Aysberg...6 Risk Yönetimi ve ç Denetime liflkin Uluslararas Geliflmeler ve Türkiye ye Yans malar

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Aysberg...6 Risk Yönetimi ve ç Denetime liflkin Uluslararas Geliflmeler ve Türkiye ye Yans malar"

Transkript

1 4 çindekiler Aysberg Risk Yönetimi ve ç Denetime liflkin Uluslararas Geliflmeler ve Türkiye ye Yans malar Yeflil Kalem Övünç fiiflman Kurum Çap nda Risk Yönetim Anlay fl : Entegre Risk Yönetimi ve Raroc Dr. Cüneyt Sezgin Türkiye nin Geliflmekte Olan Piyasalarla Rekabet Gücü Aç s ndan Risk Yönetimi Ayraç Ahmet Ery lmaz Bu Kimin Hayat? Perçin Çetin Özbek CIA (Certified Internal Auditor) S nav Çizgi Ötesi Tom Teixeria Risk Yönetimi ve IT Tanol Türko lu Sanal Dünya: Sanal Risk Parmak zi Michael Rion-Robert K. Gebing Do ru Olan Yapmak Jim Roth Soyut Kontrollerin ç Denetime Etkisi Yak n Plan Dünyada ve Türkiye de Meslek Organizasyonlar Mühür Kurt F. Reding-Craig H. Barber-Kristine K. Digirolamo Faaliyet Riski Envanteri Oluflturmak Dr. Tamer Saka ç Denetim Mesle i, Bankac l k ve Risk Yönetimi Ataç Ajandam z Pano Yans ma V. Türkiye ç Denetim Kongresi nden... E-R SK & E-DENET M Dikkenar Türkiye ç Denetim Enstitüsü ad na mtiyaz Sahibi: Ali Kamil UZUN Genel Yay n Yönetmeni: Mehtap NUMANO LU Yaz flleri Müdürü: Filiz YÜCESOY Yay n Kurulu: Ahmet ERYILMAZ Ali Kamil UZUN Beflir ÖZMEN Cüneyt SEZG N Filiz YÜCESOY Günseli ÖZEN OCAKO LU Mehtap NUMANO LU Yay n Dan flma Kurulu Ayflen TOPAY Ahmet EROL Bülent TARHAN Bülent fienver Cansen BAfiARAN Prof. Dr.Ersin GÜRED N Fatih DURAL Giovanni GROSSI Hüseyin ÖZER Jean-Pierre GARITTE Kaya TURHANO LU Mustafa ÖZYÜREK Prof. Dr. Nejat BOZKURT Neil COWAN Tanol TÜRKO LU Dr. U ur TANDO AN Veysi SEV Adnan NAS Willam G. BISHOP Zafer KARAKULAK Doç. Dr. Suat TEKER Dr. Melih ERDO AN LET fi M ADRES Hüsrev Gerede Cad. No: 21 Yusuf Bey Apt. Kat:1 D:2 TEfiV K YE Tel: 0212/ Faks: E-posta : Reklam ve Abonelik Sevilay ÇALIfiKAN Y ll k Abone Bedeli: TL dir. YAPIM-BASKI Rota Yay n Yap m Tan t m Ticaret Ltd. fiti. Tel: Faks: E-Posta: (The Institute of Internal Auditors Chairman s Special Recognition Award) (The Institute of Internal Auditors Membership Competition)

2 3 Merhaba Tanr bir gün melekleri yan na ça rarak "art k bilimsel çal flaca z" der. Melekler flaflk n, bu sözün ne anlama geldi ini Tanr ya sorarlar. Tanr, insanlar n ölürken söyledikleri son söz ile ahirette söyledikleri ilk sözlere bakarak, istatistik bir çal flma bafllatacaklar n aç klar. Bunun üzerine melekler bafllarlar Tanr n n söyledi i gibi istatistik tutmaya. Bir gün Tanr, meleklerden bu istatistikleri de erlendirmelerini ister. Melekler de istatistikleri de erlendirdi inde; ngilizlerin, "Good bye my darling" Almanlar n, "Ich liebe dich", Frans zlar n, ise "O la la" sözlerini son ve ilk sözler olarak kulland klar n, Türklerin de "Bana bir fley olmaz a abey" dediklerini rapor olarak Tanr ya sunarlar. fiimdi içinde bulundu umuz koflullara bakt - m zda, bize bir fleyler oldu u ve Cumhuriyet tarihinin en ciddi krizini yaflad m z görüyoruz. Büyük umutlarla girdi imiz 21. yüzy l n ilk y llar ülkemiz için yolsuzluklar ve kriz y llar na dönüfltü. Son 20 y lda üretti inden çok fazlas n tüketen bir toplum olarak ekonomide, siyasette ve sosyal yaflamda çok ciddi bir bedel öder hale geldik. Bu bedel de "Bize bir fley olmaz a abey" yaklafl m n n bir sonucudur. Bu anlay flla; fay hatt nda binalar yapt k, çarp k kentlefltik, ifl bitirici olduk, köfleleri döndük, "Kural d fl davranmak yi itli in(!) flan ndand r" dedik. "Biz yapt k oldu" yaklafl m ile iflimizi yürüttük. Özensiz, düzensiz ve yolsuz bir yaflam sürdük. Çünkü bize bir fley olmazd (!) Önce do a, sonra ekonominin kurallar bize neler olabilece ini gösterdi. Geride b rakt m z y llarda; "H zl yafla, genç öl, cesedin yak fl kl olsun" yaflam felsefesi ile "yak fl ks zl " temiz kalmaya tercih etmifl olduk. Bize bir fley olmazl n önlenemez çöküflünün yafland böyle bir dönemde sizlere dergimizle "merhaba" diyoruz. Krizler de iflim için f rsatlar yarat yorsa, her karanl n ard ndan günefl yeniden do uyorsa, temiz çal flan, temiz ifl ve temiz kurum için "merhaba" demenin tam zaman oldu unu düflündük. Yaflad klar m zda yönetim ve denetim bütünselli ini sa layamam fl olmam z n da büyük rolü oldu unu gördü ümüzden "Kurumsal yönetim güvencesi için ç Denetim" mottas yla bundan böyle sizlerle birlikte olmak istiyoruz. Dergimiz; Aysberg, denetçinin alameti farikas Yeflil Kalem, Çizgi Ötesi, Parmak zi, Mühür, Perçin, Ayraç, Yak n Plan gibi disiplin bafll klar ile denetim dünyas ndaki de iflimi, geliflmeleri, trendleri, e itim olanaklar n ve haberleri sizlere ulaflt ran mesleki iletiflim ve paylafl m platformu olacakt r. lk say m zda Aysberg de yer alan dosya konumuzu "Risk Yönetimi ve ç Denetime liflkin Uluslararas Geliflmeler ve Türkiye ye Yans malar " olarak belirledik. ki temel nedenden ötürü "Risk Yönetimi" ilk say m z n konusunu oluflturdu. Birincisi, bize bir fley olmazl - n ulusal karakterimiz haline dönüfltü ü, riski görmek istemeyen ve bu nedenle risk alan bir anlay fl n sonucu ülke çap nda yaflanan krizdi. kincisi ise, ekonominin can damar olan ve flu an krizin göbe indeki bankac l k sektöründe Risk Yönetimi ve ç Denetim konusunda bafllat lm fl olan mevzuat düzenlemeleri. Biz Türkiye ç Denetim Enstitüsü olarak, ç Denetim" dergisini yay n hayat na kazand rarak mesle imiz ad na sorumlulu umuzun gereklerini yerine getirdi imizi; sizlerin de yaz lar n zla, görüfllerinizle, abonelik deste inizle katk sa layaca n za inan yoruz. Çünkü " ç Denetim" sizin derginiz; ve bir dergi ancak okuyucular sahiplenirse yaflar. Düne kadar bize bir fley olmuyordu. Bugün durum çok farkl. Yar n ise hiç de eskisi gibi olmayacak. K sacas, art k birey olarak bize de bir fleyler oluyor, ülke olarak bizde de bir fleyler oluyor. Tanr n n meleklerine istatistik kay tlar nda "Bunlara da ne oldu?" dedirtmek için " ç Denetim"e sahip ç kal m. Yaz m z kaleme al rken süper güç, dünya devi ABD, kalbi ve beyni say lacak bölgelerinden vuruldu. nan lmas zor ve tüm dünyay flok eden bu olay, bir baflka aç dan "bize bir fley olmazl a" çarp c örnek oldu. Yaflanan bu ac olay, gücünüz ne olursa olsun riskin her zaman sizin d fl n zda varl n sürdürdü- ünü ve kendini ifade etmek için f rsat arad n bizlere bir kere daha gösterdi. Dünya devi ABD nin de, ulaflt süper güce ra men riski göz ard etme lüksü olmad na hep birlikte tan k olduk. ste imiz, devletlerin, kurum ve kurulufllar n, ac ve pahal deneyimlere gerek kalmadan, mevcut ve olas risklerine karfl kontrol sistemlerini gözden geçirme ve iyilefltirme için "denetimi" yönetimin stratejik bir parças olarak görmeleridir. Bir sonraki say da tekrar buluflmak dile iyle... Sevgi ve sayg lar mla, Ali Kamil UZUN Türkiye ç Denetim Enstitüsü Baflkan

3 6 AYSBERG Risk Yönetimi ve ç Denetime liflkin Uluslararas Geliflmeler ve Türkiye ye Yans malar Cüneyt Sezgin: Öncelikle, ç Denetim Dergisi nin ilk say s nda yay mlanacak olmas dolay - s yla ayr bir anlam tafl yan "Yuvarlak Masa Toplant s "na kat ld n z için hepinize çok teflekkür ederim. lk olarak, dünyada risk yönetimi konusundaki geliflmeler ve bu geliflmelerin Türkiye ye yans malar konusunda bir perspektif çizelim isterseniz. Behzat Y ld r mer: Genel bir özet yapmaya çal flay m: Dünyaya bakt m zda, 1980 lerin sonunda risk yönetimi konseptinin geliflmeye bafllad n görüyoruz lerde mali piyasalardaki enstrümanlar n yo unlu u ve teknolojinin geliflmesine, organizasyona ve deregülasyona ba l olarak riskler yo unlaflt lerin sonunda riskler, bankalar n sermayeleri ile iliflkilendirildi. BIS, 1988 y l nda Cooke Rasyosu nu hayata geçirdi. Bu çok ham bir rasyoydu, o dönemin flartlar içinde ele al n p de erlendirilmiflti. Risk katsay lar, flu andaki mali sektöre göre anlams z kal yordu. Devam eden y llarda ismiyle müsemma türevler türemeye bafllad, türedikçe türedi. Türevlerin mali sektöre girifline bakt - m z zaman yöneticiler bunlar fazla bilmiyorlard. Teknik aç dan de ifliktiler, yöneticiler yanl fllar yapt lar. Dealer lar bunlar iyi biliyorken, yöneticiler bilmiyordu. Sonunda yönetici, onay ve kontrol mekanizmas n ciddi oranda b - rakt ve 90 lar n bafl nda bafllayan süreçte, o gün için çok konuflulan zararlar oluflmaya bafllad. Dünyada Riskmetrics le bafllayan süreçte risk yönetimi mali terminolojiye girdi. Türkiye ye gelifli 1999 un sonundan itibaren oldu. Hal böyle olunca, bu kez riskle sermayeyi iliflkilendirerek, Cooke Rasyosu güncel hale getirilmeye çal fl ld. Cüneyt Sezgin: Risk yönetiminin bundan sonraki etkileri ne olacak? Özellikle son dönem içerisinde yaflanan krizler dikkate al nd nda, neden risk yönetimi bankac l k sektörü için "olmazsa olmaz" bir konuma geldi. Bundan sonra neler olur? Reha Yolalan: Son dönemde yaflanan gerek öncü Kas m 2000, gerekse artç fiubat 2001 finansal krizleri sayesinde; maalesef ders kitaplar nda okutulan bankac l k risklerinin her türünü birlikte yaflad k. Faizlerdeki s çramalar, faiz-fiyat ve piyasa risklerinin ne ölçüde büyük zararlara yol açabilece ini gösterdi. Kurlardaki art fl ise; daha önce döviz pozisyonunu açarak kur riski üstle-

4 7 AYSBERG nen bankalar zarara u ratt. Piyasada hem TL hem döviz talebinin had safhaya ulaflt ve faizlerin dört basamakl rakamlara ulaflt günlerde likidite riski alman n bedeli çok pahal ya ödendi. Ayr ca, önümüzdeki dönemlerde kredilerde sorun yaflama olas l artt. Al nan birçok riskin yaratt zararlardan dolay özkaynaklar - n kaybeden bankalar, ald klar riskin bedelini TMSF ye devrolarak ödediler. Di er taraftan, ülke riski Türk bankalar n n yurtd fl piyasalardan uygun flartlarla kaynak bulmalar n s n rlad. Son artç krizin tetikleyicisi olan politik kriz, politik riskin nas l baflka riskleri de art rabilece ini ve büyük zararlara yol açabilece ini olabildi- ince belirgin bir flekilde gösterdi. Ayn flekilde, kamu bankalar n n üstlenmifl oldu u görev zararlar ile TMSF ye devrolmak zorunda kalan bankalar n finansal yap lar Türk bankac l k sisteminde önemli bir sistemik risk kayna n n varl n da ortaya ç kard. Son on y ll k zaman diliminde, bankac l k risklerinin her türlüsüyle karfl karfl ya kalm fl ve tats z kriz deneyimleri yaflam fl olan bankac lar - m z n art k etkin bir risk yönetim ve iç denetim bilincinin kurumsal kültürün bir parças haline gelmesinin, sizin deyiminizle "olmazsa olmaz" bir flart oldu u ve bu konuda ivedilikle daha duyarl olunmas gere inin art k herkes taraf ndan Bankac l k risklerinin tümüyle karfl karfl ya kalan ve tats z krizler yaflayan bankac lar m z n art k risk yönetimi ve iç denetimin olmazsa olmaz bir flart oldu unu kavramas gerekiyor. Sn. Cüneyt Sezgin, Osmanl Bankas. kavrand düflüncesindeyim. Önümüzdeki dönemde ayn sorunlar n yaflanmamas için yasal düzenlemelerin de eflli inde bankalar m z n entegre risk yönetim sistemlerini gelifltirmekte büyük bir ivmeyle çal flmalar n sürdürece i inanc nday m. Behzat Y ld r mer: Türkiye gibi volatilitesi yüksek bir ülkede risk yönetimi için birtak m flartlar gerekir. fiu anda çalkant lar var. Ekonomi için bu kadar önemli olan bir sektörün sa l kl yönetilmesi ve sa l kl denetlenmesi gerek. Bu ortamda, risk yönetimi sa l kl bir yap ya kavuflamayacak. Bankalar n flu anki durumu sa l ks zl klar ndan kaynaklan yor. Sektör sa l kl olursa ekonomik büyüme de olur. Cüneyt Sezgin: Ben burada bir saptama yapmak istiyorum. Risk yönetimi deyince bir süreçten bahsetmek gerek. Modellerin oluflturulmas ve kurulmas, riskin yönetilmesi aflamalar var. Bunlar maalesef ülkemizde bafllat lmam flt. Ayr ca, flu ana kadar de inmedi imiz bir konuya de inelim isterseniz; operasyonel risk. Bankalar n kontrol sistemlerinin kurulmas ve denetlenmesi de gerekiyor. Bütün bu çerçevede denetimi nereye oturtuyorsunuz? Hüseyin Gürer: Küçük veya büyük, özel ya da kamu bankalar olmak üzere tüm sektörü ilgilendiren bir konu. Bankac l k sektörü bu konuyla ilgili olarak oldukça yo un bir çal flma içerisinde. Bu konunun uygulamaya geçmesiyle beraber bankac l k sektörü, riski, olmas gereken flartlar içerisinde bilerek yönetecek. Tamamen risk alarak çal flmalar na devam eden bankalar ; özellikle kendi gruplar na aktar m amac yla birtak m operasyonlar yapan bankalar bu boyutta tart flmamak gerekir. Özellikle dürüst bir ortamda birtak m uygulamalar varsa denetim yap labilir. Aksi takdirde dürüst olmayan bir ortamda denetim etkin ve verimli olamaz. ç denetim konusuna gelince, dünyada teftiflin fonksiyonu bizim sistemimizdeki yap dan biraz daha farkl d r. Teftifl kurullar n n denetimlerde çok verimli olamad klar n, denetimlerin yönetimle birlikte yaflayarak yap lmad n görüyoruz. Yeni tan mlamalarla ilerideki zamanlarda dene-

5 8 AYSBERG tim kontrol a rl kl olmayacak, yönetimle birlikte yaflayan ve paralel giden bir yap da olacak. ç denetçi olan kiflilerin sadece, üniversitelerin flletme ve Ekonomi Bölümleri nden mezun olan kifliler olmayaca n, "multi disciplinary" dedi imiz nitelikte insanlar n iç denetim fonksiyonunu oluflturaca n görüyoruz. Dünyadaki iç kontrol ve iç denetim standartlar, uluslararas normlar Türkiye de de uygulanmal. Risk kapsam nda önemli oldu unu düflündü ümüz finansal risk, enformasyon riski gibi konular da var. Genellikle Türkiye de hep karfl taraf yan ltma amac vard r. Finansal tablolarda da di er yönetim raporlar nda da bunu görmek mümkün. Dolay s yla iç denetim ve risk yönetimi mutlaka paralel çal flmak zorundad r. Risk yönetimi ile ilgili belirlenecek prosedürlere uygun olarak iç denetimin kontroller yapmas gerekir. ç denetimin sadece teoride de il, pratikte de Denetim Komitesi ne hesap veren, ba l olan bir yap da olmas gerekir. Behzat Y ld r mer: Peki burada Yönetim Kurulu nun fonksiyonu ne olacak? Hüseyin Gürer: Yönetim Kurulu üzerinde büyük sorumluluklar vard r. Yönetim Kurulu içerisindeki profesyonellerden biri, denetimden sorumlu olmal d r. Riskli noktalar n Yönetim Kurulu ndan birine ya da teknik bir yöneticiye bildirilmesi ve düzeltilmesi sa lanmal d r. Cüneyt Sezgin: Risk yönetimi aç s ndan neler yap lmas gerekiyor? Risk yönetiminden neler bekliyoruz? Dilerseniz, flu anki durumla karfl laflt ral m. Tu rul Belli: Risk yönetiminin bir kültür ve felsefe olarak benimsenmesi laz m. Türk Bankac l k sektörü bunu oluflturmak zorunda. Türkiye nereye gidiyor? ona da bakmak gerekiyor. Risk yönetiminin önemi kavranmal. Türkiye de 3-4 y ld r çal flmalar yap l yordu. Ancak bu çal flmalar n ka t üzerinde kalmamas ve benimsenmesi gerekiyor. Behzat Y ld r mer: 3-4 senedir var m? 1999 sonunda kanuna girdi, 2000 de mevzuat çal flmalar bafllad. Tu rul Belli: Öyle bir döneme girdik ki; risk yönetiminin önemi ortaya ç kt, risk yönetimi olmay nca olanlar gördük. Birçok kimse risk yönetimine kuflkuyla yaklaflabiliyordu. fiekil flart n n ötesinde olmas gerekli. Böyle bir ak md denebilirdi, ama bir anda zorunluluk hissettik. Fona devrolan bankalar n örne inde bunun önemini gördük. Risk yönetimi ciddi bir flekilde ele al nm fl olsayd, Fona devrolan bankalarda farkl geliflmeler yaflanabilirdi. Risk yönetimi yap lm fl olsayd o bankalar n bilanço durumlar farkl olurdu san r m. Konu oraya geliyor. Önümüzdeki dönemde risk yönetiminin önemi artacak. Yasal düzenlemelerin risk yönetimini etkilemesi, bankalar n bilanço sistemine yans yacak. Dalgal kur sistemine geçiflle, aç k pozisyon dedi imiz fleye Sn. Hüseyin Gürer, Deloitte & Touche risk yönetimi kapsam nda daha da dikkat edilmesi gerekiyor. Çok ciddi zararlar edilebilir. Dezenflasyon sürecinden enflasyon sürecine girilecek, daha da bir belirsizlik var. Bankalar kârl l klar n reel baza çekecek, rekabet artacak. Bütün bunlar bizi risk yönetimine götüren konular. Geçen dönemde, enflasyonda yap lacak olan devalüasyona göre ayarlamalar oluyordu. Cüneyt Sezgin: Dalgal kur sistemi, bankalar için önümüzdeki dönemde, risk yönetimi aç s ndan önemli bir belirleyici unsur olacak. Baflka bir konuya geçecek olursak, sistemik risk bankalar nas l etkiler? Reha Yolalan: Son dönemlerde yaflanan dünya deneyimleri gösterdi ki sistemik risk, bankalar sistematik kriz yoluyla oldukça kötü bir flekilde etkileyebiliyor ve bileflik kaplar misali finansal sistemde ard fl k çöküfllere neden olabiliyor. Türk Bankac l k Sektörü ndeki son on y ll k piyasa yap s na bakt m zda, birbirine benzemeyen çok say da bankadan oluflan heterojen bir yap oldu- unu görüyoruz. Ancak, Türkiye flu anda önemli bir yap sal dönüflümün efli inde. Baz bankalar TMSF nin flemsiyesi alt nda. Önümüzdeki dönemde, birleflme ve devralmalar önem kazanacak. Makroekonomik program n n iflleyifli risk yönetiminin önemini daha fazla art racak. Bu ba lamda, sistemik riske karfl risk yönetiminin koruyucu bir özelli i olacak.

6 9 AYSBERG Yönetmelikte de olan bir nokta, risk yönetiminin sa l kl olarak uygulanabilmesinde iç denetimin vazgeçilmez bir yeri oldu udur. Cüneyt Sezgin: Maliyet yönetiminin, kârl l k analizlerinin, verimlili in çok önem kazand bir ortamda risk yönetiminin yarataca katma de er ne olmal? Reha Yolalan: Dünyadaki geliflmelere bak ld nda, genellikle, verimsiz bankalar n verimsizliklerini ört-bas etmek için daha fazla risk üstlenme ve daha az sermaye ile çal flma e iliminde olduklar gözlemleniyor. Ancak, verimlilik bilincine sahip kurumlarda maliyet yönetimi ve kârl l k analizleri gibi etkin risk yönetimi de bafll bafl na bir katma de erdir. Behzat Y ld r mer: Her dönemin moda meslek gruplar vard lerde Citibank n piyasaya girmesini müteakip pazarlama ve operasyon fonksiyonlar ayr ld, pazarlamac lar n y ld z parlad. "Pazarlamac lara araba bile veriyorlarm fl" denmeye baflland lerin sonunda mali piyasalar hareketlenmeye bafllad, sermaye piyasalar örgütlenmeye bafllad, Hazineciler ön plana ç kt. Bankalara yeni al nan MT lere sordu- unuzda, "Hazine ve Fon Yönetimi"nde çal flmak istediklerini söylüyorlard lar n bafl nda dealer lar en çok aranan insanlar oldular. Derken bafl m za bir tafl düfltü ve 1994 krizini yaflad k. Uluslararas fonlar azald, fon s k nt s na düfltük ve mevduat önem kazand, bireysel bankac l k ön plana ç kt y l nda ise risk yönetimi ön plana ç kt. Önümüzdeki dönem risk yönetimi dönemi, varsa yoksa risk yönetimi! Çünkü, bankac l k bir risk yönetim iflidir. Cüneyt Sezgin: Sermaye ve getiriyi iliflkilendiren risk yönetimi sistemi hakk nda bir fley söylemek ister misiniz? Behzat Y ld r mer: Bu krizler yaflanmam fl bile olsa, özü itibariyle, Türk bankalar n n birleflmesi gerekiyordu. Dünya bankac l na bakt n zda, iflletme giderlerinin toplam aktiflere oran n n % 2 oldu unu, Türkiye bankac l nda 1999 sonu itibariyle % 5 e yak n bir rakam ç kt n görüyoruz. Dünya birleflmeye giderken biz ayr flmaya gittik. Bir sürü banka ortaya ç kt. Son on seneye bakt m zda, banka say lar ndaki bu art fl n nedenlerinin aç k pozisyon, bono portföyü ve patronlar n holdinglerini fonlamak için küçük bankalar kurduklar n görüyoruz. Bu dönemin bitmesi gerekiyordu, bitmeye do ru gidiyordu. flletme giderlerinin toplam aktiflere oran, uluslararas standartlarda olmak zorundayd. Bunun yap labilmesi için de tek flart birleflmeydi. Cüneyt Sezgin: Risk yönetimi, sadece riskleri kontrol etmek de il, ayn zamanda risk yönetiminde bir araç olarak kullan lan RAROC gibi sistemlerle risk, getiri ve sermaye aras ndaki iliflkiyi incelemektir. Çünkü sizin de söyledi iniz gibi, getiri bankac l k sektöründe düflük, sermaye k - s tl d r ve riskler ölçülmemekte, takip edilmemektedir. Risk yönetimi, bu üçüne birden cevap veren bir sistemdir. Türk bankac l k sektörünün risk yönetimine ihtiyac n söylerken, ben bunlar vurgulamak istedim. Hüseyin Bey, siz bu konuda bir de erlendirme yapmak ister misiniz? Hüseyin Gürer: Bankac l k sektöründe yavafl yavafl gerçekler ortaya ç kt kça bugünkü ortamda boyutlar ölçülmeye baflland. Di er bir deyiflle bugün bankalarda art k "activity based costing" kitaplar n n kar flt r ld n, "finansal kesimde bunlar n uygulamalar n n ne oldu u" gibi birtak m sorular n geldi ini görüyoruz. Bunlar, bizim taraf m zdan da pek uygulanmad ve test edilmedi i için çok fazla bilgi sahibi de iliz ama, uzman getirterek ya da di er ofislerimizi arayarak bilgi vermeye çal fl yoruz. Burada art k de iflik bir kavram n banka yöneticilerinde olufltu unu görüyoruz. Verimsiz fonksiyonlar, verimsiz personeli, zaman, kullan lan yeri, kifli baz nda maliyeti, bunlar test edebilecek araçlar ve ortamlar bulmaya çal flt klar n görüyoruz. Kan mca, risk yönetimi standart olmayacak, her

7 10 AYSBERG Sn. Reha Yolalan, Yap Kredi Bankas. bankaya özel bir yap da olacakt r. Çünkü birinin riski di erinin avantaj olabilir. Belki minimum zorunluluklar belirlenebilir, ama her finansal kurum bunu kendisine adapte edecektir. Tabii krizlerin de çeflitleri vard r. Her kriz çeflidine göre bu metodolojinin farkl olmas, zaman zaman test edilebilir olmas, hatta belki devlet taraf ndan ya da bu konularda uzmanlaflm fl özel denetçiler taraf ndan bu prosedürlerin, bu metodolojilerin test edilmesi, kavramlar ve birtak m kontrol noktalar n oluflturacakt r. Reha Yolalan: "Risk Yönetimi ve ç Denetim" Tebli i, Türk bankac l k sisteminin tümünde art k risk yönetimi ve iç denetim kültürünün ve bilincinin yerleflmesi yönünde zamana karfl bir hedef koyuyor. Bunu yerlefltiremedi imiz sürece de fon bulma maliyetlerinin yüksek olaca sonucu aç kça ortaya ç k yor. Tabii, bir baflka nokta daha var: BIS in kurallar nda, daha öncekilere nazaran geliflmifl detay noktalar getiriliyor. O detaylar n Türkiye de geliflmesi için de, makroekonomik dengelerin oturmas gerekiyor. Cüneyt Sezgin: Evet, makroekonomik dengelerin oturmas gerekiyor. Bankac l k sistemi ne yaparsa yaps n, yine baz fleylerin de oluflmas gerekiyor. Ben son geliflmelere geçmeden önce, Hüseyin Bey in de BIS deki son geliflmeler ve Türkiye yi nas l etkileyece i konusundaki görüfllerini almay diliyorum. Hüseyin Gürer: BIS deki son geliflmeler, Türkiye ye ne kadar adapte edilebilecek, bu biraz merak konusu diye düflünüyorum. Çünkü maalesef bizim ülkemizde bir de "politika riski" var. Bu riski nas l bertaraf ederler, bunu bilmek biraz zor. Bir baflka konu da: Türkiye deki reel sektör acaba buna haz r m? Bütün bu ç kart lacak olan standartlara, kurallara, yeniliklere biz hemen adapte olabilecek miyiz? Çünkü ülke riski içerisinde bütün sistemler, belki ayn anda belirli bir düzen içerisine girerse, o zaman sadece bankac l k kesimi de il, reel sektör veya Türkiye deki bütün flirketler belli bir düzenlemeye girecektir. Bu da profesyonel yöneticilerin de riskini azaltacak, bankalar n özellikle finansal kesiminin riskini de ölçülebilir bir boyuta getirecektir. O konuda benim ciddi tereddütlerim var. Ümit ederim bu durum k sa sürede halledilebilir. Cüneyt Sezgin: Peki "operasyonel risk" konusunda ne diyorsunuz? Bilindi i gibi, operasyonel riskin rakamsallaflt r lmas kolay bir fley de il. Aç kças Amerikan bankalar n n bile bir bölümü rakamsallaflt r lsa bile, kalan k sm nda daha çok önlenmesi ya da giderilmesi konusunda denetim çal flmalar na yer veriliyor. Hüseyin Gürer: Do ru. Denetimin gerek dünyada gerekse Türkiye de -özellikle Türkiye de- hiç olmad kadar önemli" olaca na inan yoruz. Tabii, art k bundan sonra riske girerken herkes ayn riski paylaflacak. Bankalar, kredi açarken belki de gerçekten iyi denetlenmifl flirketlerin mali tablolar üzerinden kredi vermeye gidecek. Bir aksilik olmas durumunda ba ms z denetçiler, bu konuda yurtd fl nda oldu u gibi gerçek anlamda bir pay alacak. Bu, belki riskin ölçülmesi veya karfl lanmas nda bir araç olabilir. Türkiye de unutulmamas gereken gerçek; ifltirak olay. Bankac l k kesiminin sadece mali kurulufllar de il, mali sistemin d fl nda da fazlas yla ifltiraki oldu unu görüyoruz. Bunlar n bir k sm gerçekten planlanm fl, istekli, gelecekte "katma de er"i olacak flirketlere yat r m fleklinde. Bu durumda risk ölçülebilir bir risk olabilir fakat, bunun d fl nda istem d fl veya zorunluluk sebebiyle elde edilmifl olan ifltirak portföyleri de var. Bu konu operasyonda önemli bir yer teflkil ediyor. Nas l ölçülebilece i ya da bu konu üzerinde ne tür kararlar n verilece i ileride belirlenecek. Behzat Y ld r mer: Yanl fl bilmiyorsam, bankalar n operasyonel risklerini gelir ve gider ile iliflkilendirmeye çal fl yorlar. Cüneyt Sezgin: Bu bir yöntem. Evet, operasyonel riskin ölçümünde kullan labilecek yöntemlerin bir tanesinde brüt geliri gösterge olarak alabiliyorlar. "Temel Gösterge Yöntemi" diye an lan yöntemde "brüt gelir" var, o da bir örnek olarak verilmifl. Baflka yöntemler de var. Bankalar n fonksiyonlar karmafl klaflt kça en basit olan "Temel Gösterge Yöntemi"nden daha karmafl k yön-

8 11 AYSBERG temlere do ru bir gidifl var. Orada tüm aktivitelerin s ralanmas ve onlara göre her tür ay r m n yap lmas gerekiyor. Behzat Y ld r mer: fiimdi X bankas n n Kozyata flubesinde yang n ç kmas operasyonel bir risktir. Bankan z n geliri ile bu nas l rakamsal rab taya ba lan r merak ediyorum. Ben operasyonel risk konusunda çok sa l kl bir rakamsal veriye ulafl - labilece ini düflünmüyorum. Burada "olsa olsa"lar ya da gelir gider göstergesinde oldu u gibi bankan n bir fleyi esas al narak, ona at fta bulunup bir katsay belirlenecek diye tahmin ediyorum. Cüneyt Sezgin: Ben de kat l yorum ama, konunun önemi flu: Bankalar sermayelerini ay r rken her fleyi piyasa riskine ve kredi riskine ay ramayacaklar, bir de operasyonel riski göze almalar gerekiyor. Tu rul Belli: Tabii orada baflka bir yaklafl m ise, operasyonel riskleri cover eden blanket insurance policy ler. Buradan fluna da ç k labilir. Baz riskler, paketlenip banka d fl na da transfer edilebilir. Bunlardan biri mesela operasyonel risk. Kredi riskininin de, baz fleylerin paketlenip banka d fl na seküritizasyon yoluyla ç kar lmas da asl nda bir anlamda modern tekniklerden biri diye düflünüyorum. Cüneyt Sezgin: Evet, yaln z orada flöyle bir sorun var. Her fleyi devretti iniz zaman bunu alan taraf n ortaya koyaca maliyet cayd r c olabilir, onun da bir riski var. fiu anda Amerika da tart fl - lan bir konu. Operasyonel risk asl nda o kadar büyük ki, onu verece iniz sigorta flirketinin verece i maliyet de büyük olur. San yorum bu gerçekten önemli, Behzat Bey in dedi i de öyle. Bunlar n kar fl m bir yola gidilecek gibi gözüküyor. Henüz çok belli de il. Bu arada, BIS in yeni düzenlemelerindeki seküritizasyonlarla ilgili belirsizlikler nedeniyle bundan sonra cazibelerini yitirecekleri konusunda endifleler var. Çünkü yeni düzenlemeler bankalara, riski azaltmas konusunda bir avantaj sa lam yor. Belki burada alt çizilmesi gereken bir baflka nokta, maalesef Türk bankac l k sisteminin hâlâ kendini çok derinden etkileyecek bu konularda yeterli ilgiye ve bilgiye sahip olmamas. Halbuki bu olaylar 2004 y l ndan itibaren de il, 2002, en geç 2003 te Türk bankac l k sistemini etkilemeye bafllayacak. Niye derseniz, Türkiye ye üç y l vadeli kredi veren bir banka 2004 te bunu rasyosuna yüksek bir maliyetle yans taca için 2002 y - l ndan itibaren verece i kredilerde buna göre hareket etmeye bafllayacak. Onun için herkes daha 2004 e çok var diye düflünüyor ama bence atlanan bir boyutu var. Behzat Y ld r mer: Bilgisiz demeyelim ama ilgisiz diyelim, çünkü bugünlerde ilgi baflka fleylere kayd. Cüneyt Sezgin: Bugünlerden önce de ilgi alan buraya kaym yordu bir türlü. Ama tabii hakl s n z flu an daha acil konular var. Behzat Y ld r mer: lgi alan kesin kaym yor. Bizim bu konuyla ilgili görüfltü ümüz bankalar n büyük bir bölümü, banka yöneticilerinin hatta sahip ve patronlar n n önemli bir bölümü, risk yönetimine yat r m, ne kazanaca z ile ba daflt rmaya gayret ediyorlar. Olay n flimdi böyle olmad sektörce san r m biliniyor; Reha Bey in de demin çok güzel iflaret etti i birkaç konuyla birlikte. Maalesef Türk bankac l k sistemi, hâlâ kendini çok derinden etkileyecek bu konularda yeterli ilgiye ve bilgiye sahip de il. Cüneyt Sezgin: Evet, Reha Bey demin önemli bir noktaya temas etmiflti. Makroekonomik koflullar n da yerli yerinde olmas ve baz fleylerin uygulanmas için mali sistemde de baz koflullar n örne in, tam rekabet unsurlar n n olmas gerekiyor bence. Bu çerçevede olmas gereken yerde miyiz, daha neler olmas laz m onu irdeleyelim. kincisi de; art k biraz daha somuta indirgeyip son ç kan mevzuat ve ondaki eksikliklerin üzerinde dural m: Tamam, bu haliyle önemli bir ad md r. Ama daha neler olmal yd, bundan sonra neler olmal? Biraz da spesifik olarak konular inceleyebilirsek sevinirim. sterseniz bir ekonomist olarak Tu rul Bey le bafllayal m. Tu rul Belli: Asl nda ben makroekonomik flartlardan bahsettim, normalleflme sürecine girmemiz zaten çok önemli. Yaln z tabii, bir de flu konu var; risk yönetimi getiri-risk sermaye aras ndaki iliflkiyi s k laflt r yor ve bankay ister istemez o perspektiften düflünmeye ve o perspektiften yönetmeye do ru itiyor. Bakt n zda Türkiye de bankac l k sistemi üzerinde son on, yirmi senedir yeterli denetim ve gözetim maalesef uygulanma-

9 12 AYSBERG Risk yönetimi sistemi bir anlamda yabanc bankalar n Türkiye ye gelmesini h zland racakt r. d. Asl nda kanunen her türlü flart müsaitti, sadece birçok fleye göz yumuldu veya göz kapat ld. Bunun da makroekonomik sebeplerine gelirsek, özellikle Türkiye 1990 l y llarda tamamen bir bütçe aç ile kamu aç üzerine kurulu bir sisteme döndü. Ondan da önce devlet borçlanmas vard l y llarda o ifl de bir anlamda özel sektöre devredildi. Özel sektör üzerinden borçlanma olunca da özel sektör bankalar n n birçok zay f taraf kamu otoritesi taraf ndan göz ard edildi ve bugünlere gelindi. Onun için demek istedi im fley, bundan sonra kamu otoritesinin biz bu düzenlemeleri koyuyoruz, yap yoruz demesi gerekiyor. Ama uygulama çok önemli. Uygulamada da kamu otoritesinin bu duyarl l göstermesi gerekiyor. Yani bugüne kadar gösterilmifl olsayd Türk bankac l k sistemi buraya gelmezdi. Risk yönetimi sistemi bu model anlay flta olmamas na ra men, geleneksel risk yönetimi sisteminin bizim bankac l k sektörünü belirli flekilde terbiye edici bir taraf vard. Fakat uygulanmad, es geçildi, bugünden sonra bu anlay fl n olamayaca n bir kere düflünmemiz gerekiyor. Tabii özel sektör bankalar n konufluyoruz, kamu bankalar ayr bir durum, onlar çok inceleyemeyiz zaten, bakt n zda ben hâlâ ciddi bir sermaye eksikli i görüyorum. Bu risk yönetimi sistemi ciddi bir flekilde uygulan rsa, bankalar n ya ciddi boyutlarda sermaye koymalar gerekecek ya da küçülmeleri gerekecek, bunun baflka bir alternatifi yok. Bunca sene buna göz yumuldu, bankalar büyütüldü. 90 l y llardaki bu sistem asl nda yürüyebilirdi, yani devletin bankalara bu rahatl sa lamas ama niye yürümedi? Çünkü bankalar hiç bir zaman sadece finans n içerisinde bankac l k yapan kurulufllar olmad lar. Kendilerine verilen bu kaynaklar verimli flekilde kullanmad lar. Kendi flirketlerine kulland lar. Bence, bu kaynaklar tamamen banka içinde kalm fl olsayd, bugün sermayeleri tamam olmufl olacakt, yeterli olacakt. Ama, bugün için görüyoruz ki öyle bir durum söz konusu de il. O zaman ya küçülecekler ya da sermaye art racaklar. Ben çok az grubun gerçek anlamda, nakit olarak bu sermayeleri ç kartabilece ini düflünüyorum, o zaman nereye gidecek bu bankac l k? Aç kças, bu bankac l k, büyük ihtimalle uzun zamand r bahsetti imiz yabanc lar n piyasaya girmesine do ru gidecektir diye düflünüyorum. Solcu söylemde IMF programlar komprador ve kapitalistlerin ifline yar - yorsa, bu program da, yani risk yönetimi uygulamalar da belki bir anlamda yabanc bankalar n Türkiye ye gelmesini h zland racakt r. Bu uygulamalar gerçekleflti inde bankalar ya küçülecek ya da sermaye art racak. Sermaye art rman n bir yolu da; yabanc larla birleflmeye girmektir. Ama flunu da görüyoruz ki yabanc lar bu ifllerde joint venture olarak pek kalmak istemiyorlar, tam olarak anlad m kadar yla da girmek istiyorlar. Onun için de, yerli banka sermayedarlar bu iflten yavafl yavafl çekilme durumunda kalacaklar gibi bir senaryoyu ortaya at yorum. Behzat Y ld r mer: "Bankalar ya küçülmeli, ya sermaye art rmal " diyorsunuz, ama bence ekonomik misyonu devam edecekse, bankalar küçülmemeli. Ekonomik misyonlar gere i bankalar kredi vermeye, mevduat almaya devam etmeliler, sa l kl flekilde büyümeliler ki bizim GSMH m zdan daha büyük olsunlar. Geçen sene sonu itibariyle bakt n z zaman 200 milyar dolar civar nda bir GSMH, 145 milyar dolar civar nda bir bankac l k büyüklü ünü görüyoruz. Bat daki örneklere bakt n z zaman Avrupa Birli i Bankalar nda, bankalar n bilanço büyüklü ünün GSMH rakam n n çok ötesinde oldu unu görüyoruz. Para çarpan denilen hadise de bu zaten. Bankalar n böyle çal flmas laz m. Bizim gibi ülkelere bakt n z zaman bankalar n bilanço büyüklü ü GSMH nin gerisinde. fiimdi ekonomik büyüklü ümüz de %30 a düfltü, bankac l k sistemi de düfltü. Böyle bakarsan z ekonomik misyonun devam aç s ndan sa l kl mali sistemin sa l kl ekonomiyi aktive ettirebilmesi için bankalar büyümeye devam etmek zorunda. Sermaye de olacak; içeriden kuvvetli sermaye gruplar olacak, BDDK n n yeni getirdi i banka al m flartlar ndan bir tanesi de buna dayan yor ve art mutlaka d flar dan bir tak m gruplar gelecek. Tu rul Belli: Anl yorum ama yüz, ikiyüz, beflyüz milyon dolardan bahsediyorum. Behzat Y ld r mer: fiimdi as l konuya gelirsek. Çok temel fleyler var de il mi? Bizde volatilite çok yüksek, geçmifl verilerimiz noksan, tam reka-

10 13 AYSBERG bet flartlar asla yok, mevduat güvencede. Sonuçta hepsi güvencede de il gibi görünmekle birlikte, Fon a devredilince güvence alt na al nm fl oluyor, faiz serbest. Böyle bir ortamda da risk yönetiminin gerçek anlamda hayata geçmesi mümkün de il. Reha Bey in de iflaret etti i makroekonomik yap n n sa l kl hale gelmesi gerekiyor ki risk yönetimi de mali sektörde gerçek anlamda yerini bulsun. Bunlar düzelmeden risk yönetiminden gerçek verim almak pek mümkün de il. Hüseyin Gürer: Ben, Tu rul Bey e kat l yorum. Bankac l k sisteminde flu anda sermaye yetersizli i inan lmaz boyutlarda, bu sermaye nereden gelecek belli de il. Acaba banka sahipleri sermaye koyabilecek kabiliyetteler de koymuyorlar m, yoksa bu sermayeler bir flekilde reel sektöre aktar lm fl, onlar da ekonomik flartlardan nasibini ald klar için mi bir türlü toparlanam yorlar? Tabii deprem gibi bir sürü faktörler de bankalar ve bankalar n ortaklar n n sahip olduklar baz reel sektörleri ciddi boyutlarda etkiledi. Dolay - s yla sermaye bulmakta ciddi bir problem var. Nas l küçülecekler ben onu merak ediyorum. Çünkü bilançolar n n aktiflerine bakt m zda büyük bir oran n n ba l oldu unu görüyoruz. Bu ba l l n sebebi, baz bankalar için kendi gruplar na aktar lan krediler, baz lar için ise reel sektörün içinde bulundu u durumdur. Bu arada BDDK n n birtak m kararlar yla acaba nas l bir Fon a devralma söz konusu olacak? Devral p tasfiye anlam nda m, yoksa hayatiyetinin devam ettirilmesi fleklinde mi, bunlar yine önümüzdeki günlerde görece iz. Bir de büyük bir ihtimalle Brezilya ve Arjantin modelinde oldu u gibi mevcut bankalar n belki bir k sm hariç tamam n n millilefltirilmesi, bunlar n ve varl klar - n n belli bir oranda tamamen yabanc sermayeye devredilmesiyle tekrar belli büyüklü e gelinebilece ini düflünüyorum. Cüneyt Sezgin: Çok do ru. Makroekonomik sorunlar var risk yönetimin uygulanmas için; hem ona ba l hem de birebir onun sonucu olmayan, risk yönetimi sisteminin uygulanmas na engel olabilecek mali sisteme dönük sorunlar var. Ama ayn zamanda san yorum insan kayna ve risk yönetimi sistemi aç s ndan da sorunlar var. Sistemde flu anda, bu modelleri veya bu yaklafl mlar kullanmaya al flk n, haz r ve istekli olmayan, ciddi bir direnç seziyorum. Her bankada de il ama belli bankalar n yönetimlerinde, sahiplerinde, hatta konuyla ilgili çal flanlar nda bile var. Bu maalesef, h zl bir flekilde yol almam z engelliyor. Ayr ca tecrübeli eleman, insan kayna eksikli i de var. Bu da bir süreçtir. Türk bankac l k sisteminin bir taraftan e itip, bir taraftan harekete geçmesi gerekiyor. Sistemin kendi içinde de insan kayna na, risk kültürüne dönük ciddi eksiklikler var. Ayr ca altyap ve gelenek yoksunlu- unun da bir handikap oldu unu düflünüyorum. Buna üniversitelerimizdeki e itim sistemi de dahildir. Tu rul Belli: Muhakkak. Ben eski jenerasyonlar da baz sebeplerden bildi im için, oradaki yaklafl m çok daha aya yere basan bir yaklafl m oldu unu söyleyebilirim. Her ne kadar bu modern yöntemleri benimsemeseler de çok daha ayaklar yere basan bir yaklafl mlar var. Reha Yolalan: Sözünü etti iniz zorluklar n büyük bir k sm da, yine makroekonomik dengelerden kaynaklan yor. Türkiye uzun bir süre yüksek ve kronik bir enflasyon yaflad ve bunun sonucunda da maliyet kontrolü ve kârl l k analizi gibi kavramlar ister istemez perdelendi. Bu durumda da, uluslararas standartlara uygun bir risk yönetim kültürünün kurumsal kültürün bir parças olma imkân biraz zorlaflt. Bu sözünü etti iniz durum da yüksek enflasyonun etkisinden kaynaklan yor, ama makroekonomik dengelerin bozuldu u bir ortamda risk yönetimi kavram na ister istemez herkes yönelecektir. Behzat Y ld r mer: Mutlaka, ama son on senedeki resme bakt n z zaman, yine banka sahibi olman n gerisindeki motiflerden kaynaklanan sebeplerle risk yönetimi diye bir kültür oluflmad. Banka kuran, banka alan patron, bankac l k yapmaktan ziyade baflka amaçlarla bankay al nca, risk yönetimi gibi bir konseptin de kafas n n içinde olmas na gerek yoktu. 94 hariç kolay para kazan lan bir on y l yafland. Türk bankac l n n oryantasyonu kâr oryantasyonu olmufl. Oradaki risk primleri hiç hesaplan-

11 14 AYSBERG Sn. Behzat Y ld r mer, T M E itim & Dan flmanl k. mad. Herkes kâr h rs yla gitti. Hazinecilik hadisesi gündeme geldi. flte ben befl kifliyle bankan n kâr n n yüzde 36 s n yap yorum diyen Hazineciler oldu. Böyle bir vizyonla geçen bir on seneden sonra risk kültürü tabii geride kald. fiu anki direncin arkas nda bence son on y l n az geliflmifl kültürü yat yor olsa gerek. Cüneyt Sezgin: Ben buna son derece kat l yorum. Asl nda banka birleflmelerindeki ya da sistemin rehabilite olmas ndaki sorunlardan bir tanesi, Behzat Bey in baflta da söyledi i, ortakl k yap lar nda niye banka kuruldu una dair sorgulama eksikli i var. Bu belki bankac l k sisteminin büyük bölümünü temsil etmez. Aktif büyüklü ü aç s ndan da ayn fley de il. Ancak banka say s - na bakt m zda bankalar n ciddi bir bölümünde ortaklar n bankalar bir finans departman gibi gördü ünü, bankay kullan p orada birtak m büyük hazine ifllemleri yapt n veya kendi ifltiraklerine finansman sa lad n görüyoruz. Ama bu tabii ki, bankalar n aktif büyüklü ü olarak büyük k sm n temsil etmiyor. sterseniz biraz da mevzuat ilgili k sma geçelim. Burada ne gibi eksiklikler var, ne gibi fazlal klar var? Neler olmal, en az ndan k sa vadede gelifltirilmesi gereken fleyler var m? Bunun bir de erlendirilmesini yapal m. Hüseyin Gürer: De iflik nitelikte bir tak m taslak raporlar, çal flmalar yap l yor. Bunlar n bir k sm nda görüfl almak amac yla bizlere de dan fl l - yor. Özellikle, Almanya, Fransa, ngiltere ve spanya daki uygulamalar tarama imkân m z olabiliyor. BDDK taraf ndan yap lacak aç klamalar do rultusunda özellikle risk gruplar n n nas l tan mlanaca, bankan n belli bir risk grubunun içinde mi d fl nda m yer alaca, gibi konular merak edilmektedir. Avrupa Birli inin regülasyonlar na bakt m zda belirtilen hususlar n bütün Avrupa ülkeleri taraf ndan uygulanmas gerekti ini görüyoruz, ama buna ra men ngiltere - de, Almanya da, Fransa ve spanya da farkl bir tak m uygulamalar oldu unu da görüyoruz. Burada en önemli husus, e er bir bankay ele al rsak yeni birtak m kavramlar oldu unu görüyoruz. Örne in solo grup dedikleri; banka ve bankan n mali ifltirakleri, sigortalar hariç bir solo grup olarak düflünüldü ünde, acaba bu grubun kendisinin de içinde bulundu u kümeye verebilece i kredi tutar ne kadar olmal d r? Yurtd fl nda bu %25 olarak tan mlanm fl. Ben bu kural n Türkiye de k sa sürede geçerli bir kural olabilece ini düflünmüyorum. Belki uzun vadede Avrupa Birli i nin minimum istekleri Türkiye için de aynen geçerli olabilir. Avrupa Birli i ndeki uygulamalara bak ld nda, bir banka özkaynaklar - n n %25 inden daha fazlas n kendi bulundu u gruba kredi olarak veremez. Ayn flekilde, baflka bir risk grubuna da aktaramaz. Tabii bu kurallar, risk yönetiminin önemli temel parçalar n oluflturacak. Bu arada bir banka baflka bir bankaya veya kendi solo grubu içerisindeki bir finansman kurulufluna yine o sayd m dört ülkedeki baz uygulamalarda s n rs z kredi verme imkân na sahip, yani özkayna n n üç, befl, on kat da kredi verebilir. Tabii solo grupta bunlar elimine oldu- u için bir risk yaratm yor, ancak baflka bir gruba kendisinden tamamen ba ms z baflka bir risk grubuna da zannediyorum baz ülkelerde limitli, baz ülkelerde limitsiz kredi sa lama imkânlar vard r. Bunun Türkiye ye adaptasyonu k sa vadede çok zor. Bildi iniz gibi ifltirakler nedeniyle gruplara kulland r lan kredilerin, bugün öz kaynaklar n gerçekten çok üzerinde olmas ndan dolay bu durum ancak sermayelerin artmas yla mümkün olabilir. Ama yine de k sa vadede sermayeleri ne kadar büyütürseniz büyütün, baz büyüklükler içinde bunun da yetmeyece ini görece iz. Yani bu problem nas l çözülecek, onu bilemiyoruz. Risk yönetimi için çok önemli, ama Türkiye nin flu anda içinde bulundu u gerçekler sebebiyle, ben iflleyece ini düflünmüyorum. Risk yönetimiyle ilgili kavramlarda, özellikle son dönemlerde yap lan prezantasyonlarda flunu görüyoruz. Türkiye gibi baflka ülkelerde de hiç bir zaman iç kontrole ya da iç denetime emeklili ine az kalm fl ya da emekli olmufl kiflileri almamak gerekiyor. Konuflmam n bafl nda söyledi im flekilde farkl e itim alm fl gruplardan dinamik, tecrü-

12 15 AYSBERG Krizler gösterdi ki; riskler teorik ve ka t üstü olgular de il, gerçek yaflam n bir parças ve zaman zaman felaketlere dönüflebiliyor. beli kiflilerin bir araya gelerek, de iflik aç lardan bak larak risk yönetiminin yap lmas gerekir düflüncesindeyim. Cüneyt Sezgin: O zaman Reha Bey le devam edelim, uygulaman n da içinde oldu u için, yönetmeli i de erlendirmesini isteyelim. Reha Yolalan: Son yönetmeli in asl nda IMF ye verilen niyet mektubunda bir "structural benchmark" oldu u için belli bir zaman içerisinde ç - kar lmas arzuland. lk baflta baz elefltiriler ald - n biliyoruz, gerek lisan, gerekse örgüt yap s na fazla müdahale olmas aç s ndan. Ayr ca, ölçüm modellerinin çok kolay uygulanamayaca na yönelik elefltirilerde de bulunuldu. Fakat bunlar bir süre sonra bizi bir çerçeveye ulaflt rd. Benim burada de inmek istedi im en önemli nokta, yaflanan krizler gösterdi ki; riskler teorik ve ka t üstü olgular de il, gerçek yaflam n bir parças ve zaman zaman felaketlere dönüflebiliyor. Dolay s yla, riskin teorik alandan da öte, pratik alandaki etkisi de göz önüne al nmal. fiimdi buradan hareketle ben yönetmeli e bakmak istiyorum. Yönetmeli e iliflkin halen teorik düzlemde çok fazla eksiklik oldu unu düflünmüyorum. Olan eksiklikler ya da iflleyifl biçiminde yaflanacak noktalar daha sonra da düzeltilebilir. Ancak sizin de sözünü etti iniz gibi, daha çok uygulama alan nda yaflanan en önemli zorluk bu kültürün kurumsal kültürün bir parças haline gelmesinin zaman al c özelli i. Makroekonomik dengelerle birlikte bu geliflecek diye ümit ediyorum. Bununla birlikte, risk yönetimi sisteminin geliflmesinde söz konusu sistemin banka içinde, çeflitli hiyerarflik katmanlarda benimsenmesi gerekiyor. Risk ölçüm modelleri, bir anda gelifltirilip uygulanam yor, belli bir geçerlilik ve uygulanabilirlik süresi var. Bu da, zaman alacak. Ayr ca, sizin de de indi iniz gibi, yetiflmifl insan kayna n n tahsisinde zorluk ç kmas söz konusu. Ve tabii kuvvetler ay r m prensibine uygun olarak flu anda örgütlerde icra edenler ile denetleyenlerin ayr flt r lmas, mevcut insan kayna n n tekrardan düzenlenmesini etkileyecek. Dolay s yla, örgüt yap - s nda yeniden bu yönde insan yetifltirmek gerekecek ve son olarak, hepimizin bildi i gibi risk ölçüm modellerinde tarihsel verinin yetersiz ve volatilitenin çok yüksek olmas, da l mlar n çok do ru belirlenemiyor olmas, ister istemez model sonuçlar n n güvenilirli ini etkileyecek. Bu zorluklar nedeniyle yönetmeli in istenilen s n rlar içerisinde bire bir uygulanmas n n zaman alaca- görüflündeyim. Her fleye ra men bafllamak bitirmenin yar s diye düflünüyorum. Behzat Y ld r mer: Kervan yolda dizilir. Cüneyt Sezgin: Behzat Bey, sizden de sektörün dan flmanl k ve e itmenlik taraf nda oldu unuz için de erlendirmenizi almak istiyorum. Behzat Y ld r mer: Yüzde yüz mutab k m Hüseyin Bey le ve Reha Bey le. Sermaye yeterlilik rasyosunu, sermaye yüklerinin katsay s n n Türkiye ortam nda düflürülmesi önemlidir. Tu rul Belli: Tamamen hemfikirim. Yönetmelik konusunda da, flu anda bizim bankac l m z, kurum kültürümüz aç s ndan önemli bir aflamada ve gerçekten ilk taslaktaki yanl fl noktalar n düzeltilmifl oldu unu düflünüyorum. Orada, Reha Bey e de kat l yorum. Baz problemler oldu u kesin, örne in time serileri hesaplar nda baz sorunlar yaflanaca kesin. Biz bir piyasaya bakarak time serisi haz rl yoruz ama o piyasa yok belki de, mesela son üç haftada hangi verileri koyacaks n z acaba? Behzat Y ld r mer: Dokuz ayl k ka d n faizini bana söyler misiniz? Tu rul Belli: Söyleyemezsiniz, maalesef böyle. Ayn flekilde, 31 Aral k günü hazine bonolar n n de erleri do ru muydu? De ildi tabii ki. Orada biraz realistik olmak gerekir. Hüseyin Bey in dedi i de, asl nda biraz da inan l rl desteklemek gerek. Baz fleyler getiriyorsunuz ama onlar uygulayamayacaksan z, mesela %25 i uygulanamayacaksa, bunun uygulanm fl gibi oldu unu göstermektense, oran daha realist k lmak gerek. Çünkü inan l rl k çok önemli bir fleydir. nan l rl yoksa herkes bunu bir flekil flart olarak yapar, sonra geçer, nas l bir sürü tablolar haz rlan yorsa öyle haz rlan r, kozmetik kal r. Onun için uygulanacak sistemin inan l rl n n olmas ve mant ks z kalmamas flartt r. Bir de maliyetleri yükseltici bir fley. Çal flt m kurum küçük bir banka oldu u için, ilk aflamada VaR sistemine girmesine falan gerek yok, ama ben özellikle büyük bankalar n bir araya gelerek daha oturmufl bir sistemle çal flmalar -

13 16 AYSBERG n n daha do ru olup olmayaca n düflünüyorum. Çünkü, sonuçta prensipler ayn, herkesin oturup dünyay yeniden keflfetmesindense, baz fleylerin ortak bir zeminde anlafl larak yap lmas hem maliyetleri düflürecektir hem de bankalar aras k yaslamalar daha da kolaylaflt r lacakt r. Behzat Y ld r mer: Bir de; insan kayna diyoruz da, bu sistemi denetleyecek ve yönetecek olan BDDK Gözetim Müdürlü ü ndeki insan kayna - n biliyor muyuz? Cüneyt Sezgin: Onlar da kurulma aflamas ndalar, sektöre paralel bir geliflme gösterecekler. Fakat, bu ifle Türk Bankac l k sisteminin genelinden daha fazla yat r m yap yorlar. Bankalardan daha fazla, oransal olarak söylüyorum, istihdam yap - yorlar ve bu konuda kararl lar. Ama tabii çok yerinde bir soru, oran n bankac l k sistemine yak n hatta ondan daha h zl bir performans göstermesi gerekiyor;, hem modelleri test edebilme, yarg - layabilme ve sürekli takip edebilmek için. Fazlas yla yetkinleflmeleri gerekiyor. Yönetmelikle ilgili bir fleyler de söylemek istiyorum. Herkese göre biraz daha elefltirel yaklafl yorum. Birincisi, flunu kesinlikle kabul etmek laz m, hakikaten ileriye do ru at lm fl h zl bir ad m, bir s çrama, son derece takdire flayan. Ancak bunlar yap l rken, bir iki noktada, belki biraz da bankalardan gelen taleplerle de "flimdilik böyle yapal m, ileride daha iyisini yapar z" gibi bir yaklafl m sergilendi, onlardan bir tanesi, piyasa riskinin ölçülmesi konusu. Mesela VaR dan bahsediyoruz, ama VaR bankalar için zorunlu de il, sadece türev ürünlerde aktif olan bankalar için zorunlu. Türev ürünlerde aktif olan banka da Türkiye de yok. Türev ürün ve do al olarak bunun piyasas olmad için aktif olan banka da yok. Dolay s yla, fiilen flunu söyleyebiliriz. fiu anda, Türk Bankac l k Sistemi ndeki hiçbir bankan n VaR hesaplamas na, volatiliteyi ki konuflmam z n bafl ndan beri sorun olarak söylüyoruz, buna dair hiçbir zorunluluk yok. Türk Bankac l k Sistemi standart rasyo dedi imiz çeflitli aktiflerini yaflland rarak, yani 0-15 gün vade, gün vade gibi fley koyup basit bir flekilde, belli a rl klar vererek, birazc k elle yap lan bir hesapla piyasa riskini hesaplayacak. Keflke bu söyledi imiz sorunlar olsayd. Volatilite, time serileri, bunlara zaten hiç gerek yok, böyle bir fleyi zaten BDDK istemiyor. yi bak ld nda herkes gördü ki tebli de istenen, bir tablo çizeceksiniz, elle yapabilirsiniz, hiç önemli de il, oraya rakamlar yerlefltireceksiniz. Alt na da a rl kl ortalama ç - kartacaks n z. Behzat Y ld r mer: Kur riskini burada de erlendirmeye al rken, bankalar m z n off-shore lar ile yapt forward ifllemler nas l? Cüneyt Sezgin: fiimdi bunun bir de nas l uygulanaca na de inelim. Hüseyin Bey in söyledi i, ne kadar fleffaf olaca, ona hiç de inmiyorum, o apayr ve çok daha temelde yatan bir soru. Teknik aç dan söylemek gerekirse, Türk Bankac l k Sistemi nin ciddi bir yat r m yapmas, dan flmanl k almas, modeller kurmas bu tebli le gerekli k l nm yor, bu çok büyük bir eksik ve bunun alt n çizmek istiyorum. Tu rul Belli: Tüm konuflmalar m z anlam n yitiriyor yani Cüneyt Sezgin: Hay r, biz burada bir çerçeve çizdik. Ama mevzuat n eksikli ini burada ele al - yoruz. kincisi, kredi riski konusunda bu bile yok. Kredi riski konusunda sadece süreçlerin iyilefltirilmesi var. Kredi riskinde bir model kurulsun, portföy yaklafl m olsun ben ona göre kredilerimin risklili ini, getirisini alay m, iliflkilendireyim ona göre bir rating sistemini modelle birlefltireyim gibi bir fley yok. Dolay s yla ne var elimizde? Piyasa riskinde bir çizelge, kredi riskinde de zaten Türk Bankac l k Sistemi nde az çok oturmufl olan süreçlerin biraz daha iyi tan mlanmas. Tabii yap lanmay küçümsemek için söylemiyorum. Bunun yap lanmas bile önemli ama, buradan çok önemli hesaplar, çok bilimsel hesaplamalar beklenmemeli. Denetim ve organizasyon taraf nda, kuvvetler ayr l gibi konularda getirdi i fleyler bence daha önemli. Yani orada kuvvetler ayr l ilkesinin alt n kal n çizgilerle çizerek yerlefltiriyor. Görevleri do ru dürüst tan ml - yor. Bir de ileride piyasa riski ve kredi riskinin hesaplanmas için temeli at yor ama bir-iki y l içerisinde, görece iz ki, sistem arkas ndan da bunlar getirecek. Behzat Y ld r mer: Kredi riskinin ölçülmesinde rating esas getirilirse, Türkiye de bir dolu rating flirketi ifl yapmaya bafllayacak m? Cüneyt Sezgin: Yok, orada dünyadaki de ifliklik-

14 17 AYSBERG Lk????? ler aç s ndan flunu düflünmek laz m. Bugün Amerika y hariç tutarsak Avrupa da bile ba ms z rating flirketleri taraf ndan derecelendirilmifl flirketlerin oran çok düflük. Mesela Almanya da bu oran %30, baflka Avrupa ülkelerinde, ngiltere hariç bu oran daha da düflük. Dolay s yla BIS in yak nda getirece i, yeni kurallar nda bizim de bankac l k sisteminde yapmam z gereken içsel derecelendirme sistemi. Kendi rating sistemimizi kendimiz yapaca z, sonra S&P ve Moody s tarz nda bir sisteme dönüfltürece iz veya onunla efllefltirece iz ki, default olas l klar n bulal m. Üçüncü olarak söyleyece im fley zaten hem Hüseyin Bey hem de Tu rul Bey taraf ndan iyi bir flekilde söylendi. Bunun yapt r m gücü ne olacak? Yani flimdi Sermaye Yeterlilik Rasyosu ç kt. Sermaye yeterlili i rasyosunu bugünkü koflullarda nas l empoze edeceksiniz? Empoze etseniz bile, bunun karfl l nda bankalardan ne kadar - n n ayakta kalaca soru iflareti. Dolay s yla, bu kural n flu anda bile uygulanmas n n, hatta bir y l sonras nda gündeme gelece ini düflünsek bile, tehlikeye girdi ini düflünüyorum. E er bankac l k sistemi mevcut haliyle korunacaksa, tabii o da, ayr bir karar. Yönetmeli in getirdi i fleyleri çok önemli görüyorum ama piyasa ve kredi riskinin sa l kl bir flekilde ölçülmesi için bence at lmas gereken çok önemli ad mlar var. O yüzden bu, söylediklerimizi s f ra indirgemek de il. Çok önemli ad mlar at ld, ama çok önemli eksiklikler var, ki bu da mevcut yap y gördü- ümüzde do al. Bu noktada geç kal nmamas gerek. Ama kat l yorum, iki taraftan da bunlar n uygulanabiliyor olmas gerekiyor. sterseniz son turumuzu tamamen serbest gündemle yapal m. Herkes ek olarak söylemek istediklerini söylesin. Reha Yolalan: kinci turda bahsedilen konuya ben biraz daha de inmek istiyorum. Bu yönetmelikte de olan bir nokta, risk yönetiminin sa l kl olarak uygulanabilmesinde iç denetimin vazgeçilmez bir yeri var. Dolay s yla, al nacak risklerin limitler dahilinde olup olmad önem tafl yor. Özellikle operasyonel riskin minimize edilmesinde iç denetim birincil derecede önem tafl yor. Sa l kl bir iç denetim sisteminin bulunmamas durumunda karfl lafl labilecek felaketlere, baflta Barings olmak üzere, son y llarda görülen flirket iflaslar n örnek olarak verebiliriz. fiimdi risk yönetimi ve iç denetim sistemi aras ndaki iliflkiye; yeni yönetmelik çerçevesinde bakt m zda, esas nda iç denetim sistemi risk yönetim sistemini de denetliyor ve gerek tan mlama gerek ölçüm gerekse etkin bir flekilde yönetilme aç s ndan böyle bir sorumlulu u var. ç Kontrol Merkezi nin denetim ve inceleme raporlar risk noktalar n n belirlenmesi ve kontrol alt na al narak etkin bir flekilde yönetilmesi aç s ndan risk yönetimi sistemine girdi oluflturuyor. Bu ba lamda alt n çizmek istedi im nokta, risk yönetimi ile iç denetimi bir zincirin ayr lamaz halkalar olarak düflünürsek, zincirin sa laml halkalar n sa laml na ba l diye ba lamak istiyorum. Sn. Tu rul Belli, Turkish Bank. Behzat Y ld r mer: Evet, ekonominin sa l a kavuflabilmesi için mali sistemin sa l a kavuflmas gerek. Bunun için de risk yönetimi olmazsa olmaz. En baflta söyledi imiz gibi bir daha söylüyorum çok iyi bir ad m at lm flt r. Devam da gelmelidir. Kervan da yolda dizilecektir. Noksanlar ve hatalar yla revizyona u rayacakt r. Bir flekilde risk yönetimi art k mali sistemimizin ana konular ndan olacakt r. Reha Yolalan: Hüseyin Bey e, "d fl denetimin bu kapsamdaki yerini sormak istiyorum. Hüseyin Gürer: Temel olarak fazla söylenecek bir fley kalmad. D fl denetim de art k özellikle bu günlerde her zamankinden daha riskli bir hale geldi. Biz de kendi içimizde risk yönetimi yap - yoruz. Müflterilerimizi ya da sistemdeki bankalar mutlaka riskli, risksiz diye ay r yoruz. Tabii, ilk baflta söyledi im gibi ancak dürüst bir platformda denetim denetimdir. Onun d fl nda denetim yap yoruz diyemezsiniz. Her ne kadar temsil mektubu alsak da, baz yönetim her fleyin do rusunu söyledim dese de, d fl denetim bu temeller üzerinde yap l yorsa da, Türkiye de karfl laflt - m z ve gördü ümüz bir gerçek varki, o da; "baz yönetimlerin her zaman do ruyu söylemedi i"

15 18 AYSBERG ve d fl denetçinin de bunu her zaman tesbit edemedi i. Türkiye de birtak m kurallar, standartlar getirilirken art k sadece Türkiye nin kendi örtüsünde bu kurallar standartlar tutmamak gerekiyor. Uluslararas denetim ve uluslararas muhasebe standartlar n n da özellikle kamuya duyurulmas aç s ndan kesinlikle çok önemli oldu unu düflünüyorum. Çünkü bankac l k sisteminde saklanacak hiçbir fleyin olmamas gerek. Neticede mudiler hangi bankaya, nereye paras n yat rd n bilmek isteyecektir. Kendilerine göre bir rating yapmak isteyeceklerdir. Bence her fley fleffaf olmal. Tabii ki d fl denetimin çok verimli yap labilmesi, çok iyi bir iç denetimin olmas na ba l. Bu anlamda iç denetim ve d fl denetim aras nda çok büyük bir fark görmüyoruz. Hatta d fl denetim için iç denetimi büyük bir sigorta olarak görüyoruz. Çünkü iç denetim, bütün prosesleri 12 ay boyunca her gün 24 saat yafl yor, izliyor; riskleri çok daha iyi görme flans na sahip. Dolay s yla, onlar n kendileri için ya da yönetim için ürettikleri raporlar mutlaka d fl denetim için de çok önemli. Tu rul Belli: D fl denetim konusu aç l nca, ba- ms z bir denetimden bahsediyoruz. Bugüne kadar bankalarda denetim çok rakamsal boyutlarda kald, onu daha kalitatif boyutlara çekmek, hatta iç denetimin ne kadar etkili oldu u konusunda görüfl beyan edebilmesi ve bu yeni uygulamayla ilgili baz fleyler beyan edebilmesi de iyi olur diye düflünüyorum. Behzat Y ld r mer: D fl denetimin biraz da risk ölçmeye odaklanmas gerek. Genel Kabul Görmüfl Muhasebe lkeleri denetiminden ç k p bankan n muhatap oldu u Risk Yönetimi Tebli i konular n n da gündeme gelmesi gerekiyor; e er rating konusu gündeme gelecekse. Cüneyt Sezgin: Kontrol bazl denetimden, risk bazl denetime geçifl. Asl nda taslakta onunla ilgili fleyler vard ; san yorum oraya do ru da gidece iz. Çünkü kaynaklar da s n rl, denetim flirketlerinin böyle bir gücü varsa ondan da faydalan lmas iyi olur. sterseniz çok k saca toparlayay m, bir kere çok enteresan bir toplant oldu, herkes birbiriyle mutab k kald, o yüzden herkesten seçerek söyleyece im baz fleyler, asl nda birçoklar için geçerli. Birincisi, Tu rul Belli, makro koflullar n yerine gelmesinin öneminden bahsetti ve bu koflullar n Türk Bankac l k Sistemi ne uygulanmas yla önemli de iflikliklerin olaca n söyledi. Risk yönetimi, her hâlükârda bu modeller ve yöntemler bire bir uygulan rsa, o zaman ciddi flekilde bir zorunluluk getirecek ve radikal etkileri olacak. Reha Yolalan da, özellikle maliyet, getiri, sermaye ve risk konular n n bir arada al nd n ve al nmas gerekti ini, risk yönetiminin belki de yaratt en büyük katma de erin bu oldu unu söyledi. Dolay s yla, Türk Bankac l k Sistemi nin getirece i en önemli ve kapsaml de iflikliklerden bir tanesinin bu oldu unu söylemifl oldu. Hüseyin Gürer ise, özellikle bunlar yap l rken risk yönetiminin genel bir çerçevenin parças oldu unu, bunlar n birçok de ifliklikle birlikte dikkate al nmas ; dürüst ve fleffaf olmalar gerekti ini söyledi. Bütün kat l mc lar da, bunun bir model, bir hesaplama sistemi olarak yeterli olmad - n, bir yönetim kültürünün, yönetim yaklafl m - n n parças olarak bir bütün içerisinde ele al nmas gerekti ini vurgulad. Behzat Y ld r mer ise buradaki sorunlar n do ru oldu unu fakat bir yerden bafllamam z gerekti ini ve kendi ifadesiyle "kervan n yolda dizilece i"ni söyledi. Reha Bey de buna kat ld, bitirmenin de önemli bir koflulu oldu unu belirtti. Bu aç dan bakt n zda da, flu andaki ortamda en az ndan bu bafllang c n yap lm fl oldu unu biliyoruz. Risk Yönetimi nde bir çerçeve var ve risk yönetimi ile iç içe olmas gereken denetim konusunda da, ciddi bir altyap ve çerçeve kurulmufl durumda. Bunlar n hepsini birden de erlendirdi inizde Türk Bankac l k Sistemi nde önemli de ifliklikler olaca n ve önemli bir katmade er sa layaca n biliyoruz. Bütün bu yap lanman n dünyadaki geliflmelerle bire bir koflut oldu unu, onlara denk düfltü ünü, onlar n üzerine oturdu unu, bu perspektife uygun oldu- unu, hatta Türk bankac l k sisteminin rekabetçi bir bankac l k sistemi olacaksa bunlar yapmaya zorunlu oldu unu bütün kat l mc lar onaylad lar. Kat l mc lara, de erli katk lar için teflekkür ediyorum.

16 19 YEfi L KALEM Kurum Çap nda Risk Yönetim Anlay fl : Entegre Risk Yönetimi ve Raroc Övünç fiiflman Bankac l k sisteminde, güvenilirli i sa lamak ve gelifltirmek amac yla ortaya ç kan ve yayg nl k kazanan risk yönetimi anlay fl uluslararas kabul görmüfl ve finansal sistem için bir olmazsa olmaz haline gelmifltir. Sürekli daha hassas ve de iflik finans sistemleri için esnek ve uygun yöntemlerin aray fl, farkl risklerin farkl yöntemlerle ölçülmesi ve yönetilmesi için yap lan aray fllar sonucunda gelinen noktada bankalar n karfl laflt klar riskler piyasa riski, kredi riski ve operasyonel risk olmak üzere üç ana grupta toplanm flt r. Üç ayr gruba ait risklerin ayr ayr ölçülmesi ve yönetilmesi de iflik yaklafl mlarla da olsa, uluslararas finans literatüründe kabul görmüfl ve h zla uygulanmaya bafllanm flt r. Henüz örnekleri s n rl olmakla birlikte üç riskin bir arada de erlendirilmesi ve yönetilmesi olarak özetlenebilecek entegre risk yönetimi, risk yönetimi anlay fl n n günümüzde ulaflmak istedi i noktad r. Son BIS taslak düzenlemesi de, üç ana risk grubunun da sermaye yeterlili inin hesaplanmas nda dikkate al nmas, bu risklerin birlikte de erlendirilmesi gere inin önemini ifade etmektedir. Di er taraftan art k finans sistemi risk yönetimini firma de erini art r c stratejilere do rudan destek veren bir araç olarak kullanmak istemektedir. Bu da, mevcut risk pozisyonuna karfl l k gerekli sermayeyi hesaplaman n bir ad m ötesine geçerek riskin stratejik hedefler ile birlikte de erlendirilmesi, iliflkilendirilmesi ve yönetilmesi anlam na gelmektedir. Böylece, üç ana risk grubunun birleflimi ile ortaya ç kan toplam risk düzeyinin bankan n hangi faaliyetlerinin sonucu oldu unun saptanmas, finans sisteminin son dönemlerde çözmek için en çok u raflt sorulardan biri olmufltur. Gelinen bu noktada soruyu iki aflamal olarak ele almak gerekmektedir. Birincisi; üç ana riskin toplam, bankan n toplam risk düzeyini mi ifade etmektedir? Di eri ise; bankan n toplam risk düzeyi hangi faaliyetlerinden kaynaklanmaktad r? Birinci sorunun çözümünde, risk yaratan pozisyonlar aras ndaki korelasyonlar önem kazanmaktad r. Çünkü bir bankan n menkul k ymet portföyü ile kredi portföyünün risk düzeyleri ve Henüz örnekleri s n rl olmakla birlikte, piyasa riski, kredi ve operasyonel riskin bir arada de erlendirilmesi ve yönetilmesi olan entegre risk yönetimi, ulafl lmak istenen noktad r. bankan n toplam geliri aras ndaki iliflki piyasa riski, kredi riski ve operasyonel riskin beraber de- erlendirilmesini zorunlu k lmaktad r. Bankan n toplam risk pozisyonunu piyasa, kredi ve operasyonel riske maruz de erlerin toplam olarak de erlendirmek oldukça s n rl bir yaklafl md r. Portföy yaklafl m içerisinde incelendi inde kredi riski ile piyasa riski aras nda kuvvetli bir iliflki olmas muhtemeldir. Ve bu iki riske maruz olan de erlerin toplam n bankan n toplam risk a rl kl de eri olarak kabul etmek, ayn zamanda kredi riski ile piyasa riski aras ndaki iliflkinin her zaman mükemmel oldu u (aralar ndaki korelasyonun 1 oldu u) anlam na gelmektedir. Bankalar n kredi riski ve piyasa riskine maruz de erleri aras ndaki korelasyona göre, bu iki pozisyon birbirini netlefltirebilir ya da aksine bir arada risk duyarl l n art rabilir. Yani korelasyon s ras yla negatif ya da pozitif olabilir. Ancak, toplam riske maruz de erinin bu iki riskin toplam olarak kabul edilmesi olas l klar dahilinde olmakla birlikte oldukça uç bir durumdur. Bu iki riskin bir arada de erlendirilmesinin ötesinde, eksik ya da hatal sistem, ifllem ya da insan kayna olarak de erlendirilen operasyonel riskin de toplam risk pozisyonuna iliflkisi göz önüne al nmal d r. Üçünün de aras nda, mükemmel bir iliflkinin oldu unu düflünerek bunun karfl l -

17 20 YEfi L KALEM nda sermaye ayr lmas, yasal sermayenin ekonomik sermayeden oldukça yüksek ç kmas na neden olabilir. flte entegre risk yönetiminin bankan n piyasa de- erini art r c birinci etkisi burada ortaya ç kmaktad r. Ayr ayr risk gruplar için ayr lacak sermayelerin toplam yerine korelasyonlar dikkate al - narak, bankan n bütün risk pozisyonunun netlefltirilmesi ile buna karfl l k ayr lacak sermaye belirlenebilecek ve azalan risk profiline karfl l k olarak daha az sermaye ayr labilecektir. Öte yandan, getiri düzeyinin korunmas yla sermaye bafl - na getirinin maksimize edilmesi sa lanacakt r. Burada amaç bankan n daha az sermaye ay rmas de il, seçilen risk-getiri düzeyinde optimum sermaye düzeyini belirleyerek, özkaynak kârl l - n optimize etmesidir. Risklerin birbirleri aras ndaki korelasyonlar saptanarak, bankan n gerçek risk profilinin belirlenmesi ve ekonomik sermayenin tam olarak hesaplanmas teorik olarak mümkün olmakla birlikte, birçok finans kuruluflunun halen üzerinde çal flmakta oldu u bir konudur. Piyasa riskinin ölçülmesi konusunda VaR bir standart haline gelmifltir. Kredi riskinin ölçülmesinde kullan lan metotlar da h zla yayg nlaflmaktad r. Ancak operasyonel riskin ölçümünde ve say sallaflt r lmas nda uluslararas finans sisteminde kullan lan metotlar henüz genel kabul görmemifltir. Buna ek olarak, üç risk aras ndaki korelasyonlar n hesaplanmas nda bir birlik oluflmam flt r. Ancak bu sorular, finans sisteminde cevab en çok arananlar aras nda bulunmaktad r. Entegre risk yönetimi yaln zca bankan n tüm risk profiline en uygun sermaye düzeyinin tespiti olarak ele al nmamal d r. Ekonomik sermaye ve yasal sermaye aras ndaki fark minimuma indirmek entegre risk yönetimi yaklafl m n n tek amac de ildir. Bankan n tüm risklerinin bir bütün olarak ele al nmas n n bir di er yarar da mevcut risk-getiri düzeyinde ayr lmas gereken sermaye düzeyinin belirlenmesi ve planlanan getiri ile ayr lmas gereken sermayenin karfl laflt r larak yat r m stratejisi için bu sermayeyi ay rman n ekonomik olarak anlaml olup olmad n n tart - fl lmas imkân n sa lamas d r. Böylelikle stratejik karar alma fonksiyonuna önemli ölçüde destek sa lanabilir. Bu noktada ikinci sorunun cevab aranmal d r. Bankan n tüm risk profili bir bütün olarak incelenirken organizasyonel yap içinde risk oluflturan temel fonksiyonlar n belirlenmesi ve bu fonksiyonlar n yaratt klar riske karfl l k bankaya sa lad klar getirinin ölçülmesiyle bankan n verimlili ine ve karar alma sürecine katk s da oldukça önemlidir. Böylece, banka kendine maksimum getiri sa layacak ifl alanlar n seçebilir, organizasyonel yap içinde verimsiz çal flan fonksiyonlar n yeniden yap land rarak verimlili- i art r c kararlar alabilir. Riskin hangi faaliyetler sonucunda ortaya ç kt - n n belirlenmesi ve bu faaliyetlerin kârl l - n n, bu faaliyetler için ayr lan sermaye baz al - narak incelenmesi için gelifltirilen yöntemlerden en önemlisi RAROC (Risk Adjusted Return on Capital) tur. RAROC, belirli bir faaliyet için ayr lan ekonomik sermaye karfl l nda sa lanmas beklenen getiriyi ölçmek için kullan lmaktad r. Bu ölçüm süreci içinde transfer fiyatlamas, beklenen kay plar ve ekonomik sermayenin getirisi (bir f rsat maliyeti olarak düflünülebilir) de kat larak net getiri hesaplan r. Net getirinin ayr lan sermayeye oran ise bu faaliyetin kârl l - n n ölçüsüdür. RAROC tek bir ifllemden, müflteriye, fonksiyonel birime ve sonuç olarak bankan n tümüne uygulanabilir. Bu sayede bankan n beklenen riske duyarl sermaye kârl l na ulafl labilir (RAROE Risk Adjusted Return on Equity). Bu en son aflamada pay, bankan n toplam beklenen getirisi, payda ise bankan n tüm piyasa, kredi ve operasyonel riskleri için ay rmas gereken sermayedir. Bu oran bankan n hisselerinin belirlenen zaman dilimi içinde sa layaca getirinin hisse fiyat na oran olarak da ifade edilebilir. RAROC un tek bir ifllemden bankan n tümüne kadar uzanan genifl risk-getiri ölçümünü kolaylaflt rmas, üst yönetimin karar almas n kolaylaflt rmak suretiyle önemli bir avantaj sa lar. Bu sayede banka hangi faaliyetlerin daha kârl oldu unu tespit ederek bu faaliyetlere daha çok a rl k verebilir ve hangi faaliyetlerin daha riskli oldu unu tespit ederek bu faaliyetler için daha fazla sermaye ay rabilir. Tek bir fonksiyonel birim baz nda yap lan kârl l k analizi, yaln zca o birimin risk-getiri düzeyini belirleyebilecek taktikler gelifltirilmesinde yard mc olurken bankan n tüm faaliyetlerinin karfl laflt r labilir bir biçimde risk-getiri analizlerinin yap lmas, bankan n tümüne yönelik al nabilecek stratejik kararlar n objektif ve rasyonel bir temeli olmas n sa lar. Bu sayede banka içinde kaynaklar n etkin kullan m da sa lanm fl olur. Banka sermaye ay r rken hem belirlenen yat r m dönemi içinde

18 21 YEfi L KALEM ortaya ç kmas beklenen toplam fayday hem de mevduat sahipleri ve kreditörlerin güvenli ini göz önüne alabilir. Böylece, bu iki de iflkeni de dikkate almak suretiyle sermayeyi optimum düzeyde tutabilir ve bankan n sermaye getirisini optimize edebilir. Birimler baz nda risk getiri analizi yaparken dikkat edilmesi gereken nokta, baz al nan ekonomik sermayenin getirisinin (hurdle rate) tüm birimler için ayn olmas d r. Böylece, tüm fonksiyonel birimlerin risk getiri düzeyleri karfl laflt - r labilir ve RAROC n içsel tutarl l sa lanabilir. "Hurdle rate"in bankan n hedefledi i sermaye kârl l olarak belirlenmesi, bankan n uzun dönem hedeflerinin tutarl - l aç s ndan önem teflkil etmektedir. Ancak baz stratejik amaçlar do rultusunda, "hurdle rate"in farkl fonksiyonel ifl birimlerinin, farkl olarak belirlenmesi yoluna gidilebilir. Örne in; bankan n pazar pay n art rmay düflündü ü alanlarda daha düflük "hurdle rate"i kabul etmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Banka çap nda bir risk getiri performans ölçümü yapmak için öncelikli olarak bankan n tüm risklerini ve faaliyetlerini kapsayacak flekilde anlaml fonksiyonel birimler oluflturulmal d r. Bu birimler banka içindeki krediler, pazarlama, hazine, bilgi sistemleri vb. birimler olabilece i gibi daha büyük uluslararas bankalarda faaliyette bulunulan ülkeler de birer risk birimi olarak s n fland r lmaktad r. Kurulacak RAROC sistemi bu birimler aras nda arbitraj imkân do urmayacak flekilde tasarlanmal d r. Bu nedenle, tüm fiyatlama, performans ölçümü, limit belirleme ve karfl l kland rma politikalar tutarl olmal d r. Sermaye ise, riskin (piyasa, kredi ve operasyonel risk) bir fonksiyonu olmal d r. Yukar da genel çerçevesi çizilen RAROC n hayata geçirilmesi için baz s n rlamalar söz konusudur. Bu s n rlamalar n temelinde bankac l k faaliyetlerinin karmafl kl ve birbirinin içine geçmifl yap s gelmektedir. Fiyatlama, portföy yönetimi, aktif pasif yönetimi, finansal planlama, risk analizi ve limitlerin belirlenmesi gibi bankan n tüm faaliyetlerinin eflgüdüm içinde gerçeklefltirilmesi RAROC n temel felsefesidir. Bu felsefenin hayata geçirilebilmesi için yeterli veri taban, veri iflleme kapasitesi (teknolojik altyap ) ve insan kayna temel gereksinimlerdir. Uluslararas finans sisteminden ayr düflünülemeyecek olan Türk bankac l k sisteminin önümüzdeki dönemde risk yönetimine gereken ilgiyi göstermesi gerekmektedir. Art k bankalar n uluslararas borçlanmalar nda bankalar n risk düzeylerinin yan s ra bu riski nas l yönettikleri de, borçlanman n miktar n ve maliyetini etkileyen bir unsur olmaktad r. Öte yandan, son dönemde yaflanan krizler ve bankac l k sektörünün bu krizleri karfl - lamakta zorlanmas nda, genel ekonomik koflullara ilaveten risk yönetimi anlay fl n n yeterli ölçüde geliflmemesi de etkili olmufltur. Tüm bunlar bir arada de erlendirildi inde bankac l k sektöründe risk ve getirinin birlikte de erlendirildi i sistem ve anlay fllara ihtiyaç bulunmaktad r. BDDK n n kurulmas ve risk yönetimi ile ilgili düzenlemeleri yapmaya bafllamas da bu noktada önemli bir ad md r. Ancak bu düzenlemelerin bankalar taraf ndan yaln zca kanuni zorunluluk olarak de- il, modern finans teorisinin ve küreselleflen finans sisteminin içinde faaliyet gösterebilmek için kullan lacak önemli bir araç olarak alg lanmas ve uygulanmas gerekmektedir. Sn. Övünç fiiflman, Osmanl Bankas Risk Yönetimi Birimi nde görev yapmaktad r.

19 22 YEfi L KALEM Türkiye nin Geliflmekte Olan Piyasalarla Rekabet Gücü Aç s ndan Risk Yönetimi Dr. Cüneyt Sezgin Risk yönetimi, risk-getiri ve sermayeyi iliflkilendiren, bunlar n aras nda optimum dengeyi kuran bir yaklafl m, bir yönetim tekni i ve anlay - fl d r. Bu kapsamda kurulmas gereken risk yönetimi sistemlerinin bankan n risklerini iyi tan mlamas, do ru ve zaman nda ölçmesi, sürekli izlemesi ve fiyatlama da dahil olmak üzere bu konudaki karar sürecine en genifl veri taban n sa lamas gerekmektedir. Risk yönetimi, yaln zca riskten kaç nmak üzere baz ölçümlere sahip olmay hedeflememekte, al nan riskten azami faydan n sa lanmas da amaçlar aras nda önemli bir yer tutmaktad r. Risk Yönetimi Anlay fl n n Geliflimi Bafllang çtan bu yana belirsizli in yaratt risk ve getiri faktörleri, bankalar n karar alma sürecinde karfl lar na ç kan en önemli unsurlar olmufltur. Bankalar bir taraftan risk al rken, bir taraftan da bu riskten kötü etkilenmemeye, hatta fayda sa lamaya, yani bir anlamda "riski yönetmeye" dönük çabalar ortaya koymufltur. Son y llarda mali piyasalardaki globalleflmeye paralel olarak ifllem hacimlerinin büyümesi ve ifllemlerin giderek karmafl klaflmas n n yan s ra, yaflanan uluslararas mali krizler, risk konusundaki hassasiyeti daha da art rm flt r. Bankalar n ald klar riskleri sa l kl bir biçimde yönetebilmeleri için yeni yöntemler ve yönetim anlay fllar gelifltirmeleri ihtiyac n ortaya ç karm flt r. Bu ihtiyaç çerçevesinde, bankalar n risk-getiri ve sermaye ölçümlerini sistematik hale getirmeleri ve bu de erlendirmeleri baz alarak yönetilmeleri h zla önem kazanm flt r. Geliflmifl finans sistemlerinde faaliyet gösteren bankalar kendi risk yönetimi sistemlerini gelifltirmifl ve "piyasa riski", "kredi riski" ve "operasyonel risk" gruplar baz nda risklerini ölçme ve yönetme çal flmalar n yo unlaflt rm fllard r. Risk yönetimi konusunda, mikro bazda bu de ifliklikler olurken, uluslararas platformda konunun yeterince organize bir flekilde ele al nd n söylemek mümkün de ildir. Konu uzunca bir süre her ülkenin kendi gözetim, denetim ve mevzuat na b rak lm fl, standart bir yaklafl m oluflturulmam flt r. Ancak, özellikle mali piyasalarda yaflanan küreselleflmenin getirdi i yararlar yan nda, olas krizlerin yarataca etkinin boyutunu ve yayg nlaflma h z n art rma gibi bir potansiyelinin oldu unun anlafl lmas, bu konuda birtak m uluslararas standartlar n getirilmesi sonucunu da beraberinde getirmifltir y l nda gerçeklefltirilen Basel Uzlafl s bu yönde at lan önemli bir ad m olmufltur. Uzlafl, bir sermaye yeterlilik standard belirleyerek uluslararas bankac l k sistemini güçlendirmeyi ve istikrar

20 23 YEfi L KALEM korumay hedeflemifltir. Ancak bundan da önemlisi, ortak baz kriterler ve oranlar belirleyerek ilk kez uluslararas bir standart oluflturma yolunda mesafe al nmas n sa lam flt r. Geçen dönem içinde yaflanan ve küreselleflme e ilimi o dönemde ciddi olarak hissedilen krizler, 1980 lerin sonlar nda getirilen düzenlemelerin sorgulanmas na yol açm fl, on y l sonra yeni ve bu kez çok daha kapsaml standartlar üzerinde çal flmalar bafllam flt r. Daha iyi yönetim ad na gelifltirilen risk yönetimi sistemleri, uluslararas fon ak fl n n temel kriteri olmaktad r. Sermaye Hareketleri ve Risk Yönetimi Özellikle, 1990'lar n ikinci yar s ndan itibaren global piyasalarda yaflananlar, uluslararas mali sisteme yönelik düzenlemelerin önemini art racak sonuçlar do urmufltur. Finans piyasalar n n küreselleflmesiyle birlikte 1990'l y llar n ikinci yar s nda daha da h zlanan geliflmifl ülkelerden geliflmekte olan ülkelere yönelik fon ak fl, 1997 y l nda Asya'da bafllayan ve 1998 y l nda di er geliflmekte olan ülkelere de s çrayarak tüm dünyay global bir krize sürükleyen krizlerden olumsuz etkilenmifltir. Yaflanan krizler s ras nda, uluslararas sermaye hareketleri geçici bir süre için azalm fl ancak sonras nda tekrar artma e ilimine girmifltir. Di er taraftan bu krizlerde; fon aktaran kurumlar n kendi portföylerinin risklerini kontrol etmeleri, fon aktard klar kurum ve piyasalarda risk yönetimi kültürünün olmamas nedeniyle s n rl baflar ya ulaflm fl ve risk yönetiminin geliflmekte olan piyasalar da kapsayacak flekilde yayg nlaflmas ve uluslararas standartlar n geliflmesini zorunlu k lm flt r. Düflük risk ile birlikte düflük getiriye sahip olan geliflmifl ülke mali piyasalar nda birikmifl fonlar n bir k sm n n yüksek risk tafl makla birlikte yüksek getiriye de sahip olan geliflmekte olan ülke piyasalar na yönelmesi bir ihtiyaçt r. Yüksek getiri aray fllar ve portföy çeflitlemesi anlay fl nedeniyle bu tür fon ak fl devam edecektir. Ancak, önümüzdeki dönemde fonlar n ülkeler ve kurumlar aras ndaki da l m, risk yönetimi sistemlerinin baflar s na göre önemli ölçüde de iflebilecektir. Böylece bafllang çta geliflmifl piyasalardaki kurulufllar n "daha iyi yönetim" ad na gelifltirdikleri risk yönetimi sistemleri, günümüzde, dünyada uluslararas fon ak fl n n temel kriterini belirleyecek bir çerçeve olma özelli i kazanmaktad r. Geliflmekte Olan Ülkelerin Durumu Geliflmekte olan ülkelerdeki siyasi istikrars zl k, makroekonomik dengesizlik, yap sal sorunlar, yetersiz yasal düzenlemeler, yetersiz fon girifli ve güven yetersizli i gibi problemler risk düzeyinin çok iyi de erlendirilmesi ihtiyac n ortaya ç karmaktad r. Ayr ca, geliflmekte olan ülkelerdeki mali piyasalar n sa l ks z rekabet yap s, s ve likit olmayan piyasa yap s, yüksek volatilite, oynak yabanc sermaye, yetersiz fleffafl k, ikincil ve türev piyasalar n geliflmemesi ve yetersiz muhasebe denetim standartlar da risk de erlendirmesine iliflkin belirsizli i art ran unsurlard r. Türkiye'de yaflanan son kriz örneklerinin de aç kça gösterdi i gibi likidite riski ve sistematik risk de geliflmekte olan piyasalarda tüm di er risklerin önüne geçebilen ve ölçülmesi, kontrolü çok daha zor riskler olarak karfl m za ç kmaktad r. Bu say lan problemlerle özetlenebilecek mali sistem zay fl na ek olarak veri taban, insan kayna ve teknolojik altyap n n yetersizli i, zaten yüksek risk ortam nda faaliyet göstermekte olan bankalar n risklerini ölçmelerini de zorlaflt rmaktad r. Geliflmekte olan ülkelerin risk yö-

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER Erol LENGERL / Akis Ba ms z Denetim ve SMMM A.fi. 473 474 2. Salon - Paralel Oturum VIII - Sistem ve Süreç Denetiminde Karfl lafl lan

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU YENİ MEVDUAT SİGORTA SİSTEMİ ÖNERİSİ BANKA BİRLEŞME VE DEVİRLERİ Dr. Mehmet GÜNAL Ankara, Haziran 2001 ÖNSÖZ Türkiye

Detaylı

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler 2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar Konsolide Olmayan Veriler Rakamlarla Halkbank 70 y l Kooperatif ve KOB kredilerinde 70 y ll k tecrübe ve genifl müflteri taban Halkbank n rekabette kuvvetli yönleridir.

Detaylı

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z Yoksulun fians Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z sonuca geçelim: Teorem. Yoksulun zengine karfl flans yoktur. Bu çok bilinen teorem i kan tlayabilmek için her fleyden önce önermeyi

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının değerli yöneticileri, Sermaye piyasalarımızın ve basınımızın

Detaylı

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014 MART 2014 Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2014 31.03.2014 Bankanın Ticaret Ünvanı : TAIB YatırımBank A.Ş. Genel Müdürlük Adresi : Yüzbaşı Kaya Aldoğan Sokak Aksoy İş Merkezi No. 7 Kat 3 Zincirlikuyu,

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir.

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir. A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 16 Temmuz 2014 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle Fonun Yatırım Amacı Portföy Yöneticileri Fon Toplam Değeri Portföyünde

Detaylı

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - 2008 YILINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TEMELLERİ ATILDI - İLAÇ VE TIBBİ MALZEME KONUSUNDA

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

ZA4728. Flash Eurobarometer 196 (Observatory) Country Specific Questionnaire Turkey

ZA4728. Flash Eurobarometer 196 (Observatory) Country Specific Questionnaire Turkey ZA4728 Flash Eurobarometer 196 (Observatory) Country Specific Questionnaire Turkey Section 1: Genel Özellikler Q1. İşletmenizi nasıl tanımlarsanız? SADECE BİR CEVAP - bağımsız bir işletme olarak mı...1

Detaylı

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 22-11-2013 Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU İş bu rapor, Galata Yatırım A.Ş. tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu nun 12/02/2013 tarihli ve 5/145 sayılı kararında yer alan; payları ilk kez halka

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

5. OTURUM. Oturum Başkanı: Prof. Dr. Zerrin BAYRAKDAR (YTÜ İnşaat Fakültesi)

5. OTURUM. Oturum Başkanı: Prof. Dr. Zerrin BAYRAKDAR (YTÜ İnşaat Fakültesi) 5. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. Zerrin BAYRAKDAR (YTÜ İnşaat Fakültesi) İstanbul Boğazı'ndaki Köprülerin Etkileri Üzerine İsmail ŞAHİN, Demet ERSOY Boğaziçi Köprüsü nden Sabah Geçişlerinin Düzenlenmesi:

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve ÖZEL MATRAH fiekl NE TAB ALKOLLÜ ÇK SATIfiLARINDA SON DURUM H.Hakan KIVANÇ Serbest Muhasebeci Mali Müflavir I. G R fi K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve modern

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler ÜN TE II L M T Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler MATEMAT K 5 BU BÖLÜM NELER AMAÇLIYOR? Bu bölümü çal flt n zda (bitirdi inizde), *Bir

Detaylı

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici

B ilindi i üzere; Gelir Vergisi Kanunu na 4444 say l Kanun la1 eklenen Geçici GEL R VERG S KANUNU NUN GEÇ C 55 NC MADDES UYARINCA 2003 VE 2004 YILINDA STOPAJA TAB OLMASI NEDEN YLE BEYANA TAB OLMAYAN GEL RLER N 2005 DURUMU Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü 1- G R fi B ilindi

Detaylı

1 OCAK - 30 HAZİRAN 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN RAPOR

1 OCAK - 30 HAZİRAN 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN RAPOR BÜYÜME AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 1 OCAK - 30 HAZİRAN 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN RAPOR 1 ALLİANZ HAYAT VE EMEKLİLİK ANONİM ŞİRKETİ

Detaylı

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol 1. Giriş Bu yazıda, Bursa daki (ciro açısından) en büyük 250 firmanın finansal profilini ortaya koymak amacındayız.

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar.

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar. EKON 436 2. Vize A Ad-Soyad renci No 1) Akbank' n u anki toplam mevduat n 100 milyar TL, toplam rezervinin 30 milyar TL ve toplam kredilerinin 70 milyar TL oldu unu kabul edelim. Zorunlu kar k oran ise

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU Bülent SEZG N* 1-G R fi: Bilindi i üzere 3065 say l Katma De er Vergisi Kanununun Verginin konusunu teflkil eden ifllemler bafll

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

20 EKİM 2009 SALI IMF DÜNYA BANKASI TOPLANTILARI SAYI 2

20 EKİM 2009 SALI IMF DÜNYA BANKASI TOPLANTILARI SAYI 2 20 EKİM 2009 SALI IMF DÜNYA BANKASI TOPLANTILARI SAYI 2 Devlet Bakan ve Baflbakan Yard mc s Sn. Ali Babacan, IMF ye güvenmedik demedim IMF ye güvenmedi imiz için anlaflma imzalamad k fleklinde baz bas

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A. TANITICI BİLGİLER CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU PORTFÖYE BAKIŞ Halka Arz Tarihi : 02/05/2013 YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER 31/12/2015

Detaylı

2012 de 3 önemli gündem maddemiz var

2012 de 3 önemli gündem maddemiz var 2012 de 3 önemli gündem maddemiz var Aralık 15, 2011-12:45:43 Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2012 yılında en önemli 3 konunun sırayla Avrupa, cari açık ve enflasyon olacağını belirterek, ''Bunlarda bir

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

yi tan mlanm fl stratejiler-etkileyici sonuçlar Konsolide olmayan Haziran 2007 sonuçlar

yi tan mlanm fl stratejiler-etkileyici sonuçlar Konsolide olmayan Haziran 2007 sonuçlar yi tan mlanm fl stratejiler-etkileyici sonuçlar Konsolide olmayan Haziran 2007 sonuçlar 1 Bafll ca Göstergeler 36.9 milyar YTL Toplam aktifler ilk alt ayda %7.3 artarak 36.9 milyar YTL ye ulaflm flt r.

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST-100, Haziran da %11,28 lik düşerek 76.295 den kapandı. Aynı dönemde Bankacılık endeksi %15,41, Sanayi endeksi

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2013/43. KONU: Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Düzenlemeler.

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2013/43. KONU: Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Düzenlemeler. VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2013/43 KONU: Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Düzenlemeler. Bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlenmesine dair 2012/4213 sayılı Karar 23

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Nurullah UÇKUN YATIRIMLARDA STRATEJ K KARAR VERME SÜREC

Yrd. Doç. Dr. Nurullah UÇKUN YATIRIMLARDA STRATEJ K KARAR VERME SÜREC Yrd. Doç. Dr. Nurullah UÇKUN YATIRIMLARDA STRATEJ K KARAR VERME SÜREC STANBUL-2010 Yay n No : 2332 flletme-ekonomi Dizisi : 386 1. Bas m - Mart 2009 2. Bas m - Nisan 2010 ISBN 978-605 - 377-253 - 8 Copyright

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

ALKİM KAĞIT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / ALKA [] 10.04.2015 16:56:31

ALKİM KAĞIT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / ALKA [] 10.04.2015 16:56:31 / ALKA [] 10.04.2015 16:56:31 Yönetim Kurulu Komiteleri Mustafa Nafiz 1 GÜRESTİ Mehmet Tekin 2 SALT MUHASEBE MÜDÜRÜ GENEL MÜDÜR ALKİM KAĞIT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ALKİM KAĞIT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 10.04.2015

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30 Haziran

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda BFS - 2011/08 stanbul, 25.08.2011 Sermaye Piyasas Kurulunun afla da yer alan 10.08.2011

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU

PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU PROMOSYON VE EfiANT YON ÜRÜNLER N GEL R VE KURUMLAR VERG S LE KATMA DE ER VERG S KANUNLARI KARfiISINDAK DURUMU Aytaç ACARDA * I G R fi flletmeler belli dönemlerde sat fllar n artt rmak ve iflletmelerini

Detaylı

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir?

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir? DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Katılımcı tarafından ödenen katkı paylarının %25 i oranında devlet tarafından katılımcının emeklilik hesabına ödenen tutardır. Devlet katkısı başlangıç tarihi

Detaylı

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir.

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir. GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI (EUROBOND) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2012 YILI 3 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi genel olarak 2011

Detaylı

H. Atilla ÖZGENER* Afla daki ikinci tabloda ise Türkiye elektrik üretiminde yerli kaynakl ve ithal kaynakl üretim yüzdeleri sunulmufltur.

H. Atilla ÖZGENER* Afla daki ikinci tabloda ise Türkiye elektrik üretiminde yerli kaynakl ve ithal kaynakl üretim yüzdeleri sunulmufltur. Mevcut Kaynaklar Kullan lmas na Ra men 2020 li Y llarda Türkiye de Elektrik Enerjisi Aç Olabilir mi? H. Atilla ÖZGENER* I. Türkiye nin Elektrik Enerjisi Durumunun Saptanmas Türkiye nin elektrik enerjisi

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 31.12.2004-31.12.2005 dönemine ilişkin

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

B REYSEL EMEKL L K S STEM

B REYSEL EMEKL L K S STEM B REYSEL EMEKL L K S STEM 1 B REYSEL EMEKL L K S STEM NED R? kinci bir emeklilik geliridir, çal rken sahip oldu unuz hayat standatlar n z koruman z, emeklilik döneminde kendi ayaklar n z üzerinde durman

Detaylı

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek!

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! A c d r söylemesi, bunca ülke gördüm, bunca insan tan d m, ülkemde gördü üm kadar çok yalanc y hiçbir yerde görmedim. Do u ya az gittim, ama Bat da gitmedi im yer kalmad desem

Detaylı

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT Para Arzı 1 Para Arzı Bir ekonomide dolaşımda mevcut olan para miktarına para arzı (money supply) denir. Kağıt para sisteminin günümüzde tüm ülkelerde geçerli olan itibari para uygulamasında, paranın hangi

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN S Ö Y L E Ș İ Avrupa Birliği Yatırımları Daire Bașkanı Okuyucularımız için Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Bașkanlığı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19

Detaylı

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER nternet, her fleyi de ifltirdi Hat rlamak ve zihnimizi kullanmak konusunda, geleneksel yöntemlerimizden h zla uzaklafl yoruz. Be endi imiz bir yeme in tarifini,

Detaylı

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Değerli konuklar, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmaları kapsamında düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim konulu toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi

2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi 2009 2010 Dönemi Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi Sözleşmenin tarafları Madde 1) İşbu Sözleşme, İsmet İnönü Bulvarı No:36, 06510 Emek / Ankara adresinde mukim Hazine Müsteşarlığı (bundan sonra kısaca Müsteşarlık

Detaylı

Eylül 2009 Finansal Sonuçları. Konsolide Olmayan Veriler

Eylül 2009 Finansal Sonuçları. Konsolide Olmayan Veriler Finansal Sonuçları Konsolide Olmayan Veriler Ülke Çapında Yaygınlık Halkbank 2008 y lsonundan itibaren açt 28 yeni flube ile flube a n geniflletmeye devam etmektedir. Yurtiçi flube say s 650 ye ulaflm

Detaylı

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2 Atütürk ün Dünyas Cengiz Önal Ekonomik kalk nma, Türkiye'nin özgür, ba ms z ve daima daha kuvvetli olmas n n ve müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemi idir. Tam ba ms zl k ancak ekonomik ba ms zl kla

Detaylı

ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi. 1 Ocak- 30 Eylül 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar

ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi. 1 Ocak- 30 Eylül 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar ING Portföy Yönetimi Anonim Şirketi 1 Ocak- 2009 ara hesap dönemine ait özet finansal tablolar İçindekiler Sayfa Özet bilanço 1 Özet kapsamlı gelir tablosu 2 Özkaynak değişim tablosu 3 Nakit akım tablosu

Detaylı