TÜRK TARİHİNDE PSİKİYATRİYE BAKIŞ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRK TARİHİNDE PSİKİYATRİYE BAKIŞ"

Transkript

1 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 1 TÜRKİYE DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 Mart 2008 S:1-24 TÜRK TARİHİNDE PSİKİYATRİYE BAKIŞ Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün Giriş Türk tarihi, Doğu Türkistan dan Avrupa ya kadar uzanan geniş bir coğrafya ile 5000 yıllık bir tarihe sahiptir. Yer ve zaman içinde Türk psikiyatrisinin geçirdiği değişiklikleri bir yazıyla aktarmak söz konusu değildir. Bu çalışmada Türk psikiyatri tarihinin başlıca gelişmeleri, özellikle de akıl hastasına yaklaşım ve tutumların seyri, tedavi yöntemleri ve kurumları yeri geldikçe örnekleriyle kısaca ele alınacaktır. İslam Dönemi Öncesinde Kam, Otacı ve Efsuncu Orta Asya daki Türk kavimlerinde tedavi sanatı ile uğraşanlar kam adı verilen şamanlardı. Bazı Türk boylarında kamlara baksı veya baksa ismi verilirdi. Kamların 1, ataların ruhlarıyla temasa geçebildiğine ve olağanüstü yeteneklere sahip olduklarına inanılırdı. Hasta tedavisi için iyi ruhlarla ilişki kuran ak kam ve kötü ruhlarla temas kuran kara kam olmak üzere iki tür kamdan söz edilir. Kamlar, ruhları yardıma çağırmak veya onlarla savaşmak için ateş yakar, davul çalar, büyülü türküler söyler ve oynardı. 2 Kam, sadece bir kâhin değildi, aynı zamanda tabip yetkisini üstlenen kişiydi. 3 Sözle ve davranışla tedavi tıp tarihinin en eski yöntemidir. Telkin ve inanç tedavisinin plasebo etkisinden yararlanılırdı. Tarihte kamların beden ve ruh hastalıklarını ayırdıklarına dair yazılı bilgi bulunmuyor. Dolayısıyla kamların tüm hastalıkları telkinle tedavi ettiğini varsayabiliriz. 1 kam katun, oyun (ak kam/ ayı oyun, kara kam/abası oyun) 2 N. Sarı: Türk Tıp Tarihinde Sağlık Mensuplarına Kısa Bir Bakış. Tıp Tarihi Araştırmaları s Uygurlarda ve Çağatay Türklerinde kam bu şekilde değerlendirilmiştir.

2 2 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış Kadın şaman 4 Yakut şamanı XI. yüzyılda Yusuf Has Hacip in Kutadgu Bilig 5 adlı eserinin muhtelif kısımlarında kam dan söz edilir. Örneği, günümüz Türkçesiyle : Her hastalığın bir ilacı ve çaresi vardır;bu hastalığı tedavi eden kam da bulunur. 6 Bu beyit, kamı tedavi eden kişi olarak tanıtır, ama tedavi yöntemini açıklamaz. İslam öncesi ve sonrası kaynaklarda otacı adı verilen ve bitkilerle tedavi edenlere de rastlıyoruz. Kutadgu Bilig de otaçı, odacı, otcı gibi farklı isimlerle anılan otacı adından da anlaşılacağı üzere bitkilerle tedavi eden, yani maddi tedavi uygulayan kişiydi: Etrafına (hastanın) otacılar toplandı, nabzına baktılar; bu hastalık ve rahatsızlığa dair fi kirlerini söylediler. 7 İnsan hastalanırsa bunun ilacını otacı verir; otacı hastalanırsa onu kim tedavi eder? 8 Bunlardan sonra birkaç zümre daha vardır; dikkat edersen birinin bilgisi diğerinden farklıdır. Bunlardan biri otacılardır; bütün hastalıkları ve ağrıları bunlar tedavi eder. Bu kişiler de senin için gereklidir; hayat işi onlarsız sağlanamaz. İnsan hayattayken hastalanabilir; otacıya gider ve otacı o hastalığı ilaçla tedavi eder. İnsan için hastalık ölümün arkadaşıdır; yaşayan her insan için ölüm vardır. Bunlara karşı iyi davran, onları kendine yakın tut; bunlar gerekli kişilerdir, haklarını gözet. 9 Mizacı bilen, fikir ve bilgisi geniş olan otacı da; bu konuda bunu doğrulayan bir söz söylemiştir. 10 Otacının hastanın nabzını yokladığını, otacıların biri birlerine danıştıklarını, doğaüstü güçlere başvurmadıklarını anlıyoruz. Otacılar günümüz hekiminin bakış açısını, tutum ve davranışlarını anımsatır Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig. Çev: R.R. Arat. Yay.Haz.:Ç.Şan-S.Yurteser. Kabalcı Yayınevi. İstanbul, s (Sonraki dipnotlarda Kutadgu Bilig olarak geçecektir.). 6 Kutadgu Bilig, beyit. 7 Kutadgu Bilig, beyit. 8 Kutadgu Bilig, beyit. 9 Kutadgu Bilig, beyitler. 10 Kutadgu Bilig, beyit.

3 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 3 Yusuf Has Hacip in efsuncu (mu azzim) ünvanıyla tanıttığı kişi ise otacının karşısında yer alır ve görevi onunkiyle çatışır. Mu azzimin cinleri uzaklaştırarak tedavi yapan kişi olarak tanıtılmasından anlıyoruz ki cinler hastalık sebebi olarak görülüyordu ve cin çarpanları tedavi eden ayrı bir meslek grubu oluşmuştu. Cinlerin neden olduğu düşünülen hastalıklar büyük olasılıkla garip söz ve davranışların sergilendiği psikiyatri ve nöroloji rahatsızlıklarıydı. Otacı ve mu azzimin tedavi yolları arasındaki fark ve rekabet Kutadgu Bilig de açıkça ifade edilmiştir: Bunlardan sonra efsuncular gelir; cin ve periden gelen hastalıkları tedavi ederler. Bunlarla da görüşmek tanışmak gerekir; cin ve peri çarpmasından gelen hastalıkları okutmak gerekir. Eğer sana faydaları dokunmasını istersen;ey mert yiğit, onlara karşı iyi davran. Otacı efsuncunun sözünü beğenmez; efsuncu da otacıya değer vermez Birinin sözüne göre, ilaç alınırsa hastalığa iyi gelir; diğerinin sözüne göre, muska taşırsan cinler senden uzaklaşır. 11 Doğu Türkistan da, Turfan da bulunan Uygur el yazmalarında baş ağrısı, uykusuzluk, yüz felci (soğuk havaya bağlı), ajitasyon, cinnet atakları, şaraptan kaynaklanan hastalıklar için çeşitli ilaç tedavileri önerilir 12. Bu reçeteler, sinir ve ruh hastalıklarının maddi yoldan tedavi edildiğini gösterir. Örneği, ajitasyon hallerinde kullanılmak üzere aşağıdaki terkip önerilir: Sükerslek 13 ve kakulenin (Elettaria cardamomum) her birinden 3 Bkr uzun biber (Piper longum) 1 Bkr 14 kimyon (Cuminum cyminum) yerbademi (Cyperus esculentus, çufa, topalak) VIII. ve IX. yüzyıllarda Doğu Türkistan da, Uygur kağanlıklarının topraklarında yaşayan Budist Türklerde hekimler, otacı baksı adı verilen yüksek rütbeli Budist rahiplerdi. Rahip hekimin de kam gibi doğaüstü güçlerden yardım alması beklenirdi. Ruhu ve bedeni iyileştirmenin Budalığa giden yolu rahibe açtığına inanılırdı. Türkçe igli yatgu ev adı verilen Cyperus esculentus hastaneler de ilk olarak Budist mabetlerinde ortaya çıkmıştır. 15 İslam Dönemi VIII. yüzyıldan itibaren İslam diniyle tanışan Türkler in çoğu eski inançlarını bırakarak İslam düşüncesini ve bilimini benimsediler. İslam döneminde Hipokrat, Galen gibi antik dönem hekimlerinin Arapça ya çevirilen tıp kitapları Türk tıbbını etkiledi. İbn Sina ve 11 Kutadgu Bilig, Beyitler. 12 Bu yazmaların tıp ile ilgili kısımlarının tercümelerini gözden geçiren ve tıp dünyasına tanıtan A.Süheyl Ünver dir. A.S.Ünver: Uygurlarda Tababet. Yeni Laboratuvar Yayımlarından. İst s Uygurca olan bu kelimenin karşılığı bilinmemektedir. Bkz. A.S.Ünver: Uygurlarda Tababet. s Bakır = 1/10 Ons =3,1gram 15 N. Sarı: Türk Tıp Tarihinde Sağlık Mensuplarına Kısa Bir Bakış. Tıp Tarihi Araştırmaları s.21.

4 4 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış Razî gibi büyük Türk hekimleri de tüm İslam hekimleri gibi hastalığı bedendeki unsurların dengesizliğine bağlardı. Hekim, hastalık belirtilerini inceler, nabız ve idrar muayenesi yapardı. Akıl hastalıklarının nedeni de vücutta var olduğu düşünülen unsurların (kan, balgam, sarı safra ve sevda) dengesizliği ile açıklanır ve buna göre tedavi edilirdi. Örneği mâl-i hülya hastalığı kara sevda, yani kara safranın fazlalaşması ile açıklanırdı. Her hastalığın bir çaresi olduğu ve ilacının aranması gerektiği düşüncesi hakimdi. Hz. Muhammed in sağlık ile ilgili öğütlerini içeren ve Tıbb-ı Nebevi başlığı altında toplanan hadisleri de tıp anlayışını etkilemişti. Hz. Peygamberin, hastalığa çare aramayıp tevekkül etmeye kalkışanlara karşı çıktığını anlatan rivayetler vardır. Örneği, Hak Teâlâ yarattığı her türlü derdin mutlaka şifasını da yaratmıştır. Kim o şifayı bilir ve tedavi olursa kurtulur; kim de onu bilmezse hastalık onda kalır. Ancak ölümün çaresi yoktur. hadisi tıbbi tedavinin önemini ortaya koyuyordu. 16 Tıp yazmalarında sıklıkla vurgulanan, insanın yaratılmışların en şereflisi olduğu anlamındaki ayet-i kerime 17 de insan sağlığı ile uğraşan tıp mesleği mensubunun şeref ve itibar görmesinde etkiliydi. Ancak hekim hiçbir zaman bir din adamı hüviyetinde olmadı ve ondan mucize tedaviler beklenmedi. Hekim, asıl şifa verici olan Allah ın vekili olarak değerlendirilir; şayet Allah ın yardımı olmazsa hekim ne kadar bilgili ve gayretli olsa da hastanın şifa bulamayacağına inanılırdı. Bir takım tıp yazmalarında, örneği Zahire-i Harzemşahi de ve XII. yy da yaşamış olan Semerkantlı Nizamî-i Aruzî nin Çehar Makale 18 isimli eserinde akıl hastaları ve tedavileri anlatılır. Meşhur hekimlere atfedilen tedavilerden bir kısmı şok tedavisi niteliğindedir. Hastayı kızdırma, utandırma, korkutma yoluyla tedavi geleneği bazı bölgelerde günümüze dek süregelemiştir. Aruzi nin naklettiği hikayelerden biri ünlü hekim Razî ye aittir: Sâman devletinin Emiri mafsallarında bir hastalığa tutulur, gelen tabipler çaresini bulamaz ve hastalık kronikleşir. Emir Mansur, Mehmed Zekeriya-i Razî ye adam gönderir, davet eder. Razî Buhara ya getirilir ve Emiri görür ancak tüm çabasına rağmen bir rahatlama sağlayamaz. Bunun üzerine Emire son bir tedavi denemek için onu hamama götürür ve devamlı ılık su dökerek Emirin mafsallarındaki ahlatta erime peyda oluncaya kadar kaldıktan sonra kendisi giyinip Emirin karşısına geçer ve onu kızdıracak sözler söyler, hakaret eder. Çok hiddetlenen Emir ayaklanır, bıçağını çekip Razî nin peşine düşer. Razî, hamamın kapısında eğerli bir atla kendisini bekleyen köleyle beraber kaçar yurduna döner. Böylece yine ilac-ı nefsani yardımıyla hasta şifa bulur. 19 Bir diğer hikayede ise tedavisi güç olduğundan halk arasında belâ-yı etibbâ (tabiblerin belâsı) ve ayb-ı etibbâ (tabiblerin ayıbı) 20 gibi sözlerle nitelenen mâl-i hülya hastalığının telkinle nasıl tedavi edildiği anlatılır: Mâl-i hülya hastalığına tutulan biri kendisinin öküz olduğunu zannederek bütün gün bağırıp önüne gelene beni kesin, etimden iyi keşkek olur, diye dolaşırmış. Hastalık ilerler ve artık günlerce yemek yemez hale gelir. Hekimler bir türlü devasını bulamayınca dönemin hükümdarı Alâuddevle, veziri olan Ebu Ali yi (İbn-i 16 N.Sarı Akdeniz: Osmanlılarda Hekim ve Deontolojisi. İst.,1977. s İsrâ Suresi 70. Ayet. 18 Semerkandlı Nizamii Aruzî: Tıb İlmi ve Meşhur Hekimlerin Mahareti. Yayınlayan: A.Süheyl Ünver. İst., s. 19 Semerkandlı Nizamii Aruzî: A.g.e., s Nil Sarı: Doçentlik Tezi. s.56

5 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 5 Sina yı) hastaya gönderir. Ebu Ali, kasap seni kesmeye geliyor diye müjde verin diyerek gence haber yollar ve yanına iki kişi alıp o gencin evine gider. Genç, koşup gelir avluya yatar. Ebu Ali sanki gerçek kasapmış gibi bıçaklarını birbirine sürter ve ayağı bağlanan genci kesmek için çömelince, Yazık, bu ne zayıf öküz. Bunu kesmek layık değil, yem verin de şişmanlasın diyerek ayağa kalkar. Bunu işiten genç kendisine götürülen yiyecekleri ve semirtir diye verilen şerbet ve ilaçları yiyip içerek bir ayda iyileşir. 21 İbn-i Sina ya atfedilen bir diğer vaka da aşk hastalığının tanısıyla ilgilidir. Uygur, Selçuklu ve Osmanlı tıbbında tanı amacıyla sıklıkla başvurulan nabızla teşhis yöntemi psikiyatri hastalarının tanısı için de kullanılıyordu. Hikâyeye göre, Gürgân hükümdarı Kabus Veşemkir in yeğenine musallat olan ve gelen tabiplerin şifa bulamadığı bir hastalığı nasıl teşhis ettiği ayrıntılarıyla anlatılır. Ebu Ali Sina, hasta genci görür, nabzını tutar, idrarına bakar. Sonra, eliyle hastanın nabzını tutarken bir adama Gürgân ın mahallelerinin adını saydırır, bir mahallenin adı geçince nabızda değişiklik fark eder. Bir başkasına da o mahalledeki sokakları saydırır, yine bir sokak adı geçince gencin nabzında farklılık olur. Nihayet o sokağı iyi bilen birine ev ev o sokakta oturanları saydırırken bir eve gelince ve özellikle ev halkından birinin adı geçince hastanın nabzı yine değişir ve hekim teşhisini koyar: bu genç, fi lan mahallede, fi lan sokakta, fi lan evde ve fi lan adlı bir kıza aşıktır, ilacı da o kızla kavuşmasıdır deyince genç utanıp yorganı başına çeker ve teşhis doğrulanır. 22 İbn-i Sina nın aşk hastalığına yakalanmış genci muayenesi Semerkandlı Nizamii Aruzî: A.g.e., s Ayrıca bkz. Nil Sarı. Doçentlik Tezi. s Semerkandlı Nizamii Aruzî: A.g.e., s Nizami Aruzi: Çehar Makale (1431) Türk-İslam Eserleri Müzesi. No vr.49b

6 6 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış Akıl Hastasının Toplumdaki Yeri Akıl sağlığı yerinde olmayanlar bunun geçici veya kalıcı olmasına bağlı olarak İslam dini nazarında birtakım yükümlülüklerden muaf tutulmuştur. Hz. Peygamber in Aklı olmayanın dini de yoktur hadisi bu bakış açısını etkilemiştir. Ne var ki, akıl hastasının ehliyetli sayılmamasının, toplumdan dışlanması ya da hor görülmesi şeklinde gelişmediği, tersine bir veli gibi korunduğu, bakıldığı ve hoş görüldüğüne işaret eden çalışmalar vardır. 24 Örneği, Mevlânâ dan hatıraların ve menkıbelerin yer aldığı Sevâkıb-ı Menâkıb (Menkıbelerin Yıldızları) adlı eserde anlatılan menkıbelerin birinde divanelik ile ermişlik arasında kurulan mecâzî ilişki bulunur: Sultan Mahmud Sevüktekin (Gazneli Mahmud) kış mevsiminde küffar diyarından bazısını fetih için asker toplamış idi. Ve Hakîm Senâî, Sultan Mahmud u medheden bir kaside yazmış ve sultana sunmağa gider iken, bir külhan kapısında teklifsiz bir meczubun şarab içmekte olduğunu gördü. Meczup kendisine şarap doldurana (sâkiye) dedi ki: Sultan Mahmud Sevüktekin in körlüğüne bir kadeh doldur, içeyim. Sâkî de Sultan Mahmud, İslama sığınanların padişahı, mert bir gâzîdir. Niçin rağbetsizlik idersin deyince divane dedi ki: Allah-ü Teala nın ihsanlarına şükretmeyi bilmediği için (içmek) isterim. Tasarrufu altındaki memleketlere kanaat etmeyip, ele geçirirken bütün halkına adaletli davranmadan nankörlük eder, bir memleket daha ister. Daha sonra sâkiye dedi ki: Bir kadeh de Hakîm Senâî nin körlüğüne doldur. Sâki tekrar sordu: Hakîm Senâî, yumuşak tabiatlı, alim, fazıl, arif ve şair bir kimsedir. Niçin böyle dersin? Divane dedi ki: Eğer o merd bir arif olsaydı, dünyada ve ahirette faydası olan bir işle uğraşırdı. Menfaati için işe yaramaz boş sözlerle kağıtlar doldurup ömrünü boşa harcamazdı. Belki ne için yaratıldığını düşünürdü. deyince Hakîm Senâî, divanenin sözlerini işitip hâli değişerek şarap içen meczubun yol göstermesi ile gafl et sarhoşluğundan ayıldı. Tövbe edip Hak yoluna döndü ve ibadetle meşgul oldu. Külhanda içki içmeye müptela olan divanenin böyle sözler söylemesi onun akıllı olduğuna işaret eder. Lakin Allah sevgisi (konusunda) mertçedir. 25 Hekimlerin dışında tekke ve dergâhlarda şeyhler, hocalar da dua, muska ve benzeri usullerle tedavi yapardı. Nitekim ilm-i ledun 26 adı verilen gizli ilimlerin ele alındığı el yazmalarında hasta tedavisi için yazılan birçok cifr 27 örneği vardır. Meczup: Meczup; belli bir etkiye kapılmış, o tesirle kendinden geçmiş kimse demektir. Cezbeye tutulmuş, demir tozlarının mıknatısa, pervanenin ateşe kapılışı gibi yoğun bir çekimle Hak Aşkında varlığını yitirmiş insan anlamına gelir. Meczup ve deli kelimelerine dair en 24 Michael W. Dols: Majnun: The Madman in Medieval Islamic Society. jis.oxfordjournals.org/cgi/reprint/7/1/73.pdf 25 A.S.Ünver: Sevakıb-ı Menakıb Mevlana dan Hatıralar. İstanbul, s Minyatür de aynı eserin 51. sayfasındadır. 26 Hakk ın katından gelen bilgi (Kehf suresi, 65). Mutasavvıflar bütün ilimlerin Allah katından geldiğine inanırlar. Ancak şer i ve zahiri ilimler melek ve resul aracılığıyla gelir. İlham ise aracısız olarak doğrudan Hak tan gelir. Onun için ilhama ilm-i ledun denilmiştir. Bu ilim kişiye özgü, mahrem ve gizemli bir bilgidir. (Süleyman Uludağ: Tasavvuf Terimleri Sözlüğü.Kabalcı Yayınevi. İst.,2001. s185.) 27 Harflere verilen sayı değerleri ile geleceğe veya mazideki olaylara tarih düşürmek yahut isme dair işaretler çıkarmak ilmi. Ebced hesabına yakın bir ilmin adıdır. (http://www.sevde.de/islam_ans/c/cifr_hesabi.htm)

7 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 7 anlamlı tanım şudur: Akıl adamı terk ederse, deli ; adam, aklı terk ederse, meczûb olur. Örneği içki içip aklını bir kenara bırakanlara meczup ya da divane denir. 28 Mecnun ve cinnet kelimeleri cin sözcüğünden türetilmiştir ve aklı zail olan kişiyi tanımlar. Cin tutması, cin çarpması, tutarık gibi kelimeler sar a hastalığı anlamına da gelir. Epilepsinin doğaüstü bir güce bağlanmasının izleri antik dönemlere uzanır. 29 Ormanda ve dağda yaşayan mecnunu anlatan minyatürler 31 Mecazî anlamda mecnun karşı cinse aşık olan, ama sevdiğine kavuşamayanın ilâhî sevgiye yönelmesini de ifade eder. Leyla ile Mecnun, Ferhad ile Şirin ve benzeri hikayelerdeki deli velidir (holy fool) anlayışı yaygın olmakla birlikte her aklını yitiren kişi velî mertebesinde görülmez. 30 Aklı örten ve sağlam idrake engel olan bir hastalığı olan kişi temyiz gücüne sahip değilse, mecnûn hükmünde sayılır ve akıl hastası kendi iradesi ile karar veremeyeceğinden, ehliyete arız olan hallere dahildir. Akıl hastalarının İslam hukukunda cezai sorumluluktan muaf tutulması (gayr-ı mümeyyiz), hekimlere bilirkişi olarak önemli bir görev yükler Genel tıp tarihi kitaplarında geçmektedir. 30 Fevzi Samuk: Türkiye de Akıl Hastanelerinin Dünü ve Bugünü. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği Vakfı Yayınları. İst., s. 31 en.wikipedia.org/wiki/layla_and_majnun Rozat-ol-Anwar (Khaju s Collection) Golestan Palace, 1507.

8 8 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış İnsanın kendi elinde olmadan delirmesi ya da aklını yitirmesinin (bunama vs.) yanı sıra kişinin kendisinin edindiği kötü alışkanlıklar, örneği sarhoşluk (suciye mübtela olmak), tiryakilik (afyona ve berşe mübtela olmak) de kişiyi ehliyetsiz kılar. 32 Cünun, geri dönüşü olan (cünun-ı mutabık), ve olmayan (cünun-ı gayrı mutabık) olarak ayrılmıştır. 33 Osmanlı Dönemi: Darüşşifalarda Bakım ve Tedavi Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı zamanında yapılan darüşşifalar birer akıl hastanesi olarak kurulmamış, her türlü hastaya hizmet vermek üzere vakfedilmiştir. Akıl hastanesi anlamında kullanılan Bimârhâne, Bimaristan ve Tımarhane kelimeleri de aslında hasta evi/ yeri ve tedavi evi anlamlarına gelir. XIX.yy da tıp ilerleyip, asepsi-antisepsi, anestezi, tıbbi ve cerrahi girişimler için daha uygun mekanlara ihtiyaç duyulduğunda darüşşifa yapıları ve çalışanları ihtiyacı karşılamaya uygun olmadığından akıl hastanelerine dönüştürülmüştü. Darüşşifa vakfiyeleri 34 incelendiğinde sağlık çalışanı ve hasta arasındaki iyi iletişime ve etiğe çok önem verildiği görülür. Örneği, Haseki (1550) ve Atik Valide (1582) Darüşşifalarının vakfiyelerinde hastalarla ilişkide tabibin nazik, güleryüzlü, şefkatli, merhametli, bir baba gibi koruyucu olması bir ön koşul olarak belirtilmiştir. Sadece Edirne de kurulan II. Bayezid ( ) ve Süleymaniye Darüşşifasının ( ) vakfiyelerinde akıl hastalarından ve onlarla ilgili koşullardan da ayrıca söz edilir. Örneği, Edirne Darüşşifâsı nın vakfiyesinde ( ) bevvâbın kapıcılık ve bekçilik dışında akıl hastalarını zaptetmekle de görevli olduğu, iş adabını gözeterek tam bir himaye ile zamanında gözetip zaptederek saldırgan genç delilere sebat edip, her bakımdan onları dikkatli kollayıp, sorumluluğunda olan hizmeti en yaraşır şekilde yapıp diye belirtilir. Bu ifadeden, II. Bayezid darüşşifasının daha kuruluşunda akıl hastalarının yatırılmasının amaç edinildiği anlaşılır. Burada, akıl hastalarını himaye, onlara sebat etme ve en yaraşır hizmetin verilmesi koşulları çok dikkat çekicidir. II. Bayezid Darüşşifasını gezmiş olan Evliya Çelebi nin anlattıkları vakfiyenin metniyle tutarlıdır: Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur Bazı odalarda 32 N.Sarı (Akdeniz): Osmanlı Tıp Yazmalarında Akıl Hastalıklarının Sınıflandırması. s H. F. Kumanlıoğlu: Şamil İslam Ansiklopedisi. Şamil Yayınları. Cinnet bahsi. 34 Nil Sarı: Osmanlı Darüşşifalarına Tayin Edilecek Görevlilerde Aranan Nitelikler. Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları 1. İst., S Osmanlılar hasta ve âcizlerin bakımını sağlamak için çeşitli kurumlar oluşturmuş ve destekleyici yasalar çıkarmışlardı. Padişahlar kanunnâmeler ile vergilerin bir kısmını hastanelere, hasta ve âcizlerin bakımına ayrılmasını sağlamıştı. Bu ilginin belki de en dikkat çekici göstergelerinden biri darüşşifa vakfiyeleridir. Osmanlı darüşşifalarının vakfiyeleri dikkatlice incelendiğinde bu vakfiyelerde klasik Osmanlı hastanelerinin yönetiminin yanı sıra hekim ve diğer sağlık mensupları ile ilgili değerli bilgiler bulunduğu görülür. Vakfiyelerde darüşşifalardaki görev dağılımı, görevlilerde aranan nitelikler, sorumlulukları ve beklenen bilgi ve beceri seviyesi ile ilgili olarak bütün hizmetliler için ayrı ayrı teferruatlı şartlar koşulmasının, özellikle 15 ve 16 ıncı yüzyıllarda, bir Osmanlı geleneği olduğu anlaşılmaktadır. Darüşşifa görevlileri tabib, kehhâl, cerrah ve yardımcı sağlık mensupları, aşşâb, edviye-kûb, tabbah, kayyûm, kâse-keş, ferraş, âb-rîzi, came-şûy, dellâk gibi temizlik hizmetlileri ve nazır, vekilharç, kâtip gibi idari yetkililer ile mahzenci, bevvâb, gassal ve imamdan oluşurdu. Her görevli verdiği hizmete uygun bir isimle anılırdı. İlk Osmanlı darüşşifası olan Bursa daki I.Bayezid Maristanı nın vakfiyesinde hizmetlilerde aranan nitelikler ve görevleriyle ilgili açıklamalara rastlanmazken, Fatih Darüşşifası ile başlayan gelenek giderek gelişmiş ve özellikle Mimar Sinan ın yapısı olan darüşşifalarda büyük bir zenginlik kazanmıştı.

9 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 9 ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı âşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden söz eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar. Evliya Çelebi, hastanedeki müzik ile tedavi konusunda şunları yazmıştır: Merhum ve mağfur Bayezid Veli Hazretleri vakfi yesinde, hastalara deva, dertlere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def-i sevda olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam tayin etmiş ki, üçü hanende, biri neyzen, biri kemancı, biri musikarcı, biri santurcu, biri çengi, biri çenk santurcu, biri udcu olup, haftada üç kez gelerek hastalara ve delilere musiki faslı ederler. Allahın emriyle, nicesi saz sesinden hoşlanır ve rahat ederler. Doğrusu musiki ilminde neva, rast, dügah, segah, çargah, suzinak makamları onlara mahsustur. Ama zengule makamı ile buselik makamında rast karar kılsa insana hayat verir. Bütün saz ve makamlarda ruha gıda vardır. 35 Vakfiyelerden anlaşıldığı üzere, darüşşifalarda nöbetleşe çalışarak gece gündüz hastalara hizmet eden kayyûmların çalışkan, ahlaklı, güleryüzlü, sözleriyle hastayı rahatlatan kişiler olması şart koşulmuştu. Vakfiyesinde belirtildiği üzere Süleymaniye Darüşşifası nda görevli kayyumların diğer darüşşifalardakilerden farklı bir başka hizmeti daha vardı: Güçlü-kuvvetli, edebli ve namuslu, iyi ve dürüst dört yiğit delikanlı darüşşifada kayyum Nil Sarı nın fırçasından II. Beyazid Darüşşifasında müzikle tedavi. 35 Bugün imaret köprüsü yanında Deliler Mezarlığı denen kabristandan taşları yok edildiğinden bir eser bile kalmamıştır. Balkan harbinde müşahidlerin söylediklerine göre Edirne yi muvakkaten telsim alan düşman bile delileri burada saklayanlara para verirken, Yunanlıların muvakkat işgallerinde bu tahsisatı vermeyerek delileri şehre salıvermişlerdir. ( Edirne nin Tıp Tarihimiz Noktasından Ehemmiyeti.A.Süheyl Ünver. İstanbul Üni. Yayınlarından üniversite haftasından ayrı baskı. Becid Basımevi s

10 10 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış olup hastalara hizmet edecek ve akıl hastalarını zaptedecek şartı Süleymaniye Darüşşifası daha kurulurken akıl hastalarının da bakım ve tedavisinin kararlaştırılmış olduğunu gösterir. Nitekim yine vakfiyede kayyumlar için geçen, bazı hoş olmayan olayları ve tuhaf halleri ayıplamayıp, hoş görüyle karşılayıp işlerini yapmaları ifadeleriyle de akıl hastalarının davranışları kastediliyor olmalıdır. 36 Akıl Hastalıklarının Tanımlanması ve Sınıflanması XV. ve XVII. yüzyıllara ait Türkçe tıp yazmalarında akıl ve sinir hastalıkları ayrım yapılmadan baş hastalıkları tasnifi içinde yer alır. Tıp yazmalarında hastalıklar esbâb (sebepler), alâmat (belirtiler) ve ilâc (tedavi) adı altında üç bölümde incelenir. Sebep kısmı nisbeten kısa tutulur, tedavi kısmına ise uzun uzun yer verilir. Hastalıkların etiyolojisi ve tedavisi hıltlar nazariyesine yani maddi sebeplere bağlanır. Örneği mâl-i hülyanın sebebi, dönemin hıltlar nazariyesi doğrultusunda ele alındığından, dimağda veya bütün bedende kara sevdâ nın artması olarak değerlendirildi. Sevdâ ruh-ı nefsanî yi bozduğundan organik bozuklukların psişik belirtilere sebep olduğu var sayıldı. Diğer akıl hastalıkları da aynı şekilde hıltlar teorisi esas alınarak incelenir. 37 Belirtileri benzeyen hastalıklar aynı başlık içinde ele alınır. Ancak, histeri (ihtinak-ı rahm), anksiyete (yürek oynaması), obezite (çok iştahlı olma) ve anoreksiya nevroza (iştah kaybı) gibi bazı psikosomatik hastalıklar ile madde bağımlılıklarından alkolikler (sûcîye müptelâ olanlar), opium bağımlıları (afyonkeşler ve berşe müptelâ olanlar) ve tütün bağımlıları (tiryakiler) farklı bahisler içinde anlatılır. 38 Örneği, baş hastalıkları adı altında verilen akıl hastalıklarından ser-sâm (menenjit) şuur bulanıklığı, saçma konuşma, ateş, titreme belirtileriyle ayırt edilir. 39 Enva-ı divanelikler 40 başlığı altında verilen çeşitli hastalıkların yanı sıra çeşitli hastalık belirtileri de birer hastalık olarak ele alınır. Örneği, uyku bozuklukları, aşırı uyku hali (nevm-i müfrit, hipersomnia) ve uykusuzluk (seher, insomnia); birden bire donakalmak şeklinde kendini gösteren ahze (katalepsi veya katatoni); unutkanlık (unutsağuluk, amnezi); eblehlik ya da gaflet adı verilen zeka geriliği (kişinin çok küçük bir çocuk veya 36 Hastabakıcılık görevinden öte bugünkü anlamda hemşirelik yapan kayyûmlar; tabibin gösterdiği doğrultuda hareket eden bıkmadan usanmadan hastaya hizmete hazır durumda olan kişiler olarak tanıtılmaktadır. Nil Sarı: Osmanlı Darüşşifalarına Tayin Edilecek Görevlilerde Aranan Nitelikler. Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları 1. İst., S Sevdaya diğer hıltların karışmasıyla mâl-i hülyanın belirtileri de değişir. Mizaçların mâl-i hülya üzerine farklı tesirleri vardır. Mâl-i hülya sevda nın dimağda veya bedende toplandığı yere göre de farklı belirtilerle ortaya çıkar. Mâl-i hülyanın ana belirtileri korku, insandan kaçma, yalnızlığı sevme, daima kederli olma, sıkıntı, sabit fikirler, hezeyanlar, bozuk düşünceler ve hayallerdir. Örnek olarak verilen vakalar ele alındığında mâl-i hülya yı bugünkü psikiyatrik hastalıklardan birine tıpatıp uydurmak güçtür. Çünkü melankolinin önemli belirtilerinin yanı sıra paranoid ve şizofrenik reaksiyonlar da dikkati çeker. Fobik reaksiyonlar, çeşitli hezeyanlar, idrak bozuklukları ve bazı absürd vakalar ile bir arada incelendiğinde mâl-i hülya için bugünkü anlamda sadece melankoli karşılığını vermek güçleşmektedir. Nil Sarı: Cerrahiyetü l-haniye de Dağlama Yoluyla Mâl-i hülya Tedavisi ve Akupunktur Yöntemi ile Karşılaştırılması. Tıp Tarihi Araştırmaları 2, İstanbul S N.Sarı (Akdeniz): Osmanlı Tıp Yazmalarında Akıl Hastalıklarının Sınıflandırması.Tıp Tarihi Araştırmaları 1. İstanbul, s Sersâmın farklı şekilleri vardır: feranitis (sersâm-ı safravî = Menenjit), flegmoni (demevî verem = ensefalit), subârî (sersam-ı sevdavî) ve soğuk sersam veya sersam-ı balgamî denilen ateşin olmadığı tiptir ve unutkanlık esas belirtisidir. Bunlardan subarî sersamın en kötü şeklidir ve divânelik ve aşûftelikle kendini gösterir. N.Sarı (Akdeniz): Osmanlı Tıp Yazmalarında Akıl Hastalıklarının Sınıflandırması.s Enva-ı divanelikler içinde mania, daü l-kelb, subara ve kutrub yer almaktadır. Bunların ortak özelliği saldırganlıklarıdır. N.Sarı (Akdeniz): Osmanlı Tıp Yazmalarında Akıl Hastalıklarının Sınıflandırması s.108.

11 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 11 çok yaşlı bir insan gibi davranması; akıl bulanıklığı (ihtilât-ı zihn; ilüzyon ve halüsinasyonlar görme) ayrı ayrı hastalıklar olarak tanımlanır. Aşk da bir hastalıktır. Sevgilisine kavuşamayan insan yatağa düşer ve nihayetinde onda mâl-i hülya gibi bir hastalığın bile gelişebileceği belirtilir. 41 Tedavi Yöntemleri XIX. yüzyıl öncesinde Osmanlı hekiminin akıl hastalarını hangi ilaçlarla ve yöntemlerle tedavi ettiklerini tıp yazmalarından ve Osmanlı arşivi belgelerinden öğreniyoruz. Besin maddeleri ilk basamak ilaç tedavisi sayıldığından hastaların perhizle tedavisine büyük önem verilirdi. Örneği, sevdavi mizaç kuru olduğundan böyle bir hastanın kuruyan dimağını rutubetlendirecek nemlendirici yiyecekler tavsiye edilirdi. Hastalığa sebep olduğu var sayılan unsurun/hıltın vücuttan atılması tedavinin esasını teşkil ederdi. Örneği, eğer hastalığın sebebi fazla sevda ise önce sevda hıltını olgunlaştırıcı, dolayısıyla atılımını kolaylaştırıcı terkipler ile tedaviye başlanırdı. 42 Bu arada gerekirse kan alınırdı. 43 Sevdayı olgunlaştırıcı ve mundic adı verilen bir ilaç terkibi örneği aşağıdadır: 44 Eftimun (Cuscuta epithymun, bağboğan) Misket elması suyu (Malus communis ) Altun otu (Scolopendrium vulgare, geyikdili) 10 dirhem (1 dirhem= 3,32 gram) 300 dirhem 5 dirhem Eftimun (Küsküt) 45 Altun otu (Geyikdili) N.Sarı (Akdeniz): Osmanlı Tıp Yazmalarında Akıl Hastalıklarının Sınıflandırması.s Sadece Sabuncuoğlu nun Cerrahiyetü l haniye sinde mâl-i hülya nın dağlama ile tedavisine rastlıyoruz. İlaçlar fayda etmediği takdirde fâlic (felç)de uygulanan dağlamanın tatbik edilmesi söylenir ki buna dağ urmak denir. Nil Sarı: Cerrahiyetü l-haniye de Dağlama Yoluyla Mâl-i hülya Tedavisi ve Akupunktur Yöntemi ile Karşılaştırılması. Tıp Tarihi Araştırmaları 2, İstanbul S Hıltın vücuttan atılmasına istifrağ yani boşaltma denir. Bu da kusturma, lavman yapma, kan alma ile gerçekleştirilir. Boşaltmada kullanılan çeşitli hap, macun, şerbet, süfüf vs. şeklinde terkipler vardır. Bunların genellikle esasını ilaç olarak kullanılan bitkiler teşkil eder. Nil Sarı: Cerrahiyetü l-haniye de Dağlama Yoluyla Mâl-i hülya Tedavisi ve Akupunktur Yöntemi ile Karşılaştırılması.s Nil Sarı: Osmanlıca Tıp Yazmalarında Mâl-i hülya ve Tedavisi (XV.,XVIII. Y.Y.) İÜ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Bilim Dalı Doçentlik Tezi. İst.,1982. s

12 12 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış Hıltın vücuttan atılmasına istifrağ, yani boşaltma denirdi. İstifrağ; kusturma, lavman (ihtikan), kan alma, hacamat ve terleme gibi yöntemler ile gerçekleştirilirdi. Boşaltmada kullanılan çeşitli hap, macun, şerbet, süfüf (toz) vs. şeklinde terkipler kullanılırdı. Bunların genellikle esasını ilaç olarak kullanılan bitkiler teşkil ederdi. Hastalığa sebep olan sevda hıltının atılması için tavsiye edilen ve hastanın bünyesi kaldırırsa her hafta verilmesi öngörülen bir ilaç terkibi aşağıdadır: 47 Ayarec-i faykara 1 dirhem Itrıfil-i sagir (trifolium,ufak yonca) 2-3 dirhem Eftimun (Cuscuta epithymun, bağboğan) ½ dirhem Şahm-ı hanzal (Citrillus colocynthis 48 ) 1 dank (1/4 dirhem) Hastayı sakinleştiren, uyutan ya da uyuşturan ilaçlar da kullanılırdı. Örneği, afyon ve lüffah (adamotu, Mandragora officinalis) koklatılır; marul ve nilüfer suyu kaynatılıp natul yapılarak içirilirdi. Mâl-i hülya hastasının erken tedavi edilmezse iyi olmayacağı ileri sürülürdü. 49 Hastanın beslenmesi kadar çevresi ve temizliği de tedavide önemliydi. Mukbilzâde Mü min bunu şöyle belirtir: Tedavi edenler maraz sahibinin keyifli, latif, temiz evlerde oturmalarına çalışmalılar ki hastanın gönlü açılıp ferah olsun. Evin içini de süslemeleri gerekir. 50 Tekke ve Ocak Tedavileri Anadolu nun bir çok yerinde bulunan ve halka dini ve sosyal hizmetler sunan tekkeler, ruh ve sinir hastalıklarının tedavisinde de önemli bir görev üstlenmişti. Bunlardan en çok bilineni XIV.yy da yaşamış Karacaahmet Sultan ın adına kurulmuş olan tekke ve ocaklardır. Halk arasında Karaca Ahmed ulu veli/ Akıllanır gelen deli ilahisiyle anılan tekkeye hastalar elleri ve ayakları bağlı şekilde getirilirmiş. Karacaahmed in soyundan gelenler hastayı karşılar ve evlerine alırlar; burada bir çeşit muayeneye tabi tutulan hasta eğer saralı veya bunamış ise bu bizim hastamız değil, Allah şifasını versin diyerek kabul edilmez; hasta çılgınca bağırıyor ve üstünü başını yırtıyorsa kabul edilirmiş. Karacaahmed oğlu Eşref in ve otuzbir yakınının yattığı türbe içindeki bir hücrede bulunan tomruğa hastanın ayakları geçirilir ve bağlanırmış. Bu şekilde türbede yalnız başına bir gece yatan hasta ertesi gün tekrar eve alınır; düzelme belirtisi varsa üç gün daha devam edilir ve hastaya perhiz verilirmiş. 51 Isparta da ise Pir Efendi Sultanın (öl.1545), Senirkent te Camiü l-atik (şimdiki İstiklâl) 47 Ayarec-i faykara: ilaç olarak kullanılan ve bal vs. ile yoğrulmuş bir çeşit macun. Nil Sarı: Doçentlik tezi s Gastrointestinal sistem üzerine güçlü bir pürgatif olarak uyarıcı etkisi vardır ve çok su kaybettiren diyare yapar. x5402e/x5402e16.htm) 49 Nil Sarı: Doçentlik tezi s Nil Sarı: Doçentlik tezi s M. Bayar: Arşiv Vesikalarına Göre Ünlü Halk Hekimi Karaca Ahmet Sultan ve Halk Tababeti. Kebikeç,12/2001. S Osmanlı arşivlerindeki kayıtlara göre bu tekke ve ocaklarda verilen hizmetlerden bedel alınmazdı; buna karşılık devlet de bu köyde yaşayanları vergiden ve askerlikten muaf tutardı. Yine bazı vakfiyelerde bu tekkelerin giderlerini karşılamak için arazî gelirleri bağışlanmıştı (Bkz. M. Bayar: A.g.m. sayfa ).

13 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 13 mahallesinde bulunan tekkesinde, içinde yeşil bir direk olan odada akıl hastaları tedavi edilirmiş. Pir Efendi Sultan, saldırgan akıl hastalarını bu yeşil direğe zincirle bağlar, sükûnete gelinceye kadar bağı çözmez ve hasta sükûnete geldikten sonra verdiği ilâç (müshil şerbeti) ile takatini büsbütün azalttıktan sonra, okuma suretiyle telkinle hastayı tedavi edermiş. 52 Hastayı tomruğa bağlama ve gece türbede yatırma, böylece korkutarak şok tedavisi yapma geleneğinin kabul gören bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz. Topkapı sarayı Kütüphanesi nde bulunan bir minyatürde tomruğa ve zincire bağlı hastalara hekimlerin sabırlı duruşları dikkat çekicidir. (Topkapı Sarayı Kütüphanesi Sultan Ahmed I Albümü No:408 Varak 18a) Batılılaşma Dönemi XVIII.yy dan itibaren savaşlar, depremler ve salgınlar Osmanlı Devleti ni ve kurumlarını giderek daha zayıf düşürdü. Darüşşifalar da binaları ve hizmetleriyle giderek ihmale uğramaya başladı. Örneği, John Howard 1788 senesinde neşrettiği Etat des Prisons, des hôpitaux et des maisons de force adlı eserinde; Türklerin mecnunlar için yaptığı müesseseler cidden fevkalade takdire şayan surette bina edilmiş, lakin durumu günden güne ihmal edilmiş diyor. Gazeteci Delasiauve ise; Bu kadar haşmetin inhisafa (çökme) uğramasına teessüf etmemek elden gelmez. Bu güzel binalar tutum ve parasızlıktan harabeye dönmüş ya büsbütün metruk bir halde kalmış, yahut maksattan gayrı işe hasredilmiş 53 diye belirtmişti. Darüşşifalar yalnızca bakımsız kalmadı, darüşşifa 52 Pir Efendi Sultanın ölümünden sonra bu tekke ve tımarhane yanmış, yerine oğlu tarafından tekke yaptırılmayıp üç odalı bir darüşşifa yaptırılıp bu şifa hanenin sağ ve sol cephelerine birer kapı konmuştur. Bu iki kapıdan maksat: Hafif akıl hastalarını bu kapının birinden girip diğerinden çıkarmak suretiyle, bu şekilde de başka bir telkin tedavisi tabik edilirmiş. Oğulları da babaları gibi bu tedaviyi ücretsiz olarak uzun yıllar ifa etmişlerdir. Bu müessese babadan oğula intikâl ederek 1542 den 1890 yılına kadar devam etmiştir. Akıl hastalarının Üsküdar - Toptaşı Bimarhanesinde tedavisi umumi bir emirle tamim edildikten sonra Isparta daki bu tımarhane kapatılmıştır. Nuri Katırcıoğlu: Bütün Isparta

14 14 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış mimarisi ve sağlık çalışanları, XIX.yy da hızla ilerleyen tıbbın ihtiyaçlarını karşılayamaz oldu ve darüşşifalar akıl hastanelerine dönüştüler. Akıl hastanesi olarak en çok ün yapan Süleymaniye, Manisa ve Atik Valide darüşşifalarıydı. Resmi akıl hastalıkları hastanesi olan Süleymaniye Bimârhânesi nde 1873 yılı sonunda salgın bir hastalık çıkınca kapatılmış ve hastalar Toptaşı na Atik Valide Külliyesi ne taşınmıştı yılları arasında akıl hastanesi olan Atik Valide Darüşşifası, Toptaşı Bimârhânesi olarak anıldı. XIX.yy Türk psikiyatri tarihindeki değişime damgasını vuran, Dr. L. Mongeri 55 dir ve yılları arası Dr. Mongeri dönemi olarak tanınır. Gazeteci Ritti, akıl hastalarının zincirlerini ve dayağı kaldırdığı için Mongeri nin Pinel de la Turquie (Türklerin Pinel i) lakabı ile anıldığını yazmıştır. Mongeri, Bimârhânelerin yönetimini ve akıl hastalarının hastanelere yatırılışını düzenlemek üzere faaliyete girişmiştir. Süleymaniye den Toptaşı na taşınmayı öngören Mongeri şöyle demektedir: Süleymaniye bimârhânesi ancak kadar hasta alabilecek kapasitedeydi (İlgi çekicidir ki Süleymaniye Külliyesi Atik Valide Külliyesinden çok daha büyüktür). Bu tarihte 198 i erkek olmak üzere 375 deli barınıyordu. Besin taze sebze ve etten mürekkepti. Geceleri açık havada yatmayı itiyat edinmişlerdi. Soğuk havalarda odalarda izdiham had safhada idi. Su kullanmak için değil içmek için bile kâfi değildi. Hastanın sayısı her geçen gün artıyordu, bimârhânenin havası teneffüs edilemez hale geliyordu. İki hastanın ani ölüm haberini aldım. Ayın 27 sinde 3 vaka, 29 unda 10 vaka görüldü. 8 gün içinde 29 u ölümle neticelenen 39 vaka görülmüştü. Hastaların daha iyi bir yere taşınması gerçekleşti, uzun zamandır istediğim yeri bana tahsis ettiler, bütün delileri yıkatıp temizlettikten sonra Toptaşı na taşıdık. 56 Atik Valide Külliyesinin imareti hariç önemli bölümleri tamir edilerek külliyenin darüşşifa olan kısmı kadın hastalara, darülhadis kısmı ve onun yakınındaki medrese bölümü ise erkek hastalara ayrılmıştı. Bu dönemde hiç bir ayırım yapmadan her millet ve her dinden kadın ve erkek hastalar Toptaşı Bimârhânesi ne kabul ediliyordu. 57 Mazhar Osman, Luigi Monceri Süleymaniye ve Toptaşı bimârhânelerinin organizatörü ve Sultanın lütuf didesi idi demektedir. 58 Gerçekten de Mongeri, akıl hastalarına 53 Mazhar Osman Uzman: Tababeti Ruhiye. İstanbul Üniversitesi Yayınlarından sayı 140, Kader Matbaası İstanbul 1941.Sayfa 45. Fransız Psikiyatrist Moreau de Tours 1842 de İstanbul a geldiğinde ziyaret ettiği bimârhâne hakkında geniş bilgi vermiş, burada bulunan bütün hastaların, herhangi bir sınıf veya servet ayırımı yapılmaksızın kabul edildiğini belirtmişti. Şahap Erkoç: Osmanlı dan Günümüze İstanbul da Psikiyatri Kurumları. İstanbul. Sayı:48 Ocak Sayfa 76-79). 54 Osman Nuri Ergin. Mecelle-i Umûr-ı Beleddiyye. Cilt 6. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları No.21. İstanbul Mazhar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye.s.45: Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti, İstanbul Toptaşı na taşınan bimârhânenin sertabibi olan İtalyan Dr. Louis Mongeri ( ) aslen Lombardiyalı olup Avusturyalılara karşı girişilen bir isyanın başarısız olması sonucu 1848 de Osmanlı Devleti ne sığınmıştı. Önce Girit te bulunduktan sonra İstanbul da kolera salgını çıkınca buraya gelmiş ve çalışmıştır. Kendisi 1857 yılında Süleymaniye bimârhânesine tabip olarak tayin edilmiş ve 1860 Salnamesinde bimârhânenin sertabibi olarak görülmektedir (Nimet Taşkıran. Türkiye Hizmetinde Büyük Bir Hekim. Süleymaniye Bimârhânesinin son Toptaşı nın ilk Başhekimi Louis Mongeri. Haseki Tıp Bülteni. Cilt XI, sayı ) 56 Nimet Taşkıran: A.g.m. Mongeri, Süleymeniye Bimarhanesinde çıkan bu hastalığı kolera gibi göstermiş ve hastalar 8 Kasım 1873 günü Toptaşı Bimarhanesi ne taşınarak Süleymaniye kapatılmıştı. 57 Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti, s.44; Mazhar Osman Uzman: Türkler de Deliler İçin Neler Yapılmıştır. Dr. Faruk Bayülkem. Türkiye de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi. İstanbul 2000.Sayfa Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s.76.

15 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 15 L.Mongeri (İstanbul Tıp Fak. Tıp Tarihi Arşivi) karşı Türk İslam geleneğindeki tutum ve davranışları değiştiren kişidir. 15 Mart 1876 tarihinde yürürlüğe giren Bîmârhânelere Dâir Nizamnâme akıl hastalarının bimârhâneye yatırılmalarıyla ilgili olarak alışılmamış bir polis disiplini getirmiştir. Bu nizamnameden çok önce de mahalle sakinlerinin başvurusuyla akıl hastaları darüşşifalara yatırılmaktaydı. Ancak, hastanın yakınları ona gereği gibi bakılacağını kadı huzurunda beyan ettikleri taktirde hasta evde tutulabiliyordu. Örneği, XVII. yy da Konya şer i siciline ait 20 Şubat 1673 tarihli belgeden öğrendiğimize göre, Kemal Garib mahallesi sakinlerinden bir grup kadıya başvurarak Ömer adlı bir kişinin annesi Fatıma nın aklına hiffet (hafiflik, azalma) olmakla bimârhâneye yatırılarak şerbet verilip tımar edilmesini istediklerinde; Ömer in de orada hazır bulunup annesini evde tutup lazım gelen bakımı yapacaklarını beyan etmesi üzerine Fatıma nın oğluna teslim edildiğine dair bir hüküm verilmişti. 59 II. Mahmud devrine gelinceye kadar bimârhânelerin idaresi hekimbaşılara ve sonrada Mektebi Tıbbiye ye bağlıydı. Mongeri nin hazırladığı 1876 tarihli nizamname ile bimârhâneler Umûr-ı Tıbbıye 60 ve Zaptiye Nezaretlerine tevdi olunmuştu. 61 Böylece polis doğrudan devreye sokulmuştu. Yeni düzenlemenin asıl sebebi gayrimüslim tebaanın hastanelerinde eskiden beri ruhanî reisleri tarafından verilen ruhsat üzerine akıl hastalarının kabul edilmesi ve bunun da pek çok istismara neden olmasıydı. 62 Türk ve Müslüman toplumun böyle bir sıkıntısı hiç olmamıştı. Zaten tarih boyunca sağlık konularındaki ikilemleri hekimbaşılar çözmüş, 1850 de hekimbaşılığın kaldırılmasından sonra da Mekteb-i Tıbbiye devreye girmişti. 59 Sarı, Nil: Osmanlı Sağlık Hayatında Kadının Yeri (Tamamlayıcı Belgeler). Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları 4. İst s Meclis-i Umur-u Tıbbiye 1840 yılında padişah Abdülmecid in emri ile kurulmuş olan üyelerini Mekteb-i Tıbbiye hocaları ile azınlıklara mensup hekimlerin oluşturduğu başlıca görevleri arasında İmparatorluk sınırları dahilinde tıp alanında çalışan tüm meslek erbabının denetimi, çalışma belgelerinin düzelenmesi ile halka satılan ilaçların denetlenmesi idi. Bu meclisin başında Hekimbaşı bulunuyordu da ise yeni bir düzenlemeyle ikinci kez kurulmuştur. Bu meclise yabancı hekimler ile Hristiyan tebaanın hekimleri dahil edilmemiştir. (A.Altıntaş-H.Hatemi: Türk Tıp Eğitiminin Önemli Adımları. İst., s Osman Nuri Ergin. Mecelle-i Umûr-ı Beleddiyye. Cilt 6. S Mart 1876 tarihli Zabtiye ve Tıbbiye Nezâret-i Behiyyesine (güzel nazırlıklara) Tastîr Buyurulan (yazılan) Tezkire-i Sâmî (yüce) Sûretidir başlıklı tezkire ile Tıbbiye ve Zaptiye Nezaretlerine bildirildiğine göre Dersaadette Toptaşı darüşşifasından başka yerlerde gayrı Müslim milletlerin hastanelerinde eskiden beri reis-i ruhaniyyeleri tarafından verilen ruhsat üzerine mecânin kabul edilmekte ise de bu usul pek çok suiistimallere sebep olmuş; bundan böyle Dersaadette (İstanbul da) ve taşralarda bulunan veya inşa edilecek olan bilcümle şifahane ve hastanelerin düzeni için bu nizamname Sertabib Mösyö Mongeri tarafından kaleme alınmış, tashih ve tadil olunarak bu nizamname çıkarılmıştı. Osman Nuri Ergin. Mecelle-i Umûr-ı Beleddiyye. Cilt 6. S.3377.

16 16 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış Nizamnâme nin Türk tarihi bakımından en yararlı tarafı Mekteb-i Tıbbiye Nezareti nden ruhsat almadan bimârhânelerin açılamayacak ve çalışamayacak olması (madde 1); bimâr-hâne yapılacak yerin mevkisinin, büyüklüğünün sağlığa uygun olarak yapılması (madde 3); ve hasta kayıtlarının cetvellerle düzenlenmesi (madde 19) koşullarının getirilmesidir. Nizamnamenin, herhangi bir evde mecnûn görülünce ve bunun bağlanmaya mecbur olduğu durumda bağlanacak ve hükümete haber verilecek; mecnûn, biri zabıta tarafından ve biri de ailesi tarafından iki tabip tayiniyle muayene olunacak maddesi (madde 2) şikayet olmadan akıl hastasının zorla bimârhâneye getirilebilecek olmasının ifadesidir. Hastaların bimârhânelere kabulü (madde 4) ve cinnete müptela olanların ne şekilde hapsedilecekleri (madde 7) ile taburcu olmalarıyla ilgili kurallar (madde 15, 16 ve 17), bu nizamname ile akıl hastalarına suçlu muamelesinin öngörüldüğünü gösterir. 63 Söz konusu nizamnamenin yürürlüğe girmesiyle özellikle taşradan Toptaşı na gönderilen akıl hastalarının sayısı hızla artmış, Mongeri nin şikayet konusu ettiği izdihamın daha da artmasına sebep olmuştu. Fransız Débat gazetesi muhabiri Ritti, Monceri nin müdür olduğu Toptaşı döneminden şikayet eder ve Toptaşındaki hastaların pek fakirâne ve sefilâne yatırılıp beslendiğini; ne temizliğin ne de tedavinin yapılabildiğini yazar: Bimârhânede 620 kişi olduğu halde (450 erkek, 170 kadın) hepsi 150 yatakta koyun koyuna yatmaktadır. Bu hastaların 70 i Hristiyan dır. Hastanede bir başhekim, iki tabip ve 50 hastabakıcı vardır. 64 Mongeri nin 1882 de ölümünden sonra yardımcısı Castro baştabip olarak görevlendirildi. Mazhar Osman ın Tababeti Ruhiye kitabından öğreniyoruz ki, Castro ya göre Toptaşı ndaki izdihamın sebebi gayrimüslim hastanelerinin akıl hastalarını kabul etmemesiymiş. Castro, 600 hastanın 114 ünün İstanbullu olduğunu, taşraların hastaları hep İstanbul a gönderdiklerini, Ortodoks Rum ve Ermeni millet hastaneleri son zamanlarda (hasta) almadığından Toptaşı na dolduklarını, hatta müzmin saralılar ve mecnunların 63 Osman Nuri Ergin. Mecelle-i Umûr-ı Beleddiyye. Cilt 6.s Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s.78.

17 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 17 da buraya konduğunu yazmıştı yılında İstanbul da görülen kolera salgınında Toptaşı nda 84 hastanın ölmesi 66 üzerine taşradan hasta kabul edilmesi hükümetçe yasaklandı 67. Mongeri nin hazırladığı nizamname işlemez duruma gelmişti Toptaşı Bimârhânesi ( yıllarında) adeta bir hapishaneye dönüşmüştü. Zaptiye Nezareti sokakta başıboş dolaşan delileri topluyor ve onları Hapishane-i Umumi deki (Sultanahmet te1831 de açılan ve meydana bakan hapishane) ayrı bir yerde müşahade altında tutuyor, cinnet getirdiği kesinleşenler Toptaşı na gönderiliyordu 68. Mazhar Osman o dönemi yer boşalıncaya kadar aylarca hapishanede kaldıkları çoktu. Zamanla hapishaneye de sığmaz oldular. Polis karakollarında deliler, sabıkalılarla beraber günlerce yatarlardı diye anlatır de II. Meşrutiyet in ilanından sonra bimârhânede hapsedilen hastaların durumu gündeme geldi. Mazhar Osman İnkilâp senesinde Toptaşı çok tenkit edildi. 35 senedir herkese ve hatta hekimlere, mütehassıslara bile kapalı duran kapısı, esrarengiz bir muamma tarzında yaşayış, hastaların tedavisi ve bakımı hakkında dedikodular, bilhassa halkın cinnet hakkında bir fi kri olmayışından kapananları bir deliden ziyade siyasi mağdur vesaire zannedişleri, nihayet Sultan Hamid in, zaptiye nazırının emriyle duhul ve huruç oluşu halkı, gazeteleri coşturdu. Kastro tekaüdlüğünü isteyerek çekildi 70 diye yazmaktadır. Bu durum bir bakıma Bîmârhâne Nizamnâmesinin zaptiyeye tanıdığı yetkinin bir sonucuydu yılında devletin resmi akıl hastanesi olan Toptaşı Bimârhânesi dışında İstanbul da beş akıl hastanesi daha vardı. Bunlar gayr-ı müslim hastaneleriydi te kurulan Ortodoks Ermenilere mahsus Surp Pırgiç hastanesi (190 hasta); 1837 de inşa edilen Balıklı Rum Hastanesi (300 hasta); Ermeni Katolik Millet Hastanesi (Surp Agog Hastanesi, 51 hasta); Şişli de Fransız Hastanesi (125 hasta) ve İtalya Hükümeti Kraliyet Hastanesi. Tıp mektebinin kliniklerinin bulunduğu Gülhane Seririyatında da 15 yataklı bir akliye ve asabiye koğuşu vardı. 71 Müessesat-ı Hayriye-i Sıhhıyye Dönemi ( ) Kurumların vakfiyeleri doğrultusunda idare edilmeleri çoktan unutulmuştu. 25 Temmuz 1908 de II. Meşrutiyet in ilan edilmesiyle Şehremanetine bağlı hastanelerin tek elden yönetilmesi amacıyla 19 Ekim 1909 tarihinde Müessesat-ı Hayriye-i Sıhhıyye İdaresi kuruldu. Toptaşı bimârhânesi de bu idareye devredildi. Bu müessese, lağvedildiği 5 Ekim 65 Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti, İstanbul 1327, sayfa Toptaşına 450 den fazla hasta alınmaması kararı alındı (150 inas, 300 zükur) te bimârhânenin kadınlar kısmı genişletildi. (Bkz. Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti, İstanbul 1327, s.48. Ve B.O.A. İrade Şehremaneti no hicri 1894 tamirat (1893 salgınından sonra) Toptaşı nda kain bimârhânenin nisaya mahsus daireye ilaveten yaptırılan koğuş. 68 Nuran Yıldırım: Meclis-i Vükela nın Akıl Hastası Musevi Bir Kadın için Aldığı Karar. Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları 2-3.İst s Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s Mahzar Osman Uzman. Türkler de Deliler İçin Neler Yapılmıştır. Dr. Faruk Bayülkem. Türkiye de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi. İstanbul sayfa 45. Dr. Castro nun yerine muavini Dr. Avni Bey tayin edildi dan sonra Haydarpaşa Tıbbiyesi ne nakledilmiş ve 50 yataklı hale getirilmiştir.

18 18 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış 1912 (22 Eylül 1328) tarihine kadar sağlık kurumlarını geliştirdi ve düzenledi. Artık akıl hastaları hemen hastaneye ya da hapishaneye kapatılmayacaktı. Dr. Avni Mahmut Bey, Haseki de bir müşahadehane kurdu; artık mecnunlar önce müşahedehaneye alınıyor, yatak açıldıkça Toptaşı na gönderiliyordu. (Sıhhat Almanakı 1933 den) Dr. A. Mahmud Bey Haseki de tamir çalışmalarına nezaret ederken (Müessesat-ı Hayriyye-i Sıhhiye den) Müessesat-ı Hayriyye-i Sıhhiye Döneminde Toptaşı Bimârhânesi nden iki görünüm Bu dönemde Toptaşının kapısı hekimlere ve halka da açıldı; hastalara yiyecek ve giyecekler bağışlandı. İdare binayı tamir ve tefriş etti 72. Bir laboratuar kuruldu, fizik tedavi aletleri getirtildi. Hastaların müzikle tedavisi için gramafon ve plaklar alınmıştı; bunun önemi şöyle anlatılmıştı: Musıki ile tedavinin elyevm mühim bir faide temin ettiği ve hatta işbu tarz-ı mudâvâtın (tedavi şeklinin) eslâf-ı âzâm (daha önceki büyük kişiler) tarafından te sis olunan bimârhânelerde bile tatbik olunduğu nazâr-ı dikkate alınarak mükemmel bir gramofon ve müteâdil plaklar mubayaası (satın alınması) ile isti mâl edilmekte bulunmuştur. Gramofon çaldırılması zavallı meccanin arasında o derece mem yılında yatak sayısı 480 e çıkarıldı. Yine aynı yıl yeni alınanlarla beraber Toptaşı ndaki hasta sayısı 685 e ulaştı. Bu dönemde Toptaşına senelik 1 milyon 440 bin kuruş bütçe ayrılmıştı (Dr. Ercümet Baktır. Prof. Dr. Mahzar Osman la Konuştum Dr. Faruk Bayülkem. Türkiye de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi. İstanbul 2000.s.78-81). 73 Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti. s.46.

19 Prof. Dr. Nil Sarı Dr. Burhan Akgün 19 nuniyeti mucip olmuştur ki ta rifi gayri kabildir 73. Yeni banyo ve duş yerleri yaptırılmıştı. Çamaşırhane ve mutfağın yeniden tesisi, yeni bir ameliyathane kurulması, kışlık teneffüshane oluşturulması; etüv makinaları alımı, poliklinik binası ve konferans salonu inşası, hastabakıcılık gece dersleri, kadın hastalara hafif el işleri kurslarının açılması gibi çalışmalar da planlanmıştı. Ancak araya giren savaşlar ve salgın hastalıklar yüzünden gerçekleştirilemediler. Müessesat-ı Hayriye-i Sıhhiye idaresinin gayretleri netice vermiş ve 1910 yılında İstanbul da çıkan ve beş ay devam eden kolera salgınında Toptaşı ndaki hastalarda ölüm oranı düşmüştü. 74 Ama Süleymaniye Bimârhânesi binası daha önce nasıl ki yetersiz bulunmuş ise; 1911 de de Toptaşı bimârhânesinin yetersiz olduğu ve hastaların bir başka yere nakli gündeme geldi. O tarihlerde yapının şehrin içinde olmasının sakıncalı olduğu ileri sürülmüştü 75. Akıl hastalarının yine tek bir hastanede toplanmaları ve şehrin dışına çıkarılmaları öngörülmüş; hastaların meşguliyetle tedavileri için hastanenin geniş bir arazi içinde bulunması gereği öne sürülmüştü Aralık 1913 de yürürlüğe giren Bîmârhâne ve Müşâhedehâne Talimâtnâmesi ile bimârhânelerin yatak sayısı, sağlık çalışanlarının ve diğer çalışanların görevleri tanımlandı. Bu yönerge önemli bir gelişmeydi. Ancak 1911 yılından itibaren ardı ardına gelen savaşlar (Trablusgarp, Balkan, I. Dünya ve İstiklal) tüm devlet kurumlarında koşulların kötüleşmesine sebep olmuştu deki mütareke ve daha sonra İstanbul un işgali yıllarında hükümetin el uzatamadığı akıl hastalarının yardımına yine halk koştu. Tarih boyunca olduğu gibi, halk hastalarının beslenme, giyinme, bakım ve tedavilerine yardımcı oldu yılında Mazhar Osman Toptaşı Bimârhânesi baştabipliğine getirildi. Baştabip Avni Mahmut Bey de Zeynep-Kâmil Asabiye ve Akliye hastanesine 78 tayin edildi. Bu tarihlerde Toptaşında kapılar açıktı, isteyen rahatlıkla hastaları ziyaret edebiliyordu. Genç 74 Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti. s Burası şehrin ortasındaydı. Bir medrese bahçesi kadar ortada gökten başka manzarası olmayan bir hava yeri vardı. Hastaların bağırmasından komşu halk her zaman bizardı. Fen erbabına bile kapıları kapalı bu müessese semtin yaramaz çocuklarıyla temastan geri kalmıyor. Deliler ellerine ne geçerse sabun, kaşık, yatak çarşafı akıllılara atıyor. Akıllılar da delilere duvar üstünden taş, yapı çivisi, bıçak yağdırıyordu. Memleketin son 30 senesinde hükümet iktisadi buhran içinde bocalarken o semti istimlak ederek bu binayı park ortasında bırakamazdı. Zaten müessese 300 hastadan fazla alamazdı. İnkılabı müteakip bu binayı aciz, fakir ve mefluçlara yani müzmin sinir hastalıklarına tahsis etmek ve asrî bir bimârhâne yapmak zarureti kendini göstermişti (Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s 62.). 76 Hakayık-ı fenniyedendir ki meccânin, illetlerinin envâına ve derece-i liyâketlerine göre ufak mikyasta ziraat, doğramacılık, el hünerleri gibi hidemat-ı hafife ile uğraştırıldıkları halde bir haylisi şifâyâp olmaktadır. Bu hakikat Avrupa bimârhânelerindeki örnekle müsbettir. İşte bundan dolayıdır ki memâlik-i mütemeddinede son zamanlarda bimârhâneler şehirler haricinde araziî-i vasıa üzerine inşa edilerek bir kısım meccanine bimârhânede bulundukları müddet zarfında isti dat ve derece-ı sıhhatları nisbetinde ba zı harf ve sânâyi öğretilmekte ve meccânin bu arazi üzerinde ziraatle iştigal ve fazla olarak güneşten ve saf havadan istifâde ettirilerek bir an evvel iâdei afiyet yerine gayret olunmaktadır. (Osman Nuri (Ergin) Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhıye Müdüriyeti, İstanbul 1327, sayfa 49.) 77 Hükümetin yardım edemediği bu müesseseye İstanbul halkı teveccüh gösterdi. Yer yatağında, içersindeki yünleri pislikle karışmış yırtık yatağa kadit vücutlarını sokmuş, ocağında odun bile olmadığı için çiğ kabağı ısıra ısıra yiyen ve yalnız ekmek diye haykıran delilerin imdadına koşan erbabı hamiyet bir ay içinde o sefalet ocağını şenlendirdi, karyolalar yataklar, çamaşırlar elbiseler temin edildi. Pellagradan tüberküloza kadar bin muhlik hastalık içinde mukadderatını bekleyen hastalara bol yemek yetiştirildi, senelerden beri kaşınmaktan kaşarlanmış ciltleri bir hafta içinde asırlık uyuzdan, bitten kurtuldu. Güllabiciler hastabakıcı kıyafetine sokuldu. Hastalara güzel bakmaları için dersler verildi. Poliklinikler dispanserler tesis edildi. Toptaşı bimârhânesinde anatomi, biyoloji, psikoloji laboratuarları açıldı.büyük bir hızla ilerlemeğe başladı. Birkaç hafta içinde eskiden maktel olan o bir asrî hastane haline girdi (Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s.62). 78 Üsküdar Nuhkuyusu ndaki bu hastane 1862 yılında Yusuf Kamil Paşa ile Zeynep Hanım tarafından dahili ve harici hastalıklar için yaptırılmıştı. I.Dünya Savaşı sırasında ücretli sinir ve akıl hastalarının bakıldığı bir hastaneye dönüştürülmüştü. Bkz. (Mahzar Osman Uzman, Tababeti Ruhiye. s.65).

20 20 Türk Tarihinde Psikiyatri Hastasına Kısa Bakış psikiyatristler Mahzar Osman ın çevresinde toplanmış ve Toptaşı bir eğitim müessesesine dönüşmüştü 79. Fahrettin Kerim Gökay, Mazhar Osman ın getirdiği yeni düzenlemeyle, Nöbette artık doktoru da memuru da içeride hastaların yanındaki odalarda yatacaktı. Bu suretle doktor hasta ilgisi sıkı bir disipline sokuluyordu diye hocasını takdir ile anar 80. Mazhar Osman, Toptaşı nı Darülaceze ye nakletme talebi geri çevrildikten sonra 1922 yılında baştabiplik görevinden istifa etti. Kendisi ile beraber bulunan genç hekimler de ayrıldı ve Mazhar Osman ın gayret ve teşebbüsü ile ihtisaslarını tamamlamak üzere Almanya ya çeşitli klinik ve enstitülere gönderildiler de Münih Kongresi sırasında M. Osman ve öğrencileri (Soldan sağa: Ahmet Şükrü, Fahreddin Kerim, İhsan Şükrü ve Necati Kemal.) M.Osman: Sıhhat Almanağı 1933,s.230. Türkiye de Psikiyatri Eğitiminin Başlaması: 1893 te Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane den mezun olduktan sonra Almanya ya gönderilen ve burada akliye (psikiyatri) ve asabiye (nöroloji) ihtisasını alarak 1896 da Türkiye ye dönen Raşit Tahsin ( ), aynı sene sonunda Askeri Tıbbiye de Emraz ve Seririyat-ı Akliye ve Asabiye muavinliğine atanmıştır yılında Emraz-ı Akliye ve Asabiye, Emraz-ı Dahiliyeden bağımsız bir ders haline getirilmiş ve Raşit Tahsin bu dersi 1898 e kadar haftada iki saat teorik, 1900 e kadar da iki saat teorik, iki saat de poliklinik uygulaması şeklinde devam ettirmiştir 82. Mülkiye Tıp Mektebi nde de akliye ve asabiye dersleri başlayınca fahri muallimliğe Raşit Tahsin getirilmiş; daha sonra iki tıp mektebi- 79 Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay. Türk Tababet-i Ruhiye Tarihi Dr. Faruk Bayülkem. Türkiye de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi. İstanbul sayfa Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay. Toptaşında Hocam Mahzar Osman Dr. Faruk Bayülkem. Türkiye de Psikiyatri-Nöroloji ve Nöroşirurjinin Tarihi Gelişimi. İstanbul sayfa İhsan Şükrü (Aksel) Münih te Spielmayer in yanında nöropatoloji; Fahrettin Kerim (Gökay) Münih te Kraepelin in yanında klinik ve deneysel psikiyatri; Ahmet Şükrü (Emed) yine Münih te seroloji; Şükrü Hazım (Tiner) Hamburg a Nonne nin yanına Nöroloji alanında eğitim yapmaları için gönderilmişti. Bu hekimler memlekete döndükten sonra psikiyatrinin farklı disiplinlerinin Türkiye deki kurucuları olacaktı. 82 Z. Özaydın: Raşit Tahsin in Berlin de Yapılan IV. Uluslar arası Akiye ve Asabiye Kongresinde Sunduğu Bildiri. Yeni Symposium 37 (1-2):29-32, 1999.

Osmanlı nın ilk hastanesi:

Osmanlı nın ilk hastanesi: mekan Osmanlı nın ilk hastanesi: Yıldırım Darüşşifası YAPIMI 1394 TE TAMAMLANAN VE OSMANLI DEVLETİ NİN İLK HASTANESİ OLARAK KABUL EDİLEN BURSA DAKİ YILDIRIM DARÜŞŞİFASI, OSMANLI NIN YAPI ALANINDA DEVLET

Detaylı

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 II.Beyazid Camisi ve Külliyesi (II.Beyazid Kompleksi).... 4 0.1.1 Darüşşifa

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

EDİRNE II. BAYEZİD KÜLLİYESİ

EDİRNE II. BAYEZİD KÜLLİYESİ Sultan II. Bayezid Külliyesi Tıp Medresesi (Medrese-i Etıbba) Sultan II. Bayezid tarafından Edirne nin Yeni İmaret semtinde yaptırılarak 1488 de hizmete açılan külliyenin birimleri arasında yer almaktadır.

Detaylı

Sağlık ve Salgın Hastalıklar Kaynakçası

Sağlık ve Salgın Hastalıklar Kaynakçası Sağlık ve Salgın Hastalıklar Kaynakçası Torun, S. (2008). Kırım Savaş'ında Hasta Bakımı Ve Hemşirelik. Dramur Bütün, R. (1988). Osmanlılarda Hekim ve Eczacı Gediği. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Yılmaz, N.,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul

Detaylı

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti?

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Denize girmediği gibi, denizden çıkanı da mutfağına sokmamıştı

Detaylı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2

Detaylı

Edirne Cüzzamhanesi (II Murat 1421-1451) Fatih Darüşşifası (1470) Edirne Darüşşifası (1488) Karacaahmed Cüzzamhanesi (1514) Manisa Hafsa Sultan

Edirne Cüzzamhanesi (II Murat 1421-1451) Fatih Darüşşifası (1470) Edirne Darüşşifası (1488) Karacaahmed Cüzzamhanesi (1514) Manisa Hafsa Sultan Edirne Cüzzamhanesi (II Murat 1421-1451) Fatih Darüşşifası (1470) Edirne Darüşşifası (1488) Karacaahmed Cüzzamhanesi (1514) Manisa Hafsa Sultan Bimarhanesi (1539) Haseki Darüşşifası (1550) Süleymaniye

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır. Alzheimer hastalığı nedir, neden olur? Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Köprüleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Köprüleri......................... 4 0.1.1 Gazimihal Köprüsü.................... 4 0.1.2 Beyazid Köprüsü.....................

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Tıp Tarihine Yaklaşım

Tıp Tarihine Yaklaşım Tıp Tarihine Yaklaşım Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Mezopotamya Uygarlıklarında Tıp Eski Mısır Tıbbı Çin Tıbbı Eski Hint Tıbbı Yunan Tıbbı Modern Dönem (Batı) Tıbbı Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Bütün gün

Detaylı

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845)

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) C. Yunus Özkurt Osmanlı döneminde ilk genel nüfus sayımı, II. Mahmud döneminde 1831 (Hicri: 1246) yılında alınan bir karar ile uygulanmaya başlamıştır (bundan

Detaylı

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN*

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* * Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı Türk kültüründe bayrak, tarih boyunca hükümdarlığın ve hâkimiyetin sembolü olarak kabul edilmiştir. Bayrak dikmek bir yeri mülkiyet sahasına

Detaylı

Hoca Abdülkadir e Atfedilen Terkipler Erol BAŞARA *

Hoca Abdülkadir e Atfedilen Terkipler Erol BAŞARA * C.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi XII/2-2008, 253-260 Hoca Abdülkadir e Atfedilen Terkipler Erol BAŞARA * Özet Bu çalışmada, Türk Müziğinin elyazması kaynaklarından, müstensihi ve yazarı belli olmayan, Yapı-Kredi

Detaylı

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU Kadro Adı : Yataklı Tedavi Kurumları Başhekimi Maaş : Barem 18 B (1) Müdürün yönergeleri uyarınca Daire hizmetlerinin yürütülmesinde Müdüre yardımcı olmak; (2)

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Ölülerin muayenesi ve defin ruhsatlarının verilmesi, fert. toplum ve çevre sağlığının açısından önem arz etmektedir.

Ölülerin muayenesi ve defin ruhsatlarının verilmesi, fert. toplum ve çevre sağlığının açısından önem arz etmektedir. Ölü Defin Ruhsatları Hakkında Genelge Tarihi:01.05.2000 Sayısı:5852-2000/41 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAYI : B100TSH0100005/5852 KONU : Ölü Defin Ruhsatları ANKARA 01.05.2000

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/...

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/... T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAYI : B100THG0100002-3120 25.02.2004-3109 KONU : Semt Poliklinikleri Yönergesi... VALİLİĞİNE (İl Sağlık Müdürlüğü) GENELGE 2004/... Yataklı tedavi

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar

T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı Çanakkale Belediyesi

Detaylı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü Sayfa 1 / 6 27 Ekim 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29158 Sağlık Bakanlığından: YÖNETMELİK GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

Detaylı

YÖNETMELİK. b) Bilim Komisyonu: Bakanlıkça oluşturulan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Bilim Komisyonunu,

YÖNETMELİK. b) Bilim Komisyonu: Bakanlıkça oluşturulan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Bilim Komisyonunu, 27 Ekim 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29158 Sağlık Bakanlığından: YÖNETMELİK GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1)

Detaylı

GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 27 Ekim 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29158 YÖNETMELİK Sağlık Bakanlığından: GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1)

Detaylı

Sonuç. Beylikler dönemi, Anadolu'da Türk kültür ve medeniyetinin gelişmesi

Sonuç. Beylikler dönemi, Anadolu'da Türk kültür ve medeniyetinin gelişmesi 78 ağaçları bulunan yer, Ermenek'e bağlı Görme! Köyü'nde 32 Paşaçukuru olarak bilinen yer, Ermenek'te Emir Ahmed mülkü civarındaki yer, Ermenek'e bağlı Gargara Köyü'nde 33 yer, Mut Medresesi yakınındaki

Detaylı

'BANA BIR SEY OLMAZ' DEMEYIN

'BANA BIR SEY OLMAZ' DEMEYIN 'BANA BIR SEY OLMAZ' DEMEYIN Portal : www.cumhuriyet.com.tr İçeriği : Gündem Tarih : 01.12.2014 Adres : http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yasam/152399/_bana_bir_sey_olmaz demeyin.html Bana bir şey olmaz

Detaylı

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya başlamıştır. Böylelikle Türk-İslam devletlerinde Hukuk

Detaylı

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ DAHİLİYE UZMANI KADROSU HİZMET ŞEMASI

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ DAHİLİYE UZMANI KADROSU HİZMET ŞEMASI TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ DAİRESİ PRATİSYEN HEKİM KAROSU (3(2).41/2000) Kadro Adı : Pratisyen Hekim Hizmet Sınıfı : Tabiblik Hizmetleri Sınıfı Derecesi : III (İlk Atanma Yeri) Kadro Sayısı : 22 I. GÖREV

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi,

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, TÜRKÇE dersinde, Kişisel Gelişim ve Okuma Kültürü temalarına bağlı olarak çeşitli metinler ve Düşünceler

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM 8. SINIF TÜRKÇE DERSİ KONULARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM 8. SINIF TÜRKÇE DERSİ KONULARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ 2013-201 EĞİTİM ÖĞRETİM 8. SINIF TÜRKÇE DERSİ KONULARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ SÜRE KONULAR 3 Fiilimsi EYLÜL Fiilimsi 1 Fiilimsi 2 Fiilimsi 3 KURBAN BAYRAMI EKİM Fiilimsi Fiilimsi 1

Detaylı

İstanbul un 100 Hamamı

İstanbul un 100 Hamamı Osmanlı nın Berrak Bakiyeleri İstanbul un 100 Hamamı Yayında! Osmanlı da Kuşluk Hamamı neye denirdi? Dinlere göre hamam farkı var mıydı? Erkekler kahvehaneye, kadınlar hamama mı giderdi? Hamamlarda sosyal

Detaylı

NEJAT İŞLER İSTANBUL'A SEVK EDİLDİ

NEJAT İŞLER İSTANBUL'A SEVK EDİLDİ NEJAT İŞLER İSTANBUL'A SEVK EDİLDİ Acıbadem Bodrum Hastanesi Başhekimi Dr. Aydın Aksoy: HASTAMIZ UÇAK AMBULANS İLE İSTANBUL A TRANSFER EDİLMİŞTİR 17 Ocak 2014 tarihinde Acıbadem Bodrum Hastanesi Acil Servisi

Detaylı

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mahpus Hasta Bölümü İnceleme Raporu

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mahpus Hasta Bölümü İnceleme Raporu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mahpus Hasta Bölümü İnceleme Raporu 24. Dönem 4. Yasama Yılı 2014 (Rapor Komisyonun 29.01.2014 tarihli toplantısında kabul edilmiştir.) ANKARA NUMUNE EĞİTİM

Detaylı

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine)

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) Hipokratik-Galenik Tıp ekolunun devamı Cerrahi teknikler bilinmesine rağmen, yüksek enfeksiyon riski nedeniyle zorunlu haller dışında pek uygulanmıyor Tam olarak hangi

Detaylı

BÖLÜM I: OKUL YÖNETİMİ VE SORUN ÇÖZME İLE İLGİLİ LİTERATÜR...1

BÖLÜM I: OKUL YÖNETİMİ VE SORUN ÇÖZME İLE İLGİLİ LİTERATÜR...1 İÇİNDEKİLER BÖLÜM I: OKUL YÖNETİMİ VE SORUN ÇÖZME İLE İLGİLİ LİTERATÜR...1 Bölüm II: OKUL MÜDÜRLERİNİN YÖNETİM GÖREVİNİ SÜRDÜRÜRKEN KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖYKÜLERİ...13 A. OKUL MÜDÜRLERİNİN

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

SUALTI HEKİMLİĞİ VE HİPERBARİK

SUALTI HEKİMLİĞİ VE HİPERBARİK SUALTI HEKİMLİĞİ VE HİPERBARİK İstanbul Tıp Fakültesi 185. Yıl Ders Kitapları Serisi EDİTÖR Prof. Dr. Şamil AKTAŞ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ SUALTI HEKİMLİĞİ VE HİPERBARİK TIP Editör

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun Tarihi: 29.05.1979 Sayısı: 2238 R.G. Tarihi: 03.06.1979 R.G.

Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun Tarihi: 29.05.1979 Sayısı: 2238 R.G. Tarihi: 03.06.1979 R.G. ACİL TIP İLE İLGİLİ MEVZUAT (Son güncelleme tarihi: 15.12.2006) Anayasa TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Tarihi: 18.10.1982 Sayısı: 2709 Kanunlar Tababet ve Şuabatı San atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

Detaylı

Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır:

Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır: Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır: 1- Rast makamı: İnsana sefa (neşe, huzur) verir. 2- Rehavi makamı: İnsana beka (sonsuzluk fikri) verir. 3- Küçek makamı:

Detaylı

KSÜ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA HASTANESİ NÖBET YÖNERGESİ (Senato: 09.12.2015-2015/17 Sayılı - 24 Numaralı Karar )

KSÜ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA HASTANESİ NÖBET YÖNERGESİ (Senato: 09.12.2015-2015/17 Sayılı - 24 Numaralı Karar ) KSÜ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA HASTANESİ NÖBET YÖNERGESİ (Senato: 09.12.2015-2015/17 Sayılı - 24 Numaralı Karar ) MADDE 1 Amaç: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde

Detaylı

SÜHEYL ÜNVER ARAŞTIRMA MERKEZİ RESSAM HOCA ALİ RIZA BEY KOLEKSİYONU KONSERVASYONU

SÜHEYL ÜNVER ARAŞTIRMA MERKEZİ RESSAM HOCA ALİ RIZA BEY KOLEKSİYONU KONSERVASYONU SÜLEYMANİYE YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ KONSERVASYON VE ARAŞTIRMA MERKEZİ SÜHEYL ÜNVER ARAŞTIRMA MERKEZİ RESSAM HOCA ALİ RIZA BEY KOLEKSİYONU KONSERVASYONU HOCA ALİ RIZA BEY KİMDİR? Üsküdarlı Hoca Ali Rıza

Detaylı

T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM T.C. KONAK BELEDİYESİ SAĞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLENME, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ Madde 1 (1) Bu Yönetmelik, kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

ISTANBUL ÜNIV. ÖGRETIM ÜYESI ALIM ILANI

ISTANBUL ÜNIV. ÖGRETIM ÜYESI ALIM ILANI YASAR KEMAL IN DURUMU STABIL Portal : www.sonhaberx.com İçeriği : İletişim Teknolojileri Tarih : 21.02.2015 Adres : http://www.sonhaberx.com/d/yasar-kemalin-durumu-stabil_37354 Yaşar Kemal in durumu stabil

Detaylı

DERNEKLERi FEDERASYONU

DERNEKLERi FEDERASYONU AiLE HEKiMLERi DERNEKLERi FEDERASYONU İçindekiler: Askerlik Muayeneleri Portör Muayeneleri AHEF Sağlık Raporu Talepleri ilgili görüş Sayı: 124 Tarih: 04.07.2012 Konu: Askerlik Muayeneleri SAĞLIK BAKANLIĞI

Detaylı

SAĞLIK YÖNETİMİ HASTANE YÖNETİMİ

SAĞLIK YÖNETİMİ HASTANE YÖNETİMİ SAĞLIK YÖNETİMİ HASTANE YÖNETİMİ Kaynak: Sağlık İşletmeleri Yönetimi Prof. Dr. Dilaver TENGİLİMOĞLU Yrd. Doç. Dr. Oğuz IŞIK Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT *Hastanelerin Tanımı *Hastanelerin Özellikleri *Hastanelerin

Detaylı

ADANA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ

ADANA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ ADANA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ İSTATİSTİK 2013 HAZIRLAYAN Şennur ERDEM Tıbbi Teknolog GİRİŞ Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın, yaşamsal fonksiyonların ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Dünya

Detaylı

T C SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü. Sayı : B.13.2.SGK.0.11.07.00/953-14.909.589 13/11/2009 GENELGE 2009/ 136

T C SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü. Sayı : B.13.2.SGK.0.11.07.00/953-14.909.589 13/11/2009 GENELGE 2009/ 136 Sayı : B.13.2.SGK.0.11.07.00/953-14.909.589 13/11/2009 Konu: Dosya Düzeni GENELGE 2009/ 136 Sosyal güvenlik il müdürlükleri ve sosyal güvenlik merkezleri bünyesinde Kurumumuz sigortalıları ve hak sahiplerinin

Detaylı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Dr. Osman Celbiş Adli Tıp Profesörü, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Şekil Değiştiren Hekimlik Sanatı İnsanlık tarihi ile başlayan süreç içerisinde belli kurallar

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sayı : B.10.0.THG.0.15.00.04-010.06-2713 15/02/2006 Konu : Denetimli serbestlik tedbirleri uygulanan kişilerin tedavileri...valiliğine (İl Sağlık

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ GİRİŞ Prof.Dr. Zekai Celep İnşaat Mühendisliğine Giriş GİRİŞ 1. Dersin amacı ve kapsamı 2. Askeri mühendislik ve sivil mühendislik 3. Yurdumuzda inşaat mühendisliği 4. İnşaat

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

RESTORASYON ÇALIŞMALARI

RESTORASYON ÇALIŞMALARI VAKIFLAR İSTANBUL I. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 2010 YILI RESTORASYON ÇALIŞMALARI (01.01.2011 Tarihi İtibari ile) restorasy n 175 restorasy n 175 RESTORASYONU TAMAMLANAN ESERLER (2004-2010) S.NO İLİ İLÇESİ TAŞINMAZ

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Sağlık Bakanlığından:

Sağlık Bakanlığından: 19 Ocak 2013 Sayı : 28533 RESMÎ GAZETE Sayfa : 41 Sağlık Bakanlığından: MEZARLIK YERLERİNİN İNŞAASI İLE CENAZE NAKİL VE DEFİN İŞLEMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar.

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar. TÜRKİYE DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM Türkiye de ki okul öncesi eğitimin gelişmesini imparatorluk dönemindeki okul öncesi eğitim ve Cumhuriyet ten günümüze kadar olan okul öncesi eğitimi diye adlandırabilir. İmparatorluk

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

KLİNİK ONKOLOJİ. İstanbul Tıp Fakültesi 185. Yıl Ders Kitapları Serisi. Geleceğin hekimlerinin eğitimine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

KLİNİK ONKOLOJİ. İstanbul Tıp Fakültesi 185. Yıl Ders Kitapları Serisi. Geleceğin hekimlerinin eğitimine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. KLİNİK ONKOLOJİ İstanbul Tıp Fakültesi 185. Yıl Ders Kitapları Serisi Geleceğin hekimlerinin eğitimine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. EDİTÖR Prof. Dr. Ahmet Nafiz KARADENİZ İstanbul Tıp

Detaylı

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER

Detaylı

Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği

Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri Yönetmeliği SAĞLIK BAKANLIĞI NDAN: KANSER ERKEN TEŞHİS VE TARAMA MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1-Bu yönetmeliğin

Detaylı

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Hastane Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Yük.Hem.Müge Bulakbaşı Ekonomik, verimli ve etkili olarak her türlü sağlık hizmetinin kesintisiz üretildiği, Eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin

Detaylı

TEBLİĞ HAKKINDA TEBLİĞ

TEBLİĞ HAKKINDA TEBLİĞ 28 Eylül 2008 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 27011 TEBLİĞ Sosyal Güvenlik Kurumundan: İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI SİGORTASI BAKIMINDAN İŞVERENİN, ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN VE SİGORTALILARIN SORUMLULUĞU İLE PEŞİN SERMAYE

Detaylı

Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif.

Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif. AHMETLER KÖYÜ SOY AĞACI Hazırlayan: Ali Varol GİRİŞ Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif. Peygamberimizin bu sözünü düşününce ne gelir aklımıza?

Detaylı

TIBBİ KAYITLAR DÖKÜMAN SİSTEMİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ. Doç. Dr. Abdi ÖZASLAN Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı

TIBBİ KAYITLAR DÖKÜMAN SİSTEMİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ. Doç. Dr. Abdi ÖZASLAN Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı TIBBİ KAYITLAR DÖKÜMAN SİSTEMİ ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ Doç. Dr. Abdi ÖZASLAN Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı TIBBİ BELGELER Sağlık birimlerinin acil servis, poliklinik, klinik, röntgen, laboratuar

Detaylı

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,4 milyon

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Madde 1 Bu Yönetmelik, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı