SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ Söyle sevda içinde türkümüzü, Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz, Yaşamak bu kadar güzelken?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ Söyle sevda içinde türkümüzü, Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz, Yaşamak bu kadar güzelken?"

Transkript

1 Özel Gazete / Yıl: 6 Sayı: 6 / 29 Ekim 2014 SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ Söyle sevda içinde türkümüzü, Aç bembeyaz bir yelken Neden herkes güzel olmaz, Yaşamak bu kadar güzelken? İnsan, dallarla, bulutlarla bir, Aynı maviliklerden geçmiştir. İnsan nasıl ölebilir, Yaşamak bu kadar güzelken? FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA Bir anıt şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca... Bugün 100 yaşında... Ve o, bu dizeleri geçmiş zamandan tam da bugünler için iletiyor bizlere... Gazetemizin temasını Bir Türküdür Cumhuriyet olarak belirlediğimizde aklımıza ilk gelen dizelerdi bunlar... Geçen yılın haziran ayıydı... Bu türkü nasıl dile gelir dedik ve öğrencilerimizle birlikte bu türkünün önce ezgisi, sonra sözleri olduk... Dilegeldi kalemlerimiz... Her biri bir türkü tadındaki şiirler çıktı ortaya... Orta ikinci sınıf öğrencilerimiz, Atatürk temasından yola çıkarak Cumhuriyet ile ilişkilendirdikleri yaşamın güzelliği üzerine, umut üzerine, yepyeni başlangıçlar üzerine yazdılar şiirlerini. Genç kalemler, bakın Cumhuriyet Türküsü nü nasıl dillendirdiler gönüllerinden geldiğince... EYLÜL ÜN TÜRKÜSÜ Sevda içinde türkü söyle, Hisset o duyguyu şöyle. Umut dolu bir yelken aç hayata, İnançla özgürlük yolunda. TATLI HAYAT Ne güzel şeydir yaşamak, Hayatın tadını çıkarmak. Neşe içinde kol kola, Tatlı yaşamak. UMUT Ölüm yoktur yaşamak varken. Aç kollarını aydınlığa, Kalbin henüz çarparken. Geçmişin dertlerini geride bırak, Henüz zaman varken. Bir gün kelebeğin kanadında, Hayat ne güzel bir baksana, Şu güzel doğayı bir yakala. Yaşamak ne güzel bir duygu, Tadını çıkara çıkara. Yazın çimenlerin üstünde, Kışın evimin sıcağında, Bir gün ağacın kovuğunda, Kimseyi incitmeden, Güzel bir ömür yaşamak. Üzülme, mutluluk her yerde, En koyu karanlık da olsa, Mutlaka bitecektir gece. Şafak bin bir renkli ışıkla, Gülümser her yeni güne. Eylül Avcı 6/A Tabiat daha da güzel, Yaşamayı sevdikçe. Korkma, başkası korkmadığı sürece. Dörde böldük mevsimleri, Korkuların yenilecektir, Paylaştık her şeyimizi. Sevgi dolu bu dünyada, Mutlu olduk sonunda. Burcu Demirhas 6/E Cesaret güçlendikçe. Aç kollarını aydınlığa, Yaşamın sürdüğünü bildikçe. Şiir: Mahi Su GÖRGÜN Resim: Aslışah KONUKLAR

2 Kimsesizlerin Kimsesidir. ATATÜ RKÇE Zorba kime denir? Kimler zorba tanımı içinde yer alır? Zorba; her işi kötülükle, dövüşle, haksızlıkla halleden insanlara denir. İnsanlara kötü davranan kişiler, bu tanımın içinde yer alır. Lal KAHVECİOĞLU Zorba; kibirli, saygısız, kendini çok güçlü görendir. Çevremizdeki saygısız insanlar bu tanımın içinde yer alır. İrem ATEŞ Zorba; kabadayı gibi davranan, güçsüz insanları küçümseyendir. Zehra METİN Zorba; pazuları büyük olan, çetin ceviz insanlara denir. Hırsızlar ve mafya bu tanımın içinde yer alır. Ali Can KURU Zorba, fiziksel özelliklerini kötüye kullanan insanlara denir. Zorba tanımının içinde iri yarı, güçlü ve çevresindekileri üzen insanlar yer alır. Duru TÜZÜN Başkalarının haklarına kendi karar veren insanlara zorba denir. Kaba ve emir veren insanlar bu tanımın içinde yer alır. Duru Lal PEKEL Zorba, her şeyi pazu hakkı ile elde etmeye çalışan demektir. Okulda insanların yemek sırasını alanlar, zorba tanımı içinde yer alır. Doruk GÜLGEÇ Zorba, masum kişilere kötülük yapandır. Alp URAL Zorba, zekâsıyla değil pazularıyla ve cüssesiyle öne çıkandır. Ege SARAÇ İnsanlara ezici laflarla hitap edenlere zorba denir. Naz CEVAHİR Zorba, adı üstünde, çevresindeki insanlara zorluk çıkaran kişidir. Kerem ODABAŞI Zorba, kendilerini güçlü sanıp zayıf insanlara karşı kötü davranan insandır. Diğer bir deyişle kabadayıdır. Defne BAYATLI Zorba, kendini çok güçlü sanıp kendinden güçsüzlere bulaşandır. Ama aslında kendileri güçsüz olan insanlardır zorbalar. Çağatay ALTAYLI Zorba; başka kimseye söz hakkı tanımayan, hakları dağıtan bir insan gibi davranandır. Buse AKAR Hakları ve ödevleri dağıtan bir varlıkmış gibi davrananlara, başkalarının yaşama ya da ölüm hakkını kendi elinde olduğunu sananlara zorba denir. Defne UÇAR HAKLAR VE ÖDEVLER DEN SEÇMELER Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu birinci sınıf öğrencilerimiz Türkçe dersinde okudukları tematik kitaptan yola çıkarak haklarını, ödevlerini, insanlığı sorguluyor... Bazı çıkarımlarda bulunuyor. Sahi nedir hak? Ödev denince akla ne geliyor? Sana bu hakkı kim verdi? İşte sorular ve görüşler... Başkalarının hiçbir ödevi olmazsa benim de hiçbir hakkım olmaz. Hiçbir hakkım olmazsa da hiçbir özgürlüğüm olmaz. Sonuç olarak haklar ve ödevler özgürlüklerimizin bekçileridir. Bu denklemi açıklar mısın? Eğer sorumluluklarımız olmazsa ödevlerimizi yaparken ortaya çıkan haklarımız da olmaz. Haklarımız olmazsa hiçbir özgürlüğümüz olmaz. Ada KESEN Yaşamımızda haklar olmazsa bazı şeyleri yapmakta özgür olamayabilir, kısıtlanabiliriz. Bu nedenle hakların olmadığı bir gezegende herkes istediği gibi davranır. Mine Gül AYDIN Başkalarının hak ve özgürlüklerine saygılı olduğumuz sürece ödevler özgürlüğümüzdür. Defne UÇAR Doktor, ödevini yerine getirmezse tedavi görme hakkımız olmaz. Herkes sorumluluğunu yerine getirmeli ki güzel bir hayat yaşayalım. Haklar ve ödevler, hayatımızı korur ve yönlendirir. Ege SARAÇ Başkalarının ödevleri bizim haklarımızı etkiler. Haklarımız olmazsa özgürlüğümüz de olmaz. Elis ÇALIŞKAN Bu hayatta hiç kimsenin ödevi olmazsa kimsenin hakkı da yok demektir. Defne BAYATLI Haklar ve ödevler kardeş kelime gibidir. Biri olmazsa diğeri de olmaz ya da bir arada olunca işe yarar diyebiliriz. Kerem ODABAŞI Bu denkleme göre hak ve ödevlerimiz bir zincir gibi birbirine bağlıdır. Bu zincir kırılırsa özgürlümüz de elimizden gider. Doruk GÜLGEÇ Birinin özgürlüğü bir başkasının ödevine bağlı olabilir. Biri sorumluluğunu yerine getirmezse bir başkasının özgürlüğünü de engellemiş olabilir. Duru Lal PEKEL Yaşama hakkı nedir? Yaşama hakkı insanın elinden alınabilir mi? Tarihte bunun örnekleri var mıdır? Ödev nedir? Hak nedir? Arasındaki farkı açıklar mısın? Yaşama hakkı, insanın doğduğu andan itibaren kazandığı bir haktır. Yaşama hakkı, insanların elinden alınamaz ve maalesef tarihte bunun kötü örnekleri vardır. Lal KAHVECİOĞLU Yaşama hakkı, insanın bir kimliğe sahip olarak özgürce yaşayabilmesidir. Kimse insanın yaşama hakkını elinden alamaz. Tarihe baktığımızda savaşlarda binlerce masum insan ölmüştür. İrem ATEŞ Yaşama hakkı, en doğal hakkımızdır. Bu hak elimizden alınamaz çünkü insanlar bu hayata yaşamak ve mutlu olmak için gelmişlerdir. Serra SINDIRAÇ Yaşama hakkı, en önemli haklarımızdan biridir. Her insanın sahip olduğu bir haktır. Hiç kimse bu hakkı elimizden alamaz ama tarihe baktığımızda kan davalarında suçsuz yere öldürülen kişileri görebilmekteyiz. Beril ÜLKER Yaşama hakkı, herkesin özgürce nefes alabilme hakkıdır. Ada KESEN Yaşama hakkı, her bireyin doğumundan itibaren sahip olduğu bir haktır. Duru TÜZÜN Yaşama hakkı, özgürlüğümüzdür ve kimse bu özgürlüğümüzü elimizden alamaz. Ece COŞKUN Ödev, bir insanın yapması gereken her şeydir. İnsan kendine de ödev verilebilir. Haklar ise anayasa tarafından verilen ve koruma altına alınmış özgürlüklerimizdir. İrem ATEŞ Ödev, yerine getirmemiz gereken sorumluluklarımızdır. Hak ise yapmakta özgür olduğumuz davranışlarımızıdır. İkisi arasındaki fark ise ödev, yapmamız gereken; hak ise yapabildiğimiz şeylerdir. Tuna AKYÜREK Ödev, yapılması gereken bir eylemdir. Hak ise yapılabilen bir eylemdir. Beril ÜLKER Ödev, bildiğimiz şeylerin pekiştirilmesidir. Hak ise bizim yasa içinde yapabileceğimiz şeylerdir. Alp Ural UZBİL Hak; ödevlerimiz, sorumluluklarımız sonucu elde ettiğimiz güzel ödüllerdir. Ödevler ise sorumluluklarımızdır. Pınar DOĞANCALI Ödev, bir kişinin sorumluluğudur. Hak ise bir kişinin sahip olduğu özgürlüktür. Elif Işıl USTA Ödev, sorumluluk; hak ise özgürlüktür. Demir KILIÇ Ödev, aldığımız sorumluluklardır. Hak ise hukukun birine ya da birilerine ayırdığı kazançtır. Ödev vicdani borcumuz, hak ise ayrıcalıklarımızdır. Defne UÇAR Ödev, sorumluluktur; hak ise hukuki olarak belirlenen kurallardır. Alp Deniz GÜNEŞ İnsan gibi insan ne demek sence? Açıklar mısın? İnsan gibi insan demek, dürüst ve kendini bilen insan demektir. Buse AKAR İnsan gibi insan demek, eşit, özgür, barışçı insan demektir. Alp Deniz GÜNEŞ İnsan gibi insan kötü davranan insanları diğer insanlardan ayıran bir tabirdir. Mehmet Emin ÖNDER İnsan gibi insan demek, insanlara uygun davranışlarda bulunmak, kanunlara uymak ve başka insanların haklarını çiğnemeden yaşamak demektir. Mine Gül AYDIN İnsan gibi insan demek, eşit haklara sahip özgürce yaşayan insan demektir. Mina Bahar GÜNDOĞAR İnsan gibi insan demek, kendini bilerek yaşayan onurlu insan demektir. Alp Ural UZBİL İnsan gibi insan demek, başkalarının hakkına saygı gösteren ve bunun bir ödev olduğunu bilen insandır. Serra SINDIRAÇ İnsan gibi insan demek, hiçbir suç işlememiş masum insan demektir. Ali Efe KAYA Prof. Dr. Mehmet KARACA İTÜ Rektörü İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Kurucu Temsilcisi İnsan gibi insan demek, herkese eşit davranıp başkalarının haklarına saygılı davranan insandır. Ada KESEN Sevgili Öğrenciler, İmtiyaz Sahibi İTÜ Geliştirme Vakfı Kültürel Sosyal ve Sağlık Tesisleri İnşaa ve İşletme A.Ş. adına Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren Yazı İşleri Müdürü Seda Kesanbilici Editörler Övünç Elmas Seda Kesanbilici Grafik Tasarım Cumhuriyet Gazetesi Kolektifi İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI AYAZAĞA YERLEŞKESİ İTÜ AYAZAĞA YERLEŞKESİ MASLAK / İSTANBUL T: Yayın Kurulu Burcu Uğan Berna Söğütçü Vildan Yılmaz Reyhan Uysal Lale Mete Alper Melahat Gündüz Özge Kıroğlu Hülya Yalçın Selahattin Seyran Deniz Özkaya Selahattin Aydın Gülgün Yıldız Grafik Uygulama ve Baskı ajansnuka Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramı için özel olarak basılmıştır. Cumhuriyetimizin 91. yılını kıvançla ve mutlulukla karşılarken, sizlere bu gazete aracılığıyla seslenmek benim için çok anlamlı. Çünkü Cumhuriyeti koruma ve yaşatma sorumluluğunu en çok sizlerin duyması, Cumhuriyet sevgisini en çok sizlerin taşıması önemli. Ülkemizi demokratik bir cumhuriyet olarak kurma yolunda, bugünün koşullarında anlaşılması imkânsız bir mücadele veren, olmaz denecek işler başaran nice isimsiz kahramana borcumuz var. Türkiye Cumhuriyeti ni bilimin ışığıyla aydınlatma, teknolojide ilerletme, sanatta yüceltme sorumluluğumuz var. Bu sorumluluk duygusunu kalbinizden de ruhunuzdan da hiçbir zaman silmeyeceğinize inanıyorum. Çünkü sizler, bugünün Türkiye sini ilmek ilmek inşa eden, her karışında izi bulunan, arı gibi çalışkan bir ekolün parçalarısınız. Cumhuriyetimizin 100. yılına adım adım ilerlerken, İTÜ nün de 250. yaşına doğru yol almasının heyecanını taşıyoruz. Bu heyecanla, ülkemizi miras aldığımız tarihimize layık olmak için çalışıyoruz. Değerli öğretmenlerinizin de sizleri bu ülkü ile yetiştirdiğini ve devralacağınız mirasın önemini özümsediğinizi biliyorum. Cumhuriyetimizin 91. yılını karşılarken, başta ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadeleye emek vermiş tüm isimleri saygı, sevgi ve rahmetle anıyor, ülkemizin bu büyük bayramını kutluyorum. Hepinizi içten sevgiyle selamlıyorum

3 Kimsesizlerin Kimsesidir. CUMHURİYETİN FENCESİ - 3 BİR DİRENİŞİN GÜNCESİ - VÜCUDUMUZ Yaratıcı kalemler üçüncü bölümüyle Cumhuriyetin Fencesi serisine devam ediyor... Cumhuriyet bir türküdür, dedik... Gönüllerden gelen; kulaktan kulağa, dilden dile söylenegelen, süregelen bir türkü... Ama öyle bir türkü ki inancı, birlik ve beraberliği, en karanlık anda Bitti. derken yeniden dirilişi; aynı anda, aynı amaç uğruna savaşmayı, direnmeyi anlatan bir türkü. Peki ya vücudumuz... O da bir direnişin simgesi değil mi? Vücudumuz işgal altındayken nasıl direnir? Şimdi sizleri direnişin bambaşka bir öyküsüne götürüyoruz... Haydi bakalım, özgün düşünceler ve bakış açılarıyla yeni bir türkünün sözleri yazılıyor şimdi de... Lila Naz GÜNEŞ DUYGU HORMONLARI Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu halkı, yoksul ve perişan hâldeydi. Toplumsal ve ekonomik hayat çökmüştü. Son savaşların pek çok kayba yol açmış olması, halkı yıldırmış ve karamsarlığa itmişti. Mal ve can güvenliği diye bir kavram artık söz konusu değildi. Ülke, manevi olarak öyle bir çöküş yaşamıştı ki işgale uğramış pek çok bölgede göçler başlamıştı. En kötü günlerin yaşandığı bu dönemde, Mustafa Kemal Atatürk bir mucize yaratmış ve halka ulusal birlik ve beraberlik duygusunu aşılayarak onların yüreklerinde bir umut kıvılcımının oluşmasını sağlamıştı. Ulusu, içine düştüğü felaketten kurtarmaya çalışmıştı. Kendini toparlayan halk, direnişlere başlamış ve türkülerle, şiirlerle hâlâ umudun olduğunu dilden dile, gönülden gönüle herkese yaymaya çalışmıştı. Kısacası Mustafa Kemal Atatürk, halkı kendine getirmek için önce düşünsel anlamdaki sıkıntıyı yok etmeyi amaçlamıştı.halkın bu kadar olumsuz düşünmesini ve hissetmesini sağlayan şey neydi peki: Duygular, duygularımız. Peki, bu duyguları oluşturan şey neydi: Hormonlar. Hormonlarımızın yapılan pek çok araştırmada birçok olay üzerinde etkisi olduğu gibi psikolojimiz üzerinde de etkisi vardır. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan, Türk halkının yaşamış olduğu iç sıkıntıya sebebiyet veren, kendimizi kızgın ve öfkeli hissetmemize neden olan, düzensiz salgılanan hormonlarımızdır. Dopamin; beynin orta bölgesinde bulunan; duyguları, hareketleri, zevk ve acı algılarını etkileyen bir beyin kimyasalıdır. Düzgün salgılanması durumunda kişide keyif, güzel bir hoşluk, mutluluk ve motivasyon uyandırır. Motivasyon uyandırması nedeniyle olmazsa olmaz bir hormondur. Düzensiz salınımında; hormon bozukluğu, hafıza kaybı ve problem çözmede zorluğa yol açar. Dopamin hormonunun düzensiz salgılanıyor olduğunun en belirgin özelliği, ellerde ve vücutta titremedir. Seratonin hormonu ise vücut için en önemli hormonlardandır. Enerjik olmamızı sağlayan, sakinlik ve güven hissini veren hormondur. İştah ve uykunun düzenlenmesinde de rol oynar. Kısacası bu hormonun insanda canlılık ve zindelik hissi yarattığını söyleyebilirz. Beyinde seratonin azalınca tatlı yiyeceklere düşkünlüğümüz artar ve tatlılara hücum ederiz. Bunun nedeni ise tatlılarda (özellikle de çikolatada) bol bulunan triftofonun, beyinde seratonine dönüşerek mutluluk hissi vermesidir. Ayrıca çoğu ruhsal bozukluğun, seratonin eksikliğinden kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bunun çözümü ise dışarı çıkarak güneş ışığı almaktır. Noradrenalin ise adrenal bezden ve sinir uçlarından salgılanan hormondur. Kişinin hissettiği kızgınlık ve tehlikede olma duyguları, noradrenalin hormonunun vücutta artmasına neden olur. Vücutta salgılanan hormon miktarının farklılık göstermesi durumunda, insanların tepkileri de kişiden kişiye değişir. Yani, değişik bir ilişkilendirmeyle, toprakları işgal edildiğinde direnişe geçen Türk ulusunun da hissettiği öfke ve tehlikede olma duygularıyla noradrenalinlerinin vücutlarında arttığı söylenebilir. Topraklarını yitirme duygusuyla negatif duyguları içinde biriktiren ulus, mantıklı düşünmekten uzaklaşmış, bu nedenle önce savaşmaktan kaçmış olabilir ancak Mustafa Kemal Atatürk ün önce düşünsel anlamdaki ya da alandaki çalışmaları umudu da beraberinde getirmiş, halk yeniden kendine güvenmiş, yurdun değişik bölgelerinde direnişlere başlamış, aynı zamanda da bu hastalıklı duygulardan, bir anlamda hormonlarının etkisinden, kurtulmaya çalışmıştır. Şiirlerle, şarkılarla, türkülerle de duygularını paylaşmaya, ümitsizliği değil de umudu gün ışığını çıkarmaya, bir anlamda duygularını dile getirerek bir bütün olarak çaresizliği yenmeye çalışmıştır. Nitekim istediklerini almış, özlemle bekledikleri günlere de kavuşmuşlardır. Şimdi diyorsunuz ki bu yazı neye, nereye bağlanacak? Ben diyorum ki umutsuz, yorgun musunuz; içinizde olumsuz duygular mı var? O zaman iş başına, direnişe! Bizi mutlu etmeyi sağlayacak aktiviteler yaparak vücudumuzun bol bol dopamin ve seratonin salgılaması için çalışmaya. Vücudu dirençli kılmak için önce aydınlık düşünceler üretmeye... Düşüncede, ülküde ortak akılla hareket etmeye... E, gerisi size kalmış artık! Begüm Naz BERK FARKLI BİR DİRENİŞİN HİKÂYESİ Türk ulusunun verdiği büyük mücalededir Kurtuluş Savaşı... Pek çok edebî yapıtta da bir direnişin destanı olarak söz edilir kendisinden. Askeriyle, erkeğiyle, kadınıyla, yaşlısıyla, genciyle, çocuğuyla yürütülen bir direnişin destanıdır, nice yokluklar içinde... Ve yine nice yokluklar içinde, yoktan var edilen bir direnişin öyküsüdür aslında tıpkı vücudumuzun hastalıklar karşısında direnişe geçip kendini savunmaya alması gibi. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı nın ardından mali ve ekonomik yönden tükenen kaynaklarımız ve dört yandan işgal edilen topraklarımız, aslında o dönemde cephede zor koşullarda savaşan mehmetçiğin, kadınların, çocukların vücudunun bir kopyasıdır. Ülkenin bağrına saplanan onlarca mermi, gülle; bağımsızlık uğruna mücadele eden, savaşan bir ulusun salgın hastalıklarla derinden sarsılmasını, direnişin farklı bir boyutunu serer gözler önüne; bilmem hiç düşündünüz mü bu yönden? Ulus hem topraklarının hem de bedeninin işgaline direnmektedir. Her iki işgal de halkı yorgun düşürmüş, perişan etmiştir. Ve işgalin belki de en acımasız günlerinde farklı, inançlı, halkın içinden gelen bir lider, Mustafa Kemal Atatürk, liderlik ve komutanlık hünerleriyle zorlukların yenilmesinde ışık olmuş, direnişin sonuca ulaşmasında en büyük etken olmuştur. Sağlık personelinin azlığı, sağlık hizmetlerinin yetersizliği açıkça ortadayken savaşta yaralananlar yanında salgın hastalıklar, yoksulluk, sağlıksız ve yetersiz beslenme, soğuk hava koşulları halkı güçsüz düşürmüştü. Verem, zatüre, çiçek, tifo, çeşitli bağırsak ve deri hastalıkları yüzünden hastanelere koşan onlarca, yüzlerce, binlerce insan... E ne de olsa, yaşadıkları vatan da Hasta Adam olarak anılmıyor muydu? Uyuşturucunun bulunmadığı ameliyathanelerde insanlar büyük acılarla ameliyat edildi, hijyen sağlamak için gaz tenekelerinde su kaynatılarak buharında ameliyat aletleri dezenfekte edildi. Bakıldığında savaşlarda şehit düşenlerden çok, hastalıklardan yaşamını yitiren vardı. Ordunun beslenmesi güç koşullarda sağlanıyordu. İskorpit hastalığını engelleyen yiyeceklerin yokluğu bu hastalığa neden oluyordu. Ekmeğin iyi olmaması, hububatın kabuklu, taşlı, topraklı olması cepheyi zor durumda bıraktı. Orduya ve askerlere gerekenleri sağlamak amacıyla ulusal yükümlülük emirleri yayımlandı. Tıpkı cephede savaşanların bedenlerinin, daha doğrusu beyinlerinin vücuda yolladığı emirler gibi... Vücut da direnişin çaresini mücadelede bulur. Mikroplara karşı antikorlar oluşturarak hastalığı etkisiz hâle getirmeye çalışır. Bu noktada vücut, zararlı mikroplara karşı kendini savunmak için tepki geliştirir. İşte buna da bağışıklık sistemi denir. Artık vücutta direniş başlamış, zafere giden yolda ilerleyiş sonuca adım adım ulaşmıştır. İşte, yoktan kendini var eden bağışıklık sistemi gibi, Türk halkı da elindeki tüm olanakları kullanarak kendini var etmiş, haklı direnişinin kutlu zaferini elde etmiştir. Bir direnişin farklı gibi görünen ama aynı özellikleri taşıyan; aynı anda, aynı amaç uğruna savaşmayı, direnmeyi anlatan bir türkünün serüveniydi okuduklarınız. Bundan sonrası için farklı hikâyelerin türkülerini yazmak, serüvenlerine konuk olmak dileğiyle diyelim. Melahat GÜNDÜZ İTÜ GVO ÖZEL Dr. NATUK BİRKAN İLKOKULU SINIF ÖĞRETMENİ 1915 te Çanakkale de yazılan, cumhuriyet türküsünün ilk dizeleriydi aslında. O günlerden belliydi; karanlık ufuklarda beliren aydınlık, özgürlüğü vadediyordu.yaşı asra yaklaşmakta olan Ulu Çınar Çanakkale de kök tutmaya başlamıştı. Yıllar sonra Âşık Mahsuni Şerif in ağıt niteliği taşıyan türküsünde yer aldığı gibi Bulutlar terinden, dağlar kokundan / Bir daha gel gel Samsun dan 91 yıllık Ulu Çınar ın kökleri Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara ya kadar yurdumuzu bir ağ gibi sarmaya başlayacaktı. Cumhuriyet Türküsü nü oluşturmak kolay olmamıştır. Bu türkü, Anadolu nun yurduna âşık insanlarının bağrından sökülerek yazılmıştır. Kadınıyla erkeğiyle omuz omuza cephelerde karlı kış günlerinde, bir lokma ekmeği onlarca kişi paylaşırken yazılmıştır. Bu türkü kağnılarıyla cephane taşırken çocuğunun sırtındaki örtüyü çekip ıslanmasın diye cephanenin üstünü örten Türk kadınının emeğinde yazılmıştır. Bu türkü Fazıl Hüsnü Dağlarca nın Kocabaş yığıldı çamura, / Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar, / Örtüldü gözleri örtüldü hep. / Kalır mı Mustafa Kemal ın Kağnısı, bacım, / Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik, / Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden dizelerinden de anlaşılacağı gibi koca yürekli anaların ellerinde yazılmıştır. Cumhuriyetin çocukları bunları bilmeli ve kazanımlarının niteliklerini kaybetmesine asla izin vermemelidirler. Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk ün temel bir devrimidir. Cumhuriyet yönetiminin getirdiği özgürlük ve bağımsızlık ortamı, diğer devrim ve yeniliklerin önünü açmış, yapılanmasına olanak sağlamıştır. Bu yeniliklerle Mustafa Kemal, çağdaş uygarlık seviyesini hedef almıştır. Cumhuriyetin devlet yaşamımıza siyasi, toplum yaşamımıza sosyal alanda kazanımları, diğer CUMHURİYETİN ÇOÇUKLARINA rejimlerle karşılaştırıldığında sayılamayacak kadar çoktur. Mustafa Kemal Cumhuriyet nedir? diye sorulan bir soruya: Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. diye yanıt vererek cumhuriyeti en özlü ve yalın bir şekilde tanımlamıştır. Cumhuriyet rejiminin Atatürk ün belirlediği şekilde kimsesizlerin kimsesi olabilmesi için çoğulcu demokrasi ile özdeşleşip bütünleşmesi, yapılanların hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm halkı kucaklaması ve hukuk devleti ilkesinin uygulanması gerekir. Cumhuriyet iç siyasette yurttaşların temel yaşam biçimini, temel hak ve özgürlüklerini hiçbir etki ve denetim altına almadan güvence altına almayı temel amaç olarak görüp benimser. Cumhuriyet, çelişkiler yerine dengeyi, uzlaşmazlıklar yerine barışı, ayrılık ve farklılıklar yerine birliği, parçalanmak yerine bütünleşmeyi hedef almış ve Anadolu Türk toplumunun tarihsel niteliklerini kaynak kabul ederek bu topluma her şeyden önce iç ve dış barışı önermiştir. Ulusal bağımsızlık, bizim için yaşamsal önem taşımaktadır. Bizler kesin olarak bağımsız ve özgür bir ulusun evlatları olarak kalmalıyız. Bu nedenle Mustafa Kemal i çok iyi anlamalıyız. Şairin dizelerinde anlatmaya çalıştığı gibi Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız, / Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil, / Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar, / Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar, / Mustafa Kemal i anlamak aldatmak değil, / Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil. Mustafa Kemal ülküsünü sözde bırakmamak için, dil, din, ırk, renk ve düşüncemiz ne olursa olsun geleceğe güvenle bakarak bizi bekleyen aydınlık yarınlara birlikte yürümeli ve hep aynı türküyü seslendirmeliyiz CUMHURİYET TÜRKÜSÜ nü...

4 Kimsesizlerin Kimsesidir. Çocukların Gözü Uzay Çakır 2/G Kayra Sağlar 2/E Begüm Şener 2/C İrem Altınbüken 2/E Ömer Özdemir 2/B Naz Erdoğmuş 2/A Ece Duru Sönmez 2/D CUMHURİYET SERGİSİNE HEYECANLA HAZIRLANDIK!

5 Nice 29 Ekim lerde buluşmak üzere! Kimsesizlerin Kimsesidir. yle Cumhuriyet Geçen yıl da aynı heyecanla çalışmıştık. 29 Ekim yaklaşıyordu ve yine bir okul gazetesi çıkarılacaktı. Biz 3. sınıflara da bir köşe ayrılmıştı. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biri olan basın özgürlüğünü yaşayacak ve yaşatacaktık. Kolları sıvadık. Cumhuriyet Türküsü adlı bir şiir seçtik. Tüm sınıflar el ele verip bir paylaşımda bulunduk. Şiirin her bir bölümündeki mesajı resimleyerek şiire can verdik. Sıra sloganlarımızı yazmaya gelmişti. Düşüncelerimizi sloganlaştırdık ve özlem duyduğumuz Atatürk ümüzle aynı fotoğraf karesinde yer aldık. Demek istedik ki Sen bizim her an içimizdesin ve açtığın ışıklı yolda bir an bile durmadan ilerliyoruz. Delfin Ünal 2/C Derin Kekava 2/H Katia Karaoğlanoğulları 2/G HAYAT AĞACI BU SABAH İNSAN NASIL ÖLEBİLİR? Düşünüyorum da Uyandım bu sabah, Tutkuyla söyle sevda türkümüzü, Bana verilen en güzel hediye, İçim kıpır kıpır. Mutluluğa barışa doğru yürü. Hayatın ta kendisi. Baktım ki çiçekler açmış, Hayat bu kadar güzelken, Hele olursa bir de insanın gayesi, Güneş gülümsüyor pırıl pırıl. İnsan nasıl ölebilir? Her nefes büyük bir mucize. Umut kokuyor bu hava, Kuş sesleri cıvıl cıvıl, Elif Ekinci 2/C Her yanımız çevrili güzelliklerle, Sevinç kokuyor tüm çiçekler. El ele tutuşmuş herkes. Bunu görmeyi bilmeli. Doğa ezgiler mırıldanıyor, Hayat bu kadar güzelken, Yaşam hepimiz için sınırlı bir süre, Heyecanla uçuşuyor kuşlar, böcekler. İnsan nasıl ölebilir? Her anın kıymetini bilmeli. Uyandım bu sabah umuda, neşeye, Herkes barış içinde, Yaşamak bir ağaç gibi, Bekleyin uzak diyarlar, hazırım gelmeye. Mutlu ve güvende. Hür ve kardeşçesine Bahrem Özbir KİP Hayat bu kadar güzelken, Birlik ve beraberlik içinde, İnsan nasıl ölebilir? Güzel, güvenli günlere. Ayça Naz PARLAR Mert Bildirici Minacan Gököz 2/A Büşra Elvin Şen 2/F

6 Kimsesizlerin Kimsesidir. Çocukların Gözü Drama derslerimizde 4. sınıflar düzeyinde Atatürk ve Cumhuriyet konusunu ele aldık. Atatürk ün mecliste ve meclis çıkışında çekilmiş fotoğraflarından yola çıkarak canlandırmalar yaptık. Atatürk ün ülkemiz için yaptığı en büyük devrim olan Cumhuriyet hakkında neler düşünüyoruz? Atatürk Cumhuriyeti ilan etmeden önce neler düşünüyordu? Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ülkemizde başka ne gibi yenilikler yapılmıştır? sorularının yanıtlarını aradık derslerimizde. Etkinliğimizi Atatürk e olan duygu ve düşüncelerimizi yazdığımız mektuplarla sonlandırdık. İTÜ GVO Özel Dr. Sedat Üründül Anaokulu Öğrencilerimizin Resim Çalış

7 üyle Cumhuriyet Kimsesizlerin Kimsesidir. Biz 4. sınıfl kuşaktan k ar olarak türkülerin uşağ ilmek ilmek a taşınan kokusunu, dokunan cumhuriye t yönetimiy kültürünü le ilişkilend Kimi zaman irdik. Bir türküd ür cumhuri içinde bulu yet. diyere nan kendin k türkülerin i ifade etmiş yönetimind liğ e türkülerin ya ki renklerle örtüştürd i; cumhuriyet ük nsıttığı özg Atatürk ün ürlükçü, mü. Kimi zaman kişilik özell cadeleci iklerindeki ilmeklerle k dokuyu Kimi zaman aynaştırdık. millî birliği da Atatürk ün Kurtulu sağlayarak ş halkın sesin Savaşı nda halkın bağ i duyurması rında nı; işledik. Yazd n çıkan türkülerin ezg ileriyle ık, çizdik, düşü söyleyerek ndük. Türkü Atatürk le yönetimini e ve Türk milletine cum r kuşaktan k h uşağa taşıya uriyet sürdüreceğ rak imize söz v erdik. 4. Sınıf Öğre tmenleri ve Öğrenci leri Alp Büküşoğlu 2/H Alya Taştekin 2/G İTÜ GVO Özel Dr. Natuk Birkan İlkokulu Birinci Sınıf Öğrencileri Defne Yıldız 2/E Kerem Altınel 2/C Yiğit Çetinkaya 2/F Ayşe Melis Turan 2/D şmalarından Büşra Dinç 2/A Pars Bakkal 2/B

8 Kimsesizlerin Kimsesidir. YAŞAR KEMAL DEN BİR BAŞYAPIT FİLLER SULTANI İLE KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCA İNSANLIK, SAVAŞ VE BARIŞ ÜZERİNE Askerlerin de duymuyorlar onların ağıtlarını, görmüyorlar akan kanlarını İyi ki görmüyorlar da savaşı böyle acımasız sürdürebiliyorlar Zaten görselerdi, duysalardı savaşı bütün yaratıklar; duyabilselerdi savaş çığlıklarını, bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı. Kardeşler, dedi, bu iş bizim başımıza nasıl olsa gelecekti. Biz uzun yıllar çalışkanlığımız, mutluluğumuz, mutlu ülkelerimizle övünmekten başka bir şey yapmadık. Böyle mutlu yaşarken başımıza gelecek böyle bir bela için hiçbir önlem düşünmedik. Oysaki çok vaktimiz oldu, yan gelip yattığımız günler oldu, başımıza gelecek belalara karşı önlemler düşünebilirdik; sellere, yağmurlara, dolulara, karlara, depremlere karşı nasıl önlemler düşünmüşsek fillere karşı da umarını bulabilirdik, olmadı, işte köle, işte tutsak olduk......ölmek bundan daha iyi. diye bağırdı bir bölük karınca. Bunun bir umarı olmalı. diye inatla diretti tuhaf kılıklı karınca. Kaan YAMAN DÜŞMANIN BABASI Savaş diyorum, Savaş, düşmanın babasıdır. Peki ya savaşın temeli: Katillik. Evet, evet; savaş en büyük katilliktir. Şuracıkta güzelim barış, kardeşlik varken ne bu şiddet, bu celâl? Nedir istediğiniz, istediğimiz? Toprak mı, ganimet mi? Pes artık size! İnsanın canından, sağlığından kıymetli ne var ki bu hayatta? Para mı, toprak mı, ganimet mi? Pes doğrusu! Şu, ne kadar devam edeceğini bilmediğimiz, hani uygun deyişle, iki günlük dünyayı mı yok edeceksiniz? Nesilleri mi yok edeceksiniz? Bari şu kısacık zaman hayatta barış, huzur, sevgi, saygı dünyaya hâkim olsun. Bırakın! Barış diyorum, Barış, huzurun temelidir; huzurun sonsuz aynası, nesli tükenmeyen bir güçtür. Savaşın, aslında tutuşmuş, alev almış bir huzur olduğunu düşünüyorum. Tutuşmuş bir dünya, yaşanmaz bir yaşamı da beraberinde getirmez mi? Asıl dünya tartışmasız, barışın olduğu bir dünya değil midir? Nihan ORAKDÖĞEN ÇOCUKLAR AĞLAMASIN Savaş bir katliamdır. Savaşta sadece insanları öldürmezler, evlerini yıkarlar, yuvalarını dağıtırlar. Körpe vicdanlı çocukları ailelerinin arkasından ağlamak zorunda bırakırlar. Kanlar akıtırlar ve bunları yaparken tek bir hedefleri vardır: Daha çok toprak almak. Daha çok toprak almak bir devlete ne kazandırır ki? Sahip oldukları topraklar hiçbir zaman temiz değildir ki. O toprakta hep akıtılan kanlar vardır. Ölen masum insanların cesetleriyle doludur. O topraklarda hiçbir şey olmamış gibi yaşayabilmek kabul edilemez, insanlık dışıdır. Savaşan askerlerin, emir veren liderlerin gözleri o katliam sahnelerini göremez. Kulakları, acıyla bağıran çocukları ve annelerinin ağıtlarını duyamaz. Onlar tek bir şeye odaklanmışlardır. O da zafer! Barış, çocukların mutlu gülücükler atmasıdır. Annelerin, gönül rahatlığıyla çocuklarını dışarı çıkarabilmesidir. Herkesin sıcacık bir yuvasının olmasıdır. Ailece mutlu yaşamaktır. Kanların, gözyaşlarının dökülmemesidir. Bu yüzden savaşlar yaşanmamalıdır. İnsanlar mutlu ve barış içinde yaşasın. Acıyla çıkan sesler değil çocukların kahkahaları yükselsin tüm dünyada. Mermiler değil, balonlar uçsun havada. Atatürk ün dediği gibi, artık hem yurtta hem dünyada barış olsun. İpek ERTEN BARIŞ VE SAVAŞ Savaşta kazanan mı olur? Her yerde kan, gözyaşı, acı Her iki tarafın da -kazananın da kaybedenin de- acıları, yitirdikleri olmaz mı? Savaş asla bitmez, bu insanoğlu aklını, zekâsını iyiye kullanmak yerine kötülükler için, kurnazlıklar için kullandığı sürece, barışa yönelmediği ve barış içinde yaşamayı öğrenemediği sürece savaş, asla bitmez. Can pazarına son verecek, sadece barıştır. Alara Doğasu TAŞÖREN İNSAN VE SAVAŞ Savaşlarda en çok zarar görenler, çocuklardır. Çocukları ve gençleri öldürmek, bir ülkenin bir ulusun geleceğini yok etmektir. En büyük çelişki ise insanların sürekli barış istediklerinden bahsetmeleri ama savaşa girmeyi sürdürmeleridir. Savaşın hiç kimseye yararı yoktur. İnsanların başkalarını öldürüp vicdan azabı çekmediği bir dünyada yaşamak ise gerçekte, yaşamak değildir. Ahmetcan Yiğit AKDENİZ İNADINA BARIŞ Barış... İnsanlık adına sürdürülmesi belki de en güç olan şey... O kadar güç ki bunu başarmak, bugün bile dünyanın pek çok yerinde savaş ve insanların bir hiç uğruna yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Her geçen gün insanlık adına endişelerimiz daha da artıyor. Peki, nedir paylaşamadığımız? Hep beraber yaşamak için dünya çok mu küçük? Aslında o kadar büyük ki ama anlayabilene, görebilene... Sevgi, mutluluk yaşamı bir arada barış içinde geçirmek için yetmez mi? Bence insan yaşamının ne kadar kutsal olduğunu tüm devlet büyüklerine anlatmalıyız. Bugün baktığım yerden anlıyorum ki dünyayı avuçlarının içindeymiş gibi gören devletler, barışın sürekliliğini sekteye uğratıyorlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu kaosu yıllar öncesinde o kadar net görmüş ki bunu Yurtta sulh, cihanda sulh! sözü ile hafızalarımıza kazımıştır. Atatürk, Nutuk adlı yapıtında da Biz kimsenin düşmanı değiliz ama insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız... demiştir. Dünyada ve dünya ulusları arasında huzur, anlaşma ve iyi ilişkiler olmaz ise bir millet, kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan yoksundur. Evet, Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin hafızasına kazınan bu cümlelerle güzel dostlukların kurulmasını istemiş, yaşamının sonuna kadar da bunu gerçekleştirmek uğruna girişimlerde bulunmuştur. Yaşamının büyük bir döneminde savaş meydanlarındaki sıkıntıları, açlığı, sefaleti gören, yaşayan bir lider olarak barışın önemine inanan ve bunu her sözde vurgulayan gerçek bir komutan olmuştur. Peki, bu noktada biz dünya çocuklarına düşen görev ne? Tabii ki Atatürk ün gösterdiği yolda, bu yolu daha da geliştirerek, çağdaşlaştırarak ulusların ve dünya ülkelerinin barış içinde yaşamasını sağlamak. Unutmayalım, barış ortamının sürdürülmesi en çok da biz çocuklara bağlı. Bu noktada bize büyük işler düşecektir. Kayra Bahadır Lila Naz Güneş Naz Köksal Nihan Orakdöğen...Bir de karıncaları durmadan oyalayacak, düşünmeyi onların ellerinden alacak birtakım oyuncaklar icar etseler. Karıncaları köleliğe koşullayacak. Karıncalar eğer düşünecek olurlarsa erinde gecinde bu özgürlük düzeninden kurtulmanın bir yolunu bulurlar. Düşünce için bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener. Onun için bizler karıncaların en küçük bir düşüncesine izin vermeyeceğiz En baştaki sorun dil. dedi filler sultanı. Yaşar Kemal, Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, YKY Biz İTÜ GVO Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu üçüncü sınıf öğrencileri, yukarıdaki paragrafların de yer aldığı bir başyapıt okuduk. Filleri ve sultanlarını, karıncaları ve onların kırmızı sakallı olanlarını öğrendik. Okuduk, öğrendik, sorguladık ve bakın sonrasında kalemimiz nasıl dile geldi: Berfin AKINCI SAVAŞ VE İNSANLIK Hiç merhamet etmediler mi? diye düşünmeden edemiyorum çünkü dökülen gözyaşlarını, acıları bir kenara bırakın, akan kanı göre göre öldürmeye devam etmelerini anlayamıyorum. Hiç düşünmezler mi ölenleri, kalanları? Herhalde bu, akıllarına bile gelemez çünkü insanlıkları ölmüştür; bencillikleri, hırsları insanlıklarından önce gelmektedir. Atılan her mermide bir insan değil, birer birer insanlık ölüyor aslında, çocukların umutları ölüyor. Öldürenler daha da güçleniyor toprakla, hedeflerine daha çok yaklaşıyor öldürdükçe ancak insanlıkları da hızla tükeniyor. Aysu Güneş DAĞ YAŞAMIN SAVAŞ HALİ Bir savaşın hiçbir zaman kazananı yoktur. Peki, o zaman savaşlar neden çıkar? Geçmişten günümüze bakıldığında savaşın temel sebebi, güce hâkim olmak ve çıkar elde etmektir.doğaya baktığımızda hayvanlar arasındaki savaşların hayatta kalma, yuvasını ve yavrularını koruma içgüdüsünden kaynaklandığını görürüz. Bu nedenlerden dolayı başka bir canlının hayatını tehdit eder, savaşır. İnsanlar arasında kavga olarak adlandırılan savaş, iletişimsizlikten, birbirini anlamaya çalışmamaktan ortaya çıkıp çıkar çatışmasına kadar uzar. Aslında burada tek sorun empati kurmamak, karşısındakini duymamaktır. Devletler arasındaki savaş ise hem ayakta kalabilmek hem de çıkar kaygısıyla güce hâkim olma isteğinden kaynaklanır. İnsanlık tarihi boyunca yaşanan savaşlara bakıldığında bazı savaşların devletleri yok etmesiyle, bazılarının da anlaşmaya varmalarıyla sonuçlandığı görülür. O halde yok eden tarafa kazanan denir, öyle değil mi? Peki, bu ne kadar doğru? Yaşamını yitiren onlarca kişi, zarar gören pek çok doğal ve kültürel zenginlik, ekonomik şartların getirdiği yoksulluktan perişan olan halk vb.yi düşününce burada bir kazanan aramak ya da bir tarafın adını kazanan olarak koymak ne kadar doğru? Yanıtlar belli. İnsanlığın geleceği için yapılması gerekenler belli. Barış ortamının sürdürülmesi için herkesin halk, yönetici vb. üzerine düşeni yapması çok zor olmasa gerek. Mustafa Kemal Atatürk ün dediği gibi, aksi gerekmedikçe savaşın bir cinayet olduğu asla ve asla unutulmamalı. Duru Çağla ÇULHA TARİHTE İNSAN, İNSANLIK Dünya kötü bir yer değil, hiç kötü olmadı, olmayacak. Dünyayı kötü yapanlar, insanlardır. İnsanoğlu, var olduğundan beri paylaşamaz sevdiği şeyleri. Gerek devletler arasındaki gerek iktidardakiler arasındaki kavgalar hatta bireyin kendisiyle olan kavgası bile hepsi dünyaya, insanlığa zarar verir. İnsanlık, zamanla savaşa öyle alışır, kabullenir ki bunu, yaşamın bir parçası gibi görür savaşı. Gözerini dışarda olup bitenlere kapar ve bu arada insanlık telafi edilemeyecek bir çukura düşer ve kendi karanlığında kaybolur. Hande GÜVEN BARIŞ VE SAVAŞ İnsan niye savaş ister ki? Aslında her insanın içinde iyilik vardır. Kötüler bu iyiliği yok sayarak savaş çıkarır. İyilik nedir? İyilik; yardım etmektir, savaşmamaktır, sevgidir, saygıdır, kötülükten/kötülerden uzak durmaktır, barıştır. Kötülük nedir? Yalan söylemek, değer vermemek, sevmemek, saymamak, emek hırsızlığı yapmaktır. Bu durumda en önemli olan nedir? Duymaktır, savaş başlamadan atılan çığlıkları... Görmektir, savaş başlamadan yıkılan, yanan kalpleri, memleketleri... Barış Ekin ALFAR İNSANLIK VE SAVAŞ İnsanlar yüzyıllardır savaşıyorlar. Ama neden? Neden bir türlü anlaşıp da barışık ülkeler, toplumlar haline gelemiyorlar? İnsanlık bir bina gibi sanki İnsan ilişkileri yani tuğlalar, binanın temellerini oluşturuyor. Binanın sağlam kalması, güçlü olması bu temellere bağlı. İnsanca ilişkilerle güçlü oluyor temeller. Oysa savaşlar, yıkım topları gibiler. O kadar emeği bir anda yıkıp parçalar haline getiriyorlar. Ne yazık ki biz hem savaşın hem barışın olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden de hiç bina inşa edemiyor ya da başladığımız inşaatları bitiremiyoruz. Binalar olmayınca insanlara barınacak yer de olmuyor, insanlık da olmuyor. Dünyada barışın önemi gittikçe azalıyor. Savaşlardan ayrımcılıklardan dolayı dünya kocaman bir savaş alanına dönüyor. İnsanlığın sonu böylece geliyor. Savaşın çekiciliği hem insanlık hem ruhunu hem de insanın soyunu tüketeceğe benziyor. Savaş tıpkı televizyonlarda çok cazibeli görünüp de dükkândan alınınca aslında ne kadar gereksiz bir şey olduğu anlaşılan oyuncaklar gibi. Bu yüzden reklamlara aldanmayıp kameranın arkasında kalan barışın değerini bilin ve henüz vakit varken ona sahip çıkın.

9 Kimsesizlerin Kimsesidir. Eren AKTAŞLI İNSAN VE İNSANLIK İÇİN BARIŞ İnsanoğlu şu ana kadar çeşitli salgın hastalıklarla, vahşi hayvanlarla, doğal pek çok afetle baş edebilmiş ancak savaşla bir türlü baş edememiştir. İnsanın içindeki bencillik duygusu, her zaman savaşın çıkış nedeni olmuştur. Çoğu psikoloğun dediğine göre insanoğlunun düşmanı, yine insanoğludur. Bilim insanları, savaşların nedenlerine ait birçok görüş öne sürmüştür. Bunlardan bir tanesi de savaşın insanoğlunun doğasında olduğudur. Bu görüşe göre insan doğasında; hırs, saldırganlık ve azim vardır. Bu konuda psikologlar ikiye ayrılır: Bir kısmı saldırganlığın doğuştan geldiğini, bir kısmı sonradan edinildiğini, öğrenildiğini savunur. Tarihten bugüne şöyle bir baktığımızda sahip oldukları güç ve zenginlikler nedeniyle kendilerine aşırı güvenen milletlerin kendi topraklarını, doğal kaynaklarını çoğaltmayı temel bir hak gibi görmelerinin savaşların en büyük nedenlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bunun dışında bir de dini inançlar büyük etkendir ki bugün bile bu yüzden savaşlar çıktığını görmekteyiz. Bana göre savaş dünyada olmaması gereken tek şeydir. Barış içinde yaşamanın mümkün olduğuna inanıyorum ama bunun için insanoğlunun hırslarından arınması gerekiyor. Begüm Naz BERK ÖNCE BARIŞ Savaş her toplum için kan ve gözyaşı demektir. Tarihe baktığımızda da bugüne baktığımızda da savaşlarda halkların hep mağdur olduğunu görürüz. Evler, kentler yakılıp yıkılmış, yuvalar dağılmış, çocuk, kadın, genç yaşlı demeden milyonlarca insan hayatını kaybetmiş ya da acılara boğulmuştur. Açlık ve hastalıklar savaşan halkları güçsüz düşürmüştür. Savaşan bir toplumun tekrar ayakları üstünde durabilmesi çok uzun ve maddi-manevi emek isteyen zor bir süreç gerektirir. Siyaset bilimin kurucusu Aristo, anlaşmazlıkların çözümü için topluluklarda iki temel araç olduğunu söylemiştir: Politika ya da savaş. Doğru ve doğal olan tabii ki toplumlar arasındaki veya toplum içindeki anlaşmazlıkların politika aracılığıyla çözülmesidir. Problemlere önce barışçıl yönden yaklaşılmalıdır. Toplum büyük bir aile gibi düşünülmeli, adaletli yaklaşımlarla sorunlar çözülmelidir. Ülkelerarası anlaşmazlıklarda yetkin liderler, toplumun huzuru için barışçı yollardan, hak ve hukuk gözeterek dünya barışını düşünerek, diplomatik yollar ile çözüme gitmelidir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ün dediği gibi Aksi gerekmedikçe savaş bir cinayettir. Kaan CENGİZ İNSANLIK VE SAVAŞ İnsanlar neden savaşır? sorusunu herkes sorar ve yanıtını da bilir: Ekonomik olarak güçlenmek veya bir liderin tüm dünyayı yönetme hırsıyla başlar savaşlar. Peki, neden her ülke kendi imkânlarıyla, elindekilerle yetinmez de başka ülkelere saldırır? sorusunu yanıtlayan daha çıkmamıştır. Ben de şunları sormak istiyorum: Ülkelerin ve yöneticilerin barış diye bir kavramları niye yok? İnsanoğlu savaşa girmeye ve barış olmadan yaşamaya niye dünden hazır? Yaman DİNÇAY TARİH VE SAVAŞ İnsanın şu anda bulunduğu durumun kötü ve barbarca olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu durum insanlığı elbet sona sürüklemektedir. Savaş bir gün bitse bile insanların birbirlerine sevgi ve saygı duymaları savaş sonrasında beklenebilecek bir durum değildir. Atatürk ün dediği gibi tarih, hırslı politikacılarla, hükümdarlarla ve onların birer kukla gibi yönettiği ordularla doludur. Bu hırslı insanların istedikleri; ganimet, para veya toprak ama özetle hâkimiyettir. Hep daha fazlasını isteyen, doymak bilmeyen bu yöneticilerin yıktığı dünyalardan ibarettir neredeyse tarih. Maalesef hükümdarların, kralların veya liderlerin bu boş hayalleri, mutluluğu uğruna, milyonlarca insan ölmüş; bir o kadar da gözü yaşlı, yaralı insan kalmıştır geride. Sömürgeci devletlerin geçmişte olduğu gibi dünyayı yönetme, dünyanın tüm doğal zenginliklerine sahip olma hırsı bugün de devam etmektedir. Sözde insan olmamak için tarihten ders almak gerekir çünkü bu hırsın da savaşın da acının, gözyaşının da sonu yoktur. Yaşar Kemal in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı kitabında dediği gibi: Zaten görselerdi, duysalardı savaşı bütün yaratıklar; duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Lila Naz GÜNEŞ SAVAŞ VE İNSANLIK İnsanlar neden savaşır? Haydi, düşünelim: Toprak için, doğal kaynaklar için, güç için Kısacası sözüm ona ülkeleri için Bir ülkenin yöneticileri bu nedenlerle başka bir ülkeye savaş başlattığı zaman açıklama olarak Ülkemize olan sadakatimiz için, insanlarımızın daha iyi yaşam sürebilmesini istediğimiz için ve onlara karşı duyduğumuz sevgi için gibi sözlerle toplu cinayetlerini iyi bir şeymiş gibi göstermeye çalışırlar. Oysa bu tür insanların veya toplumların insan sevgisi gibi bir kavramı ağızlarına almaya hakları bile yoktur. Bir ülkenin, kendi insanlarına daha çok şey sunmak adına başka bir ülkedeki insanların yaşama hakkını elinden alması İnsanlık bunun neresinde? Sanırım bu Amerikalı, bu Alman, bu İngiliz, bu Rus, bu Türk, bu Çinli derken hepimizin aslında eşit haklara sahip insanlar olduğumuzu unutuyoruz. Savaşın sonunda bir kazanan, bir kaybeden taraf olur. öyle mi? Savaşın sonunda kazanan taraf olmaz. Kazandığını sanan taraf, sevincini yaşarken şöyle bir etrafına baktığında yıkılmış kentler, binalar; dağılmış yuvalar, dökülmüş kan ve gözyaşları, harcanan canlar ve geriye kalan harabeleri görür olsa olsa. Şimdi ona sormak gerekir: İstediğin toprağı aldın, zaferi elde ettin; öyle mi? Bravo, şimdi git onca ölen askerin ailelerine, çocuklarının ruhlarını onlara iade et olur mu? Yapabilir misin? Hani kazanmıştın? Neyi kazandın? Gözyaşlarının acının üstüne neyi kurabileceksin? Yaşar Kemal in de romanında vurguladığı gibi zaten bu sorulara yanıt verebilecek olsaydın yapar mıydın bunca savaşı? Mutluhan ILGAZ SAVAŞ VE BARIŞ İnsanlar, hayatlarında sürekli tartışmak, kavga etmek isterler. Hem de hiç olmadık nedenler yüzünden. İşte savaş, insanların anlaşamaması ve birbirleriyle iletişim kuramaması sonucu gelişir. Fakat iletişimsizliğin çözümü sadece savaş değildir ki! Sanki insanlar birbirleriyle savaşınca, ilişkilerindeki sorunlar çözümlenecek midir? Tam tersine insanlar savaştıkça kaybediyor ve sonucunda da ülkede ne barış kalıyor ne de özgürlük. Tükenen sadece insanlık oluyor ve ülkenin manevi değerleri. İnsanlar, aslında savaşın her zaman kendilerine kazanç sağlayacağını düşünüyor. Özünde savaş; kaybetmektir, yenilmektir ve yok olmaktır. Savaş gaflettir, hıyanettir fakat insanlar bunların hiçbirinin farkında bile değildir. Mesela bunu Mustafa Kemal in bir sözüyle örneklendirelim: Aksi gerekmedikçe savaş bir cinayettir. Bu söz nedeni olmayan bir savaşın ölüm olduğunu anlatmaktadır. Bir düşünsenize yapılan her savaşın sonucunda her iki taraf da maddi ve manevi yönden zarar görmüyor mu? Onun yerine bütün devletle barış içinde olacak, herkes birbirine yardım edecek, her insan özgür yaşayacak. O zaman ne iletişimsizlik ne de anlaşmazlık olacak. Evet, insanoğlunun yaratılışında, var oluşunda kötülük ve iyilik bir arada ama akıl ile iyiliği sürekli hale getirmeli. Hırslar, doyumsuzluklar üzerine dünyayı kan gölüne çevirmemeli. Tek bir insan bile bu uğurda ölmemeli. İnsanlar bu dünyaya yaşamak için gelmiyor mu? Başkasının yaşam hakkını almaya kimin hakkı olabilir ki? Barışı benimseyen toplumlar, ülkeler, yönetenler her zaman bunu bilmeyen toplumlara örnek olmalıdır. Yurtta barış, dünyada barış, öylesine söylenmiş bir söz değildir. İnsana, insanın gerçeğini anlatır. HALİME KAPTAN DAN KURTULUŞ SAVAŞI NIN FEDAKÂR KADINLARINA -Türk Kadınına Dair Bir İnceleme- Rıfat Ilgaz, Halime Kaptan da Cideli Temel Reis in gelini Halime nin bir kaptan olarak ortaya çıkışının öyküsünü anlatır. Eli silah tutan bütün erkeklerin cepheye gönderildiği Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır. Herkesin tuza, şekere, ekmeğe hasret kaldığı o günlerde, evinin ihtiyaçlarını karşılamak için sefere çıkantemel Reis, yolda hastalanarak hayatını kaybeder. Oğluyla bir başına kalan Halime nin geçimini sağlamak için babasından kalan sandalla Karadeniz e açılmasının zamanı gelmiştir. Erkek kılığına girerek oğlu ve iki tayfasıyla çıktığı ilk seferinde hırçın dalgalarla, korsanlarla mücadele etmek zorunda kalır. Bu zorlukların hiçbiri onu yıldırmaz, aksine Karadeniz e tutkuyla bağlanır. O, artık İnebolu ya cephane taşıyan, Kurtuluş Savaşı nın fedakâr kadınlarından biridir. Halime Kaptandır... Rıfat Ilgaz, Halime Kaptan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Türk kadını... Evde, tarlada, ocakta, cephede... fedakâr, cefakâr ama bir o kadar da güçlü, gururlu, yılmaz, coşkun... Evindeki ocağa aşını süren, tarlasındaki mahsulü işleyen, kaldıran, cephede mehmetçiğine mermi taşıyan güçlü yürek... Cesur askerleri doğuran yiğit analar, genç yaşta yiğitlerini cepheye yollayan, kar kış demeden çalışan analar... Sokakta ip atlamak, misket oynamak yerine mermi dolduran çocuklar, çocuklarımız... Şu an özgürsek onlar sayesinde özgürüz. 1. Dünya Savaşı nın ardından Anadolu topraklarının İtilaf Devletleri tarafından işgali, Türk halkının tek bir vücut olarak bağımsızlık savaşında rol üstlenmesine neden olmuştur. Bu mücadele, Türk halkı için bir hayal mücadelesinden çok, yaşadığı topraklara sahip çıkma, hayat mücadelesi haline dönüşmüştür. İstanbul hükümetinin işgallere karşı tedbir almaması üzerine halk tarafından başlatılan mücadelenin en önemli adımı; Mustafa Kemal Paşa nın Samsun a çıkışı ve Anadolu daki hareketin önderi olmasıdır. Kurtuluş Savaşı nın hazırlık aşaması diyebileceğimiz, kongreler ve Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin kuruluşunun ardından TBMM açılmış ve savaş döneminde erkekler kadar kadınlar da her alanda görev almışlardır. Türk kadını gerçek anlamda toplumdaki etkin rolünü Kurtuluş Savaşı nda üstlenmiştir. Osmanlı Devleti nde şeriat hukukunun getirdiği bir dayatma sonucunda evine ve kafes arkasına kapanıp kalmış Türk kadını, ulusunun bu var oluş mücadalesinde etkisiz, baskı altındaki, ezilen konumunu bir yana itmiştir. Türk kadını tek bir vücut olarak bağımsızlık savaşının içinde kimi zaman dernekler kurmuş, kimi zaman elinde silah; erkeklerle savaşmış, kimi zaman cephe gerisinde silah taşımış, cephane imal etmiş, askerin yırtığını söküğünü dikmiş, böylece aktif olarak mücadeleye destek vermiştir. Bu dönemde kadınlar tarafından kurulan cemiyetler, düzenlenen mitinglerle mücadelenin seyri ve niteliği de değişmiştir. Silah altına alınan erkek nüfusun yerine çalışma sahasına giren kadınlar, memleketin dört bir yanında başlayan işgalleri protesto etmek amacıyla mitingler düzenleyerek mücadelenin ilk adımını atmışlardır. Bu mitinglerin ilki Yararlanılan Kaynaklar: Yedinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri 2, Genel Kurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, Aslışah KONUKLAR Emre AĞAOĞLU Kemal Serbay UĞUR Kerim Alper KABO İTÜ GVO ÖZEL Dr. NATUK BİRKAN ORTAOKULU Mayıs 1919 gecesi İzmir de gerçekleştirilmiştir. İzmir in işgalinin ardından İstanbul da düzenlenen mitinglerde konuşma yapanlar arasında bulunan Halide Edip, Nakiye Elgün, Müfide Ferit Tek ve onları destekleyen binlerce Türk kadını, bu savaşta erkeklerin yanında mücadeleye hazır olduğunu tüm dünyaya duyurmuştur. İstanbul da 19 Mayıs günü düzenlenen mitingde bir konuşma yapan Halide Edip: Hanımlar! Bugün elimizde top, tüfek denen alet yok fakat ondan büyük, ondan kuvvetli bir silahımız var: Hak ve Allah. Tüfek ve top düşer, hak ve Allah bakidir... Kalbimizde aşk ve iman, milliyet duygusu var. Biz dünyada millet sınıfına lâyık bir millet olduğumuzu; erkek, kadın, hatta çocuklarımıza kadar ispat ettik. sözleriyle; bu savaşın milletin her ferdinin savaşı olduğunu belirtmiştir. Kurtuluş Savaşı nın her aşamasında erkeği ile omuz omuza cephedeki ya da cephe arkasındaki yerini almış, gerektiğinde düşmanı pusuya düşürmüş, yaralı askerleri tedavi etmek için gönüllü hemşirelik yapmış, silah ve giyecek imal etmiş, vatanın kurtuluşundan cumhuriyetin ilanına ve bugünlere ulaşmamızı sağlayan Türk kadınıdır. İşte tam da bu nedenle Türk kadını cumhuriyetin temelindedir, temelidir. Ülkemizde kadın hakları hareketinin başlangıcı, cumhuriyetin ilanıyla can bulur. Mustafa Kemal Atatürk, ekonomik ve sosyal alanlarda kadınların erkeklerle eşit haklara ulaşabilmesi için büyük çaba gösteren örnek bir liderdir, bir devlet adamıdır. Mustafa Kemal Atatürk ün önderliğinde Cumhuriyet döneminde kadınların eğitim ve kamu alanlarında yer alması bir hak olarak elde edilmiştir. Sosyal yaşamda kadının ikinci hatta en arka plânda olduğu; kadına bağımlı bir rol veren, bağnaz; dinsel ve toplumsal kuralların geçerli olduğu anlayışın terk edilerek devrimlerle getirilen yasalar sayesinde kadının özgürleşmesi yine bu dönemde gerçekleşmiştir. Böylece kadınlar evlilik, boşanma, meslek seçimi, yönetimde yer alma vb. noktalarda erkeklerle eşit söz hakkına sahip oldu. 7 Şubat 1921 yılında kurulan Türk Kadınlar Birliği ile kadınlarımız, siyasal anlamdaki varlıklarını daha da sağlamlaştırdı. Kara Fatma, Şerife Bacı, Halide Edip Adıvar gibi pek çok kadınımız Kurtuluş Savaşı nın pek çok aşamasında farklı noktalarda yer aldı. Hüzünlü hikâyelerin de kahramanları oldu bu kadınların çoğu. Örneğin Şerife Bacı. Cepheye mermi götürmek için bebeği ile soğuk kış koşullarında kağnısıyla yola çıkan, bebeğini üşümesin diye mermilerin arasına koyan ancak cephaneyi teslim ettiğinde canını da soğuktan teslim eden, bebeğini yetim bırakan Şerife Bacı nın hikâyesini duymuş muydunuz? Belki de en hüzünlü hikâyedir... İşte bu hikâyeleri okudukça bizler, o dönemde yaşayanlar için gelecek nesiller olan bizler, vatan için, özgürlük için, birlik ve beraberlik için umut dolu adımlarla yürüyoruz yarınlara. Kurtuluşun basit yollar ya da yöntemlerle gerçekleşmediğini anlıyoruz. Bunun için var gücümüzle Her zaman, her yerde; yaşasın cumhuriyet! diyoruz.

10 Kimsesizlerin Kimsesidir. Attila Orhan ÖĞÜT Defne İŞLER Ecem BERK Doğa KOÇUM Defne YAPRAK Dilara YAVUZ Can NALBANT Umut GÜNGÖR İTÜ GVO ÖZEL Dr. NATUK BİRKAN ORTAOKULU HALKIN İÇİNDEN YARATILAN BİR DESTAN Bağımsızlık Savaşını Yaratanlara ve Yaşatanlara... Özgürlüğün, Mücadelenin, Varoluş Savaşının Şiiri: Kuvayi Milliye Halkının Yüreğinden Kocaman Destanlar Yaratan Bir Şair: Nazım Hikmet Orta 4. sınıf öğrencileri olarak bu yıla, Türk edebiyatının en tartışmalı ve önemli isimlerinden biriyle ve muhteşem bir yapıtla başladık. Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır. sözleriyle başlayan Kuvayi Milliye ile; Kurtuluş Savaşı nın kahramanları; Anadolu insanının azmi, mücadele ruhu anısına yazılan bir destanı iliklerimize kadar hissettik. Dokuz bölümün her bir dizesinde farklı duyguları tattık... Kimi zaman ateşi ve ihaneti gördük kimi zaman Anadolu halkının geç de olsa uyanışına ettiğimiz tanıklıkla coşkulandık... Ve dünü sorguladık... Ve bugünü sorguladık nin en karışık, hararetli dönemleriydi. Sefalet bir yana, korku diğer yana bırakılmış, düşmana karşı gözünü karartmış savaşanlar bizim insanlarımızdı. Bakımsız, ayakları çıplak; kanayan avuçlarındaki silahlarla ve yüreklerinde umudun türküsüyle ölümüne savaşanlardı onlar. Korkudan kaçacak delik arayan; sığırını, koyununu almış, düşmana yardakçılık eden insanlar da bizimdi, onlardı. Hepsi bizimdi. Ne gidene kızdığın ne savaşana üzüldüğün, üzülebildiğin çaresiz bir dönemde, çaresizliği içinden kovmaya çalışan bir ulusun insanının mücadele dönemiydi. Halk cahildi, ülkelerinin her yeri işgâl altındaydı, ne yapacağını bilemiyordu... Sonra sarısaçlı, mavi gözlü bir dev geldi. Halkı uyandırdı, ayaklandırdı, örgütledi. Halkın yüreğinde, beyninde bağımsızlık utkusu ve vatan sevgisi oluşturdu. Buna Kurtuluş Savaşı Ruhu dendi. İşte bu ruhla insanlar karşılıksız, bedelsiz bir mücadeleye girdi. Toprağını, insanını çok seven bir halk meydana geldi. Bu topraklardan gelip geçmiş tüm insanların alın yazısını okuduk Kuvayi Milliye de. Vatan sevgisi, dayanışma, birlik beraberlik, azim, fedakârlık; bu alın yazısının nesilden nesle aktarılan değişmezleriydiler. Dünya var olduğundan beri bu coğrafyalıların üstüne sinmiş gibiydiler. Demiş ya şair, Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir. diye. İşte ancak böyle topraklarda nice kahramanların ve kahramanlıkların türküsü duyulurdu gecelerde: Kambur Kerim in, Arhaveli İsmail in ve daha nicelerinin... Şimdi uzaklardaki İstanbul limanlarından birinde, gecenin bir saatinde takalarıyla cepheye silah taşıyanların nağmeleri dolduruyor kulakları... Az sonra yiğit, gencecik bir delikanlının cepheye taşıdığı haberler cebinde, körpecik vücuduyla bir ziftin içinden kambur çıkmasıyla kulaklara dolan bu nağmeler yürekleri parçalıyor şimdi... Cepheye giden bir öğretmen, kardeşine yazdığı mektupta diyor ki: Gözün arkada kalmasın. Bir türkünün nakaratı oluyor bu sözler, öylece asılı kalıyor havada. Cepheye, öğretmen kardeşini gönderen ise Bilirim, vatanını çok seversin. Bundandır ki cepheye gitmek istersin. Gidip de dönmemek var. Gelecek nesiller elbet anlar bizi, inanıyorum ki onlar yükseltecek, yüceltecek bizi. Hakkını helâl et, kardeşim. diyor zar zor bulunmuş, temiz bir kâğıt parçasının üzerinde... Ve Onlar... diyor ki: Dörtnala gelip Uzak Asya dan Akdeniz e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak Ve ipek bir halıya benzeyen toprak, Bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, Yok edin insanın insana kulluğunu, Bu dâvet bizim... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine, Bu hasret bizim... Yıl Kuvayi Milliye den yola çıkıp Kambur Kerim i dile getiren çocuk can verdi o kahraman ere kaleminde ve dedi ki onun ağzından: Ziftin içinden çıkalı bir hafta olmuştu. Ne zifti, diyeceksiniz. Hani attan düşmüştüm de Çıkıkçı Şerif Usta beni zifte yatırmıştı ya, onu diyorum işte. Ağrılarım çok fazlaydı, canım çok yanıyordu ama ağrılardan daha çok ağrıma giden sırtımdaki kamburdu. Canını kurtardığına şükret, diyorlardı bana hikâyemi bilenler ama bilmiyorlardı ki ben canımı bu vatan toprağındaki son düşman çizmesi bu topraklardan çekip gittiğinde kurtarabilecektim ancak. Ne yapacaktım ki bundan sonra, diye kara kara düşünmeye koyuldum. Bildiğim bir şey varsa o da kadın, erkek, çoluk çocuk, ihtiyar demeden herkesin canla başla savunduğu vatana ben de kambur hâlimle de olsa hizmet edebilirdim. Çıkmadık candan ümit kesecek değildik. Öyle ya daha çocukken düşman deposundan aldığım silahları zeybeklere ulaştıran, haberleri geceler boyu çetelerden çetelere ulaştıran ben şimdi mi pes edecektim? Düştüm yine yollara, vardım efeler, zeybekler diyarına. Buldum geçmiş görevlerden aşina olduğum Yüzbaşı mı, bir nefeste deyiverdim hikâyemi. Anladı hiçbir şey yapmadan edemeyeceğimi, aldı beni yanına. Şimdi ne hâldeyim diye merak eden varsa söyleyivereyim. O kötü günlerde çektiğimiz çilelerin ödülünü aldı bu millet. Bağımsız, uygar bir devlette yaşayabilmek için yeniden küllerinden doğmuş bir milletin ferdidir artık Kambur Kerim. Bir başka Cumhuriyet çocuğu vatan toprağının bir parçası uğruna aşık olduğu mesleğini terk edip, cepheye koşan Öğretmen Nurettin Eşfak ı kardeş bildi kendine ve yanıt verdi ona cepheden: Kardeşim, Bu güzel, kutlu vatan için feda edebileceğimiz ne çok şey varmış. Meğer vatan aşkı kendini her aşktan üstün kılarmış. Bu haksız ve hazin iş bölümü bir yana, cepheye kendi isteğinle gidiyor olman acıların en büyüğüne bile dayanma sabrımı verecektir. Bu günler de geçecek kardeşim. Milletimizin düşmanların üstünden geçecekleri gibi. Şu an neredesin, ne yapıyorsun bilmiyorum. Savaşta mısın? En çok merak ettiğim de hayatta mısın? Dışarıda yağmur çok şiddetli. Bunca şiddetin, korkunun ortasında bile yağmuru düşünebiliyormuş insanoğlu. Ne acayip değil mi? Aklım sende kalıyor, keşke olduğun cepheyi bilsem de ulaşıversem yanına ama ne mümkün burada şartlar çetin. Aldım şiirini, Türk Köylüsü Ne güzel anlatmışsın milletimin insanını. Cefakar ve fedakar halleriyle Türk köylüsü savaşın her yerinde vatanın yanan bağrına su serpiyor. Ne günlerden geçiyoruz kardeşim, kim bilir daha ne günler bekliyor bizi. Biliyorum ki bu düşman illeti, geldiği gibi gidecek bu topraklardan. Çılgın Türkleriz biz; düşmanı Çanakkale de yokluğun beşiğinde, kanın kemiğin içinde nasıl yendiysek yine yeneceğiz. Yokluk dediysem de silah, cephane, azık yokluğu Yok dediysem vatan aşkından yana bir yokluğumuz olduğundan değildir. Biliyorum bu vatan için bir iş yapabildim diyebilmek, kuru kuru ölmekle kalmaz bizim için. Bu topraklar üzerinde inandığın ve evlatlarımıza aşıladığın bütün değerler sonsuza dek korunsun kardeşim. Kürsü başındaki görevinden istifa edip cepheye gittiğin gün anladım ki kanınla kutsayacaksın toprağı. Ben Türk köylüsünün türküsüyle anarım seni. Kardeşin Dilara Yavuz Aynı ruhu, aynı mücadele aşkını taşıyan insanlar sarı saçlı, mavi gözlü devin ardından gittiklerini gösterdiler... İTÜ Özel Dr. Natuk Birkan İlkokulu ve Ortaokulu öğrencileri gibi... Onlar cephede savaşmadı ama bağımsızlık savaşını yaratanların ve yaşatanların destanlarını okudu, türkülerini dinledi. İnadına aşk, inadına özgürlük! dedi. Geçmişten aldıkları güçle geleceğe yöneldi. Can Baba nın dediği gibi: Yaşamak, hayata sıkı sıkıya tutunmak, Asla umudunu yitirmemek, Belki zor ama İnadına yaşayacağım denmeli her şeye rağmen. İlayda Öykü BİBEROĞLU 10 / B İTÜ GVO ÖZEL EKREM ELGİNKAN LİSESİ CUMHURİYETİM SONSUZ OL! Biz Türkler öyle bir milletiz ki Binlerce yıllık şanlı bir tarihimiz, tüm dünyanın önünde diz çöktüğü, saygıyla eğildiği bir liderimiz, sarsılmaz bir inancımız, ardı arkası kesilmeyen zaferlerle dolu bir geçmişimiz, cihanı kıskandıran bir cesaretimiz ve asla bitmek bilmeyen bir gücümüz var. Her düştüğünde yeniden kalkan, geleceği aydınlansın diye bu gününü savaşarak feda etmeyi tercih eden ve bunu büyük bir mutlulukla yapan nice kahramanları bağrında yetiştiren, yok olmak üzere olduğu anda mucizevi bir şekilde hayata geri dönen başka bir millet var mı bildiğiniz? İşte bizim hayata geri dönmemizi sağlayan, binlerce yıllık tarihimizin en önemli devrimlerinden biridir, yüzlerce yıl ümmet olarak yaşadıktan sonra yönetilmekten yönetmeye geçmeyi, çok büyük bedeller ödeyerek de olsa başararak ezilen insanlara önderlik edişimiz. Bizler, yani vatanını kendi hayatından üstün tutarak, yalnızca bize değil, haksızlığa uğrayan tüm ulusların evlatlarına kendi kendimizi yönetebilme hakkını hediye eden, zeki ve güçlü adamların torunları; ilkokuldan hatta daha da öncesinden, ailemizden aldığımız ilk eğitimlerden beri, adımız gibi biliriz 20 Ekim 1923 tarihinin önemini. Bir kere belleğimize kazındıktan sonra o tarihin taşıdığı kutsal anlam, geri kalan hayatımız boyunca hep o büyük adamlara layık olmak için yaşarız. Küçük bir çocukken, o güne dair şiirleri, şarkıları ezberlemek için bin bir çile çekeriz önce, öğrendikten sonra da düşürmeyiz dilimizden. Öğrenim hayatımıza başladığımızdan beri her yıl, 29 Ekim de yapılan törenlerde Cumhuriyet in çocukları sıfatına layık olabilmek için çalışır dururuz. Zamanla büyüdüğümüzde ise Ulu Önderimizin Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! sözlerini söylemesine neden olan bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili düşmanları tanırız ve Ata mızın verdiği öğütlere uyarak Cumhuriyet imizi korumaya çalışırız. Aslına bakarsanız, tüm bunlar aklımızdan hiç çıkmamalı. Ama özellikle 29 Ekim gibi bazı özel günlerde farkındalığımızı daha da arttırmamız gerektiğini anlamalıyız. Çünkü ancak bu sayede, Ata mıza ve sözüne ettiğim o güçlü, zeki adamlara yaraşır gençler oluruz. Gelecek Bize Emanet 91 yıl önce kuruldu Cumhuriyet. Hedef belliydi: muasır medeniyet Çok çalışmak gerekti, Umutsuzluğa yoktu teslimiyet. Akıl ile aşacaktık her engeli. İşte buydu niyet. Dosdoğrudur şanlı bayrağın çekildiği gönder. Büyük insanlar gönder gibi doğru sözler eder. Düşmanlara demişti: Geldikleri gibi giderler! O öngörü ile bize emanet etti geleceği, Ulu Önder. ZEYNEP SÖYLEMEZ İTÜ GVO Beylerbeyi Özel Ortaokulu Cumhuriyet Canını dişine takmış bir ulus Uzun ve zorlu bir yolun sonunda Milletçe el ele verdi. Her zaman olduğu gibi beraberce Ulusunu yeni baştan yaratırken Ruhunu, hayatını hiçe sayarak İstiklal uğruna canını verdi. Yıllar sonra bile hatırlanacak En büyük kahramanlıkların sonunda Türk milleti cihana büyük bir ders verdi. Azade KÜÇÜK İTÜ GVO Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu Matematik Öğretmeni Bu millete her şeyi öğrettim fakat UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM! İngiliz Kralı VIII. Edward, İstanbul a Atatürk ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce: Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz; dedi. Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam, Kral sofraya oturunca kendisini sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk e dönerek: Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere de zannettim, diyerek memnuniyetini bildirdi. Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Atatürk, Kral a eğilerek: Bu millete her şeyi öğrettim fakat uşaklığı öğretemedim, dedi. Bütün sofradakiler Atatürk ün zekâsına hayran oldular. Atatürk garsona da Görevine devam et. emrini verdi. Enver Behram Şapolyo, Atatürk ün Anıları

11 Kimsesizlerin Kimsesidir. İdil ŞAKİR İTÜ GVO BEYLERBEYİ ÖZEL ORTAOKULU EY CUMHURİYET ÇOCUKLARI, GELECEK SİZİNDİR! Bir ses çınlıyor kulaklarımda... Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türkiye Cumhuriyeti ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. diye sesleniyor Ata m. İrkiliyorum ve düşünüyorum. Bir ülke düşünüyorum. Benim ülkem, benim topraklarım, düşman tarafından paylaşılmakta. Bir padişah düşünüyorum: Düşmanlara boyun eğmiş, ülkesinin, ulusunun çıkarlarını hiçe saymış. Bir ulus hayal ediyorum: ümitsiz, üzgün, yoksul. Bir de gemi hayal ediyorum: Karadeniz in azgın dalgaları arasında sanki bir fındık kabuğu ama cesaret ve umut yüklü. Bir çift göz ışıldıyor. Kararlı, azimli, yılmaz bir önderin gözleri bunlar. İnançla bakıyor göğümüze, taşımıza, toprağımıza ve yorgun denen insanımıza. Bir mayıs günü Samsun rıhtımına ayak basarken başaracağından emin. Bir ulus hayal ediyorum. Görseniz, tükenmiş dersiniz. Ama Ata m biliyor gerçekleri. Ulusun içindeki tükenmiş sanılan gücün varlığına güveniyor. O ulus: Türk milleti O önder: Atatürk Korkusuz başlıyor, milli mücadele. Analar hayal ediyorum: Cephedeki askerlerimizin çıplak ayaklarına çarıklar dikiyorlar. Onlara ekmekler pişiriyorlar. Kucağında bebeği, kağnının arkasına takılıp yılmak bilmez askerlerimize cephane ve erzak taşıyan bir kadın görür gibiyim. Çocuklar hayal ediyorum: Bizim gibi çocuklar. Oynamayı öğrenmemişler ama vatanını sevmeyi, Ata ya güvenmeyi ve korkmamayı öğrenmişler. Gece karanlığında yolunu bulup cepheye ulaşmayı başaran çoğu zaman yalın ayak çocuklar. Sırtlarındaki yük ağır Onlar, doyasıya yiyemedikleri ekmeği askerlerimize ulaştırmaya çalışıyorlar. Askerlerimizi düşünüyorum: Şehit olurken Vatanım kurtulsun! diyorlar. Onların kanıyla sulanmış bir vatan toprağı düşünüyorum. İşte bu vatan, benim vatanım. Bir de düşman hayal ediyorum: Tükenmiş, yok olmuş sanılan Türk gücünün önünden korkarak kaçışan, kaçarken yakan, yıkan, ölüm saçan İzmir den denize dökülen düşmanın gemisine binerek kaçan bir sözde padişah... Ata yı özlemle düşünüyorum. Sesi kulaklarımda: Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyet i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz!. O yeni nesil benim, sensin, biziz Çok büyük güçlüklerle, fedakârlıklarla ulaşılmış olan Cumhuriyet in bekçileri bizleriz. Milli Mücadele ne kadar güç koşullarda kazanılmıştır, biliyoruz. Ulusumuza uygarlığın kapılarını açan Cumhuriyet i korumak, onu ne pahasına olursa olsun yaşatmak ve yükseltmek bizim görevimiz. Biz Cumhuriyet çocuklarıyız, Atatürk çocuklarıyız. Daima Atatürk ün izinde olmaya ant içtik. Ne mutlu Türk üm diyene! derken sesimiz bayrağımızın altında dalgalanacak. Gelecek biziz. Bize güven Ata m. Berk ŞENER ORTAK AKILLA HAREKET ETMEK Basketbol ve Cumhuriyet nasıl ilişkilendirilir ki, demeyin. Sporcu bir öğrencimizin kaleminden bir deneme... Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk ve basketbol üzerine... Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk ün izinde yürüyerek, onun adımlarını izleyerek var olabilir. Cumhuriyet ancak birlik ve beraberlikle o aydınlık yolda yürüdüğümüzde varlığını koruyabilir. Cumhuriyeti kurmak için ilk önce temeli iyi oluşturmak önemlidir tıpkı basketbolda olduğu gibi. Basketbolda sahaya çıkan ilk beş oyuncu sistemin asıl kurucularıdır. Sistemin nasıl kurulacağını öğrendiğiniz koç unuz cumhurbaşkanı ise oyuncular da halktır. Cumhurbaşkanı nasıl oylarla belirleniyorsa skor da koçun ve hatta halkın geleceğini belirler. Bu arada takımları destekleyen izleyicilerin de katkısını unutmamak gerekir çünkü onlar da halkın parçalarıdır. Takımı cesaretlendiren güçlendiren halkın desteğidir çünkü. Cumhuriyeti kurmak kadar sürdürmek de önemlidir. Basketbolda top çıkartılıp oyun kurucuya verilir ki o da topu sürerek takımına sayı kazandırabilsin. Sayı kazandırmayı bıraktığınız anda geriye düşersiniz ve arada oluşan skor farkını kapatmak kolay değildir. Cumhuriyet sistemini kuran atalarımızın asıl amacı; ulusu, uygar uluslar düzeyine çıkarmaktı. Uygar uluslarla aradaki farkı kapatmak eğer skor geri düşerse ve iki takım arasındaki fark açılırsa zordur. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için takımın koçuyla, taraftarlarıyla birlik ve beraberlik duygusu içinde ve kazanmaya odaklanarak inançla mücadele etmesi gerekir. Basketbolda sadece karşı takımla değil zamanla da yarışırız. Basketbolda her saniye bu yüzden önemlidir. Saniyeleri yani zamanı iyi kullanmak mücadele için çok önemlidir. Bu yüzden de zamana ve diğer takıma karşı mücadele eden bir oyuncu, atacağı her adımı ve onun sonuçlarını önceden düşünebilmelidir. Düşünemediğinde, ön göremediğinde oyuncu da takımı da kaybeder. İyi bir sporcu maçın başından sonuna sistemi nasıl sürdürüyorsa, yılmıyorsa gerçek vatanseverler de cumhuriyet ve uygarlaşma mücadelesini bu güç ve inançla sürdürmelidir. Zaferi sürdürmek elde etmekten daha güç, enerji, çalışma ve disiplin ister. Basketbolda Nasılsa oyunu kurduk, karşı takımın da önüne geçtik. diye düşünerek rehavete kapılmak maçı kaybettirir. Nasılsa cumhuriyetimiz var; bu ülkeye, bu sisteme bir şey olmaz. düşüncesi de çalışmayı bırakırsak bize ülkeyi kaybettirir. Bu yüzden bir ulusu bir devleti oluşturan tüm insanlar ve birimler aynı inançla ortak akılla hareket etmelidir. Toplumların gelecekleri oyuncuların mücadelesine ve bu mücadelenin devamlılığına bağlıdır. Güney Tan BOĞA İTÜ GVO BEYLERBEYİ ÖZEL ORTAOKULU BİR CUMHURİYET ÇOCUĞU Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum. Seni hiç görmedim ama seni çok iyi tanıyorum. Sen benim Ata msın, yurdumun kurucusu, Cumhuriyet imin başısın. Ben de senin açtığın yolda gururla yürüyen çocuğunum ve hiç kimse beni bu yoldan ayıramaz çünkü ben senin emanetini ömrümün sonuna kadar en iyi ve en doğru şekilde korumam gerektiğini biliyorum. Ben daha küçüğüm ama büyük hayallerim var benim. Doktor olmak istiyorum, keşke senin zamanında yaşayabilseydim ve seni tedavi edebilseydim. Yüce Ata m, sen bize güzel bir ülke bıraktın. Barışı getirdin ülkemize; savaşları bitirdin, çok çalıştın, çok yoruldun ve bizi öyle çok sevdin ki bizim için her zaman canını vermeye hazır Büyük Ata m, sana olan sevdam; görmeden, tanımadan da birini sevebilmektir. Bir türküyü, bir bayrağı, özgürlüğü anlayabilmek; anne baba gibi sevmek, toprak gibi, deniz gibi, bulut gibi yaşamaktır Cumhuriyet i... Halkımın umudu, çocuklarımızın laik nefesleri, milletimin varlığı gibi... Âşık da öyle yaşatmamış mı seni yüreğinde Dağ dağ, deniz deniz yüceltmemiş mi seni ağıtlarda... Tıpkı bugün hasretinle yaşadığımız gibi. Duygularımız, düşüncelerimiz, sevgimiz, ıstırabımız, ayrılığımız, hasretimiz, coşkumuz, sevincimiz, kahramanlığımız... türkülerde, türkülerle dile gelir. Ulusların yaşamlarının en ince ayrıntılarına kadar işlendiği ezgilerdir türküler... Ulusların, toplumların belleğidir... Yemen e gidip de dönmeyen askere yakılan ağıt Burası Muş tur / Yolu yokuştur / Giden gelmiyor / Acep ne iştir dizeleriyle, gidenin dönmediği Yemen Savaşı nın acı yüzünü dile getirmez mi? Tarihin en zor ve en kanlı savaşı olan Çanakkalede yaşananlar Çanakkale içinde vurdular beni / Ölmeden mezara koydular beni türküsü ile yüreklere işlemez mi? 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Harbi nde Sarıkamış a giden yolda Allahuekber Dağları nda, bir gecede ve tek kurşun atmadan donarak ölen askerin acı öyküsü Sarıkamış üstünde Kar / Kar altında Mehmedim yatar sözleri ile türkülere dökülerek nesilden nesile aynı duygu yoğunluğu ile söylenegelmez mi? Peki ya bu dizeleri gönüllere kazıyanlar, dile getirenler... Eskilerin ozanları, âşıkları... Onlar da türküleriyle, ağıtlarıyla topluma, kültüre, nesillere şekil vermez mi? Bunu çok iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk, bir konser sonrası yaptığı konuşmada Halkın da müzik ihtiyacını düşünmek gerekir. Bize yeni bir müzik türü lazımdır. Bu müzik, özünü halk müziğinden alan, çok sesli bir müzik olacaktır. Halkın müzik zevkinin gelişmesi için batı müziğine alışması ve bu müzikten hoşlanması için, köklü bir müzik eğitimine ihtiyaç vardır. Ulusun ince duygularını, düşüncelerini anlatan yüksek deyişlerini, söyleyişlerini toplamak, onları genel müzik kurallarına göre işlemek gerekir ancak Türk ulusal müziği böyle yükselebilir, evrensel boyuta ulaşabilir. Kültür Bakanlığının buna yeterince önem vermesini, kanunlarla desteklenmesini dilerim. demektedir. İşte o günlerden bugünlere gelen sevda dolu yürekler nice türkülerle nice hikâyeler söylediler bize. Bu hikayelere kaynaklık eden yüzlerce anıdan, andan çıktılar yola. Bakın, bu hikâyeleri söyleyenlerden birine kulak verelim şimdi de... Bazen bir an, insanın hayatını nasıl da değiştirebiliyor, tanıklık edelim. Âşık Veysel, cumhuriyetin 10. yılında Atatürk için bir destan yazmış. Bunu, yaşadığı nahiyede çalmış söylemiş. Nahiye Müdürü Sen bunu Gazi ye gönder. diye akıl vermiş. Veysel de Ben kendim götürürüm. deyip yola düşmüş. Ankara o dönem İran Şahı nı ağırlamaya hazırlanıyormuş. Şehre hırpani kılıklıların girmesine izin yokmuş. Veysel ise yoksul; sırtında kara koyun yününden bir ceketle pantolon, ayağında çarık var. Sazına tel almaya gittiği Karaoğlan Çarşısı girişinde çevirmiş polis... oldun. Şimdi sıra bizlerde Ata m, bıraktığın emaneti korumak için çok çalışmam gerektiğini biliyorum. İşimiz kolay değil ama şunu çok iyi biliyorum ki karanlık yollar ancak çalışarak aydınlanır. Seni daha iyi tanımak, yaptıklarını daha iyi anlamak için çok okumalı, çok çalışmalı, çok araştırmalıyız. Ancak okuyan, araştıran ve çalışan toplumlar ilerleyebilir. Ben de ülkemi daha iyi yerlere taşımak ve ülkemdeki insanları daha mutlu ve daha rahat yaşatabilmek için çok çalışacağım. Ülkemde hastanesiz köy, doktorsuz hastane kalmasın diye senin gibi gece gündüz demeden çalışıp çabalayacağım. Seni hiç unutmayacağım, unutturmayacağım. Büyük hayalleri olan küçük hayranın. Derleyen ve Yazan : İTÜ GVO Özel Dr. Natuk Birkan İlkokulu ve Ortaokulu Müzik Bölüm Başkanı Gülgün YILDIZ Hikâye Anlatım : Can Dündar SEVDALI YÜREKLERDE ATATÜRK Giremezsin. demiş. Ne bilelim, köylülük bir... cahillik iki... körlük üç... Çaresiz döndük. diye anlatıyor o günü Veysel... Oradaki Hakimiyet-i Milliye matbaasına girmişler. Destanımız var; Gazi ye okumaya geldik. demişler. Hele oku, dinleyelim. demiş gazetedekiler. Almış sazını kucağına, başlamış okumaya: Türkiye nin ihyası Hazreti Gazi Kurtardı vatanı düşmanımızdan Canını bu yolda eyledi feda Biz dahi geçelim öz canımızdan... Tarih: 1 Nisan * * * Şu satırlar 2 Nisan 1934 tarihli Hakimiyet-i Milliye den: Dün gazetemize Anadolu nun saz şairlerinden biri geldi. Sivrialan köyünden olan bu yanık yüzlü adamın, iki gözü de görmüyordu. Bu saz şairinin yeni yazdığı koşmalar, inkılabın halkın en görgüsüz tabakalarına kadar nasıl işlemiş, anlaşılmış ve sevilmiş olduğuna en büyük delildir. Veysel, 45 gün nafile beklemiş Ankara da... Sonra dönmüş yurduna... Nice sonra İstanbul Radyosu ndan bir davet almış. Tokatlıyan Han a gidip stüdyoya girmiş. İyi oku, bütün Türkiye duyacak seni. demişler. Yanlış anlamış; sesini Türkiye ye duyurabilmek için avazı çıktığı kadar bağırarak okumuş türküsünü... Çok beğenmiş dinleyiciler... Hatta bir tanesi yayın sonrası stüdyoya gelip Âşık ı evine davet etmiş. Veysel kırmamış hayranını... Onun evine gitmiş, sabaha dek çalıp söylemiş. O gece, hayatının fırsatını kaçırdığını sonradan öğrenmiş. Meğer Gazi sofradayken radyoda onun yanık sesini duyunca Bu Âşık ı bulun, getirin. diye talimat vermiş. Dolmabahçe dekiler radyoevini arayıp Veysel i sormuşlar. Her yer aranmış, Âşık bulunamamış. Sabah haberi alınca hemen saraya koşmuş Veysel; Gazi nin dün çağırttığı Âşık benim. İzin verin huzura gireyim demiş. Olmaz. demişler; O bir zevk zamanı idi. Şimdi çalışma zamanı... Sen adresini bırak, yeniden hatırlar da sorarsa biz seni buluruz. Boynunu büküp Sivrialan a dönmüş Veysel... Beklediği haber hiç gelmemiş. Bugün bizler Âşık ın dizeleriyle hâlâ çağlıyoruz... Bugün bizler Cumhuriyet Türküsü ile hâlâ sevdamıza sahip çıkıyoruz. Âşık ın kuruyan göz pınarlarından akan gözyaşları bugün de çağlıyor Ata m Özledik seni Dilimizdeki türküyle Bir bebeğin feryadıyla özledik Kaynak : MUHTEŞEM CUMHURİYET Düşmanın gölgesi vurmuştu, Ülkemin tüm tepelerine. Sen o tepelerden doğan Muhteşem güneşsin. Umutsuzluğun içinden Parlayan güneşsin. Milletimin ışığı, milletimin uyanışısın, Aydınlığımsın, aydınlatansın, aydınlıksın. Silah sesleriyle dört bir yanı Uğuldayan memleketimin En güzel melodisi, en içten şarkısısın. Sen bereketisin toprağımın, Sen tebessümümsün yüzümdeki. Sen, bensin Cumhuriyet Hürriyet sende, senin varlığındadır. Rüzgarsın, bulutsun Yağmur olur yağarsın toprağa Bereket saçarsın. Çiftçinin alın teri, insanımın umudusun. Sevgi kardeşlik sendedir. Cahilliğin karanlığın içinden Parlayan güneşsin. Bilgeliğe açılan kapısın sen cumhuriyet. Yaralanmış ülkeme merhem, Yetimlerin gözündeki ışık Anaların içindeki huzursun, sen cumhuriyet. Sen Anadolu, sen İstanbul, sen Cumhuriyetsin. Zeynep SALKAYA 10 / B İTÜ GVO ÖZEL EKREM ELGİNKAN LİSESİ 29 Ekim 2013 Şiir Yarışması İlçe Birincisi Asya Gürmen 2/F

12 Kimsesizlerin Kimsesidir. CUMHURİYETİN ŞİFRELERİ Orta üçüncü sınıf öğrencileri olarak bizler, sizlere bulmacalar hazırladık. Bulmacaların her birine cumhuriyet kavamlarından bir şifre verdik. Bulmacalar bizden, yanıtları sizden! Bulmacalarımızın yanıtları 11 Kasım 2014 tarihinde web sitemizde yayınlanacaktır. KARİKATÜR KULÜBÜ Karikatür Kulübü öğrencilerimiz Duru Su ALTUN, Defne ERGENOĞLU, Derin FARRELL, Can Hakan ŞİMŞEK, Can ORHON, Alp Deniz GÜREŞ, Yaman SAKARYA, Doğa DEMİRALİ, Ali Nihat ÖKMENLER ve Kayra BAHADIR bakın cumhuriyeti çizgi ve renklerle bakın nasıl dile getirdiler...

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır? İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI Mevsimler Geçtikçe Doğadaki Canlıların Yaşam Biçimleri de Değişir Konusu İle İlgili Neler Biliyoruz? Ece S. : Yaz mevsimi olunca hayvanlar daha da heyecanlanır.

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ÖZEL SAYISI

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ÖZEL SAYISI İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ÖZEL SAYISI 1 Değerli Velimiz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, okulumuzda yönetici,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz.

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz. Işık Ve Karanlığın Yapısı Canlı Yaşamını Etkiler Neler Biliyoruz? İpek A.: Çiçeklere su ve güneş ışığı gerekiyor. Deniz Can K: Güneş toprağa ışık verir, topraktan ot çıkar, otları da canlılar yer. Mustafa

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ KASIM - ARALIK SAYFASI Birlikte Yaşama Kültürü ve Hoşgörü Gel Bize Katıl Bize! Şarkısını Söyledik Sınıf içinde, arkadaşlarımızla

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ 2.PORTFOLYO SUNUMLARIMIZ SORGULAMA ÜNİTEMİZ OKUMA YAZMA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ GEZİLERİMİZ SAHNE PROVALARIMIZ BAHÇE ETKİNLİKLERİMİZ

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü NİSAN Ayın Konusu FARKLILIKLARLA YAŞAMAK İÇİNDEKİLER 1. FARKLILIKLARA SAYGI DUYMA 2. EMPATĠ

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

Değerli Velilerimiz, Veli Tanışma ve Bilgilendirme Toplantısı öğrencilerimizin mini konservatuar gruplarına göre düzenlenmiştir.

Değerli Velilerimiz, Veli Tanışma ve Bilgilendirme Toplantısı öğrencilerimizin mini konservatuar gruplarına göre düzenlenmiştir. Değerli Velilerimiz, 2013-2014 Eğitim Öğretim Yılı İTÜ TMDK Çalgı Bölümü MİNİ KONSERVATUAR KURS PROGRAMI na kesin kayıt hakkı kazanan öğrencilerimizin listesi ekte sunulmuştur. 21 Eylül 2013 Cumartesi

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

3,25 21,50 492,160 29,6716 Erciyes Üniversitesi 11 Pınar Beyhan 3,92 20,50 476,762 29,1876 Yeditepe Üniversitesi 12 Veysi Kanat

3,25 21,50 492,160 29,6716 Erciyes Üniversitesi 11 Pınar Beyhan 3,92 20,50 476,762 29,1876 Yeditepe Üniversitesi 12 Veysi Kanat Yurtiçi 2.sınıf yatay geçiş sıralaması İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı Yatay Geçiş Sonuçları ASIL 1 İbrahim Sağlam 3,96 26,00 486,441 34,8244 Yeditepe Üniversitesi

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz,

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ. Sevgili Velilerimiz, Sevgili Velilerimiz, Bizler çocuklarımızla birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nı okulumuzda coşkuyla kutladık. Onlara vatan, millet sevgisini birliği, bütünlüğü yaşlarının alabildiği ölçüde aktarmaya

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

7 den 77 ye 7TEPE PRP

7 den 77 ye 7TEPE PRP 7 den 77 ye 7TEPE PRP Prof. Dr. Ayseli Usluata Mehmet Akif Kaya Mert Sabancı Atilla Aydemir Berk Sarıca Tuğçe Orhun Seda Bayram Ege Güneş Özge Balkaya Müge İlhan Özge Aras Amy Negri Tuna Karaman Derya

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz...

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz... Kemal Ogretmen fotograflari karne gunu gecince hemen paylasmaliyiz heyecani yasadik, tipki 1 onceki hafta sevgili Selda Ogretmenimizden gelen fotograf ve mektuplari aldigimiz geceki heyecana benzer...

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü. Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu

T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü. Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu T.C. KAYMAKAMLIĞI Özel. Anaokulu Müdürlüğü Sayı : 999-604.01/ Tarih : 17/02/2014 Konu : Ocak Şubat Ayı Değerler Eğitimi Raporu İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ (Strateji Geliştirme Bölümü) İlgi yazınızla istenen,

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA 1-PROJENİN ADI: HAYDİ HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ 2-PROJENİN ÖZETİ: 2013-2014 eğitim- öğretim yılında okulumuz da gerçekleştireceğimiz

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

timasokul.com / bilgi@timasokul.com

timasokul.com / bilgi@timasokul.com OKUMAYI SEViYORUM DiZiSi zç Yayın Yönetmeni Savaş Özdemir Hazırlayan Reşhat Yıldız Kapak Tasarım M. Aslıhan Özçelik Grafik Tasarım M. Aslıhan Özçelik Esra Bayar Resimler shutterstock.com Sevengül Sönmez

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-03 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-03/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ CUMHURİYET BAYRAMI Kale nedir? Ev ve kale resimlerini inceleme Nasıl bir evde yaşadığını

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

4 YAŞ EKİM AYI TEMASI

4 YAŞ EKİM AYI TEMASI 4 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Sonbahar mevsiminde havadaki değişiklikler nelerdir? Çiftlikte hangi hayvanlar yaşar? Çiftlik hayvanlarının bize faydaları nelerdir? Sebze ve meyvelerin

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KONUSU: KONUŞMA VE DİNLEME ADABI ÇANAKKALE VE VATAN SEVGİSİ UYGULAMA KOORDİNATÖR OKULU: K A R TA L E S E N T E P E A N A O K U L U Merhaba ; Her şeyden önce, Ulu Önder Atatürk

Detaylı

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU. Edirne Bölge Müdürlüğü

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU. Edirne Bölge Müdürlüğü Cinsiyete göre çocuk nüfusu, 214 9.. Türkiye nüfusunun %29,4 ünü çocuk nüfusu oluşturmaktadır. 8.. 77 695 94 7.. 6.. 5.. 4.. 3.. 2.. 1.. 22 838 482 (%29,4) 11 725 257 (%15,1) 11 113 225 (%14,3) Türkiye

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜRKÇE DERSİ 2. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI ATATÜRKÇÜLÜK, ARA DİSİPLİNLER VE DİĞER DERSLERLE İLİŞKİLENDİRME

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜRKÇE DERSİ 2. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI ATATÜRKÇÜLÜK, ARA DİSİPLİNLER VE DİĞER DERSLERLE İLİŞKİLENDİRME AFFETMEK BÜYÜKLÜK- TÜR (Dinleme Metni) TRAFİK BİREY TOPLUM 5 EYLÜL - 0 EKİM 6 ders saati MİSAFİR AĞIRLAMAK UĞURLAMAK ÖĞRETMENİM N ADI 0-05 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TÜRKÇE DERSİ. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı