HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMI KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMI KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ"

Transkript

1 T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMI KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Hemşire Sevcan EGÜZ YÜKSEK LİSANS TEZİ İSTANBUL, 2012

2 T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMI KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Hemşire Sevcan EGÜZ Tez Danışmanı Yard. Doç. Dr. Semiha AKIN YÜKSEK LİSANS TEZİ İSTANBUL, 2012

3 BEYAN Bu tez çalışmasının kendi çalışmam olduğunu, tezin planlanmasından yazımına kadar tüm aşamalarda etik dışı hiçbir davranışımın olmadığını, tezimdeki bütün bilgileri akademik ve etik kurallar içinde elde ettiğimi, bu tez çalışması sonucu elde edilmeyen bütün bilgi ve yorumlar için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynakları da kaynaklar listesine aldığımı, yine bu tezin çalışılması ve yazımı sırasında patent ve telif haklarını ihlal edici bir davranışımın olmadığını beyan ederim. Sevcan EGÜZ

4 İÇİNDEKİLER Sayfa no 1. ÖZET SUMMARY GİRİŞ VE AMAÇ GENEL BİLGİLER MULTİPL SKLEROZ Multipl Sklerozun Etiyolojisi Multipl Sklerozun Patofizyolojisi Multipl Sklerozun Epidemiyolojisi Multipl Sklerozun Klinik Alt Tipleri Multipl Sklerozun Klinik Belirtileri ve Fizik Muayene Multipl Sklerozun Tanı Kriterleri Multipl Sklerozun Tanısal Çalışmaları Multipl Skleroz Tedavisi Multipl Skleroz Hastalığında Hemşirelik Bakımı MATERYAL VE YÖNTEM ARAŞTIRMANIN AMACI VE TİPİ ARAŞTIRMADA YANITLARI ARANAN SORULAR ARAŞTIRMANIN YERİ ARAŞTIRMA EVRENİ VE ÖRNEKLEMİ VERİ TOPLAMA ARAÇLARI. 5.6.VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BULGULAR ÖĞRENCİLERİN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ ÖĞRENCİLERİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMINA İLİŞKİN BİLGİ DÜZEYİ ÖĞRENCİLERİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMINA İLİŞKİN BİLGİ DÜZEYİ İLE İLİŞKİLİ KİŞİSEL ÖZELLİKLER TARTIŞMA

5 7.1. ÖĞRENCİLERİN KİŞİSEL ÖZELLİKLERE İLİŞKİN BULGULARIN TARTIŞILMASI ÖĞRENCİLERİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMINA İLİŞKİN BİLGİ DÜZEYİNİN TARTIŞILMASI ÖĞRENCİLERİN MULTİPL SKLEROZ VE BAKIMINA İLİŞKİN BİLGİ DÜZEYİ İLE İLİŞKİLİ KİŞİSEL DEĞİŞKENLERİN TARTIŞILMASI 8. SONUÇ TEŞEKKÜR KAYNAKLAR. EKLER

6 SİMGE VE KISALTMALAR SİMGE / KISALTMA AÇIKLAMA ABD Amerika Birleşik Devletleri ACTH Adrenokortikotropik Hormon ADEM Akut Dissemine Ensefalomiyelit AGNO Akademik Genel Not Ortalaması AP Aminopridin BOS Beyin Omurilik Sıvısı DAP Diaminopridin GABA Gamma Aminobutyric Acid HHV-6 Human Herpesvirus 6 HLA Human Leucocyte Antigen HTLV-1 T Hücre Lenfotropik Virüs Tip 1 IgG İmmunoglobulin G IOMSN Uluslararası Multipl Skleroz Hemşireleri Organizasyonu IV İntravenöz IVIg İntravenöz İmmünoglobülin K Potasyum KBZ Karbamazepin KİS Klinik İzole Sendromlar MBP Miyelin Bazik Protein MHC Major Histocompatibility Complex MRG Manyetik Rezonans Görüntüleme MS Multipl Skleroz Na Sodyum PDE5 Fosfodiesteraz- 5 PPMS Primer Progresif Multipl Skleroz RPMS Relapsing Progresif Multipl Skleroz RRMS Relapsing Remitting Multipl Skleroz SPMS Sekonder Progresif Multipl Skleroz SPSS Statistical Package for the Social Sciences

7 SSS THR Santral Sinir Sistemi T Hücre Reseptörü Araştırma Projesi Numarası: HEM /

8 TABLOLAR LİSTESİ Tablo No Tablo Adı Sayfa No Tablo 1. Multipl Skleroz Gelişme Riski Yüksek Gruplar 14 Tablo 2. Multipl Skleroz Başlangıç Belirti ve Bulguları 18 Tablo 3. Multipl Skleroz un Sık Görülen Klinik Özellikleri 19 Tablo 4. Multipl Skleroz un Tanısında Schumacher Kriterleri 21 Tablo 5. Poser Kriterlerine Göre Multipl Skleroz Sınıflaması (1983) 22 Tablo 6. Multipl Skleroz un Klinik Seyrine Göre Sınıflandırılması (Poster ve ark 1983) 23 Tablo 7. Multipl Skleroz Tanı Kriterleri 24 Tablo 8. Multipl Skleroz İçin McDonald Tanı Kriterlerinin 2005 Revizyonları 26 Tablo 9. Spastisite Tedavisinde Kullanılan İlaçlar 33 Tablo 10. Multipl Skleroz a Bağlı Paroksismal Ağrıların Tedavisi 35 Tablo 11. Multipl Skleroz lu Hastalarla Çalışan Hemşirelerin Sıklıkla Karşılaşabildiği Sorunlar 39 Tablo 12. Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu Madde-Toplam Puan Korelasyon Katsayıları ve Cronbach Alfa Değeri (N=359) 42 Tablo 13. Verilerin Analizinde Kullanılan İstatiksel Testler 43 Tablo 14. Öğrencilerin Kişisel Özellikleri (N=359) 45 Tablo 15. Örneklemin Kişisel Özelliklerine İlişkin Verilerin Dağılımı 45

9 Tablo 16. Öğrencilerin Sağlık Durumuna İlişkiler Özellikleri (N=359) 46 Tablo 17. Öğrencilerin Ailesi ile İle İlişkili Özellikler (N=359) 47 Tablo 18. Öğrencilerin Sosyal Yaşamı ile İlişkili Özelliklere İlişkin Verilerin Dağılımı 48 Tablo 19. Öğrencilerin Okul İle İlişkili Özellikleri (N=359) 48 Tablo 20. Tablo 21. Tablo 22. Tablo 23. Tablo 24. Tablo 25. Multipl Skleroz Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu Puanlarının Dağılımı (N=359) Yaş ile Multipl Skleroz Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu Puan Ortalamalarının Karşılaştırılması (N=359) Öğrencilerin Kişisel Özelliklerine Göre Multipl Skleroz Bilgi Puanlarının Karşılaştırılması (N=359) Öğrencilerin Aile İle İlişkili Özelliklerine Göre Multipl Skleroz Bilgi Puanlarının Karşılaştırılması (N=355) Öğrencilerin Okul Yaşamı İle İlişkili Özelliklerine Göre Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu Puanlarının Karşılaştırılması (N=354) Öğrencilerin Akademik Başarı Puanları ile Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu Puan Ortalamalarının Karşılaştırılması (N=271)

10 ŞEKİLLER LİSTESİ Şekil No Şekil Adı Sayfa No Şekil 1. Multipl Skleroz Tedavisi İçin Karar Çizelgesi 29

11 1. ÖZET Multipl Skleroz a bağlı sorunların önlenmesi, hastaların sorunlarla baş etme becerilerinin ve yaşam kalitesinin geliştirilmesi sürecinde sağlık profesyonelleri önemli rollere sahiptir. Hemşirelik tanı ve girişimlerini doğru belirlemek için Multipl Skleroz hastalığı ve hastalığa özel gereksinimlerin iyi bilinmesi gerekmektedir. Hastaların gereksinimlerinin karşılanmasında hemşireler ve hemşirelik öğrencilerinden iletişim ve problem çözme becerilerini etkin biçimde kullanmaları beklenmektedir. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin Multipl Skleroz konusundaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı nitelikte planlandı. Araştırma İstanbul daki bir vakıf üniversitenin hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini sürdürmekte olan hemşirelik yüksekokulunda öğrenim gören 359 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Öğrenci Bilgi Formu ve Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS (versiyon 16) programı kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelik öğrencilerinin Multipl Skleroz hakkındaki bilgi düzeyleri orta düzeyin altında bulundu. Multipl Skleroz hakkındaki bilgi düzeyinin eğitim görülen sınıf ve mezun olunan lise türü ile ilişkili olduğu saptandı (p < 0,05). Öğrencilerin yaşı ile MS hakkındaki bilgi düzeyarasında zayıf ancak istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. İkinci sınıf öğrencilerine kıyasla, üçüncü sınf öğrencilerinin Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu puanları daha yüksek bulundu. Üçüncü sınıf öğrencilerine kıyasla, dördüncü sınf öğrencilerinin Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu puanları daha yüksek bulundu (X 2 kw = 34,780, p = 0,000). Hemşirelik yüksekokullarının müfredat programında Multipl Skleroz konusuna daha ayrıntılı yer verilmesi ve daha fazla sayıda araştırmanın daha geniş topluluklarda uygulanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, Multipl Skleroz, bilgi düzeyi. 1

12 2. SUMMARY The quality of life of patients with multiple sclerosis can be improved by developing strategies to monoye problems or symptom distress associated with the multiple sclerosis and its complications, and by teaching health care personnel methods for coping with multiple sclerosis. The nurses and nursing students communication and problem solving skills, and the level of knowledge about multiple sclerosis play an integral role in helping the patients coping with multiple sclerosis. It is a descriptive research. The aim of the study was to assess the nursing students level of knowledge about multiple sclerosis and to provide suggestions for improving the students knowledge about multiple sclerosis. This descriptive study was conducted in a school of nursing, located in Istanbul. The study sample comprised of 359 undergraduate students. Data were collected using Student Information Form and a Multiple Sclerosis Knowledge Questionnaire. The statistical analysis was performed using SPSS software (version 16). The nursing students knowledge about Multiple Sclerosis was moderate level. There were statistically significant differences between Multiple Sclerosis Knowledge Questionnaire scores in relation to students class, age and the high school completed (p < 0.05). The older the students were, higher Multiple Sclerosis Knowledge Questionnaire scores obtained. Study found that the 2 nd class students got higher level of knowledge about Multiple Sclerosis than 3 rd class students, and 4 th class students got higher level of knowledge about Multiple Sclerosis 2 nd class students (X 2 kw = , p = 0.000). Setting up courses in the curriculum of nursing schools about Multiple Sclerosis and conducting studies on larger samples examining the need for improving the students knowledge about Multiple Sclerosis and care will contribute positively to patient care. Key words: Nursing students, Multiple Sclerosis, level of knowledge. 2

13 3. GİRİŞ VE AMAÇ Pek çok hekim tarafından MS olarak adlandırılan Multipl Skleroz hastalığına, İngilizler disseminated sclerosis, Fransızlar ise sclérose en plaques adını verir (1). Multipl Skleroz (MS), genellikle genç erişkin yaşlarda başlayan, otoimmün karakterde inflamatuvar, demiyeline bir hastalıktır (2, 3). Multipl Skleroz sıklığı, kronik bir hastalık olması ve genç erişkinleri etkileme eğilimi dolayısı ile en önemli hastalıklardan birisi olarak dikkat çekmektedir. Optik sinirler, omurilik ve beyine ait fokal bozukluklardan oluşan ve değişken oranlarda düzelip yıllar içinde tekrarlayan epizotlarla karakterize kronik bir hastalıktır (1). Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla görülen MS in başlama yaşı genellikle yaş arasıdır. Hastalık daha çok Kuzey Avrupa da beyaz ırkta görülür. Multipl Skleroz insidans Kuzey Avrupa, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri nin kuzeyi başta olmak üzere ılıman kuşakta artar (4). Veri toplanması ve bildirimin kötü olması nedeniyle Multipl Skleroz un neden olduğu mortaliteyi belirlemek zordur. Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Servisleri nin raporlarına göre 1992 de MS den ölen hasta sayısı 1900, MS mortalite oranı ise 0.7/ dir. Toplumda tüm nedenlere bağlı ölüm yaşı ortalama 70.5 iken, MS li hastalarda ortalama ölüm yaşı 58.1 dir. Dolayısıyla MS li hastaların yaşam beklentisi %82.5 dir. Danimarka da, tüm ülkenin taranmasında MS li hastalarda tanı sonrası sağkaşlım kadınlarda 33, erkeklerde ise 28 yıl iken karşılaştırıldığı sağlıklı popülasyonda ise sırası ile 37 ve 42 dir (4). Multipl Skleroz lu hastalarda yaşam beklentisi yaşı eşleştirilmiş normal kontrollere göre 10 yıl daha azdır ancak son çalışmalarda bu farkın giderek azaldığı gözlenmiştir (5). Türkiye de Multipl Skleroz prevalansı ve insidansı bilinmemektedir. Ancak, prevalansın 35-45/ olduğu ve dolayısıyla bireyi etkilediği düşünülmektedir (1). Edirne de yapılan çalışmada MS prevalansının 2003 yılında 30/ ve kadın /erkek oranının 2.3 olduğu belirlenmiştir (4). Sağlık Bakanlığı 2004 istatistikleri ne göre 6867 MS li bireyin Türkiye deki hastanelerden taburcu olduğu, 106 bireyin MS nedeniyle öldüğü ve MS nedeniyle hastanelerde yatılan gün sayısının 112 gün olduğu belirlenmiştir (6). Yıllarca santral sinir sistemi immünolojik olarak korunmuş /immunpriviliged bir yapı olarak düşünülmüştür. Beyin ve bağışıklık konusundaki bilgilerin gelişmesine paralel 3

14 olarak santral sinir sistemi nin bu korunmuşluk yapısının şartlı bir durum olduğu görülmüştür. Belli patalojik şartlarda evvelce immün cevap göstermeyen beyin dokusunun inflamatuar bir ortama dönüşebildiği ve kendi dokusu ile yabancı immün hücreler arası iki yönlü bir iletişim başlattığı düşünülmektedir (7). Bazı tipik tanımlayıcı klinik özellikleri olsa da, oldukça değişken klinik gidişi ve pek çok atipik formu vardır. Genellikle tanıyı doğrulamak ve diğer hastalıkları dışlamak için araştırma amaçlı tetkiklere ihtiyaç duyulur (8). Her ne kadar MS tanısı klinik olsa da bir takım laboratuvar testleri tanıda yardımcı olabilir. Nörogörüntüleme, özellikle de MRG genellikle en kritik bilgiyi verir. BOS sıvısı incelenmesi, daha az oranda da uyarılmış potansiyellerin incelenmesi tanıda faydalıdır (8). Birçok soruna neden olan ve hastanın yaşamını önemli ölçüde etkileyen Multipl Skleroz da alevlenmeleri azaltmak ve hastalık seyrini değiştirmek için geliştirilen interferonlar (IFN-β-1b, IFN-β-1a) ve glatiramer acetate gibi immünomodülatör ilaçların MS aktivitesini azaltmada etkili olduğu, atak oranlarını azalttığı ve yeti yitimi progresyonunu azalttığı bildirilmiştir (9, 10). Multipl Skleroz lu hastalarda birçok semptomlarla karşılaşılmaktadır. Bunların bir bölümü demiyelinizasyonun yarattığı işlev kaybının direkt sonucu olarak görülen tremor, spastisite, kas gücü kaybı, ağrı, yorgunluk ve görme, mesane / bağırsak, biliş, duygu durum ve cinsel işlevde bozukluktur. Multipl Skleroz da ilerleyen dönemde atrofi, kontraktür, üriner enfeksiyon, staz veya aspirasyon pnömonisi, bası yarası ve ortam güvenliğine ilişkin sorunlar şeklindeki komplikasyonlarla karşılaşmak mümkündür. Tüm bu fiziksel işlev bozuklukları, hastalık seyrinin öngörülemezliği, rol işlevlerinin bozulması ve duygu durum değişikliklerinin hastada psikososyal sorunlar yaratması kaçınılmazdır (8, 11). Multipl Skleroz hastalarında yaşam kalitesini etkileyen en önemli sorunlar depresyon, umutsuzluk, bilişsel bozukluklar, otonomi ve destek kaybı ve ağrıdır. İletişim sorunları, yorgunluk, anksiyete, hastalığın hızlı ilerlemesi, özgüvende azalma ise yaşam kalitesini orta düzeyde etkilemektedir. Avusturalya da Khan ve diğerleri tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada MS hastalarının yaşam kalitesinin normal popülasyona göre oldukça düşük olduğu saptanmıştır. Solari ve diğerlerinin MS hastalarının 5 yıl ara ile yaşam kalitesini değerlendirdiği çalışmada benzer şekilde fiziksel fonksiyon, mental sağlık, sosyal fonksiyon, genel sağlık ve genel yaşam kalitesi puanlarının hastalık süresince düştüğü belirlenmiştir (12, 13). 4

15 Çok sayıda ve kompleks bakım gereksinimleri olan bu hastalarla akut bakım ünitesi, rehabilitasyon ünitesi, poliklinik gibi çeşitli ortamlarda karşılaşabilecek olan hemşire hastanın fizyolojik, emosyonel, sosyal ve çevresel gereksinimlerinin değerlendirilmesinde, hastanın esenliğini sürdürmede, semptom yönetiminde, atakların tedavisinde, hastanın bakımında ve hastanın immünomodülatör tedaviye uyumunu sağlamada önemli sorumluluklar üstlenmektedir (13, 14). Bu araştırma hemşirelik bölümü öğrencilerinin Multipl Skleroz ve bakımı konusunda bilgi düzeylerini değerlendirmek amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmış bir araştırmadır. 5

16 4. GENEL BİLGİLER 4.1. MULTİPL SKLEROZ Multipl Skleroz genç erişkinlerde görülen, genellikle alevlenme ve düzelme ile seyreden (relapsing-remitting seyir) Santral Sinir Sistemi beyaz cevherinin multipl lokalizasyonda etkilenişine ilişkin bulgularla karakterize, kronik, olasılıkla otoimmün, beyin, omurilik ve optik sinirin primer demiyelinizan bir hastalığıdır (15). Multipl Skleroz ile ilgili ilk bildiri, 1824 yılında Charles Prosper Ollivier d Angers tarafından yapılmıştır (16). Santral Sinir Sistemi bulguları ilk kez 1838 de Carswell tarafından tanımlanmıştır (16). Yaşayan hastada ilk tanı 1849 da Freidrich Theodore von Frerichs (8) tarafından konulmuştur ve hastalığın temel klinikopatolojik özellikleri ise 1868 yılında Jean-Martin Charcot (16) tarafından tanımlanmıştır. Babinski, Marburg ve Dawson ise MS te klinik, patoloji, patofizyolojiye önemli katkılar yapmışlardır (16) Multipl Sklerozun Etiyolojisi a. Otoimmünite: Multipl Skleroz da hastalık sürecini başlatıcı neden henüz bilinmezken, kronik inflamasyonve demyelinizasyonda yer alan hücresel ve moleküler mekanizmalar oldukça iyi belirlenmiştir. MS oluşumundan sorumlu tutulan miyelin proteinlerine yönelen hücresel yanıtı T hücrelerinin oluşturduğu ve bu yanıtın T hücre aktivasyonu ile ortaya çıktığı öngörülmektedir. T lenfosit hücresinin aktivasyonu için T hücre üzerinde yer alan T hücre reseptörü (THR), bu reseptöre (ve hücreye) antijenik yapıyı sunabilen ve antijeni bu reseptör için görünür kılan bir molekül (MHC) ve kendisine karşı yanıt oluşan antijenik bir proteinin (ya da antijen olarak algılanan öz protein) varlığı gerekmektedir. T hücre reseptörü, MHC proteini ve antijenik protein üçlü etkileşimi, bu istenmeyen immün yanıtın oluşumu için temel olarak kabul edilmektedir (8, 17). Miyelin bazik protein (MBP) uzun zamanlar immün atak için primer adaylardan biri olarak değerlendirilmiştir. Hem normal insanlarda hem de MS li hastalarda özellikle de aktif hastalığı bulunanlarda periferik kanda MBP ye yanıt veren T hücreleri tespit edilmiştir (8, 15). 6

17 Multipl Skleroz da otoimmünitenin muhtemel nedensel mekanizma olduğu düşünülse de, henüz tam kanıtlanmış değildir. Hedef antijen ve immünopatolojik sürecin detayları henüz tam anlaşılmış değildir. İmmün hücre repertuarında görülen değişiklikler ve hastalığın aktif döneminde hem kanda hem de beyin omurilik sıvısında normallerle karşılaştırıldığında miktarlarındaki değişiklikler MS in disimmün bir hastalık olduğunu desteklemektedir (17, 18). b. Enfeksiyon: Multipl Skleroz, uzun yıllar bazı enfeksiyöz ajanların tetiklediği olarak düşünülmüştür, fakat hastalardan şimdiye kadar herhangi bir spesifik virüs izole edilememiştir (17, 18). Multipl Skleroz epidemiyolojisine bakıldığında bazı tiplerinde eksojen ya da çevresel bir faktörün varolduğunu düşündürür. Epidemiyolojinin yanında çok az bulguda viral enfeksiyonun rolünü destekler. Otopsi ya da biyopsi materyallerinden virüs kültür etmeye yönelik sayısız çabalar birbiriyle tutarsız sonuçlar vermektedir (8, 10). Multipl Skleroz hastalarının oligodendrositlerinde çoğu kişide çocukluk döneminde kazanılmış olan herpes virüs tip 6 nın farklılaşmış bir ekspresyonu belirlense de, bu virüsün demiyelinizasyonda kofaktör mü yoksa tesadüfen orda saptanmış bir izleyici mi olduğu hala belirsizliğini korumaktadır (10). Multipl Skleroz lu hastalarda kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, herpes simpleks, parainfluenza, Epstein-Barr gibi bazı virüslere karşı antikor düzeyleri kontrollerden daha yüksek bulunmuşsa da bunun nedeninin hastaların immün-genetik yapılarındaki özellikten ötürü olacağı kanısına varılmıştır (19). Serolojik verileri yorumlamak zordur, çünkü elde edilen titreler sadece artmış immün reaktiviteye nonspesifik eğilim yansıtıyor olabilir. Bilindik bir viral genomu (örneğin insan T hücre lenfotropik virüs tip 1 (HTLV-1)) tanımlamaya yönelik çabalar da negatif sonuçlar vermiştir (8). c. Stres: Stres ve Multipl Skleroz atakları arasında önemli bir ilişki olduğu ileri sürülmekte ve bu ilişki psikolojik (distress, davranış-inanç şekli, baş etme, sosyal destek) ve biyolojik (immün hücrelerde glikokortikoid direnci) modellerle açıklanmaktadır. Yapılan çalışmalarda distress, depresyon, negatif/olumsuz davranışlar ve yetersiz sosyal destek ile interferongamma üretiminde değişim arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sorunlarla başetme yöntemi olarak sıklıkla dikkati başka yöne çekme tekniğinin kullanılması ile stres ve Manyetik Renzonans Görüntüleme de (MRG) MS lezyonları 7

18 arasındaki ilişkinin zayıf olduğu, dikkati başka yöne çekme tekniği daha az kullanıldığında ise bu ilişkinin arttığı bildirilmiştir (2, 11). Stresli yaşam olaylarının Multipl Skleroz başlangıcındaki ve/veya bir MS atağının ortaya çıkmasındaki rolünü açıklamada psikolojik modeller, genellikle dış etkenlerin biyolojik stres cevap sistemleri üzerine etkisine odaklanmıştır. Biyolojik modeller ise, stres cevap sistemi ve patojenik faktörler arasındaki etkileşimi açıklamaktadır. Nisipeanu ve Korczyn tarafından yapılan bir çalışmada stresin atak riskini azalttığı belirlenmiştir (11). Bazı araştırmacılar da stresin atakları tetiklediğini ve atak sıklığını arttırdığını ifade etmektedir. Bu sonuçlar, farklı stresörlerin farklı etkilere neden olduğu hipotezini doğrulamaktadır. Nisipeanu ve Korczyn (1993) e göre yaşamı tehdit eden travmatik stresörler atak riskini azaltırken normal günlük stresörler atak riskini arttırmaktadır. Az miktardaki kortizol immün hücrelerdeki glikokortikoid reseptörlerinin sayısını ve fonksiyonunu azaltmaktadır. Relapsing tipte MS i olan hastalardaki kronik ve düşük dereceli inflamasyon hafif düzeydeki hiperkortizoleminin sorumlusu olabilir. Bu durum glikokortikoid direncinin gelişmesine katkıda bulunabilir (11, 20). Kortizolün önemli bir endojen inflamasyon kontrol yöntemi olması ve glikokortikoid direncinin gelişmesine yol açması MS de stresle ilgili çelişkili bir durumdur (21). Bunun dışında yapılan hayvansal deneyler sonucunda üretilmiş pek çok biyolojik mekanizma bulunmaktadır. Başka bir teoriye göre; endotelyumda yerleşmiş olan mast hücreleri stresle ilgili kortikotropin releasing faktördeki bir artış ile aktive olmaktadır. Aktive olmuş mast hücreleri kan-beyin bariyerinin permeabilitesini ve tümör nekrozis faktör salınımı (histaminler ve triptaz) ile inflamasyonu arttırabilir. Bu teorilerin doğruluğu tam olarak kanıtlanamamıştır ancak, travmatik olmayan stresli yaşam olayları MS li hastalarda atak riskinin artışı ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, MS li pek çok hasta stresli olayların ataklara sebep olduğuna ya da atakların oluşmasına katkıda bulunduğuna inanmaktadır. Travmatik olmayan stresli yaşam olayları ve ataklar arasındaki ilişki karmaşık ve her birey için farklılık gösterebildiğinden tam olarak belirlenememektedir (22). d. Gebelik: Gebelikte relaps oranı özellikle 3. trimesterde azalmakta ve ilk 3 aylık laktasyon döneminde artmaktadır. Postpartum 3. ayda gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkan atakların gebelikten çok doğum öncesi dönem boyunca meydana gelen yorgunluk ve doğum stresi ile ilişkili olduğu belirtilmektedir (23). İdiman ın belirttiğine göre; MS li 8

19 gebe kadınlarda hastalık aktivitesi ilk dört ayda, gebelik öncesi dönemle karşılaştırıldığında %70 oranında azalmakta ve 4 aylık dönemden sonra relaps sıklığı gebelik öncesi dönemden daha yüksek olmaktadır. Gebelik sırasında annede Th-2 hücrelerinin baskın olmasının, hastalık supresyonuna yol açtığı ve post-partum dönemde tekrar Th-1 hücrelerin baskın hale gelmesi sonucunda atak sıklığının arttığı düşünülmektedir (24). e. Diğer Faktörler: Bazı epidemiyolojik çalışmalara göre, doymuş yağ tüketimi fazla olan ülkelerde Multipl Skleroz riski daha yüksek iken, çoklu doymamış yağ tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde daha düşük olduğu saptanmıştır (25) Multipl Sklerozun Patofizyolojisi Multipl Skleroz klinik olarak ataklar (relaps) ve iyileşmelerle (remisyonlarla) seyreder. Multipl Skleroz da optik sinir çevresi, perivenöz alanlar, serebrumun periventriküler beyaz maddesi, beyin sapı ve spinal kord başta olmak üzere SSS nin her alanında plaklar gelişebilir. Santral Sinir Sistemi nde makroskopik olarak gri-pembe renkte, keskin sınırlı, boyutları 1mm ile 4 cm arasında değişen demiyelinizasyon plak alanları MS'in patolojik bulgusudur. Bu plaklar beyin ve spinal kordun miyelin içeren bölümlerinde gelişir ve skar oluşumu ile karakterizedir. Demiyelinizasyon miyelin kılıfın hasarı olup, geriye dönüşümsüz bir durum değildir, özellikle hastalığın erken evrelerinde iyileşmeler görülebilir. Ancak detaylı patolojik incelemeler ve ileri manyetik rezonans görüntüleme teknikleri göstermiştir ki akut ataklarda bile MS plaklarında orta derecede akson kaybı olabilir (8, 26). T hücreleri, makrofajlar, inflamatuvar hücreler ve çeşitli faktörlerin katılımıyla gerçekleşen immünolojik olaylar sonucunda çapı 1-2 mm den birkaç cm ye çıkabilen MS lezyonları oluşmaktadır. Multipl Skleroz lezyonlarını oluşturan demyelinizasyon aşınma, incelme şeklinde değil, segmental demiyelinizasyon şeklinde olduğundan ileti blokuna yol açmaktadır. Miyelinli aksonda bir Ranvier boğumundan diğerine membran depolarizasyonu gerektirmeyecek şekilde sıçrayıcı tarzda olan ve miyelinsiz liflere göre çok hızlı olan sinir iletiminin, özellikle hastalığın erken dönemlerinde blokaja uğramadığı; ancak miyelin kaybı sonucunda, normalde miyelin kılıfın altında bulunan potasyum kanallarının etkilendiği ve ileti güvenliğinin azaldığı ve ileti bloku oluştuğu 9

20 belirtilmektedir. Bazen bu durumun sodyum kanalları ile kompanse edildiği ve aksiyon potansiyelinin demiyeline segmentte yavaş da (nodun 1/100 ü) olsa sürekli olarak yayılımını sağladığı (27, 28, 29), ancak hızın önemli olduğu bir lifte ileti yavaşladığında veya demiyeline segment uzun olduğunda klinik bulgularla karşılaşılabildiği ifade edilmektedir (30). Remisyon döneminde oligodendrositlerin hasar gören aksonları remiyelinize etmesi, inflamasyonun gerilemesi, sinaptik değişikliklerle ileti blokunun kompansasyonu ve işlev restorasyonu ile semptomların ortadan kalktığı ve hastanın remisyona girdiği düşünülmektedir. Hastalık süreci ilerledikçe miyelinin tamamen zarar gördüğü, yerini glial skar dokusunun aldığı, bölgede sert, sklerotik plaklar oluştuğu bilinmektedir. Bir süre sonra miyelinin altında bulunan aksonun hasara uğraması ile klinik sonuçlar oluştuğundan ve bu hasarın MS teki geri dönüşsüz yeti yitiminin başlıca nedeni olduğundan söz edilmektedir (27, 31, 30). Multipl Skleroz da demiyelinizasyona neden olan mekanizmanın otoimmün olaylar sonucu meydana geldiği düşünülmekte, ancak bu otoimmün olayları hangi sürecin başlattığı tam olarak bilinmemektedir. Otoimmün olayların yardımcı T lenfositlerini aktive eden gama interferonun salınımına neden olan sistemik bir enfeksiyon ile başladığı düşünülmektedir. Aktif yardımcı T lenfositleri kan beyin bariyerini geçerler ve serebrovasküler endotelyumdaki adezyon molekülleri ile etkileşime girerler. Santral Sinir Sistemi ne girdikten sonra makrofaj ve astrositler üzerindeki MHC 2 class II molekülleri (büyük doku uyumu antijenleri = major histocompatibility complex) tarafından sunulan antijene karşı T hücre yanıtı oluşur. Antijen-T hücre reseptör etkileşmesi sonucu T yardımcı hücrelerin uyarılması, T hücrelerinin çoğalması, B hücre ve makrofaj aktivasyonu, gama interferon, doku nekroz faktörü, interlökinler ve proteaz gibi sitokinlerin salınımı görülür. Sitokinler lokal enflamasyonu uyararak kan beyin bariyerinin daha da bozulmasına neden olur. Tüm bu olaylar sonucu miyelin kılıfta hasar meydana gelir (17, 32). Demiyelinizasyonun ardından remiyelinizasyon (iyileşme) safhası gelişir. Remiyelinizasyon hastadan hastaya ve aynı hastada zaman içinde değişiklik göstermektedir. Remisyon döneminde oligodendrositlerin (SSS de ak maddede bol bulunan ve miyelin kılıfı oluşturan hücre) hasar gören aksonları onardığı, inflamasyonun gerilediği, sinaptik değişikliklerle ileti blokunun sağlandığı ve semptomların ortadan 10

21 kalktığı belirtilmektedir. Ancak hastalığın ilerlemesiyle miyelin kılıf tamamen zarar görür ve yerini sert, sklerotik plaklar ve glial skar dokusu alır. Bu plaklar ve skar dokusu MS te geri dönüşümsüz fonksiyon kaybına neden olmaktadır (32, 33). Patoloji: Kesit alınmadan önce beynin genel görünümü sıklıkla hastalık hakkında ipucu sağlamaz, ancak omuriliğin yüzeyi engebeli görülebilinir. Beyin ve omurilikten kesitler alındığında, dağınık pek çok alanlar görülür; buralarda beyin dokusu kesit yüzeyine göre hafif çökük görünür ve pembe-gri rengi ile (miyelin kaybına bağlı) çevre dokudan kolayca ayırt edilir. Lezyon boyutları bir milimetrenin altında olabileceği gibi, birkaç santime varabilir; başlıca beyin ve omuriliğin ak maddesini etkiler ve kraniyal ve spinal sinirler kök giriş bölgesinden ötesini etkilemez. Keskin sınırları nedeni ile Fransız patologlar tarafından plaques (plak) olarak adlandırılmıştır (1, 8) Multipl Sklerozun Epidemiyolojisi a. Başlangıç Yaşı: Multipl Skleroz semptomları hastaların 2/3 ünde yaş arasında başlar (19). Genç erişkin hastalığı olarak bilinmekte olup başlangıç yaşı genellikle yaş arası olan MS nadiren çok daha erken veya ileri yaşlarda da görülebilmektedir (6, 9, 12, 27, 34, 35). Kadınlarda tepe başlangıç yaşı erkeklere göre 5 yıl daha erkendir. Multipl Skleroz vakalarının %5 inde başlangıç yaşı 18 yaşından öncedir (8). b. Cinsiyet Dağılımı: Genellikle otoimmün hastalıklar özellikle de Multipl Skleroz kadınları erkeklerden daha fazla etkiler (8). Kadınlarda görülme sıklığı daha fazla olup yaklaşık erkeklerin 2 katıdır. Onaltı yaşından önce görülme insidansı %1.2-6 dır (9, 34, 35). c. Mortalite: Veri toplanması ve bildirimin kötü olması nedeniyle Multipl Skleroz un neden olduğu mortaliteyi belirlemek zordur. Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Servisleri nin raporlarına göre 1992 de MS den ölen hasta sayısı 1900, MS mortalite oranı ise 0.7/ dir. Toplumda tüm nedenlere bağlı ölüm yaşı ortalama 70.5 iken, MS li hastalarda ortalama ölüm yaşı 58.1 dir. Dolayısıyla MS li hastaların yaşam beklentisi %82.5 dir. Danimarka da, tüm ülkenin taranmasında MS li hastalarda tanı sonrası sağkalım kadınlarda 33, erkeklerde ise 28 yıl iken karşılaştırıldığı sağlıklı popülasyonda ise sırası ile 37 ve 42 dir. MS li hastalarda yaşam beklentisi yaşı eşleştirilmiş normal 11

22 kontrollere göre 10 yıl daha azdır ancak son çalışmalarda bu farkın giderek azaldığı gözlenmiştir (5). Başka bir çalışmada, İngiltere ve Gallerde arası Multipl Skleroz ölüm oranları hesaplanmıştır. Bu yıllar arasında MS e atfedilen ölüm oranları kararlı olarak azalmıştır. Multipl Skleroz lu hastalar daha uzun yaşar hale gelmiş ve diğer hastalıklara bağlı ölüm daha muhtemel olmuştur. Son tahminlere göre MS li hastalarda ölümlerin yaklaşık yarısı doğrudan hastalığa bağlıdır, intihar ve ölümler dahil edilirse yarıdan biraz fazlası olarak kabul edilebilir (8). d. İnsidans, Prevalans, Coğrafi ve Irksal Dağılım: Multipl Skleroz için temel coğrafi risk bölgelerini saptamak amacıyla 250 den fazla prevalans taraması yapılmıştır (8). MS in yıllık insidansı bölgesel olarak kişide 1.5 ile 11 arasında değişiklik gösterir. Multipl Skleroz, genç erişkinlerde travmadan sonra ikinci sıklıkta nörolojik özürlülük nedenidir (10). Multipl Skleroz, coğrafik varyasyon gösteren bir hastalıktır. Dünyanın her yöresinde eşit sıklıkta görülmez (36). Multipl Skleroz prevalansının her iki ayrı kürede ekvatordan uzaklaştıkça arttığı ve derece enlemler arasında en yüksek değere ulaştığı bilinmektedir (37). Multipl Skleroz için yüksek riskli bölgeler; kuzey ve orta Avrupa, Amerikanın kuzeyi, Kanada, Avustralya nın güneyi, Yeni Zelanda ve İsrail dir. Bu bölgelerdeki prevalans 30/ den fazladır. En yüksek prevalans 250/ ile Orkney adalarındadır (36). Orta derecedeki riskli bölgelerde; Avrupanın güneyi, güney Amerika, Avustralya nın kuzeyi, güney Akdeniz bölgesi ve Güney Afrika (beyazlar) dır. Bu ülkelerdeki prevalans 5-29/ dir (8). Düşük riskli bölgeler ise; Afrika ve Asya nın geri kalan kısımları ve Meksika dır. Prevalans 5/ den daha düşüktür (8). Epidemiyolojik çalışmalardan da görüldüğü gibi MS sıklıkla Kuzey Avrupa ırkındaki insanlarda görülür ve Birleşik Devletler de beyazlarda, Afro-Amerikalılara göre neredeyse iki kat fazladır (14). Dünyada Multipl Skleroz un en az görüldüğü yerler ise Japonya, Asya nın diğer bölgeleri, Afrika nın ekvatora yakın bölgeleri ve Orta Doğu dur. İstisnalar olsa da, genellikle ekvatordan uzaklaştıkça prevalansın arttığı görülmektedir (4, 27). Multipl Skleroz gelişim sıklığının coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermesinin çevresel ve /veya genetik farklara bağlı olabileceği sanılmaktadır (13). Multipl Skleroz da göç toplulukları üzerinde oldukça fazla epidemiyolojik çalışma yapılmıştır. Multipl Skleroz prevalansının 12

23 yüksek olduğu ülkelerden riskin düşük olduğu bölgelere göç edenlerde eğer göç yaşı 15 in altında ise prevalans göç edilen ülkeye uymaktadır. Onbeş yaşından sonraki göçlerde ise prevalans terkedilen ülkenin ki ile uyum göstermektedir (19). Pek çok çalışma bu şekilde göç eden kişilerde hastalığın göçten 20 yıl sonra bile gelişebileceğini ortaya koymuştur (1). Türkiye de Multipl Skleroz prevalansı ve insidansı bilinmemektedir. Ancak, prevalansın 35-45/ olduğu ve dolayısıyla bireyi etkilediği düşünülmektedir (8). Türkiye de büyük bir epidemiyoloji çalışması yapılmamış olmasına rağmen, ülkemizin risk açısından orta düzeyde olduğu sanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada Kıbrıs a göç eden Türklerde prevalans 24/ olarak bildirilmiştir (11). Edirne de yapılan çalışmada MS prevalansının 2003 yılında 30/ ve kadın /erkek oranının 2.3 olduğu belirlenmiştir (4). Sağlık Bakanlığı 2004 istatistikleri ne göre 6867 MS li bireyin Türkiye deki hastanelerden taburcu olduğu, 106 bireyin MS nedeniyle öldüğü ve MS nedeniyle hastanelerde yatılan gün sayısının 112 gün olduğu belirlenmiştir (6). e. Genetik: Hayat boyu Multipl Skleroz riski normal popülasyonda %0.1 iken, birinci derece akrabalarına %2-5 e yükselmektedir (10). Multipl Skleroz lu hastaların birinci, ikinci, üçüncü derece akrabalarından hastalık riski artmıştır. Multipl Skleroz lu bireylerin birinci derece akrabası grubunda olan kardeşlerinde yaşam boyu risk %3-5 dolaylarındadır. Kardeşte risk en yüksektir ve çocuklar, hala, teyze, amca, dayı ve kuzenlerde giderek azalmaktadır (8, 37). Ek olarak MS hastalarının %10-20 sinde birinci derece akrabalarda diğer otoimmün hastalıklar sıklıkla da romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus veya otoimmün tiroid hastalığı görülmektedir (10). Multipl Skleroz lu tek yumurta ikizleri %15-50 konkordans oranı göstermektedir bu çift yumurta ikizlerindeki sadece %3-5 olan konkordans ile karşılaştırıldığında, genlerin MS e yol açmadaki rolünün güçlü ancak tam olmaması ile tutarlılık göstermektedir (10). Multipl Skleroz un genetik temelleri için risk %50 den az olduğu için genetik olmayan faktörler de rol oynamaktadır. İnsan lökosit antijen (HLA), T hücre reseptörü, MBP, immünglobulin zincir parçaları ve mitokondriyal genler gibi pekçok gen MS için aday gibi görünmektedir. Multipl Skleroz yatkınlık genlerinin araştırıldığı üç tane tüm genom haritası bildirilmiştir ve bunlarda kromozom 6 daki HLA kompleks bölgesi dışında majör bir yer saptanamamıştır. Veriler Non Mendelian poligenik kalıtım lehinedir (8). Multipl 13

24 Skleroz a yatkınlığa karışan diğer genetik bölgeler 3, 5, 16 ve 19. Kromozom üzerinde bulunan lokuslardır (37). Multipl Sklerozu uzun yıllar bazı enfeksiyöz ajanların tetiklediği olarak düşünülmüştür, fakat hastalardan şimdiye kadar herhangi bir spesifik virüs izole edilememiştir (19). Epidemiyolojinin yanında çok az bulguda viral enfeksiyonun rolünü destekler. Otopsi ya da biyopsi materyallerinden virüs kültür etmeye yönelik sayısız çabalar birbiriyle tutarsız sonuçlar vermektedir (8). Multipl Skleroz hastalarının oligodendrositlerinde çoğu kişide çocukluk döneminde kazanılmış olan herpes virüs tip 6 nın farklılaşmış bir ekspresyonu belirlense de, bu virüsün demiyelinizasyonda kofaktör mü yoksa tesadüfen orda saptanmış bir izleyici mi olduğu hala belirsizliğini korumaktadır (10). Multipl Skleroz lularda kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, herpes simpleks, parainfluenza, Epstein-Barr gibi bazı viruslara karşı antikor düzeyleri kontrollerden daha yüksek bulunmuşsa da bunun nedeninin hastaların immün-genetik yapılarındaki özellikten ötürü olacağı kanısına varılmıştır (19). Yapılan çalışmalar sonucunda MS li kişilerin kent yaşamlı, zeka ve sosyoekonomik düzeyleri yüksek bulunmuştur (38). Multipl Skleroz gelişme riski yüksek olan kişilerin özellikleri Tablo 1 de belirtilmiştir. Tablo 1. Multipl Skleroz Gelişme Riski Yüksek Gruplar yaş altında ılıman iklimde yaşama 2. Yüksek sosyo-ekonomik düzeyde olma yaşlar arasında olma 4. Irk faktörü 5. Ailede Multipl Skleroz öyküsünün olması 6. Kadın cinsiyet Öncel S. Multipl Skleroz ve Rehabilitasyonu. In: Fiziksel tıp ve rehabilitasyon. Ed: Beyazova M, Gökçe Kutsal Y. Ankara, Güneş Kitabevi, 2000, syf: Multipl Sklerozun Klinik Alt Tipleri Multipl Skleroz, asemptomatik patolojik prosesten (otopside fark edilen) hafif semptomlar ve ağır dizabiliteye neden olan hastalığa kadar geniş bir spektrum gösterir. 14

25 Klinik olarak relapsing form (belirgin farklı ataklar ve aralarında klinik stabilite) ya da progressif form (yavaş bir şekilde nörolojik defisitlerde artış) iki form gözlenir. Etyolojide genetik duyarlılık, çevre patojenlere maruz kalma ve Merkezi Sinir Sistemi ne karşı immün cevabın gelişmesi olmak üzere multifaktöryel bir temel düşünülmektedir (11, 34). Klinik olarak MS, 8 alt grupta toplanmaktadır (39, 40, 41). Relapsing Remitting Multipl Skleroz (RRMS): Multipl Skleroz başlangıcında %85, bütün değerlendirmede %44 oranında gözlenip, en sık rastlanan MS formudur. Ataklar arası çok uzun ve yıllar sonra minimal nörolojik bulgularla seyreden iyi huylu MS den bahsedilmektedir. 10 yıl içinde %50, 25 yıl içinde %90 SPMS e gidiş olur (34, 40, 42). Sekonder Progresif Multipl Skleroz (SPMS): Multipl Skleroz un %30 unu içerir. Tedavisiz RRMS ler sonuç olarak %90 oranında SPMS e dönüşür. Sekonder Progresif Multipl Skleroz, majör progressif alt sınıftır. Başlangıçta relapsing olup, yavaş kötüleşen faza dönen hastalarda atakların sıklığı giderek azalarak durur (41). Ara sıra hastalık seyirinde stabil kalma, relaps veya minör remisyon evreleri eşlik edebilir. En çok otuzlu yaşların sonunda gelişir (42, 43). Relapsing Progresif Multipl Skleroz (RPMS): Multipl Skleroz vakalarının %5 ini oluşturur. En nadir gruptur, süperempoze ataklar dışında PPMS den ayırt edilemez. Ataklar halinde seyreder ve temelde sürekli bir progresyon söz konusudur buna eşlik eden ve premorbid yeti durumuna göre tam veya kısmi geri dönüşüm evrelerinin olmadığı akut relaps evreleri mevcuttur (34, 42, 44). Primer Progresif Multipl Skleroz (PPMS): Multipl Skleroz vakalarının %10 unu oluşturur. Başlangıçtan itibaren hastalığın kliniğinde ilerleme olmaktadır. Primer Progresif Multipl Skleroz da başlangıç yaşı daha ileridir (ortalama yaş arası) ve eşit cinsiyet oranı vardır (45). Buna ara sıra plato çizme veya temporal minör düzelmeler eşlik edebilir. İlerleme hızı farklıdır. Klinik bulgular daha çok myelopati şeklindedir. Bu grupları ayıracak biyolojik markırler bulunmamaktadır. Asemptomatik hastalık tanısı otopsi çalışmalarına dayanılarak konulup, vakaların %20 sine yakın bir kısmını oluşturabilir (41, 45, 46). Benign Multipl Skleroz: Hastaların %20'sinde görülür. İlk semptomlar başladıktan 10 yıl sonra tam iş görebilirliğe sahiptirler. Hastalar silik semptomlarla tüm yaşamlarını sürdürebilirler (47). 15

26 Spinal Form: Hastalarda yalnızca spinal korda ait semptomlar ve bulgular olur. Başlangıçta keskin relaps ve remisyonlar olur. Sonradan sekonder progresif forma dönüşebilir (47). Nöromyelitis optika (Devic Sendromu): Optik nöriti takip eden akut transvers miyelit tablosudur (47). Marburg Varyantı: Hastalığın nadir ve malign formudur. Ağır görme kaybı, dizartri, disfaji, bilinç kaybı, solunum yetmezliği ile seyreder (48). Klinik İzole Sendromlar: Santral Sinir Sistemi nin tek bir alanını etkileyen bazı sendromlar MS in ilk atağı olabilir (49). İzole optik nörit, inkomplet transvers miyelit ve izole beyinsapı ve serebellar sendromlar bu olaya örnek teşkil ederler ve klinik izole sendromlar (KİS) olarak adlandırılırlar. Multipl Skleroz un ilk atağı ADEM e benzer şekilde, ancak ensefalopati ve artmış intrakranial basınç bulguları olmadan, multifokal bir sendrom olabilir. Unifokal veya multifokal monofazik sendromlarda hiçbir zaman MS gelişmeyebilir. Beyin MRG ve BOS un normal olması takip eden yıllarda MS geliş me riskinin düşük olabileceğini gösterirken, anormal bulguların olması %80-90 risk ile uyumludur (50). Multipl Skleroz varyantlarından olan KİS ı düşündüren bulgular, uygun yaş (çok genç ve çok yaşlılar dışlanmalı) ve karakteristik sendromdur. Ayrıca etiyolojide rol oynayabilecek diğer nedenler dışlanmalıdır (47) Multipl Sklerozun Klinik Belirtileri ve Fizik Muayene Multipl Skleroz da sklerotik plakların MSS nde korteksden spinal korda kadar herhangi bir/birçok yerde gelişmesi ve farklı derecelerde harabiyete yol açması nedeniyle ortaya çıkan belirti ve bulgular oldukça değişkendir. Multipl Skleroz da MSS ne ait çok farklı belirti ve bulgunun farklı zamanlarla ortaya çıktığı çok belirtili ve çok ataklı bir tablo söz konusu olup bireyden bireye farklılık göstermektedir. Bu nedenle, MS li iki hastanın etkilenme derecesi birbirinden farklı olabilmektedir (51, 52). Hastalar 24 saat içinde ani bir şekilde çeşitli düzeylerde nörolojik fonksiyon bozukluğunun ortaya çıktığı ve belirli bir süresi olmayan ataklar yaşamaktadır. Ataklar sırasında meydana gelen belirtiler haftalar ya da aylar sonra yavaş bir şekilde düzelebilir fakat bazı sekeller kalabilir (24). Multipl Skleroz başlangıcındaki spesifik olmayan belirtiler ve kas zayıflığı/güçsüzlüğü pek çok nörolojik hastalık için karakteristiktir ve 16

27 nörolojik fonksiyon bozukluğu çoğunlukla minimal düzeydedir. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte daha ciddi sorunlar da meydana gelmektedir (25). Klinik sorunlar; primer, sekonder ve tersiyer olmak üzere 3 e ayrılabilir (30). 1. Primer Semptomlar: Demiyelinizasyon ve aksonal kaybın direkt sonucu olarak ortaya çıkan güçsüzlük, dengesizlik, yorgunluk, tremor, ağrı, spastisite, görmede bozulma, seksüel disfonksiyon, mesane ve bağırsak disfonksiyonu gibi nörolojik bozukluklar ve bunların neden olduğu özürlülüktür. Diplopi, epizodik ataksi, epizodik dizartri, epizodik pruritus, Lhermitte bulgusu, tonik spazmlar, trigeminal nevralji ise paroksismal olarak görülen semptomlardır (22, 53). 2. Sekonder Sorunlar: Altta yatan bozukluğun neden olduğu komplikasyonlar olan travma, günlük yaşam aktivitelerinde sınırlılık, uyku sorunları, üriner enfeksiyon, kontraktür gibi sorunlardır (53). 3. Tersiyer Sorunlar: İşini kaybetme, rol değişikliği, evlilik sorunları, finansal, sosyal sorunlar, depresyon gibi psikososyal sorunlardır (22, 53). Multipl Skleroz da SSS tutuluşu sonucu ortaya çıkan tüm bulgular görülebilir. Ancak bunlardan bazıları sık görülürken bazıları seyrektir. Örneğin duysal, motor, denge, sfinkter, görme ile ilgili bulgular sık gözlenirken ekstrapiramidal tutuluş bulguları, epileptik nöbet, bilinç bozuklukları son derece nadirdir (54). Tablo 2 de hastalığın başlangıç belirtilerinin sıklığı görülmektedir. 17

28 Tablo 2. Multipl Skleroz Başlangıç Belirti ve Bulguları İlk Belirti Bulgular Sıklık (%) Sensoriel belirtiler 31 Görme kaybı 16 Akut transvers myelit 0,6 Motor bulgular - yavaş gelişimli 9 Diplopi 7 Duruş bozuklukları 5 Motor bulgular-akut başlangıçlı 4 Yüzde sensoriel belirtiler / Denge prob. 3 / 3 Vertigo 2 L hermitte bulgusu 2,2 Mesane belirtileri / Ataksi /Ağrı 1 / 1 / 1 Diğer 3 Polisemptomatik başlangıç 14 Ergin BE. Multipl Skleroz lu hastalarda yaşam kalitesi ölçeği MusiQol ile özürlülük ölçeği MSFC nin korelasyonu. Uzmanlık Tezi. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı. Manisa, 2008, syf: 57. Multipl Skleroz lu hastalarda motor (bir ya da biden fazla ekstremitede kuvvet azlığı, kullanmada beceriksizlik ve/veya uyuşukluk, dengesizlik), duyusal (uyuşukluk, parestezi, dizestezi), görsel (tek gözde nadiren her iki gözde kısmi ya da total görme kaybı, retroorbital ağrı, çeşitli görme alanı defektleri, renkli görme bozuklukları), serebellar (nistagmus, ataksi, tremor, dizartri) belirtiler ve bazı otonomik fonksiyon bozuklukları (pollaküri, üriner retansiyon, üriner inkontinans) ile birlikte erkek hastalarda parsiyel/komplent erektil impotans; kadınlarda vajinal ve vulval anestezi, lubrikasyonda azalma ve orgazm olamama gibi cinsel sağlık problemleri de ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilerin dışında daha az sıklıkla trigeminal nevralji, fasial paralizi, vertigo, tinnitus, işitme kaybı, disfaji, epileptik nöbetler, konstipasyon, gaita inkontinansı, posturnal hipotansiyon ve bilişsel belirtiler (depresyon, öfori, demans, konfüzyon) görülebilmektedir (51, 52). Ayrıca; Myestenia Gravis, Ankilozan Spondilit ve Diyabetes Mellitus gibi bazı hastalıklar da MS ile birlikte görülme olasılığı olan hastalıklardır (56). 18

29 Multipl Sklerozun Klinik Ayırt Edici Klinik Özellikleri: Sadece Multipl Skleroz a özel herhangi bir klinik fenomen olmasa da, bazıları MS için yüksek derecede karakteristiktir (Tablo 3). Lhermitte fenomeni boyun fleksiyonunda omurga boyunca ya da ekstremiteler boyunca yayılan elektrik şoku hissidir. Sık olmabilir ve baş ve boynun ufak hareketleriyle olabilir. Genellikle MS ile ilişkili olsa da servikal kordun tümör, disk hernisi, postradyasyon miyelopatisi ve travma gibi durumlarında gözlenebilir (8, 15). Tablo 3. Multipl Skleroz un Sık Görülen Klinik Özellikleri Multipl Sklerozu Düşündüren Klinik Özellikler Multipl Sklerozu Düşündürmeyen Klinik Özellikler Başlangıç yaşının olması 10 yaşından önce ya da 65 yaşından sonra başlaması SSS de çok sayıda bölgenin tutulması Periferik sinir sistemi tutulumu Optik nörit Hemianopsi Lhermitte bulgusu Rijidite, uzun süreli distoni İnternükleer oftalmopleji Afazi, apraksi, aleksi ve ihmal gibi kortikal defisitler Yorgunluk Dakikalar içinde gelişen defisit Vücut ısısının artmasıyla belirtilerde Erken demans kötüleşme Lublin FD, Miller AE. Multipl Skleroz ve santral sinir sisteminin diğer demiyelinizan hastalıkları. In: Neurollogy in clinical pratice. Ed: Bradley WG, Droff RB, Fenichel GM, Jankoviç J. Çeviri Ed: Tan E, Erdem ÖS. İstanbul, Veri Medikal Yayıncılık, 2008, syf: Demiyelinizan lezyonların belirtisi olarak paroksismal motor ve sensoryal fenomenler gözlenebilir. Beyin sapındaki lezyonlar paroksismal dislopi, fasyal parestezi, trigeminal nevralji, ataksi ve dizartri yapabilirler. Motor sistem tutulumu, bir veya iki (homolateral) ekstremitede bazen de yüzde ağrılı tonik kontraksiyonlara yol açabilir ancak dört ekstremitenin tümünde ve gövdede nadiren görülür (8, 10). 19

30 Isı hassasiyeti Multipl Skleroz da iyi bilinen bir durumdur; vücut ısısındaki küçük artışlar varolan belirti ve bulgularda geçici kötüleşmeye yol açabilir. Bu fenomen daha sıklıkta diğer nörolojik bozukluklarla da görülür ve muhtemelen vücut ısısı arttıkça sinir bloğunun artışına bağlıdır. Normalde vücut ısısı arttıkça sinir iletim güvenlik faktörü azalır ve bu belli bir noktaya ulaştığında ileti bloğu gelişir; işte bu nokta demiyalinizan sinirlerde daha düşüktür (8). Yorgunluk, Multipl Skleroz da karakteristik bir bulgudur ve genellikle yapılan aktivite şiddeti ile orantısız fiziksel tükenme şeklinde tarif edilir. Çoğu hasta gece normal uyusalar da sabah yorgun uyanmaktan yakınırlar. Yorgunluk gün içinde de olabilir ancak istirahat ile kısmen veya tamamen düzelebilir. Yorgunluğun derecesi hastalığın şiddeti ve diğer belirtileriyle zayıf korelasyon gösterir. Bilişsel bozuklukta olduğunun aksine depresyon ve yorgunlukla MRG bulguları arasında korelasyon yoktur. Yorgunluk genelde akut atak ile ilişkilidir ve atağın fokal nörolojik özelliklerinden önce ortaya çıkıp atak sonlandıktan sonra uzun süre devam edebilir (8, 15) Multipl Sklerozun Tanı Kriterleri Multipl Skleroz tanısının temelini nörolojik hikaye ve fizik muayene bulguları oluşturmaktadır. MS hasta gruplarında homojeniteyi sağlamak için Schumacher Multipl Skleroz tanı komitesi, klinik olarak kesin MS tanısı konması için altı kriterin gerekli olduğunu belirlemiştir (8). Bunlar; 1-Objektif SSS disfonksiyonu, 2-Beyaz cevher yapılarının tutulumu, 3-Santral Sinir Sistemi nde iki veya daha fazla bölge tutulumu, 4- Relaps-remisyonla giden yada kronik (altı aydan fazla) progresif seyir, 5-Başlangıç yaşının yaş olması, 6-Deneyimli bir nöroloğun belirtileri başka bir tanıyla açıklayamamasıdır. Bu tanı kriterlerinde laboratuvar bulgularına yer verilmemiştir. Bu tanı kriterleri bazı MS hastalarının tanı dışı kalmasına neden olabilir; örneğin otopsi çalışmalarındaki vakaların ancak %95 i bu kriterleri tam olarak sağlayabilmişlerdir (8). Multipl Skleroz esas itibarı ile klinik bir tanıdır. Multipl Skleroz klinikte, MSS indeki lezyonların zamansal ve bölgesel dağılımı ile karakterizedir. Manyetik Rezonans Görüntüleme, nörofizyolojik testler ve BOS incelemesi tanıya ulaşmada önemli katkılar sağlar (10). Hastalığın kesin spesifik bir laboratuvar bulgusu olmadığından ve klinik tablonun çeşitliliği nedeni ile tanıyı kolaylaştırmak ve standardize etmek amacı ile birçok tanı kriteri önerilmiştir. Schumacher (1965), Rose (1976) ve Poser (1983) uzun süreden 20

31 beri kullanılan kriterlerdir. Mc Donald s kriterleri ise en yeni olanıdır ve MRG yi ön plana çıkartması ile eleştirilmekte bu nedenle Poser kriterleri ile birlikte kullanılmaktadır (55). Schumacher Tanı Kriterleri: İlk kayda değer kriterler tanımlaması Schumacher ve arkadaşları tarafından 1965 yılında yapıldı (Tablo 4). Multipl Skleroz, Schumacher Tanı Kriterleri nde uyan kriterlerin sayısına göre sınıflandırılır. Kriterler lezyonların zaman ve alan içerisindeki dağılımları dikkate alınarak tarif edilmiştir. (14). Tablo 4. Multipl Skleroz un Tanısında Schumacher Kriterleri Schumacher kriterleri 1.Hastalık başlama yaşı arası olması 2.Nörolojik muayenede objektif bulguların tespit edilmiş olması 3.Santral sinir sisteminde beyaz cevher tutulumu gösteren bulgular 4.Zaman içerisinde dağılım Çelik Y, Birgili O, Kiyat A. Edirne Şehir Merkezi nde Multipl Skleroz Prevelans. 39. Ulusal Nöroloji Kongresi Bildiri Özet Kitapçığı. Antalya, 2003, syf: 15. Poster Tanı Kriterleri: Günümüzde en çok kabul edilen sınıflama Poster ve ark (1983) ına aittir. Bu sınıflamada hastalar, klinik özellikleri yanında BOS bulguları, elektrofizyolojik ve radyolojik bulgularına dayanarak klinik ve laboratuvar destekli, kesin ya da olası MS olarak sınıflandırılmaktadır (Tablo 5). Tablo 6 da seyir özelliklerine göre yapılmış MS tanımlamaları yer almaktadır (15). 21

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Progresif Multipl Skleroz. Ayşe Kocaman

Progresif Multipl Skleroz. Ayşe Kocaman Progresif Multipl Skleroz Ayşe Kocaman Lublin ve Reingold Neurology 1996 MS in klinik formları Relapsing- Remiting Sekonder- Progresif Primer- Progresif Progresif- Relapsing Lyon MS Doğal Seyir Grubu Relapsing-

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ (MS)

MULTİPL SKLEROZ (MS) MULTİPL SKLEROZ (MS) Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D.

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. PLAN Kemoterapiye bağlı geç gelişen ya da kronik nöropsikiyatrik toksisiteleri tanımlamak Ayırıcı

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener Motor Nöron ve Kas Hastalıkları Uzm Dr Pınar Gelener Genel Bilgiler Vücudun herhangi bir bölümünde kas kuvveti azalması: parezi Tam kaybı (felç) : paralizi / pleji Vücudun yarısını tutarsa (kol+bacak)

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir?? Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem Sıklığı?? Klinik seyir?? Çocuğun ilk travmatik yaşam olayı emzirme bağlanma olumsuz sağlık koşulları yetersiz bakım Doğum Değişim İyi anne olabilecek

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ SERVİKAL MYELOPATİLİ HASTALARIN YAKINMALARI Servikal kanal darlığı, genellikle

Detaylı

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler 46.ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ, 2010 Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler Dr.Canan Yücesan Ankara Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Akış Sitokinler ve depresyon Duygudurum bozukluklarının

Detaylı

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR?

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? Tuvalet eğitimi döneminde, nörolojik olarak normal bazı çocuklarda yanlış edinilmiş işeme alışkanlıkları neticesinde ortaya çıkan işeme fazındaki

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

TFD Nörolojik Fizyoterapi Grubu Bülteni Cilt/Vol.:1 Sayı/Issue:6 Aralık/December2015 www.norofzt.org

TFD Nörolojik Fizyoterapi Grubu Bülteni Cilt/Vol.:1 Sayı/Issue:6 Aralık/December2015 www.norofzt.org TFD Nörolojik Fizyoterapi Grubu Bülteni Cilt/Vol.:1 Sayı/Issue:6 Aralık/December2015 www.norofzt.org 31. Avrupa Multipl Sklerozda Tedavi ve Araştırma Komitesi Kongresi İzlenimleri Prof.Dr. Arzu Razak Özdinçler,

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

Prof.Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman Acibadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD

Prof.Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman Acibadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD Prof.Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman Acibadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD Santral sinir sisteminde farklı zamanlarda farklı bölgelerde ortaya çıkan belirti ve bulguların varlığı 1868 Charcot 1936 Marburg

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK BİLİMLERİNDE KURAM VE MODELLER Sağlık

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) TANIMI SINIFLAMASI RİSK FAKTÖRLERİ PATOFİZYOLOJİSİ EPİDEMİYOLOJİSİ ÖĞRENİM HEDEFLERİ KOAH tanımını söyleyebilmeli, KOAH risk faktörlerini sayabilmeli, KOAH patofizyolojisinin

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME Psi. Özge Kutay Sos.Yelda ġimģir Ġzmir,2014 HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD.

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. SSS Enfeksiyonları Amaç; SSS enfeksiyonları; Klinik tabloyu tanımak Yaşamı tehdit

Detaylı

Serebrovasküler hastalıklar

Serebrovasküler hastalıklar Serebrovasküler hastalıklar İnme beyine giden kanın aniden kesintiye uğraması sonucunda gelişir. Ani olarak ortaya çıkar. Tüm dünyada kanser ve kalp hastalıklarından sonra en sık ölüm nedenidir. Ayrıca

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Tıp Fakülteleri Mezuniyet Öncesi İmmünoloji Eğitim Programı Önerisi in hücre ve dokuları ilgi hücrelerini isim ve işlevleri ile bilir. Kemik iliği, lenf nodu, ve dalağın anatomisi,

Detaylı

OTO-İMMUN KÖKENLİ NÖROPATİLERDE TEDAVİ ALGORİTMASI

OTO-İMMUN KÖKENLİ NÖROPATİLERDE TEDAVİ ALGORİTMASI OTO-İMMUN KÖKENLİ NÖROPATİLERDE TEDAVİ ALGORİTMASI İmmun kökenli nöropatiler İmmun kökenli nöropatiler immunsüpresif ve immunmodulatuvar tedavilere yanıt veren hastalıklardır İmmun atak periferik sinirin

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması

Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TIBBİ BİYOLOJİ ANABİLİM DALI Parkinson Hastalığı ile α-sinüklein Geni Polimorfizmlerinin İlişkisinin Araştırılması Araş.Gör. Yener KURMAN İSTANBUL

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi Y R D. D O Ç. D R. M İ N E İ S L İ M Y E TA Ş K I N B A L I K E S İ R Ü N İ V E R S İ T E S I TIP FA K Ü LT E S İ K A D I N H A S TA L I K L A R I V E D

Detaylı

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER (FN)- TANIM FEBRİL NÖBET (FN): 6 ay- 5 yaş arası çocuklarda, santral sinir sistemi enfeksiyonu veya başka bir etken bulunmaması koşuluyla ateşle birlikte

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER

Detaylı

İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü

İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü Dr. Fatma Fariha Cengiz, Dr. Gülhan Cengiz, Dr. Sermin Kesebir Erenköy RSHEAH, İstanbul 29 Mayıs Hastanesi,

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar Akseki, Dilek Taşkıran

Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar Akseki, Dilek Taşkıran Yağlı Karaciğer (Metabolik Sendrom) Modeli Geliştirilen Sıçanlarda Psikoz Yatkınlığındaki Artışın Gösterilmesi ve Bu Bulgunun İnflamatuar Sitokinlerle Bağlantısının Açıklanması Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar

Detaylı

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Yaşam başlangıcından ölümüne kadar, sağlık ve hastalık durumunu anlama, uygun girişimleri planlayarak sorunu çözme sorumluluğuna sahip olan hemşirelik; insanı ele alan

Detaylı

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALARINA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR? A) ANAMNEZ (ÖYKÜ,

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI

ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI ETİK KURUL BAŞVURU DOSYASI Ülkemizde Hematolojik Kanserlerin Yükü, Coğrafi Dağılımı, Demografik Karakteristiği, İmmünohistokimyasal Özellikleri ve Klinik Davranışı Epidemiyolog Danışman Doç. Dr. Mutlu

Detaylı

Doç Dr.Recai Türkoğlu MS hasta Okulu 28.05.2013

Doç Dr.Recai Türkoğlu MS hasta Okulu 28.05.2013 ms Doç Dr.Recai Türkoğlu MS hasta Okulu 28.05.2013 ÖZEL DURUMLARDA DEMİYELİNİZAN HASTALIKLAR MULTİPL SKLEROZ-GEBELİK MS hastalık olarak doğurganlık yada gebelik üzerinde negatif bir etki göstermiyor Bazı

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı. Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji

SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı. Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji SSS Enfeksiyonlarının Radyolojik Tanısı Dr. Ömer Kitiş Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Nöroradyoji Nöroradyoloji de;doku kontrast mekanizmaları T1/T2/PD; T1-T2 relaksasyon zamanları

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

Aksiyal SpA da Güncellenmiş ASAS anti-tnf Tedavi Önerileri ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri

Aksiyal SpA da Güncellenmiş ASAS anti-tnf Tedavi Önerileri ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri Aksiyal SpA da Güncellenmiş ASAS anti-tnf Tedavi Önerileri ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri Prof.Dr. M.Pamir ATAGÜNDÜZ Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı 11 Nisan 2014 Ana Başlıklar

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;

Detaylı

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten Prof. Dr. Demir Budak Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 3 TIP 331-SİNİR SİSTEMİ VE LOKOMOTOR SİSTEM Başlama Tarihi: 30.11.15 Bitiş Tarihi:

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

2014

2014 2014 DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU (DEB) ve MentalUP İçerik DEB e Klinik İlgi DEB Nedir? DEB in Belirtileri DEB in Zihinsel Sürece Etkileri DEB in Psikososyal Tedavisi MentalUP tan Faydalanma MentalUP İçeriği

Detaylı

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR GİRİŞ Hasta eğitimi, sağlığı koruyan ve bireylerde davranış değişikliği geliştirmeye yardım eden öğrenim deneyimlerinin

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Dersin Kodu ve Adı NMH 501 Musküler Distrofiler Dersin ECTS Kredisi 5 Prof.Dr.Haluk Topaloğlu Musküler distrofilerin sınıflaması, çocukluk çağında

Detaylı

Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular

Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular BR.HLİ.067 Romatizma hastalıkları toplumda oldukça sık görülen hastalıklardır. Bunların sıklıkla günlük yaşamı etkilemesi, kişinin yaşam kalitesini

Detaylı

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Gebede HSV İnfeksiyonu Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Olgu 14 günlük, erkek bebek Şikayeti: Sol kol ve bacakta kasılma, emmeme Hikaye:

Detaylı

Nörolojik Hastalarda Tüple Beslenme Endikasyonları Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman

Nörolojik Hastalarda Tüple Beslenme Endikasyonları Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman Nörolojik Hastalarda Tüple Beslenme Endikasyonları Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman Acibadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Maslak Hastanesi Tüple Beslenme; Günlük protein, kalori ve sıvı gereksinimlerini

Detaylı

Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi

Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi Isırıkla İlgili Literatür İncelemesi Prof. Dr. Tuna DEMİRDAL İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, SB Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kliniği, İzmir Avcılarda

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI BOYUN AĞRILARI BOYUN ANOTOMISI 7 vertebra, 5 intervertebral disk, 12 luschka eklemi, 14 faset eklem, Çok sayıda kas ve tendondan oluşur. BOYNUN FONKSIYONU Başı desteklemek Başın tüm hareket

Detaylı

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NA GİRİŞ KOŞULLARI : Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarının veya Yüksekokul ve Fakültelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse Perinatal Depresyon gebelik süresince veya gebeliği takip eden ilk 12 ay boyunca

Detaylı