BigBang ALI BUDAK. Ali Budak Edebiyat ve Hayat

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BigBang ALI BUDAK. Ali Budak Edebiyat ve Hayat"

Transkript

1

2 Ali Budak Edebiyat ve Hayat ALI BUDAK BigBang Yayınları: Baskı: Eylül Baskı: Şubat 2005 (Kitabevi Yayınları) ISBN 13: Genel Yayın Yönetmeni: Ali Kürşad Çifçi Yayına Hazırlayan: Selçuk Durgut Kapak Tasarımı: Muhsin Doğan Sayfa Tasarımı: BigBang Yayınları Baskı: Tarcan Matbaası Adres: Zübeyde Hanım Mah. Samyeli Sok. No: 15, İskitler, Ankara Telefon: (312) Faks: (312) Sertifika No: BigBang yayınları Adres: Ziya Gökalp Cad. Metro İş Hanı No:24/82, Kızılay, Ankara Telefon/Faks: (312) Web: Sertifika No: Temmuz 1959 da Kütahya nın Gediz ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Gediz de, orta ve lise öğrenimini Uşak ta tamamladı, 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olduktan sonra uzun bir süre gazetecilik yaptı. Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı ve Yazı İşleri Müdürlüğü, Show TV de Haber Müdürlüğü, Star TV de Yurt Haberleri Müdürlüğü ve NTV de Yurt Haberleri Editörlüğü görevlerinde bulundu. Batılılaşma Sürecinde Çok Yönlü Bir Osmanlı Aydını: Münif Paşa adlı çalışmasıyla 2002 yılında doktor, Batılılaşma ve Türk Edebiyatı Lale Devri nden Tanzimat a Yenileşme adlı incelemesiyle 2010 yılında doçent oldu. Bu kitabıyla ayrıca, Türkiye Bilimler Akademisi nin (TÜBA) 2009 Yılı Üniversite Ders Kitapları Kayda Değer Telif Eser ödülünü ve Edebiyat Sanat Kültür Araştırmaları Derneği nin (ESKADER) 2008 Yılı İnceleme ödülünü kazandı. Batıdan İlk Çeviri: Muhaverât-ı Hikemiyye, Osmanlı nın İlk Bilim Dergisi: Mecmûa-i Fünûn, İlk Sefiller Tercümesi: Mağdûrîn Hikâyesi, Ziya Paşa nın İroni ve Parodi Şaheseri Zafernâme adlı kitaplarıyla XIX. yüzyıl Osmanlı kültür ve edebiyatına yönelik araştırma ve incelemelerini sürdürdü. Akademik makalelerini Osmanlı Modernleşmesi Gazetecilik ve Edebiyat adıyla kitaplaştıran Budak ın üç de şiir kitabı yayımlandı: Ömrümüz İki Geceli Yürüyüş (1991), Büyürken Boşlukta Zaman (1999), Rüyâ-Kâr (2011) Edebiyat ve Hayat, Budak ın Tercüman gazetesinde ve çeşitli dergilerde yayımlanmış kültür ve sanat üzerine yazılarıyla denemeleri ve akademik makalelerinden oluşuyor. Ali Budak, akademik hayatını hâlen Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı unvanıyla devam ettirmektedir.

3 İÇINDEKILER ÖNSÖZ 13 İKINCI BASKI İÇIN ÖNSÖZ 15 BIRINCI BÖLÜM ŞIIR Kırk Odalı Konağın Eşiğinde...17 XVI. Yüzyıldan Sıradışı Bir Şair Portresi: Gedizli Hasbî...21 Şeyh Galib ve Türkçenin Işıklı Yolu...37 Edebiyatımızın En Büyük Âşığı...41 Karanlıkta Yıldız Gibi...44 Mehmed Akif e Dair...47 Yahya Kemal ve Yeni Doğu Ülküsü...54 Yahya Kemal in Şiirimize Getirdiği Yenilik...57 Tanpınar Üzerine...61 Boşluğu Ense Kökünde Gezdiren Adam...64 Yeniliğin Gücü...68 Gölgede Kalanlar...72 Şairlerin En Garibini Anarken...75 Şiirimizin Mağrur Köylüsü...79 Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca...83 Aç mısın Kardeşim, Gel Olanı Bölüşelim...86 Yaşamak Bir Vazife Olmasaydı...90

4 Hisar ın Uzun Vuran Gölgesi...95 Gençosmanoğlu nun Ardından...99 Güzelliğin Büyüsü, Dilaver Cebeci ve Şiir -I Güzelliğin Büyüsü, Dilaver Cebeci ve Şiir -II Sefa Kaplan la Karanfil Yolculuğu Şairler Kışı Sevmezler mi? Şiir ve Bilgi Şiiri de Öldürürsek Geriye Neyimiz Kalır? İKINCI BÖLÜM ROMAN Türk Toplumuna Roman Okumayı Öğreten Adam! Ömer Seyfettin ve Halka Ulaşmak Modern Roman ve Peyami Safa Yaşar Kemal ve Türkçenin Evrenselliği Üzerine Tarık Buğra Üç Aliler Divanı Her Roman Bir Dünyadır Türk Romanı ve Aydınımız Üzerine Gülcemal den Tuhaf Bir Yol Hikâyesi Yahut Bir Huzursuzun Seyr Ü Sülûku: Al-Qalandar ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SANAT VE İNSAN İnsan Sanatsız Olabilir mi? Sanat ve Orijinalite Sanat Güzeli Arar Peki, Güzel Kim İçin? Objektiflik: Bakar Körlük Estetik, Mantığın Küçük Kız Kardeşi Duyular mı Önemli Duygular mı? Eleştirisiz Edebiyat, Sağır Toplum Dil İnsanın Evidir Ufukları Aşmak İçimizdeki Sonsuzluk Özlemi Ezelden Ebede Bir An: Zaman Çok Zaman Hüzün Pınarıdır Akşamlar Mutluluk Yanı Başımızda Yaprakla Gelen Rüyalar İkinci Bir Hayat mı? Zaman, Marcel Proust ve Hatıralar DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İSTANBUL Şairlerin İstanbul u -I Şairlerin İstanbul u -II Şairlerin İstanbul u -III Şairlerin İstanbul u -IV Bir Galata Köprüsü Vardı Bu Şehr-i Sıtanbul ki, Sahipsizdir Dolmabahçe nin Sırtındaki Kambur İstanbul u Sevmek Azaptır Şimdi BEŞINCI BÖLÜM YANKILAR, ÇAĞRIŞIMLAR Millî Devlete Giden Yolda Türk Ocakları Gökalp ve Türkçülüğün Üçüncü Safhası...313

5 Durum - Yorum - Hareket II. Meşrutiyet ten II. Cumhuriyet e Gazeteciler Bayramı ve Bir Sansür Hikâyesi Münif Paşa ve Kütüphaneciliğimiz Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra Ahmet Yesevî nin Yaktığı Ateş Türk Dil Birliği ve Ali Şîr Nevâî Örneği Genceli Nizamî Yılı Mayıs 44 ten Mayıs 92 ye Atsız ı Anarken Kaybolan Şehir de Mehmet Kaplan ın Ardından Mehmet Çavuşoğlu nun Ardından Günler Gelip Geçmekteler Kuşlar Gibi Uçmaktalar Batı ya Aydın Göçü Yahut Kültür Erozyonu Değişen Dünya ve Türkiye -I Değişen Dünya ve Türkiye -II Türk Dünyası Yazarlar Birliği XXI. Yüzyıla İnsan Yetiştirmek Türkçeyi Kim Kurtaracak? Ramazan Kültürü Dilde, Fikirde, İşte Birlik DIZIN 439 ALTINCI BÖLÜM ZAMANA TANIKLIKLAR Sömürge miyiz Allah Aşkına! Günübirlik Hayat ve Geri Kalmışlık Avrupalı Bizi Anlamıyor, Öyleyse Gelin, Atalım Şu Kompleksi Üstümüzden Şiir ve Ekran Barış Manço ve Yeni Aydın Tipi Yeni Bir Çağın Eşiğinde Gazeteler Bilgi Toplumu ve Türkiye Gerçeği Değişim ve Kültür Komünizmin Çöküşü ve Sanatın Evrenselliği Büyük Rüyaların Eşiğinde...406

6 ÖNSÖZ Edebiyat ve Hayat, büyük ölçüde, yıllarında Tercüman gazetesinde Gündem Dışı başlığıyla haftada bir yayımlanmış köşe yazılarından oluşuyor. Kitap, yazıların nitelikleri dikkate alınarak altı bölüm hâlinde düzenlendi. Birinci bölümde şiir ve şair, ikinci bölümde roman ve romancı, üçüncü bölümde genel olarak sanat eksenli yazılar bir araya getirildi. Dördüncü bölüm İstanbul la ilgili yazılardan meydana geliyor. Dünü bugüne bağlayan kültür köprülerimize dair yazılar, Yankılar-Çağrışımlar adı altında beşinci bölümde toplandı. Hâlihazırı yorumlarken, geleceğe yönelik projeksiyonları da içeren değerlendirmeler ise, altıncı bölümü oluşturdu. Toplumsal hayatın zaman içinde evrilmesinde on beş-yirmi, hatta elli-yüz senenin fazla bir önemi bulunmamaktadır. Özellikle köklü değişim ve dönüşümler söz konusu olduğunda. Türkiye, kökleri XVIII. yüzyıl başlarına kadar uzanan böyle çetin bir süreci yaşamaktadır: Batılılaşmayı... Hemen her alanda bir harmanlanmayı da zorunlu ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 13

7 14 BUDAK EDEBIYAT VE HAYAT kılan bu süreç, tabiidir ki son derece sancılı ve meşakkatli seyretmekte ve herkesi, her kesimi etkilemektedir. İKINCI BASKI İÇIN ÖNSÖZ Bu açıdan bakıldığında, Edebiyat ve Hayat taki yazıların, toplumumuzun XX. yüzyıl sonlarındaki ruh hâlini yansıttıkları söylenebilir. Esasen tek tek toplanarak yayımlanışlarının gerekçesi bu düşüncedir. Gündem Dışı köşe yazıları, yıllar önce yayımlandıkları şekilde kitaba taşınmıştır. Haliyle birer gazete yazısı metodu ve üslubundadırlar. Onlara bu gözle, bazı samimi duygu ve düşüncelerin kültür-sanat okuyucularıyla paylaşılmaları olarak bakmanın, bir hoşgörüyü de beraberinde getireceğini umuyorum. Sanat insanlar için, yaşantıları güzelleştirmek ve zenginleştirmek içindir. Ömürler sanatla yeni anlamlar kazanır, taçlanırlar. Bu durumda sanatla gündelik hayat arasında sıkı ve karşılıklı bir ilişki kurulması kaçınılmazdır. Edebiyat da sanatın en derin, en özel ve en yaygın dallarından biri olarak hayatın aynasıdır. Başka bir söyleyişle edebiyat, hayattır. Yazıların toplanması, düzenlenmesi ve derlenmesinde eşim Emel Budak la oğullarım Emre ve Alperen in; kitaplaşmasında ise, kardeşim Mesut Budak ın, Kitabevi nin sahibi Mehmet Varış ın büyük destek ve yardımları oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. 1 Temmuz 2004 Yeditepe Üniversitesi / İstanbul Edebiyat ve Hayat, ikinci baskısında, birincisinden biraz daha zengin bir içerikle elinize ulaşıyor. İlave edilen yazılar, yine, hem dünden bugüne hem de bugünden yarına köprüler kurmaya çalışıyorlar. Bir yandan da dönemlerine tanıklık ediyorlar. Bunlardan üçü hayli kapsamlı akademik nitelikli makaleler... Dolayısıyla diğerlerinden biraz farklılaşıyorlar. Bu makalelerin birinde XVI. yüzyılda sıra dışı bir şair portresi çizen Gedizli Hasbî ve şiiri üzerinde duruluyor, ikincisinde Gülcemal in son romanı al-qalandar değişik boyutlarıyla ayrıntılı biçimde inceleniyor, üçüncüsünde Münif Paşa nın kütüphaneciliğimize katkıları anlatılıyor. Edebiyat ve Hayat ın yeni baskıya hazırlanmasında Naci Akıncı nın, kitaplaşmasında Prof. Dr. Hüsamettin İnaç ile Prof. Dr. Oğuz Cebeci nin büyük katkıları oldu. Üçüne de ayrı ayrı teşekkürler ediyorum. Her zaman olduğu gibi, eşim Emel Budak ile çocuklarımız Emre, Alperen ve Ayşegül, gönülden destekleriyle yine yanı başımdaydılar. Ben de onlara en kalbi sevgilerimi sunuyorum. Mart 2014 Yeditepe Üniversitesi / İstanbul ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 15

8 KIRK ODALI KONAĞIN EŞIĞINDE Birinci Bölüm Şiir Eski şiirin tadı gittikçe beni daha fazla sarıyor. O kadar ki divanlardan ayrı geçirdiğim zamana acıyacağım geliyor. Tanpınar ın bu cümleleri bize ilk anda mübalağalı gelebilir. Çünkü bugün çok farklı bir yerdeyiz. Çoğumuz eski şiir bir yana, yeni şiirin bile farkında değiliz. Türkiye de şiir adına ortaya konulanların şarkı sözlerinden ibaret olduğu nu zannedenlerin sayısı, sanırım ekseriyeti teşkil eder. Bu kadar sahnenin dışındayız. İçeride ne olup bittiğini bilmemize imkân var mı? Yüzeysel olarak dahi şiiri tanımazken belli bir birikim isteyen, dikkat, sabır, hatta olgunluk gerektiren Divan şiirini nasıl anlayıp tat alacağız? Eski şiirimiz, kırk odalı masal konağı gibidir. Her odaya girmek için ayrı bir anahtara ihtiyacınız vardır. Dışarıdan baktığınızda yıpranmış bir yapıdan başka bir şey olmayan konak, içeri girip oda kapılarını açmaya başladığınızda büyülü ve eşsiz güzellikler sunar size. Yeter ki içeri girebilin. Elinizde sihirli kapıları açacak anahtarları bulundurabilin. Bunu yapmadan eski şiirden tat almanın ve onu anlayıp değerlendirmenin imkânı yoktur. Kaldı ki günümüz şiiri ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 17

9 18 Birinci Bölüm: Şiir Kırk Odalı Konağın Eşiğinde 19 için de bu böyledir. Şiir, kelimelerin özel bir biçimde kullanılmasıdır çünkü. Günlük hayatta kullandığımız alelade kelimelerle yepyeni ve bambaşka dünyalar kurmaktır. Kelimelerin kanat takıp uçmalarıdır. Özel anlamlar kazanmaları, şair ile okuyucu arasında kurulan duygu bağının özel şifreleri hâline gelmeleridir. Dilerseniz -her ne kadar bütün anahtarlarına sahip değilsek de- bu büyülü konağa girmeye ve bazı odalarını açmaya çalışalım. Önceliği de, söyleyişleri bugüne oldukça yakın olan şairlerin bulunduğu odalara verelim. XIV. yüzyılda yaşamış ve şiirlerindeki bazı fikirleri yüzünden idam edilmiş şairimiz Nesîmî, sevgilisine (elde edilmesi gereken anahtarlardan biri budur. Sevgili, bugünkü anlamıyla sınırlı değildir. Özlenen ve istenendir. Bu bazen Allah tır, bazen peygamber, bazen yâr ) şöyle seslenir: Gel gel berû ki savm u salâtın kazâsı var Sensiz geçen zamân-ı hayâtın kazâsı yok Nesîmî den bir yüzyıl sonra yaşamış Ahmed Paşa; Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın Gele beri nicesin hoş musun safâca mısın diye hatırını sorduğu yârine, bir başka beytinde şöyle sitem ediyor: Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden Bir nâz ile bin gönlüm alan yandım elinden Yine XV. yüzyılda yaşamış şairlerimizden Necâtî de bu konuda epeyce dertlidir. O da güzellerden az çekmemiştir. Bir beytinde kendisini şöyle teselli etmektedir: Ey Necâtî yürü sabreyle elinden ne gelir Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler Bütün zamanların en büyüğü, şiirimizin altın tacı Fuzûlî de elbette gönlü yanıklardandır ve belki ilk sıradadır. Acı, başka hiçbir şairimizde ondaki kadar derin değildir. Istırabı, onun kadar kuvvetli bir şekilde duymamış ve duyuramamışlardır. Fuzûlî taşıdığı dert yükünün ağırlığı altında Allah a kimsenin kendisi gibi olmaması için yalvarıyor: Benim tek hîç kim zâr ü perişan olmasın ya Râb Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicran olmasın ya Râb Büyük çile adamı, göğsünde delice çarpan yüreğinin sesini duymayan, üstüne üstlük acı çektirmeye devam eden sevgilisinden de şöyle yakınıyor: Beni cândan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan muradım şem i yanmaz mı Peki bu âleme, insanlara ne olmaktadır? Hadi sevgili vefasız, onların kayıtsızlığının sebebi nedir? Terk edilmişliğin böylesi görülmüş müdür? Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı O Fuzûlî ki, sevdiği için kendisini heba etmiştir: Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandır Cân içre seni sakladığım ânın içindir Ve o büyük yalnızlığının ve derin hüznünün her an farkında olmuştur. Ama bundan kurtuluşun yolunu bulamamıştır. Çevresini olumsuz etkilediğini de hep bilip durmuştur:

10 20 Birinci Bölüm: Şiir Eksik olmaz gamımız bunca ki bizden gam alıp Her gelen gamlı gider şâd gelip yanımıza Nihayet, Fuzûlî de güzellerin vefasızlığı konusunda kendinden önceki ve sonraki âşıklarla aynı fikirdedir. Aksini söyleyen kendisi de olsa inanılmamasını istemiştir: XVI. YÜZYILDAN SIRADIŞI BIR ŞAIR PORTRESI: GEDIZLI HASBÎ * Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır Çağdaşı Yahya Bey ise Fuzûlî ye hiç benzememektedir. İlahî aşk ateşiyle tutuşan, ıstıraplar içinde kavrulan Fuzûlî, Allah a kimseyi kendisi gibi yakmaması için yalvarırken, Yahya Bey Ben yandım, herkes yansın düşüncesindedir: Dâr-ı cihân deli gönlüm gibi vîrân olsa Ne cihân olsa ne cân olsa ne hicrân olsa Bâki orta bir yol tutturmuştur. Mütemadiyen dönen çarkın düzenini anlayamamıştır. Ne doğru, ne yanlış kolay değildir öyle bir nefeste söyleyebilmek. Herkes bir yana doğru çekmektedir ki, sırrını anlayabilene aşk olsun: Cân lâl in eyler arzu yâr içmek ister kânımı Ya Râb ne vâdîdir bu kim cân teşne cânân teşnedir Şairimiz zamanla bir tek şeyin bilincine varır; hayat güzeldir, hoştur ama o kadar rağbete de değmez. Dünyadan da vazgeçilebilir: Bâkî gider endîşe-i dünyayı gönülden Değmez bu kadar rağbete bu menzil-i fânî ÖZET Kütahya, Anadolu Türklüğünün önemli kültür merkezlerinden biri olagelmiştir. XIV. yüzyılda Ahmedî, XV. yüzyılda Şeyhî buradan yetişmiştir. Adları Divan Edebiyatı nın kurucuları arasında yer alan bu büyük şairlerin açtığı yolu, zaman içerisinde daha da genişletmiş isimlerden birisi de Gedizli Hasbî dir. Ne var ki, XVI. yüzyılın hayli renkli bir şairi olan Hasbî, ışıltısını uzun süre devam ettirememiştir. Zira Gediz den İstanbul a uzanan ve çalkantılı bir seyir izleyen özel hayatı, şiirinin üzerine bir gölge gibi düşmüş ve karşımıza sıra dışı bir şair portresi çıkarmıştır. GIRIŞ XVI. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu nun gücünün zirvesine ulaştığı çağdır. Hemen her yönde gerçekleşen yeni fetihlerle sınırlar alabildiğine genişlemiş, siyasal nüfuz ve tesir de aynı oranda derinleşmiştir. Osmanlı Devleti artık Avrupa genel siyasetinin en önemli belirleyicilerinden biridir. Tercüman, 18 Kasım 1992 * Ali Budak, xvı. Yüzyıldan Sıradışı Bir Şair Portresi: Gedizli Hasbî, Turkish Studies, Volume 4/2 Winter ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 21

11 22 Birinci Bölüm: Şiir Gedizli Hasbî 23 Ülkenin refah seviyesi yükselir, toplum hızla değişir ve dönüşürken, kültürel alanda da parıltılı bir dönem başlamıştır. Özellikle edebiyat hiç olmadığı kadar geniş bir yaygınlık kazanmıştır. Anadolu ve Rumeli nde birçok kültür merkezleri oluşmuş; başarılı şairler, müellifler, mütercimler elinde Türkçe, İmparatorluğun büyüklüğüne yakışır bir bilim ve sanat dili hüviyetini kazanmıştır. Edebiyatta İran ve Arap etkisi önemli ölçüde kırılmış; Zâtî ler, Hayâlî ler, Fuzûlî ler, Yahya Bey ler, Bâkî ler, Nev î lerle Türk şiiri kendi gerçek sesini ve rengini bulmuştur. BIR KÜLTÜR OCAĞI OLARAK KÜTAHYA SANCAĞI Edebî hayat özellikle devletin, Bağdat, Diyarbakır, Konya, Kastamonu, Bursa, Edirne, Vardar Yenicesi, Üsküp gibi eski kültür merkezlerinde, Manisa, Kütahya, Karaman, Amasya, Trabzon gibi sancaklarında büyük bir açılım ve gelişim göstermiştir. Şehzadeler olsun, valiler olsun çevrelerinde şairlerden ve sanatkârlardan canlı haleler oluşturmuşlardır. Kütahya, gerek beylikler ve gerekse Osmanlılar zamanında hep idari merkez konumundadır. Özellikle, 1451 yılından itibaren Anadolu Beylerbeyliği nin (Eyaletinin) merkezi olarak, İmparatorluğun önde gelen bilim, sanat ve kültür ocaklarından birisi durumuna gelmiştir. XIV. yüzyılda Ahmedî, XV. yüzyılda Şeyhî ve Ahmed-i Dâî gibi büyük şairler ve daha niceleri, Germiyan beyleriyle sancakta valilik yapan, aralarında geleceğin sadrazamlarının da bulunduğu tanınmış devlet adamlarının himayelerinde, buradan yetişmişlerdir. * Kütahya da ilk tahsil ve terbiyele- * Kütahya tarihi ve kültürü hakkında ayrıntılı bilgi için bkz; M. Çetin Varlık, Germiyanoğulları Tarihi, Ankara Ayrıca, münhasıran Kütahyalı şairler için rini aldıktan sonra payitahta uzanmış iki kıymetli hekim olan Ahmedî ve Şeyhî ki, Anadolu da Divan Edebiyatı nın kurucuları arasında sayılmaktadırlar. Elbette İstanbul, nihayetinde bütün gözlerin üzerine çevrildiği şehirdir. İmparatorluğun merkezi, ilginin, bilginin, görgünün değer gördüğü, marifetin hak ettiği iltifatı bulduğu yerdir. Sarayın yanı sıra vezirlerin ve büyük devlet adamlarının konakları, şairlerin buluşma alanlarıdır. Ayrıca, Zatî, Karamanlı Subûtî, Rahikî gibi küçük ticaretle veya remilcilikle meşgul şairlerin dükkânları, Bahşî nin Beşiktaş taki bahçesi, Galata nın meşhur meyhaneleri, Sütlüce de Caferâbâd tekkesi gibi mekânlar, Karabalizâde gibi bazı zengin ve nüfuzlu kişilerin, Katibî, Nigârî, Zeyrekî gibi zengin şairlerin konakları ve evleri de ilk akla gelen toplanma yerleridir. Kahvenin yayılması ve kahvehanelerin çoğalmasıyla Tahtakale de devrin başlıca edebiyat çevreleri arasına girmiştir. Memleketin her tarafından gelen şairlerle her türden sanat erbabı buralarda buluşmaktadırlar. Aralarında kimler yoktur ki; ilmiye mesleğine mensup olanlar, devlet memurları, tımar sahipleri, gemi kaptanları, zenginler, küçük ticaretle uğraşanlar, işsizler, serseriler, serseri dervişler... Kimisi vezirlere, emirlere, zenginlere kasideler veya tarih manzumeleri sunarak caize almaya, kimisi mevki makam sahibi olmaya, kimisi de gerçekten kendini, ilmini, sanatını göstermeye çalışmaktadırlar. * bkz; İrfan Aybay, Kütahyalı Divan Şairleri, Yedi İklim, Aylık Sanat-Kültür -Edebiyat dergisi, Cilt: 10, Sayı: 68, Kasım 1995, s * xvı. yüzyıl edebiyatına genel bir bakış için bkz; M. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınevi, İstanbul 1981, s

12 TÜRK TOPLUMUNA ROMAN OKUMAYI ÖĞRETEN ADAM! İkinci Bölüm Roman Okuyucunun bulunmadığı bir toplumda, yüksek seviyeli sanat eserleri meydana getirmek mi, yoksa önce bir taban oluşturulmalı düşüncesiyle, gayet sade ve basit bir şeyler karalamak mı? Ahmet Mithat Efendi 1870 li yıllarda ikinci şıkkı tercih etmişti. Tanzimat Fermanı nın Gülhane Parkı nda okunduğu tarihin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmiş, İmparatorluk hızlı bir kabuk yenileme dönemine girmişti. Rüzgârlar artık Batı dan esiyor ve bir büyücü soluğu gibi dokunduğu her şeyi değiştiriyordu. Geleneksel değerler yerlerini bir bir Avrupai özentilere bırakıyorlardı. Halk bilinçli-bilinçsiz eskiyi rafa kaldırırken, farklı bir yaşama biçiminin de sahibi oluyordu. Bu değişim elbette büyük bocalamalara sebep oluyordu. Alışkanlıklardan vazgeçmek; giyim kuşamdan, yenilip içilene kadar pek çok alanda Batılı tavırlar takınmak hiç de kolay değildi. Uçmayı isterken yürümeyi unutma tehlikesi vardı ki, bu tehlike, özellikle yüksek tabakadakiler olmak üzere ahalinin önemli bir bölümünün başına gelmişti. Beri tarafta bir büyük kesim de değişim rüzgârlarına karşı yelken açmış, ısrarla direnmeye çalışıyordu. Ahmet Mithat Efendi, iki cami arasında kalmış bî-na- ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 137

13 138 İkinci Bölüm: Roman Türk Toplumuna Roman Okumayı Öğreten Adam! 139 maz örneği bu toplumun öğretmenliğine soyunmuştu. Kendisi de halktan biriydi. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, Mısır Çarşısı nda bir aktarın yanında çırak olarak hayata atılmıştı. Sonra ağabeyinin yardımıyla iyi-kötü tahsilini tamamlamış ve memuriyete geçebilmişti. Gazeteciliğe başlayışı ve yazarlığı da, bir ara himayesine girdiği Midhat Paşa sayesinde olmuştu. Ama, o bütün imkânsızlıklara rağmen, hayat yolunu aydınlık tutmayı bilmişti. Müthiş bir öğrenme açlığı içerisindeydi, her şeyi merak ediyor, her şeye ilgi duyuyordu. Fransızcayı da ilk memuriyeti sırasında kendi çabasıyla öğrenmişti. Bilahare Tahtakale de tuttuğu bir evde küçük bir matbaa kurması ve kendi kitaplarını basması, gazeteler çıkarması, bu arada çeşitli periyodiklerde yazılar yazması, onun çalışkan ve üretkenlikten başka bir özelliğinin daha olduğunu ortaya koyuyordu: Öğretmek... Evet o, Tanpınar ın dediği gibi, öğrenmek ve öğrendiklerini başkalarına öğretmek için doğanlardandı. Ahmet Mithat, bütün tür ve konularda telif, tercüme 200 civarında eser yazmış, basın hayatımızın köşe taşlarından Tercüman-ı Hakikat gazetesini uzun yıllar çıkarmıştır. Mithat Efendiye göre aydının ilk yapması gereken şey halkı bilgilendirmekti. O, birtakım siyasi düşüncelere sahip olmasına rağmen, mesela Genç Osmanlılar gibi sıkıntıların tek çaresinin rejimi değiştirmek olduğuna inanmıyordu. Eğitim ve kültür açısından belli bir seviyeye gelmemiş toplumlarda rejim meselesinin ön plana çıkarılmasının zararlı olacağını düşünüyordu. Önce eğitilmeliydi halk, Batılı değerlerle uzlaştırılmalıydı. Amaç bu olunca, Ahmet Mithat Efendi nin eserlerine söz söylemek mümkün değildir. Sanat değeri taşımıyor olmalarının da -gerçi bu da ciddi bir şekilde tartışılabilir- hiçbir önemi yoktur. Çünkü seviyesi düşük olan halkı bilgilendirmek için, hemen hemen aynı seviyedeki bir yazar tarafından kaleme alınmışlardır. Yazar, bir zamanlar aktar çıraklığı yaptığı Mısır Çarşısı esnafıyla bir kahvede sohbet eder gibi yazmıştır ve asla ne sanat ne de üslup endişesi taşımamıştır. Gerçekten, bir Hâce-i Evvel, yani ilkokul öğretmeni havasında olan Ahmet Mithat Efendi nin romanları, zaman zaman bir ansiklopediden farksızdır. Diyelim ki, roman kahramanı yeri gelmiş bir dolabın kapısını açmış, bu sırada gözüne bir peynir parçası ilişmiştir. Bundan sonra peynir çeşitleri üzerine bir sohbet başlayabilir, bunu peynirleriyle meşhur Edirne de geçen bir olayın hikâyesi ve bu münasebetle Rumeli nin iklimi hakkında geniş bir etüt izleyebilir. Sonra Şarköy üzümleri ve şaraplarının nefaseti, Marmara da yetişen balıklar, denizcilik ve problemleri, değişen hayat şekilleri üzerine görüşler, yığınla fıkrayla zenginleştirilerek anlatılabilir. Ve romanın hikâyesiyle hiç ilgisi olmayan bütün bu malumatlar sayfa sürebilir. Bugün bize ne kadar tuhaf görünürse görünsün, o gün büyük bir boşluğu doldurmuştur bu eserler. Bütün eksik ve kusurlarına karşılık edebiyatımızda roman türünün sağlam bir yer edinmesini sağlamışlardır. Ve Ahmet Mithat Efendi, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi ne, Türk cemiyetine roman okumayı öğreten, ilk matbaasını açmakla Babıali yi kuran ve halkın malı yapan adam olarak geçmiştir: Onun kitaplarıyla çalışan insanın hayatına dinlenme saati girdi. Okumaya ayrılan saat. İşte cemiyetimize getirdiği şey. Ve onunla küçük insanların hayatı değişti. Küçük ahşap evlerde lamba başındaki saatler başka bir mana ve hüviyet

14 140 İkinci Bölüm: Roman kazandılar. Bütün bir aile okuma bilenin etrafında toplandı ve okunanı münakaşaya başladı. Ahmet Mithat Efendi roman, gazete makalesi, hikâye, halka indirilmiş eserleriyle daima bir nevi ailesi saydığı okuyucu kitlesini bir dev gibi besledi. * Ölümünün 80. yıl dönümünde bu üretken, çalışkan ve öğretici kalemimizi saygı ve rahmetle anıyoruz. Ona gerçekten çok şey borçluyuz. Tercüman, 30 Aralık 1992 * Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, 4. baskı, İst 1976, s ÖMER SEYFETTIN VE HALKA ULAŞMAK Türk hikâyeciliğinin önder ismi Ömer Seyfettin in bugün hâlâ zevkle okuduğumuz onca eseri, topu topu üç-dört senede yazmış olduğunu düşününce erken ölümüne yanmamak, edebiyatımız adına üzüntü duymamak elde mi? Henüz 36 yaşında, en verimli döneminde değil de daha sonra, diyelim ki 66 yaşında ecele yenilmiş olsaydı, kim bilir başka neler bırakacaktı geriye? Ve hiç şüphesiz, biz onları da çok büyük hazlarla okuyacaktık. Çünkü ölümsüzlüğün sırrını bulmuştu Ömer Seyfettin: Halkın diliyle, halka seslenen eserler vermek... Arı, süssüz, dolambaçsız. Askerlikten birden bire edebiyata geçişi, bu önemli keşfin coşkusu ve zorlamasıyla gerçekleşmiş olmalıydı. Ne söyleyeceğini ve nasıl karşılık alacağını apaçık sezmişti mutlaka. Rumeli nde Yakorit Hudut Bölüğünde genç bir piyade teğmenidir. Azgın Bulgar çetelerini yola getirmekle görevlendirilmiştir. Dağlarda eşkıya kovalarken her an kuvvetle hissettiği, Balkan topraklarında İmparatorluğun artık can çekişmekte olduğudur. Başta Bulgarlar olmak üzere diğer etnik gruplar kendi millî kimliklerini kazanmak kavgasındadırlar. Ve asırlarca gölgelerinde yaşadıkları Türklere ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 141

15 142 İkinci Bölüm: Roman Ömer Seyfettin ve Halka Ulaşmak 143 amansızca düşmandırlar. Sanki bir öfke nöbeti geçirmektedirler, hırstan ve kinden öyle gözleri dönmüştür. Osmanlılık şemsiyesinin böylece yırtılmak istenmesi, eski sadık unsurların nankörlüğü ve için için kaynayan hâlleri genç teğmende yankısını çabuk bulur. Mademki büyü bozulmuştur, Türkler şimdiye kadar sürdürdükleri alttan alma, sarıp sarmalama alışkanlıklarından vazgeçip kendi başlarının çaresine bakmalıdırlar. Bu aşamada Türkçülük kaçınılmaz bir görevdir. Dağlarda haydut peşinde koşarken bunları kurar, millete de anlatmanın yollarını düşünür. Selanik teki dostu Ali Cânib e sık sık mektuplar yazmaktadır. Bunlardan birinde edebî bir dergi çıkarmayı ve halka çarşıda pazarda konuşulan sade dille hitap etmeyi teklif eder. Genç Kalemler bu mektuplaşmalardan doğar yılı sonlarında Genç Teğmen üniformasından sıyrılmış, dilde devrimi savunan bir ülkücü olarak yazı hayatına atılmıştır: Şimdi yeni bir hayata, bir intibak devresine giren Türklere yeni ve tabii bir lisan, kendi lisanları lazımdır. İşkodra dan Bağdat a kadar bu kıt ayı, bu Osmanlı memleketini işgal eden Turânî ailesi Türkler ancak kuvvetli ve ciddi bir terakki ile hâkimiyetlerini, varlıklarını koruyabilirler. Terakki ise ilmin, fennin, edebiyatın, bütün halka yayılmasına bağlıdır. Ve bunları yaymak için önce lazım olan millî ve umumî bir lisandır. Millî ve tabii bir lisan olmazsa ilim, fen ve edebiyat yine bugünkü gibi bilmece hâlinde kalacaktır. Ali Cânib le çıktıkları bu Yeni Lisan, Millî Devlet yoluna kısa süre sonra Ziya Gökalp de katılır. Bu sırada Ömer Seyfettin in korktuğu başına gelmiş, Balkanlar ayaklanmıştır. Tekrar orduya çağrılır ve Yanya Kuşatması sırasında Yunanlılara esir düşer. Bir yıl sonra serbest kalınca da İstanbul a yerleşir ve Kabataş Lisesi nde edebiyat öğretmenliğine başlar. Hayatında yeni bir sayfa açılmış, tadı damağında kalan yazarlığa tekrar dönmüştür. İmparatorluk da artık yolun sonuna gelmiştir. Balkan Savaşı nın hemen ardından Birinci Dünya Savaşı na girilmiş; Ömer Seyfettin, Ali Cânib ve Ziya Gökalp in Genç Kalemler dergisi ile Selanik ten estirdikleri milliyetçilik rüzgârı İstanbul da fırtınaya dönüşmüştür. Son gelişmeler Osmanlıcılık ı savunanların da İslamcılık ve Batıcılık ı teklif edenlerin de seslerini kısmıştır. Artık milliyetçilik ve millî edebiyat modadır. İstediği ortama kavuşan Ömer Seyfettin güzelim hikâyelerini 1917 yılından itibaren yayımlamağa başlar. Hikâyelerinde dilin sade ve yalın olması kadar konuların seçilişi ve işlenişi de dikkati çeker. Zira o edebiyatımızın, Servet-i Fünûncuların getirdiği; kuş, kelebek ve ağlayış dolu marazi havadan kurtarılması gerektiği düşüncesindedir. Öyle bir edebiyat yapılmalıdır ki, Türk milleti asırlık uykusundan uyansın, yeni işler başaracak güce ve canlılığa kavuşsun. Bunun için yalnız dilin sadeleştirilmesi elbette yeterli değildir. Konulara ve üsluba da önem verilmelidir. Bu yaklaşımı doğrultusunda hikâyelerinde tasvir ve tahlilden çok olaya yer vermiştir. Bu şekilde kolayca okunmak, toplumun belli bir kesimine değil, bütününe seslenmek istemiştir. Ve daima bir amaç gözetmiştir. İster konularını tarihten aldıklarında, isterse halk fıkra, menkıbe ve efsanelerinden ya da çocukluk ve askerlik anılarından aldıklarında olsun hep bir tez işlemiştir. Ölümünün üzerinden geçen 73 yıla rağmen kitapları-

16 İNSAN SANATSIZ OLABILIR MI? Üçüncü Bölüm Sanat ve İnsan Günümüz insanı garip bir kaderi yaşıyor, kazanırken kaybetmenin paradoksunda ölesiye bunalıyor. Bilim ve teknoloji insan hayatını renklendirir, akıl almaz derecede kolaylaştırırken kişiliğini eziyor, belirsizleştiriyor. Bir yanda eşya büyüyor, zenginleşiyor öte yanda onu yapan insan küçülüyor, yoksullaşıyor. Gerçek bir trajedi bu. Çünkü dengeyi sağlayarak insanı mekanikleşmekten kurtaracak olan sanat boyutu sürekli ihmal ediliyor, körleştiriliyor. Dışarısı alabildiğine güçlendirilirken, içeride muhkem bir mana cephesinin oluşmasına bilinçsizce engel olunuyor. Sanatın toplumdaki yeri ne olmalıdır? Sanata lüzumsuz bir meşgale, bir aydın fantezisi olarak bakabilir miyiz? Başlangıçtan beri var olduğunu ve kendisinden hiçbir dönemde vazgeçilmediğini bildiğimiz bu köklü duyguyu yok sayabilir miyiz? Eflatun un düşlediği gibi sanatçısız bir devlet kurabilir miyiz? Modern insanın hâlihazırdaki durumuna bakıp bu sorulara tereddütsüz hayır cevabı vermek gerekmektedir. Çünkü üretirken tükenen, kendi icatlarının mahkûmu olan insanı mutlu kılmanın ve tatmin etmenin başlıca yolunun ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 223

17 224 Üçüncü Bölüm: Sanat ve İnsan İnsan Sanatsız Olabilir mi? 225 sanat duygusunu geliştirmek olduğu yaşanarak öğrenilmiştir. Evet, insanın karanlığına ışık tutacak en aydınlık pencere sanattır ve sanatçılık duygusu, insanın yaratanından aldığı bir kutlu özelliğidir. İnsan, yapısı ve yaratılışı gereği, hem gerçeği ve doğruyu, hem yararlı ve kullanışlı yı, hem de özgünü ve güzeli aramaktadır. Bunlardan gerçek ve doğru yu araştırdığı dalın adı bilim ; yararlı ve kullanışlı yı araştırdığı dalın adı teknik ; özgün ve güzel i araştırdığı dalın adı da sanat tır. Sanat, duygu ve düşünce, tasarım ve izlenimleri, belli durum, olgu ve olayları, belirli bir amaç ve yöntemle bir güzellik anlayışına göre, işleyip anlatan özgün ve estetik bir bütündür. * Yani insanın kendisini anlatma ve tanımlama çabasıdır. Varlığına anlam kazandırma arzusudur. Ve sanatla arasında öyle içten ve köklü bir bağ vardır ki, nerede bir sanat eseriyle karşılaşılsa orada insanla, nerede bir insanla karşılaşılsa orada bir sanat eseriyle yüz yüze gelinir. Sanatsız insan, sanatsız toplum olamaz, düşünülemez. Şu hâlde günümüz eğitim sisteminde bilim ve tekniğin yanısıra sanat eğitimine de ağırlık verilmelidir. Peki, sanat eğitimi nedir ve nasıl olmalıdır? Uzmanlar sanat eğitimini kısaca, kişiye estetik davranış kazandırma ya da kişide estetik değişikliği oluşturma işi diye tarif ediyorlar. Amacını da, sağlıklı, dengeli ve mutlu bir hayat için ortak genel sanat kültürü kazandırmak olarak özetliyorlar. Anlaşılıyor ki sanat eğitimi sayesinde kişi, içinde yaşadığı topluma karşı daha duyarlı olacak, çevresiyle çok yönlü, yararlı ve kapsamlı ilişkiler kurabilecektir. Sanat eğitimi estetik haz duyma ihtiyacını karşılarken, kişinin içinde var olan yaratma içgüdüsünü de harekete geçirecektir. Durup dururken düşünemez, üretemez insan. Uyandırıcı, ufuk açıcı etkenler lazımdır. Bir sanat eserini görmek ve tanımak, onun özelliğinin ve güzelliğinin farkına varmak insanın yaratıcı gücünü açığa vurabilecektir. Onu yönlendirecek, motive edebilecektir. Böylece sanat eğitimi, artistik yaratma, yorumlama isteklerini de tatmin etmiş olacaktır. Kısacası, sanat eğitimiyle insan kendini ifade etmeyi, etrafındaki güzellikleri görmeyi ve değerlendirmeyi, dünyaya ve kainata bakmayı öğrenecektir. Hayatını önemli ve anlamlı hâle getirecektir. Özetlersek, modern insan yaşantısını, bilim-teknik-sanat üçgenine oturtmak zorundadır. Bunlardan birinin eksikliği dengesizlik, mutsuzluk, umutsuzluktur. Sanat boyutu olmayan bir dünya çirkin ve tatsız; sanat derinliği olmayan bir insan kaba ve vahşidir. Sanat insanın ta kendisidir. Tercüman, 19 Mayıs 1993 * Prof. Dr. Ali Uçan, Sanat Eğitiminin Niteliği, Üç Ana Türü ve Bazı Temel Sorunları.

18 Sanat ve Orijinalite 227 SANAT VE ORIJINALITE Sanat eserini meydana getiren unsurlar sıralanırken, estetik bir değer taşıma, birlik ve bütünlük sergileme, karmaşık ve yoğun, fakat tutarlı olma gibi özellikler ilk başlarda sayılır. Tabii bunlara bir de sanat eserinin mutlaka orijinal olması gerektiği şartı eklenir. Öyle ya, sanat eseri yukarıdaki bütün nitelikleri taşıyıp taklit de olabilir. Taklit de ne kadar başarılı olursa olsun, aslın yerini tutamaz. Toplumlar sanat zevklerini binlerce yıl içerisinde oluşturup zenginleştirmişlerdir. Ayrı iklimlerde, farklı şartlarda meydana gelen eserlerden de zamanla bütün insanları kuşatan süzme, evrensel bir sanat anlayışı doğmuştur. Özellikle ulaşım ve iletişim imkânlarının baş döndürücü bir gelişme gösterdiği son çağda, insanların ve kültürlerinin birbirlerinden saklıları gizlileri kalmamıştır. Bugün Süleymaniye Camii veya Ayasofya, bizim için olduğu kadar dünya için de değerlidir ve yüksek bir sanatın ifadesidir. Aynı şekilde biz de piramitleri görünce heyecanlanmakta, Leonardo da Vinci nin Mona Lisa sını seyrederken hayranlık duymakta, Hugo yu, Dostoyevski yi, Goethe yi ya da Dickens i okurken büyülenmekteyiz. Sanatın insanı en çok etkileyen saran estetik bir haz uyandırması yani güzel olmasıdır ki, sanatçıyı durmadan yeni yeni özellikler peşinde koşturmaktadır. Çünkü güzellik ne olduğu tanımlanan ya da tanımlanamayan muğlak bir kavramdır. Sanatçı güzeli ararken yenilikçi olmaya, yaratıcı olmaya zorlanmaktadır. Sanatı böyle dinamik, renkli ve zengin kılan da, güzellik gibi diğer unsurlarının da belirsiz ve yorumlanabilir oluşu olmalıdır. Fakat sanat, binlerce yıl içerisinde oluşmuş evrensel bir zenginlik olarak, yeniliğe ve değişime pek fazla da açık değildir. Sanatın ne kadar muhafazakâr olduğunu, tarihî eserlere bakarken kolayca anlayabiliriz. Aradan geçen yüzyıllar Efes teki yapıların güzelliğini silememiştir. Karşılarında bugün de zevkten donup kalıyoruz. Aynı şekilde klasik edebiyat eserleri de üzerimizde bir güneş gibi parlamaktadırlar. Kendimizi ele alalım. Osmanlı mimarisini aşabildiğimiz, Divan şiirini geçebildiğimiz rahatça söylenebilir mi? Bugünkü şiirimiz de güzeldir; fakat geniş planda bakıldığında dünkü şiirimizden çok mu farklıdır? Daha doğrusu tamamen kopuk, apayrı bir şey midir? Dünyaya dönersek, Shakespeare in tiyatrolarıyla günümüz oyunları arasında uçurumlar mı vardır? Romancılar; Tolstoy, Balzac, Hugo ya da Dostoyevski yi ne kadar geride bırakabilmişlerdir? Demek istediğimiz, sanatta değişim çok sınırlıdır, yenilikler eskiyi tamamlar, zenginleştirir mahiyettedir. XX. yüzyıl büyük iddialarla yola çıkmış, devrimci akımlara öncülük etmiş pek çok suni sanatçının, kısa sürede nefeslerinin kesilip düşmesinin tanıklıklarıyla doludur. Sanatın, kuralsızlık ve anarşistlik olduğunu ispatlamaya çalışan inkârcı Dadaistler nerededir şimdi? Ya sanatı aklın, mantığın, gelenek ve göreneklerin dışına çıkmak diye anlayan Sürrealistler?.. Kelimelerle ve şekillerle oynamayı marifet sayan Popülistler i kim anıyor? 226 EDEBİYAT VE HAYAT ALİ BUDAK

19 228 Üçüncü Bölüm: Sanat ve İnsan Orijinal olunacak, esere damga vurulacak ama önce sanatçı olunacak. Asırlar içinde oluşan ve sanata can veren büyünün kimyası çözüldükten sonra yeni olmak kolay... SANAT GÜZELI ARAR PEKI, GÜZEL KIM İÇIN? Tercüman, 9 Ekim 1991 Sanat adına ortaya konulan bazı tuhaflıkları görünce ister istemez düşünüyorsunuz: Sanat nedir, sanatçı kimdir, sanat eserinin fonksiyonu ne olmalıdır? Ancak, bu sorulara cevap bulmaya giriştiğiniz anda nasıl bir çıkmaz sokağa girdiğinizi anlıyor, çırpınmaya başlıyorsunuz. Çünkü sanatın ne olduğu ve fonksiyonunun ne olması gerektiği asırlardır tartışılmış, yine de bir sonuca bağlanamamış bir konu. Daha uzun bir süre de tartışılacağa benziyor. Bu durum, sanatın her zaman gelişmeye ve değişmeye müsait, açık dokulu bir kavram oluşundan kaynaklanıyor. İnsanın güzellik arayışının en özenli göstergesi olarak sanat, insan ve zamanla birlikte değişiyor, zenginleşiyor ve yeni boyutlar kazanıyor. Bu yaklaşımla insanın arzuları sınırlanamayacağına göre, sanatın sınırları da belirlenemeyecektir denilebilir. Bütün türleriyle sanatın sürekli genişleyen bu kavramını, bir otomobili örnek alarak açıklamaya çalışalım. Bugün otomobili karada yürüyen bir taşıt olarak tarif ediyoruz. Ancak zaman zaman suda yüzen otomobiller de yapılıyor, belki yarın uçanları da üretilecek. Peki, bu ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 229

20 ŞAIRLERIN İSTANBUL U -I- Dördüncü Bölüm İstanbul Her semtiyle bir sihir; sanki sırdır İstanbul Bir tılsımlı Türk şehri, beş asırdır İstanbul Hadis-i Şerif üzre fethi tebşir olunan Bir mukaddes emânet, bir hatırdır İstanbul. Yılmaz Karakoyunlu İstanbul, Hazreti Muhammed in o kutlu fetih müjdesiyle Müslüman gönüllerine sımsıcak düşerken, yeryüzünde belki başka hiçbir şehre nasip olmayacak bir ilginin ve itibarın da sahibi olmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu nun dillere destan payitahtı, güzelliğin, ihtişamın ve çılgın yaşantıların bu büyülü şehri, bir anda manaca derinleşmiş ve mukaddes ülküsü hâlini almıştır genç ve dinç yüreklerin... Artık, için için büyüyen bir hasret yumağı, her şeyi kendisine doğru çeken dayanılmaz bir cazibe odağıdır İstanbul. Ve yıllar, yüzyıllar geçmiş, Peygamber buyruğu yerine getirilmiştir. Övgüye mazhar şanlı komutan; Sultan II. Mehmed, şanlı asker de Türk ordusudur. Asırların rüyasını gerçekleştiren komutan henüz 21 yaşında bir genç adamdır ve hiç şüphe yok ki, beyaz atı üstünde surlardan içeri girerken, bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmaktan çok, milleti ve dini için yaptıklarıyla gururlanmaktadır. Fatih, Doğu ya ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 275

21 276 Dördüncü Bölüm: İstanbul Şairlerin İstanbul u -I- 277 Batı nın kapılarını açmış, Türk ü dünyanın orta yerine oturtmuştur. Elbette bu mucizevi zaferle övünecektir. Ve gayet tabii ki, bu kutlu günü, bir tarih beytiyle, geçmişin ve geleceğin nabzına kazımak en çok ona yakışacaktır. Avnî, büyük zaferi, şöyle mütevazı kaydedecektir divanına: Feth-i İstanbul a fırsat bulmadılar evvelûn Fethedip Sultan Mehemmed, dedi tarih; âhirûn Daha sonraları çok şarkılar, türküler söylenecek, divanlar dolusu şiirler yazılacaktır İstanbul için. Bunlardan bazılarını da edebiyatımızın zirvedeki şairlerinden Bâki kaleme alacaktır. Sahip olduğu güzelliklerin farkında, ince, hassas, yaşamayı seven, zevk ve eğlenceye düşkün bir insandır Bâki. Kışın boza sohbetlerini ve içki meclislerini, yazın da bahçelerde düzenlenen eğlence âlemlerini hiç kaçırmadığı söylenir. Bu yüzden olmalı, Kanunî Sultan Süleyman ın bir ara İstanbul da içki içilmesini yasaklayarak, şarap gemilerini Galata ve İstanbul arasında yaktırmasını fevkalade büyük bir üzüntüyle karşılar. Şöyle yakınır Bâki: Reh-i meyhâneyi kat etti tîg-i kahrı sultânın Su gibi arasın kesti Sıtanbul u Galata nın İstanbul un mevsimlerini; Döşedi mihr-i felek yolları dibâlar ile Etti teşrif çemen mülkünü sultân-ı bahar mısralarıyla anlatan Bâki, meşhur mehtaplarını da şöyle şiirleştirir: Gör visâlin gîcesi şevk-ı derûnun âşıkın Seyr-i deryâ hûb olur cânâ şeb-i mehtâbda Mevsimler, mehtap âlemleri tamam da bunlar güzelsiz neye yarar ki? Bâki, bu duygusunu da şöyle dile getirir: Dil-rübâlarla aceb kesreti var her yolun Geçemez hûblarından gönül İstanbul un Bâki gibi Taşlıcalı Yahya da Galata gecelerinin müdavimlerinden olmalıdır ki, daha mazbut bir yaşantı içinde bulunanlara şu çağrıyı yapar: Şarâbı terk edip sûfî başını verme kavgaya Güzellerle ayak seyrânın eyle gel Galata ya Şeyhülislâm Yahya nın aşağıdaki harika söyleyişinde sözü edilen sahiller ve bahçeler de hiç şüphesiz Boğaziçi ndedir: Nesîm-i lütfunadır intizârı fülk-i dilin Çok oldu sahil-i mihnette rûzigâre bakar Seni gelir işitip bağa yâsemen cânâ Çıkıp o şevk ile divâre reh-güzâre bakar. Şeyhülislâm Yahya nın şiirinde yoğun bir hasret, dolayısıyla hüzün vardır, ama Boğaz daha çok zevk ve safa yeridir. Nailî bunun için gerekli olanları bir beyitte şöyle sıralar: Geldik Hisâr a elde mey-i gam-güsil gerek Dil germ ü yâr nerm ü hevâ mutedil gerek Şimdilerde güzelliğinden çok, nüfusu ve arapsaçı trafiğiyle gündemde olan İstanbul a, biz şairlerin renkli penceresinden bakmaya çalıştık. Bunu yarın da sürdüreceğiz. *** Şiirlerde geçen kelime ve tamlamaların anlamları: Reh-i meyhane:

22 278 Dördüncü Bölüm: İstanbul Meyhane yolu. Tig-i kahr: Kahır kılıcı. Mihr: Güneş. Diba: Lüks ipek kumaş. Visal: Kavuşma. Şevk-ı derun: Gönül sevinci. Hub: Güzel. Şeb: Gece. Dil-rübâ: Gönül alan. Kesret: Çokluk Nesim-i lutf: Lütuf rüzgârı. İntizâr: Bekleme. Fülk-i dil: Gönül gemisi. Reh-güzâr: Geçecek yol. Mey-i gam-güsil: Gam ve kederi defeden içki. Germ: Sıcak. Nerm: Yumuşak. ŞAIRLERIN İSTANBUL U -II- Tercüman, 19 Şubat 1992 İstanbul, Türklerin elinde en renkli ve mutantan günlerini herhâlde Lale Devri nde yaşamıştır. Hiç değilse edebiyatımıza öyle yansımıştır. Çünkü Nedim gibi gerçekten usta, kıvrak ve coşkulu bir şairi vardır bu dönemin. Sefaletin, hiddetin, çirkinliğin değil; saadetin, sevincin, güzelliğin şiirini yazan Nedim, İstanbul dan öyle güzel semt tabloları çizmiştir ki, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, bugün hâlâ oralara onun gözleriyle bakmaktan kendimizi alamıyoruz. Diyebiliriz ki, kalemiyle bir kere de Nedim fethetmiştir İstanbul u: Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü behâdır Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır diye övdüğü İstanbul u yere göğe sığdıramayan Nedim özellikle Sadâbâd a deli divanedir: Bak Sıtanbul un şu Sa dâbâd-ı nev-bünyânına Ademin canlar katar âb u hevâsı cânına Nedim e göre burası gibi güzel başka bir yer âlemde yoktur. Öyleyse niçin meydan okunmamalıdır: Ey felek insâf ey mihr-i cihan-ârâ aman Bir nazirî var ise söylen konulsun yânına ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 279

23 MILLÎ DEVLETE GIDEN YOLDA TÜRK OCAKLARI Beşinci Bölüm Yankılar, Çağrışımlar XIX. hazır bir bomba gibiydi. yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu fitili ateşlenmiş patlamaya Devletin Hristiyan unsurları bağımsızlık hummasına kapılmış, ayrılma hesapları yapıyorlardı. Müslüman unsurlardan Araplar ve Arnavutlar da onlardan geri kalmıyorlardı. Milliyetçi duygularla kurulan dernekler çalışmalarını alabildiğine yoğunlaştırmışlardı. Ne olursa olsun artık kendi devletlerini kurmak istiyorlardı. İmparatorluğun asıl unsuru Türkler ise bu dalgalanmaları sessiz ve tepkisiz seyrediyorlardı. Devleti koruma içgüdüsüyle hoşgörülü davranmaya çalışıyor, kendi kimliklerini ortaya koymaktan titizlikle kaçınıyorlardı. Böylelikle birlik ve bütünlüğü koruyabileceklerini, ayrılık rüzgârlarını dindirebileceklerini sanıyorlardı. Aslî unsur olmanın sorumluluğunu öylesine benimsemişlerdi ki, Türk olduklarını bile söyleyemiyorlardı. Gerçekten, Türk kelimesini kimse üzerine almıyordu. İstanbullular kendilerine şehrî, yani şehirli sıfatını yakıştırıyor, taşralılar da Türk ü kaba ve köylü anlamında kullanıyorlardı. Doğu Anadolu da sadece bazı Alevî gruplara Türk deniliyordu. Hiç şüphesiz acıklı bir durumdu. Arnavut, Arap, Rum, Sırp, Bulgar, herkes kendi milliyetiyle övünüyor, devleti ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 309

24 310 Beşinci Bölüm: Yankılar, Çağrışımlar Millî Devlete Giden Yolda Türk Ocakları 311 kuran ve bütün bu topluluklara hükmeden Türkler ise kendi ırk adlarından utanıyorlardı. Bu tuhaf hâlin uzun süre devam etmeyeceği muhakkaktı. Önünde sonunda gerçekler görülecek, gereken tavır takınılacaktı. Öyle de oldu. Aralarında Şemseddin Sami gibi ünlülerin de bulunduğu şuurlu Türk aydınları seslerini yükseltmeye Biz de varız, demeye başladılar. Mehmet Emin Yurdakul Ben bir Türk üm, dinim, cinsim uludur mısraıyla başlayan meşhur şiiriyle kitleleri uyandırdı, ateşli duygularına tercüman oldu. Fakat Türkçülüğün iyice gelişip serpilmesi için daha biraz zaman geçmesi, XX. yüzyılın ilk yılının görülmesi gerekiyordu. Çünkü, gerek II. Meşrutiyet e kadarki siyasi çalkantılarla dolu dönem, gerekse sonrasında peş peşe meydana gelen olaylar İmparatorluğu iyice uçurumun kenarına getirmişti. Bosna-Hersek ve Doğu Rumeli vatan topraklarına veda etmiş, 31 Mart faciası yaşanmış, Trablusgarp Savaşı kaybedilmiş... Balkan Savaşı patladı patlayacak. İşte bu buhranlı günlerde Türk Ocağı kuruluyordu. Askerî Tıbbiye den ve Darülfünun dan gençlerin teşebbüsünü, devrin önde gelen fikir adamlarının destekleyip sahip çıkmalarıyla 1912 yılında Türkçülerin teşkilatlanması doğrultusunda çok önemli bir adım atılıyordu. Ocağın uzun yıllar başkanlığını yapan Hamdullah Suphi Tanrıöver, böyle bir fikrin nerden çıktığını anlatırken, 1911 yılında bir grup Tıbbiye talebesinin Karacaahmet Mezarlığı nda bir araya gelip ay ışığında, vatanı kurtarmak için harekete geçme andı içtiklerinden söz ediyor. Tanrıöver, Türk Ocağı nın kuruluşu bu vatansever gençlerin bir gece saatinde almış oldukları kararla başlar. Ondan sonraki bütün çalışmalarımız ve inkişaflarımız bu karara dayanır diyor. Türkçülerin bu atağı tabii büyük reaksiyonlar doğuruyordu. Hâlâ Osmanlıcılık idealine bağlı olanlar da akıma karşı çıkanların başını çekiyorlardı. Başlarını kumdan çıkarmamakta kararlı gibiydiler. Başkalarının millî cereyanlara kapılmasından parçalanan bir vatanın sahibi ve banisi olan millet nasıl bizzat milliyet cereyanına kapılabilir diyorlardı. Bazı medreseliler de şiddetle hücum ediyorlardı Türkçülere. Böyle bir hareketin suç, hatta küfür olduğunu iddia ediyorlardı. Bir avuç Türk yerine 30 milyon Osmanlı üzerinde hükümran olmayı tercih eden, ancak bunun artık mümkün olmadığını göremeyen Saray da ocağa ve ocak mensuplarına sıcak bakmıyordu. Bu arada lakayt ve ukalalar diye isimlendirilebilecek bir kesim, Abdülhak Şinasi Hisar ın ifadeleriyle, Canım efendim! Buna sanki ne lüzum var? Türk olduğumuzu güya bilmiyor muyuz? Acem ocağı açacak değiliz ya, elbette Türk üz işte! Malumu ilana ne hacet gibi sözler ediyordu. Ne ki bütün bu karşı çıkışlar kısa sürede önemli ölçüde ortadan kalkıyordu. Çünkü olaylar Türkçülerin öngördüğü biçimde gelişiyordu. Balkan Savaşları kaybediliyor, onun derin acısı unutulmadan I. Dünya Savaşı belası kapıyı çalıyordu. Devletten kopan her unsur iki kuvvetli ideolojiyi, Osmanlıcılığı ve İslamcılığı söndürüyordu. Türkçülük hâkim ideoloji hâlini alıyordu, çünkü neredeyse Türk ten başka unsur kalmamıştı İmparatorlukta. Yine de, Türk Ocağı nın da baştan beri savunageldiği üzere Ziya Gökalp Türkçülüğü, bütün İmparatorluk unsurlarını aynı şemsiye altında toplayacak şekilde sistemleş-

25 312 Beşinci Bölüm: Yankılar, Çağrışımlar tiriyordu. Türkçülük hiçbir zaman, kati bir ırkçılık olarak düşünülmüyordu. Gökalp milleti, dilce, dince, zevkçe ve ahlakça bir olan, yani aynı şartlar altında yetişmiş fertlerden mürekkep bir topluluk olarak tanımlıyordu. Böylece Osmanlıcılar da İslamcılar da Türklük çatısı altında birleştiriliyorlardı. Gökalp, hedefi de Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak şeklinde sloganlaştırıyordu. Gökalp in millet tarifi, Türkiye Cumhuriyeti nin de temel harcı oluyordu. Atatürk, koca bir İmparatorluktan arta kalanların saf bir ırk oluşturamayacağının şuuru içinde Ne mutlu Türk üm diyene diyordu. Kendisini Türk hisseden herkesin Türk olduğu ve bu vatanda yeri bulunduğu anlamına geliyordu bu. Evet, İmparatorluktan millî devlete giden yolda önemli bir kilometre taşı olan Türk Ocakları, Türk Yurdu ve Yeni Mecmua gibi dergilerle Türk fikir hayatına ışık tutmuş, önemli bir misyonu yerine getirmişlerdir. Millî Mücadele yi yapan ve yeni devletin kuruluşunda rol oynayan kadrolar bu dergiler çevresinde yetişmiştir. 80 inci yaşını kutlayan ocağa ve ocaklara sahip çıkmak ve yeni ufuklar için yönlendirmek vazifemiz olmalıdır. Tercüman, 25 Kasım 1992 GÖKALP VE TÜRKÇÜLÜĞÜN ÜÇÜNCÜ SAFHASI Ziya Gökalp, Cumhuriyetin ilan edildiği günlerde yayımlanan ünlü eseri Türkçülüğün Esasları nda gelecek için üç ana hedef belirlemişti. Bunlar sırasıyla, Türkiyecilik, Oğuzculuk, Turancılık tı. Osmanlı çökmüş, İmparatorluğun asli unsurunu teşkil eden Türkler onun yıkıntıları üzerinde yeni bir devlet kurmayı başarmışlardı. Hem de millî bir devlet. Gökalp e göre, önce bu yeni devletin güçlendirilmesi ve kendi ayakları üzerinde durması sağlanacaktı. Çünkü Türkiye, dünya üzerindeki Türklerin sahip oldukları tek hür devletti. Umutların yeşerip gelişeceği topraklı sistemin olmazsa olmaz şartıydı. Türkçülüğün bundan sonraki safhası Oğuzculuk yahut Türkmencilik i Gökalp, yakın mefkûre olarak isimlendiriyordu. Kültürleri arasında fazla farklılık bulunmayan Oğuzların birleşmelerinin oldukça kolay olacağını düşünüyordu. Bir kere, Oğuz uyruğunun mensupları olarak Türkiye Türkleri, Azerbaycan, İran ve Irak Türkleri hemen hemen aynı dili konuşuyor, aynı kaynaktan besleniyorlardı. Şöyle diyordu Gökalp: Oğuz Türkleri, umumiyetle Oğuz Han ın torunlarıdır. Oğuz Türkleri birkaç asır önceye kadar mütesanit bir aile hâlinde yaşarlardı. Mesela Fuzûlî bütün Oğuz şubeleri içinde ALİ BUDAK EDEBİYAT VE HAYAT 313

26 314 Beşinci Bölüm: Yankılar, Çağrışımlar Gökalp ve Türkçülüğün Üçüncü Safhası 315 okunan bir Oğuz şairidir. Korkut Ata kitabı, Oğuzların ismi Oğuznâmesi olduğu gibi, Şah İsmail, Âşık Kerem, Köroğlu kitabı gibi halk eserleri de bütün Oğuzistan a yayılmıştır. Fakat Gökalp birleşmeyi hiçbir zaman siyasi anlamda almıyor, bunun özellikle altını çiziyordu: Bugünkü mefkûremiz, Oğuzların yalnız harsça birleşmesidir. Türkçülüğün üçüncü safhası Turancılık ise uzak mefkûreydi. Gökalp, Turan ın bazılarının sandığı gibi, Türklerden başka Moğolları, Tongüzları, Finlileri, Macarları da içine alan bir kavimler karmaşası olmadığını belirttikten sonra şu tanımı yapıyordu: Turan kelimesini bütün Türk şubelerini içine alan Büyük Türkistan a hasretmemiz lazım gelir. Bunun şairane ifadesi ise şöyleydi: Vatan, ne Türkiye dir Türkler e, ne Türkistan. Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir Turan. Gökalp yine siyasi bir birliktelikten söz etmiyordu. Bu konu açılınca ileri sürülegeldiği gibi Sınırlar kaldırılsın Türkler büyük bir devlet olsun demiyordu. Duygusal ve kültürel bir bütünleşmeydi kastettiği: Türkçülerin uzak mefkûresi; Turan namı altında birleşen Oğuzları, Tatarları, Kırgızları, Özbekleri Yakutları lisanda, edebiyatta, harsta birleştirmektir. Bu mefkûrenin gerçek olması mümkün mü, değil mi? Yakın mefkûreler için bu cihet aranırsa da uzak mefkûreler için aranmaz. Çünkü uzak mefkûre, ruhlardaki vecdi, sonsuz bir dereceye yükseltmek için amaç edinilen çok cazibeli bir hayaldir. Büyük fikir adamımızın, bir ülkü olarak yüreğinde yaşatmasına rağmen hayal demekten kendini alamadığı Turan, bugün ellerimizle tutabileceğimiz kadar yakınlaşmıştır bize. Denilebilir ki ruhsal bir yakınlaşma anlamında gerçekleşmeye bile yüz tutmuştur. Sovyet İmparatorluğunun beklenmedik bir şekilde çökmesiyle; Gökalp in hem yakın, hem uzak mefkûresi aynı anda hakikat olma aşamasına gelivermiştir... Nedir şimdi olabilecekler? Akşamdan sabaha, bütün Türklerin aynı çizgide buluşması elbette düşünülmeyecektir. Öncelikle Gökalp in ifade ettiği gibi dilde, edebiyatta, harsta birlik için çalışmalar yapılacaktır. Ekonomik alanda işbirliği geliştirilecek, maddi dayanışma içine girilecektir. Birtakım teşekküller vasıtasıyla dünya siyasetine ağırlık konulacaktır. Beş-altı Türk cumhuriyetinin fikir ve gönül birliği zamanla çok etkili olacak, suları tersine akıtacak, olmazları olur yapacaktır. Bunda ürkütecek, çekinilecek bir durum da yoktur. Böylesi bir gönül beraberliğinin, ne onu meydana getiren topluluklara ne de diğer ülkelere bir zararı dokunacaktır. Yüzyıllarca birbiriyle savaşan Avrupa ülkeleri, şemsiyesi altına girdikleri siyasi birliği daha da geliştirip sınırları ortadan kaldırıyorken, bizler soydaşlarımızla maddi-manevi yakınlıklar kurmaktan çekinmemeliyiz. Türk cumhuriyetlerinin kurulmasından sonra Türkiye nin hızla yükselmeye başlayan grafiği ve dünyada kazandığı önem, Türklerin birlikte hareketle nasıl bir güç merkezi olacaklarının göstergesidir. XXI. yüzyılın Türklerin olacağı düşüncesi, meseleye bu açıdan yaklaşılınca hiç de boş ve mantıksız görünmemektedir. Bize bugünlerin müjdesini ilk veren değerli mefkûre adamı Ziya Gökalp i aramızdan ayrılışının (24 Ekim 1924) 68. yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

EDEBİYAT. Celâleddîn Ergûn Çelebi GENC-NÂME HAZİNE KİTABI

EDEBİYAT. Celâleddîn Ergûn Çelebi GENC-NÂME HAZİNE KİTABI EDEBİYAT Celâleddîn Ergûn Çelebi GENC-NÂME HAZİNE KİTABI GENC-NÂME HAZİNE KİTABI DÜN BUGÜN YARIN YAYINLARI, 2016 DBY: 20 Edebiyat: 3 ISBN: 978-605-4635-15-3 Sertifika No: 18188 Birinci Baskı: İstanbul,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL

YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ BAKİ SARISAKAL YUNAN'A BEŞ BEŞ Kurtuluş Savaşı ndan 7 yıl sonra ilk kez bir Yunan Takımı; Selanik Şampiyonu Aris 1, yurdumuza gelmişti. Bu, temeli atılmakta olan Türk-Yunan Dostluğu çerçevesi

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum ARTI YÖN ARTI YÖN Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum Hadan Türkal: Hayat adına kimse vazgeçmemeli S. 115 BAŞARI ENGEL TANIMAZ!

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Hayırların babası olarak anılan,

Hayırların babası olarak anılan, Rukiye ÖZ Koruyucu Aile Bu Çocuklar Bizim Değerlerimiz Hayırların babası olarak anılan, kimsesizlere sahip çıkan 2. Murat ın Döneminde Halka hizmet, Hakk a hizmettir anlayışı ile güzel hayırların yapıldığı

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Marmara 2000 Y. Lisans Yeni Türk Edebiyatı Marmara

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız!

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız! Çocuklar Tatilde! Biten ders yılının ardından, çocukların sabırsızlıkla ve özlemle beklediği yaz tatili başlıyor. Tatil dönemleri çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni deneyimler kazanmak için harika fırsatlar

Detaylı

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri Bu yazının birinci bölümünde sizi hayal kırıklığına uğratmış olabilirim, çünkü okurun bu tür yazılara genellikle kısa yolun kısasını bulmak için baktıklarını biliyorum. Fakat bu konuda verimli ve nispeten

Detaylı

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI

KONUŞMA VE DİNLEME ADABI DEĞERLER EĞİTİMİ MART AYI KONUSU: KONUŞMA VE DİNLEME ADABI ÇANAKKALE VE VATAN SEVGİSİ UYGULAMA KOORDİNATÖR OKULU: K A R TA L E S E N T E P E A N A O K U L U Merhaba ; Her şeyden önce, Ulu Önder Atatürk

Detaylı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA Değerli Üsküdarlılar; Çanakkale Zaferi, hem dünya tarihi açısından, hem de milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Mehmetçik burada, tarihe sığmayacak bir kahramanlık

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF

KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF 1. Bir hikaye veya masalda geçen karakterleri öğrenir. 2.Tahminde bulunur. 3.Dinleme alışkanlığı kazanır. 4.Dinlediği hikaye/masalın özelliklerini

Detaylı

Yazarla ilgili detaylı bilgiye www.sayasa.com adresinden erişilebilir.

Yazarla ilgili detaylı bilgiye www.sayasa.com adresinden erişilebilir. Didem Kanca Üstay, 1977 yılında İstanbul da doğdu. Lisans diplomasını 1998 yılında Amerika da Georgetown Üniversitesi nden aldı. 1998-2000 seneleri arasında tıp fakültesi lisans ders lerini tamamladı.

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır.

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır. Lilay Koradan www.gencgelisim.com - Bir ara sinemaya ya da tiyatroya gidelim mi? demek yerine, iki kişilik bilet alın. Ona Sürpriz, yarın akşam sinemaya gidiyoruz dediğiniz zaman sizinle gelecektir. -

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı