Kooperatifçilik Eylem Planı Açıklandı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kooperatifçilik Eylem Planı Açıklandı"

Transkript

1 BİZİ ARAYIN SORULARINIZI CEVAPLAYALIM! S.S.KORU SİGORTA KOOPERATİFİ EKİM 2012 Yıl:1 Sayı:12 TÜRKİYE KÖY KALKINMA VE DİĞER TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF BİRLİKLERİ MERKEZ BİRLİĞİ GAZETESİ Kooperatifçilik Eylem Planı Açıklandı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kooperatifçiliğin güvenilir, verimli etkin ve sürdürülebilir bir ekonomik girişim haline gelmesi için hazırlanan Strateji Belgesi ve Eylem Planını açıkladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium Kongre Merkezi'nde Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı nı toplantısında yaptığı konuşmada; Kooperatifler kanunu başta olmak üzere konu ile ilgili bütün kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgeler ihtiyaçlar doğrultusunda yenileneceğini belirterek, yeni kooperatifçilik stratejimizin odağında daha elverişli bir ortam sağlama bulunuyor. İmajını olumlu yönde güçlendirmek bulunuyor. Sürdürülebilirlik, rekabet edebilirlik, yenilikçilik ilkeleri çerçevesinde, kooperatiflerin ekonomik kalkınmaya ve gelirin daha adil dağılımını artırmak amacındayız. Bu strateji ile vizyonumuzu güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir girişimler niteliğini kazandırmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşmak olarak belirledik dedi. Türkiye de 84 bin kooperatif bulunduğunu, bu kooperatiflere 8 milyon 100 bin vatandaşın ortak olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye nin kooperatif yoluyla örgütlenme konusunda AB den geri olduğunu ifade ederek, vatandaşların güçlerini birleştirerek kooperatiflerin refahı yurdun her köşesine ulaştırdığını kaydetti. Türkiye de kooperatifçiliğin hala arzulanan düzeyde olmadığını belirten Erdoğan, Bunun için kooperatifçilik konusunda köklü bir değişime, esaslı bir yeniden yapılanmaya ihtiyacımız var diye konuştu hedefleri için hazırlanan yol haritasında kooperatiflerin daha etkin ve verimli bir yapıya kavuşturulmasının da yer aldığını söyleyen Erdoğan, bu çerçevede Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü nün kurulduğunu hatırlattı. Erdoğan, açıklanan Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı sayesinde kooperatiflerin geleceğine yönelik programlarını ortaya koyduklarını belirterek, planın Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının katkılarıyla hazırlandığını, kooperatifçilik sisteminin genel ve yapısal sorunları hakkında çözüm önerilerinin geliştirildiğini ifade etti. Erdoğan, kooperatifçiliğin üzerinde dolaşan kara bulutların giderilmesinde yönetici aktörlere önemli rol düştüğünü ifade etti. Sürdürülebilirlik, rekabet edebilirlik ve yenilikçilik ilkeleri çerçevesinde kooperatiflerin ekonomik kalkınmaya ve gelirin daha adil paylaşımına olan katkılarını artırmak amacındayız diyen Erdoğan, bu stratejiyle vizyonlarını güvenilir, verimli etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişim niteliğini kazanmış kooperatifçilik yapısına ulaşmak olarak belirlediklerini kaydetti. Kooperatifçilikte 7 stratejik hedef» Syf 17 de Dünya Gıda Günü Kutlandı Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası 13 Ekim tarihinde, Gıda Güvencesinin Yapı Taşları Tarımsal Kooperatifler konulu bir sempozyum düzenledi. FAO tarafından bu yıl, gıda güvencesinin iyileştirilmesinde ve açlığın ortadan kaldırılmasında kooperatiflerin oynadığı rol takdir edilerek 2012 Dünya Gıda Günü temasının "Tarım Kooperatifleri: dünyayı beslemenin anahtarı" olmasına karar verildi. Buradan hareketle Dünya Gıda Günü kutlamaları çerçevesinde, Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası 13 Ekim 2012 tarihinde, Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu nda, "Gıda Güvencesinin Yapı Taşları Tarımsal Kooperatifler" isimli bir sempozyum düzenledi.» Syf 4 de Dünya yumurta günü Yumurta ve Sağlık paneli ile kutlandı Dünya Yumurta Günü, Yumurta Üreticileri Merkez Birliği öncülüğünde 12 Ekim 2012 tarihinde Yumurta ve Sağlık paneli ile Ankara da kutlandı. Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR), anne sütünden sonra, en değerli besin kaynağı ve en ucuz protein deposu olan yumurtanın önemine vurgu yapmak için 2008 yılından bu yana Dünya Yumurta Günü nün ülkemizdeki kutlamalarına öncülük ediyor. Dünya Yumurta Günü bu yıl ise, Ankara da Prof. Dr. Ali Atıf Bir moderatörlüğünde gerçekleştirilen Yumurta ve Sağlık paneli ile kutlandı. Panele çok sayıda üretici ve tüketicinin yanısıra,sivil toplum örgüt temsilcileri, üniversite mensupları katıldılar.» Syf 8 de Seferihisar'da 2. Tohum Takas Şenliği Yapıldı İzmir'in Seferihisar Belediyesi, 'Yerel tohumlar mirasımızdır' sloganıyla ikinci kez Tohum Takas Şenliği düzenledi. GDO lu ürünlere karşı eski kuşakların bıraktığı tohum mirasını yaşatmayı sürdürüyor. Geçen yıl düzenlenen Tohum Şenliği nin ardından yine yerel tohumları yaşatmak için harekete geçen Seferihisar Belediyesi hafta sonunda iki günlük Tohum Takas Şenliği düzenledi.» Syf 6 da Kooperatiflerde Strateji ve Finans Kaynakları Konulu Panel Yapıldı Köy-Koop Kastamonu, DGRV ve Raiffeisen Konfedarasyonu Panel düzenledi. Kastamonu da gerçekleştirilen panele; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Grup Koordinatörü Mehmet Ali Korkmaz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Yaman, Orman Bölge Müdürü Ali Şahin, DGRV-Tarımsal Eğitim ve Danışmanlık Ekip Lideri Prof.Dr. Selahattin Kumlu, Köy-Koop Genel Başkan Vekili Mehmet Varol, Or-Köy Şube Müdürü Hayrullah Nergiz, sivil toplu örgütülerinin temsilcileri ve diğe davetliler katıldı.» Syf 3 de Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlarız? Röportaj Organik Tarım hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ya da bildiklerimiz organik tarımı açıklayacak yeterlilikte mi? A.Ü. Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğetim Üyesi Prof.Dr. Cem Özkan, Organik Tarımı Köy-Koop Haber e değerlendirdi.» Syf 12 de Hadi İLBAŞ Dünden Bugüne Kooperatifçilik -12-» Syf 2 de Prof.Dr. MUSTAFA KAYMAKÇI Memleketin Hali, Hoptrinam» Syf 4 de Erol AKAR Kooperatifçiliğimiz Önemli Gelişmelerin Eşiğinde mi?» Syf 15 de Prof.Dr. T. Ayhan ÇIKIN Uluslararası Kooperatifler Zirvesi Yapıldı» Syf 15 de Mehmet VAROL Üreticilerin Örgütlenmedeki Adresi Kooperatifçiliktir» Syf 5 de Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK Dünya Gıda Günü ve Kooperatifler» Syf 14 de Dr. Umut TOPRAK Bir Uğur Böceğinin Günlüğü -III-» Syf 9 da Dr. Erhan EKMEN Küresel Krizlere Karşı Türkiye nin Anahtarı: Kooperatifler» Syf 6 da Ünal ÖRNEK Kooperatifçi, Çiftçi Lideri Osman Özbek» Syf 18 de

2 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 2 KOOPERATİFÇİLİK DÜNDEN BUGÜNE KOOPERATİFÇİLİK -12- Borular satın alındı. Hemen işe başlandı. Bademler in öteden beri içme suyu sorunu yok muydu? Kooperatifin suyundan köye de vermeyi kararlaştırdılar. Böylece bir taş ile iki kuş vurmuş olacaklardı. Boruların döşenip geldiği tepelerde Türkmenoğlu nun halini görmeliydiniz. Günlerce, yağmur çamur demeden, kış kıyamet demeden kimi gün elinde kazma, kimi gün paçaları dizlerine kadar sıvalı, herkesle birlikte, herkes gibi sağlığı pahasına çalışıyordu. Öksürüğü o zamandan vardı. Biraz terlese,biraz üşütecek olsa öksürür,öksürürdü. - Bey öksürüyorsun diyenlere gülerdi yılı Mart ayında boru döşeme işi Seferihisar asfaltına gelmişti. Ancak pek çok yağmur düştüğünden su yolları önemli ölçüde hasar görmüştü. Asfalttı geçirerek arazinin üst noktasına kadar döşenmesine, üst noktaya 500 tonluk bir havuz yaptırılmasına, kooperatif arazisinin çevresinin dikenli tel ile çevrilmesine 1 mart 1971 günü karar verildi. Kim günlerde döşenen boruların parçalandığına tanık oldular.kimi günlerde hazırlanan su yolunun yağmur ve kar ile dolduğunu gördüler.ama yılmadılar.bademler de bir avuç insandı ki, başından beri Ben kazanayım, komşum da, düşüncesi içinde Mahmut Türkmenoğlu nun çevresinde kenetlenmişlerdi. Döşenen boruların kooperatif arazisine ulaşması 6 Mayıs 1971 günü görkemli,fakat sade bir tören düzenlendi. Kararlar, kararlar Her yılın genel kurulu birbirine pek benzerdi. Biraz umut, biraz gerginlik, biraz yılgınlık. Her genel kurulda Türkmenoğlu nun yüreklere su serpen ve genellikle çok uzun süren açıklamaları olurdu. Mehmet Hadi İLBAŞ Köy-Koop Eski Genel Başkanı Battı, batıyor, satıldı, satılıyor diye yıl boyunca kahvelerde kooperatif hakkında laf üretenler, Türkmenoğlu nun önünde sus pus olurlardı. Her genel kurulda birkaç kişi çıkar, yönetimi eleştirirdi. Başkanı hep kendisini düşünmekle suçlar, onun gerçekleri ortaklardan sakladığını öne sürerlerdi. En çok da kooperatifin hemen yanı başında kurulu Türkmenoğlu na ait tavuk çiftliği nedeniyle eleştiriler gelirdi. Yumurtayı kooperatif arabasıyla İzmir e götürüyor mu? Tavuk çiftliğine kooperatifin suyunu kullanıyor mu? Tavuk çiftliğinin hesaplarını kooperatifin muhasebecilerine tutturuyor mu? Türkmenoğlu nun her yıl verdiği yanıtlar hiç değişmediği gibi, kooperatif ile ilgili çizdiği tablo birbirine çok benzerdi. Durum kötü görünse de, içinden çıkılmayacak gibi değildir. Kuşkuya telaşa gerek yoktur. Almanya da şu kadar ortak vardır, Türkiye de bu kadar. Biraz ortaklar yardım ederse, biraz da, koca seradan şu kadar, açık alanlardan da bu kadar ürün alınırsa bu yılda olmazsa, gelecek yıla muhakkak düzlüğe çıkarlardı. Bademler in eli koynunda anaları umut bağladıkları kooperatifin hiçbir zaman batmayacağını haykıran Türkmenoğlu nu dinlerken, Ne kafalı şey bu böyle der, onun her sözünü inandırıcı bulurlardı. İçlerine huzur dolardı. İnsancıklar, kurtuluşun pek o kadar yakında olmadığını bilirler,öyleyken Türkmenoğlu nu yeniden yönetime seçerler, sonrada genel kurulda ettiği sözleri kış boyunca kahvelerde tartışırlardı. Milyondan aşağı lafı yok, kardaşım. Ne biçim adam bu? 24 Şubat 1971 günü toplanan genel kurulda Türkmenoğlu aday olmadı. Ali Özkan başkan seçildi. Yönetim kurulunun diğer üyeleri ise Hüseyin Kaya, Ali Şenol, Hüseyin Kınık ve Hüseyin Or du. Bu yönetim kurulu öncelikle, Toprak su dan kredi temini ile arazinin etrafının telle çevrilmesine, toprağın düzeltilmesine ve sürülüp işlenecek hale getirilmesine karar verdi. Sonra da şu çok önemli adımı attı: Toplam otuz iki bin metrekare alanı kaplayan sekiz bin metrekarelik dört bloklu modern bir sera işletmesi projelerinin hazırlanması, bu projelerin ilgili dairelere ve gerekirse Devlet Planlama Teşkilatı na onaylatılarak kredi temini ve yurt dışına işçi gönderme kontenjanı sağlanarak finansa edilip projenin uygulanmasına, Bademler Kooperatifinin tarihinde bu yeni bir aşamaydı. Bu kararla, kooperatif toprakları üzerinde sera kurma hazırlığı gündeme gelmiş oluyordu. Hatta, ilgi çekicidir, demir işleyen bir sera fabrikası kurmayı bile göze aldılar. Bunun için gerekli iş makineleri satın alacaklar ve kendi seralarını kendi tesislerinde yapacaklardı. İyi de, bütün bu güç işleri kim becerecekti? Seracılık ve sınai yatırımları konusunda ihtisas sahibi olan ortağımız Makine Yüksek Mühendisi Mahmut Türkmenoğlu na genel müdür yetkileriyle görev yapmak ve haftada en az üç gün köyde kooperatifin başında bulunmak ve mümkün olduğu kadar mesaisinin tamamını kooperatif işlerine hasretmek şartıyla sözleşmeli mühendis olarak çalışmak üzere teklif edilmesine, Türkmenoğlu görevi kabul ettiği takdirde ne yapılacağı da ayrıca belirlendi. Bu kabul, taraflarca imzalanacak ve noterlikçe onaylanacak oldukça ayrıntılı bir mukaveleye bağlanacaktı. Türkmenoğlu nun kooperatif adına yaptığı iş ve işlemlerden Yönetim kuruluna karşı sorumlu olduğunun ve yapılan iş ve işlemlerin yönetim kurulu kararı ile ve alınacak kararlara uygun olarak yapılmasının şart koşulmasına, Kooperatifin her türlü işlerinin görülmesinde, harcamaların yapılmasında, kredi temini, mal alımı, kooperatif adına borç senedi imzalanması, bankalara para yatırılması ve bankalardan para çekilmesi gibi her türlü iş ve muamelede kooperatif yönetim kurulu adına tahsile, kooperatif unvanı altında kooperatifi temsilen yönetim kurulumuz adına imza atmaya Mahmut Türkmenoğlu nun yetkili kılınmasına, Kooperatif yönetim kurulunu resmi daireler bankalar ve diğer üçüncü şahıslara karşı temsil etme yetkisinin Mahmut Türkmenoğlu na verilmesine, Kooperatif tarafından yapılacak yatırımların projelendirilmesi, projelerin ilgili dairelere ve gerekirse Devlet Planlama ya onaylatılması, onaylı projelerin gerçekleştirilmesi için kredi ve yurt dışı işçi gönderme kontenjanı temini suretiyle ve ayrıca kooperatif mevcut imkanları ile ve ortaklardan sağlanacak ek finansmanlar ile bu projelere uygun olarak yatırım yapılmasına, Evet, şimdi biz gele gele, sahibinin sesi bir takım kimselerin ileride sürekli kurcalayacakları ve Bademler kooperatifi ile Türkmenoğlu üzerinde ne zaman bir hinoğlu hinliğe kalkışacak olsalar, temcit pilavı gibi ısıtıp getirecekleri nokta ya geldik. Önce yönetim kurulunun kararına bakalım -- sürecek 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü Dünya Çiftçi Kadınlar Günü nün kutlanma fikri ilk olarak 1995 yılında Çin in başkenti Pekin de yapılan 4. BM Kadın Konferansı sırasında ortaya atıldı. Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP), Dünya Kırsal Kadın Derneği (ACWW), Afrika Kırsal Kadın Ağı Derneği (NARWA) ve Dünya Kadınlar Zirvesi tarafından da desteklenen Dünya Çiftçi Kadınlar Günü, 2008 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde resmi kutlama olarak kabul edildi. Türkiye de tarım iş gücünün yüzde 75 ini kadınların oluşturduğunu, kayıt dışı çalışan, sosyal haklardan yoksun, tarlada-bahçede insan onuruna yakışmayacak koşullarda çalışıp-yaşayan, ev işi yapan emekçi kadınlarımızın bu durumlarını görüp, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Gününü, bir anma günü olarak mı geçireceğiz? Yoksa; emekçi, üretken, paylaşan, örgütlü, yardımlaşmayı-birlikte hareket etmeyi bekleyen kadınlarımızla, haklarımızın kazanılması için hep beraber; bağda, bahçede, tarlada mı kutlayacağız? Herkesin, açlık, yoksulluk çekmeyeceği, eşit, mutlu yaşayacağı bir gelecek umuduyla tüm emekçi kadınlarımızın, Dünya Çiftçi Kadınlar Günü nü kutluyoruz. KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu na göre kurulan Köy- Koop Merkez Birliği; Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatiflerin merkezi kuruluşudur. Tarıma ait farklı çalışma alanlarında (Hayvancılık-Süt üretimi ve işlenmesi, seracılık, halı kilim üretimi, zeytin ve zeytinyağı işlenmesi, bal, çeltik üretimi ve işlenmesi, çiçekçilik, fidan, salça, reçel, konserve üretimi v.b.) etkinlik gösterir. Prof.Dr. Lütfü ÇAKMAKÇI Dr. Bediha DEMİRÖZÜ Dr. Caner KOÇ Dr. Tuba ŞANLI Dr. Güray AKDOĞAN Dr. Levent DOĞANKAYA YAYIN KURULU Dr. Yener ATASEVEN Dr. Hilal TUNCA Dr. Özdal KÖKSAL Dr. Alper Serdar ANLI Dr. Umut TOPRAK Gazetemizin Yayın Kurulu Üyeleri Fahri Olarak Görev Yapmaktadırlar. KÖY-KOOP BURDUR BİRLİĞİ S.S. Burdur İli Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Cumhuriyetimizin ilanının 89. yılının büyük coşkusunu yaşarken; Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi şükranla anar, ülkemizin kurulma ve gelişme aşamalarında emeği geçen bütün insanlarımızı minnet duygularımızla anıyoruz. Güzellik, birlik, beraberlik dolu, her zaman bir öncekinden daha güzel ve mutlu bir Kurban Bayramı dilerken, tüm emekçi kadınlarımızın, Dünya Çiftçi Kadınlar Günü nü kutluyoruz. Köy-Koop Burdur Birliği Yönetim Kurulu KÖY KALKINMA VE DİĞER TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF BİRLİKLERİ MERKEZ BİRLİĞİ İmtiyaz Sahibi ve Yayınlayan: S.S. Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği KÖY-KOOP Adına Yakup YILDIZ Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Mehmet VAROL Genel Yayın Yönetmeni: Emel TUĞRUL Haber Müdürü: Turgay SOLMAZ Haber Koordinatörü: Ayhan ELMALIPINAR Reklam Müdürü: Yasemin ACAR Merkez Adres: Paris Cad. 24/7 Kavaklıdere-Ankara Tel: Faks: Web: E-posta: Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Kasım 2012 ANKARA Baskı: Atalay Matbaacılık Ltd. Şti. Elif Sk. Sütçü Kemal İşhanı No:7/ İskitler - ANKARA Tel: Yazıların Sorumluluğu yazarlara, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.

3 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 BİRLİKLERDEN HABER 3 Köy-Koop Bursa Birliği Dünya Gıda Günü Etkinliklerindeydi Köy-Koop S.S. Bursa Bölgesi Tarım Kooperatifleri Birliği, Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında, 15 Ekim 2012 tarihinde Bursa Akademik Odalar Birliği yerleşkesinde düzenlenen Artan Gıda Fiyatları Gıdada Hileli Üretimi Tetikliyor Mu? konulu paneldeydi. Kastamonu Köy-Koop Birliği ISO Kalite Yönetim Belgesini aldı 1 Haziran 2012 tarihi itibariyle Köy- Koop Kastamonu Birliği ISO Kalite Yönetim Belgesi almak için başvuruda bulunmuş ve yapılan değerlendirmeler neticesinde ISO Kalite Yönetim Belgesi ni almaya hak kazanmıştır. Ak Akademi Royalcert Genel Başkanı Seçil Önal, Köy Koop Kastamonu Birlik Başkanı Erol Akar a ISO kalite belgesini vererek; Kastamonu Köy Koop un Türkiye deki birlikler arasında bu belgeye sahip tek birlik olma unvanını da elde ettiğini açıklamıştır. Kastamonu Birlik Başkanı Erol Akar, ISO Uludağ Ünüversitesi Ziraat Fakültesi, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Bursa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Ekoder, Doğader, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Bursa Akademik Odalar Birliği ile TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında Artan Gıda Fiyatları Gıdada Hileli Üretimi Tetikliyor Mu? konulu panel 15 Ekim 2012 Pazartesi günü Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi nde gerçekleştirildi. Yöneticiliğini Fakülte Dekanı Prof. Dr. İsmail FİLYA nın yaptığı panele, Prof. Dr. Hasan VURAL (Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı), Erdoğan YILDIZ (Bursa Tarım Kooperatifleri Birliği Başkanı), Sıtkı YILMAZ (Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı), Erdal KUZUCU (Bursa Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürü) panelist olarak katıldı. Oturum başkanlığını Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Filya nın yaptığı panelde; bir konuşma yapan U.Ü Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Vural, Ekonomik Krizin Tarıma ve Gıda Sanayine Etkileri konulu sunumunda, Türkiye sahip olduğu ekonolojik özellikleri bakımından birçok tarım ürününün yetiştirilmesine uygun olan nadir ülkeler arasında olduğunu söyledi. Tüketicilerin özellikle gıda ürünlerini alırken mutlaka etiket kontrollerini yapmaları gerektiğini söyleyen Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz panelde yaptığı konuşmada, vatandaşların tüketici hakları konusunda bilinçlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelin konuşmacıları arasında yer alan Köy- Koop Bursa Birlik Başkanı Erdoğan Yıldız, tarımsal örgütlenmenin gıda ürünlerinde fiyat ve spekülasyonlar ile gıda güvenliği konusunda bilgi verdi. Hileli Gıda Üretimini Etkileyen Faktörlere değinen Erdoğan Yıldız, Ürün fiyatlarındaki ani dalgalanmalar ve spekülatif hareketler, denetim mekanizmalarının iyi işlememesi, tüketici örgütlenmelerinin oluşamaması, bilinçli tüketici eksikliği, sorgulama kültürünün gelişmemesi, kırsalda yaşayanların bilinç eksikliği, refah seviyesinin düşüklüğü, gelecek endişesinden dolayı toplumdaki ahlaki yapının her geçen gün azalması gibi etkenlerin hileli gıda üretimine etkisi olduğunu belirtti. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Gıda ve Yem Şubesi Müdürü Erdal Kuzucu, Bursa da 28 bin gıda işletmesinin denetimini 140 uzman personelin yaptığını, gıda denetiminde enbüyük görevin tüketiciye düştüğünü söyledi. Alo Gıda 174 hattını arayan tüketicilerin ihbarlarının en hızlı şekilde değerlendirildiğini söyleyen Kuzucu, Güvenilir gıdaya ulaşma konusunda gelen talepleri karşılamak için çalışıyoruz dedi. Kurban Bayramınızı en içten duygularımızla kutlar, Kalite Yönetim Belgesi ni almaktaki temel hedefin, kalite bilincinin oluşması, daha iyi bir dokümantasyon düzeni kurmak, Ulusal ve uluslararası düzeyde uygulanabilen bir yönetim sistemi modelini birliğimizde uygulamakla, kalite anlayışının gelişiminin ve yönetimdeki etkinliğin artırılarak bu belge ile kurumsallaşma yönünde önemli bir adım atıldığını beyan etti. Milletimizin yaşamında seçkin ve anlamlı bir yeri olan ve büyük önderimiz Atatürk ün gösterdiği yolda; milletimizden alınan güçle kurulan, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti nin 89. Yılında da sevinç ve coşku içerisinde geçmesi dileklerimle, Cumhuriyet Bayramımızı, kutlarız. Köy-Koop Balıkesir Birliği Yönetim Kurulu S.S. BALIKESİR BÖLGESİ HAYVANCILIK KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ Kooperatiflerde Strateji ve Finans Kaynakları Konulu Panel Yapıldı Kastamonu Köy Kalkınma ve Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği ile (Köy-Koop) Alman Kooperatifler Konfederasyonu (DGRV) ve Raiffeisen Konfederasyonu Türkiye Temsilciliği nin işbirliği ile düzenlenen Kooperatiflere Sunulan Finansal Kaynaklar ve Bu kaynaklara Erişme Yolları ile Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Türk Ticaret Kanunu nda Kooperatifler için Getirilen Yenilikler konulu Panel Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü Toplantı Salonunda yapıldı tarihinde Kastamonu da gerçekleştirilen panele; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Grup Koordinatörü Mehmet Ali Korkmaz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Yaman, Orman Bölge Müdürü Ali Şahin, DGRV-Tarımsal Eğitim ve Danışmanlık Ekip Lideri Prof.Dr. Selahattin Kumlu, Köy-Koop Genel Başkan Vekili Mehmet Varol, Or-Köy Şube Müdürü Hayrullah Nergiz, Ağaçlandırma Şube Müdürü Rıza Güleç, KOSGEB Kastamonu Hizmet Merkezi Müdürlüğü KOBİ Uzman yardımcısı Erdem Seçkin BAYIR, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Eniz Gökçek, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Program Yönetim Birimi Uzmanı Halil İbrahim Kırlı, Yeminli Mali Müşavir Alpay Güraydın, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Kooperatif Başkanları, Muhtarlar ve diğer davetliler katıldı. Kooperatiflerin Finansal Kaynakları ve Bu Kaynaklara Erişme Yolları ve Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Türk Ticaret Kanunu nda Kooperatifler için Getirilen Yenilikler konulu panelin açılış konuşmasını yapan Kastamonu Köy Kalkınma ve Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Başkanı Erol Akar; içinde bulunduğumuz 2012 yılının kooperatifçilik yılı için büyük önem arz ettiğini, Dünyada ve Türkiye de kooperatifçiliğin son derece önemli olduğunu ve AB süreci içerisinde öngörülen hedefleri yakalamanın kooperatifçiliğimiz açısından değerini vurguladı. Akar, Kooperatifçiler olarak gelinen nokta bizim için son derece önemlidir. Strateji belgesinin, kooperatifçiliğimizde yıllardan bu tarafa biriken sorunların aşılmasına, yeniden güven veren ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi fonksiyonel kooperatifçiliğe geçişe katkı sağlayacağına ve yeni bir bakış açısı getireceğine inanıyoruz. Umuyoruz yeni hazırlanacak Anayasada da kooperatifçiliğimiz hak ettiği yeri bulacaktır dedi. DGRV-Tarımsal Eğitim ve Danışmanlık Ekibi Lideri Prof. Dr. Selahattin Kumlu ise Türkiye nin kooperatifçiliğin geliştirilmesinde çalışmalar yapan, politikalar üreten ve anayasasına maddeler ekleyen ender ülkelerden biri olduğunu ifade ederek, konuşmasında DGRV olarak gerçekleştirdikleri projelerin tüm tarımsal faaliyetle uğraşanlar ve kırsal düzeyde bu işi yapanlar için avantaj sağladığını belirtti. Ayrıca dünya çapında gerçekleştirilen projelerde Türkiye nin, Türkiye deki projelerde ise Kastamonu nun büyük bir uğraş vererek, başarılı sonuçlara ulaştığına vurgu yaptı. İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Osman Yaman yaptığı konuşmada; Kastamonu kooperatiflerinin başarılı çalışmalarından duyduğu memnuniyeti belirttikten sonra, ilimizde 373 kooperatif, 3 kooperatif birliği ve 11 üretici birliği olduğunu belirtti. Yaman konuşmasının son bölümünde; Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi hakkında kısa bilgiler verdikten sonra panelin başarılı olmasını dileyerek sözlerine son verdi. İki oturum halinde gerçekleştirilen panelimizde oturum başkanlığını; DGRV Tarımsal Eğitim ve Danışmanlık Ekip Lideri Prof. Dr. Selahattin KUMLU yaparken, panelin ilk oturumunda Kooperatiflere sunulan finansal kaynaklar ve bu kaynaklara erişme yollarının detaylı anlatıldığı, uygulanmakta olan ve uygulamaya başlanacak olan hibe, kredi ve destek konularında kooperatif ortakları bilgilendirildi. Panelimizin 2. kısmında ise Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Türk Ticaret Kanunu nda kooperatifler için getirilen yenilikler, Yeminli Mali Müşavir Alpay GÜ- RAYDIN tarafından detaylı olarak anlatıldı. Köy-Koop Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mehmet VAROL ve DGRV Tarımsal Eğitim ve Danışmanlık Ekip Lideri Prof. Dr. Selahattin KUMLU tarafından kooperatifçilik strateji belgesiyle öngörülen hedefler ve eylem planı hakkında detaylı bilgi verildi. Panelistlerin sabah ve öğleden sonra iki grup halinde yaptıkları sunum sonucu sorulan sorular cevaplandırılarak toplantı sona erdi.

4 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 4 TARIM Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Memleketin Hali, Hoptrinam Memleketin hali 10 yıl öncesine göre daha iyi, büyüdük, Avrupa bizi örnek alıyor söylemine kendimizi inandırmaya çalışırken, TÜİK,2011 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması açıklandı. Adeta Perçem düştü, Kel göründü şeklinde bir manzara ortaya çıktı. Zengin daha zengin, yoksul daha da yoksul mu oldu? En varlıklı yüzde 10 luk kesim ile en yoksul dilimdekiler arasında 14.4 kat fark var. Ülkede 21.5 milyon insan yoksulluk sınırında yaşıyor. 61 milyon insan konut masraflarını karşılamıyor milyon insan bir hafta sonu tatili yapamıyor milyon insan ay sonunu ucu ucuna getiriyor milyon insan kendine yeni giysi alamıyor milyon insan evinde yeterince ısınamıyor. Çiftçiler ne alemde? Memleketin hali bu durumda iken çiftçiler ne alemde? Birkaç örnek verelim. Çiftçiler,10 yıl önce3-3.5 kilo buğday ile 1litre mazot alırken, günümüzde 7 kilo buğdayla 1 litre mazot alabilir duruma geldiler. Devlet, tarıma yaptığı desteğin fazlası mazot vergisiyle geri alıyor. Ürünlerini değer fiyatına pazarlayamayan çiftçiler, üretimi bırakıyor, bu yıl tarıma ayrılan toprakların 25 milyon dönümü ekilemedi, buna karşılık İzmir Tarım Fuarı ın açılışında Balkanlar ve Afrika da tarım yapın denildi. Kırmızı ette dışa bağımlılık sürerken, Türkiye bir ilki de yaşadı ve tarihinde ilk kez dışarıdan saman ithal etmeye başladı. Kısaca, memleketin hali Hoptrinam. Tanıyı doğru koymak gerekiyor. Sorun, Biz memleketi daha iyi yönetiriz değil. Sorun, dışa bağımlı yeni-liberal politikalardan kaynaklanıyor. Yeni-liberal politikalara karşı çıkılmaksızın, emperyalizme karşı yurtsever tavır geliştirmeksizin, sosyal devleti kurmaksızın, çiftçiyi örgütlenmeksizin, çözümün olmadığını herkes görmek zorunda. Sözü bitirirken bir örnek vereyim.türkiye de, 2009 yılında et krizini tetikleyen şey, sanayicilerin dışarıdan ucuza bulduğu yağsız süt tozu ithaliydi. İthal olunca dahilde çiğ süt fiyatları 35 kuruşa düşmüş ve para kazanamayan çiftçiler 1 milyon anaç hayvanı kesmek zorunda kalmışlardı de oyun bu kez saman fiyatlarında yaşanıyor, yine bir yıl önce 7-8 bin liraya alınan hayvanlar pazarda 3 bin liraya zor satılıyor. Mübarek Kurban Bayramını sevdiklerinizle beraber sağlıklı ve huzur içinde geçirmenizi diler, Gururla kutladığımız Cumhuriyetimizin 89. kuruluş yıl dönümünde şehitlerimiz kanlarıyla sulanan vatan topraklarının bütünlüğünü ve M. Kemal Atütürk ün Türk gençliğine ve Türk milletine en büyük emaneti olan Cumhuriyeti ve tüm kurumlarını, birlik ve beraberlik içinde korumanın azmi ve kararlılığı ile Cumhuriyet Bayramını kutlarız. Köy-Koop Denizli Birliği Yönetim Kurulu Dünya Gıda Günü Kutlandı Dünya Gıda Günü kutlamaları çerçevesinde, Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası olarak 13 Ekim 2012 tarihinde, Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu nda, Gıda Güvencesinin Yapı Taşları Tarımsal Kooperatifler konulu bir Sempozyum düzenledi. FAO tarafından bu yıl, gıda güvencesinin iyileştirilmesinde ve açlığın ortadan kaldırılmasında kooperatiflerin oynadığı rol takdir edilerek 2012 Dünya Gıda Günü temasının "Tarım Kooperatifleri: dünyayı beslemenin anahtarı" olmasına karar verildi. Buradan hareketle Dünya Gıda Günü kutlamaları çerçevesinde, Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası 13 Ekim 2012 tarihinde, Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu nda, "Gıda Güvencesinin Yapı Taşları Tarımsal Kooperatifler" isimli bir Sempozyum düzenledi. "Gıda Hammaddesi Üretiminde Örgütlenme - Tarımsal Kooperatifler" ve "Uygun Olmayan Gıdaların Kamuoyuna Bildirilmesi" başlıklı iki oturum ve "Gıda Fiyatları Sorunsalı" konulu bir panelden oluşan ve alanında uzman akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum örgütü yetkililerinin katıldığı Dünya Gıda Günü Sempozyumun açılış konuşmalarını, üç oda Öğrenci Temsilcilikleri adına Ziraat Mühendisleri Odası Öğrenci Temsilcisi Ece İRİCE, üç oda Başkanı adına Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Turhan TUNCER, TMMOB Başkanı Mehmet SOĞANCI, FAO Temsilcisi Mustapha SINACEUR, Çankaya Belediye Başkanı Bülent TANIK, MHP Genel Başkan Yardımcısı Hamit AYAYDIN ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gökhan GÜNAYDIN yaptılar. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı sempozyumda; "Gıda Hammaddesi Üretiminde Örgütlenme - Tarımsal Kooperatifler" başlıklı oturumda, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül AKIN, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK, Köy-Koop Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yakup YILDIZ ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü temsilcisi Dr. Nezaket CÖMERT konuşmacı olarak yer aldılar. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Turhan Tuncer yaptığı açılış konuşmasında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO tarafından dünyayı beslemenin anahtarı olarak tarımsal kooperatifler olarak benimsenmiştir. FAO verileri 2012 yılı gıda fiyatlarının ürkütücü bir şekilde yükseldiğini göstermektedir. Bu ortamda bir yandan gıda fiyatlarındaki artışı ranta dönüştürmek isteyen, öte yanan bio yakıt üretimi için yeni tarım alanı arayan metropol ülkeler ve çok uluslu şirketler az gelişmiş ülkelerin verimli tarım alanlarını satın alma veya kiralama yoluyla el koymaktadırlar. dedi. Tuncer, Dünyada açlık ve iç savaşların giderek artmasından korkulmaktadır. Dünya Bankası nın tahminlerine göre 20 yıl sonra dünya nüfusu 2 milyar kişi artacak ve gıda ihtiyacı iki katına çıkacaktır. Bu durumda ülkelerin gıda yatırımlarını acil olarak başlatmaları gerekmektedir. Ülkemizde, tarım arazilerimiz amaç dışı kullanılarak talan edilmektedir. Yabancılara 60 hektar toprak satışı, 2B arazileri, meralar ve akarsu gibi doğal varlıklarımız satışa çıkarılmaktadır. dedi. Tuncer, sözlerini şöyle tamaladı, Girdi maliyetlerindeki yüksek artış nedeniyle küçük çiftlikler yok olmakta, topraklar el değiştirmektedir. Gıdada kendi kendine yeterlilik önemsenmemekte, gıda güvenliği hızla yitirilmektedir. İthalata teşvik eden politikalar uygulanırken, kırsal ekonomi ciddi boyutta ihmal edilmektedir. Öte yandan gıda güvenliği varlığını sürdürmekte, özellikle son dönemde sahte bal, sahte zeytinyağı, GDO lu ürünler ve yaş sebze ve meyvada pestisit kalıntısı bulunduğuna dair haberler, tükettiğimiz gıdaların sağılıklı olup olmadığı konusunda endişeleri arttırmışıtır. Sempozyuma katılan FAO Temsilcisi Mustapha SINACEUR, herkesin Dünya Gıda Günü nü kutladıktan sonra, 1976 yılında kurulan FAO nun, dünya toplumlarını açlık ve yoksulluk problemlerine dikkat çekmek için kurulduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti, FAO olarak bu seneki temamız tarım kooperatiflerinin dünyayı besleme anahtarı olarak belirlenmiştir. Bu tema gıda güvenliğinin iyileştirilmesi, istihdama yaptıkları katkı ve yoksulluğun ortadan kaldırılmaında kooperatiflerin oynadığı önemli rol göz önüne alınarak seçilmiştir Sinacuer, Kooperatifler barış ve demokrasiyi teşvik eden sosyal girişimlerdir. Dünya genelinde 1 milyar kişinin kooperatif üyesi olduğu tahmin edilmektedir. Bu da dünya çapında 100 milyar fazla iş fırsatı anlamına gelir. Amerika da süt ürünleri kooperatifleri ülkenin yüzde 80 ini üretmektedir. Brezilya da ise yüzde 40 ını üretmektedir. Kooperatifler tüm ülkelerde tarım, gıda, finans, sağlık hizmetleri, pazarlama, sigorta ve kredi gibi bütün sektörlerde varlık göstermektedirler. Kooperatif örgütlenmelerin bir diğer önemli katkısı da, küçük üreticililerin kaygı ve çıkarlarını dile getirmelerine yardımcı olarak, müzakere güçlerini artırmak, kendi ile ilgili politikaların belirlenmesi süreçlerinde etkin kalmalarını sağlamaktadır. Hükümetler, kalkınma ajansları, sivil toplum örgütleri, hükümete bağlı kuruluşlar, araştırma kurumları, akedemik kurumların tamamı güçlü, etkin, adil kooperatif ve üretici örgütlerinin desteklenmesi konusunda oynayacak önemli rolleri vardır. Gelin, 2012 Dünya Gıda Gününde kooperatiflere yardım elimizi uzatalım, zorlukları aşarak ve yoksulluğa karşı verdikleri savaşta görevlerini hakkıyla yerine getirmeleri için gerekli desteği sağlayalım dedi. Gıda Güvencesinin Yapı Taşları Tarımsal Kooperatifler konulu sempozyumda konuşan Köy-Koop Genel Başkanı Yakup YILDIZ, kooperatifçiliğin ve kooperatifleşmenin öneminden bahsederek, Krizlerden en az zarar gören ülkelerin, kooperatifleşmenin en yüksek seviyede olduğu ülkelerde görüldüğünü, tarımsal kalkınmanın temelinde kooperatiflerin yer aldığını söyledi. Yıldız Toplum sağlığının korunmasında, sağlıklı bireylerin yetişmesinde gıdanın önemi yadsınamaz. Tarımsal kalkınma kooperatifleri gıda hammaddesi ve mamul madde üretimi, güvenliği, güvencesi, depolanması, pazarlanması konularında son derece önemlidir. Ürünlerin tarladan sofraya gelene kadar gıda güvenliğinde kooperatiflerin konumu gün geçtikçe daha da iyi anlaşılmaktadır. dedi. Her şeyden önce örgütlenmenin önündeki sıkıntıların giderilmesi gerektiğini, örgütlenmede yaşanan çok başlılık üreticinin sıkıntısını artırdığını, kooperatiflerin üretmiş oldukları ürünlerde yeterince söz sahibi olmasına engel teşkil ettiğini belirten Yıldız, Birleşmiş Milletlerin 2012 yılını Dünya Kooperatifler Yılı olarak ilan etmesi, kooperatif örgütlenmelerinin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koydu. Dünyada yaşanan açlık ve hızlı nüfus artışı karşısında kooperatifleşmenin önemini daha da artırırken, kooperatiflerin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi 3. sektör olarak ekonomide yer almasını istiyoruz. dedi. Olumsuz gıda üretiminde bulunan firmaların kamuoyuna bildiriminin, kamu politik analizi ve toplumsal algının yanında güvenilir olmayan gıdanın pazardan geri çekilmesini kapsayan bir bildirim sisteminin oluşturulma yöntemleri ve buna bağlı olarak tüketici sağlığının korunması noktasının da irdelendiği "Uygun Olmayan Gıdaların Kamuoyuna Bildirilmesi" başlıklı oturumda, GMO Yönetim Kurulu 2.Başkanı Dr.Bediha DEMİRÖZÜ, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu temsilcisi İlknur MENLİK, TODAİE Doç. Dr.A.Argun AKDOĞAN ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü yetkilisi Dr.Neslihan ALPER konuşmacı olarak yer aldılar. Sempozyumun son bölümünde ise "Gıda Fiyatları Sorunsalı" konulu panelde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Numan AKMAN, Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Abdullah ÖKTEM, TÜRKİYEM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı M.Ülkü KARAKUŞ, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Erdoğan GÜNEŞ ve PANKOBİRLİK APK Müdür Yardımcısı Dr.F.Figen AR konuşmacı olarak yer aldılar.

5 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 GÜNDEM 5 Üreticilerin, örgütlenmedeki adresi Kooperatifçiliktir Çok söyledik, birlikte çalıştık ve birlikte başardık. Hayırlı olsun. Su olmadan tarım olamayacağı gibi, Tarım olmadan hayvancılık olmaz. Tarım gıda üretir. Gıda, insan ve canlı yaşamı için, olmazsa olmaz Bunun içindir ki; üretmek, canlıyı, insanımızı doyurmak için üretmek zorundayız. Günümüzde gıda ve su o kadar önemli ki; büyük sermaye, gıdayı ele geçirebilmek için, Toprak ve Su kaynaklarını ele geçirmeye başladı. Büyük sermayenin karşısında ayakta kalabilmek için; Biz, küçük ve orta ölçekli üretim yapan üreticiler; Birleşmek, Örgütlenmek ve Örgütlü olmak zorundayız. Bizim gibi parçalı ve küçük ölçekli işletmelerde üretim yapan üreticilerin, örgütlenmedeki adresi de, Kooperatifçiliktir. Bize, kooperatifçiliğin, komünistlerin işi olduğu, yıllarca telkin edildi. Ülkeyi yönetenler, her fırsatta bunu söyleyip, birleşmemizi engelliyorlardı. Ancak; Baktık, araştırdık, kooperatiflerin en yaygın olduğu ülkelerin, kapitalizmin yaygın olduğu ülkeler olduğunu gördük. Kooperatif örgütlemeleri, kapitalizm karşısında üretim ve pazarlama noktasında, iyi yönetildiklerinde çok başarılı olmuşlardır. Buna en güzel örnek; Alman Kooperatifler Konfederasyonu (DGRV) dir yılında başlayan, 2009 yılında, dünyayı sarsan ekonomik krizde, krizden en az etkilenen ülkelere bakıldığında, Tarım ekonomisi, Kooperatifler tarafından yönetilen ülkelerin olduğu, yine, başka bir araştırmada en az etkilenen bankaların, Kooperatif Bankaları olduğu görülmüştür. Birleşmiş Milletlerin 2011 yılında yaptığı araştırma neticesinde, 2012 yılının, Dünyada, Kooperatifler yılı olarak ilan ettiği gibi, Dünya Kooperatif Birliğini göreve çağırarak Evrensel nitelikte olan Kooperatifçilik Strateji Belgesi nin hazırlanmasını istemiştir. Dünya Kooperatifler Birliği (ICA) yaptığı genel kurulunda strateji belgesinin hazırlanması konusunda yapılacak çalıştayın, Türkiye de yapılması kararını almış ve 2011 yılında, Dünya Kooperatifler Birliği ICA nın katılımı ile, Antalya da, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği nin ev sahipliğinde çalıştay yapılmış ve strateji belgesinin taslağı oluşturulmuştur. Ve bugüne gelindiğinde, kooperatifçiliğin yol haritası, olan Kooperatifçilik Strateji Belgesi Son şeklini almıştır. Sorunlar; Ülkemizde, Kooperatif Örgütlenmesinde, örgüt karmaşası vardır. Örgütlerin, görev tanımlamaları belli değildir. Kooperatifler, küçük, cılız ve korumasızdır. Kooperatif Yöneticilerinin eğitim eksikliği vardır. Kooperatiflerde profesyonel yöneticiler yoktur. Kooperatiflerimizin büyük bir kısmı kurumsallaşamamıştır. Kooperatiflerin finansman sıkıntısı vardır. Örgütlenmede, örgüt zinciri kırılmıştır. Kooperatifler ihtiyaçtan doğar, kurulur ve büyürler Ülkemizde, kooperatiflerin büyük bir çoğunluğu ihtiyaçtan değil, her seçim döneminde siyasilerin telkini ile, rüşvet için kurdurulur. Ya da, köy veya kasabalarda seçimi kaybeden her başkan veya muhtar alternatif Kooperatifler veya Birlikler kurar. O kooperatifler de, yakın bir tarihte iyi yönetilemediği, ihtiyaçtan doğmadığı ve sahiplenilmediği için, batarlar. Şu anda, ülkemizde bu durumda olan binlerce Kooperatifimiz mevcuttur. Her ne kadar, ülkemizde Kooperatifçilik hareketi, 1863 yılında başlamış olsa da, Cumhuriyet in ilanından sonra önem verilmiş, Mustafa Kemal ATATÜRK, iki Kooperatife sembolik olarak, kurucu ortak olmuş, ancak; 1938 yılında, Mustafa Kemal ATATÜRK ün ölümü ile, Kooperatifçilik hareketi askıya alınmıştır. Mehmet VAROL Köy-Koop Genel Başkan Vekili 1963 yılına gelindiğinde, Avrupa ülkelerinin, işçi alımında, Kooperatif ortağı olma zorunluluğu getirdiği için, devlet; alelacele kooperatifler kurdurmuş, Yurt dışına işçiler gönderilmiş, işçilerin gönderdiği sermaye payları yatırıma dönüştürülmüş, kooperatifler geliştirilmiş, 67 il in, 66 sında örgütlenmesini tamamlamış, Köy-Koop lar oluşturulmuştur. 12 Eylül 1980 sabaha karşı saat 04.oo bir düdük sesi, postal sesleri ile her şey bitmiştir yılında kapatılan siyasi partiler ve Sendikalar 1983 yılında yeniden kurulmasına izin verilir iken, 1980 yılında kapatılan Köy- Koop a yeniden yapılanma izni verilmemiş. Ancak; 1998 yılında, bir Ara Hükümeti döneminde, izin verilebilmiştir tarih ve 3476 sayılı kanun ile değişik 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 88. maddesinde yapılan değişiklik ile, yeniden yapılanma adı altında, kargaşa başlatılmıştır. Şöyle ki; 1163 sayılı kanun ile kurulmuş, çok amaçlı Köy Kalkınma Kooperatifleri Köy- Koop ların var olmasına, tabanda bulunan ya da yeni kurulan Kooperatiflerin, (Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri) yani, çok amaçlı kooperatifler olmasına rağmen, 1163 sayılı kanununun 72. maddesi ile, ihtisas Birlikleri, 76. maddesi ile de, ihtisas Merkez Birlikleri nin kurulmasına izin verilmiştir. Böylelikle Tarımsal amaçlı 8 adet Merkez Birliği oluşturulmuştur. Bunlar da yetmiyormuş gibi, 1995 yılında, 5996 sayılı kanun ile Islah Birlikleri, 2004 yılında 5200 sayılı kanun ile kurulan Üretici Birlikleri, Kooperatiflerin önüne alternatif olarak konulduğu yetmiyormuş gibi Tebliğde Örgütlü Üretici tanımını yapan Bakanlık Bakanlıkça kuruluşuna izin verilen, 1163 sayılı kanun ile kurulan, Tarımsal Amaçlı Kooperatiflerin, Merkez Birliklerine ortak, Birlik Ortağı, Kooperatif ortağıdır demesine rağmen, kendini inkar ederek, 1163 sayılı kanun ile kurulmuş bir Kooperatif, 5200 sayılı kanun ile İlçe bazında kurulmuş, Üretici Birliği ne ya da, 5996 sayılı kanun ile kurulmuş, Islah Birliği ne üye olduğunda, Örgütlü sayılır diyebilmektedir. İlgililer, böyle ayak oyunlarına başvurunca, sahiplenme de yok ise, Kooperatifler acze düşürülüp, batırılmaya mahkum edilmişlerdir. İlgililer, o kadar acze düşmüştür ki, bir tarafta 3476 sayılı kanun dayanak gösterilerek, Köy- Koop Merkez Birliği ne, Hay-Koop ve Tar- Koop Birlikleri ortak oldu diye soruşturma açarken, diğer taraftan aynı Bakanlık, Köy- Koop tan ayrılan Köy-Koop Birlikleri, Hay- Koop ve Meyve Komisyoncuları Birliği ni bir araya getirerek, Tar-Koop Merkez Birliği nin oluşturulmasına izin verebilmiştir. Yani kısacası; her şeyin çivisinin çıktığı bugünlerde, zoraki de olsa, Strateji Belgesi nde, artık dönülmez yolun başına geldi. Bu Strateji Belgesi ile, çok amaçlı kooperatiflerimiz ile, çok amaçlı Merkez Birliği oluşturularak, çok başlılık ortadan kaldırılacaktır. Köy ve Kasabalarımızda bulunan, zayıf ve cılız Kooperatiflerimizin sayısı azaltılarak, Havzakooperatifleri oluşturulacak. Kooperatiflerimiz, ekonomik ve kurumsal olarak güçlendirilecek. Kooperatiflerimiz, profesyoneller tarafından yönetilecek. Kooperatif Yöneticileri sertifikalandırılacak. Kısacası; her şey, bizim istediğimiz ve hayal ettiğimiz gibi olacak. 17 Ekim 2012, saat: 14.oo, yer Ankara ATO Konferans salonu. Yaklaşık Kooperatif Başkanının, Kooperatifçilik ile ilgili tüm Bakan ve Bakanlıklarımız ve Sayın Başbakanımızın katılımı ile şölen havası içerisinde, Strateji Belgesi, kamuoyu ile paylaşıldı. Ben şahsım ve temsil ettiğim kurum adına, katkı koyan herkese şükranlarımı sunuyorum. Hayırlı, uğurlu olsun. 4. Akhisar Zeytin Hasat Şenliği Yapıldı Zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya ikinciliğini hedefleyen Türk zeytincilik sektörü, sezonunu Manisa'nın Akhisar ilçesindeki şenlikle açtı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği' nden yapılan yazılı açıklamaya göre, 12 milyon zeytin ağacı varlığı ile en fazla zeytin ağacına sahip ilçe konumunda olan Akhisar, Ekim tarihleri arasında düzenlenen "4. Akhisar Zeytin Hasat Şenliği"ne ev sahipliği yaptı. Türkiye'nin sofralık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 25'lik bölümünün yetiştiği Akhisar ve çevresinde 85 bin ton sofralık zeytin, 5 bin 500 ton zeytinyağı rekoltesi bekleniyor. Yakın zamana kadar Türkiye'de tütün üretim merkezi olarak bilinen Akhisar, günümüzde Türkiye'nin en büyük zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi haline geldi. Akhisar'da kurulu irili ufaklı 300 civarında zeytin işleme tesisi, 35 tane zeytinyağı fabrikası bulunuyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen, Akhisar Belediyesi, Ticaret Borsası ve Ballıca Belediyesinin organize ettiği Hasat Şenliklerinin son gününde ilk olarak Akhisar Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünün organizesinde, Akhisar Belediyesi Hüsnü Kahraman Kültür ELECSTER OYJ ASO 2. Organize Sanayi Bölgesi Cad. No:1 Temelli ANKARA Tel:(312) Fax: (312) ELECSTER OYJ PL TOIJALA FINLAND Tel: Fax: Parkı içerisinde düzenlenen alanda zeytin ağacı dikimi gerçekleştirildi. Şehir gezisi bölümünde, misafirlere Akhisar ın ören yeri Thyateira ve Akhisar Müzesi ziyaret edildi. Günün son programında ise Akhisar Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı olan Karaköy İşletme Şubesi alanında helikopter ile hava gezisi yapıldı. Gruplar halinde helikopter ile gezi yapan misafirler, Akhisar ovası üzerinde bulunan 12 milyon zeytin ağacını havadan izleme imkanı buldu. Ulusal Kırmızı Et Konseyi Başkanlığına Ahmet Yücesan Seçildi 12 kişiden ve 4 alt gruptan oluşan yönetim kurulunda; Başkanlığa Dr. Ahmet Yücesan, Başkan Vekilliğine Fazlı Yalçındağ, Muhasip Üyeliğine de Özer Türer seçildi. Kırmızı et sektörünü temsil eden Ulusal Kırmızı Et Konseyi gerçekleşen Genel Kurulu nun ardından, Ulusal Kırmızı Et Konseyi Yönetim Kurulu Başkanlığı na Dr. Ahmet Yücesan seçildi. Yücesan, Konseyimizin 23 Ekim 2012 tarihinde gerçekleştirdiği yönetim kurulu toplantısında kurulumuz şahsımı yönetim Aynı Makinada 0,2 0,25 0,5 ve 1Lt. Paketleme Yapılabilmektedir. Elecster Poşet Hem Kazaçlı, Hem de En Çevreci Çözümdür. kurulu başkanlığına uygun görmüşlerdir. Konseyimiz yapısı itibarıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile kırmızı et sektörü arasında bir denge çubuğu vazifesi görmektedir. Tüketici hassasiyetleri hem de üretici ve sanayicilerin sorunlarını dikkate alarak politikalar üretme gayreti içerisinde olacaktır. dedi.

6 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 6 AB - KOOPERATİFÇİLİK Seferihisar'da 2. Tohum Takas Şenliği Yapıldı İzmir'in Seferihisar İlçesi'nde belediye, 'Yerel tohumlar mirasımızdır' sloganıyla ikinci kez Tohum Takas Şenliği düzenledi. Seferihisar Belediyesi, GDO lu ürünlere karşı eski kuşakların bıraktığı tohum mirasını yaşatmayı sürdürüyor. Geçen yıl düzenlenen Tohum Şenliği nin ardından yine yerel tohumları yaşatmak için harekete geçen Seferihisar Belediyesi Ekim günü Tohum Takas Şenliği düzenledi. Etkinlikte yerli tohum satışının 'Tohum Yasası' ile yasaklanmasının ardından, üreticiler yüzyıllardır uyguladıkları yöntemle sakladıkları tohumları birbirleriyle takas etti. Orhanlı Köyü nde gerçekleşen etkinliğin ilk gününde, Seferihisar Belediyesi ve Orhanlı Köyü yaşayanları tarafından bayram yerine çevirilen köy meydanında, Zeybek Oyunu yla karşılanan misafirlerle, Harım (Tohumun toprakla buluşması), Özgür Tohumlar filmi gösterimi, zeytinyağı fabrikası ziyareti, çeşitli etkinlikler ve tohum takasıyla ilgili bilgilendirme sohbeti yapıldı. 14 Ekim Pazar günü Seferihisar Kapalı Pazaryeri nde ise panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Slow Food Yağmur Böreği Birliği Lideri Ayfer Yavi nin yaptığı panele, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Prof.Dr. Tayfun Özkaya, Prof. Dr. Zuhal Okuyan ve üretici İlhan Koçulu konuşmacı olarak katıldı. Şenliğe; Yaşar Üniversitesi Rektörü Murat Burhan CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Günaydın, Umut Oran, CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger de katıldı. Datça da Tohum Merkezi Yürürlükteki Tohumculuk Kanunu ile yerel tohumların köylülerce satışının yasaklandığını hatırlatan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer Soyer, "Söz konusu yasal düzenleme yerli tohumların yok olmasına yol açmakta, tohumlarımızla birlikte kültürümüz ve geleneklerimiz de kaybolmaktadır yılında Seferihisar Belediyesi nin ev sahipliğini yaptığı Yarımada Tohum Takas Şenliği ile binlerce yıllık Anadolu kültürünü ve tohumlarımızı yaşatmak için somut bir adım attık. Binlerce köylümüz, 220 çeşit tohumun takasını bu şenlikte özgürce gerçekleştirdi. Ardından, kurduğumuz serada 84 çeşit tohum çimlendirildi ve 21 bin fide arzu edenlere ücretsiz olarak verildi. Öte yandan, Datça da ailesi ve sevenlerinin hazır bulunduğu toplantıda alınan karar doğrultusunda, Seferihisar Can Yücel Tohum Merkezi kuruldu. Takas şenliği sırasında biriken tohum mirası, bu Tohum Merkezi ne taşındı. Buradan herkesi Geleceğin Türkiye'si Seferihisar'da yaptığımız gibi yerel tohumlara sahip çıkmaya çağırıyor ve yerel tohumlar mirasımızdır diyorum" dedi. Şenlik alanında gerçekleşen tohum takasında onlarca üretici ellerindeki tohumları satış yapmadan birbirleriyle takas etti. Etkinlik aşık atışması ve Soner Olgun konseriyle tamamlandı. Tohumculuk Kanunu Yerel Tohumların Satışını Yasakladı Yerel tohum; o bölgenin toprak yapısına, iklimine ve ekolojisine uyum sağlamış tohum demek yılında kabul edilen Tohumculuk Kanunu ile yerel tohumların satışa sunulması yasaklanmış durumda. Bu yasayla üreticiler, uluslar arası büyük tohum tröstlerinin ürettiği hibrit tohumlara mahkum edildi. Hibrit tohumlardan üretilen ürünlerin besin değerleri ise yerel ürünlere göre düşük. Ayrıca bu ürünlerden genellikle tohum alınamıyor ya da alınan tohum işe yaramıyor. Bunun için üretici her yıl yeniden hibrit tohum almak zorunda. Bu tohumlarla yapılan üretim sonucunda verilen kimyasallar yüzünden topraklarımız cansızlaşıyor, verimliliği azalıyor ve çevre kirleniyor. Halbuki yerel tohumlar hiç kimyasal ilaç ve gübre kullanmadan ve daha az su ile (hatta) susuz yetiştirilebiliyor. Ürün yetiştirilirken verilen kimyasallar bize her türlü besinden geçiyor ve başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın tetikleyicisi oluyor. Ülkemiz tohumda dışa bağlı bir hale gelirken, hibrit tohumlar yüzünden binlerce yerli çeşit yok oluyor; çiftçiler fakirleşiyor, besinlerin kendine öz tadı ve kokusu kalmıyor. Uzmanlar; "gıda güvenliğimizin sağlanması için, yerel tohumların çiftçi elinde yaşatılması, korunması ve çoğaltılmasına katkıda bulunmak için, üretici ve tüketicilerde yerel tohumlar konusunda duyarlılığı arttırmak için, sağlıklı nesiller için, yerel tohumlarımıza sahip çıkmak, yaşatmak ve çok uluslu tohum şirketlerinin boyunduruğundan kurtulmak zorundayız" diyor. KOOPERATİF KÜRESEL KRİZLERE KARŞI DAHA GÜÇLÜ TÜRKİYENİN ANAHTARI: KOOPERATİFLER Küresel Krizler Ve Açlık Amerika Birleşik Devletleri nde başlayan ve bütün Dünya ya yayılan buhran, büyük kayıplara neden olmaktadır. En son Avrupa Birliği nde birçok ülke, yardıma muhtaç duruma gelmiş ve iflaslarını ilan etmişlerdir. Buhranların arkasında ise, tarım ve sanayideki üretimden vazgeçip özellikle bankacılık ve finans alanında sunulan hizmetlerin gerçek değerlerinin üstünde şişirilmesine dayanan abartılı zenginliklerin sonunda patlaması yatmaktadır. Dünyamızın tek sorunu ekonomik buhranlar değildir. Açlık insanlık onuru açısından utanç verici çok daha önemli bir sorundur. Dünya nüfusunun önemli bir bölümünün açlık ve yetersiz beslenme içinde olduğu bir ortamda Refah Dağılımı Dengesinden, Ekonomik ve Sosyal Adaletten bahsetmek mümkün müdür? Resimdeki çocuğun gözlerine bakın ve sucunu söyleyin. Sonra da bir insan olarak kendinizi yargılayın. Hayatta kalmak için hiçbir kural tanımayan ve kaybedecek bir şeyi olmayan kişiler, kurallar üstüne dayalı modern denilen dünya için tehdit yaratmaya devam edeceklerdir. ABD, AB gibi ülkeler, şimdilik kendi ülkelerine girişlerde zor vize şartları ile korumaya çalışmaktadırlar. Bugün Dünyanın birçok yerinde insanlar ya açlıktan ya da sırça köşklerinde korkudan uyuyamamaktadırlar. Dünyamızın üretimde, ulaşımda ve iletişimde altın çağ yaşadığını düşündüğümüz günümüzde pek parlak bir yaşantı sürmediğini söyleyebiliriz. Çözüm Arayışı Birlemiş Milletler gibi Dünyanın geleceğini düşünen birçok kuruluş tarafından bu durum kaygı ile izlenmekte ve çözüm yolları aranmaktadır. Arayış sırasında dikkat çekici bir gelişme yaşanmıştır. Son mali krizlerde kooperatifçi bankalar, emsallerinin aksine daha da güçlenmişlerdir. Kooperatifleşmiş şirket yapıları da üretime dayalı faaliyetlerini daha arttırmışlar ve kazanç sağlamışlardır. Zaten geçmişte gelişmiş ülkelerin, gelişim evrelerinde kooperatifler büyük katkılarda bulundukları bilinen bir gerçektir. Artık kamu ve özel sektör yanında üçüncü bir sektör olarak kabul edilen kooperatifler, aslında her zaman mevcut kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını yani ekonominin temel prensibini başarmışlardır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu tespitten sonra, Dünyamızdaki açlık, gıda ve gelir dağılımındaki adaletsizlik ve küresel krizler ile mücadelede en önemli araç olarak kooperatifleri seçmiştir. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz 2012 yılı Kooperatifler Yılı olarak ilan edilmiştir. Üstelik yine Birleşmiş Milletler kuruluşu olan Gıda ve Tarım Örgüt (FAO) her sene kutladığı gıda günü için bu senenin temasını, Tarımsal Kooperatifler: Dünyayı Beslemenin Anahtarı olarak belirlemiştir. Gerçekten; yaşanan bütün bu gelişmeler sonunda kooperatiflerin özellikle tarımsal amaçlı kooperatiflerin, altın değerinde bir anahtar olarak kabul edilmesi bir tesadüf değildir Dr. Erhan EKMEN Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Teşkilatlanma Daire Başkanlığı Projeler ve Dış İlişkiler Çalışma Grubu Sorumlusu Dünya Gıda Günü nedeniyle ülkemizde bir çok yerde kamu kurumları ve meslek örgütleri tarafından etkinlikler düzenlendi. Fakat bunlar içinde en dikkat çekici olan sanayici bir kuruluşun bu konuya verdiği önemdi. Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından 15 Ekim 2012 tarihinde, İzmir de, Kooperatifler ile ilgili aynı başlık altında kutlama yapıldı. Bir sanayi odasının, tarıma ve kooperatife önem vermesi, gerçekten anlamlı bir durum. Artık sanayinin üreticisiz olamayacağı, üretici ile ilişkilerin de bir kooperatif aracılığı olmadan gerçekleştirilemeyeceği bilinci, her konuda önder olan Egeli sanayiciler tarafından benimsenmiş olması mutluluk verici. Yapılan etkinliğe, Gıda Tarım ve Hayvancılık İzmir İl Müdürü Ahmet GÜL- DAL ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender YORGANCILAR, FAO Türkiye Program Yardımcısı Pınar PERÇİNEL, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Murat YERCAN, 9 Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yaşar UYSAL, Ege Tv adına İsmail UĞURAL, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut ESKİYÖRÜK katılarak konuşma yapmışlardır. Konuşmalarda sanayiciler ile kooperatifler arasında başarılı örnekler üzerinde durulmuş ve işbirliği olanaklarının arttırılası konularına değinilmiştir. 21. yüzyıl dünyasında bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi için sahip olması gereken unsurlar değişmektedir. Nükleer silahları, asker varlığı, petrol zenginliği ya da mali gücü olduğu halde yakın geçmişte parçalanan, işgale uğrayan ya da Dünya siyasetinde silik kalan ülkeler olduğunu gördük. Artık temiz su, yenilenebilir enerji ve gıda konusunda ülke güvenliğini sağlayabilen yani kendine yeterliliğe sahip ülkeler, Dünyada daha çok belirleyici güce sahipler. Bu üç unsurun ortak birleştiği sektör ise, Tarım sektörüdür. Su girdi olarak, gıda ve yenilenebilir enerji çıktı olarak tarımın bileşenlerini oluşturmaktadır. İşte bu nedenle; tarımsal kooperatifler, öncelikle Dünyayı beslemenin, daha sonrasında ise, ülkelerin kalkınması ve Dünya refahının arttırılmasında anahtar rol oynayacaklardır. Sosyo-ekonomik olarak kalkınmasını sağlamış ülkelerin tarımında, üretici örgütlerinin en üst düzeyde geliştiği ve kırsal kalkınmada önemli rol oynadığı görülmektedir. Avrupa Birliği nde kırsal kalkınma politikalarının geri kalmış hedef bölgelerde uygulanmasında üretici grubu olarak adlandırılan üretici örgütlerine görev verilmektedir. Birliğe üye olacak ülkelere verilen SAPARD, IPARD gibi katılım öncesi mali yardımların alt bileşenleri arasında üretici örgütlenmesine yönelik özel bir destek yer almaktadır. Bu destek, Avrupa Birliği nin, bir ülkeyi üye almadan evvel üretici örgütlenmesini tamamlamasına dikkat ettiğini göstermektedir. Avrupa Birliği ortak politikaları arasında ortak mali bütçeyi en çok zorlayan ve hem uygulanması hem de uyumu zor olan tarım ve balıkçılık alanındaki politikalara ait piyasa düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi ağırlıklı olarak üretici örgütleri tarafından sürdürülmektedir. Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi beklenen reform süreci sonunda verilen önemin daha da artacağı görülmektedir. Yani, Avrupa Birliği üretici örgütlenmesine büyük önem vermektedir. Küresel liberal piyasalarda rekabet edebilmenin yollarını arayan ülkemiz içinde, örgütlenme önemli araçtır. Tarımsal yapımızın dünya piyasalarında yeterince güçlü olduğunu söylemek mümkün değildir. Mevcut işletmelerin büyüklükleri girdi, finansman ve teknoloji kullanımı açısından yeterli olmadığı için ortalama verim düşük kalmakta dolayısıyla da tatminkar bir gelir sağlanamamaktadır. Buna rağmen, Dünyanın önemli uluslararası ekonomik organizasyonlarından birisi olan İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından 2011 yılında Türk Tarımı ile ilgili yayınlanan Tarımsal Politika Reformlarının Değerlendirilmesi Türkiye Raporu na göre; Türkiye tarımsal ekonomik büyüklük açısından, Fransa, İspanya ve İtalya gibi tarıma ciddi destekler sağlayan ülkeleri geride bırakarak Avrupa da 1 inci sırada, Dünyada ise 7 inci sırada bulunmaktadır. Yukarıdaki veriler; tarımdaki onca sorunumuza rağmen, pek çok tarımsal ürünün üretiminde dünyada lideri olan ülkemizin tarım alanında Dünyada önemli bir güç, küresel bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu güç, ekonomik değerinden daha çok stratejik açıdan önemlidir. Sektörde, sorunların çözümünde etkili bir araç olarak kullanılabilecek 4 milyona yakın ortağı ile yaklaşık 13 bin kooperatiften oluşan dev bir oluşum bulunmaktadır. Kooperatifler yaklaşık 160 yıldır özellikle devletin kırsal kesime yönelik yatırım hizmetlerinin yerine getirilmesinde önemli işler başarmışlardır. Fakat üretici, kooperatifleri hep devletin yardım kapısı olarak gördüğü için, yardım gelir gelmez kooperatifi unutmuş, bir bilinç oluşturulamadığı ve farkındalık yaratılamadığı için yeterince kullanılamamıştır. Halbuki, kooperatifler, ortaklarının ve toplumun yaşam düzeyini yükseltmeye dönük parasal ve sosyal yararlar sağlayan örgütlerdir. Kooperatifler, ucuz girdi sağlama, ürünün değer fiyatında satma, katma değer kazandırma, vergi muafiyetleri sağlama, devlet yardımı temin etme, sübvansiyonlardan yararlanma, sigortalama ve hukuki kolaylıklar sağlama gibi birçok maddi kazançlar sağlayabilmektedirler. Bunların yanı sıra ortaklarına yaşam düzeyini yükseltilmesine yönelik sağlık, beslenme ve mesleki eğitim gibi çeşitli alanlarda sağlanan destek ve iyileştirme hizmetleri de sunabilmektedirler. Özetle; ülke kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmasına yardımcı olmaktadırlar. Tarımda dünya çapında var olan potansiyelimizi ve rekabet gücümüzü arttırmak kooperatiflerin ülke tarımına sağlayacakları katkı oranında olacaktır. Daha güçlü bir Türkiye için kooperatifler daha güçlü olmalıdır.

7 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 Geleneksel Bir Süt Ürünü: Kımız TARIM 7 Araş.Gör. Nazlı TÜRKMEN, Doç.Dr. Ebru ŞENEL, Prof.Dr. Metin ATAMER / Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi - Süt Teknolojisi Bölümü Kımız, laktik asit ve etil alkol fermantasyonu sonucu meydana gelen, süt şarabı olarak da adlandırılan, hoş kokulu, ekşimsi, hafif köpüklü, serinletici niteliklere sahip, Doğu Avrupa ve Asya ülkelerinde yaygın bir fermente süt içeceğidir. M.Ö li yıllardan beri bilinen kımızın, ismini, 1235 li yıllara dek Asya da Kuma Nehri boyunca yaşayan Kumanlardan aldığı sanılmaktadır. Esas olarak kısrak sütünden yapılan kımız üretimi, at yetiştirme konusunda ünlü olan Tatarlar ve Kalmuklar tarafından sürdürülmüştür. Üstün besleyici niteliklere sahip olan kımız, Orta Asya da yaşayan Türkler tarafından, yiğitlerin cesaretini artıran, ozanlara ilham veren, ümitsizlik ve kötü düşünceleri ortadan kaldıran bir içki olarak kabul edilmiş, hatta ihtiyarlık, dermansızlık ve birçok hastalığın doğal ilacı olarak tüketilmiştir. Kımız ile ilgili ilk bilimsel yazı İskoçyalı bilim adamı Dr. Con Griv tarafından hazırlanmış ve bu yazıda, kımızın iştah artırıcı olduğu, halsizlik, verem ve daha bir çok hastalığın iyileştirilmesinde kullanılabileceği bilimsel bir dille açıklamaya çalışılmıştır. Bundan sonra kımızla ilgili yapılan çalışmalar artmış, özellikle Rus dergilerindeki yayınlar çoğalmıştır. Günümüze kadar gerçekleştirilen çalışmalar, kımızın tifo, dizanteri gibi hastalıkların iyileştirilmesinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Kımız tüketildiğinde, mevcut Bifidobakterler ve laktik asit bakterileri bağırsak florasına hakim olarak ph yı düşürürler. Böylece ph nın düşmesi ile alkali ortamda gelişme gösterebilen patojen mikroorganizmaların gelişmesi önlenmektedir. Kısrak, vücuda alınması zorunlu olan Vitamin C yi sentezleyebilen bir hayvandır ve bu sayede tüberküloz hastalığına karşı bağışıklık maddesine sahiptir. Ayrıca yapılan çalışmalar sonucunda tüberküloz etkeninin kısrak sütü yağında gelişmediği de ortaya konmuştur. Kısrak sütünün bu özellikleri kımızda da ortaya çıktığından, bu süt ürünü özellikle akciğer tüberkülozu tedavisinde önemli bir etkendir. Yüzyıllar boyunca göçebe kavimler tarafından saba, burduk gibi çeşitli isimler verilmiş olan, ancak genellikle tursuk olarak adlandırılan, at derisinden hazırlanan yaklaşık litre kapasiteli torbalara yeni sağılmış kısrak sütü konulur ve içerisine yerleştirilmiş bir palet yardımıyla karıştırılırdı. Aynı tursuk kımız üretiminde, elde edilen kımızın tadı kötüleşinceye kadar kullanılırdı. Artık kullanılamaz duruma geldiğinde ise önce yıkanır, daha sonra huş ağacı kabuğunun, kuru yaprakların ve otların yakılmasıyla ortaya çıkan dumana maruz bırakılır, böylece tekrar kımız yapımına uygun hale getirilirdi. Yerleşik düzene sahip olan Başkırlar ise, kımız üretimini lime veya meşe ağacından yapılmış olan çilçak adı verilen yayık benzeri tahta fıçılarda gerçekleştirirlerdi. Kımız üretimi günümüzde gelişen teknolojiyle her ne kadar modern duruma getirilmiş olsa da, bu ürünün halen yaygın şekilde endüstriyel üretimi yapılmamaktadır. Ülkemizde yalnızca İzmir Kemalpaşa da bulunan çiftlikte kısrak sütünden kımız üretimi gerçekleştirilmektedir. Yeterli miktarda kısrak sütü bulunamaması nedeniyle, kımız üretiminde inek sütü kullanımı da mümkün olmaktadır. Ancak kısrak sütünün laktoz içeriği (%6,2) inek sütünün laktoz içeriğinden (%4,7) oldukça yüksek, diğer temel bileşenleri ise inek sütünden daha düşük (toplam kurumadde %11,2, süt yağı %1,9, protein %2,5, kül %0,5) olduğu için, inek sütünün direkt olarak kımız üretiminde kullanılması olumlu sonuç vermemektedir. Dolayısıyla inek sütünün kısrak sütüne benzetilmesi amacıyla modifiye edilmesinde sütün yağ içeriğinin artırılması, su, laktoz ilavesi, peyniraltı suyu ve/veya askorbik asit ilavesi gibi çeşitli yöntemler denenmiş ve membran teknikleri kullanımının en uygun yöntem olduğu belirlenmiştir. Kımız üretiminde, taze kısrak sütüne ısıl işlem uygulanıp starter kültür ilavesi yapılmaktadır ve kımız mikroflorası genel olarak laktik asit oluşumunu sağlayan termofilik laktobasiller ve etil alkol oluşumunu sağlayan Saccharomyces mayalarından oluşmaktadır. Karıştırıldıktan sonra yaklaşık 2-3 saat boyunca inkübasyona bırakılan süt, paketlenip dakika kadar dinlenmeye bırakılmaktadır. Elde edilen kımızın, 4-6 C de 1 haftaya kadar depolanması mümkün olmaktadır. Kımız, tatlı kımız (24-32 SH asitlik, %1 e kadar alkol, düşük miktarda CO2), orta sertlikte kımız (32,4-40 SH asitlik, %1,1-1,5 alkol, fazla miktarda CO2) ve sert kımız (40-48 SH asitlik, %1,6-3 alkol) olmak üzere 3 e ayrılmaktadır. Geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan, hakkında efsaneler ve destanlar yazılmış olan kımız, besleyicilik değeri oldukça yüksek olmasına ve pek çok hastalığın iyileştirilmesinde önemli bir etken olmasına rağmen, hakkında yapılmış çalışma sayısı oldukça azdır. Geleneksel bu ürünün üretiminin ve tüketiminin yaygınlaştırılması için kısrak yetiştiriciliğinin desteklenmesi ve ürünün karakteristik özelliklerinin daha fazla araştırmayla ortaya konması gerekmektedir. Zeytinyağının Sağlığa Yararı Tescillendi Avrupa Birliği, 5 yıllık bir araştırmanın ardından zeytinyağının sağlığa 'resmen' iyi geldiğini tescilledi. 14 Aralık 2012 tarihinden itibaren AB'nin belirlemiş olduğu standartlarda üretilen zeytinyağları, 'sağlığa yararlıdır' ibaresi ile satışa sunulabilecek. Avrupa Birliği, zeytinyağı üreticilerinin iddialarını kanıtlamak için 5 yıllık bir çalışma gerçekleştirdi. Avrupa Komisyonu'nun Tarım Genel Müdürlüğü, Sağlık Genel Müdürlüğü ve Tüketici Haklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün yaptığı araştırmaların ardından zeytinyağının antioksidan etkiye sahip olduğu resmen kabul edildi. Avrupa Komisyonu'na göre; zeytinyağı, içermiş olduğu polyphenol maddesi sayesinde antioksidan özelliklerinin yanı sıra kötü kolestrole karşı da son derece etkili. Günde 20 gram zeytinyağı tüketiminin, kalp hastalıklarından korunma ve hücrelerin yenilenmesine önemli katkısı bulunuyor. Avrupa Komisyonu'nun zeytinyağında bulduğu bir başka özellik de E vitamini içeriyor olması. Komisyon yetkilileri, E vitamininin antioksidan etkisinin son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, hücrelerin ömrünün uzatılmasında etkili olduğuna vurgu yapıyor. Üçüncü önemli unsur da doymuş yağ ile doymamış yağ oranı. Doymamış yağın kötü kolestrol oranını azaltıp, iyi kolestrol oranını artırdığına vurgu yapan Avrupa Komisyonu'na göre; doymuş yağın, zeytinyağı gibi doymamış yağ ile telafi edilmesi sağlık açısından son derece önemli. HER ZEYTİNYAĞI OLMAZ Avrupa Komisyonu, her zeytinyağının sağlığa iyi gelmediğini de hatırlatarak, zeytinyağın sağlığa iyi gelmesi için gereken özellikleri tanımlıyor. Bu çerçevede zeytindeki yağ oranının 20 gramda 5 miligram olması gerektiğini hatırlatan Avrupa Komisyonu, piyasadaki en yaygın zeytin türü olan Picual türü zeytinlerin 20 gramda 9 miligram zeytinyağ içerdiğine dikkat çekiyor. Avrupa Komisyonu, 10 gram zeytinyağının 90 kilokalori içerdiğini de hatırlatıyor. Şap hastalığına karşı 19 ilde ücretsiz aşılama başlatıldı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, büyükbaş ve küçük küçükbaş hayvanların önemli bir sorunu olan şap hastalığı ile ilgili aşılama çalışması başlatıldı. Proje kapsamında, Bursa'da Osmangazi İlçesi Yeniceabat Mahallesinde özel bir çiftlikte aşılama yapılarak 2012 yılı sonbahar dönemi şap aşılama mücadelesine başlandı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ömer Çelik, ilk aşıyı yaparak sezonu açtı. Aşılama mücadelesi hakkında bilgi veren Ömer Çelik, sezon boyunca 172 bin büyükbaş hayvanın aşılanacağını ifade etti. Şap aşılama kampanyasının 17 Kasım tarihine kadar devam edeceğini belirten Çelik, yetiştiricilerden aşılamaya önem vermelerini istedi. Hayvanların mutlaka aşılatması gerektiğine dikkat çeken Çelik, hastalıklar konusunda bilinçli olunması tavsiyesinde bulundu.

8 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 8 GÜNDEM Dünya yumurta günü Yumurta ve Sağlık paneli ile kutlandı Her yıl Ekim ayında kutlanan Dünya Yumurta Günü, Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) öncülüğünde 12 Ekim 2012 Cuma günü Yumurta ve Sağlık paneli ile Ramada Plaza Ankara da kutlandı. Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR), anne sütünden sonra, en değerli besin kaynağı ve en ucuz protein deposu olan yumurtanın önemine vurgu yapmak için 2008 yılından bu yana Dünya Yumurta Günü nün ülkemizdeki kutlamalarına öncülük ediyor. Dünya Yumurta Günü bu yıl ise, Ankara da Prof. Dr. Ali Atıf Bir moderatörlüğünde gerçekleştirilen Yumurta ve Sağlık paneli ile kutlandı. Panele çok sayıda üretici ve tüketicinin yanısıra,sivil toplum örgüt temsilcileri, üniversite mensupları katıldılar. Her gün 1 yumurta kıran kazanır sloganı ile yola çıkılan Dünya Yumurta Günü kutlamaları kapsamında Ramada Plaza Ankara da gerçekleştirilen Yumurta ve Sağlık Paneli Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM- BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Derya Pala nın açılış konuşması ile başladı. Pala sektöre ve yumurta tüketiminin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu konuşmasında; Yumurta sektörü, 65 milyon civarında yumurtacı tavuk varlığı ve yıllık 15 milyar adeti aşan yumurta üretimi ile yaklaşık 3 milyar dolar ciroya sahiptir. Üretim ve ihracatta büyüme yaşanırken, maliyetlerimiz önemli oranda arttı. Amerika da yaşanan kuraklığın da tetiklemesi ile dünyada tarımsal emtiya fiyatları rekor seviyelere ulaştı. dedi. Pala, konuşmasını şöyle devam ettirdi; Yıllardır hayvan sağlığı kuralları nedeniyle Avrupa Birliği ne hiçbir kanatlı ürünü ihraç edemeyen Türkiye, yumurta ihracatı ile kapıyı araladı. İhracatının yaklaşık yüzde 90 ı Irak a gerçekleştiren Türkiye, pazarını çeşitlendirmek yürüttüğü çalışmalar sonucunda, İran, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya ve Umman a ilave olarak yumurta pazarına AB ülkelerini katmayı başarmıştır. Pala, konuşmasında yumurtanın besleyici değeri son yıllarda yapılan birçok araştırma ile ortaya konulduğunu belirterek, Kolesterol gibi yumurta hakkında yanlış bilinenler düzeltilmiştir. Gerek bilim insanlarının açıklamaları, gerekse Yum-Bir olarak yumurta tanıtımına dönük yaptığımız kampanyalar ile ülkemizde de yumurta tüketimi her yıl artmaktadır. Beş yıl önce 130 adet civarında olan kişi başına yumurta tüketimi, bugün adet civarında dır. dedi. Panelde, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları ile TBMM Tarım ve Ormancılık Komisyonu İbrahim Yiğit katılımcılara hitap ederek günün önemini anlattılar. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Bugün Gazetesi köşe yazarı Prof. Dr. Ali Atıf Bir moderatörlüğünde devam eden paneldeki ilk konuşma Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Mustafa Tayar tarafından Zeka Gelişimi Ve Yumurta konusunda yapıldı. Ünlü diyetisyen ve Star Gazetesi köşe yazarı Selahattin Dönmez ise Sağlıklı Beslenme ve Yumurta konusunda katılımcıları aydınlattı. Dönmez in ardından Fonksiyonel Gıda Olarak Yumurta konulu sunumu ile Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Ümran Uygun yumurtanın fonksiyonel gıda hakkında kullanımına dair gelişmeleri dinleyiciler ile paylaştı. Panelin son konuşmacısı Aynur Gönce Bilenser ise Sosyal Medya Sokağında Markalarınızın Maceraları başlıklı konuşmasında gelişen teknoloji ile hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen sosyal medyanın kullanımının yumurtanın markalaşmasındaki önemini vurguladı. Dünya Yumurta Günü hakkında:uluslararası Yumurta Komisyonu (IEC) 1996 yılında Viyana daki toplantısında, yumurtanın besleyici değerine dikkat çekmek ve tüm toplamlarda tüketimi yeterli seviyeye getirmek için her yıl Ekim ayının ikinci Cuma gününü Dünya Yumurta Günü olarak belirledi ve tüm ülkelerde kutlanmasına karar verdi yılından bu yana YUM-BİR öncülüğünde ülkemizde de hayata geçirilen kutlamalar çerçevesinde, 2010 yılında Guinness World Records kapsamında Dünyanın En Büyük Omleti rekoruna Ankara da imza atıldı. Yaklaşık 110 bin yumurta ile yapılan ve 4,4 ton ağırlığında olan omlet, Guiness hakemi tarafından tescillendi ve halka dağıtıldı. Doğal ambalajı ile hiçbir hilesi olmayan, Anne sütünden sonra en değerli gıda olan, Zeki ve başarılı çocukların yetişmesi için beyinsel fonksiyonları etkileyen kolin in en yoğun olduğu besin olan, Yüksek miktarda vitamin, mineral ve antioksidanlar içeren, Sarısının içerdiği karotenoid gözler için mükemmel, Lutein-zeaksantin de beyin ve göz sağlığı için gerekli olan, Bir canlıya hayat verecek kadar yüksek besleyici değere sahip olan, Her keseye uygun ucuz bir besin olan, Yumurtanın bir günü olduğunu biliyor muydunuz? Toplanan inek sütü miktarı azaldı Türkiye İstatistik Kurumu, Ağustos 2012 Süt Ürünleri Üretim İstatistiklerini yayımladı. Toplanan inek sütü miktarı 2012 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 7.7 oranında azalışla 641 bin 280 ton oldu. Ağustosta içme sütü üretimi yüzde 18.9 oranında artışla 96 bin 186 tona yükselirken, peynir üretimi yüzde oranında azalışla 45 bin 329 ton oldu. Aylık olarak yayımlanan Süt ve Süt Ürünleri Üretim İstatistikleri, toplanan süt ve üretilen süt ürünlerini tespit etmek üzere çiğ sütü girdi olarak kullanan sanayicinin NACERev. 2 ye göre başlığı altında faaliyet gösteren entegre süt işletmelerinden derleniyor yılının Ağustos ayında, toplanan inek sütü miktarı bir önceki aya göre yüzde 7.7 oranında azalışla 641 bin 280 ton oldu. Toplanan inek sütü miktarı geçen yılın aynı aynı ayına göre yüzde 13.3 oranında arttı. İçme Sütü Üretimi 96 bin 186 ton 2012 Ağustos ayında gerçekleşen toplam içme sütü üretimi bir önceki aya göre 18.9 oranında artışla 80 bin 927 tondan, 96 bin 186 ton düzeyinde gerçekleşti. İçme sütü üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13.3 oranında artış gösterdi. Peynir Üretimi 2012 Ağustos ayında gerçekleşen toplam peynir üretimi bir önceki aya göre yüzde 12.9 oranında azalışla, 52 bin 210 tondan 45 bin 329 ton düzeyinde gerçekleşti. Peynir üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8.2 oranında arttı yılının Ağustos ayında gerçekleşen toplam yoğurt tüketimi bir önceki aya göre yüzde 10.9 azalarak, 101 bin 999 tondan 90 bin 856 tona geriledi. Yoğurt üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10.9 oranında azalış gösterdi yılının Ağustos ayında gerçekleşen toplam ayran üretimi bir önceki aya göre yüzde 1 azalışla 43 bin 200 tondan 42 bin 566 tona indi. Ayran üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32.6 arttı. Bakanlık peynir üretim tesislerinde denetimleri artırdı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bazı peynir türlerine hayvan iç yağı katıldığı yönünde çıkan haberler üzerine peynir üretim tesislerinde denetimleri artırdı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı taafından bu konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak süt ve süt ürünleri imal eden işyerlerine yönelik üretmiş oldukları tüm ürünlerin Türk Gıda Mevzuatı'na uygun olup olmadığını tespit etmek maksadıyla rutin denetim ve kontroller gerçekleştirilmektedir. Şu ana kadar yapılan bu kontrol ve denetimlerde haberde iddia edildiği gibi bir durum tespit edilmemiştir. Ancak bakanlığımız konuyu bir ihbar olarak değerlendirerek tüketicinin yanıltılması ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla konuyla ilgili harekete geçmiş olup, peynir üretim tesisleri başta olmak üzere denetim ve kontrollerini artırmıştır. Yapılan kontrollerde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılması halinde kamuoyuyla paylaşılacaktır." denildi. Okul Sütü Haftada 3 Gün Dağıtılacak Aile hekimi, öğretmen veya veliler tarafından süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrencilere süt verilmeyecek Yeni eğitim yılının 2. döneminde yürütülecek çalışma kapsamında her öğrenciye, 200 mililitre sade UHT içme sütü dağıtılacak. Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Karar, Bakanlar Kurulu Kararı'yla Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe kondu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa hazırlanan ve eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek olan Okul Sütü Projesi kapsamında ilkeler belirlendi. Kararla, ana sınıfı dahil olmak üzere ilkokul öğrencilerine, süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme suretiyle gelişme oranlarını artırmak amacıyla UHT içme sütü ambalajlı, UHT içme sütü dağıtılmasına ilişkin esaslar belirlendi. Çalışmada Milli Eğitim Bakanlığı'nca belirlenecek olan okullarda anaokulu ve ilkokul öğrencilerine haftada 3 gün, 200 ml sade UHT içme sütü dağıtılacak. Program süresince yapılacak okul sütü sevkiyatları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenecek kriterlere uygun olarak yapılacak. Okul sütü sevkiyatları, il içinde il milli eğitim müdürlüklerinin organizasyonu ve kontrolünde yüklenici tarafından yapılacak. Sağlık Bakanlığı program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketimi alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine ilişkin çalışmaları yapacak. Aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrenciler okul yönetimleri tarafından program dışında tutulacak. teknolojidegisimyenilikbilgiçözümfaydastratejigelecekeglenceodaktasarımdeger

9 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 TARIM 9 "Bursa Siyah İnciri" Meyve İhracatının Yükselen Yıldızı Oldu Bursa Siyah incirinin ihracatından 30 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salih Çalı, ürünün hasadına 16 Ağustos itibarıyla başlandığını, 17 Ağustos ta da ihracatın başladığını anımsatarak, hava koşullarının uygun gitmesi, meyvenin erken olgunlaşmasını sağlayan, ancak ürünün kalitesini düşüren ve birkaç yıl içinde ağacın kurumasına yol açabilen ve Ethepon kullanımının engellenmesindeki başarı nedeniyle ürünün son derece kaliteli olduğunu belirtti. Bu kalitenin ihracata sonuçlarına da yansıdığını vurgulayan Çalı, Sezon bitti sayılır. Oluşan fiyatlar, çiftçiyi de memnun etti. 3-4 lirayı bulduğu da 1,5 liraya düştüğü de oldu, dalgalandı, ama fiyatlar bu sezonda ortalama 2 liranın altına düşmedi. Yani, Bursa siyah inciri, bu yıl da bizi utandırmadı. Sezon başında ihracatta 30 milyon doları buluruz demiştik, hedefimizi yakaladık. Bursa siyah inciri, meyve ihracatının parlayan, yükselen yıldızıdır. Bursa siyah incirinin Amerika ya ihracatıyla ilgili çalışmalarda, çok önemli mesafeler katettiklerine de değinen Çalı, Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı yetkililerinin bir süre önce kente gelerek, incirin üretim ve paketlenme aşamalarını incelediğini, ABD ye ihracat izni noktasında artık son aşamaya geldiklerini belirtti. Çiftçilere Sahte Gübre Uyarısı Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Abdullah Kutlu, çeşitli bölgelerde sahte gübre satıldığı duyumu aldıklarını belirterek çiftçileri uyardı. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifler Genel Müdürü Abdullah Kutlu yaptığı yazılı açıklamada, sahte gübrenin topraktaki olumsuz etkisinin 10 yıl sürdüğünü dile getirerek, ''Gübre satın alırken mutlaka 149 yıllık geçmişi ve kaliteden hiçbir zaman ödün vermeyen, çiftçimizin güven kapısı Tarım Kredi Kooperatiflerini tercih edin. Biz çiftçi kuruluşuyuz. Ürünlerimizde kalite var. Güven var. Bizi tercih eden üreticilerimiz her zaman karlı çıkmışlardır. dedi. Üreticinin bugünlerde ekim için gübre ihtiyacını temin etmeye başladığını anlatan Kutlu, şikâyetler üzerine yapılan denetimlerde, farklı çuvallarda ve farklı fiziki özelliklerde kimyevi gübrelere rastladıklarını ifade etti. Kutlu, şunları söyledi: ''Köylerde ve pazarlarda kamyon üzerinde satılan ürünlerden çiftçimizin kaçınması gerekmektedir. Türkiye'de son dönemde sahte gübre imalatı ve satışının yapıldığı duyumları alıyoruz. Kamyonla sahte gübreleri getirip 'sıkıştım ben ucuza satıyorum' diyerek satmaya kalkanlara karşı, çiftçilerimiz uyanık olsun. 50 liralık çuval, 30 liraya veriliyorsa, çiftçilerimiz bundan şüphelensin ve bu tür gübreleri almasın. Çünkü bu gübreler sahtedir. Tarlanıza gübre diye zehir atmış olursunuz. Hem paranız boşa gider, hem de tarlanız zarar görür.'' KÖY-KOOP KASTAMONU BİRLİĞİ Mübarek Kurban Bayramı huzur, mutluluk, bolluk ve bereket getirmesi dileğiyle kutlar, 89 yıldır büyük coşkuyla kutladığımız Cumhuriyet, ülkemiz için sadece bir yönetim şekli değil aynı zamanda tarihimizin en kapsamlı çağdaşlaşma hamlesidir. Her 29 Ekim de yenilenen azim, kararlılıkla Cumhuriyetimizin yıl dönümünde; ülkemiz kurucusu büyük önder Atatürk ü, silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı coşkuyla kutlar, getirdiği kazanımların en güzel şekilde korunmasını dileriz. Köy-Koop Kastamonu Birliği Yönetim Kurulu Bir Uğur Böceğinin Günlüğü -III- ORGANİK TARLA DA HAYAT Geçen ayki sayıda kahramanımız Uğur Böceği Dobi ve ailesi organik tarlaya taşınmışlar ve birlikte çalışacakları böcek ve diğer faydalı arkadaşlarıyla tanışmışlardı. Görevlilerden Mantis ise, Dobi ve ailesine organik tarım eğitimi konusunda 3 günlük bir kurs verileceğini ve sonrasında tarladaki görevlerinden bahsedeceklerini belirtmişti. İşte Dobi nin organik tarım eğitimi ve tarladaki yeni yaşantısını anlattığı günlüğünün devamı! 13 Temmuz Cuma: Sabahleyin erkenden kalktık. Organik tarım dersini alacağımız ağaç okul, soya fasülyesi evimize oldukça yakındı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra tüm kardeşlerim ve babamla birlikte dersliğin yolunu tuttuk. Etraf çok kalabalıktı, işe yeni başlayacak pek çok böcek çeşitli gruplara ayrılmıştı. Bu arada yoldaki yoğun trafiği yönetmek üzere çeşitli görevli böcekler kalabalığa gitmeleri gereken yer konusunda yardımcı oluyordu. Bizim rehberimiz Mantis amca biz uğur böceklerini aldı ve ağaç okulun bir odasına götürdü. Bu arada ağaç okul oldukça büyüktü ve sayamadığım kadar çok kattan oluşuyordu. Her katta sağlı sollu iki derslik vardı. Bizim girdiğimiz derslik yaklaşık 1000 böceklikti ve tamamımız uğur böceğiydi. Bu kadar çok uğur böceğinin konuşması derslikte ciddi bir uğultuya yol açıyordu. Derken Mantis amca kürsüye çıktı ve gözlüğünü takarak konuşmaya başladı. Derslikte uğultunun yerini Mantis amcanın yankılanan kalın sesi almıştı. Sevgili Uğur Böcekleri Kardeşlerim, Öncelikle organik ovaya tekrar hoş geldiniz. Adım Mantis religiosa. Bir peygamber devesiyim ve organik tarladaki organik tarım eğitimi koordinatörlerinden birisiyim. Sizleri aramızda görmekten dolayı çok mutluyuz. Sizlerin de katkısıyla organik ovamızdaki tarımsal üretimi başarılı bir şekilde sürdürmek istiyoruz. Bu noktada sizlere 3 günlük bir eğitim vereceğiz. Ve pazartesi günü tarlalara dağılacağız. Bugünkü eğitimde organik tarım a giriş, yarınki eğitimde organik tarım ın prensipleri üçüncü günkü eğitimde ise organik tarımda bitki koruma stratejileri konusunda bilgiler alacaksınız. Şimdiden hepinizi kutluyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Şimdi organik tarıma giriş konusundaki eğitimi vermek üzere Leptomastix dactylopii Arı Hocamızı kürsüye davet ediyorum. Orta yaşlarda bir arı teyze ön koltuklardan birinden ayağı kalkarak kürsüye geldi. Mantis amca onu saygıyla selamladı. Salonda çıt çıkmıyordu. Sevgili Uğur Böcekleri, Ben de sizleri sevgiyle selamlıyor ve organik ovaya hoş geldiniz demek istiyorum. Adım Leptomastix dactylopii. Arıgiller takımının Encyrtidae familyasından bir parazitoitim. Unlu bitler özel ilgi alanım olmakla birlikte sizlere bugün organik tarım konusunda genel bilgiler vermeye çalışacağım. Her şeyden önce organik tarım, yeşil gübre, biyolojik mücadele ve ürün rotasyonu gibi tekniklere dayanan ve kimyasal tarım ilacı, sentetik gübre, hormon, antibiyotik ya da genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar kullanılmadan yapılan çevre dostu bir tarımsal üretim sistemidir. Organik tarım, bu alanda uluslararası bir şemsiye organizasyon olan ve 1972 yılında kurulan International Federation of Organic Agriculture Movements (Organik Tarım Hareketleri Uluslar arası Federasyonu) (IFOAM) tarafından belirlenen uluslararası standartlara göre düzenlenmektedir. Leptomastix Hoca ardından pek çok farklı örnek verdi ve organik tarımın avantajlarından bahsetti. Çok faydalı bilgiler öğreniyorduk. Öğle yemeği sonrasında yaklaşık 3 saat daha eğitim aldık, ve hoca bizlere teşekkür ederek bugünkü dersin bittiğini söyledi. Saat 16:30 u geçiyordu ancak hemen çıkamadık, hem pek çok uğur böceği hem de diğer bazı hocalarla sohbet ettik. Aşağıda ise tam okul çıkışı olduğu için ciddi bir böcek trafiği vardı. Eve geldiğimizde saat 18:00 i geçiyordu. Annemin hazırladığı müthiş yemeklerden sonra yataklarımıza çekildik ve derin bir uykuya daldım. Yarın yine uzun olacaktı 14 Temmuz Cumartesi: Sabahleyin 08:30 gibi yine derslikteki yerimizi aldık. Önce Mantis amca bugünkü anlatılacak konu olan organik tarımın prensipleri konusunda kısa bir giriş yaptı ve ardından sözü Dr. Sryphus a bıraktı. Dr. Sryphus sürünerek kürsüye geldi ve gözlüklerinin altından şöyle bir salonu süzdü. Sevgili Uğur Böcekleri, İsmim Syrphus torvus. Sinekgillerin Syrphidae familyasından avcı bir kurtçuğum. Her ne kadar uzmanlık alanım sizler gibi yaprak bitleri olsa da bugün sizlere organik tarımın ilkeleri nden bahsedeceğim. Bu il- Dr. Umut TOPRAK Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü keler, aslında organik tarımın tüm dünyaya yapacağı katkının bizzat dayanağını oluşturan ilkelerdir. Bu ilkeler Sağlık, Ekoloji, Adalet ve Sorumluluk olarak özetlenebilir. Organik tarımda sağlık ilkesiyle kastedilen toprak, bitki, hayvan, insan ve gezegenimizin sağlığını tek ve bölünmez bir bütün olarak sürdürmek ve geliştirmektir. Nitekim sağlıklı topraklar sağlıklı ürünler üretir, sağlıklı ürünler de sağlıklı hayvanlar ve sağlıklı insanlar, kısacası sağlıklı canlılar topluluğu demektir. Nitekim bir yaprak bitinin zehirlenmesi aslında sizin de zehirlenmeniz demektir. Bunu sizler defalarca kez yaşamadınız mı? Organik tarımın amacı, topraktaki en küçük canlıdan insana kadar ekosistemlerin ve organizmaların sağlığını sürdürmek ve sağlıklı ürünler üretebilmektir. Bu bağlamda olumsuz sağlık etkileri olabilen sentetik gübre, pestisitler, ve gıda katkı maddeleri organik bir üretimde kullanılamaz. Sevgili arkadaşlar, Ekoloji ilkesi ise organik tarımın, yaşayan ekolojik sistemler ve döngülerle uyumlu olmasıdır. Yani organik üretim ekolojik süreçlere ve geri dönüşüme dayalı olmalıdır. Diğer bir deyişle, tarımsal girdiler doğal kaynakları korumak amacıyla geri dönüşüme olanak verecek şekilde azaltılabilmelidir. Yani geri dönüştürmek ve kaynakları titiz bir şekilde kullanmalıyız. Diğer bir prensip olan adalet ilkesi ise organik tarımla uğraşanların tüm seviyelerde ve tüm taraflar için adalet sağlayan bir şekilde insan ilişkilerini yürütmek gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak buradan sadece insanlar arası ilişkiler anlaşılmamalı. Genel çevre ve yaşam olanakları açısından canlılar arasındaki hakkaniyet gözeten ilişkilerin kurulması da çok önemli. Yani şunu unutmayınki bütün yaprak bitlerinin yok olması demek sizlerinde yok olmanız demektir. Yani zararlı, faydalı böcek, ya da fare, kuş, insan ayrımı yapmadan dünya hepimizin paylaştığı alandır. Sevgili arkadaşlar, Son bir ilke ise sorumluluk ilkesidir. Yani organik tarım uygulamalarında, üretim ve bitki koruma stratejileri ile ilişkili metotlar titizlikle seçilmelidir. Yani bu seçimler bugünkü ve gelecekteki kuşakların ve çevrenin sağlık ve refahını korumak için tedbirli ve sorumlu bir şekilde yapılmalıdır. Unutmayın ki siz bugünün genç uğur böcekleri yarının anne ve babaları olacaksınız ve çocuklarınıza aldığınız gibi bir doğa bırakmak zorundasınız. Dr. Sryphus konuşmasını bitirdiğinde saat 12:30 u geçiyordu. Hep beraber ağaç salonun en tepesindeki teras kafeteryaya çıktık. Kafeterya tahmin edileceği üzere çok kalabalıktı ve beklemek zorunda kaldık. Ama açık havada öğle yemeğini yemek için bu bekleme değmişti. Güneş tam tepemizde bize bakarken soya fasülyeleri ile bezeli ovanın manzarası çok güzeldi. Bu arada kalabalık içinde Dobi diye bağıran bir ses duydum. Ses tanıdıktı, bu Phytoseiid arkadaşım Charlotte tan başkası değildi! Charlotte hemen yanımıza geldi ve birbirimize sarıldık. Biraz organik eğitim üzerine sohbet ettik. Onlara da çeşitli başka hocalar gelmiş. Ders zamanı yaklaşıyordu. Tekrar buluşmak üzere Charlotte ile vedalaştık. Dr. Sryphus sabahki enerjikliğinden öğleden sonra da pek bir şey kaybetmemişti! Hafif uykulu bir şekilde dersi dinlerken, bazı uğur böceklerinin kafası çoktan önlerine düşmüştü bile! Neyse eğitim, akşam 17:00 civarı bitti. Artık yarın son gündü. Biz çıkmadan Mantis amca tekrar kürsüye geldi: Sevgili arkadaşlar, İki gündür oldukça güzel bir eğitim aldınız ve yarın yani son gün Organik tarımda Bitki Koruma stratejileri ile eğitiminiz son bulacak. Aslında yarınki eğitimin sizler için en önemli kısım olduğunu söylemeliyim. Çünkü sizler bunun için buradasınız. Bu eğitimi ise bu konudaki çok tecrübeli ve sizlerin arasından yetişmiş bir hocamız olan Uğur Böceği Prof. Tobi verecek. Bu eğitimde tam olarak yapmanız gerekenler ve diğer faydalı böcek ve organizmalarla olan iş ilişkileriniz anlatılacak. Onun için antenlerinizi dört açarak dinleyin. Pazartesi gününde itibaren ise iş planınıza göre tarladaki görevinize başlayacaksınız. Yarın çok önemli bir gündü. Hem yapacağımız işler anlatılacak ve sonrasında büyük gün olan Pazartesi günü tarlalara dağılacaktık. Akşam yatağıma yattığımda çok heyecanlıydım. Annemin yanağımdan öpüşü ile uykuya daldım. Devam edecek Not: Organik Tarımın Prensipleri konusunda International Federation of Organic Agriculture Movements (IFOAM) un adresli web sitesinden faydalanılmıştır.

10 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 10 RÖPORTAJ Gıda güvencesinin yapı taşları: Tarımsal Kooperatifler Köy-Koop Genel Başkanı Yakup Yıldız, TMOBB Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Besleme ve TMOOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Petek Ataman ile Dünya Gıda Günü çerçevesinde gıda güvenliğini, tarımı ve kooperatifçiliği konuştuk. Yakup YILDIZ Köy-Koop Genel Başkanı Köy-Koop Haber- Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin gıda hammaddesi üretiminde ekonomiye katkısını değerlendirir misiniz? Gıda üretim ve pazarlamasında kooperatiflerin payı nedir? Yakup Yıldız- Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri kaliteli ürün ve hizmet sağlayan, istihdam yaratıp iş olanaklarını geliştiren temel ekonomik kurumlardır. Kooperatifler dünyanın birçok ülkesinde bireylerin dolayısıyla toplumun daha iyi bir hayat sürdürmelerini sağlamaktadır. Yalnızca ortaklarına sağladıkları genel getiri hususunda değil, bunun yanı sıra ulusal ekonomiye sağladıkları katkı açısından da avantajları bulunmaktadır. Kooperatiflerde her türlü girdi ve çıktının kayıt altına alındığı göz önüne alındığında kooperatiflerin kayıt dışı ile mücadelede ekonomiye katkısı yadsınamaz. Dünyada hızlı nüfus artışı, tarım alanlarının daralması, artan küresel ısınma karşısında tarımsal üretimin ve gıda kaynaklarının tehlike altına girmesi tarım alanlarının en ekonomik şekilde ve bilinçli kullanımını gerektirmektedir. Küçük aile işletmelerinin arazi, finansman ve teknoloji kullanımındaki yetersizlikleri, fiyat belirlemede yetersiz kalışları, mevzuatlara uygulamada eksiklikleri, eğitim yetersizlikleri, birlikte karar vermeden uzak oluşları, pazarlamada yaşadıkları sıkıntılar tarımsal kalkınma kooperatiflerinin önemini bir kez daha ortaya çıkartmaktadır. Tarımsal kalkınma kooperatifleri gıda hammaddesi ve mamul madde üretimi, güvenliği, güvencesi, depolanması, pazarlanması konularında son derece önemlidir. Bu öneme karşılık Ülkemizde gıda üretim ve pazarlanmasında Tarımsal kooperatiflerin payı % 15 ler civarındadır. Arzumuz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bu oranın en az %50-70 civarına gelmesidir. Gıda hammaddesi üretiminde Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin durumu nedir? Yeterli buluyor musunuz? Y.Y.- Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin gıda hammaddesi üretimini bugün itibariyle yeterli bulmuyoruz. Ülkemizde örgütlenmede yaşanan çok başlılık üreticinin örgütlenmede sıkıntısını artırmaktadır. Hükümet politikaları, örgütlenmenin yeterince önemsenmemesi, çok fazla örgütün olması kooperatif ortaklarının ve kooperatiflerin üretmiş olduğu ürünlerde yeterince söz sahibi olmasını engellemektedir. Gıda güvenliği açısından Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin önemi nedir? Hammadde ve mamul madde üretimi konusunda kooperatif ortaklarına eğitim veriliyor mu? Veriliyorsa ne tip eğitimler veriliyor? Y.Y.- Gıda güvenliği açısndan baktığımızda kooperatiflerin bireysel üretim yapan küçük aile işletmelerine göre kontrolü ve yaptırım olanaklarının daha fazla olduğu görülmektedir. Ürünün daha tarlada iken kontrol altına alınması, izlenebilirliği, toplanması, depolanması, işlenmesi ve satışının kooperatif denetimi altında yapıldığı çok sayıda kooperatif örnekleri bulunmaktadır. Kooperatifler güçlendikçe gıda hammaddesi ve mamul madde üretiminde kendi denetimleri artmakta pazarlama olanakları da buna eşdeğer gitmektedir. Köy-Koop Merkez Birliğimiz, birliklerimiz ve birim kooperatiflerimiz tarafından bilinçli, mevzuatlara uygun üretim konusunda eğitimler verilmektedir. Bu eğitimlerle kooperatif ortaklarının faaliyet göstermiş oldukları alanlarda daha iyi eğitim almaları sağlanmakta, doğru bilinen yanlışlar öğretilmekte, bilinçlenme düzeyi artırılmaktadır. Özellikle süt sığırcılığı konularında eğitimler verilmiş, verilmeye devam etmektedir. Bu güne kadar AB, Dünya Bankası, BM hibe programlarından eğitim almaları sağlanmış, hükümetimizin kırsal kalkınma destekleme programları ile de eğitimler verilmiş ve sürdürülebilirliği izlenmiştir. BM tarafından 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı olarak ilan edildi. Bu yılın ilanı Kooperatif işletmeler daha iyi bir dünya kurar ana teması ile öne çıkartıldı. Köy-Koop olarak bu tema ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Y.Y.- BM tarafından bu yılın Uluslar arası kooperatif yılı ilan edilmesini gözlerin bir kez daha kooperatiflere dönmesi ve öneminin hatırlatılması açısından memnuniyet vericidir Ayrıca Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planının açıklamasının da bu sene yapılmış olması kooperatif camiasını sevindirmektedir. Ancak bu kutlamaların ve kooperatiflere verilen önemin tüm yıllarda olmasını diliyoruz. Her şeyden önce örgütlenmenin önündeki sıkıntıların giderilmesi, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi 3. sektör olarak ulusal ekonomide kooperatiflerin yer almasını istiyoruz. Mehmet BESLEME TMOBB Kimya Mühendisleri Odası Genel Başkanı Köy-Koop- Gıda fiyatlarının oluşumunda en önemli etken girdi temini ve fiyatlardaki gelişmedir. Türkiye deki artışı ve üreticiye yansımalarını değerlendirir misiniz? Mehmet Besleme- FAO verileri 2012 yılı gıda fiyatlarının ürkütücü bir şekilde yükseldiğini göstermektedir. Bunun en bir nedeni de dediğiniz gibi girdi fiyatlarındaki artış olarak ele alınabilir, ancak bu tanımlama yeterince açıklayıcı değil. Özellikle son yıllarda gündem işgal etmekte olan temel ürünlerin yetiştirildiği ülkelerde yaşanan doğal afetler, iklimdeki istikrarsızlıklar ve bir yanda gıda artıklarını çöpe atan ülkeler varken, bir yanda açlığın yaşanıyor oluşu ve bu koşullarda gıda ticaretinin tümüyle serbestleştirilmesi; tarımsal fiyatların ve üretimin dış etkilere ve spekülasyona daha açık hale gelmesi de artan fiyatların belirleyici unsurları olmuştur. Artık gıdanın silah kadar önemli bir madde olduğu kabul edilmektedir. Açlık tehlikesi bu kadar belirgin iken, gıdanın serbest piyasa ekonomisinin insafına bırakılamayacağı bilinmelidir. Dünya Bankası nın rakamlarına göre temel gıda fiyatları son dört yılda % 100 e yakın artmıştır. K.K.- Dünya nufusunun artışı ile birlikte gıdaya olan talep ve bu sektörün önemi daha da artacaktır. Sürdürülebilir tarım ve talebin karşılanmasına yönelik önerileriniz nelerdir? M.B- Güvenli, yeterli ve sürdürülebilir gıda arzı, bir insanlık hakkıdır. Bu amaca ulaşılması için, bu ülkede tarımsal üretimde ithalata bağımlı olmayan bir sistemin oluşturulması da temel hedef olmalıdır. Dünya Bankası nın tahminlerine göre, 20 yıl sonra dünya nüfusu iki milyar kişi daha artacak ve gıda talebi iki katına çıkacaktır. Bu durumda ülkelerin gıda üretimlerini acil olarak artırmaları gerekmektedir. Ancak bırakın üretimi artırmayı, ülkemizde bunun tam tersi gelişmeler yaşanmakta, tarım topraklarımız amaç dışı kullanılarak talan edilmektedir. Yabancılara 60 hektarlık (600 dönüm) toprak satışı iki bakanın (Şehircilik ve Maliye) imzası ile yapılabilmekte, 2B arazileri, meralar ve akarsular gibi doğal varlıklarımız satışa çıkarılmaktadır. Girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar nedeniyle küçük çiftçilik yok olmakta, topraklar el değiştirmektedir. Gıdada kendi kendine yeterlilik önemsenmemekte; gıda egemenliği hızla yitirilmektedir. İthalatı teşvik eden politikalar uygulanırken, kırsal ekonomi ciddi boyutta ihmal edilmektedir. Sorunuzun yanıtı sanırım yaptığım bu açıklama da ve tespitte yatıyor. Öncelikle tarımda sürdürülebilirlik için bu ithalata bağımlılıktan kurtulmak, ülkemizin gıda egemenliğine yönelik politikalara yer vermek gerekiyor. Girdi maliyetlerini düşürecek yatırımlar ve süspansiyonlar zaten bildiğiniz konular bu nedenle bunlar üzerine ukalalık etmek istemem. Ama üretici ve tüketici örgütlenmesi bence bu işin mihenk noktası. Bu anlamı ile sempozyumda da konuştuğumuz gibi kooperatifler çok önemli bir yer tutuyor, devalılık ve sürdürülebilirlik için. Bugün ülkemizin ekonomik sisteminin yarattığı koşullarda, kent yoksulları giderek temel geçim araçlarından uzaklaşırken, kır emekçileri de tarımın yeniden kapitalistleştirilmesi sürecinde, pazarın acımasız rekabet koşullarında ürünlerini, emeklerini değerlendirememekte, geçim sıkıntısı çekmekte, kendi ekonomilerini döndürmek için de büyük sermayenin rekabet, büyüme, sanayileşme politikaları altında ezilmektedir. Bu ülkenin gerçekleri bunlardır. Bütün bu süreç, kır ve kentte yoğun bir emek ve doğa sömürüsüyle perçinlendiğinde, yaşama ve dayanışma olanakları giderek daralmaktadır. Tam bu noktadan hareketle, kentlerde ve kırda bu yıkıcılık karşısında dirençli durmaya çalışan toplumsal hareketlerin birbirinin sorunlarından haberdar olması, kırsaldaki üreticinin ürününü aracısız alıcısına ulaştırmasının sağlanması, geleneksel tarımda ısrar ederek geçimini sağlayan bu yapıların sisteme direnebilmesi, ekonomik açıdan şirketler karşısında güçlü bir konum elde edebilmeleri için kooperatifler (bugün için ülkemizde belki mevcut konumlarıyla ilgili değil), ayrı bir önem kazanmaktadır. Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda insanları en temel yaşam gereçlerine, gıdaya, suya, barınmaya, sağlığa doğrudan ulaştırabilecek birliktelikler geliştirmek için 21. Yüzyıl kooperatifçiliğini bir kez daha düşünmemiz, tartışmamız gerekiyor. Emek ve doğa sömürüsünün keskinleştirildiği günümüz koşullarında, doğayı ve emeği birlikte geliştirecek üretim tarzlarına ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç, aynı zamanda kendi geçim araçlarımızı üretme, geleceğimiz üzerinde söz sahibi olma, en temelde de kendi kendimizi yönetme olanaklarını yaratma gerekliliğiyle birlikte düşünülmelidir. Kentsel mücadelenin parçalı ve sınıfsal açıdan katmanlaşmış yapısıyla kırsalın yeniden kapitalistleştirilmesi sürecine karşı duracak bir kooperatifleşme anlayışı, siyasal açıdan da çoğulcu ve dayanışmayı esas alan birlikteliklerin de önünü açabilecektir. K.K. - Neden fiyat dalgalanmaları oluyor? M.B- Mevcut kapitalist sistem ve yeni liberal politikalar sonucu artık gıda, bir meta olarak ele alınmaktadır. Doğal olarak bir piyasa aracına dönüşmüş emtia borsalarında bir spekülasyon aracı olarak ele alınmaktadır. Doğal olarak piyasa spekülatörleri gıda fiyatların belirlenmesinde istedikleri gibi oyun oynamaktadırlar. Hemen her alanda olduğu gibi gıda alanında da sayısı 5-10 u geçmeyen çok uluslu şirket tüm dünyada egemendir ve gıda temel besin aracı olmaktan çıkıp bunların rant aracına dönüşmüştür. Örneğin; bu şirketlerden altı tanesi dünya tahıl ticaretinin yüzde 85 ini, 8 şirket kahve satışlarının yüzde 60 ını kontrol ediyor. Özellikle insanların temel besin ihtiyacı olarak bilinen mısır, pirinç, buğday ve soya gibi gıdaları ise hakimiyetleri altına almak için de büyük savaşlar veriyorlar. Bu şirketler veya taşeronları, yüzlerce çeşit ticari marka adı altında kendilerini gizlemekte ve Dünya nın gıda kontrolünü ellerinde tuttuklarını maskelemektedir. Tekellerini pekiştirmek için, gerek gelişmiş ülkeler, gerekse IMF, DTÖ, DB gibi kuruluşlar aracılığı ile en acımasız uygulamaları hayata geçirmekten kaçınmıyorlar. Türkiye de çıkarılan, Tohumculuk, Toprak ve Tarım, Tarım Sigortaları ve Lisanslı Depoculuk, GDO Yönetmeliği ve özellikle mühendisi üretim sürecinden dışlayan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasası gibi yasalar bunun somut örnekleri olarak ele alınmalıdır. Ülkemizde tarım ve gıdanın piyasalaştırılması, doğal kaynaklarımızın, sermayenin sınırsız ve kuralsız kullanımına açılması bu yasalarla hız kazanmıştır. Gıda alanındaki özelleştirmeler, kamu kurumlarının tasfiyesi veya işlevsizleştirilmesi, KİT lerin yabancı sermaye veya yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilmesi gibi uygulamalarla bir talan süreci devam etmektedir. Bu süreç köylülerimizi olduğu gibi kentlilerimizi de yoksullaştırmakta, halkımızın açlık sınırına hızla yaklaşmasına neden olmaktadır. Petek ATAMAN TMOBB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Köy-Koop- İnsanların güvenilir gıdaya ulaşmasındaki sorunlar nelerdir? P.A.- Ülkemiz açısından duruma bakıldığında; bunu üç temel başlık altına alabiliriz: Kayıtdışılık, Yetersiz denetim/kontrol Tüketici bilicinin eksikliği/yaygın biçimde inanılan kimi yanlışlar/uzman olmayan kişilerin verdiği beyanlarla yaratılan bilgi kirliliği, Tüm bunlar, tüketicilerimizin güvensiz gıda ile karşılaşmalarında önemli etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kayıtdışı üretimle üretilen gıdaların piyasada yaygın olarak bulunabiliyor olması, aynı zamanda ülkemizde yetersiz kontrol ve denetimlerin açık işaretidir. Buna karşın, konu uzmanı olmayan kişiler Kayıtlı biçimde üretim yapan ve denetime tabi tutulan işletmelerin ürettiği ürünlerin güvensiz olduğu izlenimi yaratan açıklamalar yaparak toplumu yanıltmakta ve yanlış bir algı oluşmasına neden olmaktadırlar. K.K.- Neden organik gıda, İTU, helal gıda uygulamalarına gereksinim duyuldu? P.A.- Organik Gıda ve ITU; sağlık açısından her zaman endişe yaratmakta olan pestisit-kimyasal varlığı

11 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 RÖPORTAJ 11 ile mücadele için geliştirilen ve tutunulan yöntemler oldu. Helal gıda çok daha farklı. Gıda maddelerinin Müslüman insanların inançlarına uygunluğunu garanti etmeyi hedefleyen bu belgelendirme, hayvansal ürünlerimizin belli ülkelere ihracatındaki alıcı ülke talepleri nedeniyle bir gereklilik olarak ortaya çıktı, ancak zaman içerisinde iç piyasada bir baskı unsuru olmaya da başladı.. Başka inançlara yönelik sistemler de var. Her bir talebin çıkış yolu haklı gerekçelere dayanıyor olabilir ancak şu an nasıl işlediklerini, oluşan algıyı ve sertifikasyon sistemlerinin amaca hizmet edip etmediklerini çok iyi irdelemek gerektiğini düşünüyorum. Önemli sorunlar var. K.K.- Gıda hammaddesi ve mamul madde üretiminde eğitim eksikliği nedir? Ne yapılmalıdır? P.A.- Birincil üretim ve mamul madde üretiminde çalışanların ve sıklıkla iş sahiplerinin önemli derecede eğitim eksikliği var. Gıda ya da tarımla uğraşmak bir yönüyle atadan gelen ve bilindiği düşünülen bir iş olduğu için (her evin mutfağında bir şeyler pişiyor. Kırsalda yetişen herkesin bahçesinde, toprağında birşeyler yetiştiriliyor.) bu konuda eğitim gerektiği düşünülmüyor. Parçalı bir yapı ve çok sayıda küçük işletme var. Bu yapıda bilinçli/eğitimli üretici sayısını arttırmak çok önemli. Hatta zaman zaman bunaldığınız işten kurtulma yolu gibi değerlendiriliyor. Stres yoğun bir kişi ben bu işi bırakıp, kuru domates üreteceğim ya da brokoli sağlığa çok yaralıymış, pazarı birden büyür, ben de başlayayım bu işe diyen çok sayıda insan var. Başka yapacak bir iş yoksa; açıverirsiniz bir küçük işletme. Diğer taraftan tarımsal üretimde etkin bir planlama ve/veya yönlendirme olduğunu söylemek de zor. Üretici genelde el yordamıyla yapıyor bu planlamayı. Oysa doğru planlama ve bu doğrultuda alınacak özendirici önlemler; bu konuda aktif bilgilendirme de çok önemli. Gıda sanayinde en önemli sorun alanlarından biri bu nedenle oluşan hammadde üretiminin gerek nitelik, gerekse nicelik olarak istikrarlı olmaması. Ne yapmalı? Öncelikle işin uzmanlarının elinin ufak-büyük her işletmede olması sağlanmalı. Bu amaca yönelik olarak birincil üretimde bir proje geliştirildi, aksaklığı çok ama yürütülmeye çalışıyor. TARGEL Projesi ile köylerde hizmet vermek için Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler istihdam ediliyor. Bu kişilerin ücretlerini Kamu sektörü ödüyor. Ama iş mamul ürüne gelince, böyle bir uygulama yok. Oysa orada da aynı uygulamayı biran evvel hayata geçirmek lazım. Bu kapsamda; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı na bir proje sunduk ancak yavaş ilerliyor demek dahi mümkün değil. Hiç yol kat edemedik henüz. Üreticinin örgütlü olması son derece önemli. Örgütlü yapıda eğitim vermek ; güvenilir ürün üretmek ve planlama yapmak çok daha kolay. Bu açıdan kooperatifler ve üretici örgütlerinin hayati rolleri yadsınamaz. Ancak bir cümle ile; bu örgütlerin gereği gibi güçlenmesinin ve özerkliklerini korumalarının da önemini vurgulamak yerinde olacaktır. Mevzuat gereği aslında gıda işletmelerinde de sürekli hijyen eğitimi verilmesi gerekiyor. Ancak verilen hijyen eğitimleri yeterli değil. Bunu n işletme içinde sürekli olmasının sağlanması lazım. Yarım günlük kurslarla insanlar doğru el yıkamayı dahi öğrenemiyor. Hijyen gerçekten algılanması ve içselleştirilmesi gereken bir kavram. İşletme içi eğitimler sürekli olmalı. K.K.- Merdivenaltı tabir edilen kayıtsız işletmelerin toplam gıda üretimi yapan işletmelere göre payı nedir? Bu işletmeler için ne yapılıyor? Gıda denetimleri ülkemizde yeterli mi? P.A.- Bu payı rakamsal olarak bilebilmek veya somut rakamlardan söz edebilmek bizler için çok zor. Maliye Bakanı Ekim ayı başında yaptığı açıklamada kayıtdışı ekonominin %27,7 ye gerilediğini ifade etmiş. Süt sektöründe ise bu rakamın % 40 civarında olduğu ifade ediliyor. Ancak adı üstünde: kayıtdışı Rakamların ve istatistiklerin birbirini tutmadığı bir ülkede; kayıtdışını tahmin etmek son derece zor. Önümüzdeki dönemde bu payın ne olduğu tartışılmaya devam edecek gibi gözüküyor. Bizce, tarım sektörü istatistiklerinin yetersizliği gıda sektörüne de aynen yansımakta ve her iki kesimde de bir envanter çalışması ciddi bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Kayıtdışı ile mücadele son derece bütünleşmiş bir yaklaşım gerektiriyor. Tek bir bakanlığın bu sorunu çözmesi zor. Maliye Bakanlığı; Sosyal Güvenlik Kurumu; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Turizm Bakanlığı diye uzayıp giden bir liste. Bunlar hemen ilk akla gelenler. Gıda işletmelerinden kayıt-onay öncesinde Belediye Ruhsatı talep ediliyor. Şüphesiz bu ruhsat çok önemli ancak birincil uygulayıcısı Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanlığı değil. Yıllardır iskân alamamış işletmeler var. Bir kısım işletmeler bu yüzden de kayıt altına alınamıyorlar. Bakanlığın belediye ruhsatı aramasının getiri/götürüsünü iyi değerlendirmesi gerekir. Öncelik kayıt altına almak olmalıdır. Gıda denetimlerinin ülkemizde yeterli olduğundan söz etmek henüz pek mümkün değil. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sürekli resmi denetçi sayısını ne kadar arttırdığını ifade ediyor. Doğru, rakamsal olarak arttı. Ama şunu hiç konuşmuyoruz: 5179 Sayılı Kanun öncesinde Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda olan satış noktalarının denetimini Tarım Bakanlığı aldı. Sadece bu sorumluluk artışı dahi Bakanlığın işini kat be kat arttırdı. Bakanlığın kadrosunun ve teknik imkanlarının o dönemde bu sorumluluk için yeterli olmadığı biliniyordu. Resmi denetçi sayılarındaki artış sadece bu sorumluluğu dahi karşılamıyor. Yani sayısal anlamda yetersizlik var. Ayrıca gıda güvenliğine yönelik mesleklerin oranında da sorun var. Gıda Mühendislerinin sayısı çok az. Teknik altyapı ve genel yaklaşım anlamında da kat edilmesi gereken çok yol var. Özellikle akredite sistemlerin kurulması ve akredite personelin gıda işleriyle uğraşması gerekiyor. Bu da sektörde daha fazla konu uzmanının yer almasıyla olacaktır. DÜNYA GIDA GÜNÜ, "AÇLIK GÜNÜ" OLMASIN! Sermayenin doğayı, insanı ve emeği tarumar ettiği, 1 milyar insanın açlıktan, bir o kadar insanın ise dengesiz ve sınırsız gıda tüketimi yani obeziteden kaynaklanan sağlık sorunları yaşadığı bir ortamda, Dünya Gıda Günü nü hep birlikte yeniden kutluyoruz (!) HAL VE GİDİŞ Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) bu yılki kutlamanın ana temasını "Dünyayı Beslenmenin Anahtarı Tarımsal Kooperatifler" olarak benimsemiş ve ilan etmiştir. Özellikle son yıllarda gündem işgal etmekte olan temel ürünlerin yetiştirildiği ülkelerde yaşanan doğal afetler, iklimdeki istikrarsızlıklar ve bir yanda gıda artıklarını çöpe atan ülkeler varken, bir yanda açlığın yaşanıyor oluşu ve bu koşullarda gıda ticaretinin tümüyle serbestleştirilmesi; tarımsal fiyatların ve üretimin dış etkilere ve spekülasyona daha açık hale gelmesi; tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak politikaların önemini de bir kez daha gözler önüne sermiştir. Artık gıdanın silah kadar önemli bir madde olduğu kabul edilmektedir. Açlık tehlikesi bu kadar belirgin iken, gıdanın serbest piyasa ekonomisinin insafına bırakılamayacağı bilinmektedir. Dünya Bankası nın rakamlarına göre temel gıda fiyatları son dört yılda % 100 e yakın artmıştır. Daha önce söyledik, yine söylüyoruz: Dünyada yaşanan açlık ve yetersiz beslenmenin nedeni üretim yetmezliği değil, üretim ve tüketimin adaletli bir şekilde sağlanamamasıdır. Kontrol altına alınamayan gıda fiyatları sorunu, dünyada ve ülkemizde sıklıkla gündeme gelmektedir. Doğru politikalar belirlenememesi halinde, bu durumun ülkeler için bağımsızlık sorunu haline geleceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Yaşanan bu olumsuzluklar, birincil üretimle uğraşan çiftçiyi, üreticiyi üretimden uzaklaştırmamalıdı. Kırsal ve kentsel hayatta yoksulluk artmakta; üretici tarımsal üretimden vazgeçerek şehirlere göç etmekte, üreticinin etkin bir örgütlülük içinde olmaması bu süreci hızlandırmaktadır. Tarımsal üretimle uğraşanlar zorlu bir yaşam içerisindedirler. Üretime küsen üreticiyi daha sonra geri döndürmek mümkün olmayacaktır. Yeterli ve uygun fiyatta gıda arzının sağlanması için tarımsal üretimin sürekli olarak yapılması kaçınılmazdır. Uygulanan her politikanın, verilen desteklerin üretimi kısıtlayıcı yönde olmaması ve doğru yönlendirilmesi temel hedef olmalıdır. Küçük üreticinin korunması, üretimden uzaklaştırılmaması bir diğer hedef olmalıdır. Tarımsal üretim ve buna bağlı olarak küçük üreticinin hayatta kalması ve etkin üretim yapmasının biricik yolu olan tarımsal kooperatifler ve üretici örgütleri; aynı zamanda güvenli üretimin biricik anahtarlarıdır. Tarımsal kooperatifler ve üretici örgütleri olmaksızın izlenebilirliğin sağlanması olanaksızdır. Ülkemizde, 12 Eylül sonrasında sendikalar sadece ekonomik bir çıkar birlikteliğine dönüşürken, sosyal ve siyasal aidiyet de zayıflamıştır. Kent yoksulları temel geçim araçlarından uzaklaşırken, kır emekçileri de kapitalizmin acımasız koşullarıyla rekabet edemez hale gelmiştir. Bütün bu süreç kır ve kentte yoğun bir emek ve doğa sömürüsüyle perçinlendiğinde, yaşama ve dayanışma olanakları giderek daralmıştır. Bu çerçevede uzun yıllar boyunca kooperatiflerin yapılanması siyasi olarak pek tercih edilmeyen yapılar olarak değerlendirilmiştir. Ancak gelinen noktada; bu örgütlenme modelinin önemi FAO tarafından da altı çizilerek vurgulanmaktadır. Kırdaki bu yıkıcılık karşısında direnmeye ve ayakta kalmaya çalışan üreticiler birlikte üretmek, paylaşmak ve birbirlerinin sorunlarından haberdar olmak durumundadır. Kırsaldaki üreticinin ürününü aracısız alıcısına ulaştırmasının sağlanması, geleneksel tarımda ısrar ederek geçimini sağlayan bu yapıların, şirketlerin emeği artıklaştırma, doğayı atık haline getirme süreçlerine direnebilmeleri için, ekonomik açıdan güçlü bir konum elde etmeleri gerekmektedir. Kırsalda üretim yapanların tasfiyesi eninde sonunda bir siyasal iktidar ve kapitalist modelin sonucudur. Ancak bu siyasal yönelimin tekrar sorgulanmasının vazgeçilmez olduğu günümüzde, kooperatifler yoluyla birincil üreticilerin gerçek anlamda birlikteliğini sağlamanın yollarını aramamız gerekmektedir. Bir dayanışma, işinin gerçek sahibi olma modeli olarak kooperatifler, yoğunlaşmalıdır. Bu kapsamda kentsel dönüşüm alanlarında yaşanan sorunlarla, madencilik, enerji, su ve gıda ekseninde kırda yaşanan sömürü bir arada düşünülmelidir. Özellikle kırsalda yıkım politikalarına maruz kalan emekçilerin tarımsal ürünlerini, tüketiciye direkt ulaştıracak kooperatiflere ihtiyaç vardır. Dikkate alınması gereken diğer bir yapı ise; bu kooperatiflerin ürünlerinin tüketiciye yine aynı etkinlik ve ekonomiklikle ulaştıracak örgütlenme modellerinin oluşturulmasıdır. Kentlerde kurulacak kooperatifler de hem tüketicilerin gıda ihtiyacının, güvenli, sağlıklı, ucuz teminine yönelik olmalı, hem de kooperatif ortaklarının bu ürünlerin satışından elde ettikleri geliri kendi yaşam alanlarında verecekleri mücadelede harcamaları sağlanmalıdır. Sonuç olarak; sömürü düzeninin giderek yerleştiği günümüzde, doğayı ve emeği birlikte geliştirecek, üreticiyi üretimden uzaklaştırmayacak üretim tarzlarına ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaç aynı zamanda kendi geçim araçlarımızı üretme, geleceğimiz üzerinde söz sahibi olma ve temelde de kendi kendimizi yönetebilme gerekliliğinden doğmaktadır. Yıllardır her gıda gününde söylediğimiz gibi, tohumdan sofraya, tarladan üreticiye tüm aşamalarda gıda güvenliği ve güvencesinin sağlanması ile halkın ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi; kooperatifleşmeyi bir kez daha hedeflenen faydayı sağlamak üzere bu yapıları sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir mücadele bütününün bileşeni olarak görmekle mümkün olabilecektir. Halkımıza saygı ile duyuruyoruz. Gıda Mühendisleri Odası Petek ATAMAN-Başkan Kimya Mühendisleri Odası Mehmet BESLEME-Başkan Ziraat Mühendisleri Odası Dr. Turhan TUNCER-Başkan Sait MUNZUR

12 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 12 RÖPORTAJ Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlarız? Organik Tarım hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ya da bildiklerimiz organik tarımı açıklayacak yeterlilikte mi? Herkesin kendince tarif ettiği bir organik tarım tanımı var. Bu konuda bilgilerimizi sil baştan değiştirecek bu röportajda; Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğetim Üyesi Prof.Dr. Cem Özkan, Organik Tarımı Köy-Koop Haber e değerlendirdi. Köy-Koop Haber - Toplum olarak organik tarıma bakış açımız hakkında neler düşünüyorsunuz? Ülkemizde eğitimli kesim de dahil olmak üzere toplumumuzun büyük bir kesiminde organik tarım kavramı, yeterli düzeyde anlaşılmış değildir. Konuyu netleştirmek için toplumumuzun organik ürüne bakış açısını gösteren bazı ifadelerine yer vermek ve bu ifadelerin doğruluğuna veya yanlışlığına kısaca yanıt vermek faydalı olacaktır. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, gübre kullanılmadan üretilen üründür. Bu doğru bir ifade midir? Tarımdan uzak kesimlerce ortaya konan bu ifade, tarımın doğasına aykırıdır. Organik tarım dahil tüm üretim sisteminde gübre verilmeden sürekli üretim yapılması durumunda, toprak mineral maddece fakirleşecek ve bir süre sonra da verimliliğini kaybedecektir. Organik tarımda insana, doğal kaynaklara ve biyolojik çeşitliliğe tehdit olan sentetik (yapay) gübrelerin kullanımı yasaktır. Organik tarımda gerekli olan gübre ihtiyacı ise, çevreye zararsız kompost gübre yapımından, yeşil gübrelerden, hayvan gübrelerinden ya da organik tarımda ruhsat almış ticari gübrelerden karşılanır. Organik tarım yönteminde kullanılan bu çevreci gübrelerin kullanımı bir yandan üretim maliyetini düşürürken diğer yandan da atıkların değerlendirilmesi anlamı taşımaktadır. K.K - Kimilerine göre organik ürün, tarım ilacı kullanılmadan üretilen üründür. Hocam bu ifade doğru mudur? Organik tarımda sentetik (yapay) tarım ilaçlarının kullanımı yasaktır. Organik tarımda sorun olabilecek hastalık, zararlı ve yabancı otlara karşı öncelikle insana, doğal kaynaklara ve biyolojik çeşitliliğe dost olan kültürel önlemler, biyoteknik yöntemler, parazit ve predatörlerin kullanıldığı biyolojik mücadele yöntemi kullanılır. Organik tarımda zorunlu kalındığı durumlarda da olası riskleri düşük düzeyde olan sertifikalandırılmış organik kökenli tarım ilaçları kullanılabilir. Ancak üreticilerimizin organik tarım bilinç düzeyi yeterli olmadığı için mevcut zararlı sorunlarının çözümünde birinci derece çevre dostu mücadele yöntemleri yerine organik kökenli ilaçların kullanımını tercih etmektedirler. Bilinçsiz organik kökenli tarım ilacı kullanmak, organik tarımın kurallarına uymakla birlikte organik tarım doğasına gölge düşürmektedir. Bu hatanın önlenmesi için özellikle üretici eğitimine ihtiyaç duyulmadır. Bu konuda verilecek etkili bir eğitim hem üretim maliyetini düşürecek hem de daha sağlıklı üretim modeline geçilmesine olanak sağlayacaktır. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, üzerinde arı resmi olan hormonsuz üründür. Özellikle satıcıların kullandığı bu ifade doğru mudur? Organik tarımda meyve tutumuna yardımcı olan hormon kullanımı özellikle insan sağlığına olan olumsuz etkilerinden dolayı yasaktır. Organik tarımda hormon yerine, Bombus adlı arı kullanımı söz konusudur. Ancak bir ürünün hormonsuz olduğu, o ürünün organik olduğu anlamına gelmez. Maalesef bugün birçok pazarlarda organik sertifikası olmayan ancak üzerine arı etiketi yapıştırılmış domatesler, organik adı altında satılmaktadır. Bilinçli bir üretici bu satıcılara ürünün organik sertifikasını sorduğunda, ürünün görüntüsünün, kokusunun sertifika yerine geçtiği gibi çok ilginç yanıtlar alınmaktadır. Bu durum toplumda organik tarım konusunda bilinç eksikliği olduğunu göstermekle birlikte belli bir kesimin de hileli gıda satışı ile kendisine haksız bir çıkar sağladığının göstergesidir. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, sadece mevsiminde üretilen üründür. Bu konuda neler diyebiliriz? Üreticilerin organik kurallara göre dört mevsim sağlıklı üretimi, tüketicilerin de bu sağlıklı organik ürünleri dört mevsim tüketimi mümkündür. Geleneksel kurallara göre üretilen ürünlerde, mevsiminde üretilen ürünlerin tercih edilmesi gayet doğal bir davranıştır. Özellikle yazın yaz meyve ve sebzelerinin tüketimi, kışın da kış meyve ve sebzelerinin tüketimi, tüketici sağlığını korumada etkili bir yöntem olabilir. Biliyoruz ki geleneksel (konvensiyonel) üretimde meyve ve sebzeleri doğal süreçleri dışında sera koşullarında yetiştirmek, bazen yoğun sentetik girdilerin (gübre, tarım ilacı ve hormon) kullanılmasını gerektirebiliyor ve sonuçta tüketiciler sağlık sorununa neden olabilecek kalıntı sorunlu ürünlerle karşılaşabilmektedirler. Organik tarımda ise sentetik girdilerin kullanımı yasaktır ve bu ürünler üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada yetkili kuruluşlarca denetlenmekte ve sertifikalanmaktadır. Bu nedenle üreticiler dört mevsim organik üretim gerçekleştirebilir, tüketiciler de dört mevsim üretilen bu sağlıklı organik ürünleri güvenle tüketebilirler. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, sadece kendisinin ürettiği üründür. Hocam bu doğru bir yaklaşım mıdır? Genelde şehirde belirli bir süre yaşadıktan sonra bu yaşamdan sıkılıp kırsalda bahçeli bir yapıda yaşama özlemi olan kesimce yapılan bir ifadedir. Gıda güvenliği konusunda kafaları karışmış, piyasada mevcut hiçbir ürüne güveni olmayan, sağlıklı besinin ancak kendisi tarafından üretilebileceğini düşünenlerdir. Şüphesiz toprakla uğraşmak saygı duyulacak bir faaliyettir, ancak geçmişte tarımla bir ilgisi olmayıp bu yolu seçenlerin büyük bir bölümünün beklenenin aksine çok sağlıksız beslendikleri görülmektedir. Bu hatayı yapanlar arasında birçok eğitimli kesimin, bürokratın, siyasetçinin ve işadamının yoğun oluşu da çok dikkat çekicidir. Bırakalım çok bilgi gerektiren organik tarımı, tarımın kendisi bile başlı başına uzmanlık gerektiren bir alandır. Organik ürün yetiştirmenin bir dizi kuralları vardır. Salt duygusallıkla işe koyulup bu tarım sisteminin çok ayrıntılı kurallarını yerine getirmeden, gerçekleştirilen üretimin her aşamasını yetkili kuruluşlar tarafından denetlendirmeyip sertifikalandırılmadıkça üretilen bu ürünlere organik ürün diyemeyiz. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, temiz havası olan yaylalarda üretilen üründür. Bu yaklaşım doğru mudur? Havanın temiz olması, organik tarımın yapılmasında onlarca gerekliliklerinden sadece biridir. Bu tanımlama muhtemelen şehirde yaşayan ve köy özlemi olanlar tarafından yapılan bir tanımlamadır. Zamanla, belki de doğal olarak yapılan bu yanlış tanımlama yöre üreticileri tarafından da benimsenmiş. Bu şehirliler sağlıklı bir ürün talebinin de etkisiyle yaylalara kısa ziyaretler gerçekleştirmekte, bu arada yayladaki üreticiler de ürettikleri geleneksel ürününün birden bire organik ürün olarak adlandırıldığını görür. Gerçekte bu isimlendirmenin nasıl gerçekleştiği tam olarak bilinmez ama başlangıçta iki taraf ta yaptığı işten memnun görünür. Ancak bu bakış açısı, doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü ne tüketici öngördüğü sağlıklı ürüne ulaşabilir, ne tüketici arzuladığı kazanca ulaşır. Dolayısıyla temiz havada üretilen ürünlere organik tarım dememizin kimseye bir yarar getirmediğini bilmeliyiz. K.K. - Kimilerine göre organik ürün şekli bozuk, kurtlanmış, albenisi olmayan üründür. Toplumdaki bu yaygın kanı doğrumudur? İster organik, ister geleneksel ürün olsun tüm üretim sisteminde yetiştiricilik esnasında gerekli özenler gösterilmediği ve/veya yanlış uygulamalar yapıldığında şekli bozuk ve kurtlanmış ürünler olabilir. Eğitimli kesim dahi birçok tüketici şekli bozuk- kurtlu ürünleri, bu ürünlere karşı herhangi bir tarım ilacı, gübre ve hormon kullanılmadığına dair bir işaret olarak algılamaktadır. Şekli bozuk ve kurtlu ürünlerin, organik olarak algılanması ya da bu şekilde ifade edilmesi doğru değildir. Çünkü bu ürünler de insan sağlığını tehdit eder kalıntılar içerebilir. Bir ürünün organik olup olmadığı ancak laboratuvar koşullarında yapılan kalıntı analizleriyle anlaşılabilir. Tekrar etmekte fayda var, bir ürünün görüntüsünden organik olup olmadığını kimse anlayamaz. O halde organik ürünü seçerken sertifikasını sormalıyız. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, doğal üründür. Bu yaklaşım doğru mudur? Doğal ürün herhangi bir tarımsal faaliyet gerçekleştirilmeden sadece toplayıcılıkla ürün eldesini ifade eder. Bir ormandan toplanan kestane, ıhlamur, kuşburnu, mantar vb. ürünler doğal ürünlere örnek olarak verilebilir. Doğal ürünler çok sağlıklı olabildikleri gibi, insan sağlığını tehdit de edebilir. Üreticiler ya da toplayıcılar doğal alanlar için organik tarımla ilgili kurum ve kuruluşlara başvurular yapıldıktan ve gerekli denetlemeler yapıldıktan sonra uygun bulunduğu takdirde ürünlere organik ürün sertifikası alabilirler. Nitekim ülkemizde ormanlık alanların da içinde bulunduğu birçok doğal alandan toplanan ürünler, organik olarak sertifikalandırılmaktadır. Buradan toplanan ürünlerin çoğu dış piyasada olmak üzere tüketicilere arz edilmektedir. Ancak günümüzde doğal alanlardan toplanan bu ürünlerin herhangi bir sertifika almadan ve/ veya bazı üreticilerin geleneksel yöntemlerle ürettikleri ürünleri pazarlarda ve marketlerde organik ürün/doğal ürün adı altında satışa sundukları sıkça rastlanılan bir durumdur. Yaşan bu durum, bir yandan tüketicilerde kavram kargaşasına neden olurken, diğer yandan da gerçek organik üreticileri açısından haksız bir rekabete neden olmaktadır. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, pahalı üründür, sadece zenginlerin tükettiği üründür. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Ülkemizde belirli bir kesim organik ürünleri çok pahalı oldukları için boykot eder, bu ürünleri fakirlerin ürettiği, zenginlerin de tükettiğini ifade eder. Bu durum doğru bir ifade değildir. İstatistikler ülkemizde organik tarım alanlarının toplam tarım alanlarımızın % 1 i kadarı olduğunu söylemektedir. Herkesin kolayca yapacağı bir tahminde, ülkemizde organik ürünlere ekonomik olarak ulaşabileceklerin oranı ise %1 in kat ve kat üstündedir. Organik tarım konusunda yapılan bu açıklama, sağlığa 7 den 70 e önem veren ülkemizde bırakın fakirleri, zenginlerin de sağlıklı beslenme konusunda çelişki yaşadığını göstermektedir. Organik tarım konusunda yaşanan mevcut bilinç eksikliği, toplumun tüm sosyo-ekonomik düzeylerinde görülmektedir. Diğer taraftan dünyadaki farklı ülkelerdeki örnekler incelendiğinde, başlangıçta organik tarıma olan talebin düşük düzeylerde olduğu durumlarda, ürünlerin pahalı olması normal bir durum olarak kabul edilmektedir. Ancak batı ülkelerinde olduğu gibi belirli bir süreçte talebin artmasıyla birlikte üretim miktarı da artmakta, sonuçta fiyatlar da kabul edilebilir düzeye (yaklaşık % fiyat farklı) çekilmektedir. Bu arada batı toplumları gibi bu sözkonusu talep sürecini sağlıklı geçiren ülkeler, organik üretim ile bir yandan doğal kaynaklar, biyolojik çeşitlilik ve insan sağlığı konusunda yaşanan sorunları önemli ölçüde azaltmakta, diğer taraftan zengin fakir demeden sağlıklı nesillerin yetiştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, sadece sağlıklı ürün anlamındadır. Bu yaklaşım sizce doğru mudur? Bu ifade genellikle doğadan uzak tüketicilerin organik tarım konusunda yaptığı dar kapsamlı bir açıklamadır ve organik tarımı tam olarak ifade etmemektedir. Bildiğimiz gibi son yıllarda sevindirici olarak organik tarımın gelişmesine katkı amaçlı birçok şehirde organik pazarlar kurulmuştur. Belediyeler, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, dernekler ve STK lar tarafından da desteklenen/denetlenen bu pazarlar, organik ürünlerin daha uygun fiyatlarla tüketici ile buluşması ve organik ürünlerin çok daha sağlıklı denetimlerinin yapılması bakımından oldukça anlamlı bir çabadır. Burada yapılan sohbetlerde tüketicilerin neredeyse tamamı organik ürünleri, sadece kendi sağlıklarını korumak için tercih ettiklerini ifade etmektedirler. Batıda organik tarım felsefesinin sağlıklı olarak geliştiği ülkelerde benzer konumdaki tüketicilere aynı soru yöneltildiğinde ise tüketiciler organik tarımı tercih etmede birçok nedenlerinin bulunduğu ifade etmişlerdir. Sağlıklı bir çevrede yaşamak için organik ürünleri tercih etkilerini belirten tüketicilerin çoğunlukta olduğu bildirilmektedir. Bu tüketiciler biliyorlar ki organik ürünleri tercih etmekle biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların korunmasına önemli katkılar sağlayabileceklerdir. Organik tarımda sağlıklı büyüme için sadece üreticide değil tüketicilerde de çevre bilincinin geliştirilmesi gereklidir.

13 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 RÖPORTAJ 13 K.K. - Kimilerine göre organik ürün, atadan nineden kalma öğretilerle gerçekleştirilen üründür. Toplumda yaygın olan bu açıklama için neler söylemek istersiniz? Tarım nesilden nesile geçen 10 bin yıllık bir kültür, ancak organik tarımın salt atadan nineden kalma öğretilerle gerçekleştirilen bir üretim sistemi olduğunu söylemek doğru olmaz. Bu tanım, genelde organik tarımın felsefesini anlamayan kesimlerce ve/veya organik tarımın felsefesini bilip de üreticiye aktarmakta sorun yaşayan kesimlerce yapılmaktadır. Bu açıklama, üretici ve tüketicilerde organik tarımın ilkel bir tarım sistemi olduğu izlenimi yaratmaktadır. Tarımda yeşil devrim öncesinde sentetik tarım ilaçları, sentetik gübreler ve hormonlar yoktu. Bu dönemde üretilen ürünler, organik tarım ürünlerinde olduğu gibi gerçekten sağlıklı idi. Ancak daha öncede belirtildiği gibi organik tarımın sadece sağlık boyutu yoktur. Bugün organik tarım, çevre, üretici, tüketici ve ekonomi boyutlarıyla ele alınan modern bir tarım yöntemidir. Bu yöntem öncelikle üründe kalite artışını öngörmekle birlikte, mevcut insan nüfusu dahil tüm biyolojik çeşitliliğin durumunu da değişik boyutlarını ele alarak gerçekleştirilen bir üretim sistemidir. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, 1 e 2: 1 e 10: 1 e 20, hatta daha fazlasını kazanmaktır. Hocam organik tarımda böylesi kazançlar mı var? Organik tarım, kısa vadede belirli kişilere büyük rantlar kazandıracak bir faaliyet değildir. Organik tarım kurallarına uygun yapıldığında onunla uğraşan kişilere kısa, orta ve uzun vadede yeterli düzeyde bir kazanç sağlayabilir. Organik tarımın temel olarak dört ayağı bulunmaktadır. Organik tarımın gerçek felsefesinin anlaşıldığı toplumlarda bunlar önem sırasına göre çevre, üretici, tüketici ve ekonomi ayakları olup bu ayaklar arasında empati çok iyi işler. Bizim gibi ülkelerde ise bu ayaklar ters dönmüş, önem sırasına göre ekonomi (para), tüketici, üretici ve çevre şeklinde algılanıp, bunlar arasında empati de yeterli düzeyde değildir. Organik tarımdaki bu empati olayını bir örnekle anlatalım. Birçok girişimcimiz yurt dışı ziyaretlerinden parlak fikirlerle dönebilmektedir. Ancak organik tarım, girişimcilerimizi çoğu zaman yanıltabilmektedir. Örneğin bir girişimcimiz Almanya da bir mağazada 1 litre kavanozda organik zeytinyağında organik domates kurusunun 100 Euro (250 TL) olduğunu görür ve bunun karlı bir iş olabileceğini düşünür. Organik tarımın diğer ayaklarını düşünmeden yani empati yapmadan hemen üretim konusunda bir ön ekonomik analiz yapar. Söz konusu 1 kg ürünü 12.5 TL ye üretse, 1 e 20 kazanç elde edecektir. Girişimcimiz başlangıçta 1 e 20 kazanç getiren çok karlı bir iş olduğu için bu konuda yatırım yapmaya ön karar verir. Yatırımcımız eğer iyi bir danışman bulmuşsa ve organik tarım için gerekli kuralları öğrenebilmişse, yapacağı yatırımı tekrar gözden geçirmekte ve organik tarımda çok kısa bir sürede 1 e 20 kazanmanın imkansız olduğunu anlamaktadır. Burada girişimcimiz geleneksel tarımdan organik tarıma geçilmesi için 2-3 yıllık bir geçiş süresine ihtiyaç olduğunu, organik tarımın kontrol ve sertifikasyon masraflarının olduğunu ve birçok bilgi ve teknik gerektiren bir iş olduğunu, geleneksel tarıma göre çok riskli bir üretim sistemi olduğunu, pazarlamada önemli sorunların olabileceğini, Almanya da gördüğü üründeki etiket fiyatına ulaşmak için bir marka yaratması gerektiği vb. konuları öğrenir. Bu konuları öğrenemeyen girişimcinin gerçekleştirdiği yatırımların sonuçları ise hiç de arzulandığı düzeyde olmayacağı kesindir. K.K. - Kimilerine göre organik ürün, saçmalıktır, fantezidir, beyhudedir, hatta abesle işgaldir. Bu açıklamalara katılır mısınız? Ülkemizde bazı geleneksel tarım taraftarları, organik üretimin mevcut nüfusu beslemekte yetersiz kalacağı savı ile bu üretim şekline şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Ancak Dünya da 37,2 milyon ha alanda organik tarım yapılmaktadır. Doğadan toplama alanları da (41,9 milyon ha) dikkate alındığında bu rakam 79,1 milyon ha olmaktadır yılı verilerine göre Dünya tarım alanlarının % 0,9 luk kısmı organik üretim altındadır. Organik tarım yapılan alanların kıtalara göre dağılımı ele alındığında aşağıda yer alan haritada da görüleceği üzere ilk sırayı 12,2 milyon ha alanla Avustralya kıtasının aldığı görülmektedir. Avustralya kıtasını 9,3 milyon ha alanla Avrupa, 8,6 milyon ha alanla Güney Amerika, 3,6 milyon ha alanla da Asya, 2,7 milyon ha alanla kuzey Amerika ve 1 milyon ha alanla Afrika Kıtası nın takip ettiği görülmektedir. Ülkemizde ihracata yönelik talepler doğrultusunda 1984 yılında kuru üzüm ve kuru incir gibi geleneksel ürünler ile başlayan organik tarım, yıllar itibariyle önemli gelişmeler göstermiştir. Sekiz ürün ile başlayan organik tarım faaliyeti son yıllarda 200 ürünü geçmiştir yılı itibariyle ortalama 42 bin üretici tarafından, 442 bin ha kültüre alınan alan ve 172 bin ha doğadan toplama alanı olmak üzere toplam 614 bin ha alanda, 2 milyon 906 bin ton civarında organik üretim yapılmaktadır. Bu olumlu gelişmelere rağmen organik tarım potansiyeli büyük olan ülkemizde organik tarım alanlarının tüm tarım alanlarımıza olan oranı şimdilik % 1 düzeyindedir. Burada gösterilen veriler, Dünya da ve Türkiye de bir organik tarım gerçeğinin olduğu yönündedir. Ülkemizde konvensiyonel ürün savunucularının organik tarımı yok saymasının nedeni tam bilinmiyor, ancak ülkemiz tarımının %99 u konvensiyonel tarım sistemi ile yapıldığı biliniyor. Tarımda genel anlamda bir şikayet -bir başarısızlık var ise, rakamlar burada konvensiyonel tarımın organik tarımdan daha çok sorumluluğu olduğunu göstermelidir. Tarımsal ürün ithalat ve ihracat rakamları gösteriyor ki ihraç ettiğimizden daha çok tarım ürünü ve/ veya tarımsal ürün girdisini ithal ediyoruz. Toprak fakiri olan Japonlar, 75 milyon nüfuslu ülkemizin tarım alanları ile, ki bu alanlar 25 Avrupa Birliği Ülkesi tarım alanlarını 1/3 üne tekabül etmekte, en az 300 milyon insanı besleyebileceğini öngörmektedir. Ancak bugün ülkemizde 75 milyon insanın bile gıdasını sağlamakta sorun yaşanıyorsa, buradaki sorunun organik tarımdan değil, konvensiyonel tarımdan kaynaklandığını söylemeliyiz. K.K. - Kimilerine göre organik ürünü, mevzuat, kurumsal yapı, desteklemeler ve eğitim belirler. Hocam resmi kurumlarca yapılan bu ifadeler için neler söylemek istersiniz? Ülkemizde organik tarım: mevzuat, kurumsal yapı, desteklemeler ve eğitim yönüyle incelendiğinde kağıt üzerinde bir problem yoktur, ancak mevcut organik tarım alanları, üretilen organik ürün miktarları ve ürün ihracat miktarları yönüyle ele alındığında durumun hiç de göründüğü gibi iç açıcı olmadığını sonucuna varılıyor. Ülkemizde organik tarımda mevzuat, kurumsal yapı, desteklemeler ve eğitimden resmi anlamda birinci dereceden sorumlusu olan tek resmi kurum, bugünkü adıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dır. Organik tarım mevzuatına bakıldığında 1990 lı yıllarda organik ürünlerin ticari olarak tüm dünyada önem kazanması ile birlikte, üretimden pazarlamaya kadar organik tarım faaliyetlerinin tüm aşamalarını düzenleyen ulusal bir mevzuatın oluşturulması zorunluluk haline gelmiştir. Bu doğrultuda 1994 yılında Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine ilişkin Yönetmelik yürürlüğe konmuştur. Daha sonra organik tarım kanunu, yönetmelikler ve genelgeler birbirini izlemiştir. Organik tarım mevzuatımızın varlığı konusunda bir sıkıntı yaşanmamakta, sorun mevzuatta kendi gereksinimlerimizden çok AB gereksinimlerinin varlığıdır. Organik tarımda kurumsal yapı incelendiğinde başlangıçta işler uzunca bir süre Tarım Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bir organik tarım komitesi tarafından yürütülmüş, daha sonra 2003 tarihinde işler bir Genel Müdürlük bünyesinde kurulan bir Daire Başkanlığı nca yürütülmüştür. Bugün organik tarımın yapılanması Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde bulunan bir Genel Müdürlük ve bir Daire Başkanlığı yanında Organik Tarım Komitesi (OTK), Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi (OTUYK) ve taşra teşkilatları bünyesinde oluşturulan Organik Tarım Birimleri nden oluşturulmuştur. Organik tarım birimi 81 İl Müdürlüğü nde, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü bünyesinde, organik tarım temel eğitimi almış, en az iki personelden oluşmaktadır. Organik tarım kurumsal yapısının varlığı konusunda bir sıkıntı yaşanmamakta, sorun kurumsal yapıda hemen hemen tüm yetkilerin ilgili bakanlıkta toplanmasıdır. Organik tarımda destekler incelendiğinde üreticilere bu konuda ciddi desteklerin yapıldığı görülmektedir yılında organik tarıma geçen, geçmeye karar veren ya da geçmiş gibi beyanda bulunan üreticilere dekar başına 25 TL doğrudan destek yapılarak üreticiye dekar alan için toplam TL ödenmiştir. Ayrıca, organik tarım üreticileri alan bazlı mazot ve gübre analiz desteği, toprak analizi ve bombus arısı desteği ile biyolojik mücadele desteklerinden de yararlanmaktadırlar. Tarımsal arazilerde toprak ve su kalitesinin korunması, yenilenebilir doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve yoğun tarımsal faaliyetlerin olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik gerekli kültürel tedbirlerin alınması amacıyla Çevresel Amaçlı Tarımsal Arazilerin Korunması (ÇATAK) Programına katılan ve hibe sözleşmesi imzalayan çiftçilere Bakanlıkça tarımsal destekleme ödemesi yapılmaktadır. Bu kapsamda 3. kategori çevre dostu tarım teknikleri ve kültürel uygulamalarına 135 TL/ da ödeme yapılmaktadır. Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında, ihracata yönelik organik ürünlerin sertifika ve analiz giderleri desteklenmektedir. Bu kapsamda belgelendirme ve laboratuvar analiz harcamaları (belge ve/veya analiz başına) %50 oranında ve en fazla $ a kadar desteklenmektedir. Proje kapsamında en az 10 milyon ABD doları karşılığı TL tutarında organik tarım yatırımı yapmayı ve en az 10 kişiye 10 yıl süre ile istihdam sağlamayı taahhüt eden yatırımcılara hazine arazileri 49 yıllığına kiraya verilmektedir. Organik ürün ihracatı yapan müteşebbisler, öngörülen limitler dahilinde ihracat iadesi ödemelerinden yararlanmaktadır. Ayrıca, tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden faydalanan üreticilere, 600TL destekleme ödemesi yapılmaktadır. Tarımsal girişimcilerin bu destekten yararlanabilmesi için, çiftçi kayıt ve/veya sera, su ürünleri, arıcılık, koyun-keçi kayıt sistemine kayıtlı olmakları gerekmektedir. Organik tarım desteklerinin varlığı konusunda bir sıkıntı yaşanmamakta, sorun desteklerin gerçek organik üreticilere ulaşıp ulaşılamadığı konusudur. Organik tarım konusunda eğitim faaliyetlerine bakıldığında ilgili bakanlığın yine ön planda olduğu görülmektedir. İlgili bakanlık 2010 yılında 302 teknik personele, üreticiye organik tarım eğitimi vermiştir yılları arasında aynı bakanlık toplamda teknik personele, üreticiye organik tarım eğitimi vermiştir. Verilen organik tarım eğitimin sayısında bir sıkıntı görünmemekte, sorun verilen eğitimin nicelidedir. Verilen eğitimlerin tamamının teorik eğitimden oluştuğu bunun da algıda bazı sorunlara neden olduğu görülmektedir. Ayrıca bu eğitimleri veren eğitmenlerin bir kısmının organik tarım konusunda yeterli tecrübesinin olmaması da diğer bir dezavantajdır. Ülkemizde elde edilen organik ürünlerin büyük çoğunluğunun yaşanan talep sorunu nedeniyle iç pazara değil dış pazara verildiğini biliyoruz yılı organik ürün ihracat verilerine baktığımızda 3.5 ton ürün ile 16 milyon ABD dolarıdır (yaklaşık 20 milyon TL). Bu ihracat rakamları çok düşük olup, pek sağlıklı görünmemektedir. Nitekim ilgili bakanlık konu ile ilgili yaptığı bir açıklamada organik ürünlere özgü bir Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) numarası bulunmaması ve bazı organik ürünlerin organik olarak kayda girmeden ihraç edilmesi nedeniyle, organik ürün ihracatı gerçek ihracat verilerini yansıtmadığını bildirmektedir. Konu ile ilgili kurumların ihracat öngörüleri ise 200 milyon $ civarındadır. Hızla büyüyen dünya organik tarım pazarı 2009 yılında 54,9 milyar ABD $ olarak gerçekleşmiştir. Sonuçta organik tarım konusunda yapılan tüm çaba ve desteklere rağmen ülkemiz dünya organik pazarından yeterince pay alamadığı bir gerçektir. K.K. - Sayın hocam anlaşılıyor ki biz toplum olarak organik tarımı pek kavrayamamışız. Sizce burada yapılan temel hatalar nelerdir? Yukarıda ülkemizde 1984 yılında başlamış olan organik tarımın 28 yıllık bir yolculuğu, toplumun farklı kesimlerinin organik ürüne nasıl baktığı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Değerlendirmeler eğitimli kesim dahil toplumda organik tarım bilincinin yeteri düzeyde gelişmediği yönündedir. Ülkemiz organik tarım istatistiklerine baktığımızda ise yeteri derecede sağlıklı verilere ulaşılamamakla birlikte durumun olduğundan çok daha iyi gösterilmeye çalışıldığı kanısına varıyoruz. Organik tarımda istenilen düzeye gelememenin bazı nedenlerine anlatımda yer verilmiştir. Bu arada ilgili bakanlığın 28 yıllık bir süreçte organik tarıma olan büyük katkılarına yine anlatımda yer verilmiştir. Bu süreçte bakanlık hemen hemen bütün yetki ve sorumlulukları elinde tutmuş, sadece dışarıdan kısmi olarak danışman ve eğitmen katkısı almıştır. Bu kadar yetki ve sorumluluktan olsa gerek, bakanlık strateji geliştirme konusunda bir hayli geç kalmıştır. Belki de konvensiyonel tarımda olduğu gibi organik tarımda da istenilen düzeyde olamayışımızın en büyük nedeni strateji yapma konusundaki eksikliğimizdir yılında başlayan organik tarımımızda ilgili bakanlık, ilk stratejik eylem planını 2010 yılında yani organik tarımın başlangıcından 26 yıl sonra ele alıyor. Bu konuda ilgili bakanlığın görüşü bakanlığın sayfasında aynen aşağıdaki şekilde gösterilmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2010 yılı programında Organik Tarımın Geliştirilmesine ve Yaygınlaştırılmasına Yönelik Stratejinin hazırlanması öncelikli tedbir kapsamında yer almıştır. Bu kapsamda Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığı bünyesinde çalışma grubu kurularak stratejik plan çalışma programı hazırlanmıştır. Bu süreçte Ocak-Mart 2010 tarihleri arasında stratejik plan durum analizi yapılmıştır. Nisan-Haziran 2010 tarihleri arasında stratejik plan dış çevre ve paydaş analizi yapılmıştır. Temmuz-Eylül 2010 tarihleri arasında stratejik amaç, hedefler ve 20 faaliyetler belirlenmiştir. Stratejik plan 2012 yılında yayınlanacak ve uygulamaya konulacaktır. Ülkemizde kervan yolda dizilir diye bir ata söz vardır. Organik kervanının dizilmesi gerektiği 26 yıl sonra anlaşılmış, 28 yıl sonra da nasıl dizileceği konusunda bir adım atılmaya başlanmıştır. Ancak organik tarım konusunda oluşturulan bu strateji çok geç yapıldığı için (gerçekte stratejilerin eylemden önce yapıldığını bellemekte fayda var), toplumda organik tarım konusunda oluşturulan yanlış yargıların kırılması biraz daha zaman alacağa benzer. O halde biz kervanın dizilişini bir yana bırakalım, organik tarımda zararın neresinden dönülürse kar anlayışını kabullenelim derim. Bakanlığımızın oluşturduğu bu strateji dahil tüm konularda farklı paydaşlardan daha fazla katkı alması, gerekiyorsa Bakanlığın yetki ve sorumluluklarını daha fazla paylaşması, organik tarımda yaşanan sıkıntıların azaltılmasına önemli katkılar sağlayabilecektir.

14 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 14 TARIM Büyükşehir Yaşama Geçerken, Hayvancılık Sektörü de Düşünülmeli Büyükşehirle birlikte, köy ve kasabaların büyükşehir mahallesi olacağı için buralarda hayvancılık işletmeleri kurmanın mümkün olmaması olarak gündeme gelirken, diğer bir konu da 5996 sayılı kanun gereği süt toplama merkezlerinin onay kapsamında değerlendirilmesi sonucu işyeri açma ve çalışma ruhsatı alamama problemiyle karşı karşıya gelmeleri. İl Tarım Müdürlüğü, İl Özel İdare ve süt üretimi yapan tüm birlikler ile sanayi gurubunun birlikte yaptığı çalışmalar sonucu 5996 sayılı yasaya uygun olmayışı olarak ifade ediliyor. Yasa hazırlayıcılarının bu konuda fark edemedikleri şey ise, süt toplama merkezlerinin ürünü yarı mamul ya da mamul hale döndürmedikleridir. Süt Toplama Merkezleri Onaylı İşlem Kapsamından Çıkarılsın Üretilen sütlerin kalite ve pazarlama değerini arttırmak amacıyla, süt üretim potansiyeli olan her yerleşim biriminde süt üretme tankı kurulmuştur. Yetiştiricilerimizde hijyen bilinci, ahır kültürü, otomatik sağım üniteleri, süt toplama ve soğutma merkezlerinin oluşturulması sonucu, sütteki bakteri yükü hızla aşağıya çekilmektedir ve böylece süt işleyen tesislere hammadde temini sağlanmaktadır sayılı kanun gereği ise süt toplama merkezleri onay kapsamında değerlendirilmektedir. süt tankına sahip olan süt toplama merkezlerinin, büyük oranda işyeri açma ve çalışma ruhsatı alamama problemi ön plandadır. Oysa süt toplama merkezi olarak kullanılan binaların, iskan ve açma çalışma ruhsatları yönünden onay şartlarını sağlaması büyük oranda mümkün değildir. Onay belgesi almamaları durumunda süt toplama merkezlerinin faaliyetine son verilmesi ortaya çıkmaktadır. Bu durumda 2007 yılından bu yana kurulan soğuk zincirde, süt toplama düzeni tamamen bertaraf edilmiş olacaktır. Sütler üreticilerden önceden olduğu gibi sıcak süt olarak toplanacak ve bugüne kadar sağlanan başarılı sistem bozulmuş olacaktır. 2B de başvuru yetersiz kalınca süre 3 ay uzadı 2B lerde Türkiye genelindeki 450 bin hak sahibinin yeterli sayıda başvuruda bulunmaması nedeniyle süre 3 ay daha uzadı. Bu süre sonunda da başvuru yapmayanları taşınmazları başkasına satılacak. Turgay SOLMAZ Köy-Koop Genel Müdürü Oysaki kurulan soğuk zincirde süt toplama sistemi sayesinde, çiğ sütlerimizin mikrobiyolojik kalitesi ciddi anlamda yükselmiş ve bakteri sayısında önemli derecede düşüş gözlenmişti. Bu nedenle süt toplama merkezlerinin kapatılmasının engellenmesi için, onaylı işletme kapsamından çıkarılmasının gerekli olduğu düşünülmektedir. Büyükşehirle, Hayvancılığın Yok Olması Ekonomiye Darbe Olur Büyükşehir statüsünde değerlendirilip yeniden yapılandırılmasıyla, hayvancılık sektörünün de ister istemez büyük sorunlarla karşı karşıya kalınıp; hayvancılık işletmeleri kurmanın mümkün olamayacaktır. Bu konuda yapılan yasal düzenlemeler, yerleşim yerinden en az 500 metre uzağa alınarak yapıldığı zaman, işletmelerin kapatılma zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Bu konuda hazırlanan nazım planları incelendiğinde, hayvancılık faaliyet alanı olarak hiçbir yerin gösterilemediği de görülmektedir. Büyükşehir ile birlikte, 10 yıldan bu tarafa yüzde 195 artış gösteren hayvancılık sektörü yok olacaktır. İşte bu uygulama hayata geçtiğinde sektör çökecek, küçük ve orta ölçekli işletmeler kapanacak, köylerden şehir merkezine doğru yeni bir göç olayı başlayacaktır. İstihdam sağlanamayacağı için işsizlik artacak, gelir dengeleri bozulacak ve yeni bir ekonomik kargaşa baş gösterecektir. Bu nedenle çözümler konusunda ivedi olarak çalışmalar yapılmalı, tüm köy ve kasabaların çevresinde hayvancılık için alanlar açılmalı, hayvancılık bölgelerinin yol, su, elektrik, kanalizasyon gibi alt yapıları hazırlanarak hak sahiplerine tahsis edilmelidir. Tahsis edilen alanlar için, tüm üreticilere uzun vadeli, çok düşük faizli yeni kredilendirmeler yapılmalıdır. Hükümetin büyük gelir beklentisi içinde olduğu ancak yeterli başvuru alamadığı 2B arazilerinde hak sahiplerinin başvuru süresi 3 ay daha uzatıldı. Açıklama Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dan gelirken, sürenin bu ayın sonunda dolacağını, ancak süreyi 3 ay daha uzattıklarını duyurdu. Babacan, şimdiye kadar başvuramamış vatandaşlara 3 aylık bir başvuru penceresi açıldığına işaret etti. Bu kararın 450 bin 2B hak sahibinin 300 bininin başvuruda bulunması, bunların da sadece yarısının parasını ödemesi nedeniyle alındığı belirtiliyor. Hak sahipleri bu süre sonunda da başvuruda bulunmazsa taşınmazı kullananlara tanınan doğrudan satış hakkı düşecek ve süre sonunda taşınmaz ihale yoluyla başkasına satılabilecek. Daha önce alınmış ecrimisiller de iade edilmeyecek, ecrimisil alınmamışsa alınacak. Başvurular illerde defterdarlıklara, ilçelerde ise mal müdürlüklerine yapılacak. Yapılacak başvurulardan ilk etapta ücret talep edilmiyor ancak ilk başvurunun ardından son başvuru tarihine kadar ilgili bankalara ödeme yapılması gerekiyor. Yüzde 44 indirim Satış bedeli rayiç bedelin yüzde 70 i olacak. Peşin ödemelerde ise yüzde 20 indirim uygulanacak. Yani değeri 100 lira olan taşınmaz peşin ödemelerde 56 liraya satılıyor. Aynı taşınmazın yarısı peşin ödendiğinde yüzde 10 indirim uygulanarak 63 liraya satılıyor. Belediye mücavir alan sınırlarındaki 3 yıl içerisinde 6 eşit taksitle, belediye sınırları dışındaki yerlerde ise 4 yıl içerisinde sekiz eşit taksitle bedelini ödüyorsunuz. Bu taksitli satışlarda faiz oranı uygulanmayacak, harç ve damga vergisi de alınmayacak. Bedel ödemeksizin iade Geçmişte çeşitli nedenlerle orman sınırları içine alınmış tapulu alanları günümüzde orman sınırları dışına çıkmışsa hiçbir ücret talep edilmeden tapu sahiplerine geri verilecek. Bu sayede mülkiyet uyuşmazlıklarına son verilecek ve varsa konuyla ilgili davalar da sona erecek. Dünya Gıda Günü ve Gıda Güvenliği Dünya Gıda Günü kadar da önemsediğim 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dünyada gıda güvencesinin en önemli yapı taşlarını oluşturuyorlar. Tüm dünyada kadın çiftçilerin Kadın Çiftçiler Gününü kutluyorum. Yapılan hesapları göre ülkemizde dâhil tüm dünyada yaklaşık yüzde 53 ünü kadınlar tarımsal üretim olarak gerçekleştirmekte. Bugünlerde Kalkınma Planı hazırlıkları var yılından beri Kalkınma Planlarında neler konuşulmuş biraz onlara baktım. Sürdürülebilir bir şekilde konuşulan konular aşağı yukarı aynı. Örgütlenme kooperatifçilik, eğitim-altyapı bunlar halen elli yıldır sürdürülebilir bir şekilde konuşuyoruz. Bu iyi mi? Kötü mü? Ayrı bir şey. Demek ki, bu konuları çözememişiz ki, halen her kalkınma planında bunların üzerinde duruyoruz. Tabi bugün kutlanılması gereken bir gün mü? Yoksa bazı şeylerin anılması gereken bir gün mü? Dünyada 1 milyardan fazla insan açlık sorunuyla karşı karşıya. Yaklaşık 2 milyar insan yoksullukla pençeleşiyor. 2.5 milyar insan sağlıklı su erişiminden yoksun. Böylesi bir ortamda aslında bu kutlamadan çok, anmaların çok daha büyük kitlelerce yapılması gerekiyor. Fakat genel gidişattaki vurdumduymazlık veya bazı şeyleri takmamak maalesef hepimizi etkiliyor. Ama bu sonuçta dönüp dolaşıp bizi bulacak. Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK Ankara Ü. Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Dünya açlık, yoksulluk ve birtakım sorunlardan çıkış arıyor. Sorunlar küreselleşiyor. Küreselleşme denen fikir akımı, ekonomik bakış açısı bu sorunlara yanıt veremiyor. Adeta çaresiz kalıyor. Bu yüzden paradigmalarda değişmeye başlıyor. Artık büyüme paradigması dünyada iflas ettiğini aslında bir anlamda; 2012 Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Kooperatifçilik yılı ilan etmesiyle aynı zamanda milenyum hedefleri arasında açlığın ve yoksulluğun azaltılması, kadının konumunun güçlendirilmesini ortaya koymasıyla bir anlamda, kendi paradigmasının da iflas ettiğini açıklıyor. Bunun yerine tabana dayalı örgütlenmeye ve kalkınmaya dayanan yeni çözüm yaklaşımları daha fazla galip gelmeye başlıyor. Olması gereken de budur. Bu nedenle de kooperatifçilik yılının kolektivizm yeniden değer kazanmaya bir akım haline gelip yine olması hareket ve gereken bu. Çünkü bireysel yaklaşımlar çok uluslu şirket yaklaşımları maalesef dünyada sorunları çözmek yerine tam tersi kronikleştiren hareketler oldu. Son iki üç yılın fazla bir anlamda, istemeden oldu ama olduktan sonra biraz sorunların gündemin getirilen olumlu tarım yeniden keşfediliyor. Açlık, kuraklık, yoksulluk bunlar tarıma daha fazla ilgiyi aktarılmasına yol açtı. Ama bu ilgiyi biz mutlaka örgütlenme yoluyla, daha efektif daha etkili hale getirmek durumundayız. Konu; kökten örgütlenme nedir? Ne değildir? Çok kısa ona bakmaya çalışalım. Bernard a göre iki veya daha fazla bireyin bilinçli olarak koordine edilmiş etkinliklerinin veya güçlerinin bir sistematiğidir Burada iki lafı, anlatan anahtar sözcük, biz toplum olarak çok bir araya geliyoruz. Ama ekonomik ve sosyal çıkar birliktelikleri olduğu zaman birden daha büyük bir sayı edebiliriz. Bu yüzden Almanların ironik sevdiğim bir sözü var. Bir Türk dünyaya bedeldir. İki Türk bir araya gelmez olayın çözümünde biraz da bu yaklaşım var. Kooperatifçiliğin temelinde yatan tüm bireylerin ortakların, ortak değer yargılarıdır. Sahiplenme, açıklık, bağlılık, bütünleşme. Örgütlenmeyi yaratabilmemiz için bu değerlerin oluşması için öncelikle oradaki insanların birbirlerine inanmaları, güvenmeleri gerekir. İnanma deyince; yakın zamanda Türkiye Değerler Haritası açıklandı. Dünya çapında yapılan araştırmanın, Türkiye ayağı açıklandı. Aslında burada çok ilginç ve dramatik sonuçlar ortaya konuldu. Türkiye dünyada 140 ülke arasında, insanların birbirlerine en az güvendikleri ülkelerden bir tanesi, 140 ülke arasında sondan 4. Oldu. Ama buna karşı iyi olduğu bir nokta; bu göstergeye göre -ironik anlamda söylüyorum- Türk toplumu 47 Avrupa ülkesi arasında en dindar toplum olarak yer aldı. Yine 140 ülke arasında ilk beş sırada yer alıyor. Bu ne demek! Muhafazakârlaşan, dindarlaşan bir toplum yapısı var. Belli amaçla, farklı amaçla bir araya geliyor. Ama ikisi arasında nasıl bir çelişki var ki, biz bunları bir arada götüremiyoruz. İşte bu kooperatifleşmeye yansıyor. Diğer yandan daha çarpıcı bir sonuç var. Araştırmada şöyle bir soru var. Türk halkına sorun olduğunda, bu sorunun çözümü için iki araç gerekiyorsa, biri bilim diğeri din. Hangisi ön planda olmalı diye sorulduğunda yüzde 70 oranında din çıkmış. Tabi ondan sonra, cemaatlerde, cemiyetlerde, camilerde bir araya geliyoruz ama kooperatiflerde, derneklerde, birliklerde bir araya gelemiyoruz. Aslında örgütlenmenin temelinde yatan sosyolojik sorun da burada ortaya çıkıyor. BM ler 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı olarak ilan etti. Bu ilanın temel amacı ise, kooperatifçilik alanında insanları bilinçlendirmek, bilgilendirmek ve bundan daha da önemlisi; hükümetleri bu konuda uyararak, farkındalık yaratmak olarak ortaya attı. Dünyadaki en büyük 300 kooperatif içerisinde tarım kooperatifleri ilk sırada ve bunlar bir milyar insana hitap ediyor. Baktığımız zaman Finlandiya ve Singapur da her iki kişiden birisi, Kanada, Yeni Zelanda, Honduras, Norveç te her üç kişiden birisi, Amerika da ise 3-4 kişiden birisi kooperatif üyesi. Yani yoksulluğun, işsizliğin küçük üreticinin bu kadar yaygın bir ülkede, işte o Güven Endeksi ndeki sorunlar nedeniyle biz de her on kişiden ancak bir tanesi kooperatife üye. Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya bakacak olursak; Kenya da yüzde 45, Yeni Zelanda yüze 22, Norveç, Yeni Zelanda, ABD de süt üretiminin yüzde u kooperatifler yapmaktadır. Avrupa Kooperatif Bankalar Birliği ne göre 4200 Kooperatif Bankası, küçük ve orta büyüklükte işletmeler dâhil olmak üzere 140 milyon müşteriye hizmet vermektedir. Ülkemizde yıllarca bazı kanunlar belli ideolojilere atf edildi. Demiryolu taşımacılığı kominizimdir. Kooperatifçilik sosyalizm, temel akım ve bakış açısı üzerine ama ne yazık ki, kooperatifçilik dünyanın en liberal ülkeleri, en önde gelen ülkeleridir. Acaba diyorum bazen bu ülkeler az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bu akım etrafında örgütlememek için böyle bir kavramı ortaya attı. Kendi içimizde tartıştık; eğer gerçekten böyle bir şey olsaydı, olumsuz bir bakış açısıyla baksalardı, kendi ülkelerinde bunu geliştirme ihtiyacı hissetmezlerdi. Hindistan a bakıyoruz, kooperatiflerin payı gübrede yüzde 36, sütte yüzde 80, Norveç te süt toplamada 100 e yaklaşmış durumda. Ülkemizde bu paylar neden artmıyor? Bunun üzerinde düşünmek gerekiyor. Dünyada en zengin üçüncü katma değer yaratan ülke, Almanya. Buradaki kooperatiflerin tarımsal üretimde ve girdi tedarikinde bazı ürünlerde, yüzde 100 e varan oranlarda pay aldığını görüyoruz. Türkiye de de kendi içinde kooperatifçilikte başarılı örnekler var. Tarım Kredi Kooperatiflerimiz var, burada ne kadar gerçek anlamda kooperatifçilik tanımına uyuyor. Bu da ayrıca tartışılabilir. Ama asıl tabandan gelen ihtiyaçtan doğan örgütlenmelere, köy kooperatiflerine, köy kalkınma kooperatiflere, tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sayısı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının web sayfasında 800,000 ortak sayısı diyor ama son sayım e kadar gerilemiş durumda. Dünyadaki gelişmelerin tersine ülkemizdeki tarımsal kooperatifler payı, üretimde ve girdi tedarikinde yüzde 1 ile yüzde 40 oranı arasında değişiyor. Ama bu yüzde 40 ı bir tek Pankobirlik yakalayabiliyor. Geri kalan kısım maalesef bu rakamın yüzde 15 ini geçemiyor. Peki, neden kooperatifler bu hale geldi dan sonraki gelişmeler, kırılmalar bir dönüm noktası oldu. Çünkü Tarım Reformu Uygulama Projesi bize bir anlamda zorla dayatılan, tarım satış kooperatiflerine verilen destekleri azaltıp, özerk hale geçsinler, daha sonra serbest piyasa ekonomisi içerisinde onlar oyunu kuralına göre oynasınlar dendi. Oyunu kuralına göre oynasınlar dendi ama bir tarafıyla basketbolun kurallarıyla, futbol oynatılmaya çalışıldı.

15 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Birliği KOOPERATİFÇİLİK 15 Uluslararası Kooperatifler Zirvesi Yapıldı 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) kutlamaları, 8-11 Ekim 2012 tarihlerinde Kanada nın Québec eyaletinde gerçekleştirilen bir Zirve sürdürüldü. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi (UKZ) nin konusu Kooperatiflerin inanılmaz Gücü olarak belirlenmiştir. Zirve, Kanada nın köklü üniversitesi Saint Mary s Üniversitesi nin öncülüğünde Uluslararası Kooperatifler Birliği ICA)[2] ile Kanada nın en güçlü, dünyanın ise 6. güçlü bankası (kooperatif banka) olan Desjardins Hareketi [3]nin ana sponsorluğunda gerçekleştirilmiştir. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi (UKZ) tartışmaları 4 ana konu etrafinda toplanmıştır: Dünya ekonomisinde kooperatiflerin yeri; Kooperatif iş modelinin performansı; Kooperatif iş modelinin evrimi; Kooperatiflerin küresel sosyopolitik etkisi. Dünya ekonomisinde kooperatiflerin yeri Kooperatiflerin, ekonomik ve finansal dalgalanmalarla daha iyi başa çıkabilmek için kapasitelerini kullanmada başarılı oldukları son yıllarda gözlemlenmiştir. Eğitim kurumlarında kooperatif iş modeli üzerinde yeterince durulmadığı bir gerçektir. Mevcut ekonomik önlemler içinde kooperatiflere yeterince firsat verilmediği de gözlemlenmektedir. Yapılacak örnekleme ve sondajlama çalışmaları ile toplanacak ekonomik verilerle kooperatiflerin etkisini ve büyüklüğünü tahmin etmek gerekir. Günümüzde kooperatiflerin küresel ekonomide işgal ettiği yer nedir? Bu boyut ne olmalıdır? Zirve süresince bu ana konu etrafinda bir yuvarlak masa toplantıları yapılmış ve aşağıdaki konular tartışılmıştır: 1- Kooperatif modeli, çalışma tarzı, sosyo-ekonomik etkisi nedir? Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen kooperatif ekonom yi konu edinen Ön-zirvenin sonuçları tartışıldı ve değerlendirildi; 3- Küresel düzeyde, üyelerin ve halkın kooperatiflere bakış açılan irdelendi ve değerlendirildi. Kooperatif iş modelinin performansı Kooperatifler, rekabetçi bir ortamda yaşayabilirliğini ispatlamış ve üyelerinin ihtiyaçlarını hassas bir dengede gerçekleştirme başarısını göstermişlerdir. Onlar, finansal olarak da başarılı olmuşlar ve hızla gelişmektedirler. Doğaldır ki, bu başarının ne olduğu sorusunun tartışmaları Zirvede yapılmıştır: kooperatifler, eşitlik, adil ve dayanışma değerleımi saygı göstererek işletme verimliligini nasıl sağlayabilir? Kooperatifleri büyüten araçlar nelerdir? Kooperatifler, egemen iş modeline alternatif olarak, başarılı ve farklı bir işletme modelini temsil etmektedirler. Onlar, özellikle Kooperatif Banka işletmeleri, son dünya krizinde finansal sağlamlığını göstermişlerdir Kendi yönetiminin doğasına saygılı kalarak, üyelerinin ihtiyaçlarını karşılarken rekabetçi bir ortamda çalışabildiğini göstermiştir. Önemli tartışma konularından biri de kooperatifler, egemen işletme modelinin markajından kurtulmayı nasıl becerebilmişlerdir? Kooperatiflerin sürekliliğini sağlayabilen ve onları büyüten araçlar nelerdir? Prof.Dr. T. Ayhan ÇIKIN Zirve sırasında yapılan bir başka yuvarlak masa tartışmasında aşağıdaki konulara yer verilmiştir. 1- Kooperatiflerin büyüme stratejileri? 2- Egemen işletme modeline seçenek olarak -küresel krizde yaşanmış bir çözüm aracı olarak- koopertifler? 3- Verimlilik, finansman ve kapitalizasyon bakımından kooperatiflerin egemen işletme modelinden farklılığı nedir? Kooperatif iş modelinin evrimi Kooperatif üyeleri, aşağıdakilerden hepsini yapmak isterler: rekabet ortamında farklı mağazalara giderek malları kıyaslarlar, alım-satım yaparlar ve hatta bu malları kullanırlar. Gelişmiş ülkelerde kooperatif üyeleri, dernekçi hayata pek fazla katılmazlar. Bu nedenle kooperatif işletmeleri, üyeleri kendi işletmelerine çekebilmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirirler. Üyelerin kademeli olarak kooperatiflerden uzaklaşmasının önlenmesi veya yakınlaşmasını sağlanması üzerinde durulmakladır. Güncel bağlamda, toplumsal yaşamın dinamizmini besleyen ihtiyaçlar nasıl karşılanmalıdır? Kooperatifler, hızla gelişen ve değişen pazarlarda nasıl lider olabilirler, nasıl hızlı davranabilirler ve nasıl yenilikçi kalabilirler? Kooperatifçiliğimiz Önemli Gelişmelerin Eşiğinde mi? Ülkemiz kooperatifçiliğinin önemli gelişmelerin eşiğinde olduğunu umut etmek istiyoruz. için kooperatifçilik konusunda köklü bir değişim, esaslı bir yeniden yapılanmaya ihtiyacımız var. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 17 Ekim 2012 tarihinde bizzat kamuoyuna dek 8 milyondan fazla insalare edilen Kooperatifçilik Strateji nımızın ekonomik faalierol AKAR Belgesi ve eylem planının bir miyetlere katılmasını sağlat olduğu kesindir. Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı layan kooperatiflerimizi daha etkin ve verimli yayıllardan bu tarafa kooperatifçilipıya kavuşturmak amacındayız ğe at gözlüğü ile bakan, Bu işler kooperatiflerle olmuyor diyerek yerine yeni yeni alternatif örbu düşüncelere katılmamak mümkün değil. Bu gütler arayışında olan, gerçeklerin ifade edilmiş olması bile önemli. Kooperatifçiliği özel sektörün karşısında bir rakip gibi gören, Üreticiyi paramparça örgütlere ortak olmaya mahkûm eden, Kooperatiflere siyasi bir örgüt yaklaşımı sergileyen, Kooperatif yapıların eğitim, denetim ve finansal mekanizmalarının oluşturulmaması yanında, merkez birliği düzeyinde örgütlenmesine yıllarca engel olmaya çalışan, Ve birim kooperatifleri kırsalda yalnızlığa terk eden zihniyet yerine, olaya farklı ve objektif bir yaklaşım sergileyen bir bakışı görmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Sayın Başbakanın dediği gibi; Önemli bir ekonomik girişim modeli olan kooperatifçiliğin, ülkemizde henüz potansiyelinin tam olarak değerlendirilemediğini görüyoruz. Sayısal anlamda gelişme gösterse de kooperatiflerimiz, ekonomik ve sosyal fonksiyonları itibarıyla henüz arzu ettiğimiz düzeyde bulunmuyorlar. Bunun Zirve süresince bu konulan irdeleyen atöye çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmaların başlıcaları şunlardır: 1- Katılımcı yönetim ve yönetişim, 2- Üyelerin, toplumun ve pazarların ihtiyaçlarına yanıt, 3- Başarı kültürü ve yenilikçilik, 4- Kooperatif değerleri ile yetenekleri çekme, eğitme ve tutma, 5- Ağ olarak örgütlenme ve kooperatiflerarası işbirliği, 6- Kooperatiflerin uluslararasılaşması 7- Kuzey-güney kooperatifler arası işbirliği Kooperatiflerin küresel sosyopolitik etkisi Kooperatifler, tartışılmaz bir sosyopolitik etkiye sahiptirler, fakat bu çok az bilinmektedir. Onlar, toplumların gelişmesine katkıda bulunurlar, fakat tüketici ekseriye çok az önemsenmektedir. Kooperatiflerin ayırt edici öğelerini tanımak çok önemlidir; rekabetin az olması bir avantaj teşkil edebilir. Bir miktar kuşkuculuk her zaman olagelmiştir. Bir yanda kooperatifler ve diğer yanda öteki girişimler arasındaki gerçek farklılık tartışmaları sürüp gitmektedir. Ayrıca kooperatif hareketi, politik kararların ve etkinin üst düzeylerinde sınırlı bir rol oynar. Oysa son ekonomik kriz, kooperatif modelinin direncini göstermiştir ve küresel krizlere uzun vadeli bir çözüm öğesi olabileceğini kanıtlamıştır. Kooperatifler, sosyopolitik kararların alınmasında adil etki payını adil olarak nasıl gerçekleştirebilir ve bilinirliğini nasıl artırabilir? Yönetiminin katılımcı niteliği öteki işletmelerde neden etkili olabilmeli ve onlar için paylaşılmış bir liderlik modeli neden teşkil edilmeli? Zirve sırasında bu konuda 2 yuvarlak masa toplantısı yapılmıştı, Vizyon işgal edeceği yeni yer adlı ilk yuvarlak masada, kooperatiflerin geleceği ve gelecek 20 yıl zarfinda oynayacağı rolün giderek ağır basacağı görüşü tartışılmıştır. Dünya çapındaki farklı devletlerin ve hükümetlerin bakanlarını ve temsilcilerini toplayan ikinci yuvarlak masada, kooperatif işletmelerini kapasayan ve politikalarını da kavrayan tarzın nasıl aydınlatacağına imkan veren küresel sosyopolitik etki ve işgal edeceği yer tartışılmıştır. http~sommetinter2012.coop/site/ programmation/grands-themes [1] Saint Mary s. Kanada nın en eski üniversitesidir. Orada. Centre of Exceflence in Accounting andreportingforcooperatives gibi mükemmel bir kooperatif muhasebe merkezi, kooperatiflerin ve tasarruf ve kredi sandıklarının yönetiminde öğretici tek uluslararası bir program sunan prestijli bir ticaret okulu. Sobey School of Business bulunmaktadır. (www.smu.ca) [2] Uluslararası Kooperatifler Birliği, tüm dünyada kooperatifleri bir araya toplayan, temsil eden ve yardım eden sivil ve bağımsız bir birliktir de Londra da kurulmuş, 96 ülkede ve ekonominin tüm sektörlerinde 267 üyesi bulunmaktadır. (www.aci.coop) [3] 190 milyar Kanada dolarından fazla aktifiyle Desjardins Hareketi, Kanada finans kooperatif grubunun birincisidir ve dünyada en güvenilir 18. Finans kurumudur. DesjardinsHareketi, 6,6 milyon civarındaki ortağma ve müşterisine tam dizi finansal ürün ve hizmet sunmaktadır kişi istihdam etmektedir; civarında seçilmiş yönetici sorumluluk taşımaktadır. (www.desiardins.com) Birikim ve deneyimden doğan büyük güç. Pamuk küspesi üretiminde lider kuruluş. Eylem planının öngördüğü; Mevzuat altyapısının uluslararası esaslara ve ihtiyaçlara göre geliştirilecek olması, Kurumsal ve profesyonel yönetim kapasitesinin arttırılmasının hedeflenmesi, İç ve dış denetim sistemlerinin tümüyle revize edilecek olması, kooperatifçiliğimizin zaten ihtiyaç duyduğu en önemli çalışmalar olacaktır. Şüphesiz bu çalışmalar zaman alacaktır. Strateji belgesinin hazırlanmasında uygulanan katılımcı yaklaşımın eylem planının içinin doldurulmasında da dikkate alınması kooperatifçiliğimizi daha gerçekçi bir zemine oturtacaktır. Bu süreci takip etmek ve çalışmalara destek olmak hepimizin asli görevi olmalıdır. Strateji belgesinin açıklanması ile ilgili programı izlerken şunu düşündüm. Meğer uzun yıllardan bu tarafa en üst düzey siyasetçilerin ağzından Kooperatif kelimesini duymaya ne kadar çok hasret kalmışız. Saygılarımla

16 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 16 HAYVAN SAĞLIĞI Brusella (Brucellosis) Hastalığı Brucellosis (Brusella Hastalığı) İnsan ve hayvanlarda Brusella genusu mikroorganizmaları tarafından oluşturulan enfeksiyöz, genellikle subakut ve kronik seyirli zoonoz bir hastalıktır. Özellikle sığır, koyun, keçi ve domuz gibi evcil hayvanlarda yavru atmaya neden olur. Brusella cinsindeki etkenler, evcil hayvanlarda önemli ekonomik kayıplara neden oldukları gibi, enfekte hayvanların süt ve süt ürünleri, hatta et ile insanlara da bulaştıkları ve hastalığa neden oldukları için halk sağlığı yönünden de önemli bir grubu oluşturmaktadırlar. Brusella cinsi mikroorganizmalar küçük, hareketsiz, sporsuz, gram (-), kokobasil şeklinde olup, boyları mikron, genişlikleri mikron arasında değişir. Seçici besiyerlerinde çok iyi, sıvı besiyerlerinde yavaş ürerler. Bazı türleri %5-10 CO 2 li ortama gereksinim gösterirler. Brusella Hastalığının Türkiyedeki Yayğınlığı Brusella hastalığı ülkemizde yaygın olarak görülmekte ve Tarım Bakanlığı tarafından gerekli görülen bölgelerde aşı uygulaması yapılmaktadır. Brusellozis ülkemizde hem hayvanlarda hem de insanlarda ihbarı mecbur bir hastalıktır. Tarım Bakanlığının yıllarında 79 ilden toplam adet sığır kan serumu ve adet koyun kan serumu incelenmesi sonucu sığırlarda % 1.43 koyunlarda % 1.97 olarak hastalık tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda hayvan hareketlerinin fazla olmadığı ve atık vakalarının nadir olduğu Orta ve Doğu Karadeniz sahil şeridindeki iller dışında, ülke genelinde hastalığın yaygın olduğunu göstermektedir. Özellikle hayvan sevklerinin yoğun olduğu sınır bölgelerde (doğuanadolu, güneydoğu vb.) hasatlık çok daha sık görülmektedir. Brusella cinsi içinde bulunan: B. Melitensis: İnsanlarda Malta humması olarak bilinen hastalığın etkenidir. Başlıca konakçıları, koyun, keçi ve yabani sığırlardır, 3 biyotipi vardır. B. Abortus: İneklerde yavru atmalara neden olur. İnsanlarda Bang hastalığı etkenidir. Serolojik ve biyoşimik reaksiyonlarla birbirinden farklı, 9 biyotipi bulunur. B. Suis: Evcil domuzlarda hastalık yapar, 4 biyotipi vardır. B. Ovis : Koçlarda kısırlık, koyunlarda yavru atmalara neden olur. B. Canis: İlk kez, A.B.D de tazı köpeğinden izole edilmiş olup, köpeklerde yavru atmalara neden olmaktadır. Etkenin Dayanıklılığı Brusella mikroorganizmaları, güneş ışığı ve dezenfektanlara karşı çok duyarlı olup, birkaç dakikada aktivitelerini kaybederler. Karanlık yerlerde doku ve uterus akıntısı içinde uzun süre canlı kalırlar. Kokuşma sonu kısa sürede ölürler, tüm brusella tipleri, pastörizasyon ısısında dk. da tahrip olurlar. Etken, yapılan araştırma sonuçlarına göre tereyağında dört ay canlı kalabilmektedir. Enfekte sütten yapılmış beyaz peynir, salamura içinde üç ay sonraya kadar kobayları enfekte edebilir ve beş ay sonra reaksiyon verebilir özelliktedir. Kültür, 0 o C nin altında uzun süre canlılığını koruyabilmektedir. Etkenler, % 0.1 lik sublime de birkaç dakikada, % 2 lik formol, % 1 lik lizol içinde 15 dakikada ölürler. Brusellozis, dünyanın hemen hemen her yerinde evcil ve yabani hayvan türlerinde görülür. Ülkemizde B. abortus ve B. melitensis in yaygın halde bulunduğu bildirilmektedir. Hastalığın inkubasyon süresi deneysel infeksiyonlarda, gebe ineklerde 5-10 hafta içinde meydana getirilmiş olmasına rağmen, doğal yolla Per Os oluşan enfeksiyonlarda ise bu sürenin gün arasında değiştiği gözlenmiştir. Hastalığın Bulaşma Kaynakları Brusellozis, zoonoz bir hastalık olduğundan her zaman hayvanlar insanlar için bir enfeksiyon kaynağıdır. Meslek hastalığı olarak bilinen brusellozis, veteriner hekimler, hayvan tüccarları, mezbaha işçileri ve az gelişmiş ülkelerde hayvanları ile aynı yerde bulunan insanlar bulaşma ile her an karşı karşıya bulunmaktadır. Bulaşma oranı entansif yetiştiricilik yapılan bölgelerde daha fazladır. Avrupa ve Rusya dan damızlık sığır ve süt ineği getirilen yerlere bu hastalık girmiş ve bu hayvanlardan da çevreye yayıldığı bilinmektedir. Hastalık etkeni, en çok gebe hayvanların uterus içeriği, fötus ve fötal membranlarda bulunduğundan bunlar hastalık kaynağı olarak önemli yer tutarlar. Bulaşma, başlıca sindirim sistemi, sağlam veya portantreli deri, konjunktiva, çiftleşme ve sağım sırasında memelerin kontaminasyonu yoluyla meydana gelir. Son yıllarda vektörler üzerinde durulmakta, hastalığın naklinde sinek, sivrisinek, tahta kurusu, kene, pire gibi artropodalarla, yabani tavşan, sıçan, fare gibi kemiricilerin de rolü olduğu bildirilmiştir. Serçe, karga gibi Brucella bakterileri genellikle enfekte çiftlik hayvanları ile temas ile insanlara bulaşır Sindirim Sistemi kuşlarında portör olabilecekleri, bizon, geyik, dağ keçisi, ceylanlarda da enfeksiyon görüldüğünden hastalığın yayılmasında rol alabilecekleri bildirilmektedir. Brusellozlu ineklerin çoğu aborttan sonra haftalarca, hatta aylarca sütleriyle mikrop çıkarırlar. Etkenin sütle çıkışı periyodik olup, laktasyonun sonuna doğru daha fazla sıklaşır. İneklerde, memeye yerleşmiş olan etken devamlı veya zaman zaman dışarı atılır. Doğumdan hemen sonra yani ağız sütü ile takriben / ml etken atılır. Bazı ineklerin 7-9 yıl mikroorganizmayı çıkardıkları saptanmıştır. Abort yapmış keçi ve koyunlar, ilk 1-3 hafta içinde sütleriyle periyodik olarak mikroorganizmayı çıkardıkları, 3 haftadan sonra tespit edilemediği bildirilmektedir. Brusellozdan dolayı yavru atan ineklerde abort tarihinden gün sonra etken, uterustan kaybolarak hayvanların memelerine ve uterus yumrularına yerleşir. Infekte analardan doğan buzağılarında efekte oldukları, bunların 7 gün ile 16 hafta arasında dışkılarıyla mikroorganizmayı çıkardıkları saptanmıştır. İnfekte boğaların kan serumları negatif reaksiyon verebilmesine karşın, bu hayvanların spermalarından etken izole edilebildiği gibi seminal plazmada da aglütinasyon testinin pozitif olduğu görülebilir. İnsanlara Bulaşma İnfekte inek sütlerinin herhangibir pastörizasyon işlemine tabi tutulmadan tüketilmesi, peynir veya tereyağı üretiminde kullanılması önemli infeksiyon kaynaklarıdır. Ülkemizde Güneydoğu bölgelerimizde çiğ köfte yeme alışkanlığı, önemli infeksiyon kaynaklarındandır. Peynir, çökelek halinde bekletildiği zaman Brusellanın yaşam süresi 3 aya kadar çıkar. İnfekte hayvan gübresi kullanılan toprakta yetişen taze sebzelerle de hastalığın bulaşabildiği bildirilmektedir. İnsandan insana bulaşma ya çok seyrek yada hiç görülmemektedir. Yaralı deriden veya ağızdan alınan mikroorganizma önce en yakın lenf yumrularına, oradan kana geçerek kemikiliğine, eklemlere, sinirlere, beyine ve özelliklede cinsel organlara yerleşerek hastalık oluşturmaya başlar. İnsanlarda hastalık belirtilerinin görülmesi halinde hemen bir doktora başvurulması gerekir. Klinik Belirtiler Sığırlarda görülen başlıca klinik bulgular, yavru atma, kısırlık, mastitis ve ateştir. Abortlar, gebeliğin her döneminde olmakla birlikte, genel olarak gebeliğin 6-8 inci aylarında meydana gelir. İnsanlarda üşüme, dalgalı ateş ve terleme, karın ve eklem ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Ateş 40 o C nin üstünde olup, gebe kadınlarda düşüklere neden olur. Erkeklerde orşitis sonu kısırlık şekillenir. Bazen ciddi komplikasyonlar sonu hastalık ölümle sonuçlanabilir. Hastalığın Kontrolu Mikroorganizma pastörizasyon ısısına hassas olduğundan, gıdaların pişirilerek yenmesi, çiğ olarak tüketilen sebze ve meyvaların etkenin duyarlı olduğu dezenfektanlarla yıkanması gerekmektedir. Hastalığın kontrolünde enfekte hayvanların sürüden ayrılmaları, diğer hayvanların enfeksiyona maruz kalmamaları açısından çok önemlidir. En radikal önlemlerden biriside hayvanların aşılanarak hastalığın kontrol altına alınmasıdır. Brusellozis de aktif bağışıklığı oluşturan aşılar, canlı Brusella abortus S-19 aşısı ile canlı B. melitensis Rev-1 aşısıdır. B. abortus S-19 aşısı, danalara ve erginlere uygulanan olmak üzere iki ayrı aşı olarak mevcuttur. B. abortus S-19, 4-8 aylık sağlıklı dişi danalara uygulanır, en az 7 yıl koruma sağlar, erginler ve erkeklerde kullanılmaz. Br. abortus S-19 ergin aşısı, 8 aylıktan büyük dişi sığırlara 24 ay ara ile iki kez uygulanır, en az bir yıl koruma sağlar, aşısız ve gençken aşılananlarda da kullanılabilir. Boğalara aşılamanın öerilmemesinin nedeni, testislere yerleşmesidir. Sürüdeki aşısız hayvanlar, infeksiyonda aşılılar için tehlike oluştururlar denilmektedir. B. melitensis Rev-1 genç aşısı, 3-8 aylık sağlıklı dişi ve erkek kuzu ve oğlaklara uygulanır, tek bir aşılama yaşam boyu süren yeterli bir koruma sağlar, erginlerde uygulanmaz. B. melitensis Rev-1 ergin aşısı, 8 aylıktan büyük sağlıklı dişi koyun ve keçilere 12 ay ara ile 2 kez uygulanır. Patolojik Materyallerin Alınması Ve Gönderilmesi Aborte Olmuş Fötus: Kokuşma olmamış aborte fötus laboratuvara gönderilir. Sperma: Boğalardan usulüne uygun olarak ve aseptik koşullarda alınarak steril küçük şişelere konur. Vajinal Svab: Hayvanlarda yavru atımından sonra 6 haftalık periyod içinde izolasyon şansı yüksektir. Vaginal akıntıları almak için hazırlanan svablar, özel tüpüne konulduktan sonra hemen laboratuvara gönderilir. Süt: Şüpheli hayvanların meme başları dezenfekte edildikten sonra her meme bölgesinden, steril vida kapaklı tüplere, ilk iki sağım süt dışarı atıldıktan sonra ml. miktarında sağılır. Tüplerin ağızları kapatılarak, soğuk koşullarda ve en kısa zamanda laboratuvara gönderilmelidir. Laboratuvar muayeneleri için alınacak patolojik materyaller aseptik koşullarda, steril kaplara konulduktan sonra hemen gönderilmeli, bekletilecek olanlar buzdolabında saklanmalıdır. Brusella Grubu Mikroorganizmaların Çevre Şartlarına Dayanıklığı Nasıldır. En başta belirtmek gerekirse brusella mikrobu donmuş gıdalarda çok uzun süre hayatta kalıp hastalık oluşturabilmektedir. Brusella mikroorganizmaları ; Güneş görmeyen toprakta 70 gün, Güneş ışığında 1-12 saatte 60 C de 10 dk., 100C de hemen ölürler. Çeşme suyunda 4-8 C de birkaç ay, dondurulmuş dokularda birkaç yıl, nemli toprakta 60 gün ve 20 C de % 40 nemli ortamda 144 gün canlı kalabilirler. İdrarda 30 gün, atık fötuslarda en az 75 gün ve uterus akıntılarında 200 günden fazla canlı kalabilir. Enfekte dışkı materyali bulaşık altıkta C lerde 4-5 saatte tahrip olur. Çiğ sütten yapılan tuzsuz krema yağında buzdolabında 142 gün, % 10 tuz içeren salamura peynirde 45 gün, % 17 tuz içeren peynirde ise 1 ay canlı kalır. Etin normal dinlendirilmesi süresince oluşan ph değişikliği ( asitlik) ette bulunabilecek Brusella mikroorganizmalarını öldürmeye yeterlidir. ( Pastörizasyon ısısında ( C 30 dakika, C saniye ) dakika içerisinde hemen ölür.

17 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 TARIM 17 Açlığın Çözümü İçin Yaygın Üretim ve Tarımsal Kooperatif Gereği Her canlı gibi insanın da birincil gereksinimi beslenmedir. Bu gereksinim, 40 dolayındaki besin ögesinin her gün gereği kadar alınması ile karşılanmaktadır. Bunlar yeteri kadar alınamadığı veya gereğinden fazla alındığı zaman yetersiz ve dengesiz beslenmeden söz edilmektedir. Bu durum insan sağlığının bozulmasına ve yaşam süresinin kısalmasına yol açmaktadır.en acı sonucu ise insanların açlıktan ölmesidir. Besin ögeleri gıdaların bileşiminde yer almaktadır. Ancak her gıdanın besin içeriği birbirinden farklıdır. Bu nedenle beslenmenin yeterli/dengeli olup olmadığı, hangi gıdaların hangi miktarda tüketildiğine bağlıdır yılındaki ilk Dünya Gıda Günü nde önce gıda sloganı ile vurgulanan gıdanın bu yaşamsallığıdır. İnsanlığın en çok tartıştığı konulardan birinin gıda olması bundandır. Çoğu kavganın, savaşın, isyanın ve göçün nedeni de gıda yetersizliğidir. Günümüzde bu tartışma daha çok gıda güvencesi kavramı üzerinden yapılmaktadır. Gıda güvencesi; insanların sağlıklı bir yaşam için gereği kadar gıda tüketebilmesidir. Bunun birinci koşulu yeteri kadar gıda üretilmesi(bulunabilirlik), ikinci koşulu ise ailelerin gelir düzeyinin yeterli olmasıdır(erişebilirlik). Günümüz dünyasında nüfusunun üçte biri gıda güvencesinden yoksundur ve her yıl 6 milyon çocuk açlık nedeni ile aramızdan ayrılmaktadır. Thomas MALTHUS un 1798 yılında; nüfusun gıda üretiminden daha hızlı artmasından dolayı bir acı yaşanacağını öngörmüştür. Gerçi açlık denilen bu acı yaşanmaktadır. Ancak bunun nedeni gıda üretiminin daha yavaş veya nüfusun daha hızlı artması değildir. Tam tersine, İkinci Dünya Savaşı ndan sonra dünya nüfusu 2 kat artarken gıda üretimi 3 kat artmıştır. Öyle ise açlık nedendir? 1996 da Roma da toplanan Dünya Gıda Zirvesi inde de; yeterli ve besleyici gıdaya ulaşma bir insan hakkı olarak tanımlanmış ve açlığın 2015 te yarıyarıya azaltılması hedeflenmiştir. Ancak bırakın bu hedefe yakınlaşmayı, 1996 daki durumun bile gerisinde düşülmüştür döneminde aç insan sayısı yaklaşık 800 milyondan 1 milyara ulaşmıştır. Yani açlık %50 azalacağına %25 artmıştır! dönemindeki gıda krizi, 40 dolayında ülkede gıda isyanı denilen tepkilere yol açmıştır yılında Roma da tekrar toplanan Dünya Gıda Zirvesi nden çıkan da birkaç oyalayıcı öneridir. Başarısızlığın başlıca nedeni, çözüm için farklı yaklaşımların tartışılması ve bir uzlaşmaya varılamamasıdır: Birinci yaklaşım, çiftçiye daha fazla destek verilerek veya daha fazla kazanç sağlanarak gıda üretiminin artırılmasını öngörmektedir (batı yaklaşımı). Gerçekte Avrupa uygulamasını yansıtan bu yaklaşıma göre açlığın nedeni gıda üretiminin yetersizliğidir.bu yaklaşımın geçerliliği tartışmalıdır. Çünkü en azından bugün için gıda üretim yetersizliği söz konusu değildir. Prof.Dr. Aziz EKŞİ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği İkinci yaklaşıma göre yetersiz olan gıda üretimi değildir. Açlığa yol açan gıda paylaşımındaki farklılıktır ve öncelikle bu farklılığın dengelenmesi(gıda adaleti) gereklidir. Bu yaklaşım gerçekçi gibi gözükse de üretim boyutunu gözardı etmektedir. Dolayısı ile yalnız paylaşıma dayalı ortak bir politika belirlenmesi ve bu yolla açlığın üstesinden gelinmesi gerçekçi değildir Üçüncü yaklaşım, her topluluğun; insana ve çevreye zarar vermeden kendi gıda politikasını kendinin belirleme hakkını (gıda egemenliği) ve aile tarımına dayalı üretimi savunmaktadır. Bu yaklaşım tarımın sürdürülebilirliği açısından oldukça uyarıcıdır. Ancak artan gıda gereksiniminin karşılanması açısından yeterli olacağı kuşkuludur. Dördüncü yaklaşıma göre açlığın nedeni varsıl ülkelerindeki verimli ve düşük maliyetli gıda üretimidir. Bu olgu, yıkıcı rekabet nedeni ile yoksul ülkelerde tarımsal üretimi engellemektedir. Çözüm için yoksul ülkelerin bölgesel düzeyde gümrük korumalı ortak tarım pazarı oluşturması öngörülmektedir. Gıda üretiminin kuzey, açlığın ise güney yarımkürede yoğunlaşması bu görüşü doğrulamaktadır. Ancak bölgesel tarım pazarı oluşumunun henüz başarılı bir örneği yoktur. Beşinci yaklaşım ise;gıda üretim fazlası olan ülkelerin yoksul ülkelere karşılıksız gıda yardımı yapmasıdır(yardım yaklaşımı). Bu yaklaşımın da açlığa kalıcı bir çözüm olamayacağı açıktır. Çünkü yardım/bağış vaadi bağlayıcı değildir. Çünkü tutulmazsa caydırıcı bir yaptırım yoktur. Ayrıca bugüne kadarki uygulamada bağış/yardım tutarı dünya gıda üretiminin yanlıca %0.3 ü kadardır. Oysa aç insan sayısı dünya nüfusunun %14 üdür. Dolayısı ile açlığın çözümü için yeni bir yaklaşım gereklidir. Bu yaklaşım her şeyden önce yaygın üretim odaklı olmalıdır. Burada üretimin yaygınlığı coğrafi bölge ile kısıtlı değildir. Nüfus, zaman ve aynı zamanda kooperatifleşme anlamında yaygınlaşmayı da kapsamaktadır. Bölge anlamındaki yaygınlık, tarımsal üretimin güney yarımkürede de desteklenmesi ve artırılmasıdır. Nüfus bağlamında yaygınlık, kronik açlık yaşayan yoksul ailelerin çiftçiliğe özendirilmesi ve geçimini tarımdan sağlamasıdır. Zaman açısından yaygınlık ise doğa dostu tarım uygulamaları ile sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Kooperatifleşme ise yalnız tarımsal üretimi değil, dayanışmayı ve demokrasiyi de yaygınlaştırmanın en geçerli aracıdır. İki Ziraat Fakültesi Daha Kuruldu 7 Ekim 2012 Tarihli ve Sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 2012/3763 Bazı Fakülte, Enstitü ve Yüksekokulların Yükseköğretim Kurumlarına Bağlı Olarak Kurulması Hakkında Bakanlar Kurulu kararı ile Siirt Üniversitesi ne Ziraat, Uşak Üniversitesi ne ise Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi kuruldu. Kooperatifçilik Eylem Planı Açıklandı Kooperatifçilikte 7 stratejik hedef Başbakan Erdoğan, bu vizyona uygun olarak 7 stratejik hedef ve bu hedeflerin gerçekleşmesini sağlayacak 36 eylem belirlediklerini bildirdi. Kamu teşkilatlanmasını ve kooperatiflere hizmet sunum biçimini yeniden yapılandırmanın birinci stratejik hedef olduğunu belirten Erdoğan, bu kapsamda gözetim, denetim ve uygulama hizmetlerini daha etkin hale getirmek için Kooperatif Bilgi ve Denetim Sistemi oluşturulacağını bildirdi. Eğitim, bilgilendirme, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini geliştirmeyi ikinci stratejik hedef olarak koyduklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, bu çerçevede Kooperatif Girişimciliği Eğitim Projesi nin hayata geçeceğini, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerine eğitim ve sertifika zorunluluğu getirileceğini dile getirdi. Kooperatiflerin örgütlenme kapasitesinin ve aralarındaki işbirliği imkanlarının artırılması için mevcut üst örgütlenme sisteminin başarılı ülke örneklerinin dikkate alarak revize edileceğini, kooperatiflerin ekonominin her sektöründe faaliyet gösterecek aktörler haline getirileceğini bildiren Erdoğan, diğer stratejik hedefleri de şöyle sıraladı: Dördüncü stratejik hedefimiz ise kooperatiflerin sermaye yapılarını, kredi ve finansmana erişim imkanlarını güçlendirmek. Kooperatiflerin kullanacakları kredilere teminat sağlayabilmesi için kredi garanti fonu oluşturacak, kooperatiflerin ve üst kuruluşların proje üretme kapasitelerini artıracağız. Böylece özellikle AB fonlarından kooperatiflerimizin daha etkin şekilde yararlanmalarını sağlamak istiyoruz. Beşinci stratejik hedefimiz daha işlevsel bir iç ve dış denetim sistemi kurmak. Böylece denetim eksikliğinden kaynaklanan sorunları aşarak, kooperatifleri daha güvenilir işletmeler haline getirmiş olacağız. Altıncı stratejik hedefimiz, kooperatiflerin kurumsal ve profesyonel yönetim kapasitelerini artırmak. Bundan sonra kooperatifler kendilerine bir kurum strateji hazırlayacak ve faaliyetlerini buna göre yürüteceklerdir. Ayrıca büyük ölçekli kooperatiflerin yönetim kurullarında profesyonel yöneticilerin de görev almasına imkan sağlanacak. Yedinci stratejik hedefimiz ise kooperatifçiliğimizin mevzuat altyapısını uluslararası esaslara ve ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirmek. Kooperatifler Kanunu ile Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkındaki Kanun başta olmak üzere konuyla ilgili bütün kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgeler ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenecek. Bu çalışma ülkemizde kooperatifçilik sektörünün tamamını kapsayan ilk strateji olma özelliğini taşıyor. Kooperatifçilikle ilgili bundan sonra atılacak adımlarda bu strateji temel alınacak. Sektörel strateji belgeleri de buradaki hedefler doğrultusunda hazırlanacak. Bu tedbirlerin üreticiler, tüketiciler, dezavantajlı gruplar, esnaf ve sanatkarlar, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler başta olmak üzere bütün kesimlerin refah seviyesinin artışına olumlu katkı yapacağına inanıyorum. Stratejinin hazırlanmasında olduğu gibi uygulama sürecinde de sektörle ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde olacaklarını dile getiren Erdoğan, Sizlerin desteği ve katkısı uygulama sürecinde daha da önem taşıyor. Bilhassa kooperatiflerimize çok önemli görevler düşüyor dedi. Üretimden Tüketime Domates Panelde Ele Alındı 'Şeftali, Domates, Biber Yılı Etkinlikleri' kapsamında Bursa Karacabey'de 'Üretimden Tüketime Domates Paneli' düzenlendi. Bursa Valiliği'nce, 2012 yılı 'Şeftali, Domates, Biber Yılı' ilan edildi. Bu kapsamda 18 Temmuz'da Gürsu'da 'Şeftali Paneli', 18 Eylül'de ise Yenişehir'de 'Biber Paneli' gerçekleştirildi. Son olarak Karacabey Ticaret Borsası Konferans Salonu'nda 'Üretimden Tüketime Domates Paneli' düzenlendi. Panele üretici, sanayici, ihracatçı, STK temsilcileri ve bürokratlar katıldı. Panelde, Bursa'nın önemli ürünlerinden biri olan domatesin hak ettiği değere ulaştırılması amacıyla üretim ve pazarlamada yaşanan sorunlar ve çözüm yolları tartışıldı. Karacabey Ziraat Odası Başkanı Hasan Karahasanoğlu'nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelde, Bursa Vali Yardımcısı Hüseyin Eren, Karacabey Kaymakamı Ahmet Yurtseven, Mustafakemalpaşa Kaymakamı Kazım Karabulut, Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ömer Çelik, Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliği Başkanı Dr. Salih Çalı, Karacabey Ticaret Borsası Başkanı Murat Berteni ve Ziraat Odları İl Afyon'da Rekolte Yüzde 15 Arttı, Üretici Zararda Kilogramı 35 kuruşa mal edilen patatesin maliyetinin altında satılması nedeniyle üreticinin zarar ettiği belirtildi. Afyonkarahisar'da banka ve kooperatiflere borcu olan bazı üreticiler 27 kuruştan ürününü elden çıkarmaya çalışırken, bazıları da kışın fiyatın yükseleceği beklentisiyle ürünlerini depolara kaldırdı. Türkiye'nin sayılı patates ekim alanlarına sahip Şuhut ilçesinde patates, bu sene üreticisinin yüzünü güldürmedi. Yaklaşık 33 bin dekarlık alanda patates ekimi yapılan ilçede, rekoltede geçen yıla göre yüzde 15 civarında artış oldu. Geçen yıl 99 bin ton patatesin üretildiği bölgede, bu yıl 110 bin ton civarında patates rekoltesi bulunuyor. Şuhut Gıda, Tarım Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Tuncer, geçen yıl patates piyasanın 50 Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Çelik de hazır bulundu. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nden Doç. Dr. Nuray Akbudak'ın yönetici olarak yer aldığı panelde, Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı Nuri Karaca, 'Domates Üreticilerinin Sorunları', Uludağ Yaş Sebze Meyve İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cevat Şahin Balcılar ise 'Domates İhracatını Artırmaya Yönelik Çözüm Önerileri' konulu sunumunu yaptı. kuruştan açıldığını bu sene ise sezonun 27 kuruştan başladığını söyledi. Tüccarlar tarafından çok fazla alım olmadığını belirten Tuncer, bunun nedeninin Şuhut'ta olduğu gibi diğer illerde de ekim alanlarının artmasından kaynaklandığını belirtti. Şuhut yöresinde 10'dan fazla patates çeşidi üretildiğini ve kışlık çeşit olan 'agria'nın meşhur olduğunu ifade eden Tuncer, "Üretici bu fiyatlarda zarar ediyor. Geçen sene bir kilo patatesin maliyeti 30 kuruştu. Bu sene ise 30 kuruşun üzerinde olduğunu tahmin ediyoruz. Mazot, elektrik, gübre, işçilik maliyetlerindeki artış üzerine ilacı, gübreyi borçla alıyor. Geçen sene borcunu ödeyemeyenler var. Bu sene de veresiye aldılar borçlandılar." dedi.

18 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 18 KOOPERATİFÇİLİK Kooperatifçi, Çiftçi Lideri ve Toplum Önderi Osman Özbek Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Osman Özbek tarım camiasının unutulmaz isimlerinden birisidir. Özellikle son yıllarda geçmişi bilmeden, anlamadan, her şeyi ben yaptım anlayışının yayıldığı dönemde tüm yöneticilere örnek olacak vefalı, mütevazi, vicdani değerleri ön plana alan insani yaklaşımı yüksek bilge bir insandı. Osman Özbek 1923 yılında İstanbul'da doğmuştu. Tam bir İstanbul beyefendisi idi. Liseyi Pertevniyal Lisesi'nde sonra üniversiteyi İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu'unda 1945 yılında bitirmişti yılları arasında Ortaokul ve Lise Öğretmenliği, yılları arasında Güngören Köy Muhtarlığı yaptı yılında Güngören Belediyesi'ni kurdu ve 1977 yılına kadar da başkanlığını sürdürdü. Bu hizmetleri yanında süt inekçiliği yapan bir çiftçi idi. Osman Özbek; 1959 yılında İstanbul Süt Tarım Satış Kooperatifinin kuruluşunda önderlik etti yılına kadar bu kooperatifin yaklaşık ve yılları arasında Bakırköy Tarım Kredi Kooperatifi Başkanlığını yürüttü yılında ülkemizde konusunda ilk kurulan derneklerden biri olan İstanbul Süt Üreticileri ve Damızlık Hayvan Yetiştirenler Derneği nin kuruluşunda önder yine o idi. Bu derneğin 2002 yılına kadar yaklaşık 50 yıl başkanlığını yürüttü. O önder ve örnek bir çiftçi idi yılları arasında ülkemizde Holstein cinsi (siyah-beyaz-alaca) süt sığırlarını ABD ve Hollanda dan ilk kez Türkiye ye getirerek çiftçilere dağıtımında görev aldı yılında Bakırköy ziraat odasını kurdu ve 2003 yılına kadar başkanlığını yürüttü yılları arasında ylları arasında Ziraat Odaları Marmara Yürütme Kurulu Başkanlığını, yılları arasında TZOB Genel Başkanlığını yaptı yılları arasında Avrupa Tarım Federasyonu Türkiye Başkan vekilli görevini yürüttü. Ünal ÖRNEK Ziraat Yüksek Mühendisi TZOB başkanlığı döneminde Alman Tarım Birliği (DLG) ülkemizin en önemli tarımsal danışmanlık projelerinden biri olan ve günümüzün en gözde ve tek danışmanlık uygulamalarında biri olan Önder Çiftçi Danışmanlık Projesinin ülkemizde uygulanmasına önderlik etti. Projenin hazırlık dönemi olan 1972 yılından itibaren kuruluşu olan 1987 yılına kadar çalışmalara katılmış ve 1991 yılına kadar önderlik etmiştir. Bu çalışmalarından dolayı 1987 yılında Almanya Federal Cumhuriyetince, özel hizmetlerimin bir nişanesi olarak takdir edilen Alman Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ndan Büyük Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. 1991'de 19. dönem Konya Milletvekili olarak Parlamento'ya girmiş, TZOB Genel Başkanlığından ayrılmıştır. Osman Özbek tarım sektöründeki bu faaliyetleri yanında sosyal konularda da önder bir kişilik idi yılında Bakırköy Adliye Sarayı Yaptırma ve Yaşatma Derneği Kuruculuğunu ve 2007 yılına kadar başkanlığını yaptı. Bakır köy Adliye Binası 1970 de hizmete girdi. Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfının Kurucuları arasında yer aldı ve Genel Başkanlığını yaptı yılları arasında TRT Yönetim Kurulu Üyeliği olarak görev aldı yılında Güngören Spor Kulübü nün kurucuları arasında idi. Bakırköy ve Köyleri Su Birliği, Çöp Birliği, Su Birliği Başkanı, İstanbul Şehitlikleri İmar Vakfı, Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği, Pertevniyal Eğitim Vakfı gibi birçok örgütün kuruluşunda yer aldı. Yönetiminde görev yaptı. Diğer taraftan Cami, Okul, Kızılay ve benzeri sosyal ve kültürel amaçlı pek çok kuruluşun kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptı. Osman Özbek yaşamının her döneminde aktif, toplumsal bilinci yüksek ve duyarlı bir birey olarak hizmet verdi. Çiftçiliği ve ziraat odası yöneticiliği yanında kooperatifçiliğin gelişmesine önderlik etti. Tarımda mesleki örgütlenmede lider olarak yer aldı. Sosyal ve kültürel cemiyetler yanında ülkemiz siyasi hayatında kırsalın sesini elinden geldiğince dile getirdi ve çözümler üretilmesine katkı sağlamaya çalıştı. Kişiliği ile her kesimden insanın güvenin ve sevgisini kazandı. Osman Özbek ülkemizin en zor dönemlerinde görev yapmış bir liderdi. Onun TZOB de Genel başkanlık görevini sürdürdüğü yıllarda 1984 yılında ilk işim olarak müfettiş yardımcısı ünvanı ile Nedim Arıkbay ve Turan Üngör ile birlikte göreve başlamıştım. İşe ilk başladığım günlerde Osman Özbek bize şu sözleri söylemişti. Burası bir çiftçi örgütüdür. Bu örgüte iyi hizmet verebilmek için önce adama olun, vefalı olun, saygılı olun idi. O günler ülkemiz için zor günlerdi darbesinin etkisi devam ediyor. Başbakan Turgut Özal askeri darbenin gücü ve gölgesinde ülkeye demokrasi dersleri veriyordu. Ekonomideki dengeleri kendi bildiğince altüst ediyordu. Tarımı kara delik ilan ediyordu. Tarıma hizmet veren kuruluşları çiftçilerin karşı çıkmasına rağmen bir bir özelleştirmeye ve bir ölçüde kapatmaya çalışıyordu. Kooperatifleri ve tarımı gözardı eden politikaları karşısında TZOB mücadele etmeye çalışıyordu. Osman Özbek Başkanlığındaki TZOB her yıl bölge toplantıları yapıyor, raporlar hazırlıyor. Hükümete sunuyor. Çaresiz kaldığı zamanlarda meydanlara çıkıyordu. Tüm bu çalışmalar esnasında zaman zaman hükümete karşı muhalife tepki de gösterilse Osman Özbek in kişisel ağırlığı her yerde hissediliyordu. Gidilen her yörede valiler ve resmi görevliler ona ve heyete gereken nezaket ve saygıyı gösteriyorlardı. O kibar ve samimi bir ruh hali içinde sorunları ortaya koyuyor ve çiftçilerin taleplerini her düzeyde aktarıyordu. Ancak buna rağmen zaman zaman konuşmaları nedeniyle mahkemeye veriliyordu. Tabii sonuçta beraat ediyordu. O dürüstlüğün, vefanın ve insanlığın abide isimlerinden biri idi. Her zaman kibar, çalışanlara saygılı, ölçülü davranan hiç bir kompleksi olmayan babacan tavırlı, bir örgüt lideri, siyasetçi ve devlet adamı idi. Koltuktan büyüyen biri değildi. Koltuğa değer katan bir liderdi. TZOB onunla çok zor günler atlattı. Onun yaptıkları ile TZOB bu günlere kadar gelebildi. Mütevazi idi. Hiçbir zaman gösterişe kaçmadı. Sade ve samimi yaşamı ile cemiyet insanı idi. Dostu ve seveni çoktu. O bir ekip adamıydı. Onu muhalifleri bile severdi. Her seçim sonunda dostluk halkası yeniden oluşturulurdu. Seçim dönemlerindeki gerilim ne ona ne de odalara ve personele yansırdı. Seçim sonrasında şüphesiz, samimi ve sıcak dostluk ortamına dönülürdü. Kin, nefret ve oyun bilmez idi. Demokrasiyi en iyi işleten insani değerleri ön planda tutan basit işlerle uğraşmayan, profesyonel yönetime inanan bir başkandı. TZOB bizler için adeta bir okuldu. Bizlerde o okulda okuyan öğrenciler gibiydik. Severek çalışırdık. Her türlü maddi zorluğa karşı inanarak ve Osman ÖZBEK sabırla çalışırdık. Temsil ettiğimiz ve ekmeğini yediğimiz kesime layık olmaya çalışırdık. Hele Osman Özbek ile çalışmak, ondan hayat dersleri almak bizler için ayrı bir gururdur. Osman Özbek tarımda iz bırakan unutulmaz bir çiftçi lideriydi. Çoğu kişinin bilmediği değerli bir kooperatifçiydi. Dahası iyi bir belediyeciydi. Cemiyetin değerli bireylerindendi. Aslında o üstlendiği her görevinde fark yaratan bir isimdi. Çünkü o bir toplum önderi ve bizler için değerli bir öğretmendi. Kooperatifçilerin, Ziraat Odası yöneticilerinin, belediye başkanlarının ve sivil toplum örgütü yöneticilerinin onun yaşamı ve yaptıkları ile ilgili alacakları çok dersler vardır. Keşke onun ile ilgili bir müze oluşturulsa ve onun örnek yaşamı geleceğe taşınsa, Türk çiftçileri için değerli bir insan olan Osman Özbek geleceğin çiftçilerine ve yöneticilerine tanıtılsa, anıları hep yaşatılsa, Aslında bu görev aslında hepimizin. Çünkü geçmişimize değer vermediğimizde gelecekte de bizim değerimiz olmayacaktır. O bugün aramızdan maddi olarak ayrıldı. Ancak manevi olarak her zaman gönlümüzde ve fikrimizde yaşayacaktır. Başta ailesi olmak üzere tüm dostlarının ve sevenlerinin başı sağolsun. Kooperatifçilik Strateji Belgesi nin Stratejik Hedefleri ve Öncelikli Faaliyetleri Kamu teşkilatlandırılaması ve hizmet sunumu yeniden yapılandırılacaktır. Kooperatifler konusunda görevli bakanlıkların (GTB-GTHB) düzenleme, denetleme ve hizmet sunumu kapasitesinin artırılması yönünde yasal düzünleme yapılması, Kooperatiflere yönelik gözetim, denetim ve uygulama hizmetlerinin etkinleştirilmesi ve sağlıklı istatiki verilerin üretilmesini sağlamak üzere bir veri tabanı (e-kooperatif) oluşturulması, Kamu merkezi denetim elemanı kadrolarının artırılması ve yerel düzeyde denetim elamanı istihdam edilmesi, Eğitim, bilgilendirme Ar-Ge faaliyetleri geliştirilecektir, Kooperatifçilik eğitim ve Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek bir kurumsal yapının oluşturulması, Kooperatif girişimciliği eğitim projesi çalışması yapılarak uygulamaya konulması, Kooperatif denetim ve yönetim kurulu üyelerine eğitim ve sertifikasyon zorunluluğu getirilmesi, Üniversitelerde kooperatifçilik alanına ilişkin eğitim ve araştırma programlarının sayılarının artırılması, İlk öğretimden başlanarak, girişimcilik, ortaklık kültürü ve kooperatifçilik bilincinin kazandırılmasına yönelik faaliyetlerde bulunulması, Kooperatif üst örgütleri tarafından periyodik olarak, kendi ortaklarına hak ve yükümlülükleri ile kooperatifçilik konusunda bilinçlendirme eğitimi verilmesi, Kooperatifçilik konusunda halka açık bilgilendirme toplantıları düzenlenmesi, Sendikalar tarafından kendi üyelerine yönelik kooperatifçilik eğitim programları düzenlenmesi, Kooperatifçilik konusunda, eğitim, araştırma ve yayın faaliyetinde bulunan gönüllü kuruluşların projelerinin desteklenmesi, Her yıl sonu itibarıyla ülke kooperatifçiliğinin içinde bulunduğu durum ve uluslararası gelişmeler hakkında, Ülke Kooperatifçilik Raporu hazırlanması, Örgütlenme kapasitesi ve kooperatifler arası işbirliği olanakları artırılacaktır, Mevcut üst örgütlenme sisteminin başarılı ülke örnekleri ve zorunlu ortaklık (üyelik) konusu esas alınarak, danışmanlık, denetim, Ar-Ge, eğitim ve kooperatiflerin temsili konularında, kooperatiflere daha etkin hizmet sunabilecekleri şekilde revizyonu, Kooperatifçilik potansiyeli yüksek yeni alanlarda kooperatif kurulması ve geliştirlemesine yönelik özendirici çalışmalar yapılması, Üretime yönelik kamusal desteklerin, kooperatifçiliği özendirmeye yönelik olarak uygulanması, Çok amaçlı ve büyük ölçekli kooperatifçiliğin ve kooperatifler arası birleşmelerin özendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması, Birim kooperatifler arasında proje temelli ortaklıkların kamu teşvik programları ile desteklenmesi, Üretim, tüketim ve hizmet kooperatifleri arasında işbirliğinin artırılması, Kooperatiflerin öz kaynak yapısının güçlendirilmesi amacıyla ortaklık payı değerinin yükseltilmesi ve ortaklık payı üst sınırının kaldırılması, Kooperatiflerin kullanacakları banka kredilerine teminat sağlanabilmesi amacıyla Kredi-Garanti fonu oluşturulması yönünde ve fizibilite çalışması yapılması, Kooperatiflerin finansman ihtiyacını karşılamak üzere bir finansman kurumunun oluşturulması yönünde proje ve fizibilite çalışması yapılması, Kooperatif ve üst kuruluşlarının borçlanma kaynak ve yöntemlerinin zenginleşitirlemesine yönelik kanuni düzenlemem yapılması, Tarım satış kooperatif ve birliklerine sağlanan kredi desteğinin rasyonel hale getirilmesi, Başarılı ülke uygulamalarını dikkate alınarak, ülke şartlarına uygun bir kooperatif dış denetim sistemi oluşturulması, Kooperatif iç denetim uygulamasının daha işlevsel yapıya kavuşturulması yönünde yasal düzenleme yapılması, Kurumsal yönetim ilkelerine uyum sağlanmasına yönelik bir dizi düzenleme yapılması, Kooperatif üst kuruluşları tarafından, kurumsal ve sektörel strateji belgeleri hazırlanması, Büyük ölçekli kooperatifler ve üst kuruluşları için WEB sitesi oluşturulması zorunluluğu getirilmesi, Kooperatif ortaklarına periyodik olarak bilgi verilmesi zorunluluğu getirilmesi, Kooperatif yöneticileri için örnek etik değerler beyannamesi hazırlanarak, uygulamaya konulması, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu nda uluslararası esaslar ve günün ihtiyaçları doğrultusunda değişiklik yapılması, Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerinin sürdürülebilir mali ve idari yapılara sahip olmaları amacıyla 4572 Saylı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu nda değişiklik yapılması, Kanunlarda yapılacak değişiklikler ve /veya ihtiyaçlara göre kooperatif örnek ana sözleşmelerinin revize edilmesi, Kooperatifçilik alanında mevcut olan, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi alt düzenlemeler gözden geçirilerek, ihtiyaç duyulan konularda yeni düzenlemeler yapılması, Ortak-kooperatif ilişkilerinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştırmak amacıyla uzlaştırma kurulu biçiminde yeni bir yapı oluşturulması, Yargı sürecinin kısaltılması amacıyla, kooperatif davaları ile ilgili ihtisas mahkemelerinin kurulması, Gayri faal kooperatiflerin kısa sürede tasviyesinin sağlanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması, Kooperatiflere yönelik vergi ve rekabet hukuku uygulamaları ile muhasebe standartları konusunda gözden geçirme ve iyileştirme çalışmaları yapılması

19 Köy-Koop Merkez Biṙliği Ekim 2012 KIRSAL KALKINMA 19 Çiftçiye gelecek sene 9 milyar lira hibe kredi ödenecek Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, gelecek sene çiftçiye 9 milyar lira hibe kredi ödeneceğini açıkladı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile birlikte ihracatçıların sorunlarını dinlemek için düzenlediği toplantıda konuşan Bakan Eker, Türkiye'de 24 milyar hektarlık arazide 6,5 milyon kişinin tarımda istihdam edildiğini belirterek, geçen yıl tarım ihracatının 15 milyar dolar olduğunu açıkladı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise seneye bu rakamın 40 milyar dolara çıkmasını hedeflediklerini bildirdi. Türkiye İhracatçılar Birliği (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin de katıldığı toplantının ikinci bölümü basına kapalı olarak gerçekleşti. Toplantıda soruları cevaplayan Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı kurbanlık hayvanların sayısının bu yıl arttığını kaydederek, bu yüzden kurban fiyatlarında bir düşme olacağını ifade etti. Türkiye'de büyük baş hayvan sayısının 12,5 milyona ulaşarak yüzde 26,8 artış gösterdiğini ifade eden Bakan Eker, küçükbaş hayvan sayısının da 33 milyona ulaştığını kaydetti. Yemlerde kullanılan bitkilerin yetişme çağında Türkiye'de yağışların az olması nedeniyle yem fiyatlarında sıkıntı olduğunu dile getiren Eker, tedbir aldıklarını ama muhalefetin eleştirilerine maruz kaldıklarını dile getirdi. Çiftçiyi zor durumda bırakmamak için çeşitli tedbirlerin alındığını aktaran Mehdi Eker, besicilik yapan çiftçiye hayvan başına 300 lira yardım yaptıklarını, bunun yanında Tarıma 2 milyarlık destek yemlerin hammaddesini oluşturan ürünlerin gümrükteki vergi oranlarını düşürdüklerini anlattı. Tarım arazilerinin hangi ürünü daha verimli üreteceğini gösteren bir harita çıkardıklarını bildiren Bakan Eker, "Yaptığımız bu üretim modeline göre politikamızı belirliyoruz. Tarım desteğini 1,8 milyondan 7,5 milyona çıkardık. Seneye çiftçiye 9 milyar lira nakit ödeme yapacağız." dedi. Ayrıca dünya çapında 3. büyük tohum gen merkezini kurduklarını vurgulayan Tarım Bakanı Eker, Türkiye'de ne kadar tarım ürünü varsa bunların hepsinin merkezde örneklerinin mevcut olduğunu söyledi. Sadece sera tarımcılığında tohumların ithal edildiğini belirten Eker, Türkiye'nin geçen yıl 637 bin tohum ürettiğini ve tohumda 100 milyon dolar ihracat yapıldığını açıkladı. Denizbank Tarım Bankacılığı Pazarlama Grup Müdürü Öztürk, 6 ayda 2 milyar liralık tarım kredisi kullandırdıklarını söyledi. Öztürk, Liderliğimizi koruyacağız dedi. Ekonomik çalkantılara karşı gösterdiği dirençle dünyanın parmakla gösterdiği Türk bankacılık sistemi, yeni ürün gruplarıyla çalışma alanını oldukça genişletti. Özellikle tarım alanında hızlı bir gelişim sergileyen sektör, son 9-10 yılda kat ettiği mesafeyle hem çiftçiye hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. 9 yılda 41 kat arttı Denizbank Tarım Bankacılığı Pazarlama Grup Müdürü Levent Öztürk, tarım bankacılığına başladıkları 2003 yılında sektöre kullandırılan toplam kredi tutarının 770 milyon lira seviyesinde olduğunu söyledi. Aradan geçen 9 yılda büyük bir gelişim yaşandığını aktaran Öztürk, "2012 yılı Haziran ayı itibariyle bu rakam 41 kat artarak 31,8 milyar liraya ulaştı. Önümüzdeki dönemlerde sektöre sağlanan finansal desteğin daha da artacağını öngörüyoruz" dedi. Her alanda destek sunuluyor Bitkisel üretimden hayvansal üretime, su ürünlerinden makine ekipman alımına kadar tarımın her alanında finansman desteği sağlandığına işaret eden Öztürk, son 5 yıldır özel bankalar arasında tarım sektörüne en yüksek tutarda kredi kullandıran banka haline geldiklerini kaydetti. Sektöre kullandırdıkları kredi tutarının 2 milyar lirayı aştığını vurgulayan Öztürk, "Hedefimiz tarım sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve hizmet geliştirerek sektörün gelişimine katkıda bulunmaktır. Sektöre sağladığımız finansman desteğini önümüzdeki yıllarda da artırarak özel bankalar arasındaki liderliğimizi korumayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu. Arazinin tamamına kredi verecek Bankanın tarım alanındaki ürünlerini de değinen Levet Öztürk, Üretici Kart'la 400 bine yakın üreticiye, 11 bin üye iş yerinde tarımsal girdi alımlarında avantajlar sağladıklarını, Petrol Ofisi'nden Üretici Kart'ı ile 5 ay vadeli ve faizsiz akaryakıt sunduklarını kaydetti. Bankanın yeni ürünü olan 2B Tarım Arazisi Alım Kredisi hakkında da bilgi veren Öztürk, "Üreticiler satın alınacak 2B arazisinin peşin satış bedelinin tamamı için kredi temin edebilecekler. Üreticiler, arazilerinin rayiç bedelinden yüzde 30 indirim ve Denizbank'tan alacakları krediyle toplamda yüzde 44 indirim avantajı sağlayacak. Böylece üretici, fiyat indirim avantajından faydalanarak arazi değerinin sadece yüzde 56'sını ödeyerek ekip biçtikleri arazilerin sahibi olabilecekler" dedi. Tevfik Fikret CENGİZ Köy-Koop Merkez Birliği Proje Koordinatörü GİRİŞİMCİLİK Bir önceki yazımızda Tarım sektöründe girişimcilik konusuna değinmiş ve küçük çaplı yatırımların imalat ve hizmet sektöründe olduğu gibi desteklenebileceğini ancak bunun için önceliğin kooperatif üyelerine verilmesi gerektiğini ve kooperatif ana faaliyetleri ile paralel yürüyen faaliyetlerin desteklenmesi gerektiğini belirtmiştik. Ayrıca tarım sektörünün Kırsal Kalkınma yatırımlarını destekleme programı kapsamında desteklendiği hususuna değinerek; buradaki yatırım tutarlarının bizim bahsettiğimiz yeni girişimciler yaratma mantığından ziyade mevcut veya yatırım yapmaya karar vermiş belli bir sermayesi olan girişimcileri desteklemeye yönelik olduğunu belirtmiştik. Küçük girişimlerin özellikle gençler ve kadınlar hedef alınarak belli bir eğitim programı sonrasında desteklenmesinin kırsal kalkınma faaliyetlerine önemli katkıları olabilir. Bu eğitimlerin içeriği girişimcilik temel eğitiminin yanında tarım konusunda bilgi aktarımını da içermelidir. Köy Koop gazetesinde çıkan bazı akademisyenlerin yazılarını okudukça tarımsal üretim konusunda gerek üreticinin ve gerekse tüketicinin yeterli bilgi sahibi olmadığı ya da yeni gelişmelerden ne kadar haberdar olduğu konusunda düşünmek gerekir. Örneğin böceklerle ilgili doğru bilinen yanlışlar veya yanlış bilinen doğruların üretim verim ve kalitesini doğrudan etkileyeceği aşikardır. Bu bakımdan yapılması gereken eğitimin iki aşamalı olması, birinci aşamada temel girişimcilik eğitimi verilmesi ikinci aşamada ilgili konularda yasal mevzuat ve teknik bilgilerin aktarılması üretim kalitesinin artmasına ve yeni girişimcilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Kırsal Kalkınma Yatırımları Destekleme Programında(KKYDP) sadece gerçek kişiler için yılda bir kez çıkılan teklif çağrısının eğitimden geçmiş kişilere yılın her ayına yayılarak uygulanması, buradaki hibe miktarının gerek duyulursa azaltılması ancak kredi talep edilirse faiz subvansiyonu, ödemesiz dönem uygulanması gibi yöntemler uygulanabilir Daha doğrusu KOSGEB in imalat ve hizmetler sektörüne yönelik uyguladığı programın bir benzerinin tarım ve kırsal kesimde yaşayanların hizmetine sunarak sektörde yeni girişimciler yaratmak mümkündür. Ancak bu programın en can alıcı noktası yerel bazda ihtiyaç analizi yapılması gerektiğidir. Gerek bilgisizlik ve gerekse kamuoyunun yönlendirmesi ile tarım sektöründe üretici pazarlama sorununu düşünmeden yanlış yönlere kayabilmektedir. Köy Koop un Kadın Kooperatifleri ne yönelik yaptığı ihtiyaç analizi çalışmasında, (Aksaray, Karaman ve Denizli de kurulu üç kadın kooperatifi örnek olarak alınmış ve çalışma buralarda yapılmıştır) kadınlara, daha önce yapmadıkları ancak gelir getireceğine inandıkları yeni bir ürün üretmek istediklerinde bunun ne olması gerektiği sorulduğunda üç kooperatifin üyelerinin % 98 i altın çilek cevabını vermiştir. Bu durum kırsal kesimde kadınların iletişim araçlarını yakından takip ettiklerini ve etkilendiklerini göstermektedir. Ancak bu ürünün yerel ortamda üretimi için uygun koşulların olup olmadığı, üretildiğinde pazarlanması konusu onların öncelikli konusu olmamaktadır. Yine bu çalışmada ortaya çıkan sonuçlardan biri de kırsal kadının kendi başına iş yapmak ve para kazanmak konusunda hem çok istekli olduğu hem çarpıcı fikirleri olduğudur. Bir başka yazımızda bu çalışma sonuçlarını aktaracağız. Burada yapmak istediğimiz kırsal kesimde kadınlara ve gençlere yönelik Girişimcilik Eğitimi ve buna paralel destek mekanizmalının kurulması konusunda fikir oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. Bu yıl uygulanan KKYP programında ilk kez il bazında öncelikli yatırım sıralaması yapılmıştır. Aslında bizim yukarda değindiğimiz ihtiyaç analizi il bazında yapılmış ve bu sıralama yapılmıştır. Kesinlikle doğru bir yaklaşımdır. Bu değerlemenin yerele indirgenmesi ve küçük girişimlerin bu yazıda kısaca değindiğimiz Girişimcilik ve Teknik Bilgi eğitimi ve küçük çaplı bir destek sistemi kurularak desteklenmesi ile kaynakların daha verimli kullanılacağı düşünülebilir. Yasadışı Balık Avcılığına Sıkı Denetim Bakanlık, denizlerde av yasağının sona ermesiyle başlayan yeni sezonda yasa dışı avcılığa karşı sıkı denetim başlattı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, eylül ayında 4 bin 496 noktada yapılan rutin denetimlerin yanı sıra, Ankara, Bursa ve Samsun da ek denetimler yaptı. 114 işyeri ve kişiye toplam 104 bin 421 TL para cezası kesilirken, istavrit, lüfer ve midye başta olmak üzere toplam 21 bin 818 kilogram su ürünü ile 261 balık ağına el konuldu. Denetimler; denizler, balıkçı barınakları, yol güzergahları, balık halleri, işleme tesisleri, soğuk hava depoları ve perakende satış yerlerinde gerçekleştirildi. Bu yıl yürürlüğe giren avcılık tebliğinde yer alan değişikliklerin de sıkı takibe alındığı denetimlerde, balık boy ve zaman yasakları, seyir defteri, gemi-şahıs ruhsatları ve izin belgeleri ile av araçlarının uygunluğu denetlendi. Eylül ayı içerisinde 4 bin 496 noktada gerçekleşen rutin denetimlerde, 114 işyeri ve kişiye toplam 104 bin 421 TL para cezası kesildi. Başta istavrit, lüfer ve midye olmak üzere toplam 21 bin 818 kilogram su ürünü ile çeşitli boylarda 261 balık ağına el konuldu. Rutin denetimlerin yanı sıra Eylül tarihleri arasında, balık hallerinin bulunduğu Ankara, Bursa ve Samsun da yasa dışı su ürünleri avcılığına yönelik eş zamanlı ve çapraz denetimler gerçekleştirildi. Bu denetimlere il müdürlükleri personelinin yanı sıra 13 ilden uzmanlar katıldı. Toplam 305 noktada gerçekleşen denetimlerde, 47 işyeri ve kişiye toplam 40 bin 279 lira para cezası kesildi. Ayrıca 5 bin 555 kilogram istavrit, 75 kilogram bakalyaro, 211 kilogram lüfer, 101 kilogram barbun, 83 kilogram tekir ve 14 kilogramı kalkan olmak üzere toplam 6 bin 139 kilogram su ürünü ile 4 misina ve 1 trol ağına el konuldu. Balık hali olan illerde yoğunlaşan ek denetimler, hal bulunan diğer illerde de yapılacak.

20 Ekim 2012 Köy-Koop Merkez Biṙliği 20 SAĞLIK Nurgül KARAGÜL Fizyoterapist Oturuş Bozuklukları Kötü postür, yani düzgün olmayan duruş; kas iskelet sisteminde bozukluk yaratarak, yaygın kas ağrısı, dolaşım problemleri, eklemlerde kireçlenmeler, skolyoz-kifoz gibi omurga eğrilikleri meydana getirir. Skolyoz-Kifoz: Normal koşullarda gövdeye önden veya arkadan bakıldığında omurga düzdür; yandan bakıldığında boyun ve belde çukurluk, sırt bölgesinde hafif bir kamburluk vardır. Omurganın önden arkadan bakıldığında yana eğilmesine skolyoz, sırt bölgesindeki kamburluğun artmasına ise kifoz denir. Kötü postürün engellenmesi; skolyoz ve kifozun önlenmesi ve ilerlemesinin durdurulması için de son derece önemlidir. Otururken Nelere Dikkat Edelim? Oturma yerinin yerden yüksekliği cm, çalışma yüzeyinin yerden yüksekliği cm, klavyenin yerden yüksekliği 75 cm olmalıdır. Monitörün üst kısmı göz hizasında olmalıdır. Eller, el bilekleri ve dirsekler düzgün, aynı hizada ve yere paralel olmalıdır. Baş-boyun gövde ile aynı hatta olmalıdır. Omuzlar gevşek pozisyonda, dirsekler vücuda bitişik ve derece arasında olmalıdır. Kalça ve diz açısı derece arasında olmalıdır. Uzun süre sabit pozisyonda oturmak durusu olumsuz yönde etkileyecegi icin yarım saatten fazla oturulmamalı,sık sık calısmaya ara verilmelidir Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı Meme kanserinin dünyada ve Türkiye'de yüzde 22'lik oranla kardiyovasküler hastalıklarından sonra ikinci ölüm nedeni. Meme kanseri meme hücrelerinde başlayan kanser türüdür. Akciğer kanserinden sonra, dünyada görülme sıklığı en yüksek olan kanser türüdür. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir.erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından 100 kat fazladır Meme kanseri, yayılmadan önce, erken tes- pit edilirse,hasta %96 yaşam şansına sahiptir. Her yıl 44000'de bir kadın meme kanserinden ölmektedir. 4 Şubat Dünya Kanser Günü, 1-7 Nisan Kanser Haftası'nda da olduğu gibi 1-31 Ekim tarihleri arası Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı olarak belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı da Türkiye'de meme kanseri taraması için ulusal standartlar belirlemiştir. Taramadaki amaç, hastalığın gelişmesini engellemek, ertelemek ya da hastalığın sonuçları ortaya çıkmadan önlem almaktır. Meme kanserinin ölüm oranının azaltılması için risk faktörlerinin bilinmesi, erken teşhis ve tedavi önemlidir. Meme kanseriyle mücadelede başarılı olabilmek için Sağlık Müdürlüğü Kanser Kontrol Birimleri ve Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi (KETEM) aracılığıyla kanser politikalarının yürütüldüğü ve hastalık için taramaların yapılmakta, bu hizmetler sağlık güvencesi olmayan kişilere ücretsiz verilmektedir. Farkında Ol Sağlıklı Yaşa Meme Kanseri Erken Tanı Standartları Meme kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen kanser olup tüm kadın kanserlerinin yaklaşık ¼ ünü oluşturmaktadır. Her 10 kadından biri hayatı boyunca meme tümörü ile karşılaşır. Mortalite oranı az gelişmiş ülkelerde % 43, gelişmiş ülkelerde % 30 dur. Nufus tabanlı tarama ile yaş arası 1000 kadında 1-5 arasında erken meme tümörü yakalama ihtimali söz konusudur. Meme kanserinin erken tanısında uygulanacak olan programların başarıya ulaşabilmesi için, hedef toplumda farkındalık, böyle bir programın gerekliliğine duyarlılık, inanç, düşünce ve davranış birlikteliği olması gerekir. Meme Tümörü Erken Tanısı 20 yaşına gelmiş kadınlara aylık kendi kendine meme muayenesini(kkmm) öğretmek yaş aralığındaki ve risk grubunda olmayan kadınların 2-3 yılda bir klinik meme muayenesini yapmak Meme kanserinde beslenmenin etkisi 40 Yaşından sonra bir mamografi çektirmek,lezyon var ise; lezyonun durumuna göre takip ve tedavi planlanmak, Lezyon yok ise; 50 yaşına kadar 2-3 yılda bir klinik meme muayenesi ve USG ile kontrol ettirmek, yaş arası kadınlara her yıl klinik meme muayenesi ve iki yılda bir mamografi çektirmelerini sağlamak gerekir. Risk Grubuna Giren Kadınlar Daha önce diğer memesinde meme kanseri nedeniyle tedavi olanlar, Birinci derece kadın akrabalarda (anne, teyze, kız kardeş) meme kanseri hikayesi, Kadın organları (rahim ve yumurtalık) kanserleri nedeniyle tedavi görmüş olmak, Hiç doğum yapmamış ya da 35 yaşından sonra doğum yapmış olmak, Hiç emzirmemiş olmak, 8 yıl ve daha fazla hormon içeren ilaçlarla tedavi görmüş olmak, Şişmanlık. Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir Meme kanseri ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Kanserin birçok risk faktörü var. Bu risk faktörleri yaşa, sigara kullanımı, radyasyon, hava kirliliği, genetik yatkınlık, kimyasal-katkı maddeler ve kötü beslenme alışkanlığı gibi. Kötü Postürü Engellemek İçin Yapılması Gerekenler Postür egzersizleri: Omurgayı dik tutan kasların kuvvetlendirilmesi amacıyla yapılan egzersizlerdir. Egzersizler düzenli yapıldığı takdirde, yanlış duruştan kaynaklanan birçok problem korselemeye gerek kalmadan düzeltilebilir. Theraband egzersizleri Dumble egzersizleri İzotonik-izometrik egzersizler Solunum egzersizleri Kinesiotaping bantlama: Kas-iskelet sisteminin ağrılı durumlarında ve postüral sorunlarda (kötü duruş, düşük omuz, kas güçsüzlüğü, kas dengesizliği ) bu işin eğitimini almış doktor ve fizyoterapistler tarafından uygulanır. Kinesiotaping uygulamalarının temelde 2 amacı vardır: Ağrısız ve daha kolay hareket edebilmeyi sağlamak Yumuşak doku iyileşmesini desteklemek Korse kullanımı: Skolyoz ve kifoz gibi durumlarda, hastanın klinik muayenesi sonucunda, eğriliğin durumuna uygun olarak hazırlanan korseler kullanılabilir. Meme kanserinde dengesiz beslenmenin en önemli risk faktörleri arasında olduğunu gösteren birçok çalışma var. Fazla Kilolarınızdan Kurtulun! Obezite, birçok kanser türlerinin riskini artıran bir hastalıktır. Birçok çalışmada, fazla kilonun ve obezitenin özellikle karın ve kalça bölgesinde artan vücut yağının menopoz sonrası meme kanseri riskini artırdığı ile ilgili sonuçlar ortaya çıkmıştır. Doğru Yağ ve Doğru Miktar Hayvansal kaynaklı ve trans yağ içeren besinlerin tüketimini azaltın. Fast-food tarzı beslenmede günlük alınması gereken yağ miktarını fazlasıyla aşılmaktadır. Zeytinyağı, fındık yağı gibi bitkisel sıvı yağları tercih edin ama miktarını fazla kullanırsanız günlük kalori alımınızı artar bu da obeziteye neden olur. Brokoli Karnabahar Lahana Brokoli, karnabahar, lahana gibi lahanagiller de bulunan sülforafanın, meme kanseri üzerinde anti-kanserojen etkisi vardır. Tümör gelişimini baskılayan sülforafan kanser oluşumunu engeller. Salatalarınızda çiğ brokoli tüketmeniz sülforanın kana karışma düzeyini artırır. Et yüzünden hastalanmamak için nelere dikkat etmeliyiz Kurban Bayramı nda özellikle de kısıtlı et tüketmesi gereken kalp, yüksek tansiyon ve şeker hastalarını günde iki köfteyi geçmeyecek kadar yağsız et tüketmeleri gerekir. Çok fazla et tüketiminin vücuda verdiği başlıca zararları, fazla et yemekten dolayı kan kolesterol değerleri artıyor. Protein alımına bağlı olarak ürik asit değerlerinde artış gözlenebiliyor. Özellikle kalp damar hastaları ve gut hastaları bu durumdan daha çok etkileniyor. Kalp, hipertansiyon, şeker gibi hastalıkları olanların yanı sıra sağlıklı kişilerin de sağlıklarını kaybetmemeleri için: Kolesterolü yüksek hastalar bayram döneminde sınırlı miktarda et tüketmelidir. Bayram boyunca bir günde doyumluk değil tadımlık olacak miktarda ve etin yağsız kısmından ızgara ya da fırında pişirilmiş olarak 60 gramı geçmeyecek miktarda et tüketilebilir. Yanında mutlaka sebze yemeği ya da salata tüketmeye özen gösterilmelidir.3- Yeni kesilmiş et en az bir gün dinlendirilmelidir. Eğer hemen tüketilecek olursa et sert ve lezzetsiz olacaktır. Bu da sindirim açısından zararlıdır. Bu nedenle eti bir gün beklettikten sonra zeytinyağı, soğan suyu, süt, kekik, karabiber karışımı baharatlarda bir gece bekletilerek tüketilmelidir. Etin yağlı kısımları ve sakatatlardan mümkün olduğunca kaçınmak gerekir. Mangalda pişirilen etler kanserojen risk taşımaktadır. Eğer mangalda pişirilmek isteniyorsa etin ateşten en az 15 cm uzak olmasına dikkat edilmeli ve ateşin alevli değil kor halinde olmasına dikkat edilmelidir. Etin iç kısmının iyi pişmiş olmasına dikkat edilmelidir. Çiğ et de sağlık açısından sakıncalıdır. Menopozda en büyük risk osteoporoz dediğimiz kemik erimesidir. Fazla et tüketimi kalsiyumun kullanımını azaltarak, kemiklerin kalsiyum kalitesini bozmaktadır. Posa Oranı Yüksek Besinler Yüksek lif içeren, kompleks karbonhidratlar toksik ve kimyasal maddelerin barsaklardan atılımını kolaylaştırarak kanser riskini azaltır. En iyi posa kaynakları tam tahıllı ürünlerdir. Meyve, sebze ve kuru baklagiller tüketiminiz de gerekli posa ihtiyacını sağlamada yardımcıdır. Pişirme ve Saklama Yöntemlerini Gözden Geçirin Pişirme ve saklama işlemleri besinlerinizde zararlı bileşenler oluşturabilir. Besinlerin kızartılması, kömür ateşinde pişirilmesi sırasında kanserojen maddeler ortaya çıkar. Depolanan ürünler olan peynir, salça, tahıl, fındık, ceviz gibi nem etkisiyle aflatoksin (küf) oluşur. Bu yüzden depolanan ürünleri tüketmeden önce mutlaka kontrol edin. Katkı Maddelerine Dikkat Edin Yaşamın bir parçası haline gelen hazır gıdaların içerisine koruma, renklendirme, kıvamını artırma, tat ve görünüm kalitesini artırma gibi konulan maddeler kanser oluşum riskini artırırlar. Salam, sosis ve sucuk gibi işlem gören et gruplarında nitrit ve nitrat maddeleri kansere neden olan nitrozaminleri oluşturur, kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Anti-kanser bileşikler içeren meyve ve sebzeler, yeterli miktarda tüketmek hem vücudun koruma sistemini güçlendirir hem de kilo kontrolünde yardımcı olur. Antioksidan zengin A, C ve E vitaminleri içeren sebze ve meyveleri düzenli tüketmeliyiz. Bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini kansere karşı koruyan güçlü bir antioksidanttır. Balık yağı, karaciğer, süt, yumurta gibi hayvansal kaynaklarda bulunur. A vitaminin bir formu olan ve kansere karşı koruyucu olan beta-karoten havuç, kayısı, şeftali gibi sarı turuncu meyvelerde bulunur. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalmasıyla göbek yağlanmasında artış olmakta bu da kalp damar hastalığı riskini ve kolesterolü artırmaktadır. Bu nedenle et tüketimine dikkat edilmelidir. Haftada iki günü geçmemek kaydıyla ve etin yağsız kısmından tüketilebilir.9- Etin arkasından çay ve kahve tüketimi demir bağlanmasını bozmakta ve demir alımını azaltarak uzun vadede kansızlığa neden olabilmektedir. Bu nedenle çay ve kahve et yedikten en az bir saat sonra içilmelidir. Demir tüketiminin verimli olması için etin yanında mutlaka sebze ve salata yenilmelidir.

Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı.

Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı. DOĞU KARADENİZ 1. ORGANİK TARIM KONGRESİ BAŞLADI. Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gümüşhane Valiliği, Aydın Doğan Vakfı,

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI GIDA ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU 6 Eylül 2010, Antalya 1 ANTALYA

Detaylı

HAYRABOLU TİCARET BORSASI 2014 YILI FAALİYET RAPORU

HAYRABOLU TİCARET BORSASI 2014 YILI FAALİYET RAPORU HAYRABOLU TİCARET BORSASI 2014 YILI FAALİYET RAPORU Türkiye Muharip Gaziler Derneği Hayrabolu Temsilci Ali Güz Borsamızca Derneklerine yapılan yardımlardan dolayı Borsamız Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

1- TÜSİAD Gıda, Tarım ve Hayvancılık konusunu ele aldı - TÜSİAD 27.11.2014

1- TÜSİAD Gıda, Tarım ve Hayvancılık konusunu ele aldı - TÜSİAD 27.11.2014 1- TÜSİAD Gıda, Tarım ve Hayvancılık konusunu ele aldı - TÜSİAD 27.11.2014 TÜSİAD, Türk tarım sektörünün tüm unsurlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almak amacıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

E- BÜLTEN. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi. Tarım Öğretiminin Başlangıcı nın 170. Yıldönümü Kutlandı

E- BÜLTEN. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi. Tarım Öğretiminin Başlangıcı nın 170. Yıldönümü Kutlandı E- BÜLTEN Sayı: 01 Ocak 2016 Telefon : 0224 4534741 Fax : 0224 4534500 E-Mail : bursagmo@gmail.com TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi Bursa Şube Yönetim Kurulu,

Detaylı

Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti

Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti HAKKIMIZDA Detay Fuarcılık Organizasyon & Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi TOBB- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin Y-276 numaralı Yurtiçinde

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI SÜS BİTKİLERİ VE TIBBİ AROMATİK BİTKİLER ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU

Detaylı

1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014

1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014 1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, yumurta, tereyağı ve kırmızı et tüketiminin kalp ve damar hastalıklarını

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

TARSUS TİCARET BORSASI

TARSUS TİCARET BORSASI TARSUS TİCARET BORSASI Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerden, tarımsal üretimin bir kısmı doğrudan tüketilirken, bir kısmı sanayide hammadde olarak işlenerek değişik gıdalara dönüştürülmektedir. Tarımsal

Detaylı

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır.

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır. TOBB GGK, TOBB bünyesinde teşekkül ettirilen ve TOBB Yönetim Kurulu nun alacağı kararlara ışık tutan, genç girişimcilik konusunda genel politikalar geliştiren ve görüş oluşturulmasına katkıda bulunan istişari

Detaylı

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri Uzm.Nimet KALELİ Kırsalda Kadın Hizmetleri Koordinatörü 20 OCAK 2013 Tarımsal üretimi

Detaylı

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor Reel Sektörün Çarkı Faktoring, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin in katıldığı sempozyumda değerlendirildi. Faktoring sektörü

Detaylı

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni 2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni Katılım Yapılan Toplantılar, Ziyaretler ve Etkinlikler: 4 Nisan 2015 tarihinde ATSO da düzenlenen Güneş Enerjisi Bilgilendirme Semineri Borsamızı temsilen Egemen ARSLANKIRAY

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

Sayı: 16 MAYIS 2013. (21 Mayıs 2013 Salı) İspanyol Ar-Ge Firması Odamızı Ziyaret Etti

Sayı: 16 MAYIS 2013. (21 Mayıs 2013 Salı) İspanyol Ar-Ge Firması Odamızı Ziyaret Etti 21 Mayıs Dünya Süt Günümüzü Mecidiyeköy Meydanında Kutladık TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Üyeleri, Dünya Süt Günü etkinlikleri çerçevesinde süt ile alakalı yaşanan bilgi kirliliğini ortadan

Detaylı

Tire İzmir % Tire İzmir % 2007 50.802 369.477 14% 25.005 614.805 4% 2008 58.142 368.591 16% 28.000 561.079 5%

Tire İzmir % Tire İzmir % 2007 50.802 369.477 14% 25.005 614.805 4% 2008 58.142 368.591 16% 28.000 561.079 5% Tire de ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılık olmak üzere küçükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı ve arıcılık yapılmaktadır. Hayvancılığa verilen önemle çiftçilerin elinde bulunan yerli ırkların yöreye

Detaylı

MANİSA TİCARET BORSASI

MANİSA TİCARET BORSASI MANİSA TİCARET BORSASI KANATLI SEKTÖR RAPORU 2015 EĞİTİM ARAŞTIRMA BİRİMİ TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nca Geliştirilen Yerli Hibritler (ATAK

Detaylı

TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU

TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU Resim 1: Bakanlığımızca Geliştirilen Yerli Hibritlerimiz (ATAK S). 1. Kanatlı sektörü ile ilgili üretim, tüketim ve istihdam Bakanlığımız, 1930 lu yıllarda

Detaylı

Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi

Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi Kuruca, Sanayici ve İşadamlarıyla Biraraya Geldi SGK BAŞKAN YARDIMCISI MUSTAFA KURUCA: - SİSTEM ETKİSİNİ, 2048 YILINDA TAM OLARAK GÖSTERECEK - EĞER BÜTÇENİZ SAĞLAM DEĞİLSE 'BEN BU BÖLGENİN LİDERİYİM' DEMEK

Detaylı

Genel Müdürümüz Sayın İsmail GÜNEŞ Isparta ve Burdur da Toplu Temel Atma ve Açılış Merasimine İştirak Etti

Genel Müdürümüz Sayın İsmail GÜNEŞ Isparta ve Burdur da Toplu Temel Atma ve Açılış Merasimine İştirak Etti 1 Genel Müdürümüz Sayın İsmail GÜNEŞ Isparta ve Burdur da Toplu Temel Atma ve Açılış Merasimine İştirak Etti Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Isparta ve Burdur da açılış ve temel

Detaylı

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) Yönetim Kurulu ve Değerlendirme Toplantısı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği alanında Türkiye'nin en

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 Ekim ayı içerisinde Odamız tarafından; üyelerimizce talep edilen 37 adet Kapasite Raporu, 15 adet Ekspertiz raporu ve 6 adet de Fiili Tüketim Belgesi düzenlenmiştir.

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

KOOPERATİFÇİLİK HASAN ERDOĞAN. ANTBİRLİK S.S. ANTALYA PAMUK ve NARENCİYE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRÜ

KOOPERATİFÇİLİK HASAN ERDOĞAN. ANTBİRLİK S.S. ANTALYA PAMUK ve NARENCİYE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRÜ KOOPERATİFÇİLİK HASAN ERDOĞAN ANTBİRLİK S.S. ANTALYA PAMUK ve NARENCİYE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRÜ 23-24 Mart 2016 Kahramanmaraş KOOPERATİFÇİLİK Kooperatifçilik Nedir? Dünya'da ve

Detaylı

SayınBakanım, Sayın Valim, Sayın TK Başkanım, Sayın Büyük Şehir Belediye başkanım, Sayın Rektörüm, DeğerliMeslektaşlarım Sayın Basın Mensupları, Ve Sevgili Konuklar, Yıldız Teknik Üniversitesi çatısı altında

Detaylı

METEOROLOJİ 8. BÖLGE MÜDÜRÜ KONYA TİCARET BORSASINDA ZİRAİ METEOROLOJİ TANITIM TOPLANTISI DÜZENLEDİ

METEOROLOJİ 8. BÖLGE MÜDÜRÜ KONYA TİCARET BORSASINDA ZİRAİ METEOROLOJİ TANITIM TOPLANTISI DÜZENLEDİ METEOROLOJİ 8. BÖLGE MÜDÜRÜ KONYA TİCARET BORSASINDA ZİRAİ METEOROLOJİ TANITIM TOPLANTISI DÜZENLEDİ Meteoroloji 8. Bölge Müdürlüğünün düzenlediği ve Konya Ticaret Borsasının ev sahipliğini yaptığı toplantıya

Detaylı

SANAYİ LOKOMOTİF SEKTÖR OLMAKTAN ÇIKTI

SANAYİ LOKOMOTİF SEKTÖR OLMAKTAN ÇIKTI etkinlikler SANAYİ LOKOMOTİF SEKTÖR OLMAKTAN ÇIKTI IV. Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi Makina Mühendisleri Odası Konya Şubesi sekretaryalığında düzenlendi... IV. Makina Tasarım ve İmalat

Detaylı

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ile Bandırma Ticaret Odası (BTO) tarafından Bandırma da faaliyet gösteren işletmelerin AB uyum sürecinde müktesebata

Detaylı

09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL

09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL http://www.cem.gov.tr/erozyon/anasayfa/resimlihaber/14-04- 09/TOHUM_F%C4%B0DANLIK_VE_KURAK_ALAN_A%C4%9EA%C3%87LANDIRMASI_TEKN%C 4%B0KLER%C4%B0_ULUSLARARASI_E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M%C4%B0_BA%C5%9EL ADI%E2%80%A6.aspx?sflang=tr

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

Paris İklim Değişikliği Taraflar Konferansı na bir adım atıldı

Paris İklim Değişikliği Taraflar Konferansı na bir adım atıldı Bi Ul E Hi tl EP t E li h Paris İklim Değişikliği Taraflar Konferansı na bir adım atıldı L Agence Française de Développement (AFD), Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Araştırma Merkezi (MURCIR)

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU NDA BİLİŞİM UYGULAMALARI 3 SEMİNERİ - 16 EKİM 2012

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU NDA BİLİŞİM UYGULAMALARI 3 SEMİNERİ - 16 EKİM 2012 İTO BİLİŞİM Sayı 37 Ekim 2012 Her ayın ilk haftası İTO web sitesinde yayınlanır. YENİ TÜRK TİCARET KANUNU NDA BİLİŞİM UYGULAMALARI 3 SEMİNERİ - 16 EKİM 2012 Ülkemizin 2023 yılında dünyanın en büyük 10

Detaylı

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan 3. Yaş Baharı Kongresine Katıldı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: - SOSYAL GÜVENLİK KURUMU NUN SAĞLIK ALANINDA ÜSTLENDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER BULUNMAKTADIR

Detaylı

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ 2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ SUNUM İÇERİĞİ Türkiye de Tarım Tarımsal girdi politikaları Tarımsal kredi politikaları Tarımsal sulama politikaları Tarımda 2023 Vizyonu 2 TÜRKİYE

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (TUAM) YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK Amaç Madde 1: Bu yönergenin amacı, Uludağ Üniversitesi bünyesinde kurulmuş bulunan Tarımsal

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı

Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı Ali ERGİN-ali.ergin@tarim.gov.tr HAZİRAN-2014 KIRSAL KALKINMA ÇALIŞMALARI

Detaylı

Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programı

Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programı KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ GIDA TARIM VE ENERJİ BAKANLIĞI Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programı 2014 yılı Proje Teklif Çağrısı Değerlendirme Sonuçları Referans No: KKTC-14-GTEB-01 Bu program

Detaylı

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Sosyal Güvenlik Kurum Başkanlığı ve Türkiye Ziraat odaları Birliği tarafından düzenlenen bilgilendirme, toplantısında konuşan Ziraat odaları

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı

T.C. Bilecik İl Genel Meclisi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu İL GENEL MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

T.C. Bilecik İl Genel Meclisi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu İL GENEL MECLİSİ BAŞKANLIĞINA T.C. Bilecik İl Genel Meclisi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Rapor No:001 Rapor Tarihi:21/04/2010 İL GENEL MECLİSİ BAŞKANLIĞINA İl Genel Meclisinin 09.04.2010 tarihinde yapılan 5 inci birleşiminde alınan

Detaylı

Sayı: 13 ŞUBAT 2013. Güngören Belediye Başkanı Ziyaret Edildi. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Sedat KURU İLE Yönetim Kurulu

Sayı: 13 ŞUBAT 2013. Güngören Belediye Başkanı Ziyaret Edildi. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Sedat KURU İLE Yönetim Kurulu Yeditepe Üniversitesi Bölüm Başkanı ve Öğretim Görevlileri Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Sedat Kuru ve Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Ömer ŞENGÜL, 21 Şubat 2013 Perşembe günü Yeditepe Üniversitesi Gıda

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 4. Olağan Genel Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) Süleyman Soylu nun ev

Detaylı

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Faaliyet Raporu BAŞKANDAN Odamızın kurumsal yapısı ve yarım asırlık tarihinden elde ettiği tecrübe ve birikim sayesinde, son derece sağlam temeller üzerinde yapılanmıştır.

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry EYLÜL 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU (28.08.2015-18.09.2015)

Detaylı

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ KONGRESİ

TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ KONGRESİ TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ KONGRESİ (TÜREK 2014 ) 5-6 Kasım 2014, İstanbul Fotoğraf: Emrah TAŞKIRAN TÜRKİYE RÜZGAR ENERJİSİ KONGRESİ / 5-6 KASIM Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından üçüncüsü

Detaylı

OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR. ÜNYE TİCARET BORSASI e-dergi Sayfa 1

OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR. ÜNYE TİCARET BORSASI e-dergi Sayfa 1 OCAK 14-ŞUBAT 14-MART 14 AYI İÇERİĞİDİR e-dergi Sayfa 1 1. SEÇİMLERİNİ TAMAMLADI 2. NDAN Rifat HİSARCIKLIOĞLU NA ZİYARET 3. AKREDİTE BORSA OLDU 4. YÖNETİMİNDEN ANKARA ZİYARETLERİ 5. YÖNETİM KURULU BAŞKANIMIZ

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry MART 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2015 ŞUBAT / AFYONKARAHİSAR

Detaylı

ÇADED ÇARDAK AĞAÇLANDIRMA, DOĞA VE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ DERNEĞİ STRATEJİK EYLEM PLANI ÇALIŞTAY RAPORU

ÇADED ÇARDAK AĞAÇLANDIRMA, DOĞA VE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ DERNEĞİ STRATEJİK EYLEM PLANI ÇALIŞTAY RAPORU ÇADED ÇARDAK AĞAÇLANDIRMA, DOĞA VE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ DERNEĞİ STRATEJİK EYLEM PLANI ÇALIŞTAY RAPORU Çardak, DENİZLİ Kasım 2013 1 1. ÇALIŞTAYIN AMACI VE YÖNTEMİ ÇADED in kuruluş amaçlarına ulaşabilmesi

Detaylı

YIL : 6 SAYI : 1 OCAK 2007

YIL : 6 SAYI : 1 OCAK 2007 YIL : 6 SAYI : 1 OCAK 2007 TARIM ÖĞRETİMİNİN 161. YILI KUTLANDI * Fakültemiz, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve Peyzaj Mimarları Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen Tarım Öğretiminin 161.

Detaylı

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum.

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. Değerli Yönetici, GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. "Yaşamboyu Öğrenme" ilkesi çerçevesinde bireylerin, çeşitli sektörlerdeki işletmelerin,

Detaylı

ÇABUK Projesi Meyvelerini Vermeye Başladı: Türkiye-Nijer Dostluk Ormanı Açılışı Yapıldı

ÇABUK Projesi Meyvelerini Vermeye Başladı: Türkiye-Nijer Dostluk Ormanı Açılışı Yapıldı ÇABUK Projesi Meyvelerini Vermeye Başladı: Türkiye-Nijer Dostluk Ormanı Açılışı Yapıldı Bakanlığımız ve TİKA İşbirliğinde kurulan dostluk ormanı Nijer Devlet Başkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, tüm Bakanlar,

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor İstanbul görkemli maketi ve inşaat firmalarıyla MIPIM Fuarı nda İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor "Nasıl ki Nuri Bilge, Cannes film festivalinin

Detaylı

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM 7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM Tarım sektörü rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşturulacak Tarımda modern işletmeciliğe dönüşüm sağlanacak Tarım arazilerinin

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

Bir hayaldi gerçek oldu...

Bir hayaldi gerçek oldu... 2 Bir hayaldi gerçek oldu... Türkiye de tarım ve hayvancılıkta entegrasyonu sağlayarak verimi artırmak ve ülkemize katma değeri yüksek hayvancılık modelini kazandırmak, uzun yıllardan bu yana hayalini

Detaylı

2015 Yılı Şubat Ayı Bülteni

2015 Yılı Şubat Ayı Bülteni 2015 Yılı Şubat Ayı Bülteni Katılım Yapılan Toplantılar, Ziyaretler ve Etkinlikler: 1 Şubat 2015 tarihinde Başbakanımız Sayın Ahmet DAVUTOĞLU nun Afyonkarahisar Ziyaretine geldiği sırada Yön. Kur. Bşk.

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU Tarih: 4 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 65 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları. 13 Aralık 2012 İZMİR

TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları. 13 Aralık 2012 İZMİR TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları 13 Aralık 2012 İZMİR Hizmetlerimiz 13 Aralık 2012 İZMİR KOBİ Akademi KOBİ lerin yurtiçi ve uluslararası pazarlardaki karlılıklarını ve rekabet güçlerini artırabilecekleri

Detaylı

Davet mektubu. Genel Bilgiler. Ana Kategori Sponsorlukları. Sosyal Aktivite Sponsorlukları. Zirve Hizmetleri Sponsorlukları.

Davet mektubu. Genel Bilgiler. Ana Kategori Sponsorlukları. Sosyal Aktivite Sponsorlukları. Zirve Hizmetleri Sponsorlukları. Davet mektubu Genel Bilgiler Ana Kategori Sponsorlukları Sosyal Aktivite Sponsorlukları Zirve Hizmetleri Sponsorlukları İletişim DAVET Dünya Meyve Suyu Günü (DMSG) Türk Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED)

Detaylı

2016 Yılı Mayıs Ayı Bülteni

2016 Yılı Mayıs Ayı Bülteni 2016 Yılı Mayıs Ayı Bülteni Katılım Yapılan Toplantılar, Ziyaretler ve Etkinlikler: 04.05.2016 tarihinde İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan Toprak Koruma Kurulu Toplantısına Genel

Detaylı

05-10 Ekim 2015. Bakanlığımız Teknik Heyetinin Azerbaycan Ziyareti

05-10 Ekim 2015. Bakanlığımız Teknik Heyetinin Azerbaycan Ziyareti 05-10 Ekim 2015 Bakanlığımız Teknik Heyetinin Azerbaycan Ziyareti Ülkemiz ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında idarenin ve kamu personel yönetiminin geliştirilmesi, desteklenmesi ve bu alanlarda işbirliğinin

Detaylı

Satinalma. BuyerNetwork.net Satınalma Kulübü. Satınalma Yöneticileri Filo Kiralama Sektörünü Değerlendirdi

Satinalma. BuyerNetwork.net Satınalma Kulübü. Satınalma Yöneticileri Filo Kiralama Sektörünü Değerlendirdi Endüstriyel Pazarlama ve Satış Konferansı Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Buluşuyor 16 ARALIK 2015 Satınalma Meslek Uygulamaları ISSN 2149-1232 FİYAT 10 TL Satinalma Yıl: 3 Sayı: 36 ARALIK 2015 Satınalma

Detaylı

GELİR GETİRİCİ PROJE DESTEKLERİ VE KASDEP

GELİR GETİRİCİ PROJE DESTEKLERİ VE KASDEP T.C. BAŞBAKANLIK Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü GELİR GETİRİCİ PROJE DESTEKLERİ VE KASDEP Bilgi Broşürü İnsanımızın kimseye muhtaç olmadan doğrudan devlet desteği ile gelir getirici projeler

Detaylı

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI T.C. BARTIN VALİLİĞİ İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ 2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI YUSUF ALAGÖZ İL TARIM MÜDÜRÜ BARTIN DA DEMOGRAFİK YAPI 2009 YILI ADRESE DAYALI NÜFUS TESPİT ÇALIŞMASI SONUCUNDA İLİN TOPLAM NÜFUSU 188.449

Detaylı

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI 2014 Yılı Faaliyet Raporu Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Oda Faaliyetlerimiz 69 Slayt 31.01.2014 AB Slovenia Projesi Denetimi 03.01.2014 Belediye Başkan Adayı Kazım

Detaylı

AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK

AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK 2014 0 İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2014 EKİM / AFYONKARAHİSAR İHRACATI İlimizin Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 artışla

Detaylı

Buğday Ithalatında Sıfır Vergi

Buğday Ithalatında Sıfır Vergi Buğday Ithalatında Sıfır Vergi Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Özmen, Türkiye'nin elinde, hasat dönemine kadar kullanabileceği 5,5 milyon ton buğday olmasına karşın,

Detaylı

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI. Mart 2011 ANTALYA

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI. Mart 2011 ANTALYA KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI Mart 2011 ANTALYA Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP), Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nın 2011-2015 Tarım Strateji Belgesi

Detaylı

ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012)

ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012) ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012) Ülkemiz ile Endonezya ve Malezya arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesi amacıyla 27 Mayıs - Haziran 2012 tarihleri arasında Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ BÖLÜM 7 EMO GENÇ ÇALIŞMALARI. - EMO Genç Etkinliklerimiz

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ BÖLÜM 7 EMO GENÇ ÇALIŞMALARI. - EMO Genç Etkinliklerimiz TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ BÖLÜM 7 EMO GENÇ ÇALIŞMALARI - EMO Genç Etkinliklerimiz 9. dönem çalışma raporu / 2010-2011 EMO-GENÇ ETKİNLİKLERİ EMO nun toplumsal yaşamdaki yerini bugünün

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi tam kadro halk gününde Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye başkan yardımcıları,

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

ÖZGÜN FİKİRLERİNİZİ PROJELENDİRELİM

ÖZGÜN FİKİRLERİNİZİ PROJELENDİRELİM Şirket Tanıtımı Progino PROGİNO 2005 yılından itibaren Eskişehir de mühendislik ve danışmanlık hizmetleri vermektedir. Faaliyetlerine 2008 yılından beri Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesinde sürdürmektedir.

Detaylı

Değerli Proje Ortağımız,

Değerli Proje Ortağımız, Değerli Proje Ortağımız, Sağlıklı ve yeterli miktarda gıdaya erişimin giderek zorlaştığı ve buna paralel olarak gıda üretiminin ve ticaretinin büyük önem kazandığı günümüz dünyasında, gıda endüstrisi içinde

Detaylı

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2015 YILI YILLIK İŞ PLANI

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2015 YILI YILLIK İŞ PLANI KONU Tahmini Maliyet (TL) Başlama Tarihi Bitiş Tarihi Sorumlu Kişi İşbirliği Yapılacak Kurumlar ve Kişiler Performans 1.1.1.1 2013 yılında istihdam edilmesi planlanan basın ve halkla ilişkiler personelinin

Detaylı

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 10.04.2013 ÇARŞAMBA İZMİR GÜNDEMİ- -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı / Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü ile 'Obeziteyle Mücadele' işbirliği protokolü İzmir

Detaylı

Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster

Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster Sponsor Ol Rengini Seç Kendini Göster PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği), Türkiye'de çağdaş insan kaynakları yönetimi anlayışlarının yaygınlaştırılmasına ve gelişimine liderlik eden, bu konuda ülkemizin

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Haftalık Türkiye - AB Gündemi 52. Hafta (26 Aralık 2011 1 Ocak 2012)

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Haftalık Türkiye - AB Gündemi 52. Hafta (26 Aralık 2011 1 Ocak 2012) T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Haftalık Türkiye - AB Gündemi 52. Hafta (26 Aralık 2011 1 Ocak 2012) 26 ARALIK 2011, PAZARTESİ 10:00-18:00 Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşarı Sayın Büyükelçi M. Haluk Ilıcak

Detaylı

İRAN ÇAY RAPORU. 8-12 Ocak 2014. Tahran-Lahican-Tebriz İRAN. Rize Ticaret Borsası 2014

İRAN ÇAY RAPORU. 8-12 Ocak 2014. Tahran-Lahican-Tebriz İRAN. Rize Ticaret Borsası 2014 1 İRAN ÇAY RAPORU 8-12 Ocak 2014 Tahran-Lahican-Tebriz İRAN İRAN ÇAY RAPORU Rize Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan ve Meclis Başkanı Resul Okumuş un da aralarında bulunduğu 7 kişilik

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ

KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KALKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE GÖREV, İŞ TANIMLARI VE GEREKLERİ BELGELERİ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE MÜDÜRÜ KIRSAL KAKINMA VE ÖRGÜTLENME ŞUBE Yayın Tarihi 03.02.2014 Revizyon Tarihi 15.04.2014

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

TMMOB GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI

TMMOB GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI TMMOB GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI Meşrutiyet Caddesi 22/13 Kızılay/ANKARA Tel: 0312 418 28 46-47 Faks : 0312 418 28 43 E-Posta : gidamo@gidamo.org.tr Web : http://www.gidamo.org.tr MERSİN ŞUBE GENEL MERKEZ

Detaylı

T.C. DİCLE KALKINMA AJANSI (Tigris Development Agency) KALKINMA KURULU TOPLANTISI KARAR TUTANAĞI TOPLANTI TARİHİ: 02/07/2013 TOPLANTI NO : 2013/1

T.C. DİCLE KALKINMA AJANSI (Tigris Development Agency) KALKINMA KURULU TOPLANTISI KARAR TUTANAĞI TOPLANTI TARİHİ: 02/07/2013 TOPLANTI NO : 2013/1 KALKINMA KURULU TOPLANTISI KARAR TUTANAĞI TOPLANTI TARİHİ: 02/07/2013 TOPLANTI NO : 2013/1 Dicle Kalkınma Ajansı 2013 yılı 1 inci Olağan Kalkınma Kurulu, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının

Detaylı

ETKİNLİK DEĞERLENDİRME RAPORU. Hazırlayan: D. Özden Özkan Çayırlı İMSAD Kurumsal İletişim Yöneticisi oozkan@imsad.org

ETKİNLİK DEĞERLENDİRME RAPORU. Hazırlayan: D. Özden Özkan Çayırlı İMSAD Kurumsal İletişim Yöneticisi oozkan@imsad.org ETKİNLİK DEĞERLENDİRME RAPORU Hazırlayan: D. Özden Özkan Çayırlı İMSAD Kurumsal İletişim Yöneticisi oozkan@imsad.org İMSAD tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 3. Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi

Detaylı