YUSUF SÛRESİ Nuzul 71 / Mushaf 12

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YUSUF SÛRESİ Nuzul 71 / Mushaf 12"

Transkript

1 YUSUF SÛRESİ Nuzul 71 / Mushaf 12 Surenin Adı: Sûrenin bilinen tek ismi budur. Sûre baştan sona Yusuf peygamberin kıssasını anlattığı için bu adı alır. Hz. Yusuf bu sûre dışında En âm ve Mü min sûrelerinde de anılır. Kur an da adlarına sure nispet edilen şahıs isimleri şunlardır; Hz Nuh Hz İbrahim Hz Yusuf Hz Hud Hz Yunus Hz Lokman Hz Meryem Hz Muhammed Yusuf suresi istisna olmak üzere bunların hepsinde de sureye adı verilen peygamberler nispi yer tutar. Surenin Nuzul Yeri ve Zamanı: Sûre tüm otoritelere göre Mekke de, hicrete yakın bir zaman diliminde inmiştir.

2 MEKKE Mina Müzdelife Arafat KABE Muhtemelen sûrenin zamanı hicretten iki veya üç yıl önceye ama Taif dönüşünden sonraya denk gelir. Baştan sona konu bütünlüğü taşıdığı için, tek celsede inmiş olmalıdır. İlk tertiplerde Hûd-Hicr arasında yer alır. Surenin Konusu: Sûrenin ana fikri Bir kişiden ne çıkar? sorusunun cevabıdır: İman, ihlas, ilim, liyakat, ehliyet, iffet, gayret, sabır ve sebatla bir kişi koca bir topluma istikamet verir. Sûrenin konusu; Ken an ilinde ve peygamber ocağında dünyaya gelen, küçük yaşta annesini kaybederek öksüz kalan, kıskançlık nöbetine tutulmuş kardeşlerince kuyuya atılan, köle diye satılan, iftirayla zindanlarda tutulan Hz. Yusuf un Mısır a sultan oluş hikayesidir.

3 Kıssada iki sevginin hikayesi anlatılmaktadır: Züleyha nın tüketici sevgisi, Hz. Yakub un üretici sevgisi. Aslında Hz. Yusuf gibi tarihi bir şahsiyet üzerinden hayatı anlatılan Hz. Peygamber in ta kendisidir. Sûre Hz. Muhammed e şu gerçeği söyler: Ey Mekke nin Yusuf u! Taif senin kuyun, Mekke senin zindanın, Hicret senin Mısır yolculuğun, Medine senin Mısır ındır. Yusuf u bekleyen mutlu son seni de bekliyor! Ve tarih bu mucizevi müjdenin gerçekleştiğine şahittir. Gün geldi kendine dünyayı dar eden Mekkeliler kıtlığa mâhkum oldular. Tıpkı Hz. Yusuf un kıskanç kardeşlerinin imdadına yetiştiği gibi, Hz. Nebi de kendini kovan Mekke nin imdadına yetişti. Hayber den gelen gümüş külçeleri fakirlere erzak alınıp dağıtılmak üzere yolladı. Muzaffer ordusunun başında canına kasteden Mekke ye girdi. Kâbe nin avlusunda endişeyle bekleyen Mekkelilere sordu: -Bugün size ne yapacağımı düşünüyorsunuz? -Sen erdemli bir babanın erdemli oğlusun; senden yalnızca iyilik beklenir! -Yusuf un kardeşlerine dediğini ben de size diyorum: Bugün size kınayıp ayıplama yok! Allah Rasulü Yusuf sûresinin mesajını elbette daha baştan almıştı. Kim bilir belki de Allah Rasulü, Hz. Ebubekir e Sevr deki olmak ya da olmamak anında Üçüncüsü Allah olan iki kişiye kim ne yapabilir ki ey Ebubekir! derken, bu müjdeye dayanıyordu. Sûre tüm muhataplarına mesaj veren sembollerle doludur. Bunların birincisi gömlek sembolüdür. o o Kıskançlığın şahidi olan Yusuf un kanlı gömleği ve Züleyha nın arkadan yırttığı iffet gömleği. Mesaj açık: Hepiniz Yusuf sunuz ve her Yusuf un bir Züleyha sı vardır. Gömleğinizin nereden yırtıldığına dikkat edin? Görmeyen gözleri açan herhangi bir gömlek değil, iffet gömleğiydi. Zira keramet gömlekte değil iffettedir. Bu kıssanın görünen kahramanları Hz. Yusuf ve Züleyha dır. Fakat onlar üzerinden sunulan gerçek kahramanlar iffet ve şehvettir. Kıssa iffetin şehvete galip gelmesini anlatmaktadır. Yusuf kıssası Tevrat ta da anlatılır. Fakat sadece bu kıssanın karşılaştırmalı bir okuması bile Kur an farkını ortaya koymaya yeter. Tevrat taki anlatımda Ne Yusuf Hz. Yusuf tur, Ne Yakub Yakub nebidir. Tevrat taki anlatım kaba, maddî ve hikmetsiz, Kur an daki anlatım edebî, mânevî ve hikmetlidir. Özetle kıssa şunu der: En güzel kariyer planlamasını Allah yapar; kariyer planlamasını Allah lı yapan kazanır.

4 Bu kıssanın üç muhatap çevresi vardır; Kafir muhataplar Mü min muhataplar Allah Rasulünün şahsı Kıssa, Hz Yusuf un Rüyası ile başlar. Üç alem vardır; Alem-i Mülk; görünen maddi alemdir. Alem-i Gayb; görünmeyen alemlerin tamamı. Alem-i Misal; görünen ile görünmeyen arasında kalan, bir yanıyla alem-i mülke diğer yanıyla alem-i gabya açılan temsil alemdir. Bu yüzden rüyalar tasdik de edilmez tekzib de. Ancak tabir edilirler. Sure içerisinde rüya üç kez ortaya çıkar. Yusuf un kendi rüyası; Rüyasında 11 gezegen, bir ay ve bir de güneşin kendini saygıyla yerlere kapanarak selamladıklarını görmüş (4-6). Hz Yakub, bu rüyayı dört dörlük yorumlamış ve Rabbinin Yusuf u seçtiğini ve nimetini onun üzerinde tamamlayacağı şeklinde yorumlamıştır. Mahkumların rüyası; çok ileriki zamanlarda Hz Yusuf Züleyh nın iftirası yüzünen hapistedir. Hapisteyken mahkumların rüyasını tabir eder (36-37) Tabir ettiği rüyalar çıkar. Melikin rüyası; Hz Yusuf, Melikin tabir edilemeyen rüyasını tabir eder (43-50). Bu sayede, Mısır ın tüm ekonomisinden sorumlu tek yönetici olur. Hz Yusuf un hayatındaki üç rüya, aynı zamanda onun hayatının dönüm noktalarını teşkil eder.

5 RAHMÂN RAHÎM ALLAH IN ADIYLA ب س م للا الر ح من الر ح ي م الر ت ل ك اي ات ال ك ت اب ال م ب ين ١ 1 Elif-Lâm-Râ! (1) BUNLAR, hakikati beyan eden kitabın (olan-biteni) açıklayan âyetleridir. (2) (1) Ünlem, bu harflerin dikkat çekme işlevini göstermek içindir. Mânası her ne olursa olsun, Rasulullah ın tek bir harfini zayi etmeden vahyi ilettiğine işaret eder. Ayrıntılı bir not için bkz. Kalem: 1. (2) Mubîn sıfatı, Biz vahyi anlayamayız türü yaklaşımları peşinen reddeder. Açık olmak, açıklamak anlamına gelen ebâne den türetilen mubîn, hem geçişsiz (açık-seçik ve net) hem geçişli (açıklayan, netleştiren) olmak üzere çift kutuplu anlam taşır. Yani Kur an mesajı ve onun âyetleri özünde açık, işlev olarak da açıklayıcıdır. Birinci anlam, vahyin insanın önüne okusun diye açılarak konulmuş bir kitap imasını da içerir. Çevirimiz şu dilsel gerekçeye dayanmaktadır: tamlamada sıfat olarak kullanılan mubîn nitelemesi, teknik olarak hem kitab ı nitelemekte, hem de âyât ı nitelemektedir. Çünkü âyât izafetten dolayı belirlilik özelliği kazanmıştır. Öte yandan parantez içindeki açıklamamız, bu sûrede yer alan âyetlerin zamanlar ve zeminler üstü tarihi ve sosyal yasalara atıf olmasının yanında, ilk muhatabı olan Hz. Peygamber in ve onun inkârcı muhaliflerinin tarihsel tasnifte kimlerle aynı konumda olduklarına da birer atıftır. Bu, âyetin ilk muhatabı olan tüm tarafların şimdi ve buradalarını tarihsel örneklerden yola çıkarak bir analize tabi tutmaktır. Bu âyetler, henüz yaşanmakta olan sürecin akıbetini, tamamlanmış bir süreçten yola çıkarak açıklamaktadır. İşte bu nedenle beyan etme/açıklama özelliği sadece kitabın zamanlar üstü niteliğine değil, aynı zamanda bu âyetlerin bastığı yer olan nüzûl ortamına da tekabül etmektedir. (Nuzul 7 / Mushaf 68 : Kalem 1 Aşağıdadır.) ن و ال ق ل م و م ا ي س ط ر ون ن و ال ق ل م و م ا ي س ط ر ون ١ 1 Nûn (1) KALEME ve (onun) yazdıklarına yemin olsun! (2) (1) Kur an ın iniş sürecinde mukatta ât (veya fevâtih) adı verilen harflerin yer aldığı ilk sûre. Taha ve Yâsîn ihtilaflı olmakla birlikte, 29 sûrenin başında, harf sayısı itibarıyla 1 den 5 liye kadar değişen ve Arap alfabesinin yarısı olan 14 çeşit harften oluşan bu harfler hakkında 40 a yakın görüş vardır. Yahudiler ebced hesabına yorup ümmetin yaşını hesap etmişlerdir. Bunların sembol olduğunu söyleyenler, neyin sembolü olduğu konusunda farklılaşmışlardır. İbn Abbas Allah ın en büyük ismi olduğunu düşünür, ancak nasıl telif edileceğini ben de bilmiyorum der. İlâhî esmanın, meleklerin, peygamberlerin, başında geldiği sûrelerin sembolüdür diyenler olmuştur. Bunların uyarı olduğunu söyleyenler de ikiye ayrılmıştır. Mesela Ebu Hayyan müşrikleri uyardığını söylerken, Râzî, vahye hazırlık babında Hz. Peygamber i uyardığını söyler. İbn Hazm, Kur an da tek müteşabih in mukatta at olduğunu söyler. Hz. Ebubekir e göre, Allah ın Kur an daki sırrıdır. Arapların bu harfleri inkar ettiğine dair bir bilgi ulaşmadığına göre, bilinen bir işleve sahip olduğu düşünülmelidir. Kaldı ki Kur an da anlam dışı hiçbir şey bulunmamaktadır. Tutarlı bir yoruma göre, bu harflerin başında geldiği sûreler Kur an dan söz ederler. Ne ki Meryem, Ankebût ve Rûm bunun istisnasıdır. Kaldı ki başında Kur an dan söz ettiği halde mukatta atla başlamayan bir çok sûre vardır. Müberred, Ferrâ, Kurtubî, Taberî, Zemahşerî, İbn Teymiyye, İbn Kesir gibi bir çok otoriteye göre harfler Kur an ın mucize oluşunu ifade eder. Zımnen; Kur an kimsenin benzerini getiremeyeceği bir mucizedir, ilâhi kelamdır. Eğer değil diyorsanız, işte harfler elinizde, haydi bu harflerle siz de benzerini getirin anlamına gelir. Fakat, Kur an bu meydan okumayı zaten açık ve net olarak bir çok yerde yapmıştır (Bakara: 23; Yûnus: 38; Hûd: 13; İsra: 88; Tûr: 34). Böylesine üstü kapalı bir yöntem, meydan okuma (tahaddi) kavramıyla pek de mütenasip durmaz (Ayrıntılı bir tahlil için bkz. Aişe Abdurrahmân, el-i câz, s ).

6 Nûn a hokka, cennet nehri, nurdan bir levha, büyük balık mânası verenler de olmuştur. Ayrıca nûn, kılıcın keskin ağzı na denir. Bu takdirde nûn ve l-kalem, kılıç ve kaleme yemin olsun anlamına gelir. Kalem ile benzerliğinden dolayı, hokka şıkkı diğerlerine tercih edilir. Görüldüğü gibi bu harflere dair yorumların sonu gelmeyecektir. Fakat bizce bu harfler, Hz. Peygamber in vahyin bir tek harfini bile zayi etmeden aktardığının yaşayan belgesi olarak orada durmaktadır. (2) Kalem, söz ile yazı arasındaki elçidir. Tıpkı hatip ile muhatap arasında hitabı taşıyan elçi/peygamber gibi, kalem de kelamın elçisidir. İlk inen Alak 4-5 te olduğu gibi, burada da Hz. Peygamber in dikkati kaleme ve yazıya çekilmektedir. Bununla, sözlü kültürün mensubu olan Peygamber e, vahyi kayıt altına aldırarak mü minleri yazılı kültüre taşıma misyonu yüklenmektedir. Hz. Peygamber in vahyi yazdırması, bu mesajın gereğidir. Zaten, üzerine yemin edilerek belirlilik takısıyla gelen kalem vahyi yazan kalem, yazdıkları ise vahiy dir. Bu mukatta â harfleriyle başlayan sûrelerin ortak vasfının, vahye atıf olduğu yorumu da uygundur. ا ن ا ا ن ز ل ن ا ق ر ءنا ع ر ب ي ا ل ع ل ك م ت ع ق ل ون ٢ 2 Biz onu Arapça bir hitab(3) olarak indirdik: belki bu sayede, kafanızı kullanırsınız. (3) Veya arabiyyen in isim değil de vasıf mânasıyla: Açık ve anlaşılır bir şekilde. Arab a dili açık ve anlaşılır olduğu için Arab denmiştir (bkz. Zuhruf: 3). Belirsiz gelen kur anen, isim değil vasıf olarak çevrilmelidir (bkz. Yûnus: 15). İnzal, bir şeyin idrak düzlemine indirilmesidir. Klasik nüzûl teorisinde dünya semasına indirilme olarak adlandırılan ara kategori, aslında insanlığın idrakine indirilmeyi ifade etse gerektir. Tenzil ile ifade edilen hakikat de, vahyin iki düzlem arasındaki iniş sürecinin idraki aşan kısmını ifade eder. Zira vahiy kaynağına (Allah a ve meleklere) isnat edildiğinde tenzil, Hedefine (Arapça oluşuna ve Peygamber e) isnat edildiğinde inzal formu kullanılmaktadır. (Bkz. Ra d: 37; Tâhâ: 113; Ankebût: 47 vd.) (Nuzul 83/ Mushaf 43 : Zuhruf 3 Aşağıdadır.) ا ن ا ج ع ل ن ا ق ر ءنا ع ر ب ي ا ل ع ل ك م ت ع ق ل ون ٣ 3 Ki zaten Biz, onu anlayabilesiniz diye Arapça bir hitap kıldık.(3) (3) Veya: açık ve anlaşılır bir hitab. Arabiyyen in türetildiği arab açık ve anlaşılır lisanla konuşan mânasına gelir. Kur an ın Arapça oluşu hem lafzen hem zımnen anlaşılabilirliği ifade eder (bkz. Fussilet: 3, not 4). (Nuzul 69/ Mushaf 10 : Yunus 15 Aşağıdadır.) و ا ذ ا ت ت لى ع ل ي م اي ات ن ا ب ي ن ات ق ال ال ذ ين ل ي ر ج ون ل ق اء ن ا ائ ت ب ق ر ان غ ي ر ذ ا ا و ب د ل ق ل م ا ي ك ون ل ى ا ن ا ب د ل م ن ت ل ق اٸ ن ف س ى ا ن ا ت ب ع ا ل م ا ي و حى ا ل ی ا ن ى ا خ اف ا ن ع ص ي ت ر ب ى ع ذ ا ب ي و م ع ظ يم ١١ 15 Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan âyetlerimiz onlara okunsa, huzurumuza çıkacak yüzü olmayan o kimseler derler ki: Git, bize bundan başka bir hitab (26) getir, ya da onda değişiklik yap! (27) (Ey Peygamber)! De ki: Onu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün ün azabından korkarım. (26) Kur an ın sözlük mânası için bkz. Furkan: 30. Burada belirsiz formda gelen Kur an, isme değil vasfa yakın bir mastar olarak çevrilmelidir. Unutulmaması gereken nokta, Kur an ifadesinin müşriklere atfen kullanılan bir cümle içerisinde geçmesidir. Bu ve buna benzer bir bağlamda Kur an olarak çevirmek anlama problemine yol açacaktır.

7 Çünkü, Hatib in ve ilk muhatapların bu kelimeye yükledikleri anlamla modern muhatabın zihnindeki kavramlaşmış anlam bire bir örtüşmemektedir. Kelime kavramsal anlamını sonraki dönemlerde kazanmış, hatta Tedvin Asrı ndan sonra Mushaf isminin yerine kullanılmaya başlanmıştır. Oysa ki; Kur an, Hatib olan Allah la muhatab olan insan arasında canlı, aktif ve yaşanan bir diyalogun eseri olarak sözlü bir hitab, Mushaf ise Hz. Peygamber den sonra vahiy metninin kaydedildiği yazılı bir kitap tır. Anlama faaliyetinin ilk ve zorunlu adımı, anlamın kaynağından hedefine taşınırken yolda uğradığı anlam zaafını asgariye indirmektir. İşte bu yüzden, kur ânin lafzı için yalnızca mantukunu değil mefhumunu da iyi yansıttığını düşündüğümüz hitab karşılığını kullandık. (27) Müşriklerin bu talebi açıkça gösteriyor ki, Onlar mesajını, hedefini ve inşa etmek istedikleri dünyayı çok iyi bildikleri bir Kur an a karşı çıktılar. İtirazları Kur an ın getirdiği öğretinin özüne, içeriğine yönelikti. Onlar esasen iyi ve kötüyü belirleme yetkisinin ellerinden çıkmasına itiraz ediyorlardı. Değiştir demekle, itirazlarının Hz. Muhammed e değil vahyin kaynağına yönelik olduğunu itiraf ediyorlardı. Bununla zımnen hayat tarzımıza dokunmayacak bir içeriğe razıyız demiş oluyorlardı. (Nuzul 58/ Mushaf 13 : Ra d 37 Aşağıdadır.) و ك ذل ك ا ن ز ل ن ا ح ك ما ع ر ب ي ا و ل ئ ن ات ب ع ت ا و اء م ب ع د م ا ج اء ك م ن ال ع ل م م ا ل ك م ن للا م ن و ل ى و ل و اق ٣٣ 37 Ve işte böylece Biz, onu Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik.(48) Artık sana ilimden bir pay verildikten sonra eğer onların keyfi arzularının peşine düşersen, senin için Allah tan başka ne bir yâr, ne de bir sığınak var! (48) Kur an bir beşer dili olan Arapça ya ve bir beşer olan Hz. Peygamber e isnat edildiği her yerde inzal formunu kullanır (bkz. Yusuf: 2, not 3). Arapça indirildiğinin vurgulanması, esasen anlaşılabilirliğine yapılan vurgudur. Bu hem dil açısından, hem delalet açısından böyledir. Zira Arab ismi bu kavme açık ve anlaşılır bir lisan konuştuğu için verilmiştir (Mekâyîs). Delalet açısından da böyledir. Zira aşkın mânalar içkin kelimelerin kalbine inzal olmuştur. Kendini lafızda ifşa eden mâna kelamın ruhu, o ruhun içinde meskun olduğu lafız ise kelamın bedeni mesabesindedir. Bu ikisinin ayrılması kelamın hayattan çekilmesi sonucunu doğurur ki, buna kelamın ölümü de diyebiliriz. (Nuzul 44 / Mushaf 20 : Taha 113 Aşağıdadır.) و ك ذل ك ا ن ز ل ن ا ق ر انا ع ر ب ي ا و ص ر ف ن ا ف ي م ن ال و ع يد ل ع ل م ي ت ق ون ا و ي ح د ث ل م ذ ك را ١١٣ 113 VE böylece Biz bu (vahyi) Arapça bir hitâb (94) olarak indirdik; ve ondaki tüm uyarıları bütün boyutlarıyla ortaya serdik: Belki sorumluluk duyarlar veya (bu mesaj) onların (fıtratlarında zaten) var olanı hatırlatarak yeniden ortaya çıkarır diye. (95) (94) Kur ânen i hitap olarak şeklindeki çevirimizin gerekçesi için bkz. Yûnus: 15, not 1. Arabiyyen sıfatı, hem lafzen hem delaleten Kur an vahyinin açık ve anlaşılır niteliğini ifade eder (bkz. Zuhruf: 3 ve Nahl: 103, notlar 3 ve 2). (95) Ahdese, Bir şeyi sonradan ortaya çıkardı, yeniden meydana getirdi anlamına gelir. Zikr, unutulan bir şeyi hatırlamakla ilgilidir. Bu iki kelimenin anlamları bir arada düşünüldüğünde, âyette ifade edilen hakikat şudur: İlâhî format olan fıtrat altyapıdır. Bu altyapının üzeri çeşitli nedenlerle örtülerek insandaki ilâhi inşanın temelleri kaybolabilir. Vahiy, işte insan tarafından unutulan bu temellerin varlığını ortaya çıkaran hatırlatıcıdır. Vahyin hatırlattığı en çarpıcı gerçek, insanın kişisel bütünlüğü, iç barışı ve ebedi saadeti için altyapıya uygun bir üstyapı inşasının kaçınılmazlığıdır âyetin dile getirdiği hakikat de budur. (Nuzul 89/ Mushaf 29 : Ankebut 47 Aşağıdadır.) اي ات ن ا ا ل ال ك اف ر ون ٧٣ و ك ذل ك ا ن ز ل ن ا ا ل ي ك ال ك ت اب ف ال ذ ين ات ي ن ا م ال ك ت اب ي ؤ م ن ون ب و م ن ؤ ل ء م ن ي ؤ م ن ب و م ا ي ج ح د ب 47 (Ey Peygamber!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler(63) dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.(64)

8 (63) el-kâfirûn u nankörler şeklindeki çevirimizin gerekçesi için bkz. İsra: 8. (64) Yechadûn un bile bile inkâr anlamı için bkz. Nahl: 71. ن ح ن ن ق ص ع ل ي ك ا ح س ن ال ق ص ص ب م ا ا و ح ي ن ا ا ل ي ك ذ ا ال ق ر ان و ا ن ك ن ت م ن ق ب ل ل م ن ال غ اف ل ين ٣ 3 Bu Kur an ı sana vahyetmekle(4) Biz, sana naklettiklerimizi en güzel, en açık seçik bir biçimde nakletmiş oluyoruz (5) oysa ki sen, bu hitabtan önce (vahyin ne olduğundan) habersizdin. (6) (4) Bu şekildeki çevirimiz, bi-mâ evhaynâ ibaresine, Ferrâ tarafından bi-vahyinâ anlamı verilmesine dayanmaktadır. (5) Adım adım izledi, izini sürdü, takip etti, aynısını yaptı anlamındaki kassa kökünden türetilen kasas, nakletmek, anlatmak, haber vermek anlamına mastardır (Mekâyîs ve Lisân). Misliyle cezalandırmak anlamındaki kısas da aynı kökten gelir (krş. Bakara: ). Kelime adım adım açıklama anlamı kazanmıştır (krş. Neml: 76, not 10). Muhtelif şekillerde 21 âyette 25 kez geçer. Bu âyetteki kıssa ibaresi Katade ye atfen Taberî, ayrıca Zemahşerî ve Râzî tarafından sadece Yusuf kıssasına değil, Kur an ın tamamına teşmil edilmiştir. Biz de çevirimizde bu yaklaşımı esas aldık. Esasen kasas ın mastar mânasıyla tamlama en güzel nakil anlamına gelir. Mastarların mef ul yerine kullanıldığı göz önüne alınırsa, bu ibareye kıssaların en güzeli karşılığı da verilebilir (Keşşaf). Bu takdirde terkibin vurgusu finali en güzel kıssa olur. Biz birinciyi tercih ettik. Kur an kendi hedefini tek kelimeyle açıklar: Hidayet. Kur an ın her parçası, dolayısıyla bu kıssalar da bu amaca hizmet için kullanılan araçlardandır. Bu kıssaları bir tarih kitabı okur gibi okumak, onlara amacının dışında anlamlar yüklemektir. Râzî, Yûnus 39 un tefsirinde, Kur an kıssalarının mesajını şöyle açıklar: (Müşrikler), bu kıssalarla amaçlanan şeyin sırf hikayenin kendisi değil de daha farklı şeyler olduğunu anlamamışlardır (XVII, 79). Kur an kıssalarının maksadı ilâhî rehberlik olduğu için, onda zamanı belirtilen bir tek kıssa yer almaz. (6) Habersiz olunan şeyin niteliği konusunda Zemahşerî ve Râzî nin yaklaşımını esas aldık. Krş. Sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin (Şurâ: 52). (Nuzul 94 / Mushaf 2 : Bakara 178 Aşağıdadır.) ي ا ا ي ا ال ذ ين ام ن وا ك ت ب ع ل ي ك م ال ق ص اص ف ى ال ق ت لى ا ل ح ر ب ال ح ر و ال ع ب د ب ال ع ب د و ا ل ن ى ب ا ل ن ى ف م ن ع ف ى ل م ن ا خ ي ى ء ف ات ب اب ب ال م ع ر وف و ا د اء ا ل ي ب ا ح س ان ذل ك ت خ ف يف م ن ر ب ك م و ر ح م ة ف م ن اع ت دى ب ع د ذل ك ف ل ع ذ اب ا ل يم ١٣١ 178 SİZ ey iman edenler! Cinayete kurban gidenler hakkında size âdil karşılık farz kılındı: Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın.(337) Bunun üzerine her kim kardeşi tarafından bir şekilde bağışlanırsa, bu bağış makul bir biçimde uygulanmalı, tazminatı da ona güzellikle ödenmeli:(338) İşte bu, Rabbiniz katından bir kolaylaştırma ve rahmettir.(339) Kim ki bundan sonra haddi aşarsa, onun için şiddetli bir azap vardır.(340) (337) İslâm adam öldürmeyi ferde veya aileye karşı işlenmiş bir suç olmaktan daha çok insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görür. Kasten ve haksız yere adam öldürme, tüm insan türüne karşı işlenmiş bir cinayettir. (338) Katil kimi öldürürse öldürsün, sonuçta öldürdüğü insan veya İslâm kardeşi dir. Ceza ve affın birlikte geçmesinin anlamı şu: Emredilen ceza değil adâlettir.

9 (339) Kısas bir intikama dönüşmemelidir. Öldürülenin yakınlarına tanınan ve hem mağdurun acısını hem de katilin vicdanını teskin edecek olan affı tavsiye ediyor. (340) Bu âyet cezayı emreden değil, cezalandırmada zulmü ve taşkınlığı yasaklayan bir âyettir. Zira zayıfın güçlüden öldürdüğü bir kişiye karşılık, güçlünün zayıfa karşı soykırıma yeltenmesi, yalnızca eski dünyada değil modern dünyada da sık görülen bir vahşettir. İslâm ın üzerinde yükseldiği üç ayaktan biri olan adâlet in (diğer ikisi tevhid ve özgürlük) sağlanması için cezalandırmada denkliğin sağlanması esastı. Çünkü ölümle neticelenen cinayetler bazen de hata ile işleniyordu. Bu âyette detaylandırılmayan bu problem Nisâ 92 de aydınlığa kavuşturulmuştu. Yine yaralama, bir organa zarar verme vb. gibi cinayet cezaları da âdil bir karşılık bulmalıydı. Bu âyet, öldürülen köleye karşılık hür katilin öldürülemeyeceği gibi alâkasız bir konuda delil olarak kullanılamaz. (Nuzul 94 / Mushaf 2 : Bakara 179 Aşağıdadır.) و ل ك م ف ى ال ق ص اص ح يوة ي ا ا ول ى ا ل ل ب اب ل ع ل ك م ت ت ق ون ١٣١ 179 Bakın ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır: sizden (artık) sorumlu davranmanız beklenir.(341) (341) Kısas ı âdil karşılık ve cezada denklik olarak açarsak, kısasın hayat olduğu aklını kullanan herkesin kabul edeceği bir gerçek olarak karşımıza çıkar. Çünkü adâlet toplumlar için hayat, zulüm ise ölüm demektir. Kısas adâletin tecellisidir. Kısasla ilgili bu iki âyetin hemen ardından vasiyetle ilgili âyetler gelmektedir. Kısas hükmü, kasti adam öldürmenin âdil karşılığını katilin ölüm cezasına çarptırılması olarak belirler. Vasiyet ise ölümü yaklaşıp da geride mal bırakan her insanı ilgilendiren hukukî bir düzenlemedir. (Nuzul 53 / Mushaf 27 : Neml 76 Aşağıdadır.) ا ن ذ ا ال ق ر ان ي ق ص ع لى ب ن ى ا س ر اي ل ا ك ر ال ذ ى م ف ي ي خ ت ل ف ون ٣٧ 76 HİÇ şüphesiz bu Kur an, İsrâiloğullarının üzerinde ihtilafa düştükleri bir çok konuya açıklık getirmektedir. (75) (75) Yekussu fiilinin türetildiği el-kassu kökü, açıklamak, adım adım şerh etmek anlamına gelir (Lisân ve Yusuf: 3, not 5). ا ذ ق ال ي وس ف ل ب ي ي ا ا ب ت ا ن ى ر ا ي ت ا ح د ع ر ك و ك با و ال م س و ال ق م ر ر ا ي ت م ل ى س اج د ين ٧ 4 HANİ bir zamanlar Yusuf babasına Ey babacığım! demişti, Ben rüyamda on bir gezegen, (7) bir de Güneşi ve Ayı gördüm; hepsi de yerlere kapanarak beni saygıyla selamlıyorlardı.(8) (7) Kevkeb, ışığı en parlak gök cisimlerini ifade eder. Tefsirlerin isimlendirmesinden yola çıkarak, kevkeb in yıldız değil gezegen e tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Kebbe den türetilen kevkeb, lügatte Ait olduğu sistemden bağımsız hareket edemeyen parça demektir. (8) Sâcidîn, sözlükte saygı duydu, boyun eğdi, alttan aldı, bağlandı anlamlarına gelir (Mekâyîs). Kur an da rüku ve kıyam da, tıpkı secde gibi hem şer î anlamıyla hem de lügat anlamıyla kullanılır ve her üçünün de lügat anlamları farklı düzeylerde saygı ve bağlılığı içerir. Kıyam yalnızca saygı, Rüku saygıdan dolayı boyun eğme ve itaat, Secde ise itaatin son noktası olan tam teslimiyet vurgusuna sahiptir. Namazın sembol rükünlerinden olan kıyam, rüku ve secde, saygıyla başlayıp varlığını adayışla biten bir teslimiyet sürecine tekabül eder.

10

11 ق ال ي ا ب ن ی ل ت ق ص ص ر ء ي اك ع لى ا خ و ت ك ف ي ك يد وا ل ك ك ي دا ا ن ال ي ط ان ل ل ن س ان ع د و م ب ين ١ 5 (Yakub): Ey yavrucuğum! dedi, Rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana karşı bir tuzak kurarlar; çünkü şeytan insan soyu için apaçık bir düşmandır! و ك ذل ك ي ج ت ب يك ر ب ك و ي ع ل م ك م ن ت ا و يل ا ل ح اد يث و ي ت م ن ع م ت ع ل ي ك و ع لى ال ي ع ق وب ك م ا ا ت م ا ع لى ا ب و ي ك م ن ق ب ل ا ب ر ي م و ا س حق ا ن ر ب ك ع ل يم ح ك يم ٧ 6 Zira bunun anlamı, Rabbinin seni seçmesi, Sana olayların altında yatan gerçeği(9) öğretmesi ve Tıpkı daha önceden ataların İbrahim ve İshak a olan nimetini tamamladığı gibi, sana ve Yakub oğullarına da nimetini tamamlaması demektir. Gerçekten de senin Rabbin her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet eder.(10) (9) Zımnen ilk muhataba mesaj: Ey Mekke nin Yusuf u! Olana bakma, onun altında yatan hakikate bak! Te vîl, bir şeyi hakikatine ircadır. Te vili l-ehadis, olayların özünü kavramak için onları illet ve sebeplerine irca etmek demektir. Rüya, âlem-i mülke ait beden ile âlem-i ervâha ait ruh arasında bir perde olan âlem-i misale yansıyan görüntülerdir. Bu görüntüler hakiki değil temsili bir mânaya sahip olduğu için tasdik edilmezler, tabir ve tevil edilirler. Hz. Yakub oğlu Yusuf un gördüğü rüyayı tabir ve tevil ederek ulaştığı sonuçları aktarıyor.

12 (10) Kur an da onlarca kullanımdan sadece burada alîmun hakîm sıfatları, bir özneye (ke: senin) muzaf kılınmış Rabb i niteler. Bu şunu gösterir: Birbirinin tekrarı gibi görünen her ilâhî isim, aslında içerisinde yer aldığı ibarenin bütününde anlamını bulan özel bir vurguya sahiptir. Bu âyetin sonundaki Allah ın alîm ve hakîm sıfatları, bir önceki âyetin sonundaki şeytan ın aduvvun mubîn vasfına karşı bir kalkan iması taşır. Zımnen: İnsanın ilmine ve hikmetine akıl sır ermez Rabbi sayesinde, apaçık düşman olan şeytan la baş edebilir. ( Alîmun Hakîmun u bilir ve..eder diye çevirimizin gerekçesi için bkz. Tevbe: 102). (Nuzul 114 / Mushaf 9 : Tevbe 102 Aşağıdadır.) و اخ ر ون اع ت ر ف وا ب ذ ن وب م خ ل ط وا ع م ل ص ال حا و اخ ر س ي ئا ع س ى للا ا ن ي ت وب ع ل ي م ا ن للا غ ف ور ر ح ي م ١٠٢ 102 Bir de ilkin iyi olan işini, kötü olan ötekisiyle karıştırıp (en sonunda) günahını itiraf eden berikiler var. Allah ın onların af taleplerini kabul etmesi beklenir; çünkü Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.(129) (129) Âyet sonlarında gelen el-esmau l-husna nın iki tür kullanımı vardır: Birincisi ğafûrun rahîmun gibi belirsiz form, İkincisi el-ğafûru r- rahîm gibi belirli form. Belirsiz formlar sıfattırlar. Failin zâtını değil vasfını ifade ederler. Yani zâta değil sıfata delalet ederler. İşte bu yüzden belirsiz geldiği yerlerde bu sıfatlar özellikle o niteliklerin kullanıldığı âyet ya da âyetler grubunda anlatılan fiille doğrudan ilişkili olarak anlaşılmalıdırlar. Yani İlâhî esmadan mücerret bir isim olarak değil, sonunda geldiği âyette anlatılan olayla bire bir ilişkili bir vasıf olarak.

13 Fakat belirli geldiklerinde yukarı dakinin tersine sıfatlar isme dönüşür. Failin fiilini değil, zâtî özelliğini gösterirler. Sabittirler, zamana ve mekâna delalet etmezler. Bunun delili huve zamirine isnat eden hiçbir ismin belirsiz gelmemesidir (msl. Huve l-ğafuru r-rahîm). Zira huve mutlak Zât a delalet eder. Bu yüzden O na isnat eden sıfat, el takısı alarak isme yaklaşır. Bu farkın çeviriye şu ya da bu biçimde yansıması elbet gereklidir. Biz genellikle belirsiz formda kullanılan sıfatları, tarifsiz bir bağışlayıcı eşsiz bir merhamet kaynağıdır şeklinde, belirli kullanılan isimleri ise mutlak bağış sahibidir, sonsuz merhamet kaynağıdır şeklinde çevirmeye çalıştık (bkz. Kasas: 16, not 7; krş. Tevbe: 71, not 5). ل ق د ك ان ف ى ي وس ف و ا خ و ت اي ات ل لس ائ ل ين ٣ 7 DOĞRUSU, Yusuf ve kardeşlerinin (kıssasında, öğrenmek) isteyenler için asla tüketip bitirilemeyecek kadar Çok(11) dersler vardır. (11) Âyâtin deki belirsizliğin hedef metindeki karşılığı. ا ذ ق ال وا ل ي وس ف و ا خ و ا ح ب ا لى ا ب ين ا م ن ا و ن ح ن ع ص ب ة ا ن ا ب ان ا ل ف ى ض ل ل م ب ين ١ 8 HANİ bir zaman da (Yusuf un kardeşleri) şöyle demişti: Biz kalabalık olduğumuz hâlde, babamız için Yusuf ve kardeşi bizden daha sevimli ve gözde; bu da gösteriyor ki babamız açık bir yanılgı içerisindedir.(12) (12) Kıskançlık şeytan la Yusuf un kardeşleri arasındaki ortak nokta. Kıskançlığın hedefi olan Yusuf bu kıssada Âdem in rolünü oynuyor. ا ق ت ل وا ي وس ف ا و اط ر ح و ا ر ضا ي خ ل ل ك م و ج ا ب يك م و ت ك ون وا م ن ب ع د ق و ما ص ال ح ين ١ 9 (İçlerinden biri dedi ki): Yusuf u öldürün! Ya da onu ıssız bir yere atın ki babanızın(13) ilgisi yalnız size yönelsin; ve onun ardından, işleri tıkırında giden bir topluluk olmuş olursunuz.(14)

14 (13) Yani:..babamızın. Bu üslûp, ilk muhatapların konuştuğu dilin yaygın bir özelliğidir. (14) Bu âyet, Mekke muhalefetinin, Hz. Peygamber e suikast planları yaparken vicdanlarını ikna için ürettikleri gerekçeler bağlamında okunmalıdır. ق ال ق ائ ل م ن م ل ت ق ت ل وا ي وس ف و ا ل ق و ف ى غ ي اب ت ال ج ب ي ل ت ق ط ب ع ض الس ي ار ة ا ن ك ن ت م ف اع ل ين ١٠ 10 Bir diğeri ileri atılarak Yusuf u öldürmeyin! dedi ve ekledi: İlle de bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun(15) derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır. (15) Cubb, taşlarla örülmemiş, sadece su bulununcaya dek oyulmuş insanı boğmayacak kadar suyu az fakat çıkılamayacak kadar da derin kuyu. Örülmüş olanına bi r denir (el-külliyyât). ق ال وا ي ا ا ب ان ا م ا ل ك ل ت ا م ن ا ع لى ي وس ف و ا ن ا ل ل ن اص ح ون ١١ 11 (Babalarına dönüp) Ey babamız! dediler, Biz ona candan yürekten davrandığımız hâlde, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? ا ر س ل م ع ن ا غ دا ي ر ت ع و ي ل ع ب و ا ن ا ل ل ح اف ظ ون ١٢ 12 Bırak onu, yarın bizimle birlikte koşup oynasın; bizim onu koruyacağımızdan en ufak kuşkun olmasın. ق ال ا ن ى ل ي ح ز ن ن ى ا ن ت ذ ب وا ب و ا خ اف ا ن ي ا ك ل الذ ئ ب و ا ن ت م ع ن غ اف ل ون ١٣ 13 (Yakub) dedi ki: Bakın, onu götürmeniz beni endişelendiriyor: Siz dalgınlıkla onu ihmal edersiniz de, sonunda onu kurt kapar diye korkuyorum. (16) (16) Bazen aşırı sakındığınız bir şeyin elinizden uçma gerekçesini de onun hasımlarına siz verirsiniz. ق ال وا ل ئ ن ا ك ل الذ ئ ب و ن ح ن ع ص ب ة ا ن ا ا ذا ل خ اس ر ون ١٧ 14 Onlar dediler ki: Biz bunca kalabalık olduğumuz hâlde eğer onu kurt kapacak olursa, asıl işte o zaman biz yanmışız demektir. ف ل م ا ذ ب وا ب و ا ج م ع وا ا ن ي ج ع ل و ف ى غ ي اب ت ال ج ب و ا و ح ي ن ا ا ل ي ل ت ن ب ئ ن م ب ا م ر م ذ ا و م ل ي ع ر ون ١١ 15 İşte bu minval üzre, onu kuyunun derinliklerine atmada söz birliği etmiş bir hâlde yanlarında götürüyorlardı ki, Biz ona (Bir gün gelecek) kendileri hiç farkında değilken onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin diye ilham ettik.(17) (17) Lafzen: vahyettik. Hz. Yusuf un kuyuda aldığı vahy in ilâhî bir ilham vurgusu daha baskın görünmektedir (Vahy in anlamı için bkz. Şurâ: 51). Zımnen: Ey muhatab! Parçada kötü duran bütünde güzel durabilir. Parçayı görene düşen, bütünü görene teslim olmaktır.

15 (Nuzul 82 / Mushaf 42 : Şura 51 Aşağıdadır.) و م ا ك ان ل ب ر ا ن ي ك ل م للا ا ل و ح يا ا و م ن و ر ائ ح ج اب ا و ي ر س ل ر س و ل ف ي وح ى ب ا ذ ن م ا ي اء ا ن ع ل ى ح ك يم ١١ 51 Hiçbir ölümlüyle Allah ın (yüz yüze) konuşması olacak şey değildir; (61) ancak O ânî ve içe tesir eden ilâhi bir ilham yoluyla,(62) veya bir perde arkasından,(63) ya da(64) O nun dilediği şeyi yine O nun izniyle bildirsin(65) diye bir elçi göndermek sûretiyle konuşur: (66) şüphesiz O aşkın ve yücedir, her hükmünde tam isabet sahibidir. (61) Veya mâ nın soru anlamıyla: Ölümlü insanın nesi var da, Allah kendisine (doğrudan) konuşsun? Fakat istisna varsa soru olmaması esastır. (62) Vahiy, konuluşu itibarıyla işaret dili, söz dışı bir yöntemle hızlı iletişim anlamına gelir (Meryem: 11). İşaret, Simge, Sembolik dil, Yalınkat ses, Yazı vahyin araçlarındandır. Vahiy, kaçınılmaz olarak iki özelliğe sahip olmalıdır: süratlilik ve gizemli bir gizlilik. Konuşma nın bu türü uyku, uyanıklık ya da ikisinin ortasında aracısız kalbe ilka edilen saf ilâhi ilhamı ifade eder (Râğıb). Vahyin bu şekli Musa nın annesine vahiy gibi ilham ile, arıya vahiy gibi fıtrata nakş ile de gerçekleşebilir. Vahiyde lafız-mana ilişkisi ve bunların mahiyetleri etrafında farklı görüşler ileri sürülmüştür (Bunların derli toplu bir özeti için bkz. İbn Aşur). Mâna ve lafzı birbirinden ayrı düşünmek, başı gövdeden ayrı düşünmek gibidir. Vahiy, mâna tohumunun kalp toprağına vasıtalı ya da vasıtasız ekilmesidir. Bu tohum orada lafız halinde yeşerir ve oradan da dile dökülür. Bu anlamda vahiy, başı gökte ayakları yerde ilâhi bir hitaptır. Ama her şeyden öte vahiy, kaynağı ve mahiyeti itibarıyla gaybî bir hakikat, hedefi itibarıyla akli bir gerçekliktir. Kaynağını mâna, hedefini lafız temsil eder. Vahye dair ayrıntılı tahliller için bkz.necm: 4; Zelzele: 5. (63) Hz. Musa ya Tur da geldiği gibi. Bu, ses ve kulak aracılığıyla alınan vahiy olsa gerektir. (64) Buradaki bağlacın tahyir değil tefsir olması durumunda, sonraki cümle bir öncekini açıklar. Bu durumda âyette Allah ın insanla konuşması üç değil iki şıkla açıklanmış olur. (65) Birinci maddedeki vahy den ayırmak için üçüncüye îhâ denilmiştir. (66) Yani: Vahiy meleği Cebrail vasıtasıyla ilâhi vahyi iletmek suretiyle... Allah Rasulü ne bu üç sûrette de vahiy gelmiş olmalıdır. Allah ın konuşmasıyla ilgili bkz. Bakara: 253; Nisâ: 164; A râf: 143. Birincisi görüntü ve ses olmaksızın doğrudan kalbe ilham ve ilka yoluyla, İkincisi görüntüsüz olarak ses yoluyla, Üçüncüsü görüntülü ve sesli bir bildirim şeklinde anlaşılabilir. و ج اؤ ا ب ا م ع اء ي ب ك ون ١٧ 16 Derken akşam vakti babalarına ağlayarak geldiler: ق ال وا ي ا ا ب ان ا ا ن ا ذ ب ن ا ن س ت ب ق و ت ر ك ن ا ي وس ف ع ن د م ت اع ن ا ف ا ك ل الذ ئ ب و م ا ا ن ت ب م ؤ م ن ل ن ا و ل و كن ا ص اد ق ين ١٣ 17 Ey babamız! dediler, Yarış yapma amacıyla uzaklaşmıştık. Yusuf u da eşyalarımızın başında bırakmıştık. Bir de baktık ki onu kurt yemiş.(18) Ama biz ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim, yine de sen bize inanmayacaksın! (18) Öyle anlaşılıyor ki, kıskançlık nöbetine tutulan kardeşler babaları söyleyinceye kadar kurt yeme senaryosunu akıllarına getirmemişlerdi. Bunu onların aklına düşüren Hz. Yakub un bu sözü oldu. 13 ve 16. âyet birlikte okunduğunda üç şey akla geliyor: Kötü niyetlilerin eline bahane vermeyin. Sevdiğinizi korumak için tek başına tedbir yetmez; onu Allah a emanet edin. Sakınılan göze çöp batar, en çok neden korkarsanız başınıza o gelir, bunu bilin.

16 و ج اؤ ع لى ق م يص ب د م ك ذ ب ق ال ب ل س و ل ت ل ك م ا ن ف س ك م ا م را ف ص ب ر ج م يل و للا ال م س ت ع ان ع لى م ا ت ص ف ون ١١ 18 Üstelik, üzerinde yalandan bir kan lekesi bulunan gömleğini de getirmiştiler. (Yakub) Olamaz dedi, tasavvurlarınız(19) size tumturaklı bir oyun oynayarak sizi yanıltmış olmalı! (20) Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır; (21) ve anlattığınız bütün bu şeyler karşısında kendisinden yardım dilenilecek tek merci Allah tır. (19) Nefs (lügat anlamı için bkz. Nisâ: 1) ve nufûs şeklindeki kullanımların ötesinde, enfus un bu sûredeki kullanımları, belirgin bir biçimde diğerlerinden farklılaşmaktadır. (Krş. âyet 23, 26, 30, 32, 53 vd.) Sanki bu farklılaşma anlam daralması biçiminde olmakta ve nefis kavramı bizim kimi yerde ters dönmüş tasavvur kimi yerde ayartıcı sahte benlik olarak karşıladığımız özel anlamlarıyla öne çıkmaktadır. Nefis kavramındaki bu anlam farklılaşması, zihnimizde Kur an ın indiği dönemdeki insan tasavvurundan farklı olarak, bu olayların yaşandığı Hermetizm in vatanı olan Eski Mısır da cari olan insan tasavvurunu çağrıştırmaktadır. Bu durumda Kur an ın, eşsiz bir anlatım tekniğiyle olayları, kahramanlarının kendi zamanlarına dair temel tasavvurlarıyla birlikte aktardığı gibi bir sonuç çıkar. Bu konuda hiçbir metin Kur an la kıyaslanamaz. Bununla amaçlanan tarihsel bir aklı ve o aklın temellerini yansıtmanın da ötesinde, bu olaydan çıkarılacak ahlâkî derslerin ve ilâhî yasaların daha net ve doğru bir biçimde çıkarılmasını temin etmektir. (20) Tesvil, (Müfredât se-e-le Muhtar ise se-ve-le maddesine yerleştirmiş) İnsan tasavvurunun, çirkini güzel göstererek sahibini yanıltması (Râğıb). Bu, hakikate müdahaleye girişen tasavvurun sahibine kurduğu bir tuzaktır. Bu tuzağın en bariz özelliği, gerçeğin fark edilmesini zorlaştıran albenili gerekçelerle bezenmiş olmasıdır. Aynı ifade, bu sûrenin 83. âyetinde de yer almaktadır (krş. Muhammed: 25). Bu ve 83. âyet, Hz. Yakub un kalbinin bu senaryoya yatmadığını îmâ etmektedir. (21) Hz. Peygamber fe-sabrun cemîl i şikayet içermeyen sabır olarak açıklamıştır (İbn Ebi Hatim). (Nuzul 106 / Mushaf 4 : Nisa 1 Aşağıdadır.) ي ا ا ي ا الن اس ات ق وا ر ب ك م ال ذ ى خ ل ق ك م م ن ن ف س و اح د ة و خ ل ق م ن ا ز و ج ا و ب ث م ن م ا ر ج ا ل ك يرا و ن س اء و ات ق وا للا ال ذ ى ت س اء ل ون ب و ا ل ر ح ام ا ن للا ك ان ع ل ي ك م ر ق يبا ١ 1 EY insanlık!(1) Sizi bir tek canlı varlıktan(2) yaratan, ondan da eşini(3) var eden ve her ikisinden de birçok erkek ve kadın üreten Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Kendisi adına birbirinizden (hak) talebinde bulunduğunuz Zât a ve bu insanlık bağına(4) karşı sorumluluk duyun. Kuşkusuz Allah, üzerinizde daimi bir gözetleyicidir.(5) (1) Nida için bkz. Bakara: 21 (2) A râf 11, Nisâ 1 ve Hucurât 13 ışığında, Âdem in de kendisinden yaratıldığı ilk organik bileşiğe (hücre) delalet eder. Kur an da Nefs 16, Nufûs 2 ve Enfus 153 yerde gelir. Hepsinde de anılan şeyin maddî ve mânevî unsurlarıyla birlikte kendisi, zâtı, özü mânasına gelir. Her can ölümü tadar. Nefis; tatmin, rıza, yalvarma, korku, yatışma, fedakârlık, hile, haset, pişmanlık ve vesvese ile nitelenir. İman ve küfür, Hidayet ve dalalet, Günah ve takvâ, Ödül ve ceza ile alâkalı kullanılır. Kur an cisim ve ceset i hiç âhiretle alâkalı kullanmazken nefs i âhiretle alâkalı olarak sık kullanır. (3) Zevc için bkz. Şûrâ: 11. Ondan da eşini ibaresi, onun cinsinden şeklinde eşin de aslı olan biyolojik kökenin bölünerek çoğalmasına delalet edebilir (krş. Ebu Müslim den. Râzî).

17 Geleneksel tefsir bu ibareyi Eski Ahid ışığında okuyarak Âdem in eşinin Âdem in bedeninden yaratıldığını söyler. Bunu teyiden de, mecaz olduğu açık olan Kadın kürek kemiğinden yaratılmıştır rivayetini nakleder (Buhârî, Enbiya 2). Oysa ki kadın kürek kemiği gibidir versiyonu, sözün mecaz olduğunu izaha yeterlidir (Müslim, Radaa 18). (4) Lafzen: rahimlere. Bu bağlamda erhâm, tüm insanlığın birbiriyle olan kan bağına delalet eder. Bu bağ tek tek tüm insanların gözetmesi gereken insanlık ortak paydasını temsil eder. İnsanlığa karşı sorumluluk ile Allah a karşı sorumluluk birlikte gelmiştir. Bizim İnsanlık bağı olarak tercüme ettiğimiz erhâm ın tekili olan rahim organı için Hz. Peygamber şöyle buyurur: Rahim, Rahmân dan bir daldır (Buhârî, Edeb 81:13). Bir bakıma kadın rahmi, ilâhî rahmetin insandaki tecellisidir. (5) Zımnen: aynı ana babadan gelenlerin birbirlerine soy sopla övünmeleri anlamsızdır. (Nuzul 92 / Mushaf 47 : Muhammed 25 Aşağıdadır.) ا ن ال ذ ين ار ت د وا ع لى ا د ب ار م م ن ب ع د م ا ت ب ي ن ل م ال د ى ال ي ط ان س و ل ل م و ا م لى ل م ٢١ 25 ELBET doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra ona sırtlarını dönenler olur: şeytan onların tasavvurlarını yamultmuş(29) ve onlara boş umutlar vaad etmiştir. (29) Sevvele için bkz. Yusuf: 18. و ج اء ت س ي ار ة ف ا ر س ل وا و ار د م ف ا د لى د ل و ق ال ي ا ب رى ذ ا غ ل م و ا س ر و ب ض اع ة و للا ع ل يم ب م ا ي ع م ل ون ١١ 19 BERİ yandan, bir kervan geldi(22) ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: Â, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu! Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu. (22) Veriler bunun, Mısır a güneyden emtia götüren İsmailoğulları kervanı olduğunu gösteriyor. م ن ب خ س د ر ا م م ع د ود ة و ك ان وا ف ي م ن الز ا د ين ٢٠ و ر و ب 20 Sonunda onu düşük bir değere sadece bir kaç gümüş paraya sattılar; (23) zaten onlar ondan kurtulmak istiyorlardı. (23) Şirâ, Kur an da sülasi olarak geldiği dört yerde de (Yusuf: 20; Bakara: 102, 207; Nisâ: 74) bâ a (sattı) mânasına kullanılmıştır ve ba harfi satın alınan şeye bitişiktir. Satın aldılar mânasını bu istikrai okumadan dolayı tercihe şayan bulmadık. Buna ilaveten, satın aldılar alternatifinin ilave anlam sorunlarına yol açacağı da ortadadır: 1) Bu takdirde âyetin son cümlesine zaten ona az bir değer biçiyorlardı mânası veriliyor ki ve kânû fîhi mine z zâhidîn ibaresi için bu tekellüftür. 2) Yusuf gibi dünyalar güzeli bir delikanlıya neden az değer biçmişler? Değersiz bir köleye ülkenin bakanı müşteri olur mu? 3) Fakat kervancıların Yusuf tan kurtulmak istemeleri olay örgüsüyle bire bir mutabıktır ve makuldür. Zira Yusuf un köleleştirilmesi yasal prosedüre uygun değildi. و ق ال ال ذ ى ا ت ري م ن م ص ر ل م ر ا ت ا ك ر م ى م وي ع سى ا ن ي ن ف ع ن ا ا و ن ت خ ذ و ل دا و ك ذل ك م ك ن ا ل ي وس ف ف ى ا ل ر ض و ل ن ع ل م م ن ت ا و يل ا ل ح اد يث و للا غ ال ب ع لى ا م ر و لك ن ا ك ر الن اس ل ي ع ل م ون ٢١ 21 Ve onu satın alan Mısırlı adam karısına dedi ki: Ona iyi bak! Bakarsın bize yararı dokunur; ya da onu evlat edinebiliriz. İşte böylece Yusuf için o ülkede sağlam bir zemin hazırladık. Yine (bu şekilde) ona olayların doğru yorumunu öğrettik. (24) Zira Allah murad ettiği işi başarıyla sonuçlandırandır; ve fakat insanların çoğu bunu kavrayamaz. (24) Aynı terkibin kullanıldığı 6. âyetin ilgili notuna bkz.

18 و ل م ا ب ل غ ا د ات ي ن ا ح ك ما و ع ل ما و ك ذل ك ن ج ز ى ال م ح س ن ين ٢٢ 22 Artık olgunluk çağına erince (25) ona bir muhakeme yeteneği ve bilgi (yöntemi) bahşettik: Zira Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. (25) Eşudde, "ergenlik çağı" olarak anlaşılabilir. Bunu; İbn Abbas ve Mücahid aklın olgunluk yaşı olarak kabul edilen otuz üç yaşı olarak yorumlamış, bazıları ise kalbin olgunluk çağı olarak kabul edilen kırk yaş olarak kabul etmişlerdir. و ر او د ت ال ت ى و ف ى ب ي ت ا ع ن ن ف س و غ ل ق ت ا ل ب و اب و ق ال ت ي ت ل ك ق ال م ع اذ للا ا ن ر ب ى ا ح س ن م و ای ا ن ل ي ف ل الظ ال م ون ٢٣ 23 Derken, evinde bulunduğu kadın arzusunu onunla tatmin etmek için onu baştan çıkarmak istedi. (26) Ve (bir gün) kapıları sıkı sıkıya kapatıp dedi ki: Hadi, seninim! (Yusuf): Allah a sığınırım dedi, çünkü O benim Efendim (28); bana güzel bir konum kazandırdı! şu da bir gerçektir ki, zalimler asla başarıya ulaşamaz. (26) el-murâvede, iki taraftan birinin istemediğini diğerinin istemesi yüzünden taraflar arasında çıkan çekişme anlamındadır (Râğıb). Zemahşerî ye göre, bu çekişme sırasında arzuladığını elde etmek için her türlü hile, işve, cilve ve tuzağa başvurma anlamını içerir (Esâs ve Keşşâf). Tercihimiz, râvedethu an nefsihi ibaresinin yan anlamlarını tercümeye yansıtma kaygısının bir ürünüdür. İbarenin tamamlayıcı unsuru olan an-nefsihi, muhatabın direnişine rağmen onu kendi aleyhine bir işe razı etmek vurgusunu zaten barındırır. An edatının, genellikle, nesne olarak aldığı yüklemi özneden uzaklaştırma vurgusu dikkate alınırsa, bu ibare mefhum olarak kadın, arzusunu tatmin etmek için, onu öz benliğinden uzaklaştırmak istedi ya da onu, kendi özüne yabancılaştırarak arzusunu tatmin etmek istedi anlamına ulaşılır. Elde edilen bu dolaylı anlam, aslında her günahın, insanın kendi özünden uzaklaşması anlamına geldiğini de îmâ eder (krş. Kamer: 37). (28) Burada Hz. Yusuf a ait olan çünkü O benim Efendim ifadesinde efendim sözcüğünün aslı olan rabbî, Hz. Yusuf un da konuştuğu Sami dil ailesinde hizmetçinin sahibi, kölenin efendisi, kulun Rabbi anlamlarına kullanılan çok çağrışımlı bir ifadedir. Dolayısıyla bununla ne kastedildiği ancak hatibin kastı, iç ve dış bağlam göz önüne alınarak bilinebilir. Hz. Yusuf ile yöneticinin karısı arasındaki bu diyalogda bu sözcük kasten tevriyeli kullanılmış gibidir. Çünkü bu kıssanın ana temalarından biri de Allah ın rububiyetine dikkat çekmektir (bkz. âyet 39, 42 ve 50). Bu gerçek dikkate alındığında Hz. Yusuf un rububiyet konusunda ne kadar titiz olduğu görülecektir. Bu durumda Hz. Yusuf, o benim Rabbim dir derken gerçek Rabbi olan Allah ı kastetmiş, fakat içerisinde bulunduğu konum gereği, bunu tevriyeli olarak ifade etmiştir. Bu durumda muhatabın bu sözü kendi tasavvuruna göre anlaması doğaldır. Böylelikle Hz. Yusuf, evin hanımına, kendi aleyhine kullanacağı bir koz da vermemiştir. (Nuzul 54 / Mushaf 54 : Kamer 37 Aşağıdadır.) و ل ق د ر او د و ع ن ض ي ف ف ط م س ن ا ا ع ي ن م ف ذ وق وا ع ذ اب ى و ن ذ ر ٣٣ 37 Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; (22) bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; (23) Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın! (dedik). (22) Tercih ettiğimiz bu anlam için krş. Yusuf: 23, not 1. (23) Zımnen: şehvet güdüleri bilinçlerini öyle kuşattı ki, gözleri hiçbir şeyi görmez oldu.

19 و ل ق د م ت ب و م ب ا ل و ل ا ن ر ا ب ر ان ر ب ك ذل ك ل ن ص ر ف ع ن الس وء و ال ف ح اء ا ن م ن ع ب اد ن ا ال م خ ل ص ين ٢٧ 24 Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi. و اس ت ب ق ا ال ب اب و ق د ت ق م يص م ن د ب ر و ا ل ف ي ا س ي د ا ل د ا ال ب اب ق ال ت م ا ج ز اء م ن ا ر اد ب ا ل ك س وءا ا ل ا ن ي س ج ن ا و ع ذ ا ب ا ل ي م ٢١ 25 Ve kapıya koşuştular Ve kadın onun gömleğini arkasından yırttı. Tam sırtına sarılacaktı ki, (29) kadının beyiyle yüz yüze geldiler. Kadın dedi ki: Senin karına kötülüğe kalkışan bir kişinin cezası hapsedilmekten ya da daha acı bir cezaya çarptırılmaktan başka ne olabilir ki! (29) Elfâ nın sarılmak anlamındaki leffe kök anlamından yola çıkarak (Mekâyîs). ق ال ى ر او د ت ن ى ع ن ن ف س ى و د ا د م ن ا ل ا ا ن ك ان ق م يص ق د م ن ق ب ل ف ص د ق ت و و ال ك اذ ب ين ٢٧ م ن 26 (Yusuf) söze girdi: Asıl arzusunu benimle tatmin için beni baştan çıkarmaya çalışan odur. Ve kadının yakınlarından olan bir görgü tanığı: Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa bu durumda kadın doğru söylüyor; öteki de yalancının teki demektir. و ا ن ك ان ق م يص ق د م ن د ب ر ف ك ذ ب ت و و م ن الص اد ق ين ٢٣ 27 Yok eğer onun gömleği arkadan yırtılmışsa, o zaman da kadın yalan söylüyor, beriki dürüst biri demektir. ف ل م ا ر ا ق م يص ق د م ن د ب ر ق ال ا ن م ن ك ي د ك ن ا ن ك ي د ك ن ع ظ يم ٢١ 28 Bunun ardından (koca) onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce dedi ki: Öyle anlaşılıyor ki bu da sizin tuzaklarınızdan biridir ey kadınlar taifesi! Doğrusu sizin tuzağınız pek yamandır! ي وس ف ا ع ر ض ع ن ذ ا و اس ت غ ف رى ل ذ ن ب ك ا ن ك ك ن ت م ن ال خ اط پ ين ٢١ 29 (Ey) Yusuf, sen bu olayı yaşamadın say! Ve sen (ey) kadın, kabahatinden dolayı özür dile! Çünkü (şu hâl) senin suçunun sabit olduğunu gösteriyor. و ق ال ن س و ة ف ى ال م د ين ة ام ر ا ت ال ع ز يز ت ر او د ف تي ا ع ن ن ف س ق د غ ف ا ح ب ا ا ن ا ل ن ري ا ف ى ض ل ل م ب ين ٣٠ 30 VE ŞEHİRDE hanımlar (birbirine şöyle) dedi: Malum yöneticinin(30) karısı genç hizmetçisini baştan çıkarmaya yeltenmiş. Besbelli ki tutku kadının yüreğine işlemiş.(31) Bakın: bizim onun hakkındaki düşüncemiz işi iyice azıttığı yönündedir. (30) Lafzen: Saygın kişinin karısı. el- Azîz, Eski Ahid de geçen ve aslı eski Mısır ca olan Puti-phare nin (puti: izzet, lütuf; phare: nasihatlı) Arapça karşılığıdır. Hazine bakanının adı ya da unvanıdır. (31) Kur an da sadece burada kullanılan şeğaf yürek zarı, ya da gönül dili gibi mecazi ifade kalıplarıyla dile getirilen insanın duygu merkezine tekabül eder (Keşşaf). Burada sevgi anlamına gelen hubb ile birlikte kullanılarak, sözü edilen sevginin haddi aşmış bir sevgi olduğuna atıf yapılmıştır. Bu nedenledir ki, Kur an ın bir çok yerinde olumlu anlamda sevgiyi ifade için kulanılan hubb u, şeğaf ile birlikte kullanıldığı tek yer olan bu bağlamda tutku ile karşıladık. Genellikle Arapça da, sahibinin aklını tutuklayıp basiretini bağlayan şehvete dayalı beşeri sevgi aşk ile, sahibinin basiretine basiret katan sevgi hubb ile ifade edilir. Dilci İbn Fâris, Kur an da hiç geçmeyen aşk ı, muhabbetin haddi aşmış şekli olarak tarif eder (Mekâyîs).

20 ف ل م ا س م ع ت ب م ك ر ن ا ر س ل ت ا ل ي ن و ا ع ت د ت ل ن م ت ك ا و ات ت ك ل و اح د ة م ن ن س ك ينا و ق ال ت اخ ر ع ل ي ن ف ل م ا ر ا ي ن ا ك ب ر ن و ق ط ع ن ا ي د ي ن و ق ل ن ح اش ل ل م ا ذ ا ب را ا ن ذ ا ا ل م ل ك ك ريم ٣١ 31 (Kadın) onların (bu tür) dedikodularını işitince, onları davet ederek kendileri için dayalı döşeli bir ziyafet sofrası hazırladı,(32) her birinin eline de birer bıçak tutuşturdu ve (Yusuf a) Çık karşılarına! dedi. Hanımlar onu görünce kendilerinden geçip hayran kaldılar;(33) dahası (bu yüzden) ellerini kestiler ve Olamaz! dediler, Aman Allah ım! Bu bir insan olamaz, olsa olsa bu yüce bir melektir! (34) (32) Mutteke, yaslanıp oturacak yer anlamına gelir. Bu bağlamda ziyafet salonu ya da ziyafet sofrası vurgusu taşır (Ebu Ubeyde). Bu kelimenin turunç anlamına geldiğini söyleyen Abdullah b. Mes ud, Mücahid ve Ferrâ yı şiddetle reddeden Buhârî, bu konuda Ebu Ubeyde yi tekrarlayarak Bunu söyleyen yanıldı. Arapça da turunç yoktur der (Buhârî, Tefsir). (33) Lafzen: onu gözlerinde büyüttüler ya da onu göz kamaştırıcı buldular. (34) Melekleri gördükleri için böyle demiyorlar elbette. Fakat kıssa bu anlatım tarzıyla ilk muhataplarının melek tasavvurları üzerinden ders veriyor. ق ال ت ف ذل ك ن ال ذ ى ل م ت ن ن ى ف ي و ل ق د ر او د ت ع ن ن ف س ف اس ت ع ص م و ل ئ ن ل م ي ف ع ل م ا ام ر ل ي س ج ن ن و ل ي ك ونا م ن الص اغ ر ين ٣٢ 32 Kadın dedi ki: Bakın, işte beni kendisinden dolayı kınadığınız kişi bu! Doğrusu ben onu baştan çıkarmaya çalıştım, ne ki o geçit vermedi. Ve eğer (bundan böyle de) arzumu yerine getirmezse, kesinlikle hapsi boylayacak ve sürüm sürüm sürünecektir. (35) (35) Vahiy tam da burada, şu soruyu sorup yüreğimizde doğru cevaplamamızı istiyor: Mânevi kölelik mi, fiziki kölelik mi: hangisi daha büyük onursuzluktur? Zımnen: asıl kölelik, aklın duygu tarafından tutuklanıp içgüdülerin insanı esir almasıdır. Sonsöz: Yusuf zindanda özgür, Züleyha sarayda tutsaktır. ق ال ر ب الس ج ن ا ح ب ا ل ی م م ا ي د ع ون ن ى ا ل ي و ا ل ت ص ر ف ع ن ى ك ي د ن ا ص ب ا ل ي ن و ا ك ن م ن ال جا ل ين ٣٣ 33 (Yusuf) Rabbim! dedi, Benim için hapislik, bunların beni çağırdıkları şeyden daha hayırlıdır! (36) Bununla birlikte (37) Sen onların tuzaklarına karşı beni korumazsan, hilelerine kapılır da kendini bilmezlerden biri olup çıkarım! (36) Zımnen: Günah işleyerek kalbimi imana zindan etmektense, günah işlememek için bedenimin zindana atılmasını tercih ederim. (37) Ve illa ya bu bağlamda verilebilecek en uygun anlam. ف اس ت ج اب ل ر ب ف ص ر ف ع ن ك ي د ن ا ن و الس م يع ال ع ل يم ٣٧ 34 Bunun üzerine Rabbi onun duasına icâbet etti ve onların tuzaklarına karşı kendisini korudu: Çünkü O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. م ب د ا ل م م ن ب ع د م ا ر ا و ا ا ل ي ات ل ي س ج ن ن ح تى ح ين ٣١ 35 En sonunda yetkililer, gördükleri belge ve delillerin ardından (olayın sırrına ermelerine rağmen), belli bir süre onu hapsetmenin kesinlikle daha uygun olacağını düşündüler.

21 و د خ ل م ع الس ج ن ف ت ي ان ق ال ا ح د م ا ا ن ى ا رين ى ا ع ص ر خ م را و ق ال ا ل خ ر ا ن ى ا رين ى ا ح م ل ف و ق ر ا س ى خ ب زا ت ا ك ل الط ي ر م ن ن ب ئ ن ا ب ت ا و يل ا ن ا ن ريك م ن ال م ح س ن ين ٣٧ 36 O ARADA onunla birlikte iki genç daha hapse girdi. (Bir gün) o iki gençten biri dedi ki: Rüyamda kendimi şaraplık üzüm sıkarken gördüm. Diğeri ise; Ben de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıdığımı, kuşların (da) ondan yediğini gördüm dedi. (Birlikte şunu talep ettiler): Bize bu (rüyaların) altında yatan anlamı haber ver! Çünkü biz senin (bu işi) iyi bilen biri olduğunu düşünüyoruz. ق ال ل ي ا ت يك م ا ط ع ام ت ر ز ق ان ا ل ن ب ا ت ك م ا ب ت ا و يل ق ب ل ا ن ي ا ت ي ك م ا ذل ك م ا م م ا ع ل م ن ى ر ب ى ا ن ى ت ر ك ت م ل ة ق و م ل ي ؤ م ن ون با ل ل و م ب ا ل خ ر ة م ك اف ر ون ٣٣ 37 (Yusuf) dedi ki: Öğününüz size ulaşmadan, ben her ikinize de rüyanızın altında yatan anlamı, (onun sonucu) başınıza gelmeden haber vereceğim.(38) Zira bunlar Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Ama (önce) şunu bilmeniz şart: Ben, Allah a inanmayan ve âhireti inkâr eden bir toplumla yolumu ayırdım; (38) Bu ifadenin mahiyeti tartışılmıştır. Bazıları bunun rüyada görülen yiyecek olduğunu söyler (Taberî; Süddi den naklen Râzî). Bu yiyeceğin normal günlük tayın olmadığında ısrarlı olanlar Yönetim, birine ölüm cezası vereceği zaman, ona zindanda zehirli bir yemek yedirerek cezayı infaz ederdi şeklindeki sıhhati kuşkulu bir açıklamaya dayanır (Râzî). Yine Taberî kable en ye tiyekuma (size gelmeden önce) ibaresini ise, öncesinin aksine uyanıkken notuyla verir. Bunu yaparken o ve onun gibi düşünenler (msl. R. Rıza), Rüyalarınızda size yemek ikram edilmeden önce onların altında yatan anlamı size bildireceğim şeklindeki bir anlayışı reddetmiş olmaktadır. Bu anlama problemi, la-ye tiyekumâ daki gizli zamirin nereye gittiğiyle alâkalıdır. Eğer bu gizli zamir yemeğe giderse anlam yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce olur, yok rüyalara giderse rüyada gördükleriniz (gerçek hayatta) başınıza gelmeden önce olur. Bunun hangisinin isabetli olduğu ise, bi-te vilihi deki açık zamirin adresine bağlıdır. Bu zamirin adresi Zemahşerî ye göre anlatılan (rüya)lar dır. Bizce isabetli olan da budur. و ات ب ع ت م ل ة اب ائ ى ا ب ر يم و ا س حق و ي ع ق وب م ا ك ان ل ن ا ا ن ن ر ك ب ا ل ل م ن ی ء ذل ك م ن ف ض ل للا ع ل ي ن ا و ع ل ى الن اس و لك ن ا ك ر الن اس ل ي ك ر ون ٣١ 38 Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub un inanç sistemine uydum. Allah a ait herhangi bir niteliği ondan başkasına yakıştırmak bize yakışmaz. İşte bu (tevhidi iman), Allah ın bize ve tüm insanlığa olan bir lutfudur: ne var ki insanların çoğu bunu değerlendirmez.(39) (39) Lafzen: şükretmez. Şükür, kök itibarıyla; aldığını hak etmek ve verimli değerlendirmek, verileni zayi etmeyip onu azami ürüne çevirmek anlamına gelir. Kelimenin nisbet edildiği hepsi de verimli kılma ve değerlendirme anlamında birleşen dört ayrı kökeni vardır (Mekâyîs).

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR 4O HADIS HER YIL 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA --- --- --- --- --- --- --- --- --- ---

Detaylı

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke ب س م الل ه الر ح ن الر ح ي م Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları Üç Hareke ا ل ر ك ات الث الث ة Kesra(Esre) - Damme (Ötre) - ف ت ح ة - (Üstün) Fetha ض م ة ك س ر ة (i) (u) (a) Sükûn(Cezm) Şedde - - س

Detaylı

TEKASÜR SÛRESİ Nuzul 16 / Mushaf 102

TEKASÜR SÛRESİ Nuzul 16 / Mushaf 102 Surenin Adı: TEKASÜR SÛRESİ Nuzul 16 / Mushaf 102 Sûre tutkuyla çoğaltma anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. Çoğaltma tutkusu sizi oyalayıp durdu, ta ki siz mezarlıklara varıncaya dek (1-2) Modern

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük اب ت ل ى İmtihan etti أ ت م Tamamladı ذ ر ي ة Zürriyet-nesil إ م ام ا Önder م ث اب ة Sevap-dönüş yeri ي ن ال Ulaşıyor أ م ن ا Emniyet yeri م ص ل ى Namazgâh ط ه ر Temizle طمائ ف ي Taife Kendini ibadete

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ 76 KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata

Detaylı

EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6

EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6 EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6 Surenin Adı: En âm sûresi sığırlar anlamındaki adını, icat edilmiş sahte kutsallıktan söz eden 136 ve devamındaki âyetlerden alır. Sûrede bu kelime altı kez geçer. Daha

Detaylı

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR 4O HADIS HER YIL 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA --- --- --- --- --- --- --- --- --- ---

Detaylı

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183 Page 1 of 23 Kur ân-ı Kerîm den İçinde ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: Ey iman edenler! (Peygamber e) Râ inâ (bizi gözet/güt) demeyin; (bize bak anlamında) Unzurnâ deyin

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

TAHRÎM SÛRESİ Nuzul 113 / Mushaf 66

TAHRÎM SÛRESİ Nuzul 113 / Mushaf 66 TAHRÎM SÛRESİ Nuzul 113 / Mushaf 66 Surenin Adı: Haram kılmak, haram saymak mânasına gelen Tahrîm adını ilk âyetinden alır. Sen Ey Peygamber! Şlerinden bir kısmının rızasını kazanmak çin, neden Allah ın

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com

MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com Bahçe ب ي ت Ev ج ر د ين ة Oda م ن ز ل Ev غ ر ف ة Oda د ار Ev ح ج ر ة Oda م س ك ن Ev ا وض ة Mutfak ع م ار ة Apartman م ط ب خ Lavabo ب ن اء Bina م غ س ل Bodrum

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 I) SÛRENİN

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Murat eğitim kurumları. Arapça 4 konu 2. İsim ve fiil cümlelerinde olumsuzluk (nefy)

Murat eğitim kurumları. Arapça 4 konu 2. İsim ve fiil cümlelerinde olumsuzluk (nefy) Murat eğitim kurumları Arapça 4 konu 2 İsim ve fiil cümlelerinde olumsuzluk (nefy) İlk önce iyi haber bu konu kolay. Bilmemiz gereken birkaç harfimiz bir de fiilimiz var. Harfler: ال, ل ن, ل م ve.لم ا

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

VEDA HUTBESİ. Zafer KOÇ

VEDA HUTBESİ. Zafer KOÇ VEDA HUTBESİ Zafer KOÇ I- Konunun Plânı A-Hak-Hukuk Kavramı ve Önemi B- Batıda İnsan Hakları Mücadelesi C- İslam da İnsan Hakları a) Kur an da Hak Kavramı b) Hadislerde Hak Kavramı D- Veda Hutbesi Ve İnsan

Detaylı

[ Arapça Gramer Özeti, Sözlük, İ rab (Kelime Analizi) ve Meal ] Sözlük İlaveli İ RABLI KUR AN ve MEALİ

[ Arapça Gramer Özeti, Sözlük, İ rab (Kelime Analizi) ve Meal ] Sözlük İlaveli İ RABLI KUR AN ve MEALİ [ Arapça Gramer Özeti, Sözlük, İ rab (Kelime Analizi) ve Meal ] Sözlük İlaveli İ RABLI KUR AN ve MEALİ KUR AN UFKU ( Fâtiha- Nas Suresi Arası ) Dr. Necla YASDIMAN Demirdöven İZMİR 2013 سورة ا خص (112)

Detaylı

BAKARA SÛRESİ Nuzul 94 / Mushaf 2. Bu kıssa, İsrailoğullarının faili meçhul cinayetleri aydınlatmak için kurban ettikleri ineğin kıssasıdır.

BAKARA SÛRESİ Nuzul 94 / Mushaf 2. Bu kıssa, İsrailoğullarının faili meçhul cinayetleri aydınlatmak için kurban ettikleri ineğin kıssasıdır. Surenin Adı: BAKARA SÛRESİ Nuzul 94 / Mushaf 2 Adını 67-73. âyetler arasındaki temsili kıssadan alır. Bakara inek 2 demektir. Bu kıssa, İsrailoğullarının faili meçhul cinayetleri aydınlatmak için kurban

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4)

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4) Ders: 15 Konu: İSLAM A GİRİŞ Bundan önceki derslerimizde İman ve İmanın şartları ile alakalı bilgileri içeren dersler hazırladık ve kardeşlerimizle buluşturduk. Bundan sonra ki derslerimizde ise, İslam

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha)

TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha) 1 TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha) Rümeysâ bint Milhân b. Halid el-ensâriyye el-hazreciyye Babası Milhân b. Halid dir. Annesi Müleyke bint Mâlik b. Adî dir. Neccar oğullarındandır.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

1. BÖLÜM SAHİH FİİLLER MAZİ FİİL Fiili Mazi iki kısımdır: a) Mazi Malum b) Mazi Meçhul MAZİ MALUM: Mazi malum üç şekil üzere bulunur: gibi. آ ت ب gelir. kalıbında ف ع ل 1) gibi. ع ل م gelir. kalıbında

Detaylı

Kur an Anahtarı احمد سداد اوستون

Kur an Anahtarı احمد سداد اوستون Kur an Anahtarı مفتاح القرآن احمد سداد اوستون ١٤٣٤-2013 Takdim Maksat: Bu kitabın maksadı Kur an-ı Kerim i asgari seviyede anlayabilmek için gerekli kelime bilgisini ve temel dilbilgisi kurallarını vermektir.

Detaylı

Avusturya Mutlu Aile Destek ve Danışmanlık Projesi

Avusturya Mutlu Aile Destek ve Danışmanlık Projesi İSLAMDA EVLİLİK ve AİLE HUKUKU و م ن اي ات ه ا ن خ ل ق ل ك م م ن ا ن ف س ك م ا ز و اج ا ل ت س ك ن وا ا ل ي ه ا و ج ع ل ب ي ن ك م م و دة و ر ح م ة ا ن فى ذل ك لاي ات ل ق و م ي ت ف كر ون İçinizden kendileri

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

İkili Simetrik Kitap ❸

İkili Simetrik Kitap ❸ 19 lu Gruplar Halinde Sûrelerin Numaraları ve Âyet Sayıları Bu bölümde Kur ân-ı Kerîm de bulunan sûrelerin sıra numarlarını ve âyet sayılarını 19 lu gruplar halinde birlikte inceleyeceğiz. İlk 19 sûrede

Detaylı

Kur ân-ı Kerîm sûrelerinin sondan sayılması 1

Kur ân-ı Kerîm sûrelerinin sondan sayılması 1 Kur ân-ı Kerîm sûrelerinin sondan sayılması 1 Bu bölümde Kur ân-ı Kerîm sûrelerini sondan sayalım. Örnek: Sondan birinci sûre Nâs sûresidir. Sûrenin sondan sıra numarası Sûrenin adı 1 Nâs 6 Sûrenin içerdiği

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

MÜRTED HADDİ (İSLÂM'DAN DÖNME)

MÜRTED HADDİ (İSLÂM'DAN DÖNME) 152 MÜRTED HADDİ (İSLÂM'DAN DÖNME) Mürted, İslâm dininden küfre dönen kimse demektir. Erkek olsun kadın olsun İslâm dininden dönen kimse, akıllı ve buluğa ermiş ise İslâm'a dönmesi için üç kere çağrılır

Detaylı

KUR'AN SÛRELERİNİN RESMİ VE İNİŞ SIRALAMASI

KUR'AN SÛRELERİNİN RESMİ VE İNİŞ SIRALAMASI GÜNÜMÜZDEKİ RESMİ SIRALAMA KUR'AN SÛRELERİNİN RESMİ VE İNİŞ SIRALAMASI YAYGIN İNİŞ SIRALAMASI - OSMAN BİN AFFAN FARKLI İNİŞ (NÜZÛL) SIRALAMALARI (TERTİPLERİ) Sûre No Sûre Adı Nüzul Sırası Âyet Sayısı Nüzul

Detaylı

2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ

2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ 5 4 3 2 1 2 2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ CAMİLERDE AYET VE MEALİ OKUMA PROJESİ KAPSAMINDA HAZIRLANAN ŞUBAT AYI GÜNLÜK AYET VE MEALLERİ ق ل أ ت ح آج ون ن ا ف ي ه للا و ه و ر ب ن ا و ر ب ك م و ل ن ا أ ع م

Detaylı

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı)

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK NORMAL ÖĞRETİM DERS PLANI VE İÇERİKLERİ (2014-2015 Akademik Yılı) ARAPÇA HAZIRLIK SINIFI GÜZ YARIYILI (BİRİNCİ KUR) Y. YIL ÖN KOŞUL DERSİN

Detaylı

SAF SÛRESİ Nuzul 99 / Mushaf 61. Sûre Saf adını, birlik ruhuna ve mücadele disiplinine atıf yapan 4. âyetinden alır.

SAF SÛRESİ Nuzul 99 / Mushaf 61. Sûre Saf adını, birlik ruhuna ve mücadele disiplinine atıf yapan 4. âyetinden alır. Surenin Adı: SAF SÛRESİ Nuzul 99 / Mushaf 61 Sûre Saf adını, birlik ruhuna ve mücadele disiplinine atıf yapan 4. âyetinden alır. Kur an da melekler için de kullanılan saf, sıradan bir hizaya duruş değil,

Detaylı

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ Muhammed Hüseyin ez-zehebî, Mektebetü Vehbe, 3. Basım, 1406/1986, 112 s. Harun ABACI* Bu kitapta yazar, eski ve yeni yazılmış

Detaylı

ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER. Abdullâh Saîd el-müderris

ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER. Abdullâh Saîd el-müderris ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER Abdullâh Saîd el-müderris Rahmân ve Rahîm olan Allâh In ismiyle. Hamd, Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz.

Detaylı

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn.

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn. ŞERHUL EMSİLE Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn. Kaynaklarda, Hz.İmam Aliyyül Mürteza (kv) efendimizin

Detaylı

Samimiyet ve Sıdk İlişkisi

Samimiyet ve Sıdk İlişkisi Samimiyet ve Sıdk İlişkisi Prof. Dr. Ali ERBAŞ DİB Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü İslamiyetin esası, sıdktır. İmanın hâssası sıdktır. Bütün kemâlata îsal edici sıdktır. Ahlak-ı âliye nin hayatı sıdktır.

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

GİRİŞ KABUL olan DUALAR

GİRİŞ KABUL olan DUALAR KABUL OLAN DUALAR Mü min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul edeceğini

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 1-2. DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) ikra : İlk inen vahiy. Oku! anlamına gelir. Kıraat (okumak) kelimesi de aynı kökten gelir.

KURAN YOLU- DERS 1-2. DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) ikra : İlk inen vahiy. Oku! anlamına gelir. Kıraat (okumak) kelimesi de aynı kökten gelir. KURAN YOLU- DERS 1-2 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 2 no lu dersinin özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) ikra : İlk inen vahiy. Oku! anlamına Kıraat (okumak) kelimesi de aynı kökten 2) Tilavet,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 9-10

KURAN YOLU- DERS 9-10 KURAN YOLU- DERS 9-10 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 6 no lu dersinin özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1. İsm-i Tafdil: «Daha» ve «En» kelimeleri ile yapılan Karşılaştırma Sıfatlarıdır. Örneğin,

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Ders : 87 Konu : Takva Nedir ve İnsan Neden Sadece Takvası ile Üstündür?

Ders : 87 Konu : Takva Nedir ve İnsan Neden Sadece Takvası ile Üstündür? Türkçe meal ve tefsirlerde takva kelimesi korkmak ve korku anlamında ele alınmaktadır. Muttaki kelimesine de Allah tan korkan manası verilmektedir. Ancak bu anlam eksiktir. Nitekim İslam Ansiklopedisi

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1 الجملة CÜMLE Okuma Parçası :.... Tercüme Okul Okul büyüktür. Bahçesi geniştir. Okulun kapıları yüksektir. Sınıfları çoktur. Öğrenciler okula sabah girerler

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1

ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1 Kur'ân'da "Rabbinize ibadet edin" 4 ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1, 2 edin" "Allah'a iman ف ا م ن وا ب الل edin" 3 "Allah'a itaat و ا ط يع وا للا 1 و اع ب د وا ر ب ك م ve buyrulmaktadır.

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz! (A râf, 7/23) Zekeriya Peygamberin;

Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz! (A râf, 7/23) Zekeriya Peygamberin; DUANIN ÇEŞİTLERİ Dua; söz ve kalple, fiil ve hâl ile yapılır. Dua, hayır dua ve beddua şeklinde olabilir. Dua, insanın kendisine veya başkasına yönelik olabilir. İçeriği açısından dua, maddî veya manevî

Detaylı

FETİH SÛRESİ Nuzul 110 / Mushaf 48

FETİH SÛRESİ Nuzul 110 / Mushaf 48 FETİH SÛRESİ Nuzul 110 / Mushaf 48 Surenin Adı: İslâm la insan arasındaki özellikle psikolojik engelleri kaldırıp gönüllere giden yolu açmayı ifade eden Fetih adını ilk âyetinden alır. Buhârî de geçen

Detaylı

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 el-enbiyâ

Detaylı

Arapça 4 konu 4. Mukarebe, reca ve şuru fiilleri

Arapça 4 konu 4. Mukarebe, reca ve şuru fiilleri Arapça 4 konu 4 Mukarebe, reca ve şuru fiilleri Öyle demeyelim de başka fiile muhtaç fiiller diyelim isterseniz. Bunlar Türkçede anlam karşılığı olan fakat yapısal karşılığı olmayan fiiller. Bu fiiller

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

MEVLİD KANDİLİ VE HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) SEVGİSİ

MEVLİD KANDİLİ VE HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) SEVGİSİ MEVLİD KANDİLİ VE HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) SEVGİSİ I- Konunun Plânı Gazi ERDEM A) Hz Peygamberin Kutlu Doğumu, Peygamberi Tanımak, Anmak ve Anlamak. B) Hz. Peygamberi Sevmek İmanın Bir gereğidir. C) Hz.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

ADÂB-I MUÂŞERET VE GÖRGÜ KURALLARI

ADÂB-I MUÂŞERET VE GÖRGÜ KURALLARI ADÂB-I MUÂŞERET VE GÖRGÜ KURALLARI Âdâb-ı muâşeret, insana toplum içerisinde yaşamak için gerekli olan nezaket kurallarını öğreten, insani ilişkilerde uyulacak şekil ve ölçüleri ortaya koyan ve şahsı toplum

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

2013-2014 ÖĞRETİM YILI İMAM-HATİP LİSELERİ MESLEK DERSLERİ SEVİYE BELİRLEME SINAVI / 1.DÖNEM 10. SINIFLAR SORU SAYISI

2013-2014 ÖĞRETİM YILI İMAM-HATİP LİSELERİ MESLEK DERSLERİ SEVİYE BELİRLEME SINAVI / 1.DÖNEM 10. SINIFLAR SORU SAYISI 2013-2014 ÖĞRETİM YILI İMAM-HATİP LİSELERİ MESLEK DERSLERİ SEVİYE BELİRLEME SINAVI / 1.DÖNEM Adı ve Soyadı:.. T.C Kimlik No:. DERSLER 10. SINIFLAR SORU SAYISI Kur an ı Kerim 20 Arapça 20 Fıkıh 20 Hadis

Detaylı

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 1. Hafta

Detaylı

Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız.

Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız. Ders : 106 Konu : İSLAMDA AİLE - BİREYLERİNİN SORUMLULUKLARI - 1 Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız. Allah ın emri olan ve Peygamber Efendimiz (sav) in de birçok hadisinde bahsi

Detaylı

Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ

Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ İslam dini insanların aynı kökten geldiğini bildirdikten sonra, birbirinden uzaklaşarak kabileler, kavimler, ırklar oluşturan insanoğlunun, bu

Detaylı

www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.

www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi.com www.arapcadunyasi. 1.ÜNİTE 2.Aşağıdaki marşı dinle ve tekrar et. HAYDİ ŞARKI SÖYLEYELİM S.11 1.DERS: İsmin ne? 2.DERS: Hayırlı sabahlar (Günaydın) 3.DERS: Nasılsın? HAZIRLIK ÇALIŞMALARI 1) Arkadaşınla sınıfta tercih edilen

Detaylı

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME:

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME: 1 ن س ت غ ف ر ه و ن ع وذ ب ا ل ل و ين ه ن س ت ع و ن ح م د ه إ ن ال ح م د ل ل م ن ش ور ر أ ن ف س نا و م ن س ي ئا ت أ ع م ال نا م ن ي ه د ه ا ل ل و أ ش ه د أ ن ل ل ه ن ي ض ل ل ف ل ها د ي وم ف ل م ض ل ل ه

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

خطبة الحاجة النساء: ٤/۲(

خطبة الحاجة النساء: ٤/۲( خطبة الحاجة ن س ت غ ف ر ه و ن ع وذ ب ا ل ل م ن ش ور ر أ ن ف س نا و م ن و ين ه ن س ت ع و ن ح م د ه إ ن ال ح م د ل ل س ي ئا ت أ ع م ال نا م ن ي ه د ه ا ل ل ف ل م ض ل ل ه و م ن ي ض ل ل ف ل ها د ي ل ه و أ

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

TECVİD Lügat manası; Güzel yapmaktır.

TECVİD Lügat manası; Güzel yapmaktır. TECVİD TECVİD Lügat manası; Güzel yapmaktır. Peygamberimiz(sav): Allah Kur an ı indirildiği gibi okuyanı sever. buyurarak bu tarz okuyuşu teşvik etmiştir. Kur an-ı Kerim de Allah; Kuranı açık açık, tane

Detaylı

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR 4O HADIS HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA KIRK HADİS --- --- --- --- ---

Detaylı

Tam Fiil- Nakıs Fiil Her bir fi il içün bir merfû,yani fail (özne ) lâzımdır. Eğer fi il, o merfu ile, kelâm yönünden tamâm olup, başka bir şeye

Tam Fiil- Nakıs Fiil Her bir fi il içün bir merfû,yani fail (özne ) lâzımdır. Eğer fi il, o merfu ile, kelâm yönünden tamâm olup, başka bir şeye Tam Fiil- Nakıs Fiil Her bir fi il içün bir merfû,yani fail (özne ) lâzımdır. Eğer fi il, o merfu ile, kelâm yönünden tamâm olup, başka bir şeye muhtâc olmazsa, o fiile tam fiil, merfû una da fâ il (özne)

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM 1 1. PERDE Haydi Hatice! Acele edelim. Ama, Meryem bizden çok geride... Meryem, bize katılmak istemiyor

Detaylı

İSRA SÛRESİ Nuzul 68 / Mushaf 17

İSRA SÛRESİ Nuzul 68 / Mushaf 17 İSRA SÛRESİ Nuzul 68 / Mushaf 17 Surenin Adı: Gece yürüyüşü anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. Hem gelecekte gerçekleşecek olan Hicret e, hem de derûnî hicret olan İsra ya atıftır. İsrâiloğullarından

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Kız Erkek Arkadaşlığı

Kız Erkek Arkadaşlığı Kız Erkek Arkadaşlığı Dinimiz insanların hırs, aç gözlülük, şehvet, sabırsızlık gibi iç güdülerine esir olmaması, onları aştıkça yüceldiğini fark etmeleri için, bazı yasaklar koymuştur. Bir Müslüman oruç

Detaylı

KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER AD SOYAD: KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) BUYURUYORLAR Kİ; 1) Sizin en hayırlılarınız Kur an-ı öğrenen ve öğretenlerinizdir. ( BUHÂRÎ

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

1 Bu bölüm Din İleri Yüksek Kurulu Uzmanı Bahattin AKBAŞ tarafından kaleme alınmıştır.

1 Bu bölüm Din İleri Yüksek Kurulu Uzmanı Bahattin AKBAŞ tarafından kaleme alınmıştır. 416 HELAK EDİLEN KAVİMLER VE HELAK SEBEPLERİ 1 Yüce Allah, yaratılmışların en şereflisi olan insana akıl ve irade vermiş ve bunun sonucunda ona bir takım sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumlulukları yerine

Detaylı

DUHÂ SÛRESİ Nuzul 5 / Mushaf 93

DUHÂ SÛRESİ Nuzul 5 / Mushaf 93 DUHÂ SÛRESİ Nuzul 5 / Mushaf 93 Surenin Adı: Duhâ sûresi, Sabahın berrak aydınlığı, kuşluk vakti anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. İlk indirilen sûrelerdendir. Sureye adını veren ayetteki kuşluk

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı