ALEVİLİKTE KADININ YERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ALEVİLİKTE KADININ YERİ"

Transkript

1 ALEVİLİKTE KADININ YERİ Esat Korkmaz Şahkulu Sultan Külliyesi Mehmet Ali Hilmi Dedebaba Araştırma Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları

2 ÖNSÖZ Kadın olmak, kadına ağrı veriyor. Günümüz sınıflı toplumlarında erkekler, tıpkı makine gibi tekrara dayanan ve sürekli kendini daraltan, varlıklardır bir bakıma. Kadınlarsa ayrıcalıklı ilişkileri yaşama taşıyarak şefkatinacımanın taşıyıcıları olurlar. Erkek taşıyacağı umuda göre tanımlanır: Umuda inanılır ve güvenilirse o erkek harikadır; tersi durumda varlığı önemsizleşir. Kadına gelince; kadının varlığı, kendine karşı tutumunca belirlenir: Bu nedenle kadının varlığı davranışlarında, konuşmasında, beden dilinde, giysilerinde, seçtiği çevrede ve nelerden zevk alıp almamasında ortaya çıkar. Durumun gereği, hiçbir kadın, varlığına katkıda bulunmayan bir iş yapmaz-bir işe girişmez. Tam da bu nedenle kapitalist sistemde kadın olarak doğmak, erkeğin sınırlanmış bahçesinde filiz vermek anlamına gelir. Doğal olarak kadınların toplumsal ilişkileri, erkeğin hoyratlığına karşıt olarak sanatsal bir içerik taşır: Sınırlı-koşullandırılmış bir yerde yaşayabilme ustalığıdır bu sanatsal içerik. Ne var ki burjuva toplumda bu sanatın icra edilmesi, kadının öz-varlığını ikiye böler: Gözleyen kadın, gözlenen kadın. Gözlenen kadın, erkeğin bakışına çağırdığı kadındır; gözleyen kadın ise gözlemeyi bakışa çağıran kadındır. Bu nedenle erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler; erkekler kadınları, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu broşürde, Alevilikte kadının yerini tartışarak toplumsal boyutta kadın sorununa yaklaşmaya çalıştık. Okuyucu canlara yararlı olması dileğiyle (*) (*) Bu broşür, Pencere Yayınları tarafından yayımlanan Alevilik ve Aydınlanma, Demos Yayınları tarafından yayımlanan Kitap/ Yol Rehberi/ Erkânlar-Gülbanklar, Anahtar Kitaplar Yayınevi tarafından yayımlanan Ansiklopedik Alevilik Bektaşilik Terimleri Sözlüğü, Ansiklopedik Simgeler Sözlüğü ve Şeytan Tasarımı Terimleri Sözlüğü adlı kitaplarım ile Su Yayınlarından çıkan İbrahim Bahadır ın Kadın Dervişler adlı kitabı kaynak alınarak oluşturuldu. Daha fazla bilgi ve kaynağa ulaşmak isteyen canlar adı geçen çalışmalara başvurabilirler.

3 Alevilerin Kâbesi İnsandır Alevilikte kadın sorununun sağlıklı biçimde bilince-inanca taşınabilmesi için her şeyden önce insan olmak gerekir. Şimdi eksiksiz-kusursuz insan anlamında kâmil insanın nefes olarak algılanan sözlerinin açılımını yapalım: Kâmil insanın nefesinde geçen birlik dolusu, vahdet şarabı olarak algılanır ve yol erini, kendi varlığından soyarak tanrısal olana yönelten bir araç olarak algılanır ki bu her şeyden önce pirin, mürşidin, rehberin, yani, öğretmenin bilgisidiraklıdır. Bu bilgiyi özümsemekte zorlananlar için ise sıvı akıldır. Bu kapsamda vahdet şarabı, üzüm yaratılmadan önce keşfedilen, içildiğinde hastalıkları iyileştiren, körlerin gözünü, sağırların kulağını açan, insanı ebedi-ezeli amacına taşıyan simgesel kutsal esin-bilgi olarak algılanmalıdır. Diğer taraftan birlik dolusu, abıhayattır: Bu bağlamda, doğaya benzeme temelli tasarımlar söz konusu olduğunda, evrenin sırlarını bilme-kavrama gücü; bâtınî tasavvuf söz konusu olduğunda ise ölümsüzlük kazandıran ilâhi aşk olarak bilince-inanca taşınır. Bâtınî felsefe kişiyi yaşarken kurtulmuş kişi durumuna getirip bir bakıma gençliğini, gücünü ve esnekliğini sonsuza kadar uzatmanın, bedenlerini çürümeyen bedenlere, yani tanrısal bedenlere-irfanî bedenlere ya da kâmil bedenlere dönüştürmenin araçlarını sunar. Bu nedenle bedenin dönüştürülmesi işlemi, erginleyici ölüm ve diriliş deneyimini içerir. Hak la Hak olan insan-ı kâmil; zaman ve mekândan bağımsızdır. Yani, kendi canını kendi bedeninin zincirlerinden, doğanın canını doğanın zincirlerinden kurtararak hem kendini hem de doğayı, doğa olmayan doğa duruma taşıyabilir: Artık o, zamanla ölçülemeyen, söz konusu durumda, görünüşe taşınma olanağı bulunmadığı için de mekândan bağımsız olan bir konumdadır. Buna karşın insan-ı kâmil dışında kalan her şey, yani Tanrı nın birliğinin dışında kalan çokluk, çokluğun oluş ve yok oluş yasaları, zaman ve mekân kalıplarına bağımlıdır. İnsan-ı kâmilin bu özelliği onun, Hak tan halka indiğinde yeteneğini/yorumunu kutsayacak olan inanç yanını oluşturur. İnancın çizdiği yuvada, ilahi nurun tecelli edip nefsin ölmesiyle bir gönül yaşamı başlar. Asıl gerçekler, görünür olanın ötesindeki sırlardır; bu sırlara, yol eri olmakla ulaşılır. İnsanda gönül tanrısal bilgi alanı; ruh, sevgi alanı; sır ise aşkın gerçekleri sezme alanı olarak algılanır; gönül gözü açık olanlar; yolda olgunluğa ulaşanlar, evrendeki her varlığın ve kendi dünyalarında Tanrı varlığının işaretlerini, belirtilerini sezebilirler. Demek ki Hak la Hak olmak ya da Hakk a kavuşmak ikilikten kurtulup, birliğe ulaşmaktır. Birliğe ulaşanların mihraba gereksinmesi yoktur. Mihrap cami, mescit, namazgâh vb ibadet yerlerinde, kıble yönünü gösteren ve yalnızca imamın namaz kıldığı, niş biçimindeki bölüme verilen addır. Ortodoks inançlarda mihrabın yönü ya Kâbe nin duvarında bulunan Karataş ı ya da Kubbetü l Sahra da bulunan Kaya yı işaret eder.

4 Değişen-dönüşen doğanın hiç değişmezmiş gibi görünen bir parçası olarak algılanan taşlar, gücün-kudretin simgeleri biçiminde inanca taşındı; sonraları ezeli-ebedi gücü simgeler oldu. Bir göktaşı olduğu kesin olan Kâbe nin güneydoğu köşesindeki Karataş(hacerü l-esved), hac sırasında herkesin öpmeye çalıştığı bu taş Ortodoks inançta Allah ın sağ eli kabul edilir; halk inancında ise Karataş, Hesap Günü nde kendisini öpenlere olumlu anlamda tanıklık edecektir. Demek ki o, bir tanık-taştır. Söylenceye göre bu taş, ezeli bir taştı ve başlangıçta beyazdı; yıllar-yüzyıllar içinde kendisine dokunan günahkâr insanların elleriyle karardı. Aynı durum Kudüs te Kubbetü l-sahra da bulunan Kaya için de geçerlidir. Kutsal söylenceye göre Muhammet öncesi tüm peygamberler burada bulunmuş, Muhammet miraç yolculuğunun başında namaz kılmak için onlarla burada buluşmuştur. Kaya üzerindeki Muhammet in ayak izi, miraç yolculuğuna buradan başlandığının kanıtı gibidir. Demek ki Müslümanlar Mekke deki Karataş a yönelen, Hıristiyanlar ise Kudüs teki Kaya ya yönelen kıble topluluklarıdır: Aleviler ise Mekke deki Taş a ya da Kudüs teki Kaya ya yönelen bir kıble topluluğu değildir. Alevilikte Kâbe nin yerini insan alır: Benim Kâbem insandır, sözü bunun için söylenmiştir. Kâbe olarak algılanan insanda Karataş ya da Kaya nın yerini gönül tutar; gönül, Tanrı nın evidir; bu nedenle Alevi ibadet ederken insan denen yapının gönül denen bölümüne yönelir. Açıkçası Aleviler gönle yönelen bir gönül topluluğudur. Bu nedenle Hak la Hak olup gönül topluluğunun üyesi durumuna yükselen yol eri için mihraba gereksinme yoktur. Hak la Hak olan Yol erinde, cinselliğin izleri silinir; erkeğin kişiliği, kadının dişiliği iptal edilmiştir artık. Erkek kadına, kadın erkeğe toplumsal ve doğasal doğruluğuyla yaklaşabilir. Gelin şimdi böyle bir çaba içine girelim. Erkek Bu Dünyanın Sürekli Mihmanı, Kadınsa Ara Sıra Uğrayanıdır Çağımızın düşünce yapısı, insanı ve insan uygarlığını, kadından kopardı: Kadın da bulunduğu yere Hiçliğe sürüklendi. Kadın, İbn Arabî tasarımlarında, simgesel anlamda, Tanrı nın rahmet ve yaratıcılığının gerçek tecellisi ya da Rahim olan Tanrı nın sırrıdır. Yabancılaşma geçirmiş, daha doğrusu erkekleşmiş bâtıni algıda kadın, nefis ile özdeşleştirilir ve cahili simgeler. Sınıflı toplumlarda hayvanı çoğaltmak anlamında evcil doğa ya da modern köledir kadın. Hint tasavvuf zeminine taşındığımızda kadın, Tanrı anlamındaki Sevgili yi arayan insan ruhu olarak çıkar karşımıza. Çin kültüründe ise Sekiz Ölümsüzden Lan Cai- He nin simgesidir.

5 Âşık olmak, acıyla yaşamayı başarmak anlamına gelir: Âşık olmak kolay olmadığına göre erkek için acı da kolay elde edilir bir olanak değildir. Kadın, modern bir köle olarak acıyı icra eder; demek ki kadın için acı yaşamın içinde olan bir şeydir: O âşık olduğunda, zaten var olan acısını sağlıklı yaşama sanatına dönüştürür o kadar. Simge dilinde, bâtın dişildir, yani kadın; zâhir erildir, yani erkek. Bu durumda kadının kökeni, hiçliğin içindeki hakikattir ya da hakikati çekirdek olarak yapısında taşıyan hiçliktir. Hiçlik adı üzerinde görünmekten hoşlanmaz. Bu nedenle kadın sorununu bilince taşımak, gizlenmeyi seven hiçlikteki hakikati, yani kadını açığa çıkarma girişimidir bir bakıma. Bu nedenle kadının(bâtının) doğrusu, erkeğin(zâhirin) yanlışıdır. Demek ki somutlar dünyası erkektir: Erkek dıştır, kabuktur. Kendini beş duyu organının ezberine terk etmiş durumdadır: Kendini görmek için her içine bakışında, hem kendi içine(kendi bâtınına) hem de kadına(bâtın durumda bulunan dişile) tasallutta bulunur, içindeki kadını taciz eder. Bu nedenle erkek kapitalist toplumda, kendini tekrar eden bir sıkıntıdır. Zâhirin aklının taşıyıcısıdır; bu bağlamda bir hesap makinesidir; düşünmeyi, düşünen düşünceden hesaplayan düşünceye evrilten çağdaş teknolojik gelişmenin, bu gelişmeyi güden egemen sınıfların birinci elden işbirlikçisidir. Bâtının hakikati olarak kadın, kendini görünüşe taşıdığında bile kendini kendi içinde saklamaktan hoşlanır; gerçeğin içindeki gerçektir bir bakıma. Kadını yaşamın içine taşımak isteyen her erkek, ona yer açmak için kendi zâhir yanını iptal etmek, kadını yaşamın içine taşımak isteyen her kadınsa, zâhrin(erkeğin) kendisine biçtiği, kendisinin de gönüllü kabul ettiği yanını(zâhirini) silmek durumundadır. Başka türlü yaşamda yerini alamaz, çünkü yaşam doludur. Erkek bu dünyanın sürekli mihmanı, kadınsa ara sıra uğrayanıdır. Batı felsefesi hep erkek olmuştur; eril değerler ön alsın diye kutsanmış, dişil değerler iyi alınıp satılsın diye süslenmiştir: Bu nedenle Batılı kadın, ressamın boyasından kendini kurtaramamıştır. Doğulu felsefe ise hem erildir, hem de dişil; eril-dişil diyalektik karşıtlığını sürekli yapısında taşımıştır. Doğaya süs gerekmez anlayışının izinde kadını boyaya bandırmaz; kadın bir inceliktir sadece; belki bir çizgi. Kadının süslemek için yüzünü boyamaz; kadını simgeleyen çizginin yanına, çiçekli bir badem dalı yerleştirir o kadar. Erkek Dişi Sorulmaz Muhabbetin Dilinde Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde Hakk ın yarattığı her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde

6 Hacı Bektaş Veli Alevi-Bektaşi inancında insanlar cinsiyetlerine göre değil de tasavvufta-inançta kat ettiği yola-elde ettiği aşamaya göre değerlendirilir. Eğer kişi yetişmişliği ve davranışıyla tasavvufinanç zemininde ilerlemiş ise ister kadın ister erkek olsun o, sıradan insanlardan daha üst aşamadadır ve er olarak tanımlanır. Doğrudan demokrasi temelli yol örgütlenmesinde kadın-erkek ayrımı, yani cinsiyet ayrımı yapılmadığı için dervişlik makamı dışında halife olan, tekkeleri yöneten, kendilerine bağlı birçok müridi bulunan kadınların sayısı az değildir: Bunun en çarpıcı örneği Kadıncık Anadır. Hace Bektaş Veli nin Hakk a yürümesinin ardından O nun postuna oturur. Halife iken Yol un birinci piri durumuna gelebilmiştir. Kadıncık Ana, Bektaşiliğin kurumlaşmasını sağlayan Abdal Musa yı yetiştirmiştir. Aleviliğin-Bektaşiliğin dört büyük dergâhından birinin adına bağlandığı ve Kızıldeli olarak bilinen Seyit Ali Sultan da Kadıncık Ana yetiştirmesidir. Balkanlar a geçtiğimizde Kız Ana ile karşılaşırız: Demir Baba Vilâyetnamesi nde, tekkede oturan kişi olarak anlatılır. Adına kurulan tekke, bugün de halkın önemli uğrak yerleri arasındadır. Kadınların post sahibi olma geleneği XIX. yüzyılda Tokat ta yaşayan Hubyarlı Alevilerinin Anşa Bacıya, Afyon/Emirdağ ilçesine bağlı Karcalar köyü Alevilerinin Zöhre Bacıya bağlanmalarıyla sürdürülür. Alevi zeminde kimi ocak pirlerinin kadın olduğunu görmekteyiz: Adıyaman/Çelikan ilçesi Bulam bucağında Zebran (Sarı Gök) ziyareti vardır. Bu ziyaret, Zebran adında bir kadın pire ait olup, aynı kandan gelenlerce ocak olarak bilinir. Bu kadın pire bağlı ocaktan gelenler, son dönemlere değin kimi Alevi gruplara dini hizmet götürdü. Kadının geçmişteki onurlu konumunun bir kanıtı günümüze kadar taşınmıştır: Denizli de Sultan Ana yaklaşık 10 yıldır cem tutmaktadır. Kadının cem tutmasının tek örnek durumunda kalması Aleviliğin ne denli erkeksileştiğini, yani eril duruma dönüştüğünü de kanıtlamaktadır. Öyleyse zaman yitirmeden tarihimize yönelerek kadın-erkek eşitliği konusundaki ayrıcalığımızı güncelleyerek yaşama taşıyalım. Alevilikte kadının yerini tam olarak algılayabilmek için temel ibadet biçimi olan cemlere bakmak gerekir: Kırklar, Alevi inancında en yüksek makama ulaşanların oluşturduğu bir birliktir. Kutsal gerekçesinin önemi nedeniyle Alevilikte cem, Kırkların yaptığı muhabbeti canlandırmak anlamına gelir. Açıktır ki Kırklar arasında yalnız erkekler değil kadınlar da bulunmaktadır: Kırkların 23 ünün erkek 17 sinin kadın olduğuna ve kadınlar arasında Fatma Ana nın da bulunduğuna inanılır. Kırkların içinde kadınların bulunduğu, cemde süpürgecinin okuduğu gülbankla bize aktarılır: Biz üç bacıydık Kırklar meydanında süpürgeciydik. Yol uygulamaları rehberlik hizmetinin özünde bir kadın hizmeti olduğunu kanıtlıyor: İnançta ve inanç uygulamasında mürşit, talibin yol babasıdır; rehber ise yol anası olarak algılanır. Cemlerdeki zâkirlik hizmeti kimi ocaklarda ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yerine getirilir: Sözgelimi Ela Ana, zâkirlik yapmıştır. Aynı yörede yaşamış ve evliya aşamasına taşınmış Fatonun uzun süre cemlerde zâkirlik yaptığı anlatılır. Günümüzde erkeksileşen Aleviliğin ataerkil değerlerini taşıyan Yol önde-gelenlerince olumsuzlanmasına karşın direnen ve

7 kendini kabul ettiren çok sayıda kadın zâkirimiz bulunmaktadır. Adıyaman bölgesinde çerağ hizmetinin, bir kadın hizmeti olduğu vurgulanır: Kadınlar, Fatma Ana nın temsilcileri olduğu için ışık onlardan gelir. Yine Malatya ve Adıyaman bölgelerinde cemevinin hazırlanması işleri kadınlara verilir: Doğal olarak cemevine gelen mürşit ya da pir, bu kadından rıza alarak içeri girer. Kadın-erkek eşitliğini, yaşamda ve ibadette kadın-erkek birlikteliğini kanıtlayan bu uygulamalar, erkek egemen toplum insanının ya da sisteme uyarlanmış yabancılaşmış bireylerin anlamakta zorlanacağı çok demokratik bir durumu anlatır. Kadının özgürleşmesinde, Alevi kadınının yeri ayrıcalıklıdır. Bu ayrıcalıklı durumu yaşama geçirmek hepimizin görevi-sorumluluğudur. Toprağımda kadın hareketine düşen görev, kendi sorunlarının çözümüne ilişkin kavganınmücadelenin verileceği alanı hazırlamak; bu alanda kullanacağı iletişim dilini yaratmak; bunu yaparken erkekleri de özgürleştirmek; erkeğe bu konumu biçen erkek egemen toplumu sorgulamak ve genel demokrasi kavgasının üretici bir halkasını oluşturmak olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında Alevilikteki kadın-erkek eşitliği, kadının yaşamdaki onurlu işlevi, genel kadın hareketi için ne yapılacağını gösteren bir işaret fişeği olacaktır. Yeri gelmişken bir noktanın altını çizmek gerekir diye düşünüyorum: Halde yaşanan Alevilik, yabancılaşıp bir ölçüde erkeksileşmiştir. Yol insanı her canın temel yükümlülüğü, bu kirlenmeyi söküp atmaktır; başka kültürleri ölçü alarak, Alevilikte kadın çok yüce bir yerdedir, algısına kapılıp kendine körlük yapmaya hakkı yoktur. Erkek Egemen Sistemi Sorgulamak Bir kadını sise dönüştürürseniz düşe de dönüştürebilirsiniz. Türkiye sol hareketi içinde ilk kitlesel kadın örgütlenmeleri 1975 te ortaya çıktı. Yıl içinde hem Ankara Kadınlar Derneği, Adana, Tunceli, Pülümür, Ardahan ve Giresun Devrimci Kadın dernekleri, bu derneklerin katılımıyla oluşan Devrimci Kadın Dernekleri Federasyonu kuruldu. Hem de aynı siyasal görüşü paylaşanlarca yukarıdan aşağıya oluşturulan ve özellikle DİSK içinde etkinlik gösteren İlerici Kadınlar Derneği(İKD) örgütlü mücadeleye başladı. İzleyen süreçte Demokratik Kadın Birlikleri Federasyonu nu oluşturacak olan Demokratik Kadınlar Birliği hukuki kimlik kazandı. Bu kadın örgütlerinde değişik görüşlere sahip binlerce kadın, arasında, anti-faşist mücadele içinde aktif olarak yer aldılar. Kadınların örgütlü eylemleri; Faşizmin Maşası Ülkü Ocakları Kapatılmalıdır!(AKD), Ülkü Ocakları Kapatılsın!(İKD), kampanyaları; Eşit İşe Eşit Ücret!, kürtaj sorunu; su, yol, çöp

8 kampanyaları; okuma-yazma, biçki dikiş kursları; Medeni Kanunu ndaki ayrımcı maddelere karşı mücadele etkinlikleri; konuya ilişkin paneller, seminerler, mitingler; işsizliğe karşı mücadele, olarak sıralanabilir. Görüldüğü gibi 1970 li yılların ikinci yarısında, sınıflı toplumda ezilen ötesinde erkek tarafından hırpalanan, kimliksizleştirilen kadının, gelecekteki düşsel kurtuluşuna kaynaklık edecek düşyapısal tasarımlar yaratabilmiş değildi. Kadınına karşı sevgi göstermekten utanan erkekler dünyasında; yabancılaşmış erkeğin, yabancılaşmış gereksinimini karşılamak üzere sistemin bir ürünü olarak ortaya çıkan vücudunu para karşılığı satan kadın kimliği, kadınların alçalmasının öcünü, erkeklerin de alçalmasıyla alınmasına aracılık edecek durumda değildi. Yaşanan süreçte kadın, henüz kendini özgürleştirememişti; doğal olarak erkeğini de özgürleştiremedi: Alçalarak da olsa kendi öcünün alınması sonucunu doğuran ancak erkeğini de alçaltan emeğini satma yerine vücudunu satan kadın kimliğine, uzantısında bunları üreten sisteme toplu bir karşı duruş alamamıştı. Erkeklerin asla kadın sıkıntısı çekmediği erkek egemen sistemi sorgulamak, kendilerinin satın alınma koşullarını ortadan kaldırmak konusunda bir bakıma çocukluk dönemini yaşıyordu lı yıllarda olduğu gibi 1970 li yıllarda da kadın olsun, erkek olsun kadın sorunlarına ilişkin bilincimiz, Engels in Devletin, Ailenin, Özel Mülkiyetin Kökeni ve Bebel in Kadın ve Sosyalizm kitaplarında verilen bilgilerle sınırlıydı. Kısaca, kadın sorununun çözümü sosyalizme bırakılıyordu. Erkeksi devrimcilik 1970 li yıllarda da kırılabilmiş değildi. Kadınlar değilse bile erkekler hâlâ Engels Babanın sözünden çıkmıyordu: Kadın evin ekmeğini kazanan figür rolünü alır, erkek ise evde oturup çocuk bakar, temizlik ve yemek işleri yaparsa... aile ilişkileri tersine dönmüş olur ama toplumsal durum değişmez. Böyle bir gelişim, erkeği erkek olmaktan; kadını da tümüyle kadınlık niteliklerinden uzaklaştırır... Ve bu, insanoğlunun cinsiyetlere karşı utanç verici ve aşağılayıcı tavrını gösteren bir durumdur. Bebel in Kadın ve Sosyalizm kitabı kadınlar için yaşamaları ve savaşabilmeleri için umut ve sevinç kaynağı oldu. Bebel e göre eşitlik ve özgürlük kadın için hem kişisel hem de toplumsal bir olguydu; ancak, toplumsallık baskın olduğundan kadın sorununun çözümü ileri yıllarda görülecekti; bu da devrim sonrası bir gelecek demekti. Peki kadın sorunlarının çözümü için hiçbir şey yapılmayacak mıydı? Yapılacaktı elbette: Kadının, topluma eşit haklarla katılımını sağlamak için kavga verilecekti. Bugünden geriye baktığımızda, bu, liberal feministlerin, kapitalist toplumda cinsiyet eşitliğini sağlamak için verdikleri kavgadan başka bir şey değildi lerin ikinci yarısında, Türkiye de, onca kadın örgütüne karşın kadın sorunlarının saptanmasına ve çözümüne ilişkin mücadele liberal feminist bir kavganın sınırları dışına çıkamadı. Erkeğin İçinde Eriyen Kadın Siz bana karısını kendisine eşit gören bir koca göstermedikçe çığlıklarımı neşeli gülüşlere, yergilerimi övgülere dönüştürmeyeceğim.

9 Kadının ezilmişliği sorunu, kapitalist toplumun yeniden üretilmesi kapsamında ele alınması gerekir: Kapitalist toplumda sömürü, artık emeğin kullanımıdır; bu kullanımı ücretli emek biçiminde dışa vurur. Kapitalist toplumda emek gücünün çoğalımı sürecinde zorunlu emeğin karşılığı ücret olarak ödenir; buna karşın artık emeğe bir ücret ödenmez. Ancak uygulanan ücret sistemi, emek gücünün çoğalımı sürecindeki bu gerçeği örter. Ev için harcanan kadın emeği, zorunlu emeğin bir parçası olmasına karşın kapitalist pazar kendisinden sakındığından ücretli emekten ayrılır. Tam da bu nedenle artık emeğin birikimi arttıkça ücretli emek ile ev emeği arasındaki çelişki keskinleşir. Giderek ücretli işçinin, işi dışındaki yaşamından da uzaklaşır. Kapitalist toplumda zorunlu emeğin ev emeği kısmı kadının üzerinde, gereksinim duyulan malların sağlanması ise erkeğin sırtındadır. Artık-emeğin ve zorunlu emeğin bu biçimde konumlanışı, erkeğin üstünlüğünde tarihsel bir gelişim gösterir: Bu kapsamda, erkeğin üstünlüğü ölçü alınarak verilen aile ücreti kadınlar açısından bir zafer değil, erkek işçilere sunulan bir ayrıcalıktır. Kapitalist sistemde resmi eşitlik, ekonomik ve sosyal eşitsizlikle beslenir: Bu nedenle daha fazla eşitlik istenmesi çok çelişkili sonuçlar üretir. Örneğin, bireylere daha çok demokratik haklar verilmesi, ekonomik ve sosyal yapıdaki baskıları daha da arttırır. Kadın hareketi, burjuva eşitliğinin sınırları aşılarak gerçek toplumsal eşitliğe yönelmek durumundadır: Çünkü kapitalist toplum var olduğu sürece, ev emeğinin bu çoğalma işlevi varlığını sürdürecektir. Ev işçisi olarak kadın, ücretli işte çalışan erkek için karşılıksız hizmet görür. Böylesi bir durumda erkek ve kadın birbirlerini, birbirlerinin düşmanlığı ile besler. Ücret sistemi, sınıfsal ilişkileri gizlediğinden, kadının ezilmişliği salt erkek tarafından ezilişine bağlanır. Çözüm nasıl olacak? Çözüm, zorunlu ve artık emeğin, toplumsal üretimin bir parçası durumuna dönüşeceği sınıfsız bir toplumda gerçekleşecektir. O günlere taşınıncaya değin, kadın için demokratik haklar kavgası, hakların eşit olmayan bir dağılımı için mücadele demektir. İnsanların sevgisi bencildir; bencil olduğu için özneldir; öznel olduğu için bize daha yakındır. Özgürlüğü sevme, başkalarını sevmedir: İnsan ancak kendi kendisini sevebilir; ama kendisini kendi içinde sevemez; kendini kendi dışında sever. İnsan kendini sevebilmek için kendi dışına çıkmaya çabalarken, sevginin kendisi kendi dışını kendi içine doğru iten bir güç olarak dünyalaşır. Kendisini kendi dışına taşıdığında, beni koruyan örtü yırtılır; iç açığa çıkar. İnsanın kendisiyle sevişmesi cinsellik mi? Yoksa aşk mı? Cinsellik bütün bedeni sarsa da yine de bedenin kimi bölgelerinde yoğunlaşır. Aşkta ise tüm ruh ve beden etkindir. Cinsellikte çok yapılı olan beden, aşkta bir yapılı duruma gelir.

10 Karşıtlar olarak kadın ve erkek aile içinde vardır: Aile dışında her biri yurttaştır. Ve yurttaşın cinsel kimliği olamaz. Kadınlara ve erkeklere özgü sivil haklar olmadığından, kadınlar için durum yürekler acısıdır. Var olan yasalar erkeklere uyarlandığından ve yurttaşın modeli erkek olduğundan kadın yurttaş, ihtiyaçları karşılanmayan bir haklar eşitliğiyle istismar edilmektedir. Böylesi bir durumda aşk kadın tarafından olanaklı olmaz; çünkü kadın erkeğin içinde bilinçsizce erimiş olarak kendi cinsiyetini ve cinsiyetiyle ilişkisini göremez. Başka bir anlatımla kadının aşkı ailevi bir şey olarak sivil bir göreve indirgenir: Ne tekil bir aşka hakkı vardır, ne de kendini sevmeye. Tam tersine o sevilmeye ve himayeye adanmıştır; bu adanmışlık içinde kendini kurban etmelidir. Erkek için ise kadına duyulan aşk, yurttaşın evin tekilliği içinde dinlenmesini temsil eder. Kadın evrenselliği erkek everenselliğinin içine alındığı için pratik bir emeğe indirgenir. Böyle olduğu için de kadın bir göreve denk düşer, bir hakka değil. Erkeğe gelince o kendini aşkın tekilliğine teslim eder: Evinde bir kadınla yaşadığı aşk, yurttaş olarak verdiği emeği tamamlayan bir dinlenmeyi simgeler. Pandoranın Kutusu Kadının mutluluğu, erkeğin onurunda ya da egemenliğinde değildir. Pandora, Yunan mitolojisinde, güçlü ve kendini beğenmiş erkekleri cezalandırmak için tanrıların yarattığı simgesel dişi-insan, yani kadındır. Yunan yaradılış tasarımı diğer mitolojik tasarımlara göre temel bir farklılık gösterir: Başlangıçta tek erkek-insan değil, birçok erkek-insanlar yaratılır. Uzun bir süre, üreme kaygısı dışında bir erkekler dünyası hüküm sürer. Zamanla tanrılar tanrısı Zeus ile Titan oğlu Prometheus arasındaki düşmanlık tırmanınca Zeus tarafından, erkek insanların başına bela olması için ilk dişi-insan Pandora yaratıldı. Söylenceye göre Titan karı-koca İapetos la Klymene nin, Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimentheus adlarında dört çocuğu olur. Bu çocuklar akıl gücü bakımından tanrılara üstündür ve onlara kafa tutarlar. Zeus bu çocuklara özel bir kin duymaktadır. Bu kin sonucu Atlas, gökkubbeyi omuzlarında taşımakla, Menoitios ise Yeraltı na kapatılmakla cezalandırılır. Yine ceza olarak Prometheus un karaciğeri kartallara yedirilir; Epimentheus a ilk kadın Pandora eş olarak verilir. Mitolojinin ilginç yanı ilk erkek insanların çok akıllı ve becerikli olan Titan Prometheus tarafından, ilk kadının da ceza olarak tanrılar tarafından yaratılmış bulunmasıdır. Yani ilk erkek-insanlar tanrıların başına bela olmak için, ilk kadının ise erkeklerin başına bela olmak için yaratılmıştır. Prometheus, budala ve duygusuz bulduğu tanrılara karşı kendisi gibi akıllı ve duygulu erkekler yaratabilmek için gözyaşlarıyla toprağı ıslatır ve onları topraktan oluşturur. Buna karşın tanrılar Pandora yı yaratırken tüm özelliklerini onda toplarlar: Aphrodite güzelliğini, Minerva çekiciliğini, Hermes kurnazlığını ve yalancılığını, tüm diğer tanrılar da kendi özelliklerini Pandora ya armağan ederler.

11 Böylelikle ilk dişi-insan, yani ilk kadın bir tüm tanrı olarak yaratılmış olur. Tanrılar iyi ve kötü yanlarını ona devrettikleri için erkek-insanlarla rahatlıkla başa çıkabilecektir. Ne var ki tanrılarda akıl ve duygu olmadığından Pandora da akılsız ve duygusuzdur. Akılsız olduğundan kendisini yaratan tanrılara kul-köle olacaktır; tanrılar da Pandora aracılığıyla bütün insanları kendi güdümlerine alabileceklerdir. Tanrılar Pandora ya kendi özelliklerini aktarmakla yetinmezler; bütün kötülükleri ve acıları bir kutuya doldururlar ve O na verirler. Pandoranın Kutusu işte budur. Tanrılar Pandora ya bencillik niteliğini verdiğinden bir gün dayanamayıp bu kutuyu açacaktır. Düşünüldüğü gibi de olur: Pandora dayanamaz ve kutunun kapağını açar; açar açmaz da tüm kötülükler ve acılar insanların arasına yayılır; kutuda sadece umut kalır. Pandora ile evlenen Titan oğlu Epimetheus, bu kötülüklere ve acılara karşı kutudaki umudu kullanarak mücadeleye girişir ve kendisinden doğacak kuşaklara bunu aktarır. Pandora ile Epimetheus un evliliğinden birçok kızları doğar. Bu kızlarla Prometheus un yarattığı erkeklerle evlenir. Böylece yeni insan kuşakları türer. Yeni kuşak insanların kişiliklerinde tanrılık bir yanla titanlık(devlik-şeytanlık) bir yan birlikte bulunur. Tanrılık yan onların metafizik güçlerini geliştirirken Titanlık yan, onların fizik güçlerini geliştirecektir. Akıl, fizik gücün yanında olduğu için zamanla fizik güç, metafizik gücü boyunduruğuna alacaktır. Diğer yandan insanlar birbirleriyle evlendikleri için tanrılık yan giderek eriyecektir. Söylencesel öyküye bir de tanrıların çapkınlıkları karışınca iş iyice çığırından çıkar: Tanrılar, insan soyu kadınlarla evlenmeye başlar ve bir sürü çocuk doğar: Tanrılar insanlaşır, insanlar tanrılaşır. İnsan-tanrılar, tanrı-insanları ciddi biçimde tehdit etmeye başlar. Şaşkınlık içindeki Zeus, bir tufanla tüm insanları yok etmeye karar verir. Ne var ki Prometheus tan devraldığı aklı daha da geliştiren insan, yokolmaktan kurtulmanın yolunu bulacaktır. Prometheus un oğlu Deukalion la Pandora nın kızı Pyrrha, kocaman bir gemi yaparak evreni kaplamış bulunan azgın suların üstünde kalan Parnassos Dağı na çıkmayı başarırlar. (3) Evcil Doğa ya da Modern Köle Kadınlar çocuklar tarafından sürüklenmedikçe gezinmezler. Duyguyu hayvanlara bıraktık da insan olduk, ardından kadınlara bıraktık erkek. Onun için erkekler kördür, ışığa bakar göremez; sağırdır, kulaklarını dört açar işitemez; ellerini uzatır ama dokunamaz; tütsü kuyusuna düşer de koku alamaz. Modern çağda, kadının doğa ve bereketle özdeşleştirilmesinden sakınıldığı için ezilenler katında kadının yazgısı erkeğin yazgısından uzaklaştı: Vahşi doğa erkek, evcil doğa kadın oldu. Tarihte kendini gösteren ilk sınıf çatışması, erkekle kadın arasındaki çelişmenin karı-koca evliliği içinde gelişmesiyle, ilk sınıf baskısının ise dişi cinsin erkek tarafından baskı altına

12 alınmasıyla aynı zamana denk geldiği hiçbir zaman unutulmamalıydı. Egemen anlamda, doğal koşullar üzerine değil de ekonomik koşullar üzerine kurulan tek karı-koca evliliği, insanlığın evriminde kuşkusuz büyük bir tarihsel ilerlemeydi. Ama ne var ki bu ilerleme, erkeklerin refah ve gelişmesi, kadınların acı ve gerilemesiyle elde edilen bir ilerlemeydi. Her ilerlemenin aynı zamanda bir gerileme olduğu bu çağ, kadın-erkek ilişkilerinin, erkeğin belirleyici olduğu çıkar zemininden, her iki cins için eşitlik üreten doğal-toplumsal zemine aktarılamadığı sürece aşılamayacaktı: İlerleyen erkek, gerileyen kadın olacaktı. Günümüzde teknik akılsallık egemenin, özelde erkeğin akılsallığıydı; bu akılsallık, kendine yabancılaşmış toplumun ya da kendine yabancılaşmış erkeğin zor kullanan niteliğiydi. Zor kullanan nitelik nedeniyle bireyleşmedeki her türden gelişme bireyselliğin zararına işlemeye başladı. Sonuçta; yaşam, iş yaşamına ve özel yaşama; özel yaşam, mahremiyete; mahremiyet, geçimsiz evlilik beraberliğine bölündü. Geriye kendi amacını izleme kararından başka bir şey bırakmadı: Yalnız başına kalan, kendisiyle ve herkesle arası açık olan birey artık, hem heyecana getiren hem de hareket eden gizil bir Naziydi ya da dostluğu sosyal anlaşma olarak algılayan soğuk, namert bir kent sakiniydi. Aile biçimi, toplumsal sistemin bir ürünüydü ve onun kültür durumunu yansıtıyordu. Ataerkil aileyle birlikte ev yönetimi, kamusal niteliğini yitirdi. Artık ev işi, toplumu ilgilendirmez oldu; erkeğin özel bir hizmeti durumuna geldi. Modern karı-koca ailesi, açık ya da gizli, kadının evcil köleliği üzerine kuruldu ve giderek kadın, toplumsal üretim sürecinden uzaklaştırıldı. Bu uzaklaştırmayla birlikte kadın, erkekle kavga vereceği alanı da yitirmiş oldu. Günümüz sanayi toplumu, kadına, toplumsal iş sürecine katılma yolunu açmış gözüküyor ama istisnalar bir yana bırakılırsa ev işi, hâlâ bu iş sürecinin dışında. Kadının kurtuluşunun ilk koşulu, kadınların yeniden kamu işine dönmesinden ve ev işinin, toplumsal iş sürecinin bir parçası durumuna getirilmesinden geçecekti: Bu koşul yaşama geçtiğinde toplum, ev hizmetiyle ilgi kurmaya başlar, ev işi özel hizmet olmaktan çıkar; kadının baş hizmetçiliği sona erer. Yaşama geçirilen kadın hakları, erkekle kadın arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırmaz; tersine, aralarındaki mücadelenin üzerinde yapılacağı alanı hazırlar. Ama ne var ki var olan koşulda bu alan, sistem ve sistemin taşıyıcısı erkek tarafından işgal edilmiş durumdadır. Kadının erkekle mücadele edeceği alanı belirlemeye girişmesi özünde bir başkaldırıdır; her başkaldırı bir bedel ister; kendini bilmek isteyen her kadın bu bedeli ödemek durumundadır. Anlaşılacağı üzere ataerkillikle birlikte kadın, özne olmaktan çıkıyor: Artık o, bir şey üretmiyor; sadece üretilenlere bakıp, özen gösteriyor. Bu durumunu onurlandırırsak, tarihin uzak geçmişinde kalmış kapalı ev ekonomisi anısının canlı bir anıtı olarak çıkar karşımıza. Erkek egemen sistem tarafından zorlanan iş-bölümü, kadına pek yaramamış gözüküyor. Kadın, biyolojik işlevin maddeleşmesine, tene aşkın ürününe konaklık eden yatağa dönüşürken, kadına hükmediliş, uygarlığın övünç kaynağı olup çıkıyor. Bu övünç kaynağı, evcilleştirilmiş ya da evcil doğanın, egemen bilinçte yansıyan imajından başka bir şey değildi. Uyum sağlamayan ya da sağlayamayan, başına buyruk davranan kadın, buna eşlik eden ekonomik bir acizlikle cezalandırıldı.

13 Başlangıçtan bu yana, doğaya sınırsızca hükmetmek, evreni uçsuz bucaksız bir avlanma alanına çevirmek, insan düşüncesinin temel ideali olageldi. Bu düşünce erkek egemen sisteme, ataerkil topluma uyarlanınca varılan sonuç insanlık adına ürkütücü oldu. Erkeğe göre kadın, ufak tefek ve güçsüzdü; yani erkekle arasında doğasal bir fark vardı. Amaç doğaya hükmetme olunca, biyolojik olarak güçlü-güçsüz ilişkisine yönelik eğilim yine doğanın kendisi tarafından uygulamaya sokulur. Sonuçta kadın, sömürülmüş doğa karşılığında, egemenlik dünyasına ya da uygar dünyaya alınmayı başarır: Galibin zaferi, yani, erkeğin yengisi, kadının boyun eğişiyle yaşama geçer. Tersinden düşünürsek, kadının yenilgisi, galibin, yani erkeğin zaferi görüntüsü ardında kutsanır. Bu durumda, ters dönmüş bilinç gereği kadının yenilgisi fedakârlık, umutsuzluğu yüce ruh; lekelenmiş yüreği seven bir kucak olup çıkar. Özetlemeye çalışırsak; toplumsal iş sürecinden kovulmasının bedeli olarak kadın, efendisinden saygı görür. Zamanla bu zorunluluk, zorbalık kadın açısından gönüllülüğe dönüşür; kadın artık vahşi doğayı, egemen doğayı erkeğe bırakır; evcilleştirilmiş doğayla kendini bir tutar. Kadın kendi beni hakkında erkeğin değerlerine göre hüküm vermeye başlar; ne olduğunu ise ataerkil bir ailede başına gelenlere bakarak öğrenir. Önce hayvan evcilleştirilmişti uygarlık geldi evcilleştirilmiş hayvan hizmette yetersiz kalınca bu kez hayvanı çoğaltmak anlamında kadın evcilleştirildi. Sonuç mu? Uygarlığın bu icadı kadını modern köle yaptı. Bu karşıtlık tarihsel sürecinde, dışımızdaki doğada ve kendi doğasında yaşama geçerken; egemen doğa, vahşi doğa olarak algılanan erkekler tarafından, hükmedilen doğa, evcil doğa olarak bilince taşınan hayvana gösterilen ilgi, özen yetersiz, doyurucu olmaktan uzak bulundu. Çünkü hükmedilen doğa, evcil doğa, ek-doğa olarak algılayabileceğimiz insanın toplumsal yapısını kullanamıyordu da ondan. Yeni onur kaynakları aranmaya girişildi. Bu kaynak uygarlıkta bulundu; kadın, hayvanın rolüne soyundu ya da soyunduruldu. Bu nedenle bugün kadınlara düşen görev, kendi sorunlarının çözümüne ilişkin kavganın-mücadelenin verileceği alanı hazırlamak; bu alanda kullanacağı iletişim dilini yaratmak; bunu yaparken erkekleri de özgürleştirmek; erkeğe bu konumu biçen erkek egemen toplumu sorgulamak ve genel demokrasi kavgasının üretici bir halkasını oluşturmak olmalıdır. Clara Zetkin Sahne Aldı Zamanın sırrı büyüklerin aklında değil, çocukların ya ada kadınların yüreğinde gizlidir lü yılların sonunda, sahneye, bilincine ancak 1980 li yıllarda varabildiğimiz Clara Zetkin çıktı: Kapitalist toplumla birlikte kadın sorununun modern bir sorun olarak ortaya çıktığı saptamasıyla sorunu sınıf açısından irdelemek gerektiğini söyleyiverdi. O, Kadın sorunu: Proleter ve orta burjuva kadını için, aydın kadın için ve egemen sınıf kadını için vardır, ancak, sınıfına göre bu sorun değişik şekiller alır, diyordu. Zetkin in bu yaklaşımıyla

14 o güne değin egemen olan sosyalist tavır yara aldı; tabular yıkılıyordu. Zetkin e göre, egemen sınıf kadınının sorunu mülkiyetti; mülkiyet sahipliğindeki eşitsizlikti; yaşamından doyum sağlayabilmesi için mülkiyetleri üzerinde özgür ve bağımsız denetimi ele geçirmeliydi. Bu amaçla kendi sınıfından erkeklere karşı bir savaşım içine girdi. Küçük ve orta-burjuva ile aydın burjuva kadınının sorunu oldukça farklı bir sosyal biçim sergiliyordu: Buradaki kadının sorunu, kendi sınıf temelinde cinsiyete dayalı eşitsizlikti; yani kazanç eşitsizliğiydi; sorunun çözümünü ise iş yaşamında, kendi sınıfının erkekleriyle ekonomik eşitlik talebinde buluyordu. Proleter kadının sorunuysa başka bir biçim içeriyordu: Kapitalizmin ekonomik yaşamına girmek için bir kavga vermek zorunda değildi; o zaten ekonomik yaşamın içindeydi. Onun, kapitalist düzenin kullanımına, sömürüsüne ve olanaklı olan en ucuz emek gücü arayışına alet olmaktan dolayı bir kadın sorunu vardı. Proleter kadının temel sorunu kapitalizmdi; çözümü ise proleter sınıfın politik iktidarını sağlamaktı. Onun yapacağı şey, kendi sınıfının erkeğiyle omuz omuza, onunla uzlaşmaz bir çelişkiye girmeden kavga vermesiydi. Bizde esintisi görülmese de uluslararası düzeyde feminist hareket oldukça boyutluydu: 1960 ların sonlarında Zetkin in izinde sosyalist-feminist bir akımın çıkışı çok önemli bir gelişme oldu: Anti-emperyalist ve ülke içi/ülke dışı ilerici hareketlerle dayanışma içine girdi. Ama feminist hareket kendi zemininde karşıtını üretmekte gecikmedi: Erkek üstünlüğünü tüm insanlığın ezilmişliğinin kökeni kabul eden ve kadın özgürlüğü önünde başlıca engel olduğunu savunan köktenci feminist akım boy verdi. Türkiye de 1980 li yıllarla birlikte sosyalist-feminist hareketten çok temel çelişkiyi kadınla erkek arasında gören, erkeği baş düşman kabul eden, popülist hezeyanlar eşliğinde, erkeği içine almayan, onunla bir arada bulunmaktan tiksinen küçük-burjuva nitelikli köktenci feminist hareket egemen oldu lerin sonuna kadar kadın hareketinde sosyalist nitelik yoktu; sonraki yıllarda ise sosyalist nitelik boğuldu.

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GAZETECİLİK ANABİLİM DALI KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ Doktora Tezi Ayşe Nevin Yıldız Ankara-2009 i İÇİNDEKİLER

Detaylı

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA

FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ/SİYASET BİLİMİ ANABİLİM DALI FEMİNİST PERSPEKTİFTEN KÜRT KADIN KİMLİĞİNİ ÜZERİNE NİTELİKSEL BİR ARAŞTIRMA Doktora Tezi

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

AŞKIN BULMACA BAROK KENT

AŞKIN BULMACA BAROK KENT AŞKIN BULMACA 18.yy'da Aydınlanma filozoflarıyla tariflenen modernlik, nesnel bilimi, evrensel ahlak ve yasayı, oluşturduğu strüktür çerçevesinde geliştirme sürecinden oluşur. Bu adım aynı zamanda, tüm

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

2013 YILI Faaliyet Raporu

2013 YILI Faaliyet Raporu 222 YILI Raporu YILI YILI R a proayili rpuo r u 223 İçindekiler 8 Mar t Dünya Emekçi Kadınlar Günü 10 Kasım Atatürk ü Anma G ı d a G ü v e n l i ğ i Pa n e l i ( 1 9 O c a k 2 0 1 3 ) P l a s t i k K a

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ 1-) Türkiye de cumhuriyetin ilanından hemen sonra eğitimde, dinde, yönetimde, hukukta, ekonomide, sanatta, aile yapısında

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

ÖMER GÜNEY CHP MENEMEN BELEDİYE BAŞKAN A.ADAYI

ÖMER GÜNEY CHP MENEMEN BELEDİYE BAŞKAN A.ADAYI 1 26 EYLÜL 2013, Saygıdeğer Menemen Halkımla, Belediye Başkan Aday Adaylığımı açıkladığım o güzel gündeki konuştuklarımı ölümsüzleştirmek istedim. Sevgi ve Saygılarımla 2 Kıymetli Büyüklerim, Partimizin

Detaylı

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ 19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 19.09.2014 Bugün 19 Eylül. Bugün bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü TMMOB nin mücadele dolu tarihi açısından

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2 5- İletişim ve Karşılıklı Anlayışa Önem Verin: Yalnızca konuşmak yerine iletişim kurmayı öğrenin. Kaçmak veya vazgeçmek yerine iletişim kurmak için çaba gösterin. Sırlarınızı paylaşın. Karınız anneniz

Detaylı

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) 12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) ÜNİTE: 2-KLASİK MANTIK Kıyas Çeşitleri ÜNİTE:3-MANTIK VE DİL A.MANTIK VE DİL Dilin Farklı Görevleri

Detaylı

Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması

Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması İhtiyaç duyulan büyük bir boşluktur, ışığa ihtiyaç duyan büyük bir boşluk, çok uzun zamandır unutulmaya yüz tutmuş olan da budur. Yapılmak istenen ihtiyaç duyulan

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

İçinde hareket edilen, günlük aktivitelere sahne olan, insanı çevresinden yalıtan, sınırlandırılmış ve algılanabilir özel ortam.

İçinde hareket edilen, günlük aktivitelere sahne olan, insanı çevresinden yalıtan, sınırlandırılmış ve algılanabilir özel ortam. MİMARİ ÇEVREDE FORM VE MEKAN KAVRAMLARI MEKAN İnsanın içinde eylemlerini yerine getirdiği, onu saran ve ait olma duygusu yaratan, yatay ve düşey elemanlarla sınırlandırılmış üç boyutlu düzenlemeler. İçinde

Detaylı

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Her birinize hoş geldiniz

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 06 07 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ AY EKİM KASIM HAFTA ARALIK DERS KONU ADI SAATİ Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır Kader ve Evrendeki Yasalar İnsan İradesi ve Kader

Detaylı

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Nisan 23, 2012-10:12:04 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ülkesinin çocuklarına, gençlerine gerekli yatırımı yapmayan, gereken sorumluluğu ve özeni yerine

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1

TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1 TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1 Giriş Yaşamımızın tartışmasız en önemli gündemini teknolojik gelişmeler ve tasarım harikası ürünler oluşturuyor..bu sunu sizlere dersimizin amacı ve içeriğini

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI İKİNCİ BÖLÜM İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI I. EKONOMİ, TOPLUM BİLİMİ VE SOSYAL POLİTİKA...7 A. EKONOMİ BİLİMİ...7 B. TOPLUM

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

3-6 YAŞ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

3-6 YAŞ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ 3-6 YAŞ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ GELİŞİM NEDİR? Gelişim, Çocuğun hareket etmeyi, Düşünmeyi, Hissetmeyi, Başkalarıyla ilişki kurmayı öğrendiği, ileriye doğru giden bir değişim sürecidir. Gelişim ana rahminde

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 17. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI DİYARBAKIR ŞUBESİ 17. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE 5 PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRE 79 5. PANEL, ÇALIŞTAY, FORUM, SEMPOZYUM, KURULTAY, KONFERANS, KONGRELER 5.1 TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu İle Yapılan Ortak Etkinlikler

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABALAR ve ERGENLER

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABALAR ve ERGENLER rt O ku ao l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABALAR ve ERGENLER PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Babalar ve Ergenler Evet, yanlış duymadınız! Bu ayki bültenimizde ergenlerin gizli kahramanlarından

Detaylı

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM ÊMILE ZOLA-GERMINAL Kara elmas Nice canlar yaktı, nice gülüşleri söndürdü yüzyıllardır. Milyonlarca madenci indi yerin derinlerine, kimisi çıkamadı, kimisi canının yarısını

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ KİTAP İÇİNDEKİLER GİRİŞ Afrika ve Afrikalılar 13 BİRİNCİ KİTAP Bir Yuruba Efsanesi: Dünyanın Yaratılışı 23 Küçük Tanrı Obatala, Beş Parmaklı Beyaz Horoz ve Kara Kaplan 23 Kara Kaplan'la Beş Parmaklı Beyaz Horoz

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... BİYOGRAFİ 1 3 Bu kitabın sahibi:... İçindekiler Bu Kitabın Konusu Benim, 9 Ben, Marie Curie, 13 Uçan Üniversite, 18 İlk Aşk, 23 Paris, 27 Aşk Göz Kırpıyor!, 31 Maddenin İçinden Geçen Işınlar, 35 Aşk,

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

Siz de katılın! Tyrkisk

Siz de katılın! Tyrkisk Siz de katılın! Spor kulüplerimize daha da fazla çocuk, genç ve ailelerin katılmalarını istiyoruz. Bu broşürde bir spor kulübünün ne olduğu, hangi faaliyetlere katılabileceğiniz ve nasıl üye olabileceğiniz

Detaylı

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım.

Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. Sayın Birlik Başkanım, Odamızın Değerli Yöneticileri, Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım; Başlamadan, önce KMO Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri sevgi ve saygı ile selamlarım. İstanbul dan, İzmir den, Sivas

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

gelişmesini sağlaması için gerekli birçok maddeye yer verilmiştir. Sözleşmede yer alan

gelişmesini sağlaması için gerekli birçok maddeye yer verilmiştir. Sözleşmede yer alan ÇOCUK HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI Çocuk Hakları Sözleşmesi nde, çocukların sağlıklı yaşaması ve çok yönlü olarak gelişmesini sağlaması için gerekli birçok maddeye yer verilmiştir. Sözleşmede yer alan

Detaylı

İNSAN HAKLARI SORULARI

İNSAN HAKLARI SORULARI 1. 1776 Amerikan ve 1789 Fransız belgelerine yansıyan doğal haklar öğretisinin başlıca temsilcisi kimdir? a) J. J. Rousseau b) Voltaire c) Montesquieu d) John Locke 4. Aşağıdakilerden hangisi İngiliz hak

Detaylı

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım Temel haklar Santé Belçika herkese vatandaşlık ve İnsan Haklarına saygıyı temin eden Demokratik Devlet hakka saygıyı temin eder. Devlet, sadece

Detaylı

Güzel Yolumuzun Erlerinden Mehmet Yaman Dede 8 Ocak 2014 günü İstanbul da Hakka yürüdü.

Güzel Yolumuzun Erlerinden Mehmet Yaman Dede 8 Ocak 2014 günü İstanbul da Hakka yürüdü. Güzel Yolumuzun Erlerinden Mehmet Yaman Dede 8 Ocak 2014 günü İstanbul da Hakka yürüdü. Bende bu yayladan Şah a giderim diyen, Pirimiz Pir Sultan Abdal gibi Erenlerin İzinde gücü yettiğince çalıştı çabaladı.

Detaylı

Kohlberg e Göre Ahlak Gelişimi Kohlberg ahlak gelişiminin gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere üç düzey içinde gerçekleştiğini

Kohlberg e Göre Ahlak Gelişimi Kohlberg ahlak gelişiminin gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere üç düzey içinde gerçekleştiğini Kohlberg e Göre Ahlak Gelişimi Kohlberg ahlak gelişiminin gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere üç düzey içinde gerçekleştiğini öne sürmektedir. Her düzey kendi içinde iki ayrı aşamada

Detaylı

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ CİNSİYET TEMELLİ AYRIMCILIK VE TOPLUMDA KADININ YERİ ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Rut: Bir Aşk Hikayesi

Rut: Bir Aşk Hikayesi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Rut: Bir Aşk Hikayesi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible

Detaylı

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İNSAN HAKLARı Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İnsan hakları düşüncesi tamamlanmamış bir düşüncedir İnsan

Detaylı

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006)

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006) Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20062006) Eğitimin Kapsamı ve Đçeriği: Aleviliğin olmazsa olmazlarından olan dede/anaların Avrupa`daki Alevilere daha iyi hizmet verebilmeleri amacıyla eğitilmeleri

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

T.Pappas'ın "Yaşayan Matematik" isimli kitabının önsözünde şunlar yazılıdır: "Matematikten duyulan zevk bir şeyi ilk kez keşfetme deneyimine benzer.

T.Pappas'ın Yaşayan Matematik isimli kitabının önsözünde şunlar yazılıdır: Matematikten duyulan zevk bir şeyi ilk kez keşfetme deneyimine benzer. Matematik ve Müzik T.Pappas'ın "Yaşayan Matematik" isimli kitabının önsözünde şunlar yazılıdır: "Matematikten duyulan zevk bir şeyi ilk kez keşfetme deneyimine benzer. Çocuksu bir hayranlık ve şaşkınlık

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

EDİTÖRDEN. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik, insan hayatının en

EDİTÖRDEN. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik, insan hayatının en İÜifâ/ Ergenleri Bilgilendirme ve Farkındalık Kazandırma Eğitim Programı EDİTÖRDEN Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik, insan hayatının en önemli dönemidir denilebilir. Bedendeki hızlı

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ

İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ İYİ VE KÖTÜ NÜN KÖKENLERİ Hayatın asıl etik anlamı, bizim iyi ve kötü sözcükleriyle tanımlayarak yol almaya çalıştığımız soyutluklardadır. Bu derece soyut ve kökenleri sıra dışı olan kavramlarla uğraşmak

Detaylı

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2011 FAALİYET RAPORU Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Genel Merkezi tarafından Bingöl ilinden sorumlu Milletvekili

Detaylı

Bu Ders Şunları Yapmanıza Yardımcı Olacaktır

Bu Ders Şunları Yapmanıza Yardımcı Olacaktır 76 Ders 8 Kilise Üzerinde "Kilise" yazan birçok bina vardır. Bunlara güzel binalar ve katedraller, alçakgönüllü misyon binaları ve sade barakalar da dahildir. Kuleleri, haçları ve çanları vardır, bunlar

Detaylı

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere!

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere! 6. SINIF Cem İbadeti Cem, Alevilikte temel ibadet biçimlerinden biridir. Cem ibadeti cemevinde topluca yapılır. Cem, Alevi inancına göre, Kur an-ı Kerim deki Salât buyruğunun uygulanma biçimidir. Cem ibadeti

Detaylı

ALEVĐ AKADEMĐSĐ ALEVITISCHE AKADEMIE

ALEVĐ AKADEMĐSĐ ALEVITISCHE AKADEMIE Alevi Cemevi ve Kültür Merzkezlerinin Değerli Bașkan ve Yöneticileri, 5 Aralık 2011 10 Muharrem 1433 Sizler uzun yıllardır Alevi Toplumuna samimi olarak hizmet veren Canlarsınız. Hak hizmetlerinizi kabul

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

İktisat Tarihi II. IV. Hafta

İktisat Tarihi II. IV. Hafta İktisat Tarihi II IV. Hafta İnsan Bilgisinde Devrim - devam Çağdaş yabanlarda olduğu gibi eski çağlarda tıp kuramının özü büyüydü. II. Devrimden sonra Babil de doktorlar aynı zamanda rahipti. Mısır da

Detaylı

SOSYAL TABAKALAŞMA SOSYAL TABAKALAŞMA Taylan DÖRTYOL Akdeniz Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü

SOSYAL TABAKALAŞMA SOSYAL TABAKALAŞMA Taylan DÖRTYOL Akdeniz Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü SOSYOLOJİ 9. HAFTA TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK SOSYOL TABAKALAŞMA Taylan DÖRTYOL Akdeniz Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü 10 Nisan 1912.. Titanic Faciası na sosyal bakış.. Dönemin cinsiyet

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Kral Davut (Bölüm 2)

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Kral Davut (Bölüm 2) Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Kral Davut (Bölüm 2) Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible for

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com dinkulturuahlakbilgisi.com 1-Ülkemizde Kızılay, Sosyal hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Aşevleri -gibi kurumların varlığı aşağıdakilerden hangisine önem verildiğini göstermektedir? A- Milli eğitime

Detaylı

NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR?

NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR? Asiye Türkan NİÇİN EVLENMEDEN ÖNCE İNSANIN KENDİNİ TANIMASI ÇOK ÖNEMLİDİR? YA DA KENDİNİ TANIMAK NEDİR? İNSAN NEDEN EVLENİR? İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır.

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir.

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir. Sevgili Meslektaşlarım, Kıymetli Katılımcılar, Bayanlar ve Baylar, Akdeniz bölgesi coğrafyası tarih boyunca insanlığın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine en çok katkı sağlayan coğrafyalardan biri

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı