KRİZE MÜDAHALE İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE YAS VE YASA MÜDAHALE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KRİZE MÜDAHALE İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE YAS VE YASA MÜDAHALE"

Transkript

1 KRİZE MÜDAHALE İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE YAS VE YASA MÜDAHALE Pek çok insan yaşamı boyunca sahip olduğu iş, eşya, ya da sağlık gibi kendisi için önemli olan bazı şeyleri kaybetmiş olabilir. Bu durumlar kaybedilen obje ile ilgili olarak, bazen kişi için oldukça stresli üstesinden gelinmesi zor yaşantılar haline gelme potansiyeli taşımaktadır. Birey için en yıkıcı ve en çok zorlanan kayıp yaşantısı hiç şüphesiz ki sevilen bir kişinin kaybıdır. Bu kayıpla birlikte geride kalan kişi için zor ve acılı süreç başlar. Kayıp kişinin yaşamını tümden değiştirebilir, kişi kendisini terkedilmiş hissedebilir, suçluluk ve öfke, hâkim duygular haline gelebilir. Çoğunlukla üstesinden gelinmekte zorlanılan bir boşluk ve anlamsızlık duygusu vardır. Kayıp yaşantısıyla kişi kendi dokunulmazlık duygusunu kaybetmiş ve kendi ölümlülüğü ile de yüzleşmiştir. (Attiğ1996). Bu dönemde kişinin genel olarak yaşama bakışı, tutumları, duyguları, kurduğu ilişkileri, önceki yaşantıları ve dini inançları ölümü, fiziksel olarak vücudun işlevlerini durdurmasından daha fazla bir şey olarak anlamlandırmasını sağlar. Bu süreç, yaşamı çoğunlukla kesintiye uğratır ve ortaya çıkardığı ek stresler nedeniyle de kişiyi biyopsikososyal alanlarda çeşitli risklerle karşı karşıya bırakır( Berksun ve ark.,1993). Yası, kayıpla başlayan duygusal, bilişsel, davranışsal, bedensel ve sosyal alanlarda değişimlerle belirlenen karmaşık bir yaşantı olarak tanımlayan Lindemann(1994) başlangıçta bir rahatsızlık olmasa da doğurabileceği sonuçlar açısından bu sürecin dikkatle izlenmesi ve ele alınması gereken bir süreç olduğunu belirtmiştir. Kaybedilene ait özellikler ve bunların kişi için taşıdığı önem ve anlam, geride kalanın daha önceki kayıp yaşantıları, kullandığı başa çıkma yolları, fiziksel ve ruhsal sağlığı, içinde bulunduğu gelişim evresi gibi özellikler yasın gidişini belirleyen temel öğelerdir(hafen ve Patterson 1979). Kaybedilen kişinin ardından yaşanan yas süreci ve buna ait acı yaşantısı, çoğunlukla iyileşmenin bir parçası olarak görülebilir ve normal olarak yaşanan böyle bir dönemin sonucunda kişi, yeni ilişkiler yoluyla yeni bağlar kurabilme, yaşamını düzene sokabilme ve yeni doyumlar bulabilme sürecine girebilir(raphael 1983). Yas sürecinin kendisi hastalık değildir ve bu sürecin doğal gidişine müdahale ihtiyacı yoktur. Öte yandan kaybedilen ilişkinin yerine, yeni yapıcı ilişkiler kurulamamış ve önceki ilişkiye benzer bir doyum sağlanamamışsa, yas süreci tamamlanmamış olarak kalabilir ve kişinin işlevselliğinde bozulmaya neden olabilir. Bazı yazarlar özellikle çocukluk çağınad yaşanan anlamlı kayıpların, pek çok ruhsal rahatsızlığın ortaya çıkmasında ve yetişkin yaşamdaki uyum bozukluklarında önemeli olduğunu belirtmektedir(akt. Soykan ve Soykan1999)Litaratürde patolojik ya da tamamlanmamış yas olarak tanımlanan kavrama geçmeden önce normal yas tepkilerinin ve sürecinin anlaşılmasında fayda vardır. Normal Yas Süreci Sevilen bir kişinin kaybıyla birlikte kişinin geçtiği yaşantılar evrensel olarak değişik başlıklar altında toplanmakla birlikte belli başlı dört evreden söz edilir( Eisenberg ve Patterson 1979) İnkâr Dönemi Kaybın hemen arkasından yaşanan evredir. Bazı yayınlarda şok ve uyuşukluk dönemi olarak da tanımlanır. Genellikle ölüm haberine verilen ilk tepkiler inkâr, inanmama ve şoktur. Kişi ölüm haberi karşısında kendisini, kaybetme acısından uzak tutma ihtiyacındadır. Kayıp ve inkâr dönemi kişi için dayanılmaz ve üstesinden gelinemez olarak algılanan bu durum karşısında, zaman kazanmak için kullanılır ve uyuşukluk içinde kişi kaybedenin arkasından gerekli olan işlemleri yapabilir. Bir olgumuzun sözleribu dönemi örnekler niteliktedir: Bir türlü ne olup bittiğini anlayamıyordum, sanki

2 bir film seyrediyordum ve film de bütün insanlar ağlıyor ve telaş ediyorlardı ve onların bu telaşı beni çok rahatsız ediyordu. İçimden onlara müdahale etmek amahiçbir şey yapamıyordum. Yastaki kişinin bu uyuşukluk evresi birkaç dakik ile birkaç gün arasında sürer. Bu dönem içinde kişi entelektüel olarak yaşantıları fark etse de genellikle duygusal olarak reddetmektedir. Yine bu dönemde fiziksel yakınmalar sıklıkla görülebilir. Uyumada güçlük ya da uykusuzluk, boğazında düğümlenme, nefes almada sıkıntı, iç çekme ihtiyacı, göğüste bunaltı, ve boşluk hissi, kas gücünde azalma belirtilerin yanısıra söylenenleri anlamama, olanları takip edememe, olağan becerilerini kaybetmişlik hissi olabilir. Korku ve yorgun bunaltı en sık yaşanan duygulardır. Arama ve İsyan Dönemi Bu dönemde kişi neyi kaybettiğinin farkına varmaya başlamıştır. Kaybettiği kişi ve onun geri getirilmesi ile aşırı ilgilidir. Bu evrede yaşanan çaresizlik ve umutsuzluk duygularına karşı çocukça bir güçlülük duygusu vardır ve bu sayede kişiler kaybettiklerini geri getirebilecekleri duygusu yaşayabilirler. Bu evre aylarca sürebilir. Yoğun suçluluk ve suçlama duyguları, abartılı bir öfke ve isyan hali görülebilir. Bu dönemde kayıpla ilgisi olan her tür kurum ve kişiyi suçlama ve onlara öfkelenme belirgin bir şekilde çıkabilir. Kişi sürekli olarak kaybettiği kişiyle ilgili anılar ya da onun başına ne geldiği ile uğraşıyor ve onların nedenlerini anlamaya çalışıyor gözükebilir. Neden ben?, Neden o?, Ne yaptım da hak ettim?, Bütün bunlar benim yüzümden düşünceleri yaygındır. Bu dönemde kaybedilen kişinin sesini duyma, hayalini görme gibi gerçeği yok sayma çabaları ile karşılaşılabilir. Yine bu dönem içinde kişilerin bir pazarlık halinde oldukları ve kendi içlerinde kaybedilenin geri getirilmesine karşın ödünler verdikleri ya da kendilerini cezalandırdıkları gözlenir. Huzursuzluk, sabırsızlık, aşırı uyarılmışlık hali vardır, fiziksel yakınmalar sıklıkla görülebilir. Çökkünlük ve Onarma Çabaları Dönemi Bu evrede yastaki kişi iyice battığını hissedebilir. Birinci ve ikinci evrede kullanılan savunmalar artık kullanılamıyordur. Kişi kaybıyla yüzleşmiş ve bununla uğraşmaya başlamıştır. Kişi bu kayıpla nasıl başa çıkacağını ve yaşamını nasıl devam ettireceğin araştırmaya ve yakıntılarını onarmaya çalışır. Kişinin duygusal yoğunluğunun ve yalnız kalma çabalarının arttığı görülür. Bu dönmede eşini kaybeden bir kadın durumunu şöyle anlatıyordu: sanki şimdi daha çok acı çekiyorum, acım daha azalacak derken kendimi batağın tam dibinde buldum, yüreğim parçalanıyor. Şimdiye kadar herşeyi birlikte yaptık, hayatı birlikte taşıdık, onsuz ne yapacağım, nasıl yaşayacağım, o olmadan nefes bile alamayacağım sanıyorum. Bu dönmede kişilerin intihar düşünceleri ve riskleri diğer dönemlere göre daha yüksektir. Bu devrede kişinin kendisini ve olanları algılaması gerçekçidir. Bu evrenin sonuna doğru ölüm karşısında çaresizliğini kabul eden kişi, bundan sonraki yaşamını yeniden organize etme konusundaki gücünün de farkına varır. Bulunduğu yerden yukarı çıkmaya doğru yönlenmiştir. İniş çıkışlar sıkça olabilir. Artık kaybedilenle ilgili yaşantılar, geçmiş ve gelecekle ilgili bağlantılar daha umutlu olmaya kaybedilene ait yerine koyma çabaları araştırılmaya başlanır. Yeniden Bütünleşme ve Yapılandırma Bu dönem oldukça yavaş gelişir ve zaman alır. Yastaki kişi artık kaybı ile birlikte yaşamaya, yaşamını yeniden organize etmeye başlamış ve bu duruma uyum sağlamıştır. Bir rahatlama kurtulma, özgür kalma duygusu, enerjide yenilenme, sosyalleşmede artış, yargılamada gelişme, yeme ve uyku

3 alışkanlıklarında düzelme başlar. Kişi geçmişte bıraktığı işleri tamamlamaya kaybedilenin yerini tutabilecek arayışlar içine girmeye ve yeni kararlar almaya başlar. Suçluluk duymadan yeniden hoşa giden aktivitelerle uğraşmaya başlamıştır. Bu evrenin yönü her zaman için içeriye dönük olmaz, ileri ve geri dalgalanmalar sık görülür. En ufak bir uyaran bunaltı ve karamsarlık duygularını ve acı deneyimleri tekrar canlandırabilir. Bu evrelerin başlangıçları ve bitişleri çok kesin sınırlarla ayrılmamaktadır. Bu süreç sırasında kaybedilenle ilgili olumlu olumsuz rahatça ve gerçekçi olarak hatırlayanların daha normal bir süreç geçirmeleri beklenmektedir. Sağlıklı olarak tanımlanmış bir yas sürecinin genellikle bir yıl ve daha uzun sürmesi beklenebilir. Özellikle kayıp nispeten yakın bir aile bireyine ait ise bu süre daha da uzun olabilir. Yas yaşantısının uzunluğu, yoğunluğu, nasıl yaşandığı yastaki kişinin kişilik özelliklerine, kaybedilenle olan ilişkinin biçimine ve çevresel değişikliklere bağlı olarak değişir. Bu değişkenler çoğunlukla olumlu ise, yasın, profesyonel yardıma gereksinimduyulmaksızın, sağlıklı bir çözüme ulaşması sık rastlanan bir sonuçtur. Bunlar; Yedi önemli özellik yastaki kişilerin çoğunda görülür. (Greenblatt1978) 1- Gerçeğin anlaşılması süreci; Kaybın inkârından kabulüne geçiş, 2- Anksiyete ve korku duygularının sıklıkla yaşanması, 3- Kaybedilen kişiyi aramaya yönelik davranışlar, 4- Yoğun öfke ve suçluluk duyguları 5- İçsel kayıplara ve yok olmaya ait yoğun kaygı ve korkular, 6- Ölen kişiye ait belirtilerin, davranışların tutumların taklit edilip sürdürülmesi 7- Normal yas sürecinin anormal görüntüleri. Yas Sürecini Etkileyen Temel Özellikler 1- Yas tutan kişinin temel özellikleri Kişinin fiziksel ve psikolojik sağlığı, entelektüel kapasitesi, acıyı, üzüntüyü ve çaresizliği tolere etme yeteneği, mesleki ve sosyal becerileri, yasa ilişkin önceki yaşantıları ve günlük yaşama ilişkin ortaya çıkan problemlerle baş etme kapasitesi genel olarak yaşanan süreci etkileyen kişisel özelliklerdir. 2- Çevresel Özellikler Çevredeki yakınların yastaki kişinin ifade ettiği çaresizlik ve acı duygularını dinleme ve konuşmasını cesaretlendirme kapasitesi, yaşanan acıya tahammül edebilme becerisi ile yastaki kişinin tatmin edici ve yapıcı bağların kurulabileceği diğer kişilere ulaşabilme şansının oluşu, bu sürecin nasıl yaşanacağını belirlemektedir. Genel olarak toplumlarda yasın kabul süresinin olduğundan daha kısa tutulduğu ve çevredekilerin birkaç ay geçtikten sonra da devam eden yas davranışlarını anormal görme eğiliminde bulundukları görülmektedir. Bu durum ise yastaki kişi de utanma, suçlanma ve kaçınma davranışlarını arttırmaktadır. 3- Yastaki kişinin kaybedilenle olan ilişki biçimi

4 Bu ilişki biçimi yas sürecini belirleyen bir diğer etmendir. Ölen kişinin yastaki kişinin hayatındaki rolü ne kadar önemli ve merkezi olduğu, ölene karşı negatif ve pozitif duyguların dağılımı, ölümün ani, zamansız veya beklendik oluşu ve yastaki kişinin ölüm karşısında yapabileceklerinin tümünü yaptığını düşünmesi ve ölümün çaresizliğini kabul etmesi ölenle kalan arasındaki ilişkiyi belirlemektedir. Beklenen Ölüm (Anticipatorygrief) Beklendik bir ölümün, örneğin uzun süredir hasta olan bir yakının kaybı genellikle beklenmedik ve ani bir kayba göre daha kolay baş edilebilir bir yaşantı olarak değerlendirilebilir. Bu tür kayıp sürecinde ölüm tam olarak gerçekleşmeden önce, yas süreci tamamlanmış olabilir. Bu tür yas sürecinde kişi, genellikle, aşağıdaki aşamalardan geçer ( Schulz 1978): 1) Depresyon Normalde depresyon, kaybın arkasından yaşanması beklenen bir durum iken beklendik durumlarda tanının konması ile yani sevilen kişinin ölebileceği haberi ile yaşanmaya başlar. Tabi ki ölümden önce depresyonda olan kişinin ölümden sonra da depresyonda olması beklenebilir. 2) Hasta kişiye karşı abartılmış ilgi Ani ve beklenmedik kaybın arkasından birçok aile üyesi çaresiz bir suçluluk duygusu yaşar. Kafasında birçok rahatsız edici soruya cevap aramaktadır; ölen kişiye sağlığında nasıl davranıldığı ile uğraşırlar. Hastalık sonu yaşanan kayıplarda genellikle bu süreç yaşanmaz. Çünkü aile üyelerinin hastaya yeterince ilgi ve şefkat vermeye, ilişkilerini onarmaya ve bitirilmemiş işlerini bitirmeye yeterince zamanları olmuştur. Böylece kendilerini hasta kişiye adamışlardır ki, bu durum daha sonra suçluluk duygularının ortaya çıkmasını engelleyecek ya da bu duyguların iyileşmesine yardım edecektir. Kişiler ellerinden geleni yapmışlardır. 3) Kişinin kendisini ölüme hazırlaması Yaşanan hastalık süreci boyunca hiç şüphesiz aile üyeleri kafalarında birçok kez ölüm anını düşünmüşlerdir; bu da ölüme hazırlanmalarını ve ölümü kabul etmelerini daha kolaylaştırmıştır. 4) Ölümün sonuçlarına uyum Uyum süreci sırasında kişinin yası tamamlanmaya yakındır. Hayatta kalanlar ölen kişi olmadan yaşamaya başlamış, geçmişle bağlantılarını koparabilmeye ve yeni ilişkiler kurmaya hazır hale gelmiştir. Patolojik Yas Süreci (işlevsel Olmayan Yas Süreci) Normal olarak yaşanan yas durumunda daha çok ileri doğru giden bir süreç vardır. Bu süreçte inkâr, gideni geri getirme çabaları, acının azalması ve yerine yeni kişiler koyma ve yeniden yapılanma çabaları izlenir. Bazı durumlarda yas süreci sağlıklı olarak tamamlanmaz veya kesintiye uğrayabilir. Kayba bağlı olarak yaşanan suçluluk duyguları, yalnızlık, daha önceki kayıplara ait bitirilmemiş işler, önceden var olan fiziksel ya da psikolojik sağlık sorunları ve sosyal baskılar normal yas sürecini

5 engelleyebilir. Patolojik yas da, genellikle ilk üç evreye ait özelliklerin ve beklenen evrensel yaşantıların yerine beklenmedik, abartılmış, çok fazla uzamış tepkiler ya da tepkisizlik durumu ortaya çıkabilir. (Hafen ve Peterson 1982). Bu süreçteki kişiler esnekliklerini kaybetmişlerdir ve zamanın geçmesine direnmektedirler. Belirtiler genelde inkarla ilgilidir ve kişiler ölüm gerçeği ile yüzleşmekten kaçınmaya çalışmaktadırlar. Bu durumdaki belirtiler kimi zaman psikotik bir doğada olabilirler; gerçeği değiştirmeye çalışmak ve sürekli olarak ölen kiiyi aramak, ölenle özdeşim yapma, kronik öfke ve suçluluk duyguları, çevresindekilere karşı düşmancıl bir tutum, halisinasyonlar, doğaüstü güçlerle aşırı uğraş, kronikleşen depresif duygular, ülseratif kolit gibi birtakı psikosomatik belirtilerin ortaya çıkması, intihar fikirleri ya da sosyal ve ekonomik bakımdan kendisine zarar verici davranışlar, sosyal uyum bozuklukları ve temel yaşam becerilerindeki zorlanma gibi. Yasın yaşanmadığı ya da patolojik olarak yaşandığı bu gibi durumlarda profesyonel yardımın alınması gerekmektedir.( Eisenberg ve Patterson 1979) Yas Sürecinde Etkili Yardım Teknikleri Genel olarak bu süreç içinde yapılacak olan yardım hizmetleri için gerekli olan özellikler aşağıda tartışılmıştır. 1- Sevilen kişinin kaybının ardından kişiler her an bir yardım arayışında olmayabilirler. İçinde bulundukları dönemin özellikleri örneğin yaşanan inkâr veya insanlardan kaçınma duyguları nedeniyle kişiler kendileri için yardımcı olabilecek kaynakları kullanamayabilirler. Bir ölümün ardından kendileri için yardım talebinde bulunmak uygunsuz gelebilir ya da kişilerin bu tür bir yardımı arayacak enerji ve güçleri yoktur. Tüm bu engellemelere rağmen yastaki kişinin onu anlayabilecek ve kollayabilecek bir kişi ile görüşmesinin cesaretlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için kişiye yas sürecinin çok zor ve bazen beklenenden uzun sürebileceği hakkında bilgi verilmelidir. Burada benzer süreçlerdeki kişilerin başkalarıyla konuşmaktan dolayı kendilerini daha iyi hissettikleri ve bunun önemli bir ihtiyaç olduğu anlatılabilir. Bazen de kişiye bu konuda yardım alabileceği kaynaklar ve bunların ulaşılabilirliği konusunda bili verilmesi ve ihtiyaç olduğunda başvurulabileceğinin anlatılması yeterli olabilir. Yas sürecindeki kişiler bazen duygu ve düşüncelerinin tuhaflığından dolayı ürküp, rahatsız olabilir ve bu nedenlede bu tip duygularını saklayabilirler. Bu durumda genellikle bilgilendirme yapmanın bununla ilgili gerginliği ve çekinikliği azaltmadaki rolü dramatiktir. Kişiler bu tür yaşantıların evrenselliğini anladıklarında daha iyi uyum yapabilirle (Eisenberg ve Pattersob1979). Yine bu süreç içinde kişilerin acıdan kaçınma ve acıyı inkâr etme davranışları da gözlenmeli ve uygun durumlarda acıyla yüzleşebilmeleri için gerekli yardımlar yapılmalıdır. 2- Yastaki bireyin kişisel kaynaklarının sınırlılığı bu sürecin sağlıklı olarak sonlanabilmesi için gerekli baş etme mekanizmalarının geliştirilmesini engelleyebilir. Zeka, sağlık, yaş gibi özelliklerle ilgili ciddi sınırlılıklar bu süreci oldukça karmaşık hale getirebilir. Bu durumda öncelikle kişinin sınırlılıklarıyla ilgili tamamlayıcı bir özellik taşıyacak kaynakların harekete geçirilmesi ve kişinin de bunları kullanmak üzere teşvik edilmesi gerekmektedir. Geride kalan bebek, çocuk, ergen, yaşlı, zihinsel özürlü dâhili bir hastalığa sahip ya da ruhsal olarak sağlıklı değil ise yas sürecinin daha karmaşık hale gelmesi beklenebilir. Buradaki her grup kendi içinde özel zorluklara sahiptir ve bunların sağlıklı bir biçimde çözülebilmesi için özel tekniklerin kullanılması gerekmektedir. 3- Ölümün ardından kişilerin bu sonu engellemek üzere yapılabileceklerle ilgilendikleri sürece, çok da gerçekçi olmayan bir biçimde kendi yaptıkları ile uğraşmaları ve sonu kontrol etmekle ilgili kendilerine ilişkin ya da kendi becerisizliklerine ilişkin gerçekçi olmayan yargılamalarda

6 bulunmaları, yas sürecinin beklendik seviyede gitmesini engelleyebilir. Bu durumdaki kişiler ölümün engellenemez ve kişinin kontrolü dışında olduğunu ve ölüm karşısındaki çaresizliklerini kabul etmekte zorlanmaktadırlar, bu da bir anlamda gerçekle yüzleşmeyi geciktirmektedir. Bu durumda yaşamı yeniden kurma için gerekli olan enerji bu konuya takılı kalır ve süreç sağlıklı olarak yaşanamaz. Özellikle çocuklarını kaybetmiş anne babaların ölümün ardından yoğun bir biçimde çocuklarını ölüme teslim etmiş ve onları bundan koruyamamış olmanın verdiği yoğun bir acı vardır ve uzun süre geçmiş davranışları ile ilgilenirler. 4- Bu süreç sırasında patolojik olabilecek durumlar karşısında klinisyenin dikkatli olması ve gerekli olan müdahaleleri yapabilmesi önemlidir. Özellikle kişide yapıcı beceriler geliştirmeye ve acıyla yüzleşmeye yönelik katı savunmalar geliştirilmişse ve intihar düşünceleri varsa ve daha önce sözü edilen patolojik yasın özellikleri görülüyorsa kişinin tedavisi için gerekli olan profesyonel tedavi planı ( grupla ya da bireysel tedavi, yatarak takip vb.) bir an önce yapılmalı ve gerekli destek sistemleri harekete geçirilmelidir( eisenberg ve Patterson 1979). Çocuklarda Yas Süreci Sevilen kişinin ya da birincil derecede sorumlu ebeveynin ya da yakınlarının çocuk için kaybı oldukça zor bir süreçtir. Pek çok yazara göre çocuklar yetişkinlerden daha farklı ve zorlu bir yas süreci yaşamaktadırlar. Bu süreç yetişkinlere göre daha yavaş ilerlemekle ve tamamlanması genellikle daha uzun bir süre gerektirmektedir. Çocuk için bu süreçte başlıca iki sorun ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi çocuğun ölüme ilişkin sürekliliği kavrayamamış olması, ölen kişini dönemeyeceğini ve o kişiyle bağlarını azaltması gerektiğini anlayamaması ile ilgilidir. Bu durum kendi bakımı için diğer kişiye bağımlı olan çocuk için oldukça zordur. İkinci konu ise yetişkinlerin kayıptan sonra odaklaşabilecekleri başka ilgi ve aktiviteleri varken, çocuğun anlamlı olabilecek ilişkilerinin neredeyse tümü yoğun bir biçimde annebabaya yöneltilmiş durumdadır. Dolayısıyla çocuk için odaklaşabileceği bir aktivite oldukça zordur Çocuklar için yas sürecindeki kritik yaşantılardan birisi kaybedilen ebeveynin karşıladığı ihtiyaçların başkaları tarafından sağlanmaya devam edilmesidir. Genellikle ailedeki bir diğer yakın ve yakınlar tarafından çocuğa bu güvencenin verilmesi önemlidir; bundan sonra ona ne olacağı ve mümkün olduğunca günlük düzenindeki değişikliklerin az olacağı yönündeki güvenceler, Çocuğun bununla ilgili kaygılarını ve korkularını azaltır. Suçluluk duyguları, çocuklar için yetişkinlerdeki yas sürecinde yaşananlardan daha önemli bir role sahiptir. Bununla ilgili olarak çocuğa, ölümün diğer insanların davranışlarından bağımsız olarak ortaya çıktığı ve onun hiçbir şekilde hastalıktan ya da ölümden sorumlu olamayacağı ayrıntılı bir biçimde anlatılmalıdır. Kalan yetişkinlerinde kendi duygu ve düşüncelerini çocukla paylaşmaları ve onun duygu ve düşüncelerini anlamaya özen göstermeleri, çocuğun yaşadıklarını anlamasına ve korkularının azalmasına yardımcı olacaktır. Suçluluk duyguları gibi çaresizlik ve üzüntü de çocuklarda baş edilmesi oldukça zor olan ve çok değişik biçimlerde ifade edilebilen duygular olarak dikkat çekmektedir. Bazı çocuklar kendilerini diğer insanlardan ayrı tutup kendi içlerine kapanırken bazı çocuklarda son derece saldırgan, öfkeli ve kontrol edilmesi zor bir biçimde davranmaya başlarlar. Bir grup çocuk ise kaybın ardından parmak emme gibi regresif(gerileme) davranışlar içine girebilir. Çocuğun gösterdiği yas reaksiyonu bulunduğu yaş ve gelişim evresine, kaybedilen kişiyle olan bağına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Genel olarak çocuktaki yas sürecine müdahalede aşağıdaki özellikler temel alınabilir. (Hafen ve Peterson 1982)

7 1- Sözel ve sözel olmayan mesajlar yoluyla çocuğa kaybettiği ebeveynin rolünün karşılanacağı konusunda güvence verilmeli 2- Çocuğa anlayabileceği bir biçimde ölüme ait gerçekler ve tanımlar kandırılmadan doğru bir biçimde sağlanmalı. 3- Çocuğun kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmesi cesaretlendirilmeli ve tüm sorunları, gözlemleri dikkate alınarak olabildiğince açık, dürüst ve yaşına uygun bir biçimde yanıtlanmalı. Bunlar yapılırken beyaz yalanlardan kaçınılmalı. 4- Çocuğun yanlış algıları veya gerçekçi olmayan yorumlamaları uygun yollarla düzeltilmeli 5- Çocuğa olan biteni kendi duygu ve düşüncelerini anlaması için fırsat verilmeli, bu süreç içindeki çocuğun kendi hızına uyum yapılmalı Ebeveynlerden birisinin kaybı sonucunda geride çocuğu ya da çocukları ile kalan ebeveynler için kimi zaman bu süreç üstesinden gelinemez olarak yaşanabilir. Böyle durumlarda sadece danışma amacıyla bile verilen profesyonel yardım önerisi çoğu zaman için koruyucu ve destekleyicidir. Eş Kaybı ve Yas Süreci Eşlerden birinin ölüm ya da boşanma nedeniyle kaybı, kadın olsun erkek olsun kalan için kimi zaman üstesinden gelinmesi çok zor bir yaşantı olabilir. İnsanlar evlilik kurumu içinde eşlerine çoğu zaman fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması için bağımlıdırlar ve zaman içinde bu ihtiyaçlar oldukça karmaşık hale gelir ve eşler birbirlerinin pek çok konuda en büyük destekçisi olurlar.(rapaport 1994). Bu destek aniden ve istenmedik bir şekilde kayıp yoluyla kesildiğinde kalan eş için yeni yaşantıya uyum yapmak için oldukça aktif bir mücadele gerekir. Bu mücadelede diğer aile üyelerinin ve yakın arkadaş çevresinin desteği oldukça önemlidir. Kalan eş fiziksel olarak hayat kaybetmiştir ancak henüz duyguları canlıdır ve ölen kişi ile kurulmuş olan bağlarından sıyrılmakta zorlanmaktadır. Bu durum kişiye çok fazla acı verebilir. Bu dönemde verilebilecek olan bazı öneriler kişiye yardımcı olabilir. Kişinin kendisi için belirgin hedefler koyması, bunları uygulamaya geçmesi, yeni bir meşguliyet ve aktiviteyle uğraşması oldukça önemlidir. Bu dönemde kişiler hala kendilerini bir işe yarar ve kendi başlarına bir işi becerir olarak hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Genellikle bir eşin kaybının ardından bazı ekonomik zorlukların çıkması beklenebilir. Bu konuda yapılabileceklerin bir an önce yapılması ve konuyla ilgili belirsizliklerin öncelikle çözüme ulaştırılması gerekmektedir. Çoğunlukla eşin kaybından sonra yalnızlık ve izolasyon en önemli problemlerden birisidir. Oysak ki bu dönemde yaştaki kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaşma insanlarla olma ihtiyacı vardır. Kimi zaman ölen eşin yakınlarından özelikle ortak arkadaş grubundan kaçınma görülebilir. Bu tür durumlarda yaştaki kişi bu kaçınma davranışlarının gerçekten kaçınmayı sağladığı konuşulmalı ve diğerleriyle olan günlük ilişkilerini ve aktivitelerini koruma yönünde cesaretlendirilmelidir. Yine bu dönemde bazı eşler tüm yaşantılarını değiştirme ve ortamdan kaçınma davranışı içine girebilirler, bu konuda kişilere davranışlarının aslında neye hizmet ettiğine ilişkin bilgilendirmeler verilip bu tür dönemlerde yanlış kara verme potansiyeli vurgulanmalı ve önemli hayat karalarının ertelenmesi konusunda kişiye yardımcı olunmalıdır. Yaş süreci içinde insanlar kendilerini kırılabilir ve çok incinmiş olarak değerlendirirler ve bazen de kendileri için başkalarından yardım istemeyi doğru bulmayabilirler. Bu durumdaki kişiler günlük aktivitelerine bir an önce dönmeyi ve başkalarının ihtiyaç duyduklarında yardım istemeye teşvik edilmeli ve ihtiyaç olduğunda ya da istendiğinde profesyonel yardımın da hazır olduğu bilgisi verilmelidir. Çocuk Kaybı ve Yas Süreci

8 Hayatında pek çok olay yaşamış, bir meslek sahibi olmuş, evlenmiş, çocuk yetiştirmiş yaşamın insanlara sunduğu bu eğlenceli ve üzüntülü birçok deneyimi olmuş bir kişinin ölümünü kabul etmek yaşamın pek çok insan için sunduğu bu yaşamın pek çok azını yaşayabilmiş bir çocuğun ölümünü kabul etmekten daha kolaydır. İşte bu nedenle ailenin çocuklarının kaybına uyum yapmaları çok zordur.(eisenberg ve Patterson 1979). Bir çocuğun ölümünün kabulünü zorlaştıran bir başka neden ise çocuk kaybının çok sık olmayışı ve kişilerin pek çok kayba belki hazır olabilecekken çocuklarının kaybına asla hazır olmayışıdır. Aileler genellikle çocuklarından önce öleceklerine hazırdırlar ve sıranın bozulmasıyla sadece geçmişlerini değil geleceğe ait tüm beklenti ve umutlarını da kaybederler. Annebaba olmanın getirdiği sorumluluklar, çocuğun bakımını ve korunmasını gerektirir. Çocukların ölümü ile bu aileler kendilerini yetersiz, başarısız olarak algılar ve yoğun suçluluk duyguları yaşarlar. Bu duygular genellikle gerçekçi olmayan bir biçimde kendi güçlerini sorgulamalarına ve bir biçimde kendilerini sorumlu tutmalarına neden olur. Aileler için bu yas sürecini zorlaştıran etmenlerden bir diğeri de, ailelerin kaybın ardından oldukça az sosyal destek almalarıdır. Kaybedilen yeni doğan olsun, bebek olsun yada daha büyük bir çocuk olsun yaşananlar çok zordur ve ailelerin bu dönemde yoğun ilgi ve desteğe ihtiyaçları vardır. Bu dönemde aileler, çocuklarının doktoruyla konuşmaya ve öğrenmek istediklerini öğrenmeye teşvik edilmelidirler, çünkü yanlış bilgi ve algılar sonradan suçluluk duygularının sürdürülmesinde etkili olabilir. Bu dönemde hem anne hem de baba kendi duygularını açıkça ifade etme konusunda teşvik edilmeli ve çocuklarıyla ilgili konuşmaya istekli oldukları sürece dinlenmelidirler. Süreç içinde ailelerin birbirleriyle olan paylaşımlarını artırmaya varsa, diğer kardeşleri de paylaşıma ortak etmeye çalışmak etkili yöntemlerden bir diğeridir. KAYNAKLAR Attig, T. (1996). How We Grive. New York: Oxford Press. Berksun O. E. ve ark. (1993) Krize Müdahale ve yaş: Olgu Sunusu. Kriz Dergisi 1(2):45-50 Eisenberg S., Patterson L.E.(1979) Helping Clients with Special Concerns.Boston: Houghton Miffim Company Greeblatt M.(1978)The Grieving Spouse. American Journal of Psychiatry 135,1:44 Hafen B.Q. Peterson B.(1982) The Crısıs Intervention Handbook.New Jersey: Prentice-Hall Lidemann E. (1944)Akut Yas'ın Semptomatolojisi ve Yaklaşımı.(Çev.R.Uslu).Kriz Dergisi1(2): Parkes C.M., Weiss R.S.(1983) Recovery From Berevement. New York:Basic Raphael B. (1983) The anatomy of Bereavement.New York:Basic Rapoport N. (1994) A Woman's Book of Grieving. New York:Morrow Schulz R. (1978) The Psychology of death, Dying, and f Bereavement. Mass.: Addison -Wesley Publishing Company Soykan A., Soykan Ç. (1999) Psikolojik Deprem. Cogito Düşünce Dergisi 20;

9 Soykan, Ç. (2000). Kriz ve Krize Müdahale. Ankara: Ankara Üniversitesi Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Merkezi Yayınları No: 6

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Nedir? Günlük rutin işleyişi bozan, Aniden beklenmedik bir şekilde gelişen, Dehşet, kaygı ve panik yaratan, Kişinin anlamlandırma

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri MADDE BAĞIMLILIĞI BAĞIMLILIK Bağımlılık, bireyin kendi ruhsal ve bedensel sağlığına

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman YAS SÜREÇLERİ NİLÜFER ARDA ÖMER PAMUK Önemli bir kayıp yaşayan kişi, hayatını yeniden

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

REHBERLİK SERVİSİ. Anne-Babalar Okula Hazır Mıyız?

REHBERLİK SERVİSİ. Anne-Babalar Okula Hazır Mıyız? REHBERLİK SERVİSİ Anne-Babalar Okula Hazır Mıyız? OKULA GİTTİĞİNİZ İLK GÜNÜ HATIRLIYOR MUSUNUZ? Hayatınızda yeni bir sayfa açılıyor. Bu başlangıç hem onun hem de sizlerin hayatında yepyeni bir dönemin

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

Stressiz Yaşam Mümkün mü?

Stressiz Yaşam Mümkün mü? On5yirmi5.com Stressiz Yaşam Mümkün mü? Stres günümüzün en önemli sorunlarından biri. Peki stressiz bir yaşam mümkün mü? Psikolog Nilüfer Şişman, bu sorunun cevabını veriyor Yayın Tarihi : 15 Ocak 2010

Detaylı

ERGENİM BEN!!! Nereden Çıktı Bu Sınav?

ERGENİM BEN!!! Nereden Çıktı Bu Sınav? Uzm Psk. Nuray ÖZBEN AVŞAR ERGENİM BEN!!! Nereden Çıktı Bu Sınav? Çocuklar hızla büyüyor, çocukluk dönemini bitirip ilk erişkinlik olan ergenlik dönemine adımlarını atıyorlar. Ergenlik çağında fiziksel

Detaylı

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Görüşmecinin Adı- Soyadı:

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en 1 ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

TRAVMA ÇOCUKLARDA TRAVMA SONRASI STRES TEPKİLERİ. Yukarıda özetlenen üç büyük kategori aynı olmakla. birlikte, TSS tepkileri çocuklarda yetişkinlerde

TRAVMA ÇOCUKLARDA TRAVMA SONRASI STRES TEPKİLERİ. Yukarıda özetlenen üç büyük kategori aynı olmakla. birlikte, TSS tepkileri çocuklarda yetişkinlerde İş Adı SONRASI travmatik deneyimlerle ilgili rüyalar ortaya STRES (TSS) NEDİR? karşılaşılmasından yıllar çıkabilir. Travmatik bir deneyim sonra bile pek çok çocuk (travma) gerçek ölüm ya ve yetişkin, travma

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak OYUN VE ÇOCUK Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

Yaşam Sonu Bakımda Kültürel Yetkinlik, Bakım Vericinin Desteklenmesi. Nesibe YEŞİLÇAM

Yaşam Sonu Bakımda Kültürel Yetkinlik, Bakım Vericinin Desteklenmesi. Nesibe YEŞİLÇAM Yaşam Sonu Bakımda Kültürel Yetkinlik, Bakım Vericinin Desteklenmesi Nesibe YEŞİLÇAM Sunu İçeriği Yaşam Sonu Bakım Yaşam sonu bakımda, bakım verici Kültürel Etkinlik Kültürel Yeterlilik Modelleri Vaka

Detaylı

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA 1. TIRNAK YEME Tırnak yeme, her yaşta ve her iki cinste de görülebilen, zaman içinde

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

AFET PSİKOLOJİSİ. GEA Acil Durum Yönetimi Eğitimleri

AFET PSİKOLOJİSİ. GEA Acil Durum Yönetimi Eğitimleri AFET PSİKOLOJİSİ GEA Acil Durum Yönetimi Eğitimleri Afet Sonrası Risk Altındaki Gruplar Doğrudan Etkilenenler Tanık olanlar İzleyiciler AFET SONRASI DUYGUSAL AŞAMALAR İLK VURMA AŞAMASI ACİL DURUM AŞAMASI

Detaylı

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX 1. Çocuklara Zarar Veren Anne-Baba Davranışları...1 Aşırı Koruyuculuk ve Kısıtlayıcılık...2 Reddetme; Maskelenmiş Mahrumiyet...4 Aşırı Hoşgörü ve Şımartma...5 Aşırı Beklentiler...6

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

Histeri. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir.

Histeri. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir. Histeri, Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir. Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar

Detaylı

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır Ruhsal Travma Değerlendirme Formu APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır A. SOSYODEMOGRAFİK BİLGİLER 1. Adı Soyadı:... 2. Protokol No:... 3. Başvuru Tarihi:...

Detaylı

IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ

IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ Rehberlik Bilgi Bülteni Ekim 2014 IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ İLKOKUL ÇAĞI ÇOCUKLARDA RUHSAL OKUL SÜREÇLERİ KAYGILAR VE SORUMLULUKLAR EYVAH ÖDEVİM VAR! 1 Sevgili Velilerimiz, En değerli varlıklarımız olan

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

AİLEYE KÖTÜ HABERİ NASIL VERMELİYİZ?

AİLEYE KÖTÜ HABERİ NASIL VERMELİYİZ? AİLEYE KÖTÜ HABERİ NASIL VERMELİYİZ? Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD 58.Türkiye Milli Pediatri Kongresi 25 Ekim 2014 KONUNUN

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

OKUL KORKUSU VE BAŞ ETME YOLLARI. Banu SOYDABAŞ Şeker İlköğretim Okulu Psikolojik Danışman

OKUL KORKUSU VE BAŞ ETME YOLLARI. Banu SOYDABAŞ Şeker İlköğretim Okulu Psikolojik Danışman OKUL KORKUSU VE BAŞ ETME YOLLARI Banu SOYDABAŞ Şeker İlköğretim Okulu Psikolojik Danışman OKUL KORKUSU, Çocuklarda okula gitmek istememe durumu olarak tanımlanmaktadır. OKUL KORKUSU, Her çocukta rastlanan

Detaylı

UZ. DR. GÖNÜL ERDAL DAĞISTANLI

UZ. DR. GÖNÜL ERDAL DAĞISTANLI GÜRÜLTÜ = HOŞA GİTMEYEN SES GÜRÜLTÜNÜN SÜRESİ ŞİDDETİ ZAMANI TÜRÜ GÜRÜLTÜ FİZYOLOJİK TEPKİLER RUHSAL TEPKİLER FİZYOLOJİK TEPKİLER ANĠ GÜRÜLTÜDE KAS GERĠLMELERĠ BAġ DÖNMESĠ YORGUNLUK ĠġĠTME KAYIPLARI METOBALĠZMA

Detaylı

KANSER VE CİNSEL YAŞAM

KANSER VE CİNSEL YAŞAM KANSER VE CİNSEL YAŞAM Doç. Dr. Ülgen Okyayuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D. Klinik Psikoloji Öğretim Üyesi Son zamanlarda kanserin tedavisinde ilgi sadece tanı ve agresif tedaviyle

Detaylı

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL.

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. Dr Ali Bozkurt Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. The bereavement of the widowed. Dis Nerv Syst 1971;32:597

Detaylı

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi ÖFKE KONTROLÜ Aşağıdaki kendini değerlendirme soruları bilimsel bir araç olarak tasarlanmış değildir. Amaç; çeşitli durumlardaki davranışlarınıza

Detaylı

ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU

ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU Hemşire Deniz YALÇIN Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezi Pediatri Hematoloji Onkoloji Kliniği Servis Sorumlu Hemşiresi Sunum Planı Hastanın servise kabulü

Detaylı

Akıl hastalıkları sık görülmektedir. Her yıl yaklaşık her beş Danimarkalıdan biri şizofreni gibi bir akıl hastalığına yakalanmaktadır.

Akıl hastalıkları sık görülmektedir. Her yıl yaklaşık her beş Danimarkalıdan biri şizofreni gibi bir akıl hastalığına yakalanmaktadır. INVEGA hakkında bilgiler Yalnız değilsiniz Akıl hastalıkları sık görülmektedir. Her yıl yaklaşık her beş Danimarkalıdan biri şizofreni gibi bir akıl hastalığına yakalanmaktadır. Hastalığınızın bir sonucu

Detaylı

Psiko-Onkoloji Onkoloji Hastalarına Psikolojik Yaklaşım

Psiko-Onkoloji Onkoloji Hastalarına Psikolojik Yaklaşım Psiko-Onkoloji Onkoloji Hastalarına Psikolojik Yaklaşım Dr. Mecit ÇALIŞKAN HNH Psikiyatri İdari ve Eğitim Sorumlusu Kanser hastaları tanı, tedavi ve hastalığın ileri evrelerde çeşitli ve değişik, ruhsal

Detaylı

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ Özgüven Nedir? Özgüven en basit tanımıyla kişinin kendisine güvenmesidir. Daha geniş anlatımla, kişinin yapabildikleri ve yapamadıklarıyla, olumlu

Detaylı

ÜMRANİYE REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

ÜMRANİYE REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KRİZ Tüm doğal afetler, yangın, bir öğrencinin veya öğretmenin ölümü, intihar vakaları, cinsel istismar, taciz, öğrencinin maruz kaldığı veya şahit olduğu şiddet durumlarında okulda yaşanan panik, korku,

Detaylı

Bağımlılık-Bağımsızlık. Prof. Dr. Sibel ERKAL İLHAN

Bağımlılık-Bağımsızlık. Prof. Dr. Sibel ERKAL İLHAN Bağımlılık-Bağımsızlık Prof. Dr. Sibel ERKAL İLHAN Yemedim yedirdim, içmedim içirdim, saçımı süpürge ettim Peki iyi mi ettim? Bağımlılık Bağımsızlık Bağlılık Bağımsızlık Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI SINAV KAYGISI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI SINAV KAYGISI se Li ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI SINAV KAYGISI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2015 KAYGI; Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel

Detaylı

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU!

UYUŞTURUCU ÖZGÜRLÜĞÜN SONU! Risk Faktörleri BİRECİK RAM Tedavi İçin Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar. Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen,

Detaylı

Kayıp Travması. Sebepler, psikodinamikler ve travma terapisi. (c) Prof. Dr. Franz Ruppert

Kayıp Travması. Sebepler, psikodinamikler ve travma terapisi.  (c) Prof. Dr. Franz Ruppert Kayıp Travması Sebepler, psikodinamikler ve travma terapisi www.franz-ruppert.de Travmanın iki klasik türü Yaşamı tehdit eden olaylar neticesinde oluşan travmalar (örneğin: savaş, kazalar, tecavüz, doğal

Detaylı

Kronik hastalıkların çocuk,aile ve kardeşler üzerindeki etkileri ve kronik hastalıkların önlenmesinde hemşirenin rol ve sorumlulukları

Kronik hastalıkların çocuk,aile ve kardeşler üzerindeki etkileri ve kronik hastalıkların önlenmesinde hemşirenin rol ve sorumlulukları Kronik hastalıkların çocuk,aile ve kardeşler üzerindeki etkileri ve kronik hastalıkların önlenmesinde hemşirenin rol ve sorumlulukları Araş. Gör. Betül Mammadov Kronik hastalık nedir? Kronik hastalık,

Detaylı

ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM

ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM Sağlıklı iletişim, çocuğun ruhsal gelişimi açısından büyük önem taşır.

Detaylı

HASTALIK VE HASTANEYE YATMANIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ

HASTALIK VE HASTANEYE YATMANIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ HASTALIK VE HASTANEYE YATMANIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ Prof.Dr. Güler CİMETE II. Çocuk Sağlığı sempozyumu 29 Mayıs 2009 İstanbul Çocuklarda Hastalık kavramı Gelişimi 0-2 yaş; Anlayamama, akıl erdirememe

Detaylı

Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu Yeditepe Üni. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı

Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu Yeditepe Üni. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu Yeditepe Üni. Tıp Fak. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Gebe Ergenlerin Kendilik Algıları Gebe ergenlerin puan ortalaması, diğer ergenlere göre daha yüksek tespit edilmiş!

Detaylı

Şiddetin Psikolojisi Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı. Şiddetin çevresel kökenleri

Şiddetin Psikolojisi Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı. Şiddetin çevresel kökenleri Şiddetin Psikolojisi 2015-2016 Bahar Dönemi Adli Psikoloji Doktora Programı Şiddetin çevresel kökenleri Aile Özellikleri Eğitim Durumu ve Gelir Problem davranış Arkadaş seçimi Etkisiz ya da fiziksel disiplin

Detaylı

ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOOORRR

ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOOORRR ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOOORRR ANAOKULUNA UYUM SÜRECİ ÇOCUK NEDEN OKULA BAŞLAMALI? Kreş/Anaokuluna başlama hem aile için, hem de çocuk için çok önemli bir adımdır. İlk üç yıl içinde çocuk model olarak gördüğü

Detaylı

Okul fobisi nasıl gelişir?

Okul fobisi nasıl gelişir? Eğer bir kelimenin sonuna "fobi" eklenmişse, hemen bir şeylerden korkulduğunu düşünürüz. Ancak okul fobisi gelişen çocukların okula gitmek istememelerinin tek nedeni okuldan korkmaları değil. Çocuğa bu

Detaylı

IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ

IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ Rehberlik Bilgi Bülteni Ekim 2014 IŞIK LI ANNE BABA REHBERİ ERGENLE NASIL İLETİŞİM KURMALI? DERS ÇALIŞMANIN PLANLI BİR YOLU OLMALI! 1 Sevgili Velilerimiz, Çocuklarımız için güzelliklerle dolu, zaman zaman

Detaylı

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI Çocuğun, gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlara maruz kalmasını önlemek için öncelikle anne ve babaların duyarlılığının artırılması gerekmektedir. Çünkü, annebabalar,

Detaylı

Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu/Ortaokulu

Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu/Ortaokulu PDR BÜLTENİ Sayı:8 Bülten Tarihi: Mart 2016 Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu/Ortaokulu Kardeş Kıskançlığı ve Çözüm Yolları Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu/Ortaokulu

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNDA UYKU SORUNLARI VE ÖNERİLER

OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNDA UYKU SORUNLARI VE ÖNERİLER OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNDA UYKU SORUNLARI VE ÖNERİLER Uykuyla ilgili sorunlar sadece bebeklik döneminde yaşanmaz.okul öncesi dönemde ki çocuklarda çeşitli uyku sorunu yaşarlar.uykuya dalmada güçlük,gece terörleri

Detaylı

OLAĞAN BİR KAYIP, OLAĞANDIŞI BİR DEĞİŞİM

OLAĞAN BİR KAYIP, OLAĞANDIŞI BİR DEĞİŞİM BİRİNCİ BÖLÜM OLAĞAN BİR KAYIP, OLAĞANDIŞI BİR DEĞİŞİM Yetişkinlik-öncesi gelişim dönemine dair teorilerin çoğu tarafından desteklenen bir mite göre, ergenliğin sonunda kendimizi bütünler ve normal ve

Detaylı

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır. Alzheimer hastalığı nedir, neden olur? Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI Yalan, insanları aldatmak amacı ile uydurulmuş kasıtlı davranış veya sözdür. Çocuğun yalana başvurması tıpkı yetişkin insanın yalana başvurması kadar kendini,

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER

Detaylı

DSM-IV E DAYALI ERİŞKİN DEB/DEHB TANI VE DEĞERLENDİRME ENVANTERİ (Turgay, Kas m 1995)

DSM-IV E DAYALI ERİŞKİN DEB/DEHB TANI VE DEĞERLENDİRME ENVANTERİ (Turgay, Kas m 1995) DSM-IV E DAYALI ERİŞKİN DEB/DEHB TANI VE DEĞERLENDİRME ENVANTERİ (Turgay, Kas m 1995) Adınız, Soyadınız: Tarih: Yaşınız: Cinsiyetiniz: Halen kullandığınız ilaçlar: Daha önce aldığınız tanılar: Yukarıdaki

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM BENİ KOŞULSUZ SEVİN! OTİZM NEDİR? O Bireyin sosyal iletişimini, dil

Detaylı

ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME. Hazırlayan Semiramis Gülenç

ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME. Hazırlayan Semiramis Gülenç ALİAĞA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME Hazırlayan Semiramis Gülenç DAVRANIŞIN TANıMı Bir organizmanın gösterdiği her türlü tepki,organizmanın, çevrede ve/veya çevreyle olan ilişkisinde

Detaylı

Bilgilendirme Toplantısı Boşanma ve Çocuk

Bilgilendirme Toplantısı Boşanma ve Çocuk 11.03.2016 Bilgilendirme Toplantısı Boşanma ve Çocuk Cemre Soysal Uzman Klinik Psikolog Boşanma kararına doğru.. Boşanma çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan biridir. Çocukların değişikliklere

Detaylı

Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı. Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı. Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: Yok Şizofreni Hastaları

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Tiedot turkiksi DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARINDA DUYGUSAL SAĞLIĞIN KORUNMASI. Yard. Doç. Dr. Satı BOZKURT

BÖBREK HASTALIKLARINDA DUYGUSAL SAĞLIĞIN KORUNMASI. Yard. Doç. Dr. Satı BOZKURT BÖBREK HASTALIKLARINDA DUYGUSAL SAĞLIĞIN KORUNMASI Yard. Doç. Dr. Satı BOZKURT Duygusal Sağlığı Nasıl Tanımlarsınız? YAŞAMIMDAKİ YENİ NORMALLERİ GELİŞTİRME Duygusal sağlığı tanımlarsak; Bu gün ve geçmişte

Detaylı

Çocuklarınıza sorun çözme becerisi kazandırma konusunda yol göstermeyi amaçlayan bültenimizin sizlere faydalı olması dileğiyle

Çocuklarınıza sorun çözme becerisi kazandırma konusunda yol göstermeyi amaçlayan bültenimizin sizlere faydalı olması dileğiyle Rehberlik Postası Değerli velilerimiz, Anne ve babalar, çocuklarının küçük yaşlarda sorunlarla karşılaşmalarını ya da bunlarla baş etmek zorunda kalmalarını engellemek için genelde kendileri sorunlara

Detaylı

Doç. Dr. Derya İREN AKBIYIK

Doç. Dr. Derya İREN AKBIYIK Doç. Dr. Derya İREN AKBIYIK Aile Hekimliği Uzmanı Sosyal Psikiyatri Bilim Doktoru Psikoterapist 8 Ekim 2016 Ankara Aile Hekimliği Günleri Hastalarda ve diğer çalışanlarda tükenmişlik bulgularını erken

Detaylı

Okul Temelli Psikolojik Destek Uygulamaları & Öğretmenler için Tükenmişlik ve Öz Bakım

Okul Temelli Psikolojik Destek Uygulamaları & Öğretmenler için Tükenmişlik ve Öz Bakım Okul Temelli Psikolojik Destek Uygulamaları & Öğretmenler için Tükenmişlik ve Öz Bakım Doç. Dr. Özgür Erdur-Baker Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1 Neden Okullar?... Sosyal rolü ve barındırdığı çocuk sayısı

Detaylı

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM. Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER ve İLETİŞİM Feriha GÜNAY Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen İki öğenin birbiri ile kurduğu bağlantıya veya etkileşime ilişki denir. Eğer bu tek taraflı ise ilgi olarak tanımlanır.

Detaylı

Danışman Olarak Hemşire

Danışman Olarak Hemşire ÜNİTE 6 Danışman Olarak Hemşire Bu üniteyi çalıştıktan sonra, Amaçlar Danışmanın ne olduğunu, Danışmanın yararlarını, Danışmanın kimlere yapılabileceğini? Danışmanın tekniklerini, öğrenmiş olacaksınız.

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ?

ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ? ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ? Cerrahi Servisler İnsanlar duyuları aracılığı ile dış dünyayı algılar, ruhsal, zihinsel, sosyal gelişimini sağlar. Duyulardan birinin eksikliği, algılamanın bütünlüğünü

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

ÇİFT PSİKOTERAPİSİNDE KADINLAR 16 19 Haziran 2010 Anadolu Psikiyatri Günleri Uz.Dr. Nuşin Sarımurat Baydemir İlişki Psikoterapileri Enstitüsü İstanbul Çift ilişkilerinde, özellikle evliliklerde, cinsiyet

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Obezitede Anksiyete Bozuklukları ve Depresyon Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Sanofi Danışman: Teva, BMS Konuşmacı: Lundbeck Obezite giderek artan bir toplum sağlığı

Detaylı

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD 1943 2013 70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: 2012 Janssen Cilag

Detaylı

İS SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İS SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ İS SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞ HİJYENİ PROF. DR. SARPER ERDOĞAN İş Hijyeni İş Hijyenisti tanımı Psikososyal riskler Yüklenme Yorgunluk Stres Monotoni

Detaylı

DEPRESYONLA BAŞA ÇIKMA

DEPRESYONLA BAŞA ÇIKMA Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi DEPRESYONLA BAŞA ÇIKMA Çökkünlük olarak Türkçe ye çevirebileceğimiz depresyon sınırları kolay çizilemeyen, belirsizliğin en çok yaşandığı yaygın

Detaylı

Depresyon Belirtileri

Depresyon Belirtileri Depresyon, kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini rahatsız edecek, bozacak dereceye ulaşmış üzüntü, melankoli veya keder durumudur. Depresyon toplumda çok sık görülmekle beraber,

Detaylı

Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması. Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D.

Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması. Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D. Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması Prof. Dr. Elvan İŞERİ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri A.D. Çocuk Psikiyatrisi Uygulamalarında İstismar Olgularının Tanınması

Detaylı