TÜRKİYE ' DE TELEVIZYON ve AILE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKİYE ' DE TELEVIZYON ve AILE"

Transkript

1

2 T.C. BAŞBAKANLıK AiLE ARAŞTIRMA KURUMU TÜRKİYE ' DE TELEVIZYON ve AILE (ELEKTRONİK HANE) (ARALIK ARALIK 1994) Doç. Dr. VeyselBatmaz Dr. Asu Aksoy PANAJANS iletişim ve Araştırma Ltd. KASIM 1995

3 Bu araştırma, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından PANAJANS İletişim ve Araştırma Limited Şirketi'ne yaptınımıştır. BAŞBAKANLıK AİLE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLlGI Genel Yayın No 85 Seri Bilim ISBN Redaksiyon Kurulu Başkan Filiz KA V ACIKU Üyeler Mahmut EVKURAN Temindar A YTEKİN Mehmet KAPLAN Necati MERTOGLU M. Nuri NURUAN Adres Meşrutiyet Cad. No: 19 - ANKARA Tel: Dizgi-Baskı Bizim Büro Basımevi Tel: ii-

4 İçİNDEKİLER içindekiler...,... iii TABLOLAR VE EKLER... ;... v ÖNSÖZ... vii SUNUŞ... ix SUNUŞ ve TEŞEKKÜR... :... xi GİRİş, TELEVİZYONUN KÜLTÜREL ETKİLERİ VE TÜRKİyE... 1 Televizyonun Kültürel Belirleyiciliği Elektronik Hane... 4 Araştırmanın Amacı ve Kapsamı Araştırmanın Önkabulleri, Hipotezler ve Temel Kavramlar Araştırmanın Hedefi Kitabın Düzeni BİRİNCİ BÖLÜM: TELEVİZYON, İZLEYİCİLER ve TELEVİZYONUN ETKİLERL.. 15 Tarihsel Perspektiften Televizyon Etki Araştırmaları Kültürel Göstergeler Araştırması Televizyonun Ektiği Ekin: "Mainstreaming" Kültürel Göstergeler Projesi: Televizyon Dünyasında Aile İKİNCİ BÖLÜM: TÜRKİYE'DE TELEVİZYON VE AİLE PROJESİNİN ALAN ARAŞTIRMASI VE İÇERİK ÇÖZÜMLEMELİ METODOLOJİsİ Mesaj Sistemi Veri Tabanı Ekinlerne Analizi Veri Tabanı Televizyon ve Okul Başarısı Veri Tabanı Örneklem yapısı üçü cü BÖ ÜM:.. TURKIYE'DE AILE ve TELEVIZYON IZLEME ORUNTUSU Televizyon Etkisi ve Aile Türkiye'de Aile Yapısı BULGULAR Hane halkı Nüfusu Cinsiyet ve Medeni Hal Dağılımı Öğrenim Durumu Göç Aile'de Televizyon iii-

5 Televizyon, Aile ve Çocuk Çocuklarda Televizyon izleme Örüntüsü Televizyonun ilkokul Çocuklarının Okul Başarısına Etkileri Okul Başarısı ve Televizyon Türkiye'nin Elektronik Hanesine Genel Bir Bakış DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: TÜRK TELEVİZYONUNUN İÇERİ(iİ!EL1EKTRONİK KUTUDAKİ ELEKTRONİK.. ANE Televizyonun Günlük Yaşamdaki Payı Üç Saatte Bir Saat Ne izleniyor? Türk Televizyonunda Program Türleri Televizyonun Mesaj / Karakter / Olay içeriği Dramatik Programların içerik Dökümü Haberler ve Kamusal Programların İçerik Dökümü "Gerçek" Televizyonda yok BEŞİNCİ BÖLÜM: TÜRKİYE'DE AiLENİN KÜLTÜRLENMESİ SÜREcİNDE TELEVİZYON ROLÜ YA DA TÜRKİYE'NİN "MAINSTREAM G"i "Maiıjıstreaming" ya da "Yaygın Görüş Haline Gelme" "Televizyon Cevabı" SONUÇ: TELEVIZYONUN ONLENEMEZ YUKSEUŞI BİBLİYOGRAFYA ARAŞTIRMA GRUBUNUN ÖZGEÇ"M:İşLERİ EKLER TABLOLAR VE EKLER..., Cinsiyete ve Televizyon Seyretme Oranlarına Göre Televizyon Konularına Verilen Yanıtların Dağılımı (%) (Mainstreaming) TELEVİZYON İÇERİK ANALİzİ TABLOLARL Bir Haftalık Televizyon Programlarının Kanallara Göre Dökümü TABLOLAR Televizyon ve Aile Alan Araştırması Sıklık ve Çarpraz Dağılım Tabloları iv -

6 TABLOLAR ve EKLER ı. Hafta İçi Televizyon Seyretme Okul Başarısı Hafta Sonu Televizyon Seyretme ve Okul Başarısı Hafta İçi Ödev Yapma ve Okul Başarısı Hafta Sonu Ödev Yapma ve Okul Başarısı Yayın Dağılımı Program Türleri Dağılımı Dramatik Programlarda Türkiye-ABD Karşılaştırması Şema 1 : Cinsiyete ve Televizyon Seyretme Oranlarına Göre Televizyon Konularına Verilen Cevaplar Şema 2: Yaşa ve Televizyon Seyretme Oranlarına Göre Televizyon Konularına Verilen Cevaplar Televizyon İçerik Analiz Tabloları Haftalık Televizyon Programlarının Kanallara Göre Dökümü TÜM ANALİZLER İçİN SPSS TABLO ÇıKTıLARı (1 nüsha) (Bu yayının içinde bulunmamaktadır. İsteyenler AAK'ye başvurmalıdırlar. Soru formlan ve kodlama yönergeleri CI ve PANAJANS'ın know-how/ıdır. Bu yayına dahil edilmemişlerdir.) - v -

7

8 ÖNSÖZ Günümüzde, dünya "iletişim toplumu" ya da "bilgi toplumu" diye adlandırılan bir dönemi yaşamaktadır. Teknolojinin hızlı gelişimine paralel olarak bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde iletişim de, hem hızlanmış, hem de karmaşıklaşmıştır. Bu olgu, dünyamızı neredeyse "' "Küreselleşen ve Evrenselleşen Bir Dünya" haline getirmektedir. Bilindiği gibi, iletişim araçlarının başında televizyon gelmektedir. Televizyon, artık, toplumu ve onun eş temel birimi olan aileyi, onun üyelerini bir tür "mesaj bombardımanı-iletişim sağanağı" altında bırakmaktadır. Televizyon bu işlevini yerine getirirken, eğitim, cinsiyet, yaş, çevre ve kültür farklılıklarını aşacak biçimde, izleyici kitleyi ortak bir b< kültürel referans çerçevesinde birleştirmektedir. Ayrıca, izleyicilerine günlük yaşamda kullanabilecekleri duygu, davranış ve ilişki modellerini içeren bir "eylem haritası"nı da sunmaktadır. Ancak, televizyonun birey-aile ve toplum üzerindeki bu önemli işlevlerine karşın, onun bireyler ve aileler üzerindeki etkileri ile izlenme örüntüsünün ne olduğu konusuna yönelik olarak yapılan bilimsel çalışmaların ise oldukça yetersiz kaldığı görülmektedir. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu ise sözkonusu eksikliği bir ölçüde gidermek amacıyla, "Türkiye'de Televizyon ve Aile" adlı araştırmanın gerçekleşmesini sağlamıştır. Televizyonun ailelelerde yaygın olarak bulunuşu, izlenme ve izleme sıklığının oldukça yüksek oluşu şeklindeki araştırma sonuçlarıyla ortaya çıkan televizyon izleme örüntüsü, bizlere televizyonun ailenin toplumsal yaşama bakışında ve onların model alabilecekleri bir kültürel referansın (yaygıri ve ortak bir görüşün) oluşturulmasında belirli bir oranda etkili olduğunu göstermektedir. Öyle ki, televizyonun ailenin gündelik yaşamında kapladığı bu rol, onu evde bir iç-mekan faaliyeti konumuna getirerek, ailenin eğitim, enformasyon, eğlenme-dinlenme gibi bir çok iş ve faaliyet alanını etkiler durumuna getirmiştir. Bunun yanısıra, televizyonun kendine özgü yapısı içinde kurguladığı ve resmettiği aile örüntülerinin, bizim aile yapılarımız ve toplumsal gerçekliklerimizle örtüşme ve uygunluk noktalarının sorgulanması yanında bu aracı izleyen ailelerde yarattığı etkilerin incelenmesine dönük araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. - vii-

9 Bu bilinçle hareket eden Aile Araştırma Kurumu ise, toplumun temel birimi olan ailenin, günümüzde, önemli ve etkili işlevleri olan televizyonda yer alış ve işleniş biçimlerini ve bunların aile üzerindeki etkilerini incelemeye dönük bu araştırmanın gerçekleşmesini sağlamıştır. Böylece, televizyo1l1 ve aile ölçeğinde elde edilen araştırma bulgularının, bu alanda yapılacak diğer araştırmalara kaynaklık etme ve yol gösterme bakımından önemli bir işlev göreceği söylenebilir. Bu çerçevede, ülkemizde, televizyonun ve bu tür olguların, toplumumuzda bireyler ve aileler üzerindeki etkilerini inceleyen daha başka araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ve buna benzer araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgular, gerek medya dünyasında, gerekse kamu kesiminde bazı önlemlerin bir an önce alınma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu hedefe ulaşmaya dönük sözkonusu çalışmayı gerçekleştirenleri utluyorum. Abdülkadir ATEŞ Devlet Bakanı - viii-

10 SUNUŞ çağımızda tüm gelişmelerden etkilenen aile devamlı bir değişim içindedir. Ailenin karmaşık ve birden çok özelliği bir arada içermesi nedeniyle, tek bir bilim alanının aileyi tüm yönleriyle incelemesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle yapılacak çalışmalarda, aileye ilişkin değişimin yakından izlenmesi, bir süreklilik içinde yürütülmesi, ve farklı bilim alanlarındaki uzmanların koordineli biçimde çalışmaları gerekmektedir. Aileye yönelik araştırmaların yapılması, yazılı, sesli, görüntülü yayınların üretilmesi ve bu çalışmaların kamuoyuna yansıtılmasında önemli bir boşluğu doldurmak amacıyla, 1989 yılında Türk Kamu İdaresine yeni bir kurum olarak katılan Aile Araştırma Kurumu, altıncı yılını tamamlamış bulunuyor. Bu zaman dilimi içerisinde Kurumumuz, ailenin tarihi gelişim çizgisi içinde oluşum ve değişimini metodolojik bir kimlik içinde incelemek amacıyla çeşitli araştırmalar gerçekleştirmiştir. Yapılan her çalışmanın araştırmacılara ve kamuoyuna duyurulması tenıin edilmiştir. Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması için gerekli araştırmalar yapmak ve projeler geliştirmekle görevli Aile Araştırma Kurumu'nun 1993 yılı yatırım projeleri içerisinde yer alan araştırma konularından biri olan bu araştırma projesi, 1994 yılında tamamlanmıştır. Araştırma bulgularını yayın yoluyla geniş kitlelerin hizmetine sunmayı ilke olarak benimsemiş olan Kurumumuz, bu araştırmanın yayımını tasarruf genelgesi nedeniyle geciktirmiştir. Ancak, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla, araştırmanın özet raporları ve sonuçları ayrıca bir panel düzenlenerek kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Kurumumuzca Panajans Ltd. Şti'ne yaptırılan "Televizyon ve Aile" konulu bu araştırma, Türkiye Genelinde 3 ilde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın tüm süreçlerinde katkısı bulunan Proje İzleme Grubu ve Proje Değerlendirme Özel İhtisas Komisyonu üyelerine, ayrıca araştırmanın yayımlanması esnasında emeği geçenlere gerçekleştirdikleri özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Süleyman YANÇATORAl Başkan V. - ix -

11

12 SUNUŞ ve TEŞEKKÜR T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından desteklenen bu araştırma, Türkiye'de ilk kez, televizyon olgusuna bu kadar kapsamlı ve ayrıntılı olarak eğilen ampirik bir araştırma olmuştur. Yetersizlikleri ve kapsam olarak daha genişletilememesinin iki temel unsuru vardır: (1) zaman, ve (2) konusunda ilk araştırma olması. Bir yıllık bir sürede toplanan verilerin, veri toplama teknikleri nedeniyle bir yıla yayılması gerektiğinden, analiz için ayrılan zaman yetersiz kalmıştır. Fakat yine de, toplanan verilerin hepsi değerlendirilmiş ve Araştırma Önerisi'nde sunulan bütün konular kapsanmıştır. Yine de, toplanan verilerin yeni bir çok varsayımı test edecek kadar kapsamlı oluşu, bu araştırmanın süregiden bir araştırma olmasını sağlayacaktır. Şu anda veri tabanı olarak istatistik analize hazır tuttuğumuz verilerin, yüksek öğrenim kurumlarında lisans üstü çalışmalar yapan öğrencilere açılabilmesi en büyük dileğimizdir. Daha sonraki sayfalarda da okuyacağınız gibi, araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturan Kültürel Göstergeler yaklaşımı, yıllarca sürdürülmesi gereken bir araştırma modeli oluşturmaktadır. Ancak, böylelikle, araştırma bulguları yıllar itibariyle karşılaştırılabilir ve somut olarak televizyonun topluma ne ektiği görülebilir. Konusunda ilk araştırma olan bu araştırmanın karşılaştırmalı analizleri, bu nedenle eksiktir. İkinci bir dileğimiz, bu araştırma projesinin, Aile Araştırma Kurumu tarafından yıllar sürecek bir araştırma yapısına oturtulmasıdır. Bütün bunlar yapıldığında, Türkiye'nin ulusal kültürünü belirleyen en önemli etmenlerden biri olan televizyon üzerinde, somut sayılara ve ampirik verilere dayanarak konuşmak mümkün olabilir. Bu verilerden yola çıkarak, televizyonu düzenleyenler (yasa yapıcılar), neyi nasıl düzenleyeceklerini bilirler; televizyonun içeriğini oluşturanlar (televizyoncular), ne yönlere doğru adım atacaklarını hesap edebilirler; televizyonu finanse edenler (reklamcılar ve reklamverenler) hangi örüntüleri ve izleme düzenlerini kullanarak daha ekonomik ve etkin mesaj iletimi yapacaklarına karar verirler; televizyonu izleyenler, neyi izlediklerini, neyi izlemek istediklerini, nasıl izlemek istediklerini planlayabilirler; eğitimciler, anne-babalara ve öğrencilerine, televizyona bir urnacı olarak değil, bir yardımcı olarak nasıl bakılabileceğini öğretebilirler; televizyon "okur-yazarlığını" geliştirebilirler; televizyonu eleştirenler, nereden başlayacaklarına karar verebilirler. -xi -

13 Bütün bunlar yapılabilir... Televizyonun ne olduğunu anlamaya çalışmak ise, bu yapılabilir olanları "yapabilme" yeteneğini bize kazandırır. Bu araştırma, Batı'da bir çok örneğini gördüğümüz, "karar vericilere yardımcı olmaya yarayan" türden bir araştırmadır. Betimleyicidir. Genel olarak, verilerin sunumu önplana alınmış ve fazla yorumdan kaçınıımıştır. Yorum özneldir; veri nesnel... Kültüıii elle tutamasak bile onun varolduğu kanalları gözleyebilir ve onun üstüne düşünebiliriz. Bu araştırmanın temel amacı bu düşünme sürecini, Türkiye'de Aile ve Televizyon konusunda başlatabilmektir. Televizyonu spekülatif, öznel ve gerçekçi olmayan lj>içimlerde tanımlamak; onun esiri olmakla eştir. Televizyonu izler en hangi dünyalara yola çıktığımızı bilirsek, o dünyaların daha iyi efendileri olabiliriz. Bu da, 21. yüzyıla girerken, kültürü tanımak ve kültürün yönlerini keşfe de bilmek demektir. Araştırmanın başlığı "Televizyon ve Aile"dir. Bu başlık, aslında televizyonun karşısına aileyi ikilem olarak koymayı değil; başlıbaşına bir aile aracı olan televizyonun aile içinde ve televizyonun içindeki aileyi anlatmaktadır. Bunu yaparken de, çerçevemizi sadece "aile" konusu ile sınırlı tutmadığımızı söylemek istiyoruz. Çünkü, burada ve ilerideki sayfalarda da belirttiğimiz gibi, televizyon aile içindedir ve aile televizyonun içinde. Tüm televiilyonu anlamak, aile içinde tüketilen bir iletişim örüntüsü olan televizyon içindeki aileyi de anlamak demektir. Bu araştırma sürdürülmelidir: Hem bu haliyle; hem de, "Televizyon ve Çocuk"; "Televizyon ve Şiddet"; "Televizyon ve Politika"; "Televizyon ve Kadın" gibi birçok alt alanlara yayılarak sürdürülmelidir. Araştırmamızın, eleştirilebilecek yanları bulunabilir. Her şeye rağmen, bu kapsamda ve kendi konusunda ilk olan bir araştırmayı yürüttüğümüz için mutluluk duyuyoruz. Bu araştırmayı gerçekleştirme desteğini bize sundul<1arı ve gösterdikleri ilgi ve yakınlık dolayısıyla, T.C. Başbakanlık AilEl Araştırma Kurumu'nun Başkanı'ndan Uzmanı'na, tüm çalışanlarına iteşekkür ediyoruz. Ayrıca, verilerin toplanmasında ve kodlanmasında emeği geçen anketörlere, kodlayıcılara; ve SPSS programlarını yürüten, Boğaziçi Üniversitesi'nden Ayşe Sim'e; bu alan araştırmasının örnekleminde bulunup bizlere cevap veren tüm insanlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu araştırmaya katkıları büyüktü; umarız bu araştırmanın da onların hayatlarına küçücük de olsa bir katkısı olur. PANAJANS - xii -

14 "Televizyon, diğer kitle iletişim araçlarından farklı bir konumdadır. Ortalama bir Amerikan evinde televizyon alıcısı günde 6.5 saat kadar açıktır. Çocuklar bu yeni simgesel dünyaya gözlerini açmakta dır ve bu aracın sunduğu onbinlerce hikayeyi adeta süt gibi em erek büyümektedirler. Artık toplumsal hayatı sürdürmek için evden dışarı çıkmaya bir gereksinim yoktur; ne ibadet yerlerine, ne de okula gitmeye bir gerek ka lmıştır. Okuma yazma öğrenmeye, da ha geniş bir kültürle buluşmak için gerekli olan birçok zihinsel yetiyi elde etmeye de gerek yoktur. Televizyon seyretmenin, aile içindeki ritüelistik ya pısı, çocuklarla yetişkinlerin izleme sürelerindeki eşitlik, kuşaklararasında bugüne kadar tarihte rastlanmayan bir "imgesel-dünya" birliğini yaratmıştır. Televizyon, tarihte ilk kez, zihinsel yetileri olmayan milyarlarca insan tarafından, kolaylık ve yaygınlıkla izlenebilen yegane iletişim aracıdır. Televizyon izlem ek için, para harcamaya, okur ya zar olmaya, elit bir kültüre sahip olmaya, gündelik ya şanan meka nı değiştirmeye gerek yoktur. Hatta, birçok konumda, statükoyu değiştirmemek ka ydıyla, geleneksel değerleri hiçe sayan bir içeriğin sansür edilemezliği ile karşı karşıyayızdır. Bütün bunlar, önceki çağlarda boyutlarına ve niteliklerine rastlanmamış olaylardır. Sonuçları da, aynı oranda pek hayal edilemeyecek boyutlarda oluşacaktır." Prof. Dr. George Gerbner "Son yıllarda, uygar dünya, tarihte rastlanmadığı ka dar büyük boyutlarda şiddetin ve politik terörizmin akıldışılığına itilmiş bulunuyor. Televizyon, çağdaş dünyada, şiddetin nedeni olmasa da, pekala, şiddet davranışlarına katkıda bulunan bir etmen olabilir. Yansıtarak, şiddeti alevlendirmektedir. Tanımlayarak, boyutlarını büyültmektedir. Vurgulayarak, abartmaktadır. Tekrar tekrar göstererek, özendirmektedir. Kısacası, televizyon ekranı, şiddet davranışının nedeni olmasa da, şiddet davranışının ortadan ka lkmaması için bir nedendir." Sir Robin Day - xiii-

15

16 Gİ Rİş TELEVİZYONUN KÜLTÜREL ETKİLERİ ve TÜRKİYE Toplumumuzdaki en yaygın kitle iletişim aracı olan televizyonun, aile ve toplum içindeki konumu çeşitli açılardan kamuoyunun eleştirisine uğramaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte özel Türkçe televizyon istasyonlarının ve yabancı yayınların, aile ortamı içinde rahatça izlenebilmesi, bu eleştiri ve endişelere yoğunluk kazandırmaktadır. Bu raporun yazıldığı tarihlerde, Türkiye'deki radyo ve televizyonları, devlet tekelinden çıkartarak, özel yayıncılık alanına sokmaya çalışan bir yasa tasarısının TBMM'inde kanunlaşma süreci yaşanmaktaydı. Yasa'da, düzenlemelerin ekonomik, politik, kamusal boyutları yeterince yer almasına rağmen, kültür ile igili boyutlar sadece, geleneksel birtakım klişeleşmiş sözler ve Avrupa Sınır Ötesi Yayıncılık Sözleşmesi'nde yer alan sınırlamalar ile tanımlanmıştı. Yapılan düzenleme tartışmaları, televizyon içeriğinin ne olduğu hakkında sadece spekülasyonlara dayanan birtakım varsayımları veri olarak kabul ediyordu. Türkiye'de, televizyona yöneltilen eleştirilerin ve endişelerin yoğunluğuna ve yasal düzenleme sürecinde yaşanan tartışmalara rağmen, ülkemizde, aile ve televizyon ilişkisini tanımlayan çerçeveler, burada sunulan araştırma yapılana kadar, sistematik ve bütünsel olarak araştırılmamış ve tanımlanmamıştır. Televizyonun etkisi var mıdır? Bu etki nasıl saptanır? Televizyonun içinde izlendiği en yaygın ortam olan aile ile olan ilişkileri nedir? Televizyonda ne tür bir aile imajı ve kavramı yansıtılmaktadır? Televizyon, aile de ve toplumda ne tür bir etkiler zinciri yaratmaktadır? Televizyonun aile bağlamında yeri nedir? Aile yapısını televizyonun etkisi nasıl değiştirmektedir? Çocuk ve televizyon ilişkisinde ailenin ve aile içindeki kadının (annenin) yeri nedir? Televizyon geleneksel aile değerlerini nasıl etkileme).<tedir? Televizyon, içinde yaşadığımız kültürün tü- 1

17 münü, bu arada da ailesel ilişkilerin tamamını etkileyen ve belirleyen bağımsız bir değişken mi, yoksa toplumsal değerleri yeniden üreten ve yansıtan pasif bir ayna mıdır? Bir kitle iletişim aracı olarak televizyon ile aile arasındaki bağı kurmada, aile içindeki kadına ne gibi görevler düşmektedir? Bu görevlerin yapısı ne olmalıdır? Televizyon, çocuklarda okul başarısını nasıl ve hangi yönlerde etkilemektedir? Bunlar ve benzeri sorular, sadece genel bir aile politikasının oluşturulması için, karar vericilerin üzerinde durması gereken bir dizi araştırma konusu olmaktan da öte, televizyonun olası işlevlerini de tanımlayan çerçeveler oluşturmaktadır. Televizyon, günlük hayatımızın kaçınılmaz bir parçası ve bireysel, grupsal ve toplumsal deneyimlerimizin ve yetiştirilişimizin temel ögesidir. Yukarıda da değinildiği gibi, Türkiye"de özel yayımcılığın gelişmesiyle birlikte, özdlikle, seksenli yılların ikinci yarısından bu yana, tele- \D vizyon yayımcılığının etkileri üzerine ilgi duyanlar çoğalmaya başlamış-, tır. Artık, gün geçmiyor ki, herhangi bir basın-yayın organında televizyonun etkileri konusunda bir spekülasyon ya da yorum yapılmasın ve bu konu haberlere dahil edilmesin. Kendisinden çok sözedilen televizyonun bu etkisi, televizyonun ritüelistik bir yapıda izlendiği, aile ortamında oluşmaktadır. Çok çeşitli toplumsal grupl(arın ve tek tek bireylerin çok çeşitli seyretme-izleme örüntülerine sahip olmaları, televizyonun büyük bir çoğunlukla, aile içinde izlenmesi gerçeğini değiştirmemektedir. Öte yandan, televizyonun aile içi iletişimi azalttığını ve bu durumun özellikle çocukları etkilediğini öne süren görüşler de yaygındır. Televizyonu eleştirenlerin, televizyonun etkisinin yönünün ne olduğu konusunda, olumsuz yönü vurguladıkları görülmektedir. izlendiği anda kendisinden başka hiçbir iletişim aracına izin vermeyen televizyonun çocukları saldırganlaştırdığı, takhtçiliğe özendirdiği, gençleri suça teşvik ettiği gibi bir çok olumsuz niteliğe de sahip olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda, yeni bilgiler kazandırma, bireylerin hiçbir zaman göre- 2

18 meyecekleri mekanları ve olayları evin oturma odasına kadar getirme, hızlı ve dinamik program yapısı ile çocuklardaki algılama yetisini geliştirme ve benzeri nitelikler de televizyona atfedilmektedir. Bütün bu karşıt niteliklerin kaynaklandığı televizyonun " gerçek" etkisi nedir? İşte bu soruya, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve özellikle ABD'de yapılan onbinlerce araştırma, kesin bir cevap verebilmiş değildir. Televizyonun ortaya çıktığı günden bu yana yapılagelen araştırmaların kesin olan tek bir sonucu vardır: Televizyonun etkisinin şu veya bu yönde olduğununi niteliğinin ve gücünün belirlenmesinin o kadar kolay olmadığı anlaşılmaktadır. Televizyonun Kültürel Belirleyiciliği Televizyonun, bir iletişim aracı olarak aile birimine kattığı olumlu ve olumsuz nitelikleri bir eğitim ve enformasyon aracı olarak çocuklara ve yetişkinlere eklediği ve onlardan eksilttiği kültürel kazanım ve kayıpların boyutlarıi bir eğlence aracı olarak aile ortamı içinde aile bireylerinin boş vakitlerini geçirirken yarattığı, enformatik, kültürel ve değerler sistemine ilişkin etkiler, televizyonun, aile ortamında olduğu kadar bireysel ve toplumsal düzeyde de kültürü oluşturan en önemli sosyalleştirme kurumlarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. Bir kültürel kurum olarak televizyonun bu çok boyutlu toplumsal etkisi, ancak, içeriğinin sistematik ve toplam olarak bilinmesi yoluyla incelenebilir. Ülkemizde, televizyonun geçmişi 2S yıla varırken (başlangıcı 1968), Gerbner'in deyişiyle, televizyonun "hayal edilemeyecek boyutlardaki" etkilerinin oluşmaya başladığı görülmektedir. Bu yirmibeş yıl içinde, televizyonun kültürel, toplumsal ve siyasal etkisi, değişik konumlarda incelendiği halde (Aziz, 1984, 1982a, 1982bi Batmaz, 1991b, 1986i Oskay, 1982i Şenyapılı, 1981i Tokgöz, 1984, 1979, 1982), aile ortamı içindeki etkileri ve hanehalkı bağlamındaki konumu araştırılmamıştır. Tek tük istisnalar, ya belirli bir tür aileyi ele almış (Aziz, 1984)i ya da televizyonun toplumsal etkisini aile bağlarnı dışında incelemiştir (Arı, 1982i Tokgöz, 1979). 3

19 Elektronik Hane Televizyonun bir kitle iletişim aracı olarak genel kültüre ve onun en önemli taşıyıcı parçası olan aile birimine etkileri kuşku bırakmayacak bir biçimde ortadadır. Televizyon, herşeyden önce, büyük bir çoğunlukla aile ortamında izlenen bir iletişim aracıdır. Bu olgu, düşük gelir gruplarında, gecekondularda ve bazı kırsal (özellikle kasaba düzeyinde) bölgelerde daha da belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Televizyon, Türk ailesi için çok önemli bir iç-mekan faaliyeti konumuna gelmiştir. Televizyon alıcısı evin Meta merkezidir. Televizyon izlemek ailesel bir ritüeldir. Ailenin tümü, televizyondan değişik biçimlerde de olsa etkilenmektedir. çoğu kez, anne-babanın izleme örüntüleri (pattern) çocukların da ister istemez izleme biçimleri haline dönüşmektedir. Televizyon tek tek bireyleri olduğu kadar, belki de ondan fazla, aile birimini bir bütün olarak etkilemektedir. Aile kültürünün önemli bir bölümü artık televizyon ile kazanılmaktadır. Bu nedenle, televizyonun aileye yaptığı genel ve bütünsel bir etkiden sözetmek ve etkiyi saptamak gerekmektedir. Televizyon izlerken oluşan bu bütünlük, televizyonun içeriğine de yansımaktadır. Ticari (reklam gelirleri ile finanse edilen) televizyon programcılığı aileyi hedef kitle olarak görür. Bu hem, ticari televizyonun gelir kaynağı olan reklamların arttırmak istediği tüketirnin büyük bir bölümünün aile düzeyinde gerçekleşiyor olmasından kaynaklanmakta, hem de, izlenme biçiminin aile içinde oluştuğu iletişim aracı olarak televizyon, en çok izlenebilirliği aileye yöneldiği zaman bulmaktadır (Bournow, 1979). Televizyonun yüzde 70'ini oluşturan eğlenceye yönelik drama ve yarışma programları, çok büyük bir çoğunlukla aileyi odak noktası olarak görmektedir. Televİzyon:un, hem izlenirken, hem dle üretilirken aileyi hedef alması, televizyonun etkisini incelerken, (1) izlenme sırasında oluşan bağlamı ve etki ortamını, ve (2) televizyon programlarının içeriğini gözönüne almayı gerektirmektedir. 4

20 Araştırmanın Amacı ve Kapsamı Bu araştırma, televizyonun etkisi ile ilgili tüm bu soru ve sorunlara kesin bir cevap vermek yerine, Türkiye'de televizyonun etkisi konusunda yapılan spekülatif değerlendirmeler için ampirik veriler sağlamak amacından yola çıkmıştır. En önemli kültürel etki 'a:çaçlarından olan televizyonun Türk aile yapısı içinde kullanım ve izlenme envanterinin (izlenme sıklığı, izlenme zamanı, çocuk ve ebeveynlerin izleme farklılıkları, izleme ortamı ve bağlamı gibi) saptanması, bu çalışmanın en önemli amacını oluşturmaktadır. Aşağıdaki sorular çalışmamızın kapsamını ortaya çıkartmaktadır. (1) Türkiye'de televizyonun bir birim olarak aileyi etkilemesi nasıl gerçekleşmektedir? Türk ailesinin genel bir televizyon izleme biçimi oluşmuş mudur? Ailenin tüm bireyleri televizyondan tek tip bir etkilenme biçimine mi sahiptir? (2) Aileye ilişkin imaj ve kavramları televizyon nasıl yansıtmakta, resmetmektedir? Televizyon programları, içerikleri itibariyle ailenin kültürel oluşumuna ne gibi söylemler ve dinamikler sağlamaktadır? Kısacası, elektronik hane'yi ortaya çıkartan televizyon, aile içinde hangi konumdadır? Bu araştırmanın bulguları, işte bu soruya aradığı cevaplarla şu genel sonuçlara varmaya çalışmıştır: (1) Bu araştırma, televizyonun içeriğini inceleyerek, aileyi tanımlama biçimlerini; aileye bakış açısını; çeşitli aile tipolojilerinin televizyonda resmedilme tarzlarını ortaya koymaya çalışmaktadır. (2) Türk ailesinin televizyon tüketim örüntüsünü belirleyen ve bu hedef kitleye (aileye) nasıl, ne zaman, hangi mesajlarla varılabileceğini saptamaya yarayacak kuramsal çerçeveler ve nesnel bilgiler sağlamaya çalışmaktadır. (3) Genel aile politikaları oluşturulurken,türk aile bağlamında yoğun olarak izlenen televizyonun, aile yapımızda varolan hangi değerleri ve tutumları etkilediğini ortaya çıkartmaya çalışmaktadır. 5

21 (4) Özel yayıncılıkla birlikte başlayan, görece kontrolsüz (özel) televizyon yayıncılığının, aile kurumu, sosyal ve toplumsal değerler, çocuğun aile içindeki yeri gibi konularda, nasıl bir içeriğe sahip olması gerektiği hakkında, ulusal düzen ve toplumsal sağlık ve istikrarı sağlamak amacıyla, karar vericilere, yargıçlara ve yasa koyuculara (örneğin, radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyecek olası bir Türkiye Ulusal İletişim Konseyi'ne (Üst Kurul), Basın-Yayın Mahkemeleri'ne, DPT'ye, vs.) bilgilendirme sağlamaya çalışmaktadır. (S) Aile yapısının, göç ve kentleşme gibi önemli bir toplumsal olgu çerçevesinde değişim geçirmesinin televizyon ile ilişkisi konusunda ayrıntılı bir bilgi birikimi yaratmaya çalışmaktadır. Türk ailesini son SO yıldır etkileyen en önemli iki temel boyut vardır: (1) Kente göç (ve hızlı kentleşme) ve (2) Televizyon. Bu nedenle, aile bağlamında yapılacak bilimsel araştırmalar, bu iki boyuttan birine veya her ikisine birlikte yoğunlaşmak durumundadır. Türkiye'de ilaile ve Göç" ve "Kentleşme" 1965'ten bu yana çeşitli düzeylerde incelenmektedir. Oysa, öçün oluşmasından sonraki aile hayatını belirlemesi, hatta göçe neden sayılabilecek güdülerin (özenmelerin ve beklentilerin) oluşmasını sağlaması nedeniyle televizyonun etkisi, litelevizyon ve Aile" bağlamında, Türkiye'de artık ele alınması gereken bir konudur. Araştırmanın Önkabul1eri, Hipotezler ve Temel Kavramlar Bu araştırmada, bugüne kadar spekülatif yaklaşımlarla oluşturulan televizyonun kültürel etkisine ilişkin bazı operasyonel varsayımlar betimsel ve istatistik olarak sınanmaktadır. Bu varsayımlar, belli bazı önkabullere dayanmaktadır. Önkabuller Bir sonraki kısımda sunulan operasyonel varsayımlarıınızın temellendiği genel varsayımlar, televizyonun aile içinde tüketilen ve aile dolayımıyla etkin rol oynadığı önkabullerine dayanmaktadır. Araştırmanın istatistik olarak sınanmayacak olan önkabulleri şunlardır (Bu 6

22 önkabullerin bazıları, operasyonel varsayımlarımız ile paralel olduğu da görülecektir.): (1) Aile politikalarında yapılacak siyasa (policy) değişim programlarının ve kampanyalarının üzerinde yoğunlaşması ve dikkate alması gereken ortam, ekonomik, siyasal, bireysel ortam değil, kültürel ortamdır. Televizyon, yukarıda özetlediğimiz biçimde, bu genel kültürel ortamı, çok yaygın, baskıcı ve eşitlikçi bir biçimde yaratan, tek eğitimenformasyon-eğlence ve iletişim aracıdır. (2) Türkiye'de aile yapısı, kırsal ve kentsel-geleneksel Türk aile yapısının en temel özellikleri olan dayanışmacı-ortaklaşmacı yapılardan, modernleşme kuramlarının bundan otuz yıl kadar önce öngördüğü (Lerner, 1964) doğrultuda modern (batılı) ailenin bireyci-öznel özelliklerine doğru evrimleşmemekte; her iki aile yapısının melez bir sentezi olma sürecine girmektedir (Kağıtçıbaşı, 1991). Bu süreçte, biri ekonomik, diğeri kültürel iki boyut temel belirleyici olmuştur: (a) kırdan kente göç, ve (b) televizyon. (3) Türkiye'deki kadının, aile içindeki konumu ve bir birey olarak sosyalleşme süreci, genel olarak yeni ortamlara ve mekanlara adaptasyon yeteneği yüksek kadın tipini yaratmıştır (Abadan-Unat, 1964). Aile yapısı ne olursa olsun, kız çocuğun, bir başkasının ailesine "gelin" olarak gitmeye hazırlanması, Türkiye'deki kadının en temel oluşum sürecidir. Bu süreç, yeni koşullara daha iyi uyabilen kadınlar yaratmaktadır. Bu süreçle bütünleşen televizyonun Ekinlenme (cultivation [Gerbner ve Gross,1976]) Etkisi, kadınlarda hem adaptasyon yeteneğini arttırıcı, hem de "yeni-olana," erkeklerden daha fazla bir merak duyma güdüsünü pekiştirici faktörler yaratmıştır. Bu güdüsel faktörler, kadını, bilinçaltı olarak daha az "muhafazakar" yapma potansiyeline sahiptir. Kadındaki bu güdüsel faktörler, eğer varsayıldığı gibi yapılanıyorsa, bir grup olarak kadınlar, aileye yönelik her türlü kampanyada (aile planlaması; bilinçli tüketim ve tasarruf; eğitim; çocuk bakımı; erkek otoritesinin olumsuz yönleri ile savaşım, vs.), hedef alınması gereken tek kitledir; ve bu kampanyalar tümüyle televizyonu bir iletişim mecrası olarak kullanmalıdır (Homik, 1990). 7

23 (4) Anne-çocuk-televizyon ilişkisi içinde, yeni telekomünikasyon teknolojileri ile genişleyen televizyon etkisinin olumluluğunu (veya olumsuzluğunu) belirleyen en önemli etken, ailedeki kadının (annenin) televizyonu kullanmayı bilmesi ve ona karşı belli bir bilinçliliğe sahip olmasıdır (Tokgöz, 1982). Kadında televizyona ilişkin bilinçlilik arttıkça, televizyonun etkisi "olumlu" bir yöne doğru gelişmektedir. Bu bilinçlilik sadece formel eğitim düzeyi ile kazanılmamakta; geniş kadın topluluklarında, televizyonun ne olduğu ve nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili bilgilendirmelerin yapılması ile de kazanılabilmektedir. [Örnek: ABD'de "Children's Television" adlı baskı grubunun yaptığı çalışmalar.] Televizyonun, çocuk eğitimi ile ilgili boyutlarını, çocuğun televizyon ile okul başarısını birlikte götürebilme yeteneği kazanmasını geliştiren programlar, aile içinde kadına yönelik olmalıdır. (5) Televizyonun, toplumda genel kanı olarak yer etmiş en olumsuz etkisi, öğrencilerin okul başarısı üzerine yaptığı varsayılan etkilerdir. Bu eleştirel bakış açısına göre: (a) televizyon izlemenin ödev yapma ve çalışma zamanını kısaltması, (b) okuma-yazma gibi zihni zorlayıcı entellektüel faaliyetler yerine, göıüntü ve ses ile desteklenen kolaycı zihni yeteneklerin gelişmesi, (c) gerçek olgular yerine hayali 01- gularla yetişen bireylerin oluşması ve (d) televizyon formatından kaynaklanan hızlı ve kısa sahnelerin, çocuğun algılama yeteneğinde yarattığı olumsuzluklar: 1- konsantrasyon kabiliyetinin azalması, 2- okuldaki öğrenme isteğinin yokolması gibi etmenler televizyonun eğitim ve okul başarısı üzerinde yaptığı olumsuz etkilerdir. Bu tür eleştirel genellemeler, televizyonun eğitim ile ilgili "olumlu" olabilecek yönlerini gözardı etmektedir. Nitekim, diğer ülkelerde televizyon yaygınlaşmasındaki ilk yirmi yıl içinde yapılan görgül araştırmalar, genel olarak, televizyonun özellikle ilkokul başarısı üzerinde olumsuz etkilerde bulunduğu hipotezini desteklernemektedir (Hornik,1981, 1978; Batmaz, 1985a,c; Taipale, 1971; Voll, 1983; Salomon, 1978; Roberts, 1984; Morgan, 1980). Kıt enformasyon toplumlarında (Türkiye gibi) televizyon, genel kültürü arttırıcı, öğrenmeye merak uyandırıcı, eğitimi hızlandırıcı özelliklere de sahip olabilir. Araştırma grubumuzdan Batmaz'ın, yılları ara- 8

24 sında Fas'ta yaptığı bir araştırmada benzer bulgular bulunmuştur (Batmaz, 1985a,c): Fazla televizyon izlemek, ilkokul öğrencileri düzeyinde okul eğitimini ve okuma-yazma düzeyini olumlu ya da olumsuz olarak etkilememekte fakat ilkokul öğrencilerinin genel kültür düzeylerini bariz bir biçimde yükseltmektedir. Bu bulguların Türkiye için geçerli olup olmadığı, yeterli düzeyde görgül (ampirik) araştırmaların yapılmamış olması nedeniyle, birçok ebeveyn, politika üreticisi ve karar verici tarafından bilinememektedir. Bu düzlemde, bu araştırma, neden-sonuç ilişkisi olarak değil, fakat sadece betimleyici bir tarzda, televizyon ile çocuğun okul başarısı üzerinde durmaktadır. (6) Operasyonel bir önkabul olarak, televizyonun genel içeriğinin, yıllara, kanallara ve ülkelere göre (% 90 oranında) değişmediğini söylemek mümkündür. Bu önkabul, Gerbner'in çalışmalarına ve Tapio Varis'in, ülkelerarası program akışı araştırmalarına dayanmaktadır (Varis, 1974, pp ; Read, 1976). Hipotezler (1) Aileye ilişkin kamusal politikaların iletişimine yönelik kamusal iletişim kampanyalarında, televizyon en etkili iletişim mecrasıdır. Bu hipotez, televizyon ve aile bireyleri arasında bulunacak bir "mainstreaming" etkisinin yoğunluğu ile betimsel olarak sınanmıştır. (2) Aile içinde, çocuğun televizyon izleme ile okul başarısını birlikte götürebilme yeteneğini kazanması, annenin televizyona ilişkin bilinçlilik derecesi ile doğrudan bağlantılıdır. Bu hipotez dolaylı olarak, "Çocuk ve Televizyon" araştırmasında sınanmıştır. Analizimiz, yüksek SES 'deki ailelerin daha yüksek eğitimli olmaları nedeniyle daha "bilinçli" oldukları önkabulüne dayanmaktadır. (3) Türk ailesinde kadın, televizyon ile en fazla kontak halinde olan bireydir ve kadının televizyonu tüketim biçimi gelir ve statü farklılıklarım aşan bir genellilik taşır. (4) Televizyonun, toplumda genel kanı olarak yer etmiş en olumsuz etkisi çocuklar üzerindeki etkisidir. 9

25 (5) Televizyon programlarının ortaya çıkardığı tipik aile tipolojisi gerçekleri yansıtmamaktadır. (6) Farklı aile tipolojilerinde televizyon izleme alışkanlıkları benzeştikçe, temel tutum ve kamusal konulara ilişkin görüşlerde de benzeşme olmaktadır (Bkz: Temel Kavramlar kısmmda, {(Mainstreaming"). (7) Türkiye'de televizyon mesajları şiddet, cinsellik konuları itibariyle diğer ülkelerden bir farklılık göstermemekte ve bu konular yüksek oranda işlenmektedir. (8) Türkiye'de televizyon mesajları gerçek dünya ile örtüşmeyen bir karekteristik sergilemektedir. Bu noktada, şunu vurgulamak gereklidir: Araştırmanın bulguları arasında yer alan verilerin büyük bir çoğunluğu, bu hipotezleri ampirik ve istatistik olarak sınamaya elverişli olmasına rağmen; yukarıdaki bazı hipotezler, dolaylı ve istatistik olmayan bir yoldan sınanmıştır. Bu hipotezler ampirik destekleri ve Türkiye'deki aile bağlamındaki oluşumlar Sonuç Bölümü'nde irdelenmektedir. Ayrıca, araştırmanın veri toplama yapısı nedeniyle, hipotez sınaması, istatistik olarak literatürde varolduğu biçimiyle bir {(hipotez testi" tekniğinin dar anlamıyla da uyuşmamaktadır. Temel Kavramlar Bu araştırmada kullanılmış olan temel öge olan aile, iki farklı tanımla belirlenmektedir: Çekirdek Aile ve Geniş Aile. Bu aile tanımları, aile sosyolojisinin ve demografinin kavramlarıdır. Bu ayrımlaşma aynı zamanda, Türkiye gibi ülkelerde, bölgesel ve gelir gruplarına dayalı aile tanımlarının da bir türevidir. Aile kavramlarına ek olarak, televizyon ile ilgili ögeler de aşağıdaki gibi tanımlanmıştır: Çekirdek aile, anne-baba ve çocukla:rdan oluşan küçük ailedir ve genel olarak kentlerde ve orta-üst ve üst gelir gruplarında gözlenmektedir. 10

26 Geniş aile ise, baba ve anneye kan bağı ile bağlı bulunan, çocukların kan bağı ile bağlı oldukları, hanede sürekli yaşayan tüm bireyleri kapsar. Bu aile kırsal ve alt gelir düzeylerinde ve özellikle de kentsel çevre içinde muhafazakar bölgelerde ve gecekondularda yaşar. Bu aile biçimi, Türkiye için, normatif bazı özellikleri de taşıdığından (örneğin muhafazakarlık) tanımı oldukça zordur. Televizyon bir kavram olarak, kanallar, programlar ve istasyonlar olarak değil, ailede bir gün içinde izlenen tüm televizyon içeriği olarak tanımlanmıştır. Bu televizyon içeriğine tüm programlar dahildir. Programların birbirleriyle olan farklılıkları şu tür başlıklarına göre ayrımlaştmlmıştır: Eğlence Programları ve Kamusal Bilgi ve Enformasyon Programları. Eğlence Programları, eğlence niyetiyle izlenen, dramatik bir konusu olan bütün programlardır: Diziler, sinema filmleri (Müzik ve spor programları hariç). Kamusal Bilgi ve Enformasyon Programları, haber ve bilgi verme niteliği olan tüm programlardır (Haberler, Açık Otururnlar, "Talk Show'lar", Belgeseller [Dramatik nitelikle olanlarda dahil]). Müzik, spor ve reklamlar çözümlenmemişlerdir (Bkz: Metodoloji Bölümü). Elektronik Hane, bir alogori olarak kullandığımız bir kavramdır. Bu kavramın sadece betimsel bir özelliği vardır. Bir analiz kavramı olarak kullanılmamalıdır. "Mainstreaming," Kültürel Göstergeler projesinin teorik bir kavramıdır. Daha sonra da ayrıntılı olarak tanımlanacağı gibi, mainstreaming, televizyon seyretmenin insanlararasında ortak belli sosyalizasyon etkileri yarattığını; bu etkilerin toplumsal olarak grupları ve bireyleri bir aynılaştırma sürecine soktuğunu öneren bir kavramdır. Araştırmanın genel metodolojisi, ABD'de Pensilvanya Üniversitesi'nden George Gerbner ve arkadaşlarının geliştirdikleri ve son 25 yıl boyunca sürekli uyguladıkları, Kültürel Göstergeler modeli çerçevesinde geliştirilmiştir. Kültürel Göstergeler modeli, bir taraftan televizyon 11

27 dünyasının analizini içerirken, diğer taraftan da, televizyonun izleyicilerin dünyaya bakışını ve izleyicilerin ekinlenme (kültürlenme) sürecini ne derecede etkilediğini sorgulamaktadır. Bu model, televizyon mesajlarının sunduğu dünyanın ana karakteristiklerinden yola çıkarak, bunların izleyicilerin beklentilerinde, değerlerinde, tanımlamalarında ne derecede yansıdığına bakar. Soru, kitle iletişiminin sentetik dünyasının 'derslerinin' gerçek hayatta ne derecede uygulamaya konulduğudur. Araştırma üç ayrı veri tabanının toplanması ve değerlendirilmesi temeline oturmaktadır. Bu veri tabanıarı: (1) Türkiye'de ulusal çapta yayın yapan S televizyon kanalının birer haftalık örneklem programlarının mesajlarının analizinden oluşan Mesaj Sistemi Veri Tabanı; (2), 1993 yılının yaz aylarında, İstanbul, Afyon ve Sinop illerinin kent merkezlerinde, tüm SES gruplarını kapsayan örneklernde hanehalkı ile yapılan anket sonuçlarına dayalı Ekinlerne Analizi Veri Tabanı; (3) İstanbul'da SES grupları açısından farklılaşmış iki ayrı ilkokulda gerçekleştirilen ve ilkokul çocuklarına uygulanan televizyon izleme ve okul başarısı konulu anket ve testlerin oluşturduğu Televizyon ve Okul Başarısı Veri Tabanı. Bu üç veri tabanının sağladığı veriler topluca değerlendirmeye alınmış ve Türkiye'de hanehalkı bazında izleyicilerin televizyon izleme örüntüleri, yayınlanan yayınlarda ağırlıkla geçen programların dökümüne ve izleyicilerin kültürlenme sürecinde mesaj dünyasının etkilerinin boyutlarının ölçümüne dek ulaşan bir dizi soru analize tabi tutulmuştur. Araştırmaıün Hedefi Yukarıdaki çerçeveler içinde, daha öz olarak belirtirsek, bu projenin sonuçları; (1) AAK ıçın, aile üzerinde, ailenin en önemli kültür edinme (aküıtürasyon) kurumu olan televizyon aracılığı ile oluşan özelliklerin ve etkilenmelerin saptanması; ve aileye yönelik eğitim-iletişim kampan- 12

28 yalarının daha etkin olarak hazırlanmasına, (2) Konu ile ilgili yasa hazırlayıcılarının nesnel verilere dayanarak, toplumun gerçeklerinden yola çıkarak iletişim düzenlemeleri yapabilmelerine, (3) Toplumun değişik kesimlerini temsil eden siyasal partilerin nesnel bilgilerden yola çıkarak aile ile ilgili politikalar üretmesine, (4) Konu ile ilgilenen bilimsel kamuoyunu tartışmaya teşvik etmesine ve daha gelişkin bulguların zaman içinde elde edilmesine, (5) Karmaşıklaşan televizyon me cra sı yapısı içinde, daha az israfa yol açacak kararlar verilmesine ve kaynakların dengeli dağılmasına yol açan sektörel politikaların hazırlanmasına, (6) Çocuklara ve yetişkinlere yönelik yayınların saatleri; reklam kuşaklarının dağılımları; çocuk eğitimi, pornografi, şiddet, tüketim, sanat gibi toplumun değer yargılarını etkileyen programların sınırlarının saptanması amacına yönelik kararlar vermesi gerekecek olan Ulusal İletişim Konseyi'nin (Şimdiki RTÜK) daha nesnel kararlar almasına ve değişen aile kurumunun toplumsal istikrarı etkileyecek çözülmelerine karşı televizyonun yayın politikalarının saptanması için yapılacak tüm faaliyetlere yararlı olacaktır. Kitabın Düzenİ Araştırma sunumu, 1 giriş, 5 temel, 1 sonuç ve 1 ek bölüm'lerinden oluşmaktadır. Giriş Bölümü'nde araştırmanın nedeni, kuramsal temelleri, ve elde edilen bulguların kullanım alanları, hedefleri ve sonuçları tanımlanmıştır. Birinci Bölüm'de, televizyonun etkisi konusunda şimdiye dek yapılmış araştırmalardan çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir. İkinci Bölüm'de, bu araştırmada kullanılan metodolojik yaklaşım ve alan araştırması için kullandığımız yöntemler anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm'de, alan araştırmasının bulguları, yani, aileler ile yapılan anketlerin sonuçları üzerinde durulmuştur. Bu bölümde aynı zamanda, çocuk ve televizyon bulguları da yer almıştır. 13

29 Dördüncü Bölüm, içerik araştırmasının verileri, yani, belirli bir süre zarfında yayımlanan televizyon programlarının içeriklerinin analiz sonuçlarını aktarmaktadır. Beşinci Bölüm'de, ailenin kültürlenme sürecinde televizyonun rolünü saptamak amacıyla, 3. ve 4. bölümlerde elde edilen sonuçlar, "mainstreaming" çerçevesinde yeniden ele alınmaktadır. Sonuç Bölümü'nde ise bu araştırmanın sonuçları topluca değerlendirilmiş ve toplam 10 adet operasyonel varsayım, elde edilen ampirik bulgular ışığında irdelenmiştir. Ek Bölüm'ü çeşitli alt başlıklarla, veri tablolarını, demografik bilgileri ve diğer gerekli notları içermektedir. 14

30 BİRİNCİ BÖLÜM: TELEVİZYON, İZLEYİCİLER VE TELEviZYONUN ETKİLERİ ({Televizyon korkutuyor. Televizyon ekranları dehşet saçıyor. Televizyon ekranlarındaki şiddet yüklü programlar çocukları olumsuz yönde etkiliyor. PSikologlar, ruhsal gelişimini tamamlamamış çocukların bu programları izlemesini çok sakıncalı buluyor." (Sabah, ). Özellikle basılı medyada bu tür uyarıların artık neredeyse her gün okunduğu Türkiye'de, her kesimden bireyin düşüncesinde televizyon etkisinin ({kötü" olabileceği yönünde bir endişe yazılmış durumdadır. Ancak, bazen, televizyonun popüler düzeyde eleştirisini içeren haber ve yorumların satır aralarında, televizyon yayınları ile izleyici davranışları arasında bir ilişkinin kolaylıkla saptanamadığı doğrultusunda vurgulamalar da gözden kaçmamaktadır. Televizyonun kültürel ve toplumsal etkisi konusu ile daha yakından ilgili olanlar, yapılmış binlerce araştırma sonucunda, televizyon-izleyici ilişkisinin ne olduğunun tam olarak saptanamamış olduğunu bilmektedirler. Bazı araştırmacılar bu ilişkinin çok güçlü olduğunu vurgularken diğer araştırmacılar herhangi bir bağlantının saptanamadığını söylemektedirler. Bu belirsizliğe rağmen televizyon izleyicileri ve etkileri konusundaki araştırmaların uzun bir geçmişe ve yoğun bir ürün birikimine sahip olduğunu belirtmek gerekir. Tarihsel Perspektiften Televizyon Etki Araştırmaları: Televizyonun etkileri alanındaki araştırmaların ilk olarak Amerikalı akademisyenlerce ele alındığı 1940'lar ve 19S0'lerde, sosyal bilimler alanında gündemdeki ana konu faşizmin Alman toplumuna nasıl hakim olduğu ve atomize olmuş insanlardan meydana gelen kitle toplumlarının propoganda ve inandırma metodlarına nasıl maruz kaldıkla- 15

31 rı üzerine yoğunlaşmıştı. Frankfurt Okulu düşünürleri, kitle iletişim araçlarının kitle toplumu üzerindeki etkisini bir şırınganın aşı şırıngalamasına benzetmekteydiler. Birbirlerinden kopuk bir şekilde milyonlarca radyo dinleyicisi, sinema izleyicisi ve gazete okuyucusunun, kitle iletişim araçlarının şırıngaladığı mesajı her gün almakta olduğu ve bu mesajların toplumda ani tepkilere ve hareketlenmeye yol açtığı varsayılmaktaydı. Bu tür "kötümser" bir yaklaşım, Amerikalı bir çok araştırmacı tarafından daha sonra eleştirildi ve kitle iletişim araçlarının etkisinin bu ölçüde "anında" ve "tepkisel" olmadığını ispatlamak üzere kitle iletişimi araştırmaları alanında çığır açacak olan etki araştırmaları dönemi başlatıldı. Etki araştırmalarının ilk dönemine damgasını vuran savaş-sonrası Amerikan araştırmaları Frankfurt Okulu'nun yaklaşımından etkilenen ve hypodermic etki diye adlandırılan kötümser yaklaşımı eleştirerek, toplum üyelerinin hiç de sanıldığı gibi pasif bir mesaj alıcısı durumunda olmadığını, insanlararası iletişiminin de, bu etkilenme sürecinde insan davranışlarında belirleyici rolü bulunduğunu ve kitle iletişim araçlarının mesajı ile etkisi arasında doğrudan bir bağlantı kurulamayacağını ileri sürdüler. Bu tezlerin doğrulanması ve sınanması yolunda giderek rafine edilen ve sofistike bir hal alan alan araştırması metodolojileri ve yeni teorik çerçeveler geliştirildi. Ancak, bu ilk dönem araştırmaları, ki 1970'li yılların ortalarına kadar etki araştırmaları alanında temel paradigma olarak varlığını korudu; Mesaj Etkisi ya da izleyici Konumu ikilemlerinin dışına çıkamadı (Morley, 1992, s. 46). Bu çerçeve içinde, Mesaj Etkisi alanında yapılan araştırmalar, davranışçı bir kalıbın dışına çıkamadılar ve kitle iletişim araçlarının mesajlarının izleyicilerin davranışlarında ne tür etki zincirine yol açtığını araştırdılar. izleyici Konumu araştırmaları ise daha çok yapısaıcı ve işlevci bir kalıp içinde kaldılar. Bu araştırmalar, izleyicileri yapısal özelliklerine göre ayrıştırarak mesaja ne kadar 'açık' olup olmadıklarını ölçtüler. izleyicilerde izlenen farklı mesaj algılamalarının izleyicilerin ihtiyaçlarındaki ve medyayı kullanma amacındaki farklılıklardan kaynaklandığı öne sürüldü. Mesaj Etkisi ve izleyici Konumu ikilemlerinden birisi, zaman zaman ön plana çıktı 16

32 ve diğerine alternatif olarak sunuldu. 1960'larda, mesaj ve etkileri araştırmalarında hiç bir yere gelinemediği V: bu yolun tıkandığı söylendiği bir dönemde, izleyiciler ve izleyicilerin mesajları fonksiyonel olarak nasıl kullandıklarına ilişkin yaklaşımlar popülerlik kazanmaya başladı. Diğer taraftan, Mesaj Etkisi araştırmaları hiç bir zaman ölmedi; ve daha karmaşık ve psikolojik metodların da yardımıyla bu alanda bir çok laboratuvar çalışmaları yapıldı. Mesaj Etkisi çalışmalarının gözden düşmesinin önemli bir nedeni bu alanda yapııan alan araştırmalarının mesajın etkisinin niteliğine ilişkin elle tutulacak kanıtlar sağlayamaması oldu yılında yayınlanan ve 1940 Amerikan Başkanlığı seçiminde kitle iletişim araçlarının rolünü inceleyen bir araştırma kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayılan politik mesajların oy verenler üzerinde çok küçük bir etkisı olduğunu bulmuştu (Lazarsfeld, Berelson, Gaudet, 1948). Daha sonra 'Two-step flow' (İki basamaklı akış) diye anılan modelin gelişmesinde önemli rol oynayan bu tür araştırmalar, kişilerin yaptıkları seçimlerin kitle iletişim araçlarından gelen mesajlardan değil, fakat kendi tercihlerinden ve içinde bulundukları grupların yönelimlerinden çok daha fazla etkilendiğini ortaya koymaktaydı. Benzeri bir şekilde, 1960'ların sonlarında, Amerika Birleşik Devletleri'nde, özellikle siyahların yaşadığı gecekondu bölgelerinde ve öğrenciler arasında meydana gelen büyük başkaldırı olaylarını araştırmak üzere kurulan komisyon, televizyonun şiddet olaylarının meydana gelmesinde belirleyici bir faktör olmadığı sonucuna varmaktaydı. Bu sıralarda, ABD 'nin Genel Sağlık Başkanlığı, "deneysel araştırmaların sonuçlarının zayıf ve birbiriyle tutarsız" olduğuna işaret etmekte ve lifakat televizyonda yer alan şiddetin, bu tür birlyönelimi olan çocuklar üzerinde etkili olduğu, aksi taktirde, saldırganlığı teşvik eden _bir çok faktör içinde yalnızca bir tanesi olarak kaldığı"nı vurgulamaktaydı (Fowles, 1992, s. 27). Kitle iletişim mesajlarının etkisinin kantitatif bir şekilde belirlenememesi, bir taraftan Mesaj Etkisi çalışmalarının gözden düşmesine yol açarken, öbür taraftan da, toplumda ve karar vericiler arasında bu konuda belirgin bir rahatsızlığın ortaya çıkmasına da neden olmaktaydı. Bu kadar yaygın bir araç olan kitle ileti- 17

33 şimin mesajlarının etkili olmaması sözkonusu olabilir miydi? Bu sorunun kamuoyunu fazlası ile meşgul ettiği bir dönemde, Marshall Mc Luhan'ın 1964 yılında yayınlanan, Medyayı Anlamak adlı eseri geniş bir popülerlik kazandı. Bu yapıtla birlikte, iletişim araştırmalarında yeni bir açılımın gerekliliği ortaya çıkmaya başladı. 1970'lere varıldığında, kitle iletişimi araştırmaları alanında Mesaj Etkisi perspektifi, yerini izleyici Konumu'na terketmeye başladı. Artık vurgu izleyicilerin ne tür bir algılama süreci yaşadıkları üzerine kaymıştı. 1970'lerde, sosyoloji, psikoloji, anlam-bilim gibi alanların kitle iletişimi araştırmalarına girmesiyle birlikte izleyici Konumu araştırmalarının bazı temel varsayımları sorgulanmaya başlandı. O zamana kadar bütün toplum üyelerinin aynı değerleri paylaştığı varsayılmaktaydı; kitle toplumu her kesimin katıldığı bir kitle kültürünü de beraberinde getirmekteydi. işte bu noktada, sosyolojik bakışın kitle iletişimi araştırmaları alanına girişi ile birlikte, bu varsayım sorgulanmaya başlandı. Bu yaklaşıma göre, toplum üyelerinin davranışları ortak bir değerin ifadesi olarak ele alınmamalı, tam tersine, her bir davranış kişiye ait bir yorumun sonucu olarak değerlendirilmeliydi. Böylesi bir girişim ile birlikte, eskiden pasif bir alıcı olarak kavramsallaştırılan izleyici, yorum yapan, seçen ve reddeden aktif bir katılımcı olarak ele alınmaya başlandı. Leicester Üniversitesi Kitle iletişimi Araştırmaları Merkezi Profesörü James Halloran'ın ifade ettiği, "Artık medyanın insanlara ne yaptığını anlama çabasından vazgeçmeli ve insanların medya ile ne yaptıkları konusuna eğilmeliyiz" görüşü temel sorunsal haline geldi. "Uses and Gratifications" (Kullanım ve Tatmin) adı ile anılan bu modele göre kitle iletişimi izleyicileri herhangi bir yayını birbirlerinden çok farklı şekillerde yorumlayabilir ve yapımcının hiç planlamadığı sonuçları kendisi için çıkartabilir (Halloran, 1970a,b). Kullanım ve Tatmin yaklaşımının ortaya çıkardığı sonuç, evrensel addedilen izleyicinin algılama sürecini göreceleştirmesi ve izleyicinin kendi öznelliği ve rasyonalitesi çerçevesinde şekillendirmesi oldu. Bu görüşe göre, izleyici için kitle iletişim araçları kendi ihtiyaçlarım gidermeye yarayan kaynaklardır. izleyici bu kaynağı rasyonel bir şekilde, elde etmek istedikleri 18

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

MAĞAZA İMAJI, MAĞAZA MEMNUNİYETİ VE MAĞAZA SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TÜKETİCİLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZET

MAĞAZA İMAJI, MAĞAZA MEMNUNİYETİ VE MAĞAZA SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TÜKETİCİLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZET D.E.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi Cilt:22 Sayı:1, Yıl:2007, ss:105-121 MAĞAZA İMAJI, MAĞAZA MEMNUNİYETİ VE MAĞAZA SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TÜKETİCİLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Murat Selim SELVİ * Hatice ÖZKOÇ

Detaylı

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Tuna USLU Gedik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık Hizmetleri A.Ş.

Detaylı

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Çalışmanın Amacı 2010 Ipsos Türkiye de boşanma, ayrılık, ya da vefat nedeniyle ebeveynlerden birinin yokluğunun psikolojik ekonomik

Detaylı

Başkent Üniversitesi Öğrencilerinin Medya Tüketim Alışkanlıkları

Başkent Üniversitesi Öğrencilerinin Medya Tüketim Alışkanlıkları Başkent Üniversitesi Öğrencilerinin Medya Tüketim Alışkanlıkları Fatma Büşra Atalay, Gökhan Barutcu, Anıl Öner Koçak, Emine Gül Taş, Irmak Üstündağ Danışman: Prof. Dr. Rengin Erdal ÖZET Genç nüfusun oldukça

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

ISL 201 Pazarlama İlkeleri. Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN

ISL 201 Pazarlama İlkeleri. Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN ISL 201 Pazarlama İlkeleri Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN Pazarlama Bilgi Sistemi (PBS) Bir işletmenin pazarlama ile ilgili kararlarının alınmasına yardımcı olacak bilgilerin toplanması, işlenmesi, saklanması

Detaylı

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Sosyal Sorumluluk Projelerinin Amacı Yaşamın sürdürülebilirliği, Toplumsal yaşamın iyileştirilmesi için ortak evrensel değerlerin toplumlar tarafından

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ

İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ Dr. Salih DURSUN İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ KAVRAM MODELLER UYGULAMA Beta Yay n No : 2668 İşletme - Ekonomi : 558 1. Baskı Mart 2012 - İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-692 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye

Detaylı

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ 2014 YILI FAALİYET RAPORU BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Oda Faaliyetleri 86 BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Muhasebecilikte kural, karar ve mevzuat çok sık değişebilmektedir. Bu alanda çalışanların kararlardan haberdar

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi MEDYA OKURYAZARLIĞINI EĞİTİMDE UYGULAMAK Terakki Vakfı Okulları 19.12.2015 MEDYALANMIŞ DÜNYA MEDYA ÇALIŞANLARI YURTTAŞ: kişi/ meslek/

Detaylı

ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİN UYUŞTURUCU KULLANIMI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİ (ANKARA ÖRNEĞİ) 4

ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİN UYUŞTURUCU KULLANIMI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİ (ANKARA ÖRNEĞİ) 4 Kriz Dergisi 4 (2): 3540 ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİN UYUŞTURUCU KULLANIMI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİ (ANKARA ÖRNEĞİ) 4 Nilgün SARP* ÖZET Bu araştırma günümüzde artık bir endüstri haline gelen uyuşturucu kullanım

Detaylı

BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER. Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir.

BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER. Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir. BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir. 1.1.Sonuçlar Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerisini öğrencilere

Detaylı

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY YERELYÖNETİM REFORMUSONRASINDA İLÖZELİDARELERİ Dünyadayaşananküreseleşme,sanayitoplumundanbilgitoplumuna geçiş,şehirleşmeninartışı,ekonomikvesosyaldeğişimleryönetim paradigmalarınıveyapılarınıdaetkilemektedir.çevrefaktörlerinde

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

TURİZM PAZARLAMASI REKLAM

TURİZM PAZARLAMASI REKLAM TURİZM PAZARLAMASI Turizm Pazarlamasında Tutundurma REKLAM Reklâm; belirli bir ücret karşılığında ve ücretin kimin tarafından ödendiği bilinecek biçimde; bir turizm işletmesinin ve turizm bölgesinin ürünlerinin

Detaylı

22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ

22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ 22. Baskı İçin... TEŞEKKÜR ve BİRKAÇ SÖZ Eğitimde Rehberlik Hizmetleri kitabına gösterilen ilgi, akademik yaşamımda bana psikolojik doyumların en büyüğünü yaşattı. 2000 yılının Eylül ayında umut ve heyecanla

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Görüşlerini ifade etmek ve kendisiyle ilgili kararlara etki edebilmek

Detaylı

REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ

REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ REZERV YÖNETİMİ İÇİNDE RİSK YÖNETİMİ World Bank Conference İstanbul, May 4-5, 2000 Konuşmama başlamadan önce, hepimiz için son derece faydalı olacağına inandığım böyle bir konferansı düzenleyen Dünya Bankası

Detaylı

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÇALIŞMA PSİKOLOJİSİ VERİ BANKASI ÖRNEĞİ www.calismapsikolojisi.net Yrd. Doç. Dr. Burcu KÜMBÜL GÜLER Kocaeli Üniversitesi Gündem İnsan Kaynakları ve Çalışma

Detaylı

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek

Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Müzakere Becerileri ile Satış Performansını Geliştirmek Wilson Learning in yaptığı araştırma, Evet e Doğru Müzakere eğitiminin satış performansı üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere geliştirilmiştir.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ A. DİL BİLEŞENLERİ VE DİL EDİNİMİ BİLGİSİ A.1. İngilizceyi sözlü ve yazılı iletişimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A.2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaşımlarını ve stratejilerini bilme A.3.

Detaylı

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Panel Nedir? Özellikleri Nelerdir? Nasıl Yapılır? Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafında n tartışıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile

Detaylı

MEDYA ÇOCUK - TÜKETİM

MEDYA ÇOCUK - TÜKETİM ÇOCUK VE TÜKETİM Yapılan araştırmalar dünyadaki nüfus artışına bağlı olarak marka sayısında da artış olduğunu söylemektedir. Nüfusun farklı gruplara sahip olması ve çocukların da bu gruplar içerisinde

Detaylı

Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity

Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity İskender GÜMÜŞ* Nebi Sümer, Nevin Solak, Mehmet Harma İşsiz Yaşam: İşsizliğin

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 Eyül 2011 Bu yayın Avrupa Birliği nin yardımlarıyla üretilmiştir. Bu yayının içeriğinin sorumluluğu tamamen The Management Centre ve Dikmen Belediyesi ne

Detaylı

İÇ KONTROL SİSTEMİ STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI

İÇ KONTROL SİSTEMİ STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI İÇ KONTROL SİSTEMİ STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI İçerik Kamu İç Kontrol Standartları Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı ve Eylem Planı Rehberi Eylem Planının Genel Yapısı Eylem Planının Hazırlanmasında

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Kurumlar Sosyolojisi. 2 Dersin Kodu: SSY 2001. 3 Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Kurumlar Sosyolojisi. 2 Dersin Kodu: SSY 2001. 3 Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Kurumlar Sosyolojisi 2 Dersin Kodu: SSY 2001 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 2 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: Güz/III.Yarıyıl

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE...

HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE... İÇİNDEKİLER 1. Bölüm: HALKLA İLİŞKİLER: TEORİK ÇERÇEVE... 1 1.1. HALKLA İLİŞKİLERİN TANIMI... 1 1.1.1. Halkla İlişkilerin Farklı Tanımları... 2 1.1.2. Farklı Tanımlarda Halkla İlişkilerin Ortak Özellikleri

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Makro İktisat Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Doç. Dr. Recep KARA

Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Doç. Dr. Recep KARA Bilimsel Araştırma Yöntemleri Doç. Dr. Recep KARA 3. Ders 1.Literatür Taraması - Literatür taraması nedir ve nasıl yapılır? - Literatür taramasında kütüphaneler 2. Süreli Yayın nedir? Süreli Yayınların

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ A. DĠL BĠLEġENLERĠ VE DĠL EDĠNĠMĠ BĠLGĠSĠ A1. Ġngilizceyi sözlü ve yazılı iletiģimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaģımlarını ve stratejilerini bilme Bu alan,

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

KENTSEL TASARIM ve KATILIM

KENTSEL TASARIM ve KATILIM KENTSEL TASARIM ve KATILIM Kentsel Tasarım Kamusal Mekan Kamusal Mekan Olarak Yeşil Alan Katılım OET Ya sonra? Kentsel Tasarım Kentsel tasarım, çağdaş yaşama hizmet eden yapılar ve kamusal mekan arasında

Detaylı

A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME

A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME Y. Mimar Emrah ACAR ın Doktora Tez Çalışmasına İlişkin Rapor 18 Nisan 2005 A. BİÇİME İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME 1. Çalışmanın Bölümleri Aday tarafından hazırlanarak değerlendirmeye sunulan doktora

Detaylı

TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI. 1 Haziran-30 Ağustos 2013

TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI. 1 Haziran-30 Ağustos 2013 TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ MERKEZ TRAVMA BİRİMİ GEZİ PARKI EYLEMLERİNDEN ETKİLENENLERE YÖNELİK PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMALARI 1 Haziran-30 Ağustos 2013 Türk Psikologlar Derneği Travma, Afet ve Kriz Birimi

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

RTÜK VE MEB dev bir projeye imza attı (22 Ağustos 2006)

RTÜK VE MEB dev bir projeye imza attı (22 Ağustos 2006) RTÜK VE MEB dev bir projeye imza attı (22 Ağustos 2006) RTÜK TEN BİR İLK DAHA DERSİMİZ MEDYA OKURYAZARLIĞI RTÜK VE MEB DEV BİR PROJEYE İMZA ATTI Çocukların ve gençlerin televizyonun olumsuz etkilerine

Detaylı

KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL

KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL I KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL II Yay n No : 1668 flletme Ekonomi : 186 1. Bask - A ustos 2006 - STANBUL ISBN 975-295 - 561-4 Copyright Bu kitab n bu bas

Detaylı

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER I. GİRİŞ Eğitim, Kosova nın toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmesinin etki alanını temsil eder. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (EBTB) savaşın bitiminden sonra başlayan, en gelişmiş uluslararası

Detaylı

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI Çocuğun, gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlara maruz kalmasını önlemek için öncelikle anne ve babaların duyarlılığının artırılması gerekmektedir. Çünkü, annebabalar,

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili PSİKOLOJİYE GİRİŞ Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans() Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

I. Bölüm REKLAM(CILIK) Advertising. Doç. Dr. Olgun Kitapcı

I. Bölüm REKLAM(CILIK) Advertising. Doç. Dr. Olgun Kitapcı I. Bölüm REKLAM(CILIK) Advertising Doç. Dr. Olgun Kitapcı Akdeniz Üniversitesi, Pazarlama Bölümü 1 Reklama maruz kaldığınız mecralar (TV, Radyo, Gazete, Dergi, Sosyal Medya v.s.) En son ne zaman bir reklamdan

Detaylı

Kamu kesiminde performans yönetiminin olumlu ve olumsuz yanları - Akademik araştırmadan sonuçlar

Kamu kesiminde performans yönetiminin olumlu ve olumsuz yanları - Akademik araştırmadan sonuçlar Kamu kesiminde performans yönetiminin olumlu ve olumsuz yanları - Akademik araştırmadan sonuçlar Jarmo Vakkuri Yerel Kamu Ekonomileri Profesörü Tampere Üniversitesi, İşletme Bölümü FI-33014 University

Detaylı

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular PLATFORM NOTU'15 / P-3 Yayınlanma Tarihi: 05.02.2015 * Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular Cem Başlevent 1 YÖNETİCİ ÖZETİ Son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, kayıtdışı

Detaylı

Çocuğunuz ne kadar zeki?

Çocuğunuz ne kadar zeki? On5yirmi5.com Çocuğunuz ne kadar zeki? Psikolojik Danışman Yusuf Menki ile zeka testi konusunu konuştuk. Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012 Perşembe (oluşturma : 1/4/2016) Gizem Gül'ün röportajı Hepimiz zeki

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ...

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... 1 1.1. Bir İleti Kodu Olarak Dil... 1 1.1.1. Dilin Bireysel ve Toplumsal Yönü / Uzlaşımsal Niteliği... 4 1.1.2. Dilin Yapısal Yönü / Dizge Olma

Detaylı

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ 06 KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-06 Dilek Karal Eylül 2011 Korkmadan Öğrenmek: Okul ve Okul

Detaylı

YÖNETİCİLİĞİ GELİŞTİRME PROGRAMLARI

YÖNETİCİLİĞİ GELİŞTİRME PROGRAMLARI YÖNETİCİLİĞİ GELİŞTİRME PROGRAMLARI İçindekiler Koçluk Mini MBA... Motivasyon Toplantı Yönetimi Zaman Yönetimi ve Stratejik Önceliklendirme... Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Koçluk K im le r k a t ı

Detaylı

Prof. Dr. Recep ŞAHİNGÖZ Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Yozgat/2013. viii

Prof. Dr. Recep ŞAHİNGÖZ Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Yozgat/2013. viii SUNU Zaman, sınır ve mesafe kavramlarının ortadan kalktığı, bir hızlı değişim ve akışın olduğu, metaforların sürekli değiştiği, farklılık ve rekabetin önemli olduğu yeni bir bin yılın içerisindeyiz. Eğitim

Detaylı

İçindekiler. xiii. vii

İçindekiler. xiii. vii Ön söz 1 Danışmaya davet 1 Giriş 1 Anlatı yaklaşımı 3 Bundan konuşmak için bir zemin ayırmak 5 Danışmanlık becerilerini öğrenmek 8 Sonuçlar 10 Okuma önerileri 10 2 Örtük danışmanlık modeli 11 Giriş 11

Detaylı

Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik. İdari Özet Türkçe

Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik. İdari Özet Türkçe Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik İdari Özet Türkçe Avustralya Hükümet hizmetlerinin Avustralya nın kültür ve dil bakımından çeşitlilikler gösteren nüfusuna duyarlılığı üzerine bir araştırma

Detaylı

Sosyal Psikoloji GİRİŞ

Sosyal Psikoloji GİRİŞ Sosyal Psikoloji Prof. Dr. Turgut Göksu GİRİŞ Turgut Göksu 1 İki farklı bakış ve iki farklı tanım SOSYAL PSİKOLOJİ sosyolojik sosyal psikoloji 1908 Amerikalı ROSS Social Psychology psikolojik sosyal psikoloji

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir.

Meslek seçmek;hayat biçimini seçmek demektir.bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir. MESLEK SEÇİMİ Kişinin gelecekteki yaşam tarzını belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleğini seçmesi; doğru ve isabetli karar vermesi tüm hayatının kalitesini ve mutluluğunu etkiler. Kişinin mutluluğunda

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Digiboard Mecra Ölçüm Raporu

Digiboard Mecra Ölçüm Raporu Digiboard Mecra Ölçüm Raporu Ocak 2014 Şubat 2014 2013 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da dahil üçüncü bir kurum/kişi/medya ile paylaşılamaz. Ipsos tarafından

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 VERITAS FOCUS İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 İş Yerinde Psikolojik Sağlık ve Etkin Çalışma Çalıştay Çalışanların çoğu kez fark edilmeyen psikolojik sorunları verimlilik ve iş tatmininin önündeki

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

YÜKSEK DENETİM DÜNYASINDAN HABERLER SAHTECİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: ASOSAI 2012 FİLİPİNLER ÇALIŞTAYI

YÜKSEK DENETİM DÜNYASINDAN HABERLER SAHTECİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: ASOSAI 2012 FİLİPİNLER ÇALIŞTAYI YÜKSEK DENETİM DÜNYASINDAN HABERLER SAHTECİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: ASOSAI 2012 FİLİPİNLER ÇALIŞTAYI SAHTECİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: ASOSAI 2012 FİLİPİNLER

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

EKLER EK-1 ÖĞRENCİLERİN TV İZLEME ALIŞKANLIKLARI. Sevgili öğrenciler,

EKLER EK-1 ÖĞRENCİLERİN TV İZLEME ALIŞKANLIKLARI. Sevgili öğrenciler, EKLER EK-1 ÖĞRENCİLERİN TV İZLEME ALIŞKANLIKLARI Sevgili öğrenciler, Günümüz dünyasında teknoloji hızla ilerlemektedir. Dünya çeşitli teknolojik araçlar sayesinde küçülmekte ve bu sayede bilgiye ulaşmak

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

M-CARE. Anket Sonuçları Raporu - Yönetici Özeti

M-CARE. Anket Sonuçları Raporu - Yönetici Özeti M-CARE Engelli ve Yaşlı Bireylere Evde Bakım ve Sağlık Hizmeti Sağlayıcılarının Mobil Eğitimi Anket Sonuçları Raporu - Yönetici Özeti İş Paketi No: İş Paketi Adı: İP2 Durum Taslak 1 Araştırma ve Analiz

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24 iv İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR... İ ÖZET... İİ ABSTRACT... İİİ İÇİNDEKİLER... İV KISALTMALAR DİZİNİ... X ŞEKİLLER DİZİNİ... Xİ ÇİZELGELER DİZİNİ... Xİİİ GİRİŞ GİRİŞ... 1 ÇALIŞMANIN AMACI... 12 ÇALIŞMANIN

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansları

Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansları Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansları PISA ARAŞTIRMALARI ve TÜRKİYE Yrd. Doç. Dr. Ergül Demir Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Ankara, 21 Kasım 2015 1 PISA Nedir? Uluslararası eğitim

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Uluslararası Siyasette Orta Doğu POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri

Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri Farklı Kütüphane Türlerine Yönelik Pazarlama Stratejileri Kütüphaneler kullanıcılarının gereksinimlerini anlamak ve bu gereksinimleri karşılamada etkin bir rol üstlenebilmek amacıyla pazarlama stratejilerinden

Detaylı