KONUT POLİTİKALARI VE YOKSULLUK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KONUT POLİTİKALARI VE YOKSULLUK"

Transkript

1 Özet / Abstract KONUT POLİTİKALARI VE YOKSULLUK M. Ruhat YAŞAR Bu çalışmanın amacı, yoksullar için geliştirilen konut politikalarının daha faydalı olmasına katkıda bulunmaktır. Bilindiği üzere konut sorunu yoksulluk sorunuyla yakından alakalıdır. Ülkemizde yoksullar ve dar gelirliler için bütüncül bir konut ve kira politikası geliştirilememiştir. Bu yazıda geçmişten bugüne ülkemizde uygulanan konut politikaları ile diğer gelişmekte olan bazı ülkelerde dar gelirli ve yoksullar için yapılan konut uygularlarında yaşanan sorunlara değinilmiştir. Yoksulluğun yerel göstergelerini bilmemiz hem bu sorunların azaltılmasına hem de konut uygulamalarında daha verimli ve etkin çözümler üretmemize yardımcı olabilir. Bu amaçla Elâzığ daki yoksulların barınma sorunları ele alınarak ilimizde ve diğer yerlerde yapılabilecek konut uygulamalarının olası sorunları öngörülmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bu yazının, yoksullar için yapılan toplu konut uygulamalarının dışında alternatif konut politikalarının üretilmesine de katkı sağlayacağına inanıyoruz. Anahtar Kavramlar: Konut, Konut Politikaları ve Yoksulluk HOUSING POLICIES AND POVERTY The aim of this study is to provide some contribution so as for housing policies developed for the poor to be more profitable. As is known, housing problem is related to poverty problem. In Turkey, no comprehensive housing and renting policy has been developed for the poor and the families with low income. This study analyzes the problems concerning the housing policies in Turkey and housing applications in other developing countries. Defining the local indications of poverty may be beneficial in both reducing such problems and producing more effective solutions to housing applications. With this aim in mind, we emphasize housing problems of the poor and try to predict probable problems in housing applications that are due to be undertaken in Elazığ and other cities. We also believe that this study will contribute in introducing alternative housing policies besides public housing applications that are underway for the poor. Key Words: Housing, Housing Policies and Poverty Giriş Bugün hangi gazeteyi veya dergiyi açarsanız açın mutlaka eşya ve giysilerle süslenmiş moda haberlerini ve sporla ilgili detayları görürsünüz ama reklâmlar dışında konutlara ayrılan özel bir sayfa ya da köşe göremezsiniz. Sorun, birilerinin sandığı gibi sadece toplumun, dünyanın geçici bir yer olduğuna ilişkin toplumsal hafızasından 1 Bu çalışma Elazığ da yoksullar yararına çalışan Mamuret ül Aziz Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı nca yapılan ve AB tarafından desteklenen Yoksulluk Haritası Projesi veri tabanından faydalanılarak hazırlanmıştır. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Öğretim Üyesi. 1 Genellikle bir veya iki katlı olan Türk evlerinin en önemli özelliği gösterişten şaşaadan uzak, sade, insani boyutlarda ve işlevsel olmasıdır. Bazı düşünürler dayanıklı ve güzel yapılan hayır kurumlarının aksine konutla ilgili düzensiz inşaların sebebi olarak kültür dünyamızda yer alan dünyanın geçici bir yer olduğuna ilişkin değerin önemli olduğunu vurgularlar. Bilindiği üzere, Türk mimarisinde en önemli etkenler Türk töreleri, İslam dininin esasları ve coğrafi şartlardır. Bu açıdan evler hem fizyolojik hem de sosyal ve pedagojik fonksiyonları gereği mahremiyeti esas alan içe dönük bir planlama özelliği gösterirler. Bu açıdan mekân ve konut düzenlemelerini sadece maddi şartlardan

2 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh kaynaklanmıyor. Aslında bu, gereksiz konuları ciddiye almaktan ve asıl ciddiye alınması gerekenlerin farkında olmamaktan kaynaklanmaktadır. Bozuk eşya satan üreticiler, miadı dolmuş gıda satıcıları, defolu mal veren perakendeciler cezalandırılabilir olduğu halde neden kullanım değeri olmayan konutların varlığı hala devam etmektedir? Kaza riski nedeniyle her yıl arabaların muayenesi yapılırken sağlıksız konutların neden herhangi bir kontrolü yok? Çünkü maalesef toplumumuzda insanın ve yaşamının değeri yeterince önemsenmemektedir. Özellikle de yoksulların bir değeri yok. Çünkü bazı insanlar daha eşit. Oysa bir toplumda herkesin normal standartlarda bir konutta oturabilmesi ya da o konuta sahip olabilme şansı sosyal eşitliğin önemli bir boyutudur. Konut, temelde bir yaşam tarzı ve ahlak sorunudur, dolayısıyla ciddiye alınmalıdır. Fiziksel ve toplumsal çevre algısında önemli kavramlardan birisi de yaşam kalitesidir. Bazı düşünürlere göre yaşam kalitesi, sermaye ve emek arasındaki karşıtlıkların yerine geçmektedir (Castells, 1997:55). Yaşam kalitesi, gelir düzeyleri, kültürleri, ahlakları veya iradeleri göz önünde bulundurulmaksızın insanların fiziksel ve sosyal çevrelerinde sağlık ve refah içinde öncelikle yaşamaları için gerekli olan temel gereksinimlerinin karşılanması ve daha sonra da ruhsal ve sosyal gelişimlerinin sağlanmasını içerir (Avcıoğlu, 2002:30-36). Bu açıdan yaşam kalitesinin önemli bir parçasını konut ve çevresi oluşturur. Sağlıklı bir fiziksel çevre ve konut yapısı sosyal çevrenin oluşumuna ve sosyalleşmeye önemli katkılarda bulunur. Dolayısıyla konut, ekonomik bir sorun olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Çünkü yetersiz barınma koşulları toplumsal barışı bozabilecek öğeler taşımaktadır. Konutun sayısal yeterliliği kadar onun niteliği ve toplumsal dağılımı da önemlidir. Bu açıdan konut meselesi yoksulluk sorununun anlaşılmasında ve çözümünde hayati bir öneme sahip olduğundan konutu fiziksel sağlık üzerindeki etkilerinin ötesinde ruhsal ve sosyal denge açısından da yeniden düşünmenin zamanıdır. Konut Hakkı ve Barınma Yoksulluğu Konut; teoride etrafı kapalı, tavanı örtülmüş bir veya bir grup insanın diğer fertlerden ayrı olarak yaşamasına imkân sağlayan, doğrudan doğruya sokağa, koridora veya genel bir yere açılan, müstakil kapısı olan bina veya binanın bir bölümüdür. Ancak çoğu kimse için konut çoğunlukla duvarları çatlamış ve tavanı delik deşik, bir grup insanın ne diğerlerinden bağımsız yaşamasına ne de onları balık istifi olmaktan kurtaran bir bina, belki bir bina bile değildir. Micheal Stone, barınma yoksulluğunu, insanların diğer temel ihtiyaçları için gerekli kaynağı tüketen yüksek kira bedelinin sonucu olarak değerlendirir (Stone, 1993:12-15). Konut sorunu aslında 19.yy başlarında sanayileşme sonrasında ortaya çıkmış ve bu tarihten itibaren konutlar hızlı makineleşme, yoğun kentleşme ve devasa sosyal değişmeler karşısında kişiliğini korumak isteyen insanın sığınmak istediği son nokta olarak görülmüştür. Ancak bugün dünyada 100 milyon insanın hiçbir barınağı bulunmamaktadır. Sağlıksız konut rakamlarıyla birlikte bu rakamın 1 milyarın üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Hâlbuki 1948 tarihinde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi konutun bir insan hakkı olduğunu bütün Dünyaya açıkça deklare etmiştir yılını Evsizler İçin Konut Yılı olarak ilan eden 58 okumamak gerekir. Örneğin, sadece yer sorunu nedeniyle değil dünyevileşmenin yan ısıra mahremiyet duygusu değiştiği için apartman tipi evler yaygınlaşmıştır.

3 M. Ruhat YAŞAR Birleşmiş Milletler bugün Habitat Gündemi ile herkese yeterli konut ilkelerini ana hedefleri içerisinde göstermiş ve bu doğrultuda 189 ulusun hükümet başkanları, 2000 yılında Milenyum Deklarasyonu nu imzalayarak 2015 yılına kadar Milenyum Kalkınma Hedefleri nin gerçekleştirilmesini taahhüt altına almışlardır (Keleş, 2006: ). Bu taahhüdün 11. hedefi 2020 yılına kadar en az 100 milyon gecekondu sakininin hayatında iyileştirme sağlanması olarak açıklanmıştır. Bu iyileştirmenin odağında bulunan konutlar ise yine Habitat İstanbul Deklarasyonu nda belirtilen özellikler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu anlamda bir konutun sahip olması gereken özellikler, yeterli mahremiyet, yeterli mekân, fiziksel erişebilirlilik, yeterli güvenlik, yeterli yararlanma güvencesi, yapısal sağlamlık ve dayanıklılık, yeterli aydınlatma, ısıtma ve havalandırma, su, atık su ve katı atık yönetimi gibi yeterli ve erişilebilir konut ve bütün bunların uygun fiyatla edinilmesi faktörlerini kapsamaktadır (www.canaktan.org). Konutla ilgili olarak birçok özelliğin ve işlevin gerekliliğinden bahsedilir. Konutla ilgili olarak verilen bu fiziki tarifler bile birçok yoksulun bir konutta oturmadığına delil olabilir. Türkiye de konut hakkı ile ilgili olarak 1961 Anayasasında 49. maddede; Devlet, yoksul veya dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcı tedbirleri alır. denilmektedir Anayasasında 57. maddenin konu başlığı konut hakkı olup içeriğinde devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır ifadesi bulunmaktadır. Ancak, Anayasalarda temel hakların belirtilmiş olması, bu haklardan herkesin yararlandığı anlamına gelmemektedir. Çünkü, sağlık hakkından yaşama hakkına, eğitim-öğretim hakkından sosyal güvenlik hakkına, çevre hakkından mülkiyet hakkına kadar uzanan birçok hak, ancak belirli bir yaşam standardına ulaşılarak elde edilebilir. Bu yaşam standardının her bir parçası aslında diğer öğeler ve haklar üzerinde etki yapar. Örneğin, devletin herkesin ruhsal ve bedensel sağlığını korumasına ilişkin anayasal ödevi konut sorununu temelde sağlık sorununun bir parçası kılmaktadır. Bu anlamda insan hakları da birbiriyle çok yakından alakalı olduğundan insan haklarının asgari düzeyde sağlanmasında sağlıklı bir konutta oturmanın önemli bir yeri vardır. Öyleyse sağlık, özel hayat, güvenlik, iletişim, korunma gibi ihtiyaçların karşılanmasında konutun gerçekten belirleyici bir yeri olduğu unutulmamalıdır. En azından yaşam hakkının bir depremle daha doğrusu sağlıksız konutlar nedeniyle insanlarının elinden nasıl alındığını çok yaralayıcı bir şekilde öğrendik. Konut ihlali geniş bir hak zeminiyle ilgilidir. Genel olarak kişilerin evlerinden çıkarılmaları veya evlerine dönmelerinin engellenmesi şeklindeki davranışlar konut dokunulmazlığı ihlali içerisinde değerlendirilmektedir (Erdoğan, 2007:157). Halbuki, ödeyemedikleri faturalarla geciktirdikleri kiralar nedeniyle sürekli ev sahibiyle bu tür sorunlar yaşayan yoksulların konut dokunulmazlığı lükstür. Bu haktan mahrumiyeti yaşayan yoksullar her zil çaldığında kapılarını gönül rahatlığıyla açamazlar. Yoksulların önemli bir kısmı önce pusuda yatar gibi dışarıyı gören bir yerden kapı önünü gözlerler ve gelenin kim olduğuna baktıktan sonra kapıyı açmaya karar verirler. Çalışmamızda dikkatimizi çektiği üzere, bazı yoksulların elektrik, su faturaları veya kirâ borçları nedeniyle kapıyı açarken, tedirgin bir sincap edasıyla, yarım açtıkları kapıda kaygıyla tetikte bekledikleri görülmüştür. Bu açıdan sözkonusu şartlar içinde yoksullar için konut hakkına sahip olmak ve onu kullanmak gerçekten zordur. 59

4 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh Konuta Kimler Nasıl Konar? Sadece mimarların değil aynı zamanda çeşitli düşünür ve aktivistlerin de istenen tipte insanlar inşa etmek, eşit ve adil bir toplum oluşturmada işlevsel bölgeler ve mimari tasarımlar inşa etme merakları öteden beri bilinmektedir. Bu yüzden arsa, mülkiyet ve konut politikası neredeyse bir ideoloji sorunudur. Nitekim olmayan yer anlamına gelen ütopyalarda, mekânın sosyal politika aracı olarak ilk kez düşünüldüğünü görmekteyiz. Sosyalizmin etkisiyle ortak mülkiyet ve kullanımı öneren bu projelerin belirgin özelliği işlevsel ve tek biçimli birimler olarak göze çarpmalarıdır 2. Ütopyalarda düşünülen şehir, sokak ve konutlar istenen tipte toplumu inşa etmenin yanı sıra o dönemde yaşanan sorunları aşmanın bir yolu olarak hayal edilmiştir (More, 1999:60). Toplu konutların revaçta olduğu bu günlerde toplumu inşa etmenin bir tarzı olarak toplu konut inşaatlarını düşünmek, kapitalizme yeni yeni ayak uydurmaya çalışan siyaset tarzımızın iktidar olma ve kontrol pratiğindeki değişmeleri anlamak açısından anlamlıdır. Bu anlamda merkezi otoritenin kamusal kira politikalarından ziyade konut sahibi olmaya verdiği önemin toplumu muhafazakârlaştıran yanı bir yana konutla ilgili bu son uygulamaların ne ölçüde alt sınıflara yarayacağı temel tartışma sorunudur. Bilindiği üzere, sosyal devlet kentin metalaşmış alanlarını, karşı müdahaleleriyle dengelemeye çalışır. Kamu konut poltikaları, kira-yatırım denetimleri ve genel olarak kentsel planlama bunlardan bazılarıdır. Ülkemizdeki konut piyasası canlı olmasına rağmen sermaye azlığı nedeniyle yeterli derinlikte olmamıştır. Batı'da arazi ve konut sunumuyla ilgili olarak ücretlerin ve ödeme gücünün yönlendirdiği kararlar, bizde merkezi hükümetin, kent yönetiminin ve gayri meşru arazi mücadelesinin (gecekondu) denetimindedir. Özellikle, kentsel arazilerin çoğunlukla devlet tarafından kontrol edilmesinin önemli sosyal ve politik etkileri olduğu bilinmektedir. Gelişmiş kapitalist toplumlarda yerleşim bölgeleri, temelde konut borsası ve arazilerin piyasa değeriyle belirlenirken bizde kentlerin bölgelere ayrılması bile idarî kararlarla olmuştur. Dolayısıyla kent alanlarının ve gecekondular da dâhil konut alanlarının gelişmesi temelde doğal bir süreç değil, toplumsal ve siyasi örgütlenmenin bir uzantısı olarak görülebilir. Bu anlamda, Osmanlı daki vakıf sisteminin de etkisiyle geniş bir arazi stoğunu elinde bulunduran devlet erki aslında konut açısından sosyal dengeyi gözetici politikalar geliştirmede önemli bir manevra imkânına sahiptir. Devletin kentsel araziler üzerindeki bu geniş tasarruf imkânı, uygulayacağı arsa ve konut politikalarıyla toplumsal sınıflar ve tabakaşma sistemi üzerinde de oldukça olumlu etkiler yapabilir. Bugün tüketim kalıplarının tabakalaşma desenindeki belirleyici etkisi güncel bir tartışma konusudur. Baudrillard, kitlesel hale gelen dayanıksız tüketim nesnelerinin sınıfsal belirleyiciliğinin azaldığını ileri sürer. Bu nedenle düşünür, gündelik tüketim nesnelerini elde etmeye yarayan belirli marjlar arasındaki gelirin sınıfsal ayrımlardaki öneminin mekân ve konut üzerinden arttığına dikkat çeker (Baudrillard, 1997:61). Bilindiği üzere marxsizm konut sorununun kapitalizmin çöküşüyle ortadan kalkacağını 2 Sosyalizmin öncülerinden Engels, kentlerde, herhangi bir gerçek "konut darlığını" anında giderecek mesken için yeterli bina olduğunu ve fazla konut sahiplerinin evlerine el koyarak evsiz işçileri bu evlere yerleştirmeyi önerir. 60

5 M. Ruhat YAŞAR savunduğundan bu konuya ilgisiz durmuştur. Hâlbuki Max Weber, Marx ın sınıfsal yaklaşımına alternatif olarak sosyal tabaklaşmada farklı toplumsal grupların statü, tüketim potansiyellerine vurgu yaparak konut sorunu açısından farklı bir tez ileri sürer. Bu anlamda yaşam şansları mekânla şekillenir ve yoksulluk marksizmin ileri sürdüğü gibi sadece üretim ilişkilerindeki konumla değil aynı zamanda eşitsiz konut dağılımıyla da belirlenir. Bu izden giden Pahl, konut sorununun kent yöneticilerinin, çeşitli sosyal hareketlerin, dernek ve vakıfların, bankaların, poltika geliştiricilerin kararlarıyla alakalı olduğunu söyleyerek analizini Weberian bir temel üzerinde sürdürür (İngram, 2008:1-3). Pahl, kaynaklara ulaşmanın sistematik olarak mekân bağlamında yapılaştığını ileri sürer. Ona göre kent konut sistemini belirleyen asıl aktörler üzerinde durulmalıdır. Bu anlamda dağılımda belirleyici olan değerler, düşünceler, ideolojiler ve etkileşim kalıpları oldukça önem taşır. Bilindiği üzere Weber, sosyal grupların tüketim ve statülerine göre farklılaştıklarını ve bu unsurların onların yaşam şanslarına olan etkisine değinmiştir. Bir tüketim nesnesi olarak muhitin ve konutun yaşam şanslarını belirlemedeki etkisi fiziksel donanımının ötesinde sosyal sermaye içeren yapısında aranmalıdır. Neyi bildiğimizden çok kimleri tanıdığımıza vurgu yapan İngiliz atasözü (bütün kitle iletişim olanaklarına rağmen) aslında üstü kapalı olarak zaman geçirilen muhitin önemini ima eder. Çünkü, elde edilen imkânlara bağlı olarak farklı mahalle örgütlenmeleri ve yaşam biçimleri sınıf bölünmelerini derinleştirmektedir. Bunun yanı sıra konut kredilerinin kullandırılmasında sınıflara göre oluşan farklı sunumlar, görece üst sınıfta bulunanların, konut kredisi finansmanında avantajlı imkânlara sahip olduğu ölçüde, diğerleri karşısındaki üstün konumunu pekiştirebilir. A.B.D. ve Britanya da zengin alanlarda çok daha düşük konut yoğunluğu yoluyla mekânsal eşitsizliğin yaratıldığı ve bununla da sınıfsal eşitsizliğin pekiştirildiği bilinmektedir (Urry, 1999:25-28). Jhon Rex ile R. Moore Birmingham da yaptıkları bir araştırma sonucunda toplumsal grupların arzu edilen şehir alanlarında konut sahibi olma mücadelelerini sınıfsal kavramlaştırmada temel bir belirleyici olarak yorumlamışlardır. Onlara göre kentlerdeki toplumsal etkileşimin temelinde yatan temel süreç az bulunan ve istenilen konut tipleri için yürütülen rekabettir (Marshall, 1999:428). Her ne kadar bazı eleştirmenler Rex'in "konut sınıfları"nı sınıfsal çatışmaların bir parçası olduğunu söyleyerek konut imkânlarını bir toplumun sınıf yapısının genel karakterine katkıda bulunan ikincil bir olgu olarak değerlendirseler de Rex ve Moore kentsel çatışmaların, sanayi alanındaki çatışmalar kadar kronik ve yoğun olduğunu ve konut piyasasının sanayi piyasasına doğrudan indirgenemeyen kendine has özellikleri olduğunu vurgularlar. Kamu konutlarının ve ev kredileri için istenen vasıflar konut üzerindeki sınıf mücadelesinin iki ana öğesidir. Çünkü kamu konutları gerekli talebi karşılayamayamadığından kredi başvuru şartları elenecek gruplar için belirlenir. Ev sahibi olmak isteyen ve bu amaçla konut kredisi almaya çalışan insanlar eşit imkânlara sahip olmadıklarından farklı sınıflar konut niteliği ve kredi kullanımı konusunda kendilerine uygun bir tahsis sistemini savunacaklardır. Rex'e göre konut sınıfları, en değerli yerlerde kendi mülküyetinde yaşayan insanları; bu evlere konut kredisi yoluyla "sahip olanları"; daha az talep gören yerlerde, konut kredisiyle aldıkları konutlarda yaşayanları; şahsa ait evlerde kirada oturanları ve devlete ait konutlarda kirada oturanları kapsar. Ülkemiz bazında düşünülecek olunursa 61

6 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh yukarıdaki konut sınıflarının kısmen bizde de benzer şekilde farklılaştığını kabul etmekle birlikte kiralık devlet konutları ve lojman konusunda aynı şeyi söyleyemeyiz. Genelde üst düzey bürokratlar başta olmak üzere devlet çalışanlarına lojman tahsisinin sınıfsal pozisyonu tahkimi üzerinde durulması gereken bir konudur. Devletin masraflarını karşıladığı bu lojmanlarda halen bazı devlet memurlarının piyasaya göre daha az para ödeyerek oturdukları bilinmektedir. Hem statü hem de ekonomik anlamda katma değer yaratan lojman imkânları ülkemizde epeydir, etrafı telli duvarlı ortamlarda sırtını devlete dayamanın, farklı sınıf algısının ve ötekileştirmenin önemi bir aracı olmuştur. 3 Görselliğin giderek daha fazla önem kazandığını ve aynı nedenle farklılığa yapılan vurgunun mekânın değişim değerini arttırdığını biliyoruz. Görselliğin bu artan önemi konutların benliğin sunumundaki önemini de arttırmaktadır. Bu anlamda üst gelir grupları değişim değerini alt gelir grupları ise kullanım değerini baz alarak konut arayışında bulunurlar ve topluluklar da aynı kaygılarla mekânsal izdüşümlerde oluşur ve bu yüzden üst gelirliler geniş bir hareket alanına sahipken yoksullar kıstırılmışlıkla zorunlu hareket arasında sıkışırlar. Hâlbuki mekânını ve konutunu seçme eğilimi bugün statü arayışının gittikça artan bir eğilimi olarak göze çarpmaktadır. Pek çok kentte en varlıklı konut sınıflarında yaşayanlar, kent merkezinden iç kentin kırsal alanlarına veya bazen tamamen kent dışına taşınmaktadırlar. Konut kredisiyle alınmış evlerin daha az ayrıcalıklı sahipleri de, dış kırsal alanların sürekli yayılmasına yönelik bir eğilim yaratmaya yardımcı olarak, iç kentten uzaklara taşınmaya çalışmaktadırlar (Harvey, 1993). Devletin hem konut kredisi, hem de kamu konutu vermediği, bu nedenle çoğu kez ev kiralamaya zorlanan gruplar genellikle, kamu konutlarındakilerin sahip oldukları kira denetimi ve korumasından yoksun oldukları için vicdansız ev sahipleri tarafından kullanılmaya karşı savunmasız durumlarda yaşarlar. Bu gruplar genellikle kent içindeki en kötü evlerde veya kentin çeperinde yer alan bakımsız ve eski evlerin bulunduğu mahallelerde yaşarlar (Rex ve Moore, 1967). Konut piyasasındaki konumun emek piyasasının ötesinde etnisite, yerlilik ve veraset gibi birçok avantajla alakalı olduğunu ifade eden Rex merkezi otoritenin kamusal konut sektöründeki bürokratik düzenlemeleri ve yerel otoritenin de öncelikli iskân düzenlemeleri aracılığıyla düzensiz geliri olan birçok aileyi aşağı konuma mahkûm ettiklerini belirtirler. Aslında bütün bu planlamaların olduğu gibi, ideoloji ve ütopyaların da gelip durduğu nokta mülkiyet paylaşımının sınırlarıdır. Nasıl ki mülkiyet hakkı uygun ve yeterli toprağın herkes için kalmaması sonucunda doğmuşsa konut hakkı da herkes için yeterli miktarda konut ve arsa olmadığı fikriyle ortaya çıkmıştır. Bizce sorun yeterli miktarda konut ve arazinin olmaması değil, bu mevcuttaki dağılımın düzensizliği ve adaletsizliğidir. Mülk ve arsa sahipliği sosyal tabakalaşmada bireylerin bulunduğu yeri anlamamız açısından önemli bir veri sunar. Bugün, zenginler kent arazisinin %90 nına 3 Ülkemizde kiralık devlet konutlarının olmamasını ideolojik nedenlere yani kapitalizmin etkisine bağlayanlar olduğu kadar bunu sermaye ve örgütlenme sorununa bağlayanlar da olmuştur. Ancak şimdiye kadar gecekondularla geçiştirilen konut sorununun azalan kent arazileri nedeniyle kronik hale geldiği düşünülürse kiralık belediye ve devlet konutlarının olması kaçınılmaz gibi görülmektedir. 62

7 M. Ruhat YAŞAR sahipken ve dünya kadar açık alan varken yoksullar arazinin %15 lik kısmında balık istifi yaşamaktadırlar. Çalışan kesimlerinin sahip oldukları konumu sahip oldukları mülkle ilişkilendiren bir çalışmada işsizlerin (%7.4) hiçbir mülk gelirine sahip olmadıkları tespit edilmiştir (Köse ve Karahanoğulları, 2002:32). Birçok gelişmekte olan ülkelerde özellikle de Asya ve Afrika şehirlerinde arsaların büyük bir kısmının azınlık sayılabilecek bir nüfusun elinde bulunduğu tespit edilmiştir. Keyder ve Dündar, ayrı ayrı yaptıkları çalışmalarında Ankara ve İstanbul daki spekülatörlerin paralarını gecekondu bölgelerinin lüks semtlere dönüştürüldüğü arazilere yatırarak siyasi nüfuzla elde ettikleri inanılmaz kârlara değinirler. Daha korkunç bir örneği Mısır ve Suudi konut sektörü üzerine veren Jeffery Nedoroscik ise bir milyondan fazla apartmanın boş olduğu Kahire nin yarısının boş binalarla dolu olduğunu ve şehir beş yıl içinde ikiye katlanmasına rağmen konut krizinin hala devam ettiğini belirtir. Aslında konut sahipliği dağılımında Türkiye de de benzeri bir durum söz konusudur. Hali vakti yerinde olanlar gerek kültürel bilinçaltı gerekse kâr amaçlı olarak fazla sayıda konut alımına yönelmekte, bu ise mevcut piyasada hem konut hem de arsa fiyatlarını yukarı çekerek asıl konut ihtiyacı olanların mağdur olmalarına yol açmaktadır. Sorunu mevcut sistemlerin kötü vergilendirmeye ve vergi toplamadaki yetersizliğe bağlayan Nick Devas üçüncü dünyadaki on kent arasında yaptığı karşılaştırmalı analizinde durumu iyi olanların vergilendirilmesi yönünde ciddi bir çaba olmamasına vurgu yapar (Devas, 2003:6-7). Nijerya, Jamaika, Kano ve Meksika da da genelde durum bundan farklı değildir. Meksika da hali vakti yerinde olanlara ayrılan devlet fonları konut fonlarının %50 sini kullanırken en yoksul kesime hizmet eden fonların toplam fonlara oranı %4 civarında kalmaktadır. Bu anlamda bir yanda, az vergi verip devlet hizmetinden daha fazla yararlanan zenginler diğer yanda ise kendilerine verilen konut sözlerinin tutulmadığı yoksullar bulunmaktadır. Yine Castells Fransa daki yoksullarla ilgili düzenlemeleri kastederek, sağlıksız bölgelerde daha dar uygulamaların yapıldığını belirtir. Sermayenin bu alanlara kayda değer katkı yapmadığını iddia eden yazar buralardaki konut alanlarına açık alanların ve okulların yapılmadığından şikâyet etmektedir (Devas, 2003:6-7). Sonuçta bu program aracılığıyla kent merkezinin yüksek tabakadakilere banliyölerin ise aşağı tabakadakilere hasredildiği ifade edilmektedir. Böylece bu program aracılığıyla devletin üretim ve idari açıdan merkezileşmesine müdahil olarak sınıfsal konumları sağlamlaştıracak kent sistemini yeniden ürettiği ifade edilmektedir. Geçmişten Günümüze Konut Politikaları Konut politikaları konusundaki aktörler konut alanlarının planlanması, yaşama geçirilmesi ve kamusal hizmetlerin sunulmasında belirleyici olduklarından bu aktörleri ve onların geçmişten günümüze kadar gerçekleştirdikleri rolleri irdelemek önem taşımaktadır. Türkiye de uygulanan konut politikaları genel olarak dönemi, dönemi ve 1980 sonrası olmak üzere üç ayrı dönemde incelenmektedir. Bu dönemlerin hemen hepsinin ortak yanı yoksulları hesaba katmayan bir uygulama mantığına sahip olmalarıdır. Bu politikalarda gerek finansman, gerek planlama gerekse uygulama noktasında ciddi eksiklikler göze çarpmaktadır. Neredeyse önce şehirler ve konutlar mantar gibi çıkmış sonra da, artık nasıl bir planlama anlayışıysa, bu sonuçlara göre planlama arayışı ortaya çıkmıştır. Kervan yolda düzelir mantığıyla yapılan bu 63

8 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh uygulamalar konut sorununun ve beraberinde de sosyal sorunların artmasına neden olmuştur. Halbuki, planlamanın mantığı olası sorunları da göz önünde tutarak süreci başından itibaren kontrol etmeye dayanır. Bizde maalesef yönetim erki hayatın gerisinde kalarak cari olana, yani sonuca göre plan yapmaya kalkmıştır. Ülkemizde genel anlamda konut politikalarında yaşanan bu plansızlıklar ve konut üretmedeki yetersizlikler yoksulluğun derinleşmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Konutla ilgili birinci dönemde ( ), savaşla tahrip edilen kentlerin imarı, göçle gelen soydaşların yerleştirilmesi ve memurların konut sorunlarının giderilmesi ve konut kiralarının sınırlandırılması gibi dolaylı çareler üzerinde yoğunlaşılmıştır (Keleş, 2006:523). Daha öncelikli sorunların ele alındığı bu süreçte kıt kaynaklar nedeniyle imar problemlerinin çözümü özel teşebbüslere bırakılmış, bu nedenle konut yapımında emlak vergisi ve ithal yapı malzemeleri için gümrük muafiyeti uygulaması yapılmıştır. Bu dönemde konut sorunlarını çözebilmek amacıyla 1926 yılında Emlak Kredi Bankası kurulmuşsa da bu kurumun 1946 yılına kadar etkisiz kaldığı bilinmektedir (Tosun, 2005:7). Sonuç olarak bütün halkın yoksul olduğu, ekonominin olduğu kadar sosyal yaşamın da sorunlarla dolu olduğu bu ilk yıllar konut açısından da durgun geçmiştir. Oysa aynı yıllarda birçok Avrupa ülkesinde kamu kuruluşlarının konut edindirmede başat rol oynadıkları bilinmektedir. Örneğin İngiltere de devlet kuruluşları iki dünya savaşı arasındaki yıllarda konut üretiminin dörtte üçünü karşılamışlardır (Keleş, 2006:428) döneminde, konut politikası gecekonduların önlenmesine yönelmiş 4, ancak büyük sorunlar yaratan gecekonduları engellemek amacıyla 1948 yılında kurulan İmar ve İskân Bakanlığı da bu ciddi soruna çare olamamıştır yıllarında çıkarılan yasalara rağmen ne konut sorunu çözülmüş ne de gecekondular engellenebilmiştir (Sey, 1998:285). İsmi gecekondu olarak ilk kez 1966 da kayıtlara düşen bu yeni yerleşim tarzını engellemek için bina teşvik yasaları birbiri ardına çıkarılmış olsa da istenen sonuçlar alınamamıştır (Keleş, 2006:524) sonrasında dar gelirlileri konut edindirmek için Emlak ve Kredi Bankası kurulmuş ve bu kurum 1946 ile 1980 yılları arasında konut üretmiştir. Ancak, bu süreçte devletin yaptığı konut projelerinin daha çok üst gelir gruplarına yöneldiği ifade edilmektedir (Görgülü, 2003:51). Yine bu dönemde (1951) Belediye yasasında konut yetkisinin Belediyelere verilmesi (Keleş, 2006:524) ve dar gelirli gruplara konut kredileri sağlamak için Sosyal Sigortalar Kurumu oluşturulması gibi gelişmeler yaşanmışsa da bu dönemde desteklenen konut kooperatifleri konut piyasasının sadece % 10 unu oluşturmuştur (Balamir, 1996: ) Konut yapımında 1950 li yılların başlarında başlayan apartmanlaşma 1965 te kabul edilen Kat Mülkiyeti Kanunu yla hız kazanmış (Balamir, 1996: ), ancak bu gelişmeler çarpık kentleşmenin ve gecekonduların artmasına paralel bir seyir izlemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren toplu konut yapmayan ama devlet arazisini de kullandırmayan politik anlayış sonraki dönemlerde popülizmi ve himayeciliği benimsemiştir da 775 sayılı yasa ile gecekondunun varlığı resmen yılında bin olarak tahmin edilen gecekondu sayısı, yoğun kentleşme nedeniyle 1953 te 80 bin, 1960 ta ise 240 bin olmuştur. Yine, yılları arasında %20.1 olan kentsel nüfus artışının arasında %80.2 olduğu görülmektedir. (Keleş, 1978: 26). 64

9 M. Ruhat YAŞAR kabul edilmiş ve kentte yerleşebilmeye yönelik resmi olanaklar ve kurallar getirilmiştir. Nihayetinde gecekondu, kente eklenen bir öğe olmaktan çıkıp, kentin temel rantlarını paylaşma hakkı isteyen bir güce erişmiştir (Şenyapılı, 1998:311). Ancak gecekondularla ilgili bu gelişmeleri sadece göçenlerin sorunu olarak kabul edip tek taraflı bir yanlış olarak değerlendirmemek gerekir. Çünkü 1950 li yıllardan itibaren başlayan sanayideki gelişmelerle kentlerde ortaya çıkan ucuz işgücü açığının, bir nevi sosyal uzlaşma sonucunda gecekonduları kente monte ettiğini söyleyebiliriz. Bu süreçte gecekondu çalışanları kendi barınma sorunlarını kendileri çözdüklerinden hem emek maliyeti hem de göçün devlete yükleyeceği sosyal harcama maliyeti azalmıştır. Ancak, 1980 den sonra, gecekonduların da kâr döngüsüne dâhil edilmeleri özellikle içinde siyasilerin de olduğu yeni bir arsa-konut sorununu tetiklemiştir. Bir taraftan ticari rantı bir taraftan da siyasi rantı arttırmak için devlet arazilerini yağmalatan himayeci anlayış gecekondu nüfusuyla birlikte büyüyen genel bir konut sorununa yol açmıştır. Öyle ki, DPT nin verilerine dayanılarak hazırlanan bir raporda evlerini kendi elleriyle yapanların oranının ticari amaçlı gecekondu yapanların yanında çok önemsiz kaldığı belirtilmiştir. Bu ayrıntı ise gecekonduyu kendi elleriyle yapan yoksullarla ticari gecekonducular arasındaki turnusol olarak yorumlanmaktadır (Ocak, 2002:101) tan başlayan planlı dönemde, konut sorunu ve kent planlaması her zaman üzerinde önemle durulmuş konular olmasına karşın uygulamada fazla bir mesafe alınamamıştır. Bu dönemde 1961 Anayasasıyla birlikte, dar gelirli ve yoksul ailelerin barınma gereksinmelerinin giderilmesi görevinin devlete verilmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte uygulamada istenen gelişmeler sağlanamamıştır Konut sorunlarının ilk kez kalkınmayla ilişkilendirildiği ve bir bütün olarak ele alındığı bu dönemde halk konutu adı verilen ucuz, küçük konutlar için teşvikler yapılmış ancak bu konut yatırımları gereksinimleri karşılamamıştır (Keleş, 2006: ). Bu süreçte gecekondu alanlarına alt yapı götürülmesi, gecekonduların iyileştirilmesi, iyelik durumunun normalleştirilmesi gibi politikaların yanı sıra kent imarı ve konut yapımı için Toplu Konut Fonu oluşturulması ve konut kesiminde özelleştirme politikaları da güdülmüştür. Ne var ki, düşük düzeylerdeki sermaye birikimi, özel ve kamu kaynaklarının yetersizliği nedeniyle nüfusa oranla gerekli yapı üretimi olmadığından yeterli gelişme yine sağlanamamıştır 5. Nitekim, yılları arasında kooperatif oranının % 10 un altında kaldığı görülmektedir (Keleş, 2006:439). Konut piyasasında etkili olan bir diğer gelişme ise kooperatifçiliğin sunduğu devasa konut imkânları olmuştur sonrasında, ülkedeki sosyal konut gereksinimini karşılamak üzere 1981 tarihli 2487 sayılı Toplu Konut Kanunu çıkarılmış (Tapan, 1998:376) ve kaynak kullanımında önceliğin kooperatiflere verilmesiyle birlikte kısa sürede çok sayıda kooperatif birlikleri kurulmuştur. Türkiye de konut alanındaki en 5 Emre Kongar gibi bazı sosyologlara göre konut sorunundaki temel neden devlet yetkililerinin planlama olgusuna sıcak bakmamalarından kaynaklanmaktaydı. Bu açıdan konut sektörüyle ilgili merkezi yönetimin yeterli desteğinin olmayışı ve liberal politakalar kayıt dışı konut sektörünün ve gecekondu yapılaşmasının temel nedeni olarak görülmektedir. Halbuki, konut sorunu sadece kapitalist ülkelerde değil az gelişmiş bütün toplumlarda örneğin, sosyalist ülkelerde de çok kötü örneklerle görülmüştür. Özellikle sanayileşme döneminde SCBB deki işçilerin dağın eteklerine kazılmış mağaralarda kaldıkları bilinmektedir (Karpat, 2003:34). 65

10 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh büyük kamu atılımı 1981 yılında çıkarılan bu toplu konut yasası ile gerçekleştirmiştir. Bu süreçte, Toplu konut İdaresi, arasında konuta kredi sağlamış ve desteklenen konutların % 85,7 sini kooperatif konutları oluşturmuştur (Özüerken, 1996:363). Böylece, konut kooperatiflerinin konut üretimindeki payı 1980 de % 9 düzeyinde iken, 1990 da % 25 e yükselmiştir. Toplu Konut İdaresinin kurulmasıyla, 1984 ten itibaren 5 yıllık süre içinde yapılan kooperatifler, geçmiş 50 yılda yapılan konut sayısının dört katına çıkmıştır. Günümüzde bu oranın % 30 un üzerine çıkmış olduğu söylenebilir. (Keleş, 2002:451). Ancak bütün süreç içerisinde Berkman ve Osmay ın haklı olarak belirttikleri üzere bu yapılar, orta sınıfların arkasına devlet desteğini de alarak rant paylaşımında kaybettiklerini geri alma amacına hizmet ettiğinden alt sınıflara herhangi bir fayda sağlamamıştır. Bu süreçte üyelerini ağırlıklı olarak aynı sosyal ve ekonomik kesimden toplayan kooperatif oluşumları yerlerini, üyelerinin gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan farklılaştığı rant amaçlı kooperatif sistemine bıraktıkça dar gelirlilerin kooperatif aracılığıyla konut sahibi olmaları zorlaşmıştır yılları bir yandan ülkeyi kasıp kavuran terörün, siyasi istikrarsızlıkların olduğu diğer yandan dünyaya entegre olma çabaları ile küresel aktörlerin ekonomide söz sahibi olmaya başladıkları yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu süreçte hükümetlerin konut edindirmeden çekilmesi gerektiği, IMF ve Dünya Bankası destekli liberal ekonomi tarafından sürekli dile getirilmiştir. Bu konuda devletin konut gibi ortak tüketim alanlarına müdahalesinin kentle ilgili her tür girişimi siyasileştirdiği ve bunun kentsel krizin derinleşmesine yol açtığı ileri sürülmüştür. Bu anlamda devletin konuta yönelik çıkartması, ister kiraların sabitlenmesi ister kendi eliyle konut yapılması şeklinde olsun bu sektörde özel girişimin yeni konut yapımlarını olumsuz etkileyerek uzun vadede konut açığını arttıracağı ifade edilmektedir lerin sonu ve 80 lerden itibaren Yapısal Uyum Programlarında, devletin konut edindirme politikalarından vazgeçmesi gerektiği önerilmiş ve bunun gelişmekte olan ülkelerin konut sorunlar üzerinde önemli etkileri olmuştur (Davis, 2007:85). Öyle ki üçüncü dünya ülkelerinde var olan konut ihtiyacına karşın konut arzının yeterli olmadığını özellikle de bu arzın yoksulların ilgisi dışında kaldığını ifade eden Berner e göre devlet, toplu konuttan ziyade toplu konut yıkımından sorumludur. Nitekim Uluslarası Çalışma Örgütü (ILO) de, üçüncü dünyada resmi konut arzının yeni konut stokunun ancak % 20 sini karşıladığını belirtmektedir (BM-HABİTAT, 1996:239). Ülkemizde de kalkınma planlarında konut yatırımlarına ayrılan paya bakıldığında bunun % 17 yi geçmeyeceği öngörülse de piyasadaki talebin fazlalığı bu oranı sürekli % 20 lere kadar taşımıştır yılından itibaren de politikacılarca desteklenen bireysel kredi yolu 1981 yılından itibaren toplu kredilerin yerine geçmeye başlamış (Keleş, 2006:526). Yine bu bu dönemde ( ) yüksek faiz nedeniyle insanların konut yapmaktan, evini kiraya vermekten vazgeçip paralarını, mülklerini bankerlere kaptırdığı ve konut piyasasının da buna paralel olarak sıkıntıya girdiği görülmüştür (Keleş, 2006:531) ların sonuna doğru hız kesen kooperatif sevdası devletin de piyasadan çekilmesi üzerine arsa rantlarıyla gelişen yapsatçılığı doğurmuştur. Yapsatçılık olarak bilinen Türkiye örneğinde konutlar üretilirken (Pınarcıoğlu ve Işık, 2006: ) sadece arsa sahibi ve müteahhit değil aynı zamanda emeğinin karşılığında ücret alan 66

11 M. Ruhat YAŞAR veya ev sahibi olan işçi aileler de bu ittifaktan payını almışlardır. Türkiyeye özgü apartmanlaşma ve gecekondu yapılaşması başlangıçta emek yoğun işlerde çalışan yoksullar için de önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Ancak daha sonraları durum değişmiştir. Nakit sıkıntısının yaşanmadığı bu ittifaktan elbette en önemli kârı arsa sahipleri almış ve süreç içerisinde arsa bedellerindeki yükselme nedeniyle çalışanlar aleyhine bir mekanizma gelişmiştir. Durum böyle olunca hem kat fiyatları hem de arsa fiyatları el yakmaya başlamış ve böylece dar gelirlilerin konut sahibi olmaları tamamen hayal olmaya başlamıştır. Kat mülkiyeti kanunuyla desteklenen yapsatçılık uzunca bir dönem orta sınıfların konut edinmelerini sağladıysa da arsa sahibiyle yapsatçı ve emekçi arasındaki gerilimin yanısıra yaşanan ekonomik sorunlar ruhsatlı konut yapımında önemli bir düşmeye yol açmış, bu ise başta dar gelirliler olmak üzere bütün çalışanlar ve yoksullar üzerinde ciddi bir konut baskısına yol açmıştır. Nitekim 70 li yıllarda % 30 bedel karşılığında verilen arsaların 80 sonrasında % bedelini aştığı bir gerçektir. Yapsatçıların yaşadıkları kâr marjı darlığı onları yeni arsa sahipliği yoluyla konutlar yapmaya yöneltmiş ama onların bu girişimleri devletin konut kooperatiflerine verdiği destekle gittikçe azalmıştır. Ancak bu süreç de fazla sürmemiştir. Emlak ve Kredi Bankası nın 2000 li yılların başında kapatılması konut sektöründe bir dönemin sonu olarak değerlendirilebilir. IMF ve Dünya Bankasının batık kredileri gerekçe göstererek bankayı kapattırması ülkenin yerel kaynaklara dayalı konut finansmanı konusundaki tüm deneyimini ve bu konudaki toplumsal güveni olumsuz etkilemiştir. Son yıllarda arsa rantçılığıyla yapsatçılığı birleştiren sermaye artık yeni zenginler için olmadık lüks siteler yapmaya başlamıştır. Bireyselleşmenin arttırdığı müstakil ev arayışları yerini, bir yandan mahalle özlemi bir taraftan da statü tahrikiyle gelişen güvenlikli sitelere devretmektedir (Perouse ve Danış, 2005:93-113) yılından itibaren lüks konut ve villalarda yüksek satış oranları dikkat çekmektedir. İnşaatların büyük bir kısmının daha başlamadan satıldığı söylenen bu projelerde birim fiyatların 200 bin ABD doları ile 2 milyon ABD doları arasında değiştiği ifade edilmektedir (TOKİ, 2006a:72). Sadece deprem, trafik, gürültü ve güvenlik sorununu değil yoksullara etiketlenmiş her tür riski arkasına bırakarak gelişen bu yeni konut alanlarının gelişmiş alt yapı, konfor ve estetiği birleştiren bir kurguya sahip oldukları gözlenmektedir. Son yıllarda gelişen bu güvenlikli site ve rezidanslar, dışa açılımcı ekonomik politikalarla zenginleşenlerin vazgeçilmez mekânları haline gelmektedir. Aylığı 3-4 milyara varan bu saraycıklar bir yandan üst sınıfların tüketim kültürünü yansıtırken bir yandan da, şehir merkezinden, içerdekilerden kaçmayı ifade etmektedir. Kamu hizmetleri yerine kameralı, özel güvenlik şirketlerinin tercih edildiği bu yeni konutlar elbette steril ve yeni bir yaşam tarzını simgelemektedir. Seçkinliğin, yeni kimlik arayışlarının ve ayrıcalığın adresi bir anlamda konut ve yerleşim alanlarında simgeleşmektedir. Mekândaki bu yarılma bir yandan sosyal yarılmayı bir yandan da merkezdeki bazı mahallelerin çöküntü mahalleleri haline gelmesine yol açmaktadır. Sosyal yaşamı daraltan bu süreç zenginlerin steril mekânlarda yoksulların ise daha fazla oranda çöküntü mahallelerde, kötü ve eski konutlarda yaşamaları anlamına gelmektedir. Konutta Mevcut Durum Konut sorunu nüfus artışı, göç ve şehirleşme hızına bağlı olarak ortaya çıkan çarpık şehirleşmenin en büyük göstergelerinden biridir. Ekonomik ve sosyal politikalar açısından bakılacak olunursa bu sorun temelde yoksullukla alakalıdır. Çünkü aşırı 67

12 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh kentleşmeyi iş arzı değil yoksulluk üretmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise kırsal alandaki ve taşradaki yoksulluk ve altüst oluştur. Kent hayatındaki yetersizlik kırsal alandaki yetersizliğe tercih edilmekte ve bu akış kötü yönetimlerle birleşince gecekondulaşma ve yetersiz konut problemini doğurmaktadır. İster sosyalist ister kapitalist olsun çoğu ülkede ama özellikle de az gelişmiş ülkelerde gecekondu sorunu konut sorunuyla birlikte gittikçe büyümektedir. Konut sorununa ciddi ve kalıcı çözümlerin olmaması durumunda gecekonduların geleceğimize ipotek koyması kaçınılmaz gibi gözükmektedir. Davis Dünya nın büyük kentleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki gecekondu olgusunun devasa hacmi karşısında şunları söyler: Velhasıl geleceğin kentleri ilk dönem şehir planlamacılarının tasavvur ettiği gibi cam ve çelikten değil büyük oranda kaba tuğla, saman, geri dönüştürülmüş plastik, briket ve hurda tahtalardan inşa edilecektir. 21. yüzyılın kent dünyası gökyüzüne yükselen ışıklı kentler yerine büyük oranda çerçöp, dışkı ve pislik içine gömülmüş kentlerden oluşmaktadır. Davis e göre çağımız kent sakini kent hayatının ilk dönemlerinde 9 bin yıl önce Anadolu nun Çatalhöyük yerleşim birimindeki dayanıklı kerpiç evlerine imrenmesi işten bile değildir. Planlama uzmanı Guatam Chatterjee, bu eğilim devam ederse gecekondu mahalleleri dışında hiçbir kentimizin olmayacağını vurgular (Davis, 2997:34). Çoğu gelişmekte olan bu kentlerin %29 una polislerin giremediği ve tehlikeli bölgeler olarak adlandırılan bu tip yerlerin Latin Amerika daki oranının % 48 e vardığı bilinmektedir (TOKİ, 2006a:9). Ülkemizde, başlangıçta, Marshall yardımları, tarımda modernleşme ve ithal ikameci sanayi, daha sonra da tarımdaki sübvansiyonun geri çekilmesi, ürün fiyatlarının çöküşü, kuraklık, toprağın parçalanması kırsal alanlardan kentlere yönelik göçü hızlandırmıştır. Bunun yanı sıra yerel güvenlik ağlarının çöküşü, sağlık, eğitim ve diğer kamu hizmetlerinden uzaklık ve uzakları yakın kılan ulaşım, köyden kente ve kentten de büyük kentlere olan göçü hızlandırmıştır. Ancak, bütün bu faktörler içerisinde sayılmayan bir etken daha var, o da evsizlik ve mülksüzlük. Özellikle de evsizlik, göç ve hareketlilikte çok önemsenmelidir. Çünkü evi olanların ve özellikle de vadeyle ev sahibi olanların yer değiştirme olasılıkları düşer, olmayanların artar. Bu durumun her ne kadar iş amaçlı ve olumlu sayılabilecek hareketlilikleri engelleyeceği söz konusu olsa da bunu yoksullar için söylemek pek doğru değildir. Göç günümüzdeki yoksulluk probleminin temel özelliklerinden biridir. Özellikle son zamanlarda göçün niteliğindeki önemli değişmeler yoksulluk üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bugün terör nedeniyle yaşananan zorunlu göç olgusu, bu sele hazırlıksız yakalanan kentlerde taşları yerinden oynatmıştır 6. Yaklaşık 15 yıldır devam eden Doğu-Batı, Kuzey-Güney eksenli bu göç sürei ciddi alt yapı sorunlarına neden yılında terör nedeniyle yaşanan göç, toplam göç nedenleri içinde % 7 iken arasında bu oran % 64.5 e 1993 yılında ise % 83.4 e yükselmiştir (Türkdoğan, 2006:84) yılları arasında sadece Diyarbakır yöresinde kişinin göç ettiği ve bugün bu oranın civarında olduğu ifade edilmektedir. Sekiz yıl içinde bölgemizde köy ve köy altı yerleşimlerden göç eden hane sayısı dir. Her ailenin yaklaışık 5 kişiden oluştuğu düşünülürse yaklaşık 250 bin kişinin kırsal alandan göç ettiğni söyleyebiliriz. Artık sülale ve köy göçlerinin belirleyici olduğu bu sürecin 1997 yılından itibaren yavaşladığı (% 28) ve az da olsa geri dönüşlerden bahsedilmektedir (Türkdoğan, 2006:43-84). 68

13 M. Ruhat YAŞAR olmuş, insanların barınma ihtimallerini çok olumsuz etkilemiştir. Doğu dan yapılan göçün yönü konusunda net bilgiler olmamakla birlikte, söz konusu göçlerde yakınlığına göre bazı illerin ve kırsal nüfusun yine bu bölgedeki şehir merkezlerine gittiğini tahmin edebiliriz. Çünkü, 1960 ile 70 li yıllar arasındaki göçte mesafe ne olursa olsun göçen insanların çoğu büyük şehirlere doğru ve tek hamleli bir hareketlilik gösteriyorlardı.. Ancak şimdi, göçlerin genelde yakındaki şehirlere ve aşamalı tarzda yapıldığı görülmektedir (Karpat, 2003:141). Bu durum D. Anadolu ve Güney Doğu bölgesindeki illerde konut sunumu açısından ciddi önlemler alınmasını gerektirmektedir. Konut seçimi üçüncü dünyadaki yoksullar için ince bir denklemin üstesinden gelmek anlamına gelir. Turner e göre konut bir fiildir. Ona göre kente yeni gelenler önce iş bulabilmek için kent merkezine yakın ya da güzergâhtaki bir yere yerleşirler ve iş bulduktan sonra da mal mülk edinecekleri dış mahallelere taşınırlar. Yoksul kentliler konut maliyeti, zilyetlik güvencesi, barınma kalitesi, iş güzergâhı ve kişisel güvenlik arasında bir denge kurmaya çalışırlar. Bazıları konut güvenliğini, bazıları işe yakınlığı, bazıları da bedava arsayı yerleşim önceliği olarak düşünürler (Davis, 2007:45). Yoksul kentlilerin beşte biri ya da üçte biri kent çekirdeğinde veya merkeze yakın eski kiralık evlerde yaşamaktadır. Bazı ülkelerde yoksullar eski burjuva evlerinde, bazıları yoksullar için yapılmış ucuz ve bakımsız konutlarda bazıları ise köhne yapılarda kalmaktadırlar. Bazı ülkelerde yoksul evleri tek odalı kafesler, kaldırımlar üzerine tenekelerden yapılmış derme çatma barınaklar ve çok kötü gecekondular şeklinde bir görünüm sunarken ülkemizdeki yoksul mekânları görece daha iyidir. Bununla birlikte genelde kayıt dışı anlaşmalarla kirada oturan ve oldukça dağınık, süreksiz yerleşimleri bulunan yoksul kiracıların durumu her zaman kötü ve belirsizdir. Kentlerdeki ve özellikle büyük kentlerdeki konut mülkiyeti oranları, göçlerle kıyaslandığında Türkiye ortalamasına göre oldukça düşük kalmaktadır. Nitekim, Türkiye de ortalama % 70 dolayında olan konut mülkiyeti kentlerde % 50 ye, büyük kentlerde ise % 40 a düşmüştür. Bu süreçte, sağlıksız ve izinsiz konut yapımı ülkenin temel sorunlarından biri haline gelmiştir (TOKİ, 2006a:65). Kentleşme hızına bağlı olarak konut talebi arttıkça devletin geri çekildiği bu alan, enformel sektörün belirleyici olduğu çarpık yapılaşmaya sahne olmaktadır. Üstelik bu nüfus baskısı sadece gecekondular şeklinde kendini göstermemektedir. Özellikle taşradaki Belediyelerin imar izni verdiği yapılaşmalar bile oldukça plansız ve sorunlu doğmaktadır. Yani yapılan planlar bile bırakın uzun vadeyi kısa vadede bile başta trafik olmak üzere birçok konuda yetersiz kalmaktadır. Elbette kentleşme sorunlarında en ciddi sıkıntı kentin fiziki görünümü değil, onunla birlikte gelişen yoksulluk ve buna bağlı sorunlar oluşturmaktadır. Konut yetersizliği bir yandan toprak rantını büyütürken, öte yandan da kira miktarını arttırarak alt gelirlilerin ciddi sorunlarla karşılaşmalarına yol açmıştır. Sayılarla Konut İhtiyacı Ülkemizde, konut meselesine makro açıdan bakan inceleme sonuçlarına göre, konut ihtiyacı, nüfus artışından kaynaklanan demografik faktörlerle elverişsiz meskenlerin yaşanabilir hale getirilmesinden kaynaklanan yenileme faktörlerinin toplamından oluşmaktadır. Ancak ülkemizde konut talebinden çok konut ihtiyacı 69

14 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh bulunmaktadır yılları arasında, olarak belirlenen konut ihtiyacı, yapılan inşaat sayısı (1,3 milyon) ile kıyaslandığında aradaki farkın büyük olduğu ve bunun kaçak yapılaşma ve gecekondu ile kapandığı tahmin edilmektedir (Keleş, 2006: ). Yapılan hesaplamalara göre Türkiye de büyük çoğunluğu kayıtsız olan 12 milyona yakın düşük kaliteli konut olduğu ortaya çıkıyor. Konutların ancak 1 milyona yakını orta üstü ve lüks konutlardan oluşuyor. Konut stokunun % 55 i iskânsız olup kentsel yerleşimlerde ruhsatlı konut oranı % 62 olarak tahmin edilmektedir. Yine bu konutların yüzde 40 ının tadilata ihtiyacı olduğu ve sadece % 10 unun zorunlu deprem sigortası bulunmaktadır. Dolayısıyla büyük bölümü kayıtsız ve düşük kaliteli yapılardan oluşan bu konutlar sel, deprem, yangın gibi felaketler karşısında tamamen savunmasızdır. DİE tarafından 2000 yılı içerisinde gerçekleştirilen nüfus ve bina sayımı verilerine göre 2000 yılı itibariyle Türkiye genelinde kentsel kesimde 2 milyon 691 bin 309 adet konut fazlası görünmektedir. Ancak inşaat ruhsatları ve yapı kullanım izinleri dikkate alındığında bu rakam 6 milyon 382 bin 197 adetlik açığa dönüşüyor (www.ntvmsnbc.com/news). Yani anayasal anlamda, devletin, barınma ihtiyacını gidermeye yönelik yapması gereken herhangi bir çalışmaya gerek yok gibi düşünülebilir. Fakat söz konusu veriler daha ayrıntılı analiz edildiğinde; Türkiye de niteliksiz olarak tarif edilebilen yani yasal kuralların ihlal edilmesiyle inşa edilmiş konutlar inceleme dışında bırakıldığı zaman 6 milyon 382 bin 197 adet konut açığı olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye Konut Müsteşarlığının Yılı Konut Araştırması na göre ülkemizde (ruhsatsız-ruhsatlı ayrımı yapılmadan) önümüzdeki 5 yılda 1.5 milyon konut ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durum yılda 400 bine yakın konut yapılması anlamına gelmektedir. Söz konusu ihtiyacın tamamının devlet eliyle yapılması mümkün değildir. Bu nedenle özellikle alt ve orta gelir gruplarının konut sorunun çözülebilmesi için; belediye, kooperatif ve özel sektör aracılığıyla altyapısı hazır arsalarda konut üretilmesi gerekmektedir. Konut sorununda asıl yaşanan sorun, yoksulların sayısı ile bunlara hitap edebilecek konut sayısı arasındaki çelişkidir. Hatta ülkemizde orta gelirlilerin yaklaşık % 40 ının gelirlerinin yetersizliği nedeniyle konut pazarının dışında kaldıkları tahmin edilmektedir (Keleş, 2006:533). Türkiye de çoğu ilde konut fazlası görülürken sayıların söylemediği gerçek, konut sahipliğinin gelir dilimlerindeki adaletsiz dağılımıdır. Örneğin Doğu Anadolu Bölgesindeki konut ihtiyacı, konut stoku ve oluşan konut fazlası oranlarına bakılırsa konut yapmaya bile gerek olmadığı kanaati oluşabilir. Bu yanlış kanaatin altında yatan sebep yukarıda söylediğimiz gibi soruna sayıların diliyle soruna bakmaktır. Hâlbuki mesele hangi kesimlerin kaç konut sahibi olduğu ve 7 Bilindiği üzere konut ihtiyacı konut açığı ve konut sorunu nundan oluşmaktadır. Konut sorunu; nitelikli konut sayısındaki yetersizlikler nedeniyle, bazı ailelerin çağdaş yaşam düzeyine uygun olmayan ve sağlık koşullarından uzak, niteliksiz konutlarda yaşamaları ve nitelikli konutlarda yaşamak isteyenlerin de yüksek bedel ödemeleri anlamına gelmektedir. Konut sorununun ortaya çıkardığı bir diğer problem de konut açığı dır. Konut açığı, bir ülkedeki konut stokunun gerekli olan miktardan az olması anlamına gelmektedir ve kavramsal olarak niceliksel bir içerikten daha çok niteliksel bir içerik taşımaktadır. Bu bağlamda da konut açığı, bazı ailelerin niteliksiz konutlarda barınmaları gibi arzulanmayan bir olguyu tanımlamaktadır. (Ertürk, 1996: ). 70

15 M. Ruhat YAŞAR hangi kesimlerin gerçekten konuttan yoksun olduklarını tespit edebilmek ve buna göre çözüm üretebilmektir. Buradaki sorun konut sayılarına, toplumsal sınıfları dikkate almaksızın bakılmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, Elâzığ genelinde ev sahipliği oranı % 70 civarındadır (ETSO, 2007:9). Yine, Elazığ da 2010 da hiç konut yapılmasa bile 30 bin civarında konut fazlası olacağı tahmin edilmektedir (Bkz. Ek Tablo 1). Elazığ örneğinde, kent ortalamasında %70 olan konut sahipliği oranı yoksullar söz konusu olduğunda sadece % 29 dur. Bu durum yüksek gelirliler için konut arzının bol ama düşük gelirliler için çok yetersiz olduğu, dolayısıyla da yoksulların yükselen kiraların altında ezilmeleri anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, konut sahipliği oranı hesaplanırken ortalama yüzdeye bakarak genelleme yapmak doğru değildir. Bu anlamda bırakın dar gelirlilerle yoksulları, kent içi yoksullarla gecekondu sakinleri ve yoksullarla da dip yoksullar bir tutulmamalıdır. Yine konut açığı sadece hane halkı sayısıyla mevcut konut sayısı arasındaki dengesizlikle de ölçülmemelidir. Bu anlamda kötü barınma koşulları ve birden fazla ailenin birlikte yaşadığı hanelerle kalabalık haneler hesaba katılarak gizli konut açığı dikkate alınmalıdır. Elâzığ da yapılan çalışmada, yoksul hanelerin % 15 inin çok kötü, % 20 sinin ise kötü evlerde kaldığı ve 1071 ailenin iki 121 ailenin de tek odalı evlerde yaşadığı gözlenmiştir. Bunun dışında yoksul ailelerin demografik özellikleri dikkate alındığında devingen konut ihtiyacı konusunda tahmini bir fikir edinebiliriz. Ailelerin üye sayısına bakıldığında yoksulların % 14 (1159 aile) ünün 7 ve üzeri sayıda üyeden oluştuğu ve 625 hanede (% 6,8) ise iki ailenin birlikte oturduğu gözlenmiştir. Bunun da ötesinde yoksul ailelerin 17 yaş ve üzeri yaştaki evlenmemiş kız sayısı 2927 ve erkek sayısı ise 3718 olduğuna göre 10 yıl içinde yoksul kesimdeki bu genç grupların gelecekteki konut ihtiyaçları tahmin edilebilir. Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Konut Finansmanı Konut yapımının faydası konusunda ekonomi planlamacıları ile sosyal planlamacılar arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır. Bu durum, konutun üretim malı ya da tüketim malı olarak değerlendirilmesine göre değişmektedir. Ekonomi planlamacıları konut yatırımlarını enflasyonu yükselten, kalkınmayı azaltan bir tüketim faktörü olarak görürlerken sosyal planlama açısından bakan bir dizi düşünür ise konut yatırımlarının sadece bir yatırım aracı olmadığını sosyal açıdan da faydalı bir politika aracı olduğunu düşünürler (Keleş, 2006:436). Gerçekten de konut yatırımı toplumsal açıdan huzur ve barışa katkısı olan, insanların ekonomik verimliliğine ve kültürel gelişimlerine katkısı olan önemli bir unsurdur (Toprak, 1988:58). Bugün dengeli bir gelişme için bölgesel kalkınma ve kentleşme programlarında rasyonel konut sunumunun önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. 8 Konut harcamalarının 8 Ekonomimizin lokomotif sektörleri arasında olan konut sektörünün alt sektörlerle beraber Türkiye ekonomisine katkısı %30 oranındadır. Konut sektöründeki bu yeni düzenlemeler kayıt dışılığı ve niteliksiz konut inşasını engelleyebilir. İnşaat sektöründeki hareketlilik ekonomik büyümeye önemli ölçüde katkıda bulunduğundan konut edindirme programları bir kenti yenileyip mahrumiyet halinden kurtarabilir. Ayrıca, inşaat sektörü çimento, kum, tuğla, cam sanayi ve hazır beton gibi yaklaşık 254 alt sektörü bünyesinde barındırdığından sektörün büyümesi, özellikle dar gelirli insanların istihdamını arttıracaktır. Konut finansmanı sorununun çağdaş finansal yöntemlerle çözümü, konut sahipliğinin arttırılmasının getirdiği olumlu sosyal etkilerin yanı sıra, ekonomik kalkınma ve planlı kentleşmeye de 71

16 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh bütçedeki payı en düşük ülkelerde % 5-10, orta gelirli ülkelerde % ve yüksek gelire yaklaşanlarda % aralığında olduğu ve gelir açısından daha yukarılara çıkıldığında, bütçenin sağlık, eğitim, taşıt gibi diğer kalemlere harcanması nedeniyle konuta ayrılan payın azalma eğilimi gösterdiği ifade edilmektedir (TOKİ, 2006a:12). Bireysel tasarruflardaki yetersizlik nedeniyle çoğu gelişmekte olan ülkelerde merkezi yönetim, hem doğrudan konut üretimine girişmiş, hem de dar gelirli ailelere sübvansiyon sağlamaya çalışmıştır. Ancak, genel olarak ülkemizdeki kamu konut projeleri, dar gelirli kesimlere konut sağlanmasında başarılı olamamışlardır. Bu süreçte enflasyon başta olmak üzere dar gelirliyi vuran ekonomik sorunların ve özellikle krizlerin payını unutmamak gerekir. Ancak sadece gelişmekte olan ülkelerde değil bugün Batıda da yoksul insanların konut sahibi olmalarını etkileyen en ciddi engel kredi olanaklarının darlığı ve geri ödemelerin yüksekliğidir (İngram, 2008:15-16). Bugün 2008 TUİK verilerine göre artan konut maliyetleri ve kiraların artması nedeniyle ailelerin konut ihtiyaçlarını giderme şansları daha önceki dönemlere göre % 8 ile % 11 civarında azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde konut projeleri dar gelirli kesimlerin konut tercihlerini karşılamaktan uzak olduğundan üretilen bu konutlar genellikle sübvansiyonlardan yararlanan orta ve üst gelir gruplarınca satın alınmaktadır (Tosun, 2005:10). Gelişmekte olan ülkelerde konut talebinin şu ya bu biçimde örgütlenememesinde ekonomik koşullar kadar eğitim düzeyinin, değer yargılarının ve kurumsal yetersizliğin payı büyüktür. Bu ülkelerde özellikle dar gelirli gruplar için konut finansmanı, örgütlenme modelleri ve konut sunma planları çok yetersizdir (Tosun, 2005:7-12) yılındaki bir araştırmaya göre aile başına verilen kredi miktarı 80 metrekarelik bir sosyal konutun piyasa fiyatının dörtte birini bile karşılamıyordu (Keleş, 2006:558). Bu yüzden Türkiye de insanlar satın alacakları konutları kendi kaynaklarıyla veya kişisel ilişkilerini kullanarak finanse etmektedir. Halen kişilerin kendi kaynakları ile veya yakınlarından ödünç almak suretiyle ev sahibi olma oranı % 89 dur. Türkiye de kredi kullanmayanların % 61,9 u birikimle, % 7,2 si önceki evini satarak, % 5,7 si sattığı diğer taşınmazlarla, % 1,2 si ise yurt dışında yaptığı birikimlerle konut sahibi olmuştur (TOKİ, 2006a:62). TOKİ den konut alanların finansman temin şekillerine bakıldığında ise, onların sadece % 64,8 inin bu alım sürecinde TOKİ dışında bir yere borçlu olmadıkları ancak % 19,3 ünün akrabalarından %10,3 ünün bankalardan geriye kalanların ise başka yerlerden borç aldıkları görülmüştür (TOKİ, 2006:34). Borca ve veresiyeye dayalı ihtiyaç giderme stratejisi güvene dayalı ilişkilerin sarsılması ve sosyal yardımlaşma ağlarının çözülmesiyle birlikte bu yollarla ev sahibi olabilme imkânı gittikçe çıkmaza girmektedir. Bugün, hane halkının konut edinebilmek için kurumsal bir şekilde finansman sağladığı tek alan, banka konut kredileridir. Konut kredilerinin konut alımında kullanılma oranı ise yalnızca % 3 tür (www.spk.gov.tr) 9. Verilere göre 2004 yılında 45 bin kişi konut kredisi olumlu etkilerde bulunur. Bunun yanı sıra, konut ve çevre politikalarının ciddiye alınmaması, ileride yeniden imar, temizleme ve yenileme gibi ciddi harcamaların göze alınması sonucunu doğurabilir. Sadece TOKİ doğrudan ve dolaylı projelerle 600 bin kişiye istihdam sağlamış ve bu sayı toplam istihdamın 2,7 sine karşılık gelmektedir (TOKİ, 2006a:110) yılında konut yatırımlarının GSMH içindeki payı % 7.5, 1990 da 5.4, 2000 yılında ise 2.8 dir (Keleş, 2006:492). Hâlbuki Avrupa'da konut kredilerinin GSMH ye oranı ortalama % 39, Amerika'da % 53 tür. Avrupa da kredilerin 2005 yılı dağılımında konut kredilerinin payı % 68 dir yılında 72

17 M. Ruhat YAŞAR kullanmış ve bu miktar GSMH nın binde 5 ine denk gelmektedir. Ülkemizde uygulanan sistemin işlemesi halinde başvuru sayısına paralel olarak(1-1,5 milyon başvuru) uzun vadede bu kredi oranının, GSMH nın % 10 nuna ulaşması beklenmektedir. Bu oran Latin Amerika ülkelerinde % 4-12, Ortadoğu ülkelerinde % 1-22, Doğu ve G. Doğu Asya ülkelerinde %%2-59, ABD de % 53, AB ülkelerinde ortalama % 39 civarındadır (TOKİ, 2006a:63). Ülkemizde bankalara olan bu güvensizlik ve zorunlu mesafe önümüzde dururken yoksul insanların banka kredisi kullanarak konut almalarını beklemek pek anlamlı değildir. Gelişmiş ülkelerde merkezi yönetim konut sorununa müdahil olmakla birlikte asıl belirleyici olan kâr güdüsü ve pazar mekanizmalarıdır 10. Dolayısıyla konut sunumundan finansmanına ve bankayla olan ilişkilerine kadar halkımızın değer ve tutumlarını gelişmiş ülkelerinkiyle karıştırmamak önem taşımaktadır. Ülkemizde Toplu Konut Uygulamaları Ülkemizde birçok sebepten dolayı büyük bir konut ihtiyacı bulunmaktadır. Bunları nüfus artışı, kırsal alandan kente göç, gelir seviyesine paralel olarak konut niteliklerindeki beklentilerin artması olarak sayabiliriz. Ayrıca, çekirdek aileye verilen değer, bireysel ideolojinin artan önemi, farklılaşan çıkarlar ve kitle iletişimin ve ulaşımın artması bireysel konutların yayılmasını ve önemini arttırmaktadır. Bunun yanı sıra sahip olmanın artan önemi de ev sahibi olma arayışını arttırmıştır. Amerika da yapılan bir çalışmada insanların güzel bir evde oturmaktansa iyi komşularla birlikte olmayı istedikleri ve bu nedenle komşuluk ilişkilerindeki azalmanın insanların ev sahibi olma arayışlarını arttırdığı ifade edilmktedir (İngram, 2008:14) yılı TÜİK verilerine göre yıllık nüfus artış oranı % 1,8 olan ülkemizde nüfus artış hızında ( Kentsel nüfus artış oranı: % 11,3) son yıllarda azalma olsa da artan şehirleşme (2007 de % 2,7) ve mevcut genç nüfus nedeniyle nitelikli konut ülkemizin konut için ayırdığı kredinin diğer kredileri içindeki payının % 20 olduğu ifade edilmektedir. Ülkemizde konut sorununu sadece kaynak sıkıntısı bağlamında değerlendirmek de yanlıştır. Nitekim konut yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payının % oranında olduğu dönemlerde de barınma sorunu giderilememiştir. Bu sorunun sürekli büyümesinde arsa payının çok yüksek olması, enflasyon, gösterişçi tüketim alışkanlığı, yapı malzemelerinin sürekli pahalı oluşunun belirleyici bir etkisi vardır (Keleş, 2006: ). Örneğin, 2005 yılında konut inşaat maliyeti TL bazında % 12,5, ABD doları bazında ise % 18 oranında artmıştır (TOKİ, 2006a:61). 10 Örneğin Kuzey Avrupa nın ve İskandinavya da merkezi yönetim dar gelirlilere yönelik özel konut edindirme politikaları uygularken ABD, Kanada, Avustralya, Japonya gibi ülkelerde merkezi yönetimin rolü daha sınırlı olup piyasa mekanizmasına öncelik tanınmıştır. Örneğin, Hollanda da merkezi yönetim, 1988 e kadar konut yapımının yaklaşık üçte birine kredi sağlamış ve konut politikalarında dar gelirli ailelerle yaşlı, özürlü ve etnik azınlıklar gibi özel gereksinimleri olan kesimlere ağırlık vermektedir. Bu örnekte merkezi yönetim kira sübvansiyonu verirken, konut yapım sübvansiyonlarını ise yerel yönetimler yapmaktadır te GSMH nin yüzde %3,9 unu bulan sübvasyonlar 1990 larda %2,6 olarak açıklanmıştır. Bugün halen Hollanda da kamu fonlarının önemli bir bölümü konut sübvansiyonlarına ayrılmaktadır. Bir diğer örnek A.B.D. de ise İkinci Dünya Savaşı nı izleyen yirmi yılda, konut sektörü banliyö alanlarına yönelmiş, banliyölerde konut yapımı federal olanaklardan önemli ölçüde yararlanmıştır. Bunlar ev sahipliğini kolaylaştırıcı ipotek programları ve ev sahiplerinin ipoteğe ödediği faizi vergiden düşme gibi uygulamalardır (Tosun, 2005:9). 73

18 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh talebinin artması bekleniyor 11. Yine ülkemizdeki mevcut konutların ortalama yaşı arasında olup konutların % 60'ının nitelik açısından günün şartlarına uygun olmadığı ve % 40 nın onarıma ihtiyacı olduğu ifade edilmektedir. Kabul edilebilir konutlarda oturan kentlilerin oranının % 42 olduğu ve bunun çoğunluğunun da (% 70) ev sahibi oldukları ifade edilmektedir (TOKİ, 2006a:64-66). Bunun yanı sıra şehirlerimizin etrafını tıkayan ve ekonomik, sosyal, psikolojik, fiziksel pek çok sorunu beraberinde getiren gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmanın dönüşümü ihtiyacı nedeniyle de ciddi bir konut üretimine gerek vardır. En acil konut gereksinimlerinden birini de gecekondu sorunun gölgesinde kaybolan dar gelirli ve taşradaki yoksul vatandaşların konut ihtiyacı oluşturmaktadır. Yukarıda sayılan ihtiyaçlar çerçevesinde TOKİ (Toplu Konut İdaresi), döneminde kredilendirilen konutlardan 'unu tamamlamıştır. Bu, inşa edilen konut sayısının % 14'üne karşılık gelmektedir yılında konut üretimindeki payı % 8 düzeyinde olan TOKİ 2004 yılında yasal konut üretiminin % 25 ini (krediler hariç) karşılamıştır (TOKİ, 2006a: ). 58. Hükümetin faizleri düşürmek suretiyle gerek TOKİ gerekse özel sektör aracılığıyla tetiklediği konut yapımı bütün ülkeyi adeta inşaat alanına çevirdiği herkesin malumudur. Özellikle 2004 yılındaki kanuni değişikliklerle Arsa Ofisi nin yetkilerini bünyesine katarak manevra alanını genişleten TOKİ nin, düşük maliyetlerle arsa üretimi ve konut üretmesi mümkün hale gelmiştir 12. Özellikle arsa maliyetinin toplam konut maliyeti içindeki payının % nı oluşturduğu düşünülecek olursa bunun önemi daha da anlaşılır sanırım. TOKİ nin planlı kentleşme ve konut üretimi programı kapsamında başlatılan konut seferberliği çerçevesinde, DPT ve TÜİK tarafından 2,5 milyon olduğu tahmin edilen konut ihtiyacının % 5-10 kadarını karşılayacağı ifade edilmektedir (Bayraktar, 2007:23-25) Ancak TOKİ nin 2003 yılında uyguladığı ilk konut politikasında alt sınıflar ya da dar gelirliler yerine orta sınıflar faydalanmıştır. Toplu konut Yönetiminin bugüne değin yapmış olduğu uygulamalarda konut edinenlerin toplumsal profiline bakıldığında % 31 inin işçi, % 30 unun devlet memuru, %13 ünün orta büyüklükteki esnaf, % 7 sinin emekliler ve % 19 unun da değişik uğraş kesimlerinden geldikleri tespit edilmiştir (Keleş, 2006:463). Zaten ayda en iyi ihtimalle YTL civarında geliri olan üst yoksulların belirli bir peşinat vererek bu evlere girmeleri mümkün değildi. Hatta bu ilk konutlara başvuranların asgari gelir düzeyi YTL den aşağı olamazdı. Gerçekten de ilk konut dizisindeki bu tür evlere yazılanların daha çok hali vakti yerinde, çoğu çift maaşlı veya orta düzeyde ama düzenli geliri olan insanlar olduğunu görmek gerekir. Bu konuyla ilgili olarak TOKİ konutlarını alan kişilerin profilleri hakkındaki çalışmalar gözlemlerimizi doğrular niteliktedir. Tesadüfî örnekleme ile yapılan (örneklemin % 34 nü Diyarbakır örneği oluşturmaktadır) ve altı ilden 1029 konut sahibinin sosyoekonomik durumlarını gösteren verilerde, görüşülen kişilerin eğitim düzeyleri 11 DİE tarafından yapılan bir araştırmada yılları arasında kentsel nüfus artışının 11 milyon olması beklenmektedir yılında çıkarılan sayılı yasa ile TOKİ, Hazineye ait atıl halde bulunan arazileri bedelsiz olarak alıp kullanma hakkına kavuşmuştur. Böylece TOKİ, arsa üretimi ile planlı konut üretimini tek elde toplama yetkisine kavuştuğundan toplu konut uygulamalarında maliyetin ciddi ölçüde düşeceğini söyleyebiliriz. 74

19 M. Ruhat YAŞAR (Üniversite mezunu: % 34) Türkiye ortalamasının üzerinde olup hane gelirlerinin aylık ortalaması 1210 YTL dir. Bununla ilgili olarak hanelerin % 46 sının geliri YTL (% 29) ve % 25,9 unun ise 1750 YTL ve üzerinde bir gelire sahiplerdir. Bu değer 3,8 olan hane büyüklüğüne bölündüğünde ailedeki fert başına düşen gelir seviyesinin 320 YTL ve üzerinde bir miktara karşılık olduğu görülür (TOKİ, 2006:9-13). Yine bu çalışmada hanelerin % 90,9 unun düzenli geliri olan en az bir fert olduğu tespit edilmiştir. TOKİ nin konut sahibi yaptığı kişilerin mesleklerine bakıldığında çoğunluğunu memur (% 31,6), işçi (% 14.3), serbest çalışan (% 12,6) ve emeklilerin (% 9,5) oluşturduğu gözlenmektedir. Hatta, bu ilk uygulamalarda bazı kişilerin, şartları uygun yakınlarının ismine başvurarak ikinci hatta üçüncü evlerine yazıldığı bilinmektedir. Örneğin aynı araştırmada bu konut sahiplerinin % 23,2 sinin mesleğinin ev hanımı olması düşündürücüdür (TOKİ, 2006:13-22). Hali vakti yerinde olanların TOKİ den ev almasının önemli bir sebebi elbette ikamet yerine yatırımdır. Nitekim yukarıda bahsi geçen aynı araştırmada TOKİ den konut edinen ailelerin % 6,5 inin en az bir tane daha konutu olduğu tespit edilmiştir. Üstelik fazla konutu olan bu ailelerin diğer konutlarının % 20,9 unun boş olduğunu söylemeleri dikkate değerdir (TOKİ, 2006:30-32). Bu açıdan aslında daha çok dar gelirli ve yoksullar için konut üretmesi gereken TOKİ nin şimdiye kadar genelde orta düzey gelirlilerin yanında zengin gruplara da hitap ettiği söylenebilir. Gerek konutların metrekaresi gerekse ödeme şartları da aslında bunun göstergesi olarak değerlendirilebilir. Kentsel Dönüşüm ve Konut Sorunu İlk Kentsel Yenileme hareketleri 2. Dünya Savaş sonrası yıllarda Avrupa da ihtiyaç duyulan konut ihtiyacını çözmek amacıyla ortaya atılmış ve 60 lı yıllarda çok nüfusu barındırmayı hedefleyen düşük nitelikli ve çok katlı sosyal konutlar yapılmıştır. Avrupa da 70 li yılllarda bizde ise 80 li yıllardan itibaren tedrici olarak refah devleti anlayışından vazgeçilmesine karşın konut sektörünün bugün ülkemizde devlet tarafından ele alınması ilginçtir. Nitelikli konut ihtiyacını dar gelirlileri de hesaba katarak çözmeye çalışan siyasi irade bu şekilde ekonomik canlılığı ve kentsel dönüşümü sağlamaya çalışmaktadır. Bilindiği üzere 58. ve 59. Hükümetler dar gelirli vatandaşlarımızın konut sorununu çözmek ve gecekondulaşma eğilimini azaltmak için Acil Eylem Planı çerçevesinde konut ve kentleşme meselesini birlikte ele alarak ulusal düzeyde planlı kentleşme ve konut üretimi programı hazırlamıştır. Kentsel Dönüşüm Programı uyarınca, 66 Belediyeyle Gecekondu Dönüşüm protokolü, 36 Belediyeyle 35 bin konut anlaşmasını imzaladığı bilinmektedir 13. Yine benzer bir amaçla dar gelirli aileler için çok önemli bir başlangıç sayılabilecek Tarımköy projesini uygulamaya koyduğu bilinmekte ve bu kapsamda 6 bin 500 konut yapım projesinin yapılması beklenmektedir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar kapsamlı olarak 13 TOKİ ile Belediye arasında bir protokol imzalanacak, arsayı belediye bulacak, inşaatı TOKİ yapacak, belediyeye arsa karşılığı kat verilecek, katlar peşin paraya satılacak, belediye kasasına girecek bu gelir yeni konut ya da kentsel dönüşüm projelerine ayrılabilecekti. Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, toplu konut projelerini anlatırken, A, B ve V tipi konutlar yapacağız diyordu. V tipi ile yani villa tipi ni kasteden Keskin: Yapacağımız villa tipi lüks konutları satarak dar gelirliler için toplu konutlar yapacağız. Zenginden alıp fakire vereceğiz. Yani modern Robin Hood luk yapacağız ifadeleri basında yer almıştır. 75

20 SBArD Mart 2010, Sayı 15, sh yapılan toplu konut ve gecekondu dönüşüm çalışmaları hem dar gelirli kişilerin istihdamını hem de genel yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Bu öngörüler ve hedefler güzel olmakla birlikte toplu konut uygulamalarıyla ilgili olarak diğer ülkelerde yaşanan benzeri eleştiriler TOKİ için de geçerlidir 14. TOKİ den yapılan açıklamalar, gecekondu dönüşüm projesi ile üretilen konutların alt sınıflara yarayacağı fikrini oluşturabilir. Bu uygulamalarda Belediye ve TOKİ, oluşturulan komisyonlar aracılığıyla dönüşümü planlanan mahallede evin durumuna göre konutlara belirli bir bedel biçmekte daha sonra da bunu kendi yaptıkları dairelere peşinata sayıp uzun vadeli kredilerle (10-15 yıl) bankalara ipotekleyip gecekondu sakinini konut sahibi yapmaya çalıştığı ifade edilmektedir. Hâlbuki Kentsel Dönüşüm projelerini suçlayan bazı eleştiriler, bu uygulamalarda orada yaşayanlara söz hakkı verilmemesini ve onların sosyal ekonomik koşulları göz önünde tutulmadan yerlerinden edilmelerini gerekçe göstererek bu çalışmaları sosyal ve fiziki yıkım projeleri olarak tanımlamaktadır. Kişilerin eski yerlerinden uzak yerlerde iskân edilmeleri, kiracıların barınma haklarının güvence altında olmaması gibi sorunlardan bahseden bu eleştirilerde ipotekle uzun dönemli borçlandırmanın dar gelirlilerin geleceğini ipotek altına alan kötü bir macera olacağı ifade edilmektedir. Gecekonduları bir yaşam alanı olarak yeterli bulmayan ancak bugün gecekondu alanlarına yapılan kentsel dönüşüm müdahalelerini de yetersiz bulan bu eleştirilere göre mevcut uygulamalar yaşam sorunlarını çözmeyi değil, gayrimenkul sektörünün kârını arttırmayı amaçlamaktadır. Türkiye nin farklı illerinde yapılan Kentsel Dönüşüm çalışmalarının tümü hakkında bilgi sahibi olmamakla birlikte Gaziantep te yapılan konutların alt sınıflara gitmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Gaziantep Şahinbey Belediyesiyle yaptığımız görüşmeler sonucunda yapılan bu konutlara başvuru yapanların çoğunluğunu (% 75) yoksul olmayan sınıfların oluşturduğunu öğrendik. Daha çok kent girişinin güzelleşmesi ve kent imajının düzeltilmesi fikriyle yapılan bu projede Belediyenin kendine düşen konutları açık arttırmayla satacağı gerçeği de aslında yapılan bu uygulamanın temel amacının da alt sınıflara hitap etmek yerine orta sınıfları gözeten bir anlayışa dayandığını ve daha çok kenti yenilemek amacını taşıdığını söyleyebiliriz. Bu konutların bazılarında spekülatif kâr peşinde koşan emlakçıların ve zenginlerin girişimlerinin de amaçlanan hedefleri sulandıracağı unutulmamalıdır. Bu durumda kentsel dönüşüm adına gecekondudan çıkarılan insanlar muhtemelen ellerindeki paralarla ya başka yerlerde gecekondu yapmanın hesabını yapacaklar ya da bir süreliğine başka yerlerde kirada oturarak mevcut kira ve konut fiyatlarının hareketlenmesine yol açacaklardır. Gerçi ilk bakışta, alt yapılı arsa arzının artması konut fiyatlarını ve kiralarını düşürür gibi görünse de bunun sınıfsal konuma göre farklı yansımaları olduğunu anlamamız gerekir. Toplu konut uygulamalarında hedef kitleye ulaşmak sorun oldukça bu durum özellikle yoksul grupların zararına işleyen bir mekanizmaya dönmektedir. 14 İstanbul dan Ankara ya, Malatya dan Samsun a birçok ilde oluşturulan çeşitli platformlarda insanların barınma hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle TOKİ uygulamalarına karşı protesto ve eylemler yapılmaktadır. Diğer liberal politikaların aksine konut yapımında devletçi bir uygulama sergileyen TOKİ, ilginçtir ki genelde sol kanat tarafından eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu bakış açısına göre Kentsel Dönüşüm ve Yenileme faaliyetleri tıkanan kentsel arsa ve konut üretimini sermayenin ve üst sınıfların çıkarını dönüştürme biçiminden başka bir şey değil. 76

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU

BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU BİR SOSYAL OLGU OLARAK TÜRKİYE'DE KENTLERDE KONUT SORUNU Prof. Dr. Oğuz ARI Boğaziçi Üniversitesi Köylerden kentlere göçler, özellikle büyük kentlerde, aşırı kentleşme, sanayileşme ile desteklenmeyen kentleşme,

Detaylı

Farklı Sistemlerde Kentleşme

Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Kentleşme ve kent planları farklı ekonomik sistemlere göre değişebilir. Kapitalist ve sosyalist ülkelerin kentleşme biçimleri, (keskin olmamakla

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

KENTSEL POLİTİKALAR II. Bölüm

KENTSEL POLİTİKALAR II. Bölüm MSGSÜ ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ PLN 703 KENTSEL POLİTİKALAR II. Bölüm 2014-2015 GÜZ YARIYILI Prof.Dr. Fatma ÜNSAL unsal.fatma@gmail.com TÜRKİYE NİN KENTLEŞME DİNAMİKLERİ Cumhuriyet öncesi Cumhuriyet

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR Mart 215 Hikmet DENİZ i İçindekiler Tablo Listesi... iii Grafik Listesi... iii 1. Giriş... 1 2. Türkiye'de Teşvik Belgesine Bağlı Yatırımlar... 1 3. Yatırımların Bölgesel

Detaylı

9.2.12. Beşiktaş Residence Tower 11.11.2008 / 28.10.14185. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

9.2.12. Beşiktaş Residence Tower 11.11.2008 / 28.10.14185. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 9.2.12. Beşiktaş Residence Tower 11.11.2008 / 28.10.14185 Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Mesleki Denetimde Çevresel Etki Değerlendirmesi Çekince Raporu Projenin adı: Residence Tower Müellifi:

Detaylı

8.0 PLANLAMA UYGULAMA ARAÇLARI

8.0 PLANLAMA UYGULAMA ARAÇLARI 8.0 PLANLAMA UYGULAMA ARAÇLARI 8.1 EKONOMİK VE MALİ YÖNLER 364 8.1 EKONOMİK VE MALİ YÖNLER 8.1 EKONOMİK VE MALİ YÖNLER 365 8.1 EKONOMİK VE MALİ YÖNLER 8.1.1 Giriş Kent gelişiminin planlaması farklı ülkelerde

Detaylı

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği 2023 Vizyonu Çerçevesinde Türkiye Tarım Politikalarının Geleceği Çalıştayı Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği Dr. Yurdakul SAÇLI Kalkınma Bakanlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel

Detaylı

KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI ŞUBAT 2015

KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI ŞUBAT 2015 www. bet i mar. com BURSA 1. KENTSELDÖNÜŞÜM Zİ RVESİ ARAŞTI RMA SUNUMU ŞUBAT2015 1. GİRİŞ Kentsel Dönüşüm, Kentsel gelişmenin toplumsal ekonomik ve mekansal olarak yeniden ele alındığı ve kentteki sorunlu

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

TÜRKİYE DEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN AKTÖRLERİ VE ÖRNEKLER. Ayaz ZAMANOV-1700103 İrem BAHÇELİOĞLU-1603166

TÜRKİYE DEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN AKTÖRLERİ VE ÖRNEKLER. Ayaz ZAMANOV-1700103 İrem BAHÇELİOĞLU-1603166 TÜRKİYE DEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN AKTÖRLERİ VE ÖRNEKLER Ayaz ZAMANOV-1700103 İrem BAHÇELİOĞLU-1603166 İÇERİK Kentsel dönüşüme bakış Kentsel dönüşümdeki aktörler Kamu yönetimi Merkezi yönetim, Yerel yönetimler

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Alvin Toffler in endüstrinin gelişmesi yaklaşımı Pazarlama nedir? Kullanımı neden önemlidir? Pazarlama olanaklarının kullanımı, eğitim ve geliştirme

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU Tarih: 15 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 60 Katılımcı listesindeki Sayı: 57 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

TEMİZ ENERJİ GÜNLERİ. Binalarda Enerji Verimliliği

TEMİZ ENERJİ GÜNLERİ. Binalarda Enerji Verimliliği TEMİZ ENERJİ GÜNLERİ Binalarda Enerji Verimliliği Ebru ACUNER İstanbul Teknik Üniversitesi, Enerji Enstitüsü İTÜ Elektrik Mühendisliği Kulübü, SDKM, 07 Mart 2013 BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ NEDEN?? Ülkemizde;

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

İşsiz Kapıcılara AB Parasıyla Boya Badana Kursu Verilecek 26 Ocak 2005 Büyükşehirlerde doğalgazın yaygınlaşmasıyla apartmanların ısınma sorununun ortadan kalkması sonucu işinden olan kapıcı sayısı hızla

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

Türkiye de Motorlu Taşıtlardan Alınan Vergi ve Harçların Yerel Yönetim Bütçeleri Açısından Değerlendirilmesi

Türkiye de Motorlu Taşıtlardan Alınan Vergi ve Harçların Yerel Yönetim Bütçeleri Açısından Değerlendirilmesi Türkiye de Motorlu Taşıtlardan Alınan Vergi ve Harçların Yerel Yönetim Bütçeleri Açısından Değerlendirilmesi Prof. Dr. Ahmet Burçin YERELİ Arş.Gör. Emre ATSAN Motorlu Taşıtların Vergilendirilmesi Motorlu

Detaylı

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md.

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. 8 Ekim 2013 Ajanda 1- Finansal Aktörler: Güncel Durum A- Güncel Durum: Birincil Konut

Detaylı

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1 ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1- Genel Olarak Bir ekonominin başarı ölçütlerinden birisi de istihdam yaratma kapasitesidir.

Detaylı

KENTLI, YOĞUN, HIZLA YAŞLANAN BIR NÜFUS

KENTLI, YOĞUN, HIZLA YAŞLANAN BIR NÜFUS YEREL-BÖLGESEL POLITIKALARIN PLANLANMASINDA SÖZ HAKKIMIZ KANAL İSTANBUL PROJESI KENTLI, YOĞUN, HIZLA YAŞLANAN BIR NÜFUS Türkiye nüfusunun yaklaşık beşte biri, yani 14 milyon 160 bin 467 kişi, İstanbul

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

TARSUS TİCARET BORSASI

TARSUS TİCARET BORSASI TARSUS TİCARET BORSASI Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerden, tarımsal üretimin bir kısmı doğrudan tüketilirken, bir kısmı sanayide hammadde olarak işlenerek değişik gıdalara dönüştürülmektedir. Tarımsal

Detaylı

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER 4.bölüm EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI 1.Kaynak Dağılımında Etkinlik:

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

YEREL YÖNETİMLERDE İNTERNET KULLANIMI ve BULDAN BELEDİYE Sİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLERDE İNTERNET KULLANIMI ve BULDAN BELEDİYE Sİ ÖRNEĞİ YEREL YÖNETİMLERDE İNTERNET KULLANIMI ve BULDAN BELEDİYE Sİ ÖRNEĞİ Öğr. Gör. Özlem FEDAİ DENİŞ Pamukkale Üniversitesi, İ.İ.B.F GİRİŞ Türkiye de yerel yönetimlerin kamu bütünü içindeki payı 1950 li yıllardan

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

Konut Sektörü Değerlendirme Sunumu Şubat 2013

Konut Sektörü Değerlendirme Sunumu Şubat 2013 Konut Sektörü Değerlendirme Sunumu Şubat 2013 İnşaat Sektörünün Ekonomiye Katkısı GSYH Payı 5,7% İstihdam Payı 7,0% 94,3% 93,0% Diğer Sektörler İnşat Diğer Sektörler İnşat İnşaat sektörü istihdamın yaklaşık

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar

Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Türkiye de Dünya Bankası: Öncelikler ve Programlar Dünya Bankası Grubu Hakkında Dünya Bankası nedir? 1944 te kurulan Banka, kalkınma desteği konusunda dünyanın en büyük kaynağıdır 184 üye ülke sahibidir

Detaylı

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop 1.1. Mali Yapı ve Finans Ekonomik olarak tanımlanmış sınırlarda sermayenin yaygınlığı ve verimliliği genellikle mali ve finansal göstergelerle ölçülür. Bölgedeki bankaların durumu şube sayılarıyla, sermayenin

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER 1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER 1.1. GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) 1. Ekonomik kalkınmanın önemli göstergelerinden biri olan kişi başına düşen GSYİH, TÜİK tarafından en son 2001 yılında hesaplanmıştır.

Detaylı

SUNUŞ. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; mali yönetim ve kontrol

SUNUŞ. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; mali yönetim ve kontrol SUNUŞ 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; mali yönetim ve kontrol sistemimizi uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği uygulamalarıyla uyumlu olarak yeniden yapılandırarak; kalkınma planları

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Organize Sanayi Bölgeleri Rejimi ve Ekonomiye Katkısı: Türkiye Örneği

Organize Sanayi Bölgeleri Rejimi ve Ekonomiye Katkısı: Türkiye Örneği tepav economic policy research foundation of turkey Organize Sanayi Bölgeleri Rejimi ve Ekonomiye Katkısı: Türkiye Örneği Ankara, 23 October 2009 OIZs in Turkey Çerçeve Kısaca TEPAV Türkiye de yeni yükselen

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73 i Bu sayıda; 2012 Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları Anket sonuçları değerlendirilmiştir. i 1 Gelir düşerken, gelirin dağılımı düzelir mi?

Detaylı

Çalışma alanları. 19 kasım 2012

Çalışma alanları. 19 kasım 2012 Çalışma alanları 19 kasım 2012 Çalışma alanları Hizmet alanları Sanayi alanları Tarım tarımsal üretim tarım+ticaret kenti Sanayi imalat sanayi atölyeden hafif sanayi fabrikaya ağır sanayi seri üretim (fordizm)

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ

KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ KAMU FİNANSMANI VE BORÇ GÖSTERGELERİ HAZIRLAYAN 21.05.2014 RAPOR Doç. Dr. Binhan Elif YILMAZ Araş.Gör. Sinan ATAER 1. KAMU FİNANSMANI Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi, 2013 yılı sonunda 18.849 milyon TL açık

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU TEMMUZ - 2015 SUNUŞ... 4 I-OCAK HAZİRAN 2015 DÖNEMİ BÜTÇE UYGULAMA SONUÇLARI... 5 A. Bütçe Giderleri... 5 01. Personel Giderleri... 7 02. Sosyal Güvenlik Kurumlarına

Detaylı

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır.

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır. IMF ye Genel Bakış Biz kimiz? Uluslararası Para Fonu (IMF) parasal konularda küresel işbirliğini arttırmak, mali istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir

Detaylı

ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ

ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ ÜÇ BOYUTLU KADASTRO VE EKONOMİK AÇIDAN ÖNEMİ Yük. Müh. Celalettin BİLGİN 1 2 Turkey, 20-24 April 2015. 1 KADASTRO KAVRAMI VE GELİŞME SÜRECİ İnsanoğlu - toprak ilişkisini düzenleyen, kalkınmanın temeli

Detaylı

TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI

TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI T.C. BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI Kamu Özel Sektör İşbirliği Modeli ve Kentsel Yenileme Uygulamaları Gürol KONYALIOĞLU Kentsel Yenileme Dairesi Başkanı TOKİ UYGULAMA ÖZETİ 30 / 10 /

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

Mustafa BALTACI Diyarbakır Yatırım Destek Ofisi Uzmanı

Mustafa BALTACI Diyarbakır Yatırım Destek Ofisi Uzmanı BRÜKSEL KALKINMA AJANSI Mustafa BALTACI Uzmanı 03.02.2010 BRÜKSEL KALKINMA AJANSI Brüksel Kalkınma Ajansı 1974 yılında kurulmuştur. Genel olarak iki hedef üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ekonomik Büyüme Şehir

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU Tarih: 11 Kasım 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 80 Katılımcı listesindeki Sayı: 74 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan

Detaylı

Kurumlar, Kurullar. Haldun DARICI *

Kurumlar, Kurullar. Haldun DARICI * Kurumlar, Kurullar Haldun DARICI * Geçtiğimiz yılı önemli bir ekonomik kriz içerisinde geçiren ülkemizde, kriz ortamından çıkmak amacıyla çeşitli yapısal tedbirler alınmış, bu çerçevede çıkarılan kanunlarla

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar

AR&GE BÜLTEN. Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar Ülkemizde Vergi Gelirleri ve Yeni Uygulamalar Hande UZUNOĞLU Vergi, yüzyıllar boyunca devletlerin en önemli ve sağlam gelir kaynakları olmuştur. Geçmiş zamanda kimi hükümdarlıklarda halkın üzerine koyduğu

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011 Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği Nisan 2011 Sayın Bakanım (Tarım Bakanı ordaysa), Değerli katılımcılar, Hanımefendiler, beyefendiler, Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli etkinlik vesilesiyle

Detaylı

TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ

TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ Sağlıklı Kentler Birliği Eğitim Prgramı Prof. Dr. SABAHAT TEZCAN Haccettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Tıp Fakültesi Halk Sağlığı

Detaylı

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi Başta MERCOSUR Bloğunda yer alan ülkeler olmak üzere, Latin da 1990 lı yılların sonunda ve 2000 li yılların başında oldukça ağır bir şekilde hissedilen ekonomik

Detaylı

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KADIN CALISMALARI ANABİLİM DALI Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği Yüksek Lisans Bitirme Projesi Derya Demirdizen Proje Danışmanı Prof.

Detaylı

S.S. Havaiş Konut Yapı Kooperatifi

S.S. Havaiş Konut Yapı Kooperatifi S.S. Havaiş Konut Yapı Kooperatifi 1. Olağan Genel Kurulu 22 Mart 2015 Sunum İçeriği Kooperatifin Amacı Arsa Temini İnşaat Maaliyetleri Finansman Kooperatifin Amacı Kooperatif, bir ekonomik işbirliği şekli

Detaylı

III. Ders. www.harita.ktu.edu.tr/yvolkan

III. Ders. www.harita.ktu.edu.tr/yvolkan Kent Bilgi Sistemleri SEC 404 9. KBS Kurulmasında İdari Yapıdan ve Konumsal Bilgi Yetersizliğinden Kaynaklanan Sorunlar 10. Kent Bilgi Sistemi 11. Kent Bilgi Sisteminin Kapsamı 12. Kent Bilgi Sistemlerinde

Detaylı

Toplumlar için bilginin önemi

Toplumlar için bilginin önemi Toplumlar için bilginin önemi İnsanlık tarihi günümüze kadar şu toplumsal aşamalardan geçmiştir: İlkel toplum Doğa, avlanma Tarım toplumu MÖ.800-1750 ler Toprak, basit iş bölümü Sanayi toplumu Makinalaşma

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 1 1. Giriş Bölgesel kalkınma veya bölgesel gelişmeler son yıllarda hepimizin üstünde tartıştığı bir

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

Planlı Kentleşme ve Konut Üretimi

Planlı Kentleşme ve Konut Üretimi Erdoğan BAYRAKTAR T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanı Planlı Kentleşme ve Konut Üretimi Toprak İşveren: Ülkemizin konut ihtiyacı ile ilgili olarak görüşlerinizi alabilir miyiz? Erdoğan BAYRAKTAR:

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2.

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Ekonominin Tanımı... 3 1.3. Ekonomi Biliminde Yöntem... 4 1.4.

Detaylı

Kurumsal Sınıflandırma. Fin. Tipi. Fonksiyonel Sınıflandırma

Kurumsal Sınıflandırma. Fin. Tipi. Fonksiyonel Sınıflandırma 46 BELEDİYE 650.000.000,00 46 BALIKESİR İLİ 650.000.000,00 46 BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 650.000.000,00 ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 3.224.503,00 46 10 01 02 01 GENEL KAMU HİZMETLERİ 3.224.503,00 46 10 01

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL 4.Bölüm Tarım Politikası Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından faydalanılmıştır.

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2014 II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU 1 İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3.

Detaylı