Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamayacak

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamayacak"

Transkript

1

2 Merhaba, Merhaba, Ülke gündemini bu hafta koalisyon hükümetinin dağılması, işçilerin grevleri, İstanbul'un çöp sorunu ve cezaevlerindeki tutsaklara yönelik saldırılar oluşturdu. Emekçi halkın ve gerçeklerin savunucusu, halkın sesi, soluğu olan sosyalist basına yönelik saldırılar oluşturdu. Emekçi halkın ve gerçeklerin savunucusu, halkın sesi, soluğu olan sosyalist basına vönelik havadan sudan nedenlerle hapis cezaları verme ve gözaltılar Ankara, İzmir ve Hatay'da devam etti. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından Mücadele Gazetesi Ankara mulıabirlerinden Serdal Gelir ve Hasan Bölücek 15'er yıl, Halkın Gücü Gazetesi muhabiri Nuray Gezici2l yıl 8 ay, gazetemiz muhabiri Yasin Çetin 4 yıl 6 ay hapis cezalarına çarptırıldı. İzmir'de 21 Eylül günü İşçi Hareketi Bürosu basılarak muhabir Metin Andaç gözaltına alınırken 22 Eylül günü Buca Cezaevi'nde-ki saldırının haberini yapmak için cezaevi önüne giden İşçi Harekeli muhabiri İlhan., gözaltına alındı. Hatay'da muhabirimiz Fatma Bilgin ve okurumuz Hasan Yıldız bir haber için gittikleri Samandağt'nın Batıyıldtzı köyünde askerler tarafından gözaltına alındıkları 20 Eylül günü Hatay Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüler. Buca Cezaevi'ndeki tutsaklara 21 Eylül günü Özel Tim, polis ve askerden oluşan katiller sürüsü tarafından düzenlenen saldırıda Uğur Sarmslan, Turan Küıç ve Yusuf Bağ isimli DHKP-C tutsakları katledilirken 20'si ağır olmak üzere 60'dan fazla tutsak da yaralandı Buca Cezaevi'nde silahlarla gözü dönmüş olarak az~ gınca saldıran halk düşmanlarına ve anları yöneten, yönlendirenlere şunu söylüyoruz; Halkın adaletini uygulayan Halk Kurtuluş Savaşçılarının yarattığı geleneklerden biliyoruz ki, halkın adaletinin şaşmaz terazisinden payınıza düşeni alacaksınız. Halk Kurtuluş Savaşçıları bugüne kadar kimseden esirgemedikleri halkın adaletini sizden de esirgemeyecektir. Haftaya görüşmek dileğiyle... Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamayacak Hemen her gün basında televizyonlarda cezaevlerine ilişkin haberler çıkıyor. Ama bu haberlerde cezaevlerinde yaşanan sorunlar yok. Faşizmin saldırıları, provokasyon çabaları, hak gaspları yok. Cezaevlerindeki faşist kadrolaşma da yok, Ümraniye Cezaevi'nin açılarak, tecrit politikasıyla ve yeni baskıcı bir statüyle devletin devrimci tutsakları sindirme politikası da yok bu haberlerde. Bu haberlerde devrimci tutsakların oradan oraya keyfi olarak sürgün edilmeleri de yoktur. Ve nihayet Buca'daki saldırıları, bu saldırıların nedenlerini, saldırılar karşısındaki şanlı DİRENİŞ'i göremezsiniz bu haberlerde. Verilen KATLİAM emirlerini, dört duvar arasında yüzlerce katil taralından şehit edilen yiğit devrimcileri göremezseniz. Cezaevlerine ilişkin haberlerde göreceğiniz bir tek şey vardır; Yalan, demagoji, çarpıtma... Bombanın, kurşunun copun, zincirin yanında, düşman, yalanı da silah yapıyor devrimci tutsaklara karşı. Faşizm, cezaevlerinde de kanla ve yalanla ayakta durmaya çalışıyor. Cezaevleri, özellikle 1980'den bu yana devrimci tutsakların halkı için, vatanı için ölümüne direnişlerine tanık oldu. Devrimci tutsaklar insanlık onurları, siyasi kimlikleri için, faşizmin ve emperyalizmin saldırıları karşısında halklara olan sorumluluklarıyla direndiler... Düşman, devrimci tutsağın kararlılığında dize getirildi. DÜŞMAN TESLİM ALINDI... Devrimci tutsak, onurlu bir direniş geleneğine sahiptir. BAŞEĞMEMİŞ, YENİLMEMİŞ. AMAN DİLEMEMIŞ- TİR... Devrimci hareket moral değerleriyle güçlenerek zafere yürüyor; şehitler, Onuruyla direnen, siyasi kimliğini her koşulda savunan, yılmayan. teslim olmayan devrimci tutsak da devrimci hareketin, halkın moral değeridir. O halkının onurlu evladıdır... O, direnen teslim olmayandır... Açlık grevlerinde, ölüm oruçlarında, mahkeme salonlarında, barikatlarda... Koğuşta, hücrede, tecritte... Direnendir, savaşandır... O ÖZGÜR TUTSAK'tır. Dört duvarla kuşatılmasına, demir parmaklıklar ardına atılmış olmasına, bitirilmek, yok edilmek istenmesine rağmen KAVGADA İNATÇI'dır. işte bu kararlılık faşizmi tahammülsüzleştiriyor. Öfkemizi sindirmek, inancımızı köreltmek istiyor. Her dönem saldırdı düşman. Kimi zaman azgınca terörle, kimi zaman daha ince kontrgerilla taktikleriyle 'li yıllar bu faşist saldırıların en azgınlarına, direnişlerin en görkemlilerine tanık oldu. 1990lı yılların başında faşizm bu kez Eskişehir tabutluğunu gündeme getirerek devrimci tutsakları siyasi, psikolojik, fiziki olarak yok etmek istedi... Tutsakların, devrimci, demokratik yapı ve kuruluşların genel direnişiyle Eskişehir tabutluğu kapattırıldı. Püskürtülen saldırılar, 1993'te 9 Eylül Genelgesi diye bilinen "Tecrit, Sürgün Genelgesinle ve tek tek cezaevlerinde dayatılan uygulamalarla yeniden gündeme geldi Aralık ayında başlatılan GENEL DİRENİŞ'le tecrit genelgesi kaldırıldı, cezaevlerindeki hak gaspları püskürtüldü. Düşman saldırılarından vazgeçmeyecekti. Ülkemiz gerçeği budur: En küçük bir demokratik kazanım için bile bedel ödemek gerekir. Kontrgerilla bugün de pekçok kurumuyla devrimci tutsaklar karşı bir saldırı başlattı... Günlerdir gazeteler, televizyon kanalları aracılığıyla katliamlar için zemin hazırlandı. Devlet yetkilileri "yol geçen hanı", "cezaevleri çürümüş", "cezaevlerinde devlet yok" diyerek, "saldıracağız", "ezeceğiz", "yok edeceğiz" mesajları verdi, vermeye devam ediyor. Ümraniye Cezaevi'nin açılarak, tecritte, baskıyla devrimci tutsağı teslim alma çabası bu saldırı dalgasının bir parçasıdır. Buca Cezaevi'nde yaşananlar, bu saldırı dalgasının bir parçasıdır. Faşizm saldırmış, katletmiş, onlarca devrimciyi ağır yaralamıştır. Değişik cezaevlerinde en doğal demokratik hakların gasp edilmesi, bu terörün parçalarıdır. Yarın faşizm daha da azgınca saldıracak, saldırılarını yayacaktır... Devrimci tutsaklar; BUCA'DAKİ KATLİAMIN HESABI- NI SORACAĞIZ! ÜMRANİYE TABUTLUĞU KAPA- TILSIN, TECRİTLERE, SÜRGÜNLE- RE SON! CEZAEVLERİNDE İNSANLIK ONURUNU, SİYASAL KİMLİĞİMİZE KARŞI GİRİŞİLEN SALDIRILARI PÜSKÜRTECEĞİZ, diyerek örgütlü ve genel bir direnişle bu topyekün saldırıların karşısına dikilecek ve bütün oyunlarını, hesaplarını bozacaktır. Düşman devrimci tutsağı eli kolu bağlı sanmakla yanılıyor... ÖFKEMİZİN ALEVİ, ATEŞLE OY- NAMAK İSTEYENLERİ KAVURA- CAKTIR! 22 Eylül 1995 Cezaevlerindeki DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ Tutsakları Adına Şadi ÖZBOLAT İÇİNDEKİLER Özgür Tutsaklar Buca Cezaevi'nde Saldırı İşçiler Ayakta RETRANS İşçileri Yeni Dünya Düzeni Katiller Aklanmasın Faşist Devlet Ülkemizi Dublin Buluşması Eroinin Keşfi Göktürk Mücadeleye Devam Üniversiteler ve Gençlik DHKC Vuruyor Vaat Ettiler, Yapmadılar Yorum ile Röportaj Tomris Özden Bedii Cengız'i Anıyoruz KAMUOYUNA Bizler cezaevlerindeki DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi- Cephesi) Tutsakları olarak Buca'daki Katliamın Hesabını Soracağız. Tecritlere ve Sürgünlere Son. Ümraniye Tabutluğu Kapatılsın. Cezaevlerindeki İnsanlık onurumuza, siyasal kimliğimize karşı girişilen saldırıları püskürteceğiz. Gaspedilen haklarımızı geri alacağız. Diyor, 25 Eylül 1995 tarihinden itibaren SÜRESİZ AÇLIK GREVİNE BAŞLIYORUZ YAŞASIN GENEL DİRENİŞİMİZ Cezaevlerindeki DHKP-C Tutsakları Adına Sadi ÖZBOLAT

3 Özgür Tutsaklar Katliamlarla Teslim Alınamaz M. Ali BARAN Ülkemizde devrimci tutsakların mücadele tarihi, siyasal kimliklerine, onurlarına sahip çıkmalarıyla, şanlı bir mücadele geleneğine sahiptir. Bu gelenekte, koşullar ne olursa olsun, düşmana teslim olmama siyasi kimliğiyle, onuruyla tutsaklık koşullarında da devrimci gibi yaşama, düşünme vardır. Kendilerini sıradan bir mahpus gibi görmemeleri, tersine ülkemiz devriminin kadroları oldukları ve bunun bilincinde olarak "içeride bir şey yapılmaz, kendimizi koruyalım, yıpranmayalım" şeklindeki çarpık, oporttünist anlayışları hep reddetmiş ve her an dışarıda olacakmış gibi yaşamış, düşünmüş ve üretmişlerdir. Oligarşinin bütün baskı ve yoğun denetimine rağmen, özgürlüğünü kazanmak tutkusundan hiçbir zaman vazgeçmemiş ve devrimci tutsaklar büyük yaratıcılık, özveri ve sabır örnekleri göstererek, hiçbir koşulda engellenemeyen ve herkese parmak ısırtan özgürlük eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Oligarşi, özellikle de 12 Eylül'den günümüze kadar, onbinlerce devrimci ve yurtseverin tutsak edilmesiyle, katledilmesiyle devrimci mücadelelerin bitirilemeyeceğini anladığından, tutsakların düşüncelerini baskıyla değiştirerek, yıldırarak, örgütlerine ihanet ettirerek, ajanlaştırarak teslim alma politikaları uygulamaktadır. Bunun için, her türlü baskı, provokasyon, işkence, hak gaspları, özel cezaevlerinin yapılması gibi uygulamalara sürekli başvurmuş ama sonuç alamamıştır. Devrimci mücadelenin yenildiği, onbinlerce devrimcinin tutsak alındığı 12 Eylül koşullarında dahi, tüm dış desteklerden yoksun kalan tutsaklar, gerektiğinde yaşamlarını ortaya koyarak direnmiş ve faşizmin teslim alma politikaları karşısında barikat oluşturabilmişlerdir. Bugün ise, 12 Eylül koşullarından çok daha farklı olup, tutsaklar devrimci hareketin ve halk hareketinin geldiği aşama ve genel olarak destek güçleri açısından tecrit koşullarında olmayıp, çok daha güçlüdürler. Dahası, şehitler pahasına sürdürülen ve zaferlerle dolu direniş geleneğine sahiptirler. 12 Eylül'de tutsakları teslim alamayan faşizm, bugün bu şansa hiç sahip değildir. Yeni baskılar, yeni katliamlar, daha büyük direnişleri ve hesap sormayı beraberinde getirecektir. Oligarşi, devrimci mücadelenin ivme kazanmasıyla birlikte, tutsaklar üzerindeki baskılarını da artırmış ve tutsakları mücadeleden soyutlayarak kişisel kaygılar temelinde düşünmeleri ve hareket etmeleri için baskı, sürgün politikalarını artırmıştır. Buna rağmen, tutsaklar, düşüncelerinden vazgeçmeyip, düşmana karşı olan kinlerini ve bilinçlerini bilemiş, yaşadıkları koşulları devrimci yaşamın olumlu örnekleri ve direniş kalelerine dönüştürmüş, fırsat buldukları anda ise, kendi elleriyle özgürlüklerini sağlamışlardır. Öyle ki devrimcileri işkence tezgahlarından geçirip cezaevlerine kilitleyerek, devrimci mücadeleyi engelleyeceğini düşünen iktidar, buraların devrimcilerin okulları haline geldiğini ve tutsak alınan her devrimcinin yerini onlarcasının hemen doldurduğunu gördüğünde, iyice dengesizleşmiş ve daha çok baskıya başvurmuştur. Buca Cezaevi bu durumun bir örneğidir. Devrimcileri sindirmek İçin, baskı hep süregelmiş ve tutsaklar. defalarca bu baskılara karşı, gerektiğinde açlığa yatarak, gerektiğinde barikatlarla direnmiş, sinmemiş ve oligarşinin oyunlarını bozmuştur. Son olarak dört yoldaşımızın firar etmesi, faşizmin bu baskı politikalarının iflas etmesinin tipik bir göstergesidir. Baskılar ve işkenceler, devrimci iradenin, yaratıcılığın önüne geçememiş ve özgür tutsak geleneğini yıkamamış, tersine gele- Buca Cezaevi ve firar edenler haftalarca televizyon ve gazetelerin gündeminde yer almış, yalan ve yanlış haberlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılarak katliamın hazırlıkları yapılmıştır. Buca cezaevinde yapılan katliam, sadece Buca Cezaevi'ne özgü bir olay olmayıp, ülkedeki tüm tutsaklara gözdağı vermek ve yıldırmak amacı taşımaktadır. Mesele açıktır. "Ya direnmez teslim olursunuz, ya da sizleri böyle katlederiz" demektedirler. Oligarşinin kurumları, devrimci mücadelenin gelişimi karşısında süratle ayrışıp saflaşırken ve kriz hemen her boyutta biraz daha derinleşirken kontrgerilla da şiddete daha fazla başvurmakta, hatta pervasızlaşmaktadır. Buca ve Sağmalcılar Cezaevi başta olmak üzere, aylardır tutsaklar aleyhinde yaratılmaya çalışılan kamuoyu, Buca katliamıyla noktalanmıştır. neğin zenginleşerek, güçlenerek devam ettiğini göstermiştir. Dört yoldaşımızın firar etmesi, ardısıra Ali Rıza'nın katledilmesi karşısında tutsaklar, sıradan bir izleyici durumuna düşmemiş, oligarşinin katliam politikalarını protesto ederek direnişe geçmiş ve oligarşinin firar sonrası uygulamak istediği baskı politikalarının uygulanmasına izin vermemiştir. Devrimci tutsaklar arasında yaratılan dostluk ve dayanışma ve ortak direniş, oligarşi için daha korkutucu olmuştur. Bu nedenle, Buca Cezaevi ve firar edenler haftalarca televizyon ve gazetelerin gündeminde yer almış, yalan ve yanlış haberlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılarak katliamın hazırlıkları yapılmıştır. Buca cezaevinde yapılan katliam, sadece Buca Cezaevi'ne özgü bir olay olmayıp, ülkedeki tüm tutsaklara gözdağı vermek ve yıldırmak amacı taşımaktadır. Mesele açıktır. "Ya direnmez teslim olursunuz, ya da sizleri böyle katlederiz" demektedirler. Oligarşinin kurumları, devrimci mücadelenin gelişimi karşısında süratle ayrışıp saflaşırken ve kriz hemen her boyutta biraz daha derinleşirken kontrgerilla da şiddete daha fazla başvurmakta, hatta pervasızlaşmaktadır. Buca ve Sağmalcılar Cezaevi başta olmak üzere, aylardır tutsaklar aleyhinde yaratılmaya çalışılan kamuoyu, Buca katliamıyla noktalanmıştır. Kontrgerilla bu katliamın zamanlamasını, hükümet koalisyonunun kriz anına denk getirerek, devlet kurumlarındaki saflaşmayı derinleştirmeye ve geliştirmeye çalışmaktadır. Bu politikanın daha açık görünen diğer bir unsuru ise, CHP ile DYP arasındaki koalisyon pazarlığında Menzir'in görevden alınıp alınmamasının

4 ön plana çıkartılması ve bunun kamuoyuna çarpıcı propagandalarla sunulmasıdır. Menzir'i halk, işkence ve katliamlarla hatırlar. Hükümetin "başarılı bürokrat" dediği Menzir, birçok devrimciyi katletmiş, binlercesini tutsak etmiş ama devrimci mücadelenin gelişmesine engel olamamıştır. Tersine bu katliamlar ve işkenceler Gazi gibi halk ayaklanmalarını doğurmuş, gerek hükümet, gerekse Menzir gibi katiller, katliamlarının bir işe yaramadığını görmüşlerdir. Ama, sürekli olarak derinleşen kriz, baskı politikaları, sınıflar savaşının doğası gereği, halkın devrimci direnişini ve savaşını daha çok geliştirmiştir. Oligarşinin yetkilileri ise, halkın hiçbir sorununu çözebilecek, ekonomik ve politik güce sahip olmadıklarından, daha çok baskıyla sonuç alma yöntemlerinden vazgeçemezler. Bu politikaların uygulayıcıları ise, Menzir gibi, Buca katliamcıları Kemal Yazıcıoğlu gibileridirler. Bunun için devrimci mücadele devlet kurumlarını dağıtıp, parçalayana kadar, kontrgerilla her hükümet tarafından daha çok desteklenecek, katliamlar için teşvik edilecek ve katiller terfi ettirilecektir. Tutsaklar üzerindeki baskılar, sürgünler ve bugünkü Buca katliamı, CHP'nin iktidar ortağı olduğu ve Adalet Bakanlığı kurumunu işgal ettikleri süreçte olmuştur. Hangi parti veya partiler hükümet olursa olsun, kontgerilla politikalarından vazgeçmeyecek ve daha çok şiddet uygulayamaya devam edeceklerdir. CHP'nin Menzir'i görevden alma isteği, sadece oy kaygısıyla gündeme getirilmiş olup, koalisyonun yıkılması için suni bir gerekçedir. CHP bütün katliamlara ve işkencelere onay vermiş, uygulamış ve hükümetin doğrudan suç ortağıdır. Devrimci savaşın gelişmesiyle birlikte, burjuva partileri de kendi içlerinde ayrışmayı yaşamakta, ya her şeyiyle düzeni korumak ya da şu veya bu biçimde düzene karşı çıkmak gerektiği yolunu seçmektedir. Düzeni savunanlar, kontgerilla faaliyetlerini destekleyecek ve devrimci savaşın karşısında olacaklardır. Mücadelenin gelişimi öylesine hızlıdır ki. bir iki silahsız eylem dahi Yeni Demokrasi Hareketi ve Refah Partisi gibi partilerin gerçek yüzlerini açığa çıkartmakta, kontrgerilladan yana tavırlarını göstermektedir. Keza, kayıplar ve infazlara karşı hemen bütün burjuva partilerinin, sol görünümdeki birçok partinin tavrı açığa çıkmıştır. "Düzenin bekaası için her şey yapılmalıdır" anlayışı, bu partilerce de benimsenmiştir. Tepkisizlik, sessizlik, bananecilik veya ilgisiz konuları gündeme getirerek oyalanmak, hükümetin faşist politikalarına onay vermekten başka bir şey değildir. Özellikle de sol görünümlü partiler, gruplar, "Hayır biz bu iktidarın baskı, işkence ve katliamlarına onay vermiyoruz, karşı çıkıyoruz" diyorlarsa, Buca katliamı herkesin görebileceği açıklıkta, hiçbir belirsizlik taşımayan, silahsız, savunmasız tutsaklara karşt, iktidarın açık bir katliamıdır. Karşı çıkın, iktidarı protesto edin ve birçok protesto biçimiyle iktidardan yana olmadığınızı gösterin. Bu katliam, tutsaklara karşı uygulanan ilk katliam değildir. 12 Eylül'den bugüne kadar, bir çok devrimci, yurtsever tutsak, işkencelerde, sokaklarda, dağlarda ve cezaevlerinde katledildi. Bu katliamlar artarak sürüyor, cezaevi özgülünde de, bu katli- Bütün Parti-Cephe Savaşçıları, tutsaklık koşullarında ve dışarıda, her yerde faşizmden hesap sorma hakkına sahiptir. Bütün tutsak yoldaşlarımız, egemen güçlerin bütün baskı ve önlemlerine karşın, daha büyük bir özveri, daha çok yaratıcılık ve emekle daha çok özgürlük eylemleri ortaya çıkarma hakkına sahiptir. Faşizmin Buca Katliamı karşısında,daha devrimci bir yaşam, daha büyük bir kararlılık ve direniş ruhuyla, oligarşinin zindanlarını devrimin okullarına dönüştürerek cevap vermeliyiz. amların artacağı Buca örneğiyle görülmektedir. Ümraniye Cezaevi'nin açılması ve başlatılan işkence ve hak gaspları, Eskişehir Cezaevi'nin yeniden sessiz sedasız açılması cezaevleri üzerine yapılan sürekli yalan ve demagojiler, direnişlere öncülük eden devrimci tutsakların sürgün edilip, diğer tutsaklardan tecrit edilmesi ve son olarak Buca katliamı iktidarın tutsaklar üzerinde baskı politikalarını çeşitli biçimlerde devam ettireceğini göstermektedir. Düzenin hiçbir kurum ve partisi, hükümetin devrimcilere yönelik politikalarına karşı çıkmaz ve desteklerken, hatta, daha çok şiddet isterken, düzene karşı olduğunu iddia eden sol grup ve partilerin, devletin bu politikalarına karşı tepkilerini ortak bir zeminde ve daha güçlü örgütleyememeleri, kitleleri harekete geçirmemeleri, düzeni güçlendiren bir rol oynamaktadır. Ülkemizdeki sol hareket, yeni bir sınavla karşı karşıyadır. Oligarşi, herhangi bir devrimci örgüte karşt operasyon düzenlemekten öte, doğrudan savunmasız tutsaklara yönelmiş ve katliam yapmıştır. Bu katliamı lanetlemeyen, tutsakların direnişini desteklemeyen grup ve partiler, kendilerine sosyalist, komünüst vb. hangi sıfatları yakıştırırlarsa yakıştırsınlar, düzeni destekliyor ve faşizmin katliam politikalarına karşı çıkmıyor demektir. Buca katliamı, bütün katliamlara tutsaklıklara, ihanetlere rağmen, sindirilemeyen, düşüncelerinden vazgeçirilemeyen, teslim alınamayan DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PAR- TİSİ/CEPHESİ'ne yönelik bir operasyondur. Kontrgerilla, cezaevlerinde öncelikle Partimizin kadro ve savaşçılarını teslim alarak, tüm tutsakları teslim alacağını düşünmektedir. Bu katliamın doğrudan Partimiz savaşçılarına uygulanması. Partimizin baş eğmez tutsaklık geleneğinin yok edilmesine, özgür tutsak kişiliğinin ezilmesine yöneliktir. Partimizin Kadro ve Savaşçıları katliamlara, sürgünlere rağmen, tarihlerinden ve Partilerinden aldıkları güçle, özgür tutsak direnişini sürdürecek ve faşizmin oyunlarını bozacaktır. Oligarşi, katliamlarla, özgür tutsaklığı yok edemediğini ve edilemeyeceğini bir kez daha görmüştür ve görecektir. Bütün Parti-Cephe Savaşçıları, tutsaklık koşullarında ve dışarıda, her yerde faşizmden hesap sorma hakkına sahiptir. Bütün tutsak yoldaşlarımız, egemen güçlerin bütün baskı ve önlemlerine karşın, daha büyük bir özveri, daha çok yaratıcılık ve emekle daha çok özgürlük eylemleri ortaya çıkarma hakkına sahiptir. Faşizmin Buca Katliamı karşısında, daha devrimci bir yaşam, daha büyük bir kararlılık ve direniş ruhuyla, oligarşinin zindanlarım devrimin okullarına dönüştürerek cevap vermeliyiz. Bütün demokratik kuruluşlar, sendikalar, aydınlar, sanatçılar ve devrimci yurtsever örgütler Buca tutsaklarına yönelik katliama karşı çıkmak ve oligarşinin tutsaklara yönelik katliam politikalarının önüne barikat oluşturmak göreviyle yükümlüdürler. Dışarıda ve içeride bu anlayışla oluşturulacak protesto ve direnişler, şehitlerimize sahip çıkmanın, faşizmin bu uygulamalarının önüne geçmenin teme! yoludur. Biz direnirsek, oligarşinin politikaları karşısında faydacılığa düşmez, "bana ne" demez, birleşirsek, daha güçlü direnişler yaratırsak, faşizmin bu katliam politikaları ters tepecek, iktidar yaptığı her katliamla biraz daha teşhir olacak ve halk kitlelerinden tecrit olacaktır. Yüzlerce kadro ve savaşçımız tutsaklık koşullarında şehit düşse de, özgür tutsak geleneğimiz sürecek ve teslim olmayacağız. Tutsak yoldaşlarımızı katledenler, bu suçlarının cezalarını da çekeceklerdir. *

5 Buca Cezaevi'nde Faşist Saldırı... Katliam ve Direniş Kontrgerilla sözcüsü basın, TV, büyük medya kuruluşları ve satılık kalemşörler uzun süredir cezaevlerini hedef almaya başladılar. Ve giderek faşist devletin cezaevlerindeki tutsaklara yapacağı saldırıya zemin hazırladılar. Bunun ilk işaretleri de DHKP-C'li tutsakların Buca Cezaevi'nde gerçekleştirdikleri "özgürlük eylemi" sonrası kendini gösterdi. Özgürlük eylemi de gerekçe gösterilerek Buca Cezaevi'ndeki DHKP-C tutsaklarına azgınca bir saldırı gerçekleştirildi. Ve 59 tutsak öldüresiye dövüldü. Saldırı bununla da sınırlı kalmadı. Tutsaklar mahkemeye gidiş gelişlerde dövülmeye devam edildi. Birçok hak gaspı meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bu duruma sessiz kalmayan DHKP-C'li ve TDKP'li tutsaklar 12 Eylül'de rnalta işgali gerçekleştirdiler. Meşrulaştırmak islenen hak gasplarına son verilene kadat da sayım vermeme kararı aldılar. Bu fiili tavırlarını taki 21 Eylül'de yapılacak katliama kadar da sürdürdüler. Sürdürmeye devam ediyorlar Eylül 1995 Buca Cezaevi'ne Faşist Saldırı ve Katliam Buca Cezaevi'nde DHKP-C'li tutsakların "özgürlük eylemi" sonrası devam eden gerginlik 21 Eylül'de katliama dönüştü. 12 Eylülden beri sayım vermeme eyleminde bulunan siyasi tutsaklara cezaevi idaresinin ve Cezaevi Savcısı Yaşar Aslan'ın talimatıyla 21 Eylül'de kanlı bir saldın gerçekleştirildi. Tutsak yakınları sabah normal bit şekilde cezaevine girerek ziyaretlerini yaptılar. Ancak cezaevinde uzun zamandır devam eden sorunlar nedeniyle ortam oldukça gergindi. O gün cezaevi etrafında olağanüstü bir görüntü vardı. Asker sayısı oldukça fazlaydı. Tutsak yakınları sabah ziyaretlerini yapıp, öğle saatinde dışarı çıktıklarında bu olağanüstü dü şeyleri yoktu. Çünkü cezaevine yapı lacak saldırı önceden planlanmıştı. Zi yaretçilerin dışarı çıktığını fırsat bilen faşist Savcı Yaşar Aslan saldırı emrini verdi.... Saat Düşman hazırlıklı gelmişti. Cezaevi dışında bekleyen onlarca itfaiye aracı, ambulans, az sonra gerçekleşecek katliamın habercisiydi adeta. Daha da önemlisi zincirlerinden boşanmayı bekleyen katil sürüleri de hazır bekliyordu. Sahiplerinin saldırı emriyle asker, polis ve çelik yelekti özel timlerden oluşan it sürüleri harekete geçti. Hepsinin tek amacı vardı, siyasi tutsakları katletmek. Çünkü tutsaklara saldırmaya sis ve gaz bombalarıyla, silahlarıyla gelmiş- Oligarşi haftalardır cezaevlerindeki Özgür Tutsaklara saldırmak için hazırlanıyordu. Sağmalcılar, Buca, Ümraniye... kısacası tüm cezaevleri oligarşinin karalama ve hedef gösterme kampanyasından fazlasıyla payını aldılar. Tüm bunlar kanlı bir saldırının ilk adımıydı. Ve oligarşi saldırıdı. Buca Cezaevi'nde DHKP-C tutsaklarının da içinde bulunduğu koğuşlara bombalarla saldıran oligarşi 3 DHKP-C tutsağını katletti. Saldırıdan geriye yüze yakın yaralı, onlarca gözaltı, dinmek bilmeyen bir öfke ve direniş kaldı, Buca şimdi şehitleriyle direniyor... lerdi. Ve öyle de oldu. Özel timler 1, 3, 4, 5, 6, ve 7. koğuşu gören gözetleme kulelerine ve çatılara yerleştirildi. Eli kalaslı, zincirli, copiu polis ve askerler koğuş kapılarına dayandı. Saldırı başlamak üzere.,, Saat Eli Kanlı Katiller Saldırıya Başlıyor Buca Bir Direniş Mevzisi, Bir Okuldur Artık. Oligarşi 1984 Ölüm Orucu Direnişinden bu yana ilk defa bu kadar pervasızlaşıyordu. Bu kadar büyük bir katliamı uzun süredir itk defa göze alıyordu. Siyasi tutsaklar cephesinde ise bu beklenen bir şeydi. Onlar düşmanı Ölüm Oruçlarından, Metris direnişlerinden tanıyorlardı. Böylesi bir saldırıya karşı da hazırlıklıydılar. Çünkü onlar komutan Ali Rıza'nın öğrencisiydiler. Daha yeni çıkmışlardı direniş barikatlarından. Kavgada savaşarak ustalaşıyorlardı. Şimdi artık hepsi bir yiğit direnişçiydi, özgür birer tutsaktı onlar. Tutsaklar koğuş kapılarının ardına barikatlar kurarak çatışmaya başladılar. Koğuşlarda ne varsa silaha dönüştürdüler. Düşman sis ve gaz bombalarıyla saldırıya geçti. Özel tımfer direnen tutsakların üzerlerine kurşun yağdırmaya başladılar. Bir yandan da itfaiye araçları tazyikli su sıkıyorlardı. Cezaevinin etrafında bulunan apartmanlarda oturan halk korku ve panik içinde katliamı izlemeye başla--di. Halkın,gözü önünde tutsaklar açıkça katlediliyordu. Saldırdıkça azgınlaşan ve hayvanlaşan katil sürüleri "kurt işaretleri" yapıyorlardı' "En Büyük Türkiye" sloganları atıyorlardı. 6.ve 7. koğuşta bulu-nan tutsaklar kurşunlara bombalara Ağzı salyalı faşist katillere İnsanlık Onuru işkenceyi Yenecek, Yaşasın And olsun sizlere And olsun şehitlerimize Oligarşiden döktüğü kanın hesabını soracağız. rıya tepki gösterdi. Ancak polis cezaevinin etrafını kuşatmıştı. Bu sırada polis tutsak yakınlarından bazılarını gözaltına aldı. Katliamı gizlice gerçekleştirmek istiyordu. Bu yüzden cezas- Buca Direnişimiz" sloganlarıyla karşılık verdiler Ve direniş adım adım tüm vi etrafını kuşatma altına aldı. koğuşlara yayıldı koğuşta bulunanlar ve bayan tutsaklar da direnişe başlayarak sloganlar atmaya Direnişte Kan Aktı. Saat başladılar. Akan Her Damla Kanın Slogan sesleri cezaevinin dışınataştı. Cezaevi dışında bekletilen tutsak Çatışmanın şiddeti giderek halifli- Hesabını Soracağız yakınları evlatlarına yapılan saldı- yordu. Ancak direniş sürüyordu. Çatışmada yaralanan onlarca tutsak ambulanslarla Yeşilyurt Devlet Hastanesi'ne taşınmaya başlandı. Yaklaşık 82 tutsak cop, kalas, zincir ve bombalarla ağır biçimde yaralandığı haberi ulaştı. Yaralıların tamamı ölüme sebep olacak kafa ve göğüslerinden almışlardı darbeleri- Aldıkları öldürücü darbe sırasında Uğur Sarıaslan, Turan Kılınç, Yusuf Bağ adındaki üç DHKP-C tutsağı şehit Uğur SARIASLAN düştü. Ama koğuşlarda direniş süıüyor. Düşman özellikle komutan Ali Rıza Kurt/un, DHKP-C ve TDKP'li tutsakların kaldığı 7. koğuşa yükleniyordu. Ama başarılı olamıyordu. DHKP- Cli ve TDKP'li tutsaklar direniyorlardı. Saat Direnişin odağını oluşturan 6. ve 7.

6 koğuşlardan alevler yükselmeye başladı. Tutsaklar kavgada ustalıklarını, yiğitliklerini gösteriyorlardı. Her şey silaha dönüştürüldü. Kırılan cam parçalarıyla düşmana karşılık veriyorlardı. Etten duvara çarpan düşman saldırısında 17 asker de tutsaklar taralından yaralandı. İtfaiye gözetleme kulelerinden ve havalandırmadan 6. ve 7. koğuşta çıkan yangını söndürmeye çalışıyordu. Ama tutsakların yüreklerinde direniş yangını daha da alevleniyordu. Gaz bombalarında ve koğuşlardan yükselen dumanlar cezaevini sardı. Cezaevi adeta savaş alanına döndü. Bu arada kontrgerillanın sözcüsü basın ve TV direnişi "Buca Cezaevi'nde isyan çıktı" diyerek çarpıtmaya çalışıyordu. İsyan çarpıtması uzun süredir hazırladıkları senaryonun bir parçasıydı. Ama bu senaryo tutmadı, tutmayacak da. Çünkü Buca Direnişi Parti-Cepheli tutsakların canı-kanı pahasına yaratılan bir direnişti- Bu direnişin özünü hiçbir güç boşaltamayacaktı. Çünkü bu direniş hak, adalet, eşitlik, onur, namus ve özgür vatan için süren savaşımızın tarihine kanla yazılmıştır artık. Hiçbir güç Buca Direnişine leke süremeyecektir. 22 Eylül 1995 Aileler Direnişi Cezaevi Önüne Taşıyor Direniş sürüyor... Çatışma hafifliyor ama direniş sürüyor. Düşman 7. koğuşa giremiyor. Bu arada katil sürüleri hastanede tutsaklara yardımcı olmaya çalışan Sağlık-Sen üyesi hemşire Naciye Koç'u gözaltına alıyor. Aynı gün akşamı İşçi Hareketi İzmir Bürosu polis tarafından basılıyor ve muhabir Metin Andaç gözaltına alınıyor. Daha sonra ise Manisa'da serbest bırakılıyor. Tutsak aileleri, İzmir Demokrasi Platformu ve aralarında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının da bulunduğu yaklaşık 200 kişi 22 Eylül'de Buca Cezaevi önünde bir basın açıklaması yaparak saldırıyı protesto ettiler. Ardından "Faşist Katillerden Hesap Sorduk, Soracağız" şekünde slogan atarak 3 DHKP-C'fi tutsağın cenazesini almak için Ege Üniversitesi'ne doğru hareket etti- ler. Katil sürüleri sloganlara dahi ta- hammül edemedi. Ve kitleye cop ve kalaslarla saldırdılar. Böylece cezaevindeki direniş, kavga ruhu sokaklara taştı. Yüzlerce insan polisle çatışmaya başladı. Sokak aralarında süren çatışmada Demokrasi Platformu Sözcüsü Caner Canlı, İHD İzmir Şube Başkanı Derviş Altun ve isimlerini öğrenebildiğimiz avukatlardan Saniye Güler, İrfan Güler, İbrahim Ergün, Ercan Demir, Gül Kireçkaya ve Şengül Gültekin adlarındaki 14 avukat ve 50 kadar tutsak yakını gözaltına alındı. Gözaltına alınan ve çatışmada yaralananların birçoğu hastanelere götürüldü. Akşam saatlerinde ise 14 avukat serbest bırakıldı. Gözaltında tutulan 35 tutsak yakını ise aynı gün akşam saatlerinde Konak Adliyesi'nde savcılığa çıkarıldı. Bu arada Adliye'ye çıkarılanlardan 15 kişi serbest bırakılırken, saat ilerlediği Eli kanlı katiller sürüsü bir gün önce tutsaklara karşı giriştikleri silahlı, bombalı katliamın ardından şimdi de ailelerimize saldırdılar. için 20'ye yakın tutsak yakını bir gün sonra mahkemeye çıkarılmak üzere çeşitli karakollara dağıtıldılar. Aynı saatlerde İzmir Tabipler Odası ve İzmir Barosu'ndan oluşan bir heyet cezaevi idaresiyle görüşme yapmak istedi. Ancak bu istek Önce reddedildi, daha sonra cezaevi idaresinin ikna olması üzerine Tabipler Odası'ndan doktorlar ve izmir Barosu Başkanı Kasım Sönmez cezaevi idaresi ve direnişte olan bazı tutsaklarla görüşme yaptı. Ancak direnişi sürdürmekte kararlı olan 7. koğuştaki tutsaklar görüşmeyi kabul etmediler. Baro Başkanı'nın yaptığı görüşmede faşist Savcı Yaşar Aslan, ne pahasına olursa olsun arama yapacağını ve direnişteki tutsakları Aydın ve Çanakkale cezaevlerine sevk edeceğini belirtti. 7. koğuştaki tutsaklar ise hastaneye kaldırılan arkadaşlarının sağlık durumları hakkında bilgi alana kadar ve arkadaşlarının cezaevine getirilmediği sürece görüşme yapmayacaklarını ve direnişi sürdüreceklerini belirttiler. Şu ana kadar Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde ağır yaralı olarak bulunan 82 tutsaktan sağlıklı bilgi alınamıyor. Çünkü siyasi polisler Hastane Başhekiminin odasını işgal etmiş durumdalar. Ve dışarıya kendilerinin isteği doğrultu- sunda bilgi verilmesini sağlıyorlar. Hastaneden bilgi alınmak istendiğinde ise telefonları kesiyorlar. Şehit düşen DHKP-C tutsaklarından Uğur Sarıaslan ve Turan Kılınç'ın cenazeleri ailelerine baskı yapılarak polis tarafından kaçırıldı. Şehitlerden Uğur Sarıaslan Kayseri'ye, Turanç Kılınç ise İzmir'in Kınık ilçesi Baştepe Köyü'ne kaçırıldı. Şehitlerden Yusuf Bağ'ın cenazesi halen adli tıp morgunda tutuluyor. Buca katliamının sorumlularından hesap soracağız Buca Cezaevi'nde yaşanan katliamın birinci dereceden sorumlusu DYP-CHP hükümetidir. Ve ona hizmet eden Adalet Bakanı Moğultay, Cezaevleri Genel Müdürü, Buca Cezaevi idaresi, Cumhuriyet Savcısı Yaşar Aslan İzmir Polis Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, alay komutanı ve saldırıya katılan tüm asker ve polisler suçludur, hiçbiri cezasız kalmayacaktır. Faşist devlet katliamı tezgahlamakla, katliam emrini vermekle altından kalkamayacağı bir suç işlemiştir. Saldırı emrini veren faşist savcı Yaşar Aslan ve katil sürüleri devrimci tutsakların akan her damla kanının hesabının sorulacağını bilmelidirler. Hiçbir saldırı direnme geleneğini ölüm oruçlarından bugüne taşıyan DHKP-C tutsaklarının Özgür tutsak kimliğini yok edemeyecektir. Bu kimlikte ölmek vardır ama teslim olmak, diz çökmek yoktur. Buca'da şehit düşen DHKP-C tutsakları faşizmin zindanlarında direnişimizin yeni onur abideleri olarak yaşayacaklar, yumruğumuzda ve silahlarımızda mermi olacaklar. Faşizmi yaptıklarına pişman etmek boynumuzun borcu olsun. Şehit düşenler; Uğur Sarıaslan (Kayseri), Turan Kılınç (İzmir Kınık ilçesi Baştepe Köyü), Yusuf Bağ (İzmir, Bornova). Buca Cezaevi'- nde asker ve özel timlerin silah, bomba, cop, kalas ve zincirlerle gerçekleştirilen faşist saldırıda katledilen ve yaralananların isimleri: Yaralılar; Ümit Kanlı, Nevzat Kalaycı, Mehmet Büyükimdat, Erdal Arıkan, ibrahim Sertel, Bernur Tatar, Esin Kurt, Mesut Avcı, Mesut Öz, İsmet... Mustafa Tokur, Kaan Toksoy, Barış Kaya, Yasin Kılınç, Murat Karayılan, Murat Kara, Enis Araslı, Serdar Karabulut, Metin Özatıl, Mehmet Göcekçi, Murat Candar, Murat Becerikli, Hasan Toraman, Barış Yıldırım, Metin Bozoğlu, Ahmet Kırban, İhsan Çoban, Murat Kuş, Yusuf Sarp, Sinan Güler, Savaş Demirbaş, Ali Gedik, Rıza Doğru, Şahin Yılmaz, Yusuf Karataş, Ali Bozkır, Doğan Ünal. Devrim Demir, Katliama Tepkiler Buca Cezaevi'nde katledilen yoldaşlarımızın acısı yüreğimizde, öfkemiz kor olmuş düşmanı yakıyorken; acımızı paylaşanlar da vardı. Türkiye Komünist Partisi (Marksist-Leninist) Yutdışı Bürosu "... Faşist Türk devletinin, Buca Sessiz kalmak teslim olmaktır Oligarşi saldırıyor, çünkü iktidarını koruyabilmesi için herhangi bir başka yolu da yok. Halkın yükselen mücadelesi karşısında çözümsüzlüğü krizi giderek derinleşiyor Buna karşılık halkın gün be gün çoğalan büyüyen özleminin umudunun kendi sonunu hazırladığını, çözümsüzlüğünü artırdığını görerek daha da porvasızlaşıyor. Kendi sonunu geciktirmek için halkın en ön saflarında çarpışanları, halkımızın en namuslu, en onurlu evlatlarını; devrimcileri işkencelerden geçiriyor, kaçırıyor, katlediyor, binlercemizi dört duvar arasına hapsediyor. Oligarşi bugün cezaevlerine karşı tahammülsüzdür. Çunku milyarlarca Itra bütçe ayırarak kurduğu devrimcileri "rehabilitasyon" merkezleri devrimci mevzilere dönüşmüştür. Cezaevlerinde yaratılan ''ozgür tutsak" tipi oligarşinin rehabilitasyon politikalarının param parça edildiğinin de ifadesidir. Bugün cezaevleri düşmanın istediği konumun çok ama çok uzağındadır. Kişiliklerini yok etmek, mücadeleden vazgeçirmek için kurduğu cezaevleri ölümler pahasına gerçekleştirilen direnişlerle halkın mevzisi, savaşın güçlü bir siperi haline dönüşmüş, durumdadır. Oligarşinin hazmedemediği, provakasyonlar yaratarak, bazen de doğrudan saldırarak yok etmeye çalıştığı gerçek budur. Buca'daki saldırı, gerçekleştirdikleri katliam yalnızca devrimci tutsaklara yönelik değil türn halkımıza yönelik bir tehdit, bir gözdağıdır. Oligarşinin halk ve devrimcilere mesajı açıktır; "Bana boyun eğ, yoksa katlederim." Bu saldırı hepimizedir. Düzene şu ya da bu şekilde karşı olan çıkarları oligarşi ile buluşmayan herkes bu saldırıdaki açık mesajı kavramalıdır. Bu saldırı işçilerin çatışma hakkına yöneliktir. Bu saldırı memurların grevlitoplu sözleşmeli sendika hakkına yöneliktir. Kısacası bu salam emekçi halkımızın insanca yaşama hakkına yöneliktir. Kendini halkın saflarında gören sendikacılar, bilim adamları, aydınlar, sanatçılar bu saldırıya sessiz kalamazlar. Sessiz kalmak faşist devletin halklarımızı teslim alma politikasına onay vurmaktır. Sessiz kalmak tıstım olmaktır. İnsan olmanın onuru haklarımıza sahip çıkmanın bilinciyle bugün Buca'da gerçekleşen ve yarın nerede gündeme geleceği belli olmayan bu insanlık dışı vahşete karşı sessiz kalmayalım. Gücümüzü birleştirelim ve mücadele edelim..*

7 Cezaevi'ndeki katliamını sınıf kinimizle lanetlerken, bedenleriyle faşizme karşı direnip şehit düşen yiğit devrimcilerden Yusuf Bağ, Uğur Sarıaslan ve Turan. Kılınç'ı say.gıyla anıyor, taşis't barbarlardan bu katliamın hesabını mutlaka soracağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Faşist güçler, silahsız olduklaıını çok iyi bildiği tutsak devrimcilere karşı bombaları silahları ve zehirli gazlarıyla saldırmışlardır. DHKP-C'Ii üç yiğit devrimciyi alçakça katledip, 70'e yakın devrimciyi ağıt yaralayan faşist güçler kendilerine karşı sadece bilinçleri ve bedenleriyle direnen devrimciler karşısında aslında bir kez daha yenilmişlerdir" Atılım Gazetesi, Sosyalist Kadın ve Özgür Gençlik Dergileri: "... Zalim tutmuş köşe başlarını. N yazar ölümü hiçe sayanlar yolunu bulur. Esir düşmemekse mesele, kanıtıdır üç yiğidin; Yusuf Bağ, Uğur Sarıaslan ve Turan Kılınç'ın Buca Cezaevi'nde tuttuğu yol. Devrim mücadelesinde şehit olanların yolları yolumuzdur. Buca'da devrimci tutsaklara karşı girişilen bu faşist saldırılar sökmeyecek. Faşist diktatörlükler devrimcileri yok etmeyi başaramayacak. Biz kazanacağız. Kanları yerde kalmayacak. And olsun..." Odak Dergisi "Faşizm tutuklayıp hapse attığı ama bir türlü teslim alamadığı, boyun eğdiremediği onurlu devrimciler karşısında iyice çileden çıkmaktadır... Buca'da sergilenen vahşeti ve tüm cezaevlerinde siyası tutsaklara yönelik baskıları nefretle kınıyoruz. Faşizm ne kadar çırpınırsa çırpınsın tarihi kaderinden kurtulamayacaktır. Türkiye Faşizme mezar olacaktır. Bartın Cezaevi DHKP-C Tutsakları "... Şehit yoldaşlarımız onurumuz, gururumuzdur. Onlar zindanlarda vatanımızın özgürlüğü, halklarımızın kurtuluşu uğruna şehit düştüler. Şehitlerimize söz veriyoruz; Kanları yerde kalmayacak, Katillerden mutlaka hesap soracağız... Buca Şehitleri Ölümsüzdür. Unutmayacağız. Onları Özgür Vatan Savaşında Yaşatacağız Faşistleri Döktükleri Kanda Boğacağız..." Faşizmden Hesap Soracağız Buca Cezaevi'nde devrimci tutsaklara yönelik saldırı sonucu şehit olan insanlarımızın haberi duyulmaya başladıktan sonra büromuzun telefonları sürekli çalmaya başladı. Olayın nasıl olduğunu, şehitlerin ismini sordular. Ellerindeki bilgileri bize aktardılar. Dostlarımız faşizmin saldırısını, katliamını öfkeyle karşıladılar. İlk telefon Bağcılardan geldi. DHKC Buca katliamının hesabını sormak için Bağcılar Göztepe'de polis işbirlikçisi bir faşistin mağazasını yakarak tahrip etti. Eylem üstlenilirken haykırılan "Yaşasın Buca Direnişimiz" sloganında düşmana duyulan öfkeyi iliklerimize kadar hissettik. Saat 23.15'te gelen telefon dört duvar arasında kalan insanlarımıza saldırılmasına, katledilmesine sessiz kalınmadığını ve şehitlerimizin hesabının sorulmaya devam edeceği meesajını taşıyordu. Telefonun ucundaki öfke dolu ses Buca şehitlerinin hesabını sormak için 21 Eylül akşamı Yenibosna Taşyol Durağı'nda bulunan polis işbirlikçilerine ait Gün Makine Parçaları LTD Şirketini bombaladıklarını ve eylemi DHKC adına üstlendiklerini söylerken "Yaşasın Buca Direnişimiz", " Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız", "Yaşasın Devrimci Halk Kurtuluş Partisı-Cephesi", " Yaşasın Önderimiz Dursun Karataş'sloganlarını attı. 22 Eylül günü de yine şehitlerimizin, hesabının sorulduğu bir eylemin tele- fonu geldi. Telefon da arayan kişi Bu ca'da faşist köpeklerin saldırısını protesto etmek ve hesabını sormak için 22 Eylül günü Mecidiyeköy Pepsi Cola başbayiini yakarak tahrip ettik. Şehit düşen yoldaşlarımızın hesabını soracağız" diyerek eylemi Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi-Liseli Dev- Genç adına üstlendi. Eylem haberleri gelmeye devam ediyordu: Şişli-Kurtuluş'taki Türk Ticaret Bankasını 22 Eylül gecesi saat sıralarında molotoflayarak tahrip ettik. Eylemin amacı gözaltında kayıpları ve Buca katliamını pıotesto etmektir..." DHKC' nin bu üstlenmesinin ardından bit telefon daha geldi. Bu kez Okmeydanı'ndan arıyorlardı. Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Mahallesi Anadolu Meydanı'nda bulunan Zabıta Müdürlüğü'ne ait kulübenin Buca Cezaevinde'ki katliamların hesabını sormak için DHKC tarafından tamamen yakılarak tahrip edildiği bildiriliyordu. Aynı gece yapılan bir başka eylem ise yine Mahmut Şevket Paşa Mahallesi'ndeydi. Saat 19.15te sivil faşistlere ait bir araba Mahmut Şevket Paşa Mahallesi Mithatpaşa Caddesinde durdurularak tahrip edildi. Eylem Buca'da şehit düşen yoldaşlarımızın anısına DHKC tarafından yapıldı. Buca'da Tutsaklara Atılan Her Bomba Faşizme Karşı Öfke Seli Oldu Buca Cezaevi'nde DHKP-C tutsakları başta olmak üzere devrimci tutsaklara karşı girişilen faşist katliam yurtdışında da yoğun protestolar ve gösterilerle karşılandı. Almanya: Stuttgart Devrimci Halk Güçleri/ Buca Cezaevi'ndeki katliamı protesto amacıyla 22 Eylül günü Stuttgart Ziraat Bankası'nı işgal etti. İşgal boyunca dışarıda eylemin amacını açıklayan bildi riler dağıtılırken, içeride de bankadaki lere eylemin amacı açıklandı, bazı devlet kurumlarına fakslar çekildi. Eylem bitirilirken polis, beş kişiyi gözaltına almaya çalıştı. "Devrim Şehitieri Ölümsüzdür", "Yaşasın Buca Direnişimiz", "Haklıyız Kazanacağız" sloganla-rı atıldı, 'Yaşasın Buca Direnişimiz", "Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz " yazılı Türkçe ve Almanca dövizler açıldı. Aynı gün Devrimci Halk Güçleri Köln'deki. TC Ziraat Bankası'na taşlı, sopalı ve boya ile. bir de saldırı düzenlediler. Saat sularında yapılan saldırı sırasında yol trafiğe kapatıldı. Bankanın önüne Almanca ve Türkçe dövizler bırakıldıktan sonra taş, sopa ve boya atıldı. Duvarına boya ile DHKC yazılıp çok miktarda kuşlama yapıldı. Eylem Yaşasın Buca Direnişimiz". Faşist Katliamların Hesabını Soracağız", "Yaşasın Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi" sloganlarıyla bitirildi. Stuttgart'ta bunlar olurken; Dortmund Devrimci Halk Güçleri saat 18.30'da Dortmund'da bir gösteri düzenlediler. Eylem Türkiyelilerin yoğurt olarak yaşadıkları bir caddede yapıldı. Eylem sırasında trafik kesilerek üzerinde "Buca Katliamının Hesabını Soracağız. DHKC" yazılı bir pankart açıldı. Gösteri boyunca Almanca ve Türkçe sloganlar atıldı, açıklamalar okundu. Daha sonra 600 metre uzaklıktaki pazar yerine doğru yol işgal edilerek yüründü. Pazar yerine gelindiğinde pankart asıldı, bültenler okundu. Yürüyüş güzergahında bulunan kahvehanelere ve halka bildiriler dağıtıldı. Yaklaşık 35 dakika süren eyleme polisler müdahale edemediler. Berlin'den Devrimci Halk Güçleri Berliır Pamukbank Şubesı'ne akşam saat sıralarında bir saldırı düzenledi. "Buca'nın hesabı sorulacak", "Şehitler yaşıyor DHKC savaşıyor" sloganlarının atıldığı gösteri boyunca Pamukbank Şubesi taş yağmuruna tutuldu. Eylem sırasında eylemin amacını anlatan Türkçe ve Almanca bildiriler dağıtıldı. Hamburg'da da benzeri bir protesto kentin ana caddelerinden biri kesilerek yapıldı. "Buca Cezaevi'nin Hesabını Soracağız" yazılı bir pankart ile ana cadde bir saatten fazla trafiğe kapatıldı. Devrimci Halk Güçleri'nin gösteriden sonra astığı pankart 2 saat boyunca asılı kaldı. Aynı gün Duisburg'da yapılan göstenye Devrimci Halk Güçleri ile birlikte Atılım ve Partizan Sesi okurları da katıldılar. Araba lastiklerinin yakılarak yolların kesildiği gösteri sırasında Buca katliamıyla ilgili eylemden sonra hızını alamayan, Duisburg polisi Duisburg.Halk Kültür Derneği'ni basarak, içeride bulunanları gözaltına alarak gözdağı vermeye kalktı. İngiltere Londra, Devrimci Halk Güçleri, Faşist iktidarın Buca Cezaevi'nde DHKC tutsaklarına karşı gerçekleştirdiği saldırıyı T.C Londra Büyükelçiliği önünde düzenledikleri bir gösteriyle protesto ettiler. 22 Eylül 1995 günü gerçekleştirilen gösteride DHKC tutsaklarının şehit edilmesini ve saldırıyı protesto eden dövizler taşındı. Protesto gösterisinde "Buca Faşizme Mezar Olacak, Buca'nın Hesabını Soracağız, Devrim Şehitleri Ölümsüzdür. Yaşasın Önderimiz Dursun Kara- Adı faşist saldırılar ve direnişlerle birlikte anılan Buca Cezaevi Özgür Tutsak kimliğinin kazanıldığı önemli bir okuldur. taş" gibi sloganlar atıldı. İngiliz polisi gösteri süresince elçilik çevresinde geniş güvenlik önlemleri almasına rağmen göstericilere müdahalede bulunmadı. Avusturya: Viyana'da Avusturya Devrimci Halk Güçleri bir gösteri yaptılar. Gösteride Buca Cezaevi'ndeki katliamın sorumlusu Türkiye'deki faşist devlettir yazılı pankart Türkiye Turizm Müşavirliği'nin karşısına asılarak, DHKC Enformasyon bürolarının konuyla ilgili olarak ortak hazırladıkları Almanca bildiri geniş bir şekilde dağıtıldı..*

8 İşçiler Ayakta, Grevler Dalga Dalga bin kamu işçisini kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması nedeniyle alınan grev kararları birer birer uygulanıyor. 8 Eylül'de Tarım-İş greviyle başlayan grevler dalga dalga yayılırken grev yasağı kapsamında olan ve sözleşmeleri Yüksek Hakem Kurulu'na giden 128 bin işçi de 20 Eylül günü iş bırakarak direnişe katıldı. Toplu iş sözleşmeleri Yüksek Hakem Kurulu'nda bekleyen işyerleri arasında TPAO, TÜPRAŞ, TEK, DSİ, EİEİ, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı da alıyor. İşçiler 9 aydır kendilerini oyalayan ve son olarak yüzde 5.4'lük 'zam' teklifiyle kendileriyle alay eden iktidara karşı 20 Eylül günü "Bu işyerinde Grev Var" pankartının davullu zurnalı halaylarla büyük bir coşku içinde aslılar. Aylardır gündeme getirilen çe-şitli eylemlerin sonuç vermemesi' üzerine greve gitmekten başka bir yol kalmamıştı. 8 Eylül'de Tarım-İş'in.başlattığı grevler, süreci 20 Eylüİ'de yaklaşık 150'bin işçinin" daha greve çıkmasıyla geri dönüşü olmayan bir yola girmiş oldu. Türk-iş yönetiminin teslimiyetçiliği ve buna güvenen DYP-CHP hükümetinin işçi düşmanı tutumu nedeniyle aylardır bekletilen işçi-ler 20 Eylü'de grev pankartlarını asarken uzatılan mikrofonlara her "Bu İşyerinde Grev Var" 9.5 aydır toplu iş sözleşmelerinin sonuçlanmasını bekleyen 700 bin dolayındaki kamu işçisinin grevleri ve eylemleri dalga dalga yayılıyor. 8 Eylül'de 22 binden fazla tarım işçisinin başlattığı greve, 20 Eylül'de yaklaşık 150 bin işçinin daha katılmasıyla grevci işçi sayısı 175 bini aştı. Tarım işçilerinin dışında 146 banka işkolu işçisi, 7 bin 509 metal işçisi 20 Eylülden önce greve çıkmıştı. 21 Eylül'de ise 7867 işçi greve çıktı. 24 Eylül'de ise 4718 işçi, 25 Eylül'de 48 bin işçi greve çıkmaya hazır bekliyor. Ekim ayı içerisinde ise 115 bin işçinin greve çıkması bekleniyor. 20 Eylül'de greve çıkan işyerleri şunlar: Taş Kömürleri işletmeleri (TKİ)'ne bağlı işyerlerinde toplam 21 bin işçi greve çıktı. Etibank'a bağlı 1656, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı 53, Türkiye Demir Çelik İşletmelerinde 1636, Karadeniz Bakır işletmesi'nde 1293, KÜMAŞ'ta 370, Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nda 34 bin 100 Maden Tetkik Arama Enstitüsü nde 7 bin, Şeker Fabrikalarında 32 bin 500, Türk Tarih Kurumunda 217, Makina Kimya Endüstrisi'nde 7 bin 75, Türkiye Zirai Donatım Kurumu'nda 3 bin, Karadeniz Bakır işletmeleri'nde 584, Karayolları Genel Müdürlüğü'nde 28 bin 962, Türkiye Denizcilik işletmeleri'nde 700 işçi 20 Eylül'de greve başladı. 21 Eylülde ise Bayındırlık Bakanlığına bağlı işyerlerinde çalışan 7124 iş çi, Devlet Hava Limanları İnşaat Genel Müdürlüğü'ne bağlı işyerlerinde de 743 işçi greve çıktı. 24 Eylül'de ise Çitosan Genel Müdürlüğü ve TURBAN işçileri toplam 4718 işçi ile greve çıkıyor. 25 Eylül'de 7000 Seka işçisi, 869 Petlas İşçisi, 1100 Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü işçileri ile demiryolu (TCDD) işçisi greve çıkacak. 76 bin Köy Hizmetleri işçisi ise grev için 2 Ekim tarihini bekliyor. Bu verilere göre başta Zonguldak, Eskişehir, İstanbul. Kocaeli, İzmir, Ankara, Kütahya, Elazığ, Erzurum, Konya, Trabzon olmak üzere Türkiye'nin bütün illerinde işçi grevleri var. "Bu işyerinde Grev Var" pankartları sadece illerde değil, işyerlerinin irili ufaklı dağılımından dolayı çoğu ilçelerde de asılı bulunuyor. Özellikle karayolları işçilerinin grevi bu durumda iken 2 Ekim'de Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı 76 bin işçinin greve başlamasıyla grevlerin alanı oldukça genişleyecek. * yerde aynı şeyi söylediler; "Haklarımızı alana kadar direneceğiz" Ankara'da sabah saat 8.00'de TKİ Genel Müdürlüğ ü önünde toplanan Genel Maden-İş üyesi 3 bin işçi "Bu işyerinde Grev Var" pankartını asarak davul-zurna eşliğinde halaylarla grevi başlattı; Aynı saatlerde Şeker-İş'te örgütlü işçiler Etimesgut Şeker Fabrikasında grevi başlattılar. Grev yasağı kapsamındaki Türk Harb- İş Sendikası üyesi işçiler de Etimesgut'taydı. Grev pankartı asıldıktan sonra şeker işçileri buradan otobüslerle Tandoğan'a hareket ettiler. Saat da Genel Maden-İş üyesi işçiler MTA Genel Müdürlüğü önünde toplanarak grev pan- Katliam Hükümeti Çöktü kartını astılar ve onlar da Tando ğan'a hareket ettiler Tandoğan meydanında topla nan yaklaşık 10 bin işçinin katılımıyla Türk-Metal'in örgütlü olduğu MKE'de grev pankartı asıldı. Burada bir konuşma yapan Türkiş Bayşkanı Bayram Meral hükümetin işçiyi muhatap almaması halinde işçilerle birlikte Başbakanlık konutuna dayanacaklarını belirterek CHP'nin hükümetten çekilmesi gerektiğini söyledi. Tandoğan Meydanı'ndan Kara-. yolları Genel Müdürlüğü önüne yürüyen yaklaşık 10 bin işçinin de. katılımıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'nde örgütlü Yol-İş tarafından burada grev başlatıldı. İşçi "MGK" İktidarıyla Karşı Karşıya! Tandoğan meydanında topla- 20 Eylül'de katliamcı DYP-CHP koalisyonunun çökmesiyle birlikte işçiler de muhatapsız kaldı. Artık Türk-İş'in kuru sıkı atışlarla topa tutabileceği bir hükümet yok. En azından yeni hükümet kurulana kadar işçiler gerçek ikitidar olan MGK ve Genelkurmayla karşı karşıya olacaklar. Grevlerde bir kaç gözcü bırakıp işçileri evlerine göndermeye alışmış olan Türk-İş yöneticileri bu kez sürekli bir eylemlilik Ne hükümeti sıkıştırarak anlaşmaya zorlayacaklarını açıklamışlardı. Hükümetin istifa etmesiyle bu tavrın değişip değişmeyeceği önümüzdeki günierde belli olacak. Demirel'in hükümeti kurma görevini yeniden Tansu Çilier'e vermesiyle işçilerin yeniden İMF'nin basit bir memuru işlevini gören Tansu Çiller'le karşı karşıya geimesi bekleniyor. Ancak Tansu'nun arkasında yine MGK ve Genelkurmay, bunların üzerinde de ABD ve Avrupa'lı emperyalistlerin uluslararası kurumu olan IMF var.*

9 nan işçiler sık sık "İşçi Memur Elele, Genel Greve", "işçiyiz Haklıyız Kazanacağız" ve "Kahrolsun IMF, Bağımsız Türkiye" sloganlarını attılar. İstanbul'da ise Yol-İş üyesi 2 bin 800 işçi greve çıktı. Karayolları 1. ve 17. Şube Müdürlüklerinde toplanan işçiler davut-zurna eşliğinde grev pankartlarını astılar. Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü bahçesinde toplanan işçiler davul-zurna eşliğinde halaylar çektikten sonra bölge müdürlüğü önüne yürüdüler. Burada Yol-İş 1 No'lu Şube Başkanı Hasan Gülyaşar ve Türk-İş 1. bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak birer konuşma yaptılar. Liman-iş, Tez Koop-İş, Dok Gemi-iş Pendik Şubesi üye ve yöneticleriyle, grevdeki Nakliyat-İş üyesi Aras Kargo işçilerinin katılarak destek verdiği grev açılışında işçiler "İşçi-Memur Elele Genel Greve", "İşçiyiz,Haklıyız Kazanacağız", "Hükümet İstifa", "Kahrolsun IMF, Bağımsız Türkiye" sloganlarını attılar. Cezaevindeki Aras Kargo işçileri "Araş Kargo İşçisi Yalnız Değildir" şeklinde sloganlarla selamlanırken Faruk Büyükkucak. konuşması sırasında Retrans işçilerine yönelik saldırıları kınarken işçiler "Retrans İşçisi Yalnız Değildir" sloganını attılar. Daha sora Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü girişine yürüyen işçiler kapıya "Bu İşyerinde Grev Var" pankartını astılar. Sendikacılar ve bir grup işçi buradan Küçükyalı'daki Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü'ne giderek greve çıkan diğer işçileri ziyaret ettiler. Zonguldak'ta ise Üzülmez, Karadon ve Kozîu ocaklarından öğle saatlerinde çıkan işçiler yürüyüşe geçerek şehir merkezinde bir araya geldiler. Şehir merkezinde sayıları 10 bini bulan maden işçileri, "Hükümet İstifa", "İşçiyiz, Haklıyız Kazanacağız" sloganlarıyla yürüdükten sonra herhangi bir müdahale olmaksızın dağıldılar. Yürüyüş ve gösteriler yapılan bu şehirler dışında grevlerde genel olarak fabrika ve işletmelerde topluca grev pankartları asılarak halaylar çekildi. Greve çıkan işçiler ağırlıklı olarak "Yaşasın İş, Ekmek, Özgürlük Mücadelemiz", "İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız", "Kahrolsun IMF, Bağımsız Türkiye", "İşçi Memur Elele Süresiz Genel Greve" sloganlarını attılar. 150 bin işçinin daha greve çıktığı 20 Eylül günü işyerlerine grev pankartı asılırken 9 aydır bekletilmenin hıncıyla dolu olan işçiler hemen her yerde "Haklıyız Kazanacağız" sloganlarıyla kararlılıklarını ortaya koydular. Türk-İş yönetimine duyulan güvensizliğe rağmen işçilerin büyük çoğunluğu hükümetin yüzbinlerce işçiyi yenemeyeceğini, grev erteleme kararı alınırsa direneceklerini vurguladılar. "İşçi Memur Elele, Genel Greve" sloganının sık sık tekrarlandığı eylemlerde ne yazık ki kamu emekçisi memurlar yoktu veya sınırlı olarak yer aldılar. Devleti işlemez hale getirecek grevlerin arka arkaya uygulamaya konduğu bir süreçte KÇSKK'mn 11 Eylül tarihli toplantısında bu yönde bir karar almamış olması emekçiler için bir handikap olmayı sürdürüyor..* Nurtepe ve Güzeltepe Esnafından Kamu İşçilerine Destek 20 Eylülde greve çıkan kamu işçilerinin hak alma mücadelesini desteklemek amacıyla Nurtepe Güzeltepe esnafı bir günlük kepenk kapatma eylemi yaptı. Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi'nin kamu işçilerini desteklemek için yaptığı çağrı üzerine kepenklerinı bir gün boyunca açmayan Nurtepe ve Güzeltepe esnafı örnek bir dayanışma sergiledi. 8 Ağustos'da da kepenk kapatan enaflar hükümetin yüzde 5.4 zam teklifiyle yalnız işçilerle değil tüm halkla alay ettiğini ancak buna pişman olacağını söylediler. * Liman-İş Mersin Şube Başkanı Fevzi Aslan Kontrgerilla Tarafından Kaçırıldı Liman-iş Sendikası Mersin şube başkanı Fevzi Aslan 19 Eylül 1995 günü saat sıralarında kontrgerilla tarafından kaçırılarak 18 saat alıkonuldu. Fevzi Aslan Liman işçilerinin 25 Eylülde başlayacak olan grevi ile ilgili olarak bir televizyon programına katılmak üzere Mersin 2000 TV'ye giderken Toroslar mahallesinin girişinde kontrgerilla tarafından kaçırıldı. 18 saat boyunca "işçilerin haklarını savunmak sana mı kaldı" şeklinde sözlerle karşılaşan ve sürekli hakaret edilerek tehdit edilen Fevzi Aslan ertesi gün saat 15.00'de Çankaya Mahallesi otopark civarında gözleri bağlı olarak serbest bırakıldı. Fevzi Aslan yaşadıklarını şöyle anlattı: "iki oto önümde durdu. Biri Renault markaydı. Ve içinde üç kişi vardı. Ben önce tanıdık insanlar sandım. Ve bana bir şey söyleyeceklerini düşündüm. Biri kolumdan tutup "Hadi Emni- yet'e" dedi. Ben "İnsan Emniyete böyle mi götürülür?" dedim. Ve daha ne olduğunu anlayamadan gözlerimi bağlayıp zorla arabaya bindirdiler. Neresi olduğunu bilmediğim ıssız bir yere götürüldüm. Ne bir araç ne de insan sesleri vardı. Beni yaklaşık olarak 18 saat bu şekilde gezdirdiler ve sürekli olarak hakaret ederek küfrettiler, psikolojik" baskı yaptılar. Bana "sen Allah mısın lan. Tüm kulların yardımına koşuyorsun" diyorlardı. Tehdit ve küfürleri serbest bırakılıncaya kadar devam etti. Fevzi Aslan, serbest bırakıldıktan sonra savcılığa ve valiliğe suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yaptığımız görüşmede saldırıyı "Bana yapılan bu saldırı bütün Liman- İş çalışanlarına ve bütün işçi ve emekçilere yapılmıştır." şeklinde değerlendiren Fevzi Aslan. "Ancak beni yıldıramayacaklar, bize geri adım artıramayacaklar" dedi...* Adana Büyükşehir Belediyesi'nde Taşeron İşçileri Kazandı Adana Anakent Belediyesinin temizlik işlerini yapan taşeron Tuğçe Limited Şirketi'nin Genel-İş sendikasına üye oldukları için işten altığı 105 işçi belediye önünde yaptıkları direnişle yeniden işlerine döndüler. Taşeron firma Tuğçe Limited Şirketi 15 Eylül 1995 tarihinde sendikaya üye oldukları gerekçesiyle 32 işçiyi işten çıkartmıştı, Arkadaşlarının işten çıkarıldığını öğrenen diğer işçiler arkadaşlarının tekrar işe alınması için oturma eylemi yaparak iş bıraktılar. Taşeron firma Tuğçe Limited Şirketi 18 Eylülde bu kez 73 işçiyi daha işten atarak işçi kıyımına devam etti Bunun üzerine Adana Anakent Belediyesi önüne gelen işçiler oturma eylemini burada devam ettirdiler. Bir süre sonra polis işçilere müdahale ederek belediyenin önünden ayrılmalarını, yoksa zorla dağıtacağını söyledi, işçilerin "Biz ekmeğimiz ve aşımız için burada oturuyoruz. Ayrılmayacağız" diyerek kararlı bir tutum sergilemeleri üzerine polis, geri adım atmak zorunda kaldı. 21 Eylül günü Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın atılan bütün işçilerin işe tekrar geri alındığını ve gidip işbaşı yapmalarını söylemesi üzerine oturma eylemi Genel-İş şube yetkilileri tarafından bitirildi. * Eğitim-Sen ve Kamu Emekçileri Sürgün Kararlarını Protesto Etti Kamu emekçileri ekonomik, demokratik ve sendikal hakları için mücadele ederken, üzerlerindeki baskılarda artarak sürüyor. Mersin'de görev yapan bir çok kamu çalışanı daha önceki aylarda Elazığ, Niğde, Van, Muş, Balıkesir, Bitlis. Ankara, Antalya gibi İllere sürgün edilmişledi. En son Eğitim-Sen Mersin Şubesi Başkanı İstanbul'a, üyeler de degişik okullara sürgün edildiler. Sürgün Kararlarını protesto etmek için 8 Eylül günü Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapmak isteyen Eğitim-Sen'li öğretmenlere, KÇSP üyelerine ve sendika şube başkanlarına sal- dıran polis 96 kamu emekçisini gözaltına aidi. Gözaltına alınan rnemurfar 5 saat sonra serbest bırakıldı. Eğilim- Sen sürgün ve gözaltına alınmaların! kınamak için 15 Eylül günü sendika binalarında 2 gün süren bir açlık grevi yaptı. Açlık grevine Tüm Maliye-Sen, Or Kam-Sen, Ener-Sen şube yöneticisi ve üyeleri de katıldı. Yaklaşık 60 memurun yaptığı açlık grevini DKÖ, Partiler, İşçi Sendikaları ve Sosyalist basın okurları ziyaret etti. 17 Eylül pazar günü biten açlık grevinin sonunda memurlar "Baskılar Bizi Yıldınmaz", "Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek" sioganlarını attılar...

10 Retrans işçilerine emekçilerden destek, jandarmadan saldırı Gebze'de kurulu bulunan Inchape Retrans işçilerinin direnişi desteklerle güçle- yaktığı direniş çadırlarını yeniden kuran coşkuyla jandarmanın son saldırısında nerek devam ediyor. Retrans işçilerine destek vermek amacıyla gelen Kocaeli Sağlık-Sen üyeleri ve bir İşleri, onurları için 80 gündür gece gündüz demeden işyerinin önünde direnişlerini sürdüren Retrans işçileri örnek alı- Sağlık-Sen pankartı eşliğinde Kocaeli grup işçinin otobüsten iner inmez açtıkları nacak bir tarih yazıyorlar. Direnişin başladığı günden bu yana defalarca gözaltına Direnen Emekçinin Olacak" sloganıyla Sağlık-Sen üyelerinin haykırdıkları "Zafer alınıp, sivil fasitlerin ve faşist mafyanın silahlı saldırılarına uğradılar. Her saldırı pankartının direniş çadırına asılmasıyla tekrar canlanan direniş alanı, Sağlık-Sen sonrası direnişlerini bir adım daha ileri götürerek jandarma'nın yaktığı çadırlarını coşku doruğa çıktı. tekrar kurup direnişlerini sürdürdüler. Jandarma tekrar saldırdı Son olarak 15 Eylül 1995 tarihinde Retrans işçilerinin 15 Eylül günü uğradıkları saldırı sonrası büyük bir destekle Jandarmanın saldırması sonucu aralarında TÜMTİS Sendikası Genel Başkanı yeniden direniş yerine gelmesini ve direniş çadırlarını kurarak halaylar ve türküler Sabri Topçu ve Genel Merkez yöneticilerinin de bulunduğu 95 kişi gözaltına alındı. eşliğinde direnişlerine devam etmelerini Gözaltına alınanlar aynı gün savcılık tarafından ifadeleri dahi alınmadan serbest dakçısı komutanları yine saldırı emri ver- hazmedemeyen işveren jandarma yar- bırakıldı. TÜMTİS Sendikası ve işçiler jandarmanın işveren yanlısı tutumunu pro- 20 Eylül günü sabah saat 07.0,gd. jş: diler. testo etmek ve saldırıları kınamak amacıyla 19 Eylül günü resitli sendikaların ve dan rahatsız olmuştur ve direnişin kaza- TÜMTİS Sendikası Genel Başkanı Sabri da TÜMTİS sendikası Genel Eğitim sek- kilde sahiplenilmesidir. Siyasi iktidar bun- leri kalmasınlar şu anda Ankara da çilerin etrafını kuşatan jandarma araların- demokratik kitle örgütlerinin de nımla bitmemesi için elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Retrans işçileri haklarını bakanlık yetkilisinin konuyu görüştüklerini işçiyi döverek gözaltına aldı. Gözaltına al- Topçu ile Retrans'ın ortağı Fatih Akyol ve reteri Yurdal Şenol'un da bulunduğu 35 katılımıyla hep birlikte Retrans şirketinin önüneka dar sloganlar elde edene kadar mücadelelerini sürdüre- büyük bir ihtimalle sorunun bu günlerde dığı işçileri jandarma karakoluna götürerek kurdukları çadırlarını tekrar yıktı.. eşliğinde yürüyerek geldiler. Burada cektir. çözümleneceğini, inatlaşmaya gitmemelerini istediğini" belirtti. Retrans işçilerine 5. kez saldıran jan- Retrans işçilerine destek olmak üzere Onların sesine ses katmak, bu gelen ıgebze Sendikalar Birliği, Ko-caeli onurlu mücadeleye destek vermek Direnişçi'işçiler valinin önerisinin direnişlerini kırmaya yönelik bir tuzak olduğuğını ve açıkça Retrans patronunun yanındarmanın işçiler üzerinde zulüm uyguladı- Sendikalar Birliği, İstanbul İşçi Sen yarının güzel ve aydınlık günlerine harç dıkaları Şubeler Platformu.Hava İş katmak olacaktır" dedi.. nu kesinlikle yerlerinden ayrılmayacaklarını belirterek destek için gelen ziyaretçileri Genel Başkanı Sabrı Topçu "Son iki saldıda yer aldığını belirten TÜMTİS sendikası Genel Başkanı Mustafa Yağcı, İpragaz TÜMTİS Genel Eğitim Sekreteri Yurdal Polisan, Asmaş'ın direnişçi işçileri ve Şenol'un konuşmasının hemen ardından hep birlikte halay çekmeye davef ettiler. rırımda kitlesel destek ziyaretlerinden çeşitli de-demokratikkitle örgütlerinin ve 500 kişilik kitle hep bir ağızdan "Baskılar Son gelişmeler üzerine kendisiyle sohbet ettiğimiz TÜMTİS Sendikasının avudırıların amacının yaygınlaşmakta olan sı- sonra gerçekleştiğine dikkat çekerek" sal- siyasi partile rin temsilcileri de yürüyüşe Bz Yıldıramaz" "Yaşasın Retrans Direnişimiz "İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız" slokatı Fatma.Atanur Fevzioğlu Retrans iş,- nıf dayanışmasının kırılmasına yönelik ol- katıldı. Eylem sırasında bir konuşma yapan TÜMTİS Genell Egitim Sekreteri ganlarını yirmi metre önlerinde barikat kurarak bekleyen jandarmaların ve Retrans jandarmanın kendisine vermiş olduğu örgütlülüğü bitirerek örgütsüz ve savun- vereninin bu kadar diretmesinin nedeninin duğunu, saldırıların Türkiye'de sendikal Yurdal Şenol toplu iş sözleşmesinin başladığı bir dönemde, asayişle işvereninin suratına öfkeyle haykırdılar. açık destekten kaynaklandığını, jandarmanın desteği olmadan fazla dayanamamet ettiğini bu bilinçle herkesi Retrans işmasız bir toplum yaratmak amacına hiz- ilgilenmesi gereken jandarma işlerinden Yaklaşık 200 kadar bir askerle direnişçilerin hemen önünde barikat kurduran yacağını belirterek "jandarma bekleyecek, çileriyle dayanışmaya, saldırıları olabile- atılarak mağdur duruma düşürülen işçiler üzerinde işveren yanlısı davranarak baskı jandarma komutanı ise kendisine üs olarak seçtiği ve bekçiliğini yaptığı Retrans bir ihtimalle tekrar saldıracak, işçileri görak saldırı ve gözaltılar Retrans işçilerinin desteğe gelenler ayrıldıktan sonra büyük cek her yöntemle protesto etmeye çağıra- uygulamaktadır. Ayrıca bir yandan işçilere şiddet uygularken öte yandan, işvereninin idare binasında işçilere karşı zaltına alacaktır" diyerek direnişlerinden mücadelesini engelleyemeyecektir" dedi. sendikadan istifa edin şirkette tekrar yeni saldırılarının planlarını hazırlıyor, yeni taviz vermelerinin söz konusu dahi edilemeyeceğini, komitenin ne pahasına olur- kurulduğu alanı kuşatarak gözaltından Saldırı sonrası jandarma çadırların çalışmaya başlayın şeklinde teklifte provokasyonlar tezgahlıyordu. bulunuyor" diyerek konuşmasına şöyle Saat 3 sıralarında direniş yerine gelen sa olsun direnişi sürdürmekte kararlı olduğunu söyledi. bırakmıyor, işçiler işyerlerinin 500 metre bırakılan işçileri işyerinin önüne devam etti: "Retrans işçilerine yönelik saldırıların her geçen gün dozunu arttırarak Kocaeli Valisinin kendisine 'İşçiler 2-3 Halaylar ve türküler eşliğinde büyük bir gerisinde toplu halde bekliyorlar. * CHP Gebze İlçe Başkanı Ensar ÖĞÜT sürmesinin nedeni direnişin yurt içinden gün gündüz buraya gelsinler ancak geceve yurt dışından desteklerle artan bir şe- Baskılar bizleri yıldıramaz Ülkemizde hak talep ve bu anlamda sesini yük- selten herkesin karşılaştığı dayak,jop,gözaltı ve tutukla- ma gibi baskılar olmaktadır. Sendikal hakları için müca- dele eden memurların sıkça yaşadığı bu baskılardan biri de geçtiğimiz aylarda Tüm Haber-Sen'in kapatılmas ol- muştu. Kapatma kararına karşı memurlar iseiki günlük iş bırakma eylemi yaptılar. Daha sonra işverenin şikayeti üzerine sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 23 memur hakkında 26 Temmuz 1995 tarihinde Gayrettepe Telekomünikasyon Binasında göreve gelmemek ve kapı girişlerini tutarak personelin binaya girmesine engel olmak" nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı Toplum Suçları bürosunca soruşturma başlatıldı 20 Eylül Çarşamba günü Adliye Binasının önünde toplanan İstanbul Kamu Çalışanları Şubeler Platformu basın açıklaması yaparak mu adına İbrahim Sönmez şunları söyledi "Yıllardır fiili ve meşru temelde sürdürdüğümüz mücadelemize saldırıcyorlar. Mahkemelerde aleyhimize davalar açarak cezalar vererek bizleri susturmak sindirmek istiyorlar. Verdikleri kararlı mücadeleleriyle devlete geri adım attıran gerçekleştirdikleri günlük iş bırakma eylemleriyle sürgünleri durduran PTT emekçilerini susturmak için Yargıtay kararıyla sendikalarımıza kapatıyorlar. Kapatılan sendikalarımızı açmak bizim ellerimizde bu mühürle daha önce de karşılaşmıştık ve mücadelemizin önüne geçememişti. Grev hakkımızı almak sürgünleri durdurmak verilen cezaları geri aldırmak ve bütün saldırıları püskürtmek bizim elimizde. Onların korkularını büyütebiliriz. Fiili ve meşru mücadelemizi yükselterek üretimden gelen gücümüzü işçi kardeşlerimizle birleştirdiğimizde önümüdeki tüm engelleri aşacak ve bu saldırıları çıkartacağız dedi. Daha sonra Tüm Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Çınar, PTT çalışanlarının binbir emekle yarattıkları Tüm Haber-Sen'in kapatılması sonucu PTT çalı- şanlarının direnerek sendikalarına sahip çıktığını belirtti. KÇSKK Dönem Yürütmesi adına. Ener-Sen Genel Başkanı Güven Gerçek Bugün toplu sözleşme hakları tınkanan 700 bin işçiden 400 bine grevde. Örgütlenme hakkı nengellenen bin kamu çalışanının grevli toplu sözleşmeli sendikal hak talebi için mücadele eden kamu çalışanları bu mücadele sonucu bugün adliyelerde yargılanmaknta sürgün soruşturma baskı ve değişik cezalara çarptırılmakta. Sendikalarımız kapatılmaktadır. Sorunlarımızın çözümü örgütlü gücümüze ve mücadelemize bağlıdır. Anayasa değişikliğiyle dayatılmak istenen toplu görüşmeye karşı grevli toplu sözleşmeli sendikal hak için önümüzdeki günler mücadele günleridir dedi. Açıklamalar yapılırken memurlar sık sık "Baskılar Bizleri Yıldıramaz", Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek. Suskun Toplum İstemiyoruz" gibi sloganlarla ve alkışlarla tepkilerini ifade ettiler. Polisin yoğun olarak bulunduğu açıklama sonrası memurlar dağılırken 23 kişi savcıya ifade vermeye gitti..*

11 Yeni Dünya Düzeni Dikiş Tutmuyor, Halklar Savaşıyor Sosyalist sistemin dağılışının hemen ertesinde telaffuz edilmeye başlanan ve özü itibarıyla ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin tüm Dünya coğrafyasını tahakküm altına alma istemlerinin ifadesi olan "Yeni Dünya Düzen, gelinen aşamada amaçlarına ulaşmak ta zorlanıyor. Hedeflerine ulaşmakta ciddi zorluklarla boğuşuyor, halkların direnişini kıramıyor. Yalnız halkların direnişi açısından da değil, kendi aralarında'da emperyalist odaklar kapışmakta, çatlak sesler susturulamamakta, tek kutuplu dünya hayalleri birbiri ardına yıkılmaktadır. Olaylar, rakamlar ve ardı kesilmeyen raporlar hep bu gerçeğin altını çizmekte, emperyalizm yeni bunalımlara sürüklenmektodir. Emperyalist ülkeler özellikle Avrupa coğrafyasında bulunanlar, ABD'ye karşı biraraya gelme yolunda son pürüzleri halletmeye çalışmakta, dağılan Sovyetler Birliği içinde bulunan kimi devletler aralarında anlaşıp ABD'nin yoluna taş koymaya başlamaktadır. Avrupalı ülkelerden Fransa ve Almanya Avrupa Birliği'nin askeri kanadının da kurulması için girişimlerde bulunurken, Rusya, Birleşik Devletler Topluluğu'nu silahlandırmak, askeri bir güçle desteklemek ve ABD karşıtı bir kutup yaratmak için adımlar atmaktadır. Geçenlerde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gali'nin yayınladığı 1994 yılı raporu bu düzenin nasıl dikiş tutmadığının canlı örneklerinden birini oluşturuyor Raporda, Soğuk Savaş döneminin bitmesine rağmen, dünyanın her yöresini kaplayan siyasi ve ekonomik kriz koşullarının hala geçerliliğini koruduğunu ve hatta derinleştiği söylenerek şöyle devam ediliyor: "Yaşanan bir hayal kırıklığıdır İyimser yaklaşılan birçok beklentiden hiçbiri yerine gelmemiştir. Dünya, halen siyasi ve ekonomik olarak 'çok kötü' bir durumdadır. Çoğalan bölgesel anlaşmazlıklar, gerileyen kalkınma rakamları ve maddi zorlukların yaşanması milletler topluluğunu zor duruma sokmaktadır. Doğu-Batı çelişkisinin sona ermesiyle, daha önce karşılıklı silahlanmaya yatırılan paraların dünya ekonomisine ve özellikle kalkınmakta olan ülkelerin yararına harcanacağını umut etmiştik ancak bu gerçekleşmedi. Aksine Üçüncü Dünya ülkelerine yapılan yardımlar daha da azaldı. Halen var olan sorunlar potansiyeli endişe verici boyuttadır. Eski krizler bulaşıcı hastalık gibi yayılmakla kalmamakta, yeni yaratılan savaş bölgeleri bizi düşündürmektedir yılları arasında varlığını sürdüren 82 silahlı mücadelenin yalnızca üçü, ülkeler arasındadır. Savaş bölgeleri ise şunlar: Avrupa'da Bosna, Türkiye ve ingiltere, Ortadoğu'da Irak, İsrail, Lübnan, Latin Amerika'da Kolombiya ve Guetamala. Asya'da Hindistan, Endonezya, İran. Sosyalist sistemin dağılışının hemen ertesinde telaffuz edilmeye başlanan ve özü itibarıyla ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin tüm Dünya coğrafyasını tahakküm altına alma istemlerinin ifadesi olan "Yeni Dünya Düzeni", gelinen aşamada amaçlarına ulaşmakta zorlanıyor. Hedeflerine ulaşmakta ciddi zorluklarla boğuşuyor, halkların direnişini kıramıyor. Yalnız halkların direnişi açısından da değil, kendi aralarında da emperyalist odaklar kapışmakta, çatlak sesler susturulamamakta, tek kutuplu dünya hayalleri birbiri ardına yıkılmaktadır. Pakistan, Filipinler ve Tacikistan, Afrika'da Angola, Etiyopya, Zimbabve, Somali, Güney Afrika, Çad, Fas, Sudan, Uganda, Zaire. İleride çıkacak olan savaşların daha çok ülkeler içinde olacağına eminim. Etnik ve din temeline dayalı savaşların yarattığı sorunlar kaygı vericidir yılında Birleşmiş Milletler 11 savaşta arabulucu olmaya çalışırken bu rakam 1992'de 13'e çıktı, şu anda ise 27 savaş yaşanıyor. Bu nedenle Barış Gücü'ndeki asker sayısı 9 binden, 73 bine ulaşmıştır." Gali'nin bu raporuna ek olarak gaze- lerde son dönemde çıkan bazı haberlerden başlıklar ve grafikler vermek olayı boyutlarını daha da anlaşılır kılacaktır: "UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Gelişme Örgütü) Raporu: Bu yıl dünya ekonomisi için kara bir yıl olacaktır. Dünya ekonomisi güç kaybetmekte ve bu durum gelişmekte olan ülkeleri derinden sarsacaktır. İşsizlik, OECD ülkelerinde arasında yüzde 3.2 iken bu rakam arasında yüzde 7.3'e yükselmiştir. Sadece 1994'te 34 milyon insan işinden atıldı ve işsiz kaldı. Latin Amerika ülkelerinde ekonomik büyüme yüzde 3.7 'den yüzde 2'ye düştü. Avrupa Birliği İstatistik kurumu verilerine göre Avrupa'da işsiz sayısı 18.2 milyon kişiye ulaşmış durumda. OECD Raporu: İşsizlik sürecek. Sosyal yardımlar kaldırılmalıdır. Birleşmiş Milletler İstihdam Raporu: Dünyada en üst gelir seviyesindeki yüzde 20'lik kesim, dünyanın toplam gelirinin yüzde 83'ünü alıyor. En alt gruptaki yüzde 20'lik kesim ise yalnızca yüzde 1.5'ini alıyor. Rusya Devlet istatistik Komitesi Raporu: 34 milyon Rus, yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari ücret 10 Dolar. Asgari Geçim düzeyi ise 40 Dolar civarında. Worldwatch ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Raporu: 1994'te 23 milyon insan yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Etnik ve dini temeldeki saldırılar, geniş kitleleri daha güvenli ortam arayaşına itiyor. Her 114 dünyalıdan biri mül- teci olarak yaşıyor. Göçün temel nedenleri savaş, baskılar ve açlık. Evet, hemen ilk elde edilebilecek istatistikler, rakamlar yeni dönemin ne anlama geldiği ve faturanın kimlere çıkartıldığını açık olarak gösteriyor. Bu fatura yalnızca sömürge ülke halklarına değil, bizzat emperyalist ülkelerin halklarına da çıkartılmakta, bir çok ülkede sosyal yardımlar azaltılmakta, işsizlik artmakta, polisiye önlemler artırılmakta, enflasyon rakamları yükselmektedir. Bu arada, halkların tepkisini bastırmak için Terör yasaları çıkartılmakta, daha düne kadar el altında tutulan sivil faşist güçlerin saldırıları tırmandırılmaktadır. Bugün, Almanya başta olmak üzere, Amerika, İngiltere, İspanya. Fransa, Portekiz gibi ülkelerde ırkçı saldırılar son bir kaç yıl içinde kendini katlayan rakamlara ulaşmaktadır. Grevler artmakta, direnişlerin ardı arkası kesilmemektedir. İşte bu ülkelerden bir kaç örnek: Almanya Grevler dalga dalga yayılıyor. Patronlar, işçilerin 3 saat daha fazla çalışmasını dayatıyor. Birçok emperyalist tekelde -Philips, Wolswagen vb.- işçiler işten atılıyor. Frankfurt'ta tezgahtarlar, ücret düşüklüğünü protesto için uyarı grevleri düzenliyorlar. Devlet, sosyal yardım fonlarını yüzde 25 düşürmek istiyor yılının başından 1995 yılının Mart ayı sonuna kadar olan sürede yani 51 ay içinde yabancı düşmanlığından kaynaklanan ve polise yansıyan olay sayısı 19 bin 423'e ulaşmıştır yılları arasında da benzer olaylar vardır ancak özellikle 1991den sonra

12 devasa boyutta artış göstermektedir. Fransa Fabrikalar özelleştiriliyor, memur maaşları donduruluyor ve işçiler toplu halde işten çıkartılıyor. Fransa'nın dört bir yanında işçi ve memurlar grevlere gidiyor, gösteriler düzenliyorlar. Memur maaşlarıyla ilgili gelişmeler üzerine Genel Grev haberleri geliyor.işçilerin eylemleri arasında fabrika işgalleri de var. işçiler, fabrika müdürleri ve işveren temsilcilerini de rehin alarak işten atılan arkadaşlarını istiyor. Öğrenciler, eğitim ile ilgili sorunları için sokaklara dökülüyorlar. Fransa hükümeti, bu arada bombalama olaylarını bahane ederek ülkede olağanüstü hal ilan edip, gösterileri yasaklama yoluna gidiyor. Son günlerde yine bu bahaneyle ülke, neredeyse bütünüyle ordu güçlerinin denetimine sokuluyor. Aramalar yapılıyor. Şu ana kadar 800 bin Fransa'lının kontrolden geçtiği söyleniyor. Irkçı saldırılar da Fransa hükümetinin politikaları arasında. Geçenlerde bir Fas'lıyı öldürmesi üzerine, Paris sokak çatışmaları yüzünden savaş alanına döndü. İngiltere İşten çıkarmalar büyük hızla sürdüru lüyor. Bir kaç gün Önce 2 bin işçi sokaklara atıldı. İşçiler direnişlerini sürdürüyorlar. İngiltere hükümeti, ırkçı saldırılara da destek veriyor. Özellikle zencilere yönelik saldırılar sürüyor. Ancak çok şiddetli de cevap alıyorlar. Geçenlerde Pakistan ve Hindistanlılar böyle bir saldırı ertesinde İngiltere polisine karşı büyük sokak gösterileri düzenleyıp barikatlar kurduktan sonra polisle açık çatışmalara girdiler Gençlere yapılan sosyal yardımlar kesilme aşamasında. Masraflar nedeniyle okullar kapatılıyor, öğret menlerin işine son veriliyor. Kanada Toprakları işgal altında tutulan Kızılderililer, silahlı olarak toprak işgallerine başladılar. Polisle açık silahlı çatışmalarda, birçok insan yaralandı. İtalya Düşük ücretler nedeniyle Pilotlar, demiryolu ve denizyolları işçileri greve gidiyorlar. ABD için. ise söylenebilecek çok şey vardır. Bu konularda rakam açıklamak-. tan her zaman kaçınan yetkililer, yaklaşık 30 milyon kişinin sokaklarda yaşadı ğını.gizleyemıyorlar. Bu ülke, diğer ülkelerle birlikte anılamayacak bir vahşet düzeni yaratmıştır. Bir yanda devasa bir zenginlik söz konusuyken, diğer yanda sefalet çok boyutludur. Keyfiyet yaygındır. Devlet, bir Avrupa ülkesi gibi değildir. Sosyal yardım vb. şeyler söz konusu değil, insanların birbirini ezmesi üzerine şekillenen bir kültür hakim kılınmıştır. Irkçılık her boyutuyla vardır. Ekonomisi ağırlıklı olarak militarize olmuştur. Halklarına sus payı anlamında yeni hiçbir şey vermemektedir. Yaptığı, her artı geliri emperyalist hegemonyasını genişletmek, halklara saldırmak için kullanmaktır. Halklar için yaptığı ise FBI ve polis teşkilatının güçlendirilmesi, Anti- Terör yasalarının çıkartılması, demokratik hakların adım adım gaspedilmesi ve terörde pervasızlığın artırılmasıdır. Yeni Dünya Düzeni Adı Altında Yapılmak İstenenler Nelerdir? Bu sorunun cevabını var etmek yaşananlara göz atmak ve buradan yola çıkılarak nerelere varılacağını kestirmekle mümkündür. Yeni Dünya Düzeni politikalarının özeti şöyle yapılabilir: Yıkılan sosyalist ülke topraklarının sömürü ağı içine alınması, kaynaklar ve iş gücünün yağmalanması -Ekonomik anlamda ve giderek siyasal planda işbirlikçi rejimler yaratılması -Pazar alanlarının bu topraklara genişletilmesi -Çok uluslu devletlerde, milliyetler arasında yapay sorunlar yaratılarak bu ülkelerin mümkün olduğunca küçük parçalara ayrılması -Geçiş sürecinde oluşan pürüzleri gidermek amacıyla şiddet kullanımı, kışkırtma ve provokasyonlar düzenlenmesi. -Anti-Amerikancı tavrın sürebileceği endişesiyle bir takım ülkelerin bu ülkelere karşı taşeron olarak kullanılması "Yıkılan sosyalist ülkelerin ekonomik ve siyasal desteğiyle ayakta duran kü- çük burjuva diktatörlüklerinin içine düştüğü boşluğun değerlendirilmesi -Pazar alanlarına girmek, kredi ve yardımlarla bağımlılık ilişkileri geliştirmek -Siyasal planda işbirlikçiler yakalamak -Direnenlere karşı kuvvet kullanmak -Gerileyen ve moral olarak çökmeye yaklaşan bu ülkelerde yeni kültür politikaları ortaya koymak.psikolojik ve İletişim aygıtları yardımıyla dejenerasyon yaratmak -Eski sosyalist ülkelerden getirilen halka dönük üretim ve tüketim biçimini adım adım tahrip etmek, egemen ve işbirlikçi kesimleri güçlendirmek -Eğitim, sağlık vb. sistemleri kapitalistçe yeniden kurmak -Geri ve artık kullanılmayan sanayi ve teknolojiyi bu ülkelere ihraç etmek -Sosyalizm öldü propagandasını yaymak ve ilerici akımları, anti-emperyalist güç odaklarını tasfiye etmek. Sömürge ülkelerdeki ulusal ve sos yal kurtuluş mücadelesi veren güçlerin moralman çöküşlerini hızlandırmak, tes limiyete zorlamak, anlaşmalar yapmak ama yine de direnişlerini sürdürenlerin üzerine "ibret-i alem" denilecek tarzda şiddetle gitmek, tasfiyeye yönelmek. İş birlikçi iktidarları bu konuda her yönden güçlendirmek, eğitmek, teknoloji taşı mak ortak operasyonlara yönelmek ve koordinasyonu güçlendirmek. Önemli ölçüde militarist olan eko nomisini ayakta tutmak amacıyla böl gesel çatışmaları kışkırtmak, provokas yonlar düzenlemek, dinsel, etnik vb. te melde ayrılıklar yaratmak NATO ve Birleşmiş Milletler gibi kurumlar ve alt birimlerinde hakimiyetin ele geçirilmesi ve şeklen olmasa da pratik olarak tüm eylemlerinin Yeni Dünya düzenine uygun tarza kavuşturulması. Bunun için dengelerin tek taraflı bozulması, halkların mücadelesinin boğulması dışındaki tüm giderlerinin tırpalanması. misyonlarının daraltılması, mümkün olduğunca tek sesli hale getirilmesi. ABD'nin emperyalist dünyaya yaptığı jandarmalık hizmetlerinin, hamaliye ve ekonomik faturasının tabana yayılması, herkese eşitsiz oranda ödettirilmesi. Birleşmiş mil- letler'in yan kurulu şu olarak, kurulma sında ve yönlendi rilmesinde eski sosyalist ülkelerin de katkısı olan in san hakları, yar dım, sağlık, eğitim vb. kurumların amaçlarının değiş tirilmesi VG birer ajan örgütlenme. tarzına büründürülmesi. Sömürge ülke kelerdeki oligarşik ittifaklar içinde oluşan belli.direnişlerin ve söz dinlemekte sorun çıkaranların tasfiyesi Emperyalist ülkelerdeki sosyal har camaların daraltılması veya adım adım kaldırılması, halkın alım gücünün düşü rülmesi, polisiye önlemlerin artırılması ve güçlendirilmeleri, ırkçılğın pompalan ması ve himaye altına alınması, emekçi sınıfların hak alma girişimlerinin üzerine uzlaşmaz tarzda gidiş ve eylemlerinin şiddetle bastırılması Sömürge ülkelerde giderek derinle şen kriz karşısında oluşan memnuniyet sizliği kendi potasında eritmek, düzen içinde tutmak, İnsan haklan ihlalleri konusunda çı kacak sorunları gidermek için NGO (Hü kümet dışı sivil örgütler)ları destekle mek. Yaratılan işbirlikçiler eliyle belli güç odakları yaratmak. Dinsel, etnik temelde yaratılan ayrı lıklar sonucu ortaya çıkan ve düzen dı şına çıkmaya meyleden, amaca zarar verme eğilimi gösteren odakları şiddetle ezmek, Sömürge ülkelerdeki hakimiyeti salt ekonomik, siyasal planda sınırlı tutma yıp, yaratılan dev aygıtlarla sosyal planda da, kültürel planda da direkt yönlen dirme içine girmek Yeri geldiğinde ve şartlar olgunlaştığıda açık terörist saldırılar düzenl emek, uygun olmayan zeminlerde ise "barış", "demokrasi" havarisi kesilmek. Bu ve benzeri politikaların bir çoğu ve belki de tamamı emperyalizmin doğasında vardı zaten denilebilir. Doğrudur ancak, bugün yaşadığımız atmosferi doğru soluyanlar ve emperyalizm gerçeğini doğru tanımlayanlar için yeni olanlar da vardır ve eskinin üzerinde bir saldırganlık, eskinin üzerinde bir sömürü vardır. Özellikle ABD emperyalizmi, diğer emperyalist güçlerle arayı açmakta, tek başına bir hakimiyet için mesafe almaktadır. Bu nedenle diğer emperyalist güçler yeni entegrasyon süreçleri yaratmak için çaba sarfetmektedir. Halklar Cephesinde Neler Oluyor? Emperyalistlerin, sosyalist dünyanın dağılışı arkasından yarattığı yalan Vû demagoji fırtınasından halkların belli oranlarda etkilendiğini söylemek müm künse de, bu çok uzun sürmemiş, halk lar yeniden toparlanmış ve tarihsel ola rak bakıldığında çok hızlı denilebilecek bir zaman zarfında kabuklarını kırarak, savaşlarını kaldıkları yerden sürdürme ye başlamıştır. Asıl etkilenmenin halkta değil, sol'da olduğunu söylemek ise hiç de abartılı değildir. Çünkü bugün halklar yeniden silkelenip ayağa kalkarken, Birleşmiş Mil- kendine "sosyalist", "devrimci", "komü nist", "yurtsever" ve benzeri onlarca anlı şanlı sıfatı yakıştıran, "Halk Kurtuluş Hareketi" olduğunu iddia edenler halk ların gerisine düşmüş, bir çoğu birer ikişer emperyalizmin masasına oturarak silahlarını terk etmiş ve hatta halklara bizzat düşmanlaşanlar çıkmıştır. Filistin gerçeği bunun çarpıcı bir Örneğidir. Ara fat ihanet etmiş ancak ona hain damga sı vurarak Siyonizmle işbirliğini reddetti ğini söyleyenler de bugüne dek -birkaç istisna hariç- elle tutulur hiçbir adım at- ' mamışlardır. Filistin'in bugün hala tek - umudu ıntifada'yı hiç kesintiye uğratma dan, ölümüne sürdürerek bugünlere getiren Filistin halkıdır. Örgütler açısından bu gerileyişin çeşitli sebebleri olmasına rağmen, en etkili olanlardan biri, bu örgütlerin önemli bir çoğunluğunun ideolojik ve ekonomik temelde revizyonist ülkelere bağımlılığıdır. Kaynak kuruyunca neye uğradıkların şaşırmış, bir kısmı dağılmış, bir kısmı ise daha etkili bir erozyona uğrayarak düzen saflarına katılmıştır. Hasbelkader durumu idare ettiklerinden sanki bir düğmeye basılmış gibi birbiri ardına politikalarını gözden geçirmeye başlamış, emperyalizmin kültürel saldırganlı- ğından nasiplenmiş, dejenerasyona uğ- ramış, silahlı savaşı terketmiş, anlaşma masalarına oturmuştur. Dediğimiz gibi, yaratılan toz bulutu halklar açısından çabuk dağılmıştır. Faydalan da vardır bu durumun. Dostdüşman daha iyi kavranmış, maskeler düşmüş, halkların dostları daha net ortaya çakmıştır. Bu durum, bir yanıyla da teslimiyete giden örgütlerin, halkları gerçek anlamda kucaklayamadıkları gerçeğini tescil

13 eden bir durum olmuştur Aksi olsaydı, halklarda da derin bir güven yitimi ve pasifikasyon yaşanacak ve kendini ciddi tarzda açığa vuracaktı. Gelinen aşamada, emperyalizmin Yeni Dünya Düzeni çerçevesinde yaptığı demagojiler, yalanlar ortaya çıkmış, "barış", "uzlaşma" kavramlarından ne anlaşılması gerektiği kavranmaya başlanmıştır. Bu politikaların kime hizmet ettiği, acı da olsa sonuçlarıyla görülmüş, emperyalizm gerçeği daha iyi kavranır olmuştur. Bu durum, devrimciler ve halk açısından ciddi bir silkelenmeyi ve kendine güveni beraberinde getirmiştir. Silah bırakmalar, teslimiyetler, emperyalizmin masasında çözüm arayışları sürse de hız kaybetmiş, genelde ulusal ve sosyal kurtuluş güçleri kendilerini sorgu masasına yatırmaya başlamış, yeniden mücadeleye atılmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Halklar açısından ise, ağırlaşan koşullar, artan baskılar nedeniyle yeniden bir yükseliş, hak arayışı vardır ve ülkemiz özelinde bu çok belirgindir. Türkiye halkları tarihinde pek görülmediği üzere büyük ayaklanmalara kalkışmakta, hak arayışı hiçbir dönem rastlanılmadığı derecede sık aralıklarla ve büyük katılımlarla gerçekleşmektedir. Gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta budur. Ve yine çok önemli bir nokta, hemen bütün dünyada silahlı savaş reddedilir, emperyalizmle teslimeyet anlaşmaları imzalanırken, ülkemizde devrimci hareket bu dönemde çıkış yapmış, gerilla hareketi bu dönemde en büyük kalkışları gerçekleştirmiştir. Bu çok ayırt edici ve ülkemiz dinamiğini, gerçekliğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Halklarımızın teslim olmama, "diz üstünde yaşamaktansa ayakta ölme" felsefesinin ifadesidir. Emperyalizmin bunca yalan ve demagojisine, değerlerine yönelik bunca saldırısına rağmen bu halk, değerlerinde direnmekte, namusu ve onurunu savunmakta tereddüt etmemektedir. İşte bu yüzden, emperyalizm inanılmaz derecede korkmakla, "Yeni Dünya Düzeni"ni tam göbeğinden yırtıp çıkacak bir "devrim'den çekinmekte, halklara "kötü örnek" olmaması için ülkemize özel önem vermektedir. Ama korkuları boşa çıkmayacak, öldü denilen sosyalizm bu topraklardan bir daha yıkılmamacasına tarih sahnesine çıkacak, emperyalist vahşete bu topraklardan dur demekle yetinilmeyecek, kovalanarak, nefessiz bırakılacak ve hakettiği cehenneme yollanacaktır. Ülkemizde yaşanan bu büyük kalkışların benzeri birebir olmasa da dünyanın birçok yeni sömürge ülkesinde haiklarve devrimci-yurtsever örgütler kendilerini toparlayarak savaşlarını sürdürmektedir. Hatta, kimi örgütler, kıta çapında kurtuluş hareketlerini biraraya getirmek, Enternasyonal ruhu yeniden diriltmek, geçmişi sorgu masasına yatırmak ve ileri adımların atılması yönünde güç ve eylem birlikleri oluşturmak için girişimlerde bulunmaktadır. Latin Amerika'da, Avrupa'da, eski sosyalist ülkeler çapında, uzak Asya'da, Ortadoğu'da örgütler biraraya gelerek umut tazelemekte, pek pratiğe yönelik şimdilik adımlar atılmasa da en azından bir birlik zemini yakalanmaya çalışılmaktadır. Metropol ülke halkları da, yeni planın faturasını ödemek zorunda bırakıldığından, biraz da emperyalist ülkeler arasındaki oluşan yeni dengeler sonucu kendi devletlerinin baskısıyla karşılaşmakta, hakları gasp edilmektedir. Bu anlamda onlar da kendi cephelerinden tavır almakta, saldırıları göğüslemeye ve püskürtmeye çalışmaktadır. Latin Amerika Kolombiya Kolombiya hükümetinin ABD desteğindeki sıkıyönetim uygulamalarına ve terörüne karşı Kolombiya halkı FARC (Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri) ve bir kısım örgütler gerilla mücadelesini sürdürüyor. Özellikle kentlerde ve kırlarda devlete karşı gerilla savaşı hergün biraz daha etkisini artırarak sürdürülüyor. Şili 1973 yılında Amerikan ITT tekelinin açık desteğiyle yapılan kanlı darbeyle, sosyalist Allende'nin devrilişi arkasından gelen Pinochet yönetiminin yönetimden uzaklaştırılıp sahte bir demokrasinin getirildiği Şili'de halk direnişi sür- duruyor. Cuntanın 22. yıldönümünde halk sokaklara dökülerek hem cuntayla hem de eski cuntacılara söz geçiremeyen iktidarla hesaplaşıyor. Arjantin Arjantin halkı 1989'dan beri ilk kez bu Ağustos ayında tüm ülkede genel greve gitti, işçiler sokaklara dökülerek, Menem'in politikalarını protesto ediyorlar. Ülkede özelleştirmeyle binlerce işçinin sokağa atılması bekleniyor. Protesto gösterileri sürüyor. Paraguay Paraguay'da ordu hükümetin vadettiği yüzde 100'lük ücret artışı gerçekleştirmediği için eyleme hazırlanıyor. Brezilya Yeni Dünya Düzeni politikalarından en çok etkilenen, sefafet ve yoksulluğun en boyutlu yaşandığı ülkelerden biri olan Brezilya'da köylüler, toprak ağalarına karşı toprakları işgal ederek direniyorlar. Bu işgallerde onlarca köylü öldürülmüş durumda. Bolivya Halk, 19 Nisan 1995 günü ilan edilen sıkıyönetime karşı direniyor. Öğretmenler, tarım işçileri, öğrencilerle başlayan direniş ve eylemler şimdilerde ülke çapına yayılmış durumda Peru Aydınlık Yol gerillaları şiddet eylemlilikleriyle mücadeleyi sürdürüyorlar. Başkan Gonzalo'nun direnişinin yankıları sürerken, gerillalar her şeye rağmen bugün küçümsenemeyecek bir gerilla gücünü ellerinde tutuyor ve mücadelelerini sürdürüyorlar. Meksika EZLN ile hükümet arasındaki barış görüşmeleri sürüyor olmasına karşın ülke çapında köylülerin eylemleri sürüyor. Gerillâ savaşı, direnişler, toprak işgalleri EZLN öncülüğünde kendine özgü biçimlerde gelişiyor Orta Amerika Panama Devletin işçilerin haklarını gaspetme girişimlerine karşı işçiler Genel Greve gidiyorlar. Eyleme dönük polis saldırılarında birçok işçinin öldüğü, çatışmaların yagınlık kazandığı belirtiliyor. Guetamala İç savaş bütün hızıyla sürüyor. Bu savaşın şu ana kadar ki bilançosu 100 bin ölü. ABD'Ii emperyalistlerin öteden beri yeni keşfettikleri işkence ve imha politikalarını denemek için bir laboratuar olarak kullandığı ülkede, "kayıp etme" politikası sürüyor Guetamala Ulusal Devrimci Birliği (URNG) adlı gerilla örgütü halen halka karşı ABD destekli saldırılara karşı mücadele veriyor. El Salvador Sosyal Güvenlik ve Telefon işçileri grevdeler. Grevlere yoğun olarak süren polis saldırıları sonucu eylemler geniş bir alana yayılmış durumda. Çatışmalar ise halen sürüyor. Çatışmalarda ölü ve yaralılar var. Uzak Asya Sri Lanka Sri Lanka'da yönetime karşı mücadele veren Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları, mücadelelerini sürdürüyorlar. Tamiller, eylemlerinde direkt devleti ve onun kontrgerillasını hedef alıyor. Büyük bir gücü bünyesinde barındıran Tamil gerillalarının gerçekleştirdiği eylemler karşısında çaresiz kalan devlet, panik içinde sivil halka saldırıyor. Katliam ve işkenceler bütün hızıyla sürüyor. Bangladeş Geçmişte yüzbinlerce komünistin toplu olarak katledildiği faşist rejime karşı halk, yönetimin değişmesi ve seçimlere gidilmesi talebiyle büyük gövde gösterileri ve protesto eylemleri düzenliyor. Yer yer çatışmaların olduğu Bangladeş'te halk, polisin keyfiyeti ve terörüne karşı hesap sorma eylemleri de gerçekleştiriyor. Karışıklık halen sürüyor. Tahiti Fransa'nın sömürgesi olan Tahiti'de halk, geçenlerde Fransa'nın hemen ülkesinin yakınlarında nükleer deneme yapması karşısında ayaklandı. Gösteri ve eylemler, bu süreçte muhteva değiştirerek Tahiti'nin bağımsızlığı eksenine kaydı. Fransa'nın leıyoner göndererek bastırmaya çalıştığı ayaklanmada halk, biriken öfkesini kustu adeta. Ortadoğu İlk akla gelen ülke Filistin'dir Arafat ihanetinin ardından kurtuluş hareketleri "On'lu Birlik" adı altında biraraya gelerek İsrail ile anlaşmaya tavır aldılar. Hizbullah, İslami Cihad ve Hamas örgütü en etkilileri olmak üzere örgütler eylemlerini sürdürüyorlar. Filistin halkı ise, bu bürokrasi ve bekleyişi reddederek savaşını sürdürüyor. Emperyalist ve Siyonistlerin oyunları birtürlü tutmuyor. Arafat ve ekibinin bu durdurulamayan kalkışı dizginlenmeye yönelik adımları da bugün Filistin halkı tarafından zamanında fark edilmekte ve direniş sürmektedir. Filistin halkı yine sokaktadır, yine Siyonist katillere karşı taşıyla, sopasıyla, motorlarıyla direnmekte, grevlerle, işgallerle, kepenk kapatmalarıyla mücadalesini sürdürmektedir. Emperyalizm, Ortadoğu'daki bu direnişi bitirdiğini düşündüğü noktada, yeni açmazlarla karşılaşmakta, Siyonist vahşet İsrail'deki ilerici kesimler tarafından da tepki görmektedir. Şimdilerde ise İsrail devletinin koruması altındaki besleme Siyonist piyonlar. Filistin sorununun çözümü konusundaki tutumu nedeniyle kontrolden çıkıp hükümetin politikalarına karşı çıkmaktadır. Sıkıntı giderilememektedir. İran Molla Rejimi, ABD'li emperyalistler için hala bir tehdit unsurudur. Emperyalist yaptırımları reddetmekte, Ortadoğu'ya dönük planlara belli oranda engel oluşturmaktadır. Ancak iran'ın politikaları dönemsel bölgesel çıkarları şu an böyle davranmayı gerekli kıldığı) için böyledir. Türkiye ve Kürdistan topraklarında yaşayan halkların ve devrimci, yurtsever örgütlerin mücadelesi, emperyalizmin yeni Dünya Düzeninin gidişatını en çok tehdit eden mücadeledir. Kent ve kırlarda yükselen anti-faşist, anti-emperyalist kalkış, işçi, memur, mahalleli tüm emekçi halkın hak ve özgürlük eylemleri, direnişleri, milyonların yükselen sesi susturulamamaktadır. Emperyalizm, bölgede hakimiyetini pekiştirmek ve yeni planlarını kabul ettirecek bol miktarda önderlik, küçük burjuva diktatörlükler bulmasına rağmen, halklara dişini geçirememekte, dengeleri kendi lehine çevirmekte zorlanmaktadır Bölgede Yeni Dünya düzeni politikaları fazlasıyla kavranmış, düşmanın anladığı dil yine fazlasıyla öğrenilmiştir. Bu yüzden de her yeni adımı, halklar tarafından göğüslenmekte, savaş kesintisiz sürmektedir. Saddam yönetimi ise, son günlerde içte oluşan huzursuzlukları gidermek için referandum vb. manevralar yapmaktadır. Saddam dönemsel çıkarları ve iktidarını korumak için emperyalizme tavır almaktadır. Emperyalizm, onu düşürmeyi artık "onur meselesi" haline getirmiştir. Bu yüzden Kuzey'de işbirlikçi Kürt önderliklerini kullanırken, içte de "Damat Krizi'ni tezgahlamıştır. Bu kuşatmalar ve türlü hesaplara rağmen direniş sürmektedir. Ortadoğu'da devletler değil de, halklar düzleminde Filistin, Kürt ve Türk halkları bağımsız irade ve ilerici-devrimci-yurtsever tavırlarıyla emperyalist oyunların dışında kalıp, mücadelelerini sürdürmektedir. *

14 Çiftehavuzlar Katliamı Davasının İkinci Duruşması 26 Eylül'de Katillerin aklanmasına izin vermeyeceğiz 26 Eylül Pazartesi günü Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren bir davanın ikinci duruşması yapılacak. Belki yine bütün Kadıköy abluka altına alınacak. Altıyol'a çıkan caddeler tutulacak. Bahariye Caddesi'ne sıra sıra panzerler, kurt köpekleri, polisler dizilecek.. Belki yine duruşmayı izlemek isteyen halk adliyeye sokulmayacak, avukatlar, gözlemci hukukçular tehdit edilecek, tartaklanacak, dışarı atılmak istenecekler... Evet, 26 Eylül 1995 günü Kadıköy Adliyesi'nde Sabal.at Karataş, Eda Yüksel ve Taşkın Usta'nın katillerinin yargılandığı davanın 2. duruşması yapılacak. Menzir ve çetesi belki yine terör estirmek, halka gözdağı vermek isteyecekler. Belki önceki duruşma sonrasında yaptıkları gibi yüzlercesi "Her Şey Vatan İçin" diye yalan söyleyerek uygun adım yürüyecekler. Burjuva medya belki yine davayı bir yana bırakıp bu gözdağı girişimini öne çıkaracak. Otopark mafyasını 'işlerinize taş koyarız' tehdidiyle 'ikna' edip yerine yerleşen katil şebekesi "Her Şey Vatan İçin" diye kaybetme, katletme, yok etme özgürlüğünü bağıracak. Evet, "Her Şey Vatan için" diyecekler. "Geçenden 5 akçe, geçmeyenden 10 akçe" diyen Deli Dumrul'u aratırcasına şoförleri, kahve, lokanta esnafını haraca bağlamak da, göstermelik uyuşturucu operasyonlarıyla perdeledikleri uyuşturucu ticareti de, bütün kirli işlerden aldıkları "emniyet payı" da vatan için! Evet, 26 Eylül 1995 günü Kadıköy Adliyesi'nde bu katilleri yargılamak için açılan göstermelik davanın ikinci duruşması yapılacak. Bu davanın - açılması için aileler avukatlarıyla birlikte birçok girişimde bulunmuşlar, 3 yıl boyunca oradan oraya gönderilen dilekçeleri takip etmişlerdi. Sonuçta Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Özdemir sadece Çiftehavuzlar'da katledilen Sabahat Karataş, Eda Yüksel ve Taşkın Usta'nın katilleri için dava açabildi. 19 sanıklı davanın 1 numaralı sanığı şimdi İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı ve Terörle Mücadele Şubesi' yani terörist şubenin müdürü olan Reşat Altay. Davayı açan Kadıköy Cumhuriyet Savcısı hazırladığı iddianamede ilgili kanunların arasında Türk Ceza Kanunu'nun 49. Maddesi 1. bendini de sayarak sanık polislerin 'adam öldürmek' suçunu "devlet yararına" işlediklerini de baştan kabul ederek bir anlamda ceza verilmemesini de istemiş oluyor. 15 Haziran 1995 tarihinde yapılan ilk duruşmada ifade veren polisler artık mahkemeye hiç uğramayacaklar. İfade vermemiş olanlar ise ötekilerin verdiği ifadeyi aynen tekrarlayarak çıkıp gidecekler. Mahkeme heyeti 'adam öldürmek' suçu ile yargılanan bu katilleri tutuklamayı aklından bile geçirmeyecek. Bütün bunlar 26 Eylül'de tekrarlanacak belki. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl bir polis devleti olduğu da görülecek bir kez daha. "Bağımsız" denilen mahkemelerin devletin silahlı çeteleri karşısında ne kadar zavallı olduğu, bu şehir eşkıyaları karşısında nasıl kepazeleştiği de ortaya çıkacak yine. Ve oligarşinin yasalarının nasıl hükümsüz olduğu görülecek. Orman kanunlarının İstanbul'un göbeğindeki hükümranlığı tescil edilecek yine. Ve düzenin 'adalet'inin sefaleti serilecek gözler önüne. Bunları kendileri kendi elleriyle yapıyorlar, yapacaklar... Siz değil, bu düzeni onarmaya aday olanların söylediği "Artık olursa polis cuntası olur" sözleri hatırlanacak yine. Gördüklerini yorumlayabilme, sonuçlar çıkarabilme yeteneğini kaybetmeyen herkes Menzir ve çetesinin nasıl 'yargı'nın üstünde tepindiğini, emrinde gördükleri savcılara eşkiya çeteleri gibi nasıl korku saldıklarını görecek. 26 Eylül 1995'de yapılacak duruşmada katillere ceza verilemeyeceği bir kez daha anlaşılacak. Kanun karıştırmaya bile gerek olmadığı, çünkü kanunların hükmü olmadığı görülecek. Ancak 26 Eylül günü Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 19 katili yargılamasa da halkın vicdanında bir kez daha yargılanacaklar. Bir kez daha yüzlerine vurulacak suçları. İster mahkeme salonunda, ister sokaklarda, caddelerde her ne yaparlarsa yapsınlar bir hesap sorulacak. Oligarşinin sefil mahkemeleri soysuz, şahsiyetsiz savcı ve hakimleri değil, halkın adalet duygusu soracak bu hesabı. Emekçilerin duruşmaya girmesini önlemeleri de hiçbir işe yaramayacak korkularının nekadar büyük, 'adalet'lerinin ne kadar rezil kepaze olduğunu göstermiş olacaklar sadece. Yok, bu kez herhangi bir sebeple "demokrasi" sahneleri sergilenir ve halkın önü kesilmezse suçları bir ortaya dökülecek, mahkeme kürsülerinde göstermelik yargılamalar yapmaları önlenip katillerin teşhir edilmesi sağlanabilecektir. Kuşattıkları devrimcilerin üzerine bombaları gönderip katlettikleri devrimcilerin ölü bedenlerine yüzlerce kurşun sıkacak kadar korkak olan yapma "kahraman"ların foyaları meydana çıkacak. Devrimci Halk Kurtuluş Savaşçılarının karşısındaki acizlikleri ortaya dökülecek. Bu aşağılık yaratıkların nasıl olup da katlettikleri insanların evlerinde buzdolabına saldıracak kadar vahşi olabildiği konuşulacak, yükte hafif, pahada ağır eşyaları nasıl kaşla göz arasında çaldıkları anlatılacak mahkeme salonlarında. Ve en önemlisi bunlar halkın huzurunda, dünyanın gözleri önünde yapılabilecektir. İşte onları saldırganlaştıran, tam anlamıyla kudurtup halkın üzerine hücum etmelerine neden olan budur. Bu nedenle halkımızdan ve dünya halklarından davayı kaçırmaya çalışıyor, gizleyerek ve halkın olmadığı bir ortamda terör estirerek gerçeklerin ortaya konulmasını engellemek istiyorlar. Çareleri yoktur. Haksız ve suçludurlar. Haksızlıklarını, suçluluklarını gizlemek için saldırmaları da yine suçluluklarını ortaya koymakta, korkularını göstermektedir. 26 Eylül günü bu bir kez daha açığa çıkacaktır. Bir kez daha açığa çıkacaktır ki faşizm halk düşmanıdır, emek düşmanıdır, insanlık düşmanıdır. Faşizme karşı savaşanlar, zorbalık karşısında insanlığı temsil edenlerdir. İnsanlık onurunu koruyan herkes bu savaşta faşizmin karşısında olmalıdır. Suça ortak olmamak için yapılacak tek şey vardır; faşist katillerin aklanmasına izin vermemek! Evet, faşizmin katliam, kayıp, işkence mekanizmasına karşı durmak, katillerin oyununu bozmak! Bu oyunu bozmak için, faşizmi yargılamak için 26 Eylül günü Kadıköy'de olalım. 26 Eylül Pazartesi günü Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde insanlık faşizmi karşısında insanlığın safında... karşısında, insanlığın safında... Sabahat'lar, Sinanlar, Fazıl'lar, Taşkın'lar ve Eda'lar bizi insanlık saflarına çağırıyor. *

15 Faşist devlet ülkemizi kan gölüne çevirdi Katledildi! Katili Devlettir Tokadı yoksul hir ailenin çocuğuydu. 14 Mari 1991 günü saat 8.20'de İstanbul Belgradkapı civarında randevuya gittiği sırada gözaltına alındı. Polis görgü tanıklarının ününde unu gözaltına almasına rağmen Yusuf'u şubeye giriş tutanaklarına kaydetmedi. Çünkü Yusuf'u katletmek istiyorlardı. Görgü tanıklarının anlatımına göre 17 Mart 1991 'de.siyasi şubede işkenceci katiller tarafından katledildi. Yusuf düzenle»lan tüm bağlarını kopardığı ve kendini devrime adadığı için yönetme sanatının inceliklerini kavramıştı. Yusuf Erişti yi katleden işkenceci katiller ve devlettir. Katledildi! Katili Devlettir Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yılmadan, gecesini gündüzüne kalarak savaşan Hıdır kendini devrime adamıştı. 2 gün boyunca süren çatışma sonucu katledildi. Dersim Hozat ilçesine bağlı Zimek Köyü'nde faşist devlet güçleriyle girdiği çatışma sırasında 6 Haziran 1992'de şehit düştü. "Kaybedildi" Sorumlusu Devlettir 8 Eylül 1993 günü Kumkapı çevresinde gözaltına alındı. Siyasi şubede Serhan'la beraber gözaltına alınan dört kişinin kaydı olmasına rağmen Serhan'ın kaydı yoktu. Ailesinin bütün başvurularına rağmen polis ve savcılık tarafından sadece "bizde yok" denildi. Oysa 8 Eylül günü Serhan'ın evine gelen polislerin konuşmalarından Serhan'ın ellerinde olduğu anlaşılıyordu. Katleden kaybeden devlet Dehmen'i de kaybetti. Katledildi! Katili Devlettir Yoksul bir Kürt ailesinin çotuğuydu. Emekçi yanı ağır basan Erdal mücadele içinde hu yanıyla da göze çarpıyordu. Yönetici vasıflara sahipti. Düşmanlarını iyi tanıyordu yılı Aralık ayı sonlarında Dersimde faşist devlet güçleriyle girdiği çatışmada katledildi. Katleden devletilir. Baskı, terör, katliam... Halklara kan ve gözyaşından başka bir şey veremeyen faşist diktatörlükler dünyanın her yerinde aynı şeyi yaparak, onbinlerce insanı katlettiler. Çünkü iktidarları kanla beslendiği için tüm bunlara ihtiyaçları vardı. Ve hata ülkemizin de içinde olduğu dünyanın birçok yerinde katliamlara, kaybetmelere, akla gelebilecek her türlü kontrgerilla yöntemine dayanarak ayakta kalmayı sürdürmeye çalışıyorlar. Diktatörlüklerin sonları yaklaştıkça iğrençleşiyor, saldırganlaşıyorlar. Ama boşuna, yok olup gitmelerini hiçbir bir güç engelleyemeyecek. Öyleyse katliamlara, kayıplara, kontra terörüne karşı daha güçlü karşı çıkalım, diktatörlüklerin sonlarını yaklaştıralım... yaşananları unutturmayalım. Katledildi! Katili Devlettir Katledildi! Katili Devlettir Katledildiler! Katili Devlettir Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde şehit düştü. Özverili ve fedakar bir insan olan (Jülbahar halkının kurtuluşu için savaşıyordu. 7 Ha/iran 1994 tarihinde Dersim Ovacık ilçesinde girdiği çatışma sırasında faşist devlet güçleri tarafından katledildi. Devrimci mücadele ve devrim uğruna yaşamını hiçe sayacak kadar özveriliydi. Dersim'de düşmanla girdiği çatışmada yaralı olarak kurtuldu. Ama gittiği köyde düşman tarafından esir alındı. Naki esir alındıktan sonra 8 Haziran 1991 günü faşist bir binbaşı tarafından katledildi. Onlar faşizme ve sömürüye karşı mücadele saflarında yerlerini aldılar. Erzincan'ın Çağlayan nahiyesi Kılıçkaya Köyü'nde 31 Temmuz 1994 günü faşist devlet güçleriyle çıkan çatışma sırasında katledildiler. Bu sayfa Partizan Sesi, Özgür Halk ve Kurtuluş tarafından ortak olarak hazırlanmıştır.

16 rtadoğu, tarihi boyunca her dönem üzerinde en ço tartışılan, egemen olunmak için en olmadık hesapların yapıldığı, ihanetlerin her türüne tanıklık etmiş bir bölgedir. Bunun böyle olmasında geçmişte özellikle ticaret yollarının üzerinden geçmesi, üç kıtayı birleştirici yönü ve zengin petrol yatakları önemli rol oynamıştır. Yakın tarihimizde özellikle Fransa ve İngiltere'nin hakimiyet bölgesi olan bu topraklar günümüzde ABD emperyalizminin el attığı ve üzerinde birçok oyun oynadığı, tam hakimiyet sağlama, "dikensiz gül bahçesine" çevirme hesaplarıyla kıyımlar düzenlediği, işbirlikçilıği dayattığı topraklardı. Örneğin 1916'da Skkes Picot anlaşmasıyla İngiltere ve Fransa arasında yapılan paylaşım tümüyle petrol yatakları gözönünü alınarak yapılmış, anlaşma sonrasında zengin petrol yataklarının ciddiye alınır bir kesimi başka bir ülke adı altında zorla ayrılmış ve işbirlikçi-hain Kuveyt devleti bu dönemde bizzat emperyalistler eliyle oluşturulmuştur, İsrail de benzer bir sürecin ürünüdür. 2 Paylaşım Savaşı sonrasında dengeleri kendi lehine çevirme hesapları içindeki ABD'nin bölgede bekçiliğini yapması amacıyla kurulmuş ve kuruluşu için onbinlerce Filistinlinin kanı akıtılmış, topraklarından sürülmüştür. Kısacası Ortadoğu tarihi Arap, Fars, Kürt ve Türk halklarına karşı sömürgeci ve emperyalist saldırganlığın en çok sahnelendiği, üzerinde egemenlik savaşlarının verildiği bir bölge olarak stratejik önemini hep korumuştur. Bu, dun için olduğu gibi bugün için de geçerlidir. Bugün, Ortadoğu, Orta Amerika ve Yakın Asya ile birlikte emperyalizmin hayat kaynağı olan petrolün en çok üretildiği bölgelerden biridir ve emperyalist ekonominin can damarını oluşturmaktadır. Günümüzde başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin çıkarlarının tehdit altına girdiğinde neleri göze aldıkları ve ne büyük saldırganlıkları gerçekleştirdiği düşünülecek olursa konu daha iyi anlaşılır. Ancak, şunu belirtmek gerekir ki, Ortadoğu bir yandan bu özellikleri gösterirken, diğer yandan halkların direnişinin odağı olma özelliği de göstermiş ve emperyalizmin hesapları hiçbir zaman bütünüyle tutmamış, emperyalizm hiçbir dönem, Ortadoğu halklarının ulusal ya da sınıfsal halk kurtuluş hareketlerini yok edememiş ve kendi istediği çizgiye tam olarak çekememiştir. Küçük burjuva milliyetçi hareketler de, her türden kaypaklıklarına, bukalemun gibi iki de bir renk ve saf değiştirmelerine rağmen, yine de bu kategoriye dahil edilebilirler. Emperyalizmin, gerek var olan iktidarları ve gerekse de kurtuluş hareketlerini işbirlikçileştirmek, kendi çıkarlarının temsilcisi ve savunucu haline getirmek ve pürüzsüz bir Ortadoğu yaratmak hayaliyle yaptığı her girişim şu ya da bu şekilde birçok problemle yüz yüze gelmiştir. Ortadoğu üzerinde oynanan oyunların bir yönü buyken bir diğer yönü on yıllardır süren karışıklık, ihanet ve çatışmalar sonucu bölgenin politik atmosferinin alabildiğine kirlenmişliğidir, küçük burjuva iktidarlar, kendine güvensizlikleri ve pragmatizmiyle sürekli birbirleriyle kavgalı olmuş, "düşmanı- Emperyalizm Dublin buluş mın düşmanı dostumdur" felsefesi hayat bulmuştur. Kazanmak adına kiminle işbirliği yapıldığının bir önemi kalmamıştır. Ve bugün Ortadoğu üzerine yapılacak planlar ve atılacak adımlarda bu kaypaklık, her an ihanet etmeye hazır zemin ve pragmatizm ilk elde dikkate alınması gereken bir olgu durumuna gelmiştir. Öyle ki, bu durum bazen -şimdilerde olduğu gibi- emperyalizmin bile işine gelmeyen boyutlar alabilmiştir. Ortadoğu'da emperyalizm tarafından çizilen haritalarda şimdiye kadar Arap, Türk ve Fars halkları yer alırken, Kürt halkına hiç yer verilmemiştir. Kürdistan toprakları, Türkiye İran, Irak, Suriye tarafından istila edilmiş ve bu durum bugünlere kadar gelmiştir. Ancak haritada yer almamak, planlar içinde yer almamak anlamına gelmemektedir. Özellikle İran ve Irak Kürtleri öteden beri bu planın içindedir. Ancak onlara da biçilen rol, hep emperyalizmin planları dahilinde hareket etmek, emperyalizmin bölge iktidarları üzerindeki baskıları ve oyunlarında birer aktör olarak yer almaktır. Kürtler, tarihleri boyunca Kürdistan'da özgür yaşayamamış, toprakları hep işgal altında tutulmuş, çeşitli dönemlerde çok ağır jenosid ve asimilasyona tabı tutulmuşlardır. Ancak tüm bu baskı ve kıyımlara karşın,on milyonlarca nüfusa sahip bir halk olarak Ortadoğu'da her zaman var olmuşlar ve topraklarını paylaşan güçlere karşı sürekli bir savaşım içinde olmuşlardır. Bu savaşın en büyük problemi hep önderlikler sorunu olmuştur. Kürt halkı, feodal ve küçük burjuva önderlikler eliyle başlayan savaşların da neredeyse istisnasız hep bu önderlikler eliyle mağlup edilmiş, ihanetlerden kurtulamamıştır. Bu hainler Kürt halkını, ya emperyalistlerle işbirliği sonucu ya da kendi çıkarları için savaşlara sürmüş, kırdırmış ve dönem dönem de birbirleriyle savaştırmışlardır. Başlangıcından bugüne topraklarını işgal eden güçlerden mutlaka biriyle işbirliğine girmiş, diğerine karşı savaşmış ama hiçbir zaman -ne kadar farklı ifade edilmiş olsa da- Kürdistan'ın bir bütün olarak özgürlüğü için samimi bir savaşımın içinde olmamışlardır. Olan hep yoksul Kürt emekçisine olmuş, kendilerini kandıran, çıkarlarına alet eden önderliklerin peşinde büyük kıyımlara uğramış, ihanetlere uğramış, oradan oraya sürülmüş durmuştur. Ama yine de her şeye rağmen başkaldırısı hiç kesintiye uğ- ramamıştır. '70'ler ve "80'li yıllarda verilen mücadele bu açıdan, Kürt halkının bu kaderini değiştirme bilincinin gelişmesi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Ne kadar eski karakter kendisini dayatmış ve kendini tekrar etme özellikleri gösterse de Kürt halkı bu yıllar ile birlikte en azından Türkiye toprakları içinde kalan bölgede gerçekten Kurtuluşu öngören Marksist-Leninist harekete kavuşmuştur. Devrimci Halk kurtuluş Partisi Cephesi bu yolda Kürt halkının, gerek emperyalizm ve işbirlikçi iktidarlar eliyle sömürülmemesi ve yeni kıyımlara uğratılmaması ve gerekse de küçük burjuva milliyetçi hareketlerinin oyunları ve çıkarlarına alet edilmemesi yolunda ilk gerçekçi tespitleri yapan, sorunu M-L'in ışığında ele alan ve mücadelesini bu temelde geliştirmeye başlayan bir güç olarak tarih sahnesindedir. Kürt halkının feodal ve küçük burjuva nitelikli önderlikler eliyle de olsa, sonuçları farklı noktalara taşınmak istense de verdiği silahlı mücadele bugün Ortadoğuyu ciddi oranda sarsan, emperyalizme kaygı veren bir noktadadır. Özellikle yine '70 ve '80'li yıllarda tırmanışa geçen bu eylemlilikler süreci Kürt halkının mücadelesini, emperyalizm tarafından hesaba katılmak zorunda bırakmıştır. Günümüzde ise, Kürt halkının sorunu emperyalizm açısından bir an önce çözüme kavuşturulması gereken bir sorun durumundadır. Pürüzsüz bir Ortadoğu için emperyalizm, bir yandan Filistin ile uğraşırken diğer yandan Kürt halkının mücadelesini bastırmak, işbirlikçi önderlikler eliyle ehlileştirmek ve kendi statüsünde tutabilmek için hızlı bir çaba içindedir. Emperyalizm, 1980'ler sonrasında gündeme getirdiği "Yeni Dünya Düzeni" politikalarının gereği olarak, Ortadoğu'yu tümüyle denetimine almak, "çıban başı" olan her sorunu kendi çıkarları doğrultusunda sonuçlandırmak için özellikle Körfez Savaşı sonrası büyük adımlar atmaktadır. Bu noktada bölgenin emperyalizm açısından istikrara kavuşması için Filistin ve Kürt Sorunu, ilk çözülmesi gereken sorunlar statüsüne alınmıştır. Filistin sorunu bilindiği gibi Arafat'ın temsil ettiği küçük burjuva önderliğin ihaneti ile noktalanmaya çalışılmış ancak hep olduğu üzere bir son değil, aksine bir başlangıç oluvermiştir. Arafat, bir Filistin temsilcisi olarak gittiği yerden, oturduğu masadan, Amerikanın bir kuklası olarak kalkmış ve hatta Kürt halkı, feodal ve küçük b savaşların da neredeyse istisna edilmiş, ihanetlerden kurtulan emperyalistlerle işbirliği sonuc sürmüş, kırdırmış ve dönem dör Başlangıcından bugüne toprak biriyle işbirliğine girmiş, diğerir ne kadar farklı ifade edilmiş ol özgürlüğü için samimi bir İsrail'in Arap dünyasındaki destekçisi olacak kadar işi ileri götürmüştür. İsrail ile emperyalizmin bölgedeki çıkarları doğrultusunda yapılan anlaşmalar sonucu iş uygulama aşamasına geldiğinde tıkanma başgöstermiştir. Filistin halkı bizzat pratikte Arafat ihanetini boşa çıkarmış ve emperyalizmin "barış" masallarını elinin tersiyle iterek, İntifadasını sürdürmüştür. "Emperyalist Çözüm"e karşı direniş hata sürmektedir. Kürt halkının yürüttüğü mücadelenin çözüme kavuşturulması ise, emperyalizm için oldukça sorunludur. Çünkü, Kürdistan toprakları dört ayrı ülke tarafından istila altında tutulmaktadır. Ancak, sorunlu topraklar özellikle Irak ve Türkiye Kürdistanıdır. Türkiye topraklarında kalan Kuzey Kürdistan'da PKK önderliğinde yaygın bir gerilla mücadelesi verilmekte, Irak sınırları içinde kalan topraklarda ise KYB ve KDP önderliğinde bir Kürt varlığı söz konusudur.

17 işbirlikçilerinin maları juva önderlikler eliyle başlayan hep bu önderlikler eliyle mağlup nıştır. Bu hainler Kürt halkını, ya a da kendi çıkarları için savaşlara n de birbirleriyle savaştırmışlardır. mı işgal eden güçlerden mutlaka karşı savaşmış ama hiçbir zaman -da- Kürdistan'ın bir bütün olarak vaşımın içinde olmamışlardır. KDP ve KYB önderliklerinin tarihi ilginç gelişmelerle doludur. Dönem dönem Irak yönetimine ortak oldular, yeri gelince kopup İran ve Türkiye ile sıkı ilişkilere girdiler. Önderliklerin kimi kendini kurtarmak için kaçıp Amerikanın kollarına atıldı. Birbirlerine suikastler düzenlediler. Bizzat MİT'le ya da diğer ülkelerin istihbarat örgütleriyle "sıcak" ilişkiler geliştirdiler, ihanetlerinin karşılığında emperyalizm ve bölge gerici iktidarlarından para, silah vb. şeyler aldılar. Hiçbir ulusal kaygı taşımadan Kürt halkını kandırıp birbirinin üzerine sürdüler. Öylesine karmaşık bir haldedir ki ilişkiler, kimin ne zaman kimi destekleyeceği, kimin kime hangi gerekçeyle ihanet edeceği belirsizdir. İlke ve kural yoktur. Emperyalizm, KDP ve KYB önderliğinin bu işbirlikçi karakterinden fazlasıyla faydalanmıştır. Özellikle kendisine sorun olan İran ve Irak'a bir şey kabul ettirilmek isteniyorsa, kapısı çalınacak adres bellidir. İran, Irak Kürtle- rini; Irak, İran Kürtlerini desteklemiştir. Destek yollan ve nerenin hedef alınacağı günaşırı değişmektedir. Bugün el sıkışılana yarın tetik çekilmektedir. Milliyetçi bakış, günlük çıkarlar etrafında dönüp dolaşan faydacı politikalar, kendi özgücüne güvensizlik, kendi dışındakilere bel bağlama zihniyeti ve küçük burjuva yaklaşımı ortaya böyle bir ilişkiler zincirini çıkartmıştır. Bütün yapılan, düşmanlar arasında var olandengeler arasında oynamak, birbirlerinin zaaflarından yararlanma, iç çelişkilerinden faydalanma üzerine tesis edilmektedir. Ve doğal olarak da bu zihniyet Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını unutmuş, emperyalizmin oyunları üzerinde bir yere oturmuştur. Bu saatten sonra da girilen ilişkiler, suç ortaklıkları, ortak çıkarlar vb. nedenlerden bu önderliklerin Kürt halkının çıkarı doğrultusunda hareket etmesi beklenemez. Tam tersine girdikleri çukur öylesine derinleşmiştir ki, bugün Filistin'in geleceğini emperyalizmin ipoteği altına sokan bir Araf bile, onlar kadar açık sözlü ve pervasız değildir. Ortadoğu'da bu ortamın yaratıcısı olan emperyalizm, hep şu ya da bu şekilde kazançlı çıkan taraf durumundadır. İstediği zaman KDP ve KYB'yi, bazen ise İran ve İrak Kürtlerini birbiriyle savaştırmıştır. Körfez savaşı sonrası ise Ortadoğu'da 'Yeni Dünya Düzeni" çerçevesinde "Yeni Ortadoğu Düzeni" yaratılmaya çalışılmakta, bu amaçla yeni senaryolar, yeni haritalar hazırlanmaktadır. ABD ve diğer emperyalist güçler, Körfez savaşı sonrasında yenik çıkan Saddam karşısında birçok ileri adım atmıştır. Bunlardan ilki Saddam güçlerinin 36. paralelin kuzeyine çıkmasının yasaklanmasıdır. Ardından bölgeye Çekiç Güç yerleştirilmiş, Kürt örgütleri birleştirilmiştir. ABD ve Türkiye, Barzani ve Talabani ile ilişkilerini geliştirmiştir. Erbil'de bir Kürt hükümetinin kurulması da yapılanlar arasındadır yılında ise KYB ve KDP önderlikleri Özal eliyle Ankara'da buluşturuldu ve Saddam ve PKK'ye karşı bir ittifak oluşturuldu. Bu ittifakın mimarının ise ABD olduğunu söylemeye gerek yoktur, ittifakın hemen ertesinde ise Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları ve KDP-KYB'nin PKK'ye saldırıları başladı. Dublin'e doğru Mevcut hükümete, emperyalizmin ve işbirlikçisi Türkiye'nin olanca desteğine rağmen, yine de KDP ve KYB arasındaki sorunlar hiç bitmek bilmedi ve en son Mayıs "95'te tekrar iki örgüt arasında yeni bir çatışma dönemi başladı. Bu çatışmalar daha önce de yer yer oluşmuştur ancak bugün gelinen aşamada emperyalizm, kendi içinde yaptığı planlar netlik kazanmış ve somut adımlar atılma aşamasına gelmiştir. Bu nedenle bu yeni çatışma, kendiliğindenci bir sürece terk edilmemiş ve emperyalist güçler olaya müdahale ederek, tarafları Dublin'de bir araya gelmeye zorlamıştır. Bu amaçla KDP ve KYB temsilcileri Dublin'de 9-11 Ağustos tarihlerinde bir araya gelmiştir. Toplantı Amerikalı temsilcilerin denetimindedir ve Türkiye'den bir yetkili de konu kendisini de ilgilendirdiğinden gözlemci statüsüyle toplantı masasındadır. Toplantı masasında bir de INC (Irak Ulusal Konseyi) vardır. Bu örgüt, tam bir Amerikancı örgüttür ve salt Saddam karşıtlığı temelinde bizzat emperyalistler tarafından beslenen ve Irak halkı üzerinde ciddiye alınır bir varlığı olmamasına ve bunu yapacak yeteneği de bulunmamasına karşın, zorla ayakta tutulmaya ve görüşmelere muhatap edilmeye çalışılmaktadır. Anlı şanlı isim taşıyor olması göz boyamaya yöneliktir. Sözü edildiği gibi de Irak'taki muhalif güçleri bünyesinde barındırmamaktadır. ABD de bunu bilmekte ancak bir umutla onu da Saddam'a yönelik planlarında piyon olarak kullanmaktadır. Dublin toplantısı kararlarına bakıldığında, KDP-KYB arasında sağlanan ateşkese uyulması gerektiği ve barış sonrası görüşmelere devam edilmesi temelinde; "Erbil'in askerden arındırılması, iki parti arasındaki parasal sorunların bağımsız komisyonca çözülmesi, parlamentonun yeniden işletilmesi, diğer etnik toplulukları da içeren bir parlamento kurulması, Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulmaması ve tüm bu anlaşma maddelerinin Türkiye'nin güvenlik endişeleri gözönünde bulundurularak uygulanması" şeklinde ortaya çıktı. Toplantıda Türkiye gözlemci statüsünde anılsa da, KDP'li bir yetkili "kimin gözlemci kimin katılımcı olduğu belli değil" diyerek, Türkiye'nin görüşmelerdeki rolüne de açıklık getiriyor. Toplantı kararları büyük oranda KDP-KYB arasındaki sorunların, özellikle sınırdan elde edilen ve günlüğü 100 bin doları bulan miktarın nasıl paylaşılacağının çözlümesi olarak görülmektedir. Ancak bu kararlar özünde emperyalizmin yeni Ortadoğu planını tüm taraflara adım adım kabul ettirme çalışmasından başka bir şey değildir. ABD başta olmak üzere emperyalist devletlerin bölgede istediği statüyü kabul ettirmekte zorlandıklarını söylemiştik Bu, emperyalizmin askeri anlamda bir denetim zorluğu yaşadığından değildir. Asıl sorunu, kendisi için uygun, istikrarlı bir ortamı yakalayamaması, işbirlikçi iktidarları yaratamamasıdır. Körfez savaşı bile istediği sonuçları yaratamamıştır. Halkları ve küçük burjuva iktidarları tam olarak teslim alamamıştır, işte bugün emperyalizmin peşinde olduğu, küçük burjuva iktidarları ve o ülkelerin halklarını teslim alabilmektir. Bu nedenle açık oynamaktadır. Yani, "hukuku, devletlerin birbirlerinin içişlerine karışmaması" gibi ilkeleri her zamandan daha fazla bir yana bırakmıştır. Bundan sebep biraz da "Yeni Dünya Düzeni" politikalarının prestijidir. Bu politika özetle, Saddam'ın iktidardan uzaklaştırılması ve Kuzey Irak'ta emperyalizmin işbirlikçisi Talabani-Barzani aracılığıyla bir Kürt federasyonu kurulmasıdır. Sorunun bir de Türkiye ayağı vardır. Burada da çözüm yolu olarak "kültürel çözüm" önerilmektedir Bunun yolunu açmak için de, Kürt halkına bazı kültürel haklar tanınarak küçük burjuva milliyetçi temeldeki mücadelenin sona erdirilmesi düşünülmektedir. İşte bu noktada ABD, Türkiye oligarşisini ikna etmek için yoğun bir çaba göstermektedir. Çünkü ABD planında Türkiye oligarşisine önemli rol düşmektedir. Bir Kürt federe devletinin Türkiye oligarşisinin onayı ve desteği olmadan yaşayabilmesi mümkün değildir. Yine Saddam'ın devrilmesi için Türkiye'nin aktif desteği gereklidir. Genelde bu nedenlerle Türkiye'nin Dublin görüşmelerine katılmasına izin vermişlerdir. Bu kadarla da kalınmamış, çıkan bazı haberlere göre Musul- Kerkük petrolleri pazarlık masasına yatırılmıştır. Emperyalizmin Kürdistan üzerindeki planlarının özeti budur. Yılbaşında yayınlanan Pentagon raporu adım adım hayata geçirilmektedir. Kuzeyde Kürtlerin federasyon zorlaması, Güneyde Şiilerin ve Arap ülkelerinin, Türkmenlerin Irak'ı kuşatması ve ABD yanında aktif tavır almalarıyla Saddam'ın her yönden zorlanıp devrilmesi ya da işbirlikçi hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Son dönemde Saddam'ın kendi yönetimini meşrulaştırmak ve dünya ile ilişkilerine beli ibir seviye kazandırmak amaçlı "referandum" girişimi, emperyalist politikaların, tecritin, ambargonun ve ClA'nın provokasyonlarının onu belli anlamda zorladığı da gözden kaçmamaktadır. Irak, belli ki içte de belli sorunlarla yüz yüzedir. Bu söylediklerimizin dışında adımlar da vardır. Körlez savaşından bu yana Irak'ı destekleyen Ürdün, Irak sınırını kapatmaya zorlanmış, Ürdün- Amerika ortak askeri tatbikatları düzenlenmesi planlanmıştır. Diğer yandan bugüne kadar "Kürt Devleti Kurulur" korkusuyla Saddam'ı dolaylı da olsa destekleyen Türkiye oligarşisi, emperyalizmin baskısıyla Saddam'a karşı açık tavır almak zorunda kalmıştır. Yine net ifade edilen şeyler olma-

18 sa da, Milli Güvenlik Kurulu'nda "Artık Kürtçe TV ve Kürtçe Özel Okulun Zamanının Geldiği" şeklinde tartışmaların yapıldığı haberleri yayılmaktadır. Dublin toplantısına katılan Türkiye oligarşisi, ABD emperyalizminin plananı kabul etme yoluna gitmiştir. Ve ABD, gerek Türkiye oligarşisine, gerekse Talabani ve Barzani'ye istediklerini yaptırma çabalarına devam etmektedir. 15 aydır süren ancak bugüne kadar engellenemeyen ve bugün Irak karşısında emperyalizmin dayandığı güçleri zayıflattığından durdurulan KDP- KYB savaşını bekleyen 2 Dublin toplantısı oldu. Sırada ise Washington'da yapılacak Barış antlaşması ve arkasından da Oslo Semineri vardır. Emperyalizm, toplantılar ve Washington barışıyla Güney'de işi bağlamayı, Oslo semineriyle başlayacak süreçle de Kuzeyde Türkiye'deki sorunu çözmeyi planlamaktadır Eylül'de yapılacak olan bu seminere katılanlar gözönüne alındığında ne amaçla düzenlediği açıkça görülecektir. Toplantıya HADEP, DYP'den bir milletvekili, Şerafettin Elçi, Mahmut Alınak, Yalım Erez, işçi kesiminden Necati Çelik, Bayram Meral, Kemal Nebioğlu, askerlerden Sabri Yirmibeşoğlu ve Sadi Ergüven, İnsan Haklar Derneği Başkanı Akın Birdal, Yaşar Kemal, Doğu Ergil, İlnur Çevik, İsmet imset, Fikri Sağlar, Halis Komili, Kemal Burkay gibi kişiler çağrıldı. Bu kişi ve kurumların hepsinin ortak özelliği emperyalizmin dayatmalarını kabul edecek yapıda olmalarıdır. ERNK da yaptığı bir açıklamayla toplantıya davet edildiğini açıklamıştır. Toplantının yapılacağı yerin Oslo olması ilginç bir olaydır. Bilindiği gibi İsrail-Filistin görüşmelerinin de "tatlıya bağlandığı" yer Oslo'dur. Ayrıca, Filistin görüşmeleri öncesi seminer düzenleyerek barış görüşmelerine zemin hazırlayan kişilerle Kürt sorunu ile ilgili semineri düzenleyen kişiler aynı kişilerdir. Bugün Filistin toprakları ve kurtuluş hareketleri nezdmde bu görüşmeler Filistinlilerin davalarının satılmasının başlangıcı, resmileştiği yer olarak lanetle anılmaktadır. Emperyalizmin bu oyunla vermek istediği mesaj bellidir: Filistinliler gibi davranın, isteklertmt kabul edinl ABD emperyalizmi, Türkiye oligarşisini planına aktif destekçi olarak katabilmek için son dönemde yoğun çaba harcamaktadır. CIA başkanının gelip başbakanla görüşmesi, Holbrooke'un Demirel'le görüşmesi, Clinton'un danışmanı Stephanopoulos'un ziyareti tümüyle buna yöneliktir denilebilir. Türkiye oligarşisi emperyalizmin dayatmaları karşısında Irak konusunda adım atmış ve Irak'ı terk etmiştir. Ancak Irak'ta kurulacak bir Kürt federe devletin? "Bu iş bağımsız Kürdistan'a gidiyor" gerekçesiyle karşı çıkan bir kesim vardır. TOBB raporu tartışmaları da özünde oligarşisinin içindeki farklı görüşlerin tartışması olmuştur. Bir kesim en azından konunun tartışılması gerektiğini söylerken, diğer kesim olayı "ihanet" vb. laflarla karşılamış ve şiddetli bir tepki gelmiştir. Hatta bu tepkilerin sertliği yüzünden rapor sahipsiz bırakılmış, yapanlar bile topu birbirine atmanın yollarını aramışlardif. Dayatmalar ve zorlamalar sonucu rapor çok uzun süre gündemde tutulmasına rağmen, içeriği bile tartışıtamamıştır. Raporun hazırlanış nedeni bellidir. Raporda tartışılan politika, ABD'nin Kürt sorunu "çözürrv'ünün Türkiye'ye düşen kısmıdır. Yani kültürel özerkliktir. Türkiye oligarşisi yaşadığı krizin derinliği nedeniyle bu noktada adım atacak durumda değildir. Ancak Türkiye oligarşisinin orta vadede ABD emperyalizmine karşı gelmesi de mümkün değildir. Demirel bunu başka bir konu tartışılırken "adam şu kadar borcunu öde dese ne yaparız" içeriğinde sözleriyle açıkça ifade etmiştir. Bu anlamda er ya da geç ABD'nin bu dayatmalarına boyun eğilecektir. Bazı hak kırıntılarının tanınması Kürt halkına tam bağımsızlık, özgürlük getirmeyecektir. Hatta bazı şeyleri de kaybettirecektir. Çünkü, verileceği söylenecek, oysa zaten kullanılan bazı hak kırıntıları ancak küçük burjuva milliyetçilerinin savaşının tasfiyesi karşılığında verilecektir. Bu da, emperyalizm ve oligarşiye teslimiyeti kabul etmek demektir. Burada, özü ABD'nin kültürel özerklik çözümünü tartıştırmak olan TOBB raporu, ülkenin gündemini değiştirmek gibi önemli bir işlevi de yerine getirmiştir. Cindoruk-Demirel ve karşısında Çiller gibi kutuplaşmalar çeşitli boyutlarda vardır elbette ve bundan sonra da benzer kutuplaşmalar olacaktır. Ancak aralarındaki çelişkiler tali çelişkilerdir. Egemenlerin hangi kesimi olursa olsun, kendi iktidarlarına zarar verenlere karşı her dönem birlikte hareket etmişlerdir ve bundan sonra da böyle olacaktır. Bundan çıkacak sonuç, bu çelişkilerin sınıfsal ya da ulusal mücadele verenler açısından kullanılabilecek çelişkiler olmamasıdır. Egemenlerin hiçbir kesimi halkların çıkarlarına yani bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm kavgasına diğerinden daha yakın değildir. Tam aksine, halkların çıkarına bir çözüme bütünüyle düşmandır. Küçük burjuva milliyetçi hareket, bu noktada ne emperyalizmin ve ne de Türkiye oligarşisinin niteliğini tam olarak kavrayamamıştır. Çıkarları gereği, Kürt halkına karşı en insanlık dışı suçları işleyenlerin birkaç sözüne iti- bat göstermiş, onları "gerçekleri görenler" olarak niteleyebilmiş, demokratikleşme aldatmacasına kanmıştır. Bu yüzden hatırlanacağı üzere Özal bile el üstünde tutulmuştur. Bunun en son örneği Tomris Özden olayından sonra getirilen yorumlar da vardır. Öyle ki Rıdvan Özden adlı, halk düşmanı politikalara alet olmuş, Kürt halkının kanına girmiş bir kişi, "merhum" diyerek anılabilmiştir. Kısaca, küçük burjuva milliyetçileri, ileri sürülen her öneriyi, ortaya çıkan her durumu "siyasi çözüm"e yakınlaşma olarak nitelemiş, destek vermişlerdir. Ancak, bu önerileri kim ortaya atmıştır, kim desteklemiştir, sonuçları kime yaramaktadır vb. sorular hiç sorulmamıştır. Ülkemiz somutunda bakıldığında, her zaman emperyalistlerin "çözüm" gibi gösterdiği, oysa Kürt halkının esaretini daha fazla artırmaktan başka işlevi olmayan emperyalist Önerileri savunmaktan başka bir şey yapmamışlardır. Dublin toplantısına alınmasa da sorunun muhataplarından biri de PKK'dir. PKK, Dublin toplantısını Kürt halkına ihanet olarak nitelemektedir. İlk bakışta doğru gibi görünen bu değerlendirme yanlış temellere dayandığından aslında son derece yanlıştır PKK'nin Dublin toplantısına karşı çıkış gerekçesi emperyalizmin politikalarını kavramaları ve anti-emperyalist bir tavır takınmaları değildir. PKK, 1. Dublin toplantısı sonrası emekli diplomat D. Adolph'un sorularına cevap verirken, "ABD çıkarlarına hiçbir zaman saldırmadık. Eğer gerçekten demokrasiye inancınız varsa yapmanız gereken tek şey insan haklarını savunan, demokrasi mücadelesi veren bir hareket olduğumuzu görmenizdir. Sizler kadar bağımsız, büyük bir devlet istemiyoruz. Tek ulustan oluşan bir Amerika kadar federalizm istiyoruz" demektedir Evet, PKK gerçekten de hiçbir zaman emperyalistlere karşı eylem yapmamıştır. Tam tersine övgüler yağdırmıştır. Ancak, ABD, tüm bunlara rağmen PKK'yi terörist örgüt olarak değerlendirmekten vazgeçmemiştir. Çünkü PKK, kendi silahlı gücünü tasfiye etmek istememektedir. ABD ise, yarın ne yapacağı belli olmayan bir silahlı gücü istememektedir. Kaldı ki, ABD, belirtilen adımlar atıldıktan sonra silahsızlanmayı dayatacaktır, işte bu nedenlerle ABD Dışişleri Sözcüsü Nicholas Burns, "Terörist örgüt PKK'nin barış sürecine dahil olmasının imkansız" olduğunu söylemektedir. İşte ABD'nin bu değerlendirişi nedeniyle Dublin toplantısına alınmayan PKK, bu sefer KDP'ye saldırmaya başlamıştır. Bunu da ikinci bir 15 Ağustos olarak nitelemektedir. Saldırı ağırlıklı olarak Dublin'de oluşan ittifakı dağıtma, bölgeye yönelik emperyalist planlarda muhatap kabul edilme amacına yöneliktir. Bu saldırılar sürerken, Ortadoğu'nun kaygan zemininde, karmakarışık ve her an el değiştiren politik davranış özellikleri bir kez daha ortaya çıkmıştır. İran ve Suriye durumdan fazlasıyla kaygılıdır. Dublin toplantısından rahatsızlık duymakta ve Türkiye'ye karşı birlikte hareket etme eğilimleri göstermektedirler. Talabani, Şam'da Suriyeli yetkililer ve PKK ile 10 Eylül 'de bir araya gelmektedir Özet ifadeyle. İran. Suriye. PKK, Talabani bir tarafta, Barzani, Türkiye, Irak muhalefeti ve emperyalizm bir tarafta gözükmektedir. Türkiye, bu noktada tam bir politikasızlık örneği vermektedir. Barışın sağlanması durumunda federe Kürt devletinin kurulması ve görece istikrarlı bir ortamdan rahatsızdır ancak ABD planlarına karşı çıkamamaktadır. Bu durum sürerken 2. Dublin toplantısı gündeme gelmiştir. Bu kez maşada İngiltere'de vardır. Bölgeye ilişkin kaygıları gerekçe edilerek ABD tarafından oturtulmuştur. Ve ikinci kez Türkiye, tanımadığı INC'yle beraber masadadır. Bu toplantı da ilki gibi tıkanmış ve anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır. Çoğunlukla masa başında değil kulislerde sürdürülen görüşmelerde, Erbil'in silahlardan arındırılması, Habur sınırından elde edilen paraların toplanması, saklanması, dağıtımı ve denetlenmesinin nasıl olacağı konularında Kürt taraflar arasında derin ayrılıklar çıkmış ve kilitlenme yaşanmıştır. Talabani, Erbil'i boşaltmaları karşısında Barzani'nin başkent Selahattin'de asker ve silah sayısında indirim yapmasını istiyor. Bu durum asılsa bile sınır gelirleri tam bir açmazda. INC'nin de buradan gelir almak istemesine Barzani karşı çıkıyor. Türkiye, güvenligi bahane ederek PKK'nin "terörist orgut olarak anlaşmada adının geçmeşini isterken. Talabani buna karşı çıkıyor. Toplantı özü itibarıyla ABD'Ii temsilci R. Deutsch'un sunduğu mektup üzerinde gelişiyor. Bu mektupta olanlar ise; ''Güney Kürdistan'da yaşayan Kürtlerin otonomi ile yetinmeleri, garantörlüğün ABD tarafında olması, KDP ve KYB'nin Irak ve İran ile tüm ilişkilerini kesmesi, PKK'ye karşı Türkiye ile işbirliği içinde olmaları, Erbil'den ağır silahların çekilmesi, Kürt meclisinde bir takım düzenlemelere gidilmesidir. Hemen çoğu konularda var olan uyum, iş paraya gelince de ğişmiştir ve toplantının "Deutsch'un tehdidine rağmen" tıkanması engellenememiştir. Ancak bu tıkanma emperyalizmin "ikna" metodlarıyla aşılabilir. Türkiye, tüm ısrarına rağmen Irak'taki Türkmenleri de masaya çağrılmasını sağlayamamış, anlaşmazlıklarda bölgede hakem rolünü üstlenmeye yeltenmesi de Kürt çevrelerinde rahatsızlık ve kaygılar yaratmıştır. Şimdi sırada emperyalistlerin denetiminde Talabani ve Barzani ara sında Washington'da yapılacak barış antlaşması ve Oslo görüşmeleri vardır. Bundan sonraki süreç ABD'nin dikte ettirdiklerinin, "istikrar" ve "çözüm" adına teyit edilmesinden de öte olmayacaktır. Bugün, emperyalizmin yönetimindeki ve cebinden çıkardığı mektuplara toplu olarak kafa sallanan toplantı ve seminerlerin sonuçları bellidir. Bu anlamda bu toplantılara katılmak tüm halklara ihanettir. Emperyalizm masasında halklar lehine kararlar çıkartmak mümkün değildir. Henüz emperyalizmle işbirliğine girmeyen ve bu nedenle desteklenen bir güç olarak PKK da bu soruna böyle bakmalı, çözümü mücadeleyi yükseltmekte, halk lar ve devrimci örgütlerle güç bırlığınde aramalıdır Kürt halkının kendi kaderini tayın hakkı ancak böyle kazanılabılir. *

19 U yuşturucu kullanımının ne kadar yaygınlaştığı ve ne büyük bir tehlike olduğu yeniden keşfediliyor. Bazen "sıradan" on, yirmi ölümün sağlayamadığını "sıradışı" bir ölüm sağlayabiliyor. Gariptir, insanı değildir, ama böyledir. Burjuvazinin ideolojisi ve medyası olayların önemini kendine göre biçimlendirmiş, çarpıklaştırmıştır. Bir gazete patronunun, üstelik de nurcuların ileri gelenlerinden birinin kızının uyuşturucudan, ölümü işte bu "sıradışı" ölümlerden bin oldu ve uyuşturucu bu vesileyle bir kez daha Türkiye'nin gündemine geldi. Son uyuşturucu kurbanı Vildan Kutlular'dan birkaç gün önce İstanbul Fatih'te bir genç daha ölmüştü uyşturucudan. Ama o Vildan gibi tanınmış birinin, bu ülkenin kaymak tabakalarından ya da tarikat ileri gelenlerinden birinin çocuğu değildi. Bu yüzden de burjuvazinin medyası tarafından da. yetkilileri tarafından da önemsenmedi pek. Emekçiler, emekçilerin çocukları ölebılirdi. "Sıradan'dı onlar. Gam değildi burjuvazi için. Kendi yaşamlarına zarar vermeyen herşeyi rahatlıkla, pişkinlik ve sorumsuzlukla yok sayabilmek de onların politikalarının bir özelliğiydi. Radyasyon inkar edilir bu ülkede, AİDS yoktur, uyuşturucu yoktur, kolera hiç olmaz, hastanelerde bakımsızlık yoktur, ta ki burjuvazi doğrudan zarar görünceye kadar... Emperyalizmin ölçütü de aynı değil mi? Amerikan burjuvazisine, elit kesimine musallat oluncaya kadar AiDS'ten kimin haberi vardı? Oysa AİDS üzerine şaşaalı kampanyalar düzenlenmeye başlandığında Afrika'da binlerce insan AiDS'ten ölmüştü bile! Uyuşturan Kim? Eroin Mi, Düzen Mi? Eroinin ya da genel olarak uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, tüm araştırmalarında gösterdiği gibi, toplumsal bunalımların artmasıyla, işsizliğin, yoksulluğun, kültürel yozlaşmanın, kimliksizleşmenin tırmanmasıyla paraleldir. Burjuvazi'nın çeşitli kesimlerinin de uyuşturucu kullanıyor olması bunu değiştirmez. Ülkemiz özelinde ise, bunalımın ekonomik, kültürel, sosyal her yönüyle tırmanmasına paralel oligarşinin doğrudan teşviği sözkonusudur. Ülkemizde uyuşturucu kullanımının bu ölçüde yaygınlaşmış olması, özellikle 1980'den bu yana sistemli, bilinçli olarak uygulanan bir politikanın sonucudur. Gençlik yozlaştırılmış, değerlerine yabancılaştırılmış, bireyselleştirilmiş, terörle, baskıyla kişiliksizleştirilmiştir. Gençliği barlara, yoz mekanlara iten de sistemin ta kendisidir. Oligarşinin korkusu gençliğin devrimcileşmesiydi. Dinci olsun, serseri olsun, uyuşturucu müptelası olsun, hırsız olsun, fahişe olsun, ne olursa olsun ama devrimci olmasın politikası izlenmiştir. Alın şimdi Vıldan'ı! Ve şurası açık ki bu politikanın sahiplerinin daha çok Vildan'ları olacak. Yaşanan benzeri her gelişme Eroinin keşfi içinde sistemin ikiyüzlülüğü tüm çıplaklığıyla sırıtıyor. Maçlardan sonra MHP'Ii faşistleri sokağa dökmeyi bizzat örgütleyip bunu teşvik edenler, silahların artık herkesi tehdit edecek duruma geldiği noktada hep birlikte feveran ediyorlar... Ya da bir başka örnekte olduğu gibi, silah ithalini ve satışını serbest bırakıp bir yandan üç-beş tekelci patronun, mafya babasının iyice köşeyi dönmesini, bir yandan düzenin faşist tabanının silahlanmasını sağlayan oligarşinin bir kısım sözcüleri şimdi aşırı" silahlanmadan şikayetçi olmaya başlıyor, o silahların şöyle ya da böyle kendi iktidarlarını da tehdit eder hale gelebileceğinin kaygısını yaşamaya başlıyorlar. Ve eroin. Oligarşinin. onun kurumlarının, uşaklarının hiçbir biçimde "şikayetçi" olmayacağı bir konudur. Gerçekte şikayetçi de değillerdi zaten. Ama şu ya da bu vesileyle ayyuka çıkan bu konuda, suçları ve ikiyüzlülükleri böyle davranmalarını gerektiriyor. Bu zehırin kendi çevrelerine fazla ulaşmasını da istemiyorlar,.. Görünüşte oligarşinin tüm yetkilileri, etkili çevreleri karşıdır ama kim satıyor? kim dağıtıyor? kim dağıttırıyor? kim finanse ediyor? kim teşvik ediyor? ve nasıl bu kadar aleni yapılabiliyor? soruları da ortadadır. "Terörün kaynağı" mı, mafyanın, polis şeflerinin "kaymağı" mı? Oligarşi ve düzenin "güvenlik" görevlileri, uyuşturucu kullanımının yaygınlaştırmasında ve uyuşturucu ticaretindeki suçlarını, aldıkları paylan örtbas etmek için demagojiyle hedef saptırıyorlar. Günlerdir TV'lerde uyuşturucu ile ilgili programlar yapılıyor. Ve aynı kalemden çıkmış gibi hepsinden "Dikkatli olun, hem çocuğunuzun hayatı kararır, hem de teröre hizmet etmiş olurlar." İlginçtir, bu ülkede bütün polis şefleri mafya babalarıyla içli dışlıdırlar. Mafya babalarıyla ortak çekilmiş resmi olmayan bir polis şefi var mıdır acaba? Sanmıyoruz ki olsun. Pekala, bu polis şefleri bula bula neden hep bu "yasadışı" adamları buluyorlar, başka dostluk kuracak kimseleri yok mu? Aslında dostlukları mafyanın sivil ve resmi kanadının ittifakından başka birşey değil. Bu dostluğu, bu dostluğun gerçek nedenini gizlemek için burıuva basınının da büyük katkılarıyla sürekli olarak "Türk polisinin" uyuşturucu konusunda dünyanın en başarılı polislerinden biri olduğu yazılıp durur. Koca bir yalandır. Ölen gençler bunun yeterli kanıtıdır aslında. Ama başka kanıtları da var. İşte bunlardan biri: ABD Ulusal Uyuşturucu İdaresi Başkanı Lee Brouvn ABD'ye gelen eroinin %75'nin Türkiye'de işlendiğini ve buradan geçtiğini belirtiyor. (21 Nisan 95, Milliyet) Nasıl işleniyor, nasıl geçiyor? Başka rakamlar var ortada. Doğru dürüst bir araştırma, istatistik çalışması yapılmaksızın kabaca sayılabildiği kadarıyla Türkiye'de uyuşturucu kullanan öğrenci sayısı 100 binin üzerinde. Büyük bir pazar bu. Peki bu kadar müşteri uyuşturucuyu nereden buluyor, nereden satın alabiliyorlar acaba? Gazetelerde satıcıların boy boy resmi yayınlanıyor. Açıktalar Gizlisi saklısı yok. Ama diyelim ki bunlar ortalıktan toplandı. Uyuşturucunun patronları yeni satıcılar bulmakta gecikmeyeceklerdir Asıl sorun buradadır Verilen rakamlara göre Türkiye'deki uyuşturucu ticaretinin hacmi 150 trilyon liradır, işte mafya babalarının, polis şeflerinin vazgeçemeyecekleri büyüklükte bir kar pazarıdır bu. Polisin uyuşturucuya yönelik o "şaşaalı" operasyonları ne ifade ediyor öyleyse. Yıllardan ben konu üzerinde çalışan bir üniversite görevlisi buna kendince bir açıklama getirmeye çalışmış. "denizi kaşıkla boşaltmaya çalışmak" diyor buna. Eksik, yanılıyor. Kaşıkla da olsa boşaltmıyor, boşaltır gibi yapıyorlar. Vildanların katilleri, gençliği yozlaştırma politikalarını yapanlar, uygulayanlar, sürdürenlerdir. Sokaktaki satıcı katil değil maşadır. Asıl katiller lüks villalarda, uyuşturucu parasıyla kurdukları büyük holdinglerinde ya da devletin yetkili makamlarındalar. Vildan'ların hesabı ancak bunlardan sorulur. Gençler: Uyuşturucu kurtuluşunuz değil. Kurtulmak istediğiniz hiçbirşeyden kutarmıyor o sizi. Bir anlık kurtarırmış gibi yapıyor. Ama sizi insani anlamda da fiziki anlamda da yokoluşa götürüyor. Bu ülkenin egemen sınıfları yıllar yılı sizi potansiyel bir tehlike olarak gördüler. Hala da öyle görüyorlar. O yüzden istediler ki gençlik siyasetle uğraşmasın, halkının sorunlarıyla, hatta kendi sorunlarıya uğraşmasın. Ne olduğu neye hizmet ettiği belirsiz ideolojilerin, müziklerin akımların peşinden gitsin. Sizi uyuşturucuya iten bu düzenin ta kendisidir. Hem uyuşturucudan hem düzenden kurtuluşu birlikte aramalısınız. Mafyanın Maşaları! Uyuşturucu satmak, dağıtmak bilin ki bir insanlık suçudur. Ekmeğinizi insanları zehirleyerek kazanamazsınız. İşsizlik asla bu onursuz işi yapmanın gerekçesi olamaz ve olmamalıdır Mafya bablarının, polis şeflerinin ve bu iğrenç düzenin aleti olmayı insanların zehirlenmesinin maşaları olmayı reddedin. Bilin ki işsizlik uyuşturucu satıcılığından onurludur. Ama "işsiz kal" da demiyoruz sana. Kurtuluşu, sizi işsizliğe mahkum eden düzene karşı mücadelede arayarak, onuruna, işine, ekmeğine ve geleceğine sahip çık diyoruz..*

20 Göktürk çöplük değildir Bölgelerine çöp dökülmemesi doğrultusunda açlıktan davayı kazandıkları halde.büyükşehir Belediyesi'nin çöp dökmeye devam etmesi üzerine Göktürk halkı 10 Eyiül'de çöplüğe giden yolda çadır kurarak 12 gün direndiler. Beldelerinin çöplük olmasını istemeyen Göktürklüler 12 gün boyunca yol üzerine kurdukları barikatlarda, çadırlarda direndiler. Devletin çöplük arayışı sürüyor. yaşanmaz bir hale getirilmesine karşı Hiçbir altyapısı olmayan, birimleri çıkan Göktürk'lüler de direnişe eksik, tamamlanmamış birtakım ayak geçerek çöplerin ormanın ortasına oyunlarıyla çöplüğün adresi yığılmasına izin vermediler. Her türlü değiştirilmiş, yerleşim alanlarının baskıya ve gerçekleştirilen saldırılara yanıbaşına kurulmuş çöplüklerin biri rağmen Göktürk Beldesi halkı olmazsa öteki diyerek ard arda direnişlerini 12 gün boyunca çöpleri tepeleme yığmaktan başka sürdürdüler. bir işe yaramayan çöplükler açıyor. Beldelerine çöp dökülmemesi Her seterinde de bölgelerini doğrultusunda açtıkları davayı Hekimbaşı'na Halkalı'ya çevirtmek kazandıkları halde Büyükşehir İstemeyen, doğanın böylesine ucuz Belediyesi'nin çöp dökmeye devam yok edilmesine, insan sağlığının hiçe etmesi üzerine Göktürk Halkı 10 sayılmasına tepki gösteren yöre Eyiül'de çöplüğe giden yolda çadır halkının direnişiyle karşılaşıyor. kurarak direnişe geçtiler. Halk Beldelerinin çöp yığınları arasında kurduğu çadırla yolu keserek çöp kamyonlarının geçmesine izin verdi. Kararlılıkla iki haltadır sürdürdükleri direniş boyunca devletin her türlü baskısına ve terörüne maruz kalan Göktürk halkı buna rağmen direniyor, beldelerini çöplüğe çevirtmemekte kararlılar. Direnişi kırmak için Büyükşehir Belediyesi önce Göktürk Köyü'ne ulaşımı sağlayan belediye otobüslerini seferden kaldırdı. Otobüsler kaldırılınca çalışmaya başlayan minibüsler de belediye başkanı tarafından tehdit edildi. Sonunda onlar da çalışmaz oldu. Göktürklüler ulaşımın kesildiği 5 gün boyunca İstanbul merkezine kendilerinin temin ettikleri minibüslerle gidip geldiler. Ardında da 13 Eylül akşamı beldeye giren yol çöp kamyonlarıyla kesildi. Beldeye giriş-çıkış imkanlarıyla bir yol İmkanlarıyla bir yol açarak ulaşımı tek şeritte sağladılar. Belediyenin ve devletin Göktürk'e saldırıları bunlarla da kalmadı. Büyükşehir Belediyesi tarafından özel olarak kurulan ve eğitilen ve zabıta üniforması giydirilen çetenin saldırısına uğradılar. Çadır yerinde bulunan insanların sayısının az olmasını fırsat bilen bu sitahlı çete 300 kişiyle 14 Eyiül'de sabaha karşı saat 5.00'te halkın üzerine saldırdı ve kadın çocuk demeden tartaklamaya başladı. İlk anın şaşkınlığını atan halk su şişeleri, taş ve sopalarla savunmaya geçti ve bu katiller çetesini püskürttü. Halkın direnişi karşısında "özel zabıtalar" jandarmanın korumasıyla ormana ancak kaçabildiler. Saldırı sonucu içinde yaşlı anaların daha bulunduğu 12 kişi yaralandı. Bu saldırı halkın direnişini kırmanın aksine belediye yönetiminin halk düşmanı gerçek yüzünü görmelerini sağladı ve kararlılıklarını artırdı. Bir ana zabıtaların kaçışını şöyle anlatıyordu: "Biz şişeleri atmaya başlayınca ormana kaçıştılar. Onlardan da yaralı var. Jandarma olmasaydı görürlerdi günlerini". Zabıtaların bu saldırısından sonra köylüler geceleri daha kalabalık, kişiyle yola kurdukları çadırlarda beklemeye başladılar. Göktürk halkı direnişi kararlılıkla sürdürürken komite aynı kararlılığı sergilemedi. Hastane artıklarının dökülmesi vb. konularda ilk günden beri tavizkar bir tutum sergiledi. Jandarmayla yapılan görüşmelerde halkın ısrarı üzerine atıkların dökülmesine izin vermeme kararı aldı. Halkın askere olan yumuşak yaklaşımı da çadır direnişinin sona ermesinde belirleyici etkenlerden biriydi. Jandarmanın da devletin bir parçası olduğu, sonunda onun da devreye girip direnişi kırmaya çalışacağını iyi değerlendiremedi. Fakat çadır direnişinin bitmesine rağmen Göktürk halkının mücadelesi bitmemiştir, halk çöpü istememektedir. Ve ancak mücadele ederek çöpe geçit vermeyebilir. Aslında ortada büyük bir dolap dönüyor. Bu çöplük şimdi Bekir Kutmangil'in villalarının da bulunduğu araziye kurulacaktı. Ama Bekir Kutmangil rüşvetle çöplüğü villa dikeceği araziden uzak tutarak Göktürk Beldesi'ne inşa ettirdi. Çöplük Göktürk Beldesi'nde bulunmasına rağmen adresi eski Haklar ve Özgürlükler Platformunun ziyareti Göktürk halkının direnişinin 8. gününde Haklar ve Özgürlükler Platformu'dan bir heyetle Göktürk Köyü'ne gidiyoruz. Kemerburgaz çöplüğünün önünden geçerken pis bir koku kaplıyor ortalığı. Nefes alamıyor, boğulacak gibi oluyor İnsan. Çöp dağlarının önünden geçerek Göktürk'e doğru devam ediyoruz. Köyü geçip direniş yerine geliyoruz. Direnişçiler kendilerini desteklemek için gelen bir heyet olduğumuzu öğrenince bizi alkışlarla karşılıyorlar. Bir masaya oturup sohbete başlıyoruz. Köylüler öfke dolu. Özellikle perşembe gecesi gerçekleştirilen saldırıdan ötürü kararlılıkları ve inançları daha da artmış durumda. Köylülerin getirdiği mikrofonla Haklar ve Özgürlükler Platformu Dönem Sözcüsü Oya Gökbayrak bir konuşma yaptı. Konuşmasına "Göktürk Beldesinin onurlu insanları, bizleri hiçe saymak isteyenlere karşı büyük küçük hep birlikte gösterdiğiniz bu direniş içinde sizleri tanımak bizleri de onurlandırıyor." diyerek başlayan Oya Gökbayrak insan hayatının bu düzende hiçe sayıldığını, buna karşı direnen herkesin yanında olduklarını söyledi. Heyet köylülerle sıcak ilişki kurmakta zorlanmıyor. Hemen kaynaşıyoruz. Heyetten bir-iki kişinin etrafında toplanan köylülerle grup grup sohbete başlıyoruz hemen. Köylüler öfkeli. Beldelerinin çöplüğe çevrilmesine izin vermeyeceklerini söylüyorlar. Muhabirler olarak çöplüğe bakmaya ve fotoğrafını çekmeye engellendi. Göktürktüler buna karşın kendi gidiyoruz. Yolda devriye gezen jandarmalar önce İ2in vermeyeceklerini söylüyorlar, daha sonra bizi çöplüğe götürüyorlar. Burada köylülerin direnişi ve yol kesme nedeniyle çöp dökümü durmuş durumda. Önce sadece uzaktan fotoğraf çekebileceğimizi söyleyen görevliler çalıştığımız gazeteyi ve çöplükle ilgili çıkan haberi görünce bize çöplüğü gezdirmeye karar veriyorlar. Çöplükte çöp dökülen yerler yerine tıbbi atıkların yakıldığı bölümü gezdiriyorlar. Bölümü gezdiren görevlinin çöplükte hastane artığı yok demesine rağmen cenin dahil her türlü hastane artığı çöplükte yığılı durumda. Çöplük bitirilmiş olarak lanse edilmesine rağmen "Arıtma Tesisi" adı verilen bölümün inşaatına bile başlanmamış. Diğer bölümler de Tıbbi atıkların yakıldığı bölüm haricinde yarım yamalak, inşaat henüz tamamlanmamış. Çöplükten dönerken köylülerle konuşuyoruz. Köylüler Kutmangil'in villa yaptığı arazinin çöplük olacağını ama Bekir Kutmangil'ın ayak oyunlarıyla ve rüşvetle çöplüğü buraya taşıdığını anlatıyorlar. Köylüler devlete güvenmiyor. Dönerken akşam kalmak için arkadaş bırakıyoruz. Köylülerle konuştuğumuzda burjuva basına güvenmediklerini gerçekleri çarpıtarak yazdıklarını söylediler. Sosyalist basına ise güvendiklerini ifade eden köylüler "Yoksa gece gündüz bizimle niye kalasınız" dediler.*

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı'

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' İÇİNDEKİLER 4. BASKIYA NOT 13 19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' BÖLÜM 1 29 1) İSTANBUL CEZAEVLERİ 29 Eylül Erken Geldi 34 Bir Garip Firar Girişimi 35 Tutuklulara Yaylım Ateş 37 Uykulu Günler

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.urfastar.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01. Günlük Haber Bülteni 23.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01.2015 1 2 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 22.01.2015 İNTERNET

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili AĞUSTOS 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 BASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR 1. Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, basın özgürlüğü kapsamında yaptığı açıklama nedeniyle hakkında hazırlanan fezlekeden

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

: İstanbul Barosu Başkanlığı

: İstanbul Barosu Başkanlığı 31.05.2013 815 İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İHBARDA BULUNAN : İstanbul Barosu Başkanlığı İHBAR EDİLENLER : Şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenler, bu

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı NÖBET YÖNERGESİ İÇİN TALEPLERİMİZ Belleticiler, okulda görevli öğretmenlerden, yeterli sayıda öğretmen olmaması halinde aynı yerleşim yerindeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler arasından istekli

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com

Detaylı

NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. 2015 Genel seçim çalışmalarına Tarsus İlçe Örgütünü

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry EYLÜL 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU (28.08.2015-18.09.2015)

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL- İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Toroslar/Çağdaşkent Mahallesinde 2015

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

ÖLÜME YOLAÇAN MADEN KAZASI HAKKINDA TMMOB KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ BÖLGEDE

ÖLÜME YOLAÇAN MADEN KAZASI HAKKINDA TMMOB KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ BÖLGEDE SOMA MADEN OCAĞINDA MEYDANA GELEN ve YÜZLERCE ÖLÜME YOLAÇAN MADEN KAZASI HAKKINDA TMMOB KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ BÖLGEDE 14-15-16 Mayıs TARİHLERİNDE YAPTIĞI İNCELEMELER SONUCU HAZIRLADIĞI TEKNİK RAPOR

Detaylı

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası 1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası Başbakan işçiyi 'ayaktakımı', Adalet Bakanı evrensel gösteri hakkını 'Anayasa'ya başkaldırı' diye tanımlayınca polis de Taksim'i korumak uğruna savaş a hazırlandı. Taksim, Beşiktaş,

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net 1 / 6 07.04.2015 16:07 ANASAYFA YAZARLAR GÜNDEM İŞÇİ-SENDİKA POLİTİKA DÜNYA DERGİLER 2014'te dünyada ve Türkiye'de ne oldu? Yemen'de ne oldu, bugün ne oluyor? ANASAYFA / GÜNCEL Polis Ve 'Adın elbet çocuk

Detaylı

NİSAN AYI BÜLTENİ. Çağrı Merkezi: 0850 302 67 95

NİSAN AYI BÜLTENİ. Çağrı Merkezi: 0850 302 67 95 NİSAN AYI BÜLTENİ 30 NİSAN 2014 GENÇ BARIŞ İNİSİYATİFİ DERNEGİ GENEL MERKEZİ Mecidiyeköy Mahallesi Şehit Er Cihan Namlı Cad.(Dereboyu Cad.) Alaca İş Merkezi 39/8 Şişli, İstanbul Çağrı Merkezi: 0850 302

Detaylı

07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA. Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi. Değerli Basın Mensupları,

07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA. Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi. Değerli Basın Mensupları, 07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi Değerli Basın Mensupları, Uluslararası Adalet ve Hürriyet Derneği`nin, 2015 Yılı İsrail tarafından

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 20 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Federasyona katıldılar TÜRKİYE Spor Yazarları Derneği nde İstanbul Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu ve Beşiktaş Muhtarlar Derneği

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01. Günlük Haber Bülteni 26.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 25.01.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi etmeden hırsızlık olayını gerçekleştirmeleri ise dikkat çekti. Polis şüphelilerin

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi etmeden hırsızlık olayını gerçekleştirmeleri ise dikkat çekti. Polis şüphelilerin 3 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Hırsızlar kamerada TA bir kuruyemişçiye giren hırsızlar işyerindeki kasadan 650 TL parayı alarak kayıplara karıştı. Güvenlik kameraları

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 2 TEMMUZ 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Beşiktaş'ta kutlandı 1 TEMMUZ Kabotaj Bayramı kapsamında İstanbul Boğazı nda gerçekleştirilen gösteriler, renkli görüntülere sahne

Detaylı

İsrail. 08 Haziran 2010 TÜRK KIZILAYI MÜDAHALE FAALİYETİ. Yaralıların Tahliye Operasyonu. Afet Yönetimi Müdürlüğü FAALİ YET RAPORU

İsrail. 08 Haziran 2010 TÜRK KIZILAYI MÜDAHALE FAALİYETİ. Yaralıların Tahliye Operasyonu. Afet Yönetimi Müdürlüğü FAALİ YET RAPORU İsrail Yaralıların Tahliye Operasyonu FAALİ YET RAPORU TÜRK KIZILAYI MÜDAHALE FAALİYETİ 08 Haziran 2010 Afet Yönetimi Müdürlüğü A. GENEL DURUM Ulusal ve uluslararası çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 11.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:10.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.urfa.com Tarih:10.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02. Günlük Haber Bülteni 05.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 04.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 29.08.2012. Derbide şok kapışma

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 29.08.2012. Derbide şok kapışma Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 29.08.2012 Derbide şok kapışma Derbide galibiyetin eşiğinden tartışmalı bir penaltı kararı ile dönen Beşiktaş'ın soyunma odasında maç sonu gergin anlar yaşandığı ortaya

Detaylı

SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI. Ekim - 2015

SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI. Ekim - 2015 SEÇİME 1 AY KALA TÜRKİYEDE SON SİYASİ DURUM ARAŞTIRMASI Ekim - 2015 İÇİNDEKİLER 1.ARAŞTIRMANIN KİMLİĞİ 2. DEMOĞRAFİK BİLGİLER 3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI 2 SUNUŞ TÜSİAR 2002 den beri araştırma sektöründe faaliyet

Detaylı

SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI

SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI Portal Adres SESIN YOLCULUGU 8: GENÇ BESTECILER SENLIGI : www.bugunbugece.com İçeriği : Kültür/Sanat Tarih : 06.04.2015 : http://www.bugunbugece.com/git-gor/sesin-yolculugu-8-genc-besteciler-senligi 1/2

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

Harcamaları kısıtladı

Harcamaları kısıtladı Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 08.09.2012 Harcamaları kısıtladı Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman bugüne değin yapmış olduğu harcamalarla geçmiş dönemle ıyaslandığında adeta taş çıkardı. Geçmiş

Detaylı

TEMMUZ 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

TEMMUZ 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili TEMMUZ 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli Belediyesinin düzenlemiş olduğu iftar

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

BÖLÜM - 6 ODA GÜNCESİ 43.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 2012-2014

BÖLÜM - 6 ODA GÜNCESİ 43.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 2012-2014 BÖLÜM - 6 ODA GÜNCESİ 43.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 2012-2014 ŞUBAT-2012 16.02.2012 Madencilik Sektörü Çalışanlarına Yönelik Mesleki Eğitim Verilmesine Başlandı. 27.02.2012 Odamızın Yeni Lokali Hizmete Açıldı.

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-7. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Son Dakika KARABAĞLAR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN SELVİTOPU: Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye tarafından

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105]

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] 22 Mayıs 2014 Vera Araştırma Tel: (0216) 465 8066 www.veraarastirma.com 2014 Vera Tüm hakları saklıdır Bu araştırmanın finansal

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TES-İŞ ten 6. okul: Kayseri Veteriner Fakültesi Genel Başkan Kumlu nun acı günü Seydişehir ETİ Alüminyum a Danıştay dan iptal TES-İŞ ten 6 ncı okul: Kayseri

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi. Prof Dr Elif Dağlı

Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi. Prof Dr Elif Dağlı Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi Prof Dr Elif Dağlı Uzlaşmasız ihtilaf : Kamu sağlığı karşısında tütün endüstrisi çıkarları Tütün endüstrisinin çıkarları sağlık çıkarları ile kökten çelişir.

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ 2013-2014 ADLİ YILINDA TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ NİN AVUKATLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARINDAN BAZI BAŞLIKLAR Eylül 2014 ANKARA Hastalıkta, Yaşlılıkta, Cezaevinde, Cenazede Her Yerde Avukatın

Detaylı

CEZAYİR SEKTÖREL AÇILIM GEZİSİ

CEZAYİR SEKTÖREL AÇILIM GEZİSİ CEZAYİR SEKTÖREL AÇILIM GEZİSİ Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014 yılı Kasım ayında yapmış oldukları Cezayir gezisi sırasında, Cezayir le ticaret hacminin arttırılmasına yönelik yapmış oldukları irade beyanının

Detaylı

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER Merve Nur Bulut, Kübra Sezgin www.improkul.impr.org.tr facebook.com/improkul @improkul improkul@gmail.com SURİYE KRİZİ VE TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER 2011

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR

1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR 1- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE YAPILAN TOPLANTILAR 1.1.1-Kolluk Gözetimi Komisyonu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği

Detaylı