YUMURTA. Taze Yumurta Nasıl Anlaşılır?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YUMURTA. Taze Yumurta Nasıl Anlaşılır?"
  • Oz Usak
  • 1 yıl önce
  • İzleme sayısı:

Transkript

1

2

3

4 YUMURTA Yumurta proteini, amino asitlerin hepsini yeterli oranda içeren, kolay sindirilen ve %100 vücut proteinlerine dönüşebilen en önemli protein kaynağıdır.yumurta proteinin bağırsaklarda emilme özelliği çok yüksek olduğundan yumurtanın sindirilme özelliği de de yüksektir. 1 yumurtada 6 gr. protein, 4,5 gr. kadar yağ ve çok az karbonhidrat vardır. 55 gramlık bir yumurta 40 gr. yağlı sığır etine veya 100 gr. yağlı süte eş değerdedir. Yumurta başlıca A, D, E ve B grubu vitaminleri olmak üzere diğer vitaminleri de önemli oranda içermektedir. Taze Yumurta Nasıl Anlaşılır? *Taze yumurta bayat yumurtaya göre daha ağırdır. Yumurta bayatladıkça hafifler. *Taze yumurtayı kulağınıza yaklaştırıp salladığınızda ses duymazsınız fakat bayat yumurtada çalkalanma sesi duyarsınız. *Taze yumurtayı tuzlu suya (%8) bıraktığınızda dibe batar. Bayat yumurta ise suyun yüzüne çıkma eğilimindedir. Öncelikle yumurtanın sivri köşesi yüksekte kalır. Yumurta ne kadar bayatsa o kadar suyun yüzüne çıkar. *Taze yumurtayı yayvan bir kabın içine kırdığınızda sarısı dağılmadan ve sarısıyla akı birbirine karışmadan duracaktır. Bayat yumurtanın sarısı ise daha fazla yayılır. *Haşlanmış taze yumurtayı soyması zordur. Haşlanmış bayat yumurtayı ise kolayca soyabilirsiniz. SEN&PATİ Sayfa 1

5 Yumurta ambalajlarının üzerindeki son kullanma tarihine bakmak da oldukça önemlidir ve yol göstericidir. Son kullanma tarihi, yumurtalar ambalaja yerleştirildikten sonra 28 gündür. Yumurtalar paketlendikten en fazla 21 gün sonraya kadar marketlerde satışa sunulabilir. Yumurtalar serin ortamda, koku yapan gıdalardan uzak yerlerde, temizlik malzemesi veya balık olmayan yerlerde saklanmalıdır. Çünkü yumurtanın üzerinde bulunan küçük gözenekler dışarıdaki kokuların yumurtanın içerisine sızmasına olanak tanır. Altı haftalık yumurta artık bayattır ve kalitesi düşüktür. Sayfa 2 SEN&PATİ

6 TOXOCARİOSİS Hayvan ile insan arasındaki yakın ilişkiler ilk evcilleştirmenin yapıldığı MÖ lere kadar uzanmaktadır. Birlikte yaşamın başladığı o tarihlerden günümüze uzanan süreç içerisinde hayvanlardan insanlara ya da insanlardan hayvanlara bulaşan birçok ortak hastalık oluşmuştur. Zoonoz olarak isimlendirilen bu hastalıklar tüm dünyada insan sağlığını olumsuz etkileyen önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Hayvanlardan insanlara bulaşan 868 etken tespit edilmiş, bunların da önemli bir kısmının paraziter etkenler olduğu kaydedilmiştir. Parazit kökenli zoonozlar dendiğinde ilk akla gelen hastalıklardan biri olan toxocariosis iç organ larva göçü (Visceral Larva Migrans-VLM) denen sendroma neden olmaktadır. İnsanlarda VLM ye neden olan toxocariosis kedi ve köpeklerde Toxocara cati ve T. canis türlerinin neden olduğu paraziter bir hastalıktır ve bu türlerin insanların iç organlarında, özellikle gözde yerleşir. Türkiye de kedi ve köpeklerde toxocariosisin yayılışı % 60 lara, insanlarda toxocariosis kaynaklı VLM nin yayılışı ise %75 lere varmaktadır. Kentlerde esas tehlikeye sokakta yaşayan, parazit tedavisi yapılmamış başıboş kedi ve köpekler neden olmaktadır. Bu hayvanlarda bulunan dişi parazitlerden her biri günde yaklaşık yumurta üretme kapasitesindedir. Dışkı ile atılan yumurtalar 3-6 haftada enfektif hale gelmekte ve insanlarda VLM açısından büyük risk oluşturmaktadır. Başıboş kedi ve köpekler dışkılamak için kum ya da toprak alanları tercih etmekte, kediler dışkılarını toprak ve kumu kazarak gömmektedirler. Kentlerde bunun için en uygun yerler olan parklar insanlarda VLM açısından önemli risk bölgeleri olmaktadır. VLM sendromu tüm yaş gruplarında görülmekle birlikte çocuklarda daha çok rastlanmaktadır. Bunun nedeni, parklarda oynayan çocukların hijyen kurallarına uymadıklarından topraklı, kumlu ellerini ağızlarına götürmeleri ve enfekte yumurtaları almalarıdır. SEN&PATİ Sayfa 3

7 T. canis ve T. cati, köpek ve kedigillerin bağırsaklarına yerleşen en yaygın nematodlardır. Toxocara spp. yumurtaları dışkıyla dışarı atıldığında içinde larva gelişmemiştir ve enfektif değildir. Yumurtalar sıcaklık ve nem gibi klimatik faktörler ile toprağın yapısına göre 3-6 hafta ile birkaç ay arasında enfektif hale gelir. Enfektif hale gelen yumurtalar uygun şartlarda en az bir yıl süreyle canlılığını sürdürebilir. Çocuklar enfekte köpek dışkısı ile kontamine topraktan veya dışkısında hayvanın tüylerine bulaşmış yumurtaları ağız yoluyla alır. Larvalar gastrointestinal organlara, seyrek olarak diğer organlara (göz, böbrek, kalp) göç ederler ve bu organlarda granülamatöz reaksiyonlara yol açarak dokuya yerleşirler. Hastalık VLM, oküler larva migrans ve gizli larva migrans olmak üzere üç klinik şekilde bulunur. VLM de ateş (%80), anemi (%45), hırıltılı solunum ile birlikte öksürük (%60-80), konvülsiyon (%20-30), bilinç bozukluğu, hemiparezi, ağır solunum güçlüğü görülebilir. Fizik muayenede hepatomegali, splenomegali, lenfadenopati, raller, papüller veya ürtikeriyal deri lezyonları saptanabilir. Prognoz genelikle iyidir. Pika ile birlikte olduğunda büyüme geriliği de vardır. Oküler larva migrans, daha büyük çocukları etkileyen, sistemik belirtilerle seyretmeyen ve körlüğe neden olabilen bir hastalıktır. Gizli formda ise belirtiler özgün değildir. Toxocariosis tanısı kedi ve köpeklerde flotasyon yöntemi ile dışkıda yumurta görülmesiyle konulabilmektedir. Korunmada *Parazit kontrolü *Dışkı temizliği *Çocuk parklarının Toxocara yumurtası yönünden düzenli incelenmesi KAYNAKLAR Avcıoğlu H, Ankara Parklarındaki Oyun Alanlarının Kedi ve Köpek Helmint Yumurtaları İle Kontaminasyonu. Doktora Tezi. Ankara Üniv Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Ayaz E, Yaman M, Gül A, Prevalence of Toxocara spp. eggs in soil of public parks in Van, Turkey. İndian Vet J, 80: Ayçiçek H, Sarımehmetoğlu HO, Tanyüksel M, Ankara sokak köpeklerinde görülen bağırsak helmintlerinin yayılışı ve bunların halk sağlığı bakımından önemi. Türkiye Par Derg, 22: Aydenizöz Özkayhan M, Soil contamination with ascarid eggs in playgrounds in Kırıkkale, Turkey. J Helminthol, 80: Burgu A, Tınar R, Doğanay A, Toparlak M, Ankara sokak kedilerinin ekto ve endoparazitleri üzerinde bir araştırma. Ankara Üniv Vet Fak Derg, 32: Dinçer Ş, Cantoray R, Taşan E, Elazığ da sokak kedilerinde görülen iç ve dış parazitler ile bunların yayılışı oranları üzerine araştırmalar. Fırat Üniv Vet Fak Derg, 5: Doğanay A, Ankara köpeklerinde görülen helmint türleri, bunların yayılışı ve halk sağlığı yönünden önemi. Ankara Üniv Vet Fak Derg, 30: Güçlü F, Aydenizöz M, Çocuk parklarındaki kumların köpek ve kedi helminti yumurtaları ile kontaminasyonunun tespiti. Türkiye Par Derg, 22: Güralp N, Helmintoloji. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayınları, Ankara. Sayfa 4 SEN&PATİ

8 Hayvanlardaki etkili savunma taktiklerinin en önemlilerinden biri de kuşkusuz ki kamuflajdır. KAMUFLAJ, gözden gizlemek ya da gizlenmek anlamına gelen Fransızcaa kökenli bir sözcüktür. İnsanların çeşitli araç ve gereçlerle, önceden tasarlayarak, bilinçli bir biçimde yaptığı işi, hayvanlar korunma içgüdüsüyle ve kalıtımsal olarak yaparlar. y Kamuflaj yapan canlılar yaşadıklarıı ortama son derece uyumlu u şekilde yaratılan vücut yapıları ile adeta özel bir koruma altınaa alınmışlardır. Bu canlıların vücutları bulundukları ortamlaa o kadar uyumludur ki, fotoğraflara bakıldığında ayırt edebilmek neredeyse imkansızdır. Kamuflaj dünyasına ismini altın harflerle yazmış kurbağaların top, tüfek, ok, mızrak, uçaksavar, f-16, İHA kullanmadan vahşi doğada hayatta kalabilmeleri muhakkak ki sahip oldukları üstün gizlenme ve ortama uyum sağlayabilme yetenekleridir Kurbağanın özel olarak yaratılmış rengi, yırtıcı hayvanlara karşı kullandığı savunma s taktiklerinin en önemlilerinden biri olan kamuflajı sağlar. SEN&PATİ Sayfa 5

9 Amfibilerde deri yoğun pigment içerir. Bu pigmentler fiziksel ışığı kırma özellikleri ile kamuflaj ve zararlı güneş ışınlarından korunmayı sağlar. Üç tip renk hücresi (kromatofor) ayırt edilir 1..Melanofor lar: Siyah ve kahverengi pigmentlidirler. 2..Lipofor (=Zantofor) lar: Kırmızı vee sarı lipokrom damlacıkları içerir.. 3..Guanofor (=İridofor) lar: Bunlarr pigment içermezler. Ancak ışığı yansıtan kristalleri veya levhacıkları sayesinde renk verirler. Mavi ışık ışınlarını yansıtırlar. Guanin Yapısal renklenmeler haricinde, pekk çok amfibi ve öncelikle Anura, ayrıca sürüngenlerin bir kısmı, hızlı bir şekilde renk değiştirebilme yeteneğine sahiptir. s Buna Fizyolojik Renk Değişimi denir. Bu renk değişimleri genel olarak; renk hücreleri olarak bilinen kromatoforlarda yerleşen pigmentin hücre içerisindeki dağılışı ile farklı kromatofor tiplerinin t nispi pozisyonlarında meydana gelenn değişiklikler, yahut da bu değişikliklerin bir kombinasyonu sonucu ortayaa çıkar. Genel anlamda deride koyulaşma, k kromatoforlardaki pigment yahut renk veren yapıların dispersiyonu (yayılması), deride renk açılması ise yine bu hücrelerdeki renk veren yapıların kontraksiyonu (toplanması) ile ilgili olmakla birlikte, bilhassaa lipoforlar ve guanoforlar arasınaa uzanan melanofor pseudopodları içerisine melanin pigmentinin yayılması (renk koyulaşmasına yol açar) vee aynı pigment maddesinin melanoforun gövde kısmına ( nukleus etrafına) değişik işlemlerle toplanması (renk açılmasına yol açar) bu tip renk değişikliklerinde etkindir. Yeşilden kırmızıya, hatta mora kadar olan tüm renk değişiklikleri (normal renk spektrumu: mor-mavi-yeşil-sarı-kırmızı), melanoforların nukleus çevresindee melanin pigmentinin n toplanması, amoboidd hareketleri ve pseudopodları içerisinee pigmentinn yayılması, guanoforlar arasına yönelmesi vee ayrıca lipoforların, gonoforlar arasına yahut altına uzanır hale gelinceye dek amöboid hareketlerininn kombine etkileri sonucu ortaya çıkar. Amfibilerde ve reptillerde meydana gelenn bu tip renk değişimleri, farklı ışık şartları (güneşş altı, gölge, karanlık gibi) altında, görme merkezlerinin etkisinde kalan sempatik sinir sistemince epifiz bezinin ara lobunun uyarılması ve intermedin (bir neurohumor) adı verilen hormonun farklı yoğunluklarda salgılanması ile düzenlenir. İntermedin in kanda yüksek düzeyde olması amfibi derisinde koyulaşmayı, kandaki düzeyinin düşmesi ise renk açılmasını uyarır. Böylelikle yaşadığı ortamınn renklerinee son derece uyum sağlayarak görünmez hale gelen kurbağa, düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş olur. Sayfa 6 SEN&PATİ

10 Kurbağalardaki kamuflaj olayı sadece renkleriyle değil saydamlığıyla da olabilir.bu olaya en güzel örnek cam kurbağalard dır. Kurbağaa türünün belki de en estetik ve güzel olanıdır. Şeffaf yeşil rengi ve transparan t gövdesiyle göz alıcı bir b güzelliğii vardır. Transparan vücudunun altındaa iç organları hatta kırmızı atan kalbi dee görülebilir.bu özellik ona muhteşem bir kamuflaj sağlar. KAYNAKÇA: HERPETOLOJİ PROF.DR.ABİDİN BUDAK -DOÇ.DR.BAYRAM GÖÇMEN SAYFA (2.BASKI 2008).. -..frogworld.net..-..wikipedi-glass frog..-..turkherptil.orgg warfareline photography,..-..www.warfareline.com SEN&PATİ Sayfa 7

11 HAYVANLARI KORUMA KANUNU İnsanlar, yaşamları boyunca birbirleriyle ilişkilerinde hukuk ve ahlak kuralları koymalarına rağmen diğer canlılara nasıl davranmaları gerektiği konusunda uzun yıllar girişimde bulunmamışlardır. Orta Çağ da Avrupa da hayvanların mahkemeye verilmesine bile şahit olunmuştur. Hayvanlar Tanrı'nın bir cezası ve laneti olarak görülmekteydiler. Deneylerde hayvanların kullanımı ise Eski Roma ve Yunan uygarlıklarından itibaren başlamış ve hala devam etmektedir. Hayvan hakları, insanların hayvanların acılarına karşı duyarlılığı sonucunda şekillenmeye başlamıştır. Hayvan haklarına ilişkin yasal yapılanmalar ve örgütlenmeler 18 ve 19 uncu yüzyıllarda kendini göstermiştir. Dünyadaki bu gelişmelerin ardından UNESCO tarafından hayvanların maruz kaldığı kötü muamele ve işkencelere karşı 15 Ekim 1978 tarihinde Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi Paris te ilan edilmiştir. Bu bildirgeye göre, bütün hayvanlar eşit doğar ve saygıyı hak ederler. Hiçbir hayvana kötü muamele yapılamaz ve zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur. Hiçbir hayvanın nesli yok edilemez. Hayvanlara fiziksel veya psikolojik şekilde acı çektirecek deneyler yasaktır. Hayvanlar eğlence aracı olarak kullanılamaz. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekmektedir. Hayvanların öldürüldüğü şiddet içeren sahneler sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır. Sayfa 8 SEN&PATİ

12 Dünyada hayvanları korumak için ilk dernek 1824 yılında İngiltere de kurulmuştur. Osmanlı Devleti nde ise 1910 yılında sokak köpeklerinin toplatılarak Hayırsız Ada ya terk edilmesi karşısında çıkan tepkiler, hayvanları korumaya yönelik ilk uygulamaları beraberinde getirmiş ve 1912 yılında İstanbul Himaye-i Hayvanat Cemiyeti kurulmuştur. Dernek, Kurtuluş Savaşı nın çıkmasıyla 1914 yılında faaliyetlerini durdurmuş ve Cumhuriyetin ilanıyla birlikte 1924 yılında Türkiye Hayvanları Koruma Derneği adı altındayeniden faaliyetlerine başlamıştır. Hayvanları Koruma Kanunu çalışmaları ise Türkiye de ilk olarak 1980li yıllarda başlatılmıştır. TürkiyeBüyük Millet Meclisi,konu ile ilgili ilk yasal adımı Avrupa Birliği ne geçiş sürecinde atmış ve devam eden gelişmeler sonucunda 24 Haziran 2004 tarihinde Hayvanları Koruma Kanunu kabul edilmiştir. Bu yasaya göre; Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir. Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır. Yabancı hayvanların doğal ortamdan koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması temeldir. Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür. Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili olarak yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programlarına katılarak sertifika almakla yükümlüdürler. Ticari amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinden dolayı haczedilemezler.güçten düşmüş hayvanlar ticari ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz. Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır. Hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar. Bir hayvan; acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde film çekimi, gösteri, reklam ve benzeri işler için kullanılamaz. Hayvanlar, doğal kapasitesini veya yaralanmasına, gereksiz acı çekmesine, kötü alışkanlıklara özendirilmesine neden olacak yöntemlerle eğitilemez. SEN&PATİ Sayfa 9

13 Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca öngörülen yasaklar ise şu şekilde belirtilmiştir; Hayvanlara Kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek. Hayvanların gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak. Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev ve süs hayvanı satın almak. Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak. Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak. Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap, ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek. Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaktır. Bununla birlikte, söz konusu yasa ilgili bazı değişiklikler 11Eylül 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa tasarısında görülmektedir. Bu yasa tasarısında, kesim için yetiştirilmiş hayvan dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtılmasının yasaklanmasına ilişkin bir bölüme yer verilmemiştir. Yine tasarıda sahipli ya da sahipsiz hayvanları belediye içinde veya dışında başıboş bırakmak yasaklanmıştır. Hayvanları Koruma Kanunu ndabildirilen Pitbull Terrier, Japonese Tosa dışında Doga Argentino ve Fila Brasileiro ırklarının da ülkemize girişi ve satışı yasaklandığından mevcut hayvanların geçici bakımevlerine teslim edilmesi zorunlu hale getirilmiş ve aksi halinde 2 yıla kadar hapis cezası verilmesi ve ihlalinde ise köpeklere el konulması hükme bağlanmıştır. Yine, Pitbull Terrier ve Japonese Tosa gibi tehlike arz eden köpek ırklarını ve melezlerini üretmek, sahiplendirmek, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasak tutulmuştur. Sayfa 10 SEN&PATİ

14 Ayrıca söz konusu yasa tasarısındaki bir başka değişiklik ise sahipsiz hayvanların kısırlaştırılıp, aşılanıp hayvan bakımevlerine bırakılması, yer bulunamaması durumunda ise yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılması kararlaştırılan doğal yaşam parklarına bırakılmasıdır. Ama bu öngörünün gerçekleşmesi durumunda barınaklar ve doğal yaşam parkları şu anda bile yetersizken, ileride daha büyük sorunların meydana geleceği düşünülmektedir. Bu koşullarda, barınaklar ve doğal yaşam parklarında hayvanların psikolojisinin bozulup, beslenme, sağlık hizmeti ve yer sıkıntısının ortaya çıkması kaçınılmaz görünmektedir. Yine yasa tasarısında hayvanlara tecavüz eden, işkence yaparak hayvanların ölümüne sebebiyet veren kişilere caydırıcı olması amacıyla hapis cezası getirilmiştir yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanununa göre kısmen olumlu sayılabilecek bu gelişmelere rağmen yaşama karşı suç olarak görülen bu suçların hayvan hakları uyarınca yine de yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Ayrıca kara avcılığı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilemez maddesi de yasa tasarısında dikkat çeken maddelerden biridir. Avcılık gibi önemli ve can alıcı bir konunun Hayvanları Koruma Kanunu gereğince sınırlarının çizilmesi ve ilgili yasakların belirtilmesi beklenmektedir. Sonuç olarak, yıllar geçtikçe hayvanları koruma konusunda yasalar değişse ve gelişse bile, hala daha birçok konuda hayvanları korumada bu yasalar yetersiz kaldığı söylenebilir. Dileğimiz; yeryüzünde hayvanların da insanlar kadar yaşama hakkını ve onurunu savunan bir dünyada yaşamaktır. Kaynaklar Melikoğlu B. (2009). Türkiye de kurulan ilk hayvanları koruma derneğinin tarihsel gelişimi. Veteriner Hekimler Derneği Dergisi, 80(1): Sözer S.M. (2007). Hayvan Hakları Mevzuatı. Adelet Yayınevi, Ankara. Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Yaşar A. (2004). Dünya da ve Türkiye de Hayvan Haklarının Tarihsel Gelişimi Vet. Bil. Der. 20(4) :39 46 Yerlikaya H. Dünya da ve Türkiye de Hayvan Haklarının Tarihsel Gelişimi Vet. Bil. Der. 20(4) : SEN&PATİ Sayfa 11

15 DENİZATLARINDAN YUSUFÇUK BÖCEKLERİNE KAYNAKÇA: Denizatları ve yusufçuk böcekleri Çeşitli sembollerinin, farklı anlamlar ve uğurlar içerdiğine inanılarak insanların bazen üzerinde taşıdığı bu iki canlı Neden simgeleştiriliyor ve neden değer verdiğimiz manevi anlamları karşılıyorlar? Öncelikle denizatları ile başlayalım. Denizatları, yılaniğnesinin de dâhil olduğu Syngnathidae familyasından Hippocampus cinsine ait olan balıklardır. Tüm dünyada ılıman ve tropikal sularda bulunurlar. Boyutları 16 mm ile 35 cm arasında değişen türleri bulunur. Yakın zamanda keşfedilen Hippocampus denise de bu familyanın en küçük ebatlı üyelerindendir. Pek bilinmese de denizatları, alt vücuttaki arka yüzgeç ve kafada solungaçların yanındaki göğüs yüzgeçleri ile tam bir balıktır. Bazı türleri kısmen saydamdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve fotoğraflarda fark edilmezler. Denizatların erkekleri ve dişileri her ne kadar morfolojik olarak birbirlerinden keskin çizgilerle ayrılmasa da aslında; insanlar tarafından sempati ile karşılanmalarının yegâne sebebi fizyolojik farklılıklarından kaynaklanır. Öyle ki; alışılagelenden farklı olarak bu familyanın erkekleri hamile kalır. Bu sürecin ise oldukça farklı bulduğum bir döngüsü var. Denizatlarının hızlı hareket eden gözleri vardır, bu sayede avları ve avcıları vücutlarını hareket etmeden izleyebilirler. Yapraklı deniz ejderi gibi, avlarını yutmakta kullandıkları uzun bir burunları vardır. Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında yüzerler. Su bitkilerine ve sudaki cisimlere sarabildikleri uzun ve kavrayıcı kuyrukları sayesinde su akıntılarından etkilenmezler. Sayfa 12 SEN&PATİ

16 Erkek denizatında dişi tarafından bırakılan yumurtaların taşındığı kuluçka kesesi bulunmaktadır. Çiftleşen denizatları kuyruklarını birbirlerine sararlar ve dişi uzun bir tüp olan ovipositoru erkeğin kesesine getirir. Yumurtalar tüpten yukarıya erkeğin kesesine ilerler ve burada erkek bireyin ürettiği spermlerle döllenirler. Embriyolar on gün ile altı hafta arasında bir sürede gelişirler. Bu süre türe ve su koşullarına bağlı olarak değişmektedir. Erkeğin kesesi yumurtalar için tuzluluğu ayarlar, yumurtalar olgunlaşmaya başladıkça dışarıdaki oranla eşitlemek için bu oranı yavaşça arttırır. Yumurtadan çıkan yavrular ebeveynlerinden bağımsızdır. Bazen, erkek denizatları yeni çıkmış yavruları tüketebilmektedir. Denizatları yaşamlarını genellikle deniz ekosisteminde bentik bölge olarak adlandırılan taban kısmında geçirirler. Denizatları genellikle tek eşlidir ve bu özellikleri yönüyle biz insanlar için sadakati temsil ederler. Ancak bazı türler (H. abdominalis gibi) sürü halinde yaşamaya adapte olmuşlardır. Tek eşli çiftlerde, erkek ve dişi birbirlerini sabahları ve bazen akşamları aralarındaki bağı kuvvetlendirmek için kur yaparak karşılarlar. Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler. Ve yusufçuk böcekleri Yusufçuk (Anisoptera), Odonata takımına ait, kanatlarını dinlenmeleri sırasında yanlara açık olarak yatay tutmalarıyla bildiğimiz helikopter böceklerinden ayrılan bir alttakımdır. Bilinen 500 dolayında alttürü bulunur. Büyük birleşik gözleri, güçlü saydam kanatları, göz alıcı renkleri ve uzunca vücutlarıyla ile tanınırlar. Vücutları kuvvetli yapıda ve hiçbir zaman düz değildir. Hareketleri daha hızlı ve devamlıdır. Yusufçuklar genelde sivrisinekler, tatarcıklar, arılar ve kelebekler gibi diğer küçük böcekler ile beslenirler. Çoğu zaman göllerin, akarsuların ve su birikintilerinin olduğu bölgelerde görülürler, çünkü "nimf" diye adlandırılan larvaları suda doğarlar. İnsanları normal şartlarda ısırmaz ya da sokmazlar bu durum bizler için iyi bir haber gibi görünse de; karınlarından tutulduğu takdirde kurtulmak için ısırmayı deneyebilirler. Bunun dışında sivrisinekler gibi bazı zararlı canlıları yiyerek bu canlıların populasyonlarını dengede tutmaları bakımından oldukça önemlidirler. Bu nedenle Kuzey Amerika da birçok yerde yusufçuklar "sivrisinek avcıları" olarak adlandırılırlar. Bir yusufçuk böceğinin yumurtadan ölümüne yaşam süresi 6 ay ile 7 yıl arasında değişebilir. Dişi yusufçuklar yumurtalarını su kenarlarına ya da su içindeki bitkilerin üzerlerine bırakırlar ya da uçarken suya serpiştirirler. Yumurtadan çıkan ve "nimf" adı verilen yavru SEN&PATİ Sayfa 13

17 yusufçuklar yaşamlarının büyük bir bölümünü su altında geçirirler ve solungaç benzeri organları ile soluk alırlar. Genelde omurgasız hayvanlar ve zaman zaman da iribaşlar ile balık yavrularını yakalayarak beslenebilirler. Çok hızlı hareket yeteneğine sahiptirler. Avlarını yakalayabilmek için diğer canlılarda rastlanmayan organlara sahiptirler. Yusufçuklar suda gelişimlerini bir yıl içinde tamamlar Yetişkin yusufçuklar sadece uçarak avlanırlar, havadayken birçok uçan zararlıyı yerler. Yarım saat içinde kendi ağırlıklarına eşit oranda besin tüketebilmeleri mümkündür. Yusufçuklar genelde güneşli havalarda uçmayı tercih ederler. Görme duyuları çok gelişmiştir. Birbirlerine birleşmiş olan petekgözleri yaklaşık 1000 ayrı "göz"den oluşur. Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar. Bu nedenle öldürme konusunda çok atik ve serttirler. Kanatları gövdelerinin üst kısımlarında bulunur ve genelde saydam iki çift kanatları olur. Kimilerinin uçuş hızı saatte 95 kilometreyi bulabilir. Yusufçukların ise sembolleştirilmelerinin öyküsü biraz hazin Böceklerin dişileri çiftleştikten sonra erkek yusufçuk böceğinin kafası ile besleniyorlar ki bu durum bize neden fedakârlığı hatırlattıklarını anlatıyor olsa gerek. Ve ayrıca tüm erkek yusufçuk böcekleri bu döngünün gerektirdiği gibi yalnız 1 defa çiftleşebiliyorlar. Ele almaya çalıştığım bilgilerden hareketle anlayacağınız gibi; bu iki canlının özellikleri, neden simgeleştirildiklerini açıklıyor zannediyorum. Bir sonraki sayıya dek sağlıkla kalın Sayfa 14 SEN&PATİ

18 Sülünlerin Genel Özellikleri Sülün ismi, Dünya Sülün Birliği tarafından Phasianidae familyasının Numidae alt familyasında yer alan 49 tür kuşun ortak adıdır. Sülün, küçük başlı, uzun boyunlu, uzun kuyruklu ve derin vücutlu bir kanatlı türüdür. Erkekte tüyler renkli parlak ve güzel görünüşlüdür. Sülünün yayılma alanı; Batı Kafkasya, Doğu-Batı ve Kuzey Azerbaycan ile Kuzeybatı İran, Kuzey Türkiye ve Bulgaristan olarak bildirilmektedir. En çok bilinen bayağı sülün (Phasianus colchicus) doğal alanlarda bulunmakla birlikte çiftliklerde de yetiştirilmektedir. Sülünler, ılıman iklime sahip, denizden 400 m yüksekliğe kadar olan çalılık alanlarda yaygın olarak yaşarlar. Bir çok ülkede et üretimi amacıyla yetiştirilen sülünler ülkemizde genellikle av turizmine yönelik olarak yetiştirilmektedir. Sülünlerin ülkemizde Marmara ve Karadeniz bölgelerinin kıyıya yakın kesimlerinde tabii olarak bulundukları bilinmektedir. Ancak, yakın zaman içerisinde buralardaki nesilleri azalmıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı sülün varlığını korumak ve artırmak için bu bölgelerde sülün üretim istasyonları kurmuştur. Sülünler, doğal şartlarda yılda adet yumurta yaparken, kümes şartlarında bir yumurtlama periyodunda adet yumurta yapabilmektedirler. Kuluçkaya konulacak sülün yumurtalarının % 65 nem ve o C depolama sıcaklığında saklanması tavsiye edilmektedir. Sülün yumurtalarının kuluçka süresi gündür. Döllülük oranının %75-80 arasında olması istenmektedir. Kuluçka makinesindeki sıcaklık 37,5-37,8 o C, nem gelişim makinesinde % 75, çıkım makinesinde ise % 95 olmalıdır. Kuluçka randımanı % oranında olması üretim açısından istenen bir özelliktir. Sülün yumurtalarının ortalama ağırlığı 32 g, civciv çıkım ağırlığı ortalama 19 g olarak bildirilmektedir. Sülünlerin Yetiştirilmesi Sülünlerin doğadaki üreme dönemleri bahar aylarına rastlamaktadır.çiftleştirme açık havadaki kafeslerde yapılacaksa, yetiştirme yapılan bölgenin iklim şartlarına göre Şubat- Nisan aylarının başlarından itibaren damızlık hayvanlar açık alandaki çiftleştirme kafeslerine alınırlar. Kapalı kümeslerde çiftleştirme yapılacaksa, havaların ısınmasını beklemeden SEN&PATİ Sayfa 15

19 sülünler 35 haftalık yaştan itibaren çiftleştirme kafeslerine konulabilirler. Çiftleştirme kafesleri; 1 erkek:3 dişi için 1x2x1 boyutlarında, altı ve üst kısmı tel ızgaralı kenarları tel veya tahtadan basit kafeslerdir. Kafese fazladan konulacak her bir dişi için 0.70 m 2 kafes alanı eklenmelidir. Kuluçkadan alınan sülünler 32 o C deki ana makinelerinde barındırılamaya başlanır. Kuluçkadan çıkan civcivlere % 5 şeker içeren su verilmelidir. Civcivlere % 5 şekerli su verilmesinden 4-6 saat sonra yem verilmeye başlanabilir. Sülün rasyonlarında dönemlere göre gerekli besin maddeleri miktarları Tablo 1 de verilmiştir. Rasyonlarında dönemlere göre gerekli besin maddeleri miktarları Besin Maddesi Başlangıç Büyüme Damızlık ME,kcal/kg 28,00 27,00 28,00 HP,% 30,00 16,00 18,00 Lizin,% 1,50 0,80 - Met+Sis,% 1,10 0,60 0,60 Na,% 0,15 0,15 0,15 Cl,% 0,11 0,11 0,11 Ca,% 1,00 1,00 2,50 P,% 0,80 0,80 - Değ, P,% 0,55 0,55 0,40 Linoleik asit,% 1,00 1,00 1,00 Sülün civcivlerine ilk 4 hafta 24 saat aydınlatma uygulanmalıdır. Daha sonra 4-6. haftalar arasında 22 saat aydınlatma uygulanmalı, 6. haftadan sonra ise gün uzunluğuna ilave olarak herhangi bir aydınlatma uygulamasına gerek olmadığı bildirilmiştir. Tüm kanatlılar için önemli olan kanibalismusun (yamyamlık) önlenmesi amacıyla 2., 6. ve 10. haftalarda gaga kesimi uygulanması önerilmektedir. Dünyadaki sülünlerden Boynu Halkalı Sülün, Halkalı sülün, Adi Sülün, Et-tipi Sülün, Broiler sülün adlarıyla bilinen sülün türleri et üretimi amacıyla kullanılmaktadır. Et üretimi amacıyla hafta besiye tabi tutulan sülünlerin besi sonunda % 80 karkas randımanlı ortalama 1-1,2 kg karkas verdiği bildirilmektedir. Barınaklarda, broiler piliçler için kullanılan yemliklerden 25 sülün için 1 yemlik, taze su sağlayacak otomatik suluklardan 35 sülün için 1 suluk ve folluk yönetiminde de 3 dişi için 1 folluk yerleştirilmesine dikkat edilmelidir. KAYNAKLAR 1- Çetin O, Kırıkçı K. (2000). Alternatif Kanatlı Yetiştiriciliği Sülün-Keklik. Selçuk Üniversitesi Vakfı Yayınları. Konya. 2- Kırıkcı K, Çetin O.(1997) Sülün Yetiştiştiriciliği. Türk Veteriner Hekimliği Dergisi Cilt 9 Sayı 3 Sayfa Sayfa 16 SEN&PATİ

20 Aşı uygulamaları günümüzde sağlıklı hayvanların enfeksiyöz hastalıklara karşı korunmalarında uygulanan halen tek ve en etkili yoldur. Yani, aşılama medikal bir prosedürdür. Bu prosedür kedilerde de uygulanmalıdır ancak uygulanmadan önce dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Örneğin, aşı yapılmadan önce hayvanda gebelik, hastalık, stres, ilaç tedavisi gibi durumların olup olmadığı kontrol edilmelidir. Aşı yapılmadan önce kedilerin parazit tedavisi uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilerek, tedavisi tamamlanan hayvanlara aşılma yapılmalıdır. Kaşeksi durumda olan kedilerin aşılama protokollerinden önce vücut kondisyonlarının artmasını sağlamak gereklidir. Sonuç olarak aşılamalar hayvanların bağışıklık sistemlerini baskılayan parazitler, stres ve hastalık durumlarında yapılmamalıdır. Tersine fiziksel muayeneleri sonucunda sağlıklı olduğuna veteriner hekim tarafından karar verilen hayvanlara yapılmalıdır. Aşı uygulamalarından sonra hayvanları strese sokan yıkamak ve transport gibi bazı uygulamalardan kaçınmak gereklidir. Kedilerde uygulanan bir kaç tip aşı vardır. Bunların avantajları ve dezavantajları vardır. 1.Modifiye Canlı Virüs(MLV) aşılar: İnokülasyonu takiben hastada replike olurlar. Bu nedenle daha etkili oldukları düşünülmektedir. Fakat bu tip aşılar geçici bir süreliğine klinik etki oluşturabilirler. 5-7 günlük yavrularda hücresel bağışıklıkta geçici bir baskılamaya neden olur. Bu bazı ırklarda klinik olarak önemli bir sorun oluşturabilir. Bazı MLV aşıları yavrularda ve fötüsde ölüme neden olabilir. 2. Ölü Aşılar: Bu aşılarda antijen yayılımı yoktur. Gebe ve gençlerde güvenlidir. Depolama ve transport güvenlidir. Koruma için minimum 1-2 hafta gerekir, tekrar uygulamalar yapılmalıdır. Ağrı ve anafilaksi gibi akut yan etkileri ÖLV den fazladır. Kediler de özellikle ölü kuduz ve FeLV aşıları sarkomalarla ilişkilidir. Görülme sıklığı düşükte olsa her kediden 20 sinde ya da FeLV ya da kuduz aşısı yapılan kedinin 10 ila 12 sinde fibrosarkoma görülmektedir. Aşı ile ilişkilendirilen fibrosarkomalarda aynı bölgeye birden fazla aşı yapılması (iki aşılamada %127, üç ila dört aşılamada %175 kez) riski arttırmaktadır. Bu yüzden FeLV aşısının evde bakılan ve yalnız yaşayan kedilerde uygulanmaması gerekir. Bu aşının sadece sayıca fazla kedinin bir arada yaşadığı ve hastalığın bulaşma riskinin yüksek olduğu bölgelerde uygulanması tavsiye edilmelir, yapılması zaruri ise de aşılama bölgesinin yeri kayıt edilip aşı intramusküler yapılmalıdır. SEN&PATİ Sayfa 17

21 3. Rekombinant Aşılar: MLV aşılarla eşdeğer immunojeniteye sahiptirler. Ancak ölü aşılarda daha etkindirler. Yavrularda 3 4 haftada bir yapılmalıdır. İki hafta ya da daha sık aşılamalarda önceki aşı etkisiz hale gelir. Aşılamalar zorunlu ve zorunlu olmayan (opsiyonel) aşılar olarak ikiye ayrılır. Zorunlu olmayan(opsiyonel)aşılar Zorunlu aşılar Başlangıç yaşı <16 hafta Başlangıç yaşı >16 hafta Yıllık tekrarlar Parvovirüs(panlökopeni) Herpesvirüs1 ve calicivirüs MLV ya da ölü(adjuvanlı)(sc yada intranazel) 6 haftalıkken 1 doz sonra 16 hafta oluncaya kadar her 3-4 haftada bir 1 doz 3-4 hafta ara ile 2 doz İlk aşıdan 1 yıl sonra 1 doz takiben 3 yılda bir 1 doz Kuduz Rekombinant adjuvansız Kuduz Ölü 1 yıl Ölü 3 yıl(adjuvanlı) haftalıkken 1 doz 1 doz yıllık haftalıkken 1 doz 1 doz İlk aşıdan 1 yıl sonra 1 doz takiben 3 yılda bir 1 doz FeLV Rekobinant (adjuvansız) FeLV ölü (adjuvant) SC Chlamydephila Felis avirülent canlı(adjuvansız)sc Chlamydephila Felis ölü (adjuvan) FIV ölü(adjuvan)sc Bor detella branchiseptica Avirulant canlı (adjuvan) Sistemik virulent Calicivirus ölü(adjuvan) 12 haftalıkken 1 doz sonra 3-4 hafta ara ile 2 doz 12 haftalıkken 1 doz sonra 3-4 hafta ara ile 2 doz 12 haftalıkken 1 doz sonra 3-4 hafta ara ile 2 doz 12 haftalıkken 1 doz sonra 3-4 hafta ara ile 2 doz 8 haftalıkken 1 doz sonra 2-3 hafta ara ile 2 doz 3-4 hafta ara ile 2 doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 3-4 hafta ara ile 2 doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 3-4 hafta ara ile 2 doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 3-4 hafta ara ile 2 doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 2-3 hafta ara ile 3 doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 8 haftada tek doz Tek doz Yıllık tekrarlar sadece risk altındaki kedilere önerilir 12 haftada 1 doz sonra 3-4 hafta ara ile 2 doz 3-4 hafta ara ile 2 doz Yılda 1 doz Yavru kedilerde aşı ilk defa yapılmışsa kediyi zayıflatabilir. Ateş yükselmesi, durgunluk gibi durumlar gözlenebilir. Bu tip durumlarda hekime danışılmadan kediye ateş düşürücü, ağrı kesici gibi ilaçlar verilmemelidir. Yine aşı sonrası bir takım alerjik reaksiyonlar gerçekleşebilir aynı şekilde herhangi bir müdahale de bulunmadan hekime danışılması tavsiye edilir. KAYNAKLAR Prof. Dr. Nilüfer AYTUĞ Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç hastalıkları Anabilim Dalı BURSA/TÜRKİYE Sayfa 18 SEN&PATİ

22 İngiliz ve Amerikan Stanfordshire Bull Terrier en çok bilinenleridir. Daha çok Pitbull Terrier olarak tanınan bu köpek 19. Yüzyıl'da İngiltere'nin Staffordshire bölgesinde Bulldog un çeşitli terrierlerle (White English Terrier, Fox Terrier, Black ve Tan Terrier) çiftleştirilmesiyle elde edilmiştir. Yükseklikleri cm, ağırlıkları erkeklerde kg, dişilerde ise kg arasındadır. Geniş bir baş yapısına sahip olan bu ırkın güçlü kaslardan oluşan bir çenesi vardır. Kulaklar yarı dik veya katlı, arkaya devrik pozisyondadır. Boynu kısa ve kalın olmakla birlikte gövdesi geniş, yuvarlak bir göğüs ve düz bir sırtı vardır. Kuyruğu kıvırmadan tutması ırk özellikleri arasında yer almaktadır. Düzgün bir bacak yapısına sahip fakat ayrık duruşludur. Tüyler yumuşak, kısa ve düzdür. Renkleri ise bej, koyu kırmızı, siyah, beyaz veya bu renklerin karışımı şeklinde olabilir. Pitbullar son derece cesur, aktif ve oldukça çevik köpeklerdir, düşmanıyla öldüresiye savaşırlar. Daha çok bekçi ve savunma köpeği olarak kullanılırlar. Kontrol edilemeyen saldırgan bir köpek gibi tanınsa da iyi bir eğitimle kontrol edilebilir bir köpek ırkıdır. SEN&PATİ Sayfa 19

23 Larva Tedavisi (Maggot Terapi) Maggot terapi ya da larva tedavisi; kronik derin yaraların, yeşil et sineği olarak bilinen Lucilia sericata vasıtasıyla iyileştirilmesiyle yapılan tedavidir. Bu larvalar ilk olarak Napolyon zamanında, savaş alanındaki yaralı askerlere bakan hekimler tarafından fark edilmişlerdir. Hekimler savaş alanında kalan ve yaraları sinek larvalarıyla enfekte olan askerlerin yaralarının hızlı bir biçimde ve daha iyi iyileştiğini, bu larvaların yaraları ölü dokulardan temizlediklerini anladıklarında bu tedavi metodunun da temelleri atılmıştır. Kendisi de 1. Dünya Savaşı nda larvalarla enfeste yaralara sahip olan cerrah William Baer, ilk kez bu larvaları sistemik olarak iyileşmeyen yaralara hastane ortamında 1920 li yıllarda uygulamıştır. Dr.Baer uzun süren bu çalışmalarının sonuçlarını 1931 yılında yayınlamıştır lı yıllarda antibiyotiklerin yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmasıyla ve cerrahi tekniklerinin iyileşmesiyle larva tedavisi uzun süre gözlerden uzak kalmıştır li yıllarda nadir de olsa bazı vakalarda kullanıldığı bildirilmiştir. Yıllar geçtikçe modern metotlarla geliştirilmiş ve sistematik olarak uygulanmaya başlanmıştır lerin sonundan itibaren antibiyotiklere direncin artmasıyla ülserli yaralar ve diyabetik ayak yaralarında artışlar şekillenmeye başlamış ve hekimleri yeniden arayışlara sürüklemiştir. İyileşen ve geliştirilen modern tekniklerle larva tedavisi günümüzde tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Diptara dizisinde bulunan sineklerin larvaları insan ve hayvanlarda myiasise neden olmakta ve canlıya zarar verebilmektedir. Larva tedavisinde ise laboratuvar ortamında yetiştirilen Lucilia sericata sineğinin steril larvaları kullanılmaktadır. Laboratuvarda Sayfa 20 SEN&PATİ

24 yetiştirilen bu larvalar kullanıldıkları insan ya da hayvanlara herhangi bir zarar vermemekte, onlara herhangi bir patojen bulaştırmamaktadır. Uzun süren veya diğer metotlarla iyileştirilemeyen yaralara sahip hastalar, önce psikolojik hazırlıktan geçirilmekte, daha sonra yaraların üzerine larva tedavisi için hazırlanmış özel sargı sarılıp, yara ile sargı arasına yaranın büyüklük ve derinliğine göre değişen sayıda larva konmaktadır. Yaranın durumuna göre larva sayısı arasında değişebilmektedir. Larvalar, hekim eliyle ulaşılıp yıkanamayacak ve temizlenemeyecek derinlikler de dahil yaranın en ücra derinlik ve köşelerinde bulunan bütün ölü dokuları yiyerek temizlemektedir. 100 larvanın günde yaklaşık gram ölü dokuyu yiyerek ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Larvaları yarada bekletme süresi ve seans sayısı da yaranın durumuna göre ayarlanmaktadır. Bir kısım yüzeysel ve küçük yaralar için bir iki seans yeterli olabildiği gibi, derin ve büyük yaralar için çok daha fazla seans gerekebilir. Larvalar mekanik olarak yaraları temizledikleri gibi salgıladıkları enzimlerle de yaranın iyileşmesini hızlandırmakta, bölgenin kanlanmasını, beslenmesini ve çok daha hızlı bir biçimde bu yaraların kapanmasını sağlamaktadır. Bu tedaviyle kaza, mayına bağlı yaralanmalar, şeker hastalığından dolayı iyileşemeyen yaralar, hatta bir türlü iyileşmediği için kesilmesi gereken kol-bacak gibi uzuvlardaki yaralar da iyileşebilmektedir. Özetlemek gerekirse; bu larvalar yarada neler yaparlar? -Ölü ve enfekte dokuları enzimleriyle parçalar ve onları besin olarak kullanırlar. -Larvaların sürekli hareketi ve büyümeleri canlı dokular üzerine mekanik etki yapar ve bölgede granülasyon dokusu oluşturur. -Antibakteriyel özellik taşıyan salgısıyla yarada sterilizasyon sağlar. -Asit ph ya sahip yarayı, amonyak ve kalsiyum karbonatlı salgısıyla alkali ph ya çevirir. -Yara iyileşmesinde rol oynayan allontoin ve üre gibi maddeleri salgılar. Larva tedavisinin hiç mi kötü yanı yok derseniz şunu söyleyebiliriz ki, en başta kişinin psikolojik ve estetik olarak etkilenmesi dışında biraz da ağrı olabilmektedir. Tedaviden önce kişinin psikolojik olarak hazırlanması gerekmektedir. Estetik olarak sargının uygun şekilde kapatılması bu sorunu da çözecektir. Ağrı içinse ağrı kesici kullanılabilmektedir. SEN&PATİ Sayfa 21

25 Katkılarından dolayı sevgili hocam Yrd. Doç. Dr. Cenk Soner Bölükbaş hocama teşekkür ederim. Kaynaklar *Mumcuoglu KY (2001). Clinical applications for maggots in wound care. Am J Clin Dermatol 2: *Saygı G (1998). Temel Tıbbi Parazitoloji, Baskı Esnaf Ofset Matbaacılık, Sivas. *Sherman RA (2009). Maggot Therapy Takes Us Back to the Future of Wound Care: New and Improved Maggot Therapy for the 21st Century. Journal of Diabetes Science and Technology 3: *Thomas S, Jones M, Shutler S, Andrews A (1996). Wound care. All you need to know about maggots. Nurs Times 92: *Unat EK, Yücel A, Altaş K, Samastı M (1995). Unat ın Tıp Parazitolojisi. 5. baskı, İstanbul, Doyuran matbaası. *Zumpt F (1965). Myiasis in man and animals in the old world. Butterworths, London. *http://biotherapy.md.huji.ac.il *http://entweb.clemson.edu/cuentres/eiis/factshot/images/housefly *http://www.kryminalistyka.fr.pl/images/entomologia *http://www.ucihs.uci.edu/com/pathology/sherman Sayfa 22 SEN&PATİ

26 Yılan zehiri belli yılan türlerinde tükürük bezlerinde üretilen bir maddedir. Yılan, zehirini; avını öldürmek, sindirmek ve en önemlisi kendini korumak için kullanır. Zehir beyaz - sarımsı renkte ve yapışkan bir yapıya sahiptir. Açık havada kaldığında yapısı bozulur. Yılan zehirinde insanlar üzerinde öldürücü etkisi olan birçok toksik madde bulunmaktadır. Ayrıca, bileşiminde protein, enzim ve zehirli olmayan maddeler de vardır. Zehirin öldürücü etkisinin artması toksik maddelerin fazlalığına, yılanın türüne, yaşına, mevsime, sıcaklığa ve en önemlisi kişinin zehire karşı duyarlılığına göre değişiklik gösterir. Dünyanın en zehirli yılanları Avustralya'dan köken alan yılanlardır. En güçlü zehire sahip olan yılanlar ise deniz yılanlarıdır. Çünkü beslendikleri deniz canlıları, memeliler ve kuşlara göre zehire daha dirençlidirler. Deniz yılanlarının ısırıkları acısızdır. Bu nedenle kurban saldırıya uğradığının farkına varmaz. Bu yılanların ısırığının ölümle sonuçlanması genellikle solunum yetmezliğinden kaynaklanır. Zehirli yılan yumurtadan çıktığı andan itibaren zehir salgılamaya başlar. Ergin duruma geldiğinde zehir salgılama gücü azalır. Yeni deri değiştirmiş ve kış uykusundan yeni çıkmış bir yılan daha iyi derecede zehir üretir. Yılanın zehiri vücutta kan ve lenf yoluyla yayılır. Yılanın dişi, kan damarına isabet ettiyse ve zehir kuvvetliyse birkaç dakika içinde ölüm şekillenir. Eğer dişini doku aralıklarına geçirmişse kişinin hareket etmemesi gerekir. Böylece zehirin kan dolaşımına geçişi yavaşlar. Yılan zehiri vücudun belli bölgelerinde etkisini gösterir. Kaslara giden sinir uçlarında bozukluklar ve solunum yollarına giden kaslarda tahribata yola açar. Eğer etki büyük ise solunum güçlüğü hatta solunumun durmasına neden olur. Dolaşım sisteminde bozukluklara SEN&PATİ Sayfa 23

27 ve kanın damar içinden dışarıya doğru akışına yol açar. Ayrıca, zehirde kanın pıhtılaşmasını önleyici etkenler de bulunur. Yılan ısırdıktan bir süre sonra ağrı, yangılı ve hızlı yayılan ödemler şekillenir. Eğer zehrin miktarı fazla ise baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal, kan basıncının düşmesi, kalp çarpıntısı ve felç belirtileri gözlenebilir. Bunların yanı sıra kişinin yaşadığı korku ve panik göz ardı edilemez. Isırılmanın ardından ciltte değişmeler de görülür. Zehirli olsun veya olmasın ısırılan yerde bir kızarıklık görülür ve acı fazla değildir. Ancak engerek ve bazı kobraların ısırıklarında şiddetli ağrı, kısa sürede ciddi şişmeler, ısırılan bölgede su toplama ve kanama gözlenebilir. Tüküren kobralar ise zehrini avının gözüne püskürtür, ani acılar yaratır ve kör olma riski vardır. Yılan zehiri tıpta da kullanılmaktadır. En başta ısırılan insanlara karşı panzehir olarak kullanılır. Kalp-damar hastalıkları ve kanser tedavilerinde önemli bir yere sahiptir. Kaslara karşı etkileri de olduğundan kas gevşetici olarak da işlev görür. Zehirin içeriğinde var olan kan pıhtılaşmasını önleyici faktörlerle damar tıkanıklığı gibi hayatı problemlerin önüne geçilmektedir. Yılan zehiri kanser tedavilerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Zehirin kanserli hücreler üzerine yıkımlayıcı etkileri gözlenmiştir. Meme kanseri üzerine etkileri nedeniyle son on yılda meme kanserine karşı yılan zehiri kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda kobra zehirinin tümör hücrelerine etkisinin vücut hücrelerine olan etkisinden daha fazla olduğu saptanmıştır. Zehir, içeriğindeki DNAaz, RNAaz ve diğer enzimlerin etkisiyle tümörlü bölgelerin büyümesine engel olmaktadır. Bunların hepsi yılan zehirinin mucizevi bir madde olduğunun kanıtıdır. KAYNAKÇA Sayfa 24 SEN&PATİ

28 LYME HASTALIĞI Bu hastalık neredeyse bir yüzyıldır Avrupa da tanınıyor ancak 1975 yılına kadar Amerika Birleşik Devletlerinde tanımlanamamıştır. Hastalık insanlarda en çok teşhis edilen vektör kaynaklı hastalıktır. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya da vakalar bildirilmiştir. Ancak Avustralya, Güney Amerika ve Afrika dan doğrulanmayan raporlar da mevcuttur. Araştırmalara göre bu hastalığın nedeninin bazı keneler ki ülkemizde de Ixodes ricinus tarafından bulaştırılan Borrelia Burgdorferi isimli bir bakteriden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu hastalık köpek, at, sığır ve kedide de oluşurken, birçok vahşi memeli ve kuşlar da enfekte olur ve kene enfeksiyonu için rezervuar olurlar. Son zamanlarda bu hastalığın hem köpeklerde hem de insanlarda görülme sıklığı dramatik bir şekilde artmıştır. Bu hastalık nasıl bulaşır diye bir düşünecek olursak, cevabımız aşağıdaki gibi olacaktır; Lyme hastalığı (LH), B. burgdorferi tarafından oluşturulan, özellikle Ixodes cinsine bağlı keneler tarafından nakledilen bir spiroket hastalığıdır. Hastalık başlıca insan, köpek, at, sığır ve koyunlarda olmak üzere kedilerde de bildirilmiştir. Hastalık etkeni Ixodes dışındaki diğer kene cinsleri, sivrisinek ve geyik sinekleri tarafından taşınsa da insanlara bulaşmada en etkili olarak bilinen I. ricinus'tur. Göçmen kuşların da hastalığın dünyaya yayılmasında rol oynadığı bilinmektedir. Lyme hastalığını nakleden Ixodes türü kenelerinin yaşam döngüsü dişilerin ilkbaharda yumurtlamasıyla başlar. Olgunlaşmamış larvalar farelerin kanıyla beslenir. Bu farelerin çoğu B. burgdorferi dediğimiz bakteri türü ile enfektedir ve borreliayı bu olgun olmayan larvalara geçirirler. Larvalar farelerin üzerinden düşer ve kış dönemini nimf (deri değiştirerek kendini geliştirmesi) oluncaya kadar toprakta geçirir. Bu nimflerin hemen hemen çoğu enfekte olarak ilkbaharda ortaya çıkar. Bu nimfler fare dışında köpekler ve insanlar gibi diğer memelilerden de kan emer. Bir sonraki sonbahar yine ilkbaharda organizma ile enfekte yetişkin olarak ortaya çıkacakları zamana kadar toprakta yaşamını sürdürür. Yetişkin erkek ve SEN&PATİ Sayfa 25

29 dişi kene, insandan veya köpekten ve diğer büyük hayvanlardan kan emer. İyice doyan dişi kene konakçıdan toprağa düşer ve çevreye birçok yumurta bırakarak yaşam döngüsünü tekrar başlatır. Bu hastalığın belirtileri nelerdir; Çocuklarda ve yaş arası erişkinlerde sık görülür. B. burgdorferi kenenin beslenmesi sırasında veya kene dışkısının ısırık yarasından deriye girmesinden sonra deride lokal kalabildiği gibi kan ve lenf sistemi ile vücuda yayılabilir. Patogenezinde direkt invazyonun yanısıra, immün sistem de önemli rol oynar. Klinik olarak üç evre tanımlanmıştır. Bu evreler birbirinden bağımsız olarak görülebilir veya birbiri üstüne binebilir. Erken lokalize evrenin tipik bulgusu, kene ısırığından sonraki 3-32 gün içinde ısırık bölgesinde gelişen eritema migranstır. Isırığın hacmi küçük olduğundan hastaların yarısından fazlası ısırık zamanını hatırlayamaz. %10 hastada ise eritema migrans görülmeyebilir. Bu evrede halsizlik ve miyalji yaygındır. Erken yayılım evresinde, nörolojik, kardiyak ve romatolojik tutulum görülebilir. Bu evrede %15-20 oranında menenjit, meningoensefalit, kranial nöropati ve radikülonörit görülür. Ense, baldır, uyluk kasları ve sırt bölgesinde derin ağrılar hissedilebilir. Hastalığın tanısında klinik ve epidemiyolojik bulguların yanı sıra laboratuar muayenesinden de yararlanılır. Bu teknikler direk mikroskop bakısı, kültür yöntemi, antijen veya antikorun saptanması, DNA probları ile hibridizasyon ve PCR'dır. Lyme hastalığının bütün dönemlerinde antibiyotik tedavisine yanıt alınır. Klinik tablo ve hastalığın şiddeti tedavinin izlenecek yollarını belirler. Bu hastalıktan korunmak için ne yapmalıyız; Her ne kadar bu hastalığın Türkiye mizde yaşanma olasılığı az olsa da bu korunmak için önlem almayacağımız anlamına gelmez. Önlemler olarak şunlar alınabilir: Orman veya çalılık alanlara gidiliyorsa mümkün olduğunca kapalı giysiler tercih edilmeli. Çıplak ayakla dolaşılmamalı. Açık renkli giysiler tercih edilmeli ki kenelerin fark edilmesi açısından oldukça yararlı olabilir. Vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu spreyler sıkılmalı. Kenelere maruz kalınabilecek ortamlarda kalındıysa mutlaka tüm vücutta kene kontrolünü eksik etmemeliyiz. Tabi ki; son olarak kendi sağlığınıza dikkat etmeliyiz. Sağlıcakla kalın Sayfa 26 SEN&PATİ

30 Koypu veya Nutriya, bataklık kunduzudur. Memelidir, kemirgenler takımının Myocastoridae ailesinin tek türüdür. Bu türün bilimsel adı coypus Araukanya dilinden gelmektedir. Görünüm Dıştan koypu büyük bir sıçanı andırır.vücut uzunluğu 60 cm, kuyruğu 45 cm, ağırlığı 5-10 kg dır. Erkekleri dişilerine nazaran daha büyüktür.vücudu oldukça ağıdır. Orantısız küçük kulak ve gözlere sahip kafası vardır. Bacakları vücuduna oranla kısadır. Yüzünde uzun bıyıkları mevcuttur. Kesici dişleri parlak turuncu renktedir. Vücut yapısı,yarı-su yaşam tarzı ile ilgili; bir dizi anatomik özelliğe sahiptir. Örneğin, burun deliklerinde önden kapatıcı kaslar mevcuttur ve bu özellikleri sebebiyle sıkıca kapanabilirler. Dudakları önden bölünmüştür ve kesici dişlerin arkasında sıkıca kapanmıştır, böylelikle su altında bitkileri ısırırken ağızlarına su kaçmaz. Yuvarlak kuyruğu neredeyse tüysüz ve pullu deriyle kaplıdır. Yüzme sırasında rotasına kuyuruğu ile yön verir. Süt bezleri ve memeleri (4-5 ade çift) dişilerin yan taraflarında bulunur, bu sayede yavrular suda bulunurken beslenebilirler.koypunun kürkü su geçirmezdir. Yan taraflarda rengi daha açıktır ve sarımsı renktedir. Kürkü karın ve yanlarda sırtına nazaran daha sıktır bu sayede vücudun alt tarafında ısısını daha iyi tutabilir. Yetişkin koypu yıl içinde kürkünü yavaş yavaş değiştirir. Yaz ortasında (Temmuz-Ağustos) ve kışın (Kasım-Mart) bu süreç yavaşlar. Koypularda en iyi tüylenme Kasımdan Mart ayına kadar olan sürede olur. Doğal yaşam bölgesi Güney Amerikanın güney kısmıyla sınırlıdır. Avrupa ve Kuzey Amerikanın bir çok ülkelerinde ortama alıştırılmıştır. Koypu yarı sucul yaşam tarzı sürdürür. Sevdiği yaşam alanları; nehir,göl ve bitki bakımından zengin bataklık kıyılarıdır. Koypu -35 derece kadar düşük sıcaklıklara dayanabilir,ama genellikle soğuk iklimde yaşamaya uygun değildir. Doğal koşullar altında özellikle geceleri aktiftir. Yarı göçebe hayatına sahip bu canlı, yiyecek ve barınak yerleri varlığında o yerde kalır. Koypu kendisinin yaptığı açık yuvalrda hem dinlenir hem de neslini artırır bireyden ibaret gruplarla yaşarlar. Bu grupta erişkin dişiler, yavruları ve bir de erkek birey bulunur. Genc erkekler genelde tek yaşarlar. SEN&PATİ Sayfa 27

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞ HASTALIĞI. Hastalık ilk defa 1944 yılında Kırım da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır.

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞ HASTALIĞI. Hastalık ilk defa 1944 yılında Kırım da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞ HASTALIĞI VE KENELER Derleyen: Yusuf AKBABA KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞ HASTALIĞI Hastalık ilk defa 1944 yılında Kırım da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır.

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Soru 5) Aşağıdakilerden hangisi laboratuvar hayvanı barınaklarında düşük nem seviyesinden kaynaklanan bir durum değildir?

Soru 5) Aşağıdakilerden hangisi laboratuvar hayvanı barınaklarında düşük nem seviyesinden kaynaklanan bir durum değildir? Soru 1) Aşağıdaki İfadelerden hangisi laboratuvar hayvanı barınakları için doğru değildir? a) Hayvanları dış etkenlerden korur b) Hayvanların doğal davranışlarını sergileyebilmelerine izin verir c) Hayvanlar

Detaylı

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ 2014 2015 YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği 1 YUMURTA TAVUKÇULUĞU Yumurta tavukçuluğu piliçlerde 20.haftadan sonra klavuz yumurta görülmesiyle başlar. Yumurta verimi 23. haftada

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) 1 Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Nedir? Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), çoğunlukla keneler aracılığıyla hayvanlardan insanlara bulaştırılan mikrobik bir hastalıktır.

Detaylı

HİNDİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

HİNDİ YETİŞTİRİCİLİĞİ 2014 2015 HİNDİ YETİŞTİRİCİLİĞİ Hindilerin tavuklara göre daha dayanıklı, uzun ömürlü, karkas randımanı ve beslenme değerlerinin yüksek olması, yılbaşında tüketimi, etinin sucuk salam gibi ürünlerde dana

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

HİJYEN VE SANİTASYON

HİJYEN VE SANİTASYON HİJYEN VE SANİTASYON TEMİZLİK+ HİJYEN= SANİTASYON Bulunduğumuz ortamda hastalık yapan mikroorganizmaların hastalık yapamayacak seviyede bulunma durumuna hijyen denir. Sağlıklı (temiz ve hijyenik) bir ortamın

Detaylı

HAMAMBÖCEKLERİ ve MÜCADELE YÖNTEMLERİ

HAMAMBÖCEKLERİ ve MÜCADELE YÖNTEMLERİ HAMAMBÖCEKLERİ ve MÜCADELE YÖNTEMLERİ HAMAMBÖCEKLERİ ve MÜCADELE YÖNTEMLERİ HAMAMBÖCEKLERİ Ordo (Takım): Blattoptera (Hamam böcekleri) Vücutları kahverengi tonlarında, yassı ve ovaldir. Antenler çoğunlukla

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Etkin Madde: Mepiramin maleat, lidokain hidroklorür, dekspantenol.

KULLANMA TALİMATI. Etkin Madde: Mepiramin maleat, lidokain hidroklorür, dekspantenol. KULLANMA TALİMATI STİDERM jel Cilde uygulanır. Etkin Madde: Mepiramin maleat, lidokain hidroklorür, dekspantenol. Yardımcı Maddeler: Benzalkonyum klorür, mentol kristali, karbomer 980, disodyum EDTA, sodyum

Detaylı

Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı)

Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı) Kırmızı Tavuk Biti (Dermanyssus gallinea, Tavuk Akarı) - İnfeksiyöz Hastalıkların Bulaşma ve Yayılmasında Potansiyel Tehlike - Kırmızı tavuk biti ( Dermanyssus gallinae ) evcil kümes hayvanlarında özellikle

Detaylı

ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATLARI CİLT IV. BAĞ MİLDİYÖSÜ Plasmopara viticola (Berk. Et Curt) Berl et de Toni

ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATLARI CİLT IV. BAĞ MİLDİYÖSÜ Plasmopara viticola (Berk. Et Curt) Berl et de Toni ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATLARI CİLT IV BAĞ MİLDİYÖSÜ Plasmopara viticola (Berk. Et Curt) Berl et de Toni 1. TANIMI VE YAŞAYIŞI Hastalığa neden olan etmen obligat bir parazittir. Hücrelerarası gelişir,

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim

SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı. Hazırlayan. Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ LUMPY SKIN DISEASE (LSD) Hastalık Kartı Hazırlayan Dr. M. Fatih BARUT Vet. Hekim Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Virolojik Teşhis Laboratuvarı Etken: Etken,

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

KEKLİK YETİŞTİRİCİLİĞİ

KEKLİK YETİŞTİRİCİLİĞİ KEKLİK YETİŞTİRİCİLİĞİ Resim 1:Doğada keklik 1.Genel bilgiler ve özellikleri Eti ve yumurtası için beslenen kekliklerin eti çok lezzetli ve yağ oranı düşüktür. ABD, Fransa, İspanya, Macaristan, Slovakya

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Buzağı İshalleri ve Koruma Yöntemleri. Dengeli ve Ekonomik Besleme

Buzağı İshalleri ve Koruma Yöntemleri. Dengeli ve Ekonomik Besleme Buzağı İshalleri ve Koruma Yöntemleri Buzağılar Sürünün Geleceğidir. Buzağı yetiştiriciliğinde anahtar noktalar! Doğum Kolostrum (Ağız Sütü) Besleme Sistemi Sindirim Sağlık Doğum ile ilgili anahtar noktalar

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. Avian Influenza Kuş Gribi Tavuk Vebası Hastalığı Dr.Fethiye ÇÖVEN Uzm.Veteriner Hekim Bornova VKAE Kanatlı Hastalıkları Teşhis Laboratuvarı Avian Influenza Tavuk Vebası, Kuş Gribi olarak da bilinen Avian

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Yer Yumurtasının Kontrolü Ve Çözüm Önerileri. Dr. Tolga Erkuş Ross Breeders Anadolu

Yer Yumurtasının Kontrolü Ve Çözüm Önerileri. Dr. Tolga Erkuş Ross Breeders Anadolu Yer Yumurtasının Kontrolü Ve Çözüm Önerileri Dr. Tolga Erkuş Ross Breeders Anadolu Neden Önemli??? Yer yumurtası nedir? Temiz görünüşlü yer yumurtası nedir? Sanitasyon ne işe yarar? Yer yumurtasına nasıl

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL)

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) TANIMI Shigella türü bakterilerde meydana gelen;karekteristik belirti ve bulguları olan,ilium ve kolonun akut enfeksiyonudur.basilli ve amipli dizanteri olmak

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ BAĞIRSAK PARAZİTLERİ VE KORUNMA YOLLARI BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ?

Detaylı

Henoch-Schöenlein Purpurası

Henoch-Schöenlein Purpurası www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Henoch-Schöenlein Purpurası 2016 un türevi 1. HENOCH-SCHÖENLEİN PURPURASI NEDİR? 1.1 Nedir? Henoch-Shöenlein purpurası (HSP), küçük kan damarlarının (kapilerlerin)

Detaylı

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler:

Genital Siğiller Risk Faktörler: Belirtiler: HPV ( Human Papilloma virus) 60 tan fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler.ancak bazıları cinsel yola bulaşır ve condyloma acuminata veya

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK Dünya nüfusundaki hızlı artış ile teknolojik gelişmeler insanları tarımsal

Detaylı

BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ

BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ Badem Anadolu nun en eski meyve türlerinden birisidir. Ancak ülkemizde bademe gerekli önem verilmemekte, genellikle tarla kenarlarında sınır ağacı olarak yetiştirilmektedir. Ülkemizde

Detaylı

07.11.2014. Hastalıkların Oluşmasında Rol Oynayan Faktörler. 10.Sınıf Enfeksiyondan Korunma. Hastalıkların Oluşmasında Rol Oynayan Faktörler

07.11.2014. Hastalıkların Oluşmasında Rol Oynayan Faktörler. 10.Sınıf Enfeksiyondan Korunma. Hastalıkların Oluşmasında Rol Oynayan Faktörler 10.Sınıf Enfeksiyondan Korunma 4.Hafta ( 08 10 / 10 / 2014 ) 1.) HASTALIKLARIN OLUŞMASINDA ROL OYNAYAN FAKTÖRLER 2.) ENFEKSİYON HASTALIKLARININ GENEL BELİRTİLERİ 3.) ENFEKSİYON HASTALIKLARINDA GÖRÜLEN

Detaylı

09/11/2015 BEYAZ KAN HÜCRELERİ. Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir.

09/11/2015 BEYAZ KAN HÜCRELERİ. Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir. BEYAZ KAN HÜCRELERİ Lökosit ya da akyuvarlar olarak adlandırılan beyaz kan hücresi, kemik iliğinde üretilir. 1 Görevleri nelerdir? Bu hücreler vücudu bulaşıcı hastalıklara ve yabancı maddelere karşı korur.

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede

Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede BESİLİK BÜYÜKBAŞ SIMMENTAL (SİMENTAL) Simental sığır ırkının anavatanı İsviçre dir. Simental hem süt ve hemde etçi olmalarından dolayı kombine bir sığır ırkıdır. Dünyada bir çok ülkede yetiştirilmektedir.

Detaylı

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Nedir? Hastalık Mart-Eylül ayları arasında görülmekte EN FAZLA Temmuz ayında ortaya çıkmaktadır. 120 100 80 60 ıs y 'S k a V 40 20 0 Mart Nisan

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

A R I C I L I K MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZIRAATTIR. KEMAL ATATÜRK

A R I C I L I K MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZIRAATTIR. KEMAL ATATÜRK A R I C I L I K MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZIRAATTIR. KEMAL ATATÜRK ARILARIN BİYOLOJİK EVRELERİ: Yumurta : Petek üzerinde işçi arılar için yapılmış gözler küçük, döllenmemiş yumurtadan oluşan erkek arıların

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. STİLEX jel Cilde uygulanır.

KULLANMA TALİMATI. STİLEX jel Cilde uygulanır. KULLANMA TALİMATI STİLEX jel Cilde uygulanır. Etkin Madde: Mepiramin maleat, lidokain hidroklorür, dekspantenol. Yardımcı Maddeler: Koruyucu olarak benzalkonyum klorür, koku verici olarak oleum adonia,

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN

Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN Kanatlı Kesimi Prof. Dr. Ali AYDIN Kesim Aşamaları Kesimhaneye Taşıma Askılara Asma Bayıltma Kanatma Tüylerin Islatılması Tüylerin Yolunması İç organların Çıkarılması Duşlama Soğutma, Paketleme, Muhafaza,

Detaylı

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Dr.İzlem KABALI Merkezefendi Toplum Sağlığı Merkezi TANIM: KKKA hastalığı ateş, yaygın vücut ağrısı, vakaların az bir kısmında ise deri, mukoza ve iç organlarda kanamalar

Detaylı

Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı. Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı)

Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı. Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı) Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı Zararlı Organizma Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı) Sınıf: Insecta Takım: Hymenoptera Familya:Cynipidae Tanımı Konukçuları Zarar

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. HEDNAVİR, somon renkte, bikonveks, bir yüzünde E olan film kaplı tabletler halindedir. Her kutuda 30 tablet vardır.

KULLANMA TALİMATI. HEDNAVİR, somon renkte, bikonveks, bir yüzünde E olan film kaplı tabletler halindedir. Her kutuda 30 tablet vardır. KULLANMA TALİMATI HEDNAVİR 0,5 mg film kaplı tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Her bir film kaplı tablet 0,5 mg entekavir içerir. Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat, mikrokristalin selüloz, krospovidon,

Detaylı

ANADOLU YABAN KOYUNU

ANADOLU YABAN KOYUNU ANADOLUʼNUN ÖZGÜN HAYVANLARI Cevat Sipahi* ANADOLU YABAN KOYUNU (Ovis gmelinii anatolica) Anadolu Yaban Koyunu, dünyadaki 5 yaban koyunu türünden biri olan Asya Muflonu nun (Ovis gmelinii) 15 alt türünden

Detaylı

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM

ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM. Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM ERGENLİKTE HİJYEN SAĞLIK VE KİŞİSEL BAKIM Hazırlayan Okul Rehber Öğretmeni İrem YILDIRIM SAĞLIK VE HİJYEN NEDİR? Sağlık; kişinin doğuştan getirdiği kalıtsal özellikleri ile fiziksel, biyolojik ve sosyal

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI BİOAK 5 mg tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Her bir tablet, 5 mg biotin (Vitamin H) içerir. Yardımcı madde(ler): Laktoz anhidr, mikrokristalin selüloz, krospovidon, povidon K-30 ve

Detaylı

Ebola virüsü İstanbul'a geldi!

Ebola virüsü İstanbul'a geldi! On5yirmi5.com Ebola virüsü İstanbul'a geldi! Ebola Virüsü İstanbul'a Geldi! Ebola Nedir? Afrika'da birçok insanın ölmesine sebep olan Ebola virüsünün İstanbul'a gelmiş olduğundan şüpheleniliyor. Yayın

Detaylı

GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE

GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE GENEL RODENT KONTROLÜ VE TARLA FARELERİ İLE MÜCADELE A. GENEL RODENT KONTROLÜ Kemirgenler olarak tabir edilen rodentler, üreme ve canlı kalma gücü çok yüksek, depo, ambar, tarla vb gibi uygun yerlerde

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ EĞİTİM PLANI DİSİPLİN/ GELİŞİM ALANI: UZUN DÖNEMLİ AMAÇ: - Vücudumuz bilmecesini çözelim - Maddeyi tanıyalım - Kuvvet ve hareket - Işık ve ses - Canlılar dünyasını

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ HİPOGLİSEMİ (KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ) Tedavi planınız kan şekerinizi hedef değerler arasında tutmada daha etkili hale geldikçe, arada sırada hipoglisemi (düşük

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

KUDUZ HASTALIĞINA KARŞI HAVADAN AŞILAMA VE KUDUZ HASTALIĞI İLE MÜCADELE

KUDUZ HASTALIĞINA KARŞI HAVADAN AŞILAMA VE KUDUZ HASTALIĞI İLE MÜCADELE KUDUZ HASTALIĞINA KARŞI HAVADAN AŞILAMA VE KUDUZ HASTALIĞI İLE MÜCADELE KUDUZ HASTALIĞI; İnsan ve tüm sıcak kanlı hayvanlarda Merkezi sinir sistemini etkileyerek ölüme neden olan, önlenebilir bulaşıcı

Detaylı

Domates Yaprak Galeri Güvesi Tuta absoluta

Domates Yaprak Galeri Güvesi Tuta absoluta Tuta absoluta Bu nesne Türkiye Tarımsal Öğrenme Nesneleri Deposu kullan-destekle kategorisinden bir öğrenme nesnesidir. Kullan-Destekle nesneleri bilimsel çalışmalarda kaynak gösterilerek kullanmak istisna

Detaylı

Bu yüzden kendinizi ve de özellikle çocuğunuzu suçlamak için en ufak bir nedeniniz yoktur!

Bu yüzden kendinizi ve de özellikle çocuğunuzu suçlamak için en ufak bir nedeniniz yoktur! Bit? Sirke? Panik? NYDA ile kolaylıkla gider. Sevgili Anne ve Babalar, eğer doktor çocuğunuzda baş biti tespit ettiyse, bitler ve bitin büyüme evreleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi en önemli

Detaylı

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 01330 Adana Bir ineğin kendisinden beklenen en yüksek verimi

Detaylı

KARTAL BELEDİYESİ VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

KARTAL BELEDİYESİ VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ KARTAL BELEDİYESİ VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç Madde 1 Bu yönetmeliğin amacı Veteriner İşleri Müdürlüğünün kuruluş, görev,

Detaylı

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar Verem Haftası etkinlikleri çerçevesinde Akkuş İlçe Sağlık Grup Başkanımız Dr. Mustafa AKDOĞAN 18/01/2010 tarihinde ilçemizde çalışan din adamları ve halka yönelik verem hastalığı ile ilgili çeşitli bilgiler

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN

Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN Doç.Dr. V. Soydal ATASEVEN Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı, Hatay Sığırların Nodüler Ekzantemi - Afrika Hastalığı (LSD) Sığırların Üç Gün Hastalığı (Bovine Ephemeral

Detaylı

OKSİYUR YUMURTASI ARAŞTIRILMASI

OKSİYUR YUMURTASI ARAŞTIRILMASI OKSİYUR YUMURTASI ARAŞTIRILMASI Diğer adları: Kıl kurdu yumurtası araştırması, Enterobius vermicularis yumurtası aranması, selefon bant incelemesi, Kullanım amacı: Belirtisi olan veya olmayan kişilerde

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ AKıLCı İLAÇ KULLANıMı TANıMı İLK DEFA 1985 YıLıNDA DÜNYA SAĞLıK ÖRGÜTÜ TARAFıNDAN YAPıLMıŞTıR. KİŞİLERİN KLİNİK

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. BİTERAL 250 mg Film Kaplı Tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Ornidazol Her film kaplı tablet 250 mg ornidazol içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. BİTERAL 250 mg Film Kaplı Tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Ornidazol Her film kaplı tablet 250 mg ornidazol içermektedir. KULLANMA TALİMATI BİTERAL 250 mg Film Kaplı Tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: Ornidazol Her film kaplı tablet 250 mg ornidazol içermektedir. Yardımcı Maddeler: Diğer yardımcı maddeler için 6.1 e

Detaylı

A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ

A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ Modern Genetik Biyoloji Ders Notları A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ Bazı omurgasız hayvanlarda ve tam çiçek bulunduran bitkilerin büyük çoğunluğunda hem dişi hem de erkek organ birlikte bulunur. Bazı canlılarda

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KANAMALARDA İLKYARDIM BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Kanama

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

HACCP. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi

HACCP. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi HACCP Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi HACCP HACCP teriminin çıkış noktası Hazard Analysis Critical Control Points Kritik Kontrol Noktalarında Tehlike Analizi HACCP nedir? Gıda güvenliği ve tüketici sağlığı

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Hastalık sahra altı Afrika da ve güney Amerika da yaşayanlarda ve bu bölgeye seyahat edenlerde görülür.

Hastalık sahra altı Afrika da ve güney Amerika da yaşayanlarda ve bu bölgeye seyahat edenlerde görülür. SARI HUMMA Yellow Fever; Sarı humma sivri sinekler ile bulaşan mikrobik hastalıktır. Hastalık sahra altı Afrika ve güney Amerika da görülmektedir. Bu bölgeye seyahat yapacak kişilerin Sarı humma aşısı

Detaylı

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile uygulanan kültürel önlemlerden biri de tarım ilacı uygulamalarıdır.

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 20 Mayıs 2015 20. Hafta (11-17 Mayıs 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 20. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI BELOGENT merhem Cilt üzerine uygulanır. Etkin madde: Her 1 gram merhemde dipropiyonat formunda 0,5 mg a eşdeğer betametazon ve sülfat formunda 1,0 mg a eşdeğer gentamisin bulunmaktadır.

Detaylı

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur.

Elma kış dinlenmesine ihtiyaç duyan meyve türü olup, soğuklama gereksinimi diğer meyvelere göre uzundur. Elma Tarihçe İklim İstekleri Elma ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim bitkisidir. Akdeniz Bölgesinde 800 m. den yukarı yerlerde yetişir. Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

SAĞLIK MESLEK LİSELERİ HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ XII. SINIF BULAŞICI HASTALIKLAR VE BAKIMI DERSİ İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİ PROGRAMI

SAĞLIK MESLEK LİSELERİ HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ XII. SINIF BULAŞICI HASTALIKLAR VE BAKIMI DERSİ İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİ PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI SAĞLIK İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI SAĞLIK MESLEK LİSELERİ HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ XII. SINIF BULAŞICI HASTALIKLAR VE BAKIMI DERSİ İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİ PROGRAMI ANKARA 2007 GİRİŞ

Detaylı

Alt sınıf: Apterygota otakım 1. Diplura (Çift kuyruklular) otakım 2. Protura otakım 3. Collembola (Kuyrukla sıçrayanlar) otakım 4.

Alt sınıf: Apterygota otakım 1. Diplura (Çift kuyruklular) otakım 2. Protura otakım 3. Collembola (Kuyrukla sıçrayanlar) otakım 4. APTERYGOTA Alt sınıf: Apterygota otakım 1. Diplura (Çift kuyruklular) otakım 2. Protura otakım 3. Collembola (Kuyrukla sıçrayanlar) otakım 4. Thysanura APTERYGOTA Alt sınıf: Apterygota (Kanatsız Böcekler)

Detaylı

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Genel Bilgiler: Tularemi olgu

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI FUSİNAT 500 mg film tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Bir film kaplı tablet 500 mg sodyum fusidat içerir. Yardımcı maddeler: Mikrokristal selüloz PH 200, krospovidon, laktoz anhidrat,

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

KOYUNCULUK GAP TEYAP İHG

KOYUNCULUK GAP TEYAP İHG KOYUNCULUK GAP TEYAP İHG KOYUN IRKLARI Koyunları verimlerine göre 3 grupta toplayabiliriz. Etçi ırklar, Sütçü ırklar, Yapağıcı ırklar, Bir işletmede yetiştirilecek koyun ırkı seçilirken şu hususları dikkate

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. GİSMOTAL 24 mg/5 ml oral süspansiyon hazırlamak için granül Ağızdan alınır.

KULLANMA TALİMATI. GİSMOTAL 24 mg/5 ml oral süspansiyon hazırlamak için granül Ağızdan alınır. KULLANMA TALİMATI GİSMOTAL 24 mg/5 ml oral süspansiyon hazırlamak için granül Ağızdan alınır. Etkin madde: Sulandırılmadan önce; her 100 gram toz, 787 mg trimebutin içerir. Sulandırıldıktan sonra; her

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı