SINIRLANDIRILMASI * mevcuttur. Ama konu, devlet gücünün sõnõrlandõrõlmasõ ile ilgili olduğundan, bu yayõnlarõn

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SINIRLANDIRILMASI * mevcuttur. Ama konu, devlet gücünün sõnõrlandõrõlmasõ ile ilgili olduğundan, bu yayõnlarõn"

Transkript

1 TÜRKİYE DE İÇ BORÇ SORUNU VE İÇ BORÇLARIN SINIRLANDIRILMASI * Ferhat Başkan ÖZGEN GİRİŞ İç borçlanma ile ilgili yazõlanlara ve bu konuda yetkililerin görüşlerine bakõldõğõnda, Türkiye de iç borç sorununun önemli boyutlara ulaştõğõ anlaşõlmaktadõr. Yapõlan çalõşmalar, genellikle, iç borçlarõn gelişimi, faiz oranlarõ, vade yapõsõ ve makroekonomik etkileri üzerine yoğunlaşmakta ve Türkiye için son derece rahatsõz edici bir durumun varlõğõndan söz etmektedir. Bu çalõşmalarda çoğu zaman iç borç ile dõş borç bir arada ele alõnõr, kamu kesimi borçlanma gereği, iç ve dõş açõk kavramlarõnõn önemi vurgulanõr ve borçlanmanõn bütçe açõklarõ, para arzõ, faiz oranlarõ, tasarruflar, yatõrõmlar, para piyasalarõ, ekonomik büyüme, gelir dağõlõmõ ve enflasyon üzerine etkileri değerlendirilir. Varõlan sonuç aynõdõr. Devlet borçlarõ azaltõlmalõ, sõnõrlandõrõlmalõdõr. Türkiye de devlet borçlarõnõn nasõl sõnõrlandõrõlacağõ konusunda, bilimsel yayõnlar da mevcuttur. Ama konu, devlet gücünün sõnõrlandõrõlmasõ ile ilgili olduğundan, bu yayõnlarõn etkisi bugün için sõnõrlõ kalõyor görünmektedir. Türkiye de iç borç sorunu ve iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ başlõğõnõ taşõyan bu çalõşma iki bölümden oluşur. Birinci bölümde, Türkiye de iç borç sorunu ortaya konacaktõr. İç borçlar ve dõş borçlar ayrõmõ yapõlacak, birikmiş literatürden de yararlanarak, konu, mümkün olduğunca farklõ boyutlarõyla ve bir o kadar da özet olarak değerlendirilecektir. İkinci bölüm iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ bölümüdür. Birinci bölümde elde edilen tablo karşõsõnda, iç borçlarõn niçin sõnõrlandõrõlmasõ gerektiği daha açõk vurgulanacak, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõnda çözüm önerilecek, nasõl sõnõrlandõrõlabileceği tartõşõlacaktõr. TÜRKİYE DE İÇ BORÇ SORUNU Maliye teorisinde borçlanmaya üç türlü yaklaşõlõr. Borçlanma, devletin bir olağanüstü ve istisnai gelir kaynağõ olarak görülebilir. Kamu gelirleri ile kamu giderleri arasõnda uyum sağlama unsuru olarak da görülebilir. Borçlanma, devletin etkin işlemeyen piyasa ekonomisine müdahalesi, gelir dağõlõmõnõ ve adaleti sağlama aracõ olarak değerlendirilebilir. Gelişmekte olan ülkelere ve bu arada Türkiye ye bakõldõğõnda, bu üç yaklaşõmõnõn hiçbirinin geçerliğinin olmadõğõ anlaşõlmaktadõr. Türkiye de borçlanma politikasõ yanlõş, zararlõ, ama bilinçli bir politikadõr. Gelir dağõlõmõnõ ve adaleti sağlama amacõ yoktur, kamu gelirleri ile kamu giderleri arasõnda uyum sağlamak için yapõlmaz, borçlanma olağanüstü bir gelir kaynağõ da değildir. Borçlanma bilinçli olarak sürdürülür çünkü, ek tasarruf oluşturulduğu ve bu şekilde büyümeye katkõ yaptõğõ geçmişte düşünülmüştür. Devlet borçlanma politikasõ ile finans sektörü içinde özellikle bankalarõ korur. Bugün bu politikadan vazgeçmek oldukça zorlaşmõştõr. Borçlanmanõn niçin sürdürüldüğü, kamu tercihi teorisinde daha ayrõntõlõ açõklanõr. * Bu makale, Yeni Türkiye Dergisi, Türk Ekonomisi Özel Sayõsõ, Yõl 5, Sayõ 27, Mayõs - Haziran 1999, ss de yayõnlanmõştõr. Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Araştõrma Görevlisi 1

2 İç ve dõş borçlanmada iki temel kriter vardõr. Bunlar, ihraç yeri ve borcun milli gelir ile karşõlanõp karşõlanmadõğõ kriterleridir. Devlet yurt içi piyasalardan borçlanõyorsa, bu bir iç borçlanmadõr. Aynõ şekilde borcu milli gelir ile finanse ediyorsa, bu yine bir iç borçlanmadõr. Ülkemizde devlet yurt içi piyasalardan borçlanõr, ama bunu milli gelir dõşõndaki bir kaynakla, yani bir ölçüde dõş borçlanma ile finanse eder. Devletin dõş borçlanma kayõtlarõ içinde, özel sektör borçlanmasõ da vardõr, ancak, dõş borçlanma yine de, iç borcu finanse eden bir niteliğe bürünmüştür. Dõş borç, büyük ölçüde yurt içi tasarruflarõn yetersizliğinden kaynaklanmaktadõr ve devletin iç borçlanmada karşõlaştõğõ ödeme güçlükleri dolayõsõyla, dõş borçlanmaya başvurduğu açõkça gözlenmektedir. Öbür taraftan dõş borcun ödenmesi için, devletin her yõl yurt içi piyasalardan önemli miktarda borç bulmasõ gereklidir 1. Borcu borçla ödeme süreci 1975 den beri devam etmektedir. Devletin hem iç hem de dõş borç stoku hõzla artmaktadõr. Bu anlamda Türkiye de iç borç sorunu, dõş borç sorunu ile yakõndan ilişkili yapõsal, kronik bir sorun ve aynõ zamanda dõş borç sorunundan daha önce gelen bir sorundur. İç borç sorunu, devletin borçlanma yetkisi, borcun miktarõ ve gelişimi, borç yönetimi, borcun sürdürülebilirliği ve borcun ekonomik etkileri açõsõndan ayrõ ayrõ değerlendirilebilir. A)Türkiye de Devletin Borçlanma Yetkisi Türkiye de aşõrõ bir borçlanmanõn varlõğõndan söz ederiz. Devletin bürokratlarõ bile, zaman zaman iç borçlarõn vade ve faiz yapõsõndan rahatsõzlõk duyulduğunu dile getirmekten çekinmezler. Borçlarõn sürdürülebilirliği konusunda kamuoyunda farklõ düşünceler olmasõna rağmen, herkes kamu kesimi borçlanma gereğindeki artõşõn zararlõ olduğunu kabul eder. Ama, kamu kesimi borçlanma gereğindeki artõş ile devletin borçlanma yetkisi arasõndaki ilgiyi çok az kuruyoruz. Devlet bütçesinin ekonomik hayatõ düzenleme fonksiyonunun olduğunu ve bunun olumlu anlamda işe yarayabileceğini düşünüyoruz. Aynõ zamanda devletin vergi gelirlerini arttõrabileceği varsayõmõna inanõyoruz. Kamu harcamalarõnõn azaltõlmasõ gereğini görüyor, personel ve faiz ödemeleri dolayõsõyla meydana gelen kamu harcamalarõ artõşõnõn önlenmesini anlõyor, ama borç faiz ödemeleri ve kamu personel reformu için bir aksiyon gösteremiyoruz. Kamuoyunda memur maaşlarõnõn arttõrõlmasõ yönünde bir konsensus var. İnsanlar az vergi vermek istiyorlar. Verginin tabana yayõlamadõğõnõ ve aynõ zamanda vergi yükünün ağõr olduğunu iddia ediyorlar. Ülkemizin bir vergi cenneti olduğu söyleniyor. Ama öbür taraftaki vergi cehennemi çok az görülüyor. Bu karmaşa içinde, Türkiye de iç borç sorununun öncelikle devletin borçlanma yetkisi ile ilgili olduğunu görmeliyiz. Bizi rahatsõz eden iç borçlanma, pek çok sorunun kaynağõ olsa da, aslõnda devletin borçlanma yetkisinin sõnõrlandõrõlamamasõnõn bir sonucudur. Borçlanma yetkisi hukuki anlamda bir yetkidir. Devletin borçlanma yetkisini kullanarak, vatandaşõnõ daha fazla vergilendirmek gibi bir sonuca yol açma hakkõnõn olmamasõ gereklidir. Eğer borçlanmayla böyle bir sonuca ulaşõlõyorsa, o takdirde devletin borçlanma yetkisinden söz etmemek gerekir. O zaman devletin borçlanma yetkisi yoktur, çünkü devlet bu yetkiyi, asõl varlõğõnõn temel nedeni olan halkõ için değil, onun zararõna kullanmõş olmaktadõr. Böylesi bir durumda devletin niçin, kimlerden, hangi yöntemle, ne kadar borçlandõğõnõ, borcun vade ve faiz yapõsõnõ... vb tartõşmak gereksizdir. Çünkü öncelikle sonuca bakõlmalõdõr. Devlet borçlanma ile halkõna yük olmakta mõdõr? bu önemlidir. 1 Menşure Kolçak., Türkiye de Devlet Borçlarõnõn Yükü, Banka ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, Kasõm 1997, Sayõ 11, s.15. 2

3 Türkiye de devletin borçlanma hakkõ ve yetkisinin, hukuki ve fiili anlamda gerçek bir sõnõrõ yoktur. Devlet iflas etmez. İstediği kadar borçlanabilir. Geçmişte en kötü ihtimalle devalüasyona başvurulmuş veya moratoryum ilan edilmiştir. Borçlanmanõn yol açtõğõ para arzõ artõşlarõ yüzünden Türk Lirasõ sürekli değer yitirebilir. Türkiye de borçlanma yetkisi Anayasa nõn 87. maddesi gereği, kanunla düzenlenir. Kanunlarõn hazõrlanmasõ ve çõkarõlmasõ büyük ölçüde hükümetlerin denetimlerinde olduğu için, borçlanma yetkisinin tek sahibi siyasi iktidardõr 2. Devlete borçlanma yetkisi veren kanunlar çok çeşitlidir. Borçlanma yetkisinin birden çok kanunda düzenlenmesinin getirdiği karmaşa ve bu kanunlar arasõnda olabilecek çelişkiler bir yana, borçlanma yetkisi veren kanunlarõn hiçbirinde borçlanma miktarõnõ belirleyen bir madde yer almaz. Bütçe Kanunu, Merkez Bankasõ Kanunu, Belediyeler Kanunu, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kuruluş kanunlarõ, devlete borçlanma yetkisi veren kanunlardõr. Merkezi idare düzeyinde borçlanma yetkisini Hazine Müsteşarlõğõnõn bağlõ olduğu Bakan kullanõr. KİT ler için bu kuruluşlarõn yöneticileri yetkilidir. Yöneticiler kendi kurumlarõnõn kuruluş kanunlarõna bağlõdõrlar. Merkez Bankasõ Kanunu nun 50. Maddesine göre Merkez Bankasõ, KİT Bonolarõ karşõlõğõnda KİT lere avans verebilir 3. Tahkim kanunlarõ ile devlet, KİT borçlarõnõ ve diğer kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarõn borçlarõnõ, geçmişte sõk sõk kendisi üstlenmiştir. KİT lere ödenen avanslarõn Merkez Bankasõna geri dönmesi zordur. Yerel yönetimler de iç borçlanmada İller Bankasõnõn, dõş borçlanmada Hazinenin kefaletini alarak istediği miktarda borçlanabilir. Bütçe Kanunu, devlete borçlanma yetkisi veren en önemli kanun kabul edilebilir. Hazine Bonosu satõşlarõnda Bütçe Kanunu nda süre sõnõrlamasõ vardõr, miktar kõsõtlamasõ yoktur yõlõnda başlatõlan, Hazine ye Özel Tertip Devlet Tahvili (ÖTDT) satma yetkisi verilmesi uygulamasõnõn, 1989 yõlõndan itibaren kapsamõ genişletilmiş, ÖTDT ler Bütçe Kanunlarõnda belirtilen borçlanma limitleri dõşõna alõnmõştõr. Devletin iç borçlanmada uyguladõğõ genel yöntem olan ihale yöntemi dõşõnda kamu kuruluşlarõnõn finansman ihtiyacõnõ karşõlamak için çõkarõlan bu tahvillerle devlet, uzun vadeli borçlar için de sõnõrsõz borçlanma imkanõnõ elde etmiştir. ÖTDT uygulamasõ ile, bütçe kanunlarõndaki borçlanma sõnõrõnõn anlamõ kalmamõştõr 5. Devlet, üç yolla, hazine bonosu, devlet tahvili ve Merkez Bankasõ avanslarõ yoluyla iç borçlanma yapabilir. Merkez Bankasõ Kanunu nun 50. maddesinde MB nin hazineye açacağõ kõsa vadeli avans hesabõnõn, her cari yõl genel bütçe ödenekleri toplamõnõn bir önceki mali yõl genel bütçe ödenekleri toplamõnõ aşan tutarõn belli bir yüzdesi şeklinde bir sõnõrõ vardõr. Bu yüzde, oran yõldan yõla aşamalõ olarak azaltõlmõş, %3 e çekilmiştir 6. MB avanslarõnõn iç borçlanma içindeki paylarõ da düşmüştür. Ancak devlet tahvili ve hazine bonosuna ait sõnõrlarõn olmamasõ ve ÖTDT uygulamasõ, avans hesabõna getirilen sõnõrlamayõ da anlamsõz hale getirmiştir. Artmaya devam eden toplam iç borç stoku içinde, önce devlet tahvillerinin, sonra hazine bonolarõnõn payõ yükselmiştir. 2 Metin Meriç., Devletin Borçlanma Hakkõ ve Yetkisi, İşletme ve Finans Dergisi, Ocak 1992, Sayõ 82, s TC Sayõştay Başkanlõğõ, 1997 Yõlõ Uygunluk Uygunluk Bildirimi, Hazine İşlemleri Raporu, s Zafer Yükseler., Bütçe Kanunlarõ ve İç Borçlanma Politikasõ, İşletme ve Finans, Nisan s Zafer Yükseler., agm, s sayõlõ Kanun 1211 sayõlõ Merkez Bankasõ Kanununda değişiklik yapmõş ve oranõ 1998 yõlõ ve müteakip yõllar için %3 olarak tespit etmiştir. Ayrõca 3985 geçici 9.madde, avans hesabõnda bir sonraki yõla borç bõrakõlmasõna ve bu borcun bir kõsmõnõn devlet tahvili ile mahsup edilmesine imkan sağlamõştõr. 3

4 Kamu kurumlarõnõn birbirine olan borçlarõnõ ortadan kaldõrmak için zaman zaman çõkarõlan tahkim kanunlarõ içine, Hazinenin Merkez Bankasõna olan borçlarõnõn da dahil edilmesi, avans hesabõna ait %3 lük sõnõrõ anlamsõz hale getiren bir başka uygulama olmuştur. Günümüzde devlet, Bankalar Kanunu ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarõ Kanunlarõndaki maddelerle, zora dayalõ borçlanmaya da başvurmakta, bankalarõ ve sosyal güvenlik kuruluşlarõnõ kendisine borç vermeye zorlayabilmektedir. 7. Sermaye piyasalarõnda işlem gören tahvillerin %90 õ da aşan bir miktarõ, devlete ait fonlarõn tahvillerinden oluşur. Finans piyasalarõndaki derinleşme, devlet iç borçlanmasõnõn yüksekliği nedeniyle sağlanamamaktadõr. Görüldüğü gibi Türkiye de devletin borçlanma yetkisinin sõnõrõ yoktur. Bu yetki kanunlarda düzenlenmekte, siyasi iktidar bu kanunlara uyarak borçlanma yapmakta, bu kanunlarõ kendi borçlanma isteği doğrultusunda kolayca değiştirebilmekte, dolayõsõyla devletin borçlanma yetkisini sõnõrlamada bu kanunlarõn herhangi bir fonksiyonu olmamaktadõr. Kanunlar zaman içinde hükümetler tarafõndan, sadece siyasi iktidarõn borçlanma yetkisinin şekil ve şartlarõnõ hukuki anlamda düzenleyen, bu yetki üzerindeki sõnõrlarõ kaldõran belgeler haline getirilmişlerdir. Siyasi iktidar için vergi almak zordur. Çünkü vergi vermek istemeyiz. Sõnõrsõz borçlanma yetkisiyle siyasi iktidar, yurttaştan vergi yoluyla alamadõğõ gelirleri iç borç yoluyla almakta, bunlarõ bugün enflasyon ve gelecekte hem enflasyon hem de artacak vergiler yoluyla tahsil etmeyi seçmektedir. B) İç Borçlarõn Miktarõ ve Gelişimi Bu bölümde devletin sõnõrsõz borçlanma yetkisinin, iç borçlarõn miktarõnõ ve gelişimini ne şekilde etkilediğini daha yakõndan izleme imkanõ bulacağõz. İç borçlarõn miktarõnõn, yapõsõnõn ve belli değişkenlere oranlarõnõn incelenmesi, öncelikle makroekonomik etkilerin doğru belirlenmesi açõsõndan önemlidir. KKBG 1990 dan itibaren mali dengeleri sarsacak şekilde artõş içine girmiştir. Mali krizin yaşandõğõ 1994 yõlõnda en yüksek değere ulaşmõştõr yõlõ hariç bir daha azalmamõştõr

5 Grafik 1: Kamu Kesimi Borçlanma Gereğinin GSMH ya Oranõ %14,0 %12,0 %10,0 %8,0 %6,0 %4,0 %2,0 %0, Kaynak:DPT., Ekonomik ve Sosyal Göstergeler, Bir ülkede mali dengeleri sağlayabilmek için izlenen üç temel makro gösterge vardõr. Bunlar kamu kesimi finansman açõklarõ, iç açõk ve dõş açõktõr. Kamu kesimi finansman açõklarõ geniş anlamda devletin gelir ve giderleri arasõndaki farkõ ifade eder. Konsolide Bütçe, KİT ler, Fonlar, Yerel Yönetimler ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarõnõn gelir ve giderleri arasõndaki fark KKFA nõ oluşturur. Türkiye de KKFA nõn %85 i konsolide bütçeden kaynaklanõr. Konsolide bütçeden KİT lere, yerel yönetimlere ve sosyal güvenlik kuruluşlarõna pay aktarõlõr. Ama, konsolide bütçe faiz ödemeleri, konsolide bütçe açõklarõnõ arttõran en önemli kalem durumundadõr. Faiz ödemeleri hariç KKBG 1994 ten beri fazla vermektedir. KKBG ndeki artõş, yatõrõm tasarruf dengesini ve ithalat ihracat dengesini bozar; iç ve dõş açõk üzerinde etkili olur 9. KKFA iç ve dõş borçlanma ile finanse edilir. İç borçlanmaya daha fazla başvurulur. Bu anlamda KKBG nin artmasõ ve mali dengeleri etkilemesinin sorumlusunun, büyük ölçüde iç borçlanma olduğu söylenebilir. Grafik 2: İç Borç Faiz Ödemelerinin Kamu Harcanabilir Gelirine Oranõ %120 %110 %100 %90 %80 %70 %60 %50 %40 %30 %20 %10 % Kaynak: DPT., Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ), ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekosos/kf.zip 9 DPT., 1999 Yõlõ Programõ, s

6 Grafik 3:Toplam Konsolide Bütçe ve Konsolide Bütçe Transfer Harcamalarõ İçinde Faiz Ödemelerinin Payõ %70 %60 %50 %40 %30 %20 %10 % FA İZ ÖDEMELERİ / TRA NSFER HA R. FA İZ ÖDEMELERİ / TOPLA M HA R. Kaynak: DPT., Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ), ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekosos/kf.zip 6

7 Yukarõdaki grafiklerden de görüldüğü gibi, toplam iç borç faiz ödemelerinin, toplam kamu harcanabilir geliri içindeki paylarõ 1994 ten sonra %50 nin üzerindedir. Konsolide bütçe değerlendirildiğinde, toplam konsolide bütçe harcamalarõ içinde faiz ödemelerinin payõ, yine 1994 ten sonra %30 un üzerindedir 10. Grafik 4: Faiz Ödemelerinin Net Borçlanma İçindeki Payõ %220 %200 %180 %160 %140 %120 %100 %80 %60 %40 %20 % Kaynak: DPT., Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ), ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekosos/kf.zip Toplam faiz ödemeleri/toplam net borçlanma oranõna baktõğõmõzda, devletin 1990 lõ yõllardan itibaren, borçlandõğõndan daha fazla faiz ödediği anlaşõlmaktadõr. Bu devletin iflasõ demektir. Bu şartlar altõnda devlet, faiz ödemeleri ile borçlanma arasõndaki farkõ para basarak kapatmaya mecburdur sonrasõ enflasyonun nedeni de açõkça yukarõdaki grafikten görülmektedir. Grafik 5: İç Borç Anapara ve Faiz Ödemelerinin Vergi Gelirlerine Oranõ %200 %180 %160 %140 %120 %100 %80 %60 %40 %20 % İç Borç Anapara Ödemeleri/Vergi Gelirleri İç Borç Faiz Ödemeleri/Vergi Gelirleri Kaynak: DPT., Ekonomik ve Sosyal Göstergeler ( ), ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekosos/kf.zip 10 7

8 İç borç anapara ve faiz ödemelerinin vergi gelirlerine oranõnõ gösteren grafikten de, kamu harcanabilir gelir ile ilgili grafikte yapõlan değerlendirmeye benzer sonuçlar elde edilmektedir. İlave olarak, iç borç anapara ve faiz ödemeleri toplamõnõn, 1993 ten itibaren vergi gelirlerini aştõğõ izlenmektedir. Grafik 6:Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Türleri İtibariyle Dağõlõmõ %100 %90 %80 %70 %60 %50 %40 %30 %20 %10 % TAHVİL BONO NAKİT DIŞI SATILAN Kaynak: Grafik, adresinden alõnan veriler düzenlenerek elde edilmiştir. İç borç stokunun vade yapõsõ, 1990 dan itibaren hõzla hazine bonolarõna, yani kõsa vadeli devlet iç borçlanma senetlerine kaymõştõr. Devlet tahvillerinin payõ azalmõş, hazine bonolarõnõn payõ artmõştõr. Ayrõca önce nakit dõşõ senetler artmõş, sonra 1994 ten itibaren devletin artan nakit ihtiyacõna paralel olarak, nakit borçlanma önemli hale gelmiştir. Grafik 7: Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Alõcõlarõ İtibariyle Dağõlõmõ %3,9 %1,3 %8,0 %86,8 Bankalar Resmi kurumlar Özel Sektör Tasarruf Sahipleri Kaynak: Grafik, adresinden alõnan veriler düzenlenerek elde edilmiştir. 8

9 Çoğunluğu hazine bonolarõndan oluşan devlet iç borçlanma senetlerinin %86.8 ini bankalar almaktadõr. Resmi kurumlarõn payõ %8 dir. Özel sektör, 1998 yõlõnda DİBS nin (devlet iç borçlanma senetleri) %3.9 unu; tasarruf sahipleri ise %1.3 ünü elde etmiştir. Tasarruf sahiplerinin ve özel sektörün payõ geçmişte yõldan yõla önemli değişiklikler gösterse de, bankalarõn DİBS nin en büyük alõcõsõ olma özelliği hiçbir zaman değişmemiştir 11. C) Ekonomik Etkileri Açõsõndan Türkiye de İç Borç Sorunu Devletin sõnõrsõz borçlanma yetkisinin varlõğõnõn, iç borçlarõn miktarõnõ önemli ölçüde etkilediği açõktõr. İç borçlanmanõn devlet için kamu finansmanõnda olağan olarak başvurulabilecek bir yol niteliğine gelmesi, iç borçlarõn, GSMH, kamu harcanabilir geliri, toplam konsolide bütçe harcamalarõ, vergi gelirlerine oranlarõ itibariyle gelişimini de etkilemiştir. Vade yapõsõnõn kõsalmasõ, iç borç stoku içinde devlet tahvilleri yerine hazine bonolarõnõn payõnõn artmasõ; aynõ zamanda iç borçlanma faizlerinin yükselmesi, bankalarõn tek alõcõ konumuna gelmeleri, bunun kaçõnõlmaz sonucudur. İç borçlanma KKBG ni arttõrmõştõr. Artan iç borçlanma dolayõsõyla artan borç faiz ve anapara ödemeleri bütçeler içinde daha fazla pay sahibi olmaya başlamõş, bu ödemeleri gerçekleştirebilmek için, zaten daha önce bütçe açõklarõ veren devlet, vergi gelirlerini arttõramadõğõndan, daha fazla borçlanmak zorunda kalmõştõr. İç borçlanmanõn bir taraftan parasal tabanõ ve para arzõnõ arttõrõcõ etkileri, öbür taraftan talep miktarõnõ arttõrõcõ, arz miktarõnõ azaltõcõ etkileri enflasyona neden olmaktadõr. Faiz oranlarõnõ arttõrõcõ etkiler, enflasyonist etkileri güçlendirmektedir. İç borçlanma, Türkiye de hem maliyet hem de talep enflasyonunun ve stagflasyonun en önemli nedenlerinden biridir. Bütün bu olumsuz etkilerine, bu etkilerin toplum ve devlet tarafõndan açõkça görülüyor ve biliniyor olmasõna rağmen, Türkiye de diğer pek konuda olduğu gibi, iç borçlanma sorunun çözülememesinin nedeni nedir? Türkiye de iç borçlanma,ortanca seçmenin içgüdüsel doğal yönlendirmesi sonucunda, devletin bilinçli bir tercihidir. Ortanca seçmen yoksulluktan kurtulmak ister. Yoksulluk aşõrõ nüfus artõşõ ve geri kalmõşlõğõn bir sonucudur. Zaten geri kalmõş ve yoksul halkõn vergi ödeme gücü de yoktur. Vergi ödeme gücü olan seçmenin, vergi ödemeden kaçõnma gücü bulunur. Devlet bu şartlar altõnda etkin olarak vergi toplayamaz. Vergi sisteminde adaleti de sağlamada zorlanõr. Konuya devlet ve bürokratlar açõsõndan baktõğõmõzda, kamu harcamalarõnõ azaltmanõn ve devletin boyutlarõnõ küçültmenin, devleti etkinleştirmenin, önce tercih edilecek bir yol olmadõğõ anlaşõlmaktadõr. Bürokrasi, vergi yerine borçlanmayõ çok kolay tercih edebilir. Bu tercih, yukarõda anlatõlan psikoloji içindeki ortanca seçmeni memnun etmek için yapõlmõş bir tercih olabileceği gibi, aynõ zamanda ortanca seçmenin içine düştüğü fasit daireyi kõrmak için yapõlmõş bir tercih de olabilir. Yoksul ülkede büyümenin hõzlandõrõlmasõ gerekmektedir. Büyüme için belli bir tasarruf hacmine ihtiyaç vardõr. Aynõ zamanda bazõ dinamiklerin harekete geçirilmesi gereklidir. Ortanca seçmen, vergi vermenin kaçõnõlmazlõğõnõ ve kazanmak için çalõşmasõ gerektiğini; aynõ zamanda devleti yanlõş yapmamaya zorlamasõnõn şart olduğunu görmelidir. Ortanca seçmenin bu gerçeklerin farkõna varmadõğõ bir ortamda, devlet, geçmişte, ekonomik büyümenin ihtiyaç duyduğu yüksek tasarruf hacmini zorla arttõrmak yoluna başvurmuş olabilir. Böylece borçlanma, para arzõ artõşlarõ ve enflasyon, iç tasarruflarõ geçmişte uzun dönemde artõrmak için kullanõlmõş, görünürden masum gerekçeler olarak karşõmõza çõkmaktadõr. Eğer ortanca seçmeni temize çõkarõr ve bütün sorumluluğu devlete ve 11 9

10 bürokrasiye yüklersek, o zaman iç borçlanma, para arzõ artõşlarõ ve enflasyonun sebep olduğu bütün olumsuz etkilerin ve iç borçlarõn azaltõlamamasõnõn temel nedeni, bütün bu olumsuz etkiler görüldüğü halde zamanõnda gerekli önlemleri kasõtlõ olarak almayan siyasi kadrolardõr diyebiliriz. Her iki yaklaşõm tarzõ da kõsmen doğru olabilir. Ekonomik etkileri açõsõndan Türkiye de iç borçlanma sorununun, bu çerçeveyi gözden uzak tutmayarak daha ayrõntõlõ değerlendirilmesi gerekebilir sonrasõnda iç borçlarõn KKBG, bütçe açõklarõ, para arzõ, faiz oranlarõ, toplam tasarruflar ve yatõrõmlar, para ve sermaye piyasalarõ, mal ve faktör piyasalarõ, gelir dağõlõmõ, enflasyon ve ekonomik büyüme üzerinde önemli etkileri olmuştur 12. Yukarõda da ifade edildiği gibi, artan iç borçlanma, KKBG ni arttõrmõştõr. Artan iç borç anapara ve faiz ödemeleri, daha fazla borçlanõlmasõnõ gerekli ve zorunlu hale getirmiştir. Ekonomik krizlerin yaşandõğõ dönemlerde iç borçlanma gerçekleştirilemediğinden, KKBG ni karşõlamak için, dõş borçlarõn arttõrõlmasõ zorunlu olmuştur. Bütçeden iç borç faiz ödemelerinin artmasõ, KKBG içinde konsolide bütçenin payõnõ yükseltmiştir. Bu da, bütçe açõklarõnõ arttõran neden olmuştur. Artan bütçe açõklarõ, tekrar KKBG ni arttõrmõştõr. Devletin bitmeyen borçlanma ihtiyacõ, iç borç faiz oranlarõnõn 1991 den itibaren hõzla artmasõna neden olmuş, faiz ödemelerinin toplam borçlanma içindeki paylarõ %100 ün üzerine çõkmõştõr. Bu gelişme para arzõ artõşlarõnõ zorunlu hale getirmiştir yõlõndan itibaren iç borçlanma gerçekten en büyük sorun haline gelmiştir. İç borçlarõn ekonomik etkileri, para arzõ ve faiz oranlarõ üzerinden başlamõş olabilir. Yoğun iç borçlanma piyasa faiz hadlerinin yükselmesine neden olur. Üretim ekonomisi yerine rant ekonomisi gelir. Kayõt dõşõ ekonomi yaygõnlaşõr. Vergi tabana yayõlamaz. Toplam tasarruflar verimli alanlardaki yatõrõmlara yönelmez. Sağlõksõz bir ekonomik yapõ oluşur. Mali sistemin reel sektörlere kredi sağlama fonksiyonu göz ardõ edilir. Finansal baskõ yüzünden sermaye piyasalarõ gelişemez. Özel sektörün yatõrõm harcamalarõnõn azalmasõ yönünde bir baskõ oluşur. Crowding out (dõşlama) etkileri güçlenebilir. Özel sektör, kendi yatõrõmlarõ için yabancõ kaynak arayõşõ içine girer. Devlete vergi vermemek için elinden geleni fazlasõyla yapmaya başlar. Yatõrõmlarõnõ verimsiz ama kõsa dönemde kârlõ alanlara kaydõrõr. Yüksek faizler faktör piyasalarõnda üretim faktörü maliyetlerini arttõrdõğõndan, maliyet enflasyonuna veya belli sektörlerde durgunluğa yol açabilir. İç borçlanma, para arzõnõ arttõrdõğõ ölçüde, mal piyasasõnda talep enflasyonuna neden olur. Banka sisteminden iç borçlanma, kaydi para yoluyla para arzõnõn artmasõna katkõ yapar ve talep yönlü enflasyonu daha da hõzlandõrabilir. Yoğun içi borçlanma, Merkez Bankasõnõn bağõmsõz şekilde para politikasõnõ yürütmesine de engel olduğundan, olumsuz ekonomik etkilerin kontrol edilmesi güçleşir 13. Merkez Bankasõnõn özerkliği göz ardõ edilir. Enflasyonist baskõlarõ azaltmak için Merkez Bankasõnõn sterilizasyon politikalarõ izlemesi, tekrar tahvil veya bono ihraç etmesi kaçõnõlmaz olur. Bu tahvil ve bonolarõ ödemek için, daha sonra para arzõnõn tekrar arttõrõlmasõ gerekecektir. Böylece para politikasõnda da bir çõkmaz içine girilir. İç borçlanma toplumda gelir dağõlõmõnõ ortanca seçmen aleyhine bozar. İç borçlanma sonrasõnda, parasal genişlemenin ardõndan gelen enflasyondan, borç veren kesimler etkilenmezler. Pozitif reel faizlerle ya da daha farklõ birtakõm avantajlarla korunurlar. Çünkü 12 Şevki Özbilen., Türkiye de Kamu İç Borçlanmasõ ve Ekonomik Etkileri, Atilla Yayõncõlõk, Ankara 1998, Gazi Erçel., Türkiye de Para Politikasõ Uygulamalarõ ve Etkileri, İktisat, İşletme ve Finans, Aralõk 1996, ss

11 devlet borçlanmayõ sürdürebilmek için bu avantajlarõ, devlete borç verenlere tanõmak zorundadõr. Örneğin reel faiz vermese bile, bankalara kamu kağõtlarõ üzerinden tekrar repo yapma imkanõ tanõmalõdõr. Bir üçüncü korunma yolu dövize kaçõş yolu, para ikamesi olayõdõr. Borç verenler, ellerinde çok miktarda fon bulundurduklarõndan, dövize kaçõş yoluyla da para değerindeki aşõnmadan, olumsuz ekonomik etkilerden korunabilirler. Devlete borç vermek için yeterli fon kaynaklarõna sahip olmayan, alt ve orta gelir dilimlerindeki kişiler ve küçük işletmeler, iç borçlanmanõn olumsuz etkilerine en fazla maruz kalanlardõr. Hem devlete borç vermenin faydalarõndan yararlanamazlar ve iç borçlanmanõn getirdiği olumsuz etkilerden korunamazlar; hem de enflasyon vergisinin matrahõ büyük ölçüde bu kesimin gelirlerinden oluştuğu için, adil olmayan bir yüke katlanmak zorunda kalõrlar. Ortanca seçmenin genel olarak kendi durumunu düzeltici bir tepki vermesi ihtimali zayõftõr. İç borçlanmanõn geleceği büyük ölçüde özel sektörün başarõsõna, bu anlamda bilinçli bir kõsõm ortanca seçmene bağlõ olabilir. İç borçlar Türkiye de ekonomik büyümeyi tehdit eder noktaya gelmiştir. Uzun dönemde sürdürülebilirliği kalmamõştõr 14. Türkiye de demokrasinin diktatörü ortanca seçmen bedavacõ olduğundan, KKBG, üretim arttõkça artmaktadõr. Yani konjonktürel değil yapõsal bir açõk söz konusudur. Geçmişte, devlet üretimi arttõrmaya çalõştõkça KKBG nin de artmasõ sonucu doğmuştur 15. Bugün artõk, artan iç borçlanmanõn aynõ zamanda üretimin de önünde bir engel haline gelmeye başladõğõ görülmektedir. İç borçlanma enflasyonist baskõlarõ dolayõsõyla reel satõn alma gücünü geriletmiştir. Türkiye de büyüme, büyük ölçüde iç talebin ne olursa olsun canlõ tutulmasõna bağlõdõr. Satõn alma gücü olmadan iç talep canlõ tutulamaz. Konuya iç borçlarõn ekonomik etkileri açõsõndan baktõğõmõzda, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ gereği bu noktada ortaya çõkmaktadõr. İç borçlar sõnõrlandõrõlmadõğõ sürece, Türkiye de ekonomik büyüme sağlõklõ olarak devam ettirilemeyebilir. Aşağõda konuyu daha ayrõntõlõ değerlendirmek mümkün olacaktõr. TÜRKİYE DE İÇ BORÇLARIN SINIRLANDIRILMASI Yukarõda, Türkiye de devletin sõnõrsõz bir borçlanma yetkisinin sahibi olmasõndan dolayõ ortaya çõkan iç borçlanma sorunu, çeşitli yönleriyle tartõşõlmõştõr. Siyasi iktidarõn kanunlara dayanarak borçlanma yetkisini kullandõğõ, bu hukuki çerçeve ile iç borçlarõn artõşõnõn kontrol edilemediği ve sonuçta iç borçlanmanõn hem miktar itibariyle hem de niteliği, yapõsõ itibariyle makroekonomik dengeleri sarsan, bozan bir görünüm aldõğõ anlatõlmõştõr. Basitçe, borç yönetimi, borcun sürdürülebilirliği ve ekonomik etkileri açõsõndan iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ gereği vurgulanmõştõr. Bu bölümde iç borçlarõn niçin sõnõrlandõrõlmasõ gerektiği ve nasõl sõnõrlandõrõlabileceği konusu daha ayrõntõlõ tartõşõlacaktõr. A) Türkiye de İç Borçlarõn Sõnõrlandõrõlmasõ Gereği Türkiye de iç borç sorunu siyasi iktidarõn kanunlara dayanarak kullandõğõ borçlanma yetkisinin sonucu olarak ortaya çõkõyorsa, o zaman öncelikle kanun adaletini sağlamada bir zaafiyetimiz var demektir. Hukukun üstünlüğü devlet ve toplum olmanõn olmazsa olmaz şartõdõr. Ama hukukun üstünlüğü önce kanun adaleti ile sağlanõr. Kanun adaleti olmadan devlet gücünün saygõnlõğõnõ korumak mümkün olamaz. O halde Türkiye de iç borçlar 14 TÜSİAD., 1980 Sonrasõnda Kaynaklarõn Kamu ve Özel Sektör Arasõnda Paylaşõmõ ve Sonuçlarõ, Ankara 1996, s Güneri Akalõn., Kamu Kesimi Finansman Açõklarõ ve Ekonomik Dengeler Üzerine Etkileri, 10. Maliye Sempozyumunda Sunulan Bildiri, s.6. 11

12 öncelikle devlet gücünü yeniden tesis etmek ve bu gücü kararlõ, etkili kõlmak için sõnõrlandõrõlmalõdõr. Siyasi iktidarõn, bürokrasinin ve milletvekillerinin saygõnlõğõ, iç borçlanmanõn sõnõrlandõrõlmasõyla artacaktõr. Toplumun ve devletin her kademesinde, zaman zaman, ekonomik ve siyasi yozlaşmanõn etkilerinden söz edilir. Bireyin siyasal hak ve özgürlüklerinin olduğu kadar, ekonomik hak ve özgürlüklerinin de güvence altõna alõnmasõ, hem insan olmanõn bir gereği hem de uluslararasõ anlaşmalarla yükümlülük altõna girdiğimiz bir konudur. Bugün dünyanõn her tarafõnda, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunmasõnõn, bir ülkede ancak gerçek anlamda demokrasinin yerleşmesiyle mümkün olabileceği kabul edilmektedir. Demokrasi halkõn egemenliğidir. Devletin seçmenin kontrolü dõşõna çõkmasõnõ önlemektir. Devletin halk için var olmasõdõr. Batõlõ demokrasilerde devletin seçmenin kontrolü dõşõna çõkmasõnõ önlemek için birşeyler yapõlmasõ gereği üzerinde durulmaktadõr 16. Devlette mali sorumluluk ahlakõnõn ve mali sağduyunun hakim olmasõ devletin gücü ve etkinliği için ve halkõn temel hak ve özgürlüklerinin korunmasõ için gereklidir 17. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ, mali sorumluluğun ve mali sağduyunun hakim kõlõnmasõna hizmet eder. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ, iktisat politikasõ araçlarõnõn etkinliğini arttõrõr. Vergi, harcama, borçlanma ve para basma politikalarõnõn muhtemel olumsuz etkileri önlenebilir ve bu politikalarõn, sõnõrlarõ belli bir çerçeve içinde verimli işlemesi sağlanabilir. Bugün para politikasõnõn etkinliğinin kalmamasõnõn önemli bir nedeni Merkez Bankasõnõn bağõmsõz olamamasõdõr. Merkez Bankasõna yoğun iç borçlar yüzünden müdahale vardõr 18. İç borçlar sõnõrlandõrõlõrsa Merkez Bankasõnõn güçlendirilmesi, bağõmsõz bir para politikasõ izleyebilmesi mümkün olabilir. Para arzõ sõnõrsõzca arttõrõlmaz. İç borçlanmanõn sõnõrlandõrõlmasõnda kullanõlacak araçlardan biri olan denk bütçe ilkesi, kamu harcamalarõnõ da denetim altõna alõr. Faiz ödemeleri yerine kamu altyapõ yatõrõm harcamalarõna önem vermek mümkün olabilir. Bir süreden beri, yoğun iç borçlar dolayõsõyla Merkez Bankasõnõn etkin olamamasõ dolayõsõyla, daha radikal bir önlem olarak para kurulu sisteminin getirilmesi tartõşõlmaktadõr. TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfõ) bu konuda kapsamlõ bir rapor hazõrlamõştõr. Para Kurulu Nedir ve Ne Zaman Gerekir başlõğõnõ taşõyan bu raporda, para kurulu sisteminin sadece geçiş dönemlerinde kullanõlabileceği, asõl amacõn özerk bir Merkez Bankasõ olmasõ gerekliliği vurgulanõr. Ekonomik ve siyasi sorumluluğu olan hükümetlerle idare edilen ekonomilerde para kurulu tartõşmasõnõn anlamsõz olduğu iddia edilir 19. İç borçlar sõnõrlandõrõldõğõ takdirde hükümetlerin ekonomik ve siyasi sorumluluğu da tesis edilebilir ve Merkez Bankasõnõn bağõmsõzlõğõnõn sağlanmasõnda da önemli bir adõm atõlabilir. Merkez Bankasõ mõ Para Kurulu mu şeklindeki anlamsõz bir tartõşma açõlmamõş olur. Ekonomik istikrar sadece kurumlarõ değiştirerek sağlanamaz, kurumlarõ daha iyi işletecek insanlarõn gelmesini beklemek de hayalciliktir. Kurumlarõn işleyişine hakim olan ilkeleri ve kurallarõ değiştirmek en akõllõcasõdõr. Kurumlarõn başõndakiler bizden birileridir. Bizim istediğimiz ve layõk olduğumuz gibi bizi yönetirler ve o kurumlarõ çalõştõrõrlar. Kurumlarõn daha iyi çalõşmasõnõ istiyorsak, o kurumlarõn çalõşmasõna hakim olan ilkeleri, 16 Vural Fuat Savaş., Mali Anayasanõn Temel Konularõ, Anayasa Yargõsõ, Anayasa Mahkemesi Yayõnlarõ, Ankara 1991, s J.M. Buchahan., Bütçe Açõklarõnõn Ekonomik Sonuçlarõ, Çev: Ayça Eker, DEÜ, İİBF Dergisi, Cilt 11, Sayõ2 1996, s Sadi Uzunoğlu., Merkez Bankasõ Bağõmsõzlõğõ ve İstikrar, Finans Dünyasõ, Ağustos 1997, s Finans Dünyasõ., Özerk Merkez Bankasõna Geçişte Para Kurulu, Haziran ss

13 daha doğru ve daha adil belirlemek için çaba sarfetmeliyiz. Bu anlamda ekonomik istikrarõn gelmesi, bizim istememize ve samimi olarak çaba göstermemize bağlõdõr. İç borçlar ekonomik istikrarõn sağlanmasõ için sõnõrlandõrõlmalõdõr. Mali ve parasal disiplin, ekonomik istikrara yaklaşmada önemli bir adõm olacaktõr. Türkiye de ekonomik istikrarsõzlõğõn önemli bir nedeni, devlet tarafõndan bir kõsõm vatandaşlarõn ağõr ekonomik ve mali yükler altõnda bõrakõlõrken, diğer bir kõsõm vatandaşlarõn ekonomik refahlarõnõn artõyor olmasõdõr. Ağõr ekonomik ve mali yükler altõnda kalan kesim, (örneğin küçük üreticiler, KOBİ ler) ürettiği mallarõn fiyatlarõnõ arttõrmaya mecburdur. Ekonomik refah içindeki kesim ise, refahõnõ ikiye katlamak için fiyat arttõrõr. Türkiye de tarõm, maaş ve ücretten alõnan sõnai sermayeye değil, faiz rantiyeri kesime girmektedir 20. Bu kesimin de tüketim eğilimi son derece yüksektir. Gelir dağõlõmõnõn bozulmasõ tasarruf eğilimini arttõrmamõş enflasyonu yükseltmiştir 21. Ekonomideki bu durumu kendiliğinden engelleyecek bir güç odağõ görünmemektedir. İç borçlar sõnõrlandõrõlõrsa, vatandaşlarõn ağõr ekonomik ve mali yükler altõnda bõrakõlmasõ engellenebilir. Çünkü devlet artõk kolayca borçlanma yoluna başvuramayacak, harcamalarõ için gerekli finansmanõ adil bir vergi reformu yaparak karşõlamak zorunda kalacaktõr. Adil vergi reformu yapan devletin saygõnlõğõ da artacaktõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ piyasa faiz oranlarõnõ düşürülmesine katkõ yapar. İç borçlanma faiz oranlarõnõ arttõrmõştõr. Merkez Bankasõndan borçlanma doğrudan enflasyona neden olur. Dõş borçlanma ise döviz üzerine baskõ yaparak yüksek faiz düşük kur politikasõnõn uygulanmasõnõ zorunlu kõlar ve ülkeyi dõş şoklara açõk hale getirir. İç borçlarõn yüksekliği nedeniyle dõş borçlanma ise, borç stokunun katlanarak artmasõna yol açar. Her üç tür borçlanma da sonuçta aynõ olumsuz etkileri ortaya çõkarõr. Ülke parasõ sürekli değer yitirir ve faiz oranlarõ kesinlikle düşürülemez. Ekonomik yapõ böyle bir ortamda değişir. Üretken bir ekonomik yapõ yerine, rant geliriyle beslenen bir ekonomik yapõ doğar. İç borçlar rant ekonomisi yerine üretken bir ekonominin gelmesi için sõnõrlandõrmalõdõr. İç borçlar yatõrõm maliyetlerinde yükselişe neden olmaktadõr. İşadamlarõ alternatif maliyetlere göre çalõşõrlar. Yüksek faiz oranlarõ yatõrõmlarõn alternatif maliyetlerini arttõrmaktadõr. Böylesi bir ortamda işletmeler, yatõrõmlarõnõ sadece kendi öz kaynaklarõyla finanse etmek zorunda kalõrlar. Sadece büyük ve güçlü işletmeler ek finansman kaynaklarõ oluşturabilirler. Vergiden kaçõnõrlar, dõş borç bulurlar, fiyat artõşõna giderler. Öbür taraftan yüksek enflasyon, işletmelerin finansal yapõlarõnõ bozar. Onlarõ yatõrõm tembelliğine 22 iter. Türkiye de 500 büyük sanayi kuruluşunun bilançolarõnõ inceleyen bir çalõşmada, bu işletmelerin üretimi arttõrõcõ faaliyetler içinde olmadõklarõ, rant gelirine, özellikle de devlet tahvili ve hazine bonosuna önem verdikleri tespit edilmiştir. İç borçlar, özel sektörün verimli alanlarda yatõrõm yapmasõnõ, üretimi arttõrmasõnõ ve ekonomik büyümeyi daha sağlõklõ bir ekonomik yapõ içinde hõzlandõrmasõnõ sağlamak için sõnõrlandõrõlmalõdõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ muhtemel crowding out etkilerini hafifletecektir. İç borçlarõn yatõrõmlar üzerindeki crowding out etkilerini değerlendiren çalõşmalar, her ne kadar devletin finansal piyasalardaki %90 õn üzerindeki ağõrlõğõna bakarak crowding out etkisinin güçlü olduğu sonucuna ulaşõyorlarsa da, bu sonucun yine de ihtiyatla karşõlanmasõ gerektiği vurgulanmalõdõr. Türkiye de iç borçlarõn armasõna mukabil özel kesim yatõrõmlarõ da artmaktadõr. Güçlü crowding out iddiasõnõ haklõ çõkaracak kadar düşmemektedir. Ama bu 20 Mustafa Miynat., Türkiye de İç Borçlarõn Gelişimi ve Gelir Dağõlõmõna Etkileri Yönetim ve Ekonomi, CBÜ İİBF Yayõnõ, Sayõ 3, 1997, s Adnan Büyükdeniz., İç Borç Çõkmazõ, Yeni Türkiye Dergisi, Sayõ 23-24, 1998, s Yavuz Kõr., Kamu Finansmanõna Yeni Bir Borç Yönetimi, Banka ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, Yõl 34, Temmuz 1997, s. 13

14 sonuç, iç borçlar tasarruflarõ ve yatõrõmlarõ arttõrdõğõ için ortaya çõkmamaktadõr. Özel kesim yatõrõmlarõnõn artmasõnõn temel nedeni, Türkiye de özel kesimin kendisini finanse edecek kaynaklarõ devletten bağõmsõz bulabiliyor olmasõdõr. Türk özel sektörü son yõllarda bu konuda gerçekten başarõ elde etmiştir. KOBİ ler için ise, büyük ölçüde otofinansman yöntemini kullandõklarõ görülmektedir. KOBİ lerin varlõğõnõ sürdürebilmeleri için, fiyat artõşlarõ bir tür emniyet sübabõdõr. İç borçlar sõnõrlandõrõlõrsa, özel sektörün finansal piyasalara girişi kolaylaşõr, finansal piyasalarõn özel sektöre kredi sağlama fonksiyonu güçlendikçe de, işletmeler otofinansman yöntemini ve mark up fiyatlamasõnõ (birisi kendileri için uygulama güçlüğü taşõdõğõ için, diğeri de tüketicilerinin güvenini kaybetmelerine neden olduğu için) terkedebilirler. Muhtemel crowding out etkileri de hafiflemiş olur. Finansal piyasalarõn güçlenmesi ile ekonomik büyümenin hõzlanmasõ arasõnda pozitif ilişkiler vardõr. Güçlü finans sektörü ekonomik büyümeyi hõzlandõrõr 23. Gelişmekte olan ülkelerde finansal piyasalarõn belirsizliği, ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemekte ekonomik krizlerin sebebi olmaktadõr. İç borçlar sõnõrlandõrõlõrsa, Türkiye, yurt dõşõndan daha uygun şartlarla borçlanma imkanõ elde edebilir 24. Dõş borçlanmanõn yatõrõm harcamalarõ için kullanõlmasõ kolaylaşabilir. Türkiye de iç borçlanma büyük oranda banka kaynaklarõndan sağlanõr. Devletin artan borç stoku ve buna ait faiz ve anapara ödemeleri, zaman içinde bankalarõn, hukuki düzenlemelerle devlete zorunlu borç verme yükümlülüğü altõna sokulmasõna neden olmuştur. Bankalar toplam varlõklarõnõn belli bir oranõnõ DİBS ne yatõrmak zorundadõrlar. Ancak bankalar daima bu oranõn üzerinde DİBS alõcõsõ olmuşlarõdõr. Bunun nedeni hem DİBS nin yüksek reel faiz getirisidir (devlet borçlanabilmek için yüksek reel faiz vermek zorunda kalmõştõr) hem de bankalara DİBS üzerinden REPO yapma imkanõ tanõnmasõdõr. Bankalar REPO yaptõklarõ kamu kağõtlarõnõ müşterilerine teslim etmeyebilirler. Bu takdirde bankalar için çifte REPO imkanõ ve iki kere gelir imkanõ doğmuş olur. Bu nedenle DİBS, bankalar için son derece kârlõ kağõtlardõr. Türkiye nin yüksek enflasyonlu ortamõnda, ekonomik anlamda en güçlü kalabilen, kâr edebilen ve büyüyebilen kurumlar, bankalar olmuşlardõr. Böylesi bir ortamda bankalar, özel sektörü finanse eden, üretim ve yatõrõm için fon birikimi sağlayan, tasarruf oluşturmaya katkõ yapan birimler olamazlar 25. İç borçlar bankacõlõk sistemini disiplin altõna almak mali piyasalardaki belirsizlikleri ve spekülatif beklentileri önlemek için sõnõrlandõrõlmalõdõr. İç borçlanma özel sektör dõş borçlanmasõnõn kontrol altõna alõnabilmesi için de sõnõrlandõrõlmalõdõr. Özel sektör borçlanmasõ kamu borçlanmasõndan ekonomik etkileri bakõmõndan tamamen farklõ değerlendirilmelidir. Büyük şirketler yurt içi tasarruflar devlet tarafõndan kamu borçlanmasõ ile tüketildiği için dõş tasarruflara yöneliyor olabilirler. Ne olursa olsun bir ülkeye sermaye girişleri genel olarak genişletici etkiler yapar. Özel sektör yurt içi tasarruflarõ daha fazla kullanõrsa, bunun ekonomi üzerinde etkileri daha olumlu olacaktõr. İç borçlar, piyasalarõn oligopolistik yapõlardan kurtulmasõ için sõnõrlandõrõlmalõdõr. Özellikle imalat sanayi oligopolistik bir piyasa yapõsõna sahiptir. Borçlanmanõn devam ettirilmesi, bu yapõnõn kõrõlmasõnõ güçleştirmektedir. Pek çok sektör gibi ama özellikle imalat 23 Hans Blomestein and Michael Spencer., Sound Finance and Wealth of Nations, North American Journal of Economics, Vol 7, Issue 2, p115, 10p, 24 Gazi Erçel., Aproaches to Upgrading Turkey s Creditworthiness, Speeches at the İstanbul Chamber of Industry, İstanbul 26 March İsrafil Aydõn ve Ahmet Erol., Kamu Finansman Açõğõna Kolay Çözüm, Finans Dünyasõ Temmuz 1996, s

15 sanayinde, üretim maliyetleri ürün fiyatlarõna tam yansõtõlamadõğõndan, bir taraftan üretim düşmekte, durgunluk yaşanmaktadõr; öbür taraftan mark up fiyatlama yönteminin zorunlu olarak tercih edilmesi veya meşru hale gelmesi kõsa vadede enflasyonu uzun vadede stagflasyonu getirmektedir. İç borçlar sõnõrlandõrõlõrsa kayõt dõşõ ekonomiyi önleyebilmek için önemli bir adõm atõlmõş olur 26. Kayõt dõşõ ekonomi, vergi bilinci yerleştirilemediği, vergi yükü adil dağõtõlamadõğõ, vergi cezalarõ etkin uygulanamadõğõ, vergi idareleri başarõlõ çalõşamadõğõ için büyümektedir. Gerçek anlamda bir vergi reformunu hayata geçirebilmek ve vergiyi tabana yayabilmek için, önce devletin kendisini düzeltme iradesini belli etmesi gerekir. Bir toplumda vergi ahlakõnõn yayõlabilmesi, etkisini hissettirebilmesi için, önce devlete güvenin tesis edilmesi beklenir. Tarihin hiçbir döneminde, bir devlet kendisine vergi vermek istemeyen bir halktan uzun süre vergi toplayamamõştõr. Ya vergiden kaçõnma veya vergi kaçõrma söz konusu olmuş, aşõrõ bir zorlama ise isyanlara yol açmõştõr. Halkõn vergi verebileceği bir ekonomik yapõnõn oluşturulmasõ, devletin sorumluluğudur. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõyla devletin daha fazla ve verimli vergi toplayabilmesi mümkün olabilir. Aynõ zamanda kamu kağõtlarõndan vergi almak da mümkün olabilir. Türkiye de kamu kağõtlarõ zaman zaman vergilendirilmiştir. Ancak yoğun iç borçlanma ihtiyacõ devam eden bir hükümet için, bu tür bir uygulamanõn ardõndan gelen baskõlara dayanmak mümkün olamamõştõr. Mali illüzyon ile (kamu kağõtlarõndan alõnan verginin arttõrõlmasõ uygulamasõ) kamu açõklarõnõn kapatõlabileceği de düşünülmüştür. Ama her iki girişim özünde hatalõdõr. Mali illüzyon kamu açõklarõnõ kapatamaz 27. Çünkü kamunun borçlanma ihtiyacõ devam ettikçe, verginin arttõrõlmasõ ile birlikte, kamu kağõtlarõna talep bilinçli olarak hõzla düşürülmekte, devlet, borçlanmak için faiz oranlarõnõ daha da yükseltmek zorunda kalmaktadõr. DİBS nden vergi alõnabilmesi için, önce iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ gerekir. Ekonomide, etkiler sadece tek yönlü değildir. İç borçlarõn diğer değişkenler üzerinde etkileri olduğu gibi, diğer değişkenlerin de iç borçlar üzerinde etkileri vardõr. Tanzi Etkisi (enflasyondan, vergi tahsilatõndaki gecikmelerden ve etkin bir vergi sisteminin olmamasõndan kaynaklanan vergi gelirlerini aşõndõrma etkisi) kamu açõklarõnõ arttõrõr. Bu etkinin hafifletilmesi için, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ uygun olur 28.Devlet bu yoldan, iç borçlanmanõn sõnõrlandõrõlmasõyla, vergi gelirlerinde artõş sağlayabilecektir. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ kamu personeline daha iyi ücret ödenebilmesini mümkün kõlabilir. Böylece devletin kamu personelinden daha iyi hizmet bekleme ve daha iyi hizmet için kamu personelini zorlama hakkõ ve imkanõ doğar. Devlet kamu personel reformunu gerçekleştirebilmek güç kazanmõş olur. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ, Türk parasõnõn değerini koruyabilmek, para ikamesi olayõnõ önleyebilmek, dövize kaçõşa engel olabilmek ve parayõ tekrar kontrol edebilmek için de gereklidir. Politik konjonktür hareketlerini önlemek, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõyla mümkündür. Kamu yönetiminde genel ve yerel seçimler öncesinde muazzam boyutlara ulaşan israfõ ve politik harcamalarõ, bunun getirdiği adaletsizlikleri, yozlaşmayõ, bütçe açõklarõ ve iç borçlarõ 26 Cevat Karataş., Türkiye de Kamu Borçlarõ, Vergi Sistemi ve Kamu Harcamalarõ ( ), Maliye Araştõrma Konferanslarõ, İstanbul Üniversitesi Yayõnõ, 1996, s Mahfi Eğilmez., Hazine, Creative Yayõncõlõk, 1997, s Jale Yalõnpala., Türkiye Ekonomisinde Dönemi Kamu Açõklarõ Finansmanõnõn Boyutu ve Özel Tüketim ve Yatõrõm Harcamalarõ Üzerindeki Etkisi İle İlgili Bir Model Denemesi MÜ İİBF Dergisi, Kenan Erkural a Armağan, Cilt 14, Sayõ , s

16 arttõrõcõ etkilerini, yine iç borçlarõ sõnõrlandõrarak önleyebiliriz. Paranõn politizasyonuna engel olabiliriz 29. İç borçlarõn karõşõk ve çoğunlukla olumsuz etkilerinin, dõşa açõk bir mali ve ekonomik yapõda, yabancõ faktörlerin de katkõsõyla, büsbütün karmaşõk ve belirsiz bir ekonomik yapõ oluşturmasõna engel olmak, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõyla kolaylaşõr. Yurt dõşõndan sermaye girişleri için muhtaç olduğumuz düşük kur-yüksek faiz politikasõnõn yõkõcõ etkileri azaltõlabilir, önlenebilir 30. B) Türkiye de İç Borçlarõn Sõnõrlandõrõlmasõ Önerisi Türkiye de iç borçlar nasõl sõnõrlandõrõlmalõdõr? İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõnda izlenecek strateji ne olabilir? Konu, bir bakõma devletin kendi kendisini sõnõrlandõrmasõyla ilgili olduğundan ve ranta dayalõ mevcut çarpõk ekonomik yapõnõn değiştirilmesini içerdiğinden, ilk bakõşta iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisinin hayata geçirilmesi zor gözükmektedir. Ancak, yukarõda da tartõştõğõmõz gibi, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ gereği vardõr ve bu, bütün bir toplumun, aynõ zamanda politikacõlarõn yararõnadõr. Bu yararõ farkeden insanlarõn sayõsõ günden güne artmaktadõr. Gelir dağõlõmõnõn bozulmasõ tasarruflarõ artõrmamakta, enflasyon ve stagflasyona yol açmaktadõr. Enflasyonist bir ortamda büyük işletmeler kendilerini koruma ve bir ölçüde kâr etme imkanõna sahiptirler. Fakat böylesi bir ekonomik ortam, onlarõn daha fazla büyümelerine ve dünya ile rekabet edebilmelerine engel olmaktadõr 31. Borç stokunun artmasõ ve borçlanmanõn giderek güçleşmesi, zaman zaman ülkeyi ciddi ekonomik krizlere sürükleyebilmektedir. Bu krizlerden zararlõ çõkanlar, en fazla küçük işletmeler, daha sonra yine büyük işletmelerdir. Gümrük birliğine geçtiğimiz ve Avrupa Birliğine girmek istediğimiz bu dönemde, artõk, büyük işletmelerin, dünya ile rekabet edebilmeleri için, ülke içi pazarõn güçlendirilmesi, ve sağlam bir finansman yapõsõnõn kurulmasõ şart olmuştur. İşletmeler bunu fark etmeye başlamõşlarõdõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisini bu çerçevede düşünebilir ve stratejiyi ona göre belirleyebiliriz. Öncelikle iki aşamalõ bir strateji izlemeliyiz. Başlangõçta katõ sõnõrlamalardan kaçõnmalõyõz. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlacağõna ilişkin siyasi kararlõlõğõn tesis edilmesi ve toplumun tüm kesimlerine yayõlmasõ için gayret gösterilmesi, ilk aşamanõn amacõ olabilir. İkinci aşamada ise, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõna ilişkin somut sonuçlar alõnacaktõr. Mali denklik gerçek anlamda ikinci aşamada sağlanacaktõr. ABD de bir reform için, oyuncularla birlikte oyunun kurallarõnõn islah edilmesi gereği, 19. yüzyõlõn başõnda farkedilmiştir. ABD de siyasi kararlõlõğõn oluşmasõ beklenmez. Bizzat siyasi kararlõlõk için gayret gösterilir. Thomas Jefferson ( ) Politikacõlarõ zaptetmenin tek yolu onlarõ anayasaya zincirlemektir. der 32. ABD de kural hakimiyetinin ve kanun adaletinin sağlanmasõ için çalõşõlõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisinde ilk aşamada, kanun adaleti için, hukuksal düzenlemelere ağõrlõk verilmelidir. Kanunlar iç borçlanmayõ kolaylaştõrmaktadõr. İç borç sorununun çözümüne katkõ yapmamaktadõr. Daha üst hukuk normlarõ ile kanun adaletinin sağlanmasõ gereklidir. İlk aşamada anayasal düzenlemelere gidilmelidir. Bu arada kanunlarla düzenlenen iç borçlanma yöntemi değiştirilmelidir. 29 C.C. Aktan., Nasõl Bir Para Sistemi? Parasal Disiplin ve Parasal İstikrar İçin Alternatif Öneriler, İstanbul Menkul Kõymetler Borsasõ Yayõnõ, İstanbul s Ahmet Şahinöz., Maliye Politikalarõ ve Ekonomik İstikrar, İktisat, İşletme ve Finans, Ocak 1999, s İsmail Mazgit ve Yaşar Uysal, İç Borçlanma ve Özel Kesim Yatõrõmlarõ, İzmir Ticaret Borsasõ Dergisi, Ocak-Nisan 1997, s

17 Ülkemizde uluslararasõ anlaşmalar da bir üst norm niteliğindedir 33. Uluslararasõ anlaşmalarõn bütün hükümleri gibi, iç borçlarõ sõnõrlandõrõcõ hükümlerine uyulmasõ zorunludur. Kanunlarõn ekonomik hak ve özgürlükleri koruyan bir anayasaya ve uluslararasõ anlaşmalara uygunluğunun sağlanmasõ, ilk aşamanõn ikinci adõmõ olabilir. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisinde ikinci aşama, sonuç alma aşamasõdõr. İlk aşamada iki adõmlõ bir strateji ile iç borçlarõn olumsuz sonuçlara yol açmadan sõnõrlandõrõlmasõ mümkün olabilir. İkinci aşamada sağlam bir ekonomik yapõ kurmak için, rekabet unsurlarõnõn ekonomide daha fazla hakim kõlõnmasõ, üretimin önündeki engellerin kaldõrõlmaya devam edilmesi gereklidir. Kaynak dağõlõmõnda etkinliğin sağlanmasõna ikinci aşamada özel önem verilmelidir. Bu amaçla anayasal düzenlemelere devam edilmelidir. Mali federalizme yönelik bir yerel yönetim reformu, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisinde ikinci aşamada daha fazla özerinde durulmasõ gereken bir konu olmalõdõr. İkinci aşamanõn herhangi bir nedenle başarõsõz kalmasõ, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisinin uzun dönemde hayata geçirilmesini büyük oranda güçleştirebilir. İlk aşamada sõnõrlanan iç borçlar tekrar artabilir. Bu nedenle, kaynak dağõlõmõnda etkinlik ve üretimin önündeki engellerin kaldõrõlmasõ, ikinci aşamanõn özenle korunmasõ gereken ilkeleri olmalõdõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisini ve izlenebilecek stratejiyi daha da somutlaştõrabilmek için, aşağõda aşamalar halinde öneriler sõralanacaktõr. Bu arada, önerileri birbirinden kesin çizgilerle ayõrmak ve bir sõraya koymak mümkün değildir. 1) Kamu Finansmanõna Yeni Bir Borç Yönetimi Getirilmelidir Devletin bugünkü borçlanma usulü, iskonto usulü, peşin faiz ödeme usulü veya diğer adõyla nominal borçlanma usulüdür. Devlet ihale yoluyla borçlanõr. Borçlanõrken Merkez Bankasõnõ kullanõr. Bu borçlanma usulüyle faiz oranlarõnõ düşürebilmek mümkün değildir. Tek alõcõ konumundaki bankalar, portföylerindeki DİBS nin değer kaybõna uğramamasõ için, faizleri spekülatif olarak yukarõ çõkarmaya çalõşõrlar. İskonto usulünün, yani peşin faiz ödeme usulünün terk edilmesi yeni borç yönetiminin esasõdõr. Devlet halka arz yöntemiyle sermaye piyasalarõnda nominal faiz üzerinden değil, ortalama bileşik faiz üzerinden borçlanmaya başladõğõnda, banka tekeli kõrõlabilecektir. DİBS ne makul bir stopaj uygulamasõ mümkün olabilecektir. Halka arz yönetimi ve stopaj uygulamasõ DİBS ne talebi düşürmeyecektir 34. Tersine, vadeyi zaman içinde uzatma ve faiz oranlarõnõ düşürmede devletin kararlõ davranmasõ, hem devlet için daha kazançlõ bir borçlanma ortamõ meydana getirecek, hem de halk düzeyinde spekülatif beklentileri kõracaktõr. 2)Kamu Kağõtlarõnõn Bankalar Aracõlõğõyla REPO Yapõlmasõnõn Engellenmelidir Hazine iskonto usulünden halka arz usulüne geçtikten ve sermaye piyasalarõndan borçlanmaya başladõktan sonra, bankalarõn önce çifte REPO imkanlarõ kõsõtlanmalõ, sonra söz konusu kağõtlarõn sadece Merkez Bankasõ tarafõndan REPO ya yatõrõlmasõ yolu getirilmelidir. Bu hukuki düzenleme devlet iç borçlanma usulündeki değişikliğin sağlamlaştõrõlmasõ için gereklidir. Kamu kurumlarõ arasõnda konsolide bütçeye dahil kuruluşlarõn dõşõndaki kuruluşlarõ da disiplin altõna almak için, kamuoyunda ortak havuz usulü olarak bilinen kamu finansmanõnda nakit birliği yönetimi, yukarõda bahsedilen ilk iki düzenlemenin ardõndan getirilmelidir. Ancak bu düzenleme getirilirken, geçmişteki olumsuz etkilerin tekrar yaşanmamasõ için, KİT ler ve yerel yönetimlerden gelecek fonlarõn Merkez Bankasõ kanalõyla 33 Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasasõ 90. Madde son fõkra: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarasõ anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkõnda Anayasaya aykõrõlõk iddiasõnda bulunulamaz. 34 Yavuz Kõr., Kamu Finansmanõna Yeni Bir Borç Yönetimi, Banka ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, Yõl 34, Temmuz 1997, ss

18 REPO da değerlendirilmesi politikasõ da getirilmelidir 35. Kamu finansmanõnda nakit birliği yönetimi, hazinenin pazarlõk gücünü arttõran bir yöntemdir ve bütçe denkliği amacõ için sadece belki kõsa dönemli bir araçtõr. 3) Bankalar Üzerindeki Devlet Güvencesi Kaldõrõlmalõdõr İç borçlanmaya ilişkin parasal akõmlarda bankalarõn payõ hafifledikçe, bankalar üzerindeki devlet güvencesinin de kaldõrõlmasõ mümkün olabilir. Küçük bankalarõn büyük bankalarla rekabet edebilmek için süper faiz gibi uygulamalarõ, önemli bir istikrarsõzlõk nedenidir 36. Mevduata getirilen güvencelerin kaldõrõlmasõ sürecine girildiğini gören bankalar, kendi bilançolarõnõ sağlamlaştõrmak için gerçek çözümlere yönelme zorunluluğunu hissedeceklerdir. 4) Devlet Borçlanmasõnõn Sõnõrlandõrõlmasõ İçin Anayasal Reform Yapõlmalõdõr İlk üç öneri sadece, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ için piyasalarõ böylesine köklü bir reforma hazõrlama niyeti çerçevesinde ve anayasal bir reforma hazõrlõk niteliğinde düşünülmelidir. Amaç, mali disiplindir. Mali sorumluluk ve mali sağduyunun yerleştirilmesidir. Bütçe açõklarõnõ azaltmaya yönelik, kõsa vadeli, kõsmi başarõlõ politik çalõşmalar, uzun dönemde ihtiyaç duyulan yapõsal reformlara yönelik girişimlerin azalmasõna yol açmamalõdõr 37. Dünyada çok borçlu ülkelerin borçlarõnõn azaltõlmasõ önemli olmaya başladõğõndan beri, bunun için ne yapõlabileceği konusunda yoğun tartõşmalar başlamõştõr. Esas itibariyle bu tartõşmalar dõş borçlara ilişkin olsa da, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ hususunda örnek alabileceğimiz bir sonuca ulaşõrlar. Borçlarõn azaltõlmasõ mõ borçlarõn affõ mõ? tartõşmasõ yürütülmüştür. Bütün bunlardan çõkan sonuç, çok borçlu bir ülkede borçlarõn azaltõlmasõ için, bu ülkenin üretimini arttõrmada daha fazla nedeninin olmasõnõn şart olduğu şeklindedir 38. Ancak bunun yeterli olmadõğõ vurgulanõr. Çünkü ülke çok dõş borçluysa, daha üretmek için nedeni yoktur. Ürettiği dõşarõya gidecektir. Aynõ zamanda çok iç borçluysa ekonomisinde yapõsal çarpõklõklar vardõr. Tartõşmalar borçlarõn affõnõn veya bir şekilde silinmesinin çözüm olmadõğõ ve aynõ zamanda borçlarõn bu ülkelerde azaltõlmasõnõn da mümkün olmadõğõ sonucuna ulaşõr 39. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisi için buradan çõkarõlacak ders, öncelikle ülke içinde bir çözümün, anayasal kurumsal çerçeve ile başlatõlmasõnõn zorunlu olduğudur. Anayasal sõnõrlama önerisi bu açõdan da en gerçekçi öneridir. Borçlanma yetkisinin anayasa ile sõnõrlandõrõlmasõ önerisi içinde neler yer alõr? İç ve dõş borçlanmanõn ikisine birden, hem miktar hem de hukuki sõnõrlama getirilmektedir. Miktar sõnõrlandõrmasõ, yõllõk borçlanma miktarõnõn sõnõrlandõrõlmasõ ve borç stokunun sõnõrlandõrõlmasõ şeklindedir. İç ve dõş borçlanmanõn sõnõrlandõrõlmasõ dõşõnda bir de toplam borç stokuna genel sõnõr vardõr. Siyasi iktidar önce bu sõnõrlamalara pratikte uyacağõnõ, sonra bunlarõ en kõsa zamanda anayasa maddeleri haline getireceğini ilan edebilir. Yõllõk borçlanma miktarõnõn sõnõrlandõrõlmasõ, iç borçlar için, iç borçlanma miktarõnõn o yõlõn toplam kamu harcamalarõnõn %20 sini geçmeyeceği şeklinde yapõlmalõdõr. Dõş borçlar 35 Yavuz Kõr., agm, s DPT., Bankacõlõk, Sigortacõlõk, Yabancõ Sermaye, Müteahitlik Hizmetleri, Turizm Çalõşma Gruplarõ, 3. İzmir İktisat Kongresi, 1992, s J.M. Buchahan., agm,. s Ishtrat Husain and Ishac Diwan., Beyond The Debt Crisis: Alternative Forms of Financing Growth, Dealing With The Debt Crisis, The World Bank Washington DC, 1990, s E.J. Frydl. ve D.M. Sobol., Borçlarõn Azaltõlmasõ mõ Borçlarõn Affõ mõ? Çev. Metin Meriç, DEU İİBF Dergisi Cilt 6, Sayõ 2, 1991, ss

19 için ise, belli bir oran sõnõrlamasõ getirilmemiş, ancak yõl içinde alõnacak dõş borcun sadece yatõrõm harcamalarõnda kullanõlabileceği hükmü konmuştur. Borç stokunun sõnõrlandõrõlmasõ iç borçlar için, iç borç stokunun reel GSMH nõn %20 sini geçemeyeceği şeklindedir. Dõş borç stoku reel GSMH nõn %40 õnõ aşmayacaktõr. Borçlanmaya hukuki sõnõr, iç borçlarda, iç borçlanmanõn sadece her mali yõl bütçe görüşmeleri sõrasõnda, TBMM nin salt çoğunluğunun kararõ ile yapõlabileceği hükmüyle konmuştur 40. Bütçe yasasõ için ve borçlanma için özel çoğunluk kuralõ anayasal bir kural olarak da teklif edilebilir. Aynõ zamanda anayasal bir kural olarak özel çoğunluk kuralõ, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ için, bütçe tartõşmalarõ içinde borçlanmaya ilişkin tartõşmalarõn ikinci planda kalmamasõnõ ve bütçede geçen limitlere uyulmasõ için gerekli hukuksal düzenlemeleri, destekleyecek şekilde kaleme alõnmalõdõr. Dõş borca hukuki sõnõrda, bütçe görüşmeleri dõşõnda dõş borç alõnmasõnõ mümkün kõlacak şekilde bir düzenleme vardõr. Dõş borç yõllõk miktar itibariyle sadece yatõrõm harcamalarõyla sõnõrlandõğõ için, TBMM nin salt çoğunluk kuralõ veya özel çoğunluk kuralõ dõş borçlarõn hukuki sõnõrõ için yeterlidir. Anayasada borçlanmaya genel sõnõr, borç stoku üzerinden, toplam borç stokunun GSMH ya oranõnõn %60 õ geçmeyeceği şeklinde yer almalõdõr. Bu oranlar uluslararasõ anlaşmalarla tespit edilmiş oranlardõr. Örneğin Avrupa Birliğine ilişkin Maastricht Anlaşmasõnda bu sõnõr, birliğe üye ülkelerin toplam devlet borçlarõnõn GSYİH nõn %60 õnõ geçmeyecek şekilde en kõsa zamanda düzenlenmesi şeklinde konmuştur 41.Maastricht Anlaşmasõnõn ekonomik yakõnlaşma ve bütçe disiplinine ilişkin önerilerine tekrar dönülecektir. Anayasal sõnõrlama önerisi, sadece borçlanma yetkisinin anayasa ile sõnõrlandõrõlmasõ önerisi değildir. Borçlanma yetkisinin sõnõrlandõrõlmasõna ilave olarak, kamu harcamalarõna, vergileme yetkisine, denk bütçe kuralõna ve para arzõnõn arttõrõlmasõna ilişkin anayasal düzenlemeler yapõlmalõdõr. Bütçenin genellik ve birlik ilkeleri anayasa ile güvence altõna alõnmalõdõr. Merkez Bankasõnõn bağõmsõzlõğõ kuralõ anayasada yer almalõdõr. Mali federalizm, serbest rekabet ve serbest dõş ticarete ilişkin kurallarõn anayasal çerçevede saptanmasõ ve güvence altõna almasõ, iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ için, anayasal sõnõrlama ve ekonomik anayasa önerisinin diğer tamamlayõcõ ve bütünleyici unsurlarõdõr 42. Mali federalizm, ayrõca aşağõda ele alõnacaktõr. Bu nedenle, borçlanma yetkisinin sõnõrlandõrõlmasõ dõşõnda diğer ekonomik anayasa önerileri kõsaca aktarõlacaktõr. Anayasada kamu harcamalarõna ilişkin kantitatif sõnõrlamalar önerilmektedir. Örneğin toplam kamu harcamalarõndaki artõş yüzdesinin GSMH daki artõş yüzdesini geçemeyeceği, kamu harcamalarõnõn 10 yõlõ esas alan bir zaman dilimi içinde belli bir oranda azaltõlacağõ anayasal bir norm olarak belirtilebilir. Maksimum vergi oranlarõ, bunlarõn belli bir süre için değiştirilmeyeceği, vergilerin ekonomik birimlerin kararlarõnda olumsuz rol oynamayacağõ ve bu çerçevede vergileme hak ve yetkisi, anayasal güvence altõna alõnabilir. Toplam kamu gelirleri yükünün %30 da fazla olmayacağõ, anayasa maddesi haline getirilebilir. Kamu gelirleri yüküne, merkezi devletin 40 C. C. Aktan., Borçlanma Yetkisinin Sõnõrlandõrõlmasõ ve Ekonomik Anayasa Önerisi, Maliye Yazõlarõ, Nisan-Haziran 1998, s Rõdvan Karluk., Avrupa Birliği ve Türkiye, Beta Yayõnlarõ, İstanbul 1998, s C.C. Aktan., Anayasal İktisat ve Ekonomik Anayasa, İz Yayõncõlõk, İstanbul 1997, s

20 yanõsõra diğer kamu kuruluşlarõ ve yerel yönetimlerin de dahil edilmesi ve bu şekilde bulunan gelirlerin, reel GSMH ya oranlanmasõyla toplam yükün tespit edilmesi gereklidir. Bütçenin genellik ve birlik ilkeleri ile birlikte, denk bütçe kuralõ, istisnalarõnõ da içerecek şekilde, anayasa kuralõ haline getirilmelidir. Bugün Anayasada sadece yõllõk bütçe kuralõ vardõr. Denk bütçe kuralõ iç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ için son derece önemlidir. Denk bütçe zorunluluğunun getirilmesi, bütçeye ilişkin kararlarda sorumluluğun zayõflatõlmasõnõ engelleyecek, bu sorumluluğu güçlendirecektir Denk bütçe zorunluluğu, devletin, söz verdiği harcamalar için gerekli kaynaklarõ açõkça belli etmesi hususunda, uymasõ gereken, basit bir zorunluluk olarak düşünülmelidir. Nasõl ki, bir politikacõ seçmenlerine harcama programlarõ hakkõnda söz vermişse ve bu durumda, bu programlarõn masraflarõnõ karşõlamak için gerekli sorumluluğu almasõ da doğalsa, denk bütçeye ilişkin yasa değişikliği, bu şekilde değerlendirilebilir. Denk bütçeye ilişkin yasal değişiklik isteğinin gerçek anlamõ budur. Anayasa, herhangi bir mali yõl boyunca, toplam harcamalar toplam gelirleri aşmayacaktõr gibi, bir madde içermelidir. Bütçenin tarifi içinde, hangi bütçenin denk olacağõ da anayasada ifade edilmelidir. Kabul edilebilir yol, denk olmasõ beklenen bütçede, hükümetin bütün harcamalarõnõn yer almasõdõr 43. Bütçenin genellik ve birlik ilkeleri anayasal düzeyde düzenlenirken, katma bütçelerin, KİT bütçelerinin ve fon gelir ve giderlerinin, parlamento ve kamuoyu denetimine açõk hale getirileceği şeklinde bir düzenleme yapõlmalõdõr. Bu düzenlemenin asõl ağõrlõk noktasõ, bütçelerin denkliğine ilişkin gerçekçi sayõsal verilerin, periyodik olarak, düzenli bir şekilde kamuoyuna açõklanmasõ zorunluluğunun getirilmesi, olmalõdõr. İç borçlarõn sõnõrlandõrõlmasõ önerisi çerçevesinde, çok önemli bir başka düzenleme para arzõ ile ilgili olarak yapõlacak düzenlemedir. Devletin para yaratma hak ve yetkisi mutlaka anayasal normlar ile sõnõrlandõrõlmalõdõr. Anayasada para arzõndaki artõş ile GSMH daki artõş arasõnda ilişki kurulmalõ, mal ve hizmet arzõnda artõş söz konusu ise, para arzõnda belli bir oranda artõşa izin verilmelidir. Para basma hakkõ ve yetkisi TBMM adõna Merkez bankasõ tarafõndan kullanõlmalõ, para arzõndaki artõş, yõllõk %5 ten fazla olmamalõdõr. Sadece savaş ve olağanüstü hâl durumunda yõllõk para arzõ artõşõ, TBMM nin salt çoğunluğunun kararõna bağlanmalõdõr. Diğer durumlarda yõllõk %5 sõnõr, en fazla %10 a kadar, TBMM nin üçte iki çoğunluğunun kararõyla arttõrõlabilmelidir 44. Olağanüstü halin anayasada bir sõnõrõnõn olmasõ, parasal disiplin için gereklidir. Olağanüstü hâl en fazla bir veya iki yõl devam etmelidir. Olağanüstü hâl durumunda salt çoğunluk kuralõyla karar alõnacağõndan, para arzõnõn artõşõ, sõnõrsõz ve belirsiz bir geleceğe terk edilmemelidir. Hükümetler para arzõnõ, olağanüstü hâl olarak niteledikleri sõnõrlarõ ve tanõmõ belli olmayan bir dönem için, sürekli arttõrma imkanõna sahip olmamalõdõrlar. Bu yüzden, olağanüstü hâlin tam olarak ne anlama geldiği konusunda da bir konsensus sağlanmalõdõr. 5) Siyasi Karar Almada Yöntem Sorgulanmalõdõr Parasal genişleme, paranõn politizasyonu ve parasal disiplin konusunda, L.V. Mises ve J. Buchanan ile G. Brennan õn söyledikleri sözler, hem bir taraftan yukarõdaki ekonomik anayasa önerilerini desteklemektedir, hem de öbür taraftan kamu yönetiminin işleyişinde yöntem ve kurallarõn önemini bize göstermektedir. 43 Richard Wagner and Robert O. Tollison, Balanced Budget, Fiscal Responsibility and The Constitution, Washington DC, Coto Institute, ss C. C. Aktan., Değişim ve Devlet, TİSK Yayõnlarõ 1998, s

CUMHURİYETİN 75. YILINDA, BÜTÇE DİSİPLİNİ AÇISINDAN GENELLİK VE BİRLİK İLKELERİNDEN SAPMALAR *

CUMHURİYETİN 75. YILINDA, BÜTÇE DİSİPLİNİ AÇISINDAN GENELLİK VE BİRLİK İLKELERİNDEN SAPMALAR * CUMHURİYETİN 75. YILINDA, BÜTÇE DİSİPLİNİ AÇISINDAN GENELLİK VE BİRLİK İLKELERİNDEN SAPMALAR * GİRİŞ Ferhat Başkan ÖZGEN ** İnsanlar toplum halinde yaşarlar. Sürekli birbirleriyle ilişki halindedirler.

Detaylı

YENİ BİR ORTA VADELİ İSTİKRAR PROGRAMINA DOĞRU

YENİ BİR ORTA VADELİ İSTİKRAR PROGRAMINA DOĞRU TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR ORTA VADELİ İSTİKRAR PROGRAMINA DOĞRU Haziran 1995 ( Yayõn No: TÜSİAD T / 95, 6 180 ) ÖNSOZ TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve işadamlarõ Derneği) kurulduğu 1971 yõlõndan bu yana Türkiye'nin

Detaylı

MEVCUT DURUM VE POLİTİKALAR

MEVCUT DURUM VE POLİTİKALAR TÜRKİYE DEKİ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELER MEVCUT DURUM VE POLİTİKALAR 1 İÇİNDEKİLER KULLANILAN KISALTMALAR LİSTESİ... ÖNSÖZ... DEĞERLENDİRME VE BAŞLICA ÖNERİLER... BÖLÜM 1 TÜRKİYE'DEKİ KÜÇÜK VE ORTA

Detaylı

HAYATBOYU EĞİTİM VEYA ÖRGÜN OLMAYAN EĞİTİM ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU

HAYATBOYU EĞİTİM VEYA ÖRGÜN OLMAYAN EĞİTİM ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU SEKİZİNCİ BEŞ YILLIK KALKINMA PLANI DPT: 2568 ÖİK: 584 HAYATBOYU EĞİTİM VEYA ÖRGÜN OLMAYAN EĞİTİM ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU ANKARA 2001 Ö N S Ö Z Devlet Planlama Teşkilatõ nõn Kuruluş ve Görevleri

Detaylı

MADENCİLİK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU

MADENCİLİK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU SEKİZİNCİ BEŞ YILLIK KALKINMA PLANI DPT: 2518 ÖİK: 536 MADENCİLİK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU ANKARA 2000 Ö N S Ö Z Devlet Planlama Teşkilatõ nõn Kuruluş ve Görevleri Hakkõnda 540 Sayõlõ Kanun Hükmünde

Detaylı

CUMHURİYET'İN İLK YILLARINDA İŞ DÜNYASININ PROFİLİ. Murat ÇOKGEZEN Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi. mcokgez@marmara.edu.

CUMHURİYET'İN İLK YILLARINDA İŞ DÜNYASININ PROFİLİ. Murat ÇOKGEZEN Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi. mcokgez@marmara.edu. CUMHURİYET'İN İLK YILLARINDA İŞ DÜNYASININ PROFİLİ Murat ÇOKGEZEN Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü mcokgez@marmara.edu.tr Hamdi GENÇ Marmara Üniversitesi, İktisadi

Detaylı

Stratejik Bak fl. Stratejik Bak fl. Dr. Y lmaz Argüden

Stratejik Bak fl. Stratejik Bak fl. Dr. Y lmaz Argüden Stratejik Bak fl Stratejik Bak fl Dr. Y lmaz Argüden ARGE Danõşmanlõk Yayõnlarõ No: 5 Stratejik Bakõş Yazan Dr. Yõlmaz Argüden ARGE Danõşmanlõk A.Ş. Her hakkõ saklõdõr. Bu Kitabõn hiçbir kõsmõ yayõncõsõnõn

Detaylı

Analiz. seta TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL, MEHMET SONGUR

Analiz. seta TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL, MEHMET SONGUR seta Analiz. S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g K a s ı m 2 0 1 0 TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL,

Detaylı

S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g A ğ u s t o s 2 0 1 0

S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g A ğ u s t o s 2 0 1 0 seta Analiz. S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g A ğ u s t o s 2 0 1 0 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ERDAL TANAS KARAGÖL S E T A A N A

Detaylı

Döviz Kuru Dış Ticaret İlişkisi

Döviz Kuru Dış Ticaret İlişkisi KONYA TİCARET ODASI Döviz Kuru Dış Ticaret İlişkisi Etüd Araştırma Servisi Hakan KARAGÖZ Konya-2009 İÇİNDEKİLER TABLOLAR LİSTESİ..iv KISALTMALAR LİSTESİ v GİRİŞ vi BİRİNCİ BÖLÜM Döviz Kuru ve Kur Politikası

Detaylı

Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin Değerlendirilmesi

Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin Değerlendirilmesi Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2004/2 : 18-37 Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin Değerlendirilmesi Tahir Büyükakın * Cemil Erarslan ** Özet: Döviz kuru ve

Detaylı

1990 YILINDAN SONRA YAŞANAN EKONOMİK KRİZLERİN KÜÇÜK ve ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELER (KOBİ) ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

1990 YILINDAN SONRA YAŞANAN EKONOMİK KRİZLERİN KÜÇÜK ve ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELER (KOBİ) ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ANABİLİM DALI 1990 YILINDAN SONRA YAŞANAN EKONOMİK KRİZLERİN KÜÇÜK ve ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELER (KOBİ) ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ YÜKSEK

Detaylı

Analiz. seta TÜRKİYE DE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ: MEVCUT DURUM, SORUNLAR VE ÖNERİLER ERDAL GÜMÜŞ

Analiz. seta TÜRKİYE DE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ: MEVCUT DURUM, SORUNLAR VE ÖNERİLER ERDAL GÜMÜŞ seta Analiz. S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g A ğ u s t o s 2 0 1 0 TÜRKİYE DE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ: MEVCUT DURUM, SORUNLAR

Detaylı

TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ

TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim Dalı TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ Ayten OLCAR Yüksek Lisans Tezi Çorum 2013 TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ

Detaylı

KPSS DENEME SINAVI ÇÖZÜM KİTAPÇIĞI ALAN BİLGİSİ KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI

KPSS DENEME SINAVI ÇÖZÜM KİTAPÇIĞI ALAN BİLGİSİ KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI A GRUBU ALAN BİLGİSİ DENEME SINAVI ÇÖZÜM KİTAPÇIĞI 1. 1982 Anayasasına göre, Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Ayrıca Anayasasının

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016)

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) GİRİŞ ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) 1. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) 2 Temmuz 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Onuncu

Detaylı

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 20 Kasõm 1989 tarih ve 44/25

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 20 Kasõm 1989 tarih ve 44/25 137 Çocuk Haklarõna Dair Sözleşme ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 20 Kasõm 1989 tarih ve 44/25 sayõlõ Kararõyla kabul edilip imza, onay ve katõlõma açõlmõştõr. Sözleşme

Detaylı

Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004

Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004 Sermaye Piyasası Faaliyetleri Temel Düzey Lisansı Eğitimi GENEL EKONOMİ MART 2004 Bu notlar; Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından () Lisanslama Sınavlarına kaynak oluşturmak amacıyla

Detaylı

İş ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesine Yönelik TÜSİAD Önerileri*

İş ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesine Yönelik TÜSİAD Önerileri* T Ü R K S A N A Y İ C İ L E R İ V E İ Ş A D A M L A R I D E R N E Ğ İ 08 İş ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesine Yönelik TÜSİAD Önerileri* *8 Nisan 2010 tarihinde gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon

Detaylı

Ücret Gelirleri Üzerindeki Vergi Yükünün Analizi

Ücret Gelirleri Üzerindeki Vergi Yükünün Analizi İ. ÖZTÜRK, A. OZANSOY Ücret Gelirleri Üzerindeki Vergi Yükünün Analizi İlhami ÖZTÜRK * Ahmet OZANSOY ** Özet Sosyal güvenlik primleri hariç toplam vergi gelirlerinin GSYİH ye oranı dikkate alındığında

Detaylı

KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI DİKKAT! SINAVA BAŞLAMADAN ÖNCE AŞAĞIDAKİ UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ.

KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI DİKKAT! SINAVA BAŞLAMADAN ÖNCE AŞAĞIDAKİ UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ. KPSS KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI A GRUBU ALAN BİLGİSİ DENEME SINAVI DİKKAT! SINAVA BAŞLAMADAN ÖNCE AŞAĞIDAKİ UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ. 1. Adınızı, soyadınızı, T.C. Kimlik Numaranızı ve kurum kodunu optik

Detaylı

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET BAĞIMSIZ SOSYAL BİLİMCİLER 2006 YILI RAPORU IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET Haziran 2006 Ankara ISBN: 9944-89-143-6 Kapak ve Sayfa Tasarımı: Dijle Konuk Baskı: Kozan

Detaylı

HIV/AIDS ve çalõşma yaşamõyla ilgili ILO uygulama ve davranõş kurallarõ

HIV/AIDS ve çalõşma yaşamõyla ilgili ILO uygulama ve davranõş kurallarõ HIV/AIDS ve çalõşma yaşamõyla ilgili ILO uygulama ve davranõş kurallarõ Uluslararasõ Çalõşma Örgütü Cenevre 1 Önsöz Bugün küresel bir kriz boyutu kazanan HIV/AIDS salgõnõ, kalkõnma ve toplumsal ilerlemenin

Detaylı

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi YÖNETİM VE EKONOMİ Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. MANİSA Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi Neslihan

Detaylı

NASIL B R BÜTÇE POL T KASI? Ara. Gör. Burcu GED Z Celal Bayar Üniversitesi..B.F. ktisat Bölümü, Manisa

NASIL B R BÜTÇE POL T KASI? Ara. Gör. Burcu GED Z Celal Bayar Üniversitesi..B.F. ktisat Bölümü, Manisa YÖNET M VE EKONOM Y l:2001 Cilt:7 Say :1 Celal Bayar Üniversitesi..B.F. MAN SA NASIL B R BÜTÇE POL T KASI? Ara. Gör. Burcu GED Z Celal Bayar Üniversitesi..B.F. ktisat Bölümü, Manisa Ara. Gör. M. Hakan

Detaylı

TÜRKİYE DE GERİYE DOĞRU VERGİLEME VE VERGİNİN HUKUKİLİĞİ İLKESİNİN İHLALİ. Prof. Dr. Coşkun Can Aktan * Araş. Gör. Ufuk Gencel ** I.

TÜRKİYE DE GERİYE DOĞRU VERGİLEME VE VERGİNİN HUKUKİLİĞİ İLKESİNİN İHLALİ. Prof. Dr. Coşkun Can Aktan * Araş. Gör. Ufuk Gencel ** I. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 5, Sayı:1, 2003 TÜRKİYE DE GERİYE DOĞRU VERGİLEME VE VERGİNİN HUKUKİLİĞİ İLKESİNİN İHLALİ Prof. Dr. Coşkun Can Aktan * Araş. Gör. Ufuk Gencel

Detaylı

AVRUPA MALİ SEKTÖRÜNDE DAHA FAZLA SORUMLULUK VE REKABETÇİLİĞE DOĞRU *

AVRUPA MALİ SEKTÖRÜNDE DAHA FAZLA SORUMLULUK VE REKABETÇİLİĞE DOĞRU * AVRUPA MALİ SEKTÖRÜNDE DAHA FAZLA SORUMLULUK VE REKABETÇİLİĞE DOĞRU * * Avrupa Komisyonu nun İç Pazar ve Hizmetlerden sorumlu üyesi Michel Barnier in Towards More Responsibility and Competitiveness in

Detaylı

TÜRKİYE'DE "KAMU KESİMİ VE ÖZEL KESİM" AYIRIMININ NORMATİF VE REEL PLANDA ÖNEMİ VE SINIRLARI

TÜRKİYE'DE KAMU KESİMİ VE ÖZEL KESİM AYIRIMININ NORMATİF VE REEL PLANDA ÖNEMİ VE SINIRLARI T.C MALİYE BAKANLIĞI BÜTÇE VE MALİ KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE'DE "KAMU KESİMİ VE ÖZEL KESİM" AYIRIMININ NORMATİF VE REEL PLANDA ÖNEMİ VE SINIRLARI ERTAN TOSUN DEVLET BÜTÇE UZMANLIĞI ARAŞTIRMA RAPORU

Detaylı

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları

10. YIL. Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 10. YIL Bilgi Edinme Hakkı Çalıştayı Sonuç Raporları 27 Mayıs 2013 ÖNSÖZ Demokrasinin ve Anayasamızın en temel prensiplerinden biri olan bilgi edinme hakkı, kamu yönetiminde açıklığın ve şeffaflığın sağlanması

Detaylı