KOMPLEKS PARSİYEL EPİLEPSİLİ HASTALARDA KLİNİK VE PSİKOSOSYAL PROGNOZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KOMPLEKS PARSİYEL EPİLEPSİLİ HASTALARDA KLİNİK VE PSİKOSOSYAL PROGNOZ"

Transkript

1 T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI KOMPLEKS PARSİYEL EPİLEPSİLİ HASTALARDA KLİNİK VE PSİKOSOSYAL PROGNOZ Dr. Fatih ERBEY UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Vildan BAYTOK ADANA-2005

2 TEŞEKKÜR Tezimin planlanmasından basımına kadar geçen sürecin her basamağında yardımlarını esirgemeyen Doç. Dr. Özlem Hergüner e, tüm hastalarımı psikiyatrik açıdan değerlendiren ve tezimin tüm aşamalarında manevi destek olan Uzm. Dr. Elif Koçak a, yine tüm hastaların psikometrik değerlendirmelerini yapan Psikolog Nurcihan Kiriş e, istatistik hesaplamalarında yardımcı olan Dr. Gülşah Seydaoğlu na, tez danışmanlarım Prof. Dr. Vildan Baytok a ve Prof. Dr. Şakir Altunbaşak a ve tezimin gerçekleşmesine belki de en büyük katkıda bulunan sevgili hastalarıma ve onların sayın ailelerine en içten duygularımla teşekkür ederim. Fatih ERBEY I

3 İÇİNDEKİLER Sayfa No: TEŞEKKÜR...I İÇİNDEKİLER... II TABLO LİSTESİ... III ŞEKİL LİSTESİ...IV KISALTMA LİSTESİ...VII ÖZET ve ANAHTAR SÖZCÜKLER... V ABSTRACT - KEYWORDS...VI 1. GİRİŞ GENEL BİLGİLER Epileptik Nöbetlerin Sınıflandırılması Jeneralize Epilepsiler Parsiyel Epilepsiler Lokalizasyona Göre Nöbetlerin Özellikleri Nöbet Etyolojisi Epilepside Etyoloji Epilepside Tedavi Prensipleri Epilepside EEG nin Yeri Epilepside Nöroradyolojinin Yeri Epilepside Prognoz Epilepside Psikososyal Yaklaşım GEREÇ VE YÖNTEM İstatistiksel Yöntemler BULGULAR TARTIŞMA SONUÇLAR KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ II

4 TABLO LİSTESİ Tablo No Sayfa No Tablo 1. Epileptik nöbetlerin klasifikasyonu (ILAE, 1981) (4) Tablo 2. Epilepsiler ve Epileptik Sendromların Uluslararası Sınıflaması (ILAE, 1989 )... 6 Tablo 3. Semptomatik gruptalki hastalarda etyolojik nedenler Tablo 4. Ek nöbet tipine göre hastaların dağılımı Tablo 5. Nöbetin anatomik lokalizasyonuna göre hastaların dağılımı Tablo 6. İncelenen parametrelerin etyolojik gruplara göre dağılımı Tablo 7. Nöbet kontrolünü predikte eden faktörler Tablo 8. Mental retardasyonu predikte eden faktörler Tablo 9. Psikiyatrik hastalığı predikte eden faktörler III

5 ŞEKİL LİSTESİ Şekil No Sayfa No Şekil 1. Etyoloji nöbet kontrolü arasındaki ilişki Şekil 2. Tedavi nöbet kontrolü arasındaki ilişki Şekil 3. Mental Retardasyon nöbet kontrolü arasındaki ilişki Şekil 4. Nöbet Kontrolü mental retardasyon arasındaki ilişki Şekil 5. Nöbet Kontrolü mental retardasyon arasındaki ilişki Şekil 6. Tedavi mental retardasyon arasındaki ilişki Şekil 7. Etyoloji psikiyatrik tanı arasındaki ilişki IV

6 ÖZET Kompleks Parsiyel Epilepsili Hastalarda Klinik ve Psikososyal Prognoz Tüm hastalıklarda olduğu gibi epilepside de prognozun ve prognoza etki eden faktörlerin bilinmesi gerek hekim, gerek aile ve gerek hasta için son derece önemlidir. Kompleks parsiyel nöbet, diğer nöbet tiplerine göre daha kötü prognoza sahiptir. Biz Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Polikliniğinde Kompleks parsiyel nöbet li epilepsi tanısı ile takip ve tedavi edilmekte olan, yılları arasında poliklinik takiplerine düzenli olarak gelen ve ilk başvuruda 1 ay-16 yaş arasında olan hastalar da, nöbet prognozu, gelişimsel ve psikiyatrik prognozu ve bunlar üzerine etkili olabilecek risk faktörlerini araştırmak amacı ile bu çalışmayı planladık. Prognoz üzerinde etkili olabileceğini düşündüğümüz risk faktörleri arasında nöbet başlangıç yaşı, etyoloji, perinatal anoksi varlığı, anne baba akrabalığı, yenidoğan nöbetinin varlığı, febril nöbet varlığı, ailede epilepsi öyküsü, ilaç öncesi nöbet sıklığı, tedavi, nöroradyolojik anormallik mevcudiyeti ve anormal nörolojik muayene bulguları incelendi. Nöbet kontrolü üzerine, etyoloji, anti epileptik ilaç sayısı ve mental retardasyon varlığının etkili olduğu (p<0.05), diğer risk faktörlerinin ise etkili olmadığı saptandı (p). Mental retardasyon varlığı üzerine, etyoloji, nöbetin kontrol altında olması ve kullanılan ilaç sayısının etkili olduğu (p<0.05), diğer risk faktörlerinin ise etkili olmadığı saptandı (p). Psikiyatrik prognoz üzerine, sadece etyolojinin etkili olduğu (p<0.05), diğer risk faktörlerinin ise etkili olmadığı saptandı (p). Sonuç olarak, özellikle semptomatik etyolojiye sahip ve birden fazla ilaç kullanan hastalarda prognozun kötü olduğu, bu hastaların takibinde daha erken dönemde dikkate alınarak alternatif tedavi yöntemlerine başvurulması gerektiği vurgulandı. Anahtar Kelimeler: Kompleks parsiyel epilepsi, prognoz. V

7 ABSTRACT Clinical and Psychosocial Prognosis in Patients with Complex Partial Epilepsy In epilepsy, knowledge of prognosis and factors contributing to prognosis are very important for physician, family and patient. Complex partial seizures have a poorer prognosis than other seizure types. Aim of this study was to evaluate prognosis of seizures, developmental and psychiatric prognosis and risk factors. At first application 1 month 16 years old patients who were followed with the diagnosis of complex partial seizures, and regularly attended to controls, in Cukurova University Medical Faculty Pediatric Neurology Department, between years of were included to the study. Age that seizures started, etiology, relationship between parents, presence of perinatal asphyxia, neonatal seizures, febrile seizures and family history of epilepsy, pretreatment frequency of seizures, treatment, presence of neuro radiological abnormalities and abnormal neurological examination findings were evaluated as suggested risk factors which would be effective on prognosis. We found that etiology, number of antiepileptic drugs and presence of mental retardation were effective on control of seizures (p<0.05), and other risk factors were found ineffective (p<0.05). Etiology, control of seizures and number of drugs were found effective on presence of mental retardation (p<0.05), but other factors were found ineffective (p<0.05). On psychiatric prognosis only etiology was found effective (p<0.05), other factors were found ineffective (p<0.05). In conclusion, we emphasized the bad prognosis of patients, having symptomatic etiology and using more than one drug; and necessity of application of alternative treatment methods at early stages of patients follow up. Keywords: Complex partial epilepsy, prognosis VI

8 KISALTMALAR LİSTESİ ABA AEİ BBT BPN DSM-IV EEG FK HİE ILAE JTK JTKN KPN MR MRG NA NBY NRA PNA SJ SJN SS SSS YN : Anne baba akrabalığı : Anti epileptik ilaç : Bilgisayarlı beyin tomografisi : Basit parsiyel nöbet : Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı IV : Elektroensefalografi : Febril konvülsiyon : Hipoksik iskemik ensefalopati : Uluslar arası epilepsi ile savaşım birliği : Jeneralize tonik klonik : Jeneralize tonik klonik nöbet : Kompleks parsiyel nöbet : Mental retardasyon : Manyetik rezonans görüntüleme : Nörolojik anormallik : Nöbet başlangıç yaşı : Nöroradyolojik anormallik : Perinatal anoksi : Sekonder jeneralize : Sekonder jeneralize nöbet : Standart sapma : Santral sinir sistemi : Yenidoğan nöbeti VII

9 1. GİRİŞ Tüm hastalıklarda olduğu gibi epilepside de prognozun ve prognoza etki eden faktörlerin bilinmesi gerek hekim, gerek aile ve gerek hasta için son derece önemlidir. Kompleks parsiyel nöbet, diğer nöbet tiplerine göre daha kötü prognoza sahiptir. Hangi hastada prognozun iyi hangisinde kötü olduğunu önceden bilmenin, özellikle prognozun kötü olduğu hastalarda alternatif tedavi yöntemlerinin önceden uygulanmasının vurgulandığı bir çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda prognozu olumsuz yönde etkileyen faktörler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ancak gerek nöbet gerek gelişimsel prognoz ve gerekse psikiyatrik prognozu etkileyen prediktif faktörlerle ilgili sonuçlar arasında tam bir uyum mevcut değildir. Bu nedenle biz de Kompleks parsiyel nöbetli epilepsi tanısı ile takip ve tedavi edilmekte olan hastalar da, nöbet prognozu, gelişimsel prognoz, psikiyatrik prognoz ve bunlar üzerine etkili olabilecek risk faktörlerini araştırmak amacı ile bu çalışmayı planladık. 1

10 2. GENEL BİLGİLER Epilepsinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk zamanlarda ve çok seyrek olmakla beraber halen dünyanın bazı yörelerinde bir takım sihirler, dinsel ayinler ve bilim dışı yöntemlerle tedavi edilmektedir. Hippokrates yirmibeş asır önce bu hastalığın organik bir nedeni olduğuna işaret etmiş, ancak günümüzden bir asır öncesine kadar insanların bu hastalığa karşı tutumlarında büyük bir değişiklik görülmemiştir. Yüzyıllar sonra Jackson çalışmaları ile yeni bir dönem açarak epilepsinin ilk bilimsel tanımını yapmış ve epilepsiyi beynin özellikle gri cevherinin akut ve lokal deşarjları olarak tarif etmiştir 1. Epilepsi, Çocuk Nörolojisinin en önemli kronik hastalığı olup, genel prevalansı %0.5-1 olarak kabul edilmektedir. Epilepsi; (Yunanca Epilepsia ) değişik nedenlerle beyinde nöronal hücrelerin anormal elektriksel boşalımı ile ortaya çıkan epizodik serebral disfonksiyondur. Epileptik atak bir hastalık olmayıp, farklı etkenlere bağlı bir semptomdur. Klinik ve elektriksel bulgular olayın başladığı ve yayıldığı lokalizasyona göre ayrıcalık gösterir. Nöbet sırasında görülebilen bilinç kaybı, anormal sensoriyal veya motor aktivite (tonik veya klonik kontraksiyon), vejetatif ve entelektüel davranışta fonksiyon bozukluğu tekrarlayıcı nitelikte (paroksismal) ise epilepsi deyimi kullanılır. Epilepsi kelimesi Yunanca da kavramak-yakalamak anlamına gelen bir kelimenin karşılığıdır. Bu kelimenin iki anlamı olduğu kabul edilir. Birincisi; hastalığın şeytanların yakalaması neticesinde saldırı-atak-hamle şeklinde oluşan bir kavram olduğu inancıdır. Bu kavram özellikle hastaların bilinçlerinin kaybolduğu, vücutlarının ajite bir şekilde sarsıldığı ve sanki bir taraftan kontrol ediliyormuşçasına hareket ettiği epileptik nöbetler için kullanılmıştır. İkinci anlamı olan yakalamak ise; aniden oluşan, hastaya nöbet ve sonrası olaylardan kaçma şansı vermeden yakalayan hastalık olarak yorumlanmaktadır. Epileptik atakların bu ani ve beklenmeyen doğası hem şeytanların hakimiyetinde olduğu düşünülen büyü kavramını, hem de daha mantıklı olan tahmin edilemez olmasını açıklamaktadır. Beyin fonksiyonlarının bozulması sadece epilepside görülmez. Eski zamanlarda histerik nöbetler, senkop ve uyurgezerlik epileptik ataklarla karıştırılırken artık günümüzde ayrılabilmektedir. Jackson un yaptığı epilepsi, gri cevherin ani, ara sıra 2

11 olan, aşırı, hızlı ve lokal boşalımıdır tanımı modern epileptik anlayışının temelini oluşturur. Elektroensefalografi (EEG), epileptik nöbetlerin karakterizasyonu için gereklidir. Epileptik deşarjın en önemli karakteri yüksek amplütüdlü ve ritimli olmasıdır. Her epileptik deşarj, bir epileptik nöbete karşılık gelmez. Böyle durumlar subklinik nöbetler olarak tanımlanabilir. Epileptik nöbetlerin senkop ve histerik ataklar gibi paroksismal bozukluklardan ayırtedilmesinde de bu deşarjların varlığı yada yokluğundan istifade edilir. Konvülsiyonlar, sürekli (tonik) yada kesintili (klonik) istemsiz kas kontraksiyonları ile giden ataklardır. Spesifik bir mekanizmayı belirtmez. Her konvülsiyon epilepsi olmadığı gibi epileptik atakların bir kısmı da konvülsiyon ile seyretmeyebilir. Epilepsi terimi bir çok aile için korkutucu ve tedavi edilemez bir hastalığı ifade etmektedir. İnsan beyni bazı presipitan faktörlerle nöbet oluşturabilir. Özellikle çocuklarda santral sinir sisteminin (SSS) dışındaki bazı metabolik değişiklikler epileptik nöbeti uyarabilir. Ayrıca, kafa travması gibi olaylarda da ortaya çıkabilir. Konvülsiyonlar sadece presipitan faktörlerin varlığında oluşur. Febril konvülsiyon bunun için iyi bir örnek teşkil eder. Yani presipite edici faktörlerin varlığında oluşan ve rekürrens göstermeyen nöbetler epilepsi olarak değil konvülsiyon olarak kabul edilir. Epilepsi ise konvülsiyonların belirli bir paroksizm içerisinde tekrarlama olayıdır. Epilepsi belirlenebilir bir SSS dışı bozukluk olmadan tekrarlayan kronik bir durumdur. Rekürren paroksismal disfonksiyon, primer olarak yapısal beyin anormalliklerinin bulunmasından veya nöbete intrensek konstitüsyonel bir eğilim yüzünden oluşur. Bu eğilim bazı genetik faktörlerle açıklanır. Genetik ve/veya konstitüsyonel faktörler ve yapısal anormallikler genelde aynı hastada değişik oranlarda vardır. Epilepsinin tanımlaması ve klasifikasyonu zorluklarla doludur. Epilepsi gibi tek bir terim nöbet oluşumunu, klinik spektrumunu ve sayısız paternlerini açıklamaya yetmez. Bütün bu güçlükler epilepsinin bir hep yada hiç fenomeni olmadığını göstermektedir 2. 3

12 2.1. Epileptik Nöbetlerin Sınıflandırılması Epileptik olayların görüş birliği ile yapılacak bir sınıflandırılmasının gerekliliği çok eskiden beri bilinmektedir. Masland 3 a göre, çoğunluğun kabul ettiği tek bir sınıflandırmanın yapılması, altta yatan nedenlerin anlaşılması, bilimsel araştırmaların ilerletilmesi ve sonuçların karşılaştırılması konusunda atılacak ilk adımdır. Epileptik nöbetlerin ilk sınıflandırması Uluslararası Epilepsiyle Savaşım Birliği (ILAE) tarafından 1969 yılında kabul edilmiştir ILAE sınıflaması altı kritere dayanır. Bunlar; nöbetin klinik tipi, EEG nin interiktal ve iktal özellikleri, anatomik durum, etyoloji ve yaştır ILAE sınıflandırması 1981 yılında yeniden düzenlenmiş olup, halen bazı anlaşmazlıklar olmakla birlikte günümüzde halen bu sınıflandırma kullanılmaktadır (Tablo 1). Bu sınıflandırmada bir öncekinden farklı olarak sadece klinik nöbet tipi, iktal ve interiktal EEG bulguları kriter olarak alınmıştır. Parsiyel nöbetlerin basit ve kompleks olarak ayrımı bilinç bozulmasının esasına dayandırılmıştır. Burada bilinçli olma durumu, hastanın uyanıkılık ve/veya çevresel uyaranlara cevap verebilme derecesi olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda epilepsi sınıflandırmasından çok epileptik sendromları şekillendirecek bir tablo yapmak için çalışmalar yoğunlaştırılmıştır. ILAE, 1989 yılında epileptik sendromları bir arada toplayan uluslararası epilepsi ve epileptik sendrom sınıflaması ortaya çıkarmıştır (Tablo 2). Epileptik sendromlar, bir arada oluşan belirtiler ve semptomlar topluluğudur. Bu bulgu ve semptomlar nöbetin tipini, rekürrens sıklığını, nörolojik bulgularını ve nöroradyolojik özelliklerini içerir. Bir sendromun birden çok nedeni ve değişik sonuçları olabilir. Bazı epileptik sendromlar ortak klinik-eeg bulgularını içermekle kalmaz, belirgin ortak seyir gösterir 4. 4

13 Tablo 1. Epileptik Nöbetlerin Klasifikasyonu (ILAE, 1981) 4 1-Parsiyel (Fokal, lokal) Nöbetler A.Basit parsiyel nöbetler (BPN) 1. Motor semptomlu a. Fokal motor b. Jacksonian c. Versif d. Postural e. Fonotuvar 2. Somotosensoryel veya Özel Duysal Semptomlu a. Somatosensoryel b. Vizüel c. Odituvar d. Olfaktör e. Gustatör f. Vertijinöz 3. Otonomik Semptomlu 4. Psişik Semptomlu a. Disfazik b. Dismnezik c. Kognitif d. Affektif e. İllüzyonlar f. Yapısal halüsinasyonlar B. Kompleks parsiyel nöbetler (KPN) 1. BPN Ardından bilinç kaybı a. BPN bulguları şeklinde b. Otomatizma olmayan 2. Başlangıçta bilinç kaybı a. Sadece bilinç kaybı olan b. Otomatizmalarla giden C. Parsiyel Nöbet Sekonder Jeneralize Nöbet (SJN) 1. BPN şeklinde başlayıp sekonder jeneralize olan 2. KPN şeklinde başlayıp sekonder jeneralize (SJ) olan 3. BPN KPN SJN 2. Jeneralize Nöbetler A. Absans Nöbetleri 1. Tipik Absans a. Sadece bilinç kaybı b. Hafif klonik komponentli c. Atonik komponentli d. Tonik komponentli e. Otomatizmalı f. Otonomik komponentli 2. Atipik Absans B. Miyoklonik Nöbetler C. Klonik Nöbetler D. Tonik Nöbetler E. Tonik-klonik Nöbetler F. Atonik Nöbetler 3. Sınıflandırılamayan Grup 5

14 Tablo 2. Epilepsiler ve Epileptik Sendromların Uluslararası Sınıflaması (ILAE, 1989 ) 1. Lokalizasyona bağlı (fokal, lokal,parsiyel) epilepsi ve sendromlar 1.1. İdiopatik (başlangıç yaşına göre ) - Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi - Oksipital paroksizmleri olan çocukluk çağı epilepsileri - Primer okuma epilepsisi 1.2. Semptomatik - Kronik progresif epilepsi parsiyalis kontinua (Kojewnikow Sendromu) - Özel biçimlerde ortaya çıkan nöbetlerle karekterize sendromlar - Temporal, frontal, parietal, oksipital lob epilepsileri 1.3. Kriptojenik epilepsiler - Temporal, frontal, parietal, oksipital lob epilepsileri 2. Jeneralize epilepsiler ve sendromlar 2.1. İdiopatik epilepsiler - Bebeklik dönemi benign miyoklonik epilepsi - Çocukluk çağı absans/juvenil absans epilepsi - Uyanıklıkta ortaya çıkan jeneralize tonik-klonik nöbetler - Özel şekilde ortaya çıkan nöbetler - Diğer idiopatik jeneralize epilepsiler 2.2. Kriptojenik veya semptomatik epilepsiler - West Sendromu (İnfantil spazm) - Lennox-Gastaut Sendromu - Miyoklonik astatik nöbetlerle karekterize epilepsiler - Miyoklonik absansla karekterize epilepsiler 2.3. Semptomatik epilepsiler Non-spesifik etyolojili - Erken miyoklonik ensefalopati - Süpresyon burstleri ile giden erken infantil epileptik ensefalopati - Diğer semptomatik jeneralize epilepsiler Spesifik nörolojik hastalıklara bağlı epilepsiler 3.Fokal veya jeneralize olduğu belirlenemeyen epilepsi ve sendromlar 3.1 Hem jeneralize hem fokal olan nöbetler - Bebeklik dönemi ciddi miyoklonik epilepsi - Akkiz epileptik afazi(landau-klefner Sendromu) - Diğer sınıflandırılamayan epilepsiler 3.2. Fokal veya jeneralize görünüşün belirgin olmadığı durumlar 4.Özel duruma bağlı epilepsiler - Febril konvülsiyonlar - İzole nöbetler veya status epileptikus - Akut toksik veya metabolik nedenlere bağlı nöbetler 2.2. Jeneralize Epilepsiler Absans nöbetler Eskiden petit mal olarak isimlendirilen absans nöbetlerinin ayırt edici özellikleri ani bilinç kaybı ile kendini göstermesi, süregelen aktivitenin kesintiye uğraması, boş bir bakış ve olasılıkla gözlerin yukarıya doğru kısa deviasyonudur. Hasta konuşuyorsa konuşma yavaşlar veya kesintiye uğrar, yürüyorsa donup kalır, yemek yiyorsa lokma ağzında kalır yaşları arasında ortaya çıkar, 6-7 yaşlarında pik yapar. Otozomal 6

15 geçiş gösterdiği ve poligenik faktörlerin etkili olduğu düşünülen bu epilepsi türünün çok tipik bir EEG paterni vardır; 3cy/sn diken yavaş dalga komleks deşarjları bilateral senkron ve jeneralize olarak ortaya çıkar. Bu bulgu en iyi hiperventilasyon sırasında gözlenir. Absan nöbetleri yaygın değildir. Tüm nöbet tiplerinin % 10 undan azdır. Ancak tanısı konmadan atlanan en sık nöbet tipidir. Absans nöbetlerinin prevalansı hayatın ilk 10 yılında en fazladır. Kızlarda daha fazla görülmektedir. Tipik absans nadiren 2 yaşından önce ve 10 yaşından sonra başlar 5-9. Sato ve arkadaşları absanslı hastada ortalama başlama yaşını 3.8 yıl olarak bulmuşlardır. Absans nöbetleri tipik ve atipik olarak sınıflandırılabilir. Tipik nöbetler de basit ve kompleks olarak iki gruba ayrılmıştır. Tipik basit absans; postüral tonusta değişiklik olmadan bilinç bozulmasıyla seyreder. Bu sırada hasta karşısındaki bir noktaya dalgın dalgın bakar, göz kapaklarında flutter tarzında hareketler ve ağız çevresinde hafif çekilmeler görülür. Bu hareketler 5 ile 20 saniye, nadiren 30 saniye kadar sürebilir. Aynı gün içinde 50 ile 100 arasında absans nöbeti görülebilir. Nöbetlerin sonunda hasta aniden normale döner ve hiçbir şey olmamış gibi nöbet başlamadan önce yaptığı işe bıraktığı yerden devam eder. Postiktal konfüzyon ve halsizlik görülmez. Çocuk nöbet geçirdiğini farketmez. Öğretmenleri tarafından dalgınlığı, derslerini dinlemediği veya elinden kalemlerini düşürdüğü şeklinde ifade edilebilir. Çocuk bazen yapmakta olduğu işe devam eder. Örneğin bardak dolduğu halde, su doldurmaya devam etmesi gibi. Tipik basit absans formuna piknolepsi denir. Çocuklar nörolojik ve mental yönden normaldir. Kompleks absans basit olanından daha sık görülür. Penry ve arkadaşları 11, yaptıkları çalışmada 347 absans epilepsili hastaları incelemişler, %9.6 sının basit, %90.4 ünün kompleks absans olduğunu saptamışlar. Kompleks absans vakalarının %63.1 nin otomatizmli, %45.4 nin klonik komponentli ve %22.5 nin de atonik komponentli oldukları gözlenmiştir. Göz kapağının flutter hareketi klonik komponenti, ağız şapırdatma, çiğneme, parmak, el, kol, omuz hareketleri ise otomatizmi oluşturur. Atonik komponent ise baş ve kollarda ani düşme, elde tutulan nesneyi yere düşürme şeklindedir. Tonik komponent postüral tonusta hafif artma, göz ve başın yukarıya doğru deviyasyonu şeklinde gözlenir. Miyoklonik komponentler çok kısa ve göz kırpma şeklindedir. Holmes ve arkadaşları miyoklonik jerklerin tipik absanslı nöbetlerin %13 ünde, atipik absanslı nöbetlerin ise % 12 sinde olduğunu bulmuşlardır. Otonomik komponentte ise absans nöbetlerle birlikte idrar inkontinansı, solukluk, midriazis, 7

16 taşikardi gibi bulgular vardır. Otomatizm ve diğer komponentler çocukluk çağı absans epilepsisinin kompleks parsiyel nöbetlerle karışmasına yol açar. Klinik ve EEG özellikleri nöbetlerin hiperventilasyonla aktive olup olmaması ile ayırt edilir. Prognozu iyi olan epilepsi türüdür. Çoğu merkezde, iki yıllık tedavi yeterli bulunmaktadır. Hastaların % ında absans nöbetinden sonra jeneralize tonik-klonik nöbetler ortaya çıkabilir. %10 vakada absans status görülebilir. Tanı, klasik atağın görülmesi ile konabilir. Bazen bu ataklar 3 dakikalık hiperventilasyon ile ortaya çıkarılabilir. EEG de absans nöbeti sırasında 3 Hz lik bilateral senkron, simetrik diken dalga deşarjları ortaya çıkar. Frekans Hz arasında değişebilir. Temel bioelektrik aktivite normaldir. Atipik absans nöbetler hem klinik hem de EEG bulgusu olarak tipik absanstan farklıdır. Tonus değişiklikleri daha belirgindir. Başlangıç ve bitiş ani değildir. EEG de 3 Hz lik deşarjlar yerine Hz lik deşarjlar ortaya çıkar. Simetri düzgün olarak görülmez, hızlı aktivite ve düzensiz diken ve yavaş dalga kompleksleri veya diğer paroksistik değişiklikler görülebilir. Bazı vakalarda mental retardasyon (MR) ve tedaviye direnç vardır. Tedavi tipik absanstaki gibidir Etyolojide akkiz ve kalıtsal faktörler sorumlu tutulmaktadır. Tipik absans nöbetlerinde genetik faktörler (multifaktöriyel geçiş) ön plana çıkarken, atipik nöbetler genelde semptomatik nöbetler grubundadır. Miyoklonik nöbetler Miyoklonus, kısa istemsiz kas kontraksiyonlarıdır. İnfantil spazmda olduğu gibi nöbetin bir bulgusu olarak görülebilir ya da uykuya dalma veya uyarıya karşı gelişen fizyolojik bir cevap da olabilir. Ayrıca tek başına veya tonik klonik nöbetlere eşlik eden istemsiz hareketler olarak karşımıza çıkabilir. Sadece klinik görünüm ile miyoklonusu miyoklonik nöbetten ayırmak güçtür 12. Miyoklonik nöbet, çocukluk ve adölesan çağda görülebilir, vücudun bir tarafındaki veya her iki tarafındaki kol ve bacakta 1-5 sn süreli jerkler şeklinde hareketlerdir. EEG de senkronize spike-polispike deşarjlarla karakterizedir. Benign gidişli olabileceği gibi progresif nörolojik bir sendromun komponenti şeklinde de olabilir. Miyoklonus epileptik yada nonepileptik olabilir. Nonepileptik miyoklonuslar içinde; hıçkırık, aksırık, uyku jerkleri, tikler, startl refleksi ve spinal miyoklonus sıralanabilir. Miyoklonus ve miyoklonik nöbetler herediter 8

17 kaynaklı olabildiği gibi ensefalopatik bozukluklar veya fokal beyin lezyonları sonucu da gelişebilir. Örneğin; hipoksik iskemik ensefalopati, viral ensefalit, bakteriyel menenjit, metabolik bozukluklar, dejeneratif hastalıklar, vaskülit ve tümörler 13. Miyoklonik nöbetlerin ön planda olduğu epileptik sendromlar içinde, infantil spazm (West sendromu), benign infantil miyoklonik epilepsi, malign infantil miyoklonik epilepsi, miyoklonik astatik epilepsi, Lennox-Gastaut sendromu, juvenil miyoklonik epilepsi ve progresif miyoklonik epilepsi sayılabilir. Jeneralize Tonik- Klonik Nöbetler (JTKN) Jeneralize tonik klonik nöbetler (JTKN) grand mal epilepsi olarak da bilinir ve epileptik nöbetlerin prototipidir. Homojen bir grup olmayıp çeşitli klinik durumlarda gözlenir. Diğer nöbetlerle birlikte olabilir (örneğin; erken çocukluk döneminde absans ve miyoklonik nöbetler) ya da bunları takiben görülebilir. Çocukluk döneminin sık görülen nöbetlerinden olup, üç yaş altında görülmesi mutat değildir. Fizyopatolojik olarak üç alt grupta incelenir. Adından da anlaşılacağı gibi JTKN in tonik ve klonik olmak üzere iki evresi vardır. Bilinç kapanması genelde tamdır. Fleksör ve ekstensör kasların kasılmasından oluşan tonik faz ile eş zamanlı başlar. Tonik fazda genelde sırt, boyun ve ekstremitelerde zorlu bir ekstansiyon mevcuttur. Hasta tonik bir durumda yere düşer. Bazen düşerken kendini yaralar. Gözler açıktır, göğüs kaslarının kasılmasına bağlı bir çığlık duyulur. Hasta dilini ısırabilir, idrar ve gaita inkontinansı olabilir. Tonik faz tipik olarak saniye sürer. Klonik faz hızlı bir tremor ile başlar. Ekstremite ve gövdede yaygın jerkler görülür. Jerkler giderek azalır. Klonik faz tipik olarak saniye sürer. Bu aşamada konvülzif hareketler arasında kısa hırıltılı solunum gayretleri oluşabilir. Fakat hasta genellikle siyanotik kalır ve ağızdan tükürük sızar. Bu evrenin sonunda derin bir solunum başlar ve tüm kaslar gevşer, bundan sonra hasta bir süre bilinci kapalı olarak yatar ve uyandığında sıklıkla tüm vücudunda katılık ve ağrı hisseder. Çoğu zaman bu evreyi derin bir uyku izler ve uyandığında baş ağrısı dışında kendini iyi hisseder. Bazı JTKN ler stimulus sensitiftir, parlayan ışıklar, görsel şekiller veya spesifik seslerle başlayabilir 14. Atipik JTK nöbetler çocuklarda daha sıktır ve tonik faz klonik fazdan daha uzundur, klonik faz birkaç jerkten ibaret olabilir. Tonik kontraksiyon asimetrik olabilir. 9

18 JTK nöbetler esnasında interiktal EEG normal olabilir veya değişik sıklıkta bilateral epileptiform deşarjlar görülebilir. İktal EEG de nöbet başlangıcında tonik fazla korelasyon gösteren bilateral senkron jeneralize diken börstleri görülür. Tonik fazın sonuna doğru diken dalga sıklığı giderek azalır ve yerini klonik faza eşlik eden bilateral senkron ve jeneralize yavaş dalga aktivitesine bırakır. Bu deşarjlar bitip klinik olarak nöbet sona erdiğinde EEG de de jeneralize voltaj supresyonu görülür. Primer ve sekonder jeneralize tonik klonik nöbetlerin ayırımı yapılmalıdır. Sekonder JTKN ler genelde aura benzeri fokal işaretlerle başlar veya baş ve gözlerin yana deviye olduğu görülür. Yine senkop ve buna sekonder oluşan nöbetlerle de ayrılmalıdır. Senkopta fasiyal solukluk ve çarpıntı genelde ilk bulgu olup, bunu takiben hasta yığılır ve bilinç kapanır. Tonik-klonik hareketler senkoptan birkaç saniye sonra başlar ve çok kısa sürer. Jeneralize Tonik Nöbetler Sadece tonik komponentin hakim olduğu nöbetlere denir. Genellikle 60 saniyeden kısa süreli nöbetlerdir. Ani ekstensör kas tonusu artışı ile karakterizedir. Genellikle boyun kaslarının kasılması ile başlar. Baş dik ve sabit bir pozisyon alır, gözler açılır, çene kilitlenir. Yüzün rengi solgunlaşır, ardından kızarır ve morarır. Bunu solunum ve abdominal kasların kasılması takip eder ki, bu da yüksek sesli bir çığlık ve kısa süreli apneye neden olur. Postiktal bilinç kapanması, konfüzyon, yorgunluk ve baş ağrısı sık görülür. Tonik nöbetler tipik olarak uyku ile aktive olur. Uykunun non-rem fazında sıktırlar. Tonik nöbetlerin uzaması durumunda vertebralarda kompresyon fraktürleri gibi yaralanmalar gelişebilir. Bu nöbetler Lennox-Gastaut sendromunda sık görülür 8,9. Jeneralize Klonik Nöbetler Jeneralize nöbet yalnızca klonik komponent şeklinde görülebilir ve jeneralize klonik nöbetler olarak adlandırılır. Tüm kas gruplarında görülebilirse de en fazla ekstremite, boyun ve yüz kaslarında görülürler. Genellikle asimetrik ve irregülerdir. Postiktal faz genellikle kısadır. Bazı jeneralize konvülzif nöbetler klonik faz ile başlar ve tonik faza geçer, böylece klonik-tonik-klonik nöbetler oluşur. Miyoklonik nöbetleri klonik nöbetlerden ayırt etmek güç olabilir, ancak klonik nöbetlerin çoğunda bilinç 10

19 kaybı vardır. Miyoklonik nöbetler çocuklarda yetişkinlere göre daha fazla görülür, genellikle hayatın ilk bir yılında ortaya çıkarlar. Klonik nöbetlerin JTKN nöbetlere göre semptomatik olma olasılığı yüksek olup nöbet etyolojisine göre değişmektedir 15,16. Atonik Nöbetler: Kas tonusunda ani bir azalma, başın düşmesine, çenenin gevşemesine, bir ekstremitenin sarkmasına yol açabilir veya tüm kas tonusu etkilenerek ani yere düşmeye neden olabilir. Bu ataklar çok kısa süreli ise düşme atakları olarak isimlendirilir. Tonik nöbetlerin aksine bu hastalar öne doğru düşerler. Eğer bilinç kaybolursa bu durum kısa süreli olur. Baş ve gövdedeki ani postural tonus kaybı özellikle yüzde yaralanmalara neden olabilir. Atonik ataklara genellikle miyoklonik jerkler eşlik eder. Bu kombinasyon myoklonik astatik nöbetler olarak bilinmektedir 5, Parsiyel Epilepsiler Lokalizasyona bağlı epilepsi ve sendromlar, bulgular ve semiyolojik yönden lokalize bir kaynağı olduğu gösterilen epileptik bozukluklardır. Lokalizasyona bağlı epilepsilerin semptomatik grubunun çoğunda epileptojenik lezyon bir serebral hemisferin bir bölgesinden kaynaklanabilir, oysa idiopatik grupta her iki hemisferin homolog bölgeleri tutulmuş olabilir. Basit parsiyel nöbetler (BPN) ile kompleks parsiyel nöbetler (KPN) arasındaki temel fark bilincin varlığı veya tam bilinçlilik halinin bozulmasıdır. Bu sınıflama çerçevesinde bilinç, hastanın uyaranlara yanıt verme ve/veya haberdar olma durumunu ifade eder. Yanıt verme, hastanın basit komutları veya istemli hareketleri yerine getirebilme yetisini, haberdar olma ise hastanın soru sorulduğu ve bunları anımsadığı dönemlerde olaylarla kurduğu bağı ifade etmektedir 17. BPN ler KPN lerin içine girebilir ve bunların her ikisi de sekonder jeneralize nöbete dönüşebilir. Basit veya kompleks parsiyel nöbetlerin kaynaklandığı anatomik bölgeye göre (temporal, frontal, parietal ve oksipital lob) klinik belirtileri ve elektroensefalik bulguları değişkenlik gösterir. 11

20 Basit Parsiyel Nöbetler Komplike olmayan motor ve duyusal semptomlar genellikle uygun kortikal sahanın yakınında veya içindeki lezyonu gösterir. Otonomik ve psişik semptomlar genellikle limbik sistemin lezyonları ile birliktedir. Özelikle temporal lobun mesial yapılarından kaynaklanır. Ayrıca beynin herhangi bir bölgesindeki epileptojenik lezyondan limbik sahaya iktal deşarjların yayılımı ile de oluşabilir. Basit parsiyel nöbetlerin semptomları sıklıkla epileptiform aktivitenin kaynaklandığı yeri gösterir. Basit parsiyel nöbetlerde görülen motor belirtiler klonik veya tonik olabilir, vücudun herhangi bir bölümünü tutabilir. Klonik motor nöbetler motor homonkulustaki vücut parçasının hacmi ile direkt ilişkili spesifik vücut bölgesini etkiler. Fokal klonik nöbetlerin çoğu yüz ve eli tutar. Oksipital lezyonlar göz kapama, perioküler kasların seyirmesi şeklinde göz hareketlerine, temporal lezyonları ağız, yanak, dil ve farenks hareketlerine neden olur. Nadiren fokal klonik nöbetler vücudun bir parçasında başlar ve yavaş olarak komşu kas grublarına yayılır. Bunlara Jacksonian nöbetler denir. Tonik motor nöbetler klonik olanlara göre daha az anatomik korelasyon gösterir. Bunlar genellikle gözler, baş ve bütün vücudun bir tarafa yavaş dönmesini içeren versif hareketlerdir. Ekstremitelerde asimetrik, distonik postür olabilir. Suplementer motor nöbetlerin klasik görünüşü bir kolda fleksiyon ile başın dönmesi ve diğer kolun ekstansiyonudur. Bunlar genellikle konuşmada duraklama veya ses çıkartma, bacak postürü ile birliktedir. Afazik nöbetler motor semptomları olmayan nöbetler olabilir. Kısa konuşma duraklaması epizotları dominant hemisferin motor sahasının iktal dönemde etkilenmesi ile oluşur. Basit parsiyel nöbetlerde duyu semptomları negatif veya pozitif olabilir ve genellikle primer duyu korteksi civarındaki epileptik bir lezyonun varlığını gösterir. Somatosensoryel semptomlar genellikle post sentral sahadan kaynaklanır. Lokalize parestezilerden ibarettir. Pozitif semptomlar rahatsızlık, huzursuzluk ve ağrı hissi şeklinde olur. Nadir olarak da bir vücut parçasının yokluğu şeklinde negatif duyu olabilir. Bu genellikle sağ parietal tutuluma bağlıdır. Pozitif vizüel semptomlar beyaz ve renkli parlak noktalar veya ışık çakmaları şeklindedir. Bu görüntüler hareketli veya durgun olabilir. Küçük skotomlar, görme alanı 12

21 defektleri veya körlük şeklinde negatif vizüel semptomlar da olabilir. Şekilsiz vizüel semptomlar karşı taraf oksipital lobtaki bir epileptojenik lezyonla oldukça yüksek korelasyon gösterir. İşitsel semptomlar sıklıkla lateral temporal lobtaki lezyonlarla birlikte olur. Tıslama, çınlama, vızıldama, seslerde artma, azalma şeklindeki pozitif semptomlar, nadir olarak sağırlık şeklindeki negatif semptomlar da görülebilir. Olfaktor semptomlar anterior mezial temporal ve orbital frontal yapılardaki lezyonlarda görülür. İktal koku alma duyusu (parosmi) uygunsuz kokular şeklindedir. Anosmi nadiren görülür ve genellikle farkedilmez Vertiginöz semptomlar lateral temporal ve parietal lobların epileptojenik lezyonlarından oluşur. Hastalar hafif bir baş dönmesinden şikayet ederler. Otonomik semptomlar, temporal ve frontal lobların limbik yapılarının epileptiform deşarjları ile birliktedir. İktal otonomik semptomların en yaygın olanları abdominal huzursuzluk, bulantı, sıklıkla boğaza doğru yükselen huzursuzluk hissi (epigastrik yükselme), mide ağrısı, guruldama, geğirme, gaz çıkarma, kusma gibi gastrointestinal semptomlardır. Bu iktal semptomlar çoğunlukla abdominal epilepsi gibi algılanmışlardır. Diğer otonomik semptomlar solukluk, kızarıklık, terleme, piloereksiyon, pupil dilatasyonu, kalp hızında ve solunumda değişme, idrar kaçırma, seksüel uyanma, penil ereksiyon şeklindedir. Psişik semptomlar mezial temporal veya diğer limbik yapılardaki epileptik aktiviteyi gösterir ve sıklıkla tipik kompleks parsiyel nöbetlere eşlik eder. Psişik, otonomik, olfaktor ve gustator iktal semptomlar şuur bozulması olmaksızın oluştuğu zaman bunların limbik, temporal lob veya psikomotor nöbetler olduğu düşünülür. Fakat internasyonel sınıflandırmaya göre basit parsiyel nöbetler olarak isimlendirilmelidir. Disfazik semptomlar genellikle dil dominant hemisferdeki bir lezyonu gösterir. Bu tür psişik fenomenler negatif motor semptomlardan kesin olarak ayırt edilemezler. Dismnezik semptomlar hafızadaki tecrübelerin unutulması, bilinenlerin tanınamaması (deja vu) veya yabancılaşması (jamais vu), geçmişteki bir olayı hatırlama, zorlu düşünme, geçmişteki epizodların hızla yeniden hatırlanması şeklinde olabilir. Kognitif semptomlar zaman duyusunda bozulma, rüya aleminde olma, depersonelizasyon, hoşnutsuzluk, değersizlik hissi, şiddetli bir depresyon şeklinde olabilir. 13

22 En yaygın iktal affektif semptom korkudur, sıklıkla uygun otonomik değişikliklerle birliktedir. Öfke, depresyon, ani gülme ve şaşkınlık şeklinde görülebilir. Kompleks iktal illüzyonlar ve şekilli hallüsinasyonlar genellikle psişik semptomlar gibi sınıflandırılırlar ve epileptojenik odağın özellikle temporoparietooksipital birleşme yerinde olduğunu gösterirler. Vizüel illüzyonlar esnasında objeler daha küçük veya daha büyük görülebilir, sayıları artabilir (monoküler diplopide olduğu gibi) olduğundan yakında veya uzakta görülebilir, şekli değişebilir. Basit parsiyel nöbetler epilepsili hastaların % 10 unda görülür. Hafif rahatsızlık hissi, duyu, otonomik ve psişik semptomlar iktal deliller olarak tanımlanabilir. Medikal tedavinin basit parsiyel nöbetleri kontrol edebilme derecesine ait veriler yoktur, çünkü sıklıkla bunların ortadan kaldırılması gerekmez. Remisyon oluştuğunda bile yüksek relaps riski vardır. Basit parsiyel nöbetlerin teşhisi, altta yatan nedeni aramak ve progresif bir lezyonun olmadığını göstermek açısından önemlidir. Relatif olarak kısa ve intermitan olan nöbet özellikleriyle, persistan belirtileri olan diğer nörolojik veya psikiyatrik hastalıklardan ayırdedilebilir. Ancak nöbetler günler ve haftalarca sürdüğü zaman ayırıcı tanıda problem olabilir. Tekrarlayıcı epileptik hallüsinasyonlar çoğunlukla işitseldir ve izole seslerden oluşur. Epileptik hastalar genellikle hallüsinasyonların gerçek olmadığının farkındadır, oysa psikotik hastalar değildir. Altta yatan nedenin tespiti tedavinin yönlendirilmesi açısından önemlidir. Basit parsiyel nöbetlerin kendiliğinden düzelmesi söz konusu değildir. Eğer hasta rahatsız olmuyorsa ve günlük hayatını etkilemiyorsa basit parsiyel nöbetlerin tedavisine gerek yoktur. Tekrarlayan basit parsiyel nöbetlerin beyin fonksiyonlarında ilerleyici değişikliklere sebeb olduğuna dair veya daha sonra kompleks parsiyel veya sekonder jeneralize nöbetleri geliştirdiğinde dair klinik deliller yoktur. Kompleks Parsiyel Nöbetler Şuur bozulması ile birlikte olan bütün parsiyel nöbetler kompleks parsiyel nöbet olarak adlandırılır. Bütün nöbet tiplerinin çocuk yaş grubunda %20-40 ı, yetişkinlerde %55 ten fazlası kompleks parsiyel nöbetlerden oluşur. Tipik KPN ler sırasında elektrofizyolojik açıdan şuurun bozulması ile bilateral mezial temporal tutulum arasında yüksek oranda korelasyon bulunmuştur. Şuur bozulması ve postiktal amnezi genellikle 14

23 bir hipokampusta iktal deşarjlar görüldüğü zaman olabilir. Bu esnada elektrot kayıtları ile tespit edilmeksizin kontrlateral hipokampusta da hala epileptiform disfonksiyon vardır. Tipik KPN lerin çoğunun kaynağı bir mezial temporal lobdaki epileptojenik odaktır. Bununla beraber bu tür nöbetler frontal lobun limbik kısmından, lateral temporal ve ekstratemporal non-limbik bölgelerden kaynaklanıp temporal limbik yapılara yayılma ile de ortaya çıkabilir. Otuz yılı aşkın bir süredir ekstratemporal kaynaklı KPN ler tanımlanmış olmasına rağmen Temporal lob epilepsisi ve Komplek parsiyel epilepsi sıklıkla sinonim olarak kullanılmıştır. Bu hata son zamanlardaki epilepsi kitaplarında da sürdürülmektedir. Kuşkusuz KPN li epilepsilerin çoğunun kaynağı temporal lobtadır. Jovanovic ve arkadaşları, kompleks parsiyel nöbetleri olan hastaların %80-85 inde temporal lobun sorumlu olduğunu göstermişlerdir. Basit parsiyel nöbetler için kesin olarak söylenmemesine rağmen tekrarlayan KPN ler ilerleyici fonksiyon değişikliklerine yol açabilir. Diffüz veya multifokal serebral zedelenme sonucu ise daha çok atipik KPN ler görülür. KPN ler izole olarak gelişebileceği gibi çoğunlukla basit parsiyel nöbetlerden sonra gelişir. KPN lerin klinik özelliklerini temel alarak, iki farklı tipten bahsedilmektedir 18,19. Tip I nöbetler en yaygın olanıdır. Sıklıkla bir duraklama reaksiyonu ve/veya hareketsiz donuk bakış ile başlar. Bunu, stereotipik otomatizmler (özellikle oroalimenter) takip eder. Bu periyot sırsında şuur büyük oranda bozulur. Cevap verme, geriye dönmeye başladığında otomatik hareketler kısmen çevreye reaktif hale gelir. Tip II nöbetlerde ise duraklama reaksiyonu ve stereotip otomatizma görülmez, nöbet yarı amaçlı motor aktivite ile başlar. Son zamanlarda yapılan cerrahi tedavi sonuçlarına ve intrakranial kayıtlara dayanarak Tip I nöbetlerin, kaynağını mezial temporal lobdan aldığı ileri sürülmüştür. Tip II nöbetlerin kaynağı ise ekstratemporal, muhtemelen frontal lobdadır. Auralar, temporal lob kaynaklı parsiyel epilepsilerin %70-90 ında bildirilmiştir. Epigastrik yükselme hissi şeklindedir ve temporobazal limbik yapıların tutulduğunu gösterir. 15

24 Otomatizmalar, şuur bozulduğu anda ortaya çıkan istem dışı, otomatik motor hareketleri içerir. Spontan veya reaktif formda olabilen otomatizmler, iktal veya postiktal dönemde görülebilir. Otomatizmalar, stereotip göstermeye meyillidir ve hastanın nöbetlerinin değişmez bir parçasını oluşturur. Spontan otomatizmlerin en yaygın örneği oroalimenter otomatizmlerdir (dudak emme, çiğneme, yutkunma gibi hareketler). Bu otomatizmler amigdalanın tutulduğunu ifade eder, ancak lateralizasyon için yeterli değildir. Bazı araştırmacılar yutkunmanın frontal lob yapılarına ait bir iktal gösterge olduğunu ileri sürmüşlerdir Elbisenin toplanması, giyinme, soyunma veya objelerin yeniden düzenlenmesi şeklinde gestural, aniden ayağa kalkarak yürüme veya koşma şeklinde ambulatuvar, sürekli bazı kelime veya cümlelerin tekrarlanması şeklinde verbal, pelvik sıkıştırma ve masturbasyon şeklinde seksüel otomatizmler de görülebilir. Seksüel otomatizmlerin frontal lobla ilişkili olduğuna dair deliller vardır. Bacaklarda bisiklet çevirme hareketi, vızıldama, bağırma ve tükürme gibi diğer spontan otomatizmler daha az tanımlanmıştır. Reaktif otomatizmler stereotip değildir, çünkü dış stimuluslarla belirlenir. Hasta genellikle nöbetin başında yapmakta olduğu basit aktivitesine (tabak yıkamaya, yazı yazmaya) devam eder, deneyimsiz bir gözlemci nöbet olduğunu farkedemez. Bu sırada sorulara cevap verebilir, basit emirleri yapar veya yeni durumlara uygun davranır (örneğin caddeyi geçerken arabalardan sakınır). Bu tür cevap ve davranışlar genellikle şuurun kaybolmadığı şeklinde yanlış yorumlara yol açar. Reaktif otomatizmler anatomik yapılara spesifik değildir. Kompleks parsiyel nöbetlerde otomatizmalar yanında motor semptomlar da görülebilir. En yaygın olanı tonik postür veya versif davranışlardır. Hareketler genellikle kontraversiftir. Bu tür baş ve gövde dönüşü lateralizasyon veya lokalizasyon için spesifik değildir. Temporal lob kaynaklı nöbetlerde başlangıç postür değişiklikleri yavaştır, frontal lob kaynaklı nöbetlerde ise aksine hızlı, kısa ve tekrarlayıcı tonik-motor semptomlar görülür. Kompleks parsiyel nöbetlerde postiktal dönem çok kısa sürdüğü için eğer dikkatli bir muayene yapılmazsa kognitif bozukluklara ait semptomlar kaçırılabilir. En yaygın karşılaşılan durum anterograd amnezidir ve eğer dominant hemisfer tutulmuşsa afazi olur. Bazı hastalarda öksürme, burnunu ovalama gibi bazı spesifik davranışlar iktal 16

25 deşarjın sonunu gösterebilir. Dezoryantasyon, yorgunluğa ait beceriksizlik ve genellikle başağrısı nöbetten sonraki birkaç dakika veya saatte kaybolur. Tekrarlayan kompleks parsiyel nöbetlerden sonra anterograd amnezi haftalarca kalabilir. Atipik KPN lerde, tipik KPN lerde tanımlandığı gibi auralar ve otomatizmalar olmaz. Bunlarda status epileptikus daha sık görülür 19. KPN ler tıbbi tedaviye, diğer nöbet tiplerine göre daha yüksek oranda direnç göstermeye meyillidirler. Çeşitli raporlara göre remisyon oranları %20-60 arasında değişmektedir, ancak sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisinde bu oran daha yüksektir. Remisyon sonrası relaps riski fazladır Lokalizasyona Göre Nöbetlerin Özellikleri Temporal lob nöbetler: İnsidans : Yaygındır, tüm epilepsilerin %40 ından fazlasını oluşturur. Sıklık : Tipik olarak ayda bir kaç kez, nadiren günde birkaç kez olabilir. Süre : Genellikle dakikalarla ölçülür. Tipik olarak 2-5 dk. (ort:1-30 dk), nadiren 1dakikadan az sürer. Aura : Yaygındır, hastaların yaklaşık %80 inde rapor edilmiştir. En sık visseral hassasiyet (epigastrik-torasik huzursuzluk) şeklindedir. İktal-postiktal faz : Başlangıç genellikle progresif gelişir, devam eder ve tedrici iyileşme olur. İktal faz 1-2 dakika içinde geçer. Postiktal faz tipik olarak daha uzundur. Şuur : Genellikle frontal ve kontralateral mezial temporal loba yayılıncaya kadar hafif bir bozulma, sonra daha belirgin bir bozulma olur. Erken duraklama reaksiyonu/donuk bakış, nöbetlerin %30-50 sinde ilk objektif belirtidir. Otonomik değişiklikler: Nöbetin daha sonraki safhasında yaygındır, fakat ilk farkedilen işaretlerdendir. Otomatizmalar : Başlangıçta basittir, stereotipiktir, oroalimenter tipi çokyaygındır. Basit stereotipik el-kol hareketleri başlangıçta veya nöbetin erken fazında olur. Otomatik davranışlar ilerleyicidir. Nöbetin geç fazında veya postiktalde reaktif otomatizmler görülür. 17

26 Motor aktivite : Fokal tonik, genel artmış kas tonusu (rijidite) Postiktal : Konfüzyon, disfazi, parsiyel cevapsızlık, tedrici geri dönüş Hafıza : Aurayı hatırlayabilir, fakat objektif nöbete karşı amneziktir Frontal lob nöbetler: Motor belirtiler : Fokal tonik/klonik,asimetrik tonik/adversif postür, jeneralize tonik klonik, kompleks bilateral bacak ve kollarda motor otomatizmler Parsiyel nöbetler : Kısa ve sıktır. Status epileptikus : Konvülsif, absans, fokal motor, kompleks parsiyel olabilir. Ataklar sıktır, sıklıkla günde bir kaç kez (ayda 50 kez ve üstü) Kısa nöbetlidir, yaklaşık 30 saniyede geçer. Aniden başlar ve sonlanır, çok hafif bir konfüzyon olur. Belirgin kompleks yarı maksatlı motor otomatizmler (seksüel otomatizmler) görülür. Zorlamalı ses çıkarma olur. Sık ve genellikle spesifik olmayan uyarılar olabilir. Garip ataklar genellikle histeri gibi yorumlanır. Her hasta için nöbet stereotipi vardır. Oksipital lob nöbetler: Elementer vizüel hallüsinasyonlar İktal körlük (total veya parsiyel) Tespit edilebilir bir hareket olmaksızın gözlerde çekilme ve hareket hissi Genellikle karşı tarafa doğru gözlerde deviyasyon Hızla zorlu göz kapama veya göz kapaklarında titreme Gözlerde klonik (oküloklonik) hareket Parietal lob nöbetler: Karıncalanma, elektriklenme hissi Genellikle el, kol, bacak, yüz gibi geniş kortikal bölgeler tutulur. Non-dominant hemisferde deşarjları olanlarda bükülmelerle giden metamorfozi Vücudun bir parçasını yok gibi hissetme Ciddi vertigo ve yer oryantasyon bozukluğu İyi lateralize olmuş genital hassasiyet 18

27 2.5. Nöbet Etyolojisi - Prenatal faktörler Genetik epilepsi * Otozomal resesif * Otozomal dominant - Metabolik hastalıklar - Konjenital yapısal anormallikler Nörokütanöz sendromlar (Tüberoskleroz vb.) SSS malformasyonları (Porensefali, AV malformasyon vb.) - İntrauterin enfeksiyonlar (TORCH vb.) - İntrauterin anoksi (Radyasyon, toksemi ve diabetes mellitus vb.) - Perinatal faktörler Hipoksi Enfeksiyon Sarılık (Nadiren epilepsi nedenidir) Prematürite - Postnatal faktörler SSS primer enfeksiyonları (Bakteriyel, viral ve fungal) SSS tümörleri Kafa travması İntrakranial kanamalar (K avitaminozu, Hemofili vb.) Serebrovasküler hadiseler Hipertansif ensefalopati Ensefalopatiler * Toksik, allerjik * Metabolik Hiperpreksi (Febril konvülzyon) Anoksi Elektrolit imbalansı Hipokalsemi Hipoglisemi Hipomagnezemi 19

28 Üremi Hiperamonyemi Pridoksin yetersizliği Pridoksin bağımlılığı Dejeneratif hastalıklar Mitokondrial hastalıklar Peroksizomal hastalıklar Tümörler 2.6. Epilepside Etyoloji - İdiopatik - Semptomatik Santral sinir sisteminin konjenital malformasyonları Santral sinir sisteminin enfeksiyonları Santral sinir sisteminin travmaları Santral sinir sisteminin tümörleri Santral sinir sisteminin dejeneratif hastalıkları (Tay-Sachs, Seroid lipofusinozis vb) Santral sinir sisteminin kanamaları Perinatal nedenler (asfiksi/hipoksi, doğum travması) Mitokondrial hastalıklar Serebrovasküler hadiseler Nörokütanöz sendromlar (Tüberoskleroz vb.) Metabolik hastalıklar (Fenilketonüri vb.) Pridoksin eksikliği Mesial temporal skleroz Sendromlar (Aicardi vb.) 2.7. Epilepside Tedavi Prensipleri Günümüze kadar epileptik aktivitenin oluşmasını önleyecek ilaçların geliştirilememiş olmasına rağmen nöronların uyarılma gücünü azaltan veya epileptik aktivitenin yayılımını etkileyen anti epileptik ilaçlardan (AEİ) yararlanılmaktadır. 20

29 Kullanımdaki ilaçlar nöbet kontrol gücü, etkinlik süresi, etkinliğin kalıcılığı ve etkin olduğu nöbet tiplerinin sayısı dikkate alınarak majör ve minör antikonvülzanlar olmak üzere iki grupta toplanabilirler. Bunlara yeni antikonvülzanlar ve antikonvülzan olmadığı halde nöbet kontrolünde etkin olan diğer ilaçların da eklenmesi yerinde olur. Majör ilaçlar: Fenobarbital, difenilhidantoin, karbamazepin ve valproat Minör ilaçlar: Diazepam, klonazepam, lorezepam, clobazam, etosüksimit ve sultiam Yeni ilaçlar: Vigabatrin, gabapentin, lamotrijin, felbamat ve zonizamid Diğer ilaçlar: ACTH, asetazolamid, B6 vitamini ve gama globulin Çeşitli epilepsi türlerinin patogenezi hakkındaki bilgilerin halen yeterli olmaması antiepileptik ilaçların etki mekanizmalarının belirlenmesinde önemli bir engel oluşturmaktadır. Antiepileptik ilaçlar etki mekanizmaları veya kimyasal yapılarına göre sınıflandırılmaktadır. Etki mekanizmasına göre antiepileptiklerin sınflandırılması aşağıda verilmiştir. Voltaj bağımlı sodyum kanallarını bloke eden ilaçlar: - Karbamazepin - Fenitoin - Lamotrijin - Kalsiyum akımını değiştirenler: - Etosüksimid Gama aminobütirik asit metabolizmasını değiştirenler: - Fenobarbital - Gabapentin - Tiagabine - Vigabatrin Birden çok mekanizma ile etkili olan ilaçlar: - Valproik asit - Felbamat - Topiramat Antikonvülzan tedavisinde bazı ilkelerin benimsenmesi başarı oranını yükseltir. Bu ilkeler şöyle sıralanabilir: - İlaç seçiminin nöbet tipine göre yapılması 21

30 - Tedaviye tek ilaç ile başlanması - İlaç preparatlarının seçiminde hastanın yaş, mental durumu ve ailenin sosyoekonomik düzeyinin dikkate alınması - Antikonvülzanların farmakokinetiklerinin elverdiği ölçüde seyrek aralıklarla verilmesi - Kan düzeyinin stabilize olması için zaman verilmesi - Hesaplanan doza yavaş ulaşılması - Nöbetler kontrol altına alınıncaya veya yan etkiler ortaya çıkıncaya kadar doz artırılmadan bir antikonvülzan ilaçtan vazgeçilmemesi - Nöbetleri kontrol altına alınmış hastalarda nedensiz ilaç değişimi yapılmaması - Antikonvülzan plazma düzeylerinin gerekmedikçe belirlenmemesi - Hastaların en az altı ayda bir kontrol edilmesi Monoterapi ile ilaca ait yan etkiler daha az görülür, ilaç etkileşim sorunu ile karşılaşılmaz, bilişsel işlevler daha az etkilenir ve daha ucuz tedavi olanağı sağlanır. İlaç sayısı arttıkça hastaların ilaçları düzenli kullanma olasılığı azalır ve yan etkiler nöbet kontrolündeki etkinliğe göre daha çok artar. Monoterapi ile çocuk vakalarının %75 inden fazlasında uzun süreli remisyon sağlanabilir. Antikonvülzanlar tek tek verildiğinde nöbetlerin kontrol altına alınmadığı durumlarda veya hastanın farklı antikonvülzanlara yanıt veren farklı tipte nöbetlerinin bulunması durumunda politerapi uygulanabilir. Sinerjistik kombinasyonu yakalamak güçtür. Absans nöbetlerinde etosüksimid ve valproik asit tek tek verildiğinde hastaların %70-80 inde nöbet kontrolü sağlanırken, ikisi bir arada verildiğinde %100 e yakın kontrol sağlanması bunun en iyi örneğini oluşturur. İlaç kombinasyonun yararlı olması için, etkinliğinin toksisiteden fazla, etkileşimlerinin en az, etki biçimleri ile toksisitelerinin farklı ve alınmalarının kolay olması aranan özelliklerdir. Ancak dirençli epilepsilerde bu bilgiler gözardı edilerek hastaların klinik durumları ve ilaç kan düzeyleri yakından izlenerek değişik kombinasyonlar denenebilir. Tek ilaç etkili değilse, ikinci ilacı ilave etmek yerine etkili olabilecek bir başka ilacı başlayıp denemek gerekir. İkinci ilaç etkili olunca ilk ilaç azaltılarak kesilir. İlk ilaç 6-8 haftada yavaş olarak kesilmeli ve ilaç kesimine de ikinci başlanan ilacın etkili olduğu düzeye çıkması ile başlanmalıdır. İkinci tek ilaç denendikten sonra eğer başarılı olunmazsa ikili ilaç kombinasyonlarına geçilmelidir. 22

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK. Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji

KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK. Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji Nöbet? Bilinç bozukluğu ve Motor fenomenler içeren olay. Nöbet... Van Gogh Epileptik nöbet neden olur? İnhibisyon Eksitasyon

Detaylı

YENİ TANI ALMIŞ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA İNTERİKTAL EEG VE UYKU DEPRİVASYONLU KISA SÜRELİ VİDEO EEG MONİTÖRİZASYONUNUN TANISAL DEĞERİ

YENİ TANI ALMIŞ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA İNTERİKTAL EEG VE UYKU DEPRİVASYONLU KISA SÜRELİ VİDEO EEG MONİTÖRİZASYONUNUN TANISAL DEĞERİ TC ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YENİ TANI ALMIŞ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA İNTERİKTAL EEG VE UYKU DEPRİVASYONLU KISA SÜRELİ VİDEO EEG MONİTÖRİZASYONUNUN TANISAL

Detaylı

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER (FN)- TANIM FEBRİL NÖBET (FN): 6 ay- 5 yaş arası çocuklarda, santral sinir sistemi enfeksiyonu veya başka bir etken bulunmaması koşuluyla ateşle birlikte

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

NÖBET TANISI KOYMA VE NÖBET-EPĠLEPSĠ SINIFLAMASINDA KISA SÜRELĠ VĠDEO-EEG MONĠTORĠZASYONUN YERĠ

NÖBET TANISI KOYMA VE NÖBET-EPĠLEPSĠ SINIFLAMASINDA KISA SÜRELĠ VĠDEO-EEG MONĠTORĠZASYONUN YERĠ T.C ÇUKUROVA ÜNÜVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠMDALI NÖBET TANISI KOYMA VE NÖBET-EPĠLEPSĠ SINIFLAMASINDA KISA SÜRELĠ VĠDEO-EEG MONĠTORĠZASYONUN YERĠ Dr. Mustafa KURTHAN MERT

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA EPİLEPTİK NÖBETLER. Doç. Dr. Sema SALTIK

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA EPİLEPTİK NÖBETLER. Doç. Dr. Sema SALTIK ÇOCUKLUK ÇAĞINDA EPİLEPTİK NÖBETLER Doç. Dr. Sema SALTIK NÖBET Bir grup kortikal nöronun aşırı ve senkronize deşarjına bağlı olarak ortaya çıkan ve klinikte gelip geçici motor, duysal, duyumsal, duygusal,

Detaylı

Çocukluk Çağı EEG si : İnteriktal Aktiviteler. Dr. Hasan Tekgül EÜTF Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı 13. Ulusal Çocuk Nöroloji Kongresi 2011 Kapadokya

Çocukluk Çağı EEG si : İnteriktal Aktiviteler. Dr. Hasan Tekgül EÜTF Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı 13. Ulusal Çocuk Nöroloji Kongresi 2011 Kapadokya Çocukluk Çağı EEG si : İnteriktal Aktiviteler Dr. Hasan Tekgül EÜTF Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı 13. Ulusal Çocuk Nöroloji Kongresi 2011 Kapadokya Çocukluk EEG si I. Yenidoğan EEG si : 0-1 ay II. Süt Çocuğu

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Konvülsiyon Geçiren Çocuk; Ateşli ve Ateşsiz. Doç.Dr. Gülşen KÖSE Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Konvülsiyon Geçiren Çocuk; Ateşli ve Ateşsiz. Doç.Dr. Gülşen KÖSE Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konvülsiyon Geçiren Çocuk; Ateşli ve Ateşsiz Doç.Dr. Gülşen KÖSE Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konuşma akışı Konvülsiyon tanımı ve nedenleri Akut semptomatik konvülsiyonlar Febril

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler. Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa

Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler. Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa Nokturnal paroksismal olaylar Jeneralize & parsiyel epileptik nöbetler Parasomniler Normal uyku varyantları

Detaylı

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Doç.Dr.Nalan Kayrak Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji İstanbul Cerrahi Hastanesi Çocuklarda Uyku Yapısı Erişkinlerdekinden Farklıdır REM süresi daha

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29

ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29 Portal Adres ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29 : www.haberahval.com İçeriği : Gündem Tarih : 05.08.2014 : http://www.haberahval.com/engelli-atamasi-suba-03082014.html 1/9 ENGELLI ATAMASI EKPSS

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU OSAS ve kardiyovasküler hastalıklar OSAS ve serebrovasküler hastalıklar OSAS ve hipertansiyon OSAS ve şeker metabolizması

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

TANIM. Nöbetlerin tekrarlayarak kronikleşmesine epilepsi denir.

TANIM. Nöbetlerin tekrarlayarak kronikleşmesine epilepsi denir. EPİLEPSİ TANIM Serebral kortikal veya subkortikal nöronların periodik ve aşırı elektriksel deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan, şuur kaybı, çeşitli hareket, duyu, otonomik ve psişik bozukluklardan oluşan

Detaylı

Çocukluk Dönemi Paroksismal Hastalıklar

Çocukluk Dönemi Paroksismal Hastalıklar DR. İLKNUR EROL Çocukluk Dönemi Paroksismal Hastalıklar Migren (epilepsiden 10 kat fazla) Nöbetler Senkop, presenkop Paroksismal dizkineziler Uyku bozuklukları Hiperventilasyon sendromu Çocukluk Dönemi

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

ÇOCUKLARDA DİRENÇLİ EPİLEPSİ. Prof. Dr. YÜKSEL YILMAZ Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi BD

ÇOCUKLARDA DİRENÇLİ EPİLEPSİ. Prof. Dr. YÜKSEL YILMAZ Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi BD ÇOCUKLARDA DİRENÇLİ EPİLEPSİ Prof. Dr. YÜKSEL YILMAZ Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi BD Prognoz açısından Epilepsiler ve Epileptik sendromlar 1) Çok iyi prognoz: %20-30 2) İyi prognoz:

Detaylı

Pediatrik epilepsi cerrahisinde güncel tedavi yaklaşımları. Dr. Nejat Akalan

Pediatrik epilepsi cerrahisinde güncel tedavi yaklaşımları. Dr. Nejat Akalan Pediatrik epilepsi cerrahisinde güncel tedavi yaklaşımları Dr. Nejat Akalan Nöbet Beyinde oluşan anormal, yüksek amplitüdlü ve senkron nöronal aktivite sonucu geçici belirti ve bulgularla çıkan nörolojik

Detaylı

Çiğdem Özkara İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı

Çiğdem Özkara İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı Çiğdem Özkara İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı Beyindeki bir grup nöronun aşırı deşarjı sonunda ortaya çıkan ve klinikte gelip geçici, motor, duysal, duygusal, bilişsel,

Detaylı

T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA SEMİYOLOJİK NÖBET SINIFLAMASINDA MODÜLER EĞİTİM.

T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA SEMİYOLOJİK NÖBET SINIFLAMASINDA MODÜLER EĞİTİM. T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EPİLEPTİK ÇOCUKLARDA SEMİYOLOJİK NÖBET SINIFLAMASINDA MODÜLER EĞİTİM Doktora Tezi Arş.Gör. Ayşegül İŞLER DANIŞMAN Doç.Dr. Zümrüt BAŞBAKKAL İZMİR 2006 T.C.

Detaylı

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER 4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER NORMAL GEBELİKTE FETAL DAVRANIŞ Fetusun gözlenebilen aksiyonu veya dış uyarana verdiği reaksiyondur.

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU ICSD-2 (International Classification of Sleep Disorders-version 2) 2005 Huzursuz bacaklar sendromu Uykuda periyodik hareket bozukluğu Uykuyla

Detaylı

Anahtar sözcükler: Ekstratemporal lob epilepsisi; semiyolojik lateralize edici bulgular; temporal lob epilepsisi; video-eeg.

Anahtar sözcükler: Ekstratemporal lob epilepsisi; semiyolojik lateralize edici bulgular; temporal lob epilepsisi; video-eeg. DOI: 10.5505/epilepsi.2011.52523 Parsiyel Epilepsi Hastalarında Uzun Süreli Video-EEG Monitörizasyon ile Belirlenen Semiyolojik Lateralize Edici Bulgular ve İktal EEG Özelliklerinin Karşılaştırılması The

Detaylı

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus

Detaylı

REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER. Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012

REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER. Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012 REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012 REM uyku iliģkili parasomniler; REM uyku davranıģ bozukluğu Tekrarlayan izole uyku paralizisi Kabus bozukluğu REM UYKU DAVRANIġ BOZUKLUĞU

Detaylı

KOMA STATUS EPİLEPTİKUS BEYİN ÖLÜMÜ

KOMA STATUS EPİLEPTİKUS BEYİN ÖLÜMÜ KOMA STATUS EPİLEPTİKUS BEYİN ÖLÜMÜ Dr.Canan Aykut Bingöl Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD Bilinç Değişikliği Bilinç değişiklikleri yoğun bakım ünitesinde en sık nöroloji konsultasyonu

Detaylı

ÖĞRENCİ HEMŞİRELERİN EPİLEPSİYE İLİŞKİN BİLGİ VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRMESİ

ÖĞRENCİ HEMŞİRELERİN EPİLEPSİYE İLİŞKİN BİLGİ VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRMESİ T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI ÖĞRENCİ HEMŞİRELERİN EPİLEPSİYE İLİŞKİN BİLGİ VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRMESİ Hemşire Özge ÖZDEMİR YÜKSEK LİSANS

Detaylı

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Beyin Tümörleri Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Sizde mi Diş Sıkıyorsunuz? Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir.

Detaylı

Tanımlar. Epidemiyoloji. Patofizyoloji 9/27/2012 ERİŞKİNLERDE NÖBET VE STATUS EPİLEPTİKUS

Tanımlar. Epidemiyoloji. Patofizyoloji 9/27/2012 ERİŞKİNLERDE NÖBET VE STATUS EPİLEPTİKUS 2 Tanımlar ERİŞKİNLERDE NÖBET VE STATUS EPİLEPTİKUS Dr. Savaş Arslan AÜTF Acil Tıp A.D. 06/03/2012 Nöbet: Beyin nöronlarının anormal elektriksel deşarjı sonucu oluşan, anormal nörolojik fonksiyon epizotudur.

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Delirium ve Status Epileptikus. Prof. Dr. Nazire Afşar Marmara Üniversitesi Hastanesi Nöroloji AD

Delirium ve Status Epileptikus. Prof. Dr. Nazire Afşar Marmara Üniversitesi Hastanesi Nöroloji AD Delirium ve Status Epileptikus Prof. Dr. Nazire Afşar Marmara Üniversitesi Hastanesi Nöroloji AD Konuşma Planı Akut konfüzyonel durum Delirium Status epileptikus Tanım Ayırıcı tanı YBÜ de yaklaşım Akut

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Bir vertebra cisminin alttaki üzerinde öne doğru yer değiştirmesidir. Spondilolizis Pars interartikülaristeki lizise verilen isimdir. Spondilolistezis

Detaylı

DYOPAT K JENERAL ZE EP LEPS LER VE EP LEPT K SENDROMLAR

DYOPAT K JENERAL ZE EP LEPS LER VE EP LEPT K SENDROMLAR Eğitimi Etkinlikleri.Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Epilepsilerde Tan ve Tedavi Sempozyumu 9 Ekim 1998, stanbul, s. 23-30 Sürekli Tıp İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

Narkolepsi..Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi

Narkolepsi..Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi Narkolepsi Doç.Dr.Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi Klasik Tanım Gündüz z aşıa şırı uykululuk Katapleksi Uyku paralizisi Hipnogojik halüsinasyonlar Genişletilmi letilmiş

Detaylı

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener Motor Nöron ve Kas Hastalıkları Uzm Dr Pınar Gelener Genel Bilgiler Vücudun herhangi bir bölümünde kas kuvveti azalması: parezi Tam kaybı (felç) : paralizi / pleji Vücudun yarısını tutarsa (kol+bacak)

Detaylı

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR?

DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? DİSFONKSİYONEL İŞEME (İŞEME FONKSİYON BOZUKLUĞU) NEDİR? Tuvalet eğitimi döneminde, nörolojik olarak normal bazı çocuklarda yanlış edinilmiş işeme alışkanlıkları neticesinde ortaya çıkan işeme fazındaki

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi

T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Ad-Soyad: Doğum Yeri/Tarihi: Adres: Telefon: Şikayet: Tanı: Başvuru Tarihi: Öykü:. Özgeçmiş: Prenatal: istekli gebelik:

Detaylı

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz

Detaylı

EPİLEPSİ HASTASI ÇOCUKLARDA KETOJENİK DİYETİN EPİLEPTİK NÖBET SAYISI ÜZERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI

EPİLEPSİ HASTASI ÇOCUKLARDA KETOJENİK DİYETİN EPİLEPTİK NÖBET SAYISI ÜZERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EPİLEPSİ HASTASI ÇOCUKLARDA KETOJENİK DİYETİN EPİLEPTİK NÖBET SAYISI ÜZERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Dyt. Bilge Çetin Diyetetik Programı YÜKSEK LİSANS

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

Yetişkinlerde Nöbet ve Status Epileptikus

Yetişkinlerde Nöbet ve Status Epileptikus Yetişkinlerde Nöbet ve Status Epileptikus Dr. Bora KAYA 24.12.2011 KEAH ACİL TIP - BORA KAYA 1 Nöbetler Nöbet, beyindeki nöronların uygunsuz elektriksel boşalmasının neden olduğu anormal nörolojik fonksiyonlar

Detaylı

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD HEMORAJİK İNME Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD İntraserebral kanamalar inmelerin %10-15 ini oluşturmaktadır. İntraparenkimal, subaraknoid, subdural ve

Detaylı

İLK KEZ AFEBRİL KONVÜLSİYON GEÇİREN ÇOCUKLARDA ETİYOLOJİK VE PROGNOSTİK FAKTÖRLER

İLK KEZ AFEBRİL KONVÜLSİYON GEÇİREN ÇOCUKLARDA ETİYOLOJİK VE PROGNOSTİK FAKTÖRLER T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI BAKIRKÖY KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ İLK KEZ AFEBRİL KONVÜLSİYON GEÇİREN ÇOCUKLARDA ETİYOLOJİK VE PROGNOSTİK FAKTÖRLER (UZMANLIK TEZİ) KLİNİK ŞEFİ:

Detaylı

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D.

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. PLAN Kemoterapiye bağlı geç gelişen ya da kronik nöropsikiyatrik toksisiteleri tanımlamak Ayırıcı

Detaylı

EPİLEPTİK HASTALARDA DİŞ PROBLEMLERİNİN KULLANDIĞI İLAÇLAR VE NÖBET TİPİYLE İLİŞKİSİNİ ARAŞTIRAN ANKET ÇALIŞMASI BİTİRME TEZİ

EPİLEPTİK HASTALARDA DİŞ PROBLEMLERİNİN KULLANDIĞI İLAÇLAR VE NÖBET TİPİYLE İLİŞKİSİNİ ARAŞTIRAN ANKET ÇALIŞMASI BİTİRME TEZİ T.C. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı EPİLEPTİK HASTALARDA DİŞ PROBLEMLERİNİN KULLANDIĞI İLAÇLAR VE NÖBET TİPİYLE İLİŞKİSİNİ ARAŞTIRAN ANKET ÇALIŞMASI BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

İstanbul Beyin Merkezleri

İstanbul Beyin Merkezleri İstanbul Beyin Merkezleri KAFA TRAVMALARI-YAŞLILIK-ALZHEİMER N ew Y ork Institute for M edical Research, Inc., (aff. w ith N ew Y ork U niversity) O rtho& Sport M erkezi Beyin Rehabilitasyonu ve Beyin

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Uykunun Evrelendirilmesi ve. Uykunun Evrelendirilmesi Yöntemleri

Uykunun Evrelendirilmesi ve. Uykunun Evrelendirilmesi Yöntemleri Uykunun Evrelendirilmesi ve Uykunun Evrelendirilmesi Yöntemleri Prof. Murat AKSU Uykunun evrelendirilmesi EEG EOG EMG F4- M1 C4-M1 O2-M1 Çene EMG si: Orta hatta Mandibulanın inferior kenarının 1 cm üstü

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD 1943 2013 70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: 2012 Janssen Cilag

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ EPİLEPSİNİN OLUŞUM NEDENLERİ VE TEDAVİSİ. Hazırlayan Eda TÜRKBEN. Danışman Prof. Dr.

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ EPİLEPSİNİN OLUŞUM NEDENLERİ VE TEDAVİSİ. Hazırlayan Eda TÜRKBEN. Danışman Prof. Dr. 1 T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ EPİLEPSİNİN OLUŞUM NEDENLERİ VE TEDAVİSİ Hazırlayan Eda TÜRKBEN Danışman Prof. Dr. İlhan DEMİRHAN Eczacılık Fakültesi Bitirme Ödevi MAYIS 2012 KAYSERİ 2

Detaylı

GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN

GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN TANIM Glaskow koma skalası genel olarak kişinin nörolojik değerlendirmesini yapmak için geliştirilmiş bir kriterdir. Hastanın şuur seviyesinin derecesi belirlenir

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALARINA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR? A) ANAMNEZ (ÖYKÜ,

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞI EPİLEPSİLERİNDE STATUS EPİLEPTİKUS HASTALARINA YAKLAŞIM (TANI TAKİP ETİYOLOJİK İNCELEMELER) Prof. Dr. Sema SALTIK

ÇOCUKLUK ÇAĞI EPİLEPSİLERİNDE STATUS EPİLEPTİKUS HASTALARINA YAKLAŞIM (TANI TAKİP ETİYOLOJİK İNCELEMELER) Prof. Dr. Sema SALTIK MULTİDİSİPLİNER STATUS EPİLEPTİKUS TEDAVİ PROTOKOLÜ ÇALIŞTAYI 08.04.2016 ÇOCUKLUK ÇAĞI EPİLEPSİLERİNDE STATUS EPİLEPTİKUS HASTALARINA YAKLAŞIM (TANI TAKİP ETİYOLOJİK İNCELEMELER) Prof. Dr. Sema SALTIK

Detaylı

KONFÜZYON KONFÜZYON 19.10.2010 DR.ÖMER DOĞAN ALATAŞ

KONFÜZYON KONFÜZYON 19.10.2010 DR.ÖMER DOĞAN ALATAŞ KONFÜZYON KONFÜZYON DR.ÖMER DOĞAN ALATAŞ BAKIŞ Konfüzyon bir bulgu değil semptomdur Bir çok klinisyen konfüzyonu tanımlamada zorlanmıştır Konfüzyon terimi hafıza, dikkat,farkındalık gibi yüksek serebral

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞI BAŞ AĞRILARINA YAKLAŞIM. Doç. Dr. Sebahattin VURUCU GATF Çocuk Nörolojisi BD

ÇOCUKLUK ÇAĞI BAŞ AĞRILARINA YAKLAŞIM. Doç. Dr. Sebahattin VURUCU GATF Çocuk Nörolojisi BD ÇOCUKLUK ÇAĞI BAŞ AĞRILARINA YAKLAŞIM Doç. Dr. Sebahattin VURUCU GATF Çocuk Nörolojisi BD Tanım Orbitomeatal çizginin üzerinde hissedilen ağrılar baş ağrıları olarak değerlendirilir Epidemiyoloji Çocuklarda

Detaylı

BİLİNÇ BOZUKLUKLARINDA İLKYARDIM DERS NOTLARI

BİLİNÇ BOZUKLUKLARINDA İLKYARDIM DERS NOTLARI BİLİNÇ BOZUKLUKLARINDA İLKYARDIM DERS NOTLARI Yrd. Doç.Dr. Vesile ŞENOL Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Böl. Bşk Paramedik Program Koordinatörü E.Ü. H.B.S.H.M.Y.O 1 Bilinç Bozukluğu/Bilinç Kaybı Beynin normal

Detaylı

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 Nöbet Beyin hücrelerindeki aşırı ve anormal elektrik deşarjına bağlı olarak serebral fonskiyonların baskılanması ile sonuçlanan bir durum Epilepsi

Detaylı

Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi

Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi Spontan Foot Drop (Düşük k Ayak) Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi Dr. Mustafa Akgün, Dr. Zehra Akgün, Dr. Christoph Garner Mentamove Merkezi Bursa Türkiye Keywords: Lumbar Disc Disease, Foot Drop,

Detaylı

Epilepsi. ¹Gönül Akdağ, ¹Demet İlhan Algın, ¹Oğuz Osman Erdinç 1. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı *

Epilepsi. ¹Gönül Akdağ, ¹Demet İlhan Algın, ¹Oğuz Osman Erdinç 1. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı * Osmangazi Tıp Dergisi, 2016;38 (Özel Sayı 1): 35-41 Osmangazi Journal of Medicine, 2016;38 (Special Issue 1): 35-41 Beyin Farkındalığı Özel Sayısı/ Brain Awareness Special Issue DOI: http://dx.doi.org/10.20515/otd.88853

Detaylı

Epilepsi prevalansı toplumlar ve coğrafyalar arasında değişir. Yapılan çalışmalarda epilepsi prevalansı Avrupa ve Kuzey Amerika da ortalama %0,4-0,5

Epilepsi prevalansı toplumlar ve coğrafyalar arasında değişir. Yapılan çalışmalarda epilepsi prevalansı Avrupa ve Kuzey Amerika da ortalama %0,4-0,5 İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ. 1 GENEL BİLGİLER... 3 EPİLEPSİ TANIMI VE SINIFLANDIRILMASI 3 EPİLEPSİNİN EPİDEMİYOLOJİSİ 7 EPİLEPSİDE ETYOLOJİK FAKTÖRLER. 9 EPİLEPSİNİN FİZYOPATOLOJİSİ 12 EPİLEPSİLERDE KLİNİK..

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

PRİMER BAŞAĞRILARI Semptomdan tanıya gidiş Migren ve Gerilim Başağrıları

PRİMER BAŞAĞRILARI Semptomdan tanıya gidiş Migren ve Gerilim Başağrıları PRİMER BAŞAĞRILARI Semptomdan tanıya gidiş Migren ve Gerilim Başağrıları Dr. Aksel Siva Nöroloji Anabilim Dalı ve Baş Ağrısı Kliniği İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Istanbul GÜNCEL TIP AKADEMİSİ 17 19 Nisan

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D

NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y R D. D O Ç. D R. A Y S E L M İ L A N L I O Ğ L U Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D Mental durum bozuklukları Konfüzyon Dikkat, bellek, çevresel

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;

Detaylı

UYGUNSUZ ADH SENDROMU

UYGUNSUZ ADH SENDROMU UYGUNSUZ ADH SENDROMU Dr Sevin Başer Pamukkale Üniversitesi Göğüs G Hastalıklar kları Anabilim Dalı PAMUKKALE TARİHÇE 1957 yılında y Schwartz ve arkadaşlar ları Schwartz WB. Am J Med 1957; 23: 529-42 Bartter

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI EPĠLEPTĠK VE PSĠKOJEN NONEPĠLEPTĠK HASTALARIN NÖBET SEMĠYOLOJĠLERĠNĠN TANIMLANMASI VE PREĠKTAL-ERKEN POSTĠKTAL DÖNEMDE NÖROPSĠKOLOJĠK

Detaylı

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD.

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. SSS Enfeksiyonları Amaç; SSS enfeksiyonları; Klinik tabloyu tanımak Yaşamı tehdit

Detaylı

(1) FRONTAL LOB KORTEKSİ (2) PARİETEL LOB KORTEKSİ (3) TEMPORAL LOB KORTEKSİ (4) OKSİPİTAL LOB KORTEKSİ (5) LİMBİK LOB KORTEKSİ

(1) FRONTAL LOB KORTEKSİ (2) PARİETEL LOB KORTEKSİ (3) TEMPORAL LOB KORTEKSİ (4) OKSİPİTAL LOB KORTEKSİ (5) LİMBİK LOB KORTEKSİ Bu dersimizde amacımız, serebral korteksin temel yapısı ve fonksiyonel lokalizasyonunu tanımlamaktır. Bu bilgiler, klinik semptomlar ve belirtilerde esas teşkil eden hemisferik lokalizasyonda kullanılır.

Detaylı

Dr.Özlem Parlak, Dr.İbrahim Öztura, Dr.Barış Baklan

Dr.Özlem Parlak, Dr.İbrahim Öztura, Dr.Barış Baklan Dr.Özlem Parlak, Dr.İbrahim Öztura, Dr.Barış Baklan Tanı; Dört tanı kriteri Destekleyici tanı kriterleri Eşlik eden özellikler Bu skala; 10 sorudan oluşmaktadır en fazla 40 puan verilmektedir skor sendromun

Detaylı

BİLİNÇ. Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu

BİLİNÇ. Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu BİLİNÇ Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu 1 Tanım Belirli bir anda aktif olan düşünce, duygu, algı ve anıların tümüne olan FARKINDALIK hali. İzlenimlerimiz ve eylemlerimiz üzerinde bilgi sahibi olmak Farkındalık

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR BU DERSTE ŞUNLARı KONUŞACAĞıZ: Anormal davranışı normalden nasıl ayırırız? Ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılan belli başlı anormal davranış modelleri nelerdir? Anormal davranışı

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Oksipital Loblar ve Görme. Dr. Timuçin Oral

Oksipital Loblar ve Görme. Dr. Timuçin Oral Oksipital Loblar ve Görme Dr. Timuçin Oral İTİCÜ 16 Aralık 2008 1 frontal lob santral (rolandik) sulkus pariyetal lob oksipital lob temporal lob silviyan (lateral) sulkus Limbik Lob Frontal Lob Parietal

Detaylı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Nedir? Günlük rutin işleyişi bozan, Aniden beklenmedik bir şekilde gelişen, Dehşet, kaygı ve panik yaratan, Kişinin anlamlandırma

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 DSÖ tahminlerine

Detaylı

Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD. 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi

Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD. 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Prof Dr Candan Gürses İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji AD 08 Mayıs 2014 Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi YANLIŞ İNANIŞLAR: Epilepsisi (sarası) hastalar Cinli, Perili DEĞİLDİR Akıl hastası

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı