Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo-2 Dr. Abdünnasır Cabi. 3. Bağımsızlık ve ulusal inşa kuşağı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo-2 Dr. Abdünnasır Cabi. 3. Bağımsızlık ve ulusal inşa kuşağı"

Transkript

1 Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo-2 Dr. Abdünnasır Cabi ( ) 3. Bağımsızlık ve ulusal inşa kuşağı Bu kuşak, kategorilere ayırdığımız yapılanma içerisinde ikinci kuşağa denk düşmektedir. Bu kuşak, kurtuluş devriminin son yıllarında bağımsızlığın ise ilk yıllarında doğmuş olup devletin bağımsızlıktan sonra sağladığı büyük eğitim imkanlarından yararlanmış, 1 küçük yaşlarda kente gelmiş ya da kentte doğmuş, bu durum onu kente, kentin değerlerine ve davranış kalıplarına düşmanlığını sürdüren 2 birinci kuşaktan daha kentle uyumlu ve kent tarafından kabul gören biri haline getirdi. Ancak kent, bir yandan iktidarın her alanına hakim olan bu kuşağın icraatlarının kötü yanlarını ortaya çıkaran bir alan haline gelirken ve öte yandan da yönetici kuşağın hakim olduğu kurumlara karşı 80 li yılların başlarından itibaren düzenlediği protesto hareketleriyle ve üçüncü kuşakla yaşadığı çatışmanın bir alanı dönüşmüştür. Zira sözü edilen dönemle birlikte, devrimci meşruiyetine sıkı sıkıya bağlı Cezayir devletinin ekonomik ve toplumsal projelerinin aşındığına ilişkin belirtiler ortaya çıkmaya başlamıştır. İkinci kuşak, kendisini bürokratlar kuşağı haline getiren birinci kuşağın hakimiyeti altında ekonomik ve toplumsal işlerin yürütülmesiyle görevlendirilmiştir. Her ne kadar bu işlerden bir ölçüde yararlanmışsa da kendisinden önceki kuşağın talimatlarını yerine getirir. İkinci kuşağın sahip olduğu bilimsel yeterlilik ve diplomalar, onun halen devrim kuşağının hakim olduğu siyasi karar alma merkezinden uzakta tutmakla birlikte, iktisadi ve sosyal kurumların yönetilmesi için belirli bir yeterlilik kazandırmıştır. Bu açıdan ikinci kuşak, birinci kuşakla üçüncü kuşak arasında köprü görevi görmektedir. İkinci kuşak, ekonomik ve toplumsal alanda kendisine çalışan birinci kuşakla doğrudan ve kurumsal ilişki içerisindeyken aynı zamanda üçüncü kuşak da, üniversiteler, fabrikalar, genel olarak iş dünyası gibi hizmet sektörü ve iktisadi-sosyal kuruluşlarda çalıştırarak işlerini gördürdüğü üçüncü kuşakla da doğrudan günübirlik ilişki içerisindedir. Kısacası bu jenerasyon, diğer her iki kuşakla da doğrudan ilişkiye sahip olan tek kuşaktır. Bu açıdan, Cezayir toplumunda farklı kuşaklar arasında geçiş işlevini üslenmektedir. İkinci kuşak, siyasi faaliyeti farklı şekillerde ancak sınırlı olarak tanımıştır. Bu kuşağın bazı temsilcileri, tek parti döneminde, Sol, Berberi, Dini siyasi örgütler içerisinde gizli siyasi faaliyetlere katılmışlardır. Özellikle Fransızcanın günlük konuşmalarda hakim olduğu iş dünyasının duayenlerine göre, bu kuşağın resmi partisel deneyimi hayal kırıklığıyla neticelenmiştir. Bu toplumsal gruplar, Cezayir siyasi sürecinde kuşaklar arasında siyasi olanla iş dünyası dediğimiz alan arasında yapılan iş bölümü nedeniyle siyasi faaliyete ehemmiyet atfetmeyen topluluklardır. Mevcut iş bölümü, -orta tabakanın özelliklerini üzerinde taşıyan, yüksek ücretli ve eğitimli bir toplumsal grup olan- bu kuşağı, siyasi faaliyetlerini tek parti çatısı altında icra etmekle görevlendirilmiş gruplara verilen resmi siyasi faaliyet ve yapılardan uzak durmasına neden olmuştur. Aynı durum, çeşitli halk katmanlarıyla hakim kuşak ve onun inşa ettiği kurumlar arasında arabulucu rolünü yerine getiren öğretmenler ve memurlar için de geçerlidir. Onların sahip oldukları bu konum, iş dünyasının ve teknokrasinin dili haline gelen Fransızca nın aksine, açık bir ideolojik ve siyasi role sahip Arapça yı ustalıkla konuşma ve hayatın her alanında kullanmalarına imkan tanımıştır. 3 Kuşaklar arasında, yerine getirilen roller ve sahip olunan mevkilere ilişkin yaşanan anlaşmazlığı anlamamız, bu kuşağın üyelerinin toplumsal oluşturucusu sayılan orta sınıfları birbirinden ayıran dilsel bölünmeye başvurmadan mümkün değildir. Bu bölünme, Cezayir de devlet işlerinin yürüten elitle farklı sektörler içerisinde hayatını sürdüren elit arasında cereyan eden çatışmayı birbirinden ayırarak, sektörler arası ayrımcılık olarak adlandırdığımız şeye yol

2 açmaktadır. 4 Bu durum, birbirleriyle çekişen elitle vatandaşların gözünde meşruiyet eksikliği gibi bir takım olumsuzluklara yol açmaktadır. Bu siyasi tecrübenin örgütsel düzeyde sahip olduğu zenginliğe rağmen bazı durumlarda sol, kültürel olarak Berberliği savunan ya da dini bir görünümle ortaya çıksa dahi büyük ölçüde Cezayir milliyetçiliği düşüncesine yakınlık arz etmektedir. Cezayir e has kuşaklar arasındaki iş bölümü çerçevesinde ekonomik ve toplumsal işlerin yürütülmesi göreviyle atbaşı giden Cezayir milliyetçiliği, hem siyasi hem de mesleki düzeyde kendisine zengin tecrübeler kazandırmış olup düşünsel olarak onu, birinci kuşaktan uzaklaştırmamış, hiçbir zaman ondan kopmayı düşünmemiştir. Onun siyasi pratiklerini eleştirebilir, ancak, ona karşı isyan bayrağı açmaz, onunla çatışmayı düşünmez. Bu kuşak, otorite tarafından kendisine verilmiş rolü kabul etmek üzere eğitilmiş olduğundan bağımsız bir siyasi faaliyette bulunmaya alışmamıştır. Okuldan fabrikaya ya da çalıştığı hizmet sektörüne kadar yetiştiği bütün kurumlarda bu rolüne razı olmuştur. Hakim kuşağın 90 ların başından itibaren benimsediği çoğulculuk ve Pazar ekonomisi gibi ekonomik ve siyasi seçeneklerin, uzun süre devlet ve kurumlarında çalışan orta sınıf mensubu bu kuşağın konumuna büyük etkisi olmuştur. Söz konusu politikaların yürürlüğe konmasıyla birlikte, mesleki olarak kamu sektöründe iş yapan teknokrat kesim, bütün toplumsal ve iktisadi konumunu kaybetmiştir. Yeni koşullar, ikinci kuşağın, birinci kuşağın siyasi faaliyet etme biçiminden bütünüyle kopuşu beraberinde getirmemiş, en fazla yaptıkları şey, farklı sendikaların kurulmasına izin verilmesiyle birlikte bağımsız sendikalarda faaliyet göstermek, 5 veyahut; seçimlerde sahtecilik yapılması, medyanın diğer partilere kapatılması, kamuya açık siyasi faaliyetlerin sınırlandırılması gibi resmi çoğulcu siyasetin çerçevesi dışına çıkmayacak şekilde siyasi partilerin kurulmasına öncülük etmek olmuştur. 6 Bütün bunlar, birinci kuşağın benimsediği siyasi tercihlerle birlikte ekonomik ve toplumsal durumu kötüleşen ikinci kuşağın durumunu yansıtmaktadır. Bu kuşak içerisindeki bazı gruplar, bazı ekonomik alanların açılmasından yarar sağlayan, bu sayede Cezayir içinde ve dışında ilişkiler kuran, ve sonuç olarak toplumsal durumunda iyileşme gözlenen eski solcular da dahil, açık bir liberal yönelim göstermişlerdir. Bu gruplar, açık bir aile stratejisi güderek, ilişkilerini ve finansal kaynakları devlet sektöründen söz sahibi oldukları özel sektöre aktarmışlardır. 7 Bu kuşağın farklı yönelimlere sahip olması nedeniyle birinci kuşağın meşruiyetini sorgulamak ve onunla siyasi çatışmaya girmek gibi bir rolü olmuş olabilir. Ancak, kendisine bakışında, devrim kuşağı ya da ulus devleti inşa eden kuşağın birinci kuşağı değerlendirişinde, aldığı siyasi terbiye çerçevesinde bu tutumun bir açıklaması olması gerekir. Sıkıntılar içerisinde büyümüş, bireysel ve toplumsal sorunlarla yüzleşmiş, hiçbir şekilde babalarının kuşağına karşı isyan bayrağı açmalarına izin verilmemiştir. 8 Her kuşağın kendisine ve başka kuşaklara bakışından bahsederken bu araştırmanın geriye kalan kısmıyla ilgili kendisine başvurulması mümkün olan farklı nedenler vardır. Ancak bu, Cezayir deki siyasi geçişin nedenlerinden birinin, ikinci kuşağın yönetici babalarına karşı gelmeye güç yetirememesinde yatmaktadır. Ayrıca onların, Cezayir deki devlet işlerinin yürütülmesinde bir ön kabul haline gelen iş bölümünü kabul etmesi de başka bir sıkıntıdır. Zira kendisinin önemli bir parçası olduğu elitin oluşumunda kendine has yapısını veren iş bölümü mantığının payı büyüktür. Bu siyasi kuşağın üyelerinin doğumu, 80 li yıllarda Cezayir ulus devletinin siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda yaşadığı ilk bocalama dönemine denk gelmiştir. Bu kuşak gözlerini Cezayir devletinin ekonomik, toplumsal ve siyasi alanda tökezlediği dönemde açmıştır. Bu dönemde merkezi kurumları etkisi altına alan bir takım işaretler baş göstermiş, üniversite mezunları da dahil olmak üzere işsizlik genel bir artış kaydetmiştir. Okullaşma oranı azalmış, geçmiş dönemlerde kendisinden oldukça büyük ölçüde yararlanan halk kesimleri nezdinde önemli bir prestij mekanı ve toplumsal yükselişin ana merkezi olarak görülen okullar artık bu konumunu kaybetmeye başlamıştır. Kuşaklar arasında karşılaştırma yapma bakımından ikinci

3 kuşağın ilk başlarda yükseliş kaydettiğini, ardından üçüncü nesille birlikte her açıdan sıkıntılı bir döneme girdiklerini söyleyebiliriz. Öte yandan üçüncü kuşağın yaşadığı dönem, en başından beri ulusal projenin yaşadığı yenilgilerden payını almış ve bunun en büyük kurbanı olmuştur. 9 Bu kuşak, ekonomik ve toplumsal nedenlerden dolayı bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren 10 yoğun bir göç dalgasına tanıklık eden kentte doğmuş bir kuşaktır. Konut, ulaşım, içme suyu sıkıntısı, işsizlik ve şiddet gibi çok yönlü krizler yaşamakta olan kentin sokak ve mahallelerinde yetişmiştir. Bu krizlerin tamamı, kendi varlığını ve taleplerinin bir ifade aracı olarak onu protest bir tavır almaya zorlamış, hatta muhalefetin daha sonra oluşturduğu sendika, parti veya dernek gibi resmi kurumlara dahi girmeyi reddetmiş, resmi siyasi söylemin doğruluğundan her zaman şüphe etmiştir. 11 Sosyal ve iktisadi meselelerini ifade eden kentli gençlerin başlattığı protestolara katılan FIS (İslami Selamet Cephesi) nin temsil ettiği Siyasi İslam, burada bir istisnayı oluşturmaktadır. FIS, herhangi bir fikri katkıda bulunmadan ya da reforme etmeye çalışmadan doğrudan bu dalgaya katılmıştır. Hareketin doğallığından ve kirlenmemişliğinden yararlanan FIS, daha sonraki dönemde kriz ve karışıklıklar döneminde bu genç kuşağın yaptıklarını kontrol edememiştir. Bu yüzden FIS in bir parti yapısından ziyade bir protesto hareketi mantığına daha yakın olduğunu söylememiz mümkündür. Nitekim bu durum, FIS e katılanların büyük çoğunluğunun neden gençler olduğunu bizlere açıklamaktadır. Bu protest tavrı yakalayamayan Nahda Partisi ya da HAMAS (Barışçı Toplum Hareketi-Müslüman Kardeşler) 12 gibi dini partiler ve o dönemde ciddi kriz içerisinde olan sol da dahil olmak üzere diğer siyasi partiler, gençlerin bu enerjisinden faydalanamamıştır. Bu protestolar, fakir halk kesiminin bulunduğu mahallelerden çıkmış, farklı sorunları güçlü bir şekilde dile getirebilmek için, futbol sahası ve camiler gibi genel toplantı alanlarının konumundan yararlanmıştır. Protestolar, örgütlülükten uzak, ham bir şekilde gelişmiş, bu da amaçlarını gerçekleştiremeden sürekli olarak kendini ve taleplerini tekrarlamasına neden olmuştur. Gençlerin bağımsızlıktan sonraki ilk siyasi katılım girişimleri, radikal dini hareketlerin Cezayir devletine ve ona egemen olan kuşağa yönelik başlattığı silahlı mücadeleyle birlikte kendisini fiili bir açmaza götürmüştür ve bu nedenle de başarısız olmuştur. 90 lı yıllara has büyük terör operasyonlarının durmasından ama özellikle de Cezayir de toplumsal değişimin mümkün olmadığı yönünde güçlü bir inanç oluşmaya başlamasından sonra, özellikle milenyum başlarından itibaren genç nesilde bireyselciliğin ağır bastığı yeni bir ifade biçimi tezahür etmeye başlamıştır. Genç kesim arasında intihar oranları artış gösterir, uyuşturucu tüketiminde artış yaşanır, Avrupa ya yasa dışı yollardan göç dalgası artarken, 90 lı yıllarda toplumsal kurtuluşu hedefleyen siyasal İslam ın aksine kişisel kurtuluş anlayışı üzerinde yükselen yeni selefi dindarlaşma eğilimi yaygınlık göstermeye başlamıştır. 13 Bu analizde bizi özellikle ilgilendiren şey, bu kuşağın protesto hareketleri ve bu hareketlerle eş zamanlı gelişen,siyasi karar alma merkezinin başında egemen sınıfa karşı toplumsal ve bireysel şiddet hareketlerine başvurmak zorunda kalmış olmasıdır. Bu, aynı zamanda genç kuşakların Cezayir deki egemen sınıfın uygulamalarından memnun olmadığının da bir kanıtıdır. Ülkede tam on yıl boyunca yaşanan çatışma nedeniyle daha da derinleşen bu olumsuz bakış buna eşlik etmiştir. Bu dönemde sosyal ayrım keskinleşmiş, uzun yıllar eşitlik içerisinde güvenli bir hayat tarzına sahip bir toplumda bütün biçimleriyle yolsuzluklar hızlı bir artış göstermiştir. 14 Ve bu kuşak, kendisini doğrudan ifade edebilmek için fabrikaya ve iş yerine sığınmıştır. Cezayir in daha önce benzerini görmediği işçi protestolarının yarattığı karışıklıklar, devrim tecrübesine sahip milliyetçi düşünceyle dolu işçilerin sınırlı protestolarına hiçbir şekilde ilgi göstermemiştir. 15 Farklı sendikaların kurulmasına izin verilmesinden önce dahi bu kuşak, hiçbir şekilde devletin kurdurduğu resmi yönelime sahip sendikaların çatısı altında faaliyete

4 kesinlikle yanaşmamış, bütün faaliyetlerini bu çerçevenin dışında yapmaya özen göstermişlerdir. Buna bir de bu kuşağın kullandığı, Ray müziği ve Berberi şarkıları gibi sanatsal ifade biçimlerini de eklemek gerekir. Birinci kuşağın ve en azından kültürel tüketim düzeyinde daha dışa açık olan ikinci kuşağın tercihleriyle çatışmak için diğer sanatsal ifade biçimlerini de denemiştir. 16 Bir önceki analizden, üç kuşak arasındaki ilişkilerin ve her bir kuşağın diğerine bakışının homojen bir yapı arz etmediğini ve birbirine benzemediği sonucunu çıkartıyoruz. Bu sadece subjektif değerler üzerinde yükselen bir bakışa değil aynı zamanda her kuşağın diğerini tanıması ve onunla temas kurmasına bağlıdır. Zira doğrudan temas ve aynı kurumlar içerisinde çalışmak, ötekine takdir dolu hislerle bakmaya uygun bir zeminin yaratılmasına yardım eder. Birinci kuşağın yanında toplumsal ve ekonomik işleri yürütme görevini üslenmeyi kabul etmiş ikinci kuşak, birinci kuşağa hala saygı beslemekte, kurtuluş devrimi sırasında yaptığı işler ve özellikle milli bağımsızlığın kazanılması noktasındaki katkılarını kabul etmekte ve saygı duymayı sürdürmektedir. Bunun aksine üçüncü kuşak ise birinci kuşağın kurmuş olduğu resmi siyasi ve sendikal kurumlara girmekten kaçınmış, bu nedenle bir türlü birinci kuşakla temas kuramamıştır. 17 Bu iki kuşak arasındaki buluşmazlık, ikinci kuşak nezdinde devrimi gerçekleştiren kuşağın imajını olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle söz konusu imaj, birinci kuşağın tarihsel olarak Cezayir in sömürgecilikten kurtuluşunda yaptığı büyük katkıların görmezden gelinmesine yol açmıştır. Mesele sadece iki kuşak arasında temas olmamasıyla sınırlı olmayıp bunu da aşan bir özelliğe sahiptir. Örneğin bağımsızlığın kazanılmasından hemen önceki dönemde birinci kuşağın siyasi deneyimi, bu kuşağın devlet işlerini ve siyasi faaliyetleri uzun süre tekelinde tutmasının bedelini kendisine ödeterek siyasi meşruiyetinin yıpranmasına neden olmuştur. Yolsuzluk, milli servetin adaletsiz dağılımı, Cezayir in sahip olduğu onca yer altı ve yerüstü zenginliğe rağmen sürekli olduğu yerde saymasına neden olan sosyal ve iktisadi alanlardaki fiyasko da bu meşruiyetin yitirilmesinin nedenlerindendir. İkinci kuşağın birincisiyle ilişkisine gelince, bu ilişki daha objektiftir. Zira bu ilişki daha çok ücretli-müdür, patron-işçi ilişkisine daha çok benzemektedir. Her ne kadar gergin bir ilişki tarzı olsa da bir red ilişkisi ya da psikolojik boyutları olan bir ilişki söz konusu değildir. Gençlerle ondan yaşça büyük ekonomik ve sosyal politikaların uygulayıcısı ikinci kuşak arasındaki ilişki, ekonomik ve sosyal krizler nedeniyle olumsuz etkilense de hiçbir zaman düşmanlık ve kopuş noktasına gelmemiştir lı yılların başlarından itibaren gündeme gelen devletin ekonomideki rolünün azaltılması, özelleştirme, işçilere yol verilmesi ve kamu kuruluşlarının kapatılması gibi yeni siyasi ve ekonomik tercihlerle buna eşlik eden finansal kriz, ikinci ve üçüncü kuşak arasında çatışmaların artmasına yol açmış ancak çatışma, sadece ekonomik çıkarlar alanında gerçekleşmiş, genç kuşağın devrim kuşağına bakışında olduğu gibi siyasi ve fikri noktalara intikal etmemiştir. Uygulayıcı ikinci kuşak, aynı ilişkiyi taklit etmek istememekte, babasının yerini işgal gibi bir niyete sahip olmamakta, kendisinde olmayan devrimci meşruiyet gibi bir iddiada bulunmamaktadır. Ayrıca Bu devrimci meşruiyet Cezayir de genç nesilleri psikolojik açıdan zor durumda bırakmış, kendisinin hiçbir tarihi önemi yokmuş gibi bir hisse kapılmasına neden olmuştur. Bu nedenle bu kuşak, Cezayir milli takımının maçlarında olduğu gibi basit ve geçici de olsa bir takım zaferlere özlem duymasına neden olmuştur. 19 Bunları, genç kuşağın ikinci kuşağa yönelik, onun bencil ve sadece sınıfsal çıkarlarını gözeten bir kuşak olduğu şeklindeki suçlamalarına rağmen söylüyoruz. Bu anlamıyla söz konusu durum onu orta sınıfa yakınlaştıran bir sosyolojik özelliğe sahiptir. Adı geçen sınıfın üst kesimleri, bir çok durumda yabancı sermayenin de yardımıyla ücretlilikten işveren konumuna geçiş amacıyla ekonomi politikalarının kamusal uygulanmasından yararlanırken aynı sınıfın başka diğer gruplarını olumsuz etkilemiştir. Bu da iş dünyasında söz konusu başarısızlıktan ikinci kuşağın sorumlu tutulmasına, onun genç nesiller tarafından

5 eleştirilmesine ve dolayısıyla oluşturulması mümkün olan sosyal ittifakların ilgasına yol açmıştır. Halbuki meydana gelen dağılma hali yerine, devlet kurumlarına dayanan tarihi sosyal kitlenin inşası savunulabilirdi. Bu senaryo, bağımsız bir şekilde siyasi faaliyet yapma yeteneği olmayan ikinci kuşağın aldığı siyasi terbiye ve yetiştiği koşullar nedeniyle fiilen hiç gerçekleşmedi. Genç kuşağın, devrim ve milli devlet kuşağı olan birinci kuşağa yönelik olumsuz bakışı kadar, birinci kuşağın genç kuşağa da aynı nazarla baktığını görüyoruz. Öyleyse bu kuşak, günlük protestolar üzerinden babasının kuşağına isyan bayrağı açan özürlü ve çarpıtılmış, yeteri kadar milli değerlere sahip olmadığı düşünülen, hatta birilerine göre milli değerlerin temsilcilerinden kaçan bir kuşaktır. Bu kaçış, bağımsızlık kuşağının fedakarlıklarından şüphe etme noktasına varmış durumdadır. Bu bakış açısı, hızla savrularak Cezayir kurtuluş savaşına omuz vermiş mücahitlerin ve şehitlerin evlatlarının, dini örgütlerin düzenledikleri suikastlarla can vermelerine yol açtı. Bu 90 lı yıllardaydı. 20 Bu dönem kurtuluş savaşına katılmış bir çok mücahidin silahını bu kez radikal İslami hareketlerin saflarına katılmış özürlü kuşak a doğrulttuğu bir dönemdir. 6. Geçiş Senaryoları Cezayir de siyasi hayatın çerçevesini oluşturan üç kuşağın, yetiştiği kurumların, bütün kültürel ve fikri özellikleriyle birinin diğerine bakışının bilgisine ayrıntılı olarak sahip olduktan sonra incelemenin, Cezayir de siyasi geçişin mümkün senaryolarıyla ilgili ikinci bölümüne değinmemiz mümkündür. Daha önce de belirttiğimiz gibi, mesele salt iktidarın siyasi el değiştirmesinden ibaret olmayıp kuşaklarla ilgili, düşünsel ve kurumsal boyutları olan da bir konudur. Olaya böyle baktığımızda merkez siyasi kurumların yürütülme biçimleri, kendi aralarındaki ilişkileri ve siville asker arasındaki ilişkiyle alakalı olduğunu görürüz. Bu geçiş, sürekli milliyetçilik örtüsünün altına saklanmamayı, milliliği ya da milliyetçiliği çağla uyumlu, kendisinden uzaklaşan sosyal sınıflara yeniden ilgi göstermeyi ve -biyolojik olarak son demlerini yaşamakta olan- devrim kuşağının iktidarı gençlere teslim etmesini gerektirir. Böyle bir geçişe ilişkin önümüzde iki muhtemel senaryo gözükmektedir. Birincisine Olumlu senaryo veyahut Devrimci olmayan reformist adını verdik. Bu ifade, siyasi iktidarın devrim kuşağından, politikaları uygulamada ve hayata geçirmede birincisinden çok daha başarılı ikinci kuşağa aktarılmasını bize özetler. İktidarın hala milliyetçi düşünceye yakın ve birinci kuşağa saygı beslemeye devam eden bir kuşağa aktarımı, iki kuşak arasında iktidar geçişinin daha pürüzsüz olmasına yardım edebilir. Ancak bu senaryonun önünde engeller vardır. Bunlardan en net olarak ortaya çıkanı, işleri başka bir otoritenin gözetimi altında yürütmeye alışmış, devrim kuşağının kendisi için çizdiği çerçevenin dışında siyasi insiyatif kullanamayan ikinci kuşağın sahip olduğu kültürel özelliklerdir. Aynı şekilde, iş bölümüne ve bu iş bölümünün Cezayir siyasi düzenindeki uzantılarını kabullenmek, bu kuşağa belirli siyasetlerin uygulayıcısı ve onaylayıcısı olma dışında bir pozisyon vermemiştir. İlaveten, aydınlanmış kuşağın içerisindeki büyük bir kesimin nevi şahsına münhasır olan bölünme hali de buna eklenmelidir, zira bu kuşağın konumu, çevresiyle Arapça konuşamaması sorununu ortaya çıkarmakta, bu da kendisiyle diyaloğa girilememesine yol açmaktadır. Aynı sorunu, Cezayir de sınai ve idari sektörlerin yönetimini üslenmiş teknokrat kesimde de bulmaktayız. Ancak, fiili zorluklar ne olursa olsun, ikinci kuşağın üstünlükleri ve avantajları, diğer iki kuşak arasında orta bir pozisyonda bulunmasında yatmaktadır, zira bu konum ona arabuluculuk imkanı sağlamaktadır. Aynı şekilde önce kendine sonra da diğer iki kuşağa olumlu bakışa sahip olması nedeniyle iktidarın pürüzsüz bir şekilde genç kuşaklara aktarılmasına yardımcı olabileceği gibi, birinci kuşakla milliyetçilik düzleminde ortak değerlere sahip olmasından dolayı fikri ve siyasi konulardaki geçişte başarılı olma şansı

6 yüksektir. Bu senaryo, barışçı ve kaosa prim vermeyen öngörülerine rağmen, devlet kurumlarının, ikinci kuşağın yöneticiliğini yaptığı siyasi partiler, dernekler ve sendikaların da içinde bulunduğu devlet-toplum ilişkisinin derin bir reformuna ihtiyaç göstermektedir. İkinci senaryonun, diğer senaryonun başarısız olması ve birinci kuşağın bayrağı devretmeyi reddetmesi durumunda birinci senaryoya alternatif olması mümkündür. Bu durumda ikinci kuşak, fiili olarak bir takım siyasi rollerden oluşan bir sandviç kuşak a dönüşmektedir. Yaşı ilerlerken hiçbir zaman gelmeyecek bir siyasi rolü beklemektedir. Ancak bu gerçekleşmesi imkansız rol, Cezayir deki en büyük kuşakla en küçüğü arasındaki işlerin bir sonuca bağlanması noktasında son derece stratejik bir öneme sahiptir. Burada zaman unsurunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır, zira bu unsur ikinci senaryonun uygulanabilirliği açısından önemlidir. Cezayir de siyasi geçiş görevinin gerçekleştirilmesi uzadıkça, objektif olarak ikinci senaryonun uygulanabilirliğine zemin hazırlamaktadır. İkinci senaryonun anlamı, üçüncü kuşağın, genç ve toplumsal hareketler kuşağının, kendisine açıkça olumsuz bir bakışa sahip olan birinci kuşaktan iktidarı doğrudan ve tek bir hareketle almasıdır ki bu durum fikri, siyasi, kuşaklar arası ve kurumsal düzeyde bir kopuşa yol açabilir. Öyleyse anahtar, iktidara egemen olan devrim kuşağının elindedir. Bu şiddeti de içeren ikinci senaryo, şayet siyasi karar alma mekanizmalarının başında olan birinci kuşağın ruh ikizi olan ikinci kuşağın lehine olarak iktidardan kendiliğinden ve uzlaşma yoluyla çekilmesi durumunda kaçınılmaz olarak gerçekleşecek bir senaryo değildir. 21 Bu durum, Cezayir deki siyaset alanının, neden ikinci kuşağın mevcut iktidarın reforme edilmesi talebiyle üçüncü kuşağın radikal değişimler isteyen talepleri arasında git gel yaşayan bir iç çekişmeye tanık olduğunu bizlere açıklar. Bu ikilik, göreceli olarak uzun sürebilir. Ancak kesinlikle Cezayir deki iktidarın genç kuşaklara geçişi, tarihi çözüm biçimini kararlaştıracak olan bir aşamaya ulaşacaktır. 7. Geçişin şartları: Objektif ve subjektif faktörler Bu araştırmanın birinci bölümünün bitimine doğru, Cezayir deki siyasi geçişin, bazılarına kısmen işaret ettiğimiz özellik ve koşullarıyla birlikte, diğer bütün faktörlerden bağımsız gerçekleşmediğini hatırlatmakta fayda var. Geçişe her zaman yardımcı olmayabilen belirli tarihsel, siyasi şartlar mevcuttur. Biz bu koşulları biri objektif diğeri subjektif olmak üzere ikiye ayırdık. Bize göre, bunlardan ilk kısmının büyük bir bölümü yardımcı unsurlardır, değişime doğru ilerleyen yolda olumlu katkıları bulunmaktadır. Öte yandan subjektif şartlar geçiş işlemine yardımcı olmaz, Cezayir de yapılması gerekli reformların tamamlanmasına engeldir. Bu durum, okuyucuya Cezayir deki reform sürecinin yaşadığı tıkanıklık hali hakkında bir fikir verebilir. Her şeye rağmen, objektif şartları, bize göre siyasi geçişin makul ve uygun koşullarda gerçekleşmesini sağlayacak üç ana başlığa ayırabiliriz. Bu koşullardan biri ülkenin mali durumuyla ilgili, diğeri Cezayir in yakın dönem siyasi tecrübesi ve bundan alınan derslerle ilintili, üçüncüsü ise medyada ve bazı siyasi merkezlerde dile getirilen Arap dünyasındaki olayların Cezayir üzerinde etkisi yoktur şeklindeki yaklaşımların aksine, Cezayir üzerinde güçlü bir baskı yaratan uluslararası koşullar ve Arap ülkelerinin içinde bulunduğu durumdur. 22 Cezayir in yaşadığı, finansal kriz (ekonomik değil), 23 ilk bakışta geçiş işlemine katkısı olan bir faktör gibi görünmektedir, zira karar sahibinin, geçişin hemen ardından yapılması mümkün olan tercihlere, finansal durumun etkisinden duyulan endişeye ya da yabancı baskısına boyun eğmeksizin ekonomik ve toplumsal kararlar alınmasına izin veren bir faktör olabilir. Buradaki çelişki, objektif bir şekilde yürütülen finansal durumun, geçiş işlemini engelleyen bir faktöre dönüşebilmesidir. Ocak 2011 den itibaren Arap dünyasındaki iktidarlar, mevcut sosyal durumun değiştirilmesini değil aynen sürmesini sağlamak amacıyla sosyal ya da ekonomik reformlar yapmak yerine sorunların özüne inmeyen, sadece bir takım

7 kanuni ya da şekli değişikliklerle yetinen, sosyal rüşvet mantığını çağrıştıran bir takım toplumsal politikaları uygulamaya koydular. 24 Bu nedenle de Arap dünyasındaki toplumsal başkaldırı dinmek yerine daha da gemi azıya aldı, taleplerini artırdı. Öyle görünüyor ki ekonomik ve toplumsal reform politikalarına başvurulsa bile genellikle belirli toplumsal gruplar için yapıldığından, Arap devrimlerinde halkların toplumsal taleplerin ucu açıktır. 25 Diğer geçiş şekillerinin başarılı olmasında objektif olarak katkıda bulunan faktörlerden biri de 10 yıldan fazla bir zaman boyunca iç savaş yaşamış ve bu zaman diliminde 200 bin vatandaşını kaybetmiş bulunan Cezayirlilerin zihniyeti dir. 26 Bu zihniyet, Cezayir deki siyasi ve toplumsal tartışmanın kalitesiyle ölçülebilecek ve büyük bir pazarlık gücüne sahip siyasi, sosyal ve ekonomik yaklaşımlar yerine ideolojik ve kültürel tercihleri önemseyen bir zihniyettir. Halbuki, Emmanuel Todd un Toplumun Antropolojik derinliğinin kışkırtılması 27 dediği şeyle irtibatlı olması nedeniyle, bu pazarlık gücü, 90 lı yıllarda hakim olan ideolojik yaklaşımlarda neredeyse sıfıra yakın olmuştur. Çözümlenmesi uzun zamansal süreçler gerektiren ideolojik ve kültürel sorunsallardan uzak objektif bir yaklaşımı, Cezayir in 2011 Ocağından itibaren tanık olduğu protesto hareketlerinde dile getirilen taleplerde görmek mümkündür. 28 Bir diğer gösterge de dil, kimlik ve din meselelerine önem veren bu kültürel taleplerin benimsenmesinde son derece uzman olan siyasi parti ve hareketlerin maruz kaldığı zaafta da görmek mümkündür. Medya alanında da bu tür yaklaşımların geçersiz olduğu görülmekte. Özellikle de toplumsal taleplerde yaşanan dönüşümden sonra, 29 kadın, kimlik ve (ki 80 li yılların sonlarında 90 lı yılların başlarında güçlü bir şekilde tartışılan ancak şimdi ortadan kalkmış bulunan) bütün kültürel tartışmalarda da aynı şey geçerlidir. Son olarak geçişi mümkün kılacak objektif şartlar çerçevesinde 2011 yılının başlarından itibaren hakim olan Arap ve uluslararası boyutu hatırlatmakta fayda var. Cezayir, sanki durağan hiçbir şeyden etkilenmeyen yapıya sahip bir ülkeymiş ya da her şey burada güllük gülistanlıkmış gibi, Arap ve Mağrip ülkelerinin dışında kalması mümkün değildir. 30 Arap dünyası ve uluslararası yapı, bölgede tek başına kalan, uluslararası ve bölgesel düzeyde kuşatılmış bir yapıya dönüşmesini önleyecek siyasi reformlar yapması için Cezayir siyasi düzenine baskıda bulunan iki farklı faktördür. Okuyucu, reform ve siyasi geçişe katkıda bulunabilecek faktörler olarak nitelediğimiz şeylerin, Cezayir de siyasi düzenin aynen devam etmesi için yapılan sosyal yardımların sosyal rüşvete dönüşerek, bazı durumlarda geçişi zorlaştıran ve reformu engelleyen şeyler olduklarını göreceklerdir. Arap dünyası ile uluslararası boyutun, Cezayir de siyasi geçiş kararına olumsuz etkileri olabilir. Tunus ta ve Mısır da devrim sonrası süreçte seçimleri İslamcıların kazanması, Cezayir rejiminin mevcut durumun olduğu gibi sürdürülmesine neden olmaktadır. Zira benzer süreçten geçen Cezayir, 90 lı yıllarda büyük bir şiddet sarmalına girdiğinden aynı tecrübeyi yaşama korkusuyla hiçbir şekilde değişim ya da reform sürecini başlatmak istememektedir. Libya daki durum şüphesiz, yabancı askeri müdahale nedeniyle Tunus ve Mısır dan farklı olarak Cezayir üzerinde olumsuz etkisi olacaktır. Bu komşu ülke, Cezayir vatandaşlarının endişe kaynağı haline dönüşmüştür. Buradan Cezayir de reformların hayata geçirilmesinde zaman faktörünün ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bütün bu değişkenlerin orta ve kısa vadede bu noktayla bağlantılı unsurların etkili olması beklenmektedir. Reform ve geçiş işlemine yardımcı olması beklenen objektif şartların, az önce de belirttiğimiz gibi tam tersine bir engel ve statükonun devamı için bir gerekçe olabileceğini gördük. Öyleyse nasıl bir tablo oluşacak? Subjektif şartlar dediğimiz faktörlere geçersek, bunların tamamının reforma ve geçiş işlemine yardımcı olmadığını görürüz. Bu da Cezayir in siyasi geçiş ve siyasi reformların gerçekleştirilmesinin karşı karşıya kaldığı sorunları bizlere göstermektedir. Kolaylaştırıcı olmayan bu subjektif şartlar arasında Cezayir siyasal sistemi ve yürütme mekanizmalarının bulunduğuna inanmıyoruz. Cezayir siyasal sistemi, Tunus ya da Mısır tarzı bir siyasal sistem değildir. Başkan Buteflika nın, 2004 yılından bu yana sivil karar merkezi

8 olarak yetkileri Cumhurbaşkanı lehine genişletmişse de, buradaki siyasi düzen, Bin Ali nin ülkeden kaçmasına ya da Mübarek in koltuğundan çekilmesine benzer şekilde, sadece bir unsurunun kalkmasıyla değişecek bir düzen değildir. Siville askerler arasındaki ilişkilerin özellikleri, reform ve değişim lehine olmayacaktır, zira fiili karar sahibi olan askerler, salt sivil unsurların değişmesiyle değişecek değildir. Hatta sivil unsurların şahıslar düzeyinde bir değişim gerçekleştirmesi mümkün olsa bile, bu, hiçbir zaman sivillerle askerler arasındaki kurumsal ilişkilerin değişeceği anlamına gelmez. 31 Bu durum, mevcut düzenin ve uygulama mekanizmalarının ömrünü uzatmakta, şahısların ve kurumların hesap verme imkanını azaltmakta, şeffaflığın koşullarını zayıflatmakta, insanlara sorumluluklar yüklemektedir. 32 Bütün bunlara, partilerin zayıflıklarını, doğrudan eyleme inanan halk siyasi kültürünün varlığını eklediğimizde Cezayir de resmi siyasetin dönüşümünün oldukça zor bir senaryo olduğunu görürüz. Subjektif şartlar çerçevesindeki ikinci unsur ise, bir kısmına bu araştırmanın birinci bölümünde değindiğimiz, bölünmüş haliyle Cezayir de orta sınıfın özellikleri ve rollerine ilişkindir. Her ne kadar bu gruplar halk kökenlerine sahip olsalar da kültür ve dil düzeyinde bölünmüşlerdir. Daha önce ikinci siyasi kuşağı ele alırken ifade ettiğimiz gibi, kendisini çıkmaz bir yola götüren içinde yetiştiği şartlar nedeniyle bu gruplar, reformun başlatılması noktasında aktif bir rol üslenmeyeceklerdir. Yapmış oldukları tercihlerden zarar görmeleri nedeniyle bireysel çözümlere başvuracaklardır. 33 Bu çözümler, göç, 90 lı yıllarda kültürlü ve eğitimli sınıfın yaptığına benzer bir tavırla Cezayir i terk etmek, içe kapanma ve toplumsal meselelere ilgi göstermemek şeklinde tezahür etmektedir. Aynı şekilde halk ın korku ve kaygı içine düşmesi, siyasi ve kültürel tercihlerinin neye yol açacağını anlamadan yapılan bir taleple, siyasi ve toplumsal çevreden kendisini koruması için ordudan yardım istemesine neden olmuştur. 34 Halbuki, reformun ve değişimin mantığı ikinci kuşağın ana direği olan grupların üçüncü kuşakla daha fazla bağ kurarak, zorlukları aşmayı, bu orta sınıf mensubu grupların egemen olduğu sendika ve parti gibi kurumlarda genç kuşakla daha fazla buluşmalarını gerektirir Ocağında patlak veren gösterilerde dikkat çekici bir şekilde gözlemlendiği gibi ikinci kuşağın acziyeti halen sürmektedir. 35 Ülke içinde yaşanan toplumsal hareketleri derinlemesine anlamaya yanaşmamış, buradan siyasi ve toplumsal anlamda bir ders çıkarma yoluna gitmemiştir. Bu durum, orta sınıfların hakim olduğu siyasi partilerin ve korporatist (sadece belirli grupların çıkarlarına hizmet eden sendikal) mantığa bağlı kalan bağımsız sendikaların 36 dile getirdiği bir yetersizliktir. Bu olgu, devletin toplumsal rüşvet i yaygınlaştırarak belirli bir para akışının yaşanmasını sağlamıştır. Yaşanan bu durum, Cezayir i Körfez ülkelerindeki tabloya kısmen yaklaştırmış, orta sınıflar ve bu sınıfların hakimiyetindeki sendikalar ve siyasi kurumlar, önemli toplumsal taleplerin yerine getirilmesi ve siyasi düzenin reforme edilmesi için hiçbir şey yapmamıştır. 37 Bu bağlamda, ikinci kuşak üyelerinin sahip olduğu özel yere işaret etmek gerekir. Ordudaki teknik ve günlük idari işlerin yürütülmesini üslenmekle birlikte, siyasi karar alma mekanizmasına hala hakim olabilmiş değildir. Genel olarak siyasi karar, birinci kuşağın tahakkümündedir. Ordu bağlamında bu mesele giderek önem kazanmaktadır, zira ülkedeki siyasi geçişin sağlanmasında ordu üzerine büyük görevler düştüğü düşünülmektedir. İyileştirici bir güç, yetişme koşulları, sahip olduğu ilişkilerin düzeyi, yaşça büyük yönetici kuşağın ona bakışı, bir alt kuşakla ilişkisi, bütün bunlar, Cezayir de şu ana kadar devam etmekte olan ordunun siyasi hayata müdahaleden elini çekmesi ve profesyonel işleyişe geçişinin temini bakımından objektif anlamda katkıda bulunabilecek hususlardır. Bu yönelim orta dönemde orduyu ideal çözüme yaklaştırabilir. Birinci kuşakla ikinci kuşak arasında gerçekleştirilmesi beklenen siyasi geçişe ilişkin birinci senaryo gerçekleşmediği taktirde, doğal olarak ordunun başka roller yerine getirmesinin beklendiği ikinci senaryo gündeme gelecektir. Bu senaryoya göre 90 lı yıllarda olduğu gibi toplumsal hareketler tarafından değişime zorlandığı taktirde ordu ile bazı halk grupları

9 arasında çatışmanın meydana gelmesi kaçınılmazdır. Bunun anlamı, ordunun siyasi rolünü sürdürmesidir ki bu durum, içerisindeki ikinci kuşak üyelerini memnun etmeyecektir. Zira kendisi bunu yapmayı öğrenememiştir. Bu da yaşça büyük birinci kuşağın üyelerinden küçük bir grubun,ordunun çeşitli kademelerinde bulunan uygulayıcı ve teknik anlamda donanımlı ikinci kuşağın aleyhine siyasi kararı tekellerine almaları demektir. Değişim lehine olmayacağına inandığımız üçüncü subjektif veri, halk siyasi kültürünün özellikleri olarak isimlendirdiğimiz, radikal ve eşitlikçi talep olarak gördüğümüz şeyle ilgilidir. Bu kültür, kendisini doğrudan eylemle ifade etmeyi tercih eder. Cezayir toplumu, tarihî bir anın yaşandığı sömürgeciliğe karşı mücadele döneminde, bir varlık gösteremeyen orta sınıf ve elit tabakayla, hareket ve eylem kabiliyetini bütünüyle yitirmiş kuşak karşısında, kendi adına konuşması gereken siyasi partilerin ve orta sınıfın fiyasko yaşadığı bir dönemde, halk güçlerine alan açılmasıyla mesele halledilmiş ve sonuç alınmıştır. Bu durum, Cezayir deki kurtuluş devriminin, Tunus ve Fas la karşılaştırıldığında sahip olduğu radikalliği ve halkçı doğasını bizlere açıklar. Zira bu iki ülke, Cezayir in yaşadığı uzun bir sömürgecilik dönemini yaşamamış, yerli burjuvazi, ulusal harekete hakim olmayı ve bu hareketin kendi çıkarlarına hizmet etmesini sağlamayı bilmiştir. Orta sınıfın bölünmüşlüğü ve pasifliğine karşın Cezayir halkının siyasi kültürü, siyasi partiler ve sendikalar gibi halkçı toplumsal hareketlerle buluşmasını imkansıza yakın derecede zor bir durum haline getirmiştir. Buluşmanın gerçekleşmemesi, krizde olan Cezayir de reform ve değişim projelerini kuvvetle etkileyecektir. Hele hele, iktidarı elinde tutan devrim kuşağının, ülkeyi bir çıkmaza sürükleyecek kadar işlerin kötüye gittiği bir ülkede yönetimi bırakmaya yanaşmaması, durumun iyice içinden çıkılmaz bir hal almasına neden olabilir. Son olarak, Cezayir deki değişim krizi, bir kez daha bireysel çözümlerin ve toplumsal eyleme inançsızlığın tercih edildiğini göstermektedir. Kişisel sorunları dışında başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen, olaylara karşı ilgisiz Cezayirli insanı konu alan şarkıcı Ba Aziz in bugün hiçbir şeyi takmıyorum (je m en fou) ifadesinde de kendini bulduğu gibi, bu olguyu hemen hemen Cezayir deki bütün kuşaklarda gözlemlemek mümkündür. Partilere üye olmaz, cami yerinde evinde namaz kılmayı tercih eder, gazete okumaz, söylenen hiçbir şeye güvenmez, zira o da bu da hepsi yalan ve Cezayir deyişiyle hikaye dir. Doha Institute sayfasından dünyabülteni için çeviren: Faruk İbrahimoğlu 1 Sömürge döneminin sonlarına doğru, özellikle de büyük kentlerde eğitim yaygınlığının göreli olarak iyileşme belirtisi göstermesi, bu kuşağın eğitimden daha üst düzeyde yararlanması sonucunu doğurmuştur. 2 Cezayir deki siyasi seçimler olgusu hakkında özellikle de çoğulculuğa geçişten sonraki döneme ilişkin yaptığımız çalışmalar, açıkça Cezayirli siyasetçinin, erken dönemde geldiği kentin sakini olmakla birlikte birinci kuşaktan olduğunu göstermiştir. Ancak o, adaylığını kentten göstermeyi reddederek yıllar önce ayrıldığı köyü ya da kasabayı tercih etmektedir. Bu da onun fiiliyatta halk tabanı olmayan bir siyasetçi olmasına yol açmaktadır. Bu durum, seçimlere girerek bir maceraya atılan bu tür bir siyasi elitin doğurduğu felaket sonuçları açıklamaktadır. Daha fazla ayrıntı için bkz: Abdünnasır Cabi, el İntihabatu d Devle ve l Müctema, (Cezayir, Darü l Kasba, 1999). 3 Cezayir deki yerleşimci sömürgecilik ve onun yarattığı çarpıklıklar, Arapçaya din ve ideolojiyle bağlantılı kutsal bir mekan atfedilmesine neden oldu. Fransızca ise iş dünyasının ve çağdaşlığın dili haline geldi. İki dilin kazandığı farklı konumlar, aynen bu dili konuşanların toplumsal konumlarına da yansıdı. Arapça bilenlerin nasibine, daha sonraki dönemde din ve ideolojiyle ilgili her şey düşerken, Fransızca bilenler üretilen politikaların uygulanmasını ve alt yönetim işlerini üslendiler. Bu kurumsal özellik arz eden iş bölümü, memur ve öğretmenlerin, teknokrat ve uygulayıcılardan uzak kalan Kurtuluş Cephesi Partisi ne egemen olmasına yol açtı. 4 Daha fazla bilgi için bkz: Nasır Cabi, el Cezayir: ed Devletü ve n nuhabu ve l harekatu l ictimaiyye, (Cezayir, Daru ş Şihab, 2008.) yılında alınan çoğulcu döneme geçiş kararının uygulamaya konmasıyla birlikte en etkin ve aktif sendikalar kamu sektöründe (özellikle de sağlık, eğitim ve idare) alanında kuruldu. Bu sendikalar, başta ücretler sorunu olmak üzere maddi taleplerde bulunarak ülkede ciddi karışıklıkların çıkmasına neden oldular.

10 6 Bu durum bir çok parti ve kişilerin Cezayir hükümetinin 2011 yılında başlattığı siyasi istişare döneminde anayasa ve yasaların günlük uygulamalarıyla kurumların günübirlik işletimleri üzerinde yoğunlaşmalarına neden oldu. Siyasilerin bir çoğunun ifadesiyle bu kanun ve anayasaların günübirlik uygulamalarına ilişkin düzenlemeler eksiklikleri ya da üstünlüklerine bakılmaksızın hiç uygulama alanı bulamadı lı yıllarda uygulanan açılım siyasetinden sonra ortaya çıkan sanayi ve hizmet sektöründeki kurumların büyük bölümünün arkasında kamu sektöründeki aktif sektörlerin başında bulunan alt yöneticileri bulunmaktaydı. 8 Bu kuşağın üyelerinin çoğu, özellikle de 90 lı yıllarda güvenliğin ortadan kalkmasıyla birlikte toplu olarak ülke dışına göç etti. İleri yaşlardaki kuşağın çocukları çok zor koşullarda göç ettiler. Söz konusu şartlar bu kuşağın üzerinde ciddi psikolojik kırılmaların yaşanmasına neden olurken bunların bir kısmı Kanada, Avustralya, Amerika, İngiltere gibi Cezayirlilere yeni göç alanları açmış oldular. 9 Bu görüşe ilişkin daha ayrıntılı bilgi için daha önce el Cezair mine l hareketil ummaliyye ile l harekati l ictimaiyye, (Cezayir, el Mahedu l Vatani li l Amel, 2002) adıyla yayınlanan şu çalışmamıza bkz: el Cilu ve l Usturatu s Siyasiye evi l ebu el faşil ve l ibnu l kafiz 10 Cezayirli aile, kentte çocuğu için okul, yetişkin kadın ve erkekleri için çalışacak yer bulabilir. Kurtuluş devrimi sırasında köyler büyük tahribata uğradığı için köylere nazaran kentlerde çok daha iyi yaşam koşulları bulabilir. Kalkınma politikalarının köye yansıması oldukça geç dönemlerde olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. 11 Genç kuşağın, genç kuşağın gazete okumaması, spor gazetelerini tercih etmesi ve siyasi konuları konuşmaması, bu kuşağın, yönetici kuşağın resmi siyasi söyleminden uzaklaştığını ortaya koyan önemli bir göstergedir. İkinci kuşak ise Cezayir deki bu medya araçlarının en büyük tüketicisi hatta kısmen de üreticisidir. 12 Cezayir deki İhvan hareketi, sola çok benzer. Eğitimin umumileşmesinden en çok yararlanan ikinci kuşak orta sınıfın egemen olduğu bir yapı arz etmektedir. Islahatçı ve tedrici bir siyasi faaliyet metodu benimsemektedir. Bu nedenle radikal protesto hareketleriyle bir yakınlık içerisinde olması mümkün değildir. 13 Başkan Şadli bin Cedid, 80 li yılların ortasından itibaren yeni ve daha zengin bir din siyasetine dönüşü benimsedi. İhvan a yakınlığıyla bilinen Muhammed Gazali ve Yusuf el Karadavi gibi bazı alimlerden yardım istedi, onlar da ülkeye gelerek Cezayir üniversitelerinde uzun süre dersler verdiler. Bunu yaparken, bağımsızlıktan bu yana kendi içine kapanmış olan tekke ve zaviyelerle olan ilişkisini geliştirdi, bunların açılmasına izin verdi. Abdülaziz Buteflika da Cumhurbaşkanlığa geldiği 1999 yılından itibaren dikkat çekici bir biçimde aynı siyaseti benimsemiştir. 14 Cezayirlilerin Cumhurbaşkanlarının görev süreleriyle ilgili anlattıkları meşhur bir fıkra vardır: Bumedyen döneminde eğitim görmeyen hayatı boyunca eğitim göremez, Şadli döneminde zengin olmayan hiçbir zaman zengin olamaz, Zerval döneminde ölmeyen hiçbir zaman ölmez!. Fıkra devam edip Buteflika dönemini kapsasaydı acaba onun hakkında ne derdi? 15 Daha fazla bilgi isteyenler, Cezayirli sosyolog Dr. Cemal Kureyd in, klasik faktör yaşlılar olarak adlandırdığı kuşağın yetişmesi ve yaptıklarıyla üçüncü kuşağın genç üyeleri arasında yaptığı karşılaştırma ve analizin ayrıntılarına başvurabilir. Djamel Guerid, L exception algérienne : la modernisation a l épreuve de la société, (Alger : Casbah éditions, 2007), pp Üçüncü kuşağın teknik tercihleri farklılık ve çeşitlilik arz eder. Belden aşağı konuları gündeme getiren Ray müziğini de, ahlaka sıkı sıkıya bağlı Berberi şarkılarını da, dini kaside ve ilahileri de dinler hatta bu kuşak içerisinde ciddi manada müziğin her türlüsünü reddeden ve onunla mücadele edinmeyi kendine şiar edinmiş önemli bir grup da vardır. 17 Son dönemlerde hükümetler, devrim kuşağından mücahitlerin konuşmacı olarak katıldığı, üniversite ve lise öğrencilerine yönelik fikri ve siyasi panel ya da konferansların düzenlenmesine başvurmuştur. Ancak öğrencilerin bu tür organizasyonlara ilgi göstermemesi, hükümetin askeri ve polis okulları gibi öğrenim kurumlarından öğrencilerin bu etkinliklere zorla getirmek zorunda kalmasına neden olmuştur. 18 Cezayir ailesi içerisinde eğitimde başarılı olmuş, ve toplumsal olarak başarının merdivenlerini tırmanmış ikinci kuşağı temsil eden ağabeylerle derslerinde başarısız olan kardeşleri arasında bir çok çatışma gözlemlenmiştir. Bu ilişkiler, iki kuşak arasında aile ortamı içerisinde yardımlaşmayı ortadan kaldırmaz. Bu aile ortamı, toplumsal politikaların iflas ettiğine dair güçlü algıların oluşmasıyla birlikte üyelerinin ekonomik, siyasi ve psikolojik olarak misyon yükledikleri bir yer haline gelmiştir. 19 Cezayir milli takımının Güney Afrika da düzenlenen 2010 Dünya Kupası maçlarındaki başarı, bağımsızlıktan sonra genç nesille devrim kuşağının ilk kucaklaştığı ve barıştığı nadir anlardan biri olmuştur. Bu maçtan sonra Cezayir bayrakları ülkenin her yanını kaplamış, bu nedenle Cezayir deki hakim sınıf, vatana bağlılığı konusunda hakkında şüphe duyduğu genç kuşağa bakışını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır çünkü bu kuşağın halen Cezayiri sevdiğini ve vatanına bağlı olduğunu gözleriyle görmüştür. Geçmişte ise bu kuşak pakında onun vatana bağlılığını sorgulayan sözler gerek resmi siyasi düzeyde gerekse medyada sürekli işleniyordu. 20 Suikastlardan önce, Cezayir de bu kuşağın üyeleri arasında, fanatik dini grupların mücahitlere karşı eylemlerinin etkisiyle birbirine hitap ederken sesler yükseldi. Çünkü onlar yaptıkları cihadın karşılığını devletten

11 almışlardı. Bu ise cihadın faziletini kaybettiren bir şeydir. Dinin hükümlerine göre cihad sadece Allah yolunda olur, geçici dünyevi çıkarlar için değil. 21 Siyasi geçiş ve kuşak meselesini, Fransa-Cezayir ilişkilerinin ayrıntılarında bulmak mümkündür. Fransız eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, 2010 Şubatı nda yaptığı Devrim kuşağı yönetimde olduğu sürece Cezayir- Fransa ilişkilerinin iyileşme göstermeyeceği yönündeki açıklaması, Cezayir de büyük protestolarda bulunulmasına ve bu ülkeye yapmayı planladığı ziyaretin iptaline neden olmuştur. 22 Cezayir de Resmi medya, büyük bir kriz içerisindedir. Öncelikle resmi medya kuruluşları, 1988 yılında Cezayir de bir siyasi geçiş tecrübesi yaşadığını, bunun bedelini çok ağır ödediğini dolayısıyla bir kez daha denemenin yararı olmadığını düşünmektedir. Ekim 1988 olaylarına yaklaşımı resmi medyanın önceden böyle değildi. Aynı şeyi bugün de yaşıyoruz, resmi medya 2011 Ocağında yaşanan olayları farklı şekillerde vermeyi sürdürüyor. Bazen serserilerin yasadışı bir şekilde düzenlediği karışıklıklar, bazen bazı gıda fiyatların indirilmesi gibi meşru taleplerin dile getirildiği gösteriler, son olarak da Cezayir in bir çok kentinde sirayet eden bu gösterileri tamamen siyasi hareketler olarak ele almıştır. Bunun ardından Cumhurbaşkanı ciddi siyasi reformların gündeme getirileceğini ilan etmiştir. Reform konuları arasında 1992 yılından bu yana uygulanan olağanüstü halin kaldırılması, anayasada ciddi değişiklikler, seçim ve partiler kanunuyla dernekler yasasında yeni düzenlemelere gidilmesi, hükümetteki siyasilerle istişarelerin başlatılması gibi konular yer almaktadır. 23 Cezayir basın kaynakları (el Watan gazetesi 28 Temmuz 2011) döviz rezervlerinin 160 milyar dolara ulaştığını açıklamıştır. Ayrıca Cezayir in dış borçlarının tamamını önceden ödeyerek kapattığı bilinmektedir. Ekonomik ise kayda değer bir iyileşme göstermemiştir, ülke ekonomisi halen %98 oranında petrole dayanmaktadır. Üretim sistemi bütünüyle dağılmış, tarım, turizm ve hizmet sektörüne ise şu ana kadar ciddi bir şekilde el atılmamıştır yılıyla karşılaştırıldığında memur maaşlarında %100 düşüş yaşanmaktadır. Gençlere kendi küçük işlerini kurmaları için kredi verilmiş, on binlerce konut sembolik ücretlerle vatandaşlara kiraya verilerek dağıtılmıştır. Ücret artışları, üyelerinin satın alma gücünün artırılmasını isteyen sendikalarla ciddi bir diyalogla birlikte gerçekleştirilmemiş, mezkur artış kurumların işleyişlerinde bir iyileşmeye neden olmamış, ücretlerdeki artış sosyal bir sözleşme ile hakların ve sorumlulukların belirlendiği bir çerçevede gerçekleşmemiştir. Önemli olan eldeki mevcut finansın belirli toplumsal kesimlere akışının sağlanarak geçici de olsa satın alma gücünün artırılmasıdır. Sosyal sözleşme, varlıklarının ve farklı düşünme haklarının meşru görüldüğü taraflarla diyaloğu gerektirir. Bunu ise mevcut egemen siyasi yapı kabule yanaşmamaktadır. 25 İşçilerin sınıfsal taleplerinin yanında gençler, bazı kentlerde, kentlerin arka mahallelerinde ve protestoların ulaşabildiği köylerde, sosyal konutların dağıtımı, susuzluk ve işsizlik gibi konuları gündeme getirmek için toplumsal ve ekonomik bir çok protesto hareketine öncülük etmektedir. 26 Bu rakam, özellikle de Cumhurbaşkanı Buteflika nın yaptığı bir konuşmadan sonra yarı resmi bir rakam haline gelmiştir. Ekonomik etkisinin 20 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Onbinlerce aileyi etkileyen zorunlu göç, kadınların ve çocukların uğradıkları cinsel saldırılar ve tecavüzler gibi diğer sosyal ve psikolojik boyutlar ise sessizce geçiştirilmektedir. 27 Emmanuel Todd, Après l empire, essai sur la décomposition du système américain, (Paris : éd. Gallimard, 2004), p Fransızca yayın yapan El Watan gazetesi, Ocak 2011 den itibaren patlak veren süreç içerisinde Cezayir deki toplum polisinin her iki saatte bir bir olaya müdahale ettiğini yazmıştır. Bunun anlamı, ayda 555, günde ise 18 gösteri yapıldığı anlamına gelir. Bütün bu protestolar, milli servetin dağılımı, konut sorunu, işsizlik ve su gibi meseleleri gündeme getirmektedir. (Bkz. El Watan gazetesi, 9 Haziran 2011). 29 Eğitimli orta sınıfın bölünmesi, burada açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır, Örneğin Arapça olarak yayınlanan gazeteler, Fransızca yayınlanan gazetelerin aksine bu tür konular üzerinde daha fazla durmaktadır. 30 Fas ta mütevazi anayasal reformların üst limitinin bulunması, Cezayir Parlamentosu nun 2011 in sonunda onayladığı kanunların metinlerinde ortaya çıkmaya başlayan, anayasal ve yasal reform sürecine olumsuz etkileri olmaktadır. Başka ülkelerde olan biten olayları takip eden kamuoyunun baskısıyla Cezayir ve Fas rejimleri aralarındaki rekabet eskidir. 31 Cezayir rejiminin özellikleriyle ilgili daha fazla ayrıntı için Cezayir siyasi sisteminde karar alma mekanizması ile ilgili yaptığımız ortak çalışmaya bkz: Nasır Cabi, Nevin Sa d (editör), Keyfe Yusnau l Karar fi l Enzımeti l Arabiyye (Arap rejimlerinde kararlar nasıl alınıyor?) Beyrut, Merkezi d Dirasati l Vahdeti l Arabiyye, s Bakanların da içinde bulunduğu üst düzey sivil yetkililerden bir çoğu, kendilerinin, karar alma mekanizmasına katılmadıkları için rejimin hatalarından sorumluğu olmadığına inanıyor. Bunu eski başbakanlardan Seyyid Ahmed Gazali, Şefik Misbah ile yaptığı röportajda bunları dile getiriyor. Gazali, Cezayir deki bir gazetenin kendisiyle yaptığı röportajda, bu durumu Fransızlarla işbirliği yapan Cezayirlilere benzetmeye cüret edememiştir. Sid Ahmed Ghozali, Questions d état : entretien avec mohamed chafik mesbah, (Alger : casbah éditions, 2009). 33 Bireysel çözüm eğilimi Cezayir toplumunda üçüncü kuşağın temsilcisi olan gençlerin de içinde bulunduğu çeşitli gruplar için egemen bir tutum haline gelmiştir. Bunu daha önce selefiliğin, uyuşturucunun, intiharın ve

12 gizli göçün yaygınlaşmasıyla ilgili konuda dile getirmiştik. Orta sınıf ise bireysel çözümü tercih eden gruplar içerisinde başka bir türü temsil etmektedir. O, Batılı ve Körfez ülkeleri gibi müreffeh ülkelere göç etme şeklinde tebarüz eden kendi yaşam standartlarıyla uyumlu tercihler yapmaktadır. Bu, değişimin toplu bir şekilde gerçekleştirilmesi projesinin ne kadar zor gerçekleştirildiğini yansıtan bir durumdur. 34 Kentli orta sınıfa ait bu eğitimli kesim, toplumsal konumunu yeniden üretmek için, özellikle eğitimin Arapça yapılmasının ardından mezunlarına güvenmediği ve terörist yetiştirmekle itham ettiği devlet okulları yerine, özel okulları tercih ettiler. Buradan hareketle Cezayir deki eğitim sistemi üzerinde yaşanan mücadeleyi daha iyi anlayabiliriz. 35 Bu, bu tarihten önce toplumsal hareketler olmadığı anlamına gelmez Ocağından sonraki dönemi sadece model olması ve protestoların yoğun olarak yaşandığı bir dönem olması nedeniyle seçtik. 36 Sadece, (Cezayir İşçi Sendikaları Federasyonu nun doktorlar, profesörler, hemşireler ve pratisyen hekimlerle ilgili kollarının bulunduğu) merkezi sendika yapısına ek olarak en az dokuz sendikanın faaliyet gösterdiği sağlık sektörünü örnek olarak alabiliriz. Bütün bu grupların doktorların yaptığı türden uzun bir grev dönemi geçirmiş, iki ay boyunca grevlerini sürdürmüşler, caddelerde yürümüşlerdir. Ancak sendikaların kendi aralarındaki bir işbirliğiyle gerçekleşmemiş, bu nedenle sağlık sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılar gündeme getirilmediği gibi sektörde yaşanan sorunların ülke sathında yaşanan sorunlarıyla ilişkisi de ele alınmamıştır. 37 Bu eğitimli orta sınıfın kendine ve rejimle olan ilişkilerine bakışı, son yıllarda Cezayir de meşhur olmuş bazı çalışmalara müracaat ederek daha iyi anlaşılabilir. Bu kitapların bazısı, yıllarında Merkez Bankası eski Başkanlığı görevini yürütmüş olan Abdürrahman Hac Nasır gibi bu teknokrat grubun temsilcilerinin tanıklıklarını içeren biyografik çalışmalardır. Kitabın önsözünde yazar bu hisleri şu kelimelerle ifade etmiştir: Bunları altmışlı yaşlarımın başındayken yazıyorum. Gerçekten her gün aşağılanma hissediyorum. Cezayirli bir vatandaş ve Cezayir elitinin bir üyesi olarak hissediyorum bu aşağılanmayı. Benim yaşımda olan birinin hayatı boyunca çalıştığının meyvesini devşirmesi ve rahat bir hayat yaşaması, çocuklarının geleceğini garanti altına almanın verdiği keyifle yaptığı işlerden hoşnut olması beklenir. Ancak fiiliyatta müthiş bir fiyasko hissi sürekli beni yoklamakta. Bu hisse kapılan tek kişi ben değilim, bütün bir halk benimle bu kanaati paylaşıyor. İşte Cezayir in paradokslarından biri de burada yatıyor. Bu, mahrum halk kitlelerinin ya da rejimle çatışma içerisinde olanların duyumsaması gayet normal olan bir his. Ancak, bu hissi karar alıcıların da duyumsadığını ve hatta ranttan en yüksek payı alanların da hissettiğini görüyoruz ki bu çok daha garip ve vahil bir durumdur. İşte Cezayir in farkı bu. En azından görünüşte karar alma gücüne sahip ve rejimin işleyişinden yararlanan insanlar, bu rejimi eleştirenlerin başında geliyor. Gerçekten çok gülünç bir durum Abderrahmane Hadj -Nacer, La martingale algérienne : réflexion sur une crise, (Alger : éditions Barzakh, 2011).

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo Dr. Abdünnasır Cabi

Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo Dr. Abdünnasır Cabi Cezayir de Kuşaklararası Siyasi Geçiş Açmazı: Üç kuşak iki senaryo Dr. Abdünnasır Cabi 2011 yılının başından itibaren Arap toplumlarının yaşamakta olduğu, Tunus ta başlayan, Mısır ve Yemen le devam eden

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

Davranıs ve Çalısma İlkeleri

Davranıs ve Çalısma İlkeleri Davranıs ve Çalısma İlkeleri Saint-Gobain Grubu, hem yönetim hem de calışanlar tarafından uygulanan ve yıllar boyunca Grubun faaliyetlerine yön veren bir takım ilkeler geliştirmiştir. Günümüzde grup, bu

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 2016 Çatışma Yönetimi: Kişi, Ekip ve Organizasyon Değişimi Koçluk Yaklaşımı ile Yönetmek Eğiticinin Eğitimi: Eğitime ve Kişiye Özel Ekip Yönetimi: Bütünsel

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN*

ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* 1.Giriþ ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* Toplu olarak kullanýlmasýndan dolayý kolektif sosyal haklar arasýnda yer alan sendika hakký 1 ; bir devlete sosyal niteliðini veren

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

D. PİRE. aralarında köprü kurar. İnsanların çoğu duvar, çok azı da. Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon

D. PİRE. aralarında köprü kurar. İnsanların çoğu duvar, çok azı da. Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurar D. PİRE Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon Latince de kararsız kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk anlamındadır İngilizce de

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ T.C. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi vturker@marmara.edu.tr 10. DERS İKY - Teknik (Fonksiyonel) Kapsamı 6. Fonksiyon: KARİYER YÖNETİMİ (DEVAMI) Kariyer Aşamaları (4 Adet)

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR Mart 215 Hikmet DENİZ i İçindekiler Tablo Listesi... iii Grafik Listesi... iii 1. Giriş... 1 2. Türkiye'de Teşvik Belgesine Bağlı Yatırımlar... 1 3. Yatırımların Bölgesel

Detaylı

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır.

IMF, Birleşmiş Milletlerin uzmanlaşmış kurumlarından biri olsa da, kendi tüzüğü, yönetim yapısı ve mali kaynağı vardır. IMF ye Genel Bakış Biz kimiz? Uluslararası Para Fonu (IMF) parasal konularda küresel işbirliğini arttırmak, mali istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Dr. Aytekin Keleş Son yirmi yılda dünya hızla global bir ekonomik yapı haline dönüşmektedir. Her bir ülkenin ekonomisi ve ekonomik değişimleri birçok ülkeyi

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER KARİYER YÖNETİMİ Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER 7 KARİYER YÖNETİMİ Kariyer, bireyin mesleği ile ilgili pozisyonları, çalışma hayatı boyunca peş peşe kullanması ve organizasyonun üst kademelerine doğru ilerlemesidir.

Detaylı

Reel Sektör Risk Yönetimi

Reel Sektör Risk Yönetimi Temel Analiz 2009 Aralık ayında vadeli piyasalarda 1230.0 dolar/ons seviyesine kadar yükselen altın fiyatları sonrasında yaklaşık % 15 düşüş ile Şubat ayı başında 1045.0 dolar/ons seviyesine geriledi.

Detaylı

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler w İçindekiler Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler Çalışma Grupları Eğitim Programları İhtisas Programları Anadolu Seminerleri Kurumsal Yönetim Kütüphanesi Yayınlar Zirve ve Paneller

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

İNGİLİZ MİLLETLER TOPLULUĞU VE İNGİLTERE NİN AB ÜYELİĞİ HAKAN KARAGÖZ

İNGİLİZ MİLLETLER TOPLULUĞU VE İNGİLTERE NİN AB ÜYELİĞİ HAKAN KARAGÖZ İngiliz Milletler Topluluğu, tarihte Britanya İmparatorluğu nun parçası olan devletler ile sonradan katılan devletlerden oluşan uluslararası bir koalisyondur. Commonwealth, bağımsız devlet anlamına gelmektedir.

Detaylı

Beyin Gücünden Beyin Göçüne...

Beyin Gücünden Beyin Göçüne... On5yirmi5.com Beyin Gücünden Beyin Göçüne... Beyin göçü, yıllardır pek çok ülkenin kan kaybı... Peki gençler neden ülkelerini tekederler? Hangi sebepler ülkelerin beyin gücünü kaybetmesine sebep olur?

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR?

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? Ulusal Eğitim Programı, iki yıllık bir çalışma sonucunda ve çok sayıda akademisyen ve eğitimcinin görüşleri alınarak ülkemiz eğitim sisteminin iyiye ve doğruya dönüşmesi

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin!

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin! YAKLAŞIMIMIZ Kuter, yıllardır dünyanın her tarafında şirketlere, özellikle yeni iş kurulumu, iş geliştirme, kurumsallaşma ve aile anayasaları alanlarında güç veren ve her aşamalarında onlara gerekli tüm

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI

MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI FEE nin 2011 yılında Mavi Bayraklı plaj ve marina yöneticilerine yönelik olarak düzenlenen anket sonuçları açıklandı. Toplamda 33 ülkeden 1151 plaj ve marina yöneticisinin

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER Merve Nur Bulut, Kübra Sezgin www.improkul.impr.org.tr facebook.com/improkul @improkul improkul@gmail.com SURİYE KRİZİ VE TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER 2011

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Mehmet Özkan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV), İstanbul, 2014, 136 Sayfa. Hacı Mehmet BOYRAZ* 1998 yılında ilan edilen Türkiye

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP)

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) Türkçe Adı Akdeniz Eylem Planı Sekretaryası (AEP) İngilizce Adı Secretariat on Mediterrenaen Action Plan (MAP) Logo Resmi İnternet Sitesi http://www.unepmap.org Kuruluş

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

ORGANİZASYONLARDA ÇATIŞMA YÖNETİMİ

ORGANİZASYONLARDA ÇATIŞMA YÖNETİMİ ORGANİZASYONLARDA ÇATIŞMA YÖNETİMİ ÇATIŞMA TANIMI İki veya daha fazla kişi arasında çeşitli kaynaklardan doğan anlaşmazlık olarak tanımlanmaktadır. Uzm. Hem. Samin Esmailzade Çatışma, aynı ya da karşıt

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı