SORU-CEVAPLARLA ALTERNATİF ENERJİ POLİTİKASI: Ana Muhalefet Partisi CHP İçin Bir Çerçeve Önerisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SORU-CEVAPLARLA ALTERNATİF ENERJİ POLİTİKASI: Ana Muhalefet Partisi CHP İçin Bir Çerçeve Önerisi"

Transkript

1 Toplumsal Düşünce Enstitüsü SORU-CEVAPLARLA ALTERNATİF ENERJİ POLİTİKASI: Ana Muhalefet Partisi CHP İçin Bir Çerçeve Önerisi Hazırlayan: Necdet PAMİR 10 Şubat Türkiye nin ulusal bir enerji politikası var mıdır? Türkiye nin ulusal çıkarlarını ve kamu yararını gözeten bir enerji politikası olduğunu söylemek mümkün değildir. Gerek yıllardan beri uygulanan ve gerekse uygulanmakta olan ve enerji sektörünü sadece bir rant alanı olarak gören mevcut politika ; kamu kurumlarının özelleştirme adı altında adeta talan edildiği, tüketicinin enerjiye çok yüksek bedelle erişebildiği, sıklıkla kesintilerin yaşandığı, enerji alanında büyük oranda dışa bağımlı bir enerji sektörü yaratmıştır. Bu politikanın, ulusal çıkarlarımız ve kamu yararı doğrultusunda işlev görmediği açıktır ve kökten değiştirilmesi gerekmektedir. 2. Türkiye nin enerjide dışa bağımlılığı hangi orandadır? Azalmakta mı yoksa artmakta mıdır? Zengin yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları olmasına karşın ülkemiz (2012 yılı itibarı ile), tükettiği enerjinin % 72 sini ithal etmektedir. Aksinin iddia edilmesine karşın bu oran hızla artmaktadır yılında % 67 olan enerjide dışa bağımlılık oranı, 2012 yılında 5 puanlık artışla % 72 olmuştur. Yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın atıl konumu değiştirilirse, gerek dışa bağımlılığımız ve gerekse ekonomimizin sırtındaki en büyük yük ortadan kalkacak ve büyük istihdam olanağı yaratılmış olacaktır. 3. Enerji ithalatının ekonomik yükü ne kadardır? Azalmakta mı, yoksa artmakta mıdır? Ayrıca, enerji ithalatına ödenen bedel, toplam ithalat faturamızın içindeki payını da hızla yükseltmektedir yılında, toplam ithalatımızın % 25,4 ü, enerji ithalat faturası olarak gerçekleşmiştir yılında 9,2 milyar dolar olan enerji ithalat faturası, 2012 de 60,14 milyar dolara yükselmiştir. Mevcut politika, dışa bağımlılığımızı ve buna bağlı olarak da ödenen bedeli arttırmaktadır. 4. Enerji kaynaklarında dışa bağımlılığın ne gibi sakıncaları vardır? Ülkemiz en çok petrol ve doğal gazda ve son yıllarda da hızla artan biçimde ithal kömürde dışa bağımlı hale getirilmiştir. (2012 yılında) Tükettiğimiz petrolün % 92 si, doğal gazın ise % 98 i ithalatla karşılanabilmiştir. Petrol ithalatının % 41 i İran dan, % 16 sı Irak tan, % 12 si ise Rusya Federasyonu ndan yapılmıştır. Petrol ithalatımızda, bu 3 ülkeye bağımlılığımızın toplamı % 69 dur. 1

2 Doğal gaz ithalatının % 58 i Rusya dan, % 18 i İran dan yapılmıştır. Bu iki ülkenin gaz ithalatımızdaki toplam ağırlıkları ise % 76 dır. Az sayıda ülkeye bu kadar yüksek oranda bağımlılık, enerji politikasının ve enerji güvenliğinin en temel ilkelerinden olan kaynak çeşitlendirme ilkesiyle tam bir çelişki yaratmaktadır. Örneğin AB, kendi üyesi olmayan bir devlete enerji ithalatında % 30 un üzerindeki bir bağımlılığı sakıncalı olarak tanımlamaktadır. Hükümetin mevcut dış politikasının, enerji ithalatını ağırlıkla dayandırdığımız ülkeler dikkate alındığında; enerji güvenliğimiz, ekonomik güvenliğimiz ve genel güvenliğimiz açısından yarattığı büyük risk de daha iyi anlaşılacaktır. Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adana ya yerleştirilen Patriot bataryaları, Malatya ya yerleştirilen füze savunma sistemi ve Suriye ye yönelik saldırgan politika, enerji ithalatında bağımlı olduğumuz 3 ülke (Rusya Federasyonu, İran, Irak) tarafından büyük kaygı ve tepkiyle karşılanmaktadır. Irak hükümetinin, iç işlerine müdahale olarak değerlendirdiği bu sakıncalı politikaya ek olarak, Irak ın kuzeyinde üretilen petrolün, Türkiye tarafından kaçak olarak ithal edildiği iddiaları, tabloyu daha da tehlikeli hale getirmektedir. Bağımlılık ve bağımlı olunan ülkelerle dış politika alanındaki çatışan uygulamalar, enerji güvenliğimizi olduğu kadar ekonomik ve genel güvenliğimizi de tehdit eden bir ortam yaratmıştır. Ülkemizde tüketilen elektriğin yarıya yakınının doğal gazla üretiliyor olması, bu nedenlerle kesilme ihtimali yükselen doğal gaz akışına bağlı olarak, elektrik sektörünü de büyük risk altına sokmaktadır. Doğal gaz kesintisi, ardından elektrik kesintisini ve fiyat artışını gündeme getireceğinden ayrıca risk oluşturmaktadır. 5. Türkiye nin yerli enerji kaynakları yetersiz midir? Değildir.Türkiye nin yerli enerji kaynakları, kimilerinin iddialarının aksine, son derece zengindir.ne var ki, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle, bu kaynaklar büyük oranda atıl konumdadır. Mevcut ispatlanmış petrol rezervlerimiz 45,1 milyon ton (312 milyon varil), doğal gaz rezervlerimiz 6,6 milyar metreküptür (2012 yılı). Mevcut rezervlerin son derece yetersiz olduğu doğrudur. Ancak ülkemiz, özellikle denizler ve derin karasal formasyonlardaki petrol ve doğal gaz aramaları bakımından son derece yetersizdir. Ülkemizin petrol ve doğal gaz potansiyelinin gerçekçi biçimde ortaya konabilmesi için, bir master plan dahilinde yeni bir arama hamlesi başlatılmalıdır. Bu hamlenin itici gücü, ulusal kuruluş TPAO olmalıdır. Ne yazık ki, yeni çıkarılan Petrol Kanunu ile TPAO nun devlet adına arama ve işletme yapma hak ve sorumluluğu ortadan kaldırılmıştır. Karadeniz de kıyıdaş ülkeler arasındaki anlaşmanın yarattığı olumlu arama ikliminin, bu denizlerimize de egemen kılınması için diplomatik ve ekonomik tüm olanaklar seferber edilecek; hidrokarbon potansiyeli bakımından umut vadeden bu denizlerimizin de yoğun olarak aranması sağlanmalıdır. Son yıllarda özellikle ABD de önceki yıllara göre daha ekonomik olarak üretilmeye başlanan shale (şeyl) gazı, Türkiye dahil, birçok ülkeye esin kaynağı olmuştur. Ülkemizde bu çalışmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Medyada yer alan bir takım rezerv rakamları, henüz bilimsel olarak kanıtlanmadığından, bu aşamada shale gazı, petrollü shale ya da diğer konvansiyonel olmayan hidrokarbon kaynakları için rezerv rakamı öne sürülmesi uygun değildir. Bu kaynaklar, bu aşamada değerlendirilmesi gereken potansiyel kaynaklar olarak dikkate alınmaktadır. 2

3 Linyit, ülkemizin en önemli yerli kaynakları arasındadır yılı sonunda, linyit ve asfaltit rezervlerimizin toplamı 11,8 milyar tondur. Devreye alınan potansiyelin karşılığı yaklaşık megawattır (mw). Devreye alınmamış potansiyel ise yaklaşık mw tır. Yerli linyitimizin ısıl değeri düşük, kükürt oranı yüksektir. Bu özelliğine uygun, temiz yakma teknolojileriyle çalışan santral tasarımı şarttır. Sahalarımız, ihtisas sahibi kurum olan TKİ eliyle geliştirilmeli, bu alanda iş sağlığı ve işçi güvenliğini de tehdit eden taşeronlaşmaya izin verilmemelidir. Yerli kömürümüzün değerlendirilmesi sürecinde çok önemli bir istihdam olanağı da yaratılacaktır. Linyitten, ilave elektrik üretim potansiyeli, mevcut rezervlerimiz itibarıyla, yıllık yaklaşık 110 milyar kw-saattir. Yeni keşifler olması halinde (ki ülkemizin potansiyeli yüksek görünüm vermektedir), doğal olarak bu değer artacaktır. Hidroelektrik potansiyelimiz de yüksektir ancak gereğince değerlendirilememektedir. Türkiye nin ekonomik hidroelektrik potansiyeli 140 milyar kilowatt-saat (kw-saat) olarak kabul edilmektedir. Bu potansiyelin büyük bölümü henüz üretime alınamamıştır. HES ler konusunda da son derece yanlış, insanı ve doğayı dikkate almayan uygulamalar söz konusudur. HES lerin sürdürülebilir bir politika dahilinde inşa edilmeleri ve işletilmeleri, dışa bağımlılığımızı da önemli oranda azaltacağından, stratejik değer taşımaktadır. Henüz devreye alınamayan hidroelektrik potansiyelimiz, yaklaşık 100 milyar kilowatt saattir (kw-saat). Ülkemizin rüzgardan elektrik elde edebilme potansiyeli 120 milyar kilowatt-saat olarak belirlenmiştir. Bu üretime karşılık gelen kurulu güç ise yaklaşık megawatt tır. Bu potansiyelin yaklaşık % 75 i değerlendirilememiş konumdadır. Türkiye nin en önemli enerji kaynaklarından biri de güneştir. Güneş ten elde edilebilecek yıllık elektrik üretim değeri yaklaşık 380 milyar kw-saattir. Bu miktar, ülkemizin geçen yıl tükettiği (241 milyar kilowatt-saat) elektriğin bir başına 1,6 katıdır ve mevcut politika nedeniyle tamamen atıl konumdadır. Biyogazdan elektrik elde edebilme potansiyelimiz4.000 mw kurulu güce ve bunun karşılığı olan yıllık 35 milyar kw-saate eşittir ve büyük oranda atıldır. Biyodizel, biyoetanol potansiyelimiz de özellikle mevcut teşviklerin yetersiz olması nedeniyle, yeterince devreye alınamamaktadır. Elektrik üretimi için devreye alınabilecek jeotermal potansiyelimiz 600 mw kurulu güce eşit, yıllık 4 milyar kw-saat üretim olarak kabul edilmektedir. Ancak İTÜ Enerji Enstitüsü tarafından yapılan güncel bir değerlendirme, yapılacak yeni tespit ve sondajlarla, elektrik üretimi açısından potansiyelimizin 2000 mw a kadar çıkabileceğini öne sürmektedir. Sektördeki genel kabul ise, 2020 yılına kadar 1000 mw karşılığı, yaklaşık 7 milyar kw-saatlik bir jeotermal (elektrik üretim amaçlı) potansiyele işaret etmektedir. Son yıllarda bu alt sektör hızla gelişmekteyse de bu potansiyelin önemli kısmı henüz devreye alınabilmiş değildir. İspatlanmış ısınma amaçlı kullanılabilir teknik kapasite ise MWt olup henüz yaklaşık % 35 i kullanılmaktadır. Yeterince değerlendirilemeyen en önemli enerji kaynaklarımız dan biri de enerji verimliliğidir (EV). Satın alma gücüne göre düzeltilmiş değerlerle, Türkiye nin 0.11 olan enerji yoğunluğu değeri, Uluslararası Enerji Ajansı Avrupa bölgesinin ortalama değerinden %12 daha düşüktür. Bu olumsuz durum, ülke ekonomisi açısından da önemli bir delik yaratmaktadır. Sanayi ve bina sektörleri, EV iyileştirmesi için en fazla imkânı sunan sektörlerdir yılı öncesinde yapılmış binalar, bugünkü yönetmeliklerin öngördüğü verilere göre, iki misli enerji harcamaktadır yılına kadar sadece binalar ve sanayi kuruluşlarında yapılacak iyileştirmelerle, 58 milyar kwsaat daha az enerji tüketip, aynı GSYİH sağlanması mümkündür. 3

4 Ülkemizde nihai sektörlerdeki tüketilen petrolün %53 ünden sorumlu olan ulaştırma sektöründe; başta yakıt verimliliği yüksek taşıtlar olmak üzere, trafik düzenlemelerinde toplu taşımacılığa ve raylı sistemlere ağırlık verilmesi ve karayolundan deniz ve demir yolu taşıma/ulaşım sistemlerine geçişe kadar çok geniş yelpazede enerji verimliliği önlemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu şekilde ülkemizin petrol bağımlılığı (halen % 93) azaltılabilir, karbon salımları (emisyonları) düşürülebilir. Mevcut santrallerin rehabilitasyonu (iyileştirilmesi) ile 19 milyar kw-saat ilave elektrik üretilmesi mümkündür. Ülkemizin en önemli enerji kaynağı ise insandır. Enerji alanındaki yetişmiş insan gücü, ülkemizin en önemli değeridir. Bu bağlamda, ülkemizde inşa edilecek santrallarda; yerli mühendislik, yerli müteahhitlik ve yerli işçi istihdamı öncelikli politika olacaktır. Termik ve/veya hidroelektrik santrallarındaki aksamın kademeli olarak başlayarak, son tahlilde tamamının yerli imalatı, enerji politikamızın bir diğer köşe taşıdır. Bu süreçte, başta meslek odaları ve ilgili sendikalar olmak üzere, üniversitelerimizin ve imalat sanayicilerimizin, tesisat, elektrik-elektronik ve inşaat mühendislerimizin, gerek politika oluşturma süreçlerimize gerekse imalat, montaj ve işletme süreçlerine etkin olarak katılımları sağlanacaktır. Görüldüğü gibi, ülkemizin yerli enerji kaynakları, iddiaların aksine son derece zengindir ve önümüzdeki on yıllarda oluşacak enerji/elektrik talebini, yeni kaynak keşifleri yapılamasa bile rahatça karşılayabilir. Kaldı ki doğru politikalarla, özellikle denizlerimiz ve Paleozoik yaşlı karasal formasyonlarımız, olası petrol ve doğal gaz rezervleri için önemli potansiyel arz etmektedir. Kömür rezervleri açısından da önemli bir potansiyel söz konusudur. Ne var ki, yeni Türk Petrol Kanunu ile ulusal kuruluşumuz TPAO nun devlet adına arama ve işletme hakkını kaldırdığından, bu potansiyel, sadece yerli ve yabancı özel şirketler için cazibe oluşturmaktadır. Yetersiz olan kaynaklar değil, mevcut yönetimlerdir. Kaldı ki dünyada çağdaşlık, enerji tüketimini hızla arttırmakla değil; kaynakları akılcı, verimli ve tasarruflu kullanma beceri ve düzeyiyle ölçülmektedir. 6. Hızla büyüyen Türkiye nin enerji (ve buna bağlı olarak elektrik)talebi, yerli kaynaklarla karşılanabilir mi? Bu sorunun yanıtı çok net olarak evet tir. Gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye nin, 2012 ile biten son on yılında, kişi başına ortalama (ekonomik) büyüme oranı yüzde 3,6 dır. Son beş yılın büyüme oranı yüzde 1,7 ve 1955 ten bu yana gerçekleşen kişi başına ortalama büyüme oranımız ise yüzde 2,4 olarak hesaplanmaktadır. Mevcut sektörel yapıda, % 1 lik büyümeye karşılık, ortalama % 1,3 % 1,4 civarında elektrik talep artışı gerçekleşmektedir. TEİAŞ ve TÜBİTAK-MAM ın 21 Haziran 2013 te ortaklaşa yaptıklarıçalışmada,2022 yılı için elektrik talebimizin 450 milyar kw-saat civarında gerçekleşeceği öngörülmektedir. Bu tahmin, tüketimin ilk beş yıllık süreçte ( ) ortalama büyüme %7,5, on yıllık süreçte ( ) ise genel gelişim eğilimine uygun olarak %6,4 artacağı bir yaklaşımın değerlendirildiği senaryoya dayanmaktadır. Geçtiğimiz yıl tükettiğimiz elektrik miktarı ise 241 milyar kw-saattir. Bir önceki soru yanıtlanırken ortaya konulan ilave potansiyelin ise toplamdaki değeri 829 milyar kw-saattir. 4

5 Dolayısıyla, ülkemizin yerli kaynaklarının yetersiz olduğu iddiası temelden yoksundur; doğru değildir. Kaldı ki devreye alınabilecek ilave potansiyelin çok büyük bölümü yenilenebilir kaynak olduğundan; sadece doğa ile barışık değil, aynı zamanda kendini sürekli yenileyebilen özellikleri nedeniyle, bir kez gereken yatırım yapıldığında, dışa bağımlı olmaksızın emre amade kaynak demektir. Hızla gelişen teknoloji, ileriki yıllarda, mevcut kaynaklarımızdan daha fazla enerji/elektrik üretimine olanak sağlayabileceğinden, söz konusu yerli kaynakların stratejik önemi ve katkısı daha da artacaktır. 7. CHP nin enerji politikasının temel ilkeleri ne olmalıdır? Güvenilir ve çeşitlendirilmiş kaynaklardan; zamanında, yeterli, kesintisiz, temiz, kaliteli, verimli ve ödenebilir enerjiye erişebilmek, her yurttaş için, su ve havaya erişim kadar yaşamsal ve temel bir haktır. Enerji politikamızın hedefi, bu temel amaçları, insan odaklı ve çevreye duyarlı biçimde sağlamaktır. Hedeflediğimiz politika, en yoksul vatandaşımızın da enerjiye erişebildiği, enerji üretimi için çevrenin feda edilmediği, gelecek nesillerin haklarının kıskançlıkla gözetildiği sürdürülebilir bir politikadır. Yoksul ailelerin elektrik ve doğal gaz kullanımı gibi temel vatandaşlık haklarına erişebilmelerini sağlayacak sosyal politika ve programlar, politikamızın öncelikli adımları arasındadır. Enerji kaynakları bakımından yapılacak tercihler, günümüzün en büyük küresel problemlerinden biri olan iklim değişikliğini önlemek açısından da ayrıca önemlidir. Günümüzde, dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji üretimi; büyük oranda petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynaklara dayalı olarak yapılmaktadır. Fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan karbon dioksit salımı, 1973 yılından 2009 yılı sonuna kadar iki katına çıkmıştır. Bu süreç, küresel iklim değişikliğine neden olmakta, yerküre hızla ısınmakta, iklimler değişmekte ve dünyanın tüm dengesi alt üst olmaktadır.böylesi bir enerji tüketim eğilimi, ülkemiz için olduğu kadar, dünyamız için de büyük bir tehdittir ve mutlaka daha temiz, yenilenebilir kaynakların ağırlıkta olduğu, enerjinin daha verimli kullanıldığı, talep tarafı yönetiminin öne çıktığı tercihlerle değiştirilmelidir. Çağdaş dünyadaki uygulamalar, hızla bu yönde gelişmektedir. Geleceğimizi tehdit eden bu veriler ışığında; enerji politikamız, insan ve çevre odaklıdır. Sadece bugün yasayanları değil, gelecek nesilleri de düşünerek planlandığı için de sürdürülebilir ve insana yaraşır bir politikadır. Yıllardır sürdürülen yanlış politikaların kaçınılmaz sonucunda Türkiye, enerjide yüzde 72 oranında dışa bağımlıdır. Enerji tüketimimizin toplamda neredeyse üçte ikisini oluşturan petrol ve doğal gazda dışa bağımlılık oranlarımız, sırasıyla yüzde 93 ve yüzde 98 dir. Bu olumsuz tablonun Türkiye ye yüklediği enerji ithalat faturası, toplam ithalatımızın yüzde 25 ini aşmıştır ve sürdürülebilir değildir.buna karşın, ülkemizin zengin yerli ve yenilenebilir kaynakları, yanlış ve salt ticari kar hırsına endeksli politikalar nedeniyle, atıl bekletilmektedir. Bu durum kader değildir ve CHP iktidarında tüm yerli kaynaklarımız en uygun stratejilerle, enerji tüketim profilimiz içindeki yerlerini alacaklardır. Yerli linyitimiz, hidroelektrik, rüzgar, güneş ve biyogaz potansiyellerimiz son derece yetersiz oranda kullanılırken, ithal doğal gaz ve kömüre dayalısantraller için verilen yeni lisansların toplam kapasitesi, Türkiye ninmevcut kurulu gücünün çok üzerindedir. Bir diğer ifadeyle, iktidarın söylemiyle eylemi tam bir tezat oluştururken, bunun sonucunda, dışabağımlılığımız iddia edildiği gibi azalmamakta, tersine artmaktadır. 5

6 Enerji son derece verimsiz kullanılmakta; kayıp ve kaçaklar, tüketimin nerdeyse beşte birine ulaşmaktadır. Sistem, adeta dibi delik bir kova gibidir ve ulusal kaynaklarımızın neredeyse beşte birinin bu nedenle hebaolduğu görülmektedir. Pahalı enerji, bu sorunun önemli nedenlerinden birisidir. Bu kangren olmuş sorun, dışa bağımlılığın azaltılması, verimliliğin arttırılması ve sosyal politikalarla, bilimsel olarak çözümlenecektir. Özellikle güneş, rüzgar ve hidroelektrikte, yerli imalat sanayimizin akılcı teşviklerle geliştirildiği, çevre duyarlılığının ön plana alındığı bilimsel stratejiler çerçevesinde, Türkiye nin enerji politikaları çok daha sağlıklı, bağımsız ve çevre dostu bir zemine oturtulabilir. Yerli imalat sanayisinin geliştirilmesi, sadece dışa bağımlılığı azaltmak için değil, istihdama katkısı ve çevre ülkelere açılma politikaları açısından da yaşamsal değerdedir. Enerji politikamızın bir diğer önemli ayağı, santrallerin tasarımından inşaatına ve işletmesine kadar her aşamada; yerli mühendislik ve müteahhitlik katkısının mümkün olan en üst oranlarda sağlanması, santrallerde öncelikle kendi vatandaşlarımızın istihdam edilmesinin güvence altına alınmasıdır. Hangi tür santral olursa olsun, vazgeçilmeyecek ön koşulların başında, uygar dünyada uygulanan standartlarda Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) ve Turizm Etki Değerlendirme (TED) raporlarının alınması gelmektedir. Hidroelektrikte, buna ek olarak havza planlaması ve doğru yöntemlerle yapılacak can suyu hesabı zorunlu olacaktır. 50 megawatt ın altındaki HES lere izin verilmeyecek, temiz yakma teknolojisine uygun tasarımı olmayan termik santrallere ve dışa bağımlılığımızı derinleştiren ithal kömür santrallerine kısıtlamalar getirilecek, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı santrallere öncelik ve anlamlı/uygulanabilir teşvikler getirilecektir. Enerjideki dışa bağımlılığımız, dış politikamızı da ulusal güvenliğimizi de son derece olumsuz etkilemekte, hareket alanımızı daraltmaktadır. Birkaç ülkeye (mevcut durumda Rusya Federasyonu, İran ve Irak), özellikle petrol ve doğal gazdaki aşırı bağımlılığımız, dış politikadaki hatalı adımlarla birleşince, ekonomik ve ulusal güvenliğimiz için büyük risk yaratmaktadır. Elektrik üretiminde, tamamına yakını ithal edilen bir kaynak durumunda olan doğal gazın yüzde 45 civarındaki çok yüksek payı, büyük bir sorun kaynağıdır. Özellikle kış aylarında yaşanan doğal gaz kesintileri, günlük hayatı felce uğratırken, bir yandan gaz fiyatlarında artışa, bunun ardından da elektrik kesintilerine ve nihayet elektrik fiyatlarında zincirleme zamlara alt yapı oluşturmaktadır. Özellikle Japonya da yaşanan Fukuşima felaketi sonrasında, dünyada nükleer enerji politikaları temelden gözden geçirilmeye başlanmıştır. CHP, nükleer teknolojide en yüksek güvenlik kıstaslarını gözeterek; işletme güvenliğinin artması, maliyetlerinin düşmesi beklenen yeni kuşak reaktörlere odaklanan ve teknoloji transferini içeren yatırımları dikkatle değerlendirmektedir. Ancak, Japonya da yaşanan felaketten ders almamak için, ya her türlü duyarlılıktan yoksun, ya da art niyetli olunması gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle de, bir deprem ülkesi olan Japonya da güvenlikle ilgili tasarımlar yapılırken akla gelmeyen hususların neler olabileceği, bunların nasıl telafi edilebileceği, akla gelmeyen başka hangi hususların olabileceği, nükleer atık sorununun henüz dünyada halledilememiş olması gibi konular, nükleere ilişkin politikalarımızı gözden geçirirken öne çıkan önemli hususlardır. Sonuç olarak; bu büyük felaketi yok saymamız beklenmemelidir. Daha önce Three Mile Island, Çernobil, Tokaimura ve Mihama gibi santrallerde yaşanan kazalar da oluştukları ana kadar, en yüksek güvenlik içerdiği öne sürülen sistemlerde meydana gelmiştir. Ancak, daha önce belirttiğimiz gibi, nükleer kazaların sonuçları, tüp gaz patlaması 6

7 ya da köprü çökmesi gibi örneklerle kıyaslanamayacak kadar ciddi boyutlar taşımaktadır ve bu gerçekliğe uygun olarak ele alınmalıdır. CHP, ulusal bir strateji dahilinde; maliyetlerinin düşeceği, işletme güvenliğinin artacağı öne sürülen yeni kuşak (4. nesil) nükleer reaktörlere odaklı, teknoloji üretiminden atık yönetimine kadar her aşamada söz sahibi olacağımız bir nükleer politikayı değerlendirmektedir. Nihai atık sorunu da dahil bugünü olduğu kadar gelecek kuşakları da gözeten bir sorumluluk anlayışı ile sıraladığımız kaygılarımızın giderileceği koşullarda, nükleer de enerji tüketim profilimizde yer alabilecektir. Enerji politikasındaki mevcut kısır döngü mutlaka kırılmalı ve enerjideki bağımlılığımız, kademeli olarak azaltılmalıdır. Bunu gerçekleştirebilecek yerli kaynaklarımız ve yetişkin insan kaynaklarımız mevcuttur. Sorun, kaynak yoksunluğunda değil, yanlış politika tercihlerinde ve salt ticari çıkarlara odaklanan sakıncalı tercihlerdedir. Türkiye, ülke yönetiminde olduğu gibi, enerji politikalarında da mevcut uygulamalardan çok daha iyisine, çok daha çağdaş ve yetkin olanına layıktır. Cumhuriyet Halk Partisi; insan ve çevre odaklı, sürdürülebilir yaşama adanmış, sadece bugün var olanın değil, gelecektekinin hakkını da esirgeyen çağdaş bir enerji politikasını yasama geçirmeye hazırdır. 8. CHP nin termik santraller konusundaki politikası ne olmalıdır? CHP nin diğer konularda olduğu gibi, enerji politikasının temel ilkeleri, herhangi bir olguya, bir enerji kaynağına ya da santral türüne karşıtlık temelinde biçimlendirilmemelidir.parti politikasının temel hedefi, ulusal çıkar ve kamu yararına uygun olarak; çevre dostu teknolojilerle, ülkemizin gelişmesinin gereksinim duyacağı enerjinin üretilebilmesinin; temiz, zamanında, çeşitlendirilmiş kaynaklardan, güvenli ve ödenebilir koşullarda sağlanması olmalıdır. Bu doğrultuda ilk adım, büyüme oranlarının ve buna paralel olarak enerji/elektrik talebinin bilimsel ve nesnel olarak saptanmasıdır. Enerjinin verimli, akılcı ve tasarruf ilkelerine uygun olarak kullanımı ile mümkün olan en yüksek oranda, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın devreye alınması diğer önceliklerdir. Bu doğrultuda, uygun kaynak ve teknoloji seçiminin yanı sıra, ekosistemi tahrip etmeyecek biçimde yer seçimi de önemli ön koşullar arasındadır. Türkiye elektrik kurulu gücünün yaklaşık % 65 i, termik santrallerden oluşmaktadır. Elektrik üretiminin ise yaklaşık % 75 i termik santrallerden sağlanmaktadır. Termik santrallere de hidroelektrik santrallerine de diğer yenilenebilir kaynaklarla çalışan santrallere de ön koşulların sağlanması koşuluyla, gereksinim olacaktır. Bu gereksinim sadece büyümeyi karşılamak için değil, yerli kaynakların ve özellikle de istihdamın temini için de gerekli olacaktır. Ancak unutulmaması gereken husus, hızlı talep artışı öngörülerinin, zaman zaman bazı santrallerin yapımını zorunlu göstermek için abartılabildiği ve bunun faturasını da, bir avuç yandaş şirket dışında, tüm toplumun ödemek zorunda kaldığı hususudur. Türkiye, yıllardır, bu abartılı talep tahminlerinin bedelini al ya da öde koşulları nedeniyle ödemek zorunda bırakılmış bir ülkedir. Kaldı ki çağdaşlık, yalnız ve ancak yüksek tüketim oranlarıyla değil, sıklıkla vurgulandığı gibi; enerjinin akılcı, verimli ve tasarruflu kullanılmasıyla ölçülmektedir. Bu genel saptamaları yaptıktan sonra, termik santrallere değil; ilkesiz bir biçimde, ekosistemi tahrip eden ve salt ticari çıkarlara endeksli termik santral inşasına karşı bir politika oluşturulmasının öneminin anlaşılmış olduğunu düşünüyoruz. 9. CHP nin termik santral politikasının temel unsurları ne olmalıdır? 7

8 Kendi termik santrallerimizi, kendi yerli kömürlerimize uygun olarak kendimiz tasarlamalı ve kendimiz imal edebilmeliyiz. Kendi mühendislerimiz, kendi kömür kaynaklarımıza uygun termik santral tasarımı ve hatta gerektiğinde kombine çevrim santralinin tasarımını, baştan sona yapabilecek bilgi birikimi ve yeteneklere sahiptir. Ancak bunun için gerekli ortamın yaratılması, akılcı teşvik ve vergi düzenlemelerin sağlanması, devletin öncü rolü alması, üniversite ve sanayi işbirliğinin temini şarttır. Santral yeri seçimlerinde; birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinden, SİT alanlarından, orman arazilerinden, balık ve deniz canlılarının üreme alanlarından uzak durulmalıdır. ÇED ve TED raporlarının uluslararası standartlara göre hazırlanması ve gerçek anlamda bağımsız/özerk kamu kuruluşları tarafından denetlenmesi ön koşuldur. Son yıllarda, torba yasalarla ÇED e gerek yoktur raporu alınmak suretiyle, ekosistemi geri dönülmez biçimde tahrip eden termik ve/veya hidroelektrik santrallerin önü açılmıştır. Yöre halkı güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirilmekte, göçe zorlanmaktadır. Yasal süreçler, bilinçli olarak sabote edilmekte, itiraz koşulları kısıtlanmaktadır. Duyurular usulüne uygun yapılmamakta, hukuksuzluğa hukuk kılıfı giydirilmeye çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalar, ülke genelinde termik ya da bir başka kaynakla çalışan tüm santrallere karşı toptan bir tepki ve karşı çıkışa neden olmaktadır. İthal kömür ve doğal gaz (% 98 i ithal) santrallerine sınırlama getirilmelidir.yerel linyit yakabilecek, yerli mühendislik kapasitesiyle tasarımı yapılmış, yerli olanaklarla imal edilmiş, bu sağlanana kadar ise montajı yerli personel ile yapılmış, yerli personel ile işletilen termik santrallerin sayısının hızla artırılması gereklidir. Türkiye, kendi enerji piyasasına kendi yatırımcısı, imalatçısı, akademisyeni, mühendislik ve müteahhitlik hizmetleriyle sahip çıkmalıdır. Yurtiçi firmalara sağlam yerel mühendislik kadroları ve bu doğrultuda tasarlanmış akademik eğitim programları gerekir. Mevcut yasa ve mevzuatlar çerçevesinde, kamunun bu sektörde yatırım yapma olanağı fiili olarak ortadan kaldırılmıştır. Kamusal planlama, kamusal üretim ve yerli kaynak kullanımını reddeden özelleştirme politikalarından vazgeçmeli, kamunun eli kolu bağlamamalı, öncelikle kamu eliyle yatırım yapmanın önü açılmalı ve bunun alt yapısı hazırlanmalıdır. Kamu santrallerinin iyileştirme (rehabilitasyon) yatırımlarına öncelik verilmelidir. Termik santrallerin iyileştirme sürelerini hızlandırıcı teşvikler sağlanmalıdır. ÇED raporları ve EPDK lisans detaylarına ulaşımda, kamuoyunun erişimine kolaylık ve saydamlık sağlanmalıdır. Detaylarda, proje gelişim raporlarında, aylık güncelleme yapılması sağlanmalıdır. EPDK nın gerçek anlamda özerk bir yapıya kavuşturulması ve bundan sonra da lisans verme sürecinin sağlam esaslara bağlanması zorunludur. Başvuru yapan şirketlerin, teknik ve finansman kapasiteleri ile bu alandaki yeterlilikleri özenle değerlendirilmelidir. Lisans alan şirketlerin yatırım sürecindeki performansları yakından kontrol edilmeli, gecikmelere ve/veya ruhsat spekülasyonuna izin verilmemelidir. ÇED raporu ve EPDK lisans tadilat başvurularında, sonradan yakıt değişimine, özellikle yerli kömürden ithal kömüre geçişe, abartılı kapasite artırımlarına kesinlikle izin verilmemelidir. 8

9 Termik santrallerin kullanacakları teknolojilerin, çevre dostu ve en yüksek verimle çalışmayı sağlayan teknolojiler olması, kurala bağlanmalıdır. Kojenerasyon (santralde üretim sürecindeki çevrimden elektrik ve ısınma sağlanması) ve trijenerasyon (santralde üretim sürecindeki çevrimden elektrik, ısınma ve soğutma sağlanması) uygulamaları teşvik edilmeli, enerjinin gereksiz harcanmasını önleyici tedbir ve teşvik mekanizmaları kurulmalıdır. Ayrıca, tüm santrallerin mevcut sistemle boşa harcanan atık ısısının, en yakındaki kentlerin ve yerleşim birimlerinin elektrik, ısınma ve soğunma sistemlerine entegre edileceği bir alt yapı kurulmalıdır. Bu uygulamaların teşviki ve yapılmaması durumunda da cezai yaptırımı sağlanmalıdır. Kurumların yaptığı ikili anlaşmaların ticari sır içeren bazı hükümleri belki kamuoyunun yaygın bilgisine sunulmayabilir ancak hiç bir anlaşma, ülke çıkarlarının üzerinde olamaz. Hiç bir bilgi bir ülkenin kurumlarından, TBMM den ve yurttaşlarından saklanamaz. Ülke çıkarlarını koruma görevi de yalnızca gizlenen anlaşmaları imzalayan kamu görevlilerinin tekelinde olmamalıdır. Yukarıda sırlanan çevre dostu teknolojilere ve verimlilik kriterlerine uygun olmak koşuluyla;temiz yakma teknolojilerini kullanan, yüksek verimli termik santraller de inşa edilmeli ve ülkemizin enerji talebinin karşılanmasındaki vazgeçilmez yerini almalıdır. 10. CHP nin hidroelektrik politikasının temel unsurları ne olmalıdır? 2012 yılı itibarı ile Türkiye elektrik kurulu gücünün % 34.3 ü, üretiminin ise % 24.2 si hidroelektrikten sağlanmıştır. Ülkemizde, genel kabul, yaklaşık megawatt lık teknikekonomik bir hidroelektrik potansiyeline işaret etmektedir. Halen bunun mw ı (% 41 i) devrededir. Buna yakın bir potansiyel ( mw) için de lisans verilmiş durumdadır. Ancak bu lisans verme süreçleri son derece tartışmalıdır. Enerji tüketiminin % 72 sini ithal yoluyla karşılayan ve cari açığının tamamına yakını enerji ithalatından kaynaklanan ülkemiz için yerli ve yenilenebilir bir kaynak olan hidroelektrik enerjinin kullanımı, enerjide bağımlılığımızın azaltılabilmesi ve küresel ısınmayı azaltması gibi nedenlerle çok önemli, hatta yaşamsaldır. Ancak, termik santrallerde olduğu gibi, hidroelektrik santrallerin/regülatörlerin inşasının da olmazsa olmaz ön koşulları vardır. Ülkemizin bu alandaki birikimli kamu kuruluşu olan DSİ, AKP politikalarının bu alana olan yansıması sonucunda, adeta etkisiz eleman konumundadır. Bu kuruluşun yapması beklenen havza planlaması fiilen devre dışı bırakılmış, her isteyenin istediği akarsu üzerine, istediği kapasite ve sayıda HES/regülatör inşa edebildiği, can suyu hesabının ve ÇED in göstermelik düzeyde kaldığı ve ekosistemi geri dönülmez biçimde tehdit eden bir talan süreci yaşanmaktadır. Bunun sonucunda, HES regülatör inşasının söz konusu olduğu hemen her yörede, yöre halkı bu sağlıksız HES politikasına isyan etmekte ve isyan, tüm HES lere karşı genel bir karşı çıkışa dönüşmektedir. CHP nin hidroelektrik alanında geliştireceği alternatif bir politikanın temel unsurları şöyle sıralanabilir: Mevcut teknolojik ve ekonomik veriler ışığında, Türkiye nin yıllık 140 milyar kilovatsaat elektrik üretebilecek bir hidrolik potansiyeli vardır. Bu potansiyelin henüz sadece 9

10 yüzde 40 a yakını devreye alınmış durumdadır. Ancak, hidrolik enerji üretiminin planlanması, sadece düşü ve mevcut su potansiyeli üzerinden yapılamamalıdır. Hidroelektrik santrallerle ilgili planlama sürecinde, havza bütününde; havzanın doğal, kültürel, sosyolojik ve ekonomik değerleri birlikte değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak; HES lerde öncelikle doğal su yatağındaki canlıların yaşamlarının bozulmadan devamı için gerekli olan suyun kesintisiz akışının sağlanmasına öncelik tanınmalıdır. Her düşü ve su olan yere, nehir tipi HES yapılması akılcı ve gerçekçi değildir. Havza özelinde, doğal, kültürel, sosyal, ekonomik etkenler de dikkate alınarak, su potansiyelini öncelikli kullanımları belirlenerek, HES lerin planlanmasına ve yapımındaki önceliğine karar verilmelidir. Hidroelektrik potansiyelimizin, bir yandan enerjideki dışa bağımlılığımızı azaltabilmek amacıyla mümkün olan en yüksek oranda devreye alınabilmesi, diğer yandan ise çevreyi geri dönülmez biçimde tahrip etmeden kullanılabilmesi için CHP nin atacağı ilk adım, DSİ yi daha güçlü ve gerçekten özerk bir kurum haline getirmek olmalıdır. Bunu izleyecek ikinci adım ise, akarsularımızın en uygun biçimde devreye alınabilmesi için havza planlamasının DSİ tarafından yapılması olmalıdır. Havzalardaki su yapıları, birbirinden bağımsızmış gibi ayrı ayrı değerlendirmeye alınmaktadır. Yapılar ayrı ayrı değil birlikte ele alınmalı, ÇED değerlendirmeleri bütünleşik olarak yapılmalı ve kümülatif çevresel etkiler buna göre belirlendikten sonra HES/regülatör yatırım kararları verilmelidir. Bunların ardından, ÇED raporlarının çağdaş ve uluslararası standartlara uygun olarak verilmesi ve nihayet can suyu hesaplarının da benzer biçimde yapılması, denetlenmesi, uygulamayanlara caydırıcı cezai yaptırım getirilmesi gibi adımlar geliştirilmelidir. ÇED ler havza bazında bütünleşik olarak yapılmalıdır. 30 Haziran 2011 tarihine kadar neredeyse Türkiye deki tüm nehirler için HES lisansı verildiği için, yeni getirilen uygulamalar yeterince işlevsel değildir. Bu nedenle lisans almış olsalar dahi tüm hidroelektrik santraller için ÇED raporları istenmelidir. CHP iktidarında, herhangi bir santral için ÇED e gerek yoktur türünden bir görüş verilmesinin temel bir ilke olarak söz konusu olmayaca kabul edilmelidir. Hidroelektrik potansiyelimiz, yalnız ve ancak bu bütünsel yapı içindeve sürdürülebilir bir enerji politikası anlayışı ile değerlendirilirse,ülke ve toplum yararına bir is yapılmış olacaktır. Torba kanunlarla önü açılan bu anormal süreç, gene yasal yollardan olması gereken mecraya dönüştürülmelidir. Lisans verilmiş HES lerden, kurulu gücü 50 megavatın altındaolanlarının sayısı 50 megavatın üzerindekilerin 7 katı, ancak üretimkapasitesi üçte ikisi kadardır. Alternatif bir politikanın bir diğer önceliği, 50megavatın üzerindeki santrallere odaklanmak olmalıdır. Sektörde yerli imalatın (özellikle TEMSAN ın güçlendirilmesi ve türbin üretimi) teşviki bir diğer öncelikli alan olarak kabul edilmelidir. Akarsuların; havayı, tarlaları, insanları görmeden, cebri borularla veonlarca regülatörle kısıtlanarak, sadece üç beş yandaşı zengin etmekgibi bir kaderi yoktur. Mevcut yanlış ve hukuksuz uygulamalar, HES lere karşı toptan bir tepki yarattığından, enerjibağımsızlığınn önünde de engel oluşturmaktadır. Su değerleri doğru hesaplanmamış olan HES lerin kurulu güç varsayımları da hatalı olacağından, bu tesislerin öngörülen üretim katkıları da gerçekleşemeyecektir. Bu projelerden bazıları hiç enerji üretemeyecek ya da kayda değer enerji üretemeyerek atıl durumda kalacağından, söz konusu sorunlu projeler elenerek hemen durdurulmalıdır. 10

11 Su ile ilgili hesaplamaları sadece rapor formatı tamamlamak adına ortaya konan böylesi projelerin, suya bağlı işletme çalışmalarının yanı sıra, taşkın hesaplamaları da doğru olmayacağından, tesis istenen enerjiyi üretemeyeceği gibi, sel ve taşkınların yaşanması da kaçınılmaz olacağından, bu gibi projelerin inşaatlarına izin verilmemelidir. HES lere ilişkin denetimler, fizibilite aşamasından başlamak üzere inşaat süresince ve işletme sonrasında da devam etmelidir. Denetim, kamusal kaynakları koruma, bilim ve mühendislik gereklerinin yerine getirilip getirilmediği noktasında yapılmalıdır. Yöre insanının insani taleplerine ve haklı tepkilerine rağmen, çevreyigeri dönülmez biçimde tahrip eden, su hakkını gasp eden, balıkçılığıyok eden, insanımızı yurdundan eden mevcut çarpık anlayış değiştirilmeli; yargı kararlarının uygulanması mutlaka sağlanarak,yöre halkına rağmen sürdürülen kar odaklı HES inşaatlarına izinverilmemelidir. HES lerin DSİ nin havza planlaması, bilimsel ÇED raporları ve cansuyu hesaplaması ve bırakılması koşullarıyla geliştirilmesi, ülkemizinenerjideki mevcut bağımlılığını azaltabilecek bir husustur. 11. CHP nin nükleer politikasının temel unsurları ne olmaldır? Cumhuriyet Halk Partisi, enerji politikasının temel stratejisi olarak, çağdaş dünyada kullanılan tüm enerji kaynaklarına önyargısız yaklaşmalıdır. Parti, istihdamı sağlayacak, işsizliği önleyecek bir oran olarak öngördüğü, yılda ortalama yüzde 7 lik büyümeyi ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayacak bir enerji politikasını hayata geçirmek için, ayrımsız tüm kaynakların kullanımına, bilimin ışığında ve insan odaklı bir politika pozisyonu geliştirmelidir. Nükleer enerji de bu kaynaklardan birisidir. Ancak diğer kaynaklarda olduğu gibi, nükleer enerjinin kullanımında da bazı temel hususlar öncelikle değerlendirilmektedir. Enerji üretiminde kullanacağımız kaynakların hangileri olacağına ve oranlarına; güvenilirliğinden maliyetine, çevre için yaratabileceği risklerden yaratacağı istihdama, inşaat ve işletmesindeki yerli imalat payından, yakıtının (zenginleştirilmiş uranyumun) ithal edilip edilmediğine, yer seçiminden yöre halkının düşüncelerine kadar çok sayıda değerlendirmeyi içeren, bütüncül bir yaklaşımla karar verilmesi gerekmektedir. CHP bu anlayışla, gelişmiş ülkelerde kullanılan tüm yakıt türlerinin, uygun koşullarda kullanılmasının önemini kabul etmelidir. Nükleer de halen dünya enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 5-6, elektrik tüketiminde ise yüzde 14 payı olan önemli bir kaynak olarak, potansiyel kaynaklar ımız içerisinde yer almaktadır. Ancak özellikle Japonya da yaşanmakta olan son felaket, nükleer enerji konusundaki görüşleri kökten değiştirmiş durumdadır. CHP, tüm bu gelişmeleri yakından izlemekte ve ülkemizin kalkınması için vazgeçilmez bir sektör olan enerji sektörüne yönelik politikalarını titizlikle biçimlendirmektedir. CHP Enerji Politikası, statik (durağan) biçimde değil, gelişmeler paralelinde sürekli yenilenerek geliştirilen bir özellik taşımalıdır. Nükleer enerji konusundaki en önemli eleştiriler; İlk yatırım maliyetleri başta olmak üzere, toplam maliyetlerinin çok yüksek olması, Başlangıçta öngörülen inşaat sürelerinin hiçbir zaman tutturulamaması bunun da maliyetlerin, öne sürülenden çok daha yüksek olmasına neden olması, Söküm maliyetlerinin ve atık yönetme maliyetlerinin çok yüksek olması, Nükleer yakıtların kullanıldıktan sonra silah yapımında kullanılabilme riskinin istikrar ve barışı tehdit etmesi, 11

12 Nükleer yakıtların güvenilir bir şekilde nihai depolanmasının ABD dahil hiçbir ülkede çözümlenememiş olması başlıkları altında sıralanabilir. CHP, nükleer teknolojide en yüksek güvenlik kıstaslarını gözeterek; işletme güvenliğinin artacağı, maliyetlerinin düşeceği öne sürülen yeni kuşak reaktörlere odaklanan ve teknoloji transferini içeren yatırımları, enerji politikasının gündemine almalı; çalışma ve değerlendirmeler bu temel hedef doğrultusunda sürdürülmelidir. Hemen belirtmemiz gerekir ki, bu beklentiler konusunda da maliyetlerin, öngörülenden çok daha yüksek olacağını öne süren farklı görüşler de vardır.örneğin ABD-Maryland deki Enerji ve Çevre Araştırma Enstitüsü (The Institute for Energy and Environmental Research), maliyeti kilowat-saat başına dolar sent olarak açıklarken, Nükleer Bilgi ve Kaynak Servisi (Nuclear Information and Resource Service-NIRS), maliyetlerin 20 dolar sente yakın olacağını öne sürmektedir. Nükleeri gözü kapalı savunanlar, her reaktör inşaatı kararından sonra, geçmiş kazalardan ders alındığını ve bu defa en ileri teknolojinin kullanıldığını öne sürerek, savunma yapmaktadırlar. Oysa, daha önce Three Mile Island, Çernobil, Tokaimura, Mihama ve Fukuşima gibi santrallerde yaşanan kazalar da oluştukları ana kadar, en yüksek güvenlik içerdiği öne sürülen sistemlerde meydana gelmiştir. Ancak, daha önce belirttiğimiz gibi, nükleer kazaların sonuçları, tüp gaz patlaması ya da köprü çökmesi gibi anlamsız örneklerle kıyaslanamayacak kadar ciddi boyutlar taşımaktadır. Japonya-Fukuşima da yaşanan son felaket ise, nükleer konusundaki görüşlerin kökten gözden geçirilmesine yol açmıştır. Zaman ilerledikçe, radyasyon seviyesi konusunda çok daha yüksek düzey ve risk açıklamaları gelmektedir. Fukuşima çevresinde balıkçılık yasaklandı, toprak ve süt, su, sebzeler radyasyonla kirlendi. Kirlilik; akıntı ve balıklar vasıtasıyla ABD sahillerine kadar ulaştı. Fukuşima felaketinin gerçekleştiği dönemde Japonya Başbakanı olan Naoto Kan başlangıçta felaketin boyutunu küçültme çabası içine girdi. Ancak daha sonra felaketin yol açtığı sorunları ve ülkesi için yarattığı riski görerek, enerji politikasında köklü değişikliğe (nükleer dışı bir enerji politikası) gitme kararını açıkladı. Kan, santrali işleten TEPCO üst yöneticisi Shimizu yu suçlayarak, Bana hiçbir zaman hiçbir şeyi açıkça anlatmadı dedi. Bu tavır değişikliğini de Eğer bu ve olası kazalar, Japonya topraklarının yarısını kullanılmaz hale getirme riski taşıyorsa, bu riski almamız mümkün değildir sözleriyle açıklamaya çalıştı. Fukuşima başta Japonya ve Almanya gibi ülkelerde nükleer enerjinin kademeli olarak devre dışı bırakılacağı açıklanırken, ülkemizde inatla 3 yeni santral inşasına yönelik süreç devam etmektedir. Avrupa da birçok ülke daha önceden, bazılarıysa Fukuşima sonrasında, nükleer enerjiden vazgeçtiler. Daha önce reaktörü olmayan ya da yeni nükleer reaktör inşasını yasaklayan ülkeler arasında Avusturya, Danimarka, Yunanistan, İtalya, İrlanda ve Norveç sayılabilir. Belçika, Almanya, İspanya ve İsveç, yeni nükleer santral inşa etmeme, var olanları ise devre dışı bırakma kararı aldılar. Sadece devletler değil, nükleerden para kazanan şirketler de nükleerden vazgeçme kararı aldılar. Fukuşima öncesinde, Rus Rosatom la, 2030 yılına kadar 400 nükleer reaktör kurmak için anlaşma imzalamış olan Alman enerji devi Siemens, felaketten sonra, nükleer enerji sayfasını kapadığını ve Siemens için bundan böyle asrın projesinin, yenilenebilir enerjiye dönüş olduğunu açıkladı. AB deki tüm mevcut reaktörler, stres testlerine (deprem, sel, minimum sismik tehlike seviyesi, ciddi kazalarla mücadele ekipmanı, elektrik kesintisi, vb.) tabi tutuldu. Reaktörlerin büyük kısmı, bu testlerin bir ya da birkaçından geçersiz not aldılar. Sadece bu reaktörlerin daha güvenli hale getirilmelerinin maliyeti 25 milyar Euro olarak açıklandı. 12

13 Ülkemizde ise, yer seçiminden ÇED sürecinin ciddiyetsizliğine, ihalesiz anlaşmadan, hiç denenmemiş reaktör seçimine kadar çok sayıda sorun barındıran bir nükleer maceranın, politika olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca, başta Akkuyu da Ruslarla yürütülen anlaşma çerçevesinde; santralin inşasının, yakıt temininin, işletmesinin, hatta atık yakıt yönetiminin % 100 Ruslar a verildiği bir nükleer süreç, ülkemizi bu ülkeye bağımlı hale getireceğinden dolayı ilave sakıncalar taşımaktadır. Nihai atık sorununun nasıl çözümleneceği belirsizdir. Rusya da bile işletmeye alınmamış bir reaktör tipinin (VVER 1200) seçilmesi ayrı bir tehdittir. Ve bu tehdit, sadece bugün yaşayanları değil, gelecektekileri de tehdit etmektedir. Benzer sakınca, gene dünyanın hiçbir ülkesinde henüz çalışmadığı için işletme performansı bilinmeyen ve Fransız Güvenlik Kurumu ASN den güvenlik lisansı almamış bir reaktör tipi (ATMEA 1) olması hususu dikkate alındığında, Sinop için düşünülen reaktör için de söz konusudur. CHP konuya, bu sakıncaları ciddiye alan evrensel bir sorumlulukla ve sadece günümüzü değil, gelecekteki kuşakları da düşünmeyi görev bilen bir duyarlılıkla yaklaşmalıdır. CHP, ulusal bir strateji dahilinde; maliyetlerinin düşeceği, işletme güvenliğinin artacağı öne sürülen yeni kuşak nükleer reaktörlere odaklı; teknoloji üretiminden atık yönetimine kadar her aşamada söz sahibi olacağımız bir nükleer politika dahilinde; nükleeri enerjiyi deenerji tüketim profilimiz içinde potansiyel bir kaynak olarak değerlendirmeli ve bu alandaki tartışma gündemine bu açıdan yaklaşmalıdır. Nihai atık sorunu da dâhil, bugünü olduğu kadar gelecek kuşakları da gözeten bir sorumluluk anlayışı ile yalnız ve ancak sıraladığımız yaşamsal kaygılarımızın giderileceği koşullarda, nükleer enerji de tüketim profilimizde yer alması düşünülebilir. Ancak CHP, bu sorunların çözümlenmediği koşullarda; teknolojisini başkalarının ürettiği, dışa bağımlılığımızı arttıracak, gelecek nesiller de dahil olmak üzere, insanımızı ve doğayı onulmaz yaşamsal tehditlerle karşı karşıya bırakacak bir nükleer santralı, ne Akkuyu da, ne Sinop ta, ne İğneada da, ne de bir başka yerleşkemizde inşa edilmesini ilkesel yaklaşım çerçevesinde reddetmelidir. Daha önce ayrıntılı olarak belirttiğimiz gibi, bunca sorunu olan nükleeri devreye almadan önce, devreye alınabilecek çok zengin yerli kaynaklarımız mevcuttur. Temel politika, enerjinin daha verimli ve akılcı kullanıldığı, kayıp ve kaçakların en düşük orana geriletildiği, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın mümkün olan en yüksek oranda devreye alındığı ve yerli imalatın, yerli mühendislik ve istihdamın esas alındığı; ulusal çıkar ve kamu yararı odaklı bir politikadır. 12. CHP nin diğer (hidroelektrik dışında kalan) yenilenebilir kaynaklara yönelik politikasının temel unsurları ne olmalıdır? Türkiye, yıllardan beri iddia edilenin aksine, gereksiniminin önemli bölümünü karşılayabilecek, zengin yerli ve yenilenebilir kaynaklara sahiptir. Bu kaynaklarımızın, yerli ve yenilenebilir nitelikleri; hem dışa bağımlılığımızı azaltacak hem de çok daha temiz ve sürekli yenilenebilen kaynaklar olmaları nedeniyle, stratejik önem arz etmektedir. Yenilenebilir kaynaklarımız, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve böylelikle enerji güvenliğinin arttırılmasına katkı sağladıkları, enerjide ithalat bağımlılığının azaltılmasına hizmet ettikleri, iklim değişikliği ile mücadeleye olumlu etki ettikleri, istihdam yarattıkları, yerel ve bölgesel gelişmeye katkı sağlama özellikleri nedeniyle, teşvik edilmeli ve enerji tüketimi içindeki payları arttırılmalıdır. 13

14 Mevcut teknik ve ekonomik veriler çerçevesinde; rüzgardan 120 milyar kilovat-saat, güneşten 380 milyar kilovat-saat, biyogazdan 35 milyar kilovat-saat, jeotermalden yaklaşık 7 milyar kilovat-saat olmak üzere, hidroelektrik dışındaki yenilenebilir kaynaklarımızdan toplam 542 milyar kilovat-saat elektrik üretilmesi mümkündür. Bu büyük potansiyel, makine ekipmanının yerli imalatıyla bütünleştirilerek, en yüksek oranda mutlaka devreye alınmalıdır. Ülkemizin 7metre/saniye - 9 metre/saniye arası rüzgardan elektrik elde edebilme potansiyeli yaklaşık mw olarak belirlenmiştir.bu kurulu gücün karşılığı, yıllık yaklaşık 120 milyar kw-saattir. Buna karşın 2012 yılı sonunda devreye alınabilen rüzgar kurulu gücü mw tır. Lisans almış ya da lisans alma sürecindeki projeler de dikkate alındığında, toplam potansiyelin % 75 inin hala beklemekte olduğu görülmektedir. EPDK, rüzgâr santralleri inşasına yönelik lisans verme işlemlerini; teknik ve finansal yeterlilik kriterlerini dikkate almadan ve bir günlük süre içinde yaparak, sektörde bir kaosa yol açmıştır. Bu süreçte yatırım maliyetleri artmış ve yatırımlar güdük kalmıştır. CHP iktidarında bu çarpıklığa son verilecektir. Rüzgar potansiyelimizin hızla devreye alınabilmesi sürecinde en önemli ayaklardan biri de kanat, türbin, kule gibi temel aksamın yerli üretiminin kademeli olarak da olsa sağlanmasıdır. Ülkemizde bazı türbin markalarının, kule ve kanat gibi bileşenleri, halen kısıtlı olsa da üretilebilmektedir. Bu tür üretim tesisleri kısa sürede kurulabilmekteyse de rağmen nasel ve jeneratör gibi bileşenlerin yerli üretimi büyük yatırım tutarları içermekte; sadece fabrikanın kurulması ve yapılacak üretimin sertifikalanması için bile en az iki yıllık bir süre gerekmektedir. Sanayinin gelişmesi ve belli bir olgunluğa ulaşabilmesi için yerli üretime yönelik desteğin, hem bileşen üretimi hem de özgün tasarımlı yerli türbin gelişimi için bu desteğin, belirlenmiş hedeflere yönelik olarak uzun vadeli planlanması sağlanmalıdır. CHP, rüzgârdaki 120 milyar kilovat-saatlik elektrik üretim potansiyelinin, en az 50 milyar kilovat-saatini 2023 e kadar devreye almayı hedeflemektedir. Bu hedefe erişebilmek için; yerli imalata verilen teşviklerin, sektörün talebi doğrultusunda uygulanabilir hale getirilmesi, teşviklerden yararlanmak için (yukarıda sıralanan veri ve gerekçelerdoğrultusunda) kanunda belirlenmiş 2015 yılı sınırlamasının, mevcutsorunlar dikkate alınarak ertelenmesi, TEİAŞ ın havza planlamasıçalışmalarını hızla tamamlaması ve askeri tesislerle ilgilikısıtlamaların makul biçimde çözümlenmesitemel politika tercihleriolarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin en zengin enerji kaynaklarının başında Güneş Enerjisi gelmektedir. Otuz sekiz buçuğuncu paralel ve onun altında kalan sahalarımızın tamamı (yaklaşık 11,000 kilometrekare), güneşten elektrik elde edilmesine uygun sahalardır. Büyük ölçekli güneş enerjisi santrallarından elektrik üretimi uygulamaları henüz bulunmayan Türkiye nin, yılda 380 milyar kilovatsaat elektrik üretebilecek (yaklaşık 270,000 megavat kurulu güce karşılık) bir güneş enerjisi potansiyeli bulunduğu hesaplanmaktadır. Bahçe-çatı türü uygulamaların da ilavesiyle bu rakam toplamda 400 milyar kilovat-saate erişebilecektir. Sadece bu miktar, Türkiye nin 2012 yılı elektrik tüketiminin 1.7 katına eşittir. Mevcut kanunda tarihine kadar işletmeye girecek güneş santrallerinin yurt içinde gerçekleşecek imalatına ödenecek yerli katkı ilavesi konusunda öngörülen beş yıllık süre oldukça kısadır. CHP, sanayinin gelişmesi ve belli bir olgunluğa ulaşabilmesi için, yerli üretime yönelik desteğin hem bileşen üretimi, hem de özgün tasarım yerli ürün gelişimi için bu desteğin belirlenmiş hedeflere yönelik ve uzun vadeli bir planlanmagerçekleştirmelidir. Yerli üretimin özendirilmesi açısından, yerli üretim katkısıyla ödenecek ek tarifenin (Kanun da Cetvel-2) 14

15 aksamın tamamının yerli olarak sağlanması halinde ödenmesi yerine, kademeli geçiş yapılacak şekilde değişiklik yapılmalıdır. Yerli güneş endüstrisinin (Fotovoltaik/Odaklayıcı) gelişimini doğrudan destekleyecek ve yerli imalat endüstrisinin üretimi için uygun ortam yaratacak (Örneğin: yerli işgücüne ödenen ücretlere vergi kredisi veya muafiyetleri, güneş teknolojisi alıcı ve satıcılarına uygulanacak KDV ve/veya gelir vergisi indirimleri, AR-GE destekleri, yerli üretilecek türbinlerin kalite ve güvenilirliğini teşvik edecek test ve sertifikasyon programları, vb.) ilave destekler sağlanmalıdır. Tarım arazileri ve güneş santrallerinin ortak özelliği, her ikisinin de büyük, eğimi az ve güneş alan arazilere ihtiyaç duyulmasıdır. Güneş enerjisi maliyetlerinde son yıllarda hızla düşen maliyetler nedeniyle, son yıllarda bu tesisler başta ABD, Avrupa ve Çin olmak üzere hızla yaygınlaşmaktadır. Benzer bir büyümenin ülkemizde de yaşanması halinde tarım alanları hızla tehdit altına girebilecektir. Bu nedenle, bu tesislerin planlanması konusunda, azami dikkat gösterilecektir. Meslek odalarının yaptığı çalışmalar, tarım arazilerinin dışında kalan, yeterince uygun eğimli ve güneş alan potansiyel saha olduğunu göstermektedir. Ortaya konulan yaklaşık 400 milyar kilovat-saatlik elektrik üretim potansiyeli, tarım arazileriyle çakışmayan alanların potansiyelidir. Türkiye nin hayvansal atıklara dayalı biyogaz potansiyeli, TUBİTAK-MM tarafından 1,8 milyon ton petrol eşdeğeri (TEP) olarak hesaplanmaktadır. Bu değer 21 milyar kw-saatlik üretim ve mw kurulu güce karşılık gelmektedir. Belediye atıkları, enerji bitkileri, organik sanayi atıkları gibi hammaddelerle birlikte, Türkiye nin biyogaz potansiyelinin en az 35 milyar kw-saat (4.000 mw) olduğu değerlendirilmektedir. Yasaya göre biyo-kütleden elde edilen elektrik, 10 yıl süreyle 13,3 sentten alım garantisine sahiptir. Bu değer, yatırımcının beklentisinden az olduğu için hızla gelişme potansiyeli olan sektörde beklenen büyüme, ne yazık ki gerçekleşememiştir. Biyogaza yönelik teşvikler, ülke gerçekleri doğrultusunda, yeniden değerlendirilmelidir. Biyoetanol ve biyodizel üretimleri de benzin tüketimimizi ve dolayısıyla dışa bağımlılığımızı azaltacak, çevre kirliliği oranını düşürecek önemli ekonomik ve çevresel değerlerdir. Bu değerlerine uygun teşvik politikalarıyla ve kademeli olarak artacak katkı payları ile daha yüksek oranlarda devreye alınmaları sağlanmalıdır. 13. CHP nin enerji verimliliğine yönelik politikasının temel unsurları ne olmalıdır? Enerji verimliliği, harcanan her birim enerjinin daha fazla hizmet ve ürüne dönüşmesidir. Üretim noktasından tüketime kadar her noktada enerji verimliliğini arttırmak üzere birçok imkân ve teknoloji bulunmaktadır. Tasarruf edilen enerji; Küçük ölçekli, ancak toplamda oldukça önemli olarak değerlendirilebilecek oran ve miktarda, Bir çok noktadan aynı anda hızla geri kazanılabilecek, Daha küçük boyutlu çok sayıda yatırımcıya yayılmış yatırımlarla elde edilebilecek bir enerji kaynağıdır. Türkiye de enerji politikasına şimdiye kadar büyük oranda enerji arzı cephesinden yaklaşılmıştır. Bu doğrultuda, sürekli olarak talebin hızla büyüdüğü öne sürülerek, sadece büyümekte olan talebin karşılanmasına çalışılmış ve bu süreçte enerji verimliliğine, arz cephesine oranla görece düşük öncelik verilmiştir.türkiye, birincil enerji yoğunluğu 15

16 açısından, gelişmiş ülkelerlekıyaslandığında; enerji yoğun bir ekonomi olarakdeğerlendirilmektedir. Enerji verimliliği konusunda çok söz edilmesine, strateji belgeleri yayınlanmasına karşın; Avrupa da döneminde enerji yoğunluğu değeri yüzde 30 un üzerinde düşerken, Türkiye nin değeri, aynı dönemde fazla değişim göstermemiştir. Diğer taraftan, nihai kullanım enerji verimliliğinin daha net olarak bir karşılaştırması için, mukayesenin GSYH Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) bazı ile nihai enerji tüketim rakamları arasında yapılması gerekmektedir yılı için Türkiye enerji tüketiminin enerji yoğunluğu, 3 misli kişi başı milli gelire sahip gelişmiş ülkelerden (ya da OECD ortalamasından), SAGP kıyaslamasıyla hâlâ yüzde 30 daha yüksektir. Daha yalın bir ifadeyle Türkiye, birim gayri safi milli hasıla yaratabilmek için OECD ülkelerinden % 30 daha fazla enerji harcamaktadır. Sanayi ve bina sektörleri enerji verimliliği (EV) iyileştirmesi için en fazla olanak sunan sektörlerdir. Ayrıca sektörler arasında potansiyel enerji verimliliği kazancında farklılıklar olmasına rağmen, sanayi sektöründeki büyük miktardaki enerji tüketimi, bu sektörü EV yatırımlarının teşviki için, hedef sektör haline getirmektedir. Bugüne dek hemen hiç iyileştirme yapılmadığı için, eski binalarda daha yüksek oranda verimlilik kazancı sağlama potansiyeli mevcuttur. Yeni binaların tabii olacağı bugün geçerli olan standartları belirleyen yönetmeliklerin öngördüğü şartlar, Avrupa da benzer derece-gün şartlarına sahip ülkelere kıyasla yüzde 30 daha verimsizdir yılı öncesinde yapılmış binalar bugünkü yönetmeliklere göre iki misli enerji harcamaktadır. Bina mevzuatında önemli bazı revizyonlar yapılmış; Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği çıkarılmış ve etiketleme yönetmelikleri yürürlüğe konmuş olmasına rağmen, mevcut enerji verimi düşük bina stoku ve buzdolabı, klima, kazan gibi kurulu cihazlar henüz elde edilmemiş büyük bir EV potansiyeli sunmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığı Strateji Belgesi ndeki hedeflerin çoğu gerçekçi olmaktan uzaktır. Zira gerek hedefler afakidir ve gerekse söz konusu hedeflere hangi mevcut seviyeden varılacağına dair mevcut referans değerleri ölçülmemiş durumdadır. Strateji Belgesi nde belirlenen Sorumlu Bakanlık, İşbirliği Yapılacak Kuruluş gibi tanımların karşısına yazılmış bulunan bakanlık ya da kuruluşlar, çoğunlukla konunun gerçek muhatapları değillerdir. Aslında, halka enerji verimliliğini benimsetme ve binalarda ve şehir içi ulaşımda etkin önlemlerin alınması konusunda yerel yönetimler kilit konumdadır; daha doğrusu olmalıdır. Buna karşın Enerji Verimliliği Kanunu nda, belediyelerin neredeyse adı bile geçmemektedir. Milyarlarca dolarlık yatırımı kimin/kimlerin üstleneceği ya da yaptırımlar belirsizdir. Hedeflerin çoğu, kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Kaldı ki birçok hedefin; mevcut durum sayısal olarak tespit edilmeden ve 11 yıl gibi kısa sürede yapılabilirliği, kurumsal kapasite ve bütçe açısından irdelenmeden belgeye yerleştirildiği görülmektedir. Bu stratejiyi yürütecek olan Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) kapatılmıştır. Yeni tesis edilen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü nün ağırlıklı işlevi, enerji arzı yönündeki etkinliği güçlendirilecek şekilde oluşturulmamış; enerji verimliği uygulamaları ve talep tarafındaki işlevi ise daraltılmıştır. Oysa, özellikle bina sektöründeki 8 milyonu aşkın binanın enerji tüketimini yarı yarıya azaltacak kapsamlı bir rehabilitasyon hareketine ihtiyaç vardır. Bu girişimin yüz binlerce iş yaratabilme potansiyeline de sahip olabileceği yurt dışındaki birçok uygulamadan çıkan sonuçlarla ispatlanmıştır. Kamu sektörü enerji verimliliği konusunda örnek olmalıdır. Kanunla belirtilmiş olmasına rağmen kamu kuruluşları öngörülen zamanda enerji etütlerini 16

17 tamamlayamamıştır. Kamu satın almalarında ve kiralamalarında binalarda enerji verimliliğine, yüksek enerji verimi olan araçlara, malzemelere ve ekipmanlaraöncelik verilmelidir. Oysa halen bunun tam tersi bir süreç yaşanmaktadır. AB de 2018 de, yeni yapılacak kamu binalarının ve 2020 de de diğer yeni yapılacak binaların sıfır emisyonlu (salımlı) olması öngörülmektedir. ABD'de de yenilenebilir enerji üretimiyle enerji tüketimi toplamı sıfır olan, Sıfır Enerji Binaları (ZEB -Zero Energy Buildings) programı kapsamında, 2020 yılına kadar sıfır-enerji binalarına ulaşılması hedeflenmektedir. Türkiye de de benzer, ancak gerçekçi hedefler belirlenmelidir. Elektrik enerjisi üretimi süreci gereğince en büyük kaybın olduğu alandır. Gerek konvansiyonel termal elektrik sistemleriyle en fazla yüzde 35 olan verimin arttırılması, gerekse üretilen elektriğin resmi rakamlara göre yüzde 15 civarında olan dağıtımdaki kayıp kaçak oranının düşürülmesi ve ayrıca talebin yönetilmesi önemli oranda birincil enerji tasarrufu sağlanacaktır. Konvansiyonel sistem verimlerini yüzde 85 e kadar yükseltebilen kojenerasyon ve trijenerasyon sistemleriyle elektrik, ısınma ve soğutma işlevlerinin yurt çapında yaygınlaştırılması, santral atık ısılarının hatta benzer olarak sanayi atık ısılarının yatırımlarıuzun sürede gerçekleşseler de bölge ısıtmasında kullanılması için teşvik sağlanması, çok önemli etkiler yaratacak önlemlerdir. Türkiye sanayi sektörlerinde ortalama enerji tasarrufu potansiyelinin en az %20 civarında olduğunu hesaplanmaktadır (EİE). Alt sektörler içinde en yüksek tasarruf potansiyeli sırasıyla; tekstil, gıda, ana metal ve kağıt alt sektörlerindedir. Ülkemizde nihai sektörlerdeki tüketilen petrolün %53 ünden sorumlu olan ulaştırma sektöründe; başta yakıt verimliliği yüksek taşıtlar olmak üzere, trafik düzenlemelerinde toplu taşımacılığa ve raylı sistemlere ağırlık verilmesinden, karayolundan deniz ve demir yolu taşıma/ulaşım sistemlerine geçişe kadar çok geniş bir yelpazede enerji verimliliği önlemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu şekilde ülkemizin petrol bağımlılığı (halen % 93) azaltılabilir ve karbon salımları düşürülebilir. Sadece bina ve sanayi sektörlerinde ve 2020 yılına kadar yapılabilecek iyileştirmelerle, 58 milyar kw-saatlik bir tasarruf sağlanabilecektir. Enerji verimliliği (EV), ülkemizin en önemli enerji kaynak larındandır. Bu nedenle CHP iktidarında, öncelikle enerji yoğunluğundaki mevcut durumumuz, bilimsel yöntemlerle saptanacak ve referans veriler sağlıklı olarak belirlenecektir. Bunun ardından, dünya uygulamaları ve ülke gerçekleri ışığında, gerçekçi hedefler belirlenecektir. Bu hedeflere ulaşmada sorumlu kurum ve kuruluşlar, devlet, özel sektör ve vatandaşın ne oranda katkı yapması gerektiği, ticari çıkarlara göre değil, ulusal çıkarlarımıza ve kamu yararına uygun olarak saptanacaktır. Teşvik mekanizmaları ve miktarları, gene bu ilkeler doğrultusunda belirlenecektir. Bu yaşamsal alanda ulusal bir bilinç oluşturulması için, göstermelik ve birkaç şirketin nemalanmasına değil, orta ve uzun vadeli ülke çıkarlarına odaklı bir eğitim seferberliği başlatılacaktır. EV eğitimi ve sertifikası verecek kurum ve kuruluşların önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır. 14. CHP nin yerli linyitlerimize yönelik politikasının temel unsurları ne olmalıdır? 17

18 Yerli linyitlerimizin ısıl değerleri görece yüksek, kükürt oranları ise yüksektir. Bugüne kadar inşa edilen santrallerin önemli bölümü eski teknolojilere dayandığından ya da ticari kaygılarla, çevre için gereken yatırımlar yapılmadığından önemli çevre kirliliği yaratmakta ve gerek insan sağlığını ve gerekse doğayı tehdit etmektedirler. Bu nedenlerle de başta yöre insanı olmak üzere toplumda, bu tür santraller üzerinden kömür santrallerine ve giderek tüm termik santrallere yönelik haklı bir tepki oluşmaktadır. Buna karşın, ülke ekonomisi, dışa bağımlılığın azaltılması ve istihdam açısından çok önemli bir değer ve işlevi olan yerli linyitlerimizin daha temiz ve çevreye duyarlı teknolojilerle devreye alınabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kaynaklarımızın değerlendirilebilmesi için; sağlıklı rezerv tespiti, kömür madenciliği planlaması, santrallar için doğru yer seçimi, yerleşim planlaması ve imar düzenlemelerinin yapılması, uygun santral tasarımı/tesisi ve işletilmesi, üretilecek elektriğin ulusal iletim şebekesine aktarılması vb. tüm uygulamaların makro ölçekte kurgulanmasını, planlanmasını ve ilgili ve yetkili kamu kuruluşları eliyle gerçekleştirilmesini öngören bir Kömür Master Planı; Enerji ve Kalkınma Bakanlıklarının koordinasyonunda, ilgili tüm kuruluşların katkılarıyla hazırlanmalıdır. Yerli kömüre dayalı ilave edilebilecek elektrik üretim potansiyelimiz yaklaşık 110 milyar kwsaatttir. Bir fikir vermesi bakımından, doğal gaz santrallerinin, yılda 8250 saat çalışacağını kabul edersek, 100 milyar kw-saat elektrik üretmek için gerekli eşdeğer doğal gaz santral kapasitesi yaklaşık MW olacaktır. Bu kurulu gücün tüketeceği gaz miktarını yaklaşık 17 milyar metreküp (m3) olarak kabul edersek ve halen 450 $/1000 m3 civarında olan doğal gaz alım fiyatlarının 500$ a ulaşması halinde, yıllık ilave doğal gaz dış alım faturası 8,5 milyar $ olacaktır. Bu fiyatın hiç artmaması durumunda bile, 30 yıllık ilave doğal gaz faturası 270 milyar dolara varabilecektir. Yerli kömür sahalarında tüm potansiyelin devreye girmesi durumunda santralların işletme döneminde, yaklaşık kişi doğrudan istihdam edilmiş olacaktır. Ayrıca bu sayının % 80 ini oluşturan kömür madenciliği iş kolundaki doğrudan istihdamla, 12 katı kadar da dolaylı istihdam yaratılabilecektir. Bu sayede, aynı kapasitedeki doğal gaz santralına göre yaklaşık 15 kat, nükleere göre 8-9 kat fazla istihdam sağlanabileceği, meslek odalarımız ve uzmanlarımız tarafından hesaplanmaktadır. Yerli linyitle çalışacak santrallerimizin üreteceği elektriğin maliyeti, elektrik piyasa fiyatına kıyasla çok düşük ve avantajlıdır. Yerli linyit, ithal kömür ve doğal gaza oranla çok daha ucuz bir kaynaktır ve dışa bağımlılığımız söz konusu değildir. Enerji arz güvenliğimiz açısından, bu özelliği yaşamsal değerdedir. Linyitlerimizin büyük bölümü (Soma, Tunçbilek, Çan, Gediz gibi) kolay yıkanabilir özelliktedir. Yapılacak zenginleştirme işlemleriyle, linyitlerimizin kül içerikleri, organik olmayan kükürt içerikleri, birim ısıl değer başına kullanım maliyetleri, verilen ısı kaybı için tüketilecek kömür miktarı azalacak ve emisyon miktarı da buna bağlı olarak düşecektir yılında, kömür rezervlerine dayalı santralların %86 sı bile devreye girdiği takdirde, yılda üretilecek 100 milyar kw-saat elektrikle, (Bakanlığın talep senaryolarına göre) toplam talebin yaklaşık %25 i karşılanabilecektir. Yerli kömürlerimize dayalı üretilebilecek en az 100 milyar kw-saat elektriğin, 2023 de devreye girmesi halinde, toplam talebin 400 milyar kw-saat civarında olacağı öngörüsüne göre, % 25 oranındaki bu katkı sayesinde daha ucuz elektrik üretileceği ve bağımlılığımızı azaltacak etkisinin olacağı görülmektedir. Ayrıca gelecekte doğalgaz ve ithal kömür fiyatlarının daha da artacağı öngörülmektedir. 18

19 Yerli kömür rezervlerine dayalı santrallerin, çevre dostu ve verimli teknolojilerle devreye alınmasıyla; en basit malzemeden, santral inşasına kadar entegre sanayinin gelişmesini sağlayacaktır. CHP, ülkemizdeki kömürlerin özelliklerine uygun, termik verimi yüksek santrallerin yapılabilmesi için, pilot seviyede yerli teknolojilerin geliştirilmesi amacıyla, devlet ve özel sektör tarafından kurulacak AR-GE yapılanmalarında, başarılı mühendislerin çalışmasını özendirecek ücret ve çalışma koşullarısağlamalıdır. Ülke sanayisinin gelişmesini ve katma değerin arttırılması amacıyla, santral ve kömür madenciliğinde kullanılan iş makinelerinde yerli üretimi özendirici teşvikler verilmelidir. Ayrıca bu tür iş makinelerine ülkedeki diğer sektörlerin de her zaman gereksiniminin olacağı değerlendirilmektedir. Yerli kömürün değerlendirilmesi için yapılacak madencilik yatırımları da ayrı bir istihdam kaynağı olacaktır. Sivas Kangal'dan Afşin Elbistan'a (G. Doğu) uzanan, oradan Tufanbeyli'ye (G. Batı) varan, Tufanbeyli'den Konya Ilgın ve Karapınar'a ulaşan bir coğrafyada, milyarlarca ton kömürün çıkarılması, yurt içinde tasarlanacak ve imal edilecek santrallarda elektrik üretimi için yakılması, katılımcı bir tasarımla ve bir toplumsal kalkınma projesi olarak kurgulanıp uygulanmalıdır. Böylelikle, yüz binlerce vatandaşımıza iş olanağı yaratılacak ve yaratılan istihdamın ve yapılacak üretimin çarpan etkisiyle, ulusal gelirin ciddi bir şekilde artması sağlanacaktır. Bu süreçte, yaratılacak istihdama ek olarak, yatırım yapılacak bölgelerdeki toplumsal ve kültürel kalkınma, sanayinin gelişimi, kırdan kente göçün önlenmesi, işgücünün niteliğinin artması ve üretici güçlerin gelişmesi mümkün olabilecektir. Mevcut kömür santrallerimizin neden olduğu hava kirliliği olgusunun çeşitli nedenleri vardır. Başta belirtilen ticari kaygılar a ek olarak; santralin inşa edildiği arazinin özellikleri, civardaki meteorolojik özellikler, kömür özellikleri, kömür temizleme ve zenginleştirme teknolojileri (uygulanıp uygulanmadığı hususu dahil), santralin kullandığı kömür yakma teknolojisi ve emisyon giderim teknikleri sayılabilir. Mevcut santrallerde kirliliği oluşturan tüm bu faktörler analiz edilerek, gereken iyileştirme yatırımları derhal yapılacaktır. Mevcut santrallerde, baca gazı kükürt arıtma sistemlerinin kullanılması ve yakma sistemleri değiştirilecektir. Havaya salınan kükürt dioksit gazının başta ormanlarımız ve insanımız için oluşturduğu tehdit giderilecektir. Günümüzde sadece elektrik üretim amaçlı olarak kurulmuş mevcut linyit (ve diğer fosil yakıtlı termik) santrallerde yapılacak uygun dönüşümlerle, (boşa) atılan enerjinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Söz konusu atık enerjinin geri kazanılmasıyla elde edilen enerji, bina ve sera ısıtmasında, sanayide düşük sıcaklıklı proses ısısı elde etmede, binaların soğutulmasında, hatta havuz balıkçılığında bile kullanılabilmektedir. Bu nedenle, mevcut santrallerin dönüştürülmesi ve yenilerinin inşası süreçlerinde bu potansiyelin değerlendirilmesi teşvikler ve caydırıcı önlemlerle, ülke ekonomisine mutlaka kazandırılacaktır. Yerli kömürlerimizin kalite belirleme ve denetlemede, ulusal standart ve sınıflandırmasını, bir veri bankası çerçevesinde oluşturacak ve kömürlerimiz için geliştirme stratejileri hazırlayacak bir Ulusal Kömür Enstitüsü oluşturulmalıdır. Bu enstitüde, ilgili kamu kurumlarının yanı sıra; meslek odaları, sendikalar, üniversiteler, tüketici dernekleri ve özel sektör temsilcilerinin de yer almaları büyük önem taşımaktadır. 15. CHP nin petrol ve doğal gaz kaynaklarımıza yönelik politikasının temel unsurları ne olmalıdır? Mevcut ispatlanmış petrol rezervlerimiz 45,1 milyon ton (312 milyon varil), doğal gaz rezervlerimiz 6,6 milyar metreküptür (2012 yılı). Mevcut rezervlerin son derece yetersiz 19

20 olduğu doğrudur. Ancak ülkemiz, özellikle denizler ve derin karasal formasyonlardaki petrol ve doğal gaz aramaları bakımından son derece yetersizdir. Ülkemizin petrol ve doğal gaz potansiyelinin gerçekçi biçimde ortaya konabilmesi için, bir master plan dahilinde yeni bir arama hamlesi başlatılmalıdır. Bu hamlenin itici gücü, ulusal kuruluş TPAO olmalıdır. TPAO, kuruluşunda olduğu gibi, uluslar arası pratiğe de uygun olarak, yeniden dikey bütünleşik (dikey entegre) ve gerçek anlamda özerk olarak yapılandırılmalıdır. Yönetim kadrolarının tamamını iktidar partilerinin belirlediği bir yapının (EPDK, Rekabet Kurumu, vb.) özerk olmayacağı açıktır. Çalışanların sendika ve meslek kuruluşlarının temsil edildiği, denetlenen, şeffaf bir yönetim asgari gerekliliktir. Hal böyle iken, yeni çıkarılan Türk Petrol Kanunu ile dikey entegre yapılanma konusu tümüyle devre dışı bırakılırken, TPAO nun devlet adına arama ve işletme yapma hak ve sorumluluğu da ortadan kaldırılmaktadır. TPAO nun, çok sayıda alt (hizmet) şirkete bölünülerek, özerkleştirme adı altında, özelleştirilmesi gündemdedir. Bu yapıdaki ve devlet adına yetki ve sorumluluğu olmayan bir TPAO nun keşfedeceği/üreteceği petrol ya da gazın kamu adına ve dışa bağımlılığımızı azaltacak anlamda ne gibi bir katkısı olacaktır? CHP, ulusal çıkarlarımıza ve kamu yararına tamamen aykırı olan bu yasal düzenlemede gerekli düzeltmeler ve değişiklikler yapılarak, TPAO nun gerçek anlamda özerk ve dikey bütünleşik olarak yapılandırılması sağlanmalıdır. Akdeniz ve Ege deki mevcut sorunlar giderilerek, Türkiye nin hakkı olan münhasır ekonomik bölgede petrol ve gaz araması temin edilmesi; Karadeniz de kıyıdaş ülkeler arasındaki anlaşmanın yarattığı olumlu arama ikliminin, bu denizlerimize de egemen kılınması için diplomatik ve ekonomik tüm olanaklar seferber edilmesi; hidrokarbon potansiyeli bakımından umut vadeden bu denizlerimizin de yoğun olarak aranması diğer kritik politika alanları olarak ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, Yunanistan ile karşılıklı menfaate dayalı diyalog ve gerek Ege ve gerekse Akdeniz de olası işbirliği arayışları sürdürülürken, münhasır ekonomik bölge konusunda uluslararası hukuka uygun olmayan oldu bitti lere ise kesinlikle izin verilmemesi gerekmektedir. Son yıllarda ABD de uygulanan ve petrol sektöründe bilinen iki teknolojinin birleştirilmesiyle (yönlü sondaj, hidrolik çatlatma) daha ekonomik olarak üretilmeye başlanılan shale gazı, ABD de olduğu kadar, dünya doğal gaz piyasalarında da önemli değişimlere neden olmuştur. Ülkemizde de daha önce konvansiyonel doğal gaz ve petrol aramaları sırasında, çok sayıda kuyuda shale gas içeren formasyonlar geçilmiştir. Bu nedenle, ülkemizde önemli bir shale gazı potansiyelinden söz edilebilir. Ancak henüz rezerv ve özellikle üretilebilir rezerv rakamları açıklama aşamasından oldukça uzakta olduğumuzu belirtmek gerekir. shale gazı aramaları sürecinde, Birleşmiş Milletler raporlarına göre, önemli çevresel riskler söz konusudur. Bu konuda ülkemizdeki mevzuat yetersizdir. CHP iktidarında, petrol, doğal gaz için olduğu kadar, shale gazı gibi konvansiyonel olmayan hidrokarbon kaynaklarının arama ve üretim süreçlerine ilişkin, çevreyi korumaya yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Petrol Kanunu, başta TPAO nun devlet adına arama ve işletme yetki ve sorumluluğunun verilmesi olmak üzere, bir yandan aramacılığı teşvik edecek şekilde, diğer yandan ise bir bulgu gerçekleştiğinde, bunun ülkemizin enerji bağımsızlığın arttıracak biçimde üretilmesini sağlayacak maddeler konularak yeniden düzenlenmelidir. 20

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 26. Toplantısı Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Prof. Dr. Yücel ALTUNBAŞAK Başkanı Enerji İhtiyacımız Katlanarak Artıyor Enerji ihtiyacımız ABD, Çin ve Hindistan

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 22 Ocak 2015 Dünyada Enerji Görünümü Gelir ve nüfus artışına paralel olarak dünyada birincil enerji talebi hız kazanmaktadır. Özellikle OECD dışı ülkelerdeki artan nüfusun yanı sıra, bu ülkelerde kentleşme

Detaylı

CHP Enerji Politikası

CHP Enerji Politikası CHP Enerji Politikası CHP Enerji Komisyonu 30 Ağustos 2014 Bu rapor CHP Enerji Komisyonu tarafından komisyon Başkanı A. Necdet PAMİR başkanlığında hazırlanarak kitaplaştırılmış ve parti belgesi olarak

Detaylı

İSTİHDAMA KATKISI. Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası

İSTİHDAMA KATKISI. Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİNİN İSTİHDAMA KATKISI Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası Enerji Verimliliği Danışmanı Türkiye de İstihdam Türkiye nin çalışma çağındaki nüfusu önümüzdeki

Detaylı

TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE NİN RÜZGAR ENERJİSİ POLİTİKASI ZEYNEP GÜNAYDIN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ POTANSİYEL MEVZUAT VE DESTEK MEKANİZMALARI MEVCUT DURUM SONUÇ Türkiye Enerji

Detaylı

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımız ve Mevzuat. Hulusi KARA Grup Başkanı

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımız ve Mevzuat. Hulusi KARA Grup Başkanı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımız ve Mevzuat Hulusi KARA Grup Başkanı Sunum Planı Yenilenebilir Enerji Kaynakları Potansiyelimiz ve Mevcut Durum İzmir ve Rüzgar Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına İlişkin

Detaylı

ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI

ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI Erdal ÇALIKOĞLU Sanayide Enerji Verimliliği Şube Müdürü V. Neden Enerji Verimliliği? Fosil kaynaklar görünür gelecekte tükenecek.

Detaylı

Yakın n Gelecekte Enerji

Yakın n Gelecekte Enerji Yakın n Gelecekte Enerji Doç.Dr.Mustafa TIRIS Enerji Enstitüsü Müdürü Akademik Forum 15 Ocak 2005 Kalyon Otel, İstanbul 1 Doç.Dr.Mustafa TIRIS 1965 Yılı nda İzmir de doğdu. 1987 Yılı nda İTÜ den Petrol

Detaylı

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Dünya Enerji Genel Görünümü Genel Görünüm Dünya Birincil Enerji Tüketimi 2013-2035 2013 2035F Doğalgaz %24 Nükleer %4 %7 Hidro %2 Yenilenebilir Petrol %33 Kömür

Detaylı

Hidroelektrik Enerji. Enerji Kaynakları

Hidroelektrik Enerji. Enerji Kaynakları Hidroelektrik Enerji Enerji Kaynakları Türkiye de kişi başına yıllık elektrik tüketimi 3.060 kwh düzeylerinde olup, bu miktar kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkeler ortalamasının çok altındadır. Ülkemizin

Detaylı

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER Prof.Dr. Hasancan OKUTAN İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü okutan@itu.edu.tr 18 Haziran 2014 İTÜDER SOMA dan Sonra: Türkiye de

Detaylı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇEVRECİ ŞEHİRLERE DOĞRU Kadir DEMİRBOLAT İklim Değişikliği Dairesi Başkanı 7 Temmuz 2012, Gaziantep Çevreci Şehircilik; Yaşam kalitesi yüksek, Çevreye duyarlı, Tarihi ve kültürel

Detaylı

TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ

TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ Enerji İşleri Genel Müdürlüğü 18 Haziran 2009, Ankara YEK Potensiyeli Yenilenebilir Enerji Üretimi Yenilenebilir Kurulu Güç Kapasitesi YEK Hedefleri YEK Mevzuatı YEK Teşvik

Detaylı

TTGV Enerji Verimliliği. Desteği

TTGV Enerji Verimliliği. Desteği Enerjiye Yönelik Bölgesel Teşvik Uygulamaları Enerji Verimliliği 5. Bölge Teşvikleri Enerjiye Yönelik Genel Teşvik Uygulamaları Yek Destekleme Mekanizması Yerli Ürün Kullanımı Gönüllü Anlaşma Desteği Lisanssız

Detaylı

ENERJİ. KÜTAHYA www.zafer.org.tr

ENERJİ. KÜTAHYA www.zafer.org.tr ENERJİ 2011 yılı sonu itibarıyla dünyadaki toplam enerji kaynak tüketimi 12.274,6 milyon ton eşdeğeri olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılı itibarıyla dünyada enerji tüketiminde en yüksek pay %33,1 ile petrol,

Detaylı

Enerji Sektörüne İlişkin Yatırım Teşvikleri

Enerji Sektörüne İlişkin Yatırım Teşvikleri Enerji Sektörüne İlişkin Yatırım Teşvikleri 5 Kasım 2015 Ekonomi Bakanlığı 1 Enerji Sektöründe Düzenlenen Teşvik Belgeleri V - 20.06.2012-30.06.2014 Döneminde Düzenlenen Yatırım Teşvik Belgelerinin Kaynaklarına

Detaylı

mmo bülteni þubat 2005/sayý 81 doðalgaz temin ve tüketim politikalarý raporu da basýn mensuplarýna daðýtýlmýþtýr.

mmo bülteni þubat 2005/sayý 81 doðalgaz temin ve tüketim politikalarý raporu da basýn mensuplarýna daðýtýlmýþtýr. TÜRKÝYE DE DOÐAL GAZ TEMÝN VE TÜKETÝM POLÝTÝKALARI Basýna ve Kamuoyuna 10 Ocak 2005 Oda Baþkanýmýz Emin KORAMAZ Odamýzýn Doðalgaz alanýnda yaptýðý çalýþmalarý ve Türkiye deki Doðalgazýn durumu hakkýnda

Detaylı

BGT MAVİ ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM TİC. A.Ş. 8,566 MW SUKENARI HİDROELEKTRİK SANTRALI PROJE BİLGİ NOTU

BGT MAVİ ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM TİC. A.Ş. 8,566 MW SUKENARI HİDROELEKTRİK SANTRALI PROJE BİLGİ NOTU BGT Mavi Enerji Elektrik Üretim Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret SU KENARI HİDROELEKTRİK SANTRALİ BGT MAVİ ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM TİC. A.Ş. 8,566 MW SUKENARI HİDROELEKTRİK SANTRALI PROJE BİLGİ NOTU

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 09 Nisan 2014 Çarşamba Dünyada Enerji Görünümü Dünyada, artan gelir ve nüfus artışına paralel olarak birincil enerji talebindeki yükseliş hız kazanmaktadır. Nüfus artışının özellikle OECD Dışı ülkelerden

Detaylı

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum Politika ve Strateji Geliştirme Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Ozon Tabakasının Korunması İklim Değişikliği Uyum 1 Birleşmiş Milletler İklim değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve ilgili uluslararası

Detaylı

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2012 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2013 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul Sera gazları ve kaynakları Kyoto Protokolü tarafından belirtilen 6 sera gazı: Karbon dioksit (CO

Detaylı

Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası. Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012

Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası. Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012 Türkiye de Yenilenebilir Enerji Piyasası Dünya Bankası Shinya Nishimura 28 Haziran 2012 Yenilenebilir Enerji Türkiye için Neden Enerji Arz Güvenliği Önemli? Enerji ithalat oranı %70 in üzerinde (tüm ithalatın

Detaylı

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE Türkiye önümüzdeki yıllarda artan oranda enerji ihtiyacı daha da hissedecektir. Çünkü,ekonomik kriz dönemleri

Detaylı

Ülkemizde Elektrik Enerjisi:

Ülkemizde Elektrik Enerjisi: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Bilim Kolu Eğitim Seminerleri Dizisi 6 Mart 8 Mayıs 22 Destekleyen Kuruluşlar: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Detaylı

Kömür, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşan, kükürt ve mineral maddeler içeren, fiziksel ve kimyasal olarak farklı yapıya sahip bir maddedir.

Kömür, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan oluşan, kükürt ve mineral maddeler içeren, fiziksel ve kimyasal olarak farklı yapıya sahip bir maddedir. KÖMÜR NEDİR? Kömür, bitki kökenli bir maddedir. Bu nedenle ana elemanı karbondur. Bitkilerin, zamanla ve sıcaklık-basınç altında, değişim geçirmesi sonunda oluşmuştur. Kömür, karbon, hidrojen, oksijen

Detaylı

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER Prof.Dr. Hasancan OKUTAN İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü okutan@itu.edu.tr 24 Ekim 2014 29. Mühendislik Dekanları Konseyi Toplantısı

Detaylı

Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü. Enerjinin Önemi? Enerji Sistemleri Mühendisi Kimdir?

Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü. Enerjinin Önemi? Enerji Sistemleri Mühendisi Kimdir? Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Enerjinin Önemi? Enerji, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olması yanısıra, yaşamın sürdürülebilmesi

Detaylı

Türkiye de Rüzgar Enerjisi. www.euas.gov.tr 1

Türkiye de Rüzgar Enerjisi. www.euas.gov.tr 1 Türkiye de Rüzgar Enerjisi www.euas.gov.tr 1 Enerjinin Önemi Günümüz dünyasında bir ülkenin sürdürülebilir kalkınma hamlelerini gerçekleştirmesi, toplumsal refahı yükseltmesi ve global ölçekte rekabet

Detaylı

Enerji Yatırımları Fizibilite Raporu Hazırlanması Semineri Enerji Yatırımlarının Çevresel ve Sosyal Etkilerinin Değerlendirilmesi 29 Mart 2012

Enerji Yatırımları Fizibilite Raporu Hazırlanması Semineri Enerji Yatırımlarının Çevresel ve Sosyal Etkilerinin Değerlendirilmesi 29 Mart 2012 Enerji Yatırımları Fizibilite Raporu Hazırlanması Semineri Enerji Yatırımlarının Çevresel ve Sosyal Etkilerinin Değerlendirilmesi 29 Mart 2012 H.Bülent KADIOĞLU Çevre Mühendisi Golder Associates Sunum

Detaylı

ÖZET AĞAOĞLU ENERJİ GRUBU TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ YENİLENEBİLİR ENERJİ RÜZGAR ENERJİSİ STATÜ FIRSATLAR ZORLUKLAR/PROBLEMLER TAVSİYELER

ÖZET AĞAOĞLU ENERJİ GRUBU TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ YENİLENEBİLİR ENERJİ RÜZGAR ENERJİSİ STATÜ FIRSATLAR ZORLUKLAR/PROBLEMLER TAVSİYELER 1 ÖZET AĞAOĞLU ENERJİ GRUBU TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ YENİLENEBİLİR ENERJİ RÜZGAR ENERJİSİ STATÜ FIRSATLAR ZORLUKLAR/PROBLEMLER TAVSİYELER 2 PORTFÖY ÖZETİ Kapasite Dağılımı Üretim Dağılımı Rüzgar 65,3% Rüzgar

Detaylı

Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı. Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013

Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı. Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013 Su Kaynakları Yönetimi ve Planlama Dursun YILDIZ DSİ Eski Yöneticisi İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı Kaynaklarımız ve Planlama 31 Mayıs 2013 21. Yüzyılda Planlama- Kaynaklarımız Su KaynaklarıYönetimi ve

Detaylı

TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU. Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa

TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU. Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa TEMİZ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ KURSU Prof. Dr. Hüsamettin BULUT Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa KISA ÖZGEÇMİŞ Doç. Dr. Hüsamettin BULUT EĞİTİM

Detaylı

Yaz Puantı ve Talep Yönetimi

Yaz Puantı ve Talep Yönetimi Yaz Puantı ve Talep Yönetimi Genel elektrik talebi kış aylarında ısıtma ve aydınlatma, yaz aylarında ise soğutma (klima) ihtiyacına bağlı olarak bölgesel ve mevsimsel farklılıklar oluşturur. modus Enerji

Detaylı

Enerjide yüksek ithalat ekonomiye büyük risk

Enerjide yüksek ithalat ekonomiye büyük risk Tarih: 13.01.2013 Sayı: 2013/01 (RAPOR 13 OCAK PAZAR GÜNÜNE AMBARGOLUDUR) Türkiye Enerji İstatistikleri ve Vizyon Raporu na göre; Enerjide yüksek ithalat ekonomiye büyük risk İstanbul Serbest Muhasebeci

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

RES YATIRIMLARI VE EKOSİSTEM TEBLİĞİ. Ergün AKALAN Enerji Yatırımları Daire Başkanı yatirim@enerji.gov.tr

RES YATIRIMLARI VE EKOSİSTEM TEBLİĞİ. Ergün AKALAN Enerji Yatırımları Daire Başkanı yatirim@enerji.gov.tr RES YATIRIMLARI VE EKOSİSTEM TEBLİĞİ Ergün AKALAN Enerji Yatırımları Daire Başkanı yatirim@enerji.gov.tr SUNUM PLANI 1. RES lerin Enerji Sektöründeki Durumu 2. Strateji Hedeflerimiz 3. RES Yatırım Süreci

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI ENERJİ Artan nüfus ile birlikte insanların rahat ve konforlu şartlarda yaşama arzuları enerji talebini sürekli olarak artırmaktadır. Artan enerji talebini, rezervleri sınırlı

Detaylı

TÜRKİYE DOĞAL GAZ MECLİSİ 2012 2013 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

TÜRKİYE DOĞAL GAZ MECLİSİ 2012 2013 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER 2012 2013 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER 2012 İÇİNDEKİLER 1. Talebe İlişkin Baz Senaryolar 2. Doğal Gaz Şebekesi Arz İmkânlarına Dair Varsayımlar 3. Elektrik

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE ÇEVRE MEVZUATI

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE ÇEVRE MEVZUATI YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE ÇEVRE MEVZUATI Dr. Gülnur GENÇLER ABEŞ Çevre Yönetimi ve Denetimi Şube Müdürü Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 06/02/2016 YENİLENEBİLİR ENERJİ NEDİR? Sürekli devam eden

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ POLİTİKASINDA YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

TÜRKİYE ENERJİ POLİTİKASINDA YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI TÜRKİYE ENERJİ POLİTİKASINDA YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI Zeki Aybar ERİŞ Polat Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdür 13.Uluslararası Enerji Arenası 08-09 Eylül 2011 İstanbul 61.HÜKÜMET PROGRAMI

Detaylı

2011-2012 YEKDEM UYGULAMALARI

2011-2012 YEKDEM UYGULAMALARI 2011-2012 YEKDEM UYGULAMALARI Nezir AY TEİAŞ Elektrik Piyasaları İşletme Dairesi Başkanı 07 Kasım 2012 İstanbul 1 Dünya da yenilenebilir enerji kaynakları için uygulanan bazı teşvik mekanizmaları Dünyada,

Detaylı

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ Ahmet GÜNEŞ Dış Ticaret Uzmanı BURSA 21/05/2015 1 SUNUM PLANI 1. Yeni Teşvik Sisteminin Hazırlık Süreci

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

YENİLENEBİLİR ENERJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YENİLENEBİLİR ENERJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ M E H M E T A Ş K E R, 2 5. 0 9. 2 0 1 3 I S T A N B U L TÜRKİYE'NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ POLİTİKALARI : Elektrik enerjisi üretmek için yenilenebilir kaynakların kullanımını

Detaylı

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR Osman İYİMAYA Genel Müdür Enerji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak başta sanayi, teknoloji,

Detaylı

YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR

YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR TÜRKİYE RÜZGAR R ENERJİSİ POTANSİYEL YELİ VE MEVCUT YATIRIMLAR RÜZGAR ENERJİSİ VE SANTRALLERİ SEMİNERİ Rahmi Koç Müzesi Konferans Salonu - İstanbul (27 MAYIS 2011) MUSTAFA ÇALIŞKAN Makine Yüksek Mühendisi

Detaylı

ELEKTRİK ENERJİSİ TALEP TAHMİNLERİ, PLANLAMASI ve ELEKTRİK SİSTEMİNİN DETAYLI İNCELENMESİ

ELEKTRİK ENERJİSİ TALEP TAHMİNLERİ, PLANLAMASI ve ELEKTRİK SİSTEMİNİN DETAYLI İNCELENMESİ ELEKTRİK ENERJİSİ TALEP TAHMİNLERİ, PLANLAMASI ve ELEKTRİK SİSTEMİNİN DETAYLI İNCELENMESİ YUSUF BAYRAK TEİAȘ APK Daire Bașkanlığı 1. GİRİȘ 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve sektörün yeniden yapılanmasından

Detaylı

TÜRKİYE NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ STRATEJİSİ VE POLİTİKALARI. Ramazan USTA Genel Müdür Yardımcısı

TÜRKİYE NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ STRATEJİSİ VE POLİTİKALARI. Ramazan USTA Genel Müdür Yardımcısı TÜRKİYE NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ STRATEJİSİ VE POLİTİKALARI Ramazan USTA Genel Müdür Yardımcısı 27-03-2015 1 Sunum İçeriği YEGM Sorumlulukları ve Enerji Politikalarımız YENİLENEBİLİR ENERJİ POTANSİYELİ

Detaylı

RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİ BİLEŞENLERİNİN NEDEN YURT İÇİNDE ÜRETİLMESİ GEREKLİLİĞİ VE BU SÜREÇTE YAŞANAN SIKINTILAR/ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİ BİLEŞENLERİNİN NEDEN YURT İÇİNDE ÜRETİLMESİ GEREKLİLİĞİ VE BU SÜREÇTE YAŞANAN SIKINTILAR/ÇÖZÜM ÖNERİLERİ RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİ BİLEŞENLERİNİN NEDEN YURT İÇİNDE ÜRETİLMESİ GEREKLİLİĞİ VE BU SÜREÇTE YAŞANAN SIKINTILAR/ÇÖZÜM ÖNERİLERİ A. Emre Demirel Ege Kule AŞ/Fabrika Müdürü 1 EGE KULE A.Ş. Ege Kule, 1955

Detaylı

SINIRLARINIZI ZORLAYABİLMENİZ için. EPOKSİ ve POLİÜRETAN SİSTEMLERİ tasarlıyoruz

SINIRLARINIZI ZORLAYABİLMENİZ için. EPOKSİ ve POLİÜRETAN SİSTEMLERİ tasarlıyoruz SINIRLARINIZI ZORLAYABİLMENİZ için EPOKSİ ve POLİÜRETAN SİSTEMLERİ tasarlıyoruz KİMAR - DURATEK 1973 KİMAR kuruldu. Mümessillik firması. 1976 KİSTAB markasıyla nontoksik kalay stabilizatörleri imalatı

Detaylı

BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ

BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ BİYOKÜTLE SİSTEMLERİ VE TÜRKİYE KAZAN SEKTÖRÜ KBSB Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği - 2014 Ahmet Cevat Akkaya www.kbsb.org.tr Milyar Kaçınılmaz Son? Misyon? Tek gerçek kaynak - Dünya Dünya popülasyon

Detaylı

Grafik 16. Türkiye de elektrik üretiminin kaynaklara dağılımı

Grafik 16. Türkiye de elektrik üretiminin kaynaklara dağılımı Grafik 16. Türkiye de elektrik üretiminin kaynaklara dağılımı 1 2 1. DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ENERJİ DURUMU 1.1. DÜNYADA ENERJİ DURUMU 1970 lerin başında yaşanan petrol krizi ve sonrasında gelen petrol ambargoları

Detaylı

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ M. Özger BOZOĞLU Dış Ticaret Uzmanı Ahmet GÜNEŞ Dış Ticaret Uzmanı İSTANBUL 10/12/2014 1 SUNUM PLANI 1.

Detaylı

Türkiye de Biyoenerji Politikaları

Türkiye de Biyoenerji Politikaları Türkiye de Biyoenerji Politikaları 30 Eylül 2010, 14:00 Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi Grand Cevahir Otel & Kongre Merkezi Şişli/İstanbul Erkan Erdoğdu Enerji Uzmanı & Doktora (PhD)

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Enerjide Yeni Ufuklara

AR& GE BÜLTEN. Enerjide Yeni Ufuklara Enerjide Yeni Ufuklara Nurel KILIÇ Enerji yol haritalarının oluşturulduğu dünyada, yapısal değişim gözleniyor. Ülkemizi coğrafi/stratejik konumu gereği çok yakından etkileyen bu süreçte ülkemiz için çizilen

Detaylı

ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ

ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE İYİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ A. Naci IŞIKLI EYODER Başkan naci.isikli@gmail.com 11 Aralık 2015 ENERJİ VERİMLİLİĞİ ve YÖNETİMİ DERNEĞİ (EYODER) Kuruluşu: Mayıs 2010 Amaçlar: Sinerji yaratmak

Detaylı

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS RÜZGAR ENERJĐSĐ Erdinç TEZCAN FNSS Günümüzün ve geleceğimizin ekmek kadar su kadar önemli bir gereği; enerji. Son yıllarda artan dünya nüfusu, modern hayatın getirdiği yenilikler, teknolojinin gelişimi

Detaylı

2010 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2010 SEKTÖR RAPORU TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEMSAN TÜRKİYE ELEKTROMEKANİK SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYADA ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ Bilindiği üzere, elektrik enerjisi tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Bir ülkedeki kişi başına düşen

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM ENERJİ BÖLÜMÜ

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM ENERJİ BÖLÜMÜ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ULUSAL BİLDİRİMLERİNİN HAZIRLANMASI PROJESİ 6. ULUSAL BİLDİRİM ENERJİ BÖLÜMÜ Tülin Keskin Danışman Kasım 2014 Ankara İklim Değişikliği 1. Ulusal Bildirim 1.Ulusal Bildirimde Enerji Sektörü

Detaylı

ENERJİ VERİMLİLİĞİ. Etüt Çalışmaları ve Yasal Durum. Erdal ÇALIKOĞLU Sanayide Enerji Verimliliği Şube Müdürü V.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ. Etüt Çalışmaları ve Yasal Durum. Erdal ÇALIKOĞLU Sanayide Enerji Verimliliği Şube Müdürü V. ENERJİ VERİMLİLİĞİ Etüt Çalışmaları ve Yasal Durum Erdal ÇALIKOĞLU Sanayide Enerji Verimliliği Şube Müdürü V. Neden Enerji Verimliliği? Fosil kaynaklar görünür gelecekte tükenecek. Alternatif kaynaklar

Detaylı

TELKO ENERJİ ÜRETİM TURİZM SAN. ve TİC. A.Ş. EDİNCİK BİYOGAZ PROJESİ PROJE BİLGİ NOTU

TELKO ENERJİ ÜRETİM TURİZM SAN. ve TİC. A.Ş. EDİNCİK BİYOGAZ PROJESİ PROJE BİLGİ NOTU TELKO ENERJİ ÜRETİM TURİZM SAN. ve TİC. A.Ş. EDİNCİK BİYOGAZ PROJESİ PROJE BİLGİ NOTU Ülkemizde, gıda ve elektrik enerjisine olan ihtiyaç, sanayileşme, ekonomik gelişme ve nüfus artışı gibi nedenlerden

Detaylı

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım?

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? 13. Enerji Arenası İstanbul, 8 Eylül 2011 Sayfa 2 Kısaca TEPAV Üç temel disiplinde araştırma kapasitesi

Detaylı

Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı

Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Enerji verimliliği / Sanayide enerji verimliliği Türkiye de enerji yoğunluğu Enerji tüketim verileri Türkiye de enerji verimliliği projeleri

Detaylı

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ. Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ. Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ Mustafa ÇALIŞKAN EİE - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şubesi Müdür Vekili Dünya nüfusunun, kentleşmenin ve sosyal hayattaki refah düzeyinin hızla artması, Sanayileşmenin

Detaylı

GÜNEŞ PİLLERİ (FOTOVOLTAİK PİLLER) II. BÖLÜM

GÜNEŞ PİLLERİ (FOTOVOLTAİK PİLLER) II. BÖLÜM GÜNEŞ PİLLERİ (FOTOVOLTAİK PİLLER) II. BÖLÜM Prof. Dr. Olcay KINCAY Y. Doç. Dr. Nur BEKİROĞLU Y. Doç. Dr. Zehra YUMURTACI Elektrik Üretim Sistemleri Elektrik Üretim Sistemleri Elektrik Üretim Sistemleri

Detaylı

Enerji Sektörüne Genel Bakış. Niçin Enerji Verimliliği. Gelişim ve Potansiyel. Zorunlu Uygulamalar. Destekler

Enerji Sektörüne Genel Bakış. Niçin Enerji Verimliliği. Gelişim ve Potansiyel. Zorunlu Uygulamalar. Destekler ENERJİ VERİML MLİLİĞİİĞİ Mevzuat ve Çimento Sektörüne Yansımalar maları 12 Haziran 2012 TÇMB Çalıştayı ANKARA 1 Sunum İçeriği Enerji Sektörüne Genel Bakış Niçin Enerji Verimliliği Gelişim ve Potansiyel

Detaylı

TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMELERİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PAZARLAMA SATIŞ DAİRE BAŞKANLIĞI 2006; EYLÜL ANKARA. Mustafa AKTAŞ

TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMELERİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PAZARLAMA SATIŞ DAİRE BAŞKANLIĞI 2006; EYLÜL ANKARA. Mustafa AKTAŞ TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMELERİ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2006; EYLÜL ANKARA Mustafa AKTAŞ DÜNYA BİLİNEN FOSİL REZERVLERİN ÖMRÜ (R/Ü,YIL) 2005 SONU 250 227 Y I L 200 150 100 50 0 136 65,1 40,6 14 16 PETROL DOĞALGAZ

Detaylı

TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM)

TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM) TÜRKİYE ELEKTRİK SİSTEMİ (ENTERKONNEKTE SİSTEM) 8. İLETİM TESİS VE İŞLETME GRUP MÜDÜRLÜĞÜ (İŞLETME VE BAKIM MÜDÜRLÜĞÜ) HAZIRLAYAN TEMMUZ 2008 Ankara 1 Gönderen: Recep BAKIR recepbakir38@mynet.com ENTERKONNEKTE

Detaylı

ENERJİ VERİMLİLİĞİ MEVZUATI VE KOJENERASYONUN YERİ

ENERJİ VERİMLİLİĞİ MEVZUATI VE KOJENERASYONUN YERİ ENERJİ VERİMLİLİĞİ MEVZUATI VE KOJENERASYONUN YERİ enveripab Bilinçlendirme Semineri (Marmara Üniversitesi) 12 Kasım 2008 A. Yıldırım TÜRKEL ENKO Birleşik Enerji Sistemleri ENERJİ VERİMLİLİĞİ KANUNU Kanun

Detaylı

TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri

TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri TÜRK TESİSAT MÜHENDİSLERİ DERNEĞİ (TTMD) Türkiye deki Enerji Durumu, Önemi ve TTMD Görüşleri 1 TARİHTE BU PROBLEM NASIL ÇÖZÜLMÜŞ Bilinen insanlık tarihi boyunca, doğal malzemeler kullanılarak yapılan yapılarda;

Detaylı

TÜRKİYE DOĞAL GAZ MECLİSİ 2013-2014 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE GELECEK YILLARA İLİŞKİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

TÜRKİYE DOĞAL GAZ MECLİSİ 2013-2014 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE GELECEK YILLARA İLİŞKİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER 2013-2014 KIŞ DÖNEMİ DOĞAL GAZ GÜNLÜK PUANT TÜKETİM TAHMİNİ VE GELECEK YILLARA İLİŞKİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER 2014 İÇİNDEKİLER 1. Talebe İlişkin Baz Senaryolar 2. Doğal Gaz Şebekesi Arz İmkânlarına

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Kartal USLUEL. Yönetim Kurulu Başkanı

Kartal USLUEL. Yönetim Kurulu Başkanı KURULUŞ 1992 40 ı AŞKIN ÜYE EMSAD ELEKTROMEKANİK SANAYİCİLER DERNEĞİ 2 MİLYAR USD İHRACAT Yönetim Kurulu Başkanı Elektromekanik sanayimizin bugünkü durumu, Şebekelerimizde kullanılan malzemelerin kalite

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimi. Hakan Şener AKATA ETK Uzm. Yard.

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimi. Hakan Şener AKATA ETK Uzm. Yard. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimi Hakan Şener AKATA ETK Uzm. Yard. Akış Yenilenebilir Enerji Kaynakları YEK Potansiyeli YEK Gelişim YEK Hedefler Lisanslı Elektrik Üretim Tesisleri Lisanssız

Detaylı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014 MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014 Ali EREN İSO Yönetim Kurulu Üyesi MAKİNE, AKSAM VE METAL EŞYA İMALATI 27. Grup Genel Amaçlı Makine ve Aksam Sanayii 28. Grup Özel Amaçlı Makine Sanayii

Detaylı

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Dünya Enerji Görünümü 2012 Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Genel Durum Küresel enerji sisteminin temelleri değişiyor Bazı ülkelerde petrol ve doğalgaz üretimi

Detaylı

Enfaş Enerji Elektrik Üretim A.Ş. (Enfaş A.Ş bir Sütaş Grup Şirketidir.) Aksaray Atık Bertaraf (Biyogaz) Tesisi Proje Bilgi Notu

Enfaş Enerji Elektrik Üretim A.Ş. (Enfaş A.Ş bir Sütaş Grup Şirketidir.) Aksaray Atık Bertaraf (Biyogaz) Tesisi Proje Bilgi Notu Enfaş Enerji Elektrik Üretim A.Ş (Enfaş A.Ş bir Sütaş Grup Şirketidir.) Aksaray Atık Bertaraf (Biyogaz) Tesisi Proje Bilgi Notu Ülkemizde, gıda ve elektrik enerjisi ihtiyacı, ekonomik gelişme ve nüfus

Detaylı

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND KAPANIŞ KONFERANSI 2006 ENVANTERİ IŞIĞINDAINDA 1990-2004 DÖNEMD NEMİNDE NDE TÜRKT RKİYE NİN SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND ERLENDİRMESİ 9 Ocak 2008, Ankara Bilgi Kaynakları Sıra No. Belge Adı/Numara

Detaylı

SAĞLIK VE KAMU BİNALARINDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ SEMPOZYUMU

SAĞLIK VE KAMU BİNALARINDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ SEMPOZYUMU SAĞLIK VE KAMU BİNALARINDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ SEMPOZYUMU H Şubat 2015 26/27Meyra Palace Otel/Ankara 1 H Sempozyum Daveti Sağlık alanında enerjinin kullanımında tasarruf sağlamak ve enerji verimliliğine

Detaylı

Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler

Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler Ankara, 24 Mart 2015 Çerçeve Temel endişe: İklim değişikliği

Detaylı

Rüzgar ın Tarihçesi. 1970 lerde Rüzgar enerjisi sektörü ivme kazandı Petrol krizi. Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı.

Rüzgar ın Tarihçesi. 1970 lerde Rüzgar enerjisi sektörü ivme kazandı Petrol krizi. Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı. Rüzgar ın Tarihçesi Yelkenli gemiler kullanılmaya başlandı. İngiliz J. Semeaton rüzgar hızı ve enerji arasında bir bağlantı kurdu. Danimarka'da 10.000 kadar yel değirmeni kuruldu. Amerika'da su pompalamak

Detaylı

MONDİ TİRE KUTSAN KAĞIT VE AMBALAJ SANAYİİ A.Ş. ATIKSUDAN BİYOGAZ ELDESİ TESİSİ PROJE BİLGİ NOTU

MONDİ TİRE KUTSAN KAĞIT VE AMBALAJ SANAYİİ A.Ş. ATIKSUDAN BİYOGAZ ELDESİ TESİSİ PROJE BİLGİ NOTU MONDİ TİRE KUTSAN KAĞIT VE AMBALAJ SANAYİİ A.Ş. ATIKSUDAN BİYOGAZ ELDESİ TESİSİ PROJE BİLGİ NOTU 2007 yılında uluslararası kağıt ve ambalaj grubu Mondi Grup un bir parçası haline gelen, Mondi Tire Kutsan

Detaylı

Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz

Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz EWEA-TWEA Policy Workshop Türkiye nin Enerji Geleceği İklim bileşenini arıyoruz Mustafa Özgür Berke, WWF-Türkiye 27.03.2013, Ankara 27-Mar-13 / 1 Photo: Michel Roggo / WWF-Canon KISACA WWF +100 5 kıtada,

Detaylı

2001 yılında Marakeş te gerçekleştirilen 7.Taraflar Konferansında (COP.7),

2001 yılında Marakeş te gerçekleştirilen 7.Taraflar Konferansında (COP.7), ULUSAL M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ FAALİYETLER YETLERİ LİTİ Mehrali ECER Şube Md. V. Sektörel İklim Koruma Potansiyelleri Türk Alman Ortak Çalıştayı 6 Mayıs 2010, ANKARA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ (BMİDÇS)

Detaylı

Bu dönemde birincil enerji tüketiminin yıllık ortalama yüzde 5,7, elektrik tüketiminin ise yüzde 6,7 oranında büyüdüğü tespit edilmiştir.

Bu dönemde birincil enerji tüketiminin yıllık ortalama yüzde 5,7, elektrik tüketiminin ise yüzde 6,7 oranında büyüdüğü tespit edilmiştir. Avrupa Birliği Sürecinde Enerji Sektörünün Konumu ve Enerji Yol Haritaları AB ye tam üyelik sürecinde Türkiye, ekonomik ve sosyal hayatın bütün alanlarında olduğu gibi, enerji konusunda da Avrupa Birliği

Detaylı

Fatih YAZITAŞ Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Yeni Teknolojiler ve Destek Daire Başkanı

Fatih YAZITAŞ Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Yeni Teknolojiler ve Destek Daire Başkanı Fatih YAZITAŞ Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Yeni Teknolojiler ve Destek Daire Başkanı İstanbul, Kasım 2014 Son 10 Yılda Gelinen Nokta(2003-2013) Elektrik tüketimi yaklaşık 2 kat artışla 245 milyar

Detaylı

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty

qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqw 1 ertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwer tyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwerty Petrolden Başka Enerjı Kaynakları Var mıdır? uiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyui

Detaylı

Enerji Verimliliği Forum ve Fuarına Enervis Çıkartma Yaptı

Enerji Verimliliği Forum ve Fuarına Enervis Çıkartma Yaptı ENERJİ GÜNDEMİ SAYI 12 OCAK 2015 02 Yeşil Sanayi Zirvesi ne Enervis in Enerji Verimliliği Projesi Damga Vurdu 03 Enerji Verimliliği Forum ve Fuarına Enervis Çıkartma Yaptı 04 Almanya da Güneş Elektriği

Detaylı

ICCI 2016 TÜREB Özel Oturumu Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Ülke Ekonomisine Katkısı

ICCI 2016 TÜREB Özel Oturumu Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Ülke Ekonomisine Katkısı PF ICCI 2016 TÜREB Özel Oturumu Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Ülke Ekonomisine Katkısı 2 Enerji sektörü başarılı bir dönüşüm süreci geçirdi 2001 yılında yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Kanunu ile

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2014 EKİM SEKTÖREL

AR&GE BÜLTEN 2014 EKİM SEKTÖREL ENERJİ SEKTÖRÜNDE FIRSATLAR VE TÜRKİYE NİN DURUMU Övgü PINAR Günümüzde enerji kavramı, gelişme ve kalkınmanın temel ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bir ülkenin, kendi kendine yetebilecek düzeyde enerji

Detaylı

GDF SUEZ de Su Ayak İzi ve Su Risklerinin Yönetimi. Peter Spalding: HSE Manager, GDF SUEZ Energy International April 2015

GDF SUEZ de Su Ayak İzi ve Su Risklerinin Yönetimi. Peter Spalding: HSE Manager, GDF SUEZ Energy International April 2015 GDF SUEZ de Su Ayak İzi ve Su Risklerinin Yönetimi Peter Spalding: HSE Manager, GDF SUEZ Energy International April 2015 GDF SUEZ Önemli Rakamlar 2013 de 81,3 milyar gelir 147,400 dünyada çalışan sayısı

Detaylı

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santral i kısaca açıklayarak avantajlarını ve teknik detaylarını kısaca özetleyebilir misiniz? "PHES"LERE İLGİ ARTIYOR

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santral i kısaca açıklayarak avantajlarını ve teknik detaylarını kısaca özetleyebilir misiniz? PHESLERE İLGİ ARTIYOR "Dr. Cihat Tuna: Bu sistem Dünyada 1900 lü yıllardan beri kullanılmakta ve her geçen gün yapılan PHES yatırımları artırılmaktadır. Dünyada, 25.000 MW güç ile Japonya başta olmak üzere pek çok gelişmiş

Detaylı

Enerji Verimliliği i Paneli

Enerji Verimliliği i Paneli KIBRIS TÜRK T YATIRIM GELĐŞ ĐŞTĐRME AJANSI Enerji Verimliliği i Paneli Ayşe Dönmezer Direktör 18 Ağustos 2009 YAGA One-stop-shop; yatırımcılara yatırım öncesi, süresince ve sonrasında ücretsiz ve gizlilik

Detaylı