GÖÇÜN 50.YILINDA ENTEGRASYON VE DN LKSNN DÖNÜEN PARAMETRELER: ALMANYA DA TÜRKLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GÖÇÜN 50.YILINDA ENTEGRASYON VE DN LKSNN DÖNÜEN PARAMETRELER: ALMANYA DA TÜRKLER"

Transkript

1 Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 4 Sayı: 19 Volume: 4 Issue: 19 Güz 2011 Fall GÖÇÜN 50.YILINDA ENTEGRASYON VE DN LKSNN DÖNÜEN PARAMETRELER: ALMANYA DA TÜRKLER THE TRANSFORMED PARAMETERS OF RELATIONSHIP BETWEEN INTEGRATION AND RELIGION IN THE 50th YEAR OF MIGRATION: TURKS IN GERMANY Özet Nebile ÖZMEN * Türkiye den Almanya ya igücü göçünün üzerinden geçen yarım asırlık süreç içinde her iki toplumdan kaynaklandıı gözlenen entegrasyon sorunları yaanmıtır. Entegrasyon engelleri, tanımı, sınırları ve entegrasyon parametreleri gibi konularda, ev sahibi toplum ve kurumları, bilim adamları ve Almanya da en youn nüfusa sahip göçmen grup olan Türk toplumunda farklılamalar görülmektedir. Bilhassa tarihsel bazı süreçler neticesinde entegrasyon din ilikisi tartımalara yol açmıtır. Ancak günümüzde Almanya da en üst düzey devlet yöneticilerinin dile getirdii, Müslümanların Almanya nın bir parçası olduu söyleminin konuya yeni ve olumlu bir boyut kazandırdıı gözlenmektedir. Anahtar Kelimeler : Göç, Göçmen, Entegrasyon, Din. Abstract Over the half a century since labour migration movement from Turkey to Germany, there have been integration problems apparently stem from both societies. There has been differentiation in host society and its institutions, scientists and Turkish society which is the most crowded migrant group in Germany in terms of integration obstacles, definition, borders and integration parameters. Especially, as a result of some historical processes, the relationship between integration and religion has given rise to discussions. However, nowadays it is observed that the statement indicating that Muslims are a part of Germany given by the ultimate governors has provided a new and positive dimension. Key Words: Migration, Immigrant, Integration, Religion. Hıristiyanlık ve Yahudilik Almanya ya ait, günümüzde artık slamiyet de Almanya ya ait Christian Wulff, Federal Almanya Cumhurbakanı, 03/10/2010. Giri Küreselleme süreci ile birlikte uluslararası ulaım ve iletiimin kolaylaması, hız kazanması ve ucuzlaması göç etmek isteyenlere yeni fırsatlar salamı, bu suretle kültürlerin karılamaları artmıtır. Böylece, nispeten homojen toplumların sayısı azalmı, buna karılık çokkültürlülük bilhassa göç alan ülkeler için kaçınılmaz olmutur. Bu gerçeklik de birçok sosyoekonomik sorunu beraberinde getirmitir. * Dr., Çamlık lköretim Okulu,.ahibey Caddesi, Çekmeköy- stanbul.

2 Gerçi tarih boyunca göçler hep süregelmitir. Fakat neden ve sonuçları itibariyle 20. yüzyıldan balayıp günümüze kadar devam etmekte olan göçler farklılıklar arz etmektedir. Üstelik son yıllarda göçlerde meydana gelen artı çok dikkat çekici düzeydedir. Birlemi Milletler Uluslararası Göçmen Organizasyonu nun (IOM) 2005 yılı aratırmasına göre, 1960 yılında dünyada 76 milyon göçmen bulunurken, 2000 yılında dünyada 175 milyon uluslararası göçmenin olması, dünya nüfusunun artıı dikkate alınsa bile büyük bir artı göstergesidir (IOM, 2005:379). Bu göçler büyük oranda, üçüncü dünya ülkeleri olarak adlandırılan az gelimi veya gelimekte olan ülkelerden, zengin ülkelere doru gerçeklemitir. Özellikle Avrupa ülkelerine doru gerçekleen göç sürecinin ilk dönemlerinde, tüm taraflar göçü geçicilik ile nitelendirmilerdir. Buna paralel olarak politikacılar ve bilim adamları tarafından öne sürülen çözüm stratejileri ve teorik açıklamaların ekonomik düzlemden sosyo-kültürel düzleme taınması, ancak sosyal hayata ve kültürel etkileimlere ilikin problemler belirdiinde gecikerek gerçekleebilmitir. Avrupa ülkelerinden özellikle Almanya nın istihdam açıının ortaya çıkması ve üçüncü dünya ülkelerinden göçmen kabul etmesi ile birlikte, bu ülkeye en youn göçler Türkiye den gerçeklemitir. Türkiye den Avrupa ya ilk Türk igücü göçü 1958 de Almanya ya yapılmıtır (Yalçın, 2004: 121). Ancak Türkiye den yurtdıına düzenli ve toplu içi göçü Ekim 1961 de Türkiye ile Federal Alman Cumhuriyeti arasında yapılan bir anlama ile balamıtır. Türkiye, ülkedeki isizlii azaltmak ve yurtdıındaki içilerden döviz geliri salamak amacıyla yurtdıına içi göçünü desteklemitir (Martin, 1991: 3). Petrol krizi nedeniyle Almanya 1973 te içi alımını durdurmu, 1980 li yıllardan itibaren aile birleimleri farklı bir göç akınına dönümütür. Göç sürecinin balangıcında yabancı igücüne, geçici içiler, konuk içiler gibi isimlendirmeler yapılmıtır. Aile birleimleri ve yeni göçlerin de eklenmesi ile Avrupa daki Türk varlıı önceden tahmin edilemeyen boyutlara ulamıtır. Geçici olması planlanan bu varolu, kalıcılıa dönümütür. Ev sahibi toplum ve göçmenler açısından sosyal problemlerin görünür olması da bu döneme rastlamaktadır. Böylece ev sahibi devletin politikacıları ve sosyal bilimciler, bir arada yaamın formülleri üzerinde kafa yormaya yönelmilerdir. Sosyal bilimler açısından konunun göç, kültürler arası iletiim, din, entegrasyon gibi kavramlar etrafında ekillenmesi, problemin interdisipliner olmasına neden olmutur. Konunun son derece karmaık ve birkaç disiplinin literatürü ile açıklanabilme özellii, toplumu ele alan sosyoloji konularının çou için geçerlidir. Sosyolojinin zorluu, toplum ve kültüre dair meselelerde nedenselliin karmaıklıı ve sosyal problemlere yönelik çözüm yollarının çeitlilii ile açıklanmaktadır (Fichter, 1996:11). Göç olgusunda da karmaık nedensellikler tarih boyunca söz konusu olmutur. Fakat göçün nedeni ne olursa olsun ekonomik sonuçlarının yanı sıra, göç hem göçmenler hem de göç alan toplum açısından çok önemli sosyo-kültürel sonuçlar dourmaktadır. Göç Sonucu Yaanabilecek Sosyo-Kültürel Etkileim Süreçleri Göç ile fikirler yayılır, kültürler zenginleir. Ancak bu durumun her zaman için olumlu ve barıa vesile olduu düünülmemelidir (Fichter, 1996: 156). Kültürel karılamaların dourabilecei iletiim ve etkileimin yanı sıra yol açabilecei çatımaların da incelenmesi gerekmektedir. Yaanan çatıma ve problemler, devletleri ve aynı mekânları, sosyal ortamları ve imkânları paylamak durumunda kalan halkları çözüm üretmek zorunda bırakmaktadır. Göçmen kabul eden ülkelerde kamuoyu genellikle yabancıları hem ekonomilerine yük olarak görmekte, hem de ulusal ve kültürel miraslarına tehdit olarak algılamaktadır (Friedman, 2002: 178). Devletler, halkın bu endielerini gidermeye yönelik göçmen yasaları ve uyum politikaları gelitirmekte, toplum bilimciler ise göç olgusunu çeitli yönlerden incelemekte ve uyum süreçleri ile ilgili teoriler üreterek göçün neden ve sonuçlarını ele almaktadırlar. Göçün etkilerinin çok yönlü olduu görülmektedir. Zira göç eden kiilerin kendi memleketleri ile sosyal baları tamamen sona ermemektedir. Özellikle ulaımın ve iletiimin hızlı ve ucuz olduu günümüzde bu ilikiler daha da yaygınlık ve younluk kazanmıtır. Öyle ki göç eden topluluklar yurtdıında yerleip siyasi, toplumsal ve ekonomik örgütlenmelere de

3 kavutuunda, gittii ülkedeki kendi yaam koullarını düzeltme çalımaları ile yetinmeyip kendi anayurdunun meselelerine de müdahale etmeye balamaktadır. Çounun kendi memleketindeki sosyal, politik ve kültürel sorunlarla ilgilenmesi veya yakınlarıyla ilikileri göçten önceki duruma nispetle daha sıklık kazanmaktadır (Faist, 2003: 273). Bazen bu durum anayurdunun problemleri ile ilgilenmek ve çözüm bulma çabalarının ötesinde müdahale ve baskılara da varmaktadır (Somersan, 2004: 157). TAVAK adlı kuruluun ubat 2010 da duyurduu, aratırma sonuçlarına göre, Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra Dünya da en fazla göç veren üçüncü ülkedir. Ayrıca Yurtdıında yaayan 6,5 milyon Türk bulunmakta ve buların 2 milyon 700 bini Almanya da yaamaktadır. Almanya da yaayan Türklerin 950 bini ise Alman vatandalıına geçmi bulunmaktadır (www.onemlihaberler). Alman toplumu içinde Türkler uzun yaama deneyimi bulunan ve en fazla nüfusa sahip yabancı gruptur. Bu anlamda Almanya da entegrasyon bata olmak üzere göç ve göçmenlerle ilgili meseleler söz konusu olduunda ilk akla gelen ve genellikle kastedilen, kendisinden hareketle bu konularda aratırma, inceleme ve yorum yapılan grup da Türkler olmaktadır. Yine Almanya da Türklerin en youn yaadıkları ehirler, Berlin, Münih ve Stuttgart dır (Abadan-Unat, 2002: 323). Bu younlama i imkânlarına bu ehirlerde kolay eriilmesi ve zincirleme göç hareketleri ile açıklanabilir. Entegrasyon ya da asimilasyon gibi süreçler bir topluma sonradan katılmı olan grup ile toplumun tümünden dil, din ve daha birçok sosyo-kültürel nitelikleri bakımından farklılaması nedeniyle oluan durumları tanımlayan siyasalar ve süreçlerdir. Ev sahibi toplumun genellikle sonradan gelenler üzerinde etkisinin daha fazla olduu düünülmekle beraber, yine de bu süreçler hem çok taraflı etkileim sonucu olumakta hem de tüm tarafları etkilemektedir. Zira ne göçmenin kültürü, memleketinden geldii günkü gibi kalacaktır ne de ev sahibi toplumun kültürü kendini göçmenlerin kültürlerinden uzak tutabilecektir. Karılıklı etkileimler süreç boyunca devam edecektir. Ancak, bütün bunlara ramen her biri kültürünün kendine özgülüünü ve rengini koruma arzusunu yitirmemektedir. Göçlerle zorunlu olarak çokkültürlü duruma gelen toplumlarda günümüzde artık açıktan ve görünür asimilasyon söylemleri terk edilmi, bunun yerine çokkültürcülük ve entegrasyon politika olarak benimsenmi ve tüm taraflar açısından arzu edilir birlikte yaama stratejileri halini almıtır. Entegrasyonun hem göçmenleri ve onların gelecek kuaklarını, hem de hâkim toplum ve devlet politikalarını ilgilendiren çift boyutlu özelliinden hareketle Almanya devletinin ve toplumunun göç ve entegrasyon meseleleri karısındaki konumları da dikkate alınmalıdır. Almanya devletinin resmi söylem olarak entegrasyonu benimsedii bilinmektedir. Almanya gibi çokkültürlü ve çok etnili toplumlarda entegrasyonun gerçeklemesi, yapısal ve kültürel uyumun salanması o kadar basit olmayıp karmaık ve çok yönlü ilikileri barındıran bir süreçtir. Ne sadece i bölümü böyle bir entegrasyon için yeterli olur, ne de kurumların birbirleriyle ilikilerinin uyumlu olması. Çokkültürlü bir ortamda entegrasyon toplumdaki farklı etno-kültürel grupların ülkedeki her türlü imkandan eit yararlanabilmesini ve bununla birlikte aralarında çatımanın olmaması ve uyumlu bir yaam sürdürmelerini içermektedir (Toksöz, 2006: 36). Azınlıklar, entegrasyonu hem kendi kültürlerinin temel unsurlarını korumak, hem de çounluun yapısal ve kültürel ileyiine uyum göstermek eklinde algılamaktadırlar. Böylece, azınlıkların entegrasyonu, sınırları kolay belirlenebilen bir süreç deildir. Bu nedenledir ki bazen devletin entegrasyon talebine azınlıklar tarafından asimilasyona maruz kaldıkları gerekçesiyle itiraz edilebilmekte, bazı entegrasyon parametrelerine uymadıkları gerekçesi ile azınlıklar uyumsuz olarak nitelendirilebilmektedirler. Castles, hedefinde azınlıkları hakim kültür içine çekmenin bulunduu entegrasyon politikalarını asimilasyonun daha yava ve kibar biçimi olarak nitelendirmektedir (Castles&Miller, 2008: 362). Asimilasyon ile entegrasyon arasında kesin bir sınır çizmek zor olmakla birlikte (Somersan, 2004: 92) entegrasyon, kesinlikle hâkim kültür içinde erimek,

4 asimile olmak deildir. Ancak asimilasyon entegrasyonun son evresi veya olası sonuçlarından biri olarak görülebilmektedir (Faist, 2003: 307). Bazı entegrasyon politikalarının nihai beklentisi, farklı kültürlerin uzun vadede birbirlerine yaklaarak farklı kültürel öelerden oluan bir senteze ulaacaklarıdır. Ancak entegrasyonu asimilasyonun sondan önceki aaması olarak görmek de mümkün olmakla beraber, entegrasyonun asimilasyondan ayırıcı temel nitelii, azınlık mensubu birey veya grubun öz kimlik ve kültürünü kaybetmesi, terk etmesi hedefine sahip olmamasıdır. Kültürel azınlıklara, kültür miraslarına sahip çıkma ve gelitirme hakkının tanınması entegrasyon politikasının gereklerindendir. Azınlıklardan kendilerini kültürel deerlerinden arındırmaları beklentisi içinde olabilecek bir tutumun entegrasyon olarak nitelendirilmesi de mümkün görünmemektedir. Asimilasyon hâkim toplumun baskısını içermekte iken, entegrasyonun gerçeklemesi için de hâkim toplumun azınlık grupların kültürel deerlerine karı hogörüsü etkili olmaktadır. Buna göre entegrasyon göçmenlerin ve ev sahibi toplumun birbirleriyle etkileimlerinin bir sonucu olarak gerçekleen çift yönlü bir süreçtir. Genellikle entegrasyon yapısal ve kültürel entegrasyon eklinde sınıflandırılmaktadır. Ancak entegrasyon alanlarının ayırımı da sentetik kalmaktadır. Zira kültürel veya yapısal olduu tam ayırt edilemeyen veya her iki kategoriye de girebilen entegrasyon parametreleri de bulunmaktadır. Göçmenlerin entegrasyon ile ilgili söylem ve tutumları tekil olmadıı gibi ev sahibi toplumların da entegrasyon hakkındaki söylemleri, tutumları ve devletlerinden beklentileri farklılamı ve çoullamıtır (Martikainen, 2005: 4). Sosyo-kültürel ve ekonomik alanlarda entegrasyonun gerçeklemesi bir toplumun kurumlarının ve sosyal hayatının süreklilii için zorunludur. Çokkültürlü toplumlarda entegrasyonun salanamaması, dılama tutumları ve özellikle azınlık grubun genç kuaklarında marjinallemelerle ve toplumdan tamamen kopula sonuçlanabilmektedir. Entegrasyon sürecinde bireylerin en önemli sıkıntılarından biri, bir yandan çounluk toplumunun norm ve deerlerini takip ederken dier yandan bu bütünden farklı olma bilincini temsil eden kendi kimlik ve kültürünün ayırıcı vasıflarını koruma telaı içinde olmalarıdır. Bu durum kimlik sorunu veya kimlik krizi gibi sorunlara yol açabilmektedir. Entegrasyon politikası, göçmenlerin anavatanları ile balarını sürdürmeleri konusunda daha fazla imkân salamaktadır (Faist, 2003: 288). Zira hâkim toplumda azınlıklardan etnik ve kültürel balarını koparmaları beklentisi yoksa göçmen anavatanı ile balarını cesaretle sürdürebilmektedir. Etnik ve kültürel balarıyla ve anavatanıyla ilikilerini tamamen koparmadan entegre olmanın mümkün olduuna dair en çok verilen örnek, Avrupa ülkelerinde yaadıkları ülkenin kurumlarına ve toplumuna adapte olmu göçmen i adamları ve bilim adamlarının durumudur. Bilim adamı anayurdu ile ilgili aratırmalarını sürdürmekte, i adamı ise uluslararası yatırımların yanı sıra anayurduna yatırım yapmakta ve ülkesi ile ilgili projelere yurtdıında destek olmakta, ülkesi adına lobi faaliyetlerini yürütmektedir (Faist, 2003: 422). Genel kabul göçmenlerin, etno-kültürel kökenlerinden dolayı sonradan katıldıkları topluma uymada güçlükler yaayacaklarına yöneliktir. Bu nedenle entegrasyon kavramının yöneldii grup ev sahibi toplum deil de göçmenler olduu yanılgısına düülmektedir. Oysa entegrasyonun gerçeklemesi bakımından tüm tarafların birbirlerinin kültürlerini tanıması ve saygı göstermesi, en önemlisi de sadece karı tarafın uyumu beklentisinden kurtulması gerekmektedir. Aksi takdirde uyumsuzlukta en önemli nedenlerden biri kültürlerarası çatıma olacaktır. Ancak çou zaman yapısal entegrasyonun bulunmayıı daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Bunun en bariz ekli dılandıını ve haklarının korunmadıını düünen göçmenlerin yasaları ihlâlidir. Kurumsal entegrasyon bir bakıma kültürel entegrasyona zemin hazırlayan basamaklardan biridir. Okulda, i yerinde vb kurumlarda birbirlerini tanıyan farklı etnik ve kültür mensuplarının ön yargıları azalırken sosyo-kültürel entegrasyon yönünde ilerlemeler salanmaktadır. Gençlerin, okul, iyeri gibi katıldıkları sosyal ortamlarda öteki olarak damgalanması bile onlardan asimilasyon talebinde bulunmayı ifade edebilmektedir. Genç öncelikle kendi kimliini sorgulamakla balamakta, ardından ötekiliinden sıyrılmaya yönelik tutumlar

5 sergileyebilmektedir. Azınlık grubu, sorun çıkaran ve entegre edilmesi gereken grup olarak iaret edildiinde bazen bu durum grubun ayırımcılıa uramasına ve toplumda yabancı dümanlıının artıına neden olmakta, grubun da öz kimliini mitletirmesi ve hâkim toplumdan uzaklaması sonucunu beraberinde getirmektedir (Beaud & Noiriel,2003: 21-23). Homojen kültürel grupların kendi içinde bile, kiilik farklarından, eitim düzeylerinden, geleneklere balılıın çeitlilik arz etmesinden kaynaklanan çatımalar az ya da çok mevcuttur. Her toplumda kuaklararası çatımalar ve sınıflar arası çatımalar da belli oranda görülmektedir. Böylelikle toplumun her parçasının birbiriyle tam bir ahenk içinde olması da zor görünmektedir. Zaten toplumlarda farklılama da en az bütünleme kadar denge salayıcı bir unsurdur. Tüm bireylerin hiçbir sorgulama yapmaksızın toplumun genel normlarının tamamını kabullenmesi de beklenemez. Böyle bir ihtimal homojen sayılabilecek bir toplumda bile neredeyse imkânsızdır. Entegrasyon sürecine giren farklı kültürlerin birbirlerine etkileri sonucu belli oranda sosyo-kültürel deiim gerçekleir. Bilhassa günümüzde ekonomi, eitim gibi faaliyetlerin gittikçe ulusaırılaması, deiimi zorunlu, homojenlii de imkânsız kılmaktadır. Bununla birlikte çokkültürlü toplum içindeki farklı etnik ve kültürel geçmiten gelen grup ve bireylerin farklılıklarına ramen, adalet, özgürlük, demokrasi, sadakat, dayanıma gibi bazı ortak deerlere ve toplumun normlarına uymaları kültürel entegrasyon için kaçınılmazdır. Yine bireyler ve gruplar, toplumun genel baarısı ve ileyii için birlikte birtakım çalımalar yapmanın mutluluunu hissedebilmelidirler. Adalet ve hogörü de çokkültürlü toplumda vazgeçilmez deerlerdir (Barth, 2001: 19). Bu iki deerden birincisi çokkültürlü toplumda daha çok devletin gözetmesi gereken bir ilke, ikincisi ise halkların bir arada barıçıl yaaması için zorunlu bir deerdir. Azınlıklar kendilerini dezavantajlı hissettikleri sürece, kendilerini hâkim toplumda ifade etme cesareti gösteremeyecek ve çounlua mesafeli yaklaacaktır. Hatta dılanmılık duygusuna kapılarak çatımalara yol açacaklardır (Parekh, 2002: 270). Entegrasyon politikasını benimseyen çokkültürlü devletin anayasası bata olmak üzere yasaları bu modele uygun olmalıdır. Bir yandan eitlik, özgürlük, farklı kültürel, etnik veya dinî ifadelere ve faaliyetlere serbestlik tanınmalı, öte yandan ayırımcılık, dılama ve yalıtma gibi entegrasyonu engelleyici unsurları önlemeye yönelik normlar belirlenmelidir. Kültürel entegrasyonun baarılı olabilmesi için, göçmenlerin anayurtları ve toplumlarıyla göbek balarını kesmeleri (Heckman, 1997:283) art koulmamalıdır. Kültürel entegrasyonda tüm tarafların kültürlerinde göreceli bir deiim gerçekleecektir. Ancak herhangi bir tarafın kendi öz kültüründen tamamen vazgeçmesi söz konusu olmamakla birlikte, süreç genellikle hâkim kültürün azınlık kültür üzerinde tesirinin daha fazla olması yönünde ilemektedir. Azınlık kültür kadar olmasa da, hâkim kültürde de deiimler, etkilenmeler daha yava ve daha sınırlı alanda gerçeklemektedir. Çokkültürlü toplumlarda bilhassa azınlıklardan iki kültürü aynı anda benimsemeleri veya iki kültüre uygun yaamalarını, baka bir ifade ile mutlaka melez kültüre sahip olunursa entegrayonun salanabileceini beklemek de yerinde bir talep deildir (Parekh, 2002:191). Çokkültürlü toplumda entegrasyonun mevcut olup olmadıını tespit etmek kolay olmamakla birlikte, toplumun norm ve kurallarına uyum gözlenebilir. Ancak çok iyi entegre olduu düünülen bir azınlık grubun mensuplarından bazılarının topluma zarar verici bir davranıı o azınlık grubunun bütünüyle töhmet altında bırakılmasına neden olabilmektedir. Bu durumda görev hâkim topluma dümekte ve genel kategoriletirmelerden ve ön yargılardan uzak deerlendirmelerde bulunmaları gerekmektedir. Habermas, azınlıkların çokkültürlü toplumda eit haklarla bir arada yaamasının tek koulu olarak, azınlıın savunduu inançların, pratiklerin ülkenin mevcut anayasal ilkeleriyle çelimemesini ileri sürmektedir (Habermas, 2002: 26). Çokkültürlü toplumun bütünlemesi için ortak bir kültüre ihtiyaç olup olmadıı da önemli bir soru olarak karımıza çıkmaktadır. Parekh e göre bu kültür, paylaılacak tüm kültürlerin etkileimi yoluyla ortaya çıkacak ve üzerinde zımnî konsensüsün salandıı

6 kültürdür. Söz konusu ortak kültür de hâkim toplumun kültürü olmak zorunda deildir (Parekh, 2002: 280). Bu, farklılıklarla birlikte yaama kültürüdür. Böyle bir toplumda bireylerde diyaloga açık bir ılımlılık anlayıı ve çözülmemi bazı anlamazlıklara ramen birlikte yaayabilme becerisi kazanmaları yolu ile ahlâkî erdemler geliebilmektedir (Parekh, 2002: 286). Sosyal psikolojiye göre, kültür aynı zamanda toplumda insan için normal olma ölçütlerinden biri sayıldıından, ayırımcı toplumların azınlıkları dılamalarının nedenlerinden biri kendi kültürel normlarına uymamaları nedeniyle azınlıkların anormal kategorisinde deerlendirilmeleri eklinde tezahür eden önyargıdır. Ayırımcılık önyargıların davranıa dönümesi ve dıarıda olduu düünülen bir grubun hâkim gruba yaklamasını engellemektir (Bilgin,1994: ). Ayırımcılık bakalarına açık olan fırsatların bir grubun üyelerine kapatılması etkinliklerinde görülebilir (Giddens, 2000: 227). Ayırımcılıın en açık örnei özelikle göçmenlerin i bavurularında görülebilmektedir. Ekonomik alanda yapılan ayırımcılık genellikle dolaylı ayırımcılık olarak nitelendirilmektedir. Devletin sosyal ilevlerinde yapılan ayırım ise dorudan veya kurumsal ayırımcılıktır. Birincisine örnek farklı kültür mensuplarına, hâkim topluma ait iyerlerinde çalıma zorluu çıkarılması veya yabancı olması nedeniyle ie alınmaması, ikincisine örnek ise, devletin vatandaları arasında kökenlerine dayalı olarak sosyal hizmetlerden eitsiz yararlandırması verilebilir. Ayırımcılıa maruz kalan bireylerde aaılık duygusu, madur olma psikolojisi, istenmeme kanısı ve saldırganlık, ayırımcılık yapan grubun bireylerinde ise bir yandan suçluluk duygusu, dier yandan dümanlık hislerinin artması ve etik deerleri ihlal etme istei ortaya çıkabilmektedir (Bilgin, 1996: 113). Kısaca, entegrasyon tek parametre ile ölçülebilecek veya genellenebilecek bir olgu olmadıı gibi, tek taraflı da deildir. Çok etnili toplumun tüm taraflarının katılımı ve sorumluluu ile gerçekleebilecek bir süreçtir. Entegrasyonda azınlıın kültürü ile yaam tarzı ile birlikte kabul görmesi ve ev sahibi toplum tarafından kültürel ve sosyal mesafenin azaltılması önemlidir. Fukuyama nın da ifade ettii gibi, huzurlu bir toplumun oluması, sadece ekonomik veya askeri baarılarda olduu gibi yasalarla, formüllerle elde edilebilecek bir husus deildir. Baarılı bir sivil toplum, bireylerin alıkanlıkları, adetleri ve ahlaki deerlerine dayanır. Siyasi politikalar, bu özellikleri yalnızca dolaylı yoldan biçimlendirebilir. Ama bu niteliklerin gelitirilmesi esas olarak kültürel deerlerin farkına varıp, saygı göstermekle mümkündür. (Fukuyama, 2000: 20). Göç Entegrasyon ve Din Göç ve entegrasyon sürecinin din ile ilikili boyutuna gelince, bir yandan göç olayı göçmenlerin dini inanç, algı, tutum ve örgütlenmeleri üzerinde etkide bulunurken, dier yandan da göçmenlerin din ile ilikileri yabancı toplum içindeki yaantılarına yön veren önemli unsurlardan biri olmaktadır. Yine hâkim toplumun dinî algı ve tutumları da onların göçmenlere yaklaımı üzerinde etkili olabilmektedir. Din sosyal ve kültürel olgular üzerinde etkide bulunduu gibi, bu olgular da dini algı ve tutumlar üzerinde etkili olmaktadırlar. Modernizm gibi genellikle hümanist kültüre örnek verilen bir kültürün bile aslında deerleri ve söylemleri Hıristiyanlıın etkisinden kurtulamamıtır (Parekh, 2002: 189). Dinin sosyal hayat üzerindeki tesirinin nedeni belki de dinin kültürün hemen her alanına dair öretilere sahip olmasıdır. Kısaca din kültürden ayrılması mümkün olmayan bir unsurdur. Freyer bunu bireyin dünyevi davranılarından o bireyin dindar olup olmadıının hatta hangi dine mensup olduunu anlamanın mümkün oluu ile izah etmektedir (Freyer, 1967:75). Din bireye ve topluma bir bakıma hayat felsefesi (Kula, 2001: 160) sunmaktadır. Böylece din toplumsal örgütlenmelerden, gruplamalara kadar birçok alanda etkisini göstermektedir. Dinin birey ve toplum açısından kimliin kaynaklarından olduu bilinmektedir. Roy dinin kimlik için kod saladıını ifade etmektedir (Roy, 2001: 92). Dinin bu rolü bilhassa yabancı toplum içinde kimliin krizde olduu ve bireylerin kendilerini tanımlayacakları bir dayanak aradıkları esnada daha fonksiyonel olmaktadır.

7 üphesiz göçmenlerin kimlik niteliklerinden en dirençli olanları kültürün, milliyet, din ve dil gibi unsurlarıdır. Almanya da yaayan Türklerin kimliklerinin en önemli unsurlarından ikisi Türklük ve slam dır yani milliyet ve dindir. Aratırmalar da göstermektedir ki, bu iki öe yurtdıında yaayan Türklerin çou için, Türkiye de yaayanlardan daha çok öne çıkmaktadır (Abadan-Unat, 2002: 68). Hatta yabancı toplumda yaayan birey ve grupların yaamlarında dinin öne çıkmasının zamanla etnisiteyi ikinci plana itebildii iddia edilmektedir (Gümü, 1996: 248). Bunun delili olarak Türkler arasında etnik örgütlenmelerden çok dinî örgütlenmelerin yaygınlıı gösterilebilmektedir. Toksöz de göçmenlerin kimlii üzerinde belirleyici olan din ve milliyet unsurlarından milliyetin zamanla zayıflayacaını ve dinin ise konumunu koruyacaını belirtmekte, fakat bunun istisnasının Türkler arasında görülebildiini açıklamaktadır. Türkler etnik özelliklerini her zaman taımaktadırlar (Toksöz, 2006: 40-41). Dini bireysel bir inanç sistemi eklinde yorumlayan modern anlayı, kapsamlı bir din olan, politika ve toplumla bir bütün oluturan slam ı modern seküler ölçüye uymadıı gerekçesiyle anormal ve anlamsız bulmaktadır. Böylece slam anlaılmaz, mantıksız, aırı ve tehdit edici, bir din olarak görülmektedir. (Esposito, 2002: 410). Oysa din, göçmenler için geçmi ile gelecek arasında köprü olmanın yanı sıra, onların yeni toplumda yaayabilecekleri referans kaybına da bir cevaptır (Kastoryano, 2000: 136). Avrupa daki Türkler için din etnisitenin en önemli unsurlarındandır (Abadan, 2002: 68). Esasen çokkültürlü toplumlarda farklılaan en önemli unsurlardan biri hatta en belirgin olanı dindir. Din de dier kültürel unsurlar gibi göçmenin yeni geldii ülkeye getirdii bagajlardan biridir. Ancak bu bagajın gelinen yeni toplum içinde hiç deimeden korunacaını veya buradaki sosyal ilikilerde tek belirleyici olduunu iddia etmek mümkün deildir. Dolayısıyla dinin göç olgusunun açıklanmasında, temel bir kavram olduu anlaılmaktadır. Din sosyalletirici ve bütünletirici özellii sayesinde, göçmenlerin beraberlerinde getirdikleri dinî ve kültürel deer ve sembolleri yabancı ülkede de taımaya devam etmektedirler (Perembe, 2005: 51). Öyle ki göçmenlerin yabancı toplumda yaadıkları süreçte, dinî ve milli kültürel deerlerine, daha fazla önem atfetmeleri, onların daha muhafazakâr görünmelerinin nedenlerinden birini oluturmaktadır. Bundan dolayı mesela, göçmenler için camiyi, bir sıınma ve muhafazakâr kimlik oluturma aracı olarak görülmekte, dinî ve kültürel kimliklerini kaybetme endiesi ve dayanıma ihtiyacı camiye, Kur an kurslarına ve derneklere ilgiyi artırmaktadır (Abadan-Unat, 2002: 15; Günay, 2003: 59). Bu durum Türklerin Almanya da kurdukları ilk sivil örgütlerin dinî kaynaklı oluundan da gözlenebilmektedir. Modern dünyada laikliin benimsenii ile birlikte dinin bir çatıma unsuru olmaktan çıktıı düünülebilir. Ancak laiklik dinlere özgürlük alanları salasa da, dinin bireylerce ve toplumlarca algılanıı ve yaanması aynı dinin hatta aynı mezhebin bireyleri arasında bile farklılamaktadır. Böyle olunca bazı birey veya grupların dinî çatımacılıa yol açan yorumları her zaman gündemdeki varlıını koruyacaktır. Dinin toplumlar arasında çatımalara yol açtıını iddia edenlerin baında S. Huntington gelmektedir. Oysa hem dini gruplar kendi aralarında kuvvetli özdeim ve ibirliine gidecek kadar homojen deil, hem de günümüz demokratik ve laik ortamında din eksenli çatımanın evrensel boyutta artmasına olanak bulunmamaktadır. Kymlicka din farklılıklarının çatıma ve büyük dümanlıklara yol açacaı yönündeki tezlerin yanılgısını, tarih boyunca dinler arası çatımalardan ziyade aynı dinin farklı grupları arasındaki çatımaların yaandıı gerçei ile ortaya koymaktadır (Kymlicka, 1998: 242). Farklı dinlerin yaadıı toplumlarda din ayrıtırıcı ve çatımaya yol açıcı bir faktör de olabilmektedir. Böyle toplumlarda din, muhafazakârlıı ve deiime engel olan yönleri ile entegrasyona engel tekil edebilmektedir. Ancak bu engel oluun boyutunu belirlemek hem esas alınacak entegrasyon tanımı hem de birey ve toplulukların dini algılama ve yaama ekilleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Eer entegrasyon hâkim toplum ile ayrılmaz derecede benzeme olarak algılanacak olursa, bu durumda farklı kültüre ve dine mensup grupların bir arada yaama sürecinde bu denli bir benzeme beklemek gerçekçi görünmemektedir. Ancak entegrasyon uyum içinde yaayacak derecede yakınlama olarak algılandıında farklı dine

8 mensup olmanın entegrasyona tek baına ve ciddi boyutta engel olacaını iddia etmek doru deildir. Parekh, çokkültürlü toplumlarda dinin çatıma unsuru haline dönüme sürecini kültürün dinselletirilmesi ne balamaktadır. Ona göre Batı toplumu dine karı hogörüsüz görünmek istememektedir. Azınlıklar ise din kültürlerinin ayrılmaz bir parçası olduundan çeitli kültürel haklarını daha kolay elde edebilmek için kültürlerini dinselletirme yoluna gidebilmektedirler. Bu durumda dini grubun liderleri fazla yetkiye sahip olabilmekte, eletiri kültürü ortadan kalkabilmekte ve böylece kültürel talepler katı ve uzlamaya kapalı bir hal alabilmektedirler. Bu durumda çounluk toplumu da laiklik savunucuları devreye koymakta böylece taraflar arasında çatımalar gündeme gelmektedir. Ancak Parekh e göre bu her iki durumdan da çounluk toplumu sorumludur Kültürel farklılıklar yaamın normal bir parçası olarak kabul edilmi olsaydı, bu insanlar onları din veya etnik köken gibi denetlenemeyen ve müzakere edilemeyen bir eye dayandırmak zorunda kalmayacaklardı (Parekh, 2002: ). Böylece etnisite ve din göçmenlerin bir kısmı tarafından dılanma ve ayırımcılıa karı koymak için bir strateji olarak da kullanılabilmektedir (Kaya & Kentel, 2005: 131). Bir bakıma din kimliini yeniden sahiplenmenin bir aracı halini alabilmektedir. (Kastoryano, 2000: 138). Homojen yapıdaki grup içinde, sosyal bütünlemeyi güçlendirmesi dinin en önemli toplumsal fonksiyonu sayılmaktadır. Çokkültürlü toplumlarda da yine dinin bazı ahlâkî öretileri gerei, inananları entegrasyonu engelleyecek tutumlardan uzak tutması beklenir. Mesela dinin ırkçı eilimleri eletirisi, bu tür eilimlerin yol açabilecei saldırıları kontrol etmeye sevkedebilir (Parekh, 2002: 417). Yine dinin, doruluk, dürüstlük, yardımseverlik, merhamet, adalet gibi deerleri emreden hükümlerinin entegrasyonu kolaylatırıcı olacaı düünülmektedir. Dinin uyumu güçletirdii alanlar genellikle yeme içme alıkanlıkları, kültürel etkinlikler bayram ve dinî günlerle ilgili ritüeller, dindar ailelerin çocuklarını okul gezilerine, yüzme derslerine göndermek istememeleri, anaokullarına gerekli önemi vermemeleri, spor derslerinde du almalarında sakınca görmeleri gibi günlük yaamın bazı alanlarıdır. Gümü, yaptıı aratırmada göçmen ailelerin dindarlık düzeyinin dorudan entegrasyon düzeyine etki etmekten ziyade yaamın bu gibi alanlarında bazı problemlerin yaandıı sonucuna varmıtır (Gümü, 1996: 250). Farklı dine mensup topluluk içinde kültürün dier unsurları gibi bireyin dinî algıları ve tutumları da zamanla deiime urayabilmektedir. Ancak bu deiimin gerçeklemesi daha iyi entegre olacaklarının göstergesi olmayabilir. Bazen dinin yabancı toplumda yaanan ayırımcılıa karı sıınma ilevi gördüü veya toplumu protesto amacıyla da dine sarılmaların olduu böylece de dinin özünü kaybederek sembolikletii görülmektedir. Böyle bir deiim sürecinde entegrasyona engel olma düzeyi artabilmektedir. Bu ekilde dini sembolletirerek bir protesto aracı olarak kullanmanın genellikle üçüncü kuakta görülen bir tutum olduu gözlenmektedir. Ayrıca din ahlaki ve toplumsal düzeni koruyucu kalkan olarak, ilk dönemlerinde göçmenlerin toplumsal denetim aracı olabilmektedir (Kastoryano, 2000: 136). Öte yandan Almanya daki Türklerin dinlerini görünür kılmalarının veya kimlik referansı konusunda dine sık sık vurgu yapmalarının ardında üyelerinin din yolu ile sosyallemesini salamak istemeleri, kendi etnik grupları içinde sosyal kontrol aracı olarak görmeleri ve yabancı toplum içinde sergiledikleri bazı tutum ve davranıları din aracılıı ile merulatırmaları gibi sebepler yatmaktadır. Mesela dini merulatırıcı olarak kullanıp ev sahibi toplumda yasak olan faaliyetleri yapma hakkının kendilerinde bulanlar her zaman için olabilmektedir. Kültürlerarası etkileim sürecinde, tüm taraflar için en dirençli kültür öelerinden biri kabul edilen dinin bu süreçteki rolünün olumsuz sayılabilecek ve uyum yerine çatımayı çarıtıracak tartıma veya olaylardan sonra gündemi igal etmeye baladıı görülmektedir. Bu balangıçlardan biri Hungtinton un Medeniyetler Çatıması tezi iken, dieri ise Amerika da 11 Eylül 2001 de gerçekleen saldırılar olmutur. Bu süreçlerden sonra Avrupa nın genelinde ve

9 Almanya da Müslümanlara karı endie hâkim olmutur. Bu endie iki odakta younlamıtır. Biri slam ın hızla Avrupa ya yayılma çabasında olması, dieri de slam ın ve Müslümanların Avrupa nın liberal deerleri ile uzlamalarının imkânsız görülmesidir. Bu endieler genellikle islamofobi kapsamında deerlendirilmektedir. Entegrasyon söz konusu edildiinde dinin gündeme gelmesi ve Türklerin dinlerinin entegrasyonlarına engel kabul edilmesi durumunda hâkim toplumun entegrasyondan beklentisi gittikçe belirsiz bir hal almaktadır. Zira inancın entegrasyona engel tekil ettii iddiası Türklerin hakim toplumun entegrasyon talebini asimilasyon olarak algılamalarına ayrıca bu tür entegrasyon taleplerine direnmelerine neden olabilmektedir. Öte yandan bu durum, Alman toplumunun Müslümanları dıarıda bir kategori olarak ötekiletirmesine yol açmaktadır. Almanya da Türklerin Entegrasyonu ve Din Almanya daki Türk toplumunun aynı zamanda Müslüman bir toplum olması, oradaki ilk örgütlenmeler ve imdiki en youn örgütlenme ekillerinin din eksenli olması ve kendilerini tanımlarken, aidiyet için kullandıkları referans noktalarının temelde Türklük ve Müslümanlık olması din ve entegrasyon ilikisinin incelenmesinde iyi bir örnek olmalarını salamaktadır. Esasen dinin entegrasyona etkisinin yönü ve düzeyi merak edilen ve aratırılması gereken önemli bir husustur. Ayrıca hâkim toplumun bazı kesimlerinin söylemlerinde Türklerin entegrasyon engelleri arasında dini açıkça ifade etmeleri de konunun önemini artırmıtır. Buna ilaveten Almanya Fransa dan sonra Avrupa da en fazla Müslüman nüfusa sahip ülke olması bakımından konuya elverili bir örnektir. Almanya anayasasının dördüncü maddesi din özgürlüünü temin etmektedir. Buna dayanarak Almanya daki Müslümanlar, dini vecibelerinin birçounu yerine getirebilmekte, slâmî referanslı sivil kurulularda örgütlenebilmektedirler. Bu örgütlerin himayesinde veya bireysel olarak dinî faaliyetlere katılabilmektedirler. Almanya daki Türklerin entegrasyonları ile dinî algı ve tutumları arasındaki ilikiyi belirleyen öelerden biri dinî örgütlenme modelleridir. Genellikle entegrasyonda baarılı olmayı, gençlerin eitim düzeylerini yükseltmeyi ve sosyal mobilitelerini artırmayı, radikal tutum ve faaliyetlerden uzak durmayı, kültürlerarası diyalogu ve kültürlerarası etkinlikleri öne çıkaran dini örgütlere katılanların, örgütün de teviki ile içinde yaadıkları toplum ile daha uyumlu olabilecekleri ifade edilebilir. Aksine radikal tutumlara yol açacak faaliyetler içinde olan ve hâkim toplumdan izole olmayı hedefleyen örgütlerin mensuplarının, yaadıkları toplum ile çatımalar yaamaları olasıdır. Bununla birlikte bireylerin entegre olma konusundaki tutumlarına uygun örgütlenmeler içinde yer alma eilimi taıdıkları da bir gerçektir. Göçün ilk dönemlerinde Türkler slâm dinine olan aidiyetlerini açıktan ifade etmemekte ve kendilerini dilleri ve etnik kökenleri ile tanımlamaktaydılar. Kamusal alanda dinî haklar konusunda da fazla talepte bulunmamaktaydılar (Günay, 2003:45). imdilerde ise dinî faaliyetlerin görünürlüü artmıtır. Kaya ve Kentel aratırmalarında Almanya daki Türklerin camiye yüksek ilgilerini onların dindarlık ve cemaatçilii ile açıklamaktadırlar (Kaya& Kentel, 2005: 84). Türklerin kurduu ilk dini örgütler cami dernekleridir. Camilerin çou Diyanet e balı olup din görevlileri Türkiye den görevlendirilmektedir. Ancak dier dini grupların da kendilerine ait camileri bulunmaktadır. Camiler ibadet dıında, çeitli sosyal etkinliklerde de rol almaktadır. Cami lokallerinde sorunlarını tartımakta, birbirlerinden haberdar olmakta, birlikte geziler, spor turnuvaları düzenlemektedirler. Bu yönleri ile cami Avrupa Türkleri için kendi yurttaları ile bir araya gelme mekanı ve yaadıkları toplum içinde yabancılıklarını bir nebze olsun unutturan bir ortamdır. Ayrıca göçmen kuakları arasında da bir iletiim ortamı salayarak aralarındaki farklılamayı aza indirgeyen bir alandır (Turan, 1992: 121). Diasporadaki Türklerin camiye gitme ihtiyaçları Türkiye dekinden bazı yönleriyle farklı (Turan, 1992: 120) olmakla birlikte cami ve ibadeti salt bir sıınma yeri olarak gördükleri ve dinî

10 ritüelleri tözletirmeden sembolik düzeyde yerine getirdiklerinin ifade etmek tam anlamı ile gerçekçi olmayacaktır. Kastoryano slâmî örgütlerin kendi ülkeleri ile balantılı olduklarını ifade ederek, çou zaman bunların kendi ülkeleri ile balarının sürdürülebilmesi için kendi devletleri tarafından da dinin araç olarak kullanıldıını öne sürmektedir (Kastoryano, 2000: 251). Ramazan bu durumun Avrupa daki Müslümanların kendilerine özgü örgütlenmelerini engellediini düünerek, Cami dernekleri de dahil olmak üzere tüm dini örgütlenmelerin kendi ülkelerindeki ideolojik balardan ve para yardımlarından uzak olmalarını tavsiye etmektedir (Ramazan, 2005: ). Almanya da slâm ı temsil edebilecek, Hıristiyanlıktaki kilise benzeri bir kurumsallama bulunmadıından dolayı resmi kurumlar Müslümanlar adına genel muhatap belirlemekte zorlanabilmektedir. Türklerin, Arapların ve dier milletlerin dini algı ve tutumlarındaki çeitlilie her bir ulusun kendi aralarındaki farklılamalar da eklendiinde daha içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Bu farklılama kamusal alanlarda devletin Müslümanların taleplerine karılık vermesini oldukça zorlatırmaktadır. Almanya daki Türkler arasında en yaygın ve en sistemli dini yapılanma DITIB (Diyanet leri Türk slam Birlii) dir. Bu nedenle DITIB Alman devleti ile Müslümanlar arasında arabuluculuk eden bir kurum nitelii kazanmıtır. DITIB, çounlukla Türklere hizmet sunması ve onların sorunlarına younlaması ve Türkiye ile balantılarının, Almanya ile olandan daha fazla olması yönleri ile eletirilere maruz kalmaktadır. Son zamanlarda dini referanslı örgütlere ilginin azaldıı görülse de, DITIB dıındaki dinî grup ve cemaatler de Almanya daki Türkler arasında taban bulabilmektedir. Bunların balıcaları Türk Toplumu Milli Görü (IGMG), Avrupa Türk slam Birlii (ATIB), slam Kültür Merkezleri Birlii (VIKZ) ve Fethullah Gülen grubu bata olmak üzere Nurcu gruplarıdır. Daha radikal ve çatımacı bir profil çizen Cemalettin Kaplan tarafından kurulan slam Cemaatleri ve Cemiyetleri Birlii (ICCB) gibi örgütlerin ise son zamanlarda taraftar sayısında büyük azalma görüldüü bilinmektedir. Yine Almanya da örgütlenmi dinî faaliyet yürüten gruplardan birini Aleviler oluturmaktadır. Aleviler, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Cem Vakfı gibi çatı örgütleri bünyesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Almanya da yaayan bazı Türk gençlerinin getto ortamında iletiime geçtikleri baka milletlerden radikal Müslüman gençlerle örgütlenmeleri ve milliyet aidiyetlerini unutarak o çevredeki radikal slâm kimlii referansı ile iddet eylemlerine katılmaları hâkim toplumda endieye ve Türk toplumu hakkında genel yargılarda bulunmalarına neden olabilmektedir. Bazı siyasetçilerin ve medyanın da bu tür korku ve endieleri destekleyip büyütülmesinde etkin rol aldıı görülmektedir. Müslümanların bu bölünmü ve çeitlenmi yapısının yarattıı endieleri ortadan kaldırıp onlara Avrupa deerleri olarak nitelendirilebilecek kategorideki tutumları kazandırmak amacıyla Euro-slam projesi dile getirilmeye balanmıtır. Avrupa da yaayan Müslümanlar içinde yaadıkları topluma uyum gösterme sürecindedirler. Ancak yine de onların tam olarak etnik veya cemaatsel farklılıklarından sıyrılıp sınırları belirlenmi bir slam ı yaamalarını beklemek zor görünmektedir. Bu balamda medya veya yazarlar tarafından Euro slam kavramının somut bir tanımı bulunmamasına ramen örnein Alevi olan Türklerin bu tanıma birebir örnek tekil ettiinin zaman zaman dile getirilmesi Türkler arasında çounluu temsil eden Sünni Müslümanların Euro slam modeli ile tevik edilen tutum ve projelere karı mesafeli durmasına neden olabilmektedir. Öte yandan Almanya daki Türklerin din ve entegrasyon ile ilgili sorunlarına yaklaım konusunda Alman siyasetçiler, bilim adamları ve toplum da tekil olmayıp farklılamaktadır. Örnein bir kısmı çalıanların Cuma namazlarına gidebilmesi gerektiini ifade ederken bir kısmı buna karı çıkmakta, bir kısmı kadınların erkeklerle tokalamamasını, kız çocuklarının yüzme derslerine gönderilmemesini kültürel bir farklılıın gerei görüp hogörü ile karılarken

11 dier bir kısım bunu gündelik hayatta hâkim toplum ile iletiimin önünde önemli bir engel olarak görebilmektedir. Almanya daki Türk dinî örgütlenmelerin çounlukla gençleri eitime tevik ettikleri, ahlaki deerleri yaatmaya çaba gösterdikleri ve mensuplarına genellikle yaadıkları topluma uyum göstermeleri gerektiini hatırlatarak gençleri suç ilemekten uzak tutmaya çalıtıkları gözlenmektedir. Bu derneklerin bir kısmının da hâkim toplumun resmi veya sivil örgütleri ile grup adına iletiim kurarak kendilerini tanıtma ve dierlerini tanımaya yönelik etkili faaliyetler sürdürdükleri de görülmektedir. Bu balamda tartıma konularından biri de slâm dini dersleridir. Müslümanlar bu dersi kültürel ve dini özgürlüklerin gerei olarak çocuklarına verilmesini arzu ederken, Almanya nın özellikle resmi kurumları bu dersi ne ekilde ve hangi öretmenlerle verilecei konusunda sorun yaamaktadır. Zira Almanya daki Müslümanlar etnik bakımdan ve dil bakımından büyük çeitlilik sergilemektedir. Resmi kurumlar bu dersi verme yetkisini hangi gruba verecektir? Yoksa Almanya da üniversiteler bu dersi verebilecek eleman mı yetitirecektir? Yahut her bir etnik grubun öretmenleri kendi ülkelerinden getirmesine mi izin verilecektir? Bu seçeneklerin her biri taraflardan dierlerinin itirazlarına yol açabilmektedir. Federal Anayasanın din dersi ile ilgili 7. maddesine göre, din dersi dini cemaatler tarafından devlet denetimi artı ile verilebilmektedir. Ancak dersin Almanca verilmesi devlet tarafından art koulmaktadır. Bazı eyaletlerde slam din dersi verilme hakkını elde eden cemaatler bulunmaktadır. Yine bazı eyaletlerde Aleviler de din dersi verme yetkisi almılardır. Bazı aratırmalar Türklerin çounlukla din dersinin Türkçe ile ve bu derslerin Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından verilmesi arzusunda olduklarını göstermektedir (Abadan-Unat, 2002: 247). Alman muhafazakâr politikacılar veya yazarların, göçmenlerin inanç ve kültürlerine özgürlük tanımak isteyenlere karı, dile getirdikleri engellerden biri bu özgürlük ve toleransın sınırının nasıl belirlenecei ve dieri ise yabancıların paralel toplum oluturmak suretiyle aslında çokkültürlülüün istenmeyen bir formunu sergileyecekleri kaygısıdır. Çok kültürlü bir entegrasyon politikasına sahip olan Almanya da yarım asırlık bir yaam deneyimi bulunan Türkler, kültürel farklılıklar, Almanya toplumundan ve devletinden kaynaklanan hususlar vb nedeniyle, Almanya toplumuna entegrasyon problemleri yaayabilmekte ve onların dinî hayatları ve entegrasyonları arasındaki iliki ise, din algılarındaki, tutumlarındaki ve örgütlenmelerindeki farklılamaya göre ve dier entegrasyon parametrelerinin bulunuu ile orantılı olarak yön bulmaktadır. Kısaca entegrasyon düzeyleri ve din-entegrasyon ilikisi çoklu nedensellik ile belirlenmektedir. Entegrasyon parametreleri ve bunları belirleyen faktörlerin de çeitlilii söz konusudur. Eitim düzeyi, Almanca becerisi, istihdam ve gelir düzeyi, Almanlarla iletiim sıklıı, siyasi katılım, yabancı kültürlere karı hogörü, serbest zaman etkinliklerinin çokkültürlü faaliyetler ile zenginletirilmesi, çokkültürlü ve çok dilli eitime aırlık verilmesi ve toplumda sosyal adalet ve eitliin salanması en önemli entegrasyon parametreleri arasında sayılabilir. Bir arada yaayan farklı toplumların birbirlerinin kültürlerinden etkilenme veya o kültürlere adapte olma düzeyi, bireyden bireye göre deiiklik göstermektedir. Her bireyin farklı kültürleri sentezleyip fonksiyonel bir kültür oluturarak hayatını bu kültüre adapte etmesi beklenemez. Ayrıca bu olumlu bir tutum olarak da kabul edilmeyebilir. Parekh hiçbir kültüre balılık göstermeyen ve kültürler arasında dolaan böyle kiilerin durumunu kültürel açıdan baıboluk olarak nitelendirmekte ve böylece gelitirilen kültürü uyumsuz seslerden oluan bir uultu ya benzetmektedir (Parekh, 2002: 193). Ancak kendi kültürüne balı kalmakla birlikte dier kültürlerden de bazı unsurları akıllıca ödünç alarak kendi kültürünü zenginletirenler bu gruba girmemektedir (Parekh, 2002: 193). Hogörülü kiilik özelliine sahip bireylerin farklılıklara tahammülünün daha fazla olduu düünülebilir, ancak sosyal psikologlara göre toplumdaki farklı birey ve gruplara önyargı beslemek tamamen kiilik özellikleri ile ilgili deildir. Hogörülü bireyler de ırk

12 ilikilerinin önemli olduu bir toplumda hogörülü tutumlarını yitirdikleri gibi, otoriter kiilikler de, hogörülü ortamlarda, farklı gruplara karı hissettikleri dümanlık duygularını ifade etmekten çekinmektedirler. Yani bireyler aidiyet duydukları grupların kurallarına göre tutum belirlemektedirler (Schnapper, 2005: 145). Buradan hareketle Almanya devletinin de resmi kurulularda ve özellikle eitim kurumlarında hogörüye yönlendirici ve yabancı dümanı unsurlardan arındırıcı misyonu yüklenecek faaliyetlere aırlık vermesi entegrasyonu gelitirecektir. Din, birey ve toplum kültüründe ve hayatında tek belirleyici olmadıından dinin tek baına entegrasyona engel tekil ettiini iddia etmek anlamlı olamayacaktır. Dinin kültürel yapıya etkisi zamana göre ve topluma göre de deiiklik göstereceinden yine tek baına entegrasyonu etkiledii düünülmemelidir. Din ile birlikte birçok deiken entegrasyonu etkiledii gibi, dinin farklı yorumları ve yaanıları, dindarlıın farklı düzeylerde olması, dini örgütlenmelerin türleri, hakim toplumun dini azınlıkların dini hak ve özgürlüklerine yaklaımı, azınlık dinlerinin hâkim toplumun yasalarındaki statüsü ve azınlık dininin hakim toplum katındaki saygınlıı ve daha birçok neden din entegrasyon ilikisinin yönünü, derecesini belirleyebilmektedir. Durum böyle olunca da Almanya daki Türklerin gerek hakim toplum ve devletten kaynaklanan ve gerekse de Türklerden kaynaklanan entegrasyon engellerine deinmekte yarar vardır. Sosyo-ekonomik dılanma ve izolasyon entegrasyon önündeki en önemli engellerdendir. stihdamı tevik eden ve ayırımcılık karıtı programlar, bilhassa genç göçmenlerin kendilerini yabancı hissetme duygularını azaltmakta önemli rol oynamaktadır. Amerika deneyimi, bu tür programların daha kapsamlı ekonomik ve sosyal hareketlilie bir köprü vazifesi gören etnik elitlerin ortaya çıkmasında çok etkili olduunu göstermektedir (Report, 2007: ). Türkler arasında isizlik oranlarının Almanya daki genel isizlik oranının çok üstünde olması önemli bir entegrasyon engelidir. siz olan kiilerin, marjinalleme ihtimali ve buna balı olarak yaadıı toplumdan kendini soyutlama nedeniyle entegrasyon problemleri artacaktır. (Touraine, 2000: 233). Touraine bu durumu tasvir etmek için çok çarpıcı olan u ifadeyi kullanmaktadır: sizlik ve güvensizlik genç göçmenleri, aykırı durumlarından kurtulmak amacıyla gençlik çetelerine ya da yerel örgütlere katılmaya iter; bu örgütlerin de en etkin olanları dinsel yönelimlileridir. Hatta kimi göçmen gençler, bu dinsel örgütlerde, içinden atıldıkları topluma karı bir dümanlık ve saldırganlık içerii yaratır. (Touraine, 2000: 261). Ayrıca çalımamaları nedeniyle vergi ödemek gibi yaadıkları ülkenin devletine karı görevlerini yerine getirmemekte ve böylelikle ülkenin kalkınmasına katkıda bulunma duyarlılıklarını da yitirebilmektedirler. Etnik irketlerde younlaan Türklerin entegrasyonu da içinde bulundukları farklı kültürlerle etkileimleri azaldıından dolayı sınırlı düzeyde kalacaktır. Çalıma Bakanlıı nın Dı likiler ve Yurtdıı çi Hizmetleri Genel Müdürlüü nün 2005 yılı sonu verilerine göre Almanya daki Yabancılar arasında %28,7 olan isizlik oranı Türkler arasında % 32,5 tir (www.csgb.gov.tr) li yıllarda aile birleimi ile Almanya ya gelen çocukların büyük bölümü yetersiz entegrasyon politikaları nedeniyle eitim sistemine entegre edilememi ve meslek eitimden de yararlanamayan bu kesim bugün de isizlik sorununu oluturan balıca aktörlerdendir. Ancak aratırmaların Türklerin kendi isizlik nedenleri konusunda öz eletiri yaptıklarını göstermeleri olumlu bir durumdur. Türklerin meslek sahibi olmamaları, eitim yetersizlikleri balıca nedenler kabul edilirken, önyargı ve ayrımcılıktan dolayı isiz kaldıklarını ifade edenlerin oranı düük kalmaktadır (Almanya da Yaayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları Aratırması, 2007: 91). Yine Türklerin sosyal güvenlik hizmetlerini istismar ettikleri hâkim toplum tarafında sıkça dile getirilen ve bazı aratırmalarla da gözlenen bir husustur (Kaya & Kentel, 2005: 60). Bu olumsuz yönlerini Türklerin de kendi aralarında eletirmeleri söz konusudur. Öte yandan, Almanya da Türklerin ekonomik faaliyetleri gelime de göstermektedir. lk dönemlerde kazançlarını Türkiye de gayrı menkul alarak deerlendirme veya daha fazla

13 birikim yapanların Türkiye de yatırım yaptıı görülürken son dönemlerde Almanya da veya uluslar arası irketler kurarak i dünyasında istihdam salar hale gelmilerdir yılında Almanya da Türk giriimci sayısı iken, 2008 yılında sınırına gelmitir (en & Güler, 2009: 2). Bununla birlikte, günümüzde Almanya da varlıını hissettiren Türkler arasında artık istihdam salayan i adamları artmı, parlementolarda milletvekili olmular, kısaca bulundukları ülkenin kaderini belirleyecek konumlara gelmilerdir. Sporda, sanatta kendilerinden söz ettirecek ve çou zaman Almanya nın da gurur kaynaı olacak baarılara imza atmaktadırlar. Son zamanlarda Almanya ya aidiyetini dile getiren Alman Milli takım futbolcusu Mesut Özil bu örneklerden biridir. Bunun yanısıra, Avrupa da yaayan Türk nüfusu bu konumları ile bugün Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi birçok alandaki ilikilerde hem bir kategori oluturmakta hem de her iki tarafa perspektif sunmaktadır. Almanya daki Türklerin Türkiye ye geri dönü planlarında azalmanın görülmesi ve yatırımlarını Almanya da younlatırmaları da entegrasyon düzeylerinin artıının göstergesi sayılabilmektedir. Müslümanların medyadaki olumsuz imajı Müslümanların neden olduu olumsuz olayların daha vurgulu sunulup, baarılarının öne çıkarılmaması da entegrasyonu güçletiren hususlardandır (Open Society Institute Report, 2010: 214). Almanya daki Müslümanların tek kategoride deerlendirilmesi hâkim toplumu, azınlıkların dinlerinin entegrasyona engel olduu yönündeki ön yargıya sürükleyen en önemli etkenlerdendir. Oysa Müslümanlar toplumun her kesiminden geldii gibi, farklı etnik kökenlerden gelmekte ve farklı dini yorumlara sahip gruplara balılıkları söz konusu olabilmektedir. Aynı ülkeden gelen Müslüman grup içindeki kuaklar arasında da dinî tutum ve algı farklılamaları bulunmaktadır (Pauly, 2004: 163). Klausen, Türk kökenli Müslümanların Güney Asyalı Müslümanlardan daha fazla orta yolu desteklediklerini ifade etmektedir (Klausen, 2008: 129). Kastoryano Türklerin bu özelliini kendi ülkelerindeki Anayasal laiklik ve bunun yanı sıra Türklerin slam dini ile derinlemesine özdeleen bir millete aidiyeti ile açıklamaktadır (Kastoryano, 2000: 140). Avrupa daki Türklerin içinde yaadıkları toplumun çok kültürlü ve çok dinli yapısını kabul ettikleri, genellikle hogörülü oldukları ve yaadıkları devletin sistemini dönütürmeye de istekli olmadıkları gözlenmektedir. Bu bakımdan Almanya daki Türklerin ve Müslümanların çeitli toplumsal kesimlerden geldii ve dindarlıklarının deiik düzeylerde olabilecei göz önünde bulundurulmalı, çoununun dinle olduundan daha fazla dünyevi ilerle megul olmak bakımından Avrupalılardan çok da farklı olmadıkları ve yaadıkları ülkede sadece etnik, dini ve kültürel bakımdan farklılıklara sahip olduklarını kabul etmek gerekmektedir (Karlsson, 2005: 242). Ancak, slam ın farklı yorumlarının oluunu kötüye kullanan ve marjinalleme eiliminde olan göçmenleri etkileyen gruplar da bulunmaktadır. Bunların göçmenlerin maduriyetini ve dılanmılık duygularını istismar ettikleri de görülmektedir. Almanya da ayırımcılıa maruz kaldıını düünen Türklerde kendi kültür unsurlarına din bata olmak üzere, bir sarılma tutumu gözlenmektedir. Ancak benimsedikleri dinî hayat ekli, yaadıkları hâkim toplum tarafından her zaman ho görülmemekte ve dılanmalarını da artırmaktadır. Bu süreç ise entegrasyonu geciktirmekte veya engellemektedir. Dahası onların entegrasyona kapalı olarak algılanmalarına neden olmaktadır. Almanya da Yaayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları aratırmasına göre, Türkler hâkim toplumda uyum konusunda, yapısal sorunlardan ziyade, dil ve ondan sonra da en yüksek oranda kültürel deer, tutum ve davranılar konusunda uyum sorunu yaadıklarını ifade etmilerdir (Almanya da Yaayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları Aratırması 2007: 98) T. Faist, yaptıı gözlemlerde mesela Almanya da hem Türk hem de Alman özellii taıyan kolektif bir kimlie rastlamadıını ifade etmekte, ancak Türklere ait öelerin hâkim olduu kolektif kimlie rastlandıını belirtmektedir. Bunun nedeni olarak da Türklerin kolektif dini bir kimlie ve anavatanlarına balılıını göstermektedir (Faist, 2003: 317). Faist bu ekilde kendi ülkesi ile balarını koparmadan ulusaırılama nın göçmenlerin entegrasyonuna engel olabilecei savına da katılmamaktadır (Faist, 2003: 323). Ancak baka bir aratırma ise, Türkler

14 arasında kendilerini Türk ve Avrupalı hissettiklerini ifade edenlerin oranını %60 ve kendilerini Avrupalı ve Türk hissedenlerin oranını ise % 10 eklinde göstermektedir. (Kaya& Kentel, 2005: 128). Hâkim toplum tarafından Almanya vatandalıına geçmek entegrasyonda önemli bir parametre olarak kabul edilmekte ise de çou zaman vatandalıa geçmek, göçmenleri yabancı ve öteki kategorilerinden kurtaramamaktadır. Yine önemli bir entegrasyon parametresi de dildir. Ancak son zamanlarda Türklerin Almanca becerisi konusundaki problemlerine çözüm getirmek adına gündeme getirilen söylem ve faaliyetlerin geldii nokta düündürücü olmaktadır. 3-4 yaındaki göçmen çocukların da dil testine tabi tutulması ve Almancası yetersiz olanların ana okullarına gönderilmeye mecbur bırakılması planlanmaktadır (www. cnnturk.com). u anda Almanya da üçüncü ve dördüncü nesli oluturan Türklerin dil problemlerinin balıca nedenlerinden biri bir kısmının okul öncesi eitime gönderilmemesidir. Ailelerin bir bölümü önemini kavrayamadıklarından dolayı çocuklarını okul öncesi eitime göndermezken, onların bu tutumunu belirleyen önemli etkenlerden biri anaokullarında örencilerin Kiliselere götürülmesi gibi nedenlerden hareketle çocuklarına Hıristiyanlık kültürü ile yetitirilerek slam dan ve Türkçeden uzaklatırıldıkları yönündeki endieleridir. Türkçe dil dersleri için Almanya nın 2000 li yıllardan itibaren artık öretmen görevlendirmemesi ve bazı eyaletler dıında Türkçe dersinin ilk ve orta dereceli okullarda seçmeli olarak dahi okutulmaması ebeveynlerin Türkçeyi çocuklarına öretememe kaygısı, Almanca örenimine ilgisizlikleri ile sonuçlanmaktadır. Türklerin çocuklarının Almanya da yetitirme esnasındaki endieleri, Türk kültürünü örenememeleri, dini deerlerden uzak kalıları ve alkol, uyuturucu gibi alıkanlıklar edinmeleri konularında younlamıtır (Almanya da Yaayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları Aratırması, 2007: 102). Kültürel entegrasyonun önemli göstergelerinden olan, hatta asimilasyona bir ilk adım olarak deerlendirilebilecek olan kültürlerarası evlilik (inter-marriage), Türk erkeklerin Almanlarla evlilii daha aırlıklı olmak üzere Türkler arasında gittikçe yaygınlamaktadır. Zaten bu konuda sert önlemlere bavuran ve yasal düzenleme yapan Almanya, 2008 yılından beri Türkiye den gelecek olan e adaylarına Almanca bilme artı getirmitir. Buna göre Türkiye de evlilik yapan biri, Almanca bilmeyen eini Almanya ya getirememektedir. Yine Almanya da Türklere çifte vatandalık hakkının tanınmaması ayırımcı bir politika olarak algılanabilmekte iken, Almanya da doan her göçmen çocuunun Alman vatandaı sayılması olumlu bir uygulamadır. Algıların Deimesi ve Önyargıların Azalması Son dönemlerde Almanya da Türkler bata olmak üzere Müslümanlara yaklaımlarda önyargıdan ve ötekiletirmekten uzaklaan tutumlar görülmektedir. Almanya Cumhurbakanı Christian Wulff un slâm ı Almanya nın bir parçası olarak görmesi Müslümanlar arasında büyük bir memnuniyete neden olmutur. Yine bu ifadelerden sonra Müslümanların Almanya ya aidiyetinin pekitii gözlenmektedir. Oysa dılayıcı açıklamalar her zaman hâkim toplum ile Müslümanlar arasında kutuplamaya yol açacaktır. Alman cumhurbakanını açıklamaları bu bakımdan çok yapıcı olmutur. Zira slam ı sürekli kendi dıında gören bir toplumun en üst düzeyde bu düüncenin tam tersi bir düüncenin ifade edilmesi Müslümanlar tarafından önemli bir kazanım olarak algılanmıtır. Çünkü azınlık olan bireylerin ya da grupların kültürü eer o toplumun kültürel yapısının tanımlanmasında yer almıyorsa, azınlıkların kendilerini yabancı hissetmeleri kaçınılmaz olmaktadır (Parekh, 2002: 301). Toplum içinde azınlık kültürü saygı ve deer görmüyorsa o azınlıa mensup bireylerde dılamılık duygusu görülebilmektedir. Almanya cumhurbakanı Chrisitan Wulff un slamiyet in de Almanya ya ait olduu yönündeki beyanatının ardından, slamofobinin azalması beklenirken, Münster Üniversitesi nin Almanya, Danimarka, Hollanda ve Portekiz de yaptırdıı aratırmaya göre, Almanların %

15 inden daha azı slam ı hogörülü bir din olarak tanımlamakta ve sadece % 26 sı Müslümanlara karı olumlu bir bakı açısına sahip görünmektedir. (www.hurarsiv.hurriyet.com). Yine alman siyasetçi Tilo Sarrazin in Almanya kendini Yok Ediyor adlı kitabında slamofobik bir yaklaımla, slam ın Almanya nın deerleri ile örtümediini ve göçmenleri kabul etmenin Almanya için büyük bir hata olduunu ifade etmesi, yabancı dümanlıının son örneklerinden olmutur (www.cnnturk.com). Üstelik bu kitabın Almanya da çok satılması Alman toplumunda slamofobinin tahmin edilenden de yaygın olabilecei ihtimalini gündeme getirmitir. Almanya Türklerinin, ikincil sosyalleme ortamlarının farklılıı, eitim düzeyi ve Almanca dil becerisindeki farklılıklar ve toplumsal kökenlerin farklılıından dolayı birinci kuakta, ikinci ve üçüncü kuaa nispetle entegrasyonun daha düük oranda gerçekleecei düünülebilir. Ancak birinci kuaın toplumsal kurallara ve yasalara riayet bakımından daha uyumlu olabilecekleri dikkatlerden kaçmamalıdır. Dier taraftan kültürel muhafazakarlık vasfının birinci kuakta daha fazla oluu entegrasyon düzeyini etkileyebilmektedir. Dolayısı ile birinci kuakta kültürel entegrasyondan ziyade, yapısal entegrasyonun baarılı olacaı tahmin edilmektedir. Son zamanlarda kadınlar ile erkeklerin sosyal ortamları ve çalıma alanlarının ortak olması ve aile fertlerinin görev daılımında deiikliklerin yaanması ile birlikte cinsiyetler arasında entegrasyonun farklılık göstermedii gözlenmektedir. Yine ilk dönemlerde krelere çocuklarını göndermeyen ve bu nedenle de çalımayan annelerin artık krelere çocuklarını göndermeleri ve ailelerin kız çocuklarının eitimine önem vermesi ile birlikte kadınların eitim ve dil becerilerindeki ilerlemeler entegrasyon bakımından da kadın ve erkek arasındaki farklılamayı azaltmıtır. Öte yandan, kadınların suç ileme oranlarının düük olması, toplumsal ve yasal kurallara uymada gösterdikleri hassasiyet yapısal bakımdan daha kolay entegre olmalarını da salayabilmektedir. Entegrasyonu destekleyen bir söyleme sahip olan ve yaanılan ülkeye karı sorumlulukların yerine getirilmesini mensuplarına telkin eden, eitime ve Almanca dil becerisine önem veren örgütlere itirak eden bireylerin Alman toplumu ile daha iyi iletiim kurabildii ve öte yandan bu bireylerin kendi köken etno-kültürel özelliklerini korumada da baarılı oldukları görülmütür. Almanların veya dier azınlık gruplarının katılımı ile faaliyet gösteren örgütlere katılan bireylerde ise, etnik ve milli kökene balılıın bu bireylerde zayıflayabilmektedir. stihdam konusunda ve kültürel alanlarda gettolamaları ve etnik adacıklarına kapalı görünümleri ile birlikte entegrasyon konusunda dezavantaja dönüebilse de, Türklerin kültürel deerlerinin yanı sıra, kendi etnik grupları arasında sıkı ilikilerin sürdürülmesi de onları suç ilemekten alıkoyan bir durum olması bakımından uyumlarına katkıda bulunacaktır. Türklerin entegrasyon engellerinin en önemlilerinden biri eitimlerinin hala beklenen düzeyde olmamasıdır. Son yıllarda üniversitede okuyan Türk örenci sayısında artı gözlenmekte ve özellikle kız çocuklarının Yüksek örenime katılımları artmakta ise de yetersizdir (Abadan- Unat, 2002: 317). Yüksek örenim düzeyindeki artı, hakim toplum içinde etkin konuma gelmeyi salaması ve eitim süresinin uzaması ile birlikte kültürlerarası iletiimin sıklık göstermesi bakımından entegrasyon için hayati öneme sahiptir. Türk toplumunda ayırımcılık ve dılanmılık söylemleri Türk gençlerinin motivasyonlarını engellemektedir. Bu nedenle Türklerin bilhassa sivil toplum örgütleri ve kendilerine ait kurumlar aracılıı ile baarıya motive edecek söylemlere daha fazla aırlık vermeleri, maduriyet psikolojisinden ziyade cesaretle engelleri ama yolları konusunda gençlere rehberlik etmeleri büyük önem taımaktadır. Gençlerin cesaretlerinin temellendirilmesi bakımından kendi kültürel deerlerini iyi tanımalarının, öz güven kazanmalarına katkı salayacaı düünülmektedir.

16 Hâkim toplumun da Almanya daki Türklerin uyum bakımından olumlu yönlerini deerlendirme ve onlara karı hogörü sınırlarını geniletme tutumunda olması tarafları birbirine yaklatıracaktır. Asimilasyon göçmenler için hâkim toplum içinde baarılı olmanın anahtarı olarak sunulması (Friedman, 2002, 179) ise göçmenleri asimile etmekten ziyade hâkim toplumdan uzaklatırabilmektedir. Ekonomi, eitim veya kültürel alanda çounluk tarafından dılanan azınlıkların kimliklerini dogmatikletirmeye daha çok yönelmekte (Connolly, 2005: 267) oldukları bilinmektedir. Toplumsal yaamın her alanında farklı entegrasyon düzeyi gerçekleebilmektedir. Dolayısıyla her alanda aynı düzeyde entegrasyon beklentisi içinde bulunmak da gerçeklikle örtümemektedir. Mesela Almanya daki Türk toplumundan eitim, hukuk vb yapısal alanlarda beklenen entegrasyonun, aynı oranda kültürel alanlarda da beklenmesi gerçekçi olmayacaktır. Çünkü kültürel farklılıklar her zaman olacaktır. Bunları türdeletirmeye çalımanın tek adı bulunmaktadır o da asimilasyondur. Bilhassa dil, din gibi kültürün en dirençli unsurları, kültürlerin farklılamalarının temel belirtileri olup ortadan kaldırılmaları çok zordur. Karılıklı ön yargılardan uzak bir ekilde hogörünün ve iletiim sıklıının artırılması, mevcut problemlerin en aza indirgenmesini salayacaktır. Ancak dinî bazı tutum ve yargıların göçmenlerin hakim toplum tarafından beklenen entegrasyon düzeyinde bulunmalarını engelledii bilinmektedir. Bununla birlikte din entegrasyon konusunda tek belirleyici olmayıp katılımcıların dier özellikleri de dikkate alınmalıdır. Entegrasyonun hem hâkim toplum ve azınlık gruplar olmak üzere çok boyutlu, hem de çok nedenli olduu düünülmektedir. Yine kültürlerin bireylerde din ile birbirine çok balanmı olması, din deitirmeden asimile olmayı zorlatırmaktadır. Türklerin çounluunun radikal örgütlenmelere eilim göstermemesi ve içinde yaadıkları topluma bakaldırıda bulunma veya özerklik talep etme gibi faaliyetlerde de bulunmayıları, kültürel veya dinî niteliklerinin onların entegre olmalarına, toplumsal huzura katkıda bulunmalarına ve içinde yaadıkları toplumun ilerlemesi için çalımalarına devam etmelerine engel olmadıını göstermektedir. SONUÇ Almanya Türk toplumunun sosyal entegrasyonunda dinin tekil ve yalın bir belirleyici olduu düünülmemektedir. Dinin entegrasyona etkisi ancak dier entegrasyon parametreleri ile birlikte anlamlı olabilmektedir. Dinî algılar, tutumlar, ritüellere katılım ve dinî örgütlenmeler entegrasyonun gerçekleme derecesinde etkilidir. Yine de dinin tek baına bir deiken kabul edilmesi gerçekçi olmayan sonuçlara götürebilecei gibi bu deikene balı entegrasyon ölçümü de kesin güvenilirlikten uzak kalacaktır. Entegrasyon ile asimilasyon arasındaki sınırı belirlemek de her zaman kolay deildir. Ancak entegrasyondan beklenenin bazen gerçekte asmilasyon olabildii de görülmektedir. Bu durumda entegrasyonu iki düzeyde deerlendirmeye almaktayız. Birincil entegrasyonu Türklerin köken kimliklerinden kısmen de olsa soyutlanmaları, kültürlerinin sert çekirdeklerini bile kaybetmeye balamaları olarak algılamaktayız. kincil entegrasyon ise Türklerin hem Almanya toplumu içinde uyumlu ve huzurlu yaamaları, hem de köken kültürünün unsurlarını korumalarını kapsayan entegrasyon parametrelerinden olumaktadır. Berlin duvarının yıkıldıı ve iki Almanya nın birletii tarihin yıldönümü gibi önemli bir günde Federal Almanya Cumhurbakanı Christian Wulff ın Hıristiyanlık ve Yahudilik Almanya ya ait, günümüzde artık slamiyet de Almanya ya ait (tr.euronews.net) diyerek ülkesindeki Müslümanları en üst düzeyde sahiplenmesi, Müslümanların da kendilerini Almanya ya ait hissetmeleri için önemli bir vurgudur. Bu söylem aslında uyum konusunda bundan sonra Türkler bata olmak üzere, Almanya da yaayan Müslümanlara büyük sorumluluklar yüklemekte ve onlardan uyum adımlarının hızlanması yönünde beklentilere yol açmıtır.

17 Bugün artık slâm ile Batı aynı mekânlarda yüzyüze geldiklerine göre, (Göle, 2009: 49) Müslümanların içinde yaadıkları Avrupa kültürüne meydan okuma tavrı ve Avrupa toplumlarının da Müslümanlara karı ötekiletirici ve onları tanımama tutumunda olması anlamsız kalmaktadır. KAYNAKÇA ABADAN-UNAT, Nermin (2002). Bitmeyen Göç: Konuk çilikten Ulus Ötesi Yurttalıa, stanbul: stanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Almanya da Yaayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları Aratırması (2007). Yayın no: 129, Ankara: T.C. Babakanlık Aile ve Sosyal Aratırmalar Genel Müdürlüü Yayınları. BARTH, Fredrik (2001). Giri, Fredrik Barth (ed). Etnik gruplar ve sınırları: Kültürel Farklılıın Toplumsal Organizasyonu, (çev: Ayhan Kaya, S.Gürkan), 11-40, stanbul: Balam Yayınları. BLGN, Nuri. (1994). Sosyal Bilimlerin Kavaında Kimlik Sorunu, zmir: Ege Yayınları. BLGN, Nuri (1996). nsan likileri ve Kimlik, stanbul: Sistem Yayınları. BEAUD, Stéphane & NOIRIEL, Gérard (2003). Göçmenlerin Bütünlemesini Düünmek (çev. derya Fırat) Toplumbilim, 2003, sayı 17, sf: CONNOLLY, William E. (1995). Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, (çev: F. Lekesizalın), stanbul: Ayrıntı Yayınları. CASTLES Stephen & MILLER, M. J. (2008). Göçler Çaı: Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri. (çev.bülent U.Bal,. Akbulut) stanbul: stanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları ESPOSITO, John L. (2002). slam Tehdidi Efsanesi, (çev. Ö. Baldık, A. Köse, T. Küçükcan), stanbul: Ufuk Kitapları. FAAS, Daniel (2009). Young Turks in England and Germany: Identity Formation and Perceptions of Europe, T. Kucukcan, &V.Gungor, Turks in Europe Culture, Identity, Integration, , Amsterdam: Uitgeverij Türkevi Productions) FAIST, Thomas (2003). Uluslararası Göç ve Ulusaırı Toplumsal Alanlar, (çev. A. Z. Gündoan-Can Nacar), stanbul: Balam Yayıncılık. FICHTER, Joseph (1996). Sosyoloji, (çev. N. Çelebi), 3.bsk., Ankara:Attila Kitabevi. FREYER, Hans (1967). Din Sosyolojisi, (çev.turgut Kalpsüz), Ankara: A.Ü..F. Yayınları. FRIEDMAN, Lawrence M. (2002). Yatay Toplum, (çev. Ahmet Fethi), stanbul: Türkiye Bankası Kültür Yayınları. FUKUYAMA, Francis (2000). Güven: Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması (çev. Ahmet Budaycı), 2. bs. stanbul: Bankası Kültür Yayınları. GIDDENS, Anthony (1998). Modernliin Sonuçları, (çev. Ersin Kudili) 2. bsk. stanbul: Ayrıntı Yayınları. GIDDENS, Anthony (2000). Sosyoloji, (çev. H. Özel vd.), Ankara: Ayraç Yayınevi. GÖLE, Nilüfer (2009). çiçe Giriler: slam ve Avrupa, stanbul: Metis Yayınları. GÜMÜ, Adnan (1996). Göç, Din ve Asimilasyon, Göç ve Toplum - II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Mersin, Kasım T.C. DE/ Sosyoloji Dernei Yayını, s GÜNAY, Ünver (2003). Göç, Din ve Deime: Batı Avrupa daki Türk çileri Örnei, Bilimname, III., HABERMAS, Jürgen (2002). Öteki Olmak, Ötekiyle Yaamak, (çev. lknur Aka), stanbul: Yapı Kredi Yayınları. HECKMAN, Friedrich (1997). Göçmenlerin Almanya da Ulusal Kimlii ve Entegrasyonu, Türk-Alman Sempozyumu, 1997, , Hamburg: Körber-Stiftung. IOM(2005).(http://www.iom.int/jahia/webdav/site/myjahiasite/shared/shared/mainsite/published_docs/books/w mr sec03.pdf eriim: , 16.07: sf. 379). KARLSSON, Ingmar (2005). Din Terör ve Hogörü, (çev. Turhan Kayaolu) stanbul: Homer Yayınları. KASTORYANO, Riva (2000). Kimlik Pazarlıı: Fransa ve Almanya da Devlet ve Göçmen likileri, (çev. Ali Berktay), stanbul: letiim Yayınları. KAYA, Ayhan & Kentel, F. (2005). Euro-Türkler Türkiye ile Avrupa Birlii arasında Köprü mü Engel mi?: Almanya- Türkleri ve Fransa Türkleri Üzerine Karılatırmalı Bir Çalıma, stanbul : stanbul Bilgi Üniversitesi. KLAUSEN, Jytte (2008). slamı Yeniden Düünmek: Batı Avrupa da Siyaset ve Din. (çev. Mahmut Aydın) stanbul : Liberte Yayınları. KULA, M. Naci (2001). Kimlik ve Din, stanbul: Ayııı Kitapları. KYMLICKA, Will (1998) Çokkültürlü Yurttalık: Azınlık Haklarının Libarel Teorisi, (çev. Abdullah Yılmaz), stanbul: Ayrıntı Yayınları. MARTIKAINEN, Tuomas (2005). Religion, Immigrants and Integration, AMID Working Paper Series 43/2005. MARTIN, Philip L. (1991). Bitmeyen Öykü: Batı Avrupa ya Türk çi Göçü: Özellikle F. Alman Cumhuriyetine, Ankara: Uluslararası Çalıma Bürosu. Open Society Institute Report, Muslims in Eorupe A Report on 11 EU Cities, 2010, Open Society Institute: London. PAREKH, Bhikhu (2002).Çokkültürlülüü Yeniden Düünmek:Kültürel Çeitlilik ve Siyasal Teori, (çev. B. Tanrıseven), Ankara: Phoenix Yayınevi. PAULY, Robert J.(2004). Islam in Europe: ntegration or Marginalization?, Aldershot: Ashgate. PEREMBE, Erkan (2005). Almanya da Din ve Entegrasyon, Ankara: Aratırma Yayınları. RAMAZAN, Tarık (2005). Avrupalı Müslüman Olmak, (çev. A. Meral), stanbul: Anka Yayınları. Report, Muslim Youth and Women in the West: Source of Concern or Source of Hope?, 2007, Report of Conference Center for Dialogues: Islamic World-U.S. - The West, May , New York University, ). ROY, Olivier (2001). Kimliin Yeniden Oluumu Neden Dinsel Tabanda Gerçekleir, (çev: S.Peker), Birikim, Ekim, 2001,

18 SCHNAPPER, Dominique (2005). Sosyoloji Düüncesinde Öteki ile Iliki, (çev: Ayegül Sönmezay), stanbul: stanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. EN, Faruk& GÜLER, A., (2009). Avrupa Birlii ve Almanya da Türk Giriimcilerin Ekonomik Gücü Aratırma Özeti, Essen: Tavak. SOMERSAN, Semra (2004). Sosyal Bilimlerde Etnisite ve Irk, stanbul:stanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. TOKSÖZ, Gülay (2006). Uluslararası Emek Göçü, stanbul: stanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. TOURANE, Alain (2000). Eitliklerimiz ve Farklılıklarımızla Birlikte Yaayabilecek miyiz?, (çev: Olcay Kunal). stanbul: Yapı Kredi Yayınları. TURAN, Kadir (1992). Almanya da Türk Olmak: F. Almanya da Yaayan II. Kuak Türkler in Sosyalizasyonu ve Kültür Deimesi, stanbul: Sümer Kitabevi Yayınları. tr.euronews.net ) dex.html ) ndex.html ). eriim: , 15.18). YALÇIN, Cemal, (2004). Göç Sosyolojisi, Ankara: Anı Yayıncılık.

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS

OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA ETKS Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK ÇOCUKLARIN ALELERNE YÖNELK GRUP REHBERL NN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLK SAYGISINA

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Türkiye de Bölgesel Kalkınmanın Aracı Olarak Kalkınma Ajansları: zmir Kalkınma Ajansı Örnei Ergüder Can zmir Kalkınma Ajansı Giri: Türkiye de dier ülkeler gibi bölgelerarası hatta bölgeler içinde kalkınma

Detaylı

SOSYAL DYALOG HAYATINDA STRES. hayatında stres ile ilgili Çerçeve anlaması

SOSYAL DYALOG HAYATINDA STRES. hayatında stres ile ilgili Çerçeve anlaması SOSYAL DYALOG HAYATINDA STRES hayatında stres ile ilgili Çerçeve anlaması This project is organised with the financial support of the European Commission 1. Giri hayatında stres, uluslararası, Avrupa ve

Detaylı

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır.

TÜLN OTBÇER. Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. TÜLN OTBÇER Seminer Raporu Olarak Hazırlanmıtır. Ankara Hacettepe Üniversitesi Mayıs, 2004 ! - " $ - "%%&%$ - "%' $ - "(%' $ - "( ) (* $+,( $ - ") (',( $ - "- %./$ 0 1*&/1(2, %("%. 3/1(4""3%(/1-( /32 $$

Detaylı

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM

BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM BURSA DA GÖREV YAPAN MÜZK ÖRETMENLERNN ULUDA ÜNVERSTES ETM FAKÜLTES GÜZEL SANATLAR ETM BÖLÜMÜ MÜZK ETM ANABLM DALI LE LETM VE ETKLEM Dr. Ayhan HELVACI *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik

Detaylı

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer

Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en. Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Download von www.bteu.de / Avrupali Türk Isadamlari Birligi Hannover / TAM Vakfi Yayinlari!" #"# Aratırma Koordinatörü: Prof. Dr. Faruk en Hazırlayanlar: Gülay Kızılocak Cem entürk Dr. Martina Sauer Bu

Detaylı

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması

Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Giri Sosyo-Ekonomik Gelimilik Aratırması Taner Kavasolu Devlet Planlama Tekilatı Kalkınma Planlarımızda, ülke corafyasında ve kesimler arasında dengeli bir gelime salanması hedefi, ülke ekonomisi için

Detaylı

BilgiEdinmeHakki.Org Raporu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu nun Salık Bakanlıı Tarafından Uygulanmasındaki Yanlılıklar

BilgiEdinmeHakki.Org Raporu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu nun Salık Bakanlıı Tarafından Uygulanmasındaki Yanlılıklar BilgiEdinmeHakki.Org Raporu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu nun Salık Bakanlıı Tarafından Uygulanmasındaki Yanlılıklar Sürüm 1.0 21 Ekim 2004 Dr. Yaman AKDENIZ * akdeniz@bilgiedinmehakki.org Bilgiedinmehakki.org

Detaylı

Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz

Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz 2006 YILLIK RAPORU: UYUTURUCU FYATLARINDA DÜÜ, YAKALAMALARDA ARTI Avrupa da Uyuturucu imdi Her Zamankinden Daha Ucuz (23.11.2006, LZBON) Avrupa Uyuturucu ve Uyuturucu Baımlıı zleme Merkezi (EMCDDA), bugün

Detaylı

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler

AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler AB Uyum Sürecinde Türkiye nin Rekabet Gücü lerleme Raporu Üzerine Tespitler Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye hakkında hazırlanan lerleme Raporu, Türkiye ile müzakerelerin balaması yönünde olumlu bir

Detaylı

ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION

ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION ALMANYA VE AVRUPA BRL NDE TÜRK GRMCL TURKISH ENTREPRENEURSHIP IN GERMANY AND EUROPE UNION Prof. Dr. Faruk en Yunus Ulusoy Cem entürk Özet Almanya daki Türk kökenli nüfus arasında 1990 lı yıllarda kendi

Detaylı

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 1 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi letmeleri A.. 30.06.2013 Tarihi tibarıyla Sona Eren Hesap Dönemine likin Yönetim Kurulu Yıllık Faaliyet Raporu Sayfa No: 2 Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi

Detaylı

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI

AMER KA B RLE K DEVLETLER SAYI TAYI AMERKA BRLEK DEVLETLER SAYITAYI Yazan: Dawid M. WALKER Çeviren: Müslüm PARLAK Amerika Birleik Devletleri Sayıtayı, Birleik Devlet yönetiminin yasama bölümü içerisinde yer alan baımsız bir kurumdur. Genellikle

Detaylı

TÜS AD YÖNET M KURULU BA KANI ARZUHAN DO AN YALÇINDA IN GLOBAL L DERL K FORUMU AÇILI KONU MASI. 11 Mayıs 2007 Bahçe ehir Üniversitesi, stanbul

TÜS AD YÖNET M KURULU BA KANI ARZUHAN DO AN YALÇINDA IN GLOBAL L DERL K FORUMU AÇILI KONU MASI. 11 Mayıs 2007 Bahçe ehir Üniversitesi, stanbul TÜRK SANAYCLER VE ADAMLARI DERNE TÜSAD YÖNETM KURULU BAKANI ARZUHAN DOAN YALÇINDA IN BAHÇEEHR ÜNVERSTES GLOBAL LDERLK FORUMU AÇILI KONUMASI 11 Mayıs 2007 Bahçeehir Üniversitesi, stanbul Deerli katılımcılar,

Detaylı

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM

GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM KTAP NCELEMES GÜNCEL GELMELER IIINDA LKÖRETM: MATEMATK-FEN-TEKNOLOJ-YÖNETM Editörler: Arif Altun ve Sinan Olkun Orhan KARAMUSTAFAOLU Yrd.Doç.Dr., Amasya Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Dekan Yrd., AMASYA

Detaylı

ETK LKELER BANKACILIK ETK LKELER

ETK LKELER BANKACILIK ETK LKELER ETK LKELER Türkiye Bankalar Birlii tarafından hazırlanan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu nun 15 Haziran 2006 tarih ve 1904 sayılı kararlı ile yayımlanan Bankacılık Etik lkeleri Bankamız tarafından

Detaylı

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR

LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKÖRETM KNC KADEME (2005) TÜRKÇE DERS ÖRETM PROGRAMINDA GENEL AMAÇLAR - HEDEF/KAZANIMLAR LKS* THE ASSOCIATION BETWEEN GENERAL TARGETS AND GOALS/ACQUISITIONS IN TURKISH LANGUAGE PROGRAM Erhan DURUKAN**

Detaylı

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI

BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI BELEDYELERDE NORM KADRO ÇALIMASI ESASLARI Belediyelerin görevlerini etkin ve verimli bir ekilde yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları optimal (ihtiyaçtan ne fazla ne de az) kadronun nicelik ve

Detaylı

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI

EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE ÇARPIM TABLOSU ÖRETM UYGULAMASI Bu aratırma 2005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. EL PARMAKLARINA DEERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖRETM YÖNTEMYLE ZHN ENGELL ÖRENCLERE

Detaylı

KURUMSAL T BAR YÖNET M PROF. DR. HALUK GÜRGEN

KURUMSAL T BAR YÖNET M PROF. DR. HALUK GÜRGEN KURUMSAL T BAR YÖNET M PROF. DR. HALUK GÜRGEN KURUMSAL T BAR tibar alglamalardan oluur. Kurumsal itibar, bir kuruma yönelik her türlü alglamann bütünüdür. Kurumsal itibar; sosyal ortaklarn kurulula ilgili

Detaylı

KATILIMCI YEREL YÖNET M ANLAYI INDA. H.Burçin HENDEN. Özet. Uluslararası nsan Bilimleri Dergisi ISSN: 1303-5134

KATILIMCI YEREL YÖNET M ANLAYI INDA. H.Burçin HENDEN. Özet. Uluslararası nsan Bilimleri Dergisi ISSN: 1303-5134 Uluslararası nsan Bilimleri Dergisi ISSN: 1303-5134 www.insanbilimleri.com 02.01.2005 KATILIMCI YEREL YÖNETM ANLAYIINDA E-BELEDYECLN YER VE ÖNEM H.Burçin HENDEN Özet 21. yüzyılın yönetim felsefesi Verimlilik,

Detaylı

ÜNVERSTELERN GÖREVLER

ÜNVERSTELERN GÖREVLER ÜNVERSTELERN GÖREVLER VE YENDEN YAPILANMA Günümüz Türkiye sini gelecee taıyanlar i adamlarıdır. Ancak, i hayatının gayretleri Türkiye yi belli bir sınıra kadar ilerletebilir. Eer Türkiye, kaybettii bilimin

Detaylı

!" # $%!" ## #! " $ $ # $ %%%! &' % ()! &'

! # $%! ## #!  $ $ # $ %%%! &' % ()! &' !"#$%!" #$ %!" ### $$ %%%!&' ()!&' $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "( *""+"'", -.'/0"""-".123!+"&,'* 4 5' ' 6 (" 6', &'* "(7 5' " 89+

Detaylı

Sivil Toplum Endeks Projesi Gösterge Puanlama Tablosu Aralık 2005

Sivil Toplum Endeks Projesi Gösterge Puanlama Tablosu Aralık 2005 Sivil Toplum Endeks Projesi Gösterge Puanlama Tablosu Aralık 2005 STEP Gösterge Puanlama Tablosu Önsöz STEP Gösterge Puanlama Tablosu, CIVICUS tatarfından Sivil Toplum Endeks Projesi (STEP) kapsamında

Detaylı

! " #$!" ## #! " $ $ # $ %%%! &' % ()! &'

!  #$! ## #!  $ $ # $ %%%! &' % ()! &' !"#$!" #$ %!" ### $$ %%%!&' ()!&' $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "( * ""+"'", - +./ 01"(23 4' 5 6"""/" 4 78 9!+"&,'* : ;'

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ

KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ KOÇ ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER (KÜSB) KULÜBÜ TÜZÜÜ YAPI Madde 1. Koç Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü, kısa adıyla K.Ü.S.B., Koç Üniversitesi örenci kulüpleri tüzüüne balı ve Koç Üniversitesi örencilerinin

Detaylı

Esrar kullanımı dengeleniyor, gençler arasında gördüü rabetin azaldıına dair belirtiler var

Esrar kullanımı dengeleniyor, gençler arasında gördüü rabetin azaldıına dair belirtiler var YILLIK RAPOR 2007: ÖNEML NOKTALAR AB uyuturucu raporunun ilettii olumlu mesajlar, uyuturucuya balı ölümlerin yüksek düzeyi ve artan kokain kullanımıyla gölgeleniyor (22.11.2007, LZBON AMBARGO 10.00 CET)

Detaylı

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları

Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı Panel Bölümü Notları Çin Konferansı kapsamında düzenlenen Çin ve Türkiye: Yatırımda ve Dı Ticarette Sorunlar, Fırsatlar, birlikleri konulu Panel, Çin ile ilikileri olan irketlerin temsilcilerini

Detaylı

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021

stanbul, 11 Ekim 2004 2004/1021 TÜRKYE SERMAYE PYASASI ARACI KURULULARI BRL Büyükdere Cad.No:173 I. Levent Plaza A-Blok Kat:4 34394 I. Levent-stanbul Tel : (212) 280 85 67 Faks : (212) 280 85 89 www.tspakb.org.tr stanbul, 11 Ekim 2004

Detaylı

BOYASAN TEKSTL SANAY VE TCARET ANONM RKET Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU 31 MART 2010 TBARYLE

BOYASAN TEKSTL SANAY VE TCARET ANONM RKET Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU 31 MART 2010 TBARYLE Sayfa No: 1 A- 1-RAPORUN DÖNEM : Faaliyet raporu, BOYASAN A. nin MART/2010 yılı faaliyetlerini kapsar. 2-ORTAKLIIN ÜNVANI : BOYASAN TEKSTL SANAY VE TCARET A.. 3-DÖNEM ÇNDE YÖNETM VE DENETM KURULUNDA GÖREV

Detaylı

ARACI KURUMUN UNVANI :DELTA MENKUL DEERLER A.. Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU

ARACI KURUMUN UNVANI :DELTA MENKUL DEERLER A.. Sayfa No: 1 SER:XI NO:29 SAYILI TEBLE STNADEN HAZIRLANMI YÖNETM KURULU FAALYET RAPORU Sayfa No: 1 A) Giri 1.Raporun Dönemi: Bu rapor, Delta Menkul Deerler A.. kuruluunun 1 Ocak 2009 31 Mart 2009 çalıma dönemini kapsamaktadır. 2. Ortaklıın Unvanı: Delta Menkul Deerler A.. irket in Merkezi

Detaylı

PORTER MODEL: ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ

PORTER MODEL: ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ : ULUSLARARASI REKABET ÖZLEM ÖZ ODTÜ LETME BÖLÜMÜ Genel Çerçeve Makroekonomik, Politik ve veyasal Çevre Rekabet Edebilirliliin Mikroekonomik Temelleri irket irket Stratejisi Stratejisi Mikroekonomik Mikroekonomik

Detaylı

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler

BOSAD Boya Sanayicileri Dernei TÜRK BOYA SEKTÖRÜ. Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler BOSAD Boya Sanayicileri Dernei Dünya Boya Ticaretindeki Gelimeler TÜRK BOYA SEKTÖRÜ Dünya ekonomisindeki gelimeyle paralel olarak dünya boya üretimi bugün 29,4 milyon ton civarında gerçeklemektedir ve

Detaylı

Durum böyle olmakla birlikte, özet çeviri metninin okuyucuların gerçekten yararlanabilecekleri i levsel bir doküman oldu u ku kusuzdur.

Durum böyle olmakla birlikte, özet çeviri metninin okuyucuların gerçekten yararlanabilecekleri i levsel bir doküman oldu u ku kusuzdur. AVUSTRALYA NIN YEN GÜNEY GALLER EYALET SAYITAYI PERFORMANS DENETM RAPORU Yıllık Raporlardan Hareketle Performansın Deerlendirilmesi: Sekiz Kuruluun Yıllık Raporlarının ncelenmesi (Özet Çeviri) Sacit Yörüker

Detaylı

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURYET MERKEZ BANKASI ÜÇ AYLIK BÜLTEN SAYI: 2005-I

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURYET MERKEZ BANKASI ÜÇ AYLIK BÜLTEN SAYI: 2005-I KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURYET MERKEZ BANKASI ÜÇ AYLIK BÜLTEN SAYI: 2005-I A Ç I K L A M A Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Merkez Bankası tarafından hazırlanan Üç Aylık Bülten'de yer alan, bankaların

Detaylı

PIZZA DONALDO TÜRKYE. Mevcut Durum

PIZZA DONALDO TÜRKYE. Mevcut Durum PIZZA DONALDO TÜRKYE Pizza Donaldo talya Ltd. (P.D.I) 1 1960 yılında talya da Senyör Donaldo tarafından küçük bir talyan restoranı olarak kurulmutur. 10 çocua sahip olan Senyör Donaldo yıllar içerisinde

Detaylı

! " #$! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

!  #$! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+ ##,#(#-.,/0 12#)34 5( 6 7###0# 5 89 ",#' -(+ : ;(

Detaylı

Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri

Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri Yazılım Süreç yiletirmede Baarı Faktörleri Seçkin TUNALILAR Doç. Dr. Onur DEMRÖRS ASELSAN A., Mikroelektronik, Güdüm ve Elektro-Optik Grubu, Görüntü leme Müdürlüü, 6, Akyurt, Ankara Orta Dou Teknik Üniversitesi,

Detaylı

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER *

MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * MÜZK ETM YÖNETM ve DEERLENDRME LKLER * Prof. Dr. lknur OKATAN *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan 2004, Isparta Sunu Sayın Bakan

Detaylı

Üretim irketleri daıtım irketleri ile itirak ilikisine girebilirler fakat kontrol oluturamazlar (Md. 3.c.1)

Üretim irketleri daıtım irketleri ile itirak ilikisine girebilirler fakat kontrol oluturamazlar (Md. 3.c.1) Elektrik Sektörünün Yeniden Yapılanması Sürecinde Daıtım Faaliyetlerinde Dikey Ayrıtırma zak Atiyas, Sabancı Üniversitesi 1 18 Nisan 2006 Üretim, iletim, daıtım ve perakende satı faaliyetlerinin birbirinden

Detaylı

r i = a i + b i r m + i

r i = a i + b i r m + i Endeks Modelleri William Sharpe tarafından gelitirilen tekli endeks modeli ve onu takip eden çoklu endeks modelleri, portföyün beklenen getirisi ve riskinin hesaplanması için gereken veri sayısını ciddi

Detaylı

ÖRGÜTLERN SOSYAL SORUMLULUKLARI:KAVRAMSAL BR ÇÖZÜMLEME. Kürad YILMAZ ÖZET

ÖRGÜTLERN SOSYAL SORUMLULUKLARI:KAVRAMSAL BR ÇÖZÜMLEME. Kürad YILMAZ ÖZET ÖRGÜTLERN SOSYAL SORUMLULUKLARI:KAVRAMSAL BR ÇÖZÜMLEME ÖZET Bu çalımanın amacı örgütlerin sosyal sorumlulukları hakkında kavramsal bir çözümleme yapmaktır. Bu amaçla ilk önce sosyal sorumluluk kavramının

Detaylı

AVRUPA B RL KAPI ARALI INA SIKI MI ÜLKE: KUZEY KIBRIS

AVRUPA B RL KAPI ARALI INA SIKI MI ÜLKE: KUZEY KIBRIS 12 Mart 2009 TS/BAS-BÜL/09-19 AVRUPA BRL KAPI ARALIINA SIKIMI ÜLKE: KUZEY KIBRIS Özet Bulgular Yönetim Kurulu Bakanı Arzuhan Doan Yalçında bakanlıındaki TÜSAD heyeti, 12 Mart 2009 tarihinde Lefkoa yı ziyaret

Detaylı

BÜLTEN. KONU: Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi Hk 277 Nolu GVK G.T. Yayınlanmıtır

BÜLTEN. KONU: Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi Hk 277 Nolu GVK G.T. Yayınlanmıtır Kültür Mah. 1375 Sk. No:25 Cumhuruiyet hanı K:5 35210 Alsancak - zmir-turkey Tel : + 90 232 464 16 16.. Fax: + 90 232 421 71 92. e-mail : info@psdisticaret.com..tr BÜLTEN SAYI :2010-054 Tarih: 27.12.2010

Detaylı

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1 http://www.bagimsizsosyalbilimciler.org/yazilar_bsb/iktisattoplum28ocak04-senses.doc ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR Fikret enses 1 Üniversitelerimize ilikin yasal düzenleme tartımaları, özellikle

Detaylı

DELTA MENKUL DEERLER A..

DELTA MENKUL DEERLER A.. sayfa No: 1 A) Giri 1.Raporun Dönemi: Bu rapor, Delta Menkul Deerler A.. kuruluunun 1 Ocak 2008 31 Mart 2008 çalıma dönemini kapsamaktadır. 2. Ortaklıın Unvanı: Delta Menkul Deerler A.. 3. Dönem çinde

Detaylı

Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu

Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu Taıt alımlarının ette tüketim endeksi kapsamında izlenmesi hakkında bilgi notu ette tüketim endeksi, ekonomideki tüketim eilimlerini kartla yapılan tüketimi baz alarak incelemektedir. Bu nedenle, endeks

Detaylı

Amaç ve Kapsam. Yetki ve Sorumluluk

Amaç ve Kapsam. Yetki ve Sorumluluk TEKSTL BANKASI A.. Amaç ve Kapsam Tekstil Bankası A.. (Tekstilbank) bilgilendirme politikası; Bankacılık Kanunu ve bu kanuna ilikin düzenlemeler, Sermaye Piyasası Mevzuatı, Türk Ticaret Kanunu, stanbul

Detaylı

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES

MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES MUSK MUALLM MEKTEBNDEN GÜNÜMÜZE MÜZK ÖRETMEN YETTRME PROGRAMLARINDAK YAYLI ÇALGI ÖRETMNE LKN SINAMA-ÖLÇME-DEERLENDRME DURUMLARININ NCELENMES 1. GR Yrd.Doç.Dr.Cansevil TEB *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden

Detaylı

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET

PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM. Özlem Ömür ÖZET Piyano Eitimine Yeni Balayan Örenciyle lk Dersin Önemi Özlem ÖMÜR PYANO ETMNE YEN BALAYAN ÖRENCYLE LK DERSN ÖNEM Özlem Ömür ÖZET Piyano eitimine yeni balayan bir örenciye, piyano enstrümanını benimsetmek

Detaylı

Giri. Yabancı, bugün gelen ve yarın giden deil; bugün gelen ve yarın kalandır. (Simmel)

Giri. Yabancı, bugün gelen ve yarın giden deil; bugün gelen ve yarın kalandır. (Simmel) Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 37 Volume: 8 Issue: 37 Nisan 2015 April 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ULUS AIRI GÖÇ

Detaylı

BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI

BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI BRSA BRDGESTONE SABANCI LASTK SANAY VE TCARET A. BLGLENDRME POLTKASI Amaç Brisa, hissedarlarıyla effaf ve yakın bir iletiim içinde olmayı ilke edinmitir. Bu kapsamda Brisa yönetimi stratejik planları uygulayıp,

Detaylı

! "#$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) "! %2.* ) 3."%$&(' "01 "0 4 *) / )/ ( +) ) ( )

! #$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) ! %2.* ) 3.%$&(' 01 0 4 *) / )/ ( +) ) ( ) ! "#$ % %&%' (! ) ) * ()#$ % (! ) ( + *)!! %, (! ) - )! ) ) +.- ) * (/ 01 ) "! %2.* ) 3."%$&(' "01 "0 4 *) / )/ ( +) ) ( )! )! ) 1 87 Seri No'lu Gider Vergileri Genel Teblii Resmi Gazete Sayısı 27737 Resmi

Detaylı

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir

2. Bölgesel Kalkınma ve Yönetiim Sempozyumu 25-26 Ekim 2007, zmir Yönetiim, Bölgesel Kalkınma ve Kalkınma Ajansları: Çukurova Kalkınma Ajansı Uygulaması A. Celil Öz 1 1- Giri Son çeyrek yüzyılda küresellemenin ve uluslar arası ve uluslar üstü kurumların da etkisiyle

Detaylı

EKONOM!K KATMA DE"ER (EVA) YAKLA#IMI. Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!"letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu.

EKONOM!K KATMA DEER (EVA) YAKLA#IMI. Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu. EKONOM!K KATMA DE"ER (EVA) YAKLA#IMI Doç.Dr.Cemal ÇAKICI Marmara Üniversitesi,!!BF.!"letme Bölümü Ö#retim Üyesi cemal@marmara.edu.tr!stanbul 2008 Yayın No : 2015!"letme-Ekonomi Dizisi : 273 1. Bası Agustos

Detaylı

DI TCARET HADLERNDEK DEMN CAR LEMLER DENGES VE GSYH ÜZERNE ETKLER (1987-2006)

DI TCARET HADLERNDEK DEMN CAR LEMLER DENGES VE GSYH ÜZERNE ETKLER (1987-2006) DI TCARET HADLERNDEK DEMN CAR LEMLER DENGES VE GSYH ÜZERNE ETKLER (-2006) Zafer YÜKSELER Danıman 10 Austos 2007 1. Giri: hracat ve ithalat fiyat endekslerindeki farklı deiimler, yıllar itibariyle dı ticaret

Detaylı

AYDIN KESEN. ZMR TCARET BORSASI-Gazi Bulvarı No:2 35210 zmir, Tel: (0232) 425 13 70 (5 Hat), Fax: (0232) 484 29 54, www.itb.org.tr

AYDIN KESEN. ZMR TCARET BORSASI-Gazi Bulvarı No:2 35210 zmir, Tel: (0232) 425 13 70 (5 Hat), Fax: (0232) 484 29 54, www.itb.org.tr The Developments in Production and Trade of Biotech Cotton in Turkey and Traceability Türkiye de Biyoteknolojik Pamuk Üretim ve Ticaretindeki Gelimeler ve Biyoteknolojik pamukların zlenebilirlii Aydın

Detaylı

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir.

Bu model ile çalımayı öngören kuruluların (servis ve içerik salayıcılar),.nic.tr sistemi ile uyumlu, XML tabanlı yazılım gelitirmeleri gerekmektedir. .tr alan adlarını tescili, 1991 yılından itibaren, Türkiye'yi ilk olarak nternet'e balayan Üniversitemiz bünyesinde devam etmektedir. Bu kapsamda, bugün itibarı ile, toplam yaklaık 70,000 adet.tr uzantılı

Detaylı

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU

BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU BLG SSTEMLERNN GÜVENLNE LKN OECD REHBER LKELER- GÜVENLK KÜLTÜRÜNE DORU 14 Aralık 1960 tarihli ktisadi birlii ve Gelime Tekilat Anlamasının, özellikle 1b), 1 c), 3 a) ve 5 b) maddeleri uyarınca; 23 Eylül

Detaylı

ULUSLARARASI GÖÇ VE KÜLTÜRLERARASI LETM INTERNATIONAL MIGRATION AND INTERCULTURAL COMMUNICATION Zeynep AKSOY

ULUSLARARASI GÖÇ VE KÜLTÜRLERARASI LETM INTERNATIONAL MIGRATION AND INTERCULTURAL COMMUNICATION Zeynep AKSOY Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 5 Sayı: 20 Volume: 5 Issue: 20 Kı 2012 Winter 2012 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ULUSLARARASI GÖÇ

Detaylı

RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME

RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME RUSYA-UKRAYNA ENERJ KRZ STRATEJK BR DEERLENDRME I. RUSYA NIN YEN STRATEJS OCAK 2005 1- Rusya, ekonomik, siyasi ve askeri açıdan yeniden güçlenmek ve öncelikle bölgesinde nüfus sahibi olabilmek stratejisinde

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Bu dönemde daha önce belirttiim gibi yatırımlarımızla ilgili almı olduumuz kararlarımızın yanı sıra;

Bu dönemde daha önce belirttiim gibi yatırımlarımızla ilgili almı olduumuz kararlarımızın yanı sıra; BORYAD / Aralık 2009 1. 2009, finansal anlamda fırtınalı bir yıldı. Kısaca iecam ın 2009 yılını deerlendirebilir misiniz? Öncelikli konularınız neler oldu, kârlılık hedefleriniz de büyük amalar görüldü

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6)#6(-'(+#)75(#89,9(:

Detaylı

Türkiye de Hanehalkı

Türkiye de Hanehalkı gücü, gelir, harcama ve yoksulluk açısından Türkiye de Hanehalkı Zaf er Yükseler Er can Tür kan TÜSAD Küresel Ekonomiye Ent egrasyon Sürecinde Büyüme Semineri 21 Mart 2008, Ankara Sunum çerii* I - gücü

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

AYGAZ. irket Finansal Göstergeleri (mn TL)

AYGAZ. irket Finansal Göstergeleri (mn TL) AYGAZ Aygaz 1Ç09 1Ç08 YoY 4Ç08 ÇoÇ 2008 2007 YoY Satı Gelirleri 811 893-9,1% 879-7,7% 3.579 3.190 12,2% Brüt Kar 167 100 67,0% 128 30,3% 476 406 17,4% VAFOK 142 70 102,2% 83 71,6% 336 258 30,4% Net Kar

Detaylı

TÜRKYE OTOMOBL SPORLARI FEDERASYONU

TÜRKYE OTOMOBL SPORLARI FEDERASYONU TÜRKYE OTOMOBL SPORLARI FEDERASYONU 01 Ocak 2006 31 Temmuz 2006 FAALYET PROGRAMI Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu, 2006 Faaliyet Programı, 01 Ocak 2006 31 Temmuz 2006 tarihleri arasında 5 ana balık

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6 )# 6(- '(+ #)7 5( #

Detaylı

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular

Yöntem Ara tırma Modeli Evren ve Örneklem Veri Toplama Aracı Verilerin Analizi Bulgular Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 38 Volume: 8 Issue: 38 Haziran 2015 June 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ÖRETMENLK UYGULAMASI

Detaylı

Bilgi Notu ARA TIRMA VE TASN F GRUBU 30.05.2002. " ç Kontrol: Kamusal Hesapverme Sorumlulu u çin Bir Yapı Olu turulması" Hk.

Bilgi Notu ARA TIRMA VE TASN F GRUBU 30.05.2002.  ç Kontrol: Kamusal Hesapverme Sorumlulu u çin Bir Yapı Olu turulması Hk. Bilgi Notu ARATIRMA VE TASNF GRUBU 30.05.2002 "ç Kontrol: Kamusal Hesapverme Sorumluluu çin Bir Yapı Oluturulması" Hk. ç Kontrol: Kamusal Hesapverme Sorumluluu çin Bir Yapı Oluturulması Kamu Kurumlarındaki

Detaylı

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES

OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN KISA SÜREL BR E TM PROGRAMININ NCELENMES Bu aratırma 005 yılında 1. Uluslararası zmir Özel Eitim ve Otizm Sempozyumu'nda poster bildiri olarak sunulmutur. OTSTK BR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE FADE ETME BECERSNN KAZANDIRILMASINA YÖNELK DÜZENLENEN

Detaylı

Deutsche Islam Konferenz

Deutsche Islam Konferenz Deutsche Islam Konferenz Özet: Almanya daki Yaşam Şekli Yapılan araştırma, Almanya daki yaşam şekillerinin çeşitliliğini ilk kez kanıtlıyor Federal Göç ve Mülteciler Dairesi, ülke çapında temsil edici

Detaylı

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi

Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 7 Sayı: 33 Volume: 7 Issue: 33 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 SOKAKTA YAAYANLARA YÖNELK SOSYAL SORUMLULUK

Detaylı

Metropol Bölge ve Yönetiim

Metropol Bölge ve Yönetiim Metropol Bölge ve Yönetiim Prof.Dr. Nee Kumral Ege Üniversitesi ktisat Bölümü nese.kumral@ege.edu.tr Metropol Bölge ve Yönetiim 1.Metropol Bölge Yönetiiminde Amaç ve lkeler ehirleme hızının artması ile

Detaylı

SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES

SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES Ahi Evran Üniversitesi Kırehir Eitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 8, Sayı 1, (2007), 209-222 209 SINIF ÖRETMEN ADAYLARININ NTERNET KULLANIMINA LKN TUTUMLARININ DEERLENDRLMES Erturul USTA Ahi Evran Üniversitesi,

Detaylı

XIX. YÜZYILIN SONLARINDA KIREHR SANCAI NIN DEMOGRAFK YAPISI DEMOGRAPHIC SITUATION OF KIREHR AT THE END OF XIX CENTURY

XIX. YÜZYILIN SONLARINDA KIREHR SANCAI NIN DEMOGRAFK YAPISI DEMOGRAPHIC SITUATION OF KIREHR AT THE END OF XIX CENTURY GAZ ÜNVERSTES KIREHR ETM FAKÜLTES Cilt 7, Sayı 1, (2006), 21-33 21 XIX. YÜZYILIN SONLARINDA KIREHR SANCAI NIN DEMOGRAFK YAPISI Nejla GÜNAY Gazi Üniversitesi, Ankara/TÜRKYE Geli Tarihi: 28.11.2005 Yayına

Detaylı

!" # $%! "# $$ $! " % % # $ &&& " '( % )* " '(

! # $%! # $$ $!  % % # $ &&&  '( % )*  '( !"#$%!" #$ %!"# $$$ %% &&&"'( )*"'( $% &%'#& $ $()*+"" $%#,(-"./$ &(*(%*#0#"121"314*11"1"/5 %$#%%0#"3% )"$*#%* &"! *#&% '" #*#6)#" $**)%& "(!+##,#(#-./(01###.#/23 ",#' -(+ 4 5( ( 6)#6(-'(+#)75(#89,9(:

Detaylı

KENTSEL RAYLI SSTEMLERDEK SON GELMELERE LKN GÖRÜ VE ÖNERLER

KENTSEL RAYLI SSTEMLERDEK SON GELMELERE LKN GÖRÜ VE ÖNERLER KENTSEL RAYLI SSTEMLERDEK SON GELMELERE LKN GÖRÜ VE ÖNERLER Prof. Dr. Güngör EVREN Ara. Gör. K. Selçuk ÖÜT.T.Ü. naat Fakültesi Ulatırma Anabilim Dalı Ayazaa / STANBUL 1. GR Kentlerin, büyümeleri ölçüsünde

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE

SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE SRKÜLER NO: POZ - 2006 / 42 ST, 08. 08. 2006 çindekiler: Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu nda örtülü sermaye YEN KURUMLAR VERGS KANUNU NDA ÖRTÜLÜ SERMAYE Bilindii üzere, 21.06.2006 tarihli Resmi Gazete de

Detaylı

a b e f g h i SHOG NED R?

a b e f g h i SHOG NED R? 9 8 7 6 5 4 3 2 1 a b c d e f g h i SHOG NEDR? SHOG, Japonya da yaklaık 20 milyon kiinin oynadıı bir oyundur. Hedefleri, karı tarafın ah ını tuzaa düürmek olan iki oyuncu arasında oynanan bir zihinsel

Detaylı

TÜRKYE DE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TARTIMALARI VE ANADOLU ALEVL MULTICULTURALISM DEBATE IN TURKEY AND ANATOLIAN ALEVISM Yılmaz CEYLAN

TÜRKYE DE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TARTIMALARI VE ANADOLU ALEVL MULTICULTURALISM DEBATE IN TURKEY AND ANATOLIAN ALEVISM Yılmaz CEYLAN Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 8 Sayı: 37 Volume: 8 Issue: 37 Nisan 2015 April 2015 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 TÜRKYE DE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

Yeim ÇELK. Ar. Gör. Dr., Akdeniz Üniversitesi letiim Fakültesi Halkla likiler ve Tanıtım Bölümü, yesimcelik@akdeniz.edu.tr.

Yeim ÇELK. Ar. Gör. Dr., Akdeniz Üniversitesi letiim Fakültesi Halkla likiler ve Tanıtım Bölümü, yesimcelik@akdeniz.edu.tr. TÜRKOLU, Nurçay (Yayına Hazırlayan) (2012). Medya ve Toplumsal Dönüüm: Seyirlik Cümbüler (1. Basım), stanbul: Parömen Yayıncılık, 428 s., ISBN: 978-605-5391-34-8. Yeim ÇELK Nurçay Türkolu nun yayına hazırladıı

Detaylı

TÜM OTOBÜSÇÜLER VE LETMECLER FEDERASYONU KARAYOLU YOLCU TAIMACILII SEKTÖRÜNÜN TARHSEL GELM

TÜM OTOBÜSÇÜLER VE LETMECLER FEDERASYONU KARAYOLU YOLCU TAIMACILII SEKTÖRÜNÜN TARHSEL GELM TÜM OTOBÜSÇÜLER VE LETMECLER FEDERASYONU KARAYOLU YOLCU TAIMACILII SEKTÖRÜNÜN TARHSEL GELM 1955 ten 1999 a kadar karayolu yolcu taımacılıının ulaım biçimleri içindeki payı Karayolu ile yolcu taımacılıının

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

KONTROL SSTEMLER LABORATUARI

KONTROL SSTEMLER LABORATUARI YILDIZ TEKNK ÜNVERSTES ELEKTRK-ELEKTRONK FAKÜLTES KONTROL ve OTOMASYON MÜHENDSL BÖLÜMÜ KONTROL SSTEMLER LABORATUARI Doç.Dr. Haluk GÖRGÜN Ar.Gör. brahim ALIKAN Ar.Gör. Yavuz EREN STANBUL - 2010-1 - DiGiAC

Detaylı

Madde 1.1. in 4.paragrafı aaıdaki ekilde güncellenmitir.

Madde 1.1. in 4.paragrafı aaıdaki ekilde güncellenmitir. YAPI VE KRED BANKASI A.. NN BANKA BONOSU VE/VEYA TAHVLLERNN HALKA ARZINA LKN SERMAYE PYASASI KURULU TARAFINDAN 3 HAZRAN 2011 TARHNDE ONAYLANAN ve TESCL ETTRLEN, 30 EYLÜL 2011 TARHNDE TADL VE 4 EKM 2011

Detaylı

stanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor?

stanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor? Sayıtay Dergisi Sayı: 44-45 Performans Denetimi Raporu: stanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor? stanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor Raporu, Sayıtay Bakanlıınca 6.5.2002 tarihinde TBMM Bakanlıına gönderilmitir.

Detaylı

www.bakka.gov.tr bilgi@bakka.gov.tr

www.bakka.gov.tr bilgi@bakka.gov.tr Bu raporun yayın hakları, elektronik ortamlar dahil tüm görsel malzemenin kullanım hakkı Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı na aittir. www.bakka.gov.tr bilgi@bakka.gov.tr Güney Mahallesi Zonguldak Yolu Caddesi

Detaylı

ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN

ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN ETM MÜZNDE PROZOD * Yrd.Doç.Dr. Selçuk BLGN *1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öretmeni Yetitirme Sempozyumu Bildirisi SDÜ, 7-10 Nisan 2004, Isparta Okul öncesi eitim kurumlarından yüksek

Detaylı

Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler

Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler Herkes katılabilsin diye... Mahalle sakinlerinin katılımını sağlamanın yolları ve geniş katılımı sağlamanın temel kuralları için tavsiyeler Prof. Dr. Reiner Staubach ve Tülin Kabis-Staubach (Planerladen

Detaylı

LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE)

LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE) Ahi Evran Üniversitesi Kırehir Eitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 8, Sayı 1, (2007), 51-61 51 LKÖRETM SOSYAL BLGLER DERS KTAPLARININ ÖRETMEN GÖRÜLERNE GÖRE DEERLENDRLMES (KIRIKKALE ÖRNE) Adem ÖCAL G.Ü.G.E.F.

Detaylı

ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES

ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES ! "#$#%$#%&$#' #$$ ÜNVERSTE ÖRENCLERNN ÇEVRE DUYARLILIKLARININ NCELENMES Ar. Gör. Burcu ÇABUK Ankara Üniversitesi Eitim Bilimleri Fakültesi lköretim Bölümü Okulöncesi Eitim Anabilim Dalı Öretim Elemanı

Detaylı

KÜRESELLEEN DÜNYADA YETKN ETM

KÜRESELLEEN DÜNYADA YETKN ETM !"#$#%$#%&$#' #$$ KÜRESELLEEN DÜNYADA YETKN ETM Doç. Dr. Rıfat Miser Ankara Üniversitesi Eitim Bilimleri Fakültesi Öretim Üyesi ÖZET Günümüzde küreselleme kavramından çok sık söz edilmektedir. Bunun nedeni,

Detaylı