SAĞLIKTA ADRES BAŞKENT SAYI 14 / KIŞ Başkent Üniversitesi Hastanesi yayınıdır. Ayın Konusu: ÇAĞIMIZIN KORKULU RÜYASI ALZHEİMER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SAĞLIKTA ADRES BAŞKENT SAYI 14 / KIŞ 2013. Başkent Üniversitesi Hastanesi yayınıdır. Ayın Konusu: ÇAĞIMIZIN KORKULU RÜYASI ALZHEİMER"

Transkript

1 SAĞLIKTA ADRES BAŞKENT SAYI 14 / KIŞ 2013 Başkent Üniversitesi Hastanesi yayınıdır. Ayın Konusu: ÇAĞIMIZIN KORKULU RÜYASI ALZHEİMER

2 TANI VE TEDAVİ BİRİMLERİ Acil Tıp Anestiziyoloji Ağrı Kliniği Aile Hekimliği Beyin ve Sinir Cerrahisi Çocuk Cerrahisi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dermatoloji Aşırı Terleme Tedavisi Botox Uygulaması Fototerapi Diş Hekimliği Endokrinoloji Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Gastroenteroloji Ülseratif Kolit & Crohn Hastalığı Merkezi Genel Cerrahi Yanık Polikliniği Göğüs Hastalıkları Sigara Bırakma Kliniği Uyku Laboratuarı Hematoloji Kemik İliği Nakil Ünitesi Kalp Damar Cerrahisi Göz Hastalıkları Kadın Hastalıkları ve Doğum Tüp Bebek Kardiyoloji Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Nörotoloji Polikliniği Nefroloji Ayaş Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Yapracık Geriatri ve Psikososyal Rehabilitasyon Merkezi Yenikent Diyaliz Nöroloji Nükleer Tıp Ortopedi ve Travmatoloji Patoloji Plastik ve Rekonsrüktif Cerrahisi Psikiyatri Romatoloji Radyodiagnostik Tıbbi Genetik Tıbbi Onkoloji Üroloji Taş Kırma Kliniği Ürodinami Laboratuarı

3 İÇİNDEKİLER

4

5 EDİTÖRDEN Sahibi Başkent Üniversitesi Hastanesi Adına Başhekim Prof. Dr. Ali HABERAL Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Melek ALKAN ÇAKMAK Tasarım Uygulama Can Matematik Yayınları Baskı İvedik Organize Sanayi Bölgesi Cadde Fora İş Merkezi No: 138/3 Yenimahalle / ANKARA Tel: (0312) Yayın Türü Yerel Süreli Yayın Baskı Tarihi İdare Adresi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 10. Sokak, No: 45 Bahçelievler / ANKARA Tel: (0312) Faks: (0312) Merhaba sevgili okurlarımız, İşte karşınızda Kış 2013 sayımız. Her kış sayısında olduğu gibi, eşiğinde olduğumuz yeni yılın heyecanı ve ümitlerine vurgu yaparak başlayalım cümlelerimize. Dua edelim de, senenin sonunda yeni yıla dair umutlar duymamızı sağlayan içimizdeki çocuğu hiçbir zaman kaybetmeyelim. Bu sayımızda da içeriğimizi büyük bir özenle hazırlamaya çalıştık. Güncel sağlık sorunları kadar, perde arkasında kalan sorun ve hastalıklara ışık tutmaya çalıştık. Bununla birlikte teknolojik gelişmeler doğrultusunda yeni cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilen tedavi metotlarına yer verdik. Konularımıza ana başlıklar halinde bakacak olursak; maalesef ülkemizdeki yaygınlığını hala devam ettiren ve uzun dönemde görülen sonuçları arasında kapak sayfamızda da işlediğimiz Alzheimer hastalığı ile bağlantısı bulunan Akraba Evlilikleri, soğuk kış günleriyle yakından ilgisi bulunan Yüz Felci ve Çocuklardaki Kulak Ağrıları gibi bilgilendirici ve öğretici konuların yanı sıra güzellik ve beslenme detayları gibi eğlenceli konularla aranızdayız. Her yıl 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası çeşitli etkinliklerle kutlanılmakta, organ bağışı konusunda toplumu bilgilendirici ve teşvik edici bir çok faaliyet düzenlenmekte. Organ Nakli konusunda, hastanemizin 30 yıllık deneyimi gözönüne alındığında, konunun duayenlerinden Prof. Dr. Mehmet HABERAL ın çalışmaları ve katkıları yadsınamaz bir gerçeklik taşımaktadır. Bu kapsamda Türkiye Organ Nakli ve Derneği nce; ülkemizde kadavradan ilk başarılı karaciğer naklinin Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından yapıldığı 8 Aralık 1988 yılına atıfla Karaciğer Transplantasyonu 25. Yıl kongresi düzenlenmiştir. 4-6 Aralık 2013 tarihleri arasında düzenlenecek bu kongrenin detaylarını bir sonraki sayımızda sizlerle paylaşacağız. Bahar sayısında görüşmek üzere. Umarız 2014 size hayalini bile kuramadığınız mutlulukları ve fırsatları yaşatır Melek ALKAN ÇAKMAK

6 ALZHEİMER 4

7 Doç. Dr. Münire KILINÇ Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD Günümüzde önceki zamanlara göre daha çok insan, ileri yaşlara kadar yaşayabiliyor, yani doğumdan sonraki yaşam süresi, daha önceden hiç olmadığı kadar uzamış durumdadır. Bunun sonucu olarak da tüm dünyada 1995 lerde 542 milyon dolayında olan 60 yaş üstü insan sayısının, 2025 de bunun iki katını aşacağı, yani 1. 2 milyarı bulacağı tahmin edilmektedir de yayınlanmış bir derlemeye göre hayatta kalma sürelerinin uzaması sonucunda dünyadaki demanslı insan sayısı, 2020 de bugünkünün 2 katına ulaşmış olacak. Yani kaçınılmaz bir şekilde toplum, önümüzdeki yıllarda bir demans krizi yaşayacak. Bu durumun öngörülüyor olmasına karşın, halen demans riskini artıran veya azaltan risk faktörleri, bunlara yaşamın hangi dönemlerinde maruz kalmanın riski artırabileceği, bu riskleri azaltmaya yönelik önlemlerin ne zamandan itibaren alınmaya başlanması gerektiği gibi konularda net bilgilere sahip değiliz. Bilinenler, hayatın ortalarında damarsal risk faktörlerine maruziyetin riski artırabildiği, çocukluk çağındaki eğitim ve zeka yüksekliğinin ise riski azaltabileceği ile sınırlı. Dünya genelinde toplumların yaşlanması ve yaşlanan toplumların kaçınılmaz sorunu olan demans (bunama) probleminin giderek artıyor olmasına karşın, beynin sağlıklı yaşlanması konusundaki bilgilerimiz de halen çok kısıtlı. Bu konu ile ilgili araştırmacıların fikir birliğinde olduğu sadece birkaç konu var: Bunlardan biri, 60 yaş sonrası hemen herkesin, hafıza başta olmak üzere bilişsel yetilerinde kayıp yaşamaya başlayacağı ve bu kayba, beynin yapısındaki bazı değişikliklerin de eşlik edeceği; diğeri ise aerobik egzersizin, zihinsel kaybı yavaşlatacağı veya geciktireceği. Alzheimer Hastalığı; beynin öncelikle hafıza başta olmak üzere, tüm bilişsel fonksiyonlarında ilerleyici kayba (demans: bunama) neden olan, mikroskobik olarak beyinde anormal protein depolanmasıyla karakterize bir hastalığıdır. Demans, hafıza, lisan, aritmetik işlemlerde zorluk, karar verme yetisi, dikkat ve diğer bilişsel fonksiyonlarda ilerleyici kayıp demektir. Alzheimer Hastalığı en sık görülen demans şeklidir, ancak bunun dışında benzer demans tablolarına neden olan başka rahatsızlıklar da bulunmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte Alzheimer Hastalığının görülme sıklığı artar ancak bu sürecin normal yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığı da bilinmelidir. Normal yaşlanma sürecinde beyinde yapısal bir takım değişiklikler olur ama zihinsel yetilerde belirgin bir kayıp söz konusu değildir. Alzheimer Hastalığında ise belirgin bir şekilde yeni bilgilerin kaydedilmesinde güçlük vardır. Hastalığın belirtileri şu şekilde özetlenebilir: 1. Hafıza sorunları 2. Düşünme ve nedenselleştirme zorluğu 3. Karar vermede güçlük 4. Kelime bulmakta güçlük 5. Aritmetik işlemlerde güçlük 6. Kişilik ve davranış değişiklikleri 7. Eskiden kolaylıkla yapabildiği işlevleri yapma güçlüğü 8. Kaybolmalar 9. Takıntılı düşünceler 10. Tekrarlayan hareketler 5

8 Alzheimer Hastalığı süreci belirli evrelerle karakterizedir: Erken dönemde, hafif belirtiler vardır, bu nedenle de kolaylıkla atlanabilir. Unutkanlık, yorgunluk, depresyon lehine alınabilecek bulgular, yeni bir şey öğrenme zorluğu, karar verme güçlüğü, davranış değişiklikleri, kelime, isim hatırlama zorlukları olabilir. Orta evrede, günlük hayatını etkileyecek düzeyde sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Huzursuzluk, motor becerilerde bozulma, sosyal ilişkilerde bozulma, hesap işlerinde zorlanma, şüphecilik, yön bulma zorluğu, kaybolmalar görülebilir. İleri dönemde hasta kendi başına yemek yeme, giyinme, temizlik gibi işlerini yapamaz hale gelir yani bakıma 6 muhtaç olur, ayrıca tek tük kelimelerle konuşma, yürüme zorluğu gibi fiziksel bozukluklar tabloya eklenir. Bu dönemde hayaller görme, sürekli aynı hareketleri tekrarlama, saldırganlık olabilir, mesane ve barsak kontrolü bozulur. Alzheimer Hastalığı tanısını, tek başına koydurabilecek bir test yoktur. Bunama tablosunun varlığı netleştikten sonra buna neden olabilecek olası durumları dışlamak gerekir. Bunun için, nörolojik muayene, kan testleri, zihinsel fonksiyonları değerlendiren testler, beyin görüntülenmesi yapılması gerekir. Bazı durumlarda (örneğin hastanın 65 yaşından genç olması gibi) özel bazı testler (EEG, SPECT, PET, LP, psikiyatri konsültasyonu gibi) tanıda yardımcı olabilir. Kan testleri arasında B12, folik asit, TSH düzeylerinin yılda bir kontrolü, Alzheimer Hastalığı ile karışabilen bazı vitamin eksiklikleri veya hipotirodi gibi, tedavi edilebilir durumların tanınması ve tedavi edilmesini sağlayabilmek için önemlidir. Alzheimer Hastalığının nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yaşın ilerlemesi gibi riski artıran durumlardan bahsedilebilir. 60 yaş üzerinde risk artar, lı yaşlardan sonra risk sabit kalır. Güncel bilgiler doğrultusunda 65 yaş üstü insanların %13 ünün, 85 yaş üstü insanların ise %45 inin Alzheimer Hastalığı geliştirecekleri tahmin edilmektedir. Kişinin aldığı eğitim süresi hastalığın gelişme riski üzerinde etkilidir. En az 12 yıllık eğitimin, riski azalt-

9 tığı veya tablonun ortaya çıkma süresini geciktirdiği bilinmektedir. Büyük bir kafa travması (bilinç kaybının eşlik ettiği), hareketsiz yaşam tarzı, kontrol altında olmayan tansiyon veya kan şekeri yüksekliği, iyi tedavi edilmemiş kalp hastalıkları, sigara, alkol kullanımı, madde bağımlılığı riski net olarak artırdığı bilinen faktörler. Bazı genetik özellikler Alzheimer Hastalığının ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Süreç geliştiğinde ise, erken tanı ve mevcut bazı ilaçların düzenli kullanımı ile süreci yavaşlatmak ve bazı bulguların şiddetini azaltmak mümkün olabilir. Alzheimer Hastalığı, yalnız hastayı değil yakın çevresini de etkilemektedir. Bir Alzheimer hastası başka bir sağlık sorunu yoksa, ortalama 8-10 yıllık bir bakım gerektirmektedir. Hasta ve yakınlarının evde bakımı tercih etmesi durumunda, bakım veren yakının işinden ayrılması gerekebilmektedir. Bakımın, özellikle orta ileri evrelerden itibaren zorlu olabilmesi, bakım veren kişilerde kaçınılmaz olarak depresyon gibi, çekirdek aile dinamiklerin olumsuz etkilenmesi gibi sonuçlara yol açabilmektedir. Alzheimer Hastalığı, çok sık görülüyor olmasına karşın henüz etkili bir tedavisi olmayan hastalıklardandır. Ancak hayatın ortalarından itibaren alınabilecek bazı önlemlerle süreci ötelemek mümkün olabilir. Hastalıktan korunmak için özet olarak, düzenli yıllık kontrollerle tansiyon ve kan şekerindeki olası problemlerin yakalanmasını sağlamak gibi önlemler, genel sağlığımızı olumsuz etkileyebilecek risk faktörlerinin erkenden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi önemlidir. En az 12 yıllık bir temel eğitimle beynimizi kullanabilmeyi öğrenebilmek, emeklilik sonrasında da bilişsel olarak aktif kalabilmek önemlidir. Haftada en az 3 gün tempolu 45 dakikalık yürüyüşlerle hem genel hem de zihinsel sağlığımızı desteklemek gerekmektedir. Sigara içmemek, olumlu düşünebilmek gibi bazı uygulanabilir yaşam değişiklikleri de eklenecek olursa, ileri ve pahalı teknolojik gelişmelerin bile hala çözemediği sorunlara oldukça basit, uygulanabilir, keyifli ve oldukça etkili çözümler oluşturabiliriz. 7

10 KARPAL TÜNEL SENDROMU 8

11 Prof. Dr. İlhami KURU Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ABD Elimizin en büyük siniri olan median sinir, parmaklara doğru seyri sırasında el bileği seviyesinde karpal tünel adıyla bilinen anatomik yapı içersinde yüksek basınçlara maruz kalabilmektedir. Bu basınç sağlıklı insanlarda el bilek hareketleri ile en fazla 30 mmhg ya çıkarken karpal tünel sendromu (KTS) tanısı almış insanlarda 110 mmhg yı bulabilmektedir.bu yükselen basınç zamanla parmaklarımızın hissinde ve başparmak hareketlerinde azalmaya, hatta tamamen kayba neden olabilecek median sinir hasarına yol açabilmektedir. Karpal tünel el bileğinin ön yüzünde, avuç içinin tabanında yer alan, bilek kemiklerince çatısı oluşturulmuş, transvers karpal ligament denen kalınca bir bağ ile tabanı oluşturulan, içinden 9 tane tendon ve median sinirin geçtiği iki ucu açık tünel benzeri bir yapıdır. Tedavisiz bırakıldığında elde kalıcı hasarlar meydana getirebilen, 20 kişide 1 görülen ve yaş bayanlarda daha sık ortaya çıkan Karpal tünel sendrom belirtilerine ve nedenlerine bir göz atalım. Şikayetler; median sinirin duyusunu aldığı özellikle başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının orta parmağa bakan yarısında görülür ve karıncalanma, uyuşma, yanma benzeri hisler şeklindedir. Daha az olarak el bileğinde ağrı ve kavrama gücünde azalma gibi şikayetler de tariflenebilir. Karpal tünel sendromun sebepleri ise çoğu zaman bilinmemekle birlikte obezite, doğum kontrol hapları, guatr, artritler (eklem ihtahaplanmaları), diyabet, bozulmuş şeker intoleransı ve travma suçlu bulunan sebeplerdendir. Aynı zamanda kapalı bir ortam olan karpal tünel içinde yer kaplayan yada dışarıdan baskı yapan yağ bezeleri, eklem kistleri ve damarsal anomaliler gibi nedenler de median sinirin baskı altında kalmasına ve karpal tünel sendromuna yol açabilir. İlişkili durumlar; El bileğinden geçen tendonlarda ödeme sebep olan Romatoid Artrit, Hipotiroidi seyrinde vücutta gelişen miksödem sonucu el bileğinden geçen tendonlarda ve Median sinirin dış katmanlarında biriken mukopolisakkaritler, Gebelikte hormonal değişikliklere bağlı olarak (kanda yüksek progesteron seviyesi) tendon kılıflarında sıvı birikmesine bağlı şişlikler, El bileğinde geçirilmiş kemik kırıkları, Vücutta sıvı birikimine neden olan tıbbı durumlar; kronik böbrek yetmezliği, kronik kalp yetmezliği, kortizon kullanımı, Tekrarlayan ve zorlayıcı el bilek hareketleri, El bileğindeki kemiklerin ve tendonların büyümesine ve median sinirin sıkışmasına sebep olan, büyüme hormonunun aşırı salgılandığı akromegali hastalığı,olarak sayılabilir. Her ne kadar hastanın şikayetleri ve muayene bulguları hekimin Karpal tünel sendrom tanısı koymasına yeterli olsa da tanıyı desteklemek için kullanılan testler vardır. 9

12 Tanıyı kesinleştirmek için çoğu el cerrahı; semptomları, daha önce değindiğimiz klinik bulguları ve elektrofizyolojik testleri (EMG) kombine etmektedir. Elektrofizyolojik testler ; Elektromyografi ve sinir iletim hızı çalışmaları olup median sinirdeki bir fonksiyon bozukluğunu ve sinir iletim hızını diğer sinirlerle kıyaslayarak sayısal olarak ortaya koyabilmektedir. Phallen Manevrası Doktor hastanın elini içe doğru 90 derece büker ve semptomların başlaması birkaç dakika içinde başlaması beklenir. Tinel Bulgusu Doktor parmağının ucu ile el bileğinin ön yüzüne hafifçe vurur ve sinirin duyusunu aldığı bölgelerde karıncalanma hissi oluşması beklenir. Durkan Testi Avuç içinde sinirin üzerine yaklaşık 30 saniye boyunca sıkıca bastırılır ve şikayetlerin alevlenmesi beklenir Hastalığı Nasıl Önleyebiliriz? Çalışma hayatında el bileğini tekrarlayan baskılara karşı korumak, bilgisayar kullanımı sırasında mouse pad kullanmak, uygun aralıklarla mola vermek, bilgisayar klavyesinin alternatiflerini kullanmak (dijital kalem, ses tanıyan yazılımlar) faydalı olabilir. Ayrıca; omega 3 yağ asidinden zengin beslenmenin Karpal tünel sendrom gelişmini önlediği yönünde yayınlar bunmaktadır. Vücudumuzdaki sinirler için son derece gerekli bir vitamin olan B vitaminini kullanmanın ise bu sendromu önlemede ve tedavisinde maalesef ispatlanmış bir faydası yoktur. TEDAVİ Kabul edilmiş tedavi seçenekleri genel olarak; ağızdan alınan yada el bileğine enjekte edilen steroidler, el bileğini sabitleyen bileklikler (splint), transvers karpal ligamentin cerrahi olarak gevşetilmesi olarak sıralanabilir. Ultrason tedavisi, yoga, lazer uygulaması, B vitamini ve egzersiz terapilerinin faydalı olduğunu ispatlayan yayınlar mevcut değildir. Bileklik-Splint tedavisi Kullanımı pek rahat olmasa da 1993 yılında Amerikan Nöroloji Akademisi hafif düzeydeki Karpal tünel sendrom tedavisinde splint önermiştir. Çoğu uzman ise artık hafif KTS varlığında hastaların anti inflamatuar özellikteki ağrı kesicileri ve beraberinde geceleri mutlaka splint kullanmasını, hatta mümkünse el bileğine yük bindiren aktivite sırasında da kullanmasını önermektedir. Steroid Tedavisi Geçici çözüm sağlayan ve uzun süreli kullanımı sonrası yan etkilerin görülebildiği bu tedavi çoğunlukla diğer tedavilerin uygun olmadığı durumlarda kullanılmaktadır. Genellikle karpal tünel içine enjekte edilir. Cerrahi Tedavi İlerlemiş KTS olgularında kalıcı ve kesin tedavi seçeneği olarak görülmektedir. Lokal yada bölgesel anestezi uygulanarak kısa sürede yapılabilen işlem sırasında karpal tünelin tabanını oluşturan Transvers karpal ligament gevşetilmektedir ve tünelde rahatlama sağlanmaktadır. Şikayetlerinden hangi tedavi seçeneği ile kurtulmuş olursa olsun, bir kısım hastada çok az da olsa sinir hasarı kalabilmektedir. Yine hangi tedavi seçeneği uygulanmış olursa olsun alkol kullanımı ve hastanın zihinsel durumu tedavi sonuçlarının mükemmel olmasını engellemektedir. 10

13 11

14 AKRABA EVLİLİKLERİNE GENETİK BAKIŞ 12

15 Yrd.Doç.Dr. Yunus Kasım TERZİ Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik ABD Akraba evliliği aynı soydan gelen bireyler arasında yapılan evlilik olarak tanımlanabilir. İnsanlık tarihi boyunca gözlenen akraba evliliğinin nedenleri birçok araştırmaya konu olmuştur. Tarihi kişiliklerden örnek vermek gerekir ise eski Mısır da firavunların, kraliyet kanını korumak için, kendi kız kardeşleri ile evlenmişlerdir. Semavi dinleri (İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik) inceleyecek olursak ensest olarak kabul edilen evlilikler Kur-an ı Kerim de ve Tevrat ta yasaklanmıştır. Ancak kardeş çocuklarının ve torunlarının evlilikleri İslamiyet te yasaklanmamıştır. Hıristiyanlıkta ise Ortodoks kilisesi yedinci dereceye kadar olan evlilikleri yasaklamakta, Roman Katolik kilisesi birinci derece kuzen evliliklerini özel izin alınması koşulu ile kabul etmekte, Protestan kilisesi ise birinci derece ve daha uzak akraba evliliklerine izin vermektedir. Ülkemizde de akraba evlilikleri konusu 4721 numaralı Türk Medeni Kanunu ile düzenlenmiştir. Akraba evliliğinde, akrabalık bağı anne veya baba soyundan da gelebilir. Her ikisi de aynı derecede önemlidir. Akrabalık derecesinin nasıl hesaplandığına örnek verirsek anne veya babasından biri kardeş olan bir çiftin yaptığı evliliklere 1. derece akraba evliliği (kuzen evlilikleri) denir. Büyükanne veya büyükbabalarından biri kardeş olan çiftlerin yaptığı evliliklere ise 2. derece akraba evliliği (torun evlilikleri) denir. Akraba evliliği aynı zamanda kadının statüsünü de etkilemektedir. Eşinin yakınları ile kan bağı olan kadın bu ilişkiyi kullanarak ihtiyaç duyduğu zamanlarda eşinin ailesinden daha kolay destek alabilmektedir. Genel bir kanı olarak akraba evliliği beklenmedik bir zamanda gelişebilecek sağlık ve maddi problemlerin de çözülmesini kolaylaştıracaktır. Akraba evliliği ile aile bağlarının kuvvetlendiği ve ailenin kültürel değerlerinin sonraki kuşaklara daha kolay aktarıldığı düşünülmektedir. Ülkemizde de akraba evliliği sık rastlanılan bir durumdur. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) verilerine göre ülkemizde akraba evliliği oranı, bu araştırmanın yapılmaya başlandığı 1968 yılına göre çok az miktarda azalmış olmasına rağmen halen %20 nin üzerinde bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre akraba evliliği oranı %23,3 olarak belirlenmiş. TUİK in 2011 yılında yaş aralığındaki gençler üzerinde yaptığı araştırmada ise bu yaş aralığında akraba evliliği oranının %21,2 olduğu, bunların da yaklaşık yarısının birinci derece akrabası ile evlendiği (hala, dayı, amca veya teyze çocukları ile) belirlenmiştir. T.C. Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığı tarafından yaptırılan Türkiye de Aile Yapısı Araştırması 2011 sonucunda akraba evliliklerinin Türkiye deki aile yapısının bir gerçekliği olarak varlığını güçlü bir biçimde sürdürdüğü vurgulanmıştır. Yine bu çalışmada akraba evliliği oranlarının kentte yüzde 21,1 iken kırsal kesilme yüzde 28,2 ye çıktığı belirlenmiştir. Üç büyük şehir göz önüne alındığında ise akraba evliliği oranı en düşük şehrin İzmir (%11,6) olduğu sonra sırası ile İstanbul (%17,6) ve Ankara nın (%22,7) geldiği belirlenmiştir. Ülkemizde akraba evliliği sıklığının, ülkenin doğusu ile batısı arasında da farklılık gösterdiği görülmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde akraba evliliği oranı %44,8 iken, Batı Marmara Bölgesi nde bu oran %6,4 e düşmektedir. 13

16 Sağlık çalışanları ve genetik uzmanları ise akraba evliliğini, sosyal ve ekonomik etkilerinin dışında getirdiği olası risklerdeki artış açısından değerlendirmektedir. Üreme sağlığı açısından birinci derece kuzen evliliği ile akraba dışı evliliği karşılaştırırsak doğurganlık oranının hafif şekilde daha yüksek olduğu, düşük oranının farklı olmadığı, ölü doğum ve bebek ölüm oranının hafif yüksek olduğu ve genel topluma göre doğum kusuru ile doğum oranının %2-3 daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca belki de en önemlisi çekinik kalıtılan hastalıkların görülme olasılığının toplumun geneline göre daha yüksek olmasıdır. Ortaya çıkma olasılığındaki artış akrabalık bağı yakınlaştıkça yükselmektedir. Bu nedenle akraba evliliği oranının yüksek olduğu ülkelerde, akraba evliliği yapmış çiftler hamilelik öncesi genetik danışma almaları konusunda uyarılmaktadır. Günümüzde, aralarında Türkiye nin de bulunduğu kuzen evliliklerinin yaygın olduğu bu gibi ülkelerde ve topluluklarda yaşayan birçok genç çift sorularına bilimsel bir yanıt almak üzere sağlık kurumlarına müracaat etmektedir. Bu ziyaretlerde en çok Çocuğumuz fiziksel ve zihinsel açıdan hasta olur mu?, Hasta bebek sahibi olma riskini nasıl en aza indiririz soruları karşımıza çıkmaktadır. Kan bağı olan bireyler, aile ve akrabalık bağını taşımalarının yanı sıra daha derinlemesine bakıldığında ortak genetik özellikleri de paylaşmaktadırlar. Bu özellikler arasında hastalığa neden olabilecek faktörler de yer almaktadır. Ülkemizden birkaç hastalık örneği 14 vererek bu durumu biraz daha açık hale getirebiliriz. Fenilketonüri, ileri derecede zekâ geriliğine neden olan bir hastalık olup, ülkemizde yeni doğan tarama programı kapsamında yeni doğan bebeğin topuğundan alınan birkaç damla kan ile erken teşhisi konulabilmektedir. Fenilketonüri aileden gelme bir hastalıktır. Fenilketonürili çocuğun anne ve babasında biri normal biri bozuk iki gen vardır. Çocuk, ancak anne ve babasından iki bozuk geni alırsa fenilketonüri hastası olur. Fenilketonüri Amerika da ve birçok Avrupa ülkesinde her yeni doğanda bir görülmesine karşın ülkemizde yeni doğanda bir görülmektedir. Bunun nedenleri olarak her kişiden birinin hastalığı taşıyor olması ve ülkemizde akraba evliliklerinin yüksek oranda yapılması gösterilebilir. Ancak burada şunu da unutmamak gerekir akraba evliliği hastalığın görülme sıklığını artırıyor olsa da, akraba olmayan bireylerin de çocukları hastalıklı doğabilir. Çünkü Türkiye de her 100 kişiden 4 ü bu hastalık açısından taşıyıcı durumundadır.

17 Doğumsal bozukluklar ile yeni doğan, süt çocuğu ve bebeklik dönemlerindeki ölüm oranları incelendiğinde, akraba evliliğinden doğan çocuklarda akraba evliliği yapmamış bireylerin çocuklarına göre daha yüksek sıklıkta görülmektedir. Genetik hastalıkların bir grubunu ise ileri yaşlarda ortaya çıkan veya tek bir gendeki bozukluk değil aynı anda birden fazla gendeki bozuklukların etkisi ile ortaya çıkan hastalıklar oluşturmaktadır. Bunlardan biri yaşlı insanlar arasında sıkça gözlenen Alzheimer tipi bunama hastalığıdır. Yapılan bir çalışmada Alzheimer tipi bunama hastalığının özellikle akraba evliliğinden doğan bireylerde daha yüksek sıklıkta görüldüğü bildirilmekte ve bu nedenle akraba evliliğinin hastalığın oluşmasına katkısının olabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte diyabet, kanser, şizofreni, kalp damar hastalığı gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde açığa çıkan hastalıkların görülme oranı ile akraba evliliği arasında doğrudan bir ilişki gösterilmemiştir. Akraba Evliliklerinde Genetik Danışma Genetik danışma akraba evliliği yapmış çiftlere veya bu evlilikten doğmuş çocuklara verilebilir. Genetik danışma sırasında uygulanan en etkili ve basit yol ise aile hikâyesi üzerinden giderek ailede olası kalıtsal hastalıkların belirlenmesi, bunların risklerinin açıklanması ve uygun tanı ve takip yöntemlerinin önerilmesidir. Bu amaçla 3-4 kuşağı içerecek şekilde aile ağacı çizilmesi ilk yapılması gereken uygulamadır. Ailede herhangi bir kalıtsal bozukluk olmaması durumunda akraba evliliğinin getirdiği genel risklerden bahsedilir. Bu riskler arasında birinci derece kuzen evliliklerinde zekâ geriliği olan çocuk sahibi olma olasılığının topluma göre üç kat arttığı, doğumsal kusurlu bebek riskinin iki kat arttığı belirtilmelidir. Ayrıca kuzen evliliklerinde doğumsal bozukluk, ölü doğum veya yeni doğan döneminde ölüm riskinin %2-3 olduğu belirtilmelidir. Ancak danışan ailenin önceki çocuğunda belirli bir kalıtsal hastalık saptanmış ise veya fetüste ya da yeni doğanda genetik bir hastalığın varlığı gözlenir ise bu durumda hasta, saptanan genetik bozukluğa bağlı risklere göre değerlendirilir. Bazen ikinci kuzenler veya daha uzak akrabalık bağı olan kişiler de evlilik öncesi veya hamilelik öncesi genetik danışma almak isteyebilirler. Bu bireylerin başvuru nedeni sadece akrabalık öyküsü ise bu kişilere genetik test önerilmesine gerek yoktur. Bu kişilerin sadece 3 ila 4 kuşağı içerecek şekilde aile ağacı çizilir ve aile hikâyesi alınır. Bununla birlikte eğer çift akraba evliliklerinin çok sık yapıldığı veya belirli çekinik kalıtılan hastalıkların yaygın olduğu bir bölgeden geliyor ise bu kişiler için tarama testleri önerilebilir. Sonuç olarak özellikle ülkemiz coğrafyasında çok sık rastlanan akraba evliliği, bireylerin veya toplulukların sahip oldukları sosyo-kültürel ve ekonomik durumlarını devam ettirmek için uyguladıkları bir gelenek olmakla birlikte neden olduğu veya olabileceği sağlık problemleri nedeni ile aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. 15

18 ÇOCUKLARDA KULAK AĞRISI 16

19 Prof. Dr. Erdinç AYDIN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ABD Kulak ağrısı çocuklarda sık rastlanan bir rahatsızlık olup, hem kulağı ağrıyan çocuk, hem de anne baba için sıkıntılı bir durumdur. Özellikle çocuk şikayetlerini ifade edemeyecek bir yaştaysa tüm ailenin huzuru kaçar ve ne yapacaklarını bilemez hale gelebilirler. Kulak ağrıları kulak hastalıklarından veya kulağa komşu bölgelerden kaynaklanan hastalıkların ağrılarının kulağa yansıması nedeniyle ortaya çıkabilir. Kulak ağrısının birçok sebebi vardır ve bunun da nedeni kulağın duysal uyarısının zenginliğidir. Büyük çocuklar ağrıyan kulağını, hatta kulağında neresinin ağrıdığını ve ağrının karakterini anlatabilirken kendini konuşarak ifade edemeyen sıklıkla iki yaş öncesi çocuklar kulağını çekiştiriyor, huzursuzlanıyor ve ağlıyorsa kulak ağrısından şüphelenmek gerekir. Kulağa komşu bölgelerden kaynaklanan hastalıkların ağrılarının kulağa yansıması çocuklarda görülebilir, bu nedenle detaylı bir öykü almak ve muayene yapmak çok önemlidir. Aşağıda yansıyan ağrı yapan hastalıkların bazıları sıralanmıştır. - Süt dişleri ve kalıcı dişlerin çıkması sırasında ve diş çürükleri - Tükrük bezi iltihapları sırasında -Kulak arkası lenf bezlerinin iltihabı -Sinüzitler -Geniz eti ve bademciklerinin iltihaplanması - Farenjit -Gırtlakta enfeksiyon (Larenjit) -Bademcik ve geniz eti ameliyatı sonrası Özellikle küçük çocuklarda kulak ağrılarının çoğu kulağın kendisinden kaynaklanan ağrılardır. Kulak kepçesi, dış kulak yolu ve orta kulak hastalıklarında ortaya çıkar. Bunlar arasında sıklıkla görülenler yabancı cisimler, kulak kiri ve akut dış kulak yolu iltihabıdır. Yabancı cisim: Dış kulak yolundaki yabancı cisimler erken dönemde travmaya ve sonrasında enfeksiyona bağlı kulak ağrısına neden olurlar. Bezelye, nohut, mercimek, boncuk, düğme, küçük piller, mum boya parçaları ve küçük oyuncak parçaları dış kulak yoluna kaçabilir. Büyük çocuklarda kulak ağrısı, kulakta rahatsızlık hissi, küçük çocuklarda kulak akıntısı, kulak ağrısı ve öksürük ortaya çıkarabilir. Canlı böcek, bitkisel yabancı cisim, değişik şekilli yabancı cisimlerin KBB hekimi tarafından farklı, cerrahiye varabilen çıkarma metotları olup evde çıkarmaya çalışmak kulak zarı delinmesi, yabancı cismin su ile şişmesi, kulak yolu travması gibi zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Kulak kiri (buşon): Kulak kiri, dış kulak yolu kıkırdak kısmındaki bezlerin salgısı ve epitel artıklarından oluşmaktadır. Buşon tıkacı yaklaşık her 10 çocuktan birinde rastlanmaktadır. Kulak kiri kulakta doluluk hissi ve işitme azlığı ile sıklıkla görülmesine karşın kulak ağrısı, banyo veya havuz sonrası kirin su alıp şişmesi ya da çıkarma girişimlerinde kirin zara doğru itilmesine bağlı görülebilmektedir. Kulak çöpü kullanımı önerilmemektedir. Çocukta şikayete neden olan kulak kirleri hekim tarafından kıvamına göre küret ya da aspiratör kullanılarak çıkartılır; sert kıvamlı kirlerde temizleme öncesi gliserin ve oksijenli su denenebilir. Akut dış kulak yolu iltihabı (yüzücü kulağı): Dış kulak yolunun en yaygın enfeksiyonudur. Sıcak ve nemli iklimlerde oluşur. Dalmanın artırdığı cilt maserasyonu, kulak çöpü gibi lokal travma, dar veya uzun dış kulak yolu, alkali ph, işitme cihazı kullanımı nedenleridir. Genelde havuzda yüzme sonrası bir veya iki kulakta kaşıntı, kulakta belirgin hassasiyet ve kulak ağrısı başlar. Kulak önüne (tragus) ve kulak kepçesine dokunmak ile ağrı artar. Dış kulak yolu cildi ödemli ve kızarıktır, akıntı eşlik edebilir. Havuz ya da denizden sonra kulak ağrısı olduğunda mutlaka enfeksiyondan şüphelenilmeli, çocuğunuzu tedavi için bir çocuk sağlığı ya da KBB uzmanına götürmelisiniz. Dış kulak yolu iltihaplarında iltihap kulak yolunu tıkayacak kadar fazla ise aspiratör ile çekilmesi gerekebilir. Diğer durumlarda antibiyotikli ve steroidli kulak damlalarıyla tedavi edilmektedir. Bu süreçte 17

20 havuza girmek kesilmeli banyoda kulağa su kaçırılmamalıdır. Orta kulak ağrılarının en sık sebebi akut orta kulak iltihabıdır. Orta Kulak İltihabı Orta kulak iltihabı çocukluk çağı hastalıkları arasında üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık görülen ikinci hastalıktır. Yaşamın ilk iki yılında daha sık görülmektedir. Tüm çocukların % 90 nı 2 yaşına kadar en az bir kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Orta kulak iltihabı tekrarlayıcı özelliktedir ve 7 yasına kadar tüm çocukların üçte biri en az 6 kez akut orta kulak iltihabı geçirmiş olur. Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan ve hava içeren bir boşluktur. Hava, geniz bölgesinden östaki tüpü adı verilen dar bir kanal ile orta kulağa taşınır. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Ses dalgalarının kulak zarın- 18 da oluşturduğu titreşimler orta kulak boşluğundaki küçük kemikçiklerden (çekiç, örs, üzengi) iç kulağa iletilir ve sesi beyine ileten sinirler uyarılır. Östaki tüpü bebeklerde erişkinlerden daha kısa ve daha yatay pozisyondadır ve yoğun salgı yapan hücre içermektedir. Yedi yaşından sonra bu fark ortadan kalkmaktadır. Akut orta kulak iltihabı, orta kulak mukozasının irinli enfeksiyonudur. Sıklıkla bakteri nedenlidir ve etken orta kulağa genizden ulaşır. Akut orta kulak iltihabının tanısı tıbbi öykü, fizik inceleme ve özellikle kulak incelemesiyle konulur. Tıbbi öykü alınırken aşağıdaki noktalar detaylı bir şekilde sorgulanmalıdır. -Şiddetli kulak ağrısı - Kulak akıntısı - Ateş - Geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü - Bebeklerde ağlama, huzursuzluk - Kulak kepçesini çekiştirme - İştahsızlık - Bulantı, kusma - İshal - İşitme azlığı - Kulaklarda çınlama ve dolgunluk - Baş dönmesi Aileler de yukarıda belirtilen noktalara dikkat etmeli, bunlar var ise mutlaka doktora başvurmalıdır. Fizik muayenede ateş ölçülmelidir. Kulak incelemesinde bastırmakla kulakta duyarlılık tespit edilir. Kulak zarının otoskopik incelemesinde kulak zarında kızarıklık, bombeleşme, kalınlaşma, zar hareketlerinde azalma görülebilir. Hatta daha ileri vakalarda kulak zarının iltihap ile delinmesine bağlı dış kulak yolunda akıntı tespit edilebilir. Akut orta kulak iltihabı şüphesi varken buşon nedeniyle kulak zarı görülemiyorsa kulak lavajı yapılmamalıdır. Kulak muayenesi aynı zamanda kulak ağrısının ayırıcı tanısı-

21 nın yapılabilmesi için de gereklidir. Tıbbi öykü ve kulak muayenesi ile akut orta kulak iltihabı tanısı konulduktan sonra tedaviyi planlamak gerekir. Tedavide amaç ağrının ve iltihabın giderilmesi, orta kulak havalanmasının sağlanması ve komplikasyonların önlenmesidir. Akut orta kulak iltihabı, 10 gün süreyle kullanılan antibiyotikler, ağrı kesici ve ateş düşürücüler ve östaki tüpünün fonksiyonunu düzeltecek ilaçlarla tedavi edilir. Çocuklarda buruna serum fizyolojik sıkılması burnun açılmasına ve orta kulak havalanmasına yardımcı olabilir. Ateşi olan çocukta bol sıvı alımı ile hidrasyon sağlanmalıdır. Antihistaminik içeren alerji ilaçları salgıları koyulaştırdığı ve siliyer aktiviteyi bozduğu için, alerjik rinitle birlikte olan orta kulak iltihabı dışında, kullanılmamalıdır. Tedavi sonrası ilk 72 saat içinde klinik düzelme beklenir. İşitme kaybı, kulak zarı delinmesi, kulak zarı çökmesi, kolesteatom, mastoidit (orta kulak arkasındaki kemiğin iltihabı), kulak arkası apse, yüz felci, iltihabın iç kulağa ilerlemesi, menenjit, beyin apsesi gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen, tekrarlama riski olan bir hastalık olduğundan tedavi yarıda kesilmemeli, doktorunuzun belirttiği sürelerde takipler yapılmalıdır. Orta kulak iltihabının görülme sıklığını arttıran faktörlerin bazıları aşağıda sunulmuştur. Pasif sigara içiciliği Biberon ile yatarak beslenme Anne sütü almama Kreşe gitmek Kalabalık aile ortamı Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmek Alerji Bağışıklık sistemindeki yetersizlikler Genetik rahatsızlıklar (Down sendromu vb.) Damak anomalileri (yarık damak) Anne babaların akut orta kulak iltihaplarından çocuklarını korumak için dikkat etmeleri gereken hususlar vardır. Anne sütüyle beslenme sonucu çocuğa geçen antibakteriyel ve antiviral faktörler iltihaplara karşı direnç oluşturmaktadır. Anne sütü akut orta kulak iltihabı riskini azaltmakta ve ilk atağı geciktirmektedir. Bu nedenle çocuğun anne sütü almasına mümkün olan en fazla önem verilmelidir Biberonla beslenen çocuklarda daha fazla orta kulak iltihabı görülür. Bir diğer önemli nokta da beslenme pozisyonudur. Yatar pozisyonda beslenen çocuklar 45 eğik pozisyonda beslenenlere göre daha sık orta kulak iltihabı geçirirler. Bu nedenle süt çocuklarının yatarak beslenmemesi, beslenirken yaklaşık 45 derecelik açıyla tutulması önerilir, bir diğer önemli nokta da evde ve taşıtlarda sigara içilmemesinin sağlanmasıdır. Akut orta kulak iltihabı sonrasında orta kulakta sıvı varlığı (efüzyon) 6-8 haftaya kadar sürebilir. Otoskopi ve odyolojik testlerle özellikle de timpanometri ile takip edilebilir. Efüzyonlu otitis media ilitihabın eşlik etmediği, kulak zarı arkasında yani orta kulakta sıvı birikmesi olarak tanımlanabilir. Sıklıkla akut orta kulak iltihabı sonrasında gelişmektedir. Burun enfeksiyonları ve alerjiye ikincil östaki tüp fonksiyon bozukluğu sonucu gelişen negatif basınç da orta kulakta sıvının oluşmasında rol almaktadır. Orta kulaktaki bu sıvı kulağa dışarıdan gelen bir sıvı değildir. Sağlam kulak zarı suyun dış kulak yolundan orta kulağa kaçmasını önler. Effüzyonlu otitis mediası olan çocukların çoğunda iltihap belirti ve bulguları (ateş, kulak ağrısı, huzursuzluk vb) eşlik etmeyebilir. Aile işitme azlığı, kulakta doluluk hissi, dikkat eksikliği, dil gelişim geriliği, düşük okul başarısından şikayetçi olabilir. Akut orta kulak iltihabı ile efüzyonlu otitis media ayırıcı tanısında otoskopik muayene ve çocuğun enfeksiyona işaret eden semptom ve bulguları faydalıdır. Efüzyonlu otitis mediada enfeksiyon bulguları olmaz. Timpanometri, orta kulaktaki negatif basıncı, sıvı varlığını gösterir ve zar hareketliliği hakkında bilgi verir. Kulaktaki sıvının ve negatif basıncın takibinde kullanılır. Medikal tedaviye yanıt vermeyen ciddi östaki tüp fonksiyon bozukluğu bulunan hastalarda kulak zarına ventilasyon tüpü (timpanostomi tüpü) uygulaması yapılabilir. Ventilasyon tüpü takılması sadece orta kulak basıncını normale çevirmekle kalmayıp aynı zamanda inatçı sıvı birikimiyle beraber olan iletim tipi işitme kaybını da düzeltmektedir. Sonuç olarak çocuklarda kulak ağrısı aile tarafından dikkate alınması gereken bir şikayettir. Kulak ağrısının birçok nedeni olabilir, detaylı bir öykü, kulak muayenesi ve fizik muayene ile doğru tanı konulup, düzgün tedavi ve takip gerektiren bir durumdur. 19

22 GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ 20

23 Prof. Dr. Yonca ÖZKAN ARAT Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları ABD Gözler ve göz çevresi, toplumda kişisel ilişkilerde, sıklıkla ilk dikkati çeken bölgedir ve tüm dış görünümün de önemli bir bölümünü teşkil eder. Aynı zamanda; yüzde yaşlılık belirtilerinin en erken görüldüğü bölge göz çevresidir. Yaşlandıkça üst ve alt göz kapaklarında deri gevşemesi, fazlalığı, sarkması oluşur ve bununla birlikte özellikle alt göz kapaklarında yağ dokularının öne doğru fıtıklaşması ile torbalanma olabilir. Ailesel faktörler ve güneşe uzun süre maruz kalma da bu duruma katkıda bulunabilir. Bu fazla, şişkin veya sarkık olan cilt dokusu, kişileri olduğundan daha yaşlı gösterir ve kişiye yorgun bir hava verir. Bu sarkmış olan cilt kirpiklerin de altına inerek kişinin görmesini etkileyebilir ve üst görüş alanını kısıtlayabilir. Kişi üst gözkapaklarında ağırlık hissi ile beraber kaşlarını kaldırarak daha iyi görme ihtiyacı duyar ve bu da kaş bölgesinde ağrı oluşturabilir. Üst gözkapağında oluşan cilt sarkması ve alt göz kapağındaki şişkinlik ve torbalanmanın, deri sarkmasının ortadan kaldırılması için yapılan cerrahi işlemler göz kapağı estetiği olarak adlandırılır. Göz kapağı estetiği, uygulaması zor olmayan, cerrahi riski az, göz çevresine genç bir görünüm veren ve kozmetik sonuçları çok çarpıcı olan bir girişimdir. Üst gözkapağı için uygulandığında pek çok hastada göz çevresinde ağırlık hissinde düzelme ve üst görüş alanında genişleme ve görmede rahatlama sağlar. Üst ve alt göz kapağı estetiği işlemleri daha çok yaş arasında uygulanmaktadır. Kalıtsal nedenlerle genç yaşta göz kapaklarında rahatsız edici torbalanmalar ve sarkmalar olan kişilerde daha erken yaşta da uygulanabilir. Üst ve alt göz kapağı ameliyatı lokal anestezi altında 1-2 saatte tamamlanır. Operasyon sırasında hasta acı ya da ağrı hissi duymaz. Üst göz kapağında kapak kıvrımından, alt göz kapağında da ya kirpiklerin hemen altından veya kapak iç yüzeyinden kesiler açılarak cerrahi yapıldığından dolayı kesi izleri gizli kalır. Üst göz kapağındaki sarkmış fazla cilt dokusu çıkarılır. Alt gözkapağındaki torbalanmalar giderilir. Ciltte kendiliğinden emilen dikişler kullanılır. Ameliyat sonrası yaklaşık 1 hafta-10 gün süren göz kapaklarında hafif morluk ve şişlik oluşur, bu da ameliyat sonrası ilk iki gün göz çevresine soğuk uygulama ile çok aza indirilebilir. Kişi ameliyattan sonra ertesi gün bile, vücudu zorlayan ağır egzersizler hariç olmak üzere günlük yaşamına dönebilir. Ameliyat sonrası güneş gözlüğü kullanarak aşırı güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınmak önemlidir. Göz kapağı estetik ameliyatı yapılan kişi sayısı son 20 yılda çok artmış ve 51 yaş üzerinde tüm vücutta yapılan en sık kozmetik cerrahi haline gelmiştir. Bu ameliyat kozmetik nedenlerle yani daha genç görünmek, dinlenmiş bakışlara sahip olmak için yapılabildiği gibi aynı zamanda görmeyi ve görüş alanını arttırmak, ağırlık hissini azaltmak için fonksiyonel nedenlerle de yapılır. 21

24 DOĞUM SONRASI DEPRESYON 22

25 Uzm. Dr. Güler ALPASLAN Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Annelik Hüznü Annelik hüznü tüm annelerin %70-80 ninde görülmektedir. Çoğunlukla doğumdan sonraki saat içinde daha nadir de doğum sonrası ilk iki hafta içinde ortaya çıkmaktadır. Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kadında doğumla birlikte ani gelişen hormonal değişiklikler, doğum süreciyle ve bebekle ilgili endişeler ve annelik rolünün kadına getirdiği sorumlulukların farkındalığı suçlanmaktadır. Annelik hüznü olan kadınlarda adet öncesi gerginlik öyküsü, geçirilmiş depresif atak ve ailede depresyon öyküsü daha sık izlenmektedir. Annelik hüznünde, normal sınırda olan bir üzüntü veya endişe hali, kolay ve sık ağlama, duygudurumda oynaklık, eleştriye aşırı duyarlılık, gerginlik, sinirlilik, uyku bozuklukları, konsantrasyon zorlukları görülebilir. Genellikle 1-2 gün ile 1-2 hafta içinde kendiliğinden geçer. Belirtiler hafif düzeyde olduğundan, müdahale gerektirmeyebilir. Hasta ve ailesine bu durumun normal olduğunu açıklamak, hastanın sosyal destek sistemlerini güçlendirmek genellikle yeterli olmaktadır. Annelik hüznü geçici bir tablo olmakla birlikte, bu olguların %20 sinde birinci yılda doğum sonrası depresyon gelişebilir. Bu nedenle doğum sonrası iki haftayı aşan yakınmalarda, doğum sonrası depresyon yönünden dikkatli olmak gerekir. Doğum Sonrası Depresyon (Postpartum depresyon) Doğum sonrası depresyon, doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde ortaya çıkan major depresif bozukluktur. Yetişkin annelerin %7-17 sinde, ergen annelerde ise %26 oranındadır. Gebelik ve doğum, sağlıklı kadınlar için bile fiziksel ve duygusal açıdan yorucu bir dönemdir. Ebeveyn; bebek bakımı vermek, bebek için güvenli bir çevre oluşturmak, bebekle iletişim kurmak, yeni rolleri ve gerekliliklerini öğrenmek, aile duyarlılığını geliştirmek, bebekle ilgili sorunlarla baş etmek zorundadır. Bu nedenle gebelik ve annelik rolüne geçiş, aslında bir kriz dönemidir. Anne olma sorumluluğu ve bu rolle ilgili kaygılar kadının ruhsal uyumunu bozabilir. Annede ya da ailesinde geçmiş depresif dönem öyküsü, gebelikte depresyon öyküsü, annelik hüznünün varlığı doğum sonrası depresyon gelişimine olan duyarlılığı artırır. Aynı zamanda psikososyal sorunlar, evlilikle ilgili uyuşmazlıklar, bebeğin sağlık sorunları, istenmeyen ya da planlanmamış gebelikler, multiparite, yüksek riskli gebelik yaşanmış olması, gebelik sürecinde yaşanan stresli yaşam olayları, beklenmedik yaşamsal olaylar (ölüm, ayrılık), kayıpla sonlanan gebelik ve doğum deneyimleri, kadının ya da eşinin işsizliği, sosyal desteğin yetersiz olması, erken anne-bebek ayrılığı ve bebeğin bakımı ile ilgili duyulan kaygılar da doğum sonrası depresyon için risk faktörleridir. 23

26 Diğer taraftan biyolojik faktörler, gerek genetik gerekse hormonal yeni doğum yapmış olan kadının anksiyete eşiğinin düşmesine, günlük stres yaratan durumlarla daha zor baş etmesine sebep olmaktadır. Genetik etkenlerin üstünde durulmasının sebebi postpartum depresyon gelişen kadınların birinci derece akrabalarında mizaç bozukluğu oranının normal populasyona göre daha yüksek olmasıdır. Hormonal sebepler incelendiğinde, bazı veriler östrojen hormonunun rolü olduğunu düşündürse de yapılan araştırmalar bunu desteklememiştir. Gebelik boyunca yüksek olan östrojen düzeylerinin doğumla birlikte ani düşmesinin doğum sonrası depresyon ile ilgili olmadığı görülmüştür. Kortizol düzeyinin etkisini değerlendiren araştırmalarda da anlamlı bir sonuç çıkmamıştır. Bazı araştırmacılar, doğum sonrası geçici tiroid disfonksiyonunu doğum sonrası depresyon ile ilişkilendirmişlerdir. Depresif mizacın tiroid bozukluğu ile ilgili olabileceği düşünülmektedir. Doğum sonrası depresyon ele alındığında anne sütü ile beslemenin olumlu ve olumsuz etkileri olabilmektedir. Anne sütü veren kadınlar, kendilerine ayıracak zamanlarının çok az oluşu, emzirme nedeniyle uykusuz kalmaları, ilaç kullanmaları gerektiğinde bebeğe zararı olacak endişesi duymaları gibi nedenlerle kolaylıkla negatif duygudurumuna girebilirler. Bunun yanında anne sütünün hızla kesilmesinin bazı hormonal değişiklikler yoluyla depresif belirtileri daha da kötüleştirdiği düşünülmektedir. Doğum sonrası depresyon sık görülmesine karşın çoğu kez tanı konulamamaktadır. Doğum sonrası mutlu anne kalıbına uymayan bir kadın şaşkın, utanç içinde ve suçlu hissederek duygularını kendisine saklamaktadır. Yeni doğan bebeğin verdiği heyecanla yakınmalarını dile getirememesi de başvuruyu geciktirebilir. Ayrıca çevrenin ilgisinin daha çok yeni doğan bebek üzerinde oluşu sebebiyle postpartum depresyon atlanabilir. Doğum sonrası depresif durumda görülen belirtiler, genel depresyon belirtilerinden farklı değildir. En az iki hafta süren ilgi ve istek kaybına eşlik eden, iştah değişiklikleri, uyku değişiklikleri, dikkati toplamakta zorluk, bitkinlik, enerji azlığı, değersizlik hissi, suçluluk hissi, intihar fikirleri mevcuttur. Annenin ne kendisiyle ne de bebekle ilgilenemediğini düşünmesi, yoğun suçluluk duygusu ile olabileceği gibi, suçluluk duygusu eşlik etmeden de yaşanabilir. Ayrıca bebeğe yabancılaşma söz konusu olabilir ve anne bebeğin kendisine ait olmadığı duygusunu yaşayabilir. Özellikle de sabahın ilk saatlerinde, ruhsal ve fiziksel enerji kaybını hissetmek, bireyin aile, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürür. Devamlı ağlamaklı halde dolaşma, duygulanımda dalgalanmalar ve yaşamdan zevk alamama gibi belirtiler görülebilir. Suçluluk veya yetersizlik duygusu yaşama, aslında sadece kadının anneliğinden ötürü suçluluk duyması değildir. Bu duygu durumuna eşlik eden temel duygu annenin kendini yetersiz hissetmesi halidir. Kadının bir birey olarak sadece çocuğunu değil, kendisini de ihmal etmesi söz konusudur. Dikkati bir konuya odaklama konusunda güçlük yaşamayla beraber, gazete okuma, televizyon izleme, alışveriş yapma gibi günlük aktivitelerde dikkati odaklamada güçlük yaşayarak bu aktiviteleri yerine getirememe söz konusudur. En ufak olayların bile kişiyi oldukça sinirlendirmesi, her duruma ve olaya öfkelenme söz ko- 24

27 nusudur ve kişi yaşadıklarından dolayı sürekli kendi dışındaki kişileri suçlama eğilimindedir. Özellikle babanın bebekle ilgilenmemesi ve yardımcı olmaması tartışmaları başlatabilir. Bebeğe ya da kendine zarar vermekle ilgili tekrarlanan düşünceleri ve korkuları vardır. Bu tekrarlanan düşüncelerden dolayı suçluluk duygusu da ortaya çıkar ve bu suçluluk duygusu zarar verme düşüncelerini ve korkularını daha da güçlendirir. Geceleri uyuyamama ve/ veya gün boyu uyumak isteme, günlük planlarının değişmesi ve fiziksel görünümün bozulması gibi bu süreçte yaşanabilecek durumlar, annede ilk depresif belirtilerin ortaya çıkışını tetikleyebilir. İştahsızlık ya da aşırı miktarlarda yemek yemeyle beraber, ya kilo alımı söz konusudur ya da ani kilo kayıpları görülür. İçe kapanma, kimseyle konuşmak istememe, önceden yaptığı aktivitelerden zevk almama gibi durumlar söz konusudur ve kişi bu nedenlerle eve kapanır ve insanlardan uzaklaşır. Kişi kişisel bakımını ihmal etmeye ve kendine bakamamaya başlar. Temizliğini, giyimini, bakımını ihmal eder. Cinsel istek azalır ve orgazm olamama söz konusudur. Eşin cinsel talepleri işkence gibi gelmeye başlar. Eğer eş anlayışlı değilse, hastalık bahaneleri uydurarak eşini kendinden uzak tutmak ister. Öte yandan annenin depresyonu, çocuğun ruhsal gelişimini de etkilemektedir. Erikson un psikoseksüel gelişim kuramındaki ilk evre olan temel güvengüvensizlik evresi, ve Bolwby ın yaşamın ilk aylarında anne-bebek arasında tanımladığı ve sonraki ilişkilerin öncülü olan bağlanma biçimleri de annenin depresyonundan etkilenmektedir. Sağlık çalışanları, anne ve bebek için tehdit oluşturan bu hastalığa karşı duyarlı olmalı ve uygun müdahale zamanında yapılmalıdır. Doğum sonrasında annenin uyku düzenini sağlamak konusunda anneye yardımcı birinin varlığı ile çoğunlukla annedeki kaygılar ve hüzün hali kendiliğinden kaybolur. Ancak bazen doğum sonrası depresyonun belirtilerinin şiddeti çoğalabilir, bu durumda annenin emzirmeyi bırakması önerilir ve antidepresan tedavi başlanır. Hasta yakın takibe alınır ve ayrıca hastanın eşiyle de görüşme yapılarak durumu hakkında bilgi verilir. Destekleyici terapi uygulanır. Tablonun şiddetli olduğu bazı durumlarda psikiyatrik hospitalizasyon düşünülebilir. Doğum sonrasında ortaya çıkan ağır bir depresyon, kadının ileriki yaşamını da etkileyecek Bipolar Bozukluk-Manik Depresif Hastalığın ilk atağı da olabilir. Bu nedenle doğum sonrası depresyon geçiren kadınlar psikiyatri uzmanı tarafından uzun süreli olarak izlenmelidir. Doğum Sonrası Psikoz Doğum sonrası psikoz doğum sonrası duygudurum bozukluklarının en ciddi olanıdır. Her 1000 kadında %1 oranında görülmektedir. Olguların çoğu doğum sonrası 3 hafta içinde başlar, %70 inden fazlasının psikotik özellikleri olan bipolar bozukluk yada major depresyon olduğu bildirilmiştir,kısa reakrif piskoz şizofreni daha nadirdir. Gerçeği değerlendirme yetisinde bozukluk, sanrılar, halüsinasyonlar, hızlı duygudurum dalgalanmaları, uykusuzluk, bebek hakkında anormal ve obsesif düşünceler gözlenir. %5 oranında hastanın intihar girişimleri, %4 oranında da bebeği öldürme rapor edilmiştir. Bu nedenle hastane yatışı gerektiren acil durumlardan biridir. Hastanın hızlı ve etkili tedavi edilememesi, hastanın ve bebeğin hayatını riske atabilir. 25

28 KALP PİLLERİ 26

29 Doç. Dr. İlyas ATAR Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji ABD Kalp bir çok organdan farklı olarak elektriksel uyarı oluşturma ve iletme özelliğine sahip bir organdır ve kaba bir tabirle kendine has bir elektrik şebekesi vardır. Kalbin bu elektrik sistemi; nabzımızın yaşa göre değişmekle birlikte istirahat halinde atım/ dakika arası olmasını efor sarf ettiğimizde veya heyecanlandığımızda hızlanmasını sağlamaktadır. Kalbimizin elektrik sistemindeki uyarı çıkaran odağın (sinüs nodu) uyarı çıkarmakta sorun yaşaması ve/veya uyarının kalp içindeki özelleşmiş ileti sistemindeki iletiminde problem yaşanması nabzımızda çok yavaşlamaya neden olarak sağlığımızı bozabilmektedir. Bu ve benzeri kalp ileti sistemi problemlerinin tedavisinde kalp pilleri kullanılmaktadır. Kalp elektrik sistemi ile ilgili hastalıklar her zaman nabızda aşırı yavaşlamaya neden olmayıp bazen de nabızda aşırı hızlanmalara neden olabilmektedir. Kalbin karıncığı (ventrikül) kökenli aşırı hızlanmaya neden olan ritim bozuklukları (Ventriküler taşikardi, ventriküler flattter ve ventriküler fibrilasyon) hayati risk oluşturabilmektedir. Bu tip ritim bozukluğu olan veya bu tip ritim bozukluğu için yüksek risk taşıyan durumlara sahip olan kişilerin tedavisinde ise özelleşmiş bir tür kalp cihazları olan implante edilebilen kardiyoverter-defibrilatörler (ICD) kullanılmaktadır. Bu tip cihazlar kalpte hayati risk oluşturabilecek bir ritim bozukluğu meydana geldiğinde özel manevralarla veya şok tedavisi ile ritmi düzeltebilmekte ve hayat kurtarabilmektedir. Kalp pili nedir? Farklı tipleri var mı? Tüm kalp pilleri temel olarak 2 kısımdan oluşur, bunlar jenaratör ve elektroddur (lead). Pilin özelliğine göre 1 veya daha fazla elektrod takmak gerekebilir. Jenaratör: Enerji üreten bir pil ve pilin çalışmasını düzenleyen bir devre ve elektrodların bağlantı bölgesinin kapalı bir kutu içinde birleştirildiği bir cihazdır. 27

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 Bunama yaşlılığın doğal bir sonucu değildir. Yaşla gelen unutkanlık, Alzheimer Hastalığının habercisi olabilir! Her yaşta insanın

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU

AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU Anabilim Dalı / Klinik Adı: Hastanın Adı, Soyadı: Baba adı: Doğum tarihi: Ana adı: TC Kimlik No: Planlanan girişimin adı: MİRİNGOTOMİ (Kulak zarının çizilmesi) veya VENTİLASYON

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır. Alzheimer hastalığı nedir, neden olur? Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 145 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma işitme organında da görülür ve bu arada işitme duyusu da gün geçtikçe zayıflar. Yaşlılığa bağlı olarak gelişen

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Beyin Tümörleri Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Sizde mi Diş Sıkıyorsunuz? Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir.

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182

HEPATİTLER (SARILIK HASTALIĞI) VE 0212 5294400 2182 KRONİK BÖBREK HASTALIKLARI VE 0212 5294400 2182 İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2013 YILI HASTA OKULU PLANI HASTANE ADI TARİH SAAT KONU EĞİTİM YERİ HASTA OKULU PROGRAMI İÇİN HASTA VE YAKINLARININ İLETİŞİM KURABİLECEKLERİ TELEFON NUMARASI HASEKİ 28/01/2013

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

2012/2013 Yılı İstatistiki Verileri

2012/2013 Yılı İstatistiki Verileri T.C SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU Ankara 1.Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi / Yılı İstatistiki Verileri /

Detaylı

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ Özel Özkaya Hastane İşletmeciliği olarak 2006 yılından itibaren Kızılay da bulunan Tıp Merkezlerimiz siz değerli hastalarımıza hizmet vermektedir. Merkezlerimiz ; - Milli

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Baba adı: Ana adı: Doğum tarihi: Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi,

Detaylı

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi Bölüm 17 Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Dr. Gülhan AYHAN ve Dr. Ömer AYTEN Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yazar Ad 139 Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yaşın ilerlemesine bağlı olarak göz sağlığında değişiklikler veya bozulmalar olabilir. Bu değişikliklerin tümü hastalık anlamına gelmemektedir. Ancak diğer

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

İstanbul Beyin Merkezleri

İstanbul Beyin Merkezleri İstanbul Beyin Merkezleri KAFA TRAVMALARI-YAŞLILIK-ALZHEİMER N ew Y ork Institute for M edical Research, Inc., (aff. w ith N ew Y ork U niversity) O rtho& Sport M erkezi Beyin Rehabilitasyonu ve Beyin

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir?? Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem Sıklığı?? Klinik seyir?? Çocuğun ilk travmatik yaşam olayı emzirme bağlanma olumsuz sağlık koşulları yetersiz bakım Doğum Değişim İyi anne olabilecek

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

I- YAZILI ONAM (RIZA):

I- YAZILI ONAM (RIZA): HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ ELEKTROFİZYOLOJİK ÇALIŞMA VE KALP RİTİM BOZUKLUKLARININ KATETER ABLASYON YÖNTEMİ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:.....

Detaylı

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Bölüm 25 Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Dr. Fevzi DEMİREL Nefesle Alınan Kortizonlu İlaçların Yan Etkileri Astım tedavisinde kullanılan

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ STRES EKOKARDİYOGRAFİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:..... Protokol Numarası:..... Doğum Tarihi:..... Telefon Numarası:.... Adresi:.....

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU

AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM FORMU Anabilim Dalı / Klinik Adı: Hastanın Adı, Soyadı: Baba adı: Doğum tarihi: Ana adı: TC Kimlik No: Planlanan girişimin adı: ADENOİDEKTOMİ Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi Lütfen

Detaylı

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU A R A Ş. G Ö R. Z E Y N E P K I R I K K A L E L İ Gebelik dönemi fizyolojik olduğu kadar kalıcı psikolojik değişikliklere de neden olmaktadır. Anne karnında gelişen

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

DEPRESYON HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

DEPRESYON HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ DEPRESYON HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ Bu kitapçık Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Beyin Görüntüleme ve Elektrofizyoloji Birimi tarafından hazırlanmıştır. Şubat 2010 1 DEPRESYON

Detaylı

GECE YATAK ISLATMA-GÜNDÜZ ISLATMA GECE YATAK ISLATMA

GECE YATAK ISLATMA-GÜNDÜZ ISLATMA GECE YATAK ISLATMA GECE YATAK ISLATMA-GÜNDÜZ ISLATMA GECE YATAK ISLATMA Gece yatak ıslatma sorunu insanlık tarihinde kayıtları bulunan en eski sağlık problemlerinden biridir. 5 yaşına gelmiş bir çocukta yatak ıslatma normal

Detaylı

ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ?

ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ? ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ? Cerrahi Servisler İnsanlar duyuları aracılığı ile dış dünyayı algılar, ruhsal, zihinsel, sosyal gelişimini sağlar. Duyulardan birinin eksikliği, algılamanın bütünlüğünü

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi TANIM Horlama ve buna eşlik eden solunum düzensizlikleri ile karakterize klinik tablolardır.

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Tarih:../ /.. Adı Soyadı: KİMLİK BİLGİLERİ Doktorun Adı, Soyadı: Hasta ID No: Doğum Tarihi (gün/ay/yıl):.../.../... Yaşı:. Anne Adı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Baba Adı: Sosyal Güvence: GSS Ücretli Özel Sağlık

Detaylı

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! On5yirmi5.com Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! Mevsim değişimlerinde geniz akıntısı, burnunuzda tıkanıklılık ve bağ ağrılarınızdan şikayetiniz varsa, üst solunum yolu enfeksiyonlarınız 10

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD Çalışmalarda birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastalardaki psikiyatrik hastalık sıklığı, gerek değerlendirme ölçekleri kullanılarak

Detaylı

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ GEÇİCİ KALP PİLİ TAKILMASI İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ GEÇİCİ KALP PİLİ TAKILMASI İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ GEÇİCİ KALP PİLİ TAKILMASI İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:..... Protokol Numarası:..... Doğum Tarihi:..... Telefon Numarası:.... Adresi:.....

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse Perinatal Depresyon gebelik süresince veya gebeliği takip eden ilk 12 ay boyunca

Detaylı

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM DR FARUK UĞUZ KONYA N.E.Ü MERAM TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI A.D. ÖĞR. ÜYESI Açıklama Son iki yıl içinde ilaç endüstrisi vd sivil toplum kuruluşları ile

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği OP. DR. ÜNSAL ÖZKUVANCI Genel bilgiler Şeker hastalığı bir çok organı etkilediği gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz

Detaylı

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM DOKU YENİLENMESİNDE OTOLOG ÇÖZÜM TÜRKİYEDE TEK DENTAL PRP KİTİ KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM YENİLENMEK KENDİ İÇİMİZDE ONARICI DOKU YENİLENMESİNİ HIZLANDIRAN YENİLİKÇİ

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Astım hastalarının hava yollarındaki aşırı hassasiyet, hava akım kısıtlanması ve aşırı mukus salgılanması

Astım hastalarının hava yollarındaki aşırı hassasiyet, hava akım kısıtlanması ve aşırı mukus salgılanması Bölüm 11 Astım ve Cerrahi İşlemler Astım ve Cerrahi İşlemler Dr. Gözde KÖYCÜ ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Astım hastalarının hava yollarındaki aşırı hassasiyet, hava akım kısıtlanması ve aşırı mukus salgılanması

Detaylı