2001 YILI AILE RAPORU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "2001 YILI AILE RAPORU"

Transkript

1

2 T.C. BAŞBAKANllK AILE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANU I 2001 YILI AILE RAPORU Yayına Hazırlayan ırfan ÇAYBOYLU 2002 ANKARA

3 T.C. BAŞBAKANllK AtLE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANllGI YAYıNLARı Genel Yayın No 120 seri Bilim Birinci Baskı Kasım ISBN Yayma Hazırlayan: İrfan ÇAYBOYLU Baskı Yeri : ANKARA Baskı Tel: (0312) Fax: ANKARA

4 SUNUŞ Toplumsal hayatının devamı konusunda aile kurumunun üzerine düşen çok temel görevler bulunmaktadır. Gerek bireysel gerekse toplumsal sorunların üstesinden gelme sürecinde ailenin önemini ve fonksiyonlarını yaşayarak öğrenmekteyiz. Ülkemizin karşılaştığı her önemli sorun ve bunların üstesinden gelme çabaları Türk aile yapısının önemini bir kere daha ön plana çıkarmaktadır. Yakın geçmişte uğradığımız iki büyük deprem felaketi ve sonrasında karşılaştığımız ekonomik kriz toplumumuzun büyük acılar ve sıkıntılar yaşamasına neden olmuştur. Bütün bu sıkıntıların aşılmasında Türk aile yapısında var olan dayanışma, paylaşma ve sorunlarla baş etme mekanizmaları önemli bir güç kaynağı olmuştur. Bilindiği gibi Aile Araştırma Kurumu Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, desteklenmesi ve sosyal refahının arttırılması için çalışmalar yapmak, bu konuda geliştirilen politikalara bilimsel bilgiler yoluyla destek sa:ğlamak ve aileye yönelik ulusal bir politikanın oluşumuna önderlik etmek amacıyla kurulmuştur. Aile Arıaştırma Kurumu, bugüne kadar aile odaklı araştırmalar; bilimsel yayınlar; film, panel, seminer, şura vb. faaliyetlerle aile yapımızın güçlendirilmesi ve aileyle ilgili ulusal politikaların belirlenmesine katkıda bulunmaya çalışmıştır. Yeni durum ve veriler ışığında hazırlanan 1/2001 Yılı Aıile Raporu"da aynı doğrultudaki çabaların bir sonucudur. 1/2001 Yılı Aile Raporu" diğer çalışmalar gibi, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin de geniş katılımıyla hazırlanmıştır. Aileyle ilgili alınacak kararlara ve uygulamalara ışık tutacak bu eserin hazırlanmasında emeği geçen bütün katılımcılara özverili çalışmalarından ötürü teşekkür eder, iyi dileklerimizi sunarız.

5

6 ÖNSÖZ Son dönemlerde gerek dünyada gerekse Türkiye'de hızlı bir değişim sürecine girilmiş olup, bu değişimden yalnızca teknolojik ve ekonomik alanlar etkilenmemiştir. Değişimden sosyal ve kültürel alanlar, dolayısıyla da, toplum hayatının en temel belirleyicilerinden biri olan aile kurumu da etkilenmiş ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. Aile kurumu, işlevleri nedeniyle toplumsal yapının temel taşlarından birisidir. Zaman içerisinde bu işlevlerden bazılarını diğer sosyal kurumlara devretmesine karşın, toplum hayatının devamı için zorunlu olan işlevlerini sürdürmeye devam etmektedir. Değişimle birlikte oluşan yeni toplumsal koşullar sonucunda gözlenen aşırı bireyselleşmenin yanı sıra sosyal ve ekonomik ortamın da etkisiyle aile kurumu ciddi sorunlarla karşılaşabilmektedir. Yeni toplumsal koşullara uyum sağlamak ve toplumsal koşulların doğurduğu sorunlarla baş etmek zorunda kalan aile kurumu çeşitli destek mekanizmalarına ihtiyaç duymaktadır. Aile ve toplum sorunları hakkında alınacak kararlar ile yapılacak çalışmaların saptanabilmesi için, her şeyden önce mevcut yapı ve sorunların bilimsel yöntemlerle irdelenmesi gerekmektedir. Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, bu ihtiyaca yanıt verebilmek amacıyla, aile yapısı ve sorunlarıyla ilgili çeşitli araştırmalar yapmakta, projeler geliştirmekte ve bu konudaki araştırmaları desteklemektedir. Ayrıca; aile konusundaki görüş, yaklaşımv e politikaları ortaya koymak, bu alandqki uygulama ve politikalara kaynaklık edecek karar ve ilkeleri belirleyebilmek amacıyla geçmiş yıllarda iki Aile Şurası ve bir de Aile Kurultayı düzenlemiştir. Aile yapısı ve aile sorunlarıyla ilgili gelişmeler konusunda mevcut durumun ve sorunların saptanması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi için belirli aralıklarla çalışma grupları oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düşünce 2001 YILI AiLE RAPORU'nun hazırlanması kararının alınmasına neden olmuş ve ilgili kurum-kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve akademisyenlerin katılı-

7 mıyla bu konuda çalışma grupları oluşturulmuştur. Şubat 2002 ayı içerisinde çalışmalarına başlayan ve altı konu başlığı belirleyerek çalışmalarını sürdüren grup çalışmalarını Mayıs 2002 ayı içerisinde tamamlamıştır. Çalışma gruplarının hazırladığı raporun bu alandaki çalaşmalara ışık tutması ve daha geniş bir kesime ulaşması amacıyla yayınlanması kararlaştırılmıştır. Önemli bir ihtiyaca yanıt verebileceğini düşündüğüm 2001 YI LI AiLE RAPORU'nun hazırlanması aşamısında görev alan herkese katkılarından ötürü kurumum ve şahsım adına şükranlarımızı sunuyoruz.

8

9

10 KOMISYON RAPORLARI 1. Aile İçi İlişkiler ve Sorunlar Göç ve Kentsel Ya ama Uyum Sorunları Ailede Eğitim ve Sorunları Aile Sağlığı ve Sosyal Hizmetler Ailenin Ekonomik ve Sosyal Güvenlik Sorunları Aile Hukuku ve Sorunları ı

11

12 AILE ıçı ılışkiler VE SORUNLAR Komisyon Üyeleri B3 kan üyeler Prof. Dr. Işık Sayıl Prof. Dr. Nilüfer Voltan Acar Y. Doç.Dr.Filiz Bilge Dr. Alev Kahya Birgül Öğ. Gör. Zeynep çopur Ar. Gör. Gülsüm çamur Duyan Şb. Md. Aysema Kalayeıoğlu Sultan Karataş Y. Doç. Dr. Şennur Kışlak-Tutarel Dr. Hülya Öztop Candan Sarıdoğan Şükran Şafak Psik. Dr. Handan Tuğcu Ozm. Dursun Ayan Ozm. Abdullah Kütük Ozm. İsmail Yelpaze 3

13

14 ıçindekiler 1. Aileye Hazırlık Evliliğe Doğru Ailede Roller ve Sorumluluklar Ailede İletişim Yaşam Dönemleri çerçevesinde Ailede Yaşananlar Aile ve Yas Olgusu Boşanma Ailede İntihar Aile İçi Çocuk İstisman ve Ensest Ailede Şiddet Kitle İletişim Araçlarının Aile Kurumuna Etkileri Televizyonun Olumlu ve Olumsuz Etkileri Çocuk Anneler Töre Cinayetleri

15

16 GlRlŞ Aile, içinde insan türünün belli bir biçimde üretildiği, topluma hazırlanma sürecinin belli bir ölçüde ilk ve etkili biçimde oluştuğu, eşler ve ana-babalarla çocuklar arasında belli bir ölçüde içten,sıcak, güven verici ilişkilerin kurulduğu, yine içinde bulunulan toplumsal düzene göre ekonomik etkinliklerin az yada çok bir ölçüde yer aldığı bir toplumsal kurumdur. Her kurum gibi ailede belli bir toplumsal düzen bütününün bir parçasıdır ve çağlar boyunca değişimlere uğramış bir kurumdur. çocuğun kişiliği ve davranışları içinde büyüdüğü aile tarafından etkilenir. İnsanlarla ilişkiler, ahlak ve görgü kuralları, topluma uyum anne-baba ve yakın aile bireyleri tarafından öğretilir. çocuğun yetişmesinde ve kişiliğin gelişmesinde önce anne, sonra baba, kardeşler, büyük anne ve babanın rolleri sırayla etki eder. Bunların yanısıra ailenin kültürel, sosyo-ekonomik durumu, aile bireylerinin kişilikleri ve aralarındaki ilişkiler, tek evlat olup olmaması, kaçıncı çocuk olduğu, ailenin büyük veya küçük oluşuda çocuğun kişilik oluşumunu etkileyen diğer etmenlerdir. Ailenin tanımını yaparken üç kavramdan yararlanabiliriz ; tlki " hane halkı" dır. Bu kavram aynı adresi paylaşan ve genel olarak aynı masa etrafında yemek yiyen kişiler anlamındadır. İkinci kavram "Çekirdek" yada yakın aile kavramıdır. Bu, kanbağı yada nikaha bağlı olarak oluşan akrabaları içermektedir. Üçüncü kavram da "akrabalık" dır. Akrabalık, formel olarak bir grup inanç, değerler, toplumsal aksiyon ve ilişkileri yapılandıran kategoriler şeklinde tanımlanabilmektedir. Akrabalarımız tanıdığımız geniş ailemizdir; büyük ebeveynler, amca-dayı,hala-teyze ve kuzenlerdir. (Richards,1995). Ülkemizde de hızlı bir sosyal değişim süreci içinde, aile yapısında değişiklikler olmuştur. Geleneksel büyük aile modeli yanısıra modern küçük aileler gündeme gelmiş, bu model artarak daha etkin boyutlarda varlığını sürdürmektedir. Bunun yanısıra çağdaş aile ile geleneksel aile arasında yer alan bir aile yapısı gündeme gelmiştir. Köyden kente göç olgusunun yarattığı büyük şehirlerin çevresinde gecekondu mahallelerinde yerleşen bu aileler bir geçiş ailesi niteliği taşırlar, ne geleneksel ne de modern değildirler. Yapılan çalışmalar incelendiğinde, Türkiye'de 1965'den bu yana geniş ailelerin azalma, çekirdek ve dağılmış ailelerin artma eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Çekirdek ailelere en az Karadeniz bölgesinde, en fazla da Akdeniz bölgesinde rastlanmaktadır. Geniş ailelerde bu durumlar ters bir korelasyon göstermekte ve çeşitli yıllar itibarıyla bu eğilim bozulmamaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde ise çekirdek ailelerin yüzdesinin Türkiye ortalamasına yakın seyrettiği dikkati çekmektedir. Dağılmış aileler ise özellikle Batı Anadolu bölgesinde fazla olup bunların tüm aileler içindeki yüzdesi oldukça yüksektir. Yerleşim yeri 7

17 açısından da, ı 983 verilerine göre dağılmış aileler kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru artmakta, geniş aileler ise azalmaktadır. Çekirdek aileler ise kırsal alanlardan kentsel alanlara geçtikçe artış göstermektedir. Yine aynı yıllarda yapılan incelemelere göre, hanehalkı büyüklüğü geniş ailelerde yüksek, çekirdek ve dağılmış ailelerde düşüktür. Ayrıca tüm aile tipleri açısından hanehalkı büyüklüğü Batı Anadoludan Doğu Anadoluya ve kentsel alanlardan kırsal alanlara gidildikçe artmaktadır (DPT,1989). Ülkemizde aile yapısı ve özel sorunlar, dikkate alınarak, aile içi ilişkiler ve sorunlar konusunun aşağıdaki alt başlıklar çerçevesinde işlenmesi öngörülmüştür. 1. Aileye Hazırlık 2. Evliliğe Doğru 3. Aile içi Roller ve Sorumluluklar 4. Aile içi 'İletişim 5. Yaşam Dönemleri Çerçevesinde Ailede Yaşananlar 6. Yas Olgusu ve Aile 7. Boşanma 8. Ailede 1ntihar 9. Ailede Çocuk 1stismarı ve Ensest 10. Ailede Şiddet ıı. Kitle İletişim Araçlarının Aile Kurumuna Etkileri 12. Televizyonun Olumlu ve Olumsuz Etkileri 13. Çocuk Anneler 14. Töre Cinayetleri 8

18 1. ALLEYE HAZıRLıK Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri sosyal ögelerle yüklü bir kavramdır. Kültürler arası farklılık göstermesi sosyal ögelerin değişik kültürler içinde oluşması ve farklı değer yargılarıyla yüklü olmasıyla açıklanabilir. Toplumlar kimin kimle, kaç eşi e ve hangi koşullar altında evlenebileceğine dair bir takım kurallar yaratmışlardır. Çok değişik uygulamalar olmakla birlikte evlilik, esas itibariyle toplum tarafından onanan kadın ve erkek ya da kadınlar ve erkekler arasında yaratılan bir ilişki türünü karakterize etmektedir. İlişkinin belirli kalıplar içinde gerçekleşmesi de evliliğin sosyal bir kurum olarak ele alınıp incelenmesine olanak vermektedir. Aile birliği sürekliliğini evlilik kurumuyla sağlar. Başka bir deyişle evlenme olgusu aileyi oluşturan toplumsal ilişkileri belirli kalıplar içine yerleştiren bir sözleşmedir (Gökçe, 1978: 7-21). Evlilik, kadın ve erkek arasında geleneklere, göreneklere, örf ve adetlere bağlı olarak şekillenen bir toplumsal anlaşmadır. Evlenecek kişiler eş seçimi konusunda daima bir dizi kural ile karşı karşıyadırlar. Eş seçmede aile büyüklerinin etkisi, yetişme tarzı, yaşam biçimi, sosyo-kültürel ve sosyoekonomik seviye, yaş, eğitim, dini inanç, seçicilikte kriter oluşturmaktadır. Eş seçimi, ailelerin karar vermesi, görücü usulü, görücü usulü ile tanışıp anlaşma, kendisi tanışıp anlaşma, kaçma ve kaçırılma gibi çeşitli biçimlerde olmaktadır. Genel eğilim eşlerin karar vermesi şeklini almaktadır. Türkiye'de kırsal kesimde ilk evlilik yaşı erkek için askere gitme yaşı 20 yaş ile ilişkilidir. Ancak, ilk evlenme yaşı olarak buluğa erme yaşı esas alınır ve çoğunlukla eş seçiminde aileler karar verir. Kent ortamında ise yaş, eğitim, meslek, yaşam tarzı, gelir seviyesi eş seçiminde etkili olmaktadır. Aile kişinin kartviziti, referansıdır. Erkekte eğitim ve meslek, kadında güzellik ve her ikisinde de iyi huy, temiz ahlak aranır. Evlenme biçimleri iki ayrı ölçüte göre iki ayrı grupta incelebilir. Birinci ölçüt çevredir. Grup içi evlenme (endogamy) evlenecek veya evlendirilecek kişiye eş kendi grubu içinde seçilir. Orneğin; akrabalık, komşuluk, sosyal sınıf, din, kast ve millet vb. gibi. Bu evlilik biçimiyle grubun düzeninin, prestij inin ve statüsünün korunduğu inancı yaygındır. Grup dışı evlenme (exogamy), kişiye grubun içinden değil, grubun dışından eş seçme olanağını tanır. Akrabalık, komşuluk, sosyal sınıf, farklı din ve millet gibi sosyal gruplararası evliliklerdir. Hemen hemen her toplumda olan evlilik yasaklamaları bizim toplumumuzda da mevcuttur. Ana-baba ve çocuklar arasında evlilik ve cinsel ilişki yasaktır (insest). İkinci ölçüt eş sayısıdır. Bu grup da tek eşle evlilik (monogamy) ve çok eşle evlilik (polygamy) olmak üzere ikiye ayrılır. Tek eşle evlilik; bir kadının bir erkekle ve bir erkeğin bir kadınla evlenmesidir. Çağdaş yaşama düzeyinin sonucu olarak ortaya çıkan işbölümü, ihtisaslaşma, uzun süreli öğrenim zorunluluğu gibi durumlar küçük aileyi ve dolayısıyla tek 9

19 eşi e evliliği teşvik edicidir. Tek eşle evlilik, çiftler arası ilişkiler kadar ebeveyn çocuk arası ilişkilerin de düzenli bir biçimde yürütülmesine olarak sağlar. Çok eşle evlilik; bir kadının veya bir erkeğin birden fazla sayıda eşe sahip olmasıdır. Burada iki ayrı tip görülür Çok kadınla evlilik (polygyny), çok erkekle evlilik (polyandy). Bizim toplumumuzda bazı bölgelerde çok kadınla evlilik görülmekle beraber Medeni Kanunumuz tek eşle evliliği meşru ve yasal görmekte ve tek eşli evliliğe hukuki haklar tanıyarak koruma altına almaktadır. Dini olarak dört eşe kadar evlenme esnekliği tanınsa da din de tek eşli evliliği tavsiye etmektedir. Gerek dini, gerek tarihi ve kültürel ve gerekse yasal olarak Türkiye Cumhuriyeti'nde tek eşli evlilik meşru kabul edilmektedir. Yine bazı bölgelerde uygulanan ve evliliğin teminatı, çeyizin hazırlanması için alınan başlık parası da artık daha az uygulanır bir gelenek halini almıştır. Daha çok ailelerin birbirini tanımaları ve malın bölünmemesi gibi nedenlerle tercih edilen akraba evliliği de sağlık yönünden sakıncalarının anlaşılması üzerine eğitim seviyesinin yükselmesi ve bilinç düzeyinin artması ile giderek daha az uygulanan bir gelenek haline gelmektedir. Çok kadınla evlilik, kumalık, akraba evliliği, başlık parası, berdel evliliği; evlenebilecek yaşlarda hem kız, hem de oğlu bulunan iki ailenin karşılıklı olarak kız ve oğullarını evlendirmeleri ile kurulan aile şekli, levirat; yenge ile evlilik, sororat; baldızla evlilik veya kayınpeder-gelin evliliği malın bölünmemesi ve çocukların aile içerisinde muhafaza edilmesi amacıyla yapılan bu tür evlilikler bazı bölgelerde az da olsa rastlanmakta ve giderek yok olmaktadır (Beşikçi, 1969: 163). Türk toplumunda evlenme gelenek, görenek, örf ve adetleri şekil itibariyle farklılıklar göstermekle birlikte özde benzer seromoniler ve ritüellerden oluşur. Söz konusu ritüeller sırasıyla ana hatları ile şu aşamalara göre uygulanır. Evlenme çağına gelmiş, evlenme arzusunu belirten, eş seçebilecek ve karar verebilecek aile olma sorumluluğunun bilincine erişmiş ve bu sorumluluğu taşıyabilecek donanıma sahip bireyler, tanışma (görücülükdünürcülük), kız isteme, söz kesme, akid (evliliğin şeklini belirleme), nişan, evlenme ve düğün aşamalarından geçerler. Düğün olayı da ayrıca kendi içinde şu aşamalardan ibarettir: Düğün hazırlığı, çeyiz düzme hazırlığı (kız ve erkek tarafına düşen eşya alımı, ev açma ve hazırlama), kına gecesi, düğün eğlencesi (resmi ve dini nikah), oğlan evine geliş (gelin alma), gerdek (zifaf, duvak, balayı vb.). Bu aşamalar bölgelere, ailelere, kişilere göre farklı detay ve sıra ile uygulanabilir. Burada esas, temeli sağlam, önemi ve kutsallığı vurgulanan bir evliliği ve aile kurumunu oluşturmak ve sağlıklı bir şekilde devamını sağlamaktır. Kutlu ve mutlu bir olay olan ailenin kurulmasında, herkes üzerine düşeni görev sorumluluk ve bilinci içerisinde yerine getirir ise sağlıklı ilişkilerin temeli atılmış olur. 10

20 2.EVLlLl(iE DO(iRU Evlilik, ömür boyu sürmesi için yemin edilen ve b kalarını içine katmadığımız tek bir ilişki olmakla birlikte, bir aile ilişkisidir, yani mahremdir; sosyal statüde bir değişikliktir. Evlilik kurumu, ana-babalık rolleriyle bireylerin sosyal olarak kabul edildiği bir birliktir. Bu anlamda evlilik toplumun onayladığı ve desteklediği bir y am biçimi olduğu için bireyler, y amlarının bir döneminde böylesi bir kararı almak durumundadırlar. Bireylerin evlilik kararı almalarında sadece toplumsal norm ve değerler etkili olmaz, toplumsal norm ve değerlerin yanı sıra bireysel gereksinimlerin de ön planda olduğu veya daha belirleyici olduğu söylenebilir. Bireylerin öncelikle gerçekten evliliğe hazır olup olmadıkları konusunu gözardı etmeleri gelmektedir. Gerçekte evliliğe kendisini hazır hissetmeyen, kişisel beklenti ve hedeflerini somutl tıramamış bireylerin, uygun bir eş seçimini de ne ölçüde sağlıklı yapacakları konusu büyük bir soru işaretidir. Dolayısıyla bu koşullarda gerçekleşen bir evlilik y amında gündeme gelebilecek sorunlar çoğu zaman eşlerin bireysel olarak veya beraberce çözemeyecekleri boyutlara ul abilir. Bireylerin evlilik zamanının saptanmasında en genel anlamda fiziksel, duygusal, sosyal ve ekonomik olgunluğa ul mış olmaları öngörülmektedir (tl, 1999). Fiziksel olgunluk kavramı, bireylerin fiziksel açıdan gelişimlerini tamamlamış olmalarıdır. Bu, evlilikte günlük y amın sürdürülmesinin yanı sıra çocuk sahibi olma ve onları sağlıklı bir biçimde yetiştirebilme açısından da önem t ır. Fiziksel olgunluk ve sağlık aynı zamanda ruhsal olgunluğu n da ön koşulu sayılabilir. Bireylerin duygusal olgunluk düzeylerinin derecesi sosyal olgunluklarının da belirleyicisidir. Burada olgunl manın farklı boyutları arasında bir neden-sonuç ilişkisi görmek mümkün. Sürecin en önemli boyutlarından sosyal ve duygusal olgunluk Zastrow (990)'a göre şu şekilde açıklanmıştır: Bireyin olgunlaşması sürecinde sosyal olgunluğu, bireylerin başkalarının yönlendirmesinden ziyade kendi kendilerini yönlendirebilme becerisi geliştirmeleri şeklinde açıklamak mümkün. Kendi kendini yönlendirebilen kişiler kararlarını kişisel ilgileri doğrultusunda alabilirler. Duygusal olgunluk ise, bireyin ebeveynine ve diğer kişilere olan duygusal bağımlılığından kurtulmasını gerektirir. Duygusal olgunl ma "payl mayı", "almayı", "verebilmeyi" ve bunları b kalarını zorlamadan, duygusal yoğunluğa kapılmadan gerçekleştirebilmeyi öngörür. Bireyin her yönüyle evlenmeye hazır olduğu dönemde sıra eş seçimine gelir. ınsanın y am boyu yaptığı seçimlerde olduğu gibi eş seçiminde de bilinçli ve bilinç dışı eğilimlerin yeri olmaktadır. Eş seçimi ile ilgili olarak gerek bireysel ve gerekse çevresel faktörler rol oynamaktadır. Bu konuda çevrenin etki düzeyi kadar bireyin beklentileri, tercihleri ve kararlılığı da önemlidir. Eş seçimiyle ilgili olarak literatürde farklı teoriler yer almaktadır. Zastrow (1990) eş seçimiyle ilgili teorileri şu şekilde ele almaktadır: 11

21 1. Psikoanalitik teori, 2. Benzerlik/ortak özellikler teorisi. 3. Zıt özellikler teorisi, 4. Bütünleme teorisi, 5. Uyaran-eğer-rol teorisi. En genelde ele alınan eş seçimi teorileri Onur (2000) tarafından aşağıdaki gibi ele alınmaktadır. 1.Benzerlik ilkesi: Sınırlı bir bireyler grubu içinde yaş, ırk, din, etnik köken, toplumsal sınıf, eğitim ve kişilik benzerliğine dayanılarak seçim yapılır. Benzerlik (homogami) ilkesi benzerlerin birbirini çektiği gerçeği üzerine yapılandırılmıştır. 2. Bütünleme ilkesi: Eşlerin özellikle kişilik açısından farklı ve tamamlayıcı özellikleri nedeniyle seçildiğini savunur. Karşıtların birbirini çektiği gerçeğine dayanır Araştırmalar hangi ilkenin daha çok uygulandığını ortaya koyamamıştır. Ancak bötünleme ilkesinin daha çok geçerli olduğu yolunda belirtiler vardır. "Örneğin otoriter kişilik yapısına sahip olan bireyler itaatkar yapıda eş seçmeye yönelirler. Eşlerin biri suskunsa diğeri konuşkan olmaktadır. Burada önemli olan kişisel farklılıklar değil beklentilerdeki uzlaşmalardır. Karşılıklı olarak doyurulan gereksinimler evlilik bağını güçlendirmektedir. Eşlerin aynı gereksinimlere sahip olmaları ancak gereksinimlerin derecesinin farklılaştığı durumlarda evlilik başarıyla yürütülmekte, buna karşılık tümüyle farklı gereksinimlere sahip oldukları durumlarda ise anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir." (ll, 1999). Eş seçimine yönelik vurgulanması gereken önemli unsurlardan birisi de sevgi boyutudur. Bireylerin sevgi kavramına yükledikleri anlam, ilişkilerini biçimlendirecektir. Tutkudan öte gerçekten sevgi duygusunu taşıyan eşler, birbirlerine karşı saygılı, dürüst ve hoşgörülü olabilirler. Sevgi kapsamında saygı, dürüstlük ve hoşgörü mutlu bir evliliğin anahtar kavramları olarak değerlendirilebilir. Bu duyguların günlük yaşamdaki işlevselliği arzu ettiğimiz demokratik ve paylaşıma dayanan aile yaşamına kavuşmamızı sağlar. Bütün bunlar doğal olarak toplumsal yaşamımızı da etkiler (ll, 1999). Sağlıklı ve mutlu bir evlilik yaşamı için bir diğer faktör de evlilik zamanıdır. Erken yaşta yapılan evliliklerde eşler evlilik yaşamı ile ilgili görevlerini yerine getirirken zorluk yaşamaktadır. 20 yaşından önce evlenen kadınların boşanma oranları 20'sinden sonra evlenenlere göre iki kat daha fazladır ve 30'undarı sonra evlenen kadınlarda boşanma oranı daha az olmakla birlikte, boşanma gerçekleşirse yeniden evlenme çok kısa sürede gerçekleşmektedir. Evlilik ve hamilelik bir çok kişi tarafından ertelenmeye çalışılsa da, 12

22 birçok kişi 30'undan önce evlenmekte ve çocuk sahibi olmaktadır. Evlilikten çok kısa bir süre sonra çocuk sahibi olanlar evlilikle ilgili statü değişiminde uyum sağlamada zorluklar ve daha fazla stres yaşamaktadırlar. Evlilik ilişkisinde olumsuzlukların ifadesi, olumlulukların ifadesi kadar önemlidir (Blacker 1999, akt.çamur-duyan 2000). Eş seçme sürecinde taraharın birbirlerini tanıması ve yasal boyutu da bulunması yönünden bir aşama olarak karşımıza çıkan nişanlılık dönemi söz konusudur. Her iki tarafında ailesinin katılması ile bir nişan töreni yapılır ve çevreye, topluma duyurulur. Türk Medeni Kanunu'nda nişanlanmanın amacı "nişanlanma evlenme sözü ile olur" şeklinde ifade edilmektedir. Nişanlılık evlenme amacıyla ciddi ve samimi bir karara ulaşıldığının çevreye duyurulması, evlenmeye karar veren kız ve erkeğin evliliklerinin ne dereceye kadar uygun olduğunun son bir kez daha sınanması ve evlilik için planlar yapılmasını sağlayan bir dönemdir (Özgüven, 2001). Bu dönemde nişanlı çiftler, geleceğe yani evliliğe doğru çeşitli hazırlıklar yapmaktadır. Örneğin, oturulacak evin seçimi, eşyaların nasıl ve kimler tarafından alınacağı, düğüne ilişkin hazırlıkların gerçekleştirilmesi gibi. Nişanlılık döneminin önemli olan bir boyutu da çiftlerin duygusal açıdan birbirlerini tanıma olanağı bulmasıdır. Evlenecek olan çiftlerin evlilik yaşamına ilişkin düşüncelerinin olgunlaşmaya başladığı ve kendilerini bu konu ile sınamış oldukları bir dönem olarak adlandırmak mümkün. lstal1sl1klerle TÜRKİYE Ülkemizdeki ilk evlenme yaşı, evlilik biçimi istatistikleri incelendiğinde ortaya çıkan tablo şu şekildedir. Timur (1972)'un Türkiye' de Aile Yapısı araştırması sonuçlarına göre; Türkiye' de kadınlar için ilk evlenme yaşı ortalama 17, erkekler için 22' dir. ülkemizde kadınların ilk evlilik yaşı 1981 yılı itibariyle 17.7'dir (DPT, 1989). Ülke çapında 1988 yılında yapılan bir araştırmada kadınlarda ortalama evlilik yaşının 18'e yükseldiği, fakat Doğu' da 16 dolaylarında olduğu saptanmıştır. Araştırmalar göstermiştir ki eğitim düzeyi yükseldikçe evlilik yaşı da yükselmektedir (H.Ü.I.P.S., 1989). DPT (1992)'nın yaptığı araştırma sonuçlarına göre; ilk evlenme yaşı kadınlarda daha erken yaşlarda (20 yaş ve altı) yoğunlaşırken, erkeklerde yaşları arasında yoğundur Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre kadınlarda ortalama ilk evlenme yaşı 19.5 iken, erkeklerde ilk evlenme yaşı ortalama 24 olarak saptanmıştır. 13

23 Cinsiyete göre ilk evlenme ya l Yıllar Kadın 19,7 18,7 20,4 22 Erkek 23,1 22,5 23,9 2S,1 Ortalama ilk evlenme y ı şehir ve köy toplumu karşıl tırmasıyla ele alındığında karşımıza çıkan tablo ağıdaki gibidir. Yerle im Yeri Yıllar Cinsiyet Şehir Kadın 21,2 22,3 Erkek 22,3 26,6 Köy Kadın 19,5 21,7 Erkek 20,4 2S,2 DIE DPT(1992) 'nın ar tırma sonuçlarına göre; eşlerin evlilik biçimi, evleneceği kişi konusunda ailesi karar verenlerin oranı %52.30 ile ilk sırada yer almaktadır. Timur (1972)'un ar tırmasına göre, evliliklerin %3S'i medeni nikah, %49'u hem medeni hem de imam nikah birlikte, %IS'i yalnızca, imam nikahı ile kurulmuştur. DPT (1992) tarafından yapılan Türk Aile Yapısı ar tırması sonuçlarına göre; evli nüfusta sadece resmi nikah yapanlar %9.56, sadece dini nikah yapanlar %4.89, hem resmi hem de dini nikah yapanlar %84.92 oranına sahiptir. Aynı ar tırmada eşlerin evlilik sayısına bakacak olunursa, birden fazla evliliğin erkeklerde daha yaygın olduğu, kadınların ise %9S.71 tek evlilik yaptığı sonucu ortaya çıkmaktadır yılı Türkiye Nüfus ve Sağlık Ar tırması sonuçlarına göre, yalnız resmi nikah oranı %3,2, hem resmi hem dini nikah oranı %89, yalnız dini nikah oranı %7,S ve nikahsızların oranı ise %0,3 'tür. Aynı ar tırma sonuçlarına göre b lık parası verilen evlilikler %28,6 ve akraba evliliği oranı %22,6'dır. 14

24 Yerl im yerlerine göre evlenme biçimleri aş daki tabloda gösterilmi tir. Yerl im Yeri Resminikah Dininikah Resmi +dini nikah Kır ,5 81,9 Kent 7,5 13,1 78,6 Toplam 10,7 8,3 80,5 DEGERLENDIRME Aile gerek bireyin yaşamı ve gerekse toplumun geleceği açısından oldukça önemli bir birimdir. Ailenin sağlıklı bir yaşam döngüsüne sahip olabilmesi ve gelişebilmesi için evlenecek çiftlerin eş seçiminde kendi ilgi ve yönelimlerini dikkate almaları önemlidir. Ailenin bireye bu konuda bir etkide bulunması hatta baskı yapması bizim toplumumuzda var olan bir gerçektir. Ancak burada bireyin kendi gerçeğini ve güçlü yönlerini görebilmesi, ailenin istek ve yönelimlerini dikkate alması, tüm bunların sonucunda bireysel bağımsızlığını koruyarak bir karar alması beklenir. Bunların yanı sıra evlilik yaşamıyla birlikte kendilerini ne tür sorumlulukların beklediğinin ve bu tür sorumlulukları almaya hazırlıklı olmaları konusunda bilinçli olmaları gerekir. Buradaki döngüyü "yerine getirme" ve "sürekliliği sağlama" şeklinde tanımlamak mümkündür. Ülkemiz koşullarında bireylerin bireysel yeterliklerini kazanmaları ve kendi kararları doğrultusunda seçim yapması ve bu seçimlerini hayata geçirmesi pek geçerli gözükmemektedir. Toplumsal, kültürel yapının daha gelenekçi yönde işlemesi, aile ilişkilerinin dokusunda bir bağlılığın olması bireyin bağımsızlaşmasını engelleyici faktörlerdendir. Oysa ki topluma ve aileye düşen görev; bireyi bağımsız ve kendi kendine yeter olması yönünde desteklemesi, bu desteğin sürekliliğinin sağlanmasıdır. Bu tür destek mekanizmalarının ilk adımı ailede başlayacağı ve gelişeceği gibi, bunlara yönelik toplumsal sorumluluğun da kurum/kuruluşlar yönünde gelişmesi ve ailenin de bu konuda desteklenmesi sağlanabilir. Bu süreç de aile, birey ve toplum etkileşimi gibi birbirini tamamlayan ve destekleyen bir döngü şeklinde ifade edilebilir. Yani aileye yapılan yardım ve yatırımlar bireye, bireye yapılan yardım ve yatırımların da topluma dönmesi beklenir. Destek mekanizmalarını somutlaştırmak gerekirse; özellikle yaygın ve örgün eğitim kurumları, yazılı ve görsel basın yolu ile aile yaşam döngüsünde bir ailenin olası karşılaşacağı sorun/ihtiyaçları, riskli durumları hakkında bilgilendirici ve bilinçlendirmeyi hedefleyen eğitim programları ve hizmetlerin sağlanması, bu tür hizmet veren kuruluşların toplumun her kesiminde kolay ulaşılabilir özellikte olması ve kurumsallaşmanın sağlanılması şeklinde belirtmek mümkündür. 15

25

26 3. A1LEDE ROIl.ER VE SORUMLULUKLAR Aile, çeşitli roller çerçevesinde birbirine etki eden insanlardan meydana gelmiştir ve üyelerinin yaşamdan duydukları tatmini arttırmada en önemli kurumdur (Terzioğlu, 1987). Dünya nüfusunun hemen hemen tümü aile birimleri halinde yaşamaktadır. Dolayısıyla ülkelerin kalkınması, toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin gelişimine bağlıdır. Bu gelişim ise aile bireylerinin özellikle de kadının ve erkeğin üstlendiği roller, temel ekonomik ve sosyal konulardaki karar verme ve sorumluluk dağılımı ile yakından ilgilidir (Şafak, 1989). Ailenin bir kurum olarak yürüttüğü faaliyetler aile bireyleri arasında roller şeklinde dağıtılmıştır. Rol bir grup içinde belli bir yere sahip olan kişinin karakteristik ve beklenen tavrı anlamındadır. Örneğin, eş rolünü üstlenen kişiden beklenen davranış biçimidir. Evlilik ve aile rolleri ise evrensel özelliği olan fonksiyonlardır (Nye ve ark., 1973). Ailedeki her bireyin bu kurum içinde üstlendikleri roller kendine özgü kişilik ve davranışların gelişmesine neden olur. Bu kişilik ve davranış türlerinin bazıları kalıtsal, bazıları da yaşamdan ve çevreden edinilen alışkanlıklarla ilişkilidir. Aile içindeki roller kesin çizgilerle birbirinden ayrılmamış ise, dünyayı çok boyutta görebilen, daha hoşgörülü insanlann yetişmesi mümkün olabilir (Sayın, 1991). Ataerkil sistemde aile içinde baba, otoriteyi sağlayan, ekonomik açıdan koşulları hazırlayan kişi rolündeydi ve çocuğun bakımı, duygusal ve sosyal gereksinimleri anneler tarafından üstlenilmiş bir görev olarak yerine getiriliyordu. Bu sistemde erkek ve kadınların belli işleri yapmaya uygunlukları hakkındaki kültürel beklentiler nedeniyle, evle ilgili faaliyetler eşler arasında geleneksel cinsiyet rollerine göre paylaşıldığı için ortaya büyük ölçüde işbirliğine dayanmayan bir dağılım çıkmakta, kadına daha fazla sorumluluk yüklenmekte ve bu durum da aile üyelerinin yaşamdan duydukları tatmini azaltmaktaydı (Sayın,I 990). Nitekim yapılan araştırmalarda eşler arasında evle ilgili faaliyetleri paylaşma oranı arttıkça evlilikte uyumun da arttığı belirlenmiştir (Pina ve Bengston, 1993; Şener, 2000). Endüstrileşme ve kentleşme ile birlikte ise aile yapısı değişmekte ve çekirdek aile giderek yaygınlaşmaktadır. Buna bağlı olarak da aile içi ilişkiler daha demokratikleşmekte, kadın ve erkek arasında önemli bir rol farklılaşmasının olduğu görülmektedir (Stinnet ve ark., 1984; Duval, 1988). Özellikle kentlerde çekirdek ailelerde kadınların giderek artan oranlarda çalışma yaşamına girmelerinin ailede işbölümünü etkilediği gözlenmektedir. Ailenin ekonomik yönden desteklenmesinde kadınların sorumluluğu artarken, erkeklerin de evle ilgili faaliyetleri eşleri ile paylaştıkları görülmekte buna bağlı olarak da geleneksel rol 17

27 kapsamındaki babalık rolü de değişime uğramakta, artık günümüzde çocukların bakımında babalar da önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedirler (Barnett ve Baruch, 1987; Şanlı, 2001). Aile içindeki rollerin gerektirdiği davranışlar olan sorumluluk dağılımı; ailede tüm sosyal, ekonomik ve fiziksel faaliyet alanlarında söz konusudur. Tüm bu faaliyet alanlarında aile bireylerinin yaş ve yetenekleri ölçüsünde katılmaları ile gerçekleşen sorumluluk dağılım biçimi en iyisidir. Bu tip sorumluluk dağılımı, ailenin görev ve amaçlarının gerçekleştirilmesinde fonksiyonel işbirliğini sağlar. Çünkü sorumluluk dağılımı, aile yaşantısının aksayan yönlerinin düzeltilmesinde, aile bireyleri arasında olumlu ilişkilerin kurulmasında, duygu ve düşüncelerin paylaşılmasında, grup dayanışması ve bütünlüğünün sağlanmasında, yaşamla ilgili deneyimlerin aktarılmasında, aile kaynaklarının devamlılığı ve gelişiminde önemli rol oynar. Bu nedenle ailedeki tüm bireylerin sağlıklı gelişimleri, sahip olunan insansal ve materyal kaynakları en fazla yarar sağlayacak şekilde kullanma ve geliştirme, aile yaşantısı ile ilgili konularda karar verme gibi görevlerin yerine getirilmesi ailedeki sorumluluk dağılım biçimi ile yakından ilişkilidir (Şafak, 1985). Çünkü ailede alınan temel sosyal ve ekonomik konularla ilgili kararlar bireyin değil tüm ailenin kaynak kullanımıyla ilgilidir. Ailede yürütülen faaliyetlerde paylaşım sözkonusu olmadığında aile bireylerinin kaynakları kullanmada kontrol alışkanlığı ve tecrübe kazanması gerçekleşmeyecektir (Şafak, 1989). Aile üyelerinin üstlendikleri rolleri algılama ve ailedeki sorumluluk dağılım biçimi, cinsiyet, eşlerin eğitim düzeyi, evlilik süresi, kadının gelir getiren bir işte çalışması, aile tipi, aile yaşam dönemi, yerleşim yeri, içinde yaşanılan örf, adet ve moral ilkeleri gibi çeşitli faktörlere göre farklılık göstermektedir (Şafak, 1989; Bayraktar, ı 978). Ülkemizde erkekler kadınlara göre daha geleneksel cinsiyet rolü tutumlarına sahiptirler (Girginer, 1994). Kadının çalışma yaşamına katılması, eşler arasındaki ilişkilerin değişmesine, geleneksel kadın ve erkek rolleri ve dolayısıyla sorumluluklarına ilişkin kavramların anlamlarını yitirmesine yol açmakla birlikte, bu konuda yapılan araştırmalar evle ilgili faaliyetlerin çoğunun hala kadınlar tarafından yerine getirildiğini veya esas sorumluluğun kadına ait olduğunu göstermektedir (Atalay,B. ve ark. 1993; Anon, 1998; Anon, 1999). Evle ilgili faaliyetlerde esas sorumluluğun kadında olması nedeniyle, özellikle çalışan kadınlar açısından iş ve aile sorumlulukları taşınması güç bir durum halini almaktadır. Birçok evlilikte kadınların eşlerinden evle ilgili faaliyetlerin paylaşımını istemesi durumunda, genellikle eşler arasında gerginlik ve tartışma yaşanmakta, tartışma yaşamak istemeyen çoğu kadın memnun olmamasına rağmen, sorumluluk dağılımında paylaşımcı olmayan bu durumu, kabul etmek zorunda kalmaktadır. Evle ilgili faaliyetlerin paylaşımından duyulan memnuniyet yüksek olduğu taktirde, kadın ve erkek için evlilikte IS

28 mutluluk daha fazla, uyuşmazlık ve tartışma daha az olmaktadır (Collins ve Coltrare, 1992; Sussman ve ark. 1999). Diğer taraftan yapılan araştırmalarda kadının çalışma oranı yükseldikçe, eş!erin birlikte karar verme eğilimde oldukları (Bayraktar, 1978; Telsiz, 1983; İmamoğlu, 1991), eğitim düzeyi, evlilik süresi, kadının çalışma oranı, ailedeki kişi sayısı arttıkça ve kırdan kente gidildikçe sorumluluk dağılımı ve evle ilgili faaliyetler de işbirliğine doğru bir yönelme olduğu görülmüştür (Terzioğlu, 1978; Şafak, 1985;.Atalay,B. ve ark. 1993). Aileler, yaşamlarının farklı dönemlerinde de roller ve sorumluluklar bakımından farklılık gösterirler. l1k çocuğun doğumu ailenin yeni bir döneme girmesine neden olur ve ailede ana-baba rollerinin üstlenilmesi ile de yaşam tarzını etkiler. Aile içindeki rol ve sorumluluk ilişkileri çocuklar büyüdükçe değişir. çoğu aile, farklı yaşam dönemlerinde bilgi eksikliği, ve içinde bulundukları dönemin özelliklerinin farkında olmama nedeni ile bazı istek ve gereksinimlerini karşılayamaz. Her aşamada aile rollerinin gerektirdiği sorumluluklar nedeniyle yaşam daha karmaşık hale gelir. Oysa her dönemde ailenin görev ve sorumluluklarını başarıyla tamamlaması, diğer döneme rahat geçmesini sağlar ve ardından gelen dönemi kolaylaştırır (Güven, 1991). Bu konuda yapılan araştırmalarda ilk çocuğun doğumu ile eşler arasında rol ve sorumluluk dağılımında değişiklikler olduğu, çocuklarında büyüdükçe yaşları ve yetenekleri ölçüsünde evde yürütülen faaliyetlerde sorumluluk almaları gerektiği belirtilmektedir (Sussman, 1999). Ancak gerek ülkemizde gerekse yurtdışında yapılan araştırmalarda çocukların evle ilgili faaliyetlerde aldıkları sorumlulukların yetişkinlerle benzerlik gösterdiği ve kız çocukların erkeklere göre evle ilgili faaliyetlere daha fazla katıldığı, erkek çocukların cinsiyet rol standartlarında hem annelerinden hemde babalarından daha az geleneksel oldukları ileri sürülmektedir (Kağıtçıbaşı ve Kansu, 1991; Blair, 1992). Diğer taraftan boşanma, ölüm vb. nedenlerle giderek artan tek ebeveynli aileler, genel olarak ebeveynlik ve çocuk bakımı, evle ilgili faaliyetlerin yürütülmesi konularında sorunlar yaşamaktadır. Anne ve babaların çoğunluğu tek ebeveyn olarak benzer sorunlar yaşamakla birlikte, önceden çalışmayan tek ebeveyn olan anneler, evin geçimini sağlama rolünü de üstlendiklerinde çocuk bakımı ve evle ilgili faaliyetlerini aksatabilmektedirler (Telsiz, 2000). Ayrıca tek ebeveynli ailelerde, çift ebeveynli ailelere göre çocukların evle ilgili faaliyetlerde daha fazla sorumluluk üstlendiği görülmektedir (Greıf,G.L, 1985; Lovett ve Abdel-Ghany, 1988;Hilton ve Haldeman, 1991). Geleceğin ailesini kuracak olan çocukların üstleneceği roller aile içinde benimsetildiği için aile bireyleri arasında özellikle çocukların sorumluluk dağılımında yer almaları oldukça önemlidir. Çünkü gerçek rol kavramı ve bu role dayalı davranışlar, çocuklukta ve yetişme çağında öğrenilir, yetişkinlerin deneyimleri ile güçlendirilir veya 19

29 değiştirilir. Yetişkinler davranışları ile çocuklara ve gençlere örnek olurlar. Aile bireylerinin sergiledikleri tavır ve roller çocukların ve gençlerin rollerle ilgili olarak edineceği bilgilerin esas kaynağını oluşturmaktadır. İster kız, ister erkek çocuk olsun her ikisinin de evle ilgili faaliyetlere katılması onları yetişkin rollerini üstlenmeye hazırlar. Çocukların evle ilgili faaliyetlere katılmalarındaki temel amaç bu sorumlulukları kazanmaları için olmalıdır. Çocuklukta edinilen deneyimler, onların ileride kuracakları kendi aileleri içinde olduğu gibi, toplumda da üstlenecekleri rollere basamak olur (Şafak, 1996). Çocukların evle ilgili faaliyetlere katılmalarıyla; bireysel gelişimleri hızlanır, kendine özgü işleri yapabilme olanağı bulur, yetişkin yaşantısındaki rolleri üst1enmeye hazırlanır, aile bireyleri arasında olumlu ilişkiler kurulur, yaşamla ilgili deneyimler bireyler arasında aktarılır, sorumluluk alma duygusu, sağduyusu, kendi kendini kontrol etme ve problem çözme yeteneği gelişir, (Şafak, 1996). Bu konuda ülkemizde yapılmış geniş kapsamlı bir araştırmaya rastlanmamakla birlikte cinsiyet rollerinin kişinin özgüvenini belirlediği ve belirli rol kalıpları içinde kısıtlanmadan yetiştirilen gençlerin daha başarılı olacakları ileri sürülmektedir (İnelmen, 1998). Ayrıca üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmada, gençlerin kendi ailelerinde; ailenin geçimini sağlama rolünün erkeğin, aile bütçesine katkıda bulunma, aile içi uyum ve huzuru sağlama, ailenin sosyal ilişkilerini düzenleme, ailenin önemli konularda kararını belirleme, ailedeki iş bölümünü belirleme rollerinin tüm aile bireylerinin, ev işlerini yapma, çocuklara bakma rollerinin ise kadın rolü olarak görüldüğü belirtilmiştir (Çopur, 1995) Ülkemiz hızlı bir toplumsal değişme süreci içerisindedir ve bu toplumsal değişmeler aileye geniş ölçüde yansımaktadır. Anne ve babalar da bu hızlı değişim karşısında çocuklarına rehber olmakta zorlukla karşılaşmaktadırlar. Ailelerin çocuklarını yetiştirmede karşılaştıkları sorunların en aza indirilebilmesi, roller ve sorumluluklar açısından demokratik ve işbirliğine dayalı bir ortamın yaratılabilmesi ise anne ve babaların eğitilmesi ile mümkündür (Öztop,I 994). Bu nedenle yakın gelecekte toplum yaşantısında çeşitli görev alacak bireyler olarak düşünüldüğünde, çocukların en iyi biçimde yetiştirilmesi için gerekli olan tüm olanakların sağlanması ülke çıkarları açısından da önemlidir (Şafak, 1996). Tüm bu bilgilerin ışığında ailelerin gelişme ve değişme süreçlerinde başarılı olabilmeleri, kadın, erkek ve çocukların ailedeki rol ve sorumluluklar konusundaki tutum ve davranışlarında ortak oldukları noktaların arttırılarak yaşama düzeylerinin yükseltilmesi için; 1. Toplumdaki sosyo-ekonomik gelişmelerin ailede rol ve sorumluluk dağılımında oluşturduğu değişiklikleri, ailelerin bu konulardaki gereksinimlerini ve problemlerini saptamak amacıyla yapılan çalışmaların arttırılması, özellikle de çocukların evle ilgili 20

30 faaliyetlerde sorumluluk dağılımına katılımlarıyla ilgili ar tırmaların yapılması ve Türkiye genelinde yaygınl tırılması, 2. Toplumdaki sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak bireylerin de günün koşullarına ve çağın yeniliklerine açık olabilmelerine, aile yapısında meydana gelen değişikliklere bağlı olarak ailedeki rol ve sorumluluk dağılımı ile ilgili istek ve beklentileri hakkında tarafsız olarak kendilerini değerlendirmelerine yardımcı olacak bir eğitim programının hazırlanması, 3.Tüm aile bireylerinin y ve yeteneklerine göre ailede rol, karar verme ve sorumluluk konularında örgün ve yaygın eğitimle eğitilmeleri, geleceğin ailesini kuracak olan çocukların eğitiminde rol oynayan kişilerinde ailedeki rol ve sorumluluk dağılımına ilişkin konularda bilinçlendirilmeleri, 4.Ailelerin gerek yönetsel gerekse psiko-sosyal yönden problemlerine çözüm yolları bulabilecek "Aile Danışma ve Eğitim Merkezleri"nin sayıca arttırılıp, işlerlik kazanması ve toplumun her kesimine yaygınl tırılması, 5. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için üniversiteler, kamu ve özel kuruluşların işbirliği halinde çalışmaları önerilebilir. 21

31 22

32 4. A1LEDE lletlşim İletişim, en az iki kişi arasındaki mesaj alış verişi olarak nitelendirilebilir. Ailedeki iletişim i) Karı koca arasındaki iletişim II) Ana-baba ve çocuklar arası iletişim III) Aile içi iletişim-ailenin aile dışındakilerle iletişimi olarak incelenebilir. i) Kan koca arasındaki Ueti im: İki karşı cinsin kullandıkları iletişim örüntülerinin farklı olmasından kaynaklanan sorunlar söz konusudur. Şöyle ki erkekler daha çok bilişsel düzeyde ve daha çok sorun çözmeğe yönelik mesaj alış verişinde bulunurlar. Araştırmalar, kadınların erkeklerden daha çok incinebilirlik, çaresizlik, utanç, kaygı, imrenme, depresyon ve daha az öfke ve suçluluk ifade ettiklerini belirtmektedirler; (Mitchell 1974; Strouse 1974; Lewis 1976,1983; Miller 1976; Kemper 1978). Cramer( 1983) erkeklerin yaşla ifade ediciliğinin azaldığını, kızların ise yaşla birlikte daha az negatif duygular sergilediklerini ortaya koymuşlardır. Cunningham ve Shapiro(1984) ise erkeklerin daha sıklıkla öfke daha az sıklıkla üzüntü ve daha çok yoğunlukta mutluluk, öfke, üzüntü ve korku ifadeleri oluşturduklarını bulmuşlardır (akt,ceyhan,2000) Beall(1990) kadınların erkeklere oranla daha çok duygu yoğunluğu yaşadıklarını ifade etmiştir. (akt, Ceyhan 2000) Yine bazı araştırmalarda, kadınların erkeklere oranla empatik eğilim ve/ veya empatik beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. ( Tanrıdağ 1992, Ceyhan, 1993) Aynca, iletişimde yer alan olumsuz yüklemelerin, kültürümüzde, cinsiyetiere göre farklılık gösterdiği, kadınların nedensellik yüklemeleriyle sorumluluk yüklemelerinden bencil güdüyü ve genel olarak yüklemeleri erkeklerden daha fazla kullandıkları ortaya Çıkmıştır( Tutarel-Kışlak, 1997). Yukarda sözü edilen bazı araştırma bulguları göz önüne alındığında, aile içi iletişimi etkileyen cinsiyet özelliklerine dikkat edilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Eşler arasındaki iletişimi olumsuz yönde etkileyen bir diğer faktörde, eşler arasında ortaya çıkan cinsel sorunlardır. (vaginusmus, impotans, premature ejaculation v.b.gibi). II) Ana-baba ve Çocuk arasındaki Ueti im: Toplumumuzda çocuklarının isteklerini yapsalar bile, ana-baba çocuk iletişiminin daha çok olumsuz iletişim örüntülerine, bir başka 23

33 deyişle olumsuz ileti ime dayandığı söylenebilir. Örneğin, ana-babalar maalesef daha çok özsaygı zedeleyici dili, sen-dilini, öğüt vermeyi, çiftli mesaj yollamayı, dikkati dağıtmayı (Mc.Whirter ve Voltan-Acar 2000, 1999) kullanmaktadıdar. Ayrıca, ana-baba- çocuk arasındaki ileti imin, o ailede baskın olan ana-baba tutumlarından etkilendiği söylenebilir. Şöyle ki, ana-baba ve çocuklar arasında ileti imde Türk kültüründe en yaygın olarak uygulanan ana-babalık stiherinin, birbirlerine kar ıt iki stil olan otoriter ve izin verici stiller olduğu ortaya konmu tur( Sümer ve Güngör, 1999) III) Aile içi Ueti İIll bazen: Üçgenler eklinde oluşur. Şöyle ki anne, baba birbirlerine dargınsa, annene söyle, babana söyle diye çocukları kullanabilirler.. Bazen de anne ile çocuğun, baba ile çocuğun arası açıktır. Söyle o oğluna, ya da söyle kızına gibi, taraflar birhirlerini ileti im konusunda kullanabilirler. Buna aile içi ileti imde üçgenlerin olu ması denmektedir.. Ailenin toplumla- dı çevreyle Ueti imi: Bazı ekonomik, psikolojik ve kültürel etkenlere dayalı olarak ailenin dış çevresiyle iletişimi olumsuz yönde etkilenebilir. Ayrıca, çekirdek ailedeki iletişimi kayınvalide, kayın peder, elti, görümce, baldız v.b gibi faktörler de etkileyebilir. Yukarda sözü edilen aile içi üçgenlerin oluşmasında, büyük anne, büyük baba, hala v.b gibi çekirdek ailenin içinde olmayan ama aileden sayılan kişilerin de etkisi olabilir. öneriler 1) Psikiyatrist, klinik psikolog, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan bir ekipce koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin aileye sunulması ve auede olumlu Ueti imin kurulması için E! lere, ana-baba1ara a) iletişim becerileri eğitimi, b) etkili ana-baba eğitimi, c) seks terapi d) aile terapisi e) evlilik aile danışması v.b gibi gerekli görülen müdahalelerin yapılması f) öfke kontrol eğitimi g) problem çözme eğitimi verilmelidir. 24

34 5. YAŞAM DÖNEMLERİ ÇERÇEVESINDE AİLE'DE YAŞANANLAR İnsanoğlu içinde yaşadığı toplumda yaşamını ailesi, yakın çevresi ile etkileşim içinde sürdürür. İnsanlar yaşamı süresince doğal ve yapay pek çok zorlu yaşam deneyiminden geçer. Bazı olaylar bireyin yaşamında önemli değişikliklere neden olduğundan zorlu yaşam deneyimleri olarak kabul edilir. Okula başlama, mezuniyet, emeklilik, evlenme, çocuk sahibi olma gibi yaşam olayları bireyin yaşamında büyük değişimler yapmasını gerektiren zorlayıcı dönüm noktalarıdır. Ailede toplumun en temel sosyal kurumlarından birisi olarak çeşitli işlevlere sahiptir ve tıpkı bireyler gibi ailenin de tüm yaşamı boyunca geçirdiği çeşitli dönemler vardır. Bu dönemler ailenin kuruluşundan itibaren başlar çocukların aileye katılması, çocukların büyümesi ile devam eder ve son olarak sadece karı-koca olarak kalmış oldukları bir süreç ile sonlanır İnsan yaşamı süresince çocukluk, gençlik, orta yaş, yaşlılık gibi dönemlerden geçerken sürekli değişime uğrar ve gelişir. Bireyler gelişim basamakları üzerinde ilerlerken her yeni dönem kendinden önce varolan düzeni tehdit eder. Bireyin o güne kadar varolan dengesi, ilişkileri, rolleri değişime uğrar. Bu bağlamda ailede çıkabilecek sorunlar, çocukluktan yaşlılığa kadar yaşam süresince bir dönemden diğerine geçiş yaşantılarıyla ilişkilidir. Her bir dönem belirli gelişimsel görevlerle bağlantılıdır ve bu görevlerin başarıyla tamamlanmasında bir engellenme yaşanırsa sorunlar (kriz) oluşur. Dolayısıyla aile de yaşanan sorunlara yaklaşımda sorunun stresli bir olaydan mı yoksa bir yaşam döneminden diğerine geçişte yaşanan zorlara mı bağlı olduğu dikkatle değerlendirilmelidir. Böyle bir değerlendirme ise ailelerin yaşamı süresince her bir gelişim döneminde yaşanan değişimlerin, aile üyelerinden beklenilenierin ve döneme özgü olası sorunların bilinmesine bağlıdır. Bu tür bilgiyle donanımlı olmak ailedeki gelişimsel yaşam krizlerini anlamayı sağlayacağı gibi aileye yardımı da kolaylaştıracaktır. (Sayıl, 2000). Yaşam boyunca gelişim konusu ve olası sorunları aile bağlamında ele alınırsa, bireylerin yaş dönemlerinde ailede yaşananlar aşağıdaki sırayla özetlenecektir: 1. Bebeklik Dönemi: Aileye yeni bir bireyin katılmasına bağlı değişime uyum bebeğin beslenme sorunları, geçirdiği fiziksel hastalıklar, fiziksel travma, tutulan bakıcının veya bebeğe bakmak zorunda kalan dal1a yaşlı aile üyelerinin yaratabileceği güçlükler veya bakan kişinin girişimciliğinin eşler tarafından engellenmesi ayrıca tuvalet terbiyesi konusunda aile üyeleri arasında çıkabilecek çatışmalar gibi konular aileyi etkileyen başlıca sorunlardır. 2. Çocukluk Dönemi: Bu evrede çocuğun ebeveyn ve akranlarla ilişkileri, okul başarısı ve sosyalizasyon süreci ile ilgili olaylar, ailede sorunlar yaratabilir. Çocukların resmi eğitime 25

35 b lama y ı altıdır. Altı y çocuğun okula girişi ile ev ortamından ayrılması ve arkadaşlarına katılarak uzun ve resmi eğitime başlaması açısından önemlidir. Zamanımızda ise çocuklar y amlarının daha erken dönemlerinde kreş ve yuvaya b lamak suretiyle aileden ayrılma ve öğretmenle tanışma sürecine girmektedirler. Bunun da beraberinde aileye getirdiği sorunlar; öğretmen ve ebeveynle çatışma, öğretmen ve akranla çatışma, t ınma, göç ile arkad kaybı, okulda öğrenme güçlüğü, akranla çatışma, öğretmenlerle çatışma şeklinde ortaya çıkmaktadır. 3.Ergenlik. Dönemi: Bu dönem yakl ık 12 y larına rastlar. Bireyin toplumsal bir gereksinme olarak y amındaki rolünü tanımlama çabalarıyla sürer ve bireyin üretici konuma geçmesi ve eş seçimiyle sonlanır. Bazı gençler bu evrede sancılı bir kimlik sürecinden geçer, ailenin temel değerlerini ve toplumsal değerleri reddedebilirler (Onur, 1986). Bu çerçevede, bu dönemin ailede yarattığı en önemli sorunlar; meslek seçimi, değerler sisteminin ve y am felsefesinin oluşturulması ve yakın ilişiler kurma konusunda y anır. Ayrıca menarj ve bluğ olguları liseden mezun olma üniversiteye giriş, anne-baba ile y am tarzı veya giyim konusunda çatışmalar, karşı cinsle ilişki güçlükleri diğer sorunlar arasındadır. Ergenlikte çeşitli ruhsal sorunların b ladığı bilinmektedir. Örneğin; insanlığın korkulu rüyası şizofreni bu y larda b layabilmektedir. Bu evre çocukluktan yetişkinliğe geçişe ilişkin biyolojik, psikolojik ve sosyal değişimlere uyum dönemidir. Bazılarında, bu geçiş döneminde ergenlik krizi dediğimiz fırtınalı bir dönem y anır ve çoğunlukla olumlu sonuçlarla kapanır. Yine bu dönemde madde bağımlılığı gençleri ve aileleri tehdit eden bir diğer sorun olarak gündeme gelir. Ayrıca cinsel rollerin ve buna ilişkin sorunların y anma olasılığı da bu evrede söz konusudur. Bu nedenle aileler çeşitli sorunları, çeşitli endişeleri, güçlükleri göğüslemek zorunda kalırlar. Ergenle beraber bir değişim aile içinde de y anır. Elbette bu dönemin böylesine gürültüıü y anması bir kural değildir. Sonuç olarak olası sorunları dikkate almakla birlikte ailelerin her zaman böylesine zorlanmayacağını da unutmamak gerekir. 4.GençYeti kinlikoonem.i: Bu evre anlamlı yakın ilişki kurma, ebeveyn olma, bir işe girme ya da meslek sahibi olma gibi y antılar getirir. Genç yetişkinlik bir dalgalanma sürecinden sonra daha kararlılık kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemde birey toplum içindeki yerini alır, bir yuva kurar geleceğine ilişkin bir görüş ya da düş geliştirir (Simons, 1994). Ancak düş kırıklığına uğrama, aldanma, amacına yeterince ul amama ailede bir kriz yaratabilir. Özetlersek; bu dönemde aileyi etkileyen olası sorunlar şunlardır: Eşlerin aileleri ile uyum sorunları, eş ya da partner tarafından red, evlilik dışı ilişki, ayrılma, boşanma, istenmeyen gebelik, çocuğun doğumu, çocuklarla y ama tahammülsüzlük ayrıca çocuklarla disiplin sorunları, çocuğun hastalığı, ebeveyn rolüne uyumsuzluk, askere gitmek istememe, seçilen meslekte b arısızlık, maddi güçlükler, kariyer ile aile arasındaki amaçlara ilişkin çatışmalar (lrwın, Simons 1994, Onur, 1986). 26

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Çalışmanın Amacı 2010 Ipsos Türkiye de boşanma, ayrılık, ya da vefat nedeniyle ebeveynlerden birinin yokluğunun psikolojik ekonomik

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Türkiye de Doğurganlık Tercihleri Dr. Pelin Çağatay Melike Saraç Emre İlyas Prof. Dr. A. Sinan Türkyılmaz 10 Eylül 2015, Hilton Oteli, Ankara

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

REHBERLİK BİRİMİNİN İDARECİLER-ÖĞRETMEN- ÖĞRENCİ İLE OLAN İLİŞKİLERİ SEMİNERİNE HOŞ GELDİNİZ

REHBERLİK BİRİMİNİN İDARECİLER-ÖĞRETMEN- ÖĞRENCİ İLE OLAN İLİŞKİLERİ SEMİNERİNE HOŞ GELDİNİZ REHBERLİK BİRİMİNİN İDARECİLER-ÖĞRETMEN- ÖĞRENCİ İLE OLAN İLİŞKİLERİ SEMİNERİNE HOŞ GELDİNİZ Özel Gençliğin Rehberlik Modeli Gelişimsel Rehberliktir. Gelişimsel Rehberlik, sadece Okul Rehber Öğretmeninin

Detaylı

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMİ Uygulama Milli Eğitim Bakanlığı (Örgün /Yaygın eğitim) Pilot Uygulamalar (ERDEP) Sivil toplum kuruluşları (Akran eğitim

Detaylı

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI HAKKINDA GENEL BİLGİLER VELİ DAVETİYESİ.doc NEDEN ANNE BABA EĞİTİMİ? 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ailelerin

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ DOÇ.DR. ZEHRA ALTINAY SINIF YONETIMI Bu derste, Sınıf ortamı ve grup etkileşimi Grup türleri Grup ve lider Liderlik türleri Grup içi etkileşimin hedefleri

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

ÇİFT PSİKOTERAPİSİNDE KADINLAR 16 19 Haziran 2010 Anadolu Psikiyatri Günleri Uz.Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir İlişki Psikoterapileri Enstitüsü İstanbul Çift ilişkilerinde, özellikle evliliklerde, cinsiyet

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ?

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? Aralık 2011 de kurulan Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi (TPD-KTCÇB),TPD bünyesinde düzenlenecek toplumsal

Detaylı

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU A R A Ş. G Ö R. Z E Y N E P K I R I K K A L E L İ Gebelik dönemi fizyolojik olduğu kadar kalıcı psikolojik değişikliklere de neden olmaktadır. Anne karnında gelişen

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

AİLE EĞİTİMİNDE MÜFREDAT VE MATERYAL GELİŞTİRME PROJESİ

AİLE EĞİTİMİNDE MÜFREDAT VE MATERYAL GELİŞTİRME PROJESİ AİLE EĞİTİMİNDE MÜFREDAT VE MATERYAL GELİŞTİRME PROJESİ Aile Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü 2009 yılı içerisinde Aile Eğitiminde Müfredat ve Materyal Geliştirme Projesi ni gerçekleştirmeyi planlamaktadır.

Detaylı

EKSTRA ANLATILAN DERSLER

EKSTRA ANLATILAN DERSLER MESLEK ELEMANI DERS İÇERİĞİ AİLE EĞİTİMİ ZÜMRESİ AİLEDE DİN EĞİTİMİ (4 SAAT) Dini Açıdan Ailenin Önemi 4 saat Aile Bireylerin Eğitimi Hz Muhammed in Aile Hayatı Ailede Din Kaynaklı Sorunların Çözümü İnanç

Detaylı

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÇALIŞMA PSİKOLOJİSİ VERİ BANKASI ÖRNEĞİ www.calismapsikolojisi.net Yrd. Doç. Dr. Burcu KÜMBÜL GÜLER Kocaeli Üniversitesi Gündem İnsan Kaynakları ve Çalışma

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. K. K. T. C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik

Detaylı

Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması

Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması Tematik Yaklaşımla Çocuklarda Sosyal Becerilerin Kazandırılması Prof. Dr. Esra ÖMEROĞLU Arş. Gör. Osman BASĠT Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi A.B.D Tematik Yaklaşım Tematik

Detaylı

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir.

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir. Rehberlik Servisinin Ve Rehberliğin Tanıtılması Rehberlik Nedir? Rehberlik; eğitimde bir hizmet alanı olarak demokratik ortam içinde öğrencinin bedensel, zihinsel ve sosyal bütün kapasitelerini en ileri

Detaylı

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 TÜRKİYE HAYAT BOYU ÖĞRENME STRATEJİ BELGESİ YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 Dr. Mustafa AKSOY Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Operasyon Koordinatörü mustafaaksoy@meb.gov.tr

Detaylı

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE GELİŞİM MODELLERİ... 3 ÖĞRENME TEORİSİ MODELİ... 4 BİLİŞSEL GELİŞİM MODELİ... 5 İNSAN GELİŞİMİNİ VE PSİKOLOJİSİNİ AÇIKLAYAN TEMEL KURAMLAR...

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ

Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ Dr. Sirâl ÜLKÜ Çocuklar Arkadaşlığı Nasıl Tanımlıyorlar? Günümüzde, özellikle rehberlik gibi psikolojik hizmet alan- 'arında, hizmet götürülen bireylerin

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİM PROGRAMI EK-2 1. ETKİNLİĞİN ADI Rehberlik Kursu 2. ETKİNLİĞİN AMAÇLARI Bu faaliyeti başarı ile tamamlayan

Detaylı

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 VERITAS FOCUS İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları 2013-2014 İş Yerinde Psikolojik Sağlık ve Etkin Çalışma Çalıştay Çalışanların çoğu kez fark edilmeyen psikolojik sorunları verimlilik ve iş tatmininin önündeki

Detaylı

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki Teorisi Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki ve Uyma Davranışı Sosyolojinin, toplumun bütününü kapsayan kanunu insan toplum hayatı yaşar kanunudur. İnsan bir toplumda

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

AKRAN BASKISI. Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen

AKRAN BASKISI. Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen AKRAN BASKISI Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen AKRAN BASKISI NEDİR? Bireyin içinde bulunduğu yaş gruplarının etkinliklerinde bir şeyi yapmak için arkadaşları tarafından zorlanması veya cesaretlendirilmesidir.

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım

Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım Pedagoji, Yunanca; paid (çocuk) ve agogos (rehberlik) köklerinden türetilmiştir ve özellikle "çocuklara öğretmenin bilim ve sanatı" anlamına gelir. Androgoji (ya da adragoloji)

Detaylı

Açıklama 2011-2012. Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------

Açıklama 2011-2012. Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------ Açıklama 2011-2012 Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------ Asistan Hekim Kılavuzu Dr. İshak Sayğılı Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbın diğer alanları ile

Detaylı

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz.

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz. Sayın Milletvekili, Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluk olup belirli davranış ve öğrenme özellikleri ile kendini göstermektedir. Şu an

Detaylı

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Sosyal Sorumluluk Projelerinin Amacı Yaşamın sürdürülebilirliği, Toplumsal yaşamın iyileştirilmesi için ortak evrensel değerlerin toplumlar tarafından

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU!

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU! Risk Faktörleri BİRECİK RAM Tedavi İçin Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar. Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen,

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI Çocuğun, gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlara maruz kalmasını önlemek için öncelikle anne ve babaların duyarlılığının artırılması gerekmektedir. Çünkü, annebabalar,

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır.

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır. AİLE TUTUMLARI Eğitimciler olarak bizler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindeyiz. Öğrenci eğitiminde ve çocuğa karşı doğru

Detaylı

Dilşad Koloğlugil 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu.

Dilşad Koloğlugil 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu. Aylin Sezer 2005 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü lisans programından "Kıskançlıkta Cinsiyet Farklılıkları: Evrimsel Hipotezin Testi" başlıklı tezini tamamlayarak fakülte birincisi

Detaylı

Komisyon 7 Özel Eğitim Komisyonu Kararları

Komisyon 7 Özel Eğitim Komisyonu Kararları Komisyon 7 Özel Eğitim Komisyonu Kararları 1. Özel eğitim ile ilgili yasa ve tüzük çalışmalarında ve özel eğitimin yeniden yapılandırılmasında, özel gereksinimli bireylerin kaynaştırılmaları ve uzun vadede

Detaylı

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2002 Sayfa No: İÇERİK Kapak İçerik 1. AKEV Hakkında 2. Mütevelli Heyeti 3. Özet 4. Faaliyetler ve çıktılar 5. Genel Başarı Göstergeleri 6. Kurum Hedeflerine ulaşımın

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ (Not: Tez konuları listesi 25 yeni tez konusu da ilave edilerek güncellenmiştir.) 1. Öğretmen yetiştirme sisteminde mevcut durum analizi

Detaylı

T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARINDA YÖNTEM VE TEKNİKLER SEMİNERİ

T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARINDA YÖNTEM VE TEKNİKLER SEMİNERİ T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARINDA YÖNTEM VE TEKNİKLER SEMİNERİ KONU: ESKİ TÜRKLERDE KALIN VE KALININ HUKUKİ DURUMU HAZIRLAYAN

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

Evlilik ve Aile Danışmanlığı Sertifika Programı-2

Evlilik ve Aile Danışmanlığı Sertifika Programı-2 ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ EĞİTİMİ ARAŞTIRMA ve UYGULAMA MERKEZİ Evlilik ve Aile Danışmanlığı Sertifika Programı-2 300 Saatlik Teorik & 200 Saat Uygulama-Süpervizyon Yasal Dayanaklar:

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi Temel Eği)m Genel Müdürlüğü Funda KOCABIYIK Genel Müdür 2013 I. Türkiye de Geçmişten Günümüze Erken Çocukluk Eğitimi II. Türkiye de Erken Çocukluk Eğitiminin Yapısı III.

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ. Androgoji ve Pedagoji Ödevi

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ. Androgoji ve Pedagoji Ödevi TC BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ OTO310:Özel Öğretim Yöntemleri I Androgoji ve Pedagoji Ödevi Öğretim Elemanı: Hasan TINMAZ Hazırlayan: H.Özlem

Detaylı

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER TC MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER AMAÇ Madde 1 Bu yönergenin amacı, Maltepe Üniversitesi Engelli Öğrenci Birimininçalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları 2014 / 2015 SAYI: 12 Haftanın Bazı Başlıkları Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi Akran Eğitimi Çalışmaları Başladı! İngilizce Münazaralarımız Devam Ediyor Atık Piller Teslim Edildi Salyangozlar Sosyal

Detaylı

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU 2012-2013 Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni Bölüm Şefi Zuhal ALTINTAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ Bu faaliyet ile çocuk

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

HAYALLERİNİ SÖNDÜRME ( ANNE- BABA İZNİYLE MUTLU EVLİLİKLERE)

HAYALLERİNİ SÖNDÜRME ( ANNE- BABA İZNİYLE MUTLU EVLİLİKLERE) TC ARDAHAN VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ HAYALLERİNİ SÖNDÜRME ( ANNE- BABA İZNİYLE MUTLU EVLİLİKLERE) Proje Sahibi: Proje Yürütücüsü: Projenin Uygulama Dönemi :İl Milli

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması.

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması. LÜLEBURGAZ REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ 2013/2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ANALARI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YILLIK ÇERÇEVE PROGRAM TASLAĞI EYLÜL 23-27 EYLÜL 16-20 EYLÜL 9-13 EYLÜL

Detaylı

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu

Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Lion Leo İletişiminde Yetişkin Boyutu Cahit Kişioğlu, İzmir 9 Eylül Lions Kulübü ÖZET: Lion ve Leo iletişiminde kullanılan eleştirel veya koruyucu yetişkin tarzını yetişkin boyutuna taşıyarak, Lion - Leo

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI 1- I-Koruyucu aile kavramı, 2828 sayılı SHÇEK Kanunu nun Koruyucu Aile Yönetmeliği nin 4.maddesinde tanımlanmıştır. II-Koruyucu aile olmak isteyen bir kişinin

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU

OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU APHB AFETLERDE PSİKOSOSYAL HİZMETLER BİRLİĞİ SOMADA PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ PROJESİ OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU YÖNETİCİ ÖZETİ SOMADA projesi

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

Aile sistemleri eğitiminde filmler. Uz.Dr.Verda Tüzer

Aile sistemleri eğitiminde filmler. Uz.Dr.Verda Tüzer Aile sistemleri eğitiminde filmler Uz.Dr.Verda Tüzer Aile sistemleri teorisi Dersler Oyunlaştırma Bire bir denetim Okumalar Tartışma grupları Aile terapisi seansları Filmler Filmler Dikkat çekici Duygusal

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Hella Dunger-Löper Staatssekretärin für Bauen und Wohnen 1 Katılım (Latince: Katılım). Genel olarak: Katılım, vatandaşların ortak (siyasi) sorunların

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ Her anne baba çocuğunun sosyal duygusal ve bilişsel anlamda iyi yetişmesini arzu eder ve bunun için elinden geleni yapmaya çalışır.

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

ZEÖ/İEÖ217 ERKEN ÇOCUKLUKTA ÖZEL EĞİTİM 1. ÜNİTE: EÇÖZE YE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR. 2. MODÜL: EÇÖZE: Kuramsal Temeller

ZEÖ/İEÖ217 ERKEN ÇOCUKLUKTA ÖZEL EĞİTİM 1. ÜNİTE: EÇÖZE YE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR. 2. MODÜL: EÇÖZE: Kuramsal Temeller ZEÖ/İEÖ217 ERKEN ÇOCUKLUKTA ÖZEL EĞİTİM 1. ÜNİTE: EÇÖZE YE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR 2. MODÜL: EÇÖZE: Kuramsal Temeller Doç. Dr. İbrahim H. Diken Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM

BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM BİRİNCİ BASAMAKTA ÇOCUK İSTİSMARINA YAKLAŞIM Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ankara Çocuk Koruma Birimi Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği İstismarı -

Detaylı