BURDUR UN ve DİVANLARIN GÜLÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BURDUR UN ve DİVANLARIN GÜLÜ"

Transkript

1 368 BURDUR UN ve DİVANLARIN GÜLÜ Yavuz BAYRAM * Gül ve Gülcülük Üzerine Kaynaklarda ateş koru, ahker, kırmızı, ahmer, çiçek gibi değişik anlamları da bulunan gül, bir çiçek türü olarak; kışın yaprakları dökülen, güzel kokulu; taç yapraklarının dokusu yumuşak ve kadifemsi, çok yıllık ve çalı görünümlü, 200 den fazla çeşidi olan bir süs bitkisidir. Yabani olarak yetiştiği gibi, kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. Gonca hâlindeyken, özellikle de sabahları, daha güzel kokar. Üremesi, rüzgâr ve bazı böceklerin katkısıyla gerçekleşir. Başta kırmızı olmak üzere, beyazdan siyaha kadar pek çok renkte olabilir. Oldukça hassas ve kısa ömürlü olan taç yaprakları, genellikle bahar ve yaz aylarında açılır. Yaban gülü, hokka gülü, sakız gülü, nesrin, nesteren, misk gülü, Şam gülü, has gül, frenk gülü ve daha başka adlarla anılan pek çok çeşidi vardır. Kök, gövde, dallar, dikenler, yapraklar, çanak yapraklar, taç yapraklar ve tohumlar dan oluşur. Şeker, reçel, şerbet, bitkisel ilaç, sabun, losyon, kolonya, şampuan, jel, tonik, krem, şurup, gül suyu, gül yağı, güllaç vs. yapımında kullanılır. Ayrıca doğum ve evlilik gibi özel günlerin kutlanmasında ve bazı duyguların ifade edilmesinde tercih edilen çiçeklerdendir. Gül, bu özellikleriyle çok eski tarihlerden beri, dünyanın bütün toplumlarında giyim kuşamdan toplumsal ilişkilere, mimariden edebiyata kadar pek çok alanda önemli bir kültürel unsur olarak değerlendirilmiştir. Diğer yandan gül, yüz yılı aşkın süredir, birçok insanın geçimini sağlayan önemli bir tarımsal ürün olarak da dikkat çekmeye başlamıştır. Bu itibarla gül, burada hem kültürel hem de tarımsal ve ekonomik işlevleri açısından değerlendirilecektir. Gül, aşağıda değinilecek olan niteliklerinden dolayı, insanoğlunun dikkatini en çok çeken çiçek olmuştur. Diğer yandan gülün tarihi çok eski dönemlere dayanmaktadır. Öyle ki bir kaynağa göre; Güllerle ilgili ilk fosil buluntu, 3,5 milyon yıl öncesine dayanır. M.Ö yıllarında, şimdi Irak olarak bilinen yerde Sümerler, ilk yazılı gül kaydını oluşturdular. M.Ö.600 de Sapho, Güle Şiir adlı eserinde bugün bile hâlâ popüler olan ve çiçeklerin kraliçesi olarak bilinen bu güzelliğe gönderme yapmıştı. (rose.org). Sözü edilen kaynaklarda Mısırlıların elbiselerine gül motifleri nakşettiklerine, Sümerlerin ve Akadların gülden haberdar olduklarına, Çinlilerin gül ile ilgili bilgilerini asırlarca başka medeniyetlerden gizlediklerine, İran ve Hint kültürlerinde gülün kutsal bir miras gibi algılandığına dair pek çok bilgi, yorum ve ipucu yer almaktadır. Ayrıca bu kaynağa göre; Roma İmparatoru Neron zamanında gül, ticarî anlamda da değerlendirilmeye başlanmıştır. Diğer yandan Neron un sarayında binlerce gül yetiştirilmiştir ve Romalılar, gülden parfüm ve gül suyu üretmişlerdir. Ayrıca her yılın Mayıs ve Eylül aylarında Samao Adası nda gül festivalleri düzenlemişlerdir. Günümüzde yerli ve yabancı birçok kullanıcı tarafından web ortamına taşınmış 1 olan tarihî ve kültürel bazı belgelerde gülün vatanıyla ilgili değişik görüşler yer almaktadır. Bugün için ağırlıklı görüş, gülün vatanının Mısır, Mezapotamya, İran, Hindistan, Çin bölgeleri olduğu yönündedir. Gül, daha sonraki dönemlerde ise Anadolu ve Avrupa ya ulaşmış; nihayet 16.yüzyılda da Avrupalı göçmenler tarafından Kuzey Amerika ya taşınmıştır. Diğer çiçekler gibi güle de, renkleriyle bağlantılı olarak, değişik anlamlar atfedilmiştir. Beşir Ayvazoğlu nun da (1992) vurguladığı gibi, bu anlamda en önemli gelişme, 16.yüzyılda İstanbul da yaşanmıştır. Bu tarihten sonra çiçekleri anlamlandırma geleneği, Mary Wortley Montaqu tarafından İngiltere ye taşınmıştır (happy.net) 18. yüzyılda Fransız İmparatoriçesi Josephine, Marsilya daki sarayının etrafında oluşturduğu muhteşem gül bahçeleriyle, bu kültürün Avrupa da yaygınlaşmasına ve yerleşmesine önemli katkı sağlamıştır. Bu gelenek o kadar yaygınlaşmıştır ki bugün web ortamında gerek Türkçe çiçeklerin dili, çiçeklerin anlamları * Dr. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesi. 1 Bu tür web sayfalarından burada da yararlanılan birkaçı kaynakça bölümünde verilmiştir.

2 369 ve renklerin dili ; gerek İngilizce meaning of flowers, language of flowers, flower language ve language of colours gibi anahtar kelimelerle yapılacak bir aramada konuyla ilgili binlerce web sayfasına ulaşılmaktadır. Gül, İslam medeniyetinde de çok özel ve onurlu bir konuma sahip olmuştur. İslâm dünyasında Hz.Muhammed için bir simge olarak düşünülen gül, zamanla kutsal bir kimlik kazanmış ve İslamî edebiyatların tamamında kendine yer bulan en önemli mazmunlar arasındadır. Ham maddesi gül olan ilk ürünün İslâm da önemli bir geleneğin parçasını oluşturan gül suyu olduğu tahmin edilmektedir. Gül suyuyla ilgili ip uçlarına çok eski tarihlerde rastlamaktadır. Ancak elimizdeki bilgiler, gül suyunun ilk defa nerede üretildiği konusunda birbiriyle örtüşür nitelikte değildir. Bir kaynağa göre; Gül üretimi, İÖ 3000 yıllarına (Sümerlere) dek inmektedir. Daha sonra Asurlular gül yetiştirmiş ve bundan gül suyu ve gül yağı üretmişlerdir. Anadolu da yüzyıllardan bu yana gül yetiştirilmektedir. 14.yüzyılda yaşayan İbn-i Batuta, seyahatnamesinde Burdur un Gölhisar (Gülhisar) ilçesinde kendisine gül suyu ikram edildiğini yazmaktadır. 2 (arkeolog.8m.com). Gül yağı üretiminin ise ilk defa İran ya da Hindistan da gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Gül yağının üretilmesiyle birlikte önceleri sadece süs unsuru olarak düşünülen gül, bu özelliğiyle bağlantılı olarak, ticarî bir ürün olarak da dikkat çekmeye başlamıştır. Şüphesiz gülün ticarî bir ürün olarak değer kazanmasında kültürel bakımdan kazandığı itibar önemli bir etken olmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki bu anlamda kozmetik, parfümeri ve gıda gibi birçok alanda ham madde olarak kullanılan gül yağının da önemli bir katkısı vardır. Gül yağı, çok uzun bir dönem basit ve ilkel yöntemlerle üretilmiştir. 19.yüzyıla gelindiğinde ise o dönem Osmanlı egemenliğinde bulunan Bulgaristan da gül yağı üretimi açısından önemli bir mesafe alınmıştır. Günümüzde Türkiye ve Bulgaristan en çok gül yağı üreten ülkelerdir. (Britannica, 150). Gül yağı üreten diğer bazı ülkeler ise Fas, Rusya, Meksika, İran, Tunus ve İtalya dır (Britannica, 150; Larousse, 226). Diğer yandan gül, kesme çiçekçilik açısından da, dünyanın her yanında çok önemli bir ticarî ürün konumuna sahiptir. Gül yağı üretimine dayalı olan gülcülük, 1870 li yıllarda Bulgaristan dan Anadolu ya göç edenlerce Bursa, Denizli ve Manisa yörelerine taşınmıştır. Ülkemizde ilk gül tarlası ise 1888 yılında Müftüzade İsmail Efendi tarafından Isparta da dikilmiştir. 30 dönümden oluşan bu tarla, 4 yıl sonra İsmail Efendi nin emeğinin karşılığını vermiş ve böylece 1892 de Türkiye de ilk gül yağı üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu başarı, kısa zamanda etkisini göstermiş; diğer çiftçilerin de gül yetiştiriciliğine yönelmesine vesile olmuştur (gullevi.sitemynet.com) de Ticaret ve Ziraat Vekâleti, gülcülük üzerine o dönem için çok önemli bilgiler içeren bir kitap hazırlatarak, gülcülüğün gelişimine katkı sağlamıştır. Bu dönem kayıtlarına göre, gülcülük yapılan arazi miktarı, dönümdür. Birinci Dünya Savaşı na kadar gülcülük alanında önemli gelişmeler sağlayan Türkiye, özellikle Kurtuluş Mücadelesi nden sonra, savaş ortamından dolayı, Bulgaristan ın oldukça gerisine düşmüştür. Bu arada gülcülük yapılan araziler de yarı yarıya azalmıştır. Atatürk ün 1930 da Isparta bölgesine yaptığı ziyarette verdiği talimatlar doğrultusunda İktisat Vekâleti tarafından 1935 te modern bir gül yağı fabrikası kurulmuştur. Bu anlamda daha sonraki en önemli gelişme, 1953 te kısa adı Gülbirlik olan Gül, Gül Yağı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği nin kurulması olmuştur. Bu kurum, 1958 de İslamköy de; 1976 da ise Yakaören, Kılıç ve Güneykent te yeni fabrikalar kurmuştur. Gülbirlik, bugün hem Türkiye nin hem de dünyanın en büyük gül yağı üreticisi durumundadır üretici ortağı bulunan Gülbirlik tesislerinde günde 360 ton gül çiçeği işlenebilmektedir (gulbirlik.com) de işlenen gül çiçeği miktarı ton olup bundan kg gül yağı, kg da gül konkreti (katı halde gül yağı) üretimi gerçekleştirilmiştir (isparta.gov). Bugün Isparta yla birlikte Burdur, gülcülük açısından sadece Türkiye nin değil bütün dünyanın önemli bir merkezi haline gelmiştir. DPT verilerine göre (1996) Burdur da gül yetiştiriciliği için en uygun araziler, daha 2 Seyahatnâme de bu bilgi şöyle yer almaktadır: Tekkeye döndüğümüz zaman Ahî Tûmân ile yoldaşlarını karşımızda bulduk. Bizi bekliyorlardı. Onlarla birlikte kendi tekkelerine gittik. Ötekiler gibi yemek verdiler, hamama götürdüler. Hamamdan çıktığımızda bizlere gül suyu ikram ettiler. Böylece tekkeye geldik (İbn-i Battuta 2000, 409). Seyahatnâme nin değişik bölümlerinde ayrıca Mekke, Hindistan, Zîbetülmehel Adaları (Maldivler), Çin, Meşhed-i Alî, Basra ve Bursa ile ilgili bilgi verilirken de gül suyu ve gül şerbetiyle ilgili alışkanlıklardan ve geleneklerden bahsedilmektedir. Bu, o dönem bile gül suyunun ne kadar yaygın biçimde bilindiğini ve kullanıldığını göstermesi açısından önemli bir ayrıntıdır.

3 370 çok merkez ilçede ve Ağlasun da bulunmaktadır. Ayrıca Afyon, Denizli, Konya, Ankara, Sivas ve Erzurum da da, az olmakla birlikte, gülcülük yapılmaktadır. Bundan ayrı olarak Yalova ve Antalya gibi merkezlerde ise kesme çiçekçilik sektörü için gül yetiştiriciliği yapılmaktadır. Gül çiçeği işlenen tesislerde 2002 ye kadar yalnızca 6 çeşit gül ürünü elde edilirken, bu yıldan sonra tam 38 çeşit gül ürünü elde edilmeye başlanmıştır (gullevi.sitemynet.com). Gülden elde edilen ticarî ürünler arasında en dikkat çekici olanları şunlardır: gül yağı, gül suyu, gül kolonyası, gül şampuanı, gül toniği, gül jeli, gül losyonu, gül temizleme köpüğü, gül kremi, gül sabunu, aseton, çeşitli yiyecek ve içecekler için katkı maddesi. Gül, Isparta ve Burdur da birçok çiftçinin başlıca geçim kaynağıdır. Türkiye deki gül üretiminin % 85 i Isparta da, % 15 i ise Burdur da gerçekleştirilmektedir (Rehber, 123; yurdum.com). Bununla birlikte 1990 da hektar olan gülcülük yapılan arazi miktarı, 2001 de hektara düşmüştür. 1 dönüm gül tarlasından 1 ton gül çiçeği, bundan da 1 kg gül yağı elde edilmektedir. 1 kg gül yağının parasal karşılığı ise bin YTL civarındadır (istanbul.edu). Türkiye de ekolojik yöntemlerle gerçekleştirilen gül yağı üretiminde, herhangi bir kimyasal katkı maddesi veya yapay yöntem kullanılmamaktadır. Dolayısıyla Isparta-Burdur bölgesinde yetiştirilen güller; sakinleştirici, ferahlatıcı, ruhsal bunalımlardan kaynaklanan huzursuzlukları yatıştırıcı, huzur verici ve gerilimlere karşı etkili özelliklerinden dolayı oldukça revaçtadır (istanbul.edu). Bilimsel adı rosa damascena ya da rosa gallica (Britannica, 150) olan bu pembe ya da kırmızı gül; yağ gülü, Şam gülü Isparta gülü ya da frenk gülü olarak da bilinir. Bu bölümde son olarak şu ilginç ayrıntıya değinmekte yarar vardır: Bitkiler, genellikle önce doğal hayatta, sonra tarlalarda boy gösterirler. Ardından bu bitkilerin bir bölümü, bahçeleri ve evleri süslemeye başlar. Bazı bitkiler ise doğrudan yaban hayatından bahçelere geçiş yapmışlardır. Birçok bitkide gözlemlenen bu gidişat, gülde ters yönde gelişmiştir. Zira gül, önce bahçelerin en güzel köşelerinde boy göstermiş, bundan çok uzun süre sonra ise tarlalarda görünmeye başlamıştır. Divan Şiirinde Gül Divan şiirinde gül ve diğer çiçeklerle ve bitkilerle ilgili birçok çalışma yapılmıştır 3. Ne var ki bu konudaki çalışmalar, henüz ihtiyacı karşılayacak düzeye ulaşmamıştır. Özellikle yeni yöntemler ve farklı bakış açılarıyla konunun kapsamlı biçimde değerlendirilmesine gerek vardır. 4 Bu çalışmanın çıkış noktalarından birini de bu mülahaza oluşturmaktadır. Bilindiği üzere gül kelimesi, Farsça gul kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanılmaktadır. Aşağıda verilen tablodan da anlaşılacağı gibi, divan şiirinde de bu çiçeği karşılamak üzere çok büyük bir oranda gül kelimesi tercih edilmiştir. Az olmakla birlikte bu amaçla Arapça verd kelimesinin kullanıldığı da olmuştur. Bu yazıdaki tabloların tamamı, 15.yüzyıldan 18.yüzyıla kadar değişik dönemlerden seçilmiş 26 divan şairinin Türkçe divanlarında yer alan yaklaşık beytin tek tek incelenmesiyle hazırlanan bir çalışmamızdan (Bayram, 2001) alınarak yeniden düzenlenmiştir. Bu tablolar, divan şiirinde güle gösterilen ilgiyi, sayısal verilerle somut biçimde ortaya koymaktadır. 3 Bu çalışmalardan bazıları kronolojik sıralamayla şöyledir: Ayverdi 1950; Ünver 1954; Ünver 1960; Ünver 1966, Eldem 1976; Ünver 1977; Diriöz 1980; 4-7; Karahan 1980, 55-63; Gülersoy 1980; Özel 1981; Mermer 1985; Demiriz 1986; Tansuğ 1988; Aybet 1989; Erdoğan 1989; Çağlayan 1990; Yılgör 1990; Ayvazoğlu 1992; Demirel 2000; Gökyay 1993, 9-13; Şimşek (Kartal) 1994; Doğan 1995, 70-74; Kurnaz 1996, Kalkışım 1997, 31-38; Polat 2001; Çetindağ 2002, Zira bu konuda yapılan değerlendirmelerin, zaman zaman yanlış bilgilere ve yorumlara dayandığı görülmektedir. Söz gelimi 23 Temmuz 2000 tarihli Hürriyet Gazetesi nde Ahmet KARCILILAR ile yapılan söyleşide yazarın kullandığı, Gül, zaten edebiyatta kadının cinsel organını çağrıştıran bir simge ifadesi, bu yanılgının örneklerindendir. Çünkü bu ilgi, gerçekte ne divan şiirine ne de bütün olarak Türk şiirine özgü geleneksel bir kullanıma sahiptir. Bu düşüncenin, yazarın kendi hayal dünyasında kurduğu özgün bir imge olarak değerlendirilmesi daha uygun görünmektedir. Çünkü civarındaki beyit üzerinde yaptığımız incelemede, sözü edilen ilgi hiçbir beyitte yer almamıştır.

4 371 Tablo 1: Türkçe Divanı İncelenen Şairler, Şiir ve Beyit Sayıları (Örneklem) 5 Kasîde Gazel Kıt a Nazm Müfred Mu.Lü. Rübâî Trk.B. Trc.B. Şarkı D.Mus. Mesnevi Toplam 6 Şeyhî Cem Sultan Mesîhî Karamanlı Aynî Mihrî Adlî Necâtî Amrî Bâkî Fuzûlî Hayâlî Helâkî Nev î Taşlıcalı Yahyâ Zâtî Nef' Nâbî Mezâkî Kafzâde Fâ izî Fehîm-i Kadîm Neşâtî Sükkerî Şeyhülislâm Esad Şeyhülislâm İshak Nedîm Şeyh Gâlip Şiir Sayısı Toplam Türkçe divanın taranmasıyla elde edilen verilerden yola çıkarak, divan şiirinin geneli hakkında mutlak sonuçlara ulaşmak elbette mümkün değildir. Çünkü istatistik bilimine göre mutlak sonuçlara ulaşmak için, araştırma kapsamını oluşturan tüm evren in incelenmesi esastır. Ne var ki elimizdeki imkânlar, henüz bunu mümkün kılmamaktadır. Bununla birlikte yine istatistik biliminin önerdiği şekilde, evren içerisinden seçilecek örneklem de bize genel bir değerlendirme yapma imkânı sunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, çalışmamız için örneklem niteliği taşıyan ve yukarıda ayrıntılı bir tablo hâlinde sunulan veriler, divan şiirinde bitkiler konusunda genel bir değerlendirme yapmak için yeterli görünmektedirler. Gelelim gül ile ilgili bazı verilere. Aşağıdaki tabloların ilki gülün hangi şair tarafından kaç kez kullanıldığını, ikincisi ise redifi gül olan şiirlerin dağılımını göstermektedir. 5 Metin içerisindeki tablolarda yer alan verilerin, yukarıdaki tablo ile (özellikle divanlardaki beyit sayılarıyla) karşılaştırılarak değerlendirilmesinde yarar vardır. Zira divanında daha çok beyit bulunan şairlerin çoğu zaman gül ve gül ile ilgili kelimelere de daha çok yer vermiş oldukları görülmektedir. Örneğin genellikle Adlî, Helâkî ve Sükkerî nin gül ve gülle ilgili kelimelere en az; Zâtî nin ise en çok yer veren şair olmasında divanlarının hacimleri önemli bir etken olmuştur. Bununla birlikte Necâtî ve Nâbî nin tercihleriyle ilgili veriler, divanlarının hacimleri dikkate alındığında önemli bir farklılık oluşturmaktadır. 6 Bu sütundaki birinci rakam, beyit sayılarını; ikinci rakam, bend sayılarını ifade etmektedir.

5 372 Tablo 2 : Divanlarda Gül 7 ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG T Gül Verd Tablo 3: Divanlarda Gül Redifli Şiirler 8 CS MH KA NC BK FZ HY NV TY ZT NF NB MZ KF FK ŞG T Kasîde --- 1/ / /61 1/27 1/ / / 208 Gazel 2/17 1/5 1/ / /20 3/16 1/5 2/18 2/15 1/14 3/19 1/7 2/12 2/17 31/212 Görüldüğü gibi gül, divan şiirinin her döneminde yoğun bir ilgi görmüştür. Öyle ki divanında gülden hiç söz etmeyen bir tek divan şairi bile yoktur. Tablolardaki veriler; gülden çok söz eden şairlerin; Zâtî ve Necâtî en az söz edenlerin ise Adlî, Helâkî ve Sükkerî olduğunu göstermektedir. Bu değerler, Tablo 1 deki değerlerle karşılaştırıldığında divanların hacimlerinin önemli bir etken olduğu anlaşılmaktadır. Söz gelimi Adlî, Helâkî ve Sükkerî nin gülden en az söz eden şairler olmaları, divanlarının diğer şairlerin divanlarına göre çok daha az şiir barındırmasından kaynaklanmıştır. Bununla birlikte Necâtî nin divanının hacmi göz önünde bulundurulduğunda Zâtî ye oranla güle daha çok ilgi gösterdiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde divanındaki beyit sayısı dikkate alındığında Nâbî nin güle daha önceki dönem şairlerine oranla daha az ilgi gösterdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Veriler, genel bir değerlendirmeyle incelendiğinde 15 ile 16.yüzyıl şairlerinin divanlarında güle daha çok yer verdikleri görülmektedir. Gülün divan şiirinde bu kadar yoğun bir ilgiyle karşılanmasının dört temel sebebi vardır: 1. Herkes tarafından bilinen, hemen her coğrafyada yetişen bir çiçek olması; en güzel ve en alımlı çiçek sayılması. 2. Sevgilinin yüzü, yanağı ve dudağı gibi en çok dikkat çeken uzuvlarıyla benzerlik göstermesi. 3. Görünümündeki güzelliği yanında, dokunma ve koku alma duyularına da hitap etmesi. 4. Tarihinin çok eski dönemlere dayanması; Hz.Muhammed ve Hz.Yusuf gibi, toplumda saygı gören din büyüklerinin simgesi olarak benimsenmiş olması. Aşağıdaki tabloda özetlendiği gibi, gül kelimesi, divan şiirinde en çok şu üç işleviyle kullanılmıştır: Çiçek adı, gülmek fiili ve mecazî anlamları. Gül, divan şiirinde bu üç anlamıyla birlikte, genellikle de bu anlamlarla iç içe olarak yer almıştır. Tablo 4: Divan Şiirinde Gülün Üç Temel İşlevi gerçek anlam 1: Çiçek adı (isim) gül gerçek anlam 2: Gülmek (fiil) mecâzî anlam : Güzel, sevgili...vs îhâm, cinas, tevriye kinâye, istihdam 7 Tablodaki rakamlara, gül ile yapılan gülistân, gülzâr, gülşen... gibi bileşik kelimeler dâhil edilmemiştir. Tablo ve grafiklerdeki kısaltmaların açılımları şöyledir: ŞY: Şeyhî, CS:Cem Sultan, KA: Karamanlı Aynî, MS: Mesihî, MH: Mihrî Hatun, AD: Adlî, NC: Necâtî, AM: Amrî, BK: Bâkî, FZ: Fuzûlî, HY: Hayâlî, HL: Helâkî, NV: Nev î, TY: Taşlıcalı Yahyâ, ZT: Zâtî, NF: Nef î, NB: Nâbî, MZ: Mezâkî, KF: Kafzâde Fâ izî, NŞ: Neşâtî, SK: Sükkerî, ŞE: Şeyhülislâm Es ad, Şİ: Şeyhülislâm İshak, ND: Nedîm, ŞG: Şeyh Gâlip. 8 Kasîde ve gazel dışında Nâbî ye ait 5 bendlik bir adet gül redifli tahmis de bulunmaktadır.

6 373 Divan Şiirinde Gülün Aksâmı Aşağıdaki tabloda, gülün hangi kısmının hangi divanda ne kadar kullanıldığıyla ilgili sayısal veriler ortaya konmuştur. Bu verilerden, divan şiirinde gülün en çok kullanılan kısmının yaprakları olduğu anlaşılmaktadır. Burada yapraklardan kasıt, gülün çiçek kısmında yer alan renkli taç yapraklar dır. Kimi beyitlerde gülün yeşil çanak yapraklarından da bahsedilmekle birlikte, gülün divan şiirindeki hemen hemen tüm ağırlığını taçyaprakları yüklenmiştir. Söz gelimi gülün yüz, dudak, ağız, sîne, şarâp, ateş, ay ve güneş gibi unsurlara benzetilmesinde, daima taç yaprakları düşünülmüştür. Tablo 5, gülün yapraktan sonra en çok dikkat çeken kısmının dikenleri olduğunu göstermektedir. Ayrıca gülün kökü ve dallarının da diğer kısımlarına göre daha fazla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Tablo 5: Divanlarda Gülün Aksâmı 9 ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG T Yaprak Diken Kök Dal Fidan Tohum Meyve Divan Şiirinde Gülün Bitkisel Özellikleri Gül ile ilgili benzetme ve bağdaştırmalara büyük bir ilgi gösteren divan şairlerinin, doğal olarak, gülün birçok bitkisel özelliğinden de haberdar oldukları anlaşılmaktadır. İncelenen beyitlerden, gülün sabah vaktinde ve gonca hâlindeyken daha güzel kokması, rüzgârın yardımıyla üremesi, renk ve şekil açısından nitelikleri, türleri, yetişme şartları ve yaşam süresi gibi, birçok bitkisel özelliğinin divan şairleri tarafından bilindiği ve yapılan benzetme ve bağdaştırmalarda bu bitkisel nitelikleriyle çelişmemeye özen gösterildiği anlaşılmaktadır. Örneğin Nev î ile Fuzûlî, aşağıdaki beyitlerde, gülün çorak yerlerde yetişmeyeceği ni söylerken, gülün hassas bir bitki olduğu gerçeğini dikkate almışlardır: Zâhid-i huşk olanı sâgar-ı sabhâ tutmaz Şûre yerlerde dikilse gül-i ra nâ tutmaz Nev î, G Va de-i lutfun çok ammâ baht yâr olmaz ne sûd Gül bitirmez âb-i şîrîn vermek ile hâk-i şûr Fuzûlî, G-94-5 Şeyhî aşağıdaki dizelerinde, gülün nîsân yağmuru na ihtiyaç duyduğundan bahsederken; Zâtî, gülün bahârın sonlarına doğru ömrünü tamamlaması gerçeğinden yola çıkarak sevgilinin güzelliğinin bir gün sona ereceğini vurgulamıştır: Ben ağladığım istersen aceb mi Gül olur katre-i nîsâna teşne Hüsnüne gırre olma sakın ey gül-i cemâl Ahir bahârdan çü bulur infisâl gül Şeyhî, G Zâtî, G Mihrî Hatun da Şeyhî ve Zâtî gibi düşündüğünden, güzellere seslenip, güzellikleriyle fazla gururlanmamalarını tavsiye etmektedir. Çünkü güzellik de gülün ömrü gibi, çabuk geçecektir: Gırra olman inen hüsninize ey hûb sanemler Gül ömrü gibi tîz geçer hüsn bekâsı Mihrî, G Bu verilere herhangi bir kısmı zikredilmeksizin gülden bir bütün olarak bahsedilen beyitler eklenmemiştir.

7 374 Kısa ömürlü olması nedeniyle, birçok divan şairi, gül ile insan hayatı arasında ilgi kurmuştur. Öyle ki Mesîhî nin aşağıdaki dizelerinde olduğu gibi, divan şairleri, ölümü ifade etmek için, ömrü gülünü dermek ve ömrü gülüne bâd-ı fenâ zarar vermek gibi deyimler kullanmışlardır: Ey Mesîhî ko cihân bâğın ki hindû-yı ecel Kimse mi kodı k'anın ömrü gülünü dermedi Mesîhî, G Ömrün gülüne bâd-ı fenâ vermeye zarar Gonca gibi belâya ola her yanın nikâb Mesîhî, K Cem Sultân ın gülü sevgilinin yüzüyle karşılaştırdığı beyti ile, Necâtî Bey in gülü, nâz ve işve açısından sevgili ile ilişkilendirdiği beytinde, güle bir aylık ömür biçilmiştir ki bu, gülün bitkisel nitelikleri ile de uyuşmaktadır: Gül kaçan benzeye yüzün ayına Kim bir ay kalmaz geçer bâzâr-ı gül Cem Sultan, G Bunca nâz ü bunca şîveyle bir aylık ömrü var Kendüyi zînet ederse tan mı şehrî-vâr gül Necâtî, K Bâkî nin aşağıdaki beytinde, gülün yılda bir açılması ndan söz edilirken, Cem Sultân ın beytinde, toprağın yumuşatılıp gülün yetişmesi için elverişli hâle getirilmesi gerçeğinden yola çıkılarak, âşığın yanık ciğerinden arta kalan külün güle neşv ü nemâ verdiği söylenmektedir: Yılda bir açılıp ancak şen olur bâğda gül Kanı ol gonca-i handân gibi şûh u şengül Cigerim yaktı kül etti gül-i ruhsârın odu Ol güle neşv ü nemâ veren ol odun külüdür Bâkî, G Cem Sultan, G.80-2 Tablo 6 daki veriler, gülün bitkisel özelliklerinin belirgin biçimde öne çıktığı beyitlerin divanlara göre dağılımlarıyla ilgilidir. Bu veriler; Necâtî Bey ile Fuzûlî nin, birçok beyitte gülün bitkisel özelliklerinden belirgin biçimde yararlandıklarını; ayrıca özellikle 16.yüzyıldan sonra, gülün bitkisel niteliklerinin ağırlığını kaybettiğini göstermektedir. Tablo 6 : Divanlarda Gülün Bitkisel Özellikleri ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG Toplam Gülün divan şiirinde en çok dikkat çeken bitkisel özelliği, taç yapraklarının renkleriyle ilgilidir. Divan şairleri, gül ile değişik obje, şahıs ve bu şahısların uzuvları arasında ilgi kurarken, gülün renginden yararlanmışlardır. Bunun için en çok kullanılan yöntemlerin başında, güle Farsça yapım ekleri olan -gûn, -fâm ve reng son eklerinin ilâve edilmesi gelir. Bunun dışında, renk le ilgili herhangi bir kelime kullanılmadan da gülün renkli yapısı, birçok beyitte, divan şairleri için ilham kaynağı olmuştur. Örneğin sevgilinin yüzü, dudağı, âşığın çehresi gibi objelerle gül arasında ilgi kurulurken, gülün rengi, önemli bir işlev görmüştür. Hatta Nedîm in aşağıdaki beytinde olduğu gibi, başka çiçeklerin renklerini ifade etmek için bile, gülün kullanıldığı beyitlerle karşılaşmak mümkündür: Nergis-i gül-gûn beyâzın sanma sürh etmiş remed Gamze-i zâlim yine kan eylemiş kan üstüne Nedîm, K.3-18 Gülün renginden söz edilirken karşılaşılan bir terim de parlaklık, nûr, kuvvet gibi anlamlarda kullanılan fer dir. Nev î nin aşağıdaki beytinde olduğu gibi, reng ve tâb ile birlikte kullanıldığında fer, gülün renkli, canlı ve diri yapısını vurgulamak için elverişli bir kelime olarak görünmektedir: Ne gülde tâb u fer var ârızına kılmağa nisbet Ne servin kadd-i dilcûyına var öykünmeğe cânı Nev î, K.45-15

8 375 Tablo 7 den de anlaşılacağı gibi, gülün renginin vurgulandığı beyitlerde, bu amaçla en çok kullanılan kelime rengîn sıfatıdır. Rengîn kelimesi, hem tek başına hem de Hayâlî Bey in aşağıdaki beytinde olduğu gibi, gül-i rengîn tamlamasında, gülün renkli ve parlak görünümüne dikkat çekmek için kullanılmıştır: Ey Hayâlî gül-i rengînlerine reşk edip Hâr u hasler n'ola ta n eyler ise gülşenime Hayâlî, G Aşağıdaki tabloda, gülün renk ve parlaklık unsuru olarak ağırlık kazandığı beyitlerin divanlara göre dağılımlarıyla ilgili sayısal veriler, karşılaştırmalı olarak verilmiştir: Tablo 7: Gülün Renk ve Parlaklık Açısından Değerlendirildiği Beyitlerin Divanlara Göre Dağılımı ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG T Renk Kırmızı Rengîn Zerd Beyaz Yeşil Tablodan da anlaşılacağı gibi, divan şiirinde, gülün hakim rengi kırmızı dır. Tablo 7 deki veriler, gülün rengiyle ilgili bir kelimenin kullanıldığı beyitlerle ilgilidir. Bunun dışında, renk bildiren bir kelime kullanılmadan, gülün kırmızılığı ile değerlendirildiği beyitler de tabii ki vardır. Tabloda kırmızı rengin ağırlığı belirgin biçimde hissedilmektedir. Ayrıca beyaz gülün de sarıya oranla daha çok kullanıldığı görülmektedir. İlgili beyitlere ileriki bölümlerde yer verildiğinden, şimdilik örnek vermeye gerek görülmemiş; kısa bir değerlendirmeyle yetinilmiştir. Gülün rengi dışında tazeliği, kokusu, güzelliği ve hassasiyeti de divan şairlerinin ilgisini çekmiştir. Bu nitelikler, genellikle sevgilinin kendisi, yüzü, dudağı, sînesi ve teni ile ilişkilendirildiğinde kullanılmıştır. Tarâvet ve ter ü tâzelik, özellikle gülün taç yapraklarında, doğal olarak mevcut olan bitkisel bir niteliktir. Çünkü gülün ömrü kısadır. Bir bakıma yaşlanmaya vakti yoktur. Hatta gülün taçyaprakları, döküldüklerinde bile, taze ve kadifemsi niteliklerini hemen kaybetmezler. Özellikle sevgilinin gençliği, teninin diriliği, yüzünün tazeliği ifade edilirken gülün tarâvet inden ter ü tâze liğinden yararlanılmıştır. Gül, divan şairlerinin gözünde bir güzellik simgesi dir. Bu özelliği, sık sık sevgili ile ilişkilendirilmesine sebep olmuştur. Diğer yandan kokusu da, gülün en belirgin niteliklerinden biri sayılır. Divan şairleri, kokusu açısından, Şeyh Gâlip in aşağıdaki beytinde olduğu gibi, gül ile genellikle sevgilinin (teninin) kokusu arasında ilgi kurmuşlardır. Daha doğrusu güzel kokusu, gülün sevgili ile ilişkilendirilmesini sağlamıştır: Bûy-ı gülü harîr-i araktan süzüp hayâl Versin o mest-i nâza ki nâzik dimâğı var Ş.Gâlip, G.60-5 Hatta Necâtî Bey gibi, sümbülü bile gül kokulu sayan şairlerin çıkması, gülün kokusu ile de önemli bir bitkisel unsur olarak kullanıldığını göstermektedir: Nice kâkül nice mû sünbül-i gülbûdur bu Dil-i uşşâkı perişân edici bûdur bu Necâtî, G Bu satırda özellikle reng, -fâm ve gûn gibi renk bildiren Farsça unsurlar aracılığıyla, gülün rengine vurgu yapılan beyitler dikkate alınmıştır: ruh-ı gül-gûn, leb-i gül-fâm, çehre-i gül-reng... gibi. 11 Bu satırda kızıl, kırmızı, ahmer, hamrâ, sürh gibi kelimelerle gülün kırmızı renginin dikkate alındığı beyitler değerlendirilmiştir. 12 Bu satırda beyaz, ak, sefîd ve sepîd gibi kelimelerle gülün beyaz renginin dikkate alındığı beyitler değerlendirilmiştir.

9 376 Değişik beyitlerde, nâz, nâzenîn, nerm, mülâyim ve bî-tâb gibi sıfatlarla dile getirilen nâziklik ve hassâsiyet de divan şiirinde gülün sık sık kullanılan bitkisel özelliklerindendir. Çok kolay zarar görebilen, en küçük olumsuzlukta, tüm güzelliği tehlikeye düşen bu çiçekle sevgili arasında, divan şairleri nazarında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Örneğin Nedîm, ham gümüşten beyaz olduğunu söylediği memdûhun vücûdunu, yumuşaklık (germ) açısından da gülden üstün göstermiştir: Vücûdu ham gümüşten beyâz gülden nerm Boyu henüz yetişmiş nihâlden hemvâr Nedîm, K.7-6 Aşağıdaki tabloda, gülün tâzelik, nâziklik, güzel koku ve hassâsiyet gibi niteliklerinin değerlendirildiği beyitlerin divanlara göre dağılımlarıyla ilgili sayısal bilgiler verilmiştir. Veriler, gülün divan şiirinde en çok tazeliğine, güzelliğine ve kokusuna ilgi gösterildiğini ortaya koymaktadır. Tablo 8: Divanlarda Gülü Niteleyen Sıfatlar ve Divanlara Göre Dağılımı ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG T Tâze Sîrâb Lezzet Hüsn Bûy Nâz Nâzük Gülün divan şiirine yansıyan bitkisel özelliklerinden biri de şekliyle ilgilidir. Divan şairlerinin, gülün şeklini dile getirirken kullandıkları kelimeler ip ucu niteliğindedir: Çîn, girih, ukde, pergâr, minkâr, dâire, kef, mevc, lücce, pûte, kat kat, pâre (pâre), halka (halka)... Görüldüğü gibi, bu sözcüklerin tamamı, aynı zamanda gülün bitkisel özelliği (şekli) hakkında da bilgiler taşımaktadır. Çünkü gülün çiçek kısmı, gerçekte de yukarıdaki kelimelerde olduğu gibi, kıvrımlı, dalga dalga, yuvarlak ve minkârî yapılıdır. Gülün bu kıvrımlı yapısı; el, kulak, bülbül gagası, kıvrım hâlindeki zülf ve bulut gibi unsurlarla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Aşağıdaki tabloda gülün şeklinin ifade edildiği beyitlerin divanlara göre dağılımı verilmiştir: Tablo 9: Gül İle Şekil Açısından İlişkilendirilen Kelimeler ve Divanlara Göre Dağılımları ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG T Halka(halka) Pâre (pâre) Kat kat Pûte 1 1 Mevc, lücce Dâyire Müsellem 1 1 Minkâr 1 1 Pergâr Çîn-ukde Kef Bu satırda tâze, ter, ter ü tâze, tarî... gibi kelimeler aracılığıyla gülün tazeliğine işaret edilen beyitler dikkate alınmıştır.

10 377 Divan Şiirinde Gül Çeşitleri Başta İstanbul olmak üzere, özellikle şehir merkezlerinde, Osmanlı döneminde pek çok çiçek türüyle birlikte güllerin de birçok çeşidi yetiştirilmiştir. Eski kaynaklara göre gül-i gîtî (gül-i zemîn), gül-i kahbe (gül-i ra nâ), gül-i kûze, gül-i müşgîn, gül-i Parsî (gül-i sad-berg, gül-i Fârisî), gül-i piyâde, gül-i sürh (verd-i ahmer), gül-i ter (verd-i tâze) gibi türleri bulunan (Âsım Efendi 2000) gülün divan şiirinde en belirgin ayrımla dikkat çeken türleri şunlardır: gül-i hod-rû (yaban gülü), gül-i sakız, gül-i hokka, nesrîn (yaban gülü, Van gülü, Mısır gülü) ve nesteren (ağustos gülü, yaban gülü). Gül-i hod-rû (yaban gülü): Divan şairlerinin yaban gülünü, kültür gülünden farklı algıladıklarına dair çok açık bir ipucu bulunmamaktadır. Bâkî nin; Ruhun ey gonca-dehen berg-i gül-i hôd-rûdur Der gören zülf-i siyehkârın için şebbûdur Bâkî, G.46-1 beytinde olduğu gibi alışılagelen benzetmeler dünyasında, yaban gülünün yerini almış olması da (ruh / berg-i gül-i hod-rû), arada belirgin bir farkın gözetilmediği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ne var ki yaban gülünün, bazı beyitlerde, özellikle âşıkla bağdaştırılmış olmasının da bu anlamda dikkat çekici olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Sakız gülü: Sakız gülünün de kendine has özellikleriyle, divanlardaki kullanımı açısından, diğer gül beyitlerindeki kullanımıyla belirgin bir farklılığının olduğunu söylemek güçtür. Yaygın kullanımına şahit olmadığımız sakız gülünü Şeyh Gâlip, divanında iki kez zikreder. Bir beyitte, sakız gülüyle güzelin yüzü arasında benzerlik bulan şair, başka bir beytinde ise sakız gülünü muğbeçe olarak düşünmüştür. Bu aşamada Baytop un tanımı da dikkate alınırsa 14, iki hususla karşılaşılmaktadır: Birincisi sakız gülünün rengi, beyaz ve sarı olduğuna ve divan şairleri güzelin yüzünü genelde kırmızı saydıklarına göre, Şeyh Gâlip in tarihinde yaptığı sarı yüz benzetmesi, geleneksel anlamda divan şiiri yaklaşımıyla uyuşmaz. Sakız gülünün küçüklüğüyle, şairin muğbeçe arasında bilinçli bir bağlantı kurmuş olabileceği ihtimali, de dikkat çeken ikinci husustur. Gül-i hokka: Gülün şekli yönüyle hokkaya benzetildiği beyitler vardır. Ancak hokka, aynı zamanda gülün farklı bir çeşidini ifade etmesiyle de dikkat çekmektedir. Baytop a göre (1997), (Gülün) petallerinden gülbeşeker veya gül reçeli yapılan, çiçekleri katmerli ve büyük olan çeşitlere hokka gülü veya okka gülü adı verilir. Kâmûs-ı Türkî de de gül hakkında bilgi verildikten sonra, Pek çok envâ ı vardır: Al, penbe, sarı, katmerli gül; gül-i zîbâ; gül-i sadberg: yabânî gül; hokka (veya okka) güli = Tatlısı yapılan cinsi. (Sami 1989) şeklinde bir açıklama yer almaktadır. Bu açıklama, gül-şeker arasında divan şairlerinin yakın bir ilgi kurmuş olmalarına da bir bakıma açıklık getirmektedir. Nesrîn: Beyaz renkli ve küçük katmerli bir gül cinsidir. Van gülü, Mısır gülü, yaban gülü, Ağustos gülü de denir. Divan şiirinde ismen zikredilmek suretiyle en çok yer alan gül çeşidi (57 kez) olarak dikkat çekmekle birlikte, gül ile nesrîn arasındaki ilginin divan şiirine açık biçimde yansıdığını söylemek zordur. Diğer çiçeklerle gül arasında ya da gülün diğer çeşitlerinin söz konusu olduğu beyitlerde görülen renk, koku ve şekil benzerlikleri, nesrîn söz konusu olunca, aynı açıklıkla dile getirilmemiştir. Bu aşamada nesrîn in sözlüklerdeki anlamları üzerinde durmakta yarar vardır. Divan şiirinde diğer gül çeşitlerinin adlandırılmasında genellikle gül kelimesinden de yararlanılırken nesrîn de bu söz konusu olmamıştır. Bu durum, nesrîn e diğer gül çeşitleri karşısında özel bir konum kazandırmıştır. Ayrıca divanlarda 57 kez tespit edilmiş olması da nesrîn in divan şiirinde bir gül türü olarak özel bir konuma sahip olduğunu göstermektedir. Bu sebeplerden ötürü, diğer gül türlerinden farklı olarak, nesrîn den bahsedilen beyitler üzerinde bazı değerlendirmelerin yapılmasında yarar vardır. Nesrîn, divan şiirinde en çok rengi, kokusu, şekli ve nâzik yapısı açısından değerlendirilmiştir. Sevgilinin yanağı ve yüzüyle ilişkilendirildiğinde kırmızı rengi söz konusu olsa da nesrînin daha çok beyazlığı ile dikkat çektiği söylenebilir. Bir gül çeşidi olarak nesrîn de gülün benzetildiği unsurlarla ilişkilendirilmiştir. Nesteren: Beyaz renkli, hoş kokulu bir gül cinsidir. Ağustos gülü, yaban gülü olarak da bilinir. Nester, nesteren, nesterîn, nesterûn şeklinde de kullanıldığı yerler vardır.divan şiirinde nesteren, hemen hemen her yönüyle nesrîn gibi değerlendirilmiştir. Hatta birçok kaynakta nesteren ile nesrînin aynı gül oldukları (yabani gül, Van gülü, Mısır gülü...) söylenmiştir. Nesteren ile nesrîn arasındaki en belirgin fark; nesrîn, taranan 26 divanda 57 kez kullanılmasına karşın, nesterenden sadece 11 kez bahsedilmesinden ibarettir. Nesteren de nesrîn gibi, gülün benzetildiği unsurlarla ilişkilendirilmiştir. 14 R.banksiana aiton : Sakız gülü. Tırmanıcı, az dikenli, küçük, sarı veya beyaz çiçekli. Eskiden İstanbul bahçelerinde çok yetiştirilirdi (Baytop 1997).

11 378 Gülün Divan Şiirine Yansıma Biçimi Yukarıda ifade edildiği gibi gül, divan şiirine, bütün bitkisel özellikleriyle uyumlu olacak biçimde yansımıştır. Divan şairleri gülden bahsederlerken, değişik yöntemlere başvurmuşlardır. Gülün anlam çerçevesi incelendiğinde anlaşılabileceği gibi bu yöntemler, genellikle edebî sanatlar üzerine kuruludur. Bu anlamda en çok da teşbih, istiare, teşhis, telmih, hüsn-i talil, tevriye, kinaye, mecaz-ı mürsel, leff ü neşr gibi sanatlardan ve değişik bağdaştırmalardan yararlanılmıştır. Aynı zamanda teşbih ve istiare sanatı için de bir ip ucu niteliğinde olan gül gibi kelime grubunun taranan divanlardaki dağılımını gösteren aşağıdaki tablo, bu anlamda bir fikir edinilmesine imkan sağlayacak veriler içermektedir: Tablo 4: Gül Gibi Edat Grubunun Divanlara Göre Dağılımı 15 ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG Bunlara ilâve olarak somut unsurlarla soyut unsurlar arasında ilgi kurulurken bağdaştırmalar da dikkat çekici ölçüde kullanılmıştır. Divan şairleri, gülü değişik unsurlarla ilişkilendirirlerken, sık sık başka benzetmelerden, telmihlerden ve başdaştırmalardan yararlanmışlardır. Örneğin aşağıdaki üç tabloda sırayla, gül ile sevgilinin yanağı, şiir ve ateş arasında ilgi kurulurken yararlanılan diğer benzerlikler ve bağdaştırmalar bir arada verilmiştir: Tablo 11: Gül-Yanak İlgisinin Kurulmasında Etkili Olan Benzetme ve Bağdaştırmalar sanavber,gülbün,nihâl,tûbâ reyhân,benefşe şimşâd, ar ar erguvân jâle gül sünbül,şebboy nergis serv gonca,hâr lâle semen çemen gülâb bâd güneş,ay tenasüp teşbih yanak saç,zülf göz boy dudak yüz,yanak beden ayna eşk âh yüz hatt,kâkül ağız,kirpik dudak Tablo 12: Gül-Şiir, Söz, Anlam İlgisinin Kurulmasında Etkili Olan Benzetme ve Bağdaştırmalar gül ağaç toprak jâle dîvâr bülbül tenasüp teşbih şiir,söz,anlam ibâre tab yaş hâtır-ı nâdân âşık,şair Tablo 13: Gül-Ateş İlgisinin Kurulmasında Etkili Olan Benzetmeler tenasüp gül benefşe lâle bülbül murg teşbih ateş dûd şem kül kebâb 15 Rakamlara gibi den başka edatlarla ve eklerle (-veş, -mânend, -âsâ ) kurulan ya da herhangi bir edat kullanılmadan yapılan gül teşbihleri ilâve edilmemiştir.

12 379 Tablodan da anlaşılacağı gibi diğer benzerlik ve ilgiler, gül-yanak benzerliğine uygun bir zemin hazırlamaktadır. Nitekim aşağıdaki beyitlerde de gül-yanak ilgisi; mül-leb, sünbül-saç, semen-ber, serv-boy, sanavber-kad, lâle-had, gonca-dehân, gonca-fem, sünbül-turre, nihâl-kad, yâsemîn-beden ilgileriyle anlam kazanmaktadır: Lebleri mül saçları sünbül yanağı berg-i gül Bir semen-ber serv-i hôşreftâr dersen işte sen Ey sanavber kaddine öykün sözüm yoktur sana Lâle haddin gül ruhun gonca dehânın var ise Fem gonca turre sünbül ü had lâle kad nihâl Ruhsâr verd-i âl ü beden yâsemîn ola Divan Şiirinde Gül ile İlgili Âdet ve Gelenekler Bâkî, G Zâtî, G Ş.Esad, K.7-9 Divan şiirinde, gül ile ilgili en yaygın gelenek, erkek için sarık ; bayanlar için örtü, yaşmak anlamlarında düşünülebilecek olan destâra gül iliştirme geleneğidir.16 Nitekim incelenen divanların büyük bir kısmında, değişik vesîleler ile bu geleneğe işaret edildiği görülmüştür. Divan şiirinde destâra gül takma imgesi, genellikle sevgiliye ait bir gelenektir. Örneğin Amrî ile Fuzûlî nin aşağıdaki dizelerinde, yârin kırmızı güller takındığı ve gül-ruhların gülü zînet-i destâr eyledikleri anlatılırken, bu geleneğin hep sevgili veya güzellere ait olduğu görülmektedir: Yârı gördüm kırmızı güller takınmış ben dahi Başıma taktım şirâr-ı dûd-ı âhımdan çiçek Başa salmış mihrini ruz-i ezelden çerh-i pîr Öyle kim gül-ruhlar eyler zînet-i destâr gül Amrî, G.59-3 Fuzûlî, K.9-44 Bâkî de aşağıdaki beytinde goncanın şevke gelip, mendile bir miktar gül bağladığını söylemektedir. Şair, destmâle gül bağlamak imgesi ile hem mendile işlenmiş gül motiflerini; hem de toplanan güllerin bir mendile sarılması geleneğini düşünmüştür: Çemende ayşa gelmiş gonca-i ter Biraz gül bağlamış bir destmâle Bâkî, G Gül ile ilgili olarak divan şiirinde sıkça karşılaşılan bir gelenek de, kabirlerin üzerine gül dikme âdetidir. Sadece Müslüman mezarlıklarında değil, bütün toplumların kabirlerinde şahit olunan bu gelenek, divan şairlerinin de dikkatini çekmiştir. Örneğin sevgilisinin, mezarını ziyaret edip ağlamasını hayal eden Bâkî, biraz da mecâzî bir anlatımla, sevgilisinin gözlerinden akan yaşların, mezarını gül bahçesine çevireceğini söylerken bu gelenekten faydalanmıştır: Güller bitire gülşen ola hâk-i mezârım Peykânın eger su sepelerse tozum üzre Bâkî, G Elde gül taşıma âdeti, zaman zaman divan şairlerinin ilgisini çekmiş ve birçok beyitte şairler, özellikle sevgiliyi elinde gül ile tasavvur etmişlerdir.17 Bu âdet, Nedîm in aşağıdaki dizelerinde, son derece çarpıcı bir anlatımla dile getirilmiştir: Bir elinde gül bir elde câm geldin sâkiyâ Kangısın alsam gülü yâhud ki câmı yâ seni Nedîm, G Divan şiirinde, kitap ve özellikle Ku ân-ı Kerîm arasına gül koyma geleneğine de zaman zaman rastlanmıştır. Örneğin sevgilisinin yüzü ile zülfünü bir arada düşünen Nedîm in hayalinde, kitap içine konmuş gül yaprağı canlanmaktadır: 16 Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ın Sarık-Gül maddesinde de bu geleneğin yaygın olduğunu gösteren bir bilgi vardır. Bu geleneğin erkekler ve kadınlar arasında yaygın olduğunu gösteren birçok örnek beyite de yer verilen maddede şu ifadeler yer almaktadır: Eskiden kavukla sarık, sarıkla fes arasına hocalar misvak, hutbe kağıdı, hilâl, muska koydukları gibi çiçek, gül, kokulu yapraklar da sokarlardı. Halktan da böyle yapanlar olurdu. (Onay 1992). 17 Bu arada Fâtih Sultan Mehmed in ünlü portresinde elinde gül ile resmedilmiş olması da ilgi çekicidir.

13 380 Gören izârını hatt-ı siyâh-tâb içre Nühüfte berk-i gül-i ter sanır kitâb içre Nedîm, G Aynı gelenek, Gül-Zülf münasebetinde işaret edildiği gibi, Necâtî Bey in aşağıdaki beytinde de yer almıştır. Nedîm gibi, saç ile kurumuş gül yaprağı arasında ilgi kuran şair, yüzle ilişkilendirdiği gül yaprağını bu kez Kur an-ı Kerîm in sayfaları arasında göstermiştir: Cânâ hat-ı müşgînin ile ol ruh-ı rengin Gül yaprağıdır safha-i Kur ân arasında Necâtî, G Hayâlî Bey, cân ile bostân arasında bağdaştırma yaptığı aşağıdaki beytinde, gül-i handân ayağına su dökmeli derken, hem güllerin diplerine su dökmeye; hem de bir yerden ayrılanların peşlerinden su dökme âdetine işaret etmektedir: Bostân-ı câna gelmeyeli haylî dem durur Su dökmelidir ol gül-i handân ayağına Hayâlî, G Divan şiirinde başta gül suyuyla ilgili olmak üzere gül yağı, gül şerbeti, gül reçeli, güllâc gibi gülden elde edilen ürünlerle ilgili birçok âdet ve gelenek yer almaktadır. Ancak bunlarla ilgili ayrıntılar, bir başka bildiride verildiğinden burada tekrarlanmaları anlamsız olacaktır. Bu sebeple divan şiirinde çok önemli bir geleneğe işaret eden gülsuyuyla ilgili beyitler üzerinde ayrıca durulmamış sadece sayısal bazı verilerin ortaya konmasıyla yetinilmiştir. Tablo 14: Gül İle İlgili Âdet ve Geleneklerin Divanlara Göre Dağılımı ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG Tablo 15 : Divanlarda Gülsuyu ŞY CS KA MS MH AD NC AM BK FZ HY HL NV TY ZT NF NB MZ KF FK NŞ SK ŞE Şİ ND ŞG Divan Şiirinde Gülün Anlam Çerçevesi Anlam çerçevesi terimi, özellikle divan edebiyatı alanında gerçekleştirilen araştırmalar için oldukça yeni bir kavramdır. Divan edebiyatı alanındaki çalışmalar açısından, ilk defa 2001 de Çiçeklerle Diğer Bitkilerin Divan Şiirine Yansımaları ve Anlam Çerçeveleri adlı çalışmamızla (Bkz. Bayram 2001) gündeme getirdiğimiz bu terim, bu alandaki çalışmalar için, yeni bir açılımı ve farklı bir bakış açısını da ifade etmektedir. Divan edebiyatı sahasında, bu yeni bakış açısıyla gerçekleştirilmesinde sayısız faydaları olacak önemli çalışmalar yapılabilecektir. Bu düşünceyle divan şiirindeki bitkilerin anlam çerçevesini ortaya koymaya çalıştığımız araştırmamızdan sonra, benzer bir çalışmayı divan şiirindeki hayvanlarla ilgili olarak da yürütmeye başladık. Yakın bir zamanda bu çalışmanın da bitirilmesiyle, anlam çerçevesi nin öneminin daha kuvvetli bir şekilde hissedileceğini umuyoruz.

14 381 Yukarıda vurgulanmaya çalışıldığı gibi, henüz yaygın bir terim olmadığı için, kısa da olsa, anlam çerçevesi terimiyle ilgili bir açıklama yapılmasında yarar vardır. Bu terim, Aksan tarafından şöyle açıklanmaktadır: Sözcükler kullanıldıkça, onların gösterilen lerinin, yansıttıkları kavramların başka nesnelerle benzerlik, yakınlık ya da ilişkilerine dayanılarak aktarmalara baş vurulmakta, bunlar yavaş yavaş çokanlamlı duruma gelmekte, yan amlam lar kazanmaktadır. Bunun yanı sıra, duygu değeri ve çeşitli tasarımlar da sözcüğe bağlanabilir ki, biz, bir sözcüğe bağlanabilecek olan bütün bu öğelerin tümünü sözcüğün anlam çerçevesi adı altında, bir arada ele almak istiyoruz. Bu çerçeveyi şöylece belirleyebiliriz (Aksan 1995, 504): Sözcüğün Anlam Çerçevesi 1.Temel anlam, Yan anlamlar, (a) Somuta eklenen yeni somut anlamlar, (b) Somuta eklenen yeni soyut kavramlar (somutlaştırma ürünleri), (c) Soyuta eklenen yeni soyut kavramlar, (ç) Soyuta eklenen yeni somut kavramlar, Tasarımlar, (a) Genel, (b) Özel. Duygu değeri. Anlam çerçevesi, Göndergesel Anlam, Yan Anlamlar ve Connotation Konusu, Duygu değeri Şiir Dilinde Özel Adlardan Yararlanma, Uzak Çağrışımlar, Eşadlı ve Çokanlamlı Öğelerden Yararlanma Kavram Karşıtlığından Yararlanma. Yukarıda kısaca değindiğimiz anlam çerçevesi terimi, göstergelerin dil düzeni içinde anlam açısından taşıdığı bütün değerleri, temel anlamlarıyla birlikte yan anlamlarını, dinleyen/okuyanda, çağrıştırdığı başka kavramların tümünü içine almaktadır. (Aksan 1993, 76) Nitekim bu çalışmada sözü geçen anlam çerçevesi terimi ile; bir kelimenin teşbih, teşhis, istiare, leff ü neşr, tenasüp, tezat, telmih, hüsn-i talil, mecaz-ı mürsel, kinaye, tevriye, istihdam gibi edebî sanatlar aracılığıyla ve soyut-somut unsurlar arasında ilişki kurmaya dayalı bağdaştırmalar gibi değişik yöntemler sayesinde ilişkilendirildiği tüm ögeler (temel anlamlar, yan anlamlar, tasarımlar, duygu değerleri vs.) kastedilmektedir. Bu değerlendirmelere ışığında, gülün divan şiirindeki anlam çerçevesinin değişik vesilelerle; sevgili, Hz.Muhammed, din ve devlet büyükleri gibi şahıslarla; sevgilinin yanağı, yüzü ve dudağı gibi uzuvlarla; cennet, ümit, tebessüm, mutluluk, muhabbet, şiir gibi olumlu ve soyut kavramlarla; mevsim, bahar, nevrûz, şebnem, yıldızlar, bülbül gibi doğal unsurlarla ve süs, ayna, elbise, la l, tâc gibi eşyayla ilişkilendirilmesine dayandığı söylenebilir. Gülün değişik yöntemler aracılığıyla ilişkilendirildiği tüm soyut ve somut unsurlardan oluşan aşağıdaki tablo (Tablo 16), incelediğimiz beyitlere dayalı olarak, divan şiirinde gülün anlam çerçevesini ortaya koymaktadır.

15 382 Tablo 16 : Taranan Divanlara Göre Gülün Anlam Çerçevesi (gül, verd, gül-i ra nâ, gül-i gîtî, gül-i hod-rû, sakız gülü, gül-i hokka, nesrîn, nesteren) Şahıslar ( beyit / % ) % 72 : sevgili, yâr, mahbûb, dildâr, güzel, nigâr, şâhid, büt, bâkire, gelin, arûs, hizmetçi, dadı, sâkî, çalgıcı, rakkâse, âşüfte, perî, hûrî, dost, hemdem, enîs, çocuk (tıfl), memdûh; % 06 : âşık, şâ ir, okur (mukrî), ağyâr, rakîb, adû, ednâ, hasm, düşman, meslek erbâbı, âteşbâz, hokkabâz, mi mâr, bâğbân (bahçıvan), attâr, kâtip, hânsâlâr (sofracıbaşı), dilenci, hârkeş, deryûze, sarhoş (mest), Türk, deli, dîvâne, insan, halk; % 10 : devlet adamları, sultân, şâh, şeh, pâdişâh, şehriyâr, tâcdâr, Osmanlı pâdişâhları, Osmanlı devlet adamları, Husrev Paşa, emîr, efendi, re îs, serdâr, defterdâr, serasker, asker, sipâh, mahpûs, esîr, devşirme; % 12: dînî ve efsânevî şahıslar, Hz.Muhammed, Hz.Yûsuf, Hz.Mûsâ, Hz.Dâvûd, Hz.Îsâ, Hz.Meryem, Hz.İbrâhîm, Âl-i Güzîn, Hz.Ali, Hz.Hasan, Leylâ, Mecnûn, Şîrîn, Mânî, Erjeng, Behzâd... Uzuvlar ( beyit / % ) % 60: yanak, ruh, ruhsâr, izâr, ârız, hadd, yüz, rû, rûy, çihre, çihre, dîdâr, yüz ( âşık); % 40: dudak, leb, la l, dudak ( âşık), ağız, dehen, dehân, saç, zülf, hat, sevgilinin ve güzelin sînesi, girîbân (yaka), âşığın sînesi, boy, kad, endâm, gamze, göz, çeşm, göz beyazı, beden, ten, cism, vücûd (sevgili, âşık), dest, el, kef, parmak, engüşt, kulak, gûş, bînâgûş (bünâgûş, kulak memesi), kirpik, peykân, dil (zebân), kıl, mûy, âşığın kılı, kelle-i adû (düşman kafası), alın (cebîn), kol kanat (bâl ü per), ben, hâl, ter (hûy), eşk (gözyaşı), kan, hûn, dem, göğüs (pistân), yaka (girîbân), yara, dâğ, zahm, ısırık ve öpme yarası... Soyut ve Manevî Kavramlar ( 803 beyit / % ) % 32: cennet, cinân, behişt, riyâz, adn, cehennem, hak Mevlâ, Hüdâ, du â, zikr, Mushaf, Kur ân-ı kerîm, câmi, imâme, minber, cennet, revzeni, levh-i mahfûz, seccâde, nübüvvet, minâre, ku ûd, halka-i tevhîd, ehl-i şefkat, mâsîvâ, nûr, (ışık), derviş, kalender, samirî, zâhid, iyiler (iyi insanlar), kâmil ü dânâ (âlim ü kâmil); % 41: ümit, tebessüm, cân gözü, nedâmet (pişmanlık), ye s, mâtem, tahassür, sıklet, sır, esrâr, düşünce, fikret, idrâk, şu ûr, iz ân, dimâğ, akl, hikmet, sihr, efsûn, fâl, ayş, vasl, vuslat gülleri, ârzû, murâd, zevk u safâ, gençlik, maksûd, ikbâl, baht, hüsn, cemâl, zîbâ, sabır gülü, lütuf gülü, kerem, zillet, nefs, vakâr, hayâl, cilve, nâz, istiğnâ, sıhhat gülü, re y (oy), aşk ve mahabbet gülü, gönül, bâb-ı devlet, ömür törpüsü, baş ağrısı, nefes, fermân; % 27: şiir, nazm, söz, güftâr, suhan, kelâm, lafz, nükte, anlam (ma nâ), dîvân, mecmû a, defter, risâle, gazel, beyit, matla, şirâze, kalem, nazîre, nâme (mektûb), mazmûn, hamse-i Yahyâ, Mantıku t- Tayr, varak (kağıt), nüsha, elif... Eşyâ ( 885 beyit / % ) % 09 : ayna (âyîne, mir ât), tabak, ferş (örtü), fânûs (fener), süpürge (cârûb), sofra (süfre), şemsiyye, tarak (şâne), terlik, pamuk (penbe), kandîl, sîrâc, sirâce,çerâğ,fitil,şem,mum %36: kadehcâm sâgar şarâbmey bâde % 21: yatak, (bister, bâlîn, bisât, h v âbgeh, lihâf, câmeh v âb), pelâs, nat, elbise (câme, kabâ, pûş, hil at, libâs, dîbâ, gülgûnî), kumaş (harîr, ibrîşüm, atlas, kemhâ, kâlâ, kâle, perniyân), fes, kefen... Doğal ve Kozmik Unsurlar ( beyit / % ) % 13: gül mevsimi (devr, fasl, çağ, zamân, hengâm), bahâr, nevrûz, bayram, nîsân, yaz, hazân, kış; % 19: tabiat olayları, tabiat unsurları, şebnem, âb, ebr, bulut, sehâb, bârân (yağmur), berf (kar), berk, ra d, sabah, girdâb, akarsu, hâr u has, meyve, gülâb, usâre-i hanzal; % 29: anâsır-ı erba a, sabâ, serd, soğuk, sarsar, nâr, ateş, od, alev, şu le, ahker (ateş koru), şerer (kıvılcım, şerâr), âb u gil; % 06: güneş (hûrşîd), ay, meh, mâh, kamer, yıldız, necm, encüm, kevkeb, Mirrîh, Zuhâl, gezegenler, dünya, rûy-ı âlem, âsmân, gökyüzü, kubbe, felek, çarh, şafak, ufuk; % 33: bülbül (% 91) ve diğer hayvanlar ( % 09 ): tâvûs, semend, kümeyt, esb, nâfe, âhû semender, ejdehâ, sinek, mekes, zenbûr, âşiyân, bülbül yuvası, lâne, it izi, pervâne (kelebek), minkâr-ı bülbül (bülbül gagası), tûtî (papağan), balık eti... % 34: lüle (lûle), çivi (mîh, mismâr, gülmîh), hançer, ok, kılıç (şemşîr, tîr, niyâm, neşter), siper, otağ, değerli taşlar (zer, la l, dür, fîrûze, yâkût), mahzen, tâc, taht, serîr, süs, mühr, hâtem, tamgâ, parasal unsurlar, resim, tasvîr, sürme (vesme), hamâyıl, kafes, hediye, tuhfe, na l, tef (def), tuzak, dâm, tuğla (hişt), terâzi, mahzen, duman çubuğu, kûre-i haddâd, gülyağı (revgân-ı gül), gülâc (güllaç), şîşe, gül şerbeti, şeker...

16 383 Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere; 1. Gül, divan şiirinde beyit ve % lik oranla en çok doğal ve kozmik unsurlarla ilişkilendirilmiştir. Bunlar arasında da en büyük pay 719 beyitle bülbül e aittir. Bu anlamda yaygınlaşmış diğer benzetme ve münasebetler; gül ile mevsim, bahar, nevrûz, sabâ, soğuk, güneş, ay, yıldız arasında kurulmuş olanlardır. Alışılmamış özgün benzetme ve münasebetler ise gül ile kış, usâre-i hanzal, şerer, âb u gil, ufuk, it izi, pervâne, tûtî ve balık eti arasında kurulmuştur. Örnekler: Ol gül-i ra nâ Necâtî bir kerecik bakmadı Bülbül-i cân gerçi kim bin kerre feryâd eyledi Mevsim-i gül îd ile yâr u musâhib düştüler Bir birine iki dilberdir mahabbet gösterir Aşk eger bâzârını germ etmese bülbül gibi Hüsn olur vakt-i şitâ içre açılmış gül gibi Necâtî, G Bâkî, G.51-2 Ş.Gâlip, G Bunun dışında divan şairleri gül ile en çok insan uzuvları arasında münasebet kurmuşlardır. Bu anlamda da en önemli unsur, beyitte gül ile ilişkilendirilmiş olan sevgilinin yanağı ve yüzü olmuştur. Diğer yaygın benzerlik ve münasebetler; sevgilinin dudağı, ağzı, sînesi ve saçı ile kurulmuştur. Özgün benzetme ve münasebetler ise gül ile âşığın yüzü, âşığın sînesi, göz, göz beyazı, dest, kef, engüşt, gûş, bînâgûş, peykân, dil (zebân), mûy, kelle-i adû, cebîn, bâl ü per, hâl, hûy, eşk, hûn, dem, pistân, girîbân, dâğ, zahm, ısırık ve öpme yarası gibi unsurlarla sağlanmıştır. Örnekler: Ruhun ey gonca-dehen berg-i gül-i hôdrûdur Der gören zülf-i siyehkârın için şebbûdur Gülbeşekkerdir Necâtî bu gazel dersen n'ola Kim şekkerdir sözlerim gül-berg-i handândır lebin Yer yer kızarsa gül gibi öpdükçe Fâ izî Benzetse dilberin yine gülzâra sînesin Bâkî, G.46-1 Necâtî, G Fâizî, G Bunlardan sonra gül, en çok ( beyit / % ) değişik şahıslarla ilişkilendirilmiştir. Bu anlamda dikkat çeken şahıs 714 beyitte gül ile ilişkilendirilen sevgili dir. Güzel, sultân, Hz.Muhammed, Hz.Yûsuf yaygın olan diğer benzerlik ve münasebetlerdir. Özgün benzerlik ve münasebetler ise gül ile tıfl, mukrî, ağyâr, rakîb, adû, ednâ, hasm, düşman, meslek erbâbı, âteşbâz, hokkabâz, mi mâr, attâr, kâtip, hânsâlâr, hârkeş, deryûze, mest, Türk, deli, dîvâne, insan, halk; asker, sipâh, mahpûs, esîr, devşirme, Mânî, Erjeng, Behzâd arasında kurulmuş olanlardır. Örnekler: Gül bana gerekmez bana sen gül de yetersin Tek gül sanemâ gül de karanfil de yetersin Mekteb-i gülşende seyr eyle gül ile lâleyi Birbirine iki dilberdir gülistân gösterir Ey gül-i bâğ-i rüsül bir tâze gülşendir kapın Kim dem-i Cibrîl'e ol gülşende ta n eyler sabâ Kızıl külâh ile devşirmedir gül ü lâle Geyer yeniçeriler gibi tâc-ı zer nergis Cem Sultan, G Fehîm, K Fuzûlî, K.5-16 Nev î, K Gül, divanları incelenen şairler tarafından 885 beyitte ( % 13.62) değişik eşyâ ile ilişkilendirilmiştir. Bunların başını 229 beyitle şarap ve 177 beyitle kadeh çekmektedir. Diğer yaygın benzerlik ve münasebetler; ayna, yatak, elbise, lûle, çivi, hançer, ok, kılıç, değerli taşlar ; özgün benzerlik ve münasebetler ise fânûs, süpürge (cârûb), süfre, şemsiyye, şâne, terlik, penbe, kandîl, sîrâc, sirâce, çerâğ, fitil, şem, mum, fes, kefen, mühr, hâtem, tamgâ, parasal unsurlar, resim, tasvîr, vesme, hamâyıl, kafes, hediye, tuhfe, na l, tef (def), tuzak, dâm, hişt, terâzi, mahzen, duman çubuğu, kûre-i haddâd, revgân-ı gül, gülâc, şîşe, gül şerbeti, şeker arasında kurulmuştur.

17 384 Örnekler: Bağrımı hûn edip eşkim mey-i gülgûn ettin Yeter ettin bize bu rengi be hey kan edici Sûretâ çîn görünür çihre-i gülde ammâ Bir safâ var ki görenler sanır âyîne-i Çîn Eline alsa olur deste-i gülden cârûb Yoluna olmaya ferrâş nesîm-i gülzâr 5. Nev î, G Bâkî, G Nev î, K Divan şairleri, incelenen şiirlerinde 803 kez gül ile değişik soyut ve manevî kavram arasında bağlantı kurmuşlar. Bunlar içinde en çok ilgiyi çeken; cennet, ümit, tebessüm gibi olumlu kavramlardır. Diğer yaygın ilgiler arasında Hak, Mevlâ, Mushaf, câmi, akl, idrâk, fikr, ayş, vuslat, murâd, ikbâl, hüsn, cemâl, sabr, lutf, kerem, hayâl, nâz, aşk, mahabbet, gönül gibi olumlu; nedâmet, tahassür, mâtem, ye s gibi olumsuz kavramlar ve şi r, söz, nükte, ma nâ, dîvân, beyt, kalem, nâme, mecmû a gibi şiirsel kavramlar bulunmaktadır. Çok az kullanılan benzerlik ve münasebetler ise gül ile cehennem, ku ûd, halka-i tevhîd, ehl-i şefkat, mâsîvâ, nûr, derviş, kalender, samirî, zâhid, iyiler, kâmil ü dânâ; sıhhat gülü, re y (oy), bâb-ı devlet, ömür törpüsü, baş ağrısı, nefes, fermân, varak (kağıt), nüsha, elif arasında kurulmuştur. Örnekler: Eyleyen sünbüller ile gülleri ehl-i behişt Eylemiş hikmetle ehl-i nâr ûd u anberi Yazdı bahâr âyet-i hüsnün varak varak Gül mushafından okudu bülbül sebak sebak Seyrâne bâğa varsam sensiz gelir cehennem Güller tekellüf olsa nâr-ı azâba benzer Nâbî, K.17-5 Bâkî, G Hayâlî, G Sonuç ve Değerlendirme Yukarıdaki bilgi, veri ve değerlendirmeler, gülün tarihinin çok eski dönemlere kadar uzandığını göstermektedir. Yine bu veriler, gülün başlangıçta daha çok güzelliğinden dolayı, bir süs unsuru olarak değerlendirildiğini ortaya koymaktadır. Gül, zamanla güzelliği yanında kokusu ile de insanoğlunun dikkatini çekmiş ve bir süre sonra insanoğlu, gül suyunu ve gül yağını keşfetmiştir. Bu arada gül, bütün medeniyetlerde önemli bir kültürel motif olarak kullanılmıştır. Günümüzde gül; edebiyattan mimariye, halk bilimden güzel sanatlara kadar pek çok alanda dikkat çeken bir kültürel unsurdur. Ancak gül, aynı zamanda, Isparta ve Burdur da olduğu gibi, artık birçok üretici ve işletmeci için geçim sağlamaya yönelik önemli bir tarımsal ve ekonomik üründür. Diğer yandan gül, divan şiirinde ilgi çeken çiçeklerin başında gelmektedir. Öyle ki gül, divan şiirine bitkisel özellikleriyle tamamen uyumlu olarak ve birçok çeşidiyle birlikte yansımıştır. Ayrıca divan şairleri, değişik vesilelerle gül ile şahıslar, insan uzuvları, soyut ve manevî kavramlar, doğal ve kozmik unsurlar, hayvan ve eşya arasında münasebet (teşbih, tenasüp, hüsn-i ta lil, telmih ) kurmuşlardır. Divan şairleri, bir yandan gül ile ilgili yaygın (klişe) münasebetlere yer verirken bir yandan da gül ile ilgili kendilerine özgü birtakım benzetme ve bağdaştırmalara (özgün ve orijinal söylem, imgeler) yer vermişlerdir. Yani divan şiirinde gül, hem genel (klişe) hem de özel (özgün) değerlendirmelerle ele alınmıştır. Örneğin gül-sevgili, gül-hz.muhammed, gül-yanak, gonca-dudak, servi-boy gibi benzetmeler, genel kanaati (klişe benzetmeler); gül-öpme izi, gül-hz.dâvud, gül-divâne, gül-ateşbâz... gibi teşbihler öznel yaklaşımları ifade etmektedirler. Bu hususu diğer çiçeklerde ve bitkilerde de gözlemlemek mümkündür. Bu durum, divan şairlerinin birbirlerininkine benzer kullanımlar (imgeler, teşbihler, istiareler, bağdaştırmalar...) dışında, kendilerine ait özgün ve orijinal bakış açılarının ve değerlendirmelerinin de bulunduğunu göstermektedir.

18 385 Kaynakça A. İncelenen Divanlar Amrî Divanı, haz. Mehmed ÇAVUŞOĞLU, İÜEF Yay., İstanbul Bâkî Divanı, haz.sabahattin KÜÇÜK, AKDTYK TDK Yay., Ankara Cem Sultan ın Türkçe Divan ı, haz. İ.Halil ERSOYLU, AKDTYK TDK Yay., Ankara Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî, Matbaa-i Osmâniye, Fehîm-i Kadîm Hayatı, Sanatı, Divanı ve Metnin Bugünkü Türkçesi, haz. Tahir ÜZGÖR, AKDTYK Yay., Ankara Fuzûlî Divanı, haz.kenan AKYÜZ-Süheyl BEKEN-Sedit YÜKSEL-Müjgân CUNBUR, Akçağ Yay., Ankara Helâkî Divanı, haz.mehmed ÇAVUŞOĞLU, İÜEF Yay., İstanbul Hayâlî Bey Divanı, haz. Ali Nihad TARLAN, Akçağ Yay., Ankara Kafzâde Fâ'izî Divanı, haz. Ali Osman COŞKUN, (Basılmamış), Samsun Karamanlı Aynî Divanı, haz. Ahmet MERMER, Akçağ Yay., Ankara Mesîhî Dîvânı, haz.mine MENGİ, AKDTYK Yay., Ankara Mezâkî Hayatı, Edebî Kişiliği ve Divanının Tenkidli Metni, haz. Ahmet MERMER, AKDTYK Yay., Ankara Mihrî Hatun Divanı, haz.metin HAKVERDİOĞLU, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Ahmet Yesevi Üniversitesi. Nâbî Divanı I-II, haz.ali Fuat BİLKAN, MEB Yay., İstanbul Necâtî Bey Divanı, haz. Ali Nihad TARLAN, Akçağ Yay., Ankara Nedîm Divanı, haz.muhsin MACİT, Akçağ Yay., Ankara Nef'î Divanı, haz. Metin AKKUŞ, Akçağ Yay., Ankara Neşâtî Divanı, haz.mahmut KAPLAN, AÜ DTCF Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Nev'î Divanı, haz. Mertol TULUM-M.Ali TANYERİ, İÜEF Yay., İstanbul Sükkerî Hayatı, Edebî Kişiliği ve Divanı, haz. Erdoğan EROL, AKDTYK Yay., Ankara Şeyh Gâlip Divanı, haz.muhsin KALKIŞIM, Akçağ Yay., Ankara Şeyhî Divanı, haz.mustafa İSEN-Cemâl KURNAZ, Akçağ Yay., Ankara Şeyhülislâm Esad ve Divanı, haz. Muhammet Nur DOĞAN, MEB Yay., İstanbul Şeyhülislâm İshak ve Divanı, haz.muhammet Nur DOĞAN, MEB Yay., İstanbul Taşlıcalı Yahyâ Bey Divanı, haz. Mehmed ÇAVUŞOĞLU, İÜEF Yay., İstanbul Zâtî Divanı I, haz.ali Nihad TARLAN, İÜEF Yay., İstanbul Zâtî Dîvanı II, haz. Ali Nihad TARLAN, İÜEF Yay., İstanbul Zâtî Dîvanı III, haz.mehmed ÇAVUŞOĞLU-M.Ali TANYERİ, İÜEF Yay., İstanbul B. Kitap ve Makaleler AKKAHVE Deniz, Burdur İli Raporu, DPT Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü, Yayın No: DPT 2463, Ankara 1996, s.84. <http://ekutup.dpt.gov.tr/> ET: AKSAN Doğan, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, AKDTYK TDK Yay., Ankara AKSAN Doğan, Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Şafak Matbaacılık, Ankara Ana Britannica, C.:10, Ana Yayıncılık, İstanbul AYBET Nahit, Fuzûlî Dîvânı nda Maddî Kültür, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara AYVAZOĞLU Beşir, Güller Kitabı, Ötüken Yay., İstanbul AYVERDİ Ekrem Hakkı, XVIII.Asırda Lâle, İstanbul BAYRAM Yavuz, Çiçeklerle Diğer Bitkilerin Divan Şiirine Yansımaları ve Anlam Çerçeveleri, OMÜ SBE Doktora Tezi, Samsun BAYTOP Turhan, Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yay.:578, Ankara ÇAĞLAYAN Bünyamin, Taşlıcalı Yahyâ Bey Dîvânı nda Maddî Kültür, GÜ SBE Y.Lisans Tezi, Ankara ÇETİNDAĞ Yusuf, Türk Kültüründe Hayvan ve Bitki Motifinin Seyri, Türkler Ansiklopedisi, Vol.IV, No:4, 2002, pp DEMİREL H.Gamze, Nef î Dîvânı nda Tabiat, Fırat Ü. SBE Y.Lisans Tezi, Elazığ DEMİRİZ Yıldız, Osmanlı Kitap Sanatında Natüralist Çiçekler, İ.Ü.E.F.Yay., İstanbul DEVELLİOĞLU Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 15.Baskı, Aydın Kitabevi Yay. Ankara 1998.

19 386 DİRİÖZ Meserret, Divan Edebiyatında Gül, Yeni Divan Dergisi, S:4, Ağustos 1980, s.4-7. DOĞAN M.Nur, Divan Edebiyatının Kaynaklarına Toplu Bir Bakış, Yedi İklim, S:63, Haziran 1995, s ELDEM Sedat Hakkı, Türk Bahçeleri, Kültür Bakanlığı Yay., İstanbul ERDOĞAN Kenan, Fuzûlî Dîvânı nda Kozmoğrafya ve Tabiat, Çukurova Ü. SBE Y.Lisans Tezi, Adana GÖKYAY Orhan Şaik, Divan Şiirinde Meyveler, Tarih ve Toplum, S:112, Nisan 1993, s GÜLERSOY Çelik, Lâle ve İstanbul, İstanbul İbn-i Battûta, Seyahatnâme, (Çev.:A.Sait AYKUT), YKY, İstanbul KALKIŞIM M.Muhsin, Klasik Türk Şiiri nde Çiçekler, Akademik Bakış, S:1, Bahar 1997, s KARAHAN Abdülkadir, Klasik Türk Şiirinde Tabiat, Eski Türk Edebiyatı İncelemeleri, İÜEF Yay., İstanbul 1980, s KURNAZ Cemal, Gül, İslam Ansiklopedisi, TDV, C.14, İstanbul MERMER Ahmet, Taşlıcalı Yahyâ Bey Dîvânı nda Nebâtlar, Gazi Ü. SBE Y.Lisans Tezi, Ankara Meydan Larousse, Meydan Yayınevi, 12+3 Cilt, İstanbul 1986/1987. Mütercim Âsım Efendi, Burhân-ı Katı, TDK Yay. Ankara ONAY Ahmed Talat, Eski Türk Edebiyatında MAZMUNLAR, haz.cemal KURNAZ,Türkiye Diyanet Vakfı Yay. Ankara ÖZEL Rıdvan, Nev î Dîvânı nda Bitkiler, Hacettepe Ü. SBE Y.lisans Tezi, Ankara PALA İskender, Ansiklopedik Dîvân Şiiri Sözlüğü, Cilt I-II, Akçağ Yay. Ankara POLAT N.Hikmet, Türk Çiçek ve Ziraat Kültürü Üzerine Cevat Rüşdi den Bir Güldeste, Kitabevi Yay., İstanbul Rehber Ansiklopedisi, C.:3, Türkiye Gazetesi Yay., İstanbul Şemseddin Sâmi, Kâmûs-ı Türkî, Enderun Kitabevi, İstanbul ŞİMŞEK (KARTAL) Nuray, 16.Yüzyıl Bazı Dîvân Şâirlerinin Türkçe Dîvânlarında Bitkiler: Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî Bey, Nev î, Marmara Ü. SBE Doktora Tezi, İstanbul TANSUĞ Sabiha, Türklerde Çiçek Sevgili ve Sünbülnâme, Akbank Yay., İstanbul ÜNVER A.Süheyl, Türk Halkı ve Lâle, Türk Folkloru Araştırmaları, S:129, İstanbul 1960, s ÜNVER A.Süheyl, Türk Sanatında Çiçekler ve Buketler, Türkiyemiz, S:22, Ankara 1977, s ÜNVER A.Süheyl, Çiçek Tarihimizde Türk Karanfilleri, Türk Etnografya Dergisi, S:9, Ankara 1966,s YILGÖR Asuman, Fuzûlî nin Türkçe Dîvânı nda Bitkiler, İstanbul Ü. SBE Y.Lisans Tezi, İstanbul C. Web Sayfaları (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET: ) (ET:2001) (ET: ) (ET:2001) (ET:2001) (ET:2001) (ET:2001) (ET:2001) (ET:2001)

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER Yavuz BAYRAM * ÖZET Bu makalede, gül den başlanarak, tespit edilen çiçeklerle ilgili tanımlar, sayısal veriler, bunların değişik ögelerle ilişkilendirilmelerinde

Detaylı

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER Yavuz BAYRAM * ÖZET Bu makalede, gül den başlanarak, tespit edilen çiçeklerle ilgili tanımlar, sayısal veriler, bunların değişik ögelerle ilişkilendirilmelerinde

Detaylı

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır.

Divan Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları. HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır. Edebiyatı Sanatçıları Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. ı vardır. MEVLANA: XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç

Detaylı

*Edebi Sanatlar ve Örnekleri Mecaz. Teşbih

*Edebi Sanatlar ve Örnekleri Mecaz. Teşbih Edebi Sanatlar ve leri *Edebi Sanatlar ve leri Mecaz Kelime veya kelime gruplarını bilinen ilk manalarından başka bir manada kullanmaya mecaz denir. Mecaz edebî eserlerde kullanıldığı gibi zaman zaman

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

2. Kozmetik Kongresi, Subat 2012, Antalya. Prof.Dr. Mustafa BĐRĐNCĐOĞLU

2. Kozmetik Kongresi, Subat 2012, Antalya. Prof.Dr. Mustafa BĐRĐNCĐOĞLU 2. Kozmetik Kongresi, 17-19 Subat 2012, Antalya Prof.Dr. Mustafa BĐRĐNCĐOĞLU Kozmetik, bir kimseyi daha çekici hale getirmek ya da görünüm sorunlarını gidermek için kullanılan ürünleri, bakımları ve tedavileri

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi...

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KISALTMALAR...11 GİRİŞ İran ve Türk Edebiyatlarında Husrev ü Şirin Hikâyesi...13 BİRİNCİ BÖLÜM Âzerî nin Biyografisi...27 5 İKİNCİ BÖLÜM Husrev ü Şirin Mesnevisinin İncelenmesi...57

Detaylı

BURDUR GÜLLERİNDEN TÜRK ÇİNİ SANATINA

BURDUR GÜLLERİNDEN TÜRK ÇİNİ SANATINA 1366 BURDUR GÜLLERİNDEN TÜRK ÇİNİ SANATINA Latife AKTAN * İnsanlığın tanıdığı ilk çiçeklerden biri olan gül; aşkı, büyüyü, umudu ve ihtirası simgelediği gibi, eski dönemlerden bu yana birçok nedenle kendinden

Detaylı

Çevremizde Sayısız Madde Vardır

Çevremizde Sayısız Madde Vardır MADDEYİ TANIYALIM Çevremizde Sayısız Madde Vardır Maddeyi Niteleyen Özellikler Nelerdir? Nitelemek Ne Demek? Maddelerin Nitelikleri ve Kullanım Alanları Nedir? Çevremizde Sayısız Madde Vardır Nesneleri

Detaylı

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM 1 Timsahlar dişlerini kendileri temizleyemezler. Timsahlar yemek yedikten sonra dişlerinin temizlenmesi için ağızlarını açarlar.

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER

HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER İnsana eliyle kazandığından başkası yoktur. Simyacılık gafil işidir HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER BU BÖLÜMDE: Kim vardı diyâr-ı kîmyâya (Ayrıca bakınız: Gaflet içinde yaşamak) Allah bes, baki

Detaylı

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu TÜBİTAK TÜRKİYE SANAYİ SEVK VE İDARE ENSTİTÜSÜ BİTKİSEL ÜRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu Uluslararası Pazar Analizi 17 Aralık

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

2011 Yılı Tarımsal İşletmelerde Ücret Yapısı İstatistikleri

2011 Yılı Tarımsal İşletmelerde Ücret Yapısı İstatistikleri Yılı Tarımsal İşletmelerde Ücret Yapısı İstatistikleri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 02/05/2012 tarihinde açıklanan, yılı Tarımsal İşletmelerde Ücret Yapısı haber bültenine göre; Hanehalkı

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *19-22 Nisan Dünya Kitap Günü hakkında sohbet ediyoruz. *Kitap nedir? *Kitap ne işe yarar? Faydaları nelerdir? *23 Nisan tarihi

Detaylı

Cumhuriyet Dönemi nde ;

Cumhuriyet Dönemi nde ; O Orta Asya Türklerinin bahçe düzenlemeleri hakkındaki bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Bunun en büyük nedeni belki de Türklerin mekan olusturmada toprak, kerpic gibi cabuk dağılan malzeme kullanmalarının

Detaylı

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI KOOPERATİFÇİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI KOOPERATİFÇİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2012 Yılı Gülçiçeği Raporu Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI KOOPERATİFÇİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2012 YILI GÜLÇİÇEĞİ RAPORU OCAK 2013 İÇİNDEKİLER 1- GİRİŞ 2- ÜRETİM 1- Dünya

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

SÖZCÜKTE ANLAM (MECAZ-SOYUT- SOMUT)

SÖZCÜKTE ANLAM (MECAZ-SOYUT- SOMUT) SÖZCÜKTE ANLAM (MECAZ-SOYUT- SOMUT) HAZIRLAYAN: MERYEM KAYA İlköğretim 6.sınıf öğrencilerine yönelik bir çalışma. NURAY GEDİK BİLGİSAYAR 1 DERSİ 07.12.2012 İÇİNDEKİLER KONU SAYFA NUMARASI Sözcükte Anlam

Detaylı

KURU İNCİR. Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

KURU İNCİR. Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi KURU İNCİR Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi KURU İNCİR Türkiye de Üretim İncir, ilk kültüre alınan meyvelerden birisi olarak, anavatanı

Detaylı

MADDE NEDİR??? madde denir. Boşlukta yer kaplayan kütlesi ve hacmi olan her şeye

MADDE NEDİR??? madde denir. Boşlukta yer kaplayan kütlesi ve hacmi olan her şeye MADDE NEDİR??? Boşlukta yer kaplayan kütlesi ve hacmi olan her şeye madde denir. Taş, toprak, ağaç, metal, cam, plastik, kağıt, kum gibi varlıklar birer maddedir. MADDENİN ORTAK ÖZELLİKLERİ Maddenin kütle,

Detaylı

Madde-Cisim-Malzeme-Eşya

Madde-Cisim-Malzeme-Eşya MADDEYİ TANIYALIM Madde-Cisim-Malzeme-Eşya Evimizde, okulumuzda ve çevremizde bir çok madde ve bu maddelerden yapılmış çeşitli eşyalar görürüz. Bu maddelerden bazıları hiç bir değişikliğe uğramadan aynı

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

temlerini işlediği şiirlerinden bazıları: Yol Düşüncesi, Sessiz Gemi, Rintlerin Akşamı, Ufuklar, Mehlika Sultan.

temlerini işlediği şiirlerinden bazıları: Yol Düşüncesi, Sessiz Gemi, Rintlerin Akşamı, Ufuklar, Mehlika Sultan. TANITIM: 1912 den sonra şiir ve dil üzerinde yoğunlaşan Yahya Kemal, tarih, dünya görüşü ve aşk konuları çerçevesinde eserini oluşturdu. Mükemmel ve öz şiir anlayışını benimseyen şairin şiirlerinin sayısı

Detaylı

KURU ÜZÜM ÜRETİM. Dünya Üretimi

KURU ÜZÜM ÜRETİM. Dünya Üretimi KURU ÜZÜM ÜRETİM Dünya Üretimi Dünyada, önde gelen üretici ülkeler tarafından üretilen üzümlerin belirli bir kısmı her yıl kurutularak 1,2 milyon tona yakın miktarda kurutulmuş üzüm elde edilmektedir.

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ (İSHAK PAŞA CAMİSİ) Selanik Alaca İmaret Camisi Alaca İmaret Camisi Selanik şehir merkezinin kuzey bölümünde bulunmaktadır. Aziz Dimitris

Detaylı

AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI DEĞERLENDİRMESİ

AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI DEĞERLENDİRMESİ AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI LENDİRMESİ Hazırlayan: Erman YERMAN / Şef TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ TÜRKİYE VE AKİB LENDİRMESİ yılı Ekim ayından bu

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

ARALIK AYI +3 YAŞ ÖZEL YAKACIK BALKANLAR KOLEJİ Eğitim Öğretim Yılı AYIN TEMASI

ARALIK AYI +3 YAŞ ÖZEL YAKACIK BALKANLAR KOLEJİ Eğitim Öğretim Yılı AYIN TEMASI ÖZEL YAKACIK BALKANLAR KOLEJİ 2016 2017 Eğitim Öğretim Yılı AYIN TEMASI ARALIK AYI +3 YAŞ Engelliler Haftası (3 Aralık ) Tutum Yatırım ve Yerli Malı Haftası (12-18 Aralık ) Kış Mevsimi Yeni Yıl ( 31 Aralık-

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 2 EDEBİ BİLGİLER (ŞİİR BİLGİSİ) 1. İncelediği şiirden hareketle metnin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti 2. Şiirin yapısını çözümler. 3. Şiirin

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ SU- BİTKİLER Su ile ilgili bildiklerimiz kavram haritası oluşturduk. Su çeşitlerini listeledik. Suyu kullandığımız yerlere göre grupladık.

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik Sonbahar

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları Sebk-i Hindî Sebk-i Hindî, Fars ve Türk edebiyatının yanında Fars, Hindistan, Afganistan, Azerbaycan ve Tacikistan edebiyatında da etkili olmuş bir üsluptur. İzlerine 16. Asırda rastlanmaya başlayan bu

Detaylı

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon.

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon. GAMBİYA ÜLKE RAPORU 1. Nüfus: 1.797.860 (Dünyada 149.) 2. Nüfus artış oranı: % 2,4 (Dünyada 32.) 3. Yaş yapısı: 0-14yaş: % 40 15 64 yaş: % 57 65 yaş ve üstü: % 3 4. Şehirleşme: % 58 5. En büyük şehir:

Detaylı

TÜRK DİLİ-1. Yrd.Doç.Dr.Öğ.Yb. Ertan EROL

TÜRK DİLİ-1. Yrd.Doç.Dr.Öğ.Yb. Ertan EROL I TÜRK DİLİ-1 Yrd.Doç.Dr.Öğ.Yb. Ertan EROL Astsubay Meslek Yüksek Okulu Komutanlığı Balıkesir-2012 II III ÖN SÖZ Günümüzde dile hâkim olmak, dilin imkânlarından yararlanmak ve mesleğin gerektirdiği bütün

Detaylı

Sleeping eauty. by DesleeClama Uyuyan Güzel - Doğanın güzellik sırlarından esinlenmiş yatak kumaşları

Sleeping eauty. by DesleeClama Uyuyan Güzel - Doğanın güzellik sırlarından esinlenmiş yatak kumaşları Uyuyan Güzel - Doğanın güzellik sırlarından esinlenmiş yatak kumaşları Doğanın güzelliği bir yatakta Uyuyan güzel yatak uygulamaları koleksiyonu, sizi doğanın güzellik ürünlerini keşfederek, dünya çapında

Detaylı

TR 71 BÖLGESİ 2013 YILI İHRACAT RAPORU AHİLER KALKINMA AJANSI

TR 71 BÖLGESİ 2013 YILI İHRACAT RAPORU AHİLER KALKINMA AJANSI TR 71 BÖLGESİ 2013 YILI İHRACAT RAPORU AHİLER KALKINMA AJANSI NİSAN 2014 İçindekiler 2013 YILI İHRACAT RAKAMLARI HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME... 3 2013 YILI TR 71 BÖLGESİ İHRACAT PERFORMANSI... 4 AKSARAY...

Detaylı

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ 1.Sanatsal düzenleme öğeleri Çizgi: Çizgi, noktaların aynı veya değişik yönlerde sınırlı veya sınırsız olarak ardı arda dizilmesinden elde edilen şekildir. Kalemimizle

Detaylı

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ Selin ŞEN Eylül 2012 SUNUM PLANI I. SÜT ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERE YATIRIM II. ET ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERE

Detaylı

KANATLI ET SEKTÖRÜ RAPORU

KANATLI ET SEKTÖRÜ RAPORU KANATLI ET SEKTÖRÜ RAPORU TÜRKİYE DE ÜRETİM VE TÜKETİM Sağlıklı beslenme konusunda her geçen gün daha da duyarlı davranmaya başlayan tüketiciler kırmızı ete alternatif olarak, daha az yağlı ve daha ucuz

Detaylı

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede BESİLİK BÜYÜKBAŞ SIMMENTAL (SİMENTAL) Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede yetiştirilmektedir.

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Dil olgusu :DEĞİŞMEYENLER Dil dışı olgu : DEĞİŞENLER ARABA. Aynı değişimi soyut olarak şöyle formülleştirebiliriz:

Dil olgusu :DEĞİŞMEYENLER Dil dışı olgu : DEĞİŞENLER ARABA. Aynı değişimi soyut olarak şöyle formülleştirebiliriz: A N L A M D E Ğ İ Ş M E L E R İ Bu yazıda yeni şeyler bulacağınızı düşünüyoruz! Prof. Dr. Rıza Filizok Anlam bilimci G. Stern, kelimelerdeki anlam değişmelerini sebeplerine ve görevlerine göre şöyle snıflandırır:

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER

KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU 1239 KAHRAMANMARAŞ'TA SEBZE TARIMININ MEVCUT DURUMU, PROJEKSİYONLAR VE ÖNERİLER İsmail Güvenç* I. Kahramanmaraş'ta Sebze Tarımı 1Giriş Ülkemiz nüfusu, son sayıma göre 67 milyon

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. İl nüfusunun % 17 si aile olarak ifade edildiğinde ise 151 bin aile geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır.

AR&GE BÜLTEN. İl nüfusunun % 17 si aile olarak ifade edildiğinde ise 151 bin aile geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır. İzmir İlinin Son 5 Yıllık Dönemde Tarımsal Yapısı Günnur BİNİCİ ALTINTAŞ İzmir, sahip olduğu tarım potansiyeli ve üretimi ile ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Halen Türkiye de üretilen; enginarın

Detaylı

EBRU YAPIMINDA KULLANILAN MALZEMELER VE EBRU TEKNİKLERİ Asiye Yaman

EBRU YAPIMINDA KULLANILAN MALZEMELER VE EBRU TEKNİKLERİ Asiye Yaman EBRU YAPIMINDA KULLANILAN MALZEMELER VE EBRU TEKNİKLERİ Asiye Yaman Tekne Su yüzeyinde yapılan bir sanat olan ebrûda kullanılan malzemelerden ilki içine kıvam arttırıcılı suyu koyacağımız ebru teknesidir.

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ TEMALARIMIZ KALELER DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ KURBAN BAYRAMI KIRMIZI GÜNÜ 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI Kale

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yasemin ERTEK MORKOÇ

ÖZGEÇMİŞ. Yasemin ERTEK MORKOÇ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Yasemin ERTEK MORKOÇ Unvanı Görev Yeri Daha Önce Bulunduğu Görevler Anabilim Dalı Yabancı Dili Akademik Aşamaları Yrd. Doç. Dr. Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk

Detaylı

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam VARLIKLARIN ÖZELLİKLERİNİ BELİRTEN KELİMELER yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam şu otobüs birkaç portakal Yuvarlak masa : Yuvarlak sözcüğü varlığın biçimini bildiriyor. Yeşil erik : Yeşil sözcüğü

Detaylı

Türkiye Geneli 2014 Yılı Sektörel Bazda İhracat Rakamları Değerlendirmesi

Türkiye Geneli 2014 Yılı Sektörel Bazda İhracat Rakamları Değerlendirmesi 3-4 Türkiye Geneli 2014 Yılı Sektörel Bazda İhracat Rakamları Değerlendirmesi 5 Demir ve Demir Dışı Metaller-Çelik Sektörü 2014 Yılı İhracatında Ürün Grubu Değerlendirmesi 6 Demir ve Demir Dışı Metaller-Çelik

Detaylı

Anadolu'ya özgü olan bu ırk, tüm dünyada da Ankara Keçisi (Angora goat) olarak tanınmaktadır.

Anadolu'ya özgü olan bu ırk, tüm dünyada da Ankara Keçisi (Angora goat) olarak tanınmaktadır. Ankara Keçisi tiftik verimiyle diğer keçilerden ayrılan, Orta Asya'da tarih sahnesine çıkmış, günümüzden 7-8 yüzyıl önce, Türklerin Anadolu'ya gelirken beraberlerinde getirdikleri bir keçi ırkıdır. Türklerin

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler

Detaylı

DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014

DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014 DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014 Nisan 2015 Hikmet DENİZ İçindekiler 1. İhracat... 2 1.1. İhracat Yapılan Ülkeler... 3 1.2. 'ın En Büyük İhracat Partneri: Irak... 5 1.3. İhracat Ürünleri... 6 2. İthalat...

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ TÜRKİYE ÜRETİMİ

KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ TÜRKİYE ÜRETİMİ KURU İNCİR DÜNYA ÜRETİMİ İncir, ilk kültüre alınan meyvelerden birisi olarak, anavatanı Anadolu dan, önce Suriye ve Filistin e sonrasında buradan da Çin ve Hindistan a yayılmıştır. Dünya kuru incir üretimine

Detaylı

AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI DEĞERLENDİRMESİ

AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI DEĞERLENDİRMESİ AKDENİZ İHRACATÇI BİRLİKLERİ TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARI LENDİRMESİ Hazırlayan: Erman YERMAN / Şef TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ İHRACAT RAKAMLARININ TÜRKİYE VE AKİB LENDİRMESİ

Detaylı

T. C. KARACADAĞ KALKINMA AJANSI Diyarbakır Yatırım Destek Ofisi

T. C. KARACADAĞ KALKINMA AJANSI Diyarbakır Yatırım Destek Ofisi İçindekiler 1.... 2 1.1. Yapılan Ülkeler... 4 1.2. 'ın En Büyük Partneri: Irak... 5 1.3. Ürünleri... 6 2. İthalat... 8 2.1. İthalat Yapılan Ülkeler... 9 2.2. İthalat Ürünleri... 10 3. Genel Değerlendirme...

Detaylı

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu

Detaylı

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden Kavrama 1 ECE KAVRAMA 21102516 TURK 101 Ali TURAN GÖRGÜ SEVGİNİN GÜCÜ 1918 yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle değişim içinde

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Sıra Ürün Adı 2010 2011

Sıra Ürün Adı 2010 2011 YAŞ MEYVE VE SEBZE DÜNYA ÜRETİMİ Dünya Yaş Sebze Üretimi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nün en güncel verileri olan 2011 yılı verilerine göre; 2011 yılında dünyada 56,7 milyon hektar alanda

Detaylı

SABANCI ÜNİVERSİTESİ AĞAÇLANDIRMA VE ÇEVRE DÜZENLEMELERİ

SABANCI ÜNİVERSİTESİ AĞAÇLANDIRMA VE ÇEVRE DÜZENLEMELERİ SABANCI ÜNİVERSİTESİ AĞAÇLANDIRMA VE ÇEVRE DÜZENLEMELERİ İçindekiler I. GİRİŞ II. III. ÜNİVERSİTE KONUMU İNŞAAT ÖNCESİ VE SONRASI GÖRÜNTÜLER a. 1998-İnşaat öncesi b. 2013-Kampusun bugünü Sabancı Üniversitesinin

Detaylı

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI SASANİLER (226-651) Sasaniler daha sonra Emevi ve Abbasi Devletlerinin hüküm sürdüğü bölgenin doğudaki (çoğunlukla Irak) bölümüne hükmetmiştir.

Detaylı

AHUDUDUÇEŞİTLERİ. Şadan Yakut Doç. Dr. Hüdai Yılmaz.

AHUDUDUÇEŞİTLERİ. Şadan Yakut Doç. Dr. Hüdai Yılmaz. AHUDUDUÇEŞİTLERİ Şadan Yakut Doç. Dr. Hüdai Yılmaz www.uzumsu.com 1) SARI AHUDUDU ÇEŞİTLERİ ANNE Gelişimi oldukça yavaştır, sarı meyve etine sahip, çok nadir bulunmakla beraber oldukça lezzetli bir çeşittir.

Detaylı

ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ

ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ ANTEP FISTIĞI DÜNYA ÜRETİMİ Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nün en güncel verileri olan 2010 yılı verilerine göre; dünyada Antep fıstığı üretiminde lider durumda bulunan ülke İran dır. Ancak

Detaylı

Gençlerin Kozmetik Kullanma Davranışları

Gençlerin Kozmetik Kullanma Davranışları Gençlerin Kozmetik Kullanma Davranışları Prof. Dr. Gülsen DEMİR Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Selahattin YAMAN Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...9 ŞİİR VE GÖRSELLİK Şiir, Fotoğraf ve Gerçeklik...15 Şiir, Fotoğraf ve Görme...25 Şiirin ve Fotoğrafın İşlevleri...29 Şiir, Fotoğraf ve İmge...32 Çoklu Okuma...38 Çözümleme Kılavuzu...50

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2012 EYLÜL SEKTÖREL TARIM KENTİ İZMİR

AR&GE BÜLTEN 2012 EYLÜL SEKTÖREL TARIM KENTİ İZMİR TARIM KENTİ İZMİR Şebnem BORAN Gözde SEVİLMİŞ Küresel iklim değişikliği, gıda fiyatlarındaki yükseliş, dünya nüfusundaki hızlı artış gibi gelişmelerin etkisiyle tarım sektörünün son derece stratejik bir

Detaylı

Tablo 4- Türkiye`de Yıllara Göre Turunçgil Üretimi (Bin ton)

Tablo 4- Türkiye`de Yıllara Göre Turunçgil Üretimi (Bin ton) NARENCİYE DOSYASI Kökeni Güneydoğu Asya olan turunçgillerin, çağdaş anlamda üretimi 19. yüzyılda ABD`de başlamış ve hızla yayılmıştır. Turunçgil yetiştiriciliği dünyada 40 derece kuzey enlemi ile 40 derece

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

Ramazanın Kokusu " GÜL" Aşkın ve sevginin sembolü olarak kullanılan, kokusuyla herkesi mest eden gül, bu ay Parkim Trendbox'ta mercek altında...

Ramazanın Kokusu  GÜL Aşkın ve sevginin sembolü olarak kullanılan, kokusuyla herkesi mest eden gül, bu ay Parkim Trendbox'ta mercek altında... Trendbox Ramazanın Kokusu " GÜL" Aşkın ve sevginin sembolü olarak kullanılan, kokusuyla herkesi mest eden gül, bu ay Parkim Trendbox'ta mercek altında... Haziran 2017 Sayı 6 / 2017 www.parkimfragrance.com

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ ANADOLU SELÇUKLU CAMİİLERİ Konya Alâeddin Camii - 1155-1219 Niğde Alâeddin Camii 1223 Malatya Ulu Camii 1224

Detaylı

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek

Detaylı

Burada kısa sürede ve fazla masrafa girmeden uygulayabileceğiniz birkaç Vücut bakım önerisi bulacaksınız.

Burada kısa sürede ve fazla masrafa girmeden uygulayabileceğiniz birkaç Vücut bakım önerisi bulacaksınız. Tepeden Tırnağa Vücut bakımı Burada kısa sürede ve fazla masrafa girmeden uygulayabileceğiniz birkaç Vücut bakım önerisi bulacaksınız. Bakım için Duş Yapılan araştırmalarda en çok tercih edilen yıkanma

Detaylı

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/1 Nisan/April2004, 169-180 İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Kadriye Figen VARDAR Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıldan

Detaylı

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir DEFNE Latince ismi : Laurus nobilis Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir Defne Bitkisi: Anavatanı Asya olan Defne,

Detaylı

Yeni. Genç görünümlü bir cilt? Dâhice.

Yeni. Genç görünümlü bir cilt? Dâhice. Yeni Genç görünümlü bir cilt? Dâhice. Cildin yaşlanması ile ilgili gerçekler Kabul edelim, kadınlar da erkekler de mümkün olduğunca uzun süre genç görünümünü korumak ister. Zamanın ilerleyişini durdurmayı,

Detaylı

mef ûlü / mefâ îlü / mefâ îlü / fa ûlün

mef ûlü / mefâ îlü / mefâ îlü / fa ûlün TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ ESKİ TÜRK EDEBİYATI - IV DERS NOTLARI 3. Sınıf - 2. Dönem İsa SARI www.isa-sari.com BÂKÎ Üç padişah dönemini görmüştür. Babası, Kargazâde lakaplı müezzindir. Ömrü boyunca

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR 1. İletişim 2. İnsan, İletişim ve Dil 3. Dil Kültür İlişkisi DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ 1. Dillerin Sınıflandırılması

Detaylı

HALK EDEBİYTI IV AŞIK EDEBİYATINDA ÜSLUP

HALK EDEBİYTI IV AŞIK EDEBİYATINDA ÜSLUP HALK EDEBİYTI IV AŞIK EDEBİYATINDA ÜSLUP Türk halk şiirinde kullanılan dilin, yalın veya sadece olduğu yönünde yaygın bir kanaat vardır. Divan Şiiri'nde kaleme alınmış şiirler göz önüne alındığında bu

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

UĞURBÖCEĞİ GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ

UĞURBÖCEĞİ GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ UĞURBÖCEĞİ GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? İlkbahar mevsimini tanıdık. İlkbahar mevsimi ile bitkilerdeki, Hayvanlardaki ve çevremizdeki değişimi fark edeceğimiz etkinlikler gerçekleştirdik.

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI DİSİPLİN/ GELİŞİM ALANI: UZUN DÖNEMLİ AMAÇ: - Vücudumuz bilmecesini çözelim - Maddeyi tanıyalım - Kuvvet ve hareket - Işık ve ses - Canlılar dünyasını

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU

İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI FAS KRALLIĞI ÜLKE RAPORU ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 2014 Hazırlayan: Zeynep Küheylan Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı TEMEL BİLGİLER Ülke Adı: Fas Krallığı

Detaylı

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?"

Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır? Kaynak: Dudular, Kardelen ve Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) "Canlılar Neden Genellikle Yuvarlaktır?" Eğitişim Dergisi. Sayı 15. Mayıs 2007. CANLILAR NEDEN GENELLİKLE YUVARLAKTIR? Kardelen Dudular Prof.

Detaylı

64 ÜRETİMDEN PAZARLAMAYA TÜRKİYE DE SÜS BİTKİLERİ

64 ÜRETİMDEN PAZARLAMAYA TÜRKİYE DE SÜS BİTKİLERİ 64 ÜRETİMDEN PAZARLAMAYA TÜRKİYE DE SÜS BİTKİLERİ Prof. Dr. Bahriye Gülgün Aslan - Yrd. Doç. Dr. Kübra Yazıcı Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü, İzmir GOP. Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Detaylı

III. MİLLETLER ARASI TÜRKOLOJİ KONGRESİ Y A Z M A ESERLERDE SERGİSİ. 24 Eylül - 5 Ekim 1979 SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ.

III. MİLLETLER ARASI TÜRKOLOJİ KONGRESİ Y A Z M A ESERLERDE SERGİSİ. 24 Eylül - 5 Ekim 1979 SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ. III. MİLLETLER ARASI TÜRKOLOJİ KONGRESİ Y A Z M A ESERLERDE V A K IF M Ü H Ü R L E R İ SERGİSİ 24 Eylül - 5 Ekim 1979 SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ H azırlayanlar : Dr. GÜNAY KUT NİM ET BAYRAKTAR Süleyman şâh

Detaylı

Roma mimarisinin kendine

Roma mimarisinin kendine Roma Bahçe Sanatı Daha sonraları Roma İmparatorluğunun en fazla geliştiği yıllarda, Romalı generallerin harpler sonucu dünyanın dört köşesine Roma mimarisinin taşınmasına sebep olmuştur. Roma mimarisinin

Detaylı

Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi

Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi Prof. Dr. Necmi İŞLER M.K.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Antakya/HATAY Güney Amerika kökenli bir bitki olan patates

Detaylı