Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 Uluslararası Hukuk ve Politika Cilt 5, Sayı: 18 ss.39-60, 2009 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Ertuğrul UZUN * - Elif UZUN ** Özet İspanyol ilahiyatçı Francisco de Vitoria, modern uluslararası hukukun gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Uluslararası hukuk literatüründe sıklıkla kendilerine değinilen Suarez ve Grotius gibi kuramcılar, Vitoria nın görüşlerine dayanmaktadırlar. Vitoria, döneminin Papa ve İmparator merkezli dünya görüşüne rağmen, yeni keşfedilen Amerikan yerlilerini siyasal varlıklar olarak kabul etmiştir. Bu kabul, modern uluslararası hukuka düşüncesini olanaklı kılmıştır. Vitoria aynı zamanda, savaş ilanının haklı nedenleri ile savaşta uyulması gereken kurallar hakkında önemli görüşler ileri sürmüştür. Vitoria nın ortaya koyduğu kurallar, haklı savaş kuramının ve savaş hukukunun gelişimi açısından önemli bir aşama olarak görülmelidir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Hukuk Tarihi, Francisco de Vitoria, Salamanka Okulu, Sömürgecilik GİRİŞ Uluslararası hukuka ilişkin sorunlar, umulduğunun aksine her geçen gün karmaşıklaştıkça, kuramsal tartışmalara olan ilgi de artmaktadır. Uluslararası hukukun günümüzdeki anlam ve görünümüne ilişkin tartışmaların yanında, küresel düzeyde yürütülen kuramsal uluslararası hukuk tartışmalarına katılmak isteyenler, Türkçede nispeten daha az ele alınmış olan tarihsel-kuramsal bilgiye derin ihtiyaç hissetmektedir. Elinizdeki makale, haklı bir şekilde uluslararası hukukun babası olarak isimlendirilen 16. yüzyıl İspanyol ilahiyatçı Francisco de Vitoria nın modern uluslararası hukuka yaptığı katkıyı ele almaktadır. Vitoria, İspanyol savaşçıların yeni dünyada yaptıkları fetihlerin getirdiği sorunları bir ilahiyatçı olarak ele alırken, döneminin hâkim düşüncesinin sınırlarını Papa ya, İmparator a ve İspanya Krallığına rağmen zorlamış, çok daha yakın tarihli gibi düşündüğümüz bazı konularda önemli görüşler ileri sürmüştür. Alanın diğer öncülerine oranla karan- * Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi ABD. ** Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Devletler Umumi Hukuku ABD. 39

2 E. Uzun E. Uzun lıkta kalmış olmakla birlikte 1, Suarez ve Grotius gibi isimler üzerinde etkili olmuştur. Makale, biyografik bilgilerle başlamakta, bunu takiben de Vitoria nın düşüncelerini ileri sürdüğü dönemi aydınlatmaya yönelik kısa bir tarihsel arkaplan sunmaktadır. Makalenin ana gövdesini oluşturan kısım, ilk üç kısmın ardından dört başlık altında sunulmaktadır. Bu başlıklar sırasıyla, (1) Vitoria nın ius gentium kavramını nasıl ele aldığını açıklamakta; (2) uluslararası hukuk açısından önem taşıyan bir gelişme olarak Amerikan yerlilerinin Vitoria tarafından siyasal varlıklar biçiminde tanınmasını incelemekte; (3) yerliler ve İspanyollar arasındaki ilişkilerin düzenine ilişkin Vitoria nın getirdiği kuralları aktararak yerlilere savaş ilan edilmesinin haklı nedenlerini ele almakta ve (4) Vitoria nın tevarüs ettiği birikimi sistemleştirerek belirgin bir biçimde ortaya koyduğu haklı savaş kuramını incelemektedir. BİYOGRAFİK NOTLAR Francisco de Vitoria, Domoniken bir ilahiyatçıdır yılları arasında, her ikisi de İspanya nın kuzeybatısında bulunan Alava eyaletine bağlı Vitoria (bugünkü resmi adı Vitoria-Gasietz) şehrinde yahut Kastilya ya bağlı Burgos şehrinde doğan Vitoria, temel eğitimini Burgos ta tamamladıktan sonra 15 yıl süreyle ( ) Fransa da çalışmalarına devam eder. Bu dönem, Vitoria nın daha sonra dile getireceği düşüncelerinin oluşumunda büyük öneme sahiptir. 2 Vitoria burada, üç hareketin, Erasmus un hümanizminin, nominalizmin ve Tomizm in etkisinde kalmıştır: 3. İspanya ya 1523 te dönen Vitoria, Amerika ya giden İspanyol fatihler conquistadors- ve Dominiken misyonerler ile ilgili önemli bir merkez olan Valladolid de öğretmen olarak çalışmaya başlar. Bundan üç yıl sonra, 1526 da, Salamanka Üniversitesi nde teoloji kürsüsüne, bir öğretim üyesinin alabileceği en 1 Türkçe literatürde Vitoria, uluslararası hukuk alanındaki az sayıdaki kitapta, ya doğal hukuk okulu içerisinde isminin zikredilmesi yahut da kendisine dair pek az bir bilgi verilmesi suretiyle yer alır. Söz konusu kitapların kapsam ve amaçları dikkate alındığında, bu, anlaşılabilir bir durumdur. Türkçede Vitoria yı merkeze alan iki önemli çalışma bulunuyor. Bunlardan ilki, C.B. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, (Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2005). Kitapta, dönemin diğer önemli düşünürleri arasında, Vitoria ya kayda değer bir yer ayrılmış. İkinci çalışma ise, A. Albayrak ve C. Deveci, Ortaçağ Sonunda Evrensel Hukuk Arayışı ve İnsan Hakları: Vitoria nın Siyaset Kuramı, Doğu Batı, Yıl: 8, Sayı: 33, Ağustos, Eylül, Ekim Elinizdeki makale, söz konusu çalışmalar gibi ilk elden Vitoria nın yazılarını temel aldığından, bu çalışmalara ancak yaptıkları değerlendirmeler konusunda atıf yapacağız. Vitoria nın karanlıkta kalışı, Türkçe literatüre has bir durum değildir. Vitoria nın batı kaynaklı literatürde dikkat çekmesi de, oldukça yakın tarihlidir. Akal bu olguyu, din kaynaklı düşüncenin kasıtlı olarak görmezden gelinerek akılcı Grotius un öne çıkarılmasına bağlar. Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s Bkz. Stephen F. Brett, The Justification of Slavery: A Comparative Study of the Use of the Concepts of Jus and Dominium by Thomas Aquinas, Francisco de Vitoria and Domingo de Soto in Relationship to Slavery, Yayınlanmamış doktora tezi, (Washington D.C.: The Catholic University of America, 1987), s. 108; Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 32-3; Albayrak ve Deveci, Ortaçağ Sonunda Evrensel Hukuk Arayışı, s. 261; Ramón Hernández, The Internatialization of Francisco de Vitoria and Domingo de Soto, Fordham International Law Journal, Vol. 15, , s Hernández, The Internatialization, s

3 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria üst derece olan Catedra de Prima olarak atanır. Vitoria, dile getirdiği düşünceler ve eğitim tarzı açısından öne çıkar ve etrafında, üniversitedeki diğer öğretim üyelerinden ve öğrencilerden oluşan bir cemaat meydana gelir. Vitoria nın ilk işi, teoloji hocalarının geleneksel olarak okuttuğu Peter Lombard ın Sententiae isimli kitabını, Thomas Aquinas ın Summa Tehologiae si ile değiştirmek olmuştur. Diğer öğretim üyeleri de, Vitoria yı takip etmişler, ancak bu değişiklik 1561 e kadar üniversite yönetimince resmen kabul görmemiştir. 4 Agustiniusçu Lombard ın metninin yerini Aquinas kitabına bırakması, rasyonalizmin salt din temelli hukuk düşüncesine karşı kazandığı bir zaferdir. Hukuk alanındaki rasyonalizm, bütün sınırlarına rağmen, halka ait otoritenin yöneticiler eliyle kullanıldığı, yöneticilerin belli ilkelerle sınırlı olduğu düşüncesine giden bir yolun açılmasını sağlar. 5 Vitoria sadece bir öğretim üyesi olarak üniversite camiasında saygın bir konum kazanmakla kalmaz; İmparator V. Carlos un danışmanlığını yapar. Hatta V. Carlos, bizzat Vitora ya hitaben mektuplar yazar ve bazı konularda görüşlerini sorar de V. Carlos, Vitoria nın Trente ilahiyatçılar toplantısına katılmasını ister ancak Vitoria rahatsızlığını ileri sürerek toplantıya katılmaz. 7 Vitoria, 1546 da, Salamanka da ölür. Vitoria, kendisine uluslararası hukukun babası unvanını kazandıran düşüncelerini, üniversitesinin tüm öğretim üyelerinin her yıl kendi seçecekleri konularda diğer öğretim üyeleri ve öğrenciler karşısında bir konuşma yapmalarına yönelik uygulaması çerçevesinde verdiği konferanslarda dile getirmiştir. Vitoria nın on üç konuşması öğrencileri tarafından not edilmiş, bu notlar da bizzat Vitoria tarafından gözden geçirilmiştir. 8 Bu 13 konuşmadan özellikle ikisi, De indis recenter inventis [Yeni Keşfedilen Yerliler Üzerine-bundan sonra De indis] ve De iure belli Hispanorum in barbaros 9 [İspanyol Savaşçıların Barbarlarla Yaptığı Savaşın Hukuku Üzerine-bundan sonra De iure belli], uluslararası hukukla ve savaş hukukuyla ilgilidir. 10 Vitoria De indis te, öncelikle, yerlilerin özgürlük, mülkiyet, ülkesel toprak ve kendilerini yönetme haklarına değinir. Konuşma, Yenidünyanın İspanyollarca iş- 4 Bkz. Hernández, The Internatialization, s ; Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 35; Brett, The Justification of Slavery, s. 112; James Brown Scott, The Modern Law of Nations and Its Municipal Sanctions, Georgetown Law Journal, Vol. 22, No.2, 1934, s Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s V. Carlos, teyzesi Aragónlu Catherina nın İngiltere kralı VIII. Henry den boşanması konusunda görüşünü ister da, Vitoria ya mektup yazan imparator, yerlileri eğitecek ve Hıristiyanlaştıracak din bilginleri önermesini ister. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 33-4; Frenando de los Rios, Francisco de Vitoria and the International Community, Social Research, C. 14, No.1, 1947, s Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 33-4; ; Brett, The Justification of Slavery, s. 115; Hernández, The Internatialization, s Brett, The Justification of Slavery, s. 118; Hernández, The Internatialization, s Konuşmaların başlıkları, notları tutan öğrencilerce veya yayıncılarca konulmuştur. De indis recenter inventis, De indis recenter inventis relectio prior veya De indis Prior olarak da bilinir. De Iure Belli ise, De indis, sive de jure belli Hispanorum in barbaros, relectio posterior adıyla da anılmaktadır. 10 Bu makalede, Vitoria nın günümüze ulaşan 13 relectio sunun yedisinin İngilizce çevirisini içeren bir kitabı temel alacağız: Francisco de Vitoria, Political Writings, Ed. A. Pagden ve Jeremy Lawrance, (Cambridge: Cambridge University Press, 1991). 41

4 E. Uzun E. Uzun gal edilmesinin haklı ve haksız yönlerinin ele alınmasıyla devam eder. İşgalin bazı haksız yönlerinin bulunduğunun belirtilmesi, pek tabii ki, pek çok kimseyi rahatsız etmiştir, zira, Vitoria böylece, İmparatorun mutlak iktidarını sınırlamış olmaktadır. 11 De indis ten altı ay sonra, Vitoria ikinci önemli konuşması De iure belli yi sunar. De iure belli nin ana konusu, savaş ilanının haklı nedenlerine ilişkindir ve Vitoria bu konuda hiç de alışılmamış sınırlardan bahsetmektedir. Vitoria nın doğrudan bir müdahale ile karşılaşıp karşılaşmadığı tam olarak bilinmemekle birlikte, ikinci konuşmasından birkaç ay sonra, Salamanka Dominiken manastırı yöneticisi, Kral V. Carlos tan, cemaatinden bazı kişilerin İspanya nın yerliler üzerindeki haklarına ilişkin görüşler beyan ettiğinden hareketle bu beyanlara ilişkin tüm yazıların toplanarak kendisine gönderilmesini ve kendisinin açık izni olmadıkça bu tip konuların halka açık bir şekilde bahis konusu edilmemesini emreden bir mektup alacaktır. 12 TARİHSEL ARKAPLAN: KOLONİZASYON VE İSPANYA Kristof Kolomb 13, 1492 de daha önce keşfedilmemiş Amerikan adalarına ulaştığında, İspanya Krallığını, Ferdinand ve Isabella yı temsil etmektedir. Bu keşif ve sahiplenmeye karşı Portekiz Kralı, Papa V. Nicholas ın 1452 ve 1454 te, Papa IV Sixtus un 1481 de ve Papa VIII. Innocentius un 1484 te Portekiz e tanıdığı hak ve imtiyazların çiğnendiğini ileri sürer. Ferdinand ve Isabella, sorunun ancak Papa nın yeni bir kararıyla çözülebileceğini söyler. Bunun üzerine Papa VI. Alexander, 3 Mayıs, 4 Mayıs ve 23 Eylül 1493 tarihli üç kararıyla, Yenidünyayı Portekiz ve İspanya arasında paylaştırır. Buna göre, Moritanya ve Senegal in batısına düşen Yeşil Burun Adaları nın (Cabo Verde) 100 fersah batısından geçen kutuplar arasında çizilen bir çizgi esas alınıyor, bu çizginin batısı İspanya ya, doğusu ise (elbette Avrupa hariç) Portekiz e ait oluyordu. Bu haliyle Güney Amerika nın en doğudaki kısmı dışında bütün bir kıta İspanya ya veriliyordu. (Kararın İspanya yı kayırması ile Papa VI. Alexander ın İspanya doğumlu olmasını tesadüf olarak değerlendirmek pek mümkün görünmüyor.) Portekiz Kralı nın bu kararlara itirazı ve baskısı kısa sürede sonuç verdi ve İspanya ile Portekiz arasında, 1494 te Tordesillas Andlaşması akdedildi. Andlaşmayla esas alınan çizgi 370 mil daha batıya alınıyor, Portekiz e ait saha genişletiliyordu. Ancak bu bile, İspanya ya, Brezilya dışında bütün Amerika kıtasını, hatta Pasifik Okyanusu nu veriyordu 14. Denizlerdeki ve Yenidünyadaki bu mücadele, çok iyi bilindiği gibi, basit bir yayılma tutkusundan kaynaklanmıyordu. Keşif ve fetih hareketlerinin aktörlerinin her birisi kendince amaçlara sahipti. Doğu ya giden ticaret yollarının Osmanlı 11 Hernández, The Internatialization, s Ibid., s. 1041; Brett, The Justification of Slavery, s. 115; Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 34; Rios, Francisco de Vitoria and the International Community, Social Research, s İtalyan (Ceneviz) asıllı denizcinin asıl adı Cristoforo Colombo. İspanyollar Cristóbal Colón, Portekizliler ise Cristóvão Colombo olarak biliyorlar. 14 Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 88; Ahmet Halûk Atalay, Uluslararası Hukukun Oluşumu İlk Küreselleşme Dönemi , (İstanbul: Göçebe Yayınları, 1997), s. 33-5; Marc Ferro, Sömürgecilik Tarihi, Çev. Muna Cedden, (Ankara: İmge Kitabevi, 2002), s. 101; Akif Emre Öktem, Uluslararası Hukukta İnanç Özgürlüğü, (Ankara: Liberte Yayınları, 2002), s

5 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria İmparatorluğu nun tekeline geçmesi, Avrupa yı yeni yollar aramaya mecbur bırakmıştı. Bu yolların bulunmasında Portekiz öncü rolü oynamış, önce Afrika nın batı kıyılarına ulaşılmış, arkasından da 1488 de Bartholomeu Diaz, Afrika yı güneyden dönerek Hint Okyanusu na açılmıştı. Bu yol, Vasco de Gama yı, Hindistan a ulaştıracaktır. Bulunan bu yeni yol, kaybedilen eski yola bir alternatifti. Ancak Kolomb un iddiası, sürekli batıya gidildiği takdirde, daha kolay bir şekilde Hindistan a ulaşılacağı idi. Kolomb, Isabella ve Ferdinand ı, altınla döneceği yeni yerler keşfedeceği vaadiyle yapacağı sefer için finansman sağlamaları yönünde ikna etti. Her ne kadar vaat edilen altın ilk başta gelmediyse de, yeni yerler keşfedilmişti. Bu ilk keşfin arkasından uzun sayılmayacak bir sürede, Güney ve Orta Amerika ile Meksika da İspanyol topraklarına katılacak, İspanya ya önemli ölçüde altın ve köle gelecektir. Bu arada, yeni keşfedilen yerler, daha keşfedilecek pek çok yerin olduğunun da habercisiydi. İspanyol fatihler, faaliyetleri için Papa dan icazet almışlardı, hatta bu Yenidünyanın Hıristiyanlaştırılması ve barbarların eğitilmesi için teşvik ediliyorlardı (evanjalizasyon). Üstelik keşfedilen topraklar Kralın oluyor, ancak kâşifler bu topraklarda ayrıcalıklı haklara sahip oluyorlardı (encomienda 15 ). VITORIA DA IUS GENTIUM KAVRAMI Pek tabii ki, Vitoria da ne isim ne de günümüzdeki hatta klasik dönemdeki- anlamıyla bir uluslararası hukuk kavramını bulmak mümkündür. Eğer modern uluslararası hukukun asli süjeleri eşit ve egemen devletler ise, buna uygun bir kavrayışın ortaya çıkması için, böyle bir dünyanın en azından Avrupa da- ortaya çıkmasını beklemek gerekecektir. Bu açıdan Vitoria ve çağdaşları, bir geçiş dönemini temsil ederler. Doğum sancıları sıklaşmaya başlamışsa da, henüz Avrupa nın ulus devletleri ortaya çıkmamıştır. Hıristiyanlığın karakterize ettiği Avrupa topluluklarının ilişkileri, bir Avrupa Kamu Hukuku nu yansıtmaktadır, uluslararası hukuku gerektirecek bir düzeni değil. 16 Ancak günümüzde uluslararası hukuk anlamında da kullanılan Latince bir ifade, ius gentium, Vitoria tarafından yerlilerle olan ilişkiler ve yerlilerin hakları konusunda kullanılır. Her ne kadar bu kullanım bazı araştırmacıları oldukça heyecanlandırmış ve modern uluslararası hukukun inşası kavimler hukuku olarak 15 Encomienda sistemiyle, Yenidünya toprakları ve topraklar üzerinde insanlar, fethe katılanlar arasında paylaştırılıyordu. Sistemin temelde üç işlevi vardı: 1) İmparatorluğun kurucuları ve bir veya daha fazla takip eden nesilleri ödüllendiriliyor; 2) kendisine hak verilen kişi encomienda arazisinin civarında oturmaya zorlanarak yerleşim ve koloninin devamlılığı sağlanıyor ve 3) toprağın ve ahalinin savunması sağlanıyordu. Encomienda ile kendilerine hak verilenlerin, encomender lerin özel şahısların olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 151; Atalay, Uluslararası Hukukun Oluşumu, s. 32; H. Allen Anderson, The Encomienda in New Mexico , New Mexico Historical Review, C. 60, S. 4, October 1985, s Ayrıca bkz. Hans J. Prem, Spanish Colonization and Indian Property in Central Mexico, , Annals of the American Geographers, Vol. 82, No. 3, September 1992, s ; Ali Friedberg, Reconsidering the Doctrine of Discovery: Spanish Land Acquisition in Mexico ( ), Wisconsin International Law Journal, Vol. 17, 1999, s Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 42; Atalay, Uluslararası Hukukun Oluşumu, s

6 E. Uzun E. Uzun ius gentium un kullanımına ve dolayısıyla da Vitoria ya bağlanmışsa da, Vitoria nın uluslararası hukukun doğuşuna hizmetini daha derinde aramak gerekecektir. Hukukçular ius gentium kavramına daha çok Roma Hukuku incelemelerinden aşinadır. Bilindiği üzere Roma, önceleri bir şehir devleti civitas; şehrin hukuku, yani şehirlilerin hukuku da ius civile idi. Yabancılar, Roma vatandaşı olmadıklarından, ius civile nin sağladığı korumadan yararlanamıyorlardı. 17 Devletin genişlemesi, başka hukukların geçerli olduğu toprakların ele geçirilmesi ve ticari hayat yabancıların daha çok ve sık Roma ya gelmesini gerektirmiş, bu tüccarların korunması, Roma nın da çıkarını oluşturmaya başlamıştı. Her ne kadar ele geçirilen yeni topraklarda eski hukuklar geçerliliklerini yitirmediyse de, Roma vatandaşları ile yabancılar arasındaki özellikle ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıkların halli için, yeni bir yaklaşım gerekiyordu. Roma Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan yabancılar praeator u (praetor peregrinus), Romalılarla yabancılar ve değişik kökenli yabancılar arasında hukukî işlemler dolayısıyla doğan anlaşmazlıkları çözmekle görevliydi. Böylece, Roma yurttaşları yanında, yabancılara da uygulanabilen birçok yeni hukuk kuralı ortaya çıktı. Romalılar bu kuralların tümüne, Ius Gentium (kavimler hukuku) adını vermişlerdir. 18 Şunu da belirtmek gerekiyor: ius gentium, doğası itibariyle, aile hukuku veya miras gibi meselelerden çok, ticari ve akdi ilişkilere ilişkin bir özel hukuk alanını düzenler. 19 Ius gentium un tarihsel olarak ortaya çıkışı böyle olmakla birlikte, düşünsel temeli, Aristo dan başlayan bir ayrımdır. Aristo, iki tür hukuktan doğal hukuk ve geleneksel (pozitif, insan yapımı) hukuk tan bahseder. 20 Bazı Roma hukukçuları ise, ius gentium u, Aristo nun doğal hukukuyla eş tutarlar. 21 Ayrıntıları konumuzun dışında kalmakla birlikte, çeşitli Roma hukukçularının doğal hukuk ve ius gentium ilişkisi üzerine bazen çelişkili bazen de karşıt görüşler ileri sürdüğünü de söylemek gerekiyor. 22 Yukarıda aktardığımız kavramsal ayrımları kullanarak, Vitoria nın, ius gentium u, doğal hukuktan ayrı gördüğünü söylememiz gerekiyor. Vitoria, Thomas Aquinas ın Secunda Secundae isimli eseri üzerine yaptığı yorumlarda, Aquinas ı izleyerek, bizzat kendisi eşitlik ve adalet türünden olanları doğal hukuka dâhil ederken, bir başka şeye atıfla denkleştirilmiş şeyleri ius gentium a dâhil eder Özcan Karadeniz, Roma Hukuku, Tarihi Giriş-Kaynaklar-Genel Kavramlar-Şahsın Hukuku-Hakların Korunması, (Ankara: AÜHFY, 1977), s. 91; Haluk Emiroğlu, Ius Gentium (Kavimler Hukuku), (İstanbul: Değişim Yayınları, 2007), s Karadeniz, Roma Hukuku, s. 93. Ayrıca bkz. Emiroğlu, Ius Gentium, s Emiroğlu, Ius Gentium, s Aristoteles, Retorik, Çev.: Mehmet H. Doğan, (İstanbul: YKY, 1998), s. 82 ( İki tür yasa derken özel yasayı ve evrensel yasayı kastediyorum. Özel yasa, her topluluğun kendi koyduğu ve kendi üyelerine uyguladığı yasadır: bunların bir kısmı yazılı, bir kısmı değildir. Evrensel yasa doğanın yasasıdır. Çünkü herkesin bir dereceye kadar sezdiği gibi, gerçekten de, bütün insanları, hatta birbiriyle birlikteliği ve anlaşması olmayanları bile bağlayan bir doğal adalet ve adaletsizlik vardır. ). 21 F.S. Ruddy, Jurisprudence-Jus Gentium and the Origin of International Law, Loyola Law Review, Vol. 33, , s Ius gentium un kavramsal ve tarihsel gelişimi konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. Emiroğlu, Ius Gentium, s ; Brett, The Justification of Slavery, s Brett, The Justification of Slavery, s

7 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Örneğin, özel mülkiyet eşyanın veya kişilerin yahut da bizzat bu kurumun doğasında bulunan bir eşitlik yahut adalet normu nedeniyle değil, toplumun huzur ve uyumuna katkısı, hatta özel mülkiyetin bulunmadığı toplumda huzur ve uyumun imkânsız olması nedeniyle, ius gentium uyarınca var olur. 24 Başka bir anlatımla, doğası itibariyle adil olmayan, ancak adalet karakteri akılla ulaşılmış insan yapımı yasalardan kaynaklanan kurum ve uygulamalar, doğal hukuka değil, ius gentium a aittirler. Ius gentium um doğal hukuktan ayrı olmasının ortaya konmasından sonra çözümlenmesi gereken bir başka sorun, ius gentium un doğal hukukun mu yoksa pozitif hukukun mu parçası olduğudur. Vitoria ya göre ius gentium, doğal hukuktan çok pozitif hukuka yakındır. Hatta Vitoria, ius gentium u geniş yorumlamak suretiyle doğal hukuktan ayrıştırılamaz hale getirenleri eleştirmektedir. 25 Peki, nedir ius gentium? Vitoria, Aquinas gibi, kavramın kökeni konusunda Roma hukukçularına atıf yapar. Roma hukukçuları arasında, yukarıda da belirttiğimiz gibi, değişen anlayışlar varsa da, evrensel, herkes için geçerli, Roma hukukunun üstünde bir kurallar bütününden bahsedildiği açıktır. 26 Roma hukukçularından Gaius, ius gentium u şu şekilde tanımlar: Kanunlar ve örf ve adetlerle yönetilen bütün kavimler, kısmen kendi hukuklarından ve kısmen de bütün insanlar için ortak olan hukuktan yararlanırlar: çünkü bir kavmin kendisi için oluşturduğu hukuk, o devlet vatandaşlarına özgü bir hukuktur ve ius civile, yani vatandaşlara uygulanan hukuk olarak anılır; buna karşılık, doğal akıl (ratio naturalis) gereğince bütün insanlara [bütün insanlar arasında-inter omnes homines] ve bütün insanlar (kavimler) tarafından aynı şekilde uyulan hukuk ise ius gentium, yani bütün kavimlere ortak olan hukuk olarak anılır. Roma vatandaşları da kısmen kendi hukukunu, kısmen de bütün insanlara ortak olan hukuku kullanır. 27 Vitoria ise, Gaius un tanımına uygun bir şekilde, ius gentium u şöyle tanımlar: Bütün dünya, ki bir anlamda siyasal topluluktur o da, bütün insanlar için adil ve uygun olan kanunlar yapmaya muktedirdir; işte ius gentium u bu kanunlar oluşturur. 28 Vitoria nın, İspanyolların barbarların ülkesindeki ticaret hakkını delillendirirken ius gentium a yaptığı göndermenin bu noktada anılması gerekiyor:...ius gentium da, bir şahsa ait olmayan bir eşya (res nullius), Ferae bestiae (Instituones II ) kuralına göre onu ilk alanın mülkiyetine geçer; dolayısıyla, karadaki altın yahut denizdeki inci yahut da nehirlerdeki herhangi bir şey başkası tarafından alınmamışsa, ius gentium a göre, aynı denizdeki küçük balıklarda olduğu gibi, onları ilk alana ait olacaktır. Doğal hukuktan çıkarılması, bağlayıcı hakların uygulanmasını mümkün kılmak için açıkça yeterli olan, kavimler hukuk temelinde 24 Brett, The Justification of Slavery, s Brett, The Justification of Slavery, s Emiroğlu, Ius Gentium, s T. Rado, Gaius, Institutiones, Borçlar Kısmı, (İstanbul, 1953), s. 3 ten aktaran: Emiroğlu, Ius Gentium, s. 44. Köşeli ayraç içerisindeki açıklamayı biz ekledik. 28 Vitoria, On Civil Power (De potestate ciuli), Political Writings, s

8 E. Uzun E. Uzun belirlenecek pek çok şey bulunuyor. Ancak doğal hukuktan çıkarılmadığı durumda dahi, dünyanın daha büyük olan kısmının rızası, ius gentium u bağlayıcı yapmaya yeterlidir, özellikle bütün insanların ortak faydası söz konusu olduğunda. Yaratılıştan yahut dünyanın Tufanla yeniden şekillenmesinden sonra, insanların çoğunluğu elçilerin güvenliğinin her yerde çiğnenemez olması gerektiğine, denizin ortak mülkiyette olması gerektiğine, savaş esirlerinin köleleştirilmesi gerektiğine ve bunun gibi, yabancıların ülkeden atılmasının uygun olmadığına karar vermiş iseler, azınlık aynı görüşte olmasa bile, bütün bunlar yasa gücündedir. 29 Bu ayrımların önemi büyük olmakla birlikte, belirtilmesi gereken çok önemli bir nokta, ius gentium un bağlayıcılığı, özellikle dinen, vicdanen bağlayıcı olup olmadığı meselesidir. Vitoria ya göre, ius gentium, hukuki yükümlülükler kadar ahlaki yükümlülükler de yükler 30 : ius gentium u ihlal edenler, ister barışta ister savaşta olsunlar, ölümcül bir suç işlemiş olurlar. 31 Vitoria nın, ius gentium un ahlaki bağlayıcılığı konusunda iki örnek verir. İlk örnekte, ius gentium, milletlerin/devletlerin elçilere saygı göstermek zorunda olduğunu söyler. Elçilerin rolü, barışın sağlanması ve korunmasıdır; barışın tesisi doğal hukukun da gereğidir; dolayısıyla, elçilere saygı gösterilmesi, doğal hukukun bir gereğiyle uyumludur. 32 Vitoria ya göre, doğal hukuk ius gentium olmaksızın muhafaza edilemez. İkinci örnek ise, savaş esirlerinin köleleştirilmesiyle ilgilidir. Kölelik, normal zamanlarda yasaktır; ancak öldürmektense, köleleştirmek daha iyidir. Genel Ortaçağ düşüncesinin devamı olan bu görüşe, Vitoria, eklemede bulunur: köleleştirmenin meşru sayılabilmesi için, savaşın haklı olması gerekir. 33 Peki ius gentium ortadan kaldırılabilir mi? Vitoria ya göre, ius gentium bütün bir dünyanın uzlaşmasını temsil eder, öyleyse değiştirilmesi için de böyle bir uzlaşmaya gerek vardır. Böyle bir uzlaşmanın tesis edilmesi kavranabilir olmadığına göre, ius gentium ortadan kaldırılamaz. 34 Nihayet, Vitoria nın bazı araştırmacıların büyük önem verdiği bir ius gentium tanımına gelelim. Vitoria De indis te, bundan sonraki başlık altında ele alacağımız bir konuda, İspanya nın Yenidünyadaki fetihlerinin haklı ve haksız nedenlerini ele alırken, Gaius un Institutiones inden alıntı yapar. Buna göre, ya doğal hukuk yahut da doğal hukuktan çıkarsanan ius gentium, Doğal aklın bütün kavimler/milletler arasında tesis ettiği hukuk anlamına gelir. 35 Ne var ki Gaius, bütün kavimler/milletler arasında (inter omnes gentes) dememiş, bütün insanlar arasında (inter omnes homines) demişti. Bu kullanım, bilinçli bir tercih miydi, yoksa sadece bir sözcüğün yanlış kullanılmasından mı ibaretti? Vitoria bir iktibas yaptığına ve Gaius a açıkça atıf yaptığına göre, kastı Gaius un sözlerini tekrarlamaktan ibaret olmalı. Bu açıdan, homines yerine gentes 29 Vitoria, On the American Indians (De indis recenter inventis relectio prior), Political Writings, s Brett, The Justification of Slavery, s Vitoria, On Civil Power (De potestate ciuli), Political Writings, s Vitoria, On Civil Power (De potestate ciuli), Political Writings, s Brett, The Justification of Slavery, s Ibid., s Vitoria, On the American Indians (De indis recenter inventis relectio prior), Political Writings, s

9 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria sözcüğünü kullanmış olması, tek başına, en azından uluslararası hukukun kavramsallaştırılması anlamında bir anlam ifade etmez. Nitekim bu kullanımın yanlış hatırlamaya dayandığı da, pek çok araştırmacı tarafından işaret edilmektedir. 36 Bazı yazarlar ise, Vitoria nın ius gentium u kullanım şeklini, uluslararası hukukun kavramsallaştırılması olarak görmüş, hiç değilse, bu yolu açtığını söylemişlerdir. 37 Ne var ki, kavramsal kullanım açısından ius gentium, bizi modern uluslararası hukukun doğuşu anlamında bir yere götürdüğünü söylemek zor. Her ne kadar bazı ius gentium örnekleri (elçiler ve savaş hukuku), Vitoria nın kavramı uluslararası hukuk bağlamında kullandığını düşündürüyor gibiyse de, başka yerlerde, tam da Roma Hukuku nun ele aldığı özel hukuk alanında da ius gentium a atıf yapacaktır. Ne var ki, Vitoria yı modern uluslararası hukukun doğuşu açısından önemli kılan başka görüşleri bulunmaktadır. Diğer kısımlarla bağlantı kurmak açısından, bu kısımdaki tartışmamızı şu tespitle sonlandıralım: Ius gentium, Vitoria da, nitelik itibariyle doğal hukuktan ayrı olmakla birlikte, neredeyse doğal hukuka özdeş bir muamele görür. Zira ius gentium, doğal hukuku korumak için zorunludur; çoğu zaman doğal hukuka ve ilahi hukuka hizmet eder. Üstelik insan yasalarına yakınsa da, insan yasaları gibi değiştirilemez, zira böyle bir değişiklik için bütün insanların rızasını almak gerekecektir. Ve nihayet, ius gentium a uymamak, ölümcül bir günah işlemek demektir. Bu ise, açıkça insanlar tarafından yapıldığı söylenen hukukun değiştirilmesinin neredeyse imkânsız hale getirilmesi ve bir anlamda kutsallaştırılması anlamına gelir. Oysa modern hukuk düşüncesi, hukuk alanındaki gelişmeyi, yasaların değişebilirliğinin kabulüyle sağlayacaktır. YERLİLERİN SİYASAL VARLIĞININ KABULÜ VE HAKSIZ SAVAŞ NEDENLERİ Esasında yerlilerin siyasal varlığının, daha geniş bir ifadeyle kamusal ve özel anlamda mülkiyet sahibi olma kabiliyetlerinin (dominium 38 ) tartışılması, Vitoria nın orijinal sunumunda, Kilise nin yetki sahasına getirilen itirazların gerekçesini oluşturur. Bir anlamda, yerlilerin mülkiyet sahibi olabileceklerinin kabul edilmesiyle, Kilisenin yetki sahası da daraltılmış olur. Daha önce de belirttiğimiz üzere, keşfedilen topraklar ve bu topraklar üzerindeki insanlar ve mallar, Papa tarafından kendilerine bahşedildikleri düşüncesiyle fatihler tarafından hiçbir sınır tanınmaksızın sahipleniliyordu. Uygulamaların vahşet boyutuna ulaşması, bizzat buraya giden bazı din adamlarının tepkisini çek- 36 Ör. E. Nys, Le Droit International, V, I, Bruxelles-Paris, 1940, s. 52 den aktaran: Brett, The Justification of Slavery, s. 142; Arthur Nussbaum, A Concise History of the Law of Nations, (New York: MacMillian Company, 1962), s Örneğin Akal şöyle der: Deyim yerindeyse, Vitoria, bu bağlamda, devlete ve ulusa karşı, uluslarüstü ya da uluslardışı hukuku, daha doğrusu insan toplulukları arası hukuku ilk kez kuramsallaştıran düşünürdür. Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 42. Aynı zamanda bkz. Öktem, Uluslararası Hukukta İnanç Özgürlüğü, s Vitoria nın dominium u sadece malik olma anlamında değil, hâkimiyet ve tasarruf yetkisi anlamlarında da kullandığını belirtmemiz gerekiyor. Ayrıntılı bilgi için bkz. Brett, The Justification of Slavery, s

10 E. Uzun E. Uzun mişti. 39 Vitoria da bu vahşetten haberdardı. 40 Fatihlerin toprakları sahiplenme, insanların mallarını alma ve bizzat insanları yönetimlerine alma veya onları köleleştirme faaliyetleri için sundukları en önemli gerekçe, bu kâfirlerin, sırf da bu yüzden, herhangi bir şeye malik olamayacakları iddiası idi. Ne kamusal ne de özel anlamda, mülkiyet hakları olabilirdi. Elbette bunun için, bazı Hıristiyan kaynaklarından deliller de getiriyorlardı. Bir şeye malik olmalarının yahut siyasal varlıklarının tanınması bir yana, Alamdari ye göre, Vitoria, yerlilerin esasında insan olduğunu söyleyen ilk kişilerdendir. 41 Yaptığı doktrinel tartışmaları bir yana bırakarak, Vitoria nın ulaştığı sonuçları yine kendisinden takip edelim. Vitoria, konuyla ilgili düşüncelerini De indis te dile getirir. De indis in temel sorusu şudur 42 : inançsızların [yerlilerin] çocuklarını, ebeveynlerinin rızası hilafına vaftiz etmek caiz midir?. 43 Sorunun cevaplanması, üç sorunun cevaplanmasına bağlıdır: 1) Yerliler malik olabilirler mi? 2) İspanyollar yerlileri hangi haksız nedenlerle kendilerine tabi kılmışlardır? 3) İspanyolların yerlileri kendilerine tabi kılabileceği haklı nedenler nelerdir? İlk iki sorunun cevaplanması bu bölümde, son sorunun cevaplanması ise bundan sonraki bölümde incelenecektir. Birinci sorunun ilk alt sorusu, yerlilerin İspanyollar buraya varmadan önce kamusal ve özel anlamda gerçek bir dominium a sahip olup olmadıklarıdır. Kamusal dominium un anlamı, yerlilerin hakiki prenslere sahip olmasıdır. Sanırız bu nokta, dominium u büyük ölçüde Roma hukukuna atıfla ele alan Vitoria nın, kavramı kamusal/siyasi anlama genişletmesi açısından büyük önem taşıyor. Vitoria nın sunumundan anlaşıldığına göre, o gün için, yerlilerin maruz kaldıkları muamelelerin (mallarının ve topraklarının alınması, İspanyol yönetimine tabi kılınmaları ve köleleştirilmeleri) en önemli gerekçelerinden biri, onların doğal (doğuştan) köle oldukları düşüncesi idi. Bu düşünce temelini, Aristo dan alıyordu. 44 Vitoria, Aristo nun doğal kölelik düşüncesinin kendisini tartışmaya açmaksızın, şöyle bir muhakeme geliştirir: Eğer yerlilerin İspanyollar ulaşmadan önce malik oldukları, olabilecekleri gösterilirse, köle olmadıkları, dolayısıyla da haklı bir nedene dayanmadıkça ne mallarının, ne topraklarının ne de bizzat kendilerinin mülkiyet konusu yapılamayacakları da gösterilmiş olacaktır. Bir anlamda 39 Daha 1512 de, tam da Vitoria nın büyüdüğü kentte, Burgos ta, misyoner din adamlarının şikâyeti üzerine bir toplantı yapılmıştı. Encomender ler, tacirler ve fırsatçılar, yerlilere yapılan kötü muamelenin sorumlusu olarak gösterilmişti. Bunun sonunda Yerli Yasaları (Leyes de Indies) kabul edildi. Bu kurallar, kolonicilerin hem yerlilerle hem de Kralla olan ilişkilerini düzenliyordu. Brett, The Justification of Slavery, s ; Hernández, The Internatialization, s Kamusal alanda yapılan tartışmalar yanında, Vitoria nın Yenidünyaya giden misyoner öğrencilerinden özellikle Alonso de Veracruz ve Domingo de Salazar, yazdıkları mektuplarla bizzat kendi şahit oldukları olayları Vitoria ya aktarıyorlardı. Bkz. Brett, The Justification of Slavery, s Soraya Alamdari, Francisco de Vitoria s Teachings on the New World, Yayınlanmamış doktora tezi, (Los Angeles: University of California, 2001), s Vitoria nın relectio ları, temel bir soruyu cevaplamaya yönelmiş alt sorulardan oluşur. Tartışma, sorular vasıtasıyla yürütülür. Her bir sorunun öncelikle gelenekteki (özellikle Aristo ve Aquinas) cevapları bulunur. Yer yer gelenek muhafaza edilirken, bazen yeni düşünceler de ortaya koyulur. 43 Vitoria, On the American Indians (De indis recenter inventis relectio prior), Political Writings, s Aristoteles, Politika, Çev. Mete Tunçay (İstanbul: Remzi Kitabevi, 2000), s (I, 3-7). 48

11 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Vitoria, Yerliler köledirler, dolayısıyla sahip olamazlar iddiasına, Yerliler sahip olmuşlardır, dolayısıyla köle değildirler karşı iddiasıyla cevap vermeye çalışmaktadır. Vitoria ya göre, yerlilerin mülkiyet sahibi olamayacağına dair dört neden ileri sürülebilir. Bunlar, günahkârlık, inançsızlık, akıl (şuur) sahibi olmama ve aklın kullanılamaması (delilik) durumlarıdır. Vitoria, günahkârlığın ve inançsızlığın dominium u ortadan kaldırmadığı görüşündedir:...barbarlar, genel olarak ölümcül bir günahla yahut özelde inançsızlık günahıyla, kamusal ve özel anlamda hakiki malik olmaktan geri bırakılamazlar. Hıristiyanlar da, bu argümanları, barbarların mallarına ve topraklarına el koymalarını desteklemek için kullanamazlar Bunun yanında, yerliler ne hayvanlar gibi akılsız yaratıklardır ne de delidirler. Onlar da başka insanlar gibi yargıda bulunurlar. Bu apaçık bir gerçektir, zira, ilişkileri belli bir düzene tabidir: düzenlenmiş şehirleri, evlilikleri, yasaları, endüstrileri ve ticari faaliyetleri vardır ki, bunların hepsi aklın sonucudur. Hatta kendilerince bir dinleri de vardır. Eğer acayip davranıyorlarsa, bunun nedeni şer ve barbar eğitimdir. Ona bakarsanız, der Vitoria, bizim aramızda bile vahşi hayvanlardan pek az farkı bulunan nice köylüler vardır. 46 Dolayısıyla, akıl sahibi olmamak ve delilik, yerlilere atfedilemez; bu yüzden de İspanyolların varmasından önce, bu barbarlar hem kamusal hem de özel anlamda hakiki mülkiyete sahiplerdi. 47 De indis te sıra, ikinci sorunun, Yenidünyanın yerlilerinin hangi haksız nedenlerle İspanyolların hâkimiyetine geçtiğinin, cevaplanmasına gelir. Vitoria, yedi haksız neden sayar: 1) İmparator un dünyanın efendisi olması, 2) söz konusu topraklara Papalık adına el konulması, 3) söz konusu topraklara keşif hakkıyla el konulması, 4) yerlilerin, kendilerine anlatıldığı ve ısrarla kabul etmeleri söylendiği halde, Hıristiyanlığı reddetmeleri, 5) barbarların günahkârlığı, 6) barbarların iradi tercihi, 7) söz konusu toprakları Tanrının Hıristiyanlara hediye etmesi. Bunların hepsi, bir şekilde ilahiyatçılar arasında da tartışma konusu yapılan ve Yenidünyanın işgalini meşrulaştırmaya çalışan iddialardır. Vitoria, daha baştan, bunların haksız nedenler olduğunu söyler ve her birisini leh ve aleyhteki argümanları tartışmak suretiyle reddeder. Vitoria, İmparator un dünyanın efendisi olması konusunda olumsuz görüşe sahiptir. De indis te bunu, söz konusu görüşü desteklermiş gibi görünen iddiaları sıraladıktan sonra şu nedenlere reddeder: İlk olarak, imparator bütün dünyanın efendisi değildir, zira dominium, ancak ya doğal hukuk, ya ilahi hukuk yahut da insan hukuku ile var olabilir. Ancak bunların hiçbirinde İmparator un bütün dünyanın efendisi olduğuna dair bir hüküm bulunmaz. Doğal hukuk, babanın yahut kocanın çocuklar ve karısı üzerindeki hâkimiyetinden başka bir hâkimiyet (dominium) öngörmez; öyleyse imparator bütün dünyanın imparatoru, sahibi de olmaz. İlahi hukukla ilgili olası iddiaları da tartışan Vitoria, burada da bütün dünyaya hükmedebilme yetkisinin yer almadığını belirtir. Nihayet insan hukukunda da, böyle bir 45 Vitoria, On the American Indians, Political Writings, s Ibid., s Ibid., s

12 E. Uzun E. Uzun yasa bulunmaz. Bulunsa bile bunun bir anlamı olmazdı, zira bu iddiayı bizzat kendisi dile getirmiş olacaktı. Yani, bütün dünyanın imparatoru olabilmeyi sağlayan bir yasanın, bütün dünyanın imparatoru tarafından verilmesi gerekirdi. Velev ki imparator bütün dünyanın efendisi olsun der Vitoria, bu hâkimiyet mülki hâkimiyet değil hukuki hâkimiyet olurdu ve bu da İmparatora bütün ülkeleri istediği gibi kullanma hakkı vermezdi. 48 Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Portekiz ve İspanya nın Avrupa dışındaki keşif ve fetih hareketlerinde Papa nın rolü, basit bir teşvikten çok daha ilerideydi. Papa, önce Portekiz e sonra da İspanya ya Afrika yı da kapsar şekilde Yenidünyayı bahşetmişti. Papalık, kendisini dünyanın sahibi gibi görüyor, kendisine bağlı Katolik krallar arasında da bu dünyayı paylaştırıyordu. Portekiz ve İspanya da, Papa adına bu toprakları sahipleniyordu. Papa nın bu tavrı, kolonizasyon hareketinin gerekçesini oluşturuyordu. Göreceğimiz başka nedenler de ileri sürülerek, buldukları topraklarda yaşayanların hem siyasi hem de özel anlamda her hangi bir hakka sahip olmadığı düşünülüyordu. Böylece fatihler, keşfedilen toprakları sahiplenmede, topraklar üzerindeki insanları kendilerine tabi kılma ve köleleştirmede, bu insanların mallarını almada herhangi bir sınır tanımıyorlardı: Papa bu toprakları onlara vermişti. Nitekim yukarıda bir kısmını verdiğimiz requerimiento metninde, Papa nın, Müslümanlar ve Yahudilerle birlikte herkesi yönetmeye hakkı bulunduğu yazıyordu. Vitoria nın bu konudaki görüşleri, herhangi bir yorum ve açıklama yapmaya gerek duymayacak kadar kesin ve açıktır. Vitoria, De indis ten önce, 1532 de irad ettiği De potestate ecclesiae prior (Kilisenin Yetkisi Üzerine) başlıklı relectio da, önce Papalığın ruhani güce sahip olduğunu ortaya koyar. Bundan sonra yanıtlamaya çalıştığı soru, ruhani gücün medeni [seküler, kralların ve prenslerin kullandığı] gücün üzerinde olup olmadığı dır. Vitoria ya göre papa dünyanın efendisi değildir. 49 Dünyevi güç, papalık yapılanmasındaki alt derece ruhani güçlerin kendisine bağlı olduğu gibi, papaya bağlı değildir. 50 Vitoria, De indis te de aynı muhakeme tarzını sürdürür: Yerlilerin topraklarına Papa adına el koyulması meşru değildir. Zira Papa, dominium un ve medeni (seküler) iktidarın dar anlamında bütün dünyanın medeni yahut dünyevi efendisi değildir. Eğer böyle bir seküler yetkisi olsaydı bile, bunu seküler prenslere veremezdi. Papa, yalnızca ruhani iktidara sahiptir. Üstelik barbarlar üzerinde yahut başka inançsızlar üzerinde herhangi bir iktidara sahip değildir. 51 Keşif hakkı da, İspanyollara herhangi bir işgal ve sahiplenme hakkı tanımaz. Zira bu hak, terkedilmiş ve sahipsiz mallar için söz konusudur. Barbarlar kamusal ve özel anlamda hakiki malikler olduklarından, onların mallarını yahut topraklarını keşif hakkına dayanarak işgal etmek, sahiplenmek mümkün değildir Ibid., s Vitoria, On the Power of the Church (De potestate ecclesiae Prior), Political Writings, s Ibid., s Vitoria, On the American Indians, Political Writings, s Ibid., s

13 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Vitoria, yerlilerin kendilerine anlatılmasına rağmen Hıristiyanlığı kabul etmemelerini de, işgalin meşru gerekçesi olarak görmez. Öncelikle, yerliler, Hıristiyan inancına ilişkin herhangi bir bilgiye sahip olmazdan evvel inançsızlıkları nedeniyle herhangi bir günah işlemiş sayılmazlar. İkincisi, yerliler, kendilerine Hıristiyanlık anlatılır anlatılmaz, basit bir duyuruyla, inanmak zorunda değillerdir; üstelik mucize yahut herhangi bir kanıt olmaksızın. Üçüncü olarak, Vitioria, kendilerine barışçı tarzda din hakkında bilgi verilen yerlilerin, Hıristiyanlığı reddetmeleri durumunda affedilemez ölümcül bir günah işlemiş olacağını söyler. Ancak, yerlilere Hıristiyanlığın bu şekilde anlatıldığını duymadığını da ekler Vitoria: Tek duyduğum, tahrik, vahşi cürümler ve pek fena fiillerdir. 53 Vitoria nın duydukları gerçektir. Yerlilere savaş ilan edilmeden önce, requerimiento adı verilen bir metin okunuyordu. Metinde şöyle ifadeler bulunuyordu: Tanrı erkeği ve kadını yarattı. Onlardan gelenler de tüm dünyaya yayıldılar. Tanrı Aziz Petrus u onların başına getirdiği. Aziz Petrus un izleyicilerinden biri de Okyanusya kıtasını ve bu adaları İspanya Kraliçesine ve Kralına verdi. Bu nedenle, yerliler, kendileri için gerekli tüm zamanı kullanarak, bu konuda bir karara varmalıdırlar. Kral ın egemenliğini ve Hıristiyanlığı kabul ederlerse, İspanya Kraliçesi ve Kralı onlara birçok ayrıcalık verecek ve lûtufta bulunacaktır. Yoksa kendilerini bekleyen, savaş ve köleliktir 54 Requerimiento nun okunması, oldukça ilginç, yerliler açısından ise trajik sonuçlar doğurmuştur. Metin çoğunlukla İspanyolcaydı. Bazen duyamayacakları şekilde okunuyordu. Kabul etmeyen (!) yerliler ise, kılıçtan geçiriliyor yahut köleleştiriliyordu. 55 Her ne kadar kendilerine usulünce tebliğ yapılan yerliler bunu reddetmeleri durumunda büyük bir günah işlemiş oluyorlarsa da, bu bile onlara savaş ilan etmenin mallarına, topraklarına el koymanın gerekçesi olamaz. 56 Vitoria, yerlilerin tehditle Hıristiyanlaştırılmasına da karşıdır: Üstelik savaş, Hıristiyan inancının hakikati için bir kanıt olamaz. Barbarlar savaş vasıtasıyla inanca sevk edilemez, sadece Hıristiyanlığa inanmış gibi yapacaklardır ve bu ise gaddarlık ve saygısızlıktır. Duns Scotus prenslerin inançsızları tehdit ve tedhişle inanmaya zorlamasının dini bir fiil olduğunu söyler söylemesine de, bu sadece zaten Hıristiyanlara tabi olanlar için geçerlidir... Ancak barbarlar bu gruba dâhil değildir ve dolayısıyla da Scotus un bu iddiasının bizim barbarlar için uygulanacağına inanmıyorum Ibid., s Bkz. Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 64; Hernández, The Internatialization, s Hukukçu Juan López de Palacios un kaleme aldığı metnin orjinali için bkz. ( ). 55 Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s Vitoria, On the American Indians, Political Writings, s Ibid., s

14 E. Uzun E. Uzun Beşinci haksız neden, barbarların günahkârlığıdır. Bu iddianın sahipleri, barbarların yamyamlık, kız kardeş ve anneleriyle ensest ilişkiye girmeleri yahut eşcinsel ilişkilerde bulunmaları gibi doğal hukuka aykırı fillerini fethin haklı gerekçesi görüyorlardı. Ne var ki, Vitoria ya göre, Hıristiyan prensler, papanın yetkisine dayanarak bile, ne barbarları doğal hukuka aykırı günahlarından vazgeçmeye zorlayabilirler ne de onları cezalandırabilirler. Bunun öncelikli nedeni, papanın barbarlar üzerinde herhangi bir yetkisi yoktur. Başka delillerle birlikte, Vitoria nın şu delili ilginçtir: Üstelik papa Hıristiyanlara fuhuş yahut hırsızlık yaptıkları hatta eşcinsel ilişkiye girdikleri için savaş açamaz; bu nedenle topraklarını ellerinden alıp başka prenslere veremez; eğer yapabilseydi, her bir ülke günahkârlarla dolu olduğundan, krallıklar her gün el değiştirirdi. 58 Ancak yamyamlık ve insanların kurban edilmesi konusunda, masumların hakkını korumak için harekete geçmek gerekir. Vitoria nın bu konudaki görüşlerini, aşağıda, haklı savaş nedenleri çerçevesinde ele alacağız. Barbarların rızasıyla toprakların İspanyollarca fethedilmesi de haklı bir neden olarak kabul edilemez. Söylendiğine göre, İspanyollar barbarlarla ilk karşılaşmalarında İspanya Kralının kendilerini onların iyiliği için gönderdiğini söylemiş ve onlara İspanya Kralını efendileri ve kralları olarak kabul etmelerini salık vermişlerdi. Barbarlar da onlara bunu kabul ettiklerini söylemişti. Vitoria bu iddiayı inandırıcı bulmaz. Zira gerçekten böyle bir rıza beyanı varsa bile, bu, bilgi eksikliği ve korkuyla sakatlanmıştır. Barbarlar ne yaptıklarını bilmiyorlardı, hatta belki de İspanyolların ne dediğini bile anlamamışlardı. Üstelik bu teklifi yapanlar, savunmasız barbarlar karşısında silahlıydılar. Zaten yöneticileri varken, bu yöneticileri bırakıp yeni efendiler aramalarının nasıl bir makul nedeni olabilirdi ki! 59 Ve nihayet, Yenidünyanın fethi için getirilen nedenlerden birisi de, bu toprakların ve malların Tanrının Hıristiyanlara özel bir hediyesi olduğu idi; aynen, Tanrı nın İsraillilere Kenanlıları teslim etmesi gibi. Vitoria, böyle bir iddiayı kehanet olarak görür ve dini kaynakların hiçbir yerinde buna delil bulunamayacağını söyler. 60 Görüldüğü üzere Vitoria, özel mülkiyeti işaret eden dominium kavramına kamusal/siyasal bir anlam yüklemek suretiyle, yerli prensler den bahsetmekte, bu prenslerin iktidarı anlamındaki dominium u, meşru görmektedir. Bunun için de, zaman zaman tüm insanlar yahut kavimler için geçerli olduğunu ve hukuki olduğu kadar ahlaki bağlayıcılığa da sahip olduğunu söylediği ius gentium a atıf yapmaktadır. Akal ın da işaret ettiği gibi, Vitoria için, hıristiyan olmayan toplumlar da, uluslararası düzende, eşit hukuki kişiliklere sahiptirler. 61 Vitoria nın İmparator, Papa ve İspanya tacına rağmen, derilerinin rengi, dinleri veya medeniyet seviyeleri açı- 58 Ibid., s Ibid., s Ibid., s Akal, Modern Düşüncenin Doğuşu, s. 48,

15 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria sından ayrım yapmaksızın herkes için geliştirdiği bu yaklaşım, Avrupa ve Hıristiyanlık merkezli algıya yönelmiş önemli bir kuramsal katkı olmaktadır. 62 HAKLI SAVAŞ VE SAVAŞ HUKUKU Vitoria, bir önceki başlık altında ele aldığımız De indis te, öncelikle yerlilerin topraklarını işgal etmenin, yani onlara savaş açmanın haksız nedenlerini saymıştı. Bunlar da haklı savaşın koşulları arasında yer almakla birlikte, asıl olarak yerlilerin hakları ve yerlilerin siyasal varlığını kabul ile ilgili olduğu için, bu koşulları bundan önceki kısımda ele aldık. Vitoria, bunu takiben, haklı savaş 63 koşullarını da belirler. Daha doğrusu, yerlilerin İspanyol hâkimiyetine geçişinin haklı nedenlerini ele alır. De iure belli de ise, haklı savaşa ilişkin başka noktalar üzerinde de durur. Öncelikle, De indis le başlayalım. Savaşın Haklı Nedenleri Vitoria, De indis te, fethin ve yönetim altına almanın haklı nedenlerini şu şekilde belirler: 1) doğal işbirliği ve iletişim hakkının engellenmesi, 2) Hıristiyanlığın tebliğini engelleme, 3) (Hıristiyanlığa) ihtida edenlerin korunması, 4) papanın Hıristiyan bir yönetici ataması, 5) masumların tirandan korunması, 6) gerçek ve iradi seçim, 7) müttefik yerlilerin haklı bir savaşta düşmanları olan yerlileri yenmesi durumunda ganimetin paylaşılması 64. Doğal İşbirliği ve İletişim Hakkı: Vitoria ya göre, İspanyolların yerlilerin ülkelerine seyahat etme ve buralarda ikamet etme hakları vardır. Yerlilere zarar vermedikleri sürece, bu haklarından mahrum bırakılamazlar. Bunun delili, ius gentium dur. Tüm kavimler, özel bir neden olmaksızın yabancılara ve seyyahları tehdit etmeyi gayri insani kabul ederler. Dünyanın başlangıcında her şey ortakken, herkesin istediği yere seyahat ve ikamet özgürlüğü vardı. Bu hak, özel mülkiyet vasıtasıyla mülklerin dağıtılması sonucunda ortadan kalkamaz. Fransızların İspanyolları Fransa ya seyahat etmekten ve burada ikamet etmekten alıkoymaları yasal değildir; bu barbarlar için de geçerlidir. Fransızlar veya barbarlar da İspanya ya serbestçe gelebilirler. İspanyollar, yurtlarına zarar vermedikleri müddetçe barbarlarla ticaret yapabilirler. Vitoria bunun için de ius gentium u delil gösterir. 65 Vitoria nın bir başka belirlemesi şu yöndedir: Eğer barbarlar, yabancılara belli haklar tanımışlarsa, İspanyolları bu haklardan mahrum bırakamazlar. Örneğin 62 Scott bu durumu, Hıristiyan hukukunun Hıristiyan olmayanlar için de geçerli olması, özünde Hıristiyan hukukunun sekülerleşerek küreselleşmesi olarak sunar. Bkz. Scott, The Modern Law of Nations, s Vitoria, Batı literatüründe ayrı bir tartışma alanı olarak ortaya çıkan haklı savaş jus ad bellumkuramının önemli isimleri arasındadır. Kuramın tarihsel gelişimi çerçevesinde ayrıca ele alınmasını başka çalışmalara bırakarak, sadece Vitoria nın görüşlerine değiniyoruz. 64 Vitoria, sırf tartışmanın usulü çerçevesinde, tereddütlü bir şekilde, barbarların akli yetersizlikleri şeklindeki sekizinci bir haklı neden daha ekler. Daha önce yaptığı doğal köleler tartışmasını tekrarlar ve belki yerlilerin bu şekilde görülebileceğini belirtir. Ancak söylediğimiz gibi, bu durumu daha önceden tartışmış ve reddetmiştir; burada da böyle bir nedenin tartışmalı olduğunu belirtir. Vitoria, On the American Indians, s Vitoria, On the American Indians, Political Writings, s

16 E. Uzun E. Uzun başka yabancılara altın için kazı yapma, inci arama gibi haklar verilmişse, İspanyollar ayrımcılığa tabi tutulamaz; onlar da diğer yabancılarla birlikte aynı haklara sahip olmalıdırlar. Vitoria nın delili, ius gentium da bulunduğunu söylediği böyle bir kuraldır. 66 Eğer yerliler arasında İspanyol bir babadan doğmuş olan kişi bu topluluğun vatandaşı olmak isterse, bu vatandaşlıktan veya bu toplulukta yetişmiş ana babadan olan vatandaşların sahip olduğu ayrıcalıklardan yararlanmaktan mahrum bırakılamaz. Delil yine ius gentium dur. Ius gentium, vatandaşı (ciues), bir toplulukta (ciutas) doğan kişi olarak tanımlar. İnsan, toplumsal bir hayvandır (animal ciuile), bir toplumda doğan, başka bir toplumun vatandaşı olamaz; dolayısıyla da eğer doğduğu toplumun vatandaşı olamazsa, hiçbir toplumun vatandaşı da olamayacaktır ki, bu, doğal hukuka ve ius gentium a göre haksızlık olacaktır. 67 Vitoria, yerlilerin, İspanyolların bu haklarını reddetmeleri durumunda hemen savaş açılabileceğini de iddia etmez. İspanyollar önce yerlileri ikna etmeye, onlara zarar vermeyeceklerini, sadece yerleşmeye ve ticaret yapmaya geldiklerini anlatmaya çalışmalıdırlar. Ancak bu sadece sözle olmaz, kanıt da göstermek gerekir. Ancak yine de sonuç alınamaz ve yerliler güç kullanarak onları engellemeye veya kovmaya çalışırlarsa, artık şiddete şiddetle karşılık vermek meşrudur. Ancak Vitoria hala İspanyollara tam bir savaş hakkı tanımaz. Ona göre, zararı amaçlayan ve saldırgan olan savaş ile, yerlilerle yapılacak savaş arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira barbarlar doğaları itibariyle korkak, aptal ve cahil dirler. Karşılarında silahlı yabancıları gördüklerinde ikna olmaları zordur: Her ne kadar İspanyollar barışçıl amaçları oldukları yönünde güvence verseler ve onları ikna etmeye çalışsalar bile, yine de barbarlar, gelenekleri kendilerine yabancı gelen, silahlı ve kendilerinden çok güçlü olduklarını gördüğü kişilerden anlaşılır bir şekilde korku duyabilirler. Eğer bu korku onları İspanyolları kovmak veya öldürmek için saldırmaya sevk ederse, meşru müdafaa sınırları çerçevesinde, İspanyolların kendilerini savunmaları meşru olacaktır; ancak zafer kazanıldıktan ve güvenlik sağlandıktan sonra, savaş hukukunun verdiği diğer hakları, örneğin onları öldürmeyi veya topraklarını ve mallarını yağmalamayı ve işgal etmeyi veren hakları, anlaşılabilir olan korkuları onları masum kılacağından, kullanamazlar. Öyleyse, İspanyollar kendi güvenliklerini korumalılar, ancak bu sadece bir savunma savaşı olduğu için, bunu, barbarlara mümkün olduğunca az zarar vererek yapmalılar. 68 Sonuç olarak, doğal işbirliği ve iletişim hakkını ihlal eden, her türlü barışçıl ikna çabasına saldırıyla karşılık veren barbarlara karşı savaş açmak meşrudur ve bu meşru savaş, barışın ve güvenliğin sağlanması için işgali gerektiriyorsa, işgal de meşrudur. Artık savaş hukukunun verdiği bütün haklar kullanılabilir, yani yağma yapılabilir, gerekiyorsa savaşanlar öldürülebilir ve esirler köleleştirilebilir. Ancak barbarlar karşı koymayı bırakırsa, artık yağma yapılamaz Ibid., s Ibid., s Ibid., s Ibid., s

17 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Hıristiyanlığı yayma: Vitoria ya göre, Hıristiyanlar barbarların ülkesinde dinlerini anlatma özgürlüğüne sahiptirler. Eğer barbarlar İspanyollara dinlerini özgürce anlatma imkânını sağlarlarsa, Hıristiyanlığı kabul etsinler veya etmesinler, onlara savaş açılamaz. Ancak bu hak engellenir veya engellenmediği halde Hıristiyanlığa geçmek isteyenlere baskı uygulanırsa, artık haklı bir savaş nedeni ortaya çıkmış olur. 70 Hıristiyanlığa ihtida edenlerin korunması: Eğer barbarlardan Hıristiyanlığa geçen olur da, yöneticileri zor veya tehdit yoluyla eski dinlerine dönmeleri için baskı yaparsa, İspanyollar savaş açma ve uygulamayı sona erdirmelerini isteme hakkına sahiptir. Barbarlar uygulamalarında ısrarcı olur ve vazgeçmezlerse, artık savaş hukukunun verdiği bütün hakları kullanabileceklerdir. 71 Papa nın Hıristiyan bir yönetici ataması: Barbarların kayda değer kısmı Hıristiyanlığa geçerse, papa, mühtediler talepte bulunsa da bulunmasa da, inançsız yöneticileri yerine Hıristiyan bir yönetici atayabilir. Üstelik burada, mühtedilerin rızalarıyla mı yoksa tehditle mi Hıristiyan olduklarının bir önemi yoktur. 72 Bu durumda, papanın atamasını gerçekleştirebilmek için, yerlilere savaş açmak meşru olacaktır. Masumların tirandan korunması: Yerlilerin masum insanları kurban etmeleri yahut yamyamlık uygulamaları, Vitoria ya göre, İspanyolların bu kişilere savaş ilan etmeleri için haklı bir neden oluşturur. Eğer yerliler uyarıldıkları halde uygulamalarından vazgeçmezlerse, yöneticileri, Hıristiyan bir yönetici ile değiştirilebilir. Bunun için papanın yetkilendirmesine gerek yoktur. 73 Hatırlamak gerekirse: insan kurban etmek veya yamyamlık, yerlilerin günahkârlıklarından bahisle savaş ilan etmenin nedeni değildir. Ancak uyarıldıkları halde bu uygulamalardan vazgeçmeyen yerlilerle, ancak masumların hakkını korumak için savaşılabilir. Burada da asıl amaç, uygulamanın sona erdirilmesidir. Hakiki ve iradi tercih: Bu bölümde haklı savaş koşullarını ele alıyorduk. Ancak Vitoria nın asıl sorusu, yerlilerin İspanyol hâkimiyetine meşru geçişleridir. Vitoria ya göre, yerliler İspanyol yönetiminin bilgeliğini ve insaniliğini kabul ettikleri takdirde, İspanya Kralını yöneticileri olarak kabul etmeye karar verebilirler. Dolayısıyla, bir topluluğun çoğunluğu Hıristiyanlığa geçer de Hıristiyan bir yönetici tarafından yönetilmek isterse, azınlığın muhalefetine rağmen, Hıristiyan hâkimiyetine geçmeyi sağlayabilirler. 74 Müttefik yerlilerle beraber girişilen savaş: Vitoria, müttefik yerlilerin haklı bir nedene dayanarak başka yerlilerle savaşa girmeleri durumunda, ittifak nedeniyle İspanyolların yardımda bulunması sonucunda kazanılan savaşın ganimetlerinin paylaşılması anlamında toprak işgalini de, haklı bir işgal olarak görür. Dolayısıyla, müttefik yerlilerin yanında, haklı bir nedene dayanan savaşa girmek meşru 70 Ibid., s Ibid., s Ibid., s Ibid., s Ibid., s

18 E. Uzun E. Uzun olduğu gibi, zafer sonunda toprakların ve malların paylaşılması da meşru olacaktır. 75 Vitoria, De iure belli de ise, öncelikle Hıristiyanların savaş ilan edip edemeyeceği sorununu olumlu cevapladıktan sonra, haklı savaşın nedenlerini ele alır. Ancak bu kapsamda ileri sürdüğü beş görüşün dördü, olumsuz, yani haksız savaş koşullarıdır. Öncelikle Vitoria nın haklı savaş nedenini görelim:...savaş ilanının yegâne haklı nedeni, zarara maruz kalmaktır... [S]aldırgan savaş..., zararın intikamını almak ve düşmanları uyarmak içindir; ancak daha ilk başta isnad edilebilir bir suç yoksa, intikam da olamaz... Keza, bir prens, yabancılar üzerinde kendi tebası üzerinde olduğundan daha fazla bir yetkiye sahip değildir; prens tebasına onlar hata yapmadıkça kılıç çekemez; dolayısıyla aynı şartlar oluşmadıkça yabancılara da kılıç çekemez... [B]ize zarar vermeyenlere kılıç çekemeyiz; masumları öldürmek, doğal hukukça yasaklanmıştır. 76 Ancak hemen ekler Vitoria: Her türlü zarar, savaş ilan etmenin yeterli gerekçesini oluşturmaz. Ne var ki, bu tartışmayı ileri götürmez ve ne tür zararların haklı savaş nedenleri olabileceğini belirtmez. 77 Peki, haksız savaş nedenleri nelerdir? Kısaca, başka bir dine mensup olma, imparatorluğun genişletilmesi yahut prensin kişisel menfaati, savaş açmanın nedeni olarak gösterilemez. 78 Savaş Hukuku Haklı savaş ilanını bu şekilde belirledikten sonra, Vitoria, savaşın savaşanlara verdiği imkânları ve uyulması gereken kuralları ele alır. Haklı savaşta nelerin yapılabileceği sorusunu şu şekilde cevaplar: İlk olarak, kamusal yararın savunulması için yapılması gerekli olan her şey yapılabilir. İkincisi, savaşa neden olan zararların tümünü istemek meşrudur. Üçüncüsü, savaş harcamalarını ve savaş sırasında düşmanın verdiği zararı karşılamak için düşmanın mallarına el koyulabilir. Dördüncüsü, barışı ve güvenliği saldırıdan korumak için gerekli olan tüm önlemler alınabilir. Örneğin düşmanların kaleleri yıkılabilir. Beşincisi, zafer kazanıldıktan ve zararlar tazmin edildikten sonra da, intikam ve ceza ile öğretme amacıyla yapılan eylemler meşrudur. Vitoria, bunun ius gentium da yer alan bir kural olduğunu söyler. 79 Yine De iure belli de, haklı savaşta neler yapılabilir şeklindeki soruya, tekil olayları ele alarak yanıtlar verir. Haklı savaşta masum insanların öldürülmesi ile ilgili soruya, masum insanların kasten öldürülmesinin kesinlikle meşru olmadığı cevabını verir. 75 Ibid., s Vitoria, On the Law of War (De indis, sive de jure belli Hispanorum in barbaros, relectio posterior), Political Writings, s Ibid., s Ibid., s Ibid., s

19 Uluslararası Hukukun Temelleri ve Francisco De Vitoria Türklerle yaptığımız savaşlarda dahi, açıkça masum olan çocukları ve yaptığımız savaş açısından masum olduğunu düşündüğümüz kadınları öldüremeyiz....[a]ynı zamanda, düşman topraklarındaki, masum olduğunu düşündüğümüz seyyahları veya ziyaretçileri de öldürmek meşru değildir. Ve aynı şekilde, aksine kanıt bulunmadıkça yahut bizzat savaşmıyorlarsa, din adamlarını da öldüremeyiz. 80 Başka bir ihtimal, bir kalenin yahut şehrin top ateşine tutulmasında, masumların bulunduğunu bilmekle birlikte masumlar ile savaşanları ayıracak şekilde ateş etmenin imkânsızlığı nedeniyle masumların öldürülmesidir. Böyle bir öldürme meşrudur. Ancak mümkün olduğunca dikkatli olunmalıdır. Tümüyle masumların bulunduğu bir şehrin yerle bir edilmesinin zafere ulaşmak açısından hiçbir getirisi yoksa saldırı meşru olmayacaktır. Peki, ileride tehdit olabileceği düşünülen masumlar öldürülebilir mi? Vitoria, daha büyük bir şerrin defedilmesi için şer işlenemeyeceğini, işlenmemiş bir günahın cezalandırılamayacağını söyler. Eğer böyle bir şeyi kendi vatandaşlarımıza yapamıyorsak, başkalarına da yapamayız der. 81 Masumlar öldürülmeyecek, peki ya malları yağmalanabilecek mi? Vitoria ya göre, düşmanın malını yağmalamanın meşru olduğu çok açıktır. Zira düşman bu malları savaş için kullanmaktadır ve yağma yapılmadıkça zafer kazanılmış olmayacaktır. Hatta masumların, yani sıradan halkın mallarının yağmalanması, tarlalarının yakılması, hayvanlarının öldürülmesi de meşrudur. Zira amaç, düşmanın kaynaklarını kurutmaktadır. Ancak savaşı masumlara zarar vermeden sürdürme imkanı varsa, asıl olan bu yolu denemektir. Yine de, savaş tazminatının alınması için masumların mallarının yağmalanması gerekiyorsa, yağma meşrudur. Hatta bir kralın başka bir krala borçlu olduğu durumda, borçlu krallığın tebası olan tacirlerin malları da yağmalanabilir. Bununla birlikte, masumlar köle yapılamaz. 82 Savaşa katılan bütün düşmanların öldürülmesi konusunda ise, Vitoria, öncelikle, haklı savaşın amaçlarını hatırlatır: canın ve malın savunulması, kaybedilen malın geri alınması, maruz kalınan zararın intikamının alınması ve nihayet, barışın ve güvenliğin tesis edilmesi. Vitoria ya göre, savaş esnasında savaş halindeki bütün düşmanların ayrım yapılmaksızın öldürülmesinin meşru olduğu açıktır. Ancak savaş bitip de zafer kazanıldıktan sonra ele geçirilen şehrin sakinlerinin öldürülüp öldürülmeyeceği konusu şüphelidir. Vitoria, ilkesel olarak, Tevrat tan getirdiği delille bu durumdaki öldürmenin de meşru olduğunu söyler: Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz 83. Düşman hâlihazırda artık tehlike oluşturmuyorsa da, gelecekte yeniden saldıracağının garantisi olmadığı için, savaşanların öldürülmesi meşru- 80 Ibid., s Ibid., s Ibid., s Eski Ahit, Tesniye 20:

20 E. Uzun E. Uzun dur. Bununla birlikte, bir suçun sorumlusunun bütün bir şehir olduğu her durumda toplu bir öldürme faaliyeti, savaşın ve barışın amacı olan ortak iyinin gerçekleştirilmesine engel olabilir. Sırf intikam amacıyla halkı öldürme kararı alırken, düşmanın verdiği zarar, işin içine vahşet ve gayrı insanîlik karışmadan dikkate alınmalı, alınacak intikamın ölçüsü belirlenmelidir. Bu noktada ele geçirilen şehirdeki bütün savaşanların, hatta Eski Ahit in ifadesiyle bütün erkeklerin öldürülmesini bir ölçüde sınırlayan Vitoria, bir sonraki iddiasında yine başa döner: Bazen güvenliğin sağlanması, ancak düşmanın tamamen ortadan kaldırılmasıyla mümkün olur. Bu durumda, eli silah tutan herkesin öldürülmesi meşrudur. 84 De iure belli nin sonunda, sonuç sadedinde, savaşa dair üç kuraldan bahseder Vitoria: 1. Savaş ilan etme yetkisine sahip olanlar, savaşın ortaya çıkmaması için mümkün olan her yolu denemelidir. Savaş ilanında öncelik, savaşın ilan edilmemesine çalışmaktır. Savaş ilan edecek olan, savaşacağı kişilerin sevmesi gereken komşuları olduğunu unutmamalıdır. Savaşa istemeden, sadece savaş kaçınılmaz olduğu için girilir. 2. Savaşta amaç düşmanın ortadan kaldırılması değil, kendini savunma ve barışı tesis etmektir. 3. Ve nihayet: Zafer kazanıldığında, bu zafer ölçüyle ve Hıristiyan tevazusuyla karşılanmalıdır. Muzaffer, kendisini iki halk arasındaki ihtilafı çözecek bir yargıç gibi görmelidir; o bir savcı değil, yargıçtır. Evet, zarar görenin hakkı tatmin edilecektir, ama mümkün olduğunca diğer tarafın mahvolmasına neden olmadan. Özellikle Hıristiyan halklar arasındaki savaşta, suçlanacak olan yöneticilerdir, zira halk iyi niyetle prens için savaşmıştır. 85 DEĞERLENDİRME Vitoria, modern uluslararası hukukun asli süjeleri olan egemen ulus devletlerin bulunmadığı yahut da daha yeni yeni filizlenmeye başladığı bir dönemde yaşamıştır. Dini eğitim almış, ilahiyat konusunda uzmanlaşmıştır. Ancak dönemin siyasal gelişmeleri, hele de bizzat kendi ülkesinin Yenidünyanın fethinde önemli rol oynaması, imparatorun kendisine yönelttiği sorular, onu siyasal konularda, dolayısıyla da uluslararası hukuk alanında söz söylemeye itmiştir. Değerlendirmemizin sonunda, Vitoria nın modern uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler kuramı açısından taşıdığı bir olumsuzluğa kısaca işaret edeceğiz. Metin içerisinde de, doğrudan yahut dolaylı olarak bazı açık noktalara değinmiştik. Ancak Vitoria yı uluslararası hukukun gelişimi içerisinde incelerken yapılması gereken, eksikliklerinden çok olumlu yönlerine bakmak gerektiğini düşünüyoruz. Zira söylediğimiz gibi, Vitoria nın yaşadığı dönemde, sistemleştirilmiş ve temellendirilmiş bir uluslararası hukuk kavramı zaten bulunmuyordu. 84 Vitoria, On the Law of War, Political Writings, s Ibid., s

ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI

ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU (MİLLETLERARASI HUKUK) ANABİLİM DALI ULUSLARARASI HUKUKTA KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME (SELF-DETERMINATION) HAKKI Yüksek Lisans Tezi Ali Hüseyin

Detaylı

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup John Locke

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup John Locke Hoşgörü Üstüne Bir Mektup John Locke Çeviren: Melih Yürüşen Not: Eser Liberte Yayınları tarafından kitap olarak basılmıştır. 1 İçindekiler Sayfa 3 John Locke a Dair- Locke un Hayat Hikâyesi 6 Hoşgörü Üstüne

Detaylı

ÖZET SOSYAL HAKLAR VE ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKEN KİŞİLER. Bülent KARA

ÖZET SOSYAL HAKLAR VE ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKEN KİŞİLER. Bülent KARA ÖZET SOSYAL HAKLAR VE ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKEN KİŞİLER Bülent KARA Süleyman Demirel Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü Doktora Tezi230 sayfa, Aralık 2008 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Yüksel METİN Bu tezin

Detaylı

Kant ın Ebedi Barış Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması

Kant ın Ebedi Barış Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması Kant ın Ebedi Barış Üzerine Denemesinin Günümüze Yansıması Prof. Dr. Enver BOZKURT * GİRİŞ İlkçağlardan bu yana insanlar arasında çekişmelerin devam ettiği görülmektedir. Siyasi birimlerden en önemlisi

Detaylı

TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU?

TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU? TÜRBAN SORUNU NUN HUKUKSAL BOYUTU ANAYASAL DEĞİŞİKLİK ÇÖZÜM OLUR MU? S. Alp Lİmoncuoğlu* Türkiye nin son 25 yılına damgasını vuran tartışmalardan biri türban sorunu dur. Çözümün yasama organına odaklanmış

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ NİN TARAF DEVLETLERE YÜKLEDİĞİ POZİTİF YÜKÜMLÜLÜKLER

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ NİN TARAF DEVLETLERE YÜKLEDİĞİ POZİTİF YÜKÜMLÜLÜKLER T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANA BİLİM DALI AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ NİN TARAF DEVLETLERE YÜKLEDİĞİ POZİTİF YÜKÜMLÜLÜKLER YÜKSEK LİSANS TEZİ Sadık KOCABAŞ

Detaylı

SUNUŞ. bu kavramlara işlerlik kazandırmak la görevlendirilmiştir.

SUNUŞ. bu kavramlara işlerlik kazandırmak la görevlendirilmiştir. SUNUŞ Yargının üç kurucu unsurundan biri olan bağımsız savunmayı özgürce temsil eden avukatların kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütü barolar (Avukatlık Kanunu Madde 95/21) ve tüm baroların katılımı

Detaylı

Avrupa Birliği ve Birlik Üyesi Devletler Arasında Egemenlik Đlişkisi

Avrupa Birliği ve Birlik Üyesi Devletler Arasında Egemenlik Đlişkisi Uluslararası Hukuk ve Politika Cilt 6, Sayı: 24 ss.55-76, 2010 Avrupa Birliği ve Birlik Üyesi Devletler Arasında Egemenlik Đlişkisi Muzaffer AKDOĞAN Özet Egemenlik olgusu, Uluslararası Hukuk disiplininin

Detaylı

rapor Bir eşitlik arayışı: Türkiye de azınlıklar

rapor Bir eşitlik arayışı: Türkiye de azınlıklar rapor Bir eşitlik arayışı: Türkiye de azınlıklar Türkiye, Diyarbakır da bir Kürt kızı. Carlos Reyes-Manzo/Andes Haber Ajansı. Teșekkür Bu rapor, Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ve Diyarbakır Barosu

Detaylı

Kafkas Dernekleri Federasyonu. YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU

Kafkas Dernekleri Federasyonu. YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Kafkas Dernekleri Federasyonu YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Ankara, 2006 YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİLLER ve ADIGE-ABHAZ DİLLERİNİN KONUMU Kafkas Dernekleri Federasyonu

Detaylı

Devletin Anatomisi, Murray N. Rothbard. Devlet Ne Değildir?

Devletin Anatomisi, Murray N. Rothbard. Devlet Ne Değildir? Devletin Anatomisi, Murray N. Rothbard Devlet Ne Değildir? Devlet neredeyse evrensel olarak topluma hizmet kurumu olarak görülür. Bazı teorisyenler Devleti toplumun ideal örneği olarak yüceltirler; başkaları

Detaylı

FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ i ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE ve DİN BİLİMLERİ ANA BİLİM DALI Sait KAR FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ YÜKSEK LİSANS TEZİ

Detaylı

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen sözleşme metni (yürürlüğe giriş tarihi 1 Kasım

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINDAN ÖRNEKLER

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINDAN ÖRNEKLER AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINDAN ÖRNEKLER Gilles Dutertre Bu kitap daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarından Alıntılar adıyla yayımlanmış olan kitabın çevirisi gözden geçirilmiş

Detaylı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 11. ve 14. Protokoller ile değiştirilen metin Ek Protokol ile Protokol 4, 6, 7, 12 ve 13 eklenmiştir Sözleşme metni, 1 Haziran 2010 tarihinde

Detaylı

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 10. YIL Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 27 Mayıs 2013 ÖNSÖZ Demokrasinin ve Anayasamızın en temel prensiplerinden biri olan bilgi edinme hakkı, kamu yönetiminde açıklığın ve şeffaflığın sağlanması

Detaylı

TOPLUMSAL BİR OLGU OLARAK ŞİDDET. Necmettin ÖZERKMEN 1

TOPLUMSAL BİR OLGU OLARAK ŞİDDET. Necmettin ÖZERKMEN 1 TOPLUMSAL BİR OLGU OLARAK ŞİDDET Öz Necmettin ÖZERKMEN 1 Bu çalışma temel olarak beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, şiddet olgusunun nasıl bir olgu olduğu; neden evrensel ve toplumsal bir olgu

Detaylı

Sosyal demokrasinin temelleri

Sosyal demokrasinin temelleri SOSYAL DEMOKRASİ EL KİTABI 1 Tobias Gombert ve diğer yazarlar Sosyal demokrasinin temelleri ISBN 978-3-86872-560-5 3., güncelleştirilmiş baskı Yayımlayan: Friedrich-Ebert-Stiftung Sosyal Demokrasi Akademisi

Detaylı

Kıbrıs ta yerinden olmak

Kıbrıs ta yerinden olmak Kıbrıs ta yerinden olmak Sivil ve Askeri Çatışmanın sonuçları Rapor 4 Kıbrıslı Türklerin Yarattığı Yasal Çerçeve Ayla Gürel Yazar hakkında Ayla Gürel Lefkoşa daki PRIO Cyprus Centre de kıdemli araştırma

Detaylı

İnanç ve İktidar: Ortadoğu da Din ve Siyaset Bernard Lewis

İnanç ve İktidar: Ortadoğu da Din ve Siyaset Bernard Lewis İnanç ve iktidar ilişkisine odaklanan bu çalışma, İslam Dünyasında din ve devlet yönetimi arasındaki ilişkiyi farklı açılardan incelemektedir. 2010 yılında Oxford University Press tarafından yayınlanan

Detaylı

Orjinal Adı : First Steps - A Manual for Starting Human Rights Education Yayınlayan : Amnesty International AI İndeks : 32/002/2002

Orjinal Adı : First Steps - A Manual for Starting Human Rights Education Yayınlayan : Amnesty International AI İndeks : 32/002/2002 İlk Adım 1 Bu kitap, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından Hollanda Kraliyeti Ankara Büyükelçiliği nin katkılarıyla basılmıştır. Kitabın içeriğinden Hollanda Kraliyeti Ankara Büyükelçiliği sorumlu

Detaylı

c d W CEDAW nedir? Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Kadınların İnsan Hakları ve Önemi

c d W CEDAW nedir? Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Kadınların İnsan Hakları ve Önemi c d W CEDAW nedir? Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Kadınların İnsan Hakları ve Önemi c d W CEDAW nedir? Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her

Detaylı

Sözlük anlamı diğerlerinin etkisi ve müdahalesi olmadan birinin kendi. Kendi Kaderini Tayinin Liberal Teorileri * Hüseyin Kalaycı

Sözlük anlamı diğerlerinin etkisi ve müdahalesi olmadan birinin kendi. Kendi Kaderini Tayinin Liberal Teorileri * Hüseyin Kalaycı 67 f Hüseyin Kalaycı Kendi Kaderini Tayinin Liberal Teorileri * Hüseyin Kalaycı Sözlük anlamı diğerlerinin etkisi ve müdahalesi olmadan birinin kendi kararlarını alması veya bireylerin hayatlarını kontrol

Detaylı

ONBİR EYLÜL OLAYLARI VE AFGANİSTAN OPERASYONU

ONBİR EYLÜL OLAYLARI VE AFGANİSTAN OPERASYONU ONBİR EYLÜL OLAYLARI VE AFGANİSTAN OPERASYONU Ar. Gör. Dr. Serdar Örnek ÖZET 11 Eylül 2001 de 19 El-Kaide eylemcisinin ele geçirdiği uçakların Dünya Ticaret Merkezi ne ve Pentagon a çarpması sonucunda

Detaylı

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I BEKTAŞİ GÜLBENGİ Bismişah Allah Allah Vakitler hayrola, Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Müminler saf ola. Münâfıklar berbat ola. Gönüller şâd ola. Meydanlar âbâd ola. Kalplerimiz mesrûr, sırlarımız

Detaylı

Türkiye nin Yeni Anayasasına Doğru

Türkiye nin Yeni Anayasasına Doğru 3 TESEV Anayasa Komisyonu Raporu Türkiye nin Yeni Anayasasına Doğru TESEV TESEV Anayasa Komisyonu Raporu Türkiye nin Yeni Anayasasına Doğru Komisyon üyeleri (alfabetik sırayla) TESEV Anayasa Komisyonu,

Detaylı

Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi

Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi Ermeni Sorununun Türk Dış Politikasına Etkisi Giray Saynur Derman* Özet Ermeni sorunu Türk dış politikasına tesir eden başlıca gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Bu makalede, Ermeni sorununun ve

Detaylı

[3] Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporu: Nasıl Bir Anayasaya Doğru Gidiyoruz? Mart 2013 TESEV DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMI

[3] Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporu: Nasıl Bir Anayasaya Doğru Gidiyoruz? Mart 2013 TESEV DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMI TESEV DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMI Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporu: Nasıl Bir Anayasaya Doğru Gidiyoruz? Mart 2013 [3] Yazarlar: Etyen Mahçupyan, Mehmet Uçum, Özge Genç www.anayasaizleme.org Sunuş Özge

Detaylı

LİBERALİZMİN TEMEL İLKELERİ

LİBERALİZMİN TEMEL İLKELERİ 219 LİBERALİZMİN TEMEL İLKELERİ Cumhuriyet Üniversitesi.İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Özet Bu çalışma liberalizmin felsefi kökenleri ve temel ilkelerini incelemektedir. Çalışma doğal olarak liberalizme bir ahlak,

Detaylı

Milletvekilliği Seçilme Yeterliliği ve Bu Sıfatın Kazanılması

Milletvekilliği Seçilme Yeterliliği ve Bu Sıfatın Kazanılması Milletvekilliği Seçilme Yeterliliği ve Bu Sıfatın Kazanılması Gökalp İzmir * 1. Milletvekili Seçilme Yeterliliği Parlamento üyesi olmaya istekli ve seçilebilmek için Anayasa ve kanunların öngördüğü koşullara

Detaylı