âlemlerle irtibat kurmak demektir. Yani kainat çarkının bir parçası olarak şükrünü yerine getiren bu çarka uygun davranmış olur. Demek ki şükr-ü örfi; insanın mahiyetine konulan maddi-manevi azalarını 11

12 Allah ın emri doğrultusunda kullanıp, o azaları geliştirmesi ve neşv ü nema ettirmesidir. Bu yönüyle de insan Cenab-ı Hakk ın isim ve sıfatlarına mükemmel bir ayna olmaktadır. İnsan-ı kâmil mertebesine de bu şekilde ulaşabilir. Bir tohumun içindeki kabiliyetleri geliştirerek ağaç haline getirmesini de onun şükr-i örfisi olarak düşünebiliriz Çünkü, tohumun içinde manevî ağaç, toprak üstüne çıkarak, esmayı ilahiyi üzerinde tecelli ettirmekle şükrünü yerine getirmiş olur. İnsan, melek ve cin gibi şuur sahibi varlıklar da onların üstünde tecelli eden Allah ın isimlerini ve sanatlarını görmüş olurlar. Buna göre, her nimetin şükr-ü örfisi kendi cinsindendir. Nasıl ki sanat maharetin, adalet vicdanın, sadaka malın-servetin, muhabbet kalbin, düşünmek aklın, tutmak elin, yürümek ayağın, tebliğ hidayetin, cihad nefsin, araştırma muhakemenin vb. şükrü olduğu gibi. ŞÜKRÜN MÜŞAHHASLAŞMASI Bu dünya hayatında yediğimiz/içtiğimiz tüm meşru rızıklar farklı isimler alarak (vitamin, protein vb.) bizim vücudumuzun bileşenleri durumuna gelirler. Aslında bu rızıkları yemeye başlamadan önce ifade ettiğimiz Bismillahirrahmanirrahim ile her bir lokmanın adını koymuş oluyoruz. Çünkü o nimette Mün im i görmüş bulunmaktayız. Öte yandan sonunda dediğimiz elhamdülillah kelimesiyle o rızkın diğer bir etiketini yapıştırmış oluyoruz. Böylece o lokma mide dairesindeki işlemlerinden sonra vücudumuzun gerekli yerlerine giderek bizim hayatımız olurlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Yediklerimizden ibaret olan her birimiz, besmele ve şükrün müşahhas, görünen ve somut bir cismiyiz biz. Bu cisimle kalkıp en büyük şükür ifadesi olan namazı kılmak, üç öğün yemek ve ara atıştırmalara bedel 5 vakit namazı kılmak şükrün en ala mertebesi ve göstergesidir. Onun için Bediüzzaman şükrün sadece kuru bir sözden ibaret olmadığını; aksine somut, elle tutulur-gözle görülür bir meyvesi olduğuna delil olarak yediğimiz elmayı gösterir. Der ki, Bir elmayı yiyen ve Elhamdülillah diyen adam, o şükür ile ilân eder ki; O elma doğrudan doğruya dest-i kudretin yadigârı ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetin hediyesidir. (Mektubat, Şükür Risalesi). Demek ki ahiret hayatı canlıdır. Buradaki sözlerimiz, amellerimiz arş-ı alaya çıkar ve cennette hayattar birer ürün olarak bizimle birlikte olmaya devam eder. O halde sözlerimize, amellerimize dikkat! (Sözler, 13. Söz, Hüve Nüktesi) GÜNLÜK HAYATTA ŞÜKÜR/HAMD Özetle, Kur ân-ı Hakîm, şükrü netice-i hilkat göstermektedir. Kur ân-ı kebîr olan şu kâinat da netice-i hilkat-i âlemin en mühimminin şükür olduğunu haykırmaktadır. Kâinatın teşkilâtı şükrü intac edecek bir surette, her bir şey bir derece şükre bakmakta ve ona müteveccih olmaktadır; kısacası, şu şecere-i hilkatin en mühim meyvesi ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürse 12

13 bizim günlük yaşantımızdaki söylemlerimizin ve eylemlerimizin şükür ile bağlantısını nasıl kurmalıyız? Sosyal hayatımızın zamkı: Teşekkür Hz. Peygamber (a.s): Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez buyurmuştur. (Tirmizî, Birr 35. IV, 339; Ebu Dâvud, Edeb 12.V, 157,158.) İnsanların yaptıkları iyiliklere teşekkür etmeyi ve bu iyiliği diğer insanlara da söylemeyi tavsiye eden Hz. Peygamber, şöyle buyurur: Kendisine bir iyilik yapılan kimse, imkânı varsa bu iyiliğe iyilikle karşılık versin. İyilik yapacak bir şey bulamazsa iyilik yapanı övsün. Kim iyilik yapanı överse, ona teşekkür etmiş olur. Kim de kendisine yapılan iyiliği gizlerse, ona nankörlük etmiş olur (Ebu Davut, Edeb, 12. V,158,159; Tirmizî, Birr, 87. IV, 379.) Teşekkür etmekle ilgili araştırmalar Harvard Tıp Fakültesinden Michael Craig Miller in bir yazısında yer verdiği şükretme üzerine yapılmış bir araştırmaya göre, şükretmenin veya insanlara teşekkür etmenin faydaları şu şekilde sıralanmıştır: Hamd etmek insanı daha fazla olumlu duyguya sahip kılmaktadır. Hamd eden veya teşekkür eden insan yaptığı dünyevi işlerden daha fazla haz alır. Hamd eden insan daha sağlıklı olur. Hamd eden insan zorlukların üstesinden gelir. Hamd eden / teşekkür eden insan daha güçlü insani ilişkiler kurabilir. Kaliforniya Üniversitesinden Dr. Robert A. Emmons ile Miami Üniversitesinden Davis ve Dr. Michael E. Mc. Cullough un yaptığı bir diğer deneysel araştırma ise daha ilginç sonuçlar vermektedir. Araştırmaya göre, 3 grup insan toplanıyor. Birinci grup hafta boyunca kendileriyle ilgili teşekkür etmelerine neden olan olayları; ikinci grup hafta boyunca kendileriyle ilgili olumsuz ve irrite edici olayları yazıyorlar. Üçüncü grup ise hafta boyunca kendilerini olumlu-olumsuz etkileyen olayları yazıyorlar. 10 hafta sonra birinci grubun, yani teşekkürlük olaylar yaşayanların hayata daha iyimser ve pozitif baktıkları ortaya çıkıyor. Çalışanlara yaptıkları işte üstleri tarafından Teşekkür ederim cümlesi kullanılan işyerlerinde çalışan motivasyonuna etkisi oldukça pozitif olup iş sonuçlarını olumlu etkilediği gözlenmiştir. Bu durum aile içindeki iletişim için de geçerlidir. Daha birçok araştırmaya yer veren araştırmacının bulduğu sonuç şudur: Daha çok şükreden/teşekkür eden insanların kendilerini daha iyi hissettikleri, hayata daha pozitif baktıkları ve daha iyi şeyler yapmaya daha çok teşebbüs ettikleri ortaya konulmuştur. Teşekkürü artırmanın yolları da vardır: 13

14 Birincisi, insani ilişkilerimizde teşekkür ederim kelimesini sıkça kullanmak gerekir. Sözlü olmayan yerlerde bırakacağınız not kâğıdına ve bir memo kâğıdına teşekkür ederim, emeğine sağlık ellerine sağlık diline sağlık gayretin böyle devam etsin! vb. en takdir edici yoldaş şeklinde yazmak şükrü artırmaya ve desteklemeye teşvik edebilir. İkincisi, Yukarıda fiili olarak yaptığınız teşekkürü mental olarak da düşünebilirsiniz. Düşünce yoluyla insanların etkilendikleri ortaya çıkarılmıştır. Bazen bu düşüncenizi görüş açınız içindeki insanlara başparmağını dik tutup diğer parmakları yumarak harikasın! şeklindeki bir el işareti ile gerçekleştirebilirsiniz. Teşekkürlük insanların isimlerini veya teşekkürlük sözleri yazdığınız bir not defteriniz olsun. Bu sizin sadece sözlü ve davranışsal değil, yazılı olarak da teşekkürlük insanlar çemberini oluşturmanızı sağlayabilir. Duayı yayınız. Dua etmek şükrün ve teşekkürün anahtarıdır. İnsanlara teşekkür etme alışkanlığı kazanmak istiyorsanız Allah a dua ediniz. İnsanlara dua ediniz. Çingene duası bile bizi etkiliyorsa, insanların birbirlerine yaptıkları dualar da onları etkiler. GÜNLÜK HAYATTA TEŞEKKÜR EDİLECEK / HAMD EDİLECEK DURUMLAR Her yemekten sonra: Tabii ki başta besmele söylenmiş olmalıdır. Mümkün olsa her lokmadan sonra da söylense! Ancak bu fiilen olmasa da başlangıç ile bitiş ortasında Mün im-i Kerim i hatırlamak, tefekkür etmek, aracı elleri düşünmek de şükür sayılır. Her içecekten sonra: Adabına uygun bir şekilde ve helal olmak kaydıyla içilen bir sıvıdan sonra Mün im-i Hakikiye hamd etmek; varsa aracılara teşekkür etmek. Yataktan kalkınca- uyanınca: Her gece bir kabir hayatı, her uyku ölümün ammizadesidir. Yatarken yaptığımız dualar gibi, kalkınca da hamdele ve salvale getirmeliyiz. Tüm alışverişlerimizde: Veren Allah ı hatırlamasa da, gafil de olsa; biz alan olarak Bismillah demeliyiz; bu nimetler için Allah a hamd etmeliyiz. Allah adına vermeyen insanlara teşekkür etmemeliyiz. Olumsuz bir olayı veya tehlikeyi atlattıktan sonra: Yaşadığımız bir musibet, kaza, bela vb. durumlarda elbette sabredeceğiz. Ancak kader inancımızın gereği olarak hikmetleri düşülmeli ve daha beteri olmadığı için şükretmeliyiz. Aldığımız her nefeste: Mümkün olsa da hatırlasak, her hu nefesinde O nu hatırlamak ve bizi yaşatmaya devam ettiği için bunu fırsat bilip şükretsek! Dünya ile ilgili meşru ve temiz ne iş yaparsak yapalım sonunda elhamdülillah demek bizi mutlu edecektir. Ticari kazancımızın sonunda, kasanıza giren her kuruş için, gün sonunda saydığımız kazançlarımız için de binler kez elhamdülillah demeliyiz. Doğum günümüzde: Her yaşı aldığımızda, yaşlandığımızda bize bir yıl daha ömür verip bulunduğumuz yaşa getirdiği için elhamdülillah demeliyiz. 14

15 Muvaffakiyet sonunda: Dünyevi başarılar egomuzu okşayabilir. Gurura düşerek gizli şirke neden olabilir. Bu nedenle her muvaffakıyette elhamdülillah demeliyiz. Sevinç/mutluluk anında: Kişisel veya ailevi mutlu anlarımızda daha çok şükretmek, şükür namazı kılmak da oldukça önemlidir. Peygamberimize (SAS) ve ilk Müslümanlara baskı ve zulüm uygulayan Ebu Cehil in öldürülmesi üzerine Peygamberimiz iki rekât şükür namazı kılmıştır. Mutlu günlerimizde / milli ve dini günlerde: 1922 de Ordunun Yunan a galebesinden neş et eden dönemin yöneticilerinin namaz konusundaki gafletini görünce Meclis-i Meb usan a Hitap ile başlayan cümleler şükre davet etmektedir: Şu muzafferiyetteki hârikulâde nimet-i İlâhiye bir şükran ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa, nimet şükrü görmezse gider. Mademki Kur ân ı, Allah ın tevfikiyle düşmanın hücumundan kurtardınız. Kur ân ın en sarih ve en kat î emri olan salât gibi ferâizi imtisal etmeniz lâzımdır ta onun feyzi, böyle harika suretinde üstünüzde tevâli ve devam etsin. (mesnevi-i Nuriye, Hubab, s. 116, e-risale) Anne ve babaya teşekkür: Bir hazine değerinde olan bu teşekkür Kur an ın bir emridir. Onlara of bile demeden her daim hizmetini görmek, dünyada iken ahireti kazanmanın kısa yollarından birdir. Hastalık zamanında şükür: Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir. Çünkü ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur. Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah tan şekvâ etmemek şartıyla, mü min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır. Hattâ bazı sâbir ve şâkir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir. Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî değil, teşekkür et. (25. Lem a, Hastalar Risalesi, 2. Deva) KİMLER TEŞEKKÜR ETMEZ/ŞÜKRETMEZ? Şükretmek/Hamd etmek gerçekten bir büyük nimettir. Kur an-ı kerim de Şükreden kullar pek azdır (Sebe, 13), istediği her şeyden sayısız nimete nail olduğu halde insan çok nankördür (İbrahim, 34) buyrulmaktadır. Peki kimler şükretmez / hamd etmez? İnsanlar farklı ortamlarda, farklı eğitim çevrelerinde ve farklı kültürlerde yetişirler. Bu etkenler insanın değer yargılarının oluşumuna temel teşkil eder. Bunlardan biri de karakterdir. İnsanlar iki tür karaktere sahiptir. Bu karakterler iki meslekle ifade edilmiştir: Birisi Çiftçi karakteri, diğer avcı karakteridir. 15

16 Çiftçi Karakteri Çiftçilik mesleği, gerektirdiği aşamalardan dolayı farklı değişkenlere sahiptir. Toprağı sürmek, sonra tohum atmak Tohum atıldıktan sonra çiftçinin yapabileceği tek şey var; Allah tan yağmur istemek, kar yağmasını beklemek vb. Tohum filiz verdikten sonra çiftçinin elinden gelen işler vardır. Çapalamak, sulamak, ilaçlamak, gübrelemek Sonrası tamamen Allah ın bileceği bir gelecektir. Çiftçilik mesleği, meslek gereği halis tevhid ihtiva eder. Elinden geleni yapar sonucunu Yaratıcıdan bekler. Avcı karakteri Avcılık mesleği ise bir nevi fırsatçılıktır. Pusuya yatmayı, gözetlemeyi ve havalanacak/hareket edecek avını beklemeyi, sonunda onu avlamayı gerektirir. Böylece avcının mizacı basit bir fırsatçılık olup mesleği gereği tevekkül ve Rabbini hatırlama eylemi gerektirmez. (Avcı kardeşlerim haklarını helal etsinler. Kişileri değil mesleği analiz ediyoruz.) Devlet memuru karakteri de böyledir. Memur gelirini hükümetten bilir. Halis Tevhitten uzaklaşır. Rızkını ve tayinatını hükümetten bekler. (memur kardeşlerim haklarını helal etsinler.) Esnaf ve tüccar ise halis bir tevhid ile gelecek rızkını sadece Rezzak tan bekler. Dükkânını açar, temizliğini yapar, raflarını tanzim eder. Güler yüzünü takınır. Müşteriyi beklemeye başlar. Müşteri gelsin diye Allah a yalvarır. Sonuç olarak şükretmek, bir emek, çaba ve belirsizlik durumunu ihtiva eder. Sabır ve şükür bu belirsizliğin kul ile Rabbi arasındaki bağıdır. Emek harcanmış yemekler daha lezzetli olup, aynı zamanda şükrün de anahtarıdır. İnsanın kendi emeğinden daha güzelini yememiştir. Ancak bir takım insanların şükürsüzlüğünde aranacak bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar: Müsrifler: Müsrif insanların şükrü gaflet nedeniyle yoktur. İsraf eden kişi nimetin değerini bilmez. Değeri bilinmeyen nimetin ise şükrü yapılmaz. Kuru bir parça ekmeğe şükreden bir insan ile ekmeklerini çöpe döken ama şükür insanlar arasındaki fark gibidir. Bu konuda Bediüzaman İktisad Risalesinde şöyle der: İktisat hem bir şükr-ü mânevî, hem nimetlerdeki rahmet-i İlâhiyeye karşı bir hürmet, hem kat î bir surette sebeb-i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medar-ı sıhhat, hem mânevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzet, hem nimet içindeki lezzeti hissetmesine ve zâhiren lezzetsiz görünen nimetlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebeptir. İsraf ise, mezkûr hikmetlere muhalif olduğundan, vahîm neticeleri vardır. (19. Lem a, Birinci Nükte, e-risale) 16

17 Tama sahipleri: Şükür mesleği, insanı minnetsiz yaşamaya teşvik etmektedir. Tama ise verilen rızıkla yetinmeyip insanlara yüzsuyu dökmeyi ve minnet altında kalmayı netice verir. Özellikle dava sahiplerinin bu konuda hassas olmaları, davalarının izzetini düşünmeleri ve kendilerinin de su-i istimal edilmemelerine dikkate etmeleri elzemdir. Bediüzzaman hazretleri talebelerini uyardığı Üçüncü Desise-i Şeytaniye de bu hususa dikkat çeker: Madem rızık mukadderdir ve ihsan ediliyor ve veren de Cenâb-ı Hak tır. O hem Rahîm, hem Kerîm dir. Onun rahmetini ittiham etmek derecesinde ve keremini istihfaf eder bir surette, gayr-ı meşru bir tarzda yüzsuyu dökmekle, vicdanını, belki bazı mukaddesâtını rüşvet verip, menhus, bereketsiz bir mal-ı haramı kabul eden düşünsün ki, ne kadar muzaaf bir divaneliktir! Evet, ehl-i dünya, hususan ehl-i dalâlet, parasını ucuz vermez, pek pahalı satar. Bir senelik hayat-ı dünyeviyeye bir derece yardım edecek bir mala mukàbil, hadsiz bir hayat-ı ebediyeyi tahrip etmeye bazen vesile olur. O pis hırsla, gazab-ı İlâhîyi kendine celb eder ve ehl-i dalâletin rızasını celbe çalışır. Ey kardeşlerim! Eğer ehl-i dünyanın dalkavukları ve ehl-i dalâletin münafıkları, sizi, insaniyetin şu zayıf damarı olan tamah yüzünden yakalasalar, geçen hakikati düşünüp, bu fakir kardeşinizi nümune-i imtisal ediniz. Sizi bütün kuvvetimle temin ederim ki, kanaat ve iktisat, maaştan ziyade sizin hayatınızı idame ve rızkınızı temin eder. Bahusus size verilen o gayr-ı meşru para, sizden, ona mukàbil bin kat fazla fiyat isteyecek. Hem her saati size ebedî bir hazineyi açabilir olan hizmet-i Kur âniye ye sed çekebilir veya fütur verir. Bu öyle bir zarar ve boşluktur ki, her ay binler maaş verilse, yerini dolduramaz. (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım, Üçüncü Desise-i Şeytaniye e-risale) Hırslı ve Kanaatsizler: Hırsı, israf etmek netice verir. Müsrif insanlar hırslı olurlar. Aynı zamanda kanaatsiz de olurlar. Kanaatsizlik ise sa ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekvâ ettirir, tembelliğe atar. Ve meşru, helâl, az malı terk edip, gayr-ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder. (Lem alar, 19. Lem a, Yedinci Nükte) Küfrân-ı nimet edenler: Birbirleriyle yakın ilişkileri olan bu kavramlardan biri de küfran-ı nimettir. Yani kendisine verilen nimeti inkâr etmektir ki, zaten başından itibaren verilen nimette Mün im-i Hakikiyi görmemek demektir. Sosyal ve kişisel hayatımızda ince bir çizgidir bu ve çoğu insan pratikte bu terminolojileri karıştırmaktadır. Söz gelimi tevazu yapacağım derken küfran-ı nimet eder; nimeti ilan edeceğim derken de bu defa gurura düşer. Bediüzzaman Hazretleri bu durumu Terzi-elbise analojisiyle açıklar. Terzinin diktiği elbiseyi giysen ve çok yakışsa ve sen de gurura düşmeyeyim derken, yakışmadığını söylesen bu küfran-ı nimet olur, demektedir. Ya da tersine; yakıştığını söyledikten sonra terziyi unutsan ve güzelliğini kendinden bilsen bu da guru olur. Burada ölçü şudur: Evet ben güzelleştim, ama bu güzellik elbiseye dolayısıyla bu elbiseyi bana giydirene aittir, demektir. (28. Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Mesele, Dördüncü Sebep, e-risale) 17

18 Gerçek hayatta da hem malen ve hem ruhen bize verilmiş olan nimetler üzerinden şükür yoluyla O nu hatırlamak gerekir. Böyle yapmayanlar Karun un Kendi ilmimle kazandım! demesi kabilinden bir ahmaklık yapar ki, tokada müstahak olur (23. Söz, İkinci Mebhas, Dördüncü Nükte) Gayr-i meşru kazanç sağlayanlar: Haram yollarla kazanç sağlayanlar da şükre uzaktırlar. Bu tür insanlar iki kısımdır: Birinci kısmı zaten şükredecek bir inanca sahip olmayan; rabbini tanımayan; dolayısıyla haram-helal ayrımı yapmadan yaşayan ve kazanan insanlardır. Bu tür insanlar şükretmezler. İkinci kısım insanlar ise haram kazandığının farkındadır. Haram mala şükretmek ise caiz değildir. Böyle olduğunu bilen insan malını temizlemek amacıyla dini hizmetlere yardımda bulunarak kendilerini tathire çalışırlar ki, bunun onlara bir faydası yoktur. Kimin malını kime hibe ediyorsun, denilebilir. Demek iki tarzda da haram mal-kazanç için şükür caiz değildir. SONUÇ Şükür, vahidiyet içinde ehadiyeti görmektir. Şükür hakiki mü min olmanın en görünen, en zahir, en müşahhas göstergesidir. İnsan önce kendi nefsini düşünmeye eğilimli bir varlıktır. Nefsin mutmain olması için şükür mesleğinde bulunması gerekir. Hayatının her anını şükretmekle geçiren bahtiyar insanlar, aynı zamanda fikretmekle, aynı zamanda sabretmekle de harcarlar; daha doğrusu ahiret tohumlarını her anlarına serpiştirirler. Ta ki ahirette o şükrün meyvelerini yesin. Zamansızlık ve yalnızlık bu zamanın en önemli iki zayıf noktası olup bunlar insanın Şükrünü engelliyor. Ancak bu olumsuz durumlar şükür fırsatına çevrilebilir. Şükür vasıtasıyla çalışma şevki artar. Zamanı meyveli bir ağaca dönüşür ve zamanı genişlenir (bast-zaman). Yalnızlık hissi ortadan kalkar. Rabbinin en hakiki yoldaş olduğuna hükmeder. Şükreden adam anlar ki, kendisi yalnız değil, onun Bir Rezzak ı ve Bir Sahibi var. Şükredilecek nimetleri saymakla bitirmek mümkün değildir. Biz en iyisi Bediüzzaman hazretlerinin cümleleriyle şükrün madenine girelim: Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkezâ... Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenâb-ı Hakkın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukàbil şükretmeyerek, imkânât ve ademiyat nev inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, bâtıl bir hırsla Cenâb-ı Hak tan şekvâ ediyorsun ve küfrân-ı nimet ediyorsun? Acaba bir adam, minare başına çıkmak gibi âli derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım? diye şekvâ ederek ağlayıp sızlasın ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfrân-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder; divaneler dahi anlar. 18

19 Ey kanaatsiz, hırslı ve iktisatsız, israflı ve haksız, şekvâlı, gafil insan! Kat iyen bil ki, kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasâretli bir küfrandır. Ve iktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa kanaate alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen, Yâ Sabûr de ve sabır iste, hakkına razı ol, teşekkî etme. Kimden kime şekvâ ettiğini bil, sus. Herhalde şekvâ etmek istersen, nefsini Cenâb-ı Hakka şekvâ et; çünkü kusur ondadır. اﻟﺮﱠاﺣ ﻤ ﯿﻦ ا ر ﺣ ﻢ ﯾ ﺎ ﺑ ﺮ ﺣ ﻤ ﺘ ﻚ اﻟﺸﱠﺎﻛ ﺮ ﯾﻦ ﻣ ﻦ اﺟ ﻌ ﻠ ﻨ ﺎ ا ﻟﻠ ﮭ ﻢﱠ ﺟ ﻤ ﻌ ﯿﻦ و ﺻ ﺤ ﺒ ﮫ ا ﻟ ﮫ و ﻋ ﻠ ﻰو اﻟ ﺤ ﺎﻣ ﺪ ﯾﻦ اﻟﺸﱠﺎﻛ ﺮ ﯾﻦ ﺳ ﯿﱢﺪ ﻣ ﺤ ﻤﱠ ﺪ ﺳ ﯿﱢﺪ ﻧ ﺎ ﻋ ﻠ ﻰو ﺳ ﻠﱢﻢ ﺻ ﻞﱢ ا ﻟﻠ ﮭ ﻢﱠ. ا اﻟ ﻌ ﺎﻟ ﻤ ﯿﻦ ر بﱢ اﻟ ﺤ ﻤ ﺪ ا ن د ﻋ ﻮ ﯾﮭ ﻢ و ا ﺧ ﺮ 24 SAAT ŞÜKÜR DÖNGÜSÜ İnsanın şuuri olsun veya olmasın, 24 saatini şükürle geçirmesi mümkün olduğunu düşünüyorum. İrademin, kontrol edilebilir değişkenler arasında şükrü yeteri kadar yerine getirebilmesi; kontrol edilemeyen değişkenleri ise niyetime bağlı olarak şükürle geçirip, 24 saatlik şükür çarkını oluşturması mümkün görünüyor. Oysa ben fıtraten gayet zayıfım; her şey bana ilişir, beni müteessir ve müteellim eder. Acizim; belâlarım ve düşmanlarım pek çok. Gayet fakir olduğum halde ihtiyaçlarım sonsuz. Öylesine tembel ve iktidarsızım ki, hayatın yükleri ve yüklerin ağırlığı altında muzdaribim. İnsaniyetim beni kâinatla alâkadar etmiş; oysa sevdiğim, ünsiyet ettiğim şeyler akıp gidiyor; zevâl ve firak mütemadiyen beni incitiyor; aklım, bana yüksek maksatlar ve bâki meyveler gösterdiği halde, elim kısa, ömrüm kısa, iktidarım kısa, sabrım kısadır. Sonra bu sınırlılıkları, elime verilen şükür davetleri olarak gördüm. Şükrünü eda edebileceğim tüm haller, tüm nimetler ve durumlar benim tüm hissiyatımla; aklımla, kalbimle ve ruhumla irtibatlandırılmış; işte tam burada bir ruh gibi olan şükrümün günümün her anında, aldığım her nefeste teşrif edip, bana can verdiğini hakka l-yakin bildim. Yeniden şükrettim. Bu mülahazalarla 24 saat içindeki hususi şükr-ü ekber olan namaza çağrıldığımız 5 vaktin değerini daha iyi anladım. Şu beş vaktin her birinin birer inkılâb-ı azîmin işârâtı ve icraat-ı cesîme-i Rabbâniyenin emârâtı ve in âmât-ı külliyei İlâhiyenin alâmâtı olduklarını, üzerimize borç ve zimmet olan farz namazının bu 5 vakte tahsisinin bir nimet olduğunu ve nihayet hikmetlerle donandığını gördüm. İslamiyetin, saat zamanını değil, olay zamanı esas aldığını, Ramazan hilalinin görünmesi gibi, olay zamanı üzerinden bizi ibadete davet ettiğini farkettim. Yıllar sonra, beni şükürden uzaklaştıran en önemli etkenin gafletim olduğuna kanaat getirdim. Rutinleşen dünyam, alışılmış davranışlarımın tekrarı 19

20 nedeniyle istimrar etmiş, yasalaşmış yaşantılarımız beni gaflete sürükleyip şükürden uzaklaştırıyordu. Bu nimetlerden birini kaybettiğim anda sır bozuluyor, hayali dünyamın camdan olan duvarları büyük bir şangırtı ile parçalanıp beni kendime getiriyordu. Rutinden çıkıp hemen gerçeği görüyorum; ancak nisyandan alınan ben, tehlikenin geçmesiyle yeniden gaflet perdesiyle gözlerimi bağlayıp, öylece bakar kör olarak dolaşıyorum rutin hayatımda. Yeme-içme, konuşma, dinleme, gezme, dolaşma, yürüme, tutma, bakma, işitme, tatma, tutma, insani ilişkiler kurma, bir iş yapma, beyni kullanma, yeteneklerimi kullanma, gezme-tozma, zevk alma, anlama, gayret etme, çalışma, dinlenme, yatma, kalkma, rüya görme, binme-inme, yüzme, gezme, yorulma, dinlenme, gece-gündüzün dönüşümü, ay ve güneşin doğup batması, dünyanın dönüşü ve daha sayamayacağım her türlü meşru iç ve dış değişken. Daha nice rutinleşmiş, ancak gafletim nedeniyle onların zaten olmaları gerekmesi bir zorunlulukmuş gibi algıladığım ve her biri şükrü gerektiren bu davranışlarıma şükretmediğim için utanç duydum. Neredeyse ilim, hikmet ve iradesiyle bu kâinatı döndüren Rabbimi Mucib-i bizzat diyen felsefeciler gibi düşünecektim. En büyük şükrü etmem gereken nefes alıp vermem bile gaflet saikasıyla nefessizliğin yani ölümün gelip çatması anındaki pişmanlıklarımın bir yumağı mı olmalıydı? Öyle olsa bile vakit artık çok geçti. Yapmam gereken yalnızca meşru olan sözlü veya sözsüz davranışlarımın başında Bismillah demek, sonunda da Elhamdülillah İşte şimdi 5+1 vaktin; bu vakitler dışında kalan anlarımın şükürle imtihanı başlıyordu: Sabah Vakti: Yataktan şükrederek kalkıyorum. Ölüme benzeyen gecenin siyah kefeninden ve kabrime benzeyen yatağımdan ve kabir yatağımın toprağı olan yorganımdan Kalk! emriyle uyanıyorum. Yeni bir güne beni sağlık ve afiyetle başlatma lütfuna mazhar ettiği için hamd ediyorum gecenin Sahibine. Sağlıkla ve afiyetle beni diriltenin rızasını almak, memnuniyetimi O na göstermek için sabah namazını kılmak için hazırlanıyorum. Sabah vaktini düşünüyorum şükürle; bana neleri hatırlatmıyor ki; sanki her biri bir sembol olmuş, ruhuma akan füyuzatın hikmetlerini bahşediyor derinden: Fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem semâvât ve arzın altı gün hilkatinden birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtar ettiği için hamdediyorum. Namaz sonrası şükrüme devam ediyorum. Günlük dualarımı okuyorum. Yeni günü şükürle karşılamak; beni nelerin beklediğini bilmediğim bir meçhulde bana 20

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ

ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ Sorularlarisale.com ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ Cenab-ı Hakk ı bize anlatan, tarif eden üç büyük tarif edici vardır. Bunlardan birisi, kâinat kitabı, diğeri Kur an-ı Kerim ve üçüncüsü

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Padişah kapısındaki bir yoksul, bana bir nükte söyledi. Dedi ki: Hangi sofrada doyarsan doy, rızkı veren Allah tır.

Padişah kapısındaki bir yoksul, bana bir nükte söyledi. Dedi ki: Hangi sofrada doyarsan doy, rızkı veren Allah tır. Padişah kapısındaki bir yoksul, bana bir nükte söyledi. Dedi ki: Hangi sofrada doyarsan doy, rızkı veren Allah tır. Hâfız-ı Şirazî nin Divan ından, kısa bir iman dersi. 2. Bölüm Rızık adlı mucizeler Her

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

KASTAMONU LÂHİKASI NDA SOSYOLOJİK ARKA PLAN

KASTAMONU LÂHİKASI NDA SOSYOLOJİK ARKA PLAN Serdar BİLGİN KASTAMONU LÂHİKASI NDA SOSYOLOJİK ARKA PLAN Anahtar Kelimeler: heyet-i içtimaiye, hayat-i içtimaiye, şahs-ı manevi, iştirâk-i amâli uhrevî, ekser-ahkâm 1-BİREY NEDİR? Birey, sınırlı bir bedende

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Ondalık ve Oruç Adakları

Ondalık ve Oruç Adakları Ondalık ve Oruç Adakları 01135_186_Tithing.indd 1 Bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın diyor Her Şeye Egemen Rab. Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Maddî kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, mânevî hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve Allâh'tan korkarak

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ [ Türkçe ] الحكمة من تشريع الزكاة [باللغة التركية [ Muhammed b.salih el-useymin محمد بن صالح العثيمين Terceme eden : Muhammed Şahin ترجمة: محمد بن مسلم شاهين Tetkik eden:

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

sizin yıldızınız kim?

sizin yıldızınız kim? Sunuş Bir okulu, en iyi, öğrencileri tanıtır. Ağacı da, meyveleri Dolayısıyla, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamı, sahabilerine bakarak da tanımak mümkündür. Ashâb-ı Kirâm, hem bir topluluk, hem de

Detaylı

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI Bu yazı www.multimediaquran.com sitesinin sahibi hacı Mehmet Bahattin Geçkil tarafından hazırlanmıstır. 11-15-2015. Herhangi bir medyada yayınlanması halinde yukarıdaki bilginin referans olarak verilmesi

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM 1 1. PERDE Haydi Hatice! Acele edelim. Ama, Meryem bizden çok geride... Meryem, bize katılmak istemiyor

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz...

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... ORTAOKUL 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI ORTAOKUL 8. Sınıf TEOG Sınavına H A ZI R LI K Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... R Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. TEOG Deneme Sınavı 8.

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT İLÇE YER VAİZ ADI/SOYADI VAAZ KONUSU 08.07.2013 Pazartesi Teravih Namazı Konak Hisar Camii Prof. Dr. Ramazan MUSLU Cematle

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

2. BESMELE ÖĞRENELİM

2. BESMELE ÖĞRENELİM SÛRELERİMİZİ tefekkürle ÖĞRENİYORUZ 2. BESMELE ÖĞRENELİM ANLAMI 1. Rahmân ve Rahîm olan Allah ın adıyla. Benim adım Besmele. İsmimin anlamı; Allah ın adını anmak, O nun adına iş yapmak ve O ndan yardım

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT 1 1. PERDE Haydi Harun! Acele edelim. Ama, Murad bizden çok geride... Murad, bize katılmak istemiyor Sanki, özellikle ağırdan

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır.

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır. Lilay Koradan www.gencgelisim.com - Bir ara sinemaya ya da tiyatroya gidelim mi? demek yerine, iki kişilik bilet alın. Ona Sürpriz, yarın akşam sinemaya gidiyoruz dediğiniz zaman sizinle gelecektir. -

Detaylı

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Yüce Allah tan korkmak her insanın görevidir. Allah ın korkusu kendisini birçok hayra varis kılacaktır. Aslolan şudur ki, hayırlı insan Yüce Allah ın söylediğine göre

Detaylı