Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak. Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak. Denemeler

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak. Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak. Denemeler"

Transkript

1 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Denemeler 415

2 Denemeler TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU KİTABIN TAMAMI YA DA BİR KISMI 5846 SAYILI YASA NIN HÜKÜMLERİNE GÖRE, KİTABI YAYINLAYAN KÖKSÜZ YAYINLAR IN VE YAZARININ İZNİ OLMAKSIZIN, ELEKTRONİK, MEKANİK, FOTOKOPİ YA DA HER HANGİ BİR KAYIT SİSTEMİ İLE ÇOĞALTILAMAZ, YAYINLANAMAZ, DEPOLANAMAZ. KÖKSÜZ YAYINLAR DİVANYOLU CAD. NO 54 ERÇEVİK İŞHANI EMİNÖNÜ TEL/FAKS:+90.(0) GELECEĞİ GEÇMİŞTEN GEÇMİŞİ GELECEKTEN KURTARMAK - DENEMELER BİRİNCİ BASIM OCAK 2010 ISBN Sayfa Düzeni ve Hazırlık: Köksüz Yayınlar Baskı: Mart Matbaacılık Sanatları Tic. ve San. Ltd Ceylan Sok. No 24 Nurtepe, Kağıthane İstanbul Tel:

3 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Denemeler Demir Küçükaydın 417

4 Denemeler Demir Küçükaydın 1949 da Balıkesir in Savaştepe ilçesinde doğdu. Lisede kompozisyon dersinde Anadilinizi neden seversiniz? sorusunu, Soru yanlış, anadilimi sevmek zorunda değilim diye yanıtladığı için okul değiştirmek zorunda kaldı. Soğuk demircilik mesleğini öğrendi. İzmir de TİP Karşıyaka İlçe örgütünde ve mensucat fabrikasında çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünde okudu üniversite işgallerine katıldı. Samsun-Ankara yürüyüşünde yer aldı. Deniz Gezmiş in önderi olduğu Devrimci Öğrenci Birliği ne girdi. Yapı İşçileri Sendikası nda İsmet Demir le çalıştı. Aliağa rafineri inşaatı örgütlenmesine katıldı. Dev-Genç in İstanbul yönetimine seçildi. Filistin e gitti, Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi nde askeri eğitim aldı. Dönerken sınırda yakalandı, işkence gördü. Nizip ve Antep cezaevlerinde 2,5 ay yattı. Çıkınca tekrar işçi örgütlenmelerinde çalıştı. Aliağa grevlerinin örgütlenmesinde yer aldı. Necmettin Giritlioğlu yanı başında öldürüldü. Dev-Genç davasından tutuklandı, beş ay hapis yattı. Çıkınca tekrar fabrika ve işçi örgütlenmelerinde çalıştı. TSİP i kuracak olanların çizgisine karşı çıktığı için tecrit edildi ve kendi başına örgütlenmeye başladı. TKP nin yeniden örgütlenmesi faaliyetlerine katıldı. Bunun organı Kıvılcım gazetesini çıkardı. Altı sayı sonra gazete kapatıldı ve tutuklandı. Gazetedeki yazılarından dolayı önce yüz üzerinden 36, sonra 17 yıla mahkûm oldu. On yıl hapis yattı. Hapiste teorik çalışmalar yapıp çeşitli kitap ve makaleler yazdı. Hapisten kaçmak için tünel kazmaya katıldı. Tünel yakalanınca tekrar ceza aldı te Malatya E Tipi cezaevinden tahliye oldu. Mevcutlu olarak askere götürüldü. Tebdilihava alınca askerden firar etti. Fransa da politik mülteci oldu. Dördüncü Enternasyonal Fransız seksiyonunda (LCR) çalıştı. Almanya ya gitti ve Alman seksiyonunda (GİM) çalıştı. Ne Yapmalı dergisi ve Devrimci Marksist Tartışma Defterleri nin redaksiyonunda yer aldı. Ayrıca Almanca SoZ Magazin adlı teorik derginin redaksiyonunda çalıştı. Türkiye de Kuruçeşme Süreci diye bilinen tartışmalarına Avrupa da katıldı. Bu çalışmalarını Birlik mi Rekompozisyon mu adlı kitapta topladı. Hamburg da taksi şoförü olarak çalışmaya başladı. Özgür Gündem de haftalık denemeler yazmaya başladı. Sosyalizmin Sorunları dergisinin yayınında çalıştı. Bu dönemde yeni sosyal hareketler, Marksizm in devrimci ve eleştirel geleneğini sürdüren damarların (Kıvılcımlı, Troçki, Benjamin) sentezi, ulus teorisi, dünyanın siyah-beyaz bölünmüşlüğü, süreksiz devrim gibi teorik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Yabancılara yönelik Köxüz dergisi ve teorik Yeni Zamanlar da yazdı. İnternet yaygınlaşınca Demirden Kapılar sitesinde ve çeşitli forumlarda tartışmalara katıldı ve yazılarını yayınladı. Özgür Politika ve Özgür Gündem gazetelerinde yazarlık yaptı de Kıvılcımlı Sempozyumu nun örgütlenmesine katıldı. Radikal demokrat çizgide bir politik dergi için girişimlerde bulundu. Bunlardan sonuç çıkmayınca halen yazarı olduğu Köxüz sitesinin kuruluşuna katıldı. Son yıllarda ulus, din, üstyapı teorileri alanında yoğunlaştı. Kitapları: Tersinden Kemalizm (Araf Yayınları-2004); Büyük Ortadoğu Projesi ve Sosyalist Strateji (Araf Yayınları-2005); Sosyalizmin Milliyetçilikle İmtihanı (Versus Yayınları-2007, derleme); Marksizmin Marksist Eleştirisi (Köksüz Yayınları-2009); Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografi si (Köksüz Yayınlar-2009) Ayrıca yayınlanamamış çok sayıda kitabı <www.koxuz.org> internet adresinden ücretsiz olarak indirilebilir. 418

5 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Annem ve Babama

6 Denemeler 420

7 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak İçindekiler Önsöz... 1 Kıvılcımlı nın Mirası... 9 Hayat Hızlı Gideni Cezalandıracaktır...15 Politik Olan Özeldir...19 Geleceği ve Geçmişi Kurtarmak Mayıs ın Doğuşu, Bugünü ve Geleceği Üzerine Düşünceler...41 Türk Nedir?...51 Azınlıklar ve Demokrasi...55 Tarihin Laneti...59 Kötü Olabilme ve Yanlış Yapabilme Hakkı Hatalar Sizden Hızlı Koşarlar...67 Hayat ve Ölüm Mayıs Düşünceleri...75 Taşralılık Kendiliğindenliğe Övgü Politik İslam Nedir?...91 Requiem ve 11 Eylül Kıyafet Kavgasının İlk Anlamı Umutsuzluk İlkesi Doğu ve Batı Eurovizyon, Modernleşme ve Demokratikleşme

8 Denemeler Bonapartizm Sıfırın Değeri Minima Politika Almanların En İyisi Olarak Marks veya Yenilgide Zaferi Kutlamak Fizikte Bunalım: Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Ararat Kemalizm ve İslam Sabetaycılar, Yahudiler, Anti-Semitizm ve Kemalizm Doğu Toplumları ve Ütopya Saçma Dünya Polemik Yapmak ya da Unutulmuş Bir Politik Kültürün İzlerinin Ardında Zina Özgürlüğü Teori ve Politika Şu Azınlıklar Tartışması Che nin Che Olmadan Önceki Yolculukları Türklüğü ve Ulusu Yeniden Tanımlamanın Farkı Kürt Olduğu İçin Vurulan 5-C Öğrencisi Uğur un Anısına Doğa ve Toplum Özel Görelilik ve Sürekli Devrim Kurban Bayramının Ekonomi Politiği Pardus Ulusal İşletim Sistemi Avrupa Merkezcilik ve Çok Kültürlülük veya Çok Kültürlü Toplum Sloganı Niçin Gericidir? Avrupa-Merkezcilik Nedir? Kültür Nedir? Kültürün Çok kültürlülük Bağlamındaki Anlamı

9 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Almanların En Meşhuru Kuş Gribi (Tavuk Vebası), Globalleşme, Kapitalizm ve Ulusal Devletler Ek 1 Basına ve Kamuoyuna Ek 2 Grip Kuş ve Mal Varlıkları, Özel Hayat, Devlet Sırları, Ticari Sırlar Marksist Kültür ve Uygarlık Kavramları ve Uygarlıklar/Kültürler Çatışması Yaradılış Teorisi, Tanrı ve Ulusçuluk Jakobenizm Nedir? Osmanlı da Kim Jakobendi? Bugün Kimdir? Bir Anlık Gecikme Bir Lâhza-i Teahhur Da Vinci Şifresi nin Şifresi Dünya Kupası nın Düşündürdükleri Sol Neden Ofsayt ta? Futbol Şampiyonası, Alman Politikası ve Sol Spor ve Futbol Üzerine Değinmeler İşçi Sınıfı ve Futbol Uluslar, Spor ve Politika Gerici Ulusçuluk ve Spor Sosyalizm, Sosyalist Ülkeler ve Spor Napolyon un Sözleri Türkler, Güvercinler ve İnsanlar İnsan Olmak, Demokrat Olmak ve Yenilgicilik Türban ın Diyalektiği Şu Ötekileştirmek Meselesi Özür Dilemenin Sorunları ve Her Şeye Rağmen Niçin Kampanyaya Destek? Tarih ve Demokrasi

10 Denemeler 424

11 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Önsöz Yirminci yüzyılın son çeyreğinde doğmak ve 90 larla sonu ilan edilen tarihin tek kutuplu muzaffer dünyasında devrimci Marksizm i savunmak. Ne Ekim Devrimi, Doğu Avrupa devrimleri, Sovyetler Birliği nin çözülüşü, ne de 68 sürecinin toplumsal hareketlenmesi, Kızıl Tugaylar, Deniz lerin idamı, Mahir lerin, Kaypakkaya ların katledilişi. Bunların hiçbirinde bir anlam bulmayan ve hiçbirine aşina olmayan yeni jenerasyonun imaj ve markalarla sınırlı dünyasında genç bir sosyalist olarak giderek yalıtılmak, yalnızlaşmak. Bir banka şubesinde güneşin doğuşundan batışına dek zamanını bilgisayardaki rakamlara harcayan bankacılar, kilometrelerce uzayan şehir trafiğinde saatlerini yitiren yolcular, bir ömür karın tokluğuna çalışıp ev sahibi olmaktan yoksun işçiler, oranı giderek artan işsiz, yoksul, aç, sefil yığınlar, yeryüzü ölçeğinde geri dönülemez etkiler yaratan eriyen buzullar, insanlığı pençesine alan depresyonun tescilli yeni ruh hastaları ve hastalıkları, işlenen akıl almaz nefret cinayetleri, göçmen karşıtlığı, ırkçı katliamlar, şoven yükseliş: İşte yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinden birkaç fotoğraf. Ancak sayılan bu irrasyonel olgulardan daha da vahimi, toplumun tüm bu olanları hayatın olağan bir parçasıymış gibi normalize etmesi ve meşrulaştırması. İşte benim 1984 lü çağım. Sanırım ne Hikmet Kıvılcımlı nın ne de Demir Küçükaydın ın yitik kuşağı, modern uygarlığımızın bugün giderek içinden çıkılamaz hale gelen 1

12 Denemeler çelişkilerle tükenme noktasına ulaşabileceğini tahmin ederdi. Zira zikretmekte beis yok ki uygarlığımız hiçbir dönem böylesine bir çürüme, yozlaşma, yabancılaşma ile kuşatılmamıştı ve daha fazla kâr hırsı gezegenimiz için hiç bu kadar yıkıcı ve kapsayıcı olmamıştı. Adaletsizliklere, eşitsizliklere ve sömürüye karşı hiçbir dönem böylesine bir kayıtsızlık ve dirençsizlik söz konusu değildi. Hiçbir dönem durum bu kadar umutsuzluk verici değildi ve hiçbir dönem toplumsal bilinç apolitizmle bu denli hadım edilmemişti. Onların kuşağında dışsal olan faşizm, evet, faşistler var ve onlarla savaşılmalı saikindeki faşizm bugünkü neoliberal dünyada içselleştirilip gündelik ilişkilerde neredeyse bir kurala dönüşmüş durumda. Toplum artık, bireylerin sıradan biraradalığından müteşekkilmiş gibi kurgulanırken birey de gemisini kurtaranın kaptan addedildiği bir bireycilik sarmalında kutsanıyor. Laissez faire (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) anlayışı devletlerin piyasaya müdahalesini dışlayan liberal bir hükümden, bireylerin örgütlenip devlete aşağıdan müdahalesini engelleyen ve alttakinin ezilmesi pahasına üste çıkabilmek için her şeyin mümkün, meşru ve mubah olduğu bir dünya görüşüne doğru tekabül ediyor. Paranın nasıl kazanıldığından çok nasıl harcanıldığının, neyin nasıl üretildiğinden çok neyin nasıl tüketildiğinin esas ölçüt olduğu bireyci bireyler toplamı: post-materyalist yaşam tarzlarının belirleyici hale geldiği transnasyonal bir marketing toplumu! Piyasa, kendisini bireylere tek gerçek özgürlük alanı olarak pazarlarken, birey üretim süreçlerindeki ezilen, sömürülen, aşağılanan konumunu yok sayan bir atomizasyon içinde aşiretsel, yöresel, cinsel, mezhepsel ve ulusal kimliklere bölünüyor, ayrıştırılıyor. Atomizasyon, çalışan ve sömürülen kitlelerin örgütlülüğünün ve dayanışmasının önüne set çekilmesinde, toplumdaki servet ve güç dengesizliklerinin manüple edilmesinde artık, evrensel bir anahtar haline geliyor. Thatcher ın buyurduğu üzere: Toplum diye bir şey yoktur: sadece bireyler ve devlet vardır!. *** Modern uygarlığımız yeryüzünü Foucault nun Panoptikon analojisindeki gibi görülmeden gözleyen gardiyanlarla görmeden görülen mahkûmların olduğu büyük bir hapishaneye dönüştürmüş durumda. Tahakküme dayalı iktidar, ilişkilerle, bireyleşmelerle, fikirlerle, süreçlerle tüm toplumsal yüzeyleri bio-politik olarak kapladı. İnsanlığın ve yeryüzünün siyasal geleceği henüz çeyrek yüzyıl öncesine dek ateşli tartışmalara konu olurken bizim jenerasyonumuz bugün dünyanın pek yakın bir gelecekte nasıl sonlanacağını tartışıyor, kıyamete bi- 2

13 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak limden dayanaklar, tarihten referanslar bulunuyor. Hollywood gişe rekorları kıran kıyamet senaryolu filmler çekiyor, kıyamet kitapları basılıyor, hep birlikte nasıl öleceğimiz konuşuluyor. Dünyayı değiştirme arzusu yerini dünyayla vedalaşma arzusuna bıraktı. Hegel in modern varsayımının aksine gerçek olan irrasyonele, rasyonel olan ise gerçek dışına dönüştü. Kurtuluş ve devrim fikriyatının yerini ölgün bir kanıksama kültürü aldı. Toplumsal sistemin radikal dönüşümüne dönük tahayyül, kitlesel bir sinizmin içinde paramparça oldu. Peki, ne oldu da geleceğe dönük kolektif inanç ve umut, ufkumuzun dışına taşındı? Lüksemburg un önceki yüzyılın başlarında Ya sosyalizm, ya barbarlık! diyerek attığı çığlık, ne oldu da Orwell in 1984 ünü aratmayan yüzyılımızın vahşi yeni dünya düzeni içinde boğuldu? Yeryüzümüzün neredeyse beşte üçü eşitlik ve özgürlük idealleriyle adına sosyalist denilen iktidarlarca fethedilmişken o görkemli idealler nasıl kendi acıklı taklitlerine dönüşüp çözündü? İşçilerle birlikte ve işçilerin kurtuluşu adına kurulan iktidarlar, örülen duvarlar, dikilen heykeller nasıl oldu da aynı işçilerce özgürlük ve kurtuluş adına yıkıldı? Dahası Aydınlanma projesinin adaleti, eşitliği, özgürlüğü modern toplum sözleşmesiyle evrensel ölçütlerde kurma gayeleri neden Batılı devletlerin beyaz erkekleriyle sınırlı kaldı? Spinoza nın doğa üretmez dediği başta etnik ve ulusal kimlikler neden insanın beşeri varoluşunun tek mutlak temeli olan emeğin yerini aldı? Ezilenler, öfkesini neden egemenlere karşı yöneltmiyor da kendi etnik bölünmüşlükleri içinde tüketiyor? Halklar açısından sınıfsal gerilimleri baltalayıp görünmezleştiren şovenizmle, devletler açısından hukuksal bir birim olarak yurttaşlığın askıya alındığı antidemokratik ulusçulukla, yeryüzümüz açısından katı bir apartheid rejimiyle somutlaşan bu ucube gidişatın önüne neden geçilemiyor? Bu soruları hususiyetle sormaktan imtina edip Enver Hoca nın ölüm yıldönümünde, bıraktığı komünist mirası anısına törenler düzenleyen ya da destalinizasyon siyaseti hasebiyle Kruşçev e veya Amerikan işbirlikçisi Gorbaçov a küfrederek reel sosyalizmin çözülüşünü açıklayan bir solu kelimenin en kibar anlamıyla yeterli bulmuyorum, tıpkı pek yakında vukuu bulacak devrimin öncüsü olduğunu addedip bizleri saflarına çağıran sol bir örgütü yine en naif tarifiyle mütenebbih bulmadığım gibi. Solun tarihsel trajedisi, bir bakıma kendi tarihsel trajedisini açıklamakta kaldığı kayıtsızlıkla alakalı olmakla beraber yalnız bununla sınırlı değildir. Nitekim ne Marksizm Endüstri Devrimi sürecinin ilk ve en ağır koşullarında Marx ın söylediklerinden ibarettir, ne de Leninizm Çarlık Rusya sının amansız sa- 3

14 Denemeler vaş koşullarını yaran devrimci kriz sürecinde ya da savaş komünizmi döneminde Lenin in yapıp ettiklerinden ibarettir. Dünyayı anlamak ve değiştirmek hususunda insanlığa güçlü bir rehberlik sunan Marksizm-Leninizm i kendilerinin de birçok defa ifade etmiş oldukları üzere tamamlanmış ve dokunulmaz olarak görüp mutlaklaştırmak, onları ilk sözü söylemiş olmak yerine son noktayı koymuş olarak değerlendirmek yanlıştır ki bu hem anti-tarihsel bir materyalizmle vücut bulan anakronizmle hem de bir bilim olarak tarihsel materyalizmin ideoloji derekesine indirgenmesiyle neticelenir. Demir Küçükaydın ın önem ve değerini de böyle açıklıyorum ve şöyle bir öyküyle benzerlik kurmak istiyorum. Türkiye İşçi Partisi nin genel başkanlarından ve Türkiye sosyalist hareketinin mihenk taşlarından biri olan Behice Boran, henüz Marksizm le tanışmamış bir üniversite öğrencisiyken gördüğü sosyoloji öğreniminin, kafasındaki birçok soruya yanıt bulamadığını fark etmiştir. Fenomenolojiden sembolik etkileşimciliğe, pozitivizmden işlevselci kuramlara dek gördüğü bir dizi yaklaşımın birbiriyle tutarsız ve varsayımlara dayalı mantığından rahatsız olan Boran, bu düşüncelerini okuldaki bir arkadaşına açar ve arkadaşı, Boran a bu çelişkileri gidermenin bir yolu olarak Marksizm den bahseder. Sosyolojinin dolduramadığı boşluklar, Boran ın Marksist kuramın derinliklerine inmesiyle yapboz gibi bir bir kapanır. Bundan sonra Marksizm, Boran ın uğruna hayatını adayacağı bir dünya görüşüne ve akademisyenliğinden men edilmesinden yıllarını cezaevinde tüketmesine dek bedelini fazlasıyla ödediği bir siyasal eylemliliğe dönüşür. Bu öykünün, kendi öykümle hatta Küçükaydın ın öyküsüyle de kesişen bir yanı var. Marx ın fikirleriyle belli bir düzeyde henüz lisedeyken tanışmış biri olarak üniversiteye sosyoloji öğrencisi olarak girdiğimde karşıma çıkan bir kısmı varsayımlara dayalı, birbiriyle tutarlılığı olmayan ve Boran ın dönemindekinden de bir hayli fazla olan çeşitli kuramlarla tanışma ve tartışma olanağı buldum: işlevselcilik, göstergebilim, psikanalitik kuram, feminist kuram, varoluşçuluk, fenomenoloji, eleştirel okul, postkolonyal kuram, post-yapısalcılık, dünya sistemi kuramı, tarihsel sosyoloji, şizo-analiz gibi birbirinden çok farklı dertleri olan ve birbirinden çok ayrı bakışlar sunan, çoğunun varlığı ve epistemolojisi Marksizm in yapıcı ya da yıkıcı eleştirisinde yatan bir yığın teori ve teorisyen. Sanki tüm sosyal bilimler tarihi, Marx tan ve onun doktriniyle kavgadan ibaretmiş gibi. Tamamlanmamış ve son noktayı koymamış bir düşünce sistemi olarak Marksizm in ele almadığı ya da yeterince ele almadığı edebiyat, dil, kültür, sanat, cinsellik, toplumsal cinsiyet, beden, öznellik, arzu, söylem, kimlik gibi pek çok konu yüzyıllık toplumsal teori tarihinin çok sayıdaki deği- 4

15 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak şik temsilcisi tarafından mercek altına alınıyordu; reddiyeden olumlamaya, yıkmaktan geliştirmeye uzanan bir değerlendirme cetvelinin belli bir noktasına denk düşerek. Üyelerinin her biri Marksizm den yola çıkan ve entelektüel çalışma alanlarındaki çeşitlilikle ilgi çeken Frankfurt Okulu ya da yazdıklarının çoğunu Marx a borçlu olduğunu söylemekten çekinmeyen, çağın kuşkusuz en görkemli entelektüel figürü olarak meydan okuyan çalışmalarıyla Foucault, metnin dışındaki gerçekliğin namümkünlüğünden, dilin yapıbozumundan söz edip Marx ın hayaletlerini geri çağıran Derrida, başta sermayenin farklı varyasyonları olmak üzere Marx ın kavramlarını keskin bir sosyolojik analizin içinden geliştiren Bourdieu, çağın yeni komünist manifestosunu yazmakla selamlanan Negri&Hardt, tüm felsefeleri Hegel e duydukları öfkeyle biçimlenmesine rağmen onun mirasını tersine çevirerek devam ettiren öğrencisi Marx tan ve yeni tür bir komünizmden söz edebilen Deleuze&Guattari ikilisi vs Düşünce dünyasındaki değişimlerin dışında politik eylemliliğin kendisinde de önemli değişimler vardı. Salt emek-sermaye çelişkisiyle birebir açıklanamayan ekolojik tahribat, etnik ayrımcılık, savaş ve şiddet, cinsiyetçilik, ataerkillik, heteroseksizm gibi kurumsallaşmış sorunlara karşı faillerinin kendi sesini devletlere karşı aşağıdan örgütlediği ve adına yeni toplumsal hareketler denilen etkili bir politik mücadele ve toplumsal muhalefet formu ortaya çıkmıştı. Tüm bu gelişmeler ister istemez şunu açığa çıkarmaktaydı: Marx ın epistemolojisinde, ontolojisinde ya da metodolojisinde nasıl bir boşluk vardı ki yirminci asır, sınıfsal olmayan toplumsal teori tartışmalarıyla, toplumsal mücadele biçimleriyle ve dejenere olmuş bürokratik devlet kastlarının sosyalizm adı altında modern burjuva uygarlığına eklemlenişlerinin dramatik öyküleriyle tamamlanmıştı. Katı olan her şeyin buharlaştığı modern dünyada ne oluyordu da Marksizm in adına yaslanan her hareket, her iktidar onun silik bir gölgesine dönüşüyordu. Feci düşüşün zafersi bir yükseliş olduğuna bir yüzyıl boyunca nasıl kanaat getirilebiliyordu. *** İşte tıpkı benim gibi ve benden kırk yıl önce gördüğü sosyoloji öğrenimi sürecinde Küçükaydın ın selefi Kıvılcımlı yı keşfedişi bu meseleleri dert edinen biri olarak benim Küçükaydın ı keşfedişime benzemektedir. Frankfurt Okulu başta olmak üzere Batı Marksist geleneği içindeki okumalarını Troçkist (Devrimci Marksist) gelenekle harmanlamakla yoldaşlarından epey bir mesafe kat eden Küçükaydın, perspektifine Kıvılcımlı nın dünyada neredeyse hiç bilinmeyen modern uygarlık öncesine ilişkin tarih tezlerini de 5

16 Denemeler katarak uluslararası anlamda tüm Marksistlerden ayrışmış biridir. Bu ayrışma, umutların tükendiği, ufukların köreldiği, bilinçlerin hadım edildiği böyle bir çağa denk düştüğünden Küçükaydın iki kere yalnızdır: hem inandığı dünya görüşünün bilinen ezberlerini o dünya görüşünün yeniden doğuşu adına bozduğundan hem de Adorno nun yanlış hayat doğru yaşanmaz aforizmasını andırır gibi çağın yanlışlığına fazla doğru geldiğinden. *** Elinizdeki kitap, Köksüz Yayınları tarafından basılan üçüncü Demir Küçükaydın kitabıdır. Küçükaydın, Marksizm in Marksist Eleştirisi başlıklı ilk kitapta görüşlerini yukarıda sözü edilen üç temel teorik sacayağının üstüne geliştirmişti. Marx ta çözüme kavuşturulmadan bırakılmış ve kökenleri yapı-fail gerilimine dek giden boşlukları teşhis ve tahlil etmekte izlediği özgün metoduyla Marksizm de üstyapı teorisinin noksanlığını tespit eden Küçükaydın, üretici güçlerle üretim ilişkilerinin düzeyi olarak dinin tüm üstyapının kendisi olduğunu ve devrimin bir dinden bir başka dine geçmek anlamına geldiğini, modern uygarlığın dininin de özel-politik alan ayrımı üstünden temellenen ulusçuluk olduğunu detaylı biçimde ortaya koymuştu. Bu tahlilin, yukarıda Marksist kaygılarla dillendirdiğim sorulara yönelik tatmin edici bir açıklama sunduğunu söylemekle yetinmeliyim burada. Elbette bunun postmodernlerce determinist, ekonomist, ilerlemeci ve Avrupa-merkezci olmakla yarı haklı olarak itham edilen Marksizm e yönelik tecrit koşullarını kırmakta çok güçlü bir olanak sunduğunu da. Bir Devrimcinin Otobiyografisi başlıklı ikinci kitap ise Küçükaydın ın söz konusu savunularını hangi tartışmaların içinden evrilerek geliştirdiğini Türkiye de pek alışık olmadığımız otobiyografi türüyle göstermesi bağlamında önemli. Bu, hem kendisinin bir devrimci olarak geçmişle hesaplaşması ve özeleştirisini hem de Türkiye sosyalist hareketinin tarihsel topografyasını sunması bağlamında özellikle de yeni muhalif jenerasyon açısından, ilgi çekici. Elinizde tuttuğunuz Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Denemeler başlıklı kitap ise çeşitli dönemlerde Politik İslam dan kuş gribine, ulusçuluktan futbola dek uzanan çeşitli güncel konulara ilişkin yazılmış zevkle okunabilecek denemelerden oluşmaktadır. Küçükaydın, her satırda aynı devrimci kaygıları taşımaktadır: tüm dünyayı kuşatan ulusçuluğun nasıl bir barbarlık olduğunu tariflemekte ve bu kuşatmayı yarmanın somut yollarını ortaya koymaktadır. Kabul, dili insanın kafasını tutup duvarlara vuran cinsten, şu postmodernlerin tabiriyle fazla büyük-anlatı cı, dolambaçsız, oto-didaktik, non- 6

17 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak poetik, fazla 68 li, fazla huysuz ve fazla ihtiyar; üslubu fazla kavgacı ve katı Ancak bunların hangisi gerçekliği kalbinden vuran sözlerine ve söylediklerinin ardındaki muazzam metodolojiye halel getirebilir? Önceki yüzyıl sosyalizmin ulusçulukla girdiği ensest ittifakın ortak kan bağından gelen bozuk ve patolojik mantığının zaferiydi. Şimdiki mesele, yeryüzü ölçeğinde tüm siyasetimize sirayet eden bu patolojinin daha sürüp sürmeyeceğidir. İnsanlık ya ulusçuluk denilen patolojinin pençesinde bölünüp yok olacak ya da bu patolojinin tecridi yoluyla komünizm bir Anka kuşu gibi özgürlüğü, eşitliği küllerinden yeniden yaratacaktır. Küçükaydın ın elinizdeki kitapla cisimleşmiş tüm çabası kuşkusuz bu barbarlığın görünümlerine dikkat çekmeyi ve bundan çıkış yollarını hangi somut program aracılığıyla bulabileceğimizi göstermektir. İyi okumalar Birol Dinçel Aralık,

18 Denemeler 8

19 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Kıvılcımlı nın Mirası Yüzyılın başında doğmak ve yetmişlerin başında ölmek!.. Gençliğinizde Ekim Devrimini yaşarsınız. Sadece o coşkuyu yaşamak bile bir devrimciye ezilenlere adanacak bir hayatı sürdürecek bir enerjiyi sağlamaya yeter. Ama tarihin ve talihin yüzüne güldüğü bir kuşaktansınızdır larda Kapitalizm tarihinde gördüğü en büyük buhranla sarsılırken, Sovyetler büyük bir hızla kolektifleştirme ve sanayileşmeyi başarmaktadır. Daha sonra faşizmin yükselişiyle bir karanlık dönem başlarsa da, bu dönem bile kapkara değildir: İspanya umutları yeşertir. Sonra Stalingrad Zaferi. Bütün Doğu Avrupa nın Sosyalist Blok u kuruşu. Çin Devrimi. Küba Devrimi. Sputnik, Yuri Gagarin ve nihayet 1968 lerin bütün dünyayı saran devrimci kabarışı. Zaman zaman geriye çekilişler olsa da iyimserliği besleyen, zaferden zafere koşan bir dönemde yaşamışsınızdır. Umutla ölebilirsiniz. Hikmet Kıvılcımlı bu kuşaktandı. Yüzyılın ortasında doğmak; 60 ların devrimci kabarışıyla ezilenlerin yanında saf tutmak; 90 larda hâlâ şu rezil dünyada yaşamak. Belki bizler bile yine de şanslıyız. Hiç olmazsa 68 in havasını soluduk. Ya bizden sonraki kuşaklar? Yenilgiden ve çürümeden başka hiç bir şey görmediler ve öyle görülüyor ki daha uzun süre de göremeyecekler. Viktor Serge 30 ların sonu için çağın gece yarısı der bir yerde. Bugün o dönemin belki kısa bir güneş tutulması olduğu, ama asıl çağın gece yarısına daha yeni yeni girdiğimiz görülüyor. Bizler ve bizden sonrakiler böyle bir kuşaktanız. Hikmet Kıvılcımlı dan gelecek kuşaklara ne kalabilir? * * * Adanmışlık. İnsan hayatına anlam veren şey onun amacıdır. Sınıfsız, sömürüsüz, zulümsüz bir dünya için savaşmak ve bu savaşta hep ezilenlerin yanında saf 9

20 Denemeler tutmak. Böyle bir hayat için kendini adamak. Evet, bu gelecek kuşaklara kalabilecek bir niteliktir Kıvılcımlı dan, ama bazı kayıtlarla. Kıvılcımlı nın adanmışlığını sağlayan ruh hali ve gerekçeler bizlerin ve gelecek kuşakların adanmışlığının gerekçesi olamaz. Onlar insanları daha güzel bir dünya umudu için savaşa çağırıyorlardı, bizler ise daha da kötüsünü engellemek için, hiç bir umut kalmadığı için savaşa çağırmak ve savaşmak zorundayız. Kıvılcımlı ve kuşağı, çağrılarına bilimsel gerekçeler bulabiliyorlardı. Örneğin kapitalizmin ömrünü doldurduğunu, sosyalist bir toplum için nesnel koşulların var olduğunu söyleyebiliyorlardı. Bizler ise kapitalizmin ömrünü doldurup doldurmadığının önemli olmadığını; aksine eğer gençliğini yaşıyorsa bile insanlık için çok daha büyük bir tehlike olduğunu ve belki tam da ömrünü doldurmadığı için ona karşı savaşmak gerektiğini söylemek ve savaşmak zorundayız. Bizler ve gelecek kuşaklar adanmışlığı tamamıyla ahlaki bir tavır alışa bağlamak zorundayız. Bizler ve gelecek kuşakların devrimcileri Kıvılcımlı ve kuşağından farklı olarak Ezen var ezilen var, ben ezilenden yanayım. Tarihsel süreç ezilenlerin kurtuluşu için koşulları olgunlaştırmış mı, olgunlaştırmamış mı? Bunun hiç bir önemi yok. Hatta eğer olgunlaştırmamışsa ve kapitalizm eğer hala gençliğini soluyorsa tehlike daha büyüktür ve insanlığın yok oluştan kurtulabilmesi için daha büyük bir kendini adamışlık gerekmektedir demek ve öyle yapmak zorundayız. Kıvılcımlı ve kuşağı için devrimler tarihin lokomotifleri idi, bizler ve sonraki kuşaklar için imdat frenleridir. * * * Kıvılcımlı nın politik eyleminden gelecek kuşaklara bir tecrübe olmanın ötesinde, ibret verici bir örnek olmanın ötesinde pek bir şey kalacağı söylenemez. İnsanların son eylemleri bir bakıma onların vasiyetleri kabul edilebilir. Kıvılcımlı nın ölümünden önceki son iki eylemi İstanbul daki Sıkıyönetim Mahkemesine ve SBKP genel Sekreteri L. Brejnev e yazdığı mektuplardır. Bugün ne Sovyetler Birliği var, ne SBKP, ne de onlara şikâyet edilen TKP. Hepsi pazar ekonomisinin faziletlerini keşfetmekle meşguller. Sıkıyönetim Mahkemelerine yazdığı mektuplarda Kıvılcımlı, Ordu Genç liğinin Anti-emperyalizmi ni okşuyordu. O anti-emperyalizmin nereye vardığı, bugün en açık biçimde, İlhan Selçuk ve benzerlerinin, Kürt ulusunun yüzde yüz haklı direnişi karşısında takındıkları, anti-emperyalist gerekçeli şovenizmlerinde görülebilir. 10

21 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Hayatını sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyaya adamış ve bunun için hep ezilenlerin yanında saf tutmayı ilke edinmiş bir dava adamı için son iki politik eyleminin, gelecek kuşaklara yanılsamalardan başka bir şey anlatmayan bu anlamsızlığı ve yanlışlığı, ölümünden 21 yıl sonra ortaya çıkan bu manzara, ne acıdır ve tarih ne kadar acımasızdır. Kıvılcımlı nın politik tavır alışları aslında Üçüncü Enternasyonal in ve SBKP nin resmi çizgisinin damgasını taşımıştır daima larda yazdığı Yol, Üçüncü Enternasyonal in Üçüncü Dönem politikalarının damgasını taşır ve radikalizmi de oradan gelir. Aynı Kıvılcımlı 1960 larda 20. Kongre sonrasının politik tezlerine uygun tavır alışlar geliştirir. Bu fark bugünlerin en yakıcı konusu Kürt Sorunu nda açıkça görülebilir larda Kürt Sorunu nda işçi hareketine en büyük desteği görürken; Kemalizmi en ağır biçimde mahkûm ederken; 1960 larda bu yöndeki her girişimi emperyalizmin bir komplosu olarak değerlendirmek eğilimindedir. Fakat Kıvılcımlı SBKP politikalarının bir papağanı da değildir. O politikaları savunuşunda bile bir derinlik, bir orijinalite, radikal bir yan vardır. Kendi devrimci ve radikal eğilimleriyle savunduğu resmi politika arasında daima bir çelişki vardır. Bazı momentlerde bu çelişkiyi açığa da vurur, örneğin Çin Kültür Devrimi vesilesiyle yazdığı Kızıl Bekçiler ; Küba için yazdığı Küba Feleğe Meydan Okuyor yazılarında ya da kaçaklığından ölümüne kadar yazdığı anılarının son bölümünde olduğu gibi. Anılarının ilk bölümlerinde neredeyse Suriye de sosyalizm; Bulgaristan da komünizm varmış gibi değerlendirmeler yaparken; gerçekleri yakından gördükçe; ölümünün arifesinde Sovyetlerde bir devlet Sınıfları nın egemenliğinden; Troçki nin son günlerinde de iddia ettiği gibi Lenin in öldürülmüş olabileceğinden söz eder. Bir kopuşun arifesinde gibidir adeta, ama ömrü bu çelişkiyi aşmasına zaman bırakmadan biter ların başında yazdığı Yol da, sosyalist teorinin (özellikle strateji, taktik, örgüt sorunlarında) uluslararası işçi sınıfının deneylerinin sis temleştirilmesi olduğu yolundaki Lenin in önermesini yazar. Fakat Kıvılcımlı nın eserlerine bakıldığında bu konuda bir tek bile orijinal eseri görülmez. Örneğin, 1933 te Almanya da tarihin gördüğü en büyük ve en moral bozucu işçi hareketi yenilgisi ve faşizmin iktidara gelmesi konusunda bir tek yazısı bile yoktur. Marksizm Bibliyoteği nden çıkan İspanya İç Savaşı ile ilgili kitap ise resmi Sovyet görüşünün popülarize edilmesinden başka bir şey değildir. [*] [*] Bu kitap Kıvılcımlı adıyla yayınlanmış olmasına karşın, yazarın o olmadığı daha sonra anlaşıldı. Kıvılcımlı bu kitabı kendi yapıtları arasında saymaz. 11

22 Denemeler Bu eksiklik ve çağı kavrayamayışın sırrı yine Yol un başka bir yerinde uluslararası işçi hareketinin deneylerini sistemleştirmeyi Üçüncü Enternasyonal in yaptığı dolayısıyla kendisine bu alanda yapacak iş kalmadığı şeklindeki önermededir. Kıvılcımlı çağı anlamak işini Sovyetlere havale etmiştir. Büyük bir iç huzuruyla da kendi ülkesi ve ülkesinin tarihsel toplumsal yapısına yönelmiştir. * * * Kristof Kolomb un temel önermesi (Dünyanın yuvarlak olduğu) doğru olmakla birlikte; çıkarsaması (sürekli batıya giderek Çin ve Hint e ulaşılacağı) yanlıştı. Ama bu yanlışa rağmen ve tam da bu yanlış nedeniyle keşfettiği yeni bir kıtaydı. Kıvılcımlı da çağın deneylerini Sovyetlere havale ederken yanlış yapıyordu, ama bu yanlışa rağmen ve biraz da tam bu yanlış nedeniyle kendi mücadele alanını, yani Türkiye yi anlamak için onun içinden çıktığı daha doğrusu bir türlü çıkamadığı Tarih i anlamak gerekir derken Tarih alanındaki en büyük keşiflere doğru yelken açıyordu. Doğa ve Toplum gibi bilim de hiç bir şeyi bedavadan vermez. Frankfurt Okulu felsefedeki ileriliğini, Politika ve Tarih konusundaki geriliğinin kefaretiyle ödemiştir. Troçkist geleneğin uluslararası işçi hareketinin deneylerini sistemleştirme çabası, Tarih ve Felsefe alanındaki geriliğin kefaretiyle ödenmiştir. Kıvılcımlı da Tarih alanında sağladığı başarıları politika ve felsefe alanındaki geriliğiyle ödemiştir. (Aslında birbirinden ayrı bu üç gelenek birbirinden bağımsızca, ama birbirini tamamlayıcı bir şekilde gelişmiştir. Dünya bunlardan ilk ikisini biraz olsun biliyor, ama henüz Kıvılcımlı yı bilmiyor.) Marks, nasıl Kapital de modern toplumun yüzündeki peçeyi kaldırma çabasına girdiyse, Kıvılcımlı da kapitalizm öncesi medeniyetlerin yüzündeki peçeyi kaldırmış ve onların hareket yasalarını bulmuştur. Bu muazzam keşif bir tek kavramla özetlenebilir: Tarihsel Devrimler. Bugün en kabadayı Marksiste devrim deyince sadece Hollanda ve İngiliz devrimlerinden bu yana gelen modern devrimleri sayar. Peki, bundan önce en az beş bin yıllık sınıflı toplumlar, uygarlıklar vardı, bu dönem boyunca devrimler olmamış mıdır? En kabadayı Marksistler bile bu soruyu sormamışlardır. Bu soruyu soran ve cevabını arayan bir tek Dr. Hikmet Kıvılcımlı olmuştur. Cevap: medeniyetlerin kuruluş ve yıkılışlarının ve bu kuruluş ve yıkılışlara yol açan barbar akınlarının aslında birer devrim olduğunun keşfidir. Bu devrimler modern devrimlerden farklı olarak bir sınıfın değil bir uygarlığın yıkılışına yol açarlar. 12

23 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Bu devrimlerin mekanizmaları Kıvılcımlı nın eserlerinde en ince ayrıntılarına kadar işlenmiştir. İşte gelecek kuşakların devrimcilerine Kıvılcımlı dan kalan en büyük miras bu Tarih çalışmaları, kısaca kendi adlandırmasıyla Tarih Tezi dir. O geçmiş tarih geleceğin devrimcilerine ne sunabilir? Çok şey. Bir kaçına değinelim. Marksizm, işçi hareketi bütün dünyaya yayıldıkça Avrupa Merkezli olmakla eleştirilmiştir. Bu eleştirinin görünüşte haklı bir yanı vardır da. Kıvılcımlı Tarihte Avrupa merkezliliğe kesin bir son vermiştir. Bugün giderek dünya çapında bir apartheit rejiminin gelişmesiyle, dünyanın siyahları kendilerini entelektüel kölelikten yani euro-sentrizmden kurtaracak güçlü bir tarih anlayışı bulacaklardır. Aynı zamanda Kıvılcımlı bir Marksist olduğu için Marksizmdeki euro-sentrizmin teorinin kendisinden doğan bir yapısal özelliği olmadığının da somut bir kanıtıdır ve o eleştirileri varlığıyla boş düşürür. Marksizm aydınlanmanın doğrusal gelişimci, iyimser ve teknik hayranı etkileri bakımından eleştirilmektedir. Bu eleştirinin de görünüşte haklı bir yanı vardır. Ama Kıvılcımlı nın Tarih Tezi ve incelemeleri varlığıyla bu eleştirileri boş düşürür. Tarih Tezi, antik Tarih boyunca tarihsel sürecin motorunun Teknik değil (çünkü binlerce yıl pek az gelişmiştir) insan olduğu önermesine dayanır. Tarih tezi doğrusal gelişimci anlayışlara ölüm darbesi vurur. Kapitalizme feodalizmden değil İlkel Sosyalizm den sıçranır. Ve nihayet Walter Benjamin in devrimlerin tarihin imdat frenleri olduğu yolundaki önermesi Tarih Tezi ni bilene hiç de yadırgatıcı gelmez; aksine bu önermenin kanıtlarını sunar. Kıvılcımlı nın mirası sadece bununla sınırlı da değildir. Modern toplumu anlamak; tüm öznelerin radikal kanatlarını birleştirebilecek; global bir program geliştirmeyi sağlayabilecek metodolojik bir katkı da yapmıştır. Bu katkı, modern kapitalizmin kapitalizm öncesi ve diğer toplumsal ilişkilerle kaynaşması ve bu kaynaşma sonucunda, somutta Marks ın kapital de ele aldığı saf ve soyut kapitalizmden çok farklı bir toplumsal ilişkiler ve güçler sisteminin ortaya çıkışına yol açmasıdır. Kıvılcımlı nın bu alandaki metodolojik katkısı 60 ların strateji tartışmaları içinde anlaşılamadan unutulup gitmiştir. Bu tartışmalarda iki taraf da kapitalizm geliştikçe kapitalizm öncesi ilişkileri tasfiye ettiği varsayımını paylaşıyor ve buna göre bir devrim stratejisi çiziyordu. Kapitalizm öncesi ilişkileri ağırlıklı görenler demokratik devrimi; diğerleri de sosyalist devrimi öneriyordu. Daha sonra Troçkistler gecikmiş olarak eşitsiz gelişmeden hareketle tam da demokratik görevler nedeniyle ve devrimin dinamiğiyle sosyalist devrim olacağını 13

24 Denemeler söyledilerse de bu temel varsayımı sorgulamadılar. Kıvılcımlı ise, onun sadece kapitalizm öncesi ilişkileri tasfiye etmekle kalmadığını, ama aynı zamanda onları güçlendirdiğini, yaşattığını ve ortaya basit şemalara sığmayacak bambaşka toplum ve sınıf ilişkileri çıktığını söylüyordu. Aynı metodolojik yaklaşımı ölümünden bir süre önce yazdığı bir bölümü yayınlanmış Türkiye nin Çok Katlı Sosyal Ehramı: Kadın Sosyal Sınıfımız adlı incelemesinde de geliştirir. Batı daki feminist hareket de Kıvılcımlı dan bağımsızca benzer bir metodolojik ilkeyi bulup geliştirmek zorunda kaldı. Kapitalizm sadece aileyi ve ev içi emeği tasfiye etmekle kalmaz, onu yeniden üretir, güçlendirir, değiştirir ve bir bütün olarak kendi de değişir. Kanımızca bu metodolojik ilke gelecekte tüm ezilenlerin hareketlerini ortak bir program ve teori etrafında birleştirebilmek için gerekli radikal, bütünsel ve eleştirel bir teorinin dayanması gereken temel bir yaklaşım olmalıdır. * * * Kıvılcımlı nın politik tavır alışları Tarih Tezi nin ya da metodolojik katkılarının mantıki bir sonucu değildir. Hele kimilerinin iddia ettiği gibi o politikalara teorik bir zemin bulma çabası hiç değildir. Öyle olsaydı, bilime bilim dışı kaygılarla yaklaştığı için alçak diye nitelenmesi gerekirdi. Kıvılcımlı nın tarih ve metodoloji alanındaki katkılarıyla ve bunların gerçekten devrimci özüyle politik tavırları arasında daima bir çelişki olmuştur. Resmi Sovyet görüşü ve bu görüşün Türkiye deki savunucuları bu çelişkiyi çok iyi sezdikleri için Kıvılcımlı nın gelecek kuşaklara miras kalacak bu esas eleştirel ve devrimci yanını yok saymaya, küçümsemeye hatta deli saçması gibi göstermeye çalışmışlardır. Aslında Kıvılcımlı nın tarih alanındaki katkılarıyla politikası arasında Hegel deki yöntem ve sistem çelişkisine benzer bir çelişki vardır. Nasıl Marks, Hegel in devrimci çekirdeğini, yöntemini benimsedi ise, gelecek kuşakların devrimcileri de Kıvılcımlı nın tarih çalışmalarında ihtiyaçları olan devrimci özü bulabileceklerdir. Ama öyle görülüyor ki, şimdi Kıvılcımlı yı anan ve geçmişin yükünü sırtında bir kâbus gibi taşıyan sosyalistler onun tutucu kabuğunda oyalanıyorlar. 11 Ekim 1992 Bu yazı Özgür Gündem gazetesi için yazıldı ve muhtemelen Kıvılcımlı nın ölümüne denk gelen günde yayınlandı. 14

25 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Hayat Hızlı Gideni Cezalandıracaktır İnsanın hiç bir zaman bugünkü kadar çok zamanı olmadı, ama hiç bir zaman da bugünkü kadar zaman sıkıntısı çekmedi. Geçen yüzyılda iş saatleri haftada 80 saati buluyordu; bugün birçok ülkede 48 saat yasalaşmış durumda, hatta birçok ileri ülkede 40 veya 35 saatlik iş haftaları giderek kural oluyor. Buna rağmen günümüzün insanının en büyük problemlerinden biri sürekli zaman kıtlığı çekmek; modern toplumda herkes zamanın çok süratli akıp gittiğinden şikâyetçi. Yeryüzündeki insan sayısından daha fazla üretilmiş tek sofistike tüketim aracı belki de saat. Modern şehirlerde hemen hiç bir büyük alan, istasyon, salon yoktur ki orada bir kocaman saat bulunmasın. Zamanı kontrol altına almak için yatırılmış bu muazzam emeğe rağmen insanın zamana köleliği giderek pekişiyor. Bir toplumun refah düzeyinin ve günlük yaşamdaki ortalama hızın artması insanların daha bol zamana sahip olmalarına değil; bir zaman kıtlığı içinde yaşamalarına yol açıyor. Modern toplumun en büyük sorunlarından biri zamansızlık. Son yılların en ilginç tarih ve sosyoloji araştırmalarının özellikle zaman kavramı üzerinde yoğunlaşmaları; Dali den M. Ende ye kadar birçok sanatçının insanın zamanın kölesi oluşunu estetik imgelerle ele almaları bu problemin yansımalarıdır. Yeni bir yıla giriş, zaman üzerinde düşünmek için bir fırsat olamaz mı? * * * Zaman fi ziksel bir kavram olarak, Newton un dışındaki herhangi bir nesneyle ilişkisi olmadan, doğası gereği eşit şekilli ve kendi kendine akan mut- 15

26 Denemeler lak, gerçek ve matematiksel Zaman ından Einstein ın değişken ve ancak uzay ve madde ile birlikte var olabilen rölatif zamanına doğru bir evrim geçirir. Fiziksel zamanın, sadece kavranışının değil, ama bizzat kendisinin de bir tarihi vardır ve bugünkü bilgi seviyesine göre zamanın tarihinin popüler bir özeti Stephen Hawking in Zamanın Kısa Tarihi nde bulunabilir. İnsanın Zaman duygusu, köklerini her ne kadar Termodinamiğin İkinci Yasası ndan (Entropi) alsa da, insanın zaman kavrayışının ve bilincinin bir de sosyolojik boyutu vardır ve sosyolojik bir olgu olarak zaman bilincinin ve kavramının tarihi fiziksel zamanın tarihinden hiç de daha az heyecan verici değildir. * * * Doğuşu ve yaygınlaşması topu topu bir kaç yüz yıllık bir geçmişi olan burjuva uygarlığının zaman kavrayışı doğrusal (Lineer) bir niteliktedir. Herkes ilkokuldaki dersliklerin duvarlarındaki bir ucu uzak bilinmeyen geçmişten gelen, diğer ucu bilinmeyen geleceğe giden bir doğrudan oluşan doğa ya da toplum tarihi şemalarını hatırlayabilir. Bilim kurgu film ve romanlarının en çok sevilen konularından biri olan zaman içinde ileri veya geri gidişler yine zamanın doğrusal bir yapısı olduğu varsayımına dayanır. Kapitalizm öncesi uygarlıklarda üretim her şeyden önce bir tarım üretimiydi ve bu nedenle doğanın ritmine bağlıydı. Mısır daki Nil taşkınları; Güneş in, Ay ın hareketleri; Mevsimler; hatta insanların hayatları sürekli tekrarlar değil miydi? Bu nedenle modern kapitalizmin doğuşuna kadar insanlığın zaman kavrayışı aslında doğrusal değil, dairesel ya da helezonikti. Modern kapitalizmin doğuşu ile birlikte, üretim doğanın ritminden kurtuldukça ve artı değerin kaynağı işgücü oldukça ve emek süreci ancak zamanla ölçülebilir bir süreç olarak ortaya çıktıkça; bu görünmez, elle tutulmaz şey i, Zaman ı, ölçmek ve birimlere ayırmak ihtiyacı doğdu. Doğal Zaman dan Mekanik Zaman a geçildi. Dairesel zaman fikrinin yerini dairesel çarklarla ölçülen ve birimlere ayrılan, ama doğrusal zaman fikri aldı. Denebilir ki, insanın hayatında dairelerin (tekerlek, çark vb.) önemi arttıkça zamanın dairesel kavranışının yerini doğrusal kavranışı almıştır. Kapitalizm öncesinde her uygarlığın kendine göre bir tarihi ve zamanı vardı. Modern kapitalizmin dünya ticaretine egemen olmasıyla birlikte Dünya Zamanı fikri (1884) doğdu ve kapitalizmin anavatanı İngiltere deki Greenwich rasathanesine göre bütün dünya bir tek zaman birimine bağlandı (1911) ve zaman dünya ölçüsünde standardize edildi. * * * 16

27 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Olabildiğince az zamanda uzun yol; olabildiğince az zamanda daha çok enformasyon; daha çok üretim. İnsanoğlu hiç bu kadar hızlı değildi, ama hiç bu kadar zamansızlık da çekmedi. Denizin ortasında susuzluktan ölürcesine bir enformasyon denizi içinde enformasyonsuzluktan boğuluyoruz. Kapitalizmin bayrağında tek slogan var: Daha Hızlı! Kapitalizmle ilk karşılaşan insanlar modern burjuva uygarlığının bu sürati ve dakikleşmesinin insan doğasına aykırı niteliğini seziyorlardı. Artizanlığın güçlü izlerini taşıyan Paris komünarları belki bu yüzden; burjuva devleti gibi saatleri de parçalamışlardı. Ama sosyalist harekette bu güzel gelenekler unutuldu. Sosyalistler burjuva zaman modeli ve idealinin en ateşli savunucuları oldular. Süratte burjuvaziyle yarışa girdiler. İngiltere ya da Amerikan tekniğine; yani o sürate, yani o zamansızlığa; zaman köleliğine ulaşmak tek hedef oldu. Bizler artık insanlara daha büyük süratler ve daha çok enformasyonlar; dolayısıyla daha az zaman değil; daha çok zaman; yani daha yavaş, daha ritmi düşük bir hayat ve üretim; daha değerli ve özgürce seçilmiş enformasyonlar vaat etmeliyiz. Doğrusal, programlanmış, neredeyse sonsuz küçüklere bölünmüş burjuva uygarlığının mekanik zamanına karşı; insan doğasına ve doğanın ritmine daha uygun; değişen, büyük birimli ve yumuşak bir zamanı ezilenlerin bayraklarına yazması gerekiyor. Bu gibi sorunları gündemine almayan, tartışmayan ve programına koymayan bir geri ülke devriminin; ne uluslararası kapitalizm karşısında dayanabilme ne de ona karşı bir zafer kazanabilme; yani ne insanlığın çoğunluğunu ne de zengin ve ileri ülkelerin ezilenlerini etkileme, yanına alma şansı yoktur. * * * Kemalizm, Batı uygarlığını zaman kültürüyle de örnek almıştı. Milâdi takvimden, alafranga saate ve radyo saat ayarına kadar insanların günlük hayatını belirleyen; kapitalist üretime uygun kültürel koşulları oluşturan tedbirler alındı. Biz sosyalistler Kemalizmi hiç bir zaman bu yönüyle eleştirmedik. Hatta eleştirimiz onun bu kültürel koşulları yeterince başaramaması yönünde yoğunlaştı. Türk solu sadece burjuva zaman kültürünü idealize etmek ve bayrağına yazmak hatasını işlemedi; küçük burjuva ve kapitalizm öncesi ilişkiler ortamı nedeniyle, örgütlerin çalışmasının büyük bir bölümünü, normal olarak kapitalizmin kendiliğinden gerçekleştirdiği, modern toplumun kültürünü 17

28 Denemeler üye ve taraftarlarına benimsetmeye harcadı. Örneğin randevulara zamanında gelmeyi, yani modern zaman kültürünü öğretmek örgütlerin daima önemli bir sorunu olmuştu. Bırakalım sosyalist olmayı, burjuva anlamda bile politik olmayan; özünde kültürel nitelikteki bu çalışmalar politik çalışmanın özü ve kendisinin yerini bile aldı. Bu nedenle sosyalistlerin faaliyetlerinin çok büyük bir bölümünü, Türkiye nin geri kapitalizminin bir türlü yeterince beceremediği, modern topluma uygun kültürel niteliklerle donatılmış insan yetiştirme çalışması aldı. Bir bakıma Tarih sosyalistleri Türk kapitalizmini güçlendirmek için kullandı. Bu anlamda Türk sosyalistleri sadece Burjuva Uygarlığını ve Kemalizmi eleştirmemekle kalmadılar; nesnel olarak Kemalizmin hedeflerine ulaşmasına hizmet eden, hem de Kemalizme rağmen hizmet eden, kültürel değişimin araçları oldular. * * * Ezilenler elbette ezenlere karşı savaşlarında, savaşın kendisinin dikte ettirdiği kurallara uymak zorundalar. Örneğin elbet dakik olmak zorundalar. Ama bunun insanın doğasına aykırı olduğunu bir an bile akıldan çıkar madan. Pratik çalışmada elbet: Hayat geç kalanı cezalandırır ya da Geç gelmenin faziletlerinden yararlanamayanlar, geç kalmanın reziletleri içinde bunalırlar ilkeleri geçerliliğini koruyacaktır. Ama tarihsel ve programatik düzeyde; burjuvazinin bayrağında daha hızlı yazdığına göre, bizim de bayrağımıza şunu yazmamız gerekiyor: Hayat hızlı gideni cezalandıracaktır! Ve de cezalandırıyor: Zamansızlıkla. Aralık

29 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Politik Olan Özeldir Kadın hareketinin ezilenlerin kavgasına yaptığı en büyük katkı, onun özel olan politiktir parolasında özetlenebilir. Bu parola sadece kadınların ezilen bir cins olarak mücadelesini bir politik mücadeleye dönüştürmenin olanaklarını sunmak ve dönüştürmekle kalmaz, ama aynı zamanda kapitalizme karşı radikal bir reddiye olarak, kadınların mücadelesini diğer ezilenlerin mücadelesiyle bağlamanın olanaklarını yaratır. Çünkü kapitalizm, aslında hiç bir şekilde birbirinden ayrılmayan insan hayatının çeşitli yönlerini, özel hayat, iş hayatı, politik hayat, kültürel hayat gibi, birbirine karşı su geçirmez bölümlere ve gettolara ayırır. Bu hayat ların her biri için, her biri diğeriyle çelişen ayrı ahlaklar ve normlar yaratır. Böylece bir fotoğrafçının hiç bir insani kaygı duymadan bir felaketi profesyonelce çekmesi; özel hayat ında çocukları seven bir politikacı veya askerin, politika ya da iş hayatı nda binlerce çocuğu öldürecek kararlara imza ya da çocukların başına bomba atabilmesi ve bütün bunları tam bir vicdan rahatlığıyla yapabilmesi, bu ayrımın zihinlerdeki gizli, alışılmış egemenliğiyle mümkündür. İş ya da politika hayatının normları, özel hayatın normlarından ayrılmış ve ona tamamen zıt normlar koyulmuştur. İş ya da politika hayatında sevginin duygunun yeri yoktur örneğin. Orada aklın kuralları geçerlidir. Akıl ise eni sonu kar ya da zaferi sağlamanın aracıdır. Böylece insani her 19

30 Denemeler şey sermayenin zaferine kurban edilir. Bu ayrım insanları sürekli değişen kimlikler ve roller içinde bir yaşam sürdürmeye zorlar. Kapitalist toplumda aslında her birey şizofrenik bir vakadır. En başarılı politikacıların, sanatçıların, savaşçıların ardında, zavallı, tükenmiş, kendisine bile saygısını yitirmiş insan posaları yatar. Bu şizofrenik duruma karşı durabilmenin bir yolu, tüm diğer alanları yok edip ya da onları tek başarılı olan alanın kurallarına tabi kılıp hayatı çölleştirmektir ya da bu bölümlenmeye karşı çıkmaktır. Ama karşı çıktığınız an, toplumun kurallarını anlamayan, tanımayan bir ruh hastası muamelesiyle akıl hastanesine tıkılırsınız ya da en hafifinden amatör görülürsünüz. Profesyonellik, bir işi ya da mesleği iyi bilmek anlamından çıkmış, her alanın kurallarını bilen, birinin normlarını diğerinin alanına sokmayan anlamını kazanmıştır. Yaralı bir insanı gören bir foto muhabiri, orada fotoğraf çekmeyi değil de, o yaralı insana yardım etmeyi düşünüyorsa, henüz bir amatördür. Geçici olarak hoş görülebilir belki, ama biraz ileri giderse, geri zekalı ya da uyumsuz damgası yiyip akıl hastanesine tıkılabilir. Kapitalizmle yüz yüze gelen henüz kapitalist olmamış toplumlardan gelen insanların modern burjuva uygarlığında anlamakta en çok zorlandıkları ve en çok uyum zorluğu çektikleri konu bu hayatın ve alanların parçalanmışlığı ve birbirinden soyutlanmışlığıdır. Modern sanatın en önemli eserleri bu bölünmüşlüğün yol açtığı durumları anlatır. İşte kadın hareketi özel olan politiktir parolasıyla, zihinlere egemenlik kurarak sermayenin düzenine en büyük desteği sağlayan bu ideoloji, en zayıf yerinden su almaya başlar. Bu ayrımın kendisi tartışma konusu olur. Ne var ki, şu ihtiyar diyalektiğe göre, her şey kendi zıddına döner. En şifalı ilaçlar, yerinde ve dozunda kullanılmazsa, en öldürücü zehir olurlar. Bunun tersi de doğrudur. Özel olan politiktir parolası da, tarihsel bir program ve radikal bir eleştiri olarak yüzde yüz doğru olan bu parola, eğer yerinde ve zamanında kullanılmazsa, bir zamanlar vulgar marksistlerin temel neden ekonomiktir dedikleri gibi, her duruma uygun her kapıyı açan sihirli bir anahtar haline getirilirse, kendi zıddına döner ve aslında özel olanı gizlemenin bir aracı haline dönüşür. Bu durum en çok küçük politikleşmiş gruplarda ve çevrelerde görülür. Her özgül çatışma, ayrılık, çelişki böyle tarihsel sosyolojik kavramların ardına gizlenerek açıklanmaya çalışılırsa, aslında baskıya karşı çıkmış bu parola bir baskı aracı haline dönüşür. Küçük grupların alanında, insanlar arası ilişkileri belirleyen, tarihsel ya da sosyolojik yasalar değildir, ya da şöyle diyelim, tarihsel ya da sosyolojik yasalara göre belirlenmiş küçük gruplara ilişkin yasalardır. Bir toplumdaki 20

31 Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak değişimleri, belirli sınıfların eğilimlerini, belki üretici güçlerdeki, teknikteki ya da iktisadi ilişkilerdeki bir değişimle açıklayabilirsiniz, ama orada tabiri caiz ise, iktisadi, teknik, sınıf kuvvetleri geçerlidir. Ama küçük gruplardaki insanlar arası ilişkiler alanında, cinsel yönelimler, en basit doğrudan maddi ya da manevi çıkarlar, kültürel ya da duygusal yakınlıklar veya zıtlıklar çok daha belirleyicidir. Bu farklılık belki modern fizikten bir benzetmeyle daha iyi açıklanabilir. Modern fizik teorilerine göre evrende dört temel kuvvet bulunmaktadır: çekim kuvveti, manyetik kuvvet, güçlü ve zayıf kuvvetler. Aynı yüklü parçacıklar birbirini iterler. Ancak atomun çekirdeğinde, protonlar pozitif yüklü oldukları halde bir arada bulunurlar. Atom-altı alanda, artık başka kuvvetler geçerlidir. Atom-altında örneğin gravitasyon (çekim) kuvvetinin esamisi okunmaz. Etkisi rahatlıkla sıfır kabul edilebilir. Ama evrenin kaderi, galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin oluşumları ve hareketleri söz konusu olduğunda, orada son sözü gravitasyon söyler. Toplumda da böyledir, teknikteki gelişmeler, bunun yol açtığı toplumsal ilişkiler son duruşmada tarihsel gidişi belirler. Gravitasyon gibidir onlar. Tarihsel sürecin kaderini onlar belirler. Ama küçük gruplar alanına girince, tıpkı atom altı dünyada ya da çekirdek fiziğinde olduğu gibi, orada başka kuvvetlerin egemenliği vardır. Örneğin orada sınıfsal çıkarlar veya eğilimler değil de örneğin cinsel sempatiler ya da eğilimler çok daha belirleyici olur. İktisadi ilişkiler değil de, kişilerin en çim çiğ maddi çıkar beklentileri çok daha belirleyici olur. Davranışları belki ideolojiden çok modern toplumdaki yalnızlık korkusu belirler. Örnekler çoğaltılabilir. Bu noktaya niye geldik. Politik mücadelenin bir problemini açabilmek için. Kitlesel partilerde ya da örgütlerde, o örgütlerin davranışlarını ya da sorunlarını, değişimlerini, sosyolojik, gravitasyon kuvveti benzeri değişmeler belirler. Örneğin bir sosyalist partinin reformistleşmesi, pekâlâ, o partinin dayandığı sınıfın ya da tabakaların toplumsal konum ve çıkarlarındaki, dolayısıyla iktisadi ilişkilerdeki ve teknikteki değişmelerle açıklanabilir. Binlerce üyenin seçtiği delegelerin kongrelerde aldıkları kararları bu tür güçler belirler. Ama küçük bir grubun ya da çevrenin kararlarında, sempatilerin, antipatilerin, küçük hesapların öylesine büyük bir yeri ve ağırlığı vardır ki, o kararlar bir tarihsel, toplumsal eğilimle açıklanamaz. Küçük bir toplulukta, birkaç kişinin tavrının çoğu kez büyük bir ağırlığı olur. O tavırlar ise, tarihsel ya da sosyolojik ölçülerle bakıldığında rastlantısal denilecek durumlar tarafından belirlenir. 21

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler

Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler Demir Küçükaydın 1 Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler İçindekiler Kıvılcımlı

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Ürün Detayları 2015-2016 EGO0-11.06DS 11. SINIF DENEME SINAVLARI SORU DAĞILIMLARI. Eğitim doğamızda var

Ürün Detayları 2015-2016 EGO0-11.06DS 11. SINIF DENEME SINAVLARI SORU DAĞILIMLARI. Eğitim doğamızda var . 99 // 11. Sınıf Programı - Dil ve Anlatım // 01 Metinlerin Sınıflandırılması 02 Anlatım Türleri 03 Öğretici Metinler (Mektup) 04 Öğretici Metinler (Günlük) DİL ve ANLATIM DİL ve ANLATIM 05 Ses Bilgisi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

11. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM

11. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM * Metinlerin Sınıflandırılması Anlatım Türleri Mektup Anı (Hatıra) Biyografi (Hayat Hikayesi) Otobiyografi Gezi Yazısı Ses Bilgisi Zarf (Belirteç) Anlatım Bozuklukları

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ 8. Hafta: Endüstri Sonrası Toplum ve Çağdaş Teoriler UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar ilgili ders kitabındaki, 43

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar Tarihte, Günümüzde ve ERÝÞ YAYINLARI Bu broþüre yer alan yazýlardan "Tarihte ve Günümüzde Emekçi " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan 1997 tarihli 36. Sayýsýnda; " " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YER NO DERGİ ADI YAYIN YERİ VE TARİHİ 984 YABANCI ÜLKELERDE KAÇAKÇILIK BÜLTENİ Ankara, 1936-435 YAĞMA Tahran, Tarih yok 2031 YAKIN SOSYALİST KÜLTÜR DERGİSİ İstanbul, 1989.

Detaylı

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM Bilgi, Ekonomi ve Kültür Prof. Dr. Veysel BOZKURT İstanbul Üniversitesi EKİN 2012 ÖNSÖZ ii Endüstriyel dönüşümün toplumsal sonuçlarını en iyi anlatan yazarlardan

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ İÇİNDEKİLER Bölüm I GİRİŞ A. EĞİTİMDE TANIŞMA - İLK VE SON HAFTALAR...1 B. ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ...5 1. ÖĞRETMENLİK VE ÖNEMİ...5 a. Öğretmenliğin Kısa Tarihçesi...5 b. Mesleğin Önemi...8 c. Pedagojik Sevgi...10

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları TEZ ÖZETLERİ HAZIRLAYANLAR: ASLI KAYHAN MERVE MENEKŞE ÖZER TÜRKİYE'DE SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ: DİSK ÖRNEĞİ (1967-1975) YAZAR: SÜREYYA ALGÜL DANIŞMAN: Prof. Dr. DENİZ VARDAR Marmara Üniversitesi Sosyal

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

A Framework for an Emancipatory Social Science

A Framework for an Emancipatory Social Science Lecture 1 A Framework for an Emancipatory Social Science Erik Olin Wright University of Wisconsin - Madison November, 2007 Çerçeveeve I. Ö Özgürleştirici Sosyal Bilim nedir? II. Üç Vazife III. Sosyalizm'in

Detaylı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı

Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Salih AKYÜZ Hasta ve Çalışan Hakları ve Güvenliği Derneği Başkanı Hak Kavramı Herhangi bir varlığın, kanuni veya ahlaki gerekçelerle, sahip olması veya yapabilmesi olağan şeyler.. Hak Kavramı Kazanımlara

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

11. SINIF KONU TARAMA TESTLERİ LİSTESİ / DİL VE ANLATIM

11. SINIF KONU TARAMA TESTLERİ LİSTESİ / DİL VE ANLATIM 11. SINIF KONU TARAMA TESTLERİ LİSTESİ / DİL VE ANLATIM Metinlerin Sınıflandırılması - I Metinlerin Sınıflandırılması - II Metinlerin Sınıflandırılması (Etkinlik) Öğretici Metinler-1 (Mektup) Öğretici

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi

Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi Avrupa da ulusötesi işçi sendikası eğitimi için niyet bildirisi İşçi sendikaları eğitiminin Avrupa boyutu kazanmasıyla birlikte sekiz ülkenin işçi sendikaları ve eğitim vasıtaları 2011-2012 dönemi boyunca

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku 2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN AMACI VE GEREKÇESİ Etnik, dini ve siyasi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Diyelim ki oyunlarda stratejiler ve davranışlar akıl yürüten insanlar tarafından seçilmiyor, ama oyuncuların genleri tarafından

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 5. Hafta: 20. YY Toplumsal Düşüncesi I: Rasyonalizm Sorunu

CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ. 5. Hafta: 20. YY Toplumsal Düşüncesi I: Rasyonalizm Sorunu CAL 2301 SOSYAL DÜŞÜNCELER TARİHİ 5. Hafta: 20. YY Toplumsal Düşüncesi I: Rasyonalizm Sorunu UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar, ilgili ders kitabındaki

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

YURTTAŞLIK EĞİTİMİ GİRİŞ

YURTTAŞLIK EĞİTİMİ GİRİŞ YURTTAŞLIK EĞİTİMİ GİRİŞ Üçüncü sınıflara ait yurttaşlık eğitimi, haftada bir ders olmak üzere 18 hafta uygulanır.yurttaşlık eğitimi öğrencilere onların şahsi kimlikleri ile güvenlikleri konusunda bilinçleşmelerinde

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

OĞUZHAN TAŞ Gazetecilik Etiğinin Mesleki Sınırları

OĞUZHAN TAŞ Gazetecilik Etiğinin Mesleki Sınırları OĞUZHAN TAŞ Gazetecilik Etiğinin Mesleki Sınırları OĞUZHAN TAŞ 1979 Ankara doğumlu. 2004 yılından bu yana Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde öğretim elemanı. Başlıca

Detaylı

KÜRESELLEŞME 2. Küreselleşme Yanlısı Görüşler 12.11.2015

KÜRESELLEŞME 2. Küreselleşme Yanlısı Görüşler 12.11.2015 Diğer taraftan kalkınarak refah devleti olmak isteyen ülkelerinin küresel ekonomiye daha fazla entegre olmasını savunmaktadırlar. Onlara göre küresel ekonomi, bilginin, teknolojinin, malların ve hizmetlerin,

Detaylı

Peter Drucker'e göre, ne yaptıkları sorulan taş işçisi üç kişinin meraklı öyküsü şöyledir:

Peter Drucker'e göre, ne yaptıkları sorulan taş işçisi üç kişinin meraklı öyküsü şöyledir: Ekonomide Ev Kadınlarının Rolü Artıyor Peter Drucker'e göre, ne yaptıkları sorulan taş işçisi üç kişinin meraklı öyküsü şöyledir: İlki "Ben, ekmeğimi taştan çıkarıyorum" der. İkincisi "Ben, ülkenin en

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

Çocuğunuz ne kadar zeki?

Çocuğunuz ne kadar zeki? On5yirmi5.com Çocuğunuz ne kadar zeki? Psikolojik Danışman Yusuf Menki ile zeka testi konusunu konuştuk. Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012 Perşembe (oluşturma : 1/4/2016) Gizem Gül'ün röportajı Hepimiz zeki

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ İÇERİK Müzikoloji nedir? Müzik tarihinin Müzikoloji içindeki yeri Müzik tarihinin temel kavramları Etimoloji (Müzik kelimesinin kökeni) Kültürel evrim

Detaylı

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki Teorisi Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki ve Uyma Davranışı Sosyolojinin, toplumun bütününü kapsayan kanunu insan toplum hayatı yaşar kanunudur. İnsan bir toplumda

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu Bilgisayar Mühendisliği Çalıştayı Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu izlem.gozukeles@emo.org.tr 15 Ekim, 2011 Ankara Dünden bugüne baki kalan soru: BOŞUNA MI OKUDUK? İki Farklı Bağlam

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı