Eğitimin Psikolojik Temelleri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Eğitimin Psikolojik Temelleri"

Transkript

1 İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Eğitimin Psikolojik Temelleri Yrd.Doç.Dr. Hatice VATANSEVER BAYRAKTAR

2 Örnek Olay Ahmet, mesleğini seven ve mesleğinde başarılı olduğuna inanan bir öğretmendir. Sınıfındaki başarı düzeyinin okuldaki diğer sınıfların başarı düzeyinden yüksek olmasını amaçlamakta, öğrencilerinden her zaman çok şey beklemektedir. Ahmet öğretmen, tayin olduğu okulda yeni emekli olmuş bir öğretmenin sınıfında göreve başladı. Her zaman olduğu gibi yeni öğrencilerinin de iyi düzeyde olacaklarını düşündü. Ahmet öğretmenin sınıfı, öğrenme hızı ve kapasitesi bakımından birbirlerinden farklı öğrencilerden oluşmaktaydı. Kimi çocuklar iyi düzeyde, akıcı bir biçimde okuyabiliyorken kimi çocuklar heceleyerek okuyordu. Matematikte ise bölme işlemlerini yapabilen çocukların yanı sıra, henüz çıkarma ve çarpma işlemlerini gereği gibi yapamayanlar da bulunuyordu. Ahmet öğretmen durumu fark etti.

3 Ancak yavaş öğrenen bu öğrencilerle zaman harcamanın sınıftaki diğer öğrencilerinin başarılarını da olumsuz yönde etkilediğini düşündü. Bu nedenle sayısı üç beş kişiyi bulan bu öğrencileri adeta sınıfta yok sayarak onların da dersteki etkinliklere katılımını sağlamayı göz ardı etti. Böylece boşa zaman yitirmediğini düşünüyordu. İlk zamanlarda kendi kendilerine derse katılmaya çaba gösteren bu öğrenciler, öğretmenlerinin bu davranışı yüzünden gün geçtikçe daha edilgen, daha silik bir kimlik sergilemeye başladılar. Öğretmenlerinin dikkatini çekebilmek için yaramazlık yapmaya ve sınıf düzenini bozan davranışlar sergilemeye yöneldiler. Bu durum, sınıftaki öğrenmeöğretme etkinliklerini olumsuz biçimde etkilemeye başladı. Çünkü Ahmet Öğretmen, zamanının çoğunu sınıfta denetim sağlamaya ayırıyordu.

4 Ahmet Öğretmen, başlangıçta bu öğrencilerden en az diğerleri kadar başarı beklemeseydi, onları kendi yetenekleri ölçüsünde değerlendirseydi, daha da önemlisi onları yok saymasaydı böyle olur muydu? Yoksa Ahmet Öğretmen; öğrencilerin birbirlerinden farklı gelişimsel özellikleri, öğrenme hızları ve öğrenme biçimleri olduğu gerçeğinin farkında değil miydi?

5 Anahtar Kavramlar Eğitim Psikoloji Eğitim psikolojisi Gelişim psikolojisi Öğrenme psikolojisi

6 EĞİTİM BİLİMİ EĞİTİM-PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ VE EĞİTİM PSİKOLOJİSİNİN GELİŞİMİ EĞİTİM PSİKOLOJİSİNİN TANIMI EĞİTİM PSİKOLOJİSİNİN İLGİ ALANLARI Gelişim Psikolojisi ve Öğrencilerin Gelişim Özellikleri Öğrenme Psikolojisi ve Öğretme-Öğrenme Süreçleri

7 Eğitim, bireyde öğrenme yaşantıları yolu ile istendik yönde davranış değişiklikleri oluşturma süreci olarak tanımlanmaktadır. Psikoloji ise insan davranışları üzerinde odaklanan bir bilim dalıdır. Bireyde istendik davranışlar oluşturabilme amacını taşıyan eğitim, bu amacını gerçekleştirebilmek için en etkili öğretim stratejisi ve yöntemlerinin neler olduğunun belirlenerek uygulanması üzerinde durur. İşte bu noktada psikoloji biliminin bulguları, eğitim için vazgeçilmez bir öneme ve değere sahiptir. Çünkü davranışların nedenlerinin ve nasıl oluştuklarının sırları, psikoloji biliminin bulgularında gizlidir.

8 Acaba bir davranış değiştirme süreci olan öğrenme nasıl gerçekleşmektedir? Birey hangi koşullarda daha etkili öğrenebilmektedir? Bireyin öğrenmesini olumsuz yönde etkileyen ya da kolaylaştıran etmenler nelerdir? Bu ve benzeri daha pek çok soru, psikolojinin öğrenme psikolojisi olarak adlandırılan bir dalının yanıt aradığı sorulardır. Bu sorulara verilebilecek yanıtlar ise yaşantılar yolu ile bireyde istendik davranış değişikliği oluşturma süreci olarak tanımlanan eğitimin psikolojik temellerini oluşturmaktadır.

9 EĞİTİM BİLİMİ Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı bir biçimde istendik değişiklikler meydana getirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bireyde eğitim yoluyla gerçekleştirilecek olan tüm değişikliklerin; bireyin içinde yaşadığı toplumun değerlerine uygun düşmesi, toplum tarafından istenen ve beğenilen davranışlar olması gerekmektedir. Bu nedenle eğitim, belli amaçlar doğrultusunda bireyin davranışlarını planlı bir biçimde değiştirmeye yönelik yasaları, ilkeleri ve teknikleri bulmaya çalışan bir bilim dalı olarak gelişimini sürdürmek zorundadır.

10 Her bilim dalı için olduğu gibi eğitimin de işlevlerini etkili bir biçimde gerçekleştirebilmesi, başka bir deyişle bireylerin davranışlarında istendik davranışları yeterli düzeyde gerçekleştirilebilmesi, eğitim alanındaki bilimsel araştırmalara ve geliştirme çabalarına bağlı bulunmaktadır. İstendik davranış: Eğitim yolu ile bireylere kazandırılması amaçlanan, toplumun benimsediği olumlu davranış.

11 Eğitimin geçmişi, insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte eğitimin bir bilim olarak gelişiminin yeni olduğu söylenebilir. Geçmişten günümüze eğitimin bir bilim olarak gelişmesinde pek çok bilim adamının önemli çabaları ve katkıları olduğu bilinmektedir. Örneğin eski Yunan da Sokrates in soru sorma yoluyla insanın kendi kendine bilgiye ulaşabileceğine ilişkin görüşleri ile Platon ve Aristo nun zihin, duygu ve bedenin birlikte uyumlu bir biçimde geliştirilmesi gerektiğini öne süren görüşlerinin günümüz eğitim anlayışına uygun düştüğü bilinmektedir.

12 Psikoloji biliminin ayrı bir bilim dalı olarak felsefeden bağımsızlığını ilan etmediği dönemlerde bile felsefeyle ilgilenen bilim adamlarının, eğitim ile psikoloji arasında ilişki kurmaya başladıkları görülmektedir. Bugünün çağdaş eğitim anlayışında olduğu gibi geçmişte de birçok düşünürün, eğitimin bireyi duyuşsal, sosyal, bedensel ve zihinsel bakımlardan bir bütün olarak geliştirmesi gerektiğine işaret ettiği bilinmektedir.

13 Eğitimin bir bilim olarak gelişiminde Türk düşünürlerinin de önemli katkıları olmuştur. Bunlar arasında Farabi, eğitimin sözel olmaktan öte ahlaki davranışlar kazandırması gerektiği üzerinde durarak eğitimin kişilik gelişimi ile olan ilgisine dikkat çekmiştir.

14 İbn-i Sina ise eğitimin sınıf ve statü farkı gözetmeksizin her çocuğa verilmesini ve meslek eğitimi kazandırmaya yönelik olmasını, çocukların okullarda kendi yaşıtları ile birlikte eğitilmesini, öğretmenlerin çocukların yeteneklerini, ilgi ve isteklerini tanıyarak buna göre eğitim vermesini; öğretim etkinliklerinde deneye, gözleme ve araştırmaya yer verilmesini; öğretimde araçgereçlerden yararlanılmasını ve baskıya dayalı olmayan bir eğitim gerçekleştirilmesini savunmuştur.

15 Avrupa da Rönesans sonrasındaki bilimsel gelişmeler, doğal olarak eğitimi de etkilemiş ve bu dönemde eğitimle ilgili daha çağdaş görüşler ileri sürülmeye başlanmıştır. Bu bağlamda 16. yüzyılda Erasmus, eğitimde cezaya karşı çıkan görüşleri; 17. yüzyılda ise Alman eğitimci Ratke, modern öğretim yöntemlerine ilişkin görüşleri ile dikkat çekmiştir.

16 Yine 17. yüzyılda Çekoslovak eğitimci Comenius, eğitimde gözlem ve deneyim ile öğretimde bireysel farklılıkların önemine değinmiş ve günümüzün çağdaş eğitim psikologları tarafından da vurgulanan, öğretim programlarının çocukların gelişim özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. 17. yüzyıl düşünürleri arasında Locke, çocuğun zihnini boş bir levhaya benzeterek çocuğun dıştan gelen her çeşit uyarana açık olduğunu ileri sürmüş, eğitimde ezberciliğe karşı çıkarak çeşitli türden yaşantılar yolu ile çocuklara yaşamlarında yararlı olabilecek bilgilerin kazandırılması gereği üzerinde durmuştur.

17 Aydınlanma hareketi ile birlikte 18. yüzyılda, bilim ve sanat alanında gözlenen gelişmelerin eğitimdeki yansımaları arasında J. J.Rousseau, Pestalozzi ve Herbart ın görüşleri dikkat çekicidir. Bu düşünürlerden Rousseau, eğitimin çocukların gelişim dönemlerine ve bireysel özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini, Pestalozzi ise yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi savunmuştur. Herbart ise öğretimde etkili yöntemler üzerinde durmuş ve eğitim ile psikolojinin kesişim noktası olarak nitelendirilebilecek olan eğitim psikolojisi alanının ortaya çıkmasına yönelik ilk düşünceleri ortaya atmıştır.

18 Eğitim programlarının çocukların gelişim özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini ileri süren ilk bilim adamı kimdir?

19 Çekoslovak eğitimci Comenius, eğitimde gözlem ve deneyim ile öğretimde bireysel farklılıkların önemine değinmiş ve günümüzün çağdaş eğitim psikologlarınca da vurgulandığı gibi öğretim programlarının çocukların gelişim özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

20 PSİKLOJİ BİLİMİNİN GELİŞİMİ VE TANIMI Psikoloji aslında, çocukların eğitim sorunlarını çözme gereksiniminden doğmuştur. Bu çocuk niçin böyle davranır? sorusu filozofların ve bilginlerin dikkatini bu alana yöneltmiştir. Sokrates, Platon ve Aristo gibi bilginler bu alanda pek çok çalışma yürütmüşlerdir ( Binbaşıoğlu,1990).

21 Psikoloji biliminin gelişmesine neden olan çalışmalar eski zamanlara dayansa da, bugünkü anlamda psikoloji biliminin temelleri 1879 da Almanya da Wilhelm Wundt tarafından atıldı. Daha sonra ise psikoloji alanında eser meydana getiren ve değişik psikoloji akımlarının temsilcileri olan pek çok psikologlara rastlamaktayız. Bunlardan bazıları şunlardır; Alman fizyoloji bilgini Wilhelm Preyer, Amerikalı Ellen Key, Fransız Alfred Binet, İlk Çocukluk Psikolojisi yapıtıyla Alman William Stern, Thorndike, Kurt Lewin, Watson, Sigmund Freud, Alfret Adler, Fransız Psikolog Jean Piaget dir.

22 Bizde psikoloji dersi, ilk önce 1951 de Eğitim Enstitülerinde okutulmaya başlandı programı ile İlköğretim Okullarına girdi. Psikoloji, 1920 ye kadar zihinsel ( bilişsel ) yaşamın bilimi olarak tanımlanmıştır lerden 1960 lara kadar ise gözlenebilir davranışların ( davranışçılık ) bilimi olarak ifade bulmuştur dan sonra ise davranış ve zihinsel süreçlerin bilimi olarak ifade edilmeye başlanmıştır. Psikolojinin süreç içerisinde pek çok tanımı yapılmıştır. En genel anlamıyla psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını ve bu davranışların altında yatan süreçleri bilimsel olarak inceleyen çalışma alanıdır.

23 Psikoloji nedir?

24 Psikoloji insanın duyu, düşünüş ve davranışlarını inceleyen bir disiplindir. Bir bilim olarak psikoloji, davranış ve zihinsel süreçler hakkında aydınlatıcı ve açıklayıcı bilgiler vererek, öğretimin niteliğinin belirlenmesine yardımcı olur.

25 PSİKOLOJİ BİLMEK ÖĞRETMENLERE NE TÜR YARARLAR SAĞLAR?

26 PSİKOLOJİ BİLMEK ÖĞRETMENLERE NE TÜR YARARLAR SAĞLAR? Öğretmenlerin kendilerini tanımalarını sağlar. Öğrencileri tanımalarını sağlar. Öğrencilerin öğrenmelerine etkin katkıda bulunmalarını sağlar. Öğrencilerin gelişmelerine ne şekilde etkide bulunduğunun farkına varmasına yardımcı olur. Bireysel farklılıklarının dikkate alınmasını sağlar. Olumlu sınıf atmosferinin oluşturmasına yardımcı olur. Öğrencilerini öğrenmeye nasıl güdüleyeceği konusunda bilgiler sunar. Öğrencilerin kendine güvenen, kendini ifade edebilen, sorgulayan bireyler haline gelmesine yardımcı olur.

27 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI Psikoloji, insanı her yönüyle ele alıp incelediği için diğer bilim dallarıyla sıkı bir işbirliği içindedir. Bütün bu bilimlerle ilişki içinde olan psikoloji doğal olarak alt dallara ayrılmıştır. Bunlar; Deneysel Psikoloji: Deney yöntemini kullanarak psikolojik bilgi üretimi ile ilgilenir. Belli başlı konuları arasında algı, tutum, hatırlama öğrenme sayılabilir. Fizyolojik Psikoloji: Kişinin bedensel yapısı ve bedeninin işleyişiyle ruhsal durumu arasındaki ilişkiyi konu edinir. Sosyal Psikoloji: Bireylerin grup içindeki davranışları ve insanların birbirlerinin davranışları üzerindeki etkileri ile ilgilenir. Psikolojik Danışma : Yaşamlarında zorlanan bireylere yardım eder.

28 PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI Psikoterapi : Psikolojik rahatsızlıkları olanlarla ilgilenir. Klinik Psikolojisi: Psikolojinin psikiyatristlere yakın olan alanıdır. Çevresel Psikoloji : Fiziksel çevrenin insan davranışları üzerindeki etkileri konusunda çalışmalar yapar. Endüstri ve Örgüt Psikolojisi: Çalışma ortamında kurum ve kuruluşlarda insan davranışlarının nasıl bir seyir izlediğini inceler. Eğitim Psikolojisi: Eğitim ile psikolojinin kesiştiği alandır. Esas itibariyle bireylerin nasıl geliştiği ve öğrendiği üzerinde durur. Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi şeklinde iki alt dala ayrılır; Gelişim Psikolojisi: Bireyin çeşitli yaşam dönemlerinde ne tür bir gelişim süreci izlediğini inceler. Öğrenme Psikolojisi: Bireylerin nasıl öğrendiği üzerinde durur.

29 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ Gelişim Psikolojisi Doğum öncesinden ölüme kadar geçirilen değişme ve gelişmeleri inceler. Öğrenme Psikolojisi Öğrenmenin hangi şartlar altında gerçekleşebileceği, nasıl öğrenildiğini, öğrenme ilkelerini inceler.

30 EĞİTİM PSİKLOJİSİ Psikolojinin alt dallarından birisidir. Eğitim Psikolojisi, eğitimle ilgili konu ya da sorunları psikolojik açıdan inceler. Kişi davranışlarının istenen yönde olması için gerekli metotlarının neler olması gerektiği üzerinde durur. Eğitim Psikolojisi eğitimle psikolojinin kesiştiği alandır. Eğitim psikolojisi, bireyin davranışlarına etki edecek olan değişmeleri ve gelişmeleri inceler. Eğitim ortamlarını etkili bir biçimde düzenlemeyi ve öğretme yoluyla öğrenmeyi verimli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaç edinir.

31 Eğitim Psikolojisi En geniş anlamıyla eğitim psikolojisi, bireylerin, fiziksel, psiko-motor, zihinsel, törel, sosyal, cinsel ve duygusal alanlardaki gelişim niteliklerini ve burada uygun öğrenme- öğretme süreçlerini ve buna bağlı kuram ve ilkeleri, sınıf disiplini ve düzenini inceleyen ve araştıran, okul, aile ve meslek hayatı gibi alanlara da yardımcı olan uygulamalı bir bilim dalıdır.

32 Eğitim Psikolojisi Eğitim Psikolojisi Öğretmene; Öğrencilerin tanınması Öğrencilerin gerçekleştireceği hedef davranışların saptanması Öğrencileri hedef davranışlara ulaştıracak yaşantıların (öğrenim görevlerinin) seçilmesi Öğrenmeye ortam hazırlanması Öğrenmenin gerçekleştirilmesi Öğrenmenin ölçülmesi ve değerlendirilmesi Dönüt bilgilerden yararlanılması gibi yararlar sağlar.

33 Eğitim Psikolojisi Öğrencilerin beden, zihin, psiko motor, duygu, sosyal gelişimlerinin nasıl olduğu, Öğrenme süreci, Öğrenme kuramları, Öğrenmeyi etkileyen faktörler, Öğrenmede transfer, hatırlama, unutma, Sınıfta motivasyon, Kişilik gelişimi

34 Eğitim psikolojisi iki alt dala ayrılır: Gelişim Psikolojisi Öğrenme Psikolojisi

35 GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Gelişim psikolojisi bireylerin doğumdan önce ve sonraki bütün dönemlerini bilişsel, fiziksel ve psiko-motor açıdan ele alarak inceler.

36 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Gelişim: Organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal, sosyal yönden, belli koşulları olan en son aşamasına kadar sürekli ilerleme kaydeden değişmedir (Senemoğlu, 2005). Gelişim, geniş bir kavramdır ve canlı varlığın yaşamı boyunca geçirdiği ileriye ve geriye yönelik bütün değişiklikleri kapsar. Gelişim, öğrenme, yaşantı ve olgunlaşma sonucu bireyde görülen düzenli ve sürekli değişikliklerdir. Bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri her türlü değişim ve bireyler arasındaki değişim farklılıklarını incelemek gelişim psikolojisinin işidir. Gelişme, genel anlamda olumlu yönde ilerlemeye işaret eden bir süreçtir. İnsan gelişimi, fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak çok yönlü gerçekleşir. Gelişme bir ürün gelişim ise bir süreçtir. Gelişim özellikle öğrenme boyutunda süreklidir, son aşaması yoktur.

37 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Büyüme: Vücudun sadece boy, kilo ve hacim olarak artmasıdır. Öğrenme: Bireyin yaşantıları aracılığıyla davranışlarında meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişikliğidir. Bir davranışın öğrenme ürünü sayılabilmesi için, doğuştan getirilen genetik faktörler ve ilaç, hastalık gibi geçici faktörlere bağlı kalmaksızın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Mutlaka yaşantı sonucunda gerçekleşmesi gereklidir. Örneğin; bir bireyin köpekten korkar hale gelmesi yaşantı ürünü olduğu için öğrenme kabul edilirken, geçirmiş olduğu kaza sonucunda yürüme şekli bozulan birisindeki bu değişiklik öğrenme sayılmamaktadır.

38 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Olgunlaşma: Organizmanın ve vücut organlarının büyüyerek kendisinden beklenen bir işi yapabilecek düzeye ulaşması sürecidir. Olgunlaşma, kalıtım ve çevre koşulları arasındaki etkileşim sonucu bireyin olgunluk düzeyine ulaşmasını sağlayan biyolojik gelişmelerdir. Olgunlaşmada öğrenmenin etkisi yoktur. Örneğin çocuk yürüme veya koşma için yeterince olgunlaşmadan bunları başaramaz. Olgunlaşma kişinin doğuştan getirmiş olduğu potansiyelin zaman içinde ortaya çıkmasını ifade eder. Kendiliğinden meydana gelen bir süreçtir.

39 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Hazırbulunuşluk: İnsanın belli bir gelişim görevini olgunlaşma ve öğrenme yoluyla yapabilecek düzeye gelmesidir (Başaran 2000). Hazırbulunuşluk yeni bir öğrenme ortamında, bireyin önceden sahip olduğu özelliklerin tümünü kapsar. Bireyin yaşı, gelişimi, olgunluk seviyesi, tutumu, motivasyonu ve sağlık durumu yeni öğrenme ortamında etkili olan unsurlardır (Aydın, 2000).

40 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Gelişim Görevi: Her gelişim döneminde bireyin geliştirmek zorunda olduğu sosyal beklentiler ve davranış örüntüleridir. Gelişim görevinin zamanında yerine getirilmesi kişiyi mutlu eder. Örneğin, bir yaşına doğru çocuktan beklenen görevler birkaç kelime söyleyebilmesi ve emekleyebilmesidir.

41 GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Kritik Dönem: Gelişimde belli davranışların kazanılması gereken dönemler vardır. İlgili davranış bu dönem de kazanılmadığı zaman daha sonra kazanılması çok zordur. Bu dönemlere kritik dönem denir. Kritik dönemler gelişim açısından önemli zaman dilimleridir. Konuşmanın kritik dönemi 1-2 yaşlar arasıdır. Yürümenin 1-1,5 yaşlar, cinsel özdeşleşmenin 3-5 yaş, okuma yazmanın ise 6. yaştır.

42 GELİŞİM İLKELERİ Gelişimde bazı evrensel ilkeler vardır. Her insanın gelişimi bu ilkelerle gerçekleşir. Bunlardan bazıları şunlardır: Gelişim, kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür: Kalıtım yoluyla getirilen saç rengi, göz rengi, cinsiyet, beden biçimi gibi, ana yapının bazı özellikleri doğrudan gözlenebilirken bazı özellikler çevre ile etkileşimlerin bir ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir: Gelişim ileriye doğrudur ve birikimli bir süreçtir. Gelişimde her aşama, kendinden öncekine dayalı, kendinden sonraki aşamaya hazırlayıcıdır. Ancak, bu gelişim aşamaları birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış değildir.

43 GELİŞİM İLKELERİ Gelişim nöbetleşe devam eder: Çeşitli dönemlerde gelişim alanları nöbetleşerek ön plana geçebilir. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde, diğerleri duraklama gösterebilir. Örneğin; yürümenin ön plana çıktığı dönemde, konuşma duraklama eğilimi gösterebilir. Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur: Önce, başın hareketi kontrol edilir. Daha sonra göğüs, karın, bacaklar ve ayağın kontrolü sağlanır. Ayrıca, önce beden ve iç organların, daha sonra dışa doğru olan kolların gelişimi sağlanır.

44 GELİŞİM İLKELERİ Gelişim, genelden özele doğrudur: Çocuklar önce tüm vücuduyla hareket eder, büyük kaslarını kullanır. Daha sonra belli bir etkinlikle ilgili organını kullanabilir hale gelir. Örneğin; çocuk top oynarken önce bütün vücuduyla topu tutar. Daha sonra küçük kasları geliştikçe sadece elleriyle hatta parmaklarıyla topu tutabilir hale gelir. Gelişimde kritik dönemler vardır: Organizmanın bazı gelişim alanlarında, öğrenmeye ya da gelişmeye eğilimli olduğu belli bir zaman dilimi vardır. Bu dönemde organizma, çevre etkilerine daha çok duyarlıdır ve daha hızlı öğrenir.

45 GELİŞİM İLKELERİ Gelişim bir bütündür: Gelişim alanları birbiriyle etkileşim içindedir. Bir gelişim alanındaki olumlu ya da olumsuz bir özellik diğer gelişim alanlarını da aynı yönde etkiler, örneğin; fiziksel bakımdan güzel bir çocuk, başkalarının yoğun ilgisini çeker, sevilir. Sevilen çocuğun duygusal gelişimi olumludur. Kendine güven duyar. Başkalarını sevebilir ve olumlu ilişkiler kurabilir. Bu nedenle, sosyal gelişimi de olumlu bir şekilde etkilenir. Gelişimde bireysel farklar vardır: GeIişme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşiminin bir ürünüdür. Olgunlaşmayı büyük ölçüde kalıtım ve çevre etkileşimleriyle kazanılan yaşantılar belirlemektedir (Senemoğlu, 2005).

46 Gelişimi etkileyen etmenler nelerdir?

47 GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETMENLER Bireyin gelişimini etkileyen etmenler kalıtım ve çevre olarak iki grupta toplanmaktadır. Gelişimde kalıtımın mı yoksa çevrenin mi daha ağırlıklı bir role sahip olduğu konusunda kesinlik kazanmış bir görüş yoktur. Gelişimi etkileyen etmenler genel anlamda şunlardır: Kalıtım, Çevre, Doğum Öncesi Etkenler, Doğum Sırası Etkenler, Doğum Sonrası Etkenler, Hormonlar

48 GELİŞİM DÖNEMLERİ Doğum Öncesi Gelişim Doğum öncesi dönem, diğer dönemlere göre en hızlı gelişimin olduğu dönemdir. Aşağıdaki evrelerden oluşur. Zigot: Babadan gelen sperm ile anneden gelen yumurtaların döllenmesine verilen addır. Döllenmiş yumurtanın bir iki haftalık dönemine dölüt denir. Embriyo: Üçüncü hafta ile 8. hafta arasındaki döneme denir. Embriyo döneminde hücreler farklılaşmaya başlar ve vücudu oluşturan tabakalar meydana gelir. Fetüs: Üçüncü aydan başlayarak doğuma kadar devam eder. Bütün yaşamsal faaliyetler bu dönemde görülmeye başlar. Bebeğin yaşayabilmesi için 6-7 aylık olması gerekir. Dokuz aylıktan önce meydana gelen doğumlar erken kabul edilir.

49 Doğum Sonrası Gelişim Bebeklik dönemi (0-2 yaş) Fiziksel gelişimin doğumdan sonra en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde aşağıdaki farklılaşmalar oluşur: Fiziksel çevredeki değişikliklere uyum sağlama Dışkı kontrolünü gerçekleştirme (tuvalet eğitimi) Katı yiyecek yemeyi öğrenme Refleksif davranışlar görülür. Belirli zamanlarda uyanık kalmayı ve uyumayı gösterme Dönemin sonlarına doğru yürümeyi öğrenme

50 İlk çocukluk dönemi (2-6 yaş) Fiziksel gelişim biraz yavaşlar. Konuşmayı ve yürümeyi öğrenme El-göz uyumunu sağlama Kendi öz bakım becerilerini (yemek yeme, giyinme vb.) yerine getirebilme Cinsiyet farklılıklarını öğrenme ve cinsel kimliğini kazanmaya başlama Toplumsal kurallara dair doğru ve yanlış davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye başlama Değişik yaş gruplarıyla iletişim kurmayı öğrenme, duygularını fark etmeye başlama

51 Son çocukluk dönemi (6-12 yaş) Fiziksel gelişimin en yavaş olduğu dönemdir. Kendine karşı tutumlar oluşturma Okuma, yazma ve hesaplama ile ilgili 3 temel beceriyi geliştirme ve zaman kavramlarını tanıma Yaşıtlarıyla gruplar oluşturabilme, kişiler arası ilişkilerini geliştirme Cinsiyetine uygun rolleri benimseme ve onlarla özdeşleşme Davranışlarının sorumluluğunu alabilme Kendi başına kararlar alabilme ve kişisel bağımsızlığını kazanmaya başlama Vicdan ve değerler sistemi geliştirmeye başlama Somut düşünmeyi öğrenme

52 Ergenlik dönemi gelişim görevleri (12-18 yaş) Hızlı bedensel değişiklikler görülür. Bebeklik döneminden sonraki bedensel gelişimin en hızlı olduğu dönmedir. Bedensel özelliklerini kabul etme, bedensel ve fiziki değişiklikleri yaşama ve yeni bedensel özellikleri ile barışık olma Aile içerisinde duygusal bağımsızlığını kazanma ve farklı olma Kendi ve karşı cins yaşıtlarıyla (akranlarıyla) olgun ilişkiler kurabilme Bir yetişkin kadın veya erkek sosyal rolünü edinme (cinsel kimlik kazanılması) Bir mesleğe doğru yönelme ve hazırlanma Toplumsal görevlerini yerine getirebilme ve toplumsal sorumluluklar alabilme Kişisel değerlerine göre bir değerler ve ahlak sistemi oluşturma (yaşama felsefesi oluşturma)

53 KİŞİLİK GELİŞİMİ Kişilik, insanın toplumda oynadığı çeşitli roller ve bu rollerin başkaları üzerinde bıraktığı etkilerin tümüdür. Bireyin sosyal ve psikolojik tepkilerinin tümüne verilen bir isim olarak da nitelendirdiğimiz kişilik, insanın ilgilerinin, dış görünüşünün, konuşma tarzının ve çevresine uyum biçimlerinin bütün özelliklerini içeren oldukça geniş kapsamlı bir terimdir. Kişilik, bireyin psikolojik, kalıtsal ve öğrenilmiş duygularını, güdülerini, yetenek ve alışkanlıklarını kapsayan, onu bir başkasından ayıran ve devamlılık gösteren davranış özellikleridir. Kişilik, bireye özgü olan, aynı zamanda onu başkasından ayıran ve belirleyen, süreklilik ve tutarlılık gösteren anlamlı ve dinamik; duygu, düşünce ve davranış özellikleridir. Her insanın kişiliği, türüne özgü genel özellikleri ile kendine ait özelliklerin bir bütünüdür. Kişilik gelişimi üzerine çalışan önemli gelişim psikologları mevcuttur. Bunların en önemlilerinden biriri S. Freud tur.

54 SİGMUND FREUD UN KİŞİLİK GELİŞİM KURAMI Kişilik gelişimi üzerine üç kuram geliştirmiştir: TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI YAPISAL KİŞİLİK KURAMI PSİKOANALİTİK (PSİKOSEKSÜEL) GELİŞİM KURAMI

55 TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI S. Freud, özel kişilik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Freud e göre kişilik aysberge benzer. Suyun üstünde kalan kısmı bilinç, sualtında kalan görünmeyen kısım ise bilinçdışıdır. Gerçekte kişiliğe yön veren, bilinç altına itilmiş çeşitli duygu, tutku ve düşüncelerdir. Hatta bunlar bilinç dışında da olabilir. Topografik Kişilik adını verdiği bu kurama göre, bilinç dışındaki bu şeyler bilinç içine getirilebilir. Hiçbir davranış nedensiz ortaya çıkmamaktadır. Mutlaka bilinç altında bir sebebi vardır. İlk çocukluk yıllarındaki yaşantılar, kişilik gelişiminin temelini oluşturur.

56 YAPISAL KİŞİLİK KURAMI Freud e göre «Kişilik Yapısı» üç ana sistemden oluşmaktadır: İd, Ego ve Süperego İd: Kişiliğin temel taşıdır. Doğuştan getirilir ve ruhsal enerjinin ve psikolojik gizil güçlerin temelidir. Aynı zamanda içgüdülerin de kaynağıdır. Kişiliğin ilkel yönünü oluşturur. Ego: Ego kişiliğin yürütme organıdır. Ego, id in bir parçasıdır ve tüm enerjisini ondan alır. Ego, organizmanın dış dünya ve nesnel gerçeklikle ilişkiye geçme gereksiniminden varlık bulur. Ego, bir bakıma kişiliğin karar organı ve mantık süzgecidir. Süper Ego: Süper ego, sosyal ilişkiler içinde diğer insanlar tarafından geleneksel değerler ile toplumsal, törel, kültürel alışkanlık ve kuralların içselleştirilmiş şeklidir. Kişiliğin sosyal yönüdür. Ego, id in isteklerini süperegonun onayından geçirir.

57

58

59 PSİKOANALİTİK (PSİKOSEKSÜEL) GELİŞİM KURAMI Freud kişilik gelişimini 5 dönemde incelemiştir: Oral, Anal, Fallik, Gizil (Latent), Genital dönem Oral Dönem (0-1 yaş): Temel haz kaynağı emmedir. Emme pasif ve bağımlı bir davranıştır. Çocuk eline aldığı her şeyi emer. Bu durum dış dünyayı algılaması anlamında oldukça önemlidir. Bu dönemde, gereksinmeleri karşılanan çocukta, dış dünyaya karşı bir temel güven oluşur. Karşılanmazsa, değişik kişilik bozukluklarının temelleri atılmış olur. Anal Dönem ( 1-3 yaş): Temel haz kaynağı cinsel organlarıdır. İdrar ve dışkısını tutmayı öğrenir. Çocuk kendini (özdenetim) ve çevreyi kontrol etmeyi öğrenir. Tuvalet eğitimi çok önemlidir.

60 PSİKOANALİTİK (PSİKOSEKSÜEL) GELİŞİM KURAMI Fallik Dönem (3-6 yaş); Karşıt cinse sevgi duymaya başlarlar. Çocuklar bu dönemde büyüklerini model alarak cinsiyet rollerini kazanırlar. Çocuk aynı cinsten olan ebeveyni ile özdeşim kurarak, onun cinsel rolünü içselleştirir. Çocuk bu dönemde ahlaki standartları da kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde çözümlenmeyen psikoseksüel karmaşa, sonraki yıllarda suçluluk duygusuna yol açabilir.

61 PSİKOANALİTİK (PSİKOSEKSÜEL) GELİŞİM KURAMI Gizil (Latent) Dönem ( 6-12); Daha önceki yıllarda kazanılanlar pekiştirilir. Çocuk cinsiyetle ilgili konulardan hoşlanmaz ve kendini daha çok oyuna verir. Ev dışındakilerle de özdeşim kurmaya başlayarak sosyalleşirler. Bu dönem fırtına öncesi sessizlik dönemi olarak da adlandırılır. Genital Dönem ( 12 ve sonrası); Hızlı fiziksel gelişim ve cinsel dürtülerin arttığı dönemdir. Daha önceki dönemlere ait olumlu ya da olumsuz yaşantılar bu döneme damgasını vurur. Çocuk bu dönemde öğrenme güçlüğü çekebilir. Yardım edilmeli, dışlanmamalıdır.

62 BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM Biliş: Zihinsel etkinliklerimizin genel adıdır. Bir başka değişle; dünyamızı öğrenmeyi ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetler anlamına gelir. Bilişsel Gelişim: Bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevresi ve dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve daha etkili hale gelmesi sürecidir (Senemoğlu, 2007). Bilişsel gelişim ile ilgili kuramlar geliştirenler Piaget, Bruner, Vygotsky ve Gagne dir.

63 PİAGET İN BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM KURAMI Piaget, Bilişsel Gelişimi, biyolojik ilkelerle açıklamıştır. Ona göre gelişim, kalıtım ve çevrenin etkileşiminin bir sonucudur. Piaget bilişsel gelişimi dönemler halinde incelemiştir. Ona göre bilişsel gelişim ergenliğin sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Duyusal Motor (0-2 Yaş) İşlem Öncesi Dönem (2-7 Yaş) Somut İşlemler Dönemi (7-12 Yaş) Soyut (Formel) İşlemler Dönemi (12 Yaş Üstü)

64 PİAGET E GÖRE BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ DÖNEM ÖZELLİKLER Duyusal Motor (devinim- sensori) Dönem 0-2 yaş Dünyayı tanımak için duyu organlarını ve bedenini ve duyularını kullanır. Kendisini nesnelerden ayırt eder. Refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara geçer (6-8 aylar) İlk deneme yanılma öğrenmeleri oluşur. Nesnenin sürekliliğini kazanma yeteneği geliştirir. (Dönemin sonuna doğru) Taklit ve ertelenmiş taklit (daha önceki görmüş olduğu hareketi sonradan tekrarlar)

65 DÖNEM PİAGET E GÖRE BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLER İşlem Öncesi Dönem ( 2-7 Yaş) İşlem Öncesi Dönem ( 2-7 Yaş) Sembolik Dönem ( 2-4 Yaş); Kompleks kavramları ve ilişkileri anlayamazlar. Mevcut olmayan varlıklara karşı semboller geliştirir. Canlandırmacılık ( Animizm ) (Bebeği ile konuşma ) Çocuk ben merkezcidir. Nesneleri tek yönlü sınıflandırma yaparlar. Özelden özele akıl yürütme (Çocuğu olmayan bir kadın evli değildir) Dil hızla gelişir Sezgisel Dönem ( 4-7 Yaş ); Çocuklar bir arada oynarlar ama, birlikte oynamazlar. Problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. İşlemleri tersine çeviremezler. Dil gelişimi iyi düzeydedir. Ben merkezci düşünce dönemin sonuna kadar devam vardır. Tersine çevirememe vardır. Maddeyi sadece bir özelliğine göre sınıflandırma yapabilirler.

66 PİAGET E GÖRE BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ DÖNEM Somut İşlemler Dönemi ( 7-12 Yaş) Soyut (Formel) İşlemler Dönemi (12 Yaş Üstü) ÖZELLİKLER Somut işlemleri yaparlar. Tersine işlemleri çevirebilirler. Ben merkezci değildirler. Madde korunumunu kazanmışlardır. Çok yönlü sınıflama ve sıralama yapabilirler. Çok yönlü (kombinasyonlu) düşünebilirler. Göreceli ve soyut kavramları anlayabilir etkili kullanabilirler. Analiz, sentez ve değerlendirme yapabilirler. Hipotezler üretip test yapabilirler.

67 ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ Öğrenme psikolojisi, öğrenmenin hangi şartlarda gerçekleştiğini, öğrenme sürecinin nasıl işlediğini, öğrenme ilkelerinin neler olduğunu belirlemeye çalışan bir bilimdir. Öğrenme, bireyin yaşantı sonucu gözlenebilen davranışlarında ortaya çıkan, kalıcı izli değişikliklerdir. Öğrenmenin Özellikleri Davranışta gözlenebilir bir değişme olması Davranıştaki değişmenin nispeten sürekli (kalıcı izli ) olması Davranıştaki değişmenin yaşantı kazanma sonucunda olması Davranıştaki değişmenin yorgunluk, hastalık, ilaç alma vb. etkenlerle geçici bir biçimde meydana gelmemesi Davranıştaki değişmenin sadece büyüme sonucunda oluşmaması

68 ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Davranış: Organizmanın her tür etkinliğine davranış adı verilmektedir. Organizmanın gözlenebilen, ya da gözlenemeyen açık ya da örtük etkinliklerin tümüdür. Davranışlar genel olarak üçe ayrılır : Doğuştan gelen davranışlar: İçgüdüsel davranışlar ve refleksif davranışlar. Bunlar, öğrenme yoluyla oluşmazlar. Geçici davranışlar: Alkol, hastalık ilaç gibi dış faktörlerin etkisiyle oluşan davranışlardır. Öğrenme kabul edilmezler. Sonradan kazanılan davranışlar: Sonradan kazanılan davranışlar, öğrenme ürünü olan davranışlardır.

69 ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Refleks: Doğuştan getirilen belli bir uyarıcıya karşı gösterilen belli ve basit davranışlardır. İçgüdü: Doğuştan getirilen, türe özgü davranış örüntülerdir. Arılar bal yapar, ipek böceği koza örer. Uyarıcı: İnsanların duyu organlarını harekete geçiren ve insanda bir tepkiye yol açan iç ve dış durum değişikliğidir. Tepki: Uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği davranıştır.

70 ÖĞRENME İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Yaşantı: Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda bireyde kalan izdir. Öğrenme: Tekrar ya da yaşantı yoluyla organizmanın davranışlarında meydana gelen oldukça kalıcı değişikliktir. Güdü: Organizmayı harekete geçiren ve yönlendiren güçtür. Açlık, susuzluk, sevgi, para kazanma gibi. Dürtü : Fizyolojik güdülerdir. Açlık, susuzluk gibi. Doğuştandır, öğrenilmiş değildir.

71 ÖĞRENME ÇEŞİTLERİ DAVRANIŞÇI ÖĞRENME Davranışçı yaklaşımın temel sayıltılarını şu şekilde belirtmek mümkündür : İnsan öğrenmesi ile diğer canlıların öğrenmeleri birbirlerine benzer. Bu kurala dayanarak, davranışçılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarla insan öğrenmesini açıklamaya çalışmışlardır. İnsan zihni doğduğunda boş bir levha gibidir, sonradan doldurulur. Öğrenme, fiziksel konular gibi, ölçülebilir ve gözlenebilir olaylar üzerinde odaklanarak incelenebilir. Davranışçıların çoğu, insanın duygu, düşünce, güdü gibi özelliklerinin doğrudan gözlenemeyeceğine veya ölçülemeyeceğine ve bu yüzden bilimsel olarak ele alınıp araştırılamayacağına inanırlar.

72 ÖĞRENME ÇEŞİTLERİ DAVRANIŞÇI ÖĞRENME Öğrenmenin kuralları uyarıcı (U) ile tepki (T) arasındaki bağlantılara dayalıdır. Davranışçılara bu yüzden U-T (Uyarıcı- tepki) kuramcıları da denir. Davranışçılar öğrenme teriminden ziyade şartlanma (koşullanma) terimini kullanırlar. Buna göre öğrenmede organizma çevresel uyarıcılar tarafından (belli bir şekilde tepki vermeye) şartlandırılmaktadır. Dolayısıyla, bu şekliyle öğrenme organizmanın kontrolü dışında gerçekleşir. Sadece organizmanın gözlenen davranışında bir değişiklik meydana geldiğinde, öğrenmenin gerçekleştiği söylenebilir. Eğer davranışta bir değişiklik meydana gelmemişse, öğrenme de olmamış demektir.

73 Davranışçı öğrenme kuramları şunlardır: Klasik ( Tepkisel ) Koşullanma Pavlov Edimsel Koşullanma - Skinner Bitişiklik Kuramları Watson ve Guthrie Bağlaşımcılık Kuramları Thorndike

74 KLASİK (TEPKİSEL ) KOŞULLANMA KURAMI- İ. PAVLOV İvan Pavlov, köpeklerdeki mide ve tükrük salgılamaları ile ilgili araştırma sırasında, köpeklerin yiyecek gelmeden önce salya salgılamaya başladıklarını görmüştür. Bu olaydan sonra Pavlov koşullu refleks adını verdiği bu tepkiyi sistematik olarak incelemiştir. Pavlov, köpeğin ağzına yiyecek koymadan önce zil çalmış ve hemen ardından köpeğin ağzına yiyecek koymuştur. Önceleri köpek zil sesini duyunca salya salgılamamıştır. Köpeğe zil sesinden sonra yemek verilme işlemi tekrarlanınca köpek geçirdiği bir yaşantı sonucu zil sesi ile yiyecek arasında bir bağlantı kurmuştur. Zil sesi bir bakıma yiyeceğin yerine geçmiş ve yiyeceğin uyandırdığı tepkiyi uyandırmıştır. Pavlov'un yaptığı bu araştırmaya klasik koşullanma adı verilmiştir. Klasik koşullanma, koşulsuz ve koşullu etkilerin birleşimlerini içerir.

75

76 KLASİK (TEPKİSEL ) KOŞULLANMA KURAMI- İ. PAVLOV PAVLAV UN DENEYİNDEKİ AŞAMALAR 1. Adım Zil -- Tepki yok Nötr Uyarıcı 2. Adım Zil --- Et --- Salya Nötr Uyarıcı Şartsız (koşulsuz ) Uyarıcı şartsız ( koşulsuz ) tepki 3. Adım Zil -- Salya Şartlı ( koşullu ) Uyarcı şartlı ( koşullu ) tepki

77

78 KLASİK KOŞULLANMANIN TEMEL KAVRAMLARI Koşulsuz (Şartsız) Uyarıcı: Organizma için doğal olan tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcıdır. (ET) Koşullanmada koşullu uyaran koşulsuz uyarandan önce verilir. Koşulsuz (Şartsız) Tepki: Koşulsuz uyarıcının organizmada meydana getirdiği doğal ve otomatik tepkidir. (SALYA) Nötr (İlişiksiz) Uyarıcı: Koşulsuz uyarıcı ile ilişkilendirilmemiş uyarıcıdır. Tek başına olduğunda herhangi bir davranışa neden olmayan (ilişkisiz) uyarıcılardır. Nötr uyarıcılar doğal uyarıcılarla eşleşerek koşullu uyaranlar haline gelirler (ZİL). Zil, henüz et ile ilişkilendirilmeden önce köpek için nötr (ilişkisiz) uyarıcıdır.

79 Koşullu (Şartlı) Uyarıcı: Başlangıçta nötr uyarıcıyken koşulsuz uyarıcı ile birlikte verilerek, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkiyi paylaşması sağlandıktan sonra tek başına verildiğinde organizmada doğal ve otomatik tepkiyi oluşturan uyarıcıya denir. (ZİL) Koşullu (Şartlı) Tepki : Sadece koşullu uyarıcının meydana getirdiği doğal ve otomatik tepkidir. KOŞULLU UYARICI Para görünce KOŞULLU TEPKİ Sevinme Zil sesini duyunca Sınıfa girme Bayrak görünce Saygı duyma Enjektör görünce Ağlama Öğretmen görünce Korkma

80 TEPKİSEL KOŞULLANMA İLKELERİ Bitişiklik Sönme (Deneysel Çözülme) Genelleme Ayırt Etme

81 TEPKİSEL KOŞULLANMA İLKELERİ Bitişiklik Bitişiklik, tepkisel koşullanmanın temelini oluşturan ilkedir. Koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanı birbirine çok yakın olmalıdır. (5-30 sn arası) Zil Et Hemen sonra verilmelidir.

82 TEPKİSEL KOŞULLANMA İLKELERİ Sönme (Deneysel Çözülme) Koşulsuz uyarıcı (et) olmadan, koşullu uyarıcı (zil) tek başına verildiğinde, bir müddet sonra koşullu tepkinin (salya) azaldığı ve yok olduğu görülür. Koşullu uyarıcının artık tek başına koşullu tepkiyi oluşturmamasıdır. Bir süre zil sesi verilip et verilmezse salya gösterilmez.

83 TEPKİSEL KOŞULLANMA İLKELERİ Genelleme Birbirine yakın olan uyarıcılara aynı ya da benzer tepkileri gösterme eğilimidir. Yani organizma benzer uyarıcılara aynı tepkiyi gösterir. Ör: Beyaz önlüklü hemşireden korkan bir çocuk, bütün beyaz önlüklülerden de korkar.

84 TEPKİSEL KOŞULLANMA İLKELERİ Ayırt Etme Genellemenin tersidir. Organizmanın koşullanma sürecinde kullanılan koşullu uyarıcıyı diğerlerden ayırt ederek tepkide bulunmasıdır. Yani organizmanın iki uyarıcı arasındaki birbirine benzemeyen nitelikleri fark etmesidir. Ör: Bütün beyaz önlüklüler içerisinde, sadece hemşireden korkan çocuk, ayırt etmektedir.

85 KLASİK (TEPKİSEL) KOŞULLANMA YOLUYLA ÖĞRENİLEN (KOŞULLU) TEPKİLERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN; Klasik (tepkisel) koşullanma yoluyla öğrenilen; asansörden korkma, sınav kaygısı, öğretmenden nefret etme, otobüsü görünce midenin bulanması gibi koşullu tepkiler başlıca üç şekilde ortadan kaldırılır. Bunlar sönmeyi bekleme, karşıt koşullanma (bastırma) ve sistematik duyarsızlaştırmadır. Sönmeyi Bekleme: Pekiştirilmeyen davranışlar söner. Koşullu uyarıcı bir süre (zil) tek başına verilsin (koşulsuz uyarıcı olan et verilmeden) bir süre sonra koşullu tepki (salya) görülmez. Öğretmen (koşullu uyaran) kızdığı (koşulsuz uyaran) için korkan (koşullu tepki) bir öğrenci öğretmen bir süre kızmasa, korkma tepkisini göstermez.

86 KLASİK (TEPKİSEL) KOŞULLANMA YOLUYLA ÖĞRENİLEN (KOŞULLU) TEPKİLERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN; Karşıt Koşullama (Bastırma): Koşullanma yoluyla öğrenilen ve söndürülmek istenilen koşullu tepkiyi ortadan kaldırmak için, hoş olmayan (itici) bir uyaran verilir. Örneğin sınıfta oturduğu sırada yanındaki arkadaşına sürekli vurarak rahatsız etmeyi alışkanlık haline getiren bir öğrenci sınıfın en arka sırasına oturtularak bu tepkisi ortadan kaldırılır.

87 KLASİK (TEPKİSEL) KOŞULLANMA YOLUYLA ÖĞRENİLEN (KOŞULLU) TEPKİLERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN; Sistematik Duyarsızlaştırma: Organizmanın bir uyaranla sürekli karşılaşması sonucunda (kazandırılan olumlu yaşantıların sonucunda) daha önce gösterdiği koşullu tepkiyi artık vermemesi durumudur. Örneğin sınavdan korkan bir öğrenciye önce sonucunda not verilmeyen bir sınav yapılır, sonra çok iyi bildiği konular ile ilgili sorular verilerek evde kendisini sınav yapması istenir, sonra bildiği konular ile ilgili sınıfta sınav yapılar ve daha sonra gerçek ortamda sınav yapılarak, sınav korkusu ortadan kaldırılır (sistematik duyarsızlaştırma).

88 Sistematik Duyarsızlaştırma Uçak korkusu olan Buse nin uçak korkusunu yenebilmek için önce uçak resimleri gösterilmiş, daha sonra uçaklarla ilgili metinler okutulmuş, daha sonra havaalanına götürülüp uçakları izlemesi sağlanmış sonra uçakların içerisinde gezdirilmiş ve uçak korkusu ortadan kaldırılmıştır. Topluluğun önünde konuşma fobisi bulunan birey bir dizi aşamadan sonra (önce konuşmayı bir kağıda yazarak en yakın 2 arkadaşına okur, sonra kağıdı bırakarak arkadaşlarına konuşur, sonra sınıf arkadaşlarına konuşur, sonra da büyük bir kalabalığa konuşur) fobisini yenmiş olur.

89 Sistematik Duyarsızlaştırma Kalabalık toplantılara katılmaktan korkan bir kişi terapistle birlikte önce en az korkutan durumdan en çok korkutan duruma doğru hiyerarşik bir sıralama yapar (toplantıya davet edilmek, toplantıya hazırlanmak, gitmek, toplantıya katılmak). Gevşeme komutları ile rahat bir konuma gelince en az korkutan durumu (toplantıya davet edilmek) zihninde canlandırması istenir. Gerginlik belirtileri gözlenince gevşeme egzersizleri tekrarlanır. Bu bölümü rahatça zihninde canlandırınca bir sonraki kademeye geçilir (toplantıya hazırlanmak). Aynı şekilde bu basamakta da oluşan gerginlikler gevşeme egzersizleri ile giderilir. Hasta gerginlik duymaksızın her basamağı zihninde canlandırabildikten sonra, gerçek yaşamda bir davete katılması istenir.

90 KLASİK KOŞULLAMA İLE İLGİLİ SORULAR 1-Bir anne,bebeğini yedirmeye başlamadan önce, her seferinde ona mama önlüğü takmaktadır. Bir süre sonra bebek, mama önlüğünü görür görmez maması gelmiş gibi sevinç çığlıkları atmaya başlamıştır. Bu koşullanma sürecinde mama önlüğü klasik (tepkisel) koşullanmadaki, I. koşulsuz uyarıcı II. koşullu uyarıcı III. nötr uyarıcı Öğelerinden hangilerinin işlevini üstlenmiştir? A)Yalnız III B) Yalnız II C) Yalnız I D)II ve III E) I ve II

91 2- İlk kez aşı olana kadar enjektör gördüğünde herhangi bir korku belirtisi göstermeyen bir çocuk, aşı olduktan sonra, enjektörü her gördüğünde ağlamaya başlamıştır. Çocuğun bu ağlama davranışı aşağıdakilerden hangisidir? A) Edimsel (operant) koşullanma B) Kavrayarak öğrenme C) Bilişsel öğrenme D) Gözlem yoluyla öğrenme E) Klasik (tepkisel) koşullanma

92 3- Klasik (tepkisel) koşullanmanın gerçekleşmesi için aşağıdakilerden hangisi zorunludur? A) Davranışın tekrar edilmesi B) Koşullu uyarıcının genellenmesi C) Davranışın cezalandırılması D) Koşulsuz uyarıcıyla nötr uyarıcının eşlenmesi E) Davranışın şekillendirilmesi

93 4- Bir bebek acıktığı için, doğal olarak ağlamakta ve süt biberonu görünce susmaktadır. Bu durum aşağıdakilerin hangisiyle açıklanabilir? A) Edimsel koşullanma B) Klasik koşullanma C) Kavrayarak öğrenme D) Bilişsel öğrenme E) Gözlem yoluyla öğrenme

94 EDİMSEL KOŞULLANMA (OPERANT ŞARTLANMA) (SKINNER) Tepkisel davranışlar bir uyarıcı tarafından ( zil ) ortaya çıkartılır. Klasik koşullanmadaki tepkiler tepkisel davranışa birer örnektir. Tepkisel davranışlar tüm refleksleri kapsar. Örneğin karanlıkta göz bebeğinin genişlemesi, aydınlıkta daralması, limon görüldüğünde ya da düşünüldüğünde ağzın sulanması gibi Edimsel davranış; uyarıcı tarafından oluşturulmaz, organizma tarafından ortaya konur. Edimsel davranış kendiliğinden ortaya çıkar ve sonuçları tarafından kontrol edilir. Örneğin ; Çocuğun yeni yeni ayağa kalktığını gören çevresindeki yetişkinler genellikle sevinç çığlıkları atar, onu alkışlarlar. Çevresindekilerin bu ilgisi çocuğu mutlu eder ve çocuk aynı davranışı tekrarlama eğilimi gösterir.

95 EDİMSEL KOŞULLANMA (OPERANT ŞARTLANMA) (B. Frederic SKINNER ) Davranıştan sonra gelen uyarıcı organizmada haz oluşturursa davranış tekrar yapılır. Davranıştan sonra gelen uyarıcı organizmada acı, elem yaratırsa davranış tekrar edilmez. Oysa, tepkisel davranış tamamen kendinden önceki uyarıcıya bağlı olarak meydana gelir. Yapılan bir davranışın iki türlü sonucu olabilir. Birincisi, davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar ya da davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar. Örneğin arkadaşlarınca beğenilen bir elbisenin devamlı giyilmesi isteği. Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullanmaya edimsel koşullanma denir. «Eğitim, öğrenilen her şey unutulduktan sonra geriye kalandır.» B.F. Skinner

96 Edimsel Koşullanma Deneyi Bu konuda şöyle bir deney yapılmıştır. Aç bir fare, bir deney kafesi içine bırakılır. Bu sırada rastlantı sonucu kafesin içindeki mandala dokunur ve kafesin altındaki kaba yiyecek düşer. Fare yiyeceği yer ve böylece ödüllenmiş olur. Bundan sonra tekrar tekrar aynı yere bırakılan fare, daha kısa zamanda mandala dokunur. Başlangıçta gelişi güzel davranış gösteren fare bir sonraki deneyde mandala daha çabuk yaklaşmaya başlar ve en sonunda da doğrudan doğruya mandala basıp yiyeceği elde eder. Böylece öğrenilmiş bir "edim", yani davranış oluşur. Edimsel koşullanmada pekiştirici uyarıcı, yapılan tepkinin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Edimsel koşullanma büyük ölçüde Thorndike ın etki yasasından kaynaklanmıştır.

97 EDİMSEL KOŞULLANMA Bu tür koşullanmada, davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak davranışın (edimin) ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir. Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılar ise cezadır. Ceza davranışı zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur. Ceza organizmaya istemediği bir şeyin verilmesi ya da istediği bir şeyin verilmemesidir. Skınner e göre ceza, geçici bir süre için etkili gibi görülebilir ancak ceza kalktığı zaman cezalandırılan davranış eski haline döner.

98 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI Pekiştireç : Davranışı izleyen ve organizma üzerinde olumlu etkiye sebep olan uyarıcıdır. İki tür pekiştireç vardır. OLUMLU PEKİŞTİREÇLER: Bir davranışın sonucunda ortamda bulunmayan bir uyarıcının ortama katılması ve bu uyarıcının o davranışın tekrarlanma ihtimalini artırması olayına OLUMLU PEKİŞTİRME denilir. Örneğin; okulda iyi not alma, evde anne babasından teşekkür alma gibi

99 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI Olumlu Pekiştireç: Davranışın devamı için hoşa giden bir uyarıcının organizmaya veya ortama verilmesidir. Bu davranış sonucunda organizmada davranış süreklilik kazanır. Örnekler: Yapılan bir davranış sonucunda Öğrenciye aferin demek, kardeşine çikolata vermek, işverenin işçisine zam yapması, Güzel bir yemekten sonra; kadına, kocasının yemekler çok güzel olmuş eline sağlık demesi, Sözünü dinleyen çocuğuna, babasının, istediği birşeyi yapmasına izin vermesi Ders çalışan bir öğrencinin yüksek not alması, Kazanan takıma puan, kupa, para verilmesi, Başarılı öğrencilere yıl sonunda; taktir, teşekkür vb. belgeler verilmesi, Öğretmenin ödevlerini düzenli yapan öğrencilere hediye alması, Yukardaki örneklerde olduğu gibi olumlu pekiştireç bir davranışın sonucunda verilir ve organizma aynı davranışı yapmaya devam eder.

100 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI Olumlu Pekiştireç: Ortama konulduğunda belirli bir davranışın yapılma olasılığını arttıran uyarıcılardır. Bunlar da birincil ve ikincil olumlu pekiştireçler olmak üzere iki grupta toplanır. Birincil olumlu pekiştireçler; Yiyecek, su gibi organizmayı doğal olarak pekiştiren pekiştireçlerdir. Örneğin; karnesi başarılı olan çocuğa bisiklet alma, marketten ekmek almayı başaran bir çocuğa çikolata verme gibi. İkincil (koşullu) olumlu pekiştireçler ise, herhangi bir nötr uyarıcının olumlu birincil pekiştireçlerle ilişkilendirilmesi ile olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örneğin; küçük bir çocuk için paranın, statünün hiç bir önemi yoktur. Ancak para ve statü ile birincil pekiştireçleri elde edebileceğini öğrendiği zaman para, statü pekiştireç özelliği kazanır.

101 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI OLUMSUZ PEKİŞTİREÇLER: Bir davranış ortamdaki hoş olmayan bir uyarıcıyı ortadan kaldırıyor ve bu istenen davranışın tekrarlanma ihtimalini artırıyorsa buna OLUMSUZ PEKİŞTİRME denilir. Örneğin; bir öğretmen geçen derslerdeki konu ile ilgili özellikle çalışmayan öğrencilere sorular sormaktadır. Öğrenci de bu sıkıcı durumdan kurtulmak için her derse çalışarak gelmektedir. Olumsuz Pekiştireç: Davranışın devamı için hoşa gitmeyen uyarıcının organizmadan, ortamdan alınmasıdır. Uyarıcının ortamdan çekilmesiyle rahatsız edici durum ortadan kalkar ve organizma davranışı yapmaya devam eder. Örnekler: Yapılan bir davranış sonucunda Gürültüden dolayı ders çalışamayan öğrencinin sessiz bir odaya alınması, Başı ağrıdığı için ders çalışamayan bir öğrenciye ağrı kesici verilmesi, Ders çalışan bir öğrencinin bulaşık yıkamaktan kurtulması, Parmağını kesen birinin parmağına yara bandı sarması, Bir öğrencinin babasının ona kızmaması için erken uyuması,

102 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI Olumsuz Pekiştireç: Örnekler Annesi kızmasın diye kızının eve erken gelmesi, Öğrencinin aile kavgasından kurtulmak için kütüphaneye gitmesi, Bir mahkumun erken tahliye için iyi hal göstermesi, Öğrencinin sınıfta kalmamak için ders çalışması, İnsanların yaz aylarında güneş gözlüğü, kışın eldiven takmaları Ortamdan çıkarıldıklarında belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır. Olumsuz pekiştireçler, organizmaya rahatsızlık veren uyarıcılardır ve birincil ve ikincil uyarıcılar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadırlar.

103 EDİMSEL KOŞULLANMA TEMEL KAVRAMLARI Birincil olumsuz pekiştireçler: Organizmaya zarar veren, yaşamı tehdit eden uyarıcılardır. Bunlar rahatsız edici yüksek tonlu sesler, elektrik şoku vb.dir. Örneğin; Sınıfça başarılı olan bir öğrenci grubunun sınıflarının boyanması (Burada kötü olan sınıf görüntüsü iyileştirildi, yani ortamdan kötü bir durum çekildi) İkincil olumsuz pekiştireçler ise, herhangi bir nötr uyarıcının birincil olumsuz pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örneğin: Soba, başlangıçta küçük bir çocuk için sadece nötr bir uyarıcıdır. Oysa elini sobaya dokundurup yaktıktan sonra, soba çocuk için olumsuz pekiştireç özelliği kazanır. Çünkü yakıcılık ile soba ilişkilendirilmiş; yakıcılığın etkisi soba tarafından paylaşılmıştır. Bu olaydan sonra çocuk soba soğuk iken de dokunmaz. Hem olumlu hem de olumsuz pekiştireç organizmanın hoşuna giden bir etki yaratır ve davranışın yapılma sıklığını artırır.

104 SORU 1 : Bir teknik direktörün başarıyı artırmak amacıyla, en iyi performans gösteren sporcusuna her ayın sonunda bir spor malzemesi hediye etmesi aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir? A) Dolaylı pekiştirme B) Koşullu anlaşma C) Premack ilkesi D) Birincil pekiştireç E) Olumlu pekiştirme

105 PREMACK İLKESİ (Büyükanne Kuralı) Organizmanın az sıklıkta ve istemeyerek gösterdiği davranışların sıklığını arttırmak için, organizmanın sıkça,severek ve isteyerek gösterdiği davranışların pekiştireç olarak kullanılmasıdır. Yani davranışın davranışla pekiştirilmesidir. Organizmaya sevilen bir şeyin hatrına, istemediği bir şeyin yaptırılması söz konusudur.

106 Matematik ödevini yapmamak için bahaneler öne süren kızına, «Ödevini bitir de birlikte gezmeye çıkalım.» diyen bir annenin bu yaklaşımı aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir?(kpss 2008) A)Premack ilkesi B)Tepki analojisi C)Kademeli yaklaşma D)Dolaylı pekiştirme E)Olumlu pekiştirme

107 SORU 2 : Bireyin, üyesi olduğu sosyal gruplar tarafından onaylanan davranışlarının tekrarlanma olasılığı artar. Buna göre, sosyal onay aşağıdakilerden hangisinin işlevini yerine getirmektedir? A) Olumlu pekiştireç B) Ayırt edici uyarıcı C) Birincil pekiştireç D) Kısmi pekiştireç E) Koşulsuz uyarıcı

108 SORU 3 ) Öğrencilerine ödev yapma alışkanlığı kazandırmak amacıyla yaptıkları her ödeve bir yıldız veren ve toplam on yıldız kazananlara bir kitap hediye eden bir öğretmen, aşağıdaki davranış kontrol tekniklerinden hangisini kullanmaktadır? (2009) A) Davranış şekillendirme B) Simgesel ödülle pekiştirme C) Kademeli yaklaşma D) Dolaylı pekiştirme E) Sistematik duyarsızlaştırma

109 PEKİŞTİRME TARİFELERİ Sürekli Pekiştirme : Eğer konu yeni ve karmaşıksa bir süre her doğru davranış pekiştirilir. Her davranışın pekiştirilmesi doğru değildir. Örneğin ilk okuma yazma öğrenen çocuğa sürekli olarak pekiştireç verilir. Öğrenme gerçekleştirildikten sonra aralıklı pekiştireç verilmektedir. Aralıklı pekiştirme: Zaman aralıklı pekiştirmedir. İkiye ayrılır: Sabit zaman aralıklı ve değişken zaman aralıklı Sabit zaman aralıklı pekiştirme: Pekiştireç ne zaman geldiği bellidir. Örneğin teneffüs, aylık, maaş. Değişken zaman aralıklı pekiştirme: Ne zaman geleceği bilinmez sürprizdir. Öğrenci davranışa devam eder. Örneğin öğretmeninin ilk onbeş dakika fıkra anlatması daha sonra 10, 20 dk. gibi değişken aralıklı fıkra anlatması.

110 PEKİŞTİRME TARİFELERİ Oranlı Pekiştirme: Oran aralıklı pekiştirmelerdir. İkiye ayrılır. Sabit oranlı pekiştirme: Kaç davranıştan sonra pekiştirileceği bellidir. Parça başına ücret verme, yaptığı her ödev için ücret verme. Değişken oranlı pekiştirme: Kaç doğru davranışa pekiştireç vereceği belli değildir. 5 probleme hediye daha sonra kaç probleme hediye vereceğimizi söylemezsek değişken oranlı pekiştirme olur. Bu yöntem en verimli pekiştirme tarifesidir.

111 SORU 1 ) Bir öğrenci, öğretmenin dikkatini çekmek için sınıfta sürekli olarak espri yapmakta, öğretmen bu esprilerden bazılarına gülerken bazılarını duymazdan gelmektedir. Bu durumda öğrencinin sınıfta espri yapma davranışına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2009) A) Olumsuz pekiştirildiği için benzer durumlara genellenme olasılığı artacaktır. B) Değişken aralıklı pekiştirildiği için sönmeye karşı dirençli olacaktır. C) Bazen olumlu bazen olumsuz pekiştirildiği için sönmeye karşı direnci azalacaktır. D) Sürekli pekiştirilmediği için gitgide azalarak ortadan kalkacaktır. E) Bazen olumlu bazen olumsuz pekiştirildiği için benzer durumlarda tekrarlanma olasılığı artacaktır.

112 SORU 2 : Dersi soru cevap yöntemiyle işleyen bir öğretmen, sorulara doğru cevap veren öğrencilerine bazen beş soruda, bazen de üç soruda bir puan vermektedir. Öğretmenin kullandığı pekiştirme tarifesi aşağıdakilerden hangisidir? (2008) A) Sabit oranlı B) Sürekli C) Sabit aralıklı D) Değişken aralıklı E) Değişken oranlı

113 SORU 3) Bir öğretmen, bir eğitim dönemi içinde bazen iki hafta, bazen de bir hafta arayla kısa sınav yaparak öğrencilerinin öğrenme çabalarında süreklilik sağlamaya çalışmaktadır. Öğretmenin bu uygulamasının, pekiştirme tarifelerindeki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir? (2007) A) Sabit oranlı B) Sabit aralıklı C) Değişken oranlı D) Sürekli E) Değişken aralıklı

114 Ceza Yapılan bir davranışın sonucunda organizma için olumsuz bir durum yaratan uyarıcılara CEZA denilir. Bunlar olumsuz pekiştireç değildir. Ödül kelimesi olumlu pekiştirme ile eş anlamlı olarak kullanılabilir; ama, ceza ile olumsuz pekiştirme birbirinden farklı kavramlardır. Ceza istenmeyen davranışa verilirken, olumsuz pekiştireç istenen davranış ortaya çıktığında ortamdan çekilmektedir.

115 Ceza Organizmanın davranışı istenmediği için organizma rahatsız edici uyarıcı ile kaşı karşıya getirilmesi ve hoş bir uyarıcıdan mahrum bırakılmasıdır. Davranışın değiştirilmesinde esas olan olumlu pekiştirmedir. Pekiştirmenin etkilerini önceden kestirmek mümkündür. Fakat cezanın etkilerini kestirmek oldukça zordur. Ceza yeni ve istenilen davranışın öğrenilmesini sağlamaz. Yalnız önceki bilgileri bastırır. Ceza istenilmeyen davranışı yok etmez. Cezanın etkisi yok olduğunda bastırılmış olan bu davranış tekrar ortaya çıkar. Ceza çoğu kez davranışın yapılmamasını değil yapıldığında yakalanmamasını öğretir.

116 Ceza Ceza ikiye ayrılır: I. TÜR CEZA ve II. TÜR CEZA I. TÜR CEZA: Bir davranışın sonucunda ortama hoş olmayan bir uyarıcı katılıyor ve bu davranışın yapılma sıklığı azalıyorsa, bu işleme birinci tür ceza denilir. Örneğin, kitabı yırtan çocuğa kızmak, fiziksel darbeler, para cezası, azarlama, düşük not, I. Tür Ceza: İstenmeyen uyarıcının organizmaya verilmesi veya ortama sokulmasıdır. Örnekler: Yapılan bir davranış sonucunda Öğrenciye tokat atmak, Öğrenciyi azarlamak, Kırmızı ışıkta geçen sürücüye ceza kesilmesi, Ders çalışmayan öğrencinin sınıfta kalması,

117 Ceza II. TÜR CEZA: İkinci tür cezada ise ortamda bulunan olumlu bir uyarıcı ortamdan çekilerek, organizma için olumsuz bir durum yaratılır (mahrum bırakma). Örneğin; teneffüse çıkarmama, harçlığını kesme, sevdiği oyunu oynatmama, çocuktan sevgiyi esirgeme gibi, trafik suçu işleyenin ehliyetinin iptal edilmesi. Olumlu bir şey iptal ediliyor. II. Tip Ceza: İstenen bir uyarıcının organizmadan veya ortamdan alınmasıdır. Örnekler: Yapılan bir davranış sonucunda Sınıfın huzurunu kaçıran öğrenciyi teneffüse çıkarmamak, Emre itaat etmeyen askerin rütbesini düşürmek, Babanın ödev yapmayan çocuğuna bilgisayar oynamasını yasaklaması, Odasını toplamayan kızına, annesinin çizgi film izlemesine izin vermemesi,

118 Skinner cezaya alternatif olarak şunları önermektedir: 1) İstenmeyen davranışa neden olan ortamı değiştiriniz, böylece davranış değişecektir. 2) İstenmeyen davranışı bıkıncaya kadar yaptırınız. 3) Eğer istenmeyen davranış, çocuğun gelişim döneminin bir özelliği ise çocuğun bu dönemi atlatmasını sabırla bekleyiniz. 4) İstenmeyen davranışı görmezden gelip, istenen davranışı gördüğünüzde hemen pekiştiriniz. 5) Cezalandırmaya alternatif en etkili süreç SÖNMEdir. Eğer istenmeyen davranış pekiştirilmezse zamanla sönme meydana gelir.

119 DAVRANIŞIN SONUCUNDA HOŞA GİDEN UYARICI Olumlu (pozitif) pekiştirme Hoşa gitmeyen bir davranışın hoşa giden uyarıcının ortama verilmesi sonucu davranışın yapılma sıklığının artması HOŞA GİTMEYEN UYARICI 1. tip ceza ortama verilmesi sonucu davranışın yapılma sıklığının azalması Olumsuz pekiştireç Hoşa gitmeyen uyarıcını ortamdan çekilmesi sonucu davranışın yapılmasının artması 2. tip ceza Hoşa giden bir davranışın ortamdan alınması sonucu davranışın yapılma sıklığının azalması Davranış devam eder. Davranış söner.

120 SORU 1) Aşağıdaki anne-baba davranışlarından hangisi II. tip cezaya örnektir? (2007) A) Ellerini iyi yıkamayan çocuğu tekrar yıkaması için banyoya geri göndermek B) Odasını toplamadığı için çocuğun bilgisayarda oyun oynama iznini kaldırmak C) Matematik dersinden zayıf aldığı için çocuğu özel kursa göndermek D) Ödevlerini yapmadığı için çocuğu öğretmenine şikâyet etmek E) Kardeşiyle tartıştığı için çocuğu azarlamak

121 SORU 2 ) Öğrenmede cezanın rolüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (2006) A) Ceza uygulamanın bir yolu, istenmedik davranış sergileyen bir öğrenciyi sahip olduğu pekiştirici bir uyarıcıdan mahrum bırakmaktır. B) İstenmedik davranışı cezalandırılan bir öğrencinin bu davranışının gelecekte aynı koşullarda tekrarlanma olasılığı azalır. C) Ceza uygulamanın bir yolu, istenmedik bir davranış sergileyen öğrenciyi itici bir uyarıcıya maruz bırakmaktır. D) Ceza ne kadar şiddetli olursa cezalandırılan davranış o kadar çabuk unutulur. E) Ceza, sadece hangi davranışın uygun olmadığını öğretir.

122 Cevap: B, D

123 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie İki ya da daha fazla uyarıcının beraber verilmesi sonucu aralarında çağrışım olması bitişiklik olarak adlandırılır. JOHN BROADUS WATSON Davranışçı kuramın kurucusudur. Watson a göre öğrenme bitişiklik ile oluşur. Yani koşullu ve koşulsuz uyarıcının birbirine yakın zamanda verilmesiyle oluşur. Öğrenmede bilişsel süreçlere karşı çıkmıştır. Kalıtım ve içgüdüyü kabul etmemiştir. Öğrenmeyi U T bitişikliği olarak açıklamıştır. Öğrenmede çevrenin etkili olduğunu savunmuştur. Bütün davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilebilir. Watson ödül ceza gibi kavramlara kuramında yer vermemiştir. Çünkü pekiştirme ve ödüllendirmenin öğrenme üzerinde bir etkisi yoktur.

124 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Davranışçıların babası olun Watson, Amerikan Psikolojisinin en etkili çevreci psikologlarından birisidir. Onlara göre bebek, çevre tarafından istenilen şeklin verilebildiği bir hamurdur. Watson'a göre, "insanlar doğmaz, yaratılırlar; bir başka deyişle, bir bebek koşullanma yoluyla trapezci, müzisyen, suçlu vb. bir yetişkin haline getirilebilir. "

125 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Watson un Bitişiklik Kuramının Temel İlkeleri En Son ve En Sık İlkesi: Organizmanın bir uyarıcıya karşı vermiş olduğu tepkiyi ne kadar çok tekrarlarsa, organizma bu uyarıcıyı bir daha gördüğünde aynı tepkiyi gösterme eğilimine girer. Bu duruma göre organizmanın en son yaptığı tepkiyi bir daha yapma ihtimali oldukça fazladır (En Sık ve En Son İlkesi). Televizyonu bozulan bir kişi televizyona vurdu ve bunun sonucunda televizyonu çalıştı. Televizyonun bir daha bozulduğunda aynı tepkiyi vermesidir. Watson öğrenmede pekiştirme ya da ödüllendirmeden söz etmemiştir. Watson'a göre bir uyarıcıya verilecek tepki, o uyarıcıya karşı en son yapılmış ve en sık tekrarlanmış tepkidir. Bu ilkeye "en son ve en sık tepki ilkesi" adı verilmektedir. Örneğin, okulda matematik problemi çözmekten zevk almayan bir öğrenci, karşılaştığı benzer bir başka matematik problemini de çözmekten hoşlanmamaktadır.

126 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Watson un Bitişiklik Kuramının Temel İlkeleri Korku Koşullanması: Watson korku koşullanması ve bunun tedavisi üzerine çalışmıştır. Albert isimli 11 aylık bir çocuğa ilk önce tavşan göstermiştir. Çocuk onunla ilgilenmiştir. Sonra hemen ardından beyaz bir tavşan şiddetli gürültü eşliğinde gösterilmiştir. Albert, gürültüyü duyduktan sonra ağlamıştır. Bu işlem tekrarlanmıştır. Sonunda tavşan tek başına gösterildiğinde gösterilmiştir ve Albert gürültü olmadığı halde tavşandan korkmuştur. Örneğin, annesinin giysisindeki kürk yakadan, dedesinin sakalından, beyaz tavşandan, pamuk vb. korkmuştur. Ancak bebeğin annesi onu hemen hastaneden aldığından, Watson ve Rayner'in bebeğin korkusunu yok etmek için çalışmalarını sürdürmeleri mümkün olamamıştır.

127 Bundan sonra Watson, korkuyu geliştirip yok etmek yerine, halihazırda korkuları olan çocuklardan bu duyguyu yok etmeye çalışmıştır. Watson ve Jones, fare, tavşan, kürk giysi, kurbağa ve balıklardan çok korkan Peter adında bir çocuk bulmuşlar ve korkusunu yok etmeye çalışmışlardır. Öncelikle bebeğe korktuğu şeylerle korkmadan oynayan çocukları gözletmişlerdir. Bu durum bir gelişme meydana getirmiştir. Ancak bebek hastaneden dönerken hemşiresiyle bir köpeğin saldırısına uğramışlar ve bebek korkuları bakımından eski haline dönmüştür.

128 Daha sonra Watson ve Jones, Peter'i bu yolla koşullamamaya karar vermişlerdir. Peter bir gün yemek yerken kafes içinde bir tavşanı, bebeği rahatsız etmeyecek şekilde odanın bir köşesinde bebeğin görebileceği bir noktaya yerleştirmişlerdir. Bu nokta işaretlenip her gün tavşan biraz daha bebeğe yaklaştırılmıştır. En sonunda bir gün bebeğin bir taraftan yemek yerken, bir taraftan da yanında oturan tavşanı okşadığı gözlenmiştir. Zamanla bu sonuçlar genelleştirilerek bebeğin diğer korkuları da yok edilmiştir. Bu çalışma, davranış terapilerinin ilk örneğidir. Watson ve Jones tarafından kullanılan bu yöntem, daha sonra geliştirilen sistematik duyarsızlaştırmaya çok benzemektedir.

129 Sistematik Duyarsızlaştırma: Organizmanın korkuya neden olan uyarıcıya karşı yavaş yavaş, aşamalı olarak yaklaştırılmasıdır. Korku tedavisinde kullanılır. Korku koşullanmasında oluşan tepkiyi ortadan kaldırma yöntemidir.

130 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie EDWIN RAY GUTHRIE Guthrie öğrenmeyi tek bitişiklik ilkesiyle açıklamıştır. Guthrie ye göre öğrenme ilk denemedeki U- T ilişkisidir. Devamındaki tekrarların bir etkisi olmaz. Öğrenmede tekrarlar önemli değildir (Tek deneme ilkesi). Organizma en son karşılaştığı durumda göstermiş olduğu davranışı, aynı durumla tekrar karşılaştığında da gösterme eğilimine girer (sonunculuk ilkesi). Guthrie Watson dan sıklık ilkesi bakımından farklı düşünmektedir. Watson a göre U T bağı tekrarla (pratikle) güçlenir. Guthrie ye göre öğrenme için tek bir yaşantı geçirmek yeterlidir.

131 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Edwin Ray Guthrie nin Kuramının Temel İlkeleri Öğrenmede Tek Deneme: Öğrenme uyarıcı ile tepki arasındaki tek bir eşleşmeden sonra gerçekleşir. Tekrarlar önemsizdir. Tekrarlar uyaran ile tepki arasındaki bağın gücünü arttırmaz, fakat yapılan tekrarların sönmeyi engellediğini kabul eder. Öğrenmenin kazanılmasında ve sürekliliğinin sağlanmasında, tekrara ve pekiştirece gereksinim yoktur. Sonunculuk İlkesi: Organizma bir uyarıcıya karşı en son hangi tepkiyi verdiyse bir kere daha karşılaştığında aynı tepkiyi verir.

132 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Guthrie nin Kuramının Temel İlkeleri Ceza: Guthrie ye göre ceza, davranış ile uyarıcı arasındaki bağı yok edip yeni bir davranış birlikteliği sağladığında etkili olmaktadır. Yani ceza, acı verici nitelikte değil, yeni bir uyarıcı ile tepki bağının oluşmasını sağlamalıdır. Guthrie ye göre bireye acı veren, bireyi rahatsız eden, onun duygularını inciten cezalar aslında davranışı pekiştirmektedir.

133 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Guthrie nin Kuramının Temel İlkeleri Ceza: Örnek: Öğrenci kapıyı çalmadan içeri girer ve arkadaşlarıyla şakalaşır sırasına oturur. Öğretmen öğrenciden bıktığı için her seferinde onu azarlamaktadır. Bu etkili bir ceza değildir. Bunun yerine öğretmen sınıfa geç kalındığında kapının çalınmasını ve özür dileyip içeri girmesini belirtir. Öğrenciyi dışarı çıkarır. Öğrenci kapıyı çalıp özrünü belirttiğinde yerine oturmasına izin verir. Bu durum uygun bir cezadır. Çünkü burada öğrenci geç kaldığında kapıyı çalarak içeri girmesi ve özür dileyip yerine oturma davranışı arasında bitişiklik kuracaktır. Tek deneme ilkesine göre bunu öğrenmiş olur. Guthrie ye göre cezalandırılan bir davranış onu ortaya çıkaran uyarıcının bulunduğu bir ortamda cezalandırılmalıdır ve istenmeyen bir davranışa zıt bir davranış ortaya çıkartılmalıdır. Guthrie ye göre organizmaya yön veren en önemli etken organizmanın hazırbulunuşluğudur.

134 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Guthrie nin İstenmeyen Alışkanlıkları Yok Etme Yöntemleri Alışkanlıkları yok etme yöntemlerinde istenmeyen tepkiyi ortaya çıkaran uyarıcıları bulup o uyarıcıya farklı bir tepkinin oluşmasını sağlamak amaçlanmaktadır. Bıktırma (Yorma) Yöntemi: Uyarıcının organizmada oluşturduğu istenmeyen tepkiyi yapmaktan yoruluncaya kadar organizmaya verilmesidir. Bunun sonucunda organizma o uyarıcıya karşı farklı bir tepki sergileyecektir. Örnek: Sigara içmekten hoşlanan bir bireye kısa sürede çok fazla sigara içtirilerek sigara alışkanlığı yok edilecektir. Sigaraya yeni bir tepki verecektir.

135 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Guthrie nin İstenmeyen Alışkanlıkları Yok Etme Yöntemleri Eşik (Alıştırma) Yöntemi: İstenmeyen tepkiye yol açan bir uyarıcının organizmaya azar azar ve uzun sürede verilerek istenen tepkiyi ortaya çıkarma yöntemidir. Örnek: Özel okul fikrine karşı çıkan babaya annenin uzun sürede özel okulun iyi yanlarından bahsetmesidir. Sistematik duyarsızlaştırma ile eşik yöntemi arasındaki fark, sistematik duyarsızlaştırmada var olan korku ortadan kaldırılırken eşik yönteminde olumsuz tepkiler (sevmek sevmemek gibi) ortadan kaldırılır. Zıt Tepki (Çatışan Uyarıcılar) Yöntemi: Bu yöntemde istenmeyen davranışı meydana getiren ile birlikte, ona zıt olan, rekabet edebilecek davranışı oluşturan uyarıcının organizmaya sunulması şeklinde yapılır. İstenmeyen uyarıcıya istenen hatırına katlanılır. Unutma: Unutma vardır. Son denemeler öğrenildiği için geriye ket vurmaları kabul eder.

136 BİTİŞİKLİK KURAMLARI-Watson ve Guthrie Guthrie nin Eğitim Açısından İncelenmesi Hedef belirleme ile başlar. Verilecek uyarıcılar öğrencinin dikkatini çekmelidir. Öğrencinin ihtiyaç duyması önemlidir. Yaparak yaşayarak (bilinçli yapma). Hazır bulunuşluk önemlidir. Öğrenci istekli olur bir kerede öğrenir. Ceza alternatif bir davranış meydana getirmelidir.

137 BAĞLAŞIMCILIK KURAMLARI (Bağ Araçsal Koşullanma Bağlantı)- Thorndike Öğrenme, U T arasında zihinde bağlantı kurma süreci ve problem çözme yoludur. Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme: (Tesadüfen denemeyle). Thorndike sınama yanılma yoluyla öğrenme yöntemini geliştirmiştir. Organizma bu öğrenme yolu için mutlaka başarısızlık yaşamalıdır. Yaparak yaşayarak öğrenmelerin olduğu deneme yanılma öğrenmeleri psikomotor öğrenmelerdir. Düşünme süreci söz konusu değildir. Olumlu bir sonuç getirirse tekrarlar. Başarısız olanları eler. Başarılı denemeler U T bağlantılarını güçlendirir. Örnek: Elinde bulunan bir deste anahtardan hangisinin kapıyı açacak doğru anahtar olduğunu öğrenme isteyen birinin psikomotor davranışları sonucunda anahtarı bulması.

138 BAĞLAŞIMCILIK KURAMLARI(Bağ Araçsal Koşullanma Bağlantı)-Thorndike Kolombiya Üniversitesi mezunu olan Edward Thorndike, çalışmalarına öncülük etmesi adına davranış değişimi ve öğrenmenin altında yatan süreçlere yönelik bir seri deney başlattı. Kediyi, içerisinde makara (palanga) düzeneğine asılı bir çubuğun olduğu kapalı bir kutuya yerleştirdi. Kedi çubuğa çarptığında çubuk eğilecek ve ip bölmenin kapısını açacaktı ve bu doğrultuda kedi bölmeyi terk ederek kafesin yanındaki kaseden süt içecekti. Kedinin yaptığı bu hareket, her denemenin ardından kısalmakta ve kedinin kapıyı açma tarzı da her seferinde bir önceki deneme tarzına benzemekteydi. Sonunda her kedi amaca yönelmişçesine çabucak çubuğa yaklaşmakta, çubuğu kapıyı açacak şekilde eğmekte ve kapıyı açmaktaydı. Thorndike, bu işleme araçsal koşulama süreci adını verdi. Çünkü kediyi bulunduğu kafesten dışarı çıkmasını sağlayan ve ödüle ulaşmasına öncülük eden çubuğun eğilmesiydi. Thorndike, çağrışımı, duygusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ ya da bağlaşım olarak görmektedir. Bu nedenle onun kuramı, bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır.

139 BAĞLAŞIMCILIK KURAMLARI(Bağ Araçsal Koşullanma Bağlantı)- Thorndike Küçük Adımlar: Thorndike kediyi kafese koymuş ve kedi 10 dakikalık bir deneme yanılma davranışı sonucunda dışarı çıkmıştır. Yeniden koyduğunda kedi direkt dışarı çıkmamış tekrardan deneme yanılma davranışları göstermiştir. Fakat daha kısa zamanda dışarı çıkmıştır. Her seferinde kedi süreyi daha da azaltmıştır. Thorndike problem çözme süresinin ardışık denemelerin sonucunda yavaş yavaş oluştuğuna karar vermiştir. Küçük sistemli adımlarla gerçekleşir.

140 BAĞLAŞIMCILIK KURAMLARI(Bağ Araçsal Koşullanma Bağlantı)- Thorndike( ) EDWARD LEE THORNDIKE Organizma amaca ulaşmak için bir takım tepkilerde bulunur. Bu tepkilerden biri rastlantısal olarak organizmanın amaca ulaşmasını sağlar. Bundan sonra amaca götürmeyen tepkiler terk edilirken, amaca götürenlerin tekrarlanma olasılığı artar. Bağlaşımcılık iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bitişik duruma gelmesi ve birinin diğerini hatılatmasıdır. Uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığını savunur. Öğrenmenin en temel formu deneme-yanılma öğrenmesidir. Daha sonra buna seçme-bağlama yoluyla öğrenme adını vermiştir. Bireye haza veren ve sonuca götüren davranış kalıcı olur. Thorndike a göre öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir.

141 BAĞLAŞIMCILIK KURAMLARI (Bağ Araçsal Koşullanma Bağlantı)- Thorndike Temel kanunlar Hazırbulunuşluk Kanunu: Kişi etkinlik göstermeye hazırsa, etkinliği yapması mutluluk verir. Kişi etkinlik göstermeye hazırsa, fakat etkinliği yapmasına izin verilmezse, bu durum bireyde kızgınlık yaratır. Kişi etkinlik yapmaya hazır değil ve etkinlik yapmaya zorlanıyorsa kızgınlık duyar. Tekrar Kanunu: Sadece tekrar etme bağı güçlendirmediği gibi, kullanmamada bağın gücünü azaltmaz. Bununla birlikte tekrar etme, bağın gücünde az bir gelişme sağlayabilir, kullanmama da biraz unutmaya yol açabilir. Ancak her tür amaç için tekrar yasası uygun değildir. Etki Kanunu: Uyarıcıya karşı yapılan tepki, haz verici bir durum yaratırsa, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artar. Ancak tepki tatmin edici bir sonuç yaratmazsa, yani cezalandırılırsa bağın gücüne hiçbir etkisi olmaz.

142

143 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) Sosyal hayatta öğrenilenlerin davranışçı teorileri ile açıklanamaz. Bebekler konuşmayı çevresinde bulunan kişileri taklit ederek öğrenirler. Cinsiyet rolleri, anne-baba ve kardeşlerden öğrenilir. İnsanların, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme gibi Bu tür öğrenmeleri açıklayan en önemli kuramlardan biri gözlem yoluyla öğrenme ( sosyal öğrenme ) kuramıdır. Bandura ya göre gözlem yoluyla öğrenme taklit içerebilir de, içermeyebilir de. Örn; sınavda yanındaki arkadaşının kopya çekerken yakalandığını gören bir öğrenci, kopya çekmeden soruları yanıtlamaya çalışır.

144 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) BOBO DOLL DENEYİ Bandura, deneyinde bazı çocuklara bir film izlettiriyor. İzlettirdiği filmde, "Bobo doll" adı verilen bir oyuncağa bağırıp söven, onu tekmeleyen bir ergin görülmekte. Bunu izleyen çocuklar, daha sonra teker teker oyuncakla dolu bir odaya alınıyorlar. Tam oyunlarının ortasında, biri gelerek bu oyuncaklarla artık başka bir çocuğun oynayacağını söylüyor. İlgi çekici bu odadan çıkarılan ve hayal kırıklığına uğratılan çocuk, içinde az oyuncağın bulunduğu bir başka odaya alınıyor. Bu odadaki oyuncakların arasında "Bobo doll" da bulunuyor. Filmi izleyen gruptaki çocukların, "Bobo doll"a daha saldırgan davrandıkları gözlemleniyor.

145 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) Bandura, bir sonraki deneyinde, bir manipülasyon daha yapıyor. Şiddeti uygulayan kişi bir grup çocuğa izletilen filmde ödüllendiriliyorken, diğer çocuklara izletilen filmde cezalandırılıyor. Sonunda ödül olan filmi izleyen çocuklarda, şiddet davranışı daha fazla gözlemleniyor. Ancak sonunda ceza gören birini izleyen çocuklar, davranışı yapmaktan kaçınıyor.

146 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) ÖĞRENMEYİ SAĞLAYAN DOLAYLI YAŞANTILAR DOLAYLI PEKİŞTİRME: Pekiştirilen modeli izleyen bireyler modelin davranışını daha sıklıkla ve kısa sürede taklit etmişlerdir. Örneğin sınıfta ödevini yapan öğrenciye yıldız verilerek pekiştirildiğini gören diğer öğrencilerin de ödev yapma sıklıkları artacaktır. DOLAYLI CEZA: Cezalandırılan modeli izleyen bireyler benzer davranışlarda bulunmamışlardır. Yere çöp atan öğrencinin cezalandırıldığını gören diğer öğrenciler de, yerlere çöp atmamaya çalışacaklardır. DOLAYLI GÜDÜLENME: Gözlenen davranış değer verilen bir ürünle sonlanırsa birey o davranışı yapmak için istek duyar. Örneğin burs kazanan öğrenciyi gören diğer öğrenci, kendi düzeyinin de uygun olduğunu bilirse burs kazanmak için harekete geçebilir.

147 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) ÖĞRENMEYİ SAĞLAYAN DOLAYLI YAŞANTILAR DOLAYLI DUYGU: Birçok duygu gözlem yoluyla kazanılır. Birçok insan doğrudan zarar görmedikleri halde fareden, kediden, yılandan, sınavdan korkarlar. Modellerin sesleri, mimikleri, bağırmaları, sözleri birçok mesaj verir ve modeli gözleyen kişi aynı korkulara sahip olabilir. MODELİN ÖZELLİKLERİ: Modelin özellikleri gözlemcinin özelliklerine ne kadar benzerse, gözlemcide o kadar benzer davranış gösterir. Ancak modelin statüsünün ve gücünün yüksek olması taklit edilmesini artırırken, gözlenen modelin statüsünün düşük oluşu taklit edilmeyi azalmaktadır.

148 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ 1. DİKKAT ETME SÜRECİ: Birey, model alacağı etkinliklere dikkat etmezse gözlem yoluyla öğrenme meydana gelmez. Dikkati etkileyen birçok faktör vardır: -Gözlemcinin duyu organlarının yeterliliği -Etkinliğin, gözlemcinin amacına uygun olması -Geçmişte alınan pekiştirmeler (onay gören davranışa dikkat edecektir) -Etkinliğin basit, yalın ve çarpıcı olması (daha çok dikkat çeker) -Modelin yaşı, cinsiyeti, saygınlığı, statüsü, gücü, ünü vb.

149 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ 2. HATIRDA ( AKILDA ) TUTMA SÜRECİ: Gözlenen bilgiler sembolleştirilip kodlanmakta ve bellekte saklanmaktadır. Bilgi iki yolla sembolleştirilir: Zihinsel resimlere dönüştürülerek Sözel sembollere dönüştürülerek Bandura ya göre bilişsel süreçlerin çoğu sözeldir. Hatta modelden kazanılan görsel bilgi, sözel bilgiye dönüştürülerek daha kolay depolanmaktadır. Bu depolanan bilgilerin, gözlemden hemen sonra tekrar edilmesi ve davranışa dönüştürülmesi gerekmektedir.

150 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ 3. DAVRANIŞI MEYDANA GETİRME ( ÜRETME ) SÜRECİ: Öğrenilenlerin uygulamaya dönüştürülme sürecidir. Bunun için bireyin fiziksel ve psikomotor özelliklerinin uygun olması gerekir. Ayrıca yeterli isteğe ve başarabileceği inancına da sahip olması gerekmektedir. Bandura ya göre; davranış yapılmadan önce davranışı zihinsel olarak tekrar etmek gerekir. Birey kendi davranışı ile modelin davranışını karşılaştırır ve sonuca göre kendine dönüt verir. Farklılıklara göre düzeltme etkinlikleri başlar. Bu süreç, kendi davranışını modelin davranışına benzetene kadar devam eder.

151 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ 4. GÜDÜLENME SÜRECİ: İnsanlar yeni davranış ve becerileri gözlem yoluyla kazanabilirler ama onu ihtiyaç duyuncaya ya da güdüleninceye kadar performans olarak göstermezler. Güdülenme performansa dönüştürmeyi sağlayan bir süreçtir. Bandura ya göre pekiştirme bireyi güdüler. Bunun içinde dolaylı pekiştirme ya da dolaylı ceza, doğrudan pekiştirme ve ceza kadar etkilidir. Bandura nın önem verdiği bir başka pekiştirme türü ise içsel pekiştirmedir. Bu da bireyin kendi kendine pekiştirmesidir.

152 SOSYAL (GÖZLEM YOLUYLA, MODEL ALMA YOLUYLA) ÖĞRENME KURAMI ALBERT BANDURA ( ) 1. SOSYAL ÖĞRENME KURAMI, ÖĞRENMEDE FARKLI STRATEJİLERİN OLMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNUR. BU STRATEJİLERDEN BİRİSİ DE GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENMEDİR. Aşağıdakilerden hangisinin gözlem yoluyla öğrenmede yer alması beklenmez? A) Dikkat etme B) Hatırda tutma C) Davranışı ortaya koyma D) Güdülenme E) Uyarıcı-tepki bağı kurma 2. Sosyal öğrenme kuramına göre, aşağıdakilerden hangisi gözlem yoluyla öğrenmede rol oynayan süreçlerden biri değildir? A) Güdülenme B) Tekrar C) Zihinsel şema D) Hatırlama E) Dikkat

153 3. Sınıfındaki tüm öğrencileri derste yürütülen tartışmalara katılmaya özendirmek (motive etmek) isteyen bir öğretmen, sosyal öğrenme kuramına göre aşağıdaki yollardan hangisine başvurmalıdır? (2006) A) Sınıfta küçük tartışma grupları oluşturarak öğrencilere tartışma alışkanlığı kazandırmak B) Öğrenciler arasında olumlu sosyal bağlar oluşturmaya çalışmak C) Tartışmaya katılan öğrencileri diğer öğrenciler için model oluşturacak biçimde ödüllendirmek D) Tüm öğrencilerin ilgisini çekebilecek ilginç tartışma konuları bulmak E) Tartışmalara katılmayan öğrencilere ısrarla görüşlerini sorarak yavaş yavaş tartışmaya katılmaya alıştırmak

154 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilişsel psikoloji üzerinde çalışan bilim adamları, davranışçı psikoloji üzerinde çalışan bilim adamlarının öne sürdüğü öğrenmenin gözlenebilen davranışlarla açıklanması görüşünü reddederek öğrenmenin sadece gözlenebilen davranışlarla değil zihinsel süreçleri de içeren bir yapıya sahip olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Bilgiyi işleme kuramında birey uyaranları algılama, anlama, sebep-sonuç ilişkisi içinde yapılandırma, değerlendirme ve gerektiğinde kullanmaktadır. Bilişsel öğrenme davranışçı öğrenmecilerin öğrenmeyi sadece gözlenen davranışlarla sınırlı tutmasına karşı çıkarak öğrenmenin bu kadar basit bir süreç olmadığını vurgulamaktadırlar.

155 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi işleme kuramı zihinsel süreçleri ve bu süreçlerin nasıl bir yol izlediği üzerinde durmaktadır. Biliş kavramı ise tüm zihinsel işlemleri kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır. Bilgiyi işleme kuramında öğrenme; bireyin yetenekleri, güdüleri, inançları, tutumları ve tecrübelerinden edindikleri ile etkilenen bir karar verme sürecidir.

156 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilişsel kuramcılar insan zihninde meydana gelen süreçleri ortaya koymaya çalışarak öğrenmenin zihinde nasıl meydana geldiğini açıklamaya çalışmışlardır. Bilgiyi işleme kuramında temel olarak dört soru üzerine inşa edilmiştir: 1. Dışardan gelen uyarıcılar nasıl alınmaktadır? 2. Alınan uyarıcılar zihinde nasıl bir işlemden geçmektedir? 3. İşlemden geçirilen bilgiler zihinde nasıl saklanmaktadır? 4. Zihinde saklanan bilgiler nasıl geri getirilip kullanılmaktadır?

157 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi işleme kuramında süreç dışardan gelen uyarıcının duyu organlarıyla alınmasıyla başlanıp, bu uyarıcıların tanımlanması ve depolanmasıyla devam etmektedir. Depolanan bu bilgiler gerektiğinde geri getirilerek kullanılmaktadır. Bu sistem bilgisayarların çalışma sistemine benzetilmektedir. Bu süreç aşağıda şematize edilmiştir:

158

159

160

161 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi işleme kuramında bilişsel süreç; Dikkat: Dışarıdan gelen uyarıcılar duyu organları yoluyla alınır. Uyarıcıların alınmasında en önemli olan seçici dikkattir. Dışarıdan gelen uyarıcılar öncelikle duyusal kayıta gelir ve burada uyarıcı dışarıdan alındığı şekliyle hiçbir değişikliğe uğratılmadan saklanır. Daha sonra hemen kısa süreli belleğe gönderilir.

162 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Algılama: Duyu organlarıyla alınan uyarıcıların tanımlanması işlemidir. Algılama işleminde uyarıcının ne olduğuna karar verilir. İşlem kısa süreli bellekte yapılır. Bilgiyi işleme kuramında tüm işlemler kısa süreli bellekte gerçekleşir. Bu nedenle bu bellek işleyen bellek olarak da isimlendirilmektedir. Tekrar: Kısa süreli bellekte bilginin daha uzun süre kalabilmesi için bilgi tekrar edilerek saklanır. Saklama süresinin uzatılmasının nedeni kodlama işleminin yapılarak bilginin uzun süreli belleğe gönderilmeden önce herhangi bir kayba uğramamasıdır.

163 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Kodlama: Bilginin uzun süreli belleğe gönderilebilmesi için birey tarafından anlamlı şekilde kodlanması gerekmektedir. Kodlama her birey için kendisi için en anlamlı gelecek şekilde yapılır. Depolama: Uzun süreli belekte bilgiler gelişigüzel şekilde saklanmaz. Bilgiler depolanırken anısal (epizodik), anlamsal (semantik) ve işlemsel bellek türlerinden uygun olan bölüme yerleştirilir. Geri Getirme: Uzun süreli bellekte bulunan bilgilerin gerektiğinde kullanılmak üzere işleyen belleğe (kısa süreli bellek) getirilmesi. Geri getirme işleminde önemli olan saklanan bilgileri geriye getirecek uygun ipuçlarının bulunmasıdır.

164 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi işleme kuramında üç bellek türü bulunmaktadır: 1. Duyusal Kayıt 2. Kısa Süreli Bellek 3. Uzun Süreli Bellek Duyusal Kayıt: Bu belleğin kapasitesi sınırsızdır. Dışardan gelen tüm uyarıcılar algılanabilir. Dikkatle doğrudan ilişkilidir. Dışardan gelen uyarıcılara dikkat ettiğimizde ilk olarak duyusal kayıt tarafından alınır. Buraya gelen bilgiler eğer kısa süreli belleğe gönderilmezse birkaç saniye içerisinde yok olur.

165 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Kısa Süreli Bellek: Bu bellek işleyen bellek olarak da isimlendirilmektedir. Duyusal kayıtla gelen bilgiler burada işlenerek uzun süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilip, anlamlı ve önemli görülürse uzun süreli belleğe gönderilir. Bu belleğin kapasitesi sınırlı olmakla birlikte bilgiyi yaklaşık 20 saniye kadar hafızada tutmak mümkündür. Bilgiyi kısa süreli bellekte tutmanın yolu tekrardır. Burada anlamlandırılan bilgiler uzun süreli belleğe gönderilir.

166 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Uzun Süreli Bellek: İyi öğrendiğimiz bilgiyi sürekli olarak depoladığımız bellek türüdür. Uzun süreli bellek, nöronlar arasındaki bağlantılarda yani sinapslarda yapısal değişme ile ortaya çıkmaktadır. Uzun süreli belleğe depo da denilebilir. Kısa süreli bellekte işlenen bilgiler uzun süreliğine saklanmak üzere buraya gönderilir. Burası bir kütüphaneye benzetilebilir. Bilgiler kendi içlerinde gruplandırılarak depolanır. Kısa süreli bellekten gelen bilgiler türlerine göre burada uygun yere yerleştirilir. Anısal Bellek: Yaşantılarımız sonucu edindiğimiz bilgiler burada depolanır. Anlamsal Bellek: Genel kavramlar, ilkeler, olaylar burada saklanır. İşlemsel Bellek: Bir işin işlem basamakları burada depolanır.

167 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi İşleme Modeline Göre Öğretimde Dikkat Edilecek Hususlar Konuya dikkat çekilmelidir. Öğrenenin temel ve önemli olan bilgiyi diğer ayrıntılardan ayırt etmesine yardımcı olunmalıdır. Yeni kazanılacak olan bilgi ile önceki bilginin ilişkilendirilmesi yapılmalıdır. Öğrenenin bilgiyi anlamlandırmasında örgütlemesine yardımcı olunmalıdır. Soyut fikirleri somutlaştırmaya yardımcı olacak örnekler verilmelidir.

168 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Bilgiyi İşleme Modeline Göre Öğretimde Dikkat Edilecek Hususlar Sözcük, terim ve olguların sadece tekrar yoluyla öğrenilmesi değil bellek destekleyici stratejiler ile öğrenmesine rehberlik edilmelidir. Bilginin uzun süreli bellekten çağrılmasında tedbirler alınmalıdır. Bilginin tam olarak öğrenilmesi için tekrar ve özetlemelere yer verilmelidir. Öğrenene öğrenme sonuçları hakkında bilgi verilerek yürütücü bellek şemasını geliştirmesine yardım edilmelidir.

169 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Öğrenme stratejileri, bireyin öğrenme sürecinde izlediği yollar ve bu yolları nasıl kullandığı ile ilişkilidir. Öğrenme stratejisi bireyin öğrenme sürecinde ağırlıklı olarak kullandığı bir yoldur. Öğrencilerin öğrenme sürecinde kullanabilecekleri birçok öğrenme stratejisi vardır. Bu stratejiler günümüze değin çeşitli biçimlerde sınıflandırılmıştır. Çevreden gelen bilginin birey için gerekli olanlarının kısa süreli belleğe geçişini sağlayan en önemli süreç dikkattir. Bu nedenle, öğretimde yerine getirilmesi gereken ilk işlev, öğrencinin dikkatini belirginleştirmek ve arttırmaktır. Kendi kendine öğrenecek birey de kendi için en uygun dikkat stratejisini seçip uygulayabilir. Anahtar sözcük veya temel fikirlerin altının çizilmesi, inceleme sorularının incelenmesi, metnin kenarına not almak ve başlık, tablo ve şemaları incelemek gibi yollarla dikkatin konuya yoğunlaşması sağlanabilir.

170 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Kısa süreli belleğin aldığı bilgi miktarı ve bilginin burada kalış süresi açısından var olan sınırlılıkları en aza indirmek için bireyler zihinsel tekrar ve gruplama stratejilerini kullanmaktadırlar. Bu stratejiler, bilgiyi daha sonra uzun süreli belleğe yerleştirmek için gerekli işlemlere hazır halde tutmaya ve ezberlemeye yardımcı olurlar. Bu stratejiyi kullanan kişi, olguları zihinsel ya da sesli yineler, bir metni aynen kopya eder veya önemli cümleleri aynen tekrarlar. Kısa süreli belleğin sınırlarını azaltmak için, çok birimli bilgilerin gruplanarak tekrar edilmesi de bu stratejiye örnek olarak verilebilir. Tekrar okuma, sesli anlatma, bilgileri olduğu gibi not alma bu stratejide kullanılan tekniklerdir.

171 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Anlamlandırma, öğrencinin eski bilgileriyle yeni bilgileri arasında ilişkiler kurması yoluyla bilginin anlamlı hale getirilmesi sürecidir. Yeni bilgi, eskilerle ne kadar çok yolla ilişkilendirilirse, bilgiye ulaşma yolları da o kadar çok artar. Bu strateji özellikle ön öğrenmelerin hatırlanması, uyarıcıların sunulması, öğrenme rehberi sağlanması gibi etkinliklerde kullanılmalıdır. Bu stratejilerin bazıları, eklemleme, örgütleme ve bellek destekleyici stratejilerdir.

172 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri 1. Eklemleme Stratejileri: Eski ve yeni bilgiler arasında ilişkiler kurmayı sağlayan stratejilerdir. En önemlisi, benzetimler olup, bu yeni bilginin eskiyle benzerliklerini bularak ilişkisini kurmamızı ve anlamlandırmamızı sağlar. Zihnin işleyişi ile bilgisayarın benzetilmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra, telefon numarasının anlamlı bir tarihle, birinin doğum günüyle ilişkilendirilmesi telefon numarasının anlamlı hale getirilmesini sağlar. Karşılaştırmalar yapmak da eklemlemeyi sağlayan başka bir yoldur.

173 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri 2. Örgütleme Stratejileri: Gruplama, terim ya da düşünceleri bir araya getirme, materyali küçük alt parçalara bölme gibi etkinlikleri içeren örgütleme stratejileri; öğretilecek materyalin yeniden yapılandırılarak, organize edilerek anlamlandırılmasını sağlar. Bu strateji, not alma, özetleme, uzamsal temsilciler oluşturma (bilgiyi aşamalı olarak şemalaştırma, anahatlar oluşturma, kavram haritası ve ağı oluşturma) gibi teknikleri içerir.

174 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri 3. Bellek Destekleyici Stratejiler: Bellek destekleyiciler sözel ve görsel bellek destekleyiciler olarak iki şekilde organize edilebilir. Sözel Bellek Destekleyiciler: Bu stratejide birey öğrendiği bilgiyi kendisi için anlamlı kelimelerle zihninde tutmaya çalışır. En çok kullanılan yolu öğrenilenin baş harflerinden oluşan anlamlı bir kelime oluşturmaktır. Görsel Bellek Destekleyiciler: Bu stratejide ise birey öğrendiği bilgiyi zihninde canlandırır. Görsel imajlar öğrenilen bilgiyle eşleştirilerek saklanılmaya çalışılır.

175 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Görsel: Görsel öğrenme stiline sahip olan öğrenciler genellikle düzenli bir çalışma sistemine ve ortamına sahiptirler. Sözcüklerden daha çok görsel imajlara ihtiyaç duyarlar. Posterler, grafikler, diyagramlar, resimler yazılardan daha çok anlam taşır. Öğrendikleri bilgileri genellikle gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışırlar.

176 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri İşitsel: Bu öğrenme stilinde olan öğrenciler sessiz kalmak yerine konuşmayı tercih ederler. Öğrenmenin gerçekleşmesi için duymaları gerekmektedir. Duymadıklarını öğrenmede zorlanırlar. Konuşma ve dinleme becerileri oldukça iyidir. Kinestetik/Dokunsal: Bu öğrenme stilindeki öğrencilerin en önemli özelliği yerlerinde durmaktan çok hoşlanmayışlarıdır. Öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrenilecek olanın incelenmesi, ellenmesi gerekmektedir. Sınıf içinde yapılacak etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar. Uzun süre sıranın üzerinde oturmaktan çok sıkılıp hareket etmek isterler.

177 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Örtük Öğrenme: Örtük öğrenme, öğrenme ortamında öğrenenin herhangi bir çaba harcamadan öğrenmenin gerçekleşmesi durumudur. Öğrenmelerimizin tamamı için bilinçli bir sürecin geçtiğini söylemek mümkün değildir. Bazı öğrenmelerimiz kendiliğinden gerçekleşir. Öğrenmek için hiç çaba harcamasak da bazı şeyleri kendiliğinden öğrendiğimizi fark ederiz. Evde, iş yerinde, sokakta dinlemek için bir çaba harcamasak da bazen kendimiz de son dönem popüler bir şarkıyı söylemeye başlarız. Aslında bu şarkıyı hiçbir zaman bilinçli bir şekilde dinlememişizdir. Öyle olmak için hiç uğraşmasak da bazen kardeşimiz, annemiz, babamız yada arkadaşımızın davranışlarının hemen hemen aynını sergilediğimizi görürüz. Bu davranışların kazanılabilmesi için ne bir gözlem, ne denemeler ne de pekiştireç almamışızdır. Öğrenme biz dikkat etmeden gerçekleşmiştir. Bu tür öğrenmelere örtük öğrenme denilmektedir.

178 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Ket Vurma: Ket vurma kavramı için engelleme kelimesini kullanmak doğru olacaktır. Ket vurma bir davranışın oluşumunun engellenmesidir. Öğrenmelerimizde yeni davranışların kazanılması ya da eski davranışlarımızın korunması bazen yeni öğrenme durumlarında güçleşir buna ket vurma denilmektedir. Ket vurma iki şekilde gerçekleşir: İleriye ket vurma Geriye ket vurma

179 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri İleriye Ket Vurma: Eski öğrenmelerimizin yeni öğrenmeleri engellemesi durumuna denir. Yıllardır kullandığınız bir ev aletini yenisi ile değiştirdiğinizde genellikle çalışmasını hep eski haliyle düşünüp yeni aletin kullanımına bir türlü alışamazsınız. Uzunca bir süre kullandığınız cep telefonunuzu değiştirip farklı bir marka cep telefonu kullandığınızda kullanımı sık sık karıştırabiliriz. Bu duruma ileriye ket vurma denilmektedir.

180 BİLGİYİ İŞLEME KURAMI Öğrenme Stratejileri Geriye Ket Vurma: Yeni öğrenilen bilgilerin eski bilgileri karıştırarak onları unutturmasına denir. Türkiye de doğup büyüyen bir kişinin yurt dışında yaşamaya başlaması ve uzunca bir süre sonra ülkesine döndüğünde Türkçe konuşmasında güçlük yaşaması geriye ket vurma olarak ifade edilebilir.

181 GESTALT KURAMDA ÖĞRENME Gestalt psikolojisi, bilişsel süreçler içerisinde özellikle "algı" ve "algısal örgütlenme" konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Gestalt kuramı, bilişsel yaklaşımlar içerisinde ele alınırken, felsefi etkilenimleri ve insan doğasına dönük açıklamaları ile varoluşçu/fenomenolojik yaklaşımları da yansıttığı bilinmektedir. Kuram büyük ölçüde 1910 ile 1930 lu yıllar arasında Alman psikologlar Wolfgang Köhler, Kurt Koffka ve Max Wertheimer in ortak çalışmalarıyla şekillenmiştir.

182 GESTALT KURAMDA ÖĞRENME Gestalt Kuramı, öğrenmeyi sadece uyarı-tepki (U-T) ilişkisi içerisinde değerlendiren "davranışçı kuram"a bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Her U-T ikilisinin birbirlerinden bağımsız olarak incelendiği davranışçı kuramın aksine, zihnin uyarıcılar arasında bir bağlantı (örüntü) kurduğunu savunur. Bu nedenle inceleme konusu davranışlar değil, "bilişsel süreçler"dir. Gestalt Kuramı bilişsel süreçler içerisinde "algı"ya çok önem verir ve algısal örgütlenmeye yön veren yasaları tanımlar. Bütün bu yasalar "Pragnanz" adı verilen bir üst yasanın türevleridir. Pragnanz kısaca şunu ifade eder ; "Bütün psikolojik olaylar, koşulların elverdiği ölçüde tam ve basit olma eğilimindedir"

183 GESTALT KURAMDA ÖĞRENME GESTALT sözcüğünün anlamı biçim, şekil, form, parçaların toplamı entegre olmuş bütündür. Gestalt kuramcılara göre bütün, parçaların toplamından daha fazladır ve birey, bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Örneğin bir senfoni orkestrasını dinlerken, her müzisyenin orkestraya katkısını analiz ederek değil bütün olarak dinleyip anlamaya çalışırız. Gestaltçılara göre bütün, parçalar arası ilişkilerden oluşmuş bir biçim, bir şekildir ve aynı zamanda parçaların toplamından bağımsız bir olgudur.

184 GESTALT KURAMDA ÖĞRENME Gestaltçılar ve davranışçılar arasında bazı görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Gestaltçılar, davranışçıların insan davranışlarını uyarıcı-tepki örüntülerine indirgeyerek açıklamalarına karşı çıkmışlar, bu durumun insan davranışlarına gereğinden fazla basitleştirdiğini ve davranışları bu şekilde açıklamanın yanlış sonuçlar doğurduğunu savunmuşlardır. Gestaltçılara göre organizma sadece çevreden gelen uyarıcılara tepkide bulunmaz, çevre ile etkileşim içindedir.

185 GESTALT KURAMDA ALGILAMA Algılamanın anlamı, insanın çevresindeki olay ve nesnelerden kendisine ulaşan etkileri duyu organları yoluyla duyarak, onların bilincine ulaşmasıdır. Duyu organları algılamanın araçlarıdır. Gestaltçılara göre algı, bir örgütlemedir. Wertheimer belli uyarıcıları bir arada nasıl gruplayacağımızı, nasıl yapılaştıracağımızı veya yorumlayacağımızı belirleyen uyarıcı değişkenleri tanımlamıştır. Düşüncelerimizin anlamlı algılar olduğunu savunmuştur.

186 ALGI YASALARI Şekil- Zemin İlişkisi Yakınlık Süreklilik Tamamlama Benzerlik Basitlik

187 ALGI YASALARI 1-)ŞEKİL VE ZEMİN İLİŞKİSİ İnsanın algılama sistemi şekil ve zemin arasında bir ayırım yapar. Şekil, bireyin dikkatinin üstünde odaklaştığı şeydir; zemin ise şeklin gerisinde, dikkat edilmeyen, algı alanına girmeyen şeydir. Şekil, zeminden daha dikkat çekici, daha çarpıcı özelliklere sahiptir. Fakat bazı durumlarda şekil ve zeminin birbiriyle yer değiştirdiği, hangisinin şekil hangisinin zemin olduğuna karar verilemediği durumlar olabilir. Birey, bir yönden baktığında şekili zemin olarak algılayabilir. Bir diğer yönden baktığında da zemin, şekil özelliği kazanabilir. Ancak aynı anda her ikisi de şekil olarak algılanamaz.

188 ALGI YASALARI 1-)ŞEKİL VE ZEMİN İLİŞKİSİ

189 ALGI YASALARI 1-)ŞEKİL VE ZEMİN İLİŞKİSİ Necker Kübü ve Rubin Vazosu, şekil zemin ilişkisine iyi bir örnektir. İnsanlar, nesneleri bazı örgütleyici eğilimlere göre algılarlar. Bir resimde görülen-dikkat edilen- nesne şekil; geride kalanlar ise zemin olarak algılanır. Öğrenme şekil-zemin arasındaki ilişkilerdeki bir değişmedir; bir başka değişle, daha iyi bir bütün (gestalt) geliştirmedir.

190

191

192 ALGI YASALARI 2-)YAKINLIK YASASI Organizma bir alandaki öğeleri, nesneleri birbirlerine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak algılama eğilimindedir. Örneğin noktalar üçlü gruplar halinde algılanmaktadır. İşitsel uyarıcıların gruplanarak algılanması ise zaman içinde birbirlerine olan yakınlıklarına göre gerçekleşir. Mesela müzikteki ritim algılaması zaman içinde birbirlerine değişik yakınlıklarda bulunan vuruşlara dayalıdır. Ancak okuyarak, yazarak, konuşarak iletişim kurduğumuzda yakınlık faktörünü sürekli olarak kullanırız. Konuşmayı sözcükler ve cümleler arasındaki duraklamalara göre anlamlandırırız. Okuma ve yazmada ise sözcükler arasındaki noktalama işaretlerine göre anlamlandırırız. Örneğin O kitabı uzattı. ve O, kitabı uzattı. ifadesi. Eğer birbirine zaman ve mekan bakımından yakın olan öğeler birbirine ait, birbiriyle ilişkili ise hatırlanmaktadır. Mesela şeker-çay, okyanus-gemi, öğrenci-okul gibi sözcük grupları kolay hatırlanmaktadır.

193

194 ALGI YASALARI 3-)SÜREKLİLİK YASASI Aynı yönde giden noktalar, çizgiler vb. birimler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir. Bu yasa ani olan değişikliklerden çok düz giden sürekliliği algılamaya yöneldiğimizi ifade eder.

195 ALGI YASALARI 4-)TAMAMLAMA YASASI Organizma tamamlanmamış etkinlikleri, şekilleri, sesleri tamamlayarak algılama eğilimindedir. Bu sayede organizma iyi, tam, simetrik bütünlere, şekillere, biçimlere ulaşmaktadır. Duyusal anlamda eksik girdi içeren uyarıcılar (yarım bir fotoğraf, bozuk bir plakta çalan şarkı) tam olarak algılanır. Bu nedenle bir resimdeki kişiyi tanımamız için, resmin yarısını görmemiz de yeterli olur. "Tamamlama"; Yukarıdaki şekiller tam değildir, fakat biz onları tamamlanmış olarak algılarız.

196 ALGI YASALARI 4-)TAMAMLAMA YASASI Gestalt kuramına göre tamamlanmamış maddeler tamamlanmış gibi algılanmakta ve anımsanmaktadır. Algısal örgütlenmede tamamlamanın rolü

197 ALGI YASALARI 5-)BENZERLİK YASASI Şekil, renk, doku, cinsiyet vb. pek çok özellik bakımından birbirine benzer maddeler birlikte gruplanarak algılanırlar. Benzerlik faktörü görsel uyarıcıların algılanmasında olduğu kadar işitsel uyarıcıların algılanmasında da önem taşır. Mesela kalabalık, gürültülü bir yerde karşımızdaki konuştuğumuz kişinin ses bakımından bir anda diğerine benzerliği nedeniyle sadece onun konuşmalarını algılarız. Gürültüyü bir andan diğerine ses benzerliği olmadığı için gruplandırıp anlamlandıramayız.

198 ALGI YASALARI 5-)BENZERLİK YASASI Bazı duyusal özellikler yönünden (şekil, renk, doku v.b.) benzer olan cisimler bir küme olarak algılanır. "Benzerlik"; Koyu ve açık renkli noktalar farklı gruplar olarak algılanır.

199 ALGI YASALARI 5-)BENZERLİK YASASI Birbirine benzer özellikleri olan uyarıcılar, algısal bir bütünlük kazanırlar ve tek bir grup gibi algılanırlar. Benzer uyarıcıları grup halinde tek bir nesne gibi algılarız, benzemeyenlerden ayırırız.

200 ALGI YASALARI 6-)BASİTLİK YASASI Bu yasaya göre diğer unsurlar eşit olduğu takdirde birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş figürleri algılama eğilimindedir. Bu yasa da algılamanın simetrik, düzenli düzgün olan iyi bir biçime, şekile, bütüne doğru olduğunu göstermektedir.

201

202 PRAGNANZ YASASI Gestaltçılar, örgütlemenin yardımcı yasalarını daha genel ortak bir yasa çerçevesinde toplamasıdır ve bu genel yasaya «Pragnaz Yasası» adını vermişlerdir. Koffka Pragnaz bu yasayı şu şekilde açıklamaktadır. Psikolojik olayda anlamlı, tam ve basit olma eğilimi vardır. Gestaltçılar, algılama, öğrenme ve belleği incelerken Pragnaz Yasasını yol gösterici bir ilke olarak kullanmıştır. Daha sonra kişilik çözümlemeleri ve psikoterapi alanlarında da bu yasadan yararlanmışlardır. Koffka ya göre dışarıdan gelen duyusal uyarımları anlamlandırma ve örgütlemede sadece bu yasa değil, aynı zamanda bireyin inançları, değerleri, gereksinimleri, tutumları da etkilidir. Bu sebepten aynı fiziksel çevrede bulunan kişilerin çevreyi yorumlamaları ve tepkileri farklı olabilmektedir.

203 ALGISAL DEĞİŞMEZLİK Bir objeyi, koşullar değişmesine rağmen aynı obje olarak görmemize algısal değişmezlik denir. Bir masa üzerinde bulunan bardakları değişik uzaklıklarda aynı büyüklükte görmemiz büyüklük değişmezliğine,tabakları hangi mesafeden olursa olsun yuvarlak görmemiz biçim değişmezliğine, gölgedeki karın beyaz, güneş ışığındaki kömürün siyah görülmesi renk ve parlaklık değişmezliğine örnek verilebilir. Bu bağlamada sonuç olarak gerçek görüntü oldukça köklü bir şekilde değişse de objenin anlamının değişmediğine, aynı şekilde algılandığına işaret etmektedir.

204 ALGISAL DEĞİŞMEZLİK

EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ

EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ Hazırlayan Doç. Dr. Adnan BOYACI Psikoloji Biliminin Gelişimi Ve Tanımı 2 Bugünkü anlamda psikoloji biliminin temelleri 1879 da Almanya da Wilhelm Wundt tarafından atıldı.

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

Uygulamalı Davranış Analizi. Emre ÜNLÜ

Uygulamalı Davranış Analizi. Emre ÜNLÜ Uygulamalı Davranış Analizi Emre ÜNLÜ Derse İlişkin genel bilgiler ve işlenişi Bu ders ne işe yarayacak? o Uygulamada o o KPSS de Kendi günlük hayatınızda Ders ile ilgili gerçekleştirmeniz beklenen yükümlülükler

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...III Ünite:I Eğitim Psikolojisinde Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri 13 Psikoloji ve Eğitim Psikolojisi 15 Eğitim Psikolojisi ve Bilim 17 Eğitim Psikolojisi ve Bilimsel Araştırma

Detaylı

22.09.2014 KONUNUN ANA HATLARI ÖĞRETİM KURAMLARI PIAGET ÖĞRENME KURAMI

22.09.2014 KONUNUN ANA HATLARI ÖĞRETİM KURAMLARI PIAGET ÖĞRENME KURAMI KONUNUN ANA HATLARI ÖĞRETİM KURAMLARI PIAGET ÖĞRENME KURAMI Öğrenme-Öğretme Kavramları Öğrenme Kuramları Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı Bilişsel Gelişim Kuramıyla İlgili Temel Kavramlar Bilişsel Gelişimi

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III ÜNİTE: 1. PSİKOLOJİ VE GELİŞİM PSİKOLOJİSİ15 Bilimin Anlamı ve Özellikleri...17 Psikoloji...18 Gelişim Psikolojisi...25 Öğrenme Psikolojisi...26 Psikolojide Araştırma Yöntemleri...26

Detaylı

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDE GELİŞİM MODELLERİ... 3 ÖĞRENME TEORİSİ MODELİ... 4 BİLİŞSEL GELİŞİM MODELİ... 5 İNSAN GELİŞİMİNİ VE PSİKOLOJİSİNİ AÇIKLAYAN TEMEL KURAMLAR...

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Psikoloji *Psikoloji, pscyhe (ruh) ve logy (bilim) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. *Psikoloji, hayvan

Detaylı

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM Jean Piaget ve Jerome Bruner Biliş ne demektir? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar? Bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

ÖĞRENME. Temel Kavramlar

ÖĞRENME. Temel Kavramlar ÖĞRENME Temel Kavramlar Öğrenme nedir? Davranışlarda göreli olarak kalıcı değişimlere yolaçan deneyimlerdir. Olgunlaşma sonucu davranışların değişmesi öğrenme sayılmaz. Davranışta kısa süreli ufak değişiklikler

Detaylı

Kişinin çevresiyle etkileşimi sırasında kişide ve çevrede oluşan gözlenebilir ve ölçülebilir değişikliklere davranış denir.

Kişinin çevresiyle etkileşimi sırasında kişide ve çevrede oluşan gözlenebilir ve ölçülebilir değişikliklere davranış denir. DAVRANIŞ PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜMLERİ Özel Eğitim Öğretmeni Seyyar KILIÇ Davranış Nedir? Kişinin çevresiyle etkileşimi sırasında kişide ve çevrede oluşan gözlenebilir ve ölçülebilir değişikliklere davranış

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Test 11 (Bitişiklik Kuramı)...94. Test 12 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar)...97. Test 13 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar)...

İÇİNDEKİLER. Test 11 (Bitişiklik Kuramı)...94. Test 12 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar)...97. Test 13 (Bilişsel - Davranışçı Kuramlar)... III İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Test 1 (Psikolojiye Giriş)... 1 Test 2 (Gelişim Psikolojisine Giriş)... 3 Test 3 (Gelişim Psikolojisine Giriş)... 7 Test 4 (Bilişsel Gelişim)...11 Test 5 (Bilişsel Gelişim)...15

Detaylı

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Döllenmiş yumurta fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin Yaşam boyu devam eden biyolojik, bilişsel, sosyal gelişim ve kişilik gelişiminin bilimsel incelemesi Gelişim psikolojisinin başlıca

Detaylı

Yapılandırmacı Yaklaşım

Yapılandırmacı Yaklaşım Yapılandırmacı Yaklaşım Dr Ismail Marulcu 1 Yapılandırma ama neyi? Öğrenme sürecinde yapılandırılan, inşa edilen ya da yeniden inşa edilen bilgidir. Yapılandırmacılık öğrencilerin yeni bilgileri nasıl

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...III Bölüm I: Eğitim Psikolojisinde Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri 13 1.1.Eğitim 16 1.2.Psikoloji 16 1.2.1.Psikolojinin Tarihçesi 18 1.2.1.1. 19.Yüzyıl Öncesi 18 1.2.1.2. 19.Yüzyıl

Detaylı

Değerlendirme. Psikolojiye Giriş. Haftalık okuma raporları. Arasınav (%30) Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20)

Değerlendirme. Psikolojiye Giriş. Haftalık okuma raporları. Arasınav (%30) Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20) Değerlendirme Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Temeller, Bölüm 2: Skinner Ders 4 Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20) Deneye katılım 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Final (%35)

Detaylı

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS Dersin Adı Psikolojiye Giriş Dersin Kodu OKÖ105 Dersin Türü Zorunlu Dersin Seviyesi Lisans Dersin AKTS kredisi 4 Haftalık Ders

Detaylı

İÇİNDEKİLER. BÖLÜM 1 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ: ÖĞRETİM İÇİN YAPILANMA Prof. Dr. Ayşen Bakioğlu - Dilek Pekince EĞİTİM ve PSİKOLOJİ... 3 İYİ ÖĞRETMEN...

İÇİNDEKİLER. BÖLÜM 1 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ: ÖĞRETİM İÇİN YAPILANMA Prof. Dr. Ayşen Bakioğlu - Dilek Pekince EĞİTİM ve PSİKOLOJİ... 3 İYİ ÖĞRETMEN... İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 EĞİTİM PSİKOLOJİSİ: ÖĞRETİM İÇİN YAPILANMA Prof. Dr. Ayşen Bakioğlu - Dilek Pekince EĞİTİM ve PSİKOLOJİ... 3 İYİ ÖĞRETMEN... 6 Yansıtıcı Öğretmen... 8 İyi Öğretmenden Sahip Olması Beklenen

Detaylı

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ PROGRAM GELİŞTİRMENİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ. Temel Kavramlar. Temel Kavramlar. Program Geliştirme ve Psikoloji

GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ PROGRAM GELİŞTİRMENİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ. Temel Kavramlar. Temel Kavramlar. Program Geliştirme ve Psikoloji PROGRAM GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ PROGRAM GELİŞTİRMENİN KURAMSAL TEMELLERİ Program Geliştirmenin Tarihi Temelleri Program Geliştirmenin Felsefi Temelleri Program Geliştirmenin Psikolojik Temelleri

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN. I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1

İÇİNDEKİLER. GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN. I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1 İÇİNDEKİLER GİRİŞ GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE DAİR Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN I. Gelişim Psikolojisine Kuramsal Bakış...1 BÖLÜM 1 GELİŞİM PSİKOLOJİSİNDE KURAMLAR VE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Çare SERTELİN MERCAN I.

Detaylı

Eğitim bilimlerinde birbiri ile karışan kavramlar.

Eğitim bilimlerinde birbiri ile karışan kavramlar. Eğitim bilimlerinde birbiri ile karışan kavramlar. Kaçma Koşullanması - Kaçınma Koşullanması Farkı Kaçma koşullanması kaçınma koşullanması arasındaki farkı bilmek KPSS denemelerinde ve sınavda arkadaşlara

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Trafik Psikolojisi Trafik psikolojisi,

Trafik Psikolojisi Trafik psikolojisi, Trafik Psikolojisi Trafik psikolojisi, ***İnsanların trafikteki davranışlarını ve bu davranışların altında yatan psikolojik süreçleri inceleyen bir psikoloji alt alanıdır. Burada özellikle sürücülerin

Detaylı

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası Konular nin Doğası Tarihi Antik dönemler PSİKOLOJİ Biliminin Doğası psikolojinin başlangıcı Günümüz k ler Biyolojik perspektif Davranışçı perspektif Bilişsel perspektif Psikanalitik perspektif Subjektif

Detaylı

EĞİTİM (PEDAGOJİK) TEMELLERİ

EĞİTİM (PEDAGOJİK) TEMELLERİ EĞİTİM (PEDAGOJİK) TEMELLERİ Temel Kavramlar Kuramsal Temeller Öğrenmenin Temel Alanları Spor Pedagojisi Motor Becerilerin Öğrenilmesi Beden eğitiminde Ölçme ve Değerlendirme Eğitim Kasıtlı kültürleme

Detaylı

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir.

Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. KİTAP VE ÇOCUK Türkçe dili etkinlikleri, öğretmen rehberliğinde yapılan grup etkinliklerindendir. Bu etkinlikler öncelikle çocukların dil gelişimleriyle ilgilidir. Türkçe dil etkinlikleri çocuğun kendi

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Tam Öğrenme Kuramı -2-

Tam Öğrenme Kuramı -2- Tam Öğrenme Modeli Tam Öğrenme Kuramı Okulda öğrenme (Tam öğrenme) kuramı, başarıyı normal dağılım eğrisinden üçgen dağılıma götüren ya da okuldaki % 20 oranındaki beklendik başarıyı % 75 ile % 90'a hatta

Detaylı

BÖLÜM 2 1.5. Organizma ve Çevre İlişkileri 1.5.1. Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler. 1.5.2. Çevre. 1.5.3. Fizik Çevrenin Organizmayı Etkilemesi

BÖLÜM 2 1.5. Organizma ve Çevre İlişkileri 1.5.1. Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler. 1.5.2. Çevre. 1.5.3. Fizik Çevrenin Organizmayı Etkilemesi BÖLÜM 2 1.5. Organizma ve Çevre İlişkileri 1.5.1. Organizma, Davranış ve Zihinsel Süreçler İnsan davranışının temelini oluşturan zihinsel süreçleri açıklamadan önce davranış terimini iyi anlamamız gerekir.

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak OYUN VE ÇOCUK Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın

Detaylı

Psikoloji. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir.

Psikoloji. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Psikoloji İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Alt Dalları Klinik Psikoloji: Ağır duygusal bozuklukların tanı ve tedavisi Danışmanlık Psikolojisi :Hafif duygusal sorunlar Okul Psikolojisi:

Detaylı

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram;

Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram; KAVRAM OLUŞTURMA: Kavram ortak özelliklere sahip birbirine benzeyen nesneleri ya da olayları bir araya getirerek bir ad altına toplamaktır.kavram; ağaç,kedi,güzellik,gibi bir nesne ya da bir sembol olabilir.

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Okulöncesi eğitim çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.

Detaylı

ogretiakademi 3240 SORU EĞİTİM BİLİMLERİ kpss TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASI ÇÖZÜM KİTAPÇIĞI

ogretiakademi 3240 SORU EĞİTİM BİLİMLERİ kpss TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASI ÇÖZÜM KİTAPÇIĞI kpss 2014 EĞİTİM BİLİMLERİ ogretiyoruz serisi TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASI gelişim psikolojisi öğrenme psikolojisi rehberlik ve özel eğitim program geliştirme sınıf yönetimi öğretim teknolojileri ve materyal

Detaylı

K İ Ş İ L İ K. Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162

K İ Ş İ L İ K. Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi. Doç.Dr. Hacer HARLAK - PSİ154 - PSİ162 K İ Ş İ L İ K Kişilik kavramı Kişilik kuramları Kişiliğin ölçülmesi KİŞİLİK Personality Persona=maske Bireyin özel ve ayırıcı yanlarını içerir. Özel en sık ve en tipik Ayırdedici bireyi diğerlerinden ayırır.

Detaylı

DUYU MOTOR DÖNEM(0-2 YAŞ)

DUYU MOTOR DÖNEM(0-2 YAŞ) DUYU MOTOR DÖNEM(0-2 YAŞ) Bebek doğuştan getirdiği duyusal özellikleriyle kendisini dış dünyada ayırt etme çabasındadır.çevreye duyular arasındaki etkileşim Dönemin özelliğidir. Duyu motor dönem altı aşamaya

Detaylı

Türkiye de obezite. (Kaynak: TÜİK)

Türkiye de obezite. (Kaynak: TÜİK) Türkiye de obezite WHO Yetişkinlerde obezite oranları E %21.7 K %34.0 Toplam %27.8 (2008 rakamları) 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun %16,9 u obez ve %33 ü fazla kiloludur. (2009 2010 arasındaki dönemde

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

Öğrenmeye Bilişsel Yaklaşım

Öğrenmeye Bilişsel Yaklaşım Öğrenmeye Bilişsel Yaklaşım Öğrenmeye Bilişsel Yaklaşımlar Bireyin algılama, hatırlama ve düşünme gibi bilişsel süreçlerine ağırlık veren bir bakış açısı. Bilişsel öğrenme: Doğrudan gözlenemeyen zihinsel

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI PSİKOLOJİ DERSİ 10. SINIFLAR I. DÖNEM II. ORTAK YAZILI SINAVI

2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI PSİKOLOJİ DERSİ 10. SINIFLAR I. DÖNEM II. ORTAK YAZILI SINAVI Adı: 2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI A GRUBU AAA ADI SOYADI: SINIFI: NO: 08.01.2011 AAA Soyadı: PSİKOLOJİ DERSİ 10. SINIFLAR PUAN 2010 2011 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI.11.A SINIFI SOSYOLOJİ DERSİ 1.DÖNEM 2.YAZILI

Detaylı

DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİ

DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİ DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİ 1. Aşağıdakilerden hangisi sürüşü etkileyen insan faktörlerinden değildir? a) Sürücünün psikolojik ve fizyolojik durumu b) Aracın özellikleri c) Sürüş deneyimi d) Sürücünün yargı ve

Detaylı

Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarının gözlenebilir ve ölçülebilir olanları ile zihinsel süreçleri inceleyen pozitif bir bilim dalıdır.

Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarının gözlenebilir ve ölçülebilir olanları ile zihinsel süreçleri inceleyen pozitif bir bilim dalıdır. PSİKOLOJİNİN ALANI Psikolojinin Tanımı: Psikoloji "Psyche" ve "Logos" kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen "Ruhbilim anlamında Yunanca bir kelimedir. Böyle bir tanımlama bugünkü psikolojinin anlamını

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

BİREY 29.3.2015 EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ. Biyolojik. Sosyal. Kültürel EĞİTİM VE ÖĞRETİM KAVRAMLARI

BİREY 29.3.2015 EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ. Biyolojik. Sosyal. Kültürel EĞİTİM VE ÖĞRETİM KAVRAMLARI BİLİMİNE GİRİŞ Yrd. Doç. Dr. Ali SICAK Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi KAVRAMLARI Kelime olarak eğitim; terbiye, talim, uysallaştırma anlamlarına gelir. İngilizce karşılığı education

Detaylı

I. ÜNİTE PSİKOLOJİ BİLİMİNİ TANIYALIM

I. ÜNİTE PSİKOLOJİ BİLİMİNİ TANIYALIM I. ÜNİTE PSİKOLOJİ BİLİMİNİ TANIYALIM Yeryüzünün en karmaşık canlısı insandır. İnsanoğlu dünyamız için önemlidir; çünkü çevresi üzerinde en büyük etkiyi o yapar, kültür ve medeniyeti o oluşturur, geleceği

Detaylı

Dili nasıl öğreniriz? Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı Vygotsky nin Gelişime Sosyokültürel Yaklaşımı Yetişkinlikte zeka nasıl gelişir?

Dili nasıl öğreniriz? Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı Vygotsky nin Gelişime Sosyokültürel Yaklaşımı Yetişkinlikte zeka nasıl gelişir? Dili nasıl öğreniriz? Piaget nin Bilişsel Gelişim Kuramı Vygotsky nin Gelişime Sosyokültürel Yaklaşımı Yetişkinlikte zeka nasıl gelişir? Doç.Dr. Hacer HARLAK - Psikolojiye Başka hiçbir hayvan bir dili

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

Bireylerin kendilerini ve meslekleri tanımaları ve kendi özelliklerine uygun. Mesleki Rehberlik

Bireylerin kendilerini ve meslekleri tanımaları ve kendi özelliklerine uygun. Mesleki Rehberlik Mesleki Rehberlik Bireylerin kendilerini ve meslekleri tanımaları ve kendi özelliklerine uygun Mesleki Rehberlik olan mesleği seçmeleri, seçtikleri mesleğe hazırlanmaları ve mesleki yönden gelişmeleri

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖZEL EĞİTİME GEREKSİNİMİ OLAN ÖĞRENCİLER VE ÖZEL EĞİTİM

İÇİNDEKİLER ÖZEL EĞİTİME GEREKSİNİMİ OLAN ÖĞRENCİLER VE ÖZEL EĞİTİM İÇİNDEKİLER ÜNİTE 1 ÖZEL EĞİTİME GEREKSİNİMİ OLAN ÖĞRENCİLER VE ÖZEL EĞİTİM GİRİŞ...1 ÖZEL EĞİTİMİN İLKELERİ...3 YETERSİZLİĞİN NEDENLERİ...4 Doğum Öncesinde Oluşan Nedenler... 4 Doğum Anında Oluşan Nedenler...

Detaylı

I. YARIYIL Psikolojiye Giriş Fizyolojik Psikoloji Türkçe I: Yazılı Anlatım Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I Yabancı Dil I Bilgisayar I

I. YARIYIL Psikolojiye Giriş Fizyolojik Psikoloji Türkçe I: Yazılı Anlatım Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I Yabancı Dil I Bilgisayar I I. YARIYIL Psikolojiye Giriş Psikolojinin tanımı, psikoloji tarihi, psikolojinin alanları (sosyal psikoloji, klinik psikoloji, eğitim psikolojisi vs.), psikoloji kuramları (davranışcı kuramlar, bilişsel

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi TEMEL KAVRAMLAR Eğitim Öğrenme Öğretme Ortam Teknoloji Araç - gereç Öğretim materyali Eğitim teknolojisi Öğretim teknolojisi İletişim EĞİTİM: Davranışçı yaklaşıma göre eğitim, bireyin davranışında kendi

Detaylı

araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ

araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Yaşa bağlı organizmadaki değişimleri inceler Çocuk psikolojisi Ergen Psikolojisi Yetişkin Psikolojisi Deneysel Psikoloji Temel psikolojik süreçler

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Bana göre; öğrenemeyen öğrenci yoktur. Herkes öğrenebilir Tüm bilgiler okulda öğrenilebilir Hedeflenen başarı %70-%90 arasındadır.

Bana göre; öğrenemeyen öğrenci yoktur. Herkes öğrenebilir Tüm bilgiler okulda öğrenilebilir Hedeflenen başarı %70-%90 arasındadır. Bana göre; öğrenemeyen öğrenci yoktur. Herkes öğrenebilir Tüm bilgiler okulda öğrenilebilir Hedeflenen başarı %70-%90 arasındadır. Öğrenme bölümlere ayrılır Öğrenme gerçekleşmediyse ek süre ve ek öğrenme

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Psikolojiye Giriş. 2 Dersin Kodu: PSİ 1071. 3 Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans

DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE. 1 Dersin Adı: Psikolojiye Giriş. 2 Dersin Kodu: PSİ 1071. 3 Dersin Türü: Zorunlu. 4 Dersin Seviyesi: Lisans DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE Dersin Adı: Psikolojiye Giriş 2 Dersin Kodu: PSİ 07 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: Güz 7 Dersin AKTS Kredisi:

Detaylı

Eğitim Durumlarının Düzenlenmesi

Eğitim Durumlarının Düzenlenmesi Eğitim Durumlarının Düzenlenmesi Program geliştirme sürecinin üçüncü öğesi öğrenme öğretme süreci dir. Eğitim durumları olarak da bilinen bu öğe nasıl? sorusuna yanıt arar. Eğitim durumları, öğrencilere

Detaylı

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI HAKKINDA GENEL BİLGİLER VELİ DAVETİYESİ.doc NEDEN ANNE BABA EĞİTİMİ? 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ailelerin

Detaylı

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Yrd.Doç.Dr. Gülçin Tan Şişman Eğitim Programları ve Öğretim İletişim "Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin karsındakinin anlayacagı kadardır."

Detaylı

Ögretimde Kullanılan Teknikler (3)

Ögretimde Kullanılan Teknikler (3) Ögretimde Kullanılan Teknikler (3) İşbirliğine Dayalı Öğrenme (İDÖ) -2- İşbirliğine Dayalı Öğrenme (İDÖ) İşbirliğine dayalı öğrenme, öğrencilerin küçük gruplar oluşturarak bir problemi çözmek ya da bir

Detaylı

İLKÖĞRETİME HAZIRLIK ve İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI

İLKÖĞRETİME HAZIRLIK ve İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI Editör: Fatma Alisinanoğlu 2. Baskı İLKÖĞRETİME HAZIRLIK ve İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI Özlem Şimşek - Gülhan Güven - Gözde İnal Berrin Dinç - Saide Özbey - Barış Çaycı Emre Ünal - D. Neslihan Bay Editör: Prof.

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme Giriş Öğretim bir sanattır ve her sanat dalında olduğu gibi öğretim alanında da incelikler vardır. Disiplinler arası

Detaylı

Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ

Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ Sosyal fobi, bireyin sosyal ortamlarda herhangi bir eylem yaparken utanç duyacağı duruma düşeceğini düşünerek nedensiz kızarma,

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ I. Öğrenme İle İlişkili Temel Kavramlar Temel Öğrenme Yaklaşımlarına Giriş

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ I. Öğrenme İle İlişkili Temel Kavramlar Temel Öğrenme Yaklaşımlarına Giriş HEDEFLER İÇİNDEKİLER ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ I Öğrenme İle İlişkili Temel Kavramlar Temel Öğrenme Yaklaşımlarına Giriş PSİKOLOJİ Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Öğrenme kavramını tanımlayabilecek, öğrenmenin

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5

Bilişsel Gelişim. Psikolojiye Giriş. Okuma raporu #1. Ders asistanım kim? (düzeltilmiş) Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 Psikolojiye Giriş Bilişsel Gelişim Bebek Olmak Nasıl Bir Şey? Düşüncenin Gelişimi Ders 5 2 Okuma raporu #1 Alkolizm için Freudyen bir açıklama getirin. Daha sonra da davranışçı bir açıklama getirin. Son

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

Soru 1) Fiziksel büyümenin en hızlı olduğu dönem ne zamandır? a) 0-1 yaş b) 2-3 yaş c) 4-5 yaş d) 6-7 yaş

Soru 1) Fiziksel büyümenin en hızlı olduğu dönem ne zamandır? a) 0-1 yaş b) 2-3 yaş c) 4-5 yaş d) 6-7 yaş Soru 1) Fiziksel büyümenin en hızlı olduğu dönem ne zamandır? a) 0-1 yaş b) 2-3 yaş c) 4-5 yaş d) 6-7 yaş Soru 4) Aşağıda verilenlerin hangisi prenatal dönemi sağlıklı olarak tamamlayan bir bebeğin doğum

Detaylı

GELİŞİM DÖNEMLERİ. 1. Doğum Öncesi Dönem

GELİŞİM DÖNEMLERİ. 1. Doğum Öncesi Dönem GELİŞİM DÖNEMLERİ Bireyin Gelişim dönemler halinde meydana gelir. Bu dönemler herkesin aynı sırada ilerlediği farklı adımlardır. Yaşam döngüsünü daha kolay anlayabilmek için, gelişimin belli dönemlere

Detaylı

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com

YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com YENİ İLKÖĞRETİM TÜRKÇE PROGRAMININ GETİRDİKLERİ Hasan Basri DURSUN > hbdursun@gmail.com Bilginin hızla yenilenerek üretildiği çağımızda birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretme

Detaylı

PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. EĞİTİM PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili PSİKOLOJİYE GİRİŞ Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans() Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI)

II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI) II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI) Fiziksel Gelişim Bu dönemdeki çocukta, ilköğretimin II. Kademesine geç uyum sağlama görülebilir. Hem bedensel hem de psikolojik açıdan birçok

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ. Androgoji ve Pedagoji Ödevi

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ. Androgoji ve Pedagoji Ödevi TC BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ OTO310:Özel Öğretim Yöntemleri I Androgoji ve Pedagoji Ödevi Öğretim Elemanı: Hasan TINMAZ Hazırlayan: H.Özlem

Detaylı

SAĞLIK YÜKSEKOKULU ÇOCUK GELİŞİMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS DERSLERİ YÜKSEK LİSANS BİLİMSEL HAZIRLIK DERSLERİ YÜKSEK LİSANS ZORUNLU/SEÇMELİ DERSLERİ

SAĞLIK YÜKSEKOKULU ÇOCUK GELİŞİMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS DERSLERİ YÜKSEK LİSANS BİLİMSEL HAZIRLIK DERSLERİ YÜKSEK LİSANS ZORUNLU/SEÇMELİ DERSLERİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU ÇOCUK GELİŞİMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS DERSLERİ YÜKSEK LİSANS BİLİMSEL HAZIRLIK DERSLERİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİNE GİRİŞ EĞİTİMSEL YAKLAŞIMLAR GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Z 2 0 2 6 ÇOCUĞU TANIMA

Detaylı

PSİKOLOG TANIM A- GÖREVLER

PSİKOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM İnsan ve hayvan davranışlarını, zihinsel süreçlerini, yapı ve süreçlerini, gözlem ve deney gibi bilimsel yöntemleri kullanarak inceleyen, davranış bozukluklarının ve gelişim sorunlarının teşhis ve

Detaylı

10/16/2011. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir.

10/16/2011. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Psikoloji İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Alt Dalları Klinik Psikoloji: Ağır duygusal bozuklukların tanı ve tedavisi Danışmanlık Psikolojisi :Hafif duygusal sorunlar Okul Psikolojisi:

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER SOSYAL PSİKOLOJİ

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER SOSYAL PSİKOLOJİ HEDEFLER İÇİNDEKİLER SOSYAL PSİKOLOJİ Sosyal Psikoloji Nedir? Sosyal Psikolojinin Çalışma Konuları Sosyal Etki Ve Uyma Davranışı Tutumlar Sosyal Psikolojide Temel Kuramlar PSİKOLOJİ Bu üniteyi çalıştıktan

Detaylı

Psikoloji. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir.

Psikoloji. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Psikoloji İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilimdir. Alt Dalları Klinik Psikoloji: Ağır duygusal bozuklukların tanı ve tedavisi Danışmanlık Psikolojisi :Hafif duygusal sorunlar Okul Psikolojisi:

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN MESLEK YÜKSEKOKULU Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Çocuk Gelişimi Programı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN MESLEK YÜKSEKOKULU Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Çocuk Gelişimi Programı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAMSUN MESLEK YÜKSEKOKULU Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Çocuk Gelişimi Programı 1. Yarıyıl Ders İçerikleri Dersin Adı D.S KR. AKTS Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tar-1.

Detaylı