Başyazı YEŞİL RENGİN GÜZEL TONLARI THE AMAZING SHADES OF GREEN. Sebahaddin ATEŞ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Başyazı YEŞİL RENGİN GÜZEL TONLARI THE AMAZING SHADES OF GREEN. Sebahaddin ATEŞ"

Transkript

1 126

2 Başyazı Sebahaddin ATEŞ YEŞİL RENGİN GÜZEL TONLARI Bahar gelip, tabiat yeşil elbiselerini giyince, ağaçlar, çiçekler yapraklarını açınca, toprağa atılan tohumlar kendini yeşil filizlerle göstermeye başlayınca, insanoğlu da tabiata bakarak canlanmaya daha da hareketlenmeye başlar. Özellikle Karadeniz Bölgesinin yılın dört mevsiminde yemyeşil ağaçlarla bezeli olduğunu görünce Karadeniz insanının bu kadar hareketli oluşunu, bu hareketliliğin bütün hayatına etki ettiğini müşahede ederiz. Aslında insanlık âleminin baharı da, Hz. Peygamber (s.a.v) le gelmiştir. Kurumuş çöllere, kararmış gönüllere, harap olmuş şehirlere İslâm ın rahmet sağanakları, bahar yağmurları gibi 571 yılının Nisan ayında yağmaya başlayınca ölü insanlık yeniden can buldu. Haremeyn-i Şerifeyn deki yeşil ağaçları, bitkileri koparmayı yasaklayan Rahmet ve merhamet Peygamberi (s.a.v) bazı durumlarda yeşil rengi tercih etmiştir. Sahabeden Ebu Resme (r.a.), Allah Rasulü nün üzerinde iki yeşil giysi gördüm diye rivayet ederken bir diğer rivayette şöyle denilmiştir: Allah Rasulü (s.a.v.) Kâbe yi yeşil bir hırkaya bürünmüş olarak tavaf etti. Gözü dinlendiren, insana inşirah salan, ruha olumlu tesirler bırakan bir renktir yeşil. Hâkim olduğu mekânlarda, insanlar huzur bulur ve sükûnete ererler. Yeşil iç açıcı ve güven veren bir renktir. Aynı zamanda umudu, yeniliği, gençleşmeyi ve yeniden canlanmayı çağrıştırır. Yeşilin paylaşım, cömertlik ve uyumun rengi olduğu söylenir. Yeşil rengi seven insanlar genellikle üretken, çevresiyle uyumlu, içten ve doğayı seven insanlardır. Aynı zamanda hareketlerinde dengeli ve düzenlidirler. Karadeniz in, yeşilin her tonunun bulunduğu şehirlerinden biri de Trabzon dur. Evliya Çelebi, Karadeniz in doğu kıyılarını yemyeşil bir taç gibi süsleyen Trabzon için şöyle der: - Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. Osmanlı nın en mamur ve en renkli şehirlerinden biridir. İrem bağları gibi süslü bir mekândır. Halkının sevecenliği ve zenginliği, şehrin güzelliği ve temizliği de övgüye layıktır. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şöyle söylerler: Trabzon dur yerümüz / Ahça tutmaz elümüz Hamsi paluk olmasa / Nic olurdu halumuz Evliya Çelebi miz, suyu ve havasının hoşluğundan dolayı Tarb-ı efzun adının verildiğini kaydeder. Osmanlı döneminden itibaren Trabzon şehrinin stratejik konumu dolayısıyla, idarî, askerî ve ticarî açıdan önemi günden güne artmıştır. Tarihî İpek Yolu nun buradan geçmesi bu konumunu güçlendirmiştir. Günümüzde de memleketimizin en güzel diyarlarından biridir. Hâsılı ruha huzur veren yeşil rengin hâkim olduğu güzellikler şehridir Trabzon Tabiatın rengi aynı zamanda insan tabiatına da uygundur. Güzellikler içre olalım THE AMAZING SHADES OF GREEN With the advent of spring, dressing its green clothes on the trees and all around, when the flowers blossom and the seeds under the soil sprout, the human being, just like the nature, comes alive and livens up, as well. The waking up of the nature awakens the man, too. We especially observe this on the people of Black sea Region, who are so active and lively all in their lives, when we see the Black sea, naturally graced by evergreen trees all four seasons. Actually, the spring of humanity has come with the birth of Our Beloved Prophet Muhammad Mustafa (saw). His birth in April, 571 brought life to the deserts, black hearts, ruined countries and more, and awakened the humanity again with the benediction of Islam like the rain in deserts. 2 3

3 SOMUNCU BABA / AYLIK İLİM - KÜLTÜR VE EDEBİYAT DERGİSİ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı nın Yayın Organıdır Kurucusu A. Şemsettin ATEŞ Yaygın Süreli - ISSN: YIL: 17 SAYI: 126 Basım Tarihi: 01 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Sebahaddin ATEŞ Yazı İşleri Müdürü Hulûsi YAYLA Yayın Editörü Musa TEKTAŞ Kapak Uzungöl / Trabzon Foto: Bekir SARI Yapım ARTWORKS Genel Sanat Yönetmeni İlhan SOYLU Sanat Yönetmeni Volkan ZORBA Tashih Ali YILMAZ - Vedat Ali TOK - Yusuf HALICI Arşiv Muharrem AKIN Abone Bekir CANPOLAT Reklam Ziya TOKSÖZLÜ Basım-Yayım-Dağıtım-Pazarlama VİSAN İktisadi İşletmesi Zaviye Mah. Hacı Hulûsi Efendi Cad. No: Darende / MALATYA Tel: (422) Faks: (422) Dağıtım Kültür Dergi Dağıtım Baskı & Üretim Bizim Repro Büyük Sanayi 1. Cadde Alibey İşhanı 99/22 İskitler / ANKARA - Tel: (312) Tek Sayı : 7 TL - Kurum Abone : 120 TL 1 Yıllık (12 Sayı) Abone : 70 TL Avrupa 1 Yıllık Abone : 72 EURO Avrupa Tek Sayı Fiyat : 6 EURO Avrupa Harici Yurtdışı Abone : 102 USD Posta Çeki (Darende Postanesi) : Ziraat Bankası (Darende Şubesi): IBAN - TR Vakıf Bank (Darende Şubesi): TR Gönderilerin abone adına yatırılmasından sonra lütfen (0422) / 185 dahiliyi arayınız. ADANA ALANYA AMASYA ANKARA ANTALYA BARTIN BOLU BURSA ÇAYCUMA ELBİSTAN G.ANTEP GEREDE GÖLCÜK İSKENDERUN İSTANBUL İZMİR K.MARAŞ KARABÜK KAYSERİ KONYA MALATYA MERSİN OSMANİYE SAKARYA SAMSUN SİVAS TOKAT TURHAL TÜRKELİ ZONGULDAK YILDIZ SARAYI VE SİYASÎ DEHÂ Resul KESENCELİ Galibiyetle biten harpler de mağlûbiyetle neticelenenler kadar milleti yorar. Harabelerde aç ve çıplak dolananların şan u şeref iddiasında bulunmaları ve şan u şeref peşinde koşmaları kadar hem gülünç,... SADECE CENÂB-I HAKK A BOYUN BÜKELİM 10 Menmet AKKUŞ Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nâzır olduğuna göre her hareketinde kulluk bilincini terk etmemek bu yolun temel esasıdır. BOŞANMADAN ÖNCE NE YAPABİLİRİZ? Mehmet Zeki AYDIN Yüce Allah, karı koca arasındaki geçimsizliklerin giderilmesi için, öncelikli olarak eşlerin kendi aralarında anlaşma gayretine girmelerini, sabırlı olmalarını... ŞEKER VE SAĞLIĞIMIZ OY TRABZON TRABZON! - Meryem Aybike SİNAN (06) SES BAYRAĞIMIZ - Bekir OĞUZBAŞARAN (13) TOPRAĞA ATILAN TOHUMLAR - Enbiya YILDIRIM (14) ÖLDÜRMEYE KARŞI YAŞATMA - Ali AKPINAR (18) El-BÂKÎ - Ramazan ALTINTAŞ (22) EY DÜN - Vedat Ali TOK (25) ÂHİRET İNANCININ İNSAN HAYATINA ETKİSİ - Mehmet SOYSALDI (30) AŞK-I İLÂHİ - Fazıl Ahmet BAHADIR (33) YILDIZ ŞAHSİYETLER - Musa TEKTAŞ (34) ÂLEM SANA MEFTÛN YÂ RESÛLALLAH - Hanifi KARA (39) HAREM ve İDDİALARIN İÇYÜZÜ - İsmail ÇOLAK (40) DÜŞTÜM - Rıfat ARAZ (45) HZ. PEYGAMBER (S.A.V.) E TABİ OLMAK - Abdullah KAHRAMAN (54) HİCAZ NOTLARI - V: HAYBER - Fatih ERKOÇOĞLU (58) 26 PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) İN MÜJDELERİ Kadir ÖZKÖSE Bugün bizim en önemli meselemiz İslâmiyet i yaşamak, onu hayatımızın süsü ve zîneti haline getirmek, şu fânî ömrü Allah yoluna adamak, O nun dinine ve kullarına hizmet... Akın DİNDAR Beslenme uzmanları 2 şişe gazozda yaklaşık çay kaşığı şeker bulunduğunu ve bu oranın akyuvar hücrelerinin etkisini EFENDİM - Ramazan PAMUK (63) BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR - Muharrem AKIN (68) PANİK ATAK - Sefa SAYGILI (70) ZAMANIN MÜHRÜ - M. Nihat MALKOÇ (73) AMR B. HAZM (R.A.) - Bünyamin ERUL (74) KIRK HADİS (75) TRABZON EVLİYALARI - Yusuf HALICI (76) SIR DEMİNDE - Yusuf BİLGE (79) ANLATACAKLARIM VAR - Mustafa BECİT (80) ANLARIM ANLATAMAM - Bahaeddin KARAKOÇ (83) LİMON - Şifalı Bitkiler (86) VİŞNELİ KEK - Mesude SARI (87) TASAVVUFÎ DÜŞÜNCEDE HZ. PEYGAMBER (S.A.V.) Halil İbrahim ŞİMŞEK Genellikle sûfîler kendi amaçlarını ifade ederken Hz. Peygamber (s.a.v.) in şahsında temsil ettiği mânevî hayatı ve eylemleri gerçekleştirmekten bahsederler.

4 Şeyh Hâmid-i Veli Minberinden Hutbeler Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s) Ellibirinci Hutbe Cemâat-i Müslimîn! Bilmiş olunuz ki, dünyâda her şeyin devâm ve bakâsı ancak adâletle ve her şeyi yerli yerinde yapmakladır. Bütün mevcûdat böyledir. İnsanın hayâtı adâlet ve i tidâl ile kâim, ecrâm-ı semâvîyyenin muntazaman seyr ü hareketi aralarındaki mutedil nispetle daimdir. Bunun içindir ki Allâh (c.c) bize adâletle emr ediyor, dâima adâlet üzere yürüyünüz. Zulümden, zâlim olmaktan sakınınız, diyor. Zulm denilen şeyin insanlar için dünyâ ve âhirette birçok felâketler, musîbetler, türlü türlü belâlar doğuracağını Kur ân-ı Kerîm haber veriyor. Zulüm insanlar için de milletler için de âmil-i felâket ve izmihlâldir. Milletler de insanlar gibi adl ile yaşar; zulm ile yıkılır gider. Cemâat-i Müslimîn! Zulmün türlüsü vardır. Adâletin zıddı olan her şey zulümdür. Bir şeyi mahallinin gayriyle koymak zulümdür. Hak sâhibini hakkından mahrûm etmek, birinin hakkını elinden almak zulümdür. Borçlu olduğu vazîfeleri yapmamak işi ehline vermemek, emânete hıyânet etmek zulümdür. Allâh (c.c) a, kendi nefsine âilesine ve çocuklarına karşı vazîfelerini tam yapmamak zulümdür. Bunlar ister sözle, ister işle ne sûretle olursa olsun zulümdür. Millet malına tecâvüz etmek, efrâd-ı milletin dişinden tırnağından artırıp vermiş olduğu paraları korumamak, onu çalmak en büyük bir zulümdür. Haklıyı haksız çıkarmak da bile bile yanlış hüküm vermek de zulmün en büyüklerindendir. Allâh (c.c) âdil-i mutlaktır. Bütün bunları görüyor, biliyor, zâlimin yanında yaptığı zulümleri hiç cezâsız bırakır mı? Peygamberimiz Efendimiz hazretleri bakınız ne buyuruyorlar: Zulümden sakının. Çünkü dünyâdaki zulüm kıyâmette sâhibini karanlıklar içinde bırakır, selâmet ışığından mahrûm eder. Kâfir dahi olsa mazlûmun bedduâsından, âh etmesinden sakının, Çünkü onun duâsı, bir ateş şerâresi gibi göklere kadar yükselir. Onun önünde bir perde yoktur. Onun duâsı Allâh yanında makbûldür. Ey Müslümanlar! Efendimiz diğer hadîs-i şerîflerinde şöyle buyuruyorlar: Hakîki müflis şunlardır ki: Kıyâmet gününde namazlarıyla oruçlarıyla zekâtlarıyla ve her türlü ibâdetleriyle gelirler. Bunlar dünyâda iken her türlü ibâdetlerini yapmışlar. Fakat diğer taraftan ötekine sövmüşler, berikine iftirâ etmiş, haksız olarak filanın malını yemiş, birini dövmüş, başka birinin kanına girmiş. İşte bu hak sâhibleri onun etrâfını alacak, haklarını isteyecekler. Yaptığı ibâdetler, hayr u hasenât bunlara taksim edilecek; fakat yine yetişmeyecek. Bu def a onun günahları da buna yükletilerek, cehenneme atılacak işte asıl müflis budur. Gördünüz mü ey cemâat? Müflis kime derler imiş! Hakîkat böyledir. Asıl iflas işte budur. Öyle ise bu iflastan sakınalım. Dünyâda iken, en ufak bir zulümden en küçük bir haksızlıktan sakınalım. Her hak sâhibine, hakkını verelim. Vazîfelerimizi yerli yerinde yapalım, zâlimlerin uğrayacakları elim akıbetleri asla unutmayalım. İşte hutbemizin başında okuduğumuz hadîs-i şerîfte Aleyhisselatü ve s-selâm Efendimiz bakınız ne buyuruyorlar: Mü minlerin îmânca en kâmil ve olgun olanları ahlâken en iyi olanlarıdır. Bir kul ahlâkını güzelleştirmedikçe, öfkesini yenmedikçe, kendi nefsi için sevip istediğini, başkaları için de ârzû etmedikçe, olgun îmânlılardan olmaz. Bir kulun kalbi doğru olmadıkça îmânı doğru ve kâmil olmaz. Dil doğru ve temiz olmadıkça kalbi doğru olmaz. Kötülüğünden komşuları emin olmayanlar Cennete giremezler. 6 7

5 Şehir Güzellemesi Meryem Aybike SİNAN OY TRABZON TRABZON B ütün yolların kavuştuğu şehir Trabzon! Karadeniz içli türküler gibi yalnız ve derindir Trabzon a baş koyan. Dalgalarının ıslıkla sarp kayaları kamçıladığı, bahtının karasını başından atmaya çalışan bir dertnak, bir coşkun deniz her dem dalgalanan. Karadeniz bir ebemkuşağı, bir renkler curcunası. Fıstık yeşili, çay yeşili, lahana yeşili, yosun yeşili, fındık ve ceviz yeşili bir armonidir dağların yamaçları. Birden ruhuma ötelerden hayli zamandır unuttuğum fısıltılı ezgiler yağıyor sağnak sağnak. Kışın baharla sözleştiği, yazın güze işmar ettiği mevsimlerin atışmasında bir arifane duygu basıyor aklımın mazgallarını. Trabzon Dervişane Söz Gibidir, Dile Geliyor. Trabzon bir eski tarih sandukasının lavanta kokulu gizemli öykülerini anlatıyor bir bir. Yaşlı ve yorgunum diyor. Nasıl Türkleşip İslâmlaştığını, nasıl zamana meydan okuduğunu, nasıl tarih yazdığını söylüyor. Yavuz Sultan Selim Han gençliğinin delikanlı yanlarını yazdığı caddelerde eski bir şarkı çalınıyor gibi kulaklarıma. Kubbe kubbe ezanlar düşüyor ruhumun merkezine. Sonra önce Süleyman, sonra Han, en sonunda Kanuni olan adaletin timsali bir ulu padişah doğuyor Trabzon akşamlarına. Trabzon şaha kalkıyor. Yüreğin yolları Trabzon a çıkıyor. Çay çiçeklerine bir turna uzanıyor, gözünde nem, dilinde gam, hüzünlü türküler söylüyor. Mütevazı bir melal basıyor uykularımı, Trabzon akşama uzanıyor. Trabzon da mevsim bahardır, vakit şimdi güle geliyor! Ben seni sevdiğumi de Dünyalara bildirdum Endirdin kaşlarini de Babani mi öldürdum! Trabzon Has Çocuğu Anadolu nun Eski ve yaşlı ruhunun derinlerinde saklı tüm bildikleri. Sırra kadem basmış ulu yürekli erenlerin yurdunda mevsim her dem bahardır. Ilık rüzgârlar kekik kokusunu yüklenip uzak diyarlara taşıyor gibidir. Bir saba esintisi, bir firuze, bir yakut gibidir şimdi Trabzon. Sis dağlarının başları duman dumandır. Fadime nin şallarını dokuyan Şal Pazarı, dağların arasına sıkışmış hali yamandır şimdi. Vakfıkebir sahillerine denizin billur ışıltısı vurmuş, aynı dilden söyleyen Hüseyni makamında dalgalar basmıştır kumsalları. Sürmene bakire bir manayı yani baştan, ilmek ilmek sabır tezgâhında dokumaktadır. En yeni, en taze, en vakur aşkların sığınağıdır. Mehmet in gülümsemeyi bildiği yerdir. Sürmene, Of çektikçe Rize yaklaşmaktadır! Trabzon Tarihini Bile Bile Yazmaktadır! Divane âşık gibi dolaşırım yollarda diyen türkülerin diline ben de düşüyorum Maçka nın taş yollarında. Zigana, geçit vermez, Zigana yollarımı kesiyor. Zigana nın bir tarafı bahar, bir yanı kıştır. Bir yanı kara bir yanı yaştır! Maçka deresine bakıyorum yorgun akıyor sanki. Ne çok taş taşımış, ne çok sürüklenmiş bedeni, ne çok yorgun bakıyor. Bir yarın dibinde kır çiçeklerinin utancını yaşıyor aklım, zamana takılıyorum ve gidiyorum gündüz gece. Umudunu âh a bağlayan bir kırlangıç misali uçuyorum Trabzon semalarında. Âh ile adresi deniz olmuş bütün sevdaların sesini duyar gibi oluyorum. 8 9

6 Zaman geçmiş, nice hatıralar eskimiş bu şehrin kucağında. Fatih Sultan Mehmet Han bu şehre gelip gittiğinden beri ne zamanlar yitip gitmiş, ne hatıralar yaşanmıştır oysa. Bir bilen olsa diyorum. Bir bileni arıyorum. Dizlerim yokuşlarda tükeniyor, soluğum kesiliyor. Anlıyorum ki; Trabzon Kaderini Düğüm Düğüm Çözmektedir! Boztepe Trabzon a tepeden bakar gibidir. Efil efil esen bir rüzgâr ötelerden nice revnaklı hatırayı sürüklemektedir gönül ufkumuza. Boztepe de Ahi Evran türbesi kendisini gizler gibidir. Ahi Evran Dede camiinde şimdi sabah ezanı okunmaktadır. Saba tadında büyülü bir his değmektedir dil hanemize, aklımız durmakta, kalbimiz çarpmaktadır. Hatuniye Camisinde Gülbahar Hatun un hayır dualarının yankıları vardır hala. Yavuz Sultan Selim Han annesi Gülbahar Hatun, türbesinde huzura uzanmaktadır. Gün geçmiş, hatıralar eskimiş, tarih yeni baştan yazılmıştır Trabzon da. Emir Mehmet türbesinde güneş batarken bir hüzünlü ve derin düşünce gönül ufkumuzu bağlamaktadır. Meryem Ana manastırı sarp kayaların üzerinde zamana meydan okur gibidir. Tahtından düşmeyen bir asaletin ve tevazunun öteki adıdır. Alaca Han da hala ipek şallar müşterisini bekler gibidir. Bedesten de dünün bezirgânları, bugünün esnafları ele ele dolaşmaktadır. Paşa Hamamında buhar buhar hatıralar yükselmektedir engin göklere. Meydan Hamamında genç kızların ve kadınların kahkahaları hala yankılanmaktadır sanki. Trabzon biraz bugün biraz dündür. Biraz geçmiş, biraz gelecektir. Trabzon şimdi maziye uzanmaktadır! Tabiat Trabzon a İltimas Yapmış Gibidir Çakırgöl yaylasında kuzular otlanırken yanık bir kemençe sesi, horan sesine karışmakta, dereler Karadeniz e akmak için can atmaktadır. Harman tepe yaylasında kızların elleri kınalı, şallar ve zıbınların içinde bir düğün faslındadır kadınlar. Uzungöl de mevsim başkadır, bahar başka, kış başkadır. Cennet göklerden buraya inmiş gibidir. Masmavi gölün ışıltılı sularında efsunlu bir güzellik can yakmaktadır. Uzungöl yüreklerimize uzanıyor tereddüt etmeden. Bir titrek akşamda üşüyen bir ocakta yanan odunların ısıtan alevleri düşüyor hayallerime ansızın. Bakır bir sinide karalâhana dolmasına arkadaş olmak, bakır bir tavada fokurdayan muhlamaya sırdaş olan mısır ekmeği gibi hamsi pilavı da alıyor aklımı. Bir Uzungöl akşamı gerçeğe dönüşmeden Sera gölüne düşüyor gönlüm. Trabzon Gölleriyle Gönlümüzü Kazanmaktadır! Trabzon asıl şehir. Trabzon mert şehir, cömert şehir. Trabzonspor ve Trabzon bir sanki. Biri olmadan asla diyen şehir. İnsanı güzel şehir, medeniyetin ve asaletin sarmaş dolaş olduğu şuurun lezzete dönüştüğü şehir. Türkülerin can evinden dile geldiği, baharın güle güle geldiği, bir güzel şehir. Şimdi bu candan mektubu yolluyorum bağrına. İçimden sana dair, bütün güzelliklerine dair, geçmişe dair, geleceğe dair bir dilek tutuyorum, bil şehir! Gözlerimi yumduğumda gözlerimden sıyrılan şehir! Ne kadar yakınlaşsam ansızın ayrılan şehir duy sesimi! Nemlizade Konağında gelinlik kızlarının şen sesleri, Orta Mahalle evlerine gitmektedir sanki. Memişoğlu Konağında bir sessizlik ve huzur hâkimdir. Çakırağa Konağında yaşlı Trabzon düşünceleri geçmişi ağırlamaktadır. Karadeniz in gökçe düşünceli şehri, tarihin derinlerinde pakça yoğrulan şehir, can şehir, canan şehir, kaş ile göz arasında nur şehir, sürur şehir Leylak kokulu baharlardan yeşeren billur şehir! Can Şehir! Selam Şehir! Trabzon her dem maziye uzanmaktadır! 10 11

7 Hulûsi Kalb den Menmet AKKUŞ* Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s.), ele aldığımız bu gazelinde gerçek dostun sevgisini kazanmanın yolunu göstermektedir. Öyle bir dost aramaktadır ki huzurunda boyun büküp onun yoluna her şeyini verebilsin. Şair önce kendisine öyle bir dost bulduğundan söz etmekte ve her kesi de ona dost etmek istemektedir. Bu dost da şüphesiz Cenâb-ı Hak tır. Bundan dolayı O nun sevgisini kazanmak için gönlün daima O na meyl ettirilmesini ve O nun için gözyaşı dökülmesini arzulamaktadır. Yoksa bu gelip geçici dünyanın bir günü bir gününe uymaz; hep bir karar içinde de gitmez. Bir gün bolluk bir gün darlık, bir gün varlık bir gün yokluk; bir gün huzur bir gün hüzün. Dünyanın malı mülkü, makam ve mevkii, gençlik ve güzelliği hep zamanla mukayyed şeylerdir. Bütün bu imkânları, nimetleri ebedî hayat için fayda edecek, bizi Rabbimizin rızâsına erdirecek şekilde değerlendirmeliyiz. Onun için ne diye can dostunun sevmediği işlerle meşgul olunmaktadır. Zâten her geçen gün vaktimizi geçirmekte, ömür sermayesini tüketmekteyiz. Oysa biz Rabbimizin azameti karşısında secdeye kapanıp, gerçek kul olmalı ve O nun sevgisini kazanmaya çalışmalıyız. Cân gitmeyicek vuslat-ı cânân ele girmez. mısrâında olduğu gibi, rızâsına uygun yaşamayınca Allah ın sevgisi kazanılmaz. Nitekim Yunus Emre de şöyle demektedir: Sen cânından geçmedin Cânân arzu kılursun Belden zünnâr kesmedin İmân arzu kılursun Yani insan, nefsin arzu ve isteklerinden vazgeçmeden, cânânın yani Allah ın muhabbetinin elde edemeyecektir. Ayrıca yine gayr-ı Müslimlerin alâmeti olan zünnârı terk etmeden de imanın elde edilemeyeceğini vurgulanmaktadır. Burada zünnâr dan kasıt Hırisityanlara ait bu aksesuarı takmak değildir; kasdedilen Müslümana yakışmayan; gayr- Müslimleri andıran davranışlar içinde olmaktır. Hulûsî Efendi bu gazelinde, Cenâb-ı Hakk a yalvararak, kendisine lutfuyla keremiyle muâmele etmesini, kusurlarını da yüzüne vurmamasını niyâz ediyor ve O nun yüce kapısından başka bir yere gitmeyeceğini, kimseye boyun eğip yalvarmayacağını ifade ederek sözlerini tamamlıyor. Gazelin Metni SADECE CENÂB-I HAKK A BÜKELİM BOYUN Allah ı sevmek ise sadece lisan ile değil, O na tam teslim olmakla mümkündür. Çünkü insan sevdiğinin arzularını yerine getirmekle mutlu olur. Birlikteyken veya gıyâbında onun istediği gibi davranabilirse, istemediklerinden vazgeçerse samimiyetini isbât eder. Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nâzır olduğuna göre her hareketinde kulluk bilincini terk etmemek bu yolun temel esasıdır. 1. Bir âşinâ aradım ki yâr olam yâr edem Bir dem anınla âh zâr olam zâr edem 2. Bildim ki bu fânî evinde karâr yok Ol âşinâ-yı mûnis-i cânı bî-karâr edem 3. Bir kâra meyl bağlamadı gönül karâr edip Bilmem bu gönülle n eyleyip ne ihtiyâr edem Şairimiz burada bazı şeylerde pişmanlık duymakta ve şöyle seslenmektedir. Ben O yârın uğurunda hiç sıkıntıya katlanmadım, canımı incitmedim. Şimdi ben O nun rızâsını kazanmak için ne yapmalıyım, ne sarf etmeliyim? 4. Ser-mâye-i nakd-i ömr gitdi fenâya hep Nice feryâdı kılmayam yâ nice zâr edem 5. Ey yâr âsitânına yüz koyup şol ümîd ile Ya kangı âsitâna gidem yüzüm hâk-sâr edem 12 13

8 6. Mihrin talebinde câna kıymadım Şimdi ne deyip yolunda ne nisâr edem 7. Lutf ile bakıp da aczime i tibâr etmeyesin Sana yarar amelim yok ki zerrece i tibâr edem 8. Sensiz cihânı cânı yok hayâl edem Olsam seninle her hayâli yok hayâl edem 9. Olmaz visâl ümîd edende ümîd-i cân Cân vermeyende ne ümîd-i visâl edem 10. Âciz Hulûsî yim yüzü karayım sana kulum Bir başka bâb hâşâ ki üstüvâr edem Gazelin Açıklaması 1. Ben bir dost aradım ki sadece ona yâr olayım, başkalarını da ona yâr edeyim. Böylece onun sevgisiyle dâimâ ağlayıp sızlayayım, inleyip feryâd edeyim. 2. Anlayıp bildim ki bu geçici dünya hayatı bir kararda durmaz. O zaman ne diye can dostumu kararsız edeyim. 3. Benim gönlüm bir karar verip de bir işe meyl etmedi. Bilmiyorum ben bu gönülle ne yapıp ne edeyim? 4. Ben nasıl feryâd ü figân edip, ağlayıp sızlamayayım ki ömür semâyesi hep boşa gitmektedir. 5. Ey Yâr! Ben Senin kapının eşiğine yüz koyup, secde etmişim. Böyleyken ben hangi kapıya gidip de yüzümü yerlere sürüp, toz toprak içinde kalayım. 6. Ey Yâr! Senin sevgin uğrunda canımı bile incitmedim. O zaman ben şimdi ne edeyim, Senin yolunda ne sarf edeyim. 7. Yâ Rabbi! Bana lutfunla nazar eyle. Benim âcizliğime, kusurlarıma bakma. Çünkü Senin huzuruna varacak amelim de yok. 8. Yâ Rab! Sana lâyık amelim olmadı, bu dünyayı da bu cânımı da hayâl gibi kabul ediyorum. Halbûki her an Seninle olabilsem o zaman da her hayâli yok farz ederim. 9. Sana kavuşmayı uman kişide can kaygısı olmaz. Senin yolunda can vermeyince ben nasıl vuslat umarım. 10. Yâ Rabbi! Bu yüzü kara Hulûsî, Senin âciz bir kulundur. Böyle olunca o, nasıl olur da bir başka kapıya gidip, oradan medet umar? *Prof. Dr. SES BAYRAĞIMIZ -Türkçem benim ses bayrağım (F. H. Dağlarca) Senin için kanlar döktüm Dalgalan ses bayrağımız Dünyaya seninle baktım Dalgalan ses bayrağımız Yeryüzüne yayılmalı İşitenler bayılmalı En zengin dil sayılmalı Dalgalan ses bayrağımız Aynı dili konuşmalı Aynı hedefe koşmalı Aynı yürekle coşmalı Dalgalan ses bayrağımız Anam seni konuşuyor Atam seni konuşuyor Sunam seni konuşuyor Dalgalan ses bayrağımız Ağzımda sütü annemin Tatlı ninnisi ninemin Türküsünde Emine min Dalgalan ses bayrağımız Burcu burcu kokmalısın En yüksekten bakmalısın Sular gibi akmalısın Dalgalan ses bayrağımız Âşık Oğuz seni över Her şeyden daha çok sever Sonsuza dek büyük değer Dalgalan ses bayrağımız Bekir OĞUZBAŞARAN 14 15

9 Kültür Enbiya YILDIRIM* toprağa atılan TOHUMLAR Anne babalar çocuklarının geleceği hususunda eskiye göre çok daha bilinçliler. Doğrusu dünyanın geldiği nokta da onları bu şekilde davranmaya zorlamaktadır. Açıkçası, bizim çocukluğumuzda böyle endişeler yoktu. Meselâ babam, sabahleyin evden çıkar, inşaatlarda fayans döşemeciliği yapar, sekiz kişilik aile efradını geçindirmek için çırpınırdı. Bu meşgalesinin arasında çocuklarının geleceğini düşünmek için boş zaman kalmazdı zaten. İstanbul un kırk yıl önce bugüne göre çok fazla olmayan telaşı içinde, çocuklarının veli toplantılarından kaç tanesine geldiği veya gelebildiği, her biri başının etini yeme durumunda olan haylazların notlarını öğrenmek için okulun kapısından kaç kez adım attığı veya atabildiği babama sorulmayı hak eden bir soru değildir. O bizim karnımızı doyurmak, hastalandığımızda koşturmak, pazarı yapmak, kömürü ayarlamak velhasıl her bir tarafa yetişme çabasındaydı. Bu zaruri öncelikler yanında okul işleri doğrusu âciliyet arz etmiyordu. Bunun yanında o dönemler insanlarımızda müthiş derecede bir tevekkül düşüncesi vardı. İnsanlar lüksü tatmamışlardı. Açlık çekilmiyordu ama herkes kendisine yetebilecek kadarını elde edebiliyordu. Bu ise çok hoş ve günümüzde kalmamış olan bir tevekkül anlayışını, hale rızâ halini de beraberinde getirmekteydi. Nasıl olsa kimse aç kalmazdı, o yüzden gelecek adına fazla endişe etmenin anlamı yoktu. İşte biz, ellibeş metrekarelik bir evde sekiz nüfus olarak böyle yaşadık. Ama dediğim gibi, babam yine de okumamızı istiyordu. Çocuğun Gelecekte Rahatı İçin Başta yazdığım gibi, yaşadığımız şu günlerde durum çok fazla değişti. Öncelikle, ailelerin çocuk sayıları azaldı. İkinci olarak, aileler çocuklarının istikbalinin sadece okumaktan geçtiğini düşünür oldular. Bu amaçla varlarını yoklarını çocuklarının eğitimi için seferber etmeye koyuldular. Okullarında gördükleri dersler artık yeterli sayılmamaya başlamış ve her öğrenci mutlaka dershaneye gönderilir olmuştur. İmkânı olanlar ise özel hoca tutarak daha büyük meblağları evlatları için harcamaktadırlar. Eskiden okumaya fazla önem verilmiyordu ama çocuğun aç kalmayacağı yönünde bir rahatlık vardı. Şimdi o güven yok. Bir açıdan anne babalar çocuklarını okutmaya kendilerini mecbur hissetmektedirler. İyi bir iş sahibi olmaları ve sürünmemeleri için bunu elzem görmektedirler. Çocuğun gelecekte rahat etmesi açısından baktığımızda, bizim çocukluk dönemlerimiz ile şimdiki zaman arasında fazla bir fark olmadığını söyleyebiliriz. Her ikisinde de çocuğun ileride ekmeğini çıkarıp çıkaramayacağına göre bir tavır alınıyordu. Ne var ki, eskiden telaşı gerektirecek bir durum olmadığından stres de yoktu. Dersler, sınavlar, alınan puanlar yüzünden evlerde kimse birbiriyle didişmezdi. Yani huzur vardı. Peki, bir anne baba bütün varını yoğunu çocuğunun eğitimi için niye döker? Çocuğu okuyarak iyi bir yere gelsin ve kimseye muhtaç olmadan bir yaşam sürsün diye. Bunu bir ekine benzetmek yanlış olmaz. İnsan ekini mahsul almak için eker. Mahsul zamanı geldiğinde sepetleri, küfeleri veya ambarları doldurmaya başladığında keyfine diyecek olmaz. Çünkü emeğinin karşılığını almıştır. Aynı şekilde çocuğuna eğitimi için hiçbir masraftan ve imkândan kaçınmayan ebeveynin durumu da böyledir. Çocukları gerekli eğitimi alarak kendisini kurtardığında, onun meyvesini almaya başlamış demektir. Yaşlılık dönemlerinde çocuğunun anne babasına muhtaç olmaması bilakis onlara göz kulak olmaya ve yardımcı olmaya başlaması bu ürünün belki de en iyi hasat edildiği zamandır. Esasında insan yaptığı her bir şeyden öyle veya böyle bir ürün almak için çabalar; karnını doyurması, ayakta kalabilmesi ve sağlığını devam ettirebilmesi, uyuması gündüzü dinç geçirebilmesi, çalışması eve bir şeyler götürebilmesi içindir

10 Hatta aynaya bakması üstü başına çeki düzen vermek, yeni elbiseler giyinmek, dışarıdaki insanlara kötü görünmemek içindir. Velhasıl her çabasıyla bir şeyler elde etmeyi hedefler. Hayatının en berbat dönemleri, yapacak bir şey bulamadan geçirdiği ve için için bu durumuna kahrettiği vakitlerdir. Zira insan hedefleri olan bir varlıktır. Bütün bu çabaların sonucunda insanın bir şeyler elde etmeyi hedeflemesi onun bütünüyle çıkarcı bir kişiliğe sahip olduğunu göstermez. İnsanın insanca bir yaşam devam ettirebilmesi için bu düşünceleri taşımasından daha doğal bir hal olamaz. Meselâ bir doktor hastasını ameliyat ettiğinde veya bir öğretmen öğrencilerine ders verdiğinde, yaptığı bu işin sonunda bir ücret alacağını bilir ve bu onu motive eder. Ancak bu durum, yaptığı işin insanlık için bir yarar sağladığını, hayata ve insanlığa artı bir değer kazandırdığını düşünmesine engel değildir. Dolayısıyla bir öğretmen sınıfta öğrencilerine ders verirken bu sayede geçimini sağladığını göz önüne getirerek ay sonunda alacağı maaşını ve bunun hesabını yapabilir. Ancak yarınlara güzel kuşaklar yetiştirdiğini, ülkenin geleceğine hayırlı nesiller hazırladığını, memleket sevdalısı gençlere rehberlik ettiğini aklından çıkarmadığında, dolayısıyla toprağa tohum ektiğini düşündüğünde bir şey daha elde eder; o da ektiği ürüne karşılık alacağı mânevî mahsuldür. Yani âhiret hasadı. Yukarıda bahsettiğimiz çocukların eğitimi de böyledir. Anne babanın çocuklarının geleceğini kurtarmak için yaptıkları yatırım ileride nasıl hasada dönüşecekse, bu ürünün bir de âhirette yapılacak hasadı vardır. Allah ın razı olmuş olduğu şekilde evladını hayırlı bir yolda, dinine diyanetine bağlı olarak yetiştiren ve bunu hakkıyla yerine getiren anne baba bu emeklerinin karşılığını âhirette şüphesiz alacaktır. Yani bu buğday hem dünyada hem de âhirette başaklar veren bir üründür. Bir daneye kaç başak ürün vereceğine gelince, bu bizim ihlâsımıza kalmış bir durumdur. Onu hepimiz âhirette ayrı ayrı göreceğiz. Sözün özü, yaşadığımız hayat elbette bir şekilde yaşanacaktır. İşte tam da bu noktada, göz ardı etmememiz gereken çok önemli bir husus bulunmaktadır. O da şudur: Dünyada bir şeyler elde etmeyi hedefleyip çeşitli çabalar sarf ederken, her zaman ilâhî muradı yakalamaya çalışmamız gerekir. Bu niyet her an insanın aklının bir köşesinde gedikli çavuş gibi teyakkuzda bekliyor olmayabilir. Onu her an hissetmiyor olabiliriz. Önemli olan, her dem akla gelmese bile, zihnin arka planında bu düşüncenin var olmaya devam etmesidir. Bu olduğu zaman, her bir işin âhiret ekimini de ayrıca yapmış oluruz. Varsayın ki, bir daireyi boyayan ustasınız. Belli bir ücret karşılığında terliyorsunuz. Elleriniz yüzünüz boya oluyor. Ama bir taraftan da ailenize helâlinden bir rızık götürdüğünüz ve onlara haram lokma yedirmediğiniz için içten içe rabbinize şükrediyorsunuz. Böyle yaptığınızda, bu düşüncenizden dolayı birkaç ürün alacak bir ekim yapıyorsunuz demektir. Birincisi, ailenizi açta-açıkta bırakmayarak, onlara kol kanat gererek yuvanızı koruyorsunuz. İkincisi, nâmerde muhtaç olmadan, el açmadan geçinebildiğiniz için mutluluğunuzu koruyorsunuz. Üçüncüsü, helâlinden rızık kazandığınızı düşünerek sevap hanenizi yazmakla meşgul melekleri hiç boş bırakmıyorsunuz vee âhirette bütün bunların sonucu olarak çokca ecriniz olacak. Dolayısıyla boyayı duvara sürerken işin bu boyutlarının her an aklınızda diri durmasına gerek yok. Yeter ki, zihninizin bir yerlerinde bu kabulünüz her zaman var olsun. Allah bunu bilmektedir ve bu yeterlidir. Sözün özü, yaşadığımız hayat elbette bir şekilde yaşanacaktır. Ama önemli olan bu hayatı mânevî hasadı bol bir yaşama döndürebilmektir. Allah ın rızasını hedeflemeden, sadece nefsi tatmin etmek için sürdürülen hayat, bu uğurda kazanımlar elde edilse bile âhiret bohçasının boş kalması sebebiyle kötü bir hayattır. Allah bize bunu böyle öğretiyor. Ve o ne buyurursa o iş öyledir. Son derece dünyevîleştiğimiz ve âhiretin neredeyse aklımıza gelmediği, gelse bile Allah ın kitabında bahsettiği manzarasının bizleri artık etkilemediği ve her şeyi şekilde kalmış birer zamane müslümanı olduk. Rutubet ve Yağmur Altında Sermaye Yapmak Karadeniz in neredeyse her gün yağan yağmuru yine başlamıştı. İnsanı romatizma eden rutubet de iyice hissediliyordu. Ama yapılacak işler vardı. Evin dış kapısının yanında çivide asılı duran sarı muşambaları elbiselerinin üzerine geçirdi. Siyah çizmelerini ayaklarına çekti. Sonra çay budama makasını eline aldı. Mübarek ne kadar da güzel yağıyordu. Gerçi mübareğe o kadar alışmıştı ki, etrafı hafiften bastıran sisin de etkisiyle yağmurdan keyif alacak durumu hiç yoktu. Doğrudan çaylığa yollandı. Belli aralıklarla gençleştirilmesi gereken çay kafullarının dipten budanması gerekiyordu. Bismillah diyerek, merdiven şeklindeki çay setlerini yukarıdan aşağı doğru sırasıyla kesmeye girişti. Yağmur da amansız bir şekilde Bundan dolayı da hayattan mânevî bir tat alamaz durumdayız. Beş vakit namazımız dışında düşüncelerimizi ve tüm eylemlerimizi Allah ın murad ettiği çizgide devam ettiremiyoruz. Sürekli dünya hasadı peşinde koşarken âhiret sermayemizi artırmak aklımıza gelmiyor ve zihnimizin bir köşesinde her bir anımdan bir sevap kapayım çabamız yok. devam ediyordu. Üçüncü sete indiğinde iyice yorulduğunu hissetti. Ağzı kurumuştu. Yanında getirdiği minik güğümü ağzına dikti. Ardından etrafında atıştırabilecek bir şeyler aradı. Sonra gözü, muhtemelen bir kuşun düşürdüğü veya bir farenin sakladığı kestane fidesine ilişti. Fideyi çekip dibindeki kestaneyi temizleyerek ağzına götürdü. İşte bu tadı hiçbir meyve vermezdi. Sanki içine süt zerk edilmişti. Kaldığı yerden işe koyuldu. Sonunda öğleni etmişti. Yapacak iş çoktu. Ara vermesi, karnını doyurması gerekiyordu. Eve yollandı. Kapıdan içeri girmeden önce muşambaları üzerinden çıkardı. Bot giymesine rağmen çorapları keza saçları terden su içinde kalmıştı. İç çamaşırlarının durumu da farklı değildi. Hiç sönmeyen kuzinenin üzerinde kaynayan güğümü alarak duş aldı. Ardından eşinin verdiği yeni elbiseleri giydi. Hemen öğle namazına durdu. Kur an ve hadislerin bize öğrettiği bedavadan sevap kazanma fırsatlarını bir değerlendirebilsek, yaşantımız daha bir istikamet kazanacak, hayatımızdan daha bir lezzet alacağız. En güzel tarafı da öteki taraf için sermayemiz artacaktır. Etrafımıza güzel örnek olmamızın faydalarından bahsetmeye ise gerek yok. *Prof. Dr. Namaz sonrası duasını yapıp ellerini yüzüne götürürken birden kendi durumu aklına geldi. Çayın daha taze ve güzel mahsul vermesi için gerçekten yoruluyordu. Bunu yaparken kimseyi aldatmıyor, kendi toprağı üzerinde çabalıyordu. Yağmura rağmen alnından dökülen terler ile vücudunda hissettiği yorgunluk yaptığı işin helâl oluşunun en büyük deliliydi. Budadığı bu çaylıktan bir sonraki yıl çok daha güzel ürün alacağı için gönlü mutlulukla doldu. Bir başka şeyden ötürü de mutlu olduğunu hissetti: Âhiret ekimini de ihmal etmiyordu. Onca yorgunluk üzerine Rabbine olan kulluk borcunu ödüyor, öte taraf sermayesine bir şeyler daha katmaya çabalıyordu. Yaratıcısını unutmadığı için şükretti. Nasıl şükretmesin ki, hem helâlinden kazanıyor hem de Rabbiyle bağını koparmıyordu. Neresinden bakarsanız kâr. İşte şimdi sıra öğle yemeğine gelmişti 18 19

11 İlim ve Hayat Ali AKPINAR* Müslüman, yaşadığı şartlar ne kadar acı verici ve zorlu da olsa intihar etmeyi asla düşünmez. Gökten belalar sağanak sağanak yağsa, onları sabırla, azim ve kararlılıkla nasıl sevaba dönüştürebilirim diye düşünür ve bunun için gayret sarf eder. ÖLDÜRMEYE KARŞI YAŞATMA Öldüren ve dirilten Yüce Allah tır. Allah ın verdiği canı ancak Allah alır. O nun verdiği canı almaya yeltenmek, O nun yetkilerine müdâhaledir. Bu yüzden hiç kimse O nun verdiği canı, almaya kalkmamalıdır. O nun Hay sıfatının tecellîsi demek olan canı almak, hiç kimsenin haddine düşmez ve hiç kimsenin yetkisinde değildir. O nun izni olmadan hayvanların ve diğer canlıların bile canına kast etmek âaiz ve doğru değildir. Bir adamın canına kast etmek, hem Yüce Allah ın hakkına tecâvüzdür, hem da o kişinin hakkına tecâvüzdür. Yüce Yaratıcının, öldürme yetkisine tecâvüzdür, O nun haksız yere cana kıyılmaması ölçüsüne başkaldırıdır. Aynı şekilde bu, insanın yaşama hakkına tecâvüzdür. Kişi bir başkasının canına kıymakla, yalnızca ona acı çektirmez, onun yakınlarına ve onu sevenlere de acı çektirmiş, dolayısıyla onların haklarına da tecâvüz etmiş olur. Bu yüzden Kur ân bize, Hz. Süleyman ın ordularının geçmek zorunda kaldığı Karınca Vâdi sindeki karıncaların canlarını koruma telâşını anlatır: Nihâyet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi. 1 Bu kıssanın vermek istediği temel mesaj şudur: Gereksiz yere karıncanın bile canına kast etmeyeceksin! Âyette kraliçe karıncanın, farkına varmadan sizi ezmesin ifadesi de oldukça dikkat çekicidir. Demek ki insanoğlu, farkında olmadan incitebilir belki ama göz göre göre haksızlık yapmamalı, karıncayı bile incitmemelidir. Bile bile, göz göre göre varlıkları incitenler ise, karıncayı yalan çıkaran, belki de karınca gözünde insanlıktan çıkanlardır. Bir hadislerinde Peygamberimiz şunları anlatır: Sizden öncekilerden bir peygamberi bir karınca ısırmıştı. O da kızıp karınca yuvasını yaktırdı. Bunun üzerine Yüce Allah, onu şöyle uyardı: Bir karınca ısırdı diye, sabah akşam beni tesbîh eden bir ümmeti sen nasıl helâk edersin! Hem de bir karınca ısırdı diye, bir ümmeti helâk öyle mi!?2 Kânûnî, saraydaki meyve ağaçlarına musallat olan karıncaların itlâfı için fetvâ istemek üzere devrin Şeyhülislâmına şöyle yazar: Dırahta/meyve ağacına musallat olursa karınca/ne lazım gelir anı kırınca? Bu soruya Ebussuud Efendi nin cevabı aynı vezinde şöyle olur: Yarın Hakk ın divanına varınca/süleyman dan hakkını alır karınca! Bu karşılıklı yazışmadaki ana mesaj yine aynıdır: Gereksiz yere/haksız yere hiçbir cana kıymayacaksın, karıncayı bile incitmeyeceksin! Peki ya insanın canı, onun incitilmesi?! İnsan varlıkların en şereflisidir. Varlıkların en şereflisi insanın canının da dokunulmazlığı vardır. Yüce Yaratıcının yarattığı her insanın yaşama hakkı vardır. Ancak haksız yere başkasının canına kasdeden, Allah ın kullarına savaş açan, toplumda terör estiren kimseler, kendi can emniyetlerini tehlikeye atmışlar demektir

12 Ölümü Öldüren Uyarılar! Bu girişten sonra Rabbimizin ölümü öldüren şu uyarılarını okuyalım: Haklı bir sebep olmadıkça Allah ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır. 3 Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur. 4 O halde geleceği kendilerine emanet edeceğimiz, bizi bizden sonra yaşatacak olan çocuklarımızı ne anne karnında öldürmeye yeltenelim, ne de dünyaya geldikten sonra onların canına kasdedelim. Onları dinden imandan mahrum yetiştirerek diri diri cehenneme sokmaktan da uzak duralım. Kim bir mü mini kasden öldürürse cezâsı, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. 5 Aslında haksız yere cana kıyan kimse, bozuk ruh haliyle, yaşayacağı vicdan azabıyla dünya hayatını da zindana/cehenneme çevirmiş olur, âhiretini de. Oysa insanın hedefi dünya ve âhirette huzurlu/cennetî bir hayatı yaşamak olmalıdır. Nihâyet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu. 6 Hz. Âdem in oğlu Kâbil, kıskançlık yüzünden kardeşi Hâbil i öldürdü ve ebedî kaybedenlerden oldu. Kâbil, kâtillerin başı olarak kaybederken; mazlumların başı Hâbil ise kazananlardan oldu. Kardeşinin kanını dökmekle Kâbil, kargalar Aslan TEKTAŞ karşısında âciz ve gülünç duruma düşmüştür. Zira, kardeşinin ortada kalan cesedini nasıl defnedeceğini bir kargadan öğrenmiş ve yazık bana şu karga kadar olamadım demiştir. 7 Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. 8 İslam ın bu evrensel ilkesine göre bir insan, insanlığı temsil eder, insanlığın parçasıdır. Hiçbir insan yalnızca kendinden ibaret değildir. Dolayısıyla insanı yaşatmak, insanlığı yaşatmaya katkıdır. İnsanlığın bir parçasını katletme de insanlığın canına kasdetmektir. Bu ifade adam öldürmenin ne denli bir cürüm olduğunu anlatmaktadır. Haksız yere bir kişiyi öldürmeye niyetlenen bir kimse, bütün insanları öldürebilir. Bu yüzden bütün insanların, kendilerine gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmek için top yekûn kâtil ruhlu kimselere karşı durması gereklidir. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız. 9 Haksız yere öldürmelerde Kur ân ın öngördüğü kısas cezasını devletin yetkili organları uygular. Hiç kimsenin bu cezayı kendisinin veya onun adıma birinin uygulama hakkı yoktur. Aksi takdirde toplumda kan davaları yaygınlaşır. Âyetteki, Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. cümlesinde pek çok hikmet ve mânâ gizlidir. Şöyle ki: Varlıkların en şereflisi insanın canının da dokunulmazlığı vardır. Yüce Yaratıcının yarattığı her insanın yaşama hakkı vardır. Aslında kısasta bir çeşit öldürme vardır. Peki, bu nasıl hayat olur? Haksız yere bir cana kıyınca, öldürüleceğini bilen kimse, öldürmekten, elini kana bulamaktan vazgeçer. Böylece hem kendi canını, hem de öldürmeyi düşündüğü kimsenin canını kurtarmış olur. Dolayısıyla kısasta her zaman hayat vardır. Uygulanmasa da hayat vardır, uygulanırsa da. Kısas ile kin ve nefretler son bulur ve çok daha büyük kan davalarının başlaması önlenmiş olur. Zaten Kur ân ın cezaları, insanları cezalandırmaktan ziyade, onları suçtan caydırmakta, böylece bir anlamda muhtemel suçları ce- zalandırmış ol- maktadır. Bu yüzden âyette hayât kelimesi nekre/belirsiz olarak geçmiştir. Zira bunda hiç de hesap edilemeyecek pek çok kimse için hayat vardır. Elbette bunu özü temiz akıl sahipleri anlarlar. Elbette Yüce Allah ı hesaba katarak O na karşı sorumluluklarını yerine getirenler bunlardır. İntihar Büyük Günahtır! Ey iman edenler!.. Kendinizi öldürmeyin. 10 İntihara yeltenmeyin. İntihar haramdır. Kederden dolayı intihar, kadere ve ecele başkaldırıdır. Birbirinizin kanına girmeyin, birbirinizi öldürmek, bir vücudun azaları mesâbesinde olan toplum bedeninin kendi organlarından birini kesip atması gibidir. Peygamberimiz intihar etmenin dehşetini şu sözleriyle anlatır: İntihar eden kimse Allah ın huzuruna nasıl intihar ettiyse o halde gelir. Yüksek yerlerden yuvarlanarak Elinde bıçak karnını deşerek Elinde zehir kâsesini yudumlayarak Suç aletiyle Mahkeme-i Kübrâya çıkarılır ve o haliyle cehenneme atılır 11 Bu yüzden Müslüman, yaşadığı şartlar ne kadar acı verici ve zorlu da olsa intihar etmeyi asla düşünmez. Gökten belalar sağanak sağanak yağsa, onları sabırla, azim ve kararlılıkla nasıl sevaba dönüştürebilirim diye düşünür ve bunun için gayret sarf eder. O halde Yüce Allah ın en saygın yaratığı olan insanı ve onun hizmetine sunulan bütün canlıları sayalım, sevelim ve onların yaşam haklarını koruyalım. O nun Hay sıfatı ile yaşayalım ve yaşatalım. Dipnot *Prof. Dr. 1 27/Neml, Müslim. 3 17/İsrâ, /İsrâ, /Nisâ, /Mâide, /Mâide, /Mâide, /Bakara, /Nisâ, Buharî, Müslim

13 Güzel İsimler Ramazan ALTINTAŞ* Varlığının sonu olmayan, ölümsüz: El-BÂKî Biz bu süreli dünyaya, süreli varlıklar olarak geldik. Her canlı kendisi için takdir edilen süresini yaşadıktan sonra fânî olacaktır. Eğer insan, mecâzî anlamda var olmayı istiyorsa, Yüce Allah ın el-bâkî isminin bir tecellîsi olan kendisini sâlih amelleriyle yaşatabilir. El-Bekâ, bir şeyin ilk hali üzere olduğu gibi durması olup yok olmanın zıddıdır. Bâkî, iki çeşittir: Birisi, kendiliğinden bâkîdir ve varlığı belli bir süreye bağlı olmayandır. İşte o, hüve l-bâkî olan Yüce Allah tır. El-Bâkî gibi en güzel isme sahip olan Yaratan için fânîlik yoktur. Bir diğeri de, başkasıyla bâkî olandır. Bu da Allah tan başka şeylerdir ki, onlar için fânîlik vardır. Bu bağlamda Yüce Allah tarafından bâkî kılınanlar iki kısımdır; Birincisi, Allah ın kendisini yok edeceği zamana kadar bizzat kendisi var olanlardır. Bunlar gök cisimleri gibi şeylerdir. Kıyamet kopuncaya kadar varlığını sürdüreceklerdir. İkiciler ise, kendisi ve bölümleriyle değil, türü ve cinsi ile bâkî olanlardır. Bunlara örnek de insan, hayvan ve bitki gibi türlerdir. Bu tür ve cins varlıkların her biri eceli geldiği zaman ölür ama kıyamet gününe kadar üreme yoluyla nesillerinin varlığı devam eder. Nasıl ki dünya hayatında Allah ın kendilerini yaşatacağı süreye kadar varlıklarını devam ettirecek; nesne, cins ve türler varsa, aynı şekilde âhirette de cennetlikler gibi, bizzat kendisi bâkî olanlar vardır. Bunlar belli bir süreye kadar değil, ebedî olarak cennette kalacaklardır. Nitekim bir âyette şöyle buyrulur: Orada ebedî olarak kalacaklardır. 1 Diğer bir kısmı da türü ve cinsi ile bâkîdir. Biz buna misali, Hz. Peygamber (s.a.v.) den gelen: Cennetlikler için hazırlanmış olan meyveleri, cennet ehli onları dalından koparır yerler, sonra onların yerine benzerleri gelir 2 rivâyetinden öğrenmiş oluyoruz. Görüldüğü gibi âhirette olanlar sürekli ve bâkîdir. Nitekim bu mânâda Kur an-ı Kerim de şöyle buyrulmuştur: 3 Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Bâkî kalacak sâlih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. 4 Bâkî Kalacak Sâlih Ameller Nelerdir? İslâm âlimleri, bu âyette geçen bâkî kalacak sâlih ameller pasajı hakkında farklı yorumlarda bulunmuşlardır: İbn Abbas, İbn Cübeyr, Ebû Meysere ve Amr b. Şurahbil bunların beş vakit namaz olduğunu söylerler. Çünkü namaz, dua, zikir, rükû, sücûd, kıyâm, tahiyyât gibi bütün ibadetle ilgili unsurları ihtivâ eder. Yine bir kısım âlimler; Allah ı her türlü eksiklikten tenzih ederim/sübhanellah, Hamd, Allah a mahsustur/elhamdülillah, Allah dan başka hiç bir ilah yoktur, Allah en büyüktür/lâilâhe illa llâh Allâhü Ekber, Her türlü güç ve takat, ancak yüce ve büyük olan Allah iledir/velâ havle vela kuvvete illâ bi llâh gibi zikirler olduğunu ifade etmişlerdir. 5 Sahâbeden Ebû Saîd el-hudrî (r.a.) den rivâyet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Bâkî kalacak olan sâlih amelleri çokça işleyiniz. Onlar hangileridir ey Allah ın Rasûlü? diye sorulunca, şöyle buyurmuştur: Tekbîr (Allahu ekber), Tehlîl (La ilahe illallah), Tesbîh (Subhanallah), (Tahmîd) Elhamdülillâh ve Lâ havle velâ kuvvete illâ bi llâh tır/bütün güç ve kudret ancak Allah iledir. 6 O halde hayır ve tâat cinsinden yapılan ve Allah ın rızâsı kastedilen her türlü ibadet, kalıcı olan sâlih ameller içerisine girer. Yüce Allah ın: Allah ın bakiyesi sizin için daha hayırlıdır 7 sözü bu an lamdadır. Âyette, devamlılığın O na izâfe edilmesi anlamlıdır. Önemli olan itikattan ibadete, yapılan bütün amellerde, Allah ın rızâsının gözetilmesi, helal ve haram sınırlarına riâyet edilmesidir. Müslümanca sâlih ameller yerine getirilirken, Çevremizdeki insanlar ne der? diye değil, Allah ne der? niyetiyle hareket edilmelidir. İşte o zaman, Yüce Allah ihlâsla yoğrulan dinî hizmetlerimizi/çalışmalarımızı bereketlendirecek ve faaliyetlerimiz somut anlamda üretime dönüşecektir. Bu noktada Allah ın rızâsından başka bir rızâ gözetilmeyen sâlih ameller, kişinin daha dünyada iken Sırat ı geçmesine ve Cennet e girmesine zemin hazırlayacaktır. El-Bâkî; Ebedî ve Ezelî Demektir Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Allahu Teâlâ nın en güzel isimleri arasında el-bâkî ismi de yer alır. Kur an-ı Kerîm de: Allah daha hayırlı ve daha bâkîdir. 8 buyrulur. Bir güzel isim olarak el-bâkî, İlâhî Zât ının varlığı zorunlu olan mevcut, yani varlığı kendisinden ve kendiliğinden demektir

14 Fakat O, zihinde geleceğe izâfe edildiği zaman bâkî, geçmişe izâfe edildiği zaman ise, kadîm ismini alır. Mutlak Bâkî, istikbaldeki/gelecekteki varlığı düşünüldüğü zaman bir son a dayanmayandır. Bu açıdan düşünüldüğünde O nun hakkında, Ebedîdir denilir. Mutlak kadîm de, geçmişteki varlığı bir evvel e dayanmayandır. Bu açıdan bakıldığı zaman Yüce Allah hakkında Ezelîdir tabiri kullanılır. Bu isimlerin böyle kullanılması, ilâhî varlığın, zihinde, geçmişe ve gelecek zamana izâfe edilmesi hasebiyledir. 9 Yoksa zaman ve mekân mahlûktur, izâfîdir, nisbîdir. Yüce Allah her türlü zaman ve mekândan münezzehtir. El-Bâkî olan Yüce Allah ın ne başlangıcı ve ne de sonu vardır. Bu bekâ denilen mefhûm, bize zamanı çağrıştırmaktadır. Bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.v.): Dehre sövmeyin, çünkü dehr, Allah tır. buyuruyor. 10 Yüce Allah dehre izâfe edilen hayrın ve şerrin, iyiliğin ve kötülüğün fâilidir/yaratıcısıdır. Cahiliye döneminde Araplara bir felâket ve bir musîbet gelince kör olası zaman derlerdi. Bu işleri zamana nisbet edip, ona küfrederlerdi. Gerçekte, bütün işleri yaratan Allah tır. Dolayısıyla zamana sövmekle başlarına gelen hâdiselerden dolayı Allah a hakaret etmiş olmaktadırlar. İşte bu itibarla İslâm da dehre sövmek yasaklanmıştır. 11 Netice itibariyle, Yüce Allah ın el-bâkî ismi hayatımıza yansımalıdır. Mezarlıklarda çoğu insanın kabir taşında Hüve l-bâkî yazar. Bu geride kalan insanlara bir mesajdır. Nitekim şu âyette bu husus çok güzel anlatılır: Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin Zât ı bâkî kalacaktır. 12 Biz bu süreli dünyaya, süreli varlıklar olarak geldik. Her canlı kendisi için takdir edilen süresini yaşadıktan sonra fânî olacaktır. Eğer insan, mecâzî anlamda var olmayı istiyorsa, Yüce Allah ın el-bâkî isminin bir tecellîsi olan kendisini sâlih amelleriyle yaşatabilir. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir rivâyette şöyle buyurmuşlardır: İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnâdır: Sadaka-i câriye, istifâde edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat. 13 İslâm inancına göre, bir insan için ölüm, dünya hayatının sonu, ebedî olan âhiret hayatının da başlangıcıdır. Dolayısıyla ölüm gerçeği, insanın, dünyadaki amellerini ve sevabını da sona erdirir. Biraz önce değindiğimiz rivâyetten öğrendiğimiz gibi, insanın dünyada işlediği Kur an ve sünnette övülen bazı ameller vardır ki, kesildikten sonra da sevabı devam eder. Bunlar, sadaka-i câriye/hayrı devam eden iyilikler, faydalanılan ilim ve anne babasına dua eden Müslüman evlattır. İlmi ve bilgiyi sadece öğrenmek değil, fakat aynı zamanda başkalarına öğretmek ve kendisinden sonraki nesillere en iyi yollarla aktarmak gerekir. Bu üç vasıf bir Müslümanda var olduğu sürece o kimse mecâzî anlamda Yüce Allah ın el-bâkî isminden nasiplenmiş olmaktadır. Herhalde rahmetli Necip Fazıl ın ölümsüz gerçek dediği şey budur. EY DÜN Ey dün geri dön Unuttuğum şeyler var Gül değer tenime feryad ederim Döner döner öteler yâd ederim Bir ulu ağaca bağlanmış bezim Umudu yitik rüzgârlar sallamaz Ne zaman kabul olur dualanmış dilekler Ne külünkler sallamışım meğer Şirinsiz dağlara Ne yürek yangınım vardı oysa Ne su diye ısrar eden paşalar Kara vurgunlarla beddualanmış Onsuz zamanlara ayarlanmışım Akrep sokmuş can alıcı yerimden Yoksa bu figanın aslı ne bende Sükûtun dili yok avuçlarımda şimdi Aramızda ne karlı dağlar Ne dağlarda kar Ne telli duvar Hiç bir şey yoktu Karanlıklar bizi çoktan unuttu Ey dün geri dön Yeniden yaz efsanemizi Vedat Ali TOK Sonuç Dipnot * Prof. Dr. 1 2/Bakara, Suyûtî, Durru l-mensûr I, Isfehânî, el-müfredât, s /Kehf, Bkz. Mâtürîdî, Ebû Mansûr, Te vîlâtü l-kur an, tahk. Murat Sülün, İstanbul, 2007, IX, İmam-ı Mâlik, el-muvatta el- Kur an 491; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, /Hûd, /Tâhâ, Gazâlî, Kitâbu l-esnâ, s Müslim Elfâz ve Edeb İbn Kesîr, Tefsir, III, /Râhmân, 26, Müslim Vasiye 14; Ebû Dâvud Vasâyâ 14; Nesâî Vasâyâ

15 Sûfî Perspektif Kadir ÖZKÖSE* Bugün bizim en önemli meselemiz İslâmiyet i yaşamak, onu hayatımızın süsü ve zîneti haline getirmek, şu fânî ömrü Allah yoluna adamak, O nun dinine ve kullarına hizmet ederek şerefle yaşamak ve Cenâb-ı Hakk ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v.) İn MÜJDELERİ Müjdeci olmak, Hz. Peygamber (s.a.v.) in en ayrıcalıklı vasfıdır. O, karanlıklar arasında yolunu ve umudunu kaybetmişlere yüksek tondan haykırışıyla umut aşılayan ve yön gösterendir. Haykırdığı ilk prensip, Allah ın rahmetinden umut kesmeyin. O bütün kusur ve günahları bağışlar. Allah ın rahmetinden ancak gerçeği ve hakikati saklayan kâfirler umut keser. (12/Yusuf, 87; 39/Zümre, 53.) ifadesiyle formüle edilen ve umutsuzluğa karşı tavır belirlemeyi, düşüncesinin temeline oturtan umut dolu aydınlık çağrısıdır. Kötülük ve zulmün sürekli olmadığını, mutlaka bir gün güneşin doğacağını, bedbinlikler, karamsarlıklar ve olumsuzlukların dağılacağını muştulayan bir duygu ve düşünce atmosferini oluşturma çabasıdır. Kur ân; sözün en güzeline uyanları müjdelemiş, mü minlerin Allah ın lutuf, yardım ve fethine ereceklerini dile getirmiş, Allah uğruna mallarıyla, canlarıyla mücadele eden, tevbe eden, ibadete devam eden, hamdini eksik etmeyen, orucunu tutan, namazını kılan, iyiliği öven, kötülüğü yeren ve Allah ın koyduğu kurallara riayet eden mü minleri müjdelemiş, eşlerine karşı güzel davranış sergileyenlere Allah ın büyük bir mükâfât hazırlayacağını bildirmiş, haddi aşanların Allah ın rahmetinden ümit kesmemesini istemiş ve Allah ın, kullarının işlediği bütün günahları bağışlayabileceğini duyurmuştur. Ümmetine son derece düşkün olan, merhameti ile tüm insanlığı kuşatan, inananları rahmet ekini olmaya davet eden Peygamber Efendimiz; çok secde edenlerin yüksek derecelere erecekleri, hatalarının silineceği müjdesinde bulunmuştur. O, alınan abdestin günahları temizleyeceği müjdesini vermiştir. Büyük günahlardan uzaklaşıldığı takdirde, beş vakit namaz, Cuma namazı ve Ramazan ayının öncesinde işlenen küçük günahlara kefaret olacağını müjdelemiştir. Karanlık gecelerde mescitlere yürüyenlerin kıyamet gününde tam bir nura kavuşacaklarını müjdelemiştir. Ezan okumanın ve namazda ilk safta bulunmanın nihayetsiz sevabı olduğu müjdesini vermiştir.allah a ibadet eden, ortak koşmayan, namazı kılan, zekatı veren, akrabasını görüp gözetenin cennete gireceğini müjdelemiştir. Hulusi GÜLSEREN 28 29

16 Farzlara riayetin kurbiyet makamına ulaştıracağını, nafile ibadetlerin de Allah ın sevgisini kazandıracağını müjdelemiştir. Kişinin sevdiği ile birlikte olacağını müjdelemiştir. Öfkesini kontrol edenin cennet nimetleri ile mücehhez kılınacağını müjdelemiştir. Hastalıklarına sabredenlere cennetin verileceğini müjdelemiştir. Yarım hurma ile de olsa, sadakanın cehennemden koruyabileceğini müjdelemiştir. Camiye gidip gelenin, cennette ikramlarla karşılaşacağı müjdesini vermiştir. İhlâs süresini sevenin Cennete gireceği müjdelenmiştir. Malı, canı, dini ve ailesi uğruna öldürülenlerin şehit olacağını müjdelemiştir. Kulun tevbesinden dolayı, Allahu Teâlâ nın hoşnut ve razı olacağını ve tevbesini kabul edeceğini müjdelemiştir. Mü minlerin, yaptığı iyilik sebebiyle hem dünyada hem de âhirette mükâfatlandırılacaklarını müjdelemiştir. Cana yakın olan, herkesle iyi geçinen, yumuşak başlı olup insanlara kolaylık gösteren kimseleri cehennemin yakmayacağını müjdelemiştir. Gelip gitmeseler bile akrabalarını ziyaret edenlere, kötülük yapsalar bile onlara iyilik yapanlara, onlar kendisine kaba davransalar bile akrabalarına anlayışlı davrananlara Allah ın yardım edeceğini müjdelemiştir. Adaletli idarecilerin, ibadet ehli gençlerin, gönlü mescitlere bağlı kimselerin, birbirlerini Allah rızası için sevenlerin, iffetli kadın ve erkeklerin, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka verenlerin, tenhalarda Allah ı anıp gözleri yaşla dolan kişilerin Kıyamet gününde gölgelenecek kimselerden olduklarını müjdelemiştir. İyiliğe ön- cülük edenlere o iyiliği yapanın ecri gibi sevap verileceğini müjdelemiştir. Zalim karşısında hakkı söyleyenin cihadın en fa- ziletlisini gerçekleştirece ğini müjdele- miştir. Bir mü minin ayıbını örtenin kıyamet günü ayıbının örtüleceğini müjdelemiştir. Fitne ve kargaşa zamanında ibadet etmenin hicret sevabı kazandıracağını müjdelemiştir. Borçluya mühlet verenin, alacağını bağışlayanın kıyamet günü Arş ın altında gölgeleneceğini müjdelemiştir. Bir kişinin hidayete ermesine vesile olmanın kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlı olacağını müjdelemiştir. İlim tahsili için yola çıkana cennet yolunun kolaylaştırılacağını müjdelemiştir. Peygamber (s.a.v) Efendimize salât ü selâm getirenlere Allah ın on misli merhamet edeceğini müjdelemiştir. Küçük çocukları vefat edenleri Allah ın cennete koyacağını müjdelemiştir. Bu müjdeler sıralandıkça, ümmet-i Muhammed in ne bahtiyar bir ümmet olduğu anlaşılmaktadır. Bunu hem Kur an hem de hadisler haber vermektedir. Zira Allahu Teâlâ onları en sevdiği insana ümmet kılmıştır. Âlemlere rahmet bir peygamberin ümmeti olma nimeti, onun hizmetinde bulunma şerefi hiçbir paye ile karşılaştırılamayacak kadar yüksektir. Çünkü bu ümmet Müslüman ümmet; dini ikmâl edilmiş ümmet; zahmetlerden kurtarılmış ümmet, melekler gibi saf bağlayan ümmet; yeryüzü kendilerine mâbet kılınmış ümmet, Cuma günüyle taltif edilmiş ümmet; kendilerine leyle-i Kadir verilen ümmet; Allah ın şahitleri olan ümmet; ilâhî kitaplarda methedilen ümmet; yok edilmeyecek ümmet; bütün peygamberlere iman eden ümmet; Rabbini noksan sıfatlardan tenzih eden ümmet ve sonuna kadar hakkı savunacak ümmettir. Bugün bizim en önemli meselemiz İslâmiyet i yaşamak, onu hayatımızın süsü ve zîneti haline getirmek, şu fânî ömrü Allah yoluna adamak, O nun dinine ve kullarına hizmet ederek şerefle yaşamak ve Cenâb-ı Hakk ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. * Prof. Dr

17 İlim ve Hayat Mehmet SOYSALDI* ÂHİRET İNANCININ İNSAN HAYATINA ETKİSİ Âhiret inancı, hak dinlerin hepsinde de mevcut olan ve bütün peygamberler tarafından teyid edilmiş bir esastır. Bu inanç, Kur an-ı Kerim de Allah ın varlığının ve birliğinin bir tamamlayıcısı olarak yer almıştır. Bilindiği gibi dinimizin iman esaslarından birisi de âhiret gününe inanmaktır. Yaratılan her şeyin bir ömrü olduğu gibi, bu dünyanın da bir ömrü vardır. Yüce Rabbimiz dilediği kadar onun varlığını sürdürecektir. Bu âlem ve üzerindeki bütün varlıklar belirli bir zaman için yaratılmıştır. Bir gün gelecek ne bu âlemden ve ne de üzerindeki yaratılmışlardan bir eser kalacak. Kâinattaki bu mükemmel nizam bozulacaktır. Daha sonra âhiret denilen âlem başlayacaktır. Âhiret, Arapça bir kelime olup, EHR kökünden gelmektedir ve son, sonra gelen, sonraki anlamlarında kullanılmaktadır. Kur an terminolojisinde bazen âhiret yurdu anlamında ed-dâru l-âhira şeklinde geçen âhiret kelimesi, Kur an da hem âhiret yurdu için hem de âhiret hayatı için kullanılır. Yani, gerek insanın ölüm ötesine sarkan varoluşunun zamanı ve mekânı, gerekse ölüm ötesine ait inancı ifade için âhiret kelimesi kullanılmıştır. Kur an-ı Kerim, âhireti -gelecekteki ebedî hayatı- anlatırken başka kelimeler de kullanmıştır. Bunlar; el-yevm, es-sâ a, el-hâkka el-kâria, el-vâkıa gibi kelimelerdir. Ayrıca Kur an-ı Kerim in âhiret konusunu işlerken kullandığı üslûpta dikkatleri çekici bir yön bulunmaktadır. Yani olayları âdetâ insanın gözünün önünde cereyan ediyormuşçasına anlatmaktadır. Hak Dinlerde Ahiret İnancı Var Âhiret inancı, hak dinlerin hepsinde de mevcut olan ve bütün peygamberler tarafından teyid edilmiş bir esastır. Bu inanç, Kur an-ı Kerim de Allah ın varlığının ve birliğinin bir tamamlayıcısı olarak yer almıştır. Dolayısıyla biz bu yazımızda âhiret gerçeğini ve âhiret inancının insan hayatına olan müsbet tesirini Kur an-ı Kerim ışığında açıklamaya çalışacağız. Yaşadığımız bu dünyada, her zaman Allah ın ve Peygamberlerin emirlerine uyulmadığından, haklı ile haksız doğru ile yanlış birbirine karışabilmektedir. Bu dünyada yapılan bazı iyilikler karşılıksız kalabildiği gibi, bazı suçlar da cezasız kalabilmektedir. Bu durumda akl-ı selîm sahibi bir insan, haklı ile haksızın, doğru ile bâtılın ayırt edildiği; iyiliğe karşı mükâfat, kötülüğe karşı cezanın verildiği bir günün varlığını zarûrî bulmaktadır. İnsan, kendine zulmedenin bir gün cezasını bulacağına inanmazsa bu dünyanın acılarına dayanabilir mi? Çektiği acıların bir gün dineceğini, mutlu bir hayata kavuşacağını bilmese, hayat mücadelesinde başarılı olabilir mi? Böyle bir inanç olmazsa, insan boş yere yaşamış, boş yere çalışıp, didinmiş olmaz mıydı? Herkesin bu dünyada yaptığı da yanına kâr kalmış olurdu. Nitekim Yüce Allah; Yoksa sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? (23/Mü minûn, 115) buyurarak insanın bir hiç uğruna veya boşu boşuna yaratılmadığını açıklamaktadır. Şüphesiz, âhiret inancı, insanlar için en büyük mutluluk kaynağıdır. Bu mutluluk sadece âhirette değil, insanın dünyada da huzur kaynağı olur. Âhiret âlemine inanmayan kimse için ölüm kesin bir sondur. Onun anlayışına göre hayat, dünyadaki senelik kısa bir ömürden ibarettir

18 Hâlbuki selîm sahibi insan bugün var yok olmakta ebedî olarak görür. Bu ba- âhiret olmayan bu dünyada ne kadar rahat içerisinde bir gün ölüp yok olma korkusundan bir türlü kurtulamaz. Bu korku onu eder. Bazen onlar için bir ka- Âhiret olan kim- âhiret bu dünyada Bu emirleri çerçevesinde - kazanmaya Ne hem cinslerine ne de - yapar. Bu dünyada gelen felaketlere sabreder. Böylece âhirete inanan ve orada ermeye bu dünya da tesir onun dünyada da iyi ve yollarda yürüyen bir insan olma- temin eder. Âhirete inanan kimse bir taraftan Allah için ibadet ve yerine getirir- da Rabbinin kazanmak O nun yolda ve hem kendine ve hem Âhiret en iyi bir oto kontrol sistemi (kendi kendini denetleme) olarak kabul edilebilir. Bu inanca sahip olan kimse kanun ve polis korkusundan uzak olan yerlerde dahi kötü söz ve bulunmaz. Daima insanlara yar- ve hayra prensip edinir. Çünkü kendisinin bir içinde kontrol bilmektedir. Bu inanca sahip olan bu dünyada zulüm ve - kalabilir. Böyle bir mücadele gücünü kaybetmeden devam sabretmesini bilir. Yine emindir ebedî ve sonsuz hayatta mutlaka hak- bu moral ve irade gücü verir. Böyle bir her türlü hesap kendisine verilen bütün nimetlerin he- vermenin idrak iyi bir kilde Âhirete inanan kimse ölüm ger- ve lamaktan da korkmaz. Aksine ölümü suretiyle bencil ve ihti- Âhiret olan bu dünyada teker teker ve âhirette o defterinin önüne konu- ve bu dünyada - hesaba çekile- asla hiçbir kimseye kötülük yapamaz. ve sözlerde kontrollü olur. emrine bulunmaktan ve kötü söz maktan kendini uzak tutar. Netice olarak diyebiliriz âhiret hak dinlerin hepsinde de mevcut olan ve bütün peygamberler teyid bir iman - Bu inanç Kerim de ve bir olarak yer al- Âhiret insanlar için en büyük mutluluk - Bu sadece âhirette dünyada da huzur olur. Âhiret inan- olan âhiret bu dünyada kar- Bu sebepten emirleri çerçevesinde yapar. Daima ve her - Bu da hem dünyada hem de âhirette saadete ermesine vesile olur. * Prof. Dr. AŞK-I İLÂHİ Çaresi derdimin Ne vuslat, Ne meşk. Bir ateş-i bâki Yanar içimde. Bir başka sevgi bu, Bu bir başka aşk Ben, Mecnun değilim, Leyla peşinde Bir lahza, Şikâyet etmem billâhi! Varsın, Derdi ile Ağarsın saçlar. Ruhumu yaksın da Aşk-ı ilâhi Dünyada, Gülmesin yüzüm. Ne çıkar. Fazıl Ahmet BAHADIR 34 35

19 Edebiyat Musa TEKTAŞ YILDIZ ŞAHSİYETLER Peygamber Efendimizi iman nuru ile görerek ilâhî dava uğrunda canlarını ve mallarını cömertçe sarf etme bahtiyarlığına onlar erdiler. Ashâb-ı kiram, âdetâ ümmet-i Muhammed e örnek bir nesil olmak üzere lutfedilmiş, ilâhî bir armağandır. Bu bakımdan, iman şerefine sahip her gönül, yüce dinimizin bugünlere intikalinde mühim hizmetleri bulunan Ashâb-ı Güzîn Efendilerimize hürmet, muhabbet ve minnettarlık duygularıyla dolu olmalıdır. Zaman dilimlerinin en değerli asrı hiç şüphesiz, cihânın nübüvvet nûruyla aydınlandığı Asr-ı Saâdet tir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ve onun güzîde ashâbı, o kutsal zamânın en kıymetli incileriydi. Peygamber Efendimizi iman nuru ile görerek ilâhî dava uğrunda canlarını ve mallarını cömertçe sarf etme bahtiyarlığına onlar erdiler. Ashâb-ı kiram, âdetâ ümmet-i Muhammed e örnek bir nesil olmak üzere lutfedilmiş, ilâhî bir armağandır. Bu bakımdan, iman şerefine sahip her gönül, yüce dinimizin bugünlere intikalinde mühim hizmetleri bulunan Ashâb-ı Güzîn Efendilerimize hürmet, muhabbet ve minnettarlık duygularıyla dolu olmalıdır. Onlardan birinin ismi anıldığında, radıyallâhu anh yani Allah ondan razı olsun! diyerek dua etmek, dinî ve vicdanî bir vazifemizdir. Çünkü onlar, Muhammedî semânın yıldız şahsiyetleridir. Onlar, hem yaşadıkları zamanı hem de kendilerinden sonraki çağları şekillendirdiler. Onlarla, geceler gündüze döndü, kışlar bahar oldu. Onlar, beşeriyete derin bir tefekkür ve tahassüs dünyası kazandırdılar. Onlar, insanı özüyle tanıştırdılar, kâinatın yaratılış hikmetini öğrettiler. İnsan vücudunun bir damla sudan, kuşların basit bir yumurtadan, ağaçların yok denecek kadar minicik bir çekirdekten meydana gelişi, mikrodan makroya kadar cisimlerdeki sır ve hikmetler gibi sonsuz ilâhî kudret akışları karşısında beşeriyete duygu ve tefekkür derinliğini talim ettiler. Mü min gönüller, yine onlar vesilesiyle şükür, sabır ve hamd gibi ulvî duyguların hassasiyetine büründü. Hz. Peygamber (s.a.v.) devrinde en yüksek mevkii, onunla sohbet şerefine eren sahabîler almışlardı. Sahabîlik unvanından daha yüksek bir unvan düşünülemezdi. Sahabîlere yetişenlere Tâbiûn, onlara yetişenlere de Tebeu t-tabiûn unvanı verilmiş ve bu üç neslin insanları İslâm Âleminde en hayırlı insanlar olarak kabul edilmişlerdir. 1 Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ashabına dünyaya kapılmamalarını söyler; nafile namaz kılmakla, zikretmekle, tevekkülle, sabırla, tevbe ile Allah (c.c.) a yaklaşmayı tavsiye ederdi. Sahabî de Peygamberimiz (s.a.v.) in bu tavsiyeleri doğrultusunda yaşamaya gayret sarf ederlerdi. Ashabın ileri gelenlerinden biri olan Hz. Ömer (r.a.) in çokça ağlamasında ve adalet husu sunda son derece titiz davranmasında; Hz. Osman (r.a.) ın kazandığı serveti kalbinde hiçbir sıkıntı duymaksızın Allah (c.c.) için harcamasında; yine Hz. Ali (r.a.) nin yiyeceğine şüpheli bir şey karışmasın diye, ağzını bağlayacak kadar muttaki olmasında ve dünyaya zerre kadar kıymet vermemesinde, tasav vufî motiflerin mevcudiyetini müşahede etmekteyiz. Bu tür davranış lara tüm sahabî hayatında rastlamaktayız. Model İnsanlar Ashab-ı Kiram da Peygamber (s.a.v.) gibi kılıkkıyafete, yeme-içmeye önem vermemekte, ibadet ve tefekkür için tenha yerleri tercih etmekteydi. Tam bir teslimiyet ve tevekkül yaşantısı sürmekte, Hz. Peygamber (s.a.v.) in sohbet meclislerinde o konuşurken, başlarını önlerine eğmekte, derin bir huşu ve sükûta dalmakta, kendilerinden geçmekte, gözleri yaşarmakta, kalpleri titremekte, sanki başlarına konan kuşu uçurmamanın hareketsizliği içinde bulunmaktaydılar. Hz. Peygamber (s.a.v.) in huzurundan ayrıldıkları zaman, aynı ruhî hâli sürdüremedikleri için üzülmekte, bundan dolayı kendilerinin münafık olduğunu zanneden sahabîler bulunmaktaydı. Dört halife, Aşere-i Mübeşşere, Ebu d- Derda, Ebu Zerr, Abdullah b. Amr, Abdullah b. Ömer, Ebu Hureyre, Bilâl-i Habeşî, Huzeyfe, Selman-ı Farisî, Suhayb, Mus ab b. Umeyr, Abdullah İbn Mes ud, Abdullah İbn Abbas, Osman b. Maz ûn, Ammâr (radıyallahu anhum) gibi meşrep ve mizaçları itibariyle fakr, zühd ve takvayı şiar edinen sahabîler, sûfîlerin model olarak benimsedikleri örneklerdir

20 Hz. Peygamber (s.a.v.) in sohbetinde bulunanlar, vahiy alırken onun geçirdiği vecd ve istiğrak hâllerine şahit oluyor, onun maneviyat ve ruhaniyet dolu heyecanlı ve etkileyici konuşmalarını can kulağı ile dinliyor, hatta bazen Hz. Peygamber (s.a.v.) e gelen vahiy meleği Cebrail (a.s.) i görüyor, bu ve benzeri hallerden derin bir şekilde etkileniyor, hisleniyor, heyecanlanıyor, adeta kendilerinden geçiyor, bu suretle Hz. Peygamber (s.a.v.) in yaşadığı sırrî ve manevî hayata katılıyor ve bundan nasip/feyiz alıyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) in sohbetinde bulunan sahabî başlarını öne eğer onu can kulağı ile dinlerdi. Bu durumu anlatmak için sahabînin onu sanki başlarına bir kuş konmuş ve onun uçup gitmemesi için hiç kıpırdamadan duruyorlarmış gibi pür dikkat kesildikleri anlatılır. Mânevî hayatı bu şekilde yaşayarak öğrenen sahabîleri Hz. Peygamber (s.a.v.), talim ve irşadla görevlendiriyor, kabileler arasına gönderiyordu. Bu sahabîler bulundukları meclislerde, katıldıkları sohbetlerde veya gönderildikleri kavim ve kabileler arasında Hz. Peygamber (s.a.v. in huzurunda yaşadıkları mânevî hayatı yaşamaya ve yaşatmaya gayret ediyor, bu suretle dinî hisler ve heyecanlar Müslümanlar arasında dalga dalga yayılıyordu. 3 Muhabbet Numûneleri Es-Seyyid H. Hamidettin Ateş Efendi Altın Silsile den Altın Halkalar adlı kitabın takdim bölümünde şöyle buyuruyor: Sahabe-i Kiram Efendilerimiz Sevgili Peygamberimizin sohbetiyle, gönüllerini, maddîmânevî kirlerden arındırıp güzel ahlâk ve vasıflar kazanmışlardır. Onlar başta olmak üzere büyüklerimiz tasavvuf sayesinde beden karanlıklarına hapsedilmiş ruhların nefsânî temâyüllerinden kurtulmak için gayret göstermişlerdir. Hz. Ebû Bekir (r.a.) Efendimizden itibaren pirlerimiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in mübarek hayatıyla zâhiren ve bâtınen bütünleşen bir çizgiyle, muhabbet numûnesi olmuşlardır. Selmân-ı Fârisî (r.a.) Hazretleri, Allah (c.c.) yolunda vatanını terk ettiği için cennetin arzuladığı isimlerden kabul edilirdi. Peygamber Efendimizin çok özel değer verdiği, ehlibeytinden kabul ettiği Acem asıllı olan Selmân-ı Fârisî (r.a.), tasavvuf kültüründe Altın Silsile nin önemli halkalarındandır. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi bir sohbetleri esnasında: Bizim Pirimiz Bayezid-i Bis tami Hazretleri (k.s.) buyurdu ki Benim gibi bin tane Bayezid bir araya gelse, Sahabe-i Kiramın bir tırnağı olamaz. Bu sözü söyleyince gözleri do larak, tabii oğul, onların öğretmeni kimdi? diye buyurur, Peygamberimize ve onun yetiştirdiği sahabîlere olan muhabbetini izhar ederdi. Abdulhalık Gucdevânî (k.s.) Nakşibend Hazretlerine şu nasihatte bulunur: Daima dinin emir ve yasaklarına uymak, azimet ve sünnet ile amel etmek, ruhsat ve bidatlerden kaçınmak gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.) in sözlerini rehber edinmek, hadis ve sahabî sözlerini öğrenmek gerekir. Şâh-ı Nakşbend (k.s.) nin bu mübarek sözleri de sahabînin ve sohbetin önemini hatırlatır: Yolumuz sohbet yoludur, halvette şöhret, şöhrette de âfet vardır. Hayır cemiyettedir. Geliniz bir an iman edelim sözünün anlamı şudur: Eğer bu tarikatın taliplerinden bir cemaat sohbet ederlerse hayır ve bereket çokça olur. Buna devam ve ısrar ise hakiki imana ulaşmaya vesile olabilir. Bizim tarikatımız urve-i vüska/kopmayan kulptur. Peygamberimizin eteğine sarılmaktır. Sahabe-i Kiramın sözlerine uymaktır. Bu tarikatta az amel ile çok fetihler hâsıl olur. Fakat sünnete uyup onu gözetmek büyük bir iştir. Hak dostlarından biriyle sohbet eden sâlike düşen, kendi hâline vâkıf olmak, sohbet zamanı ile önceki zamanı mukayese etmek, arada fark bulursa İsabet ettin, sakın bundan ayrılma hükmüyle o şeyhin sohbetini ganimet bilmektir. 4 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi nin ziyaretine giden bir arkadaş, sohbet esnasında Hulûsi Efendi (k.s.) ye sorar: Efendim ahirette de böyle bera ber olup, soh be tinizde bulunacak mı yız? Osman Hulûsi Efendi de şöyle buyu rur: Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) Efendi miz Ashabıyla sohbet ederler ken, sahabîden biri sordu: Ya Rasûlal lah (s.a.v.), kıyamet ne zaman kopacak? Rasû lullah (s.a.v.) da ona: Kıya met için hazırlığın nedir? diye sordu. O sahabî şöyle cevap verdi: Hazırlığım muhabbet-i Allah (c.c.), muhabbet-i Rasû lullah (s.a.v.) deyince, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz iki elinin şehadet par maklarını birleştirerek: O hâlde kişi sevdiği ile beraberdir buyurmuşlardır. Başka bir hatırasında ise şöyle söylüyor arkadaşımız: 1987 yılı hac ziyaretimizde bir gün Mescid-i Nebevî de, hurma bahçe sinin olduğu açık yerde oturuyorduk. Ahmet Efendiyle beraber, duvarda yazılı olan sahabîlerin isimlerini okuyorduk. Osman Hulûsî Efendi ye sor dum: Efendim Ebu Hureyre (r.a.) Aşere-i Mübeşşere den mi? Osman Hulûsî Efendi buyurdu ki: Hayır oğul o değil. Kâğıt kalem ver yaza yım. dedi. Bir kâğıt verdim Arapça yazıp verdi. Çâr yârı dahi Zübeyir ve Talha, Abdurrahman, Sad, Said, Ubeyde İşte Aşere-i Mübeşşere bunlar. Biz küçükken bir rüya görmüştük. Rü yam da on kişiyle beraber bir sofrada yemek yedik. Tek tek bu on kişiyle görüştüm, ellerini öptüm. İsimlerini de beyit hâlinde yazmıştım. Sabah olun ca rüyamı anneme anlattım. Annem: Oğlum ne güzel bir rüya görmüşsün. Bu görüştüğün kimseler, Rasûlullah (s.a.v.) tarafından dünyada iken cennetle müjdelenen Aşere-i Mübeşşere denilen sahabîler. dedi. İşte bu yazdığım beyit o zamanki rüyamda yazdığım beyit. diye buyurdular

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır. NAMAZ 1 Namazın önemi ve faydaları nelerdir? 1. İslam ın şartlarından biridir. 2. Kulu, Allah a yaklaştırır. 3. Cemaatle kılınması, birlik ve beraberliği pekiştirir. 4. Sorumluluk bilincini geliştirir.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT 1 1. PERDE Haydi Harun! Acele edelim. Ama, Murad bizden çok geride... Murad, bize katılmak istemiyor Sanki, özellikle ağırdan

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz...

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... ORTAOKUL 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI ORTAOKUL 8. Sınıf TEOG Sınavına H A ZI R LI K Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... R Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. TEOG Deneme Sınavı 8.

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip olmaktadır. Ev sahibi olmak herkesin temel rüyalarından bir tanesidir.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı