Gürkal Gençay. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gürkal Gençay. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.8.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat"

Transkript

1 - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin kopyalanması gerçek veya elektronik ortamlarda yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu doküman, şairin kendisi veya temsil hakkı verdiği kişinin isteği üzerine Antoloji.Com tarafından, şairin veya temsilcisinin beyanları doğrultusunda yayınlanmıştır. Bu dokümanın yayınlanması kullanılması dağıtılması kopyalanması ile ilgili husularda ve şiir içerikleri ile ilgili anlaşmazlıklarda Antoloji.Com hiç bir şekilde sorumlu ve taraf değildir.

2 (11.Kasım.1960) 1960 İSTANBUL DOĞUMLUYUM. ANNEM T.SANAT MÜZİĞİ YORUMCUSU AYDAN ÖRTÜLÜ, BABAM EVRENSEL GAZETESİ YAZARI ve GERÇEK SANAT YAYINLARININ SAHİBİ GÜNGÖR GENÇAY DIR. * SEVGİLİYE GİZLİ MEKTUPLAR 1996 Örtülü Sanat Yayınları * YARINLARI TÜKETMEK DÜNDEN 1999 Örtülü Sanat Yayınları * KÖPEĞİNİZİ TANIYOR MUSUNUZ? 2000 Erk Gurup Prod. VE * KÖPEKLERLE YAŞAMANIN 12 KOLAY YOLU 2000 Erk Gurup Prod. ADINDA DÖRT KİTABIM MEVCUTTUR. ÖNÜMÜZDEKİ İKİ YIL İÇİNDE YAYIMLAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜM ÜÇ KİTABIM ÜZERİNDE ÇALIŞMAKTAYIM. ÇEŞİTLİ GAZETE VE DERGİLERDE UZUN YILLAR YAZI YAZDIM. ERDEM YAYINLARI YAPI KREDİ YAYINLARI VB. GİBİ BİRÇOK CİDDİ KURULUŞUN ÇIKARDIKLARI EDEBİYATÇILAR ANSİKLOPEDİLERİNDE İSMİM (biyografim) YER ALDI YILINDA İSTANBUL DA (bir yıllık) RADYO PROGRAMCILIĞI DENEYİMİM OLDU. KESK E BAĞLI BİRLEŞİK TAŞIMACILIK ÇALIŞANLARI (BTS) SENDİKASININ ÜYESİYİM. VE BUNA KOŞUT, PİR SULTAN ABDAL K.DERNEĞİ BEDENSEL ENGELLİLER DERNEĞİ HABİTAT İZLEME GURUBU BAĞIMSIZ HAYVAN PLATFORMU VB. GİBİ BİRÇOK DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTÜ İÇİNDE AKTİVİST OLARAK YER ALDIM. 22 YILLIK DEVLET MEMURUYUM. ATATÜRK HAVA LİMANINDA ÇALIŞMAKTAYIM. EMEKLİLİĞİMDEN SONRA DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ NDE SİYASET YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUM. Eserleri: * SEVGİLİYE GİZLİ MEKTUPLAR 1996 Örtülü Sanat Yayınları * YARINLARI TÜKETMEK DÜNDEN 1999 Örtülü Sanat Yayınları * KÖPEĞİNİZİ TANIYOR MUSUNUZ? 2000 Erk Gurup Prod. * KÖPEKLERLE YAŞAMANIN 12 KOLAY YOLU 2000 Erk Gurup Prod.

3 17.Ağustos.2004.Salı..ve; karanlıktan çekilen bıçaktı o an bütün zamanlar ve büyük gürültülerle, ardına kadar kapandı kapılar...gidecektin... keskin bağırtıların şarkısı geçecekti penisiline boğulmuş damarlarından. kanadından vurup mülteci kuşları, hançerledin yıldızlara belenmiş geceyi,..ve gittin... artık bana kalacaktı yenilgisiz sözlerin, çalınan şarkılar, sesinde anlamlı öyküler, bütün iyi dilekler, ve şizofren caddelerinde kentin gölgeler yitirdiğimiz gidişler;..bana kalacaktı. şimdi; bana kaldı, kendime kundak bildiğim gecelerin sabahında binlerce şairin bıçak sırtındaki sancısı...gidişin, belki de ardına bile bakmayarak, ve bir dağ ateşinin alazını ciğerime damlatarak; bir kahroluştu bu. ismin nakışlanmış ses vermeyen duvarlara, istasyonlara, taksi duraklarına, mezar taşlarına, ateşe, suya. yüzünün sarışın sıcaklığında, kulak kabartmak yüreğimin yangınına, ve kefenleyerek uykuları, sabahın alacasında uyumak yokluğuna. artık; aşinalığını yitirmiş bir kumrallık olacaktı yüzüm, kesindi,

4 ve gülüşünü de unutacaktım masamda. saçlarında bir teli daha dökülecekti fırtınanın, nehirler bulutlara taşınacaktı, böyle bir vakitte kışa duracaktı nar çiçekleri, ve şakaklarımı ablukaya alan zemheri beyazı, kaburgama çöreklenen ağrısı, ve daha da derine gidecekti yokluğunun yarası. gidişinle ülkesiz kalmıştım, yurtsuz, kentsiz. dilimi de unutmuştum, ki feryadım yürüdüğün yollardaydı. kentin ışıkları sönüyordu birer birer, evlerin çatısına yıldızlar yağıyordu, Aydan ışık ve gölgeler yağıyordu, ve doğduğum şehir artık kayboluyordu. kimliksizdim, çaresizdim, boşa arıyordu taşını toprağını ellerim; sen,benim şehrim değil miydin? iyi de; biz bu kavgalara bilememiş miydik hasretimizi? bu kahrolası aydınlığa, kalabalıkların kirlettiği sabahlara, ve etrafımızı kuşatan duvarlara yaylım ateşti ya en içtenlikli, en sıcak şarkılarımız: gecenin matemini aşkımıza örtüp sarayım, gittin; şimdi ben, seni nerede bulup yalvarayım..dağlar devrilirdi üzerime, sen söylerdin, ve yakamozları ağlatırdı nağmelerin süslediği sesin. ellerimizi vermiş de yakmıştık ıslak kumları, akşamın olduğu yerde

5 bekle diyorsun, gelmiyorsun; çünkü, seni çok sevdiğimi biliyorsun ezgili, ve o şarkılarla ağlamıştık ya sevgili. dişimi dişime dayarcasına ısırdım dudaklarımı, vaktim olmadı bunu unutmaya ne yazık ki... bu kentte voltalar yitikti, ve hiçliğimize anı şarkılar; veda idi. o, iki gözün acısına kapaklanmış, ölü köpek bakışlarıyla gelincikti iki gözüm. yollarını beklemek var ya, o dönüşü olmayan yollarını; belaydı. yokluğunun beynime çöreklenen acısı; belaydı. ve beni ablukaya alan dört duvar; belaydı. ve yıldızlar gecenin alacasına göz ederken baktım, yine hüzün içindeydi gülüşün, çok içtendi, ve çok güzeldi. yüzünde, buz tanrıçasının ebemkuşağı vardı, selamın bildirge, gidişin, ve geceden güneş gibi yitişin öyle mağrur, öyle diktin. ve yüreğine yakışan sevdayı savunmuştu, çıplak gözlerin...ve; karanlıktan çekilen bıçaktı o an bütün zamanlar, ve büyük gürültülerle ardına kadar kapandı kapılar...gitmiştin... gidişinle ülkesiz kalmıştım, şehirsizdim. yurtsuz, kentsiz, memleketsiz.

6 oysa; nabzı avuçlarımda atardı bu şehrin, ki yaşanacak zamanları bir kalemde silip ömrümden, gitmemen için dönüşsüz yollara seve seve ölebilirdim. ve yerim senin yanındı,..bilirdin... şaşkın, telaşlı, ve ürkektim, ve sana mülteciydim. boşa arıyordu artık bağını,bahçesini gözlerim; sen,benim şehrim değil miydin? 01.Temmuz.2000.Cumartesi-İstanbul

7 Ağıt Damarımdaki şırınga ümitsizliği kanar şimdi En bela hatıraları bıraktın bana, neden? Nabzımda parçalanır gülüşünün med ceziri İçerimde bir kızıl kor yığını Zemheri üşüyen bir mevsim bıraktın bana, neden? İki yürek bir bütündük her şeye inat Bıçkın isyancılar biriktirip içinde Rengi yok bir gökkuşağı bıraktın bana, neden? Olmamış meyveydi dalından kopardığın Gözlerini bir hırsız gibi çaldın türkülerimden Lambaların ışığında saklanır menevişi acının Umudu yitik bir adam bıraktın bana, neden? 1976 K.Çekmece/ İstanbul * Akrostiş: Deniz İbroğlu na Akşam Gazetesi: 12:Aralık.1995 Yelpaze Dergisi: 01.Mart.1992 (Sayı:8) Neden Başlığı ile yayınlandı.

8 Ailenizin Şairi her ne kadar serseri deseler de, siktiredin düzen düşmanını komünist hergele deseler de, delikanlılık dönemlerim siyasi sorguların kıskacında, nezarethanelerde, gözaltlarında geçse de, ve annem her gece pencerede merakla, endişeyle yollarımı gözlese de, öyle serseri ruhlu bir şair değilim ben. vurdumduymaz, sorumsuz, ipsiz sapsız, boş vermiş. neme gerek; her çiçekten ayrı bal eylemek, her limanda bir sevgili tüketmek, ve yaşama maymun iştahlı gözlerle el etmek. ben; adam gibi, etliye-sütlüye dokunmayan şiirler yazarım. söz gelimi; genişliği bire kırk santim, derinliği yetmiş beş, boyu da iki metre. * isteyen kanat açsın demir dinozorlar içinde, gemiler birbirine karıştırsın deniz fenerlerini, herkes tuttuğu kızı öpsün; kör her önüne geleni, bir tavşan közlenmiş bakışlarla dilensin yaşamı yangın yeri ormanlardan, ırmaklardan yeşil kefeniyle zehirli sular aksın, ölü doğsun mevsimler, açlar kendi etini dişlesin, ve tükeniksiz mermiler son kuşu da kanadından etsin; yahu neme gerek, ha neme gerek, ne gam baba, ne kasavet. salağım ya; neme gerek. her ne kadar, askerde disiplin cezaları verilse de, emre itaatsizlik, hadiseyi ciddiye almama falan, gelse de askerliğim yanmanın eşiğine ve askerlik müessesesini sevemesem de, silahları, topu, tankı, ve katı kuralları, savaşları

9 ben; adam gibi, ben etliye-sütlüye karışmayan, zülf-ü yare dokunmayan şiirler yazarım. genişliği bire kırk santim oradan buraya, derinliği yetmiş beş, boyu da iki metre. * bir yerlerde duramama, oradan oraya gezerlik, serperek anıları hafızanın torbasından vurdumduymaz bir göçerlik. nerede bende o şans, başıbozuk türküler söyleyenler nerede, sakıncalı yazıların müellifi, ve dolaşıp dağlarda tedirgin ceylanlar gibi. göçebelik? bir şehri eskitmek her gün? ve günde iki buçuk paket cıgara nefeslediğim, nikotin katranının bürümüşlüğü, hasretinin bir ateş gibi düşmüşlüğü, elbette paralanır ciğer dediğin... kesinlikle belli yerim yurdum, öyle gezegen değilim. çünkü, değişmiyor telefon numaram, değişmiyor adresi evimin. her ne kadar yanlış adreslerde dolansam da, her ne kadar yanlış kapıları çalsam da, ve dilengenliğim yüzüme vurulsa da kırılsa kalbim, onurum yıkılsa da; dedim ya, ben sahici bir adamım...ve adam gibi, etliye sütlüye dokunmayan, ne şişi ne de kebabı yakmayan akıllı uslu şiirler yazarım. genişliği bire kırk santim ucu ucuna, derinliği yetmiş beş, boyu da tam iki metre. * düşün..! bir yanında yüreğini çaldırdığın o sevgili, diğer yanında gururun, haysiyetin. iyi de; ben yalnızca sevdama boyun eğer, bel bükerim. ki nasılsa bakkalda bile satılıyor gurur dediğin. salağım ya, gereği yok şairliğime haysiyetin ve böylesi muzır şeylerin. memuriyet dönemlerim sürgünlerde geçse de,

10 dosyamız kırmızı kapaklı, sicilimiz kızıla kesse de, dedim ya; ben, adam gibi, etliye-sütlüye karışmayan, tavşan boku gibi akmayan kokmayan şiirler yazarım. genişliği bire kırk santim milimi milimine, derinliği yetmiş beş, boyu da tam iki metre. * bazen dellenirim işte; hepsi o, sadece ara sıra felaket şekilde aklıma düştüğü olur akıbeti anamın penceresindeki begonyaların, ve soyunduğum urbaların astarındaki o zamanın, görülür; ayevinde ışıldayan ayva tüyleriyle özgürlüğe adımlanan koşularım. yani, ben; kahretsin..! fena halde ağırbaşlı bir adamım, her ne kadar serseri deseler de, molla denecek kadar vakar bir ozanım...ve adam gibi, etliye-sütlüye karışmayan, hem nalına hem de mıhına vuran şiirler yazarım. genişliği bire kırk santim, ne eksik ne de haylice, derinliği yetmiş beş, boyu da tamı tamına iki metre. ama; dedim ya, bazen dellenirim işte; hepsi o, sadece ara sıra * şairce bir sır vereyim dostlarıma, yazdığım bütün şiirler; çöreklenip çöreklenip aklıma akıp durdular kağıtlara, yalnız ve yalnızca dellendiğim o zamanlarda. 21.Temmuz.2000.Cuma-İstanbul

11 Anneleri, Bazılarını Doğurmaz; Sıçar Adı: Herşeyi herkesten iyi bilen adam Eğer Kızılderili olsaydı, eminim annesi ona bu ismi koyacaktı. Zira yaptıklarını, yazdıklarını ve halet-i ruhiye lerini öngörerek annelerinin Hıncal maya, Öcal maya çok uygun yapılarına yakışır bu isimleri çocuklarının kimliklerine taşıdığını görmekteyiz. Mesleği: Spor yazıları da yazan magazin gazetecisi. Onu çok satan bir gazetenin arka sayfalarında, tuttuğu takımın renklerini taşıyan sarı fistan... (pardon) ceketi ve içine giydiği kırmızı mintanlı, pişmiş kelle misali sırıtan resmiyle her sabah görmekteyiz. Ve onu, soytarılık hiyerarşisine dahlettiği ve sarı-kırmızı tasma takarak gezdirdiği (artık hayatta olmayan) köpeğine ve yakın dostlarının besledikleri başka başka hayvanlarına ilişkin yazdığı fast-food yazılardan da tanıyoruz. Doğaya ilişkin ve hayvanlara ilişkin böylesi sevgi içerikli yazıları, yüreği sevgiyle atan herkes gibi hayvanseverleri de mutlandırıyordu. Hatta hatta; keçi gibi inatçı oluşu, keçi sakalı ve keçi melemesini andıran gülüşüyle Hayvan severlerin özel sempatisini de kazanıyordu. Elemanın, 07.Haziran.1999.Pazartesi günü Sabah Gazetesinde yayımlanan İnsanları Koruma Derneği başlıklı yazısını okudum. Herşeyi bilen adam, yazısına; - Galiba bu ülkede sonunda İnsanları Koruma Derneği kurmamız gerekecek... diye mugalatasal bir giriş yapmıştı. Bunun üzerine, üşenmedim TTV nın yayımladığı ve içinde yaklaşık iki bin sivil toplum kuruluşunun tüzel, hükmi kimliklerinin yer aldığı katalogu inceledim. Bu coğrafya üzerindeki yaklaşık beş bin sivil toplum kuruluşunun aşağı-yukarı yarısının yer aldığı bu katalogda yedi örgüt hariç, tümü özünde insanlara yönelik faaliyetler ile iştigal eden dernek ve vakıflardı. Dernek ve vakıflar kanununa tabii olarak kurulmamış bağımsız platformları ve semt girişimcilerini de sayarsak hayvanlar için uğraşı veren örgüt sayısı elliyi geçmiyor. Bu çok iyi niyetli bir rakamdır. Ne acıdır ki ve ne yazık ki eleman, insanlar için kurulan binlerce vakıf ve derneğin işlevsizliğinin, basiretsizliğinin, örgütsüzlüğünün, resmi ideolojinin izdüşümü oluşlarının ve kapitalist düzenin icaplarına endekslenişlerinin sorgulanması yerine yine o bildik, yine o tanıdık işin kolayına kaçma refleksiyle utanç vesikası diyebileceğimiz yazısında birkaç hayvan koruma derneğine ve onların korumaya çalıştığı zavallı hayvanlara kuduz gibi saldırmaktadır... O utanç vesikasını yazan Hıncal Uluç a ve bu yazıyı yayımlayan utanç ceridesinin genel yayın yönetmenine sormak lazım; - Neden olayın bu yönünde yoksunuz, bu boyutunda yoksunuz?....yürekleri yetmiyor çünkü, petkaları yetmiyor... tam bir ilkesizlik, tam bir pespayelik... İnsanlara yönelik faaliyetlerde bulunan dernek/vakıf sayısının bu kadar yüksek rakamlarda olması da ortaya bir başka gerçeği çıkarmaktadır. İnsanların sorunları, problemleri ve acıları kurulan her derneğin esbab-ı mucibe sidir. İşte bu yüzden, kendilerinin varlık nedeni, varolmalarının devamı nedeni olan problemlerin, sorunların ve acıların ortadan kalkması derneklerin hiçbirinin işine gelmez, gelmemektedir. Sorunlar ve acılar devam edecek ki, bu dernekler ve vakıflar varlıklarını sürdürecekler ve cukkalarını doldurmaya devam edecekler... Çünkü kanla beslenen sülük gibiler bunlar... Hiç farkları yok, inanın... Tam da bize yakışan, Türk tipi, bu coğrafyadaki idare anlayışına yakışan dönel düzen çarklarının bir dişlisi haline gelen bu olguyu/bu yapıyı irdelememek ve okuyucusunun

12 gözlerinden kaçırmaya çalışmak ne kadar sağlıklı bir yaklaşım olabilir? Bunun altında başka şeyler arıyorum ben, başka hinoğluhinlikler arıyorum... Bu arada, elemanın sözünü ettiği ve insanlara yardım etmesini talep ettiği derneklerden mevcut olanlardan bir-iki tanesini örnek olarak vermek istiyorum. (Kaynak Türk Tarih Vakfı-Sivil Toplum Kuruluşları Katalogu.) 01-) Açık sistem kullanıcıları derneği 02-) İstanbul Fetih cemiyeti 03-) Kayısı araştırma, geliştirme ve tanıtma vakfı 04-) İzmir iner Wheel kulübü derneği 05-) Mağara araştırma derneği 06-) Fukara hayat derneği 07-) Mutfak dostları derneği 08-) Afrodisias ı sevenler derneği 09-) Hale hanımlar derneği 10-) Türkiye ulusal alerji ve klinik immünoloji derneği 11-) Aktif balıkadamları derneği 12-) Yaşamı paylaşalım Kadıköy kadın gurubu 13-) Uzaktan eğitim vakfı 14-) Zonta iş ve meslek kadınları derneği 15-) Türkiye zeka vakfı 16-) Topkapı fukaraperver cemiyeti 17-) Doğuştan kalça çıkığı araştırma ve tedavi derneği 18-) Çorum kalite derneği 19-) Arzuhalciler ve iş takipçileri derneği 20-) Kesikbaş vakfı Önemli Not: Adında savaş sözcüğü geçen on altı sivil toplum kuruluşuna karşın, adında barış sözcüğü geçen yalnızca altı kuruluş. Oranı: Yüzde otuz beş... * Şimdi gelelim elemanın yazdıkları marifetiyle söylediklerine; - İstanbul da kaç sokak köpeği var biliyor musunuz?.. Bütün bunlar (yani belediyelerin sokak köpeklerini toplaması, kısırlaştırması ve aşılarını yapması) söylenen işlemlerin yapılması kaça patlar hesapladınız mı?.. Halkın paralarını belediyelerin böyle fütursuzca harcama hakları var mı?....gibi bu konuda da dehşetli açıklamalarını yapmış.....bak...bak...bak...zekaya bak... Yani, asmayalım da, besleyelim mi? diyor işin Türkçesi... Ne diyor eleman? Bir hayvanın aşılanması ve kısırlaştırılması seksen beş milyon lira. İstanbul sokaklarında da şu kadar hayvan var; e, çarp onu onunla, ne çıktı? Otuz beş trilyon lira... Ondan sonra da, vay efendim romantik önlemlerin maliyeti otuz beş trilyon lira. Böyle şey olur mu? diyerek feryad-ı figan figürlerle süslenmiş; saptırmaya, yani okuyucusunu etkilemeye yönelik, yani manüplasyon amaçlı yazılar yazmış. Dedik ya, gariban Hıncal Uluç gidip Etiler de lüks bir veteriner kliniğinden aldığı kısırlaştırma-aşılama fiyatlarını, sokaklardaki abartarak verdiği hayvan sayısıyla çarparak basit, saçma sapan bir sonuç çıkartarak okuyucusunu yanıltıyor. Tabii, siz Hıncal Uluç u biliyorsunuz ya!.. O derin bir spor yazarıdır, o her zaman beğenisine müracaat edilen tecrübeli bir jüri üyesidir, o engin deneyimleri olan bir şehir planlamacısıdır, o uzmandır, o var ya o; her şeydir, gak tır guk tur...

13 ..inandınız mı yoksa?.. Anlaşılan o inanmış. Bu, yazılarından ve TV lerde yaptığı konuşmalarından sezilebiliyor. Self poh poh a, oto poh poh a başlıyor. - Ben var ya ben; süperim... Ben var ya ben; inanılmazım... Ben var ya ben; inanılmazım.....hadi bakalım yeniden cilala... Alçak yerde tepecik kendini dağ sanırmış demiş bir zamanlar feylesofun biri bir yerlerde... Hıncal ın gazına gelen Sabah Gazetesi de ilkelilikten uzak, ilkel basın anlayışı ile sokak hayvanlarının katliamlarına adeta çanak tutuyor ve adeta ölümleri kampanyalaştırıyor...var mı böyle bir şey?..böyle bir şey var mı allah aşkına?....böyle bir şeyin inandırıcılığı var mı?.. Bilindiği gibi, bu Sabah gazetesinin böylesi ilk tavrı değil. Daha önce, boğaz köprüsünde nükleer karşıtı eylem yapan çoğunluğu yabancı aktivistlere Go home Yankee!.. Evine dön... Ne yani, biz burada mum mu yakalım? Siz sıcacık evlerinizde şıkır şıkır otururken... şeklinde manşetler atarak olayın vahametini; yani nükleer santrallerin tehlikelerini, nükleer atıkların saklanmasındaki olası riskleri, nükleer santrallerin yapılması düşünülen yerlerin ve üzerinde yaşadığımız coğrafyanın yüzde doksan beşinin deprem tehlikesi ile her an karşılaşabileceğini, olası nükleer kaza rizikolarını, nükleer kullanım kültürümüzün olmayışı gibi birçok önemli ve hayati konuyu gözlerden kaçırarak basit bir formüle indirmişti... Ve bunu alçakça, ırkçılık yaparak, yani belden aşağı vurarak yapmıştı.....ondan sonra da, cesur gazeteymiş bilmem ne.....cesaretinizi öpeyim sizin.....gene palavra bir haber, o bildiğiniz... - Hadi canım sen de, hadi yürü, uza bakalım derler bizim oralarda... Hadi canım sen de... Belediyelerin bu anlamda yapacağı harcamaları fütursuzluk olarak algılıyor eleman. Belediyelerin fütursuzca halkın paralarını harcadığı yerleri yine kaçırıyor, saklıyor Hıncal Uluç. Yani okuyucuyu dezenforme ediyor, bilgisizleştiriyor Hıncal Uluç. İSKİ davasını, Akbil davasını, Şişli Belediye Başkanı Gülay Atığ davasını aklının ucuna bile getirmeyen, bu coğrafyada merkezi ve yerel yönetimlerin fütursuzca yaptıkları harcamalar, hortumlamalar ve israflar konusunda bir tek satır bile örnek vermeyen eleman, iş sokaklardaki gariban köpeklere gelince kaplan kesiliyor...tabii, kağıttan kaplan.....bir başka kemiksizliğin, bir başka duyargasızlığın da göstergesi bu!....çok güzel, çok güzel, tuttum seni... Adın neydi senin? Hıncal çok güzel.....memleket neresi?.. Maşallah, eleman cıva gibi... Hangi kaba girerse o kabın şeklini- biçimini alan, jöle gibi kemiksiz. Bir yazısında belediye parlatmacılığı yapar, bir başka yazısında (Sarıyer ormanları/koç üniversitesi, Gökkafes vb.) sermaye uşaklığı yapar. Hayattaki duruşu ikiyüzlülük üzerine kurulmuş zaten... Değişkeleri bir araya getirirseniz durum aslında çok vahim ve ortada...

14 ..tablo gerçekten vahim... *Evine götürecek bir lokma ekmeği bulamamanın ne olduğunu bilir misiniz siz? Bu ülkede vergilerini veren, vatandaşlık mükellefiyetini maddi-manevi yerine getirmeye çalışan milyonlarca insan bir sonraki günlerini nasıl kotaracaklarının hesabını yaparlarken, bu sene sevgililer gününde durumu iyi olanların sevgililerine hediye etmeleri için ithal edilen ekvador gülüne harcanan para üç trilyon lira olmuştur. Bu israf değil midir? İthal çiçeklere ödenen vergi bu ülkenin insanlarının cebinden çıkmamış mıdır? Ve üç gün sonra solacak olan o çiçekler ile birlikte bu ülkenin milli serveti de çöpe atılmış olmayacak mıdır? *6.9 katrilyon lira verginin 5.4 katrilyon lirası ülke yönetiminin başında olanlar ve ülke ekonomisini yönlendiren beceriksiz idareciler yüzünden faizlere gitmektedir. Bu noktada oluşan kara delikler fütursuzca yapılan harcamalar yüzünden oluşmamış mıdır? *Bu ülkede tam 469 milletvekili duble maaş almaktalar. Yani 71 milletvekili bir milyar üç yüz milyon lira alırken, diğerleri iki milyar liranın üzerinde maaş almaktadırlar. Sizin bahsettiğiniz o uygar ülkelerdeki milletvekilleri yaptıkları bu işi onore bir iş olarak kabul ederler ve adeta bir öğretmen maaşı alırlar. Ve milletvekilliği görevlerini kısa süreli ve bir defaya mahsus yaparlar ki bu onore işten diğer vatandaşlar da nasibini alsınlar, ülkelerine hizmet etsinler. Uygarlık kriterlerini sokaklardaki biçare hayvanlara endeksleyerek meclisteki kıyak emeklilik, kıyak ve duble maaş rezilliği gibi birçok olguyu gözlerden kaçırmak namuslu bir yaklaşım mıdır? Halkın parasını ceylan derisi koltuklara, milenyum hediyesi deri çantalara, son model lüks makam arabalarına, özel uçaklara, resmi yurtdışı gezilerine tüm avenesi/sülalesi ile çıkmaya şahsi harcamalarını (özel telefon görüşmeleri-yemek faturaları vb.) meclise havale etmeye akıtanlar uygar bir ülkenin füturlu vekilleri midirler? Mesela, bir milletvekili eskisinin dişlerini yaptırarak 6.7 milyar liralık faturayı meclise postalaması füturlu harcamalar sınıfına girebilir mi? *Bu ülkede KİT lerde; mesela köy işlerinde işçi olarak gözüken ama hiç işe gitmeyen ve ayda milyon lira maaş alan yaşları seksene merdiven dayamış insanlar, On yedi gün çalışıp on bir ay çalışmış olarak gözüken insanlar, Sadece kendi ailelerinin ilaç ihtiyacı değil, çevrelerinin de ilaç ihtiyacını devletten karşılayanlar, İlaç reçetesi yazdırıp, ilaç yerine güneş yağı-şampuan falan alanlar, Yolluk başvurularında ikamet edilen il olarak haritanın en uzak yerlerini gösterip 600/700 milyon lira harcırah alanlar, devlet sistemi içindeki tüm departmanların çürümüşlüğünün, kokuşmuşluğunun ve fütursuzluğunun parametreleri değil midir? Ondan sonra da köpeklere şu kadar para harcanırmıymış bilmem ne!....bu kadar absürt bir söylem olabilir mi ya?.. Tepkilerin nasırlaştığı, daha da vahimi tepkilere karşı duyarsızlıkların faşizan bir şekilde yerleştiği ve adeta lale devrinin yaşandığı bir ülkede herşeyi yolundaymış gibi göstermek ve yolunda gitmeyen tek şeyin sokaklardaki gariban, çaresiz hayvanlar olduğunu yazmak/söylemek tek kelime ile riyakârlıktır...elbirliği ile bu ülkenin canına okuyorsunuz!....vah benim yurdum vah... İçimiz titriyor, içimiz. Bunlarda ise hiçbir şey yok, hakikilik yok. Hıncal Uluç u hiç ama hiç ilgilendirmiyor bu durum. Devleti soyan yerel ve merkezi yöneticiler hakkında bir tek satır dahi yazmıyor, yazamıyor. Çünkü buna yüreği

15 yetmiyor. O, hafta sonları gazetelerin bedava verdikleri şamdan mıdır, gala mıdır (isimlerini doğru hatırlamayabilirim) bir dergide sosyete kadınlarının ve mankenlerin kılık kıyafetleri konusunda belgesel yazılar yazmayı tercih ediyor. Belki çıkar ilişkilerinin bittiği bir-iki belediye başkanı ya da bir-iki kıytırık yönetici hakkında yazı yazmış olabilir, bilmiyorum... Arada böyle sesler çıkararak rahatlıyordur, adeta gaz çıkarıyor eleman. Zira Hıncal gibiler öylesine bağlılar ki sisteme göbekten; aynı kaptan yemek yiyorlar, mamalanıyorlar çünkü...ve aynı kaba pisliyorlar çünkü.....bunu yadırgadığımızı belirtmeliyiz... Herşey o kadar çarpık ki, herşey o kadar ikiyüzlü ki, herşey o kadar sevimsiz ki, herşey o kadar iç karartıcı ki; ondan sonra da çıkıp, uygar ülkenin sokaklarında hayvan olmazmış da, Türkiye nin imajıymış bilmem ne!... - Pardon, nedir Türkiye nin imajı?.. pardon; söylemesi ayıp.....çok saf, çok samimi bir sorudur bu... Vatandaşına, kendi gibi düşünmeyenlere, kendisine benzemeyenlere ölümcül; kendisine ise kayırıcı olmanın adı demokrasi değildir, çağdaşlık değildir, uygarlık ise hiç değildir. Bunun anlamsal olarak çok iyi irdelenmesi gerekmektedir. Bu, bir beyaz Türk ün Kürt leri, Alevi leri, Süryani leri, Keldani leri, Ermeni leri, hatta üçüncü cins insanları ve hatta hatta zihinsel/bedensel engellileri ve nihayetinde ise sokak hayvanlarını kategorik olarak değerlendirmesinin izdüşümüdür. Bu, faşizan ırkçı bir zihniyetin türcülük adına sergilediği iğrenç bir yaklaşımdır. - Hangi ülkeden bahsediyorum?..bilmem... hangi ülke olabilir? Ne bileyim ben... Düşünün işte; düşünün... Dedik ya, bu konuda söylenecek çok şey var. Aslında komedi ya da trajedi. Yöneticileri ve sizleri (İkitelli nin baronlarını) kahkahalar ile güldüren, biz gariban tebaayı (siz onlara sentel-gentel-dantel gibi sıfatlar yakıştırıyorsunuz) sürekli ağlatan trajikomedi. Böyle de ilkel oynanıyor oyun... Aslında, saygın ve onurlu bir meslek olan gazetecilik Hıncal Uluç gibi elemanların ciguli lik anlayışıyla yazdıkları yazılar nedeniyle tahrip edilmektedir. Nasıl ki içinde bulunduğumuz süreç Ciguli leri önümüze sanatçı(!) olarak çıkardıysa, Hıncal Uluç gibi elemanları da gazeteci(!) olarak sunmuştur. Daha doğrusu kakalamıştır... Aslında, Hıncal Uluç Türk medyasının gerçek anlamda Ciguli sidir. Gazeteciliği sulandıran, okuyucusunu düşündürme boyutunu ortadan kaldıran, olumlu düşünme melekelerini (esasen) diyalektik olarak baskılayan, fast-food bir anlayışla kaleme aldığı yazılarıyla tam bir Ciguli dir. Burada sağlıksız bir ruh durumundan bahsetmek de olasıdır. E...kendini sağlam bilen hastanın tedavisi olmazmış derler. Birilerinin bu anlamda elemanla ilgilenmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum... Neyse, geçiyorum... Ne diyordu yazısının devamında eleman? - Diyelim ki bunca parayı sokak köpeklerine harcadı. Köpekleri yeniden sokağa salmak ne demek?

16 Köpekler sadece kuduz ya da başka hastalık yaydığı için mi tehlikelidir? Sadece kuduz köpekler mi ısırıyor? Kuduz değil, aç ya da saldırgan köpekler tarafından kovalanan ve ısırılan kaç insan var İstanbul da biliyor musunuz?...işte böyle diyor, Peki bay Hıncal Uluç; iki ayaklı itler tarafından gece yarısı ya da gündüz saatlerinde kovalanan, tecavüze uğrayan, yaralanan ve hatta öldürülen kaç insan olduğunu biliyor musunuz?..ha?....saf bir biçimde soruyorum... Bana bir rakam verebilir misiniz iki ayaklı itler tarafından öldürülen insan sayısına ilişkin? Bakın, devletin açıkladığı resmi rakamlara göre 1999 yılı boyunca kuduzdan öldüğü varsayılan insan sayısı yalnızca dört kişidir. Ben size bir rakam verebiliyorum. Peki siz verebilecek misiniz?..elbette veremeyeceksiniz... Mesela; belediyelerin açıp da kapatmadıkları çukurlara düşerek ölen insanlar, kanalizasyonlara düşerek boğulan insanlar, basiretsiz yöneticiler yüzünden tekrar hortlatılan verem, kolera, sarılık gibi hastalıklardan ölen insanlar, taşımacılığın %92 sinin yığıldığı karayollarındaki başıbozukluk nedeniyle yaşanan onlarca kaza ve bu kazalarda parçalanarak ölen insanlar bir sayı verebilmeniz konusunda size yol gösterici olabilir mi acaba?..efendim?.. İnsan kaynaklı insan ölümleri, sizin boyutlandırmaya çalıştığınız köpek ölümleriyle mukayese edilemeyecek kadar orantısızdır... İnsan kaynaklı ölümler çok çok fazladır ve köpek olayları bunun yanında devede kulak bile değildir. İşte, zurnanın zırt dediği yer de tam burasıdır. Bu manada söyledikleriniz komik bile değildir. Kargalar bile gülmez... Gerek bile duymazlar, üşenirler böyle bir şeye... Olayları kendi değerleri, kendi değişimleriyle değerlendirecek yetiye, melekelere sahip değilsiniz. Hatırlatmakta fayda var, yeniden hatırlatmakta fayda var; o (güya) korumaya çalıştığınız insanlar tarafından mağdur edilen insan sayısına ve bu mağduriyetlerin kaynağına ilişkin istatistiki veriler, argümanlar var mı elinizde ve bu rakamları verebilecek misiniz?..efendim, duymadım?....aslına bakarsanız şaşırmadım... Evet; burası Türkiye diyorsunuz... Burası çarpıklıklar ülkesi, burası sahtekarlıklar ülkesi, burası Mephisto ların cirit attığı alçaklıklar/ikiyüzlülükler ülkesi, burası medya Ciguli lerinin, (Panter) Emel Yıldız ın da söylediği gibi İkitelli nin Levent Oran larının siftindiği sistem yalakalarının ülkesi... Yani bu kadar kötü, bu kadar ölümcül, bu kadar vahşi bir yörüngede olmak zorunda mısınız? İnsan yirmi yaşında çevresine karşı sertse (kötüyse) kalbinde, elli yaşına geldiği halde hala sertse (kötüyse) kafasında bir eksiklik vardır. demiş filozof...ne de güzel demiş... Biz Türkiye yiz; biz bizi/kendimizi biliyoruz. E, burası Türkiye.....eleman da Türkiye nin gastecisi!.. Neyse; bay Hıncal Uluç un yazdıklarına kaldığımız yerden devam edelim bakalım, başka neler yumurtlamış...ne diyor Cig...(pardon) Hıncal Uluç; - on-on beş köpekten oluşan bir sürü, apartman kapısı etrafına çöreklendiği ve

17 yaklaşana hırladığı için gece yarısı geldiği evine giremeyenleri biliyor musunuz?.. Köpek tarafından ısırılan, ya da kovalanan insan küçük bir çocuksa eğer, bu saldırının izlerini ruhsal dünyasında ölene dek nasıl taşıyacağını hiç düşündünüz mü?.. -Düşündük bay Hıncal Uluç,..elbette düşündük... Peki siz, polisin sırtında sigara söndürdüğü iki yaşındaki kız çocuğunu düşündünüz mü? Peki siz, polisin karakollarda taciz ettiği 8-10 yaşlarındaki kız çocuklarını düşündünüz mü? Peki siz, polisin gözaltına aldığı ve götürdükleri karakolda tecavüz ettiği yaşlarındaki kızları düşündünüz mü? Peki siz, götürüldüğü karakolda polislerce işkence edilen ve cinsel organına cop sokulan Kutup Yıldızı müzik gurubunun elemanı Şenay ı düşündünüz mü? Fakir çocuklara yardım etmek amacıyla sokaklarda dans eden ve bu yüzden terörist muamelesi gösterilerek karakol karakol, adliye adliye dolaştırılan kız çocuklarını düşündünüz mü? Peki siz, boş geçen derslerine öğretmen talepleri nedeniyle yürüyen ve pankart açan ve bu yüzden mahkemelerde süründürülen çocukları düşündünüz mü? Kaldı ki, demokratik taleplerin pankart açılarak yapılabileceği de altına ülke olarak imza koyduğumuz Paris sözleşmesinde mevcut iken. Aynı Ankara da, mecliste pankart açan üniversite öğrencilerinin yaptıkları gibi... Ve o gençler hala yargılanıyorlar.....ha sahi, mecliste pankart açan çocukları düşündünüz mü? Peki ya Manisa lı gençleri, oğlu katledilen Fadime Göktepe yi düşündünüz mü? Çete mensuplarının elini kolunu sallayarak dolaştığı, ölenlerinin bayrağa sarılı tabutlarla devlet ricaliyle gömüldüğü bir ülkede cezaevlerini baklava çetesi, gofret çetesi, tişört çetesi, güvercin çetesi kod adlarıyla dolduran çocukları hiç düşündünüz mü? Şiddeti yasaların iznine/özüne kaydıran, yani beyinlerdeki izne göre davranan zehir hafiyelerden müteşekkil kahraman TC polisi hakkında ne düşünüyorsunuz bay bilen mesela?... Harikalar değil mi? Siz seversiniz böyle şeyleri...bravo, gerçekten bravo(!) Bu TC polisinin zaferidir çünkü... Bu çeteleri yakalayarak Türkiye yi büyük bir dertten kurtardınız. Bravo size kahramanlar(!)... Bunu kutlamalısınız... Bu kutlamayı yapın bence, müthiş bir başarı(!) bu.....sarayı da ihmal etmeyiniz... Bay köşe yazarı, yerli robocoplarımız için şöyle süslü bir şeyler de yazar artık... Hatta birer ay sırayla başarı iznine ayırırlar bu adamları, hatta hatta birer maaş da ikramiye ha?.. E, boru değil bu. Baklava çetesi, gofret çetesi... Az-buz iş değildi hani.....ya, bu ne ya... Ufff; sıkıldım ya.....ya, böyle bir devlet olur mu? Giderek sinirim bozuluyor. Sakin başladık ama giderek kontrolden çıkıyorum. Bu konuda ne söylerseniz, ne kadar söylerseniz yine de az söylemiş olursunuz. Çünkü olay o kadar vahim ki... TC medenice yönetilmiyor ki, barbarca yönetiliyor. Sokaktaki ilişkiler bile medenice değil. Kapalı toplumların, ilkel toplumların, son derece az gelişmiş ülkelerin klasik tavrıdır bu, ceberut polis devletlerinin idare şeklidir bu. Devletin özü böylesine şiddete dayanırsa eğer, Hıncal gibilerinin aklına bile gelmeyen ama bizlerin yüreklerini dağlayan olaylar ve bu olayların masum mağdurları yaratılır. Ve bu düzenin bekçisi durumundaki polis de görevini mania derecesinde sahiplenir.

18 Buna görev sapıklığı denir, görev manyaklığı denir. Bay Hıncal Uluç; büyük-küçük demeden, genç-yaşlı demeden, kız-oğlan demeden her an insan dövmeye, taciz/tecavüz etmeye ve insanları öldürmeye alışmış ve hatta şartlandırılmış polisi, yerli malı robocoplarımız, kahraman Türk polisini hiç düşündünüz mü? Ve onların, arkalarında bıraktığı kan çiçeği tarlalarında yeşermeye çalışan masum çocukların psikolojilerini hiç düşündünüz mü? Zat-ı ali niz gibi bir jurnalcinin kıytırık bir ihbarı üzerine Adana daki evinde yargısız infaz edilen suçsuz insanları ve onun çocuklarının ruh durumunu hiç düşündünüz mü? İşkencehanelerde her türlü olumsuzluğu yaşayan insan küçük bir çocuksa eğer, bu saldırının izlerini ruhsal dünyasında ölene dek nasıl taşıyacağını hiç düşündünüz mü? Sorular kazık mı geldi hocam?. Hem de hiç çalışmadığın yerden, ha?.. Soruyu tekrarlayayım; o çocukları Düşündünüz mü?..hiç sanmıyorum!.. Elbette düşünmediniz... Eğer bunu yapmıyorsanız, yani düşünmüyorsanız (ki ben düşünmediğinizi bal gibi biliyorum) bu konudaki samimiyetinizi sorgulamanız gerekiyor. Siz ve sizin gibiler, yani İkitelli nin baronları biliyorum ki bu konulara zerre kadar ilgi göstermiyorsunuz. Hep bir kaypak zeminde hareket ediyorsunuz. Aslında sizin, insanlar-çocuklar gibi bir derdiniz de yok. Derdiniz bir kamu önyargısı, çoğunluk kanaati oluşturup sokaklardaki çaresiz hayvanları katletmek yalnızca... Histeri halinde sizi baskılayan öldürme içgüdülerinizin tatmini için kurduğunuz bir tezgâhtan başka birşey değil bu yaptığınız. Bir tek itlaf elbiselerinizi giyinip kuşanıp sokaklardaki hayvanlara saldırmadığınız kaldı... Adaletin olmadığı bir yerde hiçbir şey onurlu olamaz, uygar olamaz. Önce beyninizi uygarlaştırmak zorundasınız. Başkalarının özgürlüklerini ve yaşam haklarını tanımayanların kendileri de buna layık değillerdir. Yaşama karşı duyarsızsınız. Aslında çevrenize, sokağınıza ve ülkenize de duyarsızsınız...utanç vericidir işte bu durum... Puzzle ı birleştirirseniz bu ülkedeki genel siyasi, idari ve sosyal yapıyı tüm tüm çıplaklığı ve çarpıklığı ile görebilirsiniz. Bay Hıncal Uluç, sözünü ettiğiniz o uygar toplumlarda böylesi iç burkan öyküler yaşanmıyor...öfff...dedik ya, bir oyundur oynanıyor.....ama kötü bir oyun oynanıyor......ve ikiyüzlülük, iğrençlik paçalarından akıyor. Elinizi attığınız elinizde kalıyor...ne söylenebilir ki?.. Aslında bu, Hıncal ın söylediği gibi önce insan-önce vatan/millet/sakarya edebiyatından anlaşıldığınca iyi niyetli bir söylem de değil. Bunun altında yatan ve uygarlıkla kesinkes bağdaşmayan tehlikeli bir durum var. Yani bu Hıncal ın beyninde doğal bir seleksiyona tabii tutup sizlere aktardığı gibi çok da masum bir söylem değil. Kuduzdan ölenleri örnekleyerek, ısırılma ve saldırılma olaylarını meselleyerek, adeta dişe-diş, göze-göz, kana-kan naraları atarak ve ağzından salyalar/köpükler saçarak kısas müessesesini dayatmaya çalışıyor. İntikam senaryoları yazıyor. Bu coğrafyada yaşanan yargısız infazların, ölümlerin katliamların, yaşanılan tüm hukuksuzlukların ve ilkelliklerin bu alanda, yani sokaklarda da yaşanabileceğini optimist, iyimser bir noktaya çekerek deklare ediyor. Bilinçaltımıza çalışıyor yani... Zira dönel düzenin bu şekilde sistematize edilmesinden memnun, çarkların, dişlilerin ölüm üretmesinden memnun Hıncal Uluç...

19 Ondan sonra da, yok hukuk devletiymiş de, yok uygar ülkeymiş de bilmem ne.....hadi canım, hadi canım...inandık biz de... Oysa uygar devletler ve uygar insanlar öcal maz, hıncal maz... Öç almaya yönelik uygulamalarda bulunmaz. Ve idari, siyasi, sosyal yapılarını öç almaya değil, insani-vicdani-medeni ve hukuksal düzenlemeler ile oluştururlar. Bu Hıncalın söylediği olsa olsa kabile toplumlarında ve onların yönetme biçimlerinde olur. Yeri gelmişken şu klasik soruyu soralım bakalım... - Ne olacak bizim şu halimiz ya?.. Peki; elemanın yazısına kaldığımız yerden devam ediyoruz. - Sokak köpeklerinin sokak ortalarında vurulmaları vahşettir. Böyle olaylara çok şahit oldum. Hatta olayı benimle izleyen ilkokul öğrencisi bir kızın düşüp bayıldığına da şahit oldum. Sokak köpeklerinin etrafa atılan zehirli etle öldürülmeleri de vahşettir. Bu etler yüzünden (buraya dikkat edin) pek çok masum hayvan, kuşlar, sahipli kediler ve köpekler ölmektedir.. buyurmuşlar Hıncal hazretleri... Dikkat ettiniz mi? Köpek sahipliyse masum, sahipsiz/bakanı-edeni yoksa, garibansa suçlu.....bak...bak...bak...eee? Tepki ve eleştiri hudutları içinde kalmaya kendimi zorluyorum... Ama.....neyse... Sokak hayvanları sokaklarda ölürler bay Hıncal Uluç. Onlar pofuduk yataklı evlerin ve villaların, köşklerin rengarenk çiçekler içindeki bahçelerini bilmezler ve oralarda ölmezler bay Hıncal Uluç. Onlar, sokaklarda kahpece öldürülürler bay Hıncal Uluç. Onlar, sokağın çocuklarıdırlar. Sokakların kuytularında doğarlar, oralarda yaşarlar ve sokaklarda ecelsiz ölümlere yenilirler. Bir çöp konteynerini, uçsuz bucaksız sokakları, caddeleri bile onlara çok gören şerefsizlerce öldürülürler sizin önerdiğiniz başka bir model var mı efendim?.. Mesela, insanların gözaltına alınmaları gibi onlar da toparlanıp (adına barınak dediğiniz temerküz kamplarına) götürülmeli, yani gözaltına alınmalı... Ve götürüldükleri yerlerde bir süre sonra da öldürülmeliler, öyle değil mi?....aynı, insanlara olduğu gibi.....eee, çünkü sokak köpekleri de toplu yürüyüş ve gösteri kanununa muhalefet ediyorlar değil mi? Zira sürü halinde gezer onlar, bilirsiniz... Sonra toplu olarak havlamaları da onların slogan attıkları anlamını taşıyor zaten... Bize de bu işin gereğini yapmak düşüyor o zaman değil mi bay Hıncal Uluç. Şaşırdınız mı? Hayır, şaşırmış olamazsınız. Eğer gerçekten şaşırdıysanız bu ülkeyi tanımıyorsunuz demektir...e, burası Türkiye!.. Hıncal da Türkiye nin gastecisi. Konuşmalı mı üzerinde, ne demeli? Bu yazılarınızı dalga geçmek için mi böyle yazdınız, hı?.. *

20 ..şşş! hoca!.. çok iyiydi bee... Bir algılama problemi, bir algılama zafiyeti var zaten elemanın. Hadi be, hadi...yürü bakalım, sayın şey?....hıncal Uluç... - Vay anasını be demekten başka üzerinde konuşmaya gerek var mı? Böylesi adamların (adam demekte bir sakınca yok herhalde, herif demekte var ya) yazdıkları yazıları okudukça sakın kafanızı yemeyiniz sevgili okurlar, ben sizin yerinize kafayı yiyorum zaten. Onun için siz şey yapmayın, dert etmeyin. Ben sizin için yeterince kafayı yiyorum zaten bu Hıncalgiller yüzünden. Bir olgunun özünü yakalayabileceğiniz en önemli yerlerden biridir satır araları. Bir paragraf yazının içeriğini anlatır. Onu yazanın mantığını, felsefesini ve hayatı ciddiye almak konusundaki düşüncesinin sistemini anlatır. Sahipli; parfümlü, sıcacık yataklı masum hayvanlar ha, sahipsiz; aç, hasta, gariban potansiyel suçlu hayvanlar ha...yahu nasıl bir iştir bu?.. Böylesine basiretsizlik, kalitesizlik olur mu ya? Ya demokrasi, hukuk, insan hakları, uygarlık falan Hıncal amı kaldı artık bu ülkede?..vah benim gariban ülkem vahhh!.. aman be...öff, ne sıkıcı!.. Peki; tamam, geçiyorum... Tavuk verimli. Hıncal ın yumurtladıklarını toplamaya devam ediyorum. - Peki ne yapılması gerekir? Her uygar ülke ne yapıyorsa o.. Amerika yı yeniden keşfe gerek yok. Bir köpek toplama çiftliği kurulur. Buyurun hayvanları koruma dernekleri. Bu sizin işiniz işte. Bu çiftliği kurmak ve yaşatmak. Elini cebine atmadan hayvan hakları diye bağırmak, insan haklarını tehlikeye atmak kolay. Hadi koyun elinizi taşın altına görelim. Belediyenin işi, sokakta gördüğü bütün köpekleri toplayıp bu çiftliğe getirmek ve hayvanları koruma derneklerine teslim etmektir. Peki bu çiftlik toplanan bütün köpeklere ölene dek bakacak mı? Buna para mı dayanır?. Dayanmaz tabii. demiş. Nerden biliyorsun dayanmayacağını bay bir bilen, gene sallıyorsunuz işkembe-i kübra dan... Bu konuda bir araştırmanız mı var?..bu konuda bir araştırma yaptınız mı?..hiç sanmıyorum... Pragmatik, çıkarcı bir yaklaşım ile okuyucunuzun yerine düşünüyorsunuz adeta. Yani okuyucunuzun düşünme ameliyelerini prangalıyorsunuz. Ahmaklık kategorisine indirgenmiş bir kamuoyu oluşturup, onların..he ya, nereye kadar bakacaklar bunca ite/köpeğe bunlar. Hem baksalar bile yazık değil mi onca paraya/pula. Onca insan çocuğu aç- biilaç dururken diye düşünmelerini adeta organize ediyorsunuz, kanalize ediyorsunuz. Alternatif düşünme sistemlerinin önünü tıkıyorsunuz. Yani okuyucunuzu aptal, mendebur, algılayamaz, bir aşağıdan/bir yukarıdan delinip gönderilmiş şeyler yerine koyuyorsunuz... Okuyucunuzu bir biçimde uyarmak gerek, onun için bu uyarıyı yapmak zorundayım... Yerel yönetimlerin ve hayvan koruma derneklerinin iyi bir organizasyon çalışması yaparak sokak hayvanlarını ilânihaye ve onları mutlu bir şekilde yaşatmaları mümkün. Nasıl mı? 1-) İnsan nasıl düşünürse öyledir ve her iyi düşünce namuslu insanlarda bulunur şiarı *

21 ile hareket edip öncelikle iyi niyetle olaya girmek lazım. 2-) Belediyeler hayvanlar için rahatlıkla arazi oluşturup, bu arazilerin alt ve üst yapı çalışmalarını dünya standartlarına uygun bir biçimde meydana getirebilirler. Bu konuya ilişkin, belediyelerin kendi iç kaynakları bu projelerin maliyetini üçüncü şahıslara göre daha da aşağıya çekecektir. 3-) Barınaklara hayvan toplanması için gereken personel, ekipman araç vs. gibi konularda da belediyelerin bir sıkıntısı olmayacaktır. Zira her belediyenin hayvanları itlaf etmeleri için kurduğu birimler ve ekipmanlar var. Burada yapılacak tek şey, belediyelerin veteriner müdürlükleri bünyesinde çalışan söz konusu departmanların şimdiye kadar kullandıkları bu mantığı değiştirmeleridir. Yani hayvanları öldürmek için değil, onları yaşatmak, onlara yardım etmek için var olduklarının bana kalırsa eğitiminin verilmesi gerekmektedir. Başlarında bir veteriner hekim nezaretinde, yaptıkları işin eğitimini almış ekipler oluşturmak belediyeler için artı bir parasal külfet getirmeyecektir. 4-) Barınaklara getirilen hayvanlar, burada görevli olarak çalışan belediye personeline, derneklerdeki gönüllü hayvan severlere teslim edilirler. Ayrıca, bilinir ki her sokakta, her mahallede bir ya da birden fazla hayvansever var. Belediyeler bu hayvanseverlere yönelik bir organizasyonu yapabilir ve bu konuya gönül veren kişileri örgütleyerek semt gönüllüleri oluşturabilirler. Zaten, hayvanseverler yaz-kış, kar-boran, yağmur-çamur demeden sokaklardaki hayvanlara su/yiyecek taşımakta ve hasta olanları da veterinerlere taşımaktalar. Böylesi bir potansiyeli harekete geçirmek, barınaklardaki personel sorununu, bakıcı sorununu, temizlik sorununu büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır. Bunun bir maliyeti de yoktur. Zira bu insanlar bu anlamdaki koşuşturmacalarının masraflarını kendi ceplerinden karşılamaktaydılar şimdiye kadar. Belediyeler ise burada, içinde gerçekten hayvan sevgisi olan profesyonellerden oluşan ekipler oluşturarak istikrarlı bir işleyişin kurumsallaşmasını sağlayabilir. Bu maaşlı ekibin oluşturulması da fütursuzca yapılan harcamalar sınıfına girmez. Zira devlet dairelerinde bir kişinin yapacağı işi beş kişinin yapması gibi, işe göre adam değil de adama göre iş bulunması gibi, politikacıların ver oyu kap işi sloganları/yaklaşımları ile insanları KİT lere yığınlaması gibi fütursuzluklar belediyelerin bu anlamda harcayacağı parayı masum ve gerekli kılmaktadır. 5-) Dün sokaklardaki hayvanlara yiyecek taşıyan insanlar, barınaklara alınan hayvanlara (bu standartlara uygun yapılmış yeni mekânlarına) yiyecek ve ilaç taşıyabilirler. Yemek fabrikalarından çıkan kazan artığı yiyecekler, küçük/büyük otellerden çıkan tencere artığı yemekler, kamu dairelerinin, hastanelerin yemekhanelerinden artan yiyecekler, kuru mama üreticilerinin/ithalatçılarının ve toptancılarının ellerindeki son kullanma tarihlere sınıra gelen mamalar belediyelerin ilgili taraflarca yapacağı protokoller çerçevesinde toplanabilir. Ve hatta hatta mama ithalatçıları ve toptancıları ile yapılacak anlaşmalar ile mamalar maliyetine yakın bir fiyata alınabilir. Bütün bu girişimler manzumesi, en büyük maddi sorunlardan birini oluşturan olan beslenme harcamaları problemini minimalize edecektir. 6-) İlaç fabrikalarının, üreticilerinin ve ithalatçılarının eşantiyon olarak ayırdıkları bölüm, son kullanma tarihleri yaklaşan ilaçlar (serum - ağrı kesici - antibiyotik - kanser ilaçları vs.) ve semt gönüllüleri ile dayanışmalı yapılacak kampanyalar ile evlerde atıl vaziyette duran ilaçlar toplanabilir.

22 Veterinerlik fakülteleri ve özel veteriner klinikleri ile yapılacak protokoller ile büyük ameliyatlar, aciliyet gerektiren müdahaleler konusunda yardımlar alınabilir. Bütün bu organizasyon çalışmaları, ucuza maledilebilir nitelikli sağlık hizmetlerini rasyonel ve sürdürülebilir bir biçimde sağlayacaktır. Ayrıca, sağlık bakanlığının aşılar konusunda desteği de sağlanabilir. Bildiğim kadarıyla Sağlık Bakanlığı kuduz başta olmak üzere bir takım ilaçları bila ücret vermekte zaten. Bütün bunlar; hem maliyetleri çok düşük, hem fazla bir enerji harcanmasını gerektirmeyen, hem de çok iyi bir örgütlenme ile hemen pratiğe geçirebilecek şeylerdir. 7-) Pet Shop lar, Pet magazinciler, büyük hayvan hastaneleri/klinikleri, hayvan yemi/malzemeleri ithalatçıları ve konuya duyarlı işadamları ile sponsorluk anlaşmaları yapılabilir. Yardım ve bağışların vergilerden düşürülüyor olması bu anlamda bir problemin pek de yaşanmayacağını göstermektedir. Anti parantez belirtmiş olalım bunuda... Ayrıca, barınaklara insan gücü sağlayacak olan dernekler de yardım kampanyaları, kermesler, defileler ve farklı etkinlikler düzenleyerek oluşuma maddi katkılar sağlayabilirler. Ve böylece, merkezi ve yerel yönetimlere (o sizin bahsettiğiniz) çok ağır maddi külfetler getiren sorunlar ortadan kalkar. Belediyeler, hayvan koruma örgütleri ve semt girişimcileriyle birlikte oluşturulan böylesi organizasyonlar kendi içindeki otokontrolü de oluşturacağından bugün yaşanılan problemler olmayacaktır. Olsa bile sistemin diğer dinamikleri tarafından deşifre edilebilecektir. Bu barınaklar halka ve medyaya açık olacak ve onlar tarafından da denetlenebilir, gözlemlenebilir olacaktır. Buradaki hayvanlar küçük bağışlar (ayni maddi) karşılığında sahiplendirilecek, ayrıca sahiplendirilen hayvanlara verilecek klinik hizmetleri, kuaför hizmetleri vb. cüz-i meblağlar karşılığında yapılabilecektir. Buradan elde edilen gelirler yine barınaklardaki hayvanların ihtiyaçları için harcanacaktır. Ama bütün bunların yapılabilmesi için öncelikle olaya insani, vicdani boyutuyla ve akılcı bir yaklaşımla devinmek gerekmektedir. Sizin yaptığınız gibi irrasyonel yaklaşımlar ile değil, ölümleri tercih ederek değil; yaşatmayı ve yaşamı paylaşmayı temel alarak olayı değerlendirmek gerekmektedir. Ha, eğer iyilik yapmaya gücünüz yetmiyorsa, bari kötülük yapmayın; bu bile birşeydir... Dedik ya, iyi bir organizasyon çalışmasıyla tüm bu söylediklerimiz ufak tefek aksamalar ile (ki başlangıçta bunların yaşanması son derece doğal, yeter ki içinde ardniyet olmasın) pratiğe geçirilebilir. Zira bunun müspet örnekleri de mevcuttur...yani denklem basittir... Suyun yüzündeki görüntünüze taş atan çocukları korkutmayınız bay Hıncal Uluç... O aynalaşan suda korkutmaya çalıştığınız yaramaz çocukların da görüntüleri var.....anlatabildim mi? ya da anlayabildiniz mi?.. Hıncal Uluç yazısının finalini şöyle yapıyor; - Dünyada uygulama şöyle.. Toplanıp getirilen her köpeğin cinsi ne olursa olsun, bu çiftlikte belli bir kalma süresi vardır. Bu çiftlik halka açıktır. Köpek sahibi olmak isteyenler buraya gelirler, beğendikleri köpeği ücretsiz alır götürürler. Bekleme süresi *

23 içinde sahip bulamayan köpek uyutulur. Uygar yöntem budur ve daha mükemmeli henüz keşfedilmemiştir. İstanbul un sokak köpeklerinden temizlenmesi gerekiyor. Hayvanları koruma derneği bu çiftliği kurarsa ne ala... Kurmazsa, belediyelerin yapacağı, hergün toplamak ve topladığı gün uyutmaktır... diyerek sonlandırıyor yazısını.....sizin de tüyleriniz diken diken oldu mu?.....sen kimsin ya, zat-ı ali niz kim olurlar? Böyle bir yetkiyi, bunu bu şekilde ahmakça söyleyebilme yetkisini nereden alıyorsunuz? Ehl-i vukuf musunuz eski deyimle?..bu nedir böyle ya!.. Bir de utanmadan sıkılmadan oturmuş köşenizde sevgi içerikli yazılar yazıyorsunuz... Hani bazı ülkeler vardır ya, o ülkelerde yayımlanan gazetelerde, dergilerde hep demokrasi yazıları okursunuz. Düzenlenen panellerde, açık oturumlarda demokrasi konulu tartışmalar izlersiniz. Halk arasındaki muhabbetlerde bile demokrasi söyler, demokrasi dinlersiniz... Çünkü o ülkede demokrasi yoktur!.. Ya da bazı ülkelerde demokratik kitle örgütleri insan hakları konusunu sık sık dile getirirler. Sosyologlar, üniversiteler, antropologlar insan hakları konusuna açılım getirirler. Ve (özellikle) siyasetin muhalif kanadından olanlar, insan hakları konusunda demeçler verir, öneriler sunarlar. Çünkü o ülkede insan hakları de yoktur!.. Bu tip örnekleri artırmak mümkündür. Pahalılık, enflasyon, yargısız infazlar, gözaltı kayıpları, işkenceler, adalet sistemindeki çürümüşlük, gelir dağılımındaki adaletsizlik, vergi sistemindeki ceberutluk, kayırmacılık, ihalelerdeki peşkeşler ve yolsuzluklar vb. olduğu gibi... Sevginin kırıntısının bile olmadığını adım gibi bildiğim o itici beyninizden sevgiye dayalı yazıların çıkmasının sebebi yukarda örneklerle açıkladığım bir mantıkla yazdığınız pragmatist sebeplerdir. Züğürt tesellisi yani... Yazılarınız sevgisizliğinizin, iğrençliğinizin, vampirliğinizin taşeronluğunu yapmakta adeta... Başkalarının (diğer canlıların) kederini (acılarını) duymayan kimse nasıl insan sayılabilir? Rüzgar eken fırtına biçermiş..birilerinin Hıncal a bunu hatırlatması lazım... Hıncal Uluç un ne kadar yaşamaya hakkı varsa, o sokak köpeğinin de o kadar hakkı var. Hatta hatta çok da zorlanırsa, o sokaktaki köpeğin yaşama gerekçeleri Hıncal Uluç unkinden çok daha önemli... Hıncal Uluç Türk medyasının kamburudur, bir habis urudur, kuluncudur... Bu konudaki ahmakça ve amiyane söylemlerine bakılırsa gariban Hıncal Uluç Türkiye yi Etiler, Ulus, Ortaköy den ibaret sanıyor herhalde... Çünkü gariban Hıncal Uluç un Türkiye ve Avrupa konusunda görecelendirmesinde gördüğü tek örnek, tek argüman sokak köpekleri... Adına ne kadar çağdaş, ne kadar uygar denilirse denilsin, vahşete, ölüme, kıyıma prim veren ülkeler benim ülkeme model olamaz!.. Bu ülke; her yeni fikrin, başlangıçta diğerler düşünce ve uygulamalar arasında azınlık kalabilmesi handikabına karşın, kendi modelini yaratmalıdır. Tabii bunu Hıncal gibi dili kahverengileşmiş, kuyrukçu zihniyetten kurtulamamış zavallılarla değil; gerçek anlamda uygar, namuslu, canlı hakkını kategorize etmeyen, alt ve üst kimlik hesapları yapmayan, türcülüğe karşı çıkan iç dinamikleri ile yapmalıdır...yapacaktır da!.. G.B.Shaw nun şu sözünde olduğu gibi Değişimsiz gelişim olamaz, kafalarını değiştirmeyenler hiçbir şeyi değiştiremezler.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI HAZİRAN AYI BÜLTENİ HAZİRAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? * Babalar günü hediyelerimizi ailelerimize sunduk. Babalarımızın bizim için neler yaptığını tartıştık.

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

yönelik tüm iyi niyetli girişimlerimiz sonuçsuz kalmış, KÖPEKÇİ SITKI köpek toplamaya devam etmiş, bakımevi ise gönüllülere çeşitli bahanelerle

yönelik tüm iyi niyetli girişimlerimiz sonuçsuz kalmış, KÖPEKÇİ SITKI köpek toplamaya devam etmiş, bakımevi ise gönüllülere çeşitli bahanelerle Aksaray Valiligine:Aksaray Belediye Bakımevinde "öldürmede" kullanılan listenon üretilen cins köpekler Son Güncelleme Çarşamba 27 Mart 2013 13:56 ---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: NESRIN

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar'da aşı zamanı Karabağlar Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ilçe sınırları

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

ÇİÇEK GRUBU 2013-2014 HAZİRAN AYI BÜLTENİ YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde hayvanlarda ne gibi değişiklikler olur?

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, "STK" gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, STK gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40 Yasa degisiklik teklifine iliskin ACIKLAMADIR: Orman Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, kendi bakanlık burokratları tarafından hazırlanan yasa değişiklik teklifine ilişkin açıklamalarında "STK'lardan

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül 2013 19:37 HAYTAP Akdeniz Ege İmdat Turu Ekibi olarak, turumuz da biz de bitmiş tükenmiş durumda olduğumuz halde, sokaklarından yüzlerce hayvanın yok olduğu, bakım evinin bir felaket olduğu bilgilerini kulak ardı

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR Bodrum Gümüşlükte olaysız ve şenlik gibi yapılan sembolik tabela dikimini yapan Bodrum Kaymakamı Dr.Mehmet Gödekmerdan ikinci durağı Kadıkalesi Ormancılar Sitesinde

Detaylı

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gönül Elçileri İletişim Stratejisi Gönül Elçiliği tanımı Gönül Elçiliği: İnsana ve insanlığa hizmet için karşılık beklemeden emek veren kişi ve gruplar için kullanılan

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Aile nedir? *Ailemizi tanıyalım. *Ailemizdeki büyüklerin isimlerini öğrenelim. *Akraba ne demek öğrenelim. *Arkadaşlık nedir?

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

Prof Dr Veysel Eroğlu:Aksaray Belediye Bakımevinde üretilen cins köpekler, öldüren ilaç listeton Son Güncelleme Çarşamba, 27 Mart 2013 06:54

Prof Dr Veysel Eroğlu:Aksaray Belediye Bakımevinde üretilen cins köpekler, öldüren ilaç listeton Son Güncelleme Çarşamba, 27 Mart 2013 06:54 Orman Su İsleri Bakanı Sn. Prof. Dr. Veysel Eroglu, 1. Aksaray Belediyesi Bakımevi, yasal olarak sahipsiz hayvanların kısırlaştırılıp rehabilite edildikleri bir yer olmalıyken,orada cins hayvanlar kisirlastirilmadan

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı Bu el kitabı, 2015 yılı Kızılay Haftası okul etkinlikleri için Türk Kızılayı şube, bölge ve yerel merkezlerine hazırlanmıştır. İlköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanan sunumun

Detaylı

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT.

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. Seninle bu hafta yani 1 Ağustos 7 Ağustos arasında beraberiz. Sana hangi günler hangi dersleri yapacağını ben söyleyeceğim. Benim söylediğim tarihlerde ödevini

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım'

'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım' On5yirmi5.com 'Kıyma Parası ile Kitap Almıştım' İroni dolu yazıları, aykırı çıkışları ile bilinen gazeteci Fikri Akyüz le uzun soluklu bir söyleşi yaptık. Yayın Tarihi : 20 Nisan 2010 Salı (oluşturma :

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz...

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz... Kemal Ogretmen fotograflari karne gunu gecince hemen paylasmaliyiz heyecani yasadik, tipki 1 onceki hafta sevgili Selda Ogretmenimizden gelen fotograf ve mektuplari aldigimiz geceki heyecana benzer...

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

IMATEMATİK-AKIL OYUNLARI -ÖRNEK SORULARsoru

IMATEMATİK-AKIL OYUNLARI -ÖRNEK SORULARsoru IMATEMATİK-AKIL -ÖRNEK SORULARsoru Bir dart tahtasına 3 atış yapacaksınız.bu üç atış sonucunda toplamda 100 sayısına ulaşacaksınız. Bir sayı birden fazla vurulamaz. aynı harfleri yalnızca yatay ve dikey

Detaylı

KONU 1: ARAŞTIRMA SORUSU OLUŞTURMA VE VERİ TOPLAMA. Araştırma Sorusu Oluşturma

KONU 1: ARAŞTIRMA SORUSU OLUŞTURMA VE VERİ TOPLAMA. Araştırma Sorusu Oluşturma KONU 1: ARAŞTIRMA SORUSU OLUŞTURMA VE VERİ TOPLAMA Hatırlayalım! Araştırmalarda bir amaca yönelik toplanan bilgiye veri denir. Örneğin; okulumuzdaki öğrencilere en sevdikleri dersi, meyveyi, rengi vb.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı