DİYANET AYLIK DERGİ NİN ÜCRETSİZ EKİDİR. haberbülteni EYLÜL 2015 SAYI 297 GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DİYANET AYLIK DERGİ NİN ÜCRETSİZ EKİDİR. haberbülteni EYLÜL 2015 SAYI 297 GERÇEKLEŞTİRİLDİ"

Transkript

1 DİYANET AYLIK DERGİ NİN ÜCRETSİZ EKİDİR. EYLÜL 2015 SAYI 297 haberbülteni SAYFA 04 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 İl Müftüsünü kabul etti SAYFA İl Müftülerİ İstİşare Toplantısı Ankara da yapıldı SAYFA 16 Yurtdışı Dİn Hİzmetlerİ Konferansı Sapanca da GERÇEKLEŞTİRİLDİ

2 Genelkurmay Başkanı Özel den Diyanet e veda ziyareti Görev süresi 30 Ağustos ta sona eren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Diyanet İşleri Başkanlığına veda ziyaretinde bulundu. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile makamda baş başa yapılan ve bir saat süren görüşme, basına kapalı olarak gerçekleşti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, günün anısına Orgeneral Özel e hat levha hediye etti. Pakistan dan Diyanet İşleri Başkanı Görmez e davet mektubu Pakistan ın Ankara Büyükelçisi Suheyl Mahmud, Pakistan Din İşleri Bakanı Serdar Muhammed Yusuf adına getirdiği davet mektubunu, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez e takdim etti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez in makamında gerçekleşen buluşmada davet mektubunu ulaştıran Büyükelçi Mahmud, Başkan Görmez i Pakistan da görmekten ülke olarak mutluluk duyacaklarını iletti. Başkan Görmez ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye ile Pakistan arasında eşi benzeri olmayan bir dostluk ve kardeşlik olduğunu kaydetti. Pakistan ile Türkiye arasında son dönemde gelişen ilişkilere de değinen Başkan Görmez, Bildiğiniz gibi Türkiye ile Pakistan dünyada eşi benzeri olmayan bir dostluk ve kardeşlik ilişkileri içinde olmuştur her zaman. Biz de Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu ilişkilerin temel zeminini teşkil eden dinî, manevi, ilmî ve kültürel hayatımızla ilgili ortak çalışmalar yapmak düşüncesindeyiz. Pakistan dan gelen heyetler, Pakistan daki din eğitimi sistemi ile Türkiye deki din eğitimi sistemini mukayese etme çalışması içinde oldular. Tecrübe alışverişinin önemini arz ettiler. Pakistan ziyaretinin, zaten var olan ilişkileri çok daha güzel yerlere taşıyacak faydalı ve her iki ülke açısından da önemli bir ziyaret olacağını düşünüyoruz. diye konuştu. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ADINA SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ Dr. Yüksel SALMAN SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Dr. Faruk GÖRGÜLÜ MALİ İŞLER VE DAĞITIM SORUMLUSU Mustafa BAYRAKTAR YAYIN KOORDİNATÖRLERİ Ahmet ARSLAN, Ali YILDIRIM, Mehmet GÖNÜLLÜ TASHİH Said ŞAN İLETİŞİM MERKEZİ Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü Üniversiteler Mah. Dumlupınar Bulv. No:147/A Çankaya/ANKARA Tel: Faks: TASARIM Aral Grup Fidanlık Mah. Ataç 1 Sk. No:25/11 Yenişehir/Ankara Tel: Fax: BASKI A4 Grafik Matbaa Yay. Rekl. Bilg. Hiz. Ltd. Şti. Tel: Fax: Basım Yeri: İSTANBUL ISSN EYLÜL 2015 SAYI:297 2

3 Çin Büyükelçisi Hongyang dan Diyanet e ziyaret Çin in Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez e iadeyi ziyarette bulunarak bir süre görüştü. Görüşmede, Çin Büyükelçisi Hongyang dan Çin de yaşayan Müslümanların durumu ve İslami hayat hakkında bilgi alan Başkan Görmez, dünyada dinlerle ilgili büyük gelişmelerin yaşandığına dikkat çekerek, Allah ın dinleri barış, rahmet, adalet ve merhamet için gönderdiğini vurguladı. Günümüzde dinleri ideolojiye dönüştürme çabalarının bulunduğuna işaret eden Başkan Görmez, Dinlerle ilgili dünyada büyük gelişmeler yaşanıyor. Dinleri ideolojiye dönüştürme çabaları var. Hâlbuki Allah, dinleri barış, rahmet, adalet ve merhamet için gönderdi. dedi. Farklı inançlardan ve farklı kültürlerden oluşan ülkelerde, nitelikli birliktelik diye bir kavramdan söz eden Başkan Görmez, nitelikli birlikteliğin üç şarta bağlı olduğunu; bunların ilkinin inanç özgürlüğü olduğunu, inanç özgürlüğü olmadan bir arada yaşamanın mümkün olmadığını; ikinci şartın ise nitelikli bir din eğitimi olduğunu, eğer doğru bir din eğitimi verilmezse, inanç sahibi insanların farklı yollardan yanlış bilgi sahibi olabileceklerini; üçüncüsünün de sağlıklı bir yöntemle din hizmetinin verilmiş olması gerektiğini söyledi. Oruç ibadetinin yasaklanmasının bu çağda bir izahı yoktur Çin de İslamiyet in asırlardır varlığını koruduğunu, oruç ibadetinin öğrencilere, öğretmenlere ve memurlara yasaklanmasının bu çağda bir izahı olmadığını vurgulayan Başkan Görmez konuşmasına şöyle devam etti: Çin de yaşayan Müslümanlar tarih boyunca, herhangi bir aşırılık üretmemişlerdir. Birlikte yaşama kültüründen dolayı Çin Müslümanları, daima dünyaya orta yolu öğretmişlerdir. Kaşgar da yetişen İslam âlimlerinin kaleme aldığı eserlere baktığınızda bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Tarihte, Buhara, Taşkent, Semerkant ve Kaşgar arasında daima bir bilgi alışverişi olmuştur. Çin in Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang da görüşmede, Başkan Görmez in ramazan ayı içinde gerçekleştirdiği ziyaret ile ilgili Çin makamlarını bilgilendirdiğini söyledi. Çin de halkın din özgürlüğünü koruduklarını ifade eden Hongyang, Çin de insanlar ibadetlerini yerine getirebiliyor ve ibadetleri koruma altındadır. Halkın din özgürlüğünü koruyoruz. Halka din konusunda kolaylıklar sağlamaya çalışıyoruz. Müslüman halkın dinî özgürlüklerine ve dinî haklarına saygı gösteriyoruz. şeklinde konuştu. Sincan Uygur Özerk Bölgesinde, ramazan ayının nasıl yaşandığı konusunda Başkan Görmez i bilgilendiren Hongyang, ibadetlerin huzurlu bir biçimde gerçekleştirildiğini ifade ederek şöyle dedi: Elde ettiğimiz istatistiklere göre, ramazan ayında Sincan Uygur Özerk Bölgesi nde günde ortalama 780 bin Müslüman, 19 bin 613 camide teravih namazı kıldı. Günde ortalama 47 binden fazla Müslüman camilerde iftar yemeğine katıldı. Cuma günü 2 milyon civarında Müslüman 10 binden fazla camide cuma namazı kıldı. Urumçi de, namaz saatleri geldiği zaman, vatandaşlar şehrin dört bir yanındaki camilerde toplu namaz kıldı. İftarda vatandaşlara ücretsiz yemekler dağıtıldı. Cami çevresindeki dükkân sahipleri sofra kurarak, oruç tutanlara ücretsiz iftar yemeği verdi. Bazı sivil toplum kuruluşları mahallelerde ve hastanelerin önünde, oruç tutanlara ücretsiz iftar yemeği verdi. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, ramazan ayı içinde Çin in Ankara Büyükelçiliğini ziyaret ederek, Büyükelçi Yu Hongyang a, Sincan-Uygur Özerk Bölgesinde uygulanan oruç yasağı ile ilgili Türkiye nin ve İslam dünyasının hassasiyetlerini ifade etmişti. 3 SAYI:297 EYLÜL 2015

4 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 İl Müftüsünü kabul etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İl Müftüleri İstişare Toplantısı için Ankara da bulunan 81 İl Müftüsünü kabul etti. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ve beraberindeki heyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, her dönemde ilme, âlime, gönül insanlarına değer veren, onları tüm makamların üstünde gören bir medeniyetin mensupları olduklarını ifade ederek, gönül dünyalarını arifler, abitler, zahitler aydınlatırken, fikir dünyalarının da âlimler ve münevverler tarafından zenginleştirildiğini ifade etti. Müftüleri de bu geleneğin günümüzdeki temsilcileri olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemizin ve milletimizin bugün karşı karşıya bulunduğu meselelerin çözümü, diğer hususlarla birlikte hatta onlardan daha önce ve önemli olarak manevi gelişime önem vermemizden geçiyor. Milletimizin irşadı, hak yola, doğru yola çağrılması, bilgilendirilmesi, eğitim ve ibadet ihtiyaçlarının karşılanması hususunda en büyük sorumluluk sizlere düşüyor. Her birinizin bu konuda üzerine düşen görevin önemine müdrik olduğuna inanıyorum. dedi. Din adamlarının, bu milletin kurtuluşunda çok büyük rolü vardır Devletleri ve milletleri sadece askeri başarıların, topun, tüfeğin ayakta tutmadığını, milleti oluşturan bireylerin manevi donanımları ne kadar güçlü, istikametleri ne derece doğru olursa, devletlerin gidecekleri yolların da o kadar güçlü ve doğru olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, Kurtuluş Savaşımızı yöneten ilk meclis, din adamlarıyla askerlerin ve milletin her kesiminden insanın aynı safta buluştuğu bir törenle açılmıştı. Hacı Bayram Camii nde kılınan cuma namazının ardından, Ulus a hareket eden bu heyet dualarla, salavatlarla, hatm-i şeriflerle Millet Meclisi nin açılışını yapmıştı. Meclis çalışmalarında da benzer bir manzara söz konusuydu. Bu milletin manevi önderleri olan din adamlarının tıpkı Çanakkale de ve diğer cephelerdeki mücadelelerde olduğu gibi Kurtuluş Savaşı nda da çok büyük rolü vardır. Ancak daha sonraki dönemde maalesef milletin bu yönü bir kenara bırakıldı, ihmal edildi. Dinî kurumlar ve yapılarla birlikte din adamları da tek parti döneminin baskısından olumsuz etkilendi. Öyle ki ülkemizin bir döneminde din adamlarına sadece ölü yıkayıcı gözüyle bakıldı. İmam-hatipte öğrenci olduğumuz dönemleri hatırlıyorum, hocalarımız bize, Buraya gelip de ne yaptınız, siz de ölü mü yıkayacaksınız diyorlardı. Hamdolsun o oyuna gelmedik, tuzağa düşmedik, yürüdük, yürüdük, Mevlâm bizlere buraları tahsis etti, buralarda görevlendirdi. Televizyonlarda, filmlerde, dizilerde onlara sürekli kötü imajlar yüklenerek, toplumda din adamlarıyla ilgili olumsuz bir algı devamlı oluşturulmaya, yerleştirilmeye çalışıldı. Hâlâ bu devam ediyor. Tek parti dönemindeki ilk dinî kurumların kuruluş gayesi milletin irşadı değil, cenaze namazını kıldıracak din görevlisi ihtiyacını karşılamaktır. Milletimiz imam-hatip liselerini ve ilahiyat fakültelerini sahiplendi. Bu kurumlardan kısa sürede, kadim medeniyetin yeniden yükselişinin müjdecileri yetişti. Hamdolsun artık o sıkıntılı günler geride kaldı. Bundan sonra bizim nitelik üzerinde çok büyük gayretler sarf etmemiz lazım. İmam-hatip neslinin daha nitelikli olması lazım, ilahiyat fakültelerinden çok daha nitelikli gençlerimizin yetişmesi lazım ve onlar yetiştikten sonra gittikleri hangi merci olursa olsun, o mercilerde ilmiyle, ameliyle, hayatıyla o topluma örnek olması lazım. dedi. Türkiye nin yeni döneminde din adamlarının sorumluluk alanının genişlediğini, Batı nın içine düştüğü toplumsal çözülmeden ve İslam âleminin derin krizlerinden ülkeyi ve milleti korumak için müftülerden çok daha fazla gayret beklediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında, Özellikle Türkiye olarak üzerimizde çok ama çok önemli bir sorumluluk var. İslam dünyasının içine düştüğü krizi hep birlikte görüyoruz. İslam dünyasının dışında nüfusun çoğalmasına baktığınız zaman, bakıyorsunuz ki iki katı bile zor yakalamışlar, ama İslam dünyasında neredeyse bire beş, bire altı bir nüfus artışı söz konusu. Peki eksiğimiz nerede? Eksiğimiz aramızdaki birlik, beraberlik, muhabbet, bunda ciddi sıkıntımız var. İslam dünyasının ilim erbabı kendi arasında ilmî meselelerde bile bir birliği, vahdeti yakalayamadı. Ciddi kopuşlar yaşandı. Bu fikrî kısırlıktan kurtulmamız gerekiyor. Manevi hayat damarlarımızın tıkanması veya kirletilmesi bizim için en büyük tehlike. Merhamet âdeta İslam âleminden çekilmiştir. Kardeşin kardeşe kinle, nefretle, düşmanlıkla baktığı günlerden geçiyoruz. Bakıyorsun Müslüman ım diyen, Müslümanı Allahü Ekber diyerek, Allahü Ekber diyeni öldürüyor, kelime-i şehadet getirerek öldürüyor. O bakımdan ilim, İslam dünyasından kaçmış, yerini cehalete ve şiddete bırakmıştır. Biz, cehaleti okuma yazma bilmemek gibi tanımlar- EYLÜL 2015 SAYI:297 4

5 sak en büyük cehaleti yaşamış oluruz. Cehalet zaten bu değil ki hakkı bulamamaktır. Kur an ve sünnetin rehberliğinden uzaklaşan Müslümanlar, mezhepçiliğin, kavmiyetçiliğin ve maddiyatçılığın ağına düşmüştür. dedi. Derviş Yunus un, Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter / Nice yumuşak söylese sözü savaşa benzer. ifadelerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: Taş gönüllerden zehirler saçılmaktadır. Hâlbuki kalbinde imanı olan, Allah ve Peygamber sevgisi olan hiç kimse, Müslüman kardeşine kin duymamalı, nefretle bakmamalı, hele onun canına ve malına asla kastetmemeli. Çünkü Müslüman elinden, dilinden emin olunan kimsedir, öyle olmak mecburiyetindedir. Müslüman ın dili yumuşak, sözleri kadife gibi tatlı olmalıdır. Yüzlerin yöneldiği Kâbe den yani Allah ın evinden gönüllerini uzaklaştıranlar, kendilerine farklı kıbleler bulmuşlardır. Çeşit çeşit fitneler Müslümanları âdeta kör etmiş, İslam âlemini esir almıştır. Geçmişte medeniyetimizi besleyen Yunusların, Hacı Bayramların, Mevlanaların sayesinde bu topraklarda Müslümanlar ve her kavimden, her inançtan insanlar asırlarca huzur içinde yaşamıştır. İşte bunu sağlayan anlayışı yeniden İslam âleminin tümüne teşmil etmeli, Müslümanları huzura, sükûna kavuşturmalıyız. İslam ın halka tam manasıyla anlatılması gerekiyor Doğu ve Güneydoğuda görev yapan kardeşlerime çok büyük bir sorumluluk düştüğünü, İslam ın halka tam manasıyla anlatılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Acaba bu sadece cuma namazlarıyla başlayıp cuma namazlarıyla mı devam etmesi veya bayramdan bayrama böyle mi gitmesi lazım. Eskiden çocukluğumuzda şunu bilirim ben, tüm evlerin kapılarını en rahat açabileceği kişi hocalardı. Hoca dendiği zaman kapısını rahatlıkla herkes ona açardı. Bunu bizim yeniden kazanmamız lazım ve hocalarımız, o evin çocuklarını emanete aldığı zaman onları işlemeli ama şimdi bakıyorsunuz camimizden silahlar çıkıyor, bu hâle geldik. Camilerimiz elden gidiyor, bu hâle geldik ve bu konuda bizim yapmamız gereken çalışma öyle zannediyorum ki bugüne kadar olan süreçten çok daha farklıdır. dedi İl müftüleri olarak ilçelerdeki müftü ve tüm imam kardeşlerimizle illerde bir araya gelmek suretiyle yeni bir dinamizmin, yeni bir heyecanın doğmasına inşallah bu buluşmanız vesile olur diye düşünüyorum. diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İşte kadim medeniyet değerlerimiz, DAİŞ zihniyetinin de mezhepçilik belasının da kavmiyetçilik tehlikesinin de panzehiridir. Biz, fitne, öldürmekten beterdir anlayışıyla bu yöndeki her türlü gayretin önünü peşinen kesen bir kültüre sahibiz. İslam dini düşünmeyi, üretmeyi, farklı fikirleri teşvik ediyor. Daima gelişmenin ve yeniliğin öncüsüdür. Böyle bir yaklaşım hiç kimsenin kendi içtihadını, kendi görüşünü, kendi yorumunu mutlak hakikat sayıp, diğerlerine dayatmasına asla müsaade etmez. Bugün yaşadığımız sıkıntıların en büyük sebebi işte bu anlayışın kaybedilmiş olmasıdır. İslam âlemi birliğe, beraberliğe, kardeşliğe hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğu bu dönemde sürekli yeni çatışmalara, kardeş kavgalarına, parçalanmalara sahne oluyor. dedi. Müslümanı Müslümana kırdırma projesi tüm canlılığıyla tüm acımasızlığıyla yürüyor Sömürgecilerin bir buçuk asırdır altını sürekli alevlendirerek, kaynattıkları fitne kazanının her gün yeni canlar aldığını, yeni ocaklar söndürerek fokurdamaya devam ettiğini, Müslümanı Müslümana kırdırma projesinin tüm canlılığıyla, tüm acımasızlığıyla yürüdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu ortamda bize düşen Müslümanları uyarmaya, onlara hakkı ve hakikati anlatmaya kesintisiz bir şekilde devam etmektir. Üzerimizdeki sorumluluk çok büyük. İslam âleminin gözü, Türkiye nin üzerindedir. Nereye gidiyorsam, İslam dünyasında hep gördüğüm budur ve bizlere ağlayarak yükledikleri yük çok ama çok fazla. Müslümanların umudu unutmayın Türkiye dir, sizlersiniz. Bunun için öncelikle bizim kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Cehalete, provokasyonlara, yanlış din anlayışlarına karşı ilmi, vicdanı, en önemlisi de irfanı devreye sokmalıyız. Bu çalışmaları dünyadaki diğer Müslüman âlimlerle, zahitlerle birlikte yürütmeliyiz. Her ülkedeki din adamlarının temel kaynaklarımız etrafında birleşerek kendi toplumlarını aydınlatmaları için elimizden geleni yapmalıyız. Diyanet İşleri Başkanlığımız âdeta bu işin dünyada merkezi konumuna gelmelidir. Burada atılması gereken her türlü adımı rahatlıkla atabiliriz. Elhamdülillah imkânlarımız da var. Öyleyse bunu yapmalıyız ve buradan dönenler döndükleri zaman aradığımı buldum ve yeni bir doğuş diye bunu işlemeli. Hiç şüphesiz din Allah ındır. İslam ın koruyucusu da Rabbimizdir. Bizler müktesebatımızla, istikametimizle, gayretimizle ona layık olmaya çalışmakla mükellefiz. İnşallah emeklerimiz zayi olmayacaktır. Bu düşüncelerle sizin her birinize, sizin nezdinizde ülkemizdeki tüm din görevlisi kardeşlerime, hizmetleriniz için şükranlarımı sunuyorum. Bir kez daha sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah a emanet ediyorum. İnşallah bu dönüş illerimizde yeni bir heyecanın, yeni bir aşkın oluşumuna vesile olur diyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun. dedi. 5 SAYI:297 EYLÜL 2015

6 31. İl Müftüleri İstişare Toplantısı Ankara da yapıldı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından altı ayda bir düzenlenen, İl Müftüleri İstişare Toplantısı, Ağustos 2015 tarihleri arasında, Ankara Bilkent Otel Konferans Salonu nda yapıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez in katılımıyla gerçekleşen programa, Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yöneticileri ve 81 il müftüsü katıldı. İslam dünyasında yaşanan gelişmelerin anlatıldığı sinevizyon gösteriminin ardından, programın açılış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam dünyasında yaşanan gelişmeler, İslam a zarar veren yapılar, DAİŞ terör örgütü ve benzer hareketler, Türkiye de meydana gelen terör olayları, İslam coğrafyasında yaşanan iç savaşlar neticesinde meydana gelen göç dalgaları ve çözüm reçeteleri gibi önemli konularda açıklamalarda bulundu. Son günlerde terör saldırılarında şehit olanlar için Allah tan rahmet dileyen Başkan Görmez, İslam coğrafyasında yaşanan olayların tehlikesine işaret ederek, bugün, İslam ve Müslümanların pek çok yerde haksız ve insafsız bir saldırının muhatabı olduğunu, Yüce Dinimizin rahmet yüklü mesajı ile insanlığın arasına girmek maksadıyla ta Haçlı seferlerinden beri varlığını sürdüren menhus bir mekanizmanın, emellerine hiç mi hiç ara vermediğini söyledi. Başkan Görmez sözlerine şöyle devam etti: Bugün, sadece İslam dünyası değil, sadece Müslümanlar değil, bizzat İslam ın kendi bünyesi tehdit altındadır. Bugün, İslam ın genleriyle ve Müslüman coğrafyanın fay hatlarıyla oynanmaktadır. Bugün, bir din olarak, kültür ve medeniyet olarak İslam var olmak ile yok olmak arasında bir mücadeleye mecbur bırakılmaktadır. Her geçen gün daha da tahripkâr hâle gelen bu durum karşısında sessiz çoğunluğun vicdanı yaralanmış, yürekler bu acıyı taşıyamaz hâle gelmiştir. Ümmetin hafızası zedelenmiş, Müslüman nesillerin bilinçleri yaralanmıştır. Irak ın ve Şam ın tarih boyunca sahip olduğu ve muhafaza ettiği sosyal, kültürel ve dinî dokunun işgal ve istibdat eliyle yok edilmesine, DAİŞ ve benzeri hareketlerin, İslam ın farklı yorumlarından oluşan tuhaf ve ilginç bir kolajlamayla Müslümanların bütün dinî duyarlılıklarını rehin alması ve ürettiği nahoş imajlarla İslam ı yeryüzü ölçeğinde kanlı bir din olarak takdim etmekte sınır tanımadığını ifade eden Başkan Görmez konuşmasının devamında, Bugün İslam dünyasını kan ve ateş denizine çeviren sürecin arkasında hangi dinamikler yatıyor? Bu soru sorulmadan ve nesnel cevapları bulunmadan, bu süreci tersine çevirmek zor görünüyor. Uluslararası kuruluşların, münhasıran İslam İşbirliği Teşkilâtı nın hazırladığı raporlara göre, 1979 ilâ 2010 yılları arasında, İslam dünyasında, toplam 11 milyon Müslüman öldürüldü. 60 milyon Müslüman sakat bırakıldı. Sadece yılları arasında, İslam dünyasında, 34 bin 906 devlet adamı, 127 bin iş adamı, 2 bin 411 kanaat önderi öldürüldü. 23 bin büyük ölçekli ticarî işletme batırıldı yılından bugüne, sadece Afganistan da, işgallerde, toplam 4 milyon Müslüman Afganlının öldürüldüğü kaydediliyor. 7 Milyon Afganlı Müslüman da ileri düzeyde sakat kalmış. Sovyetler Birliği ve ABD nin işgalleri, Afganistan da, beş Afganlıdan birinin ileri derecede sakat kalmasına yol açmıştır. Keza, ABD nin son Irak saldırılarında toplam 1 milyon 300 bin kişi öldürüldü. 3,5 milyon Iraklı sakat kaldı. Suriye deki iç savaşta şimdiye kadar en az 250 bin kişi hayatını kaybetti. İsrail in, sadece son Gazze büyük saldırısında, 2 bin 147 kişi öldü. Yaklaşık 23 bin Gazzeli, geçtiğimiz Ramazan ı çadır dahi bulamaz bir hâlde sokakta geçirdi. Onlarca okul, hastane tahrip oldu. Geçen bunca süreye rağmen Gazze de kuşatma kaldırılmadığı, aksine daha da güçlendirildiği için yardım, onarım ve iyileştirme yapılamıyor. Son verilere göre dünyada 2,2 milyar çocuk nüfusu var ve bunların 150 milyonu yetim, bakıma ve korunmaya muhtaç çocuklar. dedi. DAİŞ, bir şiddet kültürü oluşturuyor İslam dünyasına örneklik eden, Abbasiler döneminden itibaren farklı dinî anlayışları birlikte yaşatan bu toprakların, bağnazlık ve şiddetin boy verdiği bir fideliğe dönüştürüldüğünü; Ebu Hanife ve Abdulkadir Geylani nin fıkhı ve tasavvufu mezceden İslam yorumunun beşiği, daha Halife Memun devrinde kurulan Beytul-Hikme ile eski Yunan felsefesiyle İslam hikmetinin izdivacını temin eden evrensel şehir Bağdat ın ruhunun tahrip edildiğini söyleyen Başkan Görmez konuşmasını şöyle sürdürdü: Sünni kardeşleriyle ortak bir dil geliştirmekte başarılı olan Kazımiye ve Necef-i Eşref Şiiliği tarihten silindi. Aynı felaketler Bilad-ı Şam da tarih boyunca egemen olan tarihî, dinî, kültürel dokunun başına da geldi. Bugün DAİŞ ve benzeri örgütlerin üremesini hazırlayan EYLÜL 2015 SAYI:297 6

7 ve gelişmesine hız kazandıran en önemli sebep budur. Bütün bu olup bitenler bir şiddet kültürü oluşturmuş durumdadır ve bunları sadece dine yüklemek hiçbir hakikatle bağdaşmaz. Üzülerek belirtmek isterim ki dün el-kaide, bugün DAİŞ sadece bunun birer neticesinden ibarettir. Bu tür hareketlerin tek sermayesi araçsallaşıtırılmış din ve acımasızca kullandığı silahlardır. Oysa insanlara rahmet vaad etmeyen, huzur ve saadet vaad etmeyen, tüm insanlığı Din-i Mübin-i İslam dan soğutan hareketlerin hiçbir değeri yoktur. Unutmayalım ki İslam, inanan inanmayan herkes için rahmettir. Elbette biz olayın siyasi, politik ve uluslararası boyutunun farkında olarak dinî, manevi ve ahlâki cephesiyle ilgileniyoruz. Bilhassa terör ve tedhiş hareketlerinin temel felsefesi ve dinî argümanlarıyla birinci dereceden alakadar olmak zorundayız. DAİŞ ve benzeri yapılar, İslam ın medeniyet yürüyüşünü sekteye uğratmıştır DAİŞ ve benzeri yapıların, İslam ın cihanşümul hak ve adalet anlayışına, sevgi, şefkat ve rahmet mesajına gölge düşürdüğünü, medeniyet yürüyüşünü sekteye uğrattığını, Batı dünyasında İslamofobik korkuların oluşmasına sebep olduğunu ve medeniyetler arası çatışma üretmek isteyen görüş ve çıkar odaklarının aracı hâline geldiğini belirten Başkan Görmez, tarihin hiçbir döneminde İslam medeniyetinde baskın olmayan, şaz ve marjinal kalan bu anlayış, önceleri tamamen selefe ve dinî metinlere bağlılığı ifade ederken Moğol istilasıyla birlikte bir eylem ve hareket alanına kavuştuğunu ifade ederek, daha sonraları Osmanlı Devleti nin dağılma sürecinde dâhili ve harici etkenlerle siyasal bir zemin bulup varlığını koruduğunu; hatta bazı devletlerin ideolojisi hâline geldiğini söyledi. Başkan Görmez konuşmasının devamında: Afrika nın sömürgeleştirilmesi, Afganistan işgali, Bosna ve Çeçenistan savaşları, Körfez Savaşları, Irak işgali ve Suriye de yaşanan trajedi gibi İslam dünyasının dinî ve kültürel fay hatlarını sarsan büyük acılardan sonra, bu anlayış sömürge, şiddet, savaş, işgal ve istibdatların gölgesinde yetişen yaralı bilinçlerin ve ölümcül kimliklerin hatta Batı da varlıkları ve kimlikleri yok sayılarak ötekileştirilen genç kuşakların, uğruna canlarını verdikleri ve insanları hunharca katlettikleri bir kurtuluş ideolojisine dönüşmüştür. İslam dünyasının sorunlu bölgelerinde varlığını kuvvetlendiren bu anlayış, İslam ın ilk fitne hadiselerinde ortaya çıkan harici unsurların düşünce, tavır ve diliyle birleşince bugün itibariyle Müslüman toplumlar ve İslam ın bekası açısından en büyük sorun hâline gelmiştir. Bölgesel dinamiklerin de etkisiyle hızla genişleyen bu hareket, uluslararası stratejilerin de birer parçası olarak bugün namlusunu Müslüman çocuklara yöneltmiş durumdadır. Bu anlayışa göre hakikat selef adı verilen sadece ilk üç neslin inhisarındadır. Ancak zamanla modernitenin etkisiyle ihdas ettikleri kendi hakikatlerini, ilk üç nesle izafe ettiklerinin farkında değildirler. Kendi hakikatlerine ve dinî anlayışlarına inanmayanları, İslam ın ana yolunun tarih boyunca prensibi olan ehl-i kıble tekfir edilmez düsturunu yok sayarak, kolaylıkla kâfir ilan eden bu zihniyet, kendi dışındaki bütün inanış ve mezheplerle savaşmayı cihad olarak kabul etmeye başlamıştır. Halbuki ahlak ve hukuk tanımayan hiçbir savaşa cihad denemeyeceği açıktır. Bunlara göre halefin yani sonraki nesillerin Kur an ve Sünnet yanında; akla, re ye, içtihada yer veren dini anlama metotları geçerli değildir. dedi. DAİŞ, Müslümanları ötekileştirerek mezhep çatışmalarına zemin hazırlıyor, medeniyet içi çatışma isteyen siyasal mühendisliklere hizmet ediyor Kitap ve Sünnet i okuma ve hayata tercüme etmede belli bir usûl ve metodoloji takip ederek oluşan mezhepler ve tarih boyunca medeniyet üreten bütün düşünce okulları ehl-i bidat; irfan geleneğimizin derunî dinî tecrübesini yaşayan bütün tasavvuf mekteplerinin de ehl-i dalalet olarak yaftalandığını, bütün tekkeler, zaviyeler, Hüseyniyeler, türbeler, tarihî eserlerin, yıkılması ve tahrip edilmesi gereken birer şirk unsuru olarak kabul edildiğini söyleyen Başkan Görmez sözlerinin devamında, Bu düşüncede; Allah ın cemal sıfatının bir tezahürü olarak İslam medeniyetinin var ettiği bilim, sanat, estetik, edebiyat, bediiyyat ve mimarinin herhangi bir yeri yoktur. Kullandıkları terminoloji Müslümanların ıstılahlarından kolaycı ve sathi bir şekilde devşirilmiş İslam a yabancı bir lehçedir. Dinî referansları bağlamından kopararak doğrudan birer kanun metni gibi algılayan, Kur an la ilişkisi lafzi ve harfi, Sünnetle ilişkisi zahiri ve şekli olan, Allah ın insana bahşettiği akıl ve istidatları vahyin karşısına koyarak reddeden bu anlayış, tarih boyunca İslam ın ana yolunu temsil eden Ehl-i Sünnet yorumunu kendi tekeline alma iddiasıyla kendileri dışındaki bütün Müslümanları ötekileştirerek, mezhep çatışmalarına zemin hazırlamış, medeniyet içi bir çatışma isteyen siyasal mühendisliklere hizmet eder hâle gelmiştir. Ayrıca bu anlayış, ibadetlerdeki içtenliğin yaşanması, Allah sevgisinin mahlûkata şefkat olarak yansıtılması, yaratılanın Yaratandan ötürü hoş görülmesi gibi ahlaki hassasiyetlerin kaybolup gitmesi, onun yerine, din adına baskı, şiddet ve zulüm üretilmesi gibi yanlış sonuçlar doğurmuştur. Başından beri İslam medeniyetinin bir emaneti olarak kabul edilen ve Müslümanlarla birlikte yaşama ahlakı ve hukuku çerçevesinde iç içe olan ehl-i kitap ve diğer dinî azınlıklar üzerinde korku üreten, asırlardan beri Müslümanlardan iyilikten başka bir davranış görmeyen 7 SAYI:297 EYLÜL 2015

8 Ezidileri katleden ve sürgün eden bu zihniyetten dolayı ne yazık ki barış ve esenlik dini olan İslam, şiddet ve terörle yaftalanmaya, İslam toprakları da selam ve eman yurdu olmaktan uzaklaşmaya başlamıştır. Bütün harici etkenlere, her türlü komplo ve manipülasyona rağmen İslam ümmeti, bu vakıanın iç sebepleri üzerine yoğunlaşmalı, DAİŞ ve benzeri yapıları doğuran düşünceler üzerinde durmalıdır. İslam dünyasının hemen her bölgesinde farklı adlarla ortaya çıkan ve Müslümanlara hayatlarını zehir etmeyi kafalarına koymuş bu ve benzeri tekfirci eğilimler sadece dış mihrakların komplosu denilerek geçiştirilemez. Velev ki komplodur, peki bu komplonun tutmasında bizim bünyemizin hiç mi zaafları yoktur? suali sorulmalıdır. Bu anlayış karşısında bugün her Müslüman bireyin, her Müslüman âlimin ve her dinî kurumun üstleneceği bir sorumluluk, yerine getireceği bir görev vardır. Bugün, basiretimizi canlandırmaya, bizden kaynaklanan sorunları bütün boyutlarıyla birlikte gecikmeden ele almaya ve hiç kuşkusuz bizi içeriden vuran haince tezgâhlara karşı da yüksek bir bilinçle teyakkuz hâlinde adımlar atmaya ihtiyacımız var. Sağlıklı bilgi yollarını açmak, genişletmek ve herkes için ulaşılabilir bir örneklik içinde hayata katmak zorundayız. Merhamet bizim şanımızdır, iz an bizim adalet tarzımızdır. Bunları kaybetmeyi göze alamayız. dedi. Bütün bir Diyanet teşkilatının, İslam ın yüksek ideallerini pervasızca tehdit edip yok eden bu ve benzeri yapılara karşı her düzeyde aziz milletimize ulaşarak, halkımızı Kitab-ı Mübin in idrak haritasına daha fazla yakınlaştırmak için çabalarını arttırması gerektiğini; bu bağlamda DAİŞ ve benzeri yapıların aldatarak bünyesine kattığı gençlerin, hangi ülkeden olursa olsun bizim evlatlarımız olduğunu unutmadan, terör ve şiddet zihniyetiyle mücadele ederken, bunların aldattığı zümrelere temas edilerek, hakikate ulaşmaları için çabaların arttırılması gerektiğini ifade eden Başkan Görmez şunları söyledi: Bugün, İslam dünyasının içinden geçtiği vahim süreç hepimizi derin üzüntülere gark ederken, sayısız insan göçe zorlanmaktadır. Bugün, İslam beldeleri ekseriyeti itibariyle selam ve eman yurdu vasfını kaybettiği içindir ki, nice mazlum mümin kardeşimiz, kendilerinin ve masum çocuklarının canını kurtarmak gayesiyle bir zamanlar eman ve selam olmadığından, daru l-harb olarak adlandırılan ülkelere sığınma umuduyla, hem de ölümü göze alma pahasına namüsait teknelere doluşarak uzak denizlere açılmakta ve nice canlar denizlerde heder olmaktadır. Artık Akdeniz sadece bir mülteci mezarlığına değil; aynı zamanda vicdan ve merhamet mezarlığına da dönüşmüştür. Dini ve milliyeti ne olursa olsun, İslam âleminin bütün mazlumlar için bir selam ve eman yurdu olması gerekirken, İslam ülkeleri ahalisi bugün, kendi ülkelerinden kaçarak, Batı dünyasının kalpsiz sinesinde eman arayacak hâle gelmişse, her şeyden önce her birimizin bunun üzerinde düşünmesi gerekmektedir. Bugün, dünyanın farklı coğrafyalarında kesintisiz devam eden göçün, ülkemizin de yabancı olmadığı bir vakıa olduğunu, bölgesel sorunlar nedeniyle son yıllarda ülkemizin tam anlamıyla bir hicret yurduna döndüğüne vurgu yapan Başkan Görmez, Suriye den ülkemize birçok ilimizin nüfusundan fazla hatta bazı ülkelerin nüfusunu da aşacak şekilde iki milyona yakın mazlum sığındığını söyledi. Başkan Görmez sözlerine şöyle devam etti: Her göç aslında trajiktir. Göçen kendi dünyasını geride bırakmıştır, ayrılış hüzünlüdür. Karşılayan yeni gelene bir alan açmakla mükelleftir. Bütün bunların yüce ve mukaddes karşılıklarını İslam ın şanlı hicret tecrübelerinde bulabilir, kendimize sağlıklı bir atıf zinciri oluşturabiliriz. Bugün, Suriye den, Ortadoğu coğrafyasından hicret eden ve bizden Ensar yakınlığı bekleyen milyonlarca kardeşimiz bizim misafirimizdir. Göçmen kardeşlerimiz bizim için din dilindeki adlarıyla muhacir olarak anlam kazanmaktadır. Biz bu kardeşlerimizle yüzyıllarca aynı tarihi, aynı kültürü, aynı coğrafyayı ve aynı değerleri paylaştık. Geçmişten bugüne aynı medeniyet havzasında birlikte var olmuş kardeş topluluklar olarak silinmez hatıralar biriktirdik. Biz bugün Suriye diye tabir ettiğimiz Diyar-ı Şam ile sadece komşu değil, aynı zamanda kardeş ve akraba olarak beraber sevindik, beraber üzüldük, beraber güldük, beraber ağladık. Aynı atmosferi soluyup bu coğrafyayı birlikte imar ettik. Artık evrensel bir mesele hâline gelmiş; bütün dünyadaki vicdan sahiplerinin gön- EYLÜL 2015 SAYI:297 8

9 lünü yaralayan ve bir insanlık dramına dönüşen göç ve iltica meselesini dinî açıdan ele almak mecburiyeti vardır. Zira yeni göç hareketlerinin ve bunların dinî hayata etkilerinin boyutlarını bilmek durumundayız. İftiharla belirtmek isterim ki Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak 20 bin Suriyeli öğrencimiz var. Onlara öğretmenler bulduk. Ders materyalleri sağladık. İaşe ve ibatelerini karşıladık. Ülke çapında pek çok Kur an kursunda bir Suriyeli sınıfı açtık. Suriyeli âlimlerin bilgisinden istifade etmeye çalıştık. Ancak bütün bunlar yeterli değil. Gönül ister ki öğrenci sayımız 200 bin olsun. STK larımızın işbirliği ile bu hedefe ulaşmak mümkündür. Biz tecrübemizi ve imkânlarımızı paylaşmaya hazırız. Her ilde müftülerimiz bu koordinasyonu yapmaya hazırdır. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak elimizden geleni hatta daha fazlasını yapmak için bilumum seferberiz. Ancak hareketlilik çok yoğundur ve yetersizliklerimiz daha çok işin sosyolojik boyutuna yetişememekten kaynaklanmaktadır. Suriyeli misafirlerimize yönelik hizmetlerimizi daha düzenli ve kaliteli bir şekilde sunabilmek için acilen Koordinatör Müftülük ihdas edilmesine ihtiyacımız olduğunu buradan tekrar ifade etmek isterim. Bugün ülkemizin en acil ve en köklü meselesi, etnik ve mezhebi taleplerin terörize edilmesidir Yüce Rabbimizin, Ateş çukurunun kenarında olmak şeklinde nitelendirdiği diğer bir konunun da terör meselesi olduğunu belirten Başkan Görmez, bugün ülkemizin en acil ve en köklü meselesi, etnik ve mezhebi taleplerin terörize edilmek istendiğini ve terörün ülkemizin huzurlu havasını ortadan kaldırmak üzere yeniden harekete geçtiğini söyledi. Bugün neredeyse her gün bir şehit cenazesi memleketimizin birlik ve esenlik özlemine karşı kara bir haber gibi düştüğünü ifade eden Başkan Görmez sözlerinin devamında, Bu haberler, milletçe ihtiyaç duyduğumuz kardeşliğin, uhuvvetin nifakla yer değiştirmesinde ne yazık ki bir hayli etkili olmaktadır. Sorunun kaynağında yer alan aktörler, hesabını elbette Allah a vereceklerdir. Ancak bu millet, bu zihnî ve kalbî parçalanmayı asla hak etmemektedir. Ülkemizin birlik ve beraberliğini tehlikeye atan, müstevli emelleri için huzur ve saadeti gözden çıkarmakta vicdanı asla sızlamayan eşkiya nın terör eylemlerine karşı, Kur an-ı Kerim in ve Resul-i Ekrem in (s.a.s.) bize öğrettiği yolda olmaktan zerre kadar ictinab etmeyeceğiz. Bozguncuların hükmü bellidir, fitne ve fesat peşinde koşanların akıbeti hiç de meçhul değildir. Şurası iyi bilinmelidir ki, şiddeti, vahşeti, tedhişi ve terörü benimseyenler, bundan beslenenler, bundan destek bulanlar, terör eylemlerini hangi gerekçeyle yaparlarsa yapsınlar, kendilerine maşeri vicdanda asla meşruiyet bulamayacaklar ve ilahi adalete hesap vereceklerdir. Her şeyden önce elleri kalem tutması, zihinleri ve gönülleri bilgiyle, ilimle, irfanla meşgul olması gereken çocuklarımızın ve gençlerimizin, İslam ın asla tasvip etmediği bir dava uğruna dağlara kaçırılması, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderilmesi, kardeş katili yapılması, gayr-i meşru ve gayr-i İslami bir hayata mahkûm edilmesi, insaf ve vicdan sahibi her insanı derinden yaralamaktadır. Bugün, buradan 81 il müftümüzle birlikte ülkemizin bütün güzel insanlarına, Alevisiyle, Sünnisiyle, Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla, doğulusuyla batılısıyla, kuzeylisiyle güneylisiyle, mezhebi, meşrebi, etnik kimliği, dünya görüşü ve ideolojisi ne olursa olsun, milletimizin her bir ferdine seslenmek istiyorum. Ülkemizin etrafının ateş çemberine döndüğü bir zaman diliminde gelin, birbirimize ensar olalım. Her türlü olumsuzluğa, saldırıya, oyuna, tuzağa, komplo ve plana rağmen gelin birbirimize yurt olalım, muhacir olalım. Kur an-ı Kerim i ve Hz. Peygamberin (s.a.s.) çağlar üstü örnekliğini esas almakla mükellef olduğumuzu asla unutmayalım. Barış ve esenlik dini İslam ın rahmet ve merhamet mesajlarıyla zihin ve gönül dünyamızı imar edelim. Farklılıklarımızı çatışma ve yıkım sebebi değil; gelişme ve zenginleşme fırsatı olarak görelim. Barış, huzur, sükûn ve güven ortamını el birliğiyle yeniden oluşturalım. Ortak kültürümüz ve değerlerimiz etrafında kenetlenelim. Birlikte barış ve huzur içinde yaşamanın ahlak ve hukukunu tesis edelim. Tarihte ve günümüzde yaşanmış acılardan ders ve ibret çıkaralım. Her fırsatta insan onurunu yüceltelim. Özgürlüklerimize sahip çıkalım. Güvenle geleceğimizi hep birlikte inşa edelim. dedi. Bugün buradan bir çağrımı da bölgedeki bütün alimlere, hocaefendilere, seydalara, mollalara, şeyhlere, kanaat ve maneviyat önderlerine yapmak istiyorum. diyen Başkan Görmez konuşmasının devamında, Sizler, ülkemizin en zor zamanlarında, din eğitiminin yasaklandığı dönemlerde bile bölgede İslam ın ilim, hikmet ve marifetini ayakta tutabilmek için gayret gösterdiniz, irşat hizmetlerini sürdürdünüz. Yeri geldi samanlıklarda Kur an okudunuz ve okuttunuz. Halkımızın Din-i Mübin-i İslam la, Kur an ve Sünnet ile ilişkisini sıcak tuttunuz. Şimdi gelin, bu ülkeyi bir ateş çukurunun kenarından kurtarmak üzere harekete geçelim. Gelin cahiliye asabiyetinin ürünü olan bu ateşi birlikte söndürelim. Kardeşi kardeşe kırdıran bu fitne ateşini söndürmek için evlerimizden, medrese- 9 SAYI:297 EYLÜL 2015

10 lerimizden ve kurslarımızdan dışarıya çıkalım. Müftülerimizle, vaizlerimizle, din gönüllüsü kardeşlerimizle birlikte milletimizin her ferdini yanımıza alarak barışın kelamını yazalım. Kalemin her türlü kılıçtan ve silahtan üstün olduğunu haykıralım. Uykudaki çocukların ensesine kurşun sıkan bu cahiliye anlayışına tenezzül etmeyerek, hep birlikte sesimizi yükseltelim. Bu kirli kavgada Hakkın, hukukun, adaletin, ahlak ve faziletin yanında yer alalım. Unutmayalım ki barışa sadece ülkemizin ve milletimizin değil, umutlarını bu ülkeye ve bu millete bağlayan tüm mağdur ve mazlumların ihtiyacı var. Eğer bu ülkeye ateş düşerse sadece bu topraklarda yaşayanlar değil, dünyanın yedi iklim dört köşesinde yaşayan tüm mazlumların da bağrı yanar. Bunu unutmayalım. dedi. Sivil dinî yapıların kendi tarihi ve sosyolojik sınırlarına ve İslam ın ilmî, dinî ve ahlakî ilkelerine riayet etmesi esastır Toplantıda, ülkemizin dinî, ilmî ve manevî hayatına katkı sunan dinî-sosyal teşekküllerin ve sivil dinî yapıların, Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilişkileri ve hizmetleri hakkında değerlendirmelerin yapılacağını ifade eden Başkan Görmez, tarih boyunca bu toprakların maneviyatını inşa eden Ahmed Yesevi den Hacı Bektaş-ı Veliye, Mevlana dan Yunus Emre ye sayısız gönül insanı, Ahiyan-i Rum dan Bâciyan-ı Rum a, Fütüvvetten Hisbe Teşkilatına, tasavvuf ve tarikatlere varıncaya kadar pek çok sivil dinî yapının, insanımızın gönüllerini fethettiğini söyledi. Bütün bu yapıların, modern zamanların kendi şartları içerisinde değişime uğradığına vurgu yapan Başkan Görmez; Bugün de ülkemizin de facto bir sosyolojik gerçeği olan bu sivil dinî yapılar, kendi tarihi ve sosyolojik sınırlarına ve İslam ın ilmî, dinî ve ahlakî ilkelerine riayet etmesi esastır. Milletimizin hayır eliyle kurulan bu yapılar bu, sınırlar içerisinde kaldığı sürece Diyanet İşleri Başkanlığının, destek ve himayesini görmüşlerdir. Her birinin irtica ile yaftalandığı zamanlarda dahi Diyanet İşleri Başkanlığı, bu himaye ve desteğini esirgememiştir. Ancak zaman zaman bazı yapıların güç tutkusuna kapılması, dinî söylemler üzerinden güç devşirmesi, hakikati kendi tekelinde görmeye başlaması, insanların iradesini teslim almaya kalkışması, ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa sahih dinî bilgiyi esas alarak hizmet sunmaya devam etmemesi durumunda, Diyanet İşleri Başkanlığından destek ve himaye görmeleri mümkün değildir. Son olarak dinî ve ahlakî olarak bilinen bir yapının gündelik politikaya evrilme süreçlerinde yaşananlardan, bu topraklarda ve bu ülkede sadece kardeşlik yara almamış, aynı zamanda Din-i Mübin-i İslam da bundan büyük bir zarar görmüştür. İmamından müezzinine, müftüsünden Diyanet İşleri Başkanına kadar her biri, bu süreçlerde bu çalışmalara gönül vermiş her vatandaşımız kadar büyük bir hüzün ve derin bir ıstırap duyduğumu ifade etmek isterim. Bilinmelidir ki İslam a göre hakikat hiç kimsenin tekelinde değildir. Mümine düşen görev, hakikate sahip olmak ve insanları kendi hakikatine davet etmek değil, daima hakikatin yolunda olmaktır. Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine bina edilemez. Elbette İslam yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan bir ahlak doğrultusunda birlik olmayı ve bütün Müslümanların ortak hedef, ortak gaye ve ortak idealde birleşmelerini ister. Ancak Kur an, dini fırkalara bölenleri ve kendinden başkasına cenneti layık görmeyenleri, Hıristiyanlık ve Yahudilik anlayışını örnek vererek zemmeder. İslam ın daveti ve tebliği aşikârdır. Meşru olan gayeye hiçbir zaman gayr-i meşru yöntemlerle ulaşılmaz. Hile yapmak, şantaj uygulamak, desise oluşturmak ve fitne çıkarmak, İslamî ahlakın asla tasvip etmeyeceği hususlardır. İslam fitneyi savaştan beter görür. Dini, kişilere ve anlayışlara hasretmeyi değil, Allah a has kılmayı ve tüm eylemlerin sadece O nun rızasına uygun olmasını ister. Bugüne kadar halis niyetlerle İslam a hizmet ediyor düşüncesiyle bu tür yapılara yardımcı olmuş, dişinden tırnağından arttırdığı imkânlarla senelerce onları desteklemiş olan kardeşlerimizin, ortaya çıkan gerçeklerden sonra uğradığı hayal kırıklığını tasavvur etmek hiç de zor değildir. Bu hayal kırıklığından nasibini almamış insaf sahibi hiçbir mümin yoktur. dedi. Hiçbirimiz, fiillerimizin sorumluluğunu bir başkasının sırtına yüklemek imkânına sahip değildir Hâlen propagandaların tesiri altında kalarak söz konusu yapının, haksızlığa uğradığını düşünen ve iyi niyetlerinden hiç kuşku duymadığım kardeşlerimize bugün, buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. diyen Başkan Görmez, Hepimiz her hareketimizden sorumluyuz; her türlü tercih ve icraatımızdan hesap gününde Allah ın huzurunda sorguya çekilecek ve kendi hesabımızı bizzat vereceğiz. Her birimiz Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) kızı Fatıma ya, Kızım, babanın peygamber olmasına sakın güvenme! uyarısını daima hatırımızda tutmalıyız. Hiçbirimiz, fiillerimizin sorumluluğunu bir başkasının sırtına yüklemek imkânına sahip değildir. Yanlış bilgi ve yönlendirmelerle kandırılmış olmak da bu konuda bir mazeret teşkil etmez; çünkü hepimiz bu bilgileri araştırmak ve işin aslını öğrenmek durumundayız. Rabbim bizleri sırat-ı müstakimden ayırma, diyerek, alnı secdeye giden mümin kardeşlerimize de bunları hatırlatıyoruz. Her ne günah işlediler, hangi yanlışın içine düştülerse, aramızdaki hüküm bellidir. Allah Teala; Onların gönüllerini düşmanlık duygularından temizledik; artık bir kardeşler topluluğu olarak sedirler üzerinde karşı EYLÜL 2015 SAYI:297 10

11 karşıya oturacaklardır. (Hicr, 15/47) buyuruyor. Rasûl-ü Ekrem (s.a.s.), Zalim de olsa, mazlum da olsa mümin kardeşine yardım et! buyurarak zulüm konusunda nasıl yardım edileceğini ise şu çarpıcı sözlerle dile getiriyor: Onu zulümden el çektirirsin. Ona yapacağın yardım işte budur. Şeytan, kıbleye dönen müminlerin artık kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir; fakat onları birbirine düşürmekte hâlâ ümitlidir. Zira İslam, barışın, adaletin, merhametin ve sevginin adıdır. Merhamet, Allah ın bütün varlığın kalbine ektiği en aziz ve en bereketli bir tohumdur. İnsanlık bu merhamet tohumunun yeşerdiği anlarda, yerkürede barış ve adaletle dolu bir hayat sürmüştür. Barış ancak gerçek bir sevgiyle gürbüzleşebilir. İslam öldürmeyi değil oldurmayı, yıkmayı değil yapmayı, yakmayı değil söndürmeyi, ağlatmayı değil güldürmeyi, yitirmeyi değil bulmayı öngörür. İslam varlığı nuruyla kuşatan Yüce Yaratıcı nın rahmetiyle müjdeler, adaletiyle hükmeder, merhametiyle nimetlendirir. diyerek sözlerini tamamladı. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuşmasının ardından gerçekleşen cübbe giydirme töreninde, Karadağ da gerçekleştirilen seçim sonrasında, ülkenin Diyanet İşleri Başkanı seçilen Rıfat Feyziç e cübbesini giydirdi. Toplantının değerlendirme oturumuna katılan Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, il müftülerine hitaben bir konuşma yaptı. Toplantının çok önemli bir dönemde, önemli gündemle yapıldığını, böyle bir toplantının bugünlerde çok ihtiyaç hissedilen bir husus olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, müftülük makamının, sıradan bürokratik makam olmadığını, bir vicdan ve merhamet makamı olduğunu söyledi. Müftülük makamı, İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında insanların dertlerine deva olan makamdır Bizde bir ruhban sınıfı yoktur, aksine diğer insanlarla birlikte ortak yaşam alanını paylaşan, onlarla dertlenen ilim adamlarından oluşan bir makam vardır, bu da müftülük makamıdır. diyen Başbakan Davutoğlu, müftülük makamının, bir ilmî makam olduğunu, bu makamın, insanların birtakım müşkülatlarla karşı karşıya kaldıklarında akıl alabilmek ve istişare etmek için hayatlarını tanzim etmek için başvurdukları, fetva makamları, vicdan makamları olduğunu söyledi. Vicdanımızı, irfanımızı, akaidimizi, ahlakımızı temsil eden bu yüce heyet önünde bulunmaktan ve birlikte vicdanımızın, ahlakımızın, irfanımızın karşıya karşı kaldığı tehditleri muhasebe etmekten büyük bir onur duyduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: Bu makam, Hazreti Peygamberin sorulara cevap olarak verdiği makamın bugünkü karşılığıdır. Bu makam asırlarca, İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında insanların dertlerine deva olan makamdır. Hayatın içinde olan makamdır. Bizde ruhban sınıfı yoktur. Gücünü ve ayrıcalığını metafizik unsurlarından alan ve bu ayrıcalığı hayat boyu sürdürdüğüne inanılan ruhban sınıfı makamı yoktur. Aksine diğer insanlarla birlikte ortak hayat alanını paylaşan, onlar gibi yaşayan, onların derdiyle dertlenen, onlarla birlikte hayatın gerçekleri ve sorunlarıyla karşılaşan ilim adamlarından oluşan bir makam olarak müftülük makamı vardır. O bakımdan tam da bugünlerde hepimizin ortak anlayışla bu makamın hakkını vermek, ulvi kıymetine gerçek anlamda bir değer katmak sorunuyla karşı karşıyayız. Çok doğru bir zamanda çok doğru bir gündemle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bunalım dönemlerinde ahlakı ve insan onurunu ayağa kaldıranlar, sonraki yüzyılların inşa edici aktörü olurlar İnsanlığın büyük bir bunalımdan geçtiğini, küreselleşmenin getirdiği olağan üstü imkânlarla, küreselleşmeyle ortaya çıkan büyük dengesizliklerin bir arada yaşandığını belirten Başbakan Davutoğlu, çok ciddi sosyal, varoluşsal sorunların gündeme geldiği bir dönemden geçildiğini; yine bu çerçevede İslam dünyasının, hiç hak etmediği ve İslam adıyla bağdaştırması mümkün olmayan çatışmaların, katliamların, acıların içinde, bu derde deva olacak yeni arayışların beklentisiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Davutoğlu sözlerinin devamında, Bunun için de Türkiye, hem küreselleşmenin getirdiği sorunlarla karşı karşıya kalan ve sağlıklı hesaplaşmayla bu sorunları aşmaya çalışan, hem de İslam dünyasında örnek İslamî hayat tarzı ile çağdaş, küresel hayat tarzı arasında doğru irtibat kurmaya çalışan bir tecrübenin içinden geçiyor. Hepimizin üzerine büyük görevler düşüyor. Bunalım dönemlerinde doğru tavır alanlar, bunalım dönemlerinde ahlakı ve insan onurunu ayağa kaldıranlar, sonraki yüzyılların inşa edici aktörü olurlar. Nasıl Hazreti Mevlana, tam da o acıların yaşandığı Moğol istilası döneminde, mezhep çatışmalarının yaşandığı dönemde, Ne olursan ol gel diye seslenmiştir. Aslında bugün aynı çağrıya ihtiyaç hissediyoruz. Müftülerimizin, ilim adamlarımızın, dinî öncülerimi- 11 SAYI:297 EYLÜL 2015

12 zin, İslam dünyasının her yerinde ve ülkemizin her köşesinde gel diye seslenmelerinin vakti gelmiştir. Tevhide gel, vahdete gel, insanlık onuruna gel, barışa gel diye bütün İslam dünyasının her köşesinde ses vermemizin vakti gelmiştir. Artık bu yıkıcı tablo karşısında İslam dünyasının, ilim adamlarının bir araya gelmesinin vakti gelmiştir, hatta geçmiştir. Şu veya bu ifratlara, geçmişte gulat olarak adlanan bütün aşırı akımlara karşı, mutedil Sünnilerin, mutedil Şiilerin ve bütün İslam irfanını temsil eden ekollerin omuz omuza vermesi lazım. Bugün DEAŞ, bizim için İslam medeniyetine dönük en büyük tehdit niteliği taşımaktadır. dedi. İslam a ve Müslümanlara tehdit teşkil eden DEAŞ, bizi bir araya gelmeyi ve bütün bu tehditlere karşı omuz omuza vermeyi zorunlu kılıyor İslam dini eğer ehil sahibi, vicdan ve ortak ahlaktan hareket eden din adamlarınca çağın idrakine, çağın meydan okumalarına cevap verecek şekilde gündeme getirilmez ve o şekilde konular ele alınmazsa, din adına hareket eden birçok yanlış akımların, Müslümanları tasallut altında tutmasının kaçınılmaz hâle geleceğini belirten Başbakan Davutoğlu, Bugün DEAŞ olarak tanımlanan ve her şeyden daha çok İslam a ve herhangi bir toplum kesiminden daha çok Müslümanların tümünü tehdit eden yaklaşımda gördüğümüz bu acı tablolar, bizi bir araya gelmeyi ve kadim değerlerimiz etrafında, bütün bu tehditlere karşı omuz omuza vermeyi zorunlu kıldığını söyledi. Özellikle de sosyal medya üzerinden, birtakım sloganlarla genç beyinlerin, zihinlerin şartlandırılması suretiyle yanlış dinî telakkilerle, insanların Müslümanları katletmeyi bile bir anlamda caiz gören, her türlü katliamı caiz gören bir yaklaşımla hiçbir şekilde insanlık onuruyla bağdaşmayacak tabloların ortaya çıkmasına sebep olan akımların içinde yer almalarının, hepimiz için en büyük sınav olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: El ele vereceğiz. Özellikle müftülerimize sesleniyorum, müftülerimizin liderliğinde bütün illerimizde, bütün din adamlarımızın bu aşırı akımlara karşı gençlerimize sahip çıkması lazım. Doğru bir dinî telakkiyi yeniden inşa edebilmek için her an hayatın içinde olmak lazım. Sizlerin sadece size gelerek belli konularda soru soran ve cevap arayan vatandaşlarımıza cevap makamı olarak değil, hayatın içinde ve özellikle gençlerimizle bir arada bütün bu yanlış akımlara karşı tevhidi, vahdeti, barışı, kardeşliği öne çıkaran bir yaklaşımla yeni bir dinî idraki bütün ülke sathında yayma göreviniz var. Bu noktada hepimizin, din adamlarımızın, aydınlarımızın, ilim adamlarımızın, siyasilerimizin ortak bir çizgide buluşması lazım. DEAŞ saldırılarına karşı en doğru ve en gerekli çözüm, dinî idrakin sağlam temeller üzerine inşa edilmesidir. Her türlü güvenlik tedbiri alınabilir, alacağız ancak en güçlü tedbir gençlerimizin dinî idrakinin korunmasıdır. İslam ın bir barış ve gönül dini olduğu gerçeğini bütün gençlerimize anlatabilmemizdir. DEAŞ ın Müslümanların hem insani, beşeri varlığına, hem de tarihî, kültürel varlığına dönük yaptıkları tahribat, bütün dünyada da İslam dünyasıyla ilgili algının olumsuz şekilde yeniden şekillenmesine yol açmaktadır. Toplumun her kesimini buluşturma görevi müftülerimizin omuzlarındadır Türk, Kürt, Alevi ayrımı yapmaksızın, hiçbir etnik ve mezhebi temele dayanmaksızın, herkesin tevhid akidesini yüreğinde, Veda Hutbesi ni zihninde, kardeşlik mayasını da ufkunda tutarak, bu toprakları kardeş kanına boyamak isteyenlere karşı el ele, gönül gönüle vermesi gerektiğini ifade eden Başbakan Davutoğlu şunları söyledi: Bulunduğunuz illerde etnik ve mezhebi hiçbir ayrım gözetmeksizin; Türk ü Kürtü yle, Kürt ü Türk üyle, Sünni yi Alevi yle, Alevi yi Sünni yle, doğuyu batıyla, kuzeyi güneyle buluşturma görevi sizlerin omuzlarındadır. Bir kardeşlik çağrısı, selam başlatalım, hep beraber bütün illerimizde kardeşlik toplantılarıyla illerimizde, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu da değil, değişik illerimizde de etnik ve mezhep temelli ayrımcılık yapanlara karşı milletimizin vicdanını ayağa kaldıralım. Bu asli ve ulvi bir görevdir. Göç hareketlerine karşı yeni bir ensar bilinciyle kardeşliği ve İslam dünyasındaki mazlumlara sahip çıkma bilincini ayağa kaldıracağız. Bu çerçevede, sivil dinî yapıların dinî çerçevede sadece irfanı, hikmeti, adaleti, ahlakı yaymak üzere harekete geçmesi hâlinde, her zaman yanında olduğumuz bu sivil dinî yapıların, bunun dışındaki hiçbir alanda özellikle de siyasal ve bürokratik alanda toplumun bütünlüğünü ve dinî bilinci sakatlayacak şekilde faaliyet göstermemeleri de hepimiz için önemli ilkelerden biridir. Asırlarca bu topraklarda cemaat yapıları, sivil dinî yapılar hayatiyetini sürdürdü ve bundan sonra da sürdürecek. Ancak en önemli hususiyet bu yapıların, toplumda karşıtlığa sebebiyet verecek ya da bürokratik işleyişi etkileyecek şekilde illegal yapılar hâline dönüşmemesi ihtiyacıdır. Bu noktada gösterilen hassasiyet dolayısıyla da Diyanet İşleri Başkanlığımıza bir kez daha teşekkürü bir borç bilirim. Diyanet İşleri Başkanlığı nın, siyasetin dışında ve üstünde olması ve korunması gereken bir kurum olduğunu, herhangi bir bürokratik kurum, müftülüklerimizin de herhangi bir bürokratik mekanizma gibi görülmemeleri ve mutlak surette siyasi tartışmaların EYLÜL 2015 SAYI:297 12

13 dışında tutulması gerektiğine vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmanın içine çeken her sorumsuz davranış aslında, dolaylı olarak DEAŞ gibi yanlış dinî telakkilere ya da terör örgütlerinin dini yıpratma çabalarına da katkı sağlamış olacağı değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu sözlerinin devamında, Sizlerin üstlendiği görev herhangi bir makamla, maaşla, mevkiyle ya da hayat standardıyla ölçülmeyecek kadar yüce ve aslî bir görevdir. Yürüttüğünüz görevin bundan sonra da milli birliğimizi ve beraberliğimizi, İslam dünyasındaki çatışmaları engellemek anlamında gösterilen gayretlere verilen desteği ifade edecek şekilde, en başarılı şekilde sürdürüleceğine inancımız tamdır. Allah bu milletin birliği ve beraberliği için çalışan herkese, sizlerin öncülüğünde yardım eylesin. İslam dünyasının bu karanlık günlerden çıkması için Diyanet İşleri Başkanlığımızın üstlendiği bütün faaliyetlerde bizlere, Diyanet İşleri Başkanlığımıza güç ve kudret versin. diyerek sözlerine son verdi. Toplantının değerlendirme oturumunda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, ülkemiz ve dünyada son dönemde yaşanan gelişmelerin detaylıca ele alındığını kaydederek, toplantının çalıştay ve oturumlarında beş ayrı konunun değerlendirildiğini söyledi. Beş çalıştay ve dört oturum hâlinde yapılan toplantıda, Göç Realitesi, Göç Yönetimi, Terör Gerçeği ve Dinî Motiflerin İstismarı, Dinî Sosyal Yapılar konuları, panel ve açık kürsü toplantısı ve çalıştay hâlinde gerçekleştirildi. Programda, Göç İdaresi Genel Müdürü Atilla Toros un Göç Realitesi, AFAD Başkanı Dr. Fuat Oktay ın Ülkemize Yönelik Göç Hareketleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşar Yardımcısı Dr. Abdülkadir Akıl ın Terör Gerçeği ve Dinî Motiflerin İstismarı ve SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran ın Dinî Sosyal Yapılar başlıklı sunumlarıyla bir panel düzenlendi. Panelin ardından toplantı beş ayrı oturum hâlinde devam etti. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez in başkanlığını yaptığı değerlendirme oturumunun ardından; toplantı, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. Sonuç Bildirgesi Ağustos 2015 tarihleri arasında 81 il müftümüz, istişare toplantısında ülkemizin ve İslam coğrafyasının içinden geçtiği süreçleri ve bu süreçlerin dinî-manevi hayatımıza etkileri konusunu ele almıştır. Bilindiği gibi Başkanlığımızın yılda iki kez gerçekleştirdiği bu istişare toplantılarında yürütülen hizmet politikaları değerlendirildiği gibi genel dinî gelişmelerin de müzakeresi yapılmaktadır. Böylece hem ülkemizdeki hem de bölge ve dünyadaki dinî hayatı etkileyen gelişmeler ele alınmakta, Başkanlığın merkez, taşra ilişkileri gözden geçirilmekte, hizmet stratejileri yenilenerek Başkanlık çalışmalarına yeni bir dinamizm kazandırılması hedeflenmektedir. Ayrıca dinî gelişmeler hakkında Başkanlığımızın, görüşünü kamuoyu ile paylaşma imkânı sağlanmaktadır. Toplantımızın hazırlıklarının devam ettiği günlerde ve icrası sırasında menfur terör saldırılarında, milletimizin huzur ve güvenliği için hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Yüce Allah tan rahmet; acılı ve kederli ailelerine sabır 13 SAYI:297 EYLÜL 2015

14 ve metanet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağolsun. Yüce Rabbimiz milletimizin birlik ve beraberliğini daim eylesin! Açılış programının ardından, Göç İdaresi Genel Müdürü Atilla Toros un Göç Realitesi, AFAD Başkanı Dr. Fuat Oktay ın Ülkemize Yönelik Göç Hareketleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşar Yardımcısı Dr. Abdülkadir Akıl ın Terör Gerçeği ve Dinî Motiflerin İstismarı ve SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran ın Dinî Sosyal Yapılar başlıklı sunumlarıyla kuşatıcı bir panel yapılmıştır. Paneli müteakiben beş ayrı oturumda aşağıdaki konu başlıkları etrafında, komisyonlar hâlinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir: Etnik Sorun ve Taleplerin Terörize Edilmesi ve Din İstismarı, Dinîlik İddiası Taşıyan Örgütsel Yapılar ve İslam Algısına Olumsuz Etkileri, Aktüel Politik Süreçler ve Din Hizmetlerinde Etkileri, Toplumun Din Algısında Sosyal Dinî Teşekküller ve Geleneksel Dinî Yapıların Etkisi, Yeni Göç Hareketleri ve Dinî Hayata Etkileri. İslam dünyası derinlemesine yaşanan ve hissedilen ağır süreçlerden geçmektedir. Tarihte hiç görülmedik bir şekilde bugün, İslami referanslara atıf yapılarak bu coğrafyanın dinî ve kültürel zemini tahrip edilmek istenmektedir. Bir yandan etnik tabiatlı gecikmiş ulusçu bir ideolojiye sarılarak talep ve beklentilerini şiddet yöntemleriyle gerçekleştirmeye çalışan bir terör yapılanması, tarihi boyunca İslam ın sadık mensupları olan kürt kökenli vatandaşlarımız başta olmak üzere ülkemiz insanına hayatı zehir ederken; dinî gerekçelerle kendini tanımlayan başka bir oluşum da kendisiyle aynı dine müntesip kardeşlerine karşı hunharca yöntemler kullanarak ağır trajediler yaşatmaktadır. Öte yandan İslam ın gelenekten modernliğe doğru gelişen sosyal gerçekliği içinde, onun hem kazanımlarını hem de gelecek için taşıdığı imkânları kendi çıkarları için feda etmeyi ahlaki ve vicdani bir sorun olarak görmeyen paralel dinî yapılanmalar da ümmet-i Muhammedin birlik ve beraberliğine ağır darbeler vurmaktadır. Siyaset dilinin zaman zaman dinî kavram ve klişelerle örülmesi, niyeti ne olursa olsun İslam ın ve Müslümanların saygınlığını gölgelemeye yönelik çıkışlar, geleceğimiz açısından ciddi tehditler içermektedir. İslam dünyasında meydana gelen kimi gelişmeler dikkatle takip edildiğinde Müslümanları ve onların canlarından aziz bildikleri dinlerini tarihten, coğrafyadan ve gündelik gerçeklikten uzaklaştırmaya yönelik girişimlerin artarak sürdürüldüğü gözlemlenmektedir. İslam bu toprakların, bu coğrafyanın ve insanlığın en yalın gerçeklerinden biridir. Bu toprakları yurt edinmeye başladığımız günden bu yana millet olarak İslam ın barış, adalet, kardeşlik ilkelerini yaşatmak için örnek bir medeniyet tesis ettik. Anadolu İslam yorumunda Ahmed-i Yesevi den Yunus Emre ye, Mevlana dan Hacı Bektaş Veli ye kadar pek çok gönül insanının hikmet ve bilgeliği belirleyici olmuştur. Bugün de bizler aynı hikmet ve bilgelikten esinlenen İslam yorumunu, çağın insanına taşımak ve buluşturma çabası içerisinde olmalıyız. Bugün İslam, Müslümanlar ve bizimle aynı yer küreyi paylaşan insanlar, dünyanın pek çok yerinde haksız, eşitsiz ve acımasız bir saldırının muhatabıdır. Başta İslamofobi olmak üzere insanlık için umut olan ve birlikte yaşamanın bütün unsurlarını bünyesinde taşıyan yüce dinimiz İslam a yönelik kirli çabaları yürüten menhus bir mekanizma hep varola gelmiştir. Müslümanlar tarihleri boyunca gerek doğudan, gerek batıdan gelen bu kabil kuşatmalara karşı; ilim, irfan, hikmet ve basiretle tavır almışlardır. Bugün de yüz yüze kaldıkları derin krizleri aynı hikmetli duruşla aşacaklardır. Sömürge sonrası gelişmelerin ilgili coğrafyalardaki yıkımı buna eklenen başka siyasi, iktisadi ve askeri müdahalelerle sürme istidadındadır. İslam ı ve Müslümanları gerek bedensel gerekse ruhen ve kalben rehin almaya yönelik jeo stratejik coğrafya temelli planlamalar, bütün İslam dünyasında derin varoluşsal kaygılar üretmektedir. İslam dünyasının muhtelif bölgelerinde yakın tarihte ve hâlen yaşanan travmatik toplumsal tecrübeler, tarihten tevarüs edilen acı deneyimler, dinî-sosyal dokunun zedelenmesine ve patolojik yapıların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı karmaşık ve çok katmanlı süreçlerin İslam dünyasının birikim, imkân ve enerjisini bloke etmeye çalıştığı bu günlerde, İl Müftüleri İstişare Toplantısında ele aldığı konular üzerinde vardığı sonuçları, kamuoyuyla paylaşmayı uygun bulmuştur: 1-Başta Daiş olmak üzere, İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde gelenekle modernlik arasında sıkışmışlığın ezikliğini, kendine özgü yorum, şiddet ve algı yönetimleriyle kapatmaya çalışan sözde Müslüman oluşumlar, bugün İslam ve Müslüman varlığını açıkça tehdit eder hâle gelmişlerdir. Bugün Müslüman dünya, İslam ın nezih geleneğini kendi siyasi yorumlarına acımasızca alet eden, Müslümanların mezhebi ve kültürel çeşitliliğini terk edilmesi gereken dinî bir kusur, bir bidat hatta bir suç olarak gören, asırlar içinde oluşmuş yüksek medeniyet değerlerimizi yok etmekten imtina etmeyen patolojik ve kriminal örgütlerle karşı karşıyadır. Bu örgütler sadece Müslümanların canlarına kast etmekle kalmamakta, aynı zamanda coğrafyamızın insani ve kültürel miras ve varlığını da yok etmektedir. Artık bütün bir tarihsel görkem ve imajıyla ne Şam dan söz edilebilir ne de Bağdat tan. Müslümanları farklı telakkileri içinde bir arada tutmayı başarmış geleneksel kodlar bugün, Daiş ve benzeri yapılar eliyle hızla çözülmek istenmektedir. 2-Dini araçsallaştıran yapılar dinî referansları bağlamından kopararak, onları dogmatik metin hâline getirmektedir. Kur an la ilişkileri lafzi ve harfi, Sünnetle ilişkileri zahiri ve şekli olan, Allah ın insana bahşettiği akıl ve istidatları vahyin karşısına koyarak reddetmekte, tarih boyunca İslam ın ana akım yolunu temsil eden Ehl-i Sünneti dejenere ve tahrif ederek kendi tekeline alma iddiasıyla Müslümanları ötekileştirmekte ve mezhep çatışmalarına zemin hazırlamaktadır. Bu anlayışlarla medeniyet içi çatışmayı körükleyen siyasal mühendisliklere hizmet edilmektedir. 3-İslam dünyasının hemen her bölge- EYLÜL 2015 SAYI:297 14

15 sinde farklı adlarla ortaya çıkan tekfirci eğilimler, sadece dış mihrakların komplosu olarak görülemezler. Bu komploların yürütülmesini mümkün kılan ve kendi bünyemizden kaynaklanan sebepler ve zaaf noktaları üzerinde de öncelikle ve özenle durulmalıdır. 4-Bu örgütler, Kur an ve Sünnet çizgisinden saparak, ehl-i sünnet, cihat, vb. gibi bazı anahtar dinî kavramları tahrif ederek, kendilerinden olmayan herkesi tekfir etmekte, yeni iletişim yollarını özellikle de sosyal medyayı kullanarak saf zihinleri bulandırmakta ve böylece gençleri kandırarak kendilerine militan ve taraftar toplamaktadırlar. Bu bağlamda DAİŞ in aldatarak bünyesine kattığı gençlerin, hangi ülkeden olursa olsun, evlatlarımız olduğunu unutmadan kandırılan zümrelerle temas için yollar aranmalı, hakikate ulaşmaları için çabalar sarfedilmelidir. Sosyal medyada sahih dinî bilgiyi anlatan çeşitli dillerde kısa sunumlar hazırlanmalı ve yayınlanmalıdır. 5-Bölgemizin ateş çemberine dönmesi sebebiyle ülkemiz bir hicret yurduna dönmüş durumdadır. Yeni göç hareketlerinin ülkemize olan ekonomik ve iktisadi maliyeti ile ilgili çeşitli araştırmalar bulunmakla birlikte, manevi ve sosyal maliyetine ilişkin ve misafirliklerinin ne kadar süreceğine dair sahici bir bilgi olmadığı hesaba katılarak kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır. Türkiye ye göç edenlerin ülke, etnik köken, inanç, mezhep vs. bakımından geniş bir yelpaze oluşturduğu unutulmamalıdır. Yine göç edenlerin yarıdan fazlasının kadınlardan ve çocuklardan oluşması, özellikle din eğitimi ve öğretimi konusunda acil çözümleri gerektirmektedir. 6-Göç, bütün terminolojik çeşitliliğine rağmen, artık ülkemizin fiili bir gerçeğidir. Giderek artan ve genişleyen devasa hacmiyle başta Suriye den ülkemize gelen göçmenler olmak üzere, onu takip eden diğer göç grupları kısa ve uzun vadede ülkemizin demografik ve sosyolojik haritasını altüst edecek derecede yoğunlaşmıştır. Hiç kuşkusuz göçmenler bizim kardeşlerimizdir ve yaşadıkları savaşın ağır tahribatı karşısında ülkemize sığınan muhacirlere, hemen her hususta yardım etmek yükümlülüğü bilinciyle hizmetlerimizi aksatmadan sürdürmek zorundayız. 7-Göçün psikolojik sonuçları her durumda yeni düzenlemeler yapmayı gerekli kılmaktadır. Dinî hayatlarının güçlendirilmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi ve birer muhacir olarak yaşadıkları sorunların suhuletle giderilebilmesi için Başkanlığımızın şimdiye kadar gerçekleştirdiği hizmetlere ara vermeksizin daha organizeli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi gerekir. Bu da öncelikli olarak Diyanet bünyesinde bir koordinatörlük ihdas edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede göçmenlere yönelik hizmetlerin koordinasyon içerisinde planlı ve programlı yürütülebilmesi, daha düzenli ve verimli bir şekilde sunulabilmesi için acilen Koordinatör Müftülük Merkezi ihdas edilmelidir. 8-Göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki Kur an kurslarımızda Suriyeli öğrencilere yönelik sınıflar oluşturulmalı, onlar için sağlıklı ve sahih bir dinî bilgi elde etme imkânı sağlanmalıdır. Esasen ihtiyaç sadece maddi konularla sınırlı değil, manevi ihtiyaçlar da tatmin edilmelidir. Göçmenlerin bulunduğu kamplarda nispeten düzenli olarak yapılsa da kamplar dışında dağınık hâlde yaşayanlara aynı şekilde bir hizmet sunulamamaktadır. Göçmenlere yönelik din hizmetlerinde en büyük sorunların başında, yeterli düzeyde formasyona sahip personel eksikliği gelmektedir. Bu da göçmenler arasından dinî ilimleri tahsil etmiş olanlardan istihdam edilmesini ve bunda bir strateji belirlenmesini gerekli kılmaktadır. 9-Bugün bölgemizin en akut meselelerinden birisi de etnik ve mezhebi taleplerin istismar edilerek terörize edilmesidir. Şiddeti, vahşeti, tedhişi ve terörü benimseyenler, bundan beslenenler, bundan destek bulanlar, terör eylemlerini hangi gerekçeyle yaparlarsa yapsınlar, kendilerine maşerî vicdanda asla meşruiyet bulamayacaklar, er ya da geç millete, hukuka ve ilahi adalete hesap vereceklerdir. 10-Elleri kalem tutması, zihinleri ve gönülleri bilgiyle, ilimle, irfanla meşgul olması gereken çocuk yaştaki gençlerimizin, İslam ın özüyle ve ruhuyla asla bağdaşmayan bir inanç ve ideoloji ile dağlara kaçırılması, ellerine silah tutuşturulup ölüm makinası hâline getirilmesi, kardeş katili yapılması, gayr-i meşru ve gayr-i insani bir hayata mahkûm edilmesi, insaf ve vicdan sahibi her yürek tarafından tel in edilecek bir durumdur. 11-Ülkemizin en zor zamanlarında, din eğitiminin yasaklandığı dönemlerde, bölgede İslam ın ilim, hikmet ve marifetini ayakta tutabilmek için gayret gösteren, irşat hizmetlerini sürdüren, halkımızın Din-i Mübin-i İslam la, Kur an ve Sünnetle ilişkisini sıcak tutan kanaat önderleri ile birlikte barış, huzur, sükûn tesis edilmesi için müşterek çalışmalar yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; barışa sadece ülkemizin ve milletimizin değil, umutlarını bu ülkeye ve bu millete bağlayan tüm mağdur ve mazlumların ihtiyacı vardır. 12-Geleneksel dinî yapılar ve dinîsosyal teşekküller, sivil dinî hayatın gerçeğidir. İlmî, hayri ve insani hizmetlerin gelişmesinde önemli katkıları bulunan bu oluşumlar, tarihsel süreçte İslam ın rahmet ikliminin ve yüksek ahlaki hasletlerinin insanlığa ulaştırılmasında ve Anadolu da irfan kültürünün yerleşmesinde hayati rol oynamışlardır. 13-Milletimizin itimat ve güvenine mazhar olmuş Diyanet İşleri Başkanlığının şahıs, zümre, grup menfaatlerini öne çıkaran, dinin açık bilgisinden ve yüksek ilkelerinden uzaklaşan, dinî değerleri istismar eden, milletimizin manevi ve hayri birikimini hegomonik bir güç tutkusu uğruna heba eden, milletin birlik ve beraberliğine kasteden, aileleri parçalayan, kardeşi kardeşe düşüren yapılanmalar karşısında duyarsız kalması beklenemez. 14-Vatandaşlarımızın dinî ve millî duyarlılıklarını istismar eden ve gerçekte kendi indî çıkarları etrafında toplanan ve mütedeyyin insanların safiyetinden yararlanmak isteyen yapıların, gizli ve açık ajandaları hakkında toplumumuzun daha fazla müteyakkız olması elzemdir. Uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunların gerçekleşmesini beklemeden, bu kabil yapılar bilhassa dinî değerlerimiz açısından deşifre edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. 15-Birtakım yanlış dinî görüş ve telakkilerin ortaya çıkmasında ve yayılmasında, bireysel ve toplumsal 15 SAYI:297 EYLÜL 2015

16 dinî-manevi boşluklar önemli rol oynamaktadır. Cahil ve fırsatçı istismarcılar bu boşluktan yararlanarak milletimizin samimi dinî duygularını ranta dönüştürmeye yeltenmektedirler. Bu noktada her düzeyde din görevlilerine büyük sorumluluklar düşmektedir. 16-Halkımızın, art niyetli faaliyetleri ve gizli ajandaları ortaya çıkmış dinî motifli kişi ve yapılara aldanmaması için vaaz, irşat ve hutbe hizmetlerinin dil, uslûb ve muhteva açısından güncellenmesi gerektiği aşikârdır. Cami dersleri, Sabah namazı buluşmaları, Zekât, Sadaka ve Vekâletle kurban kesme gibi maddi ve manevi ibadetlerde, toplumumuza rehberlik edilmesi gerekmektedir. 17-Din ile siyaset arasındaki ilişkilerin doğal niteliği ihmal edilmemek şartıyla asıl dikkat edilmesi gereken husus, dinin başta siyaset olmak üzere herhangi bir yapı, güç ve otorite tarafından araçsallaştırılmamasıdır. Dinin kendi öz nitelikleri ve amaçları dışında herhangi bir amaç için kullanıma açık bir fırsat ve imkâna tahvil edilmesi, inananların vicdanlarını derinden yaralamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının İslam ın simgesel değerleri olan, milletimizin birlik ve bütünlüğünün nişanesi olan cami, kürsü ve minberlerin, gündelik politik polemiklere alet edilmesine izin vermesi asla düşünülemez. 18-Geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen genel seçimlerde, din-diyanet ve siyaset ilişkileri yakın tarihimizde ender görülebilecek ölçüde gündelik dilde yer almış, bu durum başta Başkanlığımız mensupları olmak üzere toplumun tüm katmanlarını rahatsız etmiştir. Politik süreçlerde propaganda dilinin kendince makul sayılabilecek akışkanlığı içinde Diyanet in tartışmalara malzeme edilmesi, bu süreçte kullanılan dil ve argümanların sıradan ve özensiz beyanlarla kamuoyuna takdim edilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığımızın, ülkemiz, coğrafyamız ve dünya Müslümanları için taşıdığı anlam ve değer dikkate alındığında, esefle karşılanacak bir durum olarak değerlendirilmiştir. 19-Diyanet İşleri Başkanlığı nın da diğer her kurum gibi dâhili ve harici vesayet alanlarından uzak bir şekilde kendi hizmetlerini sürdürebilmesi esastır. Milletin birliği ve huzuru etrafında Din-i Mübin-i İslam ın her daim hayatın içinde varlığını devam ettirmesi ve toplumun sağlıklı dinî bilgi ile buluşabilmesi, Başkanlığın her türlü vesayetten uzak tutulmasıyla mümkündür. 20-Müftülüklerimizin il/ilçe idare kurullarında yer alması sağlanarak personelimizle ilgili değerlendirmelerde, müftülüklerimizin söz sahibi olmasını sağlayacak gerekli mevzuat düzenlemesi için çalışmalar yapılmalıdır. Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı Sapanca da yapıldı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen, Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı Temmuz tarihleri arasında Sapanca da yapıldı. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünce düzenlenen ve dört gün süren konferansta, Yurtdışı Din Hizmetlerinde Yeni İletişim İmkânları ve Eğitim Paradigmalarımız konusu ele alındı. Diyanet İşleri Başkanlığının 45 ülkeden temsilcisinin bulunduğu ve Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dış İşleri Bakanlığı, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, YÖK, Yunus Emre Enstitüsü gibi çeşitli kurumlardan da temsilcilerin bulunduğu konferansın açış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, sözlerine son günlerde gerçekleşen menfur saldırılarda hayatını kaybeden şehitleri anarak başladı. Ülke ve millet olarak son günlerde EYLÜL 2015 SAYI:297 16

17 büyük acılar yaşandığını kaydeden Başkan Görmez, menfur saldırılarda huzur ve güvenliğimiz için görev yaparken şehit olan kardeşlerimize Allah tan rahmet, yaralı olanlara acil şifa, ailelerine ve sevenlerine sabır ve metanet diledi. Her bir ailenin acısını ayrı ayrı yüreğinde hissettiğini belirten Görmez, Bütün dünya mazlumları için bir umut adası olan ülkemizin ve milletimizin birliğini, dirliğini ve huzurunu bozmak isteyenlere, Rabbim hiçbir zaman fırsat vermesin. dedi. Konuşmasında, İslam coğrafyasında olup bitenlere ve dünyadaki gelişmelere dikkat çeken Başkan Görmez, Yeryüzünde zulmü ve fesadı ortadan kaldırmanın adı olan cihad, nasıl oldu da esir alıp insanları köleleştirmek, kadınların namusuna tecavüz etmek gibi öldürme, yağma ve çapul kültürünün adı hâline getirildi? diye konuştu. İslam dünyasında ortaya çıkan yeni dinî akımların, yeni dinî düşüncelerin doğurduğu ve ana akım İslam ı tehdit altına alan altı büyük illetten söz eden Başkan Görmez konuşmasına şöyle devam etti: Küresel ölçekte meydana gelen büyük değişimler ve gelişmeler, coğrafyamızda yaşanan büyük sancılar, dünyanın her tarafında oluşan mağduriyetler, her alanda ülkemizi ve milletimizi tarihte olduğu gibi bugün de bir ümit ülke hâline getirmiştir. Allah bu milleti yakın tarihlerde 70 sente muhtaç olmaktan kurtarıp, dünyanın önde gelen yükselen donör ülkelerden biri hâline getirdiyse, bu yükselişte ekonomik, siyasi, sosyal parametrelerin yanında ve en temelinde hiç şüphesiz manevi dinamikler olduğunu unutmamalıyız. Son yıllarda dünyanın her tarafında kanayan yaralara merhem olmak üzere resmî ve sivil kuruluşlarımızın harekete geçmesi, Arakan dan Gazze ye, Afrika dan Asya ya, Pakistan dan Sudan a, milletimizin hayır ve iyilik elini taşıması, bu ümidin yeniden yeşermesine zemin hazırlamış ve bütün alanlarda sorumluluklarımızı arttırmıştır. İşgallerin, savaşların, dikta rejimlerinin, sömürge yönetimlerinin doğurduğu bütün sorunları İslam dan kaynaklanmış gibi göstermek doğru değildir Bugün İslam coğrafyasında olup biten her şeyi, din etiketi yapıştırarak tahlil etmek gibi bir yanlışlık yapılmakta olduğunu ifade eden Başkan Görmez, bunun ciddi bir kategori hatası olduğunu, ekonomiden, sosyal yapıdan, özellikle kabile kültüründen, aşiret yapısı ve toprak yönetiminden, coğrafyadan kaynaklanan sorunları, dine mal ederek değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek şöyle dedi: Aslında dinden kaynaklanmayan sorunları, işgallerin, savaşların, dikta rejimlerinin, sömürge yönetimlerinin doğurduğu bütün sorunları, İslam dan kaynaklanmış gibi göstermek, doğru bir yaklaşım tarzı olmadığı gibi Müslümanların kabul edebileceği bir durum da olmamalıdır. Bütün sorunların dinsel olarak etiketlenmesi, objektif bir değerlendirme yapma imkânını da ortadan kaldırmaktadır. Üzülerek belirtmek isterim ki her türlü güç ve ideoloji taraftarları, toplumsal meşruiyeti sağlamak için dine referansta bulunmaktadırlar. Burada dinin kullanımı dediğimiz bir pragmatizm egemen olmaktadır. İşte Din-i Mübin-i İslam ın bu coğrafyada işlenen bütün günahların referansı hâline getirilmesi teşebbüsü, rahmet dininin bir şiddet aracına dönüştürülmesi, din adına vahşetlerin işlenmesi ve bunun başka dünyalarda da öfke ve düşmanlıkları beslemesi, islomofobik endüstriye zemin hazırlaması gibi hususlar, dikkatlerimizi yeniden köklü olarak iletişim ve eğitim kavramlarına çevirmiştir. İletişim konusunda burada üzerinde durmamız gereken sorular şunlardır: İnsanların din ile bağ kurmak için buldukları yeni iletişim yolları nelerdir? İnsanlar bu yeni imkânlarla din ile hayat arasında doğru bir bağ kurabilirler mi? Yanlış din anlayışlarının yoğunlaşmasında, dinin tabiatına muhalif nesebi gayri sahih yorumların artmasında bu iletişim kanallarının rolü nedir? Biz bunlara alternatif daha doğru iletişim imkânları bulamaz mıyız? İslam, açık kaynaklı bir dindir. Kur an ve sünnet herkesin okumasına açıktır. Günümüzde, özellikle internet üzerinden her türlü bilgiye, düşünceye, yoruma ulaşmak mümkündür. Marjinal örgütler taraftarlarını ve üyelerini genellikle internet vasıtasıyla devşiriyor. Peki biz internet de dâhil mevcut araçları, ortamları, zeminleri kullanarak ve bunlara belki yenilerini katarak sahih mesajı en ücra köşelere kadar nasıl ulaştırabiliriz? Mesele internet üzerindeki çeşitli teknoloji ve platformları nasıl kullanacağımız, görsel ve yazılı medyada ne şekilde yer alıp almayacağımızdan çok, daha önce ve daha derindeki mesele, muhteva, içerik ve öz meselesidir. Özün hemen yanında üslup meselesidir. Şiddet üreten yeni din anlayışlarının ortaya çıkmasında, eğitim paradigmalarının etkisi nedir? Öğretilmiş cehalet en büyük cehalet olduğuna göre, bizatihi dini öğreten mekanizmalarımızı, eğitim müfredatımızı gözden geçirme mecburiyeti yok mudur? İslam üniversitelerinde, şeriat fakültelerinde, ilahiyat fakültelerinde, medreselerde, imam-hatip liselerinde, Kur an kurslarında hâkim olan eğitim paradigmalarımızda yanlışlıklar yok mudur? Camilerde verilen yaygın din eğitiminin bu meyanda yeri nedir? Biz, kendi bünyemiz içinde üreyen, Malik bin Nebi nin tabiriyle, ölü fi- 17 SAYI:297 EYLÜL 2015

18 kirleri tedavi edebilecek miyiz? Ölü fikirler, dışarıdan empoze edilen öldürücü fikirlerden daha tehlikelidir. Çünkü ölü fikirler bağışıklık sistemini çökertir ve savunmaları devre dışı bırakır, oysa öldürücü fikirlere karşı bünyenin belli bir direnci ve silahları vardır. Bugün, sözüm ona Selefilik maskesi ve markası altında türeyen bin bir çeşit virüs, güya öze dönüş vehmiyle İslam ın özünü tahrip etmekte, Müslümanları dalalete sevk etmektedir. İslam ın genleriyle oynanmasına, Müslümanların kimlik ve kişilik zaafı yaşamasına yol açmaktadır. Bugün İslam ümmetinin ruh ve beden sağlığını tehlikeye atan bu ölü fikirler sadece selef-i salihinin yolunu ve izini istismar etmekten ibaret değildir. Esasen her taklit bir ölü fikir fidesini, tohumunu içinde barındırır. Ehl-i Beyt yolunu kültleştirerek koca bir toplumun düşünce ve duygu dünyasını tarihin bir anında dondurmak, sonra da bir kurtarıcı mehdinin geleceği inancıyla ataleti, eylemsizliği, beklemeyi din hâline getirmek acaba kime hizmet eder? Bugün yaşanan trajedilerin en büyük sebeplerinden bir tanesi, Batı dünyasında ortaya çıkan nihilizm in İslam coğrafyasında yaşanmaya başlamasından ibaret olmasıdır Bugün yaşanan trajedilerin en büyük sebeplerinden birisinin de Batı dünyasında ortaya çıkan nihilizm i yani hiçlik felsefesi ni, doğrudan İslam ın kendi kaynaklarına dayanarak, dinî bir meşruiyet kazandırılarak İslam coğrafyasında yaşanmaya başlamasından ibaret olduğunu ifade eden Görmez, bütün bu soruların cevabı üzerinde dört gün boyunca müzakerelerde bulunacaklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: Bütün bunları sadece kendimiz için değil, acılar içerisinde kıvranan İslam coğrafyasında yaşayan bütün kardeşlerimizin geleceği için konuşmak zorundayız. Dinimiz, dilimiz, edebiyatımız, medeniyetimiz bakımından en fazla medyun bulunduğumuz Asya ya vefa borcumuz var. Rusya nın mekteb-i harbiyesi ndeki tahsillerini ikmal eden, çeyrek asır önce esaret zincirinden kurtulan, şimdi bir kimlik muhasebesi içinde yönünü arayan kardeşlerimize karşı, insani ve İslami vazifelerimiz var. Balkanlarda yaşayan Müslüman kardeşlerimiz tarihten kopmak veya tarihe çakılı kalmak gibi bir ikilem arasındaysa, elbirliği, gönül birliği ile yeni bir tarih yazmaya ihtiyacımız var. İnsanlığın beşiği ve gelecek birkaç yüzyıla yayılacak yeni bir medeniyet hamlesinin eşiği Afrika kıtasına söyleyecek sözümüz var. Latin Amerika ya bin küsur yıllık yalnızlığını dağıtacak Endülüs esintilerini taşıyacak bir ufka ve kadroya şiddetle ihtiyacımız var. Küreselleşen dünyada evrensel bir mesele olarak tebelvür eden Müslüman azınlıkların hâli ve istikbaline dair sorumluluklarımız var. Öncelikle bugün İslam dünyasında sadece kan dökülmüyor, sadece mezhepler arasında çatışmalar yaşanmıyor; asıl büyük çatışma ve acı üzülerek belirteyim, doğrudan inancımız üzerinde yaşanmaktadır. Bugün İslam dünyasında kaos dönemlerinde ortaya çıkan ne kadar illet varsa, bu illetler İslam inancını tehdit altına almaya başlamıştır. Son zamanlarda üzerinde durduğum beş büyük illeti burada tekrar etmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi, kendi inanç sabitelerimizi tartışma konusu yapmak. Kendi indi yorumlarımızı dinin sabitelerine dönüştürmek. Akaid konusu olmayan nice tali meseleleri inanç meselesi hâline getirmek ve daha sonra onları sabit fikirlere dönüştürerek inanmayanları tekfir etmek. Aslında İslam ın inanç esasları, Resul-ü Ekrem, İslam ı ikra emriyle tebliğ etmeye başladığı günden itibaren ilmek ilmek dokunmuştur, gergef gergef örülmüştür. Ve tarih boyunca medeniyetler kurarak yolunda devam etmiştir. Ama kaos dönemlerinde insanlar bu sabiteleri bırakıyor, kendi indi nesebi gayri sahih yorumlarını dinin sabitelerine dönüştürüyor, inanç esası hâline getiriyor. Kendisi gibi inanmayanları da tekfir ederek, tekfir ettiklerini de katletmeye başlayarak, tekfir ettikleri insanlarla da savaşmayı cihad zannederek, İslam a yapılabilecek en büyük kötülüğü yapıyor. Öncelikle biz inancımızın sabiteleri EYLÜL 2015 SAYI:297 18

19 üzerinde durarak bunları asla tartışma konusu yapmamalıyız. İkincisi, fıkhımızı literal, sadece zahiri yoruma indirgemek. Sanki yaratıcının maksadı yokmuş gibi, gayeye matuf bir emir yokmuş gibi, niçin ve nasıl? sorusuna cevap verilmiyormuş gibi sadece zahire takılıp kalmak, maslahatı yok saymak, kıyası, içtihadı yok etmek, sadece dinin metinlerden ibaret olduğunu zannetmek, o metinleri sadece birer hüküm ambarına dönüştürmek ve sadece hikmetsiz birer hüküm olarak onları telakki etmek gibi büyük bir yanlışlık. Aslında bütün bu kaos dönemlerinden önce de bu bizatihi eğitim paradigmalarımız içine sokularak İslam dünyasını sardı ama buna karşılık vermede bizler acziyet içinde kaldık. Üçüncüsü, ibadetleri şekle indirgemek. İbadetlerin o ahlak boyutunu, bizi iyi insan kılma boyutlarını yok sayarak sadece şekle indirgemek. Son yıllarda İslam dünyasını tehdit altına alan illetlerden biridir. Dördüncüsü, davette kabalık. İslam daveti, çağrısı, hikmeti ve mevizeyi haseneyi beraberinde getirmiştir. O güzel mücadeleyi, hikmeti bırakmak ve bunu kaba bir şekilde çağrıya dönüştürmek bu illetlerden biridir. Beşincisi, önceliklerimizin ortadan kalkmış olması. Parçacı yaklaşmak. Bizim ilkelerimize ve prensiplerimizde hiyerarşiyi kaybetmek yine karşı karşıya kaldığımız illetlerden bir tanesidir. Altıncısı ise, İslam ın temel kaynaklarının istismar edilmesi, kötü kullanılması. Kur an ın ayetlerinin sloganlara dönüştürülmesi. Hadislerin bağlamından kopartılıp müminin mümine doğrulttuğu bir silaha dönüştürülmesi. Ölü fikirlerin bizi kuşatması. Başta Yüce Kitabımız Kur an-ı Kerim olmak üzere Hanif dinin kaynaklarının, ehil olmayan zihinler tarafından araçsallaştırılmasını önleyecek bir din eğitimi müfredatı bugün çok önem arz etmektedir. Kur an-ı Kerim i doğru anlamak için hangi esasların takip edilmesi gerektiği konusunda sayısız çalışma yapıldığını ama yine de Kur an istismarının önlenemediğini hep birlikte acı acı müşahede ediyoruz. Bu durumda çok daha temelli ilkelerin geliştirilmesi gerektiği ortadadır. Hicr Sûresinde yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerim in şikâyetini, Kur an-ı Kerim ile ilgili bir şikâyeti dile getirmektedir. O da, herhangi bir ayetin bağlamından koparılarak sloganlaştırılması. Kur an ın bütünlüğünden koparılması.ᅠ Onlar ki Kur an ı parçalara ayırırlar, O nu bütünlüğünden koparırlar, kendi ideolojilerinin sloganı hâline getirirler. Bunu bugün yeniden İslam dünyasına hatırlatmak zorundayız. Kur an, eşkıyalık yapılsın diye gönderilmedi Başkan Görmez Kur an ın eşkıyalık yapılsın diye gönderilmediğini vurgulayarak, Taha Sûresi 2. ayet-i kerimede, Ben bu Kur an ı size eşkıyalık yapasınız diye göndermedim. denildiği hâlde Kur an-ı Kerim i her türlü eşkıyalığın meşrulaştırıcı bir aracı hâline getirme çabalarını nasıl önleyebiliriz? Rengine, diline ve dinine bakmadan, insan hak ve özgürlüklerinin garantörü olarak Allah ı gören, bir insanın hakkına tecavüzü Allah ın sınırlarına, yani hududullaha tecavüz olarak tanımlayan, bütün gayesinin insanların önlerini görmelerini sağlayacak bir zihin ve kalp birlikteliğini yani hidayeti sağlamak olduğunu beyan eden ve insanların önüne, Ey iman edenler! Hep birden barışa girin toplu hâlde barışa girmeyi hedef olarak koyan bir kitabın, bu coğrafyada işlenen eşkıyalıkları onaylayan bir kitap olarak takdim edilmesi ne kadar da esef vericidir. Bütün mevcudata karşı merhametli olmayı ilke olarak benimsediğini yüce Rabbimiz, O kendi nefsine rahmeti yazmıştır. diyen Allah ın kitabı, nasıl olur da şiddetin, insan onurunu ayaklar altına alan işkencenin meşrulaştırma aracına dönüştürülebilir? İslam geleneklerinde, İslam medeniyetinde hem öteki tanımı hem insanın dokunulmazlığı kavramı tartışılmıştır. Bir anlayışa göre öteki sadece zalimdir. Bir anlayışa göre de-ki ana akım İslam ın dışında kabul ediyorum bunu- öteki, mümin olmayan, inanmayan herkestir. Bugün birinci anlayışın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Öteki zalimdir. İnsanın dokunulmazlığı ismet kavramıyla ifade edilmiştir; bizim fıkıh kitaplarımızda. İsmet insanın dokunulmazlığı demektir. Ama dokunulmazlığın kaynağı konusunda iki farklı görüş serdedilmiştir. Birincisi, dokunulmazlık insan olmaktandır. Dokunulmazlığın sebebi Âdemoğlu, insan olmasındandır. Bir diğeri ise dokunulmazlık sadece iman ve eman ile olur. Ya iman edecek ya da sözleşme imzalayacak, bizden 19 SAYI:297 EYLÜL 2015

20 eman isteyecek.işte bugün akaitten olmayan bütün indi yorumlarını akait hâline getirenler, dokunulmazlığı sadece imana bağlayanlar, kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen, hadisleri kendileri gibi yorumlamayan, kendisi gibi o garip düşüncelere sahip olmayan her insanı tekfir etme gibi bir hastalıkla karşı karşıya kaldığını, hep birlikte acı acı izliyoruz. dedi. Doğal fıtri olanın üzerine giydirilen her kimlik, din, mezhep, meşrep, etnisite, insanların bu haklarını koruma ihtimalini zayıflatmaktadır Kur an ın bütün hedefinin insanın onurlu bir hayat sürme mücadelesinde ona destek olmak olduğunu belirten Başkan Görmez, insanlık onurunun, can, mal, nesil, akıl, din gibi temel hak ve özgürlüklerinin sağlanmasıyla korunabileceğini ifade ederek konuşmasına şöyle devam etti: Ama bir o kadar da açık olan şudur ki doğal fıtri olanın üzerine giydirilen her kimlik, din, mezhep, meşrep, etnisite, insanların bu haklarını koruma ihtimalini zayıflatmaktadır. Din mensuplarının kendi indi yorumlarını önceleyerek mutlak hakikat iddialarının ve bu iddialarının onları sürüklediği çatışmaları bu çerçevede hatırlamak yeterlidir. Bütün bu tartışmaları bir trajedi yaratmaması için İslam bilginleri, insanın doğuştan getirdiği beş temel hakkın; can, mal, nesil, ırz, akıl ve din emniyetinin her şart altında korunması gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Her türlü ahlak ve erdeme kaynaklık etmesi yönüyle din, sabit ve evrensel bir gerçeklik olarak hayata da kaynaklık etmelidir. Çalmayacaksın, öldürmeyeceksin, iftira atmayacaksın, yalancı şahitlik yapmayacaksın gibi insanın aklına, insafına ve vicdanına hitap eden temel değerlerle hayata dokunurken; bir mahkeme ve yargı diliyle sürekli cezalardan, infazlardan bahseden bir din anlayışının uzun vadede kendini marjinalleştireceği ve marjinal örgütlerin enstrümanına dönüşeceği açıktır. Bugün din dili, bir mahkeme ve yargı diline dönüştürüldü. Bir ceza ve infaz dili hâline getirildi. Bu da dinin marjinalleşmesine ve marjinal örgütlerin bir enstrümanına dönüşmesine yol açtığını ifade etmek isterim. Bugün bu coğrafyada bütün marjinal yapıların yaptığı şey budur. Ama şu soruyu sormak da bilim ahlakının gereğidir. Bir kutsal kitap, nasıl olur da insan aklını donduracak uygulamalara kaynak olarak kullanılabilir? Esenliğin, barışın, huzurun kaynağı olan bir din, nasıl olur da tam tersine şiddetin, öldürmenin, yıkıcılığın kaynağı hâline getirilebilir. Yeryüzünde zulmü ve fesadı ortadan kaldırmanın adı olan cihad, nasıl oldu da esir alıp insanları köleleştirmek, kadınların namusuna tecavüz etmek gibi öldürme, yağma ve çapul kültürünün adı hâline getirilebilir? Aksansız bir Oxford İngilizcesi ile esirlerin boğazını kesmenin İslam la hiçbir ilişkisi olmadığını, akıl ve mantık sahibi olan herkes bilir; ama bir korku imparatorluğu kurmak için bir PR değeri olduğunu hepimiz biliyoruz. Hiç kimse, hiçbir ahlak ve hukuk tanımayan yağma ve çapul kültürüne, İslam dan bir mesned aramaya kalkışmamalıdır. Burada üzerinde durmamız gereken husus; harici sebepler ne olursa olsun, İslam dünyasının kültürel fay hatları ile oynansa dahi, bu garip düşüncelerin nasıl ortaya çıktığıdır. Ne yazık ki bu tür güçlere ve güç ideolojilerine karşı bugün, İslam ın müntesiplerinin pek de hazırlıklı olmadıklarını kabul etmek lazım. Tarihte; kelam, felsefe, tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf gibi disiplinlerle büyük bir entelektüel gelenek oluşturan Müslüman düşünürlerin açtığı bu çığırı, günümüz Müslümanlarının daha ilerilere taşıması gerekirken; maalesef çağımızda ortaya çıkan çarpık ve aykırı yapılarla baş etme konusunda bile yeterince başarılı olunamamıştır. Galipler tarafından dizayn edilen ve dünya barışını 5 büyük güce ipotek eden Birleşmiş Milletler düzeni yok oldu Âlem-i İslam ın bugün bir karar noktasında olduğunu, ya daha ziyade bölünüp ufalacağını veya birleşerek güçleneceğini, Müslüman önderlerin, âlimlerin, siyasilerin, iş adamlarının, aydınların ve sanatçıların bu iki seçenek arasında tercihi yapmak durumunda olduklarını belirten Başkan Görmez konuşmasını şöyle sürdürdü: Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Müslüman coğrafyaya dayatılan sınırlar aşındı. İkinci Dünya Savaşı ndan sonra galipler tarafından dizayn edilen ve dünya barışını 5 büyük güce ipotek eden Birleşmiş Milletler düzeni yok oldu. Daha adil, daha yaşanabilir, çevreye ve insana daha duyarlı yeni bir dünyayı inşa etme idealine, biz Müslümanlar hangi söylemle ve hangi eylemle katkı sunabiliriz? Müslümanlar olarak dünyaya ne vaat edebiliriz? İnsanlığın hangi yarasına merhem olabilir, hangi problemine çözüm önerebiliriz? İslam, bu çağın insanının hangi sorularına cevaplar verebilir? Bir Müslüman, niçin iyi bir komşu, iyi bir yol arkadaşı, iyi EYLÜL 2015 SAYI:297 20

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Paneli müteakiben beş ayrı oturumdaaşağıdaki konu başlıkları etrafında komisyonlar halinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir:

Paneli müteakiben beş ayrı oturumdaaşağıdaki konu başlıkları etrafında komisyonlar halinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir: SONUÇ BİLDİRİSİ 17-19 Ağustos 2015 tarihleri arasında 81 il müftümüz, istişare toplantısında ülkemizin ve İslam coğrafyasının içinden geçtiği süreçleri ve bu süreçlerin dini manevi hayatımıza etkileri

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku 2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN AMACI VE GEREKÇESİ Etnik, dini ve siyasi

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ

VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ 1 VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESİMİ Değerli Kardeşlerimiz, Öncelikle kurban bayramınızı tebrik eder, hayırlı ve uğurlu olmasını yüce Allah tan niyaz ederiz. Bilindiği gibi hâli vakti yerinde olan mü minlerin

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

V. Din Şûrası Programı

V. Din Şûrası Programı T.C. BAŞBAKANLIK Diyanet İşleri Başkanlığı V. Din Şûrası Programı Günümüzde Yeni Dini Anlayışlar; Dini Bilgi, Eğitim ve Din Hizmetleri 08-10 Aralık 2014 Ankara Bilkent Otel ve Konferans Merkezi 1. GÜN:

Detaylı

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ UKBA e Bülten UKBA - ULUSLARARASI KARDEŞLİK BARIŞ VE AHLÂK DERNEĞİ YAYIN ORGANI EYLÜL - ARALIK 2012 SAYI / 1 TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU İLE HİNDİSTAN DAYIZ

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz www.tugva.org BİZ Türkiye Gençlik Vakfı, merkezi Türkiye, çalışma alanı dünya olan, yenilikçi olmaktan ve icat çıkarmaktan çekinmeyen yeni nesil gençlik vakfı dır. TÜGVA, geleneklerine bağlı kalarak, çağın

Detaylı

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI. Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI. Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI - TÜRKİYE DİYANET VAKFI Kurban Allah a yakınlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurbanlarımızla kardeşliğimizi güçlendirelim. Yurtiçinde Kestirmek İsteyenler İçin Kurban Bedeli 550TL

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU

ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU ihh 6. ULUSLARARASI ÇOCUK BULUŞMASI RAPORU 18 EKiM 2014 Uluslararası Çocuk Buluşması, İHH İnsani Yardım Vakfı nın dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiği yetim çalışmalarını Türkiye halkına anlatmak

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum,

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, 5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, Beşinci yılını dolduran Suriye Krizi, küresel bir meseledir doğudan batıya; güneyden kuzeye hepimizi

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi

SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi SGK 4. Olağan Genel Kurulu ÇSG Bakanı Süleyman Soylu nun Başkanlığında Gerçekleştirildi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 4. Olağan Genel Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı(ÇSGB) Süleyman Soylu nun ev

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile GAZİOSMANPAŞA DA BU RAMAZAN ÇOK ÖZEL Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile Ramazan ın coşkusunu, heyecanını ve sevincini birlikte yaşayalım. Ramazan

Detaylı

TOBB TERÖR TOPLANTISI

TOBB TERÖR TOPLANTISI Temmuz 2015 e-bülten TOBB TERÖR TOPLANTISI Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin (TOBB) de aralarında olduğu toplumun farklı kesimlerini temsil eden STK lar teröre karşı tek ses oldu. Başbakan Ahmet Davutoğlu

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri

KİŞİSEL BİLGİLER. İlyas CANİKLİ. Yrd. Doç. Dr. Temel İslam Bilimleri KİŞİSEL BİLGİLER Adı-Soyadı: İlyas CANİKLİ Unvan: Yrd. Doç. Dr. Doğum Yeri ve Yılı: Samsun-Terme/ 1966 Bölüm: Temel İslam Bilimleri Tel: 0530 9576891 E-Posta: icanikli@mynet.com; ilyascanikli@gmail.com

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii GİRESUN 2014 İslami İlimler Fakültesi; 08 Eylül 2012 tarih ve 28405 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu nun 25 Temmuz 2012 tarih ve 2012/3527 Sayılı Kararı ile Giresun Üniversitesi

Detaylı

DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMASI

DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMASI DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMASI 2012-2013 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI KÜÇÜKÇEKMECE İNÖNÜ İLK-ORTA OKULU DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMASI YOK OLAN DEĞERLER KEZİBAN DİNÇ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ ŞUBAT 2013 NEZAKET

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

SGK Mutfağına Gıda Güvenliği ve Yönetimi Kalite Belgesi

SGK Mutfağına Gıda Güvenliği ve Yönetimi Kalite Belgesi SGK Mutfağına Gıda Güvenliği ve Yönetimi Kalite Belgesi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - ŞUANDA TÜRKİYE DE ÖRNEK ALINMASI GEREKEN BİR KURUM VARSA BU SOSYAL GÜVENLİK KURUMUDUR - BU BELGEYİ ALMAMIZA

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi

Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi Ekibinde görevlendirilen personele 05 Aralık 2012 Çarşamba

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ 1.YAZILI KONULARI 4. Ünite Kur an-ı Kerimin Temel Eğitici Nitelikleri İslam Dininin Temel Kaynağı Kur an

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

MÜSİAD ESKİŞEHİR İFTARI 12.07.2014. İş Dünyamızın, Oda ve Kurumlarımızın Başkan ve Temsilcileri

MÜSİAD ESKİŞEHİR İFTARI 12.07.2014. İş Dünyamızın, Oda ve Kurumlarımızın Başkan ve Temsilcileri MÜSİAD ESKİŞEHİR İFTARI 12.07.2014 Sayın Valim, Milletvekillerim, İş Dünyamızın, Oda ve Kurumlarımızın Başkan ve Temsilcileri MÜSİAD Üyeleri, MÜSİAD Dostları, Genç MÜSİAD'lı Kardeşlerim, Değerli Medya

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :9. Syf Sayfası :11. Syf Sayfası :2. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :11. Syf Sayfası :2. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar da miniklere okul seti Karabağlar Belediyesi,

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ Jeoloji Mühendisliği Bölümü. SSP900 Sosyal Sorumluluk Projesi FİNAL Raporu

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ Jeoloji Mühendisliği Bölümü. SSP900 Sosyal Sorumluluk Projesi FİNAL Raporu T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ Jeoloji Mühendisliği Bölümü SSP900 Sosyal Sorumluluk Projesi FİNAL Raporu ZONGULDAK 2015 I T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ Jeoloji

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR Meslek odaları ve bazı sivil toplum kuruluşları, son günlerde yaşanan iç kargaşalarda meydana gelen ölümler, Türk Bayrağına ve Atatürk heykellerine yapılan saldırılar üzerine sağduyu çağrısında bulundu.

Detaylı

81 İl Müdürü Ankara da (1)

81 İl Müdürü Ankara da (1) 81 İl Müdürü Ankara da (1) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -PERSONELİMİZ OLMADAN BİZİM GERÇEK BİR BAŞARIYA ULAŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL. PERSONELİMİZE DEĞER VERMEMİZ GEREKİYOR -CEZALANDIRMA,

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir.

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. SİYASET HEYECANI Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. Yapılan araştırmalar,medya ve reklam kurumlarının bu konuda sıkıntıları görülmektedir.

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de

Detaylı