NEDEN ADLÎ POLİS KURULMALIDIR?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NEDEN ADLÎ POLİS KURULMALIDIR?"

Transkript

1 NEDEN ADLÎ POLİS KURULMALIDIR? Hikmet USTA Gürpınar C. Savcısı Genel olarak Yargı, hakkını arayanın, haksızlığa uğrayanın, başvuracağı, nihaî merci dir. 19 uncu Yüzyılda Alman İmparatorunun, kanunlara aykırı olarak aciz bir köylünün malına el uzatması karşısında, Berlin de hâkimler var, seni onlara şikâyet ederim feryadı, halkın evrensel ve ortak lisanı gibidir. Ülkemizde de durum bundan farklı değildir. Halkın gönlünde hâkim ve savcılar, saygın ve onurlu yerlerini hep muhafaza ettiler. Adaletten şikâyet manasına gelen sözler, hiçbir zaman, onlara değil, sistemi oluşturan yasalardan olmuştur. Memleketimizde yolsuzluk olarak sayılan eylemlerde, yürütmeye oranla yargıyı temiz kalabilmiş bölge sayabiliriz. Ancak büyük önder Atatürk ün, gerçek ve müstesna yerine oturttuğu yargı, o günlerden bugüne kadar, ihmallerle sürekli geriletilmiş, bugün ülkemizin reform ihtiyacı duyduğu alanların başında gelmektedir. Bugün yargı ile ilgili bir şeyler yapmak isteniyorsa, öncelikle sorunun hangi noktadan kaynaklandığı konusunda isabetli teşhis yapmak durumundayız. Meseleye hukukî normların ıslahı olarak bakılıp, birkaç küçük ve görünüşte yasa değişikliği ile çözüm bulmaya kalkışmak, şimdiye kadar düşülen yanlışlıklardandır. Bir sorunun sağlıklı çözümlenmesi özellikle iyi tanı konulması ve ilgili kavramların özü ve amacıyla iyi bilinmesini gerektirir. Bu; aklın, ilmin buyruğudur. Ancak ülkemizde her alanda olduğu gibi yargı alanında da çoğunlukla yanlış, eksik tanılarla yola çıkılarak çözümler üretilmesi yeğlenmektedir.(1) Burada reformdan bahsedilirken, hukuk reformu ile yargı reformunun birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirtmeliyiz. Aslında yargı sistemi reformu hukuk reformunun en önemli başlangıç noktası olarak kabul edilmelidir. Her ikisinin başarısı birlikte ele alınmasını zorunlu kılar. Herkesin malûmu olduğu üzere en iyi kanun bile iyi uygulanmadığında niteliğini yitireceği gibi, verilen kararlarda atıl kalacaktır. Bu yüzden yargı sisteminin ıslahı çok önemlidir. Hemen hemen tüm hukukçuların görüş birliğine vardıkları husus sistemimizdeki sorunun uygulamadan kaynaklandığı yönündedir. Galatı meşhurdan olan; Yargı yavaş işliyor sözü de böylesi bir durumun neticesidir. O halde sorunun nereden kaynaklandığını bulmak ve çaresine bakmak bundan sonra kolaydır. Bu da yaklaşık 50 yıldan beri tüm hukuk otoritelerinin önerdikleri çözüm olan, kontrolü, sevki, idaresi Cumhuriyet Başsavcılıklarına bağlı iyi techizatlandırılmış, kanunları iyi bilen, suç psikolojisinden anlayan Adlî Kolluk Sistemi nin kurulmasıdır. Belki konu şu şekilde ifade edilebilir; şimdiye kadar yargıda çözüm olarak öne sürülen tüm yasal değişikliklerin birer oyalamaca taktiği olduğudur. Kaldırılacak taşın altına elini sokmaktansa, üstüne oturmak daha rahat görünmektedir. Ülkemizde taşların yerine oturması anlamına gelecek olan yargının gerçek işlevine kavuşması bazı çevrelerce istenmemektedir. Biz, bu yazımızda yargıya bağlı adlî polisin neden ve niçinlerini araştıracağız. Nasıl ve ne şekilde sorularını başka bir yazıda ele almayı düşünmekteyiz. Kuşkusuz efradına cami ve ağyarına mani şekilde eskilerin ifade ettiği bir çalışma yaptığımız söylenemez. Bir çok eksiklikler belki hatalar olacaktır. Ama üzeri devamlı örtülmek istenen bir hususu, yeniden gündeme getirmek amacındayız. Bizim teklif ettiğimiz anlamda bir adlî kolluk sistemi

2 Türkiye de çok önemli bir aşama olacaktır. Buna ben dahil, tüm yargı camiası ve tüm hukuk otoriteleri inanmaktadır. En azından diyebiliriz ki, şimdiki sistemden çok daha iyi bir noktaya gelinecektir. Şimdi konu başlıkları halinde incelememize geçelim. Yargı, adlî polisle tam bağımsız olur Anayasamızda belirtilen yargı bağımsızlığı ilkesine mutlaka kolluk gücünün de idareden bağımsız olması eklenmelidir. Ancak bu şekilde tam yargı bağımsızlığı gerçekleşebilecektir. Çünkü siyasî bir makam olarak hükümet tasarrufundaki emniyet birimleri, yargının önüne sunacağı dosya ve delilleri tüm siyasî etkileşimden uzak olarak sunabilmelidir. Bu olmadığı taktirde, yapılan tüm işlemler, başarı olarak öne sürülen çalışmalar şaibe altında kalacak, tartışılmaya devam edecektir. Bu nedenle savcılık kamu davası açısından bağımsız hale getirilmeli, zabıta savcılığın emrinde onun dediklerini yerine getirmelidir. Gerçek bir adlî polis kurulmalıdır. Adliye açısından kusur sayılanların çoğunun kökeni zabıtadır. Soruşturmaya başlayan zabıtanın, pek çok hallerde kendine göre bir yön seçtiği görülür. Bu açıdan memleketimizde karakol tatbikatı devam etmektedir. Zabıtanın bir amiri yürütme organı, diğer amiri savcıdır. Böyle olunca idarî amir, kişisel bütün olanlarda, adlî amirden daha etkilidir. Bu safhada kusurlu hareketler adlî soruşturmaya etkili olur. Bunun kusuru savcılıkta görülse de esasında zabıta aracılığı ile idarî amirden gelir. Halbuki savcının elinde sadece kendine bağlı bir adlî polis var olsa idi, işler daha tarafsız yürütülebilirdi.(2) Halihazırdaki durumda ise, polis bilindiği gibi, idarî, siyasî ve adlî olmak üzere üç kısma ayrılmıştır. Emniyet Teşkilâtı Kanununun 9 uncu maddesine göre, adlî polis; polis karakolu bulunan yerlerde suç işlendikten sonra yapılması gereken işlerle uğraşır. Emniyet teşkilâtında, adlî polis diye bir daire başkanlığı ve birimi bulunmamaktadır. Aynı duruma jandarma teşkilatında da rastlanmaktadır sayılı Jandarma Teşkilât ve Yetkileri Kanunu ve buna dayanılarak çıkartılan Yönetmeliğe göz atılacak olursa, içinden çıkılamaz karmakarışık yetki ve görevlerle düzenlenen bir kurum karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu yasalar uzman hukukçuların bile içinden zor çıkacağı bir hâli, gözler önüne sermektedir. Jandarma karakollarında çalışan personelin çoğu askerlik görevini yerine getiren, vatandaşlardan oluşmakta, bunları adlî hizmetlerde sevk ve idare eden ilk derece amirde uzman çavuş olarak kadro alan ve adlî konularda genel kültür seviyesinde bilgili, kısa bir kurs sonucu teşkilâta kazanılan kişiler olmaktadır. Jandarmanın gördüğümüz kadarıyla üzerine yüklenilen yük sonucu, yargısal görev en son aşamada düşünülebilmekte, askerî ve mülkî görevler yönünden idarî tüm fonksiyon ve denetimleri yerine getiren birimlerce verilen işler, öncelikli olarak yerine getirilmekte, hatta küçük birimlerde adliye tarafından verilecek işlere bakacak bir uzman çavuş bile adlî görevli olarak atanamamaktadır. Gerek jandarma ve gerek polis de idarî mekanizmaların tam olarak denetiminde olup, ister istemez adlî soruşturmalara, bu hususun etki ettiği gözlemlenmektedir. Adlî polisin bu birimlerden ayrılması soruşturmaların ve yargılamanın doğrudan sıhhati ile ilgilidir. Zabıta birimleri üzerinde gerçek denetim ve birlik sağlanması Adlî kolluk, hem artık herkesin duyduğu yolsuzluk ve usulsüzlüklerin tespitinde tüm diğer zabıta birimlerine alternatif olacak, hem de onları denetleyebilecektir. Bu suretle de haklarında birçok davalar açılan genel kolluğun, kontrolü yerine getirilebilecektir. Günümüzde anlaşılmaktadır ki artık kolluk, adlî yönden bu görevlerle ilgili, kendi kendisinin denetimini yapamamaktadır. Gerek işkence iddiaları sonucu açılan davalar, gerekse işlemlerde yapılan keyfi uygulamalar, kamuoyunda tepki çeker hale gelmiştir. Yine nezarethane denetimi olarak getirilen Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yapılması gereken denetim, tek başına Cumhuriyet savcılarının altından kalkabileceği bir iş değildir. Bu hususta da savcı yardımcısı personel istihdamı Cumhuriyet savcısının işini kolaylaştıracaktır. Devletin otoritesini temsil eden polis ve savcılık makamına kamuoyunda bir güvensizlik sergilenmektedir. Polis ve savcılık bir insanın suçlu olup olmadığına karar

3 verilmesinde karar mercii olarak kabul edilmemiştir. Polis de şüphelinin lehine olarak ortaya çıkan delilleri görmemezlikden gelmesi ve yakaladığı kişilerin suçluluğunu doğrulayan delilleri toplama eğilimi baskın olacağı düşünülmüştür. Yine polisin şüphelinin suçunu kabul ettirmek için kötü muamelede bulunmada mahzur görmeyebileceği var sayılmıştır. Bu nedenle de polisin bir kimseyi suçlu olarak deklare etmesinin hukukî olarak bir değeri yoktur. Polisin yaptığı işlemlerin bağımsız yargı organlarınca denetimi gerekir.(3) Ayrıca jandarma ve polis bölgesi ayrımı da adlî soruşturmada geçerli bir bölümlemede olmamalıdır. Adlî soruşturma bu ayrım yüzünden gecikmelere uğradığı, bir bütün halinde sürdürülemediği görülmektedir. Adliyeye gelen dosyalarda hem jandarmaya hem de polise ayrı ayrı yazışmalar yapılmakta kopuk kopuk yapılan araştırmalar sonucu soruşturmalar olumsuz etkilenmektedir. Bölge farklılaşması konusu ile yetki tartışmaları yaşanmakta, olayların başladığı ve bittiği yerler ve mülkî alanlar dışına taşmalar nedeniyle adliyeye eksik getirilen dosyaların tamamlanması, posta yazışmalarına kaldığı, karakolların birbiri ile irtibatlı olmadıkları, kendi dışındaki karakollardan sağlıklı bilgi aktarımı bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenlerledir ki kolluk (polis ve jandarma) olaya ilk müdahaleyi yapıp kaybolmasında sakınca bulunan delilleri topladıktan ve olay sanığını yakaladıktan sonra bu konuda uzmanlaşmış adlî kolluğu olaydan haberdar ederek adlî soruşturma işlevini bırakmalı ve soruşturma, tüm bilgi kaynaklarını elinde tutan bölge ayırımı ile sınırlı olmayan adlî kolluk tarafından ele alınmalıdır. Bu bağlamda belirtmek istediğimiz bir özellikte, denetim olarak adlî mercilere bağlanmayan kollukta oluşan bu nedene dayanan paradigmalardır. Bunları aşağıda sıralarsak şöyle yaklaşımlara ulaşırız: Kolluk, pratikte toplumda suçun önlenmesi ve neticede kamu düzeninin sağlanması noktasında kanunlarla kendisine verilen statünün üzerinde bir statüyü, benimsemiş gözükmektedir. Kolluk suçun önlenmesi ile şüpheli haklarına uyulması noktalarında bir seçim yapmak zorunda kaldığı zaman, bu seçimi daha önemli gördüğü, suçun önlenmesi yönünde yapmaktadır. Suç ve suçlu ile mücadelede hukuk kurallarını gerektiği gibi uygulamayan kolluk, bu konuda kendisini haklı kılan bazı sebeplerin varlığına inanmaktadır. İlk önce kolluk kanun koyucunun toplumdaki gelişmelere ayak uyduramadığı ve neticede toplumun ihtiyaçlarına uygun kanun hazırlayamadığından dolayı, suçluların yeterince ceza almadığına inanmaktadır. Bu nedenle kolluk, kanun koyucu yerine geçerek kendisi kural koymakta ve kendi alt-kültüründe oluşturduğu kurallara uymayı yeğlemektedir. Bu yönüyle kanunlar, kolluk tarafından toplumda belirleyicilik ve yön vericilik özelliğini kaybetmiş kurallar olarak algılandığından, kurallara uymamakta bir beis görmemektedir. İkinci olarak; kolluk kanunların gerektiğinden fazla şüpheli ve sanıkları koruduğuna inanmaktadır. Kolluk bu kuralları uygulamayarak şüpheli ve sanıklara verilen bu hakları olması gereken yere çektiğine inanmaktadır. Üçüncü olarak; hukuk kurallarına harfiyen uyulması için ülkenin sosyo-ekonomik yapısının müsait olamadığını ve ellerinde suç ve suçlu ile gereği gibi mücadele etmek için yeterli teknolojik donanımı olmamasının kurallara uyulmasını güçleştirmesini ileri sürmektedirler.(4) Bir örnek olarak verirsek, adliye-polis ayrımı, umut operasyonu olarak isimlendirilen soruşturmalarda olumsuz yanını gösterdi. Soruşturmayı yürüten Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının basına yaptığı açıklamalarda: Soruşturmalarla ilgili olarak İçişleri Bakanının açıklama yapmasını doğru bulmuyorum. Görevi ve makamı ne olursa olsun kimsenin devam eden soruşturma hakkında bilgi vermemesi gerektiğini düşünüyorum. Soruşturmalarda gizli bilgiler, yarım saat geçmeden basına intikal ediyor. Bu durumda ya telefonum dinleniyor, ya da polis basına bilgi sızdırıyor.

4 İstanbul Emniyet Müdürlüğünün gerçekleştirdiği, umut operasyonunu medyadan öğrendim. Şimdi adam yerine konulmamış gibi hissediyorum. Başarının sadece polisinmiş gibi gösterilmesi hoşuma gitmiyor, savcılarında önemli rolü oldu. (5) Cumhuriyet Savcılığı ve polis arasında bu türlü şikâyet uyandıran kopukluk, karşılıklı güvensizliği doğurabilir. Başarıyı paylaşma yarışı en sonunda soruşturmaların yürütülmesine zarar verebilir. Cumhuriyet savcısı adına hareket eden kolluk gücünün, bu kadar bağımsız hareket etmesi, işin son noktasını koyacak Cumhuriyet savcısı ile diyaloğunun, bu şekilde gerginleşmesi önemsenmeyecek bir konu değildir. Herkes ne istiyorsa yapsın mantığı, hukuk devleti ilkesi ile asla bağdaşmamaktadır. Zannedilmesin ki, tüm yakınmalar adliye camiasından yapılmaktadır. Buna benzer yakınmalar kolluk gücünün en başındaki isim olan İçişleri Bakanı tarafından bir basın organında yaptığı konuşmada şu şekilde dile getirilmektedir: Güvenlik güçleri nitelikli bir konuma gelirken, savcılık müessesesinin de aynı şekilde etkin bir konumda olması konusu önümüzde durmaktadır. Savcılarımız kanun hakimiyetinin hakim kılınmasında polisin önünde olduğu için ve güvenlik kuvvetleri ile bir bütünlük arz ettiği için iki organın, adaletin hakim kılınmasındaki görevi tartışılmazdır. Ulusal iç güvenliğimiz açısından, Cumhuriyet Savcılığı müessesesiyle, güvenlik güçleri müessesesinin birlikte hareket etmesi aynı nitelikte ve aynı etkinlikte yetişmesi gerekmektedir. (6) Görülmektedir ki Cumhuriyet Savcılığı kurumunun artık daha etkin ve güvenlik güçlerinin önünde, yönlendirici, eğitici bir hale getirilmesi ihtiyaç olarak belirmektedir. Güvenlik güçleri ve Cumhuriyet Savcılığınının iki ayrı organ olması, birlik içinde bulunmaması önemli bir sorun olarak, en yetkili kişilerden biri tarafından çarpıcı şekilde böyle ifade edilmektedir. Bu hususta son olarak diyelim ki, polis ve jandarma değişik adlarla da olsa asırlar boyu Osmanlı Devletinde ve Cumhuriyet döneminde kendi alanlarında görevlerini yerine getirmiştir. Ulaşım, haberleşme vs. vasıtalarının hızlanması ve çeşitlenmesi karşısında, farklı uygulamaların önüne geçmek, mükerrer bütçe harcamalarına son vermek vb. nedenlerle kolluğun birleştirilmesi ve daha geniş alanda sivilleştirilmesi her halde yerinde olur. Emniyet teşkilâtının daha çok kendi görev alanına çekilmesini sağlamak için, suç ve suçluları takipten sonraki aşamada, savcılar ve sulh hâkimlerinin doğrudan kendi görev alanlarına giren hususlarda kolluğu devre dışı bırakmalıdır.(7) Adlî soruşturma kalitesinin artırılması açısından adlî kolluk Hazırlık soruşturması safhasının uzamasının, soruşturmaların sür atle ve istenilen düzeyde yapılmamasının da bir sebebi, ülkemizde adlî kolluk müessesesinin yokluğudur.(8) Kolluk güçleri meydana gelen olaya ilk müdahale eden ve delilleri sıcağı sıcağına ilk toplayan birimlerdir. Bu açıdan kollukta yapılan işlemler mahkeme kararına esas teşkil edebilmektedirler. Suç tarihine en yakın olarak düzenlenen tutanaklar olması sebebiyle, kolluk tutanakları esasında maddî gerçeğe ulaşılması bakımından, büyük öneme haizdirler.(9) Burada yeri gelmişken belirtelim ki Ceza Kanunu ve ceza ile ilgili diğer kanunlar kolluğa birçok suç fiilinin kamu takibi olarak araştırma mecburiyeti mükellefiyetini yüklemişlerdir. Bunlar o kadar çeşitlidir ki, gıda maddeleri ile ilgili mevzuattan tutun, İlköğretim Kanununa, tekke ve zaviyelerin ve birtakım unvanların ilgasından kaçakçılığa, ateşli silâh ve bıçakların takibi gibi binlerce maddelik kamu davasının açılmasını gerektirir kanun maddesi bulunmaktadır. Ancak hukuk konusunda hiçbir uzmanlığı ekseriyetle olmayan, yasalaştırma çalışmaları ile gelen değişiklikleri takip etme gibi bir görevi ve özelliği de bulunmayan, kendisine verilen adlî işleri belirli bir oranda çıkarma ve tamamlama gibi de bir yükümlülüğü taşımayan, kolluk memurlarının bu alandaki yasal gerekleri yapabilmeleri herhalde imkânsızdır.

5 Bu nedenlerle uygulamada birçok ceza maddesinin terk edilmiş (metruk) ve uygulanmaz halde bulunmasının, birçok suç fiilinin de adeta bilgisizlikten takibinin yapılamaması, devletin ve kanunun hakimiyetinin ve cezalandırma yetkisinin, hafife alınması sonucunu doğurmaktadır. Cumhuriyet Savcılığının görevi, kural olarak, devlet adına iddia görevini yerine getirmektir. Hazırlık soruşturmasının sahibi savcıdır. Cumhuriyet savcısı suç haberini alır almaz hazırlık soruşturmasına girişecektir. Bu görev CMUK un 154 üncü maddesinde şöyle belirtilir: Cumhuriyet savcısı neticeye varmak için bütün memurlardan her türlü malûmatı isteyebilir. Gerek doğrudan doğruya ve gerek zabıta makam ve memurları vasıtasıyla, her türlü tahkikatı yapabilir. Yine CMUK 97: Aramaya karar vermek yetkisi hâkimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde, Cumhuriyet savcıları ve savcıların muavini sıfatıyla, emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler der. CMUK 154 de belirtilen ve Cumhuriyet savcılarının doğrudan doğruya tahkikat yapması hükmü ile, zabıta makam ve memurlarına ne türlü tahkikat yaptırılacağını belirleme yetkisi hemen hemen ortadan kalkmış gibidir. Tek bir kişiden oluşan Cumhuriyet savcısının, muavini sıfatıyla görev yapan kolluk makam ve memurları üzerinde hiçbir gerçek yaptırım gücüne sahip değildir. Kendisine gelen suç duyurusunu sipariş usulü kolluğa teslim etmekte, bundan sonra evrakın kendisine gelişini beklemektedir. Muavin, sözlükte yardımcı, yerine iş yapabilme yetkisine sahip olma demektir. İdarî sistemde örneğin; vali muavini, müdür muavini gibi sıfatlarla anılan kişiler, valiye, müdüre tam olarak her türlü disiplin işlemi ve sicil durumu ile bağlı iken, nasıl olmuşsa savcı muavini hiçbir şekilde, Cumhuriyet savcısına disiplin, idare ve özlük hakları yönünden bağlı değildir. Bu kabul edilemez bir durumdur. Taşra kuruluşlarının amirleri ve suçları takiple görevli birimleri itibarı ile büyük ölçüde, diğer birim mensubu memurları ile de istisnaen Cumhuriyet Savcılığının direktifi altında bulunan ve adliye ile bu derece yoğun bağlılıkları olan, adlî görevleri Cumhuriyet Savcılığına niyabeten, hatta muavini sıfatıyla yapan bu genel zabıta, kendi iç düzenlemelerinde ve meslekî görev mevzuatında bu hususu daima dikkat nazarından uzak tutmaktadır. Çoğu adlî görev hükümleriyle dolu Jandarma Yönetmeliğinin yapılmasında, Adalet Bakanlığının görüşünün alınmasına lüzum görülmemiştir ( J.K. madde 24). Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun ek 8 inci maddesi bir soruşturma için taşraya gönderilen polis timinin, o yerin mülkî amirini haberdar etmesini şart koşmuştur. Ancak timin yaptığı görev adlîdir. Bu soruşturmayı oranın savcısı yapacaktır. Yakaladığı adamı oranın savcısının izni ile gözlem altında tutacak, görevi esnasında suç işlerse hesabını savcıya verecektir. Fakat kanun koyucu ya da kanun hazırlayıcı, bunu düşünmemiş veya düşünmek istememiş, timin mahalli Cumhuriyet savcısına bir haber vermesine dahi lüzum hissetmemiştir. Polis teşkilatını azamî ölçüde genişleten ve güçlendiren Terörle Mücadele Kanunu, bütün cinaî davaların görüldüğü, her gün suçlularla dolup taşan adliye sarayları ve binalarına bir tek polis memuru tahsisini bile çok görmüş ya da unutmuştur. Faaliyetinin yarısından çoğu adlî olan jandarma birliklerinin, üst komutanlarca ya da askerî müfettişlerce denetimlerinde de Cumhuriyet savcısından her hangi bir kanaat alınmasına gerek duyulmamaktadır. Birçok kanunlarda, bazı adlî görevleri, mülkî görev haline getirme çabasındadır ve buna muvaffak olmuşlardır. Apaçık bir şekilde adlî hizmet olan cezaevlerinin dış koruması, kaçakçılık suçlarının takibi mevzuatımızda mülkî görevdir. Jandarma Kanunu ve Yönetmeliği, CMUK un 154 ncü maddesinde yazılı savcılık emri, savcılık isteği şeklinde yumuşatılmıştır. Asayişle görevli bu teşkilât artık bölgenin asayişinden sorumlu olan vali ve kaymakamlara da bağlı değildir. Eğer askerî birlik ve

6 makamın sivil bir merciden emir alması uygun görülmüyorsa, kırsal kesimde mülkî ve adlî kolluk hizmetleri yapacak bir başka silâhlı güvenlik gücü kurmak gerekmektedir.(10) Türkiye de adlî kolluk kurulmayışının yarattığı en büyük boşluk, faili meçhul suçların aydınlatılamamasında görülmektedir. Eğer takibi gereken olay Uğur MUMCU, Ahmet Taner KIŞLALI vb. gibi önemli olaylardan değilse, kolluk işi alelacele bitirip adliyeye göndermek hususunda bir alışkanlık kazanmıştır. Böyle bir tutum dışarıdan görevin sür atle ifa edildiği intibaını vermekle birlikte gerçekte işin sonuca varmasını engellemektedir. Faili meçhul olay denince akla hemen adam öldürme olayı gelmemelidir. Bugün adliyelerde faili bulunamamış, dolandırıcılık, hırsızlık, müessir fiil, rüşvet, uyuşturucu kaçakçılığı vb. gibi binlerce dosya zaman aşımına kadar adeta çürümeye terk edilmiştir. Faili meçhul dosya bir kere adliyeye gönderildi mi artık kolluk, görevi bitirdiğine inanmaktadır. Özellikle büyük kentlerde karakolların sorumluluk alanlarının farklarından bahisle, yanlış karakollara gönderilen evrak, bölgemiz dahilinde bir yer değildir cevabı ile sonuç alınmadan geriye gönderilmekte, evrakın hangi karakola ait ise o mıntıkaya gönderilmesi emniyet tarafından yapılmamaktadır. Zabıta sanığı ve tanıkları duruşmada hazır etmek konusunda akılcı yollar izlememekte, adlî işler hep angarya olarak görülmektedir. Bazen aranan kişinin bulunduğu yere hiç gidilmeden bulunamadı şeklinde yanıt verilmekte, bazen de son yıllarda basında da görüldüğü gibi kötü niyetli zabıta, aranan kişiyi sürekli gördüğü ve arandığını bildiği halde hazır etmemektedir.(11) Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün verilerine göre; İstanbul ve Ankara Ağır Ceza Mahkemelerinde 1995 dosya üzerinde yapılan talik (erteleme) nedenlerine göre, dosya sayılarının oransal dağılımı göz önüne alındığında kolluk faktörünü ilgilendiren şu tablo ortaya çıkmaktadır. Talik Nedeni Sayısı % Tarafların gelmemesi Diğer mahkemelerden talimat Cevabının gelmemesi Nüfus kaydının gelmemesi Sabıka kaydının gelmemesi Bilirkişi raporunun gelmemesi

7 Yazı cevaplarının gelmemesi Keşif yapılamaması Tebligat yapılamaması Diğer davaların sonucunun beklenmesi Dosyanın tetkike alınması 53 2,7 Taraf değişikliği Diğer nedenler TOPLAM Bu duruma göre kolluğun doğrudan veya dolaylı geciktirmesine bağlı nedenler olan: Tarafların gelmemesi, yazı cevaplarının gelmemesi, sanığın bulunamaması, oranları toplamı: %70.4 gibi, korkunç bir orana karşılık gelmektedir. Bu rakamı yuvarlak olarak belirtmemize rağmen, kolluğun olumsuz faktör yüzdesi hiçbir zaman en insaflı yaklaşımla bile %50 nin altına düşmeyecektir. Burada hemen itiraz olabileceğini düşünerek belirtelim; tarafların gelmemesi; mağdur, sanık, müşteki ve hatta tanıkların bile kolluk tarafından duruşmada hazır edilmelerini isteyen müzekkerelere yanıt verilmemesini de kapsamaktadır. Hâlbuki, yargı mensuplarının geciktirmesine bağlı sebepler ise: diğer mahkemelerden talimat cevaplarının gelmemesi, dosyanın tetkike alınması, diğer davaların sonucunun beklenmesi olarak toplam % 6.6 dır. Dikkat edilirse yargılamadaki gecikmenin temel nedeni de kolluğun kusurlarına dayanmaktadır. Genel olarak bölümünde belirttiğimiz yargı yavaş işliyor sözünün kaynağının da adlî polis gibi bir teşkilâtın yokluğundan kaynaklandığı sonucuna varmış bulunmaktayız. Bu sebeple yargıyı hızlandırma çabalarına nereden başlanacağı hususu hiç şüphesiz ortadadır. Ceza Usul Kanunlarında hangi düzenlemeyi yaparsanız yapın, etkin bir uygulama ve takip yapacak adlî kolluk gücü olmadıkça, ne hazırlık ne de mahkemelerdeki soruşturmaların hızlanması ve kalitesinin artması mümkün değildir.

8 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin standartlarına göre adlî soruşturmamız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) adıyla anılan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi 4 Haziran 1950 tarihinde, Avrupa Konseyi Üyesi 10 Devlet tarafından imzalandı. Türkiye 17 Aralık 1949 tarihinde Konseye 12 nci Üye olarak katıldı. Sözleşme 3 Eylül 1953 de yürürlüğe girdi. Bu Sözleşme ile kurulmuş bulunan uluslar arası denetim organlarından Avrupa İnsan Hakları Komisyonu 18 Mayıs 1954 de; Avrupa İnsan Hakları Divanı da 21 Ocak 1959 da çalışmaya başladı. Türkiye 18 Mayıs 1954 tarihinde bu Sözleşmeyi onaylayarak (Kanun no. 6366) taraf oldu. (Resmi Gazete, , no. 8662) Sözleşmenin 25 nci maddesinde yer alan bireysel şikâyet hakkı 27 Ocak 1987 de; 46 ncı maddesindeki Divanın yargı yetkisini tanıma da 22 Ocak 1990 tarihinde ayrı bir beyanla, Türkiye tarafından kabul edildi ve bu suretle Türkiye, Sözleşmenin eksiksiz bir tarafı haline geldi. Başka bir deyimle Türkiye, söz konusu Sözleşmenin tüm hükümlerinde hukuken sorumlu bir taraf devlet statüsü içine girdi.(12) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90 ıncı maddesine göre: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddeye göre, eğer bir uluslar arası sözleşme usulüne uygun olarak onaylanıp yürürlüğe konmuşsa, teknik olarak bir kanun gibi aynı etkiye sahip olacak, ama bu sözleşmenin Anayasa ya uygunluğu diğer kanunlar gibi olmayıp, Anayasa Mahkemesinde Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulamayacak ve iptal ettirilemeyecektir. Komisyon ve Mahkeme kararları, bugüne kadar imzacı devletlerin hukukları ve uygulamaları üzerinde önemli etkiler yapmıştır. Bu organlar çeşitli imzacı devletleri, Sözleşmeyi ihlal etmekten dolayı mahkûm eden kararlar vermişlerdir. Bazı devletler, Sözleşmeye uymayan kanunlarını değiştirmek zorunda kalmışlardır. Hatta İrlanda, kürtaj yasağını getiren ve bu konuda haberleşme ve bilgi almayı dahi yasaklayan anayasasının Sözleşmeye aykırı bulunması üzerine anayasasını kısmen değiştirmek zorunda kalmıştır.(13) Bu girişten sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye den yapılan başvurulara, konumuza ışık tutacak kararlar verdiğini görmekteyiz. Bunlardan birinde: Başvurana yapılan silâhlı saldırının ardından, aynı gün tarihinde, polis soruşturması başlatılmıştır. İki gün süren bu ilk aşamanın sonunda, Mardinkapı Emniyet Müdürlüğü, 17 Ocak 1993 tarihli raporuyla saldırıdan sorumlu olanları tespit etmenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, 20 Ocak tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Müdürlüğünden soruşturmaya devam etmesini ve şüphelilerin tutuklanmasını istemiş; eğer mümkün değilse, üç ayda bir gelişmelerden haberdar edilmeyi talep etmiştir. 14 Nisanda Cumhuriyet savcısı, polis soruşturması sonuçlarından dava zaman aşımına uğrayana kadar her üç ayda bir bilgilendirilmeyi istediği yolundaki talimatını yinelemiştir. Fakat Hükümet Sözleşme organları önünde, polisin üç ayda bir hazırlaması gereken soruşturma raporlarını sunmamıştır. (Bir önceki başlıkla faili meçhuller konusundaki kolluğun tavrını hatırlatmak isteriz. Genellikle adliyelere böyle bir raporun sunulduğunu zaten hiç görmedik). Hükümet, olaylardan beş yıl sonra bile bir sonuca varamayan soruşturmalarla ilgili gelişmeler konusunda, somut bir bilgi sunmamıştır. Gerçektende hükümet, soruşturmaların devam ettiğini belirtmesine rağmen ilerleme kaydedildiğini gösterecek bir bilgi sunmamıştır. Mahkeme, Türkiye nin o bölgesinde, dosyadaki olayların gerçekleştiği dönemde mevcut olan şartları, PKK tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemlerini ve bunlara engel olmak için resmî makamlar tarafından alınan tedbirleri dikkate almaktadır. Bunlar iç hukukta yürütülen ceza prosedürlerinde sonuç almaya yönelik delillerin elde edilmesine engel olabilmektedir. Yine de bu şartlar, resmî makamları, Sözleşmenin ikinci maddesinde belirtilen şekilde bir soruşturma yürütme sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoymamalıdır, aksi

9 taktirde bu durum, bölgedeki dokunulmazlık ve emniyetsizlik ortamı, daha da şiddetlenir ve bu da bir kısır döngüye yol açar (Bkz. Mutatis, Mutandis Kaya kararı. S...Pr. 91). Kısaca Yaşa davasında yürütülen soruşturmalar, güvenlik güçlerinin saldırılara karışma ihtimali göz önünde tutulmadığı ve olayların ardından, şu ana kadar beş yıldan daha uzun bir sürenin geçmiş olmasına rağmen, somut ve dikkate değer hiçbir gelişme elde edilemediği için, Sözleşmenin 2 nci maddesinin gerektirdiği anlamda etkili sayılamazlar. Sonuç olarak, başvuran, iç hukuk yollarını tüketmiş sayılmaktadır. Mahkeme, hükümetin, ceza hukuku bağlamında ileri sürdüğü ilk itirazını reddetmiş ve Sözleşmenin 2 nci maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. İlginçtir ki karara muhalefet şerhi koyan Türkiye temsilcisi Yargıç Üye Prof. Dr. Feyyaz Gölcüklü de şerhinde şöyle demektedir: Dahası ölümün meydana geldiği koşullar hakkında etkili ve yeterli bir soruşturmanın yapılmamış olması nedeni ile, ben de Komisyon gibi Sözleşmenin 2 nci maddesinin ihlal edilmesi konusunda, Komisyon gibi Sözleşmenin 13 üncü maddesi kapsamında ele alınacak farklı bir hususun ortaya çıkmadığını düşündüğünü belirtmektedir ve bu yönden karara katılmaktadır.(14) Eksik soruşturma yapıldığı, Avrupalı yargıçlar gibi bir Türk yargıç tarafından bu şekilde kabul edilmektedir. Yine Aydın kararı (par. 93) yürütülen cezaî soruşturma hiçbir biçimde kanıt elde etmek için yeterli olmamıştır. Savcı başvurucunun göz altında tutulduğu yerdeki jandarmaların ifadelerine başvurmamış o gün köyde olanlar hakkında tanıklar olup olmadığını araştırmamıştır. (Par. 98) Savcı, güvenlik güçlerine karşı kabul edilmesi mümkün olmayan bir biçimde davranmış, o tarihte görevli bulunan jandarmaların ifadelerini almayı ihmal etmiştir....tıbbî kartların hazırlanış biçimleri ve ilgili doktor raporlarının içerikleri, söz konusu edilen suçun niteliğine göre, son derece yetersiz kalmıştır. Soruşturmanın her safhasında görülen büyük eksiklikler... (Par ) Başvurucu, tecavüze ve işkenceye maruz kaldığını iddia etmektedir. Bu durumda savcıdan beklenen, bu iddiaların doğruluk derecesini araştırmasıdır....bunu yaparken, iddiaların doğru olup olmadığını belirlemeye, sorumluları ortaya çıkarmaya ve cezalandırmaya yönelik bir adlî soruşturmayı hızla yürütmenin zorunlu olduğunun bilincinde olması gereklidir....(oysa) savcı, olayın geçtiği yerleri tanımak ve başvurucunun ifadelerinde belirttiği yer ve mekanların gerçeğe uygun olup olmadığını incelemek için olay yerine hiç gitmemiş, hiçbir görevlinin ifadesini almamış, yazışma yolu ile belirli bilgilerin elde edilmesi ile yetinme yoluna gitmiştir. Gündem kararı, (Par. 25) Komisyon, (belirtilen) tarihlerde, meydana gelen olaylar hakkında Ulusal Düzeyde, Yeterli Bir Soruşturmanın Yapılmamış Olduğunu Belirler demektedir. Görüldüğü gibi, gerek Komisyonun gerek Mahkemenin üzerinde en fazla durdukları konulardan biri adli soruşturmanın, etkin, çabuk ve tarafsız bir biçimde yapılıp yapılmadığıdır. Yargı organlarının işleyişindeki bu türlü eksiklikler, 3 üncü madde dahil, Sözleşmede tanınan hakların ihlal edileceği ve hiçbir tarafsız, yargısal soruşturmanın yapılamayacağı genel kanısının yerleşmesine neden olmaktadır.(15) Bu kararları örnek olarak sunduk. Daha fazla karar örneği yazımızın haddini aşacaktır. Aslında bu kadar örnekle bile her şey ortadadır. Ancak yine de biz birkaç başlıkla sonuç çıkarmaya çalışalım: 1. İnsan Hakları Mahkemesinin kararları kayıtsız şartsız iç hukukumuzda geçerlidir. 2. İç hukuk gerekirse Sözleşme ve Mahkeme kararlarına göre, uyumlu hale getirilmelidir.

10 3. Kolluk güçleri eksik soruşturma ile Cumhuriyet Savcılıklarına evrak göndermekte, Cumhuriyet Savcılığınca, soruşturmaya devam edilmesi talepleri sonuçsuz ve yanıtsız kalmaktadır. 4. Cumhuriyet savcıları, kolluk güçlerinin işledikleri iddia olunan suç fiillerine karşı aktif olamamakta, nedeni ise uygulamada gördüğümüz kadarı ile, aktif davranan Cumhuriyet savcısı ve hakimler, polis ve jandarma karşıtı sayılmakta, kolluk tarafından kendilerine tavır alınmaktadır. Bazı işkence iddialarında, Cumhuriyet savcıları kolluğa ait binalarda arama dahi yapamamaktadırlar. 5. İnsan Hakları Mahkemesinin kararları, Türkiye ye karşı agresif yaklaşımı öne sürülse bile, bir kararda Türk yargıcının da katıldığı, Sözleşmenin 2 nci maddesine aykırılık olarak değerlendirilen durum, artık soruşturmalar hususunun tekrar gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Yukarıda İçişleri Bakanının dilekleri ile pekişen bu husus Cumhuriyet Savcılığının sistem değişikliği yapılarak kolluk ile kaynaştırılmasını zorunlu olarak görmekteyiz. Adlî kolluk gücünün oluşturulmasına yönelik eleştiriler ve bunlara verilen yanıtlar Hemen hemen her kesimin sevindirici olarak adlî kolluk kurulması taraftarı olduğunu gördük. Ancak bir yazara göre(16) getirilen eleştirilere de yanıt vermek istiyoruz. Buna göre: Savcılarla, kolluk güçleri arasındaki ilişkiler yasal zemin üzerinde son derece net ve açık bir şekilde kurulmuş bulunmaktadır. Bu bağlamda bu güne değin hiçbir savcı kolluk güçlerine verilen emrin yerine getirilmediğini iddia edebilmek durumunda olamamıştır. Esasen emrin yerine getirilmemesine olanak yoktur. Zira, emri yerine getirmeyenler için uygulanacak yasal yaptırımlar oldukça ağır bir biçimde Türk Ceza Kanununda belirtilmiştir. Uygulamadan gelmediği anlaşılan bu düşünce sahibinin, yeterli bir araştırma yapsaydı, günümüze kadar binlerce adlî görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma davasının açıldığını görebilirdi. Uzun boylu bir araştırmadan ziyade en küçük adliyelerde bile pek çok davaların bu nedene dayalı açıldığını, ancak kasten işlenebilen bu cürümlerde bu unsurun ispatının ne derece zor olduğunun, davaya muhatap kolluk görevlisini kurtarmak için, diğer kolluk görevlilerinin ne derece seferber oldukları anlaşılabilirdi. Sadece Cumhuriyet Savcılıkları değil, mahkemelerden Cumhuriyet Savcılığına intikal eden ihzar, tutuklama, adres tespiti gibi müzekkerelerin yerine getirilmesi için Cumhuriyet Savcılığınca kolluğa havale edilen yazıların zamanında, gerektiği gibi yerine getirilmemesinden de kaynaklanan davaların görüldüğü bu işi bilenlerin malûmudur. Ayrıca adliyenin zabıta üzerindeki yegane yetkisi görevde ihmal veya suistimal gösterdikleri takdirde haklarında takibat yapmaktan ibarettir. Halbuki adlî takibat, personeli disipline etmek için düşünülebilecek en son çaredir. Kaldı ki ihmal veya suistimal kastı göstermedikleri takdirde soyut başarısızlık, geciktirme, yanlışlık gibi özetleyebileceğimiz eylemlere yapılacak hiçbir şey de yoktur. Bu arada olan biraz devlete biraz da vatandaşa olmaktadır. Böyle bir yaklaşımla hukuk devletinin de teşekkül etmeyeceği açıktır. Bu nedenle kolluğun adlî amirine de tıpkı mülkî ve idarî amirler gibi sicil verme, ödüllendirme ve disiplin cezası tayin etme yetki ve görevi tanınmalıdır. Diğer bir eleştiriye göre bağımsız ve alternatif kolluk gücünün oluşturulması kolluk sistemi içinde iki başlılığa, güçler arasındaki anlamsız rekabete, çok büyük israflara ve ekonomik olmayan çözüm modellerinin ortaya çıkmasına yol açacaktır. (17) Aslında gerek jandarma ve gerekse polis karakollarında, alt kademe memurları arasında bir uygulamacı olarak yaptığım görüşmelerde, tüm memurların ve görevlilerin adliyeye bağlı bir gücün ayrılmasında hem fikir olduklarını belirtmişlerdir. Bu karakollarda memurlar ihtisaslaşamamakta bir yerde adlî görevde çalışan jandarma veya polis görevlisi başka bir yerde askerî veya idarî bir görevi üstlenebilmektedir. Uzmanlaşmaya değer verilmemekte, adlî göreve çıkan karakollarda çalışan memurlar her iş ile ilgilenmekte, iş yoğunluğu ve çeşitliliği adlî görevi hep arka plâna atmaktadır. Bu sebeplerle alt kademe

11 kolluk görevliklerinin de taraftar olduğu adlî kolluk sistemi, üst kademe tarafından, tamamen güçlerin paylaşımı ve yönetimi sorunu olarak değerlendirilmekte, konu, yetkilerin elden gideceği endişesiyle karşılanmakta, sistemin değişmesi kaygısından duyulan rahatsızlık, birtakım idarî çevreleri de huzursuz etmektedir. Oysa çağımızın gereklerine uygun olarak iş bölümü yapılması hem işleri hızlandıracak, hem adaleti güçlendirecek hem de daha ekonomik ve küçük bütçeler ile harcama kalemlerine ulaşılacaktır. Bir başka eleştiriye göre bugünkü yargı sistemimiz içinde cezaevi gardiyanlığının tümüyle Cumhuriyet Savcılıklarına bağlı olması ve onlar tarafından yönetilmesi, cezaevinde koşulları nedenli iyileştirdiyse yargısal kolluk gücünün oluşturulması da insan hak ve özgürlüklerinin gelişmesine o denli katkı sağlayacaktır. Yargısal kolluğun gardiyanlık kurumundan çok daha farklı, daha üstün ve daha başarılı olacağını güvence altına alabilecek hiçbir ussal gerekçe ortada bulunmamaktadır. (18) Cezaevlerindeki infaz koruma memurluğunun, cezaevlerindeki mevcut durumdan doğrudan sorumlu tutmak mümkün değildir. Cumhuriyet savcılarının, infaz koruma sistemini yönetmelerinde idarî açıdan hiçbir sorun çıktığı söylenemez. Cezaevi infaz koruma memurluğu bir zabıta kurumu değildir. Bu görevliler silâhtan tamamen arındırılmışlardır. Cezaevlerinde tek hâkim müessesede infaz koruma memurları da değildir. Tıpkı kolluktaki jandarma ve polis ayrımına benzer, cezaevi koruması içeri, dışarı şeklinde ayrılarak, otorite kırılmış olup, yönetimdeki çift başlılık düzeni tamamen alt üst etmektedir. Bir olay vukuunda sorumlular bulunamamakta, Cumhuriyet savcıları kusurlu jandarma aleyhine soruşturma dahi açamamaktadırlar. Bu açılardan adlî kolluk cezaevi görevi ile de bu karışıklıkları ve çelişkileri giderecektir. Cezaevleri çözüm için adlî kolluğu hasretle beklemektedirler. Ayrıca ussal gerekçenin bu araştırmamızda ispatlanan çok az bir kısmı bile akılları baştan alacak kadar fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bir takım bahane kabilinden gerekçelerin ülkemize hiçbir faydası yoktur. Yine bu kabilden olmak üzere şu şekilde bir eleştiri daha getirilmektedir: Türkiye de yargının içine düşmüş olduğu sıkıntıların temel ve tek nedeni yargısal kolluk gibi bir kurumun eksikliği değildir. Türkiye de yargı bütünüyle bir sistem olarak önemli yapısal yetersizlikler ve açmazlar içindedir. Yargı sistemin bir bütün olarak ele alınmadığı; sistemin yalnızca belirgin bazı alt sistemlerinin iyileştirilmesiyle yetinildiği ve yargının temel sorunlarına etkili ve geçerli çözüm yolları bulunmadığı takdirde yargı ile ilgili yakınmaların sonu gelmeyecektir.(19) Türkiye de yargının yavaş işlediğine dair iddiada kolluğun payının büyük olduğunu söylemiştik. Yapısal yetersizlik ve açmazlar bulunduğu iddiası ise tamamen gerçek dışıdır. Adalet Bakanlığının devlet bütçesinden aldığı pay % 1 in altındadır. Her halde yardımcı personel ve teknik gelişmişlik düzeyi denilen eksikliklerin nedeni de kaynak yetersizliği olsa gerektir. Ancak Ankara da 1986 yılında faaliyete geçen Hâkim ve Savcı Adayları Eğitim Merkezi, hâkim ve savcılardaki eğitim ve tecrübeyi artırdığı gözlemlenmiştir. Yargıtay da bu durum takdir ile karşılanmakta, incelenen dosyalardaki olumlu değişiklik rakamlara yansımaktadır. Sanırız ki önümüzdeki yıllarda bu daha da belirgin olarak büyükşehir adliyelerine yansıyacaktır. Adliyelerdeki durumu dramatize ve trajik bir şekilde ifade etmeye çalışmanın anlamı yoktur. Hele artık onulmaz bir yara gibi göstermenin kasıttan başka bir gerekçesi de bulunamaz. Türkiye genelinde 900 civarındaki adliye incelendiğinde küçük ve orta büyüklükteki adliyelerde işlerin ideal hızlarda, büyük adliyelerde ise, fedakarlıklarla yürütüldüğü görülmektedir. Kanaatim odur ki, öyle çok büyük paralar değil, Bakanlığın bütçeden aldığı pay % 2 seviyesine bile çekilse birçok sorunun çözüme kavuşacağı kesindir. Yargının iyileştirilmesi Türkiye de faaliyette bulunan tüm siyasî partilerin ve hükümetlerin plân ve programlarında yer almakta, bazı yasal değişikliklerin Meclis Uzlaşma Komisyonunda tüm partilerin desteğini de almış olması umut verici bir gelişmedir. Öyle ise

12 artık muhalefet edenlerin bile susması ve bir de güçlü yargının denenmesi yoluna gidilmesi ülkenin faydasına olacaktır. Sonuç olarak Toplumun temeli olan, adaletin, hızlı, etkin, adil ve ekonomik bir şekilde işlemesi kişi haklarının ve hak arama hürriyetinin temelidir. Herkes tarafından çok iyi bilinmesini istediğimiz önemli bir konu ise; gerçekten reform yapılmak isteniyorsa, bunun alt yapıda ve uygulamada olması; her şeyden evvel hukuk devleti ilkesinin, iyi kurulmuş bir alt yapı vasıtasıyla, uygulamada gerçekleştirilmesidir. Sadece kanun değiştirmek veya kanun yapmakla bu konuda amaca ulaşılması mümkün değildir. Bu aşamada bizim önerdiğimiz Adli Kolluk Sistemi, dünyada ilk defa uygulanacak bir sistem de değildir. Bu sistem Amerika, İngiltere, Fransa, Belçika ve İtalya gibi ülkelerde aynen veya benzeri sistemde halen uygulanmaktadır. Özellikle İtalya, Ceza Kanunumuzun alındığı yer olması, aynı zamanda Türkiye gibi suç örgütleriyle mücadelede 1989 yılında kurduğu adlî kolluk ile sonuç alması bizim için örnek sistem olacaktır. 11 senedir adlî kolluk sistemini başarıyla yürüten İtalya da, Anayasasının 18 inci Maddesine göre adlî makamlar kolluktan doğrudan doğruya yararlanır şeklinde bir hüküm konulmuştur. İtalya da en yüksek dereceli kolluk amirinin atanması, nakli, azli, savcının uygun görüşüyle yapılmaktadır. İtalyan CMUK na göre savcının kolluk amiri üzerinde geniş yetkileri bulunmaktadır (İT. CMUK, M. 220 ve 229).(20) Bizde de hiç çalışma yok değildir. Adalet Bakanlığınca, 1992 ve 1997 yıllarında, Adli Kolluk Kanun Tasarısı hazırlanmıştır yılındaki 18 maddeden oluşan tasarıya İçişleri Bakanlığınca olumlu yaklaşılmamış, mevcut durumun yeterli ve ihtiyaca cevap verdiği belirtilmiştir. Bu nedenle tasarı TBMM ne sevk edilememiştir. Ancak bizim yazımızda belirttiğimiz gerekçeler, cezaevlerinin mevcut durumu ve çeşitli nedenlerle 2000 yılında da Adalet Bakanınca yeniden bu Kanunun ele alınıp yasalaştırılacağı kamuoyuna açıklanmıştır. Bu çok sevindirici bir gelişmedir. Kanımızca bu konuda yapılacak bir çalışmada, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yetkilileri birlikte hareket etmeli, ortak bir karara varmalıdırlar. Öteden beri Türkiye nin, devlet politikasının tespitinde önemli bir karar mercii olan Milli Güvenlik Kurulunda, Adalet Bakanının ve yargı temsilcilerinin yer almaması yargının sorunlarının bu kurulda tavsiye kararı şeklinde hükümete bildirilememesi sonucunu vermekte idi. Halen Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet SEZER, yargının içinden gelen, sorunlarını bilen ve Kurulun Başkanlığını yapan müstesna bir hukukçudur. Biz yargı mensupları olarak hem Cumhurbaşkanımızdan hem de Kurulun diğer saygın üyelerinden yargı reformu ve özellikle adlî kolluk kurulması konusunda olumlu bir tavsiye kararının hükümete bildirilmesini talep etmekteyiz. Artık yargı ile ilgili sorunların, devlet sorunu halini almış olduğu açıktır. Bu konunun ihmal edilmeye tahammülü kalmamıştır. Yazımızı sona erdirirken diyebiliriz ki; hukuk bir düzey göstergesidir. Demokrasiyi gerçekleştirmek, siyaseti hukuksallaştırmakla olur. Devleti oluşturan üç güçten biri yargı erkidir. Hukuk devleti ne ölçüde gerçekse, yargıda o ölçüde güçlüdür. Yargı ne ölçüde güçlü ise hukuk devleti o ölçüde gerçektir. Devleti, hukuk devleti yapan yargıdır. Çağın devleti ise, demokrasinin ileri aşaması olan hukuk devletidir. Yargı her yanıyla, her yönüyle özlediğimiz duruma gelince, seçimden, ekonomiye, yönetimden, sağlığa birçok konuda yakınmalar kalkar. Yolsuzluklar, ayrıcalıklar, kötülükler, çelişkiler ve sakıncalar giderek azalır. Hukuksuz devlet, devletsiz hukuk olmaz. Evrensel bir ölçüt olarak giderek uluslar arası yaptırımlarla alanını genişleten hukuk, artık insanlığın ortak gücü ve dayanağıdır. Yargı, hukuku somutlaştırıp, varlığını duyuran organdır, hukukun ocağıdır, kurumsal bir araçtır. Yargının niteliği, düzeyi, gücü, etkinliği, güvenirliği ve saygınlığı, onun benimsenmesine bağlıdır. Bu konuda kaçınılmaz, gecikmiş yenilemede herkesin birleşeceği kanısındayız.(21) Adalet mülkün temelidir vecizesinin artık, gerçek anlamda hayata geçirilmesinin vaktinin geldiği düşüncesinde ve inancındayız.

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak J.T.G.Y.K. 1 Amaç MADDE 1 - Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Teşkilatının görev, yetki ve sorumluluklarına, hizmetin getirdiği bağlılık ve ilişkilere, teşkilat ve konuşa ait esas ve usulleri düzenler.

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER 1 31 Sayılı BAHUM İç KONU; 659 sayılı KHK nın Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri başlıklı

Detaylı

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 2. Dersin amacı ve planı 18 3. CMH ve Hukuk

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ TBMM Başkanlık Makamının Onay Tarihi : 26.06.2012 Sayı : 74144 Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı, Türkiye

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? Bir suçun tanığı olmuş kişi, polise bilgi ve ifade vermek zorunda değildir. Ancak, ifadesine gerek duyulan kişilerin, polis

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK 1 ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar, Temel

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı....eski Hâkimi hâlen emekli... (... ) ile... Hâkimi... (...) hakkında, Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler Yargı ÜNİTE 9 Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Yargı bağımsızlığı kavramını tanımlayabilecek, Yargı içinde yer alan farklı mahkemeleri ve bunların görevlerini öğreneceksiniz. İçindekiler Yargı Yetkisi

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Esas Sayısı : 2015/109 Karar Sayısı : 2016/28 1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa nın 2. maddesinde

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

T.C. HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

T.C. HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU T.C. HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU Sayı : 87742275-010.03-0124-2014 30/04/2014 Konu : En üst dereceli kolluk amirleri hakkındaki araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri GENELGE No: 3 Bilindiği

Detaylı

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ :

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ŞİKAYETİN KONUSU : Özel büro ve turizm tesisleri

Detaylı

Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015

Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015 BİRİNCİ SINIFA AYRILAN VE BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI Karar No: 388/2 Karar Tarihi: 08.04.2015

Detaylı

T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ T.C ÇAYIROVA BELEDİYESİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ HUKUK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ORGANİZASYON ŞEMASI BELEDİYE BAŞKANI BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI HUKUK İŞLERİ MÜDÜRÜ AVUKAT BÜRO ELEMANI

Detaylı

GENEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU

GENEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU TEMMUZ 2012 / ANKARA Bu duyuru, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

25-26 HAZİRAN 2013/ANKARA KADINLARIN EV İÇİ ŞİDDETTEN KORUNMASI MATRA PROJESİ ÇALIŞTAYI ÇALIŞMA GRUBU SONUÇLARI

25-26 HAZİRAN 2013/ANKARA KADINLARIN EV İÇİ ŞİDDETTEN KORUNMASI MATRA PROJESİ ÇALIŞTAYI ÇALIŞMA GRUBU SONUÇLARI 25-26 HAZİRAN 2013/ANKARA KADINLARIN EV İÇİ ŞİDDETTEN KORUNMASI MATRA PROJESİ ÇALIŞTAYI ÇALIŞMA GRUBU SONUÇLARI 25-26 Haziran 2013 Tarihlerinde, Hollanda Hükümeti tarafından desteklenen ve Adalet Akademisi

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) ŞİKAYET NO : 2015/5132 KARAR TARİHİ : 01/04/2016 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU : Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başvuru Numarası: 2013/8492 Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM Başkan : Alparslan ALTAN ler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM M. Emin

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI İÇİNDEKİLER I. GENEL AÇIKLAMALAR 1. Bireysel başvuru nedir? 2. Bireysel başvurunun temel nitelikleri nelerdir? 3. Bireysel başvuru yolu hangi ülkelerde uygulanmaktadır? 4. Ülkemizde bireysel başvuru kurumuna

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri T#'C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ ESAS NO î 1988/37 KARAR NO î 1988/38 ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan sanıkların askerî cezaevinde işledikleri suça ait davanın,aynı

Detaylı

Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARYAĞDI TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 22956/04) KARAR STRAZBURG 8 Ocak 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU TEMMUZ 2012 / ANKARA Bu duyuru, Muhasebat Genel Müdürlüğü nce Muhasebe Yetkilisi

Detaylı

MAHALLİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU

MAHALLİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MAHALLİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU ARALIK 2013 / ANKARA Bu duyuru, Muhasebat Genel Müdürlüğü nce Muhasebe Yetkilisi Adaylarının

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKİ DAYANAK, TANIMLAR

BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKİ DAYANAK, TANIMLAR ALTIEYLÜL BELEDİYE BAŞKANLIĞI MUHTARLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜNÜN TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKİ DAYANAK, TANIMLAR Amaç MADDE 1- (1) Bu yönetmeliğin

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

(Resmî Gazete nin 24.02.2012 tarihli ve 28214 sayısında yayımlanmıştır.) Karar No: 282/2 Karar Tarihi: 30.09.2011

(Resmî Gazete nin 24.02.2012 tarihli ve 28214 sayısında yayımlanmıştır.) Karar No: 282/2 Karar Tarihi: 30.09.2011 BİRİNCİ SINIFA AYRILAN VE BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI (Resmî Gazete nin 24.02.2012 tarihli

Detaylı

Bağdat Cad. No:108/B D:26 Fenerbahçe Kadıköy İSTANBUL. : Bilirkişi 2. Ek Rapor ve Ayrık 2. Ek Rapora Karşı Beyanlarımızdan İbarettir.

Bağdat Cad. No:108/B D:26 Fenerbahçe Kadıköy İSTANBUL. : Bilirkişi 2. Ek Rapor ve Ayrık 2. Ek Rapora Karşı Beyanlarımızdan İbarettir. 24 MAYIS 2011. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI NA 200/. ESAS DAVALILAR VEKİLİ : 1-2-.. : Av. AHMET AYDIN Bağdat Cad. No:108/B D:26 Fenerbahçe Kadıköy İSTANBUL DAVACI :. SİGORTA A.Ş. VEKİLİ :

Detaylı

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar 7535 KARAPARANIN AKLANMASININ ÖNLENMESİNE, 2313 SAYILI UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKEBESİ HAKKINDA KANUNDA, 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA VE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA

Detaylı

KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER

KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Kaş Belediye Başkanlığı Yazı

Detaylı

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Yardımcı Kuruluşlar Hükümete veya bakanlıklara görevlerinde yardımcı olmak, belirli konularda görüş bildirmek, bir idari

Detaylı

(28/01/ 2003 tarihli ve 25007 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan :

(28/01/ 2003 tarihli ve 25007 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan : (28/01/ 2003 tarihli ve 25007 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan : Elektrik Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek

Detaylı

T.C. GEBZE BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi : 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/11 BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ:

T.C. GEBZE BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi : 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/11 BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ: GÖREV TANIMLARI Karar Tarihi : 07 / 03 / 2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/11 AMAÇ: BİRİNCİ BÖLÜM Madde 1) Bu yönetmeliğin amacı 5393 Sayılı Belediye Kanunu nun 48 nci maddesi, ISO 9001-2000 kapsamında, Görev,

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU ARALIK 2013 / ANKARA Bu duyuru, Muhasebat Genel Müdürlüğü nce Muhasebe Yetkilisi

Detaylı

T.C. DERĠNCE BAġKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ

T.C. DERĠNCE BAġKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ T.C. DERĠNCE BAġKANLIĞI YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar, Yasal Dayanaklar Amaç MADDE 1 Bu yönetmelik Derince Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü nün

Detaylı

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI:

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: I- KARAR: Hazırlayan: Mecnun TÜRKER * Bu çalışmada

Detaylı

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER 2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER A- İLGİLİ MEVZUAT Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76 ncı maddesinin son fıkrasında; hakimler ve savcılar, yüksek

Detaylı

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU 2243 İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 5521 Kabul Tarihi : 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 İş Kanununa

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11)

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) Başkan Guido Raimondi Yargıçlar Danutė Jočienė Peer Lorenzen Dragoljub Popović Işıl Karakaş Nebojša Vučinić Paulo

Detaylı

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER 5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER İddianame içeriğinde müvekkilimize isnat edilen suçlara ilişkin olarak toplam 10 adet telefon görüşmesi yer almaktadır. Bu telefon görüşmelerinin; 2

Detaylı

4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI

4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI 4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI 4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALAR (01.01.2012 tarihinden itibaren) Kanun Mad. Ceza Mad. Cezayı Gerektiren Fiil 1 OCAK-25 OCAK

Detaylı

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Bölge adliye mahkemelerinde karar düzeltme Madde 339- Bölge adliye mahkemesi ceza

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

Karşılıksız Çek Suçu Yeni Çek Kanunu nda Ceza Sorumluluğu

Karşılıksız Çek Suçu Yeni Çek Kanunu nda Ceza Sorumluluğu Karşılıksız Çek Suçu Yeni Çek Kanunu nda Ceza Sorumluluğu Prof. Dr. Ersan Şen KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU YENİ ÇEK KANUNU NDA CEZA SORUMLULUĞU Ceza Hukukunun Fonksiyonu Yeni Suç Tipleri Ceza Sorumluluğu Bankaların

Detaylı

DANIŞMANLIK HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER

DANIŞMANLIK HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm Genel Hükümler Madde 1- Amaç Madde 2- Kapsam Madde 3- Dayanak Madde 4- İlkeler DANIŞMANLIK HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER İkinci Bölüm Muayene ve Kabul Komisyonlarının

Detaylı

Ön İnceleme Nedeniyle Düzenlenecek Raporlar

Ön İnceleme Nedeniyle Düzenlenecek Raporlar Ön İnceleme Nedeniyle Düzenlenecek Raporlar 1 Giriş: 4483 sayılı Kanuna göre yapılan bir ön incelemede, yetkili merci tarafından verilen onaylara bağlı olarak farklı raporlar düzenlenebilecektir. Yetkili

Detaylı

Kabul Tarihi : 22.6.2004

Kabul Tarihi : 22.6.2004 RESMİ GAZETEDE 26.06.2004 TARİH VE 25504 SAYI İLE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. BAZI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun 5194 No. Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1.

Detaylı

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 40851/08 Ġlhan FIRAT / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ

SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ SİNOP ÜNİVERSİTESİ İDARİ PERSONEL ÖDÜL YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı, Sinop Üniversitesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan idari personelin, aynı Kanunun

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 410 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/21152 Karar No. 2012/20477 Tarihi: 12.06.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 DAVA ŞARTI GİDER AVANSININ

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM Adayların Çalışma Esasları, Staj Süresi, Staj Mahkemelerinin Tespiti

İKİNCİ BÖLÜM Adayların Çalışma Esasları, Staj Süresi, Staj Mahkemelerinin Tespiti ADLÎ YARGI HÂKİM VE SAVCI ADAYLARI İLE İDARÎ YARGI HÂKİM ADAYLARININ STAJ DÖNEMİ İLE STAJ MAHKEMELERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, adlî yargı hâkim

Detaylı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, İlkeler, Esaslar

BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, İlkeler, Esaslar T.C. TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, İlkeler, Esaslar Amaç Madde 1 (1) Bu Yönergenin amacı Türkiye Yazma

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 09/02/2012 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER 1- MEVZUAT... 3 1.1- KANUNLAR... 3 1.1.1-6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu... 3

Detaylı

ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU

ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER MUHASEBE YETKİLİSİ SERTİFİKA EĞİTİM PROGRAMI DUYURUSU ARALIK 2013 / ANKARA Bu duyuru, Muhasebat Genel Müdürlüğü nce Muhasebe Yetkilisi

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG 30 Kasım 2006 OLAYLAR Başvuran Nezir Künkül 1949 doğumlu bir Türk

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y.

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y. T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO : 04.2013.1870 KARAR TARİHİ : 10/03/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU :F.Y. : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ziyabey Cad. No:6 Balgat/ANKARA

Detaylı

(31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)

(31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) (31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Maliye Bakanlığından : Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) 1. Giriş Bilindiği üzere, 24/12/2003 tarihli

Detaylı

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR Amaç MADDE 1-(1) Bu yönetmeliğin amacı; Tepebaşı Belediyesi

Detaylı

HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER

HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm Genel Hükümler Madde 1- Amaç Madde 2- Kapsam Madde 3- Dayanak Madde 4- İlkeler İkinci Bölüm Muayene ve Kabul Komisyonlarının Kuruluşu

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 21 Ekim 2013 Nr. ref.: RK484/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: 135 /12 Svetozar Nikolić Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. No: 36/2010 sayı ve 12 Eylül 20 12 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

T.C ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü

T.C ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü SAYI KONU : B.18.0.ÇYG.0.02.00.03/010.06 : Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinin Uygulamaları Hk. GENELGE (2007/5) 2872 sayılı Çevre Kanununun 14. maddesi çerçevesinde, Çevresel

Detaylı

www.vergidegundem.com

www.vergidegundem.com Fax: 0 212 230 82 91 Damga vergisi uygulamasında Resmi Daire Av. Gökçe Sarısu I. Giriş Damga vergisi, hukuki işlemlerde düzenlenen belge ya da kağıtlar üzerinden alınan bir vergidir. Niteliğinin belirlenmesinde

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R KARARIN ÖZÜ : Görev ve Çalışma Yönetmeliği. TEKLİF : Etüt Proje Müdürlüğü nün 02.07.2014 tarih, 2014/11669 sayılı teklifi. BAŞKANLIK MAKAMI'NA; İlgi : 02.05.2014 tarih ve 6439 sayılı Başkanlık Oluru ilgi

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2012/299. Karar No 2013/422

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2012/299. Karar No 2013/422 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı.... eski hâlen... İdare Mahkemesi Üye Hâkimi... (...) hakkında,... Bölge İdare Mahkemesi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı na

Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı na 1 Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı na Suç Duyurusunda Bulunan : (Avukat) Serdar ÖZTÜRK TCKN :18689107606 5 No lu L Tipi C. İ.K. C Blok No:9 SİLİVRİ/ İSTANBUL Şüpheliler Suç :1- Hüseyin ÇAPKIN- Suç Tarihinde

Detaylı

SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat

SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat SU ŞEBEKE VE ARITMA TESİSLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GÖREV YETKİ VE SORUMLULUK YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Teşkilat Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı; Su Şebeke ve Arıtma

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 14 Şubat 2013 Nr. Ref.: RK 381/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI24/11 Başvurucu Ali Buzhala Prizren Bölge Mahkemesi nin Ac. nr. 593/2010 sayı ve 20 Ocak 2011 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak

T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak Amaç MADDE 1: (1) Bu yönetmeliğin amacı Fatih Belediyesi, Emlak

Detaylı

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG 13 Nisan 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 207 KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 13/12/1983 No : 189 Yetki Kanununun Tarihi : 17/6/1982 No : 2680 Yayımlandığı R.G. Tarihi

Detaylı

SPKn İDARİ PARA CEZALARI

SPKn İDARİ PARA CEZALARI SPKn İDARİ PARA CEZALARI Av. Ümit İhsan Yayla Sermaye Piyasası Kanununda Halka Açık Şirketlerle İlgili Suç ve Yaptırımlar ile Önemli Nitelikte İşlemler Paneli İstanbul 27.06.2014 Sunum İçeriği Ceza Vermeye

Detaylı