Makaleler M. Sait Karaçorlu. Makaleler. M. Sait Karaçorlu.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Makaleler M. Sait Karaçorlu. Makaleler. M. Sait Karaçorlu. www.ahenkdergisi.com"

Transkript

1 Ma k a l e l e r M.Sa i tka r a ç o r l u

2 Makaleler 1

3 Üstadım! 2 Ölüm yıldönümünde aziz hatırasına Yine böyle bir mayıs ayıydı. Üstad ölmüş dediler. Tabutunu taşıyacak dört inanmış adamdan biri olmayı ne kadar istemiştim. Ama Fatih Camii nin avlusu bencileyin on binlerce insanla dolmuş idi. Ruh hamurkârlığını yaptığın binler, on binler. Tabutun binlerce elin üzerinde uçuyordu. Kalabalığın dışında, lüks bir arabada, siyahlar giyinmiş yaşlıca bir bayan ilişti gözüme. Sosyetik bir bayandı. Ağlıyordu. Makyajlı ve buruşuk yanaklarından aşağıya doğru yuvarlanan billur gözyaşlarını gördüm. Seni buluşacağımız yere yolcu ederken özleyeceklerden biri de oydu. Farklı bir yerde duruyordu besbelli. Ama arkandan ağlıyordu. Senin arkandan O nun gibi ağlayamadığıma utanıyorum üstadım Seni çok özledik. Senin yokluğunu çok hisseder olduk şu günlerde. Anma törenlerinde yeri doldurulamayacak klişesi çok kullanılır. Tabiatta boşluğa yer yok fizik kuralını, herkesin bilmesine rağmen. Ama sen hiç kaba hakikatlerle herkesin bildiği malumlarla oyalanmadın. Bizlere hep ötesi var. Daha ötesi var. Daha, daha ötesi var demiştin. Ve yerin doldurulamadı üstadım Seksen yıllık ömrüne her biri ayrı, ayrı uzmanlık dalı olan beş altı alanda zirveye oturma başarısı sığdırdın. Hayat mı? Eser

4 mi? diye sık tekrarladığın ikilemi hem hayat, hem eser diye cevaplandırdın. Klişe olarak kullanılan Bir devre damgasını vurmak tabirini gerçek anlamıyla tahakkuk ettirdin. Ve gittin üstadım 3 demiştin ya. Bir idamlık Ali vardı asıldı Kaydını düştüler mühür basıldı Geçti gitti birkaç günlük fasıldı Ondan kalan boynu bükük ve sefil Bahçeye diktiği üç beş karanfil Sen mutlaka bir kaç günlük fasıl değildin. Ama biz bir hapishane duvarının dibine ekilmiş, boynu bükük ve sefil üç beş karanfil gibiyiz. Sen şairdin. Yazardın. Her sayısı olay olan dergilerin yayıncısı idin. Sanatın fildişi kulesine çekilip yukardan ahkam kesmedin. Politikanın içinde aktif bir mücadele adamı idin. Bir milletin ruhunun, tarihinin, örfünün pazara çıkarıldığı cadı kazanında tek başına, kalemini bir kılıç gibi kuşanıp kaleler fetheden, sınırlar savunan kahraman idin. Öfkeliydin. Polemikçi idin. Tenkitçi idin. Taviz vermedin. Geri adını atmadın. Uzlaşmadın. Ve yenilmedin üstadım. Salyalı kuduz dilini Islama uzatmaya yeltenen oldu mu karşısında seni bulurdu. Tüzel kişiliklerimiz yoktu. Kitle iletişim araçlarımız yoktu. Balıkların çıktığı kavağı anlatan tarihçilere, vak vaktan lisan öğrenen bülbüllere eyvallahımız yoktu. Üstadımız vardı. Kalemini bir kez salladı mı savulanları, sinenleri, sesini kısanları görür yüreğimiz yağ bağlardı. Sen İstanbul dan fısıldasan biz Erzurum dan, Kars dan, Elazığ dan, Bingöl den

5 Malatya dan, Maraş dan duyardık. Fısıltına yankı olur gürlerdik. 4 Sen şairdin Üstadım. Sana Sultan ü-ş Şüera dediklerinden daha fazlasıydı şairliğin. Hasta annenin Keşke sen de şair olsaydın dediği günden itibaren şair idin. Sonra Fransa dönüşü Genç şair, şarkın Boudleri dedikleri dönem başladı. Türk ediplerinin aristokrasisi içine bomba gibi düştün. Şairlerin ve ediplerin ağır topları, kendilerine kimseyi yaklaştırmayanlar, Yahya Kemal ler, Abdülhak Hâmid ler, Ahmet Haşim ler edebî kudretin karşısında şapka çıkarmışlardı. Bohem in içinde hep yıldız olan sendin. Hani Ankara da Yahya Kemal; şiir okumanı isteyip de reddettiğinde, kendisi Kaldırımlar ı okumaya başlamıştı. Şaşırmıştın. Aşılması çok zor bir zirve olan Kaldırımlar şiirini. Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum Yolumun karanlığa saplanan noktasında Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum diye başlayıp Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar İn cin uykuda yalnız iki yoldaş uyanık Biri benim biri de serseri kaldırımlar Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi

6 Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi diye biten şaheseri. Burhan Toprak haftalar boyu kapalı gişe oynayan Bir Adam yaratmak için Eser değil şaheser demişti. Muhsin Ertuğrul u özel dostluğunuzla beraber sanatın zirvesine taşıyan o büyük tiyatro eserini. Hüsrev in Beynim kanıyor cümlesiyle beyinleri kanatmaya çalışan tiyatro eserini. 5 Elbette sadece o değildi beyinleri kanatan eser ve şaheser. Senin kaleminden çıkan her cümle, her beyit, her mısra okuyana dinleyene taraf veya karşı olana, sevene ve öfke duyana *gerçekten sihir kudretinde imiş+ dedirtecek bir olağanüstülükte idi. Muhatabına anlatmak istediğin şeyi, en kolay, en kestirme, en çarpıcı, en umulmadık kelimeleri bulup kullanarak anlatırdın. Kelimeler senin elinde hassas bir beyin ameliyatı yapan cerrahın elindeki neşter gibiydi. İnsan idrakinin, ruhunun ve dimağının en ücra köşelerine kadar ulaşırdın. İster bir ruh hali, ister toplumsal kokuşmanın feryadı, ister bir heyecanın mesajı, ister hicvin, tenkidin küfre varan galiz saldırısı. Ne olursa olsun ön planda olan hep lisan kudreti, ifadede ki olağanüstü belağat idi. Ve kim birkaç satır okusa imzaya gerek kalmaksızın bu üstadın derdi. O kadar ki bazı muharrirler dişe dokunur bir şeyler yazdığı zaman bunu Necip Fazıl a yazdırmış diyen muarızlar bile olmuştu. Ben yağmuru seninle sevdim üstadım. [Bir hâl, ebedî bir yağmur. Yağmur değil pudra gibi bir çiseleme. Vicdan kıvranışı gibi, ter döküşü gibi bir şey. Bir gün on gün değil hep böyle, gece ve gündüz böyle.] ve sonra

7 *Yağmur+ isimli şiir; Bu yağmur bu yağmur bu kıldan ince Nefesten yumuşak yağan bu yağmur Bu yağmur bu yağmur bir gün dinince Aynalar yüzümü tanımaz olur 6 Bu yağmur kanımı boğan bir iplik Tenimde acısız yatan bir bıçak Bu yağmur yerde taş ve bende kemik Dayandıkça çisil çisil yağacak Bu yağmur delilik vehminden üstün Karanlık kovulmaz düşüncelerden Cinlerin beynimde yaptığı düğün Sulardan seslerden ve gecelerden Cumhuriyet döneminin bütün eli kalem tutanları senden az veya çok etkilendi. Sen şiirde ve sanatta madde planında kalan kabalıkları aşmayı öğrettin. Hadisenin ve eşyanın görünmeyen yüzünü, ruhunu, inceliğini, içinde taşıdığı sırlı, gizli anlamları anlamaya talip, anlatmaya sevdalıydın. Şiir sen olmasaydın Süleyman efendinin nasırına mahkum kalacaktı. Belki sırf bu yüzden Ümit Yaşar Beni siz zehirlediniz diyerek hayranlığını ilan ve itiraf etmek zorunda kalmıştı. Keza Sen buralarda harcanıyorsun, senin gibi bir beyin Fransa da olsaydı dünya çapında isim olurdun diyen, haklıydı. Nazım Hikmet, Nurullah Ataç, Abidin Dino, Ahmet Haşim, Peyami Safa, Bedri Rahmi ve hatta Ahdülhak Hamid gibi sanat ve edebiyatın ileri gelenleri hayranların ve dostların idi. Sen uzun yıllar onlar için Şarkın Bodleri idin. Mistik şair idin.

8 Ancak bütün bu nümayişler elit çevren Ben Müslüman ım dediğin ana kadar yanında oldu. Ağaç mecmuasında yavaş, yavaş kendini hissettiren dünya görüşü değişikliği Büyük Doğu ile perdeyi açınca önce bir şaşkınlık, sonra umursamazlık, sonra öfke ve düşmanlık gelmeye başladı. Burhan Belge İslam Komünisti, Falih Rıfkı İslam Faşisti, Yakup Kadri Neo-Müzülman diyorlardı. Sabık Şair demeye başladılar. Necip Fazıl, sanatını fikrine kurban etti dediler. Biri Necip Fazıl, cinsi tükenmiş bir Osmanlı kalıntısı aydının son temsilcisidir. Bunlar kendilerini her şeyi bilmeye zorunlu hissederdi. Elazığ kelimesinin etimolojik manasından tutun da mayonezin nasıl yapılacağına kadar her şeyi biliyorlardı diyordu. Bilgiyi hakir görerek, bilgisizliği yücelterek... 7 Alkışlayanlar kurşunlamaya başlamıştı. Ve sen Üstadım Hepsine karşı tek başınaydın. Yılmadın. Geri adım atmadın. Davana gerçek anlamda inanmıştın. Onlar senin şahsına değil, inancına düşmandı. Onların düşüncelerine ve dünya görüşlerine ufacık bir tavizkâr tutumun olsaydı alkışlar devam edecekti. Uzlaşsaydın, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövse idin, inandığın yerde değil onların safında dursa idin seni yere göğe sığdıramazlardı. Hayatının her karesine ölümsüz anıtlar dikerlerdi. Adına akademiler kurarlardı. Onların bayrağı olurdun. Seni selamlamadan uçan kuşu ölüme mahkum ederlerdi. Ve sen Üstadım.

9 Kelimelerin büyülü gücüyle onları nasıl yıldırdın? Nasıl püskürttün? Silahın sözcüklerdi. Gücün, paran, otoriten, iktidarın sözcüklerdi. Birine; *Pastahanesinden tanınan onuncu sınıf bir şiir fukarası. Tipine pek uygun olarak dahice bir buluşla teneşir horozu ismi takılan, gözlüklü, dikine tuğla suratlı, yüzünde hiç bir tahassüs çizgisi bulunmayan soğuk nevale+ bir diğerine; * şahsiyet olma değil de şahsiyetler arası münasebet kurma, vitrinleme merakında, patlak gözleriyle bir koyun kadar saf bakışlı, gece hayatı üniversitesinden doktoralı, sonradan görme efendilerin köşkünde onların adiliklerini göre göre hizmet etmekte kusur etmeyen bir uşak+ bir başkasına * uzun boylu, altın renkli saçları, çakır Çiğ gözleri, çilli ve tozpembe yüzü, şapşal çehre hatları ve küçücük yusyuvarlak kafasıyla ilk bakışta insana yakışıklı hissini verir. Her şey onda ileri-geri, sınıf-zümre, burjuva-köylü, patron-işçi gibi tabirlerle Moskova tertibi ezberleme logaritma çerçevesi içinde ve bir kaç kelimelik leke sabunu prospektüsleri halindedir+ iyice nefret ettiğin başka bir tanesine ise * çiçek bozuğu suratlı ve derisinin altı sanki için için iltihaplı bu adam batı kazanına cup diye atlama ve özünü inkarda ilklerden. Adüvvullah+ demiştin. Bunlar indirilen maskelerdi. Sahte kahramanları deşifre çabasıydı. Devleri cüce, cüceleri dev gösteren, sefil aynalı dolaba isyandı. Yalan üzerine kurulu köksüzlüğe gerçeği haykırmaktı. Hakikatin kafese tıkılmasına tepkiydi. 8 Allah ın bir pulunu bekleye dursun on kul

10 Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa Yaşasın kefenimin kefili karaborsa 9 Kubur faresi hayat meselesiz gerçeksiz Heykel destek üstünde benim ruhum desteksiz Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç Serbest verem ve sıtma mahpus gümrükte ilaç demiştin. Sonra bu savaşı göze alamayanların yok olmaya razı olacaklarını uyarmıştın. Bir nefes gibiydi, dirilten dizelerin; Sen bir devsin yükü ağırdır devin Kalk ayağa! Dimdik doğrul ve sevin! Yaşamak, meselesiz ve gerçeksiz ise kubur faresine denktir, demiştin. Ne kötü kaybetmek için sahiplik Ölümlüyü sevmek ne korkulu iş diye uyarmıştın. Yayınlanan 8 şiir, 14 tiyatro, 7 senaryo, 3 hikaye, 2 roman, 4 hatıra, 17 dini tasavvufi, 47 siyasi, tarihi, inceleme türünde toplam 102 eser. Banka görevleri, Robert Kolej de, Dil Tarih de, Güzel Sanatlarda Hocalık. Askerlik. Konferanslar. Bütün yazıları ve tashihi de dahil bir kişi tarafından yapılan Büyük Doğu maratonu. Aktif politikanın içinde geçen süreler. Sekiz defada toplam 3 yıl, 20 ay, 8 günlük hapis. Seksen yıllık bir ömre nasıl sığdı? Bir değil bir kaç insan ömrünün bile yetmeyeceği bu zirvelere hangi güçle çıktın?

11 Hangi yanardağdı yanan göğsünde? Meşalen binlere, on binlere, yüz binlere ışık oldu, güç oldu? 10 Üstadım Seni özlerken bile saçtığın tohumun heyecanı sarıyor benliğimizi. Sen; Tohum saç bitmezse toprak utansın Hedefe varmayan mızrak utansın Hey gidi küheylan koşmana bak sen Çatlarsan doğuran kısrak utansın Eski çınar şimdi Noel ağacı Dallarda iğreti yaprak utansın Ustada kalırsa bu öksüz yapı Onu sürdürmeyen çırak utansın Ölümden ilerde varış dediğin Geride ne varsa bırak utansın Ey bin bir tanede solmayan tek renk Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın demiştin. Biz o tohumu bitirmeyen toprak, hedefe varmayan mızrak, koşarken çatlayan küheylan görüntüsündeyiz. Cılız ömrümüze gecekondular kondurmakla dopdoluyuz. Kaybedeceklerimize sahiplik etmenin savaşı içinde mağlup, mağdur ve mahzunuz. Vakit fukarasıyız. Nakit fukarasıyız. Aşk ve muhabbet, uzlet ve çile fukarasıyız. İzzet fukarasıyız. Yalana teslim, hayale mahkumuz. Bir hapishane duvarı kenarına dikilmiş, boynu bükük ve sefil üç beş karanfil gibiyiz. Taşların çatlaklarından fırlayıp çıkacak ve ruhumuzun etrafına örülmüş kalın duvarları yıkacak sarmaşık köklerine muhtacız. Bir rahmet yağmuruna açtık ellerimizi, beklemekteyiz.

12 Öğretmenim 11 Öğretmenim. Öğretmenim. Öğretmenim. Tınısına göre anlamı ve amacı bu kadar değişen bir başka sözcük yoktur yeryüzünde. Öğretmenim" Sarı bukleleri alnına düşmüş, maviş gözlerindeki ışıltı burnunun üzerinde hiçbir sanatçının başaramayacağı düzende serpiştirilmiş çillerine vurmuş, küçücük dudaklarının kıvrımlarına giderilemez bir merakı oturtmuş, seslenmektedir. Öğretmenim! Sesin tınısı kendiniz dışındaki tüm bağlantılarınızı koparır. Dönüp bakmadan, sonunu dinlemeden, bu seslenişin arkasından bir soru geleceğini, hatta çoğu zaman hangi soru geleceğini hissedersiniz. Erirsiniz. Bütün benliğiniz bütün birikiminiz bütün bilginiz ılık bir eriyik hâline dönüşür, o seslenişe doğru akmaya başlar. İki ayrı varlık arasında görünmeyen, dokunulmayan ama inkarı mümkün olmayan bir köprü kurulmuştur. Öğrendikçe maviş gözleri büyür. Meraklı küçük dudaklarında biraz mutlu, biraz kendinden emin, biraz büyümüş olmanın bilincini yansıtan bir gülücük oluşur. Ve siz o an, o ölçülemez küçücük zaman diliminde hayatın tüm yorgunluklarından kurtulursunuz. Ayaklarınız yerden kesilir. Bütün bunları sadece öğretmen olanlar bilir.

13 Öğretmenim! On dakikalık teneffüs boyunca aralıksız koşmuştur. Koluyla sildiği yüzünde bahçenin tozuyla karışan terden kalan izler durmaktadır. Kısa kesilmiş siyah saçları, esmer yüzü, parlak siyah gözleri. Öfkesi çok belirgindir. Ama yine de o öfkeyi örten önemsizleştiren masumiyeti baskındır. 12 Öğretmenim Sesin vurgusunda hırçın bir başkaldırı duyumsarsınız. Sıra arkadaşıyla itişip kakışması derse kadar devam etmiştir. O hırçınlıkta bir barış ilanı vardır. Tamam, buraya kadar demektedir. Bu sesleniş sizden bir yardım isteyiştir. Hatta bir göreve davettir. Dönüp her iki tarafa da kızgın bir bakış fırlatmanız gerekmektedir. Tarafların öncesini asla hatırlamayacakları bir ateşkes. Şimdi derse dönün bakalım, uyarısı. Bütün bunlar hiçbir sözcüğe gerek kalmaksızın olur, biter. Tek bir bakış sorunları çözer. Sessizlik gelir. Defterler açılır. Duruş düzeltilir. Gözler tahtaya dikilir. Bütün bunları sadece öğretmen olanlar bilir. Öğretmenim! Zayıf, çelimsiz, ürkek bir yavaşlık içindedir. Gözlerinde insanı apansız vuruveren bir hüzün dalgası gelip geçmektedir. Birkaç saniye göz göze gelseniz uzaktan geçen bir geminin siluetine bakıyor gibi dalıp gidersiniz. Uzaktır. Kıyafetinden, ayakkabılarından, tırnaklarından birkaç dakikalık dikkat edişle nasıl bir evde nasıl bir anne babayla kaç kardeşle yaşamak zorunda olduğunu kestirebilirsiniz. O sizin merhametinize muhtaç olmayacak bir tevekkülle hayatın yükünü

14 kabullenmiştir. Uzaklığı ondandır. Ama yaramaz bir arkadaşın kalemini kırmasına, silgisini atmasına tahammül edemeyeceğinin farkındadır. 13 Öğretmenim Sesi kısıktır. Zor duyarsınız. O kısık seslenişteki sığınma duygusu bütün hücrelerinizi ayağa kaldıracaktır. Size duyulan güveni boşa çıkarmayacak, hayal kırıklığı yaratmayacak, çaresizliğe çare olacaksınız. O kısık ve ürkek sesleniş boşlukta kalmayacak, hiç değilse, bu kadarcık da olsa bir adım atması gerektiğini öğrenecektir. Önce güvenmeyi sonra kendine güvenmeyi daha sonra başkalarının kendisine güvenmesini öğrenecektir. Gözlerdeki hüzün gider yerine mutlu bir gülücük geliverir. Bütün bunları sadece öğretmen olanlar bilir. Öğretmenim! Yaramaz, şımarık alaycıdır. Hatta biraz bencil, biraz zalimcedir. Kendi yaptığını örtbas etmek üzere atılmıştır. Diğerlerinden daha atak daha cesur daha güçlüdür. Gücünü kendi için kullanmayı öğrenmektedir. Her şeye rağmen suç sözcüğünün kapsamına giremeyecek kadar küçüktür. Çünkü çocuktur. Çünkü yaptığı düzeltilmesi gereken bir şey bile olsa masumdur. Öğretmenim Seslenişinde size asıl amacını ele veren bir titreme vardır. Önce belki aldatılmak üzere oluşunuza öfkelenirsiniz. Öfkenizin asıl nedenini çabuk bulursunuz. Asıl neden,

15 yapacağınız hatanın sonuçlarıdır. Yapacağınız hata aldatılmış olmakla kendi kişiliğinizde meydana gelecek kırılma değil, başkası adına yol açabileceğiniz zarardır. Bütün bunlar çok hızlı peşpeşe aklınıza gelir. 14 Bütün bunları sadece öğretmen olanlar bilir. Öğretmenim! diyen sesler toplanır, ruhunuzun en ücra köşesinde bile hissedebileceğiniz bir şarkıya dönüşür. Bu ölümsüz senfoninin bestekârı öğretmenlerdir. Öğretmenim! diyen sesler sonsuz renklerle bezenmiş bir bahçenin çiçeklerine dönüşür. Gözyaşıyla, emekle, hoşgörüyle sulanan, gülücüklerin kuş cıvıltılarına benzeştiği bu bahçenin bahçıvanı öğretmenlerdir. Öğretmenim! diyen sesler hayalin bilinmez ufkuna atılmış merdivenlere tırmanıştır. Geleceğin önceden bilinemeyen kulelerini inşa eden mimarlar öğretmenlerdir. Öğretmenim! diyen her sese, bir sıcak nefes olup geri dönebilenler, öğretmenlerdir. Bütün bunları sadece öğretmen olanlar bilir. *

16 Asım'ın Nesli 15 İstiklal Marşımızın şairi; Mehmet Akif, İstiklal Harbinin acı dolu günlerini destanlaştıran yüzlerce şiirin şairi; Mehmet Akif, Vatan ve iman şairi Mehmet Akif Mehmet Akif Aralık 1873 yılında İstanbul Fatih te dünyaya geldi. 27 Aralık 1936 yılında İstanbul da ebediyet yolculuğuna çıktı. 63 yıllık çileli ömrünü vatana, imana, sanata adamıştı. Adını gönlümüze kazıyan eserleri onun yaşadığı dönemde meydana gelen olağanüstü yüzlerce hadisenin ruhunda kopardığı fırtınaların dışa vurumuydu. Onu ve onun sanatını doğru anlayabilmek için bahsi geçen hadiselerin büyüklüğünü asla göz önünden uzak tutmamak gerekir. O üç yaşındayken tarihin en kaba ve alçak saray darbesi yapılmış Sultan Abdülaziz tahttan indirilerek öldürülmüştü. O dört yaşındayken 93 harbi denilen Türk Rus savaşı başlamış son Türk devleti tarihinin en ağır darbesini almıştı. Hem doğudan hem batıdan büyük topraklar kaybetmişti. Madden çöküntüye uğramıştı. İnsan kaybı ise hadde hesaba gelir değildi. O yirmi yaşındayken, Sultan Abdülhamit e karşı olanlar ittihat ve Terakki denilen cemiyetin şemsiyesi altında girmişti ve taraflar arasında kıyasıya bir iktidar mücadelesi sürmekteydi. Bazıları, Anayasaya bağlı parlamenter bir devlet yapısına geçilmeli derdindeydi. Bazılar liberal görüşlerin egemen olmasını istemekteydi. Bazılar dini esaslardan tamamen kurtulmak lazım görüşündeydi. Batılılaşmak,

17 modernleşmek, muasır medeniyetler seviyesine çıkmak, irtica, sultanlık, meşrutiyet gibi çoğu içi boş kavramlar üzerinden kavga edilmekteydi. Devleti kurtarmak adına kim ne söylerse devleti biraz daha dibe batırmaktan başka bir sonuç doğurmuyordu. 16 O otuz yaşlarına geldiğinde Balkanlar kaybedildi, otuz beş yaşlarında herkesin umuduyla yaşadığı hürriyet geldi meşrutiyet ilan edildi. Ama sonuç hayal kırıklığıydı. Silahlar, siyasi cinayetler, entrikalar, ayaklanmalar, isyanlar, idam sehpaları sürekli savaş her şeyi bitirmişti. Devlet adına hiçbir şey kalmamıştı. Ama daha önemlisi insanı bitirmişti. Fakirlik, açlık, işsizlik, cahillik kol geziyordu. Balkanlardan göçe zorlanan insanların sayısı milyonu buluyordu. Bu Bulgar zulmünden, Yunan ve Sırp tedhişinden canlarını zor kurtarmış insanlar, İstanbul un yangın yerlerinde mezbeleliklerde hayat mücadelesi veriyordu. İktidar mücadelesinin içine dalmış insanların gözleri körelmiş, vicdanları kararmıştı. Olan biten umurlarına gelmiyordu. Sadece mevki ve makam kapmanın peşindeydiler. Nihayet beklenen oldu. Birinci dünya savaşına girerek bütün toprakları, egemenlik, devlet olma hak ve yetkisi tamamen kaybedildi. Bütün bunların belgelendiği 1918 tarihinde Mehmet Akif 45 yaşındadır. O güne kadar batılılaşma taraftarı, Amerikan mandasına girmeyi öneren, liberal veya başka ne kadar görüş ve fikir varsa hepsi iflas etmişti. Mehmet Akif in Sebilürreşat ve Sırat-ı Müstakim dergilerinde yayınladığı makalelerinde ve şiirlerinde vurguladığı tezlerinden başka hiçbir çıkar yol kalmamıştı.

18 Eğer Türk milleti tarihin karanlık sayfalarında yok olup gitmeyecekse, yeniden küllerinden doğacaksa Mehmet Akif in söylediklerine şimdi daha içten kulak verme zamanıydı. 17 Öncelikle o kelimenin tam anlamıyla bir devrimciydi. Eskinin köhnemiş, çürümüş, gaye ve amacından uzaklaşmış bütün kurum ve kuruluşlarından vazgeçilmeliydi. Körü körüne geçmişe bağlılık çürümenin tek sebebiydi. İkinci olarak asla umutsuzluğa kapılmamalı can tende durdukça uğraşmalı, didinmeli ter dökmeliydi. Üçüncü olarak bu kimliksiz ve kişiliksiz insanlarla, şahsiyeti bozulmuş, dalkavuk, çıkarcı, bir tutam ot için yaklaşan aslan umuruna gelmeyen eşeğin vurdumduymazlığı içinde boğulmuş insanlarla olmazdı, olamazdı. Avrupa hayranı, Paris gecelerinin ışıltısından gözleri kamaşmış tipler elin tersiyle itilmeliydi. Kimlik ve kişiliğin ana kaynağı ise insanın diniydi. Dini rayından çıkaranların anlattığı medrese zorbalarının dayattığı din değil bizzat Kuranın ferman ettiği dine candan ve gönülden sarılmaktan başka çare yoktu. Dördüncü olarak müspet ilim bütün yöntemleri ve sonuçlarıyla elde edilmeliydi. Bunu elde etmenin yolu Avrupa ya gitmek orada tahsil etmek ise bu yapılmalı oradan bilim ana vatana getirilmeliydi. Mehmet Akif; kurtuluşu geçmişi tamamen silip yeni bir nesil meydana getirmekte görüyordu. Bu yeni nesil her bakımdan mükemmel bir insan tipolojisi ile betimleniyordu. Ütopik değildi. Çanakkale savaşının destanını yazan kahramanlar simgesel bir anlatımdan fazlasıydı. O ruhu kaybetmemiş nüveden yepyeni bir nesil ortaya çıkabilirdi.

19 İşte İstiklal savaşını başlatan, kazanan ve Türkü kendi küllerinden yeniden doğuran güç buydu. Hem istiklal savaşının hem yeni cumhuriyetin hem yeni cumhuriyetin temel umdelerinin fikir babası teorisyeni Mehmet Akif, uygulayıcısı, teoriyi pratiğe dökeni ise Mustafa Kemal di. 18 Mehmet Akif, geçmişin bütün kirlerinden temizlenmiş, ama geçmişiyle bağını sağlam kurabilmiş bu yeni Nesle Asım ın Nesli demişti. Safahat ın altıncı kitabı olan Asım şiiri Mehmet Akif in eserleri içinde en sevdiğidir, diyebiliriz. Bu hükmü onun bu şiire devam etmek niyet ve çabası içinde oluşundan çıkarıyoruz. (ASIM) manzumesi dört kişi arasında geçen bir konuşma tarzında kaleme alınmıştır. Bu dört şahıs; Hocazade ki babası Müderris Mehmet Tahir Efendiye izafeten Akif in kendisi- Hocazade nin dolayısıyla Mehmet Akif in- oğlu. Köse İmam. Mehmet Tahir efendinin öğrencilerinden biridir. Cemiyet meselelerine vakıf, onların çözümü için uğraşan, oldukça okumuş bir imamdır. Köse imamı aynı zamanda bir boşanma hikâyesi olan Köse İmam şiirinden de tanıyoruz. Asım. Köse imamın oğludur. Olay Akışı; Köse imam Hocazadeyi evinde ziyaret etmektedir. Konuşmalar iki samimi dostun şakalaşmaları ve latifeleriyle başlar. Günlük konuların içinde memleketin hâli kapkara ümitsizlikle kuşatılmış insanların acıklı durumlarını

20 konuşmakla gelişir. Bu konuşmalarda geçen tespitler teşhisler o kadar ustaca o kadar beliğ ve veciz ifade edilmiştir ki Mehmet Akif için o yazdığı kurşun kalemi bağırtan feryat ettiren bir şairdir diyen kişiyi tasdik etmemek mümkün değildir. Köse İmam, oğlu Asım dan şikâyetçidir. Hocazadeye yakınmaktadır. Asım bir savaş gazisidir. Çanakkale kahramanlarındandır. Savaş dönüşü İstanbul da hiç ummadığı bir manzara bulur. Savaşın doğurduğu felaketlerden istifade eden türediler çıkmıştır. Ahlak bir çöküntü halindedir. Sarhoşlar ve kumarbazlar işret ve rezalet içinde yaşamaktadırlar. Asım bu gördüklerine kaba kuvvetle tepki göstermeye başlamıştır. Şiddete başvurmaktadır. Savaşın sefalete sürüklediği zavallılara, biçarelere, mazlumlara kaybedilen haklarını geri vermeye zalimlerle bilek gücünü ortaya koyarak mücadele etmeye çalışmaktadır. Babası Köse İmam bu gidişten endişelidir. Hocazadenin Asım üzerindeki etkisini bildiğinden ondan Asım a nasihat etmesi ricasında bulunur. Hocazade ise Asım dan yanadır. Ona hayrandır. Hatta daha da ilerisi Asım da memleketin geleceğinin emanet edilebileceği bir gençliğin ışığını görmektedir. Hocazadenin bu görüşlerine Köse İmam babalık şefkatiyle katılamamaktadır. Asım ın birkaç arkadaşıyla birlikte Babıâli yi basmak fikrinde olduğunu söyler. Bu sırada Asım çıkagelir. Babası Köse İmam gider. Sahnede Hocazade ve Asım kalmıştır. Hocazade Asım a nasihat eder. Ona gençlik heyecanını, vatanseverliğini, idealistliğini böyle harcamamasını söyler. Vatanın kurtuluşunun çalışmaya ve bilimsel ilerlemeye bağlı olduğunu tekrar eder. Avrupa ya giderek orada tahsil yapmasının daha doğru olduğunu anlatır. Oradan bilimi getirmelidir. Batılının 19

21 bu yükselişi bilime bağlıdır. Onlar artık bitmeyen enerjilerin peşinde koşmaktadır. Asım; Avrupa ya tahsil yapmaya gitme konusunda ikna olur. 20 Asım manzumesinin son mısraları şöyledir: yazık hâlâ biz Dünkü ilmin bile bigânesiyiz cahiliyiz Yarının ilmi nedir? Hâlbuki gayet müthiş Maddenin kudret-i zerriyesi uğraştığı iş O yaman kudrete hâkim olabilsem diyerek Sarf edip durmada birçok kafa binlerce emek Akif; Asım manzumesini, Asım ın kurtuluş savaşının başlamasıyla Avrupa dan geri gelişi, istiklal savaşına katılması ve istiklal savaşını bütünüyle konu alan bir destanla devam ettirmek istemiş fakat bu niyetini gerçekleştirmeye ömrü yetmemişti. Birinci bölümüyle yani yazılmış kısmıyla Asım aslında yine bir destan niteliğindedir. Akif in bütün şiirlerine hâkim vatan sevgisi, İslam ve iman aşkı, hürriyet tutkusu Asım manzumesinde mısra, mısra şahikasına yükselmektedir. İşgal edilmiş, parçalanmış, perişan, bitkin, yenik ve yorgun cemiyete bir kudret bir enerji aşılamaktadır. Hatta o kara günlerin hüzün ve yeis dolu tablosunu hayat kazanmış ebedilik kazanmış kelimelerle gözlerimizin önüne sererken bile insanları olması gereken yere çağırmakta haykırmaktadır. Edebiyatımızda bunun örneğini bulmak zordur. Eski divanlarımızdan tutun da bugüne gelebilmiş her örnekte böyle hakka, hakikate, hürriyete, istiklale tek kelimeyle insanlığa çağıran bir eser bulabilmek çok zordur. Edebiyatın

22 kendi ifadesiyle- mescitleşen meyhane, mihraplaşan saki, şarap kokusu, kadın ve behimi zevklerin cirit attığı sayfalarının arasında 21 Ey dipdiri meyyit iki el bir baş içindir Davransana el de senin baş ta senindir Diye bir çığlık duyuyorsak, durmak ve dinlemek zorundayız. Asım manzumesinin Çanakkale Şehitlerine yazılmış harikulade bölümündeki kahraman Asım, belirli bir kişi olmaktan çok soyut ve gaye haline gelmiş bir fikir, memleketin ufkunu aydınlatacak onu esaretin zilletinden hürriyet ve istiklalin şerefine yükseltecek olan bir çözüm bir formüldür. Eğitilmesi ve mutlaka ulaşılması gereken ideal gençliktir. Köse İmam çizilen kara tablo için şöyle diyor: -Şimdi oğlum kızacaksın ya boş ne desen Bu rezalet beni meyus ediyor atiden Hele baktıkça adam kahroluyor elde değil Bizi kim kurtaracak var mı ki başka nesil -Asım ın nesli Hocam -Nerde? -Hayır haksızsın -Asım ın nesli diyorsun ya ne uzun boylu hayal -Asım ın nesline münkad olacak istikbal İşte istikbalin bağlı olduğu Asım ın Neslinin mahiyet ve hüviyetini şair bize Asım ı anlatarak gösteriyor. Asım şeklen ve bedenen sıhhatlidir, sağlamdır, kuvvetlidir. Onun dış görünüşünde adalelerinde heykelleşen bir heybet vardır. Ne büyük hilkat o Asım ne muazzam heykel Onu bir şi r-i hamaset gibi ilham-ı ezel

23 Sana sunduysa açıp ruhunu teşrihe çalış Asım görünüşündeki bu heybet ve azametin kaslarındaki gücün ve kudretin tam zıddına çok ince duyguludur, yumuşaktır, rikkatli ve merhametlidir. 22 Dalgalandıkça içinden taşan iman denizi Dökülen hisleri gör incilerin en temizi Gövde yalçın kayadan abide lakayd-ı ecel Sanki hiç Duygusu yok fakat bir de ruhuna gel Onu ifrat ile rikkat hani etsen ta mik Bir kadın ruhu değildir belki o kadar rakik Asım bilgilidir, okumuştur, irfan sahibidir. Sonra irfanı için söyleyecek söz bulamam Oğlanın bildiği öğrendiği her şey sağlam Boyun dehşetli evet, beyni de lakin zinde Kafa enseyle beraber gidiyor seyrinde Asım; şahsiyetlidir, âlicenaptır, fazilet sahibidir. Asım çok kuvvetli olmasına savleti hiç kuvvet tanımaz olmasına rağmen vücutça kendinden çok iri cephe arkadaşıyla güreşir ve yenebilecekken yenmez onu. Sebebini şöyle açıklar: Yenemezmiş onu bir kere değilmiş dengi Bir de biçare adam pek mutaazzım şeymiş Kahrolurmuş kederinden tutarak yenseymiş Asım bir kahramandır. Çanakkale savaşının kahramanlarındandır. Diyor ki şair; Asım ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek Asım; Çanakkale de bombaları göğsünde söndüren, Huda nın ebedi yurdu göğsünden düşmanın geçmesine izin vermeyen kahramandır. Cephe gerisinde ise vatanın hâline ağlamasını bilmediği gibi utanmaz suratında gülmemesini beceremeyen, mahalle karanlıktayken toplanıp sandıklar dolusu gazyağını israf eden, halkın acısını paylaşmak yerine içki içip sarhoş olan

24 bir de üstelik nara atan sarhoşa haddini bildirecektir. Ramazanda sigarasını yakıp babasının yüzüne dumanını üfleyen soysuza gerekli dersi verecektir. Şecaat sahibidir. 23 Şairin Asım dan beklediği hasletleri ise, hem yine Asım Manzumesinde hem de diğer şiirlerinin bazı mısralarında teksif edilmiş olarak bulmaktayız. Geleceğin temelleri geçmişi bilmekle olur. mazisi yıkık milletin atisi olur mu? diye soruyor Akif ve Donanma ordu muzafferen yürürken ileri / Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri mısralarında, mazi için özlemini, sahipsiz vatanda duyduğu hüznü anlatıyor: Bu diyarın hani sahipleri dersin cinler Hani sahipleri der karşıki dağdan bu sefer Nerde Ertuğrul u koynunda büyütmüş dağlar Hani Osman gibi Orhan gibi gürbüz babalar Hani bir şanlı Süleyman Paşa bir kanlı Selim Ah bir Yıldırım olsun göremezsin ne elim Bugün artık biri yok hepsi masal hepsi yalan Bir onulmaz yaradır varsa yürekte kalan Fakat tarihin bilgisi maziye uzanan köklerin övüncünde tehlikeli bir nokta vardır. Mazinin övüncünü ninni gibi uyumaya vesile yapmamak. Fakat mefahir-i ecdadı anlatan ana tel Bakılmayıp da asırlarca kalmada mühmel Ya büsbütün sağır olmuş ya öyle paslanmış Ki hangi perdeye vursan çıkan tel yanlış Bugün uyuşturuyor ninnilerle ahfadı Mehmet Akif in bütün meselelere bakışı, çözümü, terkip ve tahlili din noktasındandır. Asım için ortaya koyduğu her hususiyet kökleri dinde olan dallardır. Kahramanlık, ilim ve

25 irfan sahibi oluş, şecaat, vatanperverlik ve faziletlerin tümü dinden kaynaklanır. Bunların zıddı olan her şey ise tembellik, korkaklık, cehalet, soysuzluk ve esaret ise dinden sapmanın dinden uzaklaşmanın bir sonucudur. 24 Şöyle diyor şair: Ah o din nerde o azmin o sebatın dini O yerin gökten inen dini hayatın dini Müslümanlık mı dedin tevbeler olsun ne demek Bu nasıl dar, ne kadar basmakalıp görenek Hani Kurandaki ruhun şu heyulada izi Nasıl İslam ile telif ederiz kendimizi Esaretin zincirleri milletin boynuna dolanmıştır. Sırtlanlardan daha vahşi batılının saldırışına ters bir tevekkül anlayışı ile kendini teslim etmek üzeredir. Dalgın ve yorgun, teknolojide geri, bu yüzden cahil ve ne yapacağını bilmez şaşkındır. Bu milleti uyandıracak onun içindeki iman ateşini tutuşturacak, karanlıkları yırtacak, zilletten, esaretten, cehaletten kurtaracak nesil, Asım ın neslidir. Onu da bekleyen tehlikeler vardır. Bu tehlikeleri de şairin bazı mısralarında yoğunlaşan keskin, acı, çıplak gerçekler ve bu gerçeklerin kelimelerden çığlıklar haline gelişinde görüyoruz. Egoizm, menfaatçilik, aptal ve ahmakça sadece kendini düşünmek, en basit ve giderilmesi en tabii ihtiyaçlarını bile bir gaye hâline getirmek. Mehmet Akif bütün bunları çürüyüşün ve yok oluşun ilk basamağı sayıyor ve Asım ın Neslini beyne çakılan çiviler gibi şu mısralarla uyarıyor.

26 Kurt uzaktan bakar dalgın görürmüş merkebi Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi Lakin aşk olsun ki aldırmaz da otlarmış eşek Sanki tavşanmış gelen yahut kılıksız köstebek Kâr sayarmış bir tutam fazla ot yutmayı Hasmı derken çullanırmış yutmadan son lokmayı Bu hakikattir bu şaşmaz bildiğin üsluba sok Halimiz merkeple kurdun ayni asla farkı yok Burnumuzdan tuttu düşman biz boğaz kaydındayız Bu boğaz kaydından daha ilerisi yaşamak uğruna ölmeyi göze alamamak ölmemek için her türlü alçalışa razı olmaktır. 25 Hayat uğruna istihfafa şayan görmedik hüsran Gebersin tekmeler altında razı tek çıkmasın can Boğaz derdine düşmekten, ölmemek için her türlü alçaklığa razı olmaktan da kötüsü vardır. Gelecekten ümidi kesmek. Yese düşmek. Gücünü hareket kabiliyetini kaybetmek. Bir ferdin dolayısıyla bir toplumun düşebileceği en kötü uçurum budur ve bunun tek çaresi vardır; çalışmak, çalışmak, çalışmak. Yesin karşısında azme sımsıkı sarılmak, tembelliğin karşısında çalışmaya tutunmak gerekir. Ve bu duygu kişinin öz benliğinde insan olması hasebiyle zaten mevcuttur. Ey yolda kalan yolcusu Yelda-yı hayatın Göklerde değil yerde değil sende necatın Telkini hayat etmedi asla bize bir ses Yurdun ezeli yasası baykuş gibi herkes Yesin bulanık ruhunu zerketmeye baktı Melun aşı bir nesli uyuşturdu bıraktı Batmazdı bu devlet batacaktır demeyeydik Batmazdı hayır batmadı hem batmayacaktır Tek sen uluyan ye si gebert azmi uyandır

27 Allah a dayan sa ye sarıl hikmete ram ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol Çalışmak yeis bataklığından kurtulabilmenin tek şartıdır. Çalışmak, didinmek, nasıl olabiliyorsa öyle yapmak, gerekiyorsa haykırmak fakat susmamak ölüm sükûnetinde boğulmamak azmi bırakma alçaklığına düşmemek. 26 Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak Âlemde ziya olmasa halk etmelisin halk Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam kalk Ye s öyle bataktır ki düşersen boğulursun Ümmide sarıl sımsıkı seyret ne olursun Hüsrana rıza verme çalış azmi bırakma Feryat ile kurtulması me mul ise haykır Ve çalışmaya başladıktan sonra tevekkül gelir. Çalışmaya başlamadan tevfikin, yani başarının hesabını yapmak yanlıştır. Kişiye düşen çalışmaktır. Başarmak ise sonradan gelir. Mehmet Akif Köse İmama şöyle diyor: Amma kul ne ile mükellef hoca Tevfik ile mi? Hiç değil, sa y ile, Tevfik o Huda nın keremi Sarıl esbaba da çık, işte tarik işte refik Ne vazifen senin olurmuş olmazmış Tevfik Oturup dil dökecek yerde gidip döksene ter Bin çalış ömründe gayen için bir kazan yeter Akif bütün meseleyi iki kelimede formüle ediyor. Birincisi fazilet, ikincisi marifet. Asım a: Çünkü milletlerin ikbali için evladım Marifet bir de fazilet iki kudret lazım Marifet ilkin ahaliye saadet verecek Bütün esbabı taşır sonra fazilet gelerek

28 diyor. Marifet bütün ilimlerde ilerlemek, batının sadece teknolojisini alarak kendimizin yüzyıllara varan kültür birikimine sahip çıkmak. İlmi sadece yazılmış eserlerden kuru bilgiler bir iki mana çıkarmaktan ibaret zannetmenin yanlışlığını, bu anlayışın insanı hiçbir yere götüremeyeceğini, batılılarla aramızdaki üç dört yüz senelik farkın en kısa yoldan kapatmanın tek çaresinin ilme sarılmak olduğunu anlatmak Akif in bütün şiirlerinin bariz vasfıdır. 27 Ve Akif şöyle diyor: Son söz olarak: Medresen var mı senin bence o çoktan yürüdü Hadi göster bakayım şimdi de İbn-i Rüştü İbn-i Sina neden yok nerde Gazzali görelim Hani Seyyid gibi Razi gibi üç beş alim Belki on şerhe bakıp bir kuru mana çıkaran Yedi yüz yıllık eserlerle bu dinin hâlâ İhtiyacaatını kabil mi telafi asla Doğrudan doğruya Kurandan alıp ilhamı Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam ı Milletlerin hayatının fertlerin hayatıyla kıyaslanamayacağı kaidesince Mehmet Akif in şiirleştirerek anlattığı gerçekler ve düsturlar elan yürürlüktedir ve bir vakıa olarak ortadadır. Bir tarafta batının ahlaksızlığını aynen kopya edenler. Her karış toprağı şehit kanıyla dolu bu aziz vatanın üzerinde tepinenler. Çanakkale de, Sakarya da, Dumlupınar da göğsünde bombaları söndürerek bize bu cennet vatanı bırakanların daha kanları soğumadan mirasyedi gibi har vurup harman savuran sorumsuz soysuzlar diğer tarafta hürriyet ve

29 istiklalin manasını tarihin şuurunu, imanı ve İslam ı anlama çaba ve gayretinde, ilim irfan fazilet yolunda bir nesil. 28 Akif in beklediği özlediği nesil. Asım ın nesli. *

30 Kitaplar Aydınlar ve Üretim Sorunları 29 Aydın kavramı daha çok toplumun okuyan, bilgili, fikri meselelerle ilgilenen kesimi hakkında kullanılmaktadır. Daha eskilerde münevver, şimdilerde entelektüel tabirleriyle karşılanıyor. Fransız aydınlanmacılığına gönderme yapan ideolojik bir tarafı da var. Bir taraftan ideolojik göndermesi diğer taraftan sınıfsal bir vurgusu toplum nazarında bu tabirlerinin içinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur. Sözgelişi çocuklarımıza şimdi sorsak aydın olmak gibi bir gaye taşıyanı zor bulunur. Ama girişimci daha bir itibarlı tabir olarak dolaşımdadır. Ayrıca bizim gibi geri kalmışlık yaftası boynuna asılmış ülkelerde doktorun, subayın, avukatın ve diğer meslek erbabının sahtesi mebzul miktarda bulunduğu hatta bilim adamının bile sahtesine rastlandığı için aydının sahtesi de çoktur. Aydınlığı işlevi, eseri, üretimiyle değil de görüntüsüyle üzerinde taşımak elbette daha kolaydır. Fakat bütün bunlar konumuzun dışındadır. Keza genel olarak ekonomik değer üretmekten, cari açıktan, sanayileşmekten ve benzeri mevzulardan da bahis açmak haddimiz değil. Ancak hepsinin birbiriyle olan bağlantısı göz önünden uzak tutamayacağımız bir gerçeklik. Alanımızı sadece sanat, kültür ve bilim üretmek gibi aydın kavramıyla ilgili sınıra çekecek şekilde daraltabilirsek zamanı verimli kullanmış yani bir şeyler üretmiş oluruz diye düşünmek mümkündür. Üretimle ilgili bir sorunumuz var mı?

31 Bunun tespiti için mevcut verilere şöyle kabaca bir göz atmak gerekiyor. 30 Kültür Bakanlığı kendi birimlerinden Halk Kütüphanelerini ilgilendiren spesifik bir konuda bir araştırma yapıyor. Adı Türkiye Okuma Kültürü Haritası şeklinde konan bu araştırmanın sonuçları şöyle: Kitap Rastgele Seçilip, Düzensiz Okunuyor (% 45.3) Seçici ve düzenli okuyanlar: 7-14 yaş grubundaki bireyler (% 35.4) Kadınlar (% 29.1) Yalnız yaşayanlar (% 32.4) Eşi hayatta olmayanlar (% 30.1) Bekârlar (% 29.0) Aylık 5000 TL'den fazla geliri olanlar (% 41.2) Evinde internet bağlantısı bulunanlar (% 26.4) Yaşamının büyük kısmını kentte geçirenler (%30.5) Kamu çalışanları (% 36.8 Yılda Ortalama 7.2 Kitap Okunuyor Seçici ve düzenli okuyanlar (Yılda ortalama 14.5 kitap okuyor) 7-14 yaş grubu bireyler ( Yılda ortalama 12 kitap okuyor) Kadınlar (Yılda ortalama 7.3 kitap okuyor) Erkekler (Yılda ortalama 7.1 kitap okuyor)

32 Bekârlar (Yılda ortalama 10.1 kitap okuyor) Yaşamının büyük kısmını büyükşehirde geçirenler (Yılda ortalama 7.7 kitap okuyor) 31 Aylık TL arasında geliri olanlar (Yılda ortalama 10.9 kitap okuyor) 4 kişilik aile bireyleri (Yılda ortalama 7.6 kitap okuyor) Evinde internet bağlantısı bulunanlar (Yılda ortalama 8.4 kitap okuyor) Öğrenciler (Yılda ortalama 11.1 kitap okuyor) En Çok Tavsiye Edilen Kitaplar Okunuyor (% 61.5) Kitap adı (% 25.6) Dergi/ gazetelerin kitap ekleri (% 23.7) Kitapevlerini gezme ( % 14.4) Yazarın popülerliği ( % 14.3) Kitap kapak tasarımı ( % 13.2) İnternet sitelerindeki kitap tanıtım yazıları ( % 12.8) TV'deki kitap tanıtımları ( % 11.6) Yayınevinin tanınmışlığı ( % 3.6) 2010 yılı sonuçlarına dair istatistik veriler: TUİK in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2010 yılına ait ISBN (Uluslararası Standart Kitap Numarası) istatistiklerini açıkladığı haber bülteninde şu kayıtları görüyoruz:

33 2010 yılında kitap yayınlanmıştır yılında yayınlanan materyallerin sayısı 2009 yılına göre % 14,3 artmıştır yılında yayıncılar tarafından kitap, 330 elektronik kitap (dvd, vcd, cd), 305 elektronik kitap (web tabanlı), 36 kitap kaseti, 83 harita ve 156 diğer materyaller olmak üzere toplam materyal için ISBN alınmıştır yılında özel sektör tarafından yayımlanan materyaller 2009 yılına göre % 10,5 artmıştır yılında yayımlanan materyallerin % 85'i özel sektör, % 11,1'i kamu ve eğitim kurumları, % 3,7'si ise sivil toplum kuruluşları tarafından yayımlanmıştır 2010 yılında yayımlanan % 33,6'si sosyal bilimler konusu üzerine yayımlanmıştır 2010 yılında sosyal bilimler konusu üzerine yayımlanan materyaller 2009 yılına göre % 2,4 azalırken, edebiyat ve retorik konusu üzerine yayımlananlar ise % 34,2 artmıştır 2010 yılında yayımlanan materyallerin % 33,6'si sosyal bilimler, % 35,7'si edebiyat ve retorik, % 7,6'si coğrafya ve tarih, % 6,5'i din, % 5,9'u teknoloji (uygulamalı bilimler) konusu üzerine yayımlanmıştır, yayımlanan materyallerin % 93,6'si Türkçe, % 3,9'u ise İngilizcedir 2010 yılında yayımlanan materyallerin basım adedi 141 milyon 345 bin 319 olup, 2009 yılına göre % 8,6 artmıştır.

34 Ürettiğimiz kitapların dış itibarları ne durumdadır? Türkiye'de arası farklı dillere sadece 200 eser çevrilirken yılları arasında 900 eserin çevirisi yapılmış görünüyor Frankfurt Kitap Fuarı'na 600 çeviri eser ve 16'si yetişkin olmak üzere toplam 27 yayıneviyle katılıyor. Kültür Bakanlığı'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Türk Edebiyatını Dışa Açma (TEDA) projesi kapsamında 600 eserin çevirisine destek veriliyor. Fuarda en çok Alman, Fransız, İranlı, Mısırlı, Güney Kore ve Çinli okuyucuların Türk kültür ve edebiyat dünyasını keşfe çıktıkları ifade ediliyor. Güney Kore'de Orhan Pamuk'un bütün eserlerinin çevrilmesi ve "Benim Adım Kırmızı" eserinin 275 bin satması Güney Korelilerin ilgisini gösteriyor. Kitapları 62 farklı dile çevrilen Orhan Pamuk'un Brezilya da 80 bin satışa ulaşması Türk romancılığının dışa açılımına büyük katkı veriyor. Kitaplarımızın sayısal durumu nedir? Türkiye'de 1987'ye kadar yıllık kaç kitap yayınlandığı konusunda net bilgi bulunmuyor. Buna karşılık arası toplan 314 bin başlıkta yayın yapıldığı belirtildi yılında 9-10 bin olan yeni başlık sayısının ise 2011'de 36 bin olduğu açıklandı. Almanya'da ise yıllık 90 bin ayrı başlıkta kitap yayınlanıyor.

35 Kitap basımında da artışın yaşandığı Türkiye'de 2011 yılında 213 milyon kitap satışı gerçekleştirildi. Üretilen kitap sayısı ise 408 milyon. Kültür kitapları baz alındığında kişi başına düşen kitap miktarının üç olması yıllarca her 10 kişiye bir kitap düşüyor söylentisinin gerçeği yansıtmadığını ortaya çıkarıyor. 34 Yayınlanan kitaplar arasında ilk sırayı edebiyat alıyor. Bunu sosyal bilimler, politika ve tarih takip ediyor. Çocuk kitabı oranının yüzde 12 olduğu belirtilirken engelliler ve okul öncesi eğitim için yeteri kadar kaynak üretilmediği, okul öncesi eğitim için yüzde 4'lük, engelliler için yüzde 0-1 arası bir yayın yapıldığı dikkat çekiyor. Türkiye en çok İngilizce, Fransızca ve Arapça dan çeviri yaparken yine Türkçe den en çok İngilizce, Almanca, Arapça ve Fransızcaya eserlerin çevrildiği ifade edildi. Rusçaya yapılan çevrinin ise yüzde 1 oranında olduğu tahmin ediliyor. Kitap sektörünün mali durumuna dair notlar: Dünya yayıncılık sektörünün büyüklüğü 90 milyar Dolar. Türkiye'nin ise 1, 25 milyar doları buluyor. Amerika 25 milyar Dolar ile birinci sırada yer alırken Almanya'nın payı 14 milyar Dolar. Türkiye'de bir türlü mücadelede başarılı olunamayan korsan yayıncılığın maliyetinin 250 milyon Dolar olduğu tahmin ediliyor. Kitap basımı, üretimi ve satışı konusunda Amerika ve Çin'den sonra üçüncü büyük piyasaya sahip olan Almanya'da kitap basımıyla ilgili 22 bin kurum ve kuruluş bulunuyor. Sürekli kitap basan yayınevi sayısı 2 bin civarındayken 4 bin kitap satış mağazasıyla okuyucuya ulaşıyor. Ortalama 980 milyon adet

36 kitap piyasaya sürülürken bunun 90 bini yeni başlıktan oluşuyor. 35 Almanya'da yayınlarda roman ve hikâyeler birinci sırada yer alırken (yüzde 25, 2), ikinci sırada çocuk ve gençlere yönelik yayınlar geliyor(yüzde 7). Diğer dillerden tercüme edilen kitap sayısı ise 5 bin civarında. Almancaya en çok tercüme İngilizce (yüzde 56, 8), Fransızca (yüzde10) ve İtalyanca (yüzde 3, 3) olurken Almanca dan başka dillere çeviri de başı yüzde 10 ile Çin çekiyor. Çin'i yüzde 7, 5 ile Korece, yüzde 6, 8 ile İspanyolca ve İngilizce takip ediyor. Kitap adetlerinin yıllara göre dağılımı:

37 SEGMENTLER (MİLYON USD) : DERS KİTAPLARI: 235 (%23,5) 36 YARDIMCI DERS KİTAPLARI: 235 (%23,5) KÜLTÜR YAYINLARI: 370 (% 37) AKADEMİK YAYINLAR: 90 (%9) İTHAL KİTAPLAR 70 (% 7) ISBN Tahsisi yapılmış kayıtlı yayıncı sayısı 2009 yılında 1547 iken, 2010 yılı itibariyle 1605 yeni yayıncıya ISBN tahsis edilmiştir. Online sisteme geçilen 2007 yılı itibariyle 3 yıllık süreçte ISBN tahsis edilen toplam yayıncı sayısı 6387 olmuştur. Bu yayıncılar arasından halen aktif olarak faaliyette olan yayıncı sayısı 6375 tir. Türkiye de 6000 kitapçı, 150 dağıtımcı bulunmaktadır. Kitapların ortalama satış fiyatları ise şöyle; Okul kitapları, 1.2 USD Kültür Kitaplar, 10 USD Akademik Kitaplar, 10 USD. Kitapların konularına göre dağılımı: 2010 yılında üretilen başlık kitap Genel Konular 459 Felsefe ve Psikoloji 1224 Din 2229 Toplum Bilimleri Dil ve Dil Bilim 515 Doğa Bilimleri ve Matematik 342

38 Teknoloji ve Uygulamalı Bilimler 1996 Güzel Sanatlar Edebiyat ve Retorik Coğrafya ve Tarih 2599 Diğer Konular 8 Bu veriler ışığında meseleye baktığımızda bir üretim sorunumuz olduğu gerçeğine ulaşmaktayız. Bu sorunu aşmanın materyalist diyalektik içinde dört temel merhalesi var. Tespit, teşhis, tahlil ve çözüm. Sorunu tespit etmek mesele değil. Zaten gözümüzün içine girip dururken tespit yapmamak sorunu görmezden gelmemizden başka nedene dayanmaz. Ama teşhis? İşte tahlil ve çözüm merhalesine geçebilmemiz için asıl gerekli olan hayati derecede önemli olan aşama burasıdır. Teşhisin ne olduğu nasıl olacağı nasıl olması gerektiği konusunda hemfikir olmayı başarmış insanların tahlil ve çözümü başaracaklarına mutlak gözüyle bakabiliriz. Sağlam bir teşhis için ilk yapılacak iş düşünce sistematiğimizdeki basmakalıpçılığı kırmamızdır. Çünkü öğretilmiş bir daralmayla doğru düşünemeyiz. Doğru düşünemediğimizi fark etmemiz elbette doğru düşünemediğimiz için- çok zordur. Bu fasit daireden kurtulabilirsek, doğru düşünmeye doğru ilk adımı atmış oluruz. Burada meseleye alışageldiğimiz yöntemin dışında bakmamız önerilebilir.

39 Alışageldiğimiz yöntem, pozitivist, deneysel bilgiden başkasına itibar etmeyen yöntemdir. Bu yöntem on dokuzuncu yüzyılda insanlığın çok işine yaramıştı. Yenilik tabir edilen, gelişme denilen imkânlara bu yöntemin sayesinde ulaştık. Atomu parçalamaktan genetik mucizelere kadar ne varsa kullandığımız araç gereçten, yaşam tarzımızı belirleyen tüketim alışkanlıklarına kadar her şeyimiz deneysel bilgi ile oldu. Ama üretim sorunumuz gibi içsel bir meselede bu yöntemin fayda vermeyeceğini düşünmemiz gerekiyor. 38 Çünkü deneysel bilgi aynı zamanda kendi egemenliğine kendini mahkûm edecek bir noktaya sıçradı. İşte bir fasit daire de tam burada başlıyor. Onun sınırlarının içine hapsolmuş mahkûmiyetimizden kurtulmak, yeniden insanlığımıza dönebilmek için yeni şeyler üretmemiz gerekiyor. Üretemeyişimizin teşhisini doğru yapabilmek için yöntemimizi değiştirmemizin zorunluluk nedenlerinden biri de budur. Neden üretemiyoruz? Batının değer üreten sistematiğini alamadığımız için. Bunun yerine basmakalıp içi boş bir sürü sözcük ve kavramla yıllarca oyalandık. İleri-geri çağdaşlık-gericilik medenilikköylülük dincilik-laiklik devlet-millet vesaire, vesaire. Yönetim meselesinde Makyavel in yöneticiliği neden-sonuç ilişkisine indirgeyerek bir bakıma mekanize eden determinizmi, bize kasaba politikacısı tiplemeler şeklinde yansıdı. Bilimi bilim olarak değil onu bir şeyleri yıkmak bir şeylere karşı olmak için bir araç görerek ilişki kurduk. Bu sahih olmayan ilişkiden sahte, yalan, yanlış, günü kurtarmaktan başka hiçbir değeri olmayan sakat doğumlar çıktı ortaya. O

40 sakat doğumlarla uğraşmaktan bir şeyler üretmeye vakit bulamadık. 39 Batılı olmak için batılı gibi olmak yeterli olmayacaktı. Gibi olmak basit bir taklitten öteye geçmeyecekti. Mehmet Akif in Japonya örneği, batının sadece bilimini alalım, kendi ahlaki değerlerimize sahip çıkalım tezi yanlış bir tezdi. Çünkü bu konuda ya hep ya hiçten başka bir çare yoktu. Japonya yı kimonosu kaldı diye Japon olarak kaldı zannetmek hatadan başka bir şey değildi. Hâliyle binlerce yıldan beri sürdürülen bir medeniyet temsilciliği bir anda yok edilip yerine yeni bir toplum yaratmak koyun kopyalamak gibi bir ham hayaldi. Olmadı. Taklit etmek üretmek değildi. Üretmek zannedilmesi de büyük bir hataydı. Atilla İlhan Hangi Batı da bunu çarpıcı bir şekilde anlatır. Fransız arkadaşları onun şiirlerine bıyık altından gülmekte, ama Fuzuli den, Nabi den duydukları bir mısraa şaşırmaktadırlar. Sürrealizm dehşet harika tepkileri onun şiirlerinin basit bir taklit olmasından başka bir şeye dayanmamaktadır. Bu süreç bir kimlik bunalımı çıkardı ortaya. Tıpkı etnik kimlik gibi kültürel bir kimlik bahis mevzu idi. Kurgulanan yeni bir millet yaratma projesinde bu nokta atlanmıştı veya hafife alınmıştı veya devlet zoruyla başarılabilinir zannedilmişti. Belki de yöneticilerin görülmemiş bir galibiyetin mümessili olmaları böyle ruhsal bir sapmaya neden olmuştu. Ama kültürel kimlik her şeyden önce bir gelenek halkasıyla bir önceki ve bir sonrakiyle kurulacak bağla mümkün olabilirdi. ben kökleri mazide olan atiyim söylemi hamasetten ibaret kaldı.

41 Kimliksiz olmak ne üreteceğini bilememek gibi bir girdaba sebep oldu. Yeni olsun da ne olursa olsun, eskiye karşı olsun da ne olursa olsun gibi bir saplantıya düşüldü. Bu saplantının üç vahim neticesi çıktı ortaya. Birincisi; yenilik adına ortaya konan her garabet, her tuhaflık, her saçmalık sanat böyle bir şey zannedilmesi ve bunların kendine alan bulmasıydı. İkincisi; sanatın tıpkı bilim gibi sınıflaşmaya araç olmasıydı. Toplum kendine mahsus bir refleks göstererek bu bapta önüne konan hiçbir şeyi yemedi. Bayburt, Bayburt olalı böyle zulüm görmedi diyerek arkasını döndü. Üçüncüsü; her şeyi metalaştıran, satılan ve satın alınan bir düzeneğe çeviren sistem kendine baskı kurarak toplumun hoşuna gidecek, onun beğenisini okşayacak ve dolayısıyla satın almasını sağlayacak şeyler üretmeye başladı. Bu da yozlaşmayı, çürümeyi, basitleşmeyi doğurdu. Bu son netice adeta yılanla kertenkelenin zehir alışverişi gibi biri diğerini besleyerek büyümek gibi daha vahim bir sonuç doğurdu. Neden bu çapaçulluğu yapıyorsunuz sorusuna halk böyle istiyor cevabı geldi. Halk neden bunu istiyor sorusunun cevabı ise ona sadece bu verildiği için idi. 40 Kimlik bunalımı kişilik bozulmasına yol açtı. Kimlik bunalımını doğuran asıl sebep baskı bu kişilik bozulmasının da sebebiydi. Özgüveni eksik, birey olmanın bilincine erememiş, emek harcamak yerine fırsatları değerlendirmeyi marifet zanneden, kendi başına var olamayacağının farkında olduğu için hep kendini bir yerlere, guruplara, oluşumlara bağlayarak var olmaya çalışan bir karakter yapısı çıktı ortaya. İşte asıl üretme probleminin kaynağı burasıydı. Sanat kültür ve bilim için olmazsa olmaz şart özgüvendi, kendi olabilmeyi

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

TÜRKİYE OKUMA KÜLTÜRÜ HARİTASI

TÜRKİYE OKUMA KÜLTÜRÜ HARİTASI TÜRKİYE OKUMA KÜLTÜRÜ HARİTASI Amaç Örneklem Vatandaşlarımızın okuma alışkanlıklarını ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma, alan araştırması yapılarak toplanan verilerin ileri analiz teknikleri kullanılarak

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 57. Alay " Dedeciğim Ben Geldim" Milli Bilinç Kampına katılıyoruz. Kampa sadece erkek izci ve liderlerimiz (Tam Üniformalı)

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

KIRMIZI KANATLI KARTAL

KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 1. basım Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

ABİDİN DİNO 1913-1993

ABİDİN DİNO 1913-1993 ABİDİN DİNO 1913-1993 Abidin Dino 23 Mart 1913,İstanbul`da doğdu. Ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. 1933 yılında

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS

PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUKŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTEN 23-27 MAYIS 2016 BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK *Pencereden baktığımızda gördüğümüz olaylar hakkında konuştuk. *İçeri-Dışarı kavramını öğrendik. *Taze-Bayat

Detaylı

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ

29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM CUMHURİYET BAYAMI ŞİİRLERİ 29 EKİM YAŞASIN CUMHURİYET Cumhuriyet Bayramı Geldi bize ne mutlu! Bayraklarla donattık, Güzel okulumuzu. Sokaklarda, evlerde, Al bayrak dalgalanır. Onun o al rengini,

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

TANITIM: Psikolojik romandır. Yazarın hasatalığına bağlı kişi ve olayların anlatılmasıdır. Otobiyografik eserdir.

TANITIM: Psikolojik romandır. Yazarın hasatalığına bağlı kişi ve olayların anlatılmasıdır. Otobiyografik eserdir. TANITIM: Psikolojik romandır. Yazarın hasatalığına bağlı kişi ve olayların anlatılmasıdır. Otobiyografik eserdir. ÖZET : On beş yaşlarında, yıllardan beri dizinden rahatsız olan roman kahramanı çocuk,

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan İkinci Kısım: Sosyal İnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Yanlılık BU HAFTA Sosyal Etki Tartışma Issız bir adada

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Yakup Şakir Ali MEKTEP VE MİLLİ DİL. Parlaq fikir, teren aqıl qazanılır mektepte, Bundan maxrum qalan adam aqir olur elbette.

Yakup Şakir Ali MEKTEP VE MİLLİ DİL. Parlaq fikir, teren aqıl qazanılır mektepte, Bundan maxrum qalan adam aqir olur elbette. Yakup Şakir Ali (Bahçesaray, 1890-1930) Yakup Şakir Ali 1890 yılında Bahçesaray'da doğdu. Babası esnaf olan şâir, bahçesaray'daki orta okulu bitirdikten sonra, 1905 yılında "Tercüman" gazetesinin matbaasında

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13 NİSAN PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 13-17 NİSAN 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU PROF.DR. ALAYBEY KAROĞLU TÜRKİYE DE BİR İLK E İMZA ATTI! Alaybey Karoğlu, Adnan Turani ile 1. ALAYBEY KAROĞLU KİŞİSEL RESİM SERGİSİ Trabzon İli Çaykara İlçesi doğumlu Prof. Dr. Alaybey Karoğlu,( Gazi Üniversitesi

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı