T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2662 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1628 MUHASEBE VE HUKUK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2662 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1628 MUHASEBE VE HUKUK"

Transkript

1 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2662 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1628 MUHASEBE VE HUKUK Yazarlar Prof.Dr. Selahattin KARABINAR (Ünite 2, 4, 5) Doç.Dr. Nazlı KEPÇE (Ünite 7) Doç.Dr. Vedat EKERGİL (Ünite 3, 6) Yrd.Doç.Dr. Kasım AKBAŞ (Ünite 1, 8) Editör Prof.Dr. Kerim BANAR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ i

2 Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Anadolu Üniversitesine aittir. Uzaktan Öğretim tekniğine uygun olarak hazırlanan bu kitabın bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz. Copyright 2012 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic tape or otherwise, without permission in writing from the University. UZAKTAN ÖĞRETİM TASARIM BİRİMİ Genel Koordinatör Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Genel Koordinatör Yardımcısı Doç.Dr. Hasan Çalışkan Öğretim Tasarımcıları Yrd.Doç.Dr. Seçil Banar Öğr.Gör.Dr. Mediha Tezcan Grafik Tasarım Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Öğr.Gör. Nilgün Salur Kitap Koordinasyon Birimi Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Grafikerler Gülşah Karabulut Özlem Ceylan Dizgi Açıköğretim Fakültesi Dizgi Ekibi Muhasebe ve Hukuk ISBN Baskı Bu kitap ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Web-Ofset Tesislerinde adet basılmıştır. ESKİŞEHİR, Ağustos 2012 ii

3 İçindekiler Önsöz.. iv 1. Hukukun Temel İlkeleri Muhasebe Hukuku ve Temel İlkeler Defterler ve Belgeler Mali Tablolar (Finansal Tablolar) Cari Hesap Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme Denetim Ticari İşlere Uygulanan Hükümler, Düzenleyici Kurumlar; Yargı ve Uyuşmazlık Çözümü iii

4 Önsöz Muhasebe, işletmelerin faaliyetleri ile faaliyet sonuçlarına ilişkin bilgi üreten bir süreçtir. Bilgi üretilmesi sürecinde işletmedeki mali karakterli işlemler günlük deftere kaydedilecek, büyük defterde sınıflandırılacak, mali tablolarda özetlenecek, özetlenen bu bilgiler analiz edilerek yorumlanacak ve sonuçlar muhasebe bilgisini kullanacak ilgili taraflara raporlacaktır. Tüm bu işlemlerin teknik bir tarafı olduğu kadar hukuki taraf da bulunmaktadır. Bu kitapta bu yasal düzenlemelerin neler olduğu, diğer bir ifadeyle muhasebe ve hukuk ilişkisi ele alınmıştır. Bu düzenlemeler Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, muhasebe mesleği ile ilgili düzenlemeler ve diğer yasalardan oluşur. Bu düzenlemelerin ortak amacı doğru, zamanlı ve tam bilgi üretmektir. Kitabın ilk bölümlerinde hukukun temel ilkeleri ile muhasebe hukuku konuları ele alınmıştır. Muhasebe sürecinde kullanılan yasal defterlerin neler olduğu ve bu defterlere kayıtların nasıl yapıldığı konusu ile kayıtlara esas alan belgeler üçüncü ünitede açıklanmıştır. Muhasebe bilgilerinin özetlendiği mali tabloların içeriği ve sunulması ile ilgili yasal düzenlemeler dördüncü ünitede incelenmiştir. Cari hesabın ne olduğu, nasıl hesapladığı konusu ve işletmeler açısından önemi beşinci bölümde ele alınmıştır. İşletmeler açısından özel önemi olan işletmelerde birleşme, nevi değiştirme ve tasfiye konuları şahıs ve sermaye şirketleri açısından altıncı ünitede işlenmiştir. Son yıllarda çok daha önemli hale gelen işletmelerin denetimi konusu yedinci ünitede yasal düzenlemeler de dikkate alınarak incelenmiştir. Son ünitede ise, ticari işlerde yargı konusu ele alınmıştır. Muhasebe mesleği ile ilgilenmeyi düşünen ve ilgilenenlere yararlı olacağına inandığımız bu kitabın yayına hazırlanması ve basılmasında emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Editör Prof.Dr. Kerim BANAR iv

5

6 1 Amaçlarımız Bu üniteyi tamamladıktan sonra; Hukuk kuralının özelliklerini ifade edebilecek, Hukukun kaynaklarını açıklayabilecek, Hukuksal yaptırım türlerini sıralayabilecek, Hukuksal işlem türlerini ayırt edebilecek bilgi ve becerilere sahip olabilirsiniz. Anahtar Kavramlar Norm Yaptırım Hak Kişi Mevzuat Butlan İrade Beyanı Şekil Hukuksal İşlem İçindekiler Giriş Hukuk Tanımı ve Unsurları Hukukun Konusu 2

7 Hukukun Temel İlkeleri GİRİŞ Modern hukuk toplumsal yaşamın her alanını düzenleyen bir kurumdur. Devletlerle devletlerarası ilişkiler, devletlerle yurttaşlar arası ilişkiler, yurttaşların kendi aralarındaki ilişkiler hukuksal düzenlemenin nesnesidirler. Ekonomik alan, siyasal alan, hatta kişisel özel alan hukukun düzenleme alanının kapsamındadır. Gelişen teknoloji, ilerleyen toplumlar, kalkınmış ekonomiler hukuka duyulan ihtiyacı azaltmaz; aksine artırır. Bugün hukuk alanın güncel sorunlarını farklı ülkelerdeki şirketler arasındaki uyuşmazlıkların çözümü, maddi olmayan üretimlerin bir başka deyişle fikri hakların korunması, hatta uzayda mülkiyet sorununun nasıl aşılacağı gibi konular oluşturmaktadır. Modern hukuk insanların yaşamlarının yalnızca her alanını değil aynı zamanda bu alanları en ince ayrıntısına kadar düzenleme iddiasındadır. Öyle ki, kişinin ne zaman hak sahibi bir varlık olarak doğmuş ne zaman ölmüş sayılacağı dahi hukuka tabidir. Türk Medeni Kanunu nun 28. maddesine göre Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. Görüldüğü üzere yasada kişiliğin sağ ve tam doğmuş olmakla kazanılacağı düzenlenmekte, ana rahmine düştüğü andan itibaren de hak ehliyetine sahip olunacağını düzenlemektedir. Bu şekilde kazanılan kişilik ölümle sona erecektir. Ancak bir kişnin ölüp ölmediği her durumda tespit edilemediğine göre ölümü kesin olarak tespit edilemeyenlerin kişiliğinin sona ermesi ve buna bağlanan sonuçların ortaya çıkması da hukuk tarafından düzenlenir. Türk Medeni Kanunu nun 31. maddesine göre Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunmamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. Ayrıca yine aynı yasanın 32. maddesine göre Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Bu durumda kişi sanki ölmüş gibi miras işlemlerine başlanabilecek, eğer eşi var ise yeniden evlenebilecek yani kişinin ölünme bağlanan her türlü sonuç ortaya çıkmış olacaktır. Kişinin doğum ve ölüme ilişkin bu iki basit örnek, hukukun insan yaşamındaki uygulama alanının genişliğine ve ne kadar detaylı olabileceğine ilişkindir. Öyle ki hukuk, insan yaşamının en doğal durumlarını yani kişinin ne zaman doğmuş ne zaman ölmüş sayılacağını bile düzenlemektedir. Hatta kişi doğmadan önce de hak sahibi sayılmaya başlayacağı yasada ifade edilmektedir. Burada ifade etmemiş olsak da, hukukun ölüm sonrasında da kişiye ilişkin çok sayıda düzenleme içerdiği bilinmelidir. Böylece hukuk yalnızca doğumdan ölüme değil, doğum öncesinden ölüm sonrasına varana kadar geniş bir alanı düzenlemektedir. Gündelik yaşamda karşı karşıya kaldığımız pek çok durumun, hemen her tür davranışımızın hukuk dünyasında bir karşılığı bulunur. Hâl böyle olunca örnek bulmak konusunda bir sıkıntı çekilmez: Okuluna gitmek üzere belediye otobüsüne binen bir öğrenci otobüs bileti almak suretiyle hem kamusal bir hizmetten yararlanmak üzere bir idari sözleşmeye taraf olmaktadır hem de ödediği ücret ile sözleşmenin karşı tarafı için kazanç ya da gelir yaratmakta dolayısıyla vergi doğuran olayı ortaya çıkarmaktadır. Aynı öğrenci okulun kapısından girerken sabah kalvaltısı yerine geçmek üzere simitçiden simit alırken aslında bir satım sözleşmesi gerçekleşmektedir. Yani simitçi belli bir bedel karşılığı simiti öğrenciye verme borcu altına girerken, öğrenci de simitin bedelini ödeme borcu altına girmektedir. Ayrıca öğrenci bu harcaması ile katma değer vergisini de doğurmaktadır. Öğrencinin okulunun kapısına asılan çeşitli uyarı ya da ilanlar birer idari karar ya da işlemdir. Sözgelimi sınav sonucunda sınav kâğıdının değerlendirilmesi, 3

8 puan takdir edilmesi ve bunun ilan edilmesi hukuk dünyasında idari işlem olarak anılır. Sınıfa giren öğrenci, ders sırasında kullanmak üzere bir arkadaşının kitabını aldığında aralarında kullanım ödüncü sözleşmesi doğar. Anlaşmazlık yaşadığı bir arkadaşına hakaret edecek olursa Türk Ceza Kanunu nun 125. maddesinde belirlenen hakaret suçunu işlemiş olur. Bu maddeye göre Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek (biraraya gelerek) işlenmesi gerekir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre hakaret suçu a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Arkadaşı ile aralarındaki anlaşmazlık bir adım daha ileri gidip birbirlerine fiili olarak müdahale etme aşamasına varacak olur da öğrenci arkadaşına yüzüne attığı tokat sonucunda hem yüzünün yaralanmasına hem de gözlüğünün kırılmasına neden olursa çok sayıda hukuksal durum ortaya çıkar. İlk olarak öğrenci bu kez Türk Ceza Kanunu nun 86. maddesine konu olan kasten yaralama suçu ile aynı yasanın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu işlemiş olur. Bu fiil ayrıca Borçlar Kanunu na göre bir haksız fiil sorumluluğu doğuracaktır. Üstelik okulda gerçeklemiş olması nedeniyle aynı zamanda okulun disiplin yönetmeliği çerçevesinde idari bir cezanın da gündeme gelmesi beklenebilir. Görüldüğü üzere sabah uyandığında, gün içerisinde yaşayacaklarının hukuk dünyasında ne anlama gelebileceğinden habersiz olan öğrenci farklı insanlarla karşı karşıya gelmeye başladığı andan itibaren farkına vararak ya da varmayarak çok sayıda hukuk düzenlemesine konu olmaktadır. Bu örnekteki öğrenci aslında hepimizi temsil eder. Onunla aynı düzenlemelere bazen daha farklı ve ayrıntılı olanlarına hergün hepimiz konu oluruz. Çoğu durumda bunun farkında değilizdir. Çünkü kendilerine uyulduğu sürece hukuk düzenini oluşturan kurallar sessiz bir şekilde işlemeyi sürdürürler. Hukukun yaşamımızın her alanını düzenlediğini daha çok, bir kuralı ihlal ettiğimizde fark ederiz. Çünkü toplumsal düzeni korumak adına hukuk, bir kural ihlali söz konusu olduğunda buna bir tepki verir ki bu tepkinin de özel adı vardır: yaptırım (müeyyide). Bu ünite kapsamında, öncelikle hukuku ve hukuk alanını tarif etmeye çalışacağız. Bunu yaparken kullanacağımız özel bazı terim ya da kavramlar da ünite kapsamında ele alınacaktır. Ardından hukukun konusunu yani yukarıda örneklerle kısaca göstermeye çalıştığımız hukuki olayları hem tanımlamaya hem de sınıflandırmaya çalışacağız. Son olarak da hukuk kuralları uygulanırken geçerli olan temel ilkelere açıklayacağız. HUKUK TANIMI VE UNSURLARI Hukuku her yönüyle ifade edebilecek bir tanım vermenin zorluğu, hukukçuların binyıllardır yeni tanım ortaya koyma çabalarının tükenmemiş olmasından anlaşılabilir. Düzen sağlama iddiasındaki bir kurumun tanımı konusunda bir uzlaşmaya varılamamış olması, bir eksiklik olarak nitelendirilmemelidir. Aksine bu tanımların hepsi bir araya getirilerek hukukun ne olduğu konusu her yönüyle ele alınabileceğinden, farklı tanım çabaları hukuka ilişkin daha geçerli bir kavrayış sağlamanın araçları olarak görülmelidir. Her şeyden evvel hukuk terimini gündelik konuşmalarımızda kullanırız. Seninle eski bir hukukumuz var dediğimizde kastettiğimiz elbette bu çalışmanın kapsamındaki hukuk ile aynı şey değildir. Buradaki kullanımda hukuk dostluk, iyi ilişki daha genel ifadesiyle barış dolu bir geçmiş anlamı içermektedir. Doğrudan çalışmamızın konusu oluşturmamakla birlikte, hukuk teriminin barış a yaptığı bu gönderme de aklımızın bir köşesinde durmalıdır. Pek çok eserde de ifade edildiği üzere hukuk, Arapça da hak sözcüğünün çoğuludur. Bir başka deyişle hukuk, haklar demektir. Öyleyse hukuk ile hak arasındaki ilişki daha işin başında terimsel düzeyde karşımıza çıkar. Gerçekten de haklarımızı bilmek, korumak, savunmak için hukuka başvururuz. Yukarıda hak ehliyetine sahip olmak için gerekli olan sağ ve tam doğmuş olma şartıyla ilgili örneğimizi anımsayalım. Hukuk hakların neler olduğunu, bu haklara kimlerin sahip olacağını, bir ihlal durumunda 4

9 hakların nasıl korunacağını düzenler. Aslında hukuka atfettiğimiz önemin büyük bir kısmı, hak kavramından kaynaklanır. Nitekim bir haksızlık durumunda Hukuk yok mu? ya da Böyle hukuk mu olur? diyerek sitem ederiz. İçgüdüsel olarak hukukun haksızlık değil hak sağlama aracı olduğunu biliriz. Öyleyse hak konusu da aklımızın bir köşesinde durmalıdır. Daha teknik, yani hukuk dünyası içerisindeki anlamıyla hukuktan söz ettiğimizde de en az birkaç farklı düzeyden söz etmekteyizdir. Bu düzeylerden ilki pozitif düzenlemeye ilişkindir. Hukuk kavramını en temel olarak belli bir toplumda belli bir zamanda yürürlükte olan, toplumsal düzen içerisindeki insanların davranışlarını düzenleyen, devletin sağladığı yaptırımlarla güvence altına alınmış kurallar bütünü anlamıyla düşünürüz. Bu tanımlamada yer alan unsurlar bu ünitede ele alacağımız konuların bir kısmını oluşturacağından, daha fazla ayrıntıya girmeden toplumsal düzen, insan davranışları, devlet, yaptırım, kural terimlerine dikkat çekmekle yetinelim. Pozitif hukuk anlamında bir hukuk tanımı vermeniz gerekse, hangi unsurlara vurgu yapmak zorunda kalırsınız? Hukukun, hukuk dünyası içerisindeki bir başka düzeyi ideal bir düzene ilişkindir. Bununla kastedilen şudur: Hukuk, devlet tarafından yurttaşların davranışlarını düzenlemek üzere konulmuş kuralların üstünde yer alan ideal, doğal diyebileceğimiz bir düzenin adıdır. Bu nedenle hukuk, var olan konulmuş kuralları değil, aslında bu kuralların kendisine uyması gereken üstün düzeni ifade eder. Bu üstün düzen bir ideal, pozitif hukukun varması gereken bir hedeftir. Bu düzen bir ideal, bir doğal düzen olduğu için her zaman her yerde geçerli olan, değişmez, evrensel, nesnel niteliktedir. Aynı yerçekimi yasasının her dönemde, dünya üzerindeki her coğrafyada geçerli olması gibi, her dönemde ve her toplumda geçerli olan toplumsal düzen kuralları da vardır. Hukukçunun görevi bunların neler olduğunu bulup çıkarmak, pozitif hukuku buna uydurmak ve eğer devletin koyduğu pozitif hukuk bu ideal hukuka uygun değilse, her halükârda olması gereken yani ideal hukuku uygulamaktır. Doğal düzene yapılan göndermeler nedeniyle hukuku bir ideal düzen olarak ele alan yaklaşımlar Doğal Hukuk olarak adlandırılmaktadır. Bu adlandırmanın içerisinde, doğal düzeni tanrısal düzen olarak düşünüp, doğal hukuku tanrısal kurallar olarak ele alanlar olduğu kadar; toplumsal yaşama ilişkin ideal kuralların neler olabileceğini akıl yoluyla çıkarabileceğimizi ileri süren ve hukuku da rasyonel bir düzen olarak ele alanların da olduğu unutulmamalıdır. Her ne şekilde olursa olsun, ideal bir hukuk düzenine atıfta bulunanlar toplumsal yaşamda evrensel, değişmez, genel-geçer davranış kuralların olabileceğine ilişkin bir varsayımı da kabul etmektedirler. Farklı Doğal Hukuk yaklaşımlarında hukuka ilişkin hangi ortak özellikler öne çıkmaktadır? Hukuku yöneldiği değer itibariyle adalet düzeyinde ele alan yaklaşımlar da bulunmaktadır. Aslında bu yaklaşım, doğal hukukun bir alt kolu olarak karşımıza çıkar. Çünkü burada pozitif hukukun ulaşması gereken bir değer, adalet değeri belirlenmiş ve hukuk buna göre tanımlanmıştır. Buna göre hukuk, adalete yönelmiş bulunan bir toplumsal yaşam düzenidir. Bu bakımdan adalet hukukun son amacıdır ve adalete yönelmeyen hukuk, anlamını yitirir; hukuk olmaktan çıkar (Aral, 2001:31-32). Hukuku adalet kavramı çerçevesinde ele alan özgün bir çalışma olarak Vecdi Aral ın Filiz Kitabevi nden basılmış olan Hukuk ve Hukuk Bilimi Üzerine (2001) adlı kitabına bakabilirsiniz. Burada ifade edilen tanımların her birinden çıkaracağımız sonuç, hukukun toplumsal yaşamı düzenleme iddiasıdır. Hukukun toplumsal yaşamı düzenliyor olması, pozitif hukukun tanımı içerisinde yer alırken, doğal hukuk açısından bu durum hukukun düzen sağlama işlevi olarak anılır. Hangi açıklama şeklinden ilham alınırsa alınsın, hukukun toplumsal düzeni sağlamak gibi bir işlevi olduğu açıktır. 5

10 Düzensizlik getirmek üzere ortaya çıkan bir hukuk söz konusu olmaz. Hukuk kavramının içerisinde saklı olan eşitlik, belirlilik, sistemlilik gibi kavramların her biri düzen olgusunu çağrıştırmaktadır. Ne var ki, toplumsal düzeni yalnızca hukuk kuralları sağlamaz. Toplumsal yaşamda kendilerine uyarak hareket ettiğimiz, davranışlarımızı onlara göre uyarladığımız farklı kural sistemleri bulunur. Ahlâk kuralları, din kuralları, örf-âdet kuralları ilk akla gelenlerdir. Hemen bunların yanına görgü kuralları hatta daha geniş bir çerçevede örneğin moda kurallarını vb. eklemek mümkündür. Bu toplumsal düzen kurallarının hepsi de insanların davranışlarını konu almakta; davranışlara ilişkin bir emir veya yasak içermektedirler. Daha doğrusu nasıl davranılması gerektiğine ilişkin bir ifade olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir olması gereken ifadesi norm olarak adlandırılır. Dolayısıyla toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar normatiftirler. Bu kuralların hepsinin konusu insan davranışlarıdır. Burada bir kuraldan ya da artık daha teknik ismini kullanacak olursak, normdan söz ettiğimize göre bu normu ortaya çıkaran bir koyucudan, güçten ya da iradeden de söz etmek gerekir. Toplumsal davranış kuralları genel olarak insan iradesine dayalı olarak ortaya çıkar. Ancak bu iradenin hangi dolayımla tezahür edeceği, normun türüne göre değişir. Hukuk normunu ortaya çıkaran iradenin devlet dolayımı ile ortaya çıkacağını yani hukuk normunu devletin koyduğunu aşağıda ayrıntısı ile göreceğiz. Diğer davranış normları açısından da benzer dolayımlar söz konusudur. Sözgelimi örf-âdet kuralları insan iradesinin ürünü olmakla birlikte, bu irade uzun bir zaman yayılmış ve belli bir toplumsal çevrenin alışkanlık halini kazanmış haliyle görünür kılınmıştır. Ahlâk ve din kuralları açısından da benzer örnekler vermek mümkündür. Nihayet toplumsal davranış kurallarının bir başka ortak özelliği farklı niteliklerde de olsa bir yaptırıma bağlanmış olmalarıdır. Yaptırım, bir normun ihlali durumunda, normatif sistemin bu ihlale verdiği tepkidir. Yaptırım adı verilen bu tepki farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Sözgelimi bir ahlâk normu ihlal edildiğinde bu normu ihlal ettiğinin farkına varan kişi vicdan azabı çekerken, aynı normu paylaşan diğer insanlar ise ihlali gerçekleştireni kınayacaklardır. Benzer şekilde örf-âdet kurallarının ihlali söz konusu olduğunda, aynı toplumsal çevrede yaşayan insanlar ayıplama, kınamadan başlayıp dışlama hatta fiziki güç kullanmaya varan yaptırımlar uygulayacaklardır. Hukuk normunun ihlali durumunda karşı karşıya kalınacak yaptırımları ayrıntısı ile ele alacağımız için burada örnek vermeyi gerekli görmüyoruz. Ancak yaptırımlar arasındaki farklılığa dikkat çekmek adına hukuksal yaptırımların daha örgütlü, öngörülebilir ve her durumda eşit uygulandığını ifade etmek gerekir. Bu özellikler ahlâki yaptırımlarda bulunmaz. Çünkü ahlâk normunun içeriği kişiden kişiye, mekândan mekâna, zamandan zamana hatta olaydan olaya değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla normun ihlalinin saptanması kolay olmadığı gibi bu ihlalin hangi ağırlık ya da yoğunlukta olduğu da değişiklik gösterir. Bu da normatif sistemin vereceği tepkinin yani yaptırımın olaya göre değişiklik göstermesine neden olur. Yapısal anlamda bu ortak özellikleri paylaşmakla birlikte toplumsal davranış kuralları, bu ortak özelliklerinin içerikleri itibariyle farklılaşırlar. Aslında bu farklılaşmanın nasıl olabileceğine birkaç örnek aracılığıyla değinmiş bulunuyoruz. Ancak hukukun bunların hepsinden ayrı bir yerde durduğu da açık olduğuna göre, hukuka ilişkin temel özellikleri bir kez daha ayrıntısı ile gözden geçirebiliriz. Hukuk Kurallarının Özellikleri Bu başlık altında hukuk kurallarının diğer toplumsal davranış kuralları ile paylaştığı ortak özellikleri ayrıca açıklamaya gerek duyulmayacağından, yukarıdaki genel açıklamaların hukuk kuralları için de geçerliliğini korumayı sürdürdüğü akıldan çıkarılmamalıdır. Hukuk Kuralları Normatiftir Diğer davranış kuralları gibi hukuk düzeni de normatiftir. Normatifliğin ne anlama geldiğine daha evvel değinmiştik. Buna göre norm, bir olması gereken ifadesi idi. Bir başka deyişle hukuk düzeni insanlara nasıl davranılması gerektiğini ifade etme işini yerine getirir. Bu ifade ediş şekli, kullanılan özel bazı terimlerle de birleşerek hukuk dilini ortaya çıkarır. Yeri gelmişken şunu da söyleyelim: Bir dil içerisindeki farklı ifade şekillerinden söz ettiğimizde aslında dilin işlevlerinden söz ediyoruzdur. Çünkü iletişim kurmak için dil dediğimiz aracı kullanırken çok farklı ifade türlerini kullanırız. Sözgelimi Dört tarafı sularla çevrili kara parçasına ada denir. dediğimizde, dili inanç, tahmin ya da bilgilerimizi iletme işleviyle kullanmışız demektir. Bu tür ifadeler, 6

11 mantıkta önerme olarak adlandırılan, doğru ya da yanlış değerleri alabilen tümcelerdir. Yani bu ifadeler dile getirildiğinde doğru ya da yanlış olduğunu söyler ve bunu tartışabiliriz. Bilimsel ifadeler, tahminler önerme formunda dile getirilirler. Maddenin en küçük yapı taşına atom denir. ifadesinde olduğu gibi, her bilimsel önerme doğru ya da yanlış olabilir. Dilin bu işlevine dilin bildirsel işlevi denir. Dilin bildirsel olmayan işlevleri de vardır. Bu anlamda dört işlevden söz edilmektedir: belirtme işlevi, törensel işlev, eylemsel işlev ve yaptırma işlevi. Kısaca değinecek olursak, dilin belirtme işlevi ile duygularımızı ifade ederiz. Seni seviyorum. tümcesi doğru ya da yanlış değeri almaz, çünkü o bir duygunun dile getirilişidir. Törensel işlev, toplumsal ilişkilere dair bazı nezaket ifadelerini içerir. Selamlaşırken, çeşitli iyi dileklerimizi iletirken dilin bu işlevinden yararlanırız. Örneğin Teşekkür ederim. ifadesi bu kapsamda ele alınabilir. Bir duyguyu ifade etmediği gibi bildirsel bir işlevi de yoktur. Yalnızca insan ilişkilerinin kolaylaştırılıp güzelleşterilmesine ilişkin bir ritüel olarak karşımıza çıkar. Dilin eylemsel işlevi, anlaşılması bir nebze daha güç bir durum olabilir. Çünkü bu ifade ediş şeklinde, bizatihi ifade etmenin kendisi bir eylem olarak karşımıza çıkar. Buna ilişkin en temel örnek yemin etmektir. Bu işin böyle olduğuna yemin ederim. dendiğinde bu ifade şekli olup bitmiş bir şeyi belirtmeye yaramaz, bu ifade şeklinin kendisi başlı başına bir eylemdir ve sonuçlar doğurması beklenir. Nihayet dilin bir de yaptırma işlevi vardır. Her türlü buyruk bu işlev kapsamında dile getirilir. Ancak şuna da dikkat etmek gerekir ki, buyruk her zaman emir kipi kullanılarak dile getirilmez. Müziğin sesini kıs! buyruğunu ele alalım. Bu buyruğu ifade etmenin farklı pek çok yolu bulunur. Bir öneri cümlesi imiş gibi görülmekle birlikte, bağlama göre Müziğin sesini kıssak iyi olacak şeklindeki bir ifade de aslında buyruk vermek amacıyla kullanılabilir. Sanki dilin bildirsel işlevinde gördüğümüz bir ifade şekline benzemekle birlikte Müziğin sesi çok fazla! ifadesi de pekâlâ bir buyruk olabilir. Biraz daha bir kuralın ifade ediliş şekline yaklaşacak olursak Ders çalışırken müziğin sesi kısılır. ifadesinin de bir yaptırma işlevini yerine getirdiğini görürüz. Bir başka deyişle bu ifade aslında nasıl davranılması gerektiği ifadesi olması nedeniyle bir normdur. Bu nedenle, hukuk nasıl davranılması gerektiğini buyurur derken hukukun özellikle norm adı verdiğimiz özel bir ifade şeklini kullandığını da bilmemiz gerekir. Hukukun buyrukları Gel!, Git! vb. şekilde dile getirilmez. Örneğin Türk Borçlar Kanunu nun 1. maddesinde Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. derken bir buyruğu, bir olması gerekeni ifade etmektedir. Biz bu ifadeyi pekâlâ Sözleşme kurmak istiyorsan karşılıklı ve birbirine uygun iradenizi açıklayın! ya da Sözleşmenin kurulabilmesi için karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin açıklanması gerekir diye okuyabiliriz. Hukuk normu, dilin işlevlerinden yararlanmak suretiyle ifade edilirken aslında dört farklı yapılması gereken kategoriyi içerebilir. Bir başka deyişle hukuk normları yapılması gereken davranışı aslında dört ayrı anlam kategorisinde ifade ederler. Bu anlam kategorileri yasaklama, izin verme, yükümlü kılma ve seçebilmedir. Yukarıda Türk Borçlar Kanunu nun 1. maddesini anarak bir örnek vermiştik. Aynı maddeden örnek vermeyi sürdürelim. Madde şu şekilde idi: Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Şimdi maddede bir bakışta göremediğimiz anlam kategorilerini görmeye çalışalım: Tarafların iradesi olmadan sözleşme yapılması yasaktır. Taraflar, karşılıklı olarak birbirine uygun iradeleri var ise sözleşme yapmaya izinlidirler. Taraflar sözleşme yapmak istiyorlarsa karşılıklı olarak birbirine uygun iradelerini açıklamakla yükümlüdürler. Tarafların iradelerini açık veya örtülü olarak açıklamayı seçebilmeleri mümkündür. Aynı düzenlemede ve bağlacı ile veya bağlacının kullanımına da dikkat edelim. tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri derken aynı anda hem harşılıklı hem de birbirine uygun iradeler kastedilmektedir. Dolayısıyla bu ifade iki şartı birden içermektedir. Ancak açık veya örtülü olabilir derken irade açıklamasının ya açık ya da örtülü olabileceği seçenekleri sunulmaktadır. Bağlaç konusuna değinmişken, hukuksal ifade ediş şeklinin ya da hukuk dilinin bir özelliğine daha değinelim. Hukuk normları bazen bazı unsurları sayarken düzenlemenin bu sayılanlarla sınırlı olmadığını ifade etmek üzere gibi, ve benzeri şeklinde ifadeler kullanır. Bu durum normun düzenlenmesinde 7

12 örnekleme yapıldığını gösterir. Oysa bazı durumlarda düzenlemenin geçerli olacağı her bir durum sayılır. Bu durumda da normun sınırlı sayım yaptığı söylenir. Sözgelimi Türk Borçlar Kanunu nun 209. Maddesinin ikinci fıkrasında Ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi, taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satılması da taşınır satışıdır. derken taşınmaz cümlenin başındaki ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi taşınırların örnek olması bakımından sayıldığı görülmektedir. Normun düzenlemeye çalıştığı şey ise taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların da taşınır satışına tabi olduğudur. Oysa kanunun 296. maddesinde Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir: 1. Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesinin istenebileceği sebeplerden biri varsa. 2. Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü kılacak ölçüde değişmişse. 3. Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa. denilmek suretiyle burada sayılan üç durum dışında bağışlama sözünden dönülemeyeceği belirtilmektedir. Bir başka deyişle bağışlama sözünden dönülebilecek hâller sınırlı olarak sayılmıştır. Dilin ve özellikle hukuk dilinin bu özellikleri ve diğer terminolojik bilgiler için Anadolu Üniversitesi yayınlarından olan Temel Hukuk Terminolojisi (2008) adlı kitaba bakabilirsiniz. Hukuk Kuralları İnsan Davranışlarını Konu Alır Diğer toplumsal davranış kuralları gibi hukuk kuralları da insan davranışlarına ilişkin düzenlemeler içerir. Hukuk kuralları elbette doğa olaylarını düzenlemez. Yağmurun ne zaman yağması gerektiğini, yer çekiminin hangi durumlarda geçerli olacağını hukuk kuralları belirleyemez. Hukuk kuralları ayrıca hayvanların davranışlarına ilişkin düzenlemeler de içeremez. Bir horozun nasıl ötmesi gerektiği, ineklerin nasıl otlaması gerektiği konuları insanlarla ilgili olmadığı sürece hukuksal düzenlemenin alanına girmez. Ancak burada çok özenle altı çizilmesi gereken iki husus söz konusudur. Birincisi, her ne kadar hukuk kuralları doğa olaylarını düzenlemiyorsa da, bu olaylar hukuksal sonuçlar doğurabilir. Örnek olsun, şiddetli yağmur yağması sonucunda oluşan sel evleri yıkıp, insanların ölmesine neden olabilir ve hukuk düzeni elbette bu duruma ilişkin düzenlemeler içerecektir. Bu anlamda hukukun konusu başlığını aşağıda tekrar ele alacağız. İkinci olarak altını çizeceğimiz husus, hayvanların bazı davranışlarından onların sahiplerinin sorumlu olabileceğidir. Hukuk, ineklerin nasıl otlayacağını düzenlemez dediysek de, aslında hukuk, inek sahiplerinin ineklerini nasıl, nerede, ne zaman, ne kadar otlatacaklarını ilişkin düzenlemeler içerebilir. Ancak dikkat edilecek olunursa, buradaki her iki durumda da düzenlemeye konu olan insanların davranışlarıdır. Hukukun çeşitli doğa olaylarına ya da hayvanların davranışlarına ilişkin düzenlemeler içermesi, esasen insan davranışlarını düzenlediği gerçeği ile tezat oluşturmaz. Çünkü bu durumlarda da hukuk aslında bu gibi olayların insanlar dünyasındaki yansımalarını ve dolayısıyla bunlara ilişkin insan davranışlarını düzenlemektedir. Burada şunu da belirtmek gerekir ki, hukuk normunun konusu insanın kendisi değil, belirli bir davranışıdır. Genelde hukuk ve ahlâk normlarının muhatabının insan olduğu söylenir. Bu normun konusunun bir insan olduğu anlamına değil, normun emrettiği davranışın bir insan davranışı olduğu anlamına gelir. Bir norma aykırı olan şey insan değil, insanın davranışıdır. Norma uyulması veya normun ihlali iyi veya kötü olarak nitelenirse, bu nitelik bir insanın niteliği değil, insan davranışının niteliğidir. Bir insan iyi ya da kötü değil, onun davranışı iyi veya kötüdür. İnsan, normun emrettiği beşeri davranışın sujesi veya objesi olabilir. Örneğin hırsızların cezalandırılmasını emreden normda, cezalandırmayı gerçekleştiren görevli cezalandırma hareketinin sujesi; cezalandırılan kişi ise objesidir. Keza adam öldürmeyi yasaklayan normda yasaklanan hareketin sujesi öldüren insan (katil), bu davranışın objesi ise öldürülen insandır (maktül). İşte normun emrettiği 8

13 veya yasakladığı beşeri davranışın konusu insan olabileceği gibi insan dışı bir varlık da olabilir. Bir norm, insanların öldürülmesini yasaklayabileceği gibi, belirli hayvanların öldürülmesini de yasaklayabilir; yahut yıkılmaya meyyal bir binanın yıkılmasını da emredebilir. Bu örneklerin gösterdiği gibi, yasaklanan veya emredilen beşeri davranışın konusu insan, hayvan veya cansız bir nesne olabilir; ama bu davranışın sujesi, yani bu davranışı gerçekleştiren varlık mutlaka insandır. (Gözler, 1998: 34). Hukukun insan davranışlarını düzenlemesine ilişkin önemli bir nokta da, hukukun esas olarak dış dünyaya yansıyan davranış ve fiilleri düzenlemesidir. İnsan davranışlarının iki yönü bulunur. Bunlardan birincisi, bu davranışın dış dünyaya yansıyan nesnel yönü yani fizik dünyada bir olay olarak ortaya çıkmasıdır. Oysa insan davranışlarının aynı zamanda psişik bir yönü yani bir niyet, ruh ya da irade unsuru da bulunur. İnsan davranışı dediğimizde bu iki unsurun bir araya gelmesini kastederiz. Çünkü arkasında bir irade bulunmayan fiil ya bir reflekstir ya da bir başka fiziki olayın neden olduğu sonuçtur. Diğer yandan fiziki olarak bir davranış şeklinde ortaya çıkmayan niyet ya da iradenin ise varlığını zaten bilemeyiz. Hukuk kuralları esas olarak dış dünyaya yansıyan davranışları düzenlediğine göre davranışın yalnızca niyet ya da irade aşamasında kalan psişik yönüne ilişkin düzenlemeler getirmemesi beklenir. Gerçi kast, ihmal gibi psişik unsurlar bir ceza normunun uygulanmasına ilişkin sonuçlar yaratabilmektedir. Ancak her halükârda bu örneklerde bile öncelikle dış dünyaya yansıyan bir davranışın ortaya çıkmış olması esastır. Yani örneğin kasıt durumu ancak bir davranış gerçekleştikten sonra geriye dönük olarak acaba gerçekten kasıt var mı yok mu diye sorgulanmaktadır. Hukukun dışa yansıyan davranışları düzenliyor olmasının bir sonucu da hukuka uygun davranışın nedeninin hiçbir şekilde sorgulanmamasıdır. Kişi, normun ihlali durumunda karşı karşıya kalacağı yaptırımdan korktuğu içsel olarak benimsemediği bir norma uygun davranış gösteriyor olabilir. Hukuk düzeni açısından önemli olan hangi saikle olursa olsun norma uygun davranılmış olmasıdır. Hukuk Kurallarının Kaynağı Devlet Dolayımı ile Ortaya Çıkan İnsan İradesidir Hukuk kuralının kaynağı deyişinden hukuk kurallarının ne şekilde ortaya çıktığını anlarız. Bu anlamda hukuk kuralının kaynağı devlet dolayımı ile ortaya çıkan insan iradesidir. Literatürde hukukun kaynağı kavramı altında hukuka ve hukuksal düzenlemelere ilişkin bilgi edinebileceğimiz kaynaklar anlamında bilgi kaynakları, hukuksal düzenlemeleri yani normu ortaya çıkaran, yaratan makam anlamında organsal kaynaklar ve hukuksal düzenlemenin toplumsal yaşamı düzenlerken kazandığı biçim anlamında biçimsel kaynaklardan söz edilmektedir. Bunun yanında aslî kaynak, tamamlayıcı kaynak ve yardımcı kaynak ayrımını yaparak aslî kaynaklar altında yazılı ve yazısız hukuk kurallarını, yardımcı kaynaklar altında ise bilimsel görüşlerle yargı kararlarını değerlendiren çalışmalar bulunmaktadır. Aslında hemen her hukuk kuralının en temel kaynağının toplum olduğunu söylemek abartı olmaz. Gerçi modern toplumsal yaşam, hukuk kurallarının ardında yatan toplumsal ilişkilerin görülmesini engelleyecek kadar karmaşık; modern hukuk ise yine aynı minavalde teknik olduğu için bugün her bir tekil düzenlemenin ardındaki toplumsal gerçekliği tespit etmemiz kolay olmaz. Bu nedenle hukukun kaynakları dediğimizde düzenleme türünün ne olduğunu ve hangi makam ya da organ aracılığıyla ortaya çıkarılmış olduğunu anlarız. Bu anlamda düşündüğümüzde hukukun kaynaklarını aslî kaynaklar üst başlığı altında yazılı kaynaklar ve yazısız kaynaklar ile yardımcı kaynaklar üst başlığı altında bilimsel görüşler ve yargı kararlarını ele alabiliriz. Aslî Kaynaklar I: Yazılı Kaynaklar Hukuk kuralını diğer toplumsal davranış kurallarından ayıran en önemli tür yazılı kaynaklardır. O kadar ki, hukuk kuralı dendiğinde münhasıran yazılı hukuk kuralları anlaşılır. Gerçekten de ahlâk kurallarını, görgü kurallarını hatta az sonra göreceğimiz üzere hukuk alanınca kendi bünyesine dâhil edilmemiş örf-âdet kurallarını yazılı olarak bulabileceğimiz bir kaynak söz konusu değildir. Bu tür davranış kuralları ya toplumsal yaşamın içerisinde örgütsüz, düzenlenmemiş ya da toplumun üyelerinin zihin ve vicdanlarında yayılmış bir hâlde bulunur. 9

14 Yazılı hukuk kaynakları tam da bu ismin vaat ettiği gibi yazılı olarak yayımlanmak suretiyle geçerlik ve yürürlük kazanırlar. Bu yazılı hukuk kurallarının hepsi birlikte mevzuatı meydana getirirler. Bir başka deyişle mevzuat, yürürlükte bulunan yazılı hukuk kuralları bütününe verilen isimdir. Mevzuat, Arapça vaz edilmek yani konulmuş olmak kökeninden gelir ve yetkili bir organ tarafından konulmuş olan kuralları ifade eder. Yetkili organ tarafından konulan kuralların Batı dillerindeki karşılığı pozitif hukuk olduğundan, zaman zaman mevzuat, pozitif hukuk ya da mevzu hukuk terimleri birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Yukarıda bir hukuk tanımı vermeye çalışırken, hukuk dünyası içerisinde hukukun algılanışına ilişkin farklı düzeylerin olabileceğini söylemiştik. Bu düzeylerden biri olan pozitif hukuk algılayışını bir kez daha gözden geçirip üzerine biraz daha düşünmenin tam sırasıdır. Yazılı hukuk kaynakları, aynı yürürlük değerine sahip olmakla birlikte, bir silsile halinde yukarıdan aşağıya sıralanarak bir düzen oluşturur. Bu hem herhangi bir yazılı kaynağın kim tarafından nasıl çıkarılacağının belirlenmesine hem de silsilenin farklı düzeylerinde farklı genişlik ve derinlik boyutlarına sahip düzenlemeler yapılabilmesine olanak tanır. Böylece hukuk düzeninde herhangi bir yetkili organın dilediği gibi rastgele düzenlemeler yapmasının önüne de geçilmiş olunur. Bu, hukuka formel karakterini kazandıran, onun bir güvence olarak görülmesini sağlayan özelliktir. Diğer toplumsal davranış kuralları için bu şekilde hiyerarşik bir düzenden söz edemeyeceğimizi fark etmişsinizdir. Oysa hukuk düzeninin hiyerarşik yapısı ona bir bütünlük kazandırarak, en alt düzeydeki bir normun ihlali halinde en tepedeki norma kadar varan bir silsilenin ihlal edilmesini gerektirir. Bir başka deyişle bu sıralanma, hukuk düzeninin birbiriyle çelişen düzenlemeleri içermesini de önler. Hukuk kurallarının hiyerarşik düzeninin en üstünde anayasa yer almaktadır. Anayasalarda devletin organlarının, işleyişinin, niteliklerinin ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin yer alması beklenir. Genel olarak anayasaların değiştirilebilmesi için diğer yasaların değiştirilmesi için gerekenden daha ağır usul ve şartlar olması beklenir. Bu niteliği taşıyan anayasalar sert anayasa olarak adlandırılmaktadır. Alelade yasalarla aynı usul ve şartlarla değiştirilebilen anayasalar ise yumuşak anayasadır. Bu anlamda 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası sert bir anayasadır. Çünkü anayasa değişikliğinin diğer yasalar için öngörülenden daha fazla sayıda milletvekili tarafından önerilmesi, TBMM de iki kez görüşülmesi ve en az TBMM üye tamsayısının beşte üçü tarafından kabul edilmesi gerekir. Hiyerarşik olarak anayasanın altında yer alan yasa, tüzük, yönetmelik gibi diğer normlar anayasaya aykırı hükümler taşıyamayacağı gibi, anayasa aynı zamanda yasaların geçerlilik kaynağıdır. Bir başka deyişle bir yasanın geçerli olup olmadığı, hem anayasada öngörülen usule göre yetkili organ tarafından çıkartılmış olmasına hem de anayasaya aykırı hüküm içermemesine bağlıdır. Bunu güvence altına almak üzere yasaların anayasaya uygunluğunun denetimini sağlayacak mekanizmalar geliştirilmiştir. Türkiye deki hukuk düzeni açısından Anayasa Mahkemesi nin en bilinen önemli görevlerinden biri de bu denetimi gerçekleştirmek, bir yasal düzenlemenin anayasaya uygun olup olmadığına hükmetmektir. Yazılı hukukun bir diğer biçimsel kaynağı yasadır. Hukuk dışı alanlarda düzenlilikleri ifade etmek üzere kullanılan yasa terimi bir yana bırakılacak olursa, hukuksal anlamda yasa, anayasada belirtilen yetkili organ tarafından yine anayada belirtilen usule göre çıkarılan yazılı, genel, sürekli ve soyut hukuk kuralıdır. Anayasada yasa çıkartmakla yetkili kılınan organ yasama organı olarak adlandırılır. Parlamenter demokrasilerde yasama organı seçimle belirlenen meclistir. Yasaların genel olması, belli bir kişi ya da olay için çıkartılmayıp, aynı nitelikte her türlü olayda uygulanabilir olmasını ifade eder. Yasaların sürekliliğinden kasıt, yürürlükte kaldığı süre içerisinde kesintisiz olarak uygulanmasıdır. Genelde yasalar çıkartılırken ne kadar süre yürürlükte kalacağına dair bir ifade içermezler. Bu durumun bazı istisnaları olabilir. Sözgelimi Bütçe Kanunu bir yıl için çıkartılır. Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi veren yasalarda da yetkinin ne zaman kadar geçerli olacağına ilişkin bir sınırlama yer alır. Bu ve benzeri durumlar dışında yasalar, çıkartılmalarına duyulan ihtiyaç sona erip de yeni bir düzenleme yapılana kadar yürürlükte kalırlar. Türkiye deki hukuk düzeni açısından usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası antlaşmalar da yasa sayılmaktadır. Öte yandan usulüne göre yürülüğe konulan bir uluslararası antlaşma ile bir yasa çeliştiğinde, uluslararası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı da düzenlenmiştir. 10

15 Yasa düzeyinden ele almamızı gerektirebilecek bir diğer düzenleme şekli Kanun Hükmünde Kararname dir. Adından da anlaşılacağı üzere burada sözü edilen bir kararnamedir. Ancak kanun hükmünde olduğu da belirtilmiştir. Türkiye deki hukuk düzeni bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yasa ile Bakanlar Kurulu na yasa niteliğini taşıyayacak kararname çıkarma yetkisi verir. Dolasıyla Kanun Hükümünde Kararname, yasamanın verdiği yetki ile yürütme tarafından çıkartılmaktadır. Kanun Hükmünde Kararnameler, Resmi Gazete de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisi ne kabul edilmek üzere sunulur. Bu da bir tür yasama faaliyeti anlamına gelen Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisinin yasama organının kendisinin onayı olmaksızın kullanılamayacağını göstermektedir. Hukuk kuralları hiyerarşisinin bir alt basamağında tüzük bulunur. Türkiye deki hukuk düzeni bakımından tüzükler, Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılmaktadır. Bakanlar Kurulu bir tüzük çıkarmadan evvel Danıştay ın incelemesine başvurmak zorundadır. Böylece çıkartılan tüzüğün yargısal öndenetimi gerçekleştirilmiş olur. Normlar hiyerarşisinin bir özelliği olarak tüzüklerin geçerliliğini yasalardan alması ve yasalara aykırılık taşımaması gerekir. Nitekim tüzükler, bir yasanın nasıl uygulanacağını göstermek ya da bir yasada belirtilen sözgelimi bir kurulun nasıl oluşturulacağı ile ilgili düzenlemeler içermek üzere çıkartılır. Tüzükler, Resmi Gazete de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girer. Tüzüklere oranla daha somut uygulamalar içeren Başbakanlık, Bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşları tarafından çıkartılabilen bir diğer yazılı uygulama kaynağı yönetmeliktir. Yönetmeliklerin Resmi Gazete de yayımlanması şart değilse de, daha genel esaslar içeren bazı yönetmelikler için yayım şartı öngörülmüştür. Sözgelimi Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü tarafından çıkartılan Anadolu Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği 9 Eylül 2011 tarih sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. adresinden Anadolu Üniversitesi ile ilgili yönetmeliklere ulaşabilirsiniz. Bunların yanında, devlet idaresi esnasında farklı isimler altında genel düzenleyici işlemler yapılabilmektedir. Genelge, sirküler, yönerge, direktif, tamim, talimat, ilke kararı, tebliğ gibi adlarla anılan bu düzenleyici işlemlerin hukuksal statü bakımından yönetmeliklere benzedikleri söylenebilir. Aslî Kaynaklar II: Yazılı Olmayan Kaynaklar Bir yetkili organ tarafından çıkartılmadığı, resmi bir yayında yayımlanmadığı halde, hukuk uygulamasında kaynak olma işlevi gören kaynaklara yazılı olmayan kaynaklar adını veririz. Bu özellikleri itibariyle yazılı olmayan kaynaklardaki kurallar, toplumsal yaşam içerisinde kendiliğinden ortaya çıkar. Çıkartılması için belli bir usul öngörülmüş değildir. Üstelik bu tür kurallar, bugünden yarına ortaya çıkmaz; maddî unsur diye de adlandırılan bir sürekliliğin yani uzun süre sürekli yinelenmenin gerçekleşmiş olması gerekir. Dolayısıyla yazılı olmayan kaynaklardaki kuralların hangi durumda ne zaman tam olarak ortaya çıktığını kestirmek zordur. Pozitifi hukukun yazılı olmayan kaynağı dendiğinde Örf ve Âdet Hukuku anlaşılır. Örf ve Âdet Hukuku, gerek içerik gerekse adlandırma itibariyle örf ve âdet kurallarına benzerlik gösterir. Bunları birbirinden ayıran Örf ve Âdet Hukuku nun devlet gücü ile yaptırıma bağlanmış olmasıdır. Örf ve Âdet Hukuku, elbetteki öncelikle örf ve âdet kuralları olarak ortaya çıkar ancak bu aşamada hukukun yazılı olmayan kaynaklarından biri değildir. Ne zaman ki devlet onayı olarak da ifade edebileceğimiz hukuksal bir unsur devreye girer, o andan itibaren pozitif hukuk açısından bir uygulama kaynağı olma işlevini üstlenmeye başlar. Bu kısa açıklamadan da anlaşılacağı üzere Örf ve Âdet Hukuku nun unurları bulunmaktadır. Bunlar maddî unsur, manevî unsur ve hukuksal unsur olarak karşımıza çıkar. Maddî unsur, süreklilik ya da yinelenmedir. Bir davranışın örf ve âdet haline gelmesi için bir süre yinelenmesi, benzer durumlarda aynı şekilde davranılması gerekir. Elbette buradaki yinelemeden kastın ne olduğu yeterince açık değildir. Bir davranışın örf ve âdet oluşturması için gereken belli bir yinelenme sayısı bulunmaz. Yine de bu davranışın ilk ne zaman ortaya çıktığının bilinemeyecek kadar uzun bir süre yinelenmiş olması kıstası maddî unsura ilişkin bir ölçüt olarak kabul edilebilir. Manevî unsur, o davranış kuralına uyulması 11

16 gerektiğine ilişkin genel bir inanç ya da kanının bulunmasıdır. Toplumun üyeleri tarafından zorunlu görülen bir davranış kalıbı olmadıkça örf ve âdetin ortaya çıkması da mümkün değildir. Manevî unsur ile maddî unsurun birbirlerini tamamlayıcı bir özelliğe sahip oldukları da rahatça fark edilecektir. Zira bir davranış kalıbının süreklilik kazanabilmesi için ona uyulması gerektiğine ilişkin bir kanının da oluşması gerekirken, bu kanı oluştukça yinelenme sayısı da süresi de artacaktır. Nihayet sıradan bir davranış kalıbını ya da örf ve âdet kuralını Örf ve Âdet Hukuku na dönüştürecek hukuksal unsurdan yani devlet yaptırımından söz etmek gerekir. Aşağıdaki başlık altında göreceğimiz üzere hukuk kuralları, yaptırımları devlet gücü ile uygulanan kurallardır. Hukuk kurallarının diğer toplumsal davranış kurallarından ayıran önemli özelliklerden biri de budur. Öyleyse aynı durumun hukukun yazılı olmayan kaynağı olarak kabul ettiğimiz Örf ve Âdet Hukuku için de geçerli olması gerekir. Örf ve Âdet Hukuku, ya genel bir atıfla ya da her bir durum için ayrıca yapılan atıflarla devlet güvencesine kavuşmuş olabilir. Türk Medeni Kanunu nun 1. maddesi Örf ve Âdet Hukuku na yapılan genel bir atıf içermektedir. Maddenin ikinci fıkrasına göre Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Öte yandan satış sözleşmesini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu nun 207. maddesinin ikinci fıkrasına göre Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Bu iki örnekte görüldüğü üzere yasa koyucu bir yasanın içerisinde örf ve âdetlere göndermede bulunmaktadır. İkinci örneği düşünelim: Bir satış sözleşmesinin söz konusu olduğu bir durumda, belli bir yerde ya da belli bir tür malla ilişkili olarak alıcının parayı ödeme borcunu ancak satın aldığı mallar eline geçtikten sonra ödeyeceği şeklinde bir âdet bulunuyor ise, bu âdetin geçerli olacağı yasa tarafından düzenlenmekle bu âdet için devlet güvencesi sağlanmıştır. Örf ve Âdet Hukuku na ilişkin bir özelliğin daha altını çizmekte yarar bulunur. Örf ve Âdet Hukuku Ceza Hukuku alanında bir uygulama kaynağı olamaz. Çünkü Ceza Hukuku alanında Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi geçerlidir. Bir başka deyişle, hangi tür davranışa hangi tür cezanın verileceği sıkı sıkıya yasa adındaki düzenleme biçimiyle belirlenmiş olmalıdır. Oysa Örf ve Âdet Hukuku söz konusu olduğunda, bu anlamda bir belirlilikten söz etmek mümkün görünmemektedir. Bu nedenle Örf ve Âdet Hukuku nun özellikle Özel Hukuk alanında ayrıca devletlerarası ilişkilerde uygulama olanağı bulduğunu da belirtelim. geçerlidir. Ceza Hukuku alanında Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi Örf ve Âdet Hukuku na ilişkin olarak Yasemin Işıktaç ın Hukukun Kaynağı Olarak Örf ve Âdet Hukuku adlı kitabına bakabilirsiniz. Yardımcı Kaynaklar I: Bilimsel Görüşler (Öğreti, Doktrin) Aslî kaynaklar, bir uyuşmazlığın çözümü esnasında yargıcın zorunlu olarak uygulayacağı kuralları ifade etmekte idi. Yardımcı kaynaklar ise bir zorunluluğun değil, yararlanma gereğinin ifadesi olarak karşımıza çıkar. Nitekim yukarıda Türk Medenî Kanunu nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında yargıcın neye göre karar vereceğinin düzenlendiğini görmüştük. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır. düzenlemesi yer almaktadır. Bu ifadeden de anlıyoruz ki, yasa koyucu bilimsel görüşleri ve yargı kararlarını, karar verilirken yararlanacak kaynaklar arasında görmektedir. Her hâkimin bunlardan yararlanma düzeyi ve şekli ise elbette farklılık gösterebilir. Hukuk uygulamasında yardımcı kaynak olarak yararlanacak bilimsel görüşler denildiğinde, hukuk alanındaki bilimsel görüşler kastedilmektedir. Bunun dışında hukuk dışındaki alanların teknik bilgisi anlamındaki bilimsel görüşlerden yararlanmak bu kapsamda ele alınmaz. Bu tür teknik bilgiler bilirkişilik kapsamında değerlendirilmelidir. Hukuk alanındaki bilimsel görüşler, hukuk alanında çalışan kişilerin (bu kişiler akademisyen, deneyimli bir hukukçu vs. olabilir) hukuksal düzenlemelere, bunların nasıl anlaşılıp uygulanması 12

17 gerektiğine ilişkin bilimsel eserlerde dile getirilir. Bu görüşlere öğreti ya da doktrin de denilmektedir. Uygulamada özellikle yüksek yargı organlarının kararlarında öğretiye atıfta bulunularak hüküm kurulduğu görülür. Özellikle tartışmalı meselerle ilgili bilimsel eserlerde yapılan açıklamalar, karar vericilerin farklı görüşler arasından bir tanesini seçmesine yardımcı olmaktadır. Yardımcı Kaynaklar II: Yargısal Kararlar (İçtihat) Türk Medeni Kanunu nun 1. maddesinin üçüncü fıkrasında hâkimin karar verirken yararlanacağı kaynaklar arasında yargı kararlarının da sayıldığını görmüştük. Gerçekten de benzer olaylarda daha önceki yargılamalarda verilen kararlar yargıçların hüküm kurarken en çok kullandıkları yardımcı kaynaklar arasındadır. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi hangi normun uygulanacağı ve uygulanacak normun nasıl anlamlandırılacağı konusunda daha önce bir başka yargıç tarafından ne karar verildiğini görmek, yargıçlar açısından büyük bir kolaylık sağlamaktadır. İkinci olarak ise yargısal kararlardaki eşgüdümün sağlanması açısından da bu uygulama önem kazanır. Benzer olaylarda iki ayrı yargıcın farklı kararlar vermesi hukuk düzeninin sağlayacağı güvenceler açısından bir kuşku yaratabilir. Dolayısıyla yargıçların daha önceki deneyimlerle benzer kararlar vermeleri hukuksal güvenceyi de artıran bir durumdur. Zira yurttaşlar davranışlarını yalnızca hukuk normlarına göre değil, bu normların yargısal olarak nasıl yorumlandığına da bakarak uyarlamaktadırlar. Yargıçların özellikle üst derece yargı organlarının vermiş olduğu kararlara uygun kararlar vermeye çalıştıkları da bilinen bir gerçektir. Çünkü kendi verdikleri kararlar üst derece mahkemesinde temyiz edildiğinde temyiz makamının nasıl bir karara varacağını önceden bilerek ona göre karar vermeyi tercih etmektedirler. Yargısal kararlar ya da bir başka deyişle içtihat, uyulması zorunlu olan bir uygulama kaynağı değildir. Hiç kuşku yok ki, yargıcın karar verirken öncelikle uyması gereken kurallar yukarıda normlar hiyerarşisi içerisinde sayılan kurallardır. Bununla birlikte Yargıtay Genel Kurulu tarafından verilen İçtihadı Birleştirme Kararları Resmi Gazete de yayımlanarak herkes için bağlayıcı bir nitelik kazanmaktadır. Bu anlamda içtihadı birleştirme kararı, diğer içtihatlardan ayrı bir özellik taşımaktadır. Hukuk Kurallarının Yaptırımları Devlet Gücü İle Uygulanır Daha evvel de belirttiğimiz üzere yaptırım, bir normun ihlali durumunda, normatif sistemin bu ihlale verdiği tepkidir. Normun getirdiği emir ve yasaklara uyulmaması durumunda bir takım sonuçların ortaya çıkması yaptırım kavramının kapsamı içerisindedir. Pozitif hukuk düzeni açısından normlara uyma davranışının nedeninin yaptırım korkusu olduğu varsayılmaktadır. Yaptırımın farklı türleri olabileceğinden de yukarıda söz edilmiştir. Bu anlamda örgütlü ya da yayılmış yaptırımlar olabileceğini biliyoruz. Bunun dışında maddî yaptırım ve manevî ayrımının da farkına varılmış olunmalıdır. Hukuksal yaptırımlar diğer toplumsal davranış kurallarından yaptırımlarının devlet gücü ile uygulanması ile ayrılır. Hukuksal yaptırımlarda bir normun ihlali durumunda ortaya çıkacak tepki ya da uygulanacak zorlama farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Aslında bu durum daha ziyade yaptırıma bağlanan normun türü ile de ilgilidir. Bir ceza normunun ihlali durumunda uygulanacak yaptırım çeşidi ile sözleşmelerin düzenlenmesine ilişkin bir normun ihlali durumunda uygulanacak yaptırım çeşidi farklılık gösterir. Bir ceza normuna uymayan kişi sözgelimi hapis cezası ile cezalandırılırken, sözleşmeler için öngörülen şekil şartına uyulmaması durumunda en fazla yapılan sözleşmenin bir hüküm ifade etmemesi söz konusu olacaktır. Her iki durumda da, norma uygun olmayan davranışın sonucunda bir tepki ortaya çıkmaktadır. Ancak bu tepkiler birbirinden farklı anlam düzeyleri ile içerik kazanmaktadır. Öyleyse yaptırım türlerinin neler olduğunu ele almamız gerekir. Yaptırım türlerini öncelikle özel hukuk ve kamu hukuk yaptırımları şeklinde ayırabiliriz. Esasen özel hukuk ve kamu hukuku şeklinde bir ayrımın olmadığı, bunun yalnızca sınıflandırma yapabilmek amacıyla kullanılan yapay bir ayrım olduğu dile getirilmektedir. Yine de çıkar ölçütü, irade özgürlüğü ölçütü, egemenlik ölçütü ve eşitlik ölçütü gibi farklı ölçütlere dayalı olarak bir özel hukuk-kamu hukuku ayrımı yapıldığı da görülmektedir. Bunlar arasında en çok öne çıkan, düzenleme konusu olan ilişkinin türüne göre yapılan ayrımdır. Özel hukukun kişilerarası ilişkileri düzenleyen alt dallardan oluştuğu, kamu 13

18 hukukunun ise en azından bir yanında bir kamu gücünün bulunduğu ilişkileri düzenlediği kabul edilmektedir. Konunun daha fazla ayrıntısına girilmeyeceğinden özel hukuk ile kamu hukuk ayrımının yapılabileceği, buradaki yaptırım türlerinin de bu ayrımdan yola çıkılarak sınıflandırılacağı akılda tutulmalıdır. Yaptırım türlerini geçmeden evvel, yaptırım sözcüğü yerine müeyyide sözcüğünün kullanıldığını da belirterek, konuya ilişkin genel bir tabloyu dikkatinize sunalım: Resim 1.1: Yaptırım türleri (müeyyide çeşitleri) tablosu (Gözler, 2006: 95). Tabloda özel hukuk yaptırımlarının cebrî icra, tazminat ve geçersizlik olduğu görülmektedir. Özel hukuk alanında cebrî icra, kişinin bir norma uymasının zorla sağlanmasıdır. Özellikle borç ilişkilerinde, borcunun gereklerini yerine getirmeyen kişi, kamu gücü aracılığıyla borcunu ifa etmeye zorlanır. Buradaki borç ilişkisinin her durumda para borcu olması gerekmez. Velayeti anneye bırakılmış çocuğun, kendisini anneye teslim etmeye yanaşmayan babasından alınarak annesine teslim edilmesi de bu kapsamda ele alınır. Ancak yine de en bilinen örnekler bir para borcu ilişkisinden doğan icra halleridir. Satın aldığı malın parasını ödemeyen borçlunun mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi ve alacaklıya olan borcunun ödenmesi cebrî icranın en bilinen uygulamasıdır. Özel hukuk alanında tazminat, kusurlu bir davranış sonucu ortaya çıkan zararın giderilmesi anlamına gelir. Bu kusurlu davranış haksız fiil olarak ya da bir sözleşmenin hükümlerine uyulmaması şeklinde ortaya çıkabilir. Türk Borçlar Kanunu nun 49. Maddesinde haksız fiil düzenlenmektedir. Buna göre Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Görüldüğü üzere haksız fiilden kaynaklı olarak tazminat yaptırımının ortaya çıkması için kusurluluk, hukuka aykırılık, zarar ve bu zararın bir fiil ya da davranışla ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Yasanın 112. Maddesinde ise borcun yerine getirilmemesinden kaynaklanan tazminat yaptırımı düzenlenmektedir. Buna göre Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Borcun yerine getirilmemesinden kaynaklı tazminat yaptırım için karşımıza borç ilişkisi, borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olması, borçlunun kusursuzluğunun ispat edilememiş olması ve zararın borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanması unsurları çıkmaktadır. Her iki düzenlemedeki ortak unsurun zarar olduğu gözden kaçmamalıdır. Geçersizlik yaptırımı, yokluk ve butlan olmak üzere iki türdür. Adından da anlaşılacağı üzere geçersizlik, bir davranışın kendisinden beklenen hukuksal sonucu doğurmaması anlamına gelmektedir. Buradaki davranış aslında bir hukuksal işlemdir. Dolayısıyla geçersizlik yaptırımı hukuksal işlemler için söz konusu olmaktadır. Bir hukuksal işlemin ortaya çıkması için gerekli koşullara uyulmaması, koşulların gerekliliğinin ağırlığına göre yokluk ya da butlan yaptırımları ile karşılanmaktadır. Yokluk, hukuksal 14

19 işlemin esaslı unsurlarından birinin olmaması durumunda ortaya çıkan yaptırım türüdür. Buradaki esaslı unsurdan kasıt, işlemin ortaya çıkması için kurucu özellik taşıyan unsurdur. Sözgelimi Türk Medeni Kanunu na evlilik resmi evlendirme memuru önünde karşı cinsten iki kişinin evlenme iradelerini beyan etmeleri ile gerçekleşmektedir. Resmi evlendirme memuru olmaksızın gerçekleştirilen irade beyanları hukuken yok hükmündedir. Yani evlilik hiçbir şekilde ortaya çıkmamıştır. Keza aynı cinsten iki kişinin resmi memur önündeki evlenme yönündeki irade beyanları durumunda da yasanın öngördüğü esaslı unsurlardan biri eksik olduğu için yokluk yaptırımı ortaya çıkacaktır. Özel hukuk alanında yokluk yaptırımının ortaya çıkması için bir yargı kararına gerek yoktur. Butlan yaptırımı ise tabloda da görüldüğü üzere mutlak butlan ve nisbî butlan olarak ikiye ayrılmaktadır. Mutlak butlan, hukuksal işlemin esaslı unsurları şeklen var olmakla birlikte yasanın emredici nitelikteki hükümlerine açık bir aykırılığın söz konusu olduğu durumlarda ortaya çıkan yaptırım türüdür. Mutlak butlanla bâtıl olan işlemler, deyim yerindeyse sakat işlemlerdir ve bu sakatlık işlemin yapıldığı andan itibaren geçerli olduğu gibi sonradan da düzeltilmesi mümkün değildir. Az evvelki evlilik örneğinden hareket edecek olursak, yasa belli bir derecede akrabaların birbirleriyle evlenmelerini yasaklamıştır. Her nasılsa birbiriyle evlenen iki yakın akrabanın bu durumları fark edildiğinde taraflar, evliliğin sonuçlarının ortadan kalkmasında çıkarı olan üçüncü kişiler ya da savcı dava açarak, evliliğin bâtıl sayılmasına karar verilmesini sağlayabilirler. Dikkat edilecek olursa, butlan yaptırımı yargı kararı sonrasında ortaya çıkmaktadır. Ancak her halükârda yargıç kararını verdikten sonra söz konusu hukuksal işlem geriye dönük olarak işlemin başlangıcından itibaren doğurduğu sonuçlarla birlikte ortadan kalkmaktadır. Mutlak butlan üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebildiği gibi, yargıç bir yargılama esnasında bu durumu kendiliğinden de göz önüne alabilir. Taraflar mutlak butlanı ortadan kaldıracak şekilde bir sözleşme yapamazlar. Ayrıca bir hukuksal işlem için mutlak butlan iddiasında bulunabilmek için bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Nisbî butlan yaptırımı, yasada öngörülen unsurlara sahip olduğu, emredici hükümlere de aykırılık taşımadığı halde iradede ortaya çıkan sakatlık nedeniyle, işlemin, taraflardan birinin talebiyle sona erdirilme durumunu ifade eder. Öyleyse, nisbî butlanın mutlak butlandan farkları emredici kurallara aykırılığın olmaması, yalnızca irade sakatlığını içermesi, taraflardan birinin talebi ile ortaya çıkması ve tarafların kendi aralarında anlaşarak (örneğin hiç yargıya başvurmayarak) bu yaptırımı ortadan kaldırabilmeleri, bu yaptırımı talep edebilmek için belli bir hak düşürücü sürenin bulunmasıdır. Kamu Hukuku yaptırımlarından ilk akla gelen cezadır. Ceza, Ceza Hukuku nda uygulanan yaptırım olarak karşımıza çıkar. Ceza, hukuk düzeninin suç saydığı davranışlarda bulunanlara uygulanan ve o davranışta bulunan kişide elem ve ızdıraba yol açarak caydırıcılık işlevini yerine getiren yaptırımdır. Ceza kavramının kendisi çok geniştir. Bu kavram kapsamında adlî cezaları, idarî cezaları ve disiplin cezalarını düşünmek mümkündür. Keza adlî ceza dendiğinde de akla hapis cezaları, para cezaları ve ceza yasalarında düzenlenmiş bulunan diğer her türlü yaptırım gelir. Sözgelimi bir eşyaya devlet tarafından el konulması anlamında müsadere (zor alım) cezai bir yaptırım olarak düşünülebilir. Zaman zaman çeşitli basın yayın organlarında belli bir süre bir yere girmesi yasaklanan, kamuya yararlı bir işte çalışmakla yükümlü kılınan kişilere ilişkin haberler görürüz. Bunlar da bir yaptırımdır. Hapis cezaları da ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis, süreli hapis ve kısa süreli hapis cezaları şeklinde belirlenmiştir. Kamu Hukuku alanının bir diğer alt dalı olan İdare Hukuku nda da yokluk, iptal ve tazminat olmak üzere üç yaptırım bulunduğunu görüyoruz. Burada yaptırım uygulanan kamu tüzel kişisidir. İdare, yani kamu tüzel kişileri de, yaptıkları eylem ve işlemlerle hukuk kurallarını ihlâl edebilirler. Bu durumda idare mahkemeleri idare aleyhine bazı yaptırımların uygulanmasına karar verir (Gözler, 2006: 100). Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere Özel Hukuk alanındaki yaptırımlara isim itibariyle çok benzer olmakla birlikte İdare Hukuku alanındaki yaptırımlar, idarenin eylem ve işlemlerine karşı ve mahkeme kararıyla uygulanır. Yokluk, idarenin gerçekleştirdiği bir işlemin çok ağır bir hukuka aykırılık içermesi durumunda söz konu olur. Kural olarak bir idarî işlem yetki, sebep, şekil, konu ve amaç olmak üzere beş unsurdan oluşmaktadır. Bu unsurlardan birinde açık ve ağır bir sakatlığın var olması, işlemin hiç ortaya çıkmamış gibi olmasını gerektirir. Ne var ki, özel hukuktaki yokluktan farklı olarak burada yokluğu saptayan bir yargı kararına gerek duyulur. İdare Hukuku alanında gördüğümüz bir diğer yaptrım türü, hukuka aykırı bir işlemin geçersizliğinin yargı organı tarafından tespit edilerek ortadan kaldırılması anlamına gelen iptaldir. İptali, özel hukuk alanındaki geçersizlik yaptırımının alt türlerinden butlana benzetebiliriz. Zira 15

20 aynı butlanda olduğu gibi işlemin ortadan kalkması için bir yargı kararına gerek duyulmakta ve iptaline karar verilen işlem aynı butlanda olduğu gibi geriye dönük olarak başından itibaren her türlü hüküm ve sonucu ile birlikte ortadan kalkmaktadır. Nihayet idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin sebep olduğu zararları gidermesi yani kişilere ödenmek üzere tazminat yaptırımının uygulanması gerekebilir. Böylece tazminat da bir diğer İdare Hukuku yaptırımı olarak karşımıza çıkmaktadır. HUKUKUN KONUSU Hukukun konusunu elbette insan davranışları oluşturur. Öte yandan hukuk aynı zamanda davranışlarını kendisine konu edindiği insanlara hem hak sağlar hem de bu hakları güvence altına alır. Ayrıca insanların çeşitli şekillerde davranarak hukuksal sonuçlar doğurabilmelerini dolayısıyla toplumsal düzenlerini sürdürebilmelerini de sağlar. Bu kapsamda düşündüğümüzde hukukun konusunu hak, hakkın sahibi olan kişi ve bu kişinin hukuksal sonuç doğuran davranışları yani hukuksal fiil ve işlemler oluşturmaktadır. Hak Daha evvel de ifade edildiği üzere hak kavramı, zaman zaman hukuk düzeni yerine kullanılacak kadar hukukla özdeş bir görünüm kazanmıştır. Hukuk, insanların haklarını güvenceye alan bir düzendir. Hak sağlamayan, hakları ihlal eden bir hukuk düzeni, ya hukuk olarak kabul edilmez ya da meşru görülmez. Öte yandan hak konusunda tam bir tanım verebilmek de mümkün değildir. Hakkı, kişiye tanınan yetki ile karşılamaya çalışanlar olduğu kadar, hukuk düzeninin koruduğu menfaat olarak tarif edenler de olmuştur. Keza hakkın hukuktan evvel varolduğunu savunanlar kadar, hukuk düzeni tarafından düzenlenmiş olmadıkça hakkın ortaya çıkmadığını ileri sürenler de olmuştur. Nitekim literatürde hakkın ne olduğunu açıklamaya yönelik irade kuramı, menfaat kuramı, beyan kuramı, tasarım kuramı, özgürlük kuramı, analitik kuram ve karma kuram olarak bilinen düşünceler ortaya konmuştur. Adlarına bakarak içerikleri hakkında az çok fikir yürütebileceğimiz bu kuramların ayrıntısına burada girilmeyecektir. Hak kuramları felsefî tartışmaların sonucunda ortaya çıktıklarından bu konudaki bilgilere Hukuk Felsefesi kitaplarından ulaşılabilir. Bu konuda temel bir eser olarak Adnan Güriz in Siyasal Kitabevi tarafından çok sayıda yeni baskısı yapılan Hukuk Felsefesi (2009) adlı kitabını öneririz. Hakları Kamu Hukuku ndan kaynaklanan haklar ve Özel Hukuk tan kaynaklanan haklar olmak üzere ikiye ayrılabiliriz. Kamu Hukuku ndan kaynaklanan haklar, Kamu Hukuku nun özelliği olarak devlet ile kişiler arasındaki ilişkiden doğan haklardır. Özel Hukuk tan kaynaklanan haklar ise, kişilerin birbirleriyle özel hukuk ilişkilerinden doğan haklardır. Kamu hakları, anayasada düzenlenerek güvence altına alınmıştır. Bu haklar, hakkın konusuna ya da niteliğine göre farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Sözgelimi 1982 Anayasası nın da esas aldığı bir sınıflandırmaya göre Kişi Hakları, Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Siyasi Haklar arasında bir ayrım yapılabilir. Anayasada düzenlendiği şekliyle kişi dokunulmazlığı, zorla çalıştırma yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, bilim ve sanat hürriyeti, basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı, dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, mülkiyet hakkı vb. hak ve özgürlükler Kişi Hakları arasında sayılmaktadır. Ailenin korunması, eğitim ve öğretim hakkı, toprak mülkiyeti, çalışma ve sözleşme hürriyeti, sendika hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı vb. hak ve özgürlükler Sosyal ve Ekonomik Haklar arasındadır. Nihayet vatandaşlık hakkı, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, parti kurma ve üye olma hakkı, dilekçe hakkı vb. hak ve özgürlükler Siyasi Haklar arasında sayılmıştır. Kamu Hakları nı sınıflandırabileceğimiz bir başka ayrım şekli ise negatif statü hakları, pozitif statü hakları ve aktif statü hakları şeklinde karşımıza çıkmaktadır: Negatif statü hakları, kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunulamayacak özel alanının sınırlarını çizen hürriyetlerdir (vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti, kişi güvenliği, konut dokunulmazlığı 16

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları TEMEL HUKUK Sosyal Düzen Kuralları Toplum halinde yaşayan insanların yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri ve kullanacakları yetkileri belirten kurallara, sosyal düzen kuralları veya sadece sosyal

Detaylı

Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları. Pozitif Hukuk: İdeal Pozitif Hukuk. Hukukun Dalları. Maddi Hukuk- Biçimsel Hukuk

Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları. Pozitif Hukuk: İdeal Pozitif Hukuk. Hukukun Dalları. Maddi Hukuk- Biçimsel Hukuk Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN İdeal Pozitif Hukuk İdeal Hukuk: Doğal (tabii) veya olması gereken hukuktur. İnsanların zihinlerinde ve vicdanlarında yaşayan hukuka denir.

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun kaynakları (devam) Hukukun Kaynakları Hukukta kaynak kavramı, hukukun varlık kazanabilmek ve yürürlüğe geçebilmek için hangi yolları içermesi

Detaylı

Hukuk Sosyolojisi Açısından Hukuk

Hukuk Sosyolojisi Açısından Hukuk Hukuk Sosyolojisi Açısından Hukuk Kavramlar 1. Toplumsal olgu 2. Norm 3. Yürürlük 4. Etkinlik 5. Geçerlilik 2 Hukuk Hukuk sosyolojisi açısından ETKİNLİK kriteri ile ele alınır. Böylece; 1. Pozitif hukuk

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI

BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI Birinci Bölüm: İdare Hukukunun Tanımı I. İdare... 3 II. İdari Fonksiyon... 4 A. Toplumun Genel ve Sürekli İhtiyaçlarının Karşılanmasına Yönelik

Detaylı

HUKUK VE HUKUK BİLİMİ ÜZERİNE

HUKUK VE HUKUK BİLİMİ ÜZERİNE Prof. Dr. Vecdi ARAL HUKUK VE HUKUK BİLİMİ ÜZERİNE Wenn wir die Menschen behandeln wie sie sind, so machen wir sie schlechter, wenn wir sie behandeln wie sie sein sollten, so machen wir sie zu dem, was

Detaylı

kpss ezberbozan serisi VATANDAŞLIK SORU BANKASI Eğitimde

kpss ezberbozan serisi VATANDAŞLIK SORU BANKASI Eğitimde ezberbozan kpss serisi 2016 VATANDAŞLIK SORU BANKASI Eğitimde 29. yıl KOMİSYON KPSS EZBERBOZAN VATANDAŞLIK SORU BANKASI ISBN 978-605-318-362-4 Kitapta yer alan bölümlerin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.

Detaylı

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği taslağı tarafımızca incelenmiş olup, aşağıda taslağın hukuka aykırı ve eksik olduğunu düşündüğümüz yönlerine

Detaylı

İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR

İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR 1., 2., 3. ve 4. 4 soruları cevaplamak zorundur. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. 1- Đdarenin bütünlüğü ilkesini açıklayarak; hiyerarşi ve vesayet kavramlarını

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUK HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. HUKUK B. TOPLUMSAL KURALLAR VE MÜEYYİDELERİ 1. Toplumsal Kuralların Gerekliliği 2. Toplumsal Kuralların Sınıflandırılması a. Görgü

Detaylı

Bazı makalelerde, bu iptal kararı ile kanuni temsilcilerin geçmişe yönelik sorumluluklarının kalktığına dair yorumlar okuyoruz.

Bazı makalelerde, bu iptal kararı ile kanuni temsilcilerin geçmişe yönelik sorumluluklarının kalktığına dair yorumlar okuyoruz. Not: Makaleler yazarın kişisel görüşünü ifade etmekte olup kaleme alındığı tarihteki mevzuat düzenlemeleri açısından geçerlidir. Daha sonra meydana gelecek değişimler uygulamada farklılık yaratabilir.

Detaylı

denetim mali müşavirlik hizmetleri

denetim mali müşavirlik hizmetleri SİRKÜLER 25.11.2013 Sayı: 2013/020 Konu: 90 SAYILI K.H.K. NİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI NEDENİYLE ŞİRKETLERİN ORTAKLARINA, ÇALIŞANLARINA, İŞTİRAKLERİNE VE DİĞER TÜZEL VE GERÇEK KİŞİLERE FAİZ KARŞILIĞI VERDİKLERİ

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U)

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

5. Hafta: Hukukun Esas Kaynakları: Tüzükler, Kaide kararnameler, Yönetmelikler, Genelgeler, Yönergeler

5. Hafta: Hukukun Esas Kaynakları: Tüzükler, Kaide kararnameler, Yönetmelikler, Genelgeler, Yönergeler 5. Hafta: Hukukun Esas Kaynakları: Tüzükler, Kaide kararnameler, Yönetmelikler, Genelgeler, Yönergeler Türk hukukunun yazılı kaynaklarından beşincisi eski adı nizamname olan tüzüklerdir. Kanunun tanımının

Detaylı

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA Davanın Konusu : Uyuşmazlık, davacının 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 23 Mart Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 23 Mart Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1 Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 23 Mart 2016 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa

Detaylı

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ Erkan KARAARSLAN Kamu Hukuku Uzmanı PERSONEL MEVZUATINDA GENELGE I. GENEL OLARAK İDARENİN DÜZENLEYİCİ İŞLEMLERİ İdarenin düzenleyici işlemleri yürütme organı tarafından ortaya konulan işlemlerdir. Yürütme

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa

Detaylı

M. Gözde ATASAYAN. Kamu Hizmetlerinin Süreklilik ve Düzenlilik İlkesi

M. Gözde ATASAYAN. Kamu Hizmetlerinin Süreklilik ve Düzenlilik İlkesi M. Gözde ATASAYAN Kamu Hizmetlerinin Süreklilik ve Düzenlilik İlkesi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR...XXI GİRİŞ...1 A. «KAMU HİZMETİ» KAVRAMI...1 1. Kamu Hizmetinin Klasik Tanımı...1

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUMSAL DÜZEN KURALLARI

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUMSAL DÜZEN KURALLARI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TOPLUMSAL DÜZEN KURALLARI A- Hukuk ve Hak Kavramlarına Giriş... 1 B- Hukuk Kavramının Çeşitli Anlamları... 2 a-pozitif Hukuk... 2 b-doğal (Tabii) Hukuk... 3 c-şekil Açısından

Detaylı

GÜLŞAH VARDAR HAMAMCIOĞLU Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi TÜRK MEDENİ KANUNU NA GÖRE YERLEŞİM YERİ

GÜLŞAH VARDAR HAMAMCIOĞLU Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi TÜRK MEDENİ KANUNU NA GÖRE YERLEŞİM YERİ GÜLŞAH VARDAR HAMAMCIOĞLU Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi TÜRK MEDENİ KANUNU NA GÖRE YERLEŞİM YERİ İÇİNDEKİLER SUNUŞ... vii ÖNSÖZ...ix İÇİNDEKİLER... xiii KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2014 2015 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.09.2014 TANIŞMA DERSİ TANIŞMA DERSİ 17.09.2014 22.09.2014

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104)

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104) VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BTP104) Yazar: Doç.Dr. İ. Hakkı CEDİMOĞLU S1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU 6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU ENİS KAYSERİLİOĞLU İLERİ ARAŞTIRMALAR KOORDİNATÖRLÜĞÜ MEVZUAT ANALİZ BİRİMİ 11 OCAK 2017 6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA Bilgi Notu 11 Ocak

Detaylı

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU

6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU 6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA BİLGİ NOTU ENİS KAYSERİLİOĞLU İLERİ ARAŞTIRMALAR KOORDİNATÖRLÜĞÜ MEVZUAT ANALİZ BİRİMİ 11 OCAK 2017 6769 SAYILI SINAİ MÜLKİYET KANUNU HAKKINDA Bilgi Notu 11 Ocak

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

I sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunun başvuru konusu kuralının Anayasaya aykırılığı sorunu:

I sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunun başvuru konusu kuralının Anayasaya aykırılığı sorunu: Davacı şirket tarafından defter ve belgeler ile aylık ücret bordrolarının kanuna uygun düzenlenmediğinden bahisle 5510 sayılı Kanunun 102/l-e-4ve 5. maddelerine istinaden şirket adına kesilen toplam 3.064,50

Detaylı

TURİZM HUKUKUNUN KAYNAKLARI:

TURİZM HUKUKUNUN KAYNAKLARI: TURİZM HUKUKUNUN KAYNAKLARI: TÜRKİYE TURİZM MEVZUATI DOÇ.DR. SABAH BALTA YAŞAR ÜNİVERSİTESİ İZMİR HUKUK NEDİR? Hukuk toplum düzenini sağlamak amacıyla devlet tarafından ortaya konulmuş uyma zorunluluğu

Detaylı

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır.

1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Esas Sayısı : 2015/109 Karar Sayısı : 2016/28 1982 Anayasası nın Cumhuriyetin Nitelikleri başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa nın 2. maddesinde

Detaylı

LİMİTED ŞİRKETLERDE İMTİYAZLI PAYLAR

LİMİTED ŞİRKETLERDE İMTİYAZLI PAYLAR LİMİTED ŞİRKETLERDE İMTİYAZLI PAYLAR İmtiyazlı paylar şirketlerin ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda kardan daha çok pay alma, şirkete finansman yaratma ya da şirkete yeni yatırımcıların katılmasını sağlama

Detaylı

J401 MESLEK HUKUKU TEMEL KAVRAMLAR

J401 MESLEK HUKUKU TEMEL KAVRAMLAR J401 MESLEK HUKUKU TEMEL KAVRAMLAR MESLEK HUKUKU Hukuk deyimi, h a k l a r anlamındadır; Devletçe yaptırıma bağlanmış kurallar bütünüdür. Meslek hukuku ; bu çerçevede, ilgili tarafların hak, görev ve yükümlülüklerinin

Detaylı

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine

Detaylı

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. 688 Sıra Sayılı Kanun uyarınca, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Detaylı

SPKn İDARİ PARA CEZALARI

SPKn İDARİ PARA CEZALARI SPKn İDARİ PARA CEZALARI Av. Ümit İhsan Yayla Sermaye Piyasası Kanununda Halka Açık Şirketlerle İlgili Suç ve Yaptırımlar ile Önemli Nitelikte İşlemler Paneli İstanbul 27.06.2014 Sunum İçeriği Ceza Vermeye

Detaylı

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM Mal Bildirimi

MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM Mal Bildirimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 5 Mayıs 2008 tarihli Ellialtıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Bulunulması Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (2) inci fıkrası gereğince

Detaylı

İYİ İDARE YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM İyi İdarenin İlkeleri

İYİ İDARE YASASI İÇDÜZENİ. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. İKİNCİ KISIM İyi İdarenin İlkeleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle Kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA

VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR İÇİNDEKİLER Önsöz Bölüm 1 İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR 1.1.İdare Kavramı 1.1.1.İdare Kavramının Tanımı 1.1.2.İdare ile Yasama, Yürütme ve Yargının İlişkisi- Organik Anlamda İdare 1.1.3. İdari

Detaylı

II- UYGULANACAK YASA KURALI DEĞERLENDİRMESİ:

II- UYGULANACAK YASA KURALI DEĞERLENDİRMESİ: Davacı... vekili... tarafından, Manisa Yunusemre İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, ek göstergesinin jandarma personeli esas alınarak 3600 olarak düzeltilmesi talebinin

Detaylı

Anılan rejimde ekonomik değeri olmayan atıklar ise fire olarak tanımlandığından bu atıklar dahilde işleme rejiminin konusunu oluşturmamaktadır.

Anılan rejimde ekonomik değeri olmayan atıklar ise fire olarak tanımlandığından bu atıklar dahilde işleme rejiminin konusunu oluşturmamaktadır. GÜMRÜK İŞLEMLERİNE TABİ TUTULMAKSIZIN SERBEST DOLAŞIMA SOKULAN İKİNCİL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜNE İLİŞKİN GÜMRÜK VERGİLERİ VE İDARİ PARA CEZALARINI ORTADAN KALDIRAN SÜRE (ZAMANAŞIMI) Bilindiği üzere Dahilde İşleme

Detaylı

YÖNETMELİK. MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.

YÖNETMELİK. MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır. 3 Haziran 2014 SALI Resmî Gazete Sayı : 29019 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan: YÖNETMELİK BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU POSTA SEKTÖRÜNDE İDARİ YAPTIRIMLAR YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr

Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr Ali Kemal Yıldız Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi alikemal.yildiz@bahcesehir.edu.tr ANAYASAL KURALLAR Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir (Ay. m. 56/1). Çevreyi geliştirmek,

Detaylı

KAMU İHALE KURUMU 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU

KAMU İHALE KURUMU 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU KAMU İHALE KURUMU 2013 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORU Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER KAMU İDARESİNİN MALİ YAPISI VE MALİ TABLOLARI HAKKINDA BİLGİ... 2 DENETLENEN KAMU İDARESİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU... 4 SAYIŞTAYIN

Detaylı

12 Mart 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : YÖNETMELİK

12 Mart 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : YÖNETMELİK 12 Mart 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29651 YÖNETMELİK Türkiye Adalet Akademisinden: AVUKATLIK MESLEĞİNDEN ADLÎ YARGI HÂKİM VE SAVCI ADAYLIĞI İLE İDARÎ YARGI HÂKİM ADAYLIĞINA ATANANLARIN MESLEK ÖNCESİ

Detaylı

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞINA İLİŞKİN YAŞANAN TEREDDÜTLER

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞINA İLİŞKİN YAŞANAN TEREDDÜTLER EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞINA İLİŞKİN YAŞANAN TEREDDÜTLER ve ÖNERİLERİ Süleyman TUNÇAY* 1-Giriş: T.C. Anayasasının sosyal güvenlik hakkı başlıklı 60 ıncı maddesinde, Herkes, sosyal güvenlik

Detaylı

GENEL OLARAK DEVLET TEŞKİLATI SORULARI

GENEL OLARAK DEVLET TEŞKİLATI SORULARI 1.... ilkesi, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmez. Belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olup bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve işbirliği olduğunu anlatır.

Detaylı

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Ders Planı Ders İçeriği: Yasal Çerçeve Bilgi Edinme Kanunu Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Çalışma Usul ve Esasları

Detaylı

Basında Sorumluluk Rejimi. Medya Ve İletişim Ön Lisans Programı İLETİŞİM HUKUKU. Yrd. Doç. Dr. Nurhayat YOLOĞLU

Basında Sorumluluk Rejimi. Medya Ve İletişim Ön Lisans Programı İLETİŞİM HUKUKU. Yrd. Doç. Dr. Nurhayat YOLOĞLU Basında Sorumluluk Rejimi Ünite 8 Medya Ve İletişim Ön Lisans Programı İLETİŞİM HUKUKU Yrd. Doç. Dr. Nurhayat YOLOĞLU 1 Ünite 8 BASINDA SORUMLULUK REJİMİ Yrd. Doç. Dr. Nurhayat YOLOĞLU İçindekiler 8.1.

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

Ceza Hukukuna Giriş. Ceza Hukukuna Giriş (Özgenç)

Ceza Hukukuna Giriş. Ceza Hukukuna Giriş (Özgenç) İzzet Özgenç Ceza Hukukuna Giriş 2 İnsan: Algılama yeteneği İrade yeteneği Kişiliğini serbestçe tekâmül ettirmek Kişilik Tekâmül İrade serbestisi 3 Davranış normları Muhatap İnsan Davranış normları Yükümlülük

Detaylı

SENDİKA ÜYELİĞİNİN KAZANILMASI VE SONA ERMESİ İLE ÜYELİK AİDATININ TAHSİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SENDİKA ÜYELİĞİNİN KAZANILMASI VE SONA ERMESİ İLE ÜYELİK AİDATININ TAHSİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Resmi Gazete Tarihi: 09.07.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28702 SENDİKA ÜYELİĞİNİN KAZANILMASI VE SONA ERMESİ İLE ÜYELİK AİDATININ TAHSİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik.

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik. Vergi barışı, Hazine'ye varlık barışından daha çok gelir getirir 23.11.2009 Bumin Doğrusöz Geçen günlerde yine vergi affı dedikoduları çıktı. Bu arada bir toplantıda Maliye Bakanı, vergide af olmayacağını

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İŞK. /8

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İŞK. /8 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/7568 Karar No. 2014/13812 Tarihi: 21.05.2014 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İŞK. /8 İŞ SÖZLEŞMESİNİN VAR OLUP OLMADIĞI- NIN BAĞIMLILIK ÖLÇÜTÜNE GÖRE BELİRLE-

Detaylı

Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333)

Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333) Gülşah Sinem AYDIN T.C. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333) İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII TEŞEKKÜR... IX İÇİNDEKİLER...

Detaylı

Komisyon. 2. Baskı: 2016, Ankara. Yayın-Proje : Neslihan Gürsoy Dizgi-Grafik Tasarım: İsa Çam Kapak Tasarımı: Mehmet Gruşçu

Komisyon. 2. Baskı: 2016, Ankara. Yayın-Proje : Neslihan Gürsoy Dizgi-Grafik Tasarım: İsa Çam Kapak Tasarımı: Mehmet Gruşçu Komisyon KPSS DERS NOTLARI ISBN 978-605-318-057-9 Kitap içeriğinin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. 2016, Pegem Akademi Bu kitabın basım, yayın ve satış hakları Pegem Akademi Yay. Eğt. Dan. Hizm. Tic.

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. MERAM BELEDİYESİ İŞLETME ve İŞTİRAKLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y.

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y. T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO : 04.2013.1870 KARAR TARİHİ : 10/03/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU :F.Y. : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ziyabey Cad. No:6 Balgat/ANKARA

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1)

PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1) Sermaye Piyasası Kurulundan: Amaç ve kapsam PİYASA BOZUCU EYLEMLER TEBLİĞİ (VI-104.1) MADDE 1- (1) Bu Tebliğin amacı, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015 2016 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 28.09.2015 30.09.2015 05.10.2015 07.10.2015 12.10.2015 TANIŞMA

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI. Lineer. Cebir. Ünite 6. 7. 8. 9. 10

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI. Lineer. Cebir. Ünite 6. 7. 8. 9. 10 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI Lineer Cebir Ünite 6. 7. 8. 9. 10 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI NO: 1074 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINLARI

Detaylı

Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatındaki Atıf ve İkincil Düzenleme Müessesesi Hakkında Bir Değerlendirme

Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatındaki Atıf ve İkincil Düzenleme Müessesesi Hakkında Bir Değerlendirme Bekir DURUSOY Gümrük Muayene Memuru GMMD Başkanı Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü durusoybd@gmail.com.tr Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatındaki Atıf ve İkincil Düzenleme Müessesesi Hakkında Bir Değerlendirme

Detaylı

SEMİNER 29.11.2014 8. ÖZELLİKLE ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAŞLICA KONULAR

SEMİNER 29.11.2014 8. ÖZELLİKLE ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAŞLICA KONULAR ETM SEMİNER 29.11.2014 KONU: MÜHENDİSLİĞİN HUKUKSAL KAVRAMLARI 1.TANIMLAR 2. SÖZLEŞME VE UNSURLARI, ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER 3. BANKALAR, BANKACILIK, AKREDİTİF, TEMİNAT KONULARI 4. İŞ SAHİBİNİN VE ÇALIŞANLARIN

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 5521 S. İşMK. /1

İlgili Kanun / Madde 5521 S. İşMK. /1 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/1856 Karar No. 2014/215 Tarihi: 16.01.2014 İlgili Kanun / Madde 5521 S. İşMK. /1 REKABET YASAĞI SÖZLEŞMELERİNDE GÖREVLİ MAHKEMENİN TİCARET MAHKE- MESİ OLDUĞU

Detaylı

Kanunda Belirtilen Damga Vergisi İstisnası Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar

Kanunda Belirtilen Damga Vergisi İstisnası Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2009/52 TARİH: 08.07.2009 KONU 5746 Sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunda Belirtilen Damga Vergisi İstisnası Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar

Detaylı

Sirküler Rapor Mevzuat 06.08.2015/141-1 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK YAYIMLANDI

Sirküler Rapor Mevzuat 06.08.2015/141-1 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK YAYIMLANDI Sirküler Rapor Mevzuat 06.08.2015/141-1 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK YAYIMLANDI ÖZET : Yayımlanan yönetmelik değişikliği ile Yeminli Mali Müşavirler

Detaylı

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966 1-) 1921 Anayasası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Milli egemenlik ilkesi benimsenmiştir B) İl ve nahiyelerde yerinden yönetim ilkesi kabul edilmiştir. C) Yasama ve yürütme kuvvetleri

Detaylı

5746 SAYILI ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE TASARIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 5) YAYIMLANDI

5746 SAYILI ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE TASARIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 5) YAYIMLANDI Sirküler Rapor Mevzuat 06.10.2016/114-1 5746 SAYILI ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE TASARIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 5) YAYIMLANDI ÖZET : Tebliğ de 28/2/2008 tarihli

Detaylı

Sirküler Rapor 27.08.2014/165-1

Sirküler Rapor 27.08.2014/165-1 Sirküler Rapor 27.08.2014/165-1 BAZI KURUM, KURULUŞ VE İŞLETMELERİN MÜNFERİT VE KONSOLİDE FİNANSAL TABLOLARININ HAZIRLANMASINDA TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARININ UYGULANMA ZORUNLULUĞUNA İLİŞKİN KARAR ÖZET

Detaylı

DEVLET MEMURLARININ ŞİKAYET VE MÜRACAATLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

DEVLET MEMURLARININ ŞİKAYET VE MÜRACAATLARI HAKKINDA YÖNETMELİK DEVLET MEMURLARININ ŞİKAYET VE MÜRACAATLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (R.G.:12.01.1983 / 17243) BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler Amaç Madde 1-Bu Yönetmelik Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları ile ilgili

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R KARARIN ÖZÜ : Görev ve Çalışma Yönetmeliği. TEKLİF : Etüt Proje Müdürlüğü nün 02.07.2014 tarih, 2014/11669 sayılı teklifi. BAŞKANLIK MAKAMI'NA; İlgi : 02.05.2014 tarih ve 6439 sayılı Başkanlık Oluru ilgi

Detaylı

ELAZIĞ VALİLİĞİNE (Defterdarlık) tarihli ve /12154 sayılı yazınız

ELAZIĞ VALİLİĞİNE (Defterdarlık) tarihli ve /12154 sayılı yazınız T.C. MALİYE BAKANLIĞI Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Sayı : 80755325-105.05.07-1116 09/02/2016 Konu : Geçici Personele Ek Ödeme Yapılması ELAZIĞ VALİLİĞİNE (Defterdarlık) İlgi : 09.10.2015 tarihli

Detaylı

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU YENİ TÜRK TİCARET KANUNU İsmail YÜCEL İç Ticaret Genel Müdür V. 8 Şubat 2012 Yeni Türk Ticaret Kanunu - Şeffaflık, - Hesap Verebilirlik, - Kurumsallaşma, - Elektronik Ortamda Hukuki İşlem Tesis Edebilme

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

T.C. BURSA NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞI Hukuk İşleri Müdürlüğü ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. BURSA NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞI Hukuk İşleri Müdürlüğü ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. BURSA NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞI Hukuk İşleri Müdürlüğü ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu yönetmelik, Bursa Nilüfer Belediyesi, Hukuk İşleri Müdürlüğünün

Detaylı

BIP116-H14-1 BTP104-H014-1

BIP116-H14-1 BTP104-H014-1 VERİ YAPILARI VE PROGRAMLAMA (BIP116) Yazar: Doç.Dr.İ.Hakkı.Cedimoğlu SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Adapazarı Meslek Yüksekokulu Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir.

Detaylı

KURUM TABİPLERİ VE İŞYERİ HEKİMLERİNİN YETKİLENDİRİLMİŞ AİLE HEKİMİ OLMASI ZORUNLU D E Ğ İ L D İ R.

KURUM TABİPLERİ VE İŞYERİ HEKİMLERİNİN YETKİLENDİRİLMİŞ AİLE HEKİMİ OLMASI ZORUNLU D E Ğ İ L D İ R. KURUM TABİPLERİ VE İŞYERİ HEKİMLERİNİN YETKİLENDİRİLMİŞ AİLE HEKİMİ OLMASI ZORUNLU D E Ğ İ L D İ R. I- AİLE HEKİMLİĞİ MEVZUATI: HUKUKİ DÜZENLEMELER 1-5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu nun Tanımlar başlıklı

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.02.2016 Türk Hukukunun Bilgi Kaynakları - Mevzuat, Yargı

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: 25540

Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: 25540 Resmi Gazete Tarihi: 01.08.2004 Resmi Gazete Sayısı: 25540 ASGARİ ÜCRET YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, asgari ücretin tespiti sırasında

Detaylı

T.C. EYYÜBİYE BELEDİYESİ STRATEJİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ

T.C. EYYÜBİYE BELEDİYESİ STRATEJİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ T.C. EYYÜBİYE BELEDİYESİ STRATEJİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler Amaç MADDE 1- Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2009/16 Karar Sayısı : 2009/46 Karar Günü : 12.3.2009 İTİRAZ

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI : S.K

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI : S.K T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO :02.2013/560 KARAR TARİHİ:26/02/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE : S.K : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü

Detaylı

Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Denetim Raporu Sayfa 1

Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Denetim Raporu Sayfa 1 T..C.. SAYIIŞTAY BAŞKANLIIĞII KAMU İİHALE KURUMU 2012 YIILII DENETİİM RAPORU EYLÜL 2013 Kamu İhale Kurumu 2012 Yılı Denetim Raporu Sayfa 1 T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI 06100 Balgat / ANKARA Tel: 0 312 295

Detaylı

GEÇİCİ VERGİ BEYAN DÖNEMLERİ AZALTILMALI, ORANLARI YENİDEN BELİRLENMELİDİR

GEÇİCİ VERGİ BEYAN DÖNEMLERİ AZALTILMALI, ORANLARI YENİDEN BELİRLENMELİDİR GEÇİCİ VERGİ BEYAN DÖNEMLERİ AZALTILMALI, ORANLARI YENİDEN BELİRLENMELİDİR 13 GEÇİCİ VERGİ BEYAN DÖNEMLERİ AZALTILMALI, ORAN- LARI YENİDEN BELİRLENMELİDİR I - MEVCUT YASAL DÜZENLEME VE UYGULAMA A. Gelir

Detaylı

Özet : Hakim ve savcıların havaalanlarında VIP uygulamasından yararlanamayacağı

Özet : Hakim ve savcıların havaalanlarında VIP uygulamasından yararlanamayacağı T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2010/2495 Karar No : 2014/7763 Anahtar Kelimeler : Hakim, savcı, havaalanı, VİP hakkında. Özet : Hakim ve savcıların havaalanlarında VIP uygulamasından yararlanamayacağı

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ek tedir. Gereğini saygılarımızla arz ederiz. GENEL GEREKÇE

Detaylı

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI. Analiz. Cilt 2. Ünite 8-14

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI. Analiz. Cilt 2. Ünite 8-14 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI Analiz Cilt 2 Ünite 8-14 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI NO: 1082 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINLARI NO: 600

Detaylı