TÜKRÜK BEZLERiNiN NÖRAL VE HUMORAL REGULASYONLARININ FiZYOPATOLOJISI PHYSIOPATHOLOGY OF NEURAL AND HUMORAL REGULATION OF THE SALIVARY GLAND

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜKRÜK BEZLERiNiN NÖRAL VE HUMORAL REGULASYONLARININ FiZYOPATOLOJISI PHYSIOPATHOLOGY OF NEURAL AND HUMORAL REGULATION OF THE SALIVARY GLAND"

Transkript

1 TÜKRÜK BEZLERiNiN NÖRAL VE HUMORAL REGULASYONLARININ FiZYOPATOLOJISI PHYSIOPATHOLOGY OF NEURAL AND HUMORAL REGULATION OF THE SALIVARY GLAND Op. Dr. Selçuk Vllmaz ERGiN Büyük tükrük bezlerinin sinirsel anatomisi hakkındaki bilgilerimiz, bu bezlerle, genel vücud metabolizması arasındaki çeşitli münasebetleri izaha kifayet edecek vasıfda görülmemektedir. Halbuki, tükrük be zi hasta.lıkla.n, dişler ve tiroid gibi diğer organların fonksiyonunu etkilemektedir. (Wase and Feng, 19p0, Raymopd 1951, Baker et al 1~4, Shafer:~nd Muhler ). Bu mütekabil etki, hem sinir sisteminin ve hem de hematojen veya humoral nakiliyetin sinirsel impulsları ile olur. Bu her iki müessir mekanizmanın tetkiki için, tükrük bezlerinin değişik stimülüslere vaki cevaplarının sıhhatli bir kontroluna ihtiyaç vardır. Bir tükrük bezinin stlmülüslere gösterdiği reaksiyonla-. rın, elektro-fizyolojikman ölçülebilmelerine rağmen, en basit ve en garantili kontrol, bizzat tükrüğün husule gelişidir. Tükrüğü, I ~. Kantite, II ~ Kalitesi bakımlarından değerlendirebi~ liriz: TÜKRÜGÜN KANTİTESJ : Birçok hayvan türlerinin aksine, insanda tükrük ifrazı daimidir. Buna rağmen, parotis ifrazının uyku esna.sında pratikm:an durmasına mukabil diğerlerinin salgılamaya devam ettikleri söylenebilir. (Becks (*) Zeynep-Kamil Hastahanesi K.B.B. Mütehassısı -- 7-

2 ZEYNEP KAMİL TIP BÜLTENi 1930, Mathis 1934, Wain Wright 1937, Babkin 1944, Schneyer et al. 1956, Diamant 1958). Rest tükrük, kimyevi yapısı bakımından, stin1ü.. lasyon ile elde olun andan tamamile farklıdır. M... -amafı'h. _, a. ynı t' ıp t' k u ru.. - ğün elde edilebilmesi için her defa... sında ayni tip bir stimülasyona ihti _ y a ç - o_up 1 o_ma 1 d ıgı -: k a t' ıye - tl e b. ı ı ın-memektedir. (Sensoriyel; takti! ve~ ya serebral). Bazen, tek bir be zin tükrüğünün analizi icap ettiğinde, bezin. kanalı içine plastik bir tüp yerleştirilmesi, tükrük elde etmek için kafi gelmemektedir. Her vak'ada küçük de olsa gene bazı stimülasyonla.rın mevcudiyeti şarttır. Böyle stimülüsler, tad, kokü, dokunma, myomotrik gibi esas stimülüslerle mukayese edildiğinde önemsiz a dd e_ d'lbt ı_e ı_ır. B - u b-a k-ım d- an, poı -l t-en tüp vasıtasile temin olunan tükrük, halen rest tükrük olarak mütalea edilmektedir. Çök sayıda tükrük nümunelerinin analizleri sonucu, rest s~liva için aşağıdaki prodüksiyon volümleri bulunmuştur: Parodit gland 0,013-0,073-0,278 ml/dakika Submandibular gland o 028- ı 0,220-0,453 ml/ dakika Sublingual gland 0,008-0,017 ınl/dakika Total tükrük ifrazının kantitatif tayini çok sayıda zor ve eziyetli faktörlere bağlıdır ve de netice olarak, tek bir bezden elde edilen tükrüğün kantitatif kontrolu kadar en- ten::::.an kabul edilmemektedir. üstelik bezin aktivitesi ve fonksiyonel kapasitesi bakımından daha hassas bir endikatördür. Keza tükrüğün kimyevi terkibini alakadar eden daha tam bilgiler elde edilebilmektedir. arasında TÜKRÜÔÜN KALİTESİ: Rest tükrük ne stiniüle tükrük şayanı dikkat bir farklılık ve.rdır. Rest tükrük, nisbeten yüksek bir potasyuın ve alçak bir sodyum seviyesi ihtiva etmesine mukabil orta derecede bir protein muhtevasına maliktir. Bu durum, daha ziyade ekstrasellüler mayilere benzeyen bir elektrolit kompozisyonu arzeden diğer bütün hazım organlarına kıyasla az da olsa bir sürpriz teşkil eder. Çünkü biliyoruz ki, yüksek bir potasyum seviyesi, hücrelerin iç ortamları icin karakteristiktir. Enteresan görülen bu olayı izah etmek pek de zor değildir. Histö1ojik preparatlar, tükrük bezlerinin merocrin bir sekresyona malik olduklarını göstermektedirler. Yani, hücrelerin bir kısmı sekresyon yapan granülleri ihtiva ediyodar. Bundan dolayıdır- ki, intrasellüler karakterde kimyevi bir kompozisyon arzediyorlar. Asini ve tübülilerin apikal kısımlarında granül teşekkü- 1 ü yalnız stimülasyon esnasında değil ve fakat daimidir. Tuhaf olanı şüdur ki~,enzim ve diğer nıeta.bouk mahsulleri ihtiva eden tükrük granüllerini husule getiren bu saha damarlardan oldukça fakirdir. -8 t.l

3 ERGİN Tükrüğün kimyevi kompozisyonu, stir.hüla:syonu müteakip birdenbire değişir., Su muhtevası ve sod~ yum konsantrasyonu dik olarak yükselir, buna mukabil potasyum konsantra.syonu alçalır. Plazmadakilere benzeyen, ekstrasellüler elemanlar s.timülasyonla müterafık olarak artarlar. Bu değişim çok süratli olmaktadır. Demek ki, kimye yegane menbaı olan vi değişikliğin kan d.amaı:;larının, sekretuar kanallardar cok uzakta olmadıklarını te- ~.. ~ " -. -.,. ' -. yid etıpiş oluyoruz. İş~~ çı,larnı du., ru:rp.larında, bezin kan damarların~ da:rı,' plazmaya b:enzer bir in f üsyonun filtrasyonuna sebep olan olay budur. Histolojik bulgular bu olayın vuku bulduğu sahanın pars Striata olduğunu göstermektedirler. İnsanda, stimülasyonla elde olunan tükrüğün husule gelişi, tıpkı böbrekler gibt iki fazda mütalea edile bilir: 1. -~ Yavaş faz. Asini ve tübülülerde se:ıtretuar granüllerin llleydana gelişi ki enerjik bir çalışmaya muhtaçtır. (Renal fonksiyonda tübüler aktivjteye mütekabil). 2. ~. Hızlı faz: Tükrük kanalı epiteli vasıtasile muamele gören, sekresyon ve absorpsiyonla müterafık filtratif bir proçes. (Glomerül fonksiyonu ile mukayese edilebilir): Bu ikinci faz yalnız stimülasyondan sonra olmak üzere, interkalar ve in-' terlobüler kanalların kapiller şebekesinde olurlar. Şüphesiz, stimülasyonun nev'i tükrüğün kimyevi terkibinde önemli bir rol oynan1aktadır. Sonuç ola.., rak, stimüle edilen bölgeden, tükrük ifrazının vuku bulduğu bölgeye değişik sinyallerin intikali zaruridir. Bu da refleks sisteminin 3 ayr1 komponentinin mevzu bulduğu bir olaydır~ Afferent, efferent ve santral. Afferent traktüs, esas olarak, _birinci, yedinci, dokuzuncu ve onun., cu kafa çiftlerinde vede onların dilde ( tad lifleri, orof arengeal mukozada (ağrı ve temas lifleri) ve burunda (tad-koku lifleri) yayıldıkları persepsiyon sahalarında mütalea olunur. Orofarenksteki tükrük stimülasyon sahası oldukça geniştir. Mesela, özafagoskopi esnasında, larengolojist, stenon kanalının ağzından bol nliktarda tükrük ifraz edil.., diğini müşahade eder. Buna benzet olarak, bir diş hekimi de diş çevre... sini infiltre ederken ayni olaya şahit olur. Mide, kara.ciğer, safra kesesi ve e;pendix gibi diğer batın organları da tükrük stimülasyon sahasına dahildirler. Bu sahaların stin1ülasyonları, kısmen vagus ve diğ er nörovejetatifler, kısmen de sialagog veya tükrük depressörü gibi hareket edebilen humoral faktörlerle iş görürler. Sensoriel stimülüsten maada, ağn stimülasyonu, aftöz ülser veya diş ağrılarında olduğu gibi şiddetli bir tükrük ifrazına sebep olabilirler. Eğer ağrı stimülasyonu zayıfsa salivasyon umumiyetle tek taraflıdır; eğer kuvvetli ise hiper salivasyon mutaden iki taraflıdır. -9--

4 ZEYNEP KAMİL TIP BÜLTENi Çiğneme ve yutmanın saliva& yon için en kuvvetli stimülasyonlar oldukları aşikardır. O kadar ki, çiğneme ve yutma mekanizmalannın, tükrük ekspülsiyon mekanizması ile senkron olduğu görülür. Stenon kanalına, manometreli, ici su dolu bir cam tüp bağlamak suretile yapılan deneyde, her bir yutkunmanın, bir tad stimülasyonunun yaptığından çok daha fazla olmak üzere tüpteki su seviyesini yükselttiği görülür. Bu olay, myoepiteliumun hareket tarzı ile belki izah edilebilir. Asinilerin etrafını kuşatan myoepitelial tabaka, çiğnenen gıdaların karıştırılmaya ihtiyaçları olduğu zaman kontrakte olurlar. Tükrük bezleri bir ya.kıtlama sistemi gibi çalışır. Gıdalar nakle hazır olduklan zaman bu sekresyon maksimaldir. Ayrıca karıştırma, hazım, nötralizasyon, detoksifikasyon (Sialo-mucoidlerin koruyucu maddeleri ve bakterilere karşı lysozymler,) gibi fizyolojik olaylardaki fonksiyonları da yüklenmişlerdir. Buna rağmen salivari hareket daima bu kadar dakik bir doğrultu-. da hareket etmez. Mesela amilazın kantitesi, yemeklerin tabiatına tamamile tekabül etmez. TÜKRÜGÜN SANTRAL REGULASYONU : Çok önemli olan bu konudaki bilgilerimiz oldukça-mahduttur. Psi şik kondisyonların salivasyon üzerine vaki tesirleri herkes tarafından bilinmektedir. Büyük heyecan ve hayretlerde kullanılan, Almanların şu ibaresi "tükrlik uzakta kaldı" bizim "ağzım kurudu" sözüne tekabül etmektedir. Hindistan'ın bazı bölgelerinde hakimler, sanığın doğruyu söyleyip söylemediğini tayin etmek için, psiko-salivari reflekse müracaat ederler: Sanık belirli bir süre içinde bir avuç pirinci çiğ'neyip yut-. niak zorunluğundadır. Başaramazsa mücrim addedilir. Japon araştırıcılan, elektrcrense f alografi ile tükrük merkezlertne, korteksin direkt mi, yoksa subkortikal veya diensefalik merkezler vasıtası ile indirekt olarak mı tesir ettiğini araştırdılar. Tükrük merkezlerinin patolojilerine ait geniş alternatifler zikredilebilir. Ensefalitis laterjika,_ tabes gibi bazı vak'alarda polisialia, diğer I' - bazılarında da asialia tesbit edilir. Cenovada., here dl ter formda ve ailenin yalnız kadınlarına muhatap hiposialia gösteren iki ailenin mevcu.. diyetinden bahsedilir. Bunlarda ayni zamanda psişik ve hormonal bo.. zukluklar da vardı: Adipositas (A) Oligomenorhea (O), ve de inflamatuar bir sebebe bağlı olmayan parotis bezi büyümesi (P). Buna AOP sendromu denilmektedir. (Parotis bezinin iki taraflı, non inflamatuar, nöro hormona! genişlemesi.) Hastalık yukarda zikredilen 3 semptomun herhangi birile tezahür eder, yavaş ilerler ve bilahare diğer semptomlar yerleşir. Sendrom nisbeten nadirdir, etyoloji diansef ali tik bir lezyon ola- ~ 10-

5 ERGİN bilir fakat henüz bir kat'iyet arzetmemektedir. E.fferent traktüs, tükrük regulasyon sisteminin muhtemelen en iyi bilinen parçasıdır. Bu kadar iyi tanınmasına rağmen klasik diagram bütün klinik müşahadeleri izah etmez. Bunu belirtmek için, müteaddit mi.salle,r arasında şunu zikret~ mek kafidir: Onuncu kafa çiftinin intrakraniyal kesilmesi, ayni tarafın bütün glandlarına muhatap komple bir asialiaya sebep olur. Klasik diagrama göre ise, yalnız parotis bezinde tükrüğün eliminasyonu beklenme kteydi. Bunun aksine olarak, bir çok nöroşirürjiyen, submandibular ve diğer müteaddit küçük, homolateral tükrük bezinin sekresyonlarını durdurduğunu iddia ederler. Bu, akla eski bir münakaşa konusunu getiriyor: Gangliyon geniculatum ile Jacobson anostomo.zu arasında bir ba.şka anostomozun mevcut olup olmadığı? Bazı muasır anatomistler, Baumann (1958) bu fikri reddetmektedirler. Mamafih Otolojist Portmann ( 1958).Weber'in gümüş impregnation tekniğini kullanarak bu 'anostomozun mevcudiyetini gösterdi. Bu fikir aykınlığının izahı açıktır: Müelliflerin bazıları, problemi insanınki ile ayni olabileceği düşüncesile yalnız Gine domuzları ve kedilerde araştırdılar. Bu paralojizm tükrük bezleri mevzuunda çok tehlikelidir. Zira hiçbir organ bir cinsten diğerine bu kadar değişiklik ar- zetmemektedir. Şurası şayanı dikkattir ki: Literatür karıştırılırsa, fare, Gine domuzu ve tavşan gibi hayvanlarda yapılan sayısız deneylerin neticelerinin insana tatbik edildiğini görürüz. Bütün bu deneyler in~ sanda tekrar kontrol edilmelidirler. Diğer bir deyimle bunlar, ilmi çalışmalar için gerekli olan emniyeti ta- şımamaktadırlar. Bilhassa parasempatik ve sempatik sistemi ihtiva eden efferent traktüsün patolojileri çok sıktır. Biz burada yalnızca en enteresan olan probleme temas edeceğiz: Yani "Gustatory sweating'' sendrom, veya otorinolarengoloji literatüründe "Salivo - Sudoripares" sendrom, veyahutta "auriculo-temporalis" sendrom tesmiye olunan tablo. Total veya parsiyel bir parotidektomiyi müteakip 6 ila 24 ay içerisinde, umumiyetle bir tad stimülüsünü müteakip çok enteresan bir semptomlar tablosu meydana gelir. Kızarma, terleme, karıncalanma ve de çok defa arrectores pilorumların kontraksiy6nu sebebile ürperme. Kadınlar 4/6 nisbetinde erkeklerden daha fazla musap olurlar. Tükrük bezlerinde parasempatik hakimiyeti bari.z olmasına mukabil ter bezleri ve arrector pilorumlar sempatik bir inervasyona malik~ tirler. Son zamanlarda, auricula temporalis sinirin rejenere olabileceği hipotezi mevzu alınarak total bir parotidektomiyi müteakip parasempatik traktüsün rejenerasyonu - 11

6 ZEYNEP KAMiL TIP BÜLTENi icap edecektir, halbuki tükrük dokusu olmadığından, onun yerine ter bezlerini relnevre edeceği inancı taraftar bulmaya başlamıştır. Ameliyat ile, sendromun başlangıcı arasında latent bir zamanın mevcudiyeti, teoriyi kuvvetlendiren vakıalardan biridir. Mamafih teoriye karşı müteaddit itirazlar vardır: 1 ~ Total bir parotidektomiyi müteakip yalnız auriculo-temporal sinirin rejenera.syonu mevzuubahis değildir. Hatta daha da çabuk olmak üzere, fibroblast ve damarlarda da bir rejenerasyonu görülecektir. Bu meyanda, bilhassa sempatikler olmak üzere nörovejetatif sistemde de bir rejenerasyon olmaktadır. Bunun ise ilk varacağı yer denerve ter bezidir. 2 - Keza ayni semptomlar kompleksi, servikal sempatikledn disseksiyonunu müteakip de görülebilir. Bu operasyon üst ekstremitelerin Reynaud, hastalığında zaman zaman yapılmaktadır. Burada da, ameliyatı takip eden 6 na 10 ay içerisinde, sempatik sinirlerin kaldırıl~ mış olduğu bölgelere muhatap bir "Gustatory sweating" sendromu görülmektedir. Servikal sempatektomiyi müteakip meydana gelen bu komplikasyon, 1960 da ASHBY tarafından yazılmıştır. Çok da nadir değildir. Buradan anlaşılmaktadır ki, otonom sinir sistemtnin hakim üyesi parasempatikler değil sempatiklerdir, ve kızarma - terleme sendromunu auriculo-temporalis bölgesine münhasır kabul etmek bir kat'iyet ifade etmeyecektir. Zira bu sinir sadece bilek, omuz ve alnı inerve etmektedir. 3 - Böyle vak'alarda gangliyon Stellatanın anestezisi terlemeyi dur.. durur. Terlemenin tam kesilebilmesi ancak gankliyonun çıkarılması ile mümkündür. 4 - Sendromun önemli olan diğer bir veçhesi, sempatik yolun lomber nahiyedeki di sseksiyonunun bacakta bir ".gustatory sweating" tevlid etmemesidir. Sadece bu olay, humoral maddelerin sendromun sebebi olmadığını isbat edebilir. Açıkça görülüyor ki, sendrom, sempatik sistemin servikal parçası gibi bölgelerle yakın bir alaka arzetmektedir. Sempatik sistem farklı liflerden müteşekkildir. Bir kısmi damarlann regulasy;onu, bir kısmı ter bezleri ve bir diğer kısmı da, bilhassa arrector pilorumlara muhatap deri bezleri için görevlidirler. Ameliyat edilen hastaların takriben yansı "gustatory sweating" sendromundan musap olmalarına rağmen diğer yarısının böyle bir şikayeti yoktur. Hakikatte de bu taksim yalnızca iki tip sempatik lifler mevcut olduğu gerekçesine tetabuk etmektedir. İstatistiklere istinaden nisbet 1/1 dir. O halde sadece iki ihtimal üzerinde durulabilir. Servikal distribüsyon nasıl izah edilebilir? Bu yazının baş tarafında. yutkunma esnasında tükrük bezle.. rinin önemli rolleri olduğu açıklan ' '. """'',-~ --~~ ~'"~'-

7 EROiN mıştı. Yutma mekanizmasının bilhassa sempatik sistem hakimiyetinde olmak üzere, vejetatif sinir sis temi ile senkronize bir hareket olduğu görülüyor. Babkin 1944 'e göre myoepitelial hücreler, tad persepsiyonu vasıtashe sempatik iplikler tarafından inerve edilirler. Burada iki hareket müşahade olunmuştur: Tükrük bezlerindeki myoepitelial hücreler ve farenjeal adelelerin kontraksiyonu. lierlemiş bazı bilgilere göre bizim sendrom için, yalnızca ikinci reaksiyon önemli görülüyor. Buna rağmen biz sendromu "gustatory sweating" veya daha geniş manada olmak üzere "gustato ry swallowing sweating" olarak isimlendiririz. O halde şunu belirtmeliyiz ki, tek başına yutma olayı bir etki meydana getirmemekte ve fakat, tad stimülasyonu neticesi husule gelen yutkunma bir tesir yaratmaktadır. Diğer taraftan şurası akılda tutulmalıdır ki, yalnızca sempatik sinir ipliklerinin morfolojik dağılımı esasına göre değerlendirmeye kalkılmamalı ve fakat ayni zamanda, bu ipliklerin inerve ettikleri hissiyetle ki patolojik değişiklikler ve terminal plaklara müessir adrenalin, acetilkolin gibi çeşitli maddeler hesaba katılmalıdırlar. Bu problem burada görüşülemeyecek kadar zor ve geniştir. Bu misaller gayet ~a.çrk olarak gösteriyor ki, tükrük bezlerinin nöral regulasyonları ve onun bağlan~ tıları çok komplikedirler ve klasik diagramda görüldüğü değildirler. kadar basit HUMORAL REGULASYON Tükrük bezlerinin nöral regulasyonlarından başka, plazmadaki kimyevi maddelerin intikali yolu ile iş gören bir de humoral regulasyonları olduğunda şüphe yoktur. Bu aktif maddeler hem direkt olarak tük.. rük epiteline, periferal sinir ipliklerine veyahutta tükrük be zlerinin damarlarına müessir olabilirler. Bu aktif maddelerin mevcudiyetine örnek olarak: Her yemek esnasında küçük bir fistül ile ifrazat yapan ve de tükrük bezlerinin normal yerlerinin çok uzağında yerleşen aberrant tükrük bezleri gösıterilebilir. (Prati tarafından 1950 de stemoklaviküler mafsalda aberrant bir tükrük bezi neşredilmiştir). Aberrant bir dokunun nervöz bir regulasyonu elbette ki imkansızdır. Netice olarak, Macar fizyolojisti Von Beznak tarafından vazedilen bir kelime "autocoid" gibi, bilhassa tükrük dokusu üzerine müessir a~tif hormona! ajanıa.r hakkında sayısız teoriler vardır. M'.aamafih hakiki bulgular mevcut değildir. Tükrük bezlerine tesir eden non-spesifik sayısız humoral ajanlar vardır. Mesela pilocarpin, physostigmin, cortisone veya ACTH vs. Hatta normal elektrolit konsantrasyonundaki bir değişiklik bile tükrük bezlerinin sekresyonu için bir stim ülatör olabilir. Nacı ün intravenöz

8 ZEYNEP KAMİL TIP BÜLTENİ i 1 1 infüzyonu müessir bir stimülüstür da benzer neticeler adrenalektomize hayvanlarda, Langley, Beall ve Smith taraflarından tesbit edildiler. Bu deney şunu belirtecektir ki: Nacı infüzyonu, bir hipofiz-adrenokortikal reaksiyon sebebi olarak değil de, Na-K regulasyonunda önemli bir rol oynayarak müessir olacaktır. Görülüyor ki, elektrolit değişiklikleri doğrudan doğruya tükrük bezlerinin hücrelerine tesir edebilmektedirler. Tükrük bezlerinin inflamasyonlarında tükürüğün karakteri u mumiyetle değişmektedir. Tabir caizse, bir inflan1asyon demek, kan plazmasının hücre penetrasyonu.vasıtasile bir diffüzyonudur. Bundan dolayı, henüz sekresyona devam etmekte olan inflame bir tükrük beıinıde ekstrasellüler komponentlerin hatta stimüle edilmemiş olduğu şartlarda bile bir artması mevzuubahis olabilecektir. Bu bulgu, tükrük bezinin asemptoma tik şişmesi ile bir sialosis (primer non~inflamatuar metabolik hastalık) veya kronik bir inflamasyon arasındaki teşhis tef rikde çok kıymetlidir. Sialosisde çok defa sodium seviyesinde bi~ azalma ve potasyum seviyesinde bir artma vardır. Kronik bir inflamasyonda ise, smearde hiç lökosit bulunmamasına rağmen, sodium ve protein seviyelerinde bir artma gösterir. Nöral ve humoral regulasyon yolu ile tükrüğün yalnız elektrolit:- leri değil glycoproteinler, mucoproteinler, polypeptidler ve amino asidler gibi organik maddeleri de değişime uğrarlar. Bu arada hemen hemen bütün kitaplarda yapılan bir hatayı burada hatırlatmakta fayda vardır. Tükrük bezlerinin sınıflandırılması, viskosite bakımından yapılmakta ve tükrük bezleri, seröz, müköz ve mikst olarak üçe ayrılmaktadır. Tükrükteki müköz, protein-karbonhidrat muzavenesi kadar çoğalır veya azalır. O. Emodi, Telaviv, tarafından yapılan kimyevi analizde, parotis ve submandibular tükrüklerindeki protein ve karbonhidratlar arasl;rıdaki pür kantitatif nisbet aşağı yukarı eşit bulunmuştur. Bu nisbet, her iki glandın tükrüklerinin bilhassa sialomucoid kısımlarından alınan materyallerinin titrasyon ve elektrof orezi ile tesbit edilmiştir. Sialomucoidler ayrı bir özellik arzederler. Bunların virüslere karşı koyma yetenekleri vardır. Tükrük sadece koruyucu maddeleri ihtiva etmez. Mesela virüslerin yaşama ortamları gibi vazifeleri olduğuna bir örnek olarak, köpek tükrüğünün sialomucoidleri göste.. rllebilir. Ayrıca, insanların takriben 3/4 ünün tükrüklerinde, proteine bağlı maddeler vardır. Bunlar tıpkı kan grupları gibi muamele görebilirler. İngiltere'de yapılan bir istatistik, tükrük bezi tümörlerinin, çok defa tükrüklerinde B sekretör maddelerini taşıyanlarda husule geldiği- ~

9 ERGİN ni göstermiştir. Bütün adenokarsinomların takriben % 85 i, kan grubu B olanlarda tesbit edilmiştir. 1 Buna paralel olarak da, pleomorfik adenom ve kistadenolenfomalar gene kan gurub B olanlarda daha fazla bulundu (1% 45). Taş teşekkülünün patojenisinde, organik maddelerin karakterleri çok önemlidir. Bir tükrük taşının ince bir kesitine bakıldığı zaman, mineralden fakir bir tabaka ile çevrili, mineral bir santral tabaka görülür. Daha perif ere gidildikçe de, mineralden fakir ve zengin tabakalar birbirlerini takip ederler. Geçmiş yıllardaki yazarlar, taş teşekkülünün başlangıcını bir tuz kümelenme,si olarak düşünmüşlerdir. Mineralden zengin olan santral tabakanın, mineralden fakir olan ikinci tabaka kadar nitrojen ihtiva ettiği bulunmuştur. Bu da tükrük taşının, böbrek veya safra taşı ile aynı nedene bağlı olarak teşekkül ettiği hakkındaki fikirleri kuvvetlendirmektedir. O halde, evvela glikoproteinler, patolojik proteinler veya sialomucoidler taşın matriksini teşkil ederler, bilahare tuz terakümü husule gelir. Bu hipotez yeni değildir (Puhr, 1933., Mathis 1938., Delmagro 1952). SONUÇ: nöral ve hu nok- Tükrük ifrazının moral regulasyonlannı '"başlıca taları açıkça belirtildi. Potasyumun sınır kılıflarındaki potansiyelinin ölçülmesi suretile yukarı merkezlerden, tükrük bezine stimülüsün nakli mekanizması da gayet iyi bilinmektedir. Fakat regulasyonun detayları, bilhassa bu sinyallerin tükrük bezi hücreleri üzerindeki tesir tarzları halen karanlıktır defa büyüten bir elektromikrograf kullanılarak normal hücre nükleusları tetkik olunmuştur. Sitoplazmalar bir takım karakteristik sahalar arasında geniş veziküller ihtiva ediyorlardı. Değişik fazlardaki değişik hücrelerde, küçük bir ekskavasyonun başladığı, genişlediği ve neticede tükrük ihtiva eden veziküller haline inkilap ettiği müşahade olunmuştur. Klasik histolojik bilgilere binaen tükrük granülleri mevcut değildir. Bütün vakuollerin muhtevası muhtemelen ayni değildir. Bizim bilmediğimiz amilaz, mucoidler ve diğer aktif maddeler mevcut olabilir. Keza bilmediklerimiz arasında, finyallerin hücre içine ne şekilde intikal ettikleri keyfiyeti de vardır. Şurası aşikar olarak görülüyor ki: Tek bir sekretuar glanda penetre nervöz bir elaman olmadığına göre, intikal sadece humoral yol iledir. İstikbalde üzerinde çalışılması icap eden konu: Tükrük bezinin sekretuar fonksiyonunu en ince teferruatına kadar tam olarak ortaya sermektir

10 ZEYNEP KAMİL TIP BÜLTENİ LİTERATÜR ASHBY, W. B. (1960): Gustatory sweating and pilomotor changes, Brit. J. Surgery, EMM~IN, N. (1960): Supersensitivity of the submaxillary gland f ollowing exclusion of the postganglionic parasympathetic neurone, Brit. J. Dis. Chest, 356. EMMELIN N. (1960): Supersensit1v1ty of the submaxillary gland f ollowing excıusion of the postganguonıc parasympathetic neurone, Brit. J. Pharmacol and chemotherap., 15, 356. LANGLEY, L. L. (1958): Parotid clearence of Na and K, Amer. J. physiol., 195, 693. LANGLEY, L. L., BEALL, W. A. and SMITH, J. A. (1959): Acute effect of ACTH, aldos terane, sodium, and potassium on parotid secretion Amer. J. physiol., 197, 565. LANGLEY, L. L. and SMITH, J. A. (1959): Effects of vago sympathetic st1mülation of parotid saııva in the dog. Amer. J. physiol., 197, 821. RAUCH, S. (1959): Die speicheldrüsen des menscheen, Thieme, Stuttgart. RAUCH, s. (1959): Das salivo-sudoripare syndrom, zschr. f. Laryng. Rhinol. Otol., 38, 259. RAUCH, 8. (1961): Physiologie und Pathologie der regulationen der Speicheldrüsen tatigkeit, Dtsch. Zahnarztl. Zschr., 16, 153. RAUCH, 8. and EMODI, O (1961): Ist die parotis eine seröse Drüse? Helv. Med. Acta 28, 270. WASE, A. W. and FENG, Y S. L. (1960): Sialoadenectomy and the distributıon of thyrotrophin labelled with iodine 131, Nature. 187,

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN İSKEMİK YANITI DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII Dr. Nevzat KAHVECİ Kan basıncı 60 mmhg nın altına düştüğünde uyarılırlar. En fazla kan basıncı 1520 mmhg ya düştüğünde uyarılır.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS Sinir Sistemi TIP 204 2 103+40 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 42 16 58 Fizyoloji 39 18 57 Histoloji ve Embriyoloji 12 4 16 Biyofizik

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi Hastalarında Malnutrisyon ve İnflamasyonun Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Ebru Karcı, Erkan Dervişoğlu lu, Necmi Eren, Betül Kalender Kocaeli Üniversitesi,

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ. Prof Dr. Faruk ALKAN

SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ. Prof Dr. Faruk ALKAN SİNİR DOKUSU ve SİNİR SİSTEMİ Prof Dr. Faruk ALKAN SİNİR DOKUSU SİNİR DOKUSU Fonksiyonu Özellikleri irritabilite konduktivite korelasyon reaksiyon S.S. SINIFLANDIRMA Somatik (Sistema Nervosum Cerebrospinale)

Detaylı

BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ. Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ. Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi BAŞ BOYUN PATOLOJİSİ SLAYT SEMİNERİ Dr. Sezer Kulaçoğlu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 61 y/ K Sol parotiste kitle Makroskopi: 2.3x2.2x0.7 cm ölçülerinde kirli beyaz-kahverengi, kesitinde

Detaylı

Tiroid Bezi Hastalıkları (Guatr) Guatr, İç Guatr ve Dış Guatr Tanımları

Tiroid Bezi Hastalıkları (Guatr) Guatr, İç Guatr ve Dış Guatr Tanımları Guatr, İç Guatr ve Dış Guatr Tanımları İç guatr: Halk arasında sıkça kullanılan bu deyim, dışarıdan bakıldığında guatrın büyüdüğünün görülmemesine rağmen, guatr bezinin fazla çalışması nedeniyle gelişmiş

Detaylı

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır.

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır. POTASYUM K+; Potasyum yaşam için gerekli önemli bir mineraldir. Hücre içinde bol miktarda bulunur. Hücre içindeki kimyasal ortamın ana elementidrir. Hergün besinlerle alınır ve idrarla atılır. Potasyum

Detaylı

Arı sütünün besinsel içeriği aşağıdaki tabloda yer almaktadır

Arı sütünün besinsel içeriği aşağıdaki tabloda yer almaktadır Arı Sütü Arı sütü koyu kıvamda jelatinöz vasıfta olup beyaz-sarı renktedir. Arı sütü için uluslararası üretim standartları bulunmayıp Brezilya, Bulgaristan, Japonya ve İsviçre de uygulanan ulusal standartlar

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

BÖBREK FONKSİYON TESTLERİ I. Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006

BÖBREK FONKSİYON TESTLERİ I. Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006 BÖBREK FONKSİYON TESTLERİ I Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006 1 Böbreklerin işlevleri (fonksiyonları) Düzenleyici işlevler Endokrin işlevler Metabolik işlevler Ekskretuvar işlevler 2 Böbreklerin

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ

DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ T.C. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI VİH-YL 2007 0002 DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE

Detaylı

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri DOKU Dicle Aras Doku ve doku türleri Doku Bazı özel görevler üstlenmiş hücre topluluklarıdır. Bir doku aynı yönde özelleşmiş hücre ve hücreler arası maddelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. İntrauterin

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

DÖNEM II 4. DERS KURULU 10 Şubat 4 Nisan 2014. Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ

DÖNEM II 4. DERS KURULU 10 Şubat 4 Nisan 2014. Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ DÖNEM II. DERS KURULU 0 Şubat Nisan 0 Dekan : Dönem II Koordinatörü : Ders Kurulu Başkanı : Prof.Dr. Yrd.Doç.Dr. Yrd.Doç.Dr. KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK TOPLAM AKTS DERS VEREN ÖĞRETİM ÜYELERİ 0 (x) -

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (15 ARALIK 2014 17 OCAK 2015) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ DENEYİMLERİMİZ

LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ DENEYİMLERİMİZ LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ DENEYİMLERİMİZ Bülent Çitgez 1, İsmail Akgün 1, Ayhan Öz 1, Gürkan Yetkin 1, Feyza Yener Öztürk 2, Mehmet Mihmanlı 1, Mehmet Uludağ 1 1 Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma

Detaylı

RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1

RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1 RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1 Kalsiyum, fosfor ve magnezyum, kas yapısı, fizyolojik olaylar ve birçok dokunun normal fonksiyonları için gereklidir. Kemik formasyonu, kas kontraksiyonu,

Detaylı

Etiolojik Hastalık Öncesi Erken Geç Tedavi Faktörler Dönem Belirtiler Belirtiler Planlaması Sonuç (Prepatogenez) (Patogenez)

Etiolojik Hastalık Öncesi Erken Geç Tedavi Faktörler Dönem Belirtiler Belirtiler Planlaması Sonuç (Prepatogenez) (Patogenez) AĞIZ DĐŞ SAĞLIĞINA GELENEKSEL VE TIBBĐ YAKLAŞIM Etiolojik Hastalık Öncesi Erken Geç Tedavi Faktörler Dönem Belirtiler Belirtiler Planlaması Sonuç (Prepatogenez) (Patogenez) Örnek: Diş çürükleri: -Tükürüğün

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant)

Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 1 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) 2 Prospektüs 3 Zoladex LA 10.8 mg Depot (Subkütan Implant) Steril,apirojen Formülü Beher Zoladex LA Subkütan implant, enjektör içinde, uygulamaya hazır, beyaz

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (15 ARALIK 2014 17 OCAK 2015) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR

Detaylı

her hakki saklidir onderyaman.com

her hakki saklidir onderyaman.com Orşit Orşit, testis içinde ağırlıklı lökositik eksuda ve dışında seminifer tübüllerde tübüler skleroza neden olan testisin inflamatuar lezyonudur. İnflamasyon ağrı ve şişliğe neden olur. Seminifer tübüllerdeki

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

Dr. İsmet Turanlı. Köln

Dr. İsmet Turanlı. Köln Dr. İsmet Turanlı Köln Fertilite bozukluklarında Psikosomatik yönden diagnoz ve tedavi Fertilite bozukluğu olan hastalara prensip olarak BİO-PSİKO-SOSYAL dimensiyonda yaklaşmak lazımdır. Lüzumlu diyagnostik:

Detaylı

SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (23 ARALIK OCAK ŞUBAT 2014)

SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (23 ARALIK OCAK ŞUBAT 2014) T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013 2014 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (23 ARALIK 2013 24 OCAK ŞUBAT 2014) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR

Detaylı

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ Dr. N. Zafer Utkan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Kanseri Sempozyumu Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 10 Mart 2010 Lenfatik Sistemin Genel

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta verimi Kabuk kalitesi Civciv kalitesi Döllülük Çıkım oranı Karaciğer sağlığı Bağırsak sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA

Detaylı

OBEZİTE CERRAHİSİ SONRASI: KALSİYUM, B1 VE B2 VİTAMİNİ

OBEZİTE CERRAHİSİ SONRASI: KALSİYUM, B1 VE B2 VİTAMİNİ OBEZİTE CERRAHİSİ SONRASI: KALSİYUM, B1 VE B2 VİTAMİNİ Kalsiyum, insan vücudunda en bol miktarda bulunan mineral olup, yalnızca kemikleri ve dişleri güçlendirmekle kalmaz, kasların kasılmasını, sinirlerin

Detaylı

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı Hücrenin fiziksel yapısı HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücreyi oluşturan yapılar Hücre membranı yapısı ve özellikleri Hücre içi ve dışı bileşenler Hücre membranından madde iletimi Vücut sıvılar Ozmoz-ozmmotik basınç

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

IYE'D -' """ A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T.

IYE'D -'  A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rlfik Rl 'Rt;l'T. TU lt@ IYE'D -' """ A 1 IGI Editörler Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R ANKARA NUMUNE HASTANESİ'NDE 1985-1990 YILLARI ARASINDAKİ

Detaylı

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği SUNU PLANI Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi Etiyoloji Tanı Klinik Tedavi TANIM-EPİDEMİYOLOJİ Adrenal

Detaylı

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI Dr. Yasemin Sezgin yasemin sezgin HÜRESEL BOYAMANIN TEMEL PRENSİPLERİ Hem fiziksel hem kimyasal faktörler hücresel boyamayı etkilemektedir BOYAMA MEKANIZMASı Temelde boyanın

Detaylı

Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar

Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar Kalsinörin İnhibitörleri Siklosporin Takrolimus Antiproliferatif Ajanlar Mikofenolat Mofetil / Sodyum Azathiopurine Kortikosteroidler Sirolimus

Detaylı

4. DERS KURULU Nörolojik Bilimler ve Sinir Sistemi. 15 Şubat 2016 8 Nisan 2016 8 HAFTA KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK TOPLAM AKTS

4. DERS KURULU Nörolojik Bilimler ve Sinir Sistemi. 15 Şubat 2016 8 Nisan 2016 8 HAFTA KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK TOPLAM AKTS DÖNEM II. DERS KURULU Nörolojik Bilimler ve Sinir Sistemi Şubat 0 Nisan 0 HAFTA Prof.Dr. DEKAN DÖNEM II KOORDİNATÖRÜ DERS KURULU BAŞKANI Yrd.Doç.Dr. Tolgahan ACAR Yrd.Doç.Dr. Hikmet BIÇAKÇI KURUL DERSLERİ

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır.

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır. POTASYUM K+; Potasyum yaşam için gerekli önemli bir mineraldir. Hücre içinde bol miktarda bulunur. Hücre içindeki kimyasal ortamın ana elementidrir. Hergün besinlerle alınır ve idrarla atılır. Potasyum

Detaylı

AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ

AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ Böbrek Yetmezliği; ABY; Acute Renal Failure; ARF; Böbrek fonksiyonlarının aniden durmasıdır. Böbrekler vücudumuzdaki atık maddeleri kandan süzerek atan ve sıvı dengesini sağlayan

Detaylı

SUBMANDİBULER TÜKRÜK BEZİ BÜYÜMELERİNDE BENİGN MİXED TÜMÖR ORANI

SUBMANDİBULER TÜKRÜK BEZİ BÜYÜMELERİNDE BENİGN MİXED TÜMÖR ORANI G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt IV, Sayı 2, Sayfa 1-9, 1987 SUBMANDİBULER TÜKRÜK BEZİ BÜYÜMELERİNDE BENİGN MİXED TÜMÖR ORANI The incidence of the Benign Mixed tumor, in the hypertrophies of Submandibular salivary

Detaylı

Değerli Meslektaşlarım,

Değerli Meslektaşlarım, NÖRALTERAPİ EĞİTİM PROGRAMI VE STANDARTLARI Değerli Meslektaşlarım, Ekli dosyanın devamında İntegratif Tıp Derneği Nöralterapi Çalışma Kolu & Manuel Akademi işbirliği ile düzenlenmekte olan Klinik Nöralterapi

Detaylı

Kuramsal: 28 saat. 4 saat-histoloji. Uygulama: 28 saat. 14 saat-fizyoloji 10 saat-biyokimya

Kuramsal: 28 saat. 4 saat-histoloji. Uygulama: 28 saat. 14 saat-fizyoloji 10 saat-biyokimya HEMATOPOETİK SİSTEM Hematopoetik Sistem * Periferik kan * Hematopoezle ilgili dokular * Hemopoetik hücrelerin fonksiyon gösterdikleri doku ve organlardan meydana gelmiştir Kuramsal: 28 saat 14 saat-fizyoloji

Detaylı

ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI

ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI Metabolizma durumları Memelilerde ana hatları ile en az iki metabolizma durumu önemlidir. Bunların birincisi besin maddelerinin kana emildiği beslenme (rezorpsiyon),

Detaylı

Bu dersi tamamlayan öğrenci,fizyolojinin temel prensipleri, işleyiş mekanizmaları ve vücudun kontrol sistemini açıklayabilir.

Bu dersi tamamlayan öğrenci,fizyolojinin temel prensipleri, işleyiş mekanizmaları ve vücudun kontrol sistemini açıklayabilir. FİZYOLOJİ I Dersin Adı Kodu Yarıyıl Teori Laboratuar AKTS (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) Fizyoloji I FTR 1.YIL/ 4 - - 5 1.yarıyıl 113 Güz Önkoşullar Yok Dersin dili Türkçe Dersin Türü Zorunlu Dersin

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği OP. DR. ÜNSAL ÖZKUVANCI Genel bilgiler Şeker hastalığı bir çok organı etkilediği gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz

Detaylı

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.)İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 2.) İLAÇLARIN VERİLİŞ YOLLARI VE ETKİSİNİ DEĞİŞTİREN FAKTÖRLER Slayt No : 13 1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

Detaylı

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1.

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1. DEMİR CEVHERİNDE SİLİS VE ALMİNYÜM OKSİT 489 Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. % SİO2 AlıOj CaO MgO Mıı P S Fe Sabit C Si Cevher A 6.00 1.00 0.68 0.44 0.54 0.073 Cevher B 6.64

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi İhsan Ateş 1, Nihal Özkayar 2,Bayram İnan 1, F. Meriç Yılmaz 3, Canan Topçuoğlu 3, Özcan Erel 4, Fatih Dede 2, Nisbet Yılmaz 1 1 Ankara Numune

Detaylı

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR?

ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? ANORMAL TRANSFORMASYON ZONU: ASETİK ASİTİN ETKİSİ NEDİR? Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hast. Ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Ünitesi Serviks Epiteli Skuamoz epitel: Ektoserviks Kolumnar epitel: Endoserviks

Detaylı

V Ön Söz Birinci fasıl: İşletme İktisadının Esasları 3 A. İşletme ve işletme iktisadının mahiyeti 3 I. İşletmenin mâna ve tarifi 3 II. İşletme iktisadı ilminin mahiyeti 8 III. İşletme iktisadı ilminin

Detaylı

"ARAŞTIEMA" DA İŞBİRLİĞİ (*)

ARAŞTIEMA DA İŞBİRLİĞİ (*) 433 "ARAŞTIEMA" DA İŞBİRLİĞİ (*) Fuat İ. KARAVAZICI Endüstrinin gelişme hızı, uzun vadede, ilim ve teknolojide elde edilen ilerlemelerin endüstride muntazam bir şekilde tatbik edilmesine bağlı ise de istihsalde

Detaylı

Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar Akseki, Dilek Taşkıran

Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar Akseki, Dilek Taşkıran Yağlı Karaciğer (Metabolik Sendrom) Modeli Geliştirilen Sıçanlarda Psikoz Yatkınlığındaki Artışın Gösterilmesi ve Bu Bulgunun İnflamatuar Sitokinlerle Bağlantısının Açıklanması Oytun Erbaş, Hüseyin Sedar

Detaylı

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN 08.15-09.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 09.15-10.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 10.15-11.00 Kardiyovasküler sistem semiyolojisi M.YEKSAN 11.15-12.00

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

Hipertansiyon Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar-2014. Dr. Mehmet KANBAY Nefroloji B.D. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi

Hipertansiyon Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar-2014. Dr. Mehmet KANBAY Nefroloji B.D. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hipertansiyon Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar-2014 Dr. Mehmet KANBAY Nefroloji B.D. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kontrolsüz Hipertansiyonun Bedeli SVO geçiren hastaların.. J Rendon et al.,

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem II Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı : Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN : Doç.

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ DEKANLIĞI DIS- 201 PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ TEORİK AKTS: 3 Diş Hekimliği 30 hafta- haftada 2 saat teorik Dersin Amacı: Protetik tedavi türleri ve uygulamaları hakkında bilgi vermek, sabit ve hareketli protezlerin klinik

Detaylı

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ)

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) Diğer adı ve kısaltma: α fetoprotein, AFP. Kullanım amacı: Primer karaciğer, testis ve over kanserlerinin araştırılması ve tedaviye alınan cevabın izlenmesi amacıyla

Detaylı

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh.

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh. TKİ. OAL. İşletmesinde Toz Problemi TKİ Maden Müh. 1) Giriş Henüz, Türkiye'de kömür ve metal ocaklarında teneffüs edilebilir toz kontrolü yapılmamaktadır. Bu alandaki çalışmaların önemi gün geçtikçe daha

Detaylı

YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ. Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI

YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ. Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI YAYGIN, KAŞINTILI, PAPÜLLÜ DÖKÜNTÜ Araş. Gör. Dr. Nahide Gökçe ÇAKIR KTÜ AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI 28.04.2015 34 yaşında erkek hasta 2 gün önce ortaya çıkan kaşıntılı, eritematöz, kaşıntılı, papüler

Detaylı

CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER. Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU

CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER. Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU Cortex cerebri Duyu bölgeleri ;duyuların alındığı bölgeler Motor bölgeler ; hareketlerin istek doğrultusunda başlatıldığı veya sonlandırıldığı bölgeler

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin kan akımı Kalp debisinin %15 i 750-900 ml/dk Akımı regüle eden ve etkileyen üç temel faktör; Hipoksi Hiperkapni

Detaylı

KANSER ERKEN TANI VE TARAMA PROGRAMI

KANSER ERKEN TANI VE TARAMA PROGRAMI KANSER ERKEN TANI VE TARAMA PROGRAMI Hasta Adı - Soyadı: Cinsiyet: K E Hasta ID No: Doğum Tarihi: Baba Adı: Kimlik No: Sayın Hastamız, Bu form, size uygulanması planlanan erken tanı ve tarama programının

Detaylı

KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU

KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU KALP KRİZİ UZ.DR.MUHAMMET HULUSİ SATILMIŞOĞLU Türkiye ulusal düzeyde ölüm nedenleri arasında ilk sırayı 205.457 ölümle kardiyovaskülerhastalıklar (tüm ölüm nedenlerinin %47,73 ü) almaktadır. Kardiyovasküler

Detaylı

SIVAŞ CİVARINDAKİ JİPS SERİSİNİN STRATİGRAFİK DURUMU

SIVAŞ CİVARINDAKİ JİPS SERİSİNİN STRATİGRAFİK DURUMU SIVAŞ CİVARINDAKİ JİPS SERİSİNİN STRATİGRAFİK DURUMU Fikret KURTMAN Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Ankara ÖZET. Sivas civarındaki jips teressübatı umumiyetle Oligosen yaşında kabul edilmekte idi. Bu

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

SODYUM (Na + ) SODYUM METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI HİPONATREMİ HİPONATREMİ. Plazma Na + : meq/l,

SODYUM (Na + ) SODYUM METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI HİPONATREMİ HİPONATREMİ. Plazma Na + : meq/l, SODYUM (Na + ) SODYUM METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI Dr.M.Murat Özgenç Plazma Na + : 138 145 meq/l, Total vücut Na + : 58 meq/kg (Ort. total Na + : 4000 meq) Total değişebilir Na + : 41 meq/kg (Ort. 3000 meq,

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Her çiğneme tableti beyaz, bir yüzü çentikli, yuvarlaktır ve 80 mg simetikon içerir.

KULLANMA TALİMATI. Her çiğneme tableti beyaz, bir yüzü çentikli, yuvarlaktır ve 80 mg simetikon içerir. METSİL FORT 80 mg çiğneme tableti Ağızdan alınır. Etkin madde: 80 mg simetikon KULLANMA TALİMATI Yardımcı maddeler: Sodyum sakarin dihidrat, laktoz monohidrat, mannitol (E421), povidon k-30, magnezyum

Detaylı

OBEZİTE CERRAHİSİ GEÇİREN KİŞİLERDE KİLO VERMEK BEYNİ İŞTE BÖYLE ETKİLİYOR!

OBEZİTE CERRAHİSİ GEÇİREN KİŞİLERDE KİLO VERMEK BEYNİ İŞTE BÖYLE ETKİLİYOR! OBEZİTE CERRAHİSİ GEÇİREN KİŞİLERDE KİLO VERMEK BEYNİ İŞTE BÖYLE ETKİLİYOR! Yeni araştırmalar, kilo kaybı ameliyatının vücut yağlarının beyin üzerindeki olumsuz etkilerini tersine çevirdiğini gösteriyor.

Detaylı

Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır.

Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır. GİRİŞ: Tiroidin en sık görülen benign tümörleri foliküler adenomlardır. Foliküler adenomlar iyi sınırlı tek lezyon şeklinde olup, genellikle adenomu normal tiroid dokusundan ayıran kapsülleri vardır. Sıklıkla

Detaylı

MEME HAMA}lTOMU ÖZET SUMMARY. histopathologicala features of this lesion are evaluated and compared with the literature.

MEME HAMA}lTOMU ÖZET SUMMARY. histopathologicala features of this lesion are evaluated and compared with the literature. MEME HAMA}lTOMU (LENFANGİOMİYOM) R., İlhan('"), F., Kabukçuoğlu (*), A. İplikçi("'), O., İplikçi(") ÖZET 984-988 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Datı biyopsi materyeli içerisinde

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

AMİLAZ (SERUM) Klinik Laboratuvar Testleri

AMİLAZ (SERUM) Klinik Laboratuvar Testleri AMİLAZ (SERUM) Kullanım amacı: Klinik uygulamada, pankreas dokusu ve tükürük bezleri ile ilişkili her türlü zedelenme olasılığının değerlendirilmesi amacıyla ihtiyaç duyulur. Akut ve kronik pankreatitler

Detaylı

ACTH (Synacten) STİMÜLASYON TESTİ

ACTH (Synacten) STİMÜLASYON TESTİ ACTH (Synacten) STİMÜLASYON TESTİ Adrenal rezerv testi; Synacten stimülasyon testi; ACTH stimülasyon testi adrenal yetmezlik teşhisinde kullanılır. ACTH stimülasyon testi neyi ölçer? ACTH beyinde hipofiz

Detaylı

Fizyoloji Nedir? 19/11/2015. FİZYOLOJİ KAVRAMI ve HÜCRE. Yaşayan organizmaların karakteristik özellikleri nelerdir?

Fizyoloji Nedir? 19/11/2015. FİZYOLOJİ KAVRAMI ve HÜCRE. Yaşayan organizmaların karakteristik özellikleri nelerdir? Fizyoloji Nedir? FİZYOLOJİ KAVRAMI ve HÜCRE Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Canlıyı oluşturan doku ve organların fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalıdır. Yaşayan

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM 1-BÖBREK(2) 2-ÜRETER(2) 3-İDRAR KESESİ 4-ÜRETHRA

ÜRİNER SİSTEM 1-BÖBREK(2) 2-ÜRETER(2) 3-İDRAR KESESİ 4-ÜRETHRA ÜRİNER SİSTEM 1-BÖBREK(2) 2-ÜRETER(2) 3-İDRAR KESESİ 4-ÜRETHRA ÜRİN Üre Ürik asit Kreatinin Belirli yabancı maddeler ve onların parçalanma ürünleri Elektrolitler Su(Değişik miktarda) BÖBREĞİN ÖNEMLİ Ürin

Detaylı