FİBRİN YAPIŞTIRICI YARDIMIYLA VEN GREFTİ KILIFLI ANASTOMOZ TEKNİĞİ: GELENEKSEL UÇ UCA ANASTOMOZ İLE KARŞILAŞTIRILMASI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FİBRİN YAPIŞTIRICI YARDIMIYLA VEN GREFTİ KILIFLI ANASTOMOZ TEKNİĞİ: GELENEKSEL UÇ UCA ANASTOMOZ İLE KARŞILAŞTIRILMASI"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ II. PLASTİK VE REKONSTRÜKTİF CERRAHİ KLİNİĞİ Klinik Şefi: Prof. Dr. Lütfü BAŞ FİBRİN YAPIŞTIRICI YARDIMIYLA VEN GREFTİ KILIFLI ANASTOMOZ TEKNİĞİ: GELENEKSEL UÇ UCA ANASTOMOZ İLE KARŞILAŞTIRILMASI (Deneysel Çalışma) UZMANLIK TEZİ Dr. Uğur Tosun İstanbul, 2005

2 SAYFA İÇİNDEKİLER 1 I- Giriş 2 II- Genel Bilgiler 5 1- Mikrovasküler Anastomozun Tarihçesi 5 2- Arter ve Ven Duvarının Anatomisi ve Histolojisi 7 3- İnsanda Pıhtılaşma Yolları ve Antitrombotik Sistemler 8 4- Mikrovasküler Anastomozda İyileşme Süreci Geleneksel Uç Uca Anastomoz Tekniği Alternatif Mikrovasküler Anastomoz Teknikleri 13 III- Gereç ve Yöntem Kullanılan Hayvanlar ve Gereçler Deney Hayvanlarının Gruplandırılması Anastomoz Tekniği Hayvan ve Yara Bakımı Değerlendirmeler 25 A) Klinik Değerlendirme 25 B) Mikroskopik Değerlendirme 25 C) İstatistiksel Değerlendirme 26 IV- Bulgular 27 A) Klinik değerlendirme sonuçları 27 B) İstatistiksel değerlendirme sonuçları 29 C) Mikroskobik değerlendirme sonuçları 30 V- Tartışma 33 VI- Sonuç 40 VII- Özet 42 VIII- Summary 43 IX- Kaynaklar 44 1

3 I- GİRİŞ Mikrovasküler anastomoz serbest doku aktarımları, replantasyon ve travmatik periferik damar yaralanmaları gibi operasyonların en kritik basamağını teşkil eder. Günümüz endüstriyel toplumunda kullanılan iş makinaları ve ulaşım araçlarının, savaşlarda kullanılan silahların hızla gelişmesi ağır ve komplike travmalara yol açmakta, bu durum mikrocerrahiye olan gereksinimi her geçen gün arttırmaktadır. İnsan anatomisinin ve tümör davranışlarının ayrıntılı olarak öğrenilmesi ileri evre tümörlerde de cerrahi tedavi uygulama şansını doğurmuştur. Yakın yıllara kadar operasyon endikasyonu almayan hastalarda da, agresif girişimlerle sağkalım sağlanabilmektedir. Bu noktada rekonstrüktif mikrocerrahi uygulamaları, sağkalımı artırmada olduğu kadar hastanın yaşam konforunun korunmasında da büyük önem taşımaktadır. Bahsedilen nedenler rekonstrüktif cerrahları sürekli yeni teknikler geliştirmeye itmiştir. Bu uğraşılar flap uygulamalarında da büyük ilerlemeler kaydedilmesini sağlamıştır. Flap vaskülaritesinin anlaşılması ile en-boy oranı kısıtlaması olmaksızın çok büyük ebatta flepler yakın bölgelerin onarımında kullanılmaya başlanmıştır. Mikrovasküler anastomozların tariflenmesinden sonra bu dokular vücudun herhangi bir yerine, çok farklı amaçlarla, çok değişik kompozisyonlarda aktarılabilir hale gelmişlerdir. Artık vücudun herhangi bir yerindeki doku ihtiyacı için tüm dokular olası birer kaynak haline gelmiştir. Bu girişimlerin önündeki en büyük zorluk transfer edilen dokunun dolaşımının yeniden sağlanmasıdır. Emniyetli ve hızlı mikrocerrahi anastomoz bu operasyonların en kritik aşamasıdır. Anastomozun çalışmaması, problemin devamı ve çok değerli bir dokunun kaybı anlamına gelir. Bu durum hastaya daha fazla morbidite ve iş gücü kaybı olarak geri döner. Uzun yıllardır en çok kullanılan mikrovasküler anastomoz yöntemi geleneksel basit suturlerle uygulanan anastomozdur. Geleneksel yöntem ile gerçekleştirilen uç uca anastomozların başarı oranı çeşitli klinik serilerde %90 ila 95 arasında gösterilmiştir 28,40,41,88. Teknik günümüzde pek çok yazar tarafından altın standart olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte geleneksel teknik ile ilgili pek çok dezavantaj bildirilmiştir. Geleneksel yöntem zaman alan bir tekniktir. Anastomoz süresi çeşitli yayınlarda 20 ila 45 dakika arasında bildirilmektedir 3,103. Serbest doku aktarımı ve replantasyon 2

4 operasyonlarında iskemi süresinin kısa tutulması hedeflenir. Özellikle çok sayıda anastomoz yapılması gereken operasyonlarda geleneksel yöntemin kullanılması iskemi süresinin aşılmasına neden olur 14,72,98. Bu teknikte lümen içerisinde çok sayıda sutur bırakılır. Bırakılan bu suturler kan akımında değişiklikler yaratarak trombüs oluşumuna neden olur. Suturlerin seyrek yerleştirilmesi anastomoz sonrasında kanamalara, sık yerleştirilmesi ise media tabakasında nekrozlara neden olur. Suturasyon sırasında damar üzerinde oluşan travmalar endotelin ileri derecede kaybına neden olabilir. Sutur çevresindeki alanlarda endotelizasyon geç gelişir. Oluşan media nekrozları ve suturlerin sürekli irritasyonu intimal hiperplaziye neden olur. Bu durum lümenin daralarak patensin azalmasına, zaman zaman da tam stenozlara neden olur. Sutur çevresi alanlarda yabancı cisim granulomları gözlenir ve bu durum uzun vadede iyileşmeyi olumsuz etkiler 2,94. Geleneksel yöntemde suturasyon mekanik olarak lümende daralmalara yol açmaktadır. Sieminow bu konstrüksiyon oranını geleneksel anastomoz için, üçüncü haftada %18 olarak belirtmiştir 95. Geleneksel anastomoz kolay öğrenilebilir bir yöntem olarak kabul edilmemektedir 67,103. Tekniğin öğrenilmesi ve yüksek patens oranlarıyla klinikte uygulanabilecek yeterliliğe ulaşılması zaman alır. Deneyimsiz ellerde uygulandığında damar üzerinde aşırı travma oluşturulması, arka duvardan sutur geçilmesi gibi hatalar sıkça yapılır ve erken dönem trombüs oluşumu ile anastomoz kaybına neden olur. Tekniğin ters pozisyonlarda, ulaşılması zor bölgelerde uygulanması deneyim sahibi cerrahların dahi zorlanmasına ve hata yapmasına neden olmaktadır 4. Bu düşüncelerden yola çıkılarak geleneksel yönteme ait dezavantajların, kolay ulaşılabilen ürün ve ekipmanlar kullanılarak aşılabildiği, yeni bir teknik tarif etmek amacıyla bu deneysel çalışma yapıldı. Fibrin yapıştırcı plastik ve rekonstrüktif cerrahi ile birlikte kalp ve damar cerrahisi, beyin cerrahisi ve genel cerrahi branşları tarafından hemostaz, hava kaçağını önlemek, cilt fleplerinin ve greftlerin tabana adaptasyonu, cilt kapatılması gibi amaçlarla yaygın olarak 3

5 kullanılmaktadır 7,26,57,67,93,106. Fibrin yapıştırıcılar bir çok deneysel ve klinik çalışmada mikrovasküler anastomoz amacıyla da kullanılmışlardır. Fibrin yapıştırıcının mikrocerrahi anastomozda kullanılmasını ile anastomoz için gereken dikiş sayısı azaltılmakta, böylece suture karşı gelişen yabancı cisim reaksiyonu, endotel dökülmesi, duvar nekrozları ve lümen çapında oluşan darlık en aza indirilmektedir 95. Çalışmamızda biz de sadece iki tespit dikişi kullanmayı hedefledik. Sadece iki tespit dikişi konulduğundan arka duvardan dikiş geçme ihtimali azaltılmaktadır. Dikişler için geçen sürenin çok küçük bir kısmında yapıştırıcıyı uygulayarak zaman kazanılmaktadır.yapıştırıcı zorlu pozisyon ve koşullarda kullanılabilmektedir. Teknik lümen kenarlarının düzensiz olduğu durumlarda rezeksiyon ihtiyacının ortadan kaldırabilecektir. Anastomoz bitiminde fibrin yapıştırıcının etkisiyle kaçak gelişmeyecektir. Yapılan çalışmalarda fibrin yapıştırıcıların mikrovasküler anastomozda kullanılmasıyla ilgili karşılaşılan sorunlar; maddenin lümen içine kaçışı neticesinde pıhtılaşma mekanizmasının tetiklenerek trombus oluşumu ve maddenin direnci yetersiz olduğundan özellikle yüksek basınçlı damarlarda anevrizma gelişim riskinin yüksek oluşudur. Bu sorunların aşılmasında fibrin yapıştırıcının ven grefti kılıfı üzerinden kullanıldığı yeni bir teknik geliştirmeyi hedefledik. Ven greftinin fibrinin damar lümenine kaçışını önleyebileceği, anastomoz hattına ek bir direnç ve kan sızıntısına karşı geçirmezlik sağlayacağı, greftin endotelyal yüzü anastomoz hattındaki açıklığa tekabül edeceğinden, sağlam endotelin trombüs oluşumunu inhibe edici etkisinden faydalanılabileceği düşünülmüştür. 4

6 II- GENEL BİLGİLER 1- MİKROVASKÜLER ANASTOMOZUN TARİHÇESİ Mikrovasküler cerrahinin tarihsel gelişimini üç döneme ayırmak mümkündür. Bunlar; makrovasküler cerrahi uygulamalarının başlaması ve gelişimi, operasyon mikroskobu, mikrocerrahi ekipman ve malzemelerinin geliştirilmesi, bunların damar anastomozlarında kullanılmaya başlanması ile mikrovasküler anastomoz tekniklerinin geliştirilmesidir. Damar üzerinde yapılan girişimlere ait en eski belgeler 1564 yılına aittir. Ambroise Paré nin kanamayı durdurmak amacıyla yaptığı ligasyon uygulamalarını içerir. Damar üzerindeki bu ilk girişimlerden sonra, damar onarımı amacıyla yapılan ilk uygulamalar için 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar beklenmiştir. Hallowell 1759 yılında kısmi brakial arter yaralanmasını, damar kenarlarından bir iğneyi içten dışa, dıştan içe geçtikten sonra iğnenin etrafına sekiz şeklinde iplik sararak onarmış, iyileşme tamamlandıktan sonra iğneyi yerinden çıkartmıştır. Tek tek suturler koyarak damar onarımı işlemini ilk defa Rus cerrah Nikolay Vladimirovic Eck 1877 yılında gerçekleştirmiştir. Eck köpeklerde portal veni inferior vena kava ya uç-yan anastomoze etmiştir. Bu aynı zamanda tanımlanan ilk porto-kaval şant modelidir. Tam arter kesinin tek tek dikişlerle onarımı ilk defa 1896 yılında Briau tarafından köpek karotisinde başarıyla gerçekleştirilmiştir. Murphy ( 1897 ) ve Dörfler ( 1899 ) in benzer başarılı çalışmaları olmuştur. Matas yılları arasında major damarlar üzerinde 620 girişim gerçekleştirmiştir. Bunların çoğu ligasyon ile neticelenen anastomoz girişimleridir. Matas ayrıca üç farklı endanevrizmorafi tekniği tanımlamıştır. Erwin Payr damar anastomozlarında ilk stent uygulamalarını gerçekleştirmiştir yılında yayınlanan çalışmasında Payr magnezyum tüpleri damar lümenine yerleştirdikten sonra tek tek suturlerle anastomozu gerçekleştirmiştir. Alexis Carrel in Claude Guthrié ile birlikte yaptığı çalışmalar vasküler anastomoz ve organ transplantasyonu sahalarında çığır açmıştır. Carrel çalışmalarına Payr ın tekniğinden yola çıkarak başlamıştır. Carrel kullanılan magnezyum tüplere karşı ileri derecede yabancı 5

7 cisim reaksiyonu oluştuğunu ve bu durumun tromboz riskini arttırdığını belirtmiştir. Bu durumun önüne geçmek amacıyla başlangıçta farklı stentler deneyen Carrel daha sonra stent kullanımı yerine 0, 120 ve 240 derecelere konulan üç askı dikişini kullanmış ve kendine ait triangulasyon tekniğini tarif etmiştir. Bu işlem için Carrel kendi üretimi olan ağzı lastik kılıf ile kaplı damar klempleri, pamuk ipliği ve ince iğnelerden dikiş materyalleri kullanmıştır yılında Carell ve CC Guthrie hayvan modelinde ilk başarılı alt ekstremite replantasyonunu gerçekleştirmişler, bu çalışmadan yola çıkarak transplantasyon cerrahisi ve immunolojisi ile ilgili ilk fikirleri öne sürmüşlerdir. Carell damar anastomozu ve organ transplantasyonu ile ilgili bu çalışmalarıyla 1912 yılında Nobel Tıp Ödülü nü kazanmıştır. Mikroskobu cerrahide kullanan ilk hekim Carl-Olaf Nylen dir. Nylen 1921 yılında monooküler mikroskobu önce tavşanda daha sonra kulak operasyonlarında kullanmıştır. Holmgreen binoküler mikroskobu geliştirerek 1922 yılından itibaren kulak operasyonlarında kullanmaya başlamıştır yılında Shanbaugh ışık huzmesinin objektifin içinden geçerek amaliyat sahasını direkt aydınlattığı sistemi geliştirmiştir. Littman ın tasarladığı odak mesafesi değiştirlebilen, portatif operasyon mikroskobu Zeiss firması tarafından 1953 yılından itibaren seri üretilmeye başlanmış ve özellikle kulak ve göz operasyonlarında yoğun olarak kullanılmıştır. Özellikle 2. Dünya ve Kore Savaşlarında 3 mm. ye kadar olan damarlarda pek çok anastomoz deneyimi elde edilmiştir. Schumaker ve Lowenberg in 1948 yılındaki çalışmalarında 3 mm. çapındaki damarlarda başarı %53 olarak bildirilmiştir. Shumacker 1948 yılında aortik anevrizmada ilk başarılı eksizyon ve uç uca anastomoz girişimini yayınlamıştır. Swann 1950 yılında yine aort anevrizmasında eksizyon ve otolog damar greftini başarıyla kullanmıştır. DeBakey ve ekibi 1954 yılından sonra Dacron damar greftlerini kullanmaya başlamışlar ve geniş olgu serilerini yayınlamışlardır. Mikrovasküler cerrahinin gelişminde dönüm noktası 1961 yılında operasyon mikroskobunun Jacobson ve Suarez tarafından damar anastomozunda kullanılmasıdır. Çalışmacılar 1.5 mm ye inen çaplardaki tavşan damarlarında 7/0 ipek dikiş ile %100 anastomoz başarısı elde etmişlerdir. Mikrovasküler anastomoz terimi ilk defa Jacobson tarafından kullanılmıştır. Mikroskobun kullanımının getirdiği bu büyük başarı dikkatleri bu konuya yöneltmiştir. Lee ve Fischer 1961 de mikroskop yardımıyla 7/0 ipek kullanarak sıçanda porto-kaval anastomozlarda %100 patens sağlamışlardır. 6

8 Mikrovasküler anastomozun deneysel çalışmalardaki bu başarısı, kısa sürede klinik kullanıma girmesine neden olmuştur yılında Malt ve McKhan, 1963 yılında Chen ve Chien ilk başarılı ön kol replantasyonu olgularını yayınlamışlardır yılında Nakayama, 1965 yılında Jurkiewicz ve Saidenberg serbest jejenum flebi ile özofagus onarımı olgularını bildirmişlerdir. Bunlar tarihteki ilk başarılı serbest flep uygulamaları olarak kabul edilir yılında Kleinert ve Kasdan subtotal ampute bir başparmakta revaskülarizasyon olgularını yayınlamışlardır yılında Buncke tavşan kulağında 1mm çaplı damar anastomozu yaparak replantasyonlar gerçekleştirmiştir. Buncke aynı zamanda mikrovasküler anastomozda nylon dikiş kullanan ilk çalışmacı olmuştur. Buncke bu dikişleri garajında ipliğin ucunda çelik eriterek üretmiştir. Daha sonra Buncke nin yardımlarıyla Ethicon firması, bugün mikrocerrahi anastomozda yaygın olarak kullanılan, 130,100,75 ve 50 mikron çapındaki iğneye sahip dikiş materyallerinin seri üretimini gerçekleştirmeye başlamıştır. Susumi ve Tamai 1965 yılında ilk başarılı parmak replantasyonu olgularını yayınlamışlardır. Daha sonraki yıllarda pek çok serbest doku aktarımı tanımlanmış ve klinik seriler literatürde yer almıştır 6,12,19,29,32,70, ARTER VE VEN DUVARININ ANATOMİSİ VE HİSTOLOJİSİ Kan damarları içten dışa intima, media ve adventisya olmak üzere üç tabakadan oluşur. Anastomoz iyileşmesi bu üç tabakanın da sağlıklı olarak bütünlüğünü kazanması ile sağlanabilir 47. İntimal tabaka en içte endotelyal örtü, altında ona destek veren bazal membrandan oluşur. Arterlerde bazal membran komşuluğunda elastin, mikrofibriller ve miyointimal hücrelerden oluşan konnektif doku sağladığı destek ile lumen direncini arttırır. Media tabakası kollajen, düz kas hücreleri ve elastik fibrilleri içerir. Büyük çaplı arterlerde media ile adventisya arasında da ek destek bağ dokusu mevcuttur. En dışta yer alan adventisya tabakası konnektif doku ile birlikte vasa vasorumları içerir. 7

9 3. İNSANDA PIHTILAŞMA YOLLARI VE ANTİTROMBOTİK SİSTEMLER Trombüs gelişimi normal hemostaz mekanizmalarının sürekli ve uygunsuz bir şekilde uyarılması neticesinde olur. Hemostaz sisteminin aktif hale gelmesinde temel tetikleyici olay damar endotel devamlılığının bozulmasıdır 76. Endotel kaybına yol açan başlıca sebepler şunlardır; 1) Cerrahi veya travma neticesinde damar devamlılığının bozulması. 2) Uzun süreli spazm. 3) Damar üzerine klemp uygulanması. Damar bütünlüğünün bozulması ile hasar gören endotel hücrelerinden salgılanan endotelin gibi vazokonstriktörler ve refleks nörojen mekanizmaların etkisiyle kısa süreli bir vazokonstrüksiyon ile kanama kontrol edilmeye çalışılır. Daha sonra trombositler ve pıhtılaşma sistemi devreye girer. Onarım sonrasında, hemostaz ve kan akımının devamlılığının sağlanmasının dengelenmesi, üç ayrı faktörün birbiri ile uyumlu olarak çalışması sonucu ortaya çıkar; endotel, trombositler ve pıhtılaşma sistemi. Endotel hücresi yaralanma anında hemostaz ve pıhtılaşma olaylarını tetiklerken diğer yandan antitrombosit, antikoagülan ve fibrinolitik fonksiyonlar da görür. Sağlam endotel kan akımındaki trombosit ve pıhtılaşma sistemine ait proteinleri güçlü trombojenik etkiye sahip subendotelyal maddelerden ayırır. Bu maddelerden en güçlü etkiye sahip olanı kollajendir. Yaralanma anında sağlam endotel hücrelerine aktive olmuş trombositlerin yapışması prostosiklin ve nitrik oksit tarafından önlenir. Endotel membranında bulunan trombomodulin reseptörü trombini bağlayarak hem onu pıhtılaşma kaskadından uzaklaştırır hem de güçlü bir antikoagülan madde olan protein-c yi aktive eder. Aktive olan protein-c faktör Va ve VIIIa yı enzimatik yolla parçalar. Endotel hücresi ayrıca bazı plazminojen aktivatörleri salgılayarak oluşan pıhtı artıklarının anastomoz hattından temizlenmesine yardımcı olur. Endotel hücresi von Willebrand faktörünü sentezler. Bu faktör trombositlerin kollojene yapışmasında anahtar faktördür. Ayrıca endotel hücresi pıhtılaşma sisteminin ekstrinsik yolunu harakete geçiren doku faktörünü de yaralanma anında serbestler. 8

10 Endotel devamlılığının bozulmasıyla trombositler subendotelyal kollojenlerle temas ederek aktive olur. Von Willebrand faktörü vasıtasıyla trombosit adezyonu gerçekleşir. Daha sonra trombosit yapısında bulunan granüllerden sekresyon meydana gelir ve sekrete edilen ADP gibi maddelerin etkisiyle bölgede trombosit agregasyonu oluşur. Pıhtılaşma sistemi, bir dizi proenzimlerin birbirini aktive eden aktif enzimlere dönüşmesi olayıdır. Son basamakta eriyebilir bir plazma proteini olan fibrinojen aktif trombin tarafından ağ yapısındaki fibrine dönüştürülür. Trombosit kümeleri pıhtılaşma sisteminin son ürünü olan fibrin tarafından stabilize edilir ve sağlam bir trombüs yapısı oluşur. Fibrinojen intrinsik ve ekstrinsik olmak üzere iki ayrı yoldan aktive edilir. İntrinsik yol özetle yüzey teması ile entrinsik yol ise doku hasarı neticesinde aktif hale gelir. Her iki yol faktörx seviyesinde birleşerek ortak bir yoldan ilerlerler. Oluşan pıhtının yaralanma bölgesinde sınırlı olarak tutulması doğal antikoagülasyon sistemi tarafından sağlanır. Bu sistemin üç komponenti vardır; Antitrombinler faktör IXa, Xa, XIa ve XIIa gibi serin proteazları inhibe ederek etki gösterirler. En önemli üyeleri anti-trombin III dür. Bu maddeler endotel üzerindeki heparin benzeri moleküllere bağlanarak aktif hale gelirler. Heparin ve sentetik türevleri bu maddelere bağlanıp, onları aktive ederek etki gösterirler. Protein C ve S yine endotel üzerinde yer alan trombomodülin ile aktive olarak faktör Va ve VIIIa yı inaktive ederler. K vitamini bu basamakların kofaktörü olarak işlev görür. Plazmin plazminojenin aktive olmasıyla oluşur, fibrini parçalayarak kandan uzaklaştırılmasını sağlar. Plazminojen iki grup plazminojen aktivatörü tarafından aktive edilir; 1) Ürokinaz benzeri PA leri plazmada bulunur ve kandaki plazminojeni aktive eder. Sentetik türevleri fibrinolitik tedavi amacıyla kullanılır. 2) Doku tipi PA ( tpa ) fibrine bağlandığında aktive olur, bu nedenle pıhtı bölgesinde spesifik ve güçlü etki gösterir. Sentetik türevleri fibrinolitik tedavi amacıyla kullanılır. Ayrıca bakteriyel bir ürün olan streptokinaz da fibrinolitik bir ajan olarak tedavide kullanılır. 9

11 4. MİKROVASKÜLER ANASTOMOZDA İYİLEŞME SÜRECİ Damar bütünlüğünün bozulmasıyla kan akımındaki trombositler derin tabakalardaki kollajen ile temas ederek agregasyona uğrarlar. Uygun bir anastomoz neticesinde bazal membran ve internal elastik laminanın devamlılığının sağlanması trombositlerin derin yapılarla olan temasını minimal düzeyde tutar, bu şekilde trombositler anostomoz hattı üzerinde sadece ince bir örtü oluştururlar 47. Bu ince örtü eğer belirgin bir staz yada media ekspozisyonu yoksa çok az mikarda fibrin ve eritrosit içerir. İnternal elastik tabaka venlerde belirgin olmadığı için oluşan örtü arterlere oranla daha kalındır ve lümenin tıkanma eğilimi daha fazladır. Trombosit birikimi ilk 4-6 saat boyunca devam eder ve daha sonra trombosit sayısı azalmaya başlar günlerde trombositler belirgin olarak azalır ve duvar yapısında görülemezler. Yine bu dönemde fibrinoliz belirgin olarak gözlenir. Nötrofiller onarımı takip eden saatlerde anastomoz bölgesinde çoğalmaya başlarlar ve 3. günden sonra yerlerini makrofajlara bırakırlar. Makrofajlar 3-7.günler arasında belirgin olarak gözlenirler ve daha sonra giderek sayıca azalırlar. 5. günde anostomoz hattı trombosit, fibrin ve lökositlerden oluşan psödointima ile kaplıdır. 3. günden sonra endotelizasyon belirgin hale gelir. Yeniden oluşan endotel tabakasının kaynağı ile ilgili şu teoriler mevcuttur: 1) Damar güdüklerindeki salim endotelyal kenarlardan anastomoz hattı yönünde ilerleme olması 9,45,71,96. 2) Derin tabakalardaki düz kas hücrelerinin endotel hücrelerine transformasyonu. 3) Adventisyal fibroblast hücrelerinin endotel hücrelerine transformasyonu. 4) Kanda bulunan kök hücrelerinin bölgeye gelerek transformasyona uğraması. Endotelizasyon psödointima tabakasının altında ilerler ve 14. günde tamamlanır. Bu dönemde fibrin ve trombüs artıklarının tamamına yakını uzaklaştırılmıştır. Başlangıçta endotel tabakası düzensiz yapıda olup, 8. haftada remodelasyonunu tamamlayarak düz hale gelir 47. İnternal elastik lamina subintimal hiperplazi ile iyileşir. Uygun yapılmayan anastomozlarda oluşan türbülans subintimal hiperplazide artışa ve lümende daralmaya neden olabilir

12 Media tabakası 3-4 hafta içinde düz kas proliferasyonu ile iyileşir 50. Damar kontraktilitesini, bu iyileşme süreci sonunda kısmi olarak kazanır. Media nekrozunun aşırı olduğu olgularda iyileşme fibroblast proliferasyonu yardımıyla meydana gelir 2. Oluşan subendotelyal hiperplazi lümende darlıklara, akım bozulmaları ve geç anastomoz kayıplarına yol açabilir. Özellikle az sutur kullanılarak uygulanan alternatif anastomoz tekniklerinde media nekrozunun, klasik tekniğe kıyasla daha az oranda görüldüğü belirtilmektedir 78. Media nekrozu oluşumunda klemp basıncı ve uygulama süresi üzerinde de özellikle durulmaktadır. Thurston ve ark. yaptıkları çalışmada 30mmHg. yı aşan basınçta klemp kullanıldığında, klemp bölgesinde media nekrozları oluştuğunu göstermişlerdir 101. Morisson ve ark. ise media tabakasındaki düz kas hücrelerinin 2 saati aşan sürelerdeki hipoksi karşısında nekroza gittiklerini göstermiştir GELENEKSEL UÇ UCA ANASTOMOZ TEKNİĞİ Geleneksel basit suturlerle uygulanan uç uca anastomoz tekniği halen dünya üzerinde en çok kullanılan anastomoz tekniğidir. Tekniğe ait pek çok olumsuzluk bildirilmiş olsa da çok geniş olgu serilerinde güvenilirliği ve başarısı test edilmiştir. Teknik bir çok yazar tarafından altın standart olarak kabul edilmektedir. Teknik: Anastomoz hazırlığında öncelikle damar uçları atravmatik bir disseksiyonla ortaya konulur. Perivasküler kılıf, damarı zedelemeden bir penset ile tutulup askılanarak, damara paralel olacak şekilde kesilerek açılır. Damar uçlarına yakın yan dallar, damar duvarına 1-2 mm. mesafe bırakılarak bağlanır ve kesilir. Yaklaştırıcı klemp anastomoz hattında gerginlik olmayacak, damar uçları üst üste binmeyecek şekilde yerleştirilir. Anastomoz hattındaki gerginlik suturlerin oluşturduğu travmayı arttırır, derin tabakalardaki kollajenin daha fazla ekspoze olmasına neden olur. Gerginlikten bağımsız bir anastomoz yapmak için yeterli disseksiyona ve yaklaştırıcı klemplerin kullanımına özen gösterilmeli, damar greftlerinin kullanımından kaçınılmamalıdır. Adventisyanın lümene girmesi trombüs oluşumunu uyarır. Lümene uzanan adventisya fazlalıkları keskin bir disseksiyon ile uzaklaştırılır. Adventisya temizliğinin aşırıya kaçmadan 11

13 ve keskin disseksiyonla yapılmasının, künt disseksiyonla kıyaslandığında endotel kaybını azalttığı, geçirgenlik oranlarını yükselttiği Lohman ve ark. tarafından gösterilmiştir 53,54. Daha sonra alandaki pıhtı ve yabancı cisimler laktatlı ringer solusyonu ile yıkanarak uzaklaştırılır. Vazospazmı yenmek için %2 lik lidokain solusyonu ile yıkama yapılması ve 1-2 dakika beklenmesi etkili bir yöntemdir. Vazospazmı yenmenin en etkili yöntemlerinden birisi de bir dilatator penseti lumen içerisine sokarak aletin kendi gerginliği ile dilatasyon uygulamaktır. Bu manevranın damardaki sempatik aktiviteyi geri dönüşümsüz olarak bloke ettiği düşünülmektedir. Bu amaçla lümeni izotonik solusyonlarla basınçlı olarak yıkamak da bir diğer yöntemdir. Anastomoz hazırlığı bittiğinde, dikiş işlemine ön yüzde 0 ve 120 derecelik açılarla konulan suturlerle başlanır. Dikiş geçilirken bir penset lumen içine girilir, iğne duvara dik olarak geçildikten sonra alet üzerinden kaydırılarak dışarıya alınır. Diğer tarafta ise bir pensetle adventisyadan tutularak lumen açıklığı sağlanır, iğne duvardan yine dik olarak ve diğer kenarla eşit mesafede olacak şekilde geçilir. 0 ve 120 derecelerin arasındaki mesafeye iki sutur konulduktan sonra yaklaştırıcı klemp çevrilerek arka yüze geçilir. Bu yüzde önce 240 dereceye sutur konlur. Daha sonra ve dereceler arasında kalan mesafelere ikişer sutur konularak dikiş işlemi tamamlanır. Son dikişi geçmeden once lumene kanül ile girilip, basınçlı yıkama yapılarak arka duvardan dikiş geçilip geçilmediği kontrol edilir. Dikiş işlemi tamamlandıktan sonra klembin önce distal daha sonra proksimal uçları açılır. Anastomoz hattı üzerine nemli bir tampon konularak 2 dakika boyunca hafif baskı uygulanır. Bu sure sonunda tampon çekilerek anastomoz hattında sızıntı olup olmadığı kontrol edilir. Belirgin sızıntı varsa klemp yeniden yerleştirilerek dikiş uygulanır. Son aşama anastomozun patensini kontrol etmektir. Başarılı bir anastomozdan sonra damarın hızla dolarak atımın belirgin hale gelmesi önemli bir bulgudur. Distal dallarda pulsasyonun gözlenmesi de geçirgenliğin önemli bir kanıtıdır. Anastomoz hattının distalinde damar eğri bir penset üzerinden havaya kaldırılıp akımı kesilir, penset ileri geri hareket ettirilerek distal dolum kontrol edilebilir. Tüm bu yöntemlerle geçirgenlikten emin olunamıyorsa sağma testi uygulanabilir. Bu yöntemde; distal uçta bir noktadan penset ile damar tam katlı tutularak akım kesilir. İkinci bir penset ile aynı noktadan tutulur ve penset açılmadan distale doğru kaydırılarak boş bir damar segmenti elde edilir. Daha sonra ilk 12

14 konulan penset bırakılarak dolum izlenir. Bu test kesin sonuç vermekle beraber intima hasarı yaratabilir ve sadece geçirgenlikten şüphe duyulan durumlarda uygulanmalıdır. 6. ALTERNATİF ANASTOMOZ TEKNİKLERİ A-Alternatif Dikiş Yöntemleri a-devamlı dikiş yöntemleri: Murphy tarafından 1897 yılında gerçekleştirilen damar anastomozu tek bir düğümle damarın tüm çevresini dolanan, devamlı dikiş ile yapılmıştır. Carel bu tekniğin bir modifikasyonu olan triangulasyon tekniğini uyguladı. Bu teknikte önce 120 derecelik açılara birer tespit suturu konulur. Daha sonra devamlı dikiş damar çevresinde tamamen dönülür. Bu dönüş esnasında devamlı dikiş her 120 derecede sabit süturlere düğümlenir. Chen ve Chiu nun tarif ettikleri spiral kesintili ( interrupted ) dikiş tekniğinde 120 derecelere tespit suturleri konulur. Daha sonra spiral tarzında devamlı dikiş, looplar gevşek bırakılarak, bağlanmadan damar çevresinde dönülür 13. Daha sonra bu looplar kesilerek karşılıklı bağlanır ve böylece kesintili suturler elde edilmiş olur. Bu zaman kazandıran ve devamlı suturlerdeki gibi lumeni daraltma potansiyeli taşımayan bir tekniktir. Adani ve ark. arka duvardan başlayan devamlı sutur tekniğini tanımlamışlardır. Bu teknikte önce saat 6 ve 12 hizalarına birer tespit suturu konulur 1. Daha sonra bu suturler yardımı ile rotasyonlar uygulanarak aralar devamlı dikiş ile kapatılır. Tekniğin patens oranları geleneksel teknik ile aynı iken anastomoz süreleri anlamlı olarak kısa bulunmuştur. Otörler bu şekilde yaklaştırıcı klemp ile rotasyonun yol açtığı hasarın önüne geçildiğini belirtmişlerdir. Lin ve Chiang saat 3 ve 9 hizalarına tespit suturu koyarak aralarını devamlı suturler ile tamamlamışlardır. Bu tekniklerini 150 olguda kullanmışlar, çapları 0.4 mm ile 4 mm arasında değişen 350 anastomoz gerçekleştirmişlerdir. 150 olguluk serilerinde sadece 1 replantasyon ve 2 serbest flep kaybı yaşamışlardır

15 b-matress dikişlerle anastomoz: Sasaki ve Harii mattress suturlerle anastomoz tekniklerini yayınlamışlardır. Mattress süturler ile eversiyon ve intimal devamlılığın sağlandığını belirtmişlerdir 89. c-teleskopik ( sleeve ) anastomoz tekniği: Teleskopik anastomoz tekniği 1978 yılında Lauritzen tarafından tanımlanmıştır 46. Bu tekniğin temel prensibi proksimal ucu distal ucun içine sokarak az sutur ile anastomozu tamamlamaktır. Bu anastomozda iki sutur kullanılır, bu suturler distal uçtan tam kat, proksimal uçtan sadece dış tabakadan geçen mattress suturlerdir. Lauritzen çalışmasında 3 haftalık patens oranını %100 olarak bildirmiştir Nakayama Lauritzen in tekniğini modifiye ederek 15 serbest flep operasyonunda kullanmış ve başarılı sonuçlar elde etmiştir 65. Nakayama nın uyguladığı iki modifikasyon; proksimal uçta adventisya temizliği ve sütürleri 60 derecelik açıyla ön yüze koymaktır. Zhang ve ark. teleskopik anastomozun diğer bir modifikasyonunu bildirmişlerdir 111. Bu teknikte dört sutur kullanılmaktadır, tüm suturler dış tabakalardan atılır ve lümende sutur bırakılmaz. Bu çalışmada sıçanda altıncı haftada %100 patens oranı bildirilmiş ve 2 radial arter onarımında bu teknik başarıyla kullanılmıştır. d-balık ağzı kesilerle anastomoz tekniği: Turan ve ark. sıçan femoral arterinde distal ve proksimal uçlara balık ağzı kesi yaparak iki basit ve iki mattress suturle eversiyon sağladıkları yeni bir anastomoz tekniği bildirmişlerdir 103. Bu teknik ile lumende bırakılan sutur sayısı ikiye indirilmiş, lümenin daralması önlenmiş ve intimal devamlılık sağlanmış olup başarılı sonuçlar alınmıştır. B-Otojen Kılıf Kullanılan Teknikler: Otojen kılıf kullanılan tekniklerde amaç anastomoz hattındaki sutur sayısını azaltıp, hattı otojen bir materyal ile sararak sızıntı ve trombus oluşumunu önlemektir. Otojen kılıf olarak arter grefti, ven grefti ve inguinal yağ yastığı kullanılmıştır. Haris ve ark. dört basit sutur sonrası arter greftini kılıf olarak kullanmışlardır 31. Kanaujia iki sutur ve otojen kılıf ile 14

16 sıçanda 0.5 mm. çapına kadar olan arterlerde %98 patens oranı elde etmiştir 38. Hung ve ark. sıçanda dört sutur ve inguinal yağ dokusunu kılıf olarak kullanarak femoral arterde anastomozlar gerçekleştirmiş konvansiyonel teknik ile karşılaştırıldığında patens açısından fark bulunmamış, kanama zamanının daha kısa olduğu görülmüştür 34. Nakayama ve ark. ise iki sutur sonrası ven greftini otojen kılıf olarak kullanmışlardır 66. C-Mekanik Gereçler ile Anastomoz Teknikleri 1900 lü yılların başlarından itibaren major damar anastomozları için kullanılan pek çok mekanik anastomoz gereci üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu gereçlerin çoğu aşırı derecede yabancı cisim reaksiyonu, fibrozis ve stenoz yarattıkları için kullanımdan kalkmışlardır. Bu gereçlerden halen kullanımda olan ve klinik kullanımı yaygınlaşmış olanlar şunlardır; a-penetre olmayan damar klipleri: Bu sistemlerin temel prensibi, damar uçlarının everte edilerek lümeni tam kat olarak geçmeyen, ayakları kavisli, titanyum klipler ile intimal yaklaştırmanın sağlanmasıdır. Kirsch tarafından geliştirilmiş ve deneysel olarak kullanılmıştır 42. Daha sonra sistemin seri üretimi yapılmış ve klinik kullanıma girmiştir. (VCS clips; Auto Suture, Norwalk, CT). Sistem eversiyon amacıyla kullanılan iki adet penset, stappler almak için kullanılan bir penset ve uygulamayı sağlayan cihazdan oluşur. Ürünün 1 ile 4mm. arası çaplardaki damarlarda kullanılabilen farklı boyları mevcuttur. Leppaniemi ve ark. domuz iliak arter ve veninde yaptıkları longitudinal kesilerde geleneksel yöntem ve VCS yi karşılaştırmışlar, patens ve histopatolojik değerlendirmede fark bulunmazken, anastomoz süresinin VCS ile daha kısa olduğunu belirtmişlerdir 49. Pikoulis ve ark domuz iliak arterinde konvansiyonel teknik ve VCS ile anastomozu karşılaştırmışlardır. Gerim gücü ve patens açısından fark bulunmazken, intimal iyileşme ve anastomoz süresi açısından VCS üstün bulunmuştur 79. Mital ve ark. bir böbrek transplantasyonu olgularında anastomozu VCS ile gerçekleştirmişler ve başarılı sonuç almışlardır

17 Nataf ve ark ise koroner bypass uyguladıkları 10 olguda VCS yi kullanmışlardır. Bu hastalarda herhangi bir komplikasyon gelişmemiş, geç dönemde koroner anjiografi yapılan olgularda anastomozlar patent olarak görülmüş, darlık gözlenmemiştir 67. Zeebregts ve ark VCS i serbest doku aktarımlarında başarıyla kullanmışlardır 109. b-damar birleştirme gereçleri ( Vessel coupling devices ): Bu sistemlerin ilk şekli Nakayama tarafından 1962 yılında geliştirilmiştir. Nakayama nın tarif ettiği sistem, üzerinde altışar adet çıkıntı ve delik olan iki adet yüzükten oluşur. Damar uçları bu yüzüklerin içerisinden geçirilerek, üzerinden everte edilir. Uçlar iç içe geçen iğne ve delikler vasıtasıyla birleştirilerek anastomoz tamamlanır. Bu metalik anastomoz gereçlerinin geç dönemde ileri derecede fibrozis ve stenoza neden olduğu görülerek zamanla kullanımları kısıtlanmıştır. Ostrup 1976 yılında bu yüzüklerin eriyebilir türevini geliştirmiştir 74. Bu sistemin seri üretimi yapılmış( Unilink device; 3M, St. Paul, MN ) ve klinik kullanıma girmiştir. Ostrup ve ark. bu sistemi kullanarak yaptıkları deneysel anastomozlarda %98 oranında patens elde etmişlerdir 75. Sistem ven greftleri ile, uç-yan anastomozlarda da başarıyla uygulanmıştır 83,84. Nylander ve ark. bu sistemi el cerrahisi uygulamalarında başarıyla kullanmışlardır 69. D-Çözünebilir Damar Stentleri Yardımıyla Anastomoz Teknikleri Eriyebilir stentlerin kullanımındaki temel amaç işlem esnasında lumenin açık kalmasını sağlamak, doku yapıştırıcıları veya lazer yardımıyla az sayıda yada hiç sutur kullanmaksızın anastomozun gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Anastomoz bitiminde, klembin açılması sonrasında, stentin kan akımıyla tamamen dağılması beklenir. Yamagata bu amaçla polivinilalkolden hazıladığı stenti kullanmıştır. Bu stent üzerinden sutur kullanmaksızın akril türevi doku yapıştırıcıları ile sıçan karotid arterinde anastomoz gerçekleştirmiştir 107. Erken dönemde %98 oranında patens elde edilse de geç dönem patens ve anevrizma gelişimi değerlendirilmemiştir. 16

18 Kamiji ve ark. stent olarak polietilen glikol 4000 yardımıyla iki tespit suturu ve fibrin yapıştrıcı kullanarak sıçan femoral arterinde anastomoz gerçekleştirmişlerdir. Erken dönem ve dördüncü hafta patens, anevrizma gelişimi açısından fark gözlenmezken, anastomoz süresinin geleneksel teknik ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak kısa olduğu görülmüştür 37. Moskovitz ve ark. ise sıçan inferior epigastrik arterinde stent olarak gliserid türevlerini kullanarak fibrin yapıştırıcı ile anastomoz gerçekleştirmişlerdir. Erken dönem geçirgenlik oranları geleneksel teknik ile aynı bulunmuş, fakat geç dönemde anevrizma oranı yüksek bulunmuştur. Ayrıca stentin kan akımında çözünülürlüğü şüphelidir 62. E-Lazer Yardımıyla Anastomoz Teknikleri Lazerin doku yapıştırıcı etkisinden faydalanarak mikrocerrahi anastomoz, ilk olarak 1979 yılında Jain ve Gorisch tarafından gerçekleştirilmiştir 35. Çalışmacılar üç tespit suturunu takiben, araları Neodmiyum YAG lazer kullanarak tamamlamışlardır. Sonraki yıllarda CO2, argon ve diode lazerler kullanılarak mikrocerrahi anastomozlar tariflenmiştir 23,44,63,81,85. Lazer kullanımı sayesinde sutur sayısı azaltılarak; anastomoz süresi kısaltılır ve suture karşı oluşan yabancı cisim reaksiyonu sınırlı düzeyde tutulur. Ayrıca lazer su geçirmez bir anastomoz yapılmasına olanak sağlayarak kan kaybını önler ve trombüs oluşum riskini azaltır 63. Lazerin damar üzerindeki yapıştırıcı etkisinin mekanizması tartışmalıdır. Lazerin etkisiyle damar duvarındaki omnipotent düz kas hücrelerinin sentez fazına geçerek, kollajen gibi ekstraselüler matriks proteinlerini açığa çıkardıkları, bunların da yapışmayı sağladıkları düşünülmektedir 23. Lazerin yapıştırıcı etkisinin yüksek kan basıncı ve gerim kuvvetlerine karşı direncinin özellikle ilk günde yetersiz olduğu bir çok çalışmada belirtilmiştir 4,22,82. Sutur kullanmadan, sadece lazer ile yapılan anastomozlarda damar devamlılığının bozularak kanama görülmesi ve anevrizma gelişimi sık olarak gözlenmiştir 58,86. Bu nedenle lazer genellikle iki ila dört tespit suturunu takiben boşlukların doldurulması amacıyla kullanılmıştır 63. Son yıllarda diode lazerin daha spesifik ve güçlü yapışma etkisi gösterdiği belirtilerek, geçici suturler veya 17

19 çözünebilir stentler kullanılarak, kalıcı sutur bırakılmadan lazer yardımlı başarılı anastomoz çalışmaları yapılmıştır 11,56. F-Doku Yapıştırıcıları Yardımıyla Anastomoz Teknikleri Doku yapıştırıcaların mikrovasküler anastomozda kullanılmasında temel amaç, az sutur ile atravmatik olarak damar uçlarının birleştirilmesidir. Bu amaçla kullanılan doku yapıştırıcıları sentetik ve doğal ürünler olmak üzere iki grupta incelenebilir; a-sentetik doku yapıştırıcıları: Sentetik ürünlerden en sık kullanılanı akril türevleridir. Metil siyanoakrilat gibi kısa zincirli akril türevleri doku için ileri derecede toksiktir ve kullanımdan kalkmışlardır. Uzun zincirli akril türevlerinden butil siyanoakrilatın oluşturduğu doku toksititesi kabul edilebilir düzeyin üzerindedir ve anastomoz direnci yetersiz bulunmuştur 3. 2-oktil siyano akrilat ( Dermabond, Ethicon, Sommerville, NJ ) ın toksisitesi akril türevleri içerisinde en az düzeyde görülmektedir ve topikal kullanım için FDA onayı almıştır 3,25,73. Ang ve ark. sıçan femoral arterinde üç tespit suturu ile birlikte 2-oktilsiyanoakrilat ile uç uca anastomoz gerçekleştirmişler ve başarılı sonuçlar almışlardır 3. Hall ve ark. sıçan femoral arterinde teleskopik anastomozu 2-oktilsiyanoakrilat ile gerçekleştirmişlerdir. %80 patens oranı elde etmişlerdir 25. b-fibrin yapıştırıcılar: Kanın alt ürünlere ayrılabilmesi fibrinojenin doğal bir doku yapıştırıcısı olarak endüstriyel üretimine ve kullanımına olanak tanımıştır. Fibrin yapıştırıcıların temel etki mekanizması pıhtılaşma sisteminin son basamağını taklit etmektir. Ayrı çözeltilerde bulunan fibrinojen ve trombin, faktör XIII eşliğinde karıştırılarak oluşturulan fibrinden istenen yapıştırıcı etki sağlanır. Bu işlem sırasında fibrinolitik bir ajan olan sığır aprotinini çözücü olarak kullanılır ve oluşan fibrinin homojen bir şekilde dağılımını sağlar. Fibrin yapıştırıcı insanda ilk olarak 1972 yılında Matras tarafından periferik sinir onarımında kullanılmıştır. Fibrin yapıştırıcılar beyin cerrahları ve kardiyotorasik cerrahlar 18

20 tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır 7,26. Scheidel ve ark. tavşan modelinde fallop tüpünün anastomozunu fibrin yapıştırıcı kullanarak gerçekleştirmiştir 90. Prato ve ark. periodontal cerrahi girişimler sonrası sutur yerine fibrin yapıştırıcı kullanmışlardır 80. Fibrin yapıştırıcılar günümüzde plastik cerrahinin pek çok operasyonunda kullanıma girmiştir. Sinir onarımı, cilt greftlerinin adaptasyonu, yüz germe ve blefaroplasti operasyonlarında cilt kapatımı ve meme rekonstrüksiyonlarında fibrin yapıştırıcılar sık olarak kullanılmaktadır 10,21,57,106. Fibrin yapıştırıcılar potansiyel boşlukları kapatarak seroma gelişimini önlemeleri, hemostatik etkileri ve yara iyileşmesi üzerine olumlu etkileri nedeniyle tercih edilmişlerdir. Matras ve ark yılında fibrin yapıştırıcı kullanılarak yapılan ilk mikrovasküler anastomozu gerçekleştirmişlerdir. Gestring ve ark. köpek ve tavşan modelinde sutur kullanmaksızın fibrin yapıştırıcı ile uç yan anastomoz gerçekleştirmiştir 24. Waldstörm ve Wik üç tespit suturu ile birlikte fibrin yapıştırıcı kullanarak anastomoz tarif etmişlerdir 105. Karl ve ark. sutur kullanmaksızın fibrin yapıştırıcı ile teleskopik anastomoz gerçekleştirmişlerdir 39. Suguira ve ark. interpozisyonel ven greftini fibrin yapıştırıcı ile kullanmışlar ve %98 geçirgenlik oranı elde etmişlerdir 97. Dresdale ve ark. tek bir taze verici plazmasından fibrinojen hazırlıyarak, bu ürünü hemostaz amacıyla kullanmışlardır

21 III- GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışma, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniği Mikrocerrahi Eğitim Geliştirme Araştırma Merkezi (MEGAM) Laboratuvarında gerçekleştirildi. 1- KULLANILAN HAYVANLAR VE GEREÇLER Kullanılan hayvanlar: Türü: Wistar-Albino dişi ve erkek sıçanlar Yaş ve Ağırlığı: gr ağırlığında erişkin sıçan Adet: 64 adet sıçan. Grup sayısı: Her birinde 32 şer adet olmak üzere toplam 2 grupta, 64 adet sıçan ile çalışma yürütülmüştür. Çalışılan model: Sağ arteria karotis komunis üzerinde, uç uca anastomoz modelinde çalışıldı. Kullanılan ilaçlar: Ketamin (10mg/kg) Kullanılan aletler ve malzemeler: * Fibrin yapıştırıcı ( Beriplast-P Combi-Set 1ml ); Set I: 1ml de 90 mg fibrinojen, 60 U faktör XIII, 1000 IU bovine aprotinin. Set II: 1 ml de 500 IU trombin, 5.9 mg kalsiyumklorid. * Heparinize Laktatlı Ringer solusyonu 1000 cc ( 8000 U/litre ) * Prilocaine Hydrochloride ( 10mg/ml ) * Eter kavanozu * Elektrikli traş makinesi * Çizim kalemi * Cetvel * 15 numara bistüri * Adson penset * Steven s doku makası * Portegue * 4/0 polipropilen sutur ( Ethicon, Sommerville, NJ ) * 8/0 nylon sutur ( Ethicon, Sommerville, NJ ) 20

22 * 10/0 nylon sutur ( Ethicon, Sommerville, NJ ) * 2 adet kuyumcu penseti * 1 adet mikroportegue * 1adet damar genişletici mikropenset * 2 adet mikromakas * 1 adet yaklaştırıcı damar klembi * Leica binoküler operasyon mikroskobu ( x16, x25, x40 ) * Enjektör 2 ml, 5 ml, 10 ml * Branül kanül No:24 * Betadin * Steril gazlı bez * Tartı aleti * Digital fotoğraf makinesi ( Fuji Finepix S5000 ) 2- DENEY HAYVANLARININ GRUPLANDIRILMASI 64 adet Wistar-Albino türü erkek ve dişi sıçanların tartımı yapıldı. Ağırlıkları gram arasında değişen sıçanlar 32 şer hayvandan oluşan rastgele iki gruba ayrıldı. İlk grup kontrol, ikinci grup çalışma grubu olarak belirlendi. Her iki grupta sağ arteria karotis komunis, bifurkasyonun 1cm proksimalinde kesilerek, kontrol grubunda geleneksel uç uca anastomoz, deney grubunda ise ven grefti kılıfı kullanılarak, fibrin yapıştırıcı yardımıyla anastomoz yapılması planlandı. 3-ANASTOMOZ TEKNİĞİ Kontrol Grubu: Genel anestezi kas içi ketamin enjeksiyonu ( 10 mg/kg ) uygulanması ile gerçekleştirildi. Boyun derisi traş edildikten sonra, batikonlu steril gaz ile bölge temizlendi ve girişim temiz bir ortamda uygulandı. Disseksiyonlar X16, anastomozlar X25 ve X40 büyütme altında gerçekleştirildi. Boyunda orta hat cilt insizyonu uygulandı. Yağlı dokular kranyal pediküllü flap olarak kaldırıldı. Sternohyoid kas laterale ekarte edilerek paratrakeal kas komşuluğunda damar sinir paketine ulaşıldı. Omohyoid kas damar sinir paketi üzerinden disseke edildi. Kılıf longitudinal olarak insize edildi, karotid arter, nervus vagus üzerinden disseksiyonla ayrıldı. 21

23 Yaklaştırıcı damar klempi yerleştirildi. Karotid arter, bifurkasyonun 1 cm. altında kesildi, yaklaştırıcı damar klempi vasıtasıyla uçlar yakınlaştırıldı. Alan laktatlı ringer solusyonu ile yıkanarak pıhtılar temizlendi. Lümene uzanan adventisya fazlalıkları kesilerek uzaklaştırıldı. Dilatatör penset yardımıyla damar uçlarına dilatasyon uygulandı. Lümen içerisine 24 numara kanül ile girilerek laktatlı ringer solusyonu ile yıkama yapıldı. Dikiş işlemi için 75 mikron iğneye sahip 10/0 naylon sutur kullanıldı. Ön yüzde 0 ve 180 derecelere tespit sütürleri konuldu. Bu iki sutur arasına eşit aralıklarla üç adet daha sutur konulduktan sonra arka yüze geçildi. Arka yüze konulan üç adet sutur, toplam sekiz sutur ile anastomoz tamamlandı. Son suturden önce 24 numara kanul ile lumen içine girilip yıkama yapılarak, arka duvardan sutur geçilip geçilmediği kontrol edildi. Ekartörler gevşetildikten sonra yaklaştırıcı damar klempi açıldı. Nemli tampon ile hafif baskı uygulandı. Çalışma Grubu: Kontrol grubu ile aynı anestezi, temizlik ve insizyon uygulandı. Sternohyoid kas lateralinde eksternal juguler ven yağlı dokudan disseke edilerek ayrıldı. Bifurkasyondan sonraki 1 cm. lik segmentte venin yan dalları bağlanarak kesildi. Ven 8/0 nylon ip ile iki taraflı bağlanarak 5 mm. uzunluğunda ven grefti alındı ( Şekil 1 ). Alınan ven grefti laktatlı ringer solusyonu ile yıkanarak nemli, steril bir gaz içerisinde muhafaza edildi. Sternohyoid kas laterale ekarte edilerek paratrakeal kas komşuluğunda damar sinir paketine ulaşıldı. Omohyoid kas damar sinir paketi üzerinden eksize edildi. Kılıf longitudinal olarak insize edildi, karotid arter, nervus vagus üzerinden künt disseksiyonla ayrıldı. Yaklaştırıcı damar klempi yerleştirildi. Karotid arter bifurkasyonun 1 cm. altında kesilerek, damar klempi vasıtasıyla uçlar yakınlaştırıldı. Alan laktatlı ringer solusyonu ile yıkanarak pıhtılar temizlendi. Lümene uzanan adventisya fazlalıkları kesilerek uzaklaştırıldı. Dilatatör penset yardımıyla damar uçlarına dilatasyon uygulandı. Lümen içerisine 24 numara kanül ile girilerek laktatlı ringer solusyonu ile yıkama yapıldı ( Şekil 2 ). Ven grefti sahaya getirildi. Venin lümeni içerisinden dilatatör pensetin uçları, ikinci bir pensetin yardımıyla, uçlar kapalı kalacak şekilde geçirildi. Dilatatör pensetin ucu hafifçe açılarak arterin distal ucu üzerine getirildi ve arterin ucu kibarca tutuldu. Diğer penset ile ven grefti dilatatör penset üzerinden kaydırılarak distal uca geçirildi ( şekil 3 ). Dikiş işlemi için 75 mikron iğneye sahip, 10/0 naylon sutur kullanıldı. Ön yüzde 0 ve180 derece açılara iki 22

24 adet tespit suturu konuldu ( şekil 4 ). Ven grefti anastomoz hattı üzerine getirildi, iki penset yardımıyla gerilerek katlanmadan, sirküler olarak yayıldı. Ven grefti üzerine Beriplast-P Kombiset ten fibrinojen, faktör XIII ve aprotinin içeren set I çözeltisi bir damla bırakıldı. Daha sonra trombin içeren set II çözeltisi yine bir damla bırakıldı ( şekil 5 ). Çözeltilerin karışarak aktif fibrin oluşması, karışımın bulanık renkli hal alarak, jel hale gelişi ile makroskobik olarak teyit edildi. Kollaps ve stenozu önlemek amacıyla, 1 saniye süreyle distal ucun klembi açılıp kapatılarak sızıntı oluşturmadan, lümenin kan ile doluşu sağlandı. Daha sonra 5 dakika süre ile fibrinin stabil hale gelişi beklendi. Klempler açıldı, damar üzerine kompresyon uygulama gereksinimi olmadı ( şekil 6,7 ). Aktive olan fibrinin etkisiyle paratrakeal kaslara yapışan arter serbestlenerek fibrinin fazlası damarın üzerinden temizlendi. Şekil 1: Ven greftinin hazırlanması. Şekil 2: A.Carotis Communis in anastomoza hazırlanması. Şekil 3: Ven kılıfının proksimal uca Şekil 4: İki adet tespit suturunun 180 geçirilmesi. derece açıyla yerleştrilmesi. 23

25 Şekil 5: Fibrin yapıştırıcının ven kılıfı üzerinden uygulanması. Şekil 6:Anastomoz tamamlanmış olarak görülüyor. Şekil 7: Olgu grubundaki anastomoz aşamalarının şematik görünümü. 24

26 4-HAYVANLARIN BAKIMI Sıçanlar 12 saat süreyle ışık gören, 12 saat süreyle karanlık olan, sıçanlar için özel hazırlanmış ortamda, sabit oda sıcaklığında ( 21 0 C ), fare yemi ve suya istedikleri zaman ulaşabildikleri kafesler içinde tek tek yerleştirilerek, barındırıldılar. 5-DEĞERLENDİRMELER A) KLİNİK DEĞERLENDİRME a) Anastomoz süresi: Anastomoz süresi, karotid arterin kesilmesinden, anastomoz sonrası klembin açılmasına kadar olan süre olarak kaydedildi. Ölçümler en yakın yarım dakika veya dakikaya tamamlanarak kaydedildi. b) Kanama süresi: Kontrol grubunda klempin açılmasını takiben nemli bir gaz ile arter üzerine dolumu engellemeyecek şekilde hafif bir baskı uygulandı. Bu baskı her 15 saniyede bir kaldırılarak kanama kontrol edildi. Kanamanın bittiği sure kaydedildi. Olgu grubunda baskı uygulanmasına gerek görülmedi. c) Erken dönem patens: 2, 30 ve 120. dakikalarda iki mikropensetle sağma testi ile patens kontrol edilerek kaydedildi. d) Geç dönem patens ve anevrizma oluşumu: Her iki grupta 8 er hayvanda 3, 7, 14, 21. günlerde, anevrizma oluşumu, iki mikropensetle sağma testi ile geçirgenlik kontrol edilerek kaydedildi. B) İSTATİSTİKSEL DEĞERLENDİRME SPSS v programı kullanılarak; ameliyat süresi ve kanama süresi için student s t test, patens ve anevrizma oranları için ise Man-Whitney U testi ile istatistiksel değerlendirme yapıldı. 25

27 C) MİKROSKOBİK DEĞERLENDİRME Patent olarak gözlenen ve anevrizma gelişmemiş olgularda, anastomoz hattını içerecek şekilde, 1 cm lik segmentler alındı. Denekler intraperitoneal yüksek doz ketamin enjeksiyonu yapılarak sakrifiye edildi. Spesmenler %10 luk formalinde fikse edilerek longitudinal kesildi ve parafin bloklara yatırıldı. Daha sonra 0.4 mikronluk kesitler alınarak hematoksilen eosin ile boyandı. Işık mikroskobu ile anastomoz iyileşmesi incelendi. 26

28 IV- BULGULAR A ) KLİNİK DEĞERLENDİRME SONUÇLARI a ) Anastomoz süresi: Ortalama anastomoz süresi deney grubunda 20,78 dakika, kontrol grubunda ise 26,09 dakika olarak hesaplanmıştır. Grupların anastomoz süreleri tablo 1 ve grafik 1 de sunulmuştur. Tablo 1: Anastomoz Süreleri Anastomoz Süresi ( dakika ) Grup 1 Grup 2 ( ortalama +/- SD ) ( ortalama +/-SD ) 20,78+/-1,077 26,09+/-1,915 Grafik 1 : Anastomoz Süreleri süre 30 26, , deney kontrol b) Kanama süresi: Deney grubunda anastomoz sonrası kanama görülmemiştir. Kontrol grubunda ortalama kanama süresi dakika cinsinden 1.81+/-0.27 dir. 27

29 c ) Erken dönem patens: Erken dönem patens oranları her iki grupta %100 olarak değerlendirilmiştir. d ) Geç dönem patens ve anevrizma oluşumu: Geç dönem patens oranları ve anevrizma oluşumu tablo 2 de değerlendirilmiştir. Zamana bağlı patens oranları tablo 3 de değerlendirilmiştir. Deney grubu ait patent 3.hafta anastomozu ve anevrizma oluşumu şekil 8 ve 9 da görüntülenmiştir. Tablo 2: Geçdönem patens ve anevrizma oluşumu Geç dönem patens oranı ( n: 32 ) Anevrizma oluşumu ( n: 32 ) Deney Grubu %93.7 ( n=30 ) %3.1 ( n=1 ) Kontrol Grubu %93.7 ( n=30 ) %3.1 ( n=1 ) Tablo 3: Zamana bağlı patens oranları 3.gün patens oranı ( n=8 ) 7.gün patens oranı ( n=8 ) Geçirgen %100 ( n=8 ) %87,5 ( n=7 ) Deney Grubu Geçirgen Değil %0 ( n=0 ) %12,5 ( n=1 ) Geçirgen %100 ( n=8 ) %87,5 ( n=7 ) Kontrol Grubu Geçirgen Değil %0 ( n=0 ) %12,5 ( n=1 ) 14.gün patens oranı ( n=8 ) %87,5 ( n=7 ) %12,5 ( n=1 ) %100 ( n=8 ) %0 ( n=0 ) 21.gün patens oranı ( n=8 ) %100 ( n=8 ) %0 ( n=0 ) %87,5 ( n=7 ) %12,5 ( n=1 ) 28

30 Şekil 8:Deney grubu anastomozu 3. hafta. Şekil 9: Anevrizma oluşumu B ) İstatistiksel değerlendirme sonuçları: Deney ve kontrol gruplarının anastomoz süreleri bağımsız t testi ( SPSS v ) kullanılarak karşılaştırılmıştır. Anastomoz süreleri deney grubunda istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı olacak şekilde kısa bulunmuştur ( p < 0001 ). Deney grubunda anastomoz sonrası kanama gözlenmediği için kanama süreleri için istatistiksel değerlendirme gerekli görülmemiştir. Erken dönem, toplam geç dönem ve 3. gün patens oranları arasında rakamsal fark bulunamamıştır. Deney ve kontrol gruplarında 7,14 ve 21. gün patens oranları Mann-Whitney U testi kullanılarak ( SPSS v ) karşılaştırılmıştır. İki grup arasında 7, 14 ve 21. gün patens oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır ( p>0.05 ). 29

Kalıcı Yara Kapatma Yöntemleri KALICI YARA KAPATMA YÖNTEMLERİ : 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği

Kalıcı Yara Kapatma Yöntemleri KALICI YARA KAPATMA YÖNTEMLERİ : 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği Kalıcı Yara Kapatma Yöntemleri 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 5.Hafta (13-17 / 10 / 2014) 1.KALICI YARA KAPATMA YÖNTEMLERİ 2.)YARA KAPATMADA GEÇİCİ ÖRTÜLER 3.)DESTEK SAĞLAYAN YÖNTEMLER Slayt No: 7

Detaylı

MİKROVASKÜLER UÇ-YAN ANASTOMOZDA BALIK AĞZI İNSİZYONU ve FİBRİN YAPIŞTIRICI KULLANIMININ GELENEKSEL UÇ-YAN ANASTOMOZ TEKNİĞİ İLE KARŞILAŞTIRILMASI

MİKROVASKÜLER UÇ-YAN ANASTOMOZDA BALIK AĞZI İNSİZYONU ve FİBRİN YAPIŞTIRICI KULLANIMININ GELENEKSEL UÇ-YAN ANASTOMOZ TEKNİĞİ İLE KARŞILAŞTIRILMASI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM ve ARAŞTIRMA HASTANESİ I. PLASTİK, REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ KLİNİĞİ Klinik Şefi: Prof. Dr. Lütfü BAŞ MİKROVASKÜLER UÇ-YAN ANASTOMOZDA BALIK AĞZI İNSİZYONU

Detaylı

MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER DAMAR ANASTAMOZ UYGULAMALARINDA MİKROFİBRİLLER KOLLAJEN KANAMA DURDURUCU AJAN ETKİSİ

MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER DAMAR ANASTAMOZ UYGULAMALARINDA MİKROFİBRİLLER KOLLAJEN KANAMA DURDURUCU AJAN ETKİSİ T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI Tez Yöneticisi Doç. Dr. Hüsamettin TOP MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER DAMAR ANASTAMOZ UYGULAMALARINDA

Detaylı

Koagülasyon Mekanizması

Koagülasyon Mekanizması Koagülasyon Mekanizması Dr Cafer Adıgüzel Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD, Hematoloji BD 1 Hemostaz (Hemostasis or haemostasis) (Eski Yunanca: αἱμόστασις haimóstasis "styptic (drug)")

Detaylı

FİBRİN YAPIŞTIRICI KULLANARAK BALIK AĞZI TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER ANASTOMOZ. (Deneysel Çalışma) UZMANLIK TEZİ

FİBRİN YAPIŞTIRICI KULLANARAK BALIK AĞZI TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER ANASTOMOZ. (Deneysel Çalışma) UZMANLIK TEZİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ PLASTİK VE REKONSTRÜKTİF CERRAHİ KLİNİĞİ Klinik Şefi: Prof. Dr. Lütfü BAŞ FİBRİN YAPIŞTIRICI KULLANARAK BALIK AĞZI TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER

Detaylı

KADAVRADAN ORGAN ALINMASI. Özlem ERGİNBAŞ Ameliyathane Hemşiresi

KADAVRADAN ORGAN ALINMASI. Özlem ERGİNBAŞ Ameliyathane Hemşiresi KADAVRADAN ORGAN ALINMASI Özlem ERGİNBAŞ Ameliyathane Hemşiresi KADAVRADAN ORGAN ALINMASI Beyin ölümü kararı verilmiş donörlerden (vericilerden) usulüne uygun olarak başka kişiye nakledilmek üzere organların

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

KOAGÜLASYON TESTLERİ

KOAGÜLASYON TESTLERİ KOAGÜLASYON TESTLERİ Koagülasyon nedir? Pıhtı oluşumudur; Örneğin, kanın pıhtılaşması. Koagülasyon; kandaki birçok protein veya koagülasyon faktörünün kimyasal reaksiyonu sonucu fibrin formasyonu ile sonuçlanan

Detaylı

Patent Duktus Arteriyozus

Patent Duktus Arteriyozus Patent Duktus Arteriyozus Dr. Mustafa SAÇAR Duktus arteriyozus v Ana pulmoner arter inen aort v Media tabakasında spirel yerleşimli düz kas hücreleri yoğun v İntima tabakası aorta göre kalın v Doğumla

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

KARACİĞER NAKLİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ. Hem. Kezban ORMAN Akdeniz Üniversitesi Hastanesi

KARACİĞER NAKLİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ. Hem. Kezban ORMAN Akdeniz Üniversitesi Hastanesi KARACİĞER NAKLİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ Hem. Kezban ORMAN Akdeniz Üniversitesi Hastanesi SUNUM İÇERİĞİ 1. Tanım 2. Tarihçe 3. Karaciğer Transplantasyon Türleri * Canlı Vericili * Kadavra Vericili 4.

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

KORONER BY PASS CERRAHİSİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ

KORONER BY PASS CERRAHİSİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ SEMPOZYUMU KORONER BY PASS CERRAHİSİNDE AMELİYATHANE HEMŞİRELİĞİ M.EBRU TANGİ 2014 KDC majör cerrahi girişimleri kapsayan bir branştır.

Detaylı

SUTURASYON UMKE.

SUTURASYON UMKE. SUTURASYON UMKE Katlarına uygun olarak kapatılmalı. * Acil serviste kapatılan yaralarda genellikle 3 tabaka vardır. Fasia, ciltaltı doku ve cilt. * Kat kat kapatma: Scalp, parmak, el,ayak, tırnak, burun

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Homeostaz. Pıhtılaşma Sisteminin Fizyolojisi ve Farmakolojik Modülasyonu. Serin proteaz 27.09.2014

Homeostaz. Pıhtılaşma Sisteminin Fizyolojisi ve Farmakolojik Modülasyonu. Serin proteaz 27.09.2014 Homeostaz Pıhtılaşma Sisteminin Fizyolojisi ve Farmakolojik Modülasyonu Dr. M. Cem Ar İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Yaşamın devamını sağlamak için organizmanın düzenleyici sistemler

Detaylı

OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK FEMORAL BLOK YÖNTEMİ

OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK FEMORAL BLOK YÖNTEMİ OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK TORAKAL EPİDURAL ANESTEZİ VE FEMORAL BLOK YÖNTEMİ A.DOSTBİL*, H.BAŞEL**, Ö.TEKİN***, M.ÇELİK*, A.AHISKALIOĞLU*, AF.ERDEM* *ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

KOAGÜLOPATİDE YATAKBAŞI TANISAL YÖNTEMLER. Dr Reyhan POLAT Dışkapı Yıldırım Beyazıt EAH Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

KOAGÜLOPATİDE YATAKBAŞI TANISAL YÖNTEMLER. Dr Reyhan POLAT Dışkapı Yıldırım Beyazıt EAH Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği KOAGÜLOPATİDE YATAKBAŞI TANISAL YÖNTEMLER Dr Reyhan POLAT Dışkapı Yıldırım Beyazıt EAH Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği Kış Sempozyumu 6-9 Mart 2014 Sunum Planı Hemostaz Monitörizasyonu Standart Koagülasyon

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 1/5 1. AMAÇ: Bu talimatın amacı kan gazı alımında standart bir yöntem belirlemektir. 2. KAPSAM: Bu talimatın amacı kan gazı almaya yönelik tüm faaliyetleri

Detaylı

Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi. Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler

Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi. Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler Kasık Komplikasyonları ve Yönetimi Doç.Dr.Gültekin F. Hobikoğlu Medicana Bahçelievler Femoral Komplikasyonlar External kanama ve hematom (%2-15) Psödoanevrizma (%1-5) Retroperitoneal hematom (

Detaylı

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ

Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü Prof.Dr.Mitat KOZ DOLAŞIMIN SİNİRSEL KONTROLÜ Doku kan akımının her dokuda ayrı ayrı ayarlanmasında lokal doku kan akımı kontrol mekanizmaları

Detaylı

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM DOKU YENİLENMESİNDE OTOLOG ÇÖZÜM TÜRKİYEDE TEK DENTAL PRP KİTİ KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM YENİLENMEK KENDİ İÇİMİZDE ONARICI DOKU YENİLENMESİNİ HIZLANDIRAN YENİLİKÇİ

Detaylı

Şaşılık cerrahisi onam formu

Şaşılık cerrahisi onam formu Göz kaymasının düzeltilmesi hasta açısından isteğe bağlı yapılan bir cerrahi o lup zorunlu değildir. Şaşı doğan bebeklerde en iyi düzeltme zamanı 6 ay ile 18 ay arasındadır. Erken yapılan cerrahi iki gözün

Detaylı

Tedavi. Tedavi hedefleri;

Tedavi. Tedavi hedefleri; Doç. Dr. Onur POLAT Tedavi DVT tanısı konduktan sonra doğal gidişine bırakılırsa, ölümcül komplikasyonu olan PE ve uzun dönemde sakatlık oranı son derece yüksek olan posttromboflebitik sendrom ve Pulmoner

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar

Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar Kalp kası beyinden sonra en fazla kana gereksinim duyan organdır. Kalp kendini besleyen kanı aortadan ayrılan arterlerden alır. Bu arterlere koroner

Detaylı

TRANSRADİAL KORONER GİRİŞİM. Dr.Suat Altınmakas

TRANSRADİAL KORONER GİRİŞİM. Dr.Suat Altınmakas TRANSRADİAL KORONER GİRİŞİM Dr.Suat Altınmakas TARİHÇE Radial arterden ilk koroner anjiografi Campeau tarafından 1989 da gerçekleştirldi. İlk geniş çaplı çalışma 1992 yılında yayımlandı. Rutin klinik uygulamaya

Detaylı

MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER ANASTOMOZ UYGULAMALARINDA KİTOSAN IN ETKİSİ

MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER ANASTOMOZ UYGULAMALARINDA KİTOSAN IN ETKİSİ T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI Tez Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Hüsamettin TOP MİNİMAL SÜTÜR TEKNİĞİ İLE MİKROVASKÜLER ANASTOMOZ UYGULAMALARINDA

Detaylı

Kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar. Prof. Dr. Öner Süzer

Kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar. Prof. Dr. Öner Süzer Kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 Damar hasarına normal yanıt Damar sisteminin delici ve kesici fiziksel yaralanmaları sonucunda trombositler,

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ RESİRKÜLASYON NEDİR? Diyaliz esnasında, diyaliz olmuş kanın periferik kapiller dolaşıma ulaşmadan arter iğnesinden geçen

Detaylı

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Dokuların oksijen ve besin ihtiyacını karşılayan, kanın vücutta dolaşmasını temin eden, kalp ve kan damarlarının meydana getirdiği sisteme dolaşım

Detaylı

KAN ALMA 30.12.2014. Kan Alma. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği

KAN ALMA 30.12.2014. Kan Alma. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015 ) 1.) KAN ALMA 2.)VENÖZ KAN ALMA TEKNİĞİ Slayt No : 26 KAN ALMA ;.Tanı için gerekli mikrobiyolojik ve biyokimyasal incelemeleri yapmak,,.tedavi

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Mart 2014 BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM KANAMA NEDİR? Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına

Detaylı

Kan dokusu. Hematokriti hesaplamak için eritrositlerle dolu olan tüpün uzunluğu kanla dolu tüpün uzunluğuna bölünüp, çıkan sonuç 100 ile çarpılır.

Kan dokusu. Hematokriti hesaplamak için eritrositlerle dolu olan tüpün uzunluğu kanla dolu tüpün uzunluğuna bölünüp, çıkan sonuç 100 ile çarpılır. Kan dokusu Kan, hücrelerden ve plazma adı verilen bir sıvıdan oluşmuştur. Hücreler eritrositler (kırmızı kan hücreleri), lökositler (beyaz kan hücreleri) ve trombositlerdir. Hücrelerin % 99 undan fazlasını

Detaylı

KAN NUMUNELERİNİN ALINIŞI. Dr. Duran Karabel

KAN NUMUNELERİNİN ALINIŞI. Dr. Duran Karabel KAN NUMUNELERİNİN ALINIŞI Dr. Duran Karabel 1 Kan numuneleri (örnekleri) Tam kan (total kan): Serum veya plazması ayrılmamış kandır. Kan sayımı (hemogram) ve eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) tayini,

Detaylı

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara Konuşmanın başlığı üzerine GİS patolojisinde Kolon ve ince bağırsağın Nontümöral

Detaylı

ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli

ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli ENDOTEL YAPISI VE İŞLEVLERİ Doç. Dr. Esra Atabenli Erdemli Endotel, dolaşım sistemini döşeyen tek katlı yassı epiteldir. Endotel hücreleri, kan damarlarını kan akımı yönünde uzunlamasına döşeyen yassı,

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Hazırlama Komitesi Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez

II.Hayvansal Dokular. b.bez Epiteli 1.Tek hücreli bez- Goblet hücresi 2.Çok hücreli kanallı bez 3.Çok hücreli kanalsız bez II.Hayvansal Dokular Hayvanların embriyonik gelişimi sırasında Ektoderm, Mezoderm ve Endoderm denilen 3 farklı gelişme tabakası (=germ tabakası) bulunur. Bütün hayvansal dokular bu yapılardan ve bu yapıların

Detaylı

Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 YARA İYİLEŞMESİ YARA. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger. Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir.

Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 YARA İYİLEŞMESİ YARA. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger. Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Slayt 1 YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger Slayt 2 YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Slayt 3 Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik

Detaylı

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır.

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Doç. Dr. Onur POLAT Hasar Kontrol Cerrahisi 1992 yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Hasar Kontrol Cerrahisi İlk aşama; Kanama ve kirlenmenin

Detaylı

KAN ALMA TALİMATI REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

KAN ALMA TALİMATI REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Yrd. Doç. Dr. Kaya Süer, Dilek Baytaş Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5 1. AMAÇ

Detaylı

Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler

Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler Dr. Lütfi Eroğlu Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik cerrahi Anabilim Dalı Mastektomi ile ilgili ameliyatların tarihsel süreci

Detaylı

Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan kat daha yüksektir.*

Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan kat daha yüksektir.* GİRİŞ Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan 10-20 kat daha yüksektir.* Çok sayıda çalışmada hemodiyaliz dozu ile morbidite ve mortalite arasında anlamlı ilişki saptanmıştır.

Detaylı

Ateroskleroz ve Endotel Disfonksiyonu. Prof. Dr. Zeliha KERRY Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

Ateroskleroz ve Endotel Disfonksiyonu. Prof. Dr. Zeliha KERRY Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Ateroskleroz ve Endotel Disfonksiyonu Prof. Dr. Zeliha KERRY Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 1 2 3 4 5 Oksidatif stres İntimal hiperplazi LOX-1 reseptörü İntimal hiperplazi Perkütanöz transluminal

Detaylı

İnsülin Nasıl Uygulanır? Diyabet

İnsülin Nasıl Uygulanır? Diyabet İnsülin Nasıl Uygulanır? Diyabet BR.HLİ.046 www.hisarhospital.com İNSÜLİN UYGULAMA Diyabette temel amaç kan şekeri düzeyini hedef aralıklarda tutmaktır. Bu amaçla beslenme tedavisi, egzersiz ve ilaç tedavisi

Detaylı

İçindekiler. 1. Ön Bilgi 2. Doku Grefti Çeşitleri 3. Biyolojik Doku 4. BellaDerm Aselüler Matriks Nedir? 5. Üretim Süreci 6.

İçindekiler. 1. Ön Bilgi 2. Doku Grefti Çeşitleri 3. Biyolojik Doku 4. BellaDerm Aselüler Matriks Nedir? 5. Üretim Süreci 6. İçindekiler 1. Ön Bilgi 2. Doku Grefti Çeşitleri 3. Biyolojik Doku 4. BellaDerm Aselüler Matriks Nedir? 5. Üretim Süreci 6. Kullanım Alanları 1 Belladerm, Musculoskeletal Transplant Foundation (MTF) tarafından

Detaylı

Primer ve sekonder Tendon onarımları

Primer ve sekonder Tendon onarımları GATA Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi AD. Primer ve sekonder Tendon onarımları Doç. Dr. Fatih ZOR SUNU PLANI Preoperatif değerlendirme Onarım ilkeleri Temel prensipler Zonlara göre onarımlar Sekonder

Detaylı

Doç. Dr. Neşe Çam. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi

Doç. Dr. Neşe Çam. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi KILAVUZ KATETER SEÇİMİ Doç. Dr. Neşe Çam Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi Kılavuz Kateter Seçimi Kılavuz kateter yapısı Düzgün dış yüzey sürtünmeyi azaltır, Trombüs oluşumunu engeller.

Detaylı

Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D.

Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D. Prof. Dr. Binali MAVİTAŞ Dicle Üniverstiesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D. Endotel zedelenmesi ATEROSKLEROZ Monositlerin intimaya göçü Lipid yüklü makrofajlar Sitokinler İntimaya kas h. göçü

Detaylı

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:..... Protokol Numarası:..... Doğum

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok Bölüm 1: Trakeostomi Giriş: Trakeostomi cerrahi pratikte en çok uygulanan prosedürlerden birisidir. Bu kadar sık

Detaylı

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR?

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR? DERS : KONU : MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KAN VE KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU 1.) Kanın en önemli görevini yazın : 2.) Kan transfüzyonunu tanımlayın : 3.) Kanın içinde dolaştığı damar çeşitlerini yazın : 4.)

Detaylı

İnvaziv Girişimler. Sunum Planı. SANTRAL VENÖZ KATETER Endikasyonlar. SANTRAL VENÖZ KATETER İşlem öncesinde

İnvaziv Girişimler. Sunum Planı. SANTRAL VENÖZ KATETER Endikasyonlar. SANTRAL VENÖZ KATETER İşlem öncesinde Sunum Planı İnvaziv Girişimler Santral Venöz Kateter Uygulamaları Kardiyak Pacemaker Arteriyel Kanülasyon SANTRAL VENÖZ KATETER Endikasyonlar iv yol Uzun süreli iv yol ihtiyacı Hemodinamik monitorizasyon

Detaylı

N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ. Uzm.Dr. Canan ÜNLÜ Dr. Fatma UKİL

N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ. Uzm.Dr. Canan ÜNLÜ Dr. Fatma UKİL N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ Uzm.Dr. Canan ÜNLÜ Dr. Fatma UKİL N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ Anestezi

Detaylı

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PERKUTAN KORONER GİRİŞİMLER (KORONER BALON VE STENT TEDAVİSİ) İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PERKUTAN KORONER GİRİŞİMLER (KORONER BALON VE STENT TEDAVİSİ) İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PERKUTAN KORONER GİRİŞİMLER (KORONER BALON VE STENT TEDAVİSİ) İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:..... Protokol Numarası:..... Doğum Tarihi:.....

Detaylı

Patentli Resilient Hyaluronic Acid Teknolojisi

Patentli Resilient Hyaluronic Acid Teknolojisi Patentli Resilient Hyaluronic Acid Teknolojisi François Bourdon, Emeline Charton, Stéphane Meunier PhD* Teoxane SA, Les Charmilles, Rue de Lyon 105, CH-1203 CENEVRE Teknoloji Tüm çapraz bağlı Teosyal hyalüronik

Detaylı

09.02.2015. Oksijen Uygulama Yöntemleri. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Oksijen Uygulama Yöntemleri. Oksijen Uygulama Yöntemleri

09.02.2015. Oksijen Uygulama Yöntemleri. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Oksijen Uygulama Yöntemleri. Oksijen Uygulama Yöntemleri 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 22.Hafta ( 23 27 / 02 / 2015 ) OKSİJEN UYGULAMA YÖNTEMLERİ Slayt No: 34 Solunumu Olan Hastalarda Kullanılan Araçlar Solunumu olan hastalarda; nazal kanül, basit yüz

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Ocak 2014 SOLUNUM ve KALP DURMASI NEDİR? BÖLÜM III TEMEL YAŞAM DESTEĞİ Solunum durması: Solunum hareketleri durunca, vücuda yaşamak için

Detaylı

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI Dr. Fatih YANAR İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Periferik Damar Cerrahisi 2.Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu

Detaylı

İNTRAMÜSKÜLER ENJEKSİYON SONRASINDA NELERİ TAKİP ETMELİYİZ?

İNTRAMÜSKÜLER ENJEKSİYON SONRASINDA NELERİ TAKİP ETMELİYİZ? İNTRAMÜSKÜLER ENJEKSİYON SONRASINDA NELERİ TAKİP ETMELİYİZ? Hem. Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 10 Eylül 2013 Sunum Akışı İntramüsküler Enjeksiyon

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Koroner Arter Bypass BR.HLİ.90

Koroner Arter Bypass BR.HLİ.90 Arter Bypass BR.HLİ.90 arter bypass ameliyatı, en sık yapılan kalp ameliyatı tipidir. Kalbi besleyen damarlar olan koroner arterler zaman içinde çeşitli risk faktörleri ile etkilenerek daralabilir ya da

Detaylı

Genel bilgiler. Behçet Hastalığı & Vasküler bulgular vasculo-behçet Disease. Dr.Mustafa SAÇAR. v 1937 Hulusi Behçet Oral aftöz ülserler Üveit

Genel bilgiler. Behçet Hastalığı & Vasküler bulgular vasculo-behçet Disease. Dr.Mustafa SAÇAR. v 1937 Hulusi Behçet Oral aftöz ülserler Üveit Behçet Hastalığı & Vasküler bulgular vasculo-behçet Disease Dr.Mustafa SAÇAR Genel bilgiler v 1937 Hulusi Behçet Oral aftöz ülserler Üveit Otoimmün hastalık Vasküler patolojiler (%2-46) Arteryel (%85?)

Detaylı

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, karaciğer ana

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KANAMALARDA İLKYARDIM BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Kanama

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

REPLANTASYONDA KEMİK TESPİT YÖNTEMLERİ. Doç. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji AD.

REPLANTASYONDA KEMİK TESPİT YÖNTEMLERİ. Doç. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji AD. REPLANTASYONDA KEMİK TESPİT YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji AD. DEBRİDMAN Başarının altın anahtarı debridmandır Tüm yapılar debride edildikten

Detaylı

PEDİYATRİK KALP CERRAHİSİNDE REKTAL YOLLA VERİLEN KETAMİN, MİDAZOLAM VE KLORALHİDRAT PREMEDİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

PEDİYATRİK KALP CERRAHİSİNDE REKTAL YOLLA VERİLEN KETAMİN, MİDAZOLAM VE KLORALHİDRAT PREMEDİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRILMASI PEDİYATRİK KALP CERRAHİSİNDE REKTAL YOLLA VERİLEN KETAMİN, MİDAZOLAM VE KLORALHİDRAT PREMEDİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRILMASI Dr. Mehmet ÇİMEN, Dr. Halide Oğuş,Dr Banu Şebnem Saraç, Dr. Füsun GÜZELMERİÇ,Dr.

Detaylı

T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ İLAÇ UYGULAMA TALİMATI

T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ İLAÇ UYGULAMA TALİMATI T.C ÇANAKKALE ONSEKİZMART ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ İLAÇ UYGULAMA TALİMATI KODU: KLN.TL.12 YAYINLAMA TARİHİ: 21.04.2014 REVİZYON TARİHİ: 00 REVİZYON NO: 00 SAYFA SAYISI:05 1. AMAÇ: Bu

Detaylı

ENDOTEL VE BİYOKİMYASAL MOLEKÜLLER

ENDOTEL VE BİYOKİMYASAL MOLEKÜLLER ENDOTEL VE BİYOKİMYASAL MOLEKÜLLER Endotel Damar duvarı ve dolaşan kan arasında tek sıra endotel hücresinden oluşan işlevsel bir organdır Endotel en büyük endokrin organdır 70 kg lik bir kişide, kalp kitlesix5

Detaylı

UZMANLAR İÇİN AKTİVİTE KARNESİ KİŞİSEL BİLGİLER Ünvanı, adı ve soyadı Doğum yeri ve tarihi Medeni durumu Bildiği yabancı dil / diller ve derecesi Yazışma adresi ŀ Telefon Elektronik posta adresi EĞİTİMİ

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/4 GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK TETKİKLER İÇİN HASTA BİLGİLENDİRME VE RIZA FORMU Ünitenin Adı : Hastanın Adı ve Soyadı : Protokol No : Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye

Detaylı

Kronik Total Oklüzyon Tanım ve Patofizyoloji. Prof.Dr.Deniz Kumbasar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Kronik Total Oklüzyon Tanım ve Patofizyoloji. Prof.Dr.Deniz Kumbasar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kronik Total Oklüzyon Tanım ve Patofizyoloji Prof.Dr.Deniz Kumbasar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kronik Total Oklüzyon (KTO) Tanım: Nativ koroner arter(ler)de 3 aydan daha

Detaylı

Abdominal Aort Anevrizması. Dr.Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK

Abdominal Aort Anevrizması. Dr.Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK Abdominal Aort Anevrizması Dr.Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Giriş ve tanım Epidemiyoloji Etyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı, ayırıcı tanı Tedavi Giriş ve Tanım Anevrizma,

Detaylı

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas MYOLOGIA CRUSH SENDROMU Dr. Nüket Göçmen Mas Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi AD Kas hücresi ve kas dokusu Kısalma özelliğini taşıyan hücreye kas hücresi denir. Bunların oluşturduğu dokuya

Detaylı

Nonreküren Nervus Laryngeus Inferior. Dr. Emin S. Gürleyik

Nonreküren Nervus Laryngeus Inferior. Dr. Emin S. Gürleyik 1 Nonreküren Nervus Laryngeus Inferior Dr. Emin S. Gürleyik Nervus laryngeus inferior (NLI, rekürens) tiroit cerrahisinin en önemli yapısıdır. Bunun nedeni, bu sinirin yaralanmasının tiroidektomi komplikasyonları

Detaylı

Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi

Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi İSTANBUL AVRUPA YAKASI EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI 22.02.2015 DİYALİZ HEKİMLERİ DERNEĞİ VE TÜRK NEFROLOJİ, DİYALİZ VE TRANSPLANTASYON HEMŞİRELERİ DERNEĞİ Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı

Detaylı

FOTOĞRAF PLANI TARİH KONU AÇIKLAMA Atölye Atölyenin sokaktan görünüşü Atölye Atölyenin girişinde bulunan vitrin

FOTOĞRAF PLANI TARİH KONU AÇIKLAMA Atölye Atölyenin sokaktan görünüşü Atölye Atölyenin girişinde bulunan vitrin 11. ÜRETİM SÜRECİ FOTO NO FOTOĞRAF PLANI TARİH KONU AÇIKLAMA 1 13.04.2007 Atölye Atölyenin sokaktan görünüşü 2 13.04.2007 Atölye Atölyenin girişinde bulunan vitrin 3 13.04.2007 Atölye Atölyenin solda bulunan

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU

PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU Ürolojik cerrahi daha kompleks ve oldukça fazla mükemmeli hedefleme yolunda gelişmesini

Detaylı

Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi

Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi (Nörovasküler Cerrahi) BR.HLİ.015 Sinir sisteminin damar hastalıkları ve bunların cerrahi tedavisi beyin ve sinir cerrahisinin spesifik ve zorlu bir alanını

Detaylı

21.09.2012 HASTA ÖRTÜLERİ VE HASTA ÖRTÜLMESİ İLKNUR ŞEN STERİL ÖRTÜLERİ ÖRTMENİN AMACI CERRAHİ ÖRTÜLERİN SEÇİMİ ÖRTÜLER NEREDE KULLANILIR

21.09.2012 HASTA ÖRTÜLERİ VE HASTA ÖRTÜLMESİ İLKNUR ŞEN STERİL ÖRTÜLERİ ÖRTMENİN AMACI CERRAHİ ÖRTÜLERİN SEÇİMİ ÖRTÜLER NEREDE KULLANILIR HASTA ÖRTÜLERİ VE HASTA ÖRTÜLMESİ İLKNUR ŞEN Özel Sekiz Eylül Hastanesi Başhemşire ikocan81@yahoo.com Hastaların maruz kaldığı riskler arasında da infeksiyonlar sıralamada önemli yer alır. Sağlık çalışanları,

Detaylı

KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA. Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi

KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA. Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ VE TÜTÜN KULLANIMI: MEKANİZMA Mini Ders 2 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi TEMEL SLAYTLAR Kardiyovasküler Hastalıkların Epidemiyolojisi

Detaylı

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur EBSTEİN ANOMALİSİ Uzm. Dr. İhsan Alur 1866 da W. Ebstein tarafından tanımlandı. 1964 te Lillehei tarafından ilk başarılı valvuloplasti ameliyatı yapıldı. Triküspit kapağın septal ve posterior lifletlerinin

Detaylı

VARİS TEDAVİSİNDE KONFORUN YENİ ADI. Endovenöz Radyofrekans Ablasyon

VARİS TEDAVİSİNDE KONFORUN YENİ ADI. Endovenöz Radyofrekans Ablasyon VARİS TEDAVİSİNDE KONFORUN YENİ ADI Endovenöz Radyofrekans Ablasyon Varis ve venöz yetersizlik toplumda en sık görülen belki de bu nedenle kanıksanabilen ciddi bir hastalıktır.venöz yetersizliğin ana nedeni

Detaylı

DUODENOSKOP. uç KEPi ŞARTNAMESi. l.olmypus TJF-240 serisine uyumlu olmalıdır.

DUODENOSKOP. uç KEPi ŞARTNAMESi. l.olmypus TJF-240 serisine uyumlu olmalıdır. \6 DUODENOSKOP uç KEPi ŞARTNAMESi l.olmypus TJF-240 serisine uyumlu olmalıdır., SENSTAKEN BLAKEMORE TÜPÜ L.En az üç lümenli olmalıdır. 2 Özefagus balonu basınç ölçümlerine uygun olmalıdır. 3.Tekli disposable

Detaylı

PRC 29 H 2 PRC 7002 MAKALE SAATİ

PRC 29 H 2 PRC 7002 MAKALE SAATİ PRC 29 PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ Dr. İbrahim VARGEL / 1 Dr. Tarık ÇAVUŞOĞLU/2 Dr. İlker YAZICI /3 KOD DERS ADI ÖÜ T P KREDİ AKTS PRC 7001 ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ TEZ DANIŞMANLIĞI Danışman

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/5 TANISAL VE GİRİŞİMSEL DİZ ARTROSKOPİSİ AMELİYATI AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU Hasta Adı Dosya No Tarih / Saat Yöntem: Eklem içerisini gözlemek için, 0.5 cm'lik kesi deliklerinden artroskopinin

Detaylı

Asendan AORT ANEVRİZMASI

Asendan AORT ANEVRİZMASI Asendan AORT ANEVRİZMASI Aort anevrizması, aortanın normal çapından geniş bir çapa ulaşarak genişlemesidir. Aorta nın bütün bölümlerinde anevrizma gelişebilir. Genişlemiş olan bölümün patlayarak hayatı

Detaylı

KANAMA DURDURUCU TIBBİ CİHAZ

KANAMA DURDURUCU TIBBİ CİHAZ TM KANAMA DURDURUCU TIBBİ CİHAZ KULLANMA TALİMATI Türkiye Yetkili Satış ve Dağıtıcısı Eko-Zon Halk Sağlığı ve Çevre Danışmanlığı www.eko-zon.com.tr TM AÇIKLAMA: itclamp TM cerrahi müdahale yapılıncaya

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Diyabetik Ayak Cerrahi Yaklaşım

Diyabetik Ayak Cerrahi Yaklaşım ENDO KURS 2011 Diyabetik Ayak Cerrahi Yaklaşım Dr. Ulunay Kanatlı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji AD Diyabetik Ayak Multidisipliner yaklaşım gerektirir Endokrinoloji, Enfeksiyon

Detaylı