Bu itirafları iyi okuyun!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu itirafları iyi okuyun!"

Transkript

1

2

3 1998'in 31 Mart'ında dört devrimciyi kaçırarak katleden ve kaybedenlerden biri bulundu ve cezalandırıldı. Kontrgerilla elemanı Turan Ünal, cezalandırılmadan önce devrimciler tarafından sorgulandı ve kayıp politikasının bazı yanları açığa çıktı. Kaybedenler, katledenler artık biraz daha gün ışığındadır. Hiç bir halk düşmanı halkın adaletinden kaçamayacak! "Bizde yok" diyenler, "cebimde mi ki çıkarayım" diyenler, işte sizin kiralık katiliniz itiraf ediyor! Bu itirafları iyi okuyun! Susurluk'tan sonra devletin bir ölçüde de olsa temizlendiğini sananlar bu ifadeleri özellikle okumalıdırlar. Temizlendi dedikleri devlet Turan Ünal gibi katillerin devletidir. Kararlar alınmış, uygulamaya konulmuş ve eskisi gibi rahatlıkla olmasa da, kimi dengeleri daha fazla gözetmek zorunda kalsalar da kontrgerilla faaliyetleri sürmüştür. Hem de bu kez daha profesyonelce yapılmaktadır her şey... Kontrgerillanın MİT, Genelkurmay ve polis arasındaki, oligarşinin çeşitli kesimleri arasındaki it dalaşından etkilenmemesi için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. Ama ne kadar profesyonelce örgütlenmiş olurlarsa olsunlar, işte bir yerde açık vermişlerdir. Halka karşı böylesine alçakça, aşağılıkça, vahşice faaliyetler yürütenlerin kendilerini sonuna kadar gizleyebilmesi mümkün değildir. Kontrgerillanın kaybeden, katleden timleri, kimlerin onayı, teşviği ve desteğiyle kuruldu? Kontrgerillanın kimin çıkarlarını savunduğunu merak edenlerin Turan Ünal'ın itiraf ettiği ilişkiler ağına bakmaları yeterlidir. Aslında katil, esas olarak bilinenleri doğruluyor. İtiraflar bir kez daha gösteriyor ki; Ordu bu ilişkilerin içindedir. MİT içindedir. Polis içindedir. Büyük inşaat şirketleri, holdingler içindedir. Hem de o derece ki, bu kontra elemanları holdingler hesabına güvenlik danışmanlığı yapmakta, katlettikleri insanlarımızın cesetlerini inşaat harçlarına karıştırarak yok etmektedir. MGK bu ilişkilerin zaten kurmay olarak içindedir. Hatta Susurluk'tan sonra "gidebildiğiniz yere kadar gidin" diyen Demirel bile, torpille kontrgerillaya adam sokacak kadar içindedir ilişkilerin... Gelmiş geçmiş bütün hükümetler ilişkilidir; çünkü kontrgerilla örgütlenmesi hükümetlerin de temsil edildiği MGK'da konuşulmuştur ve karara bağlanmıştır. Şu tabloya bir bakın: Para babaları, ordu, MGK, işbirlikçi uşak hükümetler, devletin gizli, açık kurumları... Bu ülkede halkın düşmanı olan kim varsa bir yerinden kontrgerilla ilişkilerine bulaşmıştır. "Kaybetmeler", düşmanlığın en somut, en çıplak ortaya çıktığı yerlerden biridir belki de bu... Kontralar halka, devrimcilere olmadık baskı ve zulmü uygularken, yok ederken, arkalarında hep bu güçler vardır. Bunlar iddia değildir. Susurluk raporundan Turan Ünal'ın itiraflarına kadar açığa çıkan her bilginin, belgenin, ilişkinin kanıtladığı budur. Kontrgerilla timlerinin işleyişi nasıldı? Turan Ünal, yeni kontra organizasyonu içinde yeni bir örgütlenmeye gidilerek timlerin oluşturulduğunu anlatıyor. "Bu örgütlenme içerisinde üçer kişilik altmışa yakın tim var. 01, 03, 05, 07, kodlarına göre sınıflandırma yapılıyor. Her sınıfın ayrı bir uzmanlık alanı var. Yalnızca 03 kodlu birim tüm birimlerin aldığı eğitimin toplamını alıyor. 03 en profesyonel birim." Turan ÜNAL da bu birimden. Faili meçhul, kaybetme gibi işleri bunlar yapıyor. "Timlerin resmi bir konumu ve rütbesi veya statüsü bulunmuyor. Herkes sanki normal er, onbaşı, çavuş gibi resmi kayıtları bulunuyor. Görev askerlikle başlıyor, eğitim veriliyor. Normal askerlik süresi bitiminde aktif olarak enaz üç yıl devam ediyor. İsteyen sınavla MİT, Özel Harekat ve askeri bir konumda kalabilir. Veya sivilde normal şartlarveya işler dahilinde ve denetim

4 **Timler genelde üçer kişi oluyor. Test ve kişisel bilgiler dahil olmak üzere yakın konumda ve anlaşabileceklerinden emin olunan kişiler ortalama üçer kişilik gruplaştırılıyor. Çalışmalardaki tutum ve davranışları ve tespitlere göre tim şefliği veriliyor. Ve timleri hücreleştirmeye özel önem gösteriliyor. Hareket alanının genişlemesi, birbirinden bağımsız çalışması, özellikle bilgi, sızma konusunda titizlikle duruluyor. 03 Grubu joker konumunda bulunduğu için ani görevler ve son dakika görevler çıkıyor. Emniyet, MİT ve diğer askeri kuruluşlar bilgi, malzeme ve personel alanında kullanılıyor. Tim'e emirler üst düzey emniyet hizmet ve daire başkanlığından geliyor. Kolluk kuvvetlerinin -emniyet, MİT, askeri komutanlıklar- sahip olduğu bütün yetkiler, kimlikler kullanılıyor. Çözümlenmenin gerekli olduğu kilit Kimleri kaybedeceklerine nasıl karar veriyorlar? Turan Ünal'ın itiraflarında en dikkat çekici nokta kayıplar konusudur. Kendisi de kaybedip katlettiği insanların adlarını hatırlayamıyor bu katilin. Ama kaybederken neyi düşündüklerini, kimlerin kaybedileceğinin nasıl tespit edildiğini iyi biliyor. Aynen şöyle diyor: "Kim ne kadar örgüt içinde etkin, kim kişiye bağlı örgütlenme yapıyor, ve kimi kaybederlerse o birim ya da bölgede moral bozukluğu ve örgütü, devrimciliği bırakanlar artar..." Bunu düşünüyorlar ve karar veriyorlar. Amaç, korkuyu yüreklerde dağ gibi büyütmek yani. İnsanları bu batağın içine gömmek. Hareketsiz hale getirmek. Bu işi yaparken ellerinde bir de liste var. Listeyi Mart 1995'te, Gazi ayaklanmasından sonra İstanbul ve Ankara'da JİTEM, MİT ve Emniyet hazırlıyor. Tek tek, kaybedilmesi düşünülen bütün devrimciler için detaylı bilgiler yer alıyor bu listelerde. Bu listenin Gazi sonrasına denk getirilmesi çarpıcıdır. Neden Gazi? Çünkü Gazi, devletin korkularının iyice büyümesi demektir. Devrimcilerin sağlam bir önderlik sürdürebildikleri yerde halkın neler yapabileceğini gösterir Gazi... Binlerce insanın ölüm kusan namlular karşısında göğsünü açarak taşla, sopayla karşılık vermesi ve düşmanını yenmesi büyük bir tehlikedir. Nasıl bizim için Gazi zengin bir deney ve tecrübe birikimi sağlamışsa, düşman için de aynı işlevi görmüştür. O da kendi payına dersler çıkarmış ve Gazileri önlemenin en sağlam yolunun halkı bir korku denizinin ortasında tutmak olduğuna karar vermiştir. İt dalaşında kontrgerilla üstünlüğü İsimleri tesbit edilen devrimcileri katledecek kontrgerilla ekipleri, üç beş "vatansever" polisin kendi kafasından oluşturulmamıştır elbette. ****Ordu örgütlemiştir. Bu örgütlenme hücre tipi yapılmış, böylelikle diğer devlet kurumlarıyla aralarında çıkacak muhtemel bir it dalaşından ve devrimcilerin onları açığa çıkarmasından korunmaları öngörülmüştür. Öyle ki timler birbirlerini bile tanımazlar. Adeta bir yeraltı örgütü işleyişi esas alınmıştır. Gene de uyuşturucu işinde pazar kavgası gibi bir it dalaşıyla karşılaştıklarında, meseleyi kendi yöntemleriyle çözmüşlerdir. Yok etmişlerdir. Turan Ünal'ın yaptığı şu itiraf böyle bir yok etme örneğidir: "Emniyetle olan bu tür çelişkiler 1997 dönemlerine kadar yaşandı. Ciddi uyanlara rağmen deşifre olabilinecek işlerin yapılmasına devamından da dolayı Ankara'da Erdal DOĞAN isimlii bir polis intihar süsü verilerek yok edildi..." Böylece bu kontrgerilla teşkilatı devletin diğer kontra güçleri karşısında da tam bir hakimiyet sağlamıştır. Hemen bütün pis işleri onlar yapar hale gelmişler, kollarının yetişmediği yerlerde de denetim altına almışlardır. Adeta kimse onların dışında onların bu

5 hakimiyetini kıran bir şey yapamaz olmuştur. "Bundan sonraki süreç içerisinde ezici bir üstünlük sağlanarak kontraların eline geçti. Denetim ve uyarı imtiyazları oldu..." Devletin bütün kurumları ellerinden gelen her türlü desteği sunmakla yükümlü kılınmışlardır. Bu kontracılar gerek duyduklarında TELSİM'in numarasız telefon kartlarını, gerek duyduklarında MİT ve polis veya asker kimliklerini kullanmışlardır. Faaliyet alanları bütün Türkiye'dir. İhtiyaç duyulan her yere yetişmektedirler. İtiraflarda geçtiği gibi, kimi zaman İzmir'de, kimi zaman İstanbul'da, kimi zaman Ankara'da, Sivas'ta, Toroslar'da, Amasya'dadırlar. Sır olmayan bir kez daha açığa çıkmıştır Turan Ünal'ın bu itirafları, kontrgerillanın kimin tarafından örgütlendiğini de göstermektedir. Bu taşın altındaki kurum sır değildir: Ordudur. Generaller daha önceki kontrgerilla teşkilatlarının sürecin ihtiyaçlarını karşılayamadığına karar verdikleri 1992'de bu doğrultuda girişimlerde bulunmaya başlamışlar, 1993 sonlarına doğru da MGK'da bu karar çıkarılmıştır. Buna göre kontrgerilla artık **tutulacaktır. Polisle MİT, polisle Genelkurmay, Genelkurmayla MİT zaman zaman böyle bir it dalaşının içine girebilirler, bunlar yaşanmıştır; ama MGK it dalaşının "iş'lerini aksatmasına göz yummamıştır. Kayıplar, infazlar, işkenceler, cinayetler sürmelidir. Polis ve MİT gibi kontrgerilla kurumları yıpranmıştır ve profesyonel timler kurma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu anlamda MGK, süreci "isabetli" tahlil etmiştir. Susurluk'la birlikte düzenin meşruluğunun iyice ortadan kalkmasına karşın bu profesyonel timler sayesinde "iş"ler aksamadan sürmüştür. Ülkemizde kontrgerilla tartışmaları yeni değildir. Onlarca yıldır sürer. Kontrgerillanın var mı yok mu olduğu tartışmasını yapmak komiktir. Gerçeklerle ilgisi yoktur. Susurluk'tan sonra birçokları "artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını" zannetti. Bir yanıyla bu doğruydu; evet, hiçbir şey artık eskisi gibi olamazdı. Halk açısından böyleydi bu; çünkü milyonlarca insan Susurluk devletinin gerçek yüzünü görmüştü. Devletin niteliği noktasında eskisi gibi yalanlarla halkı kandırmaya devam etmek daha zordu. Ama devlet açısından da artık hiçbir şey eskisi gibi olamazdı... Devlet şöyle düşünüyordu: Bu iş mutlaka yapılmalıdır. Katliamlar, işkenceler, kayıplar, faili meçhuller mutlaka sürmelidir. Bunların bir kenara bırakılması, bu politikanın artık uygulanmaması zaten devletin sonu demektir. Ama bunlar daha güvenli, daha sağlam, daha emin adımlarla, daha az sızmayla yapılmalıdır... Turan Ünal'ın anlattığı kontrgerilla teşkilatı tam da böyle bir ihtiyaca denk düşmektedir işte... Ama bunları aktarmadan önce, 1990'h yıllarda bu kontrgerilla örgütlenmesinin bilgisi ve siyasi sorumluluğu olan bir kaç isme bakalım. Herkes ne biliyorsa açıklamalıdır ERDAL İNÖNÜ, AÇIKLAMALIDIR: Hep "ağır bir siyaset adamı" portresi çizdin, ilkeli bir siyasetçi gibi görünmeye çalıştın. Burjuva siyasetçilerinin artık iyice çürüdüğü bu ülkede bir dereceye kadar prim de yaptın. Gerçekten böyle miydin,

6 gerçekten onuruna düşkün müydün? Şimdi bunu kanıtlamak durumun dasın. 1993'te ilk SHP-DYP koalisyonunu Demirel'le birlikte kurdunuz. Başbakan yardımcısı oldun. Ama aradan uzun bir zaman geçmedi, birkaç ay sonra istifa ettin ve hükümetten çekildin. Neden? Arkandan "yazık adama, hizip kavgalarına dayanamadı, partiyi Baykalcılara verdi, 'alın başınıza çalın' demeye getirdi" diye yazdılar. Sen ise "görevi tamamlayıp artık başkalarına devretmek gerek" diye düşündüğünü söyledin. Ama kimseyi buna inandıramadın. Her ikisi de belirleyici nedenler olamazdı. Bu düzenin içindeki en namuslu adam bile böyle davranmazdı. Hiç kimsenin, bir defa iktidar koltuğuna oturduktan sonra orayı isteyerek terk ettiği görülmemişti. Sen de isteyerek çekilmedin. Birileri senden bir şeyler istedi, açıkça "yapmıyorum, yaptırmıyorum" demeye yüreğin yetmediği için çekildin. 1993'te birinci Çiller hükümeti kurulduğunda, senin başbakan yardımcılığın sırasında kuvvet komutanları yanına geldiler. Gizli bir görüşme yaptılar. Senden ne istediler? Onay verdin mi? Vermedinse nasıl karşı çıktın? Veya karşı çıkabildin mi? Açıklamalısın İnönü. 73 yaşındasın. Bundan sonra ne kadar yaşayacağını bilemezsin. Eğer insanların mezarını lanetlemesini istemiyorsan açıklamalısın MURAT KARAYALÇIN, AÇIKLAMALIDIR: CHP kurultayında solculuk tasladın, yeniden umut olmaya oynadın. Patlattığın hamasi bir nutuktu. Demokrasiden söz ediyordun. Düşünce özgürlüğünden söz ediyordun. Sen de bilirsin Murat Karayalçın; düşüncelerine pranga vurulmuş olanların örgütlenme özgürlüğü lafları beyhude bir demagojiden ibarettir. "Benimki öyle değil" mi diyorsun? Öyleyse kanıtlamalısın. Uzun süre başbakan yardımcılığı yaptın. Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına katıldın. Devletin gizli sırlarını orada konuştunuz. Politikalar tespit ettiniz. Veya kendini biraz daha masum göstermek istiyorsan şöyle de diyebiliriz: Başkaları tespit ettikleri politikaları sana dayattılar ve sen de kabul etmek zorunda kaldın. Eğer gerçekten demokratsan, eğer gerçekten söylediklerin demagoji olsun diye değilse, eğer yalnızca koltuk derdindeki bir Zübük değilsen, zaman kaybetmeden neler konuştuğunuzu, ne kararlar aldığınızı açıklamalısın. Yoldaşlarımızın katledilmesi için, halka en ağır zulümlerin edilmesi için, "bin operasyon"un yürütülmesi için kurulmuş özel kontrgerilla birimlerinden haberin var mıydı? Bu teşkilatlanmanın nasıl oluşturulduğunu, kimin kurduğunu ve kimlerin yer aldığını biliyor muydun? Bu konuda onay verdin mi? MHP'li faşist katil İbrahim Çiftçi, "Çatlı'nın yer aldığı örgüt, devlet içinde, teşkilat şeması bile bulunan bir örgüttü. Karayalçın da bunu biliyor" diyordu. Bunu hiç yalanlamadın. Bilirsin, "sükut ikrardan gelir." Eğer öyleyse, suçlusun demektir Karayalçın. Ama yol yakınken itiraf et, açıkla her şeyi... Bu sorumluluklarını ortadan kaldırmaz, ama en azından onurlu bir iş yapmış olursun. GAZETECİLER DE SORUMLUDUR 1996 yılının Aralık ayında, yani Susurluk'un üzerinden henüz kısa bir zaman geçmişken Radikal gazetesi yazarı İsmet Berkan bir dizi MGK toplantısından söz ediyor ve şöyle yazıyordu: "Terörün öteki kaynaklarını kurutmak için de "aktif" olunmasına karar verildi. Yeni taktiğin iki ayağı vardı. Teröristi eylemini yapmadan ele geçirmek, gerekirse öldürmek; teröriste maddi-manevi destek verenleri teröristle bir tutmak... Bu strateji değişikliği, 1992 yılı sonlarında MGK gündemine geldi. Bir MGK dokümanında kurulacak organizasyonun şeması ve bu organizasyonda görev alacak kişilerin isimleri de yer alıyordu. İsimler arasında Abdullah Çatlı da vardı... Örgütte özel timden polisler, bazı askerler ve Çatlı'nın bazı arkadaşları da yer alacaktı... Artık itiraz eden olmadığına göre konu yeniden MGK gündemine gelebilirdi. Geldi ve bu yeni mücadele yöntemi 1993 sonbaharında onaylandı. Siz deyin "Gladio', ben diyeyim "Özel Örgüt" MGK tarafından alınan kararla KAYBEDİLEN İNSANLARI, KAYBETTİKLERİ İNSANLARI GÖMDÜKLERİ YERLER Turan ÜNAL, katlettikleri ve kaybettikleri insanların "bir kısmını Bayrak Garnizonu'nun askeri alanına gömdüklerini, Bir kısmını Haşemoğlu İnşaat'ın yaptığı devlet -çoğu emniyet- binalarının temellerine gömdüklerini, Bir kısmını ise devlete ait ya da devletle ilişkisi olan asit kullanan petrol yan ürünlerinin işlendiği fabrikalarda asit kazanlarında eritilip yok ettiklerini" söylüyor. Buraların kontra sözlüğündeki adı "çukur"muş... kuruldu. "Gazeteciler yalnızca bugünü yaşarlar" denir. Bununla kastedilen onların olayları takip ettiği, günlük sonuçlar çıkardığı ve bunları yazdığıdır. Ama yarın aynı olaylar farklı şekillerde cereyan ettiğinde, sanki bugün hiç yaşanmamış gibi, gene aynı şaşkınlıkla davranırlar. Artık bu kronik hafıza kaybı hastalığından kurtulunmalıdır. Dünü unutmamalıdırlar. Bizim, devrimcilerin yazdıklarını, söylediklerini değil; hiç olmazsa kendi yazdıklarını unutmamalıdırlar. Susurluk'un bittiğini söyleyebilir misiniz? MGK kararlarının, belgelerinin geçersiz ilan edildiğini, "Gladio" türü bu teşkilatların lağvedildiğini söyleyebilir misiniz? Hayır, İsmet Berkan... Tersine, her şey eskiden olduğundan daha örgütlü, daha muntazam devam etmektedir. "BEN BU MGK BELGESİNİ GÖRDÜM" DİYE YAZIYORDUN. Bu bile tüylerini ürpertmişti. Ama gördüğün yazıda cinayetlerin nasıl işlendiğini, insanlara nasıl işkence edildiğini, nasıl asit kazanlarına atılıp eritildiklerini, inşaatların temellerine harçla beraber nasıl karıştırıldıklarını, insan öldürme tekniklerinin nasıl öğretildiğini, uyuşturucu işlerinin nasıl çevrileceğini yazmaz... Kaç kişinin onların elinde imha edildiğini yazmaz. Bu talimatları kimlerin verdiğini yazmaz. Nerelerde faaliyet gösterdikleri yazmaz. Şimdi, dört insanımızın katillerinden kontrgerilla Turan Ünal'ın ifadelerini oku bir de; tablo tamamlanacaktır. O zaman çok daha net, çok daha çıplak göreceksindir devlet gerçeğini. Sözümüz yalnızca İsmet Berkan'a değil, İsmet Berkan gibilerinedir. Gerçeği görüp de görmezden gelenleredir. Bütün gerçekler ortadadır. Bu tavırsızlığa artık bir son verilmelidir.*

7 Sevgili yoldaşlar, Bugün, aramızdan ayrılmanızın üzerinden neredeyse onbeş ay geçtikten sonra yazıyoruz bu satırları. Hala derin bir sızıyla çarpıyor yüreklerimiz. Biliyoruz, değil bir onbeş ay daha, onlarca yıl daha geçse hep aynı sızıyı duyacağız. Acımız da, öfkemiz de, kinimiz de hiç dinmeyecek. Hep sizi anacak, hep sizi hatırlayacağız. Yoldaşlar, Biliyorduk, kaçırılmıştınız. Bu devlet sizi almış ve kimsenin bilmediği bir yerlere götürmüştü. Nereden kaçırıldığınızı, nasıl kaçırıldığınızı neredeyse en ince detaylarına varıncaya kadar biliyorduk. En ağır işkenceleri gördüğünüzü de. Ve katledildiğinizi de tahmin ediyorduk. Aslında, bir yerde emindik de buna... Katiller sizi bu kadar uzun süre sağ tutmazlardı. Ama "gene de" diyor insan, "belki de" diyor, "yüzde bir de olsa" diyor... Yani yoldaşlar, biliyorduk bilmesine de, yattığınız yeri bilmediğimiz, üzerinizde "Öldüler Yenilmediler" yazılı mezar taşlarını görmediğimiz sürece yüreğimizin bir kıyısında bir umut ışığı vardı gene de. ilk günler daha güçlüydü bu ışık. Bu yüzden avazımız çıktığı kadar bağırdık; "kurtaralım" dedik. Dost bildiğimiz, duyarsız kalamayacaklarını düşündüğümüz herkesi yanımıza çağırdık. Harekete geçirmeyi ne kadar başardık? Tartışılır. Oysa daha vakit vardı. Hissediyorduk bunu. Çırpmıyorduk, "başarabiliriz" diyorduk, "susmayın" diyorduk, "bir gün sıra size de gelecek" diyorduk... Biz meydanlarda haykırıyorduk, devletin kurumlarından hesabınızı soruyorduk, sağ istiyorduk... Ama öyle ağır bir vurdumduymazlık kaplamıştı ki herkesi. Bu arada sizi çözmeye çalışıyorlardı, sizi lime lime ediyor, her türlü işkenceyi üzerinizde deniyor, tehdit ediyorlardı, sizi parçalıyorlardı, kollarınızı, bacaklarınızı kırıyorlardı. Belki siz de anlamıştınız artık; Evet, katledeceklerdi. Karar verilmişti. Düşman cephesinin politikaları bunun üzerine şekillenmişti. Gözdağı vermek gerekiyordu, korku tohumlarını alabildiğine derinlere ekmek gerekiyordu, binlerce insana "bakın, sizi de böyle yaparız" demek gerekiyordu ve bunun için her şeyi yapacaklardı. Dördünüzü birden katlettiklerinde, kaybettiklerinde bu etki daha da güçlü olur diye düşünüyorlardı. Yaşam neydi? Ölüm neydi? Halkı için yaşamak, halkı için ölmek, ideallere sahip olmak, umutları ve özlemleri olmak, düşlerini gerçeğe çevirebilmek, bunun için savaşmak, devrimci olmak... Onlar bu soruların cevaplarını bilmezlerdi yoldaşlar. Siz biliyordunuz. Cevap veriyordunuz. O anda kimse duymayacaktı cevabınızı; belki bir asit kuyusunda, belki yeni başlayan bir işkencehane inşaatının temel harçlarında, sessiz sedasız "kayıplara karışacaktınız. Ama olsundu, yaşananlar sonsuza kadar gizlenemezdi, bugün duyulmazsa yarın duyulurdu bu cevaplar. İşte şimdi, hayatınızla verdiğiniz cevapları herkes biliyor. Yoldaşlar! Bugün, kanınızın yerde kalmamış olmasıyla bir parça huzurluyuz. Ama bitmiş sayılmaz henüz. Daha da görülecek hesabımız Bilin ki, hepsini de tek tek veya toplu, bugün veya yarın bulacağız. Emri verenleri de, karar altına alanları da, uygulayanları da, onaylayanları da bulacak ve bu hesabı tamamlayacağız. Şimdi, Ege'nin ılık sularının altında sonsuz uykunuzu uyurken de, tıpkı eskiden olduğu gibi hep bizimlesiniz yoldaşlar. Devrimci Gençlik bürolarında senin resimlerin asılı Hayat. Gençlik senin sloganlarını atıyor. Bergama'da senin sesin yankılanıyor hala Metin Andaş. Vatanından ayrı yaşamak zorunda bırakılmış, ama vatanıyla bağlarını hiç koparmamış insanlarımızın arasındasın Ali. Yoksul gecekondu halkının içindesin Hasan. Ve hep öyle olacaksınız.*

8 Unutulmadılar, Yol Göstermeye Devam Ediyorlar TEMMUZ ŞEHİTLERİ ANILDI Katledilişlerinin 8. yıldönümünde 14 Temmuz günü tutsak anaları, yoksul gecekondulular, öğrenciler bir anma gerçekleştirdiler. 14 Temmuz günü Karacaahmet Mezarlığı'nda yapılan anma Onlar ölmediler kavgamızda yaşıyorlar ve devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. yaşayacaklar. Çünkü onlar emperyalizme ve Saygı duruşunun ardından bir basın açıklaması okundu. Basın açıklamasında şu sözlere yer verildi: "Dün Yeni Dünya Düzeni adı altında barış ve demokrasi yalanlarıyla Ortadoğu'yu denetimi altına almak isteyen ABD emperyalizmi aynı şekilde Yugoslavya'yı da bombalayarak Kosova'yı işgal ederek saldırısını işbirlikçi uşaklarının desteğiyle sürdürüyor. Yıllardır böl parçala yönet temelinde sürdürdüğü saldırıları bugün daha da boyutlanarak devam ediyor. (...) 1950'li yıllardan bu yana ülkemizi çiftliği gibi kullanan, halkımızı ve dünya halklarını açlığa, yoksulluğa mahkum eden emperyalizmin saldırılarına Türkiyeli devrimciler hiçbir zaman sessiz kalmadılar. 30 yıl önce ABD'nin 6. Filo'sunu Dolmabahçe'de denize döken devrimcilerdi. Filistin halkına kan kusturan Elhrom'u,. üstleriyle ülkemizi işgal eden İngiliz emperyalizminin temsilcilerini cezalandıran devrimcilerdi. Yaratılan anti-emperyalist geleneğe sahip çıkan 12 Temmuz direnişçileri de sessiz kalamazdı. '90 Atılımı'yla yükselen devrimci mücadeleyle 30 yıl önce başlayan gelenek sürdürülüyordu. Bu gelenekti emperyalizmin ve işbirlikçilerinin yüreğine korkuyu salan. Bağımsız vatan uğruna ölmek onurlu şeydi onlar için. Çünkü devrimciydiler. Çünkü,o büyük günün habercisiydiler. 12 Temmuz diren: şi, düşmanın kuşatması altında halka ve devrime sonsuz bir inançla bağlı olmaktır. 12 Temmuz, Kızıldere Manifestosunun sahiplenilmesidir. 12 Temmuz direnişçileri çatışarak tüm halklarımıza emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı savaş çağrısı oldular. işbirlikçilerine karşı savaş çağrısıydılar." Anmada açılan pankartta "ABD Emperyalizmini Ülkemizden Kovacağız. 12 Temmuz Şehitleri Ölümsüzdür." yazılıydı. Basın açıklamasından sonra Grup Özgürlük Türküsü'nün seslendirdiği "Bize Ölüm Yok" marşı hep bir ağızdan söylendi ve anma sona erdirildi.* "12 Temmuz Şehitleri Ölümsüzdür" Kuştepe Zeytinlik, Yoncalı Sokak ve Nisa Serezli Parki'nda 13 Temmuz günü, 12 Temmuz şehitlerini anmak için devrimci hareketin sloganlarının yer aldığı yazılamalar yapıldı.* Haziran günü keyfi bir şekilde babası ile birlikte gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan Antakya temsilcimiz Gökay Dalgıç'ın ilk mahkemesi 13 Temmuz tarihinde yapıldı. Mahkeme esnasında polisler koridorda terör estirirken içeride duruşmaya devam edildi. Temsilcimizin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, duruşmaya giden muhabirimiz Aysel Hüzmeli ve Gökmen Duman oradaki polisler tarafından mahkeme boyunca gözetim altında tutuldu. Adliye çıkışında muhabirlerimiz, bir okurumuz ve temsilcimizin babasının kimliklerine el konularak dışarı çıkmaları engellendi. Ancak avukatın gelişiyle kimliklerini alabilen muhabirlerimizden Aysel Hüzmeli ile yaptığımız konuşmada; temsilcimizin gözaltına alınışının, tutuklanmasının ve kendilerine Adliye'de yapılan tüm davranışların keyfi olduğunu belirterek, baskıların kendilerini yıldıramayacağını ve halkın sesi, soluğu olmaya devam edeceklerini söyledi.*

9 Gazi Abluka Altında Gazi halkının tırnağıyla, dişiyle vermeden sabah 06.30'da yıkım için uğraşıp, senelerdir içinde seçtiği bölgeyi kuşattı. O bölgenin tüm barındıkları yollarını kapattı. Saat 10.30'da Gazi gecekondularını yıkmak için binlerce halkının kapılarını çalarak "Çıkın dışarı polisle 14 Temmuz sabahı Gazi kaçak yapı olduğu için yıkacağız" diyerek Mahallesi kuşatıldı. Gazi halkını zorla evlerinden çıkarmış ve Binlerce polisi, çevik kuvveti, evlerini yıktırmak istemeyen ve belediye görevlisi ve 30 tane panzer, evlerinden dışarı çıkmayan insanları da çok sayıda polis otobüsü Gazi gözaltına aldılar. Yıkımda 50'den fazla ev Mahallesi'nde gecekonduları yıkmak yıkıldı ve yüzlerce insan sokakta kaldı. Ev için toplanmışlar ve tüm yolları sahiplerinden yaşlı olanlar fenalık geçirip tutmuşlardı. hastaneye kaldırıldı. Devlet güçleri Gazi Yıkım öğlenden sonra saat 15.30'da halkına hiç bitti. haber Buna rağmen yıkılan evlerin sahipleri, "Evimi yine yapacağım, istediği kadar yıksınlar ben burada oturacağım" diyerek evlerini tekrar yapmaya başlayıp, yıkımlarla seslerini susturamayacaklarını dile getirdiler.* "Evlatlarımızı Öldürtmeyeceğiz, Kefenimiz Elimizde Sabunumuz Cebimizdedir" Ankara Yüksel Caddesi'nde İnsan vardı o da açlık grevi, onlar da buna Hakları Anıtı önünde her hafta başvurmuşlardır denildi. Cumartesi günü yapılan kayıp ve Eylemde Bülent Ertürk'ün annesi ve tutsak ailelerinin düzenlediği Kemal Ertürk'ün teyzesi Güzel Şahin de eyleminin 85'ncisi 10 Temmuz günü konuşarak tepkilerini dile getirdiler. Güzel saat 12.30'da gerçekleşti. Şahin "Biz analar olarak kefenlerimizi Eylemde konuşan, Ankara İHD elimize almışız, sabunumuz Şube Sekreteri İlhami Yaban, Eskişehir cebimizdedir. Mezarımızda herhangi bir Özel Tip Cezaevi'nde tutuklu bulunan yerdedir. Biz ölüme hazırız, Bülent Ertürk ve Kemal Ertürk'ün 54 çocuklarımızı öldürmeyin biz analar her gündür açlık grevinde olduklarını yerde varız ölüm oruçlarında on iki belirterek bu insanlar yargılandıkları can verdik, o zaman Adalet bakanının yerin sınırları içindeki bir cezaevine konmak istiyorlar. Kendileri bizim yanına gitmiştik kapıları üstümüze tabutluk olarak bildiğimiz cezaevine kapattılar, bizi rehin aldılar, polisleri konulmuşlardır. Bu cezaevinde daha çağırıp bizi coplattılar, götürüp hücrelere çok çetelerin kaldığı ve sürekli taciz koydular. Bizler açlığa da dayanırız, edildiklerinden sevklerini istiyorlar zulme de çünkü biz inançlıyız" dedi. ama bu en demokratik hukuksal Eylemde "Yaşasın Halkın Adaleti", talepleri kabul edilmiyor denilerek, "Zindanlar Boşalsın Tutsaklara içerdeki birinin tek yapacağı yöntem SARIGAZİ HALK MECLİSİ GİRİŞİMİ SIVAS'TA KATLEDİLEN 37 AYDINI ANMAK İÇİN YEMEK VERDİ Sivas Madımak Oteli'nde faşistler ve gericiler tarafından katledilen 37 aydm için 9 Temmuz Cuma günü saat 15.00'te Sarıgazi Cemevi'nde Sarıgazi Halk Meclisi Girişimi tarafından yemek düzenlendi. Düzenlenen yemek ilk olarak Sivas şehitleri ve tüm devrim şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşu ile Özgürlük", "Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak", "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur", "Tutsaklara Kalkan Elleri Kırdık Kıracağız", "Hücreleri Yıkacağız" TİYAD, HÖP imzalı dövizleri açıldı. Ayrıca "Anaların Öfkesi Katilleri başlarken, saygı duruşunun ardından Sarıgazi Halk Meclisi Girişimi tarafından Sivas'ta katledilen 37 insan anlatıldı. Cemevi hocası tarafından okunan duanın ardından yemekler verilerek 150 kişinin katıldığı yemek saat 16.00'da bitirildi.* Boğacak, İşkencecilerden Hesap Sorduk Soracağız, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Tabutluklar Yıkılsın, Tutsaklara Özgürlük sloganları atıldı. Eylem saat te 150 kişinin katılımıyla sona erdi.

10 Emeklilik Yaşının Açıklanması; Sefaletin, İşsizliğin Onaylanmasıdır amu Emekçileri Sendikaları Bursa Şubeler Platformu yüzde 20'lik ücret artışını ve emeklilik yaşının olarak açıklanmasını protesto etmek için 9 Temmuz Cuma günü Bursa'daki merkez PTT önünde basın açıklaması ve faks çekme eylemi yaptı. Şubeler platformu dönem sözcüsü Sayım Gültekin'in okuduğu basın açıklamasında; "Milliyetçi ANASOL Hükümeti tercihini IMF'den yana yapmıştır. Bakanlar Kurulu'nun aldığı karar IMF'nin kararıdır. Yüzde 20'lik artış, emeklilik yaşının olarak açıklanması sefaletin işsizliğin onaylanmasıdır." dedi. Ayrıca açıklamada hükümetlerin Bursa Maliye Sarayı önünde Tüm- Maliye-Sen Bursa Şubesi 12 Temmuz Pazartesi günü saat 12.00'de yaklaşık 150 kişinin katıldığı bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında şöyle denildi: "Bu utanç tablosunun karşısında sessiz kalmayacağız. Milliyetçi Anasol Hükümeti reform değil, yıkım yasası çıkardı. Çalışanlara ölüm fermanı çıkaran Hükümet başta IMF heyeti olmak üzere bu ülkede beleş yaşamaya alışık olan çevrelerden, TÜSÎAD, TİSK ve Bursa'da da BUSİAD başkanlarından tam not almıştır. Kendilerine kıyak emekliliği uygun bugüne kadarki icraatlarının sonucunda insanların işlerinden edildiğine, sürüldüğüne, açlığa mahkum edildiğine, KiT'lerin yağmalandığına, ülkenin kaynaklarının çarçur edildiğine, beş milyon işsiz ordusuyla ve çete odaklarına karşı tutumda dünya şampiyonu olduğuna, emeklilik yaşı konusunda da Ruanda ve Uganda'yı da aşarak dünyanın rakipsiz şampiyonu olduğuna değinildi. Yaklaşık 60 kişinin katıldığı eylem Başbakanlığa, Çalışma Bakanlığı'na, TBMM'ye ve iktidardaki parti genel merkezlerine çekilen fakslarla sona erdi. Eylemde "IMF Emretti Hükümet Zikretti", "Emekçiyiz Haklıyız Kazanacağız", "Mezarda Emekli Olmayacağız" sloganları atıldı.* Bu Utanç Tablosunun Karşısında Sessiz Kalmayacağız gören, bir gecede ücretlerine hiç tartışmadan zam yapan, düzenli olarak rantiyecilere ödenen faizi milli görev gören hükümet çalışanları, emeklileri, gençleri, köylüleri, küçük esnafı, üreticiyi IMF'ye ve rantiyeciye satmıştır. Yapılan yüzde 20'lik artış yağmur gibi yaptığınız zamları karşılamıyor. Hiç kimsenin bizi emperyalistlere satmaya hakkı yok, gücü de yetmez. Çünkü biz ülkenin değerlerini yaratanlarla birlikteyiz, çünkü biz kapitülasyoncu değiliz" Eylem 13.00'te sloganlar ve alkışlarla sona erdi.* Eskişehir'de Memurlardan Protesto Eylemi Eskişehir KESK Şubeler Platformu 14 Temmuz günü saat 17.45'te Selami Vardar İş Merkezi önünde yüzde 20'lik maaş artışını ve Sosyal Güvenlik Reformunu protesto amaçlı basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını KESK Şubeler Platformu sözcüsü Ali Paşa Şanlı yaptı. Şanlı, yaptığı konuşmada; "Hükümetin petrole yaptığı günlük zamlarla maaş artışını ceplerinden aldığını, yüzde 20'lik zam sonucu memurların ortalama maaşlarının 120 milyon liradan 144 milyona, emekli maaşlarının 60 milyon liradan 72 milyona yükseldiğini, milletvekili maaşlarının ise l milyar 500 milyon liradan 1 milyar 800 milyona yükseltildiğini, Hükümet'in ekonomik terör uygulayarak çalışanları ücret kaybına uğratığını anlattı. Ali Paşa Şanlı konuşmasına şöyle devam etti: "Hükümet Sosyal Güvenlik Reformu adı altında kölelik reformunu dayatıyor. Ne zaman reform sözü edilse emekçiler için yıkım politikaları çıkıyor. Sermaye daha fazla kar amaç ediyor. IMF'nin direktifleriyle halk tamamen yoksullaşıyor." 500 kişinin katıldığı açıklama "Mezarda Emekliliğe Hayır", "Kahrolsun IMF, Bağımsız Türkiye", "Emekçiyiz Haklıyız Kazanacağız", "Zafer Direnen Emekçinin Olacak", "Çetelere Kıyak Emekçiye Dayak" sloganları ile bitirildi.* Sosyal Güvenlik Reformu Ölüm Fermanıdır Denizli'de KESK, DİSK, TÜRK-IŞ, EMEKLİ-SEN, TMMOB, EĞİT-DER VE DENÎZ- Ll DEMOKRASİ PLATFORMU 9 Temmuz tarihinde 57. Hükümet'in Sosyal Güvenlik Yasa Tasansı'nı protesto etmek için ortak bir basın açıklaması düzenlediler. Saat 17.30'da Denizli Belediyesi önünde toplanan yaklaşık 500 kişinin katıldığı basın açıklamasında işçi ve memurlar tepkilerini dile getirdiler. Hükümet'in Sosyal Güvenlik Reformu adı altında hazırlayıp sunduğu yasa tasarısının tüm çalışanların ölüm fermanı olduğu dile getirilen açıklamada, tasarının çalışanların sorunlarının çözümüne yönelik değil IMF'nin direktiflerini yerine getirmek amaçlı olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca şu sözlere yer verildi: "Sosyal Güvenlik kurumlarının bu aşamaya gelmesindeki pay bu kurumları rant ekonomisine endeksleyen ve özelleştirerek mutlu azınlığa çıkar sağlama görevini üstlenenlerindir." Eyleme katılan memurlar; adaletsiz gelir dağılımının giderilmesi, kayıt dışı ekonominin kayıtlı hale getirilmesi, emekçilerin reel ücret kayıplarının giderilmesi, herkesten geliri ve servetiyle orantılı gelir vergisi alınması, tüm çalışanları kapsayan grevli toplu sözleşmeli özgürlükçü bir yasal düzenleme yapılmasını talep ettiler. Basın açıklaması sonrasında yaptığımız görüşmelerde emekçiler ve DKÖ temsilcileri hükümet tarafından yapılacak hak gaspları ve saldırılara karşı bundan sonra da susmayacaklarını, tepkilerini dile getireceklerini ve eylemlerini büyüterek haklarını alıncaya kadar sürdüreceklerini getirdiler. Açıklama sırasında, "Mezarda Emekliliğe Hayır" "Hükümet Al Zammını Başına Çal", "İşçiler El Ele Genel Greve", "Emekçiyiz Haklıyız Kazanacağız" sloganları atıldı.* KARYAPSAN İŞÇİLERİ DİRENİYOR Kartal Belediyesi tarafından işten atılan 64 Karyapsan işçisinin 7 aydır sürdürdükleri direniş 13 Temmuz Salı günü saat 14.00'te okunan basın açıklaması ile devam etti. Kartal Meydanı'nda toplanan Belediye-İş üyeleri tarafından okunan açıklamayla haklarını alana kadar direnişi sürdüreceklerini söylediler.* Mücadelede Memur Gerçeği Dergisi'nin Son Sayısı Çıktı!

11 SES'te Olağanüstü Genel Kurul HATALARDA DEĞİL MÜCADELEDE ISRAR EDELİM KESK içerisinde devrimci dinamizmi, mücadeleci kimliği ile önemli bir yeri olan SES, son bir yılını kaybetmesine yol açan sorunlarını 2. Olağanüstü Genel Kurulu'yla da aşamadı. Bu süreçten sorumlu olan anlayışlar, yine aynı tutumlarını sürdürdüler ve ağırlıkları değişerek de olsa yeniden yönetime geldiler. Genel Kurul sürecinde yaşananlar ve sonuçta oluşan yönetim ne yazık ki geleceğe dönük bir umut vaadetmiyor. Olağanüstü Genel Kurul çağrısında bulanan gruplar iki ana noktada hata yapmışlardır. Birincisi; SES'te uzun süredir yaşanan durgunluğu aşmak için bir program çerçevesinde mücadeleyi örgütlemek yerine, yönetim içinde bir çekişmeyi yeğlemeleri ve bunu tabana olumsuz bir şekilde yansıtmalarıdır. Elbette eski genel başkanın yaptığı basın açıklaması ile başkanlıktan istifa etmeden bir partiden aday olması "eksiklik" vb. diye geçiştirilemeyecek önemli hatalardır. Ancak, bunları öne sürerek olağanüstü kongre için imza toplayan grupların da diğer sendikalarda aynı şekilde davrandıkları bir gerçektir. Örneğin; Tüm Bel Sen Genel Başkanı istifa etmeksizin ÖDP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmuştur. Öte yandan eski genel başkanın yaptığı açıklamaya yönelik eleştiriler esas olarak ülkedeki ırkçı-şoven dalganın etkilerini taşımaktaydı. Oysa eski genel başkanın açıklamasında asıl tehlikeli olan ülkedeki tüm sorunların çözümünün Kürt sorununa bağlanması ve Kürt sorununun çözümünün ise Avrupa'ya havale edilmesi anlayışıydı. Bir sınıf ve kitle örgütü olan sendikaların kendini inkarı anlamına gelen bu anlayışın üzerine gidilmesi gerekliyken tartışma ırkçı-şoven histerinin de etkisiyle "SES'in imajının zedelendiği", "üye kaybına yol açtığı" vb. söylemlerle yanlış bir zeminde ve sendikayı yıpratan bir tarzda yürütüldü. Yanlış zeminde yürütülen bu tartışmayı üst üste üç Merkez Temsilciler Kurulu'na taşıyarak MTK'ları da tıkadılar. Diğer taraftan eski genel başkan ve arkadaşları bir önceki genel kurulda sergiledikleri faydacı tutumu devam ettirerek, güven ilişkilerini büyük ölçüde zedelediler. Kendi dar milliyetçi bakış açılarını dayattılar. Bu yanlış bakışlarına yönelttiğimiz yapıcı eleştirileri "Kürt halkının demokratik taleplerine sahip çıkmak suç mu?" diye ters yüz ederek eleştirilere karşı şoven dalgayı kalkan olarak kullanmaya, yanlışlarını meşrulaştırmaya çalıştılar. Bu süreç boyunca yaptıkları hatalara yönelik özeleştirel bir tutum takınmak bir yana bu davranışlarını tüm uyarılarımıza rağmen yeni örneklerle devam ettirdiler. Bu yanıyla, yaşanan olumsuzluklarda önemli ölçüde pay sahibi oldular. Kürt milliyetçileri, olağanüstü genel kurul sürecinde de kendi hatalarının üzerinden atlayarak, emekçi hareketinin genel sorunlarına işaret eden ve mücadelenin önünü açabilecek bir hat yerine, genel kurulu yapay ve zorlama bir şekilde "şovenizme karşı mücadele" zeminine çevirme çağrısıyla yanlış tutumlarını sürdürdüler. Böylece duygusal bir atmosfer yaratarak kendilerini aklamaya ve yönetimdeki durumlarını korumaya çalıştılar. Bu atmosferden etkilenen bazı kesimler de "şovenizme karşı durmak" adına Kürt milliyetçilerinin "Ben yaptım oldu" anlayışına hizmet ederek bu sağlıksız gidişe ortak oldular. Devrimci memurlar olumsuzlukların yaşandığı her aşamada yukarıdaki eleştirileri ortaya koyarak sürecin olumsuzluklarını giderme gayreti içinde oldular. Olağanüstü genel kurul gündeme getirildiğinde gerek MYK'da gerekse diğer organlarda bu gidişin sendika için olumsuz sonuçlar doğuracağını ifade ettüer. Olağanüstü genel kurul sürecinde ise yönetimi belirleme çekişmesi yapan gruplarla tek tek ve birlikte görüşmeler yaparak yaşanan krizden çıkış için bir program oluşturulması ve sendikamızın yeniden yapılanmasına yönelik olumlu bir çabanın içine girilmesi gerektiğini vurguladılar. EMEP taraftarları da imza toplamış olmalarına rağmen bu düşünceleri paylaştıklarını ifade ederek ortak bir liste oluşmadığı taktirde seçimlere bağımsız olarak gireceklerini açıkladılar. Ancak son gün bütün söylediklerini bir kenara bırakarak yanlış zeminde oluşturulan cepheleşmenin bir tarafından yer aldılar. SES'in bu noktaya gelmesine neden olanların merkezinde olduğu "çözüm" önerilerinin, sorunları daha da derinleştireceğini, bu tutumlara ortak olmayacaklarını, her iki tarafın yanlışlarına da göz yummayacaklarını ifade ederek kollektif bir iradenin yaratılması gerektiğini söylediler. Buna rağmen her iki taraf da özel olarak SES'in, genelde ise memurların ve yoksul halkın karşı karşıya bulunduğu gelişmelerin vehametini hissederek davranmak yerine MYK'da kendi ağırlıklarını dayatmaktan vazgeçmediler. Bugün sosyal güvenlik kurumlarının yok edilmesi, dayatılan sefalet ücreti, uluslararası tahkim, giderek hızlanacağı görülen özelleştirmeler ve bunların dayatılması için artacak olan baskı, sürgün, işten atma ve örgütsüzleştirme uygulamalarıyla Cumhuriyet tarihinin en gerici-faşist saldırısıyla karşı karşıyayız. Böylesi bir dönemde SES, kendi içinde çok derin yaralar açan bir olağanüstü genel kurul yaşamıştır. Bu durumun sorumlusu olanlar er ya da geç tüm SES üyelerine bunun hesabını vermek durumundadırlar. Bu olumsuz gidişe ve SES'te oluşan, mücadelenin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak statükocu yönetime rağmen yapılması gereken mücadeleyi örgütlemeye yönelik samimi bir çaba içerisine girmektir.* Bahçeli: "Kıbrıs namusumuz..." KİMSEYİ KANDIRAMAZSINIZ; Namuslu olmak emperyalizme karşı ulusal onuru savunmaktır Şu talihsizliğe balon ki, ABD Kıbrıs meselesini çözmeye Türkiye'deki işbirlikçi hükümetin başında MHP ve DSP varken karar verdi... Üstelik de bu kez uşaklarının hiçbir isteğini dinlemeyecekmiş gibi görünüyor. Yoksa külahları değişiriz diye tehdit ediyor. Ne de olsa 20'nci yüzyılın sonunda bir Kıbrıs meselesini çözmek, emperyalizm için hem bir prestij sorunu, hem de 21'inci yüzyıla hazırlıklı girmek demek... Çünkü Ortadoğu halklarının durumu emperyalizm açısından hiç de tekin değil. Kıbrıs'ı ne kadar tez elden daha işlevli bir üs haline getirirlerse o kadar faydalı olacak. Peki hükümet koltuğundaki uşaklar şimdi ne yapacaklar? Aşağı tükürseler taban, yukarı tükürseler Clinton. Biri Kıbrıs'ın işgalini örgütleyen, "Kıbrıs fatihi" Ecevit, diğeri de milliyetçi şoven propagandasında Kıbrıs'ı her fırsatta işleyen MHP... Tek çıkar yol, her zaman olduğu gibi gürleyip de yağmamak. İşbirlikçi Bahçeli de bunu yapıyor. Bahçeli diyor ki: "Ülkemiz tek taraflı dayatmalara ve Kıbrıs'ta Türk toplumunu yok sayan yaklaşımlara karşıdır, bundan sonra da karşı olmaya devam edecektir. Sayın Rauf Denktaş'ın söylediği 'Kıbrıs davası bizim namus ve şerefimizdir' sözü önemlidir. Aynı şey Türkiye için de geçerlidir. Kıbrıs Türk halkının davası ve bizler için de haysiyet ve namus meselesidir. Türkiye'nin kendi rızası dışında herhangi bir çözümü kabul etmesi imkansızdır." (7 Temmuz 1999, Türkiye) Breh, breh, breh! Nasıl da kararlı görünüyor! Ne yapacakmış? Dayatmaları kabul etmeyecekmiş. Başka? Türkiye'nin kendi rızası dışında bir çözümü kabul etmesi mümkün değilmiş... Çocuklar bile güler bu söylediklerine. Göreceğiz bakalım, el mi yaman bey mi yaman. Daha uzun zaman geçmedi; MHP'li koalisyonu içine sindiremeyen Ecevit'e bir müdahaleyle içine sindirdiler. Türban meselesinde sana erkekliğini bir kenara bıraktırdılar. Uluslararası tahkime sıcak bakmıyordun, sıcak baktırdılar. Fetullah'ı çok değerli bir din adamı olarak niteliyordun, o konuda da ikna ettiler. IMF'ye sözde bile olsa diklenemiyorsunuz zaten. Çok geçmeyecek, bunda da ikna edecekler, "rıza" gösterteceklerdir. Bu işler böyledir. Bir taraftan esip gürlersin, öbür taraftan da kuyruğunu kıstırıp köşene çekilirsin. Hadi bakalım, yüreğin varsa aksini ispat et... Edemezsin ama. Çünkü uşaklıkta diğerlerinden fazlan var eksiğin yoktur. Bir de "namus, şeref" demagojileri yapıyorsunuz... Sizin gibilerin namus, şeref ölçüsü nedir ki? Namusunuz, şerefiniz, sizin komandolarınız binlerce insanın kanına girerken neredeydi? Namusunuz IMF karşısında neredeydi? Amerikan Büyükelçilik katibiyle birlikte katliamlar tezgahlarken hangi namus ve şeref ölçüsüyle davranıyordunuz? Emperyalistler, Incirlik'i kullanıp Irak'ı bombalarken nerede bu namus? Anlatsana: Amerikan konsoloslarıyla, katipleriyle, büyükelçileriyle sık sık neler görüşüyorsunuz... İktidar koltuğuna oturabilmek için hangi konuda sözler verip, vaaderde bulundunuz... Anlatabilir misiniz? Hayır. Anlatamazsınız, çünkü anlattığınız anda, uşaklığınızla, işbirlikçiliğinizle çırılçıplak ortaya çıkarsınız. Kıbrıs namus davasıymış... Bırakın bu lafları. Kimseyi kandıramazsınız. Onun için uluslararası tahkimle vatanımızı satışa çıkartıyor, kapitülasyonları geri getiriyorsunuz? Onun için köleliğe mahkum ediyorsunuz emekçileri? Artık çok geç Bahçeli... Devletin de, sen de, ortağın da, milletvekillerin de, bürokratların da, generallerin de, işbirlikçi patronların da öyle bir batmış durumdasınız ki, dünyanın bütün yalanları, bütün demagojileri bir araya gelse, bütün propaganda aygıtları sizin için çalışsa bile uşaklığınızı gizleyemezsiniz artık.*

12 "TABUTLUKLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK" Devletin devrimci tutsakları teslim alma politikaları sonucu hayata geçirmeye çalıştığı hücre tipi hapishaneye yönelik tepkiler devam ediyor. Çankırı Valisi'ne bombalı saldırı gerekçesiyle tutuklanan Kemal Ertürk ve Bülent Ertürk'ün Eskişehir Özel Tip Hapishanesi'ne konulmalarının ardından başlattıkları açlık grevinin ölüm sınırına yaklaşması ve hala taleplerin kabul edilmemesi kitle örgütleri tarafından protesto edildi. Ankara Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde 9 Temmuz 1999 Cuma saat 14.00'te başlayan basın açıklamasında, Kemal Ertürk ve Bülent Ertürk'ün en insani hakları olan yargılandıkları ilin sınırları içindeki bir hapishaneye sevk edilme taleplerinin kabul edilmeyerek, bu insanların bilinçli olarak katledilmeye çalışıldığı söylendi. Açıklamada devletin intikamcı infaz anlayışı içerisinde olduğu, hapishane içerisinde hapishane yaratarak tutsakları teslim alma politikası izlediği belirtildi. Hapishanelerdeki keyfi tutumlar ve tutsakların haklı talepleri olan sevkleri yerine getirilmediği için açlık grevinde bulunan tutsaklar ölüm sınırındadır. Taleplerin yerine getirilmesi için Cezaevleri Merkezi Koordinasyonu basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında şöyle denildi: "18 Mayıs'ta Kemal Ertürk'ün, 25 Mayıs'ta Bülent Ertürk'ün Eskişehir Tabutluğundan Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'ne sevk talebi ile yürüttükleri açlık grevi 56. günündedir. Yine Erzurum Cezaevi'nde açlık grevleri 56. güne girmiş bulunan Kemal Evcimen, Atilla Selçuk ve Cemal Yaşar'ın sevk taleplerinin ölümlerine izin verilmeden kabul edilmesi acil çözüm gerektiren bir durumdur. Ölümlere, sakatlıklara yol veren bu uygulamalar durdurulmalıdır. Arkadaşlarımızın eylemine Eylemde, "Sevk Talepleri Kabul Edilsin, Hapishanelerde Yeni Ölümler İstemiyoruz", "Eskişehir Hapishanesi'nde Kemal Ertürk ve Bülent Ertürk Katledilmek İsteniyor", "Hücrelere Girmedik, Girmeyeceğiz HÖP", "Hücreleri Yıkacağız, HÖP", "Devrimci Tutsaklara Kalkan Elleri Kıracağız, HÖP" dövizleri açıldı. Ayrıca sık sık "Tabutluklar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük", "Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak", "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur" sloganlarının atıldığı eylem saat 14.15'te sona erdi. 13 Temmuz Salı günü ise tutsak aileleri ve kitle örgütlerinin de katılımıyla Yüksel Caddesi'nde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada Kemal Ertürk'ün ölüm sınırında olduğu halde, taleplerin kabul edilmediği ve Çankırı Hapishanesi'nden kaçırılarak Eskişehir Özel Tip Hapishanesi'ne getirilen Cemallettin Polat'tan bahsedilerek, Eskişehir tabutluklarının tekrar açılmasının gündemde olduğu belirtildi. Saat 18.00'de başlayan eylem 400 kişinin katılımıyla saat 18.30'da sona erdi.* "Arkadaşlarımızın Sevk Talebi Kabul Edilsin" destek olarak sürdürdüğümüz havalandırma kapılarını kapattırmama ve tek sayını vermeme eylemini 14 Temmuz Çarşamba gününden itibaren "acil çözüm" talebiyle Ankara, Ümraniye ve Çanakkale cezaevlerinde MALTA İŞGALLERİNE, diğer tüm cezaevlerinde SÜRESİZ TAM SAYIM VERMEMEye dönüştürüyoruz. Taleplerimiz Eskişehir tabutluğundan arkadaşları mızın çıkartılması ve Erzurum Cezaevi'ndeki arkadaşlarımızın sevk taleplerinin kabul edilmesidir. Ölüme giden açlık grevlerinin sonlandırılması için bu şarttır. Oldukça haklı taleplerimize ve meşru eylemimize yönelik olumsuz yaklaşımların sonucundan devlet sorumlu olacaktır."* ERZURUM'DAKİ DEVRİMCİ TUTSAKLAR AÇLIK GREVİNİN 50'LİLİ GÜNLERİNDE ZAFERİ KAZANDILAR Erzurum Hapishanesi'ndeki devrimci tutsaklar 19 Mayıs 1999 günü ailelerinin bulunduğu şehirlerdeki hapishanelere sevk talebiyle başlattıkları açlık grevinin 50'lili günlerinde tabeplerini kabul ettirerek zaferi kazandılar. 9 Temmuz günü Erzurum Hapishanesi'ne giden Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Metin Narin tutsakların durumlarına ilişkin şunları belirtti: "Atilla Selçuk, böbreklerine açlık grevinin 49. gününde kramp girmesi nedeniyle yataktan kalkamayacak durumda. Kendisinde aşırı kilo kaybı var. Ve yürüyememe, eğilip kalkmada aşırı zorlanma var. Cemal Yaşar, yataktan Ümraniye Hapishanesi'ndeki TKP/ML, TİKB, MLSPB, TKP(ML), TKEP/LENÎNİST, TKİP, TDP, DHKP-C, TKP-K tutsakları Türkiye halklarına yönelik kapsamlı bir saldırıya girişildiği, hapishanelerdeki tutsakların hedef tahtasının tam ortasına oturtulduğu belirtilen açıklamada şöyle denildi: "Son dönemde Kürt halkına ve işçiemekçilere yönelik saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte cezaevlerine yönelik saldırılar da yoğunlaşmaya başladı. Bu saldırılar, özde HÜCRE tipi uygulaması olan F-tipi tabutluklarının gündeme sokulmasıyla somutlaşan genel bir saldırıdır. Bu saldırılarının bir parçası olarak onlarca can bedeli kapattırdığımız Eskişehir Tabutluğuna yoldaşlarımız götürülmekte, mahkeme ve hastane sevkleri sırasında yoldaşlarımız kaçırılmakta, hücrelere konmaktadır. Tedavileri yapılmayarak ölüme terk edilmektedir. Tüm bu parça parça saldırıların bütünlüklü ifadesi olarak Kartal F Tipi tabutluğuna, hiçbir açıklama yapılmaksızın siyasi tutsaklar götürülmektedir. Bir kez daha ilan ediyoruz ki, -F Tipi tabutluklara girmeyeceğiz -Kartal tabutluğuna siyasi kalkamayacak durumda, aşırı kilo kaybı ve sürekli kusma var. Kemal Evcimen, 20 kilo kaybetmiş ve yürüyememe, eğilip kalkamama problemleri var. Ağızda yaralar ve vücudunda deri döküntüleri oluşmuş." Hapishanelerde keyfi uygulamaları gittikçe arttıran iktidar, tutsakların taleblerini kabul etmemekte, '96 Ölüm Orucu sonrasında devletin de altına imza koyduğu haklar tek tek geri alınmaya çalışılmaktadır. Tutsaklar nasıl dün canları pahasına haklarını almışsa, bugün de yine direnişleriyle zaferi kazandılar ve taleplerini kabul ettirdiler.* "F Tipi Tabutluklara Girmeyeceğiz" tutsakların götürülmesine derhal son verilmeli -Eskişehir tabutluğunda bulunan siyasi tutsaklar hemen istedikleri cezaevlerine götürülmelidir. Bu tabutlukta tutulmaya devam edilen ve 58 gündür açlık grevinde bulunan arkadaşlarımız ölüm sınırına gelmiştir. Arkadaşlarımıza gelebilecek herhangi bir zararın tek sorumlusu vardır, o da devlettir. -Sürgün sevkler durdurulmalı, Eskişehir, Elazığ, Uşak vb. cezaevlerine sürgün edilen arkadaşlarımız hemen istedikleri cezaevlerine götürülmelidir. -Cezaevlerinde dayatılan soyadı genelgesi iptal edilmeli, ziyaretlerde beyan usulü esas alınmaya devam edilmelidir. Tedavilerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Halklarımız; Tüm özgürlük, demokrasi ve sosyalizmden yana güçler üstünde estirilen bu terörün arkasında yatan işbirlikçi egemen güçlerle emperyalizmin özgürlük mücadelesini boğma isteğidir. Bu karşı-devrimci saldırı dalgası karşısında toplumun tüm ilerici güçlerini, devrim kavgasını yükseltmeye çağırıyoruz."*

13 "HİÇBİR HALK DÜŞMANI CEZASIZ KALMAYACAK" Kontrgerilla elemanı Turan Ünal 4 Temmuz 1999 tarihinde Çankırı Hapishanesi'nde devrimci tutsaklar tarafından halk düşmanlığı suçu ile ölümle cezalandırıldı Mart'ında Polis Akademisi sınavını kazanmasıyla halk düşmanlığına adım atan Turan Ünal, 21 Kasım 1995'te askere gönderilmesi ile fiili olarak kontrgerilla faaliyetleri içinde yer aldı. O tarihten bugüne kadar devrimci, demokrat, yurtsever insanların katledilmesi, kaybedilmesi, işkenceden geçirilmesi; takip, tehdit ve çeşitli vaadlerle zayıf unsurları örgütleyerek devrimci hareketin saflarına sızdırma ve sızma gibi onlarca faaliyetin örgütleyici ve uygulayıcısı'dır Turan Ünal. 24 yaşındadır. Amasyalıdır. Üç yabancı dil bilmektedir tarihinden bu yana susurluk devletinin bütün pis işlerine koşturan, canla başla çalışan, uyuşturucudan, silah kaçakçılığına, kayıp katliam, takip ve insanları kobay olarak kullanmaya kadar birçok faaliyet içinde yer alan bir kontra elemanıdır. Bu konuya ilişkin devrimci hareketin tutsaklar örgütlenmesinin açıklamasında şöyle denildi: "O Susurluk Devleti'nin halkın mücadelesinin gelişimini durdurabilmek, devrimci saflarda ve halkta korku yayabilmek için 1996 tarihinden itibaren daha da yoğunlaştırdığı kayıplar ve katliamlar politikasını deşifre olmadan yürütebilmek amacıyla özel olarak örgütlediği, eğittiği herbiri üçer kişiden onlarca timden 03 kodlu timin elemanı bir halk düşmanıdır. (...) Uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve diğer pis işlerinden kazandıkları yetmeyince yaptırılan soygun sonucu 'kaza' ile tutuklanan bu kontra artığı hapishanede de boş durmamış, sızmak için çabalamıştır. Ankara Merkez Kapalı'da yalanlarıyla başbaşa kalan bu katil Çankırı Hapishanesi'nde de bu faaliyetlerini sürdürmüştür. Öyle ki dosyasında kimlik olmayan bu katilin üzerinde nüfus cüzdanı bulunduracak kadar 'tutukludur' hapishanede..." Ayrıca yapılan açıklamada cezalandırılan halk düşmanının suçları şöyle sıralandı: ( ) 1) Mart'ında Kaybedilen dört yoldaşımızdan Metin ANDAÇ'ı kaçırma ve diğerleri ile birlikte işkence yapma, İzmir Seferihisar açıklarında kolları ve bacakları kırılmış ve uyuşturulmuş olarak bir balıkçı teknesine bindirip bomba ile denize batırma suçunu işlemiştir. Yoldaşlarımızın katledilmesi ile ilgili sorumluluğu yanındaki diğer meslektaşlarının üstüne atarak kendi suçunu inkara çalışsa bile bunların bütün ayrıntılarını bildiği ve bize anlattıklarından çok daha fazla bilgiye sahip olduğu açıktır. 2) Kayıp ve tutsak analarını 1996 Temmuz'unda takip etme, gözaltına alma ve işkence yapma suçunu işlemiştir. 3) İstanbul TEM, Ankara DAL, Bayrak Garnizonu, Yeni Mahalle Jitem, İzmir Foça ve Üçkuyular'da devrimcilere işkence yapma, katletme ve kaybetme... 4) Ankara Hacettepe, Beytepe ve Siyasal, İstanbul'da Edebiyat Fakültesi'nde izleme ve türban eylemlerinde provokasyon yaratma, öğrencileri işbirlikçileştirmeye çalışma; devrimci demokrat insanları izleme, takip, kaçırıp gözdağı vererek korkutma, işkence yapma ve bizzat işbirlikçileştirme faaliyeti yürütme. Eğe ve Toroslarda işbirlikçileştirme faaliyeti örgütleme... 5) 1998 Nisan'ında Amasya Diphacıköy'de dernek ve halk kütüphanesi kurarak DHKP-C ve TKP(ML) kırsal örgütlenmelerine sızmak için ajan yetiştirmek... 6) 1995 Kasım ayından son anına kadar JİTEM ve 03 Tim'inin elemanı olarak devrimcilerin katledilmesi, kaybedilmesi ve işkencelerine bizzat katılmanın yanında kontrgerillanın uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ve en son olarak devrimci adalete açık olmama, samimi davranmama ve yanıltmak için azami çaba göstermiştir." Açıklamada halk düşmanlarına ticarethanesini açan, onları kollayan, saklayan, bir şekilde yardım edenlere ve tüm anne, babalara da şöyle deniliyordu: Ticaret yapıyoruz diyerek bu halk düşmanlarıyla ortaklık yapanlar, bunlara yardımcı olanlar, bilerek katılanlar suçlusunuz, vazgeçin suçlarınızı büyütmeyin. Ticaret adına bunların kimliğini bilmeden yardımcı olanlar, barındıranlar, otel, lokanta vb. yerlerinde hizmet sunanlar; bunlara mekanlarınızı açarak suçlarına ortak olmayın. Bunların parası uyuşturucu, kadın ticareti vb. pis işlerden gelen kirli paradır. Bunların parası da elleri gibi kanlıdır. Halkın kanını dökerek kazanılan ödül olarak verilen paradır... ANALAR - BABALAR; Çocuklarınızın halka ihanet etmesini, size bile yabancılaşmasını istemiyorsanız 'asker', polis ve silahlı bir güç olarak devletin hizmetine göndermeyin. Bu kurumlarda çalıştırmayın. Bu kurumlarda vatana hizmet değil, vatana ihanet ve halk düşmanlığı öğretilmekte, uyuşturucu, silah vb. kaçakçılığı dahil her türlü pis iş yaptırılmaktadır. Vatanın bağımsızlığı için yapılan askerlik kutsaldır, şereflidir. Ama bunlar bağımsızlık için savaşan devrimcileri katlediliyor, kaybediyor, işkence yapıyorlar. İşkence yapmak, uyuşturucu kaçakçılığı yapmak şerefsizliktir. Turan Ünal kendi köylülerini bile devrimcilere karşı düşmanlaştırmak, onları dünyanın en aşağılık işi olan jurnalciler olarak örgütlemek için çabalamıştır. Bu ona 'asker' ocağı denen kontrgerilla ocağında öğretilmiştir. Bu ocakları başlarına yıkacağız." Devrimci hareketin tutsaklar örgütlenmesi son olarak "Hiçbir halk düşmanı halkın adaletinden kurtulamayacaktır..."*

14 BU İKTİDARLAR BİZİ YÖNETEMEZ! BU HÜKÜMET BİZİM DEĞİL, IMF'NİN, ABD'NİN HÜKÜMETİDİR SÖYLEDİKLERİ HERŞEYYALAN! İMF'NİN İSTEDİKLERİNİ YAPMADIK DEMELERİ YALANDIR; Başbakan Ecevit'e bakarsanız İMF'nin istediğini yapmamışlar. Yapsalarmış memurlara ancak yüzde on verebilirlermiş. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'na bakarsanız IMF istediği için değil, mevcut durum bunu gerekli kıldığı için emeklilik yaşı 60'a yükseltilmiş, IMF tu kaka değilmiş... vs. MHP'li Sanayi Bakanı basın karşısında, güya IMF heyetiyle görüşmeyi kabul etmediğini söyleyip fiyaka satıyor. Neymiş? Programları başarısız olan, dünyada itibarını yitirmiş IMF bize nasıl şart koşarmış, imf'nin bir daire başkanıyla mı görüşecekmiş, muhatabı değilmiş. İMF programının altınaa imza at, onun istediği herşeyi yap sonra kalk, uruz kahramanlık pozlarına bürün. İyi İMF programını uygulama o zaman. Ama hepsi yalan tabii. Gözboyamaya çalışma. Gözgöre göre YALAN SÖYLÜYORLAR. Madem İMF'nin dediklerini yapmıyordunuz, ÎMF istedi diye TBMM'den geçmiş olan bütçede neden değişiklik yaptınız? Memura, ÎMF'nin istediği en çok yüzde 10 maaş zammı vermeye kalkan siz değil miydiniz? Uluslararası tahkim yasasının çıkmasını, özelleştirmenin hızlandırılmasını, sosyal güvenlik reformu yapılmasını, emeklilik yaşının 62'ye yükseltilmesini isteyen IMF değil mi? Bunları yapmak için söz vermediniz mi? Yalan söyleyerek kimden neyi saklamaya çalışıyorsunuz? Her şey ayan beyan ortadır. IMF istemiş hükümet yapmıştır. Hiçbir demagoji bu gerçeği ters yüz etmeyi başaramaz. EMEKLİLİK YAŞI KONUSUNDA SÖYLEDİKLERİ HERŞEYYALANDIR.. Emeklilik yaşının yükseltilmesinin zorunlu olduğu YALANDIR. SSK'nın durumunu ortaya koyan hesap kitap her şey ortadadır. SKK'yı zarar ettiren emeklilik yaşının düşük olması değil, patronlardan bir türü. Toplanmayan primlerdir. Toplanan primlerin çarçur edilmesidir. 5 milyon civarında emekçinin sigortasız kaçak çalıştırılıyor Olmasıdır. SSK'da yapılan yolsuzluklar, talanlar, soygunlardır. SSK'nın açıkladığı rakamlara göre 40 yaşında emekli olanların yüzdesi tüm emekliler içinde sadece yüzde 0,8'dir. Yani yüzde 1 bile değil. Ama hükümet, hükümetin Çalışma Bakanı "dünyanın başka hiçbir yerinde 40 yaşında emekli olan yok" diye bas bas bağırıp duruyorlar. Sanki emeklilerin çoğu 43 yaşında emekli oluyormuş gibi konuşup YALAN SÖYLÜYORLAR. Yine SSK istatistiklerine göre, emekli iken ölenlerin ortalama yaşı 65'tir. Yani bu koşullar altında yeni yasayla 62 yaşında emekli olabileceklerin bile yaşayabilecekleri süre 2-3 seneyi geçmiyor. Kazanılmış hakların korunduğundan bahsediyorlar. YALAN. Kazanılmış hakların korunması değil, gaspedilmesi vardır. Sözünü ettikleri "kazanılmış hakkın korunması" yaza çıkmadan önce emekliliği haketmiş ve ayrılmak için beklemede olanların hakkıdır. Yoksa yasa çıktığında emeklilik hakkını kazanmaya bir gün kalmış olan kadınlar 40, erkekler 45 yaşında ancak emekli olabilecekler. SSK'NIN ZARAR ETMEKTEN KURTARILACAĞI YALANDIR Emeklilik yaşının yükseltilmesiyle reform yapıldığı, SSK'nın batmaktan kurtulacağı YALANDIR. tekellerin çıkarını koruyup halk düşmanları tarafından yönetildiği sürece talan soygun bitmeyecek, SSK zarar etmeye devam edecektir. Patronlar kaçak işçi çalıştırmaya, hükümetler patronların prim borçlarına göz yummaya, bunlara "af" getirmeye devam edeceklerdir. SKK'de talan, soygun devam edecektir. Hükümetin çalışanları düşündüğü falan yoktur. Yaptıkları sadece kendilerinin batırdıkları SSK'nın günahını çalışanların omzuna yıkmak ve günü kurtarmaya çalışmaktır. Yaşar Okuyan uluslararası standartları ölçü aldıklarını söylüyor. YALANDIR. Yaş sınırı dün dışında yaş sınırı dışında hiçbir şeyi uluslararası standartlarda almamıştır. Uluslararası standartlarda 5 bin günden fazla zorunlu prim ödeme yoktur. Onlar 8300 gün yapmışlardır. İLO'nun çalışma standartlarının hiçbirinin ölçü olarak almamışlardır. DEVLETİN SSK YÜZÜNDEN ÇÖKECEĞİ YALANDIR Amerikancı hükümetin başbakanı Ecevit, "Bu reform yapılmasaydı, devlet çökecekti" diyor. YALAN söylüyor. Batık bankaları kurtarmak için trilyonlar harcanırken devlet çökmüyor. Özelleştirme yapmak için özelleştirmeden elde edilen gelir kadar parayı özelleştirme çalışmasına harcarken devlet çökmüyor. Trilyonlarca vergi kaçağından devlet çökmüyor. Trilyonluk yolsuzluklardan devlet çökmüyor. Ama SSK'nın açığı sözkonusu olunca devlet çöküyor. YALAN SÖYLÜYORLAR... İŞSİZLİK SİGORTASI YALANDIR Amerikancı hükümet emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı tepkileri yumuşatmak için yasa taslağına işsizlik sigortası ekledi. Bu uygulama ile işsizlere işsizlik parası verileceği YALANDIR. Yasa çıktığında işsiz olan hiçkimsenin bu yasadan yararlanabilmesi sözkonusu değildir. Birincisi, uygulamaya yasa çıktıktan 6 ay sonra başlanacak. İkincisi, işsizlik sigortasından yararlanabilmek için işçinin işten kendi rızasıyla değil, patron tarafından atıldığı için ayrılmış olması, tabii bunun da ispat edilmesi gerekiyor. Üçüncüsü, işsizlik sigortasından yararlanabilmek için işten atılmadan önceki üç yıl içinde en az 600 gün prim ödemiş olacaksınız, bu da yetmiyor bu 600 gün primin 120 gününü de işten atıldığınız günden önceki son üç ay içinde kesintisiz ödemiş olmanız gerekiyor. Bu koşullarla, bu ülkede kaç kişi bu işsizlik sigortasından yararlanabilir varın hesap edin artık. Hadi diyelim hak kazandınız, o zaman da tabii bu işsizlik parasını alabilmenizin bir süresi var. 600 gün prim ödemiş olup da işsizlik sigortasından yararlanabilecekler en çok 180 gün, 900 gün prim ödemiş olanlar 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlar ise en çok 300 gün süreyle işsizlik sigortasından yararlanabilecekler. Peki işsizlik parası almaya başladın bu arada iş de aradın ama bulamadın, SSK da sana iş bulamadı ne olacak? Ne halin varsa göreceksin, aldığın işsizlik parası kesilecek, aç açıkta kalacaksın... İşte bunun adı da işsizlik sigortası oluyor! ULUSLARASI TAHKİMİN BAĞIMLILIKLA İLGİSİ OLMADIĞI YALANDIR Uluslararası tahkime karşı tepkiler, eleştiriler başlayınca hükümetin sözcüleri bu kez de bunun ne kadar gerekli bir şey olduğunu anlatmaya başladılar. Uluslararası tahkimin Duyun-i Umumiye'yle, kapitülasyonlarla bir ilgisi yokmuş, ülkenin bağımsızlığına getireceği bir zarar yokmuş, yabancı sermayenin gelmesi için gerekliymiş, yoksa getirmek çok zormuş, hatta imkansızmış... işbirlikçilerin ağzından şimdi bu inciler dökülüyor. Evet, "bunlar abartılı kayıplardır" diyor. YALAN SÖYLÜYORLAR... Uluslararası tahkim emperyalist tekellerin önünün düzlenmesidir. Sömürülerini sınırlayan tüm engellerin kaldırılmasıdır. Ülkeye istedikleri kadar, istedikleri gibi yerleşmelerini sağlamak demektir. Emperyalizme bağımlılığın çok daha fazla pekişmesi demektir. Hepsi elele vermişler ülkeyi emperyalizme peşkeş çekerken, halkın tepkisini engellemek, yumuşatmak için en ucuz yalanları sıralıyorlar.*

15 İŞBİRLİKÇİLERİN İKTİDARINDAN, TEKELLERDEN KURTULAMAZSAK AÇLIĞA, YOKSULLUĞA MAHKUMUZ İMF EMREDİYOR, AMERİKANCI HÜKÜMET UYGULUYOR; HALK YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLİYOR... ÜLKEMİZ AÇLAR ÜLKESİ OLMAYACAK İMF'NİN İSTEYİP DE İMF'YE TESLİM YAPMADIĞINIZ NE OLUNDU; KALDI? Başbakan Ecevit, "İMF'nin her istediğini kabul etseydik memurların Maliye Bakanlığı'nı, Hazine'yi, zamı yüzde 10 olurdu" diyor. Aman Çalışma ve Sosyal Güvenlik ne büyük bir başarı! İMF bir sürü şey Bakanlığı'nı da doğrudan istemiş, isteklerinin hepsini Washington'a, İMF merkezine yapmışlar, bir tek memur maaş zammında İMF'nin istediğinin 10 puan üzerinde zam vermişler... Bu övünülecek bir şey değil, ancak utanılacak bir boyun eğişin, uşaklığın göstergesidir. İMF heyeti geliyor, bir ülkenin kendi "milli" meclisinde kararlaştırılan bütçesini bile değiştiriyor, Ecevit de kalkıyor "İMF'nin her istediğini yapsaydık" diyor. Daha ne yapacaktınız ki? ZAM... ZAM... ZAM... Mayıs ayından itibaren atağa kalkan zamların Haziran ayındaki belli başlıları şöyle: 1 Haziran; elektriğe yüzde 5 zam 3 Haziran; tüpgaz ve motorine yüzde 3 zam 10 Haziran; istanbul, Ankara ve İzmir'de belediye ulaşım araçlarına yüzde yüzü geçen zamlar 11 Haziran; akaryakıta yüzde 6,9 zam 12 Haziran; akaryakıta yüzde 7 zam 19 Haziran; akaryakıta yüzde 10,2 zam 21 Haziran; Tekel ürünlerine yüzde 42,8 zam Haziran sonunda; PTT hizmetlerine yüzde yüzü geçen zamlar Ayrıca şehirlerarası ulaşıma, suya ve bir çok kalemde hizmetlere zam geldi. Temmuz ayında da zam sağanağı sürüyor. KÖYLÜNÜN HALİ DE PERİŞAN Traktör, makine, gübre, ilaç, tohum, akaryakıt gibi tarım girdilerindeki artış ise Haziran ayı itibariyle geçen seneye göre yüzde 150'yi aşmışken köylünün, buğdayına, pamuğuna, tütününe yapılan zamlar ise yüzde 50 civarında kalmaktadır. bağlayın olsun bitsin bari. Böylece İMF heyetlerini gelip gitme zahmetinden de kurtarmış olursunuz. Borç para alabilmek için, ülkenin ekonomik politikalarını İMF'nin istediği gibi belirleyeceksin, onun istediği gibi yasalar çıkaracaksın, halkın kazanılmış haklarını gaspedeceksin, açlığı yoksulluğu dayatacaksın sonra da kalkıp vatanmillet edebiyatı yapacaksın. Bunun Hani köylünün yaşam standardı yükseltilecek, tarım ve hayvancılık canlandırılacaktı? Hepsi palavra. Bugün domates üreticisi maliyetini kurtarmayan ve 35 bin liraya kadar düşen fiyatlar nedeniyle ürününü denize dökmek veya toprağa gömmek zorunda kalmaktadır. Oysa çarşıda pazarda fiyat iki katından aşağı düşmemektedir. Aracı, tefeci kazanmakta, köylü sürünmektedir. neresi milli politika? Bağımsızlık, demokrasi nerede? Ulusal onur nerede? Milliyetçilik, vatanseverlik bunun neresinde? EMEKLİLİK HAKKI GASPEDİLDİ; Kadınlarda 38, erkeklerde 43 olan emeklilik yaşı, kadınlarda 58, erkeklerde 60'a çıkarıldı. Yani bu ülkede bundan sonra emekliliği fiilen ortadan kaldırdık, artık kimse emekli olamayacak diyorlar. Amerikancı hükümet bu başarısından ne kadar memnunluk duysa azdır. Hatta İMF 62 olmasını istedi, biz 60 yaptık diye üzülebilirler. TÜSlAD'çıları da bir parça üzmüşlerdir hani! Patronlar 62'den aşağı olmasını istemiyor, hatta Sabancı gibi bazıları 62'yi bile az görüyordu. MEMUR AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ; Memur maaşına yüzde 20 zam. Bozdur bozdur harca bitmez diyeceğiz ama bu maaşın zaten bozdurulabilecek bir yanı yok. Memur bu maaşla ne yapsın? Maaş alınacak, kira, elektrik, su vb. giderlere yatırılacak, zaten geriye bir şey kalmadığı için yeme-içme, giyinme gibi lüks harcamalar yapılamayacak. İlla da böyle bir lükse sahip olmak isteyenler ya uyumayı, dinlenmeyi unutup mutlaka ikinci bir iş daha bulup çalışacak, ya öğle paydosu ve iş çıkışlarını cami avlusunda mendil açarak değerlendirecek, ya da çalıp çırpmadan, rüşvet almadan elini hiçbir işe sürmeyecek... Ya da

16 ÖZELLEŞTİRMEYE TAM GAZ Amerikancı hükümet, patronlarını memnun etmek için vargücüyle çalışıyor. Bunun için icraatına hız verdiği konulardan biri de özelleştirmelerin hızlandırılması. Bu konuda hükümet gerçekten epeyce hızlı çalışıyor. Özelleştirme idaresinin temmuz ayından başlayarak yıl sonuna kadar özelleştirme için ihaleye çıkaracağı kuruluşlar şöyle: Petrol Ofisi (POAŞ), TÜPRAŞ, Petkİm (Yarımca) Deniz Nakliyat, Deniz işletmecilik ve onuruna, geleceğine sahip çıkıp bu gidişe son vermek için mücadele edecektir. Başka yolu yoktur. ZAMLAR HALKI VURUYOR, YOKSULLUK BÜYÜYOR; Hergün zam. Zamsız gün geçmiyor artık. Tekel ürünlerine zam; elektriğe zam; benzine, mazota iki-üç günde bir zam; otobüse zam, çarşıya zam, pazara zam Nisan seçimleri öncesinde, seçim yatırımı amacıyla zamları biraz frenlemişlerdi. Seçim bitti, hükümet kuruldu, zam dönemi başladı. Her seçim sonrası yaşarız bunları. Ama bu kez buna İMF zamları da ekleniyor. IMF bütçe açıklarım kapatacaksınız dedi. Bu nasıl olacak? Hükümet en kolay yolunu bulmuş: Sırf devlet gelirini artırmak için KİT ürünlerine peş peşe zamlar yapılacak, öte yandan işçiye memura düşük maaş verilerek devlet gideri azaltılacak. Bu uygulamanın halk açısından sonucu Tankercilik, Sigorta Şirketleri, Karadeniz Bakır işletmeleri, Türk Gübre Sanayii (TÜGSAŞ), İstanbul Gübre Sanayii (İGSAŞ), Türk Motor Sanayii (TÜMOSAN), Takım Tezgahlan Sanayii (TAKSAN), Demir İşletmeleri'ne ait limanların işletme hakkı, SEKA fabrikalarının bir kısmı, Ataköy Turizm ve Otelcilik, Et Balık Ürünleri (EBK), İsdemir, Turban, Zirai Donanım Kurumu, Asil Çelik, Sümer Holding, Etimesgut Ağaç Sanavii, Orman Ürünleri Sanayii (ORÜS). bellidir. Yoksullaşma, yoksullaşma daha çok yoksullaşma. İşçi, memur yoksullaşıyor... Köylünün ürünü ya elinde kalıyor, ya para etmiyor, yoksullaşıyor... Esnaf sattığının yerine yenisini koyamıyor, her gün yüzlerce esnaf kepenk kapatmak zorunda kalıyor... İşsizlerin halini vahim kelimesi bile anlatamıyor, bunalımlar, intiharlar hızla yayılıyor... Çöpten ekmek arayanlar hergeçen gün çoğalıyor... Memleketin manzarasında yoksullar tam bir sefalete doğru sürükleniyor. ÖZELLEŞTİRMELERE HIZ VERİLİYOR; İMF her gelişinde, her borç istendiğinde özelleştirmelerin biran önce yapılmasını, hızlandırılmasını dayatır. Bu kez de öyle oldu. Özelleştirmeler zaten sürüyor. Ancak IMF özellikle enerji, telekominikasyon gibi bazı önemli stratejik alanlarda başarısz kalan özelleştirmelerin hızla gerçekleştirilmesini istiyor. Hükümette gerekli sözleri verip kolları sıvadı. ULUSLARASI TAHKİM YASASI ÇIKARILACAK; TEKELLER DAHA ÇOK SÖMÜRECEK; Amerikancı hükümet İMF'ye yıl sonuna kadar uluslararası tahkim yasasını çıkarma sözü verdi. Yani anayasadaki, yasalardaki uluslararası tekellerin sömürülerini sınırlayan maddeler değiştirilerek, yasalardaki tekellerin sömürüsünün önü daha da açılacak. Örneğin anayasada, ülke güvenliği açısından stratejik önemde görülen enerji, haberleşme, limanlar gibi alanlardaki kuruluşların özelleştirilmesini ve yabancı sermayeye satışını engelleyen ya da sınırlayan maddeler değiştirilecek. Yabancı sermayenin yatırımları güvence altına alınacak. Tekellerle çıkan sorunlar ülkedeki mahkemeler ve yasalar tarafından değil, uluslararası bir mahkeme (hakem) tarafından çözüme kavuşturulacak. Yani tekeller için ulusal anayasaların, yasaların, ulusal mahkemelerin bir önemi kalmıyor. VERGİ YASASI DEĞİŞTİRİLİYOR, HALKTAN DAHA ÇOK VERGİ ALINACAK; Hükümet patronların talepleri doğrultunda vergi yasasında değişiklikler yapacak. Yapılması düşünülen ve hazırlıkları süren değişikliklerin başında "Nereden buldun" yasasının kaldırılması ya da yumuşatılması, kurumlar vergisinin düşürülmesi, emlak vergisinde değişiklikler, Özel Tüketim Vergisi'nin çıkarılması geliyor. Amerikancı hükümet patronların vergi yükünü hafifletirken devletin vergi gelirlerinin azalmasını engelleme, hatta arttırabilme hesapları yapıyor. Bunun da tek yolu elbette halktan daha çok vergi almak. Zaten en çok vergiyi ödeyen işçinin, memurun maaşındaki vergi oranlarını daha da yükseltmek biraz zor. Bunun yerine dolaylı vergilerde, katma değer vergisinde (KDV) yapılacak değişikliklerle, özel tüketim vergisi gibi yollarla vergi gelirlerini artırma peşinde koşuyor. Yani sonuçta yine halkın cebinden, sofrasından daha çok çalınıp çırpılacak. KREDİLER PATRONLARIN CEBİNE; İMF kesenin ağzını henüz açmadı ama bu dışarıdan hiç borç alınmadığı anlamına gelmiyor. Hükümet ÎMF ile ortak çalışan Dünya Bankası'dan arada borçkredi almaya devam ediyor. Tabii bunların halka hiçbir yararı yok. Çünkü alınan bu borç ve krediler daha çok patronları teşvik ve destek için kullanılıyor. Mesela, geçtiğimiz günlerde Dünya Bankası, Eximbank'a 250 milyon dolarlık kredi sağlıyor. Eximbank Genel Müdürü'nün yaptığı açıklamaya göre bu kredi, ihracat sektöründe faaliyet gösteren imalatçı firmaları desteklemek amacıyla kullanılacak. Yıl sonunda IMF de Türkiye'ye borç vermeye karar verirse olacağı yine daha önce olduğu gibi aynı olacak. Alınan borçlar-krediler doğrudan ya da dolaylı olarak yine patronları ihya etmek için kullanılacak. Faizleriyle birlikte geri ödemesi de tabii bugüne kadar olduğu gibi halkın sırtına yıkılacak. UZUN LAFIN KISASI: EKONOMİNİN PATRONU İMF'DİR; Hükümetler ise İMF'nin memurları gibi çalışmaktadır. IMF, ABD DEMEKTİR. ABD, devletin ekonomisine de, siyasetine de yön vermektedir. Ülkemiz ABD başta olmak üzere emperyalizmin yeni-sömürgesidir. Son aylardaki gelişmelerin ortaya çıkardığı tabloda görülmesi gereken en yalın gerçek budur.*

17 İMF'DEN KURTULMAZSAK EMPERYALİZMDEN KURTULMAZSAK AÇLIKTAN KURTULAMAYIZ, ONURLU YAŞAYAMAYIZ AYAĞA KALKALIM; IMF HÜKÜMETİNİN KARARLARINA DİRENELİM! İŞİMİZE, AŞIMIZA, ONURUMUZA, VATANIMIZA SAHİP ÇIKALIM! heyeti 17. kez emeğimizi, alınterimizi gaspederek, geleceğimizi karartarak ayrıldı ülkemizden. Tam 17. kez oligarşinin hükümeti ülkemizi emperyalizme peşkeş çekmek için İMF ile masaya oturdu. 17. kez Anadolu halkı, İMF'nin dayattığı kemer sıkma politikalarına, acı reçetelere mahkum edildi. KİMDİR BU İMF? NE İSTER BİZDEN? NE İŞİ VAR ÜLKEMİZDE? İMF, yeni-sömürge ülkeleri emperyalizme bağımlı kılan, kurulduğu günden bugüne kadar dayattığı ekonomik politikalarla, halkları açlığa, yoksulluğa mahkum eden, emperyalist bir kurumdur. IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, "İMF ülkelerin politikasını belirlemez. Hükümetlerle görüşürüz, uyguladıkları politikaları inceleriz. Eğer uygun bulursak yardım ederiz." diyor. (3 Temmuz 1999, Cumhuriyet) Yalan söylüyor! İMF "yardım" kuruluşu değil, yeni-sömürgelerin ekonomi politikalarını belirleyen, yönetendir. İMF, yardıma değil, sömürmeye gelir. Amerikancı hükümet de kendisinden önceki tüm hükümetler gibi ekonomi programım İMF'nin istekleri doğrultusunda hazırlamıştır. Çünkü hükümet, emperyalizmin işbirlikçisi TÜSİAD'çı patronların hükümetidir. İMF İSTER, ONLAR YERİNE GETİRİR! İMF ister, onlar zam yapar, ekmeğimizi elimizden alırlar; İMF ister, onlar emeklilik yaşını yükseltir, mezarda emekliliği dayatırlar; İMF ister, onlar çalışanlara düşük maaş verirler, emekçileri açlığa mahkum ederler; İMF ister, onlar özelleştirme yaparlar, milyonlarca insanı işsiz, aşsız, evsiz bırakırlar; İMF ister, köylüyü, küçük üreticiyi, esnafı ekemez, üretemez, dükkanına mal koyamaz duruma getirirler; İMF ister, onlar devalüasyon yapar, a halkın kıt-kanaat geçindiği cebindeki parasını pula çevirirler. İMF hep ister, onlar da hep yerine getirirler. Bu daha önce hep böyle olmuştur, bundan sonra da öyle yapacaklardır. İMF, zamdır, zulümdür, yoksulluktur; İMF, özelleştirmedir, işsizliktir; İMF, mezarda emekliliktir; İMF, kazanılmış haklarımızın gaspedilmesidir; İMF, çocuklarımızın geleceğinin ipotek altına alınması demektir; İMF, sömürüdür, bağımlılıktır, ulusal onursuzluktur. IMF ABD'DİR! ABD ne ister, biliyoruz. ABD ülkeleri, halkları daha fazla sömürmekten, daha fazla kendi denetimi alana almaktan başka bir şey istemez. Bu amacına ulaşmakta onun en büyük yardımcısı da bizim gibi ülkelerdeki Amerikancı iktidarlardır. Bu onursuzluk emperyalizmin işbirlikçisi oligarşiye ve onun hükümetlerine aittir. Çünkü onlar birazcık borç alabilmek için Amerika'ya kadar gidip İMF'ye dilenenlerdir. Gelen İMF heyetleri karşısında üç kuruş borç alabilmek için el-pençe divan duranlardır. Onlar, borç ala ala, ülkemizi borçlarının faizlerini ödeyemeyecek kadar bataklığa saplayanlardır. Onlar, ülke ekonomisinin iplerini IMF'ye ve emperyalizmin eline teslim edenlerdir. Hükümet, IMF'yi meşrulaştırmaya, kanıksatmaya çalışmaktadır. Oysa IMF, bütün dünya halklarının gözünde teşhir olmuş, gayn-meşru bir kurumdur. Şimdiye kadar hiçbir ülkenin halkına acı ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir, getirmeyecektir de. Bu teşhir olmuşluk artık emperyalistleri bire rahatsız eder hale gelmiştir. Öyle ki, İMF'nin işlevini görecek başka bir kurum oluşturmayı bile düşünmektedirler. Örneğin, IMF politikalarının belirlenmesinde en büyük paya sahip ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger şöyle diyor: "IMF, politik kararsızlığı arttırmaktan başka bir iş yapmıyor. Olası tüm ağrıları durdurmak için elinde bir tür ilaç bulunduran hekim nasıl hastaya sıkı perhiz öneriyorsa, IMF de üç aşağı beş yukarı aynı şeyi yapıyor. İlacın yan etkilerini ve bunların dramatik sonuçlarını gözardı ediyor. Bu ülkelere adeta bir kobay gözüyle bakıyor. İMF'nin tek ilaçlı reçetesinin sonuçları genellikle yaşam düzleminin hızla düşmesi, işsizlik ve yoksulluk patlaması ve kapitalist ekonomik rejimlerin bu ülkelerde zayıflamasıdır." (25 Ocak 1999, Cumhuriyet) Emperyalistlerin rahatsızlığı İMF politikalarının sömürüyü artırmasından değil, bu politikaların, programların işsizlik ve yoksulluğu "patlama yaratacak" düzeye getirmesi, kapitalist rejimleri zayıflatması, yani "devrimi geliştirecek" sonuçlara yol açmasıdır. Emperyalizmin temsilcileri bunları söylerken ülkemizdeki işbirlikçileri ise İMF'yi dost, yardımsever göstermek için ellerinden gelen herşeyi yapıyor, İMF'ye karşı çıkanları eleştiriyor, suçluyorlar. Ülkemizi IMF'ye ve diğer emperyalist kurumlara muhtaç gibi göstermeye çalışıyor. Yalan! IMF'YE MUHTAÇ DEĞİLİZ! Tam tersine emperyalistler bize muhtaçtır. Bizim gibi ülkeleri, halkların emeğini, alınterini sömürmeden ayakta duramazlar. Bu sömürüden, bağımlılıktan kurtulmanın tek yolu, emperyalizmle ekonomik, askeri, siyasi her türlü bağımlılık ilişkilerine son verilmesidir. Bunun için; Ayağa kalkmak, birleştirmek, mücadele etmek zorundayız. İşimize, aşımıza, onurumuza, geleceğimize sahip çıkıp mücadele etmek zorundayız. Emperyalizmi tüm kurum ve kuruluşları ile ülkemizden kovana kadar mücadele etmek zorundayız. Bunu bizden başka, halktan başka yapabilecek güç yoktur. Ülkenin başbakanı hiç utanmadan, "Halk bu isteklere karşı ayağa kalkar. İlacın dozunu iyi ayarlamalıyız."'diyebiliyor. (3 Temmuz 1999, Milliyet) Demireller, Ecevitler, Yılmazlar, Çillerler, Bahçeliler, Baykallar Erbakanlar hepsi emperyalistlerin işbirlikçileridir. Onlar adına çalışmaktadırlar. Ordusu, polisi ile devletin tüm kurumları emperyalizmin hizmetindedir. Zulme, sömürüye, bağımlılığa son verecek olan BİZİZ. BİZ, çalışan, üreten ve vatanı için dövüşenleriz. Bu vatan bizim, bu topraklar bizim, bu yer, bu gök, madenler, denizler, nehirler, ormanlar bizim. Biz halkız, bu vatanın gerçek sahipleriyiz. Vatanımıza sahip çıkalım ve ayağa kalkalım! Sokakları, meydanları dolduralım! Emeğimiz, onurumuz ve geleceğimiz için "İMF'NİN YÖNETTİĞİ DEĞİL, BAĞIMSIZ TÜRKİYE" sloganıyla taleplerimizi haykırahm!..*

18 DOSTLARIMIZVE DÜŞMANLARIMIZ Bizi açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek isteyenleri tanıyalım! Kimden hesap soracağımızı bilelim! Kim bizim dostumuz? Kim bizim düşmanımız? Bu soruyu gerekirse binlerce defa soracak ve binlerce defa aynı cevapları vereceğiz. Emperyalistler dostumuz değildir. IMF dostumuz değildir. Patronlar, para babaları bizim dostumuz değildir. Hepsi de düşmanımızdır. Bunların bizim dostlarımız, müttefiklerimiz olduğunu söyleyenler dünyanın en aşağılık yalancılarıdır. İşçiden, memurdan, köylüden, emekçiden başka bir dostumuz yoktur, yani tek dostumuz gene bizizdir. IMF'nin bugüne kadar dünyanın tek bir ülkesini kalkındırdığı görülmüş müdür? Bırakın kalkınmayı, bu ülkelerin yararına tek bir iş yapmış mıdır? Bağımsız bir sanayi mi kurmuştur? Emekçilerin alınterlerinin karşılığının verilmesini mi istemiştir? Hadi dünyayı geçtik, ta 1950'lerden beri ülkemize gelip gidiyor IMF heyetleri... Çok mu kalkındık? Hayır, yoktur öyle bir şey. IMF de, onun bir yan örgütü olduğu emperyalist ABD de yalnızca halkı daha fazla sömürmek, daha fazla soygun yapmak, daha fazla kanını emmek isterler. Tek düşünceleri budur. Beşikteki bebeler bile bilir bu gerçe ği... Bu hükümet emperyalistlerin, para babalarının hükümetidir; düşmanımızdır. Bu uşak hükümet IMF'nin bize yardımcı olmak için geldiğine inandırmaya çalışır. Bu hükümetin bakanları IMF'nin ufak bir memurunu bile devlet töreniyle karşılar, önünde kuyruğa girerler. Bu ülkede bakanlık yapan Yaşar Okuyan, açlık ve yoksulluk yasalarını, IMF'yi, ülkemizin köleleştirilmesini eleştirenlerle aklınca dalga geçer, "IMF tu kaka ya..." der. Bu hükümetin "IMF'nin isteklerini yerine getirdik, şimdi bize milyar dolar kredi açacak" diye bir zil takıp oynamadığı kalmıştır. Ve üstelik, bu hükümet, milli olduğu, ulusal çıkarlarımızı savunduğu iddiasındadır. HAYIR, MİLLİYETÇİ GEÇİNEN PAR- TİLERDEN HİÇBİRİ VATANSEVER DE- ĞİLDİR. Tümü de vatan hainliği suçunu işlemektedir. Bütün diğer yaptıkları bir yana, ülkemiz sınırlarını emperyalistlere ardına kadar açmaları bile bu suç için yeterlidir. İşçiyi, memuru, her kesimden çalışan emekçiyi aç bırakan bir hükümet işçilerin, memurların hükümeti olamaz. Artık zamsız tek bir gün geçmiyor. İğneden ipliğe, geçinmek, yaşamak için ihtiyacımız olan her şey öyle bir hızla pahalılaşıyor ki takip etmekte bile güç- lük çekiyoruz. Ama bizim ücretlerimiz yerinde sayıyor. Kimin verdiği akıldır, kimin talimatıdır bu? IMF'nin talimatıdır. Ve üstelik, böyle de devam edecek, en azından bir iki yıl daha bu politikayı uygulayacağız demeye getiriyorlar. Biz açmışız, açıktaymışız, yokluktaymışız, düşündükleri yok... Şu gelinen duruma bakın... Aldıkları bütün diğer "tedbir"lerle; uluslararası tahkimle, özelleştirmeye hız verilmesiyle, emeklilik yaşıyla, sosyal sigortalar düzenlemesiyle, bugüne kadar hiçbir hükümetin bu kadar hızla uygulamaya cesaret edemedikleri politikaları uyguluyorlar. Çünkü karar altına aldıkları şeyler yenilir yutulur cinsten değil. Bağımlılık ve uşaklık anlaşmaları, tahkim kararlarıyla, nasıl bütün ulusal onurumuzun ayaklar altına alınarak çiğnendiğini herkes görüyor. Hem de kim bu kararları alanlar? İş milliyetçiliğe gelince mangalda kül bırakmayan DSP ve MHE BÖYLE BİR HÜKÜMET HALKIN HÜ- KÜMETİ OLABİLİR Mİ? İşçinin, memurun, emekçinin hükümeti olabilir mi? Milli bir hükümet olabilir mi? Halkın hükümeti halkın menfaatlerini korur, emperyalistlerin değil. Milli hükümet milli çıkarları gözetir, emperyalistlerin çıkarlarını değil. Bu hükümet emperyalistlerin, IMF'nin, ABD'nin hükümetidir... Patronların, para babalarının hükümetidir... Bizim düşmanımızdır. Uşak hükümet emekçileri birbirine düşman etmeyi başaramayacak Ne diyor bu uşak hükümetin başbakanı Ecevit? "Bugün Kızılay'ı trafiğe kapattıklarını öğrendim. Buna haklan yoktur. Bunun bir provokasyon olduğunu, bir tahrik olduğunu söylüyorum. Ben bu oyuna gelmem. Devletle işçiyi karşı karşıya getirtmem. Ama böyle provokasyona devam ederlerse işçiyle halkı karşı karşıya getirirler." (12 Temmuz 1999, televizyon haberleri) Ne kadar tamdık geliyor değil mi? Birkaç yıl öncesini düşünün: Çiller başbakandır... işçiler gene hakları için sokaklardadır. Hemen her gün yüzbinlerce emekçi, köleleştirmeye teslim olmayacağını haykırmaktadır. Ama Çiller "tavizsiz" dir. Asla uzlaşmayacaktır... Tam da o günlerde "halkın parasını işçiye yedirtmem" diye açıklama yapar. Amaç, halkın diğer kesimleriyle işçileri birbirine düşman etmektir. Emekçi halkın arasındaki birlik bağlarını zayıflatmaktır. Güya eşitlikçidir. "Birine az verip öbürüne çok vermek olmaz" der; herkese aynısını verecektir. Bugün bu politikayı Ecevit ve Bahçeli'nin uşak hükümeti uyguluyor. Onlar da emekçilerin arasına düşmanlık tohumlan ekmeye çalışıyorlar. "Emekçilerin gösterileri halkı rahatsız ediyor"muş... "Devletle işçiyi karşı karşıya getirtmez"miş... "Ama böyle giderse işçiyle halk karşı karşıya gelinmiş... Peki emekçiler halk değil mi? Bu memlekette işçilerden, memurlardan, köylülerden, öğrencilerden, aydınlardan başka halk mı var ki? Ve bu kesimlerin hepsine de şiddetle saldırmıyor mu zaten sizin devletiniz? Ecevit'e, Bahçeli'ye, Yılmaz'a ve bu uşak partilerin her birinin yöneticilerine göre onlar halk değil. Peki halk kim? Onların halkı Sabancı, Koç, Eczacıbaşı, Alaton... Sermayedarlar, toprak ağaları, tefeciler... Emperyalistler, IMF heyetleri... Yani efendileri. Onlar efendilerinin çıkarını koruyorlar. Senin efendilerinle emekçiler zaten karşı karşıya Ecevit. Bunu biliyorsundur kuşkusuz. Ama engellemeye Çalıştığın şey bu çatışmanın derinleşmesi. Giderek daha fazla insanın bu köleliğe karşı çıkması, açlıklarının, yokluklarının gerçek sorumlularının kim olduğunu görmesi ve cepheden karşı durması. İstersen feryat et, zehir zemberek açıklamalar yap, polislerini halkın üzerine sal, coplat, işkence yaptır, tutsak ettir... Emekçilerin meydanlara çıkmasını, yürümesini, öfkelerini giderek daha yüksek sesle ve daha büyük bir şiddetle göstermesini engelleyemeyeceksin. Sen içine sinderemesen de (!) bu böyle olacaktır, bilesin. Sorumluluğu birbirlerinin üzerine yıkmaya çalışıyorlar Ama birbirlerinden eksikleri var fazlaları yoktur Hiçbir burjuva partisi bu yükün altından tek başına kalkamaz. Böyle ağır bir boyunduruk altına girmenin hesabını kolaylıkla veremez. Bu yüzden de, "işçilerimiz, memurlarımız tepkilerini gösterecekler elbette; ama kanuni sınırlar içinde kalmalılar" derler. Aslında çok ilginç bir tablo bu. Hem milyonlarca insanı köleleştirme anlaşmalarına bizzat imzanı atacaksın; hem de "tepkilerini gösterecekler tabii" diyeceksin. Amaçları bellidir. Emekçinin öfkesinin altında boğulmaktan korkuyorlar. Tek başlarına sorumluluğu üstlenemiyor hiçbirisi. Birbirlerinin üzerine atmaya çalışıyorlar. Ecevit, "vatan millet sakarya" edebiyatıyla vaziyeti idare etmeye çalışıyor. Bahçeli en masum görünenleri, her gittiği yerde timsah gözyaşları döküyor, ikide bir sendika yöneticileriyle görüşüyor, halfan tepki gösterme hakkının meşruluğundan söz ediyor. O zaman kala kala bir ANAP kalıyor... Yaşar Okuyan da ANAP'lı değil mi? Bütün bu yaşananlarda onun ve partisinin sorumlu gösterilme tehlikesi var. Ama bir burjuva partisi böyle yaşayamaz. Tek başına bu sorumluluğu yüklenemez. Yüklenmesi demek kendi yok oluşuna imza atmak demektir. Bu yüzden de Mesut Yılmaz "sorumluluğu diğer hükümet partileriyle paylaşmaktan" söz ediyor, HAYIR! BU İŞİN SORUMLULUĞUNU HEPSİ BİRDEN TAŞIYORLAR. Birbirlerinden ne eksikleri ne fazlaları vardır. Bahçeli Ecevit'ten daha az suçlu değildir. Diğerleri ANAP'tan daha az suçlu değildir. Bu vatana ihanet suçunu hep birlikte, bilerek ve isteyerek işlemişlerdir. Nasıl ayak oyunu, numara yaparlarsa yapsınlar bu durumu gizleyemezler. Kimseyi kandıramazlar. Her kime oy vermiş olursan ol... Açlık ve yoksulluğu paylaşıyorsak birlikte mücadele etmeliyiz! Günlerdir gösteriler durmuyor. Durmayacak da. Artarak sürecek. Çünkü getirdikleri açlık hepimize dayatılmıştır. Yoksulluk hepimizin yoksulluğudur. Ayaklar altına alınarak çiğnenen onur hepimizin onurudur. Onuru korumak için mücadele etmek gerek. Direnmek gerek. Başka hiçbir yoldan bu para babalarının ve IMF'nin hükümetine geri adım attırmanın olanağı yoktur. Olmadığı defalarca görülmüştür. Ama direnmek devlet yanlısı sendikalarla olacak iş değildir. Polisin, jandarmanın "dağılın" dediği yerde sözünü iki ettirmeden dağılarak olacak iş değildir. "Biz kanunlara saygılıyız" diyerek, medyatik eylemlerle şov yaparak olacak iş hiç değildir. Bunlar da defalarca görülmüştür. BİRLEŞELİM! İşçiler, memurlar, köylüler, bütün emekçiler... Kölelik hepimizi etkiler. Açlık hepimizi etkiler. Yoksulluk hepimizi etkiler. Onur hepimizin onurudur. Ancak birleşirsek bunları durdurabilir, uşaklar hükümetine ve efendilerine geri adım artırabiliriz. Seçimlerde DSP'ye, MHP'ye, ANAP'a, DYP'ye, FP'ye... bu düzenin partilerinden herhangi birine oy vermiş olabilirsin. Çaresizliğinden vermişsindir, bunu da deneyelim bakalım diye vermişsindir, belki bu kötünün iyisidir diye düşünerek vermişsindir... Ama kötünün iyisi olmadığı bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunların hepsi de aynı soydan gelmektedir. Soysuzdurlar ve vatan hainidirler. Patronlarla birlikte vatanımıza ihanet etmişler, Amerika'ya ve IMF'ye satmışlardır. Bunların topu birden düşmanlarımızdırlar... Dostumuz ise, gene bizizdir. Biz dediğimiz 70 milyondur. Bugün geri adım atmayacağız diyorlar. Atacaklardır. Dünyanın hiçbir gücü birleşmiş, ayağa kalkmış ve direnen emekçilerin önünde duramaz.*

19 TÜRK-İŞ, DİSK, HAK-İŞ, KESK YÖNETİCİLERİ... İşçiler, memurlar, tüm halk tarihteki en büyük saldırılarından biriyle karşı karşıyalar. Hepiniz hükümetin saldırılarına karşı çıkıyor görünüyorsunuz. Hepiniz mezarda emekliliğe karşı olduğunuzu söylüyorsunuz. Memurlara verilen yüzde 20'lik zammı yetersiz buluyorsunuz.. İMF politikalarına, her gün gelen zamlara karşı olduğunuzu söylüyorsunuz. Belki ilk defa hep birlikte bu kadar karşı olduğunuz noktalarda birleşiyorsunuz. Hepiniz ayrı ayrı ama hemen hemen aynı şeyleri söylüyor, saldırıya sessiz kalmayacağınızı, sokağa meydanlara ineceğinizi, mücadele edeceğinizi tekrarlıyorsunuz. Saldırılar onmilyonlarca insanın ekmeğine, geleceğinedir. Halka yoksulluk, kölece bir yaşam dayatılmaktadır. Sizler işçinin memurun sahip olduğu en büyük demokratik kurumların başında oturan sendikacılar olarak büyük bir sorumlulukla karşı karşıyasınız. Geçmişte ne yapmış olursanız olun bugün bu sorumluluğun gereğini yerine getirecek misiniz? Milyonlarca insanın önünde söylediklerinizi yapacak mısınız? Yoksa daha öncekiler gibi mücadelenin ivmesi yükseldiğinde, iktidar köşeye sıkışmaya başladığında eylemden kaçıp, iktidarla uzlaşarak emekçileri, halkı satacak YA EMEKÇİLERİN YANINDA YA DA HÜKÜMETİN YANINDA OLACAKSINIZ. TEPKİ GÖSTERMEK İÇİN OYALANMAK, AĞIRDAN ALMAK HÜKÜMETİN YANINDA OLMAKTIR... İşçiler, memurlar sizli ya da sizsiz bu mücadeleyi götürmek zorundalar ve götüreceklerdir de. Eğer yüreğinizin bir köşesinde bir parça vicdan diye bir şey kaldıysa, onurun bir parçası kaldıysa hiç değilse bu kez yarı yolda bırakarak ihanet etmez bu onurlu mücadele yer alırsınız. Aksi taktirde milyonlarca emekçi hükümete, emperyalizmin işbirlikçilerine duyduğu öfkeden çok daha fazla bir öfkeyle, lanetle anacaklardır sizi. MÜCADELE ETMEYE NİYETLİYSİNİZ; Düzen partilerinden medet ummaktan vazgeçmelisiniz; Kendi aranızda, bitmek bilmeyen toplantılar yapmaktan, haftalara yayılan basit eylem kararları almaktan vazgeçmelisiniz. Öyle önümüzde aylarca vakit yok. Boşa geçen hergün aleyhimize çalışmaktadır. HÜKÜMETİN DAYATMALARINA, İMF POLİTİKALARINA BOYUN EĞMEK ONURSUZLUKTUR. BU ONURSUZLUĞU YAPMAYIN! Hiç vakit kaybetmeden meydanlara, alanlara inin. Üretimden gelen gücün kullanılmasını, genel grevi örgütlemek sizin hiç de o kadar zor değil. İsterseniz iki günde bunu rahatlıkla yaparsınız. Yeter ki isteyin. OYLAMAYA DEVAM ETTİĞİNİZ, İŞÇİYİ SATTIĞINIZ ANDA İSE BUNUN HESABINI VERECEĞİNİZDEN DE EMİN OLMALISINIZ... Sadece tarihe verilecek bir hesap olarak da kalmayacaktır bu.* Sendikalar ve Yolsuzluklar Sendikaların gündemi, ne işten atılmalar, ne özelleştirme, ne kriz bahanesi ile kuşa çevrilen Toplu İş Sözleşmeleri ne de kurulan hükümetin boyutlu saldırı programı... Genel kurullardan yapılan basın açıklamalarına kadar ifade edilen konu ağırlıklı olarak yolsuzluk ve talan suçlamaları. En son olarak Belediye-İş Genel Başkanı Efendi Güvercin'in Genel Denetleme kurulu raporları ile belgelenen yolsuzluğu ve buna bağlı olarak tutuklanması tartışmaları boyutlandırdı. Aynı günlerde yapılan DİSK Lastik- İş genel kurulunda da muhalefet ağırlıklı olarak yolsuzluklara değindi. Genel kurulun en hareketli tartışması temel sorunlar olan örgütlenme, işten atılmalar, özelleştirmeler vb. üzerinde değil, yolsuzluk iddiaları üzerinde sürdü. Sendika genel kurulu değil, sanki TBMM dedirtecek bir manzara hakimdi. Yine bir yolsuzluk haberi de DİSK'e bağlı Oleyis sendikasından geldi. Gerçi Oleyis'teki yolsuzluk haberleri yeni değildi. Yaklaşık iki yıldır bu sendika yolsuzluklarla anılır hal almıştı. Önceki yıllarda ise Türk-İş'e bağlı Demiryol-İş Sendikası Başkanı Enver Toçoğlu'nun yolsuzlukları, Şemsi Denizer'in Jaguar düşkünlüğü, Bayram Meral'in oğlunun borsada milyarları kaybetmesi, Nazım Tur'un tersane satın alması gibi birçok örnek unutulmuş değil. Yağma ve talanda yöntemler düzeni aratmıyor.. Belediye-İş Genel Başkanı Efendi Güvercin'in belgelenen yolsuzluktan,- naylon faturadan zimmetine para geçirmeye, bilindik yöntemleri içeriyor. Bu yolsuzluğun ilginç yanlarından biri de sendikanın mali işlerden sorumlu Yönetim kurulu Üyesi Mahmut Hamitoğulları'nın da yolsuzluğa karışmış olması. Bu yolsuzluğun ilginç bir yanı da ortaya çıkış biçimi ve zamanlaması. Sendikacı beyler aylarca görev yapıyorlar ses yok, seda yok... Ne zamanki enel Kurul yaklaşıyor, o zaman sesler e kokular çıkmaya başlıyor. Aylarca kılını bile kıpırdatmayanlar yasal zorunlulukları yerine getirmek için Denetleme Kurullarını göreve çağırıyorlar. Her şey formalitelerin yerine getirmesinden ibaret çoğunlukla da denetim görevi yapacak Kurulun görevlileri hazır evraklara imza işlerine bakarlar. Çünkü büyük oranda sendika patronları, uzman adı altında bu tür pislikleri önleyecek dalkavukları beslerler. "Minareyi çalan kılığını da hazırlar" misali tedbirlidirler. Bunun için sendikalarda göreve gelen yönetimler ilk iş olarak bir önceki yönetimin uzman kadrolarını tasfiye edip yerine kendi kadrolarını göreve getirirler. Tıpkı düzen partilerinin iktidara gelmelerinin ardından KİT'lerdeki kadrolaşma girişimleri sendika patronlarında da görülür. Bugün devrimci-demokrat sendikacıların yönetimde olduğu birkaç küçük sendika dışında işleyiş budur. Peki Yolsuzluklar Nasıl Açığa Çıkıyor? Bugüne kadar düzenin kurumlarında açığa çıkan yolsuzlukların ortaya çıkışında bilindiği gibi belirleyici yan çıkar çatışmaları oldu. Denetlemekle yükümlü herhangi bir kurumun "şurada denetleme yaptık, şu yolsuzluğu açığa çıkardık" demesine pek rastlanmamıştır. Ya da düzen partilerini düşünelim, yolsuzluk söylenti ve iddialarını en fazla hangi dönemlerde gündeme getirirler? Sendikalarda da durum yolsuzluk yöntemlerinden ortaya çıkış biçimine kadar aynı. Sendikalarda Denetleme Kurullarının ortaya çıkardığı yolsuzluk yok gibidir. Adı Denetleme Kuruludur... Sendika yönetimi ile birlikte seçilirler. Seçim günü adı demetleme kuruludur. Seçim bitti mi, sendika patronlarının emrinde "Onaylama kurulu"na dönüşürler. Farklı davranmaları da beklenmez. Temel sorunların tartışılmadığı, bu noktada çözümlerin gündeme getirilmediği, yolsuzlukların yegane seçim kozu olduğu genel kurullarda delege sağlıklı seçim yapamaz. Çünkü kirlenme, yolsuzluk, sahtekarlık ağı delege seçimlerinin en alt birimi olan işyerlerine kadar uzanmıştır. İşçiler örgütlenmelerine yabancılaştırılmış, adeta sokaktaki vatandaşın düzen partileriyle ilişkilerine dönüşmüştür. Amaçları işçilerin çıkarları değil, kendi yaşamlarını garanti altına almak olmuştur. İşçiler artık sendikalara da düzen partilerine bakar gibi bakmaktadırlar. "Kim olursa olsun ne far eder" "sendika olsa ne olur olmasa ne yazar" anlayışı halcim kılınmış, örgütüne yabancılaştırılan işçiler beraberinde bu sendikal anlayışı kanıksamışlarda. Genel kurullarda arena bu sendikacı tiplerine terk edilmiştir. Böyle olunca da tartışılan sendikanın paralarının hesabı oluyor. Doğal olarak tüm uzmanlıkları bu noktada yoğunlaşan sendika patronları amaçlarına ulaşmak için birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya döküyorlar. Tıpkı hizmet ettikleri düzenin kurallarıyla... Buna da katlanacaklar çünkü bu düzenlerinin bir cilvesi(!) Hepsinin aynı anda doyması, tatmin olması mümkün değil (!) Yolsuzluklar Karşısında Ne Yapmalıyız? Öncelikli görev kuşkusuz teşhirdir. Ancak teşhir tek başına yetmez. Biri gider, yerini mutlak bir başkası alır. Hem de gideni aratmayacak düzeyde... Gerçek anlamda bir kuşatma söz konusu. Temel olan ise sendikaların şirket zihniyetinden kurtarılması birer işçi örgütüne dönüştürülmesi, işçilerle buluşturulmasıdır. Bunun için tabanın söz ve karar sahibi olduğu örgütlenmeleri yönetmek, işyerinden sendikaya uzanan mücadele hattı örmek zorundayız. Sorunlarımız yalnızca sendikalara çöreklenmişlerle değil. Ülkenin her karışında yağmalanan, talan edilen bizim emeğimiz ve alınterimizdir.*

20 SOKAKLARA, MEYDANLARA İNELİM, GENEL GREVE YÜRÜYELİM... Amerikancı hükümet "Sosyal Güvenlik Reform Yasası" aldatmacasıyla kazanılmış tüm haklarımızı gaspederken, peşpeşe yaptığı zamlarla bizi, tüm halkı yoksulluk ve sefalet girdabına sürüklüyor. Sadece bugünümüzü değil, yarınımızı, tüm geleceğimizi, hatta çocuklarımızın geleceğini yakından ilgilendiren bu saldırılar karşısında sessiz kalmamız düşünülemez. Hükümet geri adım atmamakta kararlı olduğunu söylüyor. Elbette sonuna kadar direnmeye çalışacaktır. Patronlarına söz vermiştir, İMF'ye söz vermiştir. Ancak hiçbir hükümet, hiçbir iktidar direnen, mücadele eden bir halkın karşısında uzun süre duramaz. Amerikancı iktidara geri adım artırabilmemiz, saldırıları püskürtebilmemiz mümkündür. Ama bunun için daha büyük kitleselliğe ulaşabilmemiz, tepkilerimizi çok daha kararlı ve anlayabilecekleri dilden ortaya koyabilmemiz gerekir. Kitlesel hareket edebilmemiz, en geniş birlikleri oluşturabilmemiz önemli. Onun kadar önemli olan bir şey daha, bu kitleselliğimizi, bu gücümüzü nasıl kullanacağımızdır. Ecevit, "Tepki göstermekte haklılar ama kimseyi rahatsız etmemeliler, yasalar çerçevesinde demokratik haklarını kullanmalıdırlar" diyor, emekçilerin Kızılay'daki gösterisini provokasyon olarak niteliyor. İnsanları açlığa mahkum etmek, haklarını gasp etmek provokasyon olmuyor ama buna karşı bir basın açıklaması yapmak, bir gösteri yapmak izinsiz diye, trafiği engelliyor diye provokasyon ilan ediliyor. MGK sendikacılığından Ecevit'in partisine terfi eden işbirlikçi Rıdvan Budak da önce "provokasyon" tespitine katılmadığını söylüyor, iyi niyetinden şüphe duymadığı Ecevit'in aslında başka bir şey demek istemiş olabileceğini söyleyerek Ecevit'i aklamaya çalışıyor, hemen peşinden ama sizde biliyorsunuz büyük mitinglerde provokosyan yapmak isteyenler falan diyerek aslında Ecevit'in söylediğinden farklı bir şey söylemiyor. "Demokratik sınırlar içinde", "yasal çerçevede", "kimseyi rahatsız etmeden..."'ben sendikacılık hayatım boyunca hep buna dikkat ettim diyerek sendikacıları, işçileri de kendisi gibi uzlaşmacı davranmaya, esasında da teslim olmaya çağırıyor. İşte bu nokta, bu provokasyon edebiyatı karşısında alacağımız tutum çok önemlidir. Saldırıları püskürtüp püskürtemeyeceğimizi, kazanıp kazanamayacağımızı belirleyecek olan bu tutumuz olacaktır. Yani Ecevit'in provokasyon ilan ettiği işleri yapacak mıyız, yoksa onun dediği gibi kimseyi rahatsız etmeden yasal mitinglerle mi yetineceğiz? Şundan kimsenin şüphesi olmasın ki, Ecevit'in Rıdvan Budak'ın dediği gibi kimseyi rahatsız etmeden, onların gösterdiği yerde haftada ya da 15 günde bir yapılacak izinli mitinglerle bu saldırıların hiçbirini geri püskürtenleyiz. Böyle bir tavrı öpüp başlarına koyarlar. Elbette yasal mitingler de yapılmalıdır. Sorun bunlarla sınırlı kalmamak meşruluğumuzdan aldığımız güçle yapabileceğimiz her türlü eylemi, gösteriyi yapmaktır. Halkın bizim eylemlerimizden rahatsız olması sözkonusu değildir. Çünkü saldırılar sadece işçiye değil, tüm halk kesimlerinedir. Eylemlerimiz sadece kendimiz için değil, tüm halkın çıkarları içindir. Eylemlerimizden rahatsız olan Ecevit, Rıdvan Budak gibilerdir yani bize saldıranlar, haklarımızı gasp edenlerdir. İstedikleri kendilerini rahatsız etmeyecek eylemlerin yapılmamasıdır. O halde haklarımızı korumak, gasp ettiklerini geri almak için onları rahatsız eden, en çok rahatsız edecek eylemleri yapmaktan başka çaremiz yoktur. Bu kadar pervasızca saldırılar karşısında, bu kadar yoksulluk ve sefalete itilmek karşısında işçinin, memurun, halkın gösteri, yürüyüş, direniş, üretimden gelen gücünü kullanmak, her türlü mücadelesi meşrudur. Yaşamak kadar hakkıdır. İşte bu meşruluğumuz, bu hakkımız ve haklılığımızla hareket etmeliyiz. Bir yandan daha geniş kitleler olarak örgütlenirken öte yandan her günümüzü, her saatimizi eyleme dönüştürmenin yollarını bulmalı ve yapmalıyız. Sabah işi başlamadan önce, öğle paydoslarımızda, işten çıkışlarımızda gösterilerimizi süreklileştirebiliriz. Belli meydanlarda, alanlarda hergün işçi, memur destek verebilecek tüm halk kesimleriyle ortak yapabileceğimiz gösteriler düzenleyebiliriz. Bu yönde attığımız ama henüz oldukça yetersiz belli adımlarımız vardır, bunları daha da geliştirebilmeli, kitleselleştirmeli ve süreklileştirmeliyiz. Örgütsüzlüğümüzün getirdiği tüm dezavantajlara rağmen bir GENEL GREVE yönelmenin koşullan vardır. Sendikalarımızı, eğilimi, niteliği ne olursa olsun eyleme, mücadeleye ve genel grev için adım atmaya zorlamalıyız. Ama tüm esip gürlemelerine rağmen konfederasyon yönetimlerine, sendika yönetimlerine de umudumuzu bağlamamalı, onlara güvenerek hareket etmemeliyiz. Ecevit, kendi ağzıyla söylemektedir. Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı ile ilgili olarak yaptıkları son görüşmede sendikacılar tabandan gelecek baskıyı göğüsleyemeyiz demişler, Ecevit de o zaman biz göğüsleriz demiştir. Yani bizlerden çekinmeseler hükümetle uzlaşacaklar, işçiyi orada satacaklardı. Bu noktada uyanık olmak, bizi satışa getirmelerine izin vermemek durumundayız. Bakın Türk-İş'inden, DİSK'ine, Hak-İş'ine kadar hepsi esip gürlüyor. Meydanlara ineriz, şöyle yaparız böyle yaparız diyorlar. Hatta genel grevden bahsediyorlar ama hiçbiri doğru dürüst eylem kararı da almıyor. Hem bir şeyler yapıyor görünmek, hem de meseleyi zamana yayarak tansiyonun düşmesini sağlama çabası içindeler. Memur sendikalarının da aslında durum çok da farklı değil. Mücadeleden kaçan, bize sahip çıkmayan, oyalamaya çalışan sendika yönetimlerini, sendikacıları teşhir etmeli, kaçacak delik bırakmamalıyız. Söylediklerine değil, ne yaptıklarına, ne yapmaya çalıştıklarına bakmalıyız. Ama herşeyden önce kendi gücümüzdür önemli olan, kendi gücümüze güvenmeliyiz. DEVRİMCİ-DEMOKRAT İŞÇİLER, SENDİKACILAR; Çok daha geniş kitleleri örgütlemek, mücadeleye, eyleme yöneltmek görevi öncelikle sizlerin omuzlarındadır. Bu kadar meşru bir mücadelede, dayatılan kölelik, yoksulluk karşısında devrimci, demokrat işçiler sıradan bir eylem katılımcısı olarak hareket etmemeliler, kendilerini çok daha fazla ortaya koyabilmeli, tüm güçleriyle mücadelenin önünde yer almalıdırlar. Farklı sendikalarda örgütlenmiş olmak, farklı siyasal eğilimler, düşünceler bir kenara bırakılmalıdır. Öncelikle önemli olan kitleselliğimizle, taleplerimizi ifade eden sloganlarımızla gücümüzü ortaya koyabilmektir. Sendikalısendikasız, örgütlü-örgütsüz, devlet ya da özel sektör de çalışan tüm işçilerin, memurların, halkın çok çeşitli kesimlerinin birleşebileceği, birlikte hareket edebileceği ortak bir payda herzamankinden çok mevcuttur. Ortak paydamız, haklarımızın gasp edilmesidir. Ortak paydamız, sefalet ücretleridir; Ortak paydamız, peşpeşe yağan zamlar, yoksullaşmamızdır; Ortak paydamız, ülkemizin tekellere peşkeş çekilmesine karşı çıkmaktır; Ortak paydamız, vatanımıza, geleceğimize sahip çıkmaktır. Ortak paydamız, İMF'ye, emperyalizme karşı olmaktır. Ortak paydamız, İMF'NİN YÖNETTİĞİ DEĞİL, BAĞIMSIZ TÜRKİYE için mücadele etmektir. Örgütlenelim, mücadele edelim ve kazanalım.*

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ 19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 19.09.2014 Bugün 19 Eylül. Bugün bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü TMMOB nin mücadele dolu tarihi açısından

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız

Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız Emeğin İktidarını Birlikte Kuracağız 1 MAYIS Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Bayramı 1 Mayıs nedeniyle yayınladığı mesaj şöyle: İşçilerin birlik ve dayanışma günü olan, 1 Mayıs ın, tüm dünya ve ülkemiz

Detaylı

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Erdoğan, "OHAL uygulaması kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir" dedi. 21.07.2016 / 09:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından

Detaylı

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık Sendikamız Yapı-Yol Sen 12 Nisan 2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü önünde ve eşzamanlı olarak tüm şube binaları önünde, Otoyol ve Köprülerin özelleştirilmesi, görevde yükselme ve unvan değişikliği

Detaylı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı Çalışma hayatında barış egemen olmalı Ocak 19, 2012-3:31:16 olduğunu belirtti. olduğunu belirterek, ''Bu bakış açısı çerçevesinde diyalog merkezli çalışmalarımızı özellikle son 7 aydır yoğun bir şekilde

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özcan ın kurum değişikliği ile Ankara Gölbaşı belediye başkan yardıcılığı görevine

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Cumhuriyetin kuruluşu Anadolu insanının iman, namus, bağımsızlık, özgürlük, vatan ve millete sevgi ile bağlılığının inancı ve iradesi ile kendisine önderlik yapan Mustafa

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

GENEL BAŞKANIN MESAJI

GENEL BAŞKANIN MESAJI GENEL BAŞKANIN MESAJI Küresel ekonomik kriz, ekonomiyi kalıcı olarak küresel dünyanın birinci önceliği haline getirdi. İkibinli yılların ilk dönemine yıkıcı bir savaş olan ABD nin Irak işgali damgasını

Detaylı

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu GÜNÜN MANŞETLERİ 23 Temmuz 2016 Cumartesi 11:52 Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu FETÖ darbe girişimi olaylarında darbecilerin hedefinde UIC Yönetim

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

İMF siz Yapamayacak mıyız?...47 Yakın İzleme Programı Üzerine...48 Daha Dikkatli Olma Zamanı...49 Siyasette İstikrarsızlığa Yılında Ekonomi

İMF siz Yapamayacak mıyız?...47 Yakın İzleme Programı Üzerine...48 Daha Dikkatli Olma Zamanı...49 Siyasette İstikrarsızlığa Yılında Ekonomi I İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1 I. PLANLAMANIN İLK ON YILI (1963 1973 Dönemi)... 7 II. EKONOMİNİN TIKANDIĞI YILLAR (1973 1983 Dönemi)...11 24 Ocak Kararları...12 III. EKONOMİDE AÇILIM YILLARI (1983 1993 Dönemi)...15

Detaylı

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE 10-16 ZAM Milas Belediyesi ile DİSK arasında devam eden toplu iş sözleşmesi sonuçlandı. Buna göre işçilere yüzde 10 ila 16 arasında zam verildi. Milas Belediyesi ile

Detaylı

Beykoz Muhtarlar Derneği'nden...

Beykoz Muhtarlar Derneği'nden... Beykoz Muhtarlar Derneği'nden... Beykoz Muhtarlar Derneği 27 Şubat 2010 günü Beykoz Kristal İş Sendikası Genel Merkez binasında, Beykoz'un mülkiyet sorunlarının tartışıldığı toplantı sonrasında da sorunun

Detaylı

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin / Mezitli Belediye Başkanı nı ziyaret ederek

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız?

Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız? Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız? Bu ülkenin de insanı olmanız, gelmiş olduğunuz ülkeyle bağınızın kesilmesi, ona yabancılaşmanız anlamına gelmez. Ama eğer 20-25

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR!

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! TEMMUZ 2016 İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! Taşeron işçilere kayıtsız şartsız kadro! Kıdem tazminatıma dokunma! Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ne hayır! TAŞERON İŞÇİLERE KAYITSIZ ŞARTSIZ KADRO! AKP hükümeti

Detaylı

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Aralık 08, 2011-4:57:28 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Büyük Anadolu Otel'de düzenlenen Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Çalışma

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

ORGANLARI 5 KİŞİYE HAYAT VERDİ

ORGANLARI 5 KİŞİYE HAYAT VERDİ Organ bağışı BODRUM BAHÇEŞEHİR KOLEJİ NDE ORGAN BAĞIŞI VE NAKLİ KONULU SEMİNER DÜZENLENDİ Bodrum Bahçeşehir Koleji Ortaokul öğrencileri, Fen ve Teknoloji dersi kapsamında Bodrum Acıbadem Hastanesi Anestezi

Detaylı

Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi

Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi 1990 yılında Latin Amerika'nın ada ülkesinde bir grup Müslüman ülkedeki yönetimi ele geçirmek için silahlı darbe girişiminde bulunmuştu.

Detaylı

ÇALIŞMA DÖNEMİNDE ANKARA İKK ÇALIŞMALARI

ÇALIŞMA DÖNEMİNDE ANKARA İKK ÇALIŞMALARI 24. 20. ÇALIŞMA DÖNEMİNDE ANKARA İKK ÇALIŞMALARI 20.Çalışma Dönemi içinde merkezi düzeyde olduğu kadar yerel düzeyde de TMMOB ye bağlı Odalarla ortak çalışmalar yürütülmesine özel bir önem verilmiştir.

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL

KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete Bodrum da basınla bir araya geldi. 12 Ay Turizm konusu üzerine yoğunlaşan basın toplantısında Mete, yaklaşık 6 milyon

Detaylı

MART 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2016 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Akdeniz/Karaduvar Mahallesinde saha çalışması

Detaylı

CAN ATAKLI SAAT SAAT AÇIKLADI...

CAN ATAKLI SAAT SAAT AÇIKLADI... CAN ATAKLI SAAT SAAT AÇIKLADI... Gazeteci Can Ataklı darbe gecesini aydınlatmaya kararlı. Ataklı yine flaş değerlendirmelerde bulundu. Habertürk TV'de Didem Arslan Yılmaz'ın sunduğu 'Türkiye'nin Nabzı'

Detaylı

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe örgütünün düzenlediği Yenimahalle

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 CHP İzmir de gövde gösterisi yaptı, Kılıçdaroğlu Gündoğdu Meydanı ndan gençlere, 140 karakterden korkan bir başbakan yarattınız, size şükran borçluyum diye seslendi. Tarih : 22.03.2014 - Baharda sandığa

Detaylı

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ Ortak Nokta Derneği ile Ankara Kent Forumu Derneğinin önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının desteği ve gönüllülerin katılımıyla bağımsız bir platform olan Ankara nın

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

CİHAN PARTİSİ HAYIR MI, EVET Mİ? REFERANDUM 2017 KATALOĞU. Devlet meseleleri uzun soluklu işlerdir; uzun yola tek şoförle gidilmez..

CİHAN PARTİSİ HAYIR MI, EVET Mİ? REFERANDUM 2017 KATALOĞU. Devlet meseleleri uzun soluklu işlerdir; uzun yola tek şoförle gidilmez.. Devlet meseleleri uzun soluklu işlerdir; uzun yola tek şoförle gidilmez.. Kürşad Emre ÖĞRETMEK Cihan Partisi Genel Başkanı DEĞERLİ VATANSEVERLER! Referandumda oy vermeden önce bu kataloğu mutlaka okuyunuz..

Detaylı

BALYOZ ZULMÜ KARŞISINDA SUSUP SİNENLER UTANSIN

BALYOZ ZULMÜ KARŞISINDA SUSUP SİNENLER UTANSIN BALYOZ ZULMÜ KARŞISINDA SUSUP SİNENLER UTANSIN Eğer bir ülkede yargıç ve savcılar, adalet yerine zulüm dağıtıyorsa; o ülkede hak, hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi bitmiştir. Eğer bir ülkede insanlar

Detaylı

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI TOPLUSÖZLEŞMEDE KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ? EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI TOPLUSÖZLEŞMEDE KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ? 2014-2015 yıllarını kapsayan toplusözleşme süreci, hükümet ve Memur Sen arasında

Detaylı

TÜM YEREL-SEN TÜM YEREL YÖNETİM ÇALIŞANLARI SENDİKASI İZMİR 1 NOLU ŞUBE BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ

TÜM YEREL-SEN TÜM YEREL YÖNETİM ÇALIŞANLARI SENDİKASI İZMİR 1 NOLU ŞUBE BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ TÜM YEREL-SEN TÜM YEREL YÖNETİM ÇALIŞANLARI SENDİKASI İZMİR 1 NOLU ŞUBE BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ 05.03.2014 TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ EMEKÇİLERİN HAKKIDIR Şu iyi bilinmelidir ki; Toplu

Detaylı

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ -AÇIKLAMA- Bu raporda yer alan veriler ve verilere

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Kasım 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli İlçesi CHP Belediye Başkanı aday adaylarının

Detaylı

ŞUBAT 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2016 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus/Gülek Mahallesinde vatandaşlarla bir

Detaylı

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE Bodrum da sağlık çalışanları iş bıraktı. Bodrum Devlet Hastanesi önünde buluşan sağlık meslek örgütü temsilcileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emeklilik hakları

Detaylı

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00 Türkiye de siyaset yalnızca oy kaygısı ile yapılıyor Siyasete popülizm hakimdir. Bunun adı ucuz politika dır ve toplumun geleceğine maliyet yüklemektedir. Siyaset Demokrasilerde yapılır. Totaliter rejimler

Detaylı

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık CHP İlçe Yönetim Kurulu ve Belediye

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ 02.04.17 Sayın Başbakanım, Sayın Bakanlarım, Sayın Valim, Milletvekillerim, Büyükşehir Belediyesi Başkanım, İş ve Siyaset Dünyasının,

Detaylı

T.C. İZMİR KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI Yapı Kontrol Müdürlüğü ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

T.C. İZMİR KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI Yapı Kontrol Müdürlüğü ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK GENEL HÜKÜMLERİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu yönetmeliğin amacı, nün teşkilat yapısını, hukukî statüsünü, görev,

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

STRES ATMAYA GELDİLER, DENİZ TEMİZLİĞİ YAPTILAR

STRES ATMAYA GELDİLER, DENİZ TEMİZLİĞİ YAPTILAR STRES ATMAYA GELDİLER, DENİZ TEMİZLİĞİ YAPTILAR Bodrum a 3 günlük şirket etkinliğine gelen çalışanlar deniz dibi temizliği gerçekleştirdi. Otomotiv sanayinin köklü firmalarından Farplas, çalışanları için

Detaylı

Macit Gündoğdu:2019 Yerel Seçimleri ne hep beraber emin adımlarla yürüyeceğiz

Macit Gündoğdu:2019 Yerel Seçimleri ne hep beraber emin adımlarla yürüyeceğiz Macit Gündoğdu:2019 Yerel Seçimleri ne hep beraber emin adımlarla yürüyeceğiz Adalet ve Kalkınma Partisi Bodrum İlçe Başkanlığı, Aralık ayı danışma toplantını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan Ak Parti

Detaylı

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 4.19.4 TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 1) Dosya No : 2013/551 E. : Ankara 17. Asliye Ceza si : 1- TMMOB YK Başkanı Mehmet Soğancı 2- TMMOB Genel Sekreteri N. Hakan Genç :2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Detaylı

ABD İLE YAPTIĞIN GİZLİ ANLAŞMAYI AÇIKLA -(TAMAMI) Çarşamba, 03 Temmuz :11 - Son Güncelleme Perşembe, 04 Temmuz :10

ABD İLE YAPTIĞIN GİZLİ ANLAŞMAYI AÇIKLA -(TAMAMI) Çarşamba, 03 Temmuz :11 - Son Güncelleme Perşembe, 04 Temmuz :10 Gül, ABD ile hizmet sözleşmesi yapmıştır İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey, dün Ankara da bir basın toplantısı düzenledi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ü ABD ile yaptığı gizli anlaşmayı

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli örgütler ve siyasetçiler, Erdoğan diktatörlüğüne karşı yürüyerek, Kürt halkıyla uluslararası dayanışmanın büyütülmesi

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

İstanbul 13. Müebbet çıktı

İstanbul 13. Müebbet çıktı 19 MART 2013 www.reisgida.com.tr Müebbet çıktı ERGENEKON davasında Savcı Pekgüzel, mütalaasını mahkemeye sundu. İlker Başbuğ dahil 64 sanık için ağırlaştırılmış müebbet istendi. İstanbul 13. Ağır Ceza

Detaylı

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net 1 / 6 07.04.2015 16:07 ANASAYFA YAZARLAR GÜNDEM İŞÇİ-SENDİKA POLİTİKA DÜNYA DERGİLER 2014'te dünyada ve Türkiye'de ne oldu? Yemen'de ne oldu, bugün ne oluyor? ANASAYFA / GÜNCEL Polis Ve 'Adın elbet çocuk

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY

CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY CHP Bodrum İlçe Başkanı Recai Seymen, 29 Kasım Pazar günü yapılacak olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Kongresinde ilçe başkanlığına tekrar aday olduğunu

Detaylı

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ 25-27 Mayıs 2012 Nova, İbis Hotel - İstanbul Oturumlar Panel

Detaylı

AĞUSTOS 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

AĞUSTOS 2016 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili AĞUSTOS 2016 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli İlçe Başkanlığı binasında yönetici

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

ABD'nin iki seçeneği kaldı: Ya gücünü artır ya da Taliban'a göz yum

ABD'nin iki seçeneği kaldı: Ya gücünü artır ya da Taliban'a göz yum ABD'nin iki seçeneği kaldı: Ya gücünü artır ya da Taliban'a göz yum Kunduz'da yaşanan savaş ABD için iki seçeneği ortaya çıkardı; ya işgal güçlerini artıracak yada Taliban'ın ilerleyişine göz yummak zorunda

Detaylı

T.C. İZMİR İLİ URLA BELEDİYESİ MECLİS KARARI

T.C. İZMİR İLİ URLA BELEDİYESİ MECLİS KARARI Karar No :300 KARAR 300 : Gündem maddelerinin görüşülmesi tamamlanmış olduğundan Ağustos ayı meclis toplantısının birinci birleşiminin kapatılmasına, bir sonraki meclis birleşiminin 5 Ağustos 2016 Cuma

Detaylı

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi SOSYAL ETKİNLİKLER 134 Geneksel Bahar Pikniği 27 Mayıs 2012 Şubemizin Geleneksel Pikniği 27 Mayıs Pazar Günü Sapanca`da gerçekleştirildi. Beraber yapılan kahvaltı ile başlayan pikniğe üyelerimiz aileleriyle

Detaylı

KOBİ ler Nefes alacak / Ankara. TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata

KOBİ ler Nefes alacak / Ankara. TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata 02.12.2016 / Ankara TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata 1/6 geçirilecek olan KOBİ lere Nefes Kredisi için imzalar, Başbakanlık Çankaya Köşkü nde düzenlenen lansman

Detaylı

İKÇÜ'lü öğrencilerden polise destek DHA

İKÇÜ'lü öğrencilerden polise destek DHA 15.12.2016 Perşembe İzmir Basın Gündemi İKÇÜ'lü öğrencilerden polise destek DHA İZMİR Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı öğrenci toplulukları, İzmir Çevik

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı'

19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' İÇİNDEKİLER 4. BASKIYA NOT 13 19 GİRİŞ 19 Dört Duvar Arasında 'Sürek Avı' BÖLÜM 1 29 1) İSTANBUL CEZAEVLERİ 29 Eylül Erken Geldi 34 Bir Garip Firar Girişimi 35 Tutuklulara Yaylım Ateş 37 Uykulu Günler

Detaylı

KANUNSUZ TALÝMATLARI YERÝNE GETÝRMEK ZORUNDA DEÐÝLSÝNÝZ. Çünkü Anayasa ve yasalar bizden yana: 2 Nisan 2007 Onlarca film ve dizi, 3 yýllýðýna kiraya verildi. TRT ye 40 milyon dolar gelir getirmesi gerekirken,

Detaylı

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2011 FAALİYET RAPORU Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Genel Merkezi tarafından Bingöl ilinden sorumlu Milletvekili

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Cumartesi, 06 Kasım :14 - Son Güncelleme Cumartesi, 06 Kasım :36

Yönetici tarafından yazıldı Cumartesi, 06 Kasım :14 - Son Güncelleme Cumartesi, 06 Kasım :36 Kadınlar Zorla İntihar Ettiriliyor! Töre ve namus cinayetlerinde aileden birinin zarar görmemesi ve cezaevine girmesini önlemek için kadınlar ya intihara zorlanıyor ya da öldürülerek olaya intihar görünümü

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry EYLÜL 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU (28.08.2015-18.09.2015)

Detaylı

''Hepimiz Atatürk'üz''

''Hepimiz Atatürk'üz'' ''Hepimiz Atatürk'üz'' Mustafa Kemal Atatürk tüm yurtta anıldığı gibi Beşiktaş'ta da törenlerle anıldı. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal Atatürk'ün 74. ölüm yıldönümünü anma gününde özel bir mesaj

Detaylı

Demokrasi Nöbeti Araştırması

Demokrasi Nöbeti Araştırması Meydanların Profili Araştırma Hakkında Taksim Saraçhane Salı gecesi, saat :00 00:00 arası, Demokrasi Nöbeti çağrısı yapılan meydanlardan Kısıklı, Saraçhane ve Taksim de 875 kişi ile yüz yüze görüşüldü.

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

Baki olan Rabbimiz ve davamızdır

Baki olan Rabbimiz ve davamızdır Baki olan Rabbimiz ve davamızdır Eylül 26, 2014-2:33:00 Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yine böyle bir şölenle inşallah, bir gün biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın bana tevdi ettiği bu görevi bir başka kardeşimize

Detaylı

Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı

Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, bakım ve rehabilitasyon çalışmaları tamamlanarak dünya standartlarında bir tesis haline getirilen Bodrum Belediyesi

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ocak 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Silifke Belediye Başkan Adayı ile birlikte esnaf

Detaylı

CHP milletvekili adaylarının tanıtıldığı kahvaltılı toplantı Konca Garden tesislerinde yapıldı.

CHP milletvekili adaylarının tanıtıldığı kahvaltılı toplantı Konca Garden tesislerinde yapıldı. CHP Milletvekili Adaylarını Tanıttı CHP milletvekili adaylarının tanıtıldığı kahvaltılı toplantı Konca Garden tesislerinde yapıldı. Kahvaltıya yerel basının yanı sıra CHP'den milletvekili adayları M. Akif

Detaylı