editörden Yeni Dönem editör

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "editörden Yeni Dönem editör"

Transkript

1 1

2 2 editörden Bu sayımızı eğitim camiasını yakından ilgilendiren önemli konular üzerine hazırladık. Bir numaralı gelişme Prof. Dr. Nabi Avcı nın Milli Eğitim Bakanı olması. Entelektüel kişiliğiyle muarızlarının bile beğenisini kazanan Avcı nın camiaya yeni bir üslup getireceği herkesin ortak kanaati. Çalışmamız bakanımızı biraz daha yakından tanımaya matuf. Yeni Dönem Yeni ve farklı bir dönemeçteyiz. Malumunuz artık derneğimiz yok. Ne oldu, niye dernek yok sorusunun cevabını da biliyorsunuz. Bir ara dernek olmazsa dergi de olmaz zehabına kapıldık. Zira dergi, bir olursak, iri ve diri olarak devam edersek var olabilir diye düşünüyorduk. Elan bu fikir üzereyiz. Arkadaşlarımız bu düşüncemizin muktezasını yerine getirmeye çalışıyorlar. Kim hangi işin ehli ise o iş onun omuzlarına yüklendi. Yeniden toparlanarak kimliğimizi ve mevcudiyetimizi ikame etmenin tatlı telaşı içindeyiz. Taksimde hissemize Öğretmenler Odası dergisinin devamını getirmek düştü. Aşağı yukarı aynı kadro ile yolumuza devam ediyoruz. İbrahim Hakan Karataş işimize Amerika dan riyaset ediyor. Dergi atölyemiz ise bize imkanlarını tahsis ederek adeta kucak açan YECDER in Sancaktepe deki merkezinde devam ediyor. Buradan YECDER in muhterem hocası Mehmet Keskin Bey e dergimiz adına teşekkür ediyorum. Zor günlerde bize destek oldukları için tüm YECDER camiasına müteşekkiriz, bunu unutmayacağız. Dergimiz şimdilik yeterli sayıda matbu olmak kaydıyla sanal alemde yoluna devam edecek. Bu meyanda tüm öğretmenlerden güçleri nisbetinde destek bekliyoruz. Bize göstereceğiniz müzaherat iddia ediyoruz Türkiye nin en iyi öğretmen derneklerinden birinin yoluna devam etmesine sebep olabilir. Rabbimin işleri şüphesiz böyledir, bir kapı kapanırken başka bir kapı açılır. Allah azze ve celle her şeye kadirdir. *** Bu sayımızı eğitim camiasını yakından ilgilendiren önemli konular üzerine hazırladık. Bir numaralı gelişme Prof. Dr. Nabi Avcı nın Milli Eğitim Bakanı olması. Entelektüel kişiliğiyle muarızlarının bile beğenisini kazanan Avcı nın camiaya yeni bir üslup getireceği herkesin ortak kanaati. Çalışmamız bakanımızı biraz daha yakından tanımaya matuf. Şartlar bizi zorlarken biz de imkanlarımızı sonuna kadar kullanma peşindeyiz. Bu dergi geldiği bu noktada kalmamalı. Yola çıkan kervan bazı noksanlarını yolda ikmal edebilmeli. B u zaten bizim tarzımız değil mi? Bir sonraki sayımızda ümit ediyorum daha güzel bir dergi bulacaksınız. O zaman şimdi dile getirdiğim bir çok sıkıntımızın izale olduğunu göreceğimizi sanıyorum. Kısacası tüm okurlarımızdan eğitimci dayanışması bekliyorum. Ne gariptir şimdi bu yazıyı bir 28 Şubat yıldönümünde yazıyorum. Hani bin yıl sürecekti? Bizi dizüstü çökertebildi mi meşum sürec? Bize bizden başkası zarar veremez, ya da siz bunu tersten okuyun. Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle... editör

3 içindekiler yıl:3 sayı:7 mart-nisan-mayıs 2012 Yaygın süreli yayın. 3 ayda bir yayınlanır. 4 Okul: Merhametsiz Mabet Prof. Dr. Selahattin Turan 6 Bakan - Öğretmen İletişimi dr. İbrahim hakan karataş 9 Modernite Sonrası Türk Eğitiminin Sorunsalını Doğru Okumak mehmet cüneyt ancın 11 Mustafa Everdi: AVCI ya Zaman Tanımalıyız Adil gülmez 14 Başarı için IQ mu Önemli EQ mu? sinan aydın Mustafa EVERDİ: AVCI ya Zaman Tanımalıyız Geleceğin Eğitimi Üzerine V. Metin bayrak 19 Forvet Öğrenci, Maestro Öğretmen! erkan kerem gözen 20 Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Arif Dede Hayat Boyu Öğrenme Programını değerlendirdi mesut kaymakçı 22 Alp lerin Eteklerindeki Sessizlik zehra şaşmaz 26 Eğitim Sistemimize Farklı Bir Bakış Hasan hüseyin selvi 28 Nitelikli Eğitim - Öğretim, Verimli İnsan yusuf mesut kilci Geçmişten Günümüze Milli Eğitim Bakanlarımız 33 Sınıf Hakimiyeti Üzerine Ramazan özer 34 Oku(t)ma Manifestosu vural gündüz 36 Garip Bir Elma Hikayesi Gürhan gürses 38 Sınıfta Gönül Hakimiyeti Özgür girgin 40 Eğitimi Öğretmenler Odasına Taşıyabilmek Ali hikmet demir 42 Geçmişten Günümüze Milli Eğitim Bakanlarımız ekrem aytar 42 Temel Becerileri Kazandırmak İçin Prizren ve Üsküpde Türk Filmleri Nasıl Kullanmalıyız? Mahalleleri Hedefi On İkiden Vuran Bir Eğitim Sistemi Gerekli şadettin göksu 46 Değerler ve İlkeler: Yolumuzu Aydınlatan Kandiller mahmut balcı 49 Online Eğitimin Hayatımıza Etkileri dilek kalmaz 50 Seçeneklerin Pencesindeki Hayatlar hacer yalçıntaş 52 Saadet Öğretmenimin Tekerlemeleri emine adıgüzel Yayımlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazılarda yayın kurulu ve editör değişiklik yapabilir. Gönderilen yazılar iade edilmez. Yazılar, kaynak gösterilerek yayınlanabilir. 54 Temel Becerileri Kazandırmak İçin: Filmleri Nasıl Kullanmalıyız? didem özkarakaya bayındır 57 Bir Fotoğrafın Anatomisi ahmet özcan 58 Elmalı Pasta Şemseddin Koçak 60 Prizen ve Üsküp te Türk Mahalleleri mesut kaymakçı 64 Sınıfta Oturma Düzeni (Yazkan Modeli) mustafa yazkan Yazı göndermek ve her türlü öneri ve değerlendirmelerinizi bize ulaştırmak İletişim : Bulgurlu Mah. Bugurlu Cad. Etiler Sok. No: 10 Üsküdar / İstanbul Tel: Mezuniyet Acısı (Şiir) emrullah bedir 67 İnsan Olmak (Şiir) mehtap ergün 68 Eğitimden Haberler Seyfullah Köksal 70 Yazar Öğretmenler Sıtkı Serdar 71 Film Kulübü zeynep kanbay 72 Web Siteleri ismail tonbuloğlu Baskı: NanoDigitalPrint Yüzyıl Mah. Mas-Sit. Matbaacılar Sitesi 5 Cd. No:22 Bağcılar / İstanbul Tel: https://twitter.com/ogrtmnlrodasi yıl: 3 sayı:7 mart - nisan - mayıs 2013 Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Dr. İbrahim Hakan KARATAŞ Yayın Koordinatörü Adil GÜLMEZ Yayın Kurulu İsmail CİHANGİR Gökhan ERENOĞLU Aysen ERAYDIN Zehra ŞAŞMAZ Didem BAYINDIR Mahmut AYTEKİN M. Cüneyt ANCIN Necdet BAYINDIR Mesut KAYMAKÇI Danışma Kurulu Prof. Dr. Selahattin TURAN Dr. Melike GÜNYÜZ Dr. Faruk KANGER Ali CAN Ahmet AKBAL Hüseyin AKAR Muhammet YILMAZ Dr. Özlem GÜNEŞ Düzelti ve Edisyon Mesut KAYMAKÇI Dizgi-Tasarım-Uygulama Ayşe ÖZLÜ Reklam ve Tanıtım Gökhan ERENOĞLU Sekreterya ve İletişim Seyfullah KÖKSAL Abone ve Satış Yahya DEPREM Eğitimden Haberler Seyfullah KÖKSAL Film Kulübü Zeynep KANBAY Yazar Öğretmenler Sıtkı SERDAR Web Siteleri İsmail TONBULOĞLU

4 6 Prof. Dr. Selahattin Turan Eskişehir Osmangazi Ü. E. F. Merhameti hayata teşmil etmenin yolu makro söylemler olmasa gerektir. Küçük ölçekte, tikel alanda değişimler üzerinden bir dönüşümdür sağlıklı olan. Gençlerle yaşlılar arasındaki bariyerlerin yıkılması, yaşlıların bakım görmenin ötesinde hayatın bilfiil parçası olarak kabul görmesi, hayatlarımıza müdahil olması merhamet inşasının ilk adımı olabilir. Okul: Merhametsız Mabet Eğitim buzdağımız ve okullarımız eriyor. Çaba sarf ediyoruz, direniyoruz, yapıyoruz, bozuyoruz fakat kendi eğitim birikimimize dayalı özgün modeller geliştiremiyoruz. Sorun derin: Eğitim ve okulu yeniden düşünmek ve kavramlaştırmak, yeni bir istikamet belirlemek zorundayız. Batı dan aktardığımız eğitimde fırsat ve imkân eşitliği çalışmıyor. Her geçen gün eğitimde sosyal adalet bozuluyor, merhamet yok ediliyor. Merhamet ve adalet iki özgün kavram terk ettiğimiz. Annenin bebeğini ilk nutfe halinden nihai cenin haline ve doğumuna değin taşıdığı uzvu rahimdir. Anne ile bebeğin ilk buluşma mekânı adını, yaratıcının yarattıklarına merhametini ifade eden sıfatından alıyor. Ve aynı kavram merhamet haliyle bütün yaratılmışların münasebetlerinde, hayati bir unsura dönüşüyor. Gazali bir kimseye gerçek anlamda merhametli denilebilmesi, dolayısıyla acıma duygusunun ahlâkî bir değer taşıması için onun acıdığı kişinin ihtiyacını gücü ölçüsünde karşılaması, bunu da hür iradesiyle yapması gerektiğini belirtir. Gazali nin bu tespiti merhametin ahlak alanına girdiğini hatırlatıcıdır. Merhamet sadece histen ya da yalınkat bir fiilden ibaret değildir, dâhili-enfüsi boyutlar, bunun gereği fiili sorumluluklar ihtiva eder. Fiili kendinden bilmemeyi, muhatabı minnet altında bırakma hissine kapılmamayı, teşekkür beklememeyi; nihayet fiile zerrece menfaat karıştırmamayı gerekli kılar. Menfaat karıştığı andan itibaren fiil rasyonelliğin, hesabiliğin alanında ifa edilir olmuştur. Hesabın olduğu yerde ise hasbiliğe yer yoktur. Hâlbuki merhamet pür hasbilik alanında yer alır. Merhamet çok katmanlı bir haldir. Hal sözlü telkinle kuşanılmaz, yılların birikiminin hülasasıdır. Hal in inşa yeri aile başta olmak üzere bireyi çevreleyen, bireyin içinde var olduğu muhitin bütünüdür. Okul bunun sadece bir parçasıdır. Merhameti dışarıdaki nesnel bir hareket formu olarak konuşmaktan çok içselleştirilmiş, hale dönüşmüş bir davranış düzeyi olarak vasıflandırdıktan sonra, merhamet eğitimi kavramsallaştırması merhameti belli zaman-mekân-ders kutucuklarına sıkıştırmak anlamında problemli hale gelir. Buna indirgeyicilik tehlikesi diyebiliriz. Bunun yerine merhametin söz ve eylem olarak hayatın bütününe hatta bütün canlı ve cansızlara teşmil edildiği bir iklim, bütün müfredata giydirildiği bir program tahayyül edebiliriz. Aksi takdirde iğreti acıma ve acıdığıyla kalma fiilleri öğretisinden öteye gidilmesi zor görünüyor. Merhameti hayata teşmil etmenin yolu makro söylemler olmasa gerektir. Küçük ölçekte, tikel alanda değişimler üzerinden bir dönüşümdür sağlıklı olan. Gençlerle yaşlılar arasındaki bariyerlerin yıkılması, yaşlıların bakım görmenin ötesinde hayatın bilfiil parçası olarak kabul görmesi, hayatlarımıza müdahil olması merhamet inşasının ilk adımı olabilir. İnsanın birbirine muhtaç olduğu, vererek var olduğu, merhametin bir lütuf değil hayatın bir parçası olduğu, insanın merhamet görmeye olduğu kadar merhamet göstermeye de ihtiyaç içinde olduğu anlayışı-öğretisinin kuşanılması bunu takip edebilir. Bu fiil ve söylemler merhametin ontolojik bir boyuta taşınması, varlığın merhamet üzerinden anlamlı kılınması demek olacaktır. Buna karşın mevcut söylemin/öğretinin dayattığı bireyselleşme merhameti örseleyicidir. Kendi kendine yetme kaygısı merhameti aşındırıcıdır. Başarı, kariyer odaklı rekabet atmosferi merhameti azaltıcıdır. Kendini kusursuz görme hissiyatı merhameti yok edicidir. Modern olmanın bir gereği de merhametli olmamaktır diyebiliriz. En merhamet çağrıştırıcı görünüme sahip insan hakları kavramsallaştırması da dâhil modern söylemler merhamete referans vermez, aksine perde olur. Okul ya merhamet ve adaleti esas alan bir mabet ya da irademizi piyasanın emrine veren ücretle gittiğimiz bir ticarethane olmalıdır. Gazali bir kimseye gerçek anlamda merhametli denilebilmesi, dolayısıyla acıma duygusunun ahlâkî bir değer taşıması için onun acıdığı kişinin ihtiyacını gücü ölçüsünde karşılaması, bunu da hür iradesiyle yapması gerektiğini belirtir

5 Dr. İbrahim Hakan Karataş Fatih Üniversitesi / İstanbul Bakan öğretmenle nasıl iletişim kurar? Öğretmen bakanla nasıl iletişim kurar? Bu sorulardan hangisini önce sorduğunuz bile bu hassas iletişimde büyük önem arzediyor. Ancak hangi yönden baktığınızdan daha önemlisi elbette aradaki iletişimin ne kadar sağlıklı olduğudur. Nitekim öğretmenler açısından -ve bence bakanlar açısından da- son üç bakan ile gerçekleşen iletişim tecrübeleri bu sorun üzerinde daha fazla düşünmemiz gerektiğini gösterdi. 8 Bakan - Öğretmen İletişimi Bakan öğretmenle nasıl iletişim kurar? Öğretmen bakanla nasıl iletişim kurar? Bu sorulardan hangisini önce sorduğunuz bile bu hassas iletişimde büyük önem arzediyor. Ancak hangi yönden baktığınızdan daha önemlisi elbette aradaki iletişimin ne kadar sağlıklı olduğudur. Nitekim öğretmenler açısından -ve bence bakanlar açısından da- son üç bakan ile gerçekleşen iletişim tecrübeleri bu sorun üzerinde daha fazla düşünmemiz gerektiğini gösterdi. Şimdi bu iletişimin taraflarından biri değişti. Artık iletişim uzmanı olan bir bakanımız var. Doğal olarak öğretmenlerde de daha sağlıklı bir iletişimin gerçekleşeceğine dair oldukça güçlü bir umut var. Eğitimde iletişimin önemini tartışmak abesle iştiğaldir. Literatüre bakıldığında ise eğitimde iletişime ilişkin araştırmalar, çalışmalar çoğunlukla öğretmen-öğrenci, öğretmen-yönetici, öğretmen-veli ve öğretmen-öğretmen arasındaki iletişime odaklanmaktadır. Acaba bakan ile öğretmen arasında gelişen iletişim önemli midir? Eğitim sisteminin en tepesindeki kişi ile eğitimin gerçek uygulayıcısı olan, öğrenci ile doğrudan etkileşim halinde olan sınıf içindeki öğretmenin iletişimi eğitimin niteliği açısından bir önem taşımakta mıdır? Doğrusu her ne kadar bu konuda yeteri kadar araştırma yoksa da çok önemli olduğunu ve sınıf içini doğrudan etkilediğini yine yakın geçmişteki tecrübelerimizle müşahede ettik. Öğretmenlerin kişisel ve duygusal olarak moral ve motivasyonunu doğrudan etkileyen ve sınıftaki performansına yansıyan bu iletişim türü, bazen fiili olarak sınıfı terk etmeye, eylemler yapmalarına ve dolayısıyla eğitimin fiilen durmasına da sebep oldu. Açıkça görülüyor ki bakan ile öğretmen arasındaki iletişim bel ki de diğer tüm iletişim türlerinden daha güçlü bir şekilde eğitime etki ediyor. Hal böyle olunca hem bakanın öğretmenlere kuracağı iletişim hem de öğretmenlerin bakanla kuracağı iletişim eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından üzerinde durulmayı hak ediyor. İletişim uzmanı bir bakana ya da her biri birer iletişim uzmanı olması gereken öğretmenlere, aralarındaki iletişimi sağlıklı bir biçimde yürütmelerinin yollarını anlatmak ilk bakışta biraz zor ve hatta gereksiz olsa da bazı hususlara dikkat çekmek uygun olacaktır. Bu tür bir iletişimin bakan açısından bakıldığında kitlelere yönelik olduğunu biliyoruz. Diğer taraftan sadece verilen mesajın içeriği değil, veriliş biçimi, jestler, mimikler, vücut dili, seçilen kelimeler, ortam ve zaman da mesajın alıcı tarafından yorumlanmasına etki ediyor. Reklamcılar kitleler duygusaldır der. Dolayısıyla mesajın yüzyüze verilmesi ile resmi yollarla ya da medya aracılığıyla iletilmesi arasında etki bakımından büyük farklılıklar olmaktadır. Bu iletişim ile ilgili diğer bir ayrıntı ise yaşadığımız çağın bir iletişim çağı olması. 10 yıl öncesine göre bile iletişim kanalları ve tarzları arasındaki farklılıkları dikkate almadan eski usullerle sürdürülecek iletişim çok büyük sorunlara yol açabilmektedir. Eğitim Bakanının hitap ettiği kitlenin bir diğer özel tarafı ise toplumun eğitim ortalaması en yüksek olan kesimini oluşturuyor olmalarıdır. Genelde eğitimciler ve özelde öğretmenlerin tamamı yüksek öğretim mezunu ve toplumla sürekli ve sıcak iletişim halinde olan kitledir. Bu durumda da bakanının her mesajının öğretmenler nezdinde toplumun diğer kesimleri ile karşılaştırıldığında daha hassas ve geniş etkileri ve yansımaları olduğu kabul edilmelidir. Elbette öğretmenlerle iletişimin bu genel özelliklerine, bir de son dönemde yaşanan iletişim kazaları ile biriken duygusal algı rezervlerini eklemek gerekir. Belki bugün verilen bir mesaj, dün verilseydi daha farklı bir tepki ortaya çıkabilecekti. Tüm bu iletişim bağlamında bakan ile öğretmen ve öğretmen ile bakan nasıl iletişim kurar? Bir bakanın öğretmenlerle iletişim kurmasının altı yolu vardır. Resmi yazışmalarla, aracı kurumlarla, medya aracılığıyla, sosyal medya aracılığıyla, eposta ya da mektupla ve yüzyüze. Resmi yazışmalarla kurulan iletişim bu kanalların en formal biçimidir. Bakan ya da bakanlık, bir kanun, yönetmelik, genelge ya da tebliğ ile öğretmenlere ulaştırmak istediği mesajı iletir. Mesaj bir kağıt parçasında ya da bir epostada bakan imzasıyla öğretmenlere ulaşır. Esasen bu işin profesyonel tarafıdır ve her öğretmen bu mesajı görevi ile ilgili bir gereklilik olarak almak ve uygulamak durumundadır. Ne var ki, her ne kadar formal ve mesleki bir gereklilik de olsa resmi yazılarla iletilen mesajların da muhatapta oluşturduğu bir duygusal etki olduğu unutulmamalıdır. Bakanla öğretmen arasındaki iletişimin en spekülatif hali medya aracılığıyla gerçekleşen iletişimdir. Bakanın medyaya yansıyan mesajı, haberi yapan medya kuruluşunun ve gazetecinin ilgisi ve yönlendirmesine açıktır. Çoğu zaman mesaj, bağlamından kopar ve salt bir cümle ya da yargı olarak kalır. Ayrıca yorumcuların bu mesajları analizleri de mesajın amacını ve yönünü saptırabilir. Elbette daha iyi anlaşılmasını sağlamaya yardımcı olduğu durumlar da vardır. Bakanın, öğretmenleri temsil eden sendikalar, sivil toplum kuruluşları ya da diğer kurumların yöneticileri ya da temsilcileri aracılığıyla öğretmenlerle kurduğu iletişim medya aracılığıyla kurulan iletişime nazaran daha sağlıklı, resmi yazılarla kurulan iletişime nazaran da daha doğrudan ve samimi olduğu söylenebilir. Fakat eğer ilgili kurum, üyeleriyle sağlıklı ve güçlü bir iletişim becrisine sahip değilse bu iletişimin de sınıf içine yansıması spekülatif bir hal alabilir. Bakan öğretmenlerle iletişimde sosyal medyayı da kullanabilir. Yeni bakanımızın böyle bir iletişime merakı olup olmadığını bilmemekle birlikte anlık ve doğrudan olması açısından önceki iletişim yollarına nazaran daha güçlü ve doğrudan etkiye sahip bir iletişim yolu olduğu kabul edilmelidir. Nitekim bir bakanın yedi yüz bini aşkın öğretmenle her an yüzyüze iletişim kurmasının mümkün olmadığı kabul edilirse sosyal medya ile kurulan iletişimin bu eksikliği gidermek açısından bir ara yol olduğu kabul edilmelidir. Eğitim Bakanının hitap ettiği kitlenin bir diğer özel tarafı ise toplumun eğitim ortalaması en yüksek olan kesimini oluşturuyor olmalarıdır. Genelde eğitimciler ve özelde öğretmenlerin tamamı yüksek öğretim mezunu ve toplumla sürekli ve sıcak iletişim halinde olan kitledir. Bu durumda da bakanının her mesajının öğretmenler nezdinde toplumun diğer kesimleri ile karşılaştırıldığında daha hassas ve geniş etkileri ve yansımaları olduğu kabul edilmelidir. 9

6 Bakanın, öğretmenleri toplum kuruluşları ya da diğer kurumların temsilcileri aracılığıyla kurduğu iletişim medya aracılığıyla kurulan iletişime nazaran daha sağlıklı, resmi yazılarla kurulan iletişime nazaran da daha doğrudan ve samimi olduğu söylenebilir. Fakat eğer ilgili kurum, üyeleriyle sağlıklı ve güçlü bir iletişim becrisine sahip değilse bu iletişimin de sınıf içine yansıması spekülatif bir hal alabilir. guruhunu azıcık uzaklaştırarak öğretmenlerin nefeslerini, kokusunu, heyecanını hissetmesi sın açıklamalarını, önemli duyurularını, kitleyi ilgilendiren bilgilendirmelerini her seferinde Yine de bir bakanın her fırsatta öğretmenlerin resmi makamı olan okulları ve sınıfları ziyaret temsil eden etmesi, onlarla yüzyüze ve samimiyetle konuşması, daha doğrusu onları canu gönülden dinlemesi, etrafındaki güvenlik sarmalını ve hevesli Eğitimciler sendikalar, sivil ve bunu sık sık yapması kadar güçlü bir iletişim Değişim yolu olmayacaktır. Mesela neden bir bakan ba- yöneticileri ya da başka bir okulun öğretmenler odasında yapmasın ve mesela neden gazetecilerin sorularını İstiyor öğretmenlerle cevaplamak yerine bizzat öğretmenlerin konuyla ilgili sorularını cevaplamasın? Bakanın öğretmenlerle ve posta yoluyla da iletişim kurması mümkündür. Değil mi ki her öğretmenin kurumsal bir eposta adresi vardır. Öyleyse bakanın her yeni durumla ilgili öncelikle ve ilk elden öğretmenleri bilgilendirmek adına kendilerin bir tuşa basmak marifetiyle ulaşması mümkün değil midir? Sözün özü, iletişim uzmanı olan bir bakana nasıl iletişim kurması gerektiğine dair öneri sunmak yersizdir. Zira insanoğlunun yapıp etmelerinin büyük kısmı -belki de tamamı- iletişim ile amacına ulaşmaktadır. Söz konusu eğitim olunca, daha doğrusu söz konusu masum çocuklarımız ve geleceğimiz olunca bu konuda sorumluluk sahibi olanların ve eğitim sisteminin en tepesindeki bakanımızın elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret ederek sağlıklı ve etkili bir iletişim becerisi örneği göstermesini beklemek hem hakkımız, hem de onun en büyük sorumluluğudur. Mehmet Cüneyt ANCIN Tarih Öğretmeni Eğitim Yöneticisi / İSTANBUL Kalkınma hülyası başladığından beri geri kalışımızın (!) ezbere bağlanmış nedenleri nakaratıyla tekrarlanıp durduğu süreç boyunca, tabiat bilimleri ve matematikte bilimsel açığımızın kapatılması adına pompalanan pozitivizmin ideolojik cazibesi, yeni bir üst kimlik oluşumuna kapı aralamıştır; aydın Zihin dünyamızı şekillendiren kavramlar ve onların oluşturduğu bağlam, fiziki dünyayı da doğru algılama ve değerlendirme becerimizi sağlar. Kavramsal zıtlıklar da her şey zıddıyla kaimdir düsturunca bu zihni bağlamın ortaya çıkmasında en önemli sacayağını oluşturur. Bazen de mantıksal bir yanılsama ile birbiriyle doğrudan zıtlık ilişkisi içerisinde olmayan kavramlar da birbirlerinin zıddıymış gibi algılanarak zihin dünyamızın şekillenmesinde rol oynamaktadır. Din/dünya, doğu/batı, eril/dişil, milli/dini, resmi/sivil gibi günümüzde geçerliliğini sürdüren tüm ayrımların, yeterince soyutlama kapasitesi gösterilemeden aynı sosyokültürel düzlemde algılanıyor oluşu da günümüz Türkiye toplumunun en önemli sorunsalı olarak önümüzde durmaktadır. Oysa dünyayı zıtlıkların birlikteliği olarak değerlendirmek, bu zıtlıkların olmazsa olmaz bağlılığıyla evrensel ahenkli düşün sistemini nasıl kurduklarını anlamak ve anlamlandırmak demektir. Zihni bağlamın sağlıklı kurulduğu bir kültür, sağlıklı bir toplumsal sistemi de beraberinde getirir. Bu döngü de kuşaktan kuşağa eğitimle tevarüs eder. Bu bakımdan tümdengelimi önceleyen bir bakış açısına sahip olmak, hayat ve evreni algılama becerilerimizi Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü yönetildiği takdirde örgüt için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. MODERNİTE SONRASI TÜRK EĞİTİMİNİN SORUNSALINI DOĞRU OKUMAK geliştirme iddiasındaki eğitim süreçlerinde doğru hareket noktası olacaktır. Herhangi bir numen ya da fenomenin analizine ihtiyaç duyulduğunda da bu bütünlükten kopmadan sağlıklı çıkarımlar elde edilebilecektir. Yine göreceli ayrımlar kabilinden gelişmişlik kriterlerine göre sanayileşme açısından yapılan tasnifte eğitimin payına düşenin ne olduğuna bakılacak olursa ülkemizde fen ve anadolu liseleri sayısını arttırarak bu konudaki açığı kapatma gayretkeşliğimiz masaya yatırılabilir. Kalkınma hülyası başladığından beri geri kalışımızın (!) ezbere bağlanmış nedenleri nakaratıyla tekrarlanıp durduğu süreç boyunca, tabiat bilimleri ve matematikte bilimsel açığımızın kapatılması adına pompalanan pozitivizmin ideolojik cazibesi, yeni bir üst kimlik oluşumuna kapı aralamıştır; aydın Bu yüzden Türk modernleşmesinin satır aralarını okurken, eğitim tarihimizdeki bu dalgalanmaları dikkate alma zorunluluğu ihmal edilmemelidir. İleri in, geri out denilerek, kriterleri dahi sorgulanmadan cehalet ile aydınlanma zıtlığı üzerinden Türkiye toplumunun kültür kodları ve kimliği yeniden inşa edilmeye çalışıldı. Oysa tahsilin 10 11

7 12 söylenebilir. Ne zaman eğitimin paraya tahvil edilebilir olma ihtimalinin yükselişe geçmesi söz konusu olduysa -ki özel eğitime muhtaç çocuklar için hizmet verme mükellefiyetindeki merkezlerin devletin müşteri rolünü iyi değer- Eğitimciler lendirdikleri ve hakkını teslim edenler hariç bir cehaleti alıp neyi baki bıraktığı, sorulmasa da erbabının meçhulü değildi hiçbir zaman Şimdi birey ve toplumu hangi yönde geliştiren eğitime ihtiyaç duyduğumuzu sorguladığımız bu noktada hamasi ilerlemeci retoriğin yaşadığı ironi, toplumun her kesimini artık gülümsetebiliyor. Bugün kaybedilmiş erdemlerin nasıl tekrar kazanılabileceğine olan artan duyarlılığın yanı sıra, yanlış yolda uzun süre yol alınmış ol- Değişim manın hasıl ettiği kaygının, eğitim sisteminin ve eğitimcinin el yordamıyla sorgulanması sonucu anarşik bir darboğaza girilmesiyle bizi karşı karşıya bıraktığı açıktır. Bu zafiyet, eğitimciyi İstiyor ve okulu nereye koyacağını tam olarak kestirememekten tutun, bir türlü değeri biçilemeyen değerler eğitimi ihtiyacının giderilme, başka bir deyişle doyurulma telaşında da açıkça gözlemlenebilmektedir. Toplumsal taleplerin ve birikmiş sosyokültürel ihtiyaçların yoğunluğu, bir bakıma iftar sofrasına hızlı giriş yapan oruçlu misali dengesiz beslenme ve hazım problemleri yaşanabileceği sinyalini de vermektedir. Eğitimin yükselen değer olması ile birlikte genelde eğitim sürecinin tümü ve özelde okul olgusunun hayatın neresine denk düştüğü sorunsalı da giderek derinleşmektedir. Zira artık yaşamın ta göbeğindeki en aktif yılları verip karşılığında ne kazandığını merak etmekte kitleler. Kariyer mi, karakter mi, para mı öncelenmeli, yoksa hepsi aynı derekede olabilir mi, biri adına diğerleri feda edilebilir mi? Bu sorular, gencecikken on yılları verdiğimiz ve sonuçta XXXS merkezi değerlendirmesinde elliyi aşıp iş ve aş beklediğimiz bir garabet sarmalı için oldukça anlamlı olmalı Ekonomik krizlerde satışında önemli düşüş gözlemlenmeyen, hatta belki de artış gösteren metaların başında define dedektörleri geliyorsa bu bizim umut tacirliği sektörlerimizdeki (!) trendin yüksekliği ile eğitimden beklenen aydınlanmanın birbirine oranını ölçmemizi kolaylaştırdığı pekala çok simsarın da sektöre daldığı gerçeğinden hareketle- eğitim bezirganları için de gün o zaman doğmaya başlamış oldu. Kuşkusuz burada eğitimin özel sektör üzerinden gelişmesinin ve rekabete dayalı kalite arayışı ve artışının eleştirildiği düşünülmemelidir. Ölçülemeyen ve denetlenemeyen süreçlerin yönetilemeyeceği gerçeğini bir kez daha hatırlatmak ve eğitimde modernleşme çabalarının başladığı 19. Yüzyıl Osmanlısına burada atıf yapmak yeterli olarak görülmeli. Ancak eğitim gibi ulvi olduğu sıkça dillendirilen ve insanı kemalata yüceltme işlevi olduğu dolayısıyla iktisadın kurallarından bağımsız kurgulanagelmiş bir alanın tümüyle piyasa ehlinin insafına bırakılmasının da eleştirilmesinden daha tabii bir hak düşünülemez. Öyleyse nasıl ki ey bezirgan al ve sat benim haraç mezat el yazmalarımı antika niyetine denilemiyor ise tüccarın ulemaya, ilim tedrisinin ne idüğüne ilişkin pişkin bir eda ile kaide öğretmesinin de önüne geçmeyi bilmek iktiza eder! Zor alan ve zor olan, ilim ile iktisat sahalarının kesişimindeki gordiyonu çözebilmek hasılı Şekil verilen çamura üflenen ruhun gıdası hikmet müminin niçin ve nasıl yitiğidir ki onu nerede bulsa almak bu kadar kıymetdar olsun? Üflediler asr-ı evvelde, söndü kandil deyu bağırıp çağırmakla karanlıktan aydınlığa çıkılamayacağı aşikarken hem aramalı, hem tedkik etmeli, hem de sahip olduğunun ayırdında olmayı bir arada bulundurmalı muallim ve mürebbi. Bu da kelimenin tam anlamıyla yanmayı icap ettiriyor. İçimizden birileri mütemadiyen yanmalı öyleyse çerağ gibi Zira artık yaşamın ta göbeğindeki en aktif yılları verip karşılığında ne kazandığını merak etmekte kitleler. Kariyer mi, karakter mi, para mı öncelenmeli, yoksa hepsi aynı derekede olabilir mi, biri adına diğerleri feda edilebilir mi? Bu sorular, gencecikken on yılları verdiğimiz ve sonuçta XXXS merkezi değerlendirmesinde elliyi aşıp iş ve aş beklediğimiz bir garabet sarmalı için oldukça anlamlı olmalı Üflediler asr-ı evvelde, söndü kandil deyu bağırıp çağırmakla karanlıktan aydınlığa çıkılamayacağı aşikarken hem aramalı, hem tedkik etmeli, hem de sahip olduğunun ayırdında olmayı bir arada bulundurmalı muallim ve mürebbi. Bu da kelimenin tam anlamyla yanmayı icap ettiriyor. İçimizden birileri mütemadiyen yanmalı öyleyse çerağ gibi Eğitimciler Değişim İstiyor adil gülmez DKAP Öğretmeni / İSTANBUL Adil Gülmez Nabi Avcı, gerilimlerin yazı değil, ılık bir ortamın kurucusu, medeni ölçüler Değişim içinde farklı süreci, fikirlerin mevcudiyetine iyi yönetildiği inanmış, farklılıktan doğan takdirde örgütü gerilimleri işbölümüne başarıya dönüştürmeyi götüren, bilen kötü yönetildiği birisidir. Bilgisayar takdirde teknolojisini örgüt en için iyi kullanan, bir yıkım öneminin da yaratabilecek farkında olan, hatta tehlikelerini, zararlarını oldukça çok önceden zor ve gören, sancılı Enformatik bir süreçtir. Cehalet kitabını yazan bir aydındır. Mustafa Everdi: Avcı ya Zaman Tanımalıyız Kimse onun ismini zikretmedi ama atandıktan sonra ise herkes en uygun isim oydu dedi. Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Nabi Avcı nın bakanlığa getirilmesi sürpriz oldu. Atandığı andan itibaren hakkında yazılıyor-çiziliyor. Av. Mustafa Everdi medyada yazıları ve kitaplarıyla etkin olan bir büyüğümüz. Bakan Avcı ile yıllar öncesine dayanan dostlukları var. Ondan dinleyelim Avcı nın özelini dedik ve aldığımız cevapları sizinle paylaşıyoruz. Ömer Dinçer gibi Milli Eğitim de devrim niteliğinde işler başaran bir isim yerine Nabi Avcı nın seçilmesinin özel bir anlamı var mı? Nabi Avcı nın M.E.B. ile ilgisi ve mesaisi ta Hasan Celal Güzel in MEB den beri var. Kaldı ki Ömer Dinçer le Nabi Avcı İstanbul Belediyesinden bu yana aynı ekibe dahiller. Akparti nin eğitim, personel rejimi vb. alanlardaki çalışmalarda birlikte teşrik-i mesaileri var. Bu nedenle Ömer Dinçer den sonra bu politikaları sürdürecek en iyi isim Nabı Avcı dır. Mevcut sistemi sürdürmeye devam edecektir. Kaldı ki Nabi Avcı nın Eğitimle ilgili görüşleri çok eskiden beri bir entelektüel olarak da sürüp gelen ilgi alanı olmasıyla net, açık ve zamanın ruhuna uygundur. Bakan olduktan sonra verdiği bir röportajda mealen- öğretmenlerin sosyal medya konusunda öğrencilerinin gerisinde kalabileceğini; bu nedenle öğretmenlerin öğrencilerine faydalı olabilmek için zamanın ruhuna iştirak edebilme ve teknolojik aygıtları kullanma konusunu iyi anlamaları gerektiğini söylemiştir. Küreselleşen dünyada ve bilgiye ulaşmanın okul dışındaki yollarının daha etkin olduğu bir dönemde eğitimin eski dar alışkanlıklar ile sürdürülemeyeceğini en iyi bilen bir eğitimcidir. Yine 1990 lı yıllardaki bir yazısında Talim Terbiye Kurulu daha bilgisayar destekli 13

8 Nabi Avcı nın Eğitimle ilgili görüşleri çok eskiden beri bir entelektüel olarak da sürüp gelen ilgi alanı olmasıyla net, açık ve zamanın ruhuna uygundur. Bakan olduktan sonra verdiği bir röportajda mealen- öğretmenlerin sosyal medya konusunda öğrencilerinin gerisinde kalabileceğini; bu nedenle öğretmenlerin öğrencilerine faydalı olabilmek için zamanın ruhuna iştirak edebilme ve teknolojik aygıtları kullanma konusunu iyi anlamaları gerektiğini söylemiştir. Küreselleşen dünyada ve bilgiye ulaşmanın okul dışındaki yollarının daha etkin olduğu bir dönemde eğitimin eski dar alışkanlıklar ile sürdürülemeyeceğini en iyi bilen bir eğitimcidir. eğitim malzemelerinin nasıl denetleneceği meselesini halledemeden bir de internet çıktı. İnsanlar dört duvarlı okulun, üniformanın, başörtülü/başörtüsüz eğitimin, müfredatın ve Talim-Terbiye nin o kadar da matah birşey olmayabileceğine uyanmak üzereler. Zira internet daha işin başı ve buna rağmen, hangi klavyeyi kaldırsanız altından bir on-line eğitim projesi çıkıyor Hele şu süper iletken araştırmaları kapitalizmin orta vadeli çıkarlarıyla uyumlu hale getirilsin, bakalım o zaman varlığım Türk varlığına armağan olsun diye bağırttıracak reaya bulabiliyor musunuz? diye 90 lı yıllardan bugünleri öngörebilmiş bir aydındır. Konuya olan ilgisi ve geçmişten beri sahip olduğu birikimin optimal bir şekilde uygulanabileceği alan olarak Milli Eğitim Bakanı yapılması önemlidir. Aslında bana göre milletvekili seçildiği 2011 yılı hükümet teşkilinde bakan yapılmalıydı. Yine de Türkiye nin en temel sorunu olan Milli Eğitim için isabetli bir tercihtir ve umut veren bir isimdir. Sabık Bakan ın değişim ve dönüşüm hareketi yeni Bakan la devam mı eder yoksa dizginlenir mi? Akparti nin uzun iktidar yıllarında en çok değiştirilen bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı dır. Biriken devasa sorunlar; her aileyi ilgilendiren önemli bir konu olması, geniş kadro ve 20 milyona yaklaşan öğrenci sayısıyla; eski alışkanlıklarının direnciyle kolay yürütülecek bir bakanlık değildir. Buna rağmen Akparti nin önemle üzerinde durduğu Milli Eğitim Bakanlığı nın temel eğitim politikası devam eder Nabi Avcı nın Milli Eğitim Komisyon Başkanı olduğu dönemde TBMM den geçti. Ve bu yasalaşma süreci Nabi Avcı aleyhine kullanılan bir süreç oldu. Muhalefet Partileri, muhalefet hakkını biraz da şiddetle Nabi Avcı üzerinden yürütmüştü. Bu kadar cansiperane çalıştığı bir yasanın uygulanmasında ısrarlı olması ve elinden geleni yapması tabiidir. Nabi Avcı kişiliğinden kaynaklanan üslup farklılığı elbette olacaktır. Ancak bu olumlu yönde olur diye umut ve temenni ediyorum. Yeni bakan, öğretmenlere, veli ve öğrencilere ve kamuoyuna, medyaya karşı daha bir güleryüz ve ağırbaşlılık içinde yaklaşacak; kırmadan dökmeden yürütmeye çalışmakla önceki bakandan farkını ortaya koyacaktır diye düşünüyorum. Yeni Bakanımızı yakından tanıyan birisi olarak bir portre çizer misiniz. Kimdir Prof. Avcı? Güzel ve entelektüel, eğitim işine başından beri emek vermiş bir insandır. Akademisyendir; derslerine giren öğrenciler kırk beş dakika Afedersiniz konumuz neydi? şaşkınlığına düşer; son on dakikada anlattıklarının hepsi yerli yerine oturur. Bizatihi pergel metaforu; zamanın gerçeğidir. Evreni dolaşır, kitaplar onun dilinde daldan dala atlar; sonunda o bir tek cümle içinde anlamını bulur. Dersini dinlemek; bulmaca çözmekten, kelime oyunu oynamaktan, hafiye romanında katili bulmaktan daha zevkli bir uğraş haline gelir. Halil Ürün le de ilişki kurar Yılmaz Büyükerşen le de. Aydın bağımsızlığını savunur. Bir kesime aittir ama bir cepheye değil. Bir iktidar yanlısıdır ancak yandaşı değil. Savaştadır ancak muharebede değil. Karakteri çatışmanın dışındadır. Sıcak sudan soğuk suya ansızın geçme dikotomisi (çatışmalar) karşısında ılık bir ortamın kurucusudur. Esprileri ile siyasetin soğuk yüzüne mizahı ekleyerek bir sıcaklık, gülümseme getirecek ve güleryüzlü bir devlet adamı portresi çizeceğini söyleyebilirim. Sizce Bakan Avcı başarılı olabilir mi? Eğitimde başarı kısa vadede, iktidar süresince görülemez ve ölçülemez. Bu yıllar sonra anlaşılır. Ancak bakanlıkta bir iz bırakacağına eminim. Geçmiş bakanları düşündüğümüzde; Hasan Ali Yücel i klasiklerle; yerel Türkiye yi evrensel düşünceye açan bakan olarak; Tevfik İleri yi en ücra köylere kadar eğitimi yaygınlaştıran uygulamalarla, Hasan Celal Güzel i dünyayı göğüsleyecek ve rekabet edecek bir eğitim anlayışını hayata geçirmekle hatırlıyoruz. Bu açıdan baktığımızda Nabi Avcı, unutulmayacak bakanlardan biri olacak diye umuyorum. Temenni de ediyorum. Çünkü bakanlıkla ve eğitimle bu kadar ilgili bir insan başarısız olursa Türkiye kaybedecek, insanımız kaybedecek demektir. Onun için öğretmenler, veliler, aydınlar ve eğitimle ilgili her kurum, kuruluş, bu başarıya ortak olmak için elinden geleni yapmakla, bakana yardımcı olmakla mükelleftir diye düşünüyorum. Yoksa bir kişi, -Bakan da olsa- sihirli bir dokunuşla her şeyi güzelleştirecek diye bir realite olmaz. Milli Eğitim gibi memleketin en sorunlu bakanlığında bir islamcı entelektüel kimlik olan Avcı, bu ülke için neler yapabilir? Eğitim gibi netameli bir konuda gerilimi azaltabilir. Nabi Avcı, gerilimlerin değil, ılık bir ortamın kurucusu, medeni ölçüler içinde farklı fikirlerin mevcudiyetine inanmış, farklılıktan doğan gerilimleri işbölümüne dönüştürmeyi bilen birisidir. Bilgisayar teknolojisini en iyi kullanan, öneminin farkında olan, hatta tehlikelerini, zararlarını çok önceden gören, Enformatik Cehalet kitabını yazan bir aydındır. Bu nedenle sistematik ve diyalektik bir şekilde kullanılmazsa insanı malumata boğan, bütüncül bir bakıştan uzaklaştıran mevcut teknolojinin, kitleleri kapitalizme tüketici yapacağını öngörmüş bir düşünürdür. Bu haliyle teknolojinin, insanımızın ve Türkiye nin gücü olabilmesi nasıl mümkündür diye düşünmüş insandır. Teknolojik uyumla nasıl yarar sağlanabileceğini, eğitimde olumlu işlevine nasıl kavuşabileceğini, çocuklarımızın dünya ile rekabet edebilir hale nasıl getirileceğini en iyi bilebilecek bir Eğitimci olarak başarılı olur,- olsun- diye dua ediyorum. Nabi Avcı kişiliğinden kaynaklanan üslup farklılığı elbette olacaktır. Ancak bu olumlu yönde olur diye umut ve temenni ediyorum. Yeni bakan, öğretmenlere, veli ve öğrencilere ve kamuoyuna, medyaya karşı daha bir güleryüz ve ağırbaşlılık içinde yaklaşacak; kırmadan dökmeden yürütmeye çalışmakla önceki bakandan farkını ortaya koyacaktır 14 15

9 Sinan AYDIN DKAB Öğretmeni / İstanbul BAŞARI İÇİN MU ÖNEMLİ MU? Zekâ Türlerinin Başarıya Etkisi Bilişsel Zekâ (Intelligence Quotient-IQ), kişilerin birbirlerine göre zekâlarını kıyaslayabilmemizi sağlayan bir zekâ katsayısıdır. Duygusal Zekâ (Emotion Quetient-EQ) ise kişinin kendi duygularını ve karşısındaki insanın duygularını, ne kadar anlayabildiği ve bunlar arasında nasıl bir ilişki kurduğu ile ilgilidir. Hayat Başarısını Duygusal Zekâ Belirliyor ilişkilerinde diğerlerine nazaran daha mutsuz oldukları tespit edilmiştir. Bu örnekte görüldüğü gibi akademik zekâ, yaşamın getirebileceği değişiklikler ve imkânlara hazırlıklı olmayı, neredeyse hiç sağlamıyor. Yüksek IQ sahibi olmak zenginliği, saygınlığı, ya da mutluluğu garanti etmiyor. Durum böyle olduğu halde, okullarımız ve kültürümüz akademik becerilere takılıp kalarak, kişinin geleceğini belirlemekte çok önemli rolü olan duygusal zekâ dediğimiz, geliştirilebilir çok önemli özelliği göz ardı ediyor. Duygusal yetenek, ham zekâ dâhil, var olan diğer yeteneklerimizi ne kadar iyi kullanabileceğimizin belirleyicisidir. Birçok bulgu gösteriyor ki, duygusal yetenek sahibi kişiler, hayatın her alanında (gerek aile içi ilişkilerde, gerekse kuruluş içi politik ilişkilerde başarıyı belirleyen sözsüz kuralları kavrama becerisinde) diğer insanlardan daha avantajlıdırlar. kabul ediyor. Bu durum nasıl açıklanabilir? Günümüzde yüksek zekâya sahip olarak, iyi okullara giderek ve çok çalışarak meslekte güzel bir yere gelme şansı olmayacak mı? diye düşünebilirsiniz. Goleman a göre bu çok zor; ancak bu konuda ben kendimden taviz vermem diyorsanız, o zaman kendi işinizi kurmanız veya bir adada tek başına yaşamayı istemeniz lazım! Yine Goleman a göre başarılı olabilmek için, öncelikle kendimizi, duygularımızı tanımalıyız, daha sonra duygularımızı kontrol etmeyi ve ilişkilerimizde politik olmayı öğrenmeliyiz. Takım içinde çalışma, insanların fikirlerini ön yargısız dinleme, farklı insanlarla sosyal ilişkilerimizi geliştirme konusunda çaba göstermeliyiz. Empati ve Motivasyon konusunda bilgi seviyemizi artırmalıyız. Bu iki kelime ulaşmak istediğimiz her türlü hedefte bize yol gösterecek ve hedefimize ulaşmamızı kolaylaştıracak, insanlarla ve kendimizle daha barışık olmamızı sağlayacaktır. Birçok bulgu gösteriyor ki, duygusal yetenek sahibi kişiler, hayatın her alanında (gerek aile içi ilişkilerde, gerekse kuruluş içi politik ilişkilerde başarıyı belirleyen sözsüz kuralları kavrama becerisinde) diğer insanlardan daha Bugün, Goleman ın 1995 te yayınladığı Duygusal Zekâ ismini verdiği kitabından dikkat çekici özellikle çok tespitlerden bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum: Aramızdaki en zeki insanlar gem vur- takım oyunu, kişisel başarının hep önünde gidi- Çalışma hayatında sosyal ve politik ilişkiler ile Sonuç olarak bugün iyi bir işe girmek için, ne uluslu şirketler, madıkları tutkuların, söz geçiremedikleri yüksek yor. Bunu kabullenmeyen kişiler bir süre sonra kadar akıllı olduğunuza değil, başkalarıyla ne sosyalliği dürtülerin esiri olabiliyor. IQ su yüksek kişiler, yalnız kalıyor ve nereye giderlerse gitsinler en kadar başarılı ilişki ve iletişim kurduğunuza bakılmaktadır. İşe girdikten sonra kariyerinizde Duygusal zekâ terimi, ilk olarak 1990 da psikolog Peter Salovey ve John Mayer tarafından özel yaşamlarını hayret edilecek ölçüde kötü sonunda (genellikle) yine başarısız oluyorlar. ve insan yönetebiliyor.. Goleman a göre IQ nun hayattaki başarıya katkısı en fazla yüzde yirmi; geri gularını okuyabilmekten ve yönetebilmekten şarılı olmak için de duygusal zekânızın gelişmiş Oysaki başarı kendinin ve başkalarının duy- yükselmek ve hayatınızın tüm olanlarında ba- kullanılmıştır. Daha sonra Harvard Üniversitesinden beyin bilimleri konularından sorumlu ilişkilerindeki kalan yüzde sekseni başka etkenlerden kaynaklanıyor. Bir kişinin toplumda edindiği yeri, insan ilişkilerini ve duygularını yönetebilmesini mımızla, çocuklarımızı geleceğin mesleklerini geçiyor. Çok çalışan mı başarılı oluyor, yoksa olması şart. Şu halde bu günkü eğitim yaklaşı- başarıyı, kişisel Psikolog Daniel Goleman tarafından geliştirilmiştir. Dr. Goleman, duygusal zekayı kişinin IQ dışında kalan ve sosyal sınıftan, şansa kadar bilenler mi daha başarılı oluyor? Bugün, özellikle çok uluslu şirketler, sosyalliği ve insan ilişkilenüyor. Onun için çocuklarımızın IQ sune değil icra etmek üzere hazırlayabilmemiz zor görü- uzanan etkenler belirler. Eşit umut vaat eden, çalışmalardan, kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı eşit eğitime ve imkânlara sahip kişilerin farklı rindeki başarıyı, kişisel çalışmalardan, mesleki EQ süne önem vermeli ve onu geliştirebilmenin yazgılarını açıklamakta da IQ nun pek yardımı bilgilerden ve çabalarınızdan çok daha önemli çabası içerisinde olmalıyız. mesleki zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisi olarak tanımlıyor. Goleman a göre beynin mezun olan 95 öğrenci orta yaşlarına kadar Yararlanılan Kaynaklar: olduğu söylenemez larda Harvard dan bilgilerden ve düşünen parçası, beynin duygusal parçasından takip edildiğinde, okul sınavlarında en yüksek 1. Duygusal Zeka, Daniel Goleman, Varlık Yayınları, ürüyor. Yine Goleman a göre, beynin düşünen çabalarınızdan puanları alan kişilerin, daha düşük puanlı arkadaşlarına oranla maaş, verimlilik ve kendi alan- Yayınları. 2. İşbaşında Duygusal Zekâ, Daniel Goleman, Varlık ve duygusal parçaları genelde yaptığımız her çok daha önemli şeyde birlikte çalışıyor. Gerek iş yaşamında gerekse özel yaşamda başarılı ve mutlu olmak, rılı olmadıkları gözlenmiştir. Daha da ötesi, bu basarinin-sirri-nedir-iq-mu-yoksa-eq larındaki konumları açısından çok daha başa- 3. Hayatta başarının sırrı nedir? IQ mu yoksa EQ mu?, Taner Özdeş, mu/ kabul ediyor. insanların duygusal zekâ becerilerine bağlıdır. kişilerin hem arkadaş ilişkilerinde hem de aile avantajlıdırlar

10 V. METİN BAYRAK Felsefe Öğretmeni / İstanbul İnsanın çevresini, içinde yaşadığı toplumu, doğayı, evreni anlamasının koşulu, kendini ve olanaklarını bilmesinden geçmektedir. Geleceğin Eğitimi Üzerine Gelecek şimdiye yapılan müdahaledir. M. Foucault İnsan kendini ve çevresini anlamak ihtiyacı duyan bir varlıktır. Çünkü var olan her şey daha ilk günden bu yana insan için bilinmesi gereken birer problemdir.. İnsanın çevresini, içinde yaşadığı toplumu, doğayı, evreni anlamasının koşulu, kendini ve olanaklarını bilmesinden geçmektedir. İnsanın, her geçen gün üretimin dışına itilmesi, el becerileri ve düşünme gücünden daha az istifade edilmesi, atalarımızın aksine açlık, hastalık, vb. sorunlar yerine küçük burjuva sorunu gibi görünen boş zaman olgusunu yaşamamıza neden olmaktadır. Görünen o ki, yapay zekâ ile bu sorun şu anda yaşadığımızdan daha da derinleşecektir. Bu süreçte eğitim ya da okul nerede duracaktır? Size, kısaca yapay zekâ ile ilgili ansiklopedik bir bilgi vermek istiyorum. (Kaynak: Wikipedia. Erişim tarihi 28 Aralık ama şu anda aldığım sayfanın aynı şekilde durma olasılığı çok düşük.) Yapay Zekâ kavramının geçmişi modern bilgisayar bilimi kadar eskidir. Fikir babası, Makineler düşünebilir mi? sorunsalını ortaya atarak Makine Zekâsını tartışmaya açan Alan Mathison Turing dir te II. Dünya Savaşı sırasında Kripto Analizi gereksinimleri ile üretilen elektromekanik cihazlar sayesinde bilgisayar bilimi ve yapay zekâ kavramları doğmuştur. Modern bilgisayarın atası olan bu makineler ve programlama mantıkları aslında insan zekâsından ilham almışlardı. Ancak sonraları, modern bilgisayarlarımız daha çok uzman sistemler diyebileceğimiz programlar ile gündelik hayatımızın sorunlarını çözmeye yönelik kullanım alanlarında daha çok yaygınlaştılar li yıllarda büyük bilgisayar üreticileri olan Microsoft, Apple, Xerox, IBM gibi şirketler kişisel bilgisayar (PC Personal Computer) modeli ile bilgisayarı popüler hale getirdiler ve yaygınlaştırdılar. Yapay zekâ çalışmaları ise daha dar bir araştırma çevresi tarafından geliştirilmeye devam etti. Gelecekte yapay zekâ araştırmalarındaki tüm İyi insan yetiştirilebilir. Nasıl mı? İnsanı, tarihsel birikimlerinden ve özellikle antropolojiden soyutlamadan ele alarak. İnsan, tarihin her döneminde insandı ve hayata dair kaygıları özü itibariyle ortaktı. Eğitim, yerleşik hayata geçtialanların birleşeceğini öngörmek zor değildir. Sibernetik bir yaklaşımla modellenmiş bir Yapay Beyin, Sembolik bir yaklaşımla insan aklına benzetilmiş bilişsel süreçler ve Yapay Bilinç sistemi, insan aklı kadar esnek ve duyguları olan bir İrade (Karar alma yetisi), Uzman sistemler kadar yetkin bir bilgi birikimi ve rasyonel yaklaşım ortaya çıkacaktır. Bunların dengeli bir karışımı sayesinde Yapay Zekâ, gelecekte insan zekâsına bir alternatif oluşturabilir. Şimdi bundan yola çıkılarak şu söylenebilir: Geleceğin eğitimi, artık pek çok şeyin yapay zekâ ile kotarıldığı bir ortamda insanın akademik anlamda profesyonel olmasına odaklanmaktan ziyade bir kişi olarak insanın kendini inşa sürecinde etkin bir rol oynamalı; değilse basit bir maliyet fayda analizi ile eğitimin ne işe yaradığı bugün olduğundan daha fazla sorgulama konusu yapılacak ve saygınlığının azalmasıyla bir kurum olarak aşınıp kamusal alanın dışına itilecek ve yerini başka türden kurumlara bırakacaktır. Geleceğin eğitimi, insanın bir kişi olarak kendini inşasında Kendini Tanı! prensibiyle hareket etmeli ve onu özel bir alan olarak kabul edip eğitim süreçlerinde, özellikle karar almada inisiyatif sahibi olması sağlanmalıdır. Peki nasıl? İnsan, yerleşik hayata geçtiğinden ama özellikle yazının icadından bu yana birikimlerini yeni kuşaklara aktarmakta. Burada, eğitimin Sümerlerde yazının icadıyla başladığını hatırlatmama gerek var mı, bilmiyorum. Aktarma yöntemleri ve teknikleri zamanla değişse de insan hala aynı varlıktır. Burada kritik etmek istediğim, yenilik in kutsallaştırılmasıdır. Farklı ve yeni olsun! Pek çok kurumda pilot olarak uygulanan yöntem ve teknikler antropolojinin eleğinden geçmişler midir? Mevcut birikimleri ve özellikle de geleneği ne denli hesaba katmıştır? İnsan yetiştirmenin telafisi var mıdır? Bu soruları çoğaltmak olanaklı ama dikkat çekmek istediğim şey, insanlığın ortak birikimlerinin kapitalizmin kendini yeniden üretme araçlarından biri olan farklı ve yeni ürün geliştirme ilkesinin eğitim kurumlarına sirayet edip eğitimi de esir almış olduğunu görmemdir. Burada şu anda ilköğretimin ardından ortaöğretim kurumlarında da uygulamaya konan yapılandırmacı kuramın bir yıllık pilot uygulamanın ardından bütün kurumlara uygulanması için alınan kararı da hatırlatmak isterim. Doktor, mühendis yetiştirmek istedik, yeterince yetiştirdik de. Hepimiz, önce insanız ardından marangoz, tornacı, felsefeci, doktor ya da mühendisiz. Amacımız insan yetiştirmek ise bunun akademik bilgilerle olmadığını özellikle son 100 yıllık deneyimimizle görmüş durumdayız. Bunun en somut göstergesi, iki yıl önce Ankara da Eğitim-Bir Sen in düzenlediği Küreselleşme Sürecinde Eğitim Sorunlarının Felsefi Boyutu başlıklı Uluslararası Eğitim Felsefesi Kongresi nde bildiri sunan pek çok akademisyenin Türk Eğitim Sisteminin hala belli bir felsefeye dayanmadığını ileri sürmeleri ve bu minvalde eğitim sistemimize felsefi bir temel arayışının sürmesidir. Eğitim olgusu üzerine düşünen günümüz aydınları, iyi insan yetiştirmenin akademik donanımdan geçmediğinin artık farkındadırlar. Yapay zekâ olgusunun son yirmi yıldır artan etkisi, akademik donanımın kıymetini tali kılmakta. Bugün, akademik bilgi yerine daha çok eğlence, kişiler arası ilişkilerde başarı vb. önemsenmekte. Geleceğin eğitimi, insanın bir kişi olarak kendini inşasında Kendini Tanı! prensibiyle hareket etmeli ve onu özel bir alan olarak kabul edip eğitim süreçlerinde, özellikle karar almada inisiyatif sahibi olması sağlanmalıdır

11 Sosyolojide bütün toplumların aile, ekonomi, din, siyaset, eğitim ve sanat olmak üzere beş kurumdan oluştuğu ileri sürülür; hatta kimi sosyologlar sanatı bir kurum olarak kabul etmezler. Şimdi, buna eğlencenin de eklenmesi gerekmektedir. Çünkü özel ya da kamusal alanda neredeyse bütün kurumlardan daha etkili ve mesai alan bir olgudur eğlence. ğimizden bu yana kurumsal anlamda verilmekte. İnsanı, soran, sorgulayan, sürece dâhil eden, kendini değerli görmesini sağlayan, hiyerarşiden uzak bir ortamda, kendini ifade etmesine olanak veren bir yöntem ile kazanabiliriz. Bunun için Sokratik Yöntem kullanılabilir. İçerik olarak da duygu, değer ve düşünme kavramlarının derinlemesine irdelenmesi ve bunlar üzerinden insanın bir kişi olarak kendini daha fazla tanımasına katkıda bulunulabilir. Burada son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığının çok olumlu bulduğum bir girişimini anmak istiyorum: İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflarda seçmeli olarak Düşünme Eğitimi dersi verilmektedir. Bu ve benzeri çalışmalar desteklenmeli ve nasıl ilköğretimin ilk yıllarından son yılına kadar birtakım dersler veriliyorsa felsefe ya da düşünme eğitimi de verilmelidir. Bu anlamda düşünme eğitimi ve felsefe dersi belli bir çerçevede ele alınabilir ve ilköğretimin ikinci kademesinden başlatılıp lise son sınıfa değin 7 yıl okutulabilir. Bu alanda yapılacak bir çalışmayla dünyaya da örnek olunabilir. İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değil elbette. Seven, üzülen, aşık olan, pişmanlıklar yaşayan bir varlıktır da... Peki, okulda verdiğimiz akademik eğitim, insanı bu anlamda hayata hazırlayabilmekte midir? Ergenlik dönemindeki bunalımlarına nasıl çözüm olmaktayız. Okulun, çocukların hayatlarındaki yerine bakmak için çok uzağa gitmeden çevremizdeki ergenlerin odalarına şöyle bir göz atmamız yeterlidir. Biz, yani okul ve türevi olan simgeler neredeyiz? Bize yer veriyorlar mı? Bizden mi beslenmekteler? Geleceğin okulu, insan ile daha fazla bütünleşmeli. İnsanı yalnızca mesleki anlamda hayata hazırlamalı. Mesela ilişkilerini nasıl yöneteceği konusunda, kendini nasıl ifade edeceği konusunda ne derece etkili? Sosyolojide bütün toplumların aile, ekonomi, din, siyaset, eğitim ve sanat olmak üzere beş kurumdan oluştuğu ileri sürülür; hatta kimi sosyologlar sanatı bir kurum olarak kabul etmezler. Şimdi, buna eğlencenin de eklenmesi gerekmektedir. Çünkü özel ya da kamusal alanda neredeyse bütün kurumlardan daha etkili ve mesai alan bir olgudur eğlence. Eğlence, kapitalizmin Adorno nun tabiriyle Kültür Endüstrisi tarafından insanı çalışma mekânı ve anında değil boş vakit te yakaladığını ve bireyi yeniden üretip biçimlendirdiğini iddia eder. Tam da bu bağlamda eğitimin artık eğlenceli olması gerektiği talebi sanırım anlaşılır hale gelmekte. Eğlenceye kayıtsız kalmak olanaksız ama eğitimi eğlencenin içinde eritmeye doğru giden politikaların da farkında olunması gerektiği kanaatindeyim. Eğitim, kayıtsız kalınamayacak kurum. Nerede toplumsallık varsa orada eğitim vardır. Bizler, öncelikle çağımızı anlamak ve ardından var olan olgulara dair tutumlar geliştirmekle sorumluyuz. M. Foucault, geleceğin şimdiye yapılan müdahale olduğunu söyler; o halde biz, şimdiye nasıl müdahale edeceğiz? Bunun aynı zamanda geleceğimizin nasıl olacağını belirlediğini bilmem söylemeye gerek var mı? İnsan, duygularıyla kendini, değerlerle sosyal çevreyi, düşünmeyle yaşamı ve evreni anlar. Kendini, çevresini ve evreni sorgulayan bir kişi hayata karşı bir tutum geliştirip kendini konumlandırabilir ve önce uluslararası rekabet gücü olan bir dünya yurttaşı ardından da ülkesinin bir ferdi olabilir. Erkan Kerem GÖZEN Rehberlik ve Psikolojik Danışman / İstanbul İşi öğrenci yerine yapan öğretmen anlayışından, işi öğrencinin yapmasına rehberlik eden öğretmen anlayışına geçiş kaçınılmazdır. Forvet Ogrenci, Maestro Ogretmen! Yazıma böyle bir başlık seçmemin amacı, öğrenci merkezli öğretim modelinin öğretmeni değersizleştirdiğine dair görüşün temelsizliğine dikkat çekmekti. Öğretim sürecinin öğretmen ile öğrenci arasında planlı ve kontrollü bir etkileşim olduğu göz önüne alınırsa taraflardan birini diğerinin karşısında pasifize etmek, modern eğitim anlayışıyla uyuşmayacak faşizan bir fanatizmden öteye geçemeyecektir. Aksi bir beklenti abesle iştigaldir. Öğrenci rolüne kaynaklık eden forvet kavramı incelendiğinde, forvetin futbolda amacı gol atmak olan hücum oyuncusu anlamında kullanıldığı görülmektedir. Buradan da anlaşıldığı gibi forvet oyuncusu ofansif olmak durumundadır. Hücuma dayalı anlamına da gelen ofansif kavramı kendisine yüklenmiş olan öğrencilerimizin üretken sonuçlara imza atmaları, kendilerine sunulacak profesyonel, sistematik bir yardım süreciyle (rehberlikle) gerçekleşebilir. İşi öğrenci yerine yapan öğretmen anlayışından, işi öğrencinin yapmasına rehberlik eden öğretmen anlayışına geçiş kaçınılmazdır. Çağımız aktif hale gelen bireyleri yetiştirmenin gerekliliğine işaret etmektedir. İşte bu yardım sürecinin, diğer adıyla rehberliğin, öznesi adeta bir orkestra şefi gibi sınıfını sevk ve idare eden öğretmen olmalıdır. Futbolda da maestro, takımın beyni rolünü üstlenen futbolcular için kullanılan bir yakıştırmadır. Golü atan değil belki ama golün atılmasına destek veren, uygun koşulları hazırlayan kişilerin bu yakıştırmayı hak ettiği çoğu kez kabul edilir. İşte bu yüzdendir ki, Hagi ismi Jardel isminden çok daha fazla hatırlanır. Öğretmenin öğrenciye sunmasından çok daha zahmetli bir yol olan öğrenciye buldurma işi, süreci itibariyle yorucu ancak sonuçları itibariyle çok daha verimli bir yol olacaktır. Üstadın dediği gibi Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.. O çok klişeleşen tabirle balığı tutmak değil, balık tutmayı öğretmek sınıfın maestrosu olan öğretmene düşecektir. Bu şekilde öğretmenin, öğrencinin özerkliğini teşvik edici rolü de pekişecektir. Buraya kadar ortaya koyduğumuz argümanlardan hareketle işbirlikçi bir öğrenme modelinin değişen dünya tasarımında, ulusumuzun eğitsel gelişimine katkı getireceği aşikardır. Son söz: Sınıflarımızın maestrosu olacak öğretmenlerimizin, geleceğin gol kralları olacak forvetleri yetiştirme konusunda ben düzleminden, biz düzlemine geçiş yapma konusunda göstereceği özveriyi izlemekten kıvanç duyacağımı açık sözlülükle ifade etmek isterim

12 Arif Dede kimdir? 1958 yılında Giresun da doğdu. İlk ve ortaokul öğrenimini İstanbul da, lise öğrenimini Kırşehir Erkek Öğretmen Lisesinde, Yüksek öğrenimini Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü Fen ve Tabiat Bilgileri Bölümünde tamamladı. Ardından Anadolu Üniversitesi Fizik Lisans Tamamlama Programını bitirdi. Bir süre Marmara Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümüne devam etti. Sonra İstanbul Esenler Atışalanı Ortaokulunda öğretmenliğe başladı ve aynı okulda Müdür Yardımcısı oldu. Daha sonra Bahçelievler Altınyıldız Ortaokulunun kuruluşunda Müdür Yardımcısı ve Müdür Vekili olarak görev aldı yılında İstanbul Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne Şube Müdürü olarak atandı, İl Millî Eğitim Müdürlüğündeki Şube Müdürlüğü görevine devam etti yılında Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev aldı yılından itibaren ise Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü 22 MESUT KAYMAKÇI Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni / İstanbul DAHA ÇOK BAYANLAR TERCİH EDİYORLAR.. Eskişehir İL Milli Eğitim Müdürü Arif Dede Hayat Boyu Öğrenme Programını değerlendirdi Başarılı faaliyetlerinden övgüyle söz ettiren Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü ile Hayat Boyu Öğrenme Programı çerçevesinde bir söyleşi gerçekleştirdik. Aldığımız cevaplar bize farklı geldi. Sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyoruz. Sizi Arif Dede nin söyledikleri ile baş başa bırakıyoruz. Mesut Kaymakçı: Son günlerde ortaya konan çok güzel bir program var. Hayat Boyu Öğrenme programı. Sizce Hayat Boyu Öğrenme programı nedir? Arif Dede: Kişisel, toplumsal, sosyal ve istihdam ile ilişkili bir yaklaşımla bireyin; bilgi, beceri, ilgi ve yeterliliklerini geliştirmek amacıyla hayatı boyunca katıldığı her türlü öğrenme etkinliğidir. Mesut Kaymakçı: Hayat Boyu Öğrenmenin amacı ve hedefleri nelerdir? Arif Dede: Bireylerin; Değişen teknoloji karşısında sürekli olarak istihdam edilebilir konumda tutulmasını sağlamak, Sadece ülkesindeki değil dünyadaki toplumsal gelişmelere ve değişime uyum sağlamalarına yardımcı olmak, Ekonomik ve sosyal yaşama aktif katılımlarını kolaylaştırmak, Yaşamlarını daha etkin bir biçimde düzene koyma ve denetleme yeteneklerini geliştirmek, Sosyal açıdan dışlanmalarını engellemek Hayat Boyu Öğrenme nin hedefleridir. Mesut Kaymakçı: Hayat Boyu Öğrenme Programı hangi alanlarda kullanılıyor? Arif Dede: Bireylerin ve toplumun ihtiyaç duyduğu her alanda kullanılmaktadır. Mesut Kaymakçı: Vatandaş nasıl faydalanabilir, bilinçlendirme nasıl yapılır? Arif Dede: Başta okuma-yazma kursları olmak üzere diğer mesleki, sosyal ve kültürel kurslar hakkında yaygın eğitim kurumları ve örgün eğitim kurumları (Halk Eğitimi Merkezleri ve Mesleki Teknik Eğitim merkezleri, okullarımız) tarafından bilgilendirme çalışmaları ve alan çalışmaları ile yapılmaktadır. Bireylerin de ihtiyaç duyduklarında internet yolu ile web sayfalarından bilgilenmeleri mümkündür. Mesut Kaymakçı: Hayat Boyu Öğrenme Programı halka dönük bir program ama bu halkımız tarafından yeterince anlaşıldı mı? Arif Dede: Hayat boyu öğrenme etkinliklerinden yararlanmak için bireylerin istekli olmaları ve ihtiyaç duymaları çok önemlidir. Bu etkinlikler tamamen isteğe bağlı ve gönüllülük esasına göre yürütülmektedir. Ancak son zamanlarda bazı meslek gruplarında başlatılan ve zaman içerisinde tüm meslek gruplarında uygulanması yasal zorunluluk olan mesleki gelişim ve bilgilendirme faaliyetleri de hayat boyu öğrenme kapsamında yürütülmektedir. Mesut Kaymakçı: Bu programda ne tür belgeler verilmektedir? Bu belgelerin işlevi nelerdir? Bu belger nerelerde kullanılabilir? Arif Dede: Etkinliklerden seminerlere katılanlara katılım belgeleri verilmektedir. Kurslara katılanlara ise kurs eğitimi sonunda yapılan değerlendirme sınavı sonucunda başarılı olanlara Kurs Bitirme Belgesi verilmektedir. Bu belgeler diğer mesleki eğitim programlarında Çıraklık, Kalfalık, Ustalık eğitimlerinde modüler kredilendirmelerde kullanılmaktadırlar. Mesut Kaymakçı: Bu programın halkımıza tanıtılması için ve onların bu programdan azami düzeyde faydalanması için neler yapılması gerekir? Mesela STK lardan destek olur mu? Arif Dede: Tüm kişi, kurum ve kuruluşların yardımcı olması, sorumluluk alması ve katkı sunması gerekir. Hayat Boyu öğrenmeden yararlananların sayısı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüksek olması ülkemizin mutluluğu ve başarısı için çok önemli olduğundan resmi-özel tüm kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları (dernek, vakıf vb.) hayat boyu öğrenmenin etkinliklerinde duyuru, tanıtım, ulaşım, mekân temini, uzman öğretici desteği, faaliyetlerde malzeme desteği gibi konularda katkı sunmaları çok gerekli olmaktadır. Mesut Kaymakçı: HBÖ programlarına kimler katılabilir? Katılmak isteyenlerin nereye başvurmaları gerekir? Programlar ücretli midir? Arif Dede: Hayat Boyu öğrenme programlarına bazı programların özelliğine göre aranan Kayıt Kabul Şartları dışında herkes katılabilir. Örneğin 2. Kademe okuma yazma kurslarına 1. Kademe okur-yazar belgesi olmayanlar katılamaz. Mesut Kaymakçı: HBÖ programlarını kimler daha çok tercih etmektedir? Arif Dede: Hayat Boyu Öğrenme programlarını en çok bayanlar tercih ediyor. Emekliler, yetişkinler, resmi görevi olanlar veya çalışma durumunda olanlar da çalışma saatleri dışında programlara katılmaktadırlar. Herkes her zaman her konuda eğitime katılmaktadırlar. Mesut Kaymakçı: Bu programda kimler ders veriyor? Dersler nerede veriliyor? Arif Dede: Bu programlarda kurslarda verilen eğitim programı alanında öncelik sırasına göre yüksek lisans, lisans, ön lisans, ihtiyaç halinde lise ve dengi, ortaokul hatta ilkokul düzeyinde eğitim görmüş ve alanında mevzuatında ön görülen düzeyde yeterli kurs görmüş öğretmenler, kadrolu veya ücretli usta öğreticiler ile konunun gönüllü uzmanları tarafından ve uygun olan her mekânda verilmektedir. Halk Eğitimi Merkezi, Mesleki Eğitim Merkezi, Olgunlaşma Enstitüsü binalarında, okullarda, belediyelere ait mekânlarda, muhtarlıklara, derneklere, vakıflara, resmi dairelere ait uygun mekânlarda bireylerin kolay erişebileceği uygun mekanlarda eğitim verilmektedir. Mesut Kaymakçı: HBÖ programında yapılan etkinliklerde yöreselliğin etkileri var mı? Yani dersler bölgeden bölgeye değişiyor mu? Arif Dede: Hayat Boyu Öğrenmede eğitimin en önemli özelliği bölgesel özelliklerin etkin farklı ihtiyaçlara göre olmasıdır. Bir bölgede ihtiyaç duyulan eğitime başka bir bölgede ihtiyaç duyulmayabilir. Mesut Kaymakçı: Değerli Müdürüm verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz. 23

13 24 zehra Şaşmaz Okul Öncesi Öğretmeni/İstanbul Evler bahçeli ve yeşil alan alabildiğine fazla olduğundan şehirde hiç çocuk parkı yok, her bahçe sanki birer çocuk bahçesi ALP LERİN ETEKLERİNDEKİ SESSİZLİK Alpler in eteklerinde İsviçre ile 100 metrelik bir köprü ile birbirine bağlanmış olan nüfusluk yemyeşil bir Alman kasabası Kostans. Adını verdiği Kostans Gölü nü Avusturya ve İsviçre ile paylaşıyor. İsterseniz öğlen yemeğini İsviçre de akşam yemeğini Avusturya da yiyebilirsiniz. Şehrin yüksek yamacına kurulmuş Kostans Üniversitesi nin tüm binaları bu üçgen manzara içerisinde eğitim vermekte. Şehirdeki yapılanma, geniş alana yayılmış dubleks ve tripleks geniş bahçeli evlerden oluşuyor. Evler bahçeli ve yeşil alan alabildiğine fazla olduğundan şehirde hiç çocuk parkı yok, her bahçe sanki birer çocuk bahçesi 27 Ocak 2013 tarihinde, davet edildiğim bir öğretmen değişimi projesi ile Almanya nın Kostans eyaletine gerçekleştirdiğim 1 haftalık çalışma gezisi esnasında Alman Eğitim Sistemi ni yakından tanıma ve inceleme fırsatı elde ettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Gezi programında Kostans Üniversitesi, bizim fen liselerimize denk olan üst düzey akademik başarı gösteren gymnasiyum, Gesamtschule denilen meslek liseleri, Realschule ve Houptschule adlı ortaöğretim ve Kindergarten i (anaokulu) de içinde olan Grundschule dedikleri ilköğretim okulları olmak üzere 9 eğitim kurumunu ayrıntılarıyla gezip brifing aldık. 16 eyaletten oluşan yapısı, kuzeyden güneye, batıdan doğuya olmak üzere kendi arasında dört ana bölgeye ayrılmış durumda. Eğitimden bizdeki eşiti olan il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri sorumlu. Okullara yönetici ve öğretmen atamalarını bu müdürlükler yapıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine müdür ve öğretmen ihtiyacını bildiriyor, İl Milli Eğitim Müdürlüğü de atamayı gerçekleştiriyor. Her il milli eğitim müdürlüğü üç eyaletin eğitim işlerinden sorumlu. Türkiye de olduğu gibi merkezi atama ve kadrolu olma söz konusu değil. Bizdeki ücretli öğretmen ataması gibi bir uygulama yapılıyor ve performansı düşen öğretmenin çalışmasına gerektiğinde son veriliyor. Hiç kimse işinden olma riskini göze alamıyor ve en yüksek performansla çalışıyor. Ülkede ulusal bir eğitim bakanlığı var, yılda bir kez bu bölge müdürleriyle toplantı yapıyor ve bir çerçeve program hazırlıyor, üçer eyaleti içine alan bölge milli eğitim müdürlükleri, bu ana programa ek olarak kendi istekleri doğrultusunda programlar ekleyebiliyorlar. Okulları ziyaretimiz esnasında ilk olarak dikkat çeken şey onlarca öğrenci olmasına rağmen ortamın çok sessiz olması oldu. Dersler bizdeki gibi 50 dakika ama zil sesi yok. Neden zil çalmıyor? diye sorduğumuzda ise Sadece biz öğretmenlerin duyacağı kadar olması yeterli, sadece biz duyuyoruz ve dersi bitirip bitirmeyeceğimize biz karar veriyoruz. cevabını aldık. İkinci en dikkat çekici durum ise okullarda bahçe duvarı ya da tel örgü olmayışıydı. Dolayısıyla güvenlik görevlisi diye biri de yoktu! Özellikle küçük grup öğrencilerinin davranışlarını izlediğimizde hiç birinin okuldan uzaklaşmak gibi bir eylemde bulunmadığını gördük. Ne okul yöneticilerinin odasında ne de koridorlarda güvenlik kameraları yoktu. Teneffüste koşarak bağırarak hatta birbirini ezerek hareket eden öğrenciler göremeyince oldukça etkilendik, hepimiz. Sanki okul değil hastaneleri geziyorduk. Anasınıfı öğrencilerinden başlayarak özdenetim maksimum seviyedeydi. Her okulda bunu nasıl başardıklarını araştırdığımızda yetkililerden şu cevabı aldık: Öğrencilerin tümü kuralları çok iyi bilirler, kurallara uymadıklarında ise okuldan atılmak gibi yaptırım söz konusudur. Aileler bu kurallara göre çocuklarını yetiştirirler.. Her yerde sükûnet hâkim, Alman disiplini dedikleri buydu sanırım. Her okulda giriş kapısının ilerisinde sandıklar içerisinde elmalar vardı. Bölgedeki elma yetiştiricileri her gün her çocuğa bir elma düşecek şekilde bağışta bulunuyorlarmış, kimse iki tane almıyor, sadece bir tane. Kıyafet serbestisi olduğundan öğrenciler en rahat buldukları kıyafeti giyip gelmiş, marka düşkünlüğü kesinlikle 25

14 Özellikle liselerde tertemiz tıraşlı, düzgün giyinmiş Eğitimciler erkek öğrenciler, Değişim saçlarını belirtti yetkililer. Sınıflarda raylı çift tahtalar var, toplamış birisi yazı ile dolunca yukarı kaldırıp diğerini kullanıyorlar. İstisnasız her sınıfta lavabo var, eli tebeşir olan hemen yıkıyor ellerini. Küme şek- İstiyor makyajsız kız linde oturma düzeni kullanılıyor ancak dersin öğrencileri görünce şaşkınlığımız ister istemez yüzümüze Adil Gülmez sirayet yazı etmiş durumdaydı. Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü yönetildiği takdirde örgüt için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. göremedik. Özellikle liselerde tertemiz tıraşlı, düzgün giyinmiş erkek öğrenciler, saçlarını toplamış makyajsız kız öğrencileri görünce şaşkınlığımız ister istemez yüzümüze sirayet etmiş durumdaydı. Ne üniversitede ne de okullarda akıllı tahta göremedik. Nedenini sorduğumuzda ise devletin ekonomik nedenlerle temin edemediğini içeriğine göre anında daireye de çevirebiliyorlar ders sıralarını. Çok değişken oturma şekilleri kullanıyorlar. Otomobil motor bölümü olan meslek lisesinde öğrenciler, ülkenin kendi üretimi olan BMW, Mercedes, Audi ve Wolkswagen fabrikalarının hibe ettikleri onlarca araç üzerinde uygulamalı olarak eğitim yapıyorlar. En son geliştirilen elektronik sistemlerle tam bir uzman gibi yetiştiriliyorlar. Meslek liselerinde malzeme sınırı yok, öğrenmeyi sağlayacak her tür materyal fazlasıyla temin edilmiş. Elleriyle, bedenleriyle yaparak yaşayarak öğreniyorlar. Almanların I. Dünya Savaşı nda geliştirdiği hava aracı Zeplin in orijinal büyüklükteki maketi ve kalıntıları Zeplin Müzesi nde sergilenmekteydi. O yıllarda ülkemiz varlık mücadelesi verirken, Almanya nın varlığını çoktan ispatlamış olduğu anlaşılmaktaydı bu müze gezisinde. Türkiye de alışık olmadığımız bir diğer durum ise yol kenarlarında sadece dönüşlerde trafik lambaları var. Yol kenarında bir kişi bile olsa tüm araçlar duruyor ve yayaya yol veriyor. Bir haftalık ziyaretim esnasında bir kez bile korna sesi duymadım. Yollar yaya, bisiklet, araba ve tren olmak üzere dört bölüme ayrılmış, herkes Eğitimciler ait olduğu yoldan gidiyor. Arkadaşımın resmini çekmek için yanlışlıkla bisiklet yoluna girmişim, bir de baktım gelen bisikletliler durmuş benim resmi çekmemi bekliyorlar, herkes nazik, kim- Değişim se kimseye bağırmıyor hakaret etmiyor. Benim için alışılmışın çok dışında şeylerdi bunlar. Üçüncü gün otobüs durağında bekleyen bir kişi görünce sevindik, şehir bomboş gibi. Nerde bu İstiyor insanlar demekten kendinizi alamıyorsunuz. Akşam saat 8.00 de tüm mağazalar kapanıyor ve insanlar saat da uyuyorlar, o saatte sanki sabaha karşıymış gibi şehir sokakları sessizliğe bürünüyor. Gündüz sessiz, gece sessiz, şehrin her yeri sükûnet kaplıydı. Ağzına kadar Adil Gülmez yazı Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü yönetildiği takdirde örgüt için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. dolu otobüsler, bir yerden bir yere yetişmeye çalışan insanlar, yollarda dilenciler yoktu. Kısacası yaşamı tehdit edecek hiçbir unsur yoktu. Dolayısıyla çevrede hiç polis de yoktu. Evlerin önünde arabasını, bisikletini, oyuncağını bırakmıştı çocuklar. Ren nehriyle birleşen bu devasa gölde balık tutmak yasaktı. Alplerden gelen kar sularıyla beslenen gölün suyu içilecek derecede berrak görünüyordu. Tüm kurallar doğayı ve şehrin dokusunu korumaya yönelik planlanmıştı. İşte böyle akıllarda uzun süre iz bırakacak bir araştırma gezisiydi bu. Almanya nın Hamburg, Berlin, Bonn gibi kozmopolit şehirleriyle fazla benzerlik göstermeyen, yüzlerce kilometrelik alana serpiştirilmiş yaşanası bir güzellikti Kostans

15 28 H a s a n H ü s e y i n S E LV İ Eğitim Denetmeni / Ankara Sistem bazı değişimleri henüz hazmedememişken eğitim sistemindeki olarak bilinen okul ayrımlarının yapılması, dershanelerin kapatılma çalışmaları vb. kafa karışıklığını daha da arttırmıştır. EgITIM SISTEMIMIZE FARKLI BIR BAKIS Son dönemlerde Milli Eğitim sistemimizde köklü değişimler olmuştur. Şüphesiz bu olumlu değişimleri görmezden gelmek mümkün değildir. Milli Eğitim yapısında sistem kavramı 1739 Milli Eğitim Temel Kanununda yer almaktadır. Sistem, karmaşık ve etkileşimli parçaların bütünleşmiş bir topluluğudur. Barnard, organizasyonları bilinçli oluşturulmuş işbirliği sistemi olarak görmüştür. Parsons ise organizasyonları üyelerin oynadığı rollerden meydana gelen sosyal bir sistem olarak tanımlamıştır. Katz ve Kahn organizasyonların kendi kendini beslediği açık bir sistem olarak görmüştür. Sonuç olarak milli eğitim camiasının bir sistem bütünlüğü içinde yönetildiğini söyleyebiliriz. Milli Eğitim Sistemi içinde son dönemde yapılan en köklü değişim yapının değişmesidir. Downsizing (küçülme) denilen kavram mükemmele ulaşmanın yolu olarak görülmüştür. Bu kavram 1990 ların modasıdır. Katmanları azaltmak, zararlı otlardan kurtulmak, kangren olmuş bölümleri kesmek, pasları temizlemek, fazla kilolardan kurtulmak, hiyerarşik basamakları azaltmak deyimleri küçülmeye örnek olabilir. Şirketlerde bunun uygulaması esas faaliyet alanı olmayan yan uğraşılardan kurtulmaktır. Bakanlık birimlerinin azaltılması buna örnek verilebilir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığında devrim olarak nitelendirilebilecek bu çalışmanın etkisi alt birimlerde olumlu görülememiştir. Okulların bürokrasiden kaynaklanan işleri azalmamış, bakanlığın yan uğraşı alanı olan ve eğitim dışı faaliyetleri olarak kabul edilen öğretmenevleri, İLKSAN, hizmet içi eğitim merkezleri vb. uygulamalar devam etmiş, atamalarda şeffaflık sağlanamamış kısacası fordist ve taylorist yapılar zayıflamamış tam tersi güçlenmiştir. Sistemler çevreden enerji alırlar, aldıkları enerjiyi çıktı olarak verirler. Bu süreç temel olarak bu şekilde devam eder. Sistemi oluşturan birçok öğe bulunur. Sistem yeterli enerjiyi alamadığında entropi denilen güç yitimi olur. Organizasyonlar yaşayan, öğrenen, büyüyen organizma olarak görülebilir. Etkili bir girdinin olmaması, ya da sistem içerisinde girdiğinin etkili olarak değerlendirilememesi yönetim anekrosisi denilen beslenme bozukluğu sorununa neden olacaktır. Öğretmen atamalarında aksaklıklar, uygun yönetici seçememe, temel girdi olan öğrencilerin ve velilerin belirsizlik yaşaması vb. örnekler milli eğitim sisteminin yeterli girdiyi almasını ve bu girdiyi işlemesini güçleştirmektedir. Sistem bazı değişimleri henüz hazmedememişken eğitim sistemindeki olarak bilinen okul ayrımlarının yapılması, dershanelerin kapatılma çalışmaları vb. kafa karışıklığını daha da arttırmıştır. Toplumda olarak bilinen 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile zorunlu eğitim süresi 8 yıldan 12 yıla çıkarılmış ve bazı yeni uygulamalar gündeme gelmiştir. Şüphesiz eğitim süresinin uzaması, imam hatip öğrencilerin ilkokul sonrası eğitim almaya başlaması olumlu ve insan hakları açısından gerekli uygulama olarak görülebilir. Ancak sistem anlayışı içinde değerlendirildiğinde bu değişimin sistem içerisinde hazmedilmesi kısa sürede mümkün görülmemektedir. Peter Senge nin 5. Disiplin adlı meşhur kitabında çeşitli yasalar sunulmuştur. Bu yasalar çerçevesinde ilgili kanun kapsamında yapılan değişimleri değerlendirmek istiyorum. Birinci yasa: Bir fiilin ikiye bölünmesi diye bir şey yoktur. Sistemlerin bir bütünlüğü vardır. Doğal olmayan yollarla okulları ilkokul ve ortaokul diye bölmek sisteme zarar vermiştir. İkinci yasa: Pastanız olur, yiyebilirsiniz ama hepsini birden değil. Okulların dönüşümünde süreç düşünüşü gerekliydi. Ani kararla okulları ve ünvanlarını değiştirmek sisteme zarar vermiştir. Üçüncü yasa: Daha hızlı daha yavaştır. Okullar kısa sürede dönüşüme tabi tutulmuştur. Sistem hazmedemediği halde ani değişimlere devam etmek hazımsızlığa neden olmuştur. Dikkat sistem her an kusabilir. Dördüncü yasa: Tedavi hastalıktan kötü olabilir. 28 Şubatla birlikte 8 yıllık zorunlu eğitimde sistemde bazı hastalıkların çıktığı kesin. Ancak tedavi yöntemi de bir önceki gibi sorunlu. Beşinci yasa: Kısa vadeli kârlar, uzun vadeli zararlar doğurur. Sistem uzun süre kendine gelemeyecektir. Altıncı yasa: Bir sorundan kolay çıkış o sorunu normal olarak geri getirir. Sorunlara çözüm olarak getirilen öneriler başka sorunlar doğurmuştur. Yedinci yasa: Bugünün problemleri dünün çözümlerinden kaynaklanır. Basit çözümler zor problemlere neden olacaktır. Sekizinci yasa: Olaylara takılıp kalmamak gerekir. 28 Şubat a takılıp kalmak 2013 problemlerine çözüm olmaz. Basit çözümler zor problemlere neden olacaktır. Kısacası bu değişimler Türkiye nin uluslararası ölçekli sınavlarda başarılı olmasını sağlamamıştır. Bu değişimlerle okullardaki şiddet azalmamıştır. Okuldaki değerler artmamıştır. Üst düzey atamalarda kayırma, hemşericilik, sendikacılık devam etmektedir. Öğretmenlerin uzmanlaşması için bir girişim başlatılamamıştır. Öğrenciler ve veliler hatta eğitimcilerde sisteme karşı güven sorunu vardır. Milli Eğitim Sisteminin en büyük problemi ise motivasyon eksikliğidir. Sistemi oluşturan bütün girdilerin motivasyon kaynakları yok edilmiştir. Değişim tek başına bir hiçtir. Önemli olan insanları değişimlere inandırmak ve onları motive etmektir. İki yılda dört genel müdür değiştirmek değişim değil, değiştirmektir. Bardağı kırmak istiyorsanız daha yukarıdan bırakın. Yani önce öğretmeni grup başkanı yapın sonra teşekkür ederek okuluna arkadaşlarının yanına gönderin. Yumurtaları kırmak istiyorsanız bir adamın eline 30 yumurta koyun ya da bir adama 30 yumurta taşıtın. Adamların boğulmasını istiyorsanız bakanlıktaki havuza atın. Müfettişe denetmen deyin, haklarını değiştirmeyin. Müfettişleri okul müdürlerinin üzerine sık sık gönderin, okul birliklerine baskınlar yaptırın. Cezalar yağdırın. Sistem içerisinde aynı safta olan insanları karşı karşıya getirin. Bu böyle gider. Kısacası çalışanların gayelerini/vizyonlarını yok edin. Eğer milli eğitim sisteminde illa bir küçülme ve değişim olacaksa rehabilitasyon merkezlerini kapatabilirsiniz, rehberlik araştırma merkezlerini, bilim sanat merkezlerini daha işlevsel hale getirebilirsiniz. İlksan ı kapatabilirsiniz. Hizmetiçi eğitim merkezlerini kapatıp Milli Eğitim Akademisini açabilirsiniz. Öğretmen ve okul müdürü kriterlerinden önce bakanlık teşkilatı yöneticilerinin kriterlerini koyabilirsiniz. Müfettişlere kariyer sistemi getirebilirsiniz. Sistemi oluşturanların gayesi ne olmalı? Bu soruya Einstein kuralı ile cevap vermek istiyorum: İyi ya da mutlu olmak benim için gaye olmamıştır. Ben bu türden ahlaki hedefleri daha çok bir domuzun hırsıyla mukayese ederim. Yalnızca başkalarına adanan hayat yaşamaya değerdir (John, Adair).. Öğrenciler ve veliler hatta eğitimcilerde sisteme karşı güven sorunu vardır. 29

16 YUSUF MESUT KİLCİ Meslek Dersleri Öğretmeni/ Eskişehir Ailede, insan çocuk yaşlarda bilgiden çok, çevresiyle olan ilişkilerini düzenleyici davranış özellikleri kazanmaktadır. 30 NİTELİKLİ EĞİTİM- ÖĞRETİM, VERİMLİ İNSAN Her toplum için geçerli davranış kalıplarının sosyalleşme ve sosyal denetim aracılığıyla gerçekleştirilen, çocuğun ailesi içinde başlayıp çevresi ile sürdürülen okul dönemini de içine almak suretiyle mesleki eğitimini de kapsayan hayat boyu sürüp giden etkinliğe eğitim denir. Öğretim; gayesine ulaştırıcı özellikteki kurumlarda önceden belirlenen program ve kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen bir sosyolojik etkinlik olup diploma ile belgelenir. Eğitim ve öğretim birbirini tamamlayan iki unsurdur. Eğitim insanların birbirleri üzerindeki tabii etkilerini ve sonuçta meydana gelecek davranış değişikliklerini planlı ve kontrollü bir biçimde yapma işidir. İlgili ve sorumlu kişiler bu işi belli değerlere dayanarak ve görev alarak yaparlar. Eğitim kişiyi ve toplumu aynı derecede ilgilendiren bir iştir. İnsan bütün beceri ve kabiliyetini yine insanlar arasında yetişmekle geliştirebilmektedir. Kısaca eğitim ve öğretim insanı küçük yaşlardan itibaren hayata hazırlama demektir. Bir yıl sonrası ise düşündüğün, tohum ek. Ağaç dik, on yıl sonrası ise düşündüğün. Ama düşünüyorsan yüz yıl ötesini, Halkı eğit o zaman. Bir kez tohum ekersen, bir kez ürün alırsın. Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın. Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen milleti. KUANTZU(M.Ö 650) Eğitim ve öğretim insan hayatı boyunca aile, okul ve çevre üçgeninde meydana gelen bir olgudur. Eğitim ve öğretim ailede başlamaktadır. Okul yaşına gelinceye kadar, anne baba, sonra da öğretmen bir insanın hayata, daha doğrusu hayatın gerçeklerini karşılamaya, onlara karşı koymaya hazırlanmasını sağlayan kişilerdir. Ailede, insan çocuk yaşlarda bilgiden çok, çevresiyle olan ilişkilerini düzenleyici davranış özellikleri kazanmaktadır. Görgü terbiye, dediğimiz kavramlar aslında bu davranış özelliklerinden gelmektedir. Hayata hazırlanırken; ihmali mümkün olmayan aile görgü ve terbiyesi insanlarda çok küçük yaşlardan itibaren şahsiyetin oluşmasını sağlamaktadır, daha doğrusu güçlü ve zayıf karakter ile şahsiyetlerini meydana getirmektedir Eğitim süreci, nitelikli insanı yetiştirmeye çalışan bir faaliyet bütünüdür. Nitelikli insan, nitelikli eğitimin sonucudur. Eğitim yolu ile yetiştirilmesi hedeflenen insan tipinin özel- likleri; bilgi ve beceri sahibi olmakla beraber en üst seviyede kendini ifadelendirmeyi, kendini gerçekleştirmeyi ve gizli güçlerini açığa çıkarmayı amaçlayan, bu amaçla kendini yönetebilen bir güce sahip olan insanı yetiştirmektir. Eğitimin kalitesini yükseltmek yolu ile yetiştirmeyi amaçladığımız insanın sahip olduğu bilgileri sadece zihinsel değil, davranış ve tutum düzeyinde de yansıtabilen üretici bir insan olması beklenir. O aynı zamanda başkalarının isteklerine ve çevreye karşı da duyarlı olabilen, paylaşmayı bilen, duygu, düşünce ve fiillerinde özgür ve girişimci olabilen, ön yargılardan uzak hiçbir fark gözetmeksizin kendini insanlıkla bütünleştirebilen bir insan tipidir. Böylece bu insan doğruyu arayan; çalışmayı, bilgi edinmeyi ve verimli olmayı amaçlayan ve giderek tüm evreni kucaklayacak bir sevgi duygusunu taşıyabilir. Arzu edilen nitelikli insan tipini yetiştirebilmek için onu yetiştiren öğretmenin nitelikli olması ve öğretim becerilerine sahip olacak şekilde eğitilmesi gerekir. Öğretmenin yetiştirilmesinde gelişmiş ülkelerin kullandığı model: 1) Eğitim felsefesi 2) Eğitim politikası 3) Seçme 4) Yetiştirme; a) Alan bilgisi b)genel kültür c)meslek Bilgisi d) Uygulama 5) Yerleştirme 6) Araştırma ve değerlendirme Öğretmen, aile gibi görgü ve terbiye yanında bilgi de aktardığında, önem sırası itibariyle ailenin dahi önüne geçer. Öğretmen bir nesilde biriken görgü, terbiye ve bilgiyi diğer nesillere aktaran toplumun en önemli parçasıdır. İnsanların hayatla mücadelesini sağlayan refaha ve haysiyete dayanan bir yüksek hayat tarzını mümkün kılan kişidir. Öğretmen bilgi aktarırken insanı işleyen, ona kültür veren, onu hayatı boyunca etkileyecek olan kişidir. Öğretmenden beklenen kültür kavramı insanlar için çok önemlidir. Çünkü bilgili olmak, kültürlü olmaya yetmez. Gözleri görmeyen bir insana, yol göstermesini, rehberlik etmesini bilen kurt köpeği belli ölçüde bilgi edinmiştir. Şimdi bu köpeğe kültürlüdür diyebilir miyiz? O halde biz öğretmenin niteliklerini şu cümle ile özetleyebiliriz: İnsanları hayata hazırlayan, bilgi ve kültür veren insanları yönlendirme sanatkârıdır. Kalkınma politikasında en önemli konu eğitim ve öğretim anlayışı ile ilgilidir. Çok savunulan bir anlayışa göre herkesin genel eğitim ve öğretimden yani herkesin ilköğretimden geçmesi ve okuryazar oranının yüzde yüze çıkarılması ile ülkenin kalkınacağı zannedilmiştir. Bu anlayış öğrencinin birinci plana, öğretmenin arka plana konmasını gerektirir. Hâlbuki buradaki amaç öncelikle yetişmelerini sağlamak olmalıdır. Çünkü eğitmek, öğretmekten daha zor ve önemli bir iştir. Öğretmenin görevi öğrencideki kabiliyeti ortaya çıkarmak ve onun gelişmesine yardımcı olmaktır. Bunu yapabilmek için de öğretmenin kabiliyetli ve iyi yetiştirilmesi gerekir. Aksi halde öğretmen kendinde olmayan bir şeyi başkasına veremez. İnat Öğretmen belli bir sistem etrafında, belli bir konuyu işleyen değil, dağın kalbini, ağacın acısını kuşun ele avuca sığmazlığını yani her şeye yürek ve ruh katarak veren; böylece kuru toprak parçasına vatan, dağ, heybet, mezar taşında şehidin serencamını hissettirendir. 31

17 Eğitimciler Değişim İstiyor edici bilgiye sahip olmayan öğretmen, öğrenci karşısında Adil Gülmez ancak spikerlik hizmeti yapar. yazı Öğretmen mesleki formasyonunu almış, çağın gereklerini yerine getirebilen, manevi değerlere bağlı, ileri görüşlü, aydın fikirli, sevgi dolu ve müşfik olmalıdır. Öğretmen belli bir sistem etrafında, belli bir konuyu işleyen değil, dağın kalbini, ağacın acısını, kuşun ele avuca sığmazlığını yani her şeye yürek ve ruh katarak veren; böylece kuru toprak parçasına vatan, dağ, heybet, mezar taşında şehidin serencamını hissettirendir. Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü yönetildiği takdirde örgüt için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. Karanlığa küfredeceğine bir mum yak. diyen Konfüçyüs insanı hep bir göreve ve sorumluluğa çağırır. Bu görev ve sorumluluğu bilinçli bir şekilde yerine getiren öğretmendir. Medeniyetlerin kurulması ve yaşatılması düşünür ve bilginlerle mümkündür. Ya öğreten, ya öğrenen ol. emri insanı şekillendirmeye çağıran bir davet, şekillendiriciye ise bir övgüdür. Günümüz okullarındaki eğitim metotlarına şöyle baktığımızda; öğrencilere eğitim yerine hayatta kullanamayacağı bilgiler veriliyor. Böylece olumlu anlamda nitelikli insan yetişmesi imkânsız hale geliyor. İlköğretim birinci kademe müfredat programını ve ders kitaplarını incelediğimizde; bir öğrenciye bir yıl sonunda rahatlıkla öğretilebilecek bilgiler beş yılda verilir. Geriye kalan zaman hayatta hiçbir zaman kullanamayacağı bilgileri öğretmek için sarf edilir. Böylece, öğrencilerin öğrenmeye en elverişli çağı olan yaşlarda beş yılın dördü boşa harcanmış olur. Beş yılın sonunda öğrencinin elinde biraz bilgi olarak aritmetik, biraz geometri, bir de kırık dökük bir okuma yazma bilgisi kalır. Nasıl olsa öğrencinin önünde ortaöğretim vardır. İlköğretim ikinci kademe ve liselerde verilen eğitim öğretim de yoğunluk olarak ilköğretim birinci kademeden farklı değildir. İlköğretim birinci kademede kavrayamadığı bazı bilgi, biraz daha ayrıntılı bir şekilde yeniden anlatılır çocuğa Böylece lise mezunu bir genç, yüz yıl önceki yaşıtlarının daha fazla bilgi, güzel davranışa sahip olduğu bir yaşta diploması ve bilgi birikimi hemen hiçbir şey için yeterli olmayan potansiyel bir işsiz olarak kalır. Genel eğitim kurumlarının yetiştirdiği öğrencilere baktığımızda tanzimattan bu güne kadar yetişen insanımızda eğitimin kalitesinin kademeli olarak düştüğünü görürüz. Bu eğitim sisteminde okullarda öğrenilmesi gerekeni öğrenmeden hayata atılan kişiler; toplumun karşısına gerekli eğitimi alamamış mühendisler, doktorlar, savcılar, öğretmenler olarak çıkarılıyor. Eğitim hizmeti ister devlet ister özel sektör tarafından verilsin mutlaka bir hedefin bir istikametin olması gerekir. Geçmişten günümüze kadar ülkemizde uygulanan eğitim sistemlerini incelediğimizde gördüğümüz gerçek şudur; Uygulanan metotla istenilen hedefe ulaşamadığımız gibi arzulanan insan tipini de yetiştiremedik. Aksine bu eğitim sistemlerinde yetişen bireyler kendi değerlerinden, kültür ve medeniyetinden uzak olarak toplumun karşısına çıkmaktadırlar. Bu güne kadar uygulanan eğitim sistemleri bizlere istenilen faydayı sağlamamıştır. Bizim eğitim sistemimiz bize göre olmalıdır. Eğitim öğretim sisteminin etkin olabilmesi için toplumsal yapıdaki değişmelere uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak eğitim, öğretim sistemimiz toplumumuzun ihtiyaçlarına, gelişen eğitim, öğretim tekniklerine ayak uyduramadığı için yetersiz kalmaktadır. Genellikle bilgiler hayatın pratiklerinden kopuk bir yığın bilgi olarak kalmakta, ortaöğrenimini yüksek öğrenime geçiş, bir ara basamak özelliğinin ötesine geçirmemektedir. Hâlbuki eğitimin, öğretimin amacı toplumun ihtiyacına göre insan yetiştirme, önceki nesillerden intikal eden kültürü manevi değerleri, medeniyeti geliştirerek daha sonraki nesillere intikal ettirmektir. Eğitimciler Eğitimden beklenen ise İlim tahsil etmenin amacı ilim sahibi olmaktır.. Bu düşüncede olan anne ve babalar çocuklarını bu amaca hizmet eden kurumlara Değişim göndermekten çekinmemektedirler. Bu gün gelinen noktada bütün milletler, bütün toplumlar sivil eğitim, özel eğitim olgusunu İstiyor tanımak zorundadır. Eğitim, Kişinin kendi yaşantısı yoluyla, istenilir tavırlar, davranışlar ve beceriler kazandırmaktır. şeklinde de tanımlanabilir. Bütün eğitim işiyle uğraşan aynı soruyla bu işe başlarlar. Niçin öğretelim?(amaç),neyi öğretelim?(konu),nasıl öğretelim?(metot). İster öğrenen, ister öğreten Adil olalım Gülmez amaç ve konu tespitinden önce iyi anlamamız yazı gereken şeylerden biri kaynak farklılığının, insanı nerelere götürebileceğidir. Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü yönetildiği takdirde örgüt için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. Yaşantı yoluyla elde edilen yeni bilgilerden bazıları zihne ulaştığında, orada önce bulunan bilgilerle uyum içinde yerine geçer oturur. İlgili konuda hiç bilgi yoksa kendi merdivenin ilk basamağı olur, daha sonra gelecek bilgilerin temel taşı olur, daha önce kendisiyle ilgili bilgiler varsa da son basamağı Zihne ulaşan bilgilerin hepsi bu kadar uysal ve uyumlu değil, zihindeki mevcut bilgiler de öyle. Dışarıdan giren bilgilerle, mevcut bilgiler arasında, ilk karşılaşmalarında birbirleriyle çelişebilirler ve hatta çatışabilirler. İşte eğitimcinin, öğretmenin görevi burada başlıyor. Yeni bilgi, eski bilgiyle yani alışılmışla çelişip çatıştığında düşünen insan anahtar sorusunu sorar Ya önceki bilgilerim yanlışsa? Bu soruyu sorabilecek insanın ön yargısız olması gerekiyor. İnsanları yüceltmemesi, bazı insanları da yargısız infaz etmemesi gerekiyor. İki günümüz birbirine eşit olmasın diyorsak görüşlerimizi dondurmamak, doğru zannedilen bazı bilgilerin zamana ve mekâna göre yanlış ve doğru olabileceğini hesaplamak zorundayız. Hele kendimize şu soruyu sormak; Ya ben yanlış anlamışsam? Bu soru, çok bildiğini sanan insanların kibirlerini hakikatin üzerinde bir perde olmaktan çıkaracak ve insanı konunun araştırmasına götürecektir. Nasıl öğretelim? Öncelikle yaşayarak. Eğitimci yaşadığının ve anlattığının dengesini bozmamalıdır. Bilinen odur ki öğrenci, öğretmenin dediklerinden ziyade hareketlerine, işine bakar. Diğer bir konu, bugüne kadar ezber eğitiminden araştırma eğitimine bir türlü geçememektir. Özellikle kavram eğitimine ağırlık vermeliyiz. Üstün bir toplum olmak bütün toplumların en büyük rüyası, hayallerini süsleyen en büyük düşüncesidir. Çağlar boyunca her toplumun kendi medeniyetini kurma ve kendi kültür inancını yayma çabası ile yaşamış, gerektiğinde bunların uğrunda gücünün üstünde fedakârlıklarda bulunmuştur. Bir toplumun geleceği, medeniyetinin küçük ama ileride kahraman olabilecek çocukların sayesindedir. Çocuklar geleceğin yolcusudur. Onların rehberi öğretmendir. Ortaöğretimde amaç iyi bir eğitim almak olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında yeterli bir eğitim alan öğrenci Yaşantı yoluyla elde edilen yeni bilgilerden bazıları zihne ulaştığında, orada önce bulunan bilgilerle uyum içinde yerine geçer oturur

18 34 Değişim İstiyor Gencin özellikle gelecekle ilgili aşırı güvensizliği Adil Gülmez onu yazı sağlıksız bir psikolojik gelişim içine ittiği, bunun Değişim süreci, iyi yönetildiği takdirde örgütü başarıya götüren, kötü da yönetildiği daha çok takdirde sosyal örgüt problemleri için bir yıkım da yaratabilecek oldukça zor ve sancılı bir süreçtir. beraberinde getirebileceği söylenebilir. toplumla bütünleşerek, günlük hayatında ihtiyaç duyacağı bilgileri edinerek, gelecekteki hayatı için yön verici problemlerini çözücü bir başlangıç olacaktır. Eğitimciler Öğrencilerin kendilerini daha yeterli hissederek, yaşama daha güvenli bakmaları sağlanabilecektir. Üniversite ve yükseköğretim kurumlarının öğrenci yerleştirmedeki sınırlı imkânları sebebiyle, ortaöğretim kurumları bir yarış alanına çevrilmiştir. Türkiye deki ortaöğretim kurumlarında öğretimin aynı düzeyde verilemeyişi bu yarışın eşit şartlar altında gerçekleştirilmesine imkân vermemektedir. Genellikle üniversite ve yüksek öğretim okullarına girebilen öğrencilerin çoğunluğunu büyük şehirlerdeki bilinen belirli liselerden mezun olan öğrenciler oluşturmaktadır. Ayrıca sosyo-ekonomik şartlar altında yetişen öğrenciler farklı ölçülerde faydalanabilmektedirler. Bu durum geleceğe kuşku taşıyan gençler ortaöğretimdeki aldıkları öğretimi ciddiye almadıklarından başarısızlıkları ve verimsizlikleri yaygınlaşmaktadır. Ortaöğretimin kendisini, üniversiteye girebilmenin ötesinde hiçbir şey kazandırmadığını gören genç, güvensizlik duyduğu ortamda öğretim sistemini eleştirmeye başlayacak, daha sonra da bu eleştiriler gittikçe büyüyen bir biçimde yönetim eleştirisine dönüşebilecektir. Gençliğin eğitim kurumlarıyla olan anlaşmazlığı, toplumdaki diğer kurumlarla da çelişki içine girmesini kolaylaştırıcı bir rol üstlenmektedir. Gencin özellikle gelecekle ilgili aşırı güvensizliği onu sağlıksız bir psikolojik gelişim içine ittiği, bunun da daha çok sosyal problemleri beraberinde getirebileceği söylenebilir. Eğitim sistemi aileden çevreye, çevreden okula bütün sosyolojik kurumlara daha alt düzeyde kitle iletişim araçlarına kadar uzanan ve devletin genel politikası doğrultusunda gerçekleşen öğeler bütünü olarak ele alınmalıdır. Ortaöğretimde başarılı olmanın bir şartı da zamanı verimli halde değerlendirmektir. Zaman kavramı insanın günlük hayatında çeşitli dilimler halinde yer almaktadır. Kişinin hem kendisi hem de başkaları için bütün zorunluluklarından, yaptırımlarından, bağlantılarından vazgeçeceği ve kendi seçeceği bir faaliyetle uğraşacağı zaman dilimini bazı bilim adamları serbest zaman veya özgür zaman olarak tanımlamışlardır. Gerçi kişinin bütün hayatını içine alan zaman sürecini verimli bir şekilde değerlendirmesi onun psikolojik ve biyolojik açıdan sağlıklı gelişmesine yardımcı olacaktır. Genel eğitim sisteminde zamanın her sürecini en verimli şekilde değerlendirmek, uygulanan eğitim sistemini destekleyen bir araç olarak ele alınmalıdır. Öncelikle devletin sunduğu var olan imkânlardan en üst düzeyde yararlanmalıyız. Mesela okulda geçen süre eğitsel kulüplerde, okul kitaplıklarında, el işi atölyesinde, spor salonlarında öğrencilerin hizmetinde değerlendirilmeli. Okuma alışkanlığı kazandırılması, sporun her bir dalında yetiştirilmesi, yeteneklerine göre edebiyat veya görsel sanatlarda becerilerinin geliştirilmesi kısacası öğrencilerin pasiflikten aktif duruma geçirilmesi. Atatürk bu konuda Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Kültür ise okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekâyı eğitmektir. demektedir. Eğitimciler Bir ülkenin geleceğini şekillendirecek olan Değişim İstiyor Ramazan ÖZER Meslek Dersleri Öğretmeni / Denizli Öğrencilik Adil Gülmez günlerimizi yazı düşünürsek, bizleri Değişim en çok süreci, etkileyen iyi yönetildiği ve derslerine takdirde örgütü başarıya severek götüren, katıldığımız kötü yönetildiği öğretmenlerin takdirde örgüt monotonluktan için bir yıkım da uzak, yaratabilecek dersi neşeli oldukça hale zor getirmeyi ve sancılı bir süreçtir. bilenler olduğunu fark ediyoruz. Sınıf Hâkimiyeti Üzerine şüphesiz eğitimcilerdir. Çünkü yetişme çağındaki çocuklar ve gençler onlara emanet edilmiştir. Haliyle vatanını sevip milletine yararlı olmak isteyen her eğitimcinin bu bilinçle davranması gerekir. Ülkemizin öğretmen yetiştiren kurumlarının işlevleri tartışılsa da, bir öğretmen sınıfta geçireceği zamanı en verimli şekilde değerlendirmeyi bilmelidir. Yalnızca ders anlatması; ne kadar tutarlı ifadeler kurarsa kursun veya ne denli etkileyici ses tonuna sahip olursa olsun, bir öğretmeni öğrencileri için cazip kılamaz. Öğrencilik günlerimizi düşünürsek, bizleri en çok etkileyen ve derslerine severek katıldığımız öğretmenlerin monotonluktan uzak, dersi neşeli hale getirmeyi bilenler olduğunu fark ediyoruz. İnsanların dikkatleri yirmi dakikadan sonra zayıfladığı için arada güncel bir konudan bahsedip sınıfta dikkatleri toplamak önemli görünüyor. Tabii ki tamamen ders konularını bir kenara bırakmayı kimse savunamaz. Yetiştirilmesi gereken yıllık müfredata uyulması gereken bir zorunluluktur. Ama bahsettiğimiz konu, eğitimcinin mümkün olduğunca öğrencileri okullardan soğutmamaya özen göstermesidir. Artık günümüzde bilgisayarlı eğitime geçtiğimiz için, bu konuda öğretmenlerin işi daha da kolaylaşmış bulunmaktadır. Kendini geliştirme gayretinde olan ve işini seven bir öğretmen, en başta öğrencilerine bir şekilde dersi, öğrenmeyi sevdirmelidir. Sonra öğrencinin davranışlarında daima olumlu yönde değişmeler gerçekleştirebilmelidir. Bütün bunlar ise öğretmenin sınıf hâkimiyetini sağlamasıyla da bağlantılıdır. O halde sınıf hâkimiyeti sağlama hususunda öğretmen nelere dikkat etmelidir? Buna eğitim bilimcilerinin yaklaşımlarıyla tecrübelerden elde edilen neticeler birbirine yakın normlardır. Öğretmen sevgiye dayalı bir otoriteyi sağlamaya çaba göstermelidir. Öğretmenini seven öğrenciler saygıda kusur etmezler, içlerinden gelerek ona itaat ederler. Ancak gözden kaçırılmaması gerekir ki beş parmağın beşi bir olmadığı gibi, insanlar da farklı karakter özellikleri taşırlar. Bazıları öğretmenlerini fazla yumuşak huylu bulup bunu suistimal etmek isteyebilir. Bazıları sabrını ölçmek ister, bazıları öğretmenlerinin bilgisini sınamak ister. Hepsine karşı uyanık olup gerekli cevabı vermelidir. Yani öğretmen sınıf hâkimiyetini sağlama, derste huzursuzluk çıkarmak isteyenlere fırsat vermeme bakımından tatlı sert olmalıdır. Örneğin hakkını savunmak isteyen bir öğrenciyi asla azarlamamalı, tam tersine cesaret vermelidir. Böyle yaparsa öğrencileri üzerinde muhakkak olumlu etkisi olacaktır. Diğer yandan haddini aşan, saygısız ve terbiyesizce tavır sergileyen olursa elbette disiplin kuruluna sevk edilip gereken yapılmalıdır. Fakat okulların disiplin kurulları bazen disiplin vakalarının çok olması endişesiyle, mesela bir öğrencinin sigara içtiğinin tesbit edilmesi olayını görmezden gelebilmektedir. Bu bakımdan öğretmenler ve idare ayrı telden çalmamalıdır

19 Vural GÜNDÜZ Coğrafya Öğretmeni / Ankara Türk insanının niçin az okuduğu ve kitapla neden iyi dostluk kuramadığı gibi sorulara verilecek cevaplar içerisinde bazı kültürel, sosyal ve tarihi sebeplerin olduğu inkâr edilemez. Oku(t)ma ManIfestosu Aynı ülkede yaşayanlar olarak, şehirlerarası otobüslerde, trenlerde, uçakta veya gemide yolculuk yaparken ya da bir yerde oturmuş sıranın bize gelmesini beklerken durumumuz genellikle bellidir. Bekleme sırasında boş boş oturur, sağımıza solumuza bakınır, insanları takip ederiz. Evde okulda kitap okumak veya kütüphanede vakit geçirmek için, çoğu zaman olağan üstü durumlar gerekir. Biz neden okumayı sevmeyiz, ortalama bir Avrupalı, Amerikalı veya Japon neden sever? Bu soruların tek bir cevabı olmadığı gibi sebeplerin ağırlıklarına göre sağlıklı bir sıralamasını yapmak da o kadar kolay değil. Türk insanının niçin az okuduğu ve kitapla neden iyi dostluk kuramadığı gibi sorulara verilecek cevaplar içerisinde bazı kültürel, sosyal ve tarihi sebeplerin olduğu inkâr edilemez. Okumak bir ihtiyaç işi olduğu kadar aynı zamanda bir sevda işidir. Türk insanında bu güzel sevdanın yayılması için kısa ve uzun vadede yapılması gerekli olan değişik öneriler ileri sürülebilir. Her iki vadede önerilecek teklifler aileden başlamak şartıyla, örgün eğitimden, yaygın eğitime, kurum ve kuruluşlardan, gazete, dergi, radyo, televizyon, bilgisayar gibi yayın organlarına kadar, bütün sosyal yapıda etkin olanların kitap okuma alışkanlığı konusunda yapması gerekli hususlar üzerinde yoğunlaşmalıdır. Çünkü düşünme kapasitemizi artırmanın yolu okumaktan geçmektedir. Kitapla ilk tanışma alışkanlığının temeli, sağlam olarak aile ortamında atılması gereken bir olgudur. Ülkemizde okuma alışkanlıkları aile ortamında yaygın bir biçimde gelişmemiştir. Bu da ancak geleceğin ailesini kuracak olan çocuk ve gençlere eğitim uygulamalarının içinde verilebilir. Bir yarış haline getirilen liseye giriş sınavları ve üniversite sınavlarının heyecanı en az iki yıl öncesinden öğrencilere zorla benim- setilmektedir. Bunlara yönlendirilen çocuk ve gençler, sınav dergileri, test kitapları ve dershane sarmalından kurtulamamaktadırlar. Bu vahim durum önümüzde bir garabet olarak durmaktadır. Bu tür olumsuzluklara rağmen okuma alışkanlığını artırmak için yollar da tamamen kapalı değildir. Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılması sadece okula bırakılmamalıdır. Aile ortamında çocuklara haftanın belirli saatlerinde yetişkinler tarafından kitapların sesli olarak okunması yararlı bir ilk adım olacaktır. Daha sonra okula başlayacak çocuğun okuma alışkanlığı kazanmasında ailenin okul ve kütüphane ile ilişkilerini artırması da gereklidir. Çocuk ve gençlerin okuma alışkanlığı kazanmaları ve bunu geliştirmeleri okul ve kütüphanede gerçekleşebilir. Bunun için okul kütüphaneleri sadece ansiklopedileri ve başvuru eserlerini toplayan yer olmamalıdır. Yerli ve yabancı bütün yazarların kitaplarına yer verilmeli, edebiyatın, sanatın her türünün bulunduğu yayınlar da yer almalıdır. Yani kütüphanelerin içeriği sürekli güncellenmeli ve zenginleştirilmelidir. Kütüphaneci bir eğitimci gibi düşünmeli, bunun için kütüphane eğitimine daha fazla önem verilmelidir. Bu alanda eğitilen personelin istihdamı sağlanmalıdır. Personelin kendisinin de bizzat kitap sevgisi olmalıdır. Kütüphaneler sadece ödev yapılan yerler durumundan kurtarılmalıdır. İlkokuldan üniversiteye kadar her okulun bir kitaplığı değil bir kütüphanesi olması sağlanmalıdır. Mevcut olan kütüphaneler okuyucunun en iyi şekilde faydalanmasına açık olacak şekilde düzenlenmelidir. Okuma alışkanlığı kazandırılmasında öğretmenlerin yetiştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Çünkü bizzat kendisi okuma alışkanlığı kazanmış, iyi yetişmiş bir öğretmen kitapla dost yapabilir. Derslerin düzenlenmesinde ve ders kitaplarında okuma alışkanlığını sağlayacak yeni girişimler olmalıdır. Örneğin dersler özelliklerine göre öğrencilerin başka kitaplara da ihtiyaç duyacakları şekilde işlenmeli ve ödev ona göre verilmelidir. Gazetelerin spor ve magazin sayfalarına ayırdıkları yerin dörtte biri kadar kültür ve sanat a yer ayırmaları sağlanmalıdır. Bu sayfalarını geniş tutan gazete ve dergilere destek verilmelidir. Bu arada sadece kültür, sanat ve eğitim içerikli gazete ve dergiler göz ardı edilmemelidir. Etkili ve yetkili çeşitli kurum ve kuruluşların (sendikalar, vakıf ve dernekler, siyasi partiler, belediyeler) okuma alışkanlığını geliştirmek için kütüphaneler kurması, okuma etkinlikleri ve kitap okumayı artırıcı yarışmalar düzenlenmesi çok önemlidir. Yine bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı en önemli yerde bulunmaktadır. Zira kitaba uygulanan KDV uygulamasının kaldırılmasında bu iki bakanlık kilit noktada yer almaktadır. Bu öneriler geliştirilebilir ve yeni öneriler ortaya konabilir. Bunun için önerileri uygulama yolları aranmalıdır. Bu konuda çalışmaların zaman geçirilmeden başlatılması, devam eden uygulamaların yaygınlaştırılarak sürdürülmesi ülkemizin geleceğe daha güçlü hazırlanması için kuşkusuz çok önemlidir. Çocuk ve gençlerin okuma alışkanlığı kazanmaları ve bunu geliştirmeleri okul ve kütüphanede gerçekleşebilir. Bunun için okul kütüphaneleri sadece ansiklopedileri ve başvuru eserlerini toplayan yer olmamalıdır. Yerli ve yabancı bütün yazarların kitaplarına yer verilmeli, edebiyatın, sanatın her türünün bulunduğu yayınlar da yer almalıdır. Yani kütüphanelerin içeriği sürekli güncellenmeli ve zenginleştirilmelidir

20 38 Gürhan Gürses Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni / Elazığ Örtmenim sana alma getirdim. dedi gözü kara, kaşı kara, bahtı kara Burhan, masanın üzerine elmaları bırakıp giderken... Garip Bir Elma Hikâyesi Bugün size bir hikâye anlatacağım. Yüreğinizin bam teline kalemimle basacağım. Zülfi yâre dokunacağım. Eğitimde şefkatin, kıymetin, değerin ne kadar önemli olduğunu, küçük yüreklerin ne de büyük yürekler olduğunu ilan edeceğim. İlk görev yerindeymiş öğretmenliğinin, Amasya nın bir köyünde. Elmalar diyarı Amasya, şehzadeler şehri Amasya Elma kentin elma yetiştiren ücra bir köyünde bıyıkları yeni terlemiş, stajyer bir öğretmendir hem de Öğretmensizliğin tavan yaptığı zamanda, öğretmene hasret, öğretmene muhtaç bir köy Gelir başlar ilk günden görevine Öğretmen Kemal. Büyük bir iştiha ile hem de Büyük bir gururla! Çocuklar elma yanaklıdır, türküler elma üzerinedir, kokular elma kokusudur. Yani anlayacağınız her şeye değin sinmiştir elma buralarda. Elmadan çok ne var Allah aşkına? Elma kenttedir Öğretmen Kemal. Sahi yazıya da sindi mi elma kokusu? Çocuklar belki de ilk kez öğretmen görmüştür, kravatlı, takım elbiseli hem de. Pırıl pırıl potinler ayağında Elma kokusunun dışında parfüm kokusuyla ilk kez tanışmışlar belki de Öğretmen civan mı civan, idealist mi idealist hem de! Çocukların ilk günden kanı ısınmıştır Öğretmen Kemal e, ilk günden güvenivermişler kendilerine bir harf öğretecek olana. Köle olmak icap ederse olacaklardır gözlerini kırpmadan, çünkü o gözlerinde ulaşılmazdır, çünkü o gözlerinde kutsaldır. Örtmenim seni çok sevdim dedi yeşil gözlü Ceylan, arkasından Mahmut yanaştı Örtmenim örtmenim, sana sevdim dedi bozuk Türkçesiyle. Öğretmen Kemal İyi ki buradayım. dedi usulca, gözlerindeki nemi silerken. Çocukları daha bir sevdi içinden. Çocuklar ertesi gün birer elma getirir tek tek. Her bir öğrencinin elinde bir elma Her bir öğrencinin elinde bir yürek Bütün sermayeleri budur bu memlekette, en kıymetli olanı getirmişlerdir kendilerince, en kıymetlileri olana. Örtmenim sana alma getirdim. dedi gözü kara, kaşı kara, bahtı kara Burhan, masanın üzerine elmaları bırakıp giderken. Sonra Sarı Nurullah gelir Örtmenim alma getirdim. der sonra Elif gelir Öğretmenim ben de elma getirdim size. der usulca. Ve diğerleri Murat, Çiğdem, Ayşe, vesaire En dikkat çekeni yetim ve öksüz Menekşe nin getirdiği elmaydı. Bir yüzü kırmızı, diğer yüzü ise sarı ila yeşilimsi bir renk taşıyan bir elmaydı bu. Bu bir misket elmasıydı evet evet Masaya bıraktı ve geri çekildi. Öğretmeni seyre koyuldu yetim ve öksüz Menekşe yi. Öğretmen Kemal çocuklara baktı; kiminin yüzü gözü toz toprak içindeydi. Kiminin üstü başı perişandı. Kiminin tırnakları upuzun ve kirliydi. Bazılarının burnu akıyordu köy çeşmesi gibi. Saçları dağınık ve ayakkabıları çamur haldeydi çoğunun. Hayır, hayır bu hediyeleri alamazdı ki katiyen temiz değildir diye düşündü. Masanın üstü elma ağacına dönmüştü ve bütün çocuklar istisnasız olarak Öğretmen Kemal e bakıyordu. Belki de bir teşekkür, belki de verdikleri hediyeye uzanacak olan bir el, belki de bir gülümseme Lakin hiçbir tepki görmediler Öğretmen Kemal den. Gözlerde bir heyecan ve gurur amadeydi adeta Öğretmen Kemal e. Bu biraz saygı, biraz sevgi, biraz hürmet ihtiva ediyordu. Ve biraz da mahcubiyet Ellerinde olan en kıymetli şeyi vermişlerdi. Çünkü sevmişlerdi onu; bundan daha büyük bir iltifat olmazdı onlara göre. Öğretmen Kemal elini uzatmamıştı elmalara. Elmalar masanın üzerindeydi bırakıldıkları gibi duruyordu. Küçük ellerin sıcaklığı daha yitip gitmemişti elmaların üzerinde. Küçük ellerinin izleri daha silinmemişti elmaların üstünde. Her bir elmada saklı olan aslında onu veren her bir çocuğun yüreğiydi. Verebilecekleri tek şey olanı vermişlerdi öğretmenlerine. Bunu yapabilen kaç insan vardır bu dünyada? Sahip olduğu en kıymetli hazineyi bir kalemde bir başkasına verebilecek kaç babayiğit vardı acaba? Öğretmen Kemal yutkundu bir iki Tam konuşacakken Metinlerin Engin i soruverdi hemen: Öğretmenim elmaları almayacak mısınız? diye. Size getirdik hem dedi. Boncuk boncuk terler birikti Öğretmen Kemal in alnında. Sakinleşmeye çalıştı, mendiliyle alnında biriken ter damlalarını sildi. Çocuklar dedi, şey dedi sonra. Ben bunları alamam çünkü üstünüz başınız pis, bu yüzden elmalarınızı alamam. dedi. Elmalarınızı da o kirli ve pis ellerinizle getirmişsiniz alamam, kusura bakmayın.. Hepsinin göz kapakları aynı anda ve aynı hızla aşağı düştü. Başlarını eğdiler. Usulca oturdular sıralarına. Ortalık buz kesti aniden. Çocukların izanı almıyordu bir türlü. Onlara göre en kıymetli olan şey elmaydı burada. Ki hep bu ellerle tutup koparırdılar dallardan ve hep bu ellerle yerlerdi köyde. Ve bugüne kadar kimsede onlar elleriniz kirli dememişti. Çünkü hep dışarıdaydılar. Toprakla iç içeydiler. Öğretmeni sevmişlerdi bir de! Ama anlayamıyorlardı. Yetim ve öksüz Menekşe de çok üzüldü bu duruma lakin söyleyemedi Öğretmen Kemal e. Onu sevmişti ve ona en güzel elmasını getirmişti buranın. Demek ellerimiz kirli, tırnaklarımız uzun ondan beğenmedi öğretmenim. O zaman ben de tutmadan getiririm elmayı.. Ertesi gün uzun dallara asılı olan yine çok güzel bir elmayla okula geldi Menekşe. Öğretmen Kemal e yaklaştı ve dedi ki Şey öğretmenim, şey... dedi, Size elma getirdim yalnız bakın dallarından tuttum sırf kirlenmesin diye. Sırf ellerim değmesin diye. Size getirdim öğretmenim, bakın ellerim değmemiş hiç bile. Öğretmen Kemal ağlıyordu. Hatasını anlamıştı ama mahcubiyeti çok fazlaydı. Ben bunu kastetmemiştim, kusura bakmayın, özür diliyorum diyordu gözlerinden yaşlar boşalırken. Bundan daha büyük bir hediye göremiyorum ve hepinizi çok seviyorum diyordu ha bire. Ertesi gün uzun dallara asılı olan yine çok güzel bir elmayla okula geldi Menekşe. Öğretmen Kemal e yaklaştı ve dedi ki Şey öğretmenim, şey... dedi, Size elma getirdim yalnız bakın dallarından tuttum sırf kirlenmesin diye. Sırf ellerim değmesin diye. Size getirdim öğretmenim, bakın ellerim değmemiş hiç bile. 39

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. K. K. T. C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik

Detaylı

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU 2012-2013 Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni Bölüm Şefi Zuhal ALTINTAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ Bu faaliyet ile çocuk

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ 2012 ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru

Detaylı

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU İletişim Nedir? Değişen İletişim Kavramı Yalnızlaşma ve Yabancılaşma Yüzeysel Etkileşim İlgi Eksik Etkileşim Otomatik Etkileşim İletişim Herşeydir! Değişen

Detaylı

Ders seçimi; öğrencilerin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini gerektiren zor bir süreçtir.

Ders seçimi; öğrencilerin ilgi, yetenek ve yaşamdan beklentilerinin değerlendirilmesini gerektiren zor bir süreçtir. Değerli Anne ve Babalar, Anne-baba olarak ders seçimi aşamasında etkimiz ne kadar olmalı?, Çocuğumun ilgi ve yeteneklerini nasıl belirlerim?, Çocuğuma uygun meslek grupları nelerdir?, ve Ders seçimi sürecinde

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

MARTI KOLEJİ --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

MARTI KOLEJİ -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayın Velimiz, Öğrencilerimizin başarılı, sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamında olmaları için okulumuzun Öğrenci Veli Okul Sözleşmesi size gönderilmiştir. Bu sözleşmeleri öğrencimizle birlikte okuyup

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir.

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir. Rehberlik Servisinin Ve Rehberliğin Tanıtılması Rehberlik Nedir? Rehberlik; eğitimde bir hizmet alanı olarak demokratik ortam içinde öğrencinin bedensel, zihinsel ve sosyal bütün kapasitelerini en ileri

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Prof. Dr. Münevver ÇETİN Prof. Dr. Münevver ÇETİN LİDERLİKLE İLGİLİ TANIMLAR Yönetim bilimcilerin üzerinde çok durdukları kavramlardan biri de liderliktir. Warren Bennis in belirttiği gibi, liderlik, üzerinde çok durulan, yazılan

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

KKTC MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR BAKANLIĞI

KKTC MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR BAKANLIĞI KKTC MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR BAKANLIĞI TALİM VE TERBİYE DAİRESİ ORTA OKUL TÜRKÇE, MATEMATİK, FEN VE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLERİ İÇİN PROJE TABANLI ÖĞRENME PROJESİ Eylül 2005 LEFKOŞA ORTA OKUL TÜRKÇE, MATEMATİK,

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA 1-PROJENİN ADI: HAYDİ HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ 2-PROJENİN ÖZETİ: 2013-2014 eğitim- öğretim yılında okulumuz da gerçekleştireceğimiz

Detaylı

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ www.ticaret.edu.tr BAŞKAN IN MESAJI Yoğun bir sınav dönemine hazırlanacak ve sonrasında geleceğinize yön vereceğiniz bir tercih yapacaksınız. İstediğiniz bölümü kazanmak için

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2 Dersin Kodu ve Adı : TRD101 Türk Dili I DERS TANIMLAMA FORMU Programın Adı: Makine Mühendisliği Yarıyıl Teor i Eğitim ve Öğretim Yöntemleri (ECTS) Uyg. Lab. Proje/Ala n Çalışması Diğer Topla m Krediler

Detaylı

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr?

ENSAR VAKFI EĞİTİM PLATFORMU (EVEP) SEMİNER ATÖLYESİ ITESTPLUS EĞİTİM PLATFORMU - IT+# !!!!!!!!!!! TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG - YGS-LYS NEDİR?GS-LYS Nedİr? TEOG & YGS- LYS Dedikleri Bu seminerimizle TEOG & YGS- LYS sisteminde yapılan son değişiklikleri sizlere aktarıyoruz. Örneğin, A) Sınava toplam kaç başvurunun olduğu,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları

Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları Murat Demirbaş 1, Mustafa Bayrakci 2, Mehmet Polat Kalak 1 1 Kırıkkale University, Education Faculty, Turkey 2 Sakarya University, Education Faculty,

Detaylı

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir.

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Bilgi ve duygu üretme, aktarma ve anlamlandırma sürecidir.

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

Öğretmen Sohbetleri II "İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri"

Öğretmen Sohbetleri II İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri Öğretmen Sohbetleri II "İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri" Terakki Vakfı Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi olarak kurumumuzda çalışan arkadaşlarımıza yönelik, içeriği eğitimin

Detaylı

Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) tarafından yürütülen bu projenin genel amacını şu konular oluşturmaktadır.

Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) tarafından yürütülen bu projenin genel amacını şu konular oluşturmaktadır. Değerli Sektör Yöneticileri; Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) tarafından yürütülen bu projenin genel amacını şu konular oluşturmaktadır. Otelcilik sektöründe çalışanların niteliklerini ve uzmanlaşmalarını

Detaylı

Y Jenerasyonu İş Hayatı Hakkında Ne düşünüyor? Şubat 2011

Y Jenerasyonu İş Hayatı Hakkında Ne düşünüyor? Şubat 2011 Y Jenerasyonu İş Hayatı Hakkında Ne düşünüyor? Şubat 2011 Baby Boomers II. Dünya Savaşı ve 1960 a kadar doğumlu Jenerasyon X doğumlu 1961 ve 1981 arası Jenerasyon 1970 sonlarıyve(millenials) 21.yüzyılın

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI: 1 ANASINIFI I. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA: Kim Olduğumuz SÜRE: 22.09.2014-31.10.2014 ANA FİKİR: Fiziksel özelliklerimi ve ilgi alanlarımı bilmek kendimi tanımamı sağlar.

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ 4-6 YAŞ ÇOCUK EĞİTİMİ VE ETKİNLİKLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ 4-6 YAŞ ÇOCUK EĞİTİMİ VE ETKİNLİKLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ 4-6 YAŞ ÇOCUK EĞİTİMİ VE ETKİNLİKLERİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin

Detaylı

EĞİTİM KOÇLUĞU SERTİFİKA PROGRAMI. 22-23 ve 29-30 KASIM 2014 TARİHLERİNDE CANİK BAŞARI ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ NDE

EĞİTİM KOÇLUĞU SERTİFİKA PROGRAMI. 22-23 ve 29-30 KASIM 2014 TARİHLERİNDE CANİK BAŞARI ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ NDE EĞİTİM KOÇLUĞU SERTİFİKA PROGRAMI 22-23 ve 29-30 KASIM 2014 TARİHLERİNDE CANİK BAŞARI ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ NDE Eğitim Koçluğu Sertifika programı öğrencilerin okul, aile ve özel yaşamındaki

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ

1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ ÇALIŞMAYA DAİR BİLGİLER 1 ÇALIŞMANIN NASIL SUNULACAĞINI İŞARETLEYİNİZ SUNUM:(X) ATÖLYE ÇALIŞMASI: ( ) 2 UYGULAMADA YER ALAN DİĞER PAYDAŞLAR(DERSLER/KURUMLAR) Tüm derslerde uygulanabilecek bir çalışmadır.

Detaylı

TEMEL EĞİTİM İKİNCİ KADEME FEN BİLGİSİ PROGRAM, DERS KİTABI, ÖĞRETMEN EL KİTABI VE CD PROJESİ

TEMEL EĞİTİM İKİNCİ KADEME FEN BİLGİSİ PROGRAM, DERS KİTABI, ÖĞRETMEN EL KİTABI VE CD PROJESİ TEMEL EĞİTİM İKİNCİ KADEME FEN BİLGİSİ PROGRAM, DERS KİTABI, ÖĞRETMEN EL KİTABI VE CD PROJESİ BÖLÜM I Genel Bilgi 1. Projenin adı: TEMEL EĞİTİM İKİNCİ KADEME (6.,7. VE 8. SINIF) FEN BİLGİSİ PROGRAM VE

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

Çocuğunuz ne kadar zeki?

Çocuğunuz ne kadar zeki? On5yirmi5.com Çocuğunuz ne kadar zeki? Psikolojik Danışman Yusuf Menki ile zeka testi konusunu konuştuk. Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012 Perşembe (oluşturma : 1/4/2016) Gizem Gül'ün röportajı Hepimiz zeki

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Yönetimde Koçluk ve Mentorluk

Yönetimde Koçluk ve Mentorluk Yönetimde Koçluk ve Mentorluk AYMED Toplantısı 28 Nisan 2010, Marmara Yelken Kulübü Erenköy/Kadıköy-İstanbul Navitas Eğitim, Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri www.navitas-tr.com Tel. 0212 319 77 05 Eğitim

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal MİLLÎ EĞİTİM EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT 3 AYDA BİR YAYINLANIR BAHAR 2004 Sayı:162 ISSN 1302-5600 Milli Eğitim Bakanlığı Adına Sahibi Yayımlar Dairesi Başkan V. Şadi KESKİN Yazı İşleri Müdürü Ali KARAÇALI Süreli

Detaylı

Rehberlik Servisi Tanıtımı

Rehberlik Servisi Tanıtımı Rehberlik Servisimiz, öğrencilerimizin gelişim süreci içinde karşılaştıkları güçlükleri problem haline dönüşmeden çözmelerine yardımcı olmak, kendini tanıyan, uyum ve iletişim becerisine sahip, çevresine

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III ŞEKİLLER LİSTESİ. VIII ÇİZELGELER LİSTESİ.. IX EKLER LİSTESİ... IX BÖLÜM I. ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK..

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III ŞEKİLLER LİSTESİ. VIII ÇİZELGELER LİSTESİ.. IX EKLER LİSTESİ... IX BÖLÜM I. ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK.. İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ.... III ŞEKİLLER LİSTESİ. VIII ÇİZELGELER LİSTESİ.. IX EKLER LİSTESİ... IX BÖLÜM I. ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK.. 11 Rehberliğin Amacı... 13 Psikolojik Danışma Ve Rehberlik

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

MODÜL2. MESLEKİ ve TEKNİK AÇIK ÖĞRETİM OKULU TANITIMI BURSA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ BURSA TEMEL EĞİTİM SONRASI KARİYER DANIŞMANLIĞI PROJESİ

MODÜL2. MESLEKİ ve TEKNİK AÇIK ÖĞRETİM OKULU TANITIMI BURSA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ BURSA TEMEL EĞİTİM SONRASI KARİYER DANIŞMANLIĞI PROJESİ MODÜL2 ORTAÖĞRETİM KURUMLARI TANITIMI BURSA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ BURSA TEMEL EĞİTİM SONRASI KARİYER DANIŞMANLIĞI PROJESİ MESLEKİ ve TEKNİK AÇIK ÖĞRETİM OKULU TANITIMI Geleceğiniz, geleceğimizdir http://bursa.meb.gov.tr/oges

Detaylı

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI 1.Neden aile eğitimi Cevap: Ailelerin bilgi beceri yoksunluğunun, çocukların gelişmelerinin önünde büyük

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

KATILIMCILAR Konuyla ilgili bankacıların katılımına yöneliktir.

KATILIMCILAR Konuyla ilgili bankacıların katılımına yöneliktir. 1. İŞ MÜKEMMELLİĞİ Seminerde basarılı, etkili, istenen sonuçları üreten mükemmel ve profesyonel olmak için gerekli, bilgi, beceri, tutum, bakıs açısı ve davranıslar hakkında bilgi aktarılması amaçlanmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ŞEBİNKARAHİSAR MYO MESLEK YÜKSEKOKULU MUHASEBE VE VERGİ UYGULAMALARI BÖLÜMÜ BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ŞEBİNKARAHİSAR MYO MESLEK YÜKSEKOKULU MUHASEBE VE VERGİ UYGULAMALARI BÖLÜMÜ BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ŞEBİNKARAHİSAR MYO MESLEK YÜKSEKOKULU MUHASEBE VE VERGİ UYGULAMALARI BÖLÜMÜ BİLGİ FORMU Bölüm Bölüm Başkanı Bölümün amacı Bölümün Hedefi Muhasebe ve Vergi Uygulamaları

Detaylı

ÜRÜN VE HİZMETLERİMİZ

ÜRÜN VE HİZMETLERİMİZ ÜRÜN VE HİZMETLERİMİZ İÇİNDEKİLER Kişilik Testleri 3-22 Öğrenme Modeli Testleri 23-32 Dikkat Testleri 33-42 Düşünme Becerileri Testleri 43-48 Dikkat Setleri 49-54 Oyunlar 55-60 YÜKSEK BAŞARI İÇİN; Benego

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

GELİN MESLEK SEÇELİM Güven Derman > guvenderman@gmail.com

GELİN MESLEK SEÇELİM Güven Derman > guvenderman@gmail.com İlim, ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır. Yunus Emre GELİN MESLEK SEÇELİM Güven Derman > guvenderman@gmail.com Giriş Kendini bilmek, her devir ve her kültürde

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN)

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN) TANIM Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilerin ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini gerçekçi ve ayrıntılı olarak tanımalarına, kendilerine açık eğitim, meslek ve iş olanakları hakkında

Detaylı

İNSAN HAYATINI ŞEKİLLENDİRMEK: OKULÖNCESİ EĞİTİM

İNSAN HAYATINI ŞEKİLLENDİRMEK: OKULÖNCESİ EĞİTİM İNSAN HAYATINI ŞEKİLLENDİRMEK: OKULÖNCESİ EĞİTİM Bir bireyin eğitimi, doğumuyla birlikte başlar ve yaşam boyu sürer. Sosyal bilimciler tarafından yapılan pek çok araştırma, öğrenmenin önemli bir kısmının

Detaylı

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ 6 Eğitimde iletişim, eğitimin en önemli ögesidir. Bir eğitimcinin görevini iyi yapabilmesi için az da olsa eğitim psikolojisiyle ve iletişim kuramlarıyla ilgili bilgi

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

2009 TÜRKİYE YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER FORUMUNDA SUNULAN PROJE NAİLE TOPRAK ÜLGER EMİN SAĞLAMER İLKÖĞRETİM OKULU MİCROSOFT YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMI

2009 TÜRKİYE YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER FORUMUNDA SUNULAN PROJE NAİLE TOPRAK ÜLGER EMİN SAĞLAMER İLKÖĞRETİM OKULU MİCROSOFT YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMI MİCROSOFT YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMI 2009 TÜRKİYE FORMU OKULU 1 Proje grubu Projenin Zaman Yönetimi Projenin Konusu Projenin Amaçları Neden Böyle Bir Proje? Projenin Uygulama Süreçleri Proje Uygulandıktan

Detaylı

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 2016 Çatışma Yönetimi: Kişi, Ekip ve Organizasyon Değişimi Koçluk Yaklaşımı ile Yönetmek Eğiticinin Eğitimi: Eğitime ve Kişiye Özel Ekip Yönetimi: Bütünsel

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Ders İçerikleri

Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Ders İçerikleri Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Ders İçerikleri Okuma-Yazma Öğretimi Teori ve Uygulamaları ESN721 1 3 + 0 7 Okuma yazmaya hazıroluşluk, okuma yazma öğretiminde temel yaklaşımlar, diğer ülke

Detaylı

TEKNOLOJĠ PLANLAMASI. Başkent Üniversitesi

TEKNOLOJĠ PLANLAMASI. Başkent Üniversitesi TEKNOLOJĠ PLANLAMASI Başkent Üniversitesi ÖĞRENĠM KAZANIMLARI Bu dersi bitirdiğinizde; Teknoloji planlamasının ne olduğuna ilişkin bilgi edinecek, Teknoloji planlamasının amacını öğrenecek, Teknoloji planı

Detaylı

: Hasan Hüseyin ELVERİŞLİ, İbrahim Ethem ÖZKAN, Abdullah ÜNLÜ, Gökhan GÖKKAYA, Ali ÇETİN

: Hasan Hüseyin ELVERİŞLİ, İbrahim Ethem ÖZKAN, Abdullah ÜNLÜ, Gökhan GÖKKAYA, Ali ÇETİN İL İLÇE PROJENİN ADI PROJEDEN SORUMLU BİRİM PROJE KOORDİNATÖRÜ PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ PROJE EKİBİ : Tekirdağ : Şarköy : Gündem Eğitim : İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü : Zekeriya GÜNEY_Kaymakam : İrfan BALLI_İlçe

Detaylı

ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE

ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE OKUL AİLE BİREY/ ÖĞRENCİ AKRAN GRUBU SOSYAL ÇEVRE MESLEKİ REHBERLİK Her yaştan bireylere yaşamlarının herhangi bir döneminde Eğitsel ve

Detaylı

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNDE BECERİ AÇIĞI VE İYİ ÖRNEKLER

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNDE BECERİ AÇIĞI VE İYİ ÖRNEKLER BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNDE BECERİ AÇIĞI VE İYİ ÖRNEKLER Editör DR. CEYHUN GÖCENOĞLU Türkiye Bilişim Vakfı na verdiği destekten ötürü teşekkür ederiz. ÖNSÖZ Haziran 2016 Ekonomik kalkınma kapsamında;

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

9.SINIFLAR YIL SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

9.SINIFLAR YIL SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 9.SINIFLAR YIL SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI SINIF GEÇME YÖNETMELİĞİ 10.SINIF DERS PROGRAMLARI SEÇMELİ DERSLER YÜKSEKÖĞRENİME GEÇİŞ SINAVI SINIF GEÇME YÖNETMELİĞİ SINIF GEÇME A-DOĞRUDAN Tüm derslerden

Detaylı

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI Sayfa : 1/7 1. AMAÇ Bu politikanın amacı Doğan Grubu olarak tüm şirketlerimizde İnsan Kaynakları yönetiminde uyguladığımız değerleri açıklamaktır. 2. KAPSAM Doğan

Detaylı

FATİH PROJESİ OKUL TEKNOLOJİ PLANI

FATİH PROJESİ OKUL TEKNOLOJİ PLANI OKUL TEKNOLOJİ PLANI 1-Liderlik ve Vizyon 2-Öğrenme ve Öğretme 3-Üretkenlik ve Üstlenilen Görevler 4-Destek Yönetim ve İşlemler 5-Değerlendirme 6-Sosyal Yasal ve Etik Konular Kısa Vade Orta Vade Uzun Vade

Detaylı

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ

KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ KARANLIĞIN ALIŞILMADIK DENEYİMİ DÜNYANIN EN BÜYÜK MARKALARI, GÖRMENİN ÖTESİNE GEÇTİLER. Onlara Katılın, Bugün. GÖRMENİN ÖTESİNDE GELİŞMEK Karanlıkta Diyalog Nedir? Karanlıkta Diyalog atölye çalışmaları

Detaylı

BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI. Page 3

BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI. Page 3 BİLSEM Page 2 BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNİN PROGRAMI Page 3 Okullarda uygulanan örgün eğitim programı: İlköğretim ve bir dereceye kadar ortaöğretim programları öncelikle çoğunluğun bulunduğu ortam ve çevresinde

Detaylı