7.7. Otizm Spektrum Bozuklukları

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "7.7. Otizm Spektrum Bozuklukları"

Transkript

1 RUHSAL BOZUKLUKLAR Otizm Spektrum Bozuklukları Ayhan BİLGİÇ Otizm, yaşamın ilk yıllarında belirtilerini göstermeye başlayan, karşılıklı sosyal etkileşimde, dil ve iletişimde gelişimsel gecikme ve sapmalar, tekrarlayıcı basmakalıp davranış örüntüsü ve ilgilerin bulunması ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. DSM-IV de yaygın gelişimsel bozukluklar başlığı altında Asperger bozukluğu, Rett bozukluğu, çocukluk çağı dezintegratif bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar (BTA-YGB) ile birlikte sınıflandırılmaktadır (American Psychiatric Association, 1994). Günümüzde yaygın gelişimsel bozukluk (YGB) yerine otizm spektrum bozuklukları (OSB) terimi daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Bu terimin özellikle, MECP2 lokusunda mutasyon ile ilişkili olduğu gösterilen ve farklı bir klinik seyri olan Rett bozukluğu ve yine muhtemelen farklı bir etiyolojisi ve klinik seyri olan çocukluk çağı dezintegratif bozukluğu dışındaki YGB tipleri için kullanıldığı görülmektedir (Johnson ve Myers, 2007). Otizm OSB nin prototipi olarak görülmektedir ve BTA-YGB ve Asperger bozukluğu tanısı alan olgular belirti şiddeti ve seyri açısından otizmden farklılıklar göstermektedir. Kanner in (1943/1968) otizmi tanımladığı orjinal makalesinde bozukluğu konjenital bir durum olarak betimlemesine ve yapılan çalışmaların etiyolojide genetik etmenlerin rolüne işaret etmesine karşın (Holt ve Monaco, 2011), otizmin yaşamın ilk yıllarındaki özellikleri hakkındaki bilgilerimiz son birkaç dekada kadar oldukça sınırlı kalmıştır. Bu durum yakın zamana dek otizmin tanımlanmasında yaşanan zorluklar ve bozukluğun nadir görülen bir durum olarak kabul görmesi ile ilişkili gibi görünmektedir. DSM-III (American Psychiatric Association, 1980) ile birlikte otizm ile psikoz arasındaki ayırımın netleştirilmesi ve bozukluğun sanılandan daha yüksek oranlarda görüldüğünün anlaşılması otizm ile ilgili çalışmaların ve konu ile ilgili toplumsal farkındalığın artmasına neden olmuştur. Son yıllarda daha hafif düzeyde sosyal etkileşim zorluğu gösteren olguların da aynı yelpazede yer aldığının kabul edilmesi ile OSB kavramının geliştirilmesi bozukluğun tanımlanmasına ayrı bir boyut kazandırmıştır. Otizmin kavramsallaştırılmasındaki gelişmeler ve erken 459

2 460 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI dönemde yapılan müdahalelerin yararlı olduğunu bildiren çalışmalar temelinde erken tanı konulmasının öneminin anlaşılması otizmin erken gelişimsel dönemlerdeki özelliklerine olan ilgiyi arttırmıştır. OSB belirtilerinin yaşamın ilk yıllarından itibaren gözlenebiliyor olmasına ve erken müdahalenin önemli olduğunun anlaşılmasına karşın bu yaş döneminde tanı konulması için net kriterler ortaya konulamamaktadır. Üç yaş ve sonrası için DSM- IV ün kategorik yaklaşımı bazı küçük zorluklar dışında genel olarak uygulanabilir gibi görünmektedir (American Psychiatric Association, 1994). Bununla birlikte, bu tanı sınıflandırma sisteminin kriterleri bebeklik ve küçük çocukluk dönemi için önemli bazı sınırlılıklar göstermektedir (Eppright, 1998). Öte yandan, OSB nin nöropatolojisi ile ilgili bilgiler çok sınırlıdır ve tanı koyabilecek özgül bir biyolojik marker bulunmamaktadır (Barbaro ve Dissanayake, 2009; Volkmar, 2008). Tanı anamnez ve davranışsal belirtiler temel alınarak konulmaktadır ve deneyimli bir klinisyen ile yapılan klinik değerlendirme hala altın standarttır (Volkmar, 2008). Epidemiyoloji ve Toplum Taramaları Toplum genelinde otizm görülme sıklığı yirmi yıl öncesine kadar ortalama de 4,4 olarak bildirilmiştir (Bishop ve Lord, 2006). Bununla birlikte, 1992 ile 2001 arasında yapılan çalışmalarda çok daha yüksek oranlar saptanmış ve bu dönemde otizm sıklığı ortalama de 12,7 olarak bulunmuştur (Fombonne, 2003). Sonrasında gerek otizm gerekse tüm spektrumun sıklığı ile ilgili bildirilen oranların artmaya devam ettiği görülmüştür. Fombonne 2009 da yayınlanan bir gözden geçirme yazısında otizm sıklığının de 20, YGB sıklığının ise de kadar olduğunu belirtmiştir. Sonrasında yapılan bildirimlerde bu oranın biraz daha yükseldiği görülmekte olup yakın zamanda yapılan çalışmalar toplum genelinin %1 ine yakın bir bölümünde OSB görüldüğünü göstermektedir (Lazoff, 2010; Maenner ve Durkin, 2010). Öte yandan, Kim ve arkadaşlarının (2011) Güney Kore de 7-12 yaşlarındaki okul çağı çocuklarında yaptıkları yeni yayınlanan bir çalışmanın sonuçları çok daha çarpıcı sonuçlar vermiş, erkeklerde %3,74, kızlarda %1,72 oranında OSB varlığını bildirmiştir. Bu çalışmada olguların üçte ikisinden fazlasının daha önce tanı almadığı ve tedavi edilmediği belirtilmiştir. OSB nin görülme sıklığında gözlemlenen bu çarpıcı artışta otizm hakkındaki farkındalığın artmasının, daha iyi tanı koyma araçları geliştirilmesinin ve tanı kriterlerinin genişletilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, otizmin sıklığında gerçek bir artışın olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın değişik etnik grup ve ırklardaki prevalansı ile ilgili bilgiler sınırlı olsa da var olan veriler benzer oranlarda gözüktüğünü düşündürmektedir (Bishop ve Lord, 2006). OSB nin tüm alt tipleri erkeklerde kızlara göre çok daha sık görülmektedir ve bu oranlar klasik otizm için 4:1, Asperger sendromu için 11:1 olarak bildirilmiştir (Chakrabarti ve Fombonne, 2001; Gillberg, 2006). Tarama Araçları Otizm spektrum bozukluklarında (OSB) tarama araçları birinci ve ikinci basamak tarama araçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Birinci basamak tarama araçları toplum

3 RUHSAL BOZUKLUKLAR 461 genelinde tarama yapılması amacına yönelik olarak hazırlanmışlardır. İkinci basamak tarama araçları ise gelişimsel problem şüphesi olan olgularda OSB nin diğer gelişimsel problemlerden ayırt edilmesi için bu konuya özgü kliniklerde kullanılmaktadır (Barbaro ve Dissanayake, 2009; Bishop, 2008). Birinci Basamak Tarama Araçları OSB tanısının erken dönemde konulmasının öneminin anlaşılması toplum tabanlı taramaların yapılabilmesi için bazı araçların geliştirilmesi çalışmalarına hız vermiştir. Checklist for Autism in Toddlers (CHAT) bu araçlar arasında en iyi bilinenlerinden birisidir (Baron-Cohen, 1992). CHAT ilk olarak İngilitere de toplum tabanlı bir tarama aracı olarak uygulanmaya başlanmıştır. CHAT ortak dikkat ve taklide dayalı oyun oynama üzerine vurgu yapan bir ölçektir ve hemşireler tarafından yapılan rutin ev vizitlerinde 18 aylık bebeklere uygulanmıştır (Bishop, 2008). CHAT uygulamasından elde edilen deneyimler CHAT tarafından otizm olarak değerlendirilen olguların daha sonra da otizm tanısı aldıklarını, ancak ölçeğin daha sonra OSB tanısı alan çocukların üçte ikisini atladığını göstermiştir (Baird, 2000). Ayrıca tarama öncesinde gelişim geriliği şüphesi olan olgular elimine edilmiş olduğundan ölçeğin OSB ile diğer gelişimsel problemleri ayırt edebilme yeteneği de net değildir. Modified Checklist for Autism in Toddlers (M-CHAT), CHAT ile yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla geliştirilmiş olup 23 maddelik evet-hayır şeklinde kodlanan ebeveyn bildirimine dayanan bir ölçektir (Robins, 2001). M-CHAT in duyarlılığının CHAT e göre daha yüksek olduğu görülmektedir. M-CHAT uygulaması sonrasında aileler ile telefon görüşmesinin yapılmasının daha sağlıklı sonuçlar elde edilmesine yardımcı olduğu belirtilmektedir (Barbaro ve Dissanayake, 2009). Bununla birlikte M-CHAT in de toplum tabanlı taramalar için yeterince güvenilir olmadığı ve OSB tanısı olasılığını dışlamak için uygun bir ölçek olarak kabul edilmemesi gerektiği de bildirilmektedir (Eaves, 2006). Communication and Symbolic Behavior Scales 6-24 ay arasındaki bebek ve küçük çocukları taramak amacıyla geliştirilmiş bir ölçektir. Verilen sorulara ebeveynler tarafından yanıt verilmesine dayanan ölçeğin duyarlılığı çok iyi olsa da özgüllüğü yetersizdir (Wetherby, 2008). Early Screening for Autistic Traits (ESAT) de geniş tabanlı bir tarama aracı olarak geliştirilmiştir (Swinkels, 2006). Ağırlıklı olarak oyun etkileşimine, kısmen de ortak dikkate odaklanmıştır. Özellikle iki yaş altı çocuklar için duyarlılığı düşüktür ve kullanışlı görünmemektedir (Bishop, 2008). Pervasive Developmental Disorders Screening Test (PDDST) 18 ay ile 6 yaş arası çocukları taramayı hedeflemektedir. PDDST nin birinci basamakta sağlık hizmeti verilmesi esnasında uygulanan formunun yanı sıra konuya özel kliniklerde uygulanan formu da bulunmaktadır. Duyarlılığı orta ile yüksek düzeylerde özgüllüğü ise düşük ile orta düzeylerde olarak bildirilmiştir (Bishop, 2008). İkinci Basamak Tarama Araçları Screening Test for Autism in Two-Years-Old (STAT) göreceli olarak kısa ve kolay uygulanan iki yaş sonrasında kullanılabilen gözleme dayalı bir testtir. Otizm ve diğer gelişimsel problemleri ayırt etmede kullanışlı olduğu gösterilmiştir. Stone ve

4 462 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI arkadaşlarının (2004) yaptıkları bir çalışmada otizmi bulunan olguları diğer gelişimsel problemlere sahip olan olgulardan ayırmada duyarlılık ve özgüllüğünün çok iyi seviyede olduğu saptanmıştır. Ayrıca, STAT ın OSB nin hafif formlarında ve daha küçük yaşlardaki kullanışlılığını değerlendiren bir çalışmanın sonuçları 14 ay üzerinde ölçeğin iyi işlediğini göstermiştir (Stone, 2008). Autism Detection in Early Childhood (ADEC) ikinci basamak tarama aracı olarak geliştirilmiş diğer bir ölçektir. Gerek klinisyenlerin gerekse alanda profesyonel olmayanların kullanabileceği bir tarama aracıdır ve 12 aylık bebeklere kadar uygulanabilmektedir. Psikometrik özellikleri umut verici olsa da ölçeğin kullanışlılığının daha iyi anlaşılması için toplum tabanlı çalışmalara gereksinim bulunmaktadır (Hedley, 2010). Sosyal İetişim Ölçeği (Social Communication Questionnaire) ise ebeveynler tarafından doldurulan Autism Diagnostic Interview (ADI-R) temel olarak hazırlanan bir tarama aracıdır (Berument, 1999; Rutter, 2003). PDDST nin de birinci basamağın yanı sıra ikinci basamak tarama aracı olarak kullanıldığı görülmektedir (Bishop, 2008). Etiyoloji, Teoriler ve Araştırmalar Kardeşler üzerinde yapılan çalışmalar otizm gelişiminde genetik faktörlerin ağırlıklı rolü olduğunu göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde otizm bakımından eş hastalanma oranının %60-90 aralığında bildirildiği görülmektedir (Stubbs ve Cheng, 2005). Otizmli bir çocuğun kardeşinde otizm görülme riski ise %5-8 kadardır ve toplum geneline göre 50 ile 100 kat kadar artmış risk söz konusudur (Szatmari, 1998). Genetik faktörlerin otizm gelişimindeki önemi gösterilmiş olsa da günümüzde bozukluğun ortaya çıkmasında hangi genlerin etkili olduğu ile ilgili bilgiler sınırlıdır (Schanen, 2006). OSB tanısı alan çocukların kardeşlerinde sadece OSB sıklığının değil diğer nörogelişimsel sorunların da daha sık olduğu görülmekte olduğu, otizmi olan çocukların kardeşlerinin %20-25 inde yaşamın ilk ya da ikinci yılında gelişimsel sorunlar saptandığı bildirilmektedir (Zwaigenbaum, 2005). Bazı genetik hastalıklarda OSB riski daha yüksek olsa da bu olgular OSB li hastalar içerisinde oldukça küçük bir grubu oluşturmaktadır. Büyük yaş gruplarında yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında bazı yapısal ve fonksiyonel farklılıklar bulunsa da bu alandaki veriler tanı koymada faydalı olabilecek bir düzeye ulaşamamıştır. Öte yandan Asperger bozukluğu, BTA-YGB ve otizm arasındaki ayırım da klinik belirtilerin dağılımı ya da şiddetine dayanmaktadır. Ayrıca, özellikle bebeklik ve küçük çocukluk döneminde bu ayrımın oldukça göreceli olduğu ve çocuğun özellikleri yanı sıra klinisyenin tercihleri ile de ilişkili olduğu görülmektedir (Volkmar, 2008). OSB nin yaşamın erken dönemindeki bulguları ile ilgili bilgiler büyük ölçüde ebeveynler ile geriye yönelimli olarak yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bununla birlikte bu bilgilerin değeri ebeveynlerin hatırlamada yapılabilecekleri yanlılıklar ve hatalar nedeniyle sınırlıdır. Bu alanda bebeklik döneminde evde çekilen video kayıtlarının analizi bozukluğun erken dönemdeki bulguları ile ilgili ışık tutucu olmuş ve ebeveynler fark edemeseler de erken dönemden itibaren bu çocukların farklılıklar gösterdiği saptanmıştır (Adrien, 1991; Baranek, 1999; Maestro, 2001;

5 RUHSAL BOZUKLUKLAR 463 Werner ve Dawson, 2005; Werner, 2000). Son yıllarda bu alanda daha sağlıklı bilgiler edinilebilmesi için OSB li çocukların yenidoğan kardeşleri üzerinde izlem çalışmaları yapılmaya başlanmıştır (Zwaigenbaum, 2007). Bu çalışmalar OSB li çocukların yaklaşık olarak 10 da 1 inin OSB tanısı alıyor olması temeline dayandırılmaktadır. Ancak bu yöntem bilimsel açıdan güçlü olmakla birlikte her 10 olgudan 9 u gereksiz yere izlenmek zorunda kalınmaktadır ve bu nedenle pahalı ve zaman alıcıdır (Carr ve Lord, 2009). Araştırmacılar genellikle otizmin üç ana belirti alanındaki (sosyal etkileşim, iletişim, tekrarlayıcı basmakalıp davranışlar) bulguları da açıklayabilecek tek bir güçlü nörobiyolojik teori üzerine odaklanmıştır. Bu konuda üç teorinin ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlardan birincisi otizmin çocuğun sağlıklı bir zihin teorisine sahip olmaması (theory of mind) ile ilişkili olduğu düşüncesidir (Baron-Cohen, 1985). Zihin teorisi kısaca kişinin kendisinin ve çevresindeki bireylerin niyet ve inançları konusunda farkındalığının olmasını tanımlamaktadır. Zihin teorisinin olmaması bireyin sosyal etkileşim esnasında uygun tutum ve davranışlar sergilemesini ve etkileşimin akışını takip etmesini zorlaştırmaktadır. Bu alandaki diğer teori otizmli bireylerde yürütücü işlevlerde bozukluk olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Buna göre yüksek düzeydeki karmaşık bir takım eylemlerin planlanması ve yürütülmesinde zorluklar bulunmaktadır (Ozonoff, 1991). Yaygın kabul gören üçüncü teori ise zayıf santral uyum (weak central coherence) teorisidir (Happe ve Frith, 2006). Bu yaklaşıma göre otizmli bireyler bazı yapısal etkenler nedeniyle karşısındaki bireyin ya da yaşantıların özgül bazı özelliklerine takılıp kalmakta, karşısındakini ya da yaşantıları bütüncül bir yaklaşımla ele alamamaktadır. Özgün bir bilişsel problemin OSB deki belirtileri açıklayabilmesi ile ilgili çabalara karşın, araştırmalar üzerinde durulan üç teorinin de OSB belirtilerini belli açılardan açıklayabileceğini düşündürmektedir (Pellicano, 2010). Happe ve arkadaşları (2006) belirtilerin dağılımı ve genetik bakımdan olduğu gibi bilişsel bakımdan da OSB nin farklı etkilenmelerin bir sonucu olduğunu öne sürmüşler ve OSB etiyolojisini açıklamak için tek bir bilişsel model kurma arayışının uygun olmadığını belirtmişlerdir. Buna göre zihin teorisi, yürütücü işlevler ve santral uyum sorunları ile ilişkili atipik özelliklerin her biri OSB belirtilerinden değişik seviyelerde ayrı ayrı sorumludur. Bu atipik özellikler genotipik ve fenotipik seviyede birbirlerinden büyük ölçüde bağımsızdır. Bu bağlamda, OSB belirtilerinin birbirinden ayrı çok sayıda bilişsel farklılığın bir sonucu olduğu öne sürülmektedir. Nörobiyolojik açıdan farklı açıklamalar getirilse de otizmde sosyal bilgiyi ve sosyal bağlamı işlemleme ile ilgili problemler olduğuna şüphe yoktur. Bu problemlerin sadece sosyal beyin sistemlerindeki sorunlardan mı kaynaklandığı, yoksa sosyal deneyimlerin olmaması nedeniyle yeterli geri bildirim alınamamış olmasının (örneğin; bir çocuk yakınındaki bireylerin yüzlerine yeterli süre ve sıklıkla bakmaz ise yüz tanıması yetersiz olacaktır) klinik belirtilerin ortaya çıkmasına katkısının olup olmadığı ise bilinmemektedir (Carr ve Lord, 2009). Karşılıklı etkileşimin ve ortak dikkatin başlatılmasını sağlayan davranışsal aktivasyon sistemi ve farklı uyaranlara seçici olarak yanıt vermeyi sağlayan davranışsal inhibisyon sisteminin sağlıklı işlev

6 464 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI görmemesinin de OSB fizyopatolojisinde önemli olduğu ve bu durumun bakışların nesne ya da olaylar arasında kaydırılamamasından sorumlu olduğu öne sürülmektedir (Carr ve Lord, 2009). Geniş otizm fenotipi (GOF) OSB araştırmaları için önemli olan, iletişim becerileri ve/veya sosyal etkileşim alanında gecikmeler yaşayan ancak OSB olarak değerlendirilemeyen olgular için kullanılan bir terimdir. Ortak dikkatin değerlendirilmesinin OSB ile GOF içerisinde olduğu kabul edilen olguların ayrımı açısından değerli olduğu bildirilmiştir (Sullivan, 2007). Sullivan ve arkadaşları (2007) 14 aylık iken ortak dikkat alanındaki yetersizliğin GOF olarak kabul edilen çocuklarda zamanla düzeldiğini, OSB li çocuklarda ise devam ettiğini saptamışlardır. Aynı çalışma ortak dikkatte yetersizlik şiddetinin ileride daha belirgin OSB belirtileri ve olumsuz iletişim becerileri ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bazı araştırmacılar OSB nin erkeklerde daha fazla görülüyor olmasını temel alarak OSB nin beynin aşırı virilize olması (erkekleşme) ile ilişkili olabileceğini öne sürmüşlerdir (Baron-Cohen, 2002). Bu teori kadınsılığın empati kurma, erkeksiliğin ise sistematize etme ile ilişkili olduğu temel varsayımı üzerine kurulmuştur. OSB de beyin virilizasyonunun fetal testesterona daha fazla maruz kalma ile ya da genetik faktörler ile ilişkili olabileceği öne sürülmüştür (Baron-Cohen, 2011). Amniyon sıvısında fetal testesteron seviyesi değerlendirilen annelerin bebekleri üzerinde yapılan izlem çalışmalarında yüksek fetal testesteron seviyesinin 12 inci ayda daha az göz teması kurma ile, aylarda dil gelişiminin daha geri olması ile, 48 inci ayda sosyal etkileşimin yetersiz olması ile, aylarda düşük empati yeteneği ile ilişkili olduğu saptanmıştır (Baron-Cohen, 2011) Klinik Özellikler DSM-IV de otizm tanısının konulmasında imgesel, taklide dayalı oyunların yetersizliği, arkadaş ilişkisi kurma becerisinin olmaması ya da konuşma gecikmesi gibi bulguların varlığından söz edilmektedir (American Psychiatric Association, 1994). Bununla birlikte, bu yetiler belli bir döneme dek tipik gelişimsel örüntü göstermiş olan çocuklarda da gelişmemektedir. Bu nedenle bu ölçütlerin yaşamın erken dönemleri için uygulanabilirliği sınırlıdır. Otizmin bebeklik döneminden itibaren klinik belirtiler gösterebildiği ilk tanımlandığı dönemden itibaren bilinse de, günümüzde otizmin ve spektrumda yer alan diğer bozuklukların bebeklik dönemi belirtileri için net sınırlar çizilememektedir. OSB nin bazı alışıldık davranışların görülmemesi ve bazı alışılmadık davranışların görülmesi ile karakterize olduğu göz önüne alındığında, klinik belirtilerin tartışılması öncesinde sağlıklı bebekler ve küçük çocukların OSB tanısı konulmasında temel alınan üç gelişim alanında (sosyal etkileşim, iletişim ve basmakalıp tekrarlayıcı davranışlar) nasıl bir gelişim örüntüsü gösterdiğinin gözden geçirilmesi gereklidir. Bebeğin Tipik Gelişim Örüntüsü Günümüzde bebeklerin sosyal bir varlık olarak dünyaya geldikleri ve sosyal becerilerinin giderek zenginleştiği ve sofistike hale geldiği konusunda yeterli düzeyde bilgi birikimi bulunmaktadır. Yenidoğanlar diğer vücut bölgelerine ya da nesnelere

7 RUHSAL BOZUKLUKLAR 465 göre yüze bakmayı, diğer seslere göre insan sesini dinlemeyi daha fazla tercih etmektedirler (Valenza, 1996; Vouloumanos ve Werker, 2004). Bebekler yaşamın ilk aylarında dil çıkarma, baş oynatma gibi bazı basit davranışları taklit edebilmektedirler (Meltzoff ve Moore, 1994). Altı aylık iken bile bir eylemin amacının olup olmadığını ayırt edebilmektedirler (Woodward, 1999). Dokuzuncu aydan sonra ise bebeğin ortak dikkat yeteneği gelişmekte, yani yetişkinlerin odaklandığı konuyu keşfedip dikkatlerini o konuyu yönlendirebilmekte ya da yetişkinlerin dikkatini bir konuya çekmeyi başarabilmektedirler (Carpenter, 1998; Tomasello ve Farrar, 1986). Yaklaşık olarak 12 aylık iken bebekler duygusal tepkilerini düzenlemek için çevrelerindeki insanların gösterdiği duygusal tepkileri referans almaya başlarlar (Walden ve Ogan, 1988). On sekizinci ayda çocuklar yetişkinlerin başarısız bir girişimlerini de izlemiş olsalar onların gerçek niyetlerini tahmin edebilirler (Meltzoff, 1995). İki yaşındaki bir çocuk ise karşılıklı bir konuşma esnasında kendisini dinleyenin konu ile ilgili neler bildiğini göz önüne alarak konuşmasının akışını ayarlayabilir (Tomasello, 1984). Çocuğun diğer insanların niyetlerini çıkarsayabilmesi sosyal etkileşimin çekirdek noktası olarak kabul edilmektedir. Diğerlerinin niyetini yorumlayabilme yeteneği dil gelişimi için de kritik bir konu gibi durmaktadır. Buna göre çocuğun zihin teorisine sahip olması etkileşim esnasında konuşmacının dikkatinin nereye yönelik olduğunu takip etmesini ya da bağlama özgü diğer ipuçlarını yakalamasını sağlamakta ve böylece kelimelerin anlamını kavramasına olanak tanımaktadır (Baldwin, 1993). Çocukların sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinin gelişimi önemli derecede değişkenlik gösterebilmektedir. Örneğin çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişimi önemli farklılıklar gösterebilmekte ve yaşla birlikte bu değişkenlikler daha da belirgin hale gelebilmektedir. Bazı araştırmacılar sosyal etkileşim ve iletişim alanlarındaki gelişimsel değişkenlikte çocuğun mizacının da önemli olabileceğini belirtmektedir (Bishop, 2008). Buna göre ebeveynler daha olumsuz mizaç özellikleri olan bebekler ile daha az sosyal etkileşime girmekte ve bu da çocuğun dil gelişiminin gecikmesine yol açmaktadır. Carpenter ve arkadaşları (1998) da anne-bebek ikilisinin karşılıklı etkileşimde harcadıkları sürenin çocuğun erken dönemdeki sözel ve sözel olmayan iletişim becerileri ile ilişki gösterdiğini bildirmişlerdir. Bazı tekrarlayıcı davranış örüntüleri tipik gelişim gösteren çocuklarda da yaşamın ilk yılından itibaren görülebilmektedir. Sallanma, zıplama gibi motor hareketler, günlük rutinler ve yaşadığı alan konusunda aynılık ısrarı, bazı ritüellere belirgin bağlılık gösterme bu davranışlar arasında sayılabilir. OSB de görülen sınırlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı davranışlar ile ilgili belirtiler sağlıklı çocuklarda gözlemlenen bulgulara benzerlikler göstermektedir (Bishop, 2008). Bu nedenle OSB de görülen kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı davranışların tipik gelişim sürecinde görülebilecek belirtilerden ayırt edilmesi gerekmektedir. Evans ve arkadaşları (1997) sağlıklı çocuklarda aylar arasında kompulsif davranışların sıklık ve şiddetinin arttığını, daha sonra azalmaya başladığını ve aylar arasında oldukça sınırlandığını bildirmişlerdir. Bununla birlikte OSB li çocuklar üzerinde yapılan izlem çalışmaları bu davranışların çoğunun sıklık ve şiddetinin en azından 5 yaşlarına kadar artma eğiliminde olduğunu göstermiştir (Charman, 2005). Bu bağlamda, normal gelişen çocuklar ile OSB li

8 466 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI çocukların sınırlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı davranışlar açısından ayırt edilmesinde tipik gelişim gösteren çocukların gelişimin belli bir döneminde bu davranışları göstermesi, buna karşın OSB li çocukların uzun dönemde bu davranışları göstermeye devam etmesi yardımcı olabilir. Ayrıca, sağlıklı çocuklar bir ya da iki tekrarlayıcı davranış göstermekte ve bu davranışlar hafif şiddette olmaktadır. OSB li çocuklar ise ikiden fazla tekrarlayıcı davranış örüntüsü gösterirler ve bu davranışlar sıklıkla çocuk veya ailenin günlük işlevselliğini bozar. Tekrarlayıcı davranışların tipik gelişim gösteren çocuklarda belirgin olmamasının onların sosyal etkileşim ve iletişim açısından sorun yaşamamaları ile ilişkili olduğu düşünülmektedir (Bishop, 2008). Buna göre, sağlıklı çocuklar tekrarlayıcı bir aktivite ile meşgul olsalar bile çevresel bir uyaran sonrası rahatlıkla etkileşim gösterebildikleri için bu uğraşlar daha kısa bir süreyi kapsamakta ve işlevselliği bozmamaktadır. Yaşamın İlk Yılında Klinik Bulgular Yaşamın ilk yılında OSB belirtileri ile ilgili ilk bildirimler ağırlıklı olarak ebeveyn gözlemlerine ve olgu sunumlarına dayanmaktadır (Dahlgren ve Gillberg, 1989; Klin, 1992). Ancak, sonrasında bu gözlemler bebeklik döneminde ev ortamında çekilmiş olan video kayıtlarının incelenmesine dayanan analitik çalışmalar ile desteklenmiştir (Adrien, 1991; Maestro, 2001; Maestro, 2002; Osterling ve Dawson, 1994; Werner ve Dawson, 2005). Video kayıtlarının analizleri, sonraki yıllarda OSB tanısı konulan bebeklerin yaşamın ilk altı ayında diğer bireyleri daha az aramakta olduğunu ve onlara daha az baktıklarını ortaya koymuştur (Maestro, 2002). Ayrıca otizmli bebeklerde bu dönemde sosyal gülümsemenin daha az olduğu ve bu bebeklerin daha az ses çıkardıkları saptanmıştır (Zwaigenbaum, 2005). İkinci altı ayda ise OSB li bebeklerin tipik gelişim gösteren ya da gelişim geriliği olan bebeklere göre isimleri çağrıldığında yanıt vermede zorluk yaşamaları ve çevrelerindeki insanlara daha az bakmaları gözlemlenebilir duruma gelmektedir (Baranek, 1999; Osterling, 2002). İsmi seslenildiğinde bakmamanın sekizinci aydan itibaren OSB li çocuklar ile OSB li olmayan çocukları ayırt etmeye yardımcı olmaya başlayabildiği bildirilmektedir (Nadig, 2007; Werner, 2000). Bununla birlikte ismine bakmama OSB tanısı konulan bütün bebekleri kapsayacak şekilde evrensel bir özellik olmadığı gibi özgül de değildir (Nadig, 2007). OSB li bebeklerin sağlıklı yaşıtlarına göre daha az olumlu duygudurum gösterdikleri bildirilmektedir (Zwaigenbaum, 2005). OSB li bebeklerdeki sosyal ilgisizliğin en temel göstergesi göz ile takip etmede ve göz teması kurmada yetersizlik olmasıdır (Carr ve Lord, 2009). OSB li bebeklerde göz ile takip etme ve sosyal uyaranlara yönelme konusunda gözlemlenen yetersizlikler bu olgulardaki daha temel bir sorun olan ortak dikkat problemine dayanmaktadır (Carr ve Lord, 2009). Ortak dikkat kavramı çevremizdeki diğer insanların girişimleri sonrasında onların bizi yönlendirdiği noktaya dikkatimizi kaydırabilme ya da bizim çevremizdeki insanların dikkatini belli bir alana kaydırabilme becerimiz olarak tariflenmektedir. Bu beceri sağlıklı bireylerde yaşamın ilk yılından itibaren saptanabilmektedir (Carpenter, 1998; Tomasello ve Farrar, 1986). Ortak dikkat sorunu nedeniyle OSB li bebekler diğer insanların ellerinde tuttukları ya da işaret ettiklere nesnelere odaklanmakta zorluk yaşamaktadırlar.

9 RUHSAL BOZUKLUKLAR 467 Sosyal etkileşimde yeterli sıcaklığın olmaması ve bebeğin keyifli olduğunu gösteren bir göz teması kuramaması alarm belirtileri olarak kabul edilmektedir (Wetherby, 2004). Zwaigenbaum ve arkadaşlarının (2005) OSB li çocukların yenidoğan kardeşleri üzerinde yaptıkları bir izlem çalışmasında OSB li kardeşleri diğer kardeşlerden ayırt eden özellikler olarak göz teması, sosyal ilgi ve gülümsemede yetersizlik, jest ve işaret kullanımında sınırlılık, ismi seslenildiğinde bakmama, taklit etme becerisinde yetersizlik ve alıcı ve ifade edici dilde gecikme bildirmiştir. Ayrıca, bazı OSB li bebekler erken gelişimsel evrelerde belirgin olarak durgun olarak tanımlanırken, bir yaşına doğru stres karşısında aşırı tepki gösterme ile karakterize geçici bazı anormallikler gösterebilmektedirler (Volkmar, 2008). Görsel dikkatin başka bir uyarana çevrilememesi de bu dönemlerde görülen bir diğer özellik olarak belirtilmiştir (Volkmar, 2008). OSB li bebeklerin babıldamaları ve kelime kullanımları tipik gelişim gösteren bebeklere göre daha sınırlıdır (Werner ve Dawson, 2005). Ayrıca ses çıkarma ya da sözcük çıkarma esnasındaki tonlamaları da alışılmadık şekildedir (Wetherby, 2004). Sözel olmayan etkileşimleri de daha yetersizdir. Birçok araştırmacı iletişim ve konuşma alanındaki gecikmelerin de ortak dikkat sorunu ile ilişkili olduğunu ve bu çocukların ortak dikkat sorunu nedeniyle bakışları, jest ve mimikleri, işaret dili ve sesleri koordineli bir şekilde bütünleştiremediğini düşünmektedir (Carr ve Lord, 2009). Motor gelişim ve duyusal süreçler ile ilgili bazı anormalliklerin yaşamın ilk yılından itibaren görülebildiği bildirilmektedir. 12 aylık iken bazı bebeklerin duyusal uyaranlara aşırı tepkiler (sosyal dokunmadan hoşlanmama gibi) verebildiği, cisimleri daha fazla ağzına aldığı ve tekrarlayıcı motor davranışlar gösterdiği bildirilmektedir (Baranek, 1999; Loh, 2007; Osterling, 2002). Osterling ve arkadaşları (2002) bir yaşındaki OSB li bebeklerin gelişim geriliği olanlara göre çevresindeki insanlara bakma ve isimleri seslenildiğinde tepki verme açısından daha yetersiz olduklarını, buna karşın tekrarlayıcı basmakalıp davranışlar açısından bu iki grup arasında farklılık olmadığını saptamışlardır. Ancak, sağlıklı bebeklere göre her iki grupta da tekrarlayıcı basmakalıp davranış görülme olasılığının yüksek olduğu görülmüştür. Bu çalışmaya göre tekrarlayıcı basmakalıp davranışlar OSB den çok gelişim geriliği ile ilişkili gibi görünmektedir. Bununla birlikte bu yaş döneminde alışılmadık duyusal yanıtlar gösterilmesi ve motor streotipilerin varlığı açısından OSB ile gelişimsel geriliğini karşılaştıran çalışmaların sonuçları arasında tam bir tutarlılık bulunmamaktadır (Volkmar, 2008). Günümüzde OSB tanısı konulması konusunda, özellikle yaşamın ilk 12 ayı için net kriterlerin varlığından söz edilememektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar yaşamın ilk yılında OSB belirtilerinin tanımlanması ile ilgili ilk adımlar olarak görülmektedir. Özellikle son yıllarda konu ile ilgili verilerin giderek artış gösterdiği gözlemlenmektedir. Bununla birlikte, OSB li bebeklerde saptanmış olan gelişimsel farklılıkların duyarlılık ve özgüllüğünü arttıracak çalışmalara gereksinim bulunmaktadır (Volkmar, 2008).

10 468 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI Yaşamın İkinci ve Üçüncü Yılındaki Klinik Bulgular Klinik çalışmalar 2-3 yaş döneminde otizm belirtilerinin sıklıkla sosyal etkileşim ve iletişim alanlarında belirgin olduğunu ve bunlara motor gelişim ve sözel olmayan bilişsel gelişimi de içeren genel bir gelişim geriliğin eşlik ettiğini göstermektedir (Volkmar, 2008). Sosyal alanda en sık saptanan belirtiler göz temasının yetersizliği, sosyal oyunlara ve karşılıklı sosyal etkileşime azalmış ilgi düzeyi, ebeveynlerini duygu durumunu düzenlemek için daha az referans alma ve yalnız kalmaya eğilimli olmak olarak bildirilmiştir (Volkmar, 2008). Sözel ve motor taklit ve sembolik oyunlar oynama çocuğun genel gelişimsel düzeyi göz önüne alındığında yetersizdir. Görsel dikkat insanlardan daha çok nesnelere yönlendirilmektedir. Yüz ifadeleri ile duygudurumu dışarı yansıtma ve duygu paylaşımı (gülümseyerek ya da diğer insanlara bakarak) sınırlıdır. Erken gelişimsel evrelerde iletişim alanında görülen belirtiler de sosyal etkileşim alanındaki belirtiler ile ilişkilidir. İşaret ve jestlerin kullanımı muhtemelen ortak dikkat işlevlerindeki yetersizliğe ikincil olarak bozulma göstermektedir (Carr ve Lord, 2009). Çocuğun konuşmaya yanıt verme düzeyi ve ismine bakması yetersizdir. Ses çıkarma nadirdir. Sıklıkla alıcı ve ifade edici dil becerilerinde gerilik görülmektedir. Sterotipik ve tekrarlayıcı davranışlar çoğu olguda 4 yaşlarında belirginleşse de, bazı çocuklarda yaşamın ikinci yılında klinik eşiği aşar ve anlaşılır bir düzeye ulaşır (Chawarska, 2007). Bu yaş döneminde görülen streotipik hareketler ve mannerizmler genellikle hafif şiddettedir ve değişikliklere direnç ile ilgili davranışlar görülmeye başlayabilir (Chawarska, 2007; Loh, 2007). Bu alandaki bulgular vücut postüründe, kollarda, ellerde ya da parmaklarda tekrarlayıcı hareketler, zıplama, ellerini kanat çırpar gibi yapma, parmak ucunda yürüme gibi motor mannerizmleri içermektedir. Uyum becerileri de gelişimsel düzeylerine göre beklenin altındadır (Volkmar, 2008). Olguların bir bölümünde OSB farklı bir klinik seyir gösteriyor gibi durmaktadır ve göreceli olarak normal bir gelişim dönemi sonrasında sosyal beceri ve iletişim alanlarında becerilerin kaybolduğu (regresyon) izlenmektedir. Regresyon varlığı otizmli çocukların %20 ile %35 inde bildirilmektedir ve konuşulan kelimelerin, ses çıkarmanın, göz teması ya da işaret etme gibi sözel olmayan iletişim becerilerinin, karşılıklı sosyal etkileşim becerilerinin, taklit etmenin ve sembolik oyunların kaybı ile karakterizedir (Volkmar, 2008). Genellikle 13 ile 18 inci aylar arasında görülmeye başlamaktadır (Barbaro ve Dissanayake, 2009). Regresyonun var olması, öncesinde tamamen sağlıklı bir gelişim döneminin varlığını gerektirmemektedir. Bunun ötesinde, gerçekte tamamen normal bir gelişim dönemi sonrasında becerilerde eşit düzeyde kayıp görülmeye başlanması nadirdir (Siperstein ve Volkmar, 2004). Bazı olgularda gelişim bir plato düzeyine ulaşıp sonrasında durağanlık gösteriyor gibi durmaktadır. Bazı örneklerde ise, ebeveynler zaten gelişimsel geriliği olan bir çocukta var olan becerilerin de gerilediğini bildirmektedirler (Siperstein ve Volkmar, 2004). Werner ve Dawson un (2005) birinci ve ikinci yaş günü partileri esnasında evde çekilmiş olan video kayıtlarını kullanarak yaptıkları çalışma regresyon varlığını analitik olarak da desteklemiştir. Bu çalışmada tanı ve öyküye kör araştırmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde ortak dikkat ve kelime/babıldama kullanımında azalma olduğu saptanmıştır.

11 RUHSAL BOZUKLUKLAR 469 Regresyonun nedeni günümüzde bilinmemektedir. Kızamık-kızamıkçıkkabakulak aşısı ya da thimerosal içeren aşılar geçmişte suçlanmış olsalar da yapılan çalışmalar aşılama ile otizm arasında bir ilişkinin bulunmadığını göstermiştir (Bilgiç ve Cöngöloğlu, 2009). Baş çevresinde büyümenin regresif otizm ile ilişkili olabileceği bildirilmiştir (Nordahl, 2011). Regresyon gösteren olgular ile göstermeyen olguların prognozu açısından farklılık olup olmadığı ile ilgili çalışmaların sonuçları tutarlı değildir (Luyster, 2005; Werner ve Dawson, 2005). Bazı çalışmalar kısmen de olsa regresyon görülen olgularda etkilenmenin daha fazla olduğunu gösterse de bazılarında ise iki grup arasında farklılık saptanamamıştır (Luyster, 2005; Werner ve Dawson, 2005). Yaşamın ikinci yılı genellikle ailelerin çocuklarının gelişimleri ile ilgili ilk endişelerinin başladığı dönemdir. Bu konuda yapılan çalışmalarda ailelerin kaygılarının başlama dönemi 14 ile 19 uncu aylar arasında bildirilmektedir (Baghdadli, 2003; Chawarska, 2007; De Giacomo ve Fombonne, 1998). Genel olarak ebeveynlerin %80-90 ı çocuklarının gelişimleri ile ilgili bir farklılık olduğu konusunda iki yaşına dek farkındalık kazanmaya başlamaktadır. Buna karşın ebeveynlerin %30-50 sinin yaşamın ilk yılında çocuğun gelişimi ile ilgili kaygılanmaya başlamaları dikkat çekicidir (Volkmar, 2008). Yaşamın ilk 10 ayında çocuğun gelişimi ile ilgili endişeler duymaya başlanan çocuklarda sonrasında otizm tanısı konulma olasılığı otizm dışındaki OSB ye göre 4 kat daha yüksektir. Bununla birlikte aylar arasında ebeveynin farkındalığı başladı ise bu vakalarda 4 yaşına geldiğinde otizm ve otizm dışı OSB tanısı alma olasılığı eşittir (Volkmar, 2008). İletişim becerilerinin gelişiminde gecikme ailelerin erken dönemde farkındalık kazanmalarını kolaylaştırmaktadır. Mandell ve arkadaşları (2005) iletişim sorunları belirgin olan olgularda tanı koyma yaşının iletişim sorunları hafif şiddette olanlara göre 1.2 yıl daha erken olduğunu saptamışlardır OSB de asıl problemin sosyal etkileşim alanında olduğu göz önüne alındığında rahatsızlığın bağlanma üzerine de etkilerinin olabileceği varsayılmıştır. Gerçekten de otistik belirtilerin güvensiz bağlanma ile ilişkisi olduğu saptanmıştır. Otistik belirti şiddetinin de güvensiz bağlanma ile ilişkili olduğu bildirilmektedir. Zihinsel gelişim düzeyi de bağlanma açısından önemli bir değişken gibi görünmektedir. Otizme mental retardasyonun eşlik etmesinin dezorganize bağlanma açısından belirleyici olduğu bulunmuştur (Carr ve Lord, 2009). Değerlendirme ve Tanı Koyma Günümüzde OSB tanısı konulabilmesi için biyolojik bir marker bulunmamaktadır. Son yıllarda erken müdahalelerin olumlu sonuçlar verdiğinin bildirilmiş olması nedeniyle araştırmacılar ve klinisyenler OSB yi mümkün olduğu kadar erken fark etmeye çalışmaktadırlar. Bununla birlikte erken tanılama konusu kendi içinde bazı zorluklar barındırmaktadır. Günümüzde tanı koyma yaşı ortalama olarak hâlâ 3 yaş kadardır (Barbaro ve Dissanayake, 2009). Çünkü OSB belirtileri okul öncesi dönemde iyi tanımlanmış olsa da özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda belirtilerin kendini nasıl belli ettiği ile ilgili bilgiler yetersizdir. Tanı koyma yaşının Asperger bozukluğu olan çocuklar için daha da geç olduğu görülmektedir. Asperger bozukluğunda dil gelişimi

12 470 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI normale yakın bir seyir izlediği ve diğer belirtiler hafif olduğu için okul öncesi ya da okul dönemine dek (özellikle 4 yaş öncesinde) fark edilmesi nadiren gerçekleşmektedir. OSB tanısının temelde bazı tipik davranışsal özelliklerin görülmemesi ve bazı atipik davranışsal özelliklerin görülmesine dayanılarak konulduğu göz önüne alındığında tipik gelişimsel örüntü gösteren bebek ve küçük çocukların sosyal ve iletişimsel becerilerinin nasıl olduğunun iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu durum klinisyenleri gereksiz yere OSB tanısı koymaktan ya da OSB tanısını atlamaktan koruyacaktır (Bishop, 2008). OSB şüphesi duyulan bir bebek ya da küçük çocuğun psikiyatrik muayenesinde ebeveynlerden ayrıntılı bilgi alınması ve çocuğun gözlemlenmesi esastır. Geleneksel açık uçlu görüşmelere göre standardize edilmiş görüşmeler iletişim, sosyal davranışlar, oyun davranışları gibi alanlarda daha kapsamlı bilgi alınmasına olanak sağlamaktadır. Ebeveynlerden bilgi alınması amacıyla en sık kullanılan ölçüm araçlarından biri yarı yapılandırılmış bir görüşme aracı olan Autism Diagnostic Interview Revised (ADI- R) dır (Lord, 1994). ADI-R araştırma amaçlı olarak en sık kullanılan tanı görüşmesi formlarından biridir. Bununla birlikte 3 yaş sonrasında oldukça kullanışlı bir görüşme formu olsa da sözel olmayan zekâ yaşı 18 ay altında olan çocuklarda OSB ile diğer gelişimsel sorunları ayırt edememektedir (Carr, 2009). Bununla birlikte, bu görüşme formunun soruları erken dönemlerde de çocuğun sosyal becerileri ve oyun etkileşimi hakkında bilgi sağlamak açısından klinisyenlere faydalı olabilmektedir. Ebeveynlerden bilgi alınması çocuğun değerlendirmesinin önemli bir parçası olmakla birlikte doğru bir tanının konulması için çocuğun doğrudan gözlemlenmesi de çok değerlidir. Autism Observational Scale for Infants (AOSI) klinisyene çocuğu standardize, yarı yapılandırılmış bir bağlam içinde gözlemleme olanağı vermekte ve değerlendirme buna göre yapılmaktadır. AOSI özellikle 12 aylık kadar küçük bebeklerin de değerlendirilebilmesi hedeflenerek geliştirilmiştir (Bryson, 2008). Autism Diagnostic Observational Schedule (ADOS) çocuğun gözlemlenmesine dayanan diğer bir yarı yapılandırılmış değerlendirme aracıdır. ADOS un küçük çocuklar için geliştirilmiş olan formu 12 aydan itibaren değerlendirmeyi hedeflemektedir ve iyi bir eğitim ve deneyim gerektirmektedir (Luyster, 2009). Zekâ testleri ya da gelişim değerlendirme testlerinin uygulanması çocuğun klinik durumunun daha iyi belirlenmesi açısından faydalı olsa da OSB tanısı koymada belirgin bir faydaları bulunmamaktadır. İzlem çalışmaları özellikle erken gelişimsel evrelerde olmayan çocuklarda sosyal ve iletişimsel becerilerin (mümkünse ADOS gibi bir araç kullanılarak) değerlendirilmesinin tanı koymada temel alınması gerektiği düşüncesini desteklemektedir (Charman, 2005). Deneyimli ve eğitimli bir klinisyenin klinik yargıları ile uygun bir ölçeğin kullanılması birleştirildiğinde OSB tanısının özellikle 2 yaş döneminde sağlıklı olarak konulabildiği görülmektedir. Ülkemizde yukarıda belirtilen değerlendirme araçlarının standardizasyon çalışması yapılmamıştır. Türkiye de Çocukluk Çağı Otizm Değerlendirme Ölçeği (Childhood Autism Rating Scale, CARS) (Schopler, 1980; Sucuoglu, 1996) ve Otistik Davranışları Değerlendirme Listesi (Autism Behaviour Checklist, ABC) (Krug, 1980; Yılmaz- Irmak, 2007) belirti şiddetini saptamak için kullanılabilecek araçlar arasındadır. Ayrıca

13 RUHSAL BOZUKLUKLAR 471 yakın dönemde OSB için bir tarama aracı olan Sosyal İletişim Ölçeği nin (Social Communication Scale) de Türkçe geçerlik güvenirlik çalışması yapılmıştır (Berument, 1999; Öner, 2012; Rutter, 2003). Ayırıcı Tanı Yaşamın ilk yıllarında OSB ile diğer nöropsikiyatrik bozuklukların ayrımının yapılması deneyimli klinisyenler için bile zor olabilmektedir. Mental retardasyon, sözel anlatım ya da dili algılama bozuklukları, basmakalıp davranış bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ya da frajil-x sendromu gibi genetik hastalıklar ayırıcı tanıda göz önüne alınması gereken durumlar arasında yer almaktadır. Ancak, otizmin erken dönem belirtileri ile ilgili evde çekilmiş olan video kayıtlarının analizlerinden ve OSB li çocukların kardeşlerinde yapılan çalışmalardan gelen veriler son yıllarda bu ayrımın yapılması konusunda ilerlemeler sağlamıştır. Öte yandan, otistik bulgular tespit edilse bile bunun yaygın gelişimsel bozuklukların hangi alt tipi olduğunun belirlenmesi de güç olabilmektedir (Bishop, 2008). Yaygın gelişimsel bozukluklar başlığı altında değerlendirilen çocukluk çağı dezintegratif bozukluğu ve Rett bozukluğu oldukça nadir görülen durumlardır ve genellikle iyi bir anamnez ve fizik muayene ile ayırıcı tanıları yapılabilmektedir. Her iki bozukluk da görünüşte normal bir gelişim dönemi sonrasında ortaya çıkan gerileme ile karakterizedir. Çocukluk çağı dezintegratif bozukluğu tanısı konulması için regresyonun 2 yaş sonrasında başlaması gerekmektedir ve dil gelişimi, sosyal beceriler, uyum davranışları, oyun, tuvalet alışkanlığı ya da motor gelişim alanlarının en az ikisinde bozulma olması ve otizmin üç ana belirti alanından en az ikisinde belirti görülmesi gerekmektedir. Rett bozukluğunda ise regresyon 5 ile 48 aylar arasında başlar ve hastalık ağırlıklı olarak kızlarda görülür. Baş çevresinde küçülme, daha önceden kazanılmış anlamlı el hareketlerinin kaybı, streotipik el hareketlerinin görülmesi, sosyal etkileşim zorluğu, yürüme ya da gövde koordinasyonunun bozulması ve dil becerilerinde belirgin etkilenme görülmektedir. Diğer bulguların yanı sıra otizmde regresyonun dil gelişimi sosyal etkileşim ile sınırlı olup, motor becerileri ve uyum davranışlarını etkilememesi ve otizmde regresyonun her zaman 24 ay öncesinde görülmeye başlaması ayırıcı tanıda yardımcıdır (Bishop, 2008). Erken gelişimsel evrelerde Otizm, BTA-YGB ve Asperger sendromu arasındaki ayrımın yapılması ise oldukça güçtür. Bununla birlikte, asıl amacın OSB belirtilerine erken dönemde müdahale etmek olduğu göz önüne alındığında spektrum içine giren olgularla girmeyenlerin ayırt edilmesi OSB adı altında değerlendirilen bozuklukların kendi arasında ayırıcı tanısının yapılmasına göre çok daha önemli gibi durmaktadır. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarında spektrum içinde olan olgularda tedavi girişimlerinin özgül tanılardan çok çocuğun güçlü ve zayıf yanlarının belirlenmesine dayandırılması uygundur (Bishop, 2008). OSB ile diğer gelişimsel problemlerin belirtileri sıklıkla karışabilmektedir. Mental retardasyonu olan ya da dil gelişiminde gecikme olan birçok çocuk bazı OSB belirtileri gösterebilmektedir ve bu durum ayırıcı tanıyı güçleştirmektedir (Ventola, 2007). OSB li çocukların imgesel-taklide dayalı oyunlar ve ce-ee oynama, kucağa alınmayı

14 472 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI isteme ve bundan hoşlanma, ebeveynlerinin varlığını kontrol etme, diğer çocuklarla ilgilenme ve kendiliğinden el sallama (güle güle yapma amacıyla) ve işaret etme açısından gelişimsel problemleri olan diğer çocuklara göre daha yetersiz oldukları gösterilmiştir (Barbaro ve Dissanayake, 2009). Mutluluğu paylaşmanın, bakışlarını ve dikkatini yönlendirmenin ve yüz ifadelerindeki çeşitliliğin olmaması ya da yetersizliği otizmli çocukları sadece gelişimsel geriliği olan çocuklardan ayırt eden özellikler gibi görünmektedir. İfade edici dil gelişimi düzeyi, bebeğin aktivite düzeyi ve özellikle yaşamın ilk yılında tekrarlayıcı basmakalıp davranışlar OSB ile mental retardasyon ayırımı açısından iyi bir gösterge değildir (Watson, 2007). Tekrarlayıcı basmakalıp davranışların ikinci yılın sonuna doğru OSB ile mental retardasyon arasındaki ayrıma yardımcı olabildiği bildirilmiştir (Morgan, 2008). Buna karşın alıcı dil gelişiminin geri olması OSB için daha iyi bir gösterge gibi durmaktadır. OSB li bebeklerin doğum esnasında normal ya da normale yakın baş çevresine sahip olmalarına karşın yaşamın ilk iki yılında baş çevresi artmakta ve olguların %20 sinde 97 persantili aşmaktadır (Fukumoto, 2008). Bu bağlamda, baş çevresi ölçümünün biyolojik bir marker olarak diğer bulgulara eklenebileceği öne sürülse de bu konunun izlem çalışmalarında incelenmesi gereklidir. Erken dönemlerde OSB li bebekleri mental retardasyonu olanlardan ayırt etmede en iyi göstergenin sosyal etkileşim alanındaki belirtiler olduğu söylenebilir (Werner ve Dawson, 2005). OSB nin sağlıklı gelişim sürecinden ayırt edilmesi de önemli bir konudur. Çocukların gelişimsel örüntüleri arasında görülebilen doğal değişkenlik, iletişim ve/ veya sosyal etkileşim alanında sorun yaşayan bir küçük çocuğun probleminin OSB ile mi ilişkili olduğu, sadece gelişimsel gerilikten mi kaynaklandığı, ya da durumun normal gelişimin bir varyantı mı olduğunun belirlenmesini güçleştirmektedir. Özellikle aile hekimleri ve pediatristlerin bu konuda dikkatli olmaları ve gelişimsel sorunları olan olguları ruh sağlığı merkezlerine yönlendirmeleri gerekmektedir. OSB li çocuğu olan ebeveynlerin tanı konulmadan önce hekimlerinden çocuklarında önemli bir sorun olmadığı ile ilgili güvence almış olma öyküsü nadir değildir. İngiltere de yapılan bir çalışmada ileride otizm tanısı konulmuş olan çocukların ailelerinin dörtte birinin çocuklarının gelişiminin normal olduğu ile ilgili aile hekimleri ya da pediatristlerinden güvence almış oldukları saptanmıştır (Howlin ve Asgharian, 1999). Belirtilerin OSB ile ilişkili olup olmadığını değerlendirmede OSB de sorunun farklı alanlardaki diğer belirtiler ile birlikte görüldüğü, ya da belli bir belirti ön plan çıksa bile bu belirtinin diğer sorunlar bağlamında kendisini belli ettiği göz önüne alınmalıdır. Örneğin, fazla ses çıkarmayan ve kelime kullanımı olmayan, buna karşın duygudurumu olumlu olan, iyi ve anlamlı göz teması kurabilen, erken dönemden itibaren işaret ve jest kullanabilen bir olguda sözel anlatım bozukluğu tanısı daha ön planda düşünülmelidir. Buna karşın, diğer alanlarda da net olmasa da sorunları olan bir olguda OSB tanısı adına daha fazla endişe duymak doğru olabilecektir (Bishop, 2008; Carr ve Lord, 2009). Bununla birlikte, özellikle otizm tanı kriterlerini karşılamayan olgularda BTA-YGB ile diğer gelişimsel problemler arasındaki ayrımın yapılması güç olabilmektedir ve erken dönemde konulan BTA-YGB tanısı otizm kadar güvenilir olamamaktadır. Yapılan bir çalışmada 2 yaşında iken BTA-YGB tanısı konulan

15 RUHSAL BOZUKLUKLAR 473 olguların %10 dan fazlasının 5-9 yaşları arasında spektrumun dışında kabul edilmeye başlandığı bildirilmiştir (Lord, 2006). Tedavi Otizm spektrum bozukluğunun (OSB) tedavisinde ilk ve en önemli basamak erken tanı konulmasıdır. Beyin plastisitesinin yaşamın ilk yıllarında daha fazla olduğu ve OSB li çocuklarda erken müdahalenin OSB belirtileri açısından daha olumlu bir gidiş ile ilişkili olduğu kabul edilmektedir (Dawson, 2008). Bununla birlikte, OSB de müdahalenin erken dönemde başlatılmasının sonuçları ile ilgili bilgilerimiz erken tanı konulması konusundakine göre yetersizdir (Wallace ve Rogers, 2010). Konu ile ilgili çalışmaların sonuçlarının tam olarak tutarlılık göstermediği görülmektedir. Buna karşın, son yıllarda elde edilen verilerin umut verici olduğu söylenebilir (Barbaro ve Dissanayake, 2009). Erken müdahalenin OSB deki ana problem olan sosyal uyaranlara yönelme ve sosyal uyaranları işlemleme sorununa ikincil olarak gelişen belirtileri de engelleyebileceği öne sürülmektedir (Barbaro ve Dissanayake, 2009). OSB nin ana belirtileri üzerinde etkinliği olan bir ilaç ise henüz bulunmamaktadır. İlaçlar sadece eş tanı varlığı halinde kullanılabilmektedir. Aileler tarafından alternatif ve tamamlayıcı tedaviler sıklıkla kullanılsa da bu yöntemlerin etkinliği gösterilememiştir ve bazı potansiyel yan etkileri olabilmektedir (Bilgiç ve Cöngöloğlu, 2009). Amerika Ulusal Araştırma Konseyi (National Research Council (NRC)) 2001 yılında OSB tedavisi ile ilgili bazı ilkeler belirlemiştir. NRC tanı konulduğunda ya da OSB varlığı açısından yüksek risk varlığı saptandığında mümkün olduğu kadar erken dönemde tedavinin başlatılmasını ve en azından haftada 5 gün ve günde 5 saat olacak şekilde çocuk ile aktif olarak ilgilenilerek eğitim verilmesini önermektedir. Bu konudaki diğer ilkeler, çocuğun işlevselliğine katkı sağlayacak olan konularda kısa zaman dilimini kapsayan öğrenme fırsatlarının tekrarlayıcı şekilde sunulması, ebeveynlere eğitim verilmesini de içerecek şekilde ebeveynlerin tedavi sürecine dahil edilmesi ve yetişkinlerin dikkatlerinin günlük yaşamın olağan seyri içerisinde çocuğa yönlendirilmesi olarak özetlenebilir. Bebek ve küçük çocukluk döneminde OSB ye yönelik müdahaleler ile ilgili olarak konunun henüz yeni gelişen bir alan olduğu göz önüne alındığında bu yaş dönemindeki diğer gelişimsel sorunlardaki kanıta dayalı müdahaleler ile ilgili deneyimlere de başvurulması faydalı olabilir. Wallace ve Rogers (2010) bu alandaki yöntemsel olarak güçlü çalışmaları inceledikleri makalelerinde dört müdahale prosedürünün etkili olduğunu belirtmişlerdir. Bunlar, (1) ebeveynlerin çocuğun ipuçlarına olan duyarlılığını ve yanıt verebilme düzeyini arttırmayı da içerecek şekilde ebeveynlerin tedaviye katılımının sağlanması ve bu amaçla eğitilmeleri, (2) müdahalenin her bebeğin kendine özgü durumuna göre özelleştirilmesi, (3) belli bir konuya odaklanmanın yerine kapsayıcı ve geniş öğrenme hedeflerinin konulması ve (4) sorun olabileceği ile ilişkili riskin mümkün olduğu kadar erken saptanması ve müdahalenin yoğun ve uzun süreli olarak uygulanmasıdır. Yaşamın erken dönemlerinde görülen diğer gelişimsel sorunlarda etkili bir müdahale için önemli olan bu dört faktörün OSB tanısı konulan ya da OSB olabileceği öngörülen olguların müdahalesinde klinisyenler ve araştırmacılar tarafından temel alınabileceği belirtilmiştir.

16 474 BEBEK RUH SAĞLIĞI (0-4 YAŞ) TEMEL KİTABI Gelişim temelli müdahaleler (developmental intervention) son yıllarda erken dönem OSB tedavisinde ön plana çıkan iki ana yöntemden biridir. Bu müdahaleler, OSB li bebeklerin sosyal oryantasyonu sağlama ve ortak dikkat açısından nörobiyolojik engellere sahip olarak doğdukları ve bu durumun çocuğun uygun sosyal girdiler almasını engellemesi nedeniyle problemin zaman içerisinde bir sarmal halinde ağırlaşarak sürdüğü varsayımı temelinde geliştirilmektedir (Wetherby ve Juliann, 2008). Buna göre, erken dönemde ana belirtileri hedef alan yaklaşımlar faydalı olduğu takdirde söz konusu kısır döngünün de kırılmasına neden olacak ve tedavi faydası katlanarak sürecektir. Literatürde birçok gelişim temelli müdahale yöntemi tanımlanmıştır ve bunların ortak özelliği çocuk merkezli olmasıdır. Etkileşim ya da öğrenme sürecini çocuk başlatmakta, yetişkin ise onu takip etmektedir. Gelişim temelli yaklaşımda bakımveren etkili bir tedavi için anahtar konumundadır. Ebeveynler yalıtılmış bir ortamda değil günlük yaşamın doğallığı içerisinde uygun müdahaleleri yapmaktadırlar (Wetherby ve Juliann, 2008). Birçok çalışma gelişim temelli yaklaşımların faydalı olduğuna işaret etmektedir. Siller ve Sigman (2002) oyun esnasında OSB li çocuğunu iyi takip edebilen ve onunla senkronize şekilde ortak dikkati sağlamayı başarabilen annelerin çocuklarında uzun dönemde ortak dikkatin ve dil becerilerinin daha iyi olduğunu saptamışlardır. Wimpory ve arkadaşları (2007) bu sonuçlara paralel olarak çocuğunun dikkatini verdiği nesneyi takip eden ve ona dikkatini odaklayacağı nesne konusunda izin veren annelerin bebeklerinde sosyal etkileşimin sağlanma sıklığının davranışları ve dikkati yönlendirmeye çalışan annelerin çocuklarına göre daha fazla olduğunu bildirmişlerdir. Bazı randomize kontrollü çalışmalar da gelişimsel yaklaşımların ortak dikkat gibi ana belirtiler üzerine etkin olduğunu göstermiştir (Kasari, 2010; Landa, 2011). Buna karşın, Green ve arkadaşları (2010) yaptıkları randomize kontrollü çalışmada ebeveynler tarafından yapılan iletişim eğitiminin otistik belirtiler üzerine etkili olmadığını bildirmişlerdir. OSB tedavisinde sık kullanılan bir diğer yöntem olan davranışçı müdahaleler 1960 lı yıllarda klasik davranışçı koşullandırmaları temel alan yaklaşımlarla başlamıştır. Davranışçı yaklaşımların günümüzde giderek gelişimsel süreçleri de dikkate alarak uygulandığı görülmektedir. OSB li çocuklarda davranışçı müdahalelerin etkinliği ile ilgili veriler genellikle uygulamalı davranış analizi (applied behavior analysis (ABA)) temelinde geliştirilen uygulamalardan gelmektedir (Barbaro ve Dissanayake, 2009; Koegel, 2008). Erken dönem yoğunlaştırılmış davranışçı müdahaleler (Early intensive behavioral intervention (EIBI)) ABA prensipleri temelinde geliştirilmiştir ve OSB li küçük çocuklarda yaygın olarak kullanılmaktadır. EIBI genellikle haftada saat olarak uygulanmaktadır (Barbaro ve Dissanayake, 2009; Koegel, 2008). OSB nin erken dönem tedavisi konusunda davranışçı müdahaleler ile ilgili çalışmaların daha yaygın olduğu görülmektedir. Yapılan çalışmalar ABA uygulamalarının IQ, dil gelişimi ve uyum becerileri üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Özellikle belirti şiddeti hafif ve IQ puanı yüksek olan olgularda iyi eğitilmiş bir terapist tarafından uygulandığında fayda görme olasılığının arttığı belirtilmektedir (Barbaro ve Dissanayake, 2009; Carr ve Lord, 2009). Literatürde ABA uygulamaları

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD 1943 2013 70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: 2012 Janssen Cilag

Detaylı

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD 58. Türkiye Milli Pediatri Kongresi 25 Ekim 2014 TANIM Otizm Spektrum

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar

Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Cinsiyet Hormonları ve Nörogelişimsel Bozukluklar Geç-dönem Bozukluklar Depresyon Kaygı Bozuklukları Yeme Bozuklukları Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nörogelişimsel Bozukluklar Otizm Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

YGB olgularında infantil spazm, tuberoskleroz, serebral libidozis ve frajil X kromozom anomalisi en yaygın görülen tıbbi bozuklardır.

YGB olgularında infantil spazm, tuberoskleroz, serebral libidozis ve frajil X kromozom anomalisi en yaygın görülen tıbbi bozuklardır. TARİHÇE 1930 da Heller, bebeklik demansını, ağır gerilemeye stereotipilerin,huzursuzluğun ve konuşma kaybının eşlik ettiğini belirterek tanımlamıştır. 1943 te Kanner, bebeklik otizmi 1944 de Asperger otistik

Detaylı

Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Psikopatolojiler DERS 1: MENTAL RETARDASYON. Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül

Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Psikopatolojiler DERS 1: MENTAL RETARDASYON. Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Psikopatolojiler DERS 1: MENTAL RETARDASYON Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Hasan Kalyoncu Üniversitesi 2016 www.gunescocuk.com NÖROGELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR

Detaylı

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM BENİ KOŞULSUZ SEVİN! OTİZM NEDİR? O Bireyin sosyal iletişimini, dil

Detaylı

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi. Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi. Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta Giriş DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu), çocukluk çağının en sık görülen

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

NİTELİKLİ EBEVEYN-ÇOCUK ETKİLEŞİMİ

NİTELİKLİ EBEVEYN-ÇOCUK ETKİLEŞİMİ NİTELİKLİ EBEVEYN-ÇOCUK ETKİLEŞİMİ Doç. Dr. İbrahim H. Diken Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü Easy ICT Konferansı 1 Ekim 2009, Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Konferans

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

Farklı Gelişen Çocuklara Yönelik Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık

Farklı Gelişen Çocuklara Yönelik Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Farklı Gelişen Çocuklara Yönelik Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Psikodünya Danışmanlık farklı gelişen çocuğumuzun gelişimine, bireysel farklılıklarına, eğitim ihtiyaçlarına ve yaşadığı zorluklara

Detaylı

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU Bir çocuk 3 yaşına geldiğinde konuşma yetisini kaybediyor, diğeri ellerini kuş gibi çırpıyor ve dakikalarca oyuncak arabasının sadece tekerleğini döndürerek oyun oynuyor. Diğer

Detaylı

ÖZEL ELLER E-BÜLTEN Nisan 2017

ÖZEL ELLER E-BÜLTEN Nisan 2017 ÖZEL ELLER Değerli okurlarımız; ÖZEL ELLER E-BÜLTEN Nisan 2017 EMEĞİ GEÇENLER Fatma ÜSTÜNDAĞ Mustafa ÇİFTCİ Hilal DOĞAN ALANYA ÖZEL EĞİTİM MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ(OKULU) Kadıpaşa Mahallesi İkizler Sokak

Detaylı

Fact Sheet 10 DSM-5. DSM-5 ve otizm kapsamındaki bozukluklar. Kısaca değişiklikler. 1 P a g e

Fact Sheet 10 DSM-5. DSM-5 ve otizm kapsamındaki bozukluklar. Kısaca değişiklikler. 1 P a g e Fact Sheet 10 DSM-5 DSM-5 ve otizm kapsamındaki bozukluklar Otizm tanısı gözlemlenen davranışlara bakılarak konulur. Kan testleri, tek bir belirleyici belirti ve yalnızca otizme özgü bedensel özellikler

Detaylı

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Görüşmecinin Adı- Soyadı:

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

2014

2014 2014 DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU (DEB) ve MentalUP İçerik DEB e Klinik İlgi DEB Nedir? DEB in Belirtileri DEB in Zihinsel Sürece Etkileri DEB in Psikososyal Tedavisi MentalUP tan Faydalanma MentalUP İçeriği

Detaylı

Çocukluk çağındaki fiziksel ve ruhsal gelişimin uygunluğunu bilecek, Doğru ebeveynlik becerilerinin aile içi ilişkilerde nasıl olması gerektiğini

Çocukluk çağındaki fiziksel ve ruhsal gelişimin uygunluğunu bilecek, Doğru ebeveynlik becerilerinin aile içi ilişkilerde nasıl olması gerektiğini Dönem 1 Dersleri: Konu: Çocuk, Anne ve Aile Amaç: Bu dersin sonunda Dönem I öğrencilerinin aile yapısı, çocukluk çağı psikolojik gelişim süreci ve anne-çocuk ilişkisinin çocuğun ruhsal gelişimi üzerindeki

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

Ruh Sağlığı Gereksinimi Eylem Programı (rsep)

Ruh Sağlığı Gereksinimi Eylem Programı (rsep) Ruh Sağlığı Gereksinimi Eylem Programı (rsep) rsep nedir? rsep, zihinsel, nörolojik ve madde kullanım bozukluklarına yönelik hizmetlerin kapsamını genişleten DSÖ programıdır. rsep, DSÖ Genel Sekreteri

Detaylı

K. Ç. Tanı Süreci: ABA Programı: /Algiozelegitim

K. Ç. Tanı Süreci: ABA Programı: /Algiozelegitim K. Ç. Tanı Süreci: Nisan 2013 doğumlu K. Ç. ın yerinde sallanması, 1,5 yaşına geldiğinde etrafı ile iletişimi kesmesi, eve gelen misafirlerle hiç etkileşime geçmemesi ailenin çocuğunda bir farklılık olduğunu

Detaylı

Dr. Can CELİLOĞLU Adana Numune E.A.H. Çocuk Sağ.ve Hast. Kliniği

Dr. Can CELİLOĞLU Adana Numune E.A.H. Çocuk Sağ.ve Hast. Kliniği Dr. Can CELİLOĞLU Adana Numune E.A.H. Çocuk Sağ.ve Hast. Kliniği Olgu-1 Olgu-1 12 yaşında, kız Hasta alt bezi raporu için kliniğimize yönlendirilmiş. Değişik 3. basamak merkezler ve üniversite hastanelerinde

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

Bebeklikten Ergenliğe Gelişimsel Psikopatoloji (PSY 319) Ders Detayları

Bebeklikten Ergenliğe Gelişimsel Psikopatoloji (PSY 319) Ders Detayları Bebeklikten Ergenliğe Gelişimsel Psikopatoloji (PSY 319) Ders Detayları Ders Adı Ders Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Kodu Saati Saati Saati Bebeklikten Ergenliğe Gelişimsel Psikopatoloji PSY

Detaylı

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR 1)ÖZELLİKLERİ 2)KARŞILAŞMA SIKLIĞI 3)TÜRKİYE VE DÜNYADA YAPILAN FAALİYETLER 4)EĞİTİMLERİ 5)AİLEYE VE ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER ÖZELLİKLERİ MOTOR GELİŞİM ÖZELLİKLERİ ZİHİNSEL GELİŞİM

Detaylı

Template. Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Teknoloji Temelli Müdahale Yöntemleri: Bir Betimsel Analiz Çalışması

Template. Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Teknoloji Temelli Müdahale Yöntemleri: Bir Betimsel Analiz Çalışması WINTER Template Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Teknoloji Temelli Müdahale Yöntemleri: Bir Betimsel Analiz Çalışması Doç.Dr.Serhat ODLUYURT Arş.Gör. Melih ÇATTIK Anadolu Üniversitesi Engelliler

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BÜLTEN 5

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BÜLTEN 5 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BÜLTEN 5 OTİZM NEDİR? Kendi dünyalarında yalıtılmış (izole) otizmli bireyler, farklı ve uzak görünürler ve başkaları ile duygusal bağlar oluşturmazlar. Bu şaşırtıcı beyin

Detaylı

Gebelikte Ayrılma Anksiyetesi ve Belirsizliğe Tahammülsüzlükle İlişkisi

Gebelikte Ayrılma Anksiyetesi ve Belirsizliğe Tahammülsüzlükle İlişkisi Gebelikte Ayrılma Anksiyetesi ve Belirsizliğe Tahammülsüzlükle İlişkisi Dr. Sinem Sevil DEĞİRMENCİ Prof.Dr.Gökay AKSARAY Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Giriş

Detaylı

EĞİTİMDE KAVRAMLAR, İLKELER, HİZMETLER VE SAYISAL BİLGİLER

EĞİTİMDE KAVRAMLAR, İLKELER, HİZMETLER VE SAYISAL BİLGİLER İÇİNDEKİLER 1. Bölüm ÖZEL EĞİTİMDE KAVRAMLAR, İLKELER, HİZMETLER VE SAYISAL BİLGİLER Giriş... 3 Türkiye de Özel Eğitim Gerektiren Bireylerle İlgili Sayısal Bilgiler...10 Özel Eğitimde İlkeler...11 Türkiye

Detaylı

ÇOCUK HEMŞİRELİĞİ EĞİTİMİNDE BİLİŞİM VE TEKNOLOJİNİN KULLANIMI

ÇOCUK HEMŞİRELİĞİ EĞİTİMİNDE BİLİŞİM VE TEKNOLOJİNİN KULLANIMI 15. MİLLİ ÇOCUK HEMŞİRELİĞİ KONGRESİ ÇOCUK HEMŞİRELİĞİ EĞİTİMİNDE BİLİŞİM VE TEKNOLOJİNİN KULLANIMI Doç. Dr. Ayşe GÜROL Atatürk Üniversitesi, ayseparlak42@gmail.com Bilim ve teknoloji alanında değişim

Detaylı

O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır.

O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır. DİL GELİŞİMİ O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır. O Dil gelişimi; seslerin, kelimelerin, sayıların,

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III Ünite:I Eğitim Psikolojisinde Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri 13 Psikoloji ve Eğitim Psikolojisi 15 Eğitim Psikolojisi ve Bilim 17 Eğitim Psikolojisi ve Bilimsel Araştırma

Detaylı

Otistik Spektrum Bozuklukları

Otistik Spektrum Bozuklukları Otistik Spektrum Bozuklukları Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Çocuk ve Ergen Psikiyatristi www.gunescocuk.com TANIM: Toplumsal etkileşim ve iletişimde problemlere neden olan nörobiyolojik bir bozukluktur.

Detaylı

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Dr. SiğnemÖZTEKİN, Psikolog Duygu KUZU, Dr. Güneş CAN, Prof. Dr. AyşenESEN DANACI Giriş: Ayrılma anksiyetesi bozukluğu,

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA TEMEL İNANÇLAR VE KAYGI İLE İLİŞKİSİ: ÖNÇALIŞMA

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA TEMEL İNANÇLAR VE KAYGI İLE İLİŞKİSİ: ÖNÇALIŞMA YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA TEMEL İNANÇLAR VE KAYGI İLE İLİŞKİSİ: ÖNÇALIŞMA GİRİŞ: Yaygın anksiyete bozukluğu, birtakım olay ya da etkinliklerle ilgili olarak, bireyin denetlemekte zorlandığı,

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI İÇİNDEKİLER KISIM I VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI BÖLÜM 1 Vygotsky nin Yaklaşımına Giriş Zihnin Araçları... 4 Zihnin Araçları Niçin Önemlidir... 5 Vygostky Yaklaşımının Tarihçesi...

Detaylı

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz.

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz. Sayın Milletvekili, Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluk olup belirli davranış ve öğrenme özellikleri ile kendini göstermektedir. Şu an

Detaylı

PSİKOLOJİK TESTLER. Prof.Dr. Ayşe Yalın Uzm. Psk. Gökçe Yılmaz Uzm.Psk. Ceyda Dedeoğlu

PSİKOLOJİK TESTLER. Prof.Dr. Ayşe Yalın Uzm. Psk. Gökçe Yılmaz Uzm.Psk. Ceyda Dedeoğlu PSİKOLOJİK TESTLER Prof.Dr. Ayşe Yalın Uzm. Psk. Gökçe Yılmaz Uzm.Psk. Ceyda Dedeoğlu PSİKOLOJİK TESTLER Psikolojik test kişinin davranışını standart koşullar altında gözlemek, değerlendirmek ve tanımlamak

Detaylı

TANIM. Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir;

TANIM. Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir; OTİZM TANIM Aşağıdaki gelişim alanlarının bir kaçında ağır ve yaygın yetersizlik ile karekterize edilir; Sosyal etkileşim becerileri, İletişim becerileri Basma kalıp ilgiler, aktiviteler ya da davranışların

Detaylı

TÜRKİYE DEKİ BİREYLERİN OTİZM ALGISI VE BİLGİ DÜZEYİ ARAŞTIRMASI

TÜRKİYE DEKİ BİREYLERİN OTİZM ALGISI VE BİLGİ DÜZEYİ ARAŞTIRMASI TÜRKİYE DEKİ BİREYLERİN OTİZM ALGISI VE BİLGİ DÜZEYİ ARAŞTIRMASI 2017 TÜRKİYE DEKİ BİREYLERİN OTİZM ALGISI VE BİLGİ DÜZEYİ ARAŞTIRMASI 2017 II. Araştırma 16 MART - 06 NİSAN 2017 1 TOHUM OTİZM VAKFI Tohum

Detaylı

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ DAVRANIŞ BİLİMLERİ ve İLETİŞİM DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ Duygu ile ilgili alanyazında araştırmacıların, biyolojik temelli olan, diğer hayvanlarla paylaşılan, tüm kültürlerde görülen ve evrensel

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı Yandal Ar. Gör. Uzm. Dr. Kübra Öztürk Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Detaylı

Editör İbrahim H. Diken ÜNİTE 11 ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÖĞRENCİLER. Prof. Dr. Rüya Güzel Özmen

Editör İbrahim H. Diken ÜNİTE 11 ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÖĞRENCİLER. Prof. Dr. Rüya Güzel Özmen Editör İbrahim H. Diken ÜNİTE 11 ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÖĞRENCİLER Prof. Dr. Rüya Güzel Özmen Hazırlayan: Gizem Yıldız Öğrenme güçlüğü: okuma, yazma, bilgileri işlemleme, konuşma dili, yazı dili veya düşünme

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN DEHB başlıca 3 alanda bozulmayı içerir: 1) Dikkat eksikliği 2) Hiperaktivite 3) Dürtüsellik Dikkat eksikliği

Detaylı

EĞİTSEL VE DAVRANIŞSAL DEĞERLENDİRME ASSESSMENT Ders 1: Tarihsel, Felsefi ve Yasal Boyutları. Prof. Dr. Tevhide Kargın

EĞİTSEL VE DAVRANIŞSAL DEĞERLENDİRME ASSESSMENT Ders 1: Tarihsel, Felsefi ve Yasal Boyutları. Prof. Dr. Tevhide Kargın EĞİTSEL VE DAVRANIŞSAL DEĞERLENDİRME ASSESSMENT Ders 1: Tarihsel, Felsefi ve Yasal Boyutları Prof. Dr. Tevhide Kargın Tarihsel, Felsefi ve Yasal Boyutları Tanım: Kabaca değerlendirme bir birey hakkında

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD Çalışmalarda birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastalardaki psikiyatrik hastalık sıklığı, gerek değerlendirme ölçekleri kullanılarak

Detaylı

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay C. C. 17 Ağustos 2005 doğumlu bir erkek çocuğudur. Eylül 2008 yılında Londra da bir anaokuluna başlamıştır. Annesi, yaşıtlarıyla kıyasladığında aynı iletişim becerilerini gösteremediğini düşündüğünden

Detaylı

TÜRKİYE DE EV ZİYARETLERİ (HOME VISITING) VE BENZERİ HİZMETLER

TÜRKİYE DE EV ZİYARETLERİ (HOME VISITING) VE BENZERİ HİZMETLER TÜRKİYE DE EV ZİYARETLERİ (HOME VISITING) VE BENZERİ HİZMETLER Prof. Dr. İbrahim H. DİKEN Arş. Gör. Seçil ÇELİK Arş. Gör. Gözde TOMRİS Anadolu Üniversitesi Erken Özel Eğitim Hizmetleri Erken Özel Eğitim

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Bölüm 3. Bilişsel Kavramsallaştırma 29 Bilişsel Model 30 İnançlar 32 Davranışın Otomatik Düşüncelerle İlişkisi 36.

İÇİNDEKİLER. Bölüm 3. Bilişsel Kavramsallaştırma 29 Bilişsel Model 30 İnançlar 32 Davranışın Otomatik Düşüncelerle İlişkisi 36. İÇİNDEKİLER Bölüm 1. Bilişsel Davranış Terapisine Giriş 1 Bilişsel Davranış Terapisi Nedir? 2 Bilişsel Davranış Terapisinde Altta Yatan Teori Nedir? 3 Araştırmalar Ne Diyor? 4 Beck, Bilişsel Davranış Terapisini

Detaylı

DSM-5 Düzey 2 Somatik Belirtiler Ölçeği Türkçe Formunun güvenilirliği ve geçerliliği (11-17 yaş çocuk ve 6-17 yaş anne-baba formları)

DSM-5 Düzey 2 Somatik Belirtiler Ölçeği Türkçe Formunun güvenilirliği ve geçerliliği (11-17 yaş çocuk ve 6-17 yaş anne-baba formları) DSM-5 Düzey 2 Somatik Belirtiler Ölçeği Türkçe Formunun güvenilirliği ve geçerliliği (11-17 yaş çocuk ve 6-17 yaş anne-baba formları) Şermin Yalın Sapmaz Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Çocuk Ergen Ruh Sağlığı

Detaylı

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI STAJIN TANITIMI EĞİTİM DÖNEMİ STAJ SÜRESİ YERLEŞKE EĞİTİM BİRİMLERİ DERSHANE : Dönem V : 5 iş günü : Cebeci Hastanesi : Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Psikiyatri (Seçmeli) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç.

Detaylı

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN.

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN. BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof Dr Zehra AYCAN zehraaycan67@hotmail.com Büyüme Çocukluk çağı, döllenme anında başlar ve ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder Bu süreçte çocuk hem büyür hem de gelişir

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık 28

İÇİNDEKİLER. Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık 28 İÇİNDEKİLER Önsöz/ Ahmet Yıldız 5 Giriş 11 Psikoloji kökenli modeller 15 Davranışçılık 15 Bilişselcilik 17 Bilişsel Yapılandırmacılık 20 Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık

Detaylı

OTİZMLİ ÇOCUĞA SAHİP OLAN EBEVEYNLERİN, ÇOCUKLARININ HAREKET EĞİTİMİYLE SOSYALLEŞME DÜZEYLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

OTİZMLİ ÇOCUĞA SAHİP OLAN EBEVEYNLERİN, ÇOCUKLARININ HAREKET EĞİTİMİYLE SOSYALLEŞME DÜZEYLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ OTİZMLİ ÇOCUĞA SAHİP OLAN EBEVEYNLERİN, ÇOCUKLARININ HAREKET EĞİTİMİYLE SOSYALLEŞME DÜZEYLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ Elif ÜNAL, Cüneyt İNCE, Yeşim BULCA Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

Bilişsel Kaynaşma ve Yaşantısal Kaçınmayla Aleksitimi İlişkisi: Kabullenme ve Kararlılık Penceresinden Bakış

Bilişsel Kaynaşma ve Yaşantısal Kaçınmayla Aleksitimi İlişkisi: Kabullenme ve Kararlılık Penceresinden Bakış Bilişsel Kaynaşma ve Yaşantısal Kaçınmayla Aleksitimi İlişkisi: Kabullenme ve Kararlılık Penceresinden Bakış Sedat Batmaz 1, Emrah Songur 1, Mesut Yıldız 2, Zekiye Çelikbaş 1, Nurgül Yeşilyaprak 1, Hanife

Detaylı

Tikler Tik bozuklukları: Tik davranışlarını arttıran etmenler: Tik bozukluğuna yol açabilen diğer durumlar:

Tikler Tik bozuklukları: Tik davranışlarını arttıran etmenler: Tik bozukluğuna yol açabilen diğer durumlar: Tik bozuklukları: Bu durum istemsiz, belirli bir tarzda,hızlı ve tekrarlayıcı hareket ya da ses çıkarma durumudur. Süresi genellikle 1 saniyeyi geçmemektedir. Bu duruma direnç gösterilemez gibi hissedilir.

Detaylı

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM DR FARUK UĞUZ KONYA N.E.Ü MERAM TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI A.D. ÖĞR. ÜYESI Açıklama Son iki yıl içinde ilaç endüstrisi vd sivil toplum kuruluşları ile

Detaylı

Mizofoni: Psikiyatride yeni bir bozukluk? Yaygınlığı, sosyodemografik özellikler ve ruhsal belirtilerle ilişkisi

Mizofoni: Psikiyatride yeni bir bozukluk? Yaygınlığı, sosyodemografik özellikler ve ruhsal belirtilerle ilişkisi Mizofoni: Psikiyatride yeni bir bozukluk? Yaygınlığı, sosyodemografik özellikler ve ruhsal belirtilerle ilişkisi Uzm. Dr. Gökhan Öz Prof. Dr. Cengiz Kılıç Giriş Mizofoni: Çeşitli hafif seslerden belirgin

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir.

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. KİTAP VE ÇOCUK Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. Türkçe dil etkinlikleri çocuğun kendi

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5 Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Açıklama (2011-2013) Danışman: Pfizer Konuşmacı: Pfizer

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI STAJI STAJIN TANITIMI EĞİTİM DÖNEMİ STAJ SÜRESİ YERLEŞKE EĞİTİM BİRİMLERİ DERSHANE : Dönem V : 5 iş günü : Cebeci Hastanesi : Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları

Detaylı

Gelişim Psikolojisi Ders Notları

Gelişim Psikolojisi Ders Notları Gelişim Psikolojisi Ders Notları Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL www.gunescocuk.com Tanımlar Büyüme: Organizmada meydana gelen sayısal (hacimsel) değişiklikler Olgunlaşma: Potansiyel olarak var olan işlevin

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Psikiyatri (Zorunlu) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç.

Detaylı

Testin Uygulanma Tarihi: 2017

Testin Uygulanma Tarihi: 2017 Adı Soyadı:... Doğum Tarihi: Testin Uygulanma Tarihi: 217 Yaşı: Yaş Ay Uygulanan Test: WISC IV Yetkili Psikolog: Elif Yüce Rapor Başvuru Nedeni Ailesi tarafından dikkat eksikliğinin giderilmesi için Açık

Detaylı

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL PSI 501 İleri İstatistik Zorunlu 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 II. YARIYIL Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 III. YARIYIL

Detaylı

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme BİREY GELİŞİMİ O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme kaydeden değişimidir. O Gelişim; organizmanın

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili PSİKOLOJİYE GİRİŞ Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans() Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

Dr. Sibelnur AVCİL 1, Dr. Burak BAYKARA 2, Hakan BAYDUR 3, Dr. Kerim M. MÜNİR 4, Dr. Neslihan İNAL EMİROĞLU 5

Dr. Sibelnur AVCİL 1, Dr. Burak BAYKARA 2, Hakan BAYDUR 3, Dr. Kerim M. MÜNİR 4, Dr. Neslihan İNAL EMİROĞLU 5 Türk Psikiyatri Dergisi 2014;25( ): 4-18 Yaş Aralığındaki Otistik Bireylerde Sosyal İletişim Ölçeği Türkçe Formunun Geçerlik ve Güvenilirlik BASKIDA Dr. Sibelnur AVCİL 1, Dr. Burak BAYKARA 2, Hakan BAYDUR

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili PSİKOLOJİYE GİRİŞ-II Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim

Detaylı

Portfolyo, Portfolyo Değerlendirme Nedir? (öğrenci gelişim dosyaları)

Portfolyo, Portfolyo Değerlendirme Nedir? (öğrenci gelişim dosyaları) Portfolyo, Portfolyo Değerlendirme Nedir? (öğrenci gelişim dosyaları) Öğrencilerin belirli bir zaman diliminde, belirli bir amaç dahilinde becerilerini, yeteneklerini, zayıf ve güçlü yönlerini öğrenme

Detaylı

DIR Floortime BAŞLANGIÇ DÜZEYİ KURSU

DIR Floortime BAŞLANGIÇ DÜZEYİ KURSU The Interdisciplinary Council on Developmental and learning Disorders DIR Floortime BAŞLANGIÇ DÜZEYİ KURSU TARİH : 13-14 Nisan 2013 YER: BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL EĞİTİMCİ: Çiğdem Ergül M.S. Odyoloji

Detaylı

Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre

Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre Öğrenme nedir? Büyüme ve yaşa atfedilmeyecek yaşantılar sonucunda davranış ve tutumlarda meydana gelen nispeten kalıcı etkisi uzun süre değişimlerdir. Öğrenmede değişen ne???? İnsan ve hayvan arasında

Detaylı

İki Nörodejeneratif Hastalıkta Zihin Kuramı Becerileri ve İşlevsellik Düzeyinin karşılaştırılması: Alzheimer ve Parkinson Hastalığı

İki Nörodejeneratif Hastalıkta Zihin Kuramı Becerileri ve İşlevsellik Düzeyinin karşılaştırılması: Alzheimer ve Parkinson Hastalığı İki Nörodejeneratif Hastalıkta Zihin Kuramı Becerileri ve İşlevsellik Düzeyinin karşılaştırılması: Alzheimer ve Parkinson Hastalığı Evrim Göde Öğüten 1, Gizem Ünveren 2, Emine Soybay 2, Barış Topçular

Detaylı

Psikofarmakolojik Tedavilerin Bilişsel İşlevler Üzerinde Etkisi

Psikofarmakolojik Tedavilerin Bilişsel İşlevler Üzerinde Etkisi Psikofarmakolojik Tedavilerin Bilişsel İşlevler Üzerinde Etkisi Yavuz Ayhan, Ayşe Elif Anıl Yağcıoğlu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırmacı Danışman Konuşmacı

Detaylı

Erişkin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu nda Prematür Ejakülasyon Sıklığı: 2D:4D Oranı İle İlişkisi

Erişkin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu nda Prematür Ejakülasyon Sıklığı: 2D:4D Oranı İle İlişkisi Erişkin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu nda Prematür Ejakülasyon Sıklığı: 2D:4D Oranı İle İlişkisi *Kenar İ. Ayşe Nur, **Sezai Üstün Aydın, *Alper Zıblak *Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi

Detaylı

içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86

içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86 içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 Tarihsel Bakış Açısı 3 Erken Tarih 3 Yirminci ve Yirmi Birinci Yüzyıllar 3 Ergenliğe İlişkin Kalıpyargılar 6 Ergenliğe Pozitif Bir Bakış Açısı 7 Amerika Birleşik Devletleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 2 Sınıfı ve Materyalleri Düzenleme 11

İÇİNDEKİLER. 2 Sınıfı ve Materyalleri Düzenleme 11 İÇİNDEKİLER 1 Sınıf Yönetimine Giriş 1 Sınıflar Karmaşık Yerlerdir 2 Sınıf Yönetimini Öğrenmek 3 Sınıf Yönetiminin Öğretimin Diğer Yönleriyle İlişkisi 7 Bölümün Özeti 9 Okunması Önerilen Yayınlar 9 Önerilen

Detaylı

Histeri. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir.

Histeri. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir. Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar

Detaylı

BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma

BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma İÇİNDEKİLER Giriş... x Çeviri Editörünün Ön Sözü...xii Resimsel İçerik Tablosu...xiii BÖLÜM 1 Emzirme: Normal Emme ve Yutma 1 Normal Emme... 1 Anatomi...2 Emme ya da Biberon Kullanma: Memeden Emme ya da

Detaylı

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir? Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik

Detaylı

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir. Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar ( mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün

Detaylı

Bazı araştırmacılar, zihinsel engelli olan ve olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştırmışlardır.

Bazı araştırmacılar, zihinsel engelli olan ve olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştırmışlardır. Engelli Çocuklar Ve Oyun Zihinsel Engelli Çocuklar Zihinsel Engel Doğum öncesinde, doğum anında ve sonrasında çeşitli nedenlere bağlı olarak merkezi sinir sisteminde, daha doğrusu beyinde meydana gelen

Detaylı

Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc

Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I 20-21 Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc PSİKOTERAPİ-DER Telefon: 0(532) 160 23 78, 0(541) 963 89 87 Email: psikoterapider@gmail.com www.psikoterapiegitimleridernegi.org

Detaylı

AÇIKLAMA Araştırmacı:Abdi İbrahim Otsuka. Konuşmacı: - Danışman: -

AÇIKLAMA Araştırmacı:Abdi İbrahim Otsuka. Konuşmacı: - Danışman: - AÇIKLAMA 2014-2017 Araştırmacı:Abdi İbrahim Otsuka Konuşmacı: - Danışman: - Şizofreni ve Bilişsel İşlev Bozuklukları Prof. Dr. Berna Binnur Akdede Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD OLGU

Detaylı

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Yard. Doç. Dr. Emrah SONGUR GOÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Otistik Bozukluk Diğer Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Asperger Sendromu

Detaylı