Yıllarca hayatını çobanlıkla geçiren bir insanın daha sonra okuyup fizik mühendisi olması ne ile izah edilebilir?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yıllarca hayatını çobanlıkla geçiren bir insanın daha sonra okuyup fizik mühendisi olması ne ile izah edilebilir?"

Transkript

1 1

2 İçindekiler 2

3 Peygamberimiz birisine "yaptığın iyililerin hayrına müslüman olmuşsun", başka birisine de "iyilikleri ona bir faydası olmayacaktır" demiştir. Bu hadisler çelişkili değil midir? Birinci Hadis: Hakîm b. Hizam anlatıyor: Ey Allah'ın Rasulü, dedim, cahiliye devrinde sadaka vermek, köle azat etmek, sıla-i rahim yapmak gibi -kulluk adına yaptığım hayırlar var; bana bunlardan bir sevap gelecek mi? Sen dedi, zaten,daha önce yaptığın bu iyiliklerin hayrına Müslüman olmuşsun" (Buhari, Zekat 24, Edeb 16; Müslim, İman ). Bu hadisin manasına dair farklı görüşler vardır. Tercihe şayan gördüğümüz görüşün özeti şudur: Dünya kâfirin cennetidir ve kâfiler yaptıkları güzel işleri sebebiyle dünyada güzel rızık nimetiyle mükâfatlandırılır manasındaki hadis rivayetinden de anlaşıldığı üzere kâfir olanların yaptıkları güzel işlerin mükâfatı dünyada verilir. Bu güzel işler bazen o kişiyi iman edecek bir kıvama getirebilir, mümin olma liyakatını kendisine bahşedebilir(krş. İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi). Hakîm b. Hizam ise, bu mükâfatını - müslüman olmak gibi-çok daha güzel bir karşılık olarak alan bahtiyarlardan olmuştur. İkinci Hadis: Hz. Aişe anlatıyor: Dedim ki, Ey Allah'ın Resulü İbn Cud an cahiliye devrinde sıla-i rahimde bulunur, fakirlere yemek yedirirdi. O (ahirette) bundan fayda görecek mi? Resulullah (sav) şu cevabı verdi: Hayır! iyiliklerin ona bir faydası olmayacaktır. Çünkü o bir gün bile Ya Rabbi kıyamet günü günahlarımı bağışla dememiştir."( Müslim, İman, ) Bu hadisin manası şudur: Küfür üzere ölen bir kimsenin dünyada yaptığı hiç bir iyiliği ona fayda vermez, onun cehennemden kurtulmasına ve cennete girmesine vesile teşkil etmez. Hadiste yer alan Ya Rabbi kıyamet günü günahlarımı bağışla dememiştir" ifadesi, İbn Cud'an ın ahirete iman etmediğini, küfür üzere öldüğünü göstermektedir. (bk. Nevevî, ilgili hadisin şerhi). Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, bu iki hadisten ilki, kâfirlerin yaptıkları bazı iyiliklerin karşılığını bu dünyada alabilecekleri, hatta o güzel huyları Allah ın hoşuna gitmişse, şansı yaver giden bu gibi insanların imanla mükâfatlandırılmaları bile söz konusu olabilir. Fakat ikinci hadiste geçtiği üzere kâfir olanların küfür üzere ölmeleri durumunda ahirette o iyiliklerinden faydalanamayacaktır. Ancak, inkârcılıkta aynı ortak paydayı paylaşmalarına rağmen, küfrün dışındaki hususlarda farklı çizgiler takip edenlerin cehennemdeki azapları da farklı olur. Zulüm yapan bir kâfirin durumu ile fakirleri doyuran bir kafirin cezası aynı olmaz. Kadı Iyaz'a, İmam Beyhakî gibi alimlere göre bu husus alimlerin cumhuruna aittir. (bk. Nevevî, a.g.y) Demek ki, biri kâfirin ahiretteki durumuna, diğeri ise dünyadaki durumuna işaret ettiği için, bu iki hadis arasında herhangi bir çelişki yoktur. 3

4 Peygamberimiz (asm) çocuğun eğitiminin kişilik gelişimi için önemli olduğunu buyuruyor. Tıp ise kişinin davranışlarında genlerin etkili olduğunu belirtiyor. Kişinin karakterinin oturmasında anne-babadan soydan gelen gen mi yoksa eğitim mi önemlidir? Genetik kodların eğitimin yolunu kapatacak şekilde bir etkiye sahip olduğunu düşünmek, ne ilme ne de dine uygun değildir. Bu gün bütün dünyada yapılan eğitim-öğretim programlarının varlığı, öğrencinin genetik kodlarının ne olduğuna bakılmadan belli bilgi kriterlerin esas alınması bu gerçeği göstergesidir. Nice hamalların çocuklarının ilmin zirvelerinde dolaşması, nice ilim adamlarının çocuklarının da cehaletin zirvesine tırmanmaları kalıtım etkilerinin de çok sınırlı olduğunu gösterir. İnsanları genetik kodların hapsine aldıktan sonra, onları formalite icabı imtihana tabi tutmak Allah ın sonsuz adaletine, nihayetsiz hikmetine, namütenahi rahmetine aykırı olduğu gibi, meleklerden farklı olup -hep aynı makamda değil- çalışmalarıyla en üst bir mertebe ile en alt bir dereke arasında dolaşabilen bir varlık olma özelliğine de aykırıdır. Tıp dünyasında genetik faktörlerin etkisini söyliyor, ama onun gerçekten insanların elinikolunu bağlayıp onu bir robot haline getirdiğini söylemiyor, söyleyemiyor ve söyleyemeyecektir. Hayattaki realiteler öyle bir şeyin doğru olmadığını ortaya koyduğu gibi, Kur an ve sünnette de öyle bir şeyin olmayacağına dair pek çok açıklamalar vardır. Anne-babanın, çevrenin çocuklar üzerindeki rolünü seslendiren bazı hadislerdeki vurgular, genetik formüller ağına değil, yanlış eğitim ve öğretimin etkisine işaret etmektedir. Tıp fakültesinde okuyan bir öğrencinin mühendis olarak mezun olduğunu, veteriner fakültesinde okuyan bir öğrencinin diş hekimi uzmanı olarak mezun olduğunu, inşaat mühendisliğini bitiren bir kimsenin avukat veya hakim olarak kabul gördüğünü gören varsa söylesin. Demek ki genetik kodun-modun buralarda çok ciddi etkileri yoktur; ilgili herhangi bir alanda çalışan alnın teriyle uygun bir meslek sahibi oluyor. Dinde zorlama yoktur ayeti ortada olduğu halde, genetik zorlamanın varlığı nasıl kabul edilebilir? Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.. mealindeki ayette insanoğluna verilen bu özgürlük alanını -ulaşıma-kapatmak kimin haddine.. Yıllarca hayatını çobanlıkla geçiren bir insanın daha sonra okuyup fizik mühendisi olması ne ile izah edilebilir? 4

5 İslam Dininde, fakirlige karşı ne gibi önlemler alınmıştır? Aslî ihtiyaçların dışında, zekât nisabı kadar mala mâlik olmayan veya nisaptan daha fazla mala sahip olduğu halde, bunlar ihtiyaçlarına yeterli bulunmayan kimseye "fakir", hiçbir şeyi bulunmayan yoksula da "miskin" denir. Yoksulluk problemi ve zenginle yoksul arasında denge sağlanması, eski çağlardan beri toplu yaşayışın en önde gelen problemleri arasındadır. Semavı dinler, toplum bilimciler, iktisatçılar ve devlet adamları bu konuda çeşitli çözümler getirmişlerdir. İslâm'da veren el, alan elden üstün tutulmuş ve müminler helâl yoldan kazanç sağlamaya teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Sâlih (iyi) mal, sâlih kişi için ne güzeldir" (Müsned, IV, 194). Hz. Peygamber şöyle duâ etmiştir: "Allah'ım, yoksulluk fitnesinin şerrinden, küfür ve yoksulluktan sana sığınırım" (Nesaî, Sehv, 90). Yine Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Ben görmeyen birisiydim, Allah basiretimi açtı; fakirdim, beni zengin kıldı" (Buhârî, Enbiyâ, 51). "Şüphesiz, insan borçlandı mı, konuşursa yalan söyler, söz verirse, sözünde duramaz" (Buhâri, İstikrâz 10). Fakirlik insan düşüncesi üzerinde olumsuz etki yapabilir ve evlilik hayatını da etkileyebilir. Yoksulluk, toplumda huzursuzluğa sebep olur. Bir toplumda zenginlerle yoksullar arasındaki mesafe büyür, zengin azınlık israf ve sefâhet içinde yüzerken, yoksullar aslî ihtiyaçlardan bile mahrum kalırsa, kalplere kin, buğz ve nefret tohumları ekilir, toplum düzeni bozulur. Allahu Teâlâ rızkı, mal-mülk edinmeyi çalışma ve risk esasına bağlamıştır. İnsanların becerileri farklı olduğu, çocuk ve servetler bir imtihan aracı sayıldığı için, servette mutlak eşitlik amaçlanmamıştır. Âyetlerde şöyle buyurulur: "Allah, rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı" (Nahl, 16/71). "Şüphesiz Rabbin, dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğini de daraltır. Çünkü O, kullarının her halinden haberdardır; her şeyi hakkıyla görendir" (İsrâ, 17/30). "O, sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi imtihan etmek için kiminizi derecelerle kiminizin üstüne çıkarandır" (En'âm, 6/165). Servetlerin gerçek sahibi Yüce Allah'tır. İnsan, malı üzerinde vekil ve yed-i emindir. O, serveti, yaratıcının koyduğu sınırlar içinde kazanmak, harcamak ve tasarruflar yapmakla yükümlüdür. Âyetlerde şöyle buyurulur: "Size (tasarruf için) vekâlet verdiği maldan O'nun uğrunda harcayın" (Hadîd, 57/7). "Onlara Allah'ın size verdiği maldan verin" (Nûr, 24/33). Servetinde toplumun hiçbir hakkı bulunmadığını öne süren ve Kapitalizmin sembolü sayılan Karun'u, Allahu Teâlâ yurdu ile birlikte helâk etmiştir: "Sonunda Biz onu da, sarayını da yere geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek hiçbir cemaati de yoktu, onun. Bizzat kendini savunmak için gücü de yoktu" (Kasas, 28/81). Fakirliğe Karşı Getirilen Çözümler: İslâm'da fakirliğe karşı şu çözümler getirilmiştir: Çalışma: Allah (c.c.), insan için ancak çalıştığının karşılığı olduğunu bildirmiş; dünyada ve göklerde bulunan her şeyi insanoğlunun emrine âmâde kıldığını haber vermiştir: 5

6 "O, yeri sizin için itaatkâr kılandır. O halde, onun omuzlarında yürüyün; Allah'ın rızkından yiyin..." (67/Mülk, 15). "Yerde yürüyen hiçbir canlı hâriç olmamak üzere rızıkları Allah'a âittir" (23/Mü'min, 64). Hz. Ömer, rızık için çalışmadan oturan ve Allah'a tevekkül ettiğini ileri süren bir topluluğa şöyle demiştir: "Hiçbiriniz; Allah'ım bana rızık ver, diyerek, çalışıp rızık aramaktan geri durmasın. Bilin ki, gökten ne altın yağar, ne gümüş. Allahu Teâlâ'nın; "Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın, Allah'ın fazlından nasip arayın" buyurduğunu görmüyor musunuz?" (Cum'a, 10; Kardâvî, Fakirlik Problemi ve İslâm, terc. Abdulvehhâb Öztürk, Ankara, 1975, s. 57). Zengin Hısımların Himâyesi: İslâm'da prensip olarak, yoksulluğa karşı herkes çalışarak karşı koyar. Ancak çalışmaya gücü yetmeyenler, dul kadınlar, küçük çocuklar, yaşlılar, kötürüm, hasta ve yatalaklarla, başına gelen bir musibet yüzünden kazanç elde edemeyenler, öncelikle zengin hısımları tarafından desteklenir. Bu konu İslâm'da nafaka hukuku hükümlerine göre çözümlenir. Zekât: İslâm'da, fakirliğe karşı en büyük ekonomik kuruluş, zekât müessesesidir. Zekât, servetlerin yalnız zenginler arasında dolaşmasına engel olur, zengin-fakir arasında sosyal ve ekonomik dengeyi sağlar. Toplumda, zengin sayılan tüm müslümanların elindeki altın, gümüş, nakit para ve alıp-satmak üzere elde bulunan ticaret malları kırkta bir; tarım ürünleri onda veya yirmide bir (özel masrafla yapılan üretimde); madenlerde beşte bir ve hayvanlarda belli cins ve miktarlara göre, değişen sayıda zekât farz olur. Bu kadar büyük bir ekonomik potansiyelin işletilmesi hâlinde, bir beldede, yoksulların yeme, içme, giyim, tedavi, mesken ve benzeri problemleri mâkul bir süre içinde çözülebilir. Ancak bunun için zekâtın İslâmî ölçülere göre toplanması ve aynı ölçülere göre dağıtılması gereklidir. Tevbe Sûresi 60. âyette zekâtın verileceği sınıflar şöyle belirlenir: "Zekât, Allah 'tan bir farz olarak ancak fakirlere, yoksullara, zekâtı toplayan memurlara, kalpleri İslâm'a ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara, Allah yolunda cihad edenlere ve yolda kalanlara verilir." İslâm Devletinin Diğer Gelir Kaynakları: Zekât geliri yoksulların ihtiyaçlarını karşılayamadığı takdirde; vakıflar, maden ocakları ve madenler gibi, çalıştırmak, kiraya vermek ve ortaklık etmekle, devletin idare ve kontrol ettiği âmmeye ait mallarda, ganimetlerin beşte birinde, savaşsız elde edilen mallarda, haraçta ve her çeşit vergilerde muhtaçların hakkı vardır (Enfâl, 8/41; Serahsı, el-mebsût, III, 18). Hz. Ömer'in hilâfeti sırasında şöyle dediği nakledilmiştir: "Devlet malına kimse kimseden daha lâyık değildir. Ben de başkalarından daha lâyık değilim. Her müslümanın bu malda hissesi vardır. Eğer ömrüm yeterli olursa San'a dağındaki çobana bu maldan hissesini veririm" (Şevkânî, Neylü'l-Evtar, VIII, 79). 6

7 Devlete ait çeşitli bu gelirlerde, gayri müslim fakirlerin de hakkı vardır. Hz. Ebû Bekir devrinde Hâlid b. Velid'in, Hıre Hristiyanları ile yaptığı sulh antlaşması, onların fakirlik, hastalık ve yaşlılığa karşı bir çeşit sigorta edildiklerini gösterir. Bir sosyal sigorta niteliğindeki bu antlaşma metnini Ebû Yûsuf, Hâlid b. Velîd'ten şöyle nakleder: "Onlar için şunu kabul ettim: Onlardan herhangi birisi çalışamazsa yahut başına bir felâket gelirse veya zengin iken fakir düşer, din kardeşleri ona sadaka vermeye başlarlarsa cizye borcu kaldırılır. Kendisi ve ailesi müslümanların beytülmâlinden geçindirilir. İslâm ülkesinde kaldıkları sürece bu uygulama devam eder. İslâm ülkesini terk ederlerse, müslümanların onlara bakma yükümlülüğü kalkar" (Ebû Yûsuf, el-harâc, 2. baskı, Selefiyye Matbaası, s.144; bk. Hamdi Döndüren, Şamil İslâm Ansiklopedisi, Fakirlik md.) 7

8 Neden varolmak nimeti, cehennemde sonsuz azap ve acıya değiyor? Aslında, idamı hak eden bir suçluya, müebbet/ömür boyu hapis cezasının verilmesi, soruda geçen konuya ışık tutacak mahiyettedir. Ancak biz de dahil insanların büyük çoğunluğu bu gerçeği kolay kolay hazmedemez. Çünkü, insanlar hiç bir zaman bu çok önemli -hayat-memat- konusunda, duygularından bağımsız olarak gerçeği olduğu gibi düşünüp tartamaz. Her akl-ı selim sahibi yanında varlık mutlak hayır ve güzellik, yokluk mutlak şer ve çirkinlik olarak kabul edilir. Bununla beraber, ahirete inanmadığı halde bazı kimselerin intihar etmeleri ve -kendi inançlarına göre- hiçliğe, yokluğa kaçmaları sosyolojik bir vaka olarak ortada olan bir realitedir. Bu gibi kimselerin bu yokluğu, bu hiçliği varlığa tercih etmeleri konusunda, kendi fıtratlarıyla, vicdanlarıyla, akl-ı selimleriyle danışarak böyle bir karar aldıklarını söylemek elbette mümkün değildir. Bilakis, o kimselerin o andaki karışık duygularının - aklî muhakemeye imkân vermeyecek derecede- hükümran oldukları bir ortamda aldıkları ve aldırdıkları bir karardır. Bu açıklamaların perspektifinde meseleyi irdelediğimizde, insan fıtratının gerçekten neyi benimsediğini söylemenin bizim gibiler için çok zor olduğunu söylemek durumundayız. Çünkü, bu konuda karar vermek asli fıtratı bozulmamış kimselerin hissedeceği bir husustur. Mesela, Hz. Maiz in resulullah a gelerek zina suçunu işlediğini, kendisine gerekli cezanın verilerek öldürülüp temizlenmesini istemesi çok temiz bir vicdanın ve bozulmamış bir fıtratın tezahürüdür. Bizim bunu kolay kolay anlamamız mümkün değildir. Ancak, Bedüzzaman gibi zamanının her yönden bedii, harikası, müceddidi, vehbi ilimlere mazhar, misafir ledünni ilhamlara mihmandar bir zat-ı nuranî bu konuda kendi kararını vermiş ve fıtratının var olmayı -cehennemde de olsa- yokluğa tercih ettiğini belirtmiş ve bu hususu şöyle ifade etmiştir: Hattâ Onuncu Söz'de işaret edildiği gibi, bir zaman -küçüklüğümde- hayalimden sordum: "Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?" dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden "ah" çekti. "Cehennem de olsa beka isterim" dedi (Asa-yı Musa/1. kısım/8. mesele). Bize düşen böyle bir şeyin olabileceğini, böyle bir kararın verilebileceğini kabul etmektir. İşin gerçek mahiyetini, cehennem de olsa bunun yokluğa göre nasıl bir nimet olduğu cihetini, bizce bilinmeyen milyonlarca gerçeğin oluşturduğu bilinmezler listesine havale etmektir. İlave bilgi için tıklayınız: Cehenneme girmek mi, yoksa yok olmak mı daha iyidir? Allah'a iman etmemenin cezası, neden ebedi cehennemde kalmaktır? 8

9 Kur an da bulunan "... daha zalim kim olabilir" cümlesini izah eder misiniz? Bunlar kimlerdir? Allah ile insan arasındaki zulümlerin en kötü olanları; şirk (Allah'a ortak koşma), yalan ve uydurmalar ile insanları Allah yolundan alıkoyanlar, küfre saparak Allah'ı inkâr edenlerdir. Zulüm de bir şeyi, kendi yerinden başka yere koymaktır. Demek ki, bir şey layık olduğu yerinden, ne kadar uzaklaştırılırsa, o kadar haksızlık, o kadar zulüm yapılmış olur ve o şey, ne kadar yüce v e ne kadar kutsal ise zulüm de o ölçüde aşırı gitmiş olur. Nitekim Allah'a şirk koşmak en büyük zulümdür. Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah denilmekten menetmek ve harap olmalarına çalışmak da hem Allah'ın, hem mescitlerin, hem de insanların hakkına son derece tecavüz demektir. Bunu yapabilen zalimler, hiçbir zulümden çekinmez, her türlü haksızlığı yapar, hepsine kapı açarlar. Buna iki örnek verelim: - Mescitlere saldırmak ve onların maddeten veya manen harap olmalarına çalışmak, zulümlerin en büyüğüdür ve bunu yapanlar en zalim kimselerdendir. Zulmün bu derecesi ve benzerleri tasavvur olunsa bile, daha fazlası tasavvur olunamaz. Nitekim "Yalan yere Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir?" (En'âm, 6-21, 93, 144) âyetlerinde olduğu gibi, diğer bazı âyetlerde de benzeri zulümler açıklanmıştır. Bu inkârî istifhamların (İnkâr ettiğini bildirir şekilde "Olmaz" diyen birisine karşı, "Olur mu? diye sormak gibi) hepsi, bu zulümlerin üstünde başka bir zulüm bulunmadığını açıklamak çindir. - "..Ve acaba kendince bilinen ve Allah tarafından sabit olmuş olan bir şahitliği yapmayıp inkar edenden daha zalim kim vardır?" (Bakara, 140) ayetinde olduğu gibi doğru olan bir şahitliği yapmayıp, sus pus olmak ve ketûm (gizleyici) davranmak da en büyük haksızlıktır, en büyük zulümlerden biridir. (bk. Elmalılı, Bakara, 114. ve 140. ayetlerin tefsiri) Kur an da geçen daha zalim kim olabilir mealindeki men ezlemu kalıbıyla geçen başka ayetler de vardır. Bu ayetlerde, en zalim/daha zalim olmanın özellikleri de belirtilmiştir. Sure ismi ve ayet numarasına göre ilgili ayetlerin mealleri şöyledir: Bakara,114 Allah'ın mescitlerinde Allah'ın adının anılmasını engelleyip oraların ıssız ve harap hale gelmesine çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar oralara ancak korka korka girebilirler. Onlar için dünyada zillet, âhirette ise müthiş bir azap vardır. Bakara, 140 Yoksa Siz İbrâhim, İsmâil, İshak ve Yâkub'un ve onun evlatlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bileceksiniz yoksa Allah mı? Allah'ın, kitabı vasıtasıyla kendisine ulaştırdığı hakikati saklayandan daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. 9

10 En âm, 21 Allah adına yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir ki? Şu muhakkak ki o zalimler felah bulamayacak, muratlarına eremeyeceklerdir. En âm, 93 Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde "Bana da vahyolundu" diyenden, bir de, "Allah'ın indirdiği âyetler gibi ben de indiririm" diye iddia edenden daha zalim kimse olabilir mi? Ölümün şiddetleri içinde kıvranırken, ölüm meleklerinin de yakalarına yapışıp kendilerine: "Haydi, derhal ruhlarınızı çıkarıp teslim edin! Bugün zillet azabıyla cezalanacaksınız; çünkü Allah hakkında gerçek dışı şeyler söylüyordunuz ve çünkü kibirlenerek O'nun âyetlerinden yüzçeviriyordunuz!" diye haykırdıkları sırada sen o zalimlerin halini bir görsen! En âm, 144 Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki: "İki erkeği mi, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah size bu yasaklamayı yaptığında siz orada hazır ve şahit mi idiniz? İlimsiz olarak insanları saptırmak için uydurduğu yalanı Allah'a mal edenden daha zalim kimse bulunabilir mi? Allah elbette o zalimler güruhunu muvaffak etmez, emellerine kavuşturmaz. En âm, 157 Yahut: "Eğer bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha başarılı olurduk" dememeniz içindir. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidâyet ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalan sayıp insanları ona yönelmekten alıkoyandan daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüzçevirerek engelleyenleri bu engellemeleri sebebiyle yaman bir azapla cezalandıracağız. A râf Sûresi 37 İftira ederek, Allah'ın söylemediği bir sözü O'na mal eden, yahut Allah'ın âyetlerini yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi? Kaderden nasipleri ne ise, onlara erişecektir. Nihayet elçilerimiz (ölüm melekleri) gelip canlarını alırken: "Hani nerede o Allah'tan başka taptıklarınız?" dediklerinde "Onlar bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular" derler. Böylece kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler. Yûnus, 17 Hem yalandan bir söz uydurup onu Allah'a mal eden veya Allah'ın âyetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Gerçek şu ki mücrimler iflah olmazlar. Hûd, 18 Uydurduğu bir yalanı Allah'a isnad edenden daha zalim kim olabilir? Onlar Rab'lerinin huzuruna getirilecek ve şahitler de: "İşte Rab'leri hakkında yalan uyduranlar! İyi biliniz ki Allah'ın lâneti zalimlerin üzerinedir" diyeceklerdir. Kehf, 15 "Şu bizim halkımız var ya, işte onlar tuttular O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların tanrı olduklarına dair açık delil getirmeleri gerekmez miydi? Uydurduğu yalanı Allah'a mal edenden daha zalim kim olabilir ki?" Kehf, 57 Rabbinin âyetleriyle öğüt verildiği halde onlara sırtını dönen ve elleriyle işleyip irtikâb ettiği suçlarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz onların kalplerine bunu anlamalarına engel olacak perdeler, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidâyete çağırsan da, artık onlar ebediyyen hidâyete gelemezler. Ankebût, 68 Uydurduğu yalanı Allah'a isnad edenden veya kendisine gelen hakikati yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için cehennemde yer mi yok! 10

11 Secde, 22 Rabbinin âyetleri ile kendisine nasihat edildiğinde sırtını dönüp uzaklaşan kimseden daha zalim kimse olur mu? Biz o suçlulardan elbette intikam alıp onları cezalandıracağız. Zümer, 32 Uydurduğu yalanı Allah'a mâl eden, yahut yanına kadar gelen gerçeği yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi? Kâfirler için cehennemde yer mi yok? Ahkâf, 10 De ki: Söyleyin bakalım: Eğer bu Kur'ân Allah tarafından geldiği halde siz reddetmişseniz, İsrailoğullarından da bir şahit, (tevhid, âhiret vb. İman esasları gibi Kur'ân'da bildirilen hakikatlerin) benzerine şahitlik edip iman ettiği halde, siz büyüklük taslayarak iman etmezseniz sizden daha şaşkın, daha zalim kimse olabilir mi? Allah elbette böyle zalimleri hidâyet edip emellerine ulaştırmaz. Saff, 7 Allah'a itaate dâvet edildiğinde, bunu kabul etmediği gibi, üstelik uydurduğu yalanı Allah'a mal eden, Allah adına yalan söyleyenden daha zalim kim olabilir? Allah böyle zalimleri hidâyet etmez, emellerine ulaştırmaz. 11

12 İslam hukukunda cezalar için belli bir zamanaşımı var mıdır? İslam Hukukunun ilk kaynağı Kuran, adalet kavramı üzerinde titizlikle durmaktadır. İnsanlar arasındaki tüm ilişkilerde adaletin tesis ve tevzii emredilmiş (4/58, 135, 5/8,42, 7/29, 181, 16/90, 76, 42/15, 60/8, 49/9), adalet terazisinin bizzat Allah tarafından indirildiği belirtilmiş(21/47, 57/25), adaleti emredenler (adaletten yana tavır koyanlar) övülmüş (3/18,21) ayrıca adalet kavramı olarak adl; 24, kıst; 23, mizan; 14, hak ile hükmetme (kada bi'l-hakk) 21 yerde zikredilmiştir. Adaletten ayrılanların kötü sonları (21/1, 2/124, 258, 5/45, 6/21, 129, 135, 7/44, 9/109, 11/18, , 12/23, 14/27, 39/47, 42/39, 46/10) ayetlerinde bildirilmiştir. Ölümden sonra dirilişi müteakip kurulacak büyük mahkeme (mahkemetü'l-kübra)nın hakimliğini bizzat Allah ın yapacağı ve adaletin süratle tecelli edeceğini (2/202, 3/19,159, 5/4, 6/165, 7/167, 13/41, 14/51, 24/39, 40/17) cezanın yargılama sonucu ve adil bir şekilde verileceğini belirten ayetler (7/167, 40/20) mevcuttur. Bu izah ve tasvirler yargılama hukuku sistemini oluşturan Sahabenin çok yararlandığı izahlardır. Ayrıca iyi ve yeterli sayıda hukukçu yetiştirmenin toplum için bir görev olduğunu bildiren ayete göre (9/122) bu görev farz-ı kifaye olarak nitelendirilmiştir. Hz. Peygamber ve halifeleri diğer işleri ve fonksiyonları yanında hakimlik görevini de yapmışlar, rivayetlere göre genellikle tek celsede hüküm vermişler, başka zamana ertelememişlerdir. İslam Hukuku teorisine göre; hüküm sebepleri mevcutsa hakim hükmün verilmesini erteyelemez. Yani davayı mazeretsiz olarak geciktiremez, tatil günleri ve dinlenme süreleri hariç duruşmaya ara veremez. Yargı fonksiyonunun en temel unsuru hakimdir. Hakimin görevi ihmali (ve adaleti geciktirmesi) hukuka olan güveni sarsar. Bu durum büyük bir mefsedettir. Bu sebeple adaletin geciktirilmesi başlıbaşına zulüm, hakim bakımından suç ve haksız fiil teşkil eder. Bir zarara sebebiyet vermişse tazminden hakim sorumlu tutulur. Ancak hakimin takdir hatası görev kusuru olup, bunun zararından sorumlu tutulmaz. Hakimin görevi ihmali de, kesinleşmiş mahkeme hükmünü (ilam) yerine getirmemek de infazdan sorumlu memur için tazir nevinden bir ceza ile memurluktan çıkarılma (azil) cezasını gerektiren suçlardır. Adaletin çabuk tecelli etmesi, gerekli tahkikat yapılmadan isabetsiz karar vermek anlamına gelmez. Çünkü bu durum ihtilafı sona erdirmez. Temyizden bozularak dönen karar, yeniden yargılamayı gerektirir, dolayısıyla daha uzun sürmesine sebep olur. Böylece yeterli tahkikat yapmadan acele karar vermek kasda dayanıyorsa yine görevi ihmal sayılabilir. Çabukluk uğruna hakikatin aranmasından fedakarlık edilemez. Hakim muhakemeyi beyhude uzatan savunmaları da önleme yetkisine sahiptir. Bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz olarak sürüncemede bırakan hakim, bu işlemden zarar görenler tarafından ilgili mercilere şikayet edilir. Bu şikayetler yetkili mercilerce değerlendirilir, gerekirse soruşturma açılır. Ancak asılsız şikayetlerle hakimlerin meşgul 12

13 edilmemesi için gerekli tedbirler alınır. Hz. Ömer'in görevini ihmal eden hakimi görevinden uzaklaştırması İslam tarihi boyunca örnek alınarak uygulanmıştır. Bu nedenle, hukukta zamanaşımı "kazandırıcı zamanaşımı" ve "düşürücü zamanaşımı" olmak üzere iki kısımda değerlendirilen zamanaşımını, İslam hukuku kabul etmez. Yani zamanın geçmesi, bir hakkın düşmesine veya bir mülkün kazanılmasına neden olamaz. Çünkü her iki durumda da gerçek malikin hakkı iptal edilmekledir. Bunun için İslam hukukunda "hak, zamanın geçmesiyle düşmez" genel kaidesi konmuştur. Ancak, belirli bir sürenin geçmesi halinde hakkın özüne dokunmaksızın hukukî emniyeti sağlamak için davanın dinlenmesi yasaklanmıştır. Hanefilere göre zamanaşımı, istihsan deliline dayanılarak davanın dinlenmesine engel sayılmıştır. Bu müddet, genelde on beş sene olmakla birlikte dava konusuna göre değişebilir. Malikiler de "Kim bir şeyi on sene elinde bulundurursa o şey onun olur" hadisine dayanarak münazaasız olarak bir şeyde belirli bir müddet gerçek sahibi gibi tasarrufta bulunan kişinin o şeye sahih olacağını söylerler. Zaman, birçok acı ve kederin ilacıdır. Aradan geçen seneler, hislerin uyuşmasına, anıların küllenmesine, yaraların kapanmasına ve acıların dinmesine sebep olur. Anlaşmazlıkların yatışmasında ve çözülmesinde zamanın rolü büyüktür. Bir alacaklının alacağını uzun zaman istememiş olması bir mazerete dayanmıyorsa o alacağın daha önce ödenmiş bulunduğuna yahut alacaklının bu hakkından vazgeçtiğine veya böyle bir hakkının olmadığına işaret sayılabilir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra bu ihtimallerin dikkate alınmaması, daha büyük ihtilaflara yol açar. Borçlu borcunu ödediği halde aradan uzun zaman geçtiğinden belki elindeki delilleri lüzumsuz görerek onları imha etmiş olabilir. Diğer ispat vasıtalarını temin etme imkanı da kalmamış olabilir. Bu durumda borçlunun zamanaşımını ileri sürerek yapacağı itiraz, haklı ve faydalı olabilir. Diğer taraftan hakkın talebi ve kişinin hakkına sahip çıkması için muayyen bir müddet tanımaksızın talep kapısı ilelebet açık bırakılırsa, bu hak kötüye kullanılabilir, nesiller sonra hak davaları açılabilir. Bu durum ise, toplum düzenini ve hukukî emniyeti sarsar. Hukuk davalarında zamanaşımı müessesesi, işte bu gibi düşüncelerden doğmuş bir müessesedir. Zamanaşımı, şahsî veya aynî bir hakkın düşmesi sonucunu doğurursa buna düşürücü (iskâtî) zamanaşımı; bir hakkın kazanılmasına, elde edilmesine sebep olursa buna da kazandırıcı (iktisabı) zamanaşımı denilmektedir. Hukukun diğer alanlarında davanın açılmamasını gerektiren zamanaşımı, cezada hem ceza ilişkisinin düşmesini, hem de ilişki kesin hükümle sonuçlanıp infaz ilişkisi kurulduğu taktirde bu ilişkinin de ortadan kalkmasını gerektirir. Bunlardan birincisine "dava zamanaşımı"; ikincisine ise "ceza zamanaşımı" denir. Zamanaşımı, eski bir geçmişe sahip bir müessesedir. Eski Yunan'da belirli bir süre içinde açılmayan bir davada delillerin elde edilmesindeki zorluk ve tehlike dolayısıyla zamanaşımının düşürücü bir etki yapacağı, bazı suçlar müstesna, bir prensip olarak kabul 13

14 edilmişti. Roma hukukunda ise zamanaşımı, davaların fazla uzamamasını sağlayıcı bir müessese olarak ortaya çıkmıştır. Kaynak: İslam-Osmanlı Hukuku Külliyatı, Ahmet Akgündüz, Diyarbakır, Türk Hukukunda Hakimin Görevi İhmal Suçu, Mustafa Avcı, Hukuk Dünyası, Nisan Haziran 2004, s. 74 vd. İslam Hukukuna Göre Hukuk ve Ceza Davalarında Zamanaşımı, İ.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2005, sayı

15 Birisi bizi överken nasıl davranmalıyız? Sesin çok güzel diyen birisine nasıl cevap vermeliyiz? Sual: Birisi bizi överken nasıl davranmalıyız. Sesin çok güzel, yüzün çok güzel gibi şeyler söylenince ne yapmalıyız, ne söylemeliyiz? Senin sesin çok güzel dediklerinde biz yok canım nerde güzel olsun, benim sesim çok kötü desek eğer sesimiz güzelse yalan söylemiş oluyoruz Ayrıca Allah ın yarattığı bir şeyi kötülemiş oluyoruz. Onun övgüsüne karşılık birşey demezsek sanki kibirlenmiş gibi oluyoruz. Bu durumda ne yapmalıyız? Cevap: Allah ın insanlar üstünde sayısız nimetleri vardır. Bu nimetleri insan kendinden bilirse gurur ve kibir olur, yok bu nimetleri inkar edip gizlerse bu da küfran-ı nimet olur ki; her iki durum da manevi bir hastalıktır. Yani insanın üstünde görünen nimetleri kendinden bilmesi nasıl caiz değilse, aynı şekilde o nimetleri yok sayıp inkar etmesi de caiz değildir. Bu yüzden tahdis-i nimet dediğimiz; nimeti Allah tan bilip bu nimeti üzerinde izhar ve ilan etmek yolunu takip etmeliyiz. Bediüzzaman Hazretlerinin küfran-ı nimet ve "ucb" arasında orta yol olan tahdis-i nimeti şu güzel örneği ile açıklıyor: Alabildiğine san atlı, süslü ve herkesin güzel gördüğü bir elbiseyi giyen adama deseler ki: Maşallah çok güzelsin! o da bu söz karşılığında güya alçak gönüllülük göstermek üzere dese ki: Haşa! Ben neyim? Güzellik nere ben nere, ben bir hiçim! O zaman küfran-ı nimet (verilen nimeti inkâr etme) olur. Bu aynı zamanda o güzel elbiseyi giydiren mahir san atkara karşı da bir hürmetsizliktir. Bunun yerine şöyle dese: Evet ben çok güzelim! Benim gibi yeryüzünde güzel mi var? Benim gibi güzel birisini gösteriniz!.. O zaman da yersiz övünme, kibirlenme söz konusu olur. İşte hem nimeti inkâr etmekten kurtulmak, hem de övünmemek için belki şöyle demek gerekir (orta yol): Evet ben güzelleştim; fakat güzellik libasındır (elbise) ve dolayısıyla libası bana giydirenindir; benim değildir. (Mektubat, 28. Mektup, 4. Sebep, s.386) Ölçümüz bu misaldeki hakikat olmalıdır. 15

16 İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ayetini açıklar mısınız? Her türlü çalışmalarda geçerli mi? Ne eksik ne fazla tam karşılığı mı verilir? "İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır."(necm, 53/39) ayeti gereğince dünya hayatında iradi seçimle yaptığı her iş mahşer günü insanın önüne konacak, iyilik ve kötülükleri görülecek, bu konuda tamamen âdil bir yargılama yapılacaktır, Sözü edilen yargılamanın sonunda herkese yaptıklarının karşılığı tastamam verilecektir. Yapılanların karşılığı verilirken kimsenin en küçük bir haksızlığa uğratılmayacağı kesin olmakla beraber, ilâhî lütuf ve bağışlama hususu Yüce Allah'ın mutlak iradesine bağlıdır. Bu konuda mümine düşen, ümitvar olmak, ama buna güvenerek gevşeklik göstermemektir(kur an Yolu:V/ ). Azap yönünden fazla bir ceza söz konusu olmamakla birlikte mükafatta Rabbimiz rahmeti ile ziyadeleştirecektir. Cenab-ı Hakk, fazl ve kereminden, ibadetlere bire on, bazen bire bin, bazen de Kadir Gecesi'nde olduğu gibi bire otuz bin sevap veriyor. Hatta kadir gecesi tek bir gece iken, ihya eden için bin aydan daha çok sevaplı ve hayırlı bir gece olabiliyor. Bunların hepsi ayet ve hadislerle sabittir. Demek insana; "Ancak çalıştığının karşılığı vardır." (Necm, 53/39) ayetinin umumi hükmü, sevap noktasında sınırlandırılıp hususileştiriliyor. Bu ayeti kerimeden sevap ve uhrevi ameller noktasında olduğu gibi dünyevi işler ve icraatlar noktasından da insana yaptığının karşılığının verileceği anlaşılır. Kainatı ihata eden adetullah kanunları inanan veya inanmayan, ihtiyar veya çocuk hiçbir kimseyi ayır etmeden herkesi kapsar. Bu dünyada başarılı olmak isteyen kişi adetullah kanunlarına göre hareket ederse başarıya ulaşır. Müslüman veya kafir diye bir ayrım yapılmaz. 16

17 İnsanın zihni, iradesi, zekası onun ruhundan ise, istihbarat teşkilatları çeşitli ilaçlarla insanların iradesini, zihnini nasıl değiştiriyorlar? Ruh insan varlığının birinci konumdaki ögesi ise, beden de ikinci ögesidir. Bu iki unsurun aynı gaye uğrunda çalışabilmesi için sürekli aynı ortak paydaları paylaşmaları ile mümkündür. Aynı ortak paydaları paylaşmaları ise, cismanî ve ruhanî yapının fonksiyonlarının iç içe girmiş, birbirlerinden etkilenmiş bir konumda olmalarına bağlıdır. Adeta, oksijen ve hidrojen atomlarından oluşan bir su molekülünün yepyeni bir kompozisyon oluşturduğu, oksijen ve hidrojenin tek başına oldukları zamandaki eski kimliklerini tamamen bir kenara attığı gibi, ruh ile beden de bir araya gelip oluşturdukları yeni bünyede yepyeni bir kimlikle ortaya çıkmaktadır. Tabiidir ki, insan bünyesinde ruh esastır. Çünkü ruh olmazsa hayat olmaz. Ancak ruh, insan bünyesinde tek başına hareket etmek yerine, maddi bünyenin bütün zerrelerine, hücrelerine girmek suretiyle bünyeyi iki başlı bir düzenden ve farklı rotalar izleyen bir ikilemden korumuştur. Bu yüzdendir ki, göz olmazsa ruh göremez, ruh olmazsa göz göremez; kulak olmazsa ruh işetemez, ruh olmazsa kulak duyamaz. Bilakis, ruh kulak penceresinden sesleri duyduğu gibi, göz penceresinden de varlıkları görür. Aynı şekilde ruh, insanın hayvansal ve bitkisel yönlerinin arzularını, nefsanî isteklerini, cismanî tarafının penceresinden algılayıp anlıyor. Meleklerde bu cismanî taraf olmadığı için, onların ruhları nefsani olan arzuları, cismani olan duyguları anlamaz. Ruh -prensip olarak- bütün fonksiyonlarını maddî veya manevî mekanizmalar vasıtasıyla yerine getirir. Mesela maddi kalp vasıtasıyla bünyenin maddi, biyolojik hayatın devam etmesini sağlayan kanı pompaladığı gibi, manevî kalp vasıtasıyla da bünyenin manevî hayatının devamını sağlayan ilahî sevgi, takva, kulluk şuuru gibi manevi kanı pompalıyor. Ruh olmazsa, ne maddi ne de manevî kalbin bu fonksiyonunu icra etmesi mümkün olmadığı gibi, bu mekanizmalar olmazsa ruh da bu misyonunu yerine getiremez. Bu farklı mekanizmalar o kadar iç içe geçmiş ki, bunları büyük alimler bile her zaman fark edememişler. Bu yüzdendir ki, İmam Gazalî gibi bir allame, fela müşahhate fil elfaz = aynı hakikat için farklı sözcüklerin kullanılmasında tartışma olmaz ve olmamalı demiştir. Nitekim, Kur an da ruh yerine bazen nefis kelimesi de kullanılmıştır. Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri de konumuzun tamamlanması bakımından görülmesi gereken hususlardır. Vicdanın anasır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan irade, zihin, his, latife-i Rabbaniye, herbirinin bir gayat-ül gayatı var: İradenin ibadetullahtır. Zihnin marifetullahtır. Hissin muhabbetullahtır. Latifenin müşahedetullahtır. Takva denilen ibadet-i kâmile, dördünü tazammun eder. Şeriat şunları hem tenmiye, hem tehzib, hem bu gayat-ül gayata sevkeder (Hutbe-i Şamiye, -Envar- s.136). Vicdan, ruh ile bedenin birleşmesinden hasıl olan insanlık fıtratının manevî bir molekülü hükmündedir. İnsanın kendini bulduğu, resmini gördüğü spesifik bir varlık aynasıdır. 17

18 İnsanın maddi yönü ile manevi yönünün birlikte vücut bulduğu Vicdanda dört anasır/unsurlar olarak ifade edilen irade, zihin, his/duygu, latife-i Rabbaniye, sadece manevi yapıyı ifade eden ruh için kullanıldığında havass/özellikler olarak ifade edilmesi ruh ile beden ayırımını yapmaya yönelik bir inceliktir. Demek ki, bu dört husus, hem cismanî hem ruhanî olan insanın asıl bünyesinde, vicdanında birer unsur, yani ayrı birer mekanizma olarak bulunur. Ancak, bu mekanizmaların çalışması için gereken ruh ön plana çıktığı zaman, onun özellikleri, yani ruhun dışa yansıyan etkinlikleri olarak söz konusu edilir. Örneğin, göz bir mekanizmadır, görme işi ruhun bir özelliğidir. Kulak bir mekanizmadır, işitme işi ruhun bir özelliğidir, beyin bir mekanizmadır, bilinç ise ruhun bir özelliğidir. Buna göre, iş gören ruhtur. Ancak ruh, işlerini beden ve ona takılan aletlerle yapmaktadır. Alete veya aletlere zarar verilince, ruhun iş yapması da ya kısmen veya tamamen engellenmektedir. Eğer bir sorumluluk varsa, bu sorumluluk beden aletine zarar vererek ruhun işine engel olan kişiye aittir. Eğer bu alete veya aletlere, ruhun sahibi zarar vermişse kendisi; başkası zarar vermişse de o zarar veren şahıs sorumludur. 18

19 Kur'an-ı Kerim'de bahsi geçen kutsal Tuva Vadisi nerededir? Hz. Musa'ya ilk vahiy neden bu vadide gelmiştir? Kuran'da iki yerde geçen(taha 20/12; Naziat 79/16) Mukaddes Vadi Tuva, Şam çölünde Tur-i Sina dağının eteğinde bir vadidir. Tuva, bu vadinin ismi ve onun açıklamasıdır. Önce temiz ve mübarek demek olan "mukaddes" sıfatıyla nitelenmesi ilâhî feyiz ve bereketin önce temiz kalplere geleceğine ve dolayısıyla her şeyden önce temizliğin gerekli olduğuna dikkat çekmektir. Nitekim Tâhâ Sûresi'nde "Haydi papuçlarını çıkar. Çünkü sen mukaddes Tuvâ Vadisi'ndesin."(Tâhâ, 20/12) buyrulmuştu. Bazı alimler bu kelimeyi "iki kez" mânâsına alarak "iki kat mukaddes kılınmış vadi" demek olduğunu söylemişler dir. Bu durumda "iki defa takdis" mânâsında "mef'ulü mutlak" demek olup aynı hatırlatmayı te'kit (vurgu) ile yapmış olur. (Elmalılı, Naziat 16. ayetin tesfiri) Hz. Musa'dan niçin pabuçlarını çıkarmasının istendiği açıklanırken bazı müfessirler pabuçların yapıldığı malzeme üzerinde durmuşlarsa da, daha çok ayaklarının o kutsal mekâna doğrudan temas etmesinin ve bereketinden nasiplenmesinin istendiği yorumu tercih edilmiştir. (bk. Taberî, ilgili ayetin tefsiri) Ayrıca buna ilave olarak, ilâhî vahye muhatap olacak olan Musa'nın kendisini ruhen buna hazırlamasının amaçlandığı, dolayısıyla kendisine çeki düzen vermesi ve daha özel bir saygı göstermesi için uyarıldığı söylenebilir. İbn Atıyye de buna yakın bir yorum yapmaktadır. (bk, Taberî, İbn Atıyye, ilgili ayetin tefsiri) Diğer taraftan, ilâhi vahiy Tûvâ vadisinde surete yönelip tecelli edince, vahye refakat eden sayısı belirsiz melekler bu vadiyi doldurmuş bulunuyordu. Özellikle ilâhî buyruğu yerine getirmekle görevli olup işleri yöneten "Müdebbirat" adlı melekler, vadiyi bereketlendirmiş bulunuyorlardı. O halde kutsallığa, feyiz ve berekete nail olan vadi topraklarında, ilâhî vahyin tecellisi karşısında ayakkabıları çıkarmak edeptendi. Tâki beden toprakla temas kurup oradaki ilâhî feyiz ve akımı kalbe ve kafaya iletme imkânına daha çok erişsin. Bu kutsal vadide peygamberlik görevi Hz. Musa'ya verildi. Bütün vücudu gelen sese kulak oldu. Dikkati tek noktada toplandı. Gelen ses kulaktan kalbe intikal edip ruhu sardı. O nedenledir ki, kutsal Kabe'de yalınayak bir vaziyette tavaf yapılır. Olayın Seyri Ve Nedeni Musa Peygamber'in soğuk bir mevsimde ehlini alıp Medyen'den yola çıkması, hem sebepsiz, hem de rastgele değildir. Aldığı ilham üzerine Medyen'i terkedip Mısır'a İsrail oğulları'na gitmesi gerekiyordu. Hz. Musa, daha önce Mısır'da yanlışlıkla bir adam öldürmesi ve ortalığın onun aleyhine iyice karışması sebebiyle, yine kalbine doğan ilham üzerine Mısır'ı terkedip Medyen'e gitmiş ve orada Şuayb Peygamber'in kızıyla evlenmişti. On yıla yakın Medyen'de kalıp 19

20 Şuayb Peygamber'in rahle-i tedrisinde de iyice yetiştikten sonra onu bekleyen daha önemli ve büyük hizmetler bulunuyordu. Her şeyden önce azıp sapıtan, İsrail oğullarına ikinci, hattâ üçüncü sınıf vatandaş muamelesini reva gören, bu da yetmiyormuş gibi, kendini ilâhlaştıran Firavun'u doğru yola davet etmek ve özellikle İsrail oğullarını o zulüm ve işkenceden kurtarmak gerekiyordu. İşte Hz. Musa Peygamber'in ailesiyle birlikte Medyen'den çıkmasının ve bu arada Tûvâ vadisinden geçerken ilâhî hitaba mazhar olmasının sebep ve hikmetlerinden biri de budur. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur an Tefsiri, Taha 16. ayetin tafsiri) 20

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27 İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

"Biz senden önce de hiçbir beşere dünyada ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar baki mi kalacaklardır?" (3)

Biz senden önce de hiçbir beşere dünyada ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar baki mi kalacaklardır? (3) Ölüm Her canlı ölümü tadacaktır "Her canlı ölümü tadacaktır. " (1) Her nefis canlı ölümü tadacaktır. Yani herkes ölecektir. Bundan bazı kimseler ruhun ebedî olduğu mânâsını anlamışlardır. Çünkü tatmak,

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya başlamıştır. Böylelikle Türk-İslam devletlerinde Hukuk

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir. [Şir a]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir. [Şir a] Muharrem in onuncu gününe Aşure Günü (10 Muharrem 1433/5 Aralık 2011 Pazartesi), dokuzuncu günü ile onuncu günü arasındaki geceye de Aşure Gecesi denir. Muharrem ayı, Kur ân-ı kerîmde kıymet verilen dört

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Kabul Tarihi : 22.6.2004

Kabul Tarihi : 22.6.2004 RESMİ GAZETEDE 26.06.2004 TARİH VE 25504 SAYI İLE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. BAZI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun 5194 No. Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1.

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 9-10

KURAN YOLU- DERS 9-10 KURAN YOLU- DERS 9-10 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 6 no lu dersinin özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1. İsm-i Tafdil: «Daha» ve «En» kelimeleri ile yapılan Karşılaştırma Sıfatlarıdır. Örneğin,

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ

ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ T.C. ANKARA BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ BELEDİYE MECLİSİ Karar No: 81 23.02.2004 - K A R A R - ASKI Genel Müdürlüğünün 1. Hukuk Müşavirliğinin

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1. 24.6.1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090 İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz: Bu kitabı niçin yazdım? 11 1. İslam'dan önceki Arabistan 13 1.1. İlk müslümanlar 13 1.2. Dünyanın en eski kutsal yeri: Kabe.... 16 1.3. İslam'dan'önceki Arabistan 17 1.4. Muhammed'ten

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

İkili Simetrik Kitap ❸

İkili Simetrik Kitap ❸ 19 lu Gruplar Halinde Sûrelerin Numaraları ve Âyet Sayıları Bu bölümde Kur ân-ı Kerîm de bulunan sûrelerin sıra numarlarını ve âyet sayılarını 19 lu gruplar halinde birlikte inceleyeceğiz. İlk 19 sûrede

Detaylı

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI İİK. nun 277. vd maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar İİK. nun 277/1 maddesinde İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir.

Detaylı

CİBRİL HADİS BAĞLAMINDA İSLAM IN RUHU Prof.Dr.Ali ÇELİK

CİBRİL HADİS BAĞLAMINDA İSLAM IN RUHU Prof.Dr.Ali ÇELİK CİBRİL HADİS BAĞLAMINDA İSLAM IN RUHU Prof.Dr.Ali ÇELİK ESOGÜ.İlahiyat Fak. İslâm Dini, ferdin toplum içinde uyumlu, güvenilir ve hoşgörülü olmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler getirdiği gibi, onun

Detaylı