MEIİ M İ L İ K VE BEKTA Şİ L İ K

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MEIİ M İ L İ K VE BEKTA Şİ L İ K"

Transkript

1 ANKARA ÜNIVERSITESI ILAHIYAT FAKÜLTESI YAYINLARI 125 Prof. Dr. CAVİT SUNAR MEIİ M İ L İ K VE BEKTA Şİ L İ K

2

3 ANKARA ÜNIVERSITESI ILAHIYAT FAKÜLTESI YAYINLARI 125 Prof. Dr. CAVİT SUNAR MEML İ K VE BEKTA Ş IL İ K Biz maarif tac ıy ız, iklim-i dil sultan:3,1z Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz. Kadrimiz takdir-i Hak't ır, kim inkar eylemi ş? Stireta adem çok amma Hazret-i Âdem biziz. C. Sunar

4 ANKARA ÜNIVERSITESI BASIMEV İ.ANKARA-1975

5 Bu Kitab ı vefâkâr eşim Neriman Sunar'a armağan ediyorum.

6 IÇINDEKILER Bir Şiir 6 Ön Söz 7 A (MELAMİ Lİ K) I Melâmiliğin Mahiyeti 14 II Melâmet Usulü 14 III Tevhitler 16 IV İttihad Makamlar ı 17 B (BEKTAŞIL İK) I Bektâş ilik ve Felsefesi 20 II Bektâ şilikte Belliba şlı Merasimler 69 III Bektâ şiliğin Desturu ve Düsturu 104 IV Birkaç Ses Birkaç Nefes 113 Ek Notlar 1 Ön Söz Ek Notlar ı Melâmilik Ek Notları Bektâş ilik ve Felsefesi Ek Notlar ı Bektâ şilikte Belliba şlı Merasimler Ek Notlar ı Bektâ ştliğin Desturu ve Düsturu Ek Notlar ı Birkaç Ses Birkaç Nefes Ek Notlar ı Bibliyografya 195

7 Kim ki ünsiyyet eder irfan ile irfan olur Kesb-i insâniyyet eyler sâhib-i vicdan olur Suret-i insanda hayvanlardan eyle ictinâb Cahil-ü nâdân ile hemhâl olan nadan olur Ahd edüb insan ı bul insanla dü ş insanla kalk Mutlaka bu hali ihraz eyleyen insan olur Doğruluktan inhiraf etme edib ol ârif ol Malik-i râh-i hakikat mazhar- ı iymân olur Ey (Harabi) daima rind-ü harâbât zümresi Böyle makbül-i Cenab- ı Hazret-i Sübhân olur. 6

8 (Ön Söz) Islâmda meydana gelen (Tarikat)lar, asl ında, yine Islami olan (Tasavvuf) yolunun, özellikle, pratik yönünü te şkil ederler. Bt ı tarikatların hepsinin esas ı da islâm dîninin (Tevhid) kavram ı, Tasavvuf felsefesinin (Vandet-i Vücud) görü şüdür. Vandet-i Vücut, asl ında, Şark' ın en eski felsefesidir ve Şark' ın kendine has görü ş ve dü şünüşünün sonucudur. İlkten Turan'da görülen bu çeşit görü ş ve düşünüş, baz ı ufak değişikliklerle, Hindistan'a; oradan Çin'e ve eski Akad, Sümer, Asûr ve Keldan diyarlar ı vasıtasiyle İran'a, Çin'e, M ısır'a; oradan da Finike'ye, Yunanistan'a atlam ış, daha sonra da Iran ve Yunan kanallar ı ile Abbasilerin ilk devirlerinde Arab topraklar ına geçerek Tasavvuf felsefesinde tek bir (Ilahi Vücud) kavram ı ile kayna şıp birle şmiştir. Araplar, (Tevhid) fikrini bile pek yad ırgad ıklarından (Vandet-i Vücud) görüşüne de ısınamamışlard ır. Bu yüzden de Tasavvuf'a Vahdet-i Vücud'a dair eser yazanlar, ba şta İbn Arabi olmak üzre bir kaç Arap büyüğü müstesna, ço ğunlukla Türan'dan ve ba şka Irk ve muhitlerdendir. Tasavvuf'un en son gayesi (Tevhid)tir, yani Allah'ta (Fâni) olmaktır. Tevhid üçtür: 1 (Lâ Ma'büde Illâllah). 2 (LA Maksûde 3 (Ila Mevctıde Illâllah). Asıl tevhid, (La Mevcüde illallah)t ır. Çünkü, birinci tevhitte nefs-i emmareye ait şirk; ikinci tevhitte de vücuda ait şirk vard ır. Şu hâlde, insanın vücutta birlik yerine çokluk görmesi ve Allah'tan gayriye, ve özellikle, insan ın kendine vücut vermesi do ğru değildir. Çünkü, hay ır 7

9 ve kemâlin mebdei vücuttur; şerrin ve noksanl ığın menşei de ademdir, yokluktur. Hay ır ve kemâl ise Allah'a ait oldu ğundan vücut ta Allah için sâbit olmu ş olur. Şer ve noksanl ık ise mümküne müteallik olduğundan ademe, yoklu ğa raci olmu ş olur. Bu da bize (Vandet-i Vücut) görü şünü vermi ş olur. Başka bir deyi şle, (Vandet-i Vücut), sonl'unun sonsuz'da yok olmasıd ır. Vücut, ancak, sonsuzdur ; sonlu olan, gelip geçici gölgelerden ibarettir. İslam Tarikatlar ı'n ın gayesi de vandet-i vücuttur, yani s ırf tevhittir. Tarikat dilinde pek önemli birer terim olan (S ır) veya (S ırr'üs-s ır) i şte bu s ırf tevhitten ibarettir. Bu vandet-i vücut s ırrı da sâliklere, taliplere uzun ta'lim ve terbiye devrelerinden sonra yava ş yavaş ve ancak isti'datlar ı derecesinde aç ıklanir. Çileler, seyr-ü sülüklar, sema'lar, erkanlar, esmâlar, evradlar'dan maksat, hep bu s ırrın yava ş yavaş anlatılmasıdır. Bu sebeple de, Tarikatlarda Tâlib, genellikle, dört devreli bir ö ğ- retim ve e ğitim'e tabi tutulur : 1 Nefy ve Ispat Devresi : Bu devre (Lâ ilâhe illallah) çekme devresidir ki bu, cahil halka mahsus tevhittir. 2 Mahz Ispat Devresi : Bu devre (Illa Huu!) çekme devresidir ki bu okumuşlar (Havas) a mahsustur. 3 Fenafillah Devresi: Bu devre (Ya Hak!) çekme devresidir ki bu, üstün alimler (Havass ın Havassı)e mahsustur. 4 Mutlak Fenâ Devresi : Bu devre en üstün alim ve ârif (Ahas)ler mertebesidir ki bu mertebede, art ık, (Tâlib) yok, yaln ız (Hak) vard ır. Yani, (Tâlib ) art ık (Hak) olmu ştur. İslam Tarikatlarm ın hepsinin gayesi vandet-i vücut olmakla beraber bu görü şü en halis şekli ile temsil eden Tarikatlar, sadece, ikidir : (Melâmilik) ve (Bekta şilik). Bundan ötürü de bu iki Tarikatta İbn Arabrnin (Kamil İnsan) nazariyesi en hâkim rolü oynar. Çünkü, insan mertebesi. (Hilafet) mertebesidir. Melâmilik ve Bekta ş ilik Tarikatlar ı ayni hakikati içermektedirler. Fakat, Bektâ şiler, zevk için, bu hakikati fi'len, cismen de yapm ışlar ve bunun için de baz ı usüller koymuşlard ır. Ancak, dedi ğimiz gibi, her iki Tarikatta da esas ayni esast ır, yani ( İlmelyakin, -Aynelyakin, Hakkelyakin) teslisidir. 8

10 ilmelyakin, akla ait delilden has ıl olan ilimdir. Aynelyakin, müşahede ile has ıl olan ilimdir. Hakkelyakin, insan ın bütünlü ğü ile Allah'ta fâni olmas ı ve Allah ile ilmen, şuhfiden ve halen baki kalmas ıdır. Melâmilere göre fiillerin ve s ıfatlar ın hepsi Allah'a râci ve aittir ve vücut olarak ta yaln ız Allah' ın vücudu vard ır. Her şey Allah' ın vücudunda fânidir ve gerçek yolunun gayesi de AIlakh'ta fâni ve Allah ile baki olmakt ır. Melâmilik, genellikle, üçe ayr ılır: 1 Melâmiyye-i Kassâriyye ( Tarikat- ı Aliyye-i S ıddik ıyye) : Bu, üçüncü hicri yüz y ılda (Nişabûr) da zuhur etmi ştir. Hamdun Kassar'a mensuptur. 2 Melâmiyye-i Bayrâmiyye ( Tarikat- ı Aliyye-i Bayramiyye) : Bu, dokuzuncu hicri yüz y ılda Bolu'nun (Gönyök) kazas ında zuhur etmi ştir. Emir Sikkini'ye mensuptur. 3 Melâmiyye-i Nitriyye ( Tarikat- ı Aliyye-i Nak şibendiyye) : Bu, on üçüncü hicri yüz y ılda (Üsküp)te zuhur etmi ştir; Seyyid Muhammed Nûr al-arabi'ye mensuptur. İlk devre Melâmiliği başkanı olan Hamdûn Al Kassaar' ın Tarikat silsilesi şöyledir : 1 Hz. Muhammed. 2 Hz. Ebu Bekir 3 Habib b. Ma'zam Kure ş i. 4 Muhammed b. Müslim. 5 Ebu İyad b. Mansûr 6 Fadl b. 'yaz 7 Feth b. Ali Al-Mûsili. 8 Ebi Hüseyn Sülem b. Hüsseyn Al Barûsi, 9 Hamdun Al - Kassaar. İkinci devre Melâmileri (Bayrâmiyye) Melâmileridirler. Bunlar ın başı da, Hac ı Bayrâm' ın halifelerinden Emir Sikkini (B ıçakç ı Seyyid Ömer Dede) dir. 9

11 Üçüncü devre Melâmili ği de İmam Rabbanrnin (Müceddidiyye) kolundan bir kol olan (Melâmiyye-i Nûriyye)dir. Bu kolun kuruscusu M ıs ır'lı Muhammed Nûr Al - Arab rdir. Bu zât, Mısır'dan (Üsküp)e gelerek (Nak şibendi Al Halveti Al Melâmi) tarikaat ını kurmu ştur. Muhammed Nûr Al Arabi, (Arab Hoca) ve (Noktac ı Hoca) adları ile de namlulu. Yukar ıda görüldüğü gibi, İlk Devre Melâmilerinin Tarikat ı doğrudan doğruya Hz. Ebu Bekir'e dayan ıyordu. İkinci Devre Melâmilerinin Tarikat ı da Hz. Ali'ye mensub (Tarikat- ı Aleviye) kollar ından (Tarikat- ı Bayrâmiyye) dir. Son Devre Melâmiliği ise (Tarikat- ı Nakşibendiye)ye dayanmaktad ır ve bunun kurucusu olan Muhammed Nûr -Al-Arabi de (Vandet-i Vücud) a kail olanlar ın en büyüklerindendir. Bekta şiliğe gelince : Bekta şiliğin esas ı aşktır, vandet te bu a şk ın visal noktas ını te şkil eder. Dünyada hükm eden şey (Cemal) d ır. Cemâl'den maksat ta tam ve mulak güzelliktir. Mutlak güzellik te a'za taml ığı ve s ıhhatlılığı, endam tenâsübü ve yüzdeki nürâni halâvet toplam ından ibarettir. Dünyanın en güzel insan ı da (Ali)dir. Yani, (Ali), Allah' ın cemâlidir ve bütün kainat ın kendisinde göründü ğü aynad ır. Peygamber de bu yüzden Ali'ye a şık olmuş ve bütün hakikat ı Ali'nin cemâlinde görmü ştür. İnsani s ıfatlar üçtür : cemâl, anlamak, anlatmak. Bektâşiliğin en büyük kaidesi de (Benlik)in ortadan kalkmas ıdır. Benliği ortadan kald ıracak yegane vas ıta da (Ayin-i Cem)dir. Bekta şiler, (Ca'feri) mezhebindedirler. Bununla beraber on iki İmam' ı da takdis ederler. Dolay ısiyle, (Alevi) veya (CaTerl) diye de adlanırlar. Bekta şiliğin her şeyi, on iki İmama'a nisbetle on iki mertebe üzerine tertib olunmu ştur. Post on ikidir, ayin on ikidir, hizmet on ikidir, tâc on iki dilimlidir, teslim ta şı on iki köşelidir ve özellikle, talibler de bilgi bak ımından on iki dereceye bölünmü ştür. S ırra da, ancak, bu on iki makam ı geçtikten sonra ula şılabilir. Bektaşilik, Anadolu'nun bir çok yerlerini (Alevilik) şeklinde, kap kaplamış, özellikle, bütün Rumeli'ye de (Nazenin) ad ı altında yayılmıştır. 10

12 Bektâş ilik, her şeyi ile ve her şeyden önce, bir Türk Tarikat ıdır. Dü şüncesi, duygusu, dili, kültürü, edebiyat ı hulâsa her şeyi Türktür ve Türkçedir. Bununla beraber İslâmiyet ile bütün Asya dinleri ve felsefeleri ba şta olmak üzre Şamanlığı, Brehmenli ği, Budistliği, Zerdüştlüğü, Hulül ve Tenasuhu, Yahudili ği, Hırıstiyanlığı, Teslisi, Hurüfiliği, Babaîliği, Bâtınîliği, Ca'ferîliği, şiiıiği Melâmiliği. Ahiliği, Kız ılba şlığı, Kalenderili ği, Hayderiliği... ve daha bir çok görü ş ve dü şünü şleri içeren bir Syncretisme'dir. Balım Sultan'a gelinceye kadar Bektâ şilikte (Mücerretlik) müessesesi yoktu. Bal ım Sultan bu müesseseyi kurmu ş ve mücerretlik âlâmeti olmak üzre de (Kulağa Köpe Takmak) ı iycad etmi ştir. Bektâşiler başlıca iki kola ayr ılırlar: 1 Anadolu Bektâ şileri ki bunlara (Çelebi Kolu) denir. 2 Rumeli Bektâ ş ileri ki bunlara da (Babagân Kolu ) denir. Çelebilerde veraset vard ır. Çelebi'lik babadan evlada geçer. Bunlar, çoğunlukla cahil olup Tasavvuf ve Tarikat yolunda hemen hemen hiç eserleri yoktur. Babagân Kolu ise Bal ım Sultan tarafından Hz. Pirin ruhaniyetine müsteniden ictihad edilen ayin ve enkan ın mutasarr ıfı ve (Tarikat- ı Bektâ şiye) diye anılan gerçek Tarikat ın sahibirdirler ki bu yol Bal ım Sultandan Cumhuriyet Türkiyesine kadar tesellsül edip gelmi ştir. Babagân Kolu'nun i'tikadlar ı Şeriata ve Hak yoluna asla ayk ırı değildir, çünkü, Kur'ana ve Muhammed'e dayanan gerçek irfan yoludur. Rumeli'ye mahsus olan Babagân Bektâ şiliği, son zamanlarda (Tarik-i Nâzenin) ad ı ile adlanmıştır. Babagân Bektaâ şiliği Hz. Ali'nin tafdili, Hz. Ali'nin ult.ı' hiyeti ve nefsin ul'ühiyeti olarak özetlenebilir. Bu sebeple de secde (Adem)edir. Zâten namazdaki (K ıyam) vaziyeti eski Türkçe alfabedeki (Elif) harfinin, (Rüku') vaziyeti (Dal) harfinin, (Secde) vaziyeti de (Mim) harfinin timsalidir. Bektaşilikte, diğer Tarikatlarda oldu ğu gibi, (Seyr-ü Sülûk) ve belirli (Evrad ve Ezkâr) yoktur. Bunun yerine ( İnabe), yani el verip teslim olmak, ( İkarar) ve (Ayin-i Cem) vard ır. 1 1

13 İnâbe, tâlibin Şeyh huzurunda günahlar ından tövbe etmesidir. Yani, hiç ibir kötülükte bulunmayaca ğına Allah ve Resulü ve Tarikatın Piri ad ına söz vermektir ki bu Şeyh ile mürid aras ında bir muahededir. İkrar, namzede Kur'an ın anahtar ının verilmesi, onun hakikat ilmine ulaştırılmas ıdır. Ayin-i Cem de, bütün benliklerin ortadan kald ırılmas ı ve (Küntü kenz...) s ırrının agklanarak insan ın Allah'a kavu şturulmas ıdır. Kısaca, Bektâ şilik, (Vandet-i Vücud)tan (Nefy-i Vücud) a kadar uzanan bir Tasavvuf yoludur ve en basit deyimi ile (Diline), (Eline) ve (Beline) sa ğ ve sahib olmak ile özetlenebilir: 1 (Dil)ine sağ ve sahib olmak : Bu, ahlaki anlamda her görülen ve bilinen şeyi söylememek, yani s ır saklamak demektir. Asıl anlamda da her şeyin dil ile söylendiğine ve Söz (Kelâm)ün Allah' ın sözü olduğuna daha do ğrusu, bir anlamda Allah' ın (Söz) olduğuna, her şeyin dil ile tat ıldığına ve sevi şebilmek için tatl ı dilli olmanın ve doğru konu şman ın luzumuna i şarettir. 2 (El)ine sağ ve sahib olmak : Bu, ahlâki anlamda elinle koymad ığın şeye el sürmemek yani ba ş- kalarının haklarına tesavüz etmemek demektir. As ıl anlamda da el rehber demektir, zira elsiz hiç bir şey yap ılamaz. Dil, tatar ve sever, fakat, bu tatili* ve bu sevday ı toplayan vas ı- ta eldir. K ısaca, insan tek ba şına hiç bir şey yapamaz. İnsan ın insan olmas ı ve insanca ya şamas ı bakımından daima ba şkalarına ihtiyac ı vard ır. Herkes ve her şey varl ıklar ını koruyabilmek ve gerekti ği şekilde ya şayabilmek için birbirine vas ıta olmak zorundad ır. 3 (Bel) ine sağ ve sahib olmak : Bu, ahlaki anlamda nefse hâkim olmak, arada, bir anla şma ve riza olmaks ız ın kimsenin ırz ına, nâmusuna tecavüz etmemek demektir. Asıl anlamda da a şka dayan demektir. Zira, birlikte ya şayabilmek, birle şmek için, vandet için a şk zorunludur. Aşk ise (Bel) ile tahak- 12

14 kuk eder. Zâten, insan da, (Bel)den ç ıkmıştır, insanın aslı (Bel)dir. Bundan ötürü de insana (Bel O ğlu) derler. Bu üç deyim ve terimin anlatmak istedi ği şudur: Hılkat insandad ır. Bu üç şey insan sıfat ı ile birdir. Daha aç ık bir deyi şle: İnsan, Allah't ır. Bu hakikat Bekta şi nefeslerinde şöyle ifade edilmi ştir: Elsiziz, dilsiziz, belsiziz amma Gezeriz alemde Erkekçesine. Sözümüzü bitirmeden önce şuna da önemle işaret edelim ki bütün Tarikatlar, her şeyden önce, bât ınidirler, dolay ısiyle de içe ait bir tak ım Tasavvufi s ırlara mâliktirler. Zira, umde bât ındır. Bu sebeple ariflerin, kâmillerin,gerçek Tarikat ulular ının çoğu sözleri bât ından, ma'na âlemindendir ve Tasavvuf yolu ile bir tak ım işaretlerden, sembollerden i ibarettir. Tasavvuf yolu ile semboller, insan ı Mutlak Vücud'un sırrma ula ş- tırma yolunda (Güzellik)i ve (A şk) ı kullandığından akıldan ziyade kalbe, sezgisel hisse hitab eder. Kalbe ve kalbi sezgi ve heyecanlara hitab eden a şk ve güzelliğin dil'deki hitab şekli ise nesirden ziyade naz ımdır, şiirdir. Bundan ötürüdür ki Tasavvuf Edebiyat ının büyük k ısmını ( Şiir)ler te şkil etmektedir. Bu yüzden, biz de kitab ımızda aç ıkladığı- = fikirleri, kalplere de sezdirebilmek, dolay ısiyle esas konumuza da sad ık kalmış olmak için, onları, ilgili (Nefes)lerle destekledik. 13

15 (A) MELÂMILIK Mahiyyeti) Yukar ıda üç devreye ay rd ığımız Melâmilik, Tasavvuf ilimlerinde ve (Tevhid)te gerçekten söz sahibi' olan ve üçüncü devre Melâmilerinin ba şı bulunan (Muhammed Nûr Al'Arabi)nin gayreti ile, sadece, Tarikatlarda ihtiyar edilen melâmiyane bir hal ve tav ır olmaktan veya pek câzib görünmeyen bir yol say ılmaktan s ıyrılarak belli başlı bir Tarik ve Tasavvufi bir meslek haline gelmi ştir. Tasavvuf demek, bât ın manayı zâhir ma'na ile kar ışt ırıp uyuşturarak te'vil yolu ile ve sembollerle aç ıklamada bulunmak ve bat ın ma'nayı zâhir misal ile i şaret etmek demektir. Bât ın ma'na as ıldır, mutlakt ır. Tasavvufi ma'na ise parçad ır, mukayyettir. Tasavvufa ait eserleri ve Tarikatlar Tarihine ait kitaplar ı ile pek haklı bir nam kazanan Kemalettin Hariri de Muhammed Ntir Al-Arabrnin en gözde tilmizlerindendir. Bu zat ın, Melâmet usulüne dair de pek çok yaz ıları vard ır. Gerek Muhammed Niır'un ve gerek Kemalettin Harirl'nin duyurup yayd ıkları Tarikat usulü, suhbet ve irfana ve müsemmâya aittir. Melamiler, esmân ın hakikaıtına ula şma yolunu benimseyerek müsemma yönüne ve Peygamberimiz Muhammed'e ait irfan, mesle ğine önem vermiler, onu üstün tutmu şlar ve bu yola girenleri de daima suhbete ve irfâna sevk etmi şlerdir. Kemalettin Harid'nin eserleri aras ında (Kernalnâme-i Âl-i Abâ) 2 sı ile Ehl-i Beyt'e ait eserleri pek kıymetlidir. II (Melâmet Usulü) Melâmilik, hakikat yolunda istidlallerle u ğraşmayıp doğrudan doğruya visale gitmek ister. Bu sebeple, kalbe ait Celal isminin zikrini, 14

16 yani al ınan tek bir nefes ile üç defa (Allah, Allah, Allah) derne ği, bu suretle de (Allah'tan ba şka fail yoktur; Allah'tan ba şka mevsuf yoktur; Allah'tan ba şka mevcut yoktur) demi ş olmağı ve dolayısiyle, (Allah) kelimesini söylerken fikren de Allah' ı düşünmek ile istiğrak halinde ve bu üç (Fenâ) mertebesinde bulunma ğı öne sürer. 3 Birinci nefes veri ş ve Allah deyi şle (ki celâldendir, farktand ır) bütün fiiller birle ştirilmektedir. İkinci Allah deyi ş, sıfatlar ı tevhiddir ki mevsufu Allah't ır. Üçüncü Allah deyi ş, zatı tevhiddir ki kâinatta ne mevcut varsa Allah kelimesi ile, yani vahidiyet ile birle ştirilmektedir. Bunların cümlesi birden zat ın farka gelmesidir ki bunlar ın hepsini toplamakla tekrar zâta var ılmış olur. Fiiller ve s ıfatlar ayr ı ayrı şeyler olmayıp zat ın fiilleri ve s ıfatlar ıdır. Şu halde, her şey zatta fâni ve müstehlek olmu ş olmakta ve yaln ız zât bald bulunmaktad ır. Bu üç hale Allah'a seyr (Seyr-i ilallah) derler. Bunlar, insan ın kendi kendisinden hurucu ve Hak'ka urucudur. ( Zikr)in delili şu dyettir : "Ellezine yezkurunallahe k ıyamen ve kuûden ve ala cunubihim leallehum yetefekkerûn" 4. Yani her mahal ve zamanda kalbi ıikre devam etmek şartt ır. Zenbilli Ali Efendi fetvas ında bile bu nokta aç ıkça görülür. Fiillerin tevhidi delili de şu 4yetlerdir : "Kul küllün min indillahl; vallahu halakaküm ve mâ ta'melünes ; vema halaktul cinne vel inse illa liya'budün" 6. Yani her şey Allah'tandıd ır Ben insi ve cinni ancak bana ibâdet etsinler diye yaratt ım. S ıfatların tevhidi delili : Sıfatlar ın tevhidine esmâ-i hüsna delil oldu ğu gibi sıfatlar ın tevhidi Kur'an' ın her tarafinda da zikr edilmi ştir:' Zatın tevhidine delil de şu âyetlerdir : "Küllü şey'in halikürı illa vechehu" 8, "Küllemen aleyha fânin ve yebka vechu rabbike zülcelal-i vel ikram"9. Yani her şey müstehlektir, yok olucudur, ancak, Hak'k ın vechi bakidir. 15

17 III (Tevhitler) Ilahi tevhit üç k ısımd ır : 1 Fiilleri tevhid Fiilleri tevhitte a şık kimse hisse ait fiiller, kalbe ait fiiller ve enfüse ve âfâka ait fiiller d ışında ve üstünde Hazret-i Ma' şuku kalbi ile mü şahede edrer. Her ne fiil his ederse ma' şukun fiilinin o fiil ile zâhir olduğunu zevk eder Sıfatları tevhid : S ıfatlar ı tevhitte a şık olan kimse Hazreti-i Ma'- şukun kemâl vas ıflar ın ı, mahsusunda ve ma'kulunda, kalbi ile mü şahede eder. Mahsus ve ma'kül mevcudun her birisi Hazret-i Ma' şukun kemâl sıfat ının mazhar ıdır. Aşık olan kimse Hazret-i Ma' şukun kemâl s ıfatlarını âlemin zerrelerinin üstünden ve ötesinden zevk eder. 3 Zdt ı tevhid : Zatı tevhitte a şık olan kimse zat ın birliğini mezahirdeki çoklu ğu ile mü şahede eder ve mezâhirdeki çoklu ğu 12 da zata ait vandet ile mü şahede eder. Zâta ait vandetin zuhuru çokluk iledir ve çokluu ğun vücudu da vandet iledir ve vandet ço ğalmayınca ayanda zâhir olmaz. Bütün çokluk, Hazret-i Ma' şukun mertebeleridir ve bu mertebeler de iki k ısımdır : o Birisi müessirdir ki bu zâta ait isimler ve fiile ait vas ıflard ır. b Birisi de müteessirdir ki bu da hisse ait renkler ve akla ait ma'- nalard ır. İşte bu nokta Velâyet makam ının sonudur13. Bundan öteye Velâyete ait bir makam daha yoktur. Bunun ötesi, art ık Muhammed'e ait makamd ır ki ona da kimse ula şamaz. O makama, ancak, verasetle ulaşılabilir. Ba şka bir deyi şle: Fiillerin tevhidi demek, bütün yarad ılanlar ın fiiller ile olduğunu bilmek ve her fiili gördükte o fiilin aynas ında Hazret-i Ma' şuku müşahede etmektir. S ıfatlar ın tevhidi demek, yarat ılmışlarda zâhir olan s ıfatlar aynas ında Hazret-i Ma' şuku müşahede etmektir. Zatın tevhidi demek, bütün yarat ılmışların, huiül ve ittihat olmaksız ın, Hak'k ın zat ı ile vücutlar ı olduğunu bilip yarat ılmışlar, yani halk aynas ında Hak'k ı, yani Zat- ı Ma' şuku mü şahede etmektir. İşte (S ıddikiyet) mertebesi bu üç tevhitten ibarettir. 16

18 IV ( İttihad Makamlar ı) ( İttihad) ın da dört makam ı vard ır: 1 Birinci makam Toplam Makam ı (Makam'ül-Cem) 14, yani bâtınla zâhiri birle ştirme makam ıdır. Bu, Hak'k ı zâhir ile halkı da bât ın ile mü şahede etmekteir. Bu makamda halk ayna olmu ştur 15 ve halk aynalarından da Hak zâhir olmu ştur. 6 Bu hususta şu hadise işaret edebiliriz : " İnnallahe yekulu alâ lisan- ı abdihi semiallahu limen hamide". 2 İkinci makam Toplam Hazreti (Hazret'ül Cem) makam ıdır. Bu, halkı" zâhir ile, Hakk' ı da bât ın ile müşahede etmektir. Bu makamda Hak her şeye ayna olmu ştur 18 ve Hak aynas ında da halk zâhir olmu ştur. 3 Üçüncü makam Toplam ın Toplamı (Cem'ul-Cem) makam ı- dır. Bu makamda bât ın ve zâhirin hepsi Hak olarak mü şahede edilir Bu makamda bât ın olan mutlakt ır ve zâhir olan mukayyettir; evvel mutlakt ır, âhir mukayyettir; ama cümlesi Hak't ır. Buna da şu âyetle işaret edebiliriz : "Hüvel evvelü vel âhirü vez zâhirü vel bât ınü" Dördüncü makam Toplam Ahadiyeti (Ahadiyet'ül-Cem) makamıdır ki Muhammed makam ıd ır, (Ev Ednâ) makam ıdır. Bu makam, kayıtlanmıştan kayd ın kalkmas ıdır. Bu noktada şu âyete i şaret edebiliriz : " Küllü şey'in halikün illa vechehu". 20 Burada, dolay ısiyle, şu noktalara da i şaret etmek gerekir: Şahadet alemi, yani içinde ya şadığımız âlem, altı yönü haiz bir âlemdir ve alt ı yön, ancak, bu alemde söz konusudur. Bu alt ı yön de insan ın etrafindaki görünen şeylerdir. Şahadet aleminin dışında ve üstündeki Melekût, Ceberût ve Lâhut âlemlerinde yönden hiç bir suretle söz edilemez. Hak ise bütün bu âlemlerin, bütün bu var' ın, bir uğurdan topudur ve bunun içindir ki Allah bütün bu mevcudat ın başka birisi olmaktan münezzehtir. İşte Allah' ı bu suretle mütalaa etmek ve düşünmek onu bir yıl ağız ile zikr etmekten daha hay ırlıdır. Bu suretle olan bir fikir, yani tevhid yönünden olan böyle bir fikir de sahibini cezbeye eri ştirir. Allah cezbelerinden bir cezbe ise cümle ins ve cinnin ameline e şit olur. Şimdi, Hak, bütün varl ığın kendisidir ama Hak bu çoklukta bulunmaz, ancak, yine kendinde bulunur. Daha aç ık bir deyi şle, Hak, yaln ız insanda bulunur. Gerçi varl ıktan maksud Hak't ır ama Hak'kın tam zuhuru da kâmil insandan ibarettir. 17

19 Kamil insan Hak'tır ve tam zuhuru ile Hz. Muhammed'in dilinden sad ır olan Hak kelâmı da Kur'and ır. Halk, Hak olmaz. Halkta asla vücut olmad ığından vücudun varl ığı Hak'ka ispat olunur. Hak'k ın vücudu halk surtinde görünmü ştür. Allah, kendi vücudunu halka âriyet giydirip ızhar eylemi ştir. Tevhit mertebelerinde mertebe ve makamlar 21 çoktur. Fakat, mertebelerin toplam ı iki kelime ile aç ıklanabilir ki bunlar ın biri Toplam (Cem), diğeri de Ay ırım (Fark)d ır. Ayırım, zâhire, maddeye de şâmildir. Şeriat makam ı Ayırım'dand ır. Alemin düzeni, doğru ve yanlış, riyazet ve mücahede 22 gibi şeyler bu makamdand ır. Hakikatlar ın dış hallerini görüp gözetmek Şeriat aynas ındand ır (Nahnü nahkümü bizzahir= Biz zâhir ile hükm ederiz 23). Bu mkakamda Hak ile halk ayr ı ayrıdır. Yarat ıcı ile yarat ılan ba şka ba şka görülür. Bak ış halkad ır ve bütün mezâhir, Şeriatça, yarat ılmış sayılır. Toplam mertebesi ise a şk ve cezbe mertebesidir. Bu mertebede bulunan, yaln ız Hak'k ı görür, Hak'tan ba şka bir şey mevcut de ğildir. Mezâhir, ilahi mezâhirden ibarettir. Bu mertebeye eri şen, kendi vücudu ile fâni Allah ile bakidir.gören ve görünen hep ondan ibarettir. Bat ıl da kendi mertebesinde Hak'- kın zuhurlar ından bir mazhard ır. Bu mertebe istiğrak mertebesidir; tapan, tap ılan, secde eden ve secde edilen, hulâsa her şey, O'ndan ibarettir. Ayırım mertebesi zâhirdir, Toplam mertebesi ise bât ındır. Bu mertebelerin ikisinin birle ştirilmesine de Ay ırım ile Toplam Makam ı (Makam'ül Cem ma'âl-fark) 24 derler. Bizzat Allah Kur'anda şöyle demektedir: "Ey Muhammed! de ki Hak için bat ıl yoktur. Bat ıl, ancak, sizinn isbetlerinizdedir. Bat ıl, ancak, Hak'tan bir mazhard ır. Bat ıl sözü cüzlere nisbetledir ve Hak geldiğinde batıl gider." Kısaca, Melâmilik şu üç temele dayan ır: - Tanrı buyruğunu, yani farzlar ı ve Peygamber emrini, yani sünnetleri yerine getirmek. 2- Kalb kırmamak. 3- Ekmeğini al ın teri ile helalından kazan ıp kimseye muhtaç olmamak. 18

20 Melâmilikte özel bir kıyafet yoktur ve bunlar emellerini ve lerini de herkesten gizlerler. Çünkü, aksini riyakarl ık telakki ederler. Melâmilikte de ilk i ş kalbi tezkiye ve tasfiyedir ki bu da mâsivay' kalbten at ıp orada yaln ız Tanr ı'yı konuk kılmaktır. Bu i şe de (Gönül Paklama) denir. Bu gönül paklama i şinde Şeyh, yani Başkan, namzet ile Tanrı aras ında arac ılık eder. Gönül paklama yolu da daima hakikat üzerine suhbet etmektir. Bu sebeble Melâmiler s ık sık kendi aralar ında toplan ıp bu türlü suhbette bulunurlar. Yine bu sebepten Melâmiler aras ında evrad ve ezkâra ra ğbet makbul değildir. Onlar, ke şf ve kerametlere de önem vermezler, nâfilelerle ibadeti ço ğaltmağa ve riyazete de luzum görmezler. Onlar, isti'datlar ı nisbetinde hakikat üzerine yapt ıkları suhbetlerden ald ıkları feyzle yetinirler. Çünkü, onlara göre her insan Tanr ı adlarından bir adın mazhar ıd ır ve ezelden ebede kadar o ad üzre gider. Bütün tarikatlar için oldu ğu gibi Melâmiler için de; Şeriat: bir a ğaçtır. Tarikat: o a ğacın çiçekleridiri Ma'rifet: meyvalar ıdır. Hakikat ta: özü ve lezzetidir, İnsanın yarad ılışında gâye, Tanr ıyı bilip tan ımak ve O'na ulaşıp kavu şmakt ır. Bu da Tanr ının emr ettiği iyilik ve güzellik yollarından gitmekle mümkündür. Ba şka bir deyi şle, Tanrı ahlaki ile ahlâklanmak ve Tanr ı sıfatlar ı ile s ıfatlanmak ve bu suretle de kalbi ilahi nur ile ayd ınlatmak ile mümkündür. Ruh Tanrı nurundan bir kıvılc ımd ır. Bilmek, hakikati anlamakt ır; Bulmak, aç ık ve seçik olarak onu görmektir; Olmak ta ikiliksiz birli ğe ula şmakt ır. Tanrıya en yak ın yol (Gönül)dür. Bu yolunu yolcusu olabilmek için de her şeyden önce insan ın kendisindeki gurur ve şehveti k ırmas ı ve diğer insanları da ho ş görmesi laz ımdır. 19

21 (B) BEKT AŞIL/K (Bekta şilik ve Felsefesi) (Bekta şi) veya (Nazenin), kâmil insan demektir. Bektâ şilik dış (zâhir) yüzünden halka ve iç (bât ın) yüzünden Hak'ka bakan iki yönlü büyük bir kavşak (berzah) ı noktasıdır. Bekta şilik bât ın manay ı sembol ile, zâhir manay ı da misal ile, yani lâhutiyeti sembollerle, me şhudâtı da misal aleminden bildirir 2. Bektâ şilik, gereçeği anlatabilme yolunda her dille konu şur ve her renk ile renklenir. Her şeyi kendisinde ve kendisini de her şeyde görür ve gören de görünen de (Benim) der. Bektâ şiliğe göre sûretler ve isimler aç ısından (Allah, Muhammed, Ali) 3 tek bir nurdur, mertebeler bak ımından insanlığın son noktas ı- d ır; yani, Hakk' ın tam zuhurudur. Hak'k ın her s ıfatta ve s ıfatla zâhir olduğu da Bekta şilikte şu nefesle i şaret edilmi ştir: 4 Tuttum ayine yüzüme Ali evvel Ail âhir Ali tayyib Ali tâhir Ali göründü gözüme Ali bâtın Ali zâhir Ali göründü gözüme Bekta şiler bu snefeslerine delil olarak ta Kur'andaki: "A ğaç Musa'ya dedi ki: Ben kainat ın Rabbı olan Allah' ım." 5 mealindeki âyeti gösterirler. Yukarıda (Allah-muhammed ve Ali) nin tek bir nur oldu ğuna i şaret edildi. Fakat, bu Mehammed ve Ali Allah't ır demek değildir. Esasen bunlar isimlerdir, suretlerdir. Bu isimlerden murad ma'naya değil, yalnız lafza aittir. Meydanda Ali, Veli yoktur. Suret, baki Maksud olan şey, iki yön (zâhir ve bât ın)ün toplam (cem) ıdır; 6 Besmelenin (Ba)s ındaki noktad ır (bu sözlerimiz Kur'an harflerine gö- 20

22 redir), (Lâhut Alemi)dir. Nokta uzand ı (Elif) oldu; zât ın ahadiyetidir; Allah' ın elifidir. (Allah) kelimesindeki iki (LL) den biri Muhammed'e diğeri de Ali'ye ve (H) de (Hüve) zamirine i şarettir ve (Fenâ) ve (Bakaa)n ın müjdescisidir. (Muhammed) kelimesindeki birinci (Mim) imkân mimi, ikinci (Mim) de Şükran mimidir. Geri kalan (H ve D) harflar ı da vâhidiyete i şarettir. Bu iki harf nokta ile, yani Allah kelimesinin (Elif)i ile (A,H,D) olur ki Zat- ı Ahadiyettir. Bu ahadiyete, yani (A,H,D) ye imkân (Mim)ini de eklersek (A,H,M,D) yani (Ahmed) olur. Imkârı (Mim)ine kar şılık olan harf (V)dir ve ço ğalma anlam ına zuhura mail oldu ğundan (Vahidiyet) oldu ki (Ceberût Alemi)dir; (Ümm'ül-Kitab) ın tafsili (Kitab'ül-Mübin)dir ; (O her gün yeni bir şe'ndedir) 7 âyetinin. mealidir. 8 Ali kelimesine gelince, (Ali), lugatta, (Ulviyet) anlam ınadır. Ben âynayı yüzüme tutunca ulviyeti görebilemeliyim ki bu ulviyet, (Ukühiyet) tir, ulviyetin ulûhiyetidir. Bektâ şi dergâh ında Ayin ma'bedine giri ş kap ısının solunda bir sütun vard ır ki bu sütunun kaidesi insan cemiyetini sembolize eder, zirvesi de ulûhiyeti gösterir. Bu sütün, ba şlangıcında (Mahrüti)dir. Bilinmektedir ki mahrut, kaidesi geni ş, tepesi de tek bir noktadan.9 ibaret bir şekildir ve bu şekil, ayn ı zamanda bir (Müselles)tir de. Şimdi, insanlar, ba şlangıçta, mahrutun kaidesindedirler ve tekemmül ede ede yukar ıya odoğru yükselme ğe ba şlarlar. Yükselmek, benliğini anlamak ve hakikata, yani Allah'a yakla şmak demektir. Mahrutun kaidesinden zirvedsindeki sonuç noktas ına doğru yükseldikçe acaba nereye gidilmektedir? Şüphesiz ki Allah'a. İşte, kesretten vandete felsefesi budur. İnsan, cemiyet hâlinde ya şad ığı çoklukltan birlik hâlinde bulunan son noktaya, yani ilâhi zâta do ğru yüksele yüksele ulûhiyet kzaznır ve ulvilerşir. Çünkü bildik asl ımız evvel biziz, âhir biziz İptiday ız, intihayız, bât ın-ü zâhir biziz. Ilâhi zât, Muhammed ve Ali'de tecelli ve te şahhus etmi ştir. Mahrutun kaidesindeki kesret insanlardan mürekkeptir. Bu insanlar ın hepsinde de ulviyet kabiliyyeti, yani (Uluhiyet) kabiliyeti vard ır. Fakat, insanlar ın hepsi bu kabiliyetlerini idrâk edememektedirler, ancak, nasibi olanlar idrâk edip hakikati görebilmektedirler ve (Allah Birdir) remzinin hakiki ma'nas ım anlayabilmektedirler. 21

23 Bu ulviyetin halen ve nisbeten bir z ıddı vard ır ki o da (Süfliyet) tir. Bu süfliyet, her insan ın kan ında mevcut olan ve ( Şeytan) nam ı ile namlanmış olan (Nefs-i Emmare)dir. Ulviyet ve hâl sahibi olmak için bu Şeytana uymamal ı, Nefs-i Emmareyi ezmelidir. Ancak, bu Emmare Nefs ezildikten sonrad ır ki insan kendi benli ğinden ç ıkar, kurtulur ve bütün mevcudat ı Rahman ve şefkat gözü ile görür, etrafindaki veya kendinden daha a şağıdaki insanlar ın dertleriyle dertlenme ğe, sürurlariyle de mesrur olma ğa ba şlar. Çünkü, bütün insanlar ın kendisinden ibaret oldu ğunu anlar. Bundan ötürü de art ık kendisinden haks ızlık ve fenal ık gibi şeyler zuhur ve sudur edemez. O vakit aynaya bakt ı- ğında kendisini Ali görür veya bu bak ımdan kendisi art ık evvelki adam olmamakla kendisini de ğil, (Ali)yi görür. Ali evvel, âhir, bâtm, zâhir, yani her şey olunca, o insan da kâmildir. Bizzat ilahi zât, yani Allah, işte Ali budur, ulviyet buradad ır. io Bu anlattığımız gerçe ği aşağıdaki nefes pek gözel aç ıklamaktad ır : Ayine tutum yüzüme Nazar k ıld ım özüme Adem ana Havva ile Çarh- ı felek semâ ile 12 Hazret-i Nuh Neciyyullah Tur-i Sinâ kelimullah Isa ve ruhullah odur İki âlemde Şah odur Ali tayyib Ali tâhir Ali evvel Ali âhir Ali candır Ali Canan Ali Rahim Ali Rahman (Hilmi) gedâye bir kemter Her nereye k ılsam nazar Ali göründü gözüme Ali göründü gözüme 01 allemel esmâ ile ı Ali göründü gözüme Hem İbrahim Halillullah Ali göründü gözüme 13 Mü'minlere penah odur 14 Ali göründü gözüme Ali bât ın Ali zâhir Ali göründü gözüme Ali dindir Ali iyman Ali göründü gözüme Görür gözüm dilim söyler Ali göründü gözüme. ı 5 Şu hâlde, Ali ben oluyorum. Tufandan kurtulan (Nuh), Tur-i Sinâ'da konu şan (Musa), Ruhullah ( İsa), tayyib, tâhir, bât ın, zâhir, evvel, âhir, hulâsa nereye baksam, ne görsem hep ben, hepsi benim. Bunu bana ayna söylüyor. Ve ayna bana diyor ki: Sen her şeysin. Lâkin, Ali olmak için hakikat ilmine ârif ve raz ımgelen meziyyetlere de sahib olmaklığın zorunludur!.. ı 6 Kemâller elde ede ede yükselen insan son noktaya ula şmakla ulviyet sahibi olur. Fakat, kesretten vandete do ğru yükselme ğe muvaffak 22

24 olan, yani son nokta olan (Ulviyet)e ula şan bir kâmil insan o noktada hayat boyunca tutunamaz. Hatta o kadar tutunamaz ki son noktaya ulaşmakla vandetten tekrar kesrete dü şüşü muhakkakt ır. Çünkü, istikrar yoktur. Ve çünkü, Hak'k ın her suret ve ma'na ile zuhuru hayat ve hareketle dâim ve kaimdir. Sükûn yoktur, o her gün yeni bir şe'ndedir Zira Hak, (Hay ve Kayyum) dur ve daimi bir devr ile zuhurdad ır. ( o her gün bir şendedir)". Öyle ise, daimi ve müstakar bir uluhiyet olmuyor demektir. Kesretten vandete do ğru yüksele yüksele vandete ula şma anından sonra vandetten kesrete dü şü ş te be şeriyetin tam şiarıdır Çünkü, hayat ın müntehas ı, filmin neticesi, faziletin son buldu ğu nokta yoktur 19. Be şeriyet durmadan hareket etmek ve çal ışmak zorundad ır, nisbette isterse a'lada isterse esfelde olsun. Bu çokluk âleminde ululuktan nasibedar olanlara (Naci) 20 denilmiştir ve bu dünyada bu Nadler o kadar nadirdir ki bu dünyadaki bütün insanları ta ş toprak ve ağaç farz etti ğimizde dünyada mevcut (Cevher)in mikdar ı kadar azd ır. İbn Arabi de bu noktaya önemle i şaret etmi ş ve nefsine arif olmayanlar ı taş topraktan da daha a şağı saymıştır. Bekta şilik, zâhirde CaTeri mezhebindedir 21, katarda İmam Ca'fer'e uyar. Fakat, mukayyet de ğildir. Zâten Bekta şilik hiç bir din ve hiç bir şey ile mukkayyet de ğildir. Çünkü hepsinin maksat ve gayesini, uzak veya yak ın yollarda kalmalar ının sebeplerini bilir ve Kur'an ın hakikat ma'nas ına arif ve mevcuclat ın iktizay- ı zattan ibaret oldu ğuna -vakıftır Bektaşilik Şark felsefesi ile birliktir. Bununla beraber Bekta şilik son derece vatanperver ve Milliyetçidir. 2 2 Bekta şilik Halifeliğin de aleyhindedir. Hilafet denen kelimeyi uydurma sayar ve onu ta Yezid devrinden gelen zalimlerin lakab ı olarak kabul eder. Hakikatta Hilafet yoktur; ya Asâlet veya Sefâret vard ır. Asâlet, her hangi bir kimseden Hak'k ın tam zuhurdur. Sefâret ise i şaret ettiğimiz böyle bir kimse tarafından irşadla görevlendirilen kimsededir. Bekta şilik İbn Arabi'nin (Vandet-i Vücut) felesefesini tamamiyle kabul eder. Aynaya bak ıp cemali görme (Enelhak) nazariyesinin; tevellâ ve teberrâ 2 3, sağ ve sol 2 4, hayır ve şer, zulumât ve nur nisbetlerinin derinliğine ulaşmıştır. Bekta şilik tükenmez pek k ıymetli bir hazinedir; iffet ve fazilet" kaynağıd ır ; Hak ve İnsan yoludur. 2 6 Bekta şilikte namaz ve oruç gibi s ırf 23

25 görünü şe bağlı ibadetin yeri olmad ığı gibi perhizin, kümes bayram ı- nın, ate şperestliğin, putperestliğin de yeri yoktur. Bununla beraber Bek- Bekta şilik her şeyi nefsinde toplam ış bir özettir. Bekta şilik cahil ve menfaatperest Baba'lar ın, geçmi şte gördü ğümüz gibi bir geçim vas ı- tas ı değil", bir felsefi meslek, bir lebdün ilmi kayna ğıdır. 28 Bekta şilikte ilahi felsefe iki şekilde ifade edilir: Varl ık ve Yokluk, Varlık, as ıldır, yokluk ondan zuhur eden ve yine ona dönen dalgalard ır. Yani, var olan derya, yok olan da dalgas ıdır. Her şey o der'- yadand ır. Mevcudat ve mükevvenat o as ıldan yani o nurdan bir şu'- ledir. Her şey o var' ın bütün s ırlar ının aksi ve cemalinin aynasidir. Bu da (Allah) diye adland ırdığı= kudrettir. O kudret kema-li mutlak, cemâl-i mutlak, hüsn-ü mutlak, hayat- ı mutlakt ır. Bunun niçin böyle olduğunu anlamak için kâinat denen kitab ı iyice inceleyerek okumak laz ımd ır. Bu kitab ın burhan ı bizzat insand ır. Yaln ız bakmak, görmek, yetmez. Kainat ın â1î harflerini (esrar ını) okumak ve onlar ı ruhta da his etmek laz ımd ır. Mutlak kudret, baz ılarının dedikleri gibi görünmesi ve bilinmesi mümkün olmayan bir şey değildir. Mutlak kudret daima insanlarla beraber oldu ğu gibi (ki zaten insan ın içindedir) bir şeyde değil, her şeydedir. Her şey deyimi de bütün kainat ı ifade eder; her şey ayni kainatt ır alt tarafi çokluktur). Kudret nedir? 29 Her hareket bir irade (istek)nin eseridir. Cansız bir şey itilmeden hareket edemez. O halde ilk hareketi yapt ıran kuvvet nedir? Irade, bir irade sahibini istilzam eder. İşte o irade sahibini, yani o birinci kudreti anlama ğa giden yol hakikat felsefesinden 30 doğmuştur ve buna dayanan bir çok şubeler ve yollar vard ır. Bu yollar da bir bak ıma (S ırat)t ır ki kimini hidayete, kimini dalâlete götürür. Dalalete giden yol değil, yolunu bilmeyen insand ır 31. Bu noktada şu beyitlere i şaret edebiliriz: 24 Acizim bast-ü beyandan cevher-ü mâhiyyetin Sorsa bir ârif bana Kaz ım Cenab- ı Salıtan Kul desem ol kudreti bilkuvve akl etmez kabul Hak desem şirk etmeğe havf eylerim Allah'tan Cîiş edip bad-1 muhabbet ile derya ezdi Oldu bir gevher-i me şhud dü renk üzre celi Dedi sarraf- ı hüviyyet görüp ol danderi Birine nür- ı Muhammed birine niir- ı Ali

26 Burada şuna önemle işaret edelim ki Peygamberimiz Kur'an ın sırrını ancak ehl-i beytine 3 2 ve ashab ının en üstünlerinden bir k ısmına bildirip aç ıklamışlard ır. Ledün ilmini böyle pek az ki şilere bildirip açıklamas ının sebebpleri de çoktur. Evvela, o yolda yürümek ve mutlak hakikati bilmek ve Hak'k ın didar ına 3 3 ula şmak her ki şinin kar ı değildir. Ve yine, ledün ilmi kalbi ar ınmışlara, 3 4 hakiki nazar 3 5 sahiplerine ve maad akl ı 3 6 ehline mahsustur. Vesveselerden kendini kurtaramayan 37 ve çokluk içinde bucalay ıp duranlar ın gözlerinden cehalet perdesini 3 8 kald ırmak kolay olmad ığı gibi gaflet uykusunda olanlar da hakikat ın kokusunu bile alamazlar. Çünkü, bu gâfiller zâhir mi'mar ıd ırlar, bât ın âlemirıden haberleri yoktur. Bu gibilere de maad ehli de ğil, maaş ehli" derler. Bunlar ilahi bilgiden binlerce söz i şitseler de bunlardan gönüllerini bir zerre bile etkilemez, çünkü, nâdân d ırlar. Bir kimsenin bir saat kâmil ve ârif suhbetine girip mest olmas ı bin yıl kendi başına ibadet ve riyâzet etmesinden üstün ve hay ırlıdır. 4 Bir kimse de kamil ve arif suhbetine girmeden maksuduna kavu şamaz. Kamiller ve arifler meclislerinden ba şka meclislerden hiç bir faide elde edilemez. Çünkü bu gibi meclisleri te şkil edenlerin irfaniyetleri çok az ve buna kar şılı k mukallitlikleri ziyadedir. Anay ı babayı, geçmi şi taklit 43 ise hakiktat yolunda pek büyük bir perdedir. İşte bu perdeyi yırtıp geçenlere (Merd), 42 yırtıp geçemeyenlere de (Nâmerd) derler. Bu ilmi tatmayanlar bilmez, zira ak ılları maad akl ı değildir. Maad akl ına sahib olanlar bile yine de ârif bir üstad ın gerçek ir şad ına muhatçt ırlar. Ey dila! ma'na yüzünden defter-i esrar ı bil Kıl tefekkür Mem içre yar ı bil, ağyarı bil. 4 3 Gerçek bilgi ile bilmekli ğimiz gereken ilk mesele yarat ılış meselesidir, yani (küntü kenzen mahfiyyen )nin aç ıklanmas ıdır. Yaratılıştan. maksat (Küntü kenz ) kudsi hadisinde ifade edilmi ş - tir. Fakat, bu ifadeyi gerçekten anlayabilmek için daha önce Hak'ka ârif olmak gerekir. Hak'ka arif olmak ta (Taalluk), (Tahalluk) ve (Tahakuk) ile mümkündür. Taalluk, (Bilmek) ; tahalluk, (Bulmak); tahakukkuk ta (01mak)t ır. Bunun için de ârif olmak, ilahi bildirileri ve özellikle Dört Kitab' ı gerçekten okuyabilmek ve anlayabilmek şartt ır. Furkan44 ve Kur'an 4 5, terim bakımından ayni şeyi ifade ederler. Böyle olunca yüz (Suhuf)un s ırları dört kitabta, 4 yani (Zebur, Tevrat, Incil, Furkan)da toplan ır; ve dört kitab ın usulü de Kur'anda, 25

27 Kur'an ın hakikatlar ı da (Fâtiha)da, Fatiha'n ın ma'nas ı da (Besmele)- de, Besmele'nin lâtifeleri de (Ba)da, Ba'n ın incelikleri de (Nokta)da ibda' ve derc olunmu ştur. (Nokta), bütün nüshalar ın, mecmuaların metni ve gerek söze ait gerekse fiile ait bütün noktalar da onun şerhidir. 47 Hz. Ali: "Ben (Ba)n ın alt ındaki noktay ım" 48 diye buyurmu ştur ve bütün çokluğa ait suretlerin ba şı ve sonu (Ba) harfi olmak ve a'yan ve cevherler 49 ve arazlar ve vücut feyzinde 5 münderic olan tafsiller 51 ve icmaller ve eserler ve hükümler 52 de (Besmele)den ibaret bulunmakla Hz. Ali şöyle buyurmu ş oluyor: "Allah' ın kitab ında bulunan her şey (Fâtiha)da, Fâtiha'da bulunan her şey (Bismillâhirrahmânirrahim) de, Bismillâh'ta bulunan her şey (Bâ)da, Ba'da bulunan her şey (Ba'n ın noktas ında) bulunmaktad ır ve (Ben) de o noktay ım. Ve bu (Ba ) harfi insan nev'inin suretidir". 53 Harflarm asl ı da şöylece bildirilmi ştir: Bütün harflar, (Ba)n ın noktas ından zuhura gelmi ştir. Harflar iki kısımdır : sessiz harflar ve sesli harflar. 5 4 Sessiz harflar Âdem'in Vücududur; Sesli harflar da Âdem'den sudur eden sözler (Kelâm)- dir. Âdem, bütün mevcudât ın aynidir 55. Bütün mevcudattaki madde, suret ve şekiller sessiz harflerdir. Bunlar ın devri 56 bak ımından zuhura gelen hareketler ve sada da sesli harflerdir. Ba şka bir deyi şle, ezelde mukadder (Kitâb- ı Mübin)in 57 tafsilidir. Gaybtaki mevcudat Mi harfler, şuhuttaki mevcudat ta süfli harflerdir ve hepsi birden ezeldeki mukadderat ın istikbaldeki tafsilini 55 bildiren hatlard ır. E şyada ve sair mevcudatta mevcut olup istikbali bildiren hatlar Âdem'de tamamiyle mevcuttur. Âdemdeki bu hatlar onun kendi cüzlü ğünün ezeli mukadderatuu her an bildirmektedir. Hangi devranda, hangi mertebe ve suret ve makamda bulunursa buluncun insan ve her şey mutlaka o mertebeden geçecektir. 59 Hangi suret ve mertebede ise o suret ve mertebenin ezelde mazhar oldu ğu isimlerin ve s ıfatlar ın ve isti'dad ın tafsilini şuhud alan ına getirmekle mükelleftir. Burada (Fark Âlemini) terennüm eden şu mısra'lara i şaret edelim: 26 Esmâ-ı ilâhiyyede bihad hünerim var 61 Her demde semâvat- ı hurufa seferim var 62 Bu huruf ile biçilmi ştir kubây- ı ma'rifet Bu huruf ile aç ılmışt ır sarây- ı ma'rifet 6 3

28 Adem libas-1 harf ile imlâya bir gelir 64 Esmâ-i rumuz s ırr- ı müsemmâya bir gelir Her bir tamam âlem-i e şyayı devr ile Tekmil edip meratibin a'lâya bir gelir Kahi basit kâh mürekkep olur vücut Ahir havas- ı hamse-i ra'nâya bir gelir Yüzün Mushaft ır ey Iıiıri 6 5 Yanağın Kaaf- ı vel - Kur'an66 Budur Hak'tan gelen (Taha)" Budur (Yasin-ü Er-Rahmân). 6 8 Yüzün Mushafft ır ey rüh-1 musavver69 Taala şanühû Allah'u Ekber Ebced harfleri adedince Aadem(45), Havva (15) ve alt ı yön de (6) d ır ve hepsinin toplam ı da (66) eder ki yine Ebced harfleri adedince (Allah) kelimesinin tutar ı da (66) d ır. Ve yine: Hak der ki kenz-i mahfiyim alemde pünhân olmu şum" Zatım münenezzehtir veli ismimle insan olmu şum7i ım ile zat ımdayım vasfım ile ıspattay ım72 Zat Sun'um ile iycattay ım73 hem cism hem can olmu şum. 74 Hem inni enallah ım75 hem bu nam]. nuruyum 76 ın Turuyum vet-turrnin mesturuyum77 Vessina'n Ve yine: Derya-y-1 umman benim gevher-i kân bendedir" Gözünü aç anla bak" iki cihan" bendedir Cisim, suret, can 81 benim delil-ü burhan benim82 Söz benim, zeban benim, i şte meyan bendedir8 3 Ayyar-1 Ba ğdad benim, cümleye serdâr benim84 Burhan-1 esrar benim s ırr-ü nihan bendedir85 Maksad- ı insan benim, girdi ş-i devran benim Mekteb-i irfan benim i şte ni şan bendedir8 6 Zâhid-i tersâ benim Mescid-i Aksâ benim Muhyi-i İsa benim yah şı yaman bendedir Muhit-i Zevrak benim Hak bendedir Hak benim Tamû ve uçmak benim cümle mekan bendedir" 27

29 Evvel-ü âhir benim, ganiyy-ü fakir benim Zâhir-ü bat ılı benim küfr-ü iyman bendedir 88 Kalblerde ma'bud benim, Ka'be benim, Put begim Adem'e maksud benim i şte matlub bendedir Zerre benim, güne ş benim, gizli benim, fâ ş benim Her ne ki var u ş benim can-ü canan bendedir. 89 (Fenafillah, yani Hu!. Deryas ı Mertebesinden) Ben beni dilmedim her kez ki can ım yoksa cânân ım Ne cismim var, ne can ım var, ne insan ım, ne hayvan= Gehl katra, gehi ummân, gehi peydâ, gehi pünhaan Gehi kulum, gehi Sultan, ne kul ıım ben ne Sultamm Ne ben can ile canamm, ne küfrüm ben ne iymân ım Ne kan ım ne mekan= ben ne girdi ş, ve ne devi-an ım Ne ödtim ben ne yel oldum ne (tb ını ben ne kil oldum Ne can-ü akl-ü dil oldum me ğer bir s ırrı-ı pünhamm Ne Adem ben ne ş it oldum ne Yunu'sum ne Ht'ıd oldum Ne dürrüm ne yak -U oldum ne de lü'lü-ü mercan ım Ne ağyartm ne yâr oldum ne Mansur'um ne dâr oldum. Ne kan ım ne gevher oldum ne katray ım ne ummâmm Ne ben clar'ül-karar oldum ne bu a şk ile yâr oldum Ne bu a şka şikar oldum ne derdim var ne dermamm Ne akl ım ne akl- ı kül oldum ne ilm-i kaal-ü kul oldum Ne İshak-ü İsmail oldum ne Yusuf ben ne Ken'amm Ne (Elif) ben ne (Ba) oldum ne Lokmân-ü hakim oldum Ne (Suhf)u İbrahim oldum ne İncilim ne Furkan ım Ne (Yasin) ne (Tâhâ) oldum ne (ve ş-şems ved-duha)90 oldum Ne asa ne ejderha oldum ne ben Musâ-i Umramm 91 Ne ilm ile beyan oldum ne bendeyim ne Hân oldum Ne Nuh'um ne Tufan oldum ne mfirum ne Süleymân ım Benim vasfım beyan olmaz bana nâm-ü ni şan olmaz Bana hiç kimse cân olmaz veli cümleye canamm92 (Toplamdan sonra Fark'tan) Gönüllerde benim s ırr- ı ilahi Serâser cümle varl ık nâmütenahi Benim hüsn kamu şekl-ü surette Kamu ba şta benim Devlet külâhi 28

30 :Meme külli sedef ve gevher ben oldum Bu cümle âleme defter ben oldum9 3 Kamu varl ık yakin bende bulundu Yakin, ırak, kem ve bisyar ben oldum Burada (Devran)a ait şu yaz ıya da i şaret edelim: "Halık ın emri beni güzegâr balç ığı gibi devran ın çarhı üzerine koyup dolab gibi döndürdü. Kâh beni güze düzdü, kâh bozdu, kah kâse düzdü. Kâh saraylarda kerpiç eyledi, kâh ayaklar alt ında hiç eyledi. Kâh gül eyledi ba şa ç ıkt ım, kâh kil eyledi hâke dü ştüm. Kâh halk içinde aziz, kâh zelil eyledi. Kâh hayvan, kâh insan eyledi. Kâh nebat, kâh ma'den eyledi. Kâh yaprak, kâh toprak eyledi. Kâh pir, kâh civan eyledi. Kâh Şah, kâh gedâ eyledi. Kâh bili ş, kâh yâd eyledi. Kâh gönde yatt ım, kâh hazineye bakt ım. Kâh kul olup sat ıld ım, kâh dellal olup satt ım. Kâh hâkim, kâh mahldım eyledi. Kâh bezzaz, kâh kazzaz, kâh attâr, kâh hallac eyledi. Kâh demirci, kâh kömürcü eyledi, Kâh beni Şark 'a, kâh Garb'a iletti. Kâh deryada mâhî, kâh dağlarda alrû eyledi. Kâh avc ı eyledi av aviad ım, kâh beni av yap ıp avland ı. Kâh alim oldum okuttum, kâh emr eyledi okuttu. Kâh şakird oldum öğrendim, kâh üstad eyledi ö ğrettim. Kâh beni Ataya ogul eyledi, kâh Atay ı bana o ğul eyledi. Kâh Anaya benki k ız eyledi kah kız ı bana Ana eyledi. Kâh beni t ıfl edip analara besletti, kâh analar ı tıfl edip bana besletti. Velhas ıl, nice bin kere Ata belinden Ana rahminde cihana geldim. Nice yüzbin kere t ıfl oldum, pir oldum. Yine ecel gelip beni Atam ve Anam ard ınca gönderdi. Nice bin kere bulut gibi havaya ağdım ve nice bin kere ya ğmur gibi yere ya ğdım Nice bin kere kâh h ırmende, kâh perrende oldum. Nice bin kere küfr-ü iymana karıştım. Nice bin kere kâh zulumata, kâh ayd ınl ı& dü ştüm. Nice bin kere türlü h ıl'atlar giydim. Nice bin kere türlü yakadan ba ş gösterdim. Nice bin kere eller ve a şinaler gezdim. Nice bin kere isimler ve lakablar öğrendim. Nice bin kere türlü s ıfatlardan göründüm. Has ıl-ı kelâm, bu nefs askeri" beni göçten göçe sald ı, kabtan kaba boşalttı, şehir be şheir, kıyı bekıyı Bezdirdi ve şol kadar gezdim ki dil ile ayan, kalem ile beyan olunmaz"." (Bekta şi Tarikatında Hurüfilik ve Ebced Alfabasinin Rolü) Burada, k ısaca, Bekta şi Tarikat ında pek büyük bir rol oynayan İbn Arabi'nin (Harflar Nazariyesi) ve bu paralelde (Hurâfilik) ve dolayısiyle (Ebced) hesap ve i şlemleri hakk ında da gerekli aç ıklamada bulunmak zorunday ız. 29

31 Esasen Tarikat İlmi on iki filmin esas ı sayılmakta, Tarikat İlminin esas ı da (Ebced) oldu ğu ve Ebced'in de Hz. Ali tarafından yaz' edildiği kabul edilmektedir. Çünkü Peygamber, gerek Şeriatta, gerek Tarikatta, gerek Ma'rifette ve gerek Hakikatta onun hakk ında: (Ben ilmin Şehriyim, Ali de Kap ıs ıd ır) buyurmu ştur. Ebced konusunda (M ısri) de şöyle demektedir: Esma- ı ilahiyyede bi-had hünerim var Her demde Semavat- ı hurufa seferim var Gönlüm göğünün yıld ızının hiç adedi yok Her burçta benim bin Güne şim bin Kamerim var Mimlere (Ebced) hocas ı olmak olur âr Alçak görünen (Ebced)e âlî nazar ım var Arşı ve Semavat ı ulûmun budur elhak Hem dâhi zemininde tükenmez güherim var Bununla bir oldu dem-i Isa ile (M ısri) Gönlüme dahi ne gelirim ne giderim var. Bu konuda yine bir şair şöyle demi ştir: Yakin bil Ebced-i burhan Ali'dir Beyan- ı Tevhid-i Kur'an Ali'dir Muhammed Mi'râca vard ığı gece Kapuda gördü ğü Arslan Ali'dir Ç ıkard ı yüzüğün verdi ni şâne Hakikat gördü kim Subhan Ali'dir. Ebced Alfabesinde harflar ve mukabili olan say ılar şöyledir: Ebced (E,B,C,D) : E-1, B-2, C-3, D-4. Hevvez (H, V, z) : H-5, V-6, Z-7. Huta (H, T, r): H-8, T-9, Y-10. Kelemen (K, L, M, N) : K-20, L-,30, M-40, N-50. Sa'fes (S, A', F, S) : S-60, A'-70, F-80, S-90. Karaşet (K,R, Ş,T) : K-100, R-200, Ş-300, T Sahzaz (Eski harflarla: S"se", H"h ı", Z"zel", Z"dat") : S- 5000, H-600(<, Z-700, Z-800. Zag (Eski harflarla: Z"z ı", G"gayin") : Z-900, G Ebced hesab ına göre: (Allah, Muhammed, Ali, İnsan, Ehl-i Beyt, Fatiha-Besmele ila). 30

32 Ebced adedince Ebced adedince Ebced adedince Allah = 66 Hz. Ali = 110 Allah = 66 Seb'al-Mesâni = 7 Besmelenin- Adem = harflar ı = 19 Zat- ı Aha- 1 diyet Mümkü Muhammed nat, vahidiyet. 110 Muhammed'deki (Mim)lerin birisi (Mim-i imkan), birisi de (Mim-i Şükran) d ır. Geriye iki harf kal ır: (H-8) ve (D-4). Mim-i imkan = 40 Mim-i Şükran = (H) ve (D) harflerinin adet toplam ı da (12) dir ki Muhammed'- ten ç ıkan (12) İmam'a i şarettir. Bunlar ın hepsini toplarsak yine Muhammed olur, şöyle ki: İki Mim = 80 (H ve D) harflar ı = 12 Besmele harflar ı Seb'al-Mesâni âyetleri (Fetaalallah el- Mülk el-hak... âyetinin adedi = 19 = 7 = = Muhammed 45 = Adem Mürekkep aded Hamse-i Al-i Abâ Cevheri adet Cevheri Yekün 92 Muhammed Ali Fatıma Hasan Hüseyn =4+3=7 7= (Seb-al Mesâni) 31

33 583=5+8+3=16. (9) asil.' aded olduğundan (16) dan ç ıkarırsak geriye (7) kal ır ki yine (Seb'al-Mesâni)yi gösterir. Yani, (Seb'al- Mesâni), (Hamse-i Abâ)d ır. Ve yine: Cevheri harflar noktal ı harflard ır ve cevheri harflar bak ımından Hamse-i Al-i Abâ'daki be ş ismin içinde hoktalı olan: Fatıma'n ın F = 80 Ali'nin Y = 10 Hüseyn'in Y = harflar ı sayıları da toplam bak ımından (100) eder. S ıfirlar sayılmazlar, onlar mertebelere, nihayete i şarettirler. Bu bak ımdan (100) say ıs ından s ıfirlar ı atarsak sahih adet olarak elimizde sadece (1) kal ır. Şu hâlde, (Hamse-i Al-i Abâ) bir tek vücuda i şarettir, bir vücut demektir, tekerrür etmez olan Nur- ı Vâhittir. Ve yine: Allah kelimesinin say ısı (66) d ır ki cevheri adet bak ımından iki (6)dır. İki (6) da (12) eder ki (12) İmama i şarettir. İki (6) çokluktur, maksat bir (6) d ır. Bir (6) da da iki (3) vard ır. Bu üçün de biri asıl, diğeri gölgedir, z ıttır, ve üç (Teslis)tir. Hulâsa, alt ı cihet (6)'d ır, Adem ve Havva da (6)d ır ve Allah ta ( 6) d ır. Allah ve Adem'in sayılarının toplam ı (111) eder, yani üç tane (1) eder ki (Teslis)tir. Ve yine bu üç (1) den biri (Zât)a, di ğer ikisi s ıfata, yani azdada aittir ki mümkünatt ır, vâhidiyyettir. Ali kelimesinin say ısı (110) eder ki onda da iki (1) vard ır. Muhammed kelimesinin say ısı (92) eder ki bu say ının cevheri adet toplam ı (11) eder ki yine iki (1) demektir. Yani, Allah, zât; Ali ve Muhammed te mümkünatt ır. Ba şka bir deyi şle, Ali ve Muhammed, Allah' ın zuhurudur. Adem kelimesinin say ısı (45) tir ve cevheri bak ımdan (4+5=9) ederki bu (9) say ısı kesrete i şarettir, kesrettir. Ve yine: (Muhammed, Ali ) yedi harffir; (Bismillâh) ta yedi harft ır; ve (Fâtiha) da yedi âyettikr. 32 Ve yine: (Hasan, Hüseyn) de yedi harft ır.

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Bu vesileyle hem vefk usülü tarihi hem de zaman içinde husule gelen bazı hissiyatımızı ifade eden manzumeleri bir araya getirmek istedik.

Bu vesileyle hem vefk usülü tarihi hem de zaman içinde husule gelen bazı hissiyatımızı ifade eden manzumeleri bir araya getirmek istedik. Yad-ı Pir-i Sübhani Beyan-ı Meram Bu çalışmadan maksadımız Hatem el-müçtehidin Gavs ül-vasıliyn Hazret-i Pir Nureddin (ks) Efendimiz in 300 üncü sene-i devriyesi vesilesiyle aziz hatırasını yad etmektir.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK Ezeli ezelden öteden beri Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Çekerim

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Fatiha süresi-dil Yönünden İnceleme

Fatiha süresi-dil Yönünden İnceleme م م ب Fatiha süresi-dil Yönünden İnceleme Video olarak bak Önemli not :Bu yazı, şaz kıraatler içerir.bu yüzden kendi bildiğiniz şekilde Kur an ı okumaya devam ediniz. ا رل س م ب ا رل ح بي م ب س بي ه للا

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Divriği Çiğdemli Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği (Köy Sülale Listesi)

Divriği Çiğdemli Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği (Köy Sülale Listesi) ADAR AİLESİ 1 Sadık ADAR 2 Hikmet ADAR ZEHRA ADAR AKAN AİLESİ 1 Hasan AKAN HATİCE AKAN GÜLDANE AKAN AKIŞ AİLESİ 1 Muharrem AKIŞ 2 Ahmet AKIŞ Ahmet AKIŞ Haydar AKIŞ Mustafa AKIŞ İbrahim AKIŞ Güllü AKIŞ

Detaylı

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR?

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? Müslüman olmak. Akıllı olmak. Ergenlik çağına gelmiş olmak. Hür olmak. Nisap miktarı mal yada paraya sahip olmak. Yolcu olmamak. DEVE En az 5 yaşını doldurmuş olmalı.

Detaylı

Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği'

Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği' On5yirmi5.com Güzel Bir Kitap: 'İslam Estetiği' Sanat ve edebiyat çevresinin yakından tanıdığı Turan Koç, 'İslam Estetiği' adlı kitabını çıkardı. Kitap, meraklılarına yön gösteriyor... Yayın Tarihi : 8

Detaylı

TORKIYE'DE MiSYONERLİK

TORKIYE'DE MiSYONERLİK TÜRKIYE DiYANET VAKFI YAYINLARI/200 ( ~--- -------- --- ------------------------- - TORKIYE'DE MiSYONERLİK FAALİYETLERİ ANKARA 1996 YEHOVA ŞAHiTLERİNİN İNANÇ SİSTEMİ NASILDIR? Prof. Dr. Günay TÜMER Yehova

Detaylı

YUNUS EMRE HAYATI. YUNUS ve HACI BEKTAŞ

YUNUS EMRE HAYATI. YUNUS ve HACI BEKTAŞ YUNUS EMRE HAYATI Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden ve Türk dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre'nin hayatı ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar.

Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar. Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar. Hoş derdem, Nazar ber-kadem, Sefer der-vatan, Halvet der-encumen, Yâd kerd, Baz-keşt, Nigah-daşt, Yad-daşt.

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 NO ADI SOYADI GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 3 SELMAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00

Detaylı

EYLÜL 2010 12.sayý Tasavvuf Kültürü Dergisi m ý s r î n i y â z i editörden Bu sayýmýzý ünlü mutasavvýf Niyâzi Mýsrî Hazretlerine ayýrdýk. Turkkad Ýstanbul Þubesi tarafýndan bu ay içinde gerçekleþtirilen

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ

ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ Sorularlarisale.com ALLAH`I (C.C.) BİZE TANITAN ÜÇ BÜYÜK TARİF EDİCİ Cenab-ı Hakk ı bize anlatan, tarif eden üç büyük tarif edici vardır. Bunlardan birisi, kâinat kitabı, diğeri Kur an-ı Kerim ve üçüncüsü

Detaylı

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI Bu yazı www.multimediaquran.com sitesinin sahibi hacı Mehmet Bahattin Geçkil tarafından hazırlanmıstır. 11-15-2015. Herhangi bir medyada yayınlanması halinde yukarıdaki bilginin referans olarak verilmesi

Detaylı

SEMPOZYUM DAVETİYESİ ve PROGRAMI

SEMPOZYUM DAVETİYESİ ve PROGRAMI SEMPOZYUM DAVETİYESİ ve PROGRAMI Sayfa 2 Kuşadası Kurşunlu Han-Kervansaray Kuşadası Güvencin ada Kalesi Sayfa 3 01-03 Nisan 2016 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Kuşadası ve Civarında Tasavvufî Hayat

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

SEYİTGAZİ İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ KONULARI

SEYİTGAZİ İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ KONULARI HİCRİ SEYİTGAZİ İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ KONULARI VAAZ EDENİN Ramazan'a Hazırlık,Teravih Namazı Tadil-i Erkan 17 Haziran 2015 Çarşamba 1 Ramazan 1436 2 Ramazan 1436 3 Ramazan 1436 Oruç

Detaylı

AYET VE HADİSLERİN NURUYLA TASAVVUFİ YORUMLAR

AYET VE HADİSLERİN NURUYLA TASAVVUFİ YORUMLAR AYET VE HADİSLERİN NURUYLA TASAVVUFİ YORUMLAR (SADIRLARDAN SATIRLARA; SATIRLARDAN SADIRLARA) Ve nefsin ve mâ sevvahâ Nefse ve onu düzenleyene yemin ederim ki (Şems/7) MEHMET İZZET ASLIN 1 GİRİŞ Hamd, TEK

Detaylı

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1 e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VII/1 (Bahar 2014), ss. 261-265. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR Ali Rabbânî Gülpâyigânî, Önsöz Yayıncılık, İstanbul 2014 456 sayfa, Adem Sezgin

Detaylı

ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU

ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ELMALILI M. HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU 02 04 Kasım 2012, Antalya P r o g r a m 1. Gün (2 Kasım 2012 Cuma): Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu, Kampüs

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan

Detaylı

Insan nereden büyüklük alır?

Insan nereden büyüklük alır? Bismillahirrahmanirrahim Azim Sıfatı O Peygamberlere Ulu-l Azim derler; Ibrahim, Musa, Nuh, Isa Peygamberler ve Hz. Muhammed s.a.v. azim sahibidir ve azim sahibi olan da ları yıkar. Muteber olan insanlara,

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ SÜT DESTEK İCMALİ

MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ SÜT DESTEK İCMALİ İL İLÇE S.No. ESKİŞEHİR MİHALIÇÇIK Müstahsil Bilgileri. Tarih :21.08.2015 T.C./Vergi No. Adı Soyadı. Baba Adı. D.Tarih. MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ

Detaylı

Sohbetimizin temel konusu tasavvufun mahiyeti ve tasavvufun

Sohbetimizin temel konusu tasavvufun mahiyeti ve tasavvufun GİRİŞ Sohbetimizin temel konusu tasavvufun mahiyeti ve tasavvufun Kur an ve sünnetteki temelleri dir. Bu çerçevede, okuyucularımız hem tasavvufî kavramların Kur an ve sünnetteki kökenlerini öğrenmiş olacak

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI TA R İH 1 9.0 6.2 0 1 5 2 6.0 6.2 0 1 5 0 3.0 7.2 0 1 5 1 0.0 7.2 0 1 5 ( B A Y R A M ) 1 7.0 7.2 0 1 5 C A M İ İSM İ K O N U ---------

Detaylı

Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 10 Ocak 2013 Sohbeti,

Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 10 Ocak 2013 Sohbeti, SULTANIN HİZMETKÂRI Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hazretlerinin 10 Ocak 2013 Sohbeti, Esselamun Aleykum ey Allah'ın kulları. İnsanlar iki sınıftır. Yolumuz sohbet yoludur. Diyelim Bismillahirrahmanirrahim.

Detaylı

TASAVVUFTA NAMAZ VE HACCIN HAKİKATİ

TASAVVUFTA NAMAZ VE HACCIN HAKİKATİ TASAVVUFTA NAMAZ VE HACCIN HAKİKATİ MEHMET İZZET ASLİN 1 BİR ACEP ONULMAZ DERDİM VAR İDİ Bir acep onulmaz derdim var idi, Derde derman buldum Elhamdülillah. Vasil oldum Muhammed Mustafa`ya, Ağlar iken

Detaylı

Yayımlandığı ye: Yol, S. 13, Ankara, Ekim/Kasım 2001, s. 66-68.

Yayımlandığı ye: Yol, S. 13, Ankara, Ekim/Kasım 2001, s. 66-68. ÂŞIK YARIM ALİ Dr. Doğan KAYA * Asıl adı Ali Bozkurt olup 1890 yılında Sivas ın Kangal ilçesinin Dişlik köyünde doğmuş; 1953 yılında da yine aynı köyde vefat etmiştir. Mezarı buradadır. Birisi kız, yedi

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ

KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ Osman Aydınlı, İslam Düşüncesinde Aklîleşme Süreci Mutezilenin Oluşumu ve Ebu l-huzeyl Allaf, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2001, 287 s. (ISBN 975-8190-35-0) Mezhepler, içinde

Detaylı

TASAVVUFTA HAKÎKAT-I MUHAMMEDİYYE MESELESİ VE MESNEVÎ DEN ÖRNEKLER

TASAVVUFTA HAKÎKAT-I MUHAMMEDİYYE MESELESİ VE MESNEVÎ DEN ÖRNEKLER EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 18 Sayı: 59 (Bahar 2014) 179 TASAVVUFTA HAKÎKAT-I MUHAMMEDİYYE MESELESİ VE MESNEVÎ DEN ÖRNEKLER Ferzende İDİZ (*) Öz Tasavvuf felsefesinin tartışmalı konularından birisi de Hakîkat-ı

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

03-05 Ekim / October 2013. Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI

03-05 Ekim / October 2013. Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 03-05 Ekim / October 2013 Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 2014 485 Â Â âm -i Sâ âm tarihinde yetlerdendir, - - â. Bu sebeple ve imâm Ebu, Mâlik, ve benzeri birçok âlime Sâ - kelâm âm eserlerinde mevc - kelâ

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

İSHAK FASSI. İshakî Kelime deki Hakkıyye Hikmetinin Açıklanması

İSHAK FASSI. İshakî Kelime deki Hakkıyye Hikmetinin Açıklanması İSHAK FASSI İshakî Kelime deki Hakkıyye Hikmetinin Açıklanması İshak kelimesi Hakk a ve hakkî hikmete dayanır. Hz. İbn Arabî Kur an daki âyetlere dayanarak İshak ı hak kelimesiyle, yani hakîkatle ilişkilendirir.

Detaylı

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ SON GÜN için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ Ezan Mucizesi 1 Burada, yüce Al-lah tarafından hz. Muhammede (a.s.) öğretilip hediye edilmiş olan o mübarek Ezanda saklı olan 19 kodlu, en muazzam Simetrik

Detaylı

Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul

Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul Açılış Oturumu ve Protokol Konuşmaları 11 Mart 2011 Cuma 09.00 10.30 16.00 Kur an-ı Kerîm e Göre Neslin Üremesi Dr. Mücâhid Ebu l-mecd 16.20

Detaylı

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn.

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn. ŞERHUL EMSİLE Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn. Kaynaklarda, Hz.İmam Aliyyül Mürteza (kv) efendimizin

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

MEKKE-İ MÜKERREME MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA. Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301)

MEKKE-İ MÜKERREME MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA. Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301) MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301) Mecmuatü'r-Resail ve'l-mesaili'n-necdiyye, 1/742-746 www.almuwahhid.com 2 بسم هللا الرحمن

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Yıl: 9 [Temmuz-Aralık 2008], sayı: 22 ISSN 1302-3543

Yıl: 9 [Temmuz-Aralık 2008], sayı: 22 ISSN 1302-3543 Ankara 2008 Yıl: 9 [Temmuz-Aralık 2008], sayı: 22 ISSN 1302-3543 İmtiyaz Sahibi Aseray ltd. Şti. adına Aytekin Çelebi Editör Editör Yardımcıları Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Şimşek Dr. Vahit Göktaş Yayın

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Ali Hadi ORHUN (1949 mezunu)

Ali Hadi ORHUN (1949 mezunu) Ali Hadi ORHUN (1949 mezunu) 10 Ağustos 1932'de Çorum doğumevinde dünyaya gözlerini açtı. Mecitözü'nde ilkokula başladı İskilip'te ilkokulu ve Ortaokulu bitirdi. Üç yıl Ortaokulu iftiharla bitirmesi onun

Detaylı

ve Manisa Muradiye Kütüphanesi nde iki nüshası Bursalı Mehmet Tahir Efendi

ve Manisa Muradiye Kütüphanesi nde iki nüshası Bursalı Mehmet Tahir Efendi EROĞLU NÛRİ (d.?-ö.1012/1603) tekke şairi Açıklama [eç1]: Madde başlarında şairlerin mahlaslarının olmasına özen gösterilmeli. Ancak şairin tanıtıcı özellikleri virgülden sonra yazılmalı. Açıklama [eç2]:

Detaylı

Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.

Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir. Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği

Detaylı

ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER. Abdullâh Saîd el-müderris

ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER. Abdullâh Saîd el-müderris ARAPÇA DİLBİLGİSİ BELİRLİLİK TAKISI, ŞEMSÎ VE KAMERÎ HARFLER Abdullâh Saîd el-müderris Rahmân ve Rahîm olan Allâh In ismiyle. Hamd, Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz.

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ DERECE BÖLÜM/PROGRAM ÜNİVERSİTE YIL LİSANS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ 1991

ÖZGEÇMİŞ DERECE BÖLÜM/PROGRAM ÜNİVERSİTE YIL LİSANS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ 1991 ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: HALİM GÜL DOĞUM TARİHİ: 09/05/1964 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE BÖLÜM/PROGRAM ÜNİVERSİTE YIL LİSANS İLAHİYAT FAKÜLTESİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ 1991 Y. LİSANS SOSYAL BİLİMLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Detaylı